İçindekiler

|

İÇİNDEKİLER

*

*

İÇİNDEKİLER 1

DÜNYA TİCARETİNİN KÜRESELLEŞMESİÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ 2

GİRİŞ 3

DTÖ’nün Doğuşu 4

DTÖ ile Getirilen Yenilikler 4

DTÖ’ne Üyelik ve Üyeleri 4

DTÖ’nün Amaçları 6

DTÖ’nün Görevleri 7

DTÖ’nün Hukuki Yapısı 7

DTÖ’nün Organları 7

1. Bakanlar Konferansı 7

2. Genel Konsey 8

3.Diğer Organlar 8

4. Genel Konseye Bağlı Organlar 9

5.Çoklu Ticaret Anlaşmaları Komite ve Konseyleri 9

6.Genel Direktör 9

DTÖ’nün Karar Alma Mekanizması 10

DTÖ’nün Temel İlkeleri 11

a)Ençok Kayırılan Ülke İlkesi 11

b)Piyasa Mekanizmasına Bağlılık İlkesi 11

c)Ticaret Savaşına Karşı Çıkma İlkesi 11

d)Ticaret Kısıtlamalarını Giderek Azaltılması İlkesi 12

Dtö’nün İlkeleriden İstisnalar 12

Bölgesel İktisadi Birleşmeler 12

Dış Ödeme Zorlukları İçinde Bulunan Ülkeler 12

Gönüllü İhracaat Kısıtlamaları 13

Sınır-Kıyı Ticareti 13

DTÖ’nün Çok Taraflı Ticaret Görüşmeleri 13

1. Cenevre 1947 Görüşmeleri 13

2. Annecy 1949 Görüşmeleri 14

3. Torquay Görüşmeleri 14

4. Cenevre 1955-1956 Görüşmeleri 14

5. Dillon Görüşmeleri 14

6. Kennedy Görüşmeleri 14

7. Tokyo Görüşmeleri 15

8. Uruguay Görüşmeleri 15

DTÖ ve İthalat 16

DTÖ ve Hizmet Ticareti 16

DTÖ ve Fikri Mülkiyet Hakları (fmh) 17

DTÖ ve Anlaşmazlıkları Çözümlenmesi 18

DTÖ ve Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizması 18

DTÖ ve Tarife Dışı Kısıtlamalar 18

DTÖ ve İthalat Kotaları 20

DTÖ ve İhracatın Kontrolü 21

Gönüllü İhracat Kısıtlamaları 21

İhracat Yasakları veya İhracat Lisansları 21

DTÖ ve Tarife Benzeri Önlemler 21

Dolaylı Vergiler 21

İthalat Teminatları 22

İthalat Vergileri ve Fonları 22

DTÖ ve Görünmeyen Engeller 22

DTÖ ve Fıyat Denetımlerı 23

DTÖ ve Gözetleme ve İzleme Önlemlerı 23

DTÖ ve İthalata Lisans Uygulamaları 23

DTÖ ve Damping 24

DTÖ ve Sübvansiyonlar 25

İhracat Sübvansiyonları 26

a)Yasaklanmış Sübvansiyonlar 26

b)Karşı Önlem Alınabilir Sübvansiyonlar 26

c)Karşı Önlem Alınmayan Sübvansiyonlar 27

DTÖ veTekstil ve Hazır Giyim Sektörü 28

DTÖ ve Tarım Sektörü 28

DTÖ ve Devlet Yadımları 29

DTÖ ve Koruma Önlemleri 29

DTÖ ve Sanayi Sektörü 29

DTÖ ve Teknik Engeller 30

DTÖ ve Kamu İhaleleri İle Kamunun Satınalma Politikaları 30

DTÖ ve GATT Kurallarının Gözden Geçirilmesi 30

DTÖ veTicaretle Bağlantılı Yatırım Önlemleri(TRIMs) 30

DTÖ ve Dış Ticarete Etkisi 30

*

DÜNYA TİCARETİNİN KÜRESELLEŞMESİÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ

*

GİRİŞ

*

1929 Dünya buhranından sonra, bütün ülkeler merkantilist bir felsefe ile ithalatı yasaklama ve kısıtlama yoluna gittikleri için dünya ticareti durma noktasına kadar gelmiştir. Bu tarihten sonra hemen hemen bütün ülkeler yüksek tarifeler, kotalar, döviz kontrolleri, ithalat yasakları gibi koruyucu önlemlerin arkasına ekonomilerini gizlemişlerdir. Amaç yerli sanayileri korumak, yurtiçi üretimi artırmak ve yurt içinde katma değer yaratarak işsizlik sorununa da çözüm bulmak idi. Komşuyu fakirleştirme politikası da denilen dış ticareti kısıtlayıcı misillemelere dayanan uygulamalar az gelişmiş ülke ekonomilerinin kalkınmasını ve gelişmiş ülke ekonomilerinin büyümesini engelliyordu. Sanayi devriminden sonra stokta biriken malları ihraç etmek için, özellikle sanayileşmiş ülkeler serbest ticaretin faydaları üzerinde durmaya ve dünya ticaretini serbestleştirme çabaları içine girmişlerdir. Ancak araya ikinci dünya savaşının girmesiyle bu çalışmalar hızını kesmiş, ikinci Dünya Savaşından sonra ise hız kazanmıştır.

Dünya ticaretini serbestleştirmek için 1944 yılında Bretton Woods Konferansı düzenlenmiştir. Bu konferansta uluslararası ekonomik faaliyetleri geliştirmek için üç kuruluşun kurulması kararlaştırılmıştır. Böylece dünya ekonomisi üç ayaklı bir saç ayağı üzerine oturtulacaktı. Bunlar;

a) Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD): Uluslararası yatırımlara finansman imkanları sağlayacak, azgelişmiş bölgelerin kalkınmasına yardımcı olacaktı. Daha sonra kurulduğunda adı Dünya Bankası olarak değişmiştir.

b)* Uluslararası Para Fonu (IMF): Uluslararası parasal ve sorunları çözümleyecek, uluslararası para sisteminin oluşmasını ve düzenli bir şekilde işlemesini sağlayacaktı.

c)** Uluslararası Ticaret Örgütü (ITO): uluslararası ticareti düzenleyecek, serbest ticaretin önündeki tüm engelleri kaldıracak, ülkelerin ekonomik kalkınmasını hızlandıracak, mal piyasalarında istikrarı sağlayacaktı.

Böylece dünya ekonomisi üç temel ayak üzerine oturtulacaktı. Ancak ikinci dünya savaşının araya girmesiyle bu çalışmalar kesintiye uğramıştı. Bu kuruluşlardan ilk ikisi kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. ITO, başta bir Birleşmiş Milletler kuruluşu olarak faaliyet göstermesi tasarlanmıştı. Ancak korumacılıktan yana olan bazı üretici örgütleri bu kuruluşun faaliyete geçmesini engellemişlerdir. Başta ABD olmak üzere birçok ülkenin yasama organlarında onaylanmamıştır. Diğer bir kısım ülkenin de yasama organlarında uzun süre onaylanamayacağı anlaşılmıştı. Bu nedenle bir taraftan ITO’nın faaliyete geçirilmesi çalışmaları devam ederken diğer yandan batılı ülkeler bir hazırlık komitesi oluşturma ve bir an önce tarifelerin indirimi görüşmelerinin başlaması düşüncesiyle harekete geçmişlerdir.

Bu amaçla ilk tarife indirimi görüşmeleri 1947 yılında başlamış ve sonuçta 30 Ekim 1947 tarihinde Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) imzalanmış, 10 Ocak 1948 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. GATT üye ülkeler için bağlayıcılığı olan bir kurum değildi. Sadece dünya ticaretinin serbestleştirilmesi için bir forum, bir görüşmeler zinciri şeklindeydi. O yüzden üye ülkelerin yasama organlarından geçmesine de gerek yoktu. Ancak uzun vadede üye ülkeler için bağlayıcılığı ve yaptırımları olan ITO gibi bir örgütün kurulacağı da hedeflenmişti. Böylece DTÖ’nün ilk temeli atılmış oldu. Ticaret turlarından oluşan bu GATT sistemi, 1 Ocak 1995 tarihinde DTÖ’nün kurulmasına yol açmıştır.

1948 yılındaki kuruluşundan 1.1.1995’e kadar geçen sürede Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması, uluslararası ticareti düzenleyen ve üzerinde anlaşılan tek uluslararası çok taraflı sözleşme olmuştur. GATT, ticari ilişkilerde rekabeti bozan ve ticaret kısıtlayan engellerin görüşülerek kaldırıldığı en önemli uluslararası kuruluş olmuştur.

GATT üyeleri, dünya dış ticaretinde %90’ın üzerinde bir paya sahiptir. GATT’a taraf ülkeler, aralarında ortaya çıkan ticari sorunlar ile bunların çözüm yolları ve dünya ticaretinin geliştirilme imkanlarını görüşmek için belirli sürelerde toplanmıştır. Bu niteliğiyle GATT, uluslararası bir Dünya Ticaret Formu olarak görev yapmıştır.*

DTÖ’nün Doğuşu

Dünya Ticaret Örgütünün temelleri 1947 yılında Cenevre’deki ilk toplantıda atılmıştı. O yıllarda kurulan GATT’ın böyle bir kurumsal örgüte dönüşeceği hedeflenmişti. O günden sonra toplam 8 görüşme turu yapıldı. Son Uruguay turunda, alınan birçok kararla birlikte DTÖ’nün kurulması da kararlaştırılmıştır. 15 Nisan 1994 tarihinde Fas’ın Marakeş şehrinde 125 ülkenin katılımışla nihai anlaşma imzalandı ve Bretton- Woods konferansının toplanmasından tam 50 yıl sonra faaliyete geçerek IMF ve Dünya Bankası gibi Dünya ekonomik sisteminin önemli bir kuruluşu olmuştur. 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren de faaliyete geçti.

