Mardin’in Bitkileri Ve Baharatları

|

Tıbbi Bitkiler ve kullanılan baharat çeşitleri

Tarihî, mimarisi ve yer şekilleri bakımından değişik özellikler gösteren Mardin’in doğal yapısı da önemlidir. Mardin ili otsu bitkiler, meyve ağaçları ve orman ağaçları bakımından değişik türlerin varlığı itibariyle zengindir. Bunun temel nedeni: Ova kesimi ile dağ kesimi arasında yükselti farkının 600 metre civarında olması ve iklim özelliklerinin yer yer değişiklik göstermesidir.

Toprağın insana sunduğu tüm bitkileri zamana göre çeşitli açılardan kullanmasını bilmiş olan insanoğlu, hastalıklarının çaresini de, şifa beklentilerini de yine aynı kaynakta aramıştır. Mardin, dağ ve ova kültürünü beraber yaşayabildiği için tür zenginliği içinde bitkilerden çokça faydalanmıştır. Geçmişten günümüze kullanılan şifalı bitkiler: Mahlep, Şehfit’il acuze, Şaırı’c cıbbar, Hıyar’ıl ıhmar,(yaban salatalık), Afs(Mazı), Irkı’s sus(meyan kökü), Sığd, Irk ıl Li’be, Gözdaşı, Ibzor(rezene), Keten tohumu, Ter’uziye (Mardin Sakızı), Ciğde, Ayva Yaprağı, Hılbe(Çemen), Oğulotu(Nınhe), Papatya, Ğıbbeze, (Ebe gümeci), Gızbara(kişniş)…

Mahlep :

Mahlep ağacı ya da Türkiye’nin birçok yöresinde bilinen ismiyle idrisağacı, vişne ve kirazın hayat bulduğu her toprakta yetişiyor. Aslında, söz konusu her iki ağacın da anacı. Yani, vişne ya da kiraz yetiştirmek istiyorsanız, bu meyve ağaçlarına mahlep aşılamak zorundasınız.

Mahlep doğada yabani olarak yetişen bir bitki. Çiftçiler ekonomik getirisi az olduğu, meyvesi de zor toplanıp işlendiğinden mahlep ağacı yetiştirmeyi tercih etmiyor. Bu özelliğinden dolayı mahlep ağacı bulmak son derece zor. Doğada kendi kendine varolan mahlebin kaderi de sonunda vişneye, kiraza dönüşmek ya da daha da kötüsü kesilmek. Zira bu meyveleri yetiştirmeyen çiftçiler için mahlep ya tarla sınırı oluyor, ya da odun.

Hıyar’ıl ıhmar,(yaban salatalık),

Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor. Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.

Hılbe(Çemen),

. Nisan-haziran aylarinda, sarimsi-beyaz renkli çiçekler açan 20-40 cm yüksekliginde, bir senelik, otsu bir bitki. Buy otu, hulbe otu olarak da bilinmektedir. Gövdeleri dik, silindir biçiminde, içi bos ve oldukça dallidir. yapraklari sapli ve 3 yaprakçiklidir. Çiçekler teker teker veya 2 tânesi bir arada olmak üzere bir yapragin koltugundan çikar. Meyveleri düz veya az çok kivrilmis olup, fasulye meyvesine benzer. Içinde esmer-sari veya kirmizimsi 6-20 tohum tasir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Trakya, Marmara, Orta, Güney ve Güneydogu Anadolu. Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari tohumlaridir. Olgun meyveler toplanir, güneste kurutulduktan sonra, sopa ile dövülerek tohumlar meyvelerden disari çikarilir. Tohumlarinda müsilaj, uçucu yag ve sâbit yag, alkaloit, kolin, rutin gibi maddeler vardir. Eski devirlerde Asya memleketlerinde sehvet arttirici ve harplerde cesâret verici olarak çok kullanilirdi. Bugün tasidigi müsilajdan dolayi, yumusatici ve balgam söktürücü olarak kullanilmaktadir. Kuvvet verici ve istah açici olarak, rasitizm, diabet, tüberküloz ve kansizliklarda da kullanilmaktadir. Unu, pastirmanin üzerini örten ve "çemen" ismi verilen karisimi (Bu karisim sarimsak, kirmizi biber ve çemen tohumu unundan ibârettir.) hazirlamak için kullanilir.

Susam:

Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt yaprakları karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve mızrak şeklindedir. Çiçekler beyaz veya pembe olup, yaprakların koltuğunda salkım durumunda toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun, prizmatik ve çok tohumlu bir kapsüldür. Susam, sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan yerlerde tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır ve humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından % 50 civârında yağ elde edilir. Yağı hemen hemen kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu da tahin helvası yapımında kullanılır. Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların üzerine konur.

Kırmızı Pul Biber:

Güneydoğu illerinde, en çok Gaziantep ve ıslahiye’de üretiliyor. Biberin yüzde 60’ı Islahiye’de üretilir. Fakat buna Maraş biberi denir. Kırmızı Biber, kurutulup, taş değirmende kalın bir şekilde öğütülür. Yıllık 10 bin ton tüketiliyor.

