Yüklemlemede Yarışma Sonuçları

Yüklemlemede Yarışma Sonuçları

ve

Performans Aracılığı ile Açıklamalar

Müsabaka sonrasında, sporcular önceki olay ve onun sonuçları ile ilgili düşüncelerini toparlarlar. Aynı zamanda performanslarının kalitesini de yansıtırlar. Tabii ki antrenörler de aynı düşünce aÅŸamalarının içerisindedirler; fakat bir farkla, onlar genelde yarışma ve performans sonucunun nedenlerini belirlemede sporculara göre daha önemli role sahiptirler. EÄŸer antrenörlerin buradaki kazanma yada kaybetmeyi sonuçlandırabilmesi, sporcuların yüksek güç ve yüksek yeteneÄŸi veya düşük güç ve yeteneÄŸinin nedeni ise ayrı ayrı her katılımcı yarışmayı bir ÅŸekilde deÄŸerlendireceklerdir. Her ne kadar, kazanmak yada kaybetmek “ÅŸanslı (ÅŸanssız) bir ara” diye nitelendirilse de eÄŸer diÄŸer takım yada rakip zayıf yada güçlü olarak nitelendirildiÄŸinde yada görev çok zor yada kolay olarak gösterildiÄŸinde, oyuncular farklı bir anlamlandırmada bulunuyorlarsa, denilebilir ki “yanılmak insana özgüdür; buna inan kiÅŸi de çok daha fazla insandır.” ve bu sporda da görülür.

Mechikoff ve Kozar’a göre, belki de spor da en son arzulanan durum kaybetmenin gıpta edilmeyen ve çaresiz durumudur. Bu kesin doÄŸru deÄŸildir. Her ne kadar kaybetme sporcular tarafından yıkıcı ve negatif ÅŸekilde anlamlandırılsa da birçok baÅŸarılı antrenör, niçin kendi takımının kaybettiÄŸinin deÄŸerlendirilmesinin her takım üyesi için kritik bir öneme sahip olduÄŸunu iddia etmektedir (Anshel, 1994). Nihayetinde antrenör, iyi ve kötü performansın dürüst ve doÄŸru olarak deÄŸerlendirmelerini yapmaktan sorumlu. Böylece sonucun nedenlerinin objektif ve doÄŸru olarak ortaya çıkarılabilir. Bu ÅŸekilde, takım üyeleri baÅŸarısız giriÅŸimlerde bulunma sorumluluÄŸunu almak yerine hatalarından öğrenebilir ve enerjilerini öğrenmeye, geliÅŸmeye ve bir sonraki yarışmaya hazırlanmaya yönlendirebilirler.

Kuramsal Temelleri

Sporda nedensel yüklemlemenin yapılmasının kuramsal temeli insanların (antrenörler, oyuncular, ebeveynler, seyirci, medya) kazanma ve kaybetme veya başarı ve başarısızlığın muhtemel sonuçları ile ilgili düşünceleridir.

Psikolog Bernard Weiner ve ArkadaÅŸları, (1971) kiÅŸilerin baÅŸarı ve baÅŸarısızlığı dört kategori altında anladığını ve açıkladığını öne sürmüşlerdir. Bunlar: yetenek, iÅŸin güçlüğü, çaba ve ÅŸanstır. Weiner’ın önceki yüklemleme modelinin düzeltmesi, baÅŸarılı sonucun bireysel anlamlandırılmasındaki açıklamalarıyla, daha ayrıntılı ve gerçekçidir. Bu açıklamalar ve anlamlandırmalar nedensel yüklemlemeler olarak adlandırılır.

Roberts’a (1984) göre, burada önemli olan bu açıklamaların içeriÄŸinin genelde sporcuların gelecekteki motivasyonunu ve onların performans etkinliÄŸini etkilemektir. ÖrneÄŸin, araÅŸtırmalar göstermiÅŸtir ki oyunculardan yeteneklerinin azlığından hata yaptıklarını söyleyenlerde, takımdan ayrılma, hatalarını iÅŸin zorluÄŸuna, az çaba harcamaya veya ÅŸansızlığa baÄŸlayanlara göre daha fazla görülmektedir (Anshel, 1994).

Åžekil 1’de de gösterildiÄŸi gibi dört açıklama iki boyutta sınıflandırılmaktadır. Bunlar, istikrarlılık ve kontrol odağıdır.

