Kapgan Kağan Ve Dönemi

|

Kapgan Kağan ve Dönemi

682 yılında ağabeyi İlteriş Kağan’ın ölümü üzerine oğulları olan Bilge ve Kültigin’in yaşlarının küçük olmasından dolayı devletin başına kardeşi Kapgan kağan geçti. 27 yaşında kağan olan haşin karakterli Kapkan Türk tarihinin büyük fatihlerinden biridir. Neticede kaynaklarca Kapgan en çok zafer kazanan çini en fazla korkutan devletini çağın en kuvvetlisi yapan kağan olarak tanınmıştır. Tonyukuk yazıtında da Bögü olarak da zikredilen Kapgan’nın adı fatih anlamına gelmektedir. Onun uyguladığı siyasetin üç temel hedefi vardır.

1- Çini daima baskı altında tutmak. Böylece Türk devletinin dış tehlikelerden korunması ve halka yeterli ölçüde tarım sağlanması imkanına ulaşacaktı.

2- Çin de dağınık halde bulunan Türkleri ana yurda çekmek böylece Türkler yabancı idareden kurtarılmış; ülkede askeri ve iktisadi gelişme hızlandırılmış olacaktı.

3- Asya kıtasında ne kadar Türk varsa hepsini Göktürk bayrağı altında toplamak. Böylece de Türk birliği yeniden kurulacaktı.

693 yılındaki Çin baskını ile ilk seferini yapan Kapgan kağan aynı yıl içinde kuzey Çin eyaletlerine 9 akın yaptı. Çinlilerin hasmı olan Kıtanları mağlup ederek Çin imparatoriçesinden. Şu isteklerde bulundu;

1- 630-681 Yılları arasında Çinliler tarafından esir alınan Türklerin geri verilmesini

2- 1250 Ton tohumluk darı ile 3000 Tarım aleti gönderilecek.

3- Çin ayrıca 10000 Libre (yaklaşık 5000 Ton) demir verecek.

Kıtanların isyanın Göktürk ordusunun yardımıyla bastırılması neticede Çin’deki esir Türklerin geri gönderilmesine izin verilmiş, tohumluk darı ve demir gönderilmiştir. Bu suretle planın ilk iki maddesi gerçekleştirilmiş oluyordu. Bundan sonra meydana gelen savaşlarda Çin ordularının hepsi yenildi. Tang İmparatorluğunun iç işlerine karışmaya başladı. Ülkesi lehine menfaatler koparmaya çalışıyordu. Kızını bir Tang prensiyle evlendirmek suretiyle adı geçen hanedanın geleceğinde söz sahibi olmayı planladı.

Tang sarayı önce Göktürkleri oyalama yoluna gitti. Sonra sahte prens gönderdiler. Üstelik hediye olarak gönderilen altının değeri de çok düşüktü. Kapgan gerçeği anladı ve ülkesine yollanan heyetten Yan Chih-wei’i Çin kağanı ilan etti. 698 yılından sonra büyük bir akına geçti. 703 yılına kadar çinin kuzey eyaletleri sürekli yağmalandı. 300-400 bin kişilik ordularına mağlup oluyordu. Bütün Çinli kumandanlar yenilgiden kurtulamıyordu.

Dışarıda ve içeride sayısız zaferler kazanmasına rağmen Kapgan milletine karşı zalimce davranıyordu. Onun ser tutumları yüzünden Orhun abidelerinde de sık sık görüldüğü üzere boylar isyan ediyordu.

Artık Orta Asya’nın en kuvvetli hükümdarı. Seviyesine yükselen Kapgan Göktürk Devleti için bazı idari değişiklikler yapma yoluna gitti. Bu devletin hızla gelişip büyümesinin bir sonucuydu.

Kapgan kardeşi Tu-hsı-fu’yu sol kanat (doğu) Şad’ı ağabeyi kutluğun oğlu bilgeyi sağ kanat Şad’ı tayin etti. ayrıca kendi oğlu Fuchüyü bu iki şad’ın üzerine “küçük kağan” ünvanıyla vazifelendirdi. Küçük kağan aynı zamanda on kabilelerin çanak reisi olmuştu.

Bu arada Göktürk devletinin akınları devam ediyordu. Batı da isyan eden Türkişlere karşıda seferlere girişildi. Küçük kağan, Bilge, Şad ve Tonyukuk idaresi altındaki Göktürk orduları Altay dağlarını aştı. Yarış ovasına vardıktan sonra Bolçu da Türkişleri ağır bir bozguna uğrattı. Bolçu zaferi sonunda Türkişlerin bütün Nu-sphih-pı ve Tolu kabileleri yani Balkaş, ili, Isıkgöl ve Talas bölgelerindeki Türkler Kapgan’ın hakimiyetini tanıdılar.

