Algılama Süreçleri
ALGILAMA SÜREÇLERİ
Seçici Dikkat (Selective attention)
Dış dünyada olup bitenlerin büyük bir kısmını duyu organlarımız yakalar, ne var ki biz bu enerjilerin farkına varamayız. İnsanoğlu, çevresini seçici bir biçimde algılar. Duyu organlarımızın yakaladığı uyarıcıların ancak bir kısmını seçerek algılarız. Örneğin, şu anda kitap okumayı bırakın ve gözlerinizi kapatın, çevredekini sesleri dinleyin. Uzakta veya yakında farkına vardığınız yeni sesler var mı? Kalbinizin atışını hissedebiliyor musunuz? Ayağınızda çorap var mı, kitap okurken çorabın olduğunun veya olmadığının farkında mıydınız? Oturduğunuz yer yumuşak mı, yoksa sert mi? Bedeninizin durumu nasıl; beliniz, omzunuz, boynunuz rahat mı, yoksa gergin misiniz?
Dış uyarıcıların hepsinin farkında olarak okumaya devam etseydiniz, okuduğunuzdan bir şey anlayamazdınız. Beynimizin giren duyu verileri işleyerek anlamlı bir algı oluşturma kapasitesi son derece sınırlıdır. Bu nedenle beyin belirli değişkenlerin etkisi altında sürekli seçerek algılar. Seçme olayı, algılama olayının en belirgin özelliklerindendir.
Algısal seçimi etkileyen değişkenleri ilki temel grupta toplayabiliriz. Bunlardan ilkini algılanan uyarıcıyla ilgili özellikler, ikincisini de algılayan bireyle ilgili özellikler oluşturur.
Algısal seçimi etkileyen uyarıcı ile ilgili değişkenler: dış dünyadaki uyarıcılar, belirli bazı özelliklerine göre dikkatimizi çeker ve hemen algılanırlar. Bu özelliklerden en başta geleni uyarıcının değişkenliğidir( change in stimulus). Değişiklik gösteren uyarıcı hemen dikkati çeker.
Seçiciliğin temelinde hem duyusal uyum hem de evrimsel yaşam kavgası yer alabilir. Daha önce de söz etmiştik, bir duyu organı belirli tür bir uyarıcıya uzun süre maruz bırakılırsa, duyu organı o uyarıcıya uyum yapar. Uyarıcıda bir değişiklik olduğu zaman, duyu organı hemen farkına varır. Evrimsel yönden, uyarıcı değişkenliğini hemen farkına varmanın önemini kavramak zor değildir. Doğada, hayvanlara gelen tehlike, hareket halinde olan diğer yaratıklardan gelir. Bu nedenle hem avlayan, hem de avlanan hareketlerine dikkat etmek zorundadır. Geçmişte biz insanlar, bazı hayvanlar gibi avcıydık. Kendi karnımızı doyurmak ve çocuklarımızı beslemek ancak iyi avcı olmakla mümkündü.
Dikkatimizi çeken uyarıcı özelliklerinden bir diğeri de uyarıcının büyüklüğüdür. Uyarıcı büyüdükçe dikkatimizi daha çok çeker. Aynı biçimde uyarıcının şiddeti de dikkati etkiler. Parlak renkler, yüksek sesler, şiddetli acı, kuvvetli koku hemen dikkatimizi çeker. Renkli uyarıcılar, renksiz uyarıcılardan daha kolaylıkla dikkatimizi çeker. Renkler arasında da, saf renkler, karışık renklerden daha çok dikkati çeker. Tüm saf renkler arasında da kırmızı ve mavi, sarı ve yeşile göre dikkati daha çok çeker.
Algısal seçimi etkileyen algılayıcıyla ilgili deÄŸiÅŸkenler: İçinde bulunduÄŸumuz durumla ilgili beklentilerimiz o durumda bulunan uyarıcılara hangisini seçeceÄŸimizi önemli derecede etkiler. İşten dönüp eve gelirken çocukların bizi karşıladıkları köşede “gözümüz onları arar”.
İlgiler, ve o anda içinde bulunulan gereksinimler algısal seçimi etkiler. İstanbul’da aynı sokakta yürüyen iki turistten biri mimarsa evlerin yapı biçimlerine dikkat eder, diÄŸeri kedileri seviyorsa sokak kedilerini gözler. Aynı biçimde, aç olan birey lomantadan gelen kokuları hemen fak eder. Tok olan bunların farkına bile varmaz.
Örgütleme
Algılamayla ile ilgilenen psikologların öğrendikleri ilk ÅŸey, algının bir örgütleme olduÄŸudur. Dünyayı rast gele bir araya gelmiÅŸ, geliÅŸigüzel nesnelerin dizildiÄŸi bir çevre olarak görmeyiz. Bize gelen duyuları derler, toparlar, organize ederek bir anlam veririz. Algı, kendini oluÅŸturan duyusal girdilerin toplamından daha fazla bir anlam ifade eder. Bu gerçeÄŸi bir gün algısal psikoloji üzerinde çalışan ilk Alman psikologları, Gestalt kelimesi ile ifade ettiler. Bazı organizasyon kuralları “gestalt ilkeleri” algılamamızı etkiler; bu kurallardan önemli bir kaçını kısaca belirtelim: (CüceloÄŸlu, S; 121,122,123)
Şekil-Zemin İlişkisi: İnsanların nesne algılamalarındaki başlıca örgütleyici eğilim şekil ve zeminin birbirlerinden ayrılmasına ilişkindir. Bu eğilim, nesnelerin zeminine göre göze çarpması zeminden doğru sivriliyormuş gibi görünmesine neden olur. Resimler, duvarın üzerinde asılıdır, kelimeler de sayfanın üzerinde yer alır. Bu örneklerle şekil, resim ve kelimeler; zemin ise duvar ve sayfadır.
Åžekil-zemin iliÅŸkilerinin algılanması, görmenin dışındaki diÄŸer duyum içinde geçerlidir. Bir senfoni dinlerken melodi veya tema ÅŸekil olarak algılanır. Akortlar ise zemini oluÅŸturan “Rock” müziÄŸinde gitarist, tekrarlanan akortları zemin olarak kullanır. Bir ölçüde deÄŸiÅŸikliÄŸe sahip olan ÅŸarkı ise ön zemine göre ÅŸekildir. (Clifford, S; 266, 267)
Tamamlama (closure):
Algı sürecinde önemli noktalardan biri parça-bütün iliÅŸkisidir. Algıladığımız tüm nesneler uyarımlardan oluÅŸmuÅŸtur. Ancak, hiçbir nesne, uyarımların bir toplamı olarak algılanmaz. Algı, duyumların toplamında daha fazla bir anlam ifade eder. ÖrneÄŸin; bir melodi onu oluÅŸturan tonların toplamından çok farklıdır. Tonların tek tek hiçbir anlamı yoktur. Bunlar ancak bir “bütünlük” oluÅŸturacak biçimde düzenlendiklerinde bir anlam kazanırlar. Nitekim, farklı biçimde düzenlendiklerine aynı tonlar, çok farklı melodiler oluÅŸturabilirler. (Erdem, S; 52)
Benzerlik (similarity): Birbirine benzer birimler bir algısal bütnlük kazanırlar. Kalabalığa baktığımız zaman bazı özelliklerine göre bireyleri gruplarız; yaş benzerliğine göre grupladığımızda çocukları, gençleri, orta yaşlıları ve ihtiyarları görürüz.; cinsel benzerliği kullanarak erkek ve dişi gruplarını algılarız. Aynı topluluğu, giydikleri giysilerin renklerine göre de gruplayabiliriz.
Yakınlık: Zihinde zaman ya da uzay bakımından birbirine yakın bulunan ÅŸeyler de gruplanır. Åžekil 9-5’te A ve B bölümündeki noktaları saymadığımız zaman bu ilk grupta aynı miktarda nokta bulunmamasına raÄŸmen, A grubundakileri yatay, B grubundakileri ise dikey çizgiler halinde algılarız. Bu türlü görmemizi etkileyen etme, yakınlık ilkesidir. Tıpkı bunun gibi, ÅŸekil 9-5 C’ deki çizgileri, soldan saÄŸa doÄŸru olmak üzere üç çift çizgi ve bir tek çizgi olarak gruplandırırız. Bu nedenle bunun aksi yönde, yani saÄŸdan sola doÄŸru, üç çift ve bir tek çizgi olarak görebilmek için ayrıca gayret sarf etmek gerekir. Müzikte ritim gruplamaları da zamanda yakınlığa örnek olarak gösterebilir.