DTÖ’nün kurulmasıyla GATT’ın yapısı da değişmiş, DTÖ, GATT’ın fonksiyonlarını üstlenmiştir. *

DTÖ ile Getirilen Yenilikler

Dünya Ticaret Örgütü’nün GATT ilke ve kurallarına göre getirdiği yeni oluşum ve düzenlemeler şunlardır:

Dünya Ticaret Örgütü’nün kuruluşu ile, GATT ilke ve kuralları büyük ölçüde değiştirilmiş, yenilenmiş ve düzenlenmiştir. DTÖ’nün kurulmasıyla GATT, örgüt ve yaptırım gücüne kavuşmuştur.

GATT sadece sanayi malları ticareti alanını kapsamaktaydı. Oysa DTÖ ise tarım sektörü, hizmet ticareti, yatırımların korunması, çevre ve kalkınma-çevre ilişkileri, ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet hakları gibi alanları da kapsamaktadır.

GATT, akit taraflar arasında ticaret ihlalleri sonucu doğan sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Oysa DTÖ ile Anlaşmazlık Çözüm Organı yaratılmıştır. Nihai Senet’te DTÖ’ne üye ülkeler, ticaret kurallarının ihlaline karşı tek taraflı önlem alamayacaklardır. Üye ülkeler, anlaşmazlıkların çözümü için Nihai Senet ile getirilen sisteme ve bu sistemin gerektirdiği prosedürlere uygun davranacaklardır.*

DTÖ’ne Üyelik ve Üyeleri

Anlaşma yürülüğe girdiği tarihte GATT 1947′ nin Akit Tarafları ve Avrupa Toplulukları DTÖ’nün asli üyeleridir.

Bir Devlet veya DTÖ Anlaşması ile Çoktaraflı Ticaret Anlaşmalarının kapsamına giren konuların yürütülmesinde tam bağımsızlığa sahip Bağımsız Gümrük Alanı, Anlaşmaya katılabilir. Katılma, Anlaşma ve Ekindeki Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları için de geçerlidir. Katılma konusundaki kararlar Bakanlar Konferansı tarafından alınır. Katılma şartlarıyla ilgili anlaşma, Bakanlar Konferansı tarafından DTÖ üyelerinin üçte iki oyu ile onaylanır. Çoklu Ticaret Anlaşmalarına katılma, ilgili Anlaşma’nın hükümlerine göre yapılır.

DTÖ Kuruluş Anlaşması, ülkelerden biri Anlaşmaya taraf olduğunda, diğer bir ülke rıza göstermezse, uygulanmaz.

Bir üye Anlaşmadan çekilebilir. Çekilme, DTÖ Kuruluş Anlaşması ve çok taraflı ticaret Anlaşmaları için geçerlidir. Çekilme bildirimi DTÖ Genel Direktörüne yazılı olarak verildikten 6 ay sonra çekilme işlemi yürürlüğe girer. Çoklu Ticaret Anlaşması’ndan çekilme, o Anlaşmada yazılı hükümlere göre belirlenir.

Birleşmiş Milletler tarafından en azgelişmiş ülke olarak tanınan ülkelere, DTÖ’ne katıldıklarında, sadece kendi kalkınma, mali ve ticari ihtiyaçları veya idari ve yapısal kapasiteleri ile bağdaşan yükümlülük ve tavizler üstlenirler.

Türkiye de gerekli yasal düzenlemeleri yapmış, DTÖ Kuruluş Anlaşması’nı 26.1.1995 tarih ve 4067sayılı Kanunla onaylamıştır. Anlaşma 31.12.1995 tarihinden itibaren geçerlilik kazanmıştır.

Aralık 2001 tarihi itibarıyla üye sayısı 144’e ulaşmıştır. Ayrıca, 30 ülkede gözlemci statüsüyle çalışmalara katılmaktadır. Bunlar aşağıda verilmiştir.*

ARALIK 2001 TARİHİ İTİBARİYLE DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NE ÜYE VE GÖZLEMCİ ÜLKELER

Almanya İsveç Slovakya

Amerika Birleşik Devletleri İsviçre Solomon Adaları

Angola İtalya Sri Lanka

Antigua and Barbuda İzlanda Suriname

Arnavutluk Jamaika Swaziland

Arjantin Japonya Şili

Avrupa Topluluğu Kamerun Tayvan

Avustralya Kanada Tayland

Avusturya Katar Tanzanya

Bahreyn Kenya Togo

Bangladeş Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Trinidad and Tobago

Barbados Kırgızistan Tunus

Belçika Kolombiya Türkiye

Belize Kore Cumhuriyeti Uganda

Benin Kosta Rika Umman

Bolivya Kuveyt Uruguay

Botsvana Küba Ürdün

Brezilya Litvanya Venezüella

Birleşik Arap Emirlikleri Lesoto *

Brunei-Darussalem Lihteynştayn Yemen

Bulgaristan Lüksemburg Yeni Zelanda

Burkina Faso Macaristan Yugoslavya

Burundi Macau, Çin Yunanistan

Çad Madagaskar Zambiya

Çek Cumhuriyeti Malavi Zimbabwe

Çin Malezya *

Danimarka Maldives *

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Mali GÖZLEMCİ ÜLKELER

Djibouiti Malta Cezayir

Dominik Mısır Andora

Dominik Cumhuriyeti Moldovya Ermenistan

Ekvator Moritanya Azerbaycan

El Salvador Mauritius Bahama

Endonezya Meksika Belarus

Estonya Moğolistan Butan

Fas Mozambik Bosna ve Hersek

Fiji Myanmar Kamboçya

Fildişi Sahilleri Namibya Cape Verde

Filipinler Nijer Etyopya

Finlandiya Nijerya Makedonya Cumhuriyeti

Fransa Nikaragua Vatikan

Gabon Norveç Kazakistan

Gambiya Orta Afrika Cumhuriyeti Lao Demokratik Halk Cumhuriyeti

Gana Pakistan Lübnan

Gine Panama Nepal

Gine-Bissau Papua Yeni Gine Rusya Federasyonu

Grenada Paraguay Samoa

Guatemala Peru Suudi Arabistan

Guyana Polonya Seychelles

Güney Afrika Portekiz Sudan

Gürcistan Romanya Tonga

Haiti Ruanda Ukrayna

Hırvatistan Saint Kitts and Nevis Özbekistan

Hindistan Saint Lucia Vanuatu

Hollanda ve Antilleri Saint Vincent and the Grenadies Yugoslavya Fed.Cumh.

Honduras Senegal Vietnam

Hong Kong, Çin Sierra Leone Yemen

İngiltere Singapur Sao Tome

İspanya Slovenya *

İsrail * *

Kaynak:http//www.wto.org.tr*

DTÖ’nün Amaçları

Dünya Ticaret Örgütünün amaçları, Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması’nın önsözünde açıklanmıştır. Bu amaçları, GATT’ın amaçları ile büyük benzerlik göstermektedir.

·****** Üyelerin, karşılaştırmalı üstünlük ilkesine dayalı serbest ticaretin dinamik ve statik yararlarından en üst düzeyde yararlanmasını sağlayarak, tüm Dünyada hayat standardını yükseltmek, Dünya ticaretinde ciddi bir liberalizasyon ve genişlemenin sağlanılması,

·****** İstihdamı artırmak ve istikrarlı bir şekilde artan reel gelir ve reel talep hacmini yükseltmek,

·****** Mal ve hizmet ticaretini önleyen engelleri aşamalı olarak kaldırarak üyeler arasında mal ve hizmet ticaretini geliştirmek,

·****** Dünya kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma hedefine en uygun şekilde dağıtımını sağlamak üzere, üretim ve çevre standartları ve sözleşmeleri oluşturmak, önlemler almak, çevreyi korumak,

·****** Farklı ekonomik düzeydeki ülkelerin ihtiyaç ve endişelerine cevap verecek şekilde mevcut kaynakları geliştirmek,

·****** Gelişme yolundaki ülkelerin ve özellikle azgelişmiş olanların artan dünya ticaretinden ekonomik kalkınma ihtiyaçları ile orantılı bir pay almalarını sağlamak,

·****** Karşılıklı çıkar esasına dayalı ve gümrük tarifelerinde ve ticaretin karşılaştığı diğer engellerde önemli indirimler sağlamak ve uluslararası ticarette ayırımcı muameleyi ortadan kaldırmak amacıyla anlaşmalar yapmak,

·****** Uruguay Turu Çoktaraflı Ticaret Müzakereleri’nin sonuçlarını içeren, bütünleştirilmiş, uygulanabilir ve kalıcı bir Çoktaraflı Ticaret Sistemi geliştirmek ve Çoktaraflı ticaret sisteminin ana ilkelerini korumayı amaçlamak,

·****** Sübvansiyonlar, anti-damping, gümrük kıymeti ve ticarette teknik engeller konuları ile koruma önlemleri alanında çok taraflı ilke ve kuralların geliştirilmesi,

·****** GATT’da da varolan Anlaşmazlıkların Çözümü Mekanizmasının iyileştirilmesi,

·****** Ticaretle bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları ve Ticaretle bağlantılı Yatırım Önlemleri için yeni kurallar oluşturulması, Fikri mülkiyet haklarında asgari normlara uyulmasının sağlanılması,

·****** Tarımda ihracat sübvansiyonları ve iç destek seviyesinin aşağı çekilmesi,

·****** Belirli bir geçiş döneminden sonra dokuma ve hazır giyim sektöründe miktar kısıtlamalarının kaldırılması,

·****** Gönüllü ihracaat kısıtlamalarına son verilmesi,

*

DTÖ’nün Görevleri

DTÖ’ nün görevleri şunlardır:

DTÖ Kuruluş Anlaşması ile Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları’nın uygulanmasını, yönetimini ve işlemesini kolaylaştırmak ve örgüt amaçlarına ulaşılmasına katkıda bulunmak, bunun için gerekli zemini hazırlamak,

DTÖ anlaşması ve bu anlaşmaya ek anlaşmalarda ele alınan konularla ilgili çoktaraflı ticaret ilişkilerinde üyeler arasında müzakereler için bir forum oluşturmak, anlaşmazlıkları DTÖ tarafından belirlenen mekanizma ile sonuçlandırmak,

Bakanlar Konferansı’nda alınacak kararlara göre, üyeler arasındaki müzakere sonuçlarının uygulanması için bir çerçeve oluşturmak,

Nihai senedin ekinde yeralan GATS ve TRIPS Anlaşmaları ile konulmuş ilke ve kurallar gereğince, malların yanında, hizmet ve fikri mülkiyet haklarında da ticari yaptırımlar konulması ve giderek tüm ticari hakların uluslararası düzeyde korunmasının sağlanılması,

Üye ülkelerin Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizmasını (TPRM) yönetmek,

Küresel ekonomi politikasının oluşturulmasında daha fazla tutarlılık sağlamak amacıyla, gerekli olduğu durumlarda Uluslararası Para Fonu ve Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ile ona bağlı kurumlarda işbirliği yapmak,

DTÖ Kuruluş Anlaşması ve Eklerinde yer alan hukuki metinlerle kendisine tanınan diğer yetkileri kullanmak görevleri yapmak,

*

DTÖ’nün Hukuki Yapısı

DTÖ, uluslararası hukukun öznesi ve bir uluslararası hukuk tüzel kişisidir. Bu statüsü nedeniyle, uluslararası hukukun tüzel kişilerine tanıdığı haklardan yararlanır ve borçlara katlanır. Kendi kurallarını koyar, personelini atar, iç uyuşmazlıklarını çözer, uluslararası alanda bir tüzel kişilik olarak temsil edilir.

DTÖ’nün görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli imtiyaz ve dokunulmazlıklar her üye tarafından kendisine tanınmıştır. DTÖ’nün görevlileri ve üyelerin temsilcilerine de, her üye tarafından görevlerini bağımsız bir şekilde yapabilmeleri için gerekli imtiyaz ve dokunulmazlıklar verilmiştir. DTÖ’ne, üyelerine, üyelerin temsilcilerine ve görevlilerine tanınan imtiyaz ve dokunulmazlıklar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 21 Kasım 1947’de onaylanan Uzman Kuruluşların İmtiyaz ve Dokunulmazlıkları Anlaşması’nda gösterilen imtiyaz ve dokunulmazlıklara paralel düzenlenmiştir. *

DTÖ’nün Organları

1. Bakanlar Konferansı

Bakanlar Konferansı, en az iki yılda bir toplanır ve tüm üye ülkelerin temsilcilerinden oluşur. GATT’ın Genel Kurul’una denktir. Bir üyenin talebi üzerine ve Anlaşma ile ilgili Çoktaraflı Ticaret Anlaşması’nın karar alma konusundaki özel hükümlerine uygun olarak, Anlaşma kapsamına giren konulardan herhangi birinde karar almaya yetkilidir.

Bakanlar Konferansı şu ana kadar dört toplantı yapmıştır. İlk toplantısını, 128 üyenin katılımıyla 9-13 Aralık 1996 tarihleri arasında Singapur’da, ikinci toplantısını 18-20 Mayıs 1998 tarihinde Genava (İsviçre)de, üçüncü toplantısını 30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihlerinde Seattle (ABD) da ve son toplantısını da 9-14 Kasım 2001 tarihlerinde Doha (Katar) da yapmıştır.

2. Genel Konsey

Genel Konsey, tüm üye ülkelerin temsilcilerinden oluşur. Bakanlar Konferansının toplantıları arasında kalan dönemde Anlaşma ile kendisine verilen görevleri yapar. Yıllık bütceyi onaylar. Bağlı konsey ve grupları çeşitli konularda görevlendirir ve bu organların çalışmalarını gözetir. GATT’ın Temsilciler Konseyi’ne eşdeğer bir organdır. Gerekli oldukça toplanır.

Genel Konseye Bağlı Mal Ticareti Konseyi, Hizmetler Ticareti (GATS) Konseyi, Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları (TRIPS) Konseyi vardır. Mal Ticareti Konseyi’ne bağlı 11, Hizmet Ticareti Konseyine bağlı 5 alt çalışma grubu oluşturularak faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu Konseyler ilgili Anlaşmaların ve Genel Konsey kararlarının kendilerine verdiği görevleri yerine getirirler. Konseyler tüm üyelere açıktır, gerektiği kadar yardımcı organ yada gruplar oluşturabilirler.

Mal Ticareti Konseyi: GATT 1994’ün işleyişi ve idaresinden sorumlu konseydir. Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları’nın uygulanmasını sağlar. Mal Ticareti Konseyi’ne bağlı çalışma grupları şunlardır:

·****** Pazara Giriş,

·****** Tarım,

·****** Sağlık Önlemleri,

·****** Ticaretle İlgili Menşe Kuralları,

·****** Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler,

·****** Gümrük Değerlemesi,

·****** Ticarette Teknik Engeller,

·****** Anti-Damping uygulamaları,

·****** İthalat Lisansı,

·****** Korunma Önlemleri,

·****** Ticaretle İlgili Yatırım Önlemleri

·****** Tekstil İzleme Organı,

Hizmetler Ticareti Konseyi: Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ve eklerinin uygulanmasından sorumludur. Hizmet Ticareti Konseyi’ne bağlı çalışma grupları şunlardır:

Mesleki Hizmetler Çalışma Grubu,

Mali Hizmetler Ticaret Grubu,

Deniz Taşımacılık Hizmetleri Müzakere Grubu,

Gerçek Kişilerin Dolaşımı Müzakere Grubu,

Temel Telekomünikasyon Hizmetleri Müzakere Grubu,

Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları (TRIPS) Konseyi: Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmasının uygulanmasını denetler. Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Konseyi’ne bağlı çalışma grubu henüz oluşturulmamıştır.

3.Diğer Organlar

Dünya Ticaret Örgütü’nde Genel Konsey’e bağlı çeşitli konularda çalışan komite, konsey ve organlar vardır. Bu alt kuruluşlar aşağıda sınıflandırılarak kısaca belirtilmiştir:

Ticaret ve Kalkınma Komitesi; Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları’nda yeralan en az gelişmiş üye ülkeler lehine olan hükümleri gözden geçirecek ve Genel Konsey’e gerekli önlemlerin alınması amacıyla rapor verir.

Ticaret ve Çevre Komitesi; Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri doğrultusunda çevre ve ticaretle ilgili çevre sorunları konusunda çalışır ve bulgularını Genel Konsey’e sunar.

Ödemeler Dengesi Kısıtlamaları Komitesi; ödemeler bilançosu açıkları nedeniyle ithalatlarını azaltan üyelerin durumlarını yakından izlemekte ve bu konuda IMF’’in verilerine dayanmaktadır.

Bütce, Mali ve İdari İşler Komitesi; GATT’ın bütçe ve yönetim işlerini yürütmektedir. Bu komiteler, Çok Taraflı Ticaret Anlaşmaları uyarınca, ayrıca Genel Konsey tarafından kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. Bakanlar Konferansı gerekli gördüğü konular için ek komiteler oluşturabilir. Bu komiteler tüm üyelerin temsilcilerine açıktır.

Bölgesel Ticaret Anlaşmaları Komitesi, Bölgesel ticaret anlaşmaları ile ilgili çalışmaları yürütmektedir.

4. Genel Konseye Bağlı Organlar

Aşağıdaki organlar doğrudan genel kurula bağlıdır:

Anlaşmazlıkların Çözümü Organı: Anlaşmazlıkların Çözümü Organı, DTÖ Kuruluş Anlaşması, Anlaşmazlıkların Çözümlenmesinde Kural ve Yöntemleri Tespit Eden Mutabakat Metni uyarınca kurulmuş bir organdır.

DTÖ ‘nde de GATT 1947’de olduğı gibi Panel sistemi vardır. Paneller, üyeler arasında ortaya çıkan uyuşmazlığı çözmek için kurulan ve uluslararası ticari mahkeme niteliğinde organlardır. GATT’ da olduğu gibi DTÖ’nün amaçlarının başında, üyeleri arasında çıkan ticari uyuşmazlıkları çözmek gelmektedir. Eğer bu uyuşmazlıklar, danışma yoluyla çözüme ulaştırılamazsa, çözüm için Panel kurulmaktadır. Bir Panel, sorun ile doğrudan ilgili olmayan ülkelerden gelen üç uzmandan oluşur. Uzmanlar bir mahkeme gibi hareket ederek, tarafları dinler, belge ve bilgi toplar ve uyuşmazlık konusuyla ilgili bir rapor hazırlar. GATT 1947’den farklı olarak, İlgili tarafların bu raporlara itiraz hakları vardır. İtiraz panel kararları için daimi nitelikteki İtiraz Merciine yapılır. Panel kararlarına göre, yasaklanmış sübvansiyon uygulayan üyeye karşı şikayetçi üyenin karşı önlem alma hakkı vardır.

GATT’da panel kurulması veya panel raporlarının kabulü için oybirliği gerekli olmasına karşın, DTÖ’nde Anlaşmazlık Çözüm Organı tarafından panellerin kurulması veya panel raporlarının kabul edilmemesi ancak oybirliği ile mümkün olabilmektedir. Ayrıca anlaşmazlığa taraf olanlar panel kararlarını veto edemezler.

Ticaret Politikası Gözetim Organı ise yine aynı anlaşmanın Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizması uyarınca kurulmuştur. Üye ülkelerin ticaret politikalarının DTÖ kurallarına uyup uymadığını, ülkelerin özelliklerine göre 2, 4 veya 6 yıllık sürelerle izlemektedir.

5.Çoklu Ticaret Anlaşmaları Komite ve Konseyleri

Sivil Hava Taşıtları Komitesi,

Devlet Alımları Komitesi,

Uluslararası Süt Ürünleri Konseyi,

Uluslararası Et Ürünleri Konseyi,

Çoklu Ticaret Anlaşmaları’nda öngörülen ve Genel Konsey’e bağlı çalışan bu organlar, Anlaşmalarla kendilerine verilen görevleri yerine getirir ve DTÖ’nün kurumsal çerçevesi altında faaliyette bulunurlar. Bu organlar faaliyetleri hakkında Genel Kurul’a bilgi verirler.

6.Genel Direktör

Dünya Ticaret Örgütünün yürütme organıdır. Bakanlar Konferansı tarafından atanır. DTÖ’nün Sekreteryasını yönetir.

Genel Direktörün yetki, görev, hizmet şartları ile süresini Bakanlar Konferansı belirler. Genel Direktör ve Sekreteryanın sorumlulukları uluslararası niteliktedir. Genel Direktör ve Sekreterya mensupları, görevlerini yaparken herhangi bir hükümetten veya DTÖ dışında kalan herhangi bir kuruluştan talimat, emir ve direktif almazlar. Şu andaki genel direktör Mike Moore’dir.

*

Dünya Ticaret Örgütü’nün Yapısı

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

*

Genel Konseye rapor verir.

Anlaşmazlık Çözüm Organına rapor verir.

Çalışmalarından Genel Konseyi bilgilendirir.

*Kaynak : Dünya Ticaret Örgütü, Yıllık Rapor 2001.*

DTÖ’nün Karar Alma Mekanizması

DTÖ, GATT 1947′ de izlenen oybirliği karar alma yöntemini sürdürmektedir. Bu yöntemde toplantıya katılan üyelerden hiç biri karara itiraz etmezse, ilgili organın konsensüsle karar aldığı varsayılır. Ayrıca, oybirliği gerektiren konular hariç, konsensüsle karar alınamadığında, o konuda oylama yapılmaktadır.

Bakanlar Konferansı ve Genel Konseyin toplantılarında her üyenin bir oyu vardır. Avrupa Topluluklarının oy hakkını kullandıkları durumlarda, oy sayısı DTÖ’deki topluluk üyesi ülke sayısına eşittir.

Bakanlar Konferansı ve Genel Konsey Kararları, Anlaşmada veya ilgili Çoktaraflı Ticaret Anlaşması’nda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, oy çoğunluğu ile alınır.

Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ve Çoktaraflı Ticaret Anlaşmalarını uygulamasında karşılaşılan bazı özel durumlarda anlaşma metinlerinin yorumlanması gerekebilir. Bu yorum yine örgüt içinde, ilgili konsey yada komisyonlarca yapılır. Bakanlar Konferansı ve Genel Konsey, Anlaşma ile Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları’nın yorumlarını onaylamakta yetkili organlardır. Bu yetkilerini, Çoktaraflı Ticaret Anlaşmaları’nın yorumu durumunda ilgili Çoktaraflı Ticaret Anlaşması uyarınca kurulmuş bulunan ve bu anlaşmanın uygulanmasını denetleyen konseyin tavsiyesi üzerine kullanır. Bu yorumun kabul kararı üyelerin üçte iki çoğunluğu kararı ile alınır.

Dünya Ticaret Örgütünde ilke ve kuralların değiştirilmesi veya karar alınmasında farklı oy oranları belirlenmiştir. Buna göre, Ençok Kayırılan Ülke Prensibi gibi temel ilkelerin değiştirilmesi için oybirliği gerekir. Anlaşma hükümlerinin yorumlanması, bir üye ülkenin geçici olarak yükümlülüklerinin kaldırılması gibi konularda dörtte üç oy çokluğu ile karar verilir. Genel ilkeler dışında kalan kuralların değiştirilmesinde ise üçte iki oy çokluğu aranır.

Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması’nın veya Çoktaraflı Ticaret Anlaşmalarından herhangi birinin değiştirilmesi teklifi, herhangi bir üye tarafından Bakanlar Konferansı’na sunulabilir. Bakanlar Konferansı, daha uzun bir süre belirlemezse, değişiklik teklifini oybirliği ile alacağı bir kararla üyelere sunar. Ancak, bazı kuralların değiştirilmesi ancak oybirliği ile mümkündür. *

DTÖ’nün Temel İlkeleri

GATT 1947, genel ve özel nitelikteki amaçlara ulaşabilmek için başlıca 4 temel ilkeden hareket etmiştir. Aşağıda belirtilen bu ilkeler DTÖ tarafından GATT’dan devralınmıştır.

a)Ençok Kayırılan Ülke İlkesi

Üye ülkeler arasındaki dış ticaret, ayırımcı olmayan bazda yapılmalıdır. Kural, her DTÖ üyesinin tüm taraflara aynı gümrük tarife oranının uygulanmasını ve ayırımcı işlemde bulunulmamasını öngörür. Bu kurala göre üye ülkelerin biri eğer diğer bir ülkeye herhangi bir gümrük kolaylığı sağlarsa, Anlaşmaya taraf bütün ülkeler de bu ayrıcalıktan otomatik olarak yararlanırlar. Bu yararlanma içine dış ticaret ile ilgili her çeşit gümrük vergisi, vergi uygulaması ve gümrük formaliteleri girmektedir.

En çok kayrılan ülke kuralı ile ihracatçı ülkelerin çıkarları korunmaya çalışılmıştır. Çünkü DTÖ’ne üye bir ülke, ihracatçı ülkelere rakip başka bir ülkeye gümrük kolaylığı sağladığında, aynı indirimden diğer ihracatçı ülkelerde otomatik olarak yararlanacaklardır. Bu sebeple ilke ile, belli bir ülkeye üstünlük sağlanmamakta, Anlaşmaya taraf tüm ülkeler eşit işleme tabi tutulmakta, böylece uluslararası pazarlarda ihracatçılar eşit gümrük vergi yükü ile karşılaşmaktadırlar.

b)Piyasa Mekanizmasına Bağlılık İlkesi

DTÖ üyesi ülkeler, sanayilerini sadece gümrük tarifeleri ile koruyacaklar ve bu amaçla diğer önlemlere başvurmayacaklardır. Dolayısıyla ithal kotalarının yerli sanayinin korunması amacıyla kullanılması yasaklanmıştır. Miktar kısıtlamalarının istisnai olarak hangi şartlarda ve kimler tarafından kullanılabileceği, ayrıca belirtilmiştir.

DTÖ’nün dayandığı bu temel ilke, tarifelerin diğer koruma araçlarına göre piyasa mekanizmasına daha uygun olmasıyla açıklanabilir. Çünkü gümrük vergileri, ekonomide serbest piyasa düzeninin işleyişini temelde aksatmaz. Vergi sonucunda gümrüğe tabi malın iç fiyatı tarife oranı kadar yükselir ama tüketici bu malı yüksek bir bedel karşılığında her zaman satın alabilir. Kota uygulamasında ülkeye mal girişi kesin olarak kısıtlandığı için tüketici, çok yüksek fiyat ödemeye razı olsa bile, istediği malı bulamaz. Bu durum ekonomide karaborsa ve kaçakçılığı teşvik ederek toplumsal düzeni bozar. Kotalar, dış rekabeti tamamıyla ortadan kaldırır. Bu sebeple yerli üreticileri tekelciliğe yöneltir. Tarife uygulamasında az da olsa ülkeye ithal malı girer ve bu durum ithal ikamesi sanayi dallarını terbiye eder.

c)Ticaret Savaşına Karşı Çıkma İlkesi

Bu ilke, DTÖ üyelerinin ticarete zarar vermekten kaçınmalarına ve ortaya çıkabilecek sorunların danışmalar ile çözümlenmesine ilişkindir.

Uluslararası ticarette, taraflar arasında koruma bazen koruma savaşına dönüşerek, dünya ticaretinin büyük ölçüde daralması sonucunu doğurabilmektedir. Bu alanda getirilen ilke, ticaret savaşı değil, karşılıklı görüşmeler yoluyla koruma savaşına son vermektir.

Üyeler arasında anlaşmazlık çıkması durumunda, DTÖ’nün bir arabulucu olarak görev yapması öngörülmektedir. Uluslararası ticaretten zarar gören veya zarar görme tehditi altına giren her üye ülke, kendisi önlem almadan önce DTÖ kurallarına uyulmasını sağlamak amacıyla örgüte başvurma hakkına sahiptir. Böylece akit taraflar, herhangi bir ticari uyuşmazlık karşısında DTÖ’nün danışma, uzlaştırma ve görüş farklılıklarını giderme fonksiyonlarından yararlanabilirler.

d)Ticaret Kısıtlamalarını Giderek Azaltılması İlkesi

Bu ilke, üye ülkelerin ticareti serbestleştirmek amacıyla zaman zaman tarife indirimleri yapmalarını ve diğer ticareti kısıtlayıcı önlemleri azaltmak için kendi aralarında görüşmelerde bulunmalarını öngörmektedir. Bu konuda, Kennedy ve Tokyo görüşmeleri oldukça başarılı olmuş ve tarifeler büyük ölçüde azaltılmıştır.

*

Dtö’nün İlkeleriden İstisnalar

Yukarıda belirtilen temel ilkelerinden, bölgesel iktisadi birleşmeler, dış ödeme güçlükleri içinde olan ülkeler, gönüllü ihracat kısıtlamaları ve sınır-kıyı ticareti konularında bazı istisnalar vardır.

Bölgesel İktisadi Birleşmeler

Dünya ticaretinin serbestleştirilmesi, DTÖ’nün faaliyetleri ile küresel yaklaşımlarla olduğu gibi, bölgesel iktisadi birleşmeler yoluyla da olmaktadır. Ancak, bölgesel iktisadi birleşmeler, bölgeyi oluşturan ülkeler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasını sağlarken, üçüncü ülkelere karşı yeni kısıtlamalar getirmektedir. Dolayısıyla, bölgeselleşme bir anlamda yeni korumacılık demektir.

Genel Anlaşma’nın 24. maddesinde düzenlenen gümrük birlikleri ve serbest ticaret bölgeleri gibi bölgesel iktisadi birleşmeler yaratmaya yönelik anlaşmalar, bu temel ilkenin uygulama alanı dışında bırakılmıştır. Bir grup ülke kendi aralarında bu tipte bir ekonomik birleşme kurmaya karar vermiş ve Anlaşma’da öngörülmüş şartları da yerine getirmişlerse, gümrük indirimleri ile miktar kısıtlamalarının kaldırılması, sadece birleşmeye dahil olan ülkeler için geçerli olacaktır. Ekonomik birleşmenin gerçekleşmesi ile birleşmeye giden ülkeler arasında serbest dış ticaret sağlanmakta fakat birleşme dışında kalan DTÖ üyelerine ayırımcı bir politika izlenmektedir. Aslında bu durum, en çok kayrılan ülke ilkesine terstir.

Bu tip ayırımcı bir politikanın uygulanabilmesi, iki şarta bağlanmıştır:

Birleşmeden sonra üye ülkelerin üçüncü ülkelere karşı uygulayacakları ortak gümrük tarifesi, önceki tarife seviyesinden daha yüksek olmamalıdır. DTÖ’nün kapsamındaki vergilerden de daha fazla olamaz.

Birleşmeyi öngören anlaşma belli sürede gerçekleştirilmelidir. Bu konuda üye ülkeler, diğer DTÖ üyelerine bilgi vermek ve bu süreyi açıklamak durumundadırlar. Bölgesel iktisadi birleşmede ortaya çıkacak yeni durumlardan tüm DTÖ ülkeleri haberdar edilmelidir.

Eğer diğer ülkeler, bir bütün olarak gerçekleştirilmesi öngörülen birleşmenin süresine itiraz ederlerse, birleşmeye giden ülkeler süreyi yeniden belirlemek veya birleşmeden vazgeçmek zorundadırlar. DTÖ üyesi ülkelerin yaklaşık dörtte üçü, bugün belli seviyede bir ekonomik birleşmeye üyedir. Dolaysıyla, ekonomik entegrasyon amacıyla DTÖ’nün en çok kayrılan ülke ilkesinden istisnaya, sistem içinde çok fazla başvurulmaktadır.

Dış Ödeme Zorlukları İçinde Bulunan Ülkeler

Bir ülke dış ödemeler dengesinde zorluklar ile karşılaşıyor ise, bu durumda ithalatına kota uygulayabilir. Fakat uygulama mutlaka geçici olmalı ve diğer DTÖ üyelerinin ticari ve ekonomik çıkarlarına zarar vermemelidir. Ödemeler dengesindeki güçlükler giderildiği zaman, kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

Genel Anlaşma’ya göre geçici ödemeler dengesi zorluğu çeken ülkelerin bir süre için ithalatlarını kısıtlamaları mümkündür. Bu çerçevede Genel Anlaşma’da gelişmiş ülkeler için 12 nci madde, GYÜ’ler için ise 18/B maddesi yer almaktadır. Ödemeler dengesi sorunlarıyla ilgili olarak GATT içinde özel bir komite mevcuttur. Komite, başvuruda bulunan ülkenin durumuna göre ayrıntılı bir araştırma gerçekleştirmekte ve bunun için IMF ile de işbirliği yapmaktadır. Çok sıkı kurallara tabi 12 nci madde uygulamada çok az kullanılmış ise de, GYÜ’ler 18/B maddesini sürekli istismar etmişlerdir. Genel Anlaşma’nın 18/B maddesine göre uygulanan kota ile bir üründen ithal edilebilecek olan miktar, dolaysız olarak sınırlanmaktadır. Bu sebeple kota bağlayıcı olduğu sürece, ekonomideki ayarlama yurtiçi fiyatın yükselmesi ile sağlanmaktadır. Kota gümrük vergisine eşdeğer bir etkiye yol açmaktadır. Kota kârlarından yararlanacak kesim, genelde gümrük vergisinden yararlanacak kesimden farklı olmaktadır.

Bu istisna, gelişme yolunda olan ve döviz darboğazıyla karşılaşan ülkeler lehine genişletilmiştir. Çünkü bu ülkeler, kalkınma dönemlerinde ekonomi politikaları gereği zaman zaman kota uygulamalarına başvurmak zorunda kalabilmektedirler. Bu istisna ile Genel Anlaşma, GYÜ’ler için daha çok geçerli olan genç sanayiler tezi ile ödemeler dengesi sorunlarını bu ülkeler lehine düzenlemiştir. DTÖ, gelişme yolunda olan ülkelerin karşılaşmış oldukları dış dengesizlik ve döviz darboğazıyla ilgili konularda, IMF’nin verilerinden yararlanmaktadır.

GATT sistemi 1948 yılında kurulduğu zaman, uluslararası ticarete getirilen en büyük engel, kotalardı. Özellikle 1950’li yıllarda GATT üyelerinin üçte ikisi ödemeler dengesini sağlamak için bu araçtan yararlanmaktaydı. Fakat 1958’lerde Batı Avrupalı ülkelerin büyük bir bölümü paralarını konvertibl yapınca, ödemeler dengesi amacıyla miktar kısıtlamalarını istisnalar dışında uygulamamışlardır. Bununla beraber bazı tarımsal ürünlerde, tekstil, giyim sanayi ve demir-çelik mamullerinde kotalara başvurmuşlardır. Bu ürünlerin bir kısmı, Gelişmekte olan ülkelerden ihraç edilmektedir. Sanayileşmiş GATT üyeleri günümüzde, bu istisnalar dışında daha çok ek ithal vergilerini, miktar kısıtlamaları yerine kullanmaktadırlar. Çünkü bu tip uygulamalar, kotalara göre dış ticareti daha az kısıtlamaktadır. Sınai ürünlerde kota uygulayan sanayileşmiş ülkeler, bunu daha çok damping ve pazar bozulması gerekçelerine dayandırmaktadırlar.

Bir ülke ithalatına miktar kısıtlaması uygularken üç noktaya dikkat etmelidir:

Miktar kısıtlamaları mümkün olduğu ölçüde gerekli ürünlerle sınırlı olmalıdır,

Diğer üye ülkelerin ekonomik ve ticari çıkarlarına asgari seviyede zarar vermelidir,

Küçük miktarlardaki ithal mallarına kota uygulanmalıdır

Gönüllü İhracaat Kısıtlamaları

Bu istisna, DTÖ’nün temel ilkelerinden gümrük tarifelerinin tek koruma aracı olarak kullanılması ve koruma amacıyla miktar kısıtlamalarına başvurulması prensibinden bir sapmadır. Bu tür anlaşmalar 1970’li yıllarda, özellikle ABD ve AT tarafından sıkça uygulanmıştır. Aslında gönüllü ihraç kotaları yabancı üreticilerle rekabet edemeyen ithalatçı ülkeler tarafından yerli üreticileri korumak amacıyla ihracatçı ülkelere yapılan baskı sonucunda ortaya çıkmıştır. İhracatçı ülkelerin kendi istekleri ile ihracatlarını kısıtlamalarında, ithalatçı ülkenin politik nüfuzunu kullanması önemli bir etkendir. Nitekim 1960’ların ortalarında ABD, Japonya’dan tekstil ürünleri ihracatını sınırlandırmasını istemiş, aksi takdirde tekstil ithalatına uyguladığı gümrük vergilerini arttıracağını belirtmiştir. Bunun üzerine Japonya, ABD’e yönelik tekstil ihracatına gönüllü kota uygulamak zorunda kalmıştır.

Sınır-Kıyı Ticareti

Bu ticaretten amaç, herhangi bir birleşmeye gitmeden ortak sınırlara sahip ülkeler arasında belli miktarda malların serbest bir şekilde geçişini sağlamaktır. Sınır şehirlerindeki halkların kendi ihtiyaçlarını karşılıklı olarak ucuz temin etmesini amaçlamaktadır. Şüphesiz burada sınır ticaretinin, en çok kayrılan ülke ilkesini tehlikeye sokmayacak ölçüde olması gerekir. *

DTÖ’nün Çok Taraflı Ticaret Görüşmeleri

GATT çerçevesinde yapılan tarife indirimi turlarına Çoktaraflı Ticaret Görüşmeleri yada Ticaret Turları denir. GATT’ın kurulduğu tarihten DTÖ ‘nün kurlduğu 1995 yılına kadar sekiz adet Çoktaraflı Ticaret Görüşmesi düzenlenmiştir.

1. Cenevre 1947 Görüşmeleri

GATT’ın birinci tur tarife indirimi görüşmeleridir. Bu görüşmelerde ithalatın yüzde 53.6’sı indirime konu olmuş, görüşmeler sonucunda yüzde 35 oranında ortalama tarife indirimi sağlanmıştır. Bu görüşmeler esas olark 10 Nisan- 30 Ekim 1947 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu karşılıklı tarife indirimi görüşmelerinin sonunda 30 Ekim 1947’de GATT imzalanmıştır.

2. Annecy 1949 Görüşmeleri

GATT’ın ikinci tur tarife indirimi görüşmeleridir. Bu görüşmelerde de madde bazında indirimler sağlanmıştır. Görüşmeler sonucunda ithalatın çok küçük bir oranı görüşme konusu yapılmış ancak, yüzde 35.1 oranında ortalama tarife indirimi sağlanmıştır.

3. Torquay Görüşmeleri

GATT’ın üçüncü tur tarife indirimi görüşmeleridir.Görüşmeler 1950 ve 1951 yıllarında yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda ithalatın yüzde 11.7’lik bir oranı görüşme konusu yapılmış, yüzde 26 oranında ortalama tarife indirimi sağlanmıştır.

Türkiye GATT’a bu üçüncü GATT konferansında üye olarak katılmış ve 1953 tarihli bir yasa ile de bu katılımı onaylamıştır. Bu tarihten sonra Türkiye, gümrük tarife cetvellerine akdi tarife stunu ekleyerek GATT kapsamında indirimli tarife uygulamaya başlamıştır.

4. Cenevre 1955-1956 Görüşmeleri

GATT’ın dördüncü tur tarife görüşmeleridir. Bu görüşmelerde İndirim kapsamındaki ithalattan alınan vergilerin yüzde 16 oranında indirilmesi kabul edilmiştir. Bu oran ortalama tarife indirminde yüzde 15.6′ dır.

5. Dillon Görüşmeleri

GATT’ın 1961-1962 yılları arasında Cenevre’de yaptığı beşinci tur görüşmelerdir. Bu görüşmelerde yedi sanayileşmiş ülkenin birincisi olan ABD, diğer altı ülke ile olduğu gibi, sanayileşmiş 11 ülke ve AET ile de tarife görüşmeleri yapmış ve 1960 yılı baz alınarak, ithalat tutarı 2 milyar doları bulan bazı ürünler üzerinden alınan vergilerde indirime gitmeyi kabul etmiştir. Bu vergilenebilir ithalatın yüzde 20′ si oranında bir indirim demektir. Ortalama yüzde 12 tarife indirimi sağlanmıştır.

6. Kennedy Görüşmeleri

Kennedy görüşmeleri 1964-1967 yılları arasında gerçekleştirilen altıncı GATT turu görüşmeleridir. Kennedy görüşmelerinin başlatılmasında ABD- AET ilişkileri önemli rol oynamıştır. AET’nin kurulmasıyla, üye ülkelerin dışa karşı uyguladıkları ortak gümrük tarifesinden kurtularak Amerikan mallarının tekrar AET piyasasına serbestçe girmesini sağlamak, ABD açısından önem kazanmıştı. Bunun yolu gümrük tarifelerinin kaldırılmasından geçiyordu ve gerçekleşmesi ABD ile AET’nin birbirlerine karşılıklı ödünler vermesine bağlıydı. ABD Kongresi, bu düşünceden hareketle, 1962 yılında Ticareti Geliştirme Yasasını kabul ederek, Başkana ithalattan alınan gümrükleri % 50 oranında indirme yetkisini verdi. Bu yeni yaklaşım o güne kadar yalnız madde bazında yapılan indirimlerin bu kez genel olarak gerçekleştirilmesini sağladığı için önemli bir aşamadır.

ABD Kongresinin, Başkana tanıdığı yetkiler ve ABD’nin ithal mallarına sağladığı ödünler, Avrupa ülkelerini harekete geçirmiş ve yeni bir GATT turunun başlamasını sağlamıştır.

Kennedy görüşmeleri, AET ülkelerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle, görüşmeler sonucunda alınan kararların yetersiz kalması sonucunu doğurmuştur. Daha çok tarım ürünlerinin serbest ticareti konusu, görüşmelerin en önemli uzlaşmazlık konusu olmuştur.

Kennedy görüşmelerinin sonuçları şunlardır:

Taraflar, Dünya ticaretinin yaklaşık %75’ini oluşturan maddelerde tarife indirimini kabul etmişlerdir.

Belli başlı gelişmiş ülkeler, hububat, et ve süt ürünleri dışında, vergiye tabi ithalatta %70’e yakın tarife indirmi gerçekleştirmişlerdir.

Tarım kesiminde tarife indirimleri engellerle karşılaşmıştır. Sonuçta, buğdan taban ve tavan fiyatlarını belirleyen bir anlaşma imzalanmış, bazı tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergileri de indirilmiştir. Et ürünlerini kapsayan ikili anlaşmalar yapılmış ancak süt ürünlerinde önemli bir gelişme sağlanamamıştır.

Kennedy görüşmelerinde gelişmiş ülkeler oldukça geniş kapsamlı istisna listeleri düzenlemişler, bir kısım önemli maddeleri görüşme dışı bırakmışlardır.

Az gelişmiş ülkelerin başlıca ihraç ürünlerinin ortalama %80’ini kapsayan bir bölümü tarife indirimlerine konu olmuştur. Ancak, bu görüşmelerin sonuçları, az gelişmiş ülkeleri tatmin etmemiştir.

7. Tokyo Görüşmeleri

1973-1979 yılları arasında gerçekleştirilen yedinci tur görüşmeleridir. 1970’lerin ortasında baş gösteren dünya ekonomik buhranı, Kennedy görüşmelerinde varılan kararları uygulanamaz hale getirmiş, yeni çok yanlı görüşmelerin başlaması gündeme gelmiştir.

Görüşmelerde ulaşılan sonuçlar şöyle özetlenebilir:

1)1980- 1987 döneminde ortalama %30 oranında, yıllık eşit oranlar halinde tarife indirimleri gerçekleştirilecektir.

2) Tarife dışı engellerle ilgili 6 kod imzalanmıştır. Bunlara göre:

Devlet Alımları Kodu: Sivil ithalatta devletin ve resmi kuruluşların yerli üreticiyi kayırıcı işlemler yapması yasaklanmıştır.

Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Vergiler Kodu: İhracaatın sübvansiyonu dışında tüm diğer sübvansiyon uygulamaları izne bağlanmış, bunun için karşı tarafa zarar vermeme koşulu konmuştur. Ayrıca bu türde sübvansiyonların yarattığı haksız rekabet karşısında telafi edici verginin alınabilmesi de belli kurallara bağlanmıştır.

Gözden Geçirilmiş Anti- Damping Kodu: GATT üyeleri, Kennedy Turu’nda kabul edilen Anti-Damping Kodu’nu gözden geçirerek kabul etmişler ve damping yapan ülkelere karşı Anti-Damping Vergisi uygulaması getirmişlerdir. Buna göre gerekli araştırmalar sonucu bir devletin damping uyguladığı kanısına varılırsa, damping miktarına eşit yada bundan daha az tutarda anti-damping vergisi, zarar gören devletçe uygulanabilir.

Ticarette Teknik Engeller Kodu (Standart Kod): Ticarette teknik engeller kodu ile ithal mallarına yurt içinde üretilen benzer mallara uygulanan standartların uygulanması ve tüm kaynaklardan yapılan ithalatın aynı işleme tabi olması öngörülmüştür. Koda katılan ülkeler, sağlık, tüketicinin ve çevrenin korunması veya diğer amaçlarla teknik düzenlemeler uygulayarak ticarete gereksiz engeller çıkaramazlar. Standart Kod, 1 Ocak 1980′ de yürürlüğe girmiş ve Koda Türkiye gözlemci statüsünde katılmıştır.

İthal Lisans Usulleri Kodu: Kod ile ithal lisanslarının temel ilkeleri saptanmış, ayrımcı uygulamalar önlenmek istenmiştir. Koda taraf ülkeler, dış ticarete engel olan ithal lisans uygulamalarına başvuramazlar ve bu konuda basit, açık ve tarafsız ithal lisans usullerini kabul etmek zorundadırlar. İthal lisansları ayırımcı bir işleme yol açamaz. Koda katılan ülkeler, bu konuda ayrıntılı milli mevzuatlarını GATT’a bildirmekle yükümlüdürler. Türkiye Koda gözlemci statüsünde katılmıştır.

Gümrük Değeri Anlaşması:Tokyo görüşmelerinde her ülkenin kendine göre farklı gümrük değerini belirleme mevzuatı vardı. Bu durum, gümrük vergisine esas olacak matrahın belirlenmesinde ülkeler arasında farklılık, haksız rekabet ve güçlükler doğuruyordu. 12.04.1979 tarihinde imzalanan ve 01.01.1981’de yürürlüğe giren bu Kod ile gümrükler açısından malların açık, tarafsız ve tek bir sistem içinde değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için, Gümrük İşbirliği Konseyi’nin gözetiminde çalışan bir Gkurulmuştur.

8. Uruguay Görüşmeleri

GATT görüşmeleri içinde ele alınan konular, katılan ülkelerin sayısı ve alınan kararlar bakımından en kapsamlı olanıdır. Görüşmeler 1986-1994 yılları arasında yapılmıştır. En uzun süren görüşme zinciridir. Aslında 4 yıl sürmesi planlanmıştı, ancak ABD ile AB arasında, özellikle ABD ile Fransa arasında tarım ürünleri ticaretinin serbestleştirilmesi ve tarıma verilen sübvansiyonların kaldırılması konularında çıkan derin görüş ayrılıkları nedeniyle 4 yıl uzamıştır. DTÖ’nün kuruluşu da dahil olmak üzere birçok alanda yeni kararlar alınmıştır. Bunlar aşağıda sıralanmıştır.

*

DTÖ ve İthalat

Genel Anlaşmanın ekinde İthalatla ilgili Çoktaraflı Anlaşmalar yer almaktadır. Bunlar:

Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT 1994),

Tarım Anlaşması,

Bitki ve Hayvan Sağlığı Önlemleri Uygulama Anlaşması,

Tekstil ve Giyim Anlaşması (ATC),

Ticarette Teknik Engeller Anlaşması,

Ticaretle Bağlantılı Yatırım Önlemleri Anlaşması (TRIMs),

Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının (GATT 1994)

maddesinin tatbikine dair anlaşma,

Sevk Öncesi İnceleme Anlaşması,

Menşe Kuralları Anlaşması,

İthalat Lisansları Anlaşması,

Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması,

*

DTÖ ve Hizmet Ticareti

Uruguay Turu Nihai Senedi içinde yar alan Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ve Ekleri ile üye ülkelerin çok çeşitli ve karmaşık milli mevzuatına göre yürütülen hizmet ticaretine bir çerçeve düzenleme getirilmiştir.

Bu anlaşma GATT 1947’nin hizmet sektörünü kapsayan bir uzantısı olarak görülebilir. Tokyo Turu sonuç belgesinde ve ABD’nin 1973 Ticaret Yasası doğrultusunda ABD’nin talebi ile hizmetlerin görüşmelere alınması önerilmiştir. Mallardan ayrı olarak hizmetlerin de liberalizasyonu konusu, grup teklifleri haline getirilerek 1991 Dunkel Taslağı’na konulmuş ve daha sonra Nihai Senete bağlanmıştır.

Bu anlaşma ile, GATT’la mal ticaretinde olduğu gibi, GATS’la da hizmet ticaretinde liberalleşme ve hizmet ticareti hacminin artması beklenmektedir. Ayrıca bu anlaşma ile, doğrudan yabancı sermaye yatırımları düzenlenmekte, insani hizmetlerin ve elektronik verilerin sınırlar ötesine geçiş kuralları belirlenmekte ve bundan böyle yapılacak Çok Taraflı Ticaret Görüşmelerinde de hizmetler ticareti konularının ele alınarak genişletilmesi öngörülmektedir.

GATS, GATT’a paralel olarak, En çok Kayrılan Ülke İlkesini devam ettirmekte ve bunu şartsız ve genel bir yükümlülük olarak belirlemektedir. Gelişmekte olan ülkelerin katkısının giderek artacağı tespit edilmiştir.

Hizmet ticaretinde iktisadi birleşmeleri kayırıcı tüm önlemlerin giderek ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.

GATT’ın Ayırım Gözetmeme ilkesinin hizmetler ticaretinde de DTÖ anlaşmasını yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde sonuçlandırılmasını şart koşmuştur.

GATT, sadece mal ticaretini düzenlemiş, hizmet sektörü sistem dışında bırakılmıştır. Son yıllarda teknolojik yeniliklerin katkısıyla bu sektör büyük gelişme göstermiş ve hizmet ticareti önemli artışlar kaydetmiştir. Bazı hizmetler diğer malların üretimi ve ihracatı için vazgeçilmez bir nitelik kazanmış, mal ve hizmet ticareti iç içe geçmiştir. Fakat hizmetlere ilişkin milli mevzuatlar, çeşitli kısıtlayıcı hükümlerle doludur. Hizmetlerin, kullanılan teknolojinin ve bu alandaki gelişmelerin ülke kalkınmasına etkisi büyüktür. Hizmet sektörünün çok taraflı ilke ve kurallar dışında kalmasının sakıncalı olması yüzünden, konu Uruguay Turu görüşmelerinde ele alınmıştır.

Hizmet sektörünün nisbi ağırlığı, hem işgücü kullanımı hem de katma değer açısından bütün ülkelerde zamanla artmıştır. Uluslararası taşımacılık, turizm, sigortacılık, bankacılık, reklamcılık, inşaat, mesleki ve haberleşme vb.ni kapsamaktadır. Uruguay Turu Nihai Senedi içinde yer alan Hizmetler Anlaşması ile, üye ülkelerin çok çeşitli ve karmaşık milli mevzuatına göre yürütülen hizmet ticaretine bir çerçeve düzenleme getirilmiştir.

Nihai Senet’in bir parçasını oluşturan Hizmetler Anlaşmasının üç kısmı vardır.

·****** Birincisi, bir tarafın topraklarından diğer tarafın topraklarına sağlanan hizmetleri (turizm), bir tarafa ait kuruluşların, bir başka tarafın topraklarında sağladığı hizmetleri (bankacılık), bir tarafın vatandaşlarının bir başka tarafın topraklarından sağladığı hizmetleri (inşaat projeleri, danışmanlık) kapsar.

·****** İkincisi, genel yükümlülükleri ve ilkeleri belirler. Esas olan, en çok kayrılan ülke yükümlülüğüdür. Taraflardan her biri, diğer tarafın hizmet sağlayanlarına, bir başka ülkenin benzer hizmet sağlayanlarından daha az kayrılan bir statüyü uygun göremez. En çok kayrılan ülke prensibinin her hizmet faaliyeti için mümkün olamayacağı bilindiği için, taraflar özel istisnaları gösterebilirler. Bu tür istisnaların şartları beş yıl, normalde on yıllık süre sonunda gözden geçirilecektir.

·****** Üçüncüsü, genel yükümlülük olmayan fakat milli programlar çerçevesinde taahhüt edilmiş olan milli işlemler ile girişler konusunda hükümler içerir. Böylece, piyasaya girme durumunda tarafların her biri, diğer tarafların hizmetlerine ve bu hizmeti sağlayanlarına, kendi programında anlamaya varılan ve belirlenen kısıtlamalar ve şartlar çerçevesinde sağlanandan daha az kayrılan bir statüyü uygun görmeyecektir. Piyasaya giriş hükmünün amacı, hizmet sağlayanların sayısında ve toplam değerinde, toplam hizmet işlemlerinin ya da istihdam edilen toplan personel sayısında yapılan kısıtlamaları zaman içinde ortadan kaldırmaktır.

Uruguay Turu öncesinde, dünya ekonomisinde bankacılık, sigortacılık, taşımacılık, turizm, danışmanlık ve haberleşme hizmetlerini düzenleyen uluslar arası ticaret kuralları yoktu. Ülkeler, bu sektörleri dış rekabetten kendi mevzuatlarına göre korumakta idiler. Hizmetler sektörü ile ilgili olarak Uruguay Turu’nda alınan kararlar sonucunda, anti-damping önlemleri ve milli ayrıcalık gözetmeme prensiplerinin bu sektörlere de uygulanması konusunda anlaşmaya varılmıştır. ABD ve Avrupa Birliği arasında bir uzlaşma oluşamadığı için, mali hizmetler ve deniz taşımacılığı hakkında bir anlaşmaya varılamamıştır. Ayrıca, başta ABD olmak üzere dünyada hızla büyüyen film, müzik ve diğer eğlence sektörleri konusunda da bir uzlaşma sağlanamamıştır.

*

DTÖ ve Fikri Mülkiyet Hakları (fmh)

Uruguay Turu Nihai Senedi ile halen yürürlükte bulunan GATT kurullarının FMH’nın korunmasına imkan verecek şekilde değiştirilmesi amaçlanırken, bu hakların uluslararası ticarete engel oluşturmaması gerektiği de vurgulanmıştır. Uruguay Turu Nihai Senedi’ndeki dış ticarete ilişkin FMH konusundaki Ticaret ile İlgili Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması, (Trade Related Intellectual Property Rights: TRIPS) ülkeler arasındaki iç düzenleme farklılıklarını gidermeyi, kapsam, koruma süresi, tanınan haklar ve şekil yönünden hakkın kazanılmasında ortak normları ve asgari standartları sağlamayı amaçlamıştır.

Anlaşma, fikri mülkiyet haklarının korunmasında ve uygulanmasında çok çeşitli standartların ve sahte malların uluslararası ticareti ile ilgili ilkeler ve yasal düzenlemelerin çok taraflı bir yapı kazanmamış olmasının, uluslararası ekonomik ilişkilerde önemli sorunlara sebep olduğunu belirtmektedir. Anlaşma, bir tarafın diğer bir tarafın vatandaşlarına sağladığı avantajı, tüm tarafların vatandaşlarına da tanınmasını zorunlu kılan, uluslararası fikri mülkiyet anlaşmasında bir yenilik olan en çok kayrılan ülke ilkesini de kapsamaktadır.

Telif hakları konusunda taraflara, edebiyat ve güzel sanatlarla ilgili çalışmaların korunması için 1971 Bern Anlaşmasındaki etik haklarının korunması zorunluluğunu getirmektedir. Fakat asli hükümlerine uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Anlaşma, ne tür markaların korunacak ticari tasarımların da hizmet markaları olduğunu ve bu markaların sahiplerine verilecek hakların ne olacağını tanımlamıştır. Anlaşma, ticari ve hizmet markalarının kullanımı, koruma şartları, lisans ve yetki verilmesi ile ilgili bazı yükümlülükler getirmektedir. Yabancı markaların yerel markalarla birlikte kullanılması yasaklanmaktadır. Sınai tasarımlar, Anlaşma çerçevesinde on yıl süreyle korunacaktır. Korunan tasarımların sahipleri, korunan tasarımların kopyası olan bir tasarıma dayanan ya da o tasarımı içeren ürünlerin üretimini, satışını ya da ithalatını engelleyebileceklerdir.

Anlaşmada patentlerle ilgili olarak, 1967 Paris Anlaşmasına göre yükümlülük vardır. Ayrıca Anlaşma tüm teknolojik alanlarda, ister ürün isterse işlem halinde olsun tüm buluşların patentlerinin 20 yıl süreyle korumasını zorunlu kılmaktadır. Eğer buluşların ticari kullanımı kamu düzeni ya da ahlaki sebeplerle yasaklanmış ise, bu buluşlar patent hakları kapsamına alınmamaktadır. Bitki türlerinin ya patentlerle ya da “sui generis” sistemi (UPOV Sözleşmesi ile sağlanan üretim hakları gibi) ile korunması zorunludur.

Uruguay Turu kararlarına göre DTÖ’ne üye ülkeler, ihtiyaç duydukları patent veya uygun teknolojiyi, acil durumlarda ya da ticari olmayan kamusal amaçlı kullanımlar için patent sahibinin olurunu almaksızın kullanabileceklerdir. Ancak patenti kullanan ülke, bu gibi durumlar için patent sahibi ülkeye bir bedel ödeyecektir. Ticaret İle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları daha önce 10 yıl olan patent korunmasını, ürünün icat edildiği yere, ithal edilip edilmemesine, yurt içinde veya yurt dışında imal edilmesine bağlı olmaksızın 20 yıla yükseltmektedir. Telif hakkının en az 50 yıl korunması, bilgisayar programlarının ve senaryo yazarlarının ürünlerini tek bir kullanıcıya kiralama hakkına sahip olunması konularında da anlaşmaya varılmıştır. Ayrıca bu haktan, oyuncular ve prodüktörler de yararlanabileceklerdir. Uruguay Turu’nda alınan diğer kararlara göre; Avrupa’da şarap üreticileri için önemli olan tescilli markalar ve coğrafi göstergeler daha sıkı korunacak ve denetlenecek, yarı iletken dizaynların korunma süresi 10 yıl olacak ve ticari sırların izinsiz açıklanmasını önleyici önlemler alınacaktır. Bütün bu kurallar milli yasalar çerçevesinde yerli ve yabancı ürüne eşit muamele kuralına bağlı olarak uygulanacak ve anlaşmazlıkların çözümlenmesi için DTÖ çerçevesinde bir tahkim mekanizması kurulacaktır.*

DTÖ ve Anlaşmazlıkları Çözümlenmesi

Uruguay Turu sonuçlanmadan önce uyuşamazlık çözümleme süreçleri, hizmetler, fikri ve sınai mülkiyet hakları gibi önemli alanları kapsamakta ve ülkeler bu konuda GATT kapsamında yapılan tavsiyelere önem vermekteydiler. Genel Anlaşmadan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları çok taraflı çerçevede çözüme kavuşturmak için, anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin kurallar geliştirilmiştir. GATT’ın uyuşmazlıkları çözümleme sistemi, Aralık 1988’de Montreal’de yapılan Bakanlar toplantısında kararlaştırılan reformlardan sonra düzene sokulmuş ve güçlendirilmiştir.

