Fotografik Temeller

|

FOTOGRAFİK TEMELLER

1.FOTOĞRAF NEDİR?

Genel anlamda fotoğraf , ışığa duyarlı bir katman üzerine bir kamera ile kaydedilmiş görüntüdür. Orijinal kayıtlar elde edilmiş bir kopya da olabilir. Buna pozitif , negatif fotoğraftan söz edilir. Bu kayıt yalnız grinin tonları olabilir , ya da doğal renklere yakın renklerde görülebilir. Büsbütün yapay renklerde görülebilir. Bu nedenle siyah / beyaz , doğal renkli , yapay renkli fotoğraflardan söz edilir.

Son yıllarda sayısal fotoğraf kavramı ile sık sık karşılaşılmaktadır. Bu tür fotoğraflar özel sayısal kavramlarla kayıt edilmiş olabileceği gibi fotoğrafların tarayıcı aletlerde taranarak sayısallaştırılması you ile de elde edilebilmektedir. Siyahtan beyaza gri düzeyleri 256 düzeye ayrılarak tüm fotoğraf bir gri düzeyleri matrisi biçiminde ifade edilebilir. Bu matrisin her elemanı bir fotoğraf elemanına – bir piksel’e – karşılık gelir ve bir gri değerine sahiptir.

2.KISA TARİHÇE

·16. yüzyıl başlarında İtalyan mimar , mühendis ve bilgini Leonardo da Vinci , Camera Obscura’yı tanımlamıştır. Bu alet bir yüzünde delik bulunan kapalı – karanlık bir kutudur. Böyle bir karanlık odanın içinde , delikten geçen ışınlar ters bir görüntü verirler.

·1727’ de bir Alman kimyager Schulze gümüş nitratın güneş ışınlarına karşı duyarlı olduğunu farketmiştir.

·19. yüzyıldan itibaren Fransa , İngiltere ve Almanya’da görüntü kaydı ile ilgili yoğun çalışmalar yapılmıştır.

·Fransa’da Arago , Niepce ve Daguerre tarafından önemli çalışmalar yapılmıştır : 1822’de Niepce , ışığa karşı duyarlı madde olarak asfalt kullanmış ve bu yönteme heliografik işlem adını vermiştir. 1837’de Daguerre , iyot buharına tutulmuş gümüş kaplamalı bakır levhaları üzerine çekilmiş resimlerin civa ile banyo edilebileceğini bulmuştur. Buna Daguerrotip adını vermiştir.

·Fotoğrafçılığın kullanışlı ve pratik hale getirilişi 1871’den sonra , Maddox’un kuru emülsiyonu bulması ile olmuştur. Gümüş tuzları jelatin içinde eritiliyor ve bu cama sürülüyor , sonra da kurutuluyordu. Bu ilaçlı camlar karanlık bir yerde saklanıyor , gerektiğinde kullanılıyordu.

·Fotoğraf sözcüğü daha sonra kullanılmaya başlamıştır. Bu sözcük Yunanca’da Photo ve Graphie sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Işıkla çizmek ya da ışık ile kayıt anlamına gelmektedir.

·Renkli fotoğraf düşüncesi de 1855’e uzanır. Bu tarihte fizikçi Maxvell renkli fotoğrafçılığı pratik olarak tanımlamıştır.

·Sayısal fotoğraf düşüncesi ise oldukça gerilere gitmekle birlikte pratikte bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ile birlikte gelişmiştir. Gelişmeyi hızlandıran diğer bir teknoloji alanıda Uzaktan Algılama sistemleridir.

3. ELEKTROMAGNETİK SPEKTRUM

Elektromagnetik enerji dalga hareketi ile yayılır. Dalga boyunun büyüklüklerine göre bu enerjinin sıralaması ile oluşan elektromagnetik spektrum , şu dalgaları içerir (Şekil 1):

Kozmik ışınlar , Gamma ışınları , X/Röntgen ışınları , Morötesi ışnlar , Görünür ışınlar , Kızıl ötesi ışınlar , Mikro dalgalar , Radyo dalgaları ve diğer dalgalar.

Bunların dalga boyları ile frekansları arasında

γHZ = 3.10 10 λcm = 3.10 10

λcm γHZ

bağıntısı vardır.

3.1. GÖRÜNÜR IŞIK BÖLGESİ

Elektromagnetik spektrumda , insan gözünün algılayabildiği enerji alanı çok az bir yer tutar. Bu bölgenin sınırları 0.4 – 0.7 mikrondur. Bu dalga boyları içinde değişik renkler yer alır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]Şekil 1 – Elektromagnetik spektrumda görünür ışık bölgesi ve renkler

Bütün cisimler üzerine düşen elektromagnetik enerjinin bir bölümünü geriye yansıtırlar. İnsan gözü bu yansıyan enerjiyi algılar. İnsan gözünün duyarlık eğrisi şekil 2’ de gösterilmiştir. İnsan gözünün en duyarlı olduğu renk fıstık yeşilidir.

Fotoğraf emülsiyonlarıda göz duyarlık eğrisine benzer şekilde görünür ışığa duyarlıdır

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

Şekil 2 – Göz duyarlık eğrisi

Morötesi Bölge :

Dalga boyları 0,01-0,4 mikron arasındadır. Yakın morötesi bölgesi (0,3-0,4 μ) atmosferden geçebilen bir bölüm güneş enerjisidir. Cam 0,35 mikron dalga boyuna kadar olan morötesi ışınları geçirir. Morötesi bölgesinde fotoğrafik kayıt yapabilmek için kuartz’lı ve lityum florürlü mercekli özel kameralar kullanmak gerekir. Morötesi ışınların kimyasal etkileri fazla olduğundan fotoğraf emülsiyonlarını etkilerler ve kimyasal reaksiyonları hızlandırır.

Kızılötesi Bölge :

Dalga boyları 0,8-343 mikron arasındaki ışınlardır. Güneş ışınlarında 5,3 mikron dalga boyuna kadar olan kızılötesi ışınlar saptanmıştır. Daha uzun boylu kızılötesi ışınlar atmosferdeki su buharı tarafından yutulur. Adi cam 2 mikrona kadar , kuartz 4 , kalsiyum florür 8,5 , kaya tuzu 14 , potasyum klorür 20-23 mikrona kadar dalga boyları olan kızılötesi ışınları geçirir. 1 μ’ dan büyük dalga boylarının saptanması için fotoğrafik sistemden farklı görüntüleme sistemleri ve dedektörler kullanılır.

4.1.SİYAH / BEYAZ FOTOĞRAF EMÜLSİYONLARI

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

Şekil3-Siyah / Beyaz fotoğrafik kayıt ortamının kesiti.

Siyah / Beyaz fotoğraf kayıt ortamı Şekil 3’ te gösterilmiştir. Duyarkat (Emülsiyon) , ışığa karşı duyarlı maddelerin oluşturduğu bir katmandır.

Işığa duyarlı madde gümüş bronür , gümüş jeolid , gümüş klorid olabilir. İnce tanecikler halinde bu madde jelatin içine yataklandırılmıştır. Jelatin soğuk suda erimeyen ancak belirli bir sıcaklıktan sonra , sıcaklık derecesi ile orantılı olarak eriyen bir maddedir. Tanecikler düzgün dört yüzlü , dikdörtgenler prizması , altıgen prizma biçiminde ve boyutları da 0,5-1 μ dolayındadır.

Fotoğraf kamerası önündeki perde kısa bir süre açılınca mercek sisteminden geçen ışınlar duyarkatı etkiler. Işığın fazla geldiği noktalarda etkilenme daha fazla , az geldiği noktalarda ise etkilenme daha az olur. Böylece , önce gözle görülmeyen gizli görüntü oluşur. Daha sonra kimyasal işlemler yapılarak bu gizli görüntü görünür ve kalıcı bir duruma getirilir.

4.2.RENKLİ VE YAPAY FOTOĞRAF EMÜLSİYONLARI

Renkli emülsiyonlar , spektrumun belirli bölgelerine duyarlı katmanlardan oluşur. Örneğin Mavi-Yeşil-Kırmızı renkler duyarlı üç katman ile doğal görüntüde bir fotoğraf oluşur. ( Şekil 4 )

Yeşil-Kırmızı-Kızılötesi , alışılmamış bir renkli görüntü sağlar. Bu tür fotoğraflara yapay renkli fotoğraf denir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

Şekil 4- Renkli fotoğraf kayıt ortamı kesiti

5. FOTOĞRAFİK BANYO İŞLEMLERİ

Pozlanmış emülsiyonda oluşan gizli görüntü banyo işlemleri sonunda kalıcı bir görüntü biçimine dönüşür.

Siyah / Beyaz fotoğraf malzemelerinin banyo işlemleri şu adımlardan oluşur:

a)Geliştirme Banyosu

b)Durdurma Banyosu

c)Saptama Banyosu

d)Yıkama ve Kurutma

a )Geliştirme Banyosu :

Bu banyo ile gizli görüntü görünür duruma gelir. Banyo sıvısı olan kimyasal eriyik ışık almış gümüş taneciklerini , ışık almamış taneciklerinden daha hızlı bir biçimde karartır. Banyo sıvısının kimyasal bileşimi filmin hızına , karakteristik eğrinin biçimine ve taneciklerin büyüklüğüne uygun olarak hazırlanırlar. Fotoğrafik malzeme ile birlikte banyosu da , malzemeyi yapan firma tarafından belirtilir ve önerilir.

Geliştirme banyosu sırasında emülsiyonu etkileyecek ışık bulunmayan karanlık odada çalışılır. Bu banyonun süresi yaklaşık olarak üç – beş dakika dolayındadır. Yeterli kararma (yoğunluk) sağlanınca banyodan çıkarılır. Gereğinden fazla banyoda tutulması malzemenin fazla kararmasına neden olur. Banyo süresi şu etkenlere bağlıdır;

-Emülsiyonun pozlanma süresine ,

-Banyo sıvısı içindeki maddelere ,

-Banyo sıvısının sıcaklığına ,

– Banyonun tazeliğine.

b )Durdurma Banyosu :

Geliştirme banyosunda gereği kadar kaldıktan sonra fotoğraf malzemesi çıkarılır ve durdurma banyosuna sokulur. Bu banyonun görevi emülsiyonda bundan sonra olabilecek olan kimyasal reaksiyonları durdurmaktır. Bu banyo , genellikle , su içine % 2 oranında karıştırılmış asetik asitten ibarettir. Kimi zaman da bu banyo bir yıkamadır. Süresi yaklaşık bir dakikadır. Bu banyonun bir görevi de geliştirme banyosu artıklarının temizlenmesidir.

c )Saptama Banyosu :

Saptama banyosunun amacı; ışık almamış tanecikleri , suda eriyebilen bir bileşiğe dönüştürerek bu banyo sırasında veya daha sonraki yıkama sırasında , bunların emülsiyondan uzaklaşmasını sağlamaktır. Böylece emülsiyonun ışığa karşı duyarlılığı giderilmiş ve görüntüye kalıcılık sağlanmış olur. Bu banyonun süresi de yaklaşık 10-15 dakikadır.

Hava fotogrametrisinde filmlerin banyosu için özel tanklar kullanılır.

6. EMÜLSİYON TAŞIYICI

Fotoğraf emülsiyonları cam , film ve kağıt üzerine sürülür.

Fotogrametride emülsiyon taşıyıcısının boyut değiştirmesinin çok küçük olması gerekir. Bu koşulu en iyi cam sağlar. Yersel fotogrametri kameralarında bu nedenle cam kullanılır. Hava fotogrametrisinde ise çok fazla yer tuttuğu ve kırılma tehlikesi olduğu için cam yerine film kullanılır. Hava fotogrametrisinde çok özel amaçlarda kullanılan ve taşıyıcı olarak cam kullanılan kameralar da vardır. Cam kalınlığı 2-3 mm’ dir. Fotogrametride önceleri cama basılmış fotoğraflar – diyapozitifler – kullanılıyordu.

Film , plastik maddelerden yapılan saydam bir emülsiyon taşıyıcısıdır. Önceleri nitrosellülozdan yapılıyordu. Bugün cronar , polyester ve asetat’ dan yapılmaktadır. Filmlerin neme ve ısıya karşı duyarlılığı yapıldığı maddeye göre değişir. Boyut değiştirmenin çok az ve homojen olması gerekir. Filmler banyo edilirken , kurutulurken ve saklanırken boyut değişimine uğrar.

Hava fotogrametrisinde kullanılan filmlerin uzunlukları 50 – 60 m veya daha uzun , kalınlıkları 0.1 – 0.25 mm , genişlikleri de 25 cm’ dir. Fotogrametri aletinde çoğunlukla pozitif film kopyaları – diyapozitifler – kullanılır.

Fotoğraf kağıtları filmlere göre daha fazla boyut değiştirirler. Özel amaçlarda , hava fotogrametrisinde aralarında ince metal plakalar bulunan kağıtlar kullanılır. Boyut değiştirmesi bu şekilde azaltılmış kağıtlar ve bu tür kağıtlara basılmış pozitif baskılar foto yorumlayıcılar tarafından tercih edilir. Haritacılıkta kağıt baskılar , bir bakıma kroki olarak kullanılır. Ölçüler diyapozitifler üzerinde yapılır.

Bundan sonraki bölümlerde fotoğraf ile ilgili temel özellikler ve kavramlar üzerinde durulacaktır.

7. DUYARLIK / SPEKTRAL DUYARLIK

Fotoğrafik malzemesinin üzerine düşen ışının (radyasyon) enerjisine reaksiyon gösterebilme yeteneğine duyarlık denir. Farklı dalga boyları için duyarlığında farklı olması doğaldır. Bu özellik spektral duyarlık olarak anılır. Söz gelimi gümüş tanecikleri daha çok mavi ve morötesi yakınındaki dalgalara duyarlıdır. Kimi organik boyalar eklenerek daha uzun boylu enerjilere de duyarlı hale getirilir. Optik duyarlayıcı adı verilen bu boyalar uzun dalga boylu enerjileri yutarlar ve bu enerjiyi gümüş taneciklerine aktarırlar.

Şekil 5’te , farklı fotoğraf malzemelerin farklı dalga boylarına olan duyarlılıkları grafiklerle gösterilmiştir.

Bu grafiklerde yatay eksen dalga boylarını , düşey eksen de bağıl (rölatif) duyarlığın logaritma değerlerini göstermektedir.

Renkli emülsiyonlar , kırmızı , yeşil ve maviye duyarlı olan üç ayrı katmanın üst üste yerleştirilmesiyle oluşmuş emülsiyonlardır.

Fotogrametride , bir emülsiyonun duyarlığı en önemli özelliklerinden biridir. Bu duyarlık , develope edilmiş bir emülsiyonun ışık geçirgenliği ile ilgili bir dizi ölçme sonunda saptanır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

Şekil 5 – çeştli fotoğraf emülsiyonlarının bağıl spektral duyarlıkları

8. GEÇİRGENLİK / SAYDAMLIK / MATLIK

Geçirgenlik , birim zamanda emülsiyona gelen toplam ışık enerjisine göre geçen ışık miktarıdır. Bu oran T ile gösterilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG] (T = Transperaney)

Bu oranın tersine de matlık ya da opasite denir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG]

9. KARARMA / OPTİK YOĞUNLUK

Pozlanma bir fotoğraf malzemesinin ( film , cam , kağıt ) geliştirme banyosundan sonraki kararma derecesini belirlemek için , D ile gösterilen ve yoğunluk , ya da kararma adı verilen bir ölçüt kullanılır. Bu ölçüt 10 tabanına göre matlığın ya da saydamlığın tersinin logaritmasıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]

Siyah film hiç ışık geçirmez. Berrak film ışığı tam geçirir. Gelen ışığın 1/10’ u geçiyor ve 9/10’ u yutuyorsa kararma 1 , 1/100’ ü geçiyorsa kararma 2 , 1/1000’ i geçiyorsa karama 3’ tür.

10. POZLANMA

Işığa duyarlı malzeme tarafından toplanan enerji miktarına pozlanma denir ve E ile gösterilir.

E = I . t

I , lüks biriminde ışıklandırma ya da aydınlatma , t saniye biriminde poz süresidir. Pozlanma birimi lüks-saniye’ dir.

11. KARAKTERİSTİK EĞRİ

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]

Şekil 6 – Fotoğrafik emülsiyonun karakteristik eğrisi,

Log E’ nin bir fonksiyonu olarak yoğunluk değişimi bir grafikle gösterilirse şekil – 6 daki karakteristik eğri elde edilir. Bu eğrinin A – B bölgesi – ayak bölgesi – yetersiz pozlanma , C – D bölgesi de – omuz bölgesi – aşırı pozlanma anlamına gelir.

Aydınlatma ile birlikte yoğunluğun artması durumunda fotoğraf malzemesine negatif denir. Bu durumda parlak objeler siyah veya koyu gri olarak kaydedilir. Pozlanma ile birlikte yoğunluk azalıyorsa bu malzemeye de pozitif ya da “reverse” denir.

12. GAMMA

Karakteristik eğrinin BC bölgesi bir doğru parçasıdır. Bu doğrunun eğimi gamma olarak tanımlanır:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG] Gamma , bir emülsiyonun ne kadar yumuşak , ya da ne kadar sert çalıştığını gösteren bir ölçüttür. Bu nedenle sertlik derecesi ya da gradasyon adı da verilir. α = 45˚ olan filmler normal filmlerdir. Sert çalışan filmlerde bu açı daha büyük , yani eğri daha dik , yumuşak çalışan filmlerde ise bu daha küçük ve eğri daha yatıktır.

Gamma yerine kontrast sözcüğü de kullanılır. Negatif ve pozitif malzemelerde en koyu siyahlık ile en açık grilik / beyazlık arasındaki farkı tanımlamak için kullanılan bu sözcük psikolojik izlerini açıklayan subjektif bir ölçüttür; daha çok bir nitelemedir. Oysa Gamma objektif bir ölçüttür. Fotoğrafik malzemeler için kullanılan kontrast nitelemesi , γ değerinin artması anlamına gelir.

Gamma malzemesinin duyarlığının bir özelliği olabileceği gibi fotoğrafik banyo işlemlerine de bağlıdır. Verilen bir malzeme farklı sürelerle banyo edilirse D eğrisi değişir. Benzer şekilde aynı sürelerle banyo edilen farklı malzemenin de karakteristik eğrileri farklıdır. ( Şekil 7 )

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG]

Şekil 7- Farklı karakteristik eğrili fotğrafik malzemeler

Hava fotogrametrisinde , atmosferin ışık ışınlarına olumsuz etkisi nedeni ile , arazi ayrıntıları arasında kontrast oldukça zayıftır. Bunun için hava fotogrametrisinde kontrast filmlerle , yani γ değeri yüksek olan filmlerle çalışılır.

13. GREN / GRENLİLİK

Pozlanma sırasında ışık alma gümüş halojen parçacıkları , geliştirme banyosunda ayrışarak serbest gümüş durumuna gelir ve karararak fotoğrafı oluşturur. Geliştirme banyosunda kararan gümüş kristalleri , çevresindeki gümüş parçacıklar ile birleşerek büyür. Böyle bir fotoğraf , söz gelimi 12 X büyütülürse , tanecikler – grenler – gözle görülür.

Gren büyüklüklerinin gözlemcide bıraktıkları izlenimler göre , fotoğraf emülsiyonları , ince , orta ve iri taneli ya da grenli olarak sınıflandırılır.

Grenlilik , gümüş taneciklerinin büyüklüğü ve dağılımı ile ilgili bir ölçüttür. Genel olarak , filmin grenliliği duyarlığı ile ilgilidir. Çok duyarlı / hassas filmler daha büyük grenli , daha az duyarlı filmler daha ince grenlidir.

Fazla pozlanmada grenler bir miktar büyür. Pozlanma sırasında grenler üzerine düşen ışınların bir kısmı yansıyarak yakınındaki grenleri de ışıklandırır ve bu yüzden de grenler bir miktar büyür. Bunun için emülsiyon katmanının oldukça ince , örneğin , 10μ olması gerekir.

14. AYIRMA GÜCÜ / ÇÖZÜNÜRLÜK

Gözün , objektiflerin ayırma güçleri olduğu gibi , fotoğrafik malzemelerin de ayırma güçlerinden / çözünürlüklerinden söz edilir. Ayırma gücü 1 mm’ de ayırt edilebilen maksimum çizgi sayısı ile ölçülür. Örneğin bir hava fotoğrafının ortasında ayırma gücü 200 çiftçizgi / mm , kenarlarında ise 120 çizgi / mm’ dir denir. Bunu belirlemek için , çeşitli sıklıkta çizgilerden oluşan özel hedeflerin fotoğrafları çekilir. Bu hedeflerin hangi düzeyine kadar ayırt edilebildiği saptanır.

Her filmin ayırma gücü değişiktir. İnce grenli filmlerin ayırma güçleri daha yüksektir. Ayırma gücü , objektifin ayırma gücü ile , poz süresi ile , objektifin netlik ayarı ile , filmin banyo koşulları ile , fotoğrafı çekilen objenin / hedefin kontrastlık derecesi ile de çok yakından ilgilidir. Ayrıca hava fotogrametrisinde görüntü yürümesi de ayırma gücünü olumsuz etkiler.

(Ayırma gücü yerine , son yıllarda filmin , objektifin ve diğer optik bileşenlerin görüntü oluşturma ya da ayrıntılarını yeniden oluşturma yeteneği MTF (Modülasyon Transfer Fonksiyonu) ile tanımlanmaktadır. Fotoğrafı çekilen nesnenin ve fotoğrafın kontrastı , sıra ile K , K΄ ise ; K΄ / K oranı N frekansının bir fonksiyonudur. (N ; mm’deki çizgi sayısı biriminde ifade edilen nesne türünün yoğunluğudur). Pek çok etkenin bağımsız MTF fonksiyonları ardarda çarpılarak toplam MTF değeri bulunur.)

15. HIZ / GENEL DUYARLIK

Fotoğrafın oluşabilmesi için emülsiyona bir miktar ışığın etki yapması gerekir. ışıklandırmış emülsiyonda gizli bir görüntü oluşur. Geliştirme banyosu ile bu gizli görüntü belirgin duruma gelir. Gereğinden fazla ışık verilmişse negatif resim çok siyah , az ışık verilmişse çok beyaz olur. İyi bir fotoğraf elde edebilmek için emülsiyona düşen ışık miktarının uygun olması gerekir. Emülsiyonlara bağlı olarak da her filme verilmesi gereken ışık miktarı değişir. Kimi filmler az , kimileri fazla ışıklandırma ister. Fotoğrafik malzemenin bu özelliğine genel duyarlık ya da hız denir. Duyarlığı yüksek filmlere hızlı çalışan filmler veya hızlı filmler denir.

Filmlerin hız / genel duyarlık değerlerinin iyi şekilde bilinmesi gerekir. Bu değerler yardımı ile uygun pozlanmanın sağlanabilmesi için poz süresi ve objektif bağıl açıklık değerleri hesaplanır.

Genel duyarlık – ya da hız – ASA ve DIN birimleri ile ölçülür. Her iki birimin tanımı ve ikisi arasındaki ilişki aşağıda verilmiştir:

ASA = 0.8 / E

DIN = 10 log ( 1 / E ) DIN = 10 log ( ASA / 0.8 ) DIN ya da ASA değerleri büyük olan fotoğraf malzemeler hızlı, ya da duyarlığı yüksek malzemelerdir.

Almanların kullandığı DIN ölçü biriminde her üç sayı bir kat daha fazla duyarlılık ifade eder. Söz gelimi 18 DIN’lik bir filmin duyarlılığı , 15 DIN’lik bir filme göre iki kat daha duyarlıdır. 15 DIN’lik bir filme 1/ 125 saniyelik bir pozlanma gerekiyorsa , 18 DIN’lik bir film için 1/ 250 saniye gerekir.

E = It eşitliğinde , I’ nın sabit olması durumunda ASA değerleri arasındaki oran aynı yoğunluğu elde etmek için gerekli poz süreleri arasındaki oranın tersine eşittir :

ASA( 1 ) / ASA( 2 ) = Δt2 / Δt1

DIN ve ASA birimleri arasındaki ilişkiler aşağıda gösterilmiştir :

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

DIN 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.gif[/IMG]

ASA 12.5 25 40 50 80 100 200

DIN 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 …….. 40

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image025.gif[/IMG]

ASA 250 320 500 1600 3200 8000

16. BAĞIL AÇIKLIK

Kamera objektiflerinde ışığın istenen miktarda geçip geçmemesini sağlayacak , ayarlanabilir , daire biçiminde bir delik bulunur. Buna diyafram denir. ( Şekil 8)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.gif[/IMG] Objektiflerin bağıl açıklığı D/f ile tanımlanır. D , diyafram çapı , f ise objektifin odak uzaklığıdır. D/f yerine tersi olan f/D = N de kullanılır. Bu f /D oranı , ya da f/ . sayısı belirli bir ışık şiddeti altında birim zamanda objektiften geçen ışık miktarını tanımlar. Söz gelimi 30 cm odak uzaklığı olan bir kamerada f/ 5.6’ da etkili diyafram açıklığı 30/ 5.6 = 5.36 cm dir.

Fotoğraf makinalarındaki diyafram sistemi , ışık giren alanı adımlar halinde değiştirir. Her adımdaki alan kendinden önceki alanın yarısı kadardır. Bu nedenle kameralardaki N = f/D sayıları √2 oranında değişir. N büyüdükçe diyafram açıklığı küçülür. Diyafram adımları :

1/ 2.8 , 1/ 4 , 1/ 5.6 , 1/ 8 , 1/ 11 , 1/ 16 , 1/ 22

17. FİLTRE ETKENİ

Fotğrafçılıkta filtreler , sis ve pusun neden olduğu saçılmanın – ışığın dağılmasının – etkisini azaltmak , parıldamayı önlemek vb amaçlar için kullanılır.

Kısa dalga boylu ışınlar , uzun olanlardan daha fazla saçılmaya uğrarlar. Fotoğrafçılıkta ve özellikle hava fotogrametrisinde mavi rengi daha az geçiren ve bu yüzden eksi mavi adı da verilen sarı filtreler kullanılır.

Hava moleküllerinin neden olduğu saçılma dalga boyunun yaklaşık dördüncü kuvveti ile ters orantılıdır.

Işık saçılması bir hava filmi üzerinde , uniform ve zayıf bir aydınlamaya neden olur. Böylece yoğunluluk farklılıkları azalır. Özellikle gölge alanlarında bu etken en büyük değerini alır. Pus filtreleri gölge alanlarında kontrastı arttırır.

Filtre kullanıldığı zaman pozlanma süresini arttırmak gerekir. Filtre katsayısı , filtre kullanıldığı ve kullanılmadığı durumda gerekli poz süresi miktarlarının birbirine oranıdır. Bu katsayı 1.5 – 4 arasında değişir.

18. KIZILÖTESİ FİLMLER

Hava fotogrametrisinde fotoyorumlama amaçlı çalışmalarda kızılötesi filmler kullanılır. Bunlar diğer renklerle birlikte kızılötesi ışınlara karşı da duyarlıdırlar. Yalnız kızılötesi ışınların kaydı isteniyorsa kızılötesi filtreler kullanılır. Bu filtreler yalnız kızılötesi ışınları geçirir.

Kızılötesi ışınlar sis tabakalarını normal ışınlara göre daha iyi geçtikleri için çok uzak yerlerin fotoğraflarının çekiminde bu filmler ile daha iyi sonuçlar alınabilmektedir. Bu nedenle bu filmlerde çok uzak yerler çok net görünür. Ancak kızılötesi ışınlar gözle görülemedikleri için bu fotoğraflar alışılmadık etki yaparlar. Söz gelişi gök ve su yüzeyleri siyah , buna karşılık , klorofil kızılötesi ışınları iyi yansıttığı için , ağaçlar ve yeşil bitki örtüsü beyaz görünür.

Kızılötesi filmler için poz sürelerini ayarlamak oldukça güçtür. Deneyerek uygun poz süresi bulunabilir. Bunların banyolarının da bir miktar daha uzun sürelerde yapılması gerekir.

Dalga boyu 850μ ‘ye kadar olan kızılötesi ışınlara duyarlı filmler yapılabilmektedir.

19. SORULAR

1)Elektromagnetik spektrum , görünür ışık , kızılötesi ve morötesi kavramlarının tanımlarını veriniz.

2)1μm = 1000 nm olduğuna göre , görünür ışık , mavi , yeşil ve kırmızı renklerin nanometre biriminde sınırlarını söyleyiniz.

3)Bir şekilde çizerek , siyah beyaz fotoğraf emülsiyonları hakkında özet bilgi veriniz.

4)Gizli görüntü kavramını tanımlayınız. Nasıl oluşur? Nasıl görünür biçime dönüşür?

5)Emülsiyon taşıyıcı ne demektir? Kaç tür emülsiyon taşıyıcı vardır? Fotogrametrik ölçmeler bakımından hangi tür taşıyıcı önemlidir?

6)Agfa-Gevaert Aviopkot Pan 50 E hava filminin özelliğini gösteren bir grafik aşağıda verilmiştir. Bu eğri ile ilgili aşağıdaki soruları yanıtlayınız.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/SA%28%5e_%5e%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image029.gif[/IMG] a)Bu grafik filmin hangi fotoğrafik özelliğini göstermektedir?

b)Yatay ve düşey eksenler neyi göstermektedir?

c)Verilen sayıların birimleri nelerdir?

d)Birkaç sözcük ya da tümce ile bu filmin özellğini belirtiniz.

7)Fotoğrafik banyo işlemlerinin adımlarını ve her adımın işlevini (fonksiyonunu) açıklayınız.

8)Kararma ya da yoğunluğu tanımlayınız. D = 1.2 ne anlama gelmektedir?

9)Fotoğrafik emülsiyonların karakteristik eğrisi ve gamma değeri ne anlama gelmektedir?

10)Ayırma gücü ya da çözünürlük ne demektir? Neler için söz konusudur? Ölçüsü nedir?

11)Normal bir gözün ayırma gücü 0.1 mm varsayılırsa bu değer kaç çift çizgi (ya da çizgi) / mm’ ye karşılık gelir?

12)Bir hava fotoğrafı en son diyapozitif biçime gelinceye kadar hangi ayırma güçlerinden olumsuz etkilenir? Ayrıca hangi olumsuz etkenler sonuç ürünün ayırma gücünü olumsuz etkiler?

13)100 ve 200 ASA’lık iki filmden hangisi duyarlıdır? Neden? Aynı diyafram açıklığı ile fotoğraf çekilmesi durumunda bu iki filmin poz süreleri konusunda ne söylenebilir?

14)Fotoğraf makinalarında ki diyafram kademeleri , F daire biçimindeki ışık geçen alanı göstermek üzere Fi+1 = 2Fi olduğuna göre Di+1 ile Di diyafram çapları arasındaki oranları bulunuz. Bu ilişki yardımı ile diyafram sayılarını bulunuz.

15)Odak uzaklığı 45 mm olan kamerada f/. sayısı değerleri f/3.5 ile f/22 arasında değişmektedir. Diyafram açıklığının maksimum ve minumum değerlerini bulunuz.

16)Belirli bir aydınlanma koşulunda , bir film üzerinde , optimum görüntü f/4 açıklığı ile ve 1/500 saniyelik bir poz süresi ile sağlanmaktadır. Aynı sonuç 1/1000 saniyelik bir poz süresi ile alınmak istenirse f/. ne olmalıdır?

17)Hava fotogrametrisinde filtrelerin önemini belirtiniz.

4. BÖLÜM FOTOĞRAFİK TEMELLER

1.Fotğraf Nedir? 1

2.Kısa Tarihçe 1

3.Elektromagnetik Spektrum 2

3.1. Görünür Işık Bölgesi 2

4.

4.1.Siyah / Beyaz Fotoğraf Emülsiyonları 3

4.2.Renkli ve Yapay Renkli Fotoğraf Emülsiyonları 4

5.Fotoğrafik Banyo İşlemleri 4

6.Emülsiyon Taşıyıcısı 5

7.Duyarlık / Spektral Duyarlık 6

8.Geçirgenlik / Saydamlık / Matlık 6

9.Karama / Optik Yoğunluk 7

10.Pozlanma 7

11.Karakteristik Eğri 7

12.Gamma 8

13.Gren / Grenlilik 9

14.Ayırma Gücü 9

15.Hız / Genel Duyarlık 9

16.Bağıl Açıklık 10

17.Filtre Etkeni 11

18.Kızılötesi Filmler 12

19.Sorular 12

Previous

Eski Bir İbrani Hikayesi

Hava Kirliliği

Next

Yorum yapın