Göktürk akınları devam ediyordu. Yaklaşık 25 yıldır Türkler tarafından idare edilen batı Türkistan’daki şehir krallıkları buralara ulaşan Arap saldırılana karşı koyabilmişti. Sıra büyük plandaki üçüncü maddenin uygulanmasına gelmişti. Ya şimdiki hedefe Maveraünnehir idi. Buranın coğrafi mevkii iklimi ve verimli toprakları ile zengin bir yer olduğu bilinir. Bundan dolayı o tarihlerde doğu yönünde ilerleyen Müslüman Araplar Maveraünnehire el koyma çabasındaydılar. Yine Tonyukuk inal ve bilge komutasındaki batı orduları grubu Maveraünnehire girdi. Kızıl kum çölüne daldı. Bir Türkiş başbuğu idaresinde bulunan Soğa halkı teslim oldu. 702 yılının ilk baharında yen ve Hsia eyaletlerine akın yapan Kapgan 100 bin at ve koyun ele geçirdi.

703 yılına geldiğinde Göktürk kağanın politikasında bir değişiklik yaptı. Saldırılarını durdurarak Çin’e bağa Tarkanı elçi olarak gönderip yeni bir evlilik ittifakı faaliyetinde bulundu. Ancak bu sefer damat olarak istenilenin Tang imparatorluğuna mensup değil ayrıca veliahtın oğlu olması da gerekiyordu. Kapgan’nın gayesi tabiiki tang’ın hanedanlığı içerisinde çok daha fazla söz sahibi olmaktı. Geçen defa kötü tecrübelerinde dolayı imparatoriçeye bu sefer daha temkinli davranmaya çalıştı. Neticede Kapga’nın teklifi kabul edildi. Teklifinin kabulünden duyduğu memnuniyeti göstermek için ileri gelen devlet adamlarından İ-litön-kon’ı bin baş at ile birlikte Çin sarayına gönderdi. Göktürk elçisinin şerefine eğlence tertip edildi. Göktürk elçisine bu denli itibar edilmesi Kapgan’ın ve Göktürk devletinin Çin nazarındaki üstün yerini açıkça göstermektedir.

705 yılında imparatoriçe Wu yeni reformlar yaparak başarısız kumandanları görevlerinden aldı. Göktürk devletini yıkıp ele geçirmek için yeni planlar yapmaya başladı.

Devlet adamı imparatordan önemli kale yapılmasını, kumandan ve valilerin görevden alınmasını, yenilenin cezalandırılmasını tavsiye eder. Bundan sonra Çinliler Göktürk ülkesi iç inde büyük bir casusluk faaliyetini uygulamaya koyuldular. Hanedan olmayan diğer Türk boylarının çoğu ayaklandı. Aslında Kapgan Çinli casuslardan birini öldürtmüştü. Buna rağmen 708 yılından itibaren her yıl Kapgan kağan idaresine karşı çok sayıda isyan patlak verdi. Onun aşırı zalim olmasında bunun etkisi çoktu. Ülke isyanlarla gark olmasına rağmen kapsa Çin ile ilişkilerini ihmal etmiyordu. Esasında dostluk kurmak istiyordu. Ve bunu gerçekleştirmek iç in 711 yılında oğlu Yang-wo-chin egin’i ikamet etmek üzere Tang sarayına gönderdi. Eskisine göre daha ılımlı politika izledi 710 yılında isyan eden Kırgızlar Bilge ve Kül Tegin kumandasındaki ordular tarafından 2. defa mağlup edildiler. Aynı yıl Bayırkular bozguna uğratıldı. 711’de Türgülerin isyanı bastırıldıktan sonra Bars bey Türgiş Kağanı tayin edildi. Bilge’nin kız kardeşiyle evlendirildi.

714 yılında İnel Kağan Torna Tegin ile Hua-pa ilteber ünvanlı Kapgan’nın kız kardeşi beş Balıkın kuzeyine saldırdığında başarısızlığa uğradı. Dönmeye cesaret edemeyen bunların bir kısmı yanındakilerle birlikle Çin’e teslim oldular. Kapgan’ın idaresi çatırdamaya başlamasına rağmen Moğol kabileler ve kıtanlar bağlanmışlardı. Göktürk ordusu 400 bin kişiyi bulmuştu. Ancak çok yaşlanmasına ve aşırı sert tutumu devletin başına dert oluyordu. Bu yüzden batıdaki Türgişler korluklar gibi birkaç büyük Türk boyu yassal olmak için Çin’e başvurdu. Çinliler onların teklifini kabul etmekle birlikte Göktürk ülkesi içinde önemli stratejik mevkilerde oturmalarını istedi. Aynı yıl yenilen dokuz oğuzların bir kısmı da Çin’e sığındı. Bütün bu hadiseler karşısında kapsan defalarca korluk ve diğer asi boylara saldırıp onları dağıtmıştı. Buna rağmen Azlar ve İzlgiler de 715 yılında isyan eden boylar arasına katıldı. Göktürk devletinden kopmaların ardı arkası kesilmiyordu. Neticede devletin gücü zayıflayınca devletin tabiiyetinde olan Kore Çin’e bağlandı. Hatta Kapgan’ın damadı A-shih-te tulo bile Çin’e sığınmıştı.

Çin imparatoru Kapgan’ı tamamen ele geçirmek ve Göktürkleri yıkmak için 3 ayrı bölgedeki Türk boylarına hediyeler ve ünvanlar vererek onları tahrik etti. Bunlardan önce bayırlar isyan ettiğinde derhal harekete geçen kapsan Tola Irmağı kıyısında onları ağır bir bozguna uğrattı. Ancak tedbirsiz davranarak az sayıda askerle geri dönerken Söğüt ormanında bayırların reisinin hücumuna uğradı ve öldürüldü. Kesik başı o sırada Bayırkuların yanında bulunan Çinli elçi tarafından Çin’e gönderildi.

24 yıl parlak zaferlerle dolu bir kağanlık dönemi geçiren Kapgan’ın sonu böylece çok hazin oldu. Yerine daha önce tayin ettiği oğlu geçti ise de kutluğun oğlu Kül Tegin bir ihtilal yaparak onu ve ailesini ortadan kaldırdı. Sonra ağabeyini bilge Şad’ı kağan olarak tahta geçirdi.

BİLGE KAĞAN VE KÜLTİGİN

Kapgan kağanın ölümüyle bilge kağan olarak Kültigin ise sol bilge prensi olup askeri işlerin idaresi ile meşgul olmaya başladı. Bu arada Kapgan zamanın devlet adamlarının çoğu ihtilal sırasında öldürülmüş sadece 7 yaşı 70 den fazla olan ve halk tarafından çok saygı duyulan bilgenin kayınpederi Tonyokuka dokunulmamış, sağ bırakılmıştı.

683 yılında doğan bilge kendisinden önceki devlet adamları gibi Çin esareti görmediği için şanslıydı. 692 de babası öldüğünde yaşı küçük olduğu için kağan olamadı. Ancak 697 de Tarduş halkı üzerine şad tayin edilmişti.

Kültigin ise 685 yılında doğmuştu. Ağabeyinin Tarduş halkı üzerine şad tayin edildiği sırada o’da merkez ordusuna girmiştir. 16 yaşına geldiğinde ise iyi bir savaşçı olmuştu.

Bilge diğer Göktürk kağanlarından farklı olarak kaynaklara karakteri insancıl dost canlısı nitelendirilmişti.

Devlet yönetimindeki değişikliklere rağmen boy isyanları durmuyordu. 716 yılında Selenga ırmağı boyunda Uygurlar mağlup edildi. 717 yılında oğuzlardan bir grup kaçıp Çin’e gitti kıtan ve Tatabılar Çin’e Tang imparatorluğu ile müttefik olurken batıda Türgişler Su-lo önderliğinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Üstelik Maveraünnehir’den doğuya doğru ilerlemek isteyen Arap kuvvetlerini de durdurdular. Boyların çoğu devletle savaş halindeydiler. Savaşların uzun sürmesi, sıkıntıların devam etmesi devlete bağlı kalanların da güvenlerini kaybetmelerine yol açıyordu. İşte böle karışık bir anda bilge Tonyokuk’u göreve çağırdı ve o’nun görevi planlamacı yani stratejisitti 717 yılının yazında Çin’e bağlanan Tatabılar üzerine yürüyen bilge onları cezalandırdı. At sürülerini ve bütün mallarını ele geçirdi. Kaçan Tatabılar kadırgan dağlarına yerleştiler. Bu arada önce Çine bağlanan beylerden bazıları geri döndü. Yine Çin’e gitmek, zorunda kalmış halk Çinlileşmeyi reddederek ayaklandılar ve birkaç mücadeleden sonra Göktürk ülkesine geri döndü. Korluluklular da çinin kışkırtması ile ayaklandılar ve büyük bir ordu ile Ötüken’e kadar sokuldular, devlet merkezini tehdit ettiler. Kültegin Alp Saçlı adlı atıyla hücum edip önüne gelen Karlukluları yıkmaya başladı. Neticede 718 yılında korluklular da yenilgiye uğratılıp halkları devlete bağlanmış, idarecileri ise öldürülmüştü. Bu sayede Karluk problemi de çözüldü.

Ülkesi içinde huzuru sağlayan bilge yönünü Çin’e çevirdi.y büyük çapta yağma ve akın planları yapıyordu. Üstelik yıllar önce gidenlerin geri dönmesi ile gücü artmıştı. Ancak Tonyukuk derin tecrübesi ile engellemişti. Tonyokuk insanların savaşla değil, barışla zenginleştiğini Göktürklerin henüz bir araya toplandıklarını henüz zayıf olduklarını kuvvetlenmek için en az 3 yıldan fazla zaman gerektiğini açıklamıştı. Akabinde bilge kağan şehirlerin etrafını duvarlar ve kalın surla çevirmek, ve Budist tapınaklarını inşa edip Budizmi yaymak isteğine de Tonyokuk karşı çıktı. Çünkü Türklerin sayısı ve evleri çok azdı. Daha doğursu Çinlileri yüzde 1 bile değildi. Buna rağmen Çinlilerle savaş meydanlarında savaşılıyor ve galip geliniyordu. Surlar ve otlaklar takip ediliyor, sürekli bir yerde durulmuyordu. Avcılık önemli bir meslekti dolayısıyla savaş pratiği yapılıyordu. Eğer kuvvetli ise saldırıp yağmalıyor, zayıf oldukları takdirde kaçıp dağların, ormanların ortasına saklanıyorlardı. Göktürk askerinin gücü büyük ölçüde hayat tarzına dayanmaktaydı. Şayet surlu şehirle inşa edilip içine otururlarsa eski yetenekleri değişirdi. Neticede bir kere yüz-yüze gelince mağlup olunur. Tang imparatorluğu tarafından ele geçirilirlerdir. Diğer taraftan ülkede Budizm propagandasına izin verilmesi ve bu dinin metodlarının uygulanmasına gelince bu din insanları zayıflatması söz konusuydu. Sav aş halinde kuvvetli olmak gerekirdi oysa Budizm Türklerin sav aşçı kuvvetli olmalarını önlerdi.

Bilge kağan o’nun tavsiyelerini dinledikten sonra Çin’e akın yapmaktan vazgeçti. Üstelik elçi göndererek barış yapmayı teklif etti. Fakat Tang imparatoru Hsüan-T’sung kabul etmedi. Göktürklerin eski gücüne kavuştuğunu gören Hsüan-Tsung onları ortadan kaldırmak için büyük planlar yaptı. İmparatorun kesin kararı savaşmaktı. Batıdan Basmıllar, doğudan Tatabılar ve kıtanlar hücum edecek güneyden de Çin orduları harekete geçip Göktürkler sıkıştırılacaktı. Bu zamanda Göktürk devlet içindeki bir çok bey ve kişi Çine sığınmış, onlarla iş birliği yapmıştır. Söz konusu ordu Chi-Luo suyunun yukarısında toplandı. Çeşitli kollara bölünüp Göktürklerin üzerine doğur ilerledi. Bu esnada Tatabılar ve Kıtanlar doğudan Basmıllar ise batından farklı yollardan ayrı ayrı hareket etmekle görevlendirilmişlerdi. Bütün bu olaylar karşısında bilge kağan korkup endişelenmeye başladı. Ancak tecrübeli devlet adamı Tonyokuk hemen devreye girdi. Bilge kağana onların aralarındaki mevkiinin çok uzak olduğunu güçlerini birleştirip birlikte hareket edemeyeceklerini, sadece Basmıllar harekete geçerse de onları yenebileceklerini anlattı. Olay tam anlamıyla anlattığı gibi oldu. Basmıllar 721 yılının sonbaharında tek başlarına Göktürk merkezine hücum ettiler. Çinliler Tatabılar ve kıtanlar henüz varamamıştı. Bunun üzerine korktular ve geri çekildiler. Geri çekilenleri bilge takip etmek istediğinde Tonyokuk Göktürk ordusunun hızlı gitmesini engelledi. Çünkü halkının 500 km gittikten sonra savaşta öleceğini henüz savaşılmadığını belirtti.

Bilge kağan bu zafer üzerine rahatladı. Yönünü Çin’e çevirerek Konsu bölgesini yağmaladı. Üzerine gönderilen Çin ordusunu mağlup etti.

Daha fazla ilerlemedi çünkü artık Çin işlerine çok girmenin faydasız olduğunu öğrenmişti. Kendisinin de yazıtında belirttiği gibi O’nun asıl hedefi ülke içindeki huzuru ve refahı sağlamaktı.

Dolayısıyla bunun akabinde bir elçi gönderip Çin’e barış teklifinde bulundu.

Nihayet Çin’deki Tang imparatoru hanedanı Hsün-tsung Göktürk devletinin gücünü kabul etti. Bir yandan barış ilişkilerin geliştirirken, diğer taraftan sınırlardaki savunma tedbirlerini arttırmaya başladı. Bu arada sarayda kendi devlet adamları ile yaptığı müzakerelerde bilge kağanın iyi bir idareci olduğunu Tonyokuk’un ise tecrübeli bir devlet adamı olarak Çin için tehlikeli oldukları biliniyordu. Ub arada Çinlilerin gönderdiği elçiyi bütün devlet adamları iyi bir şekilde karşılamış, ziyaret eden Çin elçisini kendisine söz verdiği halde evliliğin gerçekleşmediğini belirterek suçlamıştır. Çinli elçi bu durum karşısında imparatorun prensi göndereceği vadini vermiş olmasına rağmen bu evlilik gerçekleşmedi.

Bilge kağan yine de dostluk ilişkilerini sürdürmek adına veziri buyruk çoru Çin sarayına göndererek meşhur atlardan sunmuştur. Çin sınırlarındaki askeri faaliyetlerini de durdurmuştu. Çin ile bir anlaşma yaptılar bu anlaşmaya göre Çin her yıl yüz binlerce top ipek kumaşı Göktürk’lere gönderecektir.

731 yılına gelindiğinde II. Göktürk devleti büyük bir kahramanı kaybetti. Kütiginin ölümü ağabeyi bilgeyi deriden etkiledi bu yüzden O’nun adına diktirdiği kitabesinde; “ Küçük kardeşim Kül Tegin vefat etti. Matemlere gark oldum. Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Kaygu ve tasa içinde kaldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsan oğlu hep ölmek için türemiş. Öyle düşünceye daldım. Gözden yaş gelse engel olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin oğlumun beylerimin milletimin hali fena olacak diye düşünceye daldım.”

Kültiginin cenaze törenine Göktürklerin komşuları hepsaden katılımlar olmuştur. kıtan ve Tatabıları temsilen general Çin imparatorundan İşiyi Likeng gelmiştir. Tibet kağanından bölün Saodlar, İranlılar ve Buraha şehri tarafından general Nek ve oğul Tarkan gönderilmiştir. Kültegin için bir abide dikilecek bu abideye ağabeyi bilgenin sözleri oyma suretiyle yazılacaktı.

Bilge kağan artık yalnızdı. 697 yılından beri devlet yönetiminde ve savaş meydanları da omuz-omuza çarpıştığı Kültegin ve Tonyokuk artık yoktu. Zaten Orta Asya da ona karşı duracak pek bir güçte kalmamıştı. Sadece 733 yılında Tatabı halkı baş kaldıracaktı. Bilge Kağan bunun farkına vardı Tanger dağında 30 askerini öldürdü. II. Göktürk devleti uzun zamandır Çin ile barış Çin de yaşıyordu. Bilge yeniden bir Çin prensesiyle evlenmek istediğini yineledi imparator Hsüng bunu kabul etti ve evlilik sürecinin başlamasını teklif etti.

Bundan sonra beklenmedik bir şekilde bilge buyruk çor tarafından zehirlendi. O’nun bilgeyi zehirleyiş nedeni hakkında kaynaklarda hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Yalnız buyruk çok Çin’e birkaç defa elçi olarak gitmişti. Orada Çinlilerden etkilenmiş olabilirdi. Bilge zehirlendikten sonra hemen ölmedi. Kendisini buyruk çorun zehirlediğini öğrendi. Onu ve ailesini öldürttü kendisinde 25 kasım 731 yılında vefat etti. Cenaze töreni ise 22 haziran 735 yılında yapıldı. Cenazeye Çin’den 500 kişi gelmişti. Altın ve gümüşten bol miktarda getirdiler. Bütün millet cenaze töreninde saçlarını kulaklarını kestiği gibi en iyi cins atlarını kürklerini hediye olarak sunmuştur.

Bilgenin vasiyeti

Türk milletinin tarihinde hiçbir şüpheye yer bırakmadan sahip olduğu en önemli abideler Orhun yazıtlarıdır. Bugün dünya yüzeyinde çok geniş bir alana yayılmış olan Türk milleti bu abidelerle mukan içinde genişliği olan milletimizin, zaman içindeki derinliğini gösteren en önemli vesikalardır.

Türk adının yani milletimizin isminin geçtiği ilk Türkçe metin bunlardır. İlk Türkçe Türk tarihi özellikle taşlar üzerine kazınıp milletin hafızasına nakşedilmesi hedeflenen metinlerdir.

Bu yazıtlarda Türk hükümdarlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması, devlet ve milletin karşılıklı vaziyetleri, Türk dünya nazmının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, Türk askeri dehasının Türk gururunun ilahi yüksekliği, Türk feragat ve faziletinin büyük örneği, ihtişamlı hitap tarzı, Türk milliyetiçiliğinin temelleri görülmektedir. Bunun yanında Türkçe’nin tarihin eski devirlerinde dahi işler zengin bir dil olduğu anlaşılmaktadır.

Orhun yazıtlarında yazılan satırların Çinlilerin haricin de birkaç tanesi Yollug Tegin ve Bilgenin oğlu Tengri Kağana aittir. Diğerleri ise tamamen bilgenin sözleridir. Milletine hitaben o şöyle demiştir. Onun sözlerinin temaları şöyle sıralanabilir:

Dünyanın tanımı ve yaratılışından bahsedilmiş, sonra Türk milletinin yaratılışı ve töresi anlatılmıştır. Türk devlet felsefesi açıklandığı gibi Türk inanç ve hukuk sistemlerine yer verilmiştir. Dünyaya nizam vermek ve bütün insanları idare etmek, beylik gururu açıkça anlaşılmaktadır.

Tarihi bilgiler kaydedilmiş ve Gök-Türk devletinin kuruluş söz konusu edilmiştir. Diğer büyük boylarında itaat altına alınışı ve düşmanlara boyun eğdirilişi açıkça vurgulanmıştır. Çin sınırlarının dışındaki bütün yerler, Türklerin ufuklarında ulaşabildikleri bütün yerler Gök-Türk kağanlığına bağışlanmıştır.

Hükümdarların yetersiz oluşu, milleti ve devleti idare edememeleri basedildiği gibi milletin vefasız oluşu da acı bir şekilde dile getirilmiştir.

Çinlilerin hile ve entrikalarının sürekli Gök-Türk’lere verdiği zarar açıklanırken, neticede çıkan iç savaş ve üzerlerine çöken Çin zulmü esareti izah edilmiştir.

Bağımsızlığın yeniden kazanılması anlatıldıktan sonra sık sık patlak veren boy isyanları dolayısıyla bilge milletine sitem etmektedir. Kemiklerinin dağlar gibi yığılmasının, kanının ırmaklar gibi akmasının unutulmaması gerektiği söylenmiştir.

Türk milletinin geleceğinin dünyasının sınırları çizilmiştir. Eğer bir birlik halinde olurlarsa ve devletlerine ülkelerine canları pahasına sahip çıkarlarsa Türk milletinin ebediyen hür müreffeh ve mutlu bir şekilde yaşayacağını anlatmıştır.

Bilgenin milletinin ebediyen okuması ders alması sahip çıkmasını istediği sözleri şu konulara ayrılabilir.

Bilge Kağanın vasiyeti

– Bilgenin kendini tanıtması

– Sözlerini hiyerarşik sıraya göre işitecekler

– Göktürk ülkesinin sınırları

– Türk milletinin oturması gereken yer

– Çin ile kurulacak ilişkilerin mahiyeti

– Devlet ihtiyaçlarının temin edilmesi

– Çinlilerin hileleri ve tuzakları

– Çinlilere karşı uygulanması gereken politika

– Kağanların sözünün millet tarafından dinlenmemesi

– Bilgenin milleti için yaptıkları

– Kitabelerin dikiliş amacı

– Dünyanın yaratılışı

– Göktürk hakimiyetinin yayılış alanı

– Göktürklerin tarih sahnesine çıkışı ve I. Göktürk Devletinin kuruluşu

– Mukan Kağanın ölümü

– Sonraki kağanların yetersizliği, yeteneksizliği

– Beylerin iteatsizliği

– Milletin isyankarlığı

– Doğu Göktürk devletinin yıkılışı ve Çin hilekarlığı

– Milletin perişanlığı

– Çin esareti ve bunun getirdiği acılar

– Çine karşı isyan

– Kutluk ve İlbilgenin yaratılışı

– II. Göktürk devletinin kuruluşu ve teşkilatlanması

– Kutluğun savaşları

– Kapgan’ın tahta çıkışı

– O’nun zamanında bilge ve diğerlerinin çalışmaları

– Elde edilen zenginliğe rağmen milletin iteatsizliği

– Kapgan’ın ölüm sebebi

– Bilgenin hükümdar oluşu sırasında halkın durumu

– Bilgenin faaliyetleri ve zaferleri

– Boyların itaat ettirilmesi

– Milletin doyurulması

– Düşmanların yok edilmesi

– Kültegin’in başarıları

– O’nun ölümü ve yas törenleri

– Kültegin’in vefatından duyulan üzüntü

– Bazı Moğol ve Soğud’ların isyanı onların tertip edilmesi

– Bilgenin Kültigin’e karşı duyduğu minnet duyguları

Bilgenin Sözlerinin Yorumu

(Kültegin’in Güney yüzü, bilge kağanın doğu yüzünden başlayarak)

Bilgenin Kendini Taktimi:

Bilge kağan öncelikle yazıtlarında sözlerine başlarken kendini tanıtmaktadır. Tanrıya benzeyen ve tanrıdan olan Türklerin bilge kağanıdır. Ve o devirde tahta çıkmıştır. Sonra sırasıyla devlet erkanından başlayarak milletine boylarına kadar herkesin dikkatini sözlerine çekmektedir. Bir bakıma anlatacağı bilgilere herkesin önem vermesini istemekte, onları uyarmaktadır. Önceliği erkek kardeşlerine, oğullarına vermekte, arkasında Göktürk hanedan ailesine, merkezde halkına seslenmekte, sonra devletin diğer bölgelerindeki idarecilere sağdaki sadapıt beylerine, soldaki Tarkanlara kumandanlara otuz tatarların beyleri ve halkına hitap etmektedir.

Hakimiyetin sınırları:

Kendi devlet adamlarını ve halkını sözlerini iyi anlamaya çağırdıktan sonra kendi hakimiyet alanın sınırlarını çizmekte. Doğuda güneşin doğuduğu yere batıda güneşin battığı yere, kuzeyde en ıssız bölgelerine kadar her tarafta yaşayan milletlerin ona bağlı olduğunu belirtmektedir. Aslında bunlar o zamanın Orta Asya’sında Türk insanın bilebildiği ufukların sınırlarıdır. İşte bu sınırlar içerisinde yaşayan bütün milletleri düzene soktuğunu ve ona tabi olan milletlerin bundan sonra çok iyi vaziyette bulunduklarını açıklamaktadır.

Millete tavsiyeler:

Sıra milletine nasihat vermeye gelmiştir. Eğer kendisinden sonra başa geçecek Göktürk kağanları Ötüken ormanında otururlarsa ve bu mevkiden devleti idare ederlerse ülkede sıkıntı olmayacağını ileri sürmektedir. Bunun akabinde kendi seferlerini sıralamaktadır. Öncelikle Çin’in Şantung ovasına kadar ordularını ulaştırmış, büyük okyanusa çok az mesafe kala durmuştur. Şantung asıl Çin sahasının içlerinde doğusuna doğru çok önemli bir merkezdir. Bilge kağan Çin’deki Tang imparatorluğuna ağır darbeler vurduktan, hedefine vardıktan sonra ordularını geri çekmiştir. Güney istikametine doğru yapılan seferlerde Orta Asya’nın bu yönde sınırı olan Tibet e yaklaşan bilge, dokuz ersin (Karaşar’a) gittiğini bildirmektedir. Batıda ise İnci (Seyhun-Sır Derya) ırmağı geçilerek demir kapı (Semerkant-Belh yolu üzerinde)’ ya varmış, kuzeyde ise Bayurku boyunun yaşadığı yere kadar ordularını götürmüştür.

Böyle geniş bir alanda sefer ettiği oraları gördüğü halde ona göre oturulacak en iyi yer Ötüken’dir. Dünyada oradan iyi hiçbir yer yoktur. Bunu özellikle kendinden sonra gelecek Göktürk kağan ve devlet adamlarına söylemektedir. Bahsettiği birbirinden çok uzak makamları gören, uzun mücadeleler yapan bilge neticede Türk milletini idare etmek için en uygun mevkiinin Ötüken olduğunu önemle vurguladıktan sonra, orada oturduğunu ve devletinin en büyük düşmanı Çin ile ilişkilerini düzenlediğini anlatmaktadır. İzlenen politika ve yapılan anlaşmaların sonucuna göre Göktürklerin ihtiyacı olan altın, gümüş ve ipekli kumaşların herhangi bir zorluk çıkarmadan kolayca gönderir hale gelmişlerdir.

Çinlilerin Karakteri:

Bu arada bilge Çinlilerin karakter tahlilini yapmaktadır. İnsanları etkilemek için sözleri çok tatlı olan Çinlilerin ipekli kumaşları da yumuşak imiş. Bunları kullanarak, çinin dışında yaşayan yabancı milletleri kendi tesirleri altına sokarlar ve yakınlaştırırlarmış böylece Çin’e yakınlaşan kavimler arasına fesat tohumlarını kolayca yayarlarmış. Bunların içindeki cesur iyi ve akıllı kişilerin yükselmesini engeller, herhangi bir suç işlerse onu cezalandırmazlar imiş. Neticede o toplumu bunalıma sürüklerlermiş. Sonra onu cezalandırırlarmış. Türk haklıda Çinlilerin tatlı sözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına kanmış, neticede çok ölü vermişti.

Milletin Vefasızlığı:

Bundan sonra Çin’e giderse yine ölecekti. Eğer Ötüken topraklarında oturup buradan Çin’le gerekli ilişkileri kurarsa oraya ve diğer ülkelere kervanlar gönderirse ebediyen yaşayabilecektir. Bilge kağan özellikle milletinin dikkatini çekmek istemekte ve “Ey Türk Milleti” diye seslenerek aç iken tokluğu düşünmediğini, tok iken açlığı aklına getirmediğini belirtmektedir.

