Halk Partisinin Kuruluş Çalışmaları , Lozan Barış Antlaşması Ve Müteakip Gelişmeler

06 Kasım 2007

İÇİNDEKİLER

HALK PARTİSİNİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI , LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI VE MÜTEAKİP GELİŞMELER

Halk Partisi’ni kurma teşebbüsü

Dokuz ilke ve partimizin ilk programı

Lozan Konferansı görüşmeleri kesildi

Meclis’teki muhaliflerin çeşitli saldırı hareketleri

"Beni vatandaşlık hakkından mahrum etmek" teklifi üzerine Mecliste yaptığım konuşma

Teklif edilen maddedeki şartlar neden bende yoktu

Milletin bana karşı gösterdiği sevgi ve güvenin samimi ifadeleri

Yeniden seçim yapılması kararı

Lozan Konferansı’nın ikinci safhası ve yeni seçimlerde milletin gösterdiği uyanıklık

Nurettin Paşa’nın bağımsız milletvekili olma teşebbüsü ve yayınladığı hal tercümesi

Nurettin Paşa’nın ve babası Mareşal İbrahim Paşa’nın Meşrutiyet inkılabında nasıl ve ne dereceye kadar rol oynadıkları konusundaki hatıralarım

Hal tercümesi broşürüne göre Nurettin Paşa’nın Meşrutiyet’in ilanından sonra gördüğü hizmetler

Irak seferinde Nurettin Paşa

Büyük Taarruz’da Nurettin Paşa savaş meydanını dürbünle seyretmeyi tercih ediyordu

Hal tercümesi broşürüne göre Nurettin Paşa’nın İstanbul’da ve anadolu’da gördüğü önemli işler nelerdi

Nurettin Paşa, zaferden pay almaya en az hakkı olanlardan biridir

Nurettin Paşa’yi ve ordusunu bizzat takip etmek ve yönetmek zorunda kaldım

Millet ve tarih ünvan vermekte o kadar cömert değildir

Lozan Barış Antlaşması

Mondros Ateşkes Anlaşmasından sonra Türkiye’ye yapılan dört barış teklifi arasında bir karşılaştırma

Türk Delegeler Hey’eti Başkanı İsmet Paşa ile Hükümet Başkanı Rauf Bey arasında çıkan anlaşmazlık

İsmet Paşa’da, Hükümet BAşkanı Rauf Bey’e karşı güvensizlik duygusu başlamıştı

Yunanlılardan istenen savaş tazminatından dolayı İsmet Paşa ile Hükümet arasında çıkan görüş ayrılığı ve gerginlik

Ben, İsmet Paşa’nın görüşünü benimsedim

Meseleyi çözüme bağlamak için bir tarafa hak vererek öbür tarafı susturma yolunu tutmadım

Kuponlar ve imtiyazlarla ilgili yazışmalar iki tarafı yeniden sinirlendirdi

Rauf Bey’in aradaki görüş ayrılığını, kendisi ile İsmet Paşa arasında başlı başına bir mesele sayması doğru değildir

Rauf Bey, görüşmeleri bitirip barışı hazırlayan İsmet Paşa’nın sonuçla ilgili olarak Hükümet’in görüşünü soran telgrafına cevap vermemişti

İsmet Paşa’ya barış antlaşması imzalamasını bildirdim

İsmet Paşa’nın çektiği ızdırap

Lozan Barış ANtlaşmasını hazırlayan ve imzalayanlara teşekkür ve kendilerini kutlama

Rauf Bey kutlamak istemiyor

Rauf Bey’in yazdığı ve yazdırdığı telgraf

Rauf Bey, Lozan Antlaşması’nı yapan İsmet Paşa’yı kutlama vesilesiyle Mondros Ateşkes Anlaşması’nı yapan kendisini savunmaya çalışıyor

Rauf Bey zaferler kazanmış ordunun başında Lozan’a giden zata zaferden zafere yürüyen ordunun hikayesini anlatıyor

Rauf Bey, İsmet Paşa ile karşı karşıya gelemem, onun karşılamasında bulunamam diyor

Rauf Bey, Devlet Başkanlığı makamının güçlendirilmesini teklif ederken ne düşünüyordu

Memlekete ve millete kimler hizmet ederse havari onlardır

Rauf Bey’in Hükümet Başkanlığı’ndan, Ali Fuat Paşa’nın Büyük Millet Meclisi İkinci Başkanlığı’ndan çekilmeleri

Yeni Türkiye Devleti’nin başkenti: Ankara

Meclis’te Fethi Bey’in başkanlığındaki Hükümet’e ve Fethi Bey’in şahsına karşı sataşmalar ve tenkitler başladı

Uygulanması için sırasını beklediğim bir düşüncenin uygulanma zamanı gelmişti

Fethi Bey’in Başkanlığındaki hükümet istifa ediyor

Hükümet listeleri ve Hükümet Başkanlığı’na seçileceği tahmin edilen kimseler

Milli hakimiyetimizi herşeye ve herkese karşı koruyalım diyen zat

Parti Yönetim Kurulu da kesin bir hükümet listesi hazırlayamadı

Çocuğun Ve Gencin Eğitim Ve Gelişiminde

06 Kasım 2007

ÇOCUĞUN VE GENCİN EĞİTİM VE GELİŞİMİNDE

SPORUN ÖNEMİ

Spor,özellikle grup sporu,çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir.Spor,özellikle grup sporu,çocuğun ve gencin bedensel,zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur.Spor sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasınna katkıda bulundugu için, tedavi işlevide yüklenebilmektedir.Altı veya yedi yaşından itibaren çocuk kendi yeteneğini akranlarının performansına bağlı olarak değerlendirmeye başlar.Bu dönemde anne-baba ve öğretmen, performansı yerine çabanın ve bedenin gelişiminin önemini vurgularsa, çocuğun gözünde kazanma ve kaybetme daha az önem taşıyacaktır.Bu bağlamda anne ve baba ‘ÖNEMLİ OLAN PERFORMANS DEĞİL ÇABADIR’ düşüncesinden hareketle, çocuğu bedensel gelişimine katkısı nedeniyle spor yapmaya özendirmeli, ama kaybettiği maç skorunu önemsemeden,onu çabasından dolayı taktir etmelidir.

Sporun bireyin ruh sağlığına getirdiği katkılardan bazıları bu şekilde sıralanabilir.

A ) Öz güvenin ve yaşama sevincinin artması

B ) Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirilmesi

C ) Bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi

D ) Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici işlevi.

ÖZ GÜVENİN ARTMASINDA SPORUN ROLÜ

Güven istenilen davranışı başarıyla sergileyebilme konusunda bireyin inancıdır.Spor ortamında çocuk veya genç ,gerçekçi bir biçimde yeteneklerini bilir,kendini iyi tanır ve kabul eder.O, sorumluluklarının bilincindedir ve duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir.Basketbol takımının bir üyesi olarak çocuk, hata bulmak yerine paylaşmayı öğrenir.Öz güveni olan bir sporcu,başarma konusunda yüksek bir güdüye(motivasyon)ve başarıda yüksek bir beklentiye sahiptir.

ÖRNEK VAKA:Babası vefat etmiş 9 yaşındaki anne ve anneannesiyle birlikte yaşayan erkek çocuğu,okulda başarısızdır.Aile dışında hiç kimseyle görüşmemekte,hiçbir arkadaşa sahip bulunmamaktadır.Aileye çocuğu hafta sonları basketbol okuluna göndermeleri önerilmiştir.Önceleri bilinçli aidiyet duygusunu yaşamakta zorlanan ve paslaşmaktan kaçınan çocuk,zamanla gruba uyum sağlamışve koşmaya,pas alıp vermeye başlamıştır.Evdeki potasında kendini idmanlara hazırlayan çocuk, başarıyla potaya top atabilen ve koşarak basketbol çalışmalarına devam eden bir çocuk haline gelmiştir. Çocuğun basket takımına uyumu,ardından yakın çevreyle ve arkadaşlarıylailetişimi olumlu etkilenmiş ve bunu hızla artan okul başarısı izlemiştir.Bu örnek vakada çocuğun kendine güven eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

İşte bir kollektif spor olan basketbol bu eksikliği gidererek ona yaşam sevinci vermeye başlamıştır.

Uyum ve okul başarısı da onu izlemiştir.

Bunun yanı sıra spor yapmakta olan genç,dikkatini iyi kullanmayı öğrenir.O,Gerektiğinde dikkatini daraltma ve genişletme becerisini çok iyi kullanır.Bunları yaparken düşünmez,hisseder ve yapar.O duyguları kontrol edebilmeyi öğrenmiştir.Hakeme veya koçuna kızdığında çileden çıkmaz olumsuz duygularını kontrol etmeyi bilir.Spor yapmakta olan genç her zaman yapabileceğinin en iyisini ortaya koymaya odaklanır.

BİREYİN TOPSULLAŞMASINDA SPORUN ETKİSİ:Spor ,özellikle ergenlikte artan beden enerjisinin en uygun biçimde kanalize edileceği alandır.Aktifspor yaparken genç bir gruba ait olma ve o grupla dayanışmaya girme şeklinde sosyal bir işlevi yerine getirmektedir.bu nedenle spor,toplumla bir uyum sağlamışve bütünleşmiş kişiliklerinoluşmasına katkıda bulunur.Çocuk sporun yapısını öğrendikten sonra diğer oyunculara yanıt vermeye başlar.Çocuğun kuralları anlayarak yanıt vermesi toplumsal normları anlamakla eş değerdedir başka bir değişle, bu günün sporun kurallarını öğrenerek uygulayan çocuğu,yarının toplum ve hukuk kurallarını benimsemeye ve uygulamaya aday bir yetişkindir.Grup sorunu yapan çocuk veya genç,yüksek başarının koşulları arasında,olumlu grup içi ilişkilerle gerilimsiz bir ortamın geldiğinin bilinci içindedir.Bu nedenle o spor adına ve spor amacına dönük olarak, arkadaşlarıyla olumlu bir diyalog kurmanın önemini kabul etmiştir.Çünkü başkalarıyla uyumlu ve olumlu etkileşim başarılı sporcu için esastır.

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KARŞILAŞILAN DAVRANIM BOZUKLUKLARININ GİDERİLMESİNDE SPORUN TEDAVİ EDİCİ İŞLEVİ:

Bireysel özelliklere veya yakın çevre etkilerine bağlı olarak sergilenen uyum ve davranış bozukluklarının tedavisinde spor önemli bir görev üstlenmektedir.Spor yoluyla birey,gerilimden arınarak, bir boşalım ve buna bağlı olarak rahatlama yaşamaktadır.Tırnak yeme,altını ıslatma,dışkı kaçırma,çalma,okuldan kaçma vb. gibi davranış bozukluğu gösteren çocuklarda spor,kendine güven ve uyum gibi önemli görevleri yerine getirmektedir.

ÖRNEK VAKA:10 yaşındaki erkek çocuğu ailedeki iki çocuktan büyüğü,okuldan kaçmakta,derslerinde başarısızlık görülmekte ve babasından habersiz aldığı parayla kendisine pahalı oyuncaklar almaktadır.Tanım:Kardeş kıskançlığı,baba ilgisizliğine bağlı olarak belirlenen davranış bozukluğu.Tedavi:Aile yönlendirilmiş ve çocuğa bireysel tedavi uygulanmıştır.Baba çocuğu düzenli olarak hafta sonları basket okuluna götürmüş ve idman sonrası birlikte bazı etkinliklerde bulunmuştur.Bir ay gibi kısa bir süre içinde çocukta uyum ve davranış bozuklukları sona ermiş, çocuk okulda başarılı bir öğrenci haline gelmiştir.Bu gelişmenin gerisinde,kuşkusuz babanın çocuğa zaman ayırmasıyla onun benlik saygısındaki artışın etkisi büyüktür.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki spora harcanan zaman boşa harcanmamaktadır.Spor yapan çocukların okul başarıları, yapmayanlara kıyasla daha büyüktür.Bu nedenle anna ve babalarınçocuklarını spor yapmak konusunda cesaretlendirmeleri,programlı bir yaşam için dersin yanı sıra aktif bir spor etkinliğine zaman ayırmaları konusunda onları uyarmalarının yararı açıktır.

İstanbul üniversitesinde 3820 öğrenci üzerinde gerçekleştirdiğimiz bir araştırma sonucuna göre,gençlerimiz üniversitede spor imkanlarının olmamasını ilk sorunları olarak dile getirmişlerdir.Oysa gençlerin mevcut enerjilerini kanalize edecekleri bir sporla,ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekleştirecekleri boş zamanlarını değerlendirme etkinliğine ihtiyaçları büyüktür.

Sonuç olarak: Anne,baba ve okul yöneticilerinin bu bilimsel görüş ve öneriler ışığında, çocuk ve gençlerin sorumluluk duyguları veöz güvenlerini geliştirmek, kendilerini yönetebilmelerini sağlamak ,uyumlu ve başarılı birer birey olmalarına yardımcı olmak üzere onlara spor yapma olanağı hazırlamaları öncelikli görevleri arasındadır.

Arman Talay

06 Kasım 2007

Arman*Talay

Arman Talay (1938-1998) Spor yazarı. Aslen Yozgatlı bir ailenin çocuğu olan Arman Talay’ın ağabeyi, Olimpiyat Gazetesi ile Türkiye Spor Alemi adlı gazeteleri çıkaran Agop Doğan Talay’dır.

Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Spor Kulübü Derneği Ankara Şubesi Başkanlığı’nı yaptı. Ankara’da doğdu. 1955 yılında Ulus gazetesinde gazeteciliğe başladı. 1968′de TRT Spor Haberleri Müdürlüğü’nde muhabir olarak görev yaptı. Yurtdışında ilk spor naklen yayınını 1972 Münih Olimpiyatları’nın açılışını sunarak gerçekleştirdi. Bir ara Show TV Ankara Spor Servisi sorumluluğu görevini üstlendi. Tercüman gazetesi spor servisinde de görev yaptı.

Arman Talay, 1998 yılında, Fransa’nın ermeni soykırımı iddialarını yasa tasarısı olarak kabul etmesinin gerginliğinin sürdüğü günlerde vefat etti. Talay’ın cenaze töreninde tabutunun Türk bayrağına sarılı olması dikkat çekti. Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre, Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’nın ‘gayrimüslimler’ bölümünde toprağa verilen Arman Talay’ın kabri başında konuşma yapan bir papaz, "Burada müslümanlar, hıristiyanlar ve museviler var. Ama hepimiz kardeşiz. Herkes bildiği ve inandığı duayı okusun" diyordu.

Kaynak:Ermeni Portreleri Hüdavendigar Onur Burak Yayınları İstanbul 2000

İlk Çağda Olimpiyatlar

06 Kasım 2007

İLK ÇAĞDA OLİMPİYATLAR

Olimpiyat Oyunları’nın kökeni Eski Yunan’da kent (site) devletleri arasında barışçı ilişkileri geliştirmek amacıyla düzenlenen spor şenliklerine dayanır.

O çağda Eski Yunan’da Olimpia, Pythia, Nemla ve İsthmia gibi yerlerde birbirine benzer spor şenlikleri yapılırdı. Ama bunların en ünlüsü ve en eskisi, Elis kentindeki Olimpia’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları’ydı.

Kimi araştırmacılara göre Olimpia’daki spor şenliklerinin tarihi İÖ 14. yüzyıla değin uzanır. Tanrıların tanrısı Zeus’un onuruna düzenlenen bu şenlikler önceleri, ölülerin ruhlarının sekiz yılda bir dirildiği inancı nedeniyle sekiz yılda bir kutlanırdı. Sonraları bu süre dört yıla indirildi ve İÖ 776’dan İS 393’e değin tam 12 yüzyıl boyunca her 4 yılda bir Olimpiyat Oyunları düzenlendi. Başlangıçta yalnızca bir gün süren Olimpiyat şenliğinin süresi İÖ 472’de beş güne çıkarıldı.

Olimpiyat Oyunları’nın en önemli yönü “Olimpiyat Ateşkesi” geleneğiydi. Bu gelenek uyarınca, savaş halinde olan Yunan kent devletleri Olimpiyatlar’a 3 ay kala silah bırakırlar ve yarışmalar için en iyi sporcularını seçerek Olimpia’ya gönderirlerdi. Oyunlar sona erdikten sonra da, oyuncuların kendi kent devletlerine güvenlik içinde dönmelerine değin “Olimpiyat Ateşkesi” sürerdi.

Bir gün içinde tamamlandığı ilk dönemde Olimpiyat Oyunları 32 m genişliğinde, 192 m uzunluğunda bir pistte yapılan tek bir koşu yarışından oluşuyordu. Ayrıca bu pistin güneyine düşen hipodromda da at yarışları yapılırdı. Zamanla değişik mesafelerde koşu yarışları, disk ve cirit atma, uzun atlama, boks, güreş, pentatlon ve atlı araba yarışları da Oyunlar’ın programına eklendi. Oyunların süresi 5 güne çıkarıldıktan sonra 5. gün, ödüllerin dağıtılmasına ve şampiyonlar için bir şölen verilmesine ayrıldı.

İlkçağdaki Olimpiyatlar’a kadınlar ne yarışçı ne de seyirci olarak katılabiliyor, yalnızca başrahibe oyunları izleyebiliyordu. Sonraları Olimpiyat Oyunları’yla aynı günlerde, ama Olimpiyat alanı dışında Zeus’un eşi Tanrıça Hera onuruna kadınlar arasında da spor yarışmalarının düzenlendiği biliniyor.

Eski Yunan’ın Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altına girdiği MS. 146 yılına değin Olimpiyat Oyunları’na katılım yalnızca Yunan soyundan gelen özgür yurttaşlara açıktı. O tarihten sonra imparatorluk içinde yaşayan herkese Olimpiyatlar’a katılma hakkı tanındı.

Roma İmparatorluğu 4. yüzyılda Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul ettikten sonra devlet, Eski Yunan dininin izlerini taşıdığı için Olimpiyat Oyunları’nın önüne engeller çıkarmaya başladı. Sonunda 393 yılında İmparator I. Theodosius Olimpiyat Oyunları’na kesin olarak son verdi.

ÇAĞDAŞ OLİMPİYATLAR (1896-2000)

Çağdaş Olimpiyat Hareketi’nin kurucusu, bir Fransız soylusu olan Baron Pierre de Coubertin’dir

(1863 – 1937).

Coubertin’e göre Olimpiyat Oyunları geleneğinin canlandırılması, hem genç insanların yarışma ruhu içinde daha güçlü birer kişilik geliştirmeleri, hem de bireyler ve toplumlar arasındaki gerilim ve düşmanlıkların gene yarışma ruhuyla aşılması yönünde çok önemli bir adım atılmasını sağlayacaktı.

Coubertin’in bu görüşü Haziran 1894’te Paris’in ünlü yükseköğretim kurumu Sorbonne’da, 37 spor kuruluşundan 78 temsilci ile 9 ülkeden 20 delegenin katıldığı Uluslararası Spor Kongresi’nde oybirliğiyle benimsendi.

Bunun hemen ardından kurulan Uluslararası Olimpiyat Komitesi I. Olimpiyat Oyunları’nın 1896’da Atina’da yapılmasını kararlaştırdı.

1896 ATİNA, YUNANİSTAN

Yunanistan Siyasal sorunları ve mali sıkıntıları nedeniyle Yunan hükümeti olimpiyatların Atina’da yapılmasına çok geç razı olduğu için, I. Olimpiyat Oyunları’na ancak 13 ülkeden 295 sporcu katılabildi. Programda yalnızca 9 spor dalı vardı. İlk Olimpiyat şampiyonluğunu, üç adım atlamada birinci gelen ABD’li James Connolly kazandı. Amerikalılar ayrıca 800 ve 1.500 metre hız koşuları dışında tüm atletizm yarışmalarını kazandılar.

Coubertin, ilkçağdaki Olimpiyatlar’da yer almadığı halde, MÖ 490’da Atinalılar’ın Persler karşısında Maraton Ovası’nda kazandığı zaferin anısına, Maraton adıyla 40 km’lik bir uzun mesafe mukavemet koşusunu da programa eklemişti. I. Olimpiyat Oyunları’nda bu yarışı atinalı Spiridon Louis birinci bitirdi. Tek sıklette yapılan güreş karşılaşmalarından bir Alman, tenis karşılaşmalarından ise bir İngiliz 1. çıktı.

Pire Limanı’nda yapılan yüzme yarışlarına deniz suyunu soğuk bulan ABD’li ve Avustralyalı yüzücüler katılmayınca Macarlar ve Avusturyalılar birincilikleri aldı.1900 PARİS, FRANSA

1896 Olimpiyatları’nın ev sahipliğine çok zor ikna olan Yunanistan, oyunların görkeminden ve maratonda elde ettiği birincilikten etkilenerek bundan böyle Olimpiyatlar’ın sürekli olarak Atina’da yapılmasını istediler. Ama Coubertin oyunların her defasında bir başka kentte düzenlenmesinden yanaydı ve 1900 yılında Fransa’da açılacak Dünya Fuarı dolayısıyla o yılki Olimpiyatlar’ın bu ülkede yapılmasına karar verdi. Parisli bürokratlar ve organizatörler, 1900 Paris Olimpiyat Oyunları’nın bütün Fuar dönemini kapsamasında ısrar edince program uzadı ve organizasyon darmadağın oldu. Sporcular bir panayır havasında, sirk oyuncuları gibi yarıştılar. Bayanlar ilk kez 1900 Olimpiyatları’nda golf ve çim tenisi dallarında yarıştılar

1904 St. LOUIS, ABD

1900 Paris Olimpiyatları “kötü” geçmişti; ama 1904 St.Louis Olimpiyatları “korkunç” tanımı bile yetersiz kalır.

Kentin uzaklığı nedeniyle bu Olimpiyatlar’a çok az ülke katılabildi. Organizatörler sporla ilgisi olmayan yarış türlerini bile programa koydular. Katılan 625 sporcudan 533’ü ABD takımı adına yarıştı ve 282 birincilikten 238’ini ABD’liler kazandı.

1908 LONDRA, İNGİLTERE

1908 Olimpiyatları’na ev sahipliği eden İngiltere bu amaçla 500 metrelik bir pisti, sahanın ortasında 100 metre uzunlukta ve 15 metre genişlikte bir yüzme havuzu bulunan 68.000 kişilik modern bir stadyum inşa etti. Bu Olimpiyatlar da 4 aylık bir süreye yayıldı, ama belli başlı spor dallarındaki yarışmalar Temmuz ayı içinde yapıldı.

Olimpiyat Oyunları tarihindeki ilk siyasal içerikli olaylara Londra 1908 Olimpiyatları’nda tanık olundu. ABD ve İsveç bayrakları stadın gönderlerine çekilmedi. ABD kafilesi, açılış töreninde İngiltere kralının önünden geçerken flamalarını indirmedi. Ruslar, Finlandiya topraklarında hak iddia ettikleri için Finlilerin kendi ulusal bayraklarıyla yürümesini protesto ettiler. Amerikalılar, İngiliz hakemlerin taraf tuttuğunu iddia ettiler.

Maraton yarışının sonunda, stadyuma girdikten sonra 5 kez yere düşen ve hakemlerin yardımıyla bitkin bir tarzda yarışı bitiren İtalyan

Dorando Pietri önce birinci ilan edildi. Ama kural dışı yardım gördüğü için sonradan yarış dışı bırakıldı, yarışı 2. bitiren ABD’li Johnny Hayes altın madalyayı kazandı. Türkiye’den gelen bir sporcu (Aleko Mulos), Coubertin’in özel davetlisi olarak, ilk kez 1908 Olimpiyatları’nda yarıştı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin 1907’de aldığı karar doğrultusunda ilk kez 1908 Olimpiyatları’nda ilk 3 sırayı alanlara altın, gümüş ve bronz madalyalar verildi.

