Çocuğa Suçlu Denebilir Mi?

Çocuğa suçlu denebilir mi?

MERAL YILMAZ -AKSİYON dergisi 1998

Eski çaÄŸların tıp dünyasında çocuklar büyüklerin küçültülmüş ÅŸekli olarak algılanırmış. Onlara ait farklı duygu ve oyun dünyasının olabileceÄŸi düşünülmezmiÅŸ. O zamanki çocuklar bu durumdan hoÅŸnutlar mıydı yoksa dernekler kurup büyükleri protesto eden bildiriler mi yayınlamak istiyorlardı bilinmez. Ama ÅŸimdiki çocuklar bu tür ÅŸeyleri çok iyi baÅŸarıyorlar. Onlar için ÅŸimdi birçok protesto imkanları mevcut. Almanya’daki bir çocuk derneÄŸi büyüklerin sert uyarılarını eleÅŸtiriyor ve en fazla ikaz edildikleri sözlerin belirtildiÄŸi uzun bir liste hazırlıyor. Hatta bazı çocuklar insan haklarını gerekçe göstererek sevmedikleri derslere girmeyi bile reddedebiliyorlar.

Dernek ve lobi faaliyetlerinin geliÅŸmiÅŸ olduÄŸu ülkelerde çocuk haklarına ve eÄŸitimine yönelik çalışmaların çoÄŸu yine bu kuruluÅŸlar tarafından gerçekleÅŸtiriliyor. Bir bakıma üçüncü sektör sayılan sivil toplum örgütlerinin geliÅŸmiÅŸ ülkelerin gündeminde ağırlığı büyük. Bizim ülkemizde de kendisine sivil baÅŸkent dedirtecek kadar sivil kuruluÅŸlara sahip olan İstanbul’da çocuklarla ilgili çalışmalar yapan gönüllü kuruluÅŸlar parmakla sayılacak kadar az. Özellikle de suç iÅŸleyen çocuklara yönelik çalışmalar tek bir kuruluÅŸa ait: Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’na. Bu vakıf da çocuk mahkemelerine alt yapı oluÅŸturmak amacıyla kurulmuÅŸ. Çünkü henüz bizim ülkemizde suçlu olarak mahkemeye intikal eden bir çocuÄŸun suça itiliÅŸ nedenlerini ortaya koyduktan sonra onun yeniden topluma kazandırılmasına iliÅŸkin herhangi bir yasal düzenleme yok.

Çocuk mahkemelerinin çocuğun eğilimlerini ölçme, psikolojisini değerlendirme ve bundan sonraki yaşantısını bu veriler doğrultusunda geçirmesini sağlama yönünde herhangi bir tedbir uygulama yetkisinin de bulunmayışı, çocuğun yargılanmasıyla başlayan devrelerden itibaren ona destek olacak gönüllüleri zaruri kılıyor. Kanunlardaki mevcut düzenlemeler dahi mahkemelerin bu tür yetkileri üstlenmesine müsait değil. Beş yıl önce bu amaçla birtakım yenilikler içeren kanun tasarısı hazırlanmış fakat henüz bir ses yok. Kaldı ki tasarı kanunlaşsa dahi bunun uygulanması için gerekli birimlerin düzenlenmesi ve alt yapının oluşturulması da uzun yıllar alacağa benziyor. Suçluların da şanslısı var Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, çocuğun yargılanması aşamasıyla başladığı çalışmalarına mahkeme sonrası ailelerle irtibat kurma, çocuğun öğrenim görmesini sağlama, gerektiğinde işe yerleştirme gibi faaliyetleri de ekleyerek devam ediyor.

Vakıf başkanı Av. Güney Haştemoğlu ve uzman grubuyla çalışan çocuklar, suça itilenlerin en şanslı grubunu teşkil ediyorlar denilebilir. Vakfın kabul ettiği çocuklar arasında ciddi psikolojik sorunları olanlar ve sokak çocukları yer almıyor. Daha ziyade suç işlemeye meyilli olanlar değil de aile korumasından uzak oluşları nedeniyle suça itilmiş çocuklara yer veriliyor.

Akraba yanında kalanlar, evlerinden kaçanlar ya da parçalanmış ailelerin çocuklarından oluşuyor bu çocuklar ve kısıtlı bir süre zarfında vakıfta eğitilebiliyorlar.

Aslında çocuk iyileÅŸtirme yurtlarının açılmasını 2253 sayılı çocuk mahkemeleri kuruluÅŸ ve yargılama usulü kanunu ve mahkemelerin tedbir kararı gereÄŸince teÅŸvik edilmiyor deÄŸil. Devletin bu konudaki tek somut çalışması çocuk esirgeme kurumları ve yetiÅŸtirme yurtlarıyla sınırlı. Bu kurumlarda sadece 10 ila 15 bin çocuk barınabiliyor. D.İ.E’nin açıkladığı rakamlara göre korunmaya muhtaç çocuk sayısı ülke genelinde 500 bini aşıyor. Korunmaya muhtaç çocuklar arasından suç iÅŸleyenlerin sayısı ise Adalet Bakanlığı’nın geçen yılki verilerine göre 61 bin 808 olarak belirtiliyor. Çocuk mahkemeleri ÅŸefkat makamı oldu

Ülkemizde suç işleyen çocukların çoğunluğunu sokak çocukları oluşturmakla birlikte parçalanmış ailelerin çocuklarıyla yüksek gelirli kesimin çocuklarının oranı da bir hayli fazla.

İstanbul’daki çocuk mahkemelerinin baÅŸkanlığını yürüten Yargıç Gönül SeçilmiÅŸ Kara, çocuklarda suç iÅŸleme nedenini büyük ölçüde ailelerin sahip çıkmayışına baÄŸlıyor.

Mahkemelerin asıl işlevinin çocuklara ceza vermek değil topluma uyumlu hale getirmek ve yeniden topluma kazandırmak olması gerektiğine inanan G. Seçilmiş Kara, yeteri kadar sosyal benliğe kavuşmamış bir çocuğa suçlu denilmesinin insancıl bir düşünce olamayacağını belirtiyor ve mahkemelerin suçlu diyemeyeceği çocuğa tedbir uygulaması gerektiğini, bunu yapamıyorsa yeteri kadar çalışmadığı anlamının çıktığını söylüyor. Mahkemelerin yeterli olamayışını da tedbir kararlarını uygulayacak alt yapının ve bu yapıyı düzenleyecek kanunların bulunmayışına bağlıyor.

Dolayısıyla çocuk mahkemelerinin işlevi ceza verme ya da affetme yerine, suça iten nedenleri araştırıp tekrarlanmaması yönünde tedbirler geliştirme ve uygulama olması gerekiyor.

Uluslararası yasalara göre 18 yaşını bitirmemiş çocukların sadece çocuk mahkemesinde yargılanması gerekiyor. Bizde sadece 11- 15 yaş grubu çocuk mahkemelerinde yargılanabiliyor.

0-11 grubu hiçbir cezaya tabi deÄŸil. 2253 Sayılı Kanunun 10. maddesi gereÄŸi anne ve babasına teslimine diye bir karar yazılıyor. 11- 18 yaÅŸ arası genel mahkemelerde iÅŸlem görürken çocuk mahkemeleri usul ve yasalarına göre deÄŸil, büyükler gibi Türk Ceza Kanunu’na göre yargılanıyorlar. Sadece ilgili kanun maddesinde belirtilen cezanın üçte biri uygun görülüyor. İdam cezaları yirmi yıl ağır, müebbet ise onbeÅŸ yıl hapis cezası olarak deÄŸiÅŸtiriliyor. En çok suç iÅŸleyen grubun 15-18 yaÅŸ arası oluÅŸu dikkate alındığında çocuk mahkemelerine en çok ihtiyaç duyan grubun tamamen bu uygulamanın dışında tutulduÄŸu gerçeÄŸi ortaya çıkıyor.

11-15 yaş arası ise çocuk mahkemelerinin incelediği tek grubu oluşturuyor. Her çocuk mahkemesinde bulunması zaruri olan psikolog, pedagog ve sosyologlar çocukla ve ailelerle görüşerek oluşturdukları kişilik raporunu hakime sunuyorlar. Hakimler suçlu çocuğun profilini uzmanların verdiği raporlar sonucu çizebiliyorlar. Bu işlemler sırasında önemli bir problem teşkil eden Adli Tıp raporlarını da unutmamak gerekiyor. Çocuğun işlediği suçtan doğacak tüm neticeleri idrak edebilme gücünün tespit edildiği ve mahkumiyet kararının çıkmasında birinci derecede etkili olan bu raporu verenler bu iş için ehil kişiler değil. Sadece kanunlarda belirtildiği için Adli Tıbbın yükümlü olduğu bu görev şu anda çıkması dört gözle beklenen kanun tasarısında uzmanlara ve hakime bırakılmış durumda.

Her ne kadar mahkumiyet kararı alınıyorsa da bu grup için verilen ceza paraya çevriliyor ve ilgili maddede belirtilenin yarısı öngörülüyor.

Mahkemelerin bugünkü durumu itibarıyla kısaca özetlemek gerekirse 11 yaşa kadar olan çocuklar ailelerine teslim ediliyorlar ve hiçbir şekilde cezaya ya da eğilimlerini iyileştirmeye yönelik mahkeme sonrası alt birimlerce herhangi bir çalışma yapılamıyor.

0nbir onbeş yaş arası olanlar çocuk mahkemelerine çıkarılanlar. Ancak bunlardan mahkum olanlarının cezaları da paraya çevriliyor ve yeniden sokağa salınıyor. Onsekiz yaşındakiler ise büyüklerle eşit şartlarda genel mahkemelerde yargılanıyorlar fakat verilen c

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadaþ - arkadas - partner - partner - arkadaþ - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - islami sohbet - islami chat - wordpress tema - video izle - komik videolar - jinekolog - kadýn dogum doktoru - kadýn doðum uzmaný -