GATT, akit taraflar arasında ticaret ihlalleri sonucu doğan sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Bunun üzerine konu GATT Uruguay turu gündemine alınmıştır. Uruguay Turu’nun uyuşmazlıkları giderme kuralları, jürilerin oluşturulmasını ve İtiraz Merciine başvuru imkanlarını genişleterek, mevcut sistemi daha da güçlendirmiştir. Uruguay Turu’nun sonuçlanmasından sonra, anlaşmazlıklarda GATT kurallarının doğrudan uygulanmasını arttıran raporların kabul edilmesi ve uygulanışındaki gecikmeleri azaltıcı düzenlemeler yapılmıştır. Uyuşmazlık çözümlemede hakemliğe başvuru konusunda bağlayıcı hükümler kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra tüm ticaret alanları için tek bir uyuşmazlık çözümleme sürecinin uygulanması kararı alınmıştır.

DTÖ anlaşmasında yer alan Anlaşmazlıkların Çözümlenmesi Konusundaki Kural ve Yöntemleri Tespit Eden Mutabakat Metni ile "Anlaşmazlık Çözüm Organı" kurulmuştur. Nihai Senette DTÖ’ne üye ülkeler, ticaret kurallarının ihlaline karşı tek taraflı önlem alamayacaklardır. Üye ülkeler, anlaşmazlıkların çözümü için Nihai Senet ile getirilen sisteme ve bu sistemin gerektirdiği prosedürlere uygun davranmak zorundadır. *

DTÖ ve Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizması

Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizması (TPRM) ilk kez Uruguay görüşmelerinde ele alınmıştır. DTÖ sisteminin işleyişini iyileştirme amacına yöneliktir. Üye ülkelerin ticaret politikaları ve uygulamalarının çok taraflı ticaret sistemi üzerindeki etkilerini 2, 4 veya 6 yıl gibi sürelerle düzenli olarak gözetlenir. *

DTÖ ve Tarife Dışı Kısıtlamalar

Gümrük tarifeleri, serbest dış ticarete getirilen önemli bir kısıtlama türü olup, hükümetlerin dış ticarete müdahale için kullandıkları klasik ve geleneksel bir dış ekonomi politikası aracıdır. GATT çerçevesinde gerçekleştirilen Çok taraflı Ticaret Görüşmeleri sonucunda, çeşitli tarihlerde gümrük tarifelerinde çok önemli indirimler sağlanmıştır. Bundan dolayı artık gümrük tarifeleri, dış ticarete müdahale aracı olarak çok daha az kullanılan ve fazla etkin olmayan bir araç durumuna gelmiştir. Ancak, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dış ticarette tarife dışı kısıtlamalar, önemli bir yer tutmaya başlamıştır.

Geniş anlamda tarife dışı kısıtlamalar, hükümetlerin gümrük vergisi dışında dış ticaret üzerinde daraltıcı etki yaratan kanuni, idarî, politik bütün uygulamalarıdır. Tarife dışı kısıtlama politikası ise, uluslararası ticarete konu olan mallar, hizmetler veya kaynakların potansiyel dünya reel gelirini artıracak şekilde tahsisine engel olan kamu veya özel kesim tarafından dış ticarete getirilen bütün kısıtlayıcı önlemleri kapsar.

Günümüzde tarife dışı kısıtlamaların gümrük vergilerinin yerini almaları ve korumacılık açısından tercih edilmelerinin iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra GATT’ın yürürlüğe girmesi ile birlikte, o tarihe kadar temel koruma aracı olan gümrük vergilerinin eski önemlerini kaybetmeleridir. Çok tarafı Ticaret Görüşmelerinde ortalama gümrük vergileri, yüzde 40’ladan yüzde 7’lere kadar düşmüştür. İkinci neden ise, gümrük tarifelerinin uygulama zorluğu ve yoğun bir bürokratik formaliteleri gerektirmesidir. Çoğu ülkede gümrük tarifesi uygulamak yasa ile olur. Ayrıca GATT kurallarına göre gümrük vergisinde yapılacak bir artış için diğer üye ülkelerle görüşmeler sonucunda tavizler verilmesi gereklidir. Çünkü, gümrük vergilerini gizli bir şekilde arttırmak mümkün değildir. Oysa tarife dışı engeller daha kolay uygulanabilirler.

Tarife dışı kısıtlamalar, gümrük tarifelerinden ayrı olarak dış ticarete müdahale için kullanılan araçların tümünü kapsar. Büyük çoğunluğu ithalat kısıtlamalarına yönelik olmakla beraber, ihracatın ve diğer döviz kazandırıcı işlemlerin teşvik edilmesi amacıyla da kullanılmaktadır.

Dünya ekonomisinde tarife dışı kısıtlamalar, gelişme yolundaki ülkelere karşı daha çok, gelişmiş ülkeler tarafından uygulanmaktadır.

Tarife dışı kısıtlama koyma eğilimi, son yıllarda küresel ticareti engelleyen önemli bir faktör olmuştur. Tarife indirimlerinde ulaşılan başarı bu alanda yetersiz kalmıştır. Oysa tekstil ve hazır giyim,kimya, deri, ayakkabı ve çelik gibi bazı mallar için tarifeler, tarife dışı kısıtlamalardan daha az önemlidir.Bu nedenle tarife dışı kısıtlamalar da sayılan alanlarda yoğunlaşmaktadır.

GATT’ın 1994’te biten Uruguay Turu ile tarife dışı kısıtlamalar uygulaması konusunda da sınırlamalara gidilmiştir. Tarife dışı kısıtlamaların Dünya ticaretini önemli ölçüde daralttığı bir gerçektir. Bu nedenle, tarife dışı kısıtlamaların kaldırılması da DTÖ’nün görevlerinden biridir.

Uluslararası ticarette miktar kısıtlamaları dışında oldukça fazla miktarda tarife dışı kısıtlamalar vardır. Bu kısıtlamaları ithal yönlü ve ihraç yönlü olmak üzere iki temel gruba ayırmak mümkündür. İthal yönlü tarife dışı kısıtlamalar, ithal mallarının yurt içi fiyatlarını yükselterek ithal malları yurt içinde üreten sanayicileri korur.

Bunu için;

Yabancı ihracatçılara veya dahili tüketicilere, ek vergiler uygulanır,

İthal edilecek mal miktarı sınırlanır,

Dış ticaret hacmini daraltmak amacıyla ithalatçılar veya yabancı ihracatçılar üzerindeki risk ve belirsizlikleri artıran yeni şartlar konur.

Yukarıda sayılan tedbirlerden birkaçı birlikte uygulanır.

İhraç yönlü tarife dışı kısıtlamalar ise, suni olarak dış satışları artırmak için ihracata yapılan yardımlar ile ihracatın kısıtlanması için alınan tedbirleri kapsar. Tarifelerden farklı olarak tarife dışı kısıtlamalar, ihracat v ithalat üzerinde artan bir risk ve belirsizlik getirir. Bu kısıtlamalar, zaman içinde büyük değişiklikler gösterir, kesinliği yoktur ve geniş ölçüde idarî kararlara bağlıdır.

Tarife dışı kısıtlamaları genel olarak birçok uluslararası kuruluşun uyguladığı şekilde on iki grup altında incelemek mümkündür. Bunlar:

Devletin dış ticarete müdahale politikası yoluyla belirli bazı mallarda dış ticarette tekel oluşturması ve bu malların ticaretini bizzat kendisinin yürütmesi,

İhracatçı üreticilere maliyet azaltıcı yardımlar ve sübvansiyonlar,

Hükümetlerin ve özel kuruluşların ithalatı kısıtlayıcı bürokratik engellemeleri,

Selektif dolaysız vergiler,

Selektif dahili yardımlar,

Kısıtlayıcı gümrük işlemleri,

Anti damping düzenlemeler,

Kısıtlayıcı idari ve teknik düzenlemeler,

İşletmelerin faaliyetlerini kısıtlayıcı uygulamalar,

Yabancı yatırımlar üzerinde kontroller,

Uluslar arası emek ve sermaye hareketlerini kısıtlayıcı politikalar,

Selektif parasal kontroller ve ayırımcı döviz kuru politikaları.

Diğer taraftan GATT Sekreteryası, tarife dışı kısıtlamaları kırk farklı kategoride sınıflandırmıştır. Bunların önemli bir bölümü, sınır kapısında ithal malların ülkeye girişini engellemeye veya sınırlandırmaya yönelik önlemlerdir. Bu önlemleri, yedi ana grup altında toplamak mümkündür:

Miktar Kısıtlamaları (Kotalar)

İhracatın Kontrolü

Tarife Benzeri Önlemler

Görünmeyen Engeller

Fiyat Denetimleri

Gözetleme ve İzleme Önlemleri

Diğerleri

Dünya ticaretinde en çok karşılaşılan tarife dışı kısıtlama türleri aşağıda açıklanmıştır:

DTÖ ve İthalat Kotaları

Tarifeler, serbest uluslar arası ticarete getirilen önemli bir kısıtlamadır. Ancak ekonomide piyasa işleyişini aksatmaz. Tarifeler dışında miktar kısıtlamaları diğer bir deyişle kotalar, tarife dışı kısıtlamalar içinde en önemli olanıdır ve piyasa işleyişini aksatabilir. Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir.

Kotalar çeşitli şekillerde uygulanır. Ülkenin ithalat miktarını belirleyen kotalara ithal kotası denir. Bir ülkenin belli bir süre içinde yapmayı planladığı ihracat miktarını sınırlayan kotaya da ihraç kotası denir.

Bazı kotalarda, kota sınır

Previous

Serbest Bölge Kavramı

İş Değerleme Ve Ücret Sistemleri

Next

Yorum yapın