Şekil 1 Yüklemleme modeli performans sonucu için dört açıklamaya dayanır.

İstikrarlılık

İstikrarlılık, yüklemlemenin durumdan duruma değişen işlevidir. İstikrarlı olan etmenler yetenek ve işin güçlüğüdür. Bunlar nispeten tutarlıdır; kişinin yeteneği verilen görev yada sonuç için ya bulunmaktadır yada bulunmamaktadır. Aynı zamanda işin güçlüğü de çok hızlı değişemeye meyilli değildir. Doğru ve uzun çalışma ve beceri gelişimi performansı arttırır ve işin güçlüğünü azaltır. Fakat istikrarlılık boyutunda bulunan istikrarlı yüklemlemeler (yetenek ve işin güçlüğü) istikrarlı olmayanlardan (çaba ve şans) daha yordanabilirdir. Bir kişi belli bir süre yüksek veya düşük çaba göstermek veya şanslı yada şanssız olmak isteyebilirken, yüksek veya düşük yetenek veya eldeki işi duruma göre zor veya kolay algılamaları daha uzun süreli olacaktır. (Anshel, 1994)

Kontrol Odağı

İlk defa Rotter (1966) tarafından, anlaşılır hale getirilen kontrol odağı, kapsamı kişinin (a) kendi performansından sorumluluk hissetmesi ve (b) performans sonucuyla takviye edilmesi olarak açıklar. Asıl konu, performanslarının sonuçlarını kendi kontrolleri altında gibi kavrayan bireyleri kapsamaktadır. Bu duyguların farklı durumlar boyunca daim olduğu görülür ve bu yüzden kişilik özelliği olarak değerlendirilmektedir. Rotter ve arkadaşları, (1961) geliştirdiği çift seçenekli yirmi kadar soru kapsayan bir ölçekle (I-E ölçeği) insanları dış denetimli ve iç denetimli mizaç olmak üzere iki sınıf altında gruplandırmıştır. (Bilgin, 1995)

Dış denetimli kişiler nispeten hayatlarındaki kontrol dışı olayları algılarlar (algılama gerçeğe dayanabilir veya dayanmayabilir.) sonuç olarak, olumlu deneyimler (örneğin başarılı sportif performans) iç denetimli kişilerle kıyaslandığında dış denetimli kişiler için nispeten biraz takviye değeri içerir. İç denetimli kişiler, başka bir açıdan bakıldığında, kendi deneyimlerinin, hareketlerine yüklemlenebilir olduğuna inanmaya eğilimlidirler. Bundan dolayı sporcuların iç denetimli veya dış denetimli mizaçlı olmaları, kendi başarı veya başarısızlıklarından ötürü sorumluluk hissedip hissetmeyeceklerini yordamaktadır. Erkekler ve bayanlar nedensel yüklemlemeler yaparken genelde farklıdırlar ve özellikle de kontrol edebilme düzeyi özelliğinde.

Weiner’ın Yüklemleme Modeli

Weiner’ın kuramı belirli bir ortamda bir iÅŸin yapılmasın konusundaki yÄŸklemlemelerle ilgilidir ve özellikle, baÅŸarı ve baÅŸarısızlık hakkındaki açıklamaları dikkate almaktadır (Bilgin, 1995). Weiner’ın modelinin kuramsal iskeleti, niçin özellikle performans sonucu sorusunun nedenlerini bulmak için yapılan bireysel araÅŸtırmalardır. Onun önceki modelinde, Weiner ve arkadaÅŸları (1971) yetenek, çaba, iÅŸin güçlüğü ve ÅŸansı dört açıklama olarak tanımlamıştır (nedensel yüklemlemeler). Ne var ki, daha sonraki araÅŸtırmalar gösterdi ki sonuçların eklenilen nedenleri de performansı açıklamada kullanılabilmektedir. Weiner kendi orijinal iki boyutlu modelini (istikrarlılık ve kontrol odağı) yok saymamasına raÄŸmen, en başından beri aynı zamanda yaygın olan bu tanımlayıcı parçaları savunmuÅŸtur ve bütün nedensel yüklemlemelerin gelecekteki performans için biraz daha doÄŸru ve gerçekçi bir habercidir. Üç nedensel boyut tanımlanmıştır. Bunlar istikrarlılık, kontrol odağı ve kontrol edebilirlik düzeyidir.

Weiner’ın önceki modelinden farklı olarak kontrol edebilme düzeyi performans veya baÅŸarı sonucunun farkına varılan nedeninin sporcunun içinde mi bulunduÄŸu veya dışında mı olduÄŸunu belirler. Yine istikrarlılık boyutu zaman aşımı nedenine baÄŸlı deÄŸiÅŸimle ilgilidir. Eklenilen parça olan kontrol, nedenin sporcunun kontrolünde mi yoksa baÅŸka insanlar tarafından mı kontrol edildiÄŸini tayin eder (Anshel, 1994). Weiner bu dört kavramın bireyler tarafından, bir iÅŸin yapılmasının söz konusu olduÄŸu alanlarda olayların sonucunu öngörmede ve açıklamada kullanıldığını öne sürmektedir (Bilgin, 1995).

Weiner’ın yeniden formüle edilmiÅŸ modeli, önceki modelinde eksik olan bir faktörü daha içerir. Bu nedensel yüklemleme ve gelecekteki davranışın yapılması arasında meydana gelen duygu ve beklentilerin rolüdür. ÖrneÄŸin, bir performansın sonucunu izlerken birey, Weiner’ın bağımlı-sonuç diye tanımladığı durumda, duygusal hareket edecektir. Bu yüzden eÄŸer bir performans baÅŸarılıysa birey kendisini nispeten iyi hissedecektir; ne var ki baÅŸarısız performansı ise nispeten kötü duygular izleyecektir. Daha sonra birey bu sonucun nedenlerini açıklamaya yardım etmek için nedensel araÅŸtırma ile meÅŸgul olur. Nedensel yüklemleme yapıldıktan sonra bu üç boyuttan birindeki yerine baÄŸlı olarak iÅŸleme konulur. Bu boyutların kombinasyonları sporcunun duygusal reaksiyonlar ve gelecek beklentileriyle birlikte ortaklaÅŸa gelecekteki davranışı belirlerler. Bütün boyutlar duygularla baÄŸlantılıdır. Weiner’ın yeni modeli Åžekil 2’de görülmektedir.

Åžekil 2 Weiner’ın modeli performans sonucu, duygu, yüklemleme ve performansın aralarındaki iliÅŸkiyi göstermektedir.

Weiner’ın yenilenmiÅŸ nedensel yüklemleme modelinde özetle birey deneyimi var gibi göstermek için bir veya daha fazla “otomatik” duygusal tepkiyi performans sonucunu takiben gösterir. Bu duygular öncelikle olumlu (güzel) hisler baÅŸarı yaÅŸantısının ardından ve olumsuz (hoÅŸ olmayan) hisler baÅŸarısızlık yaÅŸantısını (veya en azından kiÅŸinin kendi baÅŸarısızlık çıkarımını) takiben meydana gelir. Sporcu daha sonra sonucun nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Nedensel yüklemleme yapıldıktan sonra, tıpkı basketboldaki baÅŸarılı serbest atışın yapılmasının uzun süreli çalışmaya baÄŸlı olması gibi, modelin diÄŸer boyutları da yansıtılarak düşünülür: nedensellik odağı (“Bu sonuç için sorumluluÄŸu alabilir miyim?”), istikrarlık (“Sonuç, uzun süre tutarlı olan, yetenek düzeyim gibi, bir etmene mi baÄŸlıdır, veya hızlı deÄŸiÅŸen , çabam gibi, faktöre mi baÄŸlıdır?”), ve kontrol (“Bu sonucun nedenlerini kontrol edebilir miyim?”) sporcunun sonraki davranışı bu faktörlerin birbirleriyle etkileÅŸimlerine dayanır.

