Dış Ticarette İşletmelerin Gümrük Ve

06 Kasım 2007

DIŞ TİCARETTE İŞLETMELERİN GÜMRÜK VE

GÜMRÜKLEME SORUNLARI

GÜMRÜK

Tanımı: Gümrük kelimesi hem anlamı hem de konusu itibariyle Türkiye’deki mamul ve mahsullerin yabancı memleketlere ve yabancı memleket ve mahsullerinde Türkiye’ye ithal ve ihraç edilmesi sırasında ithal ve ihraç eşyasının çıkarıldığı, getirildiği daire anlamında kullanıldığı gibi genel kullanımda bu kelime ithal ve ihraç eşyasından alınan her türlü vergi resim ve harçları ifade eder.

Amacı: Dış ticaret ilişkilerin de ülke ekonomisine yarar sağlamak amacıyla vergi, resim ve harçların alınması ve bu işlerin bir düzen çerçevesinde yürütülmesini amaçlamaktadır.

Görevleri: Gümrük müsteşarlığının görevleri şunlardır.

a. Gümrük politikasının hazırlanmasına yardımcı olmak, gümrük politikasını uygulamak,

b. Gümrük Kanunu ve gümrüklerle ilgili diğer mevzuat ile uluslar arası sözleşmeler hükümlerinin uygulanmasını sağlamak,

c. Gümrük tarife oranlarının tespitine yardımcı olmak, gümrük vergileri ve gümrüklerce alınan diğer gelirler ve fonların tarhı, tahakkuk ve tahsilini sağlamak ve kontrol etmek.,

d. Gümrük kontrolüne tabi kişi, eşya ve araçların muayene ve kontrolünü yapmak, bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlayacak tedbirler almak,

e. Gümrüklerle ilgili istatistiki bilgileri toplamak ve değerlendirmek,

f. Gümrük denetimine tabi kişi, eşya ve araçların muhafazasını sağlamak, gümrükte giriş ve çıkış işlemlerine tabi eşyanın, saptanmış olan norm ve standartlara uygunluğunu denetlemek,

g. Kara hudutlarındaki gümrük kapıları ile pasavan kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve gümrük bölgelerinde gümrük muhafaza görevleri ile kaçakçılığın men, takip ve tahrik görevlerini yerine getirmek,

h. Diğer yer ve sahalarda da gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak kaçakçılığı men, takip ve tahrik etmek.

i. Milletler arası kuruluşların Müsteşarlık hizmetlerine ilişkin çalışmalarını takip etmek, bu konularda görüş oluşturmak yurtdışı ve yurtiçi faaliyetlerini yürütmek,

j. Çeşitli kanunlarla müsteşarlığa verilen görevleri yapmak,

k. Bu görevleri yerine getirecek meslek memurlarını yetiştirmek, ve bu konudaki düzenlemeleri yapmak,

l. Yukarıdaki görevlerin uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek, incelemek ve değerlendirmek hükmünü öngörmektedir.

TARİH BOYUNCA GÜMRÜKLERİMİZ

İlk çağlardan günümüze gelinceye kadar hemen her dönemde, belirli bir medeniyet seviyesine ulaşan tüm toplumlarda uluslar arası ticaret varolmuştur. Uluslar arası ticaretin olduğu bütün yerlerde ise gümrükler ve gümrük vergisi vardır.

OSMANLI İMPARATORLUĞU ÖNCESİ DÖNEM:

Türklerin, Osmanlılardan ve hatta İslamiyet’ten önce de, diğer ülkelerle ticari ilişkiler içinde olduklarına ve bu ilişkiler gümrük uygulamalarının ve gümrük kurumlarının bulunduğuna dair, sınırlı da olsa, bazı bilgiler mevcuttur. İslamiyet’ten önce gümrüklerimizle ilgili olarak elde, ancak genel nitelikte bilgiler bulunmaktadır. İslamiyet’ten sonra Selçuklular dönemi de gümrüklerimiz açısından ayrı özellikler taşımaktadır. Nitekim, Selçuklular’da ve daha sonra Anadolu Beylikleri ile İlhanlılar döneminde gümrüklerde, İslam gümrük kurallarından çok., örf kurallarının ve özellikle diğer ülkelerle yapılan ticaret anlaşmalarının uygulandığı anlaşılmaktadır. Selçuklular dönemi ayrıca Türklerin Bizans’la doğrudan ilişkide bulundukları bir dönemdir. Tarihçiler, Büyük Hun Devleti’nin (M.Ö. 161-126) belirli vergi sistemleri ile ticari ilişkilerinin ve gümrüklerinin olduğunu, Göktürkler’de (552-744) gümrük kurumlarının olduğunu Saman Oğullarında gümrük vergisinin eşyanın kıymeti üzerinden değil yük üzerinden, alındığını, muntazam bir gümrük teşkilatlarının bulunduğunu, gümrük müfettişliği müessesesinin olduğunu, Karahanlılar’ın da Samanoğulları’nın gümrük teşkilatlarını aynen devam ettirdiklerini, Gazneliler’de gümrük terimlerinin bulunduğu ve Anadolu Beylikleri’nde de gümrükler ile gümrük vergisi olduğunu kaydetmektedir.

OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

A-TANZİMAT ÖNCESİ DÖNEM:

B-TANZİMAT DÖNEMİ:

Osmanlı İmparatorluğu’nda tanzimat öncesi dönemde gümrük vergilerinin toplanması usulüne göre müteahhitler aracılığıyla yapılıyordu. Ancak, mühezzimlerin kendilerine büyük menfaatler sağlamaları dolayısıyla bu konuda çeşitli şikayetler de vaki oluyordu.

Bu şikayetlerin de etkisi ile iltizam usulü 1840 yılında terk edildi ve emanet usulü uygulamasına geçildi. İstanbul ve çevresi için “İstanbul Emtia Gümrüğü” kuruldu ve öteki yörelerde de maaşlı memurlar görevlendirildi.

C-İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ:

Tanzimat döneminde 1861 yılında kurulan Rüsumat Emaneti, İkinci Meşrutiyet döneminde, 1909 yılında çıkarılan bir Nizamname ile kaldırılmış ve gümrükler, “Rüsumat Umum Müdürlüğü” adı altında, ancak, ita amirliği yönünden bağımsız olarak yeniden Maliye Teşkilatına bağlanmıştır.

İkinci Meşrutiyet döneminde, Gümrük Muhafaza Teşkilatı ve kaçakçılıkla mücadele yönünden önemli çalışmalar olmamıştır. Esasen, ö dönemde yaşanan Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı nedeniyle gümrüklerimiz kapalı durumda bulunmaktaydı.

III-CUMHURİYET DÖNEMİ

İkinci Meşrutiyet döneminde teşkilatın yapısında değişiklik yapılması ve gümrüklerin Umum Müdürlük şeklinde Maliye Vekaleti’ne bağlanmasından sonra, gümrüklerin bu teşkilat yapısı cumhuriyetin ilk dokuz yılında da aynen sürdürülmüştür. Ancak Cumhuriyet dönemi gümrüklere sahip çıkılan ve gümrüklerle ilgili köklü tedbirlerin alındığı bir ayrı dönem olmuştur. Diğer taraftan, Cumhuriyet öncesi 1918 senesinde uygulamaya konulan Gümrük Kanunu, günün değişen ekonomik şartları karşısında yetersiz kaldığından, bu konuda da yapılan yeni çalışmalar sonucu hazırlanan tasarı kanunlaştı. 2 Mayıs 1949 tarihli 5383 sayılı olan bu kanun Cumhuriyet döneminin ilk Gümrük Kanunu’dur. 1962 yılında günün ekonomik şartlarından kaynaklanan gereklilik nedeniyle yeni bir gümrük kanunu çalışmalarına başlanmış ve hazırlanan tasarı 1962 yılında yasama organına gönderilmiş, ancak tasarı o günlerde kanunlaşamamış daha sonra yapılan değişikliklerle yeni bir tasarı halinde yasama organına gidilmiş ve tasarı kanunlaşmıştır. Hazırlanan ve halen yürürlükte bulunan 19 Temmuz 1972 tarihli 1615 sayılı Gümrük Kanunu, 1 Şubat 1973 tarihinde uygulamaya konulmuştur. Gümrük ve Tekel Bakanlığı 1983 senesinde kaldırılmış. 13.12.1983 günlü 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye ve Gümrük Bakanlığı kurulmuş ve Gümrük ve Tekel Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı da yeni kurulan bu bakanlığın bünyesi içinde aynen yer almıştı. Ancak o tarihte Tekel Müdürlüğü’de KİT haline dönüştürüldüğünden Çay Kurumu Genel Müdürlüğü ile birlikte Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın teşkilat yapısında bakanlığın bağlı kuruluşu haline gelmişlerdir. Gümrük ve Tekel Bakanlığı bünyesinde iken Genel Müdürlük olarak organize edilmiş olan Tasfiye Genel Müdürlüğü’de, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Teşkilatında, önce Merkez’de Tasfiye Dairesi Başkanlığı olarak düzenlenmiş, daha sonra da 15.5.1984 tarihli 3007 sayılı Kanunla Tasfiye işleri, Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Tarihi gelişimi içinde, 1983 yılında Maliye Bakanlığı ile birleştirilen ve bir anlamda tekrar Maliye Bakanlığı’na bağlanmış olan Gümrük Teşkilatı’nın bu yapısı 1993 senesine kadar sürmüş, 2.7.1993 günlü 485 sayılı “Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile Gümrükler tekrar Maliye Banlığı’ndan ayrılarak Başbakanlığa bağlı bir Müsteşarlık olarak organize edilmişlerdir.

Cumhuriyet döneminde ve yakın tarihte Teşkilatımız açısından gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan birisi de, Avrupa Topluluğu ile Türkiye arasında sağlanan “Gümrük Birliği” konusunda olmuştur. Türkiye ile o zamanki İsmiyle-Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 1.12.1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ile başlayan 23.11.1970 tarihinde imzalanan ve 01.01.1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol’le devam eden bir sürecin sonucu olarak, Türkiye-Avrupa Topluluğu 36’ncı Ortaklık Konseyi’nin 06.03.1995 günlü kararı ile 01.01.1996 tarihinde başlamak üzere taraflar arasında bir “Gümrük Birliği” tesisi öngörülmüştür. İki veya daha fazla ülkenin bir araya gelerek kendi toprakları arasında malların serbest dolaşımını sağlamaları, gümrük vergilerini karşılıklı kaldırmaları ve üçüncü ülkelere karşı aynı Gümrük Vergilerini uygulamaları anlamına gelen Gümrük Birliği nedeniyle Türk Gümrük Mevzuatının Avrupa Birliği mevzuatına yakınlaştırılması gerekiyordu. Başlatılan ve sonuçlandırılan çalışmalar sonucu bu uyum sağlanarak mevzuatımıza yansıtılmış ve öngörülen 01.01.1996 tarihinde Gümrük Birliği uygulamaları Türk gümrüklerinde başlatılmıştır

GÜMRÜKLER SINIFLARINA GÖRE ÜÇE AYRILIRLAR;

1.Sınıf Gümrükler: Giriş, çıkış aktarma transit, kabotaj ve diğer her türlü gümrük işlerini yapmaya yetkili olan gümrüklerdir.

2.Sınıf Gümrükler: Laboratuar tahlili ihtiyacı göstermeyen, eşyanın giriş istemi ile çıkış, transit, aktarma ve diğer her türlü gümrük işlemlerini yapmaya yetkili olan gümrüklerdir.

3.Sınıf Gümrükler: Yalnız yolcu ve yolcu beraberinde gelen eşya ile gümrükler genel müdürlüğünce tespit edilen eşyanın giriş, çıkış, transit, aktarma ve diğer her türlü gümrük işlemlerini yapmaya yetkili olan gümrüklerdir.

İşletmeler malların mahiyetine göre işlemlerini bu gümrüklerde yaparlar.

DÜNYA TİCARETİNDEKİ GELİŞMELER VE GÜMRÜK İDARESİNİN MODARNİZASYONU

2003’lü yıllar bilişim teknolojisindeki akıl almaz gelişmeler, iletişimin önüne geçilemez, yaygınlığı ile insan ve eşya taşımacılığında erişilen düzey, dünyayı küçük bir platform haline getirmiştir. Kısaca küreselleşme adlandırılan bu yapısal gelişimin kısa süre içinde hukuksal düzenlemeleri de beraberinde getirdiğini ve bir süre sonra bölgesel entegrasyonların ulusal birliklerin yerini alacağını görmemezlikten gelemeyiz.

Dünya ticaretindeki gelişmeler, Klasik Ticaret Yöntemlerine göre örgütlenmiş olan dış ticaret ve gümrük idarelerinin de sözü edilen gelişim sürecine uygun olarak yeniden yapılanmaları kaçınılmaz zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

1930’lu yılların kapalı ekonomi modeline göre örgütlenen Türk Gümrük idaresi, zamanla ekonomide görülen yapısal değişikliklere karşın, mevcut idari yapısını bu yönde değiştirememiştir. Keza, yürürlükte olan Gümrük Kanunu 1973 yılında yürürlüğü girmiş ve zamanla ufak değişikliklere uğramış olsa da GATT anlaşmasından taahhütlerimizi içerek çapta bir değişikliğe uğramamıştır. Keza, Avrupa Birliği ile sağlanan Gümrük Birliğinin gerektirdiği mevzuat uyumu da henüz gereken düzeyde sağlanabilen hale gelmiştir.

Gümrük işlemleri de bilgisayarlı işlem yürüten 2 pilot idare dışındaki Gümrük İdarelerinde manuel olarak yapılmaktaydı. Bu şekildeki bir yapı içinde çağdaş hizmet üretilmesi mümkün bulunmamaktaydı. Bu tespitler ışığında modernizasyonun kaçınılmaz olduğunu gören müsteşarlığımız “Gümrük İdaresinin Modernizasyonu Projesi” adı altında bir proje geliştirmiş ve projenin realize edilmesi için gerekli kaynakları temin etmiştir.

Gümrük İdaresinin Modernizasyonu Projesini amaçlarını şöylece sıralamak mümkündür.

1. Dış ticaret ile uğraşanlara daha iyi hizmet verilecektir. İthalatçı ve ihracatçıların gümrük idarelerinde karşılaştıkları sorunlar askeri düzeye indirilecek; beyana itibar edilmesi esas olacak ve gümrüklerdeki hizmet kalitesi yükseltilecektir.

2. Gümrük denetimlerinin etkinliği artırılacaktır.Denetimler hudut kapılarından ülke sathına yaygınlaştırılacak;ithal ve ihraç eşyanın belge eksikliği nedeniyle gümrüklü sahalarda bekletilmesi uygulamasından vazgeçilerek,noksanlıkların bilahere tamamlatılması ve denetimlerin bu aşamada yapılması yönünde düzenlemeler yapılacaktır.

3. Gümrük mevzuatının yeksenak uygulanması yönünde gerekli önlemler alınacaktır.Kanun,tüzük,yönetmelik,tebliğ,genelge gibi hukuki düzenlemelerle yürürlüğe konulan siyasi veya idari iradenin emrettiği hükümlerin,taşrada yürütülen uygulamalara da aynen yansıtılması sağlanacak;keyfi uygulamalara son verilecektir.

4.Gümrük vergilerinin tahsilatında karşılaşılan sorunların giderilmesi için yeni düzenlemeler getirilecek ve vergi kaybı oluşturan uygulamalara son verilecek etkin bir yapı oluşturulacaktır.Ayrıca,protokol imzalanan bankalar aracılığıyla da gümrük vergilerinin tahsilatına imkan oluşturacak ve dış ticaret erbabının sadece gümrük veznelerine bağımlı kalmaları uygulamasına son verilecektir.

5. Gümrük personelinin nicelikten çok niteliğe önem veren bir politika izlenecek;meslek içi eğitimle mevcut personelin nitelikleri arttırılır iken, yeni alına personelin daha nitelikli olmasına özen gösterilecektir.

6. Dış ticaret istatistiklerinin daha doğru ve zamanında üretilmesi için gerekli önlemler alınacak; bu istatistiklerin ekonomik ve siyasi karar organlarına daha erken ulaşması için çaba gösterilecektir.

Bu amaçlara ulaşmak için dış ticaret politikalarına hızla yanıt veren esnek bir teşkilat yapısına ihtiyaç vardır. Böyle bir yapılanma için hazırlanan aşama aşama yürürlüğe sokulan uygulamalara da değinmekte yarar görünmektedir.

* Gümrük işlemlerini teknolojik yeniliklerden yaralanılarak yapılması yönündeki uygulamaların en kısa sürede yaşama geçirilmesi ve bilgisayar kullanımının yanı sıra, gümrük idarelerinin modern muayene ve araştırma gereçleri ile donatılması yönündeki çalışmalar günümüzde tam anlamıyla uygulanır hale gelmiş sayılmaktadır..

* Eşyanın gümrüklerde fiziki kontrolünün sınırlandırılması ve risk analizleri ile belirlenmiş eşya muayenelerinin yapılması yönünde düzenlemeler yaşama sokulmuştur. Bu kapsamda yürürlüğe konulan bir tebliğ ile ‘teslimden sonra kontrol yöntemi’ne tabi tutulacak firmalara ‘sonradan kontrole tabi ithalatçı’ belgesi verilmeye başlanılmıştır.

*dış ticaret işlemlerinde ithalatçı-ihracatçı-komisyoncu kesimi ile gümrük idareleri arasındaki ilişkilerin,hizmetin daha iyi yürütülmesi bakımından geliştirilmesi ve karşılıklı bilgi akımının güçlendirilmesi amacıyla ‘Gümrük Sorunları Danışma Komitesi’ kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır.

*Bürokrasinin ve zaman kaybının asgariye indirilmesi amacıyla Müsteşarlık merkezinde yetki ve sorumlulukların mümkün olduğu ölçüde gümrük baş müdürlüğüne ve gümrük müdürlüklerine devredilmiştir..

* Türkiye’nin GATT Anlaşmasından kaynaklanan ve Türkiye ile AB arasında oluşturulan GB sonucunda üstlendiğimiz taahhütleri yerine getirmek amacıyla hazırlanan 247 madde ve 6 geçici maddeden oluşan Gümrük Kanunu Tasarısı hazırlanmış ve TBMM’ ye sunulmuştur. Tasarının bu dönemde yasalaşması muhtemel görülmektedir.

* Türkiye Gümrük İdaresinin yeniden yapılanmasına ilişkin olarak hazırlanan teşkilat yasa taslağı siyasi otoriteye sunulmuştur.

Tüm bu düzenlemelerin eş zamanlı olarak yürürlüğe konulması halinde, GM’ı, çağdaş bir hizmet veren bir kamu kuruluşu niteliği kazanmış olacaktır.

GÜMRÜKLERİN OTOMASYONU

Bilindiği gibi,birçok kamu kuruluşlarında olduğu gibi gümrük idarelerimizde de işlemle manuel olarak yürütülmekteydi. İşlemleri tamamlanan beyannameler bu idarelerdeki bilgisayar sistemlerine yüklenilmekte ve Ankara’daki bilgisayar merkezine gönderilerek dış ticaret istatistikleri üretilmekteydi. İşlem hacmi düşük olan idarelerdeki beyannameler ise bilgisayar sistemi bulunan en yakın idareye gönderilmekte ve buradan sisteme yüklenilmekteydi. Bunun dışında bazı gümrük idarelerinde özel işlemlere yönelik küçük bilgisayar sitemleri(örneğin, hudut kapılarındaki taşıt takip sistemleri)kullanılmaktadır.

Bilgisayar ve veri iletişim teknolojilerinin hızla yaygınlaştığı günümüzde, firmalar arasında bilgi transferinin büyük yararlar sağlayacağı keşfedilmiş ve bu konudaki çalışmalar derinleştirilmiştir. Farklı ortamlarda çalışan uygulama yazılımları arasında belli standartlarda veri aktarılması teknik olarak oldukça basit bir uygulamadır.Tüm yapılacak olan veri alışverişi yapmak istediğiniz kuruluşla aynı masaya oturarak nasıl bir standar da bilgi aktaracağınızı tartışmak ve bir transfer programı yazmaktır. Ancak, aynı veriyi bir üçüncü kuruluşla paylaşmak istediğiniz zaman konu daha karmaşık bir hale gelmektedir. Çünkü bir önceki kuruluşla belirlediğiniz standartları bu kuruluşa da uygulatmanız zor olacaktır. Bu tartışmalarda karşılaşılan temel problemler,verinin formatı ve içeriğidir. Buradan yola çıkılarak verinin belli bir formatta ve içeriğinin de herkes tarafından anlaşılacağı bir mesaj yapısında aktarımını sağlayacak bir veri değişim teknolojisi olan EDI bulunmuştur. EDI, bilgisayar uygulamalarının daha düşük kullanım masrafıyla ve daha fazla verimlilikle birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.

EDI NEDIR ?

EDI, farklı kuruluşlardaki uygulamalar arasında yapısal veri değişimi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımda yer alan yapısal veri değişimi, EDI’ın iş dünyasında kullanılan kağıt belge değişiminin yerine geçtiği anlamına gelir ve Elektronik Ticaret konusu ile doğrudan ilgilidir. EDI uygulamalarında veri, yapısal bir formatta transfer edilmektedir. Bu formata EDIFACT (İdari, Ticaret ve Nakliyata İlişkin Elektronik Veri Değişimi) adı verilir ve dünya çapında ticaretin kolaylaştırılması konusunda kurulan BM 4.Çalışma Grubunun bir girişimidir. Yaklaşık on yıl önce, uluslararası ticaretin etkinliğini artırmak amacıyla, ticari verilerin içeriğine elektronik yoldan ulaşabilmek için bir dünya standardına gereksinim duyularak bu girişim başlatılmıştır. Standartlaşma süreci ise UN/EDIFACT formatına ilişkin ISO standartlarının ilk yayınlandığı 1987 yılında başlamıştır .

EDI’IN YARARLARI

EDI’ın giderek küçülen ve firmalar arasında etkileşimin önemli bir sorun olduğu bir dünyaya getireceği yararlar hakkında çok şeyler yazılmıştır. EDI’ın en genel ve klasik anlamda yararı , belgelerin varacakları yere ulaşma süreleri ve buna bağlı olarak sipariş sürelerinin azaltılması şeklinde belirlenmiştir. Bir başka anlatımla, her şeyin zamanında yapılarak hiçbir kaynağın boşa harcanmaması planlanmaktadır. EDI’ın doğrudan sağladığı diğer bir yarar da , iletişimde insan unsuruna olan gereksinimi ortadan kaldırmasıdır. Dolayısıyla , büyük sorunlara neden olabilecek insan hataları ve diğer hatalar azaltılabilecektir.

İki kuruluş arasında yapılan bir yazışma örneği üzerinden EDI’ın yararını anlatmaya çalışırsak; EDI dışında bir ortamda hazırlanan yazı zarflanarak posta yoluyla diğer kuruluşa gönderilecektir. Bu yazının ,EDI yoluyla gönderilmesi tercih edildiğinde, yazı mesaj standardına dönüştürülerek posta hizmetlerine gerek kalmadan bir bilgisayar uygulamasından diğerine elektronik yoldan kısa süre içinde gönderebilecektir.

Tüm bu yararları başlıklar halinde toparlamak gerekirse EDI ;

• Hızlı ve doğru veri akışını,

• Daha etkin denetim yöntemlerinin geliştirilmesini,

• Üretkenliğin ve karlılığın artmasını,

• İş ilişkilerinin geliştirilmesini,

• Müşteri memnuniyetinin ve rekabet gücünün arttırılmasını sağlayacaktır.

EDI’IN KULLANIM ALANLARI

• Ticaret alanında; endüstri, üretim, finans, bankacılık, sigortacılık,

• Ulaştırma alanında; kara, demir, hava, denizyolu, dağıtım, yer hizmetleri ve depolama,

• Kamu sektöründe; gümrük, uluslararası ve ulusal ticaret, istatistik,

alanlarında kullanılmaktadır.

EDI’ın en önemli kullanım alanlarından olan dış ticaret sektöründe EDI kullanımı ile gümrük idaresi ile gümrük partnerleri (ithalatçı/ihracatçı şirketler, gümrük komisyoncuları), bankalar, diğer kamu kuruluşları ve uluslararası kuruluşlarla elektronik olarak veri alışverişi sağlanmaktadır.

Yukarıdaki şemada , dış ticarette katılımcılar arasında EDI kullanımları açıklanmıştır. Yani bir malın siparişinden başlayarak, sevkiyatından, banka işlemlerine ve en son gümrük işlemlerine kadar her aşamada EDI kullanımı mümkündür. Bu kullanımı gümrük işlemleri açısından ele alırsak, EDI’ın amacı gümrük işlemlerini yapmaya yetkili gümrük komisyoncuları veya ithalatçı/ihracatçı firma temsilcilerinin beyan bilgilerini gümrük bilgisayarına elektronik ortamda kendi bürolarından belli standartda transfer etmelerini sağlamaktır.

Bu uygulama ile ;

1. Gümrüklü sahaya eşyaların gelişi ile ithalatçı ve ihracatçılar beyanlarını hızlı bir şekilde gümrük idaresine verebilecekler ve gümrük idaresi beyanı ve gerekirse eşyayı minimum gecikme ile kontrol edebilecektir.

2. Gümrük beyannameleri , gümrük idaresinin bilgisayarına yeniden veri girişi yapılmadan aktarılacak ve vergiler sistem tarafından hesaplandıktan sonra rahatlıkla kontrol edilebilecektir.

3. Daha gerçekçi istatistikler alınabilecektir.

4. İşlemler basitleşecektir.

5. Gümrük Müdürlüklerinde her gün iş takip eden yüzlerce komisyoncu ve firma görevlisi sayısı EDI uygulaması ile süratle azalacak ve gümrük personeli üzerindeki fiziki iş yükü minimum seviyeye inecektir.

1998 yılı başlarında ilk kez Atatürk Havalimanı Gümrük Müdürlüğü’nde uygulanmaya başlanmış olan , gümrük işlemlerine ilişkin BİLGE adlı yazılıma kendi bürolarından erişmek isteyen firmalar yaklaşık olarak 1998 yılı ortalarında da EDI sisteminden yararlanmaya başlamışlardır.

EDIFACT (EDI for Administration, Commerce and Transportation) Standardları

Yukarıda bahsedilen Elektronik Veri Değişimi kapsamındaki mesajlar Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen UN/EDIFACT standartları kullanılarak gönderilecektir. Bu standart kapsamında çeşitli kuruluşlar tarafından kullanılmak üzere mesajlar yayınlanmaktadır . Kuruluşlar veri alışverişlerinde bu standartları kullanan yazılımlar ile kendi verilerini standart mesajlara dönüştürerek, çeşitli iletişim ortamlarından veri transferlerini yapmaktadır. Bu transferlerde kullanılan iletişim protokolleri , ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü) tarafından onaylanan ve tanınan X25,X400 gibi protokollerdir.Fiziksel bağlantılarda ise kiralık hatlar,TURPAK veya Dial-Up bağlantılar tercih edilmektedir.

UN/EDIFACT mesajları içerisinde gümrük sektöründe kullanılan uluslararası mesajları şunlardır;

CUSCAR ( Customs Cargo Messages)

Gümrük Kargo Mesajları; Gümrük İdaresi ve taşıyıcı firmalar arasında kullanılan mesajdır. İçeriğinde taşıyıcı firma tarafından gümrük idaresine gönderilen özet beyan (manifesto) bilgileri vardır.

CUSDEC ( Customs Decleration Messages)

Gümrük Beyannamesi Mesajları; İthalatçı/İhracatçı ve Gümrük Komisyoncuları ile Gümrük İdaresi arasında kullanılan mesajdır. İçeriğinde gümrük idaresine verilen gümrük beyannamesi bilgileri vardır.

CUSRES ( Customs Response Messages)

Gümrük Cevap Mesajları; Gümrük İdarelerinden CUSDEC ve CUSCAR mesajlarına yöneltilen cevapları içeren mesajlardır .

CUSREP ( Customs Report Messages)

Gümrük Taşıma Raporu Mesajları; Her tür taşıma şekli için detaylı bilgileri içerir. Taşıyıcı firma ile gümrük idaresi arasında kullanılır. Her bir mesaj sadece bir taşımanın verilerini içerir ve aracın varışından sonra gönderilir. Boş konteyner ve yolcu sayısının da gümrük idaresine rapor edilmesinde kullanılır.

Ortamda kendi bürolarından belli standartta transfer etmelerini sağlamaktır.

Bu uygulama ile ;

1.Gümrüklü sahaya eşyaların gelişi ile ithalatçı ve ihracatçılar beyanlarını hızlı bir şekilde gümrük idaresine verebilecekler ve gümrük idaresi beyanı ve gerekirse eşyayı minimum gecikmeyle kontrol edebilecektir.

2.Gümrük beyannameleri, gümrük idaresinin bilgisayarına yeniden veri girişi yapılmadan aktarılacak ve vergiler hesaplandıktan sonra rahatlıkla kontrol edilebilecektir.

3.Daha gerçekçi istatistikler alınabilecektir.

4.İşlemler basitleşecektir.Gümrük Müdürlüğünde her gün iş takip eden yüzlerce komisyoncu ve firma görevlisi sayısı EDI uygulaması ile süratle azalacak ve gümrük personeli üzerindeki fiziki iş yükü minimum seviye inecektir.

BİLGE Sisteminin Yaygınlaştırılması

Pilot uygulaması başarıyla sürdürülen BİLGE sistemi ve EDI sisteminin diğer gümrük idarelerine de yaygınlaştırılması amacıyla,dış finansman kaynağı Dünya Bankasından sağlanan uluslar arası bir finansman sağlanmıştır. İhale kapsamında Türkiye düzeyinde 18 gümrük başmüdürlüğü ile 47 gümrük müdürlüğüne bilgisayar sistemleri yerleştirilecek ve gümrük işlemleri bilgisayar ortamında yürütülmeye başlanacaktır. Bu idarelerin bilgisayar sistemine kavuşmasıyla birlikte Türkiye’deki tüm dış ticaret işlemlerinin %90’ı bilgisayar ortamında yürütülür olacaktır. Söz konusu ihale kapsamında yazdırılacak olan Gümrük Veri Ambarı(Customs Data Warehouse ) yazılımı sayesinde dış ticaret istatistikleri çok hızlı ve doğru olarak üretilecek;günlük olay bazındaki sorgulamalardan hemen sonuç almak mümkün olabilecektir.

Böylece,Tür Gümrük İdaresi gerek uluslar arası kuruluşlar nezdinde,gerekse Türkiye’de faaliyet gösteren dış ticaret kesimi nezdinde güvenilir ve saygın bir kamu kuruluşu olma yolunda önemli mesafeler almıştır.

GÜMRÜKLERDE ARANILAN BELGELER

Gümrük idarelerinde yürütülerek sonuçlandırılan çeşitli işlemlerle ilgili olarak aranılan belgeleri,işlemler bazında ve bu işlemle ilgili olarak özellikle ibrazı gereken belgeler olarak incelemek yaralı olacaktır.

GELEN VE GİDEN TAŞITLARIN KOTROLÜ

Gelen giden kara,demiryolu,deniz ve hava taşıtlarının kontrolü işlemlerine gümrük idarelerince özellikle aranan ve incelenen belgeler aşağıda sıralanmıştır.

1- Asıl manifesto:

Asıl manifesto,konşimentolara göre gemide tutulan yük defteri ve çıkış ve limanda yetkili resmi mercilerce onaylanmış olan yük beyannameleridir.

2- Müfrez Manifesto:

Bir manifesto muhteviyatının,aynı liman içinde birden fazla yetkili gümrük emrindeki sundurmalara boşaltılması halinde,manifestonun verildiği gümrük idaresince,diğer gümrük idarelerine çıkarılan eşya için verilen belgedir.

3- Konşimento:

Deniz yoluyla yapılan taşımalarda,geminin kaptanı veya donatanı veya mümessili tarafından yükletene verilen ve geminin,kaptanın,yükletenin ve taşıyıcının kimliği(gemini tabiiyeti),yükleme ve boşaltma limanlarını yüklene malın cinsi,ölçüsü,sayısı,markası ve diğer mahiyetlerini,navlun şartlarını belirten belgedir.

4-Yük Senedi:

Kara nakliyatında,konşimento yerine,taşıyıcılar tarafından tanzim edilen taşıyıcı,gönderen ile gönderilenin adı,soyadı ve adresini,eşyanın adedi,cinsi ve ağırlığını,ambalajın şekli ve vasfını,taşıma şartlarını içeren belgedir.

5-Soru Kağıdı:

Limana gelen veya limandan ayrılan gemilerinin kaptanlarını o limandaki gümrük muhafaza idaresine teslim etmek zorunda oldukları ve geminin hangi limanlara uğrayarak geldiği,ne kadar nerelere gideceği,memlekete girmesi yasak olan eşyanın gemide bulunup bulunmadığı,limana yük veya yolcu çıkarıp çıkarmayacağı,bu limandan yük veya yolcu alıp almayacağı,gibi sorulara karşılık gemi kaptanının beyanlarını kapsayan kağıttır.

6-Boş Gitme Kağıdı:

herhangi bir yük almadan,boş gidecek taşıtların,işletme sahip,acente ve kaptanları tarafından gümrük idaresine verilmesi zorunlu olan belgedir.

B- GİRİŞ REJİMİ

1-Tek Tip Gümrük Beyannamesi:

Gümrük rejimlerinin yazılı beyanı için kullanılan ve sekiz nüshadan ibaret olan beyannamenin 1. Nüshası ihracat ve/veya transit işlerinde kullanılır. 2. Nüshası istatistiki amaçla kullanılır. 3.Nüsha ihracatta gümrük idaresince mükellefe verilir. 4. Nüsha,transit rejiminde çıkış idaresinde kalacak nüshadır. 5.Nüsha,transit rejiminde,varış gümrük idaresince çıkış gümrük idaresine gönderilecek teyit nüshasıdır. 6.Nüsha,ithalat işlemlerinde kullanılır. 7.Nüsha istatistiki amaçla düzenlenen nüshadır. 8.Nüsha ise ithalatta gümrük idaresince mükellefe verilen nüshadır.

2- Orijinal Fatura:

Kesin satışlarda,satıcı firma ve diğer hallerde eşyayı gönderen firma tarafından mahallinde düzenlenmiş ve tanzim yeri,tarihi,satıcı ve gönderici firmanın adı ve adresi,eşyayı satın alanın ve gönderilenin adı ve adresi,ödeme şartları,satış bedeli ve teslim şartı,eşyanın cinsi,nevi ve miktarı,eşyanın birim fiyatı ile eşyanın teslim ve ödeme yeri gibi hususları kapsayan belgedir.

3-Ayrıntılı Fatura (Spesifikasyon):

kıymetleri üzerinden vergiye tabi tutulan eşya,birden fazla kap içinde geldiği ve aynı zamanda çeşitli cins ve kıymette ne miktar eşya bulunduğunu gösteren ve orijinal faturaya uygun olarak ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olan belgedir.

4-Çeki Listesi :

bir fatura kapsamı eşyanın çeşitli cins ve nevide ve çeşitli ağırlıktaki kaplara konulması halinde her kapta ne miktar eşyanın bulunduğunu göstermek amacıyla düzenlene belgedir.

5- Ordino:

gümrüklerden mallarını çekmek isteyen kimselerin,ellerinde bulunan konşimento ve acentesine kara taşıtlarında taşıyıcı veya bunun mensup olduğu idareye veya firmaya ibrazı ederek,tanzim edilmesini istedikleri belgedir.

6-Küşad Dilekçesi:

Mal sahiplerinin beyannamelerini düzenleyebilmek için eşya kaplarını tartmak,bunları açıp eşyayı muayene etmek,numune almak ihtiyacında bulundukları takdirde,bu amaçla gümrük idaresine verdikleri dilekçedir.

7- İşlenmiş Tarım Ürünlerinin Beyan Formu Analiz Raporu:

işlenmiş ürünlerinin ithalinde,sanayi ürünlerindeki tarım paylarını belirten ve beyannameye eklenmesi gereken bir belgedir.

8-İstek Kağıtları:

Hacimleri veya ağırlıkları veya cinsleri itibariyle Gümrük Müsteşarlığınca tayin ve tespit dilen bazı eşya,belirlenmiş bazı şartlarla,sundurma ve antrepolara konuşmaksızın,gümrük idareleri denetimi altında ve göstereceği yerlerde,sahiplerinin sorumluluğu altında gümrük işlemlerine tabi tutulabilir (supalan işlem)

9- Navlun Makbuzu ve Sigorta Poliçesi:

FOR,FOT,FAS,FOB satış şekillerinde,taşıma şartlarıyla ücretin yazılı bulunduğu taşıma makbuzu ve eşyanın satış mahallinden Türkiye’de ithal mahalline kadar taşınması

Dolayısıyla hazırlanmış, sigorta şartları ile ödenecek ücreti gösterir. Sigorta poliçesinin C.Et.F satış şeklinde ise sadece sigorta poliçesinin, mükellefin imza ve kaşesini taşıyan birer fotokopisinin beyannameye eklenmesi gerekir.

10-Tahakkuk Varakası

Sözle yapılan beyanlarda beyana konu eşyanın gümrük işlemlerinde kullanılan belgedir.

Beyan, tahakkuk varakası üzerine ilgili gümrük memuru tarafından tespit olunarak, sahibine, mümessiline veya vekiline imza ettirilerek tescili yapılır.

11. Diplomatik Mektuplar / Takrir:

Diplomatik muaflık veya imtiyazlardan yararlanan yabancı devlet başkanları ve aileleriyle refakatlerine memur olanların, yabancı diplomatların ve elçilerin kendi adlarına gelecek eşya için, karşılıklı olmak şartıyla, misyon şefleri tarafından yazılan ve Dışişleri Bakanlığına vize edilen mektuplardır.

12. Çetele Kağıdı

Eşyanın, mal sahiplerine teslim edilen miktarını, kap sayısını ve ambalajsız gelenlerde ise adet veya kilo itibarıyla miktarını gösteren bir belgedir.

13. Mümessillik / Distribütörlük Mukavelesi

Alıcı ile satıcı arasındaki ticari ilişkiyi düzenleyen ve gösteren bir belgedir.

14. Proforma Fatura

Satılacak olan malın, satılmasından ve tesliminde önce, niteliğini ve birim fiyatını göstermek üzere, satıcı tarafından düzenlenen faturadır.

C- TRANSİT AKTARMA REJİMİ

1. İrsaliye

Yolcuların, beraberlerinde bulunan veya sundurma ve antrepolardan çıkarılan eşyasının, herhangi bir suret ve vasıta ile giriş işlemi yapılmak üzere, diğer bir gümrüğü sevkinde tanzim olunan belgedir.

2. Tır karnesi

Eşyanın topluluk gümrük bölgesi içerisinde bir noktadan diğerine, Tır Sözleşmesi Sistemi içerisinde taşıması, halinde, kullanılan ve IRU (Uluslar Arası Karayolu Taşımacıları Birliği) tarafından basılarak üye ülkelerin kullanımına sunulan karnedir.

3. Giriş Konteyner kayıt ve Takip Formu

Ülkemizde ikamet eden veya yerleşmiş bir kişi tarafından, satış, kira, leasing veya benzeri bir anlaşma yoluyla getirilen ve Gümrük Müsteşarlığı’nca geçici muaflık rejiminden yararlanılmasına izin verilen konteynerlerin kayıt ve takibi amacıyla kullanılan bir belgedir.

4. Çıkış konteyner Kayıt ve Takip Formu

Yurt dışına dolu veya boş olarak geçici çıkartılacak konteynerlerin kayıt ve takibi amacıyla konteyner sahipleri, işletmecileri veya bunların temsilcileri tarafından düzenlenen ve gümrük idareleri tarafından kabul edilen belgedir.

5. ATA Karnesi

Eşyanın, topluluk gümrük bölgesi içinde bir noktadan diğerine, ATA Sözleşmesi çatısı altında taşınması halinde, beyanname hükmünde kullanılan belgedir.

6. CIM Sevk Pusulası

Topluluk transit rejiminin uygulanabildiği yerlerde, bu rejim altındaki demiryolu ile yapılan işlemlerde beyanname yerine kullanılan belgedir.

7. Karayolu Taşıtı Uygunluk Belgesi

Karayolu ile uluslar arası eşya taşımacılığı yapan taşıtların, TIR sözleşmesi hükümlerine uygun olarak imal edildiğini gösterir, gümrükler Başmüdürlüklerince iki yıllık bir süre ile verilen belgedir.

8. CMR Belgesi

Kamyon ile yapılan uluslar arası taşımalarda,ş Karayoluyla Uluslar arası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma Hükümleri gereği, düzenlenen bir taşıma senedidir.

Karayolu Taşıma Belgesi (CMR), malların nakliyeci firma tarafından belirtilen yere taşınmak üzere teslim alındığını gösteren bir belgedir.

9. ATR Dolaşım Belgesi

Türkiye veya toplulukta serbest dolaşıma bulunan eşyanın, Katma Protokolde öngörülen tercihli rejimden yararlanabilmesini sağlamak üzere, ihracatçı ülke yetkili kuruluşlarınca düzenlenip, gümrük idaresince vize edilen belgedir.

