Iupac Sistemi

06 Kasım 2007

1—IUPAC sistemi

1A—Avrupa sistemi

IA—Amerikan sistemi

1

H

3

Li 4

Be

11

Na

12

Mg

19

K 20

Ca 21

Sc

37

Rb 38

Sr 39

Y

55

Cs 56

Ba 57

La

87

Fr 88

Ra 89

Ac

2

He

5

B 6

C 7

N 8

O 9

F 10

Ne

13

Al 14

Si 15

P 16

S 17

Cl 18

Ar

2222 22

Ti 23

V 24

Cr 25

Mn 26

Fe 27

Co 28

Ni 29

Cu 30

Zn 31

Ga 32

Ge 33

As 34

Se 35

Br 36

Kr

40

Zr 41

Nb 42

Mo 43

Tc 44

Ru 45

Rh 46

Pd 47

Ag 48

Cd 49

In 50

Sn 51

Sb 52

Te 53

I 54

Xe

72

Hf 73

Ta 74

W 75

Re 76

Os 77

Ir 78

Pt 79

Au 80

Hg 81

Tl 82

Pb 83

Bi 84

Po 85

At 86

Rn

104

Rf 105

Db 106

Sg 107

Bb 108

Hs 109

Mt

58

Ce 59

Pr 60

Nd 61

Pm 62

Sm 63

Eu 64

Gd 65

Tb 66

Dy 67

Ho 68

Er 69

Tm 70

Yb 71

Lu

90

Th 91

Pa 92

U 93

Np 94

Pu 95

Am 96

Cm 97

Bk 98

Cf 99

Es 100

Fm 101

Md 102

No 103

Lr

Lantanitler

Aktinitler

GRUPLAR VE ÖZELLİKLERİ

Alkali Metaller:

Periyodik cetvelin 1A grubunda yer alırlar.Bu grupta yer alan elementlerin hid-

rojen hariç hepsi (lityum, sodyum, potasyum, rubidyum, sezyum, frasiyum) metaldir.

Fransiyum doğada bulunmaz ancak yapay olarak elde edilir ve radyoaktif özel-

liktedir.Bu grup elementleri ametal elementlerle kolaylıkla tepkimeye girer.Bu yüzden doğada serbest olarak bulunmazlar.Son enerji düzeylerindeki bir elektronu

çok kolay vererek bileşiklerinde +1 değerlikli olurlar.Elektron verme istekleri g-

rupta yukarıdan aşağı gidildikçe artar.Erime noktaları düşüktür.Grupta yukarıdan

aşağı düşer.Öyle ki sezyum oda sıcaklığının az üstünde (28 C) erir.

Suyla şiddetli tepkime vererek hidrojen gazı açığa çıkarırlar.Oksitleri suyla bazları verir.Alkali metallerin bazı fiziksel özellikleri verilmiştir.

Çözünürlük Dengesi

06 Kasım 2007

ÇÖZÜNÜRLÜK DENGESİ

Bir maddenin başka bir madde içinde, gözle görülmeyecek kadar küçük tanecikler halinde dağılarak homojen karışım oluşturması olayına çözünme denir.

Bir çözelti içinde az yada çok miktarda madde çözünmüş olabilir. Bir çözeltinin içinde çözünen madde miktarını çözeltinin derişimi belirler. Az miktarda çözünmüş madde içiren çözeltilere seyreltik, çok miktarda çözünmüş madde içerenlere de derişik çözelti denir. Doymuş çözeltilerdeki madde derişimine de o maddenin çözünürlüğü denir.

Çok çözünen maddelerin doymuş çözeltileri çözünen madde yönünden zengin, yani derişiktir. Ancak bazı katıların suda çözünürlüğü öyle azdır ki bunların çözünürlüğünü deneyle saptamak güçtür. Doymuş çözeltileri çok seyreltik olan bu çözeltilerde çözünürlük hesaplamak için denge bağıntısından yararlanılır.

Çözeltilerde tanecikler serbest olarak hareket edebildiğine ve çözeltilerin derişimlerini değiştirebildiğine göre, gazlar için belirtilen denge esasları çözeltiler içinde geçerlidir.

Örneğin suya mavi renkli bakır sülfat kristalleri atılıp karıştırılırsa, bakır sülfat parçaları küçülürken sıvının rengi gittikçe mavileşir. Bu olayda da çözünme olayı yanında çözeltideki taneciklerin yeniden katıya dönmesi (çökelme) söz konusudur. Çözünmenin hızı, çökelmenin hızına eşit olduğunda, bakır sülfat parçalarının küçülmeden kaldığı ve renk değişiminin de durduğu gözlenir. Öyleyse katının çözünmesinde dengeye ulaşılmıştır. Bu durumda çözeltinin derişimi sabit bir değerdedir.

ÇÖZÜNÜRLÜĞE ETKİ EDEN FAKTÖRLER

Çözünürlüğün, belli hacimdeki bir sıvıda belli bir sıcaklıkta çözünebilen maksimum madde miktarı olarak tanımlamıştık. Eğer koşullar değişir ise maddelerin çözünürlükleri de değişir. Örneğin; oda sıcaklığında 100 g suda 37 g sodyum klorür, 19 g potasyum dikromat çözünebilmektedir. Sıcaklık değişirse çözünen bu madde miktarları da değişir.

Çözünen maddenin toz halinde olup olmaması veya çözeltinin karıştırılması çözünürlüğü değiştirmez ama maddenin çözünme hızını artırır. Aynı sıcaklıkta bir bardak suda çözünebilecek kesme şeker ile toz şekerin kütleleri aynıdır. Ancak toz şeker suda daha hızlı çözünür.

Sıcaklık, basınç,çözen ve çözünenin türü gibi faktörler ise hem çözünme hızını hem de çözünürlüğü etki etkiler.

1.Sıcaklık

Yaz günlerinde sığ deniz ve göllerde balıkların zaman zaman kafalarını suyun dışına çıkarttıkları bir çok kere görülmüştür. Hatta çok sığ sularda,sıcak günlerde balıkların toplu olarak öldüklerine bile rastlanır. Bunların sebepleri ne olabilir? Balıklar solunum için suda çözünmüş oksijeni kullanırlar. Yukarda ki olaylar balıkların yaşamları için gerekli oksijeni yeterince bulamamalarından kaynaklanır. Bu olayların yazın olması sıcak sularda oksijen gazının daha çözündüğünü gösterir.

Katıların suda çözünmesi genellikle ısı alan bir olaydır. Bu nedenle sıcaklığın arttırılması katıların çözünürlüğünü arttırır. Az da olsa çözünürlüğü sıcaklık artıkça azalan katılarda vardır. Aşağıdaki grafikte de görülebileceği gibi sodyum nitrat ve potasyum nitrattın çözünürlükleri sıcaklıkla artar. Sodyum klorürün çözünürlüğü sıcaklıkla çok az miktarda artar. Lityum sülfatın ve seryum(III) sülfatın çözünürlükleri sıcaklığın artmasıyla azalır.

MADDE

Sodyum Klorür

Potasyum Klorür

Potasyum Nitrat

Potasyum Sülfat

Sodyum Bikarbonat

Sıvıların çözünürlükleri de sıcaklığa bağlıdır. Eğer çözünen maddenin kaynama noktası çözücünün kaynama noktasından yüksekse çözünürlük sıcaklıkla artar. Çözücünün kaynama noktası yüksekse çözünürlük sıcaklık artıkça azalır.

Yukarıdaki çizelgede bazı katıların değişik sıcaklıklardaki çözünürlükleri, grafikte ise bazı maddeler için çözünürlüğün sıcaklıkla değişimi verilmiştir. Bunlardan da anlaşılacağı gibi bir maddenin çözünürlüğünün sıcaklıkla değişme şekli, farklı maddeleri ayırt etmeye yarayan bir özelliktir. Çözünürlük bir sıcaklıkta ayırt edici bir özelik değilken diğer bir sıcaklıkta ayırt edici özellik olmaktadır. Örneğin; grafik de 295 K’de sodyum klorür ve potasyum nitratın çözünürlükleri aynıdır. O halde çözünürlükleri 295 K’de bu iki madde için ayırt edici özellik değildir.

Katılarda sıcaklık çözünürlükle doğru olarak değişir. Gazlarda ise çözünürlük sıcaklıkla ters orantılıdır.

Örnek: potasyum nitrat, sodyum nitrat ve sodyum klorürle ilgili aşağıdaki soruları yukarıdaki grafik ve çizelgeye göre cevaplayınız.

Hangi sıcaklıklarda çözünürlük, sodyum klorür-potasyum nitrat ve sodyum nitrat-potasyum nitrat çifti için ayırt edici özellik olarak kullanılmaz?

368 K’de her birinin çözünürlüğü nedir?

353 K’de 100 cm3 su kullanılarak hazırlanmış doymuş potasyum nitrat çözeltisi 303 K’e kadar soğutulursa kaç gram madde çöker?

323 K’de 250 cm3 suda kaç gram potasyum nitrat çözünebilir?

333 K’de 200 g suda 80 g potasyum nitrat çözülüyor. Bu çözeltiyi bu sıcaklıkta doymuş hale getirmek için kaç gram daha madde çözmek gerekir.

293 K’de 300 g su kullanılarak hazırlanmış doymuş sodyum klorür çözeltisi 363 K’e kadar ısıtılıyor. Bu sıcaklıkta bu çözeltiyi doyuş hale getirmek için kaç gram daha sodyum klorür çözmek gerekir?

Cevap:

Yaklaşık 295 K’de sodyum klorür-potasyum nitrat ve 341 K’de ise sodyum nitrat ve potasyum nitrat çifti için çözünürlük ayırt edici özellik değildir. Çünkü bu sıcaklıkta bu maddelerin çözünürlükleri aynıdır.

368 K’de sodyum klorür, sodyum nitrat ve potasyum nitratın çözünürlükleri sırasıyla 39,2 g, 172 g ve 220 g katı /100 g sudur.

353 K’de 100cm3 suda 169 g potasyum nitrat, 303 K’de 100 cm3 suda 46 g potasyum nitrat çözünür. Öyleyse 169-46=123 g potasyum nitrat çöker.

323 K’de 100 cm3 suda 86 g potasyum nitrat çözünürse

323 K’de 250 cm3 suda x

250×86

x= = 215 g potasyum nitrat çözünür.

100

333 K’de 100 g suda 110 g potasyum nitrat, 333 K’de 200 g suda 2×110=220 g potasyum nitrat çözünür. Çözeltide 80 g katı çözündüğüne göre; 220-80=140 g daha katı çözmek gerekir.

293 K’de 100 g suda 36 g, 293 K’de 300 g suda 3×36=108 g sodyum klorür çözünür.363 K’de 1000 g suda 39 g, 363 K’de 3000 g suda 3×39=117 g sodyum klorür çözünür. 363 K’de çözeltiyi doymuş hale getirmek için 117-108=9 g daha katı çözmek gerekir.

2.Basınç

Katı ve sıvıların çözünürlüğüne basıncın etkisi yok denecek kadar azdır. Ancak gazlar sıkıştırılma özeliğine sahip olduklarından, uygulanan basınçla orantılı olarak çözünürlükleri artar. Bu ifade Henry(henri) yasası olarak tanımlanır. Örneğin; meşrubatlarda yüksek basınçlarda karbon dioksit gazı çözülür. Meşrubatın kapağı açılırsa sıvının üzerindeki basınç azalacağından yüksek basınç altında çözünmüş olan gaz dışarı çıkar. Ayrıca vurgun denilen olayından gazların çözünürlüğünün basınçla artmasıdır. Denizde derinlere inildikçe basınç artar. Solunan havadaki gazlar yüksek basınç nedeniyle kanda çözünür. Hızlı bir şekilde yukarı çıkılırsa basınç düşeceği için kanda çözünmüş gazlar tekrar serbest hale geçerek kanda gaz kabarcıkları oluşturacaklar. Bu kabarcıklar beyne kanın gitmesine engel olur ve vurgun dediğimiz olay gerçekleşir.

Basınç (mmHg) *Çözünürlük (g/1L su)

241

396

578

741

0,013

0,021

0,030

0,039

Oksijen gazının 298 K’ de suda ki çözünürlüğünün basınçla değişimi

3.Çözücü ve Çözünen Türü

Çözünürlük, çözücü ve çözünen maddenin türüne bağlıdır. Örneğin alkolde çözünebilen bir madde suda az çözünebilir. 100 cm3 alkolde 0,9 g pudra şekeri çözünebilirken 116 g limon tuzu çözünebilir. Sodyum klorürün alkolde, suda çözündüğünden daha az karbon tetraklorür de ise, hemen hiç çözünmediği gözlenir. Çözünen madde aynı olduğuna göre farklı çözücülerin Na+ ve CI- iyonları koparma güçleri farklı olmalıdır.

SORULAR:

X,Y ve Z saf katıların belirtilen miktarda ki suda ve verilen sıcaklıklarda çözünebilen en çok miktarları şekildeki gibidir. Buna göre;

a.) X,Y,Z maddelerinin belirtilen sıcaklıklardaki çözünürlüklerini hesaplayın.

b.) Bu maddelerden hangileri aynı olabilir?

*Madde Suyun Hacmi (cm3) Çözünebilen En Çok Miktar (g) Sıcaklık

(K)

X 50 20 303

Y 100 40 313

Z 150 60 303

Cevap:

Şekle göre;

50 cm3 suda 20 g X çözünürse

100 cm3 suda x

20.100

x= =40 g X çözünür.

50

Yani X’ in 303’ deki çözünürlüğü 40 g/100 cm3 sudur.

Y’nin 313 K’ de çözünürlüğü 40 g/100 cm3 su; Z’nin ise 303 K’deki çözünürlüğü;

150 cm3 suda 60 g Z çözünürse

100 cm3 x

60.100

x= =40 g Z çözünür.

150

Yani Z’nin çözünürlüğü 40 g/100 cm3 sudur.

Aynı sıcaklıkta çözünürlükleri eşit olan maddeler aynı türden olabilir. Bu durumda X ve Z aynı olabilir. Y kesinlikle farklıdır.

Aşağıdaki şekilde X gazının çeşitli sıcaklık verilmiştir. Buna göre m1, m2 ve m3 büyüklüklerine göre sıralayınız.

X Gazının Basıncı Çözeltinin Sıcaklığı Çözünürlük g100 mL su

2 atm 293 K M1

2 atm 313 K M2

1 atm 313 K M3

CEVAP:

m1’in çözünürlüğü > m2’den

m2’in çözünürlüğü > m3’den

Bu yüzden ;

m1>m2>m3

Yemek tuzunun 20 0C’taki çözünürlüğü 36g /100 cm3 sudur. Bu sıcaklıkta 500 cm3 suda yemek tuzu çözülerek doyuş çözelti oluşturuluyor. Oluşan çözelti kaç gramdır? (dsu=1 g/cm3)

CEVAP:

Suyun öz kütlesi 1 g/cm3 olduğundan 1 cm3’ünün kütlesi 1 gramdır.

100 g suda 36 g yemek tuzu çözünürse

500 g suda x

500.36

x= =180 g yemek tuzu çözünür.

100

Oluşan çözelti kütlesi =500+180=680 g

Bir katının 35 0C’de çözünürlüğü 60g/ cm3 sudur. 60 0C’deki çözünürlüğü 110 g/ 100 cm3 sudur. 35 0C’de 250 cm3 su ile hazırlanan çözelti 60 0C’de doygun hale getirmek için kaç gram katı ilave edilmelidir?

CEVAP:

t1=35 0C t2=60 0C

çözünürlük=60 g/100 cm3 çözünürlük=110 g/ 100cm3

35 0C 100 cm3 suda 60 g çözünüyorsa 60 0C 100 cm3 suda 110 g çözünürse

250 cm3 suda x 250 cm3 suda x

250.60 250.110

x= =150 g x= = 275g

100

Doymuş hale getirmek için= 275-150=125 g daha katı ilave etmek gerekir.

Belli bir sıcaklıkta Y katısının çözünürlüğü 25 g/100 g sudur.

Doymuş Y çözeltisini kütlece yüzde kaçı Y’dir?

Aynı sıcaklıkta kütlece %10’luk 500 g Y çözeltisini doymuş hale getirmek için çözeltiden kaç g su buharlaştırılmalıdır?

CEVAP:

25g Y 100 g suda çözündüğünde 125 g doymuş çözelti oluşur. Buna göre doymuş çözeltideki Y’nin kütlece yüzdesi, yani 100 g doymuş çözeltideki Y kütlesi;

125 g çözeltide 25 g Y çözünürse

100 g çözeltide x

100.25

x= =20 g Y çözünür.

125

Yani çözelti kütlece %20 Y içerir.

Kütlece %10’luk 500 g çözeltide; 500.%10=50 g Y, 500-50=450 g su bulunur.

50 g Y ile doymuş çözelti hazırlamak için gerekli suyun miktarı şöyle hesaplanabilir.

25 g Y için 100 g su gerekirse

50 g Y için x

50.100

x= =200 g su gerekir.

25

O halde çözeltiden 450-200=250 g su buharlaştırmalıdır.

Çözünme Olayı

06 Kasım 2007

Bir maddenin başka bir madde içerisinde gözle görülmeyecek kadar küçük tanecikler halinde dağılması sonucu oluşan homojen karışımlara çözelti denir.

Homojen olmalarının nedeni çözeltilerin her noktasında yapı ve bileşimlerinin aynı noktasında aynı olmasıdır.

Genel tanımlamada miktarı çok olan bileşene çözücü az olana çözünen denir.

Örnek:

Aşağıdakilerden hangisinde verilen çözelti türünün karşısındaki örnek yanlıştır?

Çözelti

Çözücü Çözünen örnek

A) Katı Katı Bronz

B) Sıvı Sıvı Alkollü su

C) Gaz Gaz Hava

D) Gaz Sıvı Oksijenli su

E) Sıvı Katı Şekerli su

Çözüm:

Oksijenli suda çözücü sıvı(su),çözünen gaz(oksijen) olmalıdır.

Cevap: D

ÇÖZÜNME OLAYI:

Çözücü moleküllerinin ,çözünen maddeden gelen tanecikleri kopararak çözücü içine çekmesi ve çözücünün her yerine homojen olarak dağıtmasıdır.

Çözünme olayı iki türlüdür.

1.Fiziksel Çözünme

a) Moleküler Çözünme

-Çözünen madde molekül halinde kalır.

-Çözeltide yüklü tanecikler bulunmadığı için çözelti elektriği iletmez.

b)İyonik Çözünme

-Çözünen madde iyonlarına ayrışır.

-Çözelti elektriği iletir.

2.Kimyasal Çözünme

Çözünme sırasında çözücü ve çözünen madde arasında kimyasal bir tepkime gerçekleşiyorsa bu duruma kimyasal çözünme denir.

ÇÖZELTİLERİN SINIFLANDIRILMASI

A.ÇÖZÜNEN MADDE MİKTARINA GÖRE

1.Doymuş Çözeltiler

– Çözebileceği maksimum miktardaki maddeyi çözmüş olan çözeltiye doymuş çözelti denir.

– Sıvıda katı çözünmüş ise katısı ile dengede bulunan çözeltide doymuş çözeltidir.

Doymuş çözeltilerde;

Birbirine zıt yönlü iki olayın eşit hızlarla sürdüğü durum, dinamik denge durumudur. Doymuş çözeltilerde de bu durum söz konusudur.Eğer tuzlu su süzülerek dipteki katı kısmından ayrılırsa çözelti doymuşluk özelliğini kaybetmez.

2.Aşırı Doymuş Çözeltiler

– Belirli bir sıcaklıkta hazırlana doymuş çözeltinin sıcaklığı değiştirildiğinde çökmesi gereken çözünen madde henüz çözeltide bulunuyorsa aşırı doymuşluk söz konusudur.Geçici bir durumdur.

– Aşırı doymuş çözeltiler, çözücüsü çözebileceğinden daha fazla madde çözmüş olan çözeltilerdir.

3.Doymamış Çözeltiler

Çözücüsü çözebileceğinden daha az miktarda madde çözmüş olan çözeltilerdir.

B. DERİŞİMLERİNE GÖRE

– Derişim, verilen bir çözücüde yada çözeltide bulunan çözünen madde miktarının bir ölçüsüdür.

-Çözücüsü çok çözünen maddesi az olan çözeltilere seyreltik çözelti denir.Seyreltik çözeltilerin derişimleri küçüktür.Derişik çözeltilerde seyreltiklere göre daha çok madde çözünmüştür.Görüldüğü gibi derişiklik ve seyreltiklik görecelidir.Kıyaslama ile karar verilir.

Doymuş bir çözelti seyreltik olabileceği gibi doymamış bir çözeltide derişik olabilir.

C. ELEKTRİKSEL İLETKENLİKLERİNE GÖRE

1. Elektrolit Çözeltiler

Suda çözündüğünde (+)ve (-) yüklü iyonlara ayrışan maddelerin oluşturduğu çözeltiler elektriği bu iyonlar aracılığı ile iletir.

a) Kuvvetli Elektrolit

Suda tam olarak iyonlaşan maddelerde oluşturulan çözeltilerdir.

b) Zayıf Elektrolit

Genellikle moleküler olarak çözündükten sonra suda az bir kısmı iyonlaşan maddelerin çözeltileridir.

2. Elektrolit Olmayan Çözeltiler

Suda moleküler olarak çözünen ve sulu çözeltisi elektrik akımını iletmeyen çözeltilerdir

ÇÖZELTİLERİN ÖZELLİKLERİ

*En az iki taneciğin karıştırılması ile oluşan homojen karışımlardır.

*Kütlesi, bileşenlerinin kütlelerinin toplamına eşittir.

Mçözelti=Mçözücü+Mçözünen

*Hacmi, bileşenlerini hacimlerine bağlıdır.

-Sıvıda katı çözünmüşse, katı maddeden gelen tanecikler çözücü molekülleri arasındaki boşlukları dolduracağından çözücü hacminde çok önemli bir değişme olmaz.

-Sıvıda sıvı çözünmüşse karışımın toplam hacmi karıştırılan sıvıların hacimlerinin toplamından küçüktür.

*Özkütlesi bileşenlerine bağlıdır.

-Çözüneni uçucu olmayan çözeltilerin özkütleleri: dçözelti>dçözücü’dür.

-Sıvı-sıvı çözeltilerde çözünen sıvının özkütlesi çözücününkinden büyükse:dçözelti>dçözücü’dür.

ÇÖZÜNÜRLÜK (grX/100gr su)

A.TANIM

*Belirli bir sıcaklık ve basınçta 100 gr çözücüyü doygun hale getirebilen çözünmüş madde miktarına o maddenin çözünürlüğü denir.

*Aynı sıcaklıkta farklı maddelerin çözünürlükleri farklıdır.O halde çözünürlük ayırt edici özelliktir.

*Farklı sıcaklıklarda aynı maddenin çözünürlüğü farklıdır.O halde çözünürlüksıcaklıkla değişir.

*Verilen bilgilerden çözeltinin doymuş olup olmadığı anlaşılamıyorsa çözünürlük hesaplanamaz.

B.ÇÖZÜNÜRLÜĞE ETKİ EDEN ETMENLER

1.Çözücü ve Çözünen Maddenin İç Yapısı

*Çözücü ve çözünen arasındaki molekül yapısı benzerliği ne kadar fazla ise çözünürlük o kadar fazladır.

*Polar yapılı maddeler polar çözücülerde, apolar yapılı maddeler apolar çözücülerde daha iyi çözünürler.

-Su polar bir çözücüdür.İyonik bileşikler de polar yapılı oldukları için suda az yada çok çözünürler.

-Su ve alkol polar yapılı olduklarından birbirleri ile her oranda karışırlar.

-Apolar yapılı organik maddeleri ya da Br2,I2 gibi elementleri çözmek için ise apolar çözücüler kullanılır.

-Şeker organik bir madde olduğu halde yapısındaki –OH grupları şekere polar nitelik kazandırırlar.Aynı gruplar suda bulunduğundan şeker suda bolca çözünür.

2.Sıcaklık

*Sıcaklığın çözünürlüğe etkisi tüm maddeler farklıdır.Sıcaklığın katı ve sıvıların çözünürlüğe etkisi gazlardan farklıdır.

*Sıcaklığın çözünürlüğe etkisi Le Chatelier ilkesi ile açıklanır.

a-)Katıların Çözünürlüğüne Sıcaklığın Etkisi

*Genellikle katıların çözünmesi endoterm (ısı alan )olaydır.Böyle tepkimelerde sıcaklık artırıldığında çözünen katı miktarı artar.

*Genellikle katıların çözünürlüğü sıcaklıkla doğru orantılı olarak değişir.

*Ancak çözünürlüğü sıcaklık arttıkça azalan ya da sıcaklık artışından çok az etkilenen katılar da vardır.

*Çözünürlüğü sıcaklıkla artan bir maddenin çözünürlüğünün sıcaklıkla değişim grafiği devamlı artar.

b)Gazların Çözünürlüğüne Sıcaklığın Etkisi

*Tüm gazların çözünmesi ekzoterm(ısı veren) olaydır.Böyle tepkimelerde sıcaklık arttırıldığında suda çözünmüş olan Y,gaz haline geçer.O halde suda daha çok Y gazı çözebilmek için ortam soğutulur.(Ortamdan ısı alınır)

*Gazların çözünürlüğü sıcaklıkla ters orantılı olarak değişir.

Ancak çözünürlüğü sıcaklıkla ters orantılı olarak değişen azımsanmayacak sayıda katı madde vardır.

*Çözünürlüğü sıcaklıkla azalan bir maddenin çözünürlüğünün sıcaklıkla değişim grafiği devamlı azalır.

3.Basınç

*Katıların ve sıvıların çözünürlüklerine basıncın etkisi yok denecek kadar azdır.

*Gazlarda basınç artışı çözünürlüğü arttırır.

Doymamış bir çözeltiyi doygun hale getirmek için aşağıdaki işlemler uygulanabilir.

1.Sabit sıcaklıkta çözünen madde eklemek

2.Sabit sıcaklıkta su buharlaştırmak

3.Sıcaklık yardımı ile çözünürlü azaltmak

Bunun için,

a)Endoterm çözünmede ortam soğutulur.

Sıcaklık↓ Çözünürlük↓

b)Ekzoterm çözünmede ortam ısıtılır.

Sıcaklık↑ Çözünürlük↓

4.Ortak İyon Etkisi

*Bir maddenin saf sudaki çözünürlüğü ile kendisine ait iyonlar içeren bir çözeltideki çözünürlüğü farklıdır.Buna ortak iyon etkisi denir.

*Ortak iyon,çözünürlüğü azaltır.Ortak iyonun derişimi arttıkça çözünürlük azalır.

C.ÇÖZÜNME HIZINA ETKİ EDEN ETMENLER

Çözünürlüğe etki eden etmenler dolaylı olarak çözünme hızına da etki ederler.

Bunlar:

1.Çözücü ve çözünenin iç yapısı(Benzerlik hızı arttırır)

2.Sıcaklık(Katılarda hızı arttırır)

3.Basınç(Gazlarda hızı arttırır)

4.Ortak iyon(Hızı azaltır)

Bunlara ilaven çözünürlüğe etki etmediği halde çözünme hızına etki eden etmenlerde vardır.

5.Temas yüzey: Katılarda çözünen maddenin tanecik boyutu küçüldükçe çözücü ile temas yüzeyi arta,bu da çözünmeyi hızlandırır ama çözünürlüğe etki etmez.

6.Karıştırma,çalkalama: Karıştırma çözücü ile etkileşimi arttırdığından çözünme hızını arttırır,çözünürlüğü etkilemez.

DERİŞİM BİRİMLERİ

Derişim, genel olarak çözünmüş madde miktarının çözelti kütlesine ya da hacmine oranıdır.

KÜTLECE YÜZDE DERİŞİM

100 gr çözeltide bulunan çözünmüş maddendin gr cinsinden miktarıdır.

*Kütlece yüzde derişim = %derişim= grX/100 gr çözelti

* % derişim= mçözünen /mçözücü+ mçözücü x 100=mçözünen/ mçözelti x100

*Çözelti ortamına eklenen çözünen made hem çözünen hem de çözeltiye ilave edilir.Çözelti ortamına eklenen su ise yalnız çözeltiye ilave edilir.

*Çözelti kütlesi=m

Çözelti yüzdesi=y olsun

m1 . y1 +m2 . y2 =mkar .ykar bulunur.

SORULAR

1-) Saf X tuzunun 25˚ C’ deki çözünürlüğü 54 g./100 g/su dur. Buna göre 25˚ C’deki 100 g suyla doygun çözelti hazırlamak için aşağıdaki tuz kütlelerinden hangisi kullanılmaz ?

A-) 36 B-) 54 C-)55 D-)76 E-)100

250C

Öyleyse 100g suya 54g ve üzerinde X tuzu ilave edilirse çözelti doymama olur. Dolayısıyla Cevap A’dır.

Cevap: A

2-) 40˚C de 200g suyla hazırlanan doymuş çözeltinin sıcaklığı 60˚C’ ye çıkartılırsa kaç gram daha X tuzundan çözebilir?

Cevap: 90

3-) KNO3 tuzunun sulu çözeltisinde çözünen tuzun miktarı arttıkça;

1-Çözeltinin özkütlesi

2-Kaynamaya başlama noktası

3-Çözeltinin kütlesi

Niceliklerinden hangileri artar?

A-) Yalnız 1 B-) Yalnız 2 C-) 1 ve 2 D-) 2 ve 3 E-) 2 ve 3

Cevap: E

4-)1-Çözeltiyi karıştırmak

2-Sıcaklığı değiştirmek

3-Çözünen katıyı toz haline getirmek

Yukarıdakilerden hangileri hem çözünürlüğü hem de çözünme hızını değiştirir?

A-) Yalnız 2 B-) Yalnız 3 C-) 1 ve 2 D-) 1 ve 3 E-)2 ve 3

Cevap: A

5-)

Kum-Talaş

Buğday-saman

Zeytinyağı- su

Yukarıdaki heterojen karışımlardan hangileri özkütle farkından yararlanılarak ayrılabilir?

A-) Yalnız 1 B-) Yalnız 2 C-) Yalnız 3 D-) Yalnız 1 ve 2 E-) 1,2 ve 3

Cevap: E

6-) Etil alkol- su karışımı ayırmada yaralanılan özellik aşağıdaki karışımların hangisini ayırmak için de kullanılır?

A-) Zeytinyağı-su B-) Petrol C-) Tuzlusu D-) Ayran E-)Kum-su

Cevap: B

7-) Sodyum klorurun 200C’ deki çözünürlüğü 36g/100cm3’ tür. 250cm3 suda en çok kaç gram NaCl çözülür?

Cevap: 100cm3 36g X=

250cm3 X

8-) Sıcaklığı 400C olan 80cm3 15g katı maddenin çözünmesi sonucu oluşan çözeltiyi doymuş hale getirmek için bu katı maddeden daha çok kaç gram çözmek gerekir?

(katının 400C deki çözünürlüğü 45g/100cm3 su)

Cevap: 100cm3 45g X=

250cm3 X

36 – 15 = 21g

9-)300C 150 cm3 su içinde 80g NaH4Cl (Amonyum klorur) bulunuyor. Kaç gram NaH4Cl çözünmeden kalır? (NaH4Cl nin 300C çözünürlüğü 40g/100cm3’tür.)

Cevap: 100cm3 40g X=

150cm3 X

80 – 60 = 20

10-) Bir katının 800C de sudaki çözünürlüğü 95g/100cm3’tür. 800C’de 2 Lt. Suya bu katıdan 2,2 kg. Eklendiğinde oluşacak çözelti doymuş mudur? Çözünmeden kalan katı varsa kaç gramdır?

Cevap:

2lt. = 2dm3 = 2000cm3

2,2kg = 2200g

100cm3 95g X=

2000cm3 X

2200-1900 = 300g çözünmeden kalan katı miktarı

11-) Grafik X katısının sudaki çözünürlüğünün sıcaklıktaki değişimini gösteriyor. Buna göre 300C 250cm3 suda kaç gram katı çözünür?

Çözünürlük(g/cm3)

100

80

60

40

20

Sıcaklık

100 200 300 450 600

Cevap:

100cm3 60g X=

250cm3 X

Sıcaklık 00 100 200 300 400 500 600 700 800

Madde A 23 16 11 7 5 4 4 4 4

Madde B 5 9 14 20 30 40 55 60 65

Madde C 30 33 35 38 40 43 45 50 65

12,13,14 numaralı sorular bu tabloya göre yapılacaktır…

12-) 400C 200cm3 suyla doymuş madde B çözeltisi hazırlanıyor. Daha sonra su 40cm3 kalana kadar buharlaştırılıyor. Kaç gram madde çöker?

Cevap:

400 100cm3 60g

250cm3 X

X= 60-12= 48g madde çöker

100cm3 30g

40cm3 X

X=

13-) Tabloya göre 200C’de 700g madde C çözebilmek için kaç lt. Su gerekir?

Cevap:

200 100cm3 35g

X 700g

X= = 2dm3 = 2lt

14-) Yukarıdaki tabloya göre 500C’ de 280g doymuş madde B çözeltisi hazırlanıyor. Çözeltideki madde B katısının ve suyun kütleleri kaçar gramdır?

Cevap:

100cm3 + 40g = 140g

140g 40g kati 280-80 = 200gsu

280g X

X=

15-)Bir katının sudaki çözünürlüğü 600C ‘de 70g/100ml’dir. 600’de 40ml suya bu katıdan yeterli miktarda eklenerek doymuş çözelti elde ediliyor. 10ml su ilave edilerek seyreltilirse kaç gram madde çözebilir?

Cevap:

40 + 10= 50ml

100ml 70g

50ml X

X=

16-)Oda sıcaklığında 20cm3 suda bir katından en fazla 5gram çözünebiliyorsa bu şartlardaki katının çözünürlüğü kaç g/100cm3’tür?

Cevap:

20cm3 5g

100cm3 X

X=

17-) 200C’ de doymuş KNO3 çözeltisi hazırlamak için 200ml suya ne kadar tuz eklenmektedir? Bu çözeltiyi 400C’ de doymuş hale getirmek için daha ne kadar tuz ilave edilmelidir?

Cevap:

200 100ml 39g

200ml X

132- 78 = 54g

X=

400 100ml 66g

200ml X

X=

18-) Bir katlı maddenin 800C’ deki çözünürlüğü 60g/100cm3’ tür. 200C’de ise 40g/100cm3’tür. Bu maddenin 800C’deki çözeltisinden 50cm3 alınarak 200C’ye soğutuluyor. Buna göre kaç gram madde çöker?

Cevap:

800 100cm3 60g

50 cm3 X

X= 30-20 = 10g çöker

200 100cm3 40g

50 cm3 X

X=

19-) 500C’ de hazırlanan 100g doymuş X çözeltisi 200C’ye soğutulduğundan çökme olmaması için en az kaç gram su eklenmelidir?

100

20

20 50

Cevap:

500 200g 100g X

100g ?

X=

500 100g 20g X

? 50gX 250-50 = 200g SU

X=

20-) 400’ de doymuş çözeltinin kütlece % derişimi nedir?

Çözünürlük(g/100gsu)

45

35

25

15

Sıceklık(0C)

20 40 50 60

Cevap:

400 125g 25g X

100g X

X=

21-) Grafiğe göre 500C ‘de hazırlanan 250g kütlece %20’lik X çözeltisi en çok kaç gram madde çözebilir?

Cevap:

250* = 50gX 250-50 = 200g su buradan;

100g 35g X

200g ?

X= 70-50 = 20g daha çözebilir

22-) Grafiğe göre 600C’deki 400g kütlece %25’lik X çözeltisi 400C’ye soğutulunca kaç gram X çöker?

Cevap:

400* = 100gX 400-100 = 300g su buradan;

400 100g 25g X

300g ? 100-75= 25g çöker

X=

23-)Grafiğe göre 600C’de 400g suyla hazırlanan doymuş çözelti 200C’ye soğutulunca çökme olmaması için aynı sıcaklıkta en az kaç gram su etkilenmelidir?

Cevap:

100g 45g X

400g ?

X= 1200-400 = 800gsu eklenmeli

100g 15g X

? 180gX

X=

24-) 80g X tuzunun alkoldeki çözünürlük grafiğine 500C’de hazırlanan 45g’lık doymuş çözeltinin kaçgramı X’tir?

Çözünürlük(g/100ml alkol)

10

2

Sıcaklık(0C)

20 50

Cevap:

(80+10)g 10g X

45g ?

X=

25-) 18. sorudaki grafiğe göre 200C’de 200 gram alkol ile hazırlanan doymuş çözelti 500C’ye ısıtıldığında en çok kaç gram daha X çözebilir?

Cevap:

400 80g 2g X

20g ?

X= 25-5=20gX daha çözer

500 80g 10g X

200g ?

X=

26-) 200C’de kütlece %20’lik doymuş X çözeltisinde kaç gram X çözünür?

Çözünürlük

0,2

Sıcaklık

20

Cevap:

200 80g 20g X

100g ?

X=

27-) 30gram X tuzunun 120g suda çözülmesiyle oluşan çözeltinin kütlece yüzde derişimi bulunuz?

Cevap:

30+120 = 150g çözelti

150g 30g X

100g ?

X=

28-)40g NaOH suda çözülerek kütlece %20’lik çözelti hazırlandığında göre çözeltideki suyun kütlesi kaç gramdır?

Cevap:

80g 20g NaOH

? 40g NaOH

X=

29-)300g kütlece %50’lik tuzlu su çözeltisine 100g su,100g tuz eklenirse yeni çözelti kütlece % kaçlık olur?

Cevap:

300* = 150g tuz 150g tuz + 100g tuz = 250g tuz

300-150 = 150g su 150g su + 100g su = 250g su

250g tuz + 250g su = 500 g çözelti

500g 250g tuz

100g X

X=

30-) Kütlece %20 çözünen üçeren çözeltinin 1ml’ sinde 0,4g çözüm bulunduğunda göre çözelti kaç gramdır?

Cevap:

100g 20g

? 0,4g

X=

31-) Kütlesi 180g olan kütlece %16’lik X çözeltisinde çözünen madde kaç gramdır?

Cevap:

100g 16g

180g ?

X=

32-) Kütlece %30’luk 300g şekerli suya kaç gram şeker ekelenmelidir kş çözelti %50’lik olsun?

Cevap:

x = 90g şeker

180 +2x =300+X X=120g

33-) Kütlece %20’lik 160 g şeker çözeltisinde 40g şeker eklendiğinde yeni çözelti % kaçlık olur?

Cevap:

x = 32g % =

34-)Kütlece %20lik şeker çözeltisine 40g su eklendiğinde yeni .çözelti % kaçlık olur?

Cevap:

x = 32g % =

35-)20g NaOH, 180 g suda çözülüyor.Oluşan çözeltinin kütlece yüzde derişimi kaçtır?

Cevap:

% =

36-)Kütlece %20 lik 100 g şeker çözeltisine 15 g şeker ve 85 g su eklendiğinde yeni çözelti % kaçlık olur?

Cevap:

100g çözelti = 20 g şeker +80g su

20 + 15 = 35g şeker

100+ 15 + 85 = 200

% =

37-)Kütlece % 10luk 100 NaCl çözeltisi %40lık 200g NaCl ile karıştırıldığında elde edilen çözelti % kaçlıktır?

Cevap:

%10 = %40 =

X= 10g X=80g

% =

38-)50g şeker 200 g suda çözünüyor. Çözeltideki şekerin kütlece %si nedir?

Cevap:

% =

39-)15g tuz 60 g su içeren tuzlu suyun kütlece % derişimi nedir?

Cevap:

% =

40-) % 10luk 40 g NaCl çözeltisinde 16 g tuzun ne kadarı çöker?

Cevap:

16-4 =12g tuz çöker

41-) 500C de 60g doygun çözelti 300Cye soğutulduğunda 8g tuz çöküyor. Buna göre 300Cdeki çözünürlük kaç g/100g sudur?

Çözünürlük

20

X

Sıcaklık

30 50

Cevap:

200 100g 20g

60g ? 60-12= 48g su

X=

300 X= 8,3g

42-)Aşağıdaki ifadelerden hangisi her zaman doğrudur?

a-) Bütün maddelerin erime ve kaynama süresince sıcaklıkları sabittir.

b-) Genleşme gazlar için ayırt edici özellik değildir.

c-) Gazlar yüksek sıcaklıkta ve düşük sıvınçlaştırılabilir.

d-) Bir maddenin farklı sıcaklık ve basınçlarda yoğunluk eşittir.

e-) Mol ağırlığı büyük olan bilşiklerin erime ve kaynama noktaları yüksektir.

Cevap:B

43-) Bikeşikler ve çözeltiler için aşağıdakilerden hangisi doğrusudur?

a-)Aynı tür moleküllerden oluşurlar

b-) Belirli bir formülleri vardır

c-) Bileşenlerinin özelliklerini taşırlar

d-) Farklı cins atomlar içerirler

e-) Kaynarlarken sıcaklıkları sabit kalır.

Cevap: D

44-) Saf suya aynı sıcaklıkta bir miktar şeker katılırsa aşağıdakilerden hangisi suyun başlangıçtaki özelliklerden düşüktür?

a-) Yoğınluk

b-)Elektrik iletkenliği

c-) Kaynama noktası

d-)Donma noktası

e-) Şeker derişimi

Cevap: D

45-)Aşağıdaki olayların hangisinde yalnızca fiziksel değişme olmuştur?

a-)Sütlerin yoğurt eldesi

b-)Bitkilerin özümleme ile aldıkları CO2’i solunun ve yanma ile geri vermesi

c-)Çiğ oluşumu

d-) Elmadan sirke eldesi

e-) Yumurtanın haşlanması

Cevap:C

46-)Aşağıdaki olaylardan hangileri gerçekleşirken çevresinden ısı alır?

Kar yağması

Kesilmiş karpuzun sağması

Toprak testilerinin suyu soğutması

Karın erimesi

a-) 1 ve 2 b-) 1 ve 3 c-) 2 ve 3 d-)1,2,4 e-) 2,3,4

Cevap:E

47-)Çözüneni uçucu olmayan doymamış sulu bir çözeltinin daha yüksek sıcaklıkta kaynaması için ;

1.Madde ekleme

2.Dış basıncı artırma

3.Eşit derişimli kendi çözeltisinden ekleme

İşlemlerinden hangilerinden yararlanılabilir?

A)Yalnız 1 B)Yalnız 2 C)Yalnız 3 D)1 ve 2 E)1,2 ve 3

Cevap

48-)Aşağıdakilerden hangileri sıvıların hem kaynama noktasının hem de buhar basıncının farklı olmasına neden olur?

1.Sıvını cinsi

2.Sıcaklık

3.Sıvının saflık derecesi

A)Yalnız 1 B)Yalnız 3 C)1 ve 2 D)1 ve 3 E)1,2 ve 3

Cevap

49-) 300C de X tuzunun çözünürlüğü 150 g X/100g sudur.Buna göre 300C deki doygun X çözeltisi kütlece yüzde kaçlıktır?

A)20 B)40 C)60 D)75 E)150

Cevap:

100+150=250 g çözelti

300 250g 150g X

100g ?

X=

Çözelti Türleri

06 Kasım 2007

Bir maddenin başka bir madde tanecikleri arasında, iyonlar ya da moleküller halinde, homojen olarak dağılmasına çözünme denir. Bağıl miktarları çözünürlük sınırına kadar değişebilen iki ya da daha çok maddeden oluşan homojen karışıma çözelti denir.

Çözeltiler iki kısımdan oluşmaktadır. Çözeltide çok bulunan madde çözücü, az bulunan

madde çözünendir

*

*

01.Çözelti Türleri

*

Çözelti türlerini üç ana başlık altında inceliyebiliriz.

*

01.01.Çözücünün Durumuna Göre

*

*

*

*

01.02. Elektrik Akımı İletmelerine Göre:.

*

1.**** Elektrik akımını ileten çözeltiler: Çözünen madde çözünürken iyonlarına ayrılıyorsa böyle çözeltilere iyonik çözeltiler denir. İyonlu çözeltiler elektrik akımını iletirler. Bu nedenle de elektrolit çözeltiler olarak da bilinirler. Örnek olarak; asit, baz çözeltileri, tuz çözeltileri verilebilir. Tuz su içerisinde çözünürken Na+ ve Cl- iyonlarına ayrışır.

*

2.***** Elektrik akımını iletmeyen çözeltiler: Kovalent bağlı bileşikler çözücü içerisinde çözünürken moleküller halinde dağılırlar. Bu tür çözeltiler elektrik akımını iletmezler. Alkolün su içerisinde çözünmesi olayını örnek olarak verebiliriz.

*

01.03. Çözünen Madde Miktarına Göre:

*

1.*Doymuş Çözeltiler: Çözücünün çözebileceği maksimum maddeyi çözdüğü durumdur.

*

2.**Aşırı doymuş çözeltiler: Çözeltinin maksimum çözebileceği madde miktarından daha fazla madde çözünmüş çözeltilerdir.*Kararsızdırlar. Bir miktar çözünen madde çökerek doymuş çözelti haline gelirler.

3.***Doymamış çözeltiler: Bir çözücünün çözebileceği maksimum maddeden daha azını çözdüğü durumdur. Bu tip çözeltilere belli bir miktar daha çözünen atıldığı taktirde, çözücü eklenen çözüneni de çözebilme kapasitesine sahiptir.

4.***Seyreltik çözelti:Az miktarda çözünen içeren çözeltilere seyreltik çözelti denir. Birim hacme düşen çözünen madde miktarı ne kadar az ise, çözelti o kadar seyreltiktir.

5.***Derişik çözelti: Çok miktarda çözünen içeren çözeltilere derik çözelti denir. Birim hacme düşen çözünen madde miktarı ne kadar fazla ise, çözelti o kadar derişiktir.*

*

Bir çözeltiye bir miktar çözücü ilave edildiğinde veya bir miktar çözücü buharlaştırıldığında, yüzde derişim değişir. Ancak çözünen madde miktarı değişmez.

*

02. Çözeltilerin Özellikleri

*

Saf maddelerin kendine özgü erime ve kaynama noktaları vardır.

*

Erime: Katı bir maddenin ısı enerjisi alarak sıvı hale geçmesi olayıdır. Katı maddeler ısıtıldıkları zaman taneciklerin kinetik enerjileri artar ve bundan dolayı tanecikler arasındaki çekim kuvveti azalır. Böylece tanecikler birbirinden uzaklaşır ve serbest hale gelir.

*

Katı bir maddenin sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklığa ise erime sıcaklığı denir. Erime süresince maddenin sıcaklığı sabit kalır. Bu arada verilen ısı enerjisi cismin sıcaklığını yükseltmede değil de hal değiştirmesinde kullanılır. Cisim tamamen eridikten sonra ısı verilmeye devam edildiğinde ise sıvı hale geçen cismin sıcaklığı tekrar yükselmeye başlar.

Bir katı çözeltinin erimeye başladığı sıcaklık, saf çözücüsünün erime sıcaklığından düşüktür.

*

Donma: Sıvı bir maddenin ısı enerjisi vererek katı hale dönüşmesine donma denir. Sıvının katı hale geçmeye başladığı sıcaklık noktasına ise donma noktası denir. Donma olayı süresince sıcaklık sabit kalır.

*

Bir maddenin sabit basınçta erime ve donma noktaları aynıdır. Buzun 0 ºC eriyip, suyun 0º C’ de donması gibi.

*

Buharlaşma: Sıvı maddelerin çevreden aldığı ısı sonucunda , sıvıyı oluşturan taneciklerin kinetik enerjileri artar. Yüzeye yakın ve yüzeye dik olan tanecikler bu kinetik enerji sayesinde, çevrenin çekim kuvvetini yenerek sıvı fazdan gaz fazına geçerler. Bu olaya buharlaşma denir.

*

Yoğunlaşma: Bir maddenin gaz halden sıvı hale geçmesine yoğunlaşma, yoğunlaşmanın meydana geldiği sıcaklığa yoğunlaşma sıcaklığı denir.

*

Buhar Basıncı ve Kaynama Noktası

*

Buhar fazına geçen taneciklerin sıvı yüzeyine çıkmadan önce sıvı fazdaki taneciklere

yaptığı basınca buhar basıncı denir. Sıcaklık değişmediği sürece buhar basıncı da değişmez. Herhangi bir sıvının sıcaklığı arttırılırsa, gaz fazına geçen moleküllerin sayısı artacağından, sıcaklığa bağlı olarak buhar basıncı da artar. Sabit sıcaklıkta sıvı – katı çözeltinin buhar basıncı, saf çözücüsünün buhar basıncından küçüktür.

*

Isıtılan bir sıvının buhar basıncı sürekli olarak artar. Sıvının buhar basıncının dış basınca eşitlendiği anda bu artış durur. Bir sıvının buhar basıncının dış buhar basıncına eşit olduğu anda kaynama olayı başlar. Bu olayın gerçekleştiği sıcaklığada kaynama sıcaklığı veya kaynama noktası denir. Kaynama süresince sıvının sıcaklığı değişmez. Herhangi bir sıvının üzerine etkiyen dış basınç azaldıkça, kaynama noktası düşer. Dış basınç arttıkça da kaynama noktası yükselir

*

Sıvıların tanecikleri arasındaki çekim kuvvetinin kendine özgü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle tanecikleri* arasındaki çekim kuvveti küçük olan sıvıların, buhar basıncı büyük ve dolayısıyla kaynama noktası düşük olur. Böyle sıvılara uçucu sıvılar denir. Tanecikleri arasındaki çekim kuvveti büyük olan sıvıların ise buhar basıncı küçük ve kaynama noktası yüksek olur. Böyle sıvılara ise uçucu olamayan sıvılar denir.*

*

*

Bir çözeltiye su eklenirse derişimi düşer, buhar basıncı artar, donma* noktası yükselir. İletkenliği azalır

*

*

*

03. Çözeltilerin Donma ve Kaynama Noktaları

*

Bir çözücüde, uçucu olmayan bir maddenin çözünmesi, onun buhar basıncını düşürür.

Çünkü; çözünen madde tanecikleri birim yüzeydeki çözücü taneciklerinin sayısını azaltır.

Bu durum çözücünün zor buharlaşmasına neden olur. Buhar basıncının düşmesi de

kaynama noktasının yükselmesine sebep olur. Yani çözelti saf çözücünün normal kaynama noktasında kaynamaz. Çözeltinin buhar basıncını bir atmosfere çıkarmak için sıcaklığının çözücünün normal kaynama sıcaklığının üstüne çıkarılması gerekir. Şu halde uçucu olmayan maddelerin çözülmesiyle hazırlanan çözeltilerin kaynama noktaları saf çözücülerinkinden daha yüksektir. Örneğin tuzlu suyun donma noktası saf suyun donma noktasından küçüktür. %10’luk tuz çözeltisinin dona noktası -6 °C iken %20’lik tuz çözeltisinin donma noktası -16 °C’ ye düşer.

Kaynama noktasındaki yükselme çözeltideki çözünenin derişimi ile orantılıdır. Aşağıdaki bağıntı bu ilişkiyi ifade etmektedir.

*

DTb=Kb x m

*

m:molalite

*

Kb: molal kaynama noktası yükselmesi sabiti

*

Donma noktasında katı ve sıvının buhar basıncı eşittir. Sıvı çözücü ile katı çözücünün buhar basıncı eğrileri çözeltinin donma noktasında kesişir. Ancak bu sıcaklıkta çözeltinin buhar basıncı saf çözücünün denge buhar basıncından daha düşüktür. Çözeltinin buhar basıncı eğrisi, katı çözücünün buhar basıncı eğrisini daha düşük bir sıcaklıkta keser. Bu nedenle, çözeltinin donma noktası, saf çözücününkinden daha düşüktür. Otomobil radyatörlerinin suyuna eklenen etandiol(glikol) C2H4(OH)2 suyun donma noktasını düşürür. Bu da kışın otomobil motorlarının içlerinde donan su ile çatlamasını önler böyle donma noktasını düşürerek donmayı geciktiren maddelere antifiriz denir.

Dona noktası düşmesi de çözelti derişimine ve çözücüye bağlıdır. Aşağıdaki bağıntı bu ilişkiyi ifade etmektedir.

*

DTf=Kf x m

*

m: molalite

*

Kf :molal donma noktası düşmesi sabiti

*

Çözeltilerde kaynama noktası yükselmesi ve donma noktası düşmesi maddenin türüne

bağlı değildir. Çözünen madde miktarına ve bunun çözeltide oluşturacağı (molekül- iyon)

sayısına bağlıdır. Çözelti içindeki tanecik sayısı toplamı arttıkça kaynama noktası

yükselir, donma noktası düşer.

*

*

*

Çözelti Hazırlanması

06 Kasım 2007

Çözelti Hazırlanması

*

01. Çözücü Olarak Asitlerin Kullanılması

01.01. Derişik Asitler ve Özellikleri

01.02. Derişik Asit Çözeltilerden, Değişik Yoğunlukta veya Yüzdelerde Seyreltik Asit Çözeltilerinin* Hesaplanması

***** 01.02.01. Yoğunluğu d=1,52 g/ml Olan Sülfürik Asidin Hazırlanması

***** 01.02.02. %25’lik Sülfürik Asit (H2SO4) Çözeltisinin Hazırlanması

02. Ayarlı (Standart) Çözeltilerin Hazırlanması ve Ayarlanması

** 02.01. Yöntemin Prensibi

* 02.02. Ayarlama (Standartlaştırma)

* 02.03. 0,1 N Sodyum Hidroksit (NaOH) Çözeltisinin Hazırlanması

***** 02.03.01. *0,1 N NaOH Çözeltisinin Ayarlanması

*** 02.03.02. NaOH Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

** 02.04. 0,1 N Hidroklorik Asit Çözeltisinin (HCl)* Hazırlanması

**** 02.04.01. 0,1 N HCl Asit Çözeltisinin Ayarlanması

**** 02.04.02. HCl Asit Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

* 02.05. 0,1 N Gümüş Nitrat (AgNO3) Çözeltisinin Hazırlanması

* 02.06. 0,1 N Potasyum Tiyosiyanat (KSCN) Çözeltisinin Hazırlanması *

**** 02.06.01. KSCN Çözeltisinin Ayarlanması

**** 02.06.02. KSCN’ nin Derişiminin Hesaplanması

* 02.07. 0,05 N Potasyum Hidroksit (KOH) Çözeltisinin Hazırlanması

**** 02.07.01. KOH Çözeltisinin Ayarlanması

**** 02.07.02. KOH Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

***02.08. 0,1N Sodyum Tiyosülfat (Na2S2O3.5H2O) Çözeltisinin Hazırlanması

****** 02.08.01 0,1 N Sodyum Tiyosülfat (Na2S2O3.5H2O) Çözeltisinin Ayarlanması

****** 02.08.02. Sodyum tiyosülfat Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

** 02.09. 0.1 N Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Hazırlanması

****** 02.09.01. 0.1 N Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Ayarlanması

****** 02.09.02. Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

03. İndikatör Çözeltilerinin Hazırlanması

** 03.01. % 1’lik* Fenolftalein Çözeltisinin Hazırlanması

** 03.02. % 5’ lik Potasyum Kromat Çözeltisinin Hazırlanması

** 03.03. % 0.05’lik Metil Oranj Çözeltisinin Hazırlanması

** 03.04. Metilen Kırmızısı-Metilen Mavisi Belirteç Çözeltisinin Hazırlanması

** 03.05. Bromtimol Mavisi

** 03.06. Timolftalein

** 03.07. %1’lik Nişasta Çözeltisinin Hazırlanması

** 03.08. Amonyum Demir-3-Sülfat Çözeltisinin Hazırlanması

04. Yüzdeli Çözeltilerin ve Bazı Spesifik Çözeltilerin Hazırlanması

** 04.01. Nötralize Edilmiş % 67’lik Etil Alkol Çözeltisi

** 04.02. Nötralize Edilmiş %97’lik Etanol ve Dietil Eter Karışım (1/1)

** 04.03. Nötralize Edilmiş Dietil Eter

** 04.04. Etanollü Potasyum Hidroksit Çözeltisi (KOH)

** 04.05. Benzen – Alkol Fenolftalein Çözeltisi

** 04.06. Hacimce % 8’lik Alkollü Potasyum Hidroksit (KOH) Çözeltisi (w/v)

** 04.07. Ağırlıkça %33’lük NaOH Çözeltisinin Hazırlanması (w/w)

** 04.08. 0,1 N İyot çözeltisinin Hazırlanması

*

*

01.** Çözücü Olarak Asitlerin Kullanılması

**

01.01. Derişik Asitler ve Özellikleri

*

*

Asidin Adı Yüzdesi Yoğunluğu

g/ml Yaklaşık Normalitesi

(N) Yaklaşık Molaritesi

(M)

Derişik hidroklorik asit (HCl) (Merck 1.00317) 38 1,1885 12,40 12,40

Derişik nitrik asit (HNO3) (Merck 1.00456) 72 1,4218 16,20 16,20

Derişik sülfürik asit (H2SO4) (Merck 1.00731) 95 1,8337 35,50 17,76

Perklorik Asit (HCIO4) (Merck 1.00519) 70 1,6640 11,60 11,60

Asetik Asit (CH3COOH) (Merck 1.00063) 99 1,0524 17,45 17,45

Fosforik Asit (H3PO4) (Merck 1.00563) 85 1,6890 44,00 14,67

*

*

Molarite ile normalite arasında* N= Mx TD ilişkisi vardır.

*

TD (Tesir değerliği) = Asidik çözeltinin ortama verdiği H+ sayısı, bazik çözeltilerin ortama verdiği OH- sayısı ve tuzların alıp verdiği elektron sayısı o maddenin tesir değerliliğini belirtmektedir.

*

H2SO4* için tesir değerliliği 2 dir . Sülfürik asit 2 protonunu (H+ ) verebilir.

HCl* için tesir değerliliği 1’dir . Hidroklorik asit 1 protonunu (H+) verebilir.

H3PO4* için tesir değerliliği 3’dir . Fosforik asit 3 protonunu (H+) verebilir.

NaOH için tesir değerliliği 1 ‘dir. Sodyum hidroksit 1 tane OH- iyonunu verebilir.

*

*

01. 02. Derişik Asit Çözeltilerden, Değişik Yoğunlukta veya Yüzdelerde Seyreltik Asit Çözeltilerinin Hesaplanması

*

Değişik yoğunlukta ve yüzdelerde seyreltik asit çözeltileri hazırlamak için öncelikle kullanılacak olan derişik asit çözeltisinin şişe* üzerindeki etiket bilgileri alınır (yoğunluk, molekül ağırlığı, ağırlık yüzdesi). Daha sonra aşağıdaki tablodan hazırlanılması istenen asidin yoğunluk ve ağırlık yüzdesi değerleri kaydedilir.*

*

Tablo 01. Asitlerin 20°C’daki yoğunlukları ile yüzde ağırlıklarına göre miktarları

*

ğııı Yoğunluk

H2SO4 HNO3 CH3COOH H3PO4 HCl

1 1.0051 1.0036 0.9996 1.0038 1.0032

2 1.0118 1.0091 1.0012 1.0092 1.0082

3 1.0184 1.0146 1.0025 - -

4 1.0250 1.0201 1.0040 1.0200 1.0181

5 1.0307 1.0256 1.0055 - -

6 1.0385 1.0312 1.0069 1.0309 1.0279

7 1.0453 1.0369 1.0083 - -

8 1.0522 1.0427 1.0097 1.0420 1.0376

9 1.0591 1.0485 1.0111 - -

10 1.0661 1.0543 1.0125 1.0532 1.0474

11 1.0731 1.0602 1.0139 - -

12 1.0802 1.0661 1.0154 1.0647 1.0574

13 1.0874 1.0721 1.0168 - -

14 1.0947 1.0781 1.0182 1.0764 1.0675

15 1.1020 1.0842 1.0195 - -

16 1.1094 1.0903 1.0209 1.0884 1.0776

17 1.1168 1.0964 1.0223 - -

18 1.1243 1.1026 1.0236 1.1008 1.0878

19 1.1318 1.1088 1.0250 - -

20 1.1394 1.1150 1.0263 1.1134 1.0980

21 1.1471 1.1213 1.0276 - -

22 1.1548 1.1276 1.0288 1.1263 1.1083

23 1.1626 1.1340 1.0301 - -

24 1.1704 1.1404 1.0313 1.1395 1.1187

25 1.1783 1.1469 1.0326 - -

26 1.1862 1.1534 1.0338 1.1529 1.1290

27 1.1942 1.1600 1.0349 - -

28 1.2023 1.1666 1.0361 1.1665 1.1392

29 1.2104 1.1733 1.0372 - -

30 1.2185 1.1800 1.0384 1.1805 1.1493

31 1.2267 1.1867 1.0395 - -

32 1.2349 1.1934 1.0406 - 1.1593

33 1.2432 1.2002 1.0417 - -

34 1.2515 1.2071 1.0428 - 1.1691

35 1.2599 1.2140 1.0438 1.2160 -

36 1.2684 1.2205 1.0449 - 1.1789

37 1.2769 1.2270 1.0459 - -

38 1.2855 1.2335 1.0469 - 1.1885

39 1.2941 1.2399 1.0479 - -

40 1.3028 1.2463 1.0488 1.2540 1.1980

41 1.3116 1.2527 1.0498 - -

42 1.3205 1.2591 1.0507 - -

43 1.3294 1.2655 1.0516 - -

44 1.3384 1.2719 1.0525 - -

45 1.3476 1.2783 1.0534 1.2930 -

46 1.3569 1.2847 1.0542 - -

47 1.3663 1.2911 1.0551 - -

48 1.3758 1.2975 1.0559 - -

49 1.3854 1.3040 1.0567 - -

50 1.3951 1.3100 1.0575 1.3350 -

51 1.4049 1.3160 1.0582 - -

52 1.4148 1.3219 1.0590 - -

53 1.4248 1.3278 1.0597 - -

54 1.4350 1.3336 1.0604 - -

55 1.4453 1.3393 1.0611 1.3790 -

56 1.4557 1.3449 1.0618 - -

57 1.4662 1.3505 1.0624 - -

58 1.4768 1.3560 1.0631 - -

59 1.4875 1.3614 1.0637 - -

60 1.4983 1.3667 1.0642 1.4260 -

61 1.5091 1.3719 1.0648 - -

62 1.5200 1.3769 1.0653 - -

63 1.5310 1.3818 1.0658 - -

64 1.5421 1.3866 1.0662 - -

65 1.5533 1.3913 1.0666 1.4750 -

66 1.5646 1.3959 1.0671 - -

67 1.5760 1.4004 1.0675 - -

68 1.5874 1.4048 1.0678 - -

69 1.5989 1.4091 1.682 - -

70 1.6105 1.4134 1.0685 1.5260 -

71 1.6221 1.4176 1.0687 - -

72 1.6338 1.4218 1.0690 - -

73 1.6456 1.4258 1.0693 - -

74 1.6574 1.4298 1.0694 - -

75 1.6692 1.4337 1.0696 1.5790 -

76 1.6810 1.4375 1.0698 - -

77 1.6927 1.4413 1.0699 - -

78 1.7043 1.4450 1.0700 - -

79 1.7158 1.4486 1.0700 - -

80 1.7272 1.4521 1.0700 1.6330 -

81 1.7383 1.4555 1.0699 - -

82 1.7491 1.4589 1.0698 - -

83 1.7594 1.4622 1.0696 - -

84 1.7693 1.4655 1.0693 - -

85 1.7786 1.4686 1.0689 1.0689 -

86 1.7872 1.4716 1.0685 - -

87 1.7951 1.4745 1.0680 - -

88 1.8022 1.4773 1.0675 - -

89 1.8087 1.4800 1.0668 - -

90 1.8144 1.4826 1.0661 1.7460 -

91 1.8195 1.4850 1.0652 - -

92 1.8240 1.4873 1.0643 1.7700 -

93 1.8279 1.4892 1.0632 - -

94 1.8312 1.4912 1.0619 1.7940 -

95 1.8337 1.4932 1.0605 - -

96 1.8355 1.4952 1.0588 1.8190 -

97 1.8364 1.4974 1.0570 - -

98 1.8361 1.5008 1.0549 1.8440 -

99 1.8342 1.5056 1.0524 - -

100 1.8305 1.5129 1.0498 1.8700 -

*

***

01.02.01. Yoğunluğu d=1,52 g/ml Olan Sülfürik Asidin Hazırlanması

*

Öncelikle kullanılacak olan derişik sülfürik asitin (H2SO4) etiket bilgileri şişe üzerinden alınır

*

Yoğunluğu (d) = 1,8337 g/mL ;* Ağırlıkça yüzdesi = %95’lik ; Molekül Ağırlığı = 98 g/mol

*

I. çözüm yolu:

*

Kullanılacak olan derişik asidin molaritesi bulunur.

1 mL derişik asidin ağırlığı 1,8337 g dır* (d = 1,8337 g /mL)

1000 mL asidin ağırlığı 1833,7 g dır

1000 mL asit içerisinde H2SO4 ağırlığı 1833,7 g x 0,95 = 1742,0 dır (Ağırlıkça %95 lik olduğuna göre asit içerisindeki H2SO4 miktarı bulunur)

*

n (mol) = m (g) / M (molekül ağırlığı) formülünden 1742,0 g H2SO4 ‘ün kaç mol olduğu bulunur.

*

n (mol) =* 1742,0 g / 98 g/mol = 17,78 mol

*

Başlangıçtaki hacim 1 L* (1000 mL) alındığı için n (mol sayısı) = M (molarite)

Derişik sülfürik asidin derişimi 17,78 mol

*

Aynı şekilde tablodan hazırlanılması istenen asidin yoğunluk ve ağırlık yüzdesi bulunur

*

*

Yoğunluğu = 1,52 g/ml olan asidin ağırlıkça yüzdesi 62 g dır

1 mL derişik asidin ağırlığı 1,520 g dır* (d = 1,5200 g /mL)

1000 mL asidin ağırlığı 1520 g dır

1000 mL asit içerisinde H2SO4 ağırlığı 1520 g x 0,62 = 942,4 dır (Ağırlıkça %62 lik olduğuna göre asit içerisindeki H2SO4 miktarı bulunur)

*

n (mol) = m (g) / M (molekül ağırlığı) formülünden 942,4 g H2SO4 ‘ün kaç mol olduğu bulunur.

*

n (mol) =* 942,4 g / 98 g/mol = 9,62 mol

*

Başlangıçtaki hacim 1 L* (1000 mL) alındığı için n (mol sayısı) = M (molarite)

Yoğunluğu = 1,52 g/mL olan sülfürik asidin derişimi 9,62 mol

*

Daha sonra derişik asit çözeltisinden* seyreltik asit çözeltisi hazırlanırken kullanılan formül kullanılır.

*

M1 x V1 = M2 x V2 formülünden

*

M1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin derişimi (seyreltik çözelti)

V1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin hacmi

M2 = Hazırlanılması istenen çözeltiyi hazırlamak için kullanılan çözeltinin derişimi (derişik çözelti)

V2= Hesapla bulunacak olan derişik çözeltiden alınması gereken miktar

*

d = 1,52 g/mL olan sülfürik asit çözeltisinden 100 mL hazırlamak istersek

*

9,62 x 100 = 17,78 x V2

*

V2 = 54 mL

*

Derişik sülfürik asit ten (Merck 1.00731) 54 mL alınarak 100 mL balonjojeye koyulur ve hacim çizgisine kadar (46 mL ) saf su ile tamamlanır. Ama asit üzerine saf su eklenmeyeceği için önce yaklaşık 40 mL saf su balojojeye koyulur üzerine 54 mL asit eklenir çalkalanılır ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

*

*

II. çözüm yolu

*

Bu çözüm yolunda ise yukarıdaki gibi fazla hesaplama yapmadan tablodan bulunan değerler yardımıyla

*

M1 x V1 = M2 x V2 hesaplaması kullanılarak yapılır . Yalnız burada M1 yerine çözeltinin yoğunluğu ve ağırlıkça yüzdesi kullanılır.