ÖrneÄŸin, Weiner’ın modeli yarışan sporcunun aÅŸağıdaki koÅŸullarda spordan kopacağını yordamaktadır. (a) deneyimlerinde tutarlı olarak baÅŸarısızlık yaÅŸadığında ( veya, daha doÄŸrusu, baÅŸkalarının düşünceleri ne olursa olsun , birey performans sonucunu baÅŸarısız olarak algıladığında), (b) baÅŸarısızlığı deneyim olarak görmek yerine bu deneyimlerden mutsuzluk duyduÄŸunda, (c) sorumluluÄŸu almak ve kendisini baÅŸarısızlığın nedeni gibi hissettiÄŸinde ve (d) bu problemi nispeten uzun süreli gibi algılaması. Bununla beraber spordaki devamlılığı bu iÅŸlemlerin tersine baÄŸlı deÄŸildir. ÖrneÄŸin, yordanmış baÅŸarısızlık halen bulunsa da yarışmacının görüşünde en azından baÅŸarı gibi bazı spor deneyimlerinin beklentileri bulunabilir. Kısacası, eÄŸer sporcu deneyimlerinden faydalanabileceÄŸini düşünüyorsa veya sonucu kontrol edemeyeceÄŸini düşünüyorsa (örneÄŸin, üstün rakip veya kötü ÅŸans yüzünden) olumlu duygular, baÅŸarısız sonuçları takip edebilir. Bu ÅŸekilde, Weiner’ın yeni modelindeki açıklamaların esnek oluÅŸu ve gelecek performansı yordamada duyguların birleÅŸimine ve düşünce süreçlerine dayanması sportif olaylara da uyarlanabilme avantajını saÄŸlamıştır.

McAuley ve Duncan (1989), iç denetimli nedenlere yüklemlenilen yordanmış başarının gurur duymayla sonuçlandığını öne sürerler. Oysa kişi eğer başarılı performansını dış denetimli nedenlere yüklemlemişse şükran duygusu hissedecektir. İç denetimli nedenlerle açıklanan başarısızlık suçluluğa neden olacaktır ve dış denetimli nedenlerle açıklanan başarısızlık kızgınlık ve/veya şaşkınlıkla sonuçlanacaktır.(Anshel,1994; Bilgin, 1995)

Frieze ve Weiner’ın (1971) bulgularına göre, çok önceki baÅŸarılarla çeliÅŸen sonuçlar daha ziyade istikrarsız etmenlere (çaba ve ÅŸans) baÄŸlanmaktadır. Bir baÅŸarıdan sonra daha çok kapasiteye, çabaya ve ÅŸansa yüklemlemeler yapılırken, bir baÅŸarısızlığın ardından daha ziyade iÅŸin güçlüğünden söz edilmektedir (Bilgin, 1995).

Yüklemleme ve Gender Farklılıkları

AraÅŸtırmacılar gender farklılıklarını kontrol odağında incelemiÅŸlerdir. Blucker ve Hershberger (1983) bu konuda yapılmış araÅŸtırmaları özetledikleri çalışmalarında genel olarak kadınlar ve erkekler arasında yüklemleme nedenleri açısından farklılıklar olmasına raÄŸmen, “erkek sporcularla kadın sporcuların yada kadın sporcularla sporcu olmayan kadınların yüklemleme nedenlerini karşılaÅŸtıran çok az araÅŸtırma olduÄŸunu belirtmiÅŸledir. Blucker ve Hershberger’in çalışmalarının yayınlanmasından sonra yapılan çalışmalar genelde kadınların nedensel yüklemleme yaparken erkeklere göre daha dış denetimli davrandıklarını vurgulamışlardır.

Son yıllarda, araÅŸtırmacılar sporcularda nedensel yüklemlemede, gender farklılıkları üzerine araÅŸtırmalar yaparak bu konudaki eksikliliÄŸi ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Anshel ve Hoosima (1989) erkek ve kadın sporcuların ve sporcu olmayanların olumlu dönüt karşılığında yüklemlemelerini ve motor performansları karşılaÅŸtırılmıştır. Yüklemleme nedenlerinde hiçbir gender farkı bulunmamasına raÄŸmen, erkeklerin olumlu ve olumsuz dönüt karşısında kadınlardan daha iyi performans gösterdikleri bulunmuÅŸtur. Rejeski (1980) bu sonucun bir açıklamasının baÅŸarı durumlarında, baÅŸarının yaÅŸanmasından sonra kadınların dış denetimli nedensel yüklemleme yapmaya meyilli olabileceÄŸini söylemiÅŸtir. Rejeski’ye göre bu, iÅŸe hazır olmanın ÅŸiddetinde azalmaya sebep olmakta ve kadın sporcuların erkeklere göre baÅŸarı beklentileri daha az olabileceÄŸini ifade eder.

Benlik saygısı, başarı ihtiyacı gibi kişilik özellikleri ve kontrol odağıyla ilgili diğer kişilik özellikleri her iki cinsteki sporcularda da benzerdir. Tablo 1 iç ve dış denetimli duygu ve davranışların benzer ve karşıt yönlerini göstermektedir.

Nedensellik Odağının Değişmesi

AraÅŸtırmacıların ilgilendikleri konulardan birisi nedensellik odağının ne derecede, tercihen daha iç denetimli hale doÄŸru deÄŸiÅŸtirilebileceÄŸidir. AraÅŸtırmacılar bir insanın nedensellik odağının (Weiner’ın geliÅŸtirilmiÅŸ modelinde kontrol odağının karşılığı) deÄŸiÅŸip deÄŸiÅŸmeyeceÄŸi konusunda anlaÅŸamamaktadırlar. Bazı araÅŸtırmacıların savunduÄŸu gibi (örneÄŸin Phares, 1976) bir kiÅŸinin çevresindeki olaylar üzerindeki kendini kontrol hakkındaki düşüncesi sabit kiÅŸilik özelliÄŸimidir? Yada Lefcourt (1979) tarfından savunulduÄŸu gibi bir insanın anlık duygular sonucunda çıkan iç-dış denetimli mizacı bir anketle deÄŸerlendirilebilir mi, ve bu duygular anlık deÄŸiÅŸimler gösterir mi? Daha ileri bir görüşle, bir kiÅŸi bir günde veya özel bir durum çevresiyle ilgili üstünlük hissedebilir fakat baÅŸka bir gün veya farklı ortamda farklı hissedebilir. Anshel’e göre (1979) çocuklarda ve DiFebo’ya göre (1975) kolej öğrencilerinde, en azından gerçekleÅŸtirilen bir motor faaliyet sonrasında nedensel odakları deÄŸiÅŸtirilmeye çalışıldığında baÅŸarılı olunamamaktadır.

Anshel’e göre (1979) eÄŸer nedensellik odağının deÄŸiÅŸtirilebilmesi için ÅŸu dört etmenden birinin yada hepsinin bulunması gerekir. Birincisi, kiÅŸi uzun bir süre boyunca belli çevresel koÅŸulları ortaya koymalıdır. (örneÄŸin, çaba ve baÅŸarılı sonuçlar arasındaki baÄŸlantının vurgulandığı uzun süreli yüklemleme çalışmaları). İkincisi, kiÅŸinin nispeten koÅŸulla deneyimi olmalıdır (örneÄŸin, olumlu dönüt her çalışma sürecinde ve her yarışma sonunda verilmelidir). Üçüncüsü, bu çevrede uygulanan iÅŸ sporcu tarafından anlamlı olarak anlamlandırılıyor olmalı; deneyimlerinin sonuçlarıyla ilgilenmelidir. Ve dördüncüsü, nedensellik odağı genelde kiÅŸinin performansından elde ettiÄŸi bilgiye dayandığından sporcu tarafından inanılır olarak kabul edilen ve bireysel düşüncelerini yansıtan kiÅŸiden elde edilen bilginin kaynağı önemlidir. ÖrneÄŸin, antrenörün görüşü daha fazla inandırıcıdır ve taraftarın görüşünden daha fazla saygı duyulur-gerçekten de, genelde daha inandırıcıdır ve ebeveynlerin, takım arkadaÅŸlarının ve spor psikologlarından daha saygındır. Antrenörün yarışmacılarla ilgilenme süresi ve yoÄŸunluÄŸu neden odağının deÄŸiÅŸimini sadece istenilen deÄŸil aynı zamanda mümkün hale de getirir. Sporcunun iç denetimli hale getirilmesinde sporcuya yardım için antrenörün uygulayabileceÄŸi bazı stratejiler ÅŸunlardır.

Çevresel koşullar

Nedensellik odağının içe denetimli hale getirilmesi demek, sporcuya önerilen dönütler olumlu olmalı; davranışa yönelik olmalı (“İyi vuruÅŸ, Dan”), kiÅŸiliÄŸe yönelik olmamalı (“Güzel Düşüce, Jill”); ve tutarlı olmalıdır (“Jekyll ve Hyde’ın” kiÅŸiliklerinin ve diÄŸer oyunculara karşı olan davranışlarının deÄŸiÅŸmediÄŸini düşünülmeli). Sonuç olarak, bu tür dönütlerin etkileri uzun sürelidir; sporcuların çevredeki koÅŸullar veya performans sonuçları üzerindeki kendi üstünlükleri hakkındaki düşüncelerini deÄŸiÅŸtirmek haftalar, aylar ve hatta yıllar alabilir.

Tablo 1 Kontrol odağı açısından iç ve dış denetimli kişilerin karakteristik farkları

İÇ DENETİMLİ

§ Olumlu ve olumsuz olayları kendi davranışlarının sonucu olarak algılar

§ Hayatlarındaki birçok olayı düzenlemesi gerektiğini ve sorumlu tutulacağını hisseder

§ Dış denetimli dönüt veya performans sonucu gibi çevresel faktörlerden önemli derecede etkilenirler

§ Beceri durumlarına yönelik eleştirilerden çok çabuk üzülürler

§ Becerilerini kullandıkların durumları tesadüfi durumlara tercih ederler

§ Performans sonucuyla çok ilgilenirler

§ Yüksek performans gerektiren hedefler belirlerler

§ Kendine güvenleri ve benlik saygıları yüksektir

§ Okulda yüksek not almak için çabalarlar

§ Yetişkin kişilerde daha yaygındır

§ Başarının tekrarlanma ihtimalini arttırmak için performansın desteklenmesi ve onaylanması çok önemlidir

§ Tutarlı başarıyla daha da desteklenir

§ Devamlılığı daha uzun sürelidir

§ Devamlı başarısızlığa daha dirençlidir

§ Erkeklerde daha yaygındır

DIŞ DENETİMLİ

§ Olaylarla kendi davranışları arasında bir bağlantı kurmaz

§ Olayların kontrolünün kendi dışında olduğunu hisseder

§ Dış denetimli dönütten ve sonuçtan (şans ve tesadüfe bağlayabileceği) fiziksel ve duygusal olarak etkilenmez

§ Dışarıdan gelen eleştirilerden nispeten etkilenmez

§ Şansa bağlı ve tesadüfi durumları tercih eder

§ Sonuçla nispeten daha az ilgilenirler

§ Az mücadele gerektiren hedefler belirlerler

§ Kendine güvenleri ve benlik saygıları zayıftır

§ Akademik başarıları düşüktür

§ Genç yaştaki kişilerde yaygındır

§ Performansın desteklenmesi ve onaylanması çok da önemli değildir, çünkü başarı veya başarısızlıkta sorumluluğu kabullenmezler

§ Artan başarısızlık teşvik eder

§ Devamlılığı kısa sürelidir

§ Başarısızlıktan fazla üzüntü hissetmezler

§ Kadınlarda daha yaygındır

Kaynak: Anshel, 1994

Tekrar edilen deneyimler

Duygular, özellikle de eğer kişinin kendisi veya diğerleri hakkında uzun süreli görüş yansıtıyorsa, hızlı değişmez. Kendi hakkımızda ne hissettiğimiz çok genç yaşlarda başlar ve bütün yaşantı boyunca pekiştirilir. Hayatlarındaki olaylarda değişiklikler yapabileceklerini düşünen kişiler yıllarca bu şekildeki bir düşünceyi beslerler. Benzer şekilde eğer genç bir kişi kendi davranışından hiç sorumluluk duymamışsa bu özelliği uzun bir süre-belki de sürekli, destekleyecektir. Olaylar üzerindeki etkileri konusunda olumsuz düşünen kişiler, kendi çabalarına ve yeteneklerine dayanan tekrar eden başarı deneyimlerine ihtiyaçları vardır.

Antrenörün rolü olumlu performansı pekiÅŸtiren dönütler sunmaktır. (“olumlu” sporcunun yüksek çabası ve sonuçtaki geliÅŸme olursa) gerektiÄŸinde de uygun ÅŸekilde eleÅŸtirmelidir. Sporculara sürekli aynı ÅŸekilde iltifat edilememeli ve övülmemelidir. Dweck ve arkadaÅŸlarının (1975), bulduÄŸu gibi yalnız olumlu dönüt, nadiren de olsa eleÅŸtiriyi de içeren bir yönlendirmeden daha az verimlidir.

İşin Anlamlılığı

Sporcu bu spor branşını yapmayı önemli buluyor mu? Sporcu baÅŸarıyı nasıl tanımlıyor? Sadece “oynamak için bir ÅŸans kazanmak” olarak mı yoksa daha üst düzeyde belli bir performansa ulaÅŸmak olarak mı tanımlıyor? Nitekim, bütün sporcular baÅŸarılı bir sporcu olmayı hayatlarında çok önemli olarak deÄŸerlendirmemektedir. Sporcu performansın sonucu hakkında kaygılanıyor mu? BaÅŸarılı olup olmaması kiÅŸi için kaygı yaratıyor mu? Bir insanın nedensellik odağını deÄŸiÅŸtirmek için, birey için anlamlı olan bir iÅŸe dayalı dönüt vermek gerekir.