ATR Dolaşım Belgesi, Türkiye’den Topluluğa veya Topluluktan Türkiye’ye doğrudan nakledilen eşya için düzenlenir.

10. EUR 1 Belgesi

Türkiye ile AKÇT ülkeleri menşeli ürünlerin, anlaşma hükümlerinden yararlanabilmesini sağlamak üzere ihracatçı üye ülke, gümrük idareleri veya bu idarelerce yetkili kılınan kuruluşlarca usulüne uygun olan gümrük idarelerince vize edilen menşe sertifikasıdır.

11. Havayolu Taşıma Belgesi

Taşımaya konu eşyanın mülkiyetini temsil etmeyen, sadece, eşyanın uçak ile belirli bir yere gönderilmek üzere teslim alındığını gösteren belgedir. Bu belgede havayolu şirketi veya acentesi tarafından, eşyanın gönderildiği tarih ile uçuş numarası da gösterilir.

D. ANTREPO – SUNDURMA REJİMİ

1. Taahhütname Teminat

Gümrük Müsteşarlığının izniyle, genel veya özel antrepo açıp işletecek gerçek ve tüzel kişiler Gümrük Yönetmeliği’nde yazılı zorunlulukları yerine getirteceklerine dair, formülüne uygun ve noterden onaylı bir taahhütnameyi, işlem bakımından bağlı bulundukları idaresine vermeleri zorunludur.

Yine Müsteşarlık, sözü edilen gerçek ve tüzel kişilerden buralara konacak, eşyadan alınacak vergi resim ve ceza haklarını korumak üzere, uygun göreceği teminatı da isteyebilir.

2. Sundurma Giriş Listesi

Sundurmaya alınan eşya için, boşaltmayı yapan işletmelerin yetkili memurları veya boşaltmaya yetkili diğer deniz, kara ve hava araçlarının sahipleri veya kaptan, pilot, acente, şoför, sürücü veya yetkili adamları tarafından düzenlenen belgedir.

3. Yolcu Sundurma Alındısı

İşlemi derhal yapılmayacak olan yolcu eşyası, yolcu salonu bulunan yerlerde gümrük emrine verilen salon sundurmalarına alındığında, görevli muayene memuru tarafından doldurulup, sundurma memurunca da imzalanan ve gümrük idaresinin resmi mührünü taşıyan belgedir.

4. Çıkış Kontrol Fişi

İşletmelere ait sundurmalardan çıkan bir ordino kapsamı eşya için, gümrük memuru tarafından düzenlenerek, işletme sundurma memuru tarafından da imzalanan bir belgedir.

5. Rezerve Tutanağı

Kırık veya tamire muhtaç kaplar ile dağınık eşyanın, sundurma ve antrepoya alınır alınmaz, gümrük muayene memuru, ilgili boşaltma memuru, gümrük sundurma/antrepo memuru önünde muayene edilerek, mevcut durumun saptandığı bir belgedir.

E. ÇIKIŞ REJİMİ

1. Orman / Tekel Nakliye Tezkeresi

Orman ürünlerinin ihracı için istihsal yerinden tekele tabi eşyada ise bu idarece tanzim olunarak verilen belgelerdir.

2. Kumanya Listesi

Çıkış yapan deniz, kara ve hava nakil araçlarına verilecek kumanyalarının kayıtlı olduğu belgedir. Bu belge beyanname addolunarak gümrük işlemleri bunlar üzerinde yürütülür.

3. Standardizasyon Kontrol Belgesi

Çıkışı standardizasyon kontrolüne tabi tutulmuş maddelerin (Antep fıstığı, pamuk, yemeklik zeytin yağı, palamut vb.) ihracatında aranılan belgedir. Bu belgeye sahip olmayan mezkur maddelerin çıkışına gümrüklerce hiçbir suretle izin verilmez.

4. Yabancı Ülkelere Seyahat Edenlere Ait Geçici Çıkış Beyannamesi ve Taahhütnamesi

İkametgahı Türkiye’de bulunan Türk ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yabancı memleketlere geçici olarak çıkaracakları ve en geç iki yıl içerisinde geri getirilecek, kendilerine ait taşıtlar için, düzenlenen belgedir. (Triptik veya Gümrük geçiş karnesi ibraz edilmediği takdirde)

F. POSTA REJİMİ

1. Kolilerin Gümrüğe bildirilmesine Mahsus Listeler

Posta kolilerinin gümrük işlemlerinin yapılacağı posta iş yerlerinde, gümrük idaresine beyanında kullanılan ve sıra numarası, kolinin çıkış ülkesi, kolinin sayısı, marka ve numarası, kolinin hangi yolla geldiği gibi bilgilerinin kayıtlı bulunduğu belgedir.

2. Deklarasyon Anduan

Posta yoluyla gelen ve ticari nitelikte bulunmayan hediyelik, numunelik, zat ve aile ihtiyaçlarını karşılayan ve benzeri eşya için, sahipleri tarafından düzenlenen ve beyanname yerine geçen belgedir.

3. Arz Listesi

Yeşil etiketli mektuplar ile yeşil etiketli diğer haberleşme gönderilerden küçük ve basılmış kağıtları kapsayan posta çantalarından, vergiye tabi olanlarının, gereğinin yapılabilmesi amacıyla, posta idaresince gümrüğe bildirildiği listedir.

G. SINIR REJİMİ

1. PASAVAN:

Sınırın her iki tarafında 5 kilometrelik bir bölgede oturan şahısların, 5 veya 10 kilometrelik saha dahilinde, arazilerin tarım yapabilmelerini sağlamak üzere, ilçe kaymakamlıklarınca verilen ve giriş – çıkışlarda kullanabilecekleri bir belgedir.

Pasavan sahipleri yolcu sayılmadıklarından, Gümrük Kanunu’nun yolculara sağladığı muaflıklardan yararlanamazlar.

H. TURİSTİK KOLAYLIKLAR

1. Triptik Karnesi:

Turistik kolaylıklardan yararlanacak şahısların taşıtlarının, bir kerelik giriş ve çıkışları için kullanılan bir belgedir.

2. Gümrüklerden Geçiş Karnesi:

Turistik kolaylıklardan yararlanacak şahısların taşıtlarının, birden fazla ülkeden giriş ve çıkış yapacak olması halinde düzenlenen karnenin hangi tarihe kadar geçerli olduğunun, hangi kurum tarafından verildiğinin, karne sahibine ve araca ilişkin bilgilerin de kaydedildiği bir belgedir.

3. Yabancı Taşıtlar İçin Geçici Giriş Belgesi/II Numaralı Triptik:

Turistik kolaylıklardan yararlanacak şahısları yabancı taşıtları için düzenlenen ve Türkiye için geçerli olan bir belgedir. Triptik karnesindeki bilgilerden başka, turistin ana, baba adı ile doğum yer ve tarihin de ihtiva eder.

4. Mülkiyet Belgesi

Yabancı veya Türk uyruklu turistlerin triptik, II numaralı triptik yabancı taşıtlar için Gümrük Kanununun getirdiği en önemli yenilik, gümrük uygulamalarının basitleştirileceğidir. Basitleşmiş usul ve sonradan kontrol hükümleri işlemlere çabukluk kazandırılması bakımından önemle uygulanması gereken hususlardır ve eğer uygulama alanı yaratılırsa, hem mükellef hem de gümrük idaresinin işlemlerini önemli ölçüde azaltacağı açıktır. Gümrük Kanununda ilk defa gümrük işlemlerinin bilgi işlem makineleriyle uygulamalarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Gümrüğe sunulan eşyanın geçici depolama süresi;yani sundurma bekleme süresi dört ay bulunmakta iken, yeni kanun ile denizyolu ile gelen eşya için 45 güne, diğer bir yolla gelen eşya için 20 güne indirilmiştir. Bu suretle eşya yığılmaları önlenmiş,gümrük işlemlerinin daha süratli bir şekilde tamamlanması öngörülmüştür.

Gümrüğe verilen beyannamenin takip süresi ise, iki aydan bir aya indirilmiştir. Yeni kanunda ekonomik etkili gümrük rejimlerine yeni bir yapılanma ile yer verilmiştir. Eşyanın iki yıl süre ile antrepoda kalma süresi kaldırılmış, antrepo rejimi süresi sınırsız kılınmıştır.

Geçici ithalat rejimi düzenlemesi ile geçici kabul yolu ile girecek eşyaya kolaylıklar getirilmiştir.

Yeni kanunda, ihracatla ilgili hükümlere çok az yer verilmiş olmakla beraber, yönetmelik ve genelgelerle ihracatın çok geniş kolaylıklarla yapılabileceğine işaret edilmiş bulunmaktadır. Örneğin; yalnız fatura ile beyanname verilmeden, beyanla ihracat yapılabileceğine değinilmiştir.

Gümrüklerde Ortak Gümrük Tarifesi dışında bir vergi uygulanmayacağı için şeffaf ve tek tip bir düzen kurulacak. Sanayicilere gümrük vergisinden muaf olarak mal ithal hakkı verilecek. Bu malların işleneceği özel bölgeler kurulacak. Bu bölgelerde Gümrük İdaresinin gözetimi altında üretilecek olan ürünlerin içeri satışı sonrasında vergi ödenecek. Bu uygulama da sanayicilerin vergilerini düşürecek. Eşyanın geçici depolanması rejiminde yaılan düzenleme ile gümrüklerde geçici depolama süresi kısalacak. Böylelikle stokçuluk önleneceği gibi söz konusu malların ekonomiye kısa sürede katkısı da sağlanacak. Bugüne kadar yasal çerçeve kazandırılmayan Dahilde İşleme Rejimi’ne yasal çerçeve kazandırılacak. Geçici İthalat Rejimi libere edilerek üretimde kullanılacak bir makinenin vergisi ödenmek kaydıyla geçici ithali serbest olacak. Bir kısım mallar kullanım amacına göre tasnif edilerek lüks tüketim vergilendirijecek, sosyal amaçlı tüketim özendirilcek. Özel kuruluşlara antrepo işletme serbest hale getirilerek ekonomik gelişmeye katkıda bulunacak. Fikri ve sınai hakların ihlaline izin verilmeyecek, taklit mallar mahkemeler sonuçlanana kadar gümrüklerde tutulacak.

Gümrük vergilerinden muaf olacak, istisna mallar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek. Hariçte İşleme Rejimi ile yurtdışında üretilmek üzere gönderilen eşyanın işlevini gerçekleştirebilecek ikame ürünün ithaline olanak sağlayacak. Gümrüklerde keyfilik dönemi sona erecek. Bürokrasi de bütünüyle azaltılacak. Serbest bölgelerin faaliyet esaslarında herhangi bir değişiklik olmayacak.

Yabancı sermayenin Türkiye’ye karşı ilgisi artacak. Yerli ve yabancı yatırımcılara açık ve bağlayıcı bilgi verm zorunluluğu getirildi. Gümrük idareleri tarafından verilecek bu bilgiler 6 yl bağlayıcı olacak. Gümrük birliği disipline edilecek; rastgele ticaret dönemi bitecek. Fonksiyonel olmayan gümrükler kapatılacak.

Yeni Yasa Neler Getiriyor?

Gümrük tarifesi yeniden tanımlandı. Gümrük vergilerinden muafiyet tanınacak haller uluslararası yükümlülüklerimiz göz önüne alınarak yeniden düzenlendi.

- Mevcut uygulamadaki “Sundurma Rejimi” “Eşyanın Geçici Depolanması” adı altında yeniden düzenlendi.

- Gümrük Kanunu’na Dahilde İşleme Rejimi’ne ilişkin hükümler dahil edildi.

- Türkiye’deki daha önce hiç uygulaması bulunmayan “Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi” Türk Gümrük Mevzuatı kapsamına alındı.

- Hariçte İşleme Rejimi ile yurtdışında üretilmek veya tamir edilmek üzere gönderilen eşyanın işlevini gerçekleştirebilecek ikame ürünün ithaline olanak sağlandı.

- Geçici İthalat Rejimi hükümlerine göre, daha önce kanunda tadat edilen eşya yerine hemen hemen tüm eşyanın bu rejimden yararlanarak yurda geçici ithaline olanak tanındı.

- Kanunun getirdiği bir diğer yenilik de, bir kısım eşyanın nihai kullanım amacına yönelik tam veya kısmi muaf olarak ithaline imkan tanındı.

- Antrepo Rejimine getirilen bir yenilik, gümrük kontrolleri aynı kalmak kaydıyla, antrepo işleticisi kamu kuruluşlarının yanı sıra özel kuruluşlara da genel veya özel antrepo işletme hakkı tanındı.

- Fikri ve sınai hakların ihlalinin önüne geçilebilmesi için gümrük idarelerine yetki ve sorumluluk veren hükümler getirildi.

- Gümrük cezaları enflasyon nedeniyle yaptırım gücünü kaybetmişti. Bu bakımdan maktu para cezası miktarlarının arttırılması öngörülerek bu sağlandı.

- Gümrük Müsteşarlığı, “muteber dış ticaret” dönemine geçecek. Müsteşarlık tarafından belirlenecek kriterlere uyan “düzgün,çalışan” sanayicilere ithalatçı-ihracatçı belgesi verilecek. Bu kuruluşların işlemleri gümrüklerde hızlı bir biçimde sonuçlandırılacak.

- Sonradan kontrol sistemi ile sanayici malını muayene ettirmeden yurda sokacak ve hızla üretime geçilecek. Gümrük idaresi ihtiyaç duyarsa gelip kontrolünü üretim süreci sırasında yapacak. Böylelikle güvene dayalı bir sistem kurulacak.

İthalatçı Ve İhracatçıların Gümrüklerde Yaşadıkları Belli Başlı Sorunlar

- Gümrüklerin birbirinden farklı olarak çalışmaları, farklı uygulama sürdürmeleri.

- Gümrüklerde evrakların geçersiz olarak fazla beklemeleri, işlemlerin uzun süre zaman alması.

- Mevzuatlarda sık sık değişikliklerin meydana gelmesi, bu değişikliklerin takip edilememesi.

– Gümrüklerde çalışan memurların duyarsızlığı.

– Aynı malın G.T.İ.P’sinin değişiklik göstermesi.

– Saat 4’ten sonra veya Cumartesi Pazara çıkması gereken malların gümrük kontrolünde memurların çalışmaması veya açıktan mesai alarak çalışması.

– İthalatta malın antrepoda uzun süre bekletilmesi ve çeşitli evrakların (Şirketin Sanayi Odası kaydı, Ticaret Odası kaydı. Şirketin kuruluşunu gösteren Ticari Sicil Gazetesi, Vekaletname, İmza Sirküleri, Teminat Mektubu ve diğer ithalat belgeleri İstenmesi, bu evrakların hazırlanmasından doğan zaman kaybı.

- Makine ithalinde 15-20 gün, iplik ithalinde 4-7 gün mal antrepoda kalabiliyor.

- Bazı gümrük kanunlarını elediler ama açmadılar.

Denizli ATGS-Dış Ticaret A,Ş Ada Çorap-İç Giyim Senan SOYLAR İsmail PLATİN

EGE SERBEST BÖLGE’DE GÜMRÜK SORUNLARI SEMİNERİ

Ege Serbest Bölge, Gaziemir Feyza PAKER Dış Ekonomik İlişkiler Müdürlüğü

Uzman Yardımcısı

EGE SERBEST BÖLGE’DE GÜMRÜK SORUNLARI

Ege Serbest Bölge’de Gümrük Sorunları konulu seminer, 26.01.2001 tarihinde Ege Serbest Bölge Kurucuları Derneği’nin organizasyonu ile ESBAK Yönetim Kurulu üyesi Sayın Mümtaz BADEMLİ tarafından Gaziemir Ege Serbest Bölge Teknoloji Merkezi’nde verilmiştir. Seminer ana başlıklar altında sunulmuş olup, konular sunuş sırasına göre aşağıda yer almaktadır.

"SERBEST BÖLGELERİN STATÜSÜ"

Gümrük Kanunu ve Gümrük Birliği Anlaşmasına aykırı olarak, Serbest Bölgelerde üretilen eşyanın statüsü, söz konusu malın Türkiye’ye veya Avrupa Birliği’ne satışına bağlı olarak farklı değerlendirilmektedir. Aynı eşya, Türkiye’ye satıldığı zaman 3.ülke tarifesinden, Avrupa’ya satıldığında ise ortak gümrük tarifesinden işlem yapılmaktadır. Örnek olarak,

A) Serbest Bölge’de TİCARETİ yapılan 100 USD Dolarlık malın

-80 USDlik bölümü üçüncü ülke menşeli ve

-20 USD da depolama giderleri ile kar olarak düşünüldüğünde, eşyanın kendisi üçüncü ülke menşeli bile olsa, Türkiye’ye ithalinde depolama giderleri ve kar üzerinden gümrük vergisi ödenmemektedir. Bununla birlikte,

B) Serbest Bölge’de ÜRETİLEN 100 USD Dolarlık malın

-80 USDlik bölümü Türkiye menşeli girdi ve -20 USD Dolar da serbest bölgede üzerine konulan işçilik, imalat giderleri ve kar şeklinde düşünülürse, söz konusu 20 USD Dolar üzerinden Türkiye’ye ithalinde üçüncü ülke tarifesinden gümrük vergisi ödenmektedir.

C) Aynı eşyanın,

-20 USDlik bölümü AB menşeli girdi

-30 USDlik bölümü Türk menşeli girdi

-42 USDlik bölümü 3 ülke menşeli girdi

-8 USDlik bölümü de Türk menşeli Serbest Bölge girdisi

Avrupa Birliği menşeli girdiler 20 $ Gümrük % 0

Türkiye menşeli girdiler 30 $ Gümrük % 0

Üçüncü ülke menşeli girdiler 42 $ Gümrük % 4

Türk menşeli Serbest Bölge girdileri 8 $

Elektrik,su, işçilik,devlete kira

Gümrük : …

Avrupa Birliği menşeli girdiler20 $ ,Gümrük % 0, Üçüncü ülke menşeli girdiler42 $, Gümrük % 4

Türkiye menşeli girdiler30 $, Gümrük % 0 , Türk menşeli Serbest Bölge girdileri8$,

Elektrik, su, işçilik, devlete kira, Gümrük : olduğunda, AB’ye satıldığında; 42 USDlik bölüm üzerinden %4lük gümrük vergisi (1,68 $) ödenmektedir.Türkiye’ye satılması halinde; 50 USDlik (42 USDlik bölümü 3 ülke menşeli girdi+8 USDlik bölümü de Türk menşeli Serbest Bölge girdisi) bölüm üzerinden % 14lük gümrük vergisi (7 $) ödenmektedir.

Eğer, önce Avrupa Birliği ülkelerinden birine ihraç edilir, sonra Türkiye’ye geri gönderilirse başka bir gümrük vergisi ödenmeden Türkiye’ye ithal edilebilmektedir.

Bir başka deyişle,bu durumda, Ege Serbest Bölge’deki firmalar 3.ülke menşeli girdileri Avrupa Birliği’nde serbest dolaşıma sokarak bu ülkelere gümrük ve navlun ödemekte ve sonra imalatta kullanmaktadır. Bu durumda, Türkiye’de ödenen vergi 8 $ üzerinden % 14 (= 1.12$) tutmakta ve böylelikle toplam gümrük maliyeti 7 $’ dan 2.8 $’a inmektedir. Türkiye gelir kaybına uğramakta, Avrupa Birliği ülkeleri ise Türk İş adamlarından vergi tahsil etmektedir.

2000 yılında, bu şekilde, Ege Serbest Bölgesi’nden Avrupa Birliği ülkelerine ödenen vergi tutarının 12.000.000$ seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ:

Yasal mevzuatın doğru uygulanması ile birlikte,

1) Üçüncü ülke menşeli girdilerin Ortak Gümrük Tarifesi üzerinden vergilerinin Türkiye’de tahsil edilmesi

2) Türk Serbest Bölgeleri’nin T.C. Gümrük Bölgesi içinde olduğunun kabul edilmesi

"SERBEST BÖLGEYE EŞYA KONMASI ESASLARI"

Gümrük Yönetmeliğine göre, gümrük rejimine tabi tutulmayacak eşyanın Serbest Bölge’ye getirilmesi bir beyana ve işleme tabi olmaması gerekirken Türkiye’den tedarik edilen en basit eşyanın Serbest Bölge’ye getirilerek kullanılması türlü güçlükle karşılaşmaktadır. (örn:sandalye, bilgisayar) Eğer eşya daha önce Türkiye’ye ithal edilmişse,

-Eşyanın ilk ithalatındaki gümrük giriş beyannamesi veya

-Eşyayı satın aldığınız firmanın yevmiye defteri

-Envanter defteri istenmektedir. Kısacası, çok basit bir işlem karmaşık ve uzun bürokratik uygulamalara tabi tutulmaktadır. Bir çok Ege Serbest Bölge Kullanıcısı firma bu nedenle Türkiye’den eşya tedarik edeceği yerde yurtdışından getirtmeyi tercih etmektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ :

Türkiye’den yasal bir fatura ile tedarik edilmiş, KDVsi ödenmiş ve değeri 500 ABD Dolarından az olan eşyanın, bürokratik işlemlere tabi olmadan bölgeye getirilebilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, aynı eşyanın geri götürülmesi sözkonusu olduğunda ithalat rejimine tabi olması normal sayılmalıdır.

"SERBEST BÖLGEYE LİMANDAN BÜYÜK HACİMLİ MAL NAKLİ"

Bir ordino kapsamında sekiz konteyner malını limandan serbest bölgeye getirmek isteyen kullanıcı bir firma, serbest bölge girişinde limandan gelen konteynerleri getiren TIRların sırayla dizilerek giriş için işlem yaptırmasını beklemekte, bu da bölgenin girişinde sorun yaratmakta, zaman kaybına neden olmaktadır. İşlem çoğunlukla, gümrük müdürlerinin anlayışı sayesinde yürümektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ :

Anılan konu hakkında herhangi bir çözüm önerisi getirilmemiş, bununla birlikte yazılı bir çözümün gerekliliği önemle vurgulanmıştır.

"İMALAT MAKİNALARININ TAMİRAT AMACI İLE TÜRKİYE’YE GÖNDERİLMESİ"

Serbest Bölge’de yerleşik ve fiilen faaliyet göstermekte olan firmaların tamirat gerektiren makinelerinin gerektiğinde acilen Türkiye’ye gönderilerek geri getirilmesini düzenleyen ve denetleyen uygulaması kolay şeffaf bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ :

Anılan konu hakkında herhangi bir çözüm önerisi getirilmemiştir.

"ÜRETİM ATIKLARI VE ATIL STOKLAR"

Serbest Bölge’de imalat faaliyetleri sonucu ortaya çıkan, imalat talaşı, sac parcaları gibi yeniden değerlendirilmeye müsait atıklar ekonomiye kazandırılmamakta, hatta çevre kirliliğine yol açmaları söz konusu olmaktadır.

Zaman içinde oluşan atıl stokların defter değerinin altında satılarak ekonomiye kazandırılması mümkün olmamaktadır.

"ENVANTER DEFTERLERİ"

Gümrük Yönetmeliği uyarınca tutulması gereken Envanter Defterleri’nin bilgisayar ortamında

tutulmasına izin verilmesi talep edilmektedir.

"GÜMRÜK BEYANNAMELERİ"

2001 yılı ile birlikte gümrük beyannameleri bilgisayar ortamında doldurulabilmektedir. Söz konusu işlem için gereken bilgisayar programının 3-4.000 $ civarında tutması nedeniyle her kullanıcı bu avantajlı durumdan istifade edememektedir. Bu nedenle, Gümrük İdarelerinin ofislerinde bulunan bilgisayarlar kullanılmakta ve bu da oluşan kuyruklarda beklemeyi gerektirdiğinden uygulama hedefin dışına çıkmaktadır. Bununla birlikte, Ege Serbest Bölge Kullanıcıları bu konuda oldukça şanslı sayılmaktadır çünkü ESBAŞ tüm bölgeye Internet servisi sağlamaktadır.

"FON TAHSİLATLARI"

Fon tahsilatlarının Serbest Bölge’ye çok da yakın olmayan Vakıfbank şubesinden yapılmakta olması değinilen bir diğer sorundur. Özellikle zaman ve işgücü kaybına neden olan bu uygulamanın, bir bilgisayar ve personel görevlendirilerek sözkonusu ödemelerin hesaplar arası virman yaptırmak suretiyle değiştirilmesi talep edilmektedir.

Sayın Mümtaz BADEMLİ’nin sunumu sırasında ve sonrasında kullanıcı firma temsilcilerinin katılımı sonucu tespit edilen diğer sorunlar ise şu şekildedir;

1) Gemilere hizmet veren (örn. catering) firmaların mal tesliminde yaşadığı sorunlar

2) Ölçü ve tartı aletlerinin Ege Serbest Bölgesinden ithal edilememesi sorunu

3) Serbest Bölge Ceplerinin tesis edilmesi

4) Serbest Bölgede mesaiye bıraktırma sorunları

5) Havaalanından aktarma ile gelen mallarda cebren tahakkuk ettirilen haksız yolluk ve taksi ücretleri sorunu

6) Serbest Bölgelere transit gelen gıda ürünlerinin sağlık sertifikaları konusu

7) 500 USD’nin altındaki işlerde kapsam sorunu

8) Kurye ve Posta ile gelen giden örnek malzemelerde karşılaşılan sorunlar

GÜMRÜK BEYANNAMESİNE EK GEREKLİ DİĞER BELGELER racatta Belge veya İzin Veren Kurulu:

1- Gümrük Müsteşarlığı

2- Milli Savunma Bakanlığı

3- Sağlık Bakanlığı

4- Tarım ve Köy işleri Bakanlığı

5- Orman Bakanlığı

6- Çevre Bakanlığı

7- Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü

8- Valilikler

9- İhracatçı Birlikleri

10- Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi ve Ticaret Odaları

11- Bankalar

İhracatta Alınması Gerekli Belge ve İzinler:

• Dahilde İşleme İzin Belgesi

• Hariçte işleme İzin Belgesi  (1)

• Standart Kontrol Belgesi

• Ticari Kiralama

• ATR Belgesi

• EUR.1 Belgesi  (2.12)

• GSP Formu (Form A)  (1.12)

• Gümrük Beyannamesi

• Bedelsiz İhracat  (2.11)

• Harp. Silah ve Mühimmat

İhracatı (3)

• Afyon ve Haşhaş kellesi ihracatı

• Uyuşturucu Maddelerin İhracatı  (5)

• Uluslar arası Orijin ve Bitki Sağlık Sertifikası

• Hayvansal Ürünlerle İlgili Sağlık Sertifikası

• Gübre İhracatı

• Tohum İhracatı

• Tohum İhracatı

• Su Ürünleri İhracatı

• Yarış atları ihracatı  (6)

• Yem İhracatı

• Zirai Mücadele İlaç ve Aletleri

• Veteriner İlaçları İhracatı

• Doğal Çiçek Soğanları ihracatı

• Damızlık Büyük ve Küçük Baş Hayvan İhracatı

• Av Hayvanları İhracatı (7)

• Tehlikeli Atıkların İhracatı  (8)

• Şeker İhracatı (9)

• Sınır Ticareti Belgesi (10)

• Kayda Bağlı İhracatı

• Konsinye İhracat

• Kredili ihracat (11)

• Takas (Bağlı Muamele)

• Kotaya Tabi Ürünlerin İhracatı

• Halı Ekspertiz Raporu

• Hediyelik Eşya İhracatı

• Lületaşı İhracatı (12)

NTVMSNBC’DE YAYINLANAN KONUSMA

Kotaların kalktığı, vergi oranlarının düştüğü, korumacılık modelinin terk edilmeye başlandığı çağımızda, serbest ticaret politikalarının en önemli göstergelerinden biri olarak, ülkelerin gümrük mevzuatlarındaki liberalleşmeyi ve gümrük uygulamalarındaki basitleştirilmiş işlemleri gösterebiliriz.

Dünya ticaretindeki liberalleşme eksenindeki değişim, gümrük uygulamalarının ülkeler nezdinde artık sadece vergisel boyutta algılanmaması gerekliliğini gündeme getirmiştir.

Gümrükler, gelişmiş dünya ülkelerinde, uluslar arası ticareti düzenleyen bütün ekonomik ve ticari faaliyetler çerçevesinde değerlendirilen ve ticareti engelleyici olmaktan çok, kolaylaştırıcı bir işleve sahiptir. Pek çok ülkede, gümrüklerin varlığı hissedilmeden dış ticaret yapılmakta ama ilgili ülkeler de gerekli yasal takipleri mükellefin işini zorlaştırmadan yapabilmektedirler.

Gümrükler, gelişen dünya ticaretinde, birer engelleyici unsur olmaktan çıkmıştır ve Türkiye’de de çıkmak zorundadır.

TÜRKİYE’DEKİ DURUM

Türkiye’de ise halen gümrüklerdeki bürokratik zorluklarla ve ticareti engelleyici hususlarla karşılaşıyor olmamız, dünya ticaretinden daha fazla pay almak yolunda çaba harcayan Türkiye için bir utançtır diye düşünüyoruz.

Avrupa Birliği’ne girme yolunda olan Türkiye’nin, özellikle 1.1.1996 tarihli Gümrük Birliği sözleşmesinden bugüne kadar gümrüklerle ilgili yapmış olduğu düzenlemeler elbette ki yadsınamaz.

Bugün gümrük işlemlerinin yüzde 98’i elektronik ortamda gerçekleştirilmekte ve yüzde 80’e yakını da gümrük müşavirlerinin bürolarından elektronik veri transferiyle yapılmaktadır. Bu tür gelişmeler sevindirici olmakla birlikte, maalesef istenen ve özlenen seviyede değildir.

Gümrük işlemlerinde yaşanan zorluklara verilebilecek en güzel örnek, gümrüklerin mükelleflerden istediği belgelerin sayısıdır.

Değişik sektörler ve ürün grupları için toplamda 30’a yakın belge istendiğini düşünecek olursak, ortaya çıkan bürokrasiyi daha iyi hayal edebiliriz. Her bir belgenin de değişik bir idareden alındığını ve her belge için de ayrıca bir dizi bürokratik sürecin karşımıza çıktığını hatırlatmak isteriz.

İMAJI İYİLEŞTİRMEK İÇİN BÜROKRASİ

Gümrüklerde ticareti kolaylaştırıcı yeniden yapılanma süreci için, gümrüklerin imajının düzeltilmesi yönünde adımlar atılması da zorunluluk arz etmektedir. Bürokrasinin azaltılması yönündeki çabaların, gümrüklerimiz üzerine çöreklenen kötü imajın değiştirilmesi açısından da faydalı olacağını düşünüyoruz.

Türkiye’de bugüne kadar devlet dairelerine ilişkin oluşan genel imajın sebeplerinin arasında bürokrasinin hantallığının da olduğunu unutmamak gerekir.

Bürokrasinin azaltılması yönündeki çabaların, kimi zaman gündeme geldiği iddia edilen keyfi uygulamaları da ortadan kaldırmada önemli olduğunu inkar edemeyiz.

ORTAK VERİTABANI OLUŞTURULMALI

Gümrüklerimizdeki iş yükünün azaltılması ve bürokrasinin ortadan kaldırılması için, özellikle son günlerde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin ortaya attığı bir dizi öneriyi yerinde ve anlamlı bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıkladığı gibi, gümrükler, vergi daireleri ve bankalar arasında ortak bir veri tabanı oluşturulması ve bilgi alışverişinin online olarak sağlanması oldukça önemli bir adım olacaktır.

Oluşturulacak bu türden bir veritabanı ile mükellefin omzundan ciddi bir iş yükü kalkacak ve özellikle ihracatçıların KDV iadesi için gerekli işlemleri daha hızlı gerçekleştirmeleri sağlanmış olacaktır.

TİM’in altını çizdiği bu ortak veritabanı projesinin, ihracatçı birlikleri, Dış Ticaret Müsteşarlığı gibi diğer kamu kurum ve kuruluşları ile de entegrasyon içinde olması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu entegrasyonun, teşvik uygulamalarında, Dahilde İşleme İzin Belgesi taahhütlerinin kapanmasında da önemli faydaları ve kolaylaştırıcı etkisi olacaktır.

MEVZUATTAKİ DÜZENLEMELER SÜRMELİ

Türkiye’nin 1.1.1996 tarihinde Gümrük Birliği’ne girmesi süreciyle birlikte gümrük mevzuatında da köklü ve yerinde bir değişim olmuştur.

Mevzuat yönünden yapılan bu önemli değişim hamlesinin devam ettirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle 30’lu yıllardan kalma ve gümrüklerimizin üzerine bir kabus gibi çöken 1918 sayılı Kaçakçılık Kanunu’nun yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmazdır.

Türkiye’nin gelişen ve liberalleşen dünya ticareti ortamında kendisine yakıştıramayacağı nitelikteki bu kanunun revizyonu şarttır.

GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ YENİLENMELİ

Gümrükleme işlemleri ve gümrüklerimiz konusu gündeme geldiğinde, gümrük müşavirlik mesleğinin sorunlarına da değinmeden geçmek büyük bir eksiklik olur kanısındayız.

Gümrük müşavirlik mesleğinin sorunlarının ciddi biçimde ele alınması ve sektörün yeniden yapılanması kaçınılmazdır. Sektörün bilgi ve imaj eksikliğinin giderilmesi, mesleğin onuru ve geleceği açısından önemlidir diye düşünüyoruz. Gümrük müşavirlerinin arzu ettiği odalaşma faaliyetlerinin hızlanması şarttır.

Türkiye’nin dış ticaretinin gelişmesi açısından gümrüklerimizin modernizasyonu konusunda ciddi kafa yorulması ve konuyla ilgili bütün kesimlerin bir araya gelerek ortak bir platformda sorunların masaya yatırılması gerekliliğinin altını bir kere daha çiziyoruz ve gümrük yazarı Sayın İhap Subaşı’nın o veciz sözünü bir kere daha hatırlatmak istiyoruz: “Gümrükler, bir ülkenin namus kapılarıdır.”

GÜMRÜK KOMÜSYONCULARININ ULUSLARARASI ÖRGÜTLENMESi VE RÜŞVET HAKKINDA GÖRÜŞLERİ

* Gümrük Müfettiş Yardımcısı

IFCBA Sekreteri Carol West’in “Gümrüklerdeki Dürüstlük Sorunları: Arusha Deklerasyonunun Eyleme Dönüşmesi” isimli tebliğinden çevirilmiştir.

Genellikle IFCBA olarak bahsedilen Uluslararası Gümrük Komisyoncuları Dernekleri Federasyonu mesleği altı ülkede, (Avustralya, Kanada, Japonya, Kore, Yeni Zelanda ve Amerika’da) temsil eden derneklerin, Hawai’de Pasifik Havzası Gümrük Komisyoncuları Konferansı’nda buluştukları 1989’da ortaya çıktı. Toplantıda bu dernekler, sektörün gelecekteki sorunlar hakkında strateji oluşturabileceği uluslararası profesyonel bir ‚alışma Ağı kurmaya karar verdiler. Organizasyon, Kasım 1990’da Singapur’da düzenlenen ilk resmi konferans ile resmen kuruldu.

Bu tarihten sonra Arjantin, Filipinler, Bulgaristan, Şili, Fiji, Honduras, Macaristan, Hindistan, Endonezya, ıtalya, Litvanya, Estonya, Malezya, Meksika, Portekiz, ıspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Moğolistan, Jamaika ve Uruguay IFCBA’ya katıldı.*

Şu anda 26 ülke federasyona üyedir. Ücretle çalışan görevlisi bulunmamakta ve örgüt, tamamiyle üye kuruluşlarının üyelik hizmetleri karşılığındaki gönüllü desteğine dayanmaktadır. Halen IFCBA’nın Sekreterya hizmetini Kanada Gümrük Komisyoncuları Derneği yürütmektedir.

1989’daki mütevazi kuruluşundan sonra IFCBA, gümrük yönetimleri ve ulusal, bölgesel ve uluslararası seviyedeki diğer düzenleyici otoritelerce tanınan bir birlik haline geldi.

IFCBA’nın amaçları, genel olarak belirtilecek olursa, 3 tanedir:

1. Ulasal gümrük komisyoncuları dernekleri arasında uluslararası seviyede işbirliğini teşvik ve kolaylaştırma;

2. Ulusal gümrük komisyoncuları derneklerini etkileyen sorunlar hakkında bilgi ve fikir alışverişine yardımcı olma;

3. IFCBA’

Gümrük Rejimleri

06 Kasım 2007

GÜMRÜK REJİMLERİ

1615 Sayılı Gümrük Kanunu’nda olduğu gibi yeni uygulamada yer alan REJİMLER iki kısma ayrılmaktadır.

A. Gümrük Birliği Dışı Eşya,

1. Dış transit,

2. Gümrük antreposu,

3. Geçici muafiyet sistemi kapsamında dahilde işleme,

4. Gümrük kontrolü altında işleme,

5. Geçici ithalat (geçici muafiyet)

B. Ekonomik Etkili Gümrük Rejimleri

1. Gümrük antreposu,

2. Dahilde işleme (geçici muaflık)

3. Gümrük kontrolü altında işleme,

4. Geçici ithalat

5. Dışarıda işleme (geçici ihracat)

ANTREPOLAR

Antrepolar, Gümrük Kanunun 31.10.1995 tarihti Kanun Hükmünde Kararname ile değişik yeni şekline göre Genel ve Özel Antrepolar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Genel Antrepo ve Özel Antrepo

Genel antrepo, eşyanın konulması için herkes tarafından kullanılabilen. Özel antrepolar ise yalnız antrepo işleticisine ait eşyasının konulması amacıyla kurulan gümrük antrepolarıdır. Serbest dolaşımda olmayan eşyanın sergilendiği fuar ve sergiler de özel antrepolardır. Parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan ve korunmaları özel tertip ve yapılara gerek gösteren Müsteşarlıkça belirlenmiş eşya, ancak bu niteliklerine uygun genel veya özel antrepolara konulabilir. Posta idarelerinin sorumluluğu ve gümrüğün denetlemesi altındaki yabancı kolilerin konulduğu kapalı yerler genel antrepo sayılır.

Genel antrepolar içinde özel kabinler açılmasına, yıkama, temizleme, elleçleme işlemleri yapılmasına Gümrük idarelerince izin verilir. Özel kabinler tesisi suretiyle işletilen genel antrepolarda kabinlerin kullanımından kaynaklanan sorumluluk kullanıcıya aittir.

İzin

Gümrük idareleri tarafından antrepo işletilmediği veya işletmenin yeterli olmadığı hallerde, antrepo açılması ve işletilmesi Müsteşarlığın iznine tabidir. Antrepo açılması ve işletilmesi izin yetkisinin gümrük idarelerine devri mümkündür, izin, Türkiye’ de yerleşik kişilere verilir. Antrepo işleticilerinin hak ve yükümlülükleri, işleticinin talebi üzerine Müsteşarlığın vereceği izindeki şartlara uyulmak kaydıyla başka bir kişiye devredilebilir.

Özel Haller

Ekonomik yönden ihtiyaç bulunması ve gümrük denetiminin olumsuz etkilenmemesi şartıyla serbest dolaşımda olmayan eşyanın antrepolarda dahilde işleme veya gümrük kontrolü altında işleme rejimlerine ilişkin hükümler çerçevesinde ve gerektiğinde serbest dolaşımda bulunan eşya ile de karıştırılarak işçiliğe tabi tutulmasına Gümrük idarelerince izin verilebilir.

Genel ve özel antrepolarda eşyanın kalış süresi sınırsızdır. Gümrük idareleri istisnai hallerde, eşyaya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanım tayin edilmesi için bir süre belirleyebilirler. Özel antrepolara konulan eşya ile ihracata bağlı önlemlerden yararlanabilecek tanın ürünleri için Müsteşarlıkça özel süreler tayin edilebilir.

Genel antrepo sayılan Posta bulunduğumuz milletlerarası antlaşmalar hükümlerine tabidir. Yolcu beraberinde gelen eşyanın antrepolarda ve gümrük de¬netimi altındaki diğer yerlerde kalabileceği süre üç aydır. Süresi içinde ithal veya yurtdışı edilmeyen yolcu eşyası hakkında 140 ncı madde hükümleri uygulanır.

ANTREPO ÇEŞİTLERİ VE İZİN

Gümrük Antrepolar Rejimi ithalat, ihracat gibi çeşitli gümrük rejimleri ile ilgili olan ve topluluk eşyası yada topluluk dışı eşyanın konulduğu önemli bir rejimdir.

Antrepoya konulan eşyanın statüsü ile ilgili önemli bir konu şudur;

Antrepoya konan eşya için vergiler askıya almıyor, erteleniyor. Bu rejimde eşya ithalat ve ihracat gümrük rejimlerinde olduğu gibi gümrük vergisine tabi değildir.

Antrepo Çeşitleri

1- GENEL ANTREPO (KAMU ANTREPOSU)

2- ÖZEL ANTREPO

Genel Antrepo : Herkes tarafından kullanılabilen veya eşya konulabilen antrepolardır. Bu antrepoları Devlet değil, özel kişilerde işletebilir.

