Fenomonolojik Yaklaşım

FENOMONOLOJİK YAKLAŞIM

Fenomonolojik yaklaşımın odak noktası öznel deneyimdir. Bu yaklaşım, bireyin kiÅŸisel dünya görüşüyle ve olayları yorumlamasıyla –bireyin Fenomonolojisiyle ilgilenir. Olayları ya da fenomenleri, hiçbir ön kavram ya da kuramsal düşünceyi empoze etmeksizin, birey tarafından yaÅŸandığı gibi anlamaya çalışır. Fenomonolojik yaklaşımı benimseyen psikologlar, insanların eylemlerini gözlemlemeye oranla, onların kendilerini ve dünyalarını nasıl gördüklerini inceleyerek insan doÄŸası hakkında daha çok ÅŸey öğrenebileceÄŸimize inanmaktadırlar. İki insan, aynı duruma tepki olarak birbirlerinden oldukça farklı davranabilmektedir; ancak, her birinin aynı olayı nasıl yorumladığını öğrenerek davranışlarını tamamıyla anlayabiliriz.

Davranıştan çok içsel zihinsel süreçlere önem vermesiyle fenomonolojik yaklaşım bilişsel yaklaşıma benzemektedir. Bununla birlikte, incelenen sorunların türü ile bunların incelenmesinde kullanılan yöntemlerin bilimselliği açısından büyük bir fark söz konusudur. Bilişsel psikologlar, öncelikle bireylerin olayları nasıl algıladıkları ve bilgiyi nasıl kodlayıp, sınıflandırıp, bellekte temsil ettikleriyle ilgilenmektedirler; algıyı ve belleği etkileyen değişkenleri belirlemeye ve davranışı kestirebilmek için, zihnin çalışma tarzını açıklayacak bir kuram geliştirmeye çalışırlar. Fenomonolojik yaklaşımı benimseyen psikologlar ise, kuram geliştirmek ya da davranışı kestirmekten çok, bireyin içsel yaşamlarıyla deneyimlerini anlamak uğraşı içindedirler. Örneğin, kişinin benlik kavramıyla, benlik değerine ilişkin duygularıyla ve benlik bilinciyle ilgilenmektedirler.

Fenomonolojik yaklaşımı benimseyen psikologlar, davranışın bilinçdışı itkilerle (psikanalatik kuramlar) ya da dış uyaranlarla (davranışçılık) denetlendiÄŸi yolundaki kavramı reddetme eÄŸilimindedirler. Denetimimiz dışındaki güçlerin bizi zorladığı eylemleri yapan varlıklar olduÄŸumuza deÄŸil, kendi yazgımızı denetleyebilen etkin kiÅŸiler olduÄŸumuza inanmayı yeÄŸlemektedirler. Bizler, kendi yaÅŸamlarımızın mimarıyız, çünkü her birimiz özgür bir bireyiz: Seçim yapmakta ve hedeflerimizi belirlemekte özgür, bu nedenle de seçimlerimizden sorumlu bireyleriz. Bu, özgür irade –gerekircilik (determinizm) karşıtlığı konusudur. Fenomonolojik yaklaşımı benimseyen psikologların bu konudaki fikirleri, Kierkegaard, Sartre ve Camus gibi varoluşçu filozofların dile getirdiÄŸi fikirlere benzemektedir.

Özgür iradenin yanı sıra, kendini gerçekleştirme güdüsü gibi insanları hayvanlardan ayıran niteliklere önem vermeleri açısından, bazı fenomonolojik kuramlara insancıl kuramlar da denmektedir. İnsancıl kuramlara göre, bir bireyin başlıca güdüsel gücü, gelişmeye ve kendini gerçekleştirmeye yönelik eğilimidir. Hepimizin, potansiyelimizi en son noktasına kadar geliştirmek ve şu an bulunduğumuz yerden öteye gitmek gibi temel bir gereksinimi vardır. Her ne kadar çevresel ve toplumsal engeller yolumuzu tıkıyorsa da, en doğal eğilimimiz potansiyelimizi gerçekleştirmektir. ( Royce ve Mos, 1981).

