İthalat

|

İthalat, sözlük anlamı ile bir ülkenin başka ülkelerde üretilmiş malları satın alma işlemi olarak tanımlanmaktadır. Politik ve teknolojik gelişmelerin ve küreselleşmenin günümüzde uluslararası ekonomik ilişkilerin en önemli parçası haline getirdiği dış ticaretin iki ayağından biri olan ithalat, çeşitli yönleriyle bu çalışmada ele alınmaktadır.

Çalışmada öncelikle Türkiye’de ithalatın yeri, önemi, geçmişte ve günümüzde uygulanan ithalat politikaları ve bunların etkilerinden kısaca bahsedilmiştir. Daha sonra, örnek uygulamanın yer aldığı bölüme temel teşkil etmesi bakımından; satış sözleşmesi, ithalatta teslim ve ödeme şekilleri, ithalat işlemlerinde kullanılan belgeler ve iş akışı ve ithalatın finansmanıyla ilgili teorik bilgiler aktarılmıştır.

Çalışmanın esas konusunu teşkil eden ve asıl önemli bölümü ise, bir işletmede ithalat uygulamasına ayrılan bölümdür. Bu bölümde, özel olarak bir işletme bazında; ithalat işlemlerinin nasıl gerçekleştirildiği, ithalatın finansmanının nasıl sağlandığı, ithalat işlemlerinde karşılaşılan risklerin ve güçlüklerin neler olduğu ve bunlara karşı ne gibi önlemler alınabileceği belirlenmeye çalışılmıştır.

2. TÜRKİYE’DE İTHALAT

Dönemler itibariyle Türkiye ekonomisini incelediğimizde, dış ticaret ve buna bağlı olarak da ithalat politikasının değişikliklere uğradığını görüyoruz. Dönemin ulusal ya da uluslararası koşullarına göre ya ithal ikamesi ya da ihracata yönelik sanayileşmeye uygun politikalar uygulanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde dış ticaret politikası, gümrük politikasından ibaret olmuş ve genellikle dış ticaret ithalatın %70’ine varan oranda açık vermiştir. Gümrük vergileri dışında başkaca bir ithalat politikası takip edilmemiştir.

1923-1929 yılları arasındaki dönemde serbest bir ithalat politikası uygulanmıştır. Lozan Anlaşması ve eki Ticaret Mukavelesi’ne Türk tarafının 5 yıl süre ile gümrük tarifelerini arttırmaması şeklinde bir hüküm konulmuştur. Bu hüküm çerçevesinde Cumhuriyetin ilanından 1928 yılı sonuna kadar tamamen liberal bir dış ticaret politikası izlenmiştir.

1929-1950 dönemi, ulusal sanayinin kurulabilmesi ve korunabilmesi için bağımsız politikaların oluşturulabildiği ve uygulamaya konulduğu dönemin başlangıcı olarak genel kabul görmüş bir tarzda değerlendirmelere alınmaktadır. Zira, bu dönemin başlangıç yılından itibaren ithalatta korumacı bir politika başlatılmıştır. Ancak, bu da Osmanlı İmparatorluğu’ndan devralınan borçların ödemeleri ve artan dış ticaret açıklarıyla büyük boyutlara ulaşan ödemeler dengesi açıklarını kapatmaya yeterli olmamıştır.

1950-1953 yılları arasında serbest dış ticaret rejimine bağlı olarak ithalatta liberal politikalar uygulanmıştır. 1954 yılından itibaren ise dış ticarette kısıtlamalar gidilmiştir. Bu dönemde, ihracatta gözlemlenen yavaşlamaya paralel bir şekilde dış ticaret dengesinin kurulabilmesini teminen ithalatta da kısıtlamalar gittikçe arttırılmıştır.

1958-1980 döneminin ise ithalat politikaları açısından özel bir anlamı bulunmaktadır. Zira, ülkemizde ithalat politikalarının temel göstergesi olan ithalat rejimi uygulamasına ilk defa 1958 yılında başlandığı ileri sürülebilir.

1963-1980 yılları arasında, ekonomide planlı dönem uygulamasına tanık olunmuş, yerli sanayinin korunmasına ağırlık verilmiş, ithal ikamesine dayalı bir sanayileşme politikası izlenmiş ve bu politikanın bir gereği olarak ithalatta kontroller biraz daha arttırılmıştır.

1980 yılı sonrası dönemin başında yürürlüğe konulan istikrar tedbirleri, kaynak kullanımında optimum verim esasını hedef almış ve o yılların ekonomik şartları içerisinde birçok alanda olduğu gibi dış ticarette de serbestleşmenin ilk adımları atılmaya başlanmıştır.

Bu son dönem politikaları ile; dış ticaretin liberalleştirilmesi, Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonun sağlanmasına yönelik çalışmalara girişilmesi, ithal ikamesi ile korunan yerli sanayinin dış rekabete açılması ve bu bağlamda yerli üretimin kalitesinin yükseltilmesi, dış pazar payının büyütülmesi, yerli üretimin desteklenmesi amacına yönelik olarak yatırım malı ithalatının arttırılması gibi bazı değişiklikler getirilmiştir.

Getirilen yapısal değişikliklerin sonucu olarak, daha önce ithalatı yasak ve izne tabi birçok malın serbest ithalatı sağlanmıştır. Ayrıca gümrük vergisi ve oranları, mamulden hammaddeye doğru olmak üzere düşürülmüştür.

Türkiye’nin ithalat mevzuatında asıl önemli değişiklik, 01.01.1996 tarihinde AB ile Gümrük Birliği’ne (GB) girmesi ile olmuştur. GB ile birlikte AB ülkelerinden ithal edilecek sanayi ürünlerinden alınan vergi ve fonlar kaldırılmıştır. Buna karşılık topluluk dışı üçüncü ülkelerden yapılacak ithalat için AB’nin bu ülkelere uyguladığı ortak gümrük tarifesi uygulanmasına geçilmiştir.

20.12.1995 Tarih ve 95/7606 sayılı “İthalat Rejimi Kararı” ithalat işlemlerinin ana çerçevesini belirlemektedir. İthalat, bu Karar ve bu Karar’a dayanılarak çıkarılan yönetmelik, tebliğ ve ilgili kuruluşlara verilecek talimatlar, çok taraflı ve iki taraflı anlaşma hükümleri kapsamında yapılır.

İthalat Rejimi Kararı’nın amacı, ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası ticaret gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamaktır.

İthalat ve uygulanan ithalat politikaları, Türkiye ekonomisi ve Türk işletmeleri açısından son derece önemlidir. Uygulanan politikaların, yerli sanayinin dış rekabete açık hale getirilmesi ve sanayinin uluslararası rekabet gücünün arttırılması yönünde büyük etkileri vardır. Bu doğrultuda ülkemizde ithalatın çağdaş ve gelişmiş ülkelerde olduğu kadar serbest bulunması gerekmektedir. Ayrıca ithalat politikaları, uluslararası hukuka uygunluk ve küreselleşmenin getirdiği yükleri taşıma bakımından da önem taşımaktadır.

3. SATIŞ SÖZLEŞMELERİ

Satış sözleşmeleri, bir mal alım-satım işleminin temelini ve başlangıcını oluşturan ana unsurdur. Mal alım-satım işlemine taraf olan alıcı ile satıcının hangi hususlarda anlaşmaya vardıkları, satış sözleşmesinin temel esaslarını ve maddelerini oluşturur. Dış ticaret işlemlerinde de iki yabancı ülkede alıcı ile satıcının birbirini hiç tanımadığı veya az tanıdığı ya da uzun süreli bir ticari ilişkinin zaman içinde nasıl bir boyut kazanacağının ve ne türden riskleri bünyesinde barındırdığının bilinmediği göz önüne alınacak olursa, karşılıklı olarak mutabık kalınan hususların yazılı olarak bir sözleşme metnine dökülmesi kadar zorunluluk arz eden bir şey olamaz. İthalat işlemlerinde ilk planda karşımıza çıkan satış sözleşmelerinin geçerlilik sebebi de bu zorunluluğa dayanmaktadır.

