Granitik Kayaların Mineralojisi,petrografisi, Tektonik Ve Jeokimyasal Sınıflandırılma

|

GRANİTİK KAYALARIN MİNERALOJİSİ,PETROGRAFİSİ, TEKTONİK VE JEOKİMYASAL SINIFLANDIRILMASI

Giriş

Granitler, yerbilimlerinde hemen her dönemde dikkatleri üzerine toplayan, gerek

bulunuşları, gerek oluşum şekilleri ve gerekse birlikte bulundukları maden yatakları-

mineralizyon zonları bakımından yerbilimcileri daima meşgul eden bir kayaç topluluğunu

oluşturmuşlardır. Arazi ve laboratuvar çalışmalarında genel ilkeleri açısından birbirine

benzemekle birlikte, temel alınan ölçütlerin farklı olmasından dolayı, çeşitli araştırıcı ve /

veya araştırıcı guruplarınca farklı granit tanımlamaları ileri sürülmüştür. Bu ölçütler ;

granitlerin jeolojik bulunuş şekilleri, yerleşme derinlikleri, yerleşme mekanizmaları, bir

orojenez evresi içinde yerleşme zamanları, mineralojik-jeokimyasal bileşimleri ve birlikte

bulundukları cevherleşmelerdir. Tanımlamaları ileri süren araştırmacı ve / veya araştırıcı

guruplarının ana uğraşı alanlarına bağlı olarak bu ölçütlerden birisini tek başına temel alanlar

olduğu gibi, bunların bir kaçını temel alan tanımlamalarda bulunmaktadır.

Özellikle, son yıllarda, ana ölçütler olarak mineralojik-jeokimyasal bileşim, jeolojik konum

ve köken malzemesi dikkate alınarak yapılan granit sınıflamaları yaygındır. Bazı araştırıcılar

buna ilave olarak cevherleşmeleri de göz önüne almışlardır. Oluşum şekilleri ile ilgili

araştırmalar ise, tamamen, sıvı bir eriyikten itibaren kristallenme esasına dayandırılmıştır. Bu

çalışmanın amacı, günümüzde yaygın olarak kullanılan granit tanımlama-sınıflanma

modellerini bir arada sunmak, birbirleriyle karşılaştırmak, levha tektoniği ve mağmatizma

çerçevesinde granitleri değerlendirmek ve nihayet bu kayaçlara bağlı olarak görülen maden

yataklarına topluca yaklaşımda bulunmaktır.bu amacın dışında kalan tanımlama ve sınıflama

modelleri için ise şu iki referans önerilebilir. Granitlerin yerleşme derinliklerine ve yerleşme

şekillerine göre sınıflandırılmasıdır.( Yılmaz 1979 ) Araştırıcı, ayrıca granit mağmalarının bir

takım fiziko-kimyasal özelliklerinden de bahsederek, yerleşme zonları-köken sorununun iç içe

olabildiği durumlara dikkati çekmiştir. Bu çalışmanın yanı sıra, yine granitlerin mağmatik

veya transformasyon ürünleri olup olmayacağı araştırılmıştır.

GRANİT TANIMINA KARŞI GRANİTOYİD

Şimdiye kadar kullanılan granit sözcüğü, bundan böyle granitoyid sözcüğü diye anılacaktır.

Çünkü, tanesel yapıya sahip olan, asidik ve ortaç bileşimleri ile mineralojik-petrografik ve

jeokimyasal bir topluluk oluşturan ve aynı jeolojik bulunuş şekillerine sahip olan derinlik

kayaçları, son yıllarda, hemen hemen tüm araştırmacılar tarafından granitoyid olarak

tanımlanmıştır.

GRANİT – RİYOLİT AİLESİ

Granitler ve riyolitler, silis ve alkalilerce zengin, buna karşılık kalsiyum, demir ve

mağnezyumca fakir kayaçlardır. Kimyasal bileşimlerindeki SiO2 miktarı genellikle % 66’ dan

fazladır. ( Asidik kaya ) Bu değer bulundurdukları silikatların içine giren SiO2 miktarından

fazla olduğundan, bir kısım SiO2 serbest ( > %20 ) halde kristalleşmiştir. ( kuvars, kristobalit,

tridimit )

Bu aile pegmatitler gibi çok iri taneli kayaçlardan, kripto kristalli ve camsal dokulu

volkaniklere kadar kalabalık bir kayaç grubunu kapsamına alır, iri kristalli çeşitlerinde bol

miktarda alkali feldspatlara rastlanır. Çoğunda asit plajioklas vardır.renk indisleri genellikle

20’ den küçüktür ve lökokrat – hololökokrat kayaçlar sınıfına girerler.

GRANİTLER

Yerkabuğunun derin zonlarında veya sığ derinliklerinde oluşmuş en önemli kayaçlardandır.

Tüm kristalli ( holokristalen ) ve faneritiktirler. ( taneleri gözle görülebilen )

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : Kuvars, alkali feldspat ( ortoz veya mikroklin ), asit plajioklas ( albit veya

oligoklas ) ve siyah mika ( biotit ). Bazen hornblend ve nadiren piroksen de bulunabilir.

GRANİT = KUVARS + ALKALİ FELDSPAT +ASİT PLAJİOKLAS +BİOTİT 

HORNBLEND

Esas minerallerin yüzde oranları şöyledir :

Kuvars : % 10 – 40

Alkali feldspat : % 30 – 60

Asit plajioklas : % 0 – 35

Mafik mineraller : % 10 – 35

( biotit, hornblend )

Plajioklas oranının artmasıyla kuvars monzonitlere ve granodioritlere geçilir. Granitler

içindeki kuvars en son kristalleşen minerallerden biridir. Bu sebeple ksenemorf ( öz şekilsiz)

taneler halinde, kendinden önce kristalleşmiş minerallerin aralarındaki boşlukları doldurur.

Renksiz, süt beyaz veya duman rengindedir. Ortoz genelde pembe renklidir. Bazen sarı,

grimsi, mavimsi veya süt beyaz renginde olabilir. Bilhassa karlsbad ( basit ) veya baveno

tipindeki basit ikizleri karakteristiktir. Plajioklas kristalleri ; süt beyaz renginde olup,

mikroskop altında polisentetik ikizleriyle rahatça tanınırlar. Alkali feldspatlardan önce

teşekkül etmiş bulunurlar ve idiomorf ile hipidiomorf kristaller halindedirler. Mafik

minerallerden ekseri biotite rastlanır. Bazı granitlerde hornblend ona eşlik eder. Nadir tiplerde

piroksen vardır.

Tali mineraller

Çoğu hallerde gözle farkedilmeleri imkansızdır. Ancak mikroskop altında teşhis edilebilirler.

Zirkon, sfen, apatit, rutil, topaz, manyetit, ilmenit.

Sekonder ( ikincil ) mineraller

Primer minerallerin ayrışması sonucu ortaya çıkarlar : kaolen, klorit, serisit, epidot, kalsit,

turmalin.

Yapıları

Granitler çoğunlukla 3 farklı doğrultuda diaklaz sistemine sahiptirler. Bu diaklazlar boyunca

kolayca bloklara ayrılırlar ve atmosferik nedenlerle aşınarak yuvarlak kümeler halini alırlar.

Granit mağmaları, yerkabuğu içinde yükselme ve yerleşmeleri esnasında, bir iç yapı da

kazanırlar.

QAP üçgen diyagramında kuvars’ın % 20 ile % 60 arasında olduğu tüm alanlar, genel olarak

“GRANİTOYİD” alanı olarak bilinir.

Granit ailesinin derinlik kayaları : Granit, Granodiyorit, Tonalit ( kuvarslı diyorit )’ tir.

Yarı derinlik kayaları : mikrogranit ( granit ve kuvars porfir ), mikrogranodiyorit

( granodiyorit porfir ), mikrotonalit ( tonalit porfir )’ dir.

Dayk ve damar sistemlerini temsil eden ; Aplit ve Pegmatit’ler de bu gruba dahildir.

Yüzey kayaları : Riyolit, Riyodasit ve Dasit’ tir.

GRANİTİK KAYALARDA DOKU

Kristallenme derecesine göre : Holokristalen

Kristal şekline göre : idiyomorfik ( öz şekilli ), hipidiyomorfik ( yarı öz şekilli ), ksenomorfik ( öz şekilsiz ).

Tanelerin boy ilişkisine göre : Granüler ( eş taneli ), Porfirik ( irili-ufaklı taneler )

Granitik kayalarda bazı özel doku türleri : orbiküler ( yüzüksü ), rapakivi dokusu, grafik ve mirmekitik doku

İnce kesitte granuler granit

El örneğinde holokristalen porfirik granit

Orbiküler doku Rapakivi dokusu Grafik doku Mirmekitik doku

Tek kristal içinde gözlenen dokular : pertitik doku, antipertitik doku ( alkali feldspat ve plajioklaslarda )

Deformasyon dokuları : dinamik metamorfizma doku türleri

GRANİTLERİN AYRIŞIM ÇEŞİTLERİ

Granit yapıcı mineraller arasında ayrışmaya en elverişli olanları feldspatlardır. Bu yüzden

çoğu zaman başka şekillere dönüşmüş olarak bulunurlar. Granitlerde görülen başlıca ayrışım

olayları şunlardır : serisitleşme, kaolenleşme, albitleşme, silisleşme, turmalinleşme,

sosüritleşme, kloritleşme, greyzenleşme’dir.

Serisitleşme : gerek alkali feldspat ve gerekse plajioklasların beyaz ve küçük mika pullarına

dönüşmesi olayıdır. Hidro termal eriyiklerin etkisiyle veya hafif metamorfizma sonucu ortaya

çıkar.

Kaolenleşme : feldspatların kil minerallerine dönüşmesine denir. Eğer ayrışım çok ilerlemiş

ise feldspatlar porselene benzeyen beyaz mat bir renge bürünürler. Kaolenleşme olayı hem

atmosferik nedenler ve hem de hidrotermal eriyikler sebebiyle meydana gelebilir.

Albitleşme : sodyumca zengin eriyiklerin etkisiyle, potasyumlu feldspatların kısmen veya

tamamen albite dönüşmesine denir.

Silisleşme : geç hidrotermal eriyiklerin tesiriyle kayaç içinde bol miktarda sekonder ( ikincil )

kuvars kristalleşmesine denir. Bilhassa cevherleşmiş zonlarda rastlanır.

Turmalinleşme : granitlerde görülen tipik olaylardan biridir. Kalay ve altın yataklarının

oluşumu esnasında aynı zamanda bol miktarda turmalin kristalleri de teşekkül eder.

Sosüritleşme : plajioklasların, albit, epidot ( zoizit ), kalsit, serisit ve kuvarstan ibaret bir

mineral grubuna dönüşmesine denir.

Kloritleşme : amfibol, biotit ve piroksen gibi mafik minerallerin klorite dönüşmesine denir.

Greyzenleşme : greyzen, granit familyasına ait tipik bir ayrışım kayacıdır. Esas olarak kuvars

ile muskovit ve zinvaldit’ten ( veya lepidolit ) oluşur. Fakat yer yer, ekonomik önemi olan

kassiterit, wolframit, fluorit konsantrasyonlarını kapsayabilir. Greyzenler, uçucu elemanlar ve

metallerce zengin pmömatolitlerin granitleri ayrıştırmasıyla ortaya çıkarlar. Nitekim bu

ergiyiklerin etkisiyle, granitlerin bütün feldspatları kaybolur ve yerlerine lityumlu mika

( lepidolit ), kassiterit, fluorit, topaz, turmalin, wolframit gibi mineraller çökelir. Bu olay şu

şekilde özetlenebilir.

Feldspatlar kassiterit + wolframit + fluorit + turmalin + topaz + …

Biotit Zinvaldit

Kuvars kuvars

Granit Greyzen

RİYOLİTLER

Granit bileşimli mağmalardan oluşmuş volkanik ( yüzey ) kayaçlardandır. Lav akıntıları,

dayklar, siller v.s şekiller altında bulunurlar. Bu muhtelif kütlelerin boyutları magmanın

viskozitesine ve soğuma hızına bağlı olarak değişir.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( sanidin, ortoz, anortoz ), plajioklas ( albit,

oligoklas), mafik mineraller ( biotit, hornblend, bazen piroksen ).

RİYOLİT = KUVARS + SANİDİN + OLİGOKLAS  BİOTİT  HORNBLEND

Sanidin miktarının azalmasıyla kuvarslı latit’e kuvars tenörünün azalmasıyla da trakitlere

geçilir.

Tali mineraller : tridimit, kristobalit, titanlı manyetit, sfen, zirkon, apatit.

Ayrışım ürünleri : kalsedon, kalsit, hematit, götit, limonit, lökoksen, klorit, kaolen, serisit,

epidot.

Mineralojik çeşitleri

a- Alkali Riyolitler : kuvars, sodyumlu sanidin, albit, alkali amfibol ve piroksen bileşimli

fenokristalleri ( iri ) vardır. Hamur maddesi ( matriks ) aynı minerallerin çok küçük

tanelerinden veya volkan camlarından oluşmuştur.

Grorudit, Paisanit, Kuvarslı bostonit bu gruba girerler.

b- Kalko – Alkali Riyolitler ( normal riyolitler ) : kuvars, sanidin veya ortoz, zonlu

plajioklas ( oligoklas veya andezin ), biotit ve hornblend fenokristallerini kapsar. Hamur

maddesi camsal, felsitik veya sferolitik bir dokuya sahip olabilir. Riyolitlerde silis

bakımından pek zengin bir hamur olmasına karşılık, kuvars bileşimli fenokristaller az

miktarda görülür.

Liparit, Nevadit isimli riyolitler normal riyolitlerdir.

Doku : porfirik ve fenokristalen ve bunları çevreleyen hamur ( matrix ) maddesinden

oluşur.

OBSİDYENLER : Riyolit bileşimli ve tamamen volkanik camdan oluşmuş kayaçlardır.

İçlerinde çok az ( < % 1 H2O ) veya hiç su bulunmaz. Camsal bir parlaklıkları olup, siyah

renklidirler.

PERLİT : Obsidyen gibi aynı kimyasal bileşimi olan fakat % 2 – 5 H2O ihtiva eden

camsal kayaçlardır. Sedef parlaklığında gri ile gri-siyah renklidir.

PESTAYN : % 5 ile 10 H2O ihtiva eder. Koyu renkli ve reçine parlaklığındadır.

Kimyasal bileşimi riyolitlerinki gibidir.

KUVARS PORFİR : Paleozoyik yaşlı riyolitlere verilen isimdir.

KUVARSLI MONZONİT VE GRANODİYORİTLER

Tüm kristalli ve faneritik kayaçlardır. Hacim olarak % 5’den fazla kuvars ihtiva ederler.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ), plajioklas ( oligoklas, andezin ),

mafik mineraller ; biyotit, hornblend, bazen piroksen.

Tali mineraller : Apatit, ilmenit, manyetit, sfen, zirkon.

Ayrışım ürünleri : klorit, epidot, kalsit, kuvars, kaolen, serisit, lökoksen, plajioklaslar

sosüritize olabilir.

Dokuları : tüm kristalli, hipidiyomorf, ve taneli kayaçlardır. Mikroskop altında ekseri

poiklitik doku ve porfirik doku gösterirler.

KUVARSLI LATİTLER VE RİYODASİTLER

Kuvarslı latitler ( Dellenitler ), kimyasal bileşimi kuvarslı monzonitlere tekabül eden

volkanik kayaçlardır. Bunun gibi riyodasitler de granodiyorit bileşimli magmaların

yeryüzünde veya subvolkanik zonda katılaşmış şekilleridir. Her iki kayaç grubu da riyolitler

ile dasitler arasında yer alır.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( sanidin ), plajioklas ( oligoklas, andezin ), mafik

mineraller : biotit, hornblend, bazen piroksen.

Tali mineraller : manyetit, ilmenit, apatit, sfen, zirkon, tridimit, kristobalit.

Ayrışım ürünleri : klorit, epidot, kalsit, kuvars, hematit, serisit, kaolen.

Dokuları : porfirik, hamur maddesi afanitik ( taneleri gözle görülmeyen ) olup tüm kristalli,

yarı kristalli ve camsal olabilir.

KUVARSLI DİYORİT ( TONALİT ) – DASİT AİLESİ

Bu aileye giren kayaçlar alkali elemanlar ve silis bakımından granitlerden ve adamellitlerden

daha fakirdirler. Kuvarslı diyoritlere Tonalit adı verilmiştir. Dasitler ise kuvars ihtiva eden

andezitlerdir.

KUVARSLI DİYORİTLER ( TONALİT )

Tonalitler tüm kristalli ve faneritik kayaçlardır. Alkali feldspat ihtiva etmeyen bir granit

çeşidi olarak da tariflenebilir.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : plajioklas ( oligoklas, andezin ), kuvars, hornblend, az miktarda biotit ve

bazen de piroksen bulunabilir.

TONALİT = OLİGOKLAS + KUVARS + HORNBLEND  BİOTİT

Bu minerallerin yüzde oranları şöyledir :

Plajioklas : % 50 – 80

Kuvars : % 10 –35

Hornblend (  Biotit ) : % 10 – 35

Kuvarsın azalmasıyla normal diyoritlere geçerler. Eğer ortoz miktarı artarsa granodiyorit

olurlar.

Tali mineraller : manyetit, ilmenit, apatit, sfen, zirkon, pirit, ortoz.

Ayrışım mineralleri : klorit, epidot, kalsit, serisit, kaolen, limonit, lökoksen.

Doku : hipidiyomorf taneli, ve bazen porfirik, mikroskop altında mikrografik ve mirmekitik

dokulara rastlanır.

Mineralojik çeşitleri

Tronjemit : hololökokrat bir kuvarslı diyorit çeşididir. Esas olarak kuvars, oligoklas ve

biotitten oluşur.

Esterelit : porfirik dokulu ve hornblend bakımından zengin bir kuvarslı diyorit çeşididir.

DASİTLER

Açık renkli ve porfirik dokulu volkanik kayaçlardır. Mineralojik ve kimyasal bileşimleri bakımından kuvarslı diyoritlere benzerler.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : plajioklas ( oligoklas, andezin ), kuvars, mafik mineraller ( hornblend,

biotit,

bazen diopsit, hipersten gibi proksenlere rastlanır.

DASİT = PLAJİOKLAS + KUVARS + HORNBLEND  BİOTİT

Kuvarsın azalmasıyla andezitlere geçerler.

Tali mineraller : zirkon, apatit, sfen, tridimit, fayalit ( olivin ), sanidin, manyetit.

Ayrışma ürünleri : serisit, kaolen, kalsit, klorit, epidot, demir oksitler, zeolitler.

Doku : dasitler genellikle porfirik dokulu kayaçlardır. Fenokristalleri esas minerallerden

oluşur.

APLİT VE PEGMATİTLER

PEGMATİTLER

Çok iri taneli, açık renkli minerallerce zengin damar kayaçlarıdır.

Mineralojik bileşim

Mineralojik bileşimlerine göre pegmatitler üç gruba ayrılırlar :

Asit pegmatitler : granit, pegmatit

Siyenit bileşimli pegmatitler

Bazik pegmatitler : diyorit pegmatit ve gabro pegmatit

Asit pegmatitler : esas olarak kuvars, alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ), asit plajioklas (

albit, oligoklas ), muskovit’ ten oluşurlar. Tali olarak : turmalin, topaz, fluorit, apatit,

kassiterit, rutil, kıymetli taşlar, nadir toprak mineralleri.

Siyenitik pegmatitler : esas olarak mikroklin ile alkali piroksen veya amfibolden ( aegirin,

akmit, arfvedsonit ) oluşurlar. Bazen nefelin, sodalit gibi feldspatoid minerallerine de

rastlanır.

Bazik pegmatitler : esas olarak bazik bir plajioklas ( andezin, labrador ), ile hornblend, veya

piroksenden meydana gelirler.

Doku : pegmatitler çok iri taneli ve tüm kristalli kayaçlardır. Ortoz ve kuvars kristalleri

arasında ekseri pegmatitik doku görülür.

APLİTLER

İnce taneli ve lökokrat damar kayaçlarıdır. Dayk halinde bulunurlar.

Mineralojik bileşim : esas olarak kuvars ve alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ) ihtiva ederler.

Az miktarda beyaz mika ( muskovit ) bulunabilir.

Doku : allotriomorf kayaçlardır. Tüm mineralleri hemen hemen mikroskop altında ksenemorf

şekillidir. Aynı zamanda mozaik ve kendilerine özgü aplitik dokudadırlar.

KABUKTA YERLEŞME DERİNLİĞİNE GÖRE GRANİTLER

1- Epizon Granitleri : 0 – 6 km : Eriyikli sıcaklık etkisi ve komşu kaya kırılgandır. ( dayk ve damar )

2- Mesozon Granitleri : 6 – 12 km : birinden ötekine geçiş zonudur.

3- Katazon Granitleri : 12 – 20 km : Migmatit ( şistlerin arasında granitler )

KÖKENLERİNE GÖRE GRANİTLER

ANATEKSİ GRANİTLERİ : Bu tip granitler karışık, yan kayaçlarla beraber çeşitli yapı ve

şekillerde karışım gösterirler. Bazen bu karışım öyle bir şekil alır ki, yeni bir kayaç ortaya

çıkar, buna Migmatit denir. Bu kayaç içindeki pegmatit, aplit gibi kısımlara İchor adı verilir.

Bunlar yapısal yönden, üst üste veya yan yana bandlar halinde veya bazende gnays injeksiyon

halinde Arterit’leri oluştururlar.

Bu yapılar içinde damarlar birbirleriyle grift şekillerdedir. Buna Agmatit adı verilir. Bazen

de çok ince şekillerde, dağınık bulut görünümlüdür. Buna da Nebülit adı verilir.

Bu migmatit yapılar birinden diğerine geçişlidir. Örneğin bir arterit kıvrımlanma, breşlenme

sonucu bir agmatite dönüşür. Magmatiklerde, mağma oluşuklu damarlar, bir akma veya

foliasyon gösterirler, çok küçük ölçekte, bazen bu foliasyon diskordan ( uyumsuz ) durum

gösterir. İnjeksiyon geçirmiş granitik kısımlar küçük ölçekte kıvrımlanma, deformasyon,

ezilme gibi yapılar altında izlenir. Bu tür yapılara SENMİGMATİTİK KIVRIMLANMA adı

verilir.

Ayrıca, migmatitik kıvrımlar katılaşma öncesi oluşurlar. Bu olaylar sürecinde granitik

mağma ve yan kayaç yarı akışkan haldedir. Bu olaya Anateksi içinde rastlanır. Katılaşma

öncesi mağma, yan kayaçlar içine yarı plastik bir halde, bazen çatlak ve yarıkları, düzenli

düzensiz yapılarda girerler.

Ergimenin çok ileri safhasında granitik görünümler ve nebülitler belirir. Son safhada ise

yapılar silinerek granitik sade bir görünüm ( homojen ) kazanır. Anateksi olayı ile eski

kayaçlar yeniden gençleşir. Bu olaya Palinjenez adı verilir. Bu olay sonucu eski kayaca ait

tüm yapılar silinerek yeni bir görünüm ve bileşim kazanır. Bu arada, bazen eski kalıntı yapısal

izleri silik bir biçimde izlemek mümkündür.

2- GERÇEK MAGMATİK GRANİTLER : Bir mağmadan doğrudan kristallenme ile

gelişirler. Yöre kayalarla aralarında keskin dokanaklar vardır. Kontakt metamorfizma

geliştirirler.

3- METASOMATİK GRANİTLER : Granit bileşimine yakın bir kayaya dışardan katı ve sıvı halde malzeme eklenmesiyle gelişirler.

Mineralojik bileşim ve kimyasal özelliklerine göre

Alkali Granitler Kalkalkali Granitler

• Sodik (Na>K) Subalkali (Or>Plj)

• Potasik (K>Na) Monzonitik (Or=Plj)

Granodiyoritik (Plj>Or)

GRANİTLERİN TEKTONİK VE JEOKİMYASAL OLARAK

SINIFLAMASI

1- I TİPİ GRANİTLER

2- S TİPİ GRANİTLER

3- M TİPİ GRANİTLER

4- A TİPİ GRANİTLER

[A: molar Al2O3, C: molar CaO, N: molar Na2O, K: molar K2O

87Sr/86Sri: Initial Sr izotop oranı

18 O: Oksijen 18 izotopu]

I TİPİ VE S TİPİ GRANOTOYİDLER

Jeokimyasal özellikler

Sedimanter çevrim sırasında Na elementi deniz suyuna veya evaporitlere, Ca ise

karbonatlara göç etmektedir. Böylece ana sedimanter kütle Al bakımından

zenginleşmektedir. Ayrıca, sedimanter çevrim sırasında oluşan kil mineralleri

sedimantasyon ve diyajenez sırasında K elementini absorbe edeceklerinden, K miktarı da

bağıl olarak fazla olacaktır. Eser ( iz ) elementler açısından ise, yine sedimenter çevrim

sırasında Rb elementi Sr’ a göre zenginleşmektedir. Doğal olarak Rb elementi atomik

yarıçapı bakımından K’ a benzediği için, K’nın zenginleştiği yerde Rb’ da

zenginleşecektir. Bu özellik de Rb tarafından üretilen radyojenik Sr zenginleşmesine yol

açacaktır. İşte böyle bir sedimenter çevrim olayının etkisinde kalan kaynak malzemenin

kısmi erimesinden türeyen mağma, bu çevrim olayları sırasında oluşan jeokimyasal

farklılaşmaları yansıtacaktır. Yani bağıl olarak düşük Na / K oranı ve yüksek Al / ( K +

Na + Ca / 2 ) oranına sahip olacaktır. Ayrıca, kolayca anlaşılabileceği gibi, ilksel Sr87 /

Sr86 değerleri de bağıl olarak yüksek olacaktır.

Kıvrım kuşaklarında görülen I tipi granotoyidleri oluşturan mağmalar, bazaltik

bileşimdeki kayaçlardan türeyebileceği gibi, daha uygun olarak ortalama % 60 SiO2

içeriğine sahip bir mağmatik kayaçtan- yani tipik andezitik kayaçlardan da türeyebilir.

Herhangi bir sedimenter çevrim etkisinde kalmamış böyle bir mağmatik kayaçta bağıl

olarak yüksek Na / K oranının yanı sıra Na + K + Ca toplamının miktarı Al’ a göre bağıl

olarak yüksek olacaktır. Böyle bir kaynak kayaçtan kısmi erime yoluyla oluşan mağma da

hiç süphesiz yukarıdaki jeokimyasal özellikleri yansıtacak ve I-tipi granotoyidlerin

jeokimyasal özelliklerini oluşturacaktır.

Mineralojik özellikler

S – tipi granotoyidler’ in ana mafik minerali : biotit ve  muskovit içerir. ( iki mikalı

granit : granulit ) Tali mineral olarak : apatit, ilmenit, granat, kordiyerittir.

Granit ve löko monzogranitler ile temsil edilirler.

A / CNK > 1.1

87Sr / 86Sri > 0.707

18 O > % 9

Kıtasal çarpışma alanlarında yer alırlar.

I – tipi granotoyidler ise ana mafik mineral olarak : hornblend + biotit içerir. Tali mineral

olarak : manyetit, sfen ve apatit içerirler.

Genellikle granodiyorit, tonalit, monzonitik granit ile temsil edilirler.

A / CNK < 1.1’ dir.

87Sr / 86Sri < 0.706’dır.

18 O < % 9’ dur.

Aktif kıta kenarı magmatik kuşaklarında yer alır.

A – TİPİ GRANOTOYİDLER

Alkalin, anorojenik ve susuz özellikte olan granitoyidlerdir. Duraylı kratonlarda ve rift

alanlarında gelişir. Yaygın pertit oluşumları içerir. Yüksek Fe / Mg oranına sahiptirler.

Mineralojik özellikler

Gabo ve Mumbulla serileridir. Ana mineralleri : Kuvars, K+ feldspat ( ortoz ), plajioklas

( albit ), biotit’ tir.

Jeokimyasal özellikler

A – tipi granotoyidlerin MgO ve CaO içerikleri daha az iken, Na2O + K2O değeri daha

yüksektir. Bununla birlikte, SiO2 içeriği çok yüksek olan bazı I – tipi granitoyidlerin

Na2O + K2O miktarları hemen hemen A – tipi granitoyidlerinkine yakın değerler

alabilmektedir. Bütün SiO2 bileşim aralığı göz önüne alındığında Nb, Ga, Y, Ce, Zn ve Zr

gibi iz elementler A – tipi granitoyidlerde bol miktarda bulunmaktadır. Ayrıca Sr içerikleri

I – tipine oranla iki kat daha fazladır. Bunların yanı sıra, NTE ve Pb içerikleri yüksek iken

Sr ve Rb içerikleri I – tipi ile çakışabilmektedir. Bunların Ni, V, Co ve Cr içerikleri ise

düşüktür. F ve Cl elementlerinin A – tipi granitoyidlerin mağmalarında çok aşırı şekilde

zenginleşmiş olması gerekmektedir.

M – TİPİ GRANİTLER

Genellikle plajiogranitlerle temsil edilirler.

Egemen mafik mineralleri : hornblend, biyotit ve piroksendir. Alkali feldspat intersitisiyal ve

mikrografik dokuludur.

A / CNK < 1.0

87Sr / 86Sri > 0.704

18 O < % 9’ dur.

Ofiyolit dizilerinde ve seyrek olarak okyanusal ada yaylarında gelişir ve manto kökenlidir.

Granitoyidlerin ana tektojenetik grupları

1- Okyanus sırtı granitoyidleri ( ORG )

2- Volkanik yay granitoyidleri ( VAG )

3- Levha içi granitoyidleri ( WPG )

4- Çarpışma ürünü ( kollizyon ) granitoyidleri ( COLG )

Okyanus sırtı granitoyidleri : ofiyolitik topluluklar içinde görülen küçük granitoyid

çıkmalarından elde edilmiştir. Bu çıkmalara “okyanusal plajiyogranitler” denir. Bu terim,

okyanus sırtlarından çok, okyanusal kabuk içinde sokulum halinde bulunan granitoyidleri

tanımlamaktadır. ORG terimi, ofiyolitik dizilim gösteren okyanusal kabuğun bizzat bir

bölümünü oluşturan granitoyidleri tanımlamaktadır. Ana koyu renkli mineralleri :

Hornblend’dir. Bu gruba kuvars diyorit ve tonalit bileşimine sahiptir.

Volkanik yay granitoyidleri : Toleyitikten kalk-alkalin ve şoşonitik bileşime kadar

değişenbu kayaçlar, okyanusal konumdan kıtasal konuma kadar değişen tektonik

ortamlarda bulunabilmektedir. Kalk-alkalin kayaçların bol miktarda bulunduğu bu

örnekler aynızamanda toleyitik kayaç serileri de içerirler. Bu plütonların hepsi kalk-

alkalin, yüksek potasyumlu kalk-alkalin ve şoşonitik serilere aittir. Önemli koyu

mineralleri : biotit vehornblend’dir. Kuvars monzonit, granodiyorit ve dar anlamda granit

bileşimine sahiptir.

Levha içi granitoyidler : Bunlar, içine sokulum yaptıkları kabuksal malzemenin

durumuna göre alt gruplara bölümlenebilir. Bunlar ;

a- Normal kalınlığa sahip kıtasal kabuk içine sokulum yapan granitoyidler

b- Epeyce inceltilmiş kıtasal kabuk içine sokulum yapan granitoyidler

c- Okyanusal kabuk içine sokulum yapan granitoyidlerdir.

Kuvars siyenit, dar anlamda granit ve alkali feldspat granit bileşimine sahiptir.

Koyu renkli mineralleri : sodik amfibol  sodik piroksen, biotit + sodik amfibol

parajenezine kadar değişebilmektedir.

Çarpışma granitoyidleri : tipik olarak granit bölgesine düşen sin-tektonik bu

granitoyidler; muskovit içeren peralümino karakterli ve daha çok S-tipi granitoyidlerde

görülen özelliklere sahip granitoyidlerdir. Biotit ve hornblend içerir. Kıta-kıta, kıta-yay,

yay-yay çarpışmalarını teşkil ederler.

GRANİTLERİN PETROLOJİSİ

Granitleşme : Basit veya heterojen bileşime sahip kayaçların, mağmatik bir safha

geçirmeksizin, granitik bileşime ve tekstüre ( doku ) dönüşümü anlamında geniş çapta

kullanılmıştır.

Gerçekte bir granit mağması mevcuttur. Çeşitli bir çok olay, granitik bileşimli lakolit, dayk,

sil ve bir çok stok’un sıcak, az veya çok viskoz bir mağmanın kristalleşmesi sonucu meydana

geldiğini gerçekler.

Mağmatik granitik kayaçlara ait petrografik kriterleri şöyle özetlemiştir ;

1- Tekstürün bütünde üniform bir şekil bahis konusudur…

2- Münferit mineraller, özellikle ilk teşekkül edenler ekseriya hipidiyomorfiktir ve kesin sınırları vardır. Fenokristaller ise idiyomorfikdir.

3- Mineraller içinde mevcut enklüzyon şeklindeki kristaller, mağmadan ilk ayrılan ürünleri temsil ederler ve bunlar, genellikle içinde bulundukları minerallerle fiziko-kimyasal bir uygunluk gösterir.

4- Minerallerin yüksek sıcaklık formlarını, örneğin sanidin içerirler. Tipik düşük sıcaklık mineralleri de genel olarak döterik alterasyon zonları tarafından kuşatılırlar.

5- Kontaktlara ait ince kesitlerde mağmatik kütleler ve onun etrafında yer alan formasyonlar arasında, genellikle kesin bir farkın varlığı müşahede edilir.

6- Ksenolit ve ksenokristallerle, ilk mağmatik veya geç mağmatik safha kristalizasyonları arasında reaksiyonların mevcudiyeti görülebilir. Aynı kökenden gelen benzer enklüzyonlar ilksel mağmatik safhalar hakkında bilgiler verir.

7- Her zaman rastlanmayan tali minerallerin mevcudiyeti, bir safhada, farklı tipte mağmatik kayaçların varlığına işaret eder.

8- Değişim diyagramlarında kullanılan analizler, mağmatik diferansiyasyonun varlığını gösterir.

Granitleşme kavramı esas itibariyle ; yakında mevcut mağmatik kütlelerden gelen volatil

veya likitlerin etkisi altında veya bazı petrolojistlerin kabul etmedikleri gözenek boşluklarında

mevcut orijinal sıvıların, sıcaklığın yükselmesi ile aktif hale gelmesi sonucu, daha önce

mevcut kayaçların rekristalizasyonudur.

Granitleşme mekanizması; viskoz lav şekli dahil, mağmanın bütün tedrici geçişlerini ve

mevcut seyreltik hidrotermal çözeltilerin her türünü kapsamı içine alır.

Ayrıca, granitik bileşimli mağmanın varlığını gerçekleyen en öneli bulgular meyanında, geniş

sahalar kaplayan riyolitik kayaçların varlığı ve çık sayıda dayk, sil v.b gibi yapıların riyolitik

bileşim göstermeleridir.

GRANİT MAĞMALARI

Silis tenörü çoğunlukla % 60’dan fazla olan asit mağmalardır. Yer kabuğunun derin

zonlarındaki muhtelif kayaçların kısmi ergimesinden oluşurlar. Kimyasal bileşimleri geniş

sınırlar içindedeğişir. Kuvarslı diyorit’ten granodiyorit’e ve alkali granite kadar uzanan geniş

bir değişim aralıkları vardır.

K, Na ve Alüminyumca zengin, buna mukabil Fe, Mn, Mg ve Ca bakımından fakirdirler.

Kıtasal bölgelerde batolit veya stoklar halinde katılaşırlar.

Laboratuvar deneyleri, yer kabuğunu oluşturan çeşitli kayaçların yüksek sıcaklık ve basınç

altında kısmen ergiyerek, granit bileşimli mağmaların teşekkül edebileceğini doğrulamaktadır.

GRANİTLERİN KİMYASAL

BİLEŞİMİ

Oksit Ağırlık %

SiO2 70.18

TiO2 0.39

Al2O3 14.47

Fe2O3 1.57

FeO 1.78

MnO 0.12

MgO 0.88

CaO 1.99

Na2O 3.48

K2O 4.11

H2O+ 0.84

H2O- 0.03

P2O5 0.19

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Granitoyidler, Boztuğ Durmuş, MTA yayınları eğitim serisi no : 30

Granite petrology and the granite problem, Marmo.V

Petrografi ve Petroloji, Çoğulu H.Ersen, cilt .1 mağmatizma

Petrografi Prensibleri, Uz Bektaş

Petrografi Seminerleri, Uz Bektaş

Osman Serkan ANGI

Jeoloji Mühendisi ( İ.T.Ü )

serkanangi@mynet.com

Previous

Meyvecilik Kültürünüm Tarihçesi

İthalat

Next

Yorum yapın