Hardal:

0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu bitkilerdir. 10 kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz hardal otu, siyah hardal otu, yabanî hardal olmak üzere değişik türleri vardır

Hindistancevizi:

Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir. Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi de derler. Çünkü Avrupa’ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat’tan gönderilirdi. Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir. Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde “arillus” denilen ağsı bir örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer. Sindirim kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur. Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye’de yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve pastacılarda yoğun olarak kullanılır.

Karanfil: 10-20 m yüksekliğinde, yaprak dökmeyen ağaçlardan elde edilir. Vatanı, tropik Asya (Moluk Adaları, Zengîbar) dır. Karanfil bildiğimiz süs karanfil çiçeğinden farklıdır. Yaz kış yeşil kalan yaprakları, meşin gibi serttir. Çiçekleri pembedir ve kiraz çiçekleri gibi demet hâlinde bulunurlar. Bu çiçeklerin kurutulmuş tomurcukları “karanfil” adını alır. Kurutulmuş tomurcuklar, 10 mm boyunda, çiviye benzer şekilde, ovaryumu hafif dört köşeli, dört taç ve çanak yaprağından meydana gelmiş olup, kırmızı-kahverenklidir. Çiçek sapları da karanfil adıyla satılmakta ise de ikinci kalite ürün sayılmaktadır. Karanfile koku ve lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır. Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı distilasyonuna tâbi tutulursa % 14-20 kadar karanfil esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu yağda % 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol bulunur. Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve analjezik bir maddedir. Karanfil çok eski çağlardan beri baharat olarak kullanılmaktadır. Eskiden saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel koksun diye karanfil kullanırlardı. Tıpta, diş hekimliğinde, diş tedâvisinde ağrı kesici ve antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir etkisi de vardır. Diş macunlarının terkibine girer. Pasta ve şekercilikte, parfümeride ve sabun sanâyiinde kullanılır. Ayrıca eugenol vanilin eldesinde kullanılan başlıca maddelerden biridir. Bugün karanfilin en çok yetiştirildiği ve ihraç edildiği ülkelerin başında Zengibar ve Madagaskar gelir.

Kekik:

Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Tabanda odunlaşmış bir gövdesi, ince dört köşeli ve kırmızımsı renkli dalları vardır. Yaprakları 1 cm kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır. Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri bulunur. Çiçekler küçük, iki veya çok çiçekli pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı renklerde, dalların uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak ve taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça yayılmış olup, birçok varyeteleri de vardır. Memleketimizde 37 kekik türü bulunmaktadır. Halk arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya merzengüş (origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği gibi adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Bu yağda önemli olan ve kokusunu veren thymol bulunur. Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak verilir.

Kimyon:

Konya ve Polatlı’da yetiştirilir. Konya’da yetiştirilen, sarımtırak bir renge sahiptir. Çekildiği zaman Polatlı cinsi hafif esmer olur. Sucuk ve köfte yapımında kullanılır. Aromatik yapısı sebebiyle, kıyma ile yapılan yemeklerde tercih edilen bir baharattır.

Karabiber:

Hindistan, Brezilya, Singapur, Malezya, endonozya ve Vietnamda yetiştiriliyor. Adana ciarında deneme üretimleri yapıldı, fakat başarılı sonuç alınamadı. Ülkemizin iklimi Karabiber yetiştirilmesini müsait değil. Karabiberin, Salvak, Malabar ve Beyaz Karabiber olmak üzere üç çeşidi var. Bunlardan Salavak, biraz çekildiği zaman esmer, Malabar açık giri ve Beyaz Karabiber ise süt beyazı renginde oluyor. Karabiber, başta kebap ve köfteler olmak üzere, birçok yemekte kullanılıyor. Karabiberin ülkemizdeki yıllık tüketimi 3 bin ton civarında.

Sumak:

Güneydoğu Anadolu’da yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle elde edilir. Yaprakları tanen, şekerler ve sarı renkli boya maddeleri taşırlar. Kabız edici, kan kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş etleri hastalıklarında da gargara hâlinde kullanılır. Sumağın, sarı çiçeklerinin taç yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir lezzet vardır. Güneydoğu’ya has "ezme" ve çeşitli yörelerde yapılan mantı ile birlikte yenilir.

Tarçın:

Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok kullanılmaktadır

Yenibahar(Baharat):

Batı’da "Jameika Biberi" olarak da bilinir. Başta Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya’da yetiştirilen Yenibahar, "Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor

Zencefil:

100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.

