Meyvecilik Kültürünüm Tarihçesi

|

1 I. MEYVECİLİK KÜLTÜRÜNÜM TARİHÇESİ

Türkiye birçok meyve türlerinin anavatanı ve meyvecilik kültürünün beşiğidir. Bugün, meyvecilik kültüründe önem kazanmış olan elma, armut, ayva, fındık, antepfıstığı, vişne, kiraz, erik, ceviz, badem, kestane, incir, üzüm ve nar gibi bir çok meyve türü bu topraklarda ortaya çıkmıştır. Kültürü yapılan meyve türlerimizden başka kuşLurnu, alıç, ivez, böğürtlen, muşmula, melengic, keçi boynuzu ve idris gibi bir çok yabani meyvelere de rastlamak mümkündür C Tablo 1).

Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre 4-5 bin yıl önce Anadolu’ da yukarıda anılan meyve türlerinin yetiştirildiği ileri bir meyvecilik kültürü vardı. Ayrıca bu cağlarda Hin¬distan’da manço, Çin’de portakal, şeftali, brabîon hurması ve Amerika’ da avacado yetiştirildiği düşünül ursa;bu ülkelerin meyve türlerine büyük biir katkıda bulunmad^ı ancak kontrollü yetiştirme tekniğini ilerlettiği görülür.

Türkler batıya yaptıkları sefer ve gezilerle, Doğu.Asya meyvelerini batıya taşıyarak Dünye meyvecilik kültürüne çok değerli hizmetlerde bulunmuşlardır. Alman tabiat tarihi bi¬limcilerinden Hehn, esk Yunanlılar ve Romalıların, Etiler ve Finikeliler zamanından sonraki meyvecilik kültüründen bahse¬derken "…bu memleketlerdeki yabani ormanların yerinde simdi içerisinde dokunun meyve ağaçları yetişen ağaçları kurulmuş ve halkı tabiatın yabani ve ilkel kaynaklarının av ve mer’a ürünleri yanında, doğunun kültür meyvelerinin ferahlatıcı sularından zevk almaya başlamışlardır…" demektedir. Buradan anlaşı1 iyorki, Dünyanın en eski ülkelerinden sayılan Yunanlı¬lar bile, meyvecilik kültürünü Anadolu’ dan almışlar ve son¬radan Roma’ya ve oradan da Avrupa1 ya geçmiştir.

İnsanlık tarihi kadar eski olan Bağ-Bahce ziraatı için¬deki meyvecilik tarihide eskidir, önceleri göçebeler gördük¬leri yabani meyvelerin meyvelerini tüUetmeye başlamışlardır. Ancak taze meyvelerin kısa bir süre içinde görünüp kaybolma¬ları karsısında, bunları saklama gereğini duymuşlardır.önce¬likle ağaç üstünde kuruyan ve yere dökülen ceviz, fındık, ba¬dem meyveleri toplamakla işe başlamışlar sonraları ise, ken¬dileri kurutma ve saklama yoluna gitmişlerdir. Yabani olarak yetişen meyvelerden sürekli yararlanma istekleri ise göçebe¬leri bu meyvelerin oldukları yerlerde yerleşik hayat düzenine geçirmeye zorlamıştır. Bu nedenledirki çok eski zamanlarda Anadolu’da yabani meyve türlerinin cok fazla bulunduğu yüksek yaylalarla,kıyılar en eski kültür merkezleri konumundadırlar. Meyvecilik kültürünün sonraki gelişme periyodu ise; or¬manlarda yetişen gene agac ve fidanların sökülerek evlerinin yakınlarına meyve bahçeleri kurmakla başlamıştır. Bu nedenle öncelikle <*yvar elma, armut,kızılcık, badem ve erik gibi mey¬ve ağaçlarından kurulu*çi tler yapılmıştır. Daha sonraları ise yenilen meyvelerin atılan çekirdeklerden ve dip sürgünlerin¬den yeni bitkilerin oluşabildiğini gördükten sonra çoğaltma tekniğini öğrenmişlerdir. îleriki yıllarda ise iri «eyvelerin tohumlarından daha iyi meyve aldıklarını farkettikten sonra ise bir ıslah metodu olan seleksiyonla üstün özellikle yeni bireyler’elde etmişlerdir. Tabii bu durumu bitkinin vegetatif kışlalarından faydalanarak da yapmışlardır. Kesilen bitki parçalarının toprağa değdikleri yerde köklenmelerini ve ye¬şermelerini görmeleri ise bunlara çelikle çoğaltmayı; dalları

kırılan ve -seyrek meyve araçlarındaki meyvelerin daha iri ve kaliteli olması budama ve terbiyp şekillerini? birbirine sür¬tünen ve sürtündükleri yerden iki dalın kaynadığının görül¬mesi gibi olaylar ise meyvecilign ileri bir teknlojisi olan asıyla çoğaltmayı öğretmiştir. Meyvecilik kültürünün daha ileri aşaması ise, doku kültürüyle çoğaltma, bitki fizyoloji¬si (hormonların ve bitki büyümeyi düzenleyici maddelerin, iyo-nize radyasyonun kullanımı gibi), kimya ve bitki ıslahı (me-lezlemels:-, kendilemeler ve mutasyonlarla üstün özellikli yeni bireylerin elde edilmesi) vb. alanlardaki gelişmelerle; hasat sonrası soğuk teknolojisindeki gelişmelerin meyveciliğe uygulanmaya başlandığı dönemleri oluşturur.

Yukarıda belirtilen tarihsel gelişimin bir çok aşaması¬nı memleketimizde görmek mümkündür. Bugün bile hala yurdumu¬zun bir çok yöresinde yabani meyvelerden hem doğal haliyla hemde onları aşılayarak yararlanma yoluna gitmektedirler, ör¬neğin, yabani zeytinler, melengiçler, mahlep, kuşburnu, kı¬zılcık, böğürtlen gibi.

özet olarak söylemek gerekirse, Türkiye bugün de butun bu gelişme asamalarıyla ve çok farklı ekolojilere sahip olma¬sı nedeniyle, muzdan, şeftali, hurma ve elmaya kadar binbir meyveyi bünyesinde barındıran meyvecilik kültürünün tarihi bir müzesi durumundadır.

II. DÜNYADft YETİŞTİRİLEN MEYVE TÜRLERİ VE TÜRKIYENİN TÜR VE CESIT ZENGİNLİSİ

Dünya üzerinde yetiştirilen meyve türlerinin sayısı 138’i bulmaktadır. Bunlardan 85 tanesi tropik ve subtropik, kalanı sıcak ve soğuk mutedil iklim bölgelerinde yetiştiril¬mektedir.

Türkiye çok değişik iki imleriyle çok sayıda tür ve çe¬şitleri bünyesinde barındırır. Bu şekilde yurdumuzda yetişen meyve tür sayısı, yeni ürünlerle birlikte 75’in üzerindedir. Bu türlerin büyük çoğunluğunun orjini Anadolu olup, turunç¬gillerin büyük çoğunluğu, şeftali, kivi, ananas, pikan gibi bazı meyve türleri ise çok önceden veya yakın zamanlarda yur¬dumuza başka ülkelerden getirilmişlerdir. Türkiye’de görülen bu büyük tür zenginliği yanında, büyük bir çeşit bolluğuda vardır.Bu şekilde elmalarda çeşit sayısı 500, armutlarda 600, eriklerde 200, kirazlarda 1500 ve şeftalilerde ise 100′ üze¬rindedir. Dünyadaki çeşit sayıları ise bunların çok üzerin¬dedir, örneğin, kirazlarda 1500, şeftalilerde ise 2000′ e yakın çe?it vardır.

Türkiyenin bu çeşit zenginliği, tür zenginliği gibi ıs-lahçılar için, damızlık materyali sağlayan kaynakları oluş¬turur. Gerçekten Erwin Baur 1927′ de Kocaeli bölgesinden topladığı değişik erik tiplerini Almanya’ya götürmüş, aynı şekilde Kanada’lı Hunter Karadeniz bölgesinde Fusikladiuma dayanıklı Demir eî’nasî çeşidinden faydalanma yolları aramış¬tır. Ayrıca çeşit bolluğumun sayesinde değişik ekolojilere uyum sağlayan üstün kaliteli çeşitleri ayırarak . buralarda yetiştirme imkanları ortaya çıkar. Bu kaynakları korumak ama¬cıyla gen bankaları yanında, kolleksiyon .bahçeleri tesis edilmelidir. ..-•■■. " -.-.••: -■ • .-■’•:■; :■ • ..-■ ■■;

III. MEYVECtLîSÎN YURT EKONOMİSİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ ‘

Tarımda bir üretim dalının memleket ekonomisindeki ye¬rini belirtmek için;

— üretim dalının kapladığı alan,

— Bu daldaki gelirlerin milli gelir içerisindeki yeri,

— Dıs ticaretteki yeri,

— Bu üretim dalı ile geçinen nüfus, ._ .