KiÅŸinin potansiyelinin geliÅŸtirilmesinde verdiÄŸi önem nedeniyle insancıl psikoloji, etkileÅŸim gruplarıyla, deÄŸiÅŸik türde “bilinç alanını geniÅŸletme” yöntemleriyle ve mistik deneyimlerle yakından baÄŸlantılıdır. Gerçekten de bazı hümanistler, yöntemlerinin insan doÄŸasını anlama çabasına yararlı hiçbir katkı saÄŸlamayacağını iddia ederek bilimsel psikolojiyi reddetmektedirler.

İnsancıl görüş, psikolojinin laboratuarda, yalıtılmış davranış birimlerini incelemek yerine, dikkatini insanlığın sorunlarına yöneltmesi gerektiÄŸi yolundaki uyarısıyla önemli bir noktanın altını çizmektedir. Ne var ki, günümüzün hayli karmaşık toplumunun ortaya çıkardığı zor sorunları, bilimsel araÅŸtırma yöntemleriyle ilgili öğrendiÄŸimiz her ÅŸeyi göz ardı ederek çözebileceÄŸimiz fikrini savunmak gerçekten de yanlıştır. Bu konuyla çok yakından ilgilenen bir psikologun da belirttiÄŸi gibi “bilimselliÄŸi gözden çıkaran insancıl bir psikolojiyi destekleyemeyeceÄŸimiz gibi insani kaygıları bir yana bırakan bilimsel bir psikolojiyi destekleyemeyiz.”(Smith, 1973)1

Fenomen kendini ve dış dünyayı kendine özgü bir biçimde algılayan bir kişinin öznel yaşantısına verilen isimdir. Bireyin davranışını ve çevre koşullarını ne de organizmadaki biyolojik dürtüler, istekler gereksinimler belirler: Bireyin davranışını biçimlendiren en önemli etken onun kendini ve çevreyi o andaki anlamlandırış biçimi, başka bir deyişle bireyin o andaki fenomenidir.

Her iki yaklaşım da bireyin içinde oluşan süreçlere ağırlık verdiğinden, okuyucu, daha önce incelediğimiz bilişsel yaklaşımla şimdi incelemekte olduğumuz fenomonolojik yaklaşım arasındaki farkın ne olduğunu açıklıkla göremeyebilir. Bilişsel yaklaşım, bireyin bilişsel süreçlerini deneysel yoldan incelemeyi amaçlar: duyum, algılama, bellekle ilgili süreçler, düşünme, problem çözme ve benzeri gibi alanlara düzenli ve deneysel gözlemlerle insan zihninin işlevsel bir modelini oluşturmaya uğraşır. Fenomonolojik yaklaşım bireyin öznel yaşantısına önem verir, onun dışında başka hiçbir veri tanımaz.

Fenomonolojik yaklaşımı benimsemiş psikologlarca deneysel yöntem bireyin tümlüğünü görebilme yeteneğinden uzak, son derece sınırlı bir yöntemdir. İnsan davranışını etkileyen, ona yön veren en önemli etkenleri deneysel yöntemle inceleme olanağı yoktur. Deneysel yöntemle elde edilen bilgiler, bütünden kopuk parça parça bilgiler olup, bireyin tümünü anlamaya götürmezler. İnsanı anlayabilme için, onun yaşamında neyin anlamlı olduğunu, neyi gerçekleştirmeye çalıştığını, bir başka deyişle onun fenomenini anlamamız gerekir.

Fenomonolojik yaklaşım görüşünü benimsemiş psikologlar edebiyat ve güzel sanatların her dalının, insanın doğasını anlamada bir fenomen alanı olarak kullanırlar ve daha öncede belirttiğimiz gibi, deneysel çalışmalardan uzak dururlar.

Fenomonolojik yaklaşım modern psikolojiye bir katkı olarak kabul edilmekle beraber, günümüz psikologları, psikoloji biliminin bilimsel yöntemlerle ilerleyebileceği yönündeki inançlarını devam ettirirler. Bazı psikologlar, Fenomonolojik yaklaşımdan vazgeçmeden deneysel veriler toplamının mümkün olduğuna inanır ve veri toplama çabasını sürdürürler

Yorum Yapın