Gızbara(kişniş)

Tek yıllık bir bitki olan Kişniş iğ şeklinde ince bir kök sistemine sahiptir. Dik duran sap yuvarlak olup özellikle üst kısmında dallanmıştır. Sap yüksekliği 80 cm’yi bulabilir. Bütün bitki çıplaktır. Temelde bulunan ve uzun süre kalmayan alt yapraklar uzun saplı olup, parçalanmamış durumdadır. Ancak kenarları kesilmiş basit parçalı veya genellikle 3 lopludur. Bu devrede kişnişi anasondan morfolo jik yönden ayırmak çok güçtür. Ancak kuvvetli kokusu nedeni ile anasondan kolaylıkla ayrılabilir. Ayrıca anason bitkisinin her tarafı pamukumsu tüylerle kaplı olması, diğer bir ayırıcı özelliktir. Kişniş’te orta yapraklar ise genel olarak sapsızdır. Çiçek kümesi uzun saplı olup, genellikle koruyucu yaprağı da yoktur veya büyük ölçüde dumuraa uğramıştır. Çiçek kümesi 3-5 ışınlıdır ve her ışının ucunda ufak çiçek kümesi bulunmaktadır. Tek çiçekler küçük uzunumsu ve uzunlukları eşit olmayan 5 çanak yaprağa, beyazdan kırmızıya kadar değişen küçük 5 taç yaprağa sahiptir. Ayrıca 5 erkek organ ve iki bölümlü dişi organ bulunur.

Kişniş’te meyve diğer umbelliferae’lerin aksine iki parçalı değil tek parçadan oluşmuştur ve şekli yuvarlağımsıdır. Kuru meyvenin kokusu hoş olmasına rağmen, olgunlaşmamış meyve ve yeşil bitkinin kokusu çok kötüdür. Meyve sert, rengi ise sarımsı kahverengiden sarımsı, kırmızıya kadar değişir. Meyve nin ucunda konimsi bir çıkıntı vardır ve bunun ucunda iki yana uzamış sivri uçlar bulunur

Oğulotu(Nınhe)

Kullanım alanları: Oğulotu, sindirim sistemindeki tüm kramplara ve gazşişkinliği ile ilişkili problemlere karşı çok etkilidir. Antidepressif etkisi sayesinde,korku ve depresyon kaynaklı sindirim problemlerinekarşı başarıyla kullanılabilir; çünkü bitkinineterli yağı, gerginlik ve stres tepkilerini yumuşatabilecekyeteneğe sahiptir. Kalbi ve kan dolaşımını güçlendirirve yüzeysel kan damarlarını genişleterek, yüksek kan basıncınınormal düzeye indirebilir. Örneğin grip gibi hastalıklardagörülen yüksek ateşe karşı, öncelikle terleticiözelliği nedeniyle rahatlıkla kullanılabilir. Hipertiroidizmekarşı kullanıldığında önemli rahatlıklarsağlayabilir. Eterli yağın içerdiği Citrale veCitronellal maddeleri, özellikle merkez sinir sistemini yatıştırabilir.Polyphenol maddesi ise, öncelikle herpes-simplex virüsüne karşıolmak üzere, antiviral etkiye sahiptir. Zonahastalığına karşı, 1 çaykaşığı zeytinyağına 5 damla oğulotu eterli yağıkarıştırılır ve ağrılı bölgelere hafifmasajla yedirilir. Çok rahatlatıcıdır.

Kullanım biçimleri: Oğulotu çayı: Bir tatlı kaşığı incekıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusukaynar derecede sıcak suyla haşlanır, üstü kapalı olarak6-8 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak yeterlidir.

Irkı’s sus(meyan kökü)

Etkileri: Balgam söktürücü, mukoza koruyucu, antiseptik, böbreküstü bezlerini etkileyici, kramp çözücü, müshil.

Kullanım alanları: Meyan kökü, iç salgı sistemini (endokrin sistem) etkileyebilen bitkiler sınıfına dahildir. Bitkinin içerdiği glikozitler, yapılarına göre, bedenin doğal steroit hormonlarına benzerlik gösterirler. İç salgı sistemi bölümünde bu maddenin işlevlerine değinmiştik. Meyan kökünün böbreküstü bezi problemlerine, örneğin Addison hastalığına(bir böbreküstü bezi yetmezliği) karşı görülen olumlu etkisi, onun bu konudaki etkinliğinin belirgin bir kanıtı olarak kabul edilir.

Meyan kökü ayrıca, tüm öksürüklere ve bronşiyal hastalıklara karşı da başarıyla kullanılabilir. Tıp tarafından mide ülseri tedavisinde kullanıldığı gibi, geleneksel tıpta da meyan kökü, mide mukoza iltihabına ve mide ülserine ve kabızlığa karşı kullanılır. Ayrıca, kramp çözücü etkisi de unutulmamalıdır.

Kullanım biçimleri: Bir çay kaşığı ince kıyılmış meyan kökü, bir bardak soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika hafif ısıda kaynatılır ve süzülür. Yemeklerden sonra 1 bardak olmak üzere, günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay içilir.

Previous

Fatih Sultan Mehmet (1432

7.2 Kullanılan Malzeme: Elektrikli Aydınlatma Lambaları

Next

Yorum yapın