Bundan dolayı kendisini besleyip doyuran milletin Kagan’ının sözünü dinlemediğini ve onun rızasını almadan her yere gittiğini, gittikleri yerlerde mahvolduğuna ve bitip tükendiğine işaret etmektedir. Dağıldıkları yerlerde yine bitkin vaziyette bulundukları sırada, Tanrı’nın lütfuyla üstelik Bilge’nin talihi olduğu için tahta geçmiştir.

Gök-Türk hükümdarı olduktan sonra dağılmış olan fakir ve yoksul milleti derleyip, toplamış arkasından fakir milletini zenginleştirmiştir.

Abidelerin dikiliş sebebi:

Bu arada anlattıklarının kesin doğru olduğuna inandırmak için söylediklerinin “yalan olmadığını” sormaktadır. Türk milletinin ve beylerinin onun sözlerini iyice işitip kavraması için ebedi taşlara oydurarak yazdırdığına işaret ediyor. Türk milletinin onun sözünden nasıl çıkıp mahvolacağını, nasıl devlet sahibi olduğunu da bu yazıtlarda anlatıldığını vurgulamaktadır.

Herkesin bu yazıtları dikkatle okuması gerekmektedir. Çünkü onun yazdıklarını okurlar ve ona göre iş yaparlarsa Türk milleti iyi durumda yaşayacaktır. Söylenmesi gereken ne varsa Bilge, abidelere kaydettirmiştir. Ayrıca Çin İmparatoru’ndan ressam ve heykeltıraşlar getirterek abideleri süslemiştir. Çinliler onun hatırını kıramamışlar ve en iyi sanatçılarını göndermişlerdir.

Bilge, yine batı tarafından merkeze en uzakta olan Türk boyları On-Oklardan devlete bağlı yabancılara kadar herkesi sözünü dinlemeye çağırmaktadır. Abidelerin (Bengü Taş) dikildiği yer merkeze yakın bir yerdir. Ayrıca boyların erişebileceği noktada olup rahatça yazılanları okuyabilirler. Taşların üzerine bilgenin söyledikleri Kül Tekin’in yeğeni Yolluğ Tegin yazmıştır.

Bilge, Kül Tegin yazıtının doğu yüzünün ilk satırında dünyanın yaratılışından başlamaktadır. Önce gökyüzü sonra yer yüzü (Yağız Yer) yaratıldığı zaman bunların arasına kişi oğlu (İnsanlık) yaratılmıştır. İnsanlığı idare etmek maksadıyla Bilge’nin ataları Bumin ve İstemi tahta çıkarılmışlardır.

Türk Devletinin kutsallığı ve sahip olması gereken sınırlar:

Görüldüğü gibi Bilge’nin kafasında türk ülkesinin sınırları yoktur. Onun ufkunda insanlığı gözünün ulaşabildiği sınırları, yani bütün dünya Türk yurdudur. Sadece Türkler kasdedilmemiş dünya ve insanlık bütün olarak düşünülmüştür. Bu sözler tarihte Türk devlet anlayışının hedefini açıklayan en iyi kaynaktır. Dünyada hakim idareci unsun Türklerdir. Diğer bütün milletler eşittir. Türk ülkesinde herhangi bir huzursuzluk çıkarmadıktan sonra rahatça yaşayabilirler. Yani Türk devletinin tebası olabilirler. Ancak, Türk devleti kutsaldır ve ebediyete kadar yaşamalıdır.

BİBLİYOGRAFYA

1- Nasıl Bir Tarih Göktürkler – Sencer Divitçioğlu Bağlam Yay. Şubat 1992, Ankara

2- Türk Tarihi – Türk Tarihi İbrahim Kafesoğlu , Yılmaz Öztuna, Ankara 1977-78

3- Türkler Ansiklopedisi – Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002

4- Tarihte Türkler – Prof. Dr. Erol Güngör, Ötüken Yayınları İstanbul, 1997

5- Bilge Kağan’ın Vasiyeti – Doç. Dr. Ahmet Taşağıl, Turan Kültür Vakfı, İstanbul 1996

6- Türklerin Tarihi – Doğan Avcıoğlu Tekin Yayınevi İstanbul 1997

7- Türk Milli Kültürü – İbrafim Kafesoğlu

8- Göktürkler – Secer Divitçioğlu

9- Gök Türk Tarihi – Saadettin Gömeç

Previous

Alanlar Kanunu

Kapıtülasyonlar Yabancilara Verilen Her Türlü İmtiyzalar. Eskiden "imtiyazat-i Ecnebi

Next

Yorum yapın