Sporla

Günümüzde toplumun büyük çoğunluğu, şu yada bu biçimde sporla ilgilenmektedir. Kimi gazete ve televizyondan takip etmekte, kimi stadyum ve salonlara giderek seyretmekte, kimi de çocuklarının sportif faaliyetleri nedeniyle sporla ilgilenmektedir. Genel nüfusa oranladığımızda bu büyük çoğunluğun pasif olarak sporla ilgilendiği gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

Düzenli egzersizlerin ruh ve beden saÄŸlığı üzerine olumlu etkilerinin bilimsel araÅŸtırmalar ile belgelenmesinden sonra spor her yaÅŸtaki insan için önerilmeye baÅŸlamıştır. ABD ve Kanada’da “Physical Fitness”, Almanya’da “Trim Dich” ve pek çok ülkede de “Sports for all” ya da ”Sports pour tout” gibi isimlerle tanıtılan spor uygulamaları geniÅŸ halk kitlelerine hızla yayılmaktadır(1, 171). Bir yandan teknolojik geliÅŸmelerin insan yaÅŸamına kazandırdığı kolaylıklar nedeniyle giderek daha az hareket ediyor olması, bir yandan da hızlı ve düzensiz kentleÅŸmenin yol açtığı gürültülü, kirli ve sıkıntılı yaÅŸam koÅŸulları çeÅŸitli hastalıklara zemin oluÅŸturmaktadır. SaÄŸlıklı bir topluma kavuÅŸmak ise bireylerin fiziki, ruhi ve ekonomik yönden huzurlu olmalarına baÄŸlıdır.

Nüfusumuzun büyük bir bölümü sıkıntı ve öfke içindedir. Böyle bir ortamda sporun önemi daha da artıyor. Sporun gerçek amacı ve toplumsal işlevi, bir bakıma halkı sıkıntıdan arındırmak olduğuna göre eldeki olanaklar hemen değerlendirilmelidir. Bu zorunluluk salt spor açısından değil sağlık, kalkınma ve iş veriminin arttırılması bakımından da önemlidir. Kitlelerin ruhsal ve bedensel sağlık yönünden, spordan yararlanabilmeleri için geniş kapsamlı organizelere geçilmelidir. Toplu spor ya da sporu da içeren eğlenceler, topluma canlılık ve heyecan getirecektir. Ayrıca halkın değer yargıları değişecek, moral gücü artacaktır. Morali yüksek bir toplumun ise gelişmesi, çağdaşlaşması daha da hızlanır (2, 15). Modern monoton günlük yaşamdaki tek düzelik aynı zamanda bireyin yaratıcılığını da sınırlamakta ve giderek kişinin kendine yabancılaşmasına yol açmaktadır. İşte kitle sporu, sağlık için spor, herkes için spor boş zaman sporu gibi uygulamalar, insanın yeniden mutlu olması, kendini seven sağlıklı bir yaşama kavuşması amacıyla gündeme gelmiştir.

Kitle sporunun, özellikle daha sağlıklı olma ve daha sağlıklı geleceklere ulaşma, üretimi arttırma ve performans sporcu sayısını yükseltme şeklinde üç temel öğe üzerine oturduğunu söyleyebiliriz. Sporun gerilimi azaltıcı özelliğinden faydalanılarak rutin işlerde çalışanlara spor yaptırarak üretimdeki kalitenin yükseltilmesine ve üretimin artmasına katkıda bulunulmaktadır. Günümüzde tüm dünyada yaygın olarak sporun bu özelliği kullanılmaktadır. Pek çok sanayi kuruluşu ve işletme küçük dahi olsa spor tesisleri kurarak çalışanlarına spor yaptırmak için çaba sarf etmektedir (3, 115). Ülkemizde de 500 kişiden fazla eleman çalıştıran kuruluşların spor ortamı hazırlama zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak bu ortamların hazırlanması yeterli olmamaktadır. Spor henüz günlük yaşamınızın bir parçası olmadığı için çalışanlar, iyi düzenlenmiş motive edici organizasyonlar yapılmadıkça kendiliklerinden bu tesislerden yararlanmamaktadır.

Kitle sporunun yayılması ya da kitle sporu yapan insan sayısının artmasında performans sporunun oldukça önemli bir yeri vardır. Tek tek bireyler performans sporuna özenirler, kısa bir süre için de olsa kendi içlerinden acaba ben de “Bir Numara olabilir miyim ?” duygusunu geçirdiklerini söyleyebiliriz. Aynı ÅŸekilde okul sporunda genç, performansını sergileyerek baÅŸarabilme umut ve coÅŸkusunu yaÅŸar (4, 60). Bunlar bize kitle sporunun, sporun diÄŸer yapılış biçimleriyle özellikle de performans sporuyla iç içe olduÄŸunu göstermektedir. SaÄŸlık amaçlı ve daha iyi bir fiziksel görünüm kazanmak amacıyla spora baÅŸlayan birey bir süre sonra kendi performansının sınırlarını görmek isteyecektir. Kendi potansiyelini yakalamak isteyecektir (3, 116). Küçükten büyüğe çok sayıda insanın sporun içinde olması daha çok sayıda elit sporcu yetiÅŸmesini de saÄŸlar. Kitle sporunun yararına inanarak tüm ülke çapında bu tür tanıtım ve uygulamaların hayata geçirilmesi, herkese spor yapma olanağının verilmesi hem daha saÄŸlıklı bir toplum hem de daha çok sayıda performans sporcusu ortaya çıkaracaktır. Sadece İstanbul ilimiz kadar nüfusa sahip olan bazı ülkelerden pek çok branÅŸta daha düşük dereceler elde etmemizin sebebini, Türkiye’de büyük çoÄŸunluÄŸun spor yapma olanağından ve bilincinden yoksun olmasıyla açıklamak hiç de yanlış olmayacaktır.

Spor yaralanmaları sıklıkla doğrudan hekimi ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu bölümde sadece bazı istatistik ve temel bilgileri ve de tanımları bulacaksınız. Unutulmaması gereken bir spor yaralanması veya sakatlığı durumunda ilk yapılması gereken uzman bir hekime başvurmaktır.

Genel Bilgiler

Sportif yaralanmalar, genelde spor dallarına özgü özellikler içerir. Çeşitli spor dallarından bazı örnekler verirsek, şöyle bir tablo ile karşılaşırız:

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji KliniÄŸi’nde 1983-87 yılları arasında yapılan bir araÅŸtırmada, beÅŸ yıllık dönem süresince kliniÄŸe baÅŸvuran 1560 spor yaralanması olgusu incelenmiÅŸtir. Yaralanmaların yüzde 22’sinin kontüzyon (ezilme) ve yüzde 20’sinin fraktür (kırık) olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. En sık yaralanan bölgenin ise yüzde 60 ile alt ekstremite (kasık, bacak, diz, ayak bileÄŸi, ayak) olduÄŸu belirlenmiÅŸtir. Sporcularda en sık karşılaşılan sorun ise aşırı kullanım (overuse) yaralanmaları olarak tespit edilmiÅŸtir.

Dr. Girgin, futbolcularda genellikle sıyrıklar, ezikler, yüzeysel ekimozlar (çürükler), basit kas zorlanmaları, kas krampları, basit ayak bileği burkulmaları, basit burun kanamaları, bel ve sırt bölgesinde geçici yaralanmalar, boyun bölgesi travmaları, kaş ve baş bölgesi yaralanmaları görüldüğünü belirtmektedir. Dagarov ve Slanchev ise araştırmalarında, futbolcularda sıklıkla distorsiyon (burkulma), kontüzyon (ezilme), menisküs lezyonları ve kas rüptürleri (kopmaları) görüldüğüne işaret etmektedir. Futbolcularda sık görülen yaralanmalardan biri de kasıkta uyluğun iç-üst kısmında meydana gelen ağrılardır. Bacağı içe çeken kasların aşırı gerilmesi/zorlanması sonucu kasın kasığa (leğen kemiğine) yapışan tendonlarının (bağ) aşırı zorlanma/gerilmesi sonucunda kopması veya kemik yapışma noktalarını zorlaması kaynaklıdır.

Basketbolcularda ise yumuşak doku lezyonları (ezilme, kas veya lif kopmaları, kanama, kas sertlikleri, kramplar vb), eklem travmaları (bağ lezyonları, menisküs lezyonları, ayak bileği burkulmaları, parmak eklem zorlanmaları, bel zorlanmaları, omuz çıkıkları), kırıklar ve büyük yaralanmalar görülebilmektedir.

Koşucularda ise en çok kas ve tendon zorlanmaları, aşırı kullanım yaralanmaları, eklem ve bağ yaralanmaları ile menisküs lezyonları görüldüğü saptanmıştır. Bunların nedeni olarak da antrenman yanlışlıkları (mesafe ve temponun ani artması), anatomik faktörler ile ayakkabı ve zemin gösterilmiştir.

Halterde daha çok yumuşak doku yaralanmaları sıklıkla görülmektedir. Bu yaralanmalar haltercilerin gövde ve göğüs kafesi kaslarında, sırt kaslarında, bel ve el bileğinde ortaya çıkabilir.

Boks da ise en çok yaralanan bölge yüzdür. Bilindiği gibi boks sporunda öncelikle yumrukların hedefi yüz ve çenedir. Bu nedenle yüzde hafif ekimozlardan (çürüklerden) başlamak üzere, önemli kırıklara ve yüzdeki organların ciddi yaralanmalarına kadar değişik derecelerde yaralanmalar görülebilir. En çok yaralanma kaş yarılmalarıdır. Ayrıca ikinci planda ve zamanla oluşan yaralanma ise boksörlerde burun kemiğinin kırılması, çökmesi ve burundaki konkaların deviasyonudur. Bilindiği gibi boksta geçici şuur kayıpları sık görülür. Bu alınan darbenin şiddetine, sporcunun dayanıklılığına ve tecrübesine bağlı olarak farklı sürelerle devam eder. Geçici ve kalıcı beyin zedelenmeleri boksta sık görülen olaylardır.

Judocularda el bileği ve parmakla ilgili yumuşak doku yaralanmaları, diz bölgesinde yüzeyel sıyrık, intra ve ekstra artiküler hematom (eklem içi ve dışına kan birikmesi), bağ, kapsül ve menüsküs lezyonları (yaralanmaları) ile çeşitli kafa travmaları görülebilir.

Kayakçılarda ise ayak bileği yaralanmaları, krus (bacak) yaralanmaları, diz eklemi yaralanmaları, kafa travmaları, omurga yaralanmaları, donmalar ve ultraviyole yanıkları görülmektedir.

1-Spor yaralanması nedir?

Spor yaralanmaları genel olarak sportif aktiviteler sırasında meydana gelen her türlü hasarın kolektif adıdır. Groh’a göre spor yapanlarda yaralanma görünme olasılığı 4.000 kiÅŸide bir, ölüm oranı ise 40.000 kiÅŸide birdir. Büyük bir kaza ile karşılaÅŸma oranı ise 40 kiÅŸide birdir. En sık yaralanmanın görüldüğü branÅŸları ise %10 ile futbol, % 6 ile güreÅŸ, % 3 ile hentbol ve boks, % 1 ile atletizm ve % 0.5 ile kayaktır.

2-Spor yaralanmalarının nedenleri nelerdir?

Spor yaralanmalarının oluşumuna neden olan faktörleri iki başlık altında toplayabiliriz. Bunlar endojen (kişiye ait) ve eksojen (çevresel) faktörlerdir.

Kişisel faktörler: Fiziksel eksiklikler (kas zayıflığı, eklem kısıtlılığı, yetersiz esneklik), yorgunluk ve aşırı yüklenme, anatomik sorunlar, psikolojik faktörler (riski kabullenme, aşırı istek), geçirilmiş tam tedavi edilmemiş yaralanmalar, kas sertlikleri (aşırı egzersiz veya enfeksiyona bağlı), yaş, cinsiyet.

Çevresel faktörler: Kötü ve yetersiz spor tekniği, yetersiz ve kötü antrenman, kötü malzeme kullanımı, çevre (hava şartları), zemin, kurallara uymamak.

3-Spor yaralanmasının ciddiyeti nedir?

Bir spor yaralanmasının ciddiyet derecesini anlayabilmek için altı temel olguyu değerlendirmek gerekir. Bu olgular; yaralanmanın oluş biçimi, tedavi şekli ve süresi, spordan uzak kalınan süre, kaybedilen işgünü, kalıcı hasar ve maddi olarak maliyetdir. İşte, bir spor sakatlığının ciddiyeti bu olguların tek tek ele alınıp, değerlendirilmesi sonucu anlaşılır. Örneğin; 1-7 gün spordan uzak kalamaya neden olmuş ise HAFİF, 8-21 gün spordan uzak kalamaya neden olmuş ise ORTA, 21 günden fazla spordan uzak kalamaya neden olmuş ise AĞIR bir yaralanmadan bahsedilebilir.

4-Spor yaralanmalarının önlenmesindeki genel kurallar nelerdir?

Öncelikle ilk yapılması gereken konu sporcuların düzenli/periyodik sağlık kontrollerdir. Bu kontroller ile sezon başında sporcunun mevcut durumu ortaya konulur. Eksiklikleri belirlenir ve o eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemler hekimin önerisi çerçevesinde alınır. Bu noktada belirlenen eksiklikler hem fizyolojik parametreler, hem fiziksel uygunluk, hem de direkt sağlık ile ilgili eksiklerdir.

Spor yaralanmalarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri de yetersiz ısınmadır. Bu nedenle ısınmaya ve takiben özellikle germe egzersizlerine büyük önem verilmelidir.

Burada fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır. Germe egzersizlerini aktiviteyi takiben yapmak aktivite öncesi kadar değerli ve önemlidir.

5-Kas yorgunluÄŸu nedir?

Egzersiz sırasında oluşan artık ürünlerin (laktik asit vb.) birikmesi ve enerji depolarının zayıflaması ile ortaya çıkan bir durumdur. Sıklıkla fiziksel kapasite (antrenman geçmişi) ile ilişkilidir. Sıklıkla egzersizi takip eden 1-2 saat içinde artık ürünlerin uzaklaştırılması ve depoların doldurulması ile sonlanır.

6- Kas ağrısı (hamlık) nedir?

Ağır veya alışılmadık düzeyde aktivitelerden sonra saatler, günler boyunca devam eden kas aÄŸrılarına verilen isimdir. Söz konusu kaslar aÄŸrılı, bazen ÅŸiÅŸ ve serttir. Sporcular arasında “hamlık” olarak adlandırılır. Özellikle antrenmansız sporcularda ağır ve alışmamış kas kasılmalarından sonra ortaya çıkar. Sıklıkla alışılmadık düzeyde eksentrik (kasının boyunun uzayarak) kasılmalardan, aktivitelerden (tepe iniÅŸ gibi) sonra özellikle negatif iÅŸ (fren görevi) yapan kaslarda oluÅŸan hücresel düzeydeki hasarın bir sonucudur. Zaman içinde kendiliÄŸinden geçer. Egzersize ara vermeyi gerektirmez.

7- Strain (Kas zorlanması) nedir?

Kasın uzayabilme kapasitesi üstünde gerilmesidir. Bu sınır aşıldığında kas zorlanmasından söz edilir. Birkaç kas lifi anatomik olarak zarar görür. Hasar bölgesinde hareket ve germelerle ağrı olmasına karşın büyük bir kuvvet kaybı ve belirgin bir kanama yoktur. Kas bütünlüğü korunur.

8-Parsiyel (Kısmi) kas yırtığı nedir?

Parsiyel (kısmi) kas yırtığı maksimum kontraksiyon (kasılma) veya gerilme sonucunda oluşur. Kas kasıldığında ağrı, belirgin kanama ve şiş (hematom) mevcuttur.

10-Kas (Tam) yırtılması nedir?

Kas yırtılması birdenbire olur ve buna ilgili kas gruplarında şiddetli ağrı eşlik eder. Kas bütünlüğü bozulmuş, ileri derecede kanama, şiş (hematom), ağrı, kuvvet ve hareket kaybı mevcuttur. Kas yırtılmasının nedenleri iki tanedir:

a. Maksimal kontraksiyonda (kasılmada) hareket koordinasyonsuzluğu.

b. Sert (uzama yeteneğini yitirmiş) bir kasın şiddetli bir dirence karşı ani hareketi.

11-Kas yırtığını hazırlayıcı etkenler nelerdir?

Bu etkenler şunlardır:

a. Yetersiz antrenman ve ısınma.

b. Daha önce geçirilmiş yaralanmanın yetersiz rehabilitasyonu.

c. Daha önce geçirilmiş yaralanma sonucu oluşan skar (nedbe) dokusu.

d. Aşırı antrenman, yorgunluk, enfeksiyon.

e. Yetersiz yumuÅŸak doku esnekliÄŸi.

f. Sert uzama yeteneği zayıf kas.

12- Kas yırtığında ne yapılmalı?

Aktivite durdurulmalı. Kanama ve hasarı artıracak ilgili dokuyu zorlayacak hareketler, zorlayıcı muayene, masaj, sıcak benzeri uygulamalardan kaçınılmalı en yakın sağlık kuruluşu veya doktora başvurana kadar soğuk uygulanmalı, koruyucu bandaj veya atel yapılmalıdır.

13-Soğuk tedavisi ne zaman yapılmalıdır?

Soğuk tedavisi, sportif yaralanmaların akut tedavisinde kullanılan ana tedavi yöntemlerinden biridir. Amaç kanamayı ve enflamasyonu (iltihabi değişiklikleri) kontrol altında tutmaktır Soğuk tedavisine yaralanmayı takiben başlanıp sonraki ilk 48-72 saat devam edilmelidir.

14-Soğuk tedavisinin yararı nedir?

Soğuk uygulama ile yaralanan bölgede kan akımı azalır. Dolayısıyla kanama ve ağrıyı/hasarı artıracak maddelerin yaralanmış bölgeye göçü azalır. Tüm spor yaralanmalarından sonra şişlik ve kanamaya ait işaretler kaybolana kadar soğuk tedavisi yapılmalıdır.

15-Soğuk tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Soğuk uygulaması 2 saatte bir, 20 dakikayı geçmemek kaydıyla buz torbaları ile uygulanabilir. Bir günde toplam uygulama süresi 2 saati (6 kere 20 dak) geçmemelidir.

Eğer soğuk tedavisi derin dondurulmuş jellerle yapılıyorsa, 20 dakika yerine 15 dakika yeterlidir. Soğuk uygulanan alanda deri direkt temastan korunmalıdır.

16-Bandajlamanın önemi nedir?

Yaralanmış bölgede akut dönemde dolaşımın dolayısı ile kanamanın/hasarın az olmasına katkı sağlar. Yaralanmanın geç döneminde ise bandaj; yaralanmış doku/eklemi sporcuya bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde hatırlatarak kişinin dokuyu korumasına katkı sağlar. Bandaj tek başına bir doku veya eklemi olası bir travmadan korumaz.

17-Kontüzyon (ezilme) nedir?

Direkt bir travma karşısında yumuşak dokuların darbe/zemin ile kemik arasında sıkışıp ezilmesidir. Damar hasarı ve sıvı çıkışı sonucunda morarma (kanın birikmesi), şiş ve ağrı ile karakterizedir.

18–Hematom nedir?

Herhangi bir travma (darbe) vb. ile oluşan damar hasarının bir sonucu olarak damar dışına çıkan kanın belli bir bölgede birikmesi (toplanmasıdır).

19-Myositis ossificans (Kas kemikleÅŸmesi) nedir?

Kas yırtılması ve kanamayı takiben tedavinin zamanında ve gerektiği şekilde yapılmaması sonucunda kan pıhtısı üzerinde kalsiyum birikmesi ile (kemiğe benzer bir yapı) ortaya çıkan kas yaralanmalarının istenmeyen sonuçlarından biridir. Kısaca iyi tedavi edilmemiş kas zorlanmalarının (kontüzyon ve/veya yırtık) sık rastlanan bir komplikasyonudur. Bu durum kasta ağrı, kuvvet ve esneklik kaybına dolayısı ile fonksiyonel bozukluğa yol açar. İlgili kasta kopma riski yüksektir.

20-Masajın spor yaralanmalarındaki rolü nedir?

Masaj, kasları maksimum çalışmaya hazırlamakta ve kası yaralanmalarından korumaktadır. Ayrıca, antrenman veya yarışma sonrası oluşan yorgunluk verici maddelerin kas bölgesinden daha süratli uzaklaşmasına yardım eder. Tedavi amaçlı da kullanılır.

Masajın fizyolojik etkileri şunlardır:

a. Kan ve lenf dolaşımını düzenler.

b. Uyarma ve sakinleÅŸtirme yoluyla sporcunun kendini subjektif olarak daha iyi hissetmesini saÄŸlar.

21-Eklem faresi nedir?

Eklem faresi, herhangi bir nedenle bir kıkırdak parçasının kopup, eklem içinde hareket etmesidir. Eklem içinde ağrıya ve fonksiyon kaybına neden olur.

22-Fraktür (Kırık) nedir?

Travma (darbe) ve diğer nedenlerle kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasına kırık denir. Kemiğin devamlılığının bozulması; basit bir çatlak, geniş bir ayrılma veya çok parçalı olabilir.

23-Kırık neden oluşur?

Kırığın oluşmasına neden olan kuvvetler itici, çekici, sıkıştırıcı veya makaslayıcı kuvvetler olabilir. Ayrıca hastalık, yorgunluk veya yaşlılık nedeniyle doku direncinin bozulması, kemiklerde kırık oluşmasına neden olur.

24-Fissür (Çatlak) nedir?

Çatlak özünde bir kırık çeşididir. Burada yani çatlakta kemiğin devamlılığı sadece ince bir hat şeklindedir.

25-Distorsiyon (Burkulma) nedir?

Burkulma bir eklem zorlanmasıdır. Üç çeşit burkulma vardır. Birinci derece burkulmada eklem hafif zorlanmıştır. Bölgesel hassasiyet vardır. Eklem hareketi normaldir. İkinci derece burkulmada eklem bağlarında bazı kopmalar oluşmuştur. Az miktarda anormal eklem hareketi, kanama ve şiş vardır. Üçüncü derecede burkulmada ise bağlar tamamen kopmuştur. Büyük anormal eklem hareketi vardır. Ani ciddi şiş, kanama ve ağrı vardır.

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný