1. İşletmenin Tanımı

|

1. İŞLETMENİN TANIMI

1.1. Adı, faaliyet Alanı, Misyonu

İşletmemizin adı Oyak – Renault otomobil fabrikaları A.Ş. ‘dir. Oyak – Renault Bursa’da üretim tesislerinde kurulmuş olup, üretilen binek araçların ve mekanik parçaların üretiminden ve ihracından sorumludur. Bu da aynı zamanda şirketimizin faaliyet alanını oluşturmaktadır.

Otomobil tasarımının en önemli görevlerinden biri de, bir fikri, bir stili teknolojik bir yeniliği hayal etmektir. “Önemli olan geleceği ön görmek değil, yapılabilir kılmaktır”, bu Renault tasarımcılarının kendilerine parola edindikleri bir sözdür. Aslında, hayal etmek, gelişimini öngörerek yarının otomobil dünyasına da şekil vermek misyonunu benimsemektedir.

1.2. Kuruluş Yeri ve Yerleşim Biçimi

1968 – Kurulduğu tarihte Ankara’da olan Renault 20 Milyon Lira sermayeli ve iki yarı kurucu ortak tarafından oluşturuldu. Birinci kurucu ortak Oyak sermayenin % 97,5’ini geriye kalan % 2,5’ini ise Tukaş üstlendi. 17 Eylül 1968 tarihinde Mais Anonim Şirket oldu ve şirket merkezi Bursa’ya taşındı.

1970 – Şirket, 28 Kasım 1970’te İstanbul’a taşındı

1971 – İlk Renault marka otomobil Bursa fabrikası üretim bantlarından çıktı. Fabrikanın o zaman ki kapasitesi yılda 20.000 otomobildi.

1993 – 28 Mayıs 1993’te yapılan bir hisse değişikliği sonucu Oyak ve Oyak Sigorta’nın oluşturduğu yerli ortakların payı yüzde 80 olurken, yüzde 20 oranında hisse ise eski adı Regie Renault olan, Renault S.A’ya devredildi.

1994 – Üretim kapasitesi yılda 160.000 araca yükseldi.

1995 – Oyak Renault fabrikası bir milyonuncu aracını üretti.

1996 – Bursa fabrikası, ISO 9001 belgesi aldı. Oyak Renault, Türkiye’de bu belgeyi alan ilk üretici oldu.

1997 – İki hissedar Renault ve Oyak, Oyak Renault ve Renault – Mais’teki % 51 ve %49’luk paylarını çapraz pay alımı ile eşitledi; Renault endüstriyel ortaklık, Oyak da ticari kuruluşta ana hissedar olarak kaldı.

1999 – Oyak Renault sıfır hata ile ISO 14001 belgesini aldı.

1.3. Demografik Özellikler

Sadece yüzyıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın otomobil, uygarlık tarihinde en hızlı gelişen ve en hızlı yaygınlaşan ürünler arasında başı çekmektedir, insanlar binlerce yıldır oturdukları, barındıkları konutlarda bile, otomobil örneğinde görüldüğü kadar kökten ve çarpıcı değişiklikleri uygulama alanına koyamamışlardır. Türkiye’de ise otomobil, uzun yıllar boyunca en önemli ithalat kalemi olmuştur, içinde bulunduğumuz yüzyılın son çeyreğinde ise somut adımlar atılmıştır, işte Renault-Mais, ülke ekonomisi ve ülke geleceği açısından büyük önem taşıyan bu hamleyi gerçekleştirmek amacıyla 10 Ocak 1968 tarihinde motorlu araçların imal, ithal, ihraç ve satışı amacıyla Motorlu Araçlar imal ve Satış Limited şirketi adı altında kurulmuştur.

RENAULT Clio

KONFOR – GÜVENLİK – KALİTE

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Ortaklık Yapımız

Renault Grubunun ve Türkiye’deki ortağı Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) Üretim Firması olan Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. ile Satış ve Pazarlama Firması olan Mais A.Ş.’deki ortaklık yapısı

RENAULT-MAİS, %51 Oyak, %49 Renault;

OYAK-RENAULT, %49 Oyak, %51 Renault

Rem ile, Renault şebekesine yönelik, kaliteli satış ve satış sonrası hizmetleri sağlayacak insan gücü yetiştirmek amaçlanmaktadır.

§İstanbul merkez olmak üzere ANKARA ve İZMİR’de eğitim merkezi

§Üç merkezde 13.000 m2 toplam, 10.000 m2 kapalı alan, 25 sınıf, İstanbul ve Ankara’da tam donanımlı iki konferans salonu

§Yılda 5.000 kursiyere eğitim verebilme kapasitesi

§En son teknoloji ile donatılmış sınıf, atölye ve eğitim ekipmanları

§İstanbul’da 75, Ankara’da 18 yatak kapasiteli konaklama üniteleri

§3 merkezde 23 eğitim uzmanı

Verilen eğitimler :

·Ticari eğitimler

·Satış sonrası eğitimleri

·Bilgisayar eğitimleri

·Hizmet içi eğitimleri

İşletmenin Karar Verme Sistemi ve Yönetsel Özellikleri

Planlama, işletmemizin yönetim kadrosu tarafından büyük bir dikkatle ve özenle yapılmaktadır. Gelecekteki şartlar belirlenip amaçlar tespit edilerek izlenecek yol ortaya konulmaya çalışılır.

2000 yılında dünyada toplam 2.3 milyon araç satışı gerçekleştiren Renault, toplam binek ve ticari araç parkı toplam ticari araç pazarında (VU) Batı Avrupa’da birinci marka konumuna yükseldi. Avrupa dışında, marjı arttı ve Türkiye’de, Orta Avrupa’da ve Güney Amerika’da satışları en üst seviyeye ulaştı. Renault’nun 2000’deki pazar payı %4.1 olarak gerçekleşti. Grup dahilinde bulunan Samsung ve Dacia markalarının da satışları artış gösterdi. Renault, 2001 yılında, ürün gamında yapacağı yenilikler ve uluslararası gelişim stratejisi çerçevesinde çalışmalar ile 2010 yılında 4 milyon araç satışı hedefine ulaşmak yolunda önemli adımlar atacak.

Teknoloji ve bilgi çağını yaşadığımız 2000’li yıllarda, doğru konumda başarıyı yakından hissetmek, beklentilere kalite ve istikrarla karşılık vermek, insan gücümüze olan inancımızın devamlılığının garantisinde seçtiğimiz yoldur. Şirketimizin geleceğe umutla bakması ve geleceğe emin adımlarla yürümesi, nitelikli, dinamik ve kendini sürekli geliştiren çalışanlarımıza duyduğumuz güven sayesindedir. İnanıyoruz ki, ekip ruhuyla beslenen, olaylarda öncül rol alıp durumları yönlendirebilirle becerisini liderlik vasıflarına taşıyabilen, iletişimde kuvvetli, yenilikçi bir ekip, MAİS A.Ş.’yi daima zirvede tutacaktır.

Nitelikli işgücünün çağdaş tekniklerle temini, modern yapılanma sürecinde başarıyla hizmet verecek çalışanlarımızın performanslarının değerlendirilip mesleki gelişim ve eğitimlerinin sağlanması, çok yönlü ve fonksiyonel olarak çalışmalarının temini amacıyla şirket içi rotasyon sisteminin yaygınlaştırılması, kariyer gelişimlerinin planlanması, tatmin ve motivasyonlarının sağlanması şirketimiz açısından önem taşımaktadır.

Toplam 136.571 adet binek otomobil satışının gerçekleştiğini 2001 yılında Renault, 39.145 adet satış rakamı elde ettiği % 28.8 oranında pazar payı ile liderliğini sürdürdü. 1998 yılından itibaren liderliği elinden bırakmayan Renault, 2001 yılında yaşanan kriz ortamında gerçekleştirdiği faaliyetler ile liderliğini, elde ettiği, yüksek pazar payı ile devam ettirdi.

2001 yılında toplam 39.145 adet satışı gerçekleştiren Renault, % 28,7 oranında pazar payı ile 2001 yılının lider markası oldu. Ticari araçlar dahil edildiğinde ise Renault’un 2001 yılı toplam satışları 44.276 adet gerçekleştirildi. 1998, 1999 ve 2000 yıllarını da pazar lideri olarak kapatan Renault’un 2001 yılında elde ettiği pazar payı en yakın rakibinden yaklaşık 13 puan daha yüksek.

2000 yılında yüksek satış rakamları ile kapatan otomotiv sektöründe, aynı yılın kasım ayında başlayan ve 2001 yılında şubat ayında etkisini daha da hissettiren kriz ortamı ile yaklaşık % 70 oranında bir düşüş yaşandı. Kasım ayına kadar % 74 oranında yaşanan bu düşüş, hükümet tarafından otomobil vergilerinde yapılan indirim ile % 70’ler civarına geriledi. Kasım ve aralık aylarında diğer aylara oranla elde edilen yüksek satış rakamları tüketicilerin vergi indirimine duyarlılığını gösterdi.

İşletmede karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma anlayışı köklü ve sarsılmaz ilişkilerin ve dostlukların oturtulmasına vesile olmuştur. Depomuzda çalışan her eleman işine sahiplenir ve daha iyi hizmet verebilmek için çok önemlidir.

Ayrıca 2001 yılında Renault grubu bünyesi içinde pilot fabrika olarak seçilen Oyak – Renault’un, yedek parça merkezi konumuna gelmesi ile özellikle Latin Amerika ülkelerine yapılan parça ihracatı büyük ölçüde arttı. Üretim ve ihracattaki tüm bu başarıların yanı sıra gelecekteki projelere de yatırım yapmayı ihmal etmeyen Oyak – Renault, Ağustos ayında Bursa’daki fabrikasını baştan aşağıya yeniledi.

Tasarım bir aracın ticari başarısında çok önemli rol oynar. Sanatın, tekniğin ve pazarlamanın sınırlı kaldığı noktada, tasarım ve hayal gücünün, yaratıcılığın ve estetiğin özünü oluşturur. Teknolojiye, üretime, fonksiyonelliğe ve estetiğe dayanan bu sanatsal ve teknik geçmiş ile tasarımcılar kaliteli üretimin amaçlarına katkıda bulunurlar.

Otomobil tasarımın en önemli görevlerinden biri de, bir fikri, bir stili, teknolojiyi bir yeniliği hayat etmektir. “ Önemli olan geleceği ön görmek değil, yapılabilir kılmaktır”, bu Renault tasarımcılarının kendilerine parola edindikleri bir sözdür. Aslında, hayal etmek, gelişimini öngörerek yarının otomobil dünyasına da şekil vermektir.

Tasarımcılar, araştırma ve pazarlama görevleriyle iş birliği içinde çalışarak, maketle prototipler üretirler. Bu iş birliğinden doğan dört tekerlekli laboratuarda ise kağıt üzerindeki fikirlerle gerçeğin karşılaşmasını sağlarlar.

Toplam 136.571 adet binek otomobil satışının gerçekleştiği 2001 yılında Renault, 39.145 adet satış rakamı elde ettiği % 28.7 oranında Pazar payı ile liderliği sürdürdü.

1998 yılından itibaren liderliğini elinden bırakmayan Renault, 2001 yılında yaşanan kriz ortamında gerçekleştirdiği faaliyetler ile liderliğini, elde ettiği yüksek Pazar payı ile devam ettirdi.

Daha ileri ve daha üstün hizmet anlayışı otomobil sektöründeki uzun yılların tecrübesi ile birleşmiştir. Elde edilen başarı verilen hizmetin kalitesiyle orantılı olacağından verilen iyi bir hizmette yer alan herkes elde etmiş olduğu başarıyı birer ödül olarak görseler de, bu aşamada iş veren olarak kendini hissettiren yönetim, ayrıca bu çalışmalarının karşılığı olarak maddi olarak prim vb., manevi olarak da ücretli izin ve benzeri gibi ödüllendirme şekilleri uygulamaktadır.

İşletmemizde maddi ve manevi cezalar olsa da bunlar, çalışan eleman arasındaki karşılıklı anlayıştan dolayı pek uygulanmazlar. Yani işletmemizde cezalandırma işlemi ile pek karşılaşılmaz.

Aracın çekiciliğini sağlamak tamamen tasarımcının yaratıcılığına bağlıdır. Arzın çok fazla olduğu, marka reklamlarının yetersiz kaldığı ve insan duygularının ön plana çıktığı bir pazarda, teknolojik yenilikler, ekipmanlar, tasarım ve renkler müşterinin tercihini belirler. Görme, dokunma, duyma, koklama duyularına hitap eden her şey tasarımcının sorumluluğundadır : Onun sayesinde otomobil karakterin ötesinde bir ruha sahip olur!

Tasarımın temelinde yenilik isteği yatar. Elbette ki, aerodinamik ve güvenlik tasarımcının en önemli uğraş alanlarıdır. Ancak Renault Tasarımı’nın hedefi bunun çok ötesindedir. Söz konusu olan, geçmişi modernlikle kamufle ederek taklit etmek ve rakiplerle aynı çizgide olmak değildir. Söz konusu olan bu zorunlulukları göz önünde bulundurup, onları estetik, işlevsel ve farklılık yaratan bir projede birleştirmektedir.

3. İŞLETMENİN ÜRETİM, TEDARİK VE MALİYET YAPISI

Depolama, İsraf, Fire, Satıcı Özellikleri :

Oyak – Renault, Bursa’da üretim tesislerinde kurulmuş olup, üretilen binek araçların ve mekanik parçalarının üretiminden ve ihracatından sorumludur. Bursa’da bulunan Oyak Renault Fabrikası, bugün yıllık 160.000 otomobil üretim kapasitesi ile Renault’un Batı Avrupa dışında en yüksek kapasiteye sahip fabrikası konumundadır. 185.000 m2’si kapalı alan olmak üzere 413.000 m2 alan üzerinde olan Bursa fabrikası 4000 personeli ile eksiksiz bir kaporta – montaj ve mekanik imalat hattına sahiptir. Oyak Renault bu açıdan imalat sürecinde; pres, kaporta, boya, montaj hatlarıyla tam anlamıyla bir bütünlüğe sahiptir. Tek montaj hattında Clio Symbol, Megane Wagon üretimi yapılmaktadır.

Tasarım Tutkusu:

Renault Tasarım’ın ana görevi, kavram (konsept) otomobiline ruh katmak, işlevini tasarlamak, zevki yaratmak ve teknolojik fayda sağlamaktır. Tasarımcıların kavram otomobillerindeki yaratıcılığı, kaliteli otomobil üretimine de katkıda bulunmaktadır. Tasarımı yapılan araçlarda, yenilik yapma, güçlü bir stil yaratma, otomobillerin çizgilerindeki görsel öğeleri geliştirme, modern ve fonksiyonel olma arzusu, Renault’nun "Otomobiller Yaratır" imzasının vazgeçilmez bir parçası durumundadır.

Renault’nun marka imajı, modellerin başarısında önemli rol oynar. Tasarım’ın rolü bu imajın sürekli olarak yaratılmasında ve gelişmesinde çok önemlidir. Bu açıdan tasarım atölyeleri, markanın yenilik yaratma kapasitesinin ortaya konmasında stratejik bir öneme sahiptirler.

Hazır giyim için "Haute Couture" ne ifade ederse, yeni fikirlerin kaynağını ve Renault’nun birikimlerini tanıtan kavram (konsept) otomobiller de otomotiv sektörü için aynı şeyi ifade eder: üretilen fikirler, yarının seri üretim modellerini sunan bir vitrin ve çok yakın bir geleceğin görsel habercisidir.

4. İŞLETME PAZAR YAPISI VE REKABET POLİTİKALARI

Toplam 136 bin 571 adet binek otomobil satışının gerçekleştiği 2001 yılında Renault, 39 bin 145 adet satış rakamı ile elde ettiği %28.7 oranında pazar payı ile liderliğini sürdürdü. 1998 yılından itibaren liderliği elinden bırakmayan Renault, 2001 yılında yaşanan kriz ortamında gerçekleştirdiği faaliyetler ile liderliğini, elde ettiği yüksek pazar payı ile devam ettirdi.

Pazardaki liderlik, üretim ve ihracatta da sürüyor. Yaklaşık 175.000 otomobil üretiminin gerçekleştiği 2001’de Renault, 96.860 otomobil üreterek % 55 oranında paya sahip oldu. Kriz ortamında % 60 kapasite kullanımı ile de lider olan Oyak Renault Otomobil Fabrikaları üretiminin yaklaşık % 90’ını ihraç ederek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye’den ihraç edilen her 5 otomobilden 3’ü Oyak Renault Oyak Renault Fabrikalarında üretiliyor. Türk otomotiv sektörünün ihracat hamlesini başlatan Renault, 2001’de gerçekleştirdiği yaklaşık 40.000 motor ihracatının yanı sıra her hafta ortalama 12 tır ile yurt dışına yedek parça gönderiyor.

2001 yılında toplam 39 bin 145 adet otomobil satışı gerçekleştiren Renault, %28.7 oranında pazar payı ile 2001 yılının lider markası oldu. Ticari araçlar dahil edildiğinde ise Renault’un 2001 yılı toplam satışları 44 bin 276 adet olarak gerçekleşti. 1998,1999 ve 2000 yıllarını da pazar lideri olarak kapatan Renault’un 2001 yılında elde ettiği pazar payı en yakın rakibinden yaklaşık 13 puan daha yüksek.

Ekonominin lokomotif sektörlerinden olan otomotiv sektöründe, 2001 yılında yaşanan derin ekonomik krizin etkisiyle 2000 yılına göre yaklaşık %70 oranında bir küçülme yaşandı. 2000 yılında elde edilen 456 bin 356 adet otomobile karşın 2001 yılında toplam pazarda 136 bin 571 oranında satış rakamlarına ulaşıldı. Otomobil sektöründe, son 10 yılın en düşük satış rakamları elde edildi. Yüksek satış rakamları elde edilen 2000 yılının ardından krize, sektördeki tüm markalar ellerinde bulunan yüksek stoklar ile hazırlıksız yakalandılar. Bu durumda, esnekliği sayesinde en çabuk şekilde çözümler sunan Renault, rakipleri ile arasını açarak liderliğini, elde ettiği yüksek pazar paylan ile sürdürdü.

2000 yılını yüksek satış rakamları ile kapatan otomotiv sektöründe, aynı yılın Kasım ayında başlayan ve 2001 yılının Şubat ayında etkisini daha da hissettiren kriz ortamı ile yaklaşık %70 oranında bir düşüş yaşandı. Kasım ayına kadar %74 oranında yaşanan bu düşüş, hükümet tarafından otomobil vergilerinde yapılan indirim ile %70’ler civarına geriledi. Kasım ve Aralık aylarında diğer aylara oranla elde edilen yüksek satış rakamları tüketicilerin vergi indirimine duyarlılığını gösterdi.

1998 yılından itibaren liderliği elinde bulunduran Renault, çok farklı koşullar altında yaşanan 2001 yılında pazar payını %28.7 oranına yükseltti. 2001 yılında toplam 39 bin 145 adet satış rakamına ulaşan Renault, binek otomobil pazarında en yakın rakibinden 17 bin 500 adetten daha fazla otomobil satışı gerçekleştirdi ve yaklaşık 13 puan pazar payı farkı elde etti. Renault bu sonucu, 22 bin 916 adet yerli ve 16 bin 229 adet ithal otomobil satışı ile elde etti.

2001 yılında Türkiye’nin en çok satılan 2 otomobili sırasıyla, Clio Symbol ve Megane sedan oldu. 2001 yılında 9 bin 79 adet Clio Symbol satışı gerçekleşti. Clio Symbol’ü Megane sedan takip etti. 8 bin 607 adet satışı gerçekleştirilen Mâgane sedan tüm sektörde en çok satışı gerçekleştirilen ikinci model oldu.

2000 yılı İstanbul Sanayi Odası verilerine göre Oyak-Renault, Türkiye’nin en büyük özel kuruluşu ve ikinci büyük ihracat yapan şirketi oldu. Bu unvanla birlikte 2001 yılında da başarılı bir grafik çizen Oyak-Renault, 96.860 adetlik bir üretim rakamına ulaştı. Ülkede yaşanan ekonomik krize karşın, otomobil ihracatının lokomotifi Megane Wagon üretiminin 150 bini aşması da Oyak-Renault açısından bir diğer önemli başarıydı. Türkiye’den ihraç edilen otomobillerin % 60’ı 2001 yılında Renault imzası taşıdı. Tüm dünyada sadece Oyak-Renault’da üretilen Megane Wagon’un özellikle Batı Avrupa ya ihracatı devam ederken, Clio Symbol’de de 38.700 adet ihracat gerçekleştirildi. Clio Symbo ihracatı başlangıç hedeflerini yüzde 15 aşarak, özellikle bazı Doğu Avrupa pazarlarında Renault’nun lider konuma ulaşmasını sağladı.

Ayrıca 2001 yılında Renault grubu bünyesi içinde pilot fabrika olarak seçilen Oyak – Renault’un, yedek parça merkezi konumuna gelmesi ile özellikle Latin Amerika ülkelerine yapılan parça ihracatı büyük ölçüde arttı. Üretim ve ihracattaki tüm bu başarıların yanı sıra gelecekteki projelere de yatırım yapmayı ihmal etmeyen Oyak – Renault, Ağustos ayında Bursa’daki fabrikasını baştan aşağıya yeniledi.

5. İŞLETMELERDE SATIN ALMA İŞLEMİ

Profesyonel satışçılık ile satış gücü yönetimi arasındaki ilişkiyi satış yönetimi programı üzerinde görmek mümkündür.

Profesyonel satışçının satış yönetiminin boyutlarının bir bütün olarak görülebilmesi, burada satış yönetimini eylem programları;

§Satış gücünün amaçlarının belirlenmesi,

§Satış faaliyetlerinin planlanması ve bütçelenmesi,

§Satış gücünün tedariklenmesi, seçimi ve eğitimi,

§Optimum satış gücünü sayısının belirlenmesi,

§Satış bölgelerinin belirlenmesi ve satışçıların bu bölge veya bölüme tahsisi,

§Satış gücünün ücretlenmesi ve güdülenmesi,

§Satışçıların çalışma sistemleri veya programlarının satışçıların denetimi ve performans değerlendirmesi.

Tüketici davranışı, güdüleyici faktörlerin pazarlama sistemi ve bileşenleriyle doğrudan, sosyo – kültürel faktörlerle dolaylı bir biçimde etkilenmesiyle oluşur. Satmalına kararı, aslında, bir süreçten geçerek gerçekleşmektedir.

Satın alma karar sürecinin aşamalarını şu şekilde belirtebiliriz :

a)Farkına varma,

b)Bilgi edinme veya ilgi,

c)Değerleme (iç ve dış),

d)Deneme (mümkünse) ve

e)Kabul veya red.

Kabul sonrasında da tüketicinin tatmini halinde, o, tekrar satın alma veya olumlu bir referans kaynağı olabilecek, tatmin olmama halinde ise tekrar satın almama ve/veya negatif bir referans kaynağı oluşturabilecektir. Red halini ise, mutlak red olarak nitelendir*memek gerekebilir. Pazarlama programında, rakiplerde, tüketicide, çevrede ve genel sosyo – ekonomik şartlardaki bir değişiklik halinde, ilgili marka kabul edebilir. Bu bakımdan, kapıyı aralık tutmak gerekir. Günümüz tüketicisi, yaşam kalite seviyesini tatminkar hale getirmek isterken, en yüksek kalite, en sen teknoloji ve çok hızlı bir hizmeti (teslimi) en düşük maliyette gerçekleştirmeyi amaçlayabilmektedir. Bununla beraber, son yıllarda, Batı Avrupa’da orta kalite ve fiyat seviyesindeki mal satışında düşük ve yüksek Kalite ve fiyat lehine bir değişiklik gözlenmektedir.

İcat, yenilik ve yaratım pazarlamanın yeni silahları olarak değerlenebilir. Yenilik, kurulu tüketici dengelerini etkileyebilmektedir.

Satın alma karar sürecinin tüm aşmaları kapsaması halinde sınırlı veya yoğun sorun çözme seviyesinden söz edilebilir. Mal veya hizmetin yenilik özelliği, risk seviyesi, ekonomik değeri vb. arttıkça yoğun sorun çözme seviyesi artabilecektir. Bildik ve tanıdık mal veya markaların satın alınmasında ise otomatik satın alma durumu ortaya çıkabilir ki, bu, bir bakıma, karar sürecinde bir kısa devre halidir.

Kişisel satış (personal selling) faaliyeti, hemen herkesi ilgilendirmektedir. Kişisel planda, kişi amaç ve ideallerini gerçekleştirmek için, aile çevresinden arkadaş, iş ve toplum çevresine kadar uzanan bir anlama, ikna, ilişki ve satış faaliyeti içindedir.

Profesyonel satış, satışçılığın bir meslek haline getirilmesi ve kişinin uzmanlığını, yeteneğini ve emeğini bir ücret karşılığında satış faaliyetine tahsis ederek, ilişki kalitesinin iyileştirilmesidir. Satışçı (Salesman veya salesperson), satıcıdan (saler) farklıdır. Satışçı bir profesyonel, satıcı bir üretici veya dağıtım kanalı kurumudur.

Kişisel satışın iki yönlü ve yüz yüze olması, ona, diğer tek yönlü tutundurma faaliyetlerinden daha önemli bir yük yüklemektedir.

Satışçı veya satış temsilcisi, şu özellikleri kendinde toplayabilmelidir;

1.Satışçı, bir profesyoneldir. Profesyonellik ise, yetkinliktir.

2.Satışçı bir temsilcidir. Temsilcilik, kişisel kimliğin marka – işletme kimliğine bürünmesi demektir. Bu, bir bakıma ALL- IN – ONE ( hepsi bir arada ) demektir.

3.Satışçı, bir ögretmendir. Bu nedenle, eğiteni de eğitmek gerekir.

4.Satışçı, bir psikologdur. Tüketici – müşteri nabzı tutulabilme ve “nabza göre şerbet” verilebilmelidir.

5.Satışçı, bir diplomattır. Diplomatın asıl fonksiyonu, barışı sağlamaktır. (Bkz. HAP. 6 )

6.Satışçı, iyi bir aktör de olabilmelidir. (Satışçı, bir bakıma iyi satışçı rolü oynayan bir aktördür.)

7.Satışçı, bir halkla ilişkiler (PR) ve müşteri/tüketici ilişkileri (CR) uzmanıdır.

8.Satışçı, bir danışman ve problem çözücüdür. Çözüm için, probleme göre, organize olmak gerekir.

9.Satışçı bir araştırmacıdır ve denetçidir. Denetim, iyileştirmeye dönüktür.

10. Satışçı bir planlamacı ve taktisyendir. Taktisyen, kalbiyle beyni arasında uyum sağlayabilendir.

11. Satışçı bir yöneticidir. Yani :

a.Kendini,

b.Zamanını,

c.Kaynaklarını,

d.Pazarlama ve satış programını,

e.Haberleşme vasıtalarını,

f.Müşterilerini ve potansiyel müşterilerini,

g.Bölgesini ve ilişki kalitesini,

h.Amirlerini ve benzeri yönetmektedir. Satışçı bir animatördür.

Satışçının fonksiyonu, esas itibariyle, sattığı mal ve hizmete, mal veya hizmet hattının genişliğine, görev, yetki ve sorumluluğuna, pazarın, bölgenin ve tüketici ve müşterilerinin özelliklerine, kota seviyesine, rekabetin şiddetine, müşteri trafiği ve frekansına, sipariş ve satış dışı faaliyetlerin hacmine göre artıp azalabilmektedir. Hatta, satışçının, bazı hallerde, tahsilatla, ihale teklifi hazırlamakla, tapu ve intifa konularıyla bile görevlendirildiğini görüyoruz.

Satışçı fonksiyonları diye, yerine getirilmediği takdirde eksikliği duyulan işlevlere diyoruz. Tüketici/müşteri noktasındaki satışçının işlevlerini şu şekilde belirtebiliriz :

1.Satışçı, tüketici veya müşterinin özelliklerine göre şifrelenmiş, bir "mesaj" taşıyıcısı olmak. Bu bakımdan, onların özelliğine adapte olabilmelidir.

2.Pazarlama, satış ve özendirme programını taşımak.

3.Hedef tüketici veya müşterinin talebini tahmin etmek, istek ve ihtiyaçlarını analiz etmek, bunları belirlemek ve buna göre ziyarette bulunmak.

4.İşletmesini veya markasını temsil etmek ve marka imajını desteklemek.

5.Pazarlama ve satış programını takdim etmek.

6.Tüketici veya müşteri soru ve tepkilerini karşılamak, kredi ve satış şartlarını görüşmek.

7.Tüketici veya müşteride psikolojik ve davranışsal kabulü yaratmak ve tüketici veya müşteriyi güdülemek.

8.Satış işlemlerini tamamlamak, satışı kapatmak, çek, senetle gereğinde nakit tahsil etmek.

9.Satış sonrası hizmetleri ve acil talepleri yerine getirmek.

10.Tüketici ve müşteriyi izlemek ve haberleşmek.

11.Sonuçları ve faaliyetleri esnasında müşteri, Pazar ve rakipleri hakkında topladığı bilgileri raporlamak, değerlendirmek ve yöneticisine aktarmak. Bilgiyi güç olarak görmek ve bu güce katkıda bulunabilmek.

12. Satış seminer ve toplantılarına, fuarlara vb. katılmak.

13.Satış yetenek ve hünerlerini geliştirmek,

14.Yeni satışçıları, gereğinde yedeğinde eğitmek ve nezaret etmek.

15.Diğer satışçılarla satış destek personeliyle ve amirleriyle ilişkilerini geliştirmek.

16.Satış ve rekabetçi analiz yapmak

17.Performansını değerlemek.

Satışçının, bu fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine getirmek için, görev, yetki ve sorumluluklarının yazılı olarak belirlenmesi ve kendisine bildirilmesi gerekir. Ancak, ilgili görev, yetki ve sorumlulukların etkin bir biçimde yerine getirilebilmesi için, satışçı profilinin geliştirilmesi, satış amaç, taktik ve yöntemleri hakkında yeterli bilgisi olabilmelidir.

İyi bir satışçı görev tanımı, satışçının ana görevlerini tayin ve teşhise, sorumluluğu ve yetkisini tayine, gelişmesini sağlamaya ve inisiyatif kullanımına açık olabilmelidir.

6. İŞLETME PAZARLAMA İŞLEVİ VE TALEP YAPISI

Türkiye’deki 31 yıllık tarihi boyunca Renault, çalışmalarında kalite standartlarını ön planda tutmasıyla dikkatleri çekti. Bu doğrultuda Oyak – Renault, kalite Güvence Sistemi’ni 1996 yılında ISO 9001 belgesiyle onaylatan ilk Türk otomotiv kuruluşu oldu. Gerek ürettiği otomobiller ve gerekse üretim tesisleri açısından çevreye gerekli özeni göstermeyi de hedefleyen Renault, 30. kuruluş yılında Çevre Yönetim Sistemi 14001 belgesini almak üzere harekete geçti.

Uluslararası alanda tanınmış, bağımsız kuruluş UTAC tarafından denetlenen Oyak – Renault, 1999 yılı sonunda ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi’ni sıfır hata ile aldı.

Kurumsal İlkler:

Sunulan Ürünlerle İlgili İlkler

Renault-Mais’in temel amacı "daha çok Renault otomobilin satın alınmasını sağlamaktır". Müşteri tatmini için oluşturulan proje ve sonuçlarına ilişkin örnekler ise sırayla,

Müşteri beklentileri doğrultusunda Renault ürün gamında sadece ülkemizde yapılan beş vitesli ve önden çekişti otomobilin sunumu

·Türkiye’de benzinli motorların ilk seri sunumu

·Türkiye’nin ilk ve tek orijinal dizel otomobilinin sunumu.

·Türkiye’de ilk hatchback otomobilin sunumu

·Türkiye’de ilk Station-Wagon otomobilin sunumu

·Türkiye’de ilk enjeksiyonlu, ilk otomatik vitesli, ilk otomatik camlı, uzaktan kumandalı, merkezi kilitli, bilgisayarlı, çapraz fren sistemli, otomatik ve rezistanslı dikiz aynalı Renault 21.

·Orta sınıf yerli otomobillerde ilk defa sürücü hava yastığı standart

·Orta sınıfta, ABS fren sistemiyle birlikte ilk defa Fren Destek Sistemi

·Orta sınıfta, ilk defa Proaktif otomatik vites kutusu

·Orta sınıfta ilk defa yerli bir otomobilde ABS, sürücü ve yolcu hava yastıkları standart.

Fiyatın bir ceza yönü olduğu söylenebilir. Bize düşen görev, fiyatı da pazarlama programı içinde ödül haline getirebilmektir.

Bu, hedef tüketici/müşterinin talebinin fiyat elastikiyetinin şart olması ve stat sembolü halinde daha fazla önem taşıyabilecektir. Satış görüşmelerinde de etkili olan, fiyatın üstünlükleri şu şekilde belirlenebilir :

·Fiyat seviyesi görüşülebilirliği,

·İskonto (peşin, miktar vb.), ödeme şartları ve kredi,

·Fiyatın geçerlilik süresi,

·Ek ürün ve hizmetleri kapsama seviyesi,

·Fiyatın taşıma, sigorta vb. maliyetleri kapsayıp kapsamadığı,

·Kar, maliyet, tasarruf (KMT) üçlüsü farkı vb.

Fiyatlama hedefleri işletmenin gelir amaçlarına ve pazarlama amaçlarına bakılarak saptanır. İşletmenin amaçları ile fiyatlama hedefleri uyumlu olmalıdır. Fiyatlandırma hedefleri şunlardır :

Kara yönelik fiyatlandırma hedefleri,

Belirli bir miktar kar elde edebilmek,

Karı maksimize etmek,

Satışa yönelik fiyatlandırma hedefleri :

Satış hacmini arttırmak,

Belirli bir Pazar payı sağlamak veya mevcut Pazar payını arttırmak.

Statüyle ilişkili fiyatlandırma hedefleri :

Fiyat stabilizasyonu sağlamak,

Rekabet edebilmek.

Çeşitli çevre koşulları, işletmeyi, fiyatları değiştirmeye zorlayabilir ve fiyatlar düşürülür ya da arttırılır.

Söz konusu fiyat değişikliklerine tüketiciler ve rakipler çeşitli tepkiler gösterirler.

Fiyat düşürülme nedenleri ortak üretim kapasitesi, Pazar payının azalması ve düşük maliyettir.

Fiyat yükseltme nedenleri enflasyon ve fazla taleptir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

Fiyat Uygulamalarımız

·Şirket araçlarına % 10 işçilik,% 10 yedek parça (Şirket çalışanlarının özel araçları içinde aynı indirimler uygulanmaktadır.)

·Şahıs araçlarına;

·Nakit ödemede % 10 işçilik, % 5 yedek parça

·Kredi kartlı ödemelerde % 5 işçilik, % 5 yedek parça indirimleri uygulanmaktadır.

·Bunların dışında;

·TaksitCard ile yapılan ödemelerde iki taksit imkanı,

·AdvantageCard ile nakit ödemede % 4 işçilik, % 4 yedek parça indirim ya da iki taksit imkanı bulunmaktadır.

Oyak mensuplarına % 10 işçilik ve % 10 yedek parça indirimi uygulanmaktadır.

Dağıtım mal veya hizmeti üretildiği yerden, tüketildiği yere götürmek için gerekli tüm çabalardan oluşmaktadır.

İşletme düzeyinde dağıtım, işletmenin “bir mamulün tüketiciye ulaştığı yollarla ilgili olarak aldıkları kararlar ve davranışları” içerir.

Dağıtım kanalları, bir malın üreticiden tüketiciye doğru hareketinde izlediği yoldur.

Malların dağıtım kanalındaki hareketi deyince, şu iki hareket söz konusu olur: Malların sahipliklerinin elden ele geçmesi ve malların fiziksel olarak akışı.

İlkeleri :

·Dağıtım kanalları nihai tüketiciden başlayarak geriye doğru üreticiye gelecek şekilde düşünülerek düzenlenmelidir,

·Seçilen kanallar işletmenin pazarlama programının amaçlarına uygun olmak,

·Dağıtım kanalları önceden belirlenmiş bir pazar payını sağlayacak şekilde olmalıdır,

·Kanallar, bir kanalı kullanmasının diğerinden vazgeçmeyi gerektirmeyecek şekilde esnek olmalıdır,

·Bir mamul ile ilgili dağıtım kanallarındaki bütün işlemler arasında ileri düzeyde bir karşılıklı bağımlılık mevcut olduğundan, her işletme diğerini destekleme durumundadır,

·Dağıtım kanallarını ve tüm araçları sürekli olarak değerlendirmeye tabi tutmalı ve gerektiği zaman değişiklikler yapmalıdır.

Dağıtım kanalında, malların fiziksel hareketini sağlamak üzere taşıma, depolama, stok kontrol eylemleri yapılır. Malların pazara fiziksel olarak akışını sağlar. Satış arttırma, zaman ve yer faydası yaratma, dağıtım maliyetini azaltma, fiyatları kararlı kılma gibi yararları vardır.

Sunulan Hizmetlerle İlgili İlkler

Renault Mais “Açık Kapı Festivali” ile marka imajını korumak amacıyla otomobil sektöründeki tüm tüketicilere yönelik ilk organizasyonu gerçekleştirdi. Bu kampanyada 100 bini aşkın müşterinin teşhirlere gelmesi sağlanmış, 50 bine yakın hediye dağıtılmış ve çok yüksek bir satış hacmi elde edilmiştir.

Başarıyla gerçekleştirilen bir başka organizasyon ise Beymen Club ile ortaklaşa tasarlanan Türkiye’nin ilk özel koleksiyonu "Renault 19 Europa Beymen Club"ın tüketicilere sunulmasıdır.

Tüm bu faaliyetler dışında Renault-MAİS Türkiye’nin sosyal ve kültürel yaşamına da çok önemli katkılarda bulunuyor. Renault – Mais Türkiye’de gerçekleşen sanat ve kültür etkinliklerini destekliyor. Renault sanatın dostu, felsefesi ışığında Türkiye’nin sanat ve kültür ortamına, Renault-Mais katkıları sürüyor. Şimdi de "Renault otomobiller yaratır" imzasıyla ilklerimiz devam ediyor.

7. İŞLETMEDE ÇALIŞMA KOŞULLARI VE İNSAN KAYNAKLARI

Personelimizin gerekli teknik gelişimleri takip edebilmesi amacıyla tüm çalışmalarımızı gereken periyotlarda eğitimden geçirmekteyiz.

Renault Eğitim Merkezi (REM) adı altında eğitim veren merkezlerde bugüne kadar bir çok elemanımıza gereken eğitim olanaklarını sağlamış bulunmaktayız.

Servisimizde yüksek teknik eleman olarak da adlandırılan üç adet cotech bulunmaktadır. Diğer çalışanlarımız ise sürekli olarak teknik ve teorik kursları takip etmektedir.

Tüm müşterilerimizin şikayetlerini tam olarak alabilmek adına gereken eğitimlerden geçen personelimiz, bu eğitimlerinde katkılarıyla şikayetlerinizi teknik imkan ve bilgileri ile rahatlıkla çözebilmektedir.

İşletmemizde araç – kabul bölümümüz, alet ve bakım odamız, mekanik atölye, bilgisayarlı kontroller, kaporta bölümü … vb. görev alanları vardır.

İşe devamsızlık ve geç gelme gibi durumlarda kart basılmaktadır. Eleman gelmediği süre içinde ücretinin kesilme durumu vardır. Ama kasti yapılmayan davranışlarda karşılıklı hoşgörü doğrultusunda çalışma ortamı sağlanmaktadır.

İş gücü verimliliğinde başarılar değerlendirilir. Başarı olan bir eleman diğer işlerde de tavsiye edilir.

İşletmede eleman bilgisi dahilinde belli bölümlere yerleştirilir. Kendi branşı ile ilgili bölümlerde ise tecrübe önemlidir. Satış ekibi ve muhasebe bölümlerinde çalışan elemanlar tecrübeli olmalıdır.

Finansman ve muhasebe gibi idari bölümlerde eğitimli elemanlar kullanılmaktadır.

Örgüt kültürünü temsil eden normlar ve değerler örgüt üyeleri tarafından paylaşılan güçlü bir kontrol aracıdır.

Çalışma gruplarının benimsediği normlar ve ahenk içinde ve uyumlu çalışan küçük gruplar çalışanın dürüstçe davranmasını etkiler ve onu kuralsız disiplin içinde sokar.

Edinilen tecrübeler, eğitim ve mesleki disiplin kuralları (bunlar çoğu kez yazılı değildir) kendi kendine kontrol olma imkanı veren insanın içindeki başarı standartlarının oluşmasını sağlar.

Örgüt geliştirmenin verimlilik, etkililik vb. teorik amaçları yanı sıra mekanik olmayan amaçları vardır. Eş deyişle örgüt geliştirme sonuçlarına, nedenlerine yönelir. Nihai amaç etkililiği gerçekleştirmektir. Ancak bunlar için uygun örgüt iklimi gereklidir.

Örgüt iklimi varsayımından hareket edersek bu örgüt ikliminin tamamlayıcıları şu şekilde açıklanır:

-Biçimsellikten uzak, rahatlık verici, esnek bir ortam yaratılmalıdır. Biçimsel olan ilişkilere de önem verilmelidir.

-Hemen herkesin katıldığı, konunun saptırılmadan tartışıldığı bir ortam yaratılmalıdır.

-Örgüt üyeleri tarafından iyice alışılmış ve benimsenmiş amaçların varlığı, bu amaçların herkesin benimseyeceği biçimde saptanmış olmaları gereklidir.

-Üyelerin birbirini dinlemeye gönüllü olmaları, karşıt sunulmasına olanak sağlayan ortam yaratılmalıdır.

-Çatışmaların bastırılması ve örtbas edilmesi yerine nedenleri araştırılarak çözülmesi sağlanmalıdır.

-Kararların çoğun verilmesinde salt çoğunluğun dediğinin olacağı oylamaların yerine hemen herkesin benimsemesini sağlayacak yolların araştırılması gereklidir.

-Çok sayıda ve içten fakat kırıcı olmayan, kişiliği hedeflemeyen eleştiriler yapılmalıdır.

Üyelere dağıtılan görevlerin açıklıkla tanımlanmış olması gereklidir.

Örgüt geliştirme açısından yukarıda sıralananlar işletmeler için başarı ölçütleridir. Yukarıda anılan kriterlerin varlığı örgüt geliştirme penceresinden işletmelerin başarısını gösterecektir. Sürekli olarak bu ölçütlerin yerleştirilmesine çalışmak ise, örgütü bir bütün olarak geliştirecektir.

Yasal hakların hepsi bütün çalışanlarda mevcuttur. İşgören sağlığı ve güvenliği birinci derecede önem teşkil etmekte olup çalışma ve başarının yolu da sağlıklı bedenlerden geçeceği için bu doğrultuda hiçbir ödün verilmez. İş güvenceleri vardır.

8. İŞLETMENİN FİNANSAL VE KÂRLILIK ANALİZLERİ

İşletmenin rasyosu aşağıdaki gibidir.

A. Net Kâr Rasyosu

Formül : NKR = Net kâr / Satışlar

= 150.000.000 / 1.580.000.000

= 0,085 = %8,5

B. Brüt Satış Kârı Rasyosu

Formül : BSKR = Brüt Satış kârı / Net Satışlar

= 1.500.000.000 / 1.500.000

= 0,63 = %63

C. Faaliyet Kârı Rasyonu

Formül : FKR = Faaliyet Kârı / Net Satışlar

= 2.200.000.000 / 720.000

= 0,30 = %30

OYAK – RENAULT A.Ş. 31.12.2001 TARİHLİ BİLANÇO

AKTİF DURUMU

AKTİF

2001 (000 Euro)

1. DÖNEN VARLIKLAR

Hazır değerler

50.000

Menkul kıymetler

100.000

Ticari alacaklar

100.000

Stoklar

400.000

Dönen varlıklar toplamı

800.000

II.DURAN VARLIKLAR

Ticari alacaklar

200.000

Mali duran varlıklar

200.000

Maddi duran varlıklar

250.000

Diğer duran varlıklar

50.000

Duran varlıklar toplamı

350.000

AKTİF TOPLAMI

2.500.000

PASİF DURUMU

PASİF 2001 (000 Euro) 1. KISA VADELİ YAB. KAYNAK

Ticari borçlar

200.000

Ödenen vergiler

250.000

K.V.Y.Kaynak toplamı

200.000

II. UZUN VAD. YAB. KAYNAK

Mali borçlar

500.000

Ticari borçlar

200.000

Alınan avanslar

200.000

Diğ. Uz. Vad. Yab. Kaynaklar

100.000

Uz. V:Y. Kaynaklar toplamı

1.600.000

III. ÖZKAYNAKLAR

Ödenmiş sermaye

500.000

Kâr yedekleri

100.000

Dönem net kârı

150.000

Öz kaynaklar toplamı

100.000

PASİF TOPLAMI

2.500.000

9. İŞLETMENİN ÇEVRE FAKTÖRLERİNİN ANALİZİ

Teknoloji yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi, işletmecilikte de önemli bir öğedir. Teknoloji işletmecilikte hem dış çevre öğesi, hem de iç çevre öğesidir.

Teknolojinin işletmecilikte çok kritik bir öğe olmasının temel nedeni; sürekli değişim halinde olmasındandır. İşletmelerin değişen teknolojiye uyum sağlaması hayatiyetlerinin sürekliliği için oldukça önemlidir. Zira gelişen teknoloji demek; daha az maliyetle çalışmak demektir. Daha az maliyetle çalışmak ise, rekabet gücünün artması demektir. Rekabet gücünün artması demek ise, işletmenin hayatiyetini daha başarılı olarak sürdürmesi demektir.

Teknoloji günümüzün en önemli çevresel öğesidir. Zira teknoloji sürekli değişmektedir. Değişen teknoloji mevcut teknolojiyi ekonomik ömrü ne olursa olsun demode kılabilmektedir. Dolayısıyla teknoloji için iki ömür bahis konusudur. Teknolojik ömür ve ekonomik ömür. Ekonomik ömür bir teknolojinin yararlı olarak kullanılacağı yıl sayısını gösterirken, teknolojik ömür teknolojideki değişiklik hızına bağlı olarak oluşur. Sözgelimi ekonomik ömrü 10 yıl olan bir donanım, ekonomik ömrünün 3. yılında teknolojik yenilikler nedeniyle ve dolayısıyla teknolojik ömrünün dolmasıyla birlikte değerini yitirmiş olabilir.

Bu cümleden olarak işletmelerin iç çevre faktörü olan teknolojilerini, dış çevre faktörü olan teknolojiyle sürekli olarak bütünleştirmeleri lazım gelir. Aksine durumda önce teknolojik ömrünün, sonrada işletme ömrünün sona ermesi sorunuyla karşılaşabiliniz.

İşletmeler değişen teknolojiyle birlikte daha az işgücüyle çalışma olanağı elde edebilirler, daha kısa sürelerde daha çok ürün ve atıkların, kayıpların azalmasını sağlayabilirler.

Teknolojiyi kısaca her türlü üretim bilgisi olarak tanımlayabileceğimiz gibi, daha değişik tanımlarda yapabiliriz. Örneğin; mal ve hizmet üretiminde kullanılan üretim bilgisiyle türetilen bu bilginin üretimde kullanılma becerisi teknolojisi olarak tanımlanabilir.

Teknoloji;

-Üretim teknolojisi

-Ürün teknolojisi

Olarak ikiye ayrılabilir.

-Maddi teknoloji,

-Maddi olmayan teknoloji, diye de yine başka bir ayrım yapılabilir.

Üretim yada maddi teknoloji denilince bu grubun içerisine makine, donanım, araç, gereç, bilgisayar, aletler, cihazlar girerken ürün yada maddi olmayan teknoloji içerisine pür bilgi girer.

İşletmeleri ekonomik olay ve olgulardan ayrı tutma olanağı yoktur. Çünkü işletmeler genel ekonomik değişmelerden olumlu ya da olumsuz olarak etkilenirler.

Hükümetlerin aldığı harcama ve yatırım karalan ile diğer ekonomik kararlar işletmeler için hayati düzeyde önemlidir.

Borsa trendi, enflasyon, teşvikler, döviz fiyatları, ihracat olanakları gibi ekonomik olaylar işletmeciliği etkileyen yalnızca bir kaç ekonomik olaydır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.jpg[/IMG]

İnsanların yaşamlarım düzenleyen hukuk, aynı zamanda işletmelerin faaliyetlerini de düzenlemektedir. İşletmelerin kuruluş aşamasında çeşitli yasal işlemleri yerine getirmek zorunlulukları olduğu gibi, faaliyet sırasında da yasal birtakım yükümlülüklere uymaları gereklidir. Toplum sağlığına zararlı ürünleri üretmek,

sigortasız işgücü istihdam etmek, işletme kayıtlarım ilgili kuruluşlara tetkik ettirmemek hukuken işletmelerin cezalandırılmalarını gerektirir.

Bu yönüyle işletmelerin hukuki mevzuata uymaları yanısıra, mevzuattaki değişiklikleri izleme görevleri de bulunmaktadır.

İnsanları politikadan ayrı tutma olanağına sahip olmadığımız gibi, işletmelerin de siyasal çevrelerden ayrı tutulması mümkün değildir. İşletmeler bulundukları kentteki ve sonrasında ülkedeki siyasal çevreden ve kararlarından doğrudan etkilenirler.

Hatırlanacağı üzere önceki dönemlerde hükümetlerin aldığı kararlarla batan ya da kurtarılan çok sayıda işletme olmuştur. Bunun gibi işletmeleri doğrudan etkileyen siyasi kararlar olabileceği gibi dolaylı olarak da siyasi kararlardan etkilenme sürekli olarak söz konusu olur.

Öyleyse siyasal çevreyle de sürekli olarak ilişkiye geçmek onları etkilemek, işletmeler için bir başka görev olmalıdır.

Üretim faaliyetlerinin bilgisayar teknolojisiyle yönetilmesi bilgisayar destekli üretim (CAM-Computer Aided Manufakturing) olarak ifade edilir. üretime destek olma ve üretim faaliyetlerinin bir bölümünün veya tamamının robotlarla yürütülmesinde CAM uygulanır.

Ar-ge faaliyetleri teknolojinin işlenmesi, geliştirilmesi, geliştirilen teknolojinin reel yaşam sorunlarına uyarlanması, ürünlerin yaratılması gibi çabaların etrafında odaklaşır.

Bu eksende araştırma faaliyetlerini temel araştırma ve uygulamalı olarak sınıflandırabiliriz.

Temel araştırma, yeni hipotezler, kuramlar ve genel yasalar ortaya koyar, varlıkların, olguların değerini, yapılarını ve içsel bağlantılarım çözümler. Elde ettiği bulguları, açıklayıcı ifadeler ve yorumlayıcı kuramlar yardımıyla genel yasalar biçiminde düzenlemeye çalışır. Temel araştırma genellikle kendi araçlarını belirleyebilen ve kendi çalışmalarım büyük ölçüde kendileri düzenleyebilen bilim elemanları tarafından yürütülür. Bu tür araştırmaların çoğunlukla pür olanları üniversiteler, kâr amacı olmayan örgütler ve devletler tarafından yürütülmektedir.

Yönlendirilmiş temel araştırmalar ise işletmelerde istihdam edilen araştırmacılar tarafından işletmelerin bu günkü ve gelecekteki bilimsel, ekonomik sosyal ilgi alanlarına yönelik olarak yürütülür. Uygulamalı araştırma özellikle belirli uygulamalara ve ticari amaçlara yönelik olarak ürünler ve üretim süreçleri üzerinde yapılan ve yeni bilimsel ve teknik bilginin elde edilmesine ve bilimin ilerlemesine yol açan araştırmalardır.

Uygulamalı araştırma, temel araştırmaların bulgularından yararlanma olanaklarının belirlenerek veya bazı belirli ve beklenen amaçlara ulaşabilmenin yeni yol ve yöntemlerini saptamak amacıyla yürütülür.

Bu çabalar, bilinen bilginin göz önünde bulundurulması ve bunların belirli sorunların çözümü amacıyla genişletilmesini ve derinleştirilmesini içerir.

Uygulamalı araştırma sonuçları, tek veya sınırlı sayıda ürün, işlem, yöntem veya sistemler açısından geçerlilik taşımaktadır. Uygulamalı araştırmalar kavramlar ve düşünceleri kullanılabilir biçimlere dönüştürmektedirler.

Geliştirme ise yeni veya önemli ölçüde iyileştirilmiş malzeme,araç, üretim süreçleri,sistemler veya hizmetler ortaya koyabilmek amacıyla bilimsel bilginin kullanılmasıdır.

Diğer bir ifade ile geliştirme, temel ve uygulamalı araştırma sonuçlarının yararlı malzemeler, aygıtlar, ürünler, sistemler, üretim süreçleri ve hizmetlere dönüştürülmesi ile ilgilenen ve tekdüze olmayan teknik faaliyetler olarak da tanımlanabilir.

İşletmeler teknolojiyi transfer etme veya geliştirme yoluyla olmak üzere iki şekilde elde ederler. İster transfer olarak, ister üreterek olsun, bir şekilde en son yenilikler içeren teknoloji elde edilmiş olmalıdır. Bu yargı küresel değerlere ulaşmanın gereğidir.

Ülkemiz işletmeleri genellikle teknolojiyi transfer ederek elde etmektedirler. Çünkü teknoloji üretimi; ülkede bilimsel altyapının gelişmiş olmasına, araştırma, karşılaştırma, çalışkanlık gibi özellikler ve yabancı dil bilgisini gerekli kılmakta ve AR-Ge elemanları ile AR-Ge laboratuarlarının varlığına, Ar-Ge çabalarına fon ayırmaya bağlıdır.

Oyak Renault, en son teknoloji ile donatılmış sınıf, atölye ve eğitim ekipmanlarına sahiptir.

Pazarlama ağında internet bağlantılı sayfalar oluşturularak büyük bir avantaj elde edileceğinden, söz konusu teknolojinin sağlanmış olduğu ilişkiler birebir görüşmelere yönlendirilerek daha iyi sonuçlar alınacaktır.

İÇİNDEKİLER

1. İŞLETMENİN TANIMI1

1.1. Adı, faaliyet Alanı, Misyonu. 1

1.2. Kuruluş Yeri ve Yerleşim Biçimi1

1.3. Demografik Özellikler1

3. İŞLETMENİN ÜRETİM, TEDARİK VE MALİYET YAPISI5

4. İŞLETME PAZAR YAPISI VE REKABET POLİTİKALARI6

5. İŞLETMELERDE SATIN ALMA İŞLEMİ7

6. İŞLETME PAZARLAMA İŞLEVİ VE TALEP YAPISI10

7. İŞLETMEDE ÇALIŞMA KOŞULLARI VE İNSAN KAYNAKLARI14

8. İŞLETMENİN FİNANSAL VE KÂRLILIK ANALİZLERİ15

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

Previous

Endüstri Mühendisliği Öğrencilerine Öneriler

20yy Sanatını Hazırlayan Etmenler

Next

Yorum yapın