1912 STOCKHOLM, İŞVEÇ

Çağdaş Olimpiyat Oyunları ilk kez 1912 Stockholm Oyunları’yla “modernleşti.” Hemen tüm spor dallarında o yıl faaliyete geçen uluslararası federasyonlar Stockholm’de alınan derecelerin dünya rekoru kabul edilmesini kararlaştırdı. Stockholm’ün yıldızı Yerli – Beyaz melezi ABD’li sporcu Jim Thorpe oldu. Finli atlet Hannas Kolehmainen de 3 altın madalya kazanarak Finliler’in mesafe koşularındaki hegemonyasını başlattı.

I. Dünya Savaşı

1916’da düzenlenecek VI. Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği için Budapeşte, İskenderiye ve Berlin başvuruda bulunmuştu.

Almanya’nın savaşa hazırlandığı bilindiği için, savaşın önlenebileceği umuduyla ev sahipliği Berlin’e verildi. Ama 1914’te başlayan I. Dünya Savaşı Olimpiyatlar’ın yapılmasını engelledi.

1920 ANVERS, BELÇİKA

Savaştan yeni çıkmış Belçikalılar büyük bir kararlılık ve özveriyle başarılı bir Olimpiyat düzenlediler. Anvers’de Olimpiyatlar’a 2 büyük yenilik getirildi. Birbirine geçmiş ve siyah, kırmızı, mavi, yeşil ve sarıdan oluşan 5 halkalı Olimpiyat bayrağı ilk kez göndere çekildi.

Coubertin’in çizdiği ve dünyanın beş kıtasını olduğu kadar, tüm ülkelerin bayraklarındaki bir rengi de temsil eden bu amblem Olimpiyatlar’ın en tanınan ve belirgin sembolü olarak günümüze kadar geldi. Anvers’deki 2. yenilik ise, organizasyonu üstlenecek kentin seçeceği bir sporcunun bütün katılımcılar adına, Olimpiyat kurallarına göre yarışılacağı üzerine and içmesi oldu.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi, savaştan yenik çıkan Avusturya, Macaristan, Almanya ve Türkiye’yi 1920 Oyunları’a çağırmadı.

1924 PARİS, FRANSA

1924 Paris, Fransa Önce, 1924 Olimpiyatları’nın Amsterdam’da yapılması kararlaştırılmıştı. Ama sonradan, 1894’te Coubertin’in çağdaş Olimpiyat Oyunları önerisinin benimsenmesinin 30. yıldönümü dolayısıyla Paris ev sahibi kent olarak belirlendi. Böylece Paris, çeyrek yüzyıl önce gözden düşen imajını düzeltme fırsatını buldu. 1924 Paris Oyunları’nın tartışılmaz yıldızı, mesafe koşularında 5 altın madalya alan Finli Paavo Nurmi’ydi. Yıllar sonra beyaz perdedeki “Tarzan” rolüyle herkesin tanıyacağı ABD’li Johnny Weissmuller de yüzmede 3 altın madalya ve su topu takımına katkısı dolayısıyla da 1 bronz madalya kazandı. I. Dünya Savaşı’nın mağlupları bu kez Olimpiyatlar’a davet edildiyse de Fransa’yla arasındaki soğukluk nedeniyle Almanya Paris’e kafile göndermedi.

1928 AMSTERDAM, HOLLANDA

Coubertin’in 1925’te sağlık nedenleriyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin başkanlığından ayrılmasından sonra bayanların yarıştığı Olimpik sporlar dallarının sayısı arttı. 1928 Amsterdam Oyunları’yla bayanlar ilk kez atletizm dalında da yarışmaya başladı. Amsterdam Oyunları’nın açılış töreninde göğe güvercinler uçuruldu, Oyunlar süresince stadyumda bir meşale yandı. Engelliler dahil, 400 metre düz koşu dışında ABD’li atletler hiçbir pist yarışını kazanamadılar. Finli atletler ise 1.500 metrenin üzerindeki mesafe koşularının tümünde ilk üç sırayı alarak bütün madalyaları aldılar. İlk kez bir Kuzey Afrikalı, Cezayir doğumlu Fransız atlet El Ouofi maraton yarışında ve bir Asyalı, Japon atlet Mikio Oda üç adım atlamada şampiyon oldular. Türk sporcuları Olimpiyat Oyunları tarihindeki ilk başarılarını Amsterdam’da elde ettiler. Greko-Romen dalında yarışan güreşçi Tayyar Yalaz 67,5 kiloda dördüncü oldu. Halterde ise 64 kiloda Cemal Erçman toplam 262,5 kilo kaldırarak adını Olimpiyat Oyunları şeref kütüğüne yazdıran ilk Türk halterci oldu.

1932 LOS ANGELES, ABD

ABD, 1920’den beri özlediği organizasyon başarısına 1932’de ulaştı ve gene Los Angeles’ta bu kez kusursuz bir Olimpiyat düzenledi. Bu Oyunlar’da ilk kez erkek sporcular için bir Olimpiyat Köyü ile 105.000 kişilik bir stadyum yapıldı. Ne var ki bu kez de dünyadaki ekonomik bunalım ve Los Angeles’in uzaklığı nedeniyle katılım az oldu. Pek çok branşta yeni rekorlar kırılırken, Japonlar özellikle yüzmede büyük başarı gösterdiler.

1936 BERLİN, ALMANYA

1936 Olimpiyatları için Berlin 1931’de ev sahibi kent olarak belirlendiğinde, 2 yıl sonra Naziler’in iktidara gelerek ülkedeki Yahudi azınlığı baskı altına alacağını kimse tahmin edememişti. Hitler, çok başarılı bir organizasyonla 1936 Oyunları’nı Nazizmin propagandası için kullandı, Alman sporcular yarışmalarda büyük başarılar elde ettiler.

Ama ABD atletizm takımından, başta 100 metre, 200 metre, uzun atlama ve 4×100 bayrak yarışlarında 4 altın madalya alan Jesse Owens olmak üzere 10 Siyah atlet 7 altın, 3 gümüş ve 3 bronz madalya alarak Hitler’in “üstün ırk” teorisini çürüttüler.

İlk kez 1936’da, Olimpia’da yakılan Olimpiyat Meşalesi yedi ülkeyi kat ederek ve toplam 3.000 sporcu tarafından taşınarak Berlin’deki stadyuma getirildi.

Olimpiyatlar tarihinde bir Türk sporcu ilk kez 1936′da Berlin’de altın madalya kazandı: Greko-Romen güreş dalında Yaşar Erkan 61 kiloda birinci oldu. “Mersinli” lakabıyla tanınan Ahmet Kireççi de 79 kilo serbest güreşte Olimpiyat 3.’lüğünü elde etti.

Berlin Olimpiyatları’nın Kiel’de yapılan yelken yarışlarında ise Harun Ülman ile Behzad Baydar, “Marmara” adlı tekneleriyle katıldıkları “Star Board” sınıfında Kuzey Denizi sularında verdikleri zorlu bir mücadele sonunda 8. oldular.

1940 – 1944 II. Dünya Savaşı

1940 Olimpiyatları’nın ev sahibi kenti olarak 1936’da Tokyo seçilmişti. O dönemde başlayan Çin-Japon savaşı nedeniyle ev sahibi kent Helsinki olarak değiştirildi. Ama 1939’da patlak veren II. Dünya Savaşı ne 1940’ta ne de 1944’te Olimpiyat Oyunları’nın düzenlenmesine izin verdi.

1937’de ölen Coubertin’in kalbi, vasiyeti üzerine Olimpia’da gömüldü.

1948 LONDRA, İNGİLTERE

Savaşın olanaksız kıldığı 1944 Olimpiyatları için ev sahibi seçilmiş olan Londra bu görevi 1948 Olimpiyatları için yerine getirdi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, savaş ertesindeki bu ilk Olimpiyat Oyunları’na savaşın mağlupları olan Almanya ve Japonya’yı gene çağırmadı. 1948 Olimpiyatları’nda, iki çocuk annesi olan 30 yaşındaki Hollandalı Fann Blankers Koen 4 altın madalya kazandı.

Çek Emil Zapotek, mesafe koşularında altı yıl boyunca sürecek üstünlüğünü ilk kez bu Oyunlar’da ortaya koydu, 5.000 ve 10.000 metrelerde 1 gümüş ve 1 altın madalya kazandı.

1948 Olimpiyatları’na Türkiye’den katılan sporcular büyük başarı kazandılar. Serbest ve Greko-Romen güreş dallarında aldıkları 6 altın, 4 gümüş ve 1 bronz madalyanın yanı sıra atletizmde de 1 bronz madalya kazandılar.

Olimpiyat Oyunları tarihinde atletizmde madalya kazanan bu ilk ve tek Türk sporcusu, üç adım atlamada "15 m 2,5 cm"lik derecesiyle 3. gelen Ruhi Sarıalp’tı.

1952 HELSİNKİ, FİNLANDİYA

1952’de Helsinki’de düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nda Rus sporcular 40 yıldır ilk kez yarıştılar ve büyük başarı gösterdiler.

Çek Emil Zatopek 5.000 ve 10.000 metreler ile maratonda olmak üzere 3 altın madalya kazanırken, eşi de cirit atmada 1. oldu. Türk güreşçiler Helsinki’den 2 altın ve 1 bronz madalyayla döndüler.

1956 MELBOURNE, AVUSTRALYA

1956 Melbourne Olimpiyat Oyunları, Sovyetler Birliği’nin Macaristan’ı işgali ile İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a karşı giriştiği saldırının gölgesi altında kaldı. Bu gelişmeleri protesto etmek amacıyla bazı ülkeler Oyunlar’a katılmadı. Sovyet ve Macar su topçuları arasında maç sırasında çıkan kavgada Rus su topu oyuncularından birinin Macar rakibine kafa atmasıyla havuz kana bulandı. Sovyet takımı maçı yarıda bırakarak havuzdan çıkınca Macarlar’ın ve Yugoslavlar’ın ardından üçüncü oldular. 1956 Olimpiyatları’nda Avustralyalı yüzücüler ABD’li rakiplerinin alışılmış üstünlüğüne son verdiler. Melbourne’da mindere çıkan yeni kuşak Türk güreşçiler 3 altın, 2 gümüş ve 2 bronz madalyayla yurda döndüler.

1960 ROMA, İTALYA

Roma imparatorunun 16 yüzyıl önce Hıristiyanlığa aykırı olduğu düşüncesiyle bir daha yapılmamak üzere son verdiği Olimpiyat Oyunları bu kez Roma’da papanın takdisiyle açıldı. 1960 Roma Olimpiyatları’nda madalya dağılımında birkaç büyük ülkenin öteden beri gelen tekeli son buldu, çok sayıda başka ülkenin sporcuları da madalya kazanmayı başardılar. İlk kez bir Afrikalı, Etiyopyalı Abebe Bikila kendi ülkesini temsil ederek, çıplak ayakla koştuğu maraton yarışını birincilikle bitirdi. ABD’li Müslüman Siyah sporcu Cassius Clay (Muhammed Ali) bu Olimpiyatlar’da boksta yarı ağır sıklet şampiyonu oldu. Türk güreşçiler de Roma’da 7 altın ve 2 gümüş madalya kazanarak büyük bir başarı elde ettiler.

1964 TOKYO, JAPONYA

Asya kıtasında düzenlenen ilk Olimpiyatlar olan 1964 Tokyo Oyunları çok başarılı bir organizasyon örneğiydi. Pek çok branşta Olimpiyat ve dünya rekorları kırıldı. Etiyopyalı Bikila bu kez ayakkabıyla koştuğu maraton yarışını gene birincilikle bitirdi. Yeni Zelandalı Peter Snell 800 ve 1.500 metre hız koşularında iki altın madalya kazandı. Türk sporcular da Tokyo’da güreşte 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya aldılar. Greko-Romen’de Kazım Ayvaz ve serbestte İsmail Ogan altın madalya, serbestte Hüseyin Akbaş, Hasan Güngör ve Ahmet Ayık gümüş madalya ve gene serbestte Hamit Kaplan bronz madalya kazandılar.

1968 MEXİCO CİTY, MEKSİKA

1968 Olimpiyatları’na ev sahipliği eden Mexico City deniz düzeyinden 2.240 m yükseklikte olduğu için özellikle mesafe koşularında atletler oksijen azlığı nedeniyle güçlük çektiler, ama hız koşuları ile atlamalarda dünya rekorları kırıldı. Amerikalı Siyah atlet Lee Evans’ın kırdığı 400 metre rekoru (43 dk 8 sn) ancak 20 yıl sonra yenilenebilecekti. Bob Beamon’un uzun atlamadaki 8.90 m’lik rekoru ise ancak 1991’de kırılabilecekti. 1968 Olimpiyatları’nda Türk güreşçiler iki birincilik elde ederek, bu daldaki son altın madalyalarını kazandılar. Maraton yarışmasında, "2 sa 25 dk 18 sn"lik derecesiyle 76 atlet arasında dördüncü olan Türk atleti İsmail Akçay da Olimpiyat Oyunları şeref kütüğüne adını yazdırmayı başardı. Yürüttüğü ırk ayrımı (apartheid) politikası nedeniyle Güney Afrika Cumhuriyeti 1968 Oyunları’na davet edilmedi.

1972 MÜNİH, ALMANYA

1972 Olimpiyatları’na Münih’te ev sahipliği eden Almanya 1936’nın “Nazi Olimpiyatları”nın kötü anılarını silmek için büyük çaba harcadı ve bunda da başarılı oldu.

Ama Filistinli teröristlerin Olimpiyat Köyü’nü basarak 11 İsrailli sporcu ve idareciyi öldürmeleri Oyunlar’ı kana buladı.

Münih Oyunları’nda ABD’li yüzücü Mark Spitz’in 7 altın madalya kazanmayı başardı.

1976 MONTREAL, KANADA

1976 Montreal Oyunları, Afrika ülkelerinin boykotunun gölgesi altında kaldı. Ayrıca planlama hataları nedeniyle organizasyonda aksamalar oldu ve 1976 Olimpiyatları Montreal kenti için 1.000.000.000$ dolayında zararla kapandı. Başlangıçta 300.000.000$ olarak hesaplanan maliyet sonunda 1.400.000.000$’a dayandı. Bunun nedenleri olarak maliyet artışları ve işçi sendikalarının grev tehdidi olarak gösterilmekle birlikte asıl sorun harcamalardaki plansızlıktı. Montreal’de Kübalı atlet Alberto Juantorena 400 ve 800 metrelerde altın madalya kazandı. Finli atlet Lasse Viren 5.000 ve 10.000 metrelerde Münih’de kazandığı birincilikleri yeniledi. Halterde süper ağır sıkletin yenilmez şampiyonu Vassily Alekseyev, Montreal’de de 1 altın madalya kazandı.

1980 MOSKOVA, SSCB

Sovyetler Birliği’nin bir yıl önce Afganistan’ı işgal etmesini gerekçe gösteren, ABD ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu çok sayıda Batı ülkesi 1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot etti.

Bu Oyunlar’da pek çok spor dalında yeni şampiyonlar çıktıysa da hakemlerin siyasal nedenlerle taraf tutukları yönündeki iddialar Olimpiyatlar’a gölge düşürdü.

1984 LOS ANGELES, ABD

1984 Los Angeles Oyunları’nı bu kez Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri (Romanya hariç) güvenlik önlemlerinin yetersizliğini gerekçe göstererek boykot ettiler. Amerikalı Siyah atlet Carl Lewis 100 ve 200 metreler ile uzun atlama ve 4×100 bayrak yarışlarında dört altın madalya kazandı. Los Angeles’te iki Türk boksörü Olimpiyat Şeref Kürsüsü’ne çıkmayı başardı: 51 kiloda Eyüp Can, 58 kiloda Turgut Aykaç bronz madalya kazandılar.

1988 SEUL, GÜNEY KORE

Büyük devletlerin başını çektiği art arda iki büyük boykot olayından sonra Olimpiyatlar’a talip olan kentlerin sayısı azalınca Seul 1988 Olimpiyatları’nın ev sahipliğini kolayca kazandı. Olimpiyat Oyunları’na katılan ülke sayısı Seul’da rekor düzeye ulaştı. Ama Oyunlar öncesinde Güney Kore yaygın kitle gösterilerine sahne oldu. Organizasyondaki bazı hatalar ile seyirci ve hakemlerin aşırı biçimde taraf tutmaları da protestolara yol açtı. Seul’de, Erkekler 100 metrede 9,79’luk inanılmaz bir dünya rekoru kıran Kanadalı Ben Johnson ile bazı Doğu Bloku ülkelerine adına yarışan güreşçi ve haltercilerin dopingli çıkmaları büyük yankı uyandırdı. Halterci Naim Süleymanoğlu Olimpiyatlar’da Türkiye adına ilk altın madalyasını 1988 Seul Oyunları’nda aldı. Taekwondo dalında bayanlar 55 kiloda Züleyha Tan ile erkekler 58 kiloda Cengiz Yağız gümüş madalya kazandılar.

1992 BARCELONA, İSPANYA

1992 Barcelona Oyunları’nda katılımcı ülke sayısı 197’ye, sporcu sayısı ise 9.367 gibi rekor bir düzeye ulaştı. Olimpiyatlar’a Amerikan basketbol ligi NBA’i temsilen katılan ve “The Dream Team” olarak adlandırılan Amerikalı basketçilerin de katılımı, 1992’ye bambaşka bir renk, canlılık ve coşku getirdi. “The Dream Team” bu spor dalında ABD’nin üstünlüğünü ortaya koydu. Ama bu Olimpiyatlar’da küçük ülkelerden gelen sporcular da büyük ülkelerden gelenlerin yanında başarılarını kanıtladılar. 1992 Oyunları’nda ev sahibi İspanyollar, ondan önceki bütün Olimpiyatlar’da kazandıkları kadar sayıda madalyayı elde ettiler ve en başarılı ülke oldular. Türkiye’den taekwondo dalında bayanlar 55 kiloda Ayşegül Ergin ile erkekler 64 kiloda Kenan Şimşek gümüş madalya kazandılar. Hülya Şenyurt judoda Olimpiyat üçüncülüğünü elde etti. Naim Süleymanoğlu 1988’den sonra 2. altın madalyasını Barcelona’da kazandı.

1996 ATLANTA, ABD

Çok sıcak ve çok nemli bir havaya, ulaşımdaki aksamalara ve haberleşmedeki büyük tıkanıklığa karşın 1996 Atlanta Oyunları katılan ülke ve sporcu sayısı bakımından önceki rekor düzeyleri de geride bıraktı. Atlanta’da hemen her spor dalında yeni rekorlar kırıldı. 200 ve 400 metrelerde erkeklerde ABD’li Michael Johnson, bayanlarda ise Fransız Perc de ikişer birincilik aldılar. Carl Lewis, uzun atlamada art arda 4 Olimpiyat’ta altın madalya kazanan ilk atlet oldu. Bir yıl öncesine değin hemen hiç tanınmayan İrlandalı bayan yüzücü Michel Smith 3 altın madalya kazanınca doping spekülasyonları ortaya atıldı. Futbolda Nijerya, çetin rakipleri Arjantin ve Brezilya’yı aşarak altın madalyaya erişti. Türk okçuları Olimpiyat Oyunları’nda ilk başarılarını Atlanta’da elde ettiler. Bayan okçu Natalya Nasaridze seçmelerde Olimpiyat rekoru kırdı; Türkiye adına yarışan bayan okçular 2, 4.’lükle yurda döndüler. Halterci Naim Süleymanoğlu, Atlanta’da aldığı altın madalyayla, Olimpiyat Oyunları tarihinde 3 kez şampiyonluk elde eden ilk halterci oldu. Atlanta Olimpiyatları’nda halterci Halil Mutlu da altın madalya kazanmayı başardı. Atlanta’da ayrıca ilk kez bir Türk boksörü Olimpiyat finaline çıktı: 75 kiloda Malik Beyleroğlu gümüş madalya kazandı.

2000 SYDNEY, AVUSTRALYA

Uluslararası Olimpiyat komitesi Başkanı Juan Antonio Samaranch’ın “bütün zamanların en iyisi” olarak nitelendirdiği Sydney 2000 Olimpiyat Oyunları’nda toplam 928 madalya 80 ülkenin sporcularına dağıldı.

39’u altın olmak üzere toplam 97 madalya alarak Olimpiyatlar’ı birinci sırada tamamlayan ABD’yi 88 madalyayla Rusya ve 59 madalyayla Çin izledi.Türkiye ise 2000 Olimpiyatları’nı üç altın ve bir bronz madalyayla 26. sırada tamamladı. Altın madalyaları Greko-Romen güreşte Hamza Yerlikaya, judoda 68 kiloda yarışan Hüseyin Özkan ve halterde koparma, silkme ve toplamda üç dünya rekoru kıran Halil Mutlu kazandı.

Taekwondoda Hamide Bıkçın Tosun 58 kiloda ve serbest güreşte Adem Bereket 76 kiloda Türkiye’ye bronz madalya kazandırdılar.

MODERN OLİMPİYATLAR VE TÜRKİYE

Modern olimpiyatlardaki Türk sporcularla ilgili birkaç ilginç konuya değinmek istiyorum.Bir de aşağıda olimpiyatlarda dereceye girmiş sporcularımızın isimlerini bulacaksınız. Olimpiyatta bildiğiniz gibi birinci altın, ikinci gümüş ve üçüncü bronz madalya kazanır. 4.’den, 8.’ye kadar olan sporcuların isimleri de “Olimpiyat Oyunları Şeref Kütüğü”nde yer alır.

1896 Atina Olimpiyatları’na 20 yaşındaki Deliormanlı Koç Mehmet Pehlivan kendi olanakları ile gider. Amacı hem tanınma, hem de “dünyalık” kazanma şansını yakalamaktır. Koç Mehmet 1.65 boyunda ve 80 kilodur. Atina’ ya varınca, UOK’ yı bulur. “Güreşmeye geldim” der. Ama Osmanlı Devleti henüz Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ ne üye olmadığı ve de Koç Mehmet’ in resmi bir sıfatı olmadığı için geri çevrilir.

1906 yılında Modern Olimpiyatları’ n 10. Yaşı nedeniyle Atina’ da bir “Ara Olimpiyat” düzenlenir. Buna Türkiye’ den de 30 sporcu katılır.Bu sporcular 18 Rum, 10 İngiliz,1 Ermeni ve de 1 Musevi sporculardır. Ve Tatavla Heraklis Jimnastik Kulübü’nden (Bugünkü Kurtuluş Kulübü) Yorgo Alibrantis 10 metrelik ipe tırmanma yarışında 114 saniyelik derecesi ile Dünya Rekoru kırar.

İlk kez 1912 yılında Stockholm’ deki 5. Olimpiyat Oyunları’ na 27 ülke arasında Türk Bayrağı’ da katılır.

1916 Berlin Olimpiyatları, I. Dünya Savaşı yüzünde yapılamaz.

1920 Anvers Olimpiyatları’ na ise çok acıdır ki “Dünya Savaşı’ nı çıkaran ülkelerden biri olarak” Türkiye kabul edilmez.

1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda güreşte Tayyar Yalaz 4.; Sami Arıkan 6. Nuri Boytorun ve de Mehmet Çoban 7. olurken halterde Cemal Erçman 8. olur.

1932’ deki Los Angeles Olimpiyatları’ na Türkiye sporcularını maddi olanaksızlık nedeniyle gönderemez.

1936 Berlin Olimpiyatları’ nda ise ilk kez bayrağımız şeref kürsüsüne çekilir. İlk kez İstiklal Marşımız çalınır ve ilk altın madalyamızı alırız. Ayrıca, ilk bayan sporcularımız da bu oyunlara katılır. Serbest güreşte ilk şeref kürsüsüne 78 kiloda Mersinli Ahmet Kireççi çıkar ve ilk altın madalyamızı ise 61 kiloda Yaşar Erkan alır.Mehmet çoban ve Nuri Boytorun güreşte 5. oldu. Ahmet Çayıryıldız güreşte 6. ve Cevat Kula binicilikte 6. olurken,Hüseyin Erçetin güreşşte 7.; Talat Tunçalp bisiklette, Mustafa Çakmak güreşte , Harun Ülman ile Behzat baydar yelkende 8. oldu.

1948 Londra Olimpiyatları’ nda güreş dışındaki bir sporda, ilk madalyamızı üç adım atlamada Ruhi Sarıalp bronz olarak kazanır. Güreşte Muharrem Candaş ve Sadık Esen 4. olurken Ahmet Şenol 5. ; Mustafa Çakmak 8. oldu. Ayrıca futbolda Cihat Arman, Naci Özkaya, Murat Akyüz,Selahattin Torkal, Bülent Eken, Hüseyin Saygun, Fikret Kırcan, Erol Keskin, Gündüz Kılıç, Lefter Küçükandoniadis ve Şükrü Gülesin’li ekibimiz 5. oldu.

1952 Helsinki Olimpiyatları’nda Bayram şit güreşte serbest siklette altın, Adil Atan serbest güreşte 87 kiloda bronz madalya kazandılar. Yine güreşte İrfan Atan 4. olurken Cemil Sarıbacak, Haydar Zafer, Ahmet Şenol, Ali Özdemir, İsmet Atlı 5. ve de Hasan Bozbey altıncı oldu. Ayrıca, Erdoğan Akın, Rıdvan Bolatlı, Mustafa Ertan, Basri Dirimli, Ercüment Güder, Necdet Şentürk, Vasıf Çetinel, Tekin Bilge, Yalçın Çaka, Muzaffer Tokaç ve Yalçın Güldağ’dan kurulu futbol takımımız da beşinci oldu.

1956 Melbourne Olimpiyatı’nda serbest güreşte 73 kiloda Mithat Bayrak, 57 kiloda Mustafa Dağıstanlı, ağırda Hamit Kaplan altın madalya, greko romen 67 kiloda Rıza Doğan ve serbest 73 kiloda İbrahim Zengin gümüş madalya kazandılar. Greko Romen’de 52 kiloda Ali Eğribaş ve serbestte 52 kiloda Hüseyin Aktaş bronz madalya kazandılar. İsmet Atlı, Müzahir Sille, Hamit Kaplan, Bayram Şit güreşte dördüncü ve Adil Atan da sekizinci oldu.

1960 Roma Olimpiyatı’nda Greko Romen güreşte 62’de Müzahir Sille, 73’de Mithat Bayrak, 87’de Tevfik Kış, serbest güreşte 52’de Ahmet Bilek, 62’de Mustafa Dağıstanlı, 79’da Hasan Güngör ve 87’de İsmet Atlı altın madalya kazandı.Serbestte 75 kiloda İsmail Ogan ve ağırda Hamit Kaplan gümüş madalya sahibi oldular. Yine güreşte Kazım Ayvaz 4.;Yaşar Yılmaz ve Adil Güngör 5. olurken Hayrullah Şahin 6. oldu.

1964 Tokyo Olimpiyatı’nda Greko Romen’de 70 kiloda Kazım Ayvaz ve Serbestte 78 kiloda İsmail Ogan altın madalya, 57 kiloda Hüseyin Akbaş, 87 kiloda Hasan Güngör, ve ağırda Ahmet Ayık gümüş madalya kazandılar. Serbestte Hamit Kaplan ise bronz madalya kazandı.Yine güreşte Mahmut Atalay ve Cemal Yanılmaz dördüncü olurken;Ünver Beşergil, Yavuz Selekman, Burhan Bozkurt sekizinci oldular.

1968 Meksiko Olimpiyatı’nda serbest güreşte 78 kiloda Mahmut Atalay ve 97 kiloda Ahmet Ayık altın madalya kazandılar. Ali Şahin güreşte dördüncü, Eraslan Doruk ve Nazif Kuran boksta beşinci, Seyit Hışırlı güreşte altıncı, Ali Yağmur ve Mehmet Güçlü yedinci oldular.

1972 Münih Olimpiyatı’nda serbest güreş 62 kiloda Vehbi Akdağ gümüş madalya kazandı. Bu o olimpiyattaki tek derecemizdi.

1976 Montreal Olimpiyatı’nda Mehmet Uzun serbest güreşte dördüncü olurken; yine güreşte Kuddusi Özdemir, Salih Bora ve Erol Mutlu yedinci oldular.

1980 Moskova Olimpiyatları’ nı boykot edip , katılmayız.

1984’ e kadar, Sarılap’in kazandığı bu bronz (güreş dışındaki tek madalya) yalnızdı. 1984’ de Los Angeles’te boks ringlerinde Eyup Can 51 kiloda ve Turgut Aykaç 58 kiloda ve serbest güreşte ağır siklette Ahmet Taşkın bronz madalya kazanırlar. Hayri Sezgin güreşte dördüncü, Adnan Seyhanlı güreşte, Fahri Sümer boksta beşinci, Fevzi Şeker ve İsmail Temiz güreşte altıncı, Erol Kemah, Serhat Karadağ ve Selman Kaygısız güreşte yedinci oldular. İbrahim Akgün ile Sümer koçak güreş ve de Levent Erdoğan halterde sekizinci oldu.

1988’ de Seul Olimpiyatlarında, Naim Süleymanoğlu mucizesi ile altın madalya özlemimiz giderilmeye başlanır. Necmi Gençalp serbest güreşte 82 kiloda gümüş madalya kazanır. Ayrıca, yine güreşte Ahmet Ak dördüncü olurken, Aslan Seyhanlı beşinci ve İlyas Şükrüoğlu altıncı olur.

1992 Barselona Olimpiyatları’ nda ise 47 kiloda Arzu Tan ve 55 kiloda Ayşegül Ergin, Taekwondo da bronz madalya kazanarak ‘ilk olimpiyat madalyalı bayan sporcularımız’ olur. Ayrıca Naim Süleymanoğlu halterde ve Mehmet Akif Pirim de Greko Romen 62 kiloda altın madalyaya ulaşırlar. Güreşte Remzi Musaoğlu ile Mehmet Demir dördüncü, Ahmet Orel ile Fatih Öztaş beşinci olurken halterde Halil Mutlu ve güreşte Sebahattin Öztürk altıncı oldular. Erdinç Aslan ise halterde yedinci oldu.

1996’ da ise 64 kiloda Naim Süleymanoğlu ve 54 kiloda Halil Mutlu’ nun halter de getirdiği altın madalyalara, serbestte 82 kiloda Hamza Yerlikaya ve 130 kiloda Mahmut Demir’ in güreşteki altın madalyaları eklenir.

Türk Spor Tarihi boyunca en çok altın madalyayı kazanan sporcumuz, üç Olimpiyat’ ta 3 altın madalya ile Naim Süleymanoğlu olur.

Olimpiyat Rekoru kıran sporcu sayımız ise üçtür. 1988’ de Seul’ de Naim’ in üç Olimpiyat rekoru var.

1996’ da Halil Mutlu yine halter de üç olimpiyat rekoru daha kırıyordu.

Boksta 74 kiloda Malik Beyleroğlu gümüş madalya kazanırken, Greko Romen güreşte Mehmet Akif Pirim bronz madalya kazanıyordu. Ayrıca aynı Olimpiyatta okçulukta eleme yarışmalarında bayan sporcumuz Natalie Nazadrize Çakır da olimpiyat rekor kırıyordu. Ama finale şanssızlık sonucu kalamıyordu.Elif Altınkaynak ve Elif Ekşi ile birlikte bayan okçuluk takımımız olarak dördüncü oluyorlardı. Ayrıca, güreşte Harun Doğan ve Sebahattin Öztürk, halterde Sunay Bulut, okçulukta Elif Altınkaynak dördüncü olurken; güreşte Hakkı Başar beşinci, judoda İlknur Kobaş ve güreşte Metin Topraktaş altıncı oldular.Halterde Mücahit Yağcı ve Dursun Sevinç ile judoda Irakli Uznadze yedinci oldular.

2000 Sydney Olimpiyatları’nda ise greko romen güreşte 85 kiloda Hamza Yerlikaya,halterde 56 kiloda Halil Mutlu, judoda 66 kiloda Hüseyin Özkan altın madalya kazandılar. Serbest güreşte 76 kiloda Adem Bereket ve taekwan-do da 57 kiloda Hamide Tosun bronz madalya kazandılar. Türkiye bu olimpiyatlarda toplamda 5 madalya ile madalya sıralamasında 26. oldu.

TARİHTE OLİMPİYATLARA KATILMIŞ TÜRKLER

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin kurucu başkanı Baron Pierre de Coubertin’in özel çağrılısı olarak 1908 Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden Aleko Mulos Londra’da jimnastik dalında yarıştı. Türk sporcuları bugüne değin katıldıkları Olimpiyatlar’da toplam 33 altın, 16 gümüş, 14 bronz olmak üzere toplam 63 madalya kazandılar. Bu madalya sayılarıyla Türkiye genel sıralamada 34., altın madalya sıralamasında ise 26. konumda bulunuyor.

Olimpiyat Şampiyonu Türk Sporcular

1 Yaşar ERKAN GÜREŞ 1936 BERLİN

2 Nasuh AKAR GÜREŞ 1948 LONDRA

3 Gazenfer BİLGE GÜREŞ 1948 LONDRA

4 Celal ATİK GÜREŞ 1948 LONDRA

5 Yaşar DOĞU GÜREŞ 1948 LONDRA

6 Mehmet OKTAV GÜREŞ 1948 LONDRA

7 Ahmet KİREÇCİ GÜREŞ 1948 LONDRA

8 Hasan GEMİCİ GÜREŞ 1952 HELSİNKİ

9 Bayram ŞİT GÜREŞ 1952 HELSİNKİ

10 Mustafa DAĞISTANLI GÜREŞ 1956, 1960 MELBOURN, ROMA

11 Hamit KAPLAN GÜREŞ 1956 MELBOURUN

12 Mithat BAYRAK GÜREŞ 1956, 1960 MELBOURN, ROMA

13 Ahmet BİLEK GÜREŞ 1960 ROMA

14 Hasan GÜNGÖR GÜREŞ 1960 ROMA

15 İsmet ATLI GÜREŞ 1960 ROMA

16 Muzahir SİLLE GÜREŞ 1960 ROMA

17 Tevfik KIŞ GÜREŞ 1960 ROMA

18 İsmail OGAN GÜREŞ 1964 TOKYO

19 Kazım AYVAZ GÜREŞ 1964 TOKYO

20 Mahmut ATALAY GÜREŞ 1968 MEKSİKO

21 Ahmet AYIK GÜREŞ 1968 MEKSİKO

22 Naim SÜLEYMANOĞLU HALTER 1988, 1992, 1996 SEUL, BARSELONA, ATLANTA

23 Mehmet Akif PRİM GÜREŞ 1992 BARSELONA

24 Hamza YERLİKAYA GÜREŞ 1996, 2000 ATLANTA, SYDNEY

25 Mahmut DEMİR GÜREŞ 1996 ATLANTA

26 Halil MUTLU HALTER 1996, 2000 ATLANTA, SYDNEY

27 Hüseyin ÖZKAN JUDO 2000 SYDNEY

OLİMPİYAT BAYRAĞI

Olimpiyat bayrağı beyaz zemin üzerine iç içe geçmiş beş ayrı renkteki beş halkadan ibarettir. Dünyanın beş kıtasını temsilen insanları dostluk ve sevgi bağları ile birbirine bağlamayı simgeleyen bayrağın üç halkası üstte, ikisi alttadır. Üstteki üç halka soldan sağa doğru mavi, siyah ve kırmızıdır. Alttaki halkalar ise soldan sağa sarı ve yeşildir.Bu renkler önceleri kıtalara göre belirlenmiş ardından Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu renklerin üye ülkelerin bayraklarının renkleri olduğunu açıklamıştır. Olimpiyat Bayrağı 1920 Anvers Olimpiyatları’ndan beri dalgalanmaktadır. Bu bayrak 6-12 Mayıs 1913 tarihleri arasında yapılan toplantıda Baron Pierre de Coubertin’in teklifi ile genel kurula sunulmuş ve ittifakla kabul edilmiştir.

OLİMPİYAT YEMİNİ

Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde katılan tüm sporcular bir olimpiyat yemini ederler. Bu yemini organizasyonu yapan ülkenin ünlü bir sporcusu tüm sporcular adına söyler. Bu yemin şöyledir:

“Olimpiyat Oyunları’nda ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.”

Yemin ilk olarak olimpiyat bayrağı gibi 1920 Anvers Oyunları’nda yer aldı. Ve yemini Belçika’nın ünlü eskrimcisi Victor Boin okudu.

OLİMPİYAT MEŞALESİ

Olimpiyat Meşalesi Yunanistan’ın Olimpos Dağı’nda güneş ışığından dev mercekler vasıtasıyla tutuşturulur. Meşale oyunların yapılacağı ülkeye kadar, elden ele geçtiği ülkelerin atletleri tarafından taşınmakta ve olimpiyatın yapılacağı stadyumdaki dev meşale bu meşale ile tutuşturulmaktadır. Açılış töreninde yakılan meşale, kapanış törenine kadar sönmez. Olimpiyat meşalesi 1936 Berlin Olimpiyatı’nda modern olimpiyat tarihine girmiştir.

OLİMPİYAT MADALYASI

Olimpiyat Oyunları’nda bilindiği gibi birinciliği kazanan sporculara altın, ikinciliği kazanan sporculara gümüş ve üçüncülüğü kazanan sporculara bronz madalya verilmektedir. Altın ve gümüş olan madalyalar kaplamadır. 60 milimetre çapında ve üç milimetre kalınlığındaki bu madalyaların bir yüzünde 1928 yılından beri İtalyan sanatçı Gossoioli tarafından çizilen, elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nike’nin güzel bir kabartması yer alır. Arka yüzünde ise olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunur.

2008 Olimpiyat Oyunları Pekin’de

2008’in evsahibini belirleyecek oylamanın ilk turunda Pekin 44 oyla birinciliği kazanırken, İstanbul 17 oy alarak, Toronto’nun ardından üçüncü oldu.

Moskova’da yapılan oylamanın ilk turunda 5 aday kentten Osaka elenirken, Pekin ikinci turda delegelerden en yüksek oyu alarak Olimpiyat oyunları’nın evsahipliğini yapma hakkını kazandı. İlk turda 44 oyla birinciliği kazanan Pekin, ikinci turda 65 oy alarak rakiplerini geride bıraktı. İstanbul ilk turda 17 oy alarak, Toronto’nun ardından üçüncü oldu. Pekin’le çekişeceği tahmin edilen Paris ise ilk turda İstanbul’un ardında kaldı

Türkiye Özel Olimpiyatlar Kampanyası

ABD Başkanlarından John F. Kennedy’nin kızkardeşi Eunice Kennedy Shriver tarafından 1960′lı yıllarda zihinsel engelli çocuk ve yetişkinlerin değişik spor ve fiziksel aktivitelerde yeteneklerini gösterebilmeleri için başlatılan faaliyetler, 1968 yılında resmileşerek Special Olympics/Özel Olimpiyatlar adını aldı.

Bugün 150 ülkede 1,5 milyon zihinsel engelli sporcu, 250.000 antrenör, 1 milyonu aşkın izleyici, 3 milyondan fazla aile ferdi, 1 milyon gönüllü, 5 milyon bağışveren ile dünyanın en büyük amatör spor organizasyonu haline gelen Special Olympics/Özel Olimpiyatlar’ın Türkiye kampanyası Türk Spastik Çocuklar Vakfı ve Türk Spastik Çocuklar Derneği’nin yanısıra Sabancı ailesinin desteği ile başlatıldı.

Organizasyona 34 yıldır hizmet veren Eunice Kennedy Shriver, dünyaya model olması hedeflenen Türkiye’deki programın başlangıcı için İstanbul’a geldi. 2005 yılına kadar tüm dünyadaki zihinsel engelli sporcu sayısının iki katına çıkarılması hedefleniyor; bu plan çerçevesinde Türkiye’deki hedef rakam ise 25.000 zihinsel engelli sporcu.

…..BİLİNMEYENLER….

1 – 1932 Los Angeles Olimpiyat Oyunlarında Amerikalı bayan Atletler, 100 metre yarışında başarılı olamadılar. Bu mesafede yapılan yarışı Polonya’da doğmasına karşın çok küçükken Amerika’ya gelen ve burada yaşayan Stanislawa Walasiewicz kazandı. Amerika’da Stella Walsh olarak tanına bu atlet, Olimpiyatlar’da tam Amerika adına koşmasını sağlayacak işlemler tamamlanmak üzeydi ki son bir karar değişikliği ile Polonya adına koşacağını açıkladı. Olimpiyat seçmelerinde ve finalde dünya rekorunu egale eden Walsh, spor hayatı boyunca pek çok başarıya imza attı. Kanada’nın bu oyunlar için yayınladığı raporda "erkekler gibi uzun fulelerle" koşuyor şeklinde anlatılan bu sporcu, 1980 yılında, bir süpermarketi soyan hırsızlar tarafından öldürüldü. Yapılan otopsi sonucu, herkesin uzun yıllar bayan atlet olarak bildiği bu sporcunun kadın değil erkek olduğu ortaya çıktı.

2 – Eski Olimpiyatlar’da müsabakalar tamamiyle kişisel sporlardan oluşuyordu; bunun için o dönemde hiçbir takım oyununa rastlanmamıştır. Yine o dönemde olimpiyatlarda mücadele edecek olan sporcular mutlaka çıplak yarışırlardı. Sporcuların ciltlerinin güneşten etkilenmemesi için vücutlarına zeytinyağı sürülürdü.

3 – "Pentatlon" denen ve M.Ö. 708 yılında programa dahil edilen koşu, uzun atlama, disk atma, mızrak atma ve güreş gibi beş spor dalından oluşan kategori Yunanca’da "Penta" (beş) anlamına gelen kelimeden gelmektedir.

4 – 1912 yılındaki Olimpiyat Oyunları’nda enteresan olaylar yaşanıyordu. Yüzmeden güreşe kadar bir dizi hakem komedisi yaşanmıştı. Son olarak güreşte ilginç bir olay yaşandı. O tarihte uygulanan kurallara göre güreş müsabakalarında, taraflardan birinin galip gelebilmesi için rakibini mutlaka tuşlaması gerekiyordu. Bu nedenle birbirine üstünlük sağlayamayan güreşçiler, deyim yerindeyse kaçak güreşiyor, işi uzattıkça uzatıyorlardı. Yine böyle bir yarı finalde, tam dokuz saat güreşen sporcular birbirine üstünlük sağlayamamıştı. Bu durumdan sıkılan hakemler de müsabakayı durdurup her ikisine birer gümüş madalya vererek sonuca varmışlardı. Yine aynı yıl bir başka güreş müsabakasının yarı finali 11 saat 40 dakika sürmüş, yarı finalin galibi aşırı yorgunluk nedeniyle ertesi günkü finale çıkamamıştı. Buna rağmen kendisine gümüş madalya verildi.

5 – 1908′de ki Olimpiyatlar’da Maraton yarışında birinciliği kazanan İtalyan atleti Dorando Upietri birkaç kez düştüğü ve hakemlerin yardımıyla finiş çizgisine ulaştırıldığı yarışmada birinci olmuştu. Ancak bu olay sonrasında Pietri, diskalifiye edilince deyim yerindeyse yer yerinden oynadı. Kraliçe, Pietri’yi özel bir kupa ile mükafatlandırdı. Diskalifiye edilecek bir atletin neden yerden kaldırılıp koşmaya zorlandığı sorusunun cevabı tam 48 yıl sonra 1956 yılında hayata gözlerini yuman son hakemden geldi. Hakemin ölüm döşeğindeki sözlerine göre gerçek şuydu: Dorando Pietri, doping aldığından hakemler kendisini koşturmak zorunda kalmışlardı. Onun gibi öldürücü bir yarış çıkaran bir atleti halkın gözünde suçlu göstermek istememişlerdi.

6 – Yine 1908 Olimpiyat oyunlarında 110 metre engelli koşunun finalinde Amerikalı atlet F.C. Smitson, elinde incille yarışmak istemiş, yönetmeliklerde bunu engelleyici bir kural olmadığından incille koşmuştu.

7 – Johnny Weissmuller, 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’nın yıldızları arasında yerini alan sporculardan biri oldu. Weissmuller, 100 ve 400 metre serbestte stile ek olarak 4×200 metrede birinci olan takımda yer alarak 3 birincilik elde etti. Su topunda 3. olan Amerikan takımında da oynayan efsane yüzücü bu oyunlarda 3 altın 1 bronz madalya alarak "Havuzların Kralı" oldu.. Weissmüller, dört yıl sonra yapılan Amsterdam Oyunları’nda da 2 altın madalya alarak adını Olimpiyat tarihine altın harflerle yazdırdı. "Havuzların Kralı" daha sonraları, Hollyood’da 12 tane Tarzan filminde başrol oynayarak "Ormanlar Kralı" oldu.

8 – Olimpiyat bayrağı ilk kez 1920 Answers’de göndere çekildi. Birbirine geçmiş siyah, kırmızı, mavi, yeşil ve sarı halkalardan oluşan bayrak, Olimpiyatların kurucusu Coubertin tarafından çizildi. Bayraktaki halkaların her biri bir kıtayı temsil ederken, halkaların renkleri de tüm ülkelerin bayraklarındaki bir rengi temsil ediyor.

9 – Olimpiyat Oyunları’nda ilk kez elektrikli kronometre ve fotofiniş aletleri 1908′deki Londra Olimpiyat Oyunları’nda kullanıldı. Kullanılan aletler bugün ile kıyaslandığında çok ilkeldi belki, ama o günün şartları akla getrildiğinde çok ama çok büyük bir gelişme idi.

10 – M.Ö. 776 yılında tek bir yarışma olan 192 metrelik koşu ile başlayan olimpiyatlara zamanla koşu mesafelerinin değişmesi ile yeni koşular eklenmiştir. Daha önce bir günde gerçekleştirilen müsabakalar 5 güne kadar yayılmıştır. Programa dahil edilen bu yeni uzun mesafe koşuları bazı yazarlara göre Yunan şehirleri arasında haberleşmeyi sağlayan profesyonel koşucuların ağırlığı ile olmuştu. Bu habercilerin en tanınmışı hep anlatılan, Perslerle yapılan savaşta Atina’dan Isparta’ya kadar 200 km olan mesafeyi 2 günde koşarak askeri birliklerin savaşa katılmasını sağlayan Phidippdes’dir. Bugüne kadar adı gelen, Maraton galibiyetini Atina’ya bildiren ve haberi verdikten sonra ölen Phidippdes’in de kökeninde bu habercilerden olduğu iddia edilir.

11 – Bugünkü Modern Olimpiyat Oyunları’nın adeta sloganı haline gelen "Daha hızlı, Daha yüksek, Daha kuvvetli" sözcükleri Latince "Citius, Altius, Fortius" kelimelerinden gelmektedir.

12 – Modern Olimpiyatlar’ın kurucusu Baron de Coubertin’e göre; "Olimpiyatlar’daki en önemli unsur kazanmak değil, katılmaktır. Yaşamdaki en önemli unsur zafer değil, mücadeledir. Önemli olan birinci gelmek değil, sonuna kadar savaşabilmektir."

13 – Yine Eski Yunan’da yarışmalara katılmak isteyen her genç, Yunan vatandaşı da olsa, müsabakaların hakemlerine hırsızlık ya da cinayet gibi suçlardan sabıkalarının olmadığını ispatlamak zorundalardı. Olimpiyatlara katılacak sporcuların isimleri ile yarışacakları spor dallarını gösterir bir liste herkesin görebileceği bir yere asılır ve atletler, olimpiyat kurallarına uyacaklarına dair yemin ederlerdi.