— Nüfus beslenmesindeki önemi,

— Endüstriye sağladığı hammaddeler bakımından durumu ve

— Yurt topraklarının korunması ve güzellestirilmesindeki yeri’ nin bilinmesi önem kazanır.

Bu durumlara aşağıda kısaca değinilmiştir. Bahçe Bitki¬leri yet istir ici1 i ğı Meyvecilik, Bağcılık ve Sebzecilik ola¬rak incelenecektir.

1. Meyveciliğin Kapladığı Alan

Yurdumuzun hemen hemen her yerinde meyvecilik yapılmak¬tadır. Ancak değişik bölgelere adapta olmuş ve çoğunlukla ka¬litesini o yörelerde bulan meyvelerimiz, meyvecilik için daha büyük önem arzeder. örneğin, Karadeniz bölgemizde kıyı boyun¬ca uzanan fındıklıklar ve mandarin bahçeleri, Marmara ve Ege Bölgelerinin incir ve zeytiniikleri,Akdeniz kıyısının turunç¬giller ve muz bahçeleri, Güney Doğu Anadolu bölgemizin Antep- . fıstıkları ve zeytinlikleri gibi. Anadolu içerlerine doğru gidildikçe sulak vadiler ve yaylalık alanlarda ceviz, elma, armut, kiraz, vişne vd. meyve bahçelerini görmek mümkündür.

1392 yılı verilere göre 773452 kilometre kare olan toplam yüzölçümümüzün X40′ ını işlenebilir alanlar, ‘/.I’ ini sebze alanları ve 7.3—4′ ünü (bağ alanları hariç) meyve alanları oluşturur (Anonymous., 1382; Anonymous., 1392a).

Mevcut tarım alanları içinde X6’lık meyvecilik alanında üretilen meyve türlerinin dağılımı ve 10 yıllık değişimi de

Tablo 3.’ te verilmiştir.

Tablo 3. ZS’lık meyvecilik alanında üretilen meyve türlerinin dağılımı ve 10 yıllık değişimi

Şenel meyve alanımız 1992 yılına kadar düzenli olarak artmış ve 1932 yılında 1.565.000 hektarlık meyve alanında, 10.381.700 ton meyve üretimi gözlenmiştir. Bu üretim mikta¬rının genel olarak ve tek tek meyve türlerine göre dağılımı ise S’-yledir.

Tablo 4-. 1392 yılı meyve üretim miktarının meyve grupları ve genel meyve üretimi içindeki dağılımı.

Tablo 5. 1932 yılı üretim miktarlarına göre meyve grupları içindeki türlerin, grup üretimi içindeki dağılımı

2. Meyveciliğin Milli Gelir İçindeki Payı ve İhracattaki Yeri

2.1.Dünya meyveciliğinin genel görünümü

Son istatistikı vsrilere göre dünya meyve üretimi yakla¬şık 222 milyon tcı olup, bu üretimin 7. 34’ü Asya, 7. 24’ü Ame¬rika, 7. 14’ü Avrupa, 7. 8’i Afrika kıtalarına ait olmuştur.

En fazla üretim yapan ülkeler arasında Cin, ABD, italya ‘ve Türkiye yer almaktadır. En çok üretilen ürünler ise tu¬runçgiller, muz. elma, armut ve şeftali gibi ürünlerdir. Bu üretim içinde ülkemizin elma ve armut üretimi dünya ülkeleri arasında orta sıralardadır.

Dünya’da en iyi kalitede yetiştirdiğimiz incir, üzüm gi¬bi türlere ait veriler yalnızca bu ürünlerin kurutulmuş hal¬lerine aittir. Kuru kayısı, kuru incir ve fındık gibi ürün¬lerde en önemli üreticiler arasında yer alırken (birinci sı¬radayız) yaş meyve üretim acısından ise çoğu ülkeler bizden önde gelmektedir.

Dünya meyve üretimi ve bunun kıtalara göre dağılımı tab¬lo <5. ‘de belirtilmiştir.

Tablo <f. Dünya meyve üret iminim: 1000 ton) kıtalara göre dağılımı ve oranları (.’/.’)

Tabloda da görüldüğü gibi son 6.yıl içinde (13B6-1991) genel dünya meyve üretimi miktarında önemli bir değişim olma¬mıştır. Ancak son yıllara doğru az da olsa meyve üretiminin arttığı gözlenmektedir. En fazla üretim; 221.845.000 ton ile 1991 yılında, en az üretim ise 193.065.000 ton ile 19B7′ de yapılmıştı,’.

Kıtalar bazında ele aldığımızda Asya kıtasında en çok üretim yapılmaktadır ki Dünya meyve üretiminin 7. 35-40′ im oluşturmaktadır. Bunu sırayla Amerika, Avrupa, Afrika ve Ok¬yanusya kıtaları izlemektedir.

Kıtalar içinde en fazla turunçgil üretimini Brezilya, elma üretimini Cin, Türkiye ve Fransa, muz üretimini Hindis¬tan, Brezilya, şeftali üretimini Amerika ve fındık üretimini Türkiye yapmaktadır

Dünya’da üretimi en çok yapılan meyvelere dikkat edildi¬ğinde bu türlerin genelde tropik ve subtropik türler olduğu, dolayısıyla bu özelliğe sahip Ekvator ve Akdeniz kuşağı ülke-

leri bunların basında geldiği görülmektedir (Anonymous 1993c, Anonymous 1993d, Anonymous 1093e).

2.2. Dünya’ da üretimi en fazla yapılan meyveler

Tablo 7-‘nin incelenmeliyle de görülüyor ki, dünyada en fazla üretimi yapılan meyvelerin basında turunçgiller (porta¬kal, mandarin, limon), muz, elma, armut ve şeftali gibi tür¬ler gelmektedir(Anonymous., 198£; Anonymous., 1987; Anonysous., 1988; Anonymous., 1989a; Anonymous., 1990a; Anonymous., 1991b).

Tablo 7-Dünya’da en fazla üretilen meyvelerin üretim miktar¬larının (1000 ton) yıllara göre dağılımları ve’ dünya meyve üretimi içindeki oranları (.’/.’).

Bu önemli türler arasında birinci sırayı yaklaşık 50 milyon ton ile portakal ve sırayla 44 milyon ton ile muz, 40 milyon ton ile elma ve bunları armut, mandarin, şeftali ve limon izlemektedir. Bu meyvelerin üretim miktarları Dünya meyve üretimiyle kıyaslandığında görülüyor ki portakal üreti¬mi 7. 21-28, muz üretimi V, 21-22, elma üretimi 7. 19-21, armut 7. 5, mandarin "/. 4, şeftali V. 4, limon 7. 3’lük kısmını oluş¬turmaktadır. 7. 21’lik kısmını oluşturan diğer meyve türleri¬nin tek tek oranları ise X 3’ün altındadır. Bu grup içerisin¬de de antepfıstığı, ceviz, fındık, kayısı, erik, badem ve kestane meyveleri yer alır.

Sözü edilen bu meyve türlerinin üretim ve ihracatını ürün bazında ele alarak incelemeye çalışalım (Anonymous, 1990K;Anonymous, 1991c; Anonymous, 1992b).

NOT: Tablolardaki verilerden aynı yıllara ait veriler arasındaki farklılıklar, yararlanılan kaynaklardan ortaya Çıkmıştır.

2.2.1. Portakal ve mandşrin üretimi ve ihracatı

Dünya portakal ve mandarin üretimi ihracat ve gelir du¬rumunu gösteren tablo aşağıda verilmiştir.

En fazla üretimi yapılan meyvenin portakal olduğu daha önce belirtilmiş idi. Tabloda da görüldüğü gibi dünya porta¬kal ve mandarin üretim miktarı yaklaşık 62 milyon ton olup bunun yaklaşık 5.5 milyon tonu ihraç edilmektedir. İhraç edi¬len bu miktar portakal ve mandarin üretiminin 7. 9’luk kısmını oluşturmaktadır. Bundan elde edilen gelir de 2.7 milyon dolar civarındadır.

Kıtalar arasında portakal ve mandarin üretimi sırayla Amerika, Asya, Avrupa, Afrika ve Okyanusya kıtaları yer al¬maktadır, ülkeler arasında ise en çok Brezilya, ABD üretim yapmakta ve bunun 7. 7"sini ihraç ederek yine ABD birinci sı¬rayı almaktadır (Kaliforniya, Florida gibi eyaletler).

Tablo S . Dünya turunçgil üretiminin (portakal + mandarin )

kıta/ulke olarak dağılımı, ihraç miktarı(lOOOton), üretime oranıC/.) ve elde edilen gelir (1000 t)

2.2.2. Muz üretimi ve ihracatı

Muz, Dünya’da üretilen en önemli meyvelerin ikincisini oluşturur. Ortalama 40- 44 milyon ton üretimi yapılan muzun ortalan) 7. 21′ lik kısmı ihraç edilmektedir. Bundan sağlanan gelir ise yaklaşık 2.5 – 3 milyon dolardır.

En fazla ı*uz üreten ülkelerin basında Brezilya ve Mek¬sika gelmekte, ancak en fazla ürün ihraç eden ülkelerin ba¬sında ise Ekvator, Filipinler ve Honduras gelmektedir. Bu ülkeler ürettikleri muzun 7. 25-92’sini ihraç ederek yaklaşık, Ekvator 600 bin dolar, Filipinler 160 bin dolar ve Honduras 300 bin dolar gelir sağlamaktadır (Tablo 9).

Tablo 9.Dünya muz üretiminin kıta/ülke olarak dağılımı, ihraç miktarı (1000 ton) üretime oranı (7.) ve elde edilen gelir C1000 *)

2.2.3. Elma üretimi ve ihracatı

Dünya’da üretimi yapılan en önemli meyveler arasında yer alan elmanın durumunu gösteren tablo aşağıda gösterilmiştir.

Elmanın üretim miktarı 39.5-40 milyon ton ile muzdan sonra gelmektedir. Ancak ihraç miktarı ve bundan elde edilen qelir, muz’a oranla oldukça düşüktür ki 3.6-3.9 milyon ton île X 9-1O’ luk kısmı ihraç edilmektedir. Bu ihraçtan da yak¬laşık 2.3 milyon dolar gelir sağlanmaktadır.

En fazla elma üreten ülkeler Cin ve USA olup ihracatta ön sırayı, Fransa ve USA almaktadır. Fransa ihraç ettiği üründen yaklaşık 600 bin dolar, USA ise 28O bin dolar gelir elde etmektedir.

Tablo 10.Dünya elma üretiminin kıta/ülke olarak dağılımı, ihr^c miktar ı < 1000 ton) üretime oranı (7.) ve elde edilen gelir (1000 $)

2.2.4. Armut üretimi ve ihracatı

Armut üretim miktarı 3.4 milyon ton olup, Dünya meyve ü— retiminin 7. 4-5’lik kısmını oluş turur. Bunun 7. 10’u ihraç edi¬lerek 740 bin dolar gelir sağlamaktadır.

Armut üretiminin kıta/ülkelere göre dağılımı ise. Tablo 11′ deki gibidir.

Tablodan da anlaşılacağı gibi en fazla armut üretimi As¬ya kıtasında yapılmaktadır ki, Dünya armut üretiminin "/. 42′ sini oluşturmaktadır, ülkeler bazında da .Cin üretimde ilk sı¬rada yer alır. Ancak en fazla armut ihraç eden ülkeler;Arjan-tin, USA ve Fransa’dır. Arjantin 1991 yılında 155 bin ton ar¬mut ihraç ederek 80 bin dolar; USA 120 bin tonluk ihracıyla 75 bin dolar gelir sağlamıştır.

Tablo 11. Dünya Armut üretiminin kıta/ülke olarak dağılımı, ihraç miktarı(100O ton) üretime oranı <7.) ve elde edilen gelir (1000 *)

2.2.5. Şeftali üretimi ve ihracatı

Dünya meyve üretiminin 7. 4’ünü şeftali oluşturmakta ve yaklaşık 8.6 milyon ton üretimi yapılan şeftalinin 7. ‘3’ luk kısmı ihraç edilmektedir (Tablo 7. ve İl). En fazla şeftali üreten ülkelerin basında italya ve USA gelir. Yine aynı ülke¬ler en çok şeftali ihraç edenlerin basında yer alır.Buna göre İtalya ortalama 1.5 milyon ton şeftali üretmekte ve 7. 29-30′ unu ihraç ederek, yaklaşık 500 bin dolar gelir sağlamaktadır.

2.2.6. Limon üretimi ve ihracatı

Tablo 13’de de görüldüğü gibi dünya üretim miktarı S.6 milyon ton dolayındadır. X 2-16’sı ihraç edilen limonun en fazla üretimi ve ihracı Amerika kıtasında yapılmaktadır, üretimde en basta italya ve USA yer alırken, en fazla limon ihraç eden İsyanya’dır ki ortalama 350 bin ton ile üretiminin 7. 60’ını ihra, ederek 180 bin dolar gelir sağlamaktadır.

Tablo 12. Dünya şeftali üretiminin kıta/ülke olarak dağılımı, ihraç miktarı(1000 ton) üretime oranı (7.) ve elde edilen gelir C1000 $)

Tablo 13. Dünya limon üretiminin kıta/ülke olarak dağılımı, ihraç miktarı (1000 ton) üretime oranı (7.) ve elde edilen gelir (1000 $)

2.2.7. Diğer meyve turları

Bu grupta inceleyecaşimiz meyve türleri; daha önce be¬lirttiğimiz önemli meyvelerin dışında kalan türlerdir. Ancak ülkemiz için fındık, kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı en fazla öneme sahiptir.

ülkemiz fındık üretiminde Dünya’ da birinci sırada yer almakta ve en kaliteli fındık çeşitlerini üreterek fındıkta tekel durumundadır.

1391 istatistiklerine göre Dünya’da 483.353 ton üretimi yapılan fındığın 330.000 tonu Türkiye’de üretilmektedir (.’/. 68.2’sini oluşturur). Yine Dünya kuru incir üretiminin 7. 50′ sini Türkiye üreterek basta gelmektedir (Anonymous, 1993 e).

Tablolar dikkatle incelendiğinde üretimi fasla olan USA, Brezilya ve Cin gibi ülkeler yetiştiricilik acısından uygun ekolojilere sahip olması yanında yetiştiricilik ile ilgili teknik bilgileri yıllar öncesinde tamamlamış ülkelerdir.

üretimi artıran temel faktörlerin basında uygun anaç ve cesit secimi gelmektedir. Bu ülkelerde özellikle standart çe¬şitler tespit edilmiş ve istenilen miktarda, aynı kalitede ürün çıkarma imkanına sahip olmuşlardır. Diğer yandan kalite¬li ürün sldesinde en önemli şart olan bodur anaç kullanılma¬sına çok önceleri başlanmıştır, örneğin Roma tadımcıları M.’d. 3. yüzyıllarda tanışmışlar ve bunları bahçelerinde yetiştir¬mişlerdir. Buradan da Avrupa, Asya, ingiltere, Çin ve Japonya ya götürülmüştür. 1800’lü yıllarda ise öncelikle kayısı, kiraz, elma, armut ve portakal gibi ürünlerde kullanımı iyice yaygınlaşmıştır (Tukey, 1983).

Dünya meyveciliği acısından Türkiye’nin yerine bakıldı¬ğında son 6 yıllık <86-91) dağılıma göre özellikle kuru mey¬velerde ilk sıralarda yer alırken yas meyve üretim ve ihraca¬tında (Turunçgiller hariç) epeyce gerilerdedir. Turunçgiller gibi bir kac tür dışında diğer türlerde rakip olacak durumda değildir. Oysa Dünya’nın cok çeşitli ve en güzel iklimlerine sahip olan ülkemizde gerek üretim ve gerekse kalit-e acısından yeterli potansiyel imkanlarına sahiptir. Ancak üretim ve ih¬racatla ilgili sorunların çözümünde cok yavaş ilerlemektedir, örneğin, kalitenin artırılması ve maliyetin düşürülmesinde en basta olması gereken ve sık dikime imkan veren bodur anaç kullanımı Çin, İngiltere ve Avrupa’da 18. yüzyılda yaygınlaş¬tığı halde (Bilinmesi M.ö. 3. yüzyılda olmuştur) ülkemizde ise halen örnek bahçelerden öte gidememiştir.

Yine ihracatçı ülkelerde ihraç ettikleri her ürünler için tam donanımlı paketleme evleri olduğu halde; ülkemizde mevcut peketleme evlerinin hepsi (1 tanesi hariç) turuncgil paketleme evidir. 31 adet, 370 ton/saat kapasiteli paket ev¬lerinin 30’u narenciye, 1 tanesi de elma-armut paketleme evi¬dir. Bu paketleme evlerinin bulunduğu illler; Hatay, Adana, İçel, Antalya, Mutjla, İzmir ve Bursa’ dır (Anonymos, 1382).

ülkemiz bir cok meyve türünün gen merkezi olduğu halde standart çeşitlerin olmayışı nedeniyle istenilen miktar ve kalitede üretime, son yıllarda yeni yeni başlamaktadır, örne¬ğin, her ceviz ağacı bir cesit gibi değerlendirilse her şart¬lara dayanıklı ve her talebi karşılayabilecek çeşitleri bul¬mamız mümkündür. Ancak bu ürünü talep eden ülkelere, aynı ka¬litede yeteri kadar ürün verememekteyiz. Oysa ceviz üretim ve ticaretinde Fransa, ttalya ve ABD’nin önde gelmesi o ülkeler¬de seleksiyon yoluyla üstün özellikli çeşitlerin öncelikle

seçilmiş olmasındandır.Bu standart çeşitlerden örneğin, Kali¬forniya’da iyi bakımlı ve verim çağındaki ceviz bahçesinden 500 kg/da .aaac bası İOO kg) verim alınmaktadır. Yurdumuzda ise 21 yıllık ortalamalara göre tamamı tohumdan üretilmiş bu¬lunan ceviz varlığımızda aaac başına verim 30 kg olmaktadır (Çelebioğ/u, 1985, Sen, 1980).

özellikle yas meyvelerde kayıpları önleyen en önemli uy¬gulama olan soğukta muhafaza işlemi; ülkemiz koşullarında, soğutma ve ısıtmanın çok pahalıya gelmesi nedeniyle yeterli düzeyde uygulanamamaktadır (Hasat anında ve sonraki uygulama¬larda). Ekolojimizin uygun olması ve pazar ülkelere yakınlığı nedeniyle (Ortadoğu ülkelere gibi özellikle standart çeşit ve anaç, nakliye ve pazarlama ile ilgili işlemler halledilirse, turfanda ürünlerde Avrupa’dan önce dıs piyasalara meyve pa¬zarlamamız mümkün olabilecektir).

3. ihraç Ettiğimiz Meyve Türleri va önemi

İhracatta Dünya ülkeleriyle rekabet edebileceğimiz en önemli tarım ürünlerimiz arasında fındık, üzüm, kayısı, antep fıstığı ve incir gibi meyvelerimiz gelmektedir. Ekolojimizin uygun olması nedeniyle bu meyvelerimizin kalitesi de diğer ülkelerde yetişen meyvelerin kalitesinden cok daha iyi dir.örneğin tombul fındık çe¬şidi ve sarı lop incir çeşidinin Dünyada bir benzeri yoktur. Bu nedenledir ki ihracattaki sorunları hallettiğimiz ölçüde bu ürün¬lerimize sürekli talep olmaktadır.

Bunun yanında ihracatta önemli bir paya sahip olmayıp, ancak kalitesi açısından benzeri olmayan antep fıstığı gibi ürünleri¬mizde ise standart, çeşit ve ypterli üretim sağlanabilirse şimdi olduğu gibi ileride de alıcıları mutlaka çıkacaktır. Benzeri du¬rum cevizlerimizde de görülmektedir. Bu haliyle bile ihraç etti¬ğimiz ürünlerimiz içerisinde yukarıda anılan meyvelerimize ilave¬ten turunçgiller, elma, şeftali, kestane gibi meyvelerimizden de önemli düzeyde gelir elde etmekteyiz.

3.1. Meyve ihracatımıza genel bir bakış

İhracatta Dünya ülkeleriyle rekabet edebileceğimiz en önemli tarım ürünlerimiz arasında fındık, üzüm, kayısı, antep fıstığı ve incir gibi meyvelerimiz gelmektedir. üzüm, kayısı ve incirin tamamına yakınını kuru olarak ihraç etmekteyiz. İleri bu konulara değinilecektir. Yas meyveler içinde ise yalnızca önemli düzeyde turunçgiller, bunun yanısıra şeftali, elma, yas üzüm, kayısı, vişne vb. ürünler satmaktayız. Turunçgillerden ihraç ettiğimiz türlerden portakal, mandarin ve limon’un 1991 yılı üretimi toplam 1138000 ton olup, bunun 163000 tonunu portakal ve mandarin olarak ve 1310OO tonunu da limon olarak ihraç etmektedir.Toplam turunç-runçgil ihracatı 294000 ton dur. Muz, elma, armut ve şeftali ile birlikte turunçgillere hariç toplam yas meyve ihracatımız 384000 dur. Su halde turunçgiller yas meyve ihracatımızın yaklaşık X75′ sini oluşturmaktadır. Aynı yıla ait fındık, a.fıstığı, kestane, ceviz, badem, kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısının toplam ih¬raç miktarları 360150 tondur.

VGenel ihracat gelirleri ile ilgili bilgiler tablo 14.’ de verilmiştir.

Tablo 14. Şenel olarak tarım ürünleri, bahçe bitkileri

ürünleri, meyve vt sebze ürünleri ihracatının ( genel ihracat içindeki oranı CGÎO)—milyon * **

" : Tarımsal Yapı ve üretim 1984-93, ÎGEME-1993 ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Şenel Müdürlüğü Ekonomik Raporları- Ankara, yayınlarından hazırlanmıştır.

Tablo.14’de görüldüğü gibi son 10 yılda ihracatımızda 7. 100 lük bir artış gerçekleşmiştir. Tarım ürünlerindeki ihracat artı¬sı ise ‘/. 70 civarında olmuştur. Bahçe bitkileri (sebze ve meyve) ihracatımızdaki artış ise "/. £0 civarındadır. Ancak tabloda da gö¬rüldüğü gibi genel ihracatımızdaki artısın fazla olması nedeniyle tarım ürünlerinin payı oransal olarak azalmıştır.

Genel ihracatımız yıllara göre düzenli bir artış gösterirken, tarım ürünleri ihracatımız yıllara göre genel bir artış göster¬mekle birlikte 1931 yılında maximum düzeye ulaşarak 2.7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bahçe bitkileri ihracatımızda dal-ç,-alanmalar görülmüştür. Meyve ihracat ımızdak i durum ise 1984, 1985, 1986, 1987 yıllarında 600 milyon dolar seviyesinde seyre¬derken 19B8 de 900 milyon dolara çıkmıştır. 1983 da 750 milyon dolara düsmüs, 1^30,1991 1992 ve 1993 yıllarında ise 1 milyar dolar seviyesinde seyretmiştir.

Sebze ihracatımız 1986 , 1931, 1992 ve 1993 yıllarında 130 ^ milyon dolar civarında iken 1984, 19B5, 1987, 1988, 1989 yılla-, rında ise 70—30 milyon dolar arasında olmuştur.

Yıllara göre gerek tarım ürünleri gerekse bahçe bitkileri ürünleri ihracatımızın dalgalanmasının nedenlerinin arasında öncelikle üreti»ıi etkileyen ekolojik faktörler gelir. Bunların yanında ihracat sırasında ülkeler arası karşılaşılan bazı sorun¬lar ve prensip anlaşmaları da sayılabilir, örneğin; ülkemizde her yıl yaklaşık 140 bin ton çekirdeksiz kuru üzüm üretilmektedir." İhracata ayrılan miktar 7. 70 civarındadır. Geleneksel pazarları— rımız AT ülkeleri, Rusya ve İskandinav ülkeleri olmuştur. Ancak

AT yine kendi üyesi olan Yunanistan’ın çekirdeksiz kuru üzümle¬rini himaye ettiğinden, ortaklık Uısı ülkelerden gelen çekirdek¬siz kuru üzümlere muhtelif kısıtlamalar getirmiş ve Türkiye AT ülkelerine eskisi kadar çekirdeksiz kuru üzüm satamaz duruma gel¬miştir. Çekirdeksiz kuru üzümde HT dışındaki ülkelere yapılan sa¬tışlarda ihracatlarımız " arasında sık sık görülen asın rekabet, Çekirdeksiz kuru üzüm fiyatlarının gereksiz yere düşürülmesine ve hatta bazen maliyetinin altına satış yapılmasına yol açmaktadır CAnonymous, 1993 g).

3.2. İhraç meyvelerimiz ve önemi

ihracatımızda büyük öneme sahip meyvelerimizi 4 gurup al¬tında toplayabiliriz. Bunlar: sert kabuklular, kurutulmuş mey¬veler, turunçgiller ve diğerleridir.

Genel meyve ihracatımız içinde bu gurupların payları Tablo.15′ da gösterilmiştir.

Tablo 15 . Genel meyve ihracat imizCGMI)[(milyon ♦)] içindeki sert kabuklu meyveler, kurutulmuş meyveler, turunçgiller ve diğer meyve türlerinin oranı**

* : Tarımsal Yapı ve üretim 1984-93, ÎGEME-1993 ve T.C. • ;

Sanayi ve Ticaret Eakanlığı Teşkilatlandırma Genel " ‘

Müdürlüğü Ekonomik Rapor’arı- Ankara, yayınlarından •’■ ■ ; ■hazırlanmıştır.

Tablo 15.’de de görüldüğü gibi en önemli ihraç ürünleri arasında 1.sırayı sert kabuklular, 2. sırayı kurutulmuş meyveler 3. ‘sırayı turunçgiller ve 4. sırayı diğerleri almaktadır. Bu

değerlere değinelim; ……

3.3. Sert kabuk3u meyve türleri

Sert kabuklu meyvelerimiz meyve ihracatımızın X50-60′ lık kısmını oluşturmaktadır. Bu nedenle en fazla öneme sahip meyve¬lerimiz şart kabuklu meyve türlerimizdir.

Sert kabuklu meyvelerimiz içinde ihracatımıza konu olan meyvelerimiz; fındık, antep fıstığı, kestane, ceviz ve bademdir. Bu meyvelerimizin önen» durumları ise; X 30 lık payla fındık, 7. 3 lük payla antep fıstığı, 7.7 lik kısmını ise ceviz, badem va kes¬tane oluşturur.

3.3.1. Fındık ihracatımız

Fındık ihracatımızın durumunu gösteren tablo aşağıda göste¬rilmiştir.

Tablodan da anlaşılacağı gibi son 10 yılda fındık ihracatın¬daki yıllara göre değişimler tutarlı değildir. 1984 yılından bu yana fındık ihracatımız 90 bin ton ile 195 bin ton arasında de¬ğişmiştir. 1990 ve 93 yıllarında en yüksek fındık ihracatımız gerçekleşirken 1985 ve 1987 yıllarında en düşük fındık ihracatı¬mız gerçekleşmiştir.

Tablo li. Fındık üretimi, ihracatı, ihraç edilen fındığın üretim¬deki, ihraç edilen meyveler arasındaki, genel ihracattaki ve bahçe bitkileri içindeki payları.

– : Tarımsal Yapı ve üretim 1984-93, ISEME-1993 ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü Ekonomik Raporları- Ankara, yayınlarından haz ir lanmışt ir.

Fındık ihracatımızdan yıllık ortalama olarak 400 milyon dolar civarın^ gelir sağlanmıştır.Bu gelir genel ihracatımızın X4 ünü, bahçe bitkileri ihracatımızın 7.45′ ini ve meyve ihracatımızın da 7.50 sini oluşturmaktadır.

üratilsn fındığın 7.3O’ini AT ülkeleri ithal etmektedir. En fazla fındık ihraç ettiğimiz ülke 7.50 lik payla Almanya’dır. Al¬manya’yı, Avusturya, isviçre, Çe rslavakyd ve diğer ülkeler iz¬ler. Fındık satışımızın X99.7′ sini iç fındık oluşturur <Anony-mous, 1993 f).

3.3.2. Diğer sert kabuklular

Antep Fıstığı ihracatımızın son 10 yıllık ortalaması 4 bin ton civarında gerçekleşmiştir.

Antep Fıstığı kabuklu ve.kabuksuz olarak ihraç edilmektedir. iç Antep Fıstığı kendi arasında sarı ıc, gül iç, yeşil iç ve sarı soyulmuş yeşil iç seklindedir. ihracatımızda son 10 yılda önemli azalmalar olmuştur. 1985 yılındaki ihracatımız 5732 ton iken di¬ğer yıllarda devamlı düşerek 1933 yılı ihracatımız 371 ton olarak gerçekleşmiştir CAnonymous, 1993 j ).

Antep Fıstığı ihracatımızın büyük bölümünü kabuklu fıstık oluşturmaktadır, ihracatımızın genel değerlendirmesi yapıldığında değer olarak Antep Fıstığının ortalama 1993 yılı fiyatı 5 dolar/ kg’dır.Diğer sert kabuklu meyvelerimizin ihracat durumu ise orta¬lama olarak kestaneden 3 milyon dolar, cevizden 4 milyon dolar, bademden ise 2 milyon dolar civarında ortalama gelir sağlanmış¬tır.

Keîtane, ceviz ve badem ihracatımızda son 10 yılda çok önemli düşüşler gözlenmiştir.

3.4. Kurutulmuş meyveler

Kurutulmuş meyvelerimiz de ihracatımızda önemli bir yere sa¬hiptir. Ihrac edilen meyvelerimiz içinde ikinci sırada yer alır. Kurutulmuş meyveler genel iry=yve ihracatımızın 7.25 ini oluşturur. Kurutulmuş meyveler imizin içerisinde kuru kayısı, kuru incir ve kuru üzüm önemli bir yer almaktadır. Bu meyvelerimizin payları ortalama olarak; kuru üzüm 7.50, kuru kayısı 7.25 ve kuru incir X25 tir.

3.4.1. Kuru üzüm

Kuru üzüm ihracatımız, meyve ihracatımızın 7.15 ini oluştur¬maktadır. Genel, ihracatımızın ise 7.1 dir. Yıllara göre kuru üzüm ihracatımız tabloda gösterilmiştir.

Genel olarak kuru üzüm ihracatımız ortalama 120 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Kuru üzüm ihracatımızdan elde edilen gelir 100—15O milyon dolar arasındadır.

1’386-87 yılarında 100 milyon dolar civarında seyreden ihra¬catımız 1990 yılında 150 milyon dolar olmuştur. 1991 yılında el¬de,ettiğimiz gelir 140 milyon dolar,1992 de ise 135 milyon dolara düşmüştür.

Kuru üzüm ihraç ettiğimiz en önemli ülke ingiltere olup, bu ülkeyi sırayla Hollanda, italya ve Almanya izlemektedir.

Dünya kuru üzüm üretimijnde yaklaşık 350 bin tonla Amerika birinci olup, bunu Türkiye, Iran, Afganistan, Australya ve Sili izler. Ancak Türkiye ihracatta 15O bin tonla birinci sıralarda yer alir.Dünya kuru üzüm ihracatının X70’ini ABD gerçekleştirir-ken,Türkiyenin en önemli rakibi Yunanistan’dır CAnonymous, l’astî)..

Tablo 17- Kuru üzüm üretimi, ihracatı’, ihraç edilen kuru üzümün üretimdeki, ihraç edilen meyveler arasındaki, genel ihra¬cattaki ve bahçe bitkileri içindeki payları .

– : Tarımsal Yapı ve üretim 1384-33, îöEME-1333 ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Şenel Müdürlüğü Ekonomik Raporları- Ankara, yayınlarından hazırlanmıştır.

3.4.2. Kuru tneir

ülkemiz, Dünya kuru incir ihracatının X70-75’ini karşıla¬maktadır. Bu nedenle ülkemiz kuru incir ihracatında tekel pozis¬yonundadır.

Kuru incir ihracatımızın yaklaşık 7.60’ı Almanya, Fransa, İngiltere, italya ve isveç olmak üzere 5 Avrupa ülkesine yapıl¬maktadır (Anonymous, 1993 h; Anonymous, 1993 n ).

Yıllara göre Kuru tncir ihracatımız aşağıdaki tabloda veril¬miştir .

Tabloda da görüldüğü gibi genel meyve ihracatımızın ortalama V. 6′ sı, bahçe bitkileri ihracatının X 5’i kuru incirdir. Genel ihracatımızdaki kuru incirin payı ise 7. 0.5′ dir.

Kuru incirden elde ettiğimiz gelir ise 1984 – 87 yıllarında 35 milyon dolar iken 19B8 yılında 7. 90 artarak 61 milyon dolar olmuştur. 1989 yılında 44 milyon dolara düşen gelirimiz diğer yıllarda 60 milyon doların üzerinde seyretmiştir.

Tablo 18. Kuru incir üretimi, ihracatı, ihraç edilen kuru incirin üretimdeki, ihraç edilen meyveler arasındaki, genel ihracat¬taki ve bahçe bitkileri içindeki payları.

* : Tarımsal Yapı ve üretim 1984-93, tQEME-1993 ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Şenel Müdürlüğü Ekonomik Raporları- Ankara, yayınlarından hazırlanmıştır.

3.4.3. Kuru kayısı

Dünya kuru kayısı ihracatının V, 60’lık kısmını ülkemiz ka»— sılamaktadır. Ortalama 50-60 milyon dolar civarında gelir sağla¬dığımız kuru kayısı ihracatımız son yıllarda artış göstermiştir (Anonymous, 1993 i;Anonymous, 1393 m).

Yıllara göre kuru kayısı ihracatımız aşağıdaki tabloda ve-r ilmişt i r.

Tablo 19’d» do’ görüldüğü gibi kuru kayısının genel meyve ih¬racatımız içindeki payı ortalama olarak 7. 7, bahçe bi tk i ler indeki payı V. 6 ve genel ihracat ımızdaki payı ise ‘/. 0.5’ civarındadır. Kuru kayısı ihracatımız yıllara göre artmıştır ve en yüksek değe¬rine 1993 yılında ulaşmıştır. 1990 ve 1993 yıllarındaki üretimden fazla gelişen ihracatımızın nedenin bir önceki yıllardaki stokla¬rın ihracatından ileri geldiği tahmin edilmektedir.

Kuru kayısı ihraç ettiğimiz ülkeler son yıllarda artış gös¬termiştir. Birinci sıray’ı ABD almakta olup, bunu sırasıyla Al¬manya, Fransa,tngi1 tere, Hollanda, İsrail ve diğerleri izlemek¬tedir . .. ■ .

22

Tablo 19. Kuru kayısı üretimi, ihracatı, ihraç edilen kuru

kayısının üretimdeki, ihraç edilen meyveler arasındaki, genel ihracattaki ve bahçe bitkileri içindeki payları.

3.5. Turunçgiller

Tablo 20.Turunçgi1 üretimi, ihracatı, ihraç edilen turunçgillerin üretimdeki, ihraç edilen meyveler arasındaki, genel ihracat¬taki ve bahçe bitkileri içindeki payları.

: Tarımsal Yapı ve üretim 1984-93, 1SEME-1993 ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü Ekonomik Raporları- Ankara, yayınlarından hazırlanmıştır .

Genel meyve ihracatımızda 3. sırada bulunan turunçgillerin genel meyve ihracatımız içindeki payı 7. 12"lerdedir. üretim po¬tansiyelimiz çok yüksek olduğu halde yeterli derecede ihracatı¬mızın olmadığı görülmektedir.

Tablo 20.’ de de görüldüğü üzere ürettiğimiz turunçgillerin ortalama olarak 7. 20’sini ihraç etmekteyiz. İhraç ettiğimiz tu¬runçgillerin miktarı 1990 yılında en yüksek düzeye çıkmış ve bu yılda 142 milyon dolarlık bir gelir sağlanmıştır. En düşük ihra¬catımızın gerçekleştiği yıl 1985 yılı olup, bu yılda B0 milyon dolarlık bir gelir elde edilmiştir.

ülkemiz turunçgil meyveleri ihracatı içinde limon sn önemli paya sahiptir. Limon ihracatının üretime oranı 7. 35′ tir. Limon ihracatımızı yaklaşık olarak 116 bin ton ile mandarinler izlemek¬tedir. Mandarin ihracatını üretime oranı ise 7. 33′ tür.

1989 yılı ve takibeden yıllarda portakal ihracatımız ince¬lendiğinde 10-20 bin tonlara varan düşüş gözlenmektedir. Turunç¬gil meyveleri içinde en düşük ihracat/üretil oranı 7. 10.7′ ile portakala aittir.

Altıntop üretim ve ihracatımız ilgine bir gürünüm arz etmek¬tedir, ihracat/üretim oranının 1990 yılında 7, iİ2 olarak gerçek¬leştiği göze çarpmaktadır. Bu yapı altıntop ı hracat ı nı n" pomelo ihracatı ile birlikte değerlendirilmesinin sonucudur.

ülkelere göre ihracatımız incelendiğinde Türkiye limon ihra¬catının 7. 98’ini 18 ülkeye; 1991 yılında eski SSCB hariç Doğu Av¬rupa ülkelerinin toplam ihracat içindeki payı 7. 40.9, AT’nin payı ise 7. 30.5 olmuştur.

Mandarin ihracatı 33 ülkeye yapılmaktadır.En önemli mandarin ihraç ettiğimiz ülkeler Avusturya, Cekoslavakya, Almanya, S.Ara¬bistan va eski Yugoslavya’yı sayabiliriz.

Portakal ihracatımızda 1991 yılında "/. 15 lik pay ile S.Ara¬bistan birinci sıradadır. Bu ülkeyi eski Yugoslavya, Avusturya Lüksemburg ve Polanya izlemektedir.

Altıntop ihracatımızın 7. 76′ sim AT, 7. 24’ünüde Doğu Avrupa ülkelerine yönelmiştir.

3.6. Diğerleri

Bu grupta inceleyeceğimiz ürünler yas meyveler olup bu grupta bir çok meyve türümüz vardır. Ancak bu meyvelerimiz içinde elma, şeftali, armut, kiraz, taze üzüm ve taze incir en fazla öneme sahiptir.

Bu grup genel olarak ele alındığı zaman meyvö ihracatımızda ki payı 7. 10-15 arasında değişmektedir. Bu meyvelerimizden elde ettiğimiz gelir yıllara göre tutarlı değildir. Artış azalıştan çok fazladır. Yıllara göre ihracatımız göz önüne alındığı zaman 1986-87 de 46 milyon dolar, 1984-35-88-90 yıllarında ortalama 80 milyon dolar, 1993 te 65 milyon dolar, 1992 de 75 milyo n dolar, 1989 da 90 milyon dolar olarak gerçekleşmiş ve 1992 yılında en yüksek ihracat gerçekleştirilerek yaklaşık 115 milyon dolarlık gelir sağlanmıştır (Anonymous, 1994; Gündüz, 1993).

Bu gruptaki meyvelerimizi ele aldığımız zaman, elma bu grubun 7. 25 lik kısmını oluşturmaktadır. Ancak elma ihracatımız ortalama 20 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 1990 ve 1991 yıllarında 7. 60′ lık bir artış göstererk 33 milyon dolar olarak gerçekles-mis-Çi”- Kiraz, B milyon dolarlık bir ihracat ile bu grupta ikinci sırada,taze üzüm 7 milyton dolarlık bir ihracat ile üçüncü sırada, 4 milyon dolar ile dördüncü sırada olan inciri, şeftali erik ve kayısı takibeder. Bu grupta ayrıca muz, hurma, avakado, nar, ya¬ban mersini, taze kayısı ve vişne bulunur.

4. Meyvecilikte Geçinen Nüfus

1989 yılında 55.4 milyon olan ülke nüfusumuzun "/. 55′ i tarım, 7.14.12’si sanayi ve 7.30.8’ini hizmet sektöründe is¬tihdam ediJ.^iği ortaya çıkmıştır CAnonymous, 1990). Meyveci¬lik uğrası diğer tarım ürünleri yetiştiriciliklerinin bir çoğu ile ic ice olduğundan, yalnızca meyvecilikle geçinen nüfusun belirlenmesi oldukça zordur.

5. Meyveciliğin Memleket Nüfusunun Beslenmesindeki önemi

insan beslenmesinde meyveler cok eskiden beri önemli bir yer tutmaktadır. İnsan beslenmesinin fizyolojik ve biyo¬lojik temellerinin aydınlatılmasıyla meyvelerin insan bes-lenmesindeki değerleri iyice anlaşılmıştır. Cünki meyveler sağladıkları kalori, içerdikleri tuz ve vitaminler ve iştiha üzerine yaptıkları etkiler bakımından büyük önem kazanırlar.

Araştırmalara göre çeşitli yasta ve türde faaliyette bulunan erkek ve kadınların günlük kalori ihtiyaçları farklı¬dır, örneğin, günde ortalama 8 saat orta iste çalışan bir in¬sanın 3600 kaloriye ihtiyacı vardır. Bunu tamamlayabilmesi için ise 135 g protein, 100 g yağ ve 540 g karbonhidrat al¬ması gerekir. Başlıca kalori kaynakları karbonhidratlar, pro¬teinler ve yağlardır. Vücutta bir gram karbonhidrat yanmasıy¬la 4, proteinin yanmasıyla 4 ve yağın yanmasıyla 9 kalori enerji açığa çıkar. Bir insanın alması gereken besin maddesi oranları ise ortalama protein Z15, yağ 7.25 ve Karbonhidratlar 7.60′ dır. Meyvelerimizi kuru ve yas olarak gözönüne aldığı¬mızda; genelde yaş meyvelerimizde, bazı yağlı" meyvelerimiz hariç yağ,oranı cok düşüktür. Bu durum özellikle şişmanlar, kalp rahatsızlığı olanlar ve diye yapanlar için iyi bir özel¬liktir (Günay, 1992).

Meyvelerimizde meyvelere eksilik veren asitler bulunur. Meyvelerde bulunan organik asitler aynı zamanda meyvenin ol¬gunluk düzeyini ve kalitesini de belirler ( Suda çözünebilir toplam kuru madde/ Asitlik = Olgunluk Oranı). Meyvelerimizde en cok görülen organik asitler tartarik asit<üzüm ve üzümsü meyvelerde), sitrik asit < Turunçgiller ), malik asit < Elma, armut, şeftali, kiraz vb.) ve askorbik asit (C-vitamini) gibi asitlerdir. Organik asitler insan sağlığı bakımından öneme sahip olmakla beraber, meyvede de önemli görevleri de vardır. Bunlar; meyvelerde solunumda kullanılırlar, olgunlaşma devre¬sinde pektin parçalanmasıyla ortaya çıkan katyonlarla nötrle-sirler, hücrelerde tuz halında kristalleşirler <0ksalat, tar¬tarat vb.). Organik asitler ayrıca bazı durumlarda hasattan sonra seker sentezinde de kullanılırlar. Meyveler yüksek kar¬bondioksitti ortamlarda, -ganik asitlerin yardımıyla çeşitli şekillerde doğrudan karbc Jioksit bağlarlar (Karaçalı, 1990).

Vitaminlerin besi ime üzerine etkileri anlaşıldıktan sonra, vitamin yüklü meyvelerimizin değeri iyice anlaşılmış¬tır. Vitaminler< Vital : Hayati, Canlı anlamındadır), beslen¬me miktarları bakımından cok küçük fakat beslenme acısından etkili maddelerdir. îrrsan beslenmesinde önemli olan vitamin¬lerden insanın günlük A vitamini ihtiyacı yaklaşık 5OOO IB C=:IU), B vitamini 1.5 mg ve C vitamini 10-75 mg’ dir. D vita¬mini ise meyve ve sebzelerde bulunmaz. 1 IU birimi, O.0003 — mg’a esdeğerdirCGünay, 1982). A vitaminince zengin meyveleri-; miz arasında mango, kayısı, üzüm ve erik (özellikle bu meyve-

lerin kurutulanlarında daha fazladır) sayılabilir. Vitamin B hurma, pikan, ceviz ve bademde; C vitamini ise özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştırki kuşburnun-da oldukça fazla bulunmaktadır, örneğin türlere göre değiş¬mekle birlikte 25 – 5000 mg arasında değişir ( User, 1967; Gadzeva, 1968; ötles \«= Colakoğlu, 1987 ). Bundan başka frenk üzümü, kiwi, çilek ve turunçgillerde C vitamini acısından zengin sayılırlar.

Meyveler ayrıca selülozik maddelerce de zengin oldukla¬rından sindirim sistemi üzerine de olumlu etkileri vardır.

S. Endüstriye Sağladığı Hammadde Bakımından önemli Meyvelerimiz

Meyvelerimiz bir cok tarım endüstrisinin hammaddesini sağlar. Bunlar; meyve suyu, konserve, pekmez, reçel,şekerleme ve her türlü pasta sanayii, alkollü içkiler, kurutma, derin dondurma ve 1iyofilizasyon endüstrileridir.

Meyve suyu endüstrisinde kullanılan başlıca meyveler elma, turunçgiller, vişne, üzüm, şeftali, kayısı ve nardır. Bu meyvelerimiz içinde de en büyük paya şeftali, kayısı ve vişne sahiptir.

Türkiyede meyve suyu sanayii kapsamında yer alan tesis¬ler olarak 1927 yılında R.Minare, 1954 yılında Tamek, 1958 yılında ise Dimas ve Tasko Birlik’ in yatırım çalışmaları başlatılmış ve bunlar sırasıyla 1962, 1963 (3 tesis) ve 1968 yıllarında faaliyete geçirilmişlerdir. Ayrıca Tarım Bakanlığı bünyesinde yer alan Bursa, Çanakkale, Antalya ve Yalova Ens¬titüleriyle Ege ve Ankara Ziraat Fakültelerinde kurulan küçük kapasiteli meyve suyu pilot tesisleri eğitim ve araştırma amacıyla Birinci Kalkınma Planı dönemi içinde 1963 ve 1968 yılları arasında faaliyete geçirilmişlerdir(Anonymous, 1985).

1986 yılı itibariyle meyve suyu sanayiinde ticari ve sa¬nayi anlamda 23 tesisin bulunduğu ve yıllık kapasitelerinin 36OOOO ton meyvenin islenmesi ve 636 milyon şişe dolum imka¬nına ulaştığı belirtilmektedir. 19B8 yılı mevcut 23 tesiste 11100 ton turunçgil meyve suyu konsantreleri ve 3S52O ton diğer meyve suyu konsanterelfiri ile 82020 ton meyve pulpu ve 170410 ton meyve suyu dolum imkanının bulunduğu bildirilmek¬tedir.

ülkemizdeki meyve suyu tüketimi yaklaşık 1 litre dola¬yında iken, gelişmiş ülkelerde kişi basına 20-30 litre civa¬rındadır.

Meyve suyu denildiğinde meyve oranı X100 olan yani hic bir katkı maddesi bulundurmayan içecek grubu anlaşılır. Ancak meyve oranı 7.50’den fazla olan ve ve seker katkılı ve katkı¬sız tipler de möyve suyu olarak kabul edilir.

Meyve nektarı meyve oranı X25-50 arasında değişen, meyve şerbeti (drip! ise, 7.6-30 arasında değişen doğal meyve suyu içeren içecekleri kapsamaktadır. Ayrıca meyve oranı en az 7. 4 olan ve limonata olarak tanımlanan bir içecek grubu da bulun¬maktadır.

Meyve suları üç grupta toplanır, bunları .

^ •■ . • ■. ■ ./’-,

1. Nektar tipi(pulp) meyve suları i Şeftali, çilek, kayısı, ■«;

armut, erik ve kızılcıktan imal edilen ve içinde meyve

etinide bulunduran meyve sularıdır. Bunun için meyveler

önce pulp adı verilen meyve püresi veya meyve ezmesi haline dönüştürülür. Pulpa su, seker ve gerektiğinde asit ilavesiyle nektar elde edilir.

2. Berrak meyve suları : Vişne, üzüm, elma va nar gibi meyve¬lerden elde olunan meyve suları durultulur ve filtreden geçirilerek berraklık kazandırılır.

3. Narenciye (bulanık) meyve suları : Portakal, mandarina, limon vs greyfut suları olup bunlar bulanık meyve suları olarak tanımlanır.

Tablo 21.Yıllar itibariyle meyve suyu sektörünün kapasite ve üretimi

Kaynak :Uras, N., Iy91. T.Sınai Kalkınma Bankası "Gıda

Sektöründe Yeni Öelismeler ve Beklentiler", İstanbul.

Meyve konsantreleri ATA ürün olup, suda çözünebilir kuru madde oranı en az X 65 olmalıdır. Pratikte bir birim meyve konsantresinden 4-5 birim meyve suyunun elde edildiği varsa¬yılmaktadır. Randıman ise 100 kg meyveden elde edilen meyve suyu miktarına denmektedir. Meyve sularının randımanı yakla¬şık elma ve armutlarda 7.75, vişnede 7.73, kayısı V3 şeftalide "/.70, turunçgillerde ise 7.50’nin altında olup, portakalda 7.40-45, limonlarda 7.34-38 ve altıntoplarda ise 7.35-40 arasındadır. .

Teorik olarak meyve suyu üretiminin ekonomik olabilmesi için, sofralık olarak pazarlanma özelliği taşımayan standart meyvelerin islenmesi lazım. Bunlar küçük ve sekil yönünden kusurlu olabilir fakat hiç bir zaman çürük, ezik ve bozulmuş olmamaları gerekir, islenecek meyvelerde her şeyden önce sağ¬lamlık, olgunluk ve tazelik aranmalıdır.

Yurdumuzda yetiştirilen elma çeşitleri üzerinde yapılan araştırmalara göre, elma suyu üretimi için Amasya, Starking, Golden Delicious, Hüryemez, Ferik ve Yalova çeşitlerinin kullanıldığı ancak bunlardan Starking dışındakilerin tercih edildiği belirtilmektedir.

Armut çeşitleri içinden Uilliam ve Malatya çeşitleri;

Ayvalardan Limon, Ekmek ve Haven (en uygunu) reşitleri-Vişnelerde Kütahya Cen uygunu), Tekirdağ ve Macar çeşitleri; Kayısılarda, ülkemizde meyve suyu üretiminde arocıası, kuru maddesinin yüksekliği ve fiyatça düşük olması nedeniyle daha çok zerdali kullanılmaktadır. Ucuz ve yeterli olarak temin edilmesi durumunda Tokaloğlu çeşidi de tercih edilmektedir. Şeftalide, J.Hale, Hale Haven ve Solden Jubilee çeşitleri tercih edilmekle birlikte Dixired ve Elberta çeşitleri de kullanılmaktadır. Eriklerde ise meyve suyu sanayiinde koyu kırmızı renkli olanlar tercih edilmektedir. Bunlardan Santa Rosa, Klimaks, R.C.Violette, President ve R.Verte çeşitleri sayılabilir,

Turunçgil meyvelerinden ise portakallarda Kozan yerlisi, Valencia, Washington navel ve Kan portakalları, Finike, Trab¬lus, Adana Yerli ve Mersin Yerli; Altıntoplarda Mars Seed-less, Duncan; Limon suyuna ise Interdonat, Lamas ve Kütdiken çeşitleri is leranektedir.

Tesislerde islanen meyveler içinde 1990 yılında islenen İ23O23 ton y^9 meyvenin en fazlası elma (7.62.5), vişne (7.13.7), şeftali (7./.8), portakal (7.5.7), kayısı C/.4.3), ki¬raz <X3.&), üzüm (XI.5) ve çilek (7.0.8) gibi meyvelerden olu¬şurken; erik, mandarina ve kuşburnu qibi meyvelerin oranı ise 7.0.1 düzeyinde olmuştur (Bingöl, 1933).

Bu meyvelere ilaveten armut, erik, ananas ve karışık meyveler konserve sanayii içinde de yer alırlar. Pekmez en¬düstrisi için en önemli hammadde üzüm yanında, dut’ta bir ~~~’ hammaddedir. üzüm ayrıca alkollü içkilere sanayiinin temel maddesidir. Bunun yanında her türlü meyve şarap, likör ve rakı endüstrisinde de kullanılabilmektedir.

Pasta VB şekerleme endüstrisinde yas meyvelerimiz yanın¬da özellikle badem, fındık, antepfıstığı ve kestane gibi kuru meyvelerimizin kullanımı daha yaygındır. Bu sanayii için ham¬madde- olabi lecek ürünlerimizin talebinin devamı için, kalite yanında, standart ürün ve yeteri kadar üretim, temiziik,amba¬laj ve reklam faktörleri oldukça önemlidir.

Derin dondurma endüstrisi günümüzde oldukça yaygıslaş-mıs, liyofilizasyon ise son yıllarda gelişmeye başlamıştır.

Liyofilize olmuş ürünlerde nem miktarı yaklaşık X 2 ‘ dir. Bu teknoloji oldukça pahalı olup, buz haldeki nemin sıvı hale geçmeden ürünün suyunun aniden buharlastirıİması esasına dayanır.

Derin dondurma endüstrisi ise günümüzde oldukça yaygın olup, ürünleri taze haline en yakın set .ide muhafaza eden bir sistemdir, özellikle taze olarak bir çok endsütriye hammadde olabilecek meyvelerin, ileride kullanılması amacıyla en çok başvurulan bir yömtemdir. Ayrıca son yıllarda derin donduru¬larak yas meyvelerin satısıda yapılmaktadır.Bu satışta kiraz, vişne, erik ve kayısı gibi meyvelerin yadında çilek satışla¬rı artmaktadır. îhracatı Geliştirme Merkezinin verilerine gö¬re, 1932 yılında bu şekilde anılan meyveler vd. olarak 36193 ton dondurulmuş ürün satılmış ve karşılığında yaklaşık 33 milyon Amerikan doları gelir elde edilmistir(Anoymous, 1993).

7. Meyveciliğin Yurt Topraklarının Korunması ve Güzelleçtirilmesindeki Yeri

Meyve ağaçları yalnız yüksek ver imleriyle sağlık ve re¬fah kaynacı olmakla kalmazlar, aynı zamanda yurdu ağaçlandı¬rarak ve güzelleştirerek de insanlara çalışma ve yaşama gücü katarlar. Yurdun bir çok yerinde ormanların harap olmalarıyla çıplak kalan tepe ve yamaçlar, bu alanlarda rahatlıkla yetiş-tirilebilen meyvelerimizle ağaçlandırılabilir ve aynı zamanda hem bir gelir kaynağı hem de yurdun güzelleştirilmesine kat¬kıda bulunulmuş olur. özellikle kıraç alanlarda rahatlıkla yetişebilen ve oldukça iyi verim alınabilen badem, antepfıs¬tığı, üzüm, zeytin ve kayısı gibi meyvelerimiz rahatlıkla bu¬ralarda bu amaçla kullanılabilirler. Zaten hali hazırda buna benzer alanlarda antepfıstığı ve badem gibi meyvelerimiz ye¬tiştirilmekte olup, bü yöre insanları için önemli bir gelir kaynağı durumundadır (Güleryüz, JS79).

IV. MEYVECÎLÎSÎN EKOLOJİK SORUNLARI

Meyve ağaçlarımızın herhangi bir yerde yetişebilmeleri ve kaliteli ürün verebilmeleri1 ve meyvelerini olgunlaştıra-bilmeleri için iklim ve toprak faktörleri oldukça önemlidir.

Yörelere uygun tür ve çeşit secimi yaparken öncelikle yurdumuzun bir cok yörenin tabi florasında yetiştirilen mey¬veleri gözden geçirebiliriz. Ancak yeni alanlarda meyvecili¬ğin yapılması gerektiği durumlarda ise uygun olmayan düşük sıcaklık, toplam sıcaklık, ilkbahar gec ve sonbahar ilk don¬ları gibi bazı sorunlarla karşılasabibi1iriz-Bununla birlikte bir cok yöredeki mikro klimalar meyveciliğin o yörede yapıl¬ması acısından oldukça önemli yerlerdir.

A. EKOLOJİK FAKTÖRLER

1. Sıcaklık

l.a. Hava sıcaklığı

Bir bitkinin herhangi bir yerde yet iştir i lebilmesi için; ürünün belli bir sıcaklık toplam isteğininin karşılanması ge¬rekir. Yapılan araştırmalara göre elmalar şeftalilere, şefta¬liler zeytinlere, zeytinlerde hurmalara göre daha az bir sı¬caklık toplam istekleriyle gelişebilmekte ve meyvelerini ol¬gun 1 astı rab i 1 inektedirler.

Meyve ağaçlarının ihtiyaç duydukları yıllık sıcaklık toplamı yaprak dökümünden ciceklenmeye, çiçeklenmeden meyve¬lerin olgunlaşmasına ve meyve olgunlaşmasından yaprak dökümü¬ne kadar olmak üzere üç periyotta dikkate alınır. Yıllık sı¬caklık toplamı hesap edilirken, o meyvfe çeşidinin o bölgede gelişmesi için minumum sıcaklık olarak kabul edilen sıcaklık derecesi baz alınarak, bu derecenin üstünde gecen saatler toplanarak hesaplanır. Bu derece çoğunlukla + 7 veya +7.2 °C» dir. Sıcaklık toplamının yeterli olmadığı yerlerde ağaçlar düzenli olarak çiçek açamadıkları gibi, meyvelerini de olgun-iatıramazlar ve sonbaharın iik donlarından zarar görmektedir¬ler, örneğin, özellikle hurmalarda ve karadeniz bölgesinde yetiştirilen portakallarda bu durum gözlenmekte; hurmaların olgunlasamadığı ve portakalların ise daha ekşi olduğu görül-

mektedir.

Meyvelerin bir yerde yetiştirilmelerinde ayrıca optimum, minumum ve maksimum sıcaklık istekleri de göz önüne alınır. Optimum ortalama sıcaklık deyince, meyve ağaçlarının fotosen¬tez, respirasyor, absorbsiyon, transpirasyon gibi fizyolojik olayların yerine getirilmelerindeki en uygun sıcaklık derece¬leri anlaşılır. Türlerin optimum sıcaklık istekleri farklı¬dır, örneğin, Kayısılar elmalara, antepfıstıkları kayısılara, zeytinler kayısılara ve hurmalar ise zeytinlere göre daha yüksek optimal sıcaklık isterler. Optimal sıcaklığın hesap¬lanmasında daha cok büyüme periyodundaki sıcaklık ortalamalı-rı dikkate alınmalıdır.

Optimalin üzeri ve altındaki sıcaklıklarda ise meyve ağaçları yaşamlarını sürdürebilir fakat gerek ağaçta gerekse meyvelerde gelişim bozukları baş gösterir, örneğin optimalden yüksek sıcaklıklarda meyve dökümleri artar ve suyun az bulun¬duğu durumlarda stomaların kapatılması onucu fotosentez ora¬nı düşer ve yeterince karbonhidratça beslenemediklerinden ka¬lite bozulur. Optimalin altındaki sıcaklıklarda ise; büyüme ve verimliliğin azaldığı görülür. Düşük sıcaklık nedeniyle meyve alacalarında yeteri kadar karbonhidrat depolanamadığın-dan ağaçların sonbahar ilk donları ve kıs soğuklarına daya¬nımı azalır. Bu gibi durumlarda meyve ve dalların olgunlaş¬masını daha da geciktiren geç sulamalar, aşırı azotlu gübre¬lemeler ve derin budamalardan kaçınmak gerekir. Meyvelerde görülen soğuk zararının şiddeti tür ve çeşit yanında, ağacın fizyolojik durumu, organları, toprak faktörleri, sıcaklık de¬recesinin şiddeti ve süresi ve anaç gibi faktörlere de bağlı olarak değişir.

Kış sonlarında dondan ileri gelen zararlanmalar çoğu kez, bu zamanlarda hayaların ısınması sonucu meyve ağaçları¬nın kış dinlenmesinden çıkmaları ve böylece düşük sıcaklıktan . za,ra,r görmeleri şeklinde olur. Bu zarar daha ziyade badem ve erik qibi üşüme ihtiyacı az olan meyve türlerinde sıkça görü¬lür.

l.b. Toprak sıcaklığı

Meyve yetiştiriciliğinde toprak sıcaklığının etkisi doğ¬rudan ve dolaylı olmaktadır. Toprak sıcaklığının her meyve tür ve çeşidi için optimal derecede bulunmasıyla kök teşekkü¬lü artar. Sıcaklışın .çok yükselmesi veya düşmesiyle kök olu¬şumu olumsuz yönde etkilenir. Sıcaklığın +35 "C nin üzerine çıkıp zararlandırması çok ender görülmekle birlikte, düşük sıcaklığın zararlarına daha çok rastlanmaktadır. özellikle toprak yüzeyinin karla örtülü olmadığı ve toprak sıcaklığının -1O»C nin altına düştüğü yerlerde köklerdeki etkisi daha öl¬dürücü olmaktadır.

Toprak sıcaklığı, köklerin topraktan su ve suda erir maddelerin alınmalarına da etki eder. Genel olarak düşük sı¬caklıkta suyun toprakta haraketi azalmakta ve köklerce alımı güçleşmektedir.Bazande topraktaki su düşük sıcaklık nedeniyle donmakta ve ağaçlar donmuş suyu alamamaktadır. Su olduğu hal¬de bu suyun alınamaması bitkilerde, özellikle kurak olan böl¬gelerde kuru ve rüzgarlı geçen günlerde şiddetli transpiras-yon nedeniyle susuzluktan kurumalara neden olabilir (fizyo¬lojik kuraklık). Bu gibi yerlerde kış’ sulamaları yapılarak, toprakta özellikle köklerin çevresindeki su miktarını artır— mak ve böylece ağacın su düzenini kurmasına yardımcı olmak

Previous

What’s Charısma

Granitik Kayaların Mineralojisi,petrografisi, Tektonik Ve Jeokimyasal Sınıflandırılma

Next

Yorum yapın