Özel Antrepo : Sadece antrepo işleticisi tarafından eşya konulabilmesi için tahsis edilen antrepodur.

Antrepo Tipleri:

Altı tip antrepo vardır. Bunlar A, B, C, D, E. F. Tipi antrepolardır.

A, B, F. Genel Antrepodur. (Kamu Antrepoları)

C, D, E. Özel Antrepodur.

A- TİPİ antrepo, depocunun sorumluluğunda olan antrepodur.

B- TİPİ antrepo, malı koyanın sorumlu olduğu antrepodur.

C- TİPİ antrepo, eşyanın sahibi’ olması gerekmese dahi depocu ile eşya koyanın aynı kişi olması durumunda özel antrepodur.

F- TİPİ antrepo, bir gümrük antreposunun Kamu antreposu olarak uygulanan ve gümrük idarelerince işleten antrepodur.

Yukarıda belirtildiği gibi 6 çeşit ve tip olarak yeni düzenlemedeki Antrepolardaki bu FARKLILIKLAR şunlardır. Bunlar önce:

1- SORUMLULUK

2- GÜMRÜK KONTROL

3- Basitleştirilmiş işlemleri kullanma olanağına göre 3 farklılık göstermektedir.

AYRICA : Bu Antrepolardan,

A TİPİ : Malların depo işletenin sorumluluğu altında depolanması.

B TİPİ : Malların her bir emanetçinin sorumluluğu altında depolanması

C TİPİ : Gümrük idareleri tarafından işletilen antrepolar

D TİPİ : Depo işletenin veya emanetçinin olması gerekmiyor.

E TİPİ : Mallar gümrüğe ibraz edilmeden ve ilgili beyanname verilmeden SERBEST DOLAŞIMA bırakılması.

F TİPİ : Mallar yetki sahibi (antrepo sahibi) ait depolama tesislerinde de¬polanabilir. Bu nedenle mallar bir gümrük antreposuna yerleştirilmeden, Gümrükte depolama rejimi allında yerleştirilecektir.

SERBEST BÖLGELER

Serbest Bölgeler, topluluk mallarının buraya konulmasıyla normal olarak eşyanın ihracatına bağlı önlemlerden yararlandığı yerlerdir.

Serbest bölge veya serbest antrepoya konulan eşyalarla ilgili olarak bir çok çeşitli işlemler yapılabilir ve buna ilişkin belirli kurallar bulunmaktadır.

Bu kurallardan biri SÜRE ile ilgilidir. Bu yerlere konulan eşyaların buralarda kalma süresi SINIRSIZDIR.

Serbest bölgeler ve serbest antrepolar, Gümrük Birliği gümrük bölgesinin veya bu bölge üzerinde kurulu tesislerin parçaları olup, bölgenin kalan kısmından ayrı olan;

a) Gümrük Birliği dışı eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmamak, serbest dolaşıma girmek, gümrük mevzuatına Öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydı ile konulduğu ve ithalat vergiler ile ticaret politikası ithalat önlemlerinin uygulanması bakımından Gümrük Birliği gümrük bölgesi dışında olduğu kabul edilen;

b) Gümrük Birliği eşyasının, bir serbest bölgeye veya serbest antrepoya konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracatına bağlı olanaklardan yararlandığı; yerlerdir.

Türkiye Gümrük Bölgesinin bazı bölümlerinin serbest bölgeler şeklinde düzenlenmesine veya serbest antrepolar kurulmasına ve buraların kapsadığı alanın belirlenmesine Bakanlar Kurulu tarafından karar verilir.

Serbest bölgelerin etrafının çevrili olması gerekir. Her serbest bölge veya serbest antreponun giriş ve çıkış noktaları Müsteşarlıkça tespit edilir.

Bir serbest bölgede her türlü bina inşaatı. Müsteşarlığın on iznini gerektirir.

Serbest bölgeler ve serbest antrepoların sınırlan ile giriş ve çıkış noktaları gümrük idarelerinin denetimine tabidir. Bir serbest bölgeye veya serbest antrepoya giriş veya çıkış yapan kişiler ve nakil araçları gümrük muayenesine tabi tutulur. Bu Kanunla konulmuş kurallara uymak bakımından, gerekli her türlü teminatı sağlayan kişilerin bir serbest bölge veya serbest antrepoya girişme izin verilmez.

Gümrük idareleri, bir serbest bölgeye veya serbest antrepoya giren, burada kalan veya çıkan eşyayı muayene edebilirler. Muayenenin yapılmasını sağlamak üzere eşyaya giriş veya çıkışlarda eşlik etmesi gereken taşıma belgesinin bir nüshasının Müsteşarlıkça belirlenen kişilerce gümrük idaresine verilmesi veya tetkike hazır tutulması gerekir. Muayene gerektiği taktirde eşya gümrük idarelerine arz edilir.

SERBEST BÖLGE VEYA SERBEST ANTREPOLARA EŞYA KONULMASI

Gümrük Birliği eşyası ve Gümrük Birliği dışı eşya bir serbest bölgeye veya serbest antrepoya konulabilir. Parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya ko¬runmaları öze! düzenek ve yapılara gerek gösteren eşya ancak bu niteliklerine uygun serbest bölge veya serbest antrepolardaki özel yerlere konulabilir. Bu tur eşya Müsteşarlıkça tespit edilir.

GEÇİCİ DEPOLAMA

1615 Sayılı Gümrük Kanunun 51.ci maddesinde yer alan SUNDURMA REJİMİ 1.10.1995 tarihinde yayımlanan 564 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilerek yeni adı GEÇİCİ DEPOLAMA olmuştur.

Sözü edilen Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklik sonucu olarak Sundurma yerine kaim olan GEÇİCİ DEPOLAMA esasları şunlardır,

GEÇİCİ DEPOLAMA :

Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen serbest dolaşımda olmayan eşya ile talep ha¬linde çıkış eşyası gümrük denetimi altında geçici depolama yerlerine veya gümrükçe uygun görülen yerlere konulur. Eşya, gümrüğe getirilmesinden sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilinceye kadar geçici depolanan eşya statüsünde bulunur. Geçici depolanan eşya sadece gümrük idarelerinin uygun gördüğü yerlerde ve bu idarelerin uygun gördüğü koşullarda depolanabilir. Geçici de¬po işleticileri en çok 3 gün içinde geçici depoya alman eşyanın manifesto veya ma¬nifesto yerine geçen belgelerdeki bilgilere uygun olarak düzenleyecekleri Geçici Depo Giriş Listesini ilgili gümrüğe vermek zorundadırlar. Yolcu beraberinde getirilen eşya ile gümrüğe sunulmaksızın bir gümrük rejimine tabi tutulacak eşya veya hacimleri, ağırlıkları ve cinsleri itibariyle geçici depolama yerlerine konulmaksızın geldiği taşıt üstünde işleme tabi tutulacak eşya hakkında düzenlemeler yapmaya Müsteşarlık yetkilidir. Geçici depolanan eşyanın, geçici depolama yerine konuluş tarihinden itibaren deniz yolu ile gelmiş ise 45 gün, diğer bir yolla gelmiş ise 20 gün içinde gümrükçe onay¬lanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması ve gümrük işlemlerinin tamamlanması gerekir. Yolcu beraberi getirilip gümrük ambarlan veya geçici depolama yerlerine ko¬nulan eşya buralarda 3 ay süre ile muhafaza edilir. Bu maddede belirtilen süreler içinde kendilerine gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanımı tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya herhangi bir adli. veya idari takibata konu olmaması ha¬linde tasfiye olunur. Ancak, bir defada getirilemeyen komple tesislerin sahipleri veya bunlar adına işi yürütecek temsilcileri veya taşıyıcıları ile bunların temsilcileri tarafından gümrüğe müracaatla getirilen eşyanın komple tesise ait olduğu kanıtlamak koşuluyla, bu sureler son partinin getiriliş tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Geçici depolanan eşya asli nitelikleri değiştirilmemek kaydıyla buralarda elleçlemelere tabi tutulabilir. Geçici depolama yerlerinin şekil ve niteliklerim belirlemeye, geçici depolama yerleri açılması ve işletilmesi konusunda izin vermeye ve gerektiğinde bu¬ralara konulacak eşya için teminat istemeye Müsteşarlık yetkilidir.

Eşya, gümrüğe sunulmasından sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilinceye kadar geçici olarak depolanan eşya statüsünde bulunur. 8u tür eşya bundan böyle, geçici depolanan eşya olarak adlandırılacaktır. Geçici depolanan eşya sadece gümrük idarelerinin uygun gördüğü yerlerde ve koşullar altında depolanabilir.

GEÇİCİ İTHALAT REJİMİ

31.10.1995 tarihinde yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile 1615

Sayılı Gümrük Kanununun 119.ncu maddesinde yer atan GEÇİCİ MUAFLIK REJİMİ, GEÇİCİ İTHALAT REJİMİ olarak değiştirilmiştir. Aşağıda ise Geçici ithalat Rejiminin işleyişine yer verilmiştir.

Geçici ithalat rejiminin işleyişi

Kullanılmaları nedeniyle olağan yıpranma dışında herhangi bir değişikliğe uğramaksızın tekrar ihraç edilecek serbest dolaşımda olmayan eşyanın gümrük vergilerinden tamamen veya kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabı tu¬tulmaksızın Türkiye gümrük bölgesi içinde kullanılmaları mümkündür. Geçici ithal olunacak eşyanın 54ncü madde gereğince gümrüğe beyanı zorunludur. Eşyanın muayenesi 68nci madde hükmüne göre yapılır ve Müsteşarlıkça belirlenecek haller dışında vergileri teminata bağlanır.

Geçici ithal izni eşyayı kullanan veya kullandıran kişinin talebi üzerine gümrük idarelerince verilir. Eşyanın ayniyet tespitinin mümkün olmadığı hallerde bu izin verilmez.

İthal eşyasının tekrar ihracı veya gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kul¬lanıma tabi tutulması için gerekli süreler izin verilecek eşyanın kullanım amacına uy¬gun olarak Müsteşarlıkça belirlenir.

Gümrük vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminin uygulanabileceği durumlar ve özel şartlar Bakanlar Kurulunca saptanır. Tam muafiyet suretiyle geçici ithale ilişkin durum ve özel şartlar saklı kalmak üzere, eşyanın Türkiye gümrük bölgesinde kalma süresi 24 aydır. Geçici ithalat re¬jiminin gümrük vergilerinden kısmı muafiyet uygulaması, mülkiyet Türkiye gümrük bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve Bakanlar Kurulunca belirlenecek tam mu¬afiyete tabi durum ve özel şartlarda olmayan veya sözkonusu durum ve özel şartlara ta¬bi olmakla birlikte, tam muafiyet suretiyle geçici ithalat izni için öngörülen bütün şartlan yerine getirmeyen eşyaya tatbik olunur. Geçici ithalat rejiminde gümrük ver¬gilerinden kısmi muafiyet uygulanmayacak eşya listesi Bakanlar Kurulunca belirlenir.

Gümrük vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyadan alınacak gümrük vergileri tutarı, sözkonusu eşyanın bu rejime tabi tutulduğu tarihte serbest dolaşıma girmiş olması halinde alınacak vergiler tutarının, kısmi mu¬afiyet geçici ithalat rejimine tabı tutulduğu her ay için % 3 oranındadır. Bir aydan az sureler tam ay olarak kabul olunur. Alınacak gümrük vergileri tutarı, 6183 sayılı Am¬me Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 nci maddesine göre uygulanacak faizler hariç olmak üzere, sözkonusu eşyanın geçici ithalat rejimine tabi tutulduğu ta¬rihte serbest dolaşıma girmiş olması, halinde alınacak gümrük vergileri miktarını aşamaz.

Geçici ithalat rejiminden yararlanan hak sahibinin hak ve mükellefiyeti bu rejimden yararlanmak üzere konulmuş şartlan yerine getiren diğer kişilere devredebilir. Yeni hak sahibi ancak, eşya ile ilgili kalan süreyi kullanır. Devir aynı ay içinde kısmi muafiyet suretiyle geçici ithal izni verilmiş iki kişi arasında gerçekleştirildiği takdirde, ayın tamamı için tahakkuk ettirilen gümrük vergileri ilk hak sahibi tarafından ödenir. Eşya için gümrük vergileri mükellefiyeti doğduğunda, 3 ncü madde hükmünce işlem yapılır. Kısmi muafiyet uygulaması dışında, eşya ile ilgili vergi mükellefiyeti doğduğunda, hesaplanan vergi tutarından, eşyanın kısmi muafiyete tabi tutulmasından dolayı ödenen vergiler düşülür.

DAHİLDE İŞLEME REJİMİ

1615 Sayılı Gümrük Kanunun 95nci maddesinde yer alan "Aktarma Rejimi" 31.10.1995 tarihinde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile DAHİLDE İŞLEME REJİMİ olarak değiştirilmiştir,

Dahilde İşleme Rejiminin İşleyişi

Serbest dolaşımda olmayan eşya Türkiye Gümrük Bölgesinden işlem görmüş ürünler şeklinde yeniden ihraç edilmeye yönelik olarak gümrük vergilerine ve ticaret po¬litikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, ancak vergileri teminata bağlanmak suretiyle geçici olarak ithal edilebilir Eşyanın işlem görmüş urun şeklinde ihracı halinde teminatı iade olunur. Serbest dolaşıma giren eşyada, işlem görmüş ürünler şeklinde Türkiye gümrük bölgesinden ihraç edildikleri takdirde 85 nci maddenin 2 numaralı fıkrası hükmüne istisna olmak üzere, kendilerine uygulanmış olan gümrük vergileri geri verilir.

Eşyanın montajı, kurulması, işlenmesi, yenilenmesi veya tamir edilmesiyle benzeri işlemler işleme fa¬aliyetleridir, işleme faaliyetleri sonucunda elde edilen ürünler işlem görmüş ürün sayılır. Belirli bir miktardaki ithal eşyasının işlenmesi sonucu elde edilen işlem görmüş ürünlerin miktar ve yüzde oranı verimlilik oranıdır, işlem görmüş ürünlerin imali için ithal eşyasının yerine kullanılan serbest dolaşımda bulunan eşya eş değer eşyadır, işlem görmüş ürünlerin eş değer eşyadan elde edilmesine veya eş değer eşyadan elde edilen işlem görmüş ürünlerin İthal eşyasının serbest dolaşıma girmesinden önce Türkiye gümrük bölgesi dışına ihraç edilmesine izin verilebilir. Ancak, eş değer eşyanın, serbest dolaşıma girecek ithal mallarıyla aynı kalitede olmaları ve aynı nitelikleri taşımaları gerekir.

Be¬lirlenecek özel hallerde, eş değer eşyanın ithal eşyasından daha ileri bir imalat aşamasında olmasına izin verilebilir, işlem görmüş ürünlerin eş değer eşyadan elde edildiği du¬rumlarda, gümrük işlemlerinde ithal eşyası eş değer eşya ve eş değer eşya ise ithal eşyası olarak değerlendirilir, işlem görmüş ürünlerin çıkışta gümrük vergilerine tabi eş değer eşyadan elde edilmesi halinde, bu vergiler teminata bağlanır ve ithal eşyasının serbest do¬laşıma girmesi ile bu teminat çözülür.

Şartlı muafiyet sisteminin uygulandığı dahilde işleme rejiminde, ihraç olunan işlem görmüş ürünlerin çıkışında gümrük vergilerine tabi eş değer eşyadan elde edilmesi du¬rumunda, söz konusu eş değer eşya çıkıştaki gümrük vergilerinden MUAF tutulur.

Dahilde işleme izni,.işletme faaliyetlerini yapan ve yaptıran kişinin talebi üzerine ve¬rilir, izin, sadece Türkiye gümrük bölgesinde yerleşik kişilere ve ithal eşyasının işlem görmüş ürünler içinde tespiti mümkün olduğu takdirde veya eşdeğer eşya kullanıldığında, eşdeğer eşya için inci fıkrada belirtilen şartlara uyulduğunun tespit edildiği durumlarda ve Türkiye gümrük bölgesindeki üreticilerin temel ekonomik çıkarlarının olumsuz et¬kilenmemesi koşuluyla verilir.

Ticari nitelikte olmayan dahilde işleme amaçlı ithalat için Türkiye gümrük bölgesi dışında yerleşik kişilere izin verilmesi mümkündür, dahilde işleme rejimine tabi tutulacak eşyanın 54 ncü madde hükmünce gümrüğe beyanı zorunludur. Eşya, 68 nci madde ge¬reğince muayeneye tabi tutulur, işlem görmüş ürünlerin ihracı veya yeniden ihracı ya da gümrükçe onaylanmış başka bir işleme tabi tutulması için gerekli süreler belirlenir.

Sürenin başlangıcı serbest dolaşıma girmemiş eşya için beyannamenin tescil edildiği tarihtir, ithal eşyasının ithalinden önce eş değer eşyadan elde edilen işlem görmüş ürünlerin ihracı uygulamasında, ithal eşyasının rejim beyanı için gereken süre Müsteşarlıkça belirlenir. Bu süre, ilgili eşdeğer eşyadan elde edilen ürünler için çıkış be¬yannamesinin tescil tarihinden itibaren işlemeye başlar Verimlilik oranı veya gerekli ol¬duğunda bu oranın belirlenme yöntemi, işleme faaliyetinin gerçekleştiği veya gerçekleşeceği koşullar göz önünde tutularak belirlenir. Asli nitelikleri itibari ile aynı özelliklere sahip eşya kullanılmak şartıyla aynı kalitede işlem görmüş ürünlerin elde edil¬mesi ile sonuçlanan ve belirli teknik koşullar altında yürütülen işleme faaliyetleriyle ilgili olarak, doğruluğu Önceden saptanmış verilere göre standart bir verimlilik oranı tespit edilir, işlem görmüş ürünlerin veya değişmemiş eşyanın tamamı veya bir kısmı, hariçte işleme hükümleri çerçevesinde daha ileri düzeyde işlenmek üzere Türkiye gümrük bölgesi dışına GEÇİCİ OLARAK İHRAÇ EDİLEBİLİR.

Eşyanın yeniden ithalinde bir vergi ödeme mükellefiyeti doğduğu takdirde, bunlardan işlem görmüş ürünler veya değişmemiş eşya için 3 ncü fıkraya göre -Türkiye gümrük bölgesi dışında işlendikten sonra bünyesin, niteliğinde ve tarife pozisyonunda bir değişiklik yapılmadan yeniden ithal edilen ürünler için, işçiliğin görüldüğü memlekette yapılan MASRAF ve ÜCRETLER ÎLE dönüş için ödenen NAVLUN ve SİGORTA bedelleri tutarı esas alınarak, ihraç edilmiş ürünler bu ihracattan önce serbest dolaşıma girmiş olsalardı uygulanacak olan şartlar altında, hariçte işleme rejimi hükümlerine göre hesaplanacak GÜMRÜK VERGİLERİ alınır.

Değişmemiş eşyanın veya işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma girmiş sayılacağı durum ve şartlar Müsteşarlıkça belirlenir, işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma girmeleri durumunda gümrük vergiler, işleme faaliyet sonucunda elde edi¬len diğer ürünlerin ihraç edilen kısmı ile orantılı olarak hesaplanır.

Tarım politikası çerçevesinde mali yüklere konu olan işlem görmüş ürünlerin vergiye tabi tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.

Dahilde işleme rejimi kapsamındaki bir eşya için vergi mükellefiyeti doğması ha¬linde, Kanunun 3 ncü maddesi hükmünce işlem yapılır. Ancak dahilde işleme rejimine tabi eşya, beyannamesinin tescil tarihinde, tarife kotaları ve tarife tabanları çerçevesinde tercihli tarife uygulamasından yararlanabilir durumda ise, bu tercihli tarifeden yararlanabilmesi, kat’i ithal beyannamesinin tescil edildiği tarihte de aynı tercihli tarifenin yürürlükte olmasına bağlıdır.

İthal eşyasının gümrük kontrolü altında işleme rejimine tabi tutulduğu hallerde işlem görmüş ürünler söz konusu rejim çerçevesinde gümrük vergilerine tabi tutulur. Aynı ithal eşyası için özel amaca yönelik nihai kullanım nedeniyle indirimli veya sıfır gümrük vergisi oranının uygulanmasının gerektiği hallerde, bu uygulamadan işlem görmüş ürünlerde yararlandırılır. Aynı ithal eşyasının 7 nci madde uyarınca gümrük vergisinden muaf olduğu hallerde, işlem görmüş ürünlere de bu muafiyet tatbik olu¬nur.

SERBEST DOLAŞIMA GİRMİŞ bir eşyanın sonradan dahilde işleme rejimine tabi tutularak, işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, eşya geri ödeme sisteminden yararlandırılabilir. Geri ödeme sisteminin uygulanmasına, işlem görmüş ürünlerin ih¬racına ilişkin çıkış beyannamesinin tescili sırasında izin verilir. Bu takdirde, keyfiyet serbest dolaşıma giriş beyannamesi üzerinde gösterilir ve izin belgesinin bir örneği bu beyannameye eklenir. Serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescili sırasında ithalat miktar kısıtlamalarla tabi olan veya 4 ncü maddeye göre tercihli bir tarife veya bir şartlı muafiyet önleminden kotalar dahilinde yararlanabilen yada tarım politikası yada tarım ürünlerini işlenmesi sonucunda elde edilen bazı eşyaya uygulanan özel düzenlemeler ile konulmuş tarımsal mali yüklere veya ithalatta alman ek mali yüke ta¬bi olan eşya geri ödeme sisteminden yararlanamaz. Geri ödeme sistemi ancak eşyanın serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescili tarihinde, bu eşyadan elde edilecek işlem görmüş ürünlerle ilgili herhangi bir parasal ihracat iadesinin söz konusu ol¬madığı hallerde uygulanabilir.

Geri ödeme sistemi uygulandığı- takdirde, bu kanunun henüz ithal edilmemiş eşyanın yerine eş değer eşyadan elde edilen işlem görmüş ürünlerin Türkiye gümrük bölgesi dışına ihracına ilişkin hükümleri uygulanmaz, izin hak sahibi geri ödeme sistem çerçevesinde serbest dolaşıma giren ithal eşyasından elde edilmiş işlem görmüş ürünlerin, ihraç edildiklerini, daha sonra yeniden ihraç edilmek üzere transit, antrepo, geçici ithalat veya dahilde işleme rejimlerine tabi tutulduğunu veya çıkış rejimi hükümlerine göre serbest belgeye konulduğunu gümrük ida¬relerine belgelemek ve rejimin uygulanmasına ilişkin tüm koşullara uyulmuş olmak kaydıyla, gümrük vergilerinin geri verilmesini isteyebilir, işlem görmüş ürünler söz konusu gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulduğunda, serbest do¬laşımda olmayan eşya sayılır.

GÜMRÜK KONTROLÜ ALTINDA İŞLEME REJİMİ

1615 Sayılı Gümrük Kanunun 118.nci maddesinde yer alan Geçici Kabul Rejimi 31.10.1995 tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayarak yeni ismi GÜMRÜK KONTROLÜ ALTINDA İŞLEME olmuştur.

Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejiminin İşleyişi;

Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın Türkiye gümrük bölgesinde gümrük vergilerine veya ticaret politikası önlemlerine tabi olmaksızın, niteliğini veya durumunu değiştiren işlemlerde kullanılmaları ve işlemlerden elde edilen ürünlerin tabi oldukları gümrük vergileri üzerinden serbest dolaşıma girmeleri, gümrük kontrolü altında işleme rejimi çerçevesinde mümkündür. Bu tür ürünler, İŞLENMİŞ ÜRÜN olarak adlandırılır.

Bu rejimin uygulanabileceği durumlar bir liste belirlenir. Gümrük kontrolü altında işleme İZNİ; sadece Türkiye gümrük bölgesinde yerleşik kişilere, işlenmiş ürünler içinde ithal eşyasının teşhisinin mümkün olduğu, eşyanın işlenmesinden son¬ra, bu rejime tabi tutulmasından önceki niteliğine veya durumuna dönüştürülmesinin ekonomik olarak mümkün bulunmadığı, rejimin uygulanmasının, ithal eşyasının tabi olduğu menşe ve miktar kısıtlaması kurallarının etkilerini saptırmadığı, Türkiye’deki benzer eşyanın üreticilerinin temel ekonomik çıkarlarını olumsuz etkilemediğe hal¬lerde ve bir işleme faaliyeti yaratma veya devam ettirme yönündeki ekonomik amaçlara uyulması şartıyla işleme işini yapan veya yaptıran kişinin talebi üzerine ve¬rilir.

Gümrük kontrolü altında işleme rejimine tabi tutulacak eşyanın 54 ncü madde hükmünce gümrüğe beyanı zorunludur. Eşya 68 nci madde gereğince muayeneye tabidir. Gümrük kontrolü altında işleme rejimine tabı tutulan eşyanın, gümrük vergilerine karşılık TEMİNAT alınır. Re¬jime ilişkin süre belirlenmesi ve verimlilik oranının saptanması hususlarında dahilde işleme rejimi hükümleri uygulanır.

Değişmemiş eşyanın veya izinde öngörülen işlemin ara aşamalarının herhangi bi¬rinde bulunan eşyanın, vergi ödeme mükellefiyetinin başlangıcı, ithal eşyasının be¬yannamesinin TESCİL TARİHİDİR. Bu rejime tabi tutulan eşyanın tercihli bir tarife uygulamasından yararlanabildiği ve aynı tercih tarife uygulamasının serbest dolaşıma giren aynı nitelikteki işlenmiş ürünlere de uygulanabildiği hallerde, işlenmiş ürünlerin tabi olduğu gümrük vergileri söz konusu tercihli tarife çerçevesinde belirlenmiş vergi oranına göre hesaplanır.

Tercihli tarife uygulamasının, tarife kotaları veya tarife tavanlarına tabi olması halinde işlenmiş ürünler için tercihli tarifeye göre belirlenen vergi oranının uy¬gulanması, söz konusu tercihli tarifenin serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescili sırasında ithal eşyasına uygulanabilmesi koşuluna bağlıdır.

Serbest dolaşıma giren işlenmiş ürünlerin imalatında fiilen kullanılan ithal eşyası miktarı, beyannamesinin tescili sırasında yürürlükte olan tarife kotaları ve tarife ta¬vanları hesabına katılır. Bu durumda işlenmiş ürünlerle aynı olan ürünler için açılmış tarife kotaları ve tavanlarının hesabına herhangi bir ilave yapılmaz.

DIŞARDA İŞLEME REJİMİ (GEÇİCİ İHRACAT)

1615 Sayılı Gümrük Kanunun GEÇİCİ ÇIKIŞ başlığı altında 131 nci maddesi ye¬ni uygulama ile değiştirilerek adı GEÇİCİ İHRACAT – DIŞARDA İŞLEME REJİMİ ola¬rak değiştirilmiştir.

Söz konusu maddeye göre "Geri getirilmek üzere ihraç edilecek eşya ihracın maksadı, gideceği memlekette göreceği işçiliğin mahiyeti, ayniyetinim tespite yarayacak alâmetleri ve kanuna göre kıymeti de gösterilmek suretiyle geçici çıkış beyannamesi ile gümrüğe beyan edilir." denilmektedir.

Yeni uygulamadaki DIŞARDA İŞLEME REJİMİ şu şekildedir.

1. Topluluk eşyası dışarıda işlenmek üzere geçici olarak ihraç edilmektedir.

2. Söz konusu eşya dışarıda işleme tabi tutulmaktadır

3. İşlemden sonra elde edilen ürün, topluluk gümrük bölgesine yemden ithal edilmektedir.

REJİMİN GAYESİ: Toplulukta üretilmeyen veya üretilse dahi üretimi ekonomik olmayan eşyaların, ithalatı yerine, topluluk eşyalarının işlenmesi sonucu elde edilen ürünlerin ithalatının sağlanmasıdır.

Yakında Müsteşarlıkça yayımlanacak GÜMRÜK YÖNETMELİĞİ İLE DIŞARDA İŞLEME REJİMİNİN ŞARTLARI, UNSURLARI VE ESASLARI belirlenmiş olacaktır.

Dışarıda İşleme Rejiminin işleyişi;

Dışarıda işleme rejimi kapsamında, serbest dolaşımdaki eşya dışında işleme faaliyetlerine tabi tutulmak üzere Türkiye gümrük bölgesinden geçici olarak ihraç edilebilir ve bu faaliyetler sonucunda elde edilen ürünler gümrük vergisinden tam veya kısmi muafiyet uygulanmak suretiyle tekrar serbest dolaşıma giriş yapabilir.

Eşyaya, geçici ihracı sırasında, Türkiye gümrük bölgesinden çıkışı nedeniyle öngörülen gümrük vergileri ile ticaret politikası önlemleri ve diğer işlemler uygulanır. Dışarıda işleme rejimine tabi tutulan eşya GEÇİCİ İHRACAT EŞYASIDIR.

Eşyanın bir işçiliğe tabi tutulması, işlenmesi, yenilenmesi veya tamir edilmesi ile benzeri işlemler işleme faaliyetleridir, işleme faaliyetleri sonucunda elde edilen ürünler işlem görmüş ürün sayılır. Belirli miktardaki geçici ihracat eşyasının işlem görmüş ürünler içerisindeki miktar ve yüzde oranı verimlilik oranıdır. Dışarıda işleme rejimi, ihracı ödenmiş veya teminata bağlanmış gümrük vergilerinin geri verilmesine veya kaldırılmasına yol açan, ihracından önce nihai kullanımları nedeniyle tam muafiyet suretiyle serbest dolaşıma giren ve muafiyetle ilgili koşullan devam eden, ihracı ihracatta vergi iadesini gerektiren veya ihracı nedeniyle tarım politikaları çerçevesinde vergi iadesi dışında, mali bir avantaj sağlayan, serbest dolaşımdaki eşyaya uygulanmaz.

Dışarıda işleme izni, Türkiye gümrük bölgesinde yerleşik kişilere ve işlem görmüş ürünlerin geçici ihracat eşyasının işlenmesi sonucu elde edildiğinin tespitinin mümkün olduğu ve iznin Türkiye gümrük bölgesindeki üreticilerin ekonomik çıkarlarına ciddi bir zarar verecek durumda olmadığı hallerde verilir. Faaliyetin verimlilik oranı veya bu oranın belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işlem görmüş ürünlerin Türkiye gümrük bölgesine yeniden ithal edilmeleri için gerekli bir süre tes¬pit edilir, izin hak sahibinin talebinin uygun bulunması halinde bu süre UZATILABİLİR.

Dışarıda işleme rejimine tabi tutulacak eşya GÜMRÜĞE BEYAN OLUNUR. Eşyanın muayenesi 130 ncu madde hükmünce yapılır. Bu rejim kapsamında işlem görmüş ürün olarak serbest dolaşıma giriş beyanının, izni hak sahibi tarafından veya izin hak sahibinin onayı ve izin koşullarına uyulmuş olmak kaydıyla Türkiye gümrük bölgesinde yerleşik bir başka kişi adına ya da hesabına yapılması halinde gümrük vergilerinden tam ve kısmi muafiyet tanınabilir.

Dışarıda işleme rejimine ilişkin koşullar veya yükümlülüklerden birine uyulmadığı takdirde gümrük vergilerinden tam ve kısmi MUAFİYET UYGULANMAZ, Gümrük vergileri, işlem görmüş ürünlere ait gümrük vergileri tutarından, geçici ihraç eşyasına en son işleme faaliyetine tabi tutulduğu ülkeden aynı tarihte ithal edildiğinde uygulanacak oları gümrük vergileri tutarının düşülmesi suretiyle hesaplanır. Düşümü yapılacak tutarın hesaplanmasında geçici ihracat eşyasının, dışarıda işleme rejimine ilişkin beyannamesinin tescil tarihindeki miktar ve niteliğiyle işlem görmüş ürünlerin yeniden serbest dolaşıma girişine ilişkin beyannamenin tescil tarihinde uygulanabilir vergi oranı ile diğer vergilendirme unsurları dikkate alınır.

İşlem görmüş ürünlerin gümrük kıymetinin belirlenmişinde, ürünün bünyesine katılan malzeme, aksanı, parça ve benzerleri de dikkate alınır.

Kıymetin bu şekilde belirlenmemesi durumunda, işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymeti ile makul bir yöntemle belirlenen işleme masrafları arasındaki fark, geçici ihracat eşyasının kıymetini oluşturur. Bununla birlikte. Bakanlar Kurulunca belirlenen bazı matrah unsurları, düşümü yapılacak tutarın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Ayrıca, geçici ihracat eşyasının dışarıda işleme rejimine tabi tutulmadan önce nihai kullanım amacıyla indirimli vergi oranından serbest dolaşıma girdiği ve bu koşulların devam ettiği hallerde, düşümü yapılacak tutar, eşyanın serbest dolaşıma İLK GİRİŞİ SIRASINDA HESAPLANAN GÜMRÜK VERGİLERİ TUTARIDIR.

Geçici ihracat eşyasının, nihai kullanım amacıyla serbest dolaşıma girişi sırasında indirimli veya sıfır vergi oranından yararlanabildiği hallerde, bu eşyaya en son işleme faaliyetinin gerçekleştiği ülkede de nihai kullanıma uygun işçilik görmek koşuluyla söz konusu indirimli veya sıfır vergi oranı uygulanır, işlem görmüş ürünlerin tercihli bir tarife uy¬gulanmasından yararlanması ve bu tarifenin geçici ihracat eşyası ile aynı tarife po¬zisyonundaki eşya içinde geçerli olması halinde düşümü yapılacak tutarın hesaplanmasında dikkate alınacak vergi oranı, söz konusu tercihli tarifenin uygulanabilmesi için gerekli koşullara uygun geçici ihracat eşyasına uygulanması gereken orandır.

İki veya çok taraflı ticaret anlaşmaları çerçevesinde bazı işlem görmüş ürünler için konulmuş veya konulacak olan gümrük vergi muafiyeti içeren hükümler saklıdır.

Tamir amacıyla geçici ihraç edilen eşya tamiratın garanti kapsamında veya bir imalat hatası nedeniyle bedelsiz yapıldığının kanıtlanması halinde serbest dolaşıma gümrük vergilerinden TAM MUAF OLARAK GİRER. Ancak, söz konusu eşyanın serbest dolaşıma ilk girişi sırasında KUSURLU OLDUĞU dikkate alınarak işlem yapılmış olması halinde bu HÜKÜM UYGULANMAZ.. Eşyanın tamir amacıyla geçici ihraç edil¬diği ve tamiratın bedel karşılığında yapıldığı hallerde, gümrük vergileri, gümrük kıymeti olarak tamir masraflarına eşit bir tutar dikkate alınmak ve işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil edildiği tarihle, bu ürünlere uy¬gulanacak vergi oranları ve diğer vergilendirme unsurlarına istinaden tahakkuk ve tah¬sil edilir. Ancak, izin hak sahibinin tamir masrafları dışında başka bir ödeme yap¬mamış, olması ve bu ödemenin izni hak sahibi ile faaliyeti yapan kişi arasındaki ilişkiden etkilenmemesi gerekir.

Dışarıda işleme rejiminde ikame ürün olarak adlandırılan ithal eşyasının işlem görmüş bir ürün ile değiştirilmesi, standart değişik sistemi kapsamında mümkündür. Tarım politikasına veya Tarım ürünlerinin işlenmesi sonucu elde edilen ve özel düzenlenişle tabi eşya dışında kalan, serbest dolaşımdaki eşyanın TAMİRİNİN söz konusu olduğu hallerde, gümrük idareleri standart değişim sisteminin uygulanmasına izin verebilir.

İşlem görmüş ürünlere uygulanan hükümler, ikame ürünlere de uygulanır.

Müsteşarlıkça, tespit edilen koşullar altında ve gümrük vergileri tutarını karşılayan bir teminat verilmesi halinde, ikame ürünlerinin geçici ihracat eşyasının ihracından önce ithal edilmelerine izin verilir. Tamir amaçlı geçici ihracat eşyası karşılığı ikame ürünlerinin, tamirata konu olan geçici ihracat eşyası ile aynı tarife pozisyonuna gir¬mesi, aynı ticari nitelikle ve aynı teknik özelliklere sahip olması gerekir.

Geçici ihracat eşyasının ihracattan önce kullanılmış olması halinde ikame ürünleri de KULLANILMIŞ OLMALARI ve yeni olmamaları gerekir. Ancak, ikame ürününün satış sözleşmesindeki garanti hükümleri uyarınca veya bir imalat hatası nedeniyle bedelsiz olarak verilmesi halinde KULLANILMIŞ EŞYA YERİNE YENİ HŞYA GETİRİLEBİLİR.

Önceden ithal durumunda ikame ürünlerinin serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescili tarihinden itibaren İKİ AYLIK süre içinde geçici ihracat eşyasının ihraç edilmesi gerekir.

Ancak, istisnai hallerde, söz konusu süre dolmadan ilgili kişinin talebi üzerine gümrük idareleri bu süreyi uzatabilir Dışarıda işleme rejimini kapsamında Türk menşeli ürünler için standart değişim ve ikame ürün uygulaması yapılmaz. Dışarıda işleme rejiminden yararlanılabilmesi için gümrük idarelerinden İZİN alınması gerekmektedir.

TRANSİT REJİMİ

1615 Sayılı Gümrük Kanunun 31.10,1995 tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklik ile ETKİLİ GÜMRÜK REJİMLERİ arasında yer alan TRANSİT REJİMİ aşağıda gösterildiği şekildedir.

Transit Rejimi;

Yolcu, taşıt ve gümrük vergileri ile ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşıma girmemiş eşyanın veya gümrük işlemleri tamamlanmamış çıkış eşyasının duruma göre, yabancı bir ülkeden Türkiye gümrük bölgesinden geçerek yabancı bir ülkeye veya Türkiye’ ye, Türkiye’ den yabancı bir ülkeye veya Türkiye gümrük bölgesindeki bir iç gümrükten diğer bir iç gümrüğe taşınmasıdır. Transit ola¬rak geçen yolcu, taşıt ve serbest dolaşıma girmemiş eşyalardan, transit geçişler do¬layısıyla yapılan hizmet ve denetlemenin getirdiği ücretler hariç, GÜMRÜK VERGİLERİ ALINMAZ.

Boru haltı ile taşımalar, 92 nci maddeye göre milletlerarası transit hükümlerince işlem görür.

Yabancı bir ülkeden deniz, hava, demir veya kara yolları ile bir Türk limanına çıkarılan serbest dolaşıma girmemiş eşyanın o limanda gümrük vergileri ödenmeksizin veya muaflık işlemleri yapılmaksızın denizden yabancı veya bir Türk limanına gönderilmesi de transit sayılır.

Düzenli seferli olmayan yabancı veya Türk gemilerini Türkiye karasularından seyrinde ŞÜPHE HALİNDE, eşyanın bulunduğu ambar kapakları ve diğer yerleri gümrükçe mühürlenir, gerektiğinde memurda eşlik ettirilebilir.

Türk gümrük kanununda transit rejimi;

1-DIŞ TİCARET,

2-İÇ TİCARET,

3- ORTAK TRANSİT

olmak üzere üçe ayrılmakladır.

Bunlardan iç transit-TOPLULUK EŞYASI,

dış transit-TOPLULUK DIŞI EŞYA

Ortak transit ise; AVRUPA TOPLULUĞU İLE EFTA (Kuzey Avrupa) ülkeleri arasındaki bir transit şeklidir.

İhraç Ürünlerinde Avrupa Birliği Standartları

06 Kasım 2007

İHRAÇ ÜRÜNLERİNDE AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTLARI

Ülkeler ihracatlarını arttırmak ve ithalatlarını sınırlamak gayesiyle çeşitli önlemler alma yoluna gitmektedirler.Gizli önlemler denilen bu yöntemle ihraç mallarında bulunması gereken vasıfları ortaya koymuşlardır.Bunun temel amacı ülke ihracatını göreceli olarak arttırmak ve ithalatını kalite standartları yüksek mallar lehine yoğunlaştırmaktır.İlk olarak Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan bu ulusal uygulamalar sonucunda Avrupa ülkeleri ortak kararlar alma zorunluluğunu hissetmiş ve 1960 – 1978 yılları arasında bir araya gelerek çeşitli direktifleri uygulamaya koymuşlardır. Yeni yaklaşım denilen bu direktiflerle ürünlerde AB standartlarını ortaya koymuşlardır.

Hangi ürünlerin hangi koşullarda satılabileceğini belirleyen Avrupa Birliği Konseyi direktifleri Yeni Yaklaşım Direktifleri olarak tanımlanmıştır.Bu standartlar Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından hazırlanmaktadır. Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından belirlenen standartlar dışında ISO kalite standartları gibi önemli ölçütler de bulunmaktadır.ISO standartları sadece Avrupa ülkelerini değil bütün Dünya ülkeleri tarafından kabul edilen tek standarttır.

Günümüzde sanayi atıklarının çevreye etkilerinin daha net olarak görülmesi çevreye uyumlu mal üretilmesini öne çıkartmıştır.Bu amaçla çeşitli sektörlerde rekabet etmeyi hedefleyen şirketlerin göze alması gereken unsurlardan birisinin de (en önemlisinin) çevre olması gerekecektir.Rekabeti sadece çevre ve standartlar açısından değerlendirmenin eksik bir yaklaşım olacağını söyleyebiliriz.