14 – M.Ö. 776 yılında başlayan olimpiyatların, çıkışı ile ilgili olarak tarihçiler çeştli görüşler ileri sürmektedirler. Bazıları, olimpiyatların "Tanrılar Tanrısı Zeus" adına yapıldığını iddia ederken, diğer bir grup tarihçi de o devirde adı efsane olmuş bir kahraman olan Pelops’un hatırasına düzenlendiğini iddia etmektedirler. Bu görüşün çıkışı, efsanesi de şöyle: Bugünkü Peloponez Yarımadası’na adını veren Pelops, o zamanlar "Küçük Asya" diye anılan bugünkü Anadolu’dan gelen bir delikanlıdır. Efsaneye göre, Pelops, yöreyi yöneten hükümdarın kızı olan Hippodamia’ya aşık olur. Ama, hükümdar kızının evlenmesini kesinlikle istememektedir. Zira, hükümdarın hayatı, kendisine çok evvelden verilen bir bilgiye göre, kızının evlenmemesine bağlıdır. Kızı evlenince, kendisi de ölecektir. Bu nedenle, kızını almak isteyen herkesle atlı araba yarışına giren hükümdar, gayet iyi cins atları ve çok iyi bir arabası olduğundan, yarışmayı kazanmakta ve yarışı kaybeden de ölüme mahkum olmaktadır. Hükümdarla yarışmada yenik çıkacağını gayet iyi bilen Pelops, Hippodamia ile anlaşarak, araba bakıcısını rüşvetle elde eder, yarışı ve kızı kazanır. Ama, olayın ortaya çıkmasını önlemek için de arabacıyı öldürmek zorunda kalır. Arabacının, Pelops tarafından suda boğulurken onu lanetlemesi, sonunda tutar ve Pelops, kendi babası tarafından öldürülür. Yaşadığı sürece, yöreye yaptığı olumlu katkılardan dolayı, yöre halkı tarafından bir kahraman olarak tanınan Pelops adına ölümünden sonra çeşitli tören ve şölenlerin yapıldığını anlatan tarihçiler, M.Ö. VIII. Asırda zamanın hükümdarı olan Iphitus’un, Pelops adına ve sonra "Olimpiyatlar" diye anılan şölenleri başlattığını söylenir.

15 – Eski Yunan’da Olimpiyatlar sadece Yunanlı olanlara açıktı. Olimpiyatlara katılacak olanlar Yunanlı olduklarını ispatlamak zorundalardı. Ve yine o dönemde kadınlar seyirci olarak dahi oyunların gerçekleştirildiği sahaya alınmazlardı. Görevlilerin dikkatlerinden kaçarak sahaya giren kadın, yüksek bir tepeden aşağı atılarak ölümle cezalandırılırdı. Roma’nın Yunan topraklarını işgal etmesinden sonra, imparatorluk sınırları içindeki herkesin yarışmalara katılması sağlanmıştı.

16 – Yazarlar, olimpiyatların 28 asırlık tarihini başlıca üç bölüme ayırırlar. 1. M.Ö. 776 yılında başlayıp, M.S. 393 yılında Constantinople (İstanbul)’da bulunan Roma İmparatoru I. Theodasius tarafından sona erdirilen "Klasik ya da Eski Olimpiyatlar" olarak adlandırılan 1.169 yıllık dönem. 2. M.S. 393 yılından 1896 yılına değin geçen ve "Yarı Unutulmuşluk" devri diye adlandırılabilecek 1503 yıllık zaman dilimi. 3. 1896 yılında, bugün bildiğimiz olimpiyatların temelini atan ve devamlılığı için servetini ve ömrünü veren Fransız Boran de Coubertin’in başlattığı "Modern Olimpiyatlar."

17 – İlki 1896 yılında Atina’da düzenlenen Modern Olimpiyat Oyunları’na tarihinde iki kez ara verildi. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle 1916′daki organizasyon gerçekleştirilemedi. 1936′daki XI. Olimpiyat Oyunları’ndan sonraki organizasyon için II. Dünya Savaşı nedeniyle 8 yıl beklemek gerekti. Savaş nedeniyle 1940 ve 1944 yıllarında kesintiye uğrayan Olimpiyat Oyunları, XIV.’sü olan 1948 Londra’ya teklif edildi. Ve savaşın sona ermesinin ardından oyunlar 40 yıl sonra yine Thames Nehri kıyısına gitmiş oldu.

18 – 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’nda uzun atlamada altın kazanan ABD’li Willam D. Hubbard, Olimpiyat tarihinde bireysel bir müsabakada, altın madalya kazanan ilk siyahi atlet oldu.

19 – 1987′den bu yana 25 bisikletçi, kırmızı kan hücrelerinin sayısını arttıran EPO maddesini kullandıkları için canlarından oldu.

20 – 1932 Los Angeles Olimpiyat Oyunlarında Amerikalı bayan Atletler, 100 metre yarışında başarılı olamadılar. Bu mesafede yapılan yarışı Polonya’da doğmasına karşın çok küçükken Amerika’ya gelen ve burada yaşayan Stanislawa Walasiewicz kazandı. Amerika’da Stella Walsh olarak tanına bu atlet, Olimpiyatlar’da tam Amerika adına koşmasını sağlayacak işlemler tamamlanmak üzeydi ki son bir karar değişikliği ile Polonya adına koşacağını açıkladı. Olimpiyat seçmelerinde ve finalde dünya rekorunu egale eden Walsh, spor hayatı boyunca pek çok başarıya imza attı. Kanada’nın bu oyunlar için yayınladığı raporda "erkekler gibi uzun fulelerle" koşuyor şeklinde anlatılan bu sporcu, 1980 yılında, bir süpermarketi soyan hırsızlar tarafından öldürüldü. Yapılan otopsi sonucu, herkesin uzun yıllar bayan atlet olarak bildiği bu sporcunun kadın değil erkek olduğu ortaya çıktı.

Uok’nın Kuruluşu

06 Kasım 2007

UOK’NIN KURULUŞU

IOC veya CIO adı verilen International Olympic Committee yani Uluslararası Olimpiyat Komitesi (UOK) 23 Haziran 1894 tarihinde Paris’te kuruldu. Bu komitenin doğuşunun ve modern olimpiyatlarının başlangıcının öyküsü kısaca şöyle:

Antik Olimpiyatlardan sona ermesinin ardından 1500 yıl sonra 25 Kasım 1892 günü Fransa’da Sorbonne Üniversitesi kampüsünde bir anfide kısa adı USFSA olan Fransız Atletizm Sporları Kulüpleri Birliği’nin beşinci yıldönümünü kutlamak amacıyla Spor Konseyi toplanmıştı. Bu konseyin toplantısında USFSA’nın Genel Sekreteri Baron Pierre de Coubertin açış konuşmasını yapıyor ve konuşmasının sonunda şöyle bağırıyordu:

“Antik Olimpiyatların modern tarzda yeniden yapılmasının karar altına alınmasını istiyorum.Bu nedenle de sporcularımızı başka memleketlere gönderelim ve onlardan da sporcularının yurdumuza gelmelerini isteyelim.Geleceğin,hakiki hür spor alışverişini kabul ettiğimiz ve Yunanlılar’ın inhisarından (tekelinden) çıkarıp, bütün dünyanın belli başlı şehirlerine mal edebildiğimiz gün Olimpiyat Oyunları ile barış davası yeni ve kuvvetli bir dost kazanacaktır.”

Coubertin’in bu teklifi büyük alkış aldı.

Ayrıca, “Olimpiyat oyunlarının tüm dünyaya ait olduğuna” dair geniş bir inanç yerleşti.Ardından gerek modern olimpiyat oyunlarının kurulması ve ayrıca bir de Uluslararası Olimpiyat Komitesi kurulması için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Fransız Baron Pierre de Coubertin’in başkanlığında ve Amerikalı profesör Sloan ile İngiliz Herbert’den oluşuyordu.İlki New York’ta ve ikincisi Londra’da olmak üzere bu komisyonun yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkan Olimpik Prensipler 16 Haziran 1894’de Paris’te dünyanın dört bir yanından gelecek delegelerle ve de çoğunluğu Fransız olan 2000 ‘i aşkın spor eksperi ile oylamaya konulması kararlaştırıldı. Toplantının 23 Haziran 1894 günü Amerika ve 12 Avrupa ülkesinden gelen 79 yabancı, 2000 delege, Baron Pierre de Coubertin’in Modern Olimpiyatları’n yapılması tezini oybirliği ile onayladılar.Ayrıca, aynı toplantıda Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin de kurulduğu açıklandı.

Bugüne kadar şu isimler Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin başkanlığını yaptılar:

1894-1896 Demetrius Vikeles (Yunanistan)

1896-1925 Pierre de Coubertin (Fransa)

1925-1942 Henri de Baeillet Latour (Belçika)

1942-1952 J.Sigfrid Edström (İsveç)

1952-1972 Avery Brundage (Amerika Birleşik Devletleri)

1972-1980 Lord Killanin (İrlanda)

1980-2001 J.Antonio Samaranch (İspanya)

Dr.Jacques Rogge (Belçika)

Baron Pierre de Coubertin’in yakın arkadaşı Rahip Didon’un okulunun kulüp bayrağına yazdırdığı daha sonra da Coubertin tarafından yaygınlaştırılan o unutulmaz deyiş olimpiyatların özgün deyişi “Citius, Altius, Fortius/Daha süratli, Daha yükseğe, Daha kuvvetli”dir.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nde ülkemizi bugüne kadar IOC-UOK Üyesi olarak şu isimler temsil etmiştir.

1908-1930 Selim Sırrı Tarcan

1930-1933 Kemalettin Sami Paşa

1933-1955 Reşit Saffet Atabinen

1955-1984 Suat Erler

1984-1988 Turgut Atakol

1988- Sinan Erdem

OLİMPİYAT OYUNLARININ TARİHÇESİ

Dünyada 4 yılda bir düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nda din, dil, ırk ayrımı gözetilmeksizin tüm sporcular biraraya gelir. Bu spor şöleninde kurallara bağlı kalarak, dürüstçe ve kardeşçe bir yarışın içine girilir. Olimpizm anlayışını uygulamaya koyarak insanın dengeli gelişimini gerçekleştirmek ise olimpik hareketin temel hedefidir.

Günümüzde yapılan Modern Olimpiyat Oyunları’nın kökeni Antik Yunan’da yapılan şenliklere dayanır. İlk olimpiyatlar, Eski Yunan’da Tanrı Zeus adına yapılan şenliklerdi. M.Ö. 776 yılında Yunanistan’ın Olimpia bölgesinde, Isparta Kralı Likorgos’un da önerisiyle yapılan şenlikler, tarihteki ilk olimpiyat oyunlarını temsil eder. Önceleri 32 metre genişliğinde, 192 metre uzunluğunda bir pistte sadece 1 gün süren koşullardan oluşan oyunlara sonraları değişik mesafelerde yarışlar, disk ve cirit atma, uzun atlama, boks, güreş, atlı araba yarışları gibi branşlar eklenerek şenliklerin süresi de 5 güne çıkarıldı. İlk başlarda ölülerin ruhlarının 8 yılda bir dirileceği inancıyla 8 yılda bir düzenlenen oyunlar, daha sonra 4 yılda bir yapılmaya başlandı.

Sadece Yunanlı erkeklerin katılabildikleri yarışlar, çıplak olarak yapılır ve kadınlar tarafından seyredilemezdi. Oyunlara katılan yarışmacılar, 10 ay önceden çalışmalara başlar, şenliklerden 1 ay önce de Elius’a gelerek rakipleriyle birlikte sıkı bir çalışma içine girerlerdi. Oyunlarda yarışmacılara ödül olarak zeytin dalından yapılmış çelenkler takılırdı.

M.Ö 146′da Yunanistan’ın Romalılar tarafından işgal edilmesi üzerine oyunlar Atina’ya alındı. M.S 392 yılında Bizans İmparatoru 2. Theodosius, Olimpiyat Oyunları’nın yapıldığı stadyum ve tapınarları yıkarak olimpiyat geleneğine son verdi. Ayrıca M.S. 522 ve 551 yıllarında yaşanan iki deprem ve sel felaketi de bu tesislerde büyük hasar meydana getirerek Eski Olimpiyat Oyunları’nın izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Modern Olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Coubertın’dir. İlk Modern Olimpiyatlar ise 1896 yılında Atina’da düzenlendi ve ardından her 4 yılda bir yapılmaya başladı.

OLİMPİYATLARIN ORGANİZASYONU

Olimpiyatlara ancak şehirler aday olabilirler. Ev sahipliğini ülkeler değil, şehirler yapar. Aynı ülkeden birkaç şehrin birden aday olması durumunda, o ülkenin Milli Olimpiyat Komitesi, aralarından birini seçer. Olimpiyatların yapılacağı şehrin seçimini ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’ne bağlıdır. IOC, seçilen şehir ve ülke Milli Olimpiyat Komitesi ile oyunlar sırasında siyasal nitelikli gösterilerin önleneceği ve hiçbir ayırım yapılmadan bütün sporcuların ülkeye girebileceği konusunda anlaşma yapar.

Ayrıca Olimpiyatlara katılacak olan sporcuların amatör olması koşulu aranır. Buna göre sporcular, faaliyetlerini yalnızca spor için yapıyor olmalı, kazanç amacından uzak kalmalıdırlar.

Olimpiyatların yapıldığı ülkenin ulusal marşının çalınmasıyla başlayan açılış törenleri, sporcuların resmi geçidiyle devam eder. Resmi geçit için stadyuma her zaman, önce Yunanistan sporcuları girer. Daha sonra ülkelerin isimlerine göre alfabetik sıra takip edilerek, içeri giren sporcular stadyumun çevresini dolaşır. Resmi geçidi tamamlayan sporcuların ortaya toplanmasından sonra, havaya güvercinler uçurulur ve Olimpia’dan getirilen meşaleyle olimpiyat meşalesi yakılır. 15 gün devam eden olimpiyatlarda, yarışmalar ülkeler arasında değil, sporcular arasındadır. Bireysel dallarda bir ülkeden en fazla üç sporcu yarışabilir. Son yarışmanın yapılmasının ardından düzenlenen kapanış törenindeki resmi geçidin ardından IOC başkanı bütün dünya gençliğini bir sonraki olimpiyatlara çağıran bir konuşma yapar. Olimpiyat ateşinin söndürülmesi ve olimpiyat bayrağının yavaş yavaş indirilmesi ile olimpiyatlar kapanır.

At yarışı, atıcılık, atletizm, basketbol, bisiklet, boks, cimnastik, çim hokeyi, eskrim, futbol, güreş, halter, hentbol, judo, kano, kürek, masa tenisi, modern pentatlon, okçuluk, su topu, tenis, tramplen atlama, voleybol yelken ve yüzmenin ardından 2000 Sydney Olimpiyat Oyunları’nda taekwondonun da eklenmesiyle olimpiyat branşlarındaki sayı 26′ya yükseldi. Bununla birlikte olimpiyatlarda güreş ve halterde dopingin fazla görülmesi, boksun da şiddete yönelik olması nedeniyle programda çıkarılmaları, yerine beyzbol, triatlon, golf gibi spor dallarının alınması düşünülmektedir.

OLİMPİYAT SEMBOLLERİ

Olimpiyatı simgeleyen sözcükler: citius, altius, fortius.Olimpiyat Oyunları’nın simgeleşmiş parolası latince bu üç sözcükten oluşmaktadır. Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, eski bir arkadaşı olan Rahip Didon’un öğretmenlik yaptığı okulun bayrağına yazdırdığı bu sözcükleri Olimpiyat Oyunları ruhuna uygun bulduğundan aynen almış ve simge yapmıştır. Bu üç latince sözcük, “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelen “CITIUS-ALTIUS-FORTIUS”tur.

Olimpiyat bayrağı

Olimpiyat Oyunları’nın bayrağı; beyaz zemin üzerine iç içe geçmiş beş ayrı renkteki beş halkadan ibarettir. Dünyanın beş kıtasını dostluk ve sevgi duyguları içinde birbirine bağlamayı simgeleyen bu halkalardan üçü üstte, ikisi alttadır. Üstteki üç halka soldan sırasıyla mavi, siyah ve kırmızı; alttakiler ise sarı ve yeşildir. Bu renkler önceleri kıtalara göre değerlendirilip, daha sonra ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu beş rengin Olimpiyat Oyunları’na katılan üye ülkelerin bayrak renklerini simgelediğini açıklamıştır. Olimpiyat Bayrağı, 1920 Anvers Oyunları’ndan bu yana dalgalanır. Bu bayrak 6-12 Mayıs 1913 günleri arasında yapılan toplantıda Uluslararası Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu ve Başkanı Baron Pierre de Coubertin’in teklifiyle genel kurula sunulup, ittifakla kabul edildi.

Olimpiyat yemini

Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreni sırasında oyunlara katılan bütün sporcular Olimpiyat Yemeni eder. Bu yemini, organizatör ülkenin ünlü bir sporcusu, bütün sporcular adına söyler. Yemin şöyledir:

- “Olimpiyat Oyunları’nda ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.”

Bu yemin de 1920 Anvers Oyunları ile olimpiyat tarihinde yerini aldı. Yemini ilk kez Anvers’te Belçikalı ünlü eskrimci Victor Boin etti.

Olimpiyat meşalesi

Olimpiyat Meşalesi, Yunanistan’ın Olemp Dağı’nda, güneş ışığından dev mercekler vasıtasıyla tutuşturulur. Meşale, oyunların yapılacağı ülkeye kadar elden ele teslim edilmek suretiyle geçtiği ülkelerin atletleri tarafından taşınmakta ve olimpiyat yapılacak stadyumdaki dev meşale bu meşaleyle tutuşturulmaktadır. Ve açılış töreninde yanan meşale kapanış töreni sonuna kadar sönmez. Olimpiyat Meşalesi, 1936 Berlin Oyunları ile olimpiyat tarihine girdi.

Olimpiyat madalyası

Olimpiyat Oyunları’nda birinciliği kazanan sporculara altın, ikincilere gümüş, üçüncülere de bronz madalyalar verilir. Madalyaların altın ve gümüş olanları kaplamadır. 60 milimetre çapında ve üç milimetre kalınlığındaki bu madalyaların bir yüzünde, 1928 yılından beri İtalyan sanatçısı Gossoioli tarafından çizilen, elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nike’ın kabartması yer alır. Madalyanın arka yüzünde ise, olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunur.

Yapılan Olimpiyatlar

1906 Ara Olimpiyatlar

1908 Londra

1912 Stockholm

1920 Anvers

1924 Paris

1928 Amsterdam

1932 Los Angeles

1936 Berlin

1948 Londra

1952 Helsinki

1956 Melbourne

1960 Roma

1964 Tokyo

1968 Mexico

1972 Münih

1976 Montreal

1980 Moskova

1984 Los Angeles

1988 Seul

1992 Barcelona

1996 Atlanta

2000 Sydney

Aerobik Uygunluk Programları

06 Kasım 2007

AEROBİK UYGUNLUK PROGRAMLARI

Aerobik egzersizi, geniş kas guruplarını kullanarak, düşük şiddetli uzun süreli aktivite olarak düşünebiliriz (maksimal kalp atım hızının %60-80 arası). Örneğin; yürüyüş, bisiklet, jog, aerobik dans, yüzme gibi aktiviteleri içerir.

Aerobik egzersiz dayanıklılığı inşa eder ve kalbin pompalama yeteneğini dengede tutar, uzayan dönemlerde çalışma oranını yükseltir. Düzenli uygulamalar kardiyak fonksiyonları güçlendirir, HDL (iyi kolesterol) düzeyini artırır, omurgayı kuvvetlendirir ve kan şeker düzeyini azaltır. Bazı kanser türlerine de olumlu etkileri vardır. Ayrıca vücut yağ oranını azaltarak dış görünümü düzenler, kendini iyi hissetme duygusunu oluşturur. Stres ile mücadelede en iyi çaredir.

Eğer bu tür çalışmalara yeni başlıyor iseniz, yürüyüş-hızlı yürüyüş ile başlamak önerilir, bu tür aktivite haftada 3-5 saat en ideal uygulamadır. Bir hafta sonra çok düşük tempoda koşuları programınıza alabilirsiniz. Koşuların tempo ayarlamasının önemli olduğunu belirtmiştik.

Formda olmayan kişiler ya da oldukça yaşlılar, 5-10 dakikalık düşük şiddetli aerobik aktiviteler ile başlamalıdırlar (yürüyüş, bahçe çalışmaları) diğer günler haftada 3-5 kere, günde 30 dakika golf oynayabilirler.

Hızlı yürüyüş aerobik egzersiz için en kolay ve en mükemmel yoldur. Hızlı adımlarla yürüyüş, aynı mesafede, en az joging ve koşu kadar kalori harcar.

Diğer yöntemlerin yanında, koşu hızını ayarlamak için; solunum sıklığından yararlanılır, şöyle ki; koşu, rahatça soluk alıp verebileceğimiz bir tempoda gerçekleşmelidir. En kolay tempo ayarlama adım sayısı ile yapılır, 4-5 adımda yavaş yavaş soluk alınır, göğüs kafesi şişirilir, yine 4-5 adımda yavaş yavaş karın kasları kasılarak soluk verilir. Bu davranış solunum kaslarının güçlenmesine ve daha etkili solunuma olanak sağlar. Bu davranış biçimi ayni zamanda “solunum eğitimi” çalışmasıdır. Akciğerlerdeki havayı çok az yenileyebildiği için, kısa süreli sık solunum yapmak önerilmez.

Çalışmalar bu şekilde mi devam edecek? İnsan organizması mükemmel bir yapıya ve eşi benzeri olmayan sistemlere sahiptir. Bilinçli ve düzenli yüklenmeler ile onun kapasitelerini artırabilirsiniz, aşırı yüklenmeler ile tüm sistemleri felce uğratabilirsiniz. Satın aldığınız bir araba saatte 200 km sürat yapıyorsa, 5 sene sonra saatte 201 km hız yapmaz, belki de daha düşük bir hız yapacaktır. Oysa ki, spor branşlarında dünya rekorları devamlı yenilenmektedir. Bu bilimsel ve düzenli çalışmalar ile sağlanmaktadır. Kısaca, sağlıklı gelişim için uygulanacak yüklenmeler azar azar giderek artan yoğunlukta olmalı, organizma yükleri “sindirmeli” dir.

İlerleyen çalışmalarda, hızınızı, azar azar, eforunuzun sınırlarına kadar, derin ve hızlı nefes alacak duruma gelinceye kadar ya da bu durumu sürdüremeyeceğinizi düşünene kadar artırın. Bu noktaya kadar her şey aerobiktir ki onun anlamı; enerji eldesi oksijenin varlığında gerçekleşiyor demektir. Eğer egzersiz yoğunluğunu arttırmayı sürdürürseniz, anaerobik enerji üretimine baş vurursunuz, bu anda solunum sıklığı artar ve kanda laktik asit birikimi başlar. Bu durumda egzersizi kesmek zorunda kalabilirsiniz. Laktik asit hem bir enerji taşıyıcı ve hem de şiddetli eforun ürettiği, artan çalışma yoğunluğunu gösteren bir işarettir.

Aşırı eforun ürettiği laktik asit ve yüksek düzeydeki karbondioksitle beraber yüksek solunum, genel rahatsızlık ve stres duygusu oluşur. Aerobik egzersiz, çok sözü geçen anaerobik eşiğin altındaki egzersiz olarak tanımlanabilir.

Glikoz molekülünün aerobik metabolizması anaerobikten çok daha verimlidir; aerobik metabolizma, 1 mol glikozdan 38 yüksek enerji bileşimli adenozin trifosfat (ATP) adlı molekülü üretirken, anaerobik metabolizma sadece 2 molekül üretilir ve aerobik metabolizma daha az laktik asit üretir. Yani aerobik egzersiz daha hoş ve dinlendiricidir, sıkmaz ve aşırı yormaz. Birikmiş yağların aerobik kullanımı ilerleyen efor periyotlarında gerekli enerji için uygun bir rezerv oluştur. Aerobik egzersiz, uygun bir şekilde birkaç dakikadan saatlerce uzatılabilir. Orta düzeyde aerobik egzersiz esnasında, bir söyleşi de yapılabilir.

Kalp Atım Sayısı (KAS) ve Çalışma bölgesi

1. KAS Ölçümü:

-Egzersiz testi ile; maksimal bir egzersiz yüklenmesi esnasında ulaşılan KAH ölçülür

-Klasik formüller: Bayan 226-yaş (yıl olarak), Erkek 220-yaş (yıl olarak) (± 10 vurum)

2. Yedek KAS: Maksimal KAS ile dinlenme KAS arasındaki farktır. Örneğin; maksimal KAS 195, dinlenme KAS 63 ise, yedek KAS oranı133’dür. Aradaki fark ne kadar büyükse, rezervin büyüklüğü ve potansiyel KAH çalışma şiddet oranı o kadar büyüktür.

3. Güvenlik KAS: Bu bölge, yürüme, koşma, yüzme veya başka bir aerobik aktiviteye katılan kişiler için başlama egzersizi olarak tanımlanan kalp oranıdır (hızıdır). Ayrıca, kalp krizi sonrası hekim denetimi altında uygulanan, orta şiddetli bazı kardiyak rehabilitasyon programlarda da kullanılır. Bu oran, genellikle maksimum kalp atım hızının %60′ı veya daha düşük düzeydedir ve kalbe yükleyebileceğimiz, hem de kendisinden bir egzersiz yararını elde edebileceğimiz en düşük stres miktarıdır.

4. Hedef Bölge: Çalışma düzeyini alt ve üst sınırlar arasında belirleyen rehber aralıktır. Egzersizin amacına göre değişir. Örneğin, fitnes için maksimal KAS’nın %70-80 civarı

Hedef bölge maksimal KAS’dan yararlanılarak hesap edilir;

a) Düşük şiddet bölgesi: Maks. KAS’ın %50-60 arasıdır. Egzersize yeni başlayanlar için en ideal çalışma bölgesidir, kardiyovasküler yararlarının yanında bir miktar yağ yakılmasını da sağlar.

b) Ağırlık kontrol bölgesi: Maks.KAS’nın %60-70 arasıdır. Enerjinin %65’i yağlardan elde edilir. Önceki bölgeye oranla, bu bölgedeki daha fazla şiddet kalbin güçlenmesine olanak sağlar. Birinci bölge ile uygulanması sonucu sağlam kardiyovasküler temelleri yerleştirir. Haftada en az bir gün bu bölgede çalışmak gerekir.

c) Aerobik bölge: Maksimal KAS’nın %70-80 arasıdır. Önceki bölgelere göre aşırı olmamakla birlikte daha şiddetli bir çalışma bölgesidir. Dolaşım ve solunum sistemlerini düzenlemeyi amaçlar. Genel fitnes, kas kuvveti ve yağların yakılması için ideal bir bölgedir. Enerjinin %45’i yağlardan elde edilir, bu bölgede harcanan toplam enerji miktarı çok fazladır, bu nedenle ağırlık kontrolündeki katkısı daha fazladır.

Bölge Adı % KAS Yararları

1) Düşük şiddet %50-60 Yeni başlayanlar için uygun bölgedir, kalp fonksiyonlarının temellerini kurar

2) Ağırlık kontrolü %60-70 Çalışma ortamı zor değildir, fazla yağ yakılır, toparlanması kolaydır

3) Aerobik %70-80 Kalbi güçlendirir, fazla miktarda yağ yakılır .

Hentbol

06 Kasım 2007

HENTBOL

TEKNİK VE TAKTİK YÖNLERİYLE

HÜCUM

1 SUNUŞ

Hentbol’un ülke genelinde yayıldığı bu günlerde, gerekli niteliğe ulaşabilmesi için konuları özüne inerek incelemek ve uygulayıcılara sunmak biz eğitimcilerin görevidir.Bu görüş doğrultusunda Manisa Gençlik ve Spor Akademisi Hentbol uzmanlık bölümü olarak, yaptığımız eğitim çalışmalarını bir dizi yayın şeklinde ulaştırmayı gelenek haline getirdik.

1980 yılında çıkan “Hentbol 1”den sonra, 1981 yılı eğitim ürünü olan “Hentbol 2” de Hücum konusu işlenmiştir.

Konu içeriğinde; genelde ve özelde bireysel, grup ve takım teknik ve taktiğinin üst düzeyde işlenişi, ne geniş şekilleriyle örneklenmiştir.

Hızla gelişmenin içerisinde başarılı olabilmek, gelişmiş ekipler seviyesine ulaşabilmek için, eğitimcilerin proğramlarında bu konulara yeteri kadar zaman ayırması, sporcularında bu aşamalardan geçmesi zorunluluktur.

Yapıtımı sunarken; Eğitim grubunun bireyleri olan branş arkadaşım Murat Kılıç’a, Yavuz Ağan’a ve 1980-1981 öğretim yılı hentbol uzmanlık sınıfı öğrencilerine teşekkürlerimi sunar, bilgilerin hentbola emek verenlere yararlı

olmasını dilerim.

SIRRI ÖZŞEN

TEKNİK VE TAKTİK YÖNLERİ İLE HUCUM

HÜCUM TAKTİĞİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

1.1 Hücum bir takımın topa sahip olduğu andaki taktik durumudur.

Hücum bir takımın topu kontrol altına aldığı anda başlar,topu kontrolünden kaybettiği anda biter. Takımın bütün oyuncuları bu oyun

uygulamasına katılır.

1.1.2 Tüm takım oyunlarında hücum etkinliği, oyun bilgisinden, oyun kurallarının sınırlamalarından ve serbest bıraktığı hareketlerin uygulamasından ortaya çıkar.

1.1.3 Teknik ve taktiğin özel bir şekilde geliştirilmesi her takımın kendine özgü oyun sisteminin anlayışı ortaya çıkarır. Bir takımın oyun düşüncelerinin ve bilgisinin uygulamaya konmuş olması, oyuncuların fiziki güç psikolojik, teknik ve taktik özellikleri bunu olumlu veya olumsuz yönde etkiler.

1.1.4 Her hücum taktiğinin amacı, müsabakayı kendi lehine sonuçlandırabilmek için rakip kaleye gol atabilmektir. Bunun için müsabakadaki tüm olanaklardan oyuncuların yeteneklerine uygun bir şekilde yararlanmak olasılıkları daha önceden düşünerek buna göre davranmak gerekir.

1.1.5 Oyuncuların ferdi ve takım halindeki teknik hazırlıkları ve yetenekleri ne kadar iyi olursa taktik olasılıkların uygulama alanı da o kadar başarılı olacaktır.

1.1.6 Topa sahip olma arzusu oyuncuları devamlı oyuna motive eder. Bu nedenle tüm oyuncuların hücuma karşı daha fazla isteği vardır. Öğrenciler psikolojik yönden, bu uygun durumdan yararlanarak antrenmanlarda hücum çalışırken gerekli ilgiyi sağlayabilmelidirler.

1.1.7 Her taktik çalışma genel ve özel güç hazırlığını gerekli kılar. Taktiğin başarılı olabilmesi kuvvet, sürat, dayanıklılık, beceri ve hareketlilik gibi motorik özelliklerin mükemmelliğinede bağlıdır. Taktik için diğer temel unsurda teknik eğitimdir.

1.1.8 Hücum taktiğinde gol atabilmek için daha önce planlanmış noktalardan hareket ederek tüm pozisyonların değerlendirilmesi gereklidir. Uygulanan hücum taktiği oyuncuların özel yeteneklerine rakip ve oyun sistemlerini, takımın taktik görüşü içerisinde en yararlı şekilde uygulayabilmelidirler.

HÜCUMUN GELİŞTİRİLMESİ

2. Genel Konular.

2.1 Fiziki Öğeler

Hücum oyuncusunun hücumu gerçekleştirebilmesi aşağıdaki kondisyonel etkenlere bağlıdır.

-Genel : Sürat

Beceri

Dayanıklılık,Kuvvet

-Özel : -Kol ve bacakların çabuk kuvveti.

-Kol-Bacak-gövde kaslarının lokal özel dayanıklılığı.

-Genel anaerobik dayanıklılık.

2.2 Teknik Öğeler:

Topsuz hareket tekniğinin temel formları :

-Start/stop

-Yön değiştirme

-Adım kombinasyonları(Ritmik ve Aritmetik)

-Sıçrama ve düşme tekniği

Topla hareket tekniğinin temel formları :

-Start-hareketli top sürme-stop

-Paslaşma/top yakalama (top atma ve yakalama formları)

Burada geçerli olan harekat akışlarının ince form haline gelmesi ve bunların mükemmelleştirilmesidir. Bu hareket akışlarının süratli ve tam olarak zor koşullar altında da uygulanmış olması hücum oyuncusunun yapması gereken davranışlarındandır.

2.3 Psikolojik Öğeler:

2.3.1 Bireysel Özellikler:

-Kendine güven

-İnsiyatif

-Uyum yeteneği(Değişik oyun durumlarında optimal davranışı

gösterebilme)

-Disiplin

2.3.2 Grup dinamiği ilişkileri:

Oyuncunun beraber olabilme ve beraber başarma anlayışı

-Psikolojik bağlayıcılar:-Ortak amaç

-Antrenör-oyuncu

-Oyuncu-oyuncu arası güven

-Kişisel ilişkiler : -Ateşli-atılganlık (kendini kontrol edemiyen bir ruhsal

durum.)

-Soğukkanlılık (kendini kontrol edebilme)

-Hiyerarşi (Grup içindeki düzen ve otorite sıralaması)

2.4 İLETİM ÖZELLİKLERİ:

2.4.1 RAKİP (Rakip takım)

Yarışma sırasında rakibin oyun şekli ve hangi taktik elementleri seçtiği önceden araştırmak, öğrenmek.

RAKİP TAKIM OYUNU HAKKINDA BİLGİ EDİNME YOLLARI:

-GÖRSEL : -Oyun gözlemi ve uygun yazılı çizgilerle

-Film veya video kamera ile,

-AKUSTİK : -Oyun sırasında ses bantlarına kaydedilmiş konuşmalarla.

2.4.2 TAKIMIN KENDİSİ

Kendi takımımızın neler yapabileceği, oyuncuların özellikleri ve takımın;

-psiko-fiziksel

-teknik

-taktik

alandaki özelliklerine bağlıdır.

3- BİREYSEL HÜCUMUN TEMEL TEKNİK ve TAKTİK ÖZELLİKLERİ

3.1. HÜCUM OYUNCUSUNUN UYMASI GEREKEN TEMEL İLKELER:

Top kendi takımımızın kontroluna geçtiği andan itibaren, hücum oyuncularının dikkat etmesi gereken temel ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1.1 Hücum durumuna en kısa zamanda uyum sağla.

1.2 Hızlı hücum olanaklarını sezinle ve bunları bölge uygula.

1.3 En kısa zamanda hücumdaki hücum bölgendeki yerini ve pozisyonunu al.

1.4 Hücum bölgende serbest kalmaya çalış, hareketli ol ve rakibini bağla.

1.5 Devamlı topa sahip oyuncu ile irtibat halinde bulun.

1.6 Devamlı olarak serbest kalmaya çalış, top almaya her an hazır ol.

1.7 Hızlı paslaşırken, pasların emniyetine dikkat et.

1.8 Savunmanın davranışlarını devamlı gözle.

1.9 İçeriye dalma ve kale atışlarını, savunmaya aldatma olarak kullanarak,

savunmayı üzerine çekmeye çalış.

1.10 Savunma dizilerine çapraz koş.

1.11 Çoklukta hücuma erişmeye çalış ve bundan yararlan.

1.12 Kale atışlarında savunma oyuncusunu ve kalecinin yerini ve reaksiyonlarını

devamlı kontrol altında tut.

1.13 Rakibin hızlı hücum tehlikesine karşı geri sahanın kontroluna ve

emniyetine dikkat etmek.

3.2 Topsuz teknik

2.1 Yer değiştirme

2.2 Yön değiştirme

2.3 Perdeleme

2.4 Dalma

3.3 Topla teknik

3.1 Pas

3.1.1 Top tutma

3.1.2 Top atma

3.2 Top sürme

3.3 Kale atışları

3.4 Piston

3.5 Aldatmalar

3.6 Perdelemeler

Bireysel hücumun temel teknik ve taktik özelliklerini geliştirici, oyun ve alıştırmalar sıralaması

4.1 (PAS) Top tutma ve atma

Bu iki element, çalışma içinde birbirinden ayrılmadan uygulamalıdır.

Çalışmalar sırasında aşağıdaki temellere dikkat etmek gerekir.

4.1.1 Atma alıştırmaları

1.1 Top eşe kısa bir yolla verilmelidir.

1.2 Topu atanla yakalıyan arasında bakışlarla anlaşma olmalı, sonra topa sahip olan izlenmelidir.

1.3 Atışlar hem sağ elle hem de sol elle uygulanabilmelidir.

4.1.2 Tutma alıştırmaları

2.1 Tutma iki elle yapılmalıdır. Daha sonraları tek elle tutmada verilmelidir.

2.2 Tutma tekniği topun geliş yüksekliğine göre belirlenirler.Hafif bükülü

parmaklar küçük bir üçgen-yuvarlak oluştururlar.

2.3 Yüksekten ve göğüs yüksekliğinden gelen toplar tutulurken parmak

uçları yukarıya bakar baş parmaklar birbirlerine yakındır.

2.4 Alttan gelen topları tutarken parmak uçları yere bakar ve küçük parmaklar birbirlerine yakındır.

2.5 Top tutulurken gövdeye temas etmemelidir.Top tutulduktan sonra es ek pir şekilde kontrol altına alınmalıdır.

4.1.3 Topu tutma ve atma çalışmaları önce durarak, daha sonra değişik

uzaklık ve pozisyonlarda (oturarak, ayağa kalkarken, yer-yön değiştirirken v.b gibi) giderek hareket e şekilde uygulanmalıdır.

4.1.4 Top tutma ve atmayı geliştirici oyun sıralaması

– OYUNLAR-

4.1 Stop oyunu

Topu elinde tutan ortadaki oyuncu topu havaya atarken bir oyuncunun ismini söyler.

İsmi söylenen oyuncu topu tutar.Aynı hareket tekrarlanır.

Uygulama: Top değişik yüksekliklerde ve değişik açılarda atılabilirler.

4.2 Kule topu oyunu İç içe iki daire çizilir,ortadaki dairenin

çapı 1m.dir. Ortada bir sağlık topu bulunur.

Büyük dairenin dışındaki oyuncular, aralarında pas yaparak sağlık topunu vurmaya çalışırlarken iki dairenin arasındaki oyuncu sağlık topunu savunmaya çalışır.

4.3 Kasa topu oyunu İç içe dizilmiş iki daire vardır, içerdeki

dairenin çapı 3m.dir.ve içinde bir kasa parçası vardır. Dışarıdaki dairenin, dışındaki oyuncular paslaşarak topu kasanın içinden geçirmeye çalışırken, iki dairenin içindeki oyuncular, onları engellemeye çalışırlar.

4.4 Kaplan topu oyunu Dairenin içinde bir ebe vardır,dairenin

dışındaki oyuncular aralarında pas yaparak ebeyi vurmaya çalışırlar.

4.5 Ortadaki eşe pas verme oyunu İç içe dizilmiş iki daire vardır içerdeki dairede bir oyuncu, dışarıdaki dairede hücum oyuncuları,iki dairenin arasında hücum oyuncuları arasından 1-3 eksik savunma oyuncuları vardır.Hücum oyuncuları aralarına pas yaparak ortadaki ebeye topu aktarmaya çalışırlar. Savunma oyuncuları ise onları engellemeye çalışırlar.

4.1.5 Bireysel ve grup alıştırmaları

5.1 Duvarla bireysel çalışma Duvara sağ ve sol elle top atılır ve dönen toplar çift elle yakalanır. Değişik yükseklikte direkt atışlar,değişik yükseklikte indirekt atışlar.

5.2 Salonda bireysel çalışma

Top tek ve çift elle havaya atılır ve yakalanır.

Yüksek atılmış top sıçratarak tutulur.

Top yere vurulup tutulur-durarak veya yer değiştirerek.

5.3 Eşli alıştırmalar(uzaklık yaklaşık 5 metre)

Değişik yüksekliklerden sağ ve sol elle direkt atışlar ve tutuşlar.

Sağ ve sol elle sektirmeli atışlar.

Dönerek-yer ve yön değiştirerek atmalar ve tutmalar.

Yatma-dönüş-atış,atış-dönüş-tutma

Atış kolunun yönü diğer kolun yönündedir.

5.4 Geliştirilmiş alıştırmalar

Uzaklık değiştirilir.

Top yuvarlanır.

Sıçrama sonrası top atılır.

Top sıçranarak tutulur ve hemen atılır.

İki topla aynı anda paslaşılır.

4.1.6 Yüklenmeli top atma ve tutma oyunları

6.1 Krala top atma

Savunma oyuncularından 1-2 fazla hücum oyuncuları engellemelere rağmen kasa üzerinde duran krala pas vermeye çalışırlar.

6.2 Kendi kalesine pas verme

Her takımın top kendilerinde olduğunda,rakip

çizgi kalesindeki kalecilerine pas vermeye

çalışırlar.

6.3 File üzerinden rakip sahaya top atma

Voleybol sahasında hücum sahasının içine girmeden rakip sahaya top atılır.Atılan toplar yere düşürülmeden yakalanıp tutulduğu yerden tekrar rakip sahaya atılır.Top yere düşerse rakip puan kazanır.

4.1.7 Pas alıştırmaları

7.1 Duvara karşı atışlar

Duvarda belli hedefler vardır isabet istenmelidir

7.2 Karşılıklı eşe pas Değişik yüksekliklerden paslaşma yapılır.

Karşılıklı eşe koşarken pas

7.3 Çapraz paslaşma ve koşu

7.4 Üçgen formunda paslaşma

KOŞU YOLU

a-Kendi gurubunun c- Sağdaki gurubun

b-Karşı gurubunun d-Soldaki gurubun

e-Tüm çevreyi dolaştıktan sonra tekrar kendi gurubunun arkasına şeklinde olabilir.

4.1.8 Hareketli paslaşma alıştırmalarına örnek formlar

8.1

8.2

8.3

8.4

8.5

8.6

8.7

8.8

8.9

Oyuncuların her birinde Pas veren topu attığı

Top vardır.Ortadaki oyuncuyla yere gidiyor.

Pas yapılıyor.

8.10

8.11

8.12

4.2 TOP SÜRME

2.1 Top sürme iki bölümde incelenir.

1.1 Topu yerde sürekli vurarak-sıçratma-(sürme)

1.2 Top-tek veya çift elle topun tutulmasından sonra,topun yere birkez vurulup tutulması.Top sürme tek elle uygulanır,her iki elin değişerek kullanılması arzu edilenidir.

4.2.2 Top sürme çalışmalarında dikkat edilmesi gereken özellikler

2.1 Top süren el açık,parmaklar hafif top çevresi şeklinde bükülü

Olmalıdır.

2.2 Top sürme hareketi alt kol ve elle uygulanır.

2.3 Top sürmeyi yapan elin hareketi aşağıdan yukarıya doğrudur.

2.4 Top sürme-temel çalışmalarda kalça yüksekliğinden yapılmalıdır.

2.5 Top aşağıdan yukarıya çıkarken elle (parmaklarla)kontrol Altına alınmalı,top yere doğru vurulmamalıdır,yumuşak bir şekilde itilmelidir.

2.6 Top vücudun yanında sürülmeli,bu şekilde emniyete alınmalıdır.

2.7 Top sürme ve koşu ritmi uygun olmalıdır.

2.8 Top sürme koşu hızına uygun olmalı,ileriye doğru yapılmalıdır.

4.2.3 OYUN FORMLARI İLE TOP SÜRME

3.1 Sporcular topu tutmadan birbirlerine yerde sektirerek aktarırlar,aradaki mesafe değişken olur.

3.2 Sporcular oldukları yerde aynı ritimle top sürerler.Ritim değiştirilirken,yer değiştirmeleri yapılabilinir.

3.3 Kırmızı-Beyaz oyunu

Önce ismi söylenen gurup top sürerek belli bir mesafeyi kat ederken,diğer gurup serbest kalarak onlara dokunmaya çalışır.

3.4 Öndeki peşinden giderken top sürme

3.5 Top sürerken öğretmenin gösterdiği sayıyı bilme

3.6 Top sürerken eşin topunu çelme.

Eşlerden her ikisi de top sürerken birbirlerinin topunu çelmeye çalışırlar.Bu iki kişi arasında olduğu gibi çok sayıda kişi arasında da uygulanır.

4.2.4 Top sürmede bayrak yarışları

4.1

4.2 Slalomlar arasında top sürme

4.3 Değişik engellerin etrafından dolanarak,üzerinden atlayarak

4.2.5 Top sürmeyle ilgili alıştırmalar

Sağ ve sol elle durarak veya hareketli,dar alanda,yer değiştirerek v.b. şekillerde top sürmeler yaptırılır.

5.1

5.2

5.3

4.3 Pas ve top sürmeyi içeren kombine çalışmalar.

4.3.1 Öğrenciler oyun formu içinde, top sürmenin teknik açıdan doğru olanını yapmaya yöneltilirler.Bu çalışmalar oyuna yakın alıştırmalarla yapılamalıdır.

Bu tür alıştırmalar öncesinde ısınma anlamında temel çalışmalar yaptırılır.

3.2 Her oyuncuda bir top vardır,istenen süre içersinde kaybetmeden top sürmeye çalışırlar.

3.3 Her oyuncuda bir top vardır.Top sürerken topu kaybetmeden yakalamaca oynarlar.

3.4 İki oyuncuda bir top vardır.Koşarlarken sıra ile top sürerler.

3.5 İki oyuncuda bir top vardır.önden topsuz oyuncu koşarken,iki metre arkasında bulunan toplu oyuncu top sürerek öndekini gölge gibi izler.

3.6 Oyuncular geniş bir daire oluştururlar.Slalom şeklinde aralarında top sürerler.

3.7 Her türlü top sürme ile ilgili,yarışma şeklinde alıştırmalar yaptırılabilinir.

3.7.1

Toplu oyunda,top sürerek bir tur atar karşıya pas verir.

7.2

Önceki oyuncu karşıya topu atar ve koşup topu tekrar alır,top sürerek kendi gurubunun arkasına geçer.

7.3

7.4

7.5

4.4 HAREKET HALİNDE TOP TUTMA-ATMA ÇALIŞMALARI

Pas ile ilgili form hareketleri oyuna yakın alıştırmalarla otamatik

hale getirilmelidir.

Bu çalışmalar sırasında kondisyon ve zaman durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu tür temel beceri çalışmaları yapılırken,her iki elinde kullanılması

önemle istenmelidir

4.4.1

4.2

4.3

Alıştırma tek topla olduğu gibi iki toplada yaptırılır.

4.4

Uzak mesafeden,yüksek,alçak,sektirme pas yapılması istenir.

4.5

4.6

4.7

Duvarla pas çalışması atışı belli bir hedefe yapılır.

4.8

Ortadaki oyuncu,topu,pas aldığı Pası veren,pası verdiği

Oyuncusunun bir yanındakine atar. Oyuncunun yerine geçer.

4.9

Oyuncu dairede,topu istediği

oyuncuya atar onun yerine geçer.

ALDATMALAR

4.5 Bireysel hücumun temel teknik elementlerinden biriside aldatmalardır.

4.5.1

Aldatmayı; Şu tanımlarla yorumlayabiliriz.

-Hücum oyuncusunun,topsuz veya toplu olarak,savunma oyuncusunun asıl

amacının ve görevinin dışında harekete yöneltmesi,bunun sonucunda oluşan boş alanı hücum amacıyla kullanma eylemidir.

-Hücum oyuncusunun asıl yapacağı hareketler öncesinde sahte bir hareketle rakibi yanıltması,onu bir sonraki yapacağı harekette etkisiz pozisyonda bırakmasıdır.

5.2 Aldatmalar hücum tekniğinde en çok kullanılan elementlerdendir.Bu hareket ani bir yön değiştirme,beklenmiyen bir dönme veya bir pas,kale atışı aldatması şeklinde uygulanabilir.

İyi bir aldatma rakibe karşı yapılacak ani bir hareketle onun bu aksiyona reaksiyon göstermemesi halinde anlam kazanır.

Aldatmaların en önemli yanı pratikte tüm hücum aksiyonlarında kullanılır oluşudur.

5.3 Aldatmaların,yapılış şekillerine,pozisyonlarına ve uygulanış türlerine göre

Şöyle çeşitliyebiliriz.

5.3.1 ALDATMALAR

3.1.1 Topsuz aldatmalar

3.1.2 Topla aldatmalar

5.3.2 Yapılış şekillerine göre

3.2.1 Yön değiştirerek aldatmalar

3.2.2 Hız değiştirerek aldatma

3.2.3 Pozisyon değiştirerek aldatma

5.3.3 Yapılış pozisyonlarına göre

3.3.1 Vücut aldatması

3.3.2 Pas aldatması

3.3.3 Kale atışı aldatması

3.3.4 Rakibi geçmek

3.3.5 Karma aldatmalar

4.5.4 Aldatma çalışmaları öncesinde,bireysel hücumun temel

becerilerini içeren çalışma sıralamasını izlemek gerekir.

5.4.1 Start

4.2 Stop

4.3 Koşu yönünü değiştirme

4.4 Düşme konma,yuvarlanma

4.5 Aldatmalar

4.5.4.1 START

Alçaktan çıkış,kolları kullanma ,görsel ve akustik işaretle yapılan startlar,reaksiyon alıştırmaları ve bağlantılı olarak yapılır.

4.1.1 -Ön çalışmalar(düşük tempoda yumuşama koşusu)

-Kalça yük ekliğine kadar maksimal tempoda diz çekmeler

-Tempo değiştirerek;koşu adımları-durma,koşu adımları veya sıçramalar-durma.

-Antrenörün görsel işaretine göre 5-10 adım öne çıkma,kolları da kullanarak süratli şekilde start

-Durarak veya hareketli durumlardan,start ve reaksiyon alıştırmaları

4.1.2 Topsuz temel alıştırmalar

-Antrenörün işareti ile birlikte oyuncular 10-20 adımla kale çizgisinden orta çizgiye doğru koşarlar,sonra geriye dönerler.

Antrenörün görsel ve akustik yönetimine göre her aldatma sonrasında 5-6 adımlık süratli koşu.

4.1.3 Topla temel alıştırmalar

-Antrenörün işaretine göre topa sahip her oyuncu 10-20 adımlık top sürme yaparlar.

-Hızlı hücum alıştırması: Antrenör elindeki topu kaleciye atarken, oyuncu hızlı hücum için start yapar.

Koşan oyuncu kalecinin attığı topu yüksek tempo içinde iken tutabilmelidir.

4.5.4.2 STOP

Stop, hareket sonrasında rahat bir şekilde bir veya en fazla iki adımla yapılmasıdır.

4.2.1 Ön alıştırmalar (ısınma koşusu ile)

-Bütün grup koşu adımları ile hareket ederken, antrenörü işareti ile herkes temel duruşa geçer.

-Grup hareket ederken, antrenörün işareti ile iki adım ritmi içinde kayma adımı durumunda stop ederler.

4.2.2 Topla Temel alıştırmalar

-Oyuncular top sürerek koşarken antrenörün işareti ile ikili ritimle stop edip dayanma adımı alırken topla temel atış pozisyonuna geçerler.

-6-9 metrelik uzaklıkta iki grup oluştururlar her iki grupta tek top vardır. Topla hareket eden oyuncuya topu atar. Öndeki oyuncu koşarak topu havada yakalar ve yere temel duruş pozisyonunda düşer (stop) topu tekrar karşı gruba atar ve karşı grubun arkasına geçer.

-Aynı çalışma üçgen formu içinde daha süratli ve yüksek tempoda yapılır.

4.5.4.3 Koşu yönünü değiştirme

Sporcu koşu yolunu bir adımla değiştirmelidir. İstenen yöne gitmek için o yöndeki ayağı dışa getirmek yeterlidir. Bu hareket gövde ile beraber yapılırsa yeni bir yön kazanılır.

4.3.1 Ön çalışmalar (ısınma koşusu ile)

-Soldan sağ ayağın üzerine uzun bir atlayış

-Eller ayakların dış yanlarında iken yanlarında iken yanlara doğru kayarak koşu

-Bütün grup koşarken antrenör işareti ile koşunun yönü 90 derece değiştirilir. Koşunun sonlarında 180 derecelik dönüşler yapılır.

4.3.2 Temel alıştırmalar

-Slalomlar etrafında 90 derece –180 derecelik dönüşlerle engel koşusu

-Aynı alıştırma top sürerek yapılır.

-Buna benzer alıştırma paslaşma ile yapılır.

4.5.5.4 Düşme, konma, yuvarlanma

Uygulama yumuşak zeminlerde (minder) mümkün olduğu kadar koşu ile bağlantılı olarak yapılmalıdır.

4.4.1 Her minderde 3-8 oyuncu

-Durarak öne takla

-Koşu sonrasında öne takla

-Durarak geriye takla

-Geriye koşudan sonra geriye takla

-Yumuşak bir sıçrama sonrası öne takla

-Küçük bir engel üzerinden atladıktan sonra geriye takla

-Havaya sıçrayıp 180 derece döndükten sonra öne takla

-Atış kolu omuzu üzerinde yuvarlanma

-Atış kolunun tersinden omuz üzerinden yuvarlanma

-Durarak öne düşme-eller yere değecek

-Durarak, yumuşak bir sıçrama sonucu eller üzerinde öne düşme

-Yerde (minderin dışında) eller üzerinde öne düşme, öne takla, atış kolu omzu üzerinden yuvarlanma

-Minderde topla alıştırma

4.5.4.4 ALDATMALAR

Hücum oyuncusu için, savunma önünde aldatmalarda en uygun uzaklık 1, 2-1,5m dir.

Temel aldatma alıştırmaları:

4.5.1 Vücut aldatmaları

-Eşli olarak topsuz: Karşılıklı olarak koşu, 1,2-1,5m uzaklık kalınca, ayaklar birbirine paralel (havadan konma) stop.aldatma yalnız gövdeni üst bölümü ile sola-sağa doğru yapılır.

-Eşli olarak tek topla

B oyuncusu elinde top olan A ya doğru koşarken topu havada alır, çift ayak üzerine düşer, sola vücut aldatması yapar, sağ tarafa yönelip kale atışı uygular.

-Çift (iki yönlü) vücut aldatması

Ayaklar birbirine paralel yere konma. Gövdenin üstü ile önce sağa, sonra sola aldatma yapılır ve daha sonra sağa bir dalma uygulanır.

4.5.2 Koşu yolunu değiştirerek aldatma

-Eşli olarak topsuz, karşılıklı koşuda 1,5m uzaklık kalınca sol ayak üzerine konma, sağ yöne doğru hemen dalma

-Eşli olarak toplu: A oyuncusu elinde top olan b oyuncusuna doğru koşarken B’den topu havada alır, dayanma adımı pozisyonunda sol ayak üstüne konar, hemen sağa doğru,dalıp sağ-sol ritmi ile B nin yanından geçerek etış yapar.

4.5.3 Atış aldatması

-Eşli olarak bir top ile: A oyuncusu elinde top olan B oyuncusuna doğru koşarken ondan topu havada alır, dayabna adımı ile yere konarken temel atış pozisyonunu gösterir. Daha sonra topu sürerek ikili ritimde sağ-sol atış kolunun aksi yönünden rakibi geçer ve atış yapar

4.5.4.5 Tüm aldatma türlerini içeren alıştırma örnekleri

6.1 6.2

6.2 6.4

6.5 6.6

6.7 6.8

6.9 6.10

6.11 6.12

6.13 6.14

6.15 6.16

6.17 6.18

6.19 6.20

6.21 6.22

6.23 6.24 6.25

6.26 6.27 6.28

6.29 6.30

6.30 6.32

6.33 6.34

6.35 6.36

6.37

6.38

6.39

6.40

6.41 6.42

6.42 6.44

6.45

6.46 6.47

6.48 6.49

6.50 6.51

6.52 6.53

6.54

HÜCUM BÖLGELRİNDEN YARARLANMA

1.Hücumda amaca erişebilmek için, takım hücumunun uygulandığı bölgelerden mümkün olduğu kadar yararlanmalıdırlar.

1.1 Hücum sahası önce 4, sonra kendi içinde ikişer, 1-yakın atış bölgesi,

2-Uzak atış bölgesi olmak üzere 8 hücum bölgesine ayrılmıştır.

1.2 Hücum anında bu 8 hücum bölgesinden altısı hücum oyuncuları tarafından doldurulmalıdır.

1.3 Bir hücum bölgesinde en fazla bir hücum oyuncusu bulunmalıdır.Ancak doldurulmuş hücum bölgesine dalmalı, dalarak geçmek bu kuralın dışındadır.

1.4 Yakın atış bölgesinden en az ikisinin doldurulmuş olması gerekir.

1.5 Yakın atış bölgesinden kanat pozisyonların doldurulması savunmayı birbirinden ayırmayı zorlar.Böylece hücum için içeriye dalacak boşluk ve atış alanı doğar.

1.6 Uzak atış bölgesinde en az iki hücum bölgesinin doldurulması hücumun derinlik kazanmasındandır. Bu sayede de kale atışı için elverişli pozisyonlar bulunur.

1.7 Eğer bu bölgeler pozisyonlara uygun olarak belirtilen şekilde doldurulursa hücum etkili bir derinlik ve genişlik kazanmış olur.

5.2 HÜCUM BÖLGESİNİN KULLANIM ÖZELLİKLERİ :

2.1 Hücum sahası merkezden kenarlara doğru kendi içinde ikişer olmak üzere 5 simetrik bölgeye ayrılır.

Bölge merkezden kenarlara, yakından uzaklara doğru daha az tehlikeli özellik taşır.

2.2 Hücum bölgelerini doldururken mümkün olduğu kadar 1.dereceden başlayarak etkili alanı doldurmak gerekir.

1- Çok tehlikeli bölge (orta bölge) (1)

2- Tehlikeli bölge (2-3)

3- Orta tehlikeli bölge (4)

4- Az tehlikeli bölge (kanat)

5- Çok az tehlikeli bölge (kanat)

2.2 Yakın atış pozisyonundaki orta ve iç bölgeler (1.2.derecede) etkili kale atışı alanlarıdır.Burada oyuncular her an kapatılabilir ve bağlanabilir. Böylece kanat oyuncularına atış alanı ve atış fırsatı yaratılır.

HÜCUM DİZİLİŞLERİ

4.2 Hücum dizilişleri kendi oyuncularımızın yeteneklerine ve teknik hazırlığına, rakibin savunmadaki kuvvetli ve zayıf yönlerine göre oluşturulur.

4.3 Hücum dizilişleri çok yönlü olmalı, uygulanan değişikliklerle savunma beklenilmeyen pozisyonlara düşürülmelidir.

4.4 Temel hücum dizilişlerinden tüm oyun düzeni geliştirilerek ve hücum araçları kullanılarak çoklukta hücuma erişmeye ve kale atışı için boşluklar oluşturmaya çalışılır.

4.5 Savunmanın pozisyonlarına göre bir hücum dizilişinden başka dizilişlerine geçilebilmelidir.

4.6 Hücum dizilişlerine pozisyonlarına göre şöyle çeşitleyebiliriz.

5.1 Tek pivotlu hücum dizilişleri

5.1.1 3:3 hücum dizilişi

5.1.2 5.1 hücum dizilişi

5.2 çift pivotla

5.2.1 2:4 hücum dizilişi

5.2.2 4:2 hücum dizilişi

5.3 Özel dizilişler. Eksik savunmaya karşı eksik oyuncuyla, kombine savunmaya karşı adam adama savunmaya karşı.

HÜCUM TAKTİĞİNİN SİSTEMATİK AŞAMALARI

Hentbol oyununun hücum safhalarını dört devreye ayırabiliriz.

4.7 Birinci devre-Basit hızlı hücum

4.7.1 Tanımı : Henüz organize olmamış savunmaya karşı, kalecinin veya bir saha oyuncusunun pasıyla uygulanan hücumdur.

4.7.2 Akışı : Kaleci veya bir saha oyuncusu tarafından hızlı hücum için koşan oyuncuya pas aktarılır ve kale sahasına yakın yerde top sürme sonunda kale atışı uygulanır.

4.7.3 Özelliği : Bir takımın oyuncuları, hızlı hücumu gerçekleştirebilmek için topun kendi takımın kontrolünden çıktıktan veya topun kendi takımın kontrolüne geçtikten sonra en kısa zamanda savunma durumundan hücum durumuna geçmeleridir. En etkili hücum çeşidi olan hızlı hücum gol atma olasılığı varsa mutlaka denenmelidir.Hızlı hücum golü, rakip saha oyuncular ve kaleci üzerinde olumsuz bir psikolojik etki-bozgun-yaratırken, gol atan takım üzerinde sevinç, güven,azim ve hırs oluşturur.

4.7.4 Uygulanışı : Hızlı hücum rakibin savunmaya çekilmesine olanak vermeden mümkün olan en çabuk hızla gerçekleştirilmelidir. Önceden planlanmış pozisyonlarda rakibin hücumu bir kanattan devam ederken öbür kanattaki aktif savunması söz konusu olmayan savunma oyuncusunun ileriye kaçırılması ile hızlı hücum gerçekleştirilebilir.Bu pozisyonda boşalan yerin, kanattan kanata aktarılan topların, kaleden dönen topların savunulması diğer oyuncular tarafından yapılmalıdır. Hızlı hücum bir kanattan, iki kanattan veya iki kanat ve ortada olmak üzere çeşitli yerlerde yapılır. Savunmadan çıkarak hızlı hücumu gerçekleştirecek oyuncular ya kanat savunma oyuncuları veya ileride oynayan (5:1-4:2) savunma dizilişinde olduğu gibi ileride oynayan oyunculardır.Hızlı hücum uygulanırken rakip takım oyuncuları da engel olmak amacıyla geri çekileceklerinden istenilen şekilde pas verilmeyebilir. Bu durumda,hızlı hücum bir aracı ile gerçekleştirilir.Pas alınarak uygulanan bir hızlı hücumun başarı şansı şu öğelere bağlıdır.

1. Koşu yolu-koşu hızı.

2. Güvenli ve uygun pasın yerini bulması.

3. Topun kontrolü veya uygun pozisyonda tutulması.

4. Topun kurallara uygun olarak kullanılması-sürülmesi ve kale atışı.

7.2. İKİNCİ DEVRE- Gelişmiş hızlı hücum :

7.2.1. TANIMI : Organize olmamış savunmaya karşı iki veya daha fazla

hücum oyuncusu ile yapılan hızlı hücumdur.

Bir iki paslaşmadan sonra kale atışı ile sonuçlandırılır.

7.2.2. ÖZELLİĞİ VE UYGULANIŞI : Çoğu kez hücumdaki telaş, rakibin kendi sahasına çabuk çekilmesi nedeni ile kale atışı pozisyonu bulunamayabilir. Bu durumda telaş arkadan gelen (ikinci dalga) oyuncuları veya diğer uçlar tarafından desteklenir. Bu oyuncular aynı hızla karşı hücum bölgesine geçerler. Savunmanın aldatılması için kısa paslaşmaya paslaşmaya olanak verecek şekilde bu oyuncuyu desteklerler. Buna gelişmiş hızlı hücum denir. Bu tarz bir hızlı hücumun sonunda geniş saha oyuncularına kale atışı olanağı sağlanmış olunur. Veya kale sahası çizgisine akın bir oyuncuya güvenli bir şekilde aktarılan pasla, onun savunmasının müdahalesin fırsat bırakmadan kale atışı yapması şansı yaratılır. Gelişmiş hızlı hücuma ve oyuncularla birlik diğer oyuncularda katılabilirler.

7.3. ÜÇÜNCÜ DEVRE – Hücumun organize edilmesi

7.3.1 Tanımı: Bu devre genellikle dinlenme devresi olara anılır. Başarısız hızlı hücumdan sonra sonuçlandırma devresine girmek ve rakip kale sahası önünde hücum eden takımın hücum dizilişini kurabilme davranışları bu devrenin amacıdır.

7.3.2 Özelliği: Hücum eden takımın serbest bir halde, hücum dizilişine geçebilmesi için rahatlama devresi özelliğini gösterir. Tüm oyuncular rahat ve derin bir şekilde nefes alıp vererek kendilerine gelirler. Savunmanın diziliş özelliğine ve bu dizilişin zayıf olan yönlerine doğru yapılacak hücum girişimlerinde, başarılı olabilecek sonuçlandırma çabalarının uygulamaları da bu devrede gerçekleştirilir.

7.3.3 AKIŞI : Hızlı hücumda organizasyon devresine geçiş: Hızlı hücum sonrasında bir oyuncu, hücumun başarılı bir şekilde sonuçlanamıyacağını anlayınca, kendi takım arkadaşlarına hızlı hücumu sona erdiğini belirli bir teknik elementler göstererek belli eder. Bu oyun alanının bir yerinde hareketsiz top sürme veya bir diğer oyuncuya vereceği bir arkadan pasla olabilir. Hızlı hücumun başarı ile sonuçlanamıyacağı savunmanın geçen süre içerisinde yerini almasından dolayı anlaşılmaktadır. Hızlı hücum yerinde top süren veya diğer bir oyuncuya arkadan pas veren, oyuncuyu gören takımın diğer üyeleri artık yavaş yavaş kendilerini oynadıkları pozisyonlarda geçerek, hücumun organizeli bir hale gelmesini sağlarlar.Artık bu aşamadan sonra yapılması gereken davranışlar, emniyetli paslaşmalar ve yeniden süpriz yaratacak top çevirmeleri gerçekleştirilmektedir.

3.3 Hücum dizilişinde yapılabilecek 2.4 Hücum dizilişinde yapılabilecek

top çevirme (tek pivotla oyun) top çevirme (iki pivotla oyun)

Hücumun üçüncü devresinde özel teknik elementi topa doğru veya toptan uzaklaşarak yapılan küçük koşmalardır.

7.4 DÖRDÜNCÜ DEVRE – SONUÇLANDIRMA

Üçüncü devrenin içindeki dinamik (bölümler) hücum dizilişinin ( 3:3) veya (2:4) hazırlanmasını sağlarlar. Bu devre içinde, hücumun, temel taktik elementleri kullanarak kale atışı olanağının yaratılması ve başarı ile sonuçlandırılması istenir, bunun için hücumun kullanabileceği temel elementler olarak şunları sayabiliriz: Dalmalar, piston, aldatmalar, aldatmalı pistonlar, çapraz geçiş, perdeleme, geniş alan perdelemesi ve çekilme. Bunu yanı sıra bu devrede aşağıdaki ilkelere özellikle dikkat etmek gerekir. – Top emniyeti- Ritim değiştirme- Bireysel aksiyonların değiştirilmesi 3:3 ve 2:4 oyun sistemleri uygulamaları statik ve dinamik olarak yapılabileceği gibi aşağıdaki üç olasılık kullanılarak oynanabilir. Bunları hücum şekilleri olarak inceleyebiliriz.- Deneme- Atış pozisyonu arama- Tipik pozisyonların kullanılması- Önceden denenmiş kombinasyonların kullanılması.

8. HÜCUM ŞEKİLLERİ:

Hücumda başarıya ulaşabilmek için üç hücum şeklini uygulayabiliriz.

8.1 Serbest Oyun: Hücumda başarıya ulaşabilmek, oyuncuların yeteneklerine, teknik becerilerine bağlıdır. Oyuncular bireysel hareketlerle olduğu kadar, ikili, üçlü kombinasyonlarla sonuca gitmeye çalışılar. Ancak kombinasyonlar oyun düzeninin temel ilkeleri çiğnenmeden uygulanmaya çalışılır.

8.2 Bağlı Oyun: Serbest oyun aksiyonları belirli ölçüde sınırlandırılmıştır. Oyuncuların pozisyonları, topun ve oyuncuların koşu yolları belirgin temel ilkelere bağlı kalarak sınırlandırılmıştır.

8.3 Oyun Sistemleri: Oyuncuların pozisyonları, koşu yolları ve topun yolu, hücumun sonuçlandırılmasına kadar, önceden planlanmış ve belirlenmiştir

9. HÜCUMDA OYUN SİSTEMLERİ:

9.1 3:3 Dizilişte 1 pivot ile oyun

1.1 3:3 Hücum dizilişinin anlamı: 3 oyuncu geri sahada, 1 oyuncu kale sahası çizgisinin hemen önünde ve 2 kanat oyuncusu da oyun sahası ile kale sahası çizgisinin bitim yerine bulunurlar.

HÜCUMDAKİ TAKTİK ELEMENTLER VE BUNLARIN GELİŞTİRİLMESİ

Değişik pozisyonlarda oynayan bireysel oyuncularının hareket olasılıklarının analizi:

10.1 Kanat Oyuncuları:

1.1 Statik Durum: Temel olarak, kanat oyuncusu daima rakip savunma oyuncusunun yanında bulunmalı ve rakibi kendisine bağlayabilmelidir.

Sağ elini kullanan: A kanat oyuncu oyun sahası köşesinden topa doğru koşmalıdır. Bu durumda oyun kurucu karşısında savunma oyuncusunu engellemesi ile karşılaşmadan a ya pas verebilecek şekilde onun bu hareketine dikkat göstermelidir.

Sol elini kullanan: B kanat oyuncusu biraz daha geriye çekilmiş fakat yine sağ oyun bölgesini kullanarak hareket eder.

1.2 Dinamik durum: Kale sahası çizgisindeki yer değiştirmelerde: sirkülasyon şeklindeki dinamik hücum oyununa kanat oyuncularının hareket alanlarının olabileceğini görüyoruz.

-Rakip savunmanın etkili olamayacağı yüzeysel hareketlenme.

10.2 PİVOT OYUNCULARI:

2.1 Statik durum:

a) 3.3 Dizilişteki Oyunda:

b) 2.4 Dizilişteki Oyunda

2.2 Dinamik Durum:

a) 3.3 Dizilişteki Oyunda

b) 2.4 Dizilişteki Oyunda

10.3 OYUN KURUCULAR

3.1 3.3 Dizilişteki Oyun:

Pozisyon değişmeden hareketlenme olasılıkları.

Pozisyon değişerek hareket olasılıkları.

3.2 2.4 Dizilişteki Oyun:

Pozisyon değişerek hareketlenme olasılıkları

3.3 3:3’ den 2:4’e Geçiş

Orta oyun kurucu sola, sol oyuncu kanat pozisyonuna, kanat kale sahası çizgisine doğru yönelir.

11.HÜCUM ELMENTLERİNİN GRUP İÇİNDE KULLANILMASI ( 2-3 oyuncu ile )

Dalmalar: Dalmalar kendi arasında 3’e ayrılır.

1.1 Düz dalma: 1.2 Topa doğru paralel dalma

1.3 Toptan uzağa doğru paralel dalma

Aldatmalı dalma: Bu tür dalmada geçen olaylar şöyledir: Hücum oyuncusu normal şekilde bir koşu ile topa göre ters yönde hareketlenir ve ardından kurallara uygun bir davranışla rakibin önünde aldatma yapar, eş oyuncudan pas alarak kale atışı yapmayı dener.

12. GRUPTA HÜCUM ARAÇLARININ KULLANILMASI :

Hücum elementlerinin takım genel davranışları sırasında kullanılma olasılıkları.

12.1 DALMALAR : Kanat ve oyun kurucuların becerikli bir şekilde kale yönüne doğru hareketlenmelerinde dikkat edilmesi gereken şey, aksiyonun daima iki savunma oyuncusunun arasına yapılması ve hücum bölgesinde daima çokluğa ulaşılmaya çalışılmasıdır.

1. Olasılık : Sağ kanatta sonuçlanacak bir dalma çalışması

2. Olasılık : Pivotun aracılığı ile ve bir perdeleme yardımı ile

Dalma yaparak çokluğa erişilmeye çalışılır.

12.2 PİSTON :

2.1 Piston, hücum taktiğinin bir elementi olup özellikle 3:3 oyun şeklinde dinamik olarak (sirkülasyon : top çevirme, hücumunda) kullanılır.

2.3 ALDATMALI PİSTON : Bu tür bir hareket, temelde bir rakip oyuncunun önünde süratli ve şaşırtıcı bir aksiyonla onun hareketlerini önleme ve kale atışı için olanak sağlama anlamına gelir.

12.3 PERDELEME : Perdelemeyi – içten perdeleme – dıştan perdeleme diye ikiye ayırıyoruz.

Sol veya sağda bulunan savunma oyuncularına doğru en dışta bulunan hücum oyuncularının perdelemeye koşması ve kanat savunmanın etkisiz hale getirilmesine dıştan perdeleme denir.

Kale sahası çizgisi boyunca yapılan perdeleme aksiyonlarına içten perdeleme diyoruz.

3.2.1 DİREKT ETKİLİ İÇTEN PERDELEME

1. Olasılık, oyun kurucu 2. Olasılık, oyun kurucu için pivotun

için pivotun içten- yandan içten – ortalama perdelemesi

perdelemesi

3. Olasılık : Kanadın oyun kurucu için perdesi :

3.2.2. İNDİREKT ETKİLİ İÇTEN PERDELEME

1.Olasılık : pivot, oyun kurucu ve kanadı için perdeleme yapıyor.

B’nin perdelemesine rağmen, hücum eden A’yı izlerse bu oyundan yararlanan B’ye (4) pasını aktarır ve kale atışı ile sonuçlanır.(5)

Olasılık: Pivot ve oyun kurucu diğer oyun kurucu için

B’nin perdelemesin rağmen eğer o yerinde kalırsa A’yı izlerse yukarıdaki gibi aynı bitiriş yapılır.

Olasılık :Kanat, oyun kurucu, pivot için perdeleme yapar.

Olasılık : Kanat ile beraber çokluğa geçiş :

Eğer o, A’nın büyük yay çizmesi arasında onun önünde geçerse C hareketlenir. Ve kale atışı yapar, bu gerçekleşmezse perdeleme için öne çıkan B’ye pas verilir. Onun kale atışı yapması sağlanır.

12.4 3:3 DİZİLİŞTEN 2:4’e Geçiş :

Hücum taktiği alanında temel olarak bir dizilişten ötekine geçişte şu iki geçiş örneği kullanılır.

4.1.- Sıkıştırma

4.2.- Çekilme

Sıkıştırma ile geçiş:

Çekilerek geçiş

2.2 OYUN KURUCUNUN ÇAPRAZ 2.3 KANADIN KISA ÇEKİLMESİ

ÇEKİLMESİ

2.4 KANADIN UZAKTAN ÇEKİLMESİ

Yukarıda gösterilen bu olasılıklar oyun şeklinde diğer tarafta da uygulanabilir.Bunun yanında “3:3 ten 2:4 oyun sistemine geçişte sekiz koşusu olasılıkları da kullanılır.

12.5 2.4 DİZİLİŞTE OYUN

5.1 2.4 Oyun sistemi özelikle derinlik özelliği taşıyan savunma sistemlerine karşı uygulanır.(3:2:1,3:3,5:1 gibi). Pivotlar canlı hareketlerle serbest kalmaya çalışırlar ve bu arada serbest atış çizgisi üzerinde sıçrayarak atış yapacak eş oyuncularının engellenmesi halinde onlardan pas alırlar, kale atışı yaparlar. Bunun yanında kale çizgisindeki savunma oyuncularına kendilerine bağlıyarak savunmada boşluk yaratırlar.

5.2 PİVOTUN HAREKETLENMESİ

Olasılık

5.3 DALMA VE ALDATMALI PİSTON: 3:3 oyunda olduğu gibi ikili oyunda da hücumun dinamik bir oyun aracı olan,dalmalar ve piston hareketi kullanılır.Bunların kullanılması sirkülasyon hücumunun ( top çevirerek hücumunun ) uygulandığını gösterir.

PERDELEME – Kanat için pivot-oyun kurucu

Pozisyon hücumunda kanatın işe katılması

Dinamik kanat için perdeleme

-Oyun kurucu için çapraz perdelemesi

Önce perdelemeye koşan pivotun oyun kurucu için perdeleme yapması. Sonuçlandırma pivotun yararlandırılması ile yapılıyor.

Burada da temel olarak bir çok kez

Tekrar edilebilecek diğer perdeleme şekilleri vardır.

12.7 2:4 HÜCUM DİZİLİŞİ HAKKINDA DİĞER AÇIKLAMALAR :

-Aldatma ve piston hareketi ile gerçekleştirilen olaylar temel olarak 3:3 hücum sisteminde de aynı olduğu için bu başlık altında da değinilmemiştir.

-Bu tür hücum dizilişi uygulayan bir takıma karşı eğer rakip takım kombine savunma uygularsa ve bu savunma sisteminde adam adama savunmayı gerçekleştiren savunma oyuncusu, oyun kuruculardan birini savunursa takım tek oyun kurucu ile oyunu düzenlemek durumunda kalacaktır. Bu sırada pivota büyük bir görev düşmektedir. Bu oyuncu sürekli hareketlerle çalışmasını sürdürmek ve hem oyun kurucu hem pivot olarak dinamik bir şekilde oynamak zorundadır.

Kombine savunmaya karşı iki pivotla oynamak ekonomik değildir. Böyle bir durumda bu oyuncu(adam adama savunmada) kanat veya pivot olarak oynamaya tercih ederken pivotlardan biri görevini üstlenmektedir.

-2:4 Dizilişte Olasılık :

1. Olasılık

2. Olasılık

Besiktas Tarıhı..

06 Kasım 2007

Besiktas TARIHI..

Besiktas Bereket Jimnastik Kulübü’nün Kurulusu

Osmanli imparatorlugu’nun çöküs dönemiydi artik. Koca dev yavas yavas eriyor, bitiyordu sanki. Ve devir Abdülhamit devriydi.

Besiktas’in kulüp armasi kurulus tarihini simgelemektedir.

Armadaki ilk beyaz çubuk biri (1), üç siyah çubuk üçü (3), ikinci beyaz çubuk da ikinci biri (1) ifade etmektedir. Armanin tümü dokuz parçadan olusmaktadir ki bu dört rakam yan yana geldigi zaman Hicri takvimdeki 1319′u meydana getirir. Bu rakamin Rumi yil karsiligi ise Besiktas Kulübü’nün kurulus yili olan 1903′dür.

Neden Siyah-Beyaz?

Balkan savasindan Osmanli imparatorlugu yenik cikmisti. Koskoca Balkan topraklari artik yoktu. Ülkede bu durum büyük üzüntü yaratti. Özellikle gençler savasin sonucunu uzun süre kabullenemediler. Bu ortamda, adi daha sonra Besiktas Osmanli Jimnastik Kulübü olarak degistirilen kulübün üyeleri Balkan savaslarinda verilen kayiplarin anisina renkleri içinde bulunan kirmiziyi siyaha çevirmeye ve Balkan topraklari geri alinincaya kadar spor alanlarinda siyah-beyaz renklerle mücadele vermeye karar verirler.

Ama ondan sonraki yillarda Balkan topraklari geri alinamadigindan Besiktas’in renkleri kirmizi-beyaz’a döndürülmeden siyah-beyaz olarak kalir.

Kara Kartallar Ünvani Nereden Geldi?

1932-33 sezonunda Istanbul Amatör Ligi’nin bitmesine bir hafta kalmisti. Son maç Besiktas ile Fenerbahçe arasindaydi. Bu maç sampiyonu belirleyecekti. Fenerbahçe Besiktas’tan iki puan öndeydi. Dolayisi ile bir beraberlik Fenerbahçe’yi sampiyon yapmaya yetecekti. Besiktas ise mutlaka kazanmaliydi.

Futbolu Besiktas’a getiren Seref Bey (soldaki resimde görünen) son zamanlarda yakalanmis oldugu hastaligin neticesinde her geçen gün eriyip gidiyordu. Ancak Seref Bey’in ömrü o önemli maçi görmeye vefa etmedi. Bedeni hastaliga daha fazla dayanamayan Seref Bey genç yasta hayata veda etti. Maçtan bir gün önce de topraga verildi.

Tarih 16 Haziran 1933′dü. Final maçi oynananacak ve de sonunda ya Besiktas ya da Fenerbahçe sampiyon olacakti. Sahaya çikmadan önce Besiktas soyunma odasinda herkesin Seref Bey’in ölümü nedeni ile büyük bir üzüntü içinde oldugu görülüyordu. O sirada Hakki (Yeten) sessizligi bozarak arkadaslarina kendilerine gelmelerini söyledi. Eger Seref Bey hayatta olsaydi onun kendilerinden tek isteyeceginin bu maçi kazanmalari olacagini hatirlatti. Bunun üzerine Besiktas’li futbolcular Seref Bey’e layik olacak bir oyun ortaya koymak üzere and içerek sahaya ciktilar.

Besiktas tarihinde ilk kez sahaya bu maçta simsiyah formalarla çikmisti. O matemin simgesiydi. Seref Bey’in kaybedilisinin acisini yansitiyordu.

Maç basladi. Fenerbahçe defansta kaliyor, bir puan için oynuyordu. Besiktas ise atak üstüne atak gelistiriyor ve gol atmak için yükleniyordu. Oyunun 24′üncü dakikasiydi. Nazim’in Fenerbahçe filelerine gönderdigi top tüm Besiktas’lilari ayaga kaldirmisti. Ancak hakem golü geçersiz saydi.

Oyunun büyük bölümü Fenerbahçe yari alaninda ve kalesi önünde oynandi. Ancak gol olmadi ve maç basladigi gibi 0-0 bitti. Bu sonuçla Fenerbahçe sampiyonluga uzanmisti.

Maçtan sonra konusanlar ligi ikinci sirada bitirmesine ragmen Besiktas’i öve öve bitiremiyorlardi.

- Ne takimdi öyle!

- 90 dakika içinde tam 66 kez akin yaptilar!

- Kartallar gibi saldirdilar.

- Evet. Aynen kara kartallar gibi…

Iste o siyah formalardan ve müthis futboldan sonra Besiktas sampiyonluga ulasamamisti ama büyük bir ünvan kazanmisti: KARA KARTALLAR.

Besiktas’in Türk Gençligine Hediyesi: 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami

1935 yiliydi. Besiktas Jimnastik Kulübü bir karar almisti. "Atatürk Günü" düzenlenmesini istiyorlardi. Ulu önder sporu ve sporcuyu seviyordu. Öyle ise onun adina spor müsabakalari yapmak çok dogru olurdu.

Bu fikir hemen Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerine de açildi ve iki kulüpten de olumlu yanit alindi.

Tarih 24 Mayis 1935′ti. Fenerbahçe stad’inda yapilan ilk Atatürk Günü müsabakalarini binlerce kisi izlemisti.

Aradan kisa bir zaman geçmisti. Besiktas Jimnastik Kulübü, Atatürk Günü’nün her yil düzenlenmesini istiyordu. Ankara’da toplanacak olan Spor Kongresi’nde bu konu konusulabilirdi. Kongre’de kürsüye Besiktas Jimnastik Kulübü’nden Ahmet Fetgeri çikti. Istanbul’da düzenlenen Atatürk Günü spor müsabakalarini anlatti. Sözlerine söyle devam etti: "Atatürk Günü’nün tüm Türk gençligine maledilmesi için 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami adi altinda her yil yapilmasini teklif ediyoruz."

Bu konusma alkislarla karsilandi. Konu Atatürk’e açildi. Ulu önderin de onayiyla 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami kutlanmaya baslandi.

Arabacilar Takimi Degil, Arabalilar Takimi

Ahmet Fetgeri Bey’in agzindan:

"Her bir devrin ileri gelenlerinin çocuklari olan pasazadeler, idman mahalli olan Osman Pasa Konagi’na gidip gelirken Dolmabahçe Saray arabalarindan istifade etmeye baslamislardi. Her hareketin goze battigi ve dedikodu mevzugu oldugu o günlerde yapilan bu seyahatler, halkin arkadaslarimiza "Saray arabalariyla gezen gençler", "Saray arabalilar" ve "ARABALILAR" seklinde isimler takmalarina sebep olmustur. O zamanlar samimi ve sicak bir ifadenin mahsulü olan bu tabirler, her halde zaman geçtikçe rakip taraftarlarca istismar edilerek "ARABACILAR" olarak degismis olacak…"

Kaynak: "Besiktas Spor Tarihi", Vâlâ Somali.

1903-1995, Kartal’in Pençesi, "Besiktas’in Sanli Tarihi", Gürel Yurttas.

Organizasyon

06 Kasım 2007

Ders : Beden Eğitimi Ve Spor

Konu : Basketbol

Alt Başlık : Dribbling (Top Sürme )

Süre : 2 Saat

Malzeme : Öğrenci/Sporcu Sayısı Kadar Top, Düdük Ve Huni

ORGANİZASYON

Öğrenciler/sporcular sahanın tamamına dağıtılır. Herkes kendine bir yer bulup, bekler.

GİRİŞ/SET

Bugünkü derste/antrenmanda basketbolün temel ve en önemli becerilerinden olan paslaşma ve top sürme(dribbling) becerilerini geliştirme üzerine alıştırmalar yapılacak.

ISINMA (10 – 15 dakika)

Isınma periyodu 5 – 10 dakika kadar hafif tempolu koşu yapılır ve koşunun bitiminden sonra yine 5 – 10 dakika bütün vücut bölgelerini içeren esneme – germe (stretching) hareketleri yaptırılır.

DRİBLİNG ALIŞTIRMASI

Her öğrenci / sporcu belirli bir grup düzenlemesiyle her biri bir top alır. Hareket yönü belirtilerek kendilerine bir alan bulmaları istenir. Harekete başlanır:

Her öğrenci/sporcu topu sektirip, tutarlar. Bu hareket devamlı yapılır.

Hatırlatma: Top parmak uçlarıyla aşağıya itilir. Topa tokatlar gibi şaplatarak vurulmayacağı hatırlatılmalı.

Öğrenci/sporcuların ayaklarının omuz hizası kadar açık olduğundan emin olun.

Öğrenci/sporculara belirlenmiş kendi alanlarından çıkmadan topları 10 defa sıçratıp, tutmalarını söyleyin.

Sonra tutmadan sektirmeye devam etmelerini söyleyin.

Mümkün olduğunca çok topu durdurmadan top sürmesini yapsınlar.

Bunu ritimli sayarak top sürsünler.

Hatırlatma : Top sürme sırasında baş mümkün olduğunca yukarıda olmalı.

Baskın el (dominant) ile 10 kez dribling yapsınlar.

İkişer ikişer karıştırmadan sayarak top sürsünler.

Yapabildiği bütün driblingleri saysınlar.

Şimdi baskın olmayan diğer elle yapılsın. Bu bazı öğrenciler/sporcular için çok zor olabilir, fakat bunu yaptırın.

Herkes kendi alanında kalması koşuluyla, baskın olmayan elimizle ne kadar top sürebildiklerini denetin.

İkişerli sayarak top sürsünler.

Şimdi, el değiştirerek top sürmeyi denetin. Dizler hafif bükülü ve bel seviyesinde top vücuda yakın olması gerektiğini hatırlatın.

Son olarak, öğrencileri/sporcuları bir sıraya sokun ve uygun aralıkta hunileri yerleştirerek, topla huni aralarından S çizerek (huni atlamadan) geçmelerini söyleyin.

Her zaman hunilerin dışından ve etrafından dönmelerini hatırlatın.

Hatırlatma: Başı yukarıda tut, top sürme parmak uçlarıyla kontrollü olmalı.

*Sabri KAYA tarafından hazırlanmıştır.

Beden Eğitimi Ve Spor Bilimlerine Giriş

06 Kasım 2007

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR BİLİMLERİNE GİRİŞ

SPOR

Sporcu sporun branşları

Potansiyel

Organizma

Reflex, reaksiyon

Sporun branşlarına göre sporcunun organizmasında bulunan potansiyelini en üst seviyede reflex ve reaksiyon halinde tutmasına spor diyoruz.

Yenme ve üstün olma gibi insan içgüdüsünün tatminini amaç edinen belirtili kurallar dahilinde yapılan etkinliklere spor diyoruz.

İnsanın mücadele azmini kullanarak kazanmak ve başarılı olmak için sistemli, ve düzenli kurallar içerisinde yaptığı bedensel aktivitelerdir. Rekor kırmak, üstünlük kazanmak ve galip gelmek arzularının yanı sıra vücudun kuvvetini, çevikliğini devam ettiren, irade gücünü artıran şuurlu bir vasıta, uğraştır.

Beden eğitim faaliyetlerini özelleştirerek çeşitli branşlarda somutlaştırılmış, üst düzeyde yapıldığında fizyolojik, psikolojik, estetik teknik özellikleri gerekli kılan yarışmaya dayalı ve katı kurallarla çevrili bir etkinliktir.

Görünürdeki en çarpıcı amacı beden eğitimi ile taşıdığı eş amaçlar dışında yarışmak ve kazanmaktır. Spor bireyleri toplumsal uyumu sağlamakta, ruhsal ve bedensel sağlıklarını güvence altına almaktadır. Başarıyı genişletme, yarışmada üstün gelme ve kazanma amacıyla yapılan bir çabadır.

Bireyin biyolojik kökenli içgüdülerini neden olduğu dürtülerin amaca ulaşmasının sağlarken aynı zamanda temel gereksinmesini de karşılayan davranış biçimidir. Amacı bireysel, toplumsal yada ekonomik olabilir.

Beden Eğitimi

Bedensel, toplumsal ve ruhsal davranışları bir araya getirme oluşturma ekibidir. Bu oluşumda beden eğitimi amaç değil araç durumundadır. Büyük kas etkinlikleri aracılığıyla bedensel nitelikleri kazanarak oluşan bir sonuçtur. Kas etkinlikleri ile bireyin ruhsal ve toplumsal bütünlüğünü bozmadan, kişinin toplum yararına en iyi gelişimini gerçekleştirme eğitimidir.

Beden eğitiminde etkinlik önemli bir husus olup beden bir araç olarak kullanıldığında amaç olarak karşımıza tüm kişiliğin eğitimi etkinlikler yoluyla kişinin, büyüme, gelişme ve davranışlarını olumlu biçimde sağlayan en küçük eğitim aracı olarak çıkmaktadır.

Sağlıklı, güçlü, mutlu olma, kişilik, karakter, ahlaki değerler kazanma, kültürleşme, toplumsallaşma ve vatandaş eğitimidir.

Bireyin bedenen, fitren, ruhen gelişimini sağlamak, günlük yaşama ve iş yaşamının koşullarına hazırlamak, milli bilinç ve vatandaşlık duygularını kuvvetlendirmek amacıyla yapılan düzenli ve metotlu çalışmaların tümüne birden beden eğitimi diyoruz.

İnsanın bütününü oluşturan fiziki, ruhi, zihni niteliklerin bulunduğu yaşın genetik kapasitesinin gerektirdiği verim gücüne ulaşılabilmesi için yapılan etkinliklerin tümüdür.

Milli eğitimin temel etkinliklerine bağlı olarak kişinin beden, ruh ve fikir gelişimini sağlamaktır. İnsanın toplum kurallarına uygun olarak yaşaması, birbirleriyle olan ilişkilerinin iyi örneğini verebilmesi, yardımsever, insan haklarına saygılı olmasıyla bağlantılıdır.

Beden eğitimi insanın sosyalleşebilmesi, kişiliğini bulup doğru bir çizgi üzerinde yol kat etmesinde büyük rol oynar. Kısaca beden eğitimi bireyin beden sağlığını, beden becerilerini geliştirmeye yönelik, gerektiğinde çevresel koşullara ve katılımcıların özelliklerine göre değiştirilebilen esnek kurallara dayalı oyuna, jimnastiğe, spora dönük alıştırma ve çalışmaların tümünü kapsayan geniş tabanlı bir etkinliktir.

İnsanı ruhen, fikren,bedenen olgunlaştırıp geliştiren, en az yorgunluk vererek en çok fayda sağlayan jimnastik oyun ve spor faaliyetlerini içine alan bir bilimdir.

Hareket canlıların en belirgin özelliği olduğu için yaşadığımız çağda kişinin ruhen, bedenen ve fikren gelişimi kuvvetli ve dayanıklı olması için beden eğitimi ve spora şiddetle ihtiyaç göz önünde tutulduğundan spor bir devlet politikası haline getirilmeye çalışılmaktadır. Artık milletler savaşlarını spor yoluyla yapmaya başlamışlardır. Bir ülkenin adını duyurmada en önemli kavramlardan ekonomiden sonra spor gelmektedir.

Beden eğitim, faaliyetlerinin bünyede olduğu kadar karakter üzerinde de yapıcı etkisi bulunmaktadır. Kişiye yaşama azmi ve mücadele kazandırır. Liderlik ve işbirliği yapma, arkadaşlık, yiğitlik, doğru ve güzeli takdir etme ve ayırt etme duygusunu geliştirir. Hoşgörü ve feragat sahibi yapar. Başkalarına, aileye, cemiyete, kanun ve nizamlara saygılı olmayı, hakkını ve şerefini ölüm pahasın dahi olsa korumayı bilen şahsiyet teşekkülünü sağlar.

Beden Eğitimi ve Sporun Genel Amaçları

Atatürk ilkeleri ve inkılapları, anayasa, milli eğitimin temel kanunu ve Türk milli eğitiminin temel amaçları doğrultusunda, öğrencilerin gelişim özellikleri de göz önünde tutularak anların kişisel ve toplumsal yönden sağlıklı, mutlu, iyi ahlaklı ve dengeli bir kişilik sahibi, yapıcı, oluşturucu ve üretken, milli kültür değerlerini ve demokratik hayatın temel ilkelerini benimsemiş fertler olarak yetiştirilmeleri genel amaçtır.

Atatürk’ün ve düşünürlerin beden eğitim ve spor konusunda söyledikleri sözleri açıklayabilme

Bütün organ ve sistemleri seviyesine uygun olarak güçlendirebilme ve geliştirme.

Sinir, kas ve eklem koordinasyonunu geliştirebilme

İyi duruş alışkanlığı edinebilme

Beden eğitimi ve sporla ilgili temel ilgi ve beceri, tavır ve alışkanlıklar edinebilme.

Ritim ve müzik eşliğinde hareketler yapabilme

Halk oyunlarımızla ilgili bilgi ve beceriler edinme ve bunları uygulamaya istekli olabilme

Milli bayramlar ve kurtuluş günlerinin anlamını ve önemini kavrayabilme

Beden eğitimi ve sporun sağlığa yararlarını kavrayarak boş zamanlarını spor faaliyetleriyle değerlendirmeyi bilebilme ve öğrenebilme

Temel sağlık kuralları ve ilkyardım ile ilgili bilgi, beceri, tavır ve alışkanlıklar edinebilme

Tabiatı sevme, hava ve güneşten faydalanabilme

İşbirliği içinde çalışma ve davranma alışkanlığı edinebilme

Görev ve sorumluluk alma lidere uyma ve liderlik yapabilme

Kendine güven duyma, yerinde ve çabuk kara verme

Dostça yarışma ve oynama, kazananı takdir etme, kaybetmeyi kabullenme, hile ve haksızlığın karşısında olabilme

Demokratik hayatın getirdiği tavır ve alışkanlıkları kazanma

Kamu kaynaklarını iyi kullanabilme ve koruyabilme

Spor araç ve tesisleri hakkında bilgi sahibi olma ve bunları iyi kullanabilme

Beden Eğitimi ve Sporun Kişiye Kazandırdıkları

Kişinin kendine güvenini artırır.

