İktisada Giriş

|

İKTİSADA GİRİŞ;

1-) İktisat:Bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için kıt kaynakları kullanarak maximum fayda sağlamaktır.

Nasıl ki günümüz şirketlerinde üretilen mal veya hizmetlerin az giderlerle çok kar elde etme isteği esas amaçtır.Bunu idame için ayrı bireyler görevlendirilip,ayrı birimler kurulur.Hatta yönetim şekli dahi belirlenebilir.Eğer insanların günlük hayatlarına indirgersek,her fert minimum giderle maximum şekide yaşamak ister.Bütün insanların ihtiyaç ve arzularının sonsuz olduğunu gözönünde bulundurursak;Bu ihtyiyaçların karşılanma mitarının da sonsuz olması gereklidir.Oysa ki dünyamızda ki üretim faktörleri (doğa,emek,sermaye,girişimci) sınırlıdır.Bu istek ve arzuların karşılanması da sınırlı miktarda olacaktır.Dolayısyla kıt kaynakların en iyi şekilde fayda vermesi için de ayrı bireyler görevlendirip,ayrı birimlerin oluşturulması gerekmektedir.Bu birimlerin yaptığı araştıma ve geliştirmeler sonucu kıt kaynaklardan en iyi faydayı sağlayan yönetim şekillerini ortaya İktisat Bilimini ortaya çıkarmıştır.Bu bilimin öncülerinden; ilk 1786 da Adam Smith ve daha sonra David Ricardo,Jean Baptiste Say ‘ı sayabiliriz.Bu iktisatçılarımız Klasik İktisadın kurucularıdır.Daha sonra 1929 da Klasik iktisat çökmüş ve yerine John Maynard Keynes’in iktisadi görüşü benimsenmiştir.

2-) Bunlardan ilk olarak KLASİK İKTİSADİ GÖRÜŞ hakkında bilgi verelim;

Yukarıda da ifade edildiği gibi temelini Adam Smith atmıştır.Ekonominin sosyolojik bir yapı olduğunu ve ”Herşey ekonomide dengededir ,hiçbir müdahele yapılmamalıdır”der ve bir görünmez el tarafından ekonominin idare edildiğini savunur. Bunun ardından Ricardo, Mill ,Malthus ve Say isimli iktisatçılar Klasik Ekolü ortaya çıkarmışlardır.Ortaya konan sistemin temel çizgileri;

– ”Ekonomiye hiçbir müdahele yapılmamalıdır,bırakınız yapsınlar,bırakınız geçsinler.”

– ”Ekonomiye devlet müdahele etmemelidir.”

– ”En önemli faaliyet arzdır.Her arz kendi talebini oluşturur.”

– ”Ekonomide dengeyi sağlama aracı faizlerdir.”

– ”Ekonomide arzın miktarı, fiyat mekanizmasına göre belirlenir.”

İkinci olarak KEYNESYEN İKTİSADİ GÖRÜŞ;

John Maynard KEYNES’in iktisadi kuramıdır.Wicksell , Bernécer , Kahn’ın çalışmalarından etkilenmiştir.Ona göre Klasik iktisadi ekol talebe yeterince önem vermemiş.Geçici durumlar dışında ekomominin tam istihdahdam da çalıştığını varsaymışlardır.İktisatçımız klasiklerin tersine arza değil ”talebe” dikkatleri çekmiştir.Ortaya koyduğu sisteme göre;

– ”Devlet özel girişimciye zarar vermeden ekonomiye etkili bir müdahele yapmalıdır.”

– ”Ekonomide her talep kendi arzını yaratır.”

– ”Ekonomide dengeyi devlet Kamu Hizmetlerini attırıp vergileri azaltarak ayarlar.”

3-) KAPİTALİS SİSTEM;

Kapitalizim de temel olarak Adam Smith’in ekolünü benimsemiş ve serbest ekonominin temelleri atılmıştır.Bu sisteme göre üretim faktörlerinden sermaye ve toprağın (doğa ) özel mülkiyette olduğunu belitmiştir.Ekonomide teşviklerin piyasa fiyatlarına dayandığı bir sistemdir.Kapitalizmin işleyişi karmaşıktır, bununla birlikte sistemin dört temel unsuru vardır;

a-) Serbest girişimcilik ve serbest seçim

b-) Özel mülkiyet

c-) Rekabet

d-) Piyasa ekonomisine güven ve bireycilik

bu unsurları birkaç cümleyle açıklamak gerekirse;

a-) Serbest Girişimcilik ve Serbest Seçim;

Ekonomik birimlerin temelini oluşturan hanehalkı hem üretici hem de tüketici pozisyonundadır.Her fert istediği ve sevdiği işi yapmakta serbesttir.Böylelikle daha verimli çalışarak üretim kapasitesini arttıracaktır.Girişimcilerde istediği alanda yatırım yapma ve sermayelerini diledikleri gibi kullanma hürriyetine sahiptirler.

b-)Özel Mülkiyet ;

Kişinin üretim araçlarına sahip olma arzu ve isteği iş motivasyonunu arttıracaktır.Kendi yararına en yüksek karı elde etmek için de çalışma seviyesini maximumda tutacaktır.Temelinde kazanma hırsı vardır.Bundan dolayı Kapitalis sistemde bireyler üretim araçlarına sahip olabilirler.Sahip olunan mallar geride kalan aile fertlerine bırakılabilir.

c-) Rekabet ;

Her kişi, kuruluş veya özel firma piyasada tutunmak için ve kar elde etmek için çalışır.Bu sistemde her mal,hizmet ve sermayenin belirli bir ücret karşılığı vardır.Piyasada aynı amaç için uğraşan firma ve kuruluşlar bu sermayeyle mallara sahip olabilmek için birbiriyle yarışırlar.Eğer tüketicinin talebine karşılık veremez , ihtiyaçlarını karşılayamakta yetersiz kalırsa karı düşer ve piyasayı başka firmalara kaptırır.Bu sistemde devlet , rekabet piyasasına belirli kurallar koyar.Fakat bu piyasaya karışmaz.

d-) Piyasa Ekonemisine Güven ve Bireycilik ;

Fertler , kuruluş ve firmalar kendi çıkarları doğrultusunda davranmakta serbesttir.Ürettikleri mal ve hizmetlerle üretim kaynaklarını serbest piyasada alıp satarak arz ve talep dengesini oluştururlar.

Ayrıca Kapitalis sistemde üretim faktörlerine hanahalkı sahiptir.Bunları kullanmada ve yaptığı işlerden elde ettiği kazancını kendi yaptığı tercihler ve seçimlere göre kullanabilir.Mal

ve hizmet miktarını firmalar hanehalkına arz edilecek miktarı seçmekte.Hanehalkıda firmalardan

talep edilecek mal ve hizmet miktarını seçmekte serbesttir.Fiyatların belirlenmesi hanehalkı

ve firmalar arasında mal-hizmet piyasası ve faktör piyasasındaki arz ve talebe göre ayarlanır.

SOSYALİST SİSTEM

Sosyalizmin temelinde Marxçılık ve Lenincilik vardır.Komünizmin ilk başladığı dönemde gelişmiştir.Bu sistemde girişimciler ve halk Kapitalisler kadar hür ve serbest değildir.Esas amacı burjuvanizme karşı çıkmak , sınıf aryrımına ve sömürücülüğe bir son vermektir.Görünüşte ilk göze çarpan eşitlik ve adalettir.Sistemin başında PLANCI adı verilen devlet yöneticileri vardır.Onların istek ve tercihlerine öncelik verilir.Dolayısıyla adalet ve eşitlik gerçekleşmez.(Ben kapitalizmle karşılaştımak amacıyla birkaç madde halinde sıraladım.)

a-) Plancılar ve onların tercihlerine öncelik.

b-) Kamu mülkiyeti

c-) Piyasada Devlet otoritesi

d-) Devletçilik*

a-) Plancılar ve Onların Tercihlerine Öncelik ;

Devlet başında bulunup halkı yöneten kişilere plancı adı verilir.Bu kişilerin halk için tercih ettiklerine öncelik verilir.Merkezi Plan adında bir ekonomik sistem kitabı belirlenir.Bu kitapta

neyin,nerede,nasıl,ne kadar üretileceği,kimlerin alacağı kararlaştırılıp devlet tarafından uygulamaya konur.Üretim yapacak firmaların faaliyetini ve üretim faktörlerini kontrol altında tutar.

b-) Kamu Mülkiyeti ;

Sosyalist sitemde sermaye ve doğal kaynaklar devlete aittir.Hanehalkı hiçbir mülkiyete sahip

değildir.Sadece emeği vardır.Devlet halkını kendi iktisadi teşekküllerinde istihdam eder.Mal varlığını da emegine göre paylaştırır.”kim çalışmazsa yemek yemez”tezini savunur.

c-)Piyasada Devlet Otoritesi ;

Kapitalis sistemdeki serbest piyasanın aksine ekonomiye devlet otoritesi hakimdir.Bundan dolayı firmalar arası yarış yani rekabet piyasası yoktur.Onun yerine mal ve hizmet üretimi Kamu İktisadi Teşekküllerinde yapılır.Halk kendi tercihlerini yaparak , mal ve hizmet satın alma özgürlüğüne sahip olsalarda devletin ürettikleriyle sınırlıdırlar.

d-)Devletçilik ;

Her ferdin kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacının üstünde, cemiyetin (millet ve emekçilerin) iyiliğine, ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışmasıdır.Kollektif ruh anlayışı içinde ”Birimiz hepimiz,hepimiz birimiz için şuuruyla hareket ederler.

Fiyatların belirlenmesi ; plancılar tarafından belirlenen sosyal hedeflere ulaşmak için ayarlanır.En fakir kişinin bile rahatça beslenebileceği şekilde düşük tutulur.Böyle bir ortamda teşvik unsuru yasa ve düzenlemelere dayanır.

KARMA EKONOMİK SİSTEM ;

Kapitalizm ve sosyalizmin kimi yönlerini alarak işleyen sistemlerdir.Genelde özel mülkiyetle kamu mülkiyetini , teşvik unsuru olarakta fiyatlar ve yasa-düzenlemeleri birleştirir.Arz ve talep yasalarını gözardı etmeden sisteme müdahele ederler.

Previous

What’s Charısma

Granitik Kayaların Mineralojisi,petrografisi, Tektonik Ve Jeokimyasal Sınıflandırılma

Next

Yorum yapın