Rekabetteki yetersizlikleri görüşlere göre pazarlama ve sistem organizasyonlarındaki yetersizliklerinden kaynaklandığı yani,yeterli altyapının olmayışı,bankacılık işlemleri,sigortacılık işlemleri ve tanıtım konusundaki eksikliklerden bahsedebiliriz.

Avrupa Birliği Ve Uluslar arası standartların başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz

• Avrupa Birliği Kalite Standardı

• ISO 9000

• CE

• İngiltere’de BS

• Avrupa Kalite Değerlendirme Ve Belgeleme Komitesi

( EN 2900,002 ,003 ,45012 )

Uluslararası ihracat programında uluslararası kalite standartları

• ISO 9000

• ISO 9001

• ISO 14000

• EN 45000

• ECO TEKS 100

• YEŞİL NOKTA

YEŞİL NOKTA

Alman Çevre Bakanlığı tarafından uygulamaya konulmuştur.Bu uygulamanın amacı tekrar kullanılabilecek ambalajların toplanabilmesini ve kullanıma sunulmasını sağlamaktır.

CE

Avrupa Birliğinde ,Avrupa Uyumluluk Standardı olarak tanımlanabilir.İngilizce Conformity Of Europe kelimesinin ilk harflerinden oluşur.CE’de ürünün taşıması gereken zorunlu özelliklerin uygunluk sembolüdür.

ISO 14000

Avrupa Birliğinde çevre standardı ISO 14000 serisinde yer alan standartlardan biridir.Bu standart mamul maddenin çevre yasa ve yönetmeliklerine uygunluğunu belgeler.

ISO 9000

Kalite standardı olarak adlandırılan ISO 9000 ürünün tasarım ,üretim,satış ve satış sonrası hizmet olarak tüm aşamalarda bir toplam kalite güvencesi olarak ortaya koyulmasıdır.

EN 29000

EN 45000

TÜRKİYENİN STANDARTLARA UYUMU

TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ (TSE)

16 Ekim 1954 tarihinde ticaret odaları,sanayi odaları ve ticaret borsaları birliği bünyesinde kurulmuştur.

TSE’nin kuruluş amacı özetle her türlü standartları hazırlamak hazırlanan bu standartları yayınlamak uygulamaya teşvik etmek ve uygulamasında zorunluluğu bulunanları ilgili bakanlık onayına sunmaktır.

Türk ihracatında önemli bir yeri olan Avrupa Birliği ülkeleri bu standartları göz önüne almaktadır.Türkiye’nin bu çerçeve bunlara uyumu gümrük birliği süreciyle daha bir önem arz etmektedir.Ülkemizin bu standartlara uyumunu değerlendirmek gayesiyle çeşitli labaratuvarların kurulması, yönetmelik ve normlarımızın Avrupa standartlarına uyumu gündemde olan ve çalışmaları yapılan konulardır.Sektörel ve hatta küçük şirketler bazında ihracat yapan ihracat yapan firmaların bu standartları göz önüne almaları daha gerçekçi bir adım olacaktır.

Netice itibariyle standartlara uyum rekabet açısından önemli bir kavramdır.Bu standartların ortaya çıkışı her ne kadar farklı amaçlarla olmuş ise de nihai kullanıcı olan tüketicilerin tatmini fayda maksimizasyonuna hizmet etmekte ve insan refahını ortaya çıkartmaktadır.Bundan hareketle insan sağlığı ve çevre faktörleri daha da önem arz etmekte ve kaliteyi farklı alanlara çekerek bir bütünlük içinde ele almaktadır.İhracatçıların bu noktalar üzerinde dikkatli hareket etmeleri onların saygınlığını arttıracak ve markalaşmalarını da sağlayacaktır.

Amazon.com Ve Barnes & Nobles (Bn.com) Sitelerinin Karşılaştırılması

06 Kasım 2007

AMAZON.COM VE BARNES & NOBLES (BN.COM) SİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Öncelikle iki sitede e- ticaret dünyasında önemli yerlere sahip olduklarını gerek ilk sayfadaki reklamlarla ve bannerlarla gerek siteye erişim hızındaki başarılarıyla ve gerek diğer sitelerle kurdukları link bağı ile ilk bakışta belli ediyorlar.Özellikle Amazon.com bannerını bağlandığınız diğer sitelerin link ve search bölümlerinde görmeniz mümkün.

Bn.com’um içeriği Amazon.com ‘dan daha az olsada sitenin sayfa görünüşü Amazon.com la başabaş seviyede. Fakat Amazon.com teknik açıdan Bn.com’dan bir adım önde. Bunu bağlanma hızı ve sayfaların açılmasındaki hızı görerek anlayabiliyoruz. Amazon.com biraz daha multimedya öğeleri kullanılarak yapılmış bir site. Amazon.com ‘un database’i Bn.com’dan daha fazla ve bunun getirisi olarak satışa sunduğu kategoriler açısından Bn.com ‘dan daha etkin.

İki sitededki dvd,kitap,cd vb. ürünlerin yanı sıra Amazon.com da retsauranttan tutun mutfak malzamesine, kırtasiyeden ev eşyasına kadar daha birçok konuya ve kategoriye ulaşabiliyorsunuz bunun doğal sonucu olarak daha çok reklam ve linkle karşı karşıya geliyorsunz. Yalnız şunu belirtmeden geçmemek gerekir ki Bn.com’ da daha çok kitap dvd, vcd, cd gibi ürünlerin yoğunlaşılmış olduğu bir site. Amazon.com’dan araba dahi alıp satabiliyorsunuz.

Amazon.com da yapılan bir search sonrası örneğin “Hannibal” ki dünya klasikleri arasına girmiş bir eser olarak kabul edilmekte kategorilere ayrılarak 173 kitap sonucu, 141 audiocd sonucu, 7 dvd sonucu çıkarken Bn.comda bir total search sonrası kategorilere ayrılmamış 125 arama sonucu çıkıyor ki bunların içeriğinde search kelimesinin geçtiği yazar isimleri bile olabiliyor. Bunun nedeni de oldukça basit. Amazon.com birçok konuya hakim olmasını diğer şirketlerle kurduğu ortaklıklara borçlu. Örneğin çocuklarla ilgili bir kitap veya ürün toysrus.comdan link edilip alınabiliyor. Bn.com bu konuda daha farklı bir yol sergileyip kendi database’ine bakıyor. Amazon.com da araba almak isterseniz carsdirect.com ile bir bağ kuruyorsunuz. Yani kısacası Amazon.com bazı bürünler için bir aracı kurum görevini üstleniyor.

Müşteri memnuniyeti ile ilgili olarakta şunu söyleyebilriz ; Bn.com da gift card denilen carda başvurabilip bu kartla ödeme yaptığınızda indirim kazanabiliyorsunuz.Aynı zamanda student card, university card gibi ıd nuımarası valid olan kard numaranızı satın almanın sonucunda girip indirim almanız mümkün. Daha önceki alışverişlerinizde elde ettiğiniz sanal kuponlarıda isterseniz kullanabilirisiniz Amazon.com’ da ise Amazon.com adııyla bir kerdi kartı elde edip, belli oranlarda indidirm kazanıp, bu kart ile harcama yapıyorsunuz. Hatta bu kredi kartını alıp ilk alışverişinizde 20$ lık bir ücret kazanıyorsunuz.

Ödeme seçenekleri Amazon.com’da daha fazla. Ödemenizin şekli Amazon.com’da klasik visa,master, diners club kredi kartları dışında Amazon.com un pay check denilen bir metoduyla da mümkün. Aynı şeyler Bn.com içinde söz konusu ancak Bn.com burada bir adım öne geçip “pay by call” sistemini ortaya sunmuş. Aldığınız ürünlerin size gelen bir mail ile confirm olması sonrası (bu her iki sitede de bu şekilde) Bn.com da bulunan bir telefon numarasına telefon açıp mailinizde bulunan ıd numarası sayesinde ödemenizi yapıyorsunz. Bu sayede kredi kartınızın numarasının hack edilmesi riskini azaltıyorsunuz. Ürünlerin fiyatlarına gelince ; 2 sitedede hemen hemen aynı fiyatlara aynı ürünü bulabiliyorsunuz Bu aşamada Amazon.com’da kullanılmış ürünler, özellikle kitaplar için bulunmakta. Oldukça düşük maliyetli olan bu kitaplara karşılık Bn.com ‘un fiyatı yarı yarıya kitaplar kategorisi bulunmakta. Yalnız Amazon.com bazı ürünlere bazı müşterileri için özel fiyatlar vermekte . Çünkü Amazon.com dan bir ürün aldığınızda veya bu siteye kayıt olduğunuzda bu site sizi tanıyor ve ikinci girişinizde size merhaba diyerek “falanca ürün falanca fiyata sadece size özel” diyebiliyor. Bunun adı gold box denilen özel bir promosyon kutusu. Daha önceki amazon .com işlemlerinizin kayıtlarını tutarak sizi tanıyor. Yaptığınız alışveriş kategorilerinden size özel sanal bir dükkan açıyor ve burada sizin favorilerinizi önünüze yine size özel fiyatlarla sunuyor. Bn.com’da bu yok ancak hem Bn.com da hem Amazon.com’da ; kayıtlı olduğunuz takdirde mailinize ilgilediğniz alanlarda yeni çıkan ürünlerle ilgili olarak informasyon gönderiyorlar. Buna bir çeşit sanal katalog da diyebiliriz . Dağıtım meselesinde Bn.com’da ürünün elinize ulaşması için seçeceğiniz metodlar çok daha fazla. Örnek Canada express , mail by air v.s. Hangisini seçerseniz ne kadar sürede elinize geçeceği yanında belirtilmiş ve ücreti de en son siteden check out yaparken ürün fiyatının yanında belirtiliyor. Amazon.com’ da bu biraz daha kısıtlı ve 3 seçeneğiniz var bunlar standart express ve priority. Bunların süreleri de belirtilmiş, dağıtım ücretleride aynı şekilde dağıtım hızına göre artıyor veya azalıyor. Amazon.com’da isterseniz hediye paketide yaptırıp üstüne not yazdırabilirsiniz. Tabi ki ücreti karşılığında.

İki istede de ufak bir farklılık gösteren aynı uygulama mevcut. O da bedavaya gelen dağıtım ücreti. Amazon.com da bazı ürünler hariç 25$ ve üstü alışverişlerinizde Bn.com’da ise yine bazı ürünler hariç 2 adet ürün aldındığında dağıtım bedeli ödemeyebiliyorsunuz. Eğer Bn.com dan alışveriş yapıp bir de Manhattan NY ’ da ikamet ediyorsanız ürününüzü aynı günde almanız mümkün. Bu da Bn.com ‘un Amazon.com’a göre bir artısı. Ürünlerin dağıtılmaları stoklardaki durumlarla ilgili olarak 24 saat içinde veya 1-2 gün içinde dağıtım servisine gidecek şekilde olduğu ürünün yanında bilgi olarak mevcut. Buna shipping time deniyor ve 2 siteninde hemen hemen bu süreleri aynı işliyor. Daha sonraki adım ise dağıtım zamanı ( delivery time) . Bu durumda sizin seçiminize kalıyor. İstediğiniz dağıtım metodunu buradan işaretliyorsunuz Yukarıdada bahsettiğimiz gibi Bn.com da daha çok seçenek mevcut.

Amazon.com da ve Bn.com da U.S.A dışında bir yerden alışverişinizi yapıyorsanız tax (vergi) ödemiyorsunuz ve sunulan fiyatlar U.S.A’da herhangi bir dükkanda bulacağınız ortalama fiyatların altında. Her iki sitede de bir ürün aldıktan sonra satış bitmiyor ve size “Bu ürünü alan müşterilerimiz aşağıdaki ürünleride aldılar siz de almak ister misiniz?” tarzında bir satış servisi daha başlıyor. Bu aşamada aldığınız ürün hakkında yorumlar ve değerlendirmeler ekranda görünüyor. Aynı şekilde size sunulan almayı düşüneceğiniz ürün içinde bunlar sözkonusu . Böylelikle yeni bir prezentasyon ve pazarlama başlıyor. Bu söylem hiç durmadan aldığınız her üründen sonra devam ediyor ta ki siz check out yapana kadar. Şunuda belirtmek gerekir ki aldığınız bir ürünü geri gönderebilir veya iptal edebilirsiniz.Tüketici hakları aynen buradada geçerli. Bu haklar alt topic olarak sitelerde mevcut.

Son olarak ta Bn.com teknik açıdan ve ürün çeşitliliği açısından olan eksikliğini bnuniversity kurarak kapatmaya çalışmış ve oldukça başarılı olmuş. Çünkü Bn.com da bnuniversity bölümüne girip kaydolduktan sonra okul numaranızı alıyorsunuz . Belli periyodlarla başlayan bedava olan derslere katılıyorsunuz. Bu dersleri netten takip ediyor ve bir şekilde sanal üniversiteye gidiyorsunuz. Öğretim görevlinizin fotografı, özgeçmişi, anlatacağı dersler sitede yer alıyor ve en önemlisi öğretim görevliniz size derste kullanacağı materyalleri söylüyor. Bunlar vcd kitap v.b. şeyler olabiliyor . Sizde bunları Bn.com dan satın alıyor derslerinizi takip ediyorsunuz. 5 Kasım’da başlayacak olan “PC ve PC hakkında bilmeniz gerekenler” adlı kursa katılmak isterseniz bence şimdiden siparişinizi verin.

Nihayetinde iki site karşılaştırılması sonucunda ; Amazon.com liderliğindeki, e- ticarette yapılan işin her ne kadar sanal yoldanda olsa insan faktörünün ne kadar önemli olduğunu , karşımızda duran ekranın bizi nasıl tandığını (onun ekrandan ibaret değilde aslında bize satış yapan bir eleman olduğunu ) ve müşteri ayrıcalığı ile memnuniyetini nasıl ön plana çıkardığını uygulamalarıyla her ikisi de gösteriyor.

Avrupa Birliği Komisyonu

06 Kasım 2007

AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU

BRÜKSEL 29.11.2000

COM (2000) 769 Final

GREEN PAPER

AVRUPA BİRLİĞİ ENERJİ TEMİNİ GÜVENLİĞİ STRATEJİSİ

KOMİSYON TARAFINDAN SUNULMAKTADIR

1

İÇİNDEKİLER:

BÖLÜM 1 : AVRUPA BİRLİĞİ ÜYE ÜLKELERİNDE ENERJİ KONUSUNDAKİ TEMEL GERÇEKLER

1. ÖZ KAYNAKLARIN YETERSİZLİĞİ

A. ENERJİYE İHTİYAÇ DUYAN BİR EKONOMİ

1. Endüstri: petrolden sonra yaşam

2. Petrole Bağımlı Sektörler: Konut ve Nakliye Sektörü

3. Enerji Çeşitleri: Elektrik ve ısı

B. AB ENERJİ KAYNAKLARINDAKİ SINIRLILIK

1. Petrol ve Gaz Üretimindeki Belirsizlik

2. Maden Kaynaklarının Üretimindeki Azalma

3. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarındaki Büyük Potansiyel

C. AVRUPA BİRLİĞİNDE ENERJİ TEMİNİ

1. İthal Enerji Kaynaklarına Bağımlılık

2. Enerji Ürünlerinin Ticareti: Avrupa coğrafi konumu nedeniyle zorlanmakta

3. Avrupa Birliği: Dünya enerji piyasalarında bir aktör

2. MÜKEMMEL ENERJİ SEÇENEKLERİNİ ARAYIŞ

A. NÜKLEER ENERJİ VE KATI YAKITLAR:

1. Nükleer Enerji: Kuşku Duyulan enerji kaynağı

2. Kömür: Parlak bir geçmiş

B. PETROL: HALEN GÖZDE YAKIT

1. Petrol Bağımlılığı

2. Petrol Politikaları

3. Petrol Fiyatlarının Etkileri

C. DOĞALGAZ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI: Karşı Konulmaz Alternatifler

1. Doğalgaz: Yeni Bağımlılığımız

2. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları: Politik Öncelik

3. EKLER 1,2

2

GİRİŞ

HAZIRLANAN BU RAPORDA ÜÇ TEMEL SORUN ORTAYA ÇIKMAKTADIR:

1) Avrupa Birliği üyesi ülkeler ithal enerji kaynaklarına bağımlıdırlar. Eğer enerji kullanım oranındaki artış değişmezse bu bağımlılığın 2030 yılında % 70 oranına kadar çıkacağı tahmin edilmektedir.

2) Avrupa Birliği, satın aldığı enerji kaynaklarının bulunduğu ülkeleri kısıtlı oranda etkileyebilmektedir. Bu yüzden konutlarda ve nakliye sektöründe, enerji israfına karşı uygulanan politikaları desteklemek zorundadır.

3) Ayrıca kesin olarak, AB üyesi ülkeler, altına imzalarını attıkları Kyoto Protokolü kararlarına uymak zorundadırlar.

Bu koşullar altında AB enerji komisyonu, gelecekteki enerji politikasını, aşağıdaki önemli sorular doğrultusunda belirlemek amacındadır.

1) Avrupa birliği, güvenli enerji temini ve kaliteli enerji kaynakları kullanma amacı gibi konuları dikkate almadan ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığın artmasını kabul edebilir mi? Bu ne çeşit enerji kaynakları için uygun olur? Bu durumda, ithalat için nasıl bir enerji politikası uygulanacağı önceden görülebilir mi? Bu bağlamda, yukarıda bahsedilen politikaları uygulamak ekonomik yönden risk meydana getirir mi?

2) Herhangi bir üye ülkede enerji konusunda alınan kararlar AB’nin birbiriyle bütünleşmiş piyasalarından dolayı diğer ülkeleri ne derece etkilemektedir? Enerji teminindeki rekabetçi, koordineli politikaların AB seviyesinde tartışılması yeterli olmakta mıdır?

3) Üye ülkelerin, enerji sektöründeki vergi politikaları, AB’nin rekabete dayanan politikalarına engel teşkil etmekte midir? 4) Üretici ülkelerle süre gelen diyaloglar doğrultusunda enerji temini ve yatırım konularındaki mutabakatların içeriği ne olmalıdır?

3

Önemli bir üretici olan Rusya’yla devam eden ticaret doğrultusunda kaynak fiyatlarının ve yatırımların kararlı durumunun devam edip etmeyeceği ne ölçüde garanti edilebilir?

5) Petrol, doğalgaz ve kömür rezervlerindeki stoklar arttırılmalı mıdır? Enerji Komisyonu, stok yönetimi konusunda daha önemli bir rol oynamalı mıdır? Bu rol nasıl modellenebilir ve içeriği ne olmalıdır? Enerji teminindeki fiziksel bozukluklar, enerji kaynaklarının Avrupa’ya girişinde daha ağır külfetleri beraberinde getirir mi?

6) Avrupa Birliği ve üye ülkeler çerçevesinde enerji bağlantı ağları konusundaki daha iyi operasyonlar ve gelişmeler nasıl garanti altına alınabilir?

7) Bazı yenilenebilir enerji kaynaklarındaki teknolojik çalışmaları ve yatırımları desteklemek tüm enerji sektörü göz önüne alındığında ne kadar yarar sağlayabilir? Ayrıca şu anda kullanılan sektörlere yapılan yatırımlar karşılaştırıldığında hangi sektör daha karlı gözükmektedir? (Doğalgaz, petrol, nükleer)?

8) Nükleer enerjinin iyi bir enerji temin etme seçeneği olduğu göz önünde tutulursa, Avrupa Birliği nükleer atık problemine ve nükleer enerji güvenliği problemine nasıl bir çözüm yolu bulmalıdır? Ayrıca gelecekteki füzyon teknolojisi konusundaki araştırmalar nasıl yürütülmelidir?

9) Hangi politikalar, Avrupa Birliğinin, Kyoto Protokolü doğrultusundaki sorumluluklarını yerine getirebilmesi için uygundur? Dışa bağımlılığımızın ve sera gazı oranının düşmesine yardım edecek tutumlu enerji kullanma konusunda karara bağlanması gereken ölçütler neler olmalıdır? 10) Hidrojen gibi 2020 yılında toplam yakıt tüketiminin % 20’sini karşılaması tahmin edilen yakıtların ve bioyakıtların geliştirilmesini içeren kararlı programlar uygulanmasına ve bu yakıtların imalat maliyetinden doğan vergilendirme oranlarının kararlaştırılmasına uluslararası piyasaları göz önünde bulundurmadan daha ne kadar devam edilmelidir?

11) Konutlardaki, nakliye sektöründeki (otoyollardaki ve demiryollarındaki) , enerji koruması çalışmaları ve bu sektörlerdeki (bazı üye ülkelerdeki ) ağır vergi oranlarını iyileştirme çalışmaları

4

uzun vadede ne çeşit programlarla daha iyi bir seviyeye getirilmelidir? 12) Enerji ithal ettiğimiz ülkelerle işbirliği yaparak ve birlikte kapsamlı programlar çerçevesinde çalışarak, Avrupa Birliği üyesi ülkeler için nasıl daha kullanışlı ve güvenilir enerji temin etme yolları bulabiliriz? Bu konuda bulunan çözüm yolları ve alınan kararlar doğrultusunda gelecekteki enerji seçeneklerimizi nasıl belirlemeliyiz?

BÖLÜM 1. AVRUPA BİRLİĞİ ÜYE ÜLKELERİNDE ENERJİ KONUSUNDAKİ TEMEL GERÇEKLER:

1. ÖZKAYNAKLARIMIZIN YETERSİZLİĞİ:

Petrol krizinden bu yana, Avrupa ekonomisi, enerji tüketiminden daha hızlı büyüme gösterdi. Bu başarıya rağmen, Avrupa Birliği’nin enerji ihtiyacı giderek artmakta ve iç enerji kaynakları bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Aday ülkeler göz önüne alınsın ya da alınmasın AB üyesi 15 ülke günümüzde kendi ürettiği enerjiden daha fazlasını tüketmektedir.

A. ENERJİYE İHTİYAÇ DUYAN BİR EKONOMİ

1986’dan beri Avrupa Birliğinin Enerji ihtiyacı her yıl ortalama % 1 ile 2 oranında büyümektedir. Endüstrideki üretimi sabit olmasına rağmen konutların ısıtılmasındaki, elektrik ve ulaşım sektörlerindeki enerji talebi giderek artmaktadır. Aday ülkelerde uzun vadede enerji kullanımına duyulan talep şüphesiz artacaktır. Buna rağmen üye ülkeler geçmişte gerçekleştirdikleri altyapı sayesinde enerji koruma programlarını uygulayabilmektedirler. Kriz dönemlerinde enerji talebinde dalgalanmaların görülmesi doğaldır. Uzun vadede ise kriz dönemleri atlatıldığında tahminlere göre Avrupa Birliğine aday ülkelerin ekonomilerinin, üye ülke ekonomilerine göre % 2 oranında

5

daha hızlı büyüyeceği öngörülmektedir. Bu geçiş periyodu da aday ülkelerin sistemlerini modernleştirmeleri için iyi bir fırsat olacaktır.

TABLO: Sektörlerdeki Enerji Tüketimi Oranları:

1. Endüstri: Petrolden Sonra Yaşam

Modernizasyon çalışmalarına yapılan yatırımlar Avrupa Endüstrisinin enerji ihtiyacının azalmasına olanak vermiştir. Bilinçli çabalar sayesinde Avrupa endüstrisinin petrole olan bağımlılığı % 16 seviyelerinde tutulabilmiş ve elektrik, doğalgaz gibi diğer enerji kaynaklarıyla çeşitlendirilebilmiştir. Bunun sonucunda enerji yoğunluğu 1985’ten 1998 yılına kadar % 23 azaltılmıştır. 1985’ten 1998’e kadar ki bu kararlı enerji tüketimi birleşik ısı ve güç üretim sistemlerindeki büyük teknolojik gelişmeler sayesinde sağlanmıştır. Aday ülkelerde ise bu trendin yakalanamadığı görülmektedir. Bunun bir sonucu olarak da ekonomik büyümenin yıllık bazda % 2 daha hızlı gerçekleşme olanağı değerlendirilememektedir.

6

2. Petrole Bağımlı Sektörler: Konut ve Nakliye Sektörü

a. Konut Sektörü ve bu sektördeki Teknolojik Gelişimler:

Geçmiş dönemlerde konut sektörü, en büyük enerji tüketimini gerçekleştiren sektörlerden bir tanesiydi. Günümüzde ise konutlardaki enerji tüketimi seviyesini azaltmayı ve kabul edilebilir bir düzeye getirmeyi başardık. Bu başarının bir numaralı nedeni çok iyi ısı yalıtım özelliği olan malzemelerin bulunması olmuştur. Aday ülkelerde ise konutlarda enerji tüketimi, yeterli yatırımın ve ekonomik gelişimin sağlanamamasından dolayı yüksek seviyelerdedir.

Günümüzde, konut ısıtılması sektörü, toplam doğalgaz tüketiminin 1/3’ini ve toplam petrol tüketiminin 1/4 ‘ini kapsamaktadır.

b. Nakliye ( Ulaşım ) Sektörü:

% 98’lik oranda petrole bağımlı olması sebebiyle nakliye sektörü, gelecekteki durumu bakımından tam bir muamma teşkil etmektedir. 1985’ten 1998’e kadarki zaman dilimi içerisinde kişisel araçların, toplu taşıma araçlarının ve hava trafiğinde kullanılan araçların 51 milyon adet artmasıyla orantılı olarak petrol kullanımı da yıllık bazda 95 milyon ton artmıştır. Ayrıca bu yıllar içerisinde ihtiyaç duyulan enerji yoğunluğu % 10 artmıştır. Yapılan tahminlere göre bu sektörün yıllık enerji ihtiyacı ortalama % 2 artış göstermektedir. 2010 yılına kadar ise Avrupa’nın coğrafi konumuyla orantılı olarak otoyol trafiğinin % 19, hava trafiğinin ise % 70 artması beklenmektedir. Komisyon kararları doğrultusunda sera gazı yayımının önlenmesinin gerekliliği yüzünden nakliye ve ulaşım sektöründe daha temiz yakıt kullanma zorunluluğu ortaya çıkmakta ve bu da diğer yakıt çeşitlerinin kullanılması için yapılan çalışmaları hızlandırmaktadır. Öte yandan, bu çalışmalar enerji talebini azaltamayacağı için petrole duyulan bağımlılık devam etmektedir.

7

3. Enerji Çeşitleri: Elektrik ve Isı

a. Elektrik:

TABLO: Üye Ülkelerde Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimi

Geçtiğimiz yıllarda elektrik enerjisine olan talep, diğer enerji çeşitlerine oranla daha hızlı artmıştır ve bu artışın 2020 yılına kadar düzenli bir şekilde devam edeceği tahmin edilmektedir. Aday ülkelerde ise ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesi gerektiğinden bu artışın üye ülkelere nazaran % 3 daha hızlı gelişmesi gerekmektedir.

2020 yılına kadar Avrupa Birliği’nin kurulu gücünün 1/3 oranında artması gerekmekte, bunun da yeni güç istasyonlarına yapılan yatırımların hızlandırarak gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu da 200-300 GWe güç üretecek yeni santrallerin yapılmasıyla gerçekleştirilecektir. Yeni ve kullanışlı bir enerji kaynağı bulunamadığı taktirde mevcut elektrik ihtiyacı şu anda kullandığımız yakıtlardan temin edilecektir. Günümüzde elektrik enerjisi üretiminin % 33’ünü nükleer enerjiden, % 27’sini katı yakıtlardan, % 16’sını doğalgazdan, % 15’ini su (Hidro) ve diğer yenilenebilir enerji

8

kaynaklarından ve % 8’ini petrolden karşılamaktayız. Günümüzde nükleer enerji büyük yüzdeyle tercih edilen enerji konumundadır. Fakat, nükleer enerji kullanımından doğan bölgesel iklim değişiklikleri, nükleer atıkların tehdit edici varlığı ve bazı politik anlaşmazlıklar yüzünden, 2020 yılına kadar kullanım oranının küçük bir yüzdeyle değişeceği, ancak uzun vadede, yukarıda saydığımız sorunlara kesin çözüm yolları bulunamadığı taktirde nükleer enerji kullanım oranında zorunlu olarak kısıtlamaya gidileceği anlaşılmaktadır. Aday ülkelerde ise yeterli altyapının tam anlamıyla bulunmadığı göz önüne alınırsa güç üretim santrallerinde hızlı modernizasyon çalışmalarına başlanmasının gerekliliği apaçık ortadadır.

Teoride, işletim süreleri kısıtlı olan termal güç üretim istasyonlarında geniş kapsamlı modernizasyon yapılmalı ve ayrıca bazı katı yakıt santralleri gaz istasyonlarıyla değiştirilmelidir. Ancak kullanışlı olmasına rağmen gaz fiyatlarının uluslar arası enerji piyasalarında giderek artması sonucunda santrallerde gaz kullanımı karlı olmamaktadır. Bu yüzden yakın gelecekte nükleer enerjinin kullanım oranının, gerek üye ülkelerde gerekse aday ülkelerde, değişmemesi gerekmektedir.

b. ISI (Isıtma):

Isı enerjisi, her sektörde sonuç olarak kullanılan enerji çeşidi olduğundan, elektrik enerjisine göre ısı enerjisi ürünlerinde daha farklı bir denge söz konusudur. Üye ülkelere göre aday ülkelerde ısı enerjisi temin etme yöntemleri çeşitli farklılıklar gösterdiğinden belirli analizlerin yapılması daha da karmaşık bir hal almaktadır.

9

AB ENERJİ KAYNAKLARINDAKİ SINIRLILIK:

Avrupa genelinde yeni enerji rezervlerinin bulunmasına rağmen, bu rezervlerin son derece kısıtlı olması ve çıkarılmasının pahalı olması nedeniyle, gelecekte Avrupa Birliği genelindeki yerli fosil yakıt kaynaklarının kullanımı büyük bir hızla azalacaktır.

Çeşitli Yakıtlardan Enerji Üretim Tablosu:

10

1. Petrol ve Gaz Üretimindeki Belirsizlik:

a.) Petrol rezervleri, dünya genelinde birçok değişik bölgeye yayılmış bulunmakta ve Avrupa Birliğinin rezervleri tüm dünyadaki rezervlere oranla çok yetersiz kalmaktadır. Bu durum aday ülkelerde ise daha kötü konumdadır. Bugünkü tüketim oranıyla Avrupa Birliğinin tahmini olarak 8 yıl dayanabilecek petrol rezervi kalmıştır. Kuzey Denizinde bulunan bu rezervlerin büyük bir çoğunluğu İngiltere denetiminde bulunmakta ve 158.3 Mton ile dünya petrol üretiminin % 4.4’ünü oluşturmaktadır. Günümüzde Avrupa’da çıkartılan petrolün varil fiyatı 7 ile 11 ABD doları arasında değişmekte, Orta Doğuda ise bu fiyat 1-3 ABD doları arasında seyretmektedir.

Dünya Petrol Üretimi Maliyet Tablosu:

b.) Doğalgaz rezervleri ise global çerçevede daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır ve Avrupa Birliği 233.2 Mton ile şu anki üretimin % 12’sini karşılamaktadır. Tüketimin günümüz seviyesinde devam edeceği düşünülürse bu oran 20 yıl içerisinde % 2 civarına düşecektir. AB üye ülkelerinin doğalgaz rezervlerinin büyük bir çoğunluğu % 56 ile Hollanda’da ve % 24 ile de Büyük Britanya’da bulunmaktadır.

11

Kuzey Denizi Tahmini Petrol Üretim Tablosu:

2. Maden Kaynaklarının üretimindeki Azalma

a.) Katı Yakıtlar:

Yapılan analizlere göre, dünya genelindeki katı yakıt rezervleri, petrol rezervlerine oranla 4-5 misli yoğunluktadır. Diğer bir değişle, dünya üzerinde bugünkü tüketim oranlarıyla 200 yıl kadar yetebilecek katı yakıt kaynakları bulunmaktadır. Avrupa’daki fosil yakıt rezervlerinin % 80’i katı yakıttır. Ancak, bu avantaj katı yakıt kaynaklarının Avrupa genelinde değişik kalitelerde olması ve bu kaynaklarının üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle gölgelenmektedir. Üye ülkeler yılda 1.2 Mton bataklık kömürü, 50 Mton Linyit ve 60 Mton kömür üretmektedirler. Genişleme sürecinden sonra aday ülkelerin katılımı ile yıllık kömür üretimi iki katından fazla artacaktır. Coğrafi koşulların zorluğu ve Avrupa Birliğindeki sosyal sigortacılık yönetimi gibi faktörler, Avrupa kömürünün fiyatının uluslararası piyasalara göre 3-4 kat daha pahalı olmasına yol açmaktadır. (Dünya piyasalarına kömürün tonu 40 $ iken Avrupa kömürünün ton fiyatı 150 $’dır.) Yukarıdaki metinde belirtildiği üzere, Avrupa kömürü, büyük kömür ihracatçısı ülkelerle, örneğin Avustralya ve ABD ile, rekabet edebilecek konumda değildir. Bu bağlamda, üye ülkeler ya Fransa, Belçika ve Portekiz gibi üretimlerini tamamen durduracak (2005 yılında) ya da Almanya ve İspanya gibi kömür kaynaklarına bağlı rezervlerini büyük üretici ülkelerin sahip olduğu standartlara çıkarmaya çalışacaklardır. Aday ülkelerin büyük bir çoğunluğunda

12

önemli ölçüde kömür rezervleri bulunmasına rağmen, rezervlerin yeterli kalitede olmaması yüzünden, bu ülkeler kömür ithalatçısı ülkelerle rekabet edecek seviyede değildirler. Ayrıca, aday ülkeler, Avrupa Birliğinin Güvenli Maden Çıkartma kuralları yüzünden üye olduktan sonra üretimlerini düşürmek zorunda kalacaklardır. Sonuçta, Avrupa Birliği kömür endüstrisinin gelecekte gerçekleştireceği kömür üretim politikaları alınacak zor kararlarla yönlendirilecektir. Bu kararlar: kömür üretim seviyesini gerçekçi ve ekonomik düzeylere çekmek, iyi ekipmanlar kullanarak çıkarılan kömürün kalitesini korumak ve şu anda dünyada çıkartılan çevreye en az zararlı kömür olan Avrupa kömürünün konumunu yeni üretilen teknolojileri de kullanarak korumaktır.

b.) Uranyum:

Dünya üzerinde bilinen 2.5 Mton uranyum rezervi bulunmaktadır ve uranyum rezervlerinin bugünkü tüketim seviyesinde 40 yıllık ömrü kaldığı tahmin edilmektedir. Piyasa fiyatı kilogram başına 80 ABD doları olan uranyumun dünya üzerinde en yüksek oranda bulunduğu ülkeler 850000 ton ile Avustralya, Kazakistan ve Kanadadır. Avrupa Birliği 52000 ton ile dünya uranyum rezervlerinin % 2’sini oluşturmaktadır ve Avrupa’daki uranyumun kg fiyatı 80 ABD doları seviyesinden biraz daha düşük bir orandadır. Ancak, 2005 yılında Fransa ve Portekiz uranyum üretimlerini durdurma kararı almışlardır.

Avrupa Birliği Uranyum İthalat Tablosu:

13

Üye ülkelerde, halen çeşitli bölgelerde uzun vadede yararlanılabilecek uranyum rezervlerinin bulunmasına karşılık bu rezervler elektrik enerjisi üretimine çok küçük bir etki yapacak yoğunluktadır. Nükleer enerji yeniden kullanılması bakımından fosil yakıtlardan ayrılmaktadır. Nükleer fisyonda uranyum ve plütonyum radyoaktif bölünme ürünlerine ayrıştıktan sonra tekrar elektrik enerjisi üretmek için kullanılabilmektedir.

3. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarındaki Büyük Potansiyel:

Özellikle odun ve su gibi yenilenebilir enerji kaynakları Avrupa Enerji ekonomisi üzerinde oldukça küçük bir role sahiptir. Aday ülkelerde ise daha önemli bir paya sahiptir ve ada gibi dış dünyadan izole edilmiş bölgelerdeyse hemen hemen kullanılabilen tek enerji kaynağı konumundadır. Aslında, yenilenebilir enerji kaynakları, ekonomi ve enerji dengeleri üzerinde daha önemli roller üstlenebilecek potansiyele sahiptir. Özellikle rüzgar enerjisi günümüzde son derece kullanışlı bir seçenek halini almıştır. Güneş enerjisi ise ekonomik bakımdan pek rekabetçi bir konumda bulunmasa da tercih edilen kaynaklar arasındadır. Yenilenebilir enerji kaynakları içinde sadece elementel bazda enerji elde edilen odun ve biyoyakıtların kullanılması sonucunda çevreye zararlı atıklar meydana gelmektedir ve bu atıkların çevreye verdiği zararı en aza indirmek, yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme teknolojilerinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorundur. Teoride yenilenebilir enerji kaynaklarını çevreye az zarar veren ve çok zarar veren enerji kaynakları olarak gruplamak bize çeşitli faydalar sağlayacaktır. Çünkü özellikle endüstride ve konutların ısıtılmasında çeşitli atıkların büyük oranlarda ortaya çıkması ve çevre üzerinde tehdit yaratması Avrupa Birliği Enerji Komisyonunu, yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarının kullanılması ve geliştirilmesi konusunda daha önemli kararlar almaya sevk etmiştir. Çevre kirliliğini en aza indirmek, daha ekonomik ve kullanışlı kaynakları kullanabilmek gibi amaçları gerçekleştirmek ve Avrupa Birliğinin yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri olan güvenli enerji temin politikasını gerçekleştirerek ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığı

azaltmak AB Enerji Komisyonunun en önemli görevlerindendir.

14

Sonuçta: Avrupa Birliği üye ülkeleri 1998 yılında tüm kaynaklar incelendiğinde 1436 Mton enerji kaynağı tüketmiş ve bu oranın sadece 753 Mtonu üye ülkelerce üretilmiştir. Bu tüketimin % 16’sını kömür, % 41’ini petrol, % 22’sini doğalgaz, % 15’ini nükleer enerji ve sadece % 6’sını yenilenebilir enerji kaynakları karşılamıştır. Bu durum, Avrupa Birliğinin, yenilenebilir enerji kaynakları kullanım oranını arttıramadığı taktirde, özellikle ulaşım, nakliye ve konut ısıtılması gibi her geçen gün enerji ihtiyacının arttığı sektörlerde ithal enerji kaynaklarının kullanılmasının önüne geçilemeyeceğini göstermektedir.

C. AVRUPA BİRLİĞİNDE ENERJİ TEMİNİ:

Avrupa Birliği, endüstrisinin tamamı ile enerjiye bağımlı olması bakımından, enerji piyasalarındaki jeopolitik gelişimler yüzünden, enerji kaynaklarının iletimindeki coğrafi konumunun önemi yüzünden ve kararlı bir enerji tüketicisi olmasından dolayı dünya enerji ürünleri piyasasında çok önemli bir aktör konumundadır.

1. İthal Enerji Kaynaklarına Bağımlılık:

İlk petrol krizinden bu yana dünyada enerji tüketiminin artmış olmasına rağmen Avrupa Birliği, bu periyot içerisinde enerji kaynaklarına olan bağımlılığını 1973’te % 60’tan 1999’da % 50’ye indirmeyi başarmıştır. Bu başarı, enerji tüketimi yönetim politikalarının, enerji koruma politikalarının ve iç enerji kaynaklarını geliştirme çalışmalarının başarıyla yürütülmesi sonucunda meyvelerini vermesiyle sağlanmıştır. Bu başarılı politikalara rağmen tüm dünya genelinde olduğu gibi Avrupa Birliğinde de enerji kaynaklarına duyulan talep endüstriyel gelişimlerle orantılı olarak her geçen gün artmaktadır.

15

TABLO: Avrupa Birliğinde Enerji Tüketim, Üretim ve ithalat Oranları:

a.) Tüm Enerji Kaynaklarına Duyulan Bağımlılığın Artması:

Bu konuya uzun vadeli analiz sonuçları çerçevesinde yaklaştığımızda, ekonomik büyümedeki canlanmadan dolayı üye ülkelerin enerji kaynaklarına olan bağımlılıkları 20 ile 30 yıl içerisinde % 70 artacaktır. Birinci derecede tüketilen enerji kaynakları olan petrolde bağımlılığın % 90, doğalgazda % 70 ve kömürde ise % 100 seviyelerine çıkacağı öngörülmektedir. Avrupa Birliğinin genişleme politikaları ise bu trendin artış hızını arttıracaktır. Çünkü aday ülkelerde 20 yıllık periyot içerisinde doğalgaz bağımlılığının % 60’tan % 90’a ve petrol tüketiminin de % 90’dan % 94’e çıkacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca net birer kömür ihracatçısı olan bu aday ülkeler artan ihtiyaç yüzünden yıllık kömür tüketim oranlarının % 12’sini ithal kömür satın alarak karşılamak zorunda kalacaklardır.

16

TABLO: Enerji Ürünlerine Bağımlılık Oranları

b.) Bağımlılık Miktarı:

Bağımlılık, üye ülkelerde birbirinden farklı boyutlardadır ve enerji piyasalarının şu anki durumu enerji kaynakları üzerinde çeşitli şüphelerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Enerji kaynaklarına duyulan bağımlılığın etkisiyle, üye ülkelerin, ithal kaynakların temininde çeşitli zorluklarla karşılaşmaları, üretici ülkelere duyulan güvenin azalmasına neden olacaktır. Bu durumda Üretici ülkelerin, hassas jeopolitik dengelerinden dolayı kötü yönde etkilenmeleri kaçınılmaz olacaktır. Enerji kaynaklarının birbirlerinden farklı derecelerde enerji piyasalarını etkilemeleri de fiyatlar üzerindeki dengelerin kararlı yapıdan uzaklaşmasına neden olacaktır.

Kömür, halen Avrupa Birliğinin uluslararası enerji piyasalarında rekabet edebildiği bir enerji kaynağındır. Petrol piyasası ise tamamı ile üretici ülkelerin tekeli altında bulunmaktadır. Doğalgaz piyasası da fiyatının çoğunlukla petrol piyasası tarafından belirlendiği bölgesel bir kartel halini almıştır. Avrupa Birliğinin petrol bağımlılığının % 76’sı ithal kaynaklardan karşılanmaktadır. Uzun vadede, petrol rezervlerinin büyük çoğunluğunun Orta Doğu ülkelerinde bulunması yüzünden doğalgaz piyasasındaki Orta Doğu tekelini kırmak kolay olmayacaktır. Bu durum doğalgaz rezervlerinin dünya üzerinde pek fazla coğrafi çeşitlilik göstermemesinden de kaynaklanmaktadır.

17

Şu anda Avrupa Birliği, tüketiminin % 40’ını karşılaması bakımından ithal doğalgaza bağımlı durumdadır. Artan bağımlılığı önümüzdeki 20 ile 30 yıl içerisinde % 70 seviyelerinde dengelemeye çalışmak için AB’nin önünde çeşitli seçenekleri vardır. Rusya, Norveç, Kuzey Afrika, Cezayir ve Libya gibi kısıtlı doğalgaz kaynaklarına sahip yakın coğrafyadaki üye ülkeler bulunmaktadır. Burada vurgulanması gereken nokta, eski SSCB’nin yaptığı gibi Rusya ve ondan ayrılan diğer devletler Avrupa Birliği ile imzaladıkları doğalgaz antlaşmalarını daima uzun vadedeki planları doğrultusunda yapmaktadırlar. Şu anda Rusya, Yakındoğu ülkeleri ve Nijerya, ekonomik doğalgaz temin edebilmemiz bakımından tercih edilen seçeneklerin başında gelmektedir.

Avrupa Birliği kullandığı kömür miktarının % 50’sinden fazlasını ithal etmektedir. Yakın gelecekte Avrupa’daki kömür rezervlerinin büyük oranda tükenmesiyle 2020 yılında ithal kömür kaynaklarına bağımlılığın % 70 seviyelerinde olması, 2030 yılında ise bu oranın % 100’e kadar çıkması yapılan çeşitli analizler sonucunda ortaya çıkmıştır.

Avrupa Birliği şu anki uranyum ihtiyacının % 95’ini yabancı kaynaklardan karşılamaktadır. Ancak, nükleer enerji kullanımında AB üyesi ülkelerin dünya çapında söz sahibi konumda bulunmaları, EURATOM nükleer yakıt temin ajansının, nükleer yakıt alımı konusunda yapılan antlaşmalarda söz sahibi olması ve nükleer enerji kullanan üye ülkelerin elinde en az birkaç yıl yetecek nükleer yakıt stoklarının bulunması Avrupa Birliğinin uranyum ihtiyacını karşılamasında çok büyük zorluklarla karşılaşmasını engellemektedir. Petrol ve doğalgaz kaynaklarındaki jeopolitik çeşitlilik politikalarının petrol konusunda Orta Doğu ülkelerinin, doğalgaz konusunda ise Rusya’nın etkisi altında bulunması ve bu ülkelerden bağımsız olmaması yüzünden, bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerle bazı aday ülkeler AB’ye ve dünyaya dağılan doğalgaz ve petrol boru hatlarının

kendi topraklarından geçmesi sayesinde neredeyse birer üretici ülke olma durumuna gelmeleri nedeniyle avantajlıdırlar.

18

2. Enerji Ürünlerinin Ticareti: Avrupa Coğrafi Konumu Nedeniyle Zorlanmakta…

Avrupa’nın ithal enerji ürünlerine bağımlı olması ve bu enerji kaynaklarının bulunduğu ülkelerle arasındaki mesafenin fazla olması enerji ürünlerinin nakliyat maliyetini arttırmaktadır. Bu durum özellikle Sovyetler Birliğinden ayrılan yeni bağımsız devletlerle yapılan enerji ürünlerinin ticareti dolayısıyla çok önemli bir problem halini almıştır.

a.) Enerji ürünlerinin Ticareti:

Enerji ürünlerinin nakliyesindeki büyüme, bu ürünlerin çevreye en az zarar verecek şekilde ve sağlıklı iletilmesi gerekliliğinden dolayı çok hassas bir konudur. Nakliye konusunun bu kadar önemli olmasından dolayı, enerji ürünlerinin denizaşırı ticareti çeşitli antlaşmalara bağlanmıştır. Çünkü dünya petrol ve kömür ticaretinin % 90’ı, doğalgaz ticaretinin de % 25’i deniz yoluyla gerçekleştirilmektedir. Genellikle deniz kazaları, enerji ürünlerini taşıyan gemilerin yaşlarıyla doğru orantılıdır. 1992 ile 1999 yılları arasında deniz kazaları sonucu kaybedilen 77 tankerin 60’ı 20 yaşının üzerindeydi. Avrupa Birliği Komisyonu denizaşırı petrol ticaretinin güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için gemilerdeki teknik kontrol ölçülerini arttırmıştır. Ayrıca, komisyon kaza sonucu çok büyük kirlilik problemi oluşturan bakımsız petrol tankerlerinin Avrupa Birliği karasularına girmesini yasaklamıştır ve kaza sonucu ciddi derecede çevre kirliliğinin oluşmasını önlemek amacıyla da taşıdıkları yakıtın tehlike derecesine bağlı olarak, komisyon tarafından belirlenen standartlar çerçevesinde gemilerin belirli tonajlarda yük taşıması kuralını hayata geçirmiştir.

19

1998 Brüt İç Enerji Tüketimi:

20

Aday Ülkelerde 1998 Yılı Brüt İç Enerji Tüketimi

21

b.) Nakliyat:

Avrupa Birliği, enerji ürünlerinin nakliyesi sırasında geçilen transit ülkelerle olan iyi ilişkilerini sürdürmek mecburiyetindedir. Bu konu özellikle çeşitli transit rotalara sahip olan ve nakliyesi sırasında büyük risk taşıyan doğalgaz için geçerlidir. Üretici ülkeler olan Rusya, Kuzey Afrika ülkeleri ve Orta Doğu ülkelerinden gelen petrol ve doğalgazın nakliyesi 2 farklı yolla yapılabilmektedir. Bunlardan birincisi rotayı doğu ve kuzey Afrika ülkelerinden geçirmek, ikincisi ise Akdeniz’i kullanarak bu ürünlerin Avrupa’ya taşınmasını sağlamaktır. Rusya, AB üyesi ülkelerin ithal doğalgaz ihtiyacının % 42’sini karşılayarak Avrupa enerji piyasasında önemli bir rol oynamaktadır ve bu üretim ve ithalat hacmiyle doğalgaz konusunda dünya liderliğini üstlenmiştir. Aynı zamanda önemli bir petrol ithalatçısı olan Rusya, komşusu olan ülkelere ve AB ülkelerine elektrik enerjisi de satmaktadır. Avrupa’nın enerji ithalatı konusunda gitgide büyüyen ve tekel oluşturma konusunda ilerleyen Rusya ile olan ticareti dışında Orta Doğu ve Orta Asya ülkeleriyle gerçekleştirdiği enerji ürünlerinin ticaretine de önem vermesi gerekmektedir. Bu konu doğrultusunda dikkatin transit ülkeler olan Türkiye, Ukrayna ve Doğu Avrupa ülkelerine çevrilmesi gerekmektedir.

Kuzey Afrika ülkeleri (Cezayir,Libya) de Avrupa Birliği için önemli üreticiler arasındadır. Bu ülkelerin AB’ye üyelik çalışmaları ışığında, Avrupa Birliği Orta Doğu petrollerin geldiği transit ülkeler olan Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’ya ne ölçüde destek vermesi gerektiğini karara bağlamalı ve Rusya’nın uzun vadedeki enerji ihracatı planlarını da bu hesaba katmalıdır. Ayrıca ileride gerçekleştirilmesi planlanan Türkiye-Yunanistan doğalgaz-boru hattı denizaşırı ticaretin azalmasını ve Türkiye aracılığı ile Orta Doğu ve Orta Asya’daki enerji kaynaklarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Burada kuzey ülkelerinde ve Akdeniz ülkelerinde yürütülen enerji politikalarının da hesaba katılması ve konunun geniş bir çerçevede incelenmesi gerekmektedir.

22

3. Avrupa Birliği: Dünya Enerji Piyasalarında Bir Aktör

a.) Avrupa Birliğinin Uluslar arası piyasalardaki Fiyatlarda Çok Büyük Bir Etkisi Bulunmamaktadır:

Uzun vadede, enerji kaynaklarının uluslararası piyasalardaki fiyat dengesinin, gelişmekte olan ülkelerin enerjiye olan talebinin artış oranıyla belirleneceği gözlemlenmektedir. Ayrıca Çin, Hindistan ve Latin Amerika ülkeleri gibi gelişmekte olan ve nüfuslarıyla orantılı olarak enerji ihtiyaçları da her geçen gün güçlü bir şekilde artış gösteren ülkelerin, gelecekte enerji piyasalarındaki fiyat değişiminin baş aktörleri olacaklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Nüfusbilimi uzmanlarına göre dünya nüfusunun 2020 yılında 8 milyara ulaşması beklenmektedir. Bu nüfus artış seviyesi ışığında enerji ihtiyacı büyük ölçüde artacak ve bu artışta % 90 ile gelişmekte olan dünya ülkeleri başı çekecektir. Öyle ki artış oranının 2020 yılına kadar % 65 seviyelerinde gerçekleşmesi yani 2000 yılı istatistiklerine göre 9.3 milyar ton olan enerji kaynağı ihtiyacının 2020 yılında 15.4 milyar tona ulaşması öngörülmektedir. Bu trendin gelecekte fosil yakıt fiyatlarını büyük ölçüde etkileyeceği açıktır. Bu artış ancak uluslararası bir çaba ile yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımları arttırarak ve enerji temin etme yöntemlerinin daha verimli hale getirilmesine çalışılarak önlenebilir. Buna ilaveten, enerji tüketim oranları yüksek olan sektörler üzerinde çalışmalar yapılarak bu artış trendinin önüne geçilebilir. Örneğin 2020 yılına kadar dünya genelindeki otomobil sayısının yaklaşık iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu yükselişin nedeni birinci derecede gelişmekte olan ülkelerdir. 2000 yılı istatistiklerine göre OECD ülkelerinde her on kişiye 6 otomobil düşmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu sayı her on kişi başına ikidir ve 20 yıl içerisinde artan talep göz önünde bulundurulursa gelişmekte olan ülkelerin bu sektörde OECD ülkelerine büyük ölçüde yaklaşması beklenmektedir. Kısa vadede, yukarıda saydığımız nedenlerden ötürü petrol fiyatlarındaki artış kabul edilebilir düzeyde ilerleyecektir. Fakat, daha ileriki dönemlerde

23

gelişmemiş ve gelişmekte olan dünya ülkeleriyle yapılan enerji ithalatı ve ihracatı antlaşmalarında yine yukarıda saydığımız maddelerin etkileri gözden geçirilmelidir. Uluslararası piyasalardaki enerji ürünlerinin ticaretindeki kararsız fiyat dengesi, piyasalardaki yakıt fiyatlarının artış trendine bağlı olarak daha farklı sorunları da beraberinde getirmektedir. Enerji ihracatçısı ülkeler, birbirleriyle olan jeopolitik anlaşmazlıkları ve çekişmeleri dolayısıyla kasıtlı olarak enerji piyasalarını kötü yönde etkilemektedirler. Ani fiyat artışları ve yaratılan suni enerji krizleri birleşik enerji piyasalarını etkilemekte ve Avrupa Birliği üye ülkelerinin ekonomileri bazı durumlarda bu fiyat artışlarını sönümlemede yetersiz kalabilmektedir.

Günümüzde, AB üye ülkelerinin enerji ekonomilerinin iyi durumda olmasına rağmen, Avrupa Birliği halen tüm jeopolitik ve spekülatif faktörleri tamamı ile kontrol edememekte ve dünya enerji piyasalarının gelecekteki gidiş hattını büyük ölçüde etkileyecek gücü kendi üzerinde barındıramamaktadır.

Enerji kaynaklarının ve ticaretinin geleceğini, jeopolitik düzeyde incelediğimizde ise Orta Doğuda halen yürütülmekte olan barış çalışmaları, İran ve Libya’nın kararsız ve sürekli değişken tutumları ile Irak’a uygulanan ekonomik ambargo, OPEC ülkelerinin enerji faaliyetlerini etkilemektedir. Bu sorunlar çözüme kavuşturulamadıkça enerji politikalarının geleceği için kararsızlık süreci devam edecektir.

b.) Yetersiz Önlem Stratejileri:

Güvenli enerji temini her zaman Avrupa Birliği üye ülkelerinin enerji politikalarının bir numaralı ve en önemli gündem maddesi konumundadır. Güvenli enerji temini konusu ESCS ve EURATOM antlaşmalarının temel amacını oluşturmakta ve üye ülkelerin uyum süreçleri doğrultusunda Avrupa enerji ekonomisinin esas gayesi olma konumunu korumaktadır. Yaşanılan ilk petrol krizinden bu yana geçen süreçte Avrupa Birliği ithal enerji kaynakları kullanma oranını azaltmaya yönelik bir strateji içine girmiştir. Yapılan çalışmalar

24

doğrultusunda petrol gibi dış kaynaklı yakıtların kullanım oranları düşürülmeye çalışılmış ve elde bulunan yerli kaynakların kullanılmasına ağırlık verilmiştir. Ayrıca enerji kaynaklarını stoklama politikaları uygulanmış ve verimli enerji temini için kullanılan teknolojilerin geliştirilmesine çalışılmıştır. Ancak, yine de bütün bu çalışmalar, yabancı enerji kaynaklarına duyulan bağımlılık trendinin önlenmesini sağlayamamıştır.

Kömür Endüstrisi:

yukarıda anlatılan durumun açık bir örneğini Avrupa kömür endüstrisi analiz edildiğinde görmek mümkündür. Avrupa kömür endüstrisinin şu anki durumu bizi, uluslararası enerji piyasalarına büyük ölçüde etki eden, verimli kömür elde etme çalışmalarını gözden geçirmekten ve bu konuda verim arttırıcı teknolojileri geliştirme çalışmalarını değerlendirmekten çok içinde bulunduğumuz sosyal ve bölgesel konumu göz önüne alarak, Avrupa kömür endüstrisinin şu anki kötü durumunu en az zararla nasıl düzeltebileceğiz ve kaçınılmaz ithal kömür bağımlılığını nasıl önleyebileceğiz gibi soruların çözümlenmesine yönelik çalışmalara sevk etmektedir.

Petrol Krizlerinin Karşılanması:

Dünya üzerindeki fiziksel petrol rezervleri doğrultusunda, çıkartılan petrol miktarı dengesi, üretici ve transit ülkelerde her an yaşanabilecek politik ve siyasi dalgalanmalar veya savaşlar nedeniyle tehlike altında bulunmaktadır. Bu şartlar altında olası bir kaos ortamında, enerji ürünleri rezerv dengesini korumak, bu kriz ortamından en az zarara uğrayarak çıkabilmeyi başarmak ve krizin daha da büyümesini önlemek amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) kurulmuştur. Mevcut enerji temin etme ölçütlerini güçlendirmek amacıyla kurulmuş olan Uluslararası Enerji Ajansı, 70’lerin başında patlak veren petrol krizi nedeniyle ithalatçı ve ihracatçı ülkeler arasındaki antlaşmalar doğrultusunda çalışmalarına başlamıştır. IEA üye ülkelerinin geçmişte karşılaştığı enerji krizlerini önlemek amacıyla, her üye ülkenin enerji temin etme yollarının tıkanması durumunda 90 günlük enerji ihtiyacını karşılayabilecek rezervlerini stoklama kararı IEA toplantıları doğrultusunda alınmıştır.

25

Sonuçta: yabancı kaynaklı risk faktörleri olan yakıt fiyatlarındaki artış, üretici ülkelerdeki jeopolitik ve siyasi kararsızlık, üretim hacmindeki dalgalama gibi unsurlar doğrultusunda Avrupa Birliği üye ülkeleri olarak başvuracağımız en garantili çözüm yolu: kullandığımız enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve özellikle dışa bağımlılığımızı azaltacak olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımları arttırmaktır. Bu çalışmalar meyvelerini vermediği sürece Avrupa Birliğinin enerji bağımlılığının büyümesini önlemek mümkün gözükmemektedir ve AB’nin genişleme politikaları da kullanılan enerji kaynaklarının çeşitliliğini arttırmaktan öteye gitmeyecektir. AB üyesi ülkelerin petrol krizinden bu yana gelişen süreçte verimli ve ucuz enerji üretim oranları 1975-1985 arasında % 24 iken 1985-1999 yılları arasında % 10 azalmıştır. Sonuç olarak, bu durum AB’nin global düzeyde uluslararası enerji piyasalarına hakim bir tüketici olma amacının önemini belirtmektedir.

2. BÖLÜM: MÜKEMMEL ENERJİ SEÇENEKLERİNİ ARAYIŞ

2010 yılına gelinmeden birçok AB üyesi ülkenin ve aday ülkelerin önündeki birincil sorun, özellikle elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynakları arasındaki en iyi seçimi yapabilmektir. Şu anki enerji kaynaklarını geliştirme teknolojileri, karşımızda duran enerji manzarasını değiştirmekte ve bu doğrultuda yatırım seçeneklerini belirlemektedir. Günümüzde elektrik üretimi için en ekonomik yol mini gaz türbinlerinin kullanılmasıdır. Ancak bu seçenek bile gelecek 30 ile 50 yıl içerisinde kaynakların azalıp yetersiz kalacak olmasıyla sadece geçici bir çözüm yolu olmaktan ileriye gidememektedir. 1970’lerin sonlarında kömür ve nükleer enerji petrole karşılık alternatif olarak öne çıkmışlardı ve Mayıs 1979’da Tokyo’da toplanan G7 ülkeleri kömür ve nükleer enerji üretiminin artırılması ve enerji korunumu konularında mutabakata varmışlardı. 1980 yılında yapılan Avrupa Birliği Enerji Komisyonu toplantılarında

26

elektrik enerjisi üretiminde kömür ve nükleer enerji kullanım oranlarının % 70 ile % 75 seviyesine çıkarılmasını karara bağlanmıştı ancak bu çalışmalar da petrol egemenliğini önlemeyi başaramamıştı. 20. yüzyıl kömür kullanımı sayesinde müthiş sanayi gelişimlerine sahne olmuş ve kömür egemen yakıt konumuna gelmişti. Daha sonra sahneye petrolün çıkmasıyla kömür kullanımı ikinci plana itildi ve yakın geçmişte kömür ve petrol evrelerinden geçen 20. yüzyıl doğalgaz hakimiyetiyle sona ermiş oldu.

A. Nükleer Enerji ve Katı Yakıtlar: İstenmeyen Seçenekler

Aslında istenmeyen seçenekler olan nükleer enerji ve katı yakıtlar, enerji ürünleri arasında global enerji dengesinin sağlanmasına büyük katkıları olan ve özellikle elektrik enerjisi üretimine % 35 ve % 26 oranlarıyla çok önemli katkıları bulunan kaynaklardır.

1. Nükleer Enerji: Kuşku Duyulan Enerji Kaynağı

TABLO: Nükleer Enerji Üretim Tüketim Oranı

20. yüzyılın ikinci yarısında nükleer fisyonun sivil alanda kullanılmaya başlanmasıyla nükleer enerji kullanımına karşı olan kesimlere karşı büyük bir zafer kazanılmış ve fisyon alanındaki teknolojik gelişim çalışmaları hızlandırılmıştır. Üye ülkeler sahip oldukları nükleer yakıt oranları ne olursa olsun büyük çaplı nükleer enerji programlarını hayata geçirmişlerdir. Bu doğrultuda nükleer

27

enerji kullanımın artması sonucunda 1968 yılında nükleer atıkların tehlikeli boyutlara ulaşmasını önlemek amacıyla nükleer enerji kullanımını yavaşlatma antlaşmaları hazırlanmış ve 1970 yılında yürürlüğe sokulmuştur. Avrupa ülkeleri bu antlaşmalar çerçevesinde önceden uyguladıkları Euratom antlaşması kuralları ve IAEA kuralları doğrultusunda nükleer enerji kullanma çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

a.) Euratom Antlaşmasının İçeriği ve Başarıları:

1957 yılında imzalanmış olan Euratom antlaşmasının amacı: Avrupa Birliği üye ülkelerinin nükleer enerji çalışmalarını düzenleyip geliştirerek yerli enerji kaynağı olan nükleer enerjiden maksimum verimle yararlanarak üye ülkelerin Orta Doğu petrollerine artan bağımlılığın önüne geçmek olmuştur. Ayrıca nükleer enerji teknolojilerini düzenlemek ve elde bulunan kaynaklardan mümkün olan en düşük maliyette en yüksek verimi almak da Euratom antlaşması çerçevesinde ortaya konan hedefler arasındadır. Çok erken zamanlarda ortaya çıkan nükleer enerji temin sıkıntıları Euratom antlaşmasının yakaladığı başarıyı ve Avrupa’ya kazandırdığı artıları gölgeleyememiştir. Euratom antlaşmasıyla nükleer enerji teknolojilerinin geliştirilmesi ve yeni keşiflerin yapılması konularında yakalanan dinamizm açıkça görülmektedir. Öyle ki bu başarı tüm AB genelinde nükleer enerji kullanım oranının artmasını sağlamış ve kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesine zemin hazırlamıştır. Euratom antlaşmasının temelleri sayesinde tüm Avrupa’daki fisyon aktiviteleri birleştirilmiş ve bu da Avrupa’nın fisyon teknolojisi alanında lider konuma gelmesinde anahtar rol oynamıştır.

Antlaşma çerçevesinde sağlık ve radyasyon korunumu konuları belli standartlara bağlanmış ve tüm üye ülkelerde yasama organlarınca kabul edilmiştir. Ayrıca nükleer endüstri aktiviteleriyle sağlık alanında kullanılan radyoaktif maddeler de standartlaştırılmıştır.

Euratom’un nükleer atıklardan korunma konusunda aldığı önlemler de AB üyesi ülkelerde, nükleer madde kullanımı yoğunluğu

28

adına yadsınamaz bir güven ortamı sağlamıştır. Avrupa Enerji Temin Ajansının, nükleer kaynak teminini çeşitlendirme hedefinin asıl amacı: Avrupa Birliğinin uranyum ihtiyacını tek bir bölgeden veya yabancı bir ülkeden karşılamasını önlemektir.

b.) Nükleer Atıklar:

Nükleer enerjinin kullanılmaya başlanmasından bu yana, nükleer güç üretim santrallerinde elektrik üretiminin yanında ortaya çıkan nükleer atıklar, üye ülkeleri, atıkları depolama ve yok etme yolları hakkında çalışmaya yöneltmiş ve bu konuda karmaşık politikalar üretmeye zorlamıştır. Nükleer enerjinin kullanıldığı dünya ülkeleri genelinde bu konunun önem kazanmasının nedeni nükleer atıkların yaydığı ölümcül radyasyondur. Nükleer atıkların insan sağlığını tehdit edici maddeler olmasından dolayı bu atıkların depolanması için çeşitli teknolojiler üretilmiştir. Günümüzde, atıklar tamamı ile depolanmakta ve kullanılan operasyon teknikleri buna olanak vermektedir. Bu alanda en gelişmiş teknolojilere sahip olan ülkeler ABD, İsveç ve Finlandiya’dır. Ancak uzun vadede depolanan atıkların yok edilememesi en büyük problem olarak gözükmektedir. Depolama giderleri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir fakat genelde 1kWh’lik enerji üretimi baz alındığında atıkların depolama maliyetleri toplam maliyete oranla önemsiz bir bedel teşkil etmektedir. Atık konsantrasyonunun az ya da çok olması diğer enerji kaynaklarının aksine nükleer enerjide atıkların yok edilmesini erteleyerek onları depolamasını sağlamaktadır. Nükleer teknolojilerdeki ilerlemeler, örneğin bölünme-transmutasyonundaki gelişmeler yarı-ömürleri uzun olan elementlerin var olma sürelerini kısaltmayı başarmıştır. Atık depolama çalışmaları devam etmekte ancak kısa vadede depolama karşısında durabilecek alternatif bir çözüm yolu gözükmemektedir. Entegre atık yönetimi programlarının önünde cevaplanması beklenen en önemli sorular ise nükleer atıkların nakliyesindeki güvenlik, nükleer enerjinin kullanılmasının insan sağlığına etkileri, atık maddelerin depolanmasındaki güvenlik kriterleri ve gelecek kuşakların bu atıklardan en az seviyede etkilenerek yeni ve verimli

29

nükleer enerji temin etme yöntemlerinin bulunup bulunamayacağıdır. Nükleer enerji kullanımını denetlemek ve gelişmesine olanak sağlamak için mutlaka AB genelinde oy birliğiyle belli başlı kararların alınması gerekmektedir. Çünkü alınan ortak kararlar doğrultusunda güvenli ve ekonomik enerji temini hedefini gerçekleştirmek çok daha kolay olacaktır. Nükleer enerji teknolojilerinde bulunan yenilikler atık depolama ve yok etme yönetiminden bağımsız olmamalı aksine özellikle büyük bir tehdit oluşturan atıkların yok edilmesini sağlayacak teknolojileri de bünyesinde barındırmalıdır. Sonuç olarak Avrupa Birliği, sivil nükleer teknoloji konusundaki lider konumunu korumalı, fisyon reaktörlerinin daha verimli hale getirilmesini sağlamalı ve özellikle olanaksız görünen nükleer füzyonu kontrol altına alarak bu hayali gerçeğe dönüştürmelidir.

2. Kömür: Parlak Bir Geçmiş

TABLO: AB’de Katı Yakıt Tüketimi

30

a.) Kömürün Geçmişi:

Avrupa ekonomisine yaptıkları büyük etkiler dolayısıyla kömür

ve çelik Avrupa’nın kalkınma sürecinde ve sanayi devrimini gerçekleştirmesinde dönüm noktasını oluşturmuşlardır. 1951 yılında imzalanan ve yürürlüğe konan Paris Antlaşmasıyla Avrupa’nın yeniden yapılandırılmasında büyük oranda enerji ürünlerine ihtiyaç duyulmuştur. Bu dönemde kaynakların yeterli olmasına karşın baskıcı ve güçlü politikaların yaydığı korku sektöre egemen olmuştur. Ancak ilerleyen zamanlarda Avrupa Kömür ve Çelik Konfederasyonunun (ECSC) sahip olduğu yüksek otoriteyi kullanarak üreticileri cesaretlendirmesiyle yeni kömür madenlerinin bulunarak kömür üretiminin artışının sağlaması uzun vadeli uluslararası kömür ticareti antlaşmalarıyla son bulmuştur. 1960’lı yıllardan sonra ise Avrupa Birliği kömür çıkarma endüstrisinin yabancı ülkelerle baş edememesiyle ve elektrik ve ısı üretimi için daha farklı enerji kaynaklarının bulunmasıyla Avrupa’da kömür kullanım oranı hızlı bir düşüş eğilimine girmiştir. Yukarıda saydığımız nedenler ve tükenen kaynaklar dolayısıyla Avrupa Birliği genelindeki 15 üye ülkede yıllık kömür üretimi 1960 yılında 600 Mton iken 2000 yılında 86 Mtona düşmüştür. Diğer enerji kaynaklarıyla yaşanan rekabet, 1986 yılından bu yana petrol kullanımının kısıtlanması konusunda uygulanan politikaların gevşek tutulması ve tabi ki kömürün çevre kirliliğine yol açması nedeniyle katı yakıtların rekabet ortamındaki zayıflığı ortaya çıkmaktadır.

b.) Elimizde Bulunan Kozlar:

AB enerji stratejisinde kömürün bu kadar önemli bir yerinin olmasının ve AB üye ülkelerinin kömür kaynaklarının peşinden koşmalarının nedeni her şeyden önce bölgesel ve sosyal şartlardan kaynaklanmaktadır. İthal kömürün üye ülkelere maliyeti, yabancı kömür üreticilerinin çeşitliliği ve kömür fiyatlarının kararlı bir yapı sergilemesi, petrol ve doğalgaz piyasalarıyla karşılaştırıldığında,

31

günümüzde kömür piyasalarının sahip olduğu dengeyi ve rekabetçi ortamı açıklamaya yarayan en önemli faktörlerdir.

1999 yılı için ithal kömür Tablosu

% 37 = Kuzey Afrika Ülkeleri % 6 = Kolombiya

% 13 = Poloya % 12 = Avustralya

% 5 = Endonezya % 18 = Rusya % 9 = Ukrayna

Uluslararası kömür piyasalarında rekabet ortamının sağlanmış olması

nedeniyle, diğer enerji ürünleriyle karşılaştırıldığında ithal kömür fiyatları benzersiz bir denge göstermektedir. Örneğin: kömür fiyatları 1986 ile 1996 yılları arasındaki on yıllık dönemde sadece 16 $ değişmiştir. Avrupa Birliği için kömür kaynaklarındaki bu kararlılığın bir nedeni de son 20 yıldır üye ülkelerin kömür ihtiyacını son derece ekonomik bir şekilde karşılayan Danimarka kömürüdür. Ayrıca imzalanan kömür kontratlarının esnekliği ve yerel piyasalardaki gelişmeler de kömür piyasalarının, diğer enerji piyasalarına göre daha az değişken ve kararlı olmasına izin vermiştir. Şu anda Avrupa Birliği üye ülkelerinde ekonomik ve politik riskler bulunmamakta ve kömür ihracatçısı ülkeler piyasa fiyatlarının iniş çıkışlarında rekabetçi ortam nedeniyle, petrol ve doğalgaza oranla daha etkili konumda bulunamamaktadırlar.

32

c.) Gelecek:

AB üye ülkelerinin günümüzde olduğu gibi gelecekte de kömür üretiminde rekabetçi konumda bulunmayacakları gerçeği, bazı üye ülkelerin kömür kullanımını bırakmasına neden olacaktır. Bu durum halen kömür üretimini sürdüren Almanya gibi üye ülkelerde ve Polonya gibi büyük kömür ihracatçısı, aday ülkelerde çeşitli politik problemlerin doğmasına yol açmaktadır.

Birçok insanın kömür endüstrisi sayesinde geçinmeleri nedeniyle kömür üretimi Avrupa’da savaş sonrası ekonominin canlı kalmasını sağlayan önemli bir etmendir. Ayrıca Avrupa Birliğinin, Avrupa Çelik ve Kömür Konfederasyonu’nun yaptığı antlaşmaların içeriği uyarınca aday ülkelere, üye olduktan sonra uygulayacağı bazı standartlar da Avrupa’yı, katı yakıt üretimine kalıcı çözüm yolları bulma çalışmalarını hızlandırmaya yöneltmiştir.

TABLO: Kömür Endüstrisinde Üretim ve Çalışan Personel Maliyeti

Avrupa Kömür ve Çelik Konfederasyonunun (ECSC) 1951 yılında Paris’te yapılan antlaşmayla kurulmasının en önemli amaçları Avrupa’da kömür ve çelik sanayiinde birleşik piyasalar oluşturarak ekonomik üretim sağlamak ve üye ülkelerde işsizlik sorununu azaltıp yaşam standartlarını yükseltmektir. Bu yüzden üye ülkelerde enerji

33

temini için çalışan kurumların en önemli görevleri: enerji politikalarını makul ölçülerde geliştirmek, üretimi modernleştirmek ve üretim kalitesini arttırmaktır. Kömürün geleceği global ölçülerde güvenli enerji temini çalışmalarına bağlı olup hiçbir AB üyesi ülkede ve aday ülkede uluslararası piyasalarla rekabet edecek düzeyde kömür kaynağı kalmadığı zaman yabancı kaynaklara olan bağımlılık artacağından enerji politikalarının bu yönde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu şartlar altında kendimize somamız gereken soru, ciddi boyutlardaki enerji krizlerinden kurtulmak için gelişmiş teknolojileri araştırırken, elde bulunan yetersiz kömür rezervlerinden yararlanmak için yeni üretim alanları sağlamamızın gerekli olup olmadığıdır. Bu durumda Avrupa Birliği, kozlarını gözden geçirerek güvenli enerji temini ilkesi altında elektrik üretimi için kömür kaynaklarının yeterli olup olmadığını belirlemeli ve elektrik üretim piyasalarının liberalizasyon çalışmalarına hız vermelidir. Bahsettiğimiz bu yeniliklere bağlı olarak Avrupa Kömür ve Çelik Konfederasyonu Antlaşmaları uyarınca uygulanması planlanan üretimi azaltma faaliyetleri de gözden geçirilmelidir. İleride karşılaşacağımız kömür kaynakları konusundaki kötü durumu düzeltmek için ise sosyal ve bölgesel perspektiflerde güvenli enerji temini şartı altında ulusal düzeyde kömür endüstrisine verilen destek arttırılarak elde bulunan kaynakları en iyi şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Kısa vadede katı yakıt üretimi ve kullanımı konusunda Avrupa Birliğinin büyük problemlerinin bulunmamasına rağmen kömürün geleceği, çevreyi daha az kirleten ve sera gazı yayma oranını azaltan teknikleri geliştirmemize bağlıdır. Sonuç olarak, Avrupa Kömür ve Çelik Konfederasyonu antlaşmalarının gelecekteki kömür politikamızı belirleyecek çözüm yolları üretmekte yetersiz kalması ve ne üye ülkelerde ne de aday ülkelerde kömür üretiminin gelecekte ekonomik kriterler çerçevesinde gerçekleşmeyecek olması, kömürün geleceğini, Avrupa Birliği Enerji Komisyonunun kabul ettiği kararlar doğrultusunda yürütülecek politikaların kararlılığına bağlamaktadır.

34

B. PETROL: HALEN GÖZDE YAKIT

AB’de Petrol Üretim, Tüketim, İthalat Tablosu: (Mton)

Kalite ve kullanım kolaylığı gibi avantajları nedeniyle petrol savaş sonrası dönemden sonra batı ülkelerinin ekonomilerini daha hızlı ve derinden etkilemiştir. Araştırmalar ve analizler göstermektedir ki karayolu taşımacılığının % 99’u petrolle sağlanmaktadır. Ayrıca günümüzde diğer yakıtlara oranla avantajlı olması yüzünden petrol, konutların ısıtılmasında ve elektrik üretiminde ülkeden ülkeye değişen hızlarla kömürün yerini almaktadır. Yaşanan petrol krizleri ve petrol piyasalarındaki dengesizlik, petrole bağımlı olan AB üye ülkelerinin ekonomileri kötü yönde etkilemektedir. Özellikle nakliye sektöründe üye ülkelerin değişmez enerji kaynağı olan petrolün bu konumunu, karasız piyasaların varlığı, denizde yaşanan tanker kazaları ve medyanın kullanıcıları bilinçlendirmeye yönelik çabaları dahi etkileyememektedir ve bu durumda petrol üreticisi olmayan birçok AB üyesi ülke için petrol bağımlılığı tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Bu bağımlılıktan kurtulmak yeni enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve özellikle nakliye sektöründe verimli enerji kullanımının gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Yapılan analizler AB üyesi ülkelerin petrol tüketiminin giderek artmakta olduğunu göstermektedir. Bu artış oranı gelişmekte olan aday ülkelerde ise daha ciddi boyutlardadır.

35

1. Petrol Bağımlılığı:

Dünya petrol rezervlerinin % 70’inden fazlası OPEC üyesi ülkelerin elinde bulunmaktadır. 2020 yılında OPEC, günlük 55 milyon varillik üretimi ile AB üye ülkelerinin petrol ihtiyacının % 50’sini karşılayacaktır. Avrupa Birliğinin 2000 yılındaki günlük petrol ihtiyacı ise 32 milyon varil dolayındadır. Bu artan bağımlılık çerçevesinde gönüllü bir ihracatçı konumunda bulunan OPEC petrol fiyatlarını üretim maliyetlerine rağmen düşük tutarak uzun vadede karlı konumunu korumak istemektedir.

Avrupa Birliği Ham Petrol İthalat Tablosu:

OPEC üyesi olmayan ülkelerde ise petrolün varil fiyatı ortalama 5$ civarındadır. Fiyatın yüksek olmasının nedeni üretim maliyetlerinin yüksek olması ve bazı ülkelerde çıkartılan petrolün daha kaliteli olmasıdır. Ayrıca Rusya ve Orta Asya ülkeleri de Avrupa Birliği için önemli ülkeler konumundadır. OPEC üyesi ülkelerin petrol ithalatındaki kartelini kırmak için OPEC üyesi olmayan ülkelerdeki petrol fiyatlarının 5 ile 10 $ civarında tutulması gerekmektedir. böylece bu ülkelerin OPEC ile rekabet edebilecek seviyeye ulaşmaları garanti altına alınmış olacaktır.

36

2. Petrol Politikaları:

Yaşanan son olaylar ve petrol piyasalarında ortaya çıkan tartışmalar OPEC üye ülkeleri arasında homojen bir dağılım olmadığını ve artan bir gruplaşmanın ortaya çıktığını göstermektedir. Öyle ki son iki yıl içerisinde alınan kararlarda, merkezde bulunan güç dengesiyle güçlü üreticiler olan Suudi Arabistan, Kuveyt, İran’ın rolleri ön plana çıkmıştır. Cezayir, Venezüella ve İran gibi kısıtlı petrol kaynaklarına sahip OPEC ülkeleri daha fazla kazanç sağlamak amacıyla üretim hacimlerini arttırmak istemektedirler. Buna karşılık, Suudi Arabistan ve diğer Orta Doğu ülkeleri ise petrol rezervlerinin bol miktarda olması dolayısıyla uzun vadeli planlar yapmaktadırlar. Böylece ithalatçı ülkelerin acil olarak alternatif enerji kaynaklarına yönelmelerini önleyerek ve petrolün uzun vadede enerji sektöründe lider konumunu korumasını sağlayarak kar oranlarını mümkün olduğu kadar arttırmak istemektedirler. Jeopolitik faktörler de bu gelişmelerde kuşkusuz büyük rol oynamaktadırlar. OPEC üyesi ülkelerdeki görüş farklılıklarından dolayı patlak veren Körfez Savaşı, savaş sonrasında Irak’a uygulanan ekonomik ambargo ve Libya ile İran’ın değişken tutumlarıyla çevrelerini tehdit edici konumda bulunmaları gibi faktörler petrol piyasalarının kararlı bir yapıya kavuşmasını engelleyen başlıca sorunlardır. Savaş sonrası konan ekonomik ambargo sebebiyle oldukça kötü duruma düşen Irak, 1999 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Komisyonu kararları doğrultusunda ‘Petrol için Yemek’ programı dahilinde günlük üretimini 2.8 milyon varile çıkarmış ve böylece 5.8 milyar $ petrol ihracatı gerçekleştirmiştir. Ayrıca Irak’ın komşu ülkeleri tehdit eden tutumunu değiştirmesi halinde, üretiminin günde 3 ile 4 milyon varile çıkarılmasına izin verilecektir.

Yakın gelecekte dünyada petrol konusunda fiziksel sıkıntının meydana gelmesi için korkulacak bir neden bulunmamakta, Ancak, OPEC’in tekel oluşturma ihtimaline karşı politik endişeler bulunmaktadır. Bu ihtimalin kuvvetlenmesini sağlayan faktörlerden biri de petrol ithalatçısı ülkelerde yaşanan hızlı ekonomik büyümeyle orantılı olarak petrol ihtiyacının artması ve bunun sonucunda artan

37

taleple bağlantılı olarak OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını yükseltmek istemeleridir. Sonuçta, uzun vadede, sahip oldukları petrol rezervlerinin yoğunlukları bilinen OPEC ülkelerinin önündeki en büyük tehdit edici unsurlar: enerji sektöründeki teknolojik gelişimler, zor bölgelerde yeni üretim tekniklerinin uygulanması ve özellikle nakliye sektöründe yeni yakıt kullanım seçeneklerinin geliştirilmesi olacaktır. Avrupa Birliği için çok önemli olan bir diğer üretici topluluk ise eski Sovyetler Birliği üyesi ülkelerdir. Öyle ki bu ülkeler 1989 yılında 11 milyon varil olan günlük petrol üretimleriyle dünyada ilk sırada bulunmaktaydılar. 2000 yılı istatistikleriyle günlük üretimleri 7.8 milyon varil olan bu ülkelerin gelecek 20 yıl içerisinde üretimlerini yaklaşık iki katına çıkarmaları yani günde 15 milyon varillik petrol üretimi gerçekleştirmeleri beklenmektedir.

3. Petrol Fiyatlarının Etkileri:

TABLO: 1970 ile 2000 Yılları Arasında OPEC Ham Petrol Fiyatlarının Değişimi.

38

1973 ve 1979 yıllarında yaşanan iki petrol krizinden sonra sanayileşmiş ülkelerde büyük çaplı sorunlar yaşanmıştı. Bugün bu olaylardan ders çıkarmak ve bir daha yaşanmasını önlemek için tedbir almak gerekmektedir. Endüstri toplumundan hizmet ve iş toplumuna dönüşmekte olan ve bu yüzden de petrol piyasalarındaki dalgalanmalardan geçmişe göre daha az etkilenen Avrupa Birliği üyesi ülke ekonomilerinde enerji seçeneklerinin çeşitlendirilmesi sonucu özellikle elektrik üretiminde petrol ürünlerinin kullanım oranlarında azalma gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ödeme metotları gözden geçirildiğinde özellikle Batı Avrupa ülkelerindeki petrol ürünlerindeki yüksek vergi seviyeleri, enflasyon üzerindeki fiyat artışı etkisini genellikle indirmektedir. Ancak gelişmekte olan ve yeteri kadar üretim yapmayan ülkelerde fiyat hala yükselmektedir. Bu ülkelerin yoksulluğun tehlikeli çemberinden kurtulmasını sadece ve sadece üretim seviyesindeki artış sağlayabilir. Özellikle yoksulluk sınırında olan ülkeleri, petrol fiyatlarındaki küçük çaplı artışlar bile büyük ölçüde etkilemekte ve bu ülkeler, ekonomi düzeyleri ve sosyal konumları iyi olan üretici ülkelerin kıskacı altında bulunmaktadır. Avrupa Birliği Enerji Komisyonu, bu ülkelerdeki petrol zamlarının etkilerini indirmek için planlanmış çalışmaları bir araya getirip, bilgi alışverişi yapmayı ve Lizbon Toplantısından çıkan sonuçlar ile aynı çizgide yürütülen sosyal sınıflandırma risklerini azaltma ve kolaylaştırma yollarını bulmayı amaçlamaktadır.

Petrol sektörünün büyüme ölçülerine bakıldığında, özellikle nakliye ve taşımacılık sektöründe petrol ürünlerine bağımlılığın 2020 yılında % 90’a ulaşacağı tahmin edilmektedir. Özellikle, 1973 yılında % 18’den 2000’de % 50’ye yükselen karayolu taşımacılığındaki petrol tüketimini azaltmak için petrolün yerini alabilecek alternatif enerji kaynaklarını bulmamız ve geliştirmemiz gerekmektedir. Özellikle nakliye sektöründe petrolün yerine geçebilecek seviyede yakıtların bulunmaması yüzünden gelecekte daha büyük petrol krizlerinin doğması olası gözükmektedir. Bu yüzden AB üyesi ülkeler OPEC petrollerinin ucuz olmasına aldırmadan yakın gelecekte varil fiyatı 20 $’dan yüksek olan petrolle yaşamayı öğrenmelidir.

39

C. DOĞALGAZ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI: Karşı Konulmaz Alternatifler

1. Uluslar arası Doğalgaz Piyasaları:

Her ne kadar doğalgaz enerji çeşitliliğini sağlamak için gerekli olan kaliteli ve değerli bir yakıt olsa da elektrik ve ısı üretimi ile konut ısıtılması sektöründe doğalgaz bağımlılığının 85 Mtondan, 2010 yılında 410 Mtona çıkacak olması nedeniyle Avrupa Birliği bu konuda zayıf duruma düşmekte ve artan tüketim oranları yüzünden üretici ülkeler doğalgaz piyasalarını kendi başlarına yönlendirme amaçlarını gerçekleştirebilecek zemini bulma konusunda zorlanmamaktadırlar. Petrol ve doğalgaz piyasaları birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte doğalgaz fiyatları, petrol fiyatlarından büyük ölçüde etkilenmektedir. Bunun nedeni petrol ve doğalgaz kaynaklarının coğrafi yönden yakınlık göstermesi ve bu kaynakların sadece birkaç büyük üreticinin elinde bulunması ve yine bu kaynakları çalıştıran şirketlerin az sayıda olmasıdır. Doğalgazın petrole oranla daha karlı bir yakıt olması piyasalarda doğalgaza talebinin artmasına ve doğalgaz kullanım oranının yükselmesine yol açmışsa da giderek artan doğalgaz bağımlılığı yüzünden fiyatların artacağı yönünde korkular bulunmaktadır. Ancak kısa ve orta vadede, kaynakların yeterli olması ve farklı ülkelerde bulunması yüzünden doğalgazda bir kartelin oluşması için tehlike bulunmamaktadır. Uzun vadede ise imzalanmış alım-satım antlaşmaları doğrultusunda, üretici ülkelerle Avrupa Birliği arasındaki doğalgaz boru hatlarının geliştirileceği ve böylece Rusya ve Cezayir gibi ülkelerin rekabet ortamlarının azaltılacağı yönünde kararlar alınmıştır. Türkmenistan ve İran’dan da doğalgaz ithal etme seçeneklerinin iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yapılmakta ve bu ülkelerle olan doğalgaz ticaretinin geleceği belirsizliğini korumaktadır. Dünya üzerindeki en büyük doğalgaz rezervlerine Rusya sahiptir. Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinin rezervlerinin, önümüzdeki 25 yıl içerisinde yoğunluklarını koruyacakları düşünülürse uzun vadede Rusya ile ortaklık kurarak güvenli enerji temini politikasını gerçekleştirmek AB’ye doğalgaz pazarında büyük avantajlar sağlayacaktır.

40

Üretici Ülkelerden Doğalgaz İthalatı Tablosu: (1999)

% 29 Cezayir

% 41 Rusya

% 25 Eski SSCB Ülkeleri

% 5 Norveç

Avrupa Birliğinde de ortaya çıkan spot marketin birleştirici etkisi altında, iç piyasaların tamamlanması sayesinde, değişimlerin fiyatlandırma kurallarıyla olması beklenebilir, (Gaz fiyatları endeksinin petrol fiyatlarına etkisi vb.) ya da standart tarzda piyasa rekabetinin, üretim fiyatlarını yansıtması veya gaz kartelinin bunu belirlemesi beklenebilir. Bunun şu anda nasıl olduğunu söylemek zordur. Aşırı fiyat artışının yapısal akımı engellenmeli, bol ve çeşitli kaynaklar garanti altına alınmalıdır.

Gelecekte Doğalgaz pazarında olumlu gelişmelerin olması beklenmektedir. Örneğin uzmanlar, 2010 yılına kadar doğalgaz fiyatlarının sadece % 10 artacağını tahmin etmektedirler. Üye ülkelerdeki doğalgaz kullanımı konusundaki baskıların ve küresel ısınma gibi faktörlerin varlığı düşünülecek olursa bu değerli yakıtın teminini kolaylaştırmak ve daha karlı hale getirmek için fiyatların petrol fiyatlarıyla orantılı olarak değiştirilmesi ve böylece bazı büyük üreticilerin kartel oluşturmalarının engellenmesi gerekmektedir. Sonuçta, ancak ve ancak saydığımız bu maddeler gerçekleştiği taktirde ucuz, karlı ve güvenli doğalgaz temini hedefimize tamamı ile ulaşabileceğiz.

41

2. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları: Politik Öncelik:

TABLO: Yenilenebilir Enerji Kaynaklarındaki Üretim-Tüketim Oranı. (Mton)

Avrupa’da kaynakların güvenliğinin artmasında yenilenebilir enerji kaynakları önemli potansiyele sahiptir. Yenilenebilir kaynakların kullanım alanlarının genişlemesine rağmen son derece katı politik ve ekonomik engellerle halen karşılaşılmaktadır. Bu engelleri aşma çabaları, sadece enerji tüketiminin gerçek bir politika olarak düşünülmesiyle talebin rasyonalleştirilmesi ve istikrarın sağlanması sayesinde başarıya ulaşabilir. Orta vadede, yenilenebilir enerji kaynakları tek bağımsız enerji kaynağıdır ve şu anki durumda Avrupa Birliğine kaynaklarını arttırması için manevra şansı sağlamaktadır. Bu enerji kaynağını ihmal etmek, ancak ve ancak en son koz olarak düşünülebilir.

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarındaki İşletilecek potansiyel:

Günümüzde Avrupa’da kaynakların hemen hemen % 6‘sı yenilenebilir enerji kaynaklarıdır, buna sadece hidroelektriğin %2’si dahildir. 1985 yılında başlanan, AB genelinde elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının ikiye katlanması hedefine henüz ulaşılamamıştır. Üye ülkeler bu hedefi kendi hedefleri gibi göz önüne almalı ve kendi ulusal hedeflerini birliğin hedefleriyle çakıştırmalıdırlar. Bu henüz tüm üye ülkelerdeki bir durum değildir ve gelişmenin bu çizgiler arasında gerçekleşmesine ihtiyaç vardır. Yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi 1985 ve 1998 arasındaki

42

ilgili dönemde oldukça önemliydi ama genel olarak hala oldukça önemsizdir ve bu küçük global basamak bir ülkeden diğerine fark edilir çeşitlilik gösteren paylaşımı gizlemektedir. Avrupa Birliği genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarını önemli derecede kullanan 4 ülke bulunmaktadır; Bu ülkeler: Portekiz(%15.7), Finlan

Avrupa Birliği’ Nin Enerji Kaynakları

06 Kasım 2007

AVRUPA BİRLİĞİ’ NİN ENERJİ KAYNAKLARI

Avrupa Birliğinin altı kurucu atası enerjinin önemini kabul ederek enerji kaynaklarını en iyi şekilde yönetmek için bir çerçeve oluşturma gereksinimini hissettiler. Böylece 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurularak günümüze dek sürmüş olan Avrupa politik bütünleşmesi başlatıldı. 1958’de ise Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu (AAET) ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kuran anlaşmalar imzalandı. O dönemden beri enerji politikası da ekonomik bütünleşmeye paralel olarak gelişmiştir.

1973′teki ilk petrol bunalımından önce, AB Üyesi Devletler, gelişmiş ülkelerin çoğu gibi, enerji tüketimlerinde tutumsuz davranıyorlardı ve ithalata aşırı bağımlıydılar. Petrol bunalımı, enerji arzını dış şoklardan koruyacak bir stratejiye ihtiyaç olduğunu gösterdi.

1980′lerde bir başka ilgi konusu ortaya çıktı: çevre. Çıkarımdan kullanıma kadar, mevcut enerji sisteminin küresel çevreye çok zararlı olduğu genel olarak kabul edildi. Çevreyi tehlikeye atmadan enerji sistemlerinin nasıl yeniden yönlendirileceği konusu, önemli bir soru haline geldi ve bugün de halen öyledir.

1980′lerin sonunda, Avrupa Birliği yeni bir eğilimle karşı karşıya geldi: enerji piyasaları serbestleşme yönünde ilerliyordu. Bu bağlamda, ülkeler arasında parçalanmış mevcut piyasaların bütünleştirilmeleri gerekliydi. Enerji iç pazarı, artan rekabetin odağı haline geldi.

Bütün bu düşünceler, 1995 yılında kabul edilmiş olan ve AB enerji iç pazarı için genel ilkeleri ve hedefleri ortaya koyan "Avrupa Birliği için bir enerji politikası" başlıklı niyet bildirgesi (White Paper / Beyaz Kitap?) tarafından yansıtılıyordu. Enerji arzının güvenliği, çevrenin korunması ve genel rekabet gücü, AB enerji politikasının en önemli hedefleridir. Buna paralel, sosyal ve ekonomik kaynaşma, yaşam kalitesi, istihdam yaratılması ve bölgeler arasında dayanışmanın geliştirilmesi de dikkate alındı.

Beyaz Kitap, üç kurucu antlaşmada ve Avrupa Birliği Antlaşması’nda yer alan enerji konusunda AB’nin bütün mevcut yetkilerini birleştiriyordu. Yetki ikamesi ilkesine göre, ancak ulusal politikalar ticaret önünde engeller yaratabildikleri veya AB amaçlarına erişilmesini önleyebildikleri durumlarda AB eylemleri söz konusu olacaktır.

Toplam 170 milyon euro tutarında bir bütçeyle mevcut AB programları ve eylemlerini yeniden gruplandıran, 1998-2002 dönemine ait Enerji Çerçeve Programı gibi, AB enerji politikasıyla ilgili son gelişmeler, temel hedeflerle uyumludur.

AB enerji kaynakları bakımından fakir değildir. 1992 Körfez savaşı gibi bazı olaylar, Topluluk’un enerji sisteminin sağlam olduğunu ve küçük krizler ve dış etkenlere bağlı sorunlar ile başa çıkabildiğini göstermiştir. Bununla beraber, tüketilen enerjinin yarısı üçüncü ülkelerden ithal edilmektedir. AB enerji politikasının hedeflerinden biri, arzın kesintiye uğramasını önlemektir.

En çok ithal edilen enerji kaynağı petroldür. AB’de tüketilen petrolün %78′i ithalat yoluyla karşılanır. Bunu, %36 ile doğal gaz ve %32 ile diğer yakıtlar takip eder. Avrupa’nın enerji tüketimi arttıkça bu bağımlılık da artacaktır. AB enerji sunumu güvenliğini nasıl sağlayacaktır?

Bir yaklaşım, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek olmuştur. Kullanılan enerji kaynakları ne kadar çeşitli olursa, AB o kadar daha az bağımlı olacaktır. Şimdi, AB yeni enerji kaynakları geliştirmekte, hidroelektrik enerji, güneş ve rüzgar enerjileri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmektedir. Yine arz güvenliğini sağlamak amacıyla, Topluluk, Avrupa Enerji Şartı gibi bazı anlaşmalar yaparak üçüncü ülkeler ile uluslararası enerji işbirliğini güçlendirmiştir. Dış bağlantılar geliştirilmesi ve sürdürülmesi, sunum güvenliğinde bir başka temel unsurdur. Trans-Avrupa Şebekeleri bu amaçla kurulmuştur. Ancak, enerji taleplerini azaltmak hâlâ önemlidir. AB, rasyonel enerji kullanımını ve bir enerji tasarrufu kültürünün gelişmesini teşvik etmiştir.

AB-Türkiye Enerji İşbirliği

Benzersiz coğrafi konumu nedeniyle, Türkiye enerji konusunda kilit bir rol oynamaktadır. Türkiye önemli bir hidroelektrik enerji üreticisidir, fakat Orta Doğu’ya, Karadeniz’e, Kafkaslar’a, Orta Asya’ya ve Körfez ülkelerine de kapıları açmaktadır. Türkiye’nin stratejik konumu, ülkeyi, Avrupa’ya petrol taşınması için bir transit ülke haline getirmektedir. Türkiye ve AB, işbirliği için güçlü bir çerçeve oluşturmuştur.

AB Akdeniz Politikası kapsamında işbirliği

Karadeniz Bölgesinde işbirliği

Kafkas Cumhuriyetleri ve Orta Asya ile işbirliği

Bilgi Kaynakları

Avrupa Komisyonu Enerji ve Ulaştırma Genel Müdürlüğü web sitesi: http://europa.eu.int/comm/dgs/justice_home/index_en.htm

AB’nin enerji ile ilgili yürürlükteki mevzuatı: http://europa.eu.int/eur-lex, http://europa.eu.int/comm/energy/en/lpi_3_en.html

Avrupa Birliği Enerji Bakanlar Konseyi toplantıları: http://ue.eu.int

Avrupa Birliği’nin Enerji Politikasına ilişkin mevzuatı, uygulamaları ve diğer bilgi kaynaklarına ilişkin web sayfası: http://europa.eu.int/pol/ener/index_en.htm

Enerji ile ilgili istatistik ve önemli olaylar: http://europa.eu.int/comm/energy_tra…en/etf_en.html

"2020′de Enerji" çalışması: http://europa.eu.int/comm/energy/en/etf_2_en.html

Enerji sektöründe eylemler için çok-yıllı bir çerçeve program kabul eden Konsey kararı (1998-2002): http://europa.eu.int/eur-lex

Komisyon Tebliği "Enerji politikası ve eylemlerine genel bir bakış" COM(97)167 final: http://europa.eu.int/eur-lex

Enerji ile ilgili önemli linkler: http://europa.eu.int/comm/dgs/energy…/links_en.html

Beyaz Kitap "AB için bir enerji politikası": http://europa.eu.int/en/comm/dg17/whitepap.htm

İkinci Yıllık Enerji Konferansı "AB Enerji Politikasına Genel Bakış ve Türkiye’de enerji açısından bu politikanın olası sonuçları"- İstanbul, 10-11 Şubat 99, Karen Fogg

Save, Altener, Thermie ve Synergy Programları: http://europa.eu.int/comm/energy/en/pfs_4_en.html

Geleneksel enerji kaynakları (Gaz, elektrik, kömür, nükleer): http://europa.eu.int/comm/energy/en/fa_1_en.html

Yeni ve Yenilenebilir enerji kaynakları: http://europa.eu.int/comm/energy/en/fa_3_en.html

Maastrich ve Amsterdam Antlaşması: http://europa.eu.int/eur-lex

Avrupa Parlamentosu Bilgi Raporları: http://www.europarl.eu.int

Uluslararası Ticarette Kullanılan Belgeler

06 Kasım 2007

Uluslararası Ticarette Kullanılan Belgeler

Uluslararası Ticaret, makro planda Dünya Ticaret Örgütü’nü Kuran Anlaşma, iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar ülkelerin kendi ulusal mevzuatı, uluslararası ticari teamüller ve geleneklere göre yapılmaktadır. Yapılan ticari muamelelerin güvenirliği ve tartışmalara meydan vermeden işleyebilmesi için, ilgili belgelerin düzenli, birbiri ile irtibatlı ve kurallara uygun olarak tanzim edilmesi gerekmektedir.

Genel olarak uluslararası ticarette kullanılan belgeleri altı grupta toplamak mümkündür. Bunlar,

1- Ticari Belgeler,

2- Resmi Belgeler,

3- Taşıma Belgeleri,

4- Sigorta Belgeleri,

5-Finansman Belgeleri,

6-Teşvik Belgeleridir

1. Ticari Belgeler

a- Faturalar:

Proforma Faturalar: Satış koşullarını belirten bir teklif niteliğindedir.

Ticari Faturalar: Aşağıdaki bilgileri içeren bir belgedir.

- Düzenlendiği lisanda “FATURA” başlığı,

- Satıcının ismi, unvanı adresi,

- Alıcının ismi unvanı ve adresi,

- Düzenleme tarihi ve numarası,

- Malın (hizmetin) ayrıntılı tanımı,

- Miktar, birim fiyat, toplam değer,

- Sevkıyat bilgileri,

- Ambalaj işaretleri,

- Alıcının özel olarak istediği diğer bilgiler,

Akreditifli işlemlerde

- Aksine hüküm yoksa mal miktarı %5 eksik veya fazla olabilir.

- Akreditifte yaklaşık, takriben civarında gibi ibareler kullanılmışsa; miktar

veya değer %10 eksik veya fazla olabilir.

b- Navlun Faturası (Freight Invoice): Navlunun satıcı (ihracatçı) tarafından ödenmesi durumunda, bunun konşimento üzerinde belirtilmesi teamül bazen de zorunluluktur. Ancak bu belirtim yapılmamışsa, satıcı firmanın taşıyıcı firmadan bir navlun faturası alarak ithalatçı firmaya vermesi, ya da tahsil belgeleri arasına navlun faturasını da koyması gerekmektedir. Navlun faturası malın ithal edildiği ülkede vergiye tabi kıymetinin tespitinde dikkate alınacak kıymet faktörlerinden birini oluşturmaktadır.

c- Çeki listesi (certificate of weight/weight note): Her ambalaj içerisindeki malın brüt ve net ağırlığını belirten listelerdir. Özellikle hasar durumlarında sigorta tazminatının yerine getirilmesinde başvurulan önemli belgelerden biridir. Uluslararası ticarete taraf olan kuruluşlarca istenen detayda düzenlenebilir.

d- Koli/Ambalaj listesi (packing list): Her bir kolinin içinde bulunan ambalaj ve mal muhteviyatını belirten listelerdir. Yabancı gümrüklerde malın gümrük makamları tarafından örnekleme yöntemi ile kontrol edilmesine yaramaktadır. Ayrıca yabancı alıcılar ihracatçı tarafından kendilerine gönderilecek ambalaj listesine göre malları çeşitli perakende veya toptan satış yerlerine gönderebilmektedir. Ambalaj listeleri alıcının kendi iç dağıtımında bu açıdan yardımcı olmaktadır.

Ambalaj listeleri yabancı alıcılar ve alıcıların bulunduğu ülkelerin gümrük makamlarına yukarıdaki kolaylıkları sağlarken, Türk gümrük idarelerinin de kontrolleri

hızlı bir şekilde yaparak ihracat işlemlerinin hızla tekemmül ettirilmesini sağlar. Bu yüzden ambalaj listeleri Türkçe ve yabancı dilde düzenlenmelidir.

Ayrıca, ithalat yapacak olan firmalar ithalattaki gümrük işlemlerinde kolaylık sağlamak, ve kendi iç dağıtım sisteminde yararlanmak üzere yabancı ticari ortaklarından ambalaj listeleri istemeleri gerekmektedir.

e- Spesifikasyon Belgesi (certificate of specification): Çeki listesinde belirtilen bilgilere mal fiyatları ve mal değerleri de dahil edilerek düzenlenirse, elde edilen yeni belge spesifikasyon belgesi adını almaktadır. İthalattan sonra malların dağıtımın yapılmasında pratiklik sağlayan bir belgedir.

f- İmalatçının Analiz Belgesi (Manufacturer’s Analysis Certificate): Kimyevi maddeler gibi analiz gerektiren malların formüllerindeki elemanların isim ve oranlarını gösteren listelerdir. İmalatçı firma tarafından bir beyan şeklinde ya da bağımsız laboratuvarlar tarafından düzenlenebilmektedir.

g- Üçüncü Taraflarca Düzenlenen Kontrol Belgeleri(Third Party Certificate of Inspection): Alıcıların kendilerini korumak üzere hazırlattığı özel amaçlı kontrol belgeleridir. Genelde uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenip alıcılara verilmektedir.

h- Ekspertiz Raporu (Expertise): İhrac veya ithal mallarının fiyat, miktar ,kalite, bileşim katkı oranı, ticari teamül gibi hususlarında gümrük idarelerince tereddüde düşülen durumlarda, bu idarelere verilen raporlardır. Gümrük Kanunu ve buna bağlı diğer mevzuatlarda hangi kurum ve kuruluşların vereceği ekspertiz raporuna itibar edileceği belirtilmiştir. Genelde bu tür raporlar ihracatçı birlikleri, ticaret ve sanayi odaları gibi kuruluşlar tarafından verilmektedir.

2. Resmi Belgeler

a- Dolaşım Belgeleri (Movement Certificates):

a1-ATR-Dolaşım Belgesi (Movement Certificate, ATR): Türkiye ile AB arasındaki ortaklık anlaşmasının bir gereği olarak, Türkiye ‘de serbest dolaşım hakkına sahip ürünler AB ülkelerinde de serbest dolaşım hakkına sahiptir. Bunlardan sanayi ürünlerinin Türkiye’den AB ülkelerine ithal edilmesinde KDV dışında bir vergi ödenmesi söz konusu değildir (zaman zaman gündeme gelen anti damping vergisi Hariç).

Ayrıca Türkiye’de serbest dolaşımda bulunan tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinin AB ülkelerine girişinde çeşitli tavizlerden yararlanılması söz konusudur. Türkiye’de serbest dolaşımda bulunan sanayi ürünlerinin AB ülkelerinde de serbest dolaşımını sağlayan ya da Türk menşeli ürünlerin AB ülkelerine ithalinde belirli tavizlerden yararlanılmasını sağlayan belgelere ATR belgesi denilmektedir. ATR belgeleri firmalar tarafından tanzim edilip, Ticaret Odaları tarafından onaylanmakta ve ihracatın yapıldığı Gümrük idareleri tarafından vize edilmektedir.

Basitleştirilmiş usul çerçevesinde ”onaylanmış ihracatçı statüsüne” sahip olan firmalar kendi ATR belgelerini kendileri vize edebilmektedir.

AB ülkelerinde serbest dolaşan sanayi ürünlerin veya çeşitli tavizlerden yararlanan ürünlerin Türkiye’ye ithal edilmesinde, bu ürünlerim AB ülkelerinden birinden alınmış bir ATR belgesi ile ithal edilmesi durumunda, Türk gümrüklerinde de KDV dışında bir vergi tahsilatı yapılmamaktadır veya gerekli tavizler sağlanmaktadır.

a2-EUR-1 Dolaşım Belgesi (Movement Certificate, EUR-1): EUR-1 Dolaşım belgelerinin fonksiyonu, ATR belgelerinin fonksiyonu ile aynıdır.

EUR-1 belgeleri aşağıdaki ticari işlemlerde kullanılmaktadır:

-EFTA ülkeleri ile Türkiye arasında yapılan ticaret,

-Türkiye ile AB ülkeleri arasında AKÇT (Avrupa Kömür Çelik Topluluğu) ürünlerini

kapsayan Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili ürünlerin ticareti,

-Serbest Ticaret Anlaşması yapılan ülkelerle yapılan ticaret.

a3-INF-2 Belgesi (INF-2 Certıficate): Türkiye’de serbest dolaşımda bulunan girdilerin önce bir üçüncü ülkeye gönderilip burada işçiliğe tabi tutulması, işlenmiş ürünlerin AB ülkelerine ihraç edilmesi işlemlerinde nihai ihraç ürünü bünyesinde yer alan serbest dolaşım hakkına sahip Türk girdisinin Gümrük vergisinden muaf tutulmasını sağlayan bir belgedir. Bu belgeler Türkiye’de gümrük idareleri tarafından düzenlenip vize edilmektedir.

AB Gümrük Alanında serbest dolaşımda bulunan bir ürünün, üçüncü bir ülkede hariçte işçiliğe tabi tutulmak üzere ihraç edildikten sonra , işlem görmüş ürünlerin Türkiye’ye ithal edilmek istenmesinde, bunların AB ülkeleri tarafından düzenlenip onaylanan INF-2 belgeleri ile birlikte dolaşmaları durumunda, işlenmiş ürünler bünyesindeki AB menşeli ürünler için Gümrük Vergisi uygulanmamaktadır; yani, sadece üçüncü ülkede yaratılan katma değer için Gümrük Vergisi tahsili söz konusudur.

b-Menşe Şahadetnamesi (Certificate of Origin): GATT’ın koyduğu prensipler çerçevesinde, Dünya Ticaret Örgütüne üye ülkelerin genelde birbirine benzeyen menşe kuralları bulunmaktadır.

Ülkeler birbirinden yaptığı ithalatlarda ithal ürünlerinin hangi ülke menşeli olduğunu bilmek isterler. Çünkü, ithalat işlemlerinde, ürünlerin menşeine göre muameleye tabi tutulması gerekmektedir.

Uluslararası ticarete konu olan ürünlerin menşeini belirten belgelere menşe şahadetnamesi denilmektedir. Türkiye’den ihraç edilen ürünler için bu belgeler firmalar tarafından tanzim edilmekte, Ticaret Odaları tarafından onaylanmaktadır.

Bazı ülkeler, menşe şahadetnamelerinin, kendi mahalli konsoloslukları tarafından tasdik edilmesini isteyebilmektedirler. Türkiye’ye ithal edilecek mallar üçüncü bir ülkenin liman veya serbest bölgesinden yüklenecek olursa, menşe şahadetnamesinin mahalli Türk konsolosluğu tarafından onaylanmış olması zorunludur.

Menşe şahadetnamelerinde bulunması gereken bilgiler

-Gönderici,

-Alıcı,

- Malın cinsi, özelliği,

- Ambalaj şekli,

- Koli adedi,

- Kolilerin marka ve numarası

- Malın net ve brüt ağırlığı,

- Malın ünite fiyatı,

- Malın değeri (FOB, CF, CFR vb.)

- Malın yüklendiği aracın ismi ve hareket tarihi

- Yükleme limanı veya yükleme yeri

- Mal Türkiye’de geçirdiği değişiklik dolayısıyla Türk menşeli sayılıyorsa bu hususun açıklanması.

Menşe şahadetnamesi Türleri

b1-Özel Menşe şahadetnamesi (FORM-A): GATT prensipleri çerçevesinde, bazı ülkelerin (özellikle sanayileşmiş ülkeler) gelişmekte olan ülkelerden sanayi malları ithalatında, bu ülkelerin sanayileşmesine katkı sağlamak amacıyla belirli preferanslar sağlayabilmeleri için gerekli olan bir menşe şahadetnamesi türüdür. Gelişmekte olan ülkelere bu anlamda preferans sağlayan ülkeler şunlardır:ABD, Japonya, Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre, Kanada ,Avustralya, Rusya, Polonya, Çek ve Slovak Cumhuriyetleri.

Türkiye’den ihraç edilen ürünler için gerekli özel menşe şahadetnameleri, firmalar tarafından tanzim edilmekte, ticaret odaları ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na bağlı taşra birimleri tarafından onaylanmaktadır.

b2-ABC Formu: Sadece ticaret odaları tarafından onaylanan ve çeşitli ülkelere her türlü ürünün ihracatında kullanılan menşe şahadetnamesi türüdür.

b3-GATT Menşe Şahadetnamesi: Gelişmekte Olan Ülkeler Arası Ticaret Müzakerelerine Dair Protokol kapsamında düzenlenen bir menşe şahadetnamesi türüdür.

c. Kontrol Belgesi-1Inspection Certificate-1) Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı ve Yönetmelikleri gereği, bu mevzuatla belirlenmiş tarım ürünlerinin ihracatında kullanılan bir belgedir. Bu tür malların ihracatı söz konusu olduğunda, bunların TSE tarafından belirlenmiş standartlara uygun olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. Bu belgelendirme işlemi, Dış Ticaret Müsteşarlığı Standardizasyon Genel Müdürlüğü Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenlikleri tarafından yapılmaktadır.

d- Kontrol Belgesi- 2 (Inspection Certificate-2): Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon mevzuatında belirlenmiş bazı tarım ürünlerinin ithalatında uygulanan bir denetim belgesidir. Bu kapsamdaki ürünleri ithal etmek isteyen firmalar, bunları fiilen ithal etmeden önce Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenlikleri’ne, ithalat konusu malın bir numunesi ile baş vurarak Kontrol Belgesi’ni almak zorundadırlar. Bu kontrol belgesi de ithalat konusu malların TSE tarafından belirlenmiş standarda uygun olup olmadığını belirlemeye yaramaktadır. TSE tarafından belirlenen standartlara uygun olmayan malların ithalatına izin verilmemektedir.

e- Uygunluk Belgesi: Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Mevzuatı’nın yürürlüğe girmesi ile, çok sayıda sanayi ürününün Türkiye’ye ithalatında uygunluk denetimi yapılmaya başlanmıştır.

Uygunluk denetimine tabi malları ithal etmek isteyen firmalar, bunların TSE tarafından belirlenen standartlara uygunluğunu belgelemek zorundadırlar. Mallar fiilen ithal edilmeden önce numuneleri alınmak ve TSE tarafından teste tabi tutulmak suretiyle bu uygunluk belgeleri verilmektedir.

Test ve belgelendirme uygulaması, ithalat konusu malların, insan bitki ve hayvan sağlığı açısından zararlı bir etki taşımadığını, çevreye zarar vermediğini, güvenlik ve asayişle ilgili olumsuz etkilerinin bulunmadığını belgelemek amacını gütmektedir. Ayrıca tüketicinin korunması açısından da bu belgenin gerekliliğine inanılmaktadır. Standartlara uymayan malların ithalatına izin verilmemektedir.

Çok sayıda sanayi ürünün ithalinde uygunluk belgesi aranılmaktadır. Bunlar bir liste halinde Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Tebliği’nin eki olarak yayımlanmış olup, ithali zorunlu standarda tabi mallar olarak anılmaktadır. Bunlardan az sayıda tekstil ve hazır giyim ürününün ithalatı zorunlu standarda tabidir.

Pamuk ipliği, pamuklu fitilli kadife, kadın çorapları, elektrikli battaniyeler bunlar arasında önemli kalemleri teşkil etmektedir. Ayrıca tekstil sanayinde girdi olarak kullanılan çok sayıda boyar ve kimyasal maddenin ithalatı standarda tabi bulunmaktadır.

TS-ISO-9000, AQAP, GMP (Good Manufacturing Practises) belgesi veya İmalat Yeterlilik Belgesi sahibi firmaların yapacağı ithalatlarda uygunluk belgesi aranmamaktadır. Ayrıca dahilde işleme izin belgeleri kapsamında Türkiye’ye geçici olarak ithal edilen ve işlendikten sonra tekrar ihraç edilecek olan mallar için uygunluk belgesi gerekmemektedir.

Herhangi bir ürünü ithal etmeyi düşünen firmaların, ithalat konusu olacak ürünün

zorunlu standart denetimine tabi olup olmadığını tespit etmeleri, eğer, zorunlu standarda tabi ise TSE’nin ithalat konusu malla ilgili olan standardını inceleyerek, ithalat esnasında bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacakların önceden bilmeleri kendileri açısından yararlı olacaktır.

f- Sağlık Sertifikası (phytosanitary certificate): Bitki ve bitkisel ürünlerin ihracatında kullanılan bir belge olup, hem Türk gümrüklerinden maların çıkış işlemlerinin yapılabilmesi , hem de ithalatçı ülke gümrüklerinde giriş işlemleri için kullanılan uluslararası geçerliliği olan bir belgedir. Bu belge ihraç konusu ürünün, her türlü hastalık ve zararlıdan arındırılmış olduğunu, tüketime uygun olduğunu kanıtlamak amacıyla kullanılmaktadır.

Bitki Sağlık Sertifikaları , Zirai Karantina Teşkilatı veya Tarım ve Köy işleri Bakanlığı il müdürlükleri tarafından kendilerine ibraz edilen numunelere dayanılarak verilmektedir.

e- Veteriner Sertifikası (Veterinary Certificate)

g- Helal Belgesi (Helal Certificate)

ğ- Radyasyon Belgesi (Radiation Certificate)

ı- Boykot/Kara Liste Sertifikası

i- Konsolosluk Faturası (Consular Invoice): Malın gideceği ülkenin konsolosluğu tarafından mal menşei birim fiyatı ve mal değerinin onaylandığı faturalardır. Onay konusu faturalar ithalatçı ülkelerin konsolosluklarından elde edilmektedir. Bu tür bir uygulamanın nedeni, ithalatçı ülkenin düşük faturalarla mal bedellerinin düşük gösterilmek suretiyle vergi kaçaklarının önlenmesidir.

j- Tasdikli fatura (Legalized/Certified Invoice): İhracatçı firma tarafından yabancı alıcıya kesilmiş olan ticari faturanın ithalatçı ülkelerin konsolosluğuna onaylatılması neticesinde tasdikli fatura elde edilmiş olur. Bu tür bir uygulamada temel amaç, ithalatçı ülkenin vergi tahsilatı ile ilgili kaygılarını gidermektir.

3. Taşıma Belgeleri

Uluslararası ticarette malların bir ülkeden bir başka ülke ya da ülkelere sevk edilmesi

söz konusudur. Bu sevkıyatlarda, taşıtan ile taşıyıcının sorumluluk ve yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme, taşıma belgeleri ile yapılmaktadır. Bu açıdan taşıma belgelerinin aşağıda belirtilen özelliklere sahip olması gerekmektedir.

- Taşıyıcı firma veya acentesi tarafından düzenlemeli ve imzalanmalıdır.

- Malların sevk tarihi belirtilmelidir. Bu tarih,

- Tahsil belgelerinin bankaya verilişi,

- Sigorta süresinin işlemeye başlaması,

- Malların hasara uğrama veya kaybolma risklerinin satıcıya mı

alıcıya mı ait olduğunun belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

- Taşıma belgeleri temiz olmalıdır.

- Yani taşıta yüklenen malların ambalajının bozuk, malların

akıntılı sızıntılı vb. olduğuna dair bir ifade içermemelidir.

Bu tür bir ifade içeren taşıma belgeleri “kirli” olarak addolunmaktadır.

- Taşıma belgeleri bayat olmamalıdır. Yani,

- Zamanında alıcının eline ulaşmalıdır.

- Zamanında bankaya verilmelidir

- Taşıma belgeleri ihbar kaydını taşımalıdır. Yani,

- Alıcı ya da adına hareket edenler “notify” bölümünde belirtilmelidir.

- Deniz konşimentolarında malların güverteye yüklendiği ifadesi yer almamalıdır.

- Bazı taşıma belgeleri birden fazla orijinal set halinde düzenlenmektedir.

Bu durumda her orijinal nüsha üzerine kaçıncı nüsha olduğu belirtilmelidir.

(1/3, 2/3, 3/3 gibi)

- Navlunun ödenip ödenmediği belge üzerinde belirtilmelidir.

Taşıma Belgelerinin Türleri

1- Deniz konşimentosu (Marine bill of lading, Ocean bill of lading, Bill of lading): Devir yönünden 3’e ayrılır.

- Nama yazılı (straight B/L)

- Emre yazılı (order B/L)

- Hamile yazılı (bcarer B/L)

Gemiye yüklenip yüklenmemeyi belirtmesi açısından 2’ye ayrılır

- Tesellüm konşimentosu (Received for shipmen B/L)

- Yükleme konşimentosu (on board B/L)

Özellikli Konşimentolar

- Tek konşimento (Through B/L)

- Kara + Deniz,

Deniz + Kara,

Kara + Deniz + Kara

şeklindeki taşımaları tek bir konşimentoda toplamaktadır

- Kombine Nakliyat Konşimentosu (Combined Transport B/L)

- Konteynır Konşimentosu (Container B/L)

- Düzgün Hat Konşimentosu (Liner B/L)

- Kısa Konşimento (Short from, Blank back B/L)

- Tanker Konşimentosu (Tanker B/L)

- Ciro Edilemez Konşimento (Non-Negotiable B/L)

- Navlun Sözleşmesine Dayalı Konşimento (Charter Party B/L)

- Kaptan Mektubu (Mate’s reccipt)

2-Hava Yolu Konşimentosu (Air-Waybill-Aws)

3-Demir Yolu Hamule Senedi (Rail Consignment Note)

4-Kara Yolu Taşima Senedi/Cmr Senedi (Rdad Waybill/Cmr Consignment Note)

4. Sigorta Belgeleri

Sigorta Poliçesi: Mallar bir yerden başka bir yere sevk edilirken, sevkıyat esnasında vuku bulabileceksek risklere karşı leh darı koruyan bir belgedir. Bir sigorta poliçesinde iki ana taraf vardır; bunlar, sigorta eden (sigorta şirketi), sigorta edilen (sigortayı yaptıran veya ciro yolu ile sigorta poliçesini elinde bulunduran) taraflardır.

Bir sigorta poliçenin güvenli olması için aşağıdaki hususları içermelidir.

- Sigortacı (sigortayı yapan),

- Sigorta ettiren,

- Sigortadan yararlanacak kimse,

- Sigortanın konusu,

- Taşıyıcı firma,

- Taşıyacak araç,

- Taşımanın süresi,

- Malın taşıyıcıya teslim edildiği yer ile alıcıya teslim edileceği yer,

- Kapsanan riskler ile riskin başlama ve bitim tarihi,

- Sigorta edilen, taşıma konusu olan mal bedeli

- Sigorta primi tutarı, ödeme yeri ve tarihi

- Sigorta poliçesinin düzenlediği tarih

Sigorta Poliçesi Türleri

1) Takselenmiş Poliçe (Valued Policy): Sigorta konusu malın değerinin poliçe üzerinde belirtildiği poliçe türü.

2) Takselenmemiş Poliçe (Unvalued Policy/Open Policy)

3) Bir sevkıyat için sigorta poliçesi (Voyage Policy)

4) Abonman Poliçesi (Floating Policy):

5. Finansman Belgeleri

Poliçe: Satıcı tarafından düzenlenen alıcının veya bir bankanın kabulunu, bazen de alıcının bankasının avalini içeren ve alıcıya verilen kayıtsız bir ödeme emridir. Ödeme emri, belirli bir meblağın belirli bir tarihte ödenmesini içerebileceği gibi, ibrazında ödenmesini de içerebilmektedir.

Poliçelerde üç taraf mevcuttur.

1- Keşideci (Drawer): Poliçeyi düzenleyen (satıcı)

2- Keşideli (Drawee): Üzerine poliçe gönderilen taraf (alıcı)

3- Leh dar (Beneficiary): Poliçede belirtilen meblağın ödeneceği kişi

Poliçelerin şu şekil şartlarına uyması gerekmektedir.

1- Düzenlediği lisanda ”poliçe” sözcüğünü içermesi

2- Şartsız ödeme emri (ödeyiniz, pay. vb gibi) ihtiva etmelidir,

3- Leh dar (ödemenin yapılacağı özel ya da tüzel kişi) belirtilmelidir,

4- Keşide yeri ve tarihi

5- Döviz cinsi ve tutarı,

6- Keşidecinin adı, soyadı, unvanı ve imzası

7- Keşidelinin adı soyadı ve unvanı

8- Vade

9- Akreditif koşullarına göre konulması gerekli kayıtlar

Poliçenin nüshaları: Bütün nüshalar aynı olmak ve her nüsha üzerine kaçıncı nüsha olduğu yazılmak koşulu ile birden fazla nüsha poliçe düzenlenebilmektedir.

Poliçenin sağladığı avantajlar:

1- Alacağın tevsiki,

2- Kredi aracı,

3- Iskonto,

4- Temlik,

5- Rehin.

Poliçe ile ilgili bazı kavramlar

- Tam ciro

- Beyaz ciro

- Temlik cirosu

- Tahsil cirosu

- Rehin cirosu

- Poliçenin kabulü (Müşteri Kabulü-Banka Kabulü)

- Poliçede aval

6. Teşvik Belgeleri

İhracatın teşvik edilmesi amacıyla firmalara bir takım haklar tanıyan bir takın yükümlülükler getiren belgeler bulunmaktadır. Bunlara kısaca teşvik belgeleri denilmektedir. Teşvik belgelerinin başlıca türleri özetle aşağıdaki gibidir.

1-Dahilde İşleme İzin Belgeleri:İhraç edilecek ürünlerin üretimi ile ilgili hammadde

aramalı, yardımcı madde ve ambalaj malzemelerinin çeşitli avantajlardan yararlanılmak suretiyle, dış piyasalar veya serbest bölgelerden sağlanmasına yarayan belgelerdir.

Dahilde işleme izin belgeleri, firmalar tarafından sunulan ihracat projeleri bazında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından verilmektedir.

2-Geçici Kabul İzin Belgeleri:İhraç edilmesi planlanan ürünlerin üretiminde kullanılan AB menşeli girdilerin AB ülkelerinden bedelsiz geçici kabul hükümlerine göre ithal edilmesi durumunda bu girdilerin KDV’den muaf olarak Türkiye’ye geçici ithal edilmesini sağlayan belgelerdir. Geçici Kabul İzin Belgeleri, Gümrük Müsteşarlığı tarafından belirlenen gümrük idareleri tarafından verilmektedir.

3-Yatırım Teşvik Belgeleri:Yatırımların uygun koşullarda yapılabilmesi, ortaya çıkan vergisel kaynaklı bazı mali yüklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması ayrıca yatırımcı kuruluşlara yer tahsisi, uygun koşullu kredi tahsis edilmesi, gibi çeşitli avantalar sağlanmasını öngören belgelerdir. Bu belgeler, yatırımcı firmalara, proje bazında Hazine Müsteşarlığı tarafından verilmektedir.

C. İhracatın Bir “kuvvet Analizi (Swot-strengths-weaknesses- Opportunities-threats)”

06 Kasım 2007

C. İHRACATIN BİR “KUVVET ANALİZİ (SWOT-Strengths-Weaknesses- Opportunities-Threats)” ÇERÇEVESİNDE İRDELENMESİ :

Kuvvet analizinde amaç, bir yandan firmanın bireysel güç ve zayıflıklarının çalışanlar tarafından açıkça ortaya konulması, diğer taraftan faaliyette bulunulan piyasada mevcut veya ileride ortaya çıkabilecek fırsat ve tehditlerin değerlendirilmesidir. Diğer bir ifadeyle, piyasadaki rekabet gücünün tespitinde, rakiplerin, piyasanın, belki de en önemlisi firmanın kendi yapısal durumunun açıkça ortaya konulduğu ve rekabet yeteneğinin ölçüldüğü, çıkan sonuca göre de firma stratejisinin oluşturulduğu bir yöntemdir.

Bu çerçevede, ülke ihracatı açısından kuvvet analizi, ülkenin, ihracat gücünü etkileyen güçlü ve zayıf yönlerinin bizzat ülke yöneticileri tarafından ortaya konulması suretiyle, uluslararası piyasadaki mevcut olan ve daha sonradan ortaya çıkması muhtemel yeni fırsat ve risklerin değerlendirilmesi ve uzun vadeli bir tedbirler manzumesinin ortaya konulması olarak ifade edilebilir.

Nitekim, burada amaçlanan da, öncelikle Türkiye’nin uluslararası piyasaya dönük olarak kuvvetli ve zayıf yönlerinin tespitidir. Bu amaçla, muhtemel gelişmeler göz önünde tutulmuş, bu gelişmeler doğrultusunda hangi tedbirlerin alınması gereği üzerinde durulmuştur.

İhracat stratejisinin oluşturulması doğrultusunda “Kuvvet Analizi” ile ilgili bu bölümün başında, kuvvetli ve zayıf yönlerimiz ile tehditler ve fırsatlar toplu olarak aşağıdaki şekilde ortaya konulabilir:

KUVVETLİ YÖNLERİMİZ ZAYIF YÖNLERİMİZ

• EĞİTİLEBİLİR NÜFUS

• JEOEKONOMİK KONUM • DIŞ TİCARET STRATEJİSİNİN UYGULANMA ZORLUĞU

• FİRMA YAPISI • EĞİTİM EKSİKLİĞİ

• İHRACATIN ÖNEMİNİN ANLAŞILMASI • TEK PAZAR VE AZ SAYIDA SEKTÖRE BAĞIMLILIK

• GELİŞMİŞ BANKACILIK SİSTEMİ •MAKRO EKONOMİK İSTİKRARSIZLIK

• MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ • ÖZELLEŞTİRMEDE GECİKME

• KARAYOLU TAŞIMACILIĞI • YABANCI SERMAYENİN ÜLKEYE ÇEKİLEMEMESİ

• KAYNAK YETERSİZLİĞİ

• TEKNOLOJİ ÜRETEMEME

• DİĞER TAŞIMACILIK TÜRLERİ

• GİRDİ MALİYETLERİNİN YÜKSEKLİĞİ

• YATIRIMLARIN YÖNLENDİRİLEMEMESİ

• TÜRK MALI İMAJI VE MARKALARIMIZIN OLMAYIŞI

TEHDİTLER FIRSATLAR

• KÜRESELLEŞME (YANLIŞ POLİTİKALAR) • KÜRESELLEŞME (DOĞRU POLİTİKALAR)

• ULUSLARARASI REKABETİN ARTMASI • TİCARET VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMALARI VE KARMA EKONOMİK KOMİSYONLAR

• ULUSLARARASI MEVZUAT • AB’NİN YENİDEN YAPILANMASI

• GAP

• BÖLGESEL ENTEGRASYONLAR • SERBEST TİCARET ANLAŞMALARI

• BÖLGESEL SİYASİ KRİZLER • DTÖ KURALLARI VE LİBERALİZASYON

• DÜNYA EKONOMİLERİNDEKİ KRİZLER • TÜRK CUMHURİYETLERİ

• TARİFE DIŞI ENGELLER

• ENERJİ DARBOĞAZI • AVRASYA ENERJİ KORİDORU

• BÖLGESEL SİYASİ KRİZLER

• YURTDIŞINDAKİ YATIRIMCI TÜRK İŞ ADAMLARI

• YURDA GELEN TURİSTLER

1. Kuvvetli Yönler:

Eğitilebilir Nüfus: Genç ve dinamik nüfusun doğru eğitim politikaları ile yönlendirilmesi, Türkiye’nin rekabet gücüne olumlu katkıda bulunacaktır.

Jeo-ekonomik Konum: AB, Eski Doğu Bloku, Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetlerine kolay bir şekilde ulaşılmasını sağlayan stratejik coğrafi konum Türkiye’ye ekonomik ve siyasî açılardan önem kazandırmaktadır.

İhracatın Öneminin Anlaşılması: 1980 yılından bu yana uygulanan dışa dönük kalkınma çerçevesinde, ihracatın kalkınmadaki öneminin anlaşılmış olması, alınacak tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırıcı bir ortamın oluşmasına katkıda bulunacaktır.

Firma Yapısı: Yeni üretim tekniklerine uyum yeteneği yüksek KOBİ‘lerin SDŞ çerçevesinde ihracat amacıyla örgütlenmeye başlamaları, firmalarımızın giderek daha fazla kurumsallaşmaları ve Anadolu’daki özel sektörün bilinçlenmeye başlaması, ihracat artışına önemli katkılar sağlayacaktır.

Gelişmiş Bankacılık Sistemi: Özellikle 1980’li yıllardan sonra teknolojisini geliştiren ve hizmet kalitesini yükselten bankacılık sistemi, ihracatta önemli bir rol üstlenmektedir.

Müteahhitlik Hizmetleri: Uluslararası alanda önemli deneyimler kazanan müteahhitlerimiz, gerek sağladıkları dövizler gerek dolaylı olarak ihracata yaptıkları katkılar nedeniyle, büyük öneme sahip bulunmaktadır.

Karayolu Taşımacılığı: Göreceli olarak karayolu altyapısının ve taşımacılık (TIR) filosunun diğer taşımacılık sistemlerine göre daha gelişmiş olması ihracatın gerçekleştirilmesine katkılar sağlamaktadır.

2. Zayıf Yönler:

Dış Ticaret Stratejisinin Uygulanma Zorluğu: İhracata ilişkin çeşitli kurum ve kuruluşlar arasındaki yetki ve görev çatışmasından dolayı ihracat politikalarının uygulanmasında sıkıntılar yaşanmaktadır.

Eğitim Eksikliği: Nüfusun genel eğitim eksikliğinin, ekonomik verimliliği olumsuz yönde etkilemesi, üniversite-sanayi işbirliğinin yetersiz oluşu, kalifiye eleman yetersizliği gibi faktörler, ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir.

Tek Pazar ve Az Sayıda Sektöre Bağımlılık: İhracatımızın tek ürün (Tekstil ve Konfeksiyon) ve tek pazara (AB-Almanya) bağımlılığı istikrarlı ihracat artışının sağlanması önünde en önemli engellerden birisini teşkil etmektedir.

Makro Ekonomik İstikrarsızlık: Başta enflasyon olmak üzere makro dengelerin sağlanamaması, buna bağlı olarak ortaya çıkan kaynak yetersizliği, ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir. Yine, bu makro ekonomik ortam nedeniyle, özelleştirmenin hızla gerçekleştirilememesi ve yabancı sermayenin istenilen ölçüde ülkeye çekilememesi, üretim ve ihracata olumsuz bir şekilde yansımaktadır.

Teknoloji Üretememe: Ekonomik yapının, kendi teknolojisini üretecek ve bunu ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürecek inovasyon sistemine sahip olmaması ve Ar-Ge harcamaları için yeterli kaynak ayrılamaması, dış pazarlardaki rekabet gücümüzün azalmasına sebep olmaktadır.

Diğer Taşımacılık Türleri: Demiryolu, deniz ve hava taşımacılığının yeterli düzeyde geliştirilmemiş olması, ihracat açısından sorunlar yaratmaktadır.

Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği: TL’nin değerinin zaman zaman reel olarak artması, enerji maliyetlerinin yüksekliği, ihracatın finansmanında yaşanan kaynak sıkıntısı ve hammadde fiyatlarının yüksekliği gibi unsurlar, ihracatçılarımızın dış pazarlardaki rekabet gücünü azaltmaktadır.

Yatırımların Yönlendirilememesi: Yatırım teşviklerinde, dünyadaki trendlere uygun sektörel stratejilerin olmaması nedeniyle belirli sektörlerde yoğunlaşmanın olması, ihracatta uzun vadeli sorunlara neden olmaktadır.

Türk Malı İmajı’nın olmayışı ve kendi markalarımızın oluşturulamaması, ihracattan azami faydayı sağlamanın önündeki önemli engelleri teşkil etmektedir.

3. Tehditler:

Küreselleşme (Yanlış Politikalar): Doğru politikalar uygulanması halinde Türkiye için bir fırsat olan küreselleşme, yanlış değerlendirildiği ve yanlış politikalar uygulandığı takdirde ihracatı olumsuz etkileyecek bir unsura dönüşecektir. Örneğin; makro ekonomik istikrarsızlık yaratacak ekonomik politikalar, yabancı sermayenin ülkeye gelmesine engel teşkil edecektir. Bu da, firma içi ve sektör içi ticaretin yaratacağı ticarî aktivitenin ihracata yapacağı olumlu katkıyı, geriye doğru iterek geciktirmektedir.

Uluslararası Rekabetin Artması: Eski Doğu Bloku ve Çin gibi ülkelerin uluslararası ticarette daha aktif bir şekilde yer almaya başlamaları, başta AB ve ABD olmak üzere, başlıca ihraç pazarlarımızdaki rekabeti artırmaktadır.

Uluslararası Mevzuat: Uluslararası ticari mevzuatın giderek daha fazla konuyu düzenleme altına alması ve daha bağlayıcı hale gelmesi, ülkelerin ve dolayısiyle ülkemizin politika araçlarını tek taraflı kullanma imkânını azaltmaktadır.

Bölgesel Entegrasyonlar: Dünya ticaretinde ağırlıkları giderek artan bölgesel entegrasyonlar, ticareti saptırıcı etkisi ticaret yaratıcı etkisinden fazla olduğu ölçüde üçüncü ülkeler açısından bir tehdit olmaktadır.

Bölgesel Siyasî Krizler: 1991 yılında yaşanan Körfez Savaşında olduğu gibi, bölgesel siyasî ve askerî çatışmalar ihracat açısından yeni tehditler yaratabilmektedir.

Dünya Ekonomilerindeki Krizler: Uzakdoğu ülkelerinde yaşanan ve bölge paralarının büyük oranlarda değer kaybetmesiyle sonuçlanan kriz gibi dünya ekonomisinde yaşanan krizler, genel anlamda pazar daralmasına neden olabilecek mahiyettedir.

Tarife Dışı Engeller: Özellikle gelişmiş ülkelerce yapılan standart uygulamaları ve teknik düzenlemeler ticareti kısıtlayıcı etki yaratmaktadır.

Enerji Darboğazı: Ülkemizdeki enerji arzı yetersizliği, üretimi tehdit etmesi ve enerji fiyatlarını yükseltmesi açısından olumsuz bir unsur haline gelmektedir.

4. Fırsatlar:

Küreselleşme (Doğru Politikalar): Küreselleşme, izlenecek doğru politikalar neticesinde, beraberinde getirdiği faydalardan yararlanıldığı ölçüde ihracatımız açısından bir fırsattır. Örneğin, küreselleşmenin getirdiği en önemli yararlardan birisi, sermayenin serbestçe dolaşımıdır. Doğru politikaların uygulanması halinde, sermaye ve buna bağlı olarak teknolojinin ülkemize gelmesi mümkün olacaktır.

AB’nin Yeniden Yapılanması: AB’nin yeniden yapılanması sürecinde, Türkiye’nin tam üyelik perspektifi içerisine alınmaması, ülkemize yeni ufuklar açması ve AB dışında başka ülkelerle ekonomik ve ticarî ilişkilerimizi gözden geçirip, geliştirme ve genişletme fırsatı tanıdığı ölçüde, Türkiye için bir fırsat olmaktadır.

GAP: Söz konusu proje çerçevesinde bölge, özellikle tarıma dayalı sanayilerin gelişmesi sayesinde, komşu ülkelere büyük çapta ihracat yapabilme olanağına kavuşurken, bazı ürünlerin büyük miktarlarda bu bölgede üretilmesi sonucunda, ülkeye net döviz girdisi sağlayacak bir konuma gelecektir.

Serbest Ticaret Anlaşmaları: AT ile gerçekleştirilen gümrük birliği çerçevesinde, söz konusu anlaşmaların bir an evvel tamamlanarak yürürlüğe girmesi, yanı başımızda bulunan 250 milyonluk bir pazara imtiyazlı giriş hakkını tanıyacaktır.

Bölgesel Siyasî Krizler: İran-Irak Savaşında olduğu gibi, bölgesel siyasî ve askerî çatışmalar ihracat açısından yeni fırsatlar yaratabilmektedir.

Türk Cumhuriyetleri: Anılan ülkelerin, hem ihracat hem de yatırım imkanları açısından sunduğu olanaklar, ülkemiz ekonomisi için önemli fırsatları beraberinde getirmektedir.

Avrasya Enerji Koridoru: Orta Asya ve Kafkas petrol ve doğalgazının dünya pazarlarına ülkemiz üzerinden arz edilmesi, ülkemize yeni ekonomik ve stratejik kazanımlar sağlayacaktır.

Yurtdışındaki Yatırımcı Türk İşadamları: Bulundukları ülkelerin ithalatlarında önemli roller oynamaya başlayan Türk kökenli işadamları ile ilişkilerin geliştirilmesi, ülkemiz ihracatına yeni bir kapı açacaktır.

Ülkemize Gelen Turistler: Genellikle alım gücü yüksek batılı ülkelerden gelen turistlerin aynı zamanda tüketici olmaları, Türk ürünlerinin bu kitleye tanıtılması açısından Türkiye’ye ilave bir fırsat sunmaktadır.

Türkiye’nin Tanıtım Harcamalarının Dış Turizm Talebine Etkileri

06 Kasım 2007

TÜRKİYE’NİN TANITIM HARCAMALARININ DIŞ TURİZM TALEBİNE ETKİLERİ

GİRİŞ

Dış Tanıtım Türkiye açısından özellikle büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye’nin uzun yıllardan beri gündeminde olan dış tanıtım konusuna değinmek ve dış tanıtım için yapılan harcamaların etkinliğini ölçmektir. Çalışmanın başlangıcında tanıtım, dış tanıtım ve turistik dış tanıtım kavramlarına, temel kavramlar olmaları nedeni ile, kısaca deyinilmiş, daha sonra dış tanıtım araçlarından bahsedilmiştir. Türkiye son on beş yıllık dönem içerisinde turizm sektöründe çok büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerlemeyi gerçekleştirebilmek için gerek alt – yapı gerekse üst – yapı alanlarında çok büyük harcamalar yapılmış, girişimcilere önemli miktarlarda teşvikler verilmiş ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu dönemde yapılan harcamaların önemli bir bölümünü de dış tanıtım harcamaları oluşturmuştur. Türkiye hem tarihten gelen ve belirli çevrelerde hala varlığını koruyan yanlış ve olumsuz imajını düzeltebilmek, pek çok kişi ve kuruluş tarafından aleyhine yürütülen kampanyaların etkinliğini azaltabilmek hem de kendi değerlerini, hedeflerini, ilkelerini, insanının pek çoklarında bulunmayan olumlu özelliklerini anlatabilmek amacıyla dış tanıtım faaliyetlerinde bulunmuştur ve bulunmaktadır. Bu çalışma dahilinde “ Dış Tanıtım “ kavramı teorik olarak belirli açılardan ele alınmış ve Türkiye’nin Dış Tanıtım faaliyetleri nedeniyle yapmış olduğu harcamaların etkinliği de ölçülmeye çalışılmıştır.

1-Dış Tanıtım Kavramı

‘ – Enformasyon, iletişim, propaganda, devlet reklamcılığı, halkla ilişkiler, kollektif reklamcılık, satış geliştirmesi ve ticari reklamcılığı içeren,

– Siyasal, ekonomik, kültürel ve turistik tanımını da kapsayan bir kavram olarak,

-Ülkenin temel siyasal ve ekonomik tercihleri doğrultusunda, ulusal dış politikaya uygun olarak

-Diğer ülkelerde sorunlarını anlatmak, dünya kamuoyunda kendi lehine olumlu bir imajı yaratmak, geliştirmek, saygınlığı arttırmak, ülke hakkındaki yanlış izlenimleri düzeltmek amacıyla,

-Politikası ve planlaması devlet tarafından saptanan,

-Bir koordinasyon içinde,

-Açık, sürekli, yoğun ve sistemli bir şekilde,

-Bilimsel ve teknik yöntemlerle yürütülen faaliyetlerin tümüdür.’

Turizm talebi konusunda yapılan birçok araştırmada ‘Dış Tanıtım‘ önemli bir değişken olarak saptanmıştır. Reklam ve propaganda gibi araçlardan yararlanılarak gerçekleştirilen ‘ Dış Tanıtım’ın talep üzerindeki en önemli etkisi, bir turistik bölge ya da ülke konusunda tüketiciyi haberdar etmesi ya da bilgi vermesidir. Bu faktörün mevcut turizm talebini artırmaya yönelik etkisi olacağı gibi, potansiyel talebi de harekete geçirme gücü vardır.

2-Dış Tanıtım Araçları

Başlıca tanıtım araçları, dış tanıtımın yürütülmesi sırasında kullanılan Reklam, Propaganda, Halkla İlişkiler ve Enformasyon faaliyetleridir. Dış Tanıtım yönüyle bu araçlara kısaca değinmekte fayda vardır.

a)Reklam

‘Turizm reklamcılığı , ‘ticari reklamcılığın araç ve yöntemlerini kullanarak turizm hareketlerini geliştirmek ve turistik mal ve hizmetlerin satışını arttırmak amacıyla girişilen çabaların tümü’

Reklam, turizm pazarlaması araçları arasında büyük önem taşıyan, satış artırıcı bir tür haberleşme tekniğidir. Turizm reklamcılığı, ticari reklamcılığın araç ve yöntemlerini kullanarak turizm hareketlerini geliştirmek ve turistik mal ve hizmet satışını artırmak amacıyla girişilen çabaların tümü olarak tanımlanabilir.

Reklam faaliyetleri; devlet tarafından gerçekleştirilen reklam faaliyetleri, kişisel reklamcılık faaliyetleri ve kolektif reklamcılık faaliyetleri olarak üç grupta toplanabilir.

b)Propaganda

‘Propaganda; ideolojik ,politik ,sosyal ,ekonomik ,veya dini bir sisteme veya inanışa taraftar kazanmak için yapılan faaliyetlerdir.’

Potansiyel turistleri efektif turistler haline getirme amacı güden, bir ülkenin veya bölgenin turizm değerleri hakkında bilgi vererek görmeye ikna edecek nitelikteki çalışmalara, gayretlere turizm propagandası adı verilir.

c)Halkla İlişkiler

‘Halkla ilişkiler ; bir kuruluşun yahut işletmenin genel iletişim gayretlerinin bir parçasıdır.Amacı ,o kuruluşun yahut işletmenin ‘gerçekler ‘ doğrultusunda mümkün olabilecek en iyi tanımını oluşturmak-yaratmaktır.Dolayısıyla ,bu yolla işletme yahut kuruluş için uygun kamuoyu izlenimi ve davranışı daha etkili bir şekilde sağlanabilir.’

Halkla İlişkiler ürünler, insanlar, mekanlar, fikirler, faaliyetler, organizasyonlar ve hatta toplumlar ile ilgili olarak kullanılabilir. Ülkeler halkla ilişkileri daha fazla turist ve yabancı yatırımcı çekmek ,uluslararası destek sağlamak amacıyla kullanırlar. Halkla İlişkiler reklamın olduğundan çok daha düşük bir maliyetle, halkın algılaması üzerine daha güçlü bir etkide bulunabilir. Medya da işgal edilen yer ve zaman için herhangi bir ödemede bulunulmaz, daha çok, halkla ilişkiler faaliyetlerini yürüten elemanlara ödeme yapılır. Eğer ilginç bir hikaye yakalanabilirse, milyonlarca dolara mal olan bir reklam kadar etkiye sahip olunacak bir biçimde, faklı medya organlarında yer alınabilir ve bunun güvenilirliği reklamdan daha fazladır.

d)Enformasyon

Kaynaktan hedefe ,onu aydınlatmaya yönelik her türlü bilginin iletilmesi sürecidir. Enformasyon aydınlatma işlevini, o ülke toplumunun politik, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına göre değişik statü, yön ve içeriklerde yerine getirir.

Turizm söz konusu olduğunda enformasyon, turizm bölgelerinin her türlü zenginlik ve olanaklarından hedef kitlelerin haberdar edilmesi olarak nitelendirilebilir.

3-Dış Tanıtımın Turizm Açısından Önemi Ve Etkisi

Dış Tanıtımın turizm açısından önemini ve etkisini daha iyi ortaya koyabilmek için “ Turistik Dış Tanıtım “ kavramının tanımının temel özelliklerinin bilinmesi gerekir.

Bu tanımın temel özellikleri aşağıdaki gibidir;

• Turizmde tanıtma öncelikle bilgi verme fonksiyonu içermektedir,

• Dış Tanıtım, ülkenin temel siyasal, ekonomik tercihleri doğrultusunda ulusal dış politikaya uygun olan faaliyettir,

• Dış tanıtım amaçları olan bir faaliyettir. Bu amaçlar Dünyada ülkeyle ilgili olumlu bir imaj yaratmak, ülke saygınlığını artırmak, ülke hakkında yanlış bilgi ve görüşleri, izlenimleri ortadan kaldırmaktır,

• Dış tanıtımın temel ilkeleri genellikle devlet tarafından saptanır,

• Dış Tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesinde değişik kamu ve özel kesim kuruluşları uyum içinde çalışmalıdırlar,

• Dış Tanıtım açık, sürekli, yoğun ve sistemli biçimde yapılan faaliyetlerdir.

Yukarıdaki tanımdan ve tanımın özelliklerinden anlaşılabileceği gibi, dış tanıtım turizmin gelişmesi, ülkeye yönelik talebin artması açısından hayati derecede önemlidir. Dış Tanıtım sayesinde insanların dikkatini turistik mal ve hizmetlerin üzerine çekme, onlara bu mal ve hizmetlerin fiyatları, özellikleri, kaliteleri gibi konularda bilgi verme, telkinde bulunma ve bunun sonucunda da hedef kitle veya kitlelerin nezninde olumlu bir imaj yaratma şansına sahip olunabilmektedir.

Turizm ve dış tanıtımı birbirlerinden ayrı olarak düşünmek mümkün değildir. Doğru olarak gerçekleştirilen her dış tanıtım faaliyeti sonuç olarak turizme olumlu yönde katkıda bulunmaktadır. Kültürel Dış Tanıtım, Siyasi Dış Tanıtım, Ekonomik Dış Tanıtım faaliyetlerinin tamamı ile Turistik Dış Tanıtım koordineli biçimde olmalı ve birbirlerini tamamlamalıdırlar.

4. Türkiye’nin 1984 – 1999 Yılları Arasındaki Dış Tanıtım Politikası ve Uygulamaları

Türkiye’nin on altı yıllık dönem içerisindeki tanıtım politikaları incelenirken esas önemin çalışmanın konusu itibari ile,Turistik Dış Tanıtım ile ilgili politikalara verilmesinin doğru olacağı düşünülmüştür. Politik, Kültürel ve Ekonomik alandaki tanıtma faaliyetlerinin, Turistik tanıtma faaliyetleri ve politikaları ile bir bütünlük arz ettiği ve birbirlerini tamamladıkları gerçeği de unutulmamalıdır.

Turistik dış tanıtım politikasının temel noktalarını belirleyebilmek için kalkınma planları dahilinde , turizme yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmaların incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme neticesinde, aşağıda belirtilen hususların Turistik Dış Tanıtım Politikasını oluşturan elemanlar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

• Talebin artırılmasına yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve bu yapılırken de yurt dışı tanıtım faaliyetlerinde, bu konularda tecrübeli olan şirketlerle çalışılması,

• Turistik tanıtmaya yeni bir yön verilmesi,

• Tanıtım konusunda yeni bir örgütlenmeye gidilmesi,

• Yayınlarda geleneksel özelliklerin ön plana çıkarılması,

• Seyahat Acentalarının, Tur Operatörlerinin, Havayolu Firmalarının temsilcilerinin ülkede ağırlanması,

• Tanıtım konusunda uzman eleman istihdam edilmesi,

• Tanıtma görevini doğrudan ya da dolaylı üstlenen kamu ve özel sektör kuruluşları arasında eşgüdümün sağlanması,

• Yıl boyu talep yaratılması,

• Türkiye’nin ayrıcalıklı özelliklerinin vurgulanması,

• İletişim ağının genişletilmesi ve teknolojik yeniliklerden daha fazla yararlanılması.

Türkiye’de Turizmin Özellikle Güçlü Olan yanları

• ‘ Son yapılan kur düzenlemelerinden sonra , Türkiye rakip ülkelere nazaran çok daha ucuz bir ülke haline gelmesi en önemli göreli üstünlüğü sağlıyor.

• Türkiye’nin sayısız doğal ve kültürel güzellikleri , Türkiye’de uygulanabilecek değişik turizm tiplerini mümkün hale getiriyor ( inanç turizmi , yat turizmi , kayak turizmi vb. )

• Bir çok iklimin bir arada yaşanabilmesi özellikle güney sahillerinde yazın uzun olması İngiltere ve Rusya gibi az güneşli ülkelerden gelen Turist akımını arttırıyor. ‘

Türkiye’nin tanıtımı ile ilgilenen kuruluşların sayısı oldukça fazladır ve bunların faaliyetlerinin Türkiye’nin tanıtım uygulamaları olarak nitelendirilmesi mümkündür. Bunların arasından gerçekleştirdikleri faaliyetlerin kapsam ve önemi nedeni ile Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın faaliyetlerine kısaca değinmenin yararlı olacağı söylenebilir.

Söz konusu kuruluşlar arasında en yetkili olan kurum Turizm Bakanlığı dır. Türkiye’nin yurt dışındaki imajının geliştirilmesi, Türkiye’nin uluslararası turizm pazarındaki payının artırılması, böylece hem döviz kazandıran hem de istihdam yaratan bir sektör olan turizmin, ülkenin sosyo-ekonomik gelişimine olan katkılarının en üst düzeye çıkarılması, bakanlığın tanıtım faaliyetlerinin amacı olarak belirtilmiştir. Bu amaca ulaşmak için gerçekleştirilen faaliyetler ise ana başlıkları itibari ile şu şekilde belirtilebilir; Araştırma, stratejik planlama, reklam, halkla ilişkiler, enformasyon, kongre, fuar ve gösteri faaliyetleri ve satış geliştirme.

Tablo 1: Tanıtma Genel Müdürlüğü İnsan Gücü ( Haziran 2000)

Tanıtma Genel Müdürlüğünde Görevli Personel 1529

Yurt Dışı Teşkilatında Görevli Personel 45

İl Turizm Müdürlükleri Toplam Personel Sayısı 1041

Danışma Müdürlükleri Toplam Personel Sayısı 309

Kaynak : www.turizm.gov.tr

Tablo 2 : Yurt Dışı Tanıtma Müşavirlik ve Ataşelikleri

İsveç İngiltere Finlandiya İsrail

Belçika İspanya Hollanda Rusya

Avusturya Japonya Singapur İsviçre

Fransa Kuveyt Kanada Avustralya

İtalya Danimarka ABD(Washington, New York) Almanya(Berlin,

Münih,Frankfurt)

Kaynak : www.turizm.gov.tr

Tablo 1 ve Tablo 2 de dikkati çeken hususlardan birisi, Tanıtma Genel Müdürlüğünde toplam olarak 1529 personel görev yapmakta iken bunlardan sadece 45 tanesinin yurt dışı teşkilatında görevli olduklarıdır. Personelin çok önemli bir bölümü il turizm müdürlükleri bünyesinde görev yapmaktadır. Yirmi ülkede tanıtma müşavirlik ve ataşeliği bulunurken, bunların büyük çoğunluğu AB üyesi ülkelerden oluşmaktadır. Kıta Avrupası dışında ise A. B. D., Japonya, Singapur, İsrail, Avustralya, Kanada ve Kuveyt de tanıtma müşavirlik ve Ataşelikleri bulunmaktadır.

Türkiye’nin dış tanıtımında Dışişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı gibi kuruluşlara önemli görevler düşmektedir. Bunların başında yer alan Dışişleri Bakanlığı; Türkiye’nin yürüttüğü siyasetin tanıtılması, anlatılması, hedeflerinin, stratejilerinin ortaya konulması, kendi güvenliğine yönelik olarak giriştiği bir takım faaliyetlerin dış kamuoyuna doğru bir biçimde aktarılması, yabancı basın ve yayın organlarında Türkiye aleyhinde ortaya konan dayanıksız ve yanlış haber ve yayınlara ilk anda tepki gösterilmesi noktasında olan geniş teşkilata, deneyimli, tecrübeli elemanlara sahip olması nedeni ile Türkiye’nin Dış Tanıtımında oldukça önemli bir role sahiptir.

Kültür Bakanlığı, Türkiye’nin tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılması amacı ile, bu değerlerin yurt dışında sergilenmesine yönelik olarak, yurt dışında sergiler düzenlemekte, bünyesinde bulunan sanatçıların yurt dışında gerçekleştirdikleri temsillerle ülkenin tanıtımına olumlu yönde katkıda bulunmaktadır.

Bu kuruluşların dışında Seyahat Acentaları, Havayolu Firmaları, Üniversiteler, Vakıflar v. b. kuruluşlar da belirli ölçülerde ülkenin tanıtılmasına yönelik olarak faaliyette bulunmaktadırlar.

Yukarıda bahsedilen üç kurumun ve diğer, kamu ve özel sektör kuruluşlarının faaliyetleri çerçevesinde ekonomik, politik ve turizm alanlarında ki tanıtma faaliyetleri ile ilgili olarak şu hususlar ifade edilebilir;

Ekonomik alandaki tanıtma faaliyetleri ;

• Serbest kur politikasına geçilmesinin,

• Rekabetin teşvik edilmesinin,

• Teşviklerin,

• Yabancı sermayeyi ülkeye çekmek amacı ile yapılan faaliyetlerin,

• AB’ ye tam üyelik başvurusunun,

• GAP’ın,

tanıtılmasına yönelik faaliyetlerden söz edilebilir.

Politik tanıtım faaliyetleri; Türkiye’nin siyasi açıdan tanıtımına bu dönem zarfında olumlu ve / veya olumsuz yönde katkıda bulunan, imajını zaman zaman iyi yönde ancak, çoğu kez kötü yönde etkileyen bir çok olayla ve gelişmeyle karşılaşılmıştır. Bu olay ve gelişmeler şu şekilde sıralanabilir;

• Körfez krizi ve sonrasındaki körfez savaşı,

• Terör,

• Bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetleri ile ilişkiler,

• AB’ ye tam üyelik başvurusu ve ardından imzalanan Gümrük Birliği

• İnsan hakları ihlallerine ilişkin iddialar,

• Demokratikleşme konusu,

5. Türkiye’nin Tanıtım Harcamalarının Dış Turizm Talebine Etkilerinin Belirlenmesi

Dış Tanıtım Türkiye’nin uzun yıllardan beri gündeminde olan, yapılan yanlışların, eksikliklerin, yapılması gerekenlerin ve önerilerin uzun zamandır dile getirildiği, bir türlü istenilen sonuçların alınamadığı bir konu olarak varlığını sürdürmektedir.

Ülkenin imajı ve bu imajı olumlu yönde geliştirecek tanıtma faaliyetleri Türkiye’ye yönelik turizm talebini etkileyen önemli bir unsur olarak nitelendirilebilir. Ülke tanıtımına yönelik çabaların etkili olması, ülkeye yönelik turizm talebinin artmasına neden olacaktır.

Türkiye’nin tanıtımına yönelik olarak, Turizm Bakanlığından üniversitelere, vakıflardan Diyanet İşleri Başkanlığına kadar çok sayıda kurum ve kuruluş faaliyet de bulunmaktadır. Olumlu bir Türkiye imajının oluşturulması için tanıtma faaliyetlerinde hangi hususların göz önüne alınması gerektiği, nelere dikkat edilmesi gerektiği, nelerden kaçınılması gerektiğine dair çalışmalar mevcuttur. Ancak, Türkiye’nin tanıtımına yönelik çabalar için harcanan kaynakların, ülkenin turizm gelirlerine ve turist sayısına olumlu etkilerinin olup olmadığına ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır.

Türkiye’nin dış tanıtım nedeni ile yaptığı harcamalar ile ülkeye gelen turist sayısı ve turizm gelirleri arasında ilişki bulunup bulunmadığının ortaya konulması kaynakların boşa harcanmasına engel olunması, yapılan harcamalardan istenilen sonuçların alınmasına yardımcı olması açısından önemlidir.

1980’li yılların başından itibaren ülkemizde turizm sektörünün gelişimine özel önem verilmiş, söz konusu gelişimi sağlayacak ve hızlandıracak önlemler alınmıştır. Bu önlemlerin ve bunların sonucu olarak sağlanan teşviklerin neticesinde konaklama arz kapasitesinde önemli artışlar gerçekleşmiştir. Aynı dönemde Türkiye’ye yönelik turizm talebinde de önemli artış meydana gelmiştir. Bu duruma ilişkin verileri aşağıdaki tabloda görmek mümkündür.

Tablo 3: Türkiye’nin Konaklama Kapasitesi ve Türkiye’ye Yönelik Turizm Talebi

İşletme Belgeli Yatırım Belgeli

Yıl Tesis Yatak Tesis Yatak Turist Sayısı (Bin Kişi )

1987 834 106214 892 153786 2. 855

1988 957 122306 1268 218445 4. 172

1989 1102 146086 1662 288896 4. 459

1990 1260 173227 1921 325515 5. 389

1991 1404 200678 1987 331711 5. 517

1992 1498 219940 1938 309139 7. 076

1993 1581 235238 1788 276037 6. 500

1994 1729 265136 1578 240392 6. 670

1995 1790 286463 1334 202483 7. 726

1996 1866 301524 1309 202631 7. 974

1997 1933 313298 1402 236632 9. 236

1998 1975 317389 1416 243689 9. 752

1999 1996 321121 1359 254457 7. 464

Kaynak : www.turizmgazetesi.com

Ancak, sık sık, mevcut kapasitenin kullanımında, yetersiz talep nedeni ile sıkıntılarla karşılaşılmaktadır. Talep yetersizliğinin en önemli nedenlerinden birisi olarak da Türkiye’nin tanıtımına yönelik olarak gerçekleştirilen faaliyetlerin etkisiz olması gösterilmiştir. Bu durumun en önemli sebebinin, gereken miktarda kaynağın tanıtıma tahsis edilmemesi olduğu söylenebilir. Ülkeye yönelik turizm talebinin istenilen düzeyde olmaması , ülke ekonomisinde önemli kayıplara neden olmaktadır.

Türkiye’nin mevcut olan ve sık sık dile getirilen olumsuz imajının düzeltilmesi, söz konusu olan olumlu imajının desteklenmesi için tanıtma faaliyetlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkenin tanıtımında, sadece tarihi ve turistik değerlerin ön plana çıkarılması yeterli değildir, aynı zamanda ekonomik, siyasi, kültürel tanıtma faaliyetleri de ülke imajının olumlu yönde oluşturulmasına önemli katkılarda bulunabilirler. Esasen ekonomik, siyasi ve kültürel tanıtım faaliyetleri ile turistik tanıtım faaliyetlerini birbirinden ayırmanın yanlış olacağını söylemek mümkündür.

Bütün bu geniş kapsamlı tanıtım faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için büyük bir tanıtım bütçesine ihtiyaç vardır. Türkiye gibi, kaynakları zaten kıt olan bir ülkenin, kıt olan bu kaynaklarının boşa harcanmasına engel olunmalıdır.

Turizm Bakanlığın yapılan araştırmalar neticesinde 1984 – 1999 dönemine ilişkin tanıtım harcaması rakamlarına ulaşılmıştır. Aşağıdaki tabloda bu döneme ait konu ile ilgili rakamları görmek mümkündür.

SONUÇ

Çalışma neticesinde, diğer koşulların değişmemesi koşulu ile son on altı yıllık dönemde Türkiye’nin yurt dışında tanıtılması için gerçekleştirilen harcamalar ile Türkiye’nin turizm gelirleri ve Türkiye’ye gelen turist sayısı arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

Türkiye’nin tanıtılması noktasında başarılı olunmasının en önemli şartı tanıtmaya daha fazla kaynak ayrılması hususudur. Bunun yanı sıra tanıtma ile ilgili olarak faaliyette bulunan çok sayıda kurum ve kuruluş arasında koordinasyon sağlanması, yurt dışında fiilen faaliyette bulunan havayolu firmalarının ve seyahat acentalarının daha fazla ön plana çıkmaları yararlı sonuçlar verebilir.

Tanıtma faaliyetleri sabırla, uzun süre devam ettirilmeli, inandırıcılığın ve tutarlılığın seviyesi mümkün olduğu kadar yüksek tutulmalıdır.

Tanıtma faaliyetlerinde hedef kitlelere yönelirken kısa ve uzun vadeli planlar yapılmalıdır. Tanıtma faaliyetlerinde beş, on yıllık veya belirli bir zaman dilimi belirtilmiş bir plana sahip olunmalıdır. Stratejik planlama sayesinde gelecekteki pazarların ve müşterilerin ihtiyaçları ile ilgili olarak bakış açısı ayarlanabilir.

Bütün bu belirtilen hususlar, tanıtma faaliyetlerinden istenilen sonuçların alınmasına yardımcı olacaktır.

‘Hedefini tespit etmeyen ve hedefe ulaşmak için plana sahip bulunmayan ülke ; genellikle hiçbir yere gitmeyen veya nereye gittiği bilinmeyen ülke olarak kabul edilir.’

John Galbraith

Dış Ticaret Müsteşarlığından

06 Kasım 2007

Dış Ticaret Müsteşarlığından:

İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

(98/9)

BİRİNCİ KISIM

Genel İşlemler

Başvuru

Madde 1 – 26/1/1995 tarihli ve 4067 sayılı Kanunla onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması Eki GATT 1994’ün VI’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma (Anti-Damping Anlaşması) ile 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 8/9/1989 tarihli ve 89/14506 sayılı Karar ile 27/9/1989 tarihli ve 20295 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik’ten oluşan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat hükümleri çerçevesinde, Ortadoğu Rulman Sanayi ve Ticaret A.Ş., Avrupa Birliği ve Japonya menşeli “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen, 52 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanlar”ın Türkiye’ye dampingli fiyatlarla ithal edildiği ve bu durumun yerli sanayide zarara neden olduğu iddiası ile gerekli önlemin alınması için başvuruda bulunmuştur.

Bu bağlamda, başvuru üzerine damping fiyatlı ithalat ile bu ithalatın yerli üretim dalı üzerinde zarara neden olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, 29/6/1997 tarihli ve 23034 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 97/3 sayılı Tebliğ ile açılan soruşturma, Anti-Damping Anlaşması ile anılan Mevzuat hükümleri çerçevesinde Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmüş ve tamamlanmıştır.

Yapılan işlemlerin özeti

Madde 2- Başvurunun uygun şekilde belgelendirildiğinin ve yeterli delilleri içerdiğinin anlaşılması ve İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu’nca soruşturma açılmasına karar verilmesini takiben Anti-Damping Anlaşması’nın 5.5 maddesi uyarınca, Avrupa Birliği’nin Türkiye nezdindeki Daimi Temsilciliği’ne (Ankara), Avrupa Birliği’nin I Nolu Genel Müdürlüğü’ne (Brüksel) ve ilgili ülkelerin büyükelçiliklerine (Ankara) bildirim yapılmıştır.

Avrupa Birliği ve Japonya’daki ihracatçıların sayısının fazla olması nedeniyle; soru formları, şikayetin gizli olmayan örneği ve anılan Tebliğ’in resmi olmayan çevirisi, Anti-Damping Anlaşması’nın 6.1.1 maddesi hükümleri gereğince, Avrupa Birliği’nin Türkiye nezdindeki Daimi Temsilciliği’ne (Ankara), Avrupa Birliği’nin I Nolu Genel Müdürlüğü’ne (Brüksel) ve ilgili ülkelerin büyükelçiliklerine (Ankara) gönderilmiştir. Avrupa Birliği’nden FAG Grubu, NTN Grubu, NSK-RHP, SKF Grubu ile Japonya’dan NSK Ltd. firmalarından soru formlarına cevap alınmıştır.

Buna ek olarak soru formları, ilgili ürünün bilinen ithalatçılarına da gönderilmiştir. İthalatçıların yalnızca 24’ünden cevap alınmıştır. Söz konusu ithalatçılar: Afacan Otomotiv A.Ş., Çağlayanlar Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş., Elsan Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Epa Ticaret Makina Sanayi ve Turizm İşletmeleri A.Ş., Eren Rulman Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., Gamak Makina Sanayi A.Ş., Garbal Adi Ortaklık, Garel Hırdavatçılık Sanayi ve Ticaret A.Ş., MAKO Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş., NeSeKa Rulman Sanayi İthalat Pazarlama A.Ş., OES Ticaret A.Ş., Oto Serdar Kollektif Şti., Özevren Rulman Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Öztan Makina Aksamı Sanayi ve Ticaret A.Ş., Polat Rulman Pazarlama ve Ticaret A.Ş., Renault Mais Motorlu Araçlar İmal ve Satış A.Ş., Rulmanevi Ltd.Şti., TOFAŞ, Saygılı Rulman Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., SKF Türk Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., Silkar Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş., Birlik Rulman Pazarlama ve Ticaret Ltd.Şti., Tezsan Takım Tezgahları Sanayi ve Ticaret A.Ş., Temsa Termomekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Türk Elektrik Endüstrisi A.Ş.’dir.

Anti-Damping Anlaşması’nın 6.1.1 maddesi hükümleri gereğince işbirliğine gelen firmalara talep edilen bilgi ve belgeleri vermeleri için 30 günlük süre tanınmıştır. Söz konusu sürenin uzatılması yönünde anılan süre içinde gelen makûl talepler karşılanmıştır.

Soruşturmanın başlatılmasından sonra, bazı üretici/ihracatçılar ORS’nin dampingli olduğu iddia edilen ürünün ithalatçısı olduğunu, bu nedenle anılan Yönetmelik’in 27 nci maddesi hükümleri gereğince yerli sanayi içinde değerlendirilmemesi gerektiğini iddia etmiştir. Söz konusu iddia araştırılmış, ORS’nin üretimi bulunan rulmanları ithal etmediği, ancak, üretimi olmayan bazı tip rulmanları kendi ihtiyacı için ithal ettiği ve yalnızca bir kez ekonomik darboğazda olan bir müşterisinden alacağını tahsil etmek için soruşturma konusu ürünleri ithal ettiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Anti-Damping Anlaşması’nın 4.1 (i) maddesinde "üreticiler aynı zamanda dampingli olduğu iddia edilen ürünün ithalatçılarıysa, ‘yerli sanayi’ terimi diğer üreticiler olarak yorumlanabilir” denilmekte olup, takdiri soruşturmayı yürüten makama bırakmaktadır. Bu bağlamda, ORS’nin esas faaliyet alanının rulman imalatı olduğu cihetle yerli üretim dalını temsil ettiği anlaşılmıştır.

Elde edilen bilgi ve belgelerin doğrulanması ve ek bilgi temin edilmesi amacıyla Anti-Damping Anlaşması’nın 6.7 maddesi hükümleri gereğince aşağıda belirtilen firmaların idari ve üretim merkezlerinde yerinde doğrulama soruşturması yapılmıştır.

a) Yerli Üretici: Ortadoğu Rulman Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ankara

b) İthalatçı: SKF Türk Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., İstanbul

c) Üreticiler/İhracatçılar: FAG Grubu/Almanya, NSK-RHP/İngiltere, NTN Grubu/Almanya, SKF Grubu/İtalya, Fransa, Belçika; NSK Ltd./ Japonya

Anti-Damping Anlaşması’nın 6.9 maddesi hükümleri çerçevesinde ilgili taraflara (üretici/ihracatçı, yerli üretici, Avrupa Birliği ve Japonya Büyükelçilikleri ile ithalatçılara) soruşturma sonucunda alınacak karara esas teşkil eden bilgi ve bulguları içeren nihai bildirimde bulunulmuş ve konuya ilişkin karşıt görüş ve savları alınmıştır.

Anti-Damping Anlaşması’nın 6.2 maddesi hükmü gereğince üretici/ihracatçı NTN, NSK-RHP, NSK-Japan ve SKF ile ithalatçı OES firmalarının temsilcileri ile dinleme toplantıları yapılmıştır.

Soruşturma dönemi

Madde 3- a) Damping belirlemesi için 1/6/1996 ile 31/5/1997,

b) Zarar belirlemesi için 1/1/1994 ile 31/12/1997,

tarihleri arasındaki dönem, soruşturma dönemi olarak kabul edilmiştir.

Soruşturma konusu ürün

Madde 4- Soruşturma, 8482.10.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan Avrupa Birliği ve Japonya menşeli “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen bilyalı rulmanlar” için başlatılmıştır.

Soruşturmanın açılış Tebliği’nde de belirtildiği üzere, söz konusu gümrük tarife istatistik pozisyonu yalnızca bilgi için verilmiş olup, ürünün sınıflandırılmasında bağlayıcı değildir.

1998 yılına kadar “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen bilyalı rulmanlar”ın ithal istatistikleri 8482.10.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında sınıflandırılmıştı. 1998 yılı başından itibaren, söz konusu bilyalı rulmanlar için ayrı gümrük tarife istatistik pozisyonları ihdas edilmiştir:

a) 8482.10.90.00.11 en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen 52 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanlar,

b) 8482.10.90.00.12 en büyük dış çapı 52 mm.yi geçen 100 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanlar ve

c) 8482.10.90.00.13 en büyük dış çapı 100 mm.yi geçen bilyalı rulmanlar.

Şikayet, “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen 52 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanlar” ile sınırlıdır. Bu itibarla soruşturma, şu an geçerli 8482.10.90.00.11 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen 52 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanlar”ı kapsamaktadır.

Soruşturma sırasında bazı bilyalı rulman tiplerinin soruşturmadan çıkartılması yönünde talepler alınmıştır. Söz konusu talepler, özel kullanımı olan ve Türkiye’de üretilmediği iddia edilen eksenel bilyalı rulmanlara ilişkindir. Yapılan araştırmalar neticesinde, eksenel bilyalı rulmanların Türkiye’de üretilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, tek sıra açısal temaslı rulmanlar ile radyal bilyalı rulmanların üretiminin bulunduğu, ancak, ithalatının yerli üretim dalı üzerinde zarara yol açabilecek büyüklükte olmadığı belirlenmiştir.

Bu değerlendirmeler ışığında, soruşturma 8482.10.90.00.11 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan “en büyük dış çapı 30 mm.yi geçen 52 mm.yi geçmeyen sabit bilyalı rulmanlar” ile sınırlandırılmıştır.

Soruşturma alanında yer alan bütün ürün tipleri temelde aynı tezgahlarda üretilmektedir. Soruşturmaya konu olan standart rulmanların sayısı oldukça fazla olup, talebe bağlı olarak özel yapısal değişikliklerin yapılması mümkündür. Ancak, standart tipler ile özel tipler aynı temel fiziksel özelliklere sahiptir. Rulmanların ana parçalarını iç ve dış bilezik, kafes ve çeşitli sayıdaki bilyalar oluşturmaktadır. Müşterinin talepleri doğrultusunda metal veya plastik kafes ve çeşitli yağlar kullanılabilmektedir. Rulmanların işlevi, sürtünmeyi azaltarak makine parçalarının daha hızlı ve daha düzgün hareket etmesini sağlamaktır. Soruşturmaya konu olan bilyalı rulmanlar; elektrik motorlarında, otomobil parçalarında, elektrikli ev eşyalarında kullanılmaktadır. Bilyalı rulmanlar, tüketime konu olan nihai ürünlerin imalinde kullanılan ara ürünlerdir. Bilyalı rulman talebi, nihai ürün (otomobil, elektrik motorları, çamaşır makineleri gibi) talebine doğrudan bağlıdır. Bilyalı rulmanlar, nihai ürünün maliyetinde ihmal edilebilir bir paya sahiptir.

Benzer ürün

Madde 5- En büyük dış çapı 30 mm.yi geçen, 52 mm.yi geçmeyen bilyalı rulmanların; aynı fiziksel özelliklere, işlevlere, kullanım alanlarına ve dağıtım kanallarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, Anti-Damping Anlaşması’nın 2.6 maddesi hükümleri gereğince yerli üretim dalı tarafından üretilen ürünler ile Avrupa Birliği ve Japonya’nın iç piyasalarında satılan ve Türkiye’ye ihraç edilen ürünlerin her bakımdan benzer ve karşılaştırılabilir olduğu anlaşılmıştır.

Ürünün örneklemesi

Madde 6- Soruşturma konusu ürün tiplerinin sayıca çok fazla olması nedeniyle Anti-Damping Anlaşması’nın 6.10 maddesi hükümleri çerçevesinde örnekleme yöntemi uygulanmıştır.

Örnek ürün tipleri, seçim sırasında eldeki mevcut verilere göre istatistiksel geçerlilik esasında belirlenmiştir. Bu çerçevede, soruşturmaya konu 30-52 mm dış çapında sabit bilyalı rulmanlar içerisinde piyasada tahminen ağırlık bazında %66 (adet bazında %68) oranında yer tutan beş temel tip rulman örnek olarak seçilmiştir. Bunlar 6200 serisinden 6201ZZ, 6202ZZ, 6203ZZ, 6204ZZ, 6205ZZ (ön ek ve son eklerini de içermektedir) tip rulmanlardır. Soruşturma sırasında seçilen örnek rulmanlar konusunda ilgili taraflardan herhangi bir farklı öneri veya itiraz alınmamıştır. Aksine bir ihracatçı firma, rulmanların ön ek ve son ekleri bakımından kapsamının daraltılmasını talep etmiştir.

Gümrük vergileri ve diğer yasal yükümlülükler

Madde 7- Avrupa Birliği menşeli soruşturmaya konu olan ürünler gümrük vergisinden muaftır. Japonya menşeli olanlara ise, CIF bedelin % 8,2’si oranında gümrük vergisi uygulanmaktadır.

İKİNCİ KISIM

Dampinge İlişkin Belirlemeler

Aynı grupta yer alan firmalar

Madde 8- Aynı ülkede veya bütünleşmiş pazarda yerleşik ilişkili firmalar veya aynı grubun sahip olduğu firmalar tek bir firma olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, söz konusu firmalar için tek damping marjı hesaplanmıştır.

Örneklemede yer alan ürün tiplerinin karşılaştırılabilirliği

Madde 9- Örnek olarak seçilen 6201ZZ-6205ZZ temel tipleri göstermektedir. Söz konusu temel tiplerin ön ekinin veya son ekinin olduğu çok sayıda alt tipleri de mevcuttur.

Örneğin, örneklemede yer alan 6201ZZ, söz konusu tip ile ön ekli veya son ekli olan tipleri göstermektedir.

Bu husus göz önünde bulundurularak, yerli sanayi tarafından üretilen ürünler ile Avrupa Birliği ve Japonya pazarında satılan ve Türkiye’ye ihraç edilen ürünlerin temel özelliklerinin aynı olması nedeniyle benzer ve karşılaştırılabilir olduğu tespit edilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM

Normal Değer

%5 Temsil testi

Madde 10- Anti-Damping Anlaşması’nın 2.2 maddesi hükümleri gereğince, ihracatçı ülkenin iç piyasasında tüketime konu olan benzer ürün satışlarının ithalatçı ülkeye toplam satışlarının %5 veya daha fazlasını oluşturması halinde söz konusu satışlar normal değerin belirlenmesine esas teşkil etmektedir. Bu test hem genel, hem de ürün tipi bazında uygulanmıştır.

Normal ticari işlemler testi

Madde 11- Anti-Damping Anlaşması’nın 2.2.1 maddesi hükümleri gereğince, örnekleme seçilen her bir tipin iç satışlarının, normal ticari işlemler içinde gerçekleşip gerçekleşmediğini, dolayısıyla normal değerin tespitinde kullanılıp kullanılmayacağını belirlemek için normal ticari işlemler testi uygulanmıştır.

Buna göre;

a) Bilyalı rulmanların ağırlıklı ortalama net satış fiyatının ağırlıklı ortalama birim maliyetinin üzerinde olması ve birim maliyetin üzerindeki satışların, toplam satışların %80’i veya daha fazlasını oluşturması halinde normal değer, soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen tüm işlemlerin (kârlı ve kârsız) ağırlıklı ortalaması,

b) Bilyalı rulmanların ağırlıklı ortalama net satış fiyatının, ağırlıklı ortalama birim maliyetinin üzerinde olması ve birim maliyetin üzerindeki satışların, toplam satışların %80’inden daha azını oluşturması halinde normal değer, soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen yalnızca kârlı işlemlerin ağırlıklı ortalaması,

Bilyalı rulmanların ağırlıklı ortalama net satış fiyatının, ağırlıklı ortalama birim maliyetinin altında olması halinde normal değer, oluşturulmuş değer,

esasında belirlenmiştir.

İç piyasa satışlarına dayanan normal değer

Madde 12- Anti-Damping Anlaşması’nın 2.2 maddesi hükümleri gereğince, normal değer, her bir tip için ihracatçı ülkenin iç pazarında bağımsız alıcılara yapılan normal ticari işlemler sonucunda ödenen veya ödenmesi gereken fiyatlar esasında tespit edilmektedir.

Oluşturulmuş değere dayanan normal değer

Madde 13- Oluşturulmuş değer, sınai maliyet artı satış, genel ve idari giderlerin dahil edildiği üretim maliyetine makul bir kâr marjının eklenmesi ile belirlenmektedir.

Kâr marjı, Anti-Damping Anlaşması’nın 2.2.2 maddesine uygun olarak, bütün örnek ürünlerdeki sadece normal ticari işlem kabul edilebilen satışlar esas alınmak suretiyle ağırlıklı ortalama yöntemiyle hesaplanmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

İhraç Fiyatı

İhraç fiyatı

Madde 14- İhraç fiyatı, ihracatçı firmaların Türkiye’deki bağımsız müşterilere satışlarının bulunması halinde öncelikle bu tür satışlarda ürüne fiilen ödenen fiyat esasında belirlenmiştir. Ancak, ihraç fiyatının bulunmadığı veya ihracatçı ile ithalatçı veya üçüncü taraf arasında bir ortaklık ilişkisi veya telafi edici sözleşme bulunduğu durumlarda, ihraç fiyatı, Anti-Damping Anlaşması’nın 2.3 maddesi uyarınca, ithal ürünlerin bağımsız bir alıcıya ilk kez yeniden satıldığı fiyat esas alınarak oluşturulabilmektedir. Buna göre, bütün ihracatçı firmalar için ihraç fiyatı, bağımsız müşterilere satışları esas alınarak belirlenmiş ve bu tür satışların mevcut olması nedeniyle de oluşturulmuş ihraç fiyatı yöntemine başvurulmamıştır.

Bu uygulama neticesinde, üretici/ihracatçı SKF Grubu ile bu firmaya ait ithalatçı SKF-Türk firması arasındaki satışlar güvenilir bulunmadığından hesaplama dışında kalmıştır. Bu duruma firma itiraz etmekle beraber, Anlaşma’ya göre bir zorunluluğun bulunmaması, soruşturmanın bu aşamasında bağımsız alıcıların denetlenmesinin mümkün olmaması ve sağlıklı bir hesaplama yapılmasının güç olması nedenleriyle SKF-Türk firmasının bağımsız alıcılara satışlarından geriye doğru hesaplama yöntemiyle ihraç fiyatı oluşturulması uygun görülmemiştir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Karşılaştırma

Karşılaştırma

Madde 15- Adil bir karşılaştırmanın yapılabilmesini teminen söz konusu ürün tipleri için normal değer ile ihraç fiyatı fabrika çıkış aşamasında belirlenmiştir.

Buna ek olarak, ilgili taraflarca ileri sürülen fiyat karşılaştırmasını etkileyen hususlara gerekli özen gösterilmiştir.

Bu itibarla, Anti-Damping Anlaşması’nın 2.4 maddesi hükümleri gereğince taşıma, sigorta, yükleme ve bindirme masrafları, paketleme maliyeti, ödeme koşulları, ticari aşama farklılığı, indirim, geri ödeme, banka masrafları ve diğer satış giderlerinden doğan farklara ilişkin belgelendirilen, uygulanabilir ve haklı görülen ayarlamalar yapılmıştır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Damping Marjları

İşbirliğine gelen firmalar için damping marjları

Madde 16- İşbirliğine gelen firmalar için damping marjları ayrı ayrı tespit edilmiştir.

Anti-Damping Anlaşması’nın 2.4.2 maddesi hükümlerine uygun olarak damping marjları, soruşturma döneminde gerçekleşen işlemler esasında belirlenen ağırlıklı ortalama normal değer ile ağırlıklı ortalama ihraç fiyatının karşılaştırılması sonucunda belirlenmiştir.

Ancak, anılan Anlaşma’nın söz konusu hükümleri çerçevesinde ihraç fiyatının değişik alıcılar, bölgeler veya zaman süreleri esnasında önemli ölçüde farklılık göstermesi halinde işlem bazında ihraç fiyatı, ağırlıklı ortalama normal değer ile karşılaştırılmıştır.

Bu çerçevede, işbirliğine gelen firmalar için CIF ihraç fiyatı bazında hesaplanan damping marjları şu şekildedir:

AVRUPA BİRLİĞİ :

SKF : %44,19

FAG : %15,92

NSK-RHP : %19,61

NTN : % 1,28 (eşik orandan küçük)

JAPONYA :

NSK : % 8,14

İşbirliğine gelmeyen firmalar için damping marjları

Madde 17- İşbirliğine gelmeyen Avrupa Birliği’nde yerleşik firmalara işbirliğine gelen firmalar için belirlenen en yüksek damping marjının uygulanması kararlaştırılmıştır.

Japonya’da yerleşik işbirliğine gelmeyen firmalara, işbirliğine gelen tek bir firma olması ve işbirliği seviyesinin çok düşük bulunması nedeniyle, işbirliğine gelen firma için ürün tipi bazında tespit edilen en yüksek damping marjının uygulanmasına karar verilmiştir.

Bu kapsamda, işbirliğine gelmeyen firmalar için CIF ihraç fiyatı esasında hesaplanan damping marjları şu şekildedir:

AVRUPA BİRLİĞİ :

Diğerleri : %44,19

JAPONYA:

Diğerleri : %16,16

ÜÇÜNCÜ KISIM

Zarara İlişkin Belirlemeler

BİRİNCİ BÖLÜM

Dampingli İthalat

Zararın belirlenmesinde önemli hususlar

Madde 18- Zarar belirlemesi, Ocak 1994 ile Aralık 1997 arasındaki döneme ilişkin verilerin incelenmesi sonucunda belirlenmiştir.

“En büyük dış çapı 30 mm.yi geçen bilyalı rulmanlar” 1998 yılı başına kadar 8482.10.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer aldığından ithalat, toplam tüketim, pazar payları gibi zarara ilişkin veriler söz konusu gümrük tarife istatistik pozisyonuna aittir. Bu nedenle, münhasıran ilgili ürünlere ilişkin verilerin açık olarak görülebilmesi mümkün olmamıştır.

Diğer taraftan, zarar incelemesinde 1997 yılının ikinci yarısının dahil edilmesinin sakıncaları olduğu yönünde itirazlar alınmıştır. Ancak, 1997 yılının bir bütün olarak alınmasının amacı tüm zarar göstergelerinde daha uzun bir dönemi incelemek ve en güncel bilgileri kullanmaktır. Zarar göstergelerinin yalnızca yerli üreticiden alınan bilgiler ile sınırlı olmadığı ve özellikle ithalatın genel gidişi ve fiyatları üzerinde yerli üreticinin hiçbir etkisi olmadığı gerçeği, incelemelere 1997 yılının ikinci yarısının da dahil edilmesi kararında etkili olmuştur.

İthalatın etkisinin toplu olarak değerlendirilmesi

Madde 19- Avrupa Birliği ve Japonya menşeli bilyalı rulman ithalatı eşanlı olarak soruşturmaya konu olduğundan, anılan ülkeler menşeli ithalatın etkisinin toplu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu Anti-Damping Anlaşması’nın 3.3 maddesi hükümleri çerçevesinde incelenmiştir.

Japonya menşeli ithalat için hesaplanan damping marjının Anti-Damping Anlaşması’nın 5.8 maddesi hükümlerinde belirtilen eşik orandan fazla olduğu ve Japonya menşeli ithalatın toplam ithalat içindeki payının yine mezkûr Madde’de tarif edilen ihmal edilebilir düzeyin üstünde olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca, Avrupa Birliği ve Japonya menşeli bilyalı rulmanların birbirleriyle ve de yerli ürünle Türkiye pazarında rekabet halinde bulundukları ve söz konusu ürünlerin dağıtım kanallarının ortak veya benzer olduğu belirlenmiştir. Buna ilave olarak, pazardaki fiyat esnekliğinin yüksek olduğu, piyasadaki en düşük fiyatlı rulmanların Japon menşeli olduğu, Avrupa Birliği kaynaklı ithalatın fiyatının ise sürekli düşüş eğiliminde bulunduğu tespit edilmiştir. Avrupa Birliği ve Japonya menşeli ithalatın, yerli üreticinin fiyatlarını kırdığı da anlaşılmıştır.

Bu bulgular ışığında, toplu değerlendirme yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

İç tüketim

Madde 20- Yerli üreticinin toplam iç satışlarına toplam ithalat miktarını (Devlet İstatistik Enstitüsü verileri) eklemek suretiyle Türkiye pazarında toplam tüketim miktarı yaklaşık olarak tespit edilmiştir. Buna göre, 1994 yılında 2890 olan toplam tüketimin, 1995 yılında 3515 tona, 1996 yılında 4069 tona ve 1997 yılında 5124 tona ulaştığı ve dolayısıyla tüketimin 1994-1997 yılları arasında %77,30 oranında arttığı görülmüştür.

Genel ithalat miktarı ve piyasa payı

Madde 21- 1994 yılında 1381 ton olan toplam ithalat, 1995 yılında 1628 ton, 1996 yılında 2004 ton ve 1997 yılında 2776 ton olmuştur. Toplam ithalatın 1994 yılında %47,78 olan piyasa payı 1997 yılında %54,18’e ulaşmıştır.

Avrupa Birliğinden yapılan ithalat ve piyasa payı

Madde 22- 1994 yılında 1137 ton olan Avrupa Birliği menşeli ithalat, 1995 yılında 1328 ton, 1996 yılında 1455 ton ve 1997 yılında 2164 ton olmuştur. Avrupa Birliği menşeli ithalatın piyasa payı ise 1994’te %39,34, 1995’te %37,78, 1996’da %35,76 ve 1997’de %42,23 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Japonyadan yapılan ithalat ve piyasa payı

Madde 23- 1994 yılında 107 ton olan Japonya menşeli ithalat, 1995 yılında 130 ton, 1996 yılında 253 ton ve 1997 yılında 154 ton olmuştur. Japonya menşeli ithalatın piyasa payı ise 1994’te %3,70, 1995’te %3,70, 1996’da %6,22 ve 1997’de %3,00 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Avrupa Birliği ve Japonyadan yapılan ithalatın toplu değerlendirilmesi

Madde 24- Avrupa Birliği ve Japonya’dan toplam ithalat, 1994-1997 yılları arasında %86,33 oranında artarak 2318 tona ulaşmıştır. 1996’dan 1997’ye yıllık değişim oranı ise %35,71’dir. Avrupa Birliği ve Japonya menşeli ithalatın, toplam pazar payı 1994 yılında %43,04 iken 1995 yılında %41,48’e düşmüş daha sonraki dönemde ise istikrarlı bir artış göstererek 1997 yılında %45,23’e ulaşmıştır.

İthalatın hacimsel artışında, 1995 yılı başında DTÖ Kuruluş Anlaşması’na taraf olmamız ve 1996 başında AB ile gümrük birliğine girmemiz neticesinde gümrük vergilerinin AB için sıfırlanması ve üçüncü ülkeler için önemli ölçüde azaltılmasının etkili olduğu tahmin edilmektedir.

Soruşturma döneminde fiyatların gelişimi ve fiyat kırılması

Madde 25- Yapılan incelemede, soruşturma döneminde Avrupa Birliği menşeli rulmanların fiyatının %16-26 oranında düştüğü, bu düşüşü Avrupa Birliği piyasasında da bir ölçüde hakim konumda bulunan SKF Grubunun başlattığı ve diğer bazı ihracatçıların bunu takip ettiği tespit edilmiştir. Japonya menşeli rulmanların fiyatının ise soruşturma döneminde yaklaşık sabit kaldığı belirlenmiştir.

Diğer taraftan, aynı dönemde Avrupa Birliği menşeli rulmanların gümrüklü fiyatının, yerli üreticinin fiyatlarını ortalama %17,1 oranında, Japonya menşeli rulmanların ise yaklaşık %24,3 oranında kırdığı (yerli üreticinin fiyatının altında oluştuğu) müşahade edilmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM

Yerli Üreticinin Durumu

Genel bilgi

Madde 26- Yerli üreticinin soruşturma alanına giren ürünlerdeki zararının belirlenmesinde yardımcı olacağı düşüncesi ile 30-52 mm. dış çapında sabit bilyalı rulmanların cirosunun toplam ciro içindeki payı hesaplanmıştır. 1994-1997 döneminde bu oranın %37-34 arasında değiştiği görülmüştür. Yerli üreticinin kâr ve kârlılığına ilişkin zararın belirlenmesinde bu önemli husus göz önünde bulundurulmuştur.

Üretim

Madde 27- Soruşturma kapsamında yer alan ürünlerde yerli üretim, 1994-1997 yılları arasında yaklaşık %51 oranında artmıştır. Buna karşılık, 1997 yılında soruşturma alanındaki üretim bir önceki yıla göre yaklaşık 28 ton azalmıştır. Ancak, bu durumun yerli üreticinin ihracatındaki azalıştan kaynaklandığı görülmüştür.

Yurtiçi satışlar ve pazar payı

Madde 28- 1994-1997 yılları arasında iç satışların düzenli bir artış gösterdiği görülmektedir. Toplam iç satışlar, 1994-1997 yılları arasında yaklaşık %56 oranında artarken, aynı dönemde soruşturma alanında gerçekleşen iç satış artışı %75 oranındadır. 1997 yılında soruşturma alanındaki iç satış, bir önceki yıla oranla yaklaşık %11 artmıştır. Bununla birlikte, yerli üreticinin 1994-1997 arasında pazar payı ise %52,22’den %45,82’ye gerilemiştir. Bu durum, tüketim artış hızının (%77,30) yerli üreticinin satışlarındaki artış hızından (%55,60) daha büyük olmasının doğal bir sonucudur.

İhracat

Madde 29- Soruşturma alanındaki ürünlerin ihracatı, soruşturma alanındaki ürünlerin toplam cirosu içinde %23 paya sahiptir. İhracat 1995 yılından itibaren azalma eğilimi göstermektedir. 1997 yılında soruşturma alanındaki ürünlerin ihracatı bir önceki yıla göre 35 ton azalmıştır.

Stok

Madde 30- Soruşturma alanındaki ürünlerin stoklarında üretim miktarına kıyasla kayda değer bir olumsuzluk görülmemektedir.

İstihdam

Madde 31- İstihdamda dampingli ithalatın neden olduğu herhangi bir olumsuz gelişme görülmemektedir. Üretim kapasitesinin arttırılmasına rağmen, istihdamda 1996-1997 yılları arasında 8 kişilik bir azalma olmuştur. Bu durum, firmanın üretim verimliliğini arttırdığına işaret etmektedir.

Üretim kapasitesi ve kapasite kullanım oranı

Madde 32- Yerli üretimin 1994-1996 döneminde kapasite kullanım oranı (KKO) 27 puan artmıştır. KKO’daki artışa ve genişleyen pazara bağlı olarak yerli üretici takip eden yılda kapasitesini %50 oranında büyütmüştür. Ancak, bu durum KKO’yu menfi yönde etkilemiştir.

Kâr

Madde 33- 1994-1997 yılları arasındaki dönemde yerli üreticinin faaliyet kârı reel anlamda yaklaşık %17 oranında düşerken, brüt kârı ve net kârı hemen hemen sabit kalmıştır (fiyatları reel baza getirmek için Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyat Endeksi kullanılmıştır). Faaliyet kârındaki düşüşün brüt ve net kâra aynı oranda yansımamasının nedeni, yerli üreticinin öz kaynaklarını kullanmasıdır. Dolayısıyla, diğer faaliyetlerden elde ettiği gelirler brüt ve net kârındaki aşınmayı bir ölçüde engellemiştir. Öte yandan, 1997 yılında faaliyet kârının azalmasında amortisman giderlerinin en önemli etken olduğu belirlenmiştir.

Kârlılık

Madde 34- Yerli üreticinin kârlılığının makul seviyelerde olduğu görülmektedir. Firmanın kârlılık seviyesinin, 1995 yılı baz alındığında azaldığı izlenimi edinilmekle birlikte, 1994, 1996 ve 1997 seviyelerinin birbirine yakın olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, yerli üreticinin yeni yatırımlara gitmesi öz varlıklarını hızlı çoğaltması gereğini ortaya çıkarmış, dolayısıyla öz varlık kârlılığı düşmüştür.

Maliyet ve satış fiyatları

Madde 35- 1995-1997 yılları arasındaki dönemde örnek ürünlerde reel anlamda ticari maliyet, %25-35 oranında düşerken, satış fiyatı %38-54 oranında düşmüştür. Diğer bir ifade ile, yerli üretici maliyetlerine paralel olarak satış fiyatlarında gerekli ayarlamayı yapamamıştır. Ancak, bu durumda yine yıllar itibariyle koruma oranlarının düşmesiyle piyasada fiyat rekabetinin şiddetlenmesinin etken olduğu düşünülmektedir.

Örnek ürünlerin ağırlıklı ortalama iç piyasa satış fiyatlarındaki gelişim

Madde 36- Haziran 1996-Aralık 1997 döneminde örnek ürünlerin iç piyasa satış fiyatları reel anlamda, % 28-39 oranında gerilemiştir. 1997 yılının sonunda bazı tiplerdeki satış fiyatı, maliyetin de altına düşmüştür. İç satış fiyatlarındaki bu gelişim, fiyat baskısının varlığına işaret etmektedir. Son dönemde yerli üretici, fiyatlarını düşürerek dampingli ithalat ile rekabet etmek mecburiyetinde kalmıştır. Yerli üreticinin fiyatlarındaki gelişim ile dampingli ithalatın fiyatlarındaki gelişim birbirine paralel bir seyir izlemektedir. Bu durum, yerli üreticinin pazardaki mevcut yerini korumak için dampingli ithalatın fiyatlarını takip ettiğini göstermektedir.

Değerlendirme

Madde 37- 1994-1997 arasında yerli üreticinin üretim ve iç satış miktarı yıllar itibariyle artmıştır. Bu dönemde yatırımlarını devam ettiren yerli üretici, 1997 yılında kapasitesini %50 oranında büyütmüştür. Yerli üretici, bu veçhelerden olumlu gelişmeler kaydetmiştir. Öte yandan, firmanın kâr ve kârlılık oranları belirgin bir olumsuzluğa işaret etmemektedir.

İç satışların artış hızının ithalatın artış hızının gerisinde kalması neticesinde yerli üretici bir miktar pazar kaybına uğramıştır. Ancak, satışlar artarken bir ölçüde pazar kaybına uğranması, kesin bir zarar göstergesi olarak değerlendirilememektedir.

1994-1997 döneminde yerli üreticinin iç piyasa satış fiyatları reel olarak gerilemiştir. Bu sonucun oluşmasında, dampingli ithalatın yanı sıra verimliliğin artması ve koruma oranlarının azalmasının da payı olduğu düşünülmektedir.

Dampingli ithalatın fiyatlarının yerli üreticinin iç piyasa satış fiyatlarının altında olması (fiyat kırılması) nedeniyle, son dönemde yerli üreticinin fiyatlarının baskı altında kalmasında bir etmen olabileceği düşünülmektedir. Ancak, bu husus tek başına zarar konusunda kanaat oluşturmaya yeterli olmamaktadır.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Dampingli İthalat İle Zarar Arasındaki Nedenselliğe

İlişkin Belirlemeler

Nedensellik

Madde 38- Anti-Damping Anlaşması’nın 3.5 maddesi hükümleri gereğince, Avrupa Birliği ve Japonya menşeli dampingli ithalatın miktarı ve fiyatının yerli üreticinin üzerindeki etkisi ve ayrıca bunların haricinde zarara neden olabilecek diğer unsurlar incelenmiştir.

Dampingli ithalatın zarar üzerindeki etkisi

Madde 39- Avrupa Birliği ve Japonya menşeli ithalatın yıllar itibariyle önemli miktarlarda artış gösterdiği, buna mukabil pazar payının, 1994 ile soruşturma dönemi arasında hemen hemen değişmediği, ancak 1997 yılında bir önceki yıla göre %3,25 arttığı tespit edilmiştir.

Soruşturma döneminde dampingli ithalatın yerli üreticinin fiyatlarını kırdığı ve ayrıca bazı ihracatçı firmaların son dönemlerde fiyatlarını aşağı çektiği belirlenmiştir.

Üçüncü ülkelerden ithalatın zarar üzerindeki etkisi

Madde 40- Üçüncü ülkelerden ithalat 1994-1997 döneminde yaklaşık %234 oranında artmıştır. Sonuç olarak üçüncü ülkeler, pazar paylarını aynı dönemde %4,20 arttırarak % 8,94’e çıkarmışlardır. Yerli üreticinin pazar kaybının aynı dönemde %6,40 olduğu dikkate alındığında bunun önemli bölümünün üçüncü ülkelerden kaynaklandığı görülmektedir.

Üçüncü ülkelerin her birinin ayrı ayrı Türkiye pazarında önemli bir paya sahip bulunmadığı ve fiyatlar üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bunun ötesinde, yerli üretici ile birlikte yalnızca Avrupa Birliği ve Japon üreticilerin perakende pazarında dağıtım kanallarına sahip olduğu ve fiyatların söz konusu üreticiler tarafından belirlendiği de anlaşılmıştır. Dolayısıyla, yerli üreticinin fiyatlarındaki gelişim üçüncü ülkeler menşeli ithalattan kaynaklanmamaktadır.

Korumanın kaldırılması ve gümrük birliğinin zarar üzerindeki etkisi

Madde 41- Bilindiği üzere, 1995 yılı başında DTÖ Kuruluş Anlaşması’na taraf olmamız ve 1996 yılı başında Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girmemiz neticesinde gümrük vergileri AB için sıfırlanmış ve üçüncü ülkeler için önemli ölçüde azaltılmıştır. Bu gelişme, şüphesiz ithalatın artmasına yol açmıştır. Aynı zamanda, Türkiye ekonomisinin büyümesi ve pazarın genişlemesi de bu artışa katkıda bulunmuştur.

Genel koruma oranlarının indirilmesi ile ithal rulmanların maliyetinin ucuzlaması yerli sanayiinin rekabetle karşılaşmasına ve dolayısıyla fiyatlarını daha rekabetçi seviyelere çekmesine yol açmıştır.

Ancak, ithalatta koruma oranlarının indirilmesi ile ihracatçıların pazarda kurulu fiyat düzeyini avantaj kabul edip fiyatlarını bir nebze arttırması veya en azından sabit tutması beklenirken ve üretim maliyetlerinde herhangi bir azalma bulunmazken, başta SKF Grubu olmak üzere bazı ihracatçıların fiyatlarını aşağı çektiği müşahade edilmiştir. Bu bağlamda, ithal fiyatlarındaki bu gelişim sadece gümrük birliğinin etkisi ile açıklanamamaktadır.

Diğer unsurların zarar üzerindeki etkisi

Madde 42- Yerli sanayiye zarar verebilecek dampingli ithalat dışında başka unsurların olup olmadığı hususu da irdelenmiş, fakat başka bir unsur tespit edilememiştir.

Değerlendirme

Madde 43- Soruşturma konusu ülkelerden yapılan ithalatın dampingli olduğu belirlenmiş olması nedeniyle zarar ile dampingli ithalat arasındaki illiyet bağının irdelenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede:

a) Avrupa Birliği ve Japonya kaynaklı ithalatın hacim itibariyle arttığı ancak, pazar payının önemli bir artış göstermediği,

b) İthalattaki artışın bir ölçüde pazarın genişlemesine ve bir ölçüde gümrük vergilerinin ortadan kaldırılması ile gümrük birliğine bağlanabileceği,

c) Japonya’dan yapılan ithalatın Türkiye piyasasında önemli bir yer tutmadığı,

d) Yerli üretim dalının üretim miktarı, yurtiçi satışları ve yatırımlarının olumlu bir gelişme gösterdiği; stokları ve istihdamında ise bir olumsuzluk bulunmadığı,

e) Yerli üreticinin 1997 yılındaki kâr ve kârlılığındaki azalmanın büyük ölçüde yeni yatırımlar sonucu amortisman giderlerindeki artıştan kaynaklandığı,

f) Yerli üreticinin fiyatlarının aşağı doğru eğiliminin koruma oranlarının indirilmesi ile ortaya çıkan rekabetin bir sonucu olabileceği,

g) Yerli üreticinin fiyatlarının satış sonrası piyasada ithal ürünlere kıyasla çok daha ucuz olduğu,

h) Dampingli ithalatın son dönemde yerli üretici üzerinde oluşturduğu fiyat baskısı ile fiyat yıpranmasının, zarara ilişkin diğer göstergelere henüz yansımaması nedeniyle tek başına bir zarar kanaati oluşturmaya yeterli bulunmadığı,

hususları tespit edilmiştir.

BEŞİNCİ KISIM

Sonuç

Karar

Madde 44- Avrupa Birliği ve Japonya menşeli bilyalı rulmanlara ilişkin 97/3 sayılı Tebliğ ile açılan damping soruşturmasının, dampingli ithalatın bu aşamada yerli üretim dalı üzerinde belirgin bir zarara neden olmadığı gerekçesiyle herhangi bir önlem alınmaksızın kapatılmasına İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu tarafından 27/11/1998 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yürürlük

Madde 45- Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 46- Bu Tebliğ hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy