Beden EÄŸitimi
ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ
ALAPLI MESLEK YÜKSEKOKULU
BÖLÜM = ELEKTRİK II
DERSİN ADI = BEDEN EĞİTİMİ
KONU ADI = EKONOMİK YÖNDEN SPOR
TESLİM EDİLECEK ÖĞRETMEN = ÖMER DERELİ
HAZIRLAYAN:
RECEP PINARCIK 2004015126044
EKONOMİK YÖNÜYLE SPOR
*********** Sınıflar toplum hayatının önemli bir gerçeğidir. Tüm insanlar yasalar karşısında eşit olarak kabul edilmekle beraber, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yönden farklı yaşam biçimleri içindedir. Bireylerin ait oldukları sınıf dolayısıyla yaşam olanakları, onların hangi spora ne derecede ve ne şekilde katılabileceklerini de etkilemektedir.
Sınıf, genellikle, aynı ekonomik güce sahip olan, yaşam tarzları birbirine uygun, kendilerini aynı durumda gören ve belirli bilinç düzeyine erişen, ortak çıkarları olan insanlardan oluşmuş topluluğu denir. Her sınıfın kendine özgü bir hayat stili vardır. Hayat stili deyince bundan, doğuştan önce gösterilen ihtimamları, vücut ve yüz süslerini, davranışları, jestleri, konuşma örneklerini, elbise türleri ve vasfını, konut tiplerini, mesleklerini, eğitim derecesini aile hayatı örneklerini, dini inançları, okuma alışkanlıkları, yayın programları üzerindeki zevkleri, siyasal bağlantıları ve fikirleri, cinsi ahlak standartlarını ve diğerlerini anlamak gerekir .
Yaşam şekilleri farklı olan kişilerin davranışları, ilgileri ve istekleri de doğal olarak faklılık göstermektedir. Kişilerin içinde bulunduğu sınıfın özelliklerini kavraması ve buna uygun hareket etmesi sınıf bilincinin olduğunu gösterir. İşte sınıflar arasındaki sosyal mesafeyi belirleyen şey de bu sınıf bilincidir.
Mantıksal anlamda sınıf, belirli özelliklere sahip olan kişilerden oluşan bir kategoridir. Başka bir deyişle, bir toplumsal sınıftan söz edebilmek için, gerçek toplumsal grupların bir makro grup oluşturmaları ve bu grubun, birlik ve bütünlüğünü çeşitli yollarla kanıtlaması gerekir. Bu birliğin kanıtlanması, ortak çıkarlara dayalı bir eylemsel birlik veya yalnızca, kollektif eylemlerin öngörülebilmesini mümkün kılacak düzeyde yeterli ve nesnel bir toplumsal konum benzerliği olabilir.
Kuşkusuz her makro grup bir sınıf olarak ele alınamaz. Günümüzde yaşanan sanayileşme şehirleşme sürecine bağlı olarak, sınıflar arasındaki farkların giderek azaldığı kabul edilmektedir. Ancak bu gelişmiş uygar ülkelerde yaşam standardının yükselmesi ve siyasal iktidarlarca uygulanan politikalara bağlıdır. Ülkemizde ise plansız olarak yaşanan sanayileşme ve çarpık kentleşme sınıflar arasındaki farklığı azaltmak bir yana katlanılmaz hale getirmektedir.
İlk çözümlemede, bireysel bir olgu olarak beliren spor giderek toplumsal bir nitelik kazanmıştır. Yadsınamayacak, hafife alınamayacak bir gerçek olarak karşımıza dikilmiştir. Sosyal ve politik olaylardan soyutlanamayacak şekilde bir içiçelik göstermektedir. Günümüzde ilgi alanı geniş kitlelere ulaşan spor, giderek çoğunluğun edilgen olduğu bir kitle uğraşı olmuştur. Bireylerin nasıl ve hangi derecede sporla ilgilendikleri onların sosyal karakteristik yapılarıyla yakından ilişkilidir. Alt sınıfa ait kişiler spor olaylarına aktif katılanların az bir bölümünü oluşturmaktadır. Araştırmacılar, ideolojik, politik yapı, sanayileşme derecesi ve kültürel farklılıklar gösteren değişik toplumlarda spordaki sınıf etkisini incelemişlerdir .
Sporu kimlerin kontrol ettiğiyle ilgili detay çalışmayı yapan Gruneau, profesyonel takım sporlarının sahiplerinin çoğunun büyük şirketlerin yöneticileri olduklarını tespit etmiştir. Karşılıklı görüşmelerden ve kütüphane kaynaklarından yaptığı analizlerden Kanada Futbol ligi ve Ulusal Hokey Ligindeki takımların yöneticilerinin finans, ticaret, nakliyat ve ekonomi sektörünün iletişim bölümlerinde benzer konumlarda kişilerin olduklarını görmüştür. Benzer şekilde ulusal ve uluslararası olimpiyat komitesi üyeleri de yüksek sosyal tabakayı karakterize ederler.
Belçika’da yetiÅŸkinler arasında spor uÄŸraşının ülkenin sınıf yapısıyla doÄŸrudan ilgisi vardır. Özellikle kayak, golf, tenis ve eskrim branÅŸları ile ilgili olanlar yüksek sosyal tabakadan oluÅŸmaktadır. Buna karşıt olarak cimnastik, atletizm, judo, boks, futbol ve hentbol düşük sosyal tabakada daha popülerdir. İkinci dünya savasından önce Japonya’daki bütün ulusal ve uluslararası ÅŸampiyon sporcuların kolej mezunları olduÄŸu ortaya çıkmıştır. Nowak Polonyalı elit boksörlerin %70′nin üzerinde köylü ve aydınlar sınıfından deÄŸil de çalışan sınıf çevresinden oluÅŸtuÄŸunu tespit etmiÅŸtir.
Pavia 1972 yılında Avusturya Olimpiyat takımından 174 erkek ve bayanın sosyal sınıf geçmiÅŸlerini analiz etmiÅŸtir. Bu sporcuların %60′nın üç üst sosyal sınıfa ait olduÄŸunu görmüştür. Mc Kay ve Pearson 1982 Genel SaÄŸlık Oyunlarına katılan 219 Avusturyalı sporcunun sınıfsal geçmiÅŸlerini araÅŸtırdığında, sporcuların çoÄŸunun yüksek sosyo-ekonomik sınıftan ve çoÄŸunluÄŸun erkek olduÄŸunu tespit etmiÅŸtir. İngiltere ve Yeni Zelanda’da elit sporcularla yapılan çalışmalarda profesyonel ve yüksek konumdaki ailelerin çocuklarının sportif alanlarda daha fazla temsil edildiÄŸi vurgulanmıştır.
Ülkelere göre sporlarını karşılaÅŸtırırsak, cimnastik Belçika’da alt sınıfta, Batı Almanya’da orta sınıf ve Amerika’da üst-orta sınıfta yaygındır. Tüm idealist arzu ve uÄŸraÅŸlara raÄŸmen ülkelere göre deÄŸiÅŸiklik göstermesine raÄŸmen spora katılımın sınıfsal koÅŸullarla sınırlı olduÄŸu görülmektedir. Ülkemizde spora katılımın sınıfsal analizleriyle ilgili araÅŸtırmalar bulunmamaktadır. Ancak sınıflar arasındaki sosyo-ekonomik durum dolayısıyla yaÅŸam standartlarının arasındaki uçurumun giderek arttığı en yetkili ağızlarca ifade edilirken bunun spora katılıma da yansıyacağı şüphesizdir. Bu koÅŸullarda spor ülkemizde bir lüks olarak gözükmektedir.
Spor halen artan bir ÅŸekilde tüm sosyal kümelerden katılımcılar çekerken, bazı sporlara belirli katmanlarca hakim olunmuÅŸtur. Sınıfsal ölçüt belirli spor faaliyetleri fırsatlarını elde etmeyi ve bu sporları yapmayı kontrol ediyor gibi gözükmektedir. Bir toplumda ÅŸayet sosyal eÅŸitsizlik varsa, birçok birey genellikle yukarıya doÄŸru mesleksel bir hareketlilikle yaÅŸantılarını ve hayatta kalma ÅŸanslarını iyileÅŸtirmek için uÄŸraşırlar. Amerika’da zencilerin basketbol ve atletizmdeki baÅŸarıları bu çabanın en iyi örneÄŸidir. Ülkemizde de futbol bu ÅŸansı yaratmaktadır.
Spor yapmanın yukarıya doğru sınıf atlamayı kolaylaştırdığı konusunda en az dört hipotez vardır. ilk olarak liseli atletler, seçilmeye hak kazanmak için en azından asgari bir akademik düzey tutturmalıdırlar. Böylece bir spor bursu kazanarak üniversite okuma şansını artırabilirler. İkinci şekil bazı sporlarda (tenis, kayak vb) doğrudan bir profesyonel eğitim programına katılmakla olabilir. Bu aşamayı başarıyla geçenler çok az bir formal eğitime sahip olup, çok büyük paralar kazanabilmektedir. Üçüncü şekil ise sporda veya spor dışındaki etkili isimlerle ilişki kurabilme olasılığıdır. Yukarı doğru sınıf atlama mekanizmalarından sonuncusu da muhtemel orta sınıf tavırlarını, davranışlarını ve sosyal becerilerini öğrenmeleridir. Ancak sayıca çok az bir sporcu profesyonel veya olimpik düzeyde spor kariyerine ulaşabildiği için sınıf değiştirmek amacıyla yoğun spor uğraşı içine girenlerin pek çoğu hayal kırıklığına uğrar. Çok az sayıda eski sporcu, yönetici, antrenör, teknik direktör veya menajer olarak spor dünyasında yer alır. Pek çoğu ise sporun dışında yaşamlarını devam ettirecek iş olanakları ararlar. Bunlar eğer spor yaptıkları süre içinde bir yandan yeterli eğitim almamışlar ya da iş deneyimi kazanmamışlarsa düşük bir gelirle istemedikleri bir yaşam tarzını kabullenmek zorunda kalırlar. Sonuç olarak sosyal eşitsizlik sınıfların spora katılım şekli ve düzeyini belirlemektedir.
KAYNAKLAR
1.***** Dönmezer, S. , Sosyoloji, Savaş Yayınları, ANKARA, 1984*
2.***** Gür, A. , Spor ve Sosyal Sınıflar, aydınlık Yayınları No: 69, İSTANBUL, 1983
3.***** Gruneau, R. S. , Elites, Class and Corporate Power in Canadian Sport: Some Preliminary Findings, Eds. Landry, F. , Orbans, W. A. R. , Sociology of Sport: Sociological Studies and Administrative, Economic and Legal Aspects of Sports and Leisure, Miami, 1978*
4.***** Kızılçelik, S: , Erjem Y. , Açıklamalı Sosyoloji Sözlüğü, Savaş Kitabevi, İZMİR, 1996