Güvenilir bilgi kaynağı

Antrenörlerin mesajlarına güvenilmiyorsa antrenörler sporcuların tutumlarını, duygularını ve hareketlerini etkileyemez. Eğer oyuncular onları geliştiren ve performanslarının sorumluluğunu hissettiren bilgiler alıyorlarsa, bilginin kaynağına güvenilmeli-sporcunun inandığı, güvendiği ve saygı duyduğu bir kişidir. Sadece bu durumda sporcular kendilerini güvende hisseder ve çevresel üstünlükle ilgilenir.

Nedensellik odağının iç denetimli duruma değiştirilmesi yoğun ve uzun süreli bir çalışmayı gerektirir. Fakat kişinin hayatındaki olayları ve sonuçlarını kontrol edebilmesi ve sorumluluk duygusu, sportif performansı da kapsadığından bu çabaya değer. Bunun tersi güçsüzlük ve yetersizlik veya hedeflere ulaşmaya isteksizlik duyguları veya stresle başarılı şekilde başa çıkmaktır. Uç durumlarda kişi hayatının yönünün etkilenmesi konusunda gerçekten çaresizlik hisseder. Bu hoş olmayan durum literatürde öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımlanmaktadır.

Yüklemlemeler ve Elit Sporcular

Bazen, elit sporcular bir performansın sonucunu, nedenlerini açıklayan birden çok yüklemleme yaparlar profesyonel tenisçi Jimmy Connors, Wimbledon’da o zaman yeni baÅŸlayan Robert Seguso’yla yaptığı maçı ilk sette kaybetmesine iliÅŸkin olarak medyaya yaptığı yorumda “Arka arkaya bomba gibi servis atıyordu” (iÅŸin güçlüğü). Onun sadece bir süre duraksamasını bekledim ve onu yenecektim (Conners’ın yüksek yeteneÄŸi). Ama o bom bom atmaya devam etti (iÅŸin güçlüğü).” Cooners asla Seguso’yu yenecek yeteneÄŸe sahip olmadığını söylememektedir. Elit sporcular asla “Ben yeterince iyi deÄŸilim demezler.”

McAuley ve Gross (1983) yetenekli ve baÅŸarıya alışık sporcuların performanslarını açıklamak için içsel nedenler (yetenek ve çaba) üzerine yoÄŸunlaÅŸtıklarını belirtmiÅŸlerdir. Roberts’e (1984) göre elit sporcular sonuçları olayların sadece sonuçları ile sınırlı olmayı gerektirmediÄŸi, aynı zamanda amaçlara ulaÅŸma ve yarışmada yer almanın gerekliliÄŸini düşünmektedirler. Bu gibi durumlarda elit sporcular bir takımın kaybetmesinden dolayı sorumluluk hissetme eÄŸiliminde deÄŸillerdir. Bunun yerine, takım baÅŸarısızlığını arkadaÅŸlarına yüklerken kendi performansını baÅŸarılı bulmakta, veya en azından istenmeyen sonucu kabullenmemektedir. Bu eÄŸilimin en önemli nedeni elit sporcuları baÅŸarılı geçmiÅŸleridir. Åžekil 3’te Weiner’ın dört kategoriden oluÅŸan yüklemleme modeline göre tipik örnekler sıralanmıştır.

Şekil 3 Yaygın Nedensel yüklemleme örnekleri

Yetenek yüklemlemeleri

“Zihinsel olarak hazır deÄŸildik.”

“Bugün çok kötüydüm.”

“Topa iyi ama geç vurdum.”

İşin güçlüğü veya rakibe yönelik yüklemlemeler

“Onu bugün hiç kimse yenemezdi.”

“Zamanlaması harikaydı.”

“DiÄŸer takım daha iyi oynadı.”

“Sakatlanmalar bizi mahvetti.”

Çaba yüklemlemeleri

“Antrenman sırasında çok çalışmıştım.”

“Yeteri kadar hırslı deÄŸildik.”

“Elimden gelenin en iyisini yaptım.”

Şans yüklemlemeleri

“Hakem bizim oynamamıza izin vermedi.”

“Basketi bulamadık.”

“Hava bizi mahvetti.”

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný