İktisadi Kalkınma Ve Finansmanı

|

İKTİSADİ KALKINMA VE FİNANSMANI

İlk önce iktisadi büyüme,ilerleme ve kalkınma kavramlarını açıklayalım.İktisadi kalkınma eşittir iktisadi büyüme değildir.

İKTİSADİ BÜYÜME:Mevcut olan bir üretim yapısının sadece nicel gelişmesine ilişkin bir süreci işaret etmektedir.(Bir insanın vücutça enine boyuna büyümesi gibi)İktisadi büyümenin temel ölçütü ve göstergesi G.S.M.H.olduğuna göre ,iktisadi büyüme G.S.M.H. nın büyümesi olmaktadır.

İKTİSADİ İLERLEME:İktisadi ilerlemeler,sayısal ve hesaplarda görünmeyen kalemleri oluşturmaktadırlar.İlerleme yönündeki değişikliklerin,insancı asgari maliyetlerle yayılan bir ilişkiler ağında en hızlı bir biçimde kökleşip yerleşmesi anlamına gelir.

İKTİSADİ KALKINMA:İktisadi büyümede,mevcut olan bir üretim yapısının sadece nicel olarak gelişmesine değinmiştik,iktisadi kalkınma ise sadece nicel olarak değil de ,nitel olarak da büyüyüp gelişmesinin süreçlerini oluşturmaktadır.Böylece iktisadi nitelikte olan yapılar yanında,sosyal,siyasal nitelikteki yapılarda da gelişme yönünde bir değişme hatta yeni yapıların oluşturulmasını içeren süreçleri işaret etmektedir.

Bu nedenle iktisadi kalkınmaya ulaşamayan iktisadi büyüme durumlarına dengesiz büyüme ahenksiz büyüme gibi sıfatlarda verilmektedir.

İktisadi kalkınma süreçleri,sadece iktisadi değil,sosyal ve insancı tüm boyutları,sosyo-kültürel tüm olguları bütünleştirerek müreffet toplum yaratan bir süreçtir.

İktisadi kalkınmanın gerçekleşmesini fert bazında 3 ana ölçüte bakarak tespit etmek mümkündür:

Kişinin sürekli artan geliri doğrultusunda,maddi sıkıntının giderilmesi,

Kişinin bağımsızlık ve özgürlüğünün büyümesi,

İnsancı boyutlarını geliştirebilecek olanaklar sonucunda,kendine umut veren ve geleceğe dönük,plan program v.b gibi

AZGELİŞMİŞ EKONOMİLERİN TANIMI:Genellikle,Latin ve Merkezi Amerika,Afrika,Orta Doğu,Güney Doğu Asya,Japonya hariç Uzak Doğu memleketleri az gelişmiş ekonomiler arasında yer almaktadır.Azgelişmiş ekonomilerin hepsi yeterli bir kalkınma hızına kavuşmamışlardır ve kalkınmaktan daha çok gerileme problemi ile karşı karşıya dırlar

A)AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ:

Ekonomilerinde nüfusun çok büyük bir kısmı,tarım sektöründe yaşar.

Tarım sektöründe bir nüfus fazlası bulunmaktadır.

Tarım sektöründe gizli işsizlik yaygındır.

Adam başına düşen sermaye miktarı azdır,milli gelir azdır.Halkın büyük bir kısmı en az geçim düzeyinde ve altında yaşar.

Halkın harcamalarının büyük bir kısmı gıda ve zaruri ihtiyaç maddeleri ile ilgili harcamalardır.

B)AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN TARIMSAL ÖZELLİKLERİ:

Tarımda kullanılan tarım teknolojisi ilkeldir.Az gelişmiş ekonomilerde modern tarım,ihracata yönelmiş tarım ürünleri alanında yapılır.

Büyük oranda toprağın fakirleşmesi olayıyla karşılaşılır.

Tarım sektöründe çiftçiler elde ettikleri gelir ve sahip oldukları servete göre büyük borç altındadırlar.

Yerli pazarlar için kullanılan üretim metotları eski ve yetersiz olup,piyasaya sürülen ürün miktarı son derece azdır.

Tarımsal işletmeler,üretim güçlerini kaybetmiş bakımsız işletmelerdir.Bunun sebebi,işletmelerin küçük ve çalışan insanların fazla olmasıdır.

C)AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ:

Doğum oranları yüksektir.Ölüm oranları yüksek olup ortalama yaş seviyesi düşüktür.

Beslenme şartları kötüdür.

Hijyen ve sağlık hizmetleri gelişmemiştir.

Halkın çok büyük bir kısmı köylerde oturur.

D)KÜLTÜREL VE POLİTİK ÖZELLİKLERİ:

Eğitim ilkeldir,okuma yazma oranı düşüktür.

Çocuk yaşlardaki işçilerin sayıları fazladır.

Orta sınıf zayıftır.

Halkın büyük bir kısmının davranışı geleneğe dayanmaktadır.

E)TEKNOLOJİK VE DİĞER ÖZELLİKLERİ:

Hektar başına veya dönüm başına randıman düşüktür.

Teknisyen yetiştirmek için eğitim imkanları yoktur.

Haberleşme ve ulaştırma tesisleri ilkel ve yetersiz olup,bu durum köylerde daha belirgindir.

Üretim teknolojisi ilkeldir.

İKTİSADİ KALKINMA:

Adam başına düşen milli gelir arttıkça ve dengeli bir biçimde kişiler arasında dağıldıkça fertlerin yaşama seviyelerinde bir iyileşme göze çarpar,hayat standardı yükselir,fertlerin tasarrufta bulunabilme imkanları çoğalır,milli gelirin gittikçe artan bir kısmını yatırımlara ayırmak mümkün hale gelir,milli gelirin daha büyük bir kısmının yatırımlara ayrılabilmesi sermaye birikiminin artması demektir.

Girişimciler yatırımlarını üretim hacmini arttırmak için yapacaklardır,üretim artışlarının milli ve milletler arası piyasalarda sürümü sağlanmadıkça bunlar üretimlerini arttırmayacaklardır.Onun için ,milli üretimin artışı ekonomide mübadelenin genişlemesi,ekonominin şehir ve Pazar ekonomisine girmesi demektir.Ekonomide mübadelenin genişlemesi ekonominin milli bir bütünlüğe kavuşmasını sağlayacak ve milli ekonomi içinde birbiriyle rekabet halinde bulunan firmalar ürettikleri her malın birim itibariyle maliyetini düşürmeye çalışacaklardır.

Rekabet iç ve dış piyasalarda artacak,işte bu durum firmaları yoğun üretim kanunundan yararlanmaya zorlayacak,bunun sonunda da üretim birimlerinin organizasyonu değişecek,boyutları büyüyecek,iktisadi hayatta büyük işletme ve teşebbüsler yalnız insan gücüyle üretimde bulunmayacakları için milli ekonomi içindeki enerji tüketiminde de,iktisadi kalkınma ile birlikte bir artış husule gelecek,köylerdeki çiftçiler sanayileşmeye uygun olarak şehirlere akın edecek ve iktisadi kalkınmayı simgeleyen özellikler ortaya çıkacaktır.

İKTİSADİ KALKINMANIN EKONOMİK VE SOSYAL ENGELLERİ

İktisadi kalkınmayı engelleyen ekonomik ve sosyal engeller vardır.Bu engeller yüzünden az gelişmiş ekonomiler içinde bulundukları hareketsizlik ve durgunluktan kurtulamamaktadırlar.Bu ekonomilerin kalkınabilmesi için ilk kalkınma hızına kavuşturulmaları gerekir.

A)EKONOMİK ENGELLER:Az gelişmiş ekonomilerde sermaye yeter derecede birikmemiştir.İş gücü kalifiye değildir,doğal kaynaklar modern usullerle işletilmemektedir,tasarruf yetersizdir.Kredi kurumları iyi organize edilememiştir,banka sistemi kötü kurulmuştur,mali piyasalar etkin çalışmamaktadır,ulaştırma ve haberleşme hizmetleri gelişmemiştir.Bu sebeplerle az gelişmiş ekonomiler iktisaden kalkınmak için muhtaç oldukları büyük yatırımları yapamazlar.

B)SOSYAL ENGELLER:Az gelişmiş ekonomilerde sosyal alanda karşılaşılan engellerin en önemlileri fakir tabakanın çok kalabalık,zengin sınıfın az,zengin tabaka ile fakir tabaka arasında irtibatın kesik,orta sınıfın zayıf,kamu idaresinin kötü,ehliyetsiz ve ekonomik idare anlayışından yoksun oluşudur.

İKTİSADİ KALKINMANIN BAŞLATILMASI

Az gelişmiş ekonomilerde devletin ilk yapacağı işler arasında iktisadi kalkınmaya mani olan ekonomik ve sosyal faktörleri

ortadan kaldırmak gelmektedir.Bu konuda ortaya atılmış iki görüş vardır.

1)DEVRİMCİLER:Bu görüş genellikle komünistler tarafından benimsenmekte ve reformculuk bir hayaldir,eski düzen hiçbir zaman reformlarla değiştirilemez demektedirler.komünistlere göre reformla ancak eski düzenin ikinci derecedeki unsurları değiştirilebilir ve eski düzenin temeline dokunulamaz.

2)REFORMCULAR:Mevcut düzen yapılacak reformlarla değiştirilebilir köklü reformlar sayesinde mevcut düzendeki ekonomik ve sosyal kalkınma engellerinin ortadan kaldırılabileceği kabul edilmektedir.Sovyet Rusya ve Doğu Avrupa memleketlerindeki son gelişmelerde bu görüşü doğrulamaktadır.

Ekonomik alanda yapılacak reformların başında vergi reformu gelmektedir.Bu reform kalkınmayı sağlıklı ve güvenilir kaynaklarla finanse etmek bakımından zorunlu olduğu kadar,sosyal alanda yapılması gereken reformları dolaylı bir şekilde gerçekleştirmek bakımından da önemlidir.

İkinci reform maliye ve kredi kurumlarının iktisadi kalkınmaya yardımcı hale getirilmesi mali piyasaların kurulup,geliştirilmesi ile ilgidir.

Ekonomiyi iktisadi kalkındırma engellerinden kurtarmak,daha hızlı bir iktisadi kalkındırmaya kavuşturmak üzere ekonomide sermaye birikimini,üretilmiş üretim araçları stokunu artırmak gerekmektedir.

Devletin ulaştırma,haberleşme,doğal kaynakları işletme,sosyal sabit sermaye yatırımları yapma,kilit endüstriler kurma,özel sektöre öncülük yapacak ekonomik teşebbüsler oluşturma,ağır sanayie önem verme gibi çeşitli alanlarda sarf edeceği önemli gayretler,ekonomik yapının süratle değişmesine,üretim gücünün artmasına dolayısı ile iktisadi kalkınmanın hızlanmasına yardım eder.

Sosyal alanda yapılacak reformların başında toprak ve tarım reformu gelmektedir.Böylece topraksız çiftçi toprağa kavuşturularak tarımsal üretimin organizasyonu ve teknolojisi değiştirilerek modernleştirilir.

Sosyal alandaki ikinci reform,orta sınıfın kuvvetlendirilmesidir.İktisadi kalkınma süratli ve sürekli bir ekonomik ve sosyal değişme demek olduğu için ,iktisadi kalkınmanın ekonomik ve sosyal çalkantılara yol açmaması kendi kendine yeten orta sınıfın kuvvetlendirilmesine ihtiyaç gösterir.

Üçüncü reform,iktisadi kalkınma için ehliyetli,etkin bir kamu yönetiminin kurulmasıdır.az gelişmiş ekonomiler kamu idarelerini,siyasi,sosyal ve ekonomik bir içeriğe kavuşturmak zorundadırlar.

İktisadi kalkınmada en önemlisi iktisadi kalkınmayı harekete geçirebilmek için başlangıçta büyük hacimde yatırımlar yapacaklar ve bu yatırımlar sayesinde ekonomilerini ilk kalkınma hızına kavuşturacaklardır.

Ayrıca,sadece tarımsal yapılı bir ekonomi iktisaden kalkınamaz diyen Prof.Galraith iktisadi kalkınmanın sanayileşmek olduğunu belirtmiştir.Bir ekonomi sanayileşirken önceliği ağır endüstriye vermelidir.Çünkü,ağır endüstri enerji tüketir doğal kaynakları işletir,hammadde üretiminin artmasına neden olmaktadır.Bundan dolayı ağır endüstrinin iktisadi kalkınmanın motoru olduğundan bahsedilmektedir.

İKTİSADİ KALKINMANIN SÜRÜKLEYİCİ KUVVETLERİ

3 çeşit sürükleyici kuvvete ihtiyaç vardır.

A)İKTİSADİ KALKINMA FİKİRLERİ:Az gelişmiş ekonomiler modern tekniğe hakim olmak üzere eğitim ve öğretime önem vermelidirler.Bu ekonomilerin kalkınabilmeleri için,değer yargılarının ve sosyal değerlerin iş adamları lehine değiştirilmesi gerekir.Ancak o zaman az gelişmiş ekonomiler doğal kaynaklarını işletirler.Bir memleketin iktisaden kalkınabilmesi için o memleketin üniversite profesörlerinin idarecilerinin,hukukçularının,din adamlarının,politikacılarının ve iş adamlarının kendi çıkarlarına ters düşse bile kalkınmayı arzulamaları gerekir.İktisadi kalkınma ortamının hazırlanması demek memlekette güven ve asayişin sağlanması,insanların yazılı ve sözlü bir sözleşme yapmadan sözlerine inanarak,sorumluluk duyguları taşımaları gerekir.

B)TEKNOLOJİ:İktisadi kalkınmada esas olan modern bir teknolojiye sahip olmak değil,modern teknolojiyi kullanabilmektir.

C)NÜFUS:İktisadi kalkınma harekete geçtikten sonra,bu kalkınmanın devamında nüfus sürükleyici bir kuvvet haline gelmektedir.Çünkü,nüfus bir yönüyle ekonomik Pazar,diğer yönüyle iş gücüdür.2.dünya savaşından sonra hızlı kalkınan Japonya,İtalya,Batı Almanya gibi memleketlerde nüfus,ücretler genel seviyesinin düşük kalarak,müteşebbislerin kazançlarının artması ve müteşebbislerin kazançlarını yatırımlarına aktarabilmeleri bakımından önemli rol oynamış,işgücüne artan talep,ücret farklarını azaltmış,işçilerin kültür ve teknik bilgilerinin gerektiğinde hizmet içi eğitim sonunda gelişmesi,üretimin yükselmesine sebep olarak,reel gelirin artmasına neden olmuştur.

İKTİSADİ KALKINMADAN DOĞAN GÜÇLÜKLER

İktisadi kalkınma başlayınca bir takım engellerle karşılaşır.Fiziki kuvvetler,ekonomik kuvvetler,kurumsal,sosyal ve zihni kuvvetler şeklinde ortaya çıkar.İktisadi kalkınmanın devamlılık göstermesi ve geriye çevrilmesi mümkün olmayan bir harekete dönüştürülebilmesi için toplumun bütün kuvvetlerinin bu meydan okumaya elverişli bir biçimde cevap vermesi gerekir.Çeşitli toplumsal kuvvetlerin iktisadi kalkınmaya verdikleri cevap olumlu olmazsa,iktisadi kalkınma kösteklenir.

İktisadi kalkınma bazen nüfus,doğal kaynaklar,belirli hizmet kollarındaki yetersizlikten ötürü frenlenir.Örneğin;faal nüfus azlığı tam çalışmaya mani olur,ulaştırma şebekesindeki yetersizlikler doğal kaynakların tam randımanla işletilmesine engel teşkil eder.

İKTİSADİ KALKINMA NASIL YÜRÜTÜLMELİ ?

Bir ekonominin kalkınmasında direksiyonda bulunan iktisat ve maliye politikasının yöneticileri iktisadi kalkınma faaliyetlerini bir plana bağlamalıdırlar.Plan,araçları saptanan amaçlara göre örgütler,ekonomik faaliyetlere rasyonellik getirir,ekonomik faaliyetler arasında koordinasyon sağlar ilerde ekonominin göstereceği gelişme hakkında bilgi verir.Bir iktisadi kalkınma planı her şeyden önce temel konular üzerine eğilmeli,ekonomik tıkanıklıkları nasıl gidereceğini,sosyal ve ekonomik yapının ne şekilde değiştirileceğini,orta sınıfın iktisadi kalkınmadaki fonksiyonlarını ne biçimde yerine getireceğini belirtmeye çalışmalıdır.

İKTİSADİ KALKINMA KARŞIŞINDA AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN DURUMLARI

Dörtlü bir sınıflandırmaya tabi tutulmaktadır:

KALKINMA HIZLARI KORUNACAK AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLER:Bu ekonomilerde kişi başına düşen milli gelir azdır,bilinen fakat işletilmeyen doğal kaynaklar mevcuttur,tarımsal ve sınai üretimde belirli bir artış vardır.(Arjantin Peru Meksika)Bu ülkelerde yeter derecede iç tasarruf vardır,vergi yoluyla devlet yeter derecede kamu tasarrufu meydana getirebilmekte,yabancı sermaye iktisadi kalkınmanın finansmanında küçümsenmeyecek rol oynamaktadır.İktisadi bakımdan bu memleketlerde iktisadi kalkınma planının görevleri tıkanıklıkları ortadan kaldırmak,açık ve gizli işsiz sayısını azaltmak,iktisadi refahı daha geniş tabakalara yaymak,iktisadi kalkınma hızını muhafaza etmektir.

KALKINMA HIZLARI HIZLANDIRILACAK AZ GELİŞMİŞ EKONOMİLERBurma Pakistan)Bu ekonomilerde adam başına düşen milli gelir düşük olup,doğal kaynaklar zannedildiği kadar çok değildir.Buna rağmen bu ekonomilerde kişi başına düşen milli gelir devamlı ve ağır olarak artmaktadır.Bu yüzden ekonomilerde kalkınma hızının korunması değil,artırılması gerekmektedir.

KALKINMA HIZINA KAVUŞTURULMASI GEREKEN EKONOMİLER:Bu ekonomiler doğal kaynaklar yönünden zengin olup,uzun süre devamlı bir durgunluk içinde kalmışlardır.(Endonezya)Kişi başına düşen milli gelir,Hindistan Pakistan ve Çindekinden daha fazladır.Bu ekonomiler kalkınma hızlarını muhafaza etmek değil,süratlendirmek meselesiyle karşı karşıya bulunmaktadırlar.

ÜRETİM TEKNOLOJİSİNİN MODERNLEŞMESİ GEREKEN EKONOMİLER:Bu ekonomiler durgundurlar,adam başına düşen milli gelir,uzun süre 100 dolar altında kalmıştır.Doğal kaynakları bakımından fakirdirler.(Yemen)Bu ekonomilerin kalkınması ancak bugünkü üretim teknolojisinin modernleşmesi ile mümkündür.

İKTİSADİ KALKINMA HIZINI SINIRLAYAN KONULAR

İktisadi kalkınma hızını sınırlayan 4 temel etken vardır:

Plancıların ilk ödevi ekonomik kaynakları ve ekonomiyi ileriye götürecek,işletmelerde uygulanacak yeni teknikleri tespit etmektir.Uygulamada az gelişmiş bir ekonominin kalkınma hızı tarım sektörünün durumuna bağlıdır.Afrika ve Asya ülkelerinde tarım sektörü G.S.M.H. nın %50 sini teşkil etmektedir.Hızlı kalkınma hayalleri imalat sektörü üzerinde toplanır.Halbuki bu sektörün boyutları o derece küçüktür ki olağanüstü bir hızla gelişse bile ekonominin genel büyüme hızı içinde etkisi küçük kalır.

Az gelişmiş ekonomilerde yüksek bir kalkınma hızını engelleyen 2.etken nitelikli işgücü açığıdır.Sanayi sektörünün nitelikli ustalara,kalfalara çıraklara ihtiyacı vardır.Bu sorunların uzun dönemde çözülmesi orta ve yüksek öğretime önem vermek suretiyle olur.İnşaat sektöründe genellikle nitelikli işgücü kıtlığıyla karşılaşılır.Halbuki işçilerin çoğu cahildir.

Ülkelerin çoğu sanayileşmelerine hafif endüstriye yatırım yaparak başlamaktadır.Bunun sebebi ağır endüstri yatırımlarının ileri bilgiye ihtiyaç göstermesi,kurulacak işletmelerin ekonomik olabilmek için belirli ölçeklerin altına inememeleridir.

Kalkınma hızını sınırlayan 4.etken finansman sorunudur.İktisadi kalkınma kamu hizmetlerinin geliştirilmesi ve sermaye teşekkülüne büyük fonlar ayrılmasını gerektirir.Araştırma ve geliştirme hizmetleri,yolların bakım ve onarımı,tarıma teknik yardım,milli eğitim ve sağlık hizmetleri ve sosyal güvenliğe tahsis edilecek fonlar göz önünde tutulmasa bile G.S.M.H. nın % 10 undan daha aşağı düzeyde fon ayrılmamasını icap ettirir.

FİNANSMAN İHTİYACININ TESPİTİ

İktisadi kalkınma planında yatırım ihtiyacının tespitinde kullanılan 2 unsur vardır.Bunlardan birincisi gayri safi kalkınma hızını sermaye hasıla katsayısıyla çarpma usulüdür.

Bu usule göre,eğer bir ekonomide gayri safi kalkınma hızı %7,sermaye hasıla katsayısı 3 ise,bu ekonominin G.S.M.H. nın % 21 oranında bir yatırım yapması gerekir.Türkiye’nin 1.beş yıllık kalkınma planının finansman ihtiyacı bu usulle hesaplanmış ve sermaye hasıla katsayısı 2.6 olarak kabul edilmiştir.Bu durumda G.S.M.H. sının ortalama % 18 i oranında yatırım yapması gerekirdi.

Kalkınma planında ki yatırımların bu oran dağılımı kalkınma planından, kalkınma planına memleketten memlekete değişebilir.

Mal üretim sektörü marjinal sermaye hasıla katsayısı,üretimde kullanılan teknolojiye ve sektörün durumuna bağlıdır.üretimin ağır endüstriye veya hafif endüstriye bağlı olması marjinal sermaye hasıla katsayısını etkiler.Tarım sektöründe kalkınmanın sulamaya veya toprak ıslahına dayanması ile gübre kullanımına veya sebze dikimine ve meyve ağaçları dikimine daha karlı tarım faaliyetlerine dayanması hallerinde marjinal sermaye hasıla katsayısı birbirinden farklıdır.Marjinal sermaye hasıla katsayısı diğer yandan ekonomide yapılmakta olan yatırımların hızına bağlıdır.

Marjinal sermaye hasıla katsayısı nüfus artışlarından doğan istihdam sorununun ne şekilde çözüldüğü ile de ilgilidir.Eğer bir memlekette yeterli miktarda ekilip biçilebilen toprak varsa sermaye hasıla katsayısı artmaksızın üretim artabilir.Çünkü,kırsal bölgelerde üretimde kullanılan üretim araçları ile bu bölgelerde ki konutlar basittir,sermaye yoğun değildir.

İkinci usulde yatırım,dolayısıyla finansman ihtiyacı işe yerleştirilecek işgücü sayısı ile hesaplanır.Bu usulün esası;iktisadi kalkınma planı her sene bütün sektörlerde,tarım,sanayi,3.sektör gibi,istihdam hacminde meydana gelecek artışları gösterir.Zamanımızda herhangi bir sektörde bir kişiye iş temin edebilmek için yapılması gereken yatırım miktarı bilindiğinden,her sektörde meydana getirilecek iş sahası bilinince sektörün yatırım ihtiyacı,basit bir çarpım işlemi olmaktadır.Aynı işlem bütün sektörler için tekrarlanır ve bütün sektörlerin yatırım ihtiyacı toplanırsa elde edilecek sonuç yapılması gereken yatırım miktarı olacaktır.

Türkiye’de 1.beş yıllık plan hazırlanırken,yatırım ihtiyacı sermaye hasıla katsayısı usulüyle hesaplanmıştır.Sermaye hasıla katsayısı metodunu yatırım ihtiyacı tespitinde kullanırken belirli noktalara dikkat etmek gerekir.Bunlar:

Sermaye hasıla katsayısı hesaplanırken geçmiş dönemlerde yapılmış bir çok yatırımların projeleri yeniden incelenecek,bu yatırımların milli gelirde meydana getirdiği artışlar sermaye hasıla katsayısının hesaplanmasında hareket noktası olarak alınacaktır.

Ekonominin içinde bulunduğu konjonktüre bakılmalıdır.İktisadi refah ve tam çalışma devrelerinde sermaye hasıla katsayıları yüksek,noksan istihdam ve durgunluk dönemlerinde sermaye hasıla katsayıları düşüktür.Ekonomide istihdam ve kapasite durumları göze alınmadan hesaplanmış sermaye hasıla katsayıları bizi planın finansmanı bakımından hatalı sonuçlara ulaştırabilir.

Genellikle uzun süren savaş dönemlerinde,nüfus piramidinde küçük ve yaşlılar büyük yer tutarlar.Faal nüfus yaşları arasında bulunan insanların nitelikleride finansman ihtiyacının hesaplanmasında son derce önemlidir.

Hava şartları,ticaret hadleri,tarımın geliştirilebilmesi gibi diğer şartlarda sermaye hasıla katsayısının hesaplanmasında son derece önemlidir.Tarımın en fazla modernleştirildiği ekonomilerde bile üretim üzerindeki hav şartlarının rolünü inkar etmemek gerekir.

FİNANSMAN İHTİYACININ KARŞILANMASINDA HAKİM OLMASI GEREKEN PRENSİPLER

Kalkınmanın finansmanını belirli prensiplere bağlamak gerekir.Genellikle az gelişmiş ekonomilerin kalkınma planları şu prensipleri kabul eder:

ENFLASYONSUZ FİNANSMAN:Az gelişmiş ekonomilerde enflasyonist eğilim mevcuttur.Az gelişmiş ekonomiler yatırımlarını emisyonla finanse etmemelidir.Bu nedenle kamu sektöründe genel denge kurulmalı,kamu kesiminde finansman ve borçlanma gereği ile karşılaşılmamalıdır.

FİZİKİ DENGE:Yapılacak yatırımlar ekonomide toplam arz toplam talep dengesini kuracak,ekonomide fazla ve noksan kapasite yaratmayacak,yani tıkanıklıklara meydan vermeyecek biçimde yapılmalıdır.Türkiye’de bu konular olması gerektiği gibi değildir.Çok yatırım projesi uygulamaya alınmakta,yatırımlar zamanında bitirilememektedir.

PARASAL DENGE:Ekonomide kamu sektörü ile ilgili harcamaların mali bakımdan sağlam kamu gelirleriyle finanse edilmesi gerekir.

İşte bu prensiplere uyulursa ekonomi istikrar içinde kalkınma sürecine girebilir.

TARIM SEKTÖRÜNÜN İKTİSADİ KALKINMADAKİ FONKSİYONLARI VE İKTİSADİ KALKINMANIN FİNANSMANINDAKİ YERİ

Tarım sektöründe kaydedilen gelişme batı Avrupa ekonomilerinde yapılan toprak reformuyla başlamış ve ilkin ekstantif tarım,sonra modern tarım ve makineleşmiş tarım şeklinde kendini göstermiştir.

Az gelişmiş ekonomilerde tarım sektörünün önemi milli gelirin toplamında tarım sektörünün büyüklüğünden ve faal nüfusun büyük çoğunluğunun tarım sektöründe çalışmasından ve yaşamasından ileri gelir.Az gelişmiş ekonomiler iktisadi kalkınmalarını dengeli bir şekilde yürütebilmek için sanayileşmelerine paralel olarak tarım sektörünü de geliştirmek zorundadırlar.

Dengeli kalkınmada tarım sektörünün üzerine düşen fonksiyonlar:

Tarım sektörünün şehirlerde yaşayan insanların gıda maddeleri ihtiyacıyla,endüstrinin hammadde ihtiyacını karşılama fonksiyonu

Tarım sektörünün milli geliri arttırma ve ihracatı geliştirme fonksiyonu

Tarım sektörünün kurulacak sanayi sektörünün piyasasını oluşturması fonksiyonu

Tarım sektörünün kalkınmanın finansmanını sağlama fonksiyonu

TÜRKİYE’NİN DURUMU:Türkiye’de tarım sektörü G.S.M.H.içinde yaklaşık olarak %15 oranında bir paya sahiptir.Türkiye ihracatının %10 undan daha azını tarım ürünleri oluşturmakta,faal nüfusun%45 ine yakın bir kısmın tarım sektöründe çalışmaktadır.

Türkiye yakın zamana kadar kendi kendine yeten bir ülkeydi,şimdi kendi kendine yetmemektedir.üstelik Türkiye’nin coğrafik konumu ihracat pazarlarına uygun bir yerdedir.Bu nedenle,Türkiye’nin dünya ticaretinde talebi artan,fiyatları kararlılık gösteren ve uzun dönemde ticaret hadleri yükselen tarım ürünlerinin üretiminin arttırılmasına ağırlık ve önem verilmesi bir zorunluluktur.

Az gelişmiş memleketlerde biri tasarruf açığı diğeri döviz açığı olmak üzere iki önemli açık vardır.Gelişen ekonomilerde tasarruf açığını kapamak tarım sektörünün geleneksel bir fonksiyonu olmuştur.

DIŞ TİCARETİN İKTİSADİ KAKINMANIN FİNANSMANINDAKİ ROLÜ

Dış ticaretin iktisadi kalkınmanın finansmanında büyük bir önemi vardır.Çünkü az gelişmiş ekonomilerde ticaret ve ödemeler bilançoları devamlı olarak açık gösterir.İhracat sektörünün diğer sektörlere dayanmaksızın göreli bir gelişme serbestisi vardır.

Gelişmiş ve az gelişmiş ekonomilerin ithalat ve ihracat yapısı birbirinden farklıdır.Az gelişmiş ekonomilerde ithalat, dayanıklı üretim malları ile yatırım mallarından ve gıda maddelerinden oluşur.Buna mukabil az gelişmiş ekonomilerin ihracatı hammadde ve gıda maddelerinden meydana gelir.Az gelişmiş ekonomilerde ihracatın %90 undan fazlasını sınai hammadde ile gıda maddeleri teşkil eder.

Az gelişmiş ekonomiler ithalatta bulunabilmek için ihraç etmek,kalkınmış ekonomiler ise ihracat yapabilmek için ithal etmek zorundadır.

Milletler arası alınması istenen tedbirler başlıca aşağıda belirtilen noktalar etrafında toplanmaktadır:

Kalkınmış ekonomilerde devamlı olarak tam çalışmanın sağlanması ve böylece az gelişmiş ekonomilerin ihracatlarını gelişmesi

Az gelişmiş ekonomilerin ithalatı kolaylaştırmak üzere,kalkınmış ekonomilerin kendi ihracatçılarına ihracat kredileri vermeleri

Kalkınmış ekonomileri alacakları tedbirlerle sanayilerini yeniden düzenleyerek az gelişmiş ekonomilerce yapılacak sınai mamuller ve yarı mamuller ihracatını kolaylaştırmaları

Buğday,şeker,kalay gibi ihracat maddeleri üzerinde yapılan milletler arası emtia anlaşmalarını daha yaygın hale getirilmesi

Az gelişmiş ekonomilerin ihraç ettikleri malların fazla mahsul yıllarında asgari bir fiyat üzerinden satın alınması ve stoklan ması ve finansmanının milletler arası mali bir kaynakça sağlanması

Ticaret hadlerinin azgelişmiş memleketler aleyhine dönmesinden ötürü bu ekonomiler (1953-1963)yılları arasında kalkınmış ekonomilerden sağladıkları dış yatırımlardan daha fazla döviz kaybına uğramışlardır.Ticaret hadleri (1970-1973)yılları arasında az gelişmiş memleketler lehine dönmüştür.

TÜRKİYE’NİN DURUMU:Türkiye için temel sorun ihracatın ithalatı karşılama oranının düşüklüğü ve ihracatla ithalat arasındaki farkı görünmeyen kalemlerin kapamada yetersiz kalmasıdır.Bu nedenle,Türkiye ihracatta atılım yapmak zorundadır,bu amaçla ekonomide kaynak kullanımını ihracata yönelik olarak değiştirmelidir.

Türkiye tarımsal üretimini,dünya ticaretinde talebi artan ve dünya ticaretinde talebi kararlılık gösteren ürünler lehine arttırmalı ve ihraç edilebilir bir fazla yaratmalıdır.

Tasarruf olmadan yatırım yapılmadığı,dövizsiz ithal malı ithal edilmediği hususlarının iyice kavranması,tasarrufun mali istikrardan,dövizinde ihraç edilebilir bir fazlanın yaratılması gereğinden geçtiğinin bilinmesi lazımdır.İthalatı teşvik eden ve ihracatı cezalandıran sabit kur sistemi uygulanmamalıdır.

İhracatın terkibinde sınai ürünlerin payı %90 civarındadır.

Başlangıçtaki olumlu gelişmelere rağmen Türkiye’de ihracat yıllık program hedeflerinin gerisinde kalmakta ve ihracatın ithalatı karşılama oranı düşmektedir.Bu durumun meydana gelmesinde ekonomideki yüksek enflasyon hızı ile döviz kurlarına ve faiz hadlerine yapılan olumsuz devlet müdahalelerinin rolü olduğunu kabul etmek gerekir.İmalat sektöründeki büyüme yavaşlamış ve hatta durmuştur.Türkiye bu konulardaki bilgi ve tecrübe noksanını giderdikçe ekonomisindeki sanayileşme hızı artarak,ihracatta göstereceği başarı işsizlik sorununa da çözüm getirecektir.

Previous

Banka

Yap-işlet-devret Modelinin Tanımı Ve Genel Özellikleri

Next

Yorum yapın