İthalatçı firmalar, yurt dışından temin ederek satın almak istedikleri ürünleri, günümüzün çeşitli iletişim araçları ve ticari ajanları sayesinde bulup, bu ürünlerin üretici veya satıcısı konumundaki ihracatçı firmalar ile temasa geçerek, karşılıklı bir satış sözleşmesi düzenlerler. Bu tür bir satış sözleşmesi, karşılıklı anlaşılan hususları içerdiği gibi, ilerde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık halinde de tarafların hak ve sorumluluklarının sınırlarının doğru bir biçimde belirlenmesi noktasında da oldukça faydalıdır.

Alıcı ve satıcı bir bütündür. Birinin zarara uğramasından öbür taraf da etkilenmektedir. Açık nokta bırakmamak, ilerde sorunların doğmasını önlemek için, asgari koşulları tartışmak ve karara bağlamak gerekir.

Bir satış sözleşmesinde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şunlardır.

– Sözleşmeye taraf olanların tam adı, adresi

– Sözleşmenin konusu

– Sözleşmeye konu olan mal ve miktarı

– Malın birim fiyatı ve toplam tutarı

– Teslim şekli ve teslim yeri

– Ödeme şekli

– Malların sevkıyatı

– Mal ile veya herhangi diğer bir hususla ilgili teknik bilgiler

– İthalat işlemleri için gereken özel bilgiler

– Sözleşmeye konması gereken diğer hususlar

– Uyuşmazlık halinde izlenecek yol

– Sözleşmenin geçerlilik süresi

4. İTHALATTA TESLİM ŞEKİLLERİ

İhracatçı ve ithalatçı firmaların, farklı ülkelerde yerleşik oldukları ve dolayısıyla bir taşıma işleminin gündeme geleceği, bu taşıma işlemi esnasında ortaya çıkabilecek risklere karşı sigorta yaptırılmasının bir zorunluluk arz ettiği, her ülkenin gümrükleme işlemlerinin değişik özelliklere sahip olması vb. hususlar, dış ticaret olayının karşısında duran temel problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bir dış ticaret işleminde alıcı ( ithalatçı ) ile satıcı ( ihracatçı ) arasında düzenlenen satış sözleşmesinde, satılan malın alıcıya ne zaman ve nerede teslim edileceğinin kayda bağlanması gerekir. Dış ticaretteki anlaşmazlıkların ve uyuşmazlıkların başında teslim şeklinin açıklıkla belirtilmemiş olması veya tarafların bu ifadelerden farklı yorumlar çıkarması gelmektedir. Bir dış ticaret işleminde malın teslimatı ifadesinden malların teslim yeri, teslim yöntemleri, sigorta ve taşıma giderlerinin hangi tarafa ait olacağı gibi hususlar anlaşılmaktadır. Bu sebeple, doğru ve sağlıklı bir dış ticaret anlaşmasında bu gibi hususlara açıklık kazandırılması şarttır.

Dış ticaret işlemlerinde taraflar arasındaki anlaşmazlıkları gidermek ve malın teslimatı sırasında yapılacak harcamaların ve ortaya çıkabilecek hasar ve rizikoların kime ait olacağını tespit etmek maksadıyla Milletlerarası Ticaret Odası, kısa adı, INCOTERMS olan Ticari Terimlerin Yorumlanması İçin Uluslararası Kurallar (The International Rules For The Interpretation Of Trade Terms) adlı bülteni yayınlamıştır. Taraflar arasında akdedilecek olan satış sözleşmesinde, bu yayında kullanılan uluslararası ticari terimlerle teslimat işlemlerinin nasıl gerçekleştirildiğinin belirtilmesi, sorunları asgari düzeye indirecektir.

Milletlerarası Ticaret Odası, yayınlamış olduğu INCOTERMS bülteninde teslim şekillerini dört ana grup altında toplam 13 tane olarak belirlemiştir. Bu teslim şekillerinin açıklamaları aşağıda verilmiştir.

Grup E – Çıkış

• EX – WORKS ( Ticari İşletmede Teslim )

İhracatçı firmanın, kendi ticari işletmesinde satışa konu olan malları ithalatçı emrine belirlenen tarihte teslime hazır hale getirmesi şartını içeren bir satış şeklidir. İthalatçı, bu tarihte malları kendi nakliyecisi vasıtasıyla ihracatçının ambarından teslim alır.

Grup F – Navlun Ödenmemiş

• FCA ( Free Carrier – Belirlenen Yerde Taşıyıcıya Teslim )

İhracatçı firmanın , kararlaştırılan yerde malları tespit edilen nakliyeci firmaya teslim etmekle yükümlü olduğu bir teslim şeklidir.

• FAS ( Free Alongside Ship – Gemi Yanında Teslim )

İhracatçının, satışa konu olan malları tespit edilen tarihte anlaşılan geminin yanaştığı rıhtım veya mavnaya koyması ve durumdan ithalatçıyı haberdar etmesi temel sorumluluğu esasına dayanan bir teslim şeklidir.

• FOB ( Free On Board – Güvertede Teslim )

İhracatçı firmanın, sözleşme kapsamındaki malların belirlenen tarih ve limanda deniz taşıma şirketine teslim edilerek gemi küpeştesine yüklemesini temin etmesi ve bu işlemlerden doğacak masrafların karşılanması temel sorumluluğu üzerine kurulu bir teslim şeklidir.

Grup C – Navlun Ödenmiş

• CFR ( Cost and Freight – Mal Bedeli ve Navlun ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, satış sözleşmesi kapsamındaki malları nakliyeciye teslim ederek yüklemesinin gerçekleştirilmesi ve bundan doğan masrafın karşılanması esası üzerine kurulu teslim şeklidir.

• CIF ( Cost, Insurance and Freight – Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun Ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, satış sözleşmesi kapsamındaki malları navlun ödenmiş, sigortası yapılmış bir şekilde nakliyeciye teslim ederek, ithalatçının ülkesine veya tespit edilen teslim yerine ulaştırılması sorumluluğu esası üzerine kurulu bir teslim şeklidir.

• CPT ( Carriage Paid To… – Navlun Ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen varış yerine kadar navlunu kendisi tarafından ödenmiş olarak malları nakliyeciye teslim etmesi sorumluluğu esası üzerine kurulu bir teslim şeklidir.

• CIP ( Carriage and Insurance Paid To… – Navlun ve Sigorta Primi Ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen teslim yerinde navlunu ve sigorta primi kendisine ait olmak üzere malların ihracatının ve nakliyesinin gerçekleştirilmesi sorumluluğu esasına dayalı bir teslim şeklidir.

Grup D – Varış

• DAF ( Delivered At Frontier – Sınırda Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen ülke sınırında gümrük kapısında malları ithalatçının emrine hazır etmesi sorumluluğu esasına dayalı bir teslim şeklidir. Ülkemizde genellikle serbest bölge uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan bir yöntemdir.

• DES ( Delivered Ex Ship – Varışta Gemide Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen varış limanında gemi üzerinde malları ithalatçının emrine hazır halde teslim etme sorumluluğu üzerine kurulu bir teslim şeklidir.

• DEQ ( Delivered Ex Quay – Varış Limanında Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen varış limanında boşaltma masrafları da kendisine ait olmak üzere rıhtımda malları ithalatçının emrine hazır hale getirmesi sorumluluğu esası üzerine kurulu bir teslim şeklidir. Gümrük vergilerinin ödenip ödenmemesi sorumluluğuna göre iki türü vardır :

a) DEQ – Duty Paid : Gümrük vergileri Ödenmiş Olarak Rıhtımda Teslim

b) DEQ – Duty Unpaid : Gümrük Vergileri Ödenmemiş Olarak Rıhtımda Teslim

• DDU ( Delivered Duty Unpaid – Varışta Gümrük Vergisi Ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen varış yerinde, gümrük vergisi ödenmeksizin malları ithalatçının emrine hazır hale getirmesi sorumluluğu üzerine kurulu bir teslim şeklidir.

• DDP ( Delivered Duty Paid – Varışta Gümrük Vergisi Ödenmiş Olarak Teslim )

İhracatçı firmanın, belirlenen yerde ( ki bu yer genellikle alıcının adresidir ) gümrük vergileri ödenmiş olarak malları alıcının emrine hazır etmesi esası üzerine kurulu bir teslim şeklidir. Piyasa teamülleri çerçevesinde genellikle ithalatçının işyeri adresi veya ülkesindeki bir depo veya ambarın adresi olarak teslim yeri belirlenmekte ve bu durumda DDP teslim şekli, adeta Ex – Works teslim şeklinin tam tersi olarak karşımıza çıkmaktadır.