Kişi kendisini tanır ve tanıtır.

Yeteneklerini geliştirir, sınır ve güçlerini öğrenir.

Vücuduna ve sağlığına karşı bilinç gelişir.

fiziksel uygunluk dediğimiz kuvvet, dayanıklılık, sürat, hareketlilik, beceri, esneklik ve çabukluk geliştirir.

Sağlıklı ve mutlu yaşamda gerekli olan bilgi, davranış, alışkanlık ve beceri kazandırır.

Etkinlikler sonucu toplumsal kişilik ve nitelik kazandırır. Bunların içerisinde işbirliği, biz duygusu, atılganlık, milli değerler v.b.

Boş zamanları davranış ve iyi kullanabilme, değerlendirme alışkanlığı kazandırır.

Beden Eğitimi ve Sporda Gelişim

Organik Gelişim

Sinir Kas Gelişimi

Zihinsel Gelişim

Heyacansal ve Duygusal Gelişim

1. Organik Gelişim : Bireylerin fiziksel gelişimine katkıda bulunmak sadece beden eğitimine yönelik bir amaçtır. Hareket bireyin doğasında vardır. Biz de biliyoruz ki ilk insanlar yaşamlarına hareketle başlayarak bir yerden bir yere göç etme, yere değiştirme, avlarını yakalayabilme, geçim kaygısından kurtulabilme, kendilerinden güçlü olan şeylerden kaçabilme, saklanabilme ve barınma faaliyetlerinde hep hareketli olmuşlardır.

Hareket sisteminin temelini aktif olarak kaslar, pasif olarak da kemikler oluşturur. Beden eğitimi etkinlikleri düzenli olarak yapıldığında organizmanın fiziksel uygunluğu ve dayanıklılığı gelişecek, böylece organizma değişen koşullara ve yorgunluğa karşı koyabilecektir. Bunda en fazla etki becerilerin gelişmesinde kassal hareketlerle verimliliğin artması ve dolayısıyla kassal güç ve dayanıklılığın artmasında görülür. Şişmanlık sorunundan kurtulma, çocukluk ve ergenlik dönemini sağlıklı ve mutlu şekilde bitirebilme, kalp damar rahatsızlıkların engellenmesi, solunum ve dolaşım sistemlerinde oluşacak hastalıkların önlenmesi ve son olarak da kalp kan dolaşımını uygun seviyede yürütebilme, egzersizlerle yani hareketlerle dolayısıyla da beden eğitimi etkinlikleriyle sağlanır.

2. Sinir Kas Sistemi : Kas eğitimi sonucunda yeteneklerin ve motorsal becerilerin kazanılmasıdır. Genel olarak vücut kontrolü, vücut koordinasyonu sinir kas sisteminin gelişimi demektir. Koşma, sıçrama, tırmanma, yakalama, takla atma v.b. temel hareketlerin temelini oluşturur.

3. Zihinsel Gelişim : Etkinlikler yoluyla yapılan öğrenme sonucunda, öğrenme için gerekli algılama, düşünme, akıl yürütme, kıyaslama ve temel kavramların gelişmesidir. Motor becerilerin gelişimi bireyin zihinsel, duygusal ve toplumsal gelişimiyle ilgilidir.(motor becerileri; kuvvet sürat, dayanıklılık, hareketlilik ve beceri)

4.Heyecansal ve Duygusal Gelişim : Karmaşık, dengesiz ve gergin tepkilerin bir düzenle anlaşılır biçimde gelişmesidir. Çocuğun heyecansal tepkileri bedensel ve ruhsal gereksinmelere dayanır. Bu bakımdan heyecansal gelişim çocuğun bedensel ve ruhsal dengesini bulma çağıdır.

Beden Eğitiminin Temel Faydaları :

Eğitim tüm organizmayı içerir. Zihin ve benden bütünlüğü eğitimin temel felsefesini oluşturur.

Beden eğitimi genel eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Beden eğitiminin amaçları genel eğitimin amaçlarına uygundur. Ve bu amaçların gerçekleştirilmesine katkıda bulunur.

Beden eğitimi etkinlikleri büyüme ve gelişme için temeldir. İnsan organizmasının maksimum gelişmesi büyük kas gruplarının katıldığı bedensel etkinliklere bağlıdır.

Beden eğitimim serbest zamanların kullanımına katkıda bulunur.

Beden eğitimi kendini ifade etme ve oluşturma olanakları sağlar. Bedenin birey olarak ifadede kullanılması, yeni hareketlerin oluşturulmasında zengin olanaklara sahiptir.

Beden eğitimi kültürel gelişmeye yardımcı olur.

Estetik beğeniye ve artistik üretime katkıda bulunur.

Beden eğitimi duyguların kontrol edilmesine yardımcı olur. Oyun ve spor ortamındaki etkileşim, duyguların kontrolü ve boşaltımı için uygun olanaklar sağlar.

Beden eğitimi karakter ve kişilik gelişimine katkıda bulunur. Güçlü bağlar ve bağlılık, takım ruhu, grup etkileşimi, oyun ve spor alanlarındaki görülen özelliklerdir. Tebiki bu özelliklerin kişilik gelişimine katkısı vardır. Takım arkadaşlarına, rakiplere uyum toplumsal uyumun sağlanmasında önemli rol oynar.

Beden eğitimi organik gelişime katkıda bulunur.

Psikomotor becerileri geliştirir.

Sağlık ve sağlığı koruma alışkanlıkları geliştirir.

Zihinsel gelişim için olanaklar sağlar.

Demokratik süreçlere katkıda bulunur. Sınıf etkinliklerinin planlanmasında ve yürütülmesinde tüm bireylerin katılımını sağlıyor.

Beden eğitiminin temelinde biyoloji, sosyoloji ve psikolojinin etkileri ve belirtileri vardır.

Beden eğitimi bireyin gereksinmelerine dayanır. Hareket en önemli temel gereksinim kabul edilir. Fiziksel etkinlik yaşamak için gereklidir. Durgun bir modern yaşam hiçbir işe yaramaz.

Oyun eğitsel potansiyele sahip içgüdüsel dürtüler olarak karşımıza çıkar. Bu oyunun dinamik niteliği bireylerin daha uygun davranış modeli geliştirmesine yardımcı olduğundan dolayı, oyunda beden eğitiminin içinde yer alan bir kavram olduğuna göre beden eğitiminin bu faydası göz ardı edilemez.

Beden Eğitiminin Bölümleri 3 bölümde incelenir:

Jimnastik

Spor

Oyun

1.Jimnastik çeşitleri:

a. Eğitim amaçlı Jimnastik b. Yarışma amaçlı jimnastik c. Gösteri amaçlı jimnastik d. Tedavi amaçlı tıbbi jimnastik e. Ritmik jimnastik

yarışma amaçlı jimnastik kendi içerisinde

Artistik jimnastik (Aletli)

Akrobatik jimnastik

Sportif ritmik jimnastik

Sporun tarifini daha önce yapmıştık

2. Oyun :Eğitsel bir değer taşıyan çocuğun bedensel, ruhsal ve ahlaki gelişimini hedef alıp çocukta haz ve neşe düzenli hareketlere oyun diyoruz.

Beden Eğitimi ve Sporun Öğretim Metodları :

Öğrenme

Çalışma

Antrenman Metodu

1. Öğrenme Metodu:

Kısa zamanda sonuca varılabilmesi, Mükemmelliğe erişilmesi için tutulan yolun çizilmesidir. Büyük gruplarla çalışılabilir. Çalışan yerine çalışma konuları ön plana gelir. Bir plan hazırlanır ve topluluk bu plana göre çalıştırılır. İyi sınıflandırılmış okullarda, iyi hazırlanmış programla bu metot yararlı olabilir. Ancak bu metodun sakıncalı yönleri de olabilir. Bunlar:

1. Çalışma biçimi gençlerin isteklerine uygun değildir.

2. Çalışmalarda hareketler adımlama biçiminde yani zincirleme şeklinde değildir. Sadece hareketler geometrik şekilde kalıp olarak bölünür öğrenciye sunulur.

3. öğrencilerin istekleri çeşitli yönlerde olmasına rağmen topluca ortak bir konu üzerinde çalışılır.

4. salonların olmadığı veya küçük olduğu saha ve araçların az sayıda bulunduğu yerlerde bu metodun faydası azalır.

Metodik yardımcıları hareketin anlatılması, gösterilmesi ve düzeltimi şeklindedir. Bu metodun kullanılış yerleri çalışma planı tam olarak sınırlandırılmış toplumlarda kişisel yeteneklerden daha çok toplumun eğitimine yönelmiş topluluklarda sıkı bir birlik isteyen çalışmalarda, bugünkü okullarımızdaki çalışma şekillerinde ve askeri eğitimler bu metotla yapılmaktadır.

2. Çalışma Metodu:

Hırslı bir şekilde kısa zamanda sonuca erişmek için değil, kendi kendine seçilen konular üzerinde serbestçe çalışmadır. Çalışma eğitimi üzerine kurulup geliştirilmiştir. Beraber ve belirli formlara uyma zorunluluğu yoktur. Kişiler çalışma eğitimini kendi işi olarak ele alır ve görürler. Faydalı bir eğitim insanın iç doğasından gelen istek ve kuvvetle kişinin serbest bir hedefe kendi seçtiği yollarla erişebilmesidir. Bu metot da hareketin anlatımı açıklama, gösterme konu bakımından çok kısa, çocuğun yapısına ve amaca uygun olmalıdır. Öğretmen geri planda kalmalı çocuğun yapabileceği herşeyi deneyebilmesi için serbest bırakmalı ancak zor durumlarda on yön verici hatırlatmalarda bulunulmalıdır.

3. Antrenman Metodu:

Her iki metotdan değişik özellikler taşıyan çalışma biçimidir. Genellikle kulüp ve okullarda ders dışı çalışmalar için geliştirilerek ortaya çıkarılmıştır. Amaç en yüksek forma erişmedir. İrade eğitimine yer verilir. İyi dereceye doğru ilerleme istek ve cesareti, kuvvet, dayanıklılık, hareketlilik, sürat ve beceri yerine sporcu hırsı kazandırma bu metodun amaçlarındandır. Birbirini izleyen alıştırmalar planlı olarak tekrarlanıp hareketlerin otomotikleştirilmesini sağlar. Yavaş yavaş güçleştirilen hareketlerle bedensel ve ruhsal gelişimin sağlanarak en üstün başarıya ulaşılır. Kaslar iç organlar ve sinir sistemi eğitilerek yorgunluk anı geciktirilip dinlenme süresi düşürülerek dayanıklılık kazanılır.

Antrenman metodunun metodik yardımcıları:

Öğrenme metodu ile çalışma metodu arasındadır. Bu metotla ödev verilir. Fakat konu üzerinde izlenecek yol tam olarak programlaştırılır. Diğer metotlardan farklı tarafı çok küçük gruplarla çalışılır. Böylece birkaç öğrenciye bir çalıştırıcı gerekir. Çalıştırıcı gençlerin bütün yeteneklerini saptayarak uygun bir çalışma programı hazırlar.

Temel Motorik Özellikler

Kuvvet: Bir dirençle karşı karşıya kalan kasların kasılabilme yada bu direnç karşısında belirli bir ölçüde dayanabilme yeteneğine kuvvet diyoruz. Spor branşlarına göre 2’ye ayrılır:

Genel Kuvvet, 2. Özel Kuvvet

Çalışma biçiminde kuvvet 3 şekildedir:

1. Maximal kuvvet, 2. Çabuk kuvvet, 3. Kuvvette devamlılık

Dayanıklılık: Organizmanın uzun süre devam eden sportif alıştırmalarda yorgunluğa karşı koyabilme ve oldukça yüksek yorgunluktaki yüklenmeleri uzun süre devam ettirebilme yeteneğine dayanıklılık deriz. Tüm organizmanın yorgunluğa mümkün olduğu kadar karşı koyabilme gücüdür.

Spor türüne göre 2 sınıflandırması vardır. Genel ve özel.

Enerji oluşumu açısından 2 tane. Aerobik, ana aerobik

Süreleri açısından 3 tane. Kısa, orta, uzun.

Sürat: İnsanın kendisini en yüksek hızla bir yerden bir yere hareket ettirme yeteneğidir. Hareketlerin mümkün olduğu kadar büyük bir hızla uygulanması yeteneği olarak tanımlanmaktadır.

İvmelenme, ortalama ve maximum hız olarak sınıflandırma yapılır.

Hareketlilik: Eklemlerin vücut bölümlerinde belli bir hareket yönünden izin verilen açı kollarının sınırları arasında kalan alana hareket alanı diyoruz. Tüm eklem hareketi boyunca hareket edebilme yeteneğine hareketlilik diyoruz. Aktivitelerin eklemlerin müsaade ettiği oranda ve geniş açıda yapılmasına hareketlilik diyoruz. Genel ve özel olarak sınıflandırma yapılabilir.

Beceri: Koordinasyon. İstemli ve istemsiz hareketlerin düzenli, uyumlu, amaca yönelik bir hareket dizisi içerisinde uygulanmasıdır. Organizmanın sinirsel bir gücüdür. Hareketin uygulanmasına katılan iskelet, kaslar, eklemler ve eklem bağları ile merkezi sinir sistemi arasındaki işbirliğidir.

Genel ve özel beceri olarak sınıflandırması yapılır.

Sportif Terimler

Antrenman: Fizik ve moral gücün, teknik ve taktik becerilerin, organik ve psikolojik yüklemelerle düzeltilmesi ve en üst düzeye getirilmesi amaçlarına yönelik bir eğitim sürecidir. Sporcunun kendini en yüksek verimine ulaşabilmesi için planlı biçimde yaptığı bedensel ve ruhsal çalışmaların tümüdür.

Antrenman organizmada fonksiyonel ve morfolojik değişmeler sağlayarak ve sporcuda verimin yükseltilmesi amacıyla belirli zaman aralıklarıyla uygulanan yüklenmelerin tümüdür.

Antrenör: Antrenman yaptıran uzman kişilerdir.

Spor Yönetimi: Sporda yönetimi meydana getiren unsurların kuruluş ve işleyiş biçimini inceleyen ve bu unsurların en iyi şekilde sevk ve idaresi için gereken yönetim tekniğini bulmaya çalışan spor biliminin koluna biz spor yönetimi diyoruz. Yönetimi meydana getiren unsurlar: İnsan, para, malzeme, zaman ve yerdir.

Spor Yöneticisi: Spor hizmet ve faaliyetlerinin sevk ve idaresinde çeşitli şekillerde görev alan bu hizmet ve faaliyetlerin yürütülmesinde emeği geçen görevlilere spor yöneticisi diyoruz. Resmi ve gönüllü olama üzere iki spor yöneticiliği vardır.

Spor Teşkilatı: Spora ilişkin amaçlar doğrultusunda geniş kapsamlı bir işin veya işlerin görülmesi için kurulan spor hizmet ve kuruluşlarına sporda teşkilatlanma veya spor teşkilatı diyoruz. Merkezi ve yerel teşkilatlanma olarak iki türü vardır.

Spor Organizasyonu: Spor yarışmaları ile sportif amaca yönelik olarak düzenlenen seminer, toplantı, kurs, panel, kamp vb. her türlü sportif faaliyetin en iyi şekilde sevk ve idaresi ve sonuçlandırılması için bir program dahilinde yapılan çalışmalara spor organizasyonu diyoruz.

Spor Tesisleri: Spor faaliyetlerinin yapıldığı çeşitli mimari ve mühendislik hizmetlerinin sunulduğu farklı teknik ve taktik usullere göre yapılan sportif yarışmaların uygulandığı alanlara biz spor tesisleri diyoruz. Çok amaçlı ve tek amaçlı olarak ikiye ayrılır.

Spor tesislerinin çeşitleri:

Semt sahası 10. Tenis kortu

Stat 11. Atış poligonu

Spor salonu 12. Atletizm sahası (toprak ve tartan)

Yüzme havuzu 13. Veledrom (bisiklet pisti)

Kayak evi 14. Açık saha

Telesiej 15. Sporcu kamp eğitim merkezi

Teleski 16. Sporcu eğitimi sağlık araştırma merkezi (SESAM)

Kayıkhane 17. Gençlik kampı tesisleri

Misafirhane

Dünyadaki Önemli Spor Organizasyonları:

Olimpiyat oyunları Afrika oyunları

Dünya şampiyonası Akdeniz oyunları

Dünya kupası yarışmaları Balkan şampiyonaları

Üniversite oyunları İslam ülkeleri spor oyunları

Avrupa şampiyonaları Dünya okullar spor yarışmaları

Avrupa kupası yarışmaları Uluslar arası turnuvalar

Asya oyunları Türkiye şampiyonaları

Pan American oyunları

CIO (Comite İnternationel Olimpic)……Uluslar arası Olimpiyat Komitesi

USF – TSF …… Uluslararası Spor Federasyonları –Türk Spor

TMOK ….. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Federasyonları

OLİMPİYATLAR

Olimpiyat oyunlarını yapılması için alınan kararlar şunlardır:

23 haz. 1894 yılında Fransız Pierre de Coubetin başkanlığında yapılan toplantıda;

Modern olimpiyat oyunlarının yapılış tarzı eski olimpiyatların zaman ritmine uyarak 4 yılda bir yapılır. İptal edilebilir, fakat başka yıla bırakılamaz.

Yarışmalara kutsal bir değer tanınır. Bu değer eski çağlarda dinsel ve milli iken, yeni çağlarda ise vatana ve millete saygı olarak adlandırılır.

Olimpiyatların değeri yalnız amatörlere açık olup, maddi değerli ödüller yasaklanmıştır. Komite sporcuları olumsuz davranışlarından dolayı yarıştırmama yetkisine sahiptir. Ve sporcuların amatörlüğü milli olimpiyat komitelerince onaylanacaktır.

Oyunların milletlerarası niteliği korunur

Oyunlara bütün milletler çağrılır ve yapıldığı yerler ülkeden ülkeye değişir.

Oyunların sportif içeriği eski yunan yarışma türlerinden değil modern sporlardan oluşur.

Yarışma programlarına spor türlerinden ancak atletik sporlar dediğimiz koşular, atlamalar, atmalar ve ağırlık kaldırmalar, su sporları dediğimiz yelken,kürek, yüzme ve ayrıca buz pateni, eskrim, güreş, boks, binicilik, atış, jimnastik, bisiklet ve çayır oyunları gibi sporlar alınabilir. Bunlara 5’li yarışlardan oluşan sporlarda katılabilir.

Olimpiyatlarda dil, din, ırk, ve politik etkinliklere yer verilemez

Her olimpiyat oyununun yapılacağı ülkede şehri seçme hakkı CIO ya aittir.

Her ülkenin olimpiyat oyunlarına katılabilmesi CIO ya bağlı milli olimpiyat komitelerini kurmalarıyla olabilir.

Oyunların tarihçesinden dolayı bir saygı ifadesi olarak 1896 da Atina da 2.si ise Pierre de Coubertin’in anısı için Paris’te yapılmasına karar verilmişti.

Olimpiyatlar ülke ismiyle değil şehir ve yıl ismiyle anılır.

Olimpiyat Oyunlarının Simgeleri:

Olimpiyat Ateşi: Temiz ve yüce bir özlemin sembolü olarak olimpiyat oyunlarının başladığı ilk gün yakılıp bütün oyunlar boyunca sürekli yanar. Olimpiyat ateşini tutuşturan meşale Yunanistan’ın Olemp dağında eski adetlere uygun olarak yakılır. Meşale olimpiyatların yapılacağı şehre kadar koşucu atletler tarafından taşınır ve ev sahibi ülkenin atlet sporcusuna teslim edilir. Meşaleyi son devrala sporcu stadyuma gelerek olimpiyat ateşini elindeki meşaleyle tutuşturur. İlk defa 1936 Berlin Olimpiyatlarında kullanıldı.

Olimpiyat Bayrağı: İç içe geçmiş beş halkanın beyaz bir zemine işlenmesiyle ilk defa 1920 Anvers Olimpiyatların da kullanılmış, bayraktaki halkaların 3 tanesi üstte, 2 tanesi alttadır. Üstekilerden sol kenardaki mavi halka Avrupa’yı, siyah halka Afrika’yı, kırmızı Avusturalya’yı, yeşil Amerika’yı, sarı halkada Asya’ temsil eder.

5 kıtanın dostluk, birlik ve kardeşlik duyguları içerisinde olimpiyat oyunları vasıtasıyla kenetlendiğinin bir ifadesi olarak oyunların 1. günü göklere çekilir, son günlere kadar dalgalanmaya devam eder.

Olimpiyat Yemini Parolası ve İnanışı: Modern olimpiyat oyunlarının başladığı ilk gün sporcular ve hakemler olimpiyat ruhuna uygun olarak ant içerler. Bunu ev sahibi ülkenin sporcusu ve hakemi diğer ülkeler adına yapar.

Ödüller: Modern olimpiyatlarda dağıtılacak ödüller amatörlük ruhu içerisinde kalacak şekilde madalya ve diplomalardır. Ferdi klansmanda ilk üçe giren sporculara birer madalya ve diploma, 4. 5. 6. lara da birer diploma verilir. Dağıtılan madalyalar altın gümüş ve bronz madalyalardır ve kaplamadır. Pek fazla maddi değeri yoktur. Oyunlarda görevli hakemler ve resmi görevliler ile bütün ülkelerin olimpiyat ekiplerinin resmi görevlilerine birer tane hatıra diploması ve büyük ödüllerden birisi, isimlerinin stat duvarlarına kazınmalarıdır.

Modern Olimpiyatlar

1896 Atina

1900 Paris

3. 1904 St Lois

4. 1908 Londra

5. 1912 Stockholm

6. 1916 Savaş nedeniyle yapılamadı

7. 1920 Anwers

8. 1924 Paris

9. 1928 Amsterdam

10. 1932 Los Angeles

11. 1936 Berlin

12. 1940 Savaş

13. 1944 Savaş

14. 1948 Londra

15. 1952 Helsinki

16. 1956 Melbourn

17. 1960 Roma

18. 1964 Tokyo

19. 1968 Mexico City

20. 1972 Münih

21. 1976 Montreal

22. 1980 Moskova

23. 1984 Los Angeles

24. 1988 Seul

25. 1992 Barcelona

26. 1996 Atalanta

27. 2000 Sydney

Amatör: Hiçbir çıkar beklemeden,yaptıkları spor dalınan maddi karşılık beklemeden sporları icra eden kişilere ve kuruluşlara amatör deriz.

Profesyonel: Yaptıkları uğraşı meslek haline getirip yaşamını bu şekilde kazanarak, gerekli kanunları yerine getiren kişi ve kuruluşlara profesyonellik deriz.

Olimpiytalar veya spor organizasyonları bir ülkeye ne kazandırır:

Reklam (ülkenin tanıtımın sağlar)

Farklı kültürler bir araya gelerek kaynaşırlar

Ekonomide güçlülük meydana gelir

Prestij imkanı sağlar

Ülkede spora olan ilgiyi artırır

Kültürlerarası etkileşim sağlar

Daha fazla sporcuyla bu organizasyonlara katılabilirler, diğer ülkeler göre

Bir ülkenin tesisleşmesini sağlar

Uluslar arası Federasyonlar

Amatör Bisiklet Federasyonu ………………………………………….. ….. FIAC

Jimnastik Federasyonu ………………………………………….. …………… FIG

Kürek Birliği Fed. .. ………………………………………….. ……………… FISA

Patinaj Birliği Fed. ………………………………………….. ………………. ISU

Futbol Birliği Fed. ………………………………………….. ………………… FIFA

Atıcılık Birliği Fed. ………………………………………….. ………………. UIT

Yelken Birliği Fed. ………………………………………….. ………………. IYRU

Amatör Yüzm Fed. ………………………………………….. ………………. FINA

Amatör Atletizm Fed. ………………………………………….. …………… IAAF

Amatör Güreş Fed. ………………………………………….. ………………. FILA


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy