Genel Ölçme Bilgisi

|

GENEL ÖLÇME BİLGİSİ

Parçaları ölçmede kullanılan çeşitli ölçü aletleri bulunmaktadır.

Kumpas: Kumpas 2 kısımdan oluşur. Bunlardan biri cetvel diğeri ise sürgüdür. Ayrıca çenin hareketli kısmına bağlı kılıç adı verilen ayrı bir kısım vardır. Bu kısım ile parçaların derinliği ölçülür. Ölçme işlemi şu şekilde yapılır:

İki çene arasına ölçülecek parça konur, iç ve dış ölçüm için çenenin ayrı tarafları kullanılır. Kumpasla milimetrenin daha altında ölçüm yapabilirsiniz. Sürgünün üzerindeki ölçülere verniyer bölümü adı verilir. Verniyer çizgisi ile cetvel çizgisi 0’da çakıştığında cetvel üzerindeki 10 çizgi verniyer üzerinde 9 çizgiye denk gelir.

İlk ölçüm için cetvel üzerine bakarak, verniyerin 0 çizgisi cetveldeki hangi mm’yi geçtiğine bakarız. Daha sonra o değere verniyerdeki çizginin cetvelin çizgisinin hangisiyle çakıştığına bakarız. Daha sonra bu birim verniyerin hassasiyeti ile çarpılarak eklenir. En çok kullanılan kumpaslar; 0,02 ve 0,05 mm duyarlıktaki kumpaslardır.

Ölçümlerdeki hataların sebepleri:

1. Malzemenin cinsine bağlı

2. Kumpasın deforme olması

3. Okuyucu hatası’dır.

Ayrıca atölyedeki çevre şartları da ölçümü etkiler.

Mikrometre: Mikrometre, mm’nin 1/100 oranında ölçebilen ölçü aletidir. Mikrometre ikiye ayrılır. Birincisi dış ölçü için, ikincisi iç ölçü içindir.

Mikrometrelerde ölçüm: Dönderdiğimiz kısma tambur adı verilir. Dönme işlemi yaptığında uç ileri veya geri gider. Tanbur döndüğünde, kovanda onunla döner. Kovan üzerinde cetvel vardır. Tanbur tam bir devir yaptığında mesafe 0,5 mm açılır veya kapanır. Tanburun üzeri 50 eşit parçaya ayrılmıştır. Buna herhangi bir cismin ölçüsünü kovan üzerindeki çizgilerin hangisini geçtiğine bakarız ve daha sonra 50 bölmelik kovan üzerindeki hangi çizgide çakıştığına bakarız.

Mikrometre belirli aralıktaki uzunlukları ölçer. Bunlar 0-25 mm, 25-50 mm, 50-75 mm, v.b. 25-50 mm’lik bir mikrometre’de 22 mm veya 60 mm’lik bir uzunluğu ölçemeyiz.

İŞ DİSİPLİNİ

Görevlerin yerine getirilmemesi, islerin takip edilmemesi durumlarinda ne yapmak gerekiyor? Sirketlerin hemen hemen hepsinde, çalisan kisilerin neler yapacaklari, yazili olmasa da belirlidir. Yazili olmaya basladiginda isler biraz daha kolaydir. Ancak, bunu da, belirli bir büyüklügün altindaki sirketlerden beklemek, biraz sinirlarimizi zorlamak oluyor.

Pek çok yöneticinin karsilastigi olaylardan bir tanesi, yapilmasini istedigi bir isin, sorumlu kisiler tarafindan yapilmadigini fark etmesidir. Gerçekte, isin yapilip, yapilmadigini takip etmek önemli olsa da, dogru kisiye, dogru isin verildiginden emin olmak gerekiyor. Bunun içinde, is tanimina uygun kisinin, dogru görevlere getirilmesi mevcut. Elinizdeki kadrolar yeterli degilse, kadronun niteligini arttirmak için, ne yaptiniz? “Mevcut kadro ile bu kadar yapilabiliyor” mazeretinin ardina saklanmak çözüm degil.

Çalisanlarin kendi bünyelerinde tasidiklari sorumluluk duygusu burada devreye giriyor. Kisa yoldan köse dönme fikri, o kadar yaygin ki, belirli yerlere gelmis kisilerin, o yerlere gelebilmek için, ne kadar çok çalistiklari göz ardi ediliyor. Hiç çalismadan, en çok nasil kazanirim, düsüncesinin hakim oldugunu üzülerek izliyoruz.

Pek çok kisiye, sürekli olarak yaptiklari bir isi, nasil oluyor da devam ettirebildikleri sorulur. Kanimca bunun yaniti; “Kisisel Sorumluk Duygusu”. Kendine saygisi olan bir kisinin, üzerine düsen görevleri yerine getirmek için yeterince çalisarak, çaba harcayacagina inaniyorum. Bunun için, yaptigi ise inanmasi sart. Yaptigi ise inanmiyorsa, sorun büyük demektir. Bir toplumda, her isin, toplumun bireyleri tarafindan yapilmasi gerektigine inanmak gerekir. Kisiler, becerileri dogrultusunda çalisirlar. Bizde, maalesef, gerçekçi olursak, her zaman bu kural islemiyor.

Is müracaatlarinda kisisel sorumluluk niteliginin kontrol edilmesinde yarar var. Bunun, baskalarinin islerini yapmayi içermedigini göz ardi etmeyelim. Bazi kisilerde bu sorumluluk fikri o kadar üst düzeye yükseliyor ki, kendi yapmalari gerekmeyen islere de karisiyorlar. Bu konuda en çarpici örnek; “Çalistiklari sirkete herhangi bir yazilim aldiran kisilerin, alinmasina öncü olduklari yazilimla bir yere varamayacaklarini anladiklarinda, kendi gayretleri ile baska metotlarla isleri yapmalari ve raporlari üretmeleri.”

IS KAZALARINA KARSI KORUNMA

Çalisma hayatinda, çalisanlarin sagligini ve can güvenligini tehdit eden, yurt kalkinmasina ve ekonomisine dogrudan veya dolayli zarar veren olaylar is güvenligi konusunun kapsamina girer. Ülkemizde, is güvenligiyle ilgili bir çok kurallar vardir. Bu Kurallarin birçok bölümü Is Kanunu’nda yer alir. Ayrica, çesitli is kollariyla ilgili olarak o is koluna iliskin tüzük, yönetmelik gibi hukuk kaynaklari mevcuttur.

Is güvenligi, bir is yerinin en önemli sorunlarindandir. Isveren, yürürlükteki yasalara göre isyerinde gerekli is güvenligi tedbirlerini almak ve onlari uygulamak zorundadir. Ancak is güvenliginde sorumluluk tek tarafa aitmis gibi düsünülemez. Bu konuda Devlet, Isçi, Isveren ve konuyla ilgili tüm kuruluslar elele vererek is güvenligi konusunda gerekli bütün tedbirleri almalidirlar. Çünki söz konusu olan sey Türk isçisinin sagligi ve Türk ekonomisidir.

Çalisanlarin sagligini ve can güvenligini tehdit eden, yurt kalkinmasina ve ekonomisine dogrudan veya dolayli zarar veren olaylar ; is kazalari ve meslek hastaliklari olarak iki kategoride incelenebilir.

IS KAZALARI

Kaza, emniyetsiz hareket ve sartlardan dogan, çalisanlarin can güvenligini tehlikeye sokan, çevreye ve kullanilan araç, cihaz ve diger apratlara zarar veren veyabu tehtidi doguran aniden meydana gelen beklenmeyen olaylardir.

Kazanin tanimindaki en önemli unsur, ani ve beklenmeyen bir olay olmasidir. Kaza geliyorum demez biçimindeki ata sözümüz bu durumu en iyi sekilde ifade etmektedir.

Kazalarin Olus Nedenleri :

Iskazalarinin olus nedenleri dikkatsizlik, tedbirsizlik, kurallara uymama, kullanilan araç gerecin kullanimina iliskin bilgisizlik ve kullanilan araç gerecin bakimsiz ve elverissiz olusu olarak siralanabilir.

Dikkatsizlik :

Çalisan kisinin çesitli nedenlerle, örnegin özel hayatina iliskin problemler dolayisiyla gerekli dikkati sarfetmemesi kaza nedenlerinin basinda yer alir. Ayrica uykusuzluk, araliksiz olarak uzun süreli çalismalar da dikkatin dagilmasina neden olabilir.

Tedbirsizlik :

Nasil olsa ben kaza yapmam veya kaza olmaz seklinde yanlis düsünceler, insani tedbirli davranmaktan alikoyabilir. En tehlikeli düsünce "Bana birsey olmaz" düsüncesidir. Bu düsünceye saplanan kisinin iflah olmasi çok zordur. Bu bos düsünceler bir tarafa birakilip tedbirli olmak gerklidir. Her an kaza olabilecek gibi tedbirli olmak zorundayiz.

Kurallara Uymama :

Isyerinde kazalara karsi korunma amaciyla belirlenmis bir takim kurallar vardir. Bu kurallara uyulmamasida kaza nedeni olabilir.

Bilgisizlik :

Cihazlarin kullanimina iliskin bilgisizlik de önemli bir kaza nedenidir. Cihazin teknik özelliklerinin biliinmemesi, yalnis dügmelere basilmasi kazalara yol açabilir.

Bakim Eksikligi :

Cihaz, araç ve gereçlerin bakimi zamninda yapilmazsa bozulma nedeniyle kaza olabilir. Çalisirken bozulan, bir parçasi kopan makinalar çalisanlara, çevrede bulunanlara zarar verebilir.

İŞ HUKUKU

Genel anlamda iş hukuku ,işçi ve işveren arasindaki ilişkileri düzenleyen ve inceleyen bir hukuk dalidir.

İş hukuku kendine özgü bir karakterde olmasına rağmen diğer hukuk kolları ile yakın ilişkidedir. Başta anayasa hukuku olmak üzere, özel hukukun dalları olan medeni hukuk ve borçlar hukuku ile yakın ilişki içindedir. Bunun yanında yine ceza hukuku, idari hukuk, devletler özel hukuku ve devletler genel hukuku da iş hukuku ile ortak bazı alanları bölüşen hukuk dallarıdır.

İş hukuku diğer hukuk dalları olduğu gibi bazı sosyal ve pozitif bilimler ile de ilgilidir. Ekonomi , işletme , istatistik, maliye, muhasebe ve sosyoloji bunlardan bazılarıdır.

İş sağlığı ve iş güvenliği, sosyal sigortalar gibi diğer konularda da iş hukukunun; fizik, kimya , matematik ve tıp gibi diğer pozitif bilimlerden yararlanması söz konusudur.

İş kanununa göre“bir hizmet akdine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişiye işçi denir.” Bu tanımdan anlaşılacağı gibi işçi niteliğinin kazanılması için önemli olan işçinin yaptığı işin niteliği değil, içinde bulunduğu hukuki ilişkidir. Bu ise hizmet akdinden doğan bir hukuki ilişkidir. O halde istisna akdi yada vekalet akdi gibi iş görme borcu doğuran akitlerle çalışanlar işçi sayılmayacak , işçi olmanın belirleyici unsuru hizmet akdi olacaktır.

Hizmet akdinin çeşitleri

a) sürekli ve süreksiz hizmet akitleri :

Hizmet akitleri açısından yapılan sürekli süreksiz hizmet akdi ayrımı temelde sürekli iş-süreksiz iş ayrımına dayanmaktadır. Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan daha fazla süren işlere sürekli iş denir. Bu tanımda kanun ayrımı, tarafların iradeleri gibi sübjektif bir ölçüte değil , işin niteliği gibi objektif bir ölçüte bağlanmıştır. İşte bu ayrımdan çıkan sonuç ise süreksiz işler için kurulan hizmet akitlerine süreksiz hizmet akdi, sürekli işler üzerine kurulan hizmet akitlerine ise sürekli hizmet akdi denilmesi sonucunu doğurmaktadır.

b) Belirli ve belirsiz süreli hizmet akitleri:

Gerçekten yapılan hizmet akdinden taraflar aralarında bir ay ,üç yıl, hasat mevsimi süresince, sezon boyunca şeklinde belirli gün süre kararlaştırmışlar yada akde konu olan işten bunun belirli bir süreyi kapsadığı b anlaşılıyorsa bu akit belirli süreli hizmet akdi, böyle bir kararlaştırma yoksa bu akit belirsiz süreli hizmet akdi olarak kabul edilecektir.

c)Tam süreli ve kısmi süreli hizmet akitleri:

Türk iş hukukunda ; tam süreli çalişma belirli hukuki esaslara bagli biçimde düzenlenmiş olup, normal iş sürelerine göre çalişmayi ön gören hizmet akdi tam süreli hizmet akdidir.

Kısmi süreli hizmet akdi genelde, yapılacak olan işin niteliğine, tarafların durumu ve özellikle kadınların çalışma yaşamında daha az bağlı istihdam edilmelerine olanak sağlanması düşüncesinden kaynaklandığı doktrinde ortak görüş olarak çıkmakla birlikte; konuya gelen istihdam politikası yönünden bakıldığında; iş sürelerine esneklik kazandırılarak yeni istihdam olanakları yaratmayı öngören başlı başına olmasa da, bir biçimde işsizliğe karşı bir önlem olarak düşünülebilir.

d)Takım sözleşmesi:

İş kanununun onuncu maddesinde takım sözleşmesinin”birden çok işçinin meydana getirdiği birtakımı

temsilen , bu işçilerden birinin takim kilavuzu sifatiyla işverenle yaptigi sözleşmeye takim sözleşmesi denir.” Şeklinde tanimlamiştir.