5. İTHALATTA ÖDEME ŞEKİLLERİ

İthalatçı firmalar, yurtdışından temin edecekleri malzemeyi satın alacakları yabancı ihracatçı firma ile teslim şekillerinde belirtilen şartlar ve terimler çerçevesinde anlaştıkları teslim şeklinin yanı sıra bir de ödeme esaslarını içeren uluslararası kabul görmüş bir ödeme şeklinde de karara varmalıdırlar. Bu ödeme şekli, ithalatçının mal bedelini ne zaman ve ne şekilde ödeyeceğini olduğu kadar, ihracatçının malı sevk ettikten sonra ithalat esnasında gerekli olan evrakları ne zaman ve ne şekilde düzenleyip ithalatçıya ibraz edeceği hususlarına göre de değişiklikler arz etmektedir. Bu ödeme şekilleri, yine Milletlerarası Ticaret Odası’nın belirlemiş olduğu esaslar ve yayınladığı bültenlerle uluslararası kabul görmüş terimlerle ifade edilmektedir. Bu çerçevede uluslararası ticaret işlemlerinde kullanılan belli başlı ödeme şekillerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz :

1) Peşin Ödeme ( Cash Advance )

2) Mal Mukabili Ödeme ( Cash Against Goods )

3) Vesaik Mukabili Ödeme ( Cash Against Documents )

4) Kabul Kredili Ödeme ( Acceptance Credit )

5) Akreditifli Ödeme ( Letter of Credit )

5.1. Peşin Ödeme

İthalatçı firmanın, sözleşmenin hemen akabinde, henüz ihracatçının malları göndermesini beklemeden mal bedelini ihracatçının hesabına banka transferi yoluyla göndermesi şeklinde işleyen bir ödeme şeklidir. İhracatçı açısından oldukça avantajlı olan bu ödeme şekli, mal mukabili ödemenin tersine ithalatçı açısından büyük risk taşımaktadır. İthalatçı firmalar , ihracatçıya çok güvendikleri ve malın gerçekten sağlıklı ve istenilen şekilde gönderileceğinden emin olduklarında bu ödeme şeklini kullanmalıdırlar.

5.2. Mal Mukabili Ödeme

Mal mukabili ödeme şekli, ihracatçının mal bedeline ilişkin hiçbir tahsilat yapmadan malları ithalatçıya göndermesi ve ithalatçının da mallar ülkesine geldikten sonra gümrükleme işlemlerinin ardından belirlenen vade tarihi doğrultusunda mal bedelini ihracatçı emrine banka transferiyle göndermesi esası üzerine kurulu bir ödeme şeklidir.

Mal mukabili ödeme şeklinde, aşağıdaki şekilde işlemler gerçekleşir. Bu işlemler sırasıyla şöyledir :

– İhracatçı, satış sözleşmesi kapsamında malları ithalatçıya gönderir.

– İhracatla ilgili belgeleri de malla birlikte veya diğer yolla ithalatçının eline geçecek şekilde yollar.

– İthalatçı, eline ulaşan belgeler ile ülkesindeki gümrüğe ulaşan malların ithalat ve gümrükleme işlemlerini gerçekleştirir.

– Sözleşme şartları çerçevesinde karşılıklı olarak anlaşılan vade tarihinin bitiminde ihraç konusu malların bedelini ihracatçının hesabına transfer eder.

Peşin ödemenin tam tersi niteliğinde düşünülebilecek olan bu ödeme şekli, ithalatçılarımız açısından avantajlı olmakla birlikte, ihracatçılar açısından büyük bir risk taşımaktadır.

İthalatçı firmalarımız, mal mukabili ithalat yaparken mutlaka yurtdışındaki ihracatçı firmalardan, peşin ödemede olduğu gibi, ithalat gümrükleme işlemlerinde kendilerine lazım olan bütün belgelerin mutlaka malla birlikte gönderilmesini talep etmelidirler.

5.3. Vesaik Mukabili Ödeme

Vesaik mukabili ödeme şekli, ihracatçının mal bedelini beklemeksizin yüklemeyi gerçekleştirerek kıymetli evrak hükmündeki belgeleri banka kanalıyla ve bir ödeme talimatıyla ithalatçının bankasına göndermesi ; ithalatçının da gümrükleme işlemi için kendisine gerekli olan evrakları kendi bankasından mal bedelini ödeyerek alıp gümrüğe gelen malını çekmesi şeklinde işleyen bir ödeme şeklidir.

Vesaik mukabili ödeme şeklinin temel aşamaları şu şekilde sıralanabilir :

– İhracatçı, satış sözleşmesinde belirtilen malları, yükleme tarihinde nakliyeciye teslim eder ve ihracat işlemini gerçekleştirir.

– İthalatçının gümrükleme işlemi için kendisine gerekli olan belgeleri ihracatçı, bankası kanalıyla ithalatçının bankasına gönderir.

– İthalatçı, kendi bankasına giderek mal bedelini ödeyerek belgeleri bankadan teslim alır ve ithalat işlemini gerçekleştirir.

– İthalatçının bankası, almış olduğu mal bedelini ihracatçının bankasına ihracatçıya ödenmek üzere yollar.

5.4. Kabul Kredili Ödeme

Kabul kredili ödeme şekli, temelde vesaik mukabili, mal mukabili veya akreditifli ödemenin vadeli olması durumunda ihracatçının evraklarla birlikte ithalatçıya imzalaması için bir poliçe göndermesi ve alacağını bir poliçeye bağlaması esasına dayalı bir ödeme şeklidir.

Kabul kredili ödeme şeklinde karşımıza çıkan poliçelerin, ihracatçı firmalar tarafından ithalatçının bankasınca aval verilmek ( yani kefil olunmak ) için imzalatıldıklarına şahit oluruz. Bu durum, ithalatçının yanısıra bankanın da güvencesini olaya ilave etmesi açısından ihracatçılar için artı bir güven kaynağı olmaktadır. Ancak bu noktada bankanın aval masraflarının da gündeme geleceği unutulmamalı ve ihracatçı firmaların böyle bir taleple ithalatçılarımızın karşısına çıkmaları durumunda bu masrafların kime ait olacağı karşılıklı olarak karara bağlanmalıdır.

5.5. Akreditifli Ödeme

Akreditif, ithalatçının talebi üzerine ithalatçının ülkesindeki bir bankanın, gerekli şartların yerine getirilmesi durumunda ( ki bu şartlar genellikle yükleme evraklarının bankaya ibrazıdır) ihracatçıya mal bedelinin kendi ülkesinde tespit edeceği bir banka kanalıyla ödeneceği garantisinin verilmesi şeklinde tanımlanabilir.

İhracatçı açısından bu tür bir güvence taşıyan akreditifli ödeme şekli, ithalatçı açısından da malların ve gerekli belgelerin sağlıklı biçimde eline geçmesini, aksi takdirde mal bedelinin ödenmeyeceğini garanti altına alan bir ödeme şekli olarak karşımıza çıkar. Bu güvenceyi de ihracatçıya yine bir banka vermektedir.

Vesaik mukabili ödemede bankalar sadece tahsil işlemleriyle ilgilenip asıl taraf olarak, ihracatçı ve ithalatçı söz konusu olurken ve ihracatçı malın çekileceğine dair yalnız ithalatçının taahhüdüne güvenirken, akreditifte buna ilave olarak ithalatçının ve ihracatçının bankası da sorumluluk altına girmektedir. Bu bakımdan akreditifte dört taraf mevcuttur :

A) Amir ( Applicant : İthaltçı )

Akreditifin açılması için kendi bankasına emir veren kişidir. Bu kişi de uluslararası kurallar gereğince ithalatçı firmadır. İthalatçı, akreditifin açılmasıyla birlikte, ilk istek üzerine bankasına mal bedelini ödemeyi kabul etmiş olur.

B) Amir Banka ( Opening or Issuing Bank )

İthalatçının akreditifi açtığı kendi bankasıdır. Amir banka, ihracatçının ( lehdarın ) ülkesindeki bir banka ( muhabir banka ) aracılığıyla ihracatçıya akreditifin açıldığını haber verir.

C) Lehdar ( Beneficiary : İhracatçı )

Lehine akreditif açılan şahıs, yani ihracatçıdır. Akreditif sözleşmesine göre lehdar, malları satış sözleşmesinde belirtilen zamanda sevk etmek ve gerekli belgeleri vaktinde bankaya ibraz etmekle yükümlü olan taraftır.

D) Aracı Banka ( İntermediary Bank )

Lehdarın ( ihracatçının ) ülkesinde bulunan ve akreditifin açıldığını ihracatçıya haber veren, ihracatçının ithalatçıya göndereceği belgeleri kabul ederek ödemeyi lehdara yapan bankadır. Aracı bankanın, lehdara karşı sorumluluğu açısından iki çeşidi mevcuttur.

– İhbar bankası ( Advising Bank )

– Teyit bankası ( Confirming Bank )

İhbar bankası, sadece akreditifin açıldığını haber veren bankadır. Ödeme sorumluluğu yoktur. Sadece belgelerin amir bankaya sevkini gerçekleştirir. Teyit bankası ise, lehdara mal bedelini ödeme sorumluluğunu üstlenmiş olan, diğer bir ifadeyle akreditife taraf olup garanti veren bankadır.

5.5.1. Akreditifin işleyiş şekli

Akreditif işleminin temel aşamaları şu şekilde sıralanabilir :

a) İthalatçı ve ihracatçı firmalar belli bir mal alım – satım işlemi için öncelikle akreditif yoluyla ödeme yapılacağında anlaşırlar ve hangi bankalarla çalışmak istiyorlarsa bunları karşılıklı olarak birbirlerine bildirirler.

b) İthalatçı firma, bu anlaşmaya dayanarak, ihracatçının kendisine göndermiş olduğu proforma şartları çerçevesinde kendi bankasına müracaat ederek ihracatçı lehine bir akreditif açılması için talepte bulunur.

c) İthalatçının bankası, yani amir banka, kendisi de olaya taraf olacağı için ithalatçıdan mal bedeli ( veya akreditif bedeli ) kadar bir güvence veya teminat isteyerek akreditifi açar.

d) Akreditif açıldıktan sonra ihracatçının bankasına swift mesaj ile gönderilir.

e) İhracatçının bankası, durumu müşterisine ( ihracatçıya ) bildirir.

f) İhracatçı, lehine açılan akreditifi inceleyerek 7 iş günü içinde yapılmasını talep ettiği herhangi bir değişiklik var ise bankasıyla ve müşterisiyle ( ithalatçı firma ile ) temasa geçer. Aksi takdirde akreditif metninin kabul etmiş sayılır.

g) İhracatçı, akreditif şartları doğrultusunda malı zamanında hazırlayarak ithalatçıya gönderilmek üzere nakliyeciye teslim eder.

h) Malın yüklemesini takiben, yine akreditifte belirtilen süre içersinde yüklemeyle alakalı belgeleri bankasına götürüp teslim eder ve akreditifin türüne göre gerekli zamanda mal bedelini talep eder.

i) Banka kanalıyla ithalatçıya ulaşan evrakları, ithalatçı bankasından alarak gümrüğüne gelen malı gümrükten çeker. Akreditif türüne göre gerekli zamanda mal bedelini bankaya öder.

5.5.2. Akreditif metninin analizi

Akreditif metninde olabilecek başlıklar ve bunların ne anlama geldiği aşağıda verilmiştir.

Application Header : Bu bölümde yazan banka adı, ithalatçının bankası, yani akreditifi açan bankadır. İhracatçılar, evrak doldururken konşimento üzerine bu bankayı alıcı olarak göstereceklerdir.

Form of Doc. Credit : Burada akreditifin dönülebilir veya dönülemez bir akreditif olup olmadığı yazar.

Doc. Credit Number : Bu bölümde bulunan numara, akreditif numarası olup, ithalatçı ile banka arasındaki iletişimi sağlayan numaradır.

Date of Issue : Akreditifin açıldığı tarihi belirtir.

Expiry : Akreditifin geçerli olduğu vade tarihidir.

Applicant : Akreditifi açan firmanın, yani ithalatçının adının ve adresinin olduğu bölümdür.

Beneficiary : İhracatçının adının ve adresinin bulunduğu bölümdür.

Amount : Akreditif meblağının yazılı olduğu bölümdür.

Available with / by : İhracatçı ve dolayısıyla ödemeyi yapacak bankanın adının yazılı olduğu bölümdür.

Deferred Paym : Akreditifin vadeli olduğunu gösteriri ve vade tarihini yazar.

Partial Shipment : Yüklemenin partiler halinde yapılıp yapılmayacağına ilişkin ibare yer alır.

Transshipment : İhracata konu olan malın taşınması esnasında aktarma yapılıp yapılmayacağına izin veren bölümdür.

Loading in Charge : Yüklemenin yapılacağı yeri belirten bölümdür.

For Transport to : Malın nereye gönderileceği ile ilgili bilgileri içerir.

Latest Date of Shipment : Son yükleme tarihini yazan bölümdür.

Description of Goods : Mal tanımı yazılıdır. Bu bölümde herhangi bir proformaya atıf yapılıyorsa bu ibarenin de ihracat evraklarına yazılması gerekir.

Documents Required : İstenen evrakların neler olduğu burada belirtilir. İhracatçı bu belgeleri süresi içinde bankaya ibraz etmekle yükümlüdür.

Additional Conditions : Akreditifle ilgili ilave şartlar isteniyorsa bu bölümde belirtilir.

Details of Charges : Akreditiften doğan masrafların kime ait olduğu yazılıdır. Genellikle ithalatçının ülkesindeki masraflar ithalatçıya, ihracatçının ülkesindeki banka masrafları da ihracatçıya aittir.

Presentation Period : Akreditifte istenen belgelerin bankaya ibraz süresinin yer aldığı bölümdür.

Confirmation : Akreditifin teyitle alakalı özellikleri bu bölümde yer alır.

6. İTHALAT İŞLEMLERİNDE KULLANILAN BELGELER

İthalatta kullanılan belgeler dört ana grupta incelenebilir.

I. Ticari Belgeler

II. Sevk belgeleri

III. Sigorta Belgeleri

IV. İthalat İçin Grekli Olan Diğer Belgeler

6.1. Ticari Belgeler

Bu tür belgelerden anlaşılan genellikle malın normal alım-satım işlemlerinde de kullanılan faturalardır.

Proforma Fatura ( Proforma Invoice )

İthalat işlemlerinde ihracatçı firmanın bir teklif niteliğinde ithalatçı firmaya göndermiş olduğu faturalara verilen isimdir.

Ticari Fatura ( Commercial Invoice )

İthalat ve ihracat işlemine konu olan malın satış sözleşmesi çerçevesinde nihai satış işlemi gerçekleştirildikten sonra ihracatçı tarafından düzenlenen belgelerdir. Bütün gümrük işlemleri, ithalat işlemleri, kambiyo taahhüt kapama işlemleri, resmi muhasebe kayıtları bu fatura üzerinden yapılır.

Konsolosluk Faturası

Ticari faturaların, satılan malın gönderileceği ülke konsolosluğuna onaylatılması söz konusu olduğunda, bu onaylanan faturaya konsolosluk faturası denir.

Navlun Faturası

Satış sözleşmesinde navlun ücretinin ihracatçı tarafından ödenmesi şartı yer alıyorsa konşimentoya “ navlun peşin ödenmiştir “ ibaresinin yazılması gerekmektedir. Bazen konşimento üzerinde bu ibarenin bulunmaması ve konşimentodan navlunun ödendiğine ilişkin herhangi bir anlam çıkartılamaması halinde, ek bir belge olarak nakliyeciye ödenen navlunu gösterir faturanın ilgili mercilere ibrazı gerekebilmektedir. Bu amaçla düzenlenen faturaya dış ticaret dilinde navlun faturası denilmektedir.

6.2. Sevk Belgeleri

Sevk belgeleri, genel anlamda, ihracat ve ithalata konu olan malların nakliyeciye teslim edilerek yüklendiğini gösteren ve varış yerine gönderilme esaslarını içeren nakliyeci tarafından düzenlenen belgelerdir.

Konşimento ( Bill of Lading )

Malın, taşıma şirketine satış sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde teslim edildiğini, gemiye yüklendiğini ve ithalatçıya gönderilmek üzere çıkarıldığını gösteren bir taşıma belgesi olup, deniz yoluyla taşıma işlerinde kullanılmaktadır.

Taşıma Senetleri ( Waybills )

Denizyolu taşımacılığının dışında, havayolu, demiryolu ve karayoluyla taşımalar esnasında düzenlenen taşıma belgelerine verilen genel isimdir. Bunların konşimentodan farkı, malın mülkiyetini teslim etmemesi ve ciro ile devrinin mümkün olmamasıdır.

Başlıca taşıma senetleri ; Havayolu taşıma senedi, Demiryolu taşıma senedi, Karayolu taşıma senedi, FIATA Taşıma belgeleri, Nakliyeci makbuzu, Posta makbuzu, Umumi mağaza makbuzu, Dok makbuzu’ dur.

6.3. Sigorta Belgeleri

İhracata konu olan malların alıcının ülkesine sevki gerçekleştirilirken, taşıma sırasında karşılaşılabilecek olan risklere karşı sigortalanması gerekmektedir. Satış sözleşmesinde belirlenen teslim şekline göre ihracatçı veya ithalatçının ya da belli bölümler halinde her ikisinin birden üstleneceği bu sigorta işlemleri sırasında da bazı belgeler düzenlenmekte ve bunların bankalara ibrazı gerekmektedir.

Sigorta Poliçesi ( Insurance Policy)

Sigorta poliçesi, malların taşınması esnasında uğrayabileceği zararlara karşı sigorta şirketi veya onun adına hareket eden acente, simsar veya sigorta komisyoncusu tarafından düzenlenen belgeleridir. Sigorta poliçesi, ada, emre veya hamiline düzenlenebilen bir tür kıymetli evrak niteliğindedir ve gerektiği zaman ciro ile devri mümkün olabilmektedir.

Sigorta Şahadetnamesi ( Insurance Certificate )

Bir ana sigorta poliçesine atıf yaparak, malların sigortalandığını gösterir nitelikteki sigorta acenteleri tarafından düzenlenen sigorta belgeleridir. Dış ticaret işlemlerinde ana poliçe hükmünde işlem görür ve daha hızlı iş akışını temin eder bir belge olması sebebiyle sıklıkla karşılaşılan sigorta belgesi budur.

Diğer ithalat belgeleri ise şunlardır :

– ATR Belgesi

– EUR1 Belgesi

– Menşe şahadetnamesi ( Certificate of Origin )

– Çeki Listesi ( Certificate of Weight )

– Paket / Koli Listesi ( Packing List )

– Ekspertiz veya Analiz Raporu ( Certificate of Quality or Analysis )

– Gözetim Belgesi ( Inspection Certificate )

– Sağlık Raporu ( Health Certificate )

– Ordino

– Ata Karnesi

7. ÖDEME ŞEKİLLERİNE GÖRE İTHALAT İŞLEMLERİ VE İŞ AKIŞI

7.1. Akreditifli İthalat

1) İthalatçı firma, yurtdışında ihracatçı firma ile yapmış olduğu sözleşme gereğince kendisine ulaşan proforma faturayı inceleyerek, sözleşme şartlarına uygun olup olmadığını kontrol eder.

2) Proformanın sözleşmeye uygunluğu onaylandıktan sonra, bankası ile görüşüp ihracatçı lehine bir akreditif açılmasını temin eder. Bu işlem için bankaya ; dilekçe, proforma fatura, akreditif açma teklif mektubu ile müracaat etmesi gerekir.

3) Banka, akreditifi açtıktan sonra ithalatçı firmaya akreditif metnini fakslayarak onay ister. İthalatçı firma, akreditif mektubunu dikkatle inceleyerek doğruluğundan emin olduktan sonra ihracatçıya gönderilmek üzere bankasına onay verir. Ayrıca, işlemlerin hızlı yürütülmesi ve ticari ciddiyet ve firma imajı açısından akreditif metnini ihracatçıya fakslayarak durumdan haberdar etmesi doğru olur.

4) Yurtdışındaki ihracatçı firma, kendisine ulaşan akreditif metni çerçevesinde sözleşme kapsamındaki malların yüklemesini gerçekleştirerek, durumdan ithalatçıyı haberdar eder. Akreditif şartları doğrultusunda nasıl hareket etmesi gerekiyorsa, ithalatçı için gerekli olan evrakları da ya doğrudan ithalatçıya ya da banka aracılığıyla ithalatçının emrine gönderir.

5) İthalatçı firma, ülkesindeki gümrüğe gelen malın gümrükleme ve ithalat işlemlerini yapmak üzere öncelikle gerekli olan evrakları bankasından almak zorundadır. Bu nedenle, bankasına ödemeyi yaparak evrakları bankadan alır. Bu noktada, özellikle konşimentonun, bankası tarafından ciro edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

6) İthalatçı firmalar, görüldüğünde ödemeli ( at sight ) akreditifte parayı bankaya ödediğine dair Döviz Satım Belgesi ( DSB ) veya banka dekontunu ; vadeli akreditifte ise bankaya yatıracağı %3 oranındaki KKDF makbuzunu bankasından almalıdır. Bu belgeler, gümrük tarafından kendisinden talep edilecek, ibraz edilmediği takdirde gümrükleme ve ithalat işlemi gerçekleştirilmeyecektir.

7) İthalatçı firma, bankasından almış olduğu cirolu konşimento ile nakliyeci şirkete müracaat ederek, malın mülkiyetinin ve tesliminin devredilmesine imkan tanıyan ordinoyu nakliyeci şirketten alır.

8) Bütün bu işlemlerden sonra gümrükleme firması ile temasa geçerek ilgili belgeleri (ordino, orijinal fatura, çeki listesi, DSB veya banka dekontu, gümrük beyannamesi, konşimento fotokopisi, A.B. üyesi bir ülkeden geliyorsa ATR belgesi, gerekli ise menşe şahadetnamesi, sigorta poliçesi, malın özelliğine göre diğer izin ve belgeler, K.D.V. ve varsa gümrük vergileri için ilgili gümrük giriş saymanlık müdürlüğü adına tanzim edilmiş günlük bloke çek ) hazırlayarak ilgili gümrük giriş müdürlüğüne malların ithalat işlemleri için müracaat eder.

9) Gümrükleme işlemleri tamamlanıp, mallar sağlıklı bir biçimde ithalatçı firmanın deposuna geldikten sonra ithalatçıların yapması gereken işlemlerden geriye bir tek kambiyo taahhüt hesabını gümrük onaylı faturanın aslı, gümrük beyannamesinin fotokopisi ve gümrük vezne alındı makbuzu fotokopisi ile kapatmak için ilgili banka şubesine müracaat edilmesi yeterlidir.

7.2. Vesaik Mukabili İthalat

1) Vesaik mukabili ithalat işleminde ithalatçı firma, yapılan sözleşme gereğince kendisine ulaşan proforma faturaya onay vererek ihracatçı firmaya fakslar.

2) İhracatçı firma, malları hazırladıktan sonra ithalatçı firmaya gönderilmek üzere nakliyeci ile temasa geçip malları yükler. Yüklemeden sonra gerekli evrakları bankasına ibraz ederek, ithalatçının bankasına ulaştırılmasını temin eder.

3) İthalatçı, bankasına ulaşan evrakları bankadan alırken mal bedelini bankaya öder ve karşılığında DSB veya banka dekontu alır. Ayrıca yükleme evraklarını alırken, konşimentonun da banka tarafından ciro edilmesine dikkat etmelidir.

4) İthalatçı firma, bankasından aldığı cirolu konşimento ile nakliyeci firmanın ülkesindeki acentasına müracaat ederek ordinoyu talep eder.

5) İthalatçı, ordinoyu da aldıktan sonra, gümrükleme şirketine ilgili belgeleri ( ordino, orijinal fatura, çeki listesi, DSB veya banka dekontu, gümrük beyannamesi, konşimento fotokopisi, A.B. üyesi bir ülkeden geliyorsa ATR belgesi, gerekli ise menşe şahadetnamesi, sigorta poliçesi, malın özelliğine göre diğer izin ve belgeler, K.D.V. ve varsa gümrük vergileri için ilgili gümrük giriş saymanlık müdürlüğü adına tanzim edilmiş günlük bloke çek ) vererek malların gümrükleme ve ithalat işlemlerinin gerçekleştirilmesi noktasında talimat verir.

6) Malların sağlıklı bir biçimde gümrükleme ve ithalat işlemleri yapıldıktan sonra ithalatçı firma olarak belgelerin gelmiş olduğu bankaya ilgili evrakları ( gümrük tasdikli faturanın orijinali, gümrük beyannamesi fotokopisi, gümrük vezne alındı makbuzu fotokopisi ) ibraz ederek kambiyo mercileri karşısında yükümlü olunan kambiyo taahhüt hesabının da kapamasının yapılması gerekmektedir.

7.3. Mal Mukabili İthalat

1) Mal mukabili ithalat işlemlerinde, ithalatçı firmaların öncelikle yapmaları gereken herhangi bir işlem olmayıp, sadece sözleşme çerçevesinde kendisine ulaşan proforma faturaya onay verdikten sonra ihracatçının kendisine malı göndermesini beklemektir.

2) İhracatçı firma, ithalat işlemine konu olan malların yüklenmesini gerçekleştirdikten sonra durumdan ithalatçıyı haberdar eder. İthalat için gerekli olan evrakları doğrudan ithalatçıya ya kargo şirketi ile ya da malla birlikte gönderir.

3) Sigorta yapma sorumluluğu ithalatçı firmaya ait ise ithalatçı firma, yükleme haberini alır almaz malların sigortalanmasını temin eder.

4) İthal konusu malzemeler ülkesine ulaştığı ve nakliyecisinden varış ihbarını aldığı anda öncelikle nakliyecisine müracaat ederek ordinosunu teslim alır.

5) Mal bedelini anında transfer etmek isterse peşin ithalattaki gibi bankasına müracaat ederek DSB veya banka dekontunu alır ; yok eğer mal bedelini ihracatçı firmaya daha sonra ödeyecek ise o takdirde 53 oranında KKDF’ nu bankaya yatırarak fon makbuzunu bankadan alır.

6) Bütün bu işlemlerin ardından gümrükleme şirketine ilgili belgelerle (ordino, orijinal fatura, çeki listesi, DSB veya banka dekontu, gümrük beyannamesi, konşimento fotokopisi, A.B. üyesi bir ülkeden geliyorsa ATR belgesi, gerekli ise menşe şahadetnamesi, sigorta poliçesi, malın özelliğine göre diğer izin ve belgeler, K.D.V. ve varsa gümrük vergileri için ilgili gümrük giriş saymanlık müdürlüğü adına tanzim edilmiş günlük bloke çek ) müracaat ederek malların gümrüklenmesinin ve ithalatının yapılması için talimat verir.

7) ithalatçı firma, malları gümrükten sağlıklı bir biçimde çekilmesinin ardından ithal konusu malın bedeli hangi tarihte yurtdışındaki ihracatçı firmaya transfer edilecek ise o tarihte ödemenin yapılacağının bilincinde olmalı ve ödeme talimatı ile birlikte gümrük onaylı fatura aslı, gümrük beyanname fotokopisi ve gümrük vezne alındı makbuzu fotokopisini bankasına ibraz ederek kambiyo taahhüt hesabının kapanmasını temin etmelidir.

7.4. Peşin İthalat

1) ithalatçı firma, ihracatçı ile yapmış olduğu anlaşma gereğince kendisine ulaşan proforma fatura kapsamındaki mal bedelini ilgili banka aracılığıyla ihracatçı firmaya transfer eder ve DSB veya banka dekontunu bankadan alır.

2) Parayı transfer ettiğine dair bankadan aldığı transfer swiftini ihracatçı firmaya fakslayarak kendisini durumdan haberdar eder ve sözleşmedeki zaman ve şartlar doğrultusunda malların yüklenmesini talep eder.

3) İhracatçı firma malı yüklediği zaman ithalatçı firmayı uyarır ve malın sevkıyat süresine göre ya evrakları malla birlikte ya da bir kargo şirketi ile yollar.

4) İthalatçı firmanın, malın yüklendiğini haber aldığı zaman unutmaması gereken bir diğer önemli husus da sigorta konusudur. Şayet yapılan sözleşme gereğince sigorta yaptırma sorumluluğu ithalatçı firmaya ait ise yükleme detayları firmaya ulaşır ulaşmaz hemen sigorta işlemini başlatmak gerekir.

5) Mallar ihracatçının ülkesine ulaşır ulaşmaz, öncelikle ithalatçı nakliyeci firmadan ordinoyu istemelidir.

6) Ordinonun da alınmasından sonra ithalatçı firma ilgili belgeler (ordino, orijinal fatura, çeki listesi, DSB veya banka dekontu, gümrük beyannamesi, konşimento fotokopisi, A.B. üyesi bir ülkeden geliyorsa ATR belgesi, gerekli ise menşe şahadetnamesi, sigorta poliçesi, malın özelliğine göre diğer izin ve belgeler, K.D.V. ve varsa gümrük vergileri için ilgili gümrük giriş saymanlık müdürlüğü adına tanzim edilmiş günlük bloke çek ) ile birlikte gümrükleme şirketine müracaat ederek malların gümrüklenmesi için talimat verir.

7) Malların gümrükten çekilmesini takiben ithalatçı firmalar gümrük onaylı faturanın aslı, gümrük beyannamesinin fotokopisi ve gümrük vezne alındı makbuzu ile parayı transfer ettikleri bankaya müracaat ederek kambiyo taahhüdü hesabını kapatırlar.

8. İTHALATIN FİNANSMANI

İthalatın finansmanı; geniş anlamda, firmaların dahildeki yatırımları için gereksinim duydukları yatırım mallarının ithalatında kullanılan ve genellikle ticari bankalar veya kalkınma bankaları tarafından sağlanan dış kredilerin yanı sıra diğer bazı finans imkanlarını da kapsamaktadır. İthalatın alternatif finansman olanaklarından bazıları şunlardır:

Akreditif Kredisi

Bir akreditifin açılmasını müteakip genellikle akreditif bedelini amir banka derhal ithalatçıdan tahsil eder. Eğer amir banka; akreditif bedelinin bir kısmını tahsil ederse veya malların teslim alınması veya malların satılıp bedellerinin ödenmesine kadar ithalatçıdan hiçbir tahsilatta bulunmuyorsa, bu durumda kısmen veya tamamen ithalatçı lehine bir akreditif kredisi açılmış bulunmaktadır.

Akreditifli ödeme şeklinde, malları temsil eden vesaikler ibraz edilinceye kadar ihracatçıya ödeme yapılmamakta, dolayısıyla ithalatçıdan da tahsilat yapılmamaktadır. Bu süre içinde, amir bankanın yetkili banka aracılığıyla ihracatçıya bir ödeme taahhüdü söz konusudur. Bu şekildeki akreditif kredisi, gayri nakdi kredi niteliğindedir. Amir bankaca, lehdara yapılan ödemeyi müteakip, mal bedelinin ithalatçıdan tahsil edilememesi durumunda nakdi kredi işlemeye başlamıştır.

Vesaik Mukabili Ödeme Kredisi

İthalat vesaik mukabili yapıldığında, ithalatçı adına keşide edilen poliçenin; görüldüğünde ödemeli veya vadeli olmasına göre kredi ilişkisi farklılık arz etmektedir.

İhracatçı, görüldüğünde ödemeli bir poliçe keşide ederse, ithalatçı vesaiki teslim aldığı anda mal bedelini ödemek zorundadır. İthalatçı, ödemeyi derhal yaparsa, herhangi bir ithalat kredisi söz konusu değildir. İthalatçı, mallar gelinceye kadar veya malları teslim aldıktan sonra poliçe bedelini, bankasından kredi temin ederek ödeyebilir. Bu durumda, mal teslimine kadar ithalat aşaması finansmanı, malları teslim alışını müteakip ise ithalat sonrası finansmanı söz konusudur.

İthalatçının, vadeli bir poliçeyi kabul etmesi durumunda, mallar geldikten sonra vade sonuna kadar bir ödeme yapılmayacaktır.

Mal Mukabili Ödemede İthalat Kredisi

Mal mukabili ödemede, malın sevk ve teslim alınması sırasında geçen süre esnasında satıcı, alıcıya faizsiz kredi vermiş durumundadır.

Aval ve Kabul Kredisi

Bankanın, vadeli poliçeye aval vermesi veya bizzat poliçeyi kabul etmesi, aval ve kabul kredisi olarak adlandırılır. Aval ve kabul kredileri, gayri nakdi nitelik arz ederler. Çünkü banka, aval kredisinde kefil, kabul kredisinde asıl borçlu sıfatıyla ihracatçıya karşı poliçenin zamanında ödeneceğine dair ithalatçı adına garanti vermektedir.

Leasing

İhtiyaç duyulan malı satın almak için yeterli finansman temin edilemediği zaman leasing bir çözüm olmaktadır. Zira leasing, yatırım projesinin tümünü finanse eder ve firma fonlarını başka alanlarda serbestçe kullanabileceği için firmanın finansman kapasitesi artmaktadır.

9. TOPRAK AKRİLİK KÜVET İŞETMESİ’NDE İTHALAT UYGULAMASI

Çalışmanın bu bölümünde; Eskişehir’de faaliyette bulunan, mamullerinin üretiminde %80 oranında ithal hammadde kullanan bir işletmede gerçekleştirilen ithalat işlemlerine ilişkin uygulamalara, ithalatın finansmanı konusuna ve işletmenin dış ticarette karşılaştığı riskler ve diğer sorunlara yer verilmiştir.

9.1. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi Hakkında Genel Bilgi

Toprak Akrilik Küvet, 1995’te üretime başlamış olup, 5100 m2’lik kapalı alanda en yeni teknoloji ile üretim yapmaktadır. İtalyan teknolojisi ile üretim yapan tesiste; hidromasajlı, panelli ve kabuk küvetler, panelli ve kabuk duş tekneleri, duş kolonları ve çok fonksiyonlu shower box’lar üretilmektedir.

Kuruluş, yurt içinde ve yurt dışında kalitesini ve üstünlüğünü kısa sürede kabul ettirmiş ve pazar payını %40’lara yükseltmiştir.

9.2. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nde İthalat İşlemleri ve Uygulamalar

Toprak Akrilik Küvet İşletmesi, ürettiği ürünlere ilişkin hammadde ve yardımcı maddelerin %80’i ithal etmektedir. İşletme öncelikle, ihtiyacı olan malzemeleri hangi firmalardan alacağına dair bazı araştırmalar yapmaktadır. Bu araştırmalar doğrultusunda; uygun fiyata kaliteli üretim yapan ve en önemlisi de güven içinde ticari ilişkiler yapabileceği firmaları belirlemeye çalışmaktadır. İşletme halihazırda, gerek Avrupa Birliği üyesi ülkelerde gerekse diğer ülkelerde faaliyet gösteren pek çok firmadan mal almaktadır.

İşletme ithalat yapacağı firmayla irtibata geçerek kendisinden mal almak istediğini belirtmekte ve daha sonra karşılıklı görüşme ve yazışmalarla şartlar belirlenmektedir. Bu kapsamda, satın alınmak istenen malın özellikleri, miktarı, ihtiyaç zamanı gibi hususlar işletme tarafından ihracatçı firmaya iletilmekte ve ihracatçı firma da şartlarını ortaya koymakta, yani malın satış fiyatını, ne zaman gönderilebileceğini belirtmektedir. Bu görüşmelerde ayrıca; malın teslim şekli, işletmenin malın bedelini ödeme şekli de karara bağlanmaktadır. Bütün bu karşılıklı görüşmeler ve pazarlıklar sonucu, taraflar arasında satış sözleşmesi yapılmaktadır.

Varılan anlaşmayla beraber proforma fatura, ihracatçı firma tarafından Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’ne gönderilir. Gönderilen proforma fatura şartlara uygunsa onaylanır.

Raporun sonuna, Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nin geçmiş dönemlerde yaptığı bazı ithalat işlemlerinde kullanılan belgeler eklenmiştir. Bunlar; PIOVAN firmasıyla yapılan ithalatta kullanılan proforma fatura ve ticari fatura, JTC firmasıyla yapılan ithalatta kullanılan proforma fatura ve ticari fatura ve RÖHM firmasıyla yapılan ithalatta kullanılan ATR belgesi ve ticari faturadır. Bu belgelerde; teslimat ve ödeme şekilleri de belirtilmiştir.

PIOVAN firmasından gerçekleştirilen ithalatta, proforma faturada da görüldüğü gibi, Toprak Akrilik ödemeyi akreditifli olarak yapmıştır. Akreditif, %100 dönülemez (%100 Irrevocable) ve teyitlidir (Confirmed). Bu durumda PIOVAN firması, malları hazırlayıp gerekli evrakları bankasına verdiği anda parasını alma hakkı kazanmaktadır.

Toprak Akrilik, PIOVAN firmasıyla yapılan anlaşma gereği (proforma faturada da görüldüğü üzere) malları PIOVAN firmasının ambarından alacaktır (EX-WORKS).

JTC firmasıyla yapılan anlaşma gereği ise ödeme vesaik mukabili yapılmıştır (Cash Against Documents CAD). JTC firması, malları hazırlayıp, gerekli evrakları ithalatçının bankasına göndermiş, Toprak Akrilik de mal bedelini ödeyip belgeleri almıştır. Burada da yine teslimat JTC firmasının ambarında gerçekleşmiştir.

RÖHM firmasından gerçekleştirilen ithalatın ödeme şekli de tıpkı PIOVAN firmasından yapılan ithalatta olduğu gibi akreditif olmasına rağmen, burada ödeme vadelidir. Bir başka deyişle vadeli akreditif söz konusudur. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi ödemeyi malları teslim aldıktan 180 gün sonra yapmıştır. RÖHM’den yapılan ithalatın teslim şekli de farklıdır. RÖHM firması malları; navlun ödenmiş, sigorta yapılmış bir şekilde Eskişehir’e ulaştırmıştır. Ayrıca ülkesindeki ihracat ve gümrük masraflarını da karşılamıştır.

Yukarıda, Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nin geçmiş dönemlerde yaptığı ithalatlara ilişkin verilen örneklerde, görüldüğü gibi değişik uygulamalar mevcuttur. İşletme genelde ödemelerini akreditifli olarak gerçekleştirmektedir. Bunun yanında peşin ödeme ve vesaik mukabili ödeme uygulamaları da vardır. Tabii ki ödeme şekli finansman durumuna bağlıdır. Küçük miktarlar için genelde peşin ödeme yapılmaktadır.

9.3. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nde İthalatın Finansmanı

Toprak Akrilik Küvet işletmesi, ithalat ödemelerini genellikle akreditifli olarak yapmaktadır. Bu akreditifli ödemelerin bazıları vadelidir. Yukarıdaki bölümde de işletmenin böyle bir uygulamasına değinilmiştir. Vadeli akreditifte işletme, mallarını kredili olarak satın almaktadır. Dolayısıyla bu durumda işletme, ihracatçı firma tarafından finanse edilmiş olmaktadır. Kredili alım sadece vadeli akreditif kullanılarak yapılmamaktadır. Toprak Akrilik, bazı yabancı firmalardan direkt olarak, arada banka ya da başka bir garantör olmaksızın, kredili alım yapmaktadır.

İşletme, peşin ödeme ya da vesaik mukabili nakit ödeme yapması gereken durumlarda bazen, anlaşmalı olduğu bankanın kredisini kullanmak suretiyle de gerçekleştirdiği ithalatı finanse edebilmektedir. Ödeme, Toprak Akrilik’in bankası aracılığıyla ihracatçı firmanın bankasına yapılmakta, Toprak Akrilik de kendi bankasına borçlanmaktadır. Bunun yanında işletme, bizzat çeşitli bankalardan kredi çekerek de ithalat masraflarını karşılamaktadır.

Toprak Akrilik Küvet İşletmesi, bazı bankalarla yaptığı sözleşmelerle, ithalatının finansmanında kullandığı kredilere yönelik, belli bir dönem için belli bir hacim belirlemektedir. Bu hacmin belirlenmesinde işletmenin kredi değerliliği önemli bir unsur olmaktadır. Ayrıca bankalar böyle bir sözleşme yaparken, işletmeden bazı karşılıklar ve belli bir miktar mevduat bulundurmalarını istemektedirler.

Toprak Akrilik geçmiş yıllarda Eximbank kredilerinden de yararlanmakta iken, son yıllarda Eximbank kredisi kullanmamıştır.

İşletme, ithalat ödemelerinde kendi özkaynaklarından da yararlanmaktadır. Toprak Akrilik’in; banka ve satıcı kredisi yanında özkaynaklarını da ithalatının finansman olanaklarından biri olarak gösterebiliriz.

9.4. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nin İthalatta Karşılaştığı Riskler ve Sorunlar

Toprak Akrilik Küvet İşletmesi yurt dışından çok miktarda hammadde ve malzeme ithal etmekte olan bir işletmedir. Satın aldığı malların bedelini de döviz olarak ödemektedir. Bu durumda, hele bugünkü şartlarda, işletmenin çok büyük bir kur riski ve ödeme güçlüğü ile karşı karşıya olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İşletme, döviz kurlarının dalgalanmaya bırakılması ile birlikte büyük zararlara uğramıştır. Vadesi gelen ithalat ödemelerini yapamaz duruma gelmiştir.

Son aylarda yaşanan bu olağanüstü durumun dışında da işletmenin mal ithal etmesinden kaynaklanan zararı mevcuttur. İşletme ödemelerini vadeli değil, peşin yapsa da bir kur riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumu şöyle açıklayabiliriz:

Muhasebe sistemimize göre, ithal edilen mal gümrükten girdikten sonra mal bedelinin, o günkü kur üzerinden TL’ye çevrildikten sonra kaydedilmesi gerekmektedir. Yani gider, TL cinsinden yazılmıştır. Hammadde teslim alındıktan sonra üretime verilmekte ve üretim için belli bir süre geçmektedir. Yine bu üretim sürecinde de pek çok gider peşin olarak ödenmektedir. Ardından ürün bayiye verilmekte ve satış vadeli olarak gerçekleşmektedir. Sonuçta satış kazancı oldukça uzun bir süre sonra işletmenin eline geçmiş olmaktadır. Hammaddenin bedelinin ödenip teslim alınmasından, ürünün üretilip satışından gelir elde edilmesine kadar geçen süre içinde döviz kurları aynı kalmamaktadır. Sonuçta işletme, elde ettiği kar ile tekrar geriye dönüp hammadde almaya kalktığında reel olarak bir kayba uğradığını görmektedir. Esasında muhasebe kayıtlarında belki de oldukça yüksek bir kar ortaya çıkmaktadır. Kurda meydana gelen artıştan dolayı uğradığı kaybı satış fiyatına yansıttığı vakit, bu durum başka olumsuzluklara neden olabilecektir. Belki de pazar payını kaybedecek, zamanla küçülmek zorunda kalacaktır.

Bir ithalatçı işletme için en önemli risklerden biri de şüphesiz ki, ihracatçıdan kaynaklanan risktir. Bir başka ifadeyle, mallar ithalatçının istediği özelliklerde üretilmemiş, kusurlu ya da istenmeyen bir kalitede üretilmiş olabilir. Bu risk, Toprak Akrilik için de geçerlidir. İşletme bu tür risklere karşı, satış sözleşmelerinde gerekli hükümlerin bulunmasını sağlamaktadır.

Ayrıca malların taşınması sırasında meydana gelebilecek zararlara karşı da, eğer taşıma yükümlülüğü kendisine aitse, malları sigorta ettirmektedir.

Yukarıda saydığımız risklerin dışında işletme bir de yönetim riskiyle karşı karşıyadır. Sözü edilen yönetim, işletme yönetimi değil ülke yönetimidir. İşletmede edindiğimiz izlenim şudur ki, işletmenin ithalat yaptığı firmalarla hiçbir sorunu yoktur. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi, gerek Avrupa Birliği ülkelerindeki gerekse diğer ülkelerdeki işletmelerle büyük bir güven ve uyum içinde ticari ilişkilerini devam ettirmektedir. Ancak ülke yönetimindeki bozukluk, siyasi istikrarsızlık reel ekonomiye direkt olarak yansımaktadır. Ülkemizde yaşanan bu olumsuzluklar, sözünü ettiğimiz iyi ve yoğun işbirliğinden dolayı, diğer ülkelerdeki işletmeleri de etkilemektedir. Buradan hareketle, Türkiye’nin globalleşme yolunda tahmin edilenden daha fazla yol kat ettiğini de söyleyebiliriz.

Bu saydığımız sorunlara ek olarak; yabancı ülkelerdeki yasalarla ülkemizin yasaları arasındaki uyumsuzluk ve yoğun, engelleyici bürokrasi de inceleme yaptığımız Toprak Akrilik Küvet İşletmesi’nin ithalatta karşılaştığı sorunlar arasında yer almaktadır.

10. SONUÇ VE ÖNERİLER

Tükiye’de 1980 sonrası dış ticarette uygulanan liberal politikalar, genel olarak ithalatı ve ithalat yapan işletmeleri doğrudan etkilemiş ve ithalat; önemle incelenmesi, üzerinde durulması ve takip edilmesi gereken bir hale gelmiştir. Bu çalışmada esasen meseleye makro ekonomik açıdan değil, dış ticaretin finansmanı genel konusu kapsamında, özel bir işletme bazında; ithalat uygulaması, ithalatın finansmanı ve ithalatta karşılaşılan riskler ve sorunlar açısından yaklaşılmıştır.

Yaptığımız çalışma için, Eskişehir’de faaliyet gösteren Toprak Akrilik Küvet İşletmesi seçilmiştir. Toprak Akrilik Küvet İşletmesi, ürünlerinde kullandığı hammadde ve malzemenin büyük bir kısmını ithal etmektedir. İthalat işlemleri, işletmenin bağlı bulunduğu başka bir üst birim tarafından değil, bizzat işletme tarafından gerçekleştirilmektedir.

İşletmede yaptığımız görüşme ve incelemeler sonucunda; işletmedeki ithalat işlemleri ve uygulamalarından hareketle, işletmenin ithalatının finansman olanaklarını, ithalatta karşı karşıya bulunduğu riskleri ve mevcut diğer sorunları belirlemeye çalıştık.

Bu belirlemelere göre, işletmenin ithalatın finansmanı için çok fazla alternatifi bulunmadığını söyleyebiliriz. Mevcut finansman olanakları dışında, Eximbank kredilerinden yararlanması farklı bir seçenek olarak önerilebilir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, işletmenin alternatifleri sınırlı olmasına rağmen işletme elindeki olanakları iyi ve etkili kullanmaktadır.

Yaptığımız çalışmada işletmenin ithalat işlemlerinde; kur riski, ihracatçı riski, taşıma riski ve bütün bunlardan farklı olarak ülke yönetimi riski ile karşı karşıya bulunduğunu belirledik. İşletme ihracatçı riskini sözleşmeye koydurduğu maddelerle, taşıma riskini de mallarını sigorta ettirerek azaltmaya çalışmaktadır. İşletme kur riskini en aza indirmek için de türev araçların kullanım imkanını ve yollarını araştırmalıdır. Gerçi ülkemizde türev ürünler piyasası mevcut değildir. Ancak bazı bankaların bazı müşterilerine uluslararası piyasalardan bu türev ürünleri kullandırdıkları söylenmektedir. Bunun şartlarını bilmemekle beraber, en azından böyle bir imkanın kullanılıp kullanılamayacağının araştırılmasının gerektiğini söyleyebiliriz. Ülke yönetimi riski için ise işletmenin elinden gelen bir şey bulunmamaktadır.

Çalışmanın sonunda vardığımız kanı şudur ki, ülkedeki yönetim bozukluğu birçok alanı olduğu gibi dış ticareti de olumsuz etkilemektedir. Türkiye, globalleşen dünyada yerini almaya başlamıştır. Türk işletmeleri yabancı ülkelerdeki işletmelerle yoğun, iyi ve güven verici bir işbirliği içindedir. Dış ticaret yapan işletmelerimizin yüz yüze bulunduğu sorunlar; yasalarımızdaki eksiklikler, katı bürokrasi gibi ülke yönetiminden kaynaklanan sorunlardır. Diğer başka sorunlarının da kaynağı ne yazık ki aynıdır. Türkiye’nin yeni dünyada hak ettiği yeri alabilmesi için, ülke idarecilerinin yasal düzenlemeleri, yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmeleri ve bunları uygulanabilir hale getirmeleri gerekmektedir.

Previous

Dış Politika Ve Dış Ekonomik İlişkilerin Yönetimi

Dünya Deniz Ticareti

Next

Yorum yapın