Hizmet akdinin yapılması

Belirli bir hukuki sonuç üzerine tarafların birbirine uygun iradede beyanında bulunmasına sözleşme denir.

a)Hizmet akdini yapma ehliyeti:

gerçek kişilerin ehliyetleri klasik bir ayrim ile medeni haklara sahip olma ehliyeti ve medeni haklarini kullanma ehliyeti şeklinde sinirlanmiştir. Hak ehliyeti tam ve sag dogum ile elde edilirken, fiil ehliyetinin elde edilmesinin reşit olmak, kisitli bulunmamak ve temyiz kudretine sahip olmak şeklinde üç koşulu bulunmaktadir.

b) Hizmet akdinde şekil:

İrade beyanının açıklanmasına yarayan araca şekil denir. Bir akdin geçerli olarak meydana gelmesi bir şekle bağlanmışsa o şekle uyulması gerekir.

Sözleşmelerin yapilmasinda belli bir şekle uymak sözleşmenin kapsamini tayin ve taraflari düşünmeye sevk etme ve ispat açisindan kolaylik saglamaktadir. Buna karşilik şeklin hukuki işlemi güçleştirdigi , zaman kaybina yol açtigi ve şekildeki noksanliklarin hukuki işlemin geçersizligi sonucunu doguracagi bir gerçektir.

-Yazılı yapılması zorunlu hizmet akitleri:

İş hukukunda ilkenin şekil serbestisi olmasına rağmen, iş kanunları bazı hizmet akitlerinin yazılım yapılmasını ön görmektedir.

İş kanununa göre belirli süresi bir yıl veya daha uzun süreli hizmet akitlerinin yazılı olarak yapılması zorunludur.

Bu takım sözleşmelerinde de geçerlidir.

-Yazılı hizmet akitlerinin düzenlenme şekli:

Yazılı hizmet akitlerinde şu hususların bulunması gerekmektedir;

.işveren ve işçinin ad ve kimlik bilgileri

. yapılacak iş

.iş yerinin adresi

.ücret

.süresi belirli sözleşmelerde sözleşmenin süresi

. var ise tarafların ileri sürdükleri özel şartlar

. hizmet akdinin yapıldığı gün

.tarafların imzaları.

Deneme Koşulu

Bu amaçla iş kanunun sürekli hizmet akitlerinde taraflarin isterlere en çok 1 aya kadar deneme süresi kararlaştira bileceklerini ve bu sürenin toplu iş sözleşmeleri ile en çok 3 aya kadar uzatilabilecegi hükme baglanmiştir.

Deneme süresi içinde taraflar birbirleriyle uyum içinde değillerse, başka bir deyişle iki taraftan herhangi biri memnun değilse ,hizmet akdini herhangi bir bildirim ve tazminat yükümü olmaksızın feshedebilir. Nitekim ,iş kanuna göre deneme süresi içinde taraflar hizmet akdine bildirimsiz ve tazminatsız feshedebilirler. Ancak ,işçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır.

HİZMET AKDİNDEN DOĞAN BORÇLAR

İşçinin Hizmet Akdinden Doğan Borçları

a)İş görme borcu :

İşçinin hizmet akdinden doğan temel borcu ;iş görme yada başka bir deyişle hizmet etme borcudur.

1)İşin özenle görülmesi :işçinin işi özenle görme borcunun nitelik ve kapsamı iş kanununda belirlenmiştir. Buna karşılık borçlar kanunu “İşçi,taahhüt ettiği şeyi ihtimam ile ifaya mecburdur. “

Aslında hizmet akdinin niteliğinden doğan bu borç iş kanununda yer almamakta ,buna karşılık bu borca uymamasının yatırımı aynı kanunda gösterilmiştir. Buna göre de “işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi,işverenin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri ,tesisatı veya başka eşya ve maddeleri on günlük ücreti tutarı ile ödeyemeyecek derecede hasara veya kayba uğratması “hizmet akdinin derhal feshi sebebidir.

2)İşin işçinin tarafından bizzat görülmesi:

İşçinin taahhüt ettiği iş kendisi tarafından ifa edilmelidir. Çünkü hizmet akdi yapılırken ,işçinin ehliyeti,eğitim durumu ve tecrübesi gibi kişisel yetenekleri göz önünde tutulur. Bu bakımdan işçi taahhüt ettiği işin başkasına devredilmeyeceği gibi çalışırken yanına yardımcı da alamaz .işinin ölümü halinde ,hizmet akdi son bulacağından iş görme borcunun mirasçılarına geçmesi de söz konusu olamaz.

b)sadakat borcu:

Hizmetin yapılması sırasında tarafların ,özellikle işçinin sadakatı esastır. Bu bakımdan işçi ,işverenin menfaatlerini korumak ve işverenle iş yerinin menfaatine zarar vereceği hareketlerden kaçınmak zorundadır. İş kanunun da “işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak ,hırsızlık yapmak,işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymamak gibi davranışları “nı hizmet derhal feshini gerektiren haller olarak saymıştır.

İşçinin sadakat borcunu bir başka yönü de işvereniyle rekabet yapmamayı gerektirmektedir. İşçinin hizmet gördüğü iş yerinde öğrendiği mesleki ve ticari sırları başkalarına aktarması,müşterilerini kazanması

da rekabet etmeme borcuna aykırılık olmuştur.

c)çalışma koşullarına uyma ve itaat borcu:

işletmelerin başariya ulaşabilmesi her şeyden önce işyerindeki çalişmalarin uyumlu bir biçimde yürütülmesine baglidir. Yani bütün çalişanlarin işletmenin amacina en uygun bir biçimde düzenlenen çalişma koşullarina aynen uymalari gerekir.

İşçinin hizmet akdinden doğan çalışma koşullarına uyma ve itaat borcu,iş görme borcunun yerine getirilmesi sırasında söz konusu olup,bu borcun tamamlayıcısı niteliğindedir. Ancak, bu borç işçinin işyerindeki davranışlarına ilişkin emirlere uymak zorunluluğu şeklinde, bağımsız bir borç görünümü taşıdığı toktrinde kabul edilmektedir.

İşverenin yönetim yetkisi çerçevesinde işçinin çalışma şartlarına uyma ve itaat borcu işe ve işyerine ilişkin olduğu gibi ,işyeri iç yönetmelikleri ,hizmet akitleri yada toplu iş sözleşmeleriyle sınırlandırılabilmektedir. Ancak mevzuatla saptanan çerçevenin dışında işçinin bu borcu yerine getirmesi söz konusu olamaz.

İşverenin Hizmet Akdinden Doğan Borçları

İşverenin hizmet akdinden doğan başlıca borcu taahhüt ettiği ücreti ödemesidir. Bunun yanında işverenin ,”işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemliği almak. “,”eşit işlem yapma “gibi borçları da bulunmaktadır.

Ücret ödeme borcu ;

Ücretin tanımı özellikleri :

İş kanunun 26. Maddesi ücreti “genel anlamda ücret,bir kimseye bir iş karşılığında işveren ve üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağı kapsar”şeklinde tanımlanmıştır. Ücret üç unsuru kapsamaktadır;

-ücret bir iş karşiligidir:yukarida belirtildigi gibi ücretin işçiye bir iş karşiligi ödenmesi gerekir.

-ücret nakden ödenen mablağı kapsar:ücret işçiye nakit olarak ödenen para birimini kapsar. Brüt ücret olarak hesaplanan bu miktara diğer aynı nakdi nitelikteki eklentiler dahil değildir. Kanun ,sadece bu genel anlamdaki ücreti nakden ödeme zorunluluğu getirmiştir.

-ücret işveren veya üçüncü kişiler tarafindan saglanan parasal tutardir:genellikle ücret iş verenin en önemli borcu olarak nitelendirilir. Bununla beraber ücret işverenin belirledigi ,ilişki kurdugu üçüncü kişiler tarafindan da ücretin ödenme olanagi vardir. Burada üçüncü kişiler ,hizmet akdine taraf olan işçi işveren dişinda çogunlukla hizmet verilen kişilerdir.

Ücret Kesintileri

İş kanununda ve diğer kanunlarda yer alan koruyucu önlemlere karşılık ,belli hallerde ücretin kesinti yapılması imkanı da bulunmaktadır. Çok sınırlı bir şekilde gerçekleştirilebilecek. Bu kesintiler iş kanununda zara karşılığı kesinti ve ücret kesintisi şeklinde düzenlenmiştir.

a)Zarar karşiligi kesinti :

İş kanunun işçinin ücretin ,zararın meydana gelmesinden önce ve belirli aralıklarla kesinti yapılmasını ön görmektedir. Nitekim hizmet aktiyle karşılaştırılma koşuluyla,işçilerin on günlük ücretleri,on hafta da ve eşit taksitlerle , ileride işçinin vereceği zararı karşılamak üzere işçinin ücretinden kesilebilir.

b)Ceza kesintisi:

işçiye ücret kesintisi cezasi verilebilmesi için ,toplu iş sözleşmesi ya da hizmet akdiyle ,kesinti sebeplerinin saptanmiş olmasi gerekir. Bunu yaninda yapilacak ceza kesintisinin en fazla bir ayda üç gündelikle sinirli olmasi gerekmektedir. Bu kesinti ücretin sabit oldugu durumlarda işçinin üç günlük kazancindan fazla olamaz.

Yargıtay bir kararında ,”işveren ,işçi ücretinden yasanın olanak tanıdığı özel durumlar dışında bir yargı kararı olmaksızın tek taraflı iradesiyle kesinti yapamaz.”.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemleri Alma Borcu

Hızla değişen ileri teknolojinin çalışma ortamında meydana getirdiği çeşitli riskler ,modern iş hukukunun, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ileri önlemler almaya yöneltmekte ve bu alanda işverene gözetim borcu çerçevesinde önemli yükümlülükler öngörmektedir.

Nitekim iş kanununun 73. Maddesinde belirtildigi gibi “her işveren, işyerinde işçilerin sagligini ve güvenligini saglamak üzere gerekli olani yapmak ve bu husustaki şartlari ve araçlari noksansiz bulundurmak zorundadir.”. buradan da anlaşilacagi gibi , kanun, işverenin bu borcunu sinirlamamiştir. Olabildigince genişletmiş , hatta işverenin gerekli olani yapmak zorunda oldugunu belirtmiştir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminin iç denetim niteliği taşıyan ve 6 aydan fazla süreli sanayi işlerinde, 50 yada daha fazla işçi çalıştıran işverenlerin kurmak zorunda oldukları işçi sağlığı ve iş güvenliği kurumlarıyla gerçekleşir. Bu kurumlar ,iş yerinde genellikle yönetici konumundaki işçiler ve işveren vekillerinden oluşur. Kurul ,inceleme ,denetleme ve uyarı fonksiyonlarına yerine getirir. Kurul kararları işveren ve işveren vekillerini bağlayıcı niteliktedir.

İşe Uygun İşçi Çalıştırma Borcu

Hizmet akdinden doğan ve işverene yüklenen borçlardan bir başkası da işe uygun işçi çalıştırma borcudur. Bu borç önce , ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin işe girişlerinde veya işin devamı süresince bedence bu işlere elverişli olduklarının doktor raporu ile belgelenmesini kapsamaktadır. Raporsuz bir kimsenin işverence çalıştırılması yasaktır. İşveren , ağır ve tehlikeli işlerle ilgili bir faaliyette bulunuyorsa ,bu işe uygun işçiler çalıştıracaktır. İşe uygunluğun belgesi ise hekim raporu olmaktadır.

Aynı şekilde ,13 yaşından 18 yaşına kadar olan çocuk işçilerinde herhangi bir işe alınmadan önce muayene ettirilerek,işin niteliğine ve koşullarına göre yapısal olarak dayanıklı oldukları doktor raporu ile belgelenmiş olması gerekir. Aksi halde işveren raporu bulunmayan bir çocuk işçiyi çalıştıramaz.

Diğer yandan işverenin işe uygun işçi çalıştırma borcu , ona ehliyeti , bilgi, yetenek ve deneyimine uygun bir iş verilmesini de içermektedir. Bunu bir bakıma iş verenin iş güvenliği önlemleri alma borcunun bir bölümünü oluşturduğu düşünülse dahi , teknik anlamda iş güvenliği önlemlerinin tam olarak alındığı bir iş yerinde , yine de işçi , deneyim ve ehliyetine uymayan ve bu bakımdan risk doğura bilecek bir işi yapmak zorunda değildir.

İşçiye Taşıt ve Hayvanlarını Sağlama Borcu

Genel olarak işçi , iş verence saglanan alet ve vasitalarla çalişir. Işçinin iş verene olan bagliliginin bir yönü de budur. Ancak bazi mesleklerde ,hizmet akdin de ya da topu iş sözleşmesinde belirtilmesi ya da ör ve adetten anlaşilmasi koşuluyla işçinin kendi vasitalariyla da çalişabilir. Bu durumda iş veren , işçinin iş nedeniyle yok olan , bozulan alet, taşit veya sakatlanan hayvanlarini ödemekle yükümlüdür. Ancak , bu duruma işçi kendi unsuru ile sebep olmuşsa işverenin böyle bir yükümlülügü yoktur. Işverenin tazmin borcu , iş dolayisiyla gerçekleşen zararlardan ve işçinin kusurlu bulunmamasi halleri için ön görülmüştür. Yine bu borcun kapsami , sadece alet ,araç ve hayvanlari kapsamaktadir. Bunun dişindaki şeyler için iş verenin bir tazmin borcu söz konusu degildir.

Eşit Işlem Burcu

İşyerinde çalışan işçilere eşit davranma ve eşit değerdeki işlerde çalışan işlere eşit çalışma koşullarını uygulama , çağdaş iş hukukunun tanıdığı , genellikle hakkaniyet esasına dayandırılan bir borçtur. Bu borcun bir başka kaynağı da anayasa yer alan “herkes,dil,ırk,renk,cinsiyet,siyasi düşünce,felsefi inanç,din,mezhep vb. ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye,aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz”şeklindeki hükümdür. Bunun yanında İş Kanunu da “aynı nitelikte ve eşit verimle çalışan kadın erkek işlere sadece cinsiyet ayrılığı sebebi ile farklı ücret verilemez.” Hükmü yer almaktadır.

Kuşkusuz işverenin işçilerine eşit işlem yapma borcunu her alanda ve mutlak şekilde uygulanmasi düşünülemez.

Bu noktadan hareketle işverenin işçileri arasinda yaş ,kidem,çalişkanlik,beceriklilik gibi niteliklere dayali olarak ayrim yapmasi her zaman söz konusu olabilecek ve durum eşit işlem yapma borcuna aykirilik teşkil etmeyecektir. Zira her işçi belirttigimiz nitelikler arasindan eşit degildir. Bazilari daha egitimli yada kabiliyetli olabilir. Ve bu işçilerin daha fazla ücret almasi dogaldir. Buna karşin yapilabilecek bir ayrim bu borca aykiri bir durum yaratir. Şunu da belirtelim ki ,işverenin seyyanen yani eşit ölçüde bir ücret zammi yapma si durumunda artik işçilerin ki kişisel niteliklerine bakilmayacak ,ve bu zam işçilere eşit şekilde uygulanacak .

Eşit işlem borcunun uygulanamayacagi bir başka durum da hizmet akitlerinin feshinde görülür. Fesih hakkinin kötüye kullanilmasi dişinda ,işveren diledigi işçinin hizmet akdini gerek bildirimli fesihle , ve gerekse derhal fesih yolu ile her zaman bozabilir. Örnegin ,işyerinde bir kavgaya karişan işçilerden bazilarinin hizmet akdi işverence feshedilebilecegi gibi,bazilarinin hizmet akitleriyle de feshedilmeyebilir. Önemli olan işverenin fesih hakkini kötüye kullanilmamasi geregidir.

İşverenin Diğer Borçları

İşverenin hizmet akdinden doğan yukarıda incelediğimiz borçları dışında,yine iş hukuku açısından diğer bir kısım tali borçları da bulunmaktadır. Bu borçları da kısaca şu şekilde sayabiliriz;

Çalışması belgesi verme borcu

Kimlik karnesi verme borcu

İşçinin buluşlarının karşılığını ödeme borcu

İşçi çizelgesi ve teftiş defteri tutma borcu

SERTLİK

Uygulamada en sık sözü edilen ve önem taşıyan mekanik özellikler elastiklik,süneklik mukavemet,tokluk ve sertlik olarak sıralanabilir. Bunların sonuncusu sertlik gerçekte aşağıda açıklanacağı gibi bir tür mukavemettir. Sertlik bir malzemenin yüzeyine batırılmak istenen sert bir cisme karşı gösterdiği direnç olarak tanımlanır. Endüstride en sık uygulanan,çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür Parçayı tahrip etmediği için ayrıca bir üstünlük taşır. Diğer deneyler ise kırılma ile sonuçlandığından tahribatlıdır,ayrıca deney parçasını hazırlama ve deneyi uygulama zaman ve masraf gerektirir. Sertlik deneyleri yararlı olmak beraber malzemelerin mukavemet ve sünekliğini oldukça kaba bir şekilde tahmine yararlar,genellikle karşılaştırma amacı ile uygulanırlar.

Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. Çizen cisim,çizilenden daha sert sayılır. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemide cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok kısıtlıdır. Aşağıda tanıtılacak olan endüstriyel sertlik ölçme yöntemleri malzeme üzerinde standart bir uçla belirli koşullar altında oluşturulan plastik izin büyüklüğüne dayanır. Kullanılan standart batıcı ucun biçimine,uygulanan yüke ve oluşan izin değerlendirme yöntemine göre geliştirilen üç farklı sertlik sayısı türü Brinell,Rokwell ve Vickers’tir. Sertlik sayıları deney koşullarına çok bağlı olduğundan ancak aynı koşullar altında elde edilen sonuçlar birbiri ile karşılaştırılabilirler.

Brinell Sertliği:Standart bir bilye P yükünü ile malzeme yüzeyine batırılır,oluşan plastik izin çapı ölçülür, P yükünü oluşan izin S yüzey alanına bölünerek Brinell sertlik sayısı elde edilir. Genellikle standart Brinell Sertliği ölçümünde 10 mm çaplı bilye ,3000 kg yükle 30 saniye süre ile bastırılır. Kuvveti küresel yüzey alanına bölerek elde edilen Hb Brinell sertliği boyutu kgf/mm’dir. Endüstride mevcut metallerin serliği geniş bir bölgede değiştiğinden bir tek deney koşullu yeterli duyarlılık sağlayamaz. Bilyenin ne fazla dalıp iz ağzının kabarması, ne de az dalıp belirsiz iz oluşturması istenir. Uygun biçimde iz oluşturacak şekilde hem yük, hem de bilye çapı değiştirilir. Bulunan sertlik sayısı verilirken deney koşulları da belirtilir.

Rockwell Sertliği : Bilye veya koni şeklinde olan standart bir uç belirli bir yük altinda malzeme yüzeyine batirilir ve oluşan plastik izin derinligi ölçülerek Rockwell sertlik sayisi saptanir. Ancak bu yöntemde batma derinligi ölçülecegi için yüzey pürüzlülügü sonuçlari etkileyebilir. Bu sakincayi gidermek için önce ön yük uygulanarak alet sifir düzeyine ayarlanir. Daha sonra deney yükü belirli bir hizla uygulanip kaldirilir. Deney yükünü oluşturdugu plastik batma derinligi ölçülür. Ancak uygulamada Rockwell sertlik sayisi belirli koşullarda elde edilen batma derinligi yerine ona kaşi gelen boyutsuz bir sayi ile belirtilir. Degişik deney koşullarinda elde edilen farkli düzeylerdeki sertlik sayilari R,R,R…gibi simgelerle verilir. Bu sayılar 0 ile 100 arasında bir değer alır. En sert metallerin Rockwell sertliği konik bir uçla (brale)150 kgf yük uygulanarak ölçülür ve sonuçlar R ile gösterilir. Örneğin su verilmiş çok sert çeliğin sertliği 60-65 ile arasında bulunur. Pratik olması nedeni ile Rockwell sertlik ölçme yöntemi endüstride çok yaygın olarak uygulanır.

Vickers Sertliği: Bu yöntemde batıcı uç piramit şeklinde olup elmastan yapılmıştır. Belirli bir yükle malzeme yüzeyine bastırılan batıcı uç bir dörtgen oluşturur. Dörtgenin iki köşegeninin ortalaması alınır. Formülde yerine koyarak H Vickers sertlik sayısı hesaplanır. Burada da oluşan eğik yüzeyin alanına bölündüğünden boyutu kgf/mm’dir. Vickers sertliği ölçme yöntemi daha uzun zaman almakla beraber en duyarlı sertlik ölçme yöntemidir,özellikle araştırma amacıyla mikro sertlikleri ölçmeye elverişlidir.

Sertlik ve Mukavemet Arasındaki İlişki

Sertlik bir malzemenin plastik şekil degiştirmeye karşi direnciyle ilgilidir. Akma siniri da ayni şekilde tanimlana bilir. Akma yüksek,yani mukavemeti yüksek malzemenin sertliginin de yüksek olmasi beklenir. Bu amaçla yapilan araştirmalar sonunda yalniz çelikler için geçerli olan aşagidaki baginti elde edilmiştir.

=0,35

Burada Brinell sertliği (kgf/mm), ise aynı malzemenin çekme mukavemetidir (kgf/mm)Deneylerde ölçülen Rockwell veya Vickers sertlikleri tabloları yardımıyla Brinell sertliğine dönüştürülür ve yukarıdaki denklemde yerine konarak çelik mukavemeti oldukça iyi bir yaklaşıklıkla çekme mukavemeti tahmin edilir.

ÇEKME DENEYİ

Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneleri arasına tespit edilen deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımıyla çekilir. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. N yükü etkisinde oluşan gerilme:=N/A Kesit alanı: A =d/4. Bu yük altında ilk boyu olan kısmında oluşan uzama ’dir. Şekil degiştirme orani(birim boydaki artiş ): =(-) /=/. Yükü kademe kademe artırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi diyagram halinde gösterilebilir. Cisimlerin çoğunluğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik yani tersinirdir. Bu bölgede yük uygulanınca ekstansometre ibresi bir artış gösterir,yük kalkınca sıfıra döner. Başlangınçta diyagram doğru şeklindedir, yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. Bu orantı sabitine elastisite modülü (E)denir. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılılığını gösteren

=E

bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil degiştirmeler için geçerlidir. Elastisite modülü büyük malzemelere rijit ,plastikler fleksibi malzeme sayilir.

Gerilmeler orantılık sınırı yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranışı görülür. Gerilmeler elastik sınırı yi aşacak olursa kalici plastik şekil degiştirmeler oluşur. Oluşan toplam şekil degiştirmenin bir kismi elastik olup yük boşaltilinca kaybolur,bir kismi ise kalicidir ve ekstansometere ibresi sifira dönmez,dolayisiyla katran üzerinde okunabilir. Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma egrisi de bir dogrudur ve diyagramin başlangiçtaki kismina paraleldir. Buradan çikan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil degiştirmeleri karakterize eden elastisite modülü aynidir ve bunu içinde Hooke kanunu geçerlidir.

Elastik sınırı yükleme -boşaltma deneyleriyle saptanabilirse de pratik olmadığından bu yöntem kullanılmaz. Bunun yerine plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. akma sınırı veya akma mukavemeti %0,2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen (-)diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde %0,2 noktası işaretlenir. Ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralellin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır.

Kuvvet arttırmaya devam edilirse bir N maksimum kuvvetine ulaşinca artiş durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubugun bir bölgesinde kesitin daraldigi,yani büzüldügü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzakliklar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artip çapça daraldigi halde silindir biçiminde kalir. Büzülme başladiktan sonra yalniz bu bölgede ek uzamalar oluşur,kesit gittikçe daralir, diger bölgelerde ise daralma olmaz, dolayisiyla uzamalar üniform degildir. Büzülen bölgedeki uzamalari oluşturmak için daha az kuvvet gerektiginden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda N kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür.

Çekme mukavemeti ç çubuğun taşıyabileceği maksimum N kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir:

ç=N/A

Kopma mukavemetini kopma anındaki N kuvvetini ilk kesit A’a bölerek elde edilir.

=N/A

gerçek kopma mukavemeti g ise kopma mukavemeti Nk yi en dar kesiti Ao ya bölerek elde edilir.

g=Nk/A

TAKIM TEZGAHLARI TANITIMI

• TORNA TEZGAHI

• FREZE TEZGAHI

• MATGAP TEZGAHI

TORNA TEZGAHI:

Kullanım alanı çok yaygın olduğundan, tezgahların en önemli kesimi tornalardır denilebilir. Belli başlı torna tipleri şunlardır.

• Paralel tornalar

• Revolver tornalar

• Otamatik tornalar

PARALEL TORNALAR

Bunlarda kalemin esas haraketi, parça eksenine paraleldir. Bunlarda işlenecek parça genellikle 2 punta arasında yer alır veya işmili ucuna takılan bir aynaya bağlıdır.

İş mili yataklarının ayarlanabilir olması gerekir. İş milinin içi deliktir ve üst kısmı konstrüksiyonun gerektirdiği şekilde yapılır.

Üniversal tezgahlarda iş mili dişli kutusu, ince bir geometrik devir sayısı serisi elde etmek üzere oldukça büyüktür. Titreşimleri önlemek ve rijit bir yapı sağlamak için bu kutu bölmeli yapılır.

İş parçası, ya puntalar arasına bağlanarak bir fırdöndü yardımıyla döndürülür veya iş mili burnuna takılan bir ayna üzerine tesbit edilir.

Aynalar birkaç çeşittir. Bunlardan biri düz aynadır. Simetrik olmayan iş parçalarının bağlanmasında kullanılır. 3 çeneli aynalar ise üç çene mevcuttur ve bunlar tek kumanda ile hareket ederler.

Tezgaha farklı uzunluklarda iş paralarının bağlanabilmesi için punta kızak yolları üzerinde kayabilmelidir. Punta zarf içindeki yuvasına bir mors koniği yardımıyla tesbit edilir. Punta el çarkı yardımıyla ileri geri hareket ettirilerek iş parçası puntalar arasında sıkıştırılır.

Tornalarda kalemin ilerlemisile ile veya otomatik olarak sağlanabilir. El ile hareket el çarkıyla sağlanır. Otomatik hareketi ise talaş mili ve ana mil sağlar. Tezgâha haraket bir kayış-kasnak ve bir dişli çark tertibatıyla iletilir. İş milinden başlayan bu haraket diğer bir dişli kusu veya tetibat yardımıyla talamş mili ve ana mile de iletilebilir. Bu tertibat çeşitli tiplerde olabilir. Bunların en tanınmışı Norton Kutusu diye adlandırılır.

Talaş mili, üzernide boydan boya bir kama yuvası açılmış olan ve kızaklar boyunca devam eden uzun bir milden ibarettir. Milin dönüşü kama yuvası sayesinde hareketin araba üzerindeki tahrik tertibatına iletilmesini sağlar.

Ana mil ise üzerine boydan boya vida açılmış olan ve talaş miline paralel bir mildir. Vida profili genellikle trapezdir. Ana mil vida açma işlevini yerine getirir. Ana mil tezgahın en hassas parçalarından biridir. Üzerinde meydana gelecek herhangi bir hata vida da kendini gösterir. Bu sebeple imal ve montajı gayet düzgün yapılmalıdır.

Vida açma tezgahta aynı anda şu iki hareket sayesinde elde edilir.

– Prçanın dönel hareketi.

– Parçanın her dönüşü için kalemin açılacak vidanın hatvesine eşit ilerleyişidir.

FREZE TEZGAHI :

Dönen bir bıçak yardımıyla parça işleyen tezgahlara genel olarak “freze” denir. Bu metotla düzlem yüzeyler, iç ve dış silindirik yüzeyler, düzgün olmayan yüzeyler işlenebilir.

Bu tezgahların kapasite ve tip bakımından çok çeşitleri mevcuttur. Fakat genel olarak şöyle sıralanır.

– Konsollu freze tazgahları

– Seri imalat tipi freze tazgahları

Konsollu freze tezgahları daha çok münferit imalata elverişlidir. Bunlarda, yatay ve düşüy frezeler olak üzere 2 tiptir.

Seri imalat freze tezgahlarından bir kaçı mevcuttur.

a) Sabit yataklı freze tezgahlarında iş parçasının tesbit edildiği yatak kısmı konsollu olmayıp, düşey doğrultuda hareketli değildir. Bu sabit yatak üzerine, birbirine dik doğrultudaki 2 kızak veya bir kızak üzerinde hareket eden iş tablası yerleştirilir. Buna karşılık freze bıçağı aşağı yukarı hereket edebilir.

b) Vargel tipi freze tazgahları bıçaları sütun veya travers üzerinde taşınır. Bunlar ağır parçaların işlenmesinde kullanılırlar.

c) Dönet tablalı freze tazgahları seri imalatta kullanılırlar. Çalışmaları sürekli olup, parça değiştirme süreleri minimuma indirilmiştir. Parçalar döner tabla üzerindeki tesbit kalıpları üzerine yerleştirilir. Ve tablanın yavaşça dönmesiyle ilerleme hareketi sağlanır.

d) Kopya freze tazgahları 2 ve 3 boyutlu çalışabilecek şekilede yapılabilirler. Kopya frezeleri esas alınarak bir şablonun şeklini belli bir ölçekle işlenebilecek parçeye yansıtır.

e) Döner tamburlu freze tazgahları 2 – 6 freze bıçağı çalışır. Tambur iş parçalarının tesbitini sağlar. Genellikle seri imalata uygundur. Freze bıcaklarının eksenleri genellikle, düşey bir doğrultuda hareket ettirilebilir ve böylelikle işleme dairelerinin yarı çapı işe göre ayarlanabilir.

FREZE METOTLERI:

1) Bait Frezelem : Bu halde tek bir iş parçası freze tezgahının tabşası üzerinde bir freze mengenesi ve ya bir tesbit kalıbı ile bağlanır. Parça frezelenir.

2) Seri Frezeleme: Burada, tezgahın tablası üzerine, tesbit kalıpları yardımıyla, birkaç parça birden yerleştirilebilir.

3) Alternatif Frezeleme : Bu şekil, yüzey işleme gibi bazı hallerde çok verimlidir. Bu halde tabla üzerine sağlı sollu 2 parça bağlanır. Tablanın bir tarafındaki parça işlenirken, diğer tarafdaki işlenmiş parça ile yenisi yerleştirilir.

4) Döner Frezeleme : bu sistemde tabla yüzü düşey ve ya yatay olabilir. Bu sistemde döner tablalı ve döner tamburlu freze önerk gösterilebilir.

İMALAT YÖNTEMELERİ VE UYGULAMALARI

Kum Kalıba Döküm Yöntemeleri

Demir, çelik veya demir dışı metallerin dökümünde çok kullanılan kalıp malzemsi, ucuz ve refrakter özelliğe sahip silis kumudur.

Yaş Kum Kalıplar:

Yaş kum kalıba döküm, dökümhanelerde en yaygın olarak kullanılan yöntemdir. Burada kalıp malzemesi: kum tanecikleri, kil, su ve diğer katkıların bir karışımıdır. Kum tanecikleri kalıp malzemesinin esasını, bünyesine alan kil ise bağlayıcıyı oluşturur. Kalıp kumlarının özellikleri, ilerde ayrı bir bölümde ayrıntılı olarak alınacaktır.

Kalıplama, küçük parçalar için tezgah üzerinde, iri parçalar için yerde kum havuzlarında yapılır. Elde edilen parçanın kalitesi belli ölçüde kalıpçı ustasının becerisi ile belirlenir. Ancak saatte 60 ve daha fazla kalıp üretmek gerektiğinde makinalı kalıplamaya geçmek zorunlu olur ve bu durumda işlemler mekanik olarak yapıldığından kalıpçıların deneyimli olmasına gerek yoktur.

Kalıplamanın Aşamaları :

2 parçalaı modelin pimsiz parçası alt derecenin içine sıkıştırma tahtası veya düsgün bir zemin üzerine yerleştirilir. Model ile dereceinin kenarları arasında 50-100 mm’lik boşluk bulunmalıdır.

Model kömürle tozlenır. İnce kuru kum serpilerek kalıp kumunun model ve zemine yapışması önlenir. Kullanılmamış kumdan 20-50 mm kalınlığında kum eklenerek kalıba dökülecek sıvı metale komşu olacak tabaka hazırlanır. Daha sonra dolgu kumu tabaka tabaka sıkıştırılır ve üst yüzeyi düzlenir. Gaz geçirgenliğini arttırmak için kalıp 20-50 mm aralıklarla bölüm yüzeyi bozulmayacak şekilde şişlenir. Sıkıştırmanın gevşek yapıması halinde kalıp malzemesinin dayanımının, cok sıkı yapıması halinde ise geçirgenliğinin olumsuz yönde etkileneceği dikkate alınmalıdır.

İşi biten alt derece ters çevirilerek bölüm yüzeyi düzlenir ve ikinci derecenin ara yüzeyini oluşturan bölüm düzlemine yapışmatı önlemek için kuru kum serpilir.

Modelin pimli yarısı ile yolluk ve çıkış bölümleri boş üst dereceye yerleştirilir. Alt derecede yapılan işlemler alt derece içinde yapılır. En son yollu ve çıkış parçaları çıkarılır. Üst derece açılarak modeller çıkarılır. Gerekli onarımalr yapılır. Yolluk ve diğer gerekli kanallar tamamlanır. Basınçlı hava ile serbest kummlar uzaklaştırılır.

Kaıp tekrar kapatılarak üzerine ağırlıklar yerleştirilir ve döküme hazır hale getirilir.

Yaş kum kalıba döküm yönteminin üstünlükleri şunlardır:

• Kalıp malzemesi ucuzdur ve tazelenerek defalarca kullanıldığından en ekonomik kalıplama yöntemidir.

• Yöntem basittir, gerektiğinde mekanizasyonda uygulanabilir.

• Değişik metallerin dökümü içinde elverişlidir.

Bu yöntemin kusurları ise söyledir.

• İnce, uzun, karmaşık biçimli ve iri parçaların dökümünde kalıp malzemesinin dayanımı yetersizdir.

• Kalıp, taşıma sırasında bozulabilir.

• Erimik metalin dökümü sırasında nemli kalıpta oluşan buhatr kusurlara neden olabilir.

• Boyut hassasiyeti ve yüzey kalitesi çok iyi değildir.

• Kalıbın optimum dayanıma sahip olabilmesi için nem miktarının çok iyi kontrol edilmesi gereklidir.

KAYNAK:

Isı vasıtasıyla, 2 parçayı imalat, bağlama ve tamir etmek gayesi ile birleştirme işlemidir.

1) Ergitme Kaynağı: Bu kaynakta gerek bağlanacak elemanlar gerekse kaynak

malzemesi herhangi bir kaynak makinasıyla kaynatılır. Kaynak yapılacak bölgede bağlanacak elemanalar ya direkt ve ya endirekt olarak kaynak teli denen ek bir dolgu malzemesi ile ısı altında ergitilerek bağlantı sağlanır. Bu sistemde gerekli ısı ise:

• oksijen alevi

• oksiasetilen alevi

• elektrik arkından sağlanır.

2) Basınç Kaynağı : Çeşitli metotlar uygulanarak ısıtılan bağlanacak elemenlar, bir

birirne bastırlıp soğumaya bırakılarak bağlanatı gerçekleştirilir. Bağlanatı için gerekenler :

• Ocak (demircikaynağında)

• Elektrik direnci

• Sürtünme yollarında elde edilir.

3) Oksiasetilen Kaynağı : Bu kaynak tekniğinde oksijenle asetilenin yanması ile ısı meydana gelmektedir. Asetilen ise karpitten elde edilmektedir.

Oksijen + Asetilen  Isı

CaO+3C  CaC2+CO

kireç taşı karpit

Cac2 + H2O  C2H2 + Ca(OH) 2

C2H2+ 5/2 O2  2CO2 + H2O + 318 kCal

Oksijen tüpüne 150 atm basınçta O2 doldurulduğundan kontrollü bir harcama için dedantör kullanılır. Böylece harcanan O2 basıncı 2-3 atü’ye düşürülür. asetilen gazının basıncı ise karpit kazanından elde edilen basınca eşittir. Basıncın yüksek olması istenirse basınçla asetilen gazı doldurulmuş tüpler kullanılır. Maksimum basınç bunlarda 15 atü civarındadır. Ancak asetilen gazı 1 atm basınç altında H2 ve C 2 ayrılarak patlama meydana gelmeketedir. Patlamayı önlemek için, asetilen, aseton içerisinden ergitilir. Aseton asetilenin ısısını sabit tutar. Basınçlı asetşlen tüplerinde kullanılan dedantör 3-5 atü’ lük basınç altında çalışmaktadır.

Şalomadan çıkan alev aşalıdaki bölümlerden meydana gelir.

• Mızrak

• Redükleyici bölge

• Yelpaze kısmı

4) Elekrik Ark Kaynağı : Elektrik kaynak makinası tarafından kutuplar arasında

meydana getirilen gerilimin etkisi ile katottan aytılan elektrotların yüksek bir hızla anodun bombardıman edilmesiyle elektrik arkı oluşur. Bu yoğun elektron akması ve oluşan sürtünme sonunda hızlı bir ısı artışı görülür. Ark kaynağından takriben 3600 oC sıcaklık elde edilmektedir. Elektrik ark kaynağında genel olarak kaynak elektrodu negatif kutba bağlanır.

Sağlıklı bir elektrik ark kaynağı yapmak için aşağıdaki maddelerin yerine getirilmesi gerekir.

• Kaynak makinesi

• Bir çift kablo

• Elektrot kıskacı

• Elektrot

• Karuma maskesi

Elektrik ark akaynağı kullanama voltajı 15-45V, akım şiddeti 20-800 amper arasındadır. Ergitme için önemli ısı yüksek amperle sağlanı. İnsan hayatı için 45 volttan daha yükseği tehlikelidir.

Adı : Orçun Öğretim : 1 2

Soyadı : Konu Grup : 3 – 7

No : 0111002040

Parça

Nu Parça Adı Ölçüm yeri Ölçüm

Kumpas Ölçüm

Mikrometre Ölçüm

Açı Ölçer

1 3 En (dıştan) 40,18

2 3 Boy (dıştan) 31,02

3 3 Kalınlık 3,8

4 3 En (İçten) 34,20

5 3 Boy (içten) 24,80

6 6 İç çap 5,7

7 6 Dış çap 17,92

8 6 Derinlik 3,8

9 8 Dış çap 40,20

10 8 İç çap 20,15

11 8 Derinlik 22,95

12 11 Dış çap (alt) 45

13 11 Dış çap (üst) 41,50

14 11 İç çap (alt) 16,22

15 11 Derinlik 7,68

16 11 İki yüzey arası 4,60

17

18

Previous

Basınç

Kurtuluş Savaşı

Next

Yorum yapın