*

Derişik asidin yoğunluğu = 1,8337 g/mL Ağırlık esasına göre yüzdesi = 95

Hazırlanılması istenen çözeltinin yoğunluğu= 1,52 g/mol ağırlık esasına göre yüzdesi = 62

*

M1 x V1 = M2 x V2

*

M1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin derişimi (seyreltik çözelti)

V1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin hacmi

M2 = Hazırlanılması istenen çözeltiyi hazırlamak için kullanılan çözeltinin derişimi (derişik çözelti)

V2= Hesapla bulunacak olan derişik çözeltiden alınması gereken miktar

*

1,52 g/mL x 62 g X 100 mL = 1,8337 g/mL x 95 g X V2

*

V2= 54 mL

*

Derişik sülfürik asit çözeltisinden 54 mL alınarak 100 mL balonjojeye koyulur ve hacim çizgisine kadar (46 mL ) saf su ile tamamlanır. Ama asit üzerine saf su eklenmeyeceği için önce yaklaşık 40 mL saf su balojojeye koyulur üzerine 54 mL asit eklenir çalkalanılır ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

*

*

01.02.02. %25’lik Sülfürik Asit (H2SO4) Çözeltisinin Hazırlanması

*

Kısa yoldan yukarıdaki örneğe benzeterek çözecek olursak

*

Ağırlıkça %25’lik sülfürik asidin yoğunluğu tablodan bulunur . Yoğunluk = 1,1783 g/mL

*

Derişik asidin yoğunluğu = 1,8337 g/mL Ağırlık esasına göre yüzdesi = 95

*

M1 x V1 = M2 x V2

*

M1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin derişimi (seyreltik çözelti)

V1 = Hazırlanılması istenen çözeltinin hacmi

M2 = Hazırlanılması istenen çözeltiyi hazırlamak için kullanılan çözeltinin derişimi (derişik çözelti)

V2= Hesapla bulunacak olan derişik çözeltiden alınması gereken miktar

*

1,1783 g/mL x 25 g X 100 mL= 1,8337 g/mL x 95 g X V2

*

V2= 16,91 mL

*

Derişik sülfürik asitten (Merck 1.00731) 16,91 mL alınarak 100 mL balonjojeye koyulur ve hacim çizgisine kadar (83,09 mL ) saf su ile tamamlanır. Ama asit üzerine saf su eklenmeyeceği için önce yaklaşık 40 mL saf su balojojeye koyulur üzerine 16,91* mL asit eklenir çalkalanılır ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

*

Benzer çözeltiler tablodan ve bu formülden yaralanılarak bulunabilir.

*

*

02. Ayarlı (Standart) Çözeltilerin Hazırlanması ve Ayarlanması*

*

02.01. Yöntemin Prensibi

*

Titrasyonda kullanılan ve derişimi kesin olarak bilinen çözeltilere ayarlı (standart) çözeltiler denir. Hazırlanan bu çözeltilerinin derişiminin doğruluğu yapılan analizin doğruluğu anlamına gelmektedir.

*

Bazı maddelerin çeşitli kimyasal özelliklerinden dolayı (nem çekici olması, kararlı olamaması, çabuk buharlaşması) direkt olarak ayarlı çözeltileri hazırlanamaz. Bu tür maddelerle hazırlanan çözeltilere seconder standart çözeltiler denir. Sekonder standart çözeltilerin ayarlaması başka bir primer standart çözelti ile yapılır.

*

Saf, kararlı, nem çekici olmayan ve büyük eşdeğer ağırlığına sahip olan maddelere primer standart maddeler denir.* Primer standart maddelerle hazırlanan çözeltiler titrasyonda direkt olarak kullanılabilinir ve derişimi kesin bellidir. Ayarlama yapmaya gerek yoktur. Bu çözeltilerede primer standart çözelti denir.

*

*

02.02. Ayarlama (Standartlaştırma)

*

Sekoder bir çözeltinin derişiminin, primer standart çözeltisi kullanılarak bulunması işlemine ayarlama denir.

Primer standart madde 90-100 °C sıcaklıktaki etüvde 2-3 saat bekletilir. Daha sonra desikatöre alınarak soğutulur. Hassas olarak* dört anlamlı rakama göre tartılır (0,1234 gibi) ve

yaklaşık 50 mL saf su içerisinde çözündürülür. Üzerine o deney için kullanılacak indikatör çözeltisinden 2-3 damla eklenerek ayarı yapılacak çözelti ile dönüm noktasına kadar titre edilir ve harcanan hacim kaydedilir (V1).* Dönüm noktasında primer maddenin eşdeğer gram sayısı titrantın eşdeğer gram sayısına eşit olacak. Bu ilkeden yararlanılarak bilinmeyen çözeltinin derişimi hesaplanır.

*

N titrant = (m / E) / V

*

m = Alınan primert standart maddenin ağırlığı (g)

E = Primer standart maddenin eşdeğer ağırlığı

V = Ayarlaması yapılacak çözeltinin* titrasyon sırasında harcanan hacmi (mL)

**

02.03. 0,1 N Sodyum Hidroksit (NaOH) Çözeltisinin Hazırlanması

**

Behere 4 gr katı NaOH (Merck 1.06498) tartılır. Kaynatılmış soğutulmuş saf sudan*** 100 ml eklenerek çözülür. Çözelti 1 litrelik balon jojeye aktarılır. Beher birkaç kez saf su eklenerek çalkalanır ve balonjojedeki çözeltinin üzerine eklenir. Daha sonra 1 litrelik balonjoje hacim çizgisine kadar kaynatılmış soğutulmuş saf su eklenerek tamamlanır. Bu hesaptan yola çıkılarak değişik derişimlerde NaOH çözeltileri hazırlanabilir.

*

*02.03.01 0,1 N NaOH Çözeltisinin Ayarlanması

*

Ayarlama işlemi için primer standart olan okzalik asit dihidrat (H2C2O4.2H2O) (Merck 1.00495) kullanılır. Okzalik asit deney yapılmadan önce 110 ºC da 2 saat kurutulur ve deney yapılana kadar desikatörde bekletilir.** Tartım işlemi hassas olacak şekilde virgülden sonra 4 anlamlı rakama göre yapılır (0,1453 gibi). 0,1000-0,1500 g arası okzalik asit erlene tartılır. Üzerine kaynatılmış soğutulmuş saf sudan 50 ml koyularak çözülür. Belirteç olarak 2-3 ml fenolftalein indikatör çözeltisi damlatılır. Bürete daha önce hazırlanmış NaOH çözeltisi doldurulur ve erlendeki çözelti ile titre edilir. Başlangıçtaki renksiz çözeltinin rengi, ilk pempeleştiği an titrasyon durdurulur. Erlen çalkalanır. Pembe renk 30 sn kalıcı olmalıdır . Eğer daha önce pembe renk kaybolursa 1-2 damla daha NaOH eklenir. Harcanan NaOH hacmi kaydedilir.

**

02.03.02. NaOH Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

*

*H2C2O4.2H2O nun Molekül ağırlığı= 126,070 g/mol

*

H2C2O4.2H2O nun eşdeğer ağırlığı= (Molekül ağırlığı /Tesir değerliliği ) = 126,070 /2 = 63,035*

*

N= (m x1000 /63,035)/ Vtitrant****************************************** *****************

m= Dört anlamlı rakama göre tartılan H2C2O4.2H2O nun ağırlığı g*

Vtitrant=Dönüm noktasına kadar harcanan NaOH miktarı ml*

N= Ayarlı NaOH çözeltisinin kesin derişimi*

*

Bu deney 3-4 paralelle çalışılır.Ve virgülden sonra anlamlı 3. hane aynı olana kadar deney tekrarlanır.*

*

02.04. 0,1 N Hidroklorik Asit Çözeltisinin (HCl)* Hazırlanması *

*

8.1 ml derişik HCl (Merck 1.00317) asitten alınarak 1 litrelik balonjojeye koyulur saf su ile balon çizgisine kadar tamamlanır.Bu hesaptan yola çıkılarak değişik derişimlerde HCl asit çözeltisi hazırlanabilir.

*

*02.04.01. 0,1 N HCl Asit Çözeltisinin Ayarlanması

*

Ayarlama işlemi primer standart olan Na2CO3 *(Merck 1.06392) ile yapılır. Na2CO3 deney öncesi 110 ºC da 2 saat kurutulur ve deney yapılana kadar desikatörde bekletilir. 0.100-0,1500 g arası Na2CO3 hassas olarak tartılır. Tartılan ağırlık virgülden sonra 4 anlamlı rakam olacak şekilde kaydedilir (0,1223 gibi). 50 ml damıtık suda çözülür.Üzerine belirteç olarak 3-4 damla bromkresol yeşili (Merck 1.08121) damlatılır.Bürete HCl asit koyularak titrasyona başlanılır. Titrasyon çözeltinin mavi renginin yeşile döndüğü ilk ana kadar devam ettirilir.Çözelti 1-2 dakika kaynatılır rengin yine mavi olması gerekir.Çözelti soğuduktan sonra tekrar çözeltinin rengi yeşil olana kadar titrasyona devam edilir.Harcanan HCl asit miktarı kaydedilir.Eğer aradaki kaynama işlemi yapıldığında renk maviye dönmezse başlangıçtaki asidin fazla kaçtığını gösterir ve deney tekrar edilir.

*

*

02.04.02. HCl Asit Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması*

*

NaCO3 ın molekül ağırlığı= 106,0 gr/mol*********************************************** **

NaCO3 ın eşdeğer ağırlığı= (* Molekül ağırlığı / Tesir değerliliği ) =* (106,0 / 2) =53*

*

N= (m x 1000 / 53,0) / Vtitrant*

m = Dört anlamlı rakama göre tartılan NaCO3 ın ağırlığı g

Vtitrant = Dönüm noktasına kadar harcanan HCl miktarı ml

N = Ayarlı HCl çözeltisinin kesin derişimi*

*

Bu deney 3-4 paralelle çalışılır.Ve virgülden sonra anlamlı 3 hane aynı olana kadar deney tekrarlanır.

*

Diğer bir yöntem ise daha çok kullanılan bir yöntem olan derişimi kesin olarak bilinen 0,1 N ayarlı sodyum hidroksit (NaOH) çözeltisi* ile titrasyonudur.

10 ml ayarı yapılacak HCl çözeltisinden bir erlene alınarak üzerine 2-3 damla fenolftalein indikatöründen damlatılır. Büretteki derişimi kesin olarak bilinen ayarlı 0,1 N NaOH çözeltisi ile erlende oluşacak pembe rengin 30 saniye kalıcı olduğu ana kadar titre edilir. Harcanan NaOH’din hacmi kaydedilir*

*

MNaOH x VNaOH =* MHCl x VHCl***** formülünden****

MHCl =* (MNaOH x VNaOH) / VHCl

*

HCl Asidin kesin derişimi bulunur.*

*

*

02.05. 0,1 N Gümüş Nitrat (AgNO3) Çözeltisinin Hazırlanması*

*

Saf AgNO3 (Merck 1.01510) 2 saat 150ºC’ de etüvde bekletilir. Desikatöre alınarak oda sıcaklığına gelmesi beklenir.16,9890 g tartılıp 100 ml saf suda çözülür. Çözelti 1 litrelik balonjojeye alınarak hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır. AgNO3 çözeltisi kahverengi şişede ve karanlıkta bekletilmelidir* Kullanılan gümüş nitratın saflığından emin olunduğu vakit primer standart olarak kullanılabilinir ve ayarlama yapmaya gerek yoktur.

***

*02.06. 0,1 N Potasyum Tiyosiyanat (KSCN) Çözeltisinin Hazırlanması*

*

9,7 g KSCN (Merck 1.05125) 100 ml saf suda çözülüp1 litrelik balonjojeye alınarak hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.*

*

02.06.01. KSCN Çözeltisinin Ayarlanması

*

Hazırlanan 0,1 N AgNO3 çözeltisininden 25 ml hassas bir şekilde alınarak erlene aktarılır. Üzerine 75 ml saf su eklenerek toplam hacim 100 ml’ye tamamlanır. Erlene 5 ml 6 N HNO3 ve 5 ml demir(III) amonyum sülfat indikatörü eklenir. Erlendeki AgNO3 çözeltisi büretteki yaklaşık normalitesi 0,1 N olan KSCN ile titre edilir. Erlende kırmızı-kahverengi renk gözlendiği anda titrasyon kesilir.*

*

02.06.02. KSCN’ nin Derişiminin Hesaplanması

*

NKSCN x VKSCN = NAgNO3 x V AgNO3*

NKSCN = NAgNO3 x V AgNO3 /* VKSCN

*

NAgNO3 =* AgNO3 *çözeltisinin derişimi

VAgNO3 =* AgNO3 çözeltisinden alınan miktar

VKSCN** = KSCN çözeltisinden harcanan* miktar*

*

02.07. 0,05 N Potasyum Hidroksit (KOH) Çözeltisinin** Hazırlanması *

*

Behere 2,805 g katı KOH (Merck 1.05033) tartılır. Kaynatılmış soğutulmuş saf sudan 100 ml eklenerek çözülür. Çözelti 1 litrelik balon jojeye aktarılır. Beher birkaç kez saf su eklenerek çalkalanır ve balonjojedeki çözeltinin üzerine eklenir. Daha sonra 1 litrelik balonjoje hacim çizgisine kadar kaynatılmış soğutulmuş saf su eklenerek tamamlanır. Bu hesaptan yola çıkılarak değişik derişimlerde KOH çözeltileri hazırlanabilir.*

*

02.07.01. KOH Çözeltisinin Ayarlanması

*

Ayarlama işlemi için primer standart olan okzalik asit dihidrat (H2C2O4.2H2O) (Merck 1.00495) kullanılır. Okzalik asit deney yapılmadan önce 110 ºC da 2 saat kurutulur ve deney yapılana kadar desikatörde bekletilir.** Tartım işlemi hassas olacak şekilde virgülden sonra 4 anlamlı rakama göre yapılır (0,1453 gibi). 0,1000-0,1500 g arası okzalik asit erlene tartılır. Üzerine kaynatılmış soğutulmuş saf sudan 50 ml koyularak çözülür. Belirteç olarak 2-3 ml fenolftalein indikatör çözeltisi damlatılır. Bürete daha önce hazırlanmış KOH çözeltisi doldurulur ve erlendeki çözelti ile titre edilir. Başlangıçtaki renksiz çözeltinin rengi, ilk pempeleştiği an titrasyon durdurulur. Erlen çalkalanır. Pembe renk 30 sn kalıcı olmalıdır . Eğer daha önce pembe renk kaybolursa 1-2 damla daha KOH eklenir. Harcanan KOH hacmi kaydedilir.

*

*

02.07.02. KOH Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

*

H2C2O4.2H2O nun Molekül ağırlığı= 126,070 g/mol*

H2C2O4.2H2O nun eşdeğer ağırlığı= (Molekül ağırlığı /Tesir değerliliği ) = 126,070 /2 = 63,035*

*

N= (m x1000 /63,035)/ Vtitrant**************************************** *******************

m= Dört anlamlı rakama göre tartılan H2C2O4.2H2O nun ağırlığı g*

Vtitrant=Dönüm noktasına kadar harcanan KOH miktarı ml

N= Ayarlı KOH çözeltisinin kesin derişimi*

*

Bu deney 3-4 paralelle çalışılır.Ve virgülden sonra anlamlı 3. hane aynı olana kadar deney tekrarlanır.*

**

02.08. 0,1 N Sodyum Tiyosülfat (Na2S2O3.5H2O) Çözeltisinin Hazırlanması

*

1 litre saf su en az 5 dakika kaynatılır. Soğutulduktan sonra 24-25 g katı sodyum tiyosülfat (Na2S2O3.5H2O) (Merck 1.06516) çözülür ve 0,2 g Na2CO3 (Merck 1.06392) eklenir. Katı tam çözünene kadar karıştırılır ve kaynamış soğutulmuş su ile 1 litreye tamamlanır. Çözelti karanlıkta 1 hafta kullanılmadan bekletilir.

*

*

*02.08.01. 0,1 N Sodyum Tiyosülfat (Na2S2O3.5H2O) Çözeltisinin Ayarlanması

*

Tiyosiyanat seconder standart olduğu için bir primer standart ile ayarlanır. Primer standart katı potasyum dikromat (K2Cr2O7) (Merck 1.04952) birkaç saat 150-200 °C’ da kurutulur. Desikatöre alınarak soğutulur. Dört anlamlı rakam olacak şekilde (0,1235 gibi) hassas bir şekilde 0,1-0,12 g arası bir değer erlene tartılır. Üzerine 50 ml kaynatılmış soğutulmuş saf su eklenir. 2 g KI (Merck 1.05051) ve 5 ml derişik hidroklorik asit (HCl) (Merck 1.00317) eklenerek ağzı saat camıyla kapatılarak 5 dakika karanlıkta bekletilir. Daha sonra bürete doldurulan Na2S2O3.5H2O çözeltisi ile titre edilmeye başlanır. Titrantın erlene düştüğü yerde renk açılması görülene kadar (yaklaşık 5-6 ml harcanır) titre edilir. 3 ml %1’lik nişasta belirteci eklenir. Erlendeki çözeltinin rengi tekrar koyulaşır. Na2S2O3.5H2O ile titrasyona devam edilir.Yeşil renk gözlendiği zaman titrasyon durdurulur ve harcanan sodyum tiyosülfat hacmi kaydedilir.

*

*

02.08.02. Sodyum Tiyosülfat Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması*

*

K2Cr2O7’ ın Formül ağırlığı = 294,20*

K2Cr2O7 ‘ ın eşdeğer ağırlığı =* (Molekül ağırlığı /Tesir değerliliği ) = 294,20 /6 = 49,04

*

N= ( m x 1000 / 49,04) / Vtitrant****************************************** *****************

m = Dört anlamlı rakama göre tartılan K2Cr2O7 ın ağırlığı g*

Vtitrant=Dönüm noktasına kadar harcanan Na2S2O3.5H2O hacmi ml*

N= Ayarlı Na2S2O3.5H2O çözeltisinin kesin derişimi

*

*

02.09. 0.1 N Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Hazırlanması

1 litrelik balon jojeye 3.2 g katı KMnO4 ( Merck 1.05080)* tartılır. Üzerine 700 mL saf su eklenerek kaynama sıcaklığının (70°C) altında 5 dakika ısıtılır. Daha sonra 1 litrelik balonjoje hacim çizgisine kadar saf su eklenerek tamamlanır. Ve çözelti bu sıcaklıkta yarım saat bekletilir. Balonjojenin ağzı saat camı veya bir beherle kapatılarak bir gece bekletilir. İndirgenme neticesinde oluşan MnO2*süzülerek alınır. Süzme işlemi cam kroze veya gooch krozesinde yapılır. Kullanılan malzemelerin çok temiz olmasına dikkat edilir. Hatta malzemeler kullanılmadan önce bir miktar permanganat çözeltisi ile çalkanarak çözelti atılır.*

02.09.01. 0.1 N Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Ayarlanması

*

Ayarlama işlemi için primer standart olan sodyum okzalat (Na2C2O4) (Merck 1.06557) kullanılır. Sodyum okzalat deney yapılmadan önce 105 ºC da 2 saat kurutulur ve deney yapılana kadar desikatörde bekletilir.** Tartım işlemi hassas olacak şekilde virgülden sonra 4 anlamlı rakama göre yapılır (0,1453 gibi). 0,1000-0,1500 g arası okzalik asit erlene tartılır. Üzerine 200 ml saf su ve 30 mL 3 M H2SO4 (Merck 1.00731) koyularak çözülür. Bürete daha önce hazırlanmış olan KMnO4 çözeltisi sıcaklığı yaklaşık 70°C olacak şekilde doldurulur. Çözelti koyu renkli olduğu için menisküsun alt tarafı değilde üstü başlangıç noktası olarak kabul edilir. Başlangıçta eklenen permanganatın renginin kaybolması beklenir. Arada bir pisetle erlenin kenarı saf su ile yıkanır. Reaksiyonun sonuna doğru eklenen permanganatın rengi iyice kaybolmaya başlar. Bu anda ilk damlanın rengi kaybolmadan ikinci damla eklenmemelidir. Bir damla permanganatın rengi 30 sn kaldıktan sonra yok oluyorsa titrasyona son verilir. Harcanan permanganat hacmi not edilir. (V1)

Tanık deney için bir erlene sodyum okzalat koyulmadan birinci deneydeki hacim kadar saf su ve H2SO4 eklenerek titrasyon aynı şekilde yapılır. Harcanan permanganat hacmi not edilir. (V2)

*

02.09.02. Permanganat (KMnO4) Çözeltisinin Derişiminin Hesaplanması

*

Sodyum okzalat miliekivalent gramı = 134/ (2 x 1000) = 0.0670 g

*

N KMnO4 x mL KMnO4 = N Na2C2O4 x mL Na2C2O4

*

*

N KMnO4 x mL KMnO4 = (Primer standartın gramı / Primer standartın miliekivalent gramı)

*

N KMnO4 = Primer standartın gramı/ [0,0670 x (V1- V2)]

*

*

03. İndikatör Çözeltilerinin Hazırlanması*

*

03.01. % 1’lik* Fenolftalein Çözeltisinin Hazırlanması: 1 g fenolftalein (Merck 1.07233) 50 ml % 95’lik etil alkolde çözülür ve 100 mL’lik balonjojeye aktarılır. Hacim çizgisine kadar % 95’lik etil alkol ile tamamlanır.

*

Çözeltinin rengi pH 8,3-10,0 aralığında renksizlikten kırmızıya dönüşür*

*

03.02. % 5’ lik Potasyum Kromat Çözeltisinin Hazırlanması: 5 g potasyum kromat (K2CrO4) (Merck 1.04952) 100 ml saf suda çözdürülür.*

*

03.03. % 0.05’lik Metil Oranj Çözeltisinin Hazırlanması: 0,5 g metil oranj (Merck 1.01322) 200 mL* % 95’lik etil alkolde çözdürülerek 1 L’lik balonjojeye aktarılır. Hacim çizgisine kadar saf su ilave edilir.

*

Çözeltinin rengi pH= 2,9 – 4,6 bölgesinde kırmızından maviye dönüşür.*

*

03.04. Metilen Kırmızısı-Metilen Mavisi Belirteç Çözeltisinin Hazırlanması: 0,5 g metilen kırmızısı (Merck 1.06076) 250 mL % 95’lik etil alkolde çözülür ve 0,25 g metilen mavisi (Merck 1.15943) % 95’lik 250 ml etanolde çözülür. Hazırlanan çözeltiler kullanılacağı zaman eşit hacimlarde alınarak karıştrılır ve kullanılır. Çözelti karanlıkta kahverengi şişede saklanmalıdır.

*

Karışımın rengi pH= 4,2-6,3 aralığında açık mordan yeşile dönüşür.

*

*

03.05. Bromtimol Mavisi: 0,4 g bromtimol mavisi (Merck 1.03026) alınarak üzerine 12,8 mL 0,05 N sodyum hidroksit çözeltisi ve 20 mL % 95’lik etanol eklenerek ısıtılarak çözülür. 1 L’lik balojojeye aktarılır. Daha sonra 200 mL % 95’lik etanol eklenir ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

*

Çözeltinin rengi* pH= 6,0-7,6 aralığındasarıdan maviye dönüşür.

*

03.06. Timolftalein : 0,5 g timolftalein (Merck 1.08175) 60 mL % 95’lik etil alkolde çözündükten sonra 250 mL balonjojeye aktarılarak hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

*

Çözeltinin rengi pH= 9,3-10,5 aralığında renksizlikten maviye dönüşür.

*

03.07. %1’lik Nişasta Çözeltisinin Hazırlanması: 1g nişasta (Merck 1.01252) sıcak saf suda çözdürülür ve 100 ml’lik balonjojeye aktarılır.Hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır. Bu çözelti çok çabuk bozulduğu için içerisine çok az miktarda civa(II) iyodür (Merck 1.04420) eklenir. İhtiyaç duyulan miktarda hazırlanıp her deneyde yeniden hazırlanması tavsiye edilir.

*

03.08. Amonyum Demir-3-Sülfat Çözeltisinin Hazırlanması: 25 g amonyum demir-3-sülfat (Merck 1.03775) 250 mL saf suda çözülür ve bir müddet bekletilir. Berrak çözelti elde edilemezse bir kaç damla 5 N nitrit asit eklenir.

*

Çözelti asitli çözeltilerde tiyosiyanat ile koyu kırmızı renk verir.*

*

*

04. Yüzdeli Çözeltilerin ve Bazı Spesifik Çözeltilerin Hazırlanması *

*

Yüzdeli çözeltiler hazırlanırken, istenilen birimin yüzde ağırlık veya yüzde hacim ifadelerinden hangisi* olduğuna dikkat etmek gerekmektedir.

*

Yüzde ağırlık birimine göre % X ’lik bir çözelti hazırlanacaksa* x g madde tartılır üzerine (100 –X) g çözücü tartılarak koyulur. Eğer çözücü su ise tartmaya gerek yoktur. Çünkü suyun yoğunluğu 1 g/mL dir. Yüzde ağırlık birimine göre (wt/w) ifadesiyle gösterilir.

*

% wt / w = (Çözünen katı madde ağırlığı / Çözünen katı madde ağırlığı + Çözücünün ağırlığı) x 100

*

*

Yüzde hacim birimine göre % X’lik* çözelti hazırlanırken x g madde tartılarak 100 mL’lik balonjojeye aktarılır ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır. Yüzde hacim birimine göre (% w/v) ifadesiyle gösterilir.

*

% w /v =( Çözünen katı madde ağırlığı /Çözeltinin hacmi) x 100*

*

04.01. Nötralize Edilmiş % 67’lik Etil Alkol: 100 mL etil alkol çözeltisine 3-4 damla fenolftalein çözeltisi eklenerek çok açık pembe renk gözlenene kadar büretteki NaOH çözeltisi ile nötralize edilir.

*

04.02. Nötralize Edilmiş %97’lik Etanol ve Dietil Eter Karışım (yarıyarıya):100 mL % 97’lik etanol ve dietil eter karışım çözeltisine 2-3 damla fenolftalein çözeltisi eklenerek çok açık pembe renk gozlenene kadar büretteki NaOH çözeltisi ile nötralize edilir.

*

04.03. Nötralize Edilmiş Dietil Eter: 100mL dietil eter çözeltisine 2-3 damla fenolftalein çözeltisi eklenerek eklenerek çok açık pembe renk gozlenene kadar büretteki NaOH çözeltisi ile nötralize edilir.

*

04.04. Etanollü Potasyum Hidroksit Çözeltisi (KOH): İçerisinde 1 L etanol 8 g potasyum hidroksit ve 5 g alüminyum parçacıkları bulunan balon geri soğutucu altında 1 saat kaynatılarak destile edilir. Hangi derişimde hazırlanmak isteniyorsa o kadar potasyum hidroksit destile edilen etanolde çözülür. 3-5 gün bekletildikten sonra üstteki berrak kısım alınarak kullanılır.

*

Destilasyon yapılmak istenmezse 1 L etanole 4 g alüminyum bütilat eklenir ve 3-4 gün bekletilir. Çözeltinin berrak olan üst kısmından alınarak hangi derişimde hazırlanmak isteniyorsa o kadar potasyum hidroksit etanolde çözülür.

*

Örneğin 0,1 N etanollü potasyum hidroksit çözeltisi hazırlanması isteniliyorsa 5,6 g KOH 1 L balonjojeye koyularak hacim çizgisine kadar destile edilen etanolde tamamlanır ve ayarlama işlemi 02.07.01. e göre yapılır.

*

04.05. Benzen – Alkol Fenolftalein* Çözeltisi: 1 litre damıtılmış benzene, 1 litre % 95′lik etil alkol katılır ve 0,4 g fenolftalein eklenerek iyice karıştırılır.

*

04.06. Hacimce % 8’lik Alkollü Potasyum Hidroksit (KOH) Çözeltisi (w/v):* 40 g KOH (Merck 1.05033) 300 mL % 95’lik etanolde çözülerek* 500 mL’lik balonjojeye aktarılır. Hacim çizgisi etanolle 500 mL’ ye tamamlanır.

*

04.07. Ağırlıkça %33’lük NaOH Çözeltisinin Hazırlanması (w/w): 500 g NaOH (Merck 1.06498) tartılarak üzerine 1 litre saf su eklenir. Isı çıkışı olacağından çözelti hazırlanan kap arasıra soğuk suyun altında soğutulmalıdır. Çözelti zor çözüneceği için uzun süre karıştırılmalıdır.

*

04.08. 0,1 N İyot Çözeltisinin Hazırlanması: 12,7 g iyot (Merck 1.04761) ve 25,4 g potasyum iyodür (Merck 1.05051) bir miktar saf suda çözülerek 1 L’lik balonjojeye aktarılır ve hacim çizgisine kadar saf su ile tamamlanır.

Araştırma Geliştirme

06 Kasım 2007

ETİ HOLDİNG A.Ş.

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ARAŞTIRMA GELİŞTİRME

DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ÇİNKO BORAT ÜRETİMİ

ÖN FİZİBİLİTE ETÜDÜ

Mayıs 2003

ETİ HOLDİNG A.Ş.

ARAŞTIRMA GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI

İÇİNDEKİLER

Sayfa No

1. GİRİŞ 5

1.1 Çinko Borat Kullanım Alanları 5

1.2 Çinko Boratın Diğer Alev Geciktiricilere Göre Bazı Avantajları 6

1.3 Çinko Boratın Kimyasal Ve Fiziksel Özellileri 7

1.4 Çinko Borat Üretimi 8

1.5 Bazı Üretici Firmalar 10

1.6 Pazar Durumu 10

1.7 Fiyatlar 12

1.8 Çinko BoratınGelecek Yıllarda Tüketiminin Artmasını Teşvik

Edecek Faktörler 12

1.9 Pazardaki Gelişmeler 13

2. MALİ ANALİZ-I 14

3. MALİ ANALİZ-II 30

Ek-1 45

PROJE GENEL ÖZELLİKLERİ

· Proje Kapasitesi: 10.000 ton çinko borat/yıl

· Üretilecek Ürün: 2ZnO.3B2O3.3,5H2O formülüne sahip toz halinde

çinko borat

· Yatırım Süresi: 1 Yıl (2004)

· Projenin Ekonomik Ömrü: 17 Yıl (2005-2021)

GENEL DEĞERLENDİRME

(%100 Kapasitede)

MALİ ANALİZ-I

· Teknik safiyette borik asit ve çinko oksit kullanılacaktır.

· Çinko Borat Fiyatı: 1.700 ABD$/ton

· Yatırım indirimi uygulanmamıştır. MALİ ANALİZ-II

· Teknik safiyette borik asit ve çinko oksit kullanılacaktır.

· Çinko Borat Fiyatı: 1.500 ABD$/ton

· Yatırım indirimi uygulanmamıştır.

Sabit Yatırım Tutarı (ABD$) 3.645.518 3.645.518

Toplam Yatırım Tutarı (ABD$) 5.329.187 5.327.503

Net Bugünkü Değer (ABD$) 24.802.796 16.063.034

Fayda/Masraf Oranı 5,650 4.,015

İç Karlılık Oranı (%) %58,39 %43,43

Kara Geçiş Noktası %17,36 (1.736 Ton) %23,54 (2.354 Ton)

Geri Ödeme Süresi 2,04 Yıl 2,57 Yıl

1. GİRİŞ

Plastik maddelerin günlük hayatta artan oranlarda kullanılması, bu malzemelerin alev almalarının geciktirilmesi işleminin önemini de arttırmıştır. Çinko borat, son yıllarda alev geciktirici olarak gittikçe artan oranlarda kullanılan ve bünyesinde bor ihtiva eden kimyasal bir maddedir. En yaygın olarak kullanılan çinko borat 2ZnO.3B2O3.3,5H2O’dır. Bununla birlikte bir çok farklı kimyasal formüle sahip çinko boratlar mevcuttur (örneğin; 4ZnO.B2O3.H2O, 2ZnO.3B2O3, ZnO.B2O3.2H2O, ZnO.3B2O3.7H2O, 2ZnO.3B2O3.9H2O) .

Çinko borat dışında ticari olarak kullanılan önemli alev geciktiricilerden bazıları; alüminyum trihidrat (ATH), magnezyum hidroksit, antimon bileşikleri, bromin, klorür ve fosfat bileşikleridir. Alüminyum trihidrat, dünya toplam talebinin yarısını teşkil etmektedir. Magnezyum hidroksit ise giderek artan oranlarda kullanılmaktadır. Bunlardan antimon trioksit ve antimon trioksit-halojen karışımlarının, yanma esnasında zehirli duman açığa çıkarmaları sebebiyle kullanımları yasaklama yoluna gidilmiştir. Halojenli bileşiklerin kullanımının yasaklanması, alev geciktiricilerin kombine olarak kullanımını teşvik etmiştir. Çinko borat, ATH ile bağlantılı olarak artan şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Çünkü bu iki madde, halojen olmayan bir formasyonda olup yanma koşullarında daha az duman ve zehirli madde çıkmasını sağlar. Bunun yanında çinko borat, çinko borat-antimon oksit kombinasyonu ile veya yalnız başına da kullanılabilmektedir.

1.1. Çinko borat kullanım alanları:

Çinko boratlar, alev geciktirici, duman bastırıcı, korozyon geciktirici olarak polimerlerde ve kaplamalarda, özellikle PVC, halojenli polyester ve naylonlarda kullanılır.

Yüksek dehidrasyon sıcaklığına (290-300°C gibi) sahip olduğu için yüksek sıcaklıklara dayanıklı plastik malzemelerin imalatında yaygın olarak kullanılır.

Çinko boratlar, kablolarda, yanmaya dayanıklı boyalarda, kumaşlarda, elektrik/elektrotronik parçalarda, yanmaya dayanıklı halı kaplamalarda, otomobil/uçak iç aksamlarında, tekstil ve kağıt endüstrisinde kullanım alanına sahiptir.

Diğer alev geciktiricilerle karşılaştırıldığında çok daha etkili bir duman bastırıcı olması ve diğer alev geciktiricilere göre daha ucuz olması sebebiyle, bazı alev geciktiriciler yerine tamamen olmasa bile kısmen kullanılır (örneğin Sb2O3’in kullanıldığı alanlarda kullanılmaktadır).

Son yıllarda çinko boratın, diğer alev geciktiricilerle farklı uygulamalarda kombine kullanımı gittikçe artmaktadır. Örneğin, çinko borat halojen içeren ve içermeyen sistemlerde Al(OH)3 ve Mg(OH)2 ile birlikte kullanılma özelliğine sahiptir.

Çinko borat, alev geciktirici olarak kullanılmasının dışında, mantar ve böcek öldürücü olarak ahşap aksamların korunmasında, bor silikat cam hammaddesi ve seramik sanayiinde ergime noktasını düşürücü (flux) olarak da kullanılabilmektedir.

1.2. Çinko boratın diğer alev geciktiricilere göre bazı avantajları:

· Duman emisyonunu azaltma yeteneğine sahiptir ve kömürleşmeyi

çabuklaştırmaktadır.

· Çok çeşitli sayıda plastikte, etkili alev geciktirici olarak kullanılır.

· Borun varlığı çinko boratı etkin bir alev bastırıcı yapar.

· Antimon ile birlikte yüksek dereceli bir alev geciktirici özelliğe sahiptir.

· ATH ile birlikte kullanılarak duman bastırma özelliği kuvvetlendirilir.

· Boyama (renk verme) kuvveti zayıftır.

· Antimon ile karşılaştırıldığında daha ucuzdur.

· Elektriksel özellikleri iyileştirir (naylon ve polyesterlerde dikkate değer anti-ark

özellikleri sağlar).

· Metallerle plastikler arasında yapışma özelliğini arttırır.

· Antimon oksidin aksine, reçine tabakalarında yarı şeffaflık özelliği gösterir.

· Zehirli özelliğe sahip olmadığından, reçinelere ilave edilmeleri esnasında özel aletlere ihtiyaç yoktur.

· Nem absorplamaz ve suda çözünmez.

1.3. Çinko Boratın Kimyasal ve Fiziksel Özellikleri:

Molekül formülü 2ZnO.3B2O3.3,5H2O veya 4ZnO.6B2O3.7H2O olan çinko borat beyaz, nem çekmez, viskoz, toz bir mamuldür. Çinko borat, plastik ve kauçuk bileşiklerinde çok fonksiyonlu alev geciktirici katkı maddesi olarak kullanılır. Çinko borat, hidrasyon suyunu 290-300 °C’ye kadar muhafaza ederek yüksek sıcaklıktaki polimer proseslerine olanak sağlar. Böylece sıcak bir polimer şarjına ilave edilebilme özelliği taşır. Çinko borat, birçok polimer sistemin kırılma indisine benzer bir indise sahiptir. Bu nedenle hem düşük pigment yüküne izin verir, hem de yarı şeffaflığı muhafaza eder. Diğer katı polimer katkı maddelerine benzer yöntemle, yani sıkma (extruders), veya püskürtmeli kalıplama yoluyla ilavesi yapılabilir.

Kullanılan polimerlere ve arzu edilen standartlara uygun olarak çinko borat, kısmi olarak veya tamamen antimon oksit gibi bazı alev durdurucuların yerine kullanılabilir. Antimon oksit ile kullanıldığında daha kuvvetli bir etkiye sahiptir. Halojen içeren sistemlerde alev durdurucu 3,5 suya sahip çinko boratın kullanım seviyesi 100 birim reçine başına 3-25 birim arasında değişirken, halojen içermeyen sistemlerde bu miktar 10-250 birimdir.

Teorik Kompozisyonu:

Bor Oksit (B2O3) % 48,05

Çinko Oksit (ZnO) % 37,45

Kristal Su (H2O) % 14,50

Başlıca Fiziksel Özellikleri:

Kırılma İndisi 1,58

Ortalama Tane Boyutu 7-12 mm

Çözünürlüğü (oda sıcaklığında) <%0,28

Özgül Ağırlığı 2,77

Ayrıca çinko borat, 290°C’a kadar stabil olup, kuvvetli asit ve bazlarla hidroliz edilebilmektedir.

1.4. Çinko Borat Üretimi

Çinko borat (2ZnO.3B2O3.3,5H2O) genel olarak borik asit ve çinko oksit hammaddeleri kulanılarak üretilmektedir. Borik asit 95-98oC sıcaklıkta su içerisinde çözülmekte ve katı toz halindeki çinko oksit ile aşı kristali olarak kullanılan çinko borat (2ZnO.3B2O3.3,5H2O) belli bir oranda çözeltiye ilave edilmektedir. Oluşan karışım reaksiyon süresi boyunca bir reaktörde karıştırılmakta ve reaksiyon sonucunda oluşan katı çinko borat ve zayıf borik asit çözeltisi katı-sıvı ayırımına tabi tutulmaktadır. Katı çinko borat kekinin tuttuğu çözeltideki borik asit, kekin kademeli olarak sıcak ve soğuk yıkanması suretiyle kazanılmakta ve elde edilen zayıf borik asit çözeltisi yeniden sisteme geri çevrilmektedir. Yıkanmış nemli çinko borat keki ise bir kurutucuda kurutulduktan sonra paketleme ünitesine gönderilmektedir.

Çinko Borat Üretimi Akış Şeması

1.5. Bazı Üretici Firmalar:

Aşağıdaki tabloda bazı çinko borat üreticileri ve kapasiteleri verilmiştir.

Ülke Adı Üretici Firma Tesis Yeri Kapasite (Ton/Yıl)

Hainan Zhongxin Chemical Haiko 1.000

Shanghai Jinghua Chemical Wujing. -

Wuxi Daxhong Chemical - -

Zhenjiang Sulphuric Acid Plant Zhenjiang City 1.000

Hindistan C-Tech Mumbai -

Norway Waardels Skalevik -

Anzon Laredo -

US Borax Wilmington 12.000

Bunların dışında AllChem Industries, Inc., Product 2000, CharlottE Inc. ve William Joung And Co. gibi firmalarda çinko borat üretmektedirler.

1.6. Pazar Durumu:

Alev geciktiricilerin tüketildiği en büyük pazarlar ABD ve Batı Avrupa’dır. 1998 yılı rakamlarına göre alev geciktirici pazarı bölgelere aşağıdaki şekilde dağılmaktadır.

Kuzey Amerika %45

Batı Avrupa %32

Japonya %13

Diğer Asya Ülkeleri %8

Diğerleri %2

ABD ve Batı Avrupa’da kullanılan farklı alev geciktiricilerin % dağılımları şu şekildedir:

Alev Geciktirici ABD Batı Avrupa

Al(OH)3 39 47

Brom Bazlı Bileşikler 27 13

Fosfor Bazlı Bileşikler 12 23

Klor Bazlı Bileşikler 11 3

Antimuan Oksitler 8 7

Mg(OH)2 1 2

Diğerleri* 2 5

* Alev geciktirici olarak kullanılan çinko borat ve bazı bor bileşikleri diğerleri kapsamında verilmiştir.

Dünyada üretilen alev geciktiricilerin %85’i plastik ürünlerde tüketilmektedir. Plastik malzemelerde kullanılan alev geciktiricilerin en önemlisi Al(OH)3 olup, bu alandaki pazar payı %50 civarındadır. Mevcut durumda bor bileşikleri dünya alev geciktirici pazarından düşük bir pay almaktadır. Örneğin; 350.000 ton/yıl alev geciktirici tüketimi olan Kuzey Amerika’da borlu bileşiklerin payı yaklaşık %1’dir (3.500 ton). Bununla birlikte, ABD’de borlu bileşiklerin alev geciktirici olarak kullanımı 1990’lı yıllarda artmış ve bu nedenle US Borax çinko borat kapasitesinde artışa gitmiştir.

Alev geciktirici malzemelerin dünya pazarı 2 Milyar US$ civarındadır. Bu pazarda ABD’nin payı 758 milyon US$, Avrupa’nın payı ise 800 milyon US$’dır.

US Borax’ın 10.000 t/y çinko borat üretip sattığı kabul edilirse, US Borax’ın pazar payı 24 Milyon US$ olarak hesaplanabilir (2.4 $/kg baz alınmıştır).

Dünya çinko borat pazarının yıllık %12-15’lik bir büyümeye sahip olacağı tahmin edilmiştir.

US Borax 1996 yılında kapasite artışı için 3 Milyon US$ harcamıştır.

US Borax 4.500 t/y olan kapasitesini 1996 yılında 9.000 t/y’a, 1998 yılında 12.000 t/y’a çıkarmıştır. Kapasite artışı plastik endüstrisinde ortaya çıkan talebi karşılamak için yapılmıştır.

US Borax bu alanda %15/yıl’lık bir büyüme hedeflemiştir.

1.7. Fiyatlar:

ABD’de çinko borat fiyatları yıllara göre aşağıdaki şekilde değişmektedir:

Yıl Fiyat (US$/ton)

1980 1100

1988 1700-1840

1992 2420

1998 2180

2001 2340

ABD’de çinko borat fiyatları 2001 yılında 2300 ABD$/ton civarında olmasına rağmen, dünya pazarında 1250 ABD$ ve 1470 ABD$/ton gibi düşük fiyatlara da rastlanmaktadır.

1.8. Çinko Boratın Gelecek Yıllarda Tüketiminin Artmasını Teşvik Edecek Faktörler:

Çinko boratın alev geciktirici malzeme olarak en fazla kullanılan alüminyum trihidrat ile birlikte kullanımının yaygınlaşarak artması, çinko boratın gelecek yıllarda tüketiminin artmasını teşvik eden faktörlerdendir. Bunun nedeni ise, bu iki maddenin beraber kullanıldığı zaman halojen olmayan bir kömür oluşmasını sağlamasıdır. Hemen hemen dünyadaki tüm ülkelerde halojen maddeler açığa çıkaran alev yavaşlatıcıların kullanımı kısıtlanmıştır ve bu yüzden de halojen içeren ürünlerden halojen içermeyen ürünlere bir yönelim vardır. Çinko borat ile alüminyum trihidratın beraber kullanılması aynı zamanda yangın sırasında daha az duman çıkmasını ve dolayısıyla daha az zehirli ortam oluşmasını sağlar.

Uç ürünlerde alev yavaşlatıcı kullanılmasında daha sıkı standartların uygulamaya konulması.

Antimuan oksit ve bromin bazlı alev yavaşlatıcı malzemelerde çinko boratın ucuz ikame malzemesi olarak kullanılması.

Çinko boratın, alüminyum trihidrat, magnezyum hidroksit, kalay oksit ve melaminlerde performans geliştirici olarak kullanılması, uç ürünlerde alev geciktirici kullanılmasında daha sıkı standartların uygulanması, çinko boratın antimon oksit ve bromin bazlı alev geciktirici malzemelerde ikame ve alüminyum trihidrat, magnezyum hidroksit içerisinde performans geliştirici olarak kullanılması, bu ürünün gelecek yıllardaki tüketiminin artacağını göstermektedir.

1.9. Pazardaki Gelişmeler:

Albemarle ile Borax Polymer Additive Group (US Borax) çinko borat alev geciktirici ürünlerinin Asya’da pazarlanması hususunda ticari bir anlaşma yapmışlardır. Yeni çinko borat ürünler, Albemarle şirketinin halojen ve halojen olmayan alev geciktirici sistemleri ürün yelpazesini genişletecektir.

Albemarle ve Borax Flame Retardant Group (US Borax), US Borax’ın üretmiş olduğu çinko boratın Albemarle firmasının ürettiği alev geciktiricilerle birlikte kombine kullanımı ile ilgili bir anlaşma imzalamışlardır. Bu anlaşmanın amacı halojen ve halojen olmayan alev geciktiricilerin polimerlerde kullanımının arttırılmasına yöneliktir (örneğin mühendislik plastikleri ve reçinelerde). Bu gelişmeler çinko boratın alev geciktirici pazarındaki payının artabileceğini göstermektedir.

2. MALİ ANALİZ-I

(ÇİNKO BORAT, 2ZnO.3B2O3.3,5H2O, ÜRETİM TESİSİ)

(10.000 TON/YIL)

(Çinko Borat Satış Fiyatı: 1.700 ABD$/Ton)

KAPASİTE:

Tesis kapasitesinin 10.000 ton/yıl olacağı kabul edilmiştir. 10.000 ton/yıl çinko borat üretmek için gerekli hammaddeler ve miktarları:

Hammadde Yıllık Tüketim Miktarı (Ton) Pay (%)

Borik Asit 11.000 73

Çinko Oksit 4.000* 27

Borik Asit* Çinko Oksit

Bileşim % Bileşim %

B2O3 56,30 ZnO >99,5

H2O 43,70 Pb <0,01

* Teknik kalite borik asit Fe <0,01

Cu <0,05

Mn <0,05

Cd <0,05

Kullanılan hammaddelerin dökme yoğunlukları:

Borik Asit

Dökme yoğunluğu : 0,78-0,815 g/cm3

Çinko Oksit

Dökme yoğunluğu : 0,5-0,7 g/cm3

A. YATIRIM TUTARININ HESAPLANMASI

YATIRIM TUTARI TABLOSU

İÇ DIŞ TOPLAM (ABD$)

1. Etüd proje 155.000 - 155.000

2. Know how - - -

3. Arsa bedeli 250.000 - 250.000

4. Arazinin düzenlenmesi 25.000 - 25.000

5. İnşaat işleri 155.000 - 155.000

6. Ulaştırma yatırımları 25.000 - 25.000

7. Ana fabrika makine donanımı 450.000 1.100.000 1.550.000

8. Yar. işletmeler makine donanımı 500.000 - 500.000

9. Taşıma ve sigorta giderleri 164.000 - 164.000

10. Dış alım ve gümrük giderleri 33.000 - 33.000

11. Montaj giderleri 205.000 - 205.000

12. Genel giderler 61.240 61.240 122.480

13. Taşıt araçları 150.000 - 150.000

14 İşletmeye alma giderleri 41.000 - 41.000

ARA TOPLAM 3.375.480

16. Beklenmeyen giderler 135.019 135.019 270.038

SABİT YATIRIM 2.349.259 1.296.259 3.645.518

17. İşletme sermayesi 1.683.669 1.683.669

İLK YATIRIM TOPLAMI 4.032.928 1.296.259 5.329.187

A.1. Etüd ve Proje Giderleri

Ana fabrika makine donanımının %10’u alınmıştır: 155.000 ABD$

A. 2. Know-How:

Know-how satın alınması öngörülmemiştir.

A.3. Arsa Bedeli:

Tesis ana binası, yardımcı tesisler, depolama ve idari binaları için 10.000 m2 alan gerekmektedir. m2’si 40.000.000 TL’den arsa bedeli 400 Milyar TL (1$=1.600.000 TL) 250.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.4. Arazinin Düzenlenmesi:

Arsa bedelinin %10’u alınmıştır: 25.000 ABD$

A.5. İnşaat İşleri:

Tesis ana binası, hammadde depolama binası, yardımcı tesisler, ürün depolama binası ve idari binalar için 5.000 m2’lik kapalı alan uygun görülmüştür. İnşaat işleri için ana fabrika makine donanımının %10’u alınmış ve 155.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.6. Ulaştırma Yatırımları:

Arsa bedelinin %10’u alınmıştır: 25.000 ABD$

A.7. Ana Fabrika Makine Donanımı:

Ayrıntısı Ek-1’de verilen ana fabrika makine donanımı için 1.550.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.8. Yardımcı İşletmeler Makine Donanımı:

Basınçlı hava ve hatları, demineralize su tesisi, buhar ünitesi, atık su tasfiye tesisi için 500.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.9. Taşıma ve Sigorta Giderleri:

Ana fabrika makine donanımının ve yardımcı işletmeler makine donanımı toplamının %8’i alınmıştır: 164.000 ABD$

A.10. Dış Alım ve Gümrük Giderleri:

Yatırımın teşvikli olacağı kabul edilmiştir. Dış alım ve gümrük gideri olarak ana fabrika makine donanımının dış para toplamının %3’ü alınarak hesaplama yapılmış ve dış alım ve gümrük giderleri olarak 33.000 ABD$’ı öngörülmüştür.

A.11. Montaj Giderleri:

Ana fabrika makine donanımının ve yardımcı işletmeler makine donanımı toplamının %10’u alınmıştır: 205.000 ABD$

A.12. Genel Giderler:

Bu kaleme kadar olan harcamalar toplamının %4’ü alınmıştır. 122.480 ABD$

A.13. Taşıt Araçları:

Cinsi ve niteliği daha sonra belirlenecek olan araçlar için 150.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.14. İşletmeye Alma Giderleri:

Ana fabrika makina donanımı ve yardımcı işletmeler makina donanımı toplamının %2’si alınmıştır: 41.000 ABD$

A.15.Beklenmeyen Giderler:

Bu kaleme kadar olan harcamaları toplamının %8’i alınmıştır.: 270.038 ABD$

A.16. İşletme Sermayesi:

- Hammadde stoku (1 aylık) (823,5 ABD$´10.000)/12=686.250 ABD$

- Mamul Madde Stokları (1 aylık) 955.380/12= 79.615 ABD$

Amortisman hariç 1 aylık sabit üretim giderleri alınmıştır.

- Yedek Parça Stokları 82.470´0.25=20.618 ABD$

Bakım-onarım giderlerinin %25’i olarak alınmıştır.

- Nakit İhtiyacı 10.766.229/12=897.186 ABD$

1 Aylık işletme giderleri nakit ihtiyacı olarak alınmıştır.

İŞLETME SERMAYESİ (1 AYLIK) 1.683.669 ABD$

B. İŞLETME DÖNEMİ GELİR-GİDER TAHMİNLERİ

B.1. PROSES GİRDİLERİ:

B.1.1. Hammaddeler:

1 ton çinko borat üretmek için gerekli hammadeler ve fiyatları şu şekildedir:

Hammadde Yıllık Tüketim Miktarı (Ton/Yıl) Birim Hammadde

Fiyatı (ABD$/Ton) Yıllık Toplam Maliyet

(ABD$/Yıl) Maliyet İçerisindeki Payı (%)

Borik Asit 11.000 385 4.235.000 51

Çinko Oksit 4.000 1000 4.000.000 49

Yıllık Toplam

Hammadde Maliyeti 8.235.000 100

1 ton çinko borat üretmek için gerekli toplam hammadde maliyeti: 823,5 ABD$

B.1.2. Toplam Enerji Maliyeti:

Tesislerde değişik ünitelerde fuel oil-6 ve elektrik enerjisi kullanılacaktır. Kullanılacak enerjinin miktarı ve hangi ünitelerde kullanılacağı aşağıda verilmiştir.

Yakıt tüketim miktarları ve fiyatları:

Türü Kullanıldığı Ünite Enerji Tüketimi Birim Tüketim

Fuel Oil-6 Çözme ve Kurutma Üniteleri 2.000 ton/yıl 0,20 /ton çinko borat

Elektrik enerjisi Diğer Üniteler 1.500.000 kWh/yıl 150 kWh/ton çinko borat

Not: Fuel Oil-6’nın kalorifik gücü, 9500 kcal/kg’dir.

1 ton çinko borat üretmek için gerekli enerji miktarları şu şekildedir:

Türü 1 Ton Çinko Borat Üretmek için Gerekli Miktar Birim Enerji

Fiyatı Toplam Maliyet

ABD$/ton çinko borat

Fuel Oil-6 0,20 ton 401 ABD$/ton 80,20

Elektrik enerjisi 150 kWh 9,54 Cent /kWh 14,31

TOPLAM 94,51

Enerji Fiyatlerının Hesabı:

Fuel Oil-6: 426.668 TL/lt ´ %18 KDV = 545.948 TL/lt

= 642.292 TL/kg

= 401 ABD$/ton

Elektrik Enerjisi: 128.050 TL/ kWh (sanayi tesisleri için, tek terimli tarife)

128.050 ´ % 1 (BTV, Belediye Tüketim Vergisi)= 129.331 TL/kWh

129.331 ´ %18 KDV = 152.661 TL/kWh

9,54 Cent/kWh.

Yıllık enerji tüketimleri şu şekildedir:

A. Fuel Oil-6 Tüketimi: 10.000´0,20= 2.000 ton/yıl

B. Elektrik Enerjisi Tüketimi: 150´10.000= 1.500.000 kWh

Yıllık hammadde ve enerji tüketimleri özet olarak şu şekildedir (10.000 ton/yıl için):

1 Ton Çinko Borat İçin (ABD$) 10.000Ton Çinko Borat İçin (ABD$)

Hammaddeler 823,5 8.235.000

Enerji 94,51 945.100

TOPLAM 918,01 9.180.100

B.1.3. İşçilik ve Personel Giderleri:

Sayı 1 Kişinin Yıllık Brüt Ücreti (ABD$) Yıllık Toplam Brüt Ücretler(ABD$)

Üst Düzey Yönetim ve İdari Personel 10 25.000 250.000

Kalifiye İşçi 10 15.000 150.000

Düz İşçi 40 10.000 400.000

TOPLAM 60 800.000

B.1.4. Amortisman:

Amortisman hesaplamaları için aşağıdaki oranlar kullanılmıştır:

Harcama Türü Gider Miktarı Amortisman Yıllık

ABD$ Oranı (%) Amortisman

Miktarı (ABD$)

Etüd proje 155.000 20 31.000

Know how - - -

Arsa bedeli (Amortisman dahil değil) 250.000 – –

Arazinin düzenlenmesi 25.000 - –

İnşaat işleri 155.000 4 6.200

Ulaştırma yatırımları 25.000 6 1.500

Ana fabrika makine donanımı, yardımcı işletmeler makina donanımı, taşıma ve sigorta giderleri, dış alım ve gümrük giderleri ve montaj giderleri toplamı 2.452.000 10 245.200

Taşıt Araçları 150.000 15 22.500

Genel giderler 122.480 -

İşletmeye alma giderleri 41.000 -

Beklenmeyen Giderler 270.038 -

TOPLAM 3.645.518 306.400

Amortismana tabi olup, Vergi Usul Kanunu’nda amortisman oranları verilen değerlerin (giderlerin) toplamı: 2.937.000 ABD$

306.400/2.937.000=%10,43 (Arsa bedeli hariç diğer tüm gider kalemlerine

ortalama uygulanacak oran)

3.645.518-250.000=3.395.518 ABD$

Yıllık Ortalama Amortisman: 3.395.518 ´0.1043= 354.153 ABD$

Amortisman Süresi: 3.395.518 /354.153 =9.59 yıl

Dolayısıyla ilk 9 yıl için toplam amortisman: 354.153´9=3.187.377 ABD$

Son yıl ise: 3.395.518-3.187.377=208.141 ABD$ miktar ayrılmış olacaktır.

B.1.5. Bakım ve Onarım Giderleri:

Ana fabrika makina donanımı, yardımcı işletmeler makina donanımı, taşıma ve sigorta, montaj giderleri, taşıt araçları, ulaştırma yatırımları ve inşaat işleri toplamının %3’ü bakım ve onarım gideri olarak alınmıştır.

Bunların toplamı = 2.749.000 ABD$

Bakım ve Onarım Giderleri: 2.749.000´0.03=82.470 ABD$

B.1.6. Genel Üretim ve İdare Giderleri:

Sabit yatırım tutarının %2’si alınmıştır. Bu ise 3.645.518´0.02=72.910 ABD$’dır.

B.1.7. Satış Giderleri:

Satış tutarının (1.700´10.000=17.000.000) %1’i olarak alınmıştır: 170.000 ABD$

B.1.8. Diğer Giderler:

Buraya kadar olanların toplamının %1’i alınmıştır. Toplamın (10.659.633) %1’i=106.596 ABD$

YILLIK İŞLETME GİDERLERİ TABLOSU

2005 2006 2007

%50 %75 %100

1. Değişken Üretim Giderleri

1.1 Hammadde 4.117.500 6.176.250 8.235.000

1.3 Enerji 472.550 708.825 945.100

1. Değişken Üretim Giderleri Toplamı 4.590.050 6.885.075 9.180.100

2. Sabit Üretim Giderleri

2.1 İşçilik-Personel 400.000 600.000 800.000

2.2 Amortismanlar 354.153 354.153 354.153

2.3 Bakım Onarım 82.470 82.470 82.470

2.4 Genel Üretim – İdare 72.910 72.910 72.910

2. Sabit Üretim Giderleri Toplamı 909.533 1.109.533 1.309.533

SINAİ ÜRETİM GİDERLERİ (1+2) 5.499.583 7.994.608 10.489.633

3. Satış Giderleri 85.000 127.500 170.000

4. Diğer Giderler 55.845 81.221 106.596

TOPLAM YILLIK İŞLETME GİDERLERİ 5.640.428 8.203.329 10.766.229

YILLIK SATIŞ GELİRLERİNİN HESAPLANMASI:

Tesiste yılda üretilecek toplam çinko borat miktarı 10.000 ton’dur. 2ZnO.3B2O3.3,5H2O formülüne sahip çinko boratın satış fiyatı 1200-2200 ABD$’ı arasında değişmektedir. Bu fiyatların ortalaması alındığında çinko boratın birim fiyatı 1700 ABD$/ton olmaktadır. Buna göre satış geliri;

Satış Geliri: 10.000´1.700=17.000.000 ABD$

EKONOMİK DEĞERLENDİRME

1. KARA GEÇİŞ NOKTASI

Yıllık Sabit Giderler: 1.309.533 ABD$

Yıllık Değişken Giderler:

Yıllık İşletme Giderleri-Yıllık Sabit Giderler: 10.766.229-1.309.533= 9.456.696 ABD$

Birim Değişken Giderler:

(Değişken Üretim Giderleri Toplamı + Satış Giderleri + Diğer Giderleri)/10.000=

(9.180.100+170.000+106.596)/10.000=9.456.696/10.000=945,7 ABD$/Ton

Kara Geçiş Noktası (KGN):

KGN=Yıllık Sabit Gideler/(Birim Satış Fiyatı-Birim Değişken Giderler)

KGN=1.309.533/(1.700-945,7)=1.309.533/754,3=1.736 Ton

KGN =1.736 Ton (%17,36 yıl)

Not: Çinko borat %17,36 kapasite ile üretilirse tesisin kar-zararı sıfır olmaktadır.

2. GERİ ÖDEME SÜRESİ (GÖS):

Yıllar Net Kar

(ABD$) Net Kar+ Amortismam

(ABD$) Kalan Toplam Yatırım Tutarı (ABD$)

1. Yıl 1.715.743 2.069.896 3.259.291

2. Yıl 2.728.003 3.082.156 177.135

2,04 Yıl 3.740.263 4.094.416

Not: Toplam Yatırım Tutarı= 5.329.187 ABD$.

GÖS= 2,04 Yıl

3. PROJE PROFORMA GELİR VE NET NAKİT AKIMLARI

Tesisin üretime başlayacağI 2005 yılından itibaren 17 yıllık ömrü boyunca kar zarar durumu Tablo 1’de verilmiştir.

4. PROJE RANTABİLİTESİ

İndirgeme oranı %10 alındığında;

Net Bugünkü Değer (NBD) : 24.802.796 ABD$ (Tablo 2).

Fayda/Masraf oranı ise 5,65 olarak bulunmuştur.

Projenin İç Karlılık Oranı (İKO): %58,39 (Tablo 3).

TABLO-1. İŞLETME DÖNEMİ KAR ZARAR TABLOSU (ABD$)

Yıllar 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

1. Gelirler

1.1 Satış Gelirleri 8.500.000 12.750.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000

1.2 İşletme Sermayesi - - - - - - - - - - - - - - - - 1.683.669

1.4 Hurda Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - 205.000

1.5 Arsa Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - 250.000

TOPLAM GELİRLER (I) 8.500.000 12.750.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 19.138.669

2. Giderler

2.4 İşletme Giderleri 5.286.275 7.849.176 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076

(Amortisman Hariç)

2.4. Amortismanlar 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 208.141 - - - - - - -

TOPLAM GİDERLER (II) 5.640.428 8.203.329 10.766.229 10.766.229 10.766.229 10.766.229 10.766.229 10.766.229 10.766.229 10.620.217 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076

3. BRÜT KAR (I-II) 2.859.572 4.546.671 6.233.771 6.233.771 6.233.771 6.233.771 6.233.771 6.233.771 6.233.771 6.379.783 6.587.924 6.587.924 6.587.924 6.587.924 6.587.924 6.587.924 8.726.593

4. Vergi (%40) 1.143.829 1.818.668 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.551.913 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 3.490.637

5. NET KAR 1.715.743 2.728.003 3.740.263 3.740.263 3.740.263 3.740.263 3.740.263 3.740.263 3.740.263 3.827.870 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 5.235.956

TABLO-2. NET NAKİT AKIMLARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI (ABD$)

Yıllar 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17

1. NAKİT GİRİŞLERİ

1.1 Satış Gelirleri - 8.500.000 12.750.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000

1.2 İşletme Sermayesi - - - - - - - - - - - - - - - - - 1.683.669

1.4 Hurda Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - - 205.000

1.5 Arsa Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - - 250.000

TOPLAM NAKİT GİRİŞİ (I) 0 8.500.000 12.750.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 19.138.669

2. NAKİT ÇIKIŞLARI

2.1 Sabit Yatırım Giderleri 3.645.518 - - - - - - - - - - - - - - - - -

2.2 İşletme sermayesi 1.683.669 - - - - - - - - - - - - - - - - -

2.4 İşletme Giderleri - 5.286.275 7.849.176 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076 10.412.076

(Amortisman Hariç)

2.4 Vergiler (%40) - 1.143.829 1.818.668 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.493.508 2.551.913 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 2.635.170 3.490.637

TOPLAM GİDERLER (II) 5.329.187 6.430.104 9.667.844 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.963.989 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.902.713

6. NET NAKİT AKIMLARI (I-II) -5.329.187 2.069.896 3.082.156 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.036.011 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 5.235.956

İndirmege Faktörleri (%10) 1,0000 0,9091 0,8264 0,7513 0,6830 0,6209 0,5645 0,5132 0,4665 0,4241 0,3855 0,3505 0,3186 0,2897 0,2633 0,2394 0,2176 0,1978

İndirgenmiş Değer -5.329.187 1.881.724 2.547.236 3.076.195 2.796.541 2.542.310 2.311.191 2.101.083 1.910.075 1.736.432 1.556.057 1.385.416 1.259.469 1.144.972 1.040.884 946.258 860.235 1.035.906

Net Bugünkü Değer (NBD)= 24.802.796 ABD $

Fayda/Masraf Oranı = 5,65

TABLO-3. İÇ KARLILIK ORANI

Yıllar 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

TOPLAM NAKİT GİRİŞLERİ (I) 0 8.500.000 12.750.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 17.000.000 19.138.669

TOPLAM NAKİT ÇIKIŞLARI (II) 5.329.187 6.430.104 9.667.844 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.905.584 12.963.989 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.047.246 13.902.713

NET NAKİT AKIMI (I-II) -5.329.187 2.069.896 3.082.156 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.094.416 4.036.011 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 3.952.754 5.235.956

İndirgeme Faktörleri 1,000 0,631 0,399 0,252 0,159 0,100 0,063 0,040 0,025 0,016 0,010 0,006 0,004 0,003 0,002 0,001 0,001 0,000

İndirgenmiş Değer -5.329.187 1.307.107 1.229.080 1.031.051 651.093 411.155 259.638 163.957 103.537 65.382 40.699 25.170 15.895 10.037 6.338 4.003 2.528 2.114

NBD = -404

İç Karlılık Oranı (İKO)= %58,39

3. MALİ ANALİZ-II

(ÇİNKO BORAT, 2ZnO.3B2O3.3,5H2O, ÜRETİM TESİSİ)

(10.000 TON/YIL)

(Çinko Borat Satış Fiyatı: 1.500 ABD$/Ton)

A. YATIRIM TUTARININ HESAPLANMASI

YATIRIM TUTARI TABLOSU

İÇ DIŞ TOPLAM (ABD$)

1. Etüd proje 155.000 - 155.000

2. Know how - - -

3. Arsa bedeli 250.000 - 250.000

4. Arazinin düzenlenmesi 25.000 - 25.000

5. İnşaat işleri 155.000 - 155.000

6. Ulaştırma yatırımları 25.000 - 25.000

7. Ana fabrika makine donanımı 450.000 1.100.000 1.550.000

8. Yar. işletmeler makine donanımı 500.000 - 500.000

9. Taşıma ve sigorta giderleri 164.000 - 164.000

10. Dış alım ve gümrük giderleri 33.000 - 33.000

11. Montaj giderleri 205.000 - 205.000

12. Genel giderler 61.240 61.240 122.480

13. Taşıt araçları 150.000 - 150.000

14 İşletmeye alma giderleri 41.000 - 41.000

ARA TOPLAM 3.375.480

16. Beklenmeyen giderler 135.019 135.019 270.038

SABİT YATIRIM 2.349.259 1.296.259 3.645.518

17. İşletme sermayesi 1.681.985 1.681.985

İLK YATIRIM TOPLAMI 4.031.244 1.296.259 5.327.503

A.1. Etüd ve Proje Giderleri

Ana fabrika makine donanımının %10’u alınmıştır: 155.000 ABD$

A. 2. Know-How:

Know-how satın alınması öngörülmemiştir.

A.3. Arsa Bedeli:

Tesis ana binası, yardımcı tesisler, depolama ve idari binaları için 10.000 m2 alan gerekmektedir. m2’si 40.000.000 TL’den arsa bedeli 400 Milyar TL (1$=1.600.000 TL) 250.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.4. Arazinin Düzenlenmesi:

Arsa bedelinin %10’u alınmıştır: 25.000 ABD$

A.5. İnşaat İşleri:

Tesis ana binası, hammadde depolama binası, yardımcı tesisler, ürün depolama binası ve idari binalar için 5.000 m2’lik kapalı alan uygun görülmüştür. İnşaat işleri için ana fabrika makine donanımının %10’u alınmış ve 155.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.6. Ulaştırma Yatırımları:

Arsa bedelinin %10’u alınmıştır: 25.000 ABD$

A.7. Ana Fabrika Makine Donanımı:

Ayrıntısı Ek-1’de verilen ana fabrika makine donanımı için 1.550.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.8. Yardımcı İşletmeler Makine Donanımı:

Basınçlı hava ve hatları, demineralize su tesisi, buhar ünitesi, atık su tasfiye tesisi için 500.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.9. Taşıma ve Sigorta Giderleri:

Ana fabrika makine donanımının ve yardımcı işletmeler makine donanımı toplamının %8’i alınmıştır: 164.000 ABD$

A.10. Dış Alım ve Gümrük Giderleri:

Yatırımın teşvikli olacağı kabul edilmiştir. Dış alım ve gümrük gideri olarak ana fabrika makine donanımının dış para toplamının %3’ü alınarak hesaplama yapılmış ve dış alım ve gümrük giderleri olarak 33.000 ABD$’ı öngörülmüştür.

A.11. Montaj Giderleri:

Ana fabrika makine donanımının ve yardımcı işletmeler makine donanımı toplamının %10’u alınmıştır: 205.000 ABD$

A.12. Genel Giderler:

Bu kaleme kadar olan harcamalar toplamının %4’ü alınmıştır. 122.480 ABD$

A.13. Taşıt Araçları:

Cinsi ve niteliği daha sonra belirlenecek olan araçlar için 150.000 ABD$ öngörülmüştür.

A.14. İşletmeye Alma Giderleri:

Ana fabrika makina donanımı ve yardımcı işletmeler makina donanımı toplamının %2’si alınmıştır: 41.000 ABD$

A.15.Beklenmeyen Giderler:

Bu kaleme kadar olan harcamaları toplamının %8’i alınmıştır.: 270.038 ABD$

A.16. İşletme Sermayesi:

- Hammadde stoku (1 aylık) (823,5 ABD$´10.000)/12=686.250 ABD$

- Mamul Madde Stokları (1 aylık) 955.380/12= 79.615 ABD$

Amortisman hariç 1 aylık sabit üretim giderleri alınmıştır.

- Yedek Parça Stokları 82.470´0.25=20.618 ABD$

Bakım-onarım giderlerinin %25’i olarak alınmıştır.

- Nakit İhtiyacı 10.746.029/12=895.502 ABD$

1 Aylık işletme giderleri nakit ihtiyacı olarak alınmıştır.

İŞLETME SERMAYESİ (1 AYLIK) 1.681.985 ABD$

B. İŞLETME DÖNEMİ GELİR-GİDER TAHMİNLERİ

B.1. PROSES GİRDİLERİ:

B.1.1. Hammaddeler:

1 ton çinko borat üretmek için gerekli hammadeler ve fiyatları şu şekildedir:

Hammadde Yıllık Tüketim Miktarı (Ton/Yıl) Birim Hammadde

Fiyatı (ABD$/Ton) Yıllık Toplam Maliyet

(ABD$/Yıl) Maliyet İçerisindeki Payı (%)

Borik Asit 11.000 385 4.235.000 51

Çinko Oksit 4.000 1000 4.000.000 49

Yıllık Toplam

Hammadde Maliyeti 8.235.000 100

1 ton çinko borat üretmek için gerekli toplam hammadde maliyeti: 823,5 ABD$

B.1.2. Toplam Enerji Maliyeti:

Tesislerde değişik ünitelerde fuel oil-6 ve elektrik enerjisi kullanılacaktır. Kullanılacak enerjinin miktarı ve hangi ünitelerde kullanılacağı aşağıda verilmiştir.

Yakıt tüketim miktarları ve fiyatları:

Türü Kullanıldığı Ünite Enerji Tüketimi Birim Tüketim

Fuel Oil-6 Çözme ve Kurutma Üniteleri 2.000 ton/yıl 0,20 /ton çinko borat

Elektrik enerjisi Diğer Üniteler 1.500.000 kWh/yıl 150 kWh/ton çinko borat

Not: Fuel Oil-6’nın kalorifik gücü, 9500 kcal/kg’dir.

1 ton çinko borat üretmek için gerekli enerji miktarları şu şekildedir:

Türü 1 Ton Çinko Borat Üretmek için Gerekli Miktar Birim Enerji

Fiyatı Toplam Maliyet

ABD$/ton çinko borat

Fuel Oil-6 0,20 ton 401 ABD$/ton 80,20

Elektrik enerjisi 150 kWh 9,54 Cent /kWh 14,31

TOPLAM 94,51

Enerji Fiyatlerının Hesabı:

Fuel Oil-6: 426.668 TL/lt ´ %18 KDV = 545.948 TL/lt

= 642.292 TL/kg

= 401 ABD$/ton

Elektrik Enerjisi: 128.050 TL/ kWh (sanayi tesisleri için, tek terimli tarife)

128.050 ´ % 1 (BTV, Belediye Tüketim Vergisi)= 129.331 TL/kWh

129.331 ´ %18 KDV = 152.661 TL/kWh

9,54 Cent/kWh.

Yıllık enerji tüketimleri şu şekildedir:

A. Fuel Oil-6 Tüketimi: 10.000´0,20= 2.000 ton/yıl

B. Elektrik Enerjisi Tüketimi: 150´10.000= 1.500.000 kWh

Yıllık hammadde ve enerji tüketimleri özet olarak şu şekildedir (10.000 ton/yıl için):

1 Ton Çinko Borat İçin (ABD$) 10.000Ton Çinko Borat İçin (ABD$)

Hammaddeler 823,5 8.235.000

Enerji 94,51 945.100

TOPLAM 918,01 9.180.100

B.1.3. İşçilik ve Personel Giderleri:

Sayı 1 Kişinin Yıllık Brüt Ücreti (ABD$) Yıllık Toplam Brüt Ücretler(ABD$)

Üst Düzey Yönetim ve İdari Personel 10 25.000 250.000

Kalifiye İşçi 10 15.000 150.000

Düz İşçi 40 10.000 400.000

TOPLAM 60 800.000

B.1.4. Amortisman:

Amortisman hesaplamaları için aşağıdaki oranlar kullanılmıştır:

Harcama Türü Gider Miktarı Amortisman Yıllık

ABD$ Oranı (%) Amortisman

Miktarı (ABD$)

Etüd proje 155.000 20 31.000

Know how - - -

Arsa bedeli (Amortisman dahil değil) 250.000 – –

Arazinin düzenlenmesi 25.000 - –

İnşaat işleri 155.000 4 6.200

Ulaştırma yatırımları 25.000 6 1.500

Ana fabrika makine donanımı, yardımcı işletmeler makina donanımı, taşıma ve sigorta giderleri, dış alım ve gümrük giderleri ve montaj giderleri toplamı 2.452.000 10 245.200

Taşıt Araçları 150.000 15 22.500

Genel giderler 122.480 -

İşletmeye alma giderleri 41.000 -

Beklenmeyen Giderler 270.038 -

TOPLAM 3.645.518 306.400

Amortismana tabi olup, Vergi Usul Kanunu’nda amortisman oranları verilen değerlerin (giderlerin) toplamı: 2.937.000 ABD$

306.400/2.937.000=%10,43 (Arsa bedeli hariç diğer tüm gider kalemlerine

ortalama uygulanacak oran)

3.645.518-250.000=3.395.518 ABD$

Yıllık Ortalama Amortisman: 3.395.518 ´0.1043= 354.153 ABD$

Amortisman Süresi: 3.395.518 /354.153 =9.59 yıl

Dolayısıyla ilk 9 yıl için toplam amortisman: 354.153´9=3.187.377 ABD$

Son yıl ise: 3.395.518-3.187.377=208.141 ABD$ miktar ayrılmış olacaktır.

B.1.5. Bakım ve Onarım Giderleri:

Ana fabrika makina donanımı, yardımcı işletmeler makina donanımı, taşıma ve sigorta, montaj giderleri, taşıt araçları, ulaştırma yatırımları ve inşaat işleri toplamının %3’ü bakım ve onarım gideri olarak alınmıştır.

Bunların toplamı = 2.749.000 ABD$

Bakım ve Onarım Giderleri: 2.749.000´0.03=82.470 ABD$

B.1.6. Genel Üretim ve İdare Giderleri:

Sabit yatırım tutarının %2’si alınmıştır. Bu ise 3.645.518´0.02=72.910 ABD$’dır.

B.1.7. Satış Giderleri:

Satış tutarının (1.500´10.000=15.000.000) %1’i olarak alınmıştır: 150.000 ABD$

B.1.8. Diğer Giderler:

Buraya kadar olanların toplamının %1’i alınmıştır. Toplamın (10.639.633) %1’i=106.396 ABD$

YILLIK İŞLETME GİDERLERİ TABLOSU

2005 2006 2007

%50 %75 %100

1. Değişken Üretim Giderleri

1.1 Hammadde 4.117.500 6.176.250 8.235.000

1.3 Enerji 472.550 708.825 945.100

1. Değişken Üretim Giderleri Toplamı 4.590.050 6.885.075 9.180.100

2. Sabit Üretim Giderleri

2.1 İşçilik-Personel 400.000 600.000 800.000

2.2 Amortismanlar 354.153 354.153 354.153

2.3 Bakım Onarım 82.470 82.470 82.470

2.4 Genel Üretim – İdare 72.910 72.910 72.910

2. Sabit Üretim Giderleri Toplamı 909.533 1.109.533 1.309.533

SINAİ ÜRETİM GİDERLERİ (1+2) 5.499.583 7.994.608 10.489.633

3. Satış Giderleri 75.000 112.500 150.000

4. Diğer Giderler 53.198 79.797 106.396

TOPLAM YILLIK İŞLETME GİDERLERİ 5.627.781 8.186.905 10.746.029

YILLIK SATIŞ GELİRLERİNİN HESAPLANMASI:

Tesiste yılda üretilecek toplam çinko borat miktarı 10.000 ton’dur. 2ZnO.3B2O3.3,5H2O formülüne sahip çinko boratın satış fiyatı 1200-2200 ABD$’ı arasında değişmektedir. Bu nedenle, ikinci alternatif olarak çinko boratın birim satış fiyatı 1.500 ABD$/ton olarak alınmıştır. Buna göre satış geliri;

Satış Geliri: 10.000´1.500=15.000.000 ABD$

EKONOMİK DEĞERLENDİRME

1. KARA GEÇİŞ NOKTASI

Yıllık Sabit Giderler: 1.309.533 ABD$

Yıllık Değişken Giderler:

Yıllık İşletme Giderleri-Yıllık Sabit Giderler: 10.746.029-1.309.533= 9.436.496 ABD$

Birim Değişken Giderler:

(Değişken Üretim Giderleri Toplamı + Satış Giderleri + Diğer Giderleri)/10.000=

(9.180.100+150.000+106.396)/10.000=9.436.396/10.000=943,6 ABD$/Ton

Kara Geçiş Noktası (KGN):

KGN=Yıllık Sabit Gideler/(Birim Satış Fiyatı-Birim Değişken Giderler)

KGN=1.309.533/(1.500-943,6)=1.309.533/556,4=2.354 Ton

KGN =2.354 Ton (%23,54 yıl)

Not: Çinko borat %23,54 kapasite ile üretilirse tesisin kar-zararı sıfır olmaktadır.

2. GERİ ÖDEME SÜRESİ (GÖS):

Yıllar Net Kar

(ABD$) Net Kar+ Amortismam

(ABD$) Kalan Toplam Yatırım Tutarı (ABD$)

1. Yıl 1.123.331 1.477.484 3.850.019

2. Yıl 1.837.857 2.192.010 1.658.009

2,57 Yıl 2.552.383 2.906.536

Not: Toplam Yatırım Tutarı= 5.327.503 ABD$.

GÖS= 2,57 Yıl

3. PROJE PROFORMA GELİR VE NET NAKİT AKIMLARI

Tesisin üretime başlayacağI 2005 yılından itibaren 17 yıllık ömrü boyunca kar zarar durumu Tablo 4’de verilmiştir.

4. PROJE RANTABİLİTESİ

İndirgeme oranı %10 alındığında;

Net Bugünkü Değer (NBD) : 16.063.034 ABD$ (Tablo 5).

Fayda/Masraf oranı ise 4,015 olarak bulunmuştur.

Projenin İç Karlılık Oranı (İKO): %43,43 (Tablo 6).

TABLO-4. İŞLETME DÖNEMİ KAR ZARAR TABLOSU (ABD$)

Yıllar 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

1. Gelirler

1.1 Satış Gelirleri 7.500.000 11.250.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000

1.2 İşletme Sermayesi - - - - - - - - - - - - - - - - 1.681.985

1.4 Hurda Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - 205.000

1.5 Arsa Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - 250.000

TOPLAM GELİRLER (I) 7.500.000 11.250.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 17.136.985

2. Giderler

2.4 İşletme Giderleri 5.273.628 7.832.752 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876

(Amortisman Hariç)

2.4. Amortismanlar 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 354.153 208.141 - - - - - - -

TOPLAM GİDERLER (II) 5.627.781 8.186.905 10.746.029 10.746.029 10.746.029 10.746.029 10.746.029 10.746.029 10.746.029 10.600.017 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876

3. BRÜT KAR (I-II) 1.872.219 3.063.095 4.253.971 4.253.971 4.253.971 4.253.971 4.253.971 4.253.971 4.253.971 4.399.983 4.608.124 4.608.124 4.608.124 4.608.124 4.608.124 4.608.124 6.745.109

4. Vergi (%40) 748.888 1.225.238 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.759.993 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 2.698.044

5. NET KAR 1.123.331 1.837.857 2.552.383 2.552.383 2.552.383 2.552.383 2.552.383 2.552.383 2.552.383 2.639.990 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 4.047.065

TABLO-5. NET NAKİT AKIMLARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI (ABD$)

Yıllar 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17

1. NAKİT GİRİŞLERİ

1.1 Satış Gelirleri - 7.500.000 11.250.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000

1.2 İşletme Sermayesi - - - - - - - - - - - - - - - - - 1.681.985

1.4 Hurda Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - - 205.000

1.5 Arsa Değeri - - - - - - - - - - - - - - - - - 250.000

TOPLAM NAKİT GİRİŞİ (I) 0 7.500.000 11.250.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 17.136.985

2. NAKİT ÇIKIŞLARI

2.1 Sabit Yatırım Giderleri 3.645.518 - - - - - - - - - - - - - - - - -

2.2 İşletme sermayesi 1.681.985 - - - - - - - - - - - - - - - - -

2.4 İşletme Giderleri - 5.273.628 7.832.752 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876 10.391.876

(Amortisman Hariç)

2.4 Vergiler (%40) - 748.888 1.225.238 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.701.588 1.759.993 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 1.843.250 2.698.044

TOPLAM GİDERLER (II) 5.327.503 6.022.516 9.057.990 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.151.869 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 13.089.920

6. NET NAKİT AKIMLARI (I-II) -5.327.503 1.477.484 2.192.010 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.848.131 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 4.047.065

İndirmege Faktörleri (%10) 1,0000 0,9091 0,8264 0,7513 0,6830 0,6209 0,5645 0,5132 0,4665 0,4241 0,3855 0,3505 0,3186 0,2897 0,2633 0,2394 0,2176 0,1978

İndirgenmiş Değer -5.327.503 1.343.168 1.811.579 2.183.723 1.985.203 1.804.730 1.640.664 1.491.512 1.355.920 1.232.655 1.098.078 969.072 880.974 800.886 728.078 661.889 601.717 800.690

Net Bugünkü Değer (NBD)= 16.063.034 ABD $

Fayda/Masraf Oranı = 4,015

TABLO-6. İÇ KARLILIK ORANI

Yıllar 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021

TOPLAM NAKİT GİRİŞLERİ (I) 0 7.500.000 11.250.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 15.000.000 17.136.985

TOPLAM NAKİT ÇIKIŞLARI (II) 5.327.503 6.022.516 9.057.990 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.093.464 12.151.869 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 12.235.126 13.089.920

NET NAKİT AKIMI (I-II) -5.327.503 1.477.484 2.192.010 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.906.536 2.848.131 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 2.764.874 4.047.065

İndirgeme Faktörleri 1,000 0,697 0,486 0,339 0,236 0,165 0,115 0,080 0,056 0,039 0,027 0,019 0,013 0,009 0,006 0,004 0,003 0,002

İndirgenmiş Değer -5.327.503 1.030.108 1.065.522 985.044 686.777 478.824 333.838 232.753 162.277 113.140 77.297 52.316 36.475 25.431 17.730 12.362 8.619 8.795

NBD = -196

İç Karlılık Oranı (İKO)= %43,43

EK-1

ANA MAKİNA VE TEÇHİZAT MALİYETİ

Ana makina ve teçhizat; karışım hazırlama ünitesi, reaksiyon ünitesi, filtrasyon ve kurutma üniteleri ile otomosyon kontrol sisteminden oluşmaktadır.

Ekipmanlar Fiyatı (ABD$) Adet Toplam Fiyatı

(ABD$)

Plakalı Eşanjör (Isıtma Ünitesi) 25.000 3 75.000

Reaktör 40.000 1 40.000

Filtre 250.000 2* 500.000

Kurutucu 500.000 1 500.000

Vidalı Besleyici 10.000 2 20.000

Borik Asit Silosu 25.000 1 25.000

Çinko Oksit Silosu 20.000 1 20.000

Hammadde Besleyici Kantar 10.000 2 20.000

Paketleme Ünitesi 50.000 1 50.000

Diğer Pompa ve Motorlar vs. 10.000 15 150.000

Elektrik otomasyon 150.000 1 150.000

Toplam 1.090.000 1.550.000

* Filtrelerden bir tanesi yedek olarak düşünülmüştür.

Bileşiklerin Ayrışma Teknikleri Ve Endüstride Kullanım Alanları

06 Kasım 2007

BİLEŞİKLERİN AYRIŞMA TEKNİKLERİ VE ENDÜSTRİDE KULLANIM ALANLARI

D

oğada bazı kimyasal maddeler saf halde bulunur. Yani soy gazlar, altın ve platin gibi elementler bunun örneğidir.Diğer elementler çeşitli elementlerle bileşikler halinde bulunurlar.Örneğin karbon elementi, grafit ve elmas gibi kristal yapısı farklı olan iki halde bulunur.Ayrıca karbon diğer elementlerle bileşerek yüz binlerce organik bileşik oluşturur.Kükürt elementi sülfür ve sülfat minerallerinde bulunur veya doğal halde volkanların yakınında rastlanır.Kimyada bileşikleri yapısal özelliklerine göre organik ve inorganik bileşikler olarak iki sınıfa ayırabiliriz.Organik kimya, adından da anlaşılabileceği gibi canlı yapısını inceler.Yani merkezi bir element olarak karbon üzerine kurulmuştur.İnorganik kimya ise; cansız yapının kimyasıdır.Örnek verecek olursak, inorganik bileşikler canlı maddenin karşılaştığı bozulmalara uğramaz.Bunlar arasında metal sülfürler ve oksitler büyük ekonomik değer taşıyan maden yataklarını oluşturur.Nitekim kalay oksit, kalay elde etmek için doğada bulunan uygun tek ham maddedir.Halojenürler çok önemli bir yumuşak mineral grubunu oluşturur ve genellikle suda çözünür.Bunların en çok tanınanı deniz suyunda bol miktarda bulunan sodyum klorürdür.Kalsiyum karbonat ve silis yerkabuğunda en yaygın olan inorganik bileşiklerdir.Yerkabuğunda daha az miktarda daha sınırlı bölgelerde nitratlar , sülfatlar ve fosfatlar da bulunur.

B

ileşikleri ayrıştırarak iki veya daha çok sayıda farklı madde elde etmek mümkündür.Yani kendisinden başka daha basit maddelere ayrışmayan saf maddelere element denir.Örneğin ergimiş sodyum klorürü elektrolizle ayrıştırarak sodyum metali ve gaz halinde klor elde edilir. Organik bileşiklere gelince bunların tam yanması sonucunda her zaman karbondioksit açığa çıkar, bu olgu bize karbon elementinin varlığını ispat eder.Bileşiklerin ayrışma tekniklerine şu örnekleri verebiliriz:

a)Isı Enerjisiyle Ayrışma

B

azı bileşikler ısıtıldıklarında kendisini oluşturan basit maddelere ayrıştırılabilirler.Örneğin sodyum klorat bileşiği ısıtılırsa ayrışmaya uğrar. Çözünürlüklerinin karşılaştırılması sodyum kloratla ısıtma sonucu elde edilen katının farklı olduğunu gösterir.Bu madde sodyum klorürdür.Aynı sonuç tüpteki katıların erime noktaları belirlenerek te çıkarılabilir.Isıtılan katının, erime noktası 250 ºC civarında iken ısıtma sonucu oluşan katının (sodyum klorür) erime noktası 800 ºC civarındadır. O halde ; burada arı madde olan sodyum klorat , yine arı maddeler olan sodyum klorür ve oksijen gazına ayrışmıştır. Ne sodyum klorür ne de oksijen özellik bakımından sodyum klorata benzemektedir. Yani ısıtma sonucu sodyum kloratın yapısı değişmiştir. Bu tür değişmeler fiziksel değil kimyasal değişmedir.

B

ileşiklerin ısıyla ayrıştırılmasından endüstride ve günlük yaşantıda sık sık yararlanmaktayız. Örneğin kireç, topraktan çıkarılan kireç taşının 1000 ºC’de ısıtılmasıyla elde edilir. CaCO3àCaO +CO2

Sönmemiş kireç üzerine su dökülürse, sönmüş kireç (kalsiyum hidroksit) oluşur.CaO+H2Oà Ca(OH)2 "sönmüş kireç"

Bu da harç yapımında , çimento endüstrisinde, boya ve plastik yapımında ayrıca suların temizlenmesinde kullanılır.Sönmüş kireç havanın karbondioksit gazıyla bileşerek kireç kaymağı tabakası oluşturur.

Ca(OH)2+CO2à ¯CaCO3(kireç kaymağı)+H2O

Kirecin kaymağı tıpta yanık tedavisi için merhem yapımında kullanılır.Bu sönmüş kireç harç olarak kullanılır ki ; buna "hava harcı" veya "kireç harcı" denir. Ca(OH)2 +SiO2àHARÇ

Ca(OH)2+ CO2à CaCO3+ H2O Harcın kurumasıyla kireç taşı oluşur.

Ca(OH)2+ SiO2àCaSiO3(kalsiyum silikat)+ H2O

B

urada gördüğümüz gibi kalsiyum silikat nem tutucu rol oynar.Sıvası yeni bitmiş bir inşaat da daima rutubet bulunur.Kireç sütü badana işlerinde kullanılır.Berrak Ca(OH)2 ise laboratuarlarda kuvvetli baz olarak kullanılır.

Kalsiyum karbonat kalıplara dökülerek tebeşir yapımında da kullanılır.Fakat bugün tebeşir yapımında kalsiyum sülfat kullanılır.Kalsiyum sülfatın suyu azaltılmış haline "alçı" denir.Mermer sıva alçısı kalıpçılıkta ve sıva işlerinde kullanılır.Döşeme sıva alçısı ise çabuk donmadığından, suni mermer yapımında ve döşeme işlerinde kullanılır. Kalsiyum sülfattan fildişi taklidi değişik biblolar yapılır.Yapılan biblolar petrol eterinde çözünmüş parafin içeren banyolara batırılır ve çıkarılır.Petrol eteri hemen buharlaşır tüm gözenekler parafinle tıkanır ve cilalanırsa ; fildişi taklidi heykelcikler yapılmış olur.CaS(kalsiyum sülfür) üzerine ışık düşürüldükten sonra karanlıkta ışıldar.Bunu ilk defa "Lenat" bulmuştur.Böyle maddelere "fosforesans" maddeler adı verilir.Bu maddeler fosforlu saatlerde ve trafik işaretlerinde kullanılır. CaCl2+ 6H2O şiddetlice ısıtılırsa susuz kalsiyum klorür haline geçer.Bu da kuvvetli bir nem çekici(higroskopik) bir maddedir.Çeşitli gazları, kurutmaya yarar.Kireç kaymağı (CaCl2,Ca(ClO)2 ) çamaşırlarda renk ağartıcı , çeşitli yerlerde mikrop öldürücü olarak kullanılır.Kalsiyum florür (CaF2) çeşitli elektroliz işlerinde eritici madde olarak kullanılır. Kriolit adı verdiğimiz mineralin kızdırılmasından ede edilir.Bu Amerika’da uygulanan saf aiminyum oksit(Al2O3) elde etme methodudur. Burada soda yan ürün olarak çıkar.Kalsiyum karbür(CaC2)="KARPİT" taş görünümünde gri renkli bir maddedir.Havadaki nemle reaksiyona giren karpit, su veya sulu asitlerle "asetilen" gazını verir.Karpit, kalsiyum karbonatın kızdırılmasıyla önce CaO halini alır.Bu CaO , elektrik fırınlarında karbonla kızdırılarak "karpit" oluşur. CaO+3Cà CaC2+CO

K

arpit, karpit lambalarında kullanılır.Bugün kaynak işlerinde de kullanılır.Yanınca verdiği ısı çok yüksektir.Saf oksijen akımında renksiz parlak bir alevle yanar ve 3000°C’ın üzerinde bir sıcaklık oluşur.Böylece metallerin eritilerek kesilmesinde ve kaynak yapılmasında kullanılır.Örneğin, demirciler ve egzoz tamircileri kaynak işlerinde oksijen asetilen hamlacı kullanır.Karpitin suyla reaksiyonunda oluşan kötü koku karpitten dolayı değil, asetilen gazı çıkarken açığa çıkan fosfin gazından(H3P) dolayıdır.Zaten yunanca fosfin "kötü koku " anlamındadır. Asetilen gazı solunduğunda bayıltıcı özellik gösterir.Fakat, tek bir tüpte saklanamadığından dolayı hastanelerde kullanılmaz.

P

otasyum klorat(KClO3) laboratuarlarda 400-500°C ‘de ısıtılarak, oksijen elde edici olarak kullanılır KClO3àKCl+3/2 O2 .Magnezyum metali, magnezyum oksitin(MgO) 2000°C’nin üstünde karbonla indirgenmesinden elde edilir.Burada magnezyum buhar halindedir ve yoğunlaştırılır.Bu yol fazla ısı istediğinden dolayı ekonomik değildir.

MgO+CàMg(g)+CO . Magnezyum metalinden gayet ince tel ve levha yapılabilir, kolayca işlenebilir,yumuşaktır, ticarette şerit, toz,levha ve tel halinde satılır.Oksijenle şiddetle yanar ve göz kamaştırıcı bir parlaklık yayar. Magnezyum metali otomobil ve uçak endüstrisinin temelini oluşturur.Yalnız deniz suyu aşındırdığı için , denizle temas eden araçlar magnezyumdan yapılmaz.Magnezyum elektron alaşımı olarak piston yapımında ve krank kutularında kullanılır.Kurşun nitrat Pb(NO3)2 bileşiği ısıtılırsa ;azotdioksit ve oksijen gazlarına ayrışır.Oluşan bu gazlarla ,tüpte kalan Kurşunoksit PbO ;bir araya getirilirse;kurşun nitrat bileşiği oluşmaz.Pb(NO3)2+ısı enerjisi à PbO+2NO2+1/2 O2

Turuncu renkli katı bir madde olan Cıva oksit ,400 santigrat derecede ısıtılırsa;kendini oluşturan elementlere ayrışır ve bu arada oksijen çıkar.Bu deneyi ilk defa,Priestley ve Lavosier yapmışlardır.2HgO+ısı enerjisià 2Hg+O2

Birçok metal oksitleri de bu şekilde ısı etkisi ile ayrışarak oksijen verirler.

Örneğin BaO (baryum oksit),havada kızıl dereceye kadar ısıtılırsa;havanın oksijenini alarak,BaO2(baryum peroksit) olur.2BaO+O2 à2BaO2

Bu da akkor haline kadar ısıtılırsa ;2BaO2à2BaO+O2 denklemine göre aldığı oksijeni tekrar bırakır.Bu surette baryum oksit miktarı değişmeden sürekli olarak oksijen elde edilir:

Toplu denklem;

2BaOçà 2BaO+O2 olup,bu da iki yönlü tepkimelere güzel bir örnektir.

Bileşikler sadece ısıtma ile değilbaşka metotlarla da daha basit maddelere ayrıştırılabilir.Genellikle ayrıştırma işleminde enerji kullanılır.Bu enerji ısı enerjisi olabildiği gibi ışık veya elektrik enerjisi de olabilir.

Su belirli özkütlesi(+4°C de 1g/cm3),donma noktası(1atm basınçta 0°C) ve kaynama noktası(1 atm basınçta 100°C) olan arı bir maddedir.Açık havada ne kadar ısıtılırsa ısıtılsın daha basit maddelere ayrışmaz.Eğer kapalı bir kaptaki su buharını 1000°C ye kadar ısıtırsanız suyu %2-3 oranında hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırabilirsiniz.Ancak ısı enerjisi suyu ayrıştımak için çok uygun değildir.Şimdi bileşiklerin ayrıştırılmasında ,ısıtmadan daha değişik yöntemlerden nasıl yararlanabileceğimizi ve bunların kullanımını açıklayalım…

b)Elektrik Enerjisi ile Ayrışma(elektroliz):

E

lektrik enerjisi günümüzde en yaygın olarak kullandığımızbir enerji şeklidir.Bir yerde üretilip başka yerlere kolayca aktarılabilmesi,kullanım kolaylığı,çevre kirliliği sorunu yaratmaması gibi birçok üstünlükleri vardır.Teknikte birçok metal,elektrik enerjisi kullanılarak elde edilir.Elektrik enerjisi kullanılarak yapılan ayrıştırma işlemine elektroliz denir.

Suyun Elektrik Enerjisi ile Ayrışması(Suyun Elektrolizi):

1.Beher glası 2/3 ‘üne kadar saf su ile dolduruz.

2.İki deney tüpünü su ile doldurduktan sonra ağızlarını parmağımızla kapatıp ters çevirir su içine batırırız.

3.Şekideki düzeneği kururuz.Elektrotların birer uçları ters çevrilmiş deney tüplerinin ağızlarından içeri girmiş olmalıdır.Bağlantı kablolarınındiğer uçlarını pilin uçlarına bağlarız.Ayrıca pilin (+) ve (-) uçlarını işaretleriz.Elektrik,metallerde

elektronlar ,çözeltilerde ise elektrikle yüklü tanecikler(iyonlar) tarafından iletilir.Beher glasa konulan saf su iyon bulundurmadığı için elektrik

akımını ya hiç iletmeyecek veya çok az iletecektir.Sonuç olarak elektrotlarda hızlı bir değişme olmayacaktır.Elektrotlarda ki değişimi hızlandırmak için suyun içindeki iyon miktarını arttırmak gerekir.Suda iyon oluşturmak için çamaşır sodası kullanabiliriz.

4.Beher glasa soda ilave ederek,elektrotlarda gaz birikimlerinin hızlandığını gözlemleriz.

5.Deney tüplerinden biri tamamen gazla doluncaya kadar deneye devam ederiz.Tüp gazla dolunca bağlantı kablolarından birini ayırarak elektrolizi durdururuz.

6.Tüplerde toplanan gazların hacim oranlarını karşılaştırırız.

7.Tüplerde toplanan gazların, neler olabileceğini ve bu gazları nasıl tanıyabileceğimizi düşünelim.İçinde az gaz bulunan tüpteki suyu boşaltarak ağzı yukarıya gelecek şekilde tutalım.Ucu yakılıp kor haline gelmiş tahta parçasını bu tüp içine daldırırsak parlak sarı alevle yandığını gözlemleriz.İçinde fazla hacimde gaz bulunan tüpü ağzı yukarı gelecek şekilde tutup, yanmakta olan kibriti tüpün ağzına yaklaştıralım.Bir patlama sesi duyulur.Bu ses tüpteki gazın havanın oksijeniyle yanması sonucu oluşan sestir.

8.İçinde hidrojen topladığımız tüpü, işaretlediğimiz yere kadar suyla doldurup bu suyu dereceli bir silimndire dökerek hacmini ölçeriz.Aynı şekilde içinde oksijen topladığımız tüpü de işaretlediğimiz yere kadar su doldurup bu suyun hacmini de ölçeriz.

S

onuç olarak deney tüplerindeki gazların özellikleri ayrıntılı olarak incelenirse az miktarda toplanan ve yanmayı arttırıcı bir özelliğe sahip olan gazın oksijen, çok miktarda toplanan ve yanıcı özelliğe sahip olan gazın ise hidrojen olduğu anlaşılabilir.O halde su elektroliz yardımıyla kolayca hidrojen ve oksijen gazlarına ayrılabilmektedir.Su bir bileşiktir.Ayrıştırılan su ile oluşan hidrojen ve oksijen gazlarının özellikleri tamamen birbirinden farklıdır.Elektrolizde, çözeltiye iki metal çubuk daldırılır.Bunlara elektrot denir.Pilin pozitf ucuna bağlanan elektrot, anot , negatif ucuna bağlanan ise katottur.Elektrik akımınıniletimni sağlayan çözeltiye elektrolit denir.Deneyde hidrojen gazı katotta oksijen gazı ise anotta toplanır.

G

ünlük hayatımızda birçok metalin saf olarak eldesi ve altın,gümüş ve nikel kaplamacılığı bu methodla yapılabilir.Uçak ve uzay endüstrisinde

aliminyum-magnezyum alaşımı halinde geniş bir kullanım alanı olan magnezyumun saf olarak eldesi elektroliz yoluyla olur.Yine çok geniş bir kullanım alanı olan bakırın, filizlerinden sodyumun , sodyum klorür eriyiğinden saf olarak eldesi de elektroliz yoluyla olur.

G

ümüş elektrolizle arıtılır.Bu işlemlerde nitrik asit ve gümüş nitrat kapsayan bir pil kullanılır.Arıtılacak gümüş anot yerine geçer.Katot ise arı gümüşten ince bir levhadır.Elektroliz sırasında anottaki gümüş çözünür ve katotun üstünde toplanır.Bakır gibi metal artıkları çözeltide kalır.Bu arada altın ve platin anot çamuru olarak dibe çöker.Elektrolitik iletkenliğe ilişkin çalışmalar dolayısıyla uygulamaya ilişkin pekçok olasılık ortaya çıkmıştır ve elektrokimya ile metal birikimi yada elektrobirikim oldukça yaygındır.Elektrobirikim, elektrokaplama ve galvanoplastideki başlıca süreçtir.Elektrokaplama , estetik nedenlerle ya da koruma amacıyla baz metalden yapılmış bir nesnenin üstünü bir soy metal tabakasıyla kaplamaktır.Bunun örnekleri krom kaplama, gümüş kaplama ve altın kaplamadır.Öte yandan galvanoplasti , bir nesnenin önce plastik türünden bir maddenin dökümünün yapılması, ardındanda metal halinde yeniden üretilmesidir.

K

rom hem korumak hemde süslemek amacıyla öteki metallerin kaplamasında kullanılan bir metal olarak bilinir.Kaplama işleminde kaplanacak nesne , doğru akım devresindeki katota takılır.Ve kromik asit ile bir başka asitten oluşan banyoya sokulur.Sülfatlar olmadığı zaman , krom birikimi olmadığından , sülfürik asit kullanılır.Elektrik akımı verildiği zaman çözeltideki pozitif krom iyonları negetif elektrota giderek bir metal tabakası halinde yapışırlar.en iyi krom kaplamalar, kaplanacak nesne öncelikle nikelle kaplandığı zaman elde edilir.Depolanan krom tabakası çok ince olduğundan, elektrolizle kaplama işlemi- boyutlarını belirgin bir biçimde değiştirmeden-kaplanmasında kullanılır.

Ç

elik sanayisinde krom özel bir rol oynar.Gereçlerde , makine parçalarında ve bilyeli yataklarda kullanılan çeliğe güç ve sertlik verir.Paslanmaz ve aşınmaya dirençli çelikler , %1 oranından biraz yüksek krom kapsar.Tungsten ve nikel ile birarada kullanıldığı zaman kromun başka özellikleri de ortaya çıkar.Sözgelimi, kromlu-tungstenli çelikler 400°C ‘yi geçen ısılarda sertliklerini korurlar.Bu tür alaşımlar, metal avadanlıklarla uygulama alanı bulurlar.Nikelli-kromlu çelik özellikle %18 krom-%8 nikel olarak bilinen bir türü , kimya sanayisinde çok tutulan paslanmaz bir çelik türüdür.

A

ltın kimyasal yönden kararlı olduğu için, teknolojik alanda da kullanılır.Diş dolgularında , ve altınla kaplamada bazen süs olarak , bazen de maddeleri paslanmaktan korumak için büyük oranlarda altından yararlanılır.Altın iyi bir iletken olduğundan (gümüş ve bakır kadar değil)altınla kaplama , elektronik dalında yaygın kullanım alanları bulmuştur.Transistör ve mikro devrelerin bağlantılarında kullanılır.Böyle bağlantılar, düşük voltajlarda bile çok iyi elektronik temas gerektirir.

M

agnezyum , hemen tümüyle tuzlu su kaynaklarından ve deniz suyundan elde edilen bir bileşik olan erimiş magnezyum klorürün elektrolizi yoluyla elde edilir.Bu tepkimede bir karbon atomu anot , bir demir atomu da katot olarak kullanılır.

S

odyum metali, çok aktif olduğu için tabiatta serbest bulunmaz.En önemli bileşiği sodyum klorürdür(NaCl).İlk defa 1807 tarihinde İngiliz, Sir Hanry Dayvi tarafından elde edilmiştir.Sir Dayvi ergimiş sodyum hidroksiti demir bir kapta ; demir kap katot olmak üzere demir anotlarla elektroliz ederek gümüş parlaklığındaki sodyum metalini elde etmiştir.Dayvi’nin oldukça kaba olan bu methodunu daha gelişmiş hale getiren Loblanc ile bilhassa Cassner olmuştur.Cassner yine erimiş sodyum hidroksitin elektrolizini yapmıştır.

E

CASSNER ELEKTROLİZİ

lektroliz ortamının sıcaklığı 310 ile 330 °C arasındaki NaOH àNa++OH- şeklinde iyonlaşır.Katotda sodyum (Na) açığa çıkar.Anotta ise oksijen açığa çıkar.Oluşan sodyum yukarıya doğru tel kafeste toplanır.bu methotla %99′luk sodyum elde edilebilir.Fakat bu method ekonomik değildir.Çünkü sodyum hidroksit(NaOH) tabiatta bulunmayan suni olarak elde edilebilen pahalı bir bileşiktir.Tabiatta bol bulunan madde sodyum klorürdür(yemek tuzu).Downs metdohuyla metalik sodyumun elde edilmesi daha ekonomiktir.

S

DOWNS METHODU

odyum klorürürün ergime noktası 801°C ‘dir.Ergime noktasının düşürülmesi için sodyum klorürün içerisine CaCl2(kalsiyum klorür) ve NaF(sodyum florür) gibi eritici maddeler ilavesiyle sodyum klorür 600°C de ergir.Elektrolizde beton kaplar kullanılır. NaClàNa+1+Cl-1 İYON DENKLEMİ katotta Na+1+ 1eà Na ; ANOTTA Cl-1-1eàCl elemetleri açığa çıkar.Bugün bu method elementel klor verdiğinden dolayı önemlidir.Çünkü teknikte klor HCl eldesinde kullanılır.Sodyum metali gümüşi parlak bir metaldir.Kuru havadan etkilenmez; fakat normal havada derhal yüzeyi matlaşır.Bu yüzeydeki matlaşma havadaki su buharının etkisiyledir.Sodyum metalinin tel ve levha haline getirilmesi mümkün olmakla birlikte saklanması zordur.Bazı özel işlerde tel haline getirilerek hemen kullanılır.Sodyum çok kuvvetli elektron verdiği için indirgen olarak kullanılır.Çeşitli organik reaksiyonlarda proton çrkici olarak kullanılır.Alkol,eter,benzen gibi organik sıvıların susuz hale getirilmesinde.(Mutlak eter,mutlak alkol imalinde).Buhar fazında mavimtrak ışık verdiğinden reklam ampullerinde kullanılır.

A

yrıca sodyum hidroksit (NaOH), sodyum klorür çözeltisinin elektrolizi yoluyla da elde edilir.Fakat anotla katotta oluşan maddeler karışmaya başladığından dolayı bunu önlemek için üç önemli method kullanılır.Anotta klor gazı oluşur, katotta ise sodyum açığa çıkar.Bu arada ortamda bulunan su ile sodyum reaksiyona girer.Sonuçta oluşan sodyum hidroksitle(NaOH) ile anottaki klor(Cl2) reaksiyona girerse 2NaOH+Cl2àNaCl+NaClO+H2O(javel suyu) oluşur.

Diyafram Methodu:

KATOTDA: Na++1eàNa

Oluşan sodyum ortamdaki suyla reaksiyona girer ve sodyum hidroksitle hidojen gazı elde edilir,Na+H2OàNaOH+1/2 H2

Fanus Methodu:

KATOTDA: Na++1eàNa

Na+H2OàNaOH+1/2 H2

Anotta:Cl-1 eà1/2 Cl2 açiğa çikar.Yoğunluk farkından dolayı anodun alt kısmında OH- iyonları,üst kısmında NaCl toplanır.

Malgama Methodu:

B

Irbirinden ayrı iki kap kullanılır.Dipte bir civa tabakası katot olarak kullanılır.Anotta klor gazı açığa çıkar.Katotda sodyum(Na) civayla(Hg) ile birleşerek malgama yapar.Civa gibi yarı soy bir metalde hidrojenin ayrışma gerilimi çok yüksektir.Bu yüzden sodyum civayla malgama yapar.İkinci kapta grafit katottan hidrojenin açığa çıkması sağlanır.İkinci kaba geçen Na+ ile OH- iyonları bileşerek ikinci kaptan derişik NaOH toplanır.İkinci kapta malgam anot yapacaktır.O zaman sodyum suya etki ederek hidrojen gazı açığa çıkar. Ve NaOH oluşur.Bu iki kap ortada bulunan bir eksen tertibatıyla dönerler.

SODYUM HİDROKSİTİN KULLANILDIĞI YERLER:

Suni yün, suni ipek ve suni elyaf yapımında , kağt ve sabun endüstrisinde kullanılır.Eski lastiklerin tekrar kullnılır hale getirilmesinde,petrol rafinesinde ve diğer bazı kimyasal maddelerin yapımında kullanılır.Kimyasal reaksiyonlarda suda çözünmeyen bazların elde edilmesinde kullanılır.Dokuma endüstrisinde pamuk ipliklerinin merserize edilmesinde kullanılır.Merserize edilmiş pamuk daha sağlamdır.%30′luk NaOH ile pamuk daha sağlamdır.Petrol temizleyici olarak rafine işlerinde de kullanılır.

c)Başka Ayrıştırma Teknikleri:

B

azı bileşikleri sadece ısıtma veya elektrik enerjisi yardımıyla ayrıştırırız. Doğadaki milyonlarca bileşiği bu iki methodla daha basit maddelere ayırmak mümkün değildir.Ancak araştırıldığında her bileşiğin basit maddelere dönüşmesini sağlayacak özel bir yöntem bulunabilir.Örneğin demir filizi doğada demirin oksijenli bileşikleri halinde bulunur.Bu oksitlerinden demir, cevherin kok kömürüyle yüksek sıcaklılarda ısıtılmasıyla elde edilir.Bu şekilde demir oksitten daha basit madde olan demir ayrılmış olur.Benzer şekilde maden ocaklarında çıkarılan metal oksitlerden metali elde etmek için , bu oksitler genellikle karbon ile tepkimeye sokulur.Sonuçta metal oksitten metal elde edilir.Bu örneklerde kimyasal olaylar oluşmuştur.

Demir oksit+KarbonàDemir+Karbondioksit

Bakır oksit+Karbonà Bakır+ Karbondioksit

B

ir metali o metalin bileşiğinden saf olarak elde etmenin başka bir yolu da , daha etkin bir metal kullanmaktır.Örneğin; bakır , gümüşe göre daha kolay tepkime verme eğilimindedir.Eğer gümüş nitrat çözeltisine bakır metali batırılırsa metalik gümüş bakır metalinin üzerinde toplanırken bakır atomları çözeltiye geçer.Çünkü, bakır gümüşe göre daha aktif bir metaldir.Böylece saf gümüş elde edilir.Benzer örnekleri çoğaltabiliriz.

Gümüş nitrat + Bakırà Gümüş+ Bakır nitrat

A

yrıca , ışık enerjisi yardımıyla da (fotoliz) bileşikler ayrıştırılabilir.Fotoğrafçılıkta kullanılan filmler bu özelliğe dayanılarak yapılmıştır.Film üzerine sürülmüş olan gümüş bileşikleri ışıkla temas edince ayrışır ve gümüş elementi açığa çıkarak film üzerinde siyah noktalar oluşturur.Bakır sülfat çözeltisine temizlenmiş bir çinko elektrotu daldıracak olursak bakırdan daha aktif olan çinko iyonları çözeltiye geçer ve bakır çinko elektrot üzerinde toplanır. Burada gördüğümüz gibi daha basit maddelere ayrışabile saf maddeler bileşik, ne yapılırsa yapılsın daha basit maddelere ayrışmayan saf maddelere ise element denir.

Bileşiklerin ayrıştırılması olayında genelde büyük miktarlarda enerji harcanır.Ayrıca ayrışma sonucu oluşan maddelerin özellikleri bileşiğin özelliklerinden tamamen farklıdır.Bir bileşiğin ayrıştırılmasıyla oluşan bileşenler bir araya getirildiğinde kolayca bileşiği oluşturamazlar.Ancak özel çabalarla bileşik haline getirilebilirler.Bileşiklerin ayrıştırılması sırasında olan olaylar, kimyasal olaylardır.Karışımların ayrılmasında karışımı oluşturan maddeler özelliklerini kaybetmeden ayrılabilmektedir.Bu nedenle karışımların ayrılması sırasındaki olaylar fiziksel olaylardır.

1-giriş

06 Kasım 2007

1-GİRİŞ

1.1 MİKROİŞLEMCİLER

Mikrobilgisayarlar, günlük yaşantımızda kullanım alanları gün geçtikçe artmaktadır. Bir mikrobilgisayarın temel yapısı, bir diğerinden pek farklı değildir. 1960’larda bilgisayarlar, fiyatlarının çok yüksek olması nedeni ile sadece büyük şirketler, gelişmiş üniversiteler ve devlet daireleri tarafından kullanılabiliyordu. Yarı iletken teknolojisindeki hızlı gelişmeler neticesinde, 1960 lardaki bilgisayar kapasitesi günümüzde 10 dolardan daha ucuz olan mikroişlemci denilen tümleşik devrelere sığdırılmaktadır. Bir mikroişlemci kullanılarak tasarımlanan bilgisayara mikrobilgisayar denilmektedir.

Bilgisayarlar bit adı verilen, 0 ve 1 sayılarını kullanan ikili sayı sistemi ile çalışır ve haberleşirler. Her bilgisayarın Kendine özgü, makine dili denilen ve ikili kodlardan oluşan sabit bir komut kümesi vardır. Makine dili ile çalışmak zor olduğundan ikili kodlanmış komutların her biri isimlendirilmiştir. Bu komut isimlerine ‘mnemonic’ denir. Mnemoniklerle yazılan programlar ‘assembly’ dili ile yazılmış olurlar. Ancak bilgisayarlar ikili sayılarla çalıştığından assembly programın, makine diline çevrilmesi gerekir. Çevirme işlemine derleme denir. Derleme işlemi tablolardan faydalanılarak yapılır. Bu işlemin elle yapılması oldukça zordur. Bu yüzden her mikroişlemci ailesine ait bir derleyici program (Cross Assembler) geliştirilmiştir. Kullanıcı, programlarını O dili ile de yazabilmektedir. Ancak bunun derleyicisi de farklıdır. Fiziksel olarak bir mikrobilgisayar temel yapısı Şekil l’ de verilmiştir.

Bellek, bilgisayarı çalıştıran programların ve bilgilerin depolandığı kısımdır.

Giriş, çalışma esnasında kullanıcının veri girebildiği kısımdır. Basit anahtarlar, klavye veya başka bir devre olabilir. Çıkış. yapılan işlemlerin neticesinde elde edilen sonuçların dışarıya çıkarıldığı kısımdır. Gösterge, yazıcı veya bir devre olabilir. Giriş/Çıkış birimlerine çevre birimi (Peripheral) denir.

CPU (Central Processing Unit, Merkezi İşlem Birimi), sistemin beynidir. Bilgi depolama için kullanılan çeşitli yazmaçlar, Aritmetik Mantık Birimi, komut çözücü, sayıcı ve denetim hatlarından oluşur. Bellekten komutları okur ve gerekli işlemleri yapar. Diğer birimler ile iletişimi sağlar. Şekil 1.2’de temel CPU yapısı verilmiştir.

ALU (Aritmetik Logic Unit, Aritmetik Mantık Birimi), toplama çıkarma gibi aritmetik işlemler ile VE, VEYA ve Seçkin VEYA gibi mantıksal işlemleri yapan birimdir.

Yazmaç birimi, çalışma esnasında, geçici veya kalıcı olarak bilgi depolanan yazmaçları içeren kısımdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 1.1: Temel mikrobilgisayar blok diyagramı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

ÇIKIŞ

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

Şekil 1.2 : Temel mikroişlemci blok diyagramı

Denetim birimi, bir komutun işlenmesi esnasında gerekli olan tüm zamanlama ve denetleme çıkışlarını sağlayan kısımdır.

Sistem barası (System bus), mikroişlemci ile çevre birimlerinin iletişimini sağlayan bir bağlantı yoludur. Adres, veri ve denetim bitlerinden oluşur.(9)

1.2 MİKROİŞLEMCİLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Sürekli başarı elde edilen ilk mikroişlemci INTEL’ in ürettiği 8080 işlemcisidir. Bunun geliştirilmiş versiyonu ise 8085 olarak tanınmaktadır. Z80 adıyla anılan daha da geliştirilmiş bir işlemci ise ZILOG tarafından üretilmiştir. MOTOROLA’ nın ilk işlemcisi 6800 olup, bu, kendi saat devresi ve RAM’ i olmayan 6802ye eşdeğerdir. MOTOROLA’nın geliştirilmiş versiyonu 6809’dur. ROCKWELL ise MOS teknoloji ile basitçe geliştirilmiş olan 6502yi piyasaya sürmüştür. Bütün bunlar 8 bitle işlem gören, 16 bit adresleme yapabilen mikroişlemcilerdir.

6800 ismi, içerdiği tümleşik eleman sayısı göz önüne alınarak verilmiştir. 3 durumlu (Tristate) çalışan adres barasına sahip olması, kendinden RAM’ i olmaması ve 2 fazlı bir saat sinyaline ihtiyaç duyması hususları dışında 6802 le aynıdır.

6502, 1975 yılında bir grup 6800 tasarımcısı tarafından tasarımlanmış ve 5802’ye çok benzer bir işlemcidir. Kendinden bir saat devresi olup RAM’ i yoktur. En çok göze çarpan farkı adresleme durumları ve program!ama esnekliğidir. MOS teknolojisi ile tasarımlanmıştır.

6809, 6800’ün oldukça geliştirilmiş bir versiyonu olup MOTOROLA tarafından 1978 yılında dünyaya tanıtılmıştır. Bir adet çarpma ve 16 bitlik veriler için bazı komutları içeren oldukça güçlü ve karmaşık bir komut setine sahiptir. Dahili bir saat devresi vardır, ancak RAM’ i yoktur. 6809E versiyonu, birkaç ek kontrol fonksiyonu içermekte ve harici bir saat devresine ihtiyaç duymaktadır.

6805, MOTOPOLA’ nın tek-yongalı mikrobilgisayarlarının bir ailesidir. 1 veya 4 Kbyte’lık bir program belleği, 64 veya 112 byte’lık PAM, bir saat ve 16 veya 32 1/0 hattını 28 veya 40 bacaklı bir yongada toplamıştır. Güç işleme ve çalışma bakımından 6800’e benzerdir. Program belleği maskeli ROM olduğundan, sabit programlı ve büyük miktarlarda sipariş edilmek zorundadır. Adres ve veri babaları, bacaklara taşınmadığından deneme yapmak için uygun değillerdir.

6801, MOTOR0LA’nın daha ilerlemiş bir mikrobilgisayarıdır. 2 Kbyte’lık maskeli ROM’a ve 31 I/Ohattına sahiptir. ILO hatları adres ve veri hattı olarak programlanabilir ve böylece harici belleklere erişilebilir. 6803, 6801 ‘in ROM’suz versiyonudur. Bu bilgisayarlar ayni komut setini kullandıklarından 6800 ve 6802 ile ayni programları çalıştırabilirler. Çarpma ve l6 bitlik veri işleme gibi komutları da içerirler.(2)

8080′ in 6800’den farkı donanımdan .çok komutlarda ve programlamadadır.

8080, şimdiye kadar anılan tüm mikroişlemcilerden önde olup hızla geniş bir takip kazanmıştır. Komut seti bazı hususlarda 6800den daha güçlü fakat kesinlikle daha az güvenilirdir. Özel bir harici saat yongasına ve 3 adet güç kaynağına (-5 V, +5V ve +12V) gereksinimi vardır.

Z80, 1976’da bir grup 8080 tasarımcısı tarafından tasarımlanmış ve ZILOG tarafından piyasaya sürülmüştür. 8080’in komut setini takip eden ancak ek olarak bazı güçlü komutlar ve çoklu görevlerin kullanımını kolaylaştıran bir çok yeni yazmaç eklenmiştir. Z80 basit bir TTL saat üretecine ve standart +5V güç kaynağına gereksinim duymaktadır.

8085, INTEL’ in 1976’da çıkardığı ve 8080m gelişmiş bir versiyonu olan mikroişlemcidir. Kendinden bir saat devresine sahip olup sadece 5V’luk bir güç kaynağına ihtiyaç duymaktadır. Seri giriş ve çıkış hatları mevcuttur. Veri barası, adres barasının düşük byte’ı ile ortak (multiplex) olarak kullanılmaktadır. Yani bu hatlar aynı bacaklara bağlıdır ve makine dönüşünün ilk kısmında adres bilgisi ve ikinci kısmında veri bilgisi çıkışa verilmektedir. Bellek ve çevre yongaları kullanılacaksa, bunlar ya INTEL’ in multiplex barasına eşdeğer yapıya sahip olmalı yada bir adres tutucu arabirim kullanılmalıdır.

8051, INTEL’ in dahili ROM ve saat devresine ayrıca 1/0 hattına sahip mikro denetim (microcontroller) tüm devresidir. 4KByte’lık bir ROM’a ve 32 1/0 hattına sahiptir. Ayrıca 8O32BASIC adı altında bir de Basic programları çalıştırabilen versiyonu vardır. Kendi üzerinde bir Basic yorumlayıcısı vardır. Program, kısmen Basic ve kısmen de makine dili ile yazılabilir. 8080’ in 6800’ den farkı donanımdan çok komutlarda ve programlamadadır.

8080, şimdiye kadar anılan tüm mikroişlemcilerden önde olup hızla geniş bir takip kazanmıştır. Komut seti bazı hususlarda 6800’den daha güçlü fakat kesinlikle daha az güvenilirdir. Özel bir harici saat yongasına ve 3 adet güç kaynağına (-5V,+5V ve +12V) gereksinimi vardır.(4)

Z80, 1976’da bir grup 8080 tasarımcısı tarafından tasarımlanmış ve ZILOG tarafından piyasaya sürülmüştür. 8080’in komut setini takip eden ancak ek olarak bazı güçlü komut!ar ve çoklu görevlerin kullanımını kolaylaştıran bir çok yeni yazmaç eklenmiştir. Z80 basit bir TTL saat üretecine ve standart +5V güç kaynağına gereksinim duymaktadır.

8085, INTEL’ in 1976da çıkardığı ve 8080m gelişmiş bir versiyonu olan mikroişlemcidir. Kendinden bir saat devresine sahip olup sadece 5V’luk bir güç kaynağına ihtiyaç duymaktadır. Seri giriş ve çıkış hatları mevcuttur. Veri barası, adres barasının düşük byte’ı ile ortak (multiplex) olarak kullanılmaktadır. Yani bu hatlar aynı bacaklara bağlıdır ve makine dönüşünün ilk kısmında adres bilgisi ve ikinci kısmında veri bilgisi çıkışa verilmektedir. Bellek ve çevre yongaları kullanılacaksa bunlar ya INTEL’ in multiplex barasına eşdeğer yapıya sahip olmalı yada bir adres tutucu arabirim kullanılmalıdır.

8051, INTEL’ in dahili ROM ve saat devresine ayrıca I/O hattına sahip mikro denetim (microcontroller) tüm devresidir. 4KByte’lık bir ROM’ a ve 32 1/0 hattına sahiptir. Ayrıca 8O32BASIC adı altında bir de Basic programları çalıştırabilen versiyonu vardır. Kendi üzerinde bir Basic yorumlayıcısı vardır. Program, kısmen Basic ve kısmen de makine dili ile yazılabilir.(4)

2 PIC MİKROİŞLEMCİLER

2.1 PIC MİKROKONTROLÖRLERİNE GİRİŞ

PIC’ in kelime anlamı PERIPHERAL INTERFACE CONTROLLER giriş-çıkış işlemcisidir. İlk olarak 1994 yılında 16 bitlik ve 32 bitlik büyük işlemcilerin , giriş ve çıkışlarındaki yükü azaltmak ve denetlemek amacıyla çok hızlı ve ucuz bir çözüme ihtiyaç duyulduğu için geliştirilmiştir.

2.1.1 PIC MİKROKONTROLERLERİNİN TERCİH SEBEBEPLERİ :

a) Lojik uygulamalarının hızlı olması

b) Fiyatının oldukça ucuz olması

c) 8 bitlik mikrokontroller olması ve bellek ve veri için ayrı yerleşik bus’ ların kullanılması

d) Veri ve belleğe hızlı olarak erişimin sağlanması

e) PIC’ e göre diğer mikrokontrolörlerde veri ve programı taşıyan bir tek bus bulunması, dolayısıyla PIC’ in bu özelliği ile diğer mikrokontrolörlerden iki kat daha hızlı olması.

f) Herhangi bir ek bellek veya giriş/çıkış elemanı gerektirmeden sadece 2 kondansatör ve bir direnç ile çalışabilmeleri.

g) Yüksek frekanslarda çalışabilme özelliği

h) Standby durumunda çok düşük akım çekmesi.

i) İntterrupt kapasitesi ve 14 bit komut işleme hafızası. j) Kod sıkıştırma özelliği ile aynı anda birçok işlem gerçekleştirebilmesi PIC mikrokontrolörleri çeşitli özelliklerine göre PIC16C6X, 16C7X, 16C5X ,16F8X, 16F87X gibi gruplara ayrılırlar.(6)

2.1.2 PIC MİKROKONTROLÖRLERİN KULLANIMI İÇİN GEREKLİ AŞAMALAR

I/O (Giriş / Çıkış) : Mikrokontrolcünün dış dünya ile ilişkisini sağlayan, girdi ve çıktı şeklinde ayarlanabilen bir bağlantı pinidir. I/O çoğunlukla mikrokontrolcünün iletişim kurmasına, kontrol etmesine veya bilgi okumasına izin verir.

Yazılım : Mikrokontrolcünün çalışmasını ve işletilmesini sağlayan bilgidir. Başarılı bir uygulama için yazılım hatasız (bug) olmalıdır. Yazılım C, Pascal veya Assembler gibi çeşitli dillerde veya ikilik(binary) olarak yazılabilir.

Donanım : Mikrokontrolcü, bellek, arabirim bileşenleri, güç kaynakları, sinyal düzenleyici devreler ve bunları çalıştırmak ve arabirim görevini üstlenmek için bu cihazlara bağlanan tüm bileşenlerdir.

Simülatör : PC üzerinde çalışan ve mikrokontrolcünün içindeki işlemleri simüle eden MPSIM gibi bir yazılım paketidir. Hangi olayların ne zaman meydana geldiği biliniyorsa bir simülatör kullanmak tasarımları test etmek için kolay bir yol olacaktır. Öte yandan simülatör, programları tümüyle veya adım adım izleyerek bug’lardan arındırma fırsatı sunar. Şu anda en gelişmiş simülatör programı Microchip firmasının geliştirdiği MPLAB programıdır.

ICE : PIC MASTER olarak da adlandırılır. (In- Circuit Emulator / İç devre takipçisi) PC ve Mikrokontrolcünün yer alacağı soket arasına bağlanmış yararlı bir gereçtir. Bu gereç yazılım, PC de çalışırken devre kartı üzerinde bir mikrokontrolcü gibi davranır. ICE, bir programa girilmesini, mikro içinde neler olduğunu ve dış dünyayla nasıl iletişim kurulduğunun izlenilmesini mümkün kılar.

Programcı : Yazılımın mikrokontrolcü belleğinde programlamasını ve böylece ICE’ nin yardımı olmadan çalışmasını sağlayan bir birimdir. Çoğunlukla seri port ’a (örneğin PICSTART, PROMASTER) bağlanan bu birimler çok çeşitli biçim, ebat ve fiyatlara sahiptir.

Kaynak Dosyası : Hem asembler’ ın hem de tasarımcının anlayabileceği dilde yazılmış bir programdır. Kaynak dosya mikrokontrolör’ ün anlayabilmesi için önceden assemble

edilmiş olmalıdır.

Assembler : Kaynak dosyayı bir nesne dosyaya dönüştüren yazılım paketidir. Hata araştırma bu paketin yerleşik bir özelliğidir. Bu özellik assemble edilme sürecinde hatalar çıktıkça programı bug’lardan arındırırken kullanılır. MPASM, tüm PIC ailesini elinde

tutan Microchip’ in son assemble edicisidir.

Nesne dosyası (object file) : Assembler tarafından üretilen bu dosya; programcı, simülatör veya ICE’ nin anlayabilecekleri ve böylelikle dosyanın işlevlerinin çalışmasını sağlayabilecekleri bir dosyadır. Dosya uzantısı assemble edicinin emirlerine bağlı olarak , .OBJ veya .HEX olur.

2.1.3 PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN ÖZELLİKLERİ

Güvenirlik: PIC komutları bellekte çok az yer kaplarlar. Dolayısıyla bu komutlar 12 veya 14 bitlik bir program bellek sözcüğüne sığarlar. Harward mimarisi teknolojisi kullanılmayan mikrokontrolörler de yazılım programının veri kısmına atlama yaparak bu verilerin komut gibi çalıştırılmasını sağlamaktadır. Bu da büyük hatalara yol açmaktadır. PIC’ ler de bu durum engellenmiştir.

Hız : PIC oldukça hızlı bir mikrokontrolör’ dür. Her bir komut döngüsü 1µsn’ dir. Örneğin 5 milyon komutluk bir programın 20Mhz’ lik bir kristalle işletilmesi yalnız 1sn sürer. Bu süre 386SX33 hızının yaklaşık 2 katıdır. Ayrıca RISC mimarisi işlemcisi olmasının hıza etkisi oldukça büyüktür.

Komut seti : PIC’ in 16C5X ailesinde bir yazılım yapmak için 33 komuta ihtiyaç duyarken 16CXX araçları için bu sayı 35’ tir. PIC tarafından kullanılan komutların hepsi yazmaç (register) temellidir. Komutlar 16C5X ailesinde 12 bit, 16CXX ailesindeyse 14 bit uzunluğundadır. PIC’ te CALL, GOTO ve bit test eden BTFSS ve INCFSZ gibi komutlar dışında diğer komutlar 1 saykıl çeker. Belirtilen komutlar ise 2 saykıl çeker.

Statik İşlem : PIC tamamıyla statik bir işlemcidir. Yani saat durdurulduğunda da tüm yazmaç içeriği korunur. Pratikte bunu tam olarak gerçekleştirebilmek mümkün değildir.

PIC mikrosu programı işletilmediği zaman uyuma (sleep) moduna geçirilerek micronun çok düşük akım çekmesi sağlanır. PIC uyuma moduna geçirildiğinde , saat durur ve

PIC uyuma işleminden önce hangi durumda olduğunu çeşitli bayraklarla ifade eder. (elde bayrağı, 0 (zero) bayrağı … vb.) PIC uyuma modunda 1µA’den küçük değerlerde akım

çeker. (Standby akımı).

Sürme özelliği (Sürücü kapasitesi): PIC yüksek bir çıktı kapasitesine sahiptir. Tek bacaktan 40mA akım çekebilmekte ve entegre toplamı olarak 150mA akım akıtma kapasitesine

sahiptir. Entegrenin 4mHz osilatör frekansında çektiği akım çalışırken 2mA, stand-by durumunda ise 2µA kadardır.

Seçenekler : PIC ailesinde her türlü ihtiyaçların karşılanacağı çeşitli hız, sıcaklık, kılıf, I/O hatları, zamanlama (Timer) fonksiyonları, seri iletişim portları, A/D ve bellek kapasite

seçenekleri bulunur.

Çok yönlülük : PIC çok yönlü bir mikrodur ve ürünün içinde, yer darlığı durumunda birkaç mantık kapısının yerini değiştirmek için düşük maliyetli bir çözüm bulunur.

Güvenlik : PIC endüstride en üstünler arasında yer alan bir kod koruma özelliğine sahiptir. Koruma bitinin programlanmasından itibaren, program belleğinin içeriği, program kodunun yeniden yapılandırılmasına olanak verecek şekilde okunmaz.

Geliştirme: PIC program geliştirme amacıyla programlanabilip tekrar silinebilme özelliğine sahiptir. (EPROM, EEPROM) Aynı zamanda seri üretim amacıyla bir kere programlanabilir (OTP) özelliğine sahiptir.

Liste dosyası : Assembler tarafından yaratılan ve kaynak dosyadaki tüm komutları hexadecimal sistemdeki değerleri ve tasarımcının yazmış olduğu yorumlarıyla birlikte içeren bir dosyadır. Bir programı bug’lar dan arındırırken araştırılacak en yararlı dosya budur. Çünkü bu dosyayı izleyerek yazılımlarda neler olup bittiğini anlama şansı kaynak

dosyasından daha fazladır. Dosya uzantısı .LST dir.

Diğer dosyalar : Hata dosyası ( Error file: uzantısı .ERR) hataların bir listesini içerir ancak bunların kaynağı hakkında hiç bir bilgi vermez. Uzantısı .COD olan dosyalar emülatör

tarafından kullanılırlar.

Bug ‘ lar : Tasarımcının farkında olmadan yaptığı hatalardır. Bu hatalar, basit yazılım hatalarından, yazılım dilinin yanlış kullanımına kadar uzanır. Hataların çoğu derleyici tarafından bulunur ve bir .LST dosyasında görüntülenir. Kalan hataları bulmak ve düzeltmek te geliştiriciye düşer.

2.2 PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN DONANIMSAL İNCELENMESİ

2.2.1 PIC MİKROKONTROLÖRLERİNİN İÇ YAPISI

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

CPU bölgesinin kalbi ALU dur. (Aritmetic Logic Unit-Aritmetik mantık birimi) ALU, W (Working-Çalışan) adında bir yazmaç içerir. PIC, diğer mikroişlemcilerden, aritmetik ve mantık işlemleri için bir tek ana yazmaca sahip oluşuyla farklılaşır. W yazmacı 8 bit genişliğindedir ve CPU’da ki herhangi bir veriyi transfer etmek üzere kullanılır. CPU alanında ayrıca iki katagoriye ayırabileceğimiz Veri Yazmaç dosyaları (Data Regıster Files) bulunur. Bu veri yazmaç dosyalarından biri, I/O ve kontrol işlemlerinde kullanılırken, diğeri RAM olarak kullanılır. PIC’ ler de Harward Mimarisi kullanılır. Harward mimarisi mikrokontrolcülerde veri akış miktarını hızlandırmak ve yazılım güvenliğini arttırmak amacıyla kullanılır. Ayrı bus’ ların kullanımıyla veri ve program belleğinde hızlı bir şekilde erişim sağlanır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

Şekil 2.2.1: Temel PIC blok diyagramı

PIC mikrokontrolör’ lerini donanımsal olarak incelerken PIC 16F87X üzerinde durarak bu PIC’ i temel alıp donanım incelenecektir. Bellek ve bazı küçük farklılıklar dışında burada anlatılanlar bütün PIC’ ler için geçerlidir. (1)

2.2.2 GENEL TANIMLAMA

PIC 16F87X Serisi yüksek performanslı, CMOS, full-statik, 8 bit mikrodenetleyicidir. Tüm PIC 16/17 mikrodenetleyiciler RISC mimarisini kullanmaktadır.

PIC16F87X mikroları birçok esas özelliklere sahiptir. 14 seviyeli, derin küme ve çoklu iç ve dış kesme kaynaklarına sahiptir. 2 aşamalı komut hattı tüm komutların tek bir saykıl’ la (çevrimle) işlenmesini sağlamaktadır. Yalnızca bazı özel komutlar 2 saykıl çekerler. Bu komutlar dallanma komutlarıdır. PIC16F873/874 microchip’ i 192 bayt ‘lık RAM belleğine, 128 bayt EEPROM belleğine ve 22/33 (PIC 16F873-22/ PIC 16F874-33) I/O pin’ ine sahiptir. Bunun yanı sıra, timer ve sayaç ta mevcuttur. PIC16F87X ailesi dış elemanları azaltacak spesifik özelliklere sahiptir ve böylece maliyet minimuma inmekte, sistemin güvenirliği artmakta, enerji sarfiyatı azalmaktadır. Bunun yanı sıra tüm PIC ler de 4 adet osilatör seçeneği mevcuttur. Bunlarda tek pin li RC osilatör, düşük maliyet çözümünü sağlamakta (4 MHZ) , LP osilatör (Kristal veya seramik rezonatör) , enerji sarfiyatını minimize etmekte (asgari akım) (40 KHZ), XT kristal veya seramik rezonatör osilatörü standart hızlı ve HS kristal veya seramik rezonatörlü osilatör çok yüksek hıza sahiptir (20 MHZ). PIC mikrokontrolörlerinin en büyük özelliği sleep modu özelliğidir.. Bu mod ile PIC işlem yapılmadığı durumlarda uyuma moduna geçerek çok düşük akım çeker. Kullanıcı bir kaç iç ve dış kesmelerle PIC’ i uyuma modundan çıkarabilmektedir. Yüksek güvenilirlikli Watchdog Timer kendi bünyesindeki chip üstü RC osilatörü ile yazılımı kilitlemeye karşı korumaktadır. PIC16F87X EEPROM program belleği , aynı aygıt paketinin orjinali ve üretimi için kullanılmasına olanak vermektedir. Yeniden programlanabilirliği mikroyu uygulamanın sonundan kaldırmadan kodu güncelleştirmeye izin vermektedir. Bu aygıtın kolayca erişilemediği, fakat prototipinin kod güncelleştirmesi gerekli olduğu durumlarda, bir çok uygulamanın geliştirilmesinde

yararlıdır. Bunun yanı sıra bu kodun güncelleştirilmesi diğer ayrı uygulamalarda da yararlıdır.

Aşağıda tablo 1 de PIC16F87X’ ailesinin özellikleri ve şekil 2.2.2 ile şekil 2.2.3’ te de basitleştirilmiş iç yapısı gösterilmektedir. (6)

PIC16F873

PIC16F874

PIC16F876

PIC16F877

Çalışma Frekansı(MHZ)

20

20

20

20

FLASH Program Belleği(14-Bit word)

4K

4K

8K

8K

Veri Hafızası (Byte)

192

192

368

368

EEPROM Veri Belleği (Byte)

128

128

256

256

Kesmeler

13

14

13

14

I/O Portları Sayısı

Port A,B,C

Port A,B,C,D,E

Port A,B,C

Port A,B,C,D,E

10-Bit ADC Modülü

5 Kanal

8Kanal

5Kanal

8 Kanal

Komut Seti

35 Komut

35 Komut

35 Komut

35 Komut

Tablo 1 : PIC16F87X ailesi özellikleri (8)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG]

Şekil 2.2.3 : PIC 16F874/877 basitleştirilmiş iç yapısı

PIC’ ler yüksek hızlı otomobillerden, motor kontrolü uygulamaları, düşük enerji sarfiyatlı uzaktan çalışan sensörler, elektronik kilitler, güvenlik aygıtları ve akıllı kartlara kadar bir çok uygulamalarda kullanılırlar. EEPROM teknolojisi uygulama programların

(Transmitter kodları, motor hızları, alıcı frekansları, güvenlik kodları vb.) uygulamasını son derece hızlı ve uygun hale getirmektedir. Küçük boyutlarıyla bu mikrodenetleyiciler alan sınırlaması bulunan uygulamalarda kusursuzdur. Düşük maliyet, düşük enerji sarfiyatı, yüksek performans, kullanım kolaylığı ve I/O esnekliği daha önce kullanılması hiç düşünülmeyen alanlarda kullanılmasını sağlamaktadır. (Bunlar ; timer fonksiyonları, seri kominikasyon, ADC, PWM fonksiyonları ve birlikte işlemci uygulamaları)

Seri sistem içi programlama özelliği (iki pinin üzerinden) ürünün tamamen toplanması ve test edilmesinden sonra ürünün alıştırılmasının esnekliğine olanak vermektedir. Bu özellik sayesinde ürün serileştirilebilmekte ve veriler saklanabilmektedir. (6)

2.2.3 ELEKTRİKLE SİLİNEBİLEN MİKROKONTROLÖRLER

Bu mikrolar, programının silinip yeniden yazılabilme özelliğine sahiptir ve oldukça düşük maliyetli plastik ambalajlar halinde bulunmaktadır. Aynı zamanda bu tip mikroların üretimi kadar prototipinin geliştirilmesi ve pilot programlar için kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bunun daha ötesindeki avantajlarından biri, bunların devre içi veya Microchip’s PICSTARTplus veya PROMATE II programlayıcıları tarafından silinebilmesi ve yeniden programlanabilmesidir.

2.2.4BELLEK ORGANİZASYONU

PIC16F87X` de bellek bloğu mevcuttur. Bunlar program belleği,veri belleği ve bunları ayıran veri hattıdır. Her bir bellek kendi taşıyıcısına sahiptir; böylece her bir bloğa erişim aynı osilatör süreci boyunca meydana gelebilmektedir. Bunun ötesinde, veri belleği genel amaçlı RAM ve özel fonksiyon kayıtları (SFR) olmak üzere ikiye bölünür. . SFR`ler her bir bireysel özelleşmiş modülü ele alan bölümde açıklanan özel modülleri kontrol etmek için kullanılmaktadır. Veri belleği EEPROM veri belleğini de içermektedir. Bu bellek, direkt veri belleğine planlanmamış, fakat indirekt olarak planlanmıştır; ve indirekt adres göstergeleri okumak/yazmak için EEPROM belleğinin adresini belirlemektedir.

2.2.5 PROGRAM BELLEK ORGANİZASYONU

PIC 16F87X 13 Bit program sayacına ve 8Kx14 adresleme kapasitesine sahiptir.

PIC16F876/877 aygıtları 8Kx14 ve PIC16F873/874 aygıtları 4Kx14 FLASH program belleğine sahiptir. Reset vektörü 0000h ve kesme vektörü 0004h adresindedir. Şekil 2.2.4’te PIC16F876/877, şekil 2.2.5’te ise PIC16F873/874 program bellek haritaları görülmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

Şekil 2.2.4 : PIC16F876/877 Program Şekil 2.2.5 : PIC16F83/874 Program

Bellek Haritası Bellek Haritası

2.2.6 VERİ BELLEK ORGANİZASYONU

Veri belleği genel amaçlı yazmaçlar ve özel işlev yazmaçları (SFR) olmak üzere ikiye ayrılır. RP0 ve RP1 bitleri sıra seçim bitleridir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

= 00 Bank0

= 01 Bank1

= 10 Bank2

= 11 Bank3

Her bir banka 7Fh’ ye kadar (128 bayt) uzanır. Her bankanın alt kısımları özel işlev yazmaçları için ayrılır. Üstteki özel işlev yazmaçları ise statik RAM olarak uygulanan yazmaçlardır. Bütün bankalarda özel işlev yazmaçları vardır. Özel işlev yazmaçlarındaki yüksek kullanım bir bankadan kod indirgemesi ve hızlı erişim için başka bankada gösterilebilir.

2.2.7 ÖZEL İŞLEV YAZMAÇLARI

Özel işlev yazmaçları, aygıtın istenen işlemi kontrol etmesi için CPU ve çevresel modüller tarafından kullanılan yazmaçlardır. Bu yazmaçlar statik yazmaç olarak kullanılırlar.(6)

2.2.8 GİRİŞ/ÇIKIŞ PORTLARI (I/O PORTLARI)

I/O Portları için bazı pinler aygıtta çevresel işlemlerde kullanılmak üzere yardımcı işlevlerle arttırılırlar. Genelde çevre birimleri etkinleştirildiğinde genel amaçlı giriş/çıkış pini kullanılmaz.

2.2.8.1 PORTA VE TRISA YAZMACI

PORTA 6 bit yönlendirilebilir porttur. Bu portu yönlendiren yazmaç ise TRISA yazmacıdır. TRISA Kaydındaki herhangi bir bit 1 ise buna uygun çıkış sürücüsü yüksek direnç moduna getirilecektir. TRISA Kaydındaki herhangi bir bitin 0 olması durumunda ise çıkış mandalı seçilen pinin üzerine getirilir. Analog giriş kullanıldığında TRISA yazmacı RA pininin yönünü kontrol eder.

şekil 2.2.6 A portunun iç yapısını göstermektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG]

Şekil 2.2.6 : PORT A Blok Diyagramı

Örnek 1: A Portunun Kurulması

BCF STATUS, RP0 ;

CLRF PORTA ; A portunun kurulumu için

; çıkış veri tutucuları

; temizleniyor.

BSF STATUS, RP0 ; Bank 1 seçildi.

MOVLW 0xCF ; Veri yönlendirmek

; kullanılan değer

; ayarlanıyor.

MOVWF TRISA ; Giriş için RA<3:0>

; Çıkış için RA<5:4>

; TRISA<7:6>

; daima o iken oku

2.2.8.2 PORTB VE TRISB YAZMACI

PORTB 8 bit yönlendirilebilir porttur. Bu portu yönlendiren yazmaç ise TRISB yazmacıdır. TRISB Kaydındaki herhangi bir bit 1 ise buna uygun çıkış sürücüsü yüksek direnç moduna getirilecektir. TRISB Kaydındaki herhangi bir bitin 0 olması durumunda ise çıkış mandalı seçilen pinin üzerine getirilir. Analog giriş kullanıldığında TRISB yazmacı RB pininin yönünü kontrol eder. (1)

Her bir PORTB pini iç direnç düşürücü engellere sahiptir. Tekli kontrol biti tüm engelleri devreye sokabilir. Bu RBPU(OPTION – REG<7) bitinin silinmesiyle yapılır. Düşürücü engeller, port pini çıkış olarak konfigüre edildiği zaman otomatik olarak kapanmaktadır. Engeller güç reset üzerinde etkinsizleştirilmektedir. Dört PORTB pini, RB7: RB4 değişim özelliklerinde kesmelere sahiptir. Yalnızca giriş olarak konfigüre edilen pinler kesmenin meydana gelmesine sebep olabilirler. (yani, herhangi bir çıkış olarak şekillendirilen RB7:RB4 pini değişim ilişkisi üzerindeki kesmeden hariç tutulmuştur. ) Giriş modundaki pinlerin değeri PORTB` nin önceki okunmasındaki eski değeri ile karşılaştırılır.

Pinlerin “uyuşmayan” kısımları RB port değişim kesmesini üretmek için birlikte OR’lanır.

Şekil 2.2.7 ve Şekil 2.2.8 B portunun iç yapısını göstermektedir.(6)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG]

Şekil 2.2.7:RB3:RB0 Pinleri Blok Diyagramı Şekil 2.2.8:RB7:RB4 Pinleri Blok Diyagram

Örnek 2 : B Portunun Kurulması

BCF STATUS, RP0 ;

CLRF PORTB ; B portunun kurulumu için

; çıkış veri tutucuları

; temizleniyor.

BSF STATUS, RP0 ; Bank 1 seçildi.

MOVLW 0xCF ; Veri yönlendirmek

; kullanılan değer

; ayarlanıyor.

MOVWF TRISB ; Giriş için RB<3:0>

; Çıkış için RB<5:4>

; TRISB<7:6>

; daima o iken oku

2.2.8.3 PORTC VE TRISC YAZMACI

PORTC 8 bit yönlendirilebilir porttur. Bu portu yönlendiren yazmaç ise TRISC yazmacıdır. TRISC Kaydındaki herhangi bir bit 1 ise buna uygun çıkış sürücüsü yüksek direnç moduna getirilecektir. TRISC Kaydındaki herhangi bir bitin 0 olması durumunda ise çıkış mandalı seçilen pinin üzerine getirilir. Analog giriş kullanıldığında TRISC yazmacı RC pininin yönünü kontrol eder. Şekil 2.2.9 C portunun iç yapısını göstermektedir

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]

Şekil 2.2.9: Port C Blok Diyagramı

Örnek 3 : C Portunun Kurulması

BCF STATUS, RP0 ;

CLRF PORTC ; C portunun kurulumu için

; çıkış veri tutucuları

; temizleniyor.

BSF STATUS, RP0 ; Bank 1 seçildi.

MOVLW 0xCF ; Veri yönlendirmek

; kullanılan değer

; ayarlanıyor.

MOVWF TRISC ; Giriş için RC<3:0>

; Çıkış için RC<5:4>

; TRISC<7:6>

; daima o iken oku

2.2.8.4 PORTD VE TRISD YAZMACI

Bu bölüm 28 pinli aygıtlarda yoktur. PORTD 8 bit Schmitt trigger tampon girişli porttur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG]

Bu port PSPMODE (TRISD) denetim biti tarafından kurulur. Giriş tamponu TTL tampondur. Şekil 2.2.10 da D portunun blok diyagramı görülmektedir.

Şekil 2.2.10: D Portu I/O Blok Diyagramı

2.2.8.5PORTE VE TRISE YAZMACI

Bu bölüm 28 pinli aygıtlarda yoktur Bu port RE0/RD/AN5, RE1/WR/AN6 ve RE2/CS/AN7 olmak üzere 3 adet pine sahiptir. Giriş veya çıkış portu olarak ayarlanabilir. PORTE Kontrolu TRISE tarafından yapılır. PSPMODE(TRISE<4>) denetim biti tarafından ayarlanır. Şekil 2.2.11 de E portu blok diyagramı görülmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]

Şekil 2.2.11 : E Portu I/O Blok Diyagramı

2.2.9 VERİ EEPROM VE FLASH PROGRAM HAFIZASI

Veri EEPROM ve FLASH proram hafızası normal işlem süresinde okunabilme ve yazılabilme özelliğine sahiptir. Veri belleği, kaydedici dosyaya doğrudan planlanmamıştır. Bunun yerine bu bellek, özel fonksiyon kaydı üzerinden dolaylı olarak adreslenmiştir. Burada bu belleği okuyan ve yazan 6 özel kaydedici mevcuttur.

·EECON1

·EECON2

·EEDATA

·EEDATH

·EEADR

·EEADRH

EEPROM veri belleği okuma ve yazmaya izin verir. EEDATA yazma/okuma için 8 bitlik veri tutar ve EEADR erişilen EEPROM adreslerini saklar. EEDATH ve EEADRH kaydedicileri veri EEPROM’ u kullanmak için erişemezler. Bu aygıtlar OH ile FFH genişliğindeki adresli EEPROM belleğinin 256 byte’ ına sahiptir. EEPROM veri belleği yüksek silme/yazma süreçlerine oranlanmıştır. Yazma süresi yonga (chip) zamanlayıcısı tarafından denetlenmektedir. Yazma süresi chipten chipe olduğu gibi sıcaklık ve gerilimlede değişmektedir. Program hafızası kelime okuma ve yazmasına izin verir. Byte veya word verisi otomatik olarak silinir ve yeni veri yazılır. Program hafızası arabirimi bloklandığı zaman, EEDATH : EEDATA kaydedicileri oku/yaz için 14 bit veriyi 2 byte word halinde tutar. EEADRH ve EEADR kaydedicileri EEPROM’da 13 bitlik 2 byte word adresini tutar. Bu aygıtlar OH ile 3FFFh arasındaki adreste 8K word program EEPROM’una sahiptir. Program hafızasına yazılan değer bir talimat olmayı gerektirmez. Bu yüzden kalibrasyon parametreleri, seri numaraları ASCII kodunda depolanabilir.(6)

2.2.9.1 EEADR

EEADR kaydı EEPROM verisinin maksimum 256 byte’ını veya FLASH’ın maksimum 8K Word’ünü adresleyebilir. Program adres değeri seçilirken EEADRH kaydedicisi adresin MSByte’ını yazar, EEADR kaydedicisi ise LSByte’ını yazar.(6)

2.2.9.2EECON1 VE EECON2 YAZMAÇLARI

EECON1 belleğe ulaşmak için kontrol kaydedicisidir. EECON2 fiziksel kaydedici değildir. EECON2 yalnızca bellekteki yazı dizisini okumak için kullanılır. Eğer erişim, program veya veri belleğine ulaşma olacaksa buna EEPGD denetim biti karar verir. Veri belleği temizlendiğinde, sonradan yapılan işlemler veri belleğine işlenirler. Bellek ayarlandığında ise yine sonradan yapılan işlemler belleğe işlenirler. RD ve WR kontrol bitleri sırasıyla oku-yaz işlemlerini başlatır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG]

Şekil 2.2.12: EECON1 Yamacı (Adres 18Ch)

2.2.9.3 FLASH PROGRAM BELLEĞİNİN OKUNMASI

Program belleğinin yeri EEADR ve EEADRH kaydedicilere adresin 2 byte’ı yazılarak okunabilir. [ EEPGD (EECON1<7>) ve RD (EECON1<0>) kontrol bitleri ayarlandığında] Okuma kontrol biti bir kez ayarlanıp mikrodenetleyici veriyi okumak için komut çevremini kullanacaktır.

Örnek 4: FLASH Program okuma

BSF STATUS, RP1 ;

BCF STATUS, RP0 ; Bank 2

MOVLW ADDRH ;

MOVWF EEADRH ; MSByte Program adresini oku

MOVLW ADDRL ;

MOVWF EEADR ; LSByte Program adresini oku

BSF STATUS, RP0 ; Bank 3

BSF EECON1, EEPGD ; EEPROM Program belleğini

BSF EECON1, RD ; oku

NOP ; Burada herhangi bir komut olmadığı içim

NOP ; işlem yapılmaz ve döngü için zaman ; harcanmaz

BCF STATUS, RP0 ; Bank 2

2.2.9.4 FLASH PROGRAM BELLEĞİNİN YAZILMASI

WRT Kurulum biti ayarlanır ise FLASH program belleği sadece yazılabilir duruma getirilir. FLASH Belleğe yazma yeri, adresin ilk iki byte’ı EEADR ve EEADRH kaydedicilerine yazılarak ve EEPGD/RD kontrol bitleri 1 yapılarak ilk iki byte EEDATA ve EEDATH kaydedicilerine yazılarak tespit edilir. Program hafızası yazmak için örnek 5 takip edilebilir.(6)

Örnek 5: FLASH Program yazma

BSF STATUS, RP1 ;

BCF STATUS, RP0 ; Bank 2

MOVLW ADDRH ;

MOVWF EEADRH ; MSByte Program adresi oku

MOVLW ADDRL ;

MOVWF EEADR ; LSByte Program adresi oku

MOVLW DATAH ;

MOVWF EEDATH ; MS Program bellek değerini yaz

MOVLW DATAL ;

MOVWF EEDATA ; LS Program bellek değerini yaz

BSF STATUS, RP0 ; Bank 3

BSF EECON1, EEPGD ; PROGRAM bellek noktası

BSF EECON1, WREN ; Yazım etkin

BCF INTCON, GIE ; Komutlar etkin değil

MOVLW 55h ;

MOVWF EECON2 ; 55h yaz

MOVLW AAh ;

MOVWF EECON2 ; AAh yaz

BSF EECON1, WR ; WR bitini yazmaya başlamak için ayarla

NOP ;işlem yok

NOP ;işlem yok

BSF INTCON, GIE ; Komutlar aktif

BCF EECON1, WREN ; Yazma aktif değil

2.2.9.5 YAZIM DOĞRULANMASI

EEPROM verisine yazılan değerlerin yazılması istenen değerlerle doğrulanması gerekmektedir. Bu EEPROM birirnin spesifikasyon limitine yakın uygulamalarda kullanılmalıdır. Toplam kaldırma diski , uygunluk (rahatlık) derecesini belirlemeye yardımcı olacaktır. Genel olarak EEPROM yazım başarısızlığı ”1” olarak yazılan,

fakat geriye “0” olarak okunan bitten kaynaklanmaktadır.

Örnek 6 : Yazım doğrulanması:

BCF STATUS, RP0 ; Bank 0

; ; Herhangi kod buraya gidebilir

MOVF EEDATA, W ; Bank 0 da olmalıdır.

BSF STATUS, RP0 ; Bank1

READ

BSF EECON1, RD ; Evet yazılan değeri oku

BCF STATUS, RP0 ; Bank0

;

; (Wreg) yazılan ve(EEDATA) okunan değerler aynımı?

;

SUBWF EEDATA, W

2.2.9.6 TAKLİT YAZILIMLARA KARŞI KORUMA

Şöyle durumlar olabilir ki , aygıt EEPROM veri belleğine yazmak istemeyebilir. Taklit yazılımlara karşı korunmak için, değişik mekanizmalar monte edilmiş, kurulmuştur. Yüksek güçte WREN temizlenir. Bunun yanı sıra , yüksek güç timer’ i (72 msn süreli) EEPROM yazımını önler. Yazılımı başlatan ardışık ve WREN biti ikisi birlikte ‘Brown-Out’,güç arızası veya yazılım aksamasında tesadüfi yazılımları

önlemeye devam eder.

2.2.9.7 KOD KORUMA SÜRESİNCE EEPROM VERİ İŞLEMİ

Microişlemci, kod korumalı durumdayken düzene sokulan verileri okuyabilir ve EEPROM verisine yazabilir. ROM aygıtlarında iki koruma biti mevcuttur. Birisi ROM program belleği diğeri ise EEPROM veri belleği içindir.

2.2.10 ZAMANLAMA 0 (TIMER0) MODÜLÜ VE TMR0 KAYDI

Timer0 modül, timer/sayaç aşağıdaki özelliklere sahiptir.

·8 bitlik timer/sayaç

·Okunabilir ve yazılabilir

·8 bitlik programlanabilir prescaler.

·İçten veya dıştan saat ayarı

·FFh` tan 00h` ye taşma üzeri kesme

·Dış saatin sınır seçimi

Timer modu, TOCS bitinin (OPTION<5>) temizlenmesiyle seçilir. Timer modunda Timer0 modülü her bir komut sürecini uzatır. Eğer TMR0 kaydı yazılıysa, uzama takip eden 2 süreci engeller. Kullanıcı ayarlanan değeri TMR0 kaydına yazarak, bunun etrafından çalışabilir. Sayaç modu TOCS bitinin (OPTION<5>) ayarlanmasıyla seçilir.

Bu modda, TMR0, RA4/TOCK1 pininin sınırlarının herbir artışında ya da düşüşünde artacaktır. Genişleyen sınır, TO kaynak sınır seçim biti tarafından, TOSE (OPTION<4>) tarafından belirlenmektedir. TOSE bitinin temizlenmesi artan sınırları seçecektir.

Prescaler, Timer0 modülü ile Watchdog Timer arasında paylaşmaktadır. Prescaler ataması, yazılımda PSA biti kontrolü tarafından denetlenmektedir. (OPTION<3>) PSA

bitinin temizlenmesi, prescaler’ ı Timer0 modülüne atayacaktır. Prescaler okunabilir veya yazılabilir değildir. Prescaler Timer0 modülüne atandığında prescaler değeri

(1:2,1:4…;1:256)yazılım tarafından seçilebilirdir. (1)

2.2.10.1 TMR0 KESMESİ

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.gif[/IMG]

Şekil 2.2.13 :TMR0 blok diyagramı

TMR0 kesmesi, TMR0 kaydı FFH`dan 00h`ye akışında üretilmektedir. Bu fazla akım TOIF bitini ( INTCON<2>) kurar (ayarlar). Kesme, aktif TOIE bitinin (INTCON<5>) temizlenmesi ile gizlenebilir. (INTCON<5>) TOIF biti, Timer0 modülü tarafından, bu kesmenin yeniden aktifleştirilmesinden önce yazılımdan silinmelidir. TMR0 kesmesi (şek.2.2.15) işlemciyi SLEEP` ten çıkaramaz, çünkü, SLEEP boyunca timer kapalıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG]

Şekil 2.2.14 : TMR0 zamanlaması: Prescaler’ siz içten clock

2.2.10.2 TMR0’ IN DIŞTAN SAAT İLE KULLANIMI

Dıştan saat girişleri TMR0 için kullanıldığında, bazı ön şartların gerçekleştirilmesi gerekir. Dıştan saat gereksinimi , içten faz saati senkronizasyonundan kaynaklanmaktadır. Bunun yanısıra, TMR0 kaydının senkronize edilmesinden sonra, fiili artmada gecikme mevcuttur.

2.2.10.2.1 Dıştan Saat Senkronizasyonu

Hiç bir prescaler kullanılmadığı taktirde , dıştan saat girişi prescaler çıkışındaki gibidir. RA4/TOCKI pininin içten faz saati ile senkronize edilmesi iç faz saatlerinin Q2 ve Q4 süreçlerindeki prescaler çıkışını örneklemek yoluyla yerine getirilir. (Şekil 2.2.13) .

Bunun için , TOCKI’ nin düşük değerinin en azından 2TOSC (artı ufak RC gecikmesi) olması gerekir. Prescaler kullanıldığında, dış saat girişi asenkron sayıcı tipi prescaler’ a bölünür ve böylece prescaler çıkışı simetrik olur. Dış saatin örnekleme gereksinmelerini karşılamak için sayaç(counter) dikkate alınmalıdır. Böylece prescaler değerine bölünen en

azından 4 TOSC peryot uzunluğuna sahip olmalıdır. (1)

2.2.10.2.2 TMR0 Gecikme Uzatılması

Prescaler çıkışı , iç saat ile senkronize edildiği için, dış saat sınırlarının meydana gelmesindeki zamandan TMR0 modülünün fiili olarak uzatılması zamanına kadar küçük bir gecikme vardır. Şekil 2.2.15 dış saat sınırından Timer uzamasına kadar gecikmeyi göstermektedir.

2.2.10.3 PRESCALER( BÖLÜCÜ)

8 Bitlik sayaç Timer0 modülünde veya Watchdog timer’ında bulunur. Prescaler dışarıdan verilen sinyali 256 ya kadar bölmeye yarar. Timer0 modülü ile Watchdog timer’ı arasında karşılıklı istisna tutulan yalnızca bir tek prescaler mevcuttur. Böylece Timer0 modülüne prescaler ataması, watchdog timer’ın prescaleri olmadığı anlamına gelmektedir. PSA ve PS2 : PSO bitleri (option <3:0>) prescaler atamasını ve prescaler oranını belirlemektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

Şekil 2.2.15 : Dış saatli TIMER0 zamanlayıcısı

Timer0 modülüne yazılan bütün komutlar, timer0 modülüne atandığında prescaler’i ölçecektir. WDT ye atandığında , CLRWDT komutu Watchdog Timer boyunca prescaler’ i temizleyecektir. Prescaler yazılabilir veya okunabilir değildir.

2.2.11.1 ZAMANLAYICI 1 (TIMER1) MODÜLÜ

Timer1 modül: Timer/sayaç aşağıdaki özelliklere sahiptir.

1-16 bit timer/sayaç

2-Okunabilir ve yazılabilir.

3-İçten ve dıştan saat seçimi

4-FFFFh’den 000h’a taşma üzeri kesme

5-CCP modülünden resetleme

Şekil 2.2.16’da Timer1’in aktif/pasif, ayarlama/sıfırlama işlemleri gösterilmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image025.gif[/IMG]

Şekil 2.2.16: TIMER1 Blok diyagramı

2.2.11.2 ZAMANLAYICI 1 (TIMER1) İŞLEMLERİ

Timer1 aşağıdaki modlardan birini işletebilir.

·Zamanlayıcı olarak

·Senkronize sayacı olarak

·Asenkronize sayacı olarak

TMR1CS (T1CON<1>) biti bu modlardan hangisinin çalıştırılacağına karar verir.

Zamanlayıcı modunda Timer1 her komut çevrimi artışları, sayaç modunda her harici saat girişi yükselmesini belirler. Timer1 osilatör aktifken RC1/T10SI ve RC0/T10S0/T1CKI pinleri giriş olurlar. TRISC<1:0> değeri ihmal edilir. Timer1 aynı zamanda dahili reset girişine sahiptir. Bu reset CCP modül üretmelidir.

2.2.12ZAMANLAYICI2 (TIMER2) MODÜLÜ

Timer2 modül aşağıdaki özelliklere sahiptir.

·8 bit zamanlayıcı (TMR2 kaydedici)

·8 bit peryot kaydedici (PR2)

·Okunabilir ve yazılabilir

·Yazılım programlanabilir prescaler

·TMR2, PR2 eşlemesinde kesme

·Saat kaymasını üretmek için TMR2 çıkışının seçimli kullanımı SSP modülü

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.gif[/IMG]

Şekil 2.2.17: TIMER2 Blok diyagramı

Timer2 şekil 2.2.18’de gösterilen denetim yazmacına sahiptir. Timer2 güç tüketimini en aza indirgemek için TMR0 denetim bitini temizleyerek kapanabilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image029.gif[/IMG]

Şekil 2.2.18: T2CON:TIMER2 Kontrol yazmacı (Adres 12h)

2.2.12.1 ZAMANLAYICI2 (TIMER2) İŞLEMLERİ

Timer2, CCP modülünün PWM modu için PWM zaman tabanı olarak kullanılabilir.

Giriş saati (Fosc/4) ‘in prescale seçeneğine sahip olur. Aşağıdaki durumlardan herhangi biri gerçekleştiğinde prescaler ve postcaler sayaçları temizlenirler.

·TMR2 kaydedicisine yazıldığında

·T2CON kaydedicisine yazıldığında

·Herhangi bir aygıt hazır olduğunda

T2CON yazıldığında, TMR2 temizlenemez.

2.2.13 USART ADRESLENEBİLİR EVRENSEL SENKRONİZE ASENKRONİZE ALICI VERİCİLERİ

Bu modül iki seri I/O modülleri olabilen bir modüldür. Aynı zamanda seri kominikasyon yüzleştiricisi, SCI olarak ta bilinir. USART aynı zamanda tam dubleks asenkronize sistemi ile de konfigüre edilebilir. Bu sistem araçları CRT terminalleri , şahsi bilgisayarlar ile bağlantı kurulabilir. Yada yar dubleks senkronize olarak ta diğer araçlarla kominike edilebilir. Örneğin ; A/D veya D/A ve seri olarak EEPROM vs. USART aşağıdakiler gibi konfigüre edilebilir.(6)

Asenk ( Tam Duble )

Senkronize Master ( Yarı Duble )

Senkronize Yardımcı ( Yarı Duble)

Bit spen (RCSTA <7>) ve bit TRISC<7.6>, RC6/TX/CK olarak konfigüre edilmelidir ve RC7/RX/DT olarak Ulusal Senkronize ve Asenkronize alıcı vericisidir.

USART modülü aynı zamanda multi-prosesör bağlantı kapasitesine 9-bit address detection kullanılarak ulaşılabilir.

2.2.13.1 USART BAUD ORAN JENAROTÖRÜ (BRG)

Bu cihaz USART’ ın Asenkronize ve Senkronize modlarını destekler. Bu 8 bit’lik bir jeneratördür. Bu cihaz 8 bit’lik serbest zamanlı bir kontrol ile kontrol edilir. Asenk mod’da bit BRGH (TXSTA<2>) olarak kontrol edilir. Senkronize mod’da ise bit BRGH istenmez. Verilen ve istenilen baud rate ve Fosc SPBRG (register) isteği ile aşağıdaki formül ile ayarlanabilir ve hesaplanabilir.(6)

İstenen Baud oranı = Fosc / (64 (X + 1))

9600 = 16000000 /(64 (X + 1))

X = ë25.042û = 25

Hesaplanan Baud oranı=16000000 / (64 (25 + 1))

= 9615

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image030.gif[/IMG] Hata = (Hesaplanan Baud Oranı-İstenen Baud Oranı )

İstenen Baud Oranı

= (9615 – 9600) / 9600

= 0.16%

2.2.13.2 USART ASENKRONİZE DURUMU

Dönüşümsüzden sıfıra formatında kullanılır. En çok kullanılan şekli 8 bit’liktir. Bu çip üzerinde osilatörden standart baud ‘un frekans oranına göre iletilir. USART gönderici ve alıcının birincisi LSB’dir. USART iletici ve kaydedici fonksiyonel olarak bağımsız fakat aynı data formatı şeklinde ve baud oranında kullanılır. Bu baud oranının jeneratörü üretim şekli saat gibi çalışır veya x16 yada x64 lük bitlerin oranı şeklinde üretim yapar ve BRGH üzerinde destek görür. (TXSTAXZ) Bu oranlar hiçbir zaman hardware tarafından desteklenmez fakat sistem içerisinde 9 data bitlik halde sistemde kullanılır. Asenkronize mod’da durdurmak için uyku moduna sokulur. Asenkronize mod SYNC bitinin safi haliyle seçilir (TXSTA <4>) USART Asenkronize modun önemli parçaları aşağıdadır.

1.Baud oran jeneratörü

2.Sade dolaştırıcı

3.Asenkronize kaydedici

4.Asenkronize iletici

2.2.13.3 USART ASENKRONİZE İLETİCİ

Bu USART iletme bloğu aşağıda da görüldüğü gibidir. Bu ileticinin kalbi TSR’dir. Bu TSR bilgileri okuma/yazma işlemleri bufer tarafından iletilir (TXREG). Bu TXREG kaydedici ona hafızaya bilgi ile beraber yüklenir. TSR kaydedici hiçbir zaman sabit yüklenici gibi durmadan yüklenilmez. En yakın zamanda bitiletimiTSR yüklenmesiyle yeni bilgiler TXREG’in kaydı olması sonrasında yüklenir. ( Fakat mümkünse) TXREG Kaydedici bilgi transferinde TSR Kaydediciden, TXREG boşalmış ise büküme tamamlanır ve TXIF (PIR1<4>) müsaadesinde olur. Bu iletim kullanılabilir/kullanılamaz hali yüklenme/boşalım TXIE (PIE1<4>) bit kullanım haliyle oluşur. Bu hiçbir zaman ana hafızadan silinemez ve TXIE bitinde ana şematik hal alır. Bu hal dondurulacak veya silinecek olursa veya silinirse sadece yeni bilgiler TXREG kaydedicisine yüklenir. Diğer bit TRMT (TXSTA<1>) TSR kaydedici içerinde görülür ve bu hal TXIF içerisinde mevcuttur. TRMT bit’i küme halinde iken TSR kaydedicinin boşalabilmesi için küme halinde olması gerekir. Bu sayısal iletim bağlı olduğu bit ile olmaz elbette kullanıcı bu iletimi eğer TSR kaydedici boş ise o şekli seçer.

Not 1: TSR kaydedici haritalanamaz bilgiyi hafızada kaydederken kullanıcı olaya hakim

değildir.

Not 2: FLAG Biti TXIF kümelenmesi TXEN’in kümelenmesi haliyle kümeleşir.

Şekil 2.2.19: USART İletim Blok Diyagramı[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image031.gif[/IMG]

Asenkronize ileticinin kümelenmesi aşağıda adım adım açıklanmıştır.

1.SPBRG kaydedicisi baud rate’in hareketi dahilinde gözükür. Eğer çok yüksek hızlarda baud rate işlem haline geçerse buda BRGH bit’inin kümelenmesini oluşturur.

2.Kullanılabilir asenkronize seri bağlantılarının temizlenebilmesi için SYNC bitinin temizlenmesi ve SPEN bitinin kümelenmesi gerekir.

3.Eğer bu iletimin tamamlanması oluşmuş ise TXIE bitinin kümelenmesi gerekir.

4.Eğer 9 bit’lik çevirici kullanılıyorsa, kümede TX9 bitinin iletimi ile çalışır.

5.Bu çeviricinin kullanılabilmesi içinTXEN bitinin kümelenmesi ve de TXIF bitinin kümde yer alması gerekmektedir.

6.Eğer 9 bitlik çeviri seçilmiş ise TX)D bitine 9bitlik yüklenmelidir.

7.TXREG kaydedicisine bilgi yüklenir ve iletim başlar.

2.2.13.4 USART SENKRONİZE KAYDEDİCİ

Bilgi kaydedici RC7/RX/DT pin’i ve dönüşüm bilgi koruması bloğu üzerinde olur. Bu bilgi koruma bloğu kesinlikle yüksek hız sırasında kontrolü x16 kere baud rate’de olur. Ana kaydedici seri sıralı müdahaleleri de bit oranlarında yada FOSC’de olur. USART şekli özel provizyonu multi prosesörle iletim aracıdır. Ne zaman RX9 bitinde RCSTA kaydedicisinde kümeyi oluşturursa 9 bit kayıt olur ve 9 bit yerini RSTA kaydedicisinde RX9D biti statüsünde mevcuttur. Programın bağlanabilmesi için bit kaydedicinin durdurulması gerekir. Seri bağlantının aktif olabilmesi için RX9D bitinin bire eşit olması gerekmektedir. Bu çeşitlenmelerde kümelenmeler ADDEN bitinin RLSTA<3>’ün RCSTA kaydedicisinin içinde olması gerekmektedir. Bu çeşitler multi presöser sistemlerde aşağıda görüldüğü gibi kullanılır. Ana işlemci blok bilgileri birçok yardımcı bilgi akışı şeklinde olur. Bunun ilk olarak gönderilmesi gereken ilk adres hedef yardımcıyı açıklar. Adrese baytının açıklayıcı RX9D bitinde görülür. Buna göre bilgi verir. Eğer ABDEN bit kümede RCSTA kaydedicisinde kümelenirse, tüm bilgilerin byte’ları iptal olunur. Ne olursa olsun eğer 9 uncu kaydedici biti 1’e eşitse kaydedici byte adresi 1’e eşit olunur ve RSR kaydedicisi Buffer kaydedicisine kaydolunur. Bu işaretler sadece adreslerden iletilir ve kaydedici kontrol edilir ki adrese ulaşsın. Bu ulaşım, ADDEN bit ve hazırlık ana kontrol byteların dışardanda de temizlenir Ne zaman ADDEN kümede yer alır bütün bilgiler silinir ve bu durumda stop biti izlenir ve bilgiler Buffer kaydedicine atılır ve oralarda gözükmez. Eğer diğer byte sırada değilse RSR kaydedicisinde görülür ve takip eden bilgiler kaybolur. ADDEN biti efekt hal olunduğunda kaydedici 9 bitlik asenkronize moduna ayarlanır. Kaydedici blok şeması şekil 22’de görüldüğü gibidir. Asenkronize modu seçildiğinde CREN biti (RCSTA <4> karşılanır.(6)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image032.gif[/IMG]

Şekil 2.2.20: USART Alıcı Blok Diyagramı

2.2.13.5 9-BİT MOD’DA ADRES DENETİMİN AYARI

Çalışma şekli aşağıda adım adım gösterilir.

·SPBRG kaydedici BAUD RATE’de mevcuttur ve yüksek hızda BRGF biti hali alır.

·Asenkronize seri bağlantısının işlemleri temizlenmiş SYNC biti ve SPEN biti halidir.

·Eğer oluşum, iletilirse RCİE biti halinde oluşur.

·RX9 biti kümelenmesi 9 bitlik olur.

·ADDEN kümesi adres denetleyicisinde oluşur.

·CREN bitinde çalışır.

·RCIF kümelenmesi tamamlanması için RCIE bitinde kümelenmesi gerekir.

·RCSTA kaydedici okursan 9 uncu bitte olur ve iletişimde de hata oluşur.

·8 inci kaydedici bitinde RCREG kaydedici bilgi hata vermez ve aygıt adrese iletir.

·Eğer hata verirse, temizlenmiş hali CREN bitidir.

·Eğer cihaz yerindeyse, ADDEN biti bilgi bytında ve bu adresteki biti yerindeki byte kaydedici bufferinde okunur ve CPU da mevcuttur.

2.2.13.6 USART SENKRONİZE ANA MODU

Senkronize ana modda iken bilgi akışı yarım dublex halde olur. Mesela iletim ve karşılama aynı anda gözükmezler. Ne zaman iletim bilgisi karşılanırsa vice versa halini alır. Senkronize halde giriş SYNC biti tarafından olur (TXSTA <4>) şartlar altında SPEN biti (RCSTA<7>) kümede R(6/TX/CK ve RC7/RX/DT I/O pini etkisi altında CK (saat) ve DT(bilgi) hatta düzgünce ilerlerler ana mod işlemci iletimini ana saatin CK hattı üzerinde hareket eder. Ana mod girişi CSRC (TXSTA<7>) bitleriyle kümeleşme mevcuttur.

2.2.13.7 USART SENKRONİZE ANA İLETİCİ

Usart iletici bloğu şekil 2.2.19’ da görülmektedir. İleticinin kalbi iletim halinde sıralı kaydedilir (TSR). Sıralı kaydedici bilgileri okuma/yazma’ dan tampon kaydediciye iletir (TXREG). (TXREG kaydedici bilgileriyle ana hafızaya yüklenir. TSR kaydedicide bunun arkasından kaydedilir. TSR yükleyici en kısa sürede son biti iletir ve TSR yeni bilgi halinde TXREG yükleyici bilgi akışında TSR kaydediciye yükler. TXREG boş ve etkili bit yan TXIF (PIR1<4>) kümesindedir. Bu oluşum kullanılabilir veya kullanılamaz/yüklenebilir/boşalabilir halde TXIE biti (PIR1<4>) oluşur. TXIF bitinin silinmesi ana hafızada çok zordur. Onun sadece kitlenmesi için TXREG kaydedicinin yeni bilgileri içine yüklenmesi gerekmektedir. Destek bitlerinin bu verilerle bağlantısı yoktur.

2.2.14 ANALOG DİJİTAL KONVERTÖR MODÜLÜ

Analog digital konvertör modülü 5 girişli 28 pinli elemandır. Analog giriş örnekle ve tut kondansatörünü şarj eder. Örnekle ve tut kondansatörünün çıkışı dönüştürücünün girişine uygulanır. Dönüştürücü, ardışık yaklaştırma yoluyla bu analog düzeyin sayısal sonucunu üretir. Bu A/D dönüşümde, analog giriş sinyali 10 bitlik sayı karşılaştırma ile sonuçlanır. A/D çevirici eşsiz bir özelliğe sahiptir. İşlem yapmazken uyuma moduna geçer. Uyuma modunda A/D konvertörün saatinde bir iç RC osilatörü üretilmelidir. A/D Modül dört (4) kaydediciye sahiptir.

Bunlar;

1-A/D Yüksek sonuç kaydedicisi (ADRESH)

2-A/D Düşük sonuç kaydedicisi (ADRESL)

3-A/D Kontrol kaydedici 0 (ADCON0)

4-A/D Kontrol kaydedici 1 (ADCON1)

Şekilde bu kaydedicilerin kontrolü ile ilgili bitlerin kullanımı gösterilmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image033.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image035.gif[/IMG]

Şekil 2.2.21: ADCON0 Yazmacı

ADRESH: ADRES2 kaydedicileri A/D dönüşümün 10 bit sonucunu kapsar. A/D dönüşümü bittiği zaman, sonuç A/D sonuç kaydedicisinin içine yüklenir. A/D modülü şekil 2.2.22’de görülmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image037.gif[/IMG]

Şekil 2.2.22: A/D Blok Diyagramı

A/D Modülü konfigüre edildikten sonra, dönüştürme işlemi başlamadan önce kanal seçilmiş olmalıdır. Analog giriş kanallarında ilgili TRIS bitleri giriş için seçilmiş olmalıdır.

Aşağıdaki adımlar, A/D dönüşüm yapmak için takip edilmelidir.

1-A/D Modülü Konfigürasyonu

·Analog pinler, referans voltajları ve digital I/O konfigürasyonu (ADCON1)

·A/D giriş kanalı seçimi (ADCON0)

·A/D dönüşüm saat çekimi (ADCON0)

·A/D Modülünü açma

2-A/D Kesme Konfigürasyonu

·ADIF bitinin temizlenmesi

·ADIE bitinin ayarlanması

·GIE bitinin ayarlanması

3-Gerekli zamanı bekleme işlemi

4-Dönüşürken başlaması

·GO/DONE bitinin ayarlanması (ADCON0)

5-A/D dönüşümünün beklenmesi

6-A/D dönüşüm sonucunu okuma ve kaydetme

7- Diğer dönüşüm için 1. ve 2. kez adımları tekrarlama

2.2.14.1A/D GİRDİLERİ İÇİN GEREKSİMLER

Belirlenmiş doğruluğu karşılaştırmak için A/D çeviricinin CHOLD kondansatörü giriş gerilimine şarj edilmelidir. Bu analog giriş modeli şekil 11.5’te görülmektedir. CHOLD kondansatörü kaynak empedansı (RS) ve anahtar iç direnci (RSS) üzerinden şarj olur. Anahtar iç direnci, kaynak voltajının değerine göre değişir. Analog kaynaklar için tavsiye edilen maksimum empedans 10 KΩ dur. Dönüşüm yapılmaya başlamadan önce analog giriş kanalı seçilmiş olmalıdır.(6)

Minimum giriş zamanı hesabı

TCAQ=TAMP+TC+TCOFF

TACQ=Minimum girdi zamanı

TAMP=Yükselteç yerleşme zamanı

TC= CHOLD şarj zamanı

TCOFF= Sıcaklık katsayısı

Örnek7:

TACQ = TAMP + TC + TCOFF

TACQ = 2 ms + Tc + [(Temp - 25°C)(0.05 ms/°C)]

TC = -CHOLD (RIC + RSS + RS) ln(1/2047)

-120 pF (1 kW + 7 kW + 10 kW) ln(0.0004885)

-120 pF (18 kW) ln(0.0004885)

-2.16 ms (-7.6241)

16.47 ms

TACQ = 2 ms + 16.47 ms + [(50°C - 25°C)(0.05 ms/°C)]

18.447 ms + 1.25 ms

19.72 ms

2.2.14.2 A/D DÖNÜŞÜMÜNÜN SAAT SEÇİMİ

TAD bit başına A/D dönüşüm zamanı olarak tanımlanır. 10 bit dönüşümü için maksimum 12 TAD gerekir. TAD seçimi için mümkün olan 4 seçenek vardır.

·2TOSC

·8TOSC

·32TOSC

·Dahili RC Osilatörü

A/D Dönüşümün doğru olarak yapılması için , TAD minimum 1,6 mS seçilmiş olmalıdır.

2.2.14.3ANALOG PORT PİNLERİNİ YAPILANDIRMA

ADCON1 ve TRIS kaydedicileri kontrol ve işletim port pinleridir. Analog girişlerin TRU bitlerinin karşılıklı olarak ayarlanması gerekir. TRIS biti temizlenmiş ise dijital çıkış seviyesine ( VOH veya VOL ) dönüştürme yapılmış demektir.

2.2.14.4A/D DÖNÜŞÜMÜ

Örnek 8’de bir A/D dönüşümünün nasıl yapıldığı gösterilmektedir. Analog pinler, analog girdiler olarak yapılandırılır. Analog referans gerilimleri VDD ve VSS dir. A/D kesmesi seçildi ve A/D dönüşüm saat frekansı (FRS) ile sola yanaşık olarak sonuçlandırıldı. Dönüştürme RA/0/AN0 pinleri ile gerçekleşti.(6)

Örnek 8: A/D Dönüşümü

BSF STATUS, RP0 ; Bank 1

BCF STATUS, RP1 ;

CLRF ADCON1 ; A/D girişleri kuruldu

BSF PIE1, ADIE ; A/D komutları etkin

BCF STATUS, RP0 ; Bank 0

MOVLW 11000001 ; RC saat, A/D açık, kanal 0 seçildi.

MOVWF ADCON0 ;

BCF PIR1, ADIF ; A/D komut bayrak bitleri temizlendi

BSF INTCON, PEIE ; çevresel komutlar etkin

BSF INTCON, GIE ; tüm komutlar etkin

BSF ADCON0, GO ; A/D dönüşümü başla

2.2.14.5 A/D DÖNÜŞÜMÜ SIRASINDA UYUMA

A/D Modül işletim sırasında uyuma modunda olacaktır. Bunun için A/D saat kaynağı ayarlanmalıdır. (ADCS1:ADCS0=11). RC saat kaynağı seçildiği zaman dönüştürme başlamadan önce A/D modül bir saat çevrimi süresi kadar bekler. Bu uyku talimatına izin verir. Dönüşümdeki tüm sayısal anahtarlama gürültüsü elemine edilmiş olur. Dönüştürme işlemi bittiği zaman GO/DONE biti temizlenir ve sonuç adres kaydedicisi içine yüklenir. A/D kesmesi etkinleştirilirse aygıt uykudan uyanır. A/D kesmesi pasifleştirilirse A/D modülü kapalı duruma dönse de bir süre açık kalacaktır.(6)

2.2.14.6 A/D DOĞRULUK/HATA <

Kavimlerin

06 Kasım 2007

KAVİMLERİN HELAKI

İÇİNDEKİLER

Önsöz

Giriş; Önceki Nesiller

Nuh Tufanı

Hz. İbrahim’in Hayatı

Lut Kavmi ve Altı Üstüne Getirilen Şehir

Ad Kavmi ve Kumların Atlantisi Ubar

Semud Kavmi

Sulara Gömülen Firavun

Sebe Halkı ve Arim Seli

Hz.Süleyman ve Sebe Melikesi

Ashab-ı Kehf

Sonsöz

Evrim Aldatmacası

Notlar

ÖNSÖZ

Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki) nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hala izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerle bir edilmiş, kalıntısı silinmiş) dir.

Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiçbir şey sağlayamadı, ‘helak ve kayıplarını’ artırmaktan başka bir işe yaramadı.

(Hud Suresi, 100-101)

İnsanoğlunu yaratan, onu ruhen ve bedenen şekillendiren, belirli bir ömür süresince yaşatan ve sonra da öldürerek kendi katına alacak olan Allah’tır. Allah insanı yaratmıştır ve "O, yarattığını bilmez mi?" (Mülk Suresi, 14) ayetine göre, insanı bilen, tanıyan ve ihtiyaçlarını karşılayıp onu eğitecek olan O’dur. Dolayısıyla insanın hayattaki tek amacı, Allah’ı tanımak, O’na yakınlaşmak ve O’na kulluk etmek olmalıdır. Aynı nedenle insan, kendisine tek yol gösterici olarak Allah’ın insanlara elçileri aracılığıyla ulaştırdığı saf mesajını, vahyini edinmelidir.

Allah’ın son kitabı ve bozulmamış tek vahyi ise Kuran’dır.

Bundan dolayı bizler, kendimize en büyük rehber, en büyük yol gösterici olarak Kuran’ı edinmek ve Kuran’ın tüm hükümlerine titizlik göstermekle yükümlüyüz. Dünyadaki ve ahiretteki kurtuluşun tek yolu budur.

Bu durumda Allah’ın Kuran’da bizlere neler bildirdiğini, son derece titiz ve dikkatli bir biçimde incelemek ve bunlar üzerinde düşünmek gerekir. Nitekim Allah, Kuran’ın gönderiliş amacının insanları düşünmeye yöneltmek olduğunu bildirir:

İşte bu (Kuran) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O’nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)

Kuran’ın oldukça büyük bir bölümünü oluşturan geçmiş kavimlerin haberleri de kuşkusuz üzerinde düşünülmesi gereken konulardan biridir. Bu kavimlerin büyük bölümü, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış, hatta onlara düşmanlık göstermiş kavimlerdir. Bu taşkınlıklarından dolayı da Allah’ın azabıyla karşılaşmışlar ve yeryüzünden silinmişlerdir.

Allah Kuran’da, bu helak olaylarının sonraki insanlara da birer ibret olması gerektiğini bildirir. Örneğin Allah’a isyan eden bir grup Yahudi’ye verilen bir ceza anlatıldıktan sonra, "Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara ‘ibret verici bir ceza’, takva sahipleri için de bir öğüt kıldık" denmektedir. (Bakara Suresi, 66)

İşte bu nedenle bu kitapta, Allah’a isyan ettikleri için helak edilmiş bazı eski toplumları inceleyeceğiz.

Söz konusu helak olaylarını incelememizin bir ikinci nedeni ise, bu olayları anlatan Kuran ayetlerinin dış dünyadaki karşılıklarını ortaya çıkarmak ve Kuran’ın sözünün doğruluğunu göstermektir. Çünkü Kuran, "Allah’a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız" (Neml Suresi, 93) hükmü ile Allah’ın ayetlerinin dış dünyada görüleceğini vaat etmektedir ve bunları bilip tanımak da insanı imana götüren başlıca yoldur.

Kuran’da anlatılan helak olaylarının hemen hepsi ise, çağımızda yapılan arşiv araştırmaları ve arkeolojik bulgular sayesinde "görülecek" ve "bilinip-tanınacak" hale gelmiştir. Bu kitapta Kuran’daki helak olaylarının izlerini inceleyeceğiz. (Bu arad,a Kuran’da anlatılan bazı kavimlere bu kitapta değinmediğimizi de belirtmek gerekir. Çünkü Kuran’da kavimlerden bazıları için yer ve zaman bildirilmemekte, sadece bunların Allah’a ve peygamberlere olan isyan ve düşmanlıkları ve bunun sonucu başlarına gelenler konu edilerek insanlar ibret almaya çağrılmaktadır.)

Amacımız, birer "ibret verici ceza" olan bu olayları birer "öğüt" olmaları için gözler önüne sermektir.

GİRİŞ: ÖNCEKİ NESİLLER

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

(Tevbe Suresi, 70)

Allah’ın elçileri aracılığıyla insanlara yaptığı ilahi tebliğ, insan yaratılışından beri bizlere ulaştırılmaktadır. Kimi toplumlar bu tebliği kabul etmişler, kimileri inkar etmişlerdir. Bazen inkarcı bir toplumun içinden küçük bir azınlık çıkmakta ve sadece bunlar elçiye uymaktadırlar.

Ancak kendisine tebliğ gelen kavimlerin çok büyük bir kısmı bunu kabul etmemişlerdir. Sadece Allah’ın elçisinin kendilerine getirdiği tebliği dinlememekle kalmamış, aynı zamanda elçiye ve ona uyanlara da zarar vermeye çalışmışlardır. Elçiler, birçok kez "yalancılık, büyücülük, delilik, şımarıklık" gibi nitelendirmelerle suçlanmış, hatta birçok kez kavmin önde gelenleri onları öldürmeye teşebbüs etmişlerdir.

Oysa ki, her peygamber, kavminden yalnızca Allah’a itaat etmesini istemiştir. Bunun karşılığında para ya da başka bir dünyevi çıkar talep etmemişlerdir. Kavimlerinin üzerine bir zorlayıcı da olmamışlardır. Tek yaptıkları gönderildikleri toplumu gerçek dine davet etmek ve kendilerine uyanlarla birlikte o toplumdan farklı bir hayat tarzı yaşamaya başlamaktır.

Hz. Şuayb’ın kendisine gönderildiği Medyen halkıyla arasında geçenler, sözünü ettiğimiz peygamber-kavim ilişkisinin bir örneğidir. Kendilerini Allah’a iman etmeye ve yaptıkları adaletsizliklerden vazgeçmeye çağıran Hz. Şuayb’a, kavminin gösterdiği tepki ve bu yüzden uğradıkları son, gerçekten düşündürücüdür:

Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: ‘Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir ‘bolluk ve refah (hayır)’ içinde görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.

Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Eğer müminseniz, Allah’ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.

Dediler ki: ‘Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.

Dedi ki: ‘Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni kendisinden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ancak Allah iledir; O’na tevekkül ettim ve O’na içten yönelip-dönerim.’

Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil. Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir.

Ey Şuayb’ dediler. ‘Senin söylediklerinin çoğunu biz kavrayıp anlamıyoruz. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin.

Dedi ki: ‘Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah’tan daha mı üstündür ki, O’nu arkanızda-unutuluvermiş (önemsiz) birşey edindiniz. Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır. Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azap gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim.

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah’ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi)." (Hud Suresi, 84-95)

Kendilerini yalnızca iyiliğe çağırmaktan başka birşey yapmayan Hz. Şuayb’ı "taşa-tutup öldürmeyi" tasarlayan Medyen halkı, Allah’ın azabıyla cezalandırılmış ve üstteki ayetlerde anlatıldığı gibi helak edilmiştir. Medyen halkı, türünün tek örneği de değildir. Aksine, Hz. Şuayb’ın kavmiyle konuşurken belirttiği gibi, Medyen halkından önce de pek çok toplum helak edilmiştir. Medyen’den sonra da yine pek çok toplum Allah’ın gazabına uğramışlardır.

İlerleyen sayfalarda, söz konusu helak olmuş kavimleri ve onların kalıntılarını konu edineceğiz. Kuran’da bu kavimlerle ilgili ayrıntılı bilgi verilir ve insanlar bu kavimlerin sonu üzerinde düşünmeye ve "ibret almaya" davet edilir.

Bu konuyla ilgili olarak Kuran’da dikkat çekilen noktalardan biri, helak edilmiş olan kavimlerin çoğu kez yüksek bir medeniyet kurmuş olmalarıdır. Kuran’da, helak olmuş kavimlerin bu özelliği vurgulanırken şöyle denir:

Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı? (Kaf Suresi, 36)

Ayette, helak edilmiş toplumların iki özelliğine dikkat çekiliyor. Birincisi, "zorbaca yakalamak bakımından üstün" olmalarıdır. Bu, helak olmuş kavimlerin disiplinli ve güçlü askeri-bürokratik sistemler kurdukları ve kaba kuvvet yoluyla yaşadıkları coğrafyada iktidarı ele geçirdikleri anlamına gelir. Vurgulanan ikinci nokta ise, sözkonusu toplumların, mimari özellikleriyle dikkat çeken büyük şehirler kurduklarıdır.

Dikkat edilirse, bu iki özellik de, tam tamına, bugün teknoloji ve bilim yoluyla süslü bir dünya meydana getirmiş, merkezi devletler, büyük şehirler kurmuş olan ancak tüm bunların Allah’ın verdiği güçle olduğunu unutarak Allah’ı inkar ya da gözardı eden medeniyetlerin özelliğidir. Ancak ayette bildirildiği gibi, oluşturdukları medeniyet, helak olmuş kavimleri kurtaramamıştır; çünkü medeniyetleri Allah’ı inkar ve yeryüzünde bozgunculuk temeline dayanıyordu. İnkar ve yeryüzünde bozgunculuk temeline dayandığı sürece, bugünkü medeniyetlerin sonu da farklı olmayacaktır.

İşte bazıları Kuran’da bildirilen bu helak olaylarının önemli bir bölümü, modern çağda yapılan arkeolojik araştırmalar sonunda ortaya çıkarılmıştır. Kuran’da sözü edilen olayların delilleri olan bu bulgular, Kuran kıssalarının "ibret olma" özelliğini daha da açık bir biçimde gösteriyor. Çünkü Allah, Kuran’da "yeryüzünde gezip dolaşılması" ve "öncekilerin uğradıkları sonun anlaşılması" gerektiğini bildiriyor:

Biz senden önce, şehirler halkına kendilerine vahyettiğimiz kimseler dışında (başkalarını elçi olarak) göndermedik. Hiç yeryüzünde dolaşmıyorlar mı, ki kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görmüş olsunlar? Korkup-sakınanlar için ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; Biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu-günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur’an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin ‘çeşitli biçimlerde açıklaması’ ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 109-111)

Gerçekten de öncekilerin kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. Allah’a isyan ettikleri ve O’nun hükümlerini tanımadıkları için helak edilmiş olan kavimler, bizlere insanın Allah karşısında ne denli aciz ve zayıf olduğunu göstermektedir. İlerleyen sayfalarda bu ibretleri tarihsel sırası içinde inceleyeceğiz.

NUH TUFANI

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

(Ankebut Suresi, 14)

Hemen her kültürde yer aldığını gördüğümüz Nuh Tufanı, Kuran’da anlatılan kıssalar arasında, üzerinde en çok durulanlardan biridir. Hz. Nuh’un gönderildiği kavmin uyarılara ve öğütlere kulak asmaması, gösterdikleri tepkiler ve olayın meydana gelişi birçok ayette detaylarıyla anlatılır.

Hz. Nuh, Allah’ın ayetlerinden uzaklaşarak O’na ortaklar koşan kavmini, sadece Allah’a kulluk etmeleri ve sapkınlıklarından vazgeçmeleri konusunda uyarmak amacıyla gönderilmişti. Hz. Nuh, kavmine Allah’ın dinine uymaları konusunda defalarca öğüt verdiği ve onları Allah’ın azabına karşı birçok kez uyardığı halde, onlar Hz. Nuh’u yalanladılar ve şirk koşmaya devam ettiler. Müminun Suresi’nde, Nuh Kavmi’nde gelişen olaylar şöyle anlatılıyor:

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: ‘Ey Kavmim, Allah’a kulluk edin. O’nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?’

Bunun üzerine, kavminden inkâra sapmış önde gelenler dediler ki: ‘Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz.’

O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin.

Rabbim’ dedi (Nuh). ‘Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et. (Mü’minun Suresi, 23-26)

Ayetlerde anlatıldığı gibi, kavminin önde gelenleri Hz. Nuh’u, onlara karşı üstünlük elde etmeye çalışmak, yani kişisel çıkarlar aramak gibi basit bir suçlamayla karalamaya çalıştılar ve ona "deli" damgası vurmak istediler. Ve onu gözetlemeye, baskı altında tutmaya karar verdiler.

Bunun üzerine Allah Hz. Nuh’a, inkar edip zulmedenlerin suda boğularak azaplandırılacağını ve iman edenlerin kurtarılacağını haber verdi.

Sözü edilen azap vakti geldiğinde, yerden sular ve coşkun kaynaklar fışkırdı ve bunlar şiddetli yağmurlarla birleşerek dev boyutlu bir taşkına neden oldu. Allah, Hz. Nuh’a "onun içine her ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş onlanlar dışında olan aileni de alıp koy" (Mü’minun Suresi, 27) emrini verdi ve Hz. Nuh’un gemisine binmiş olanlar dışında —Hz. Nuh’un, yakındaki bir dağa sığınarak kurtulacağını sanan "oğlu" da dahil olmak üzere— tüm kavim suda boğuldu. Tufan sonucunda sular çekilip, ayetin ifadesiyle "iş bitiverince" de gemi, Kuran’da bildirildiğine göre, Cudi’ye—yani yüksekçe bir yere—oturdu.

Yapılan arkeolojik, jeolojik ve tarihi çalışmalar olayın Kuran’da anlatıldığı şekilde meydana geldiğini göstermektedir. Eski çağlarda yaşamış birçok uygarlığa ait tabletlerde ve elde edilen birçok tarihi belgede, tufan olayı, kişi ve yer isimleri farklılık gösterse de, çok büyük benzerliklerle anlatılmış ve "sapkın bir kavmin başına gelenler" bir ibret kaynağı olarak çağdaşlarına sunulmuştur.

Tufan olayı, Tevrat ve İncil’in dışında, Sümer, Asur-Babil kayıtlarında, Yunan efsanelerinde, Hindistan’da Satapatha, Brahmana ve Mahabharata destanlarında, İngiltere’nin Galler yöresinde anlatılan bazı efsanelerde, İskandinav Edna efsanelerinde, Litvanya efsanelerinde ve hatta Çin kaynaklı öykülerde birbirine çok benzer şekillerde anlatılır.

Birbirinden ve Tufan bölgesinden hem coğrafi hem kültürel olarak bu kadar uzak kültürlerde, Tufan’la ilgili bu denli detaylı ve birbiriyle uyumlu bilgi nasıl yerleşmiş olabilir?

Sorunun cevabı açıktır: Eski dönemlerde birbirleriyle ilişki kurmuş olmaları imkansız olan bu toplumların yazıtlarında aynı olaydan bahsedilmesi, aslında bu insanların bir ilahi kaynaktan bilgi aldıklarını gösteren açık bir kanıt durumundadır. Görünen odur ki, tarihin en büyük helak olaylarından biri olan Tufan, farklı uygarlıklara gönderilen birçok peygamberler tarafından ibret için anlatılmış ve bu şekilde Tufan’la ilgili bilgiler çeşitli kültürlere yerleşmiştir.

Bununla birlikte, Tufan olayı ve Nuh Kıssası bir çok kültür ve dini kaynaklarda anlatılmasına rağmen, kaynakların tahrif edilmesi veya yanlış aktarma ve kasıtlar sebebiyle birçok değişikliğe uğramış, aslından uzaklaştırılmıştır. Yapılan araştırmalardan, temelde aynı olayı anlatan ancak aralarında birtakım farklılıklar da bulunan Tufan anlatımları içinde, eldeki bilimsel bulgulara uygun yegane anlatımın Kuran’daki olduğunu görüyoruz.

Kuran’da Hz. Nuh ve Tufan

Nuh Tufanı, Kuran’ın pek çok ayetinde anlatılır. Aşağıda, olayın gelişim sırasına göre ayetler derlenmiştir.

Hz. Nuh’un, Kavmini Dine Davet Edişi

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik. Dedi ki: ‘Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım.’ (A’raf Suresi, 59)

(Nuh ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; benim ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.’ (Şuara Suresi, 107-110)

Andolsun, biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: Ey Kavmim, Allah’a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de korkup-sakınmayacak mısınız? (Müminun Suresi, 23)

Hz. Nuh’un, Kavmini Allah’ın Azabına Karşı Uyarması

Hiç şüphesiz Biz Nuh’u: Kavmini, onlara acı biz azap gelmeden evvel uyarıp korkut diye kendi kavmine gönderdik. (Nuh Suresi, 1)

(Nuh ‘Artık siz, ileride bileceksiniz. Aşağılatıcı azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne çökecek.’ (Hud Suresi, 39)

(Nuh ‘Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acı bir günün azabından korkarım.’ (Hud Suresi, 26)

Kavmin Hz. Nuh’u Yalanlaması

Kavminin önde gelenleri? ‘Gerçekte biz seni açıkça bir ‘şaşırmışlık ve sapmışlık’ içinde görmekteyiz’ dediler. (A’raf Suresi, 60)

Dediler ki: ‘Ey Nuh, bizimle çekişip-durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan bize vadettiğini getir (görelim.)’ (Hud Suresi, 32)

Gemiyi yapmaktaydı. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında onunla alay ediyordu. O: ‘Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz’ dedi. (Hud Suresi, 38)

Bunun üzerine, kavminden küfre sapmış önde gelenler dediler ki: ‘Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz. O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin.’ (Müminun Suresi, 24-25)

Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuzu yalanladılar ve ‘delidir’ dediler. O, baskı altına alınıp engellenmişti. (Kamer Suresi, 9)

Hz. Nuh’a Uyanların Küçük Görülmeleri

Kavminden, ileri gelen inkarcılar: ‘Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz’ dedi.’ (Hud Suresi, 27)

Dediler ki: ‘Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?’ Dedi ki: ‘Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur. Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız). Ve ben mümin olanları kovacak değilim. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcı-korkutucuyum.’ (Şuara Suresi, 111-115)

Allah’ın Hz. Nuh’a Üzülmemesini Hatırlatması

Nuh’a vahyedildi: ‘Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme.’ (Hud Suresi, 36)

Hz. Nuh’un Duaları

(Nuh ‘Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar.’ (Şuara Suresi, 118)

Sonunda Rabbine dua etti: ‘Gerçekten ben yenik düşmüş durumdayım. Artık sen intikam al.’ (Kamer Suresi, 10)

(Nuh) Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten ben kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum. Fakat benim davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı.’ (Nuh Suresi, 5-6)

(Nuh) ‘Rabbim’ dedi. ‘Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et.’ (Müminun Suresi, 26)

Andolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de ne güzel icabet etmiştik. (Saffat Suresi, 75)

Geminin Yapılışı

Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulme sapanlar konusunda da Bana hitapta bulunma. Çünkü onlar suda-boğulacaklardır. (Hud Suresi, 37)

Hz. Nuh’un Kavminin Suda Boğularak Helak Olması

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. (A’raf Suresi, 64)

Sonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk. (Şuara Suresi, 120)

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.’ (Ankebut Suresi, 14)

Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk. (A’raf Suresi, 72)

Hz. Nuh’un ‘Oğlunun’ da Helak Olması

Kuran’da, Tufan’ın başlangıcında Hz. Nuh ile onun oğlu arasında geçen bir diyalog şöyle anlatılır:

(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzmekteyken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: ‘Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma.’ (Oğlu) Dedi ki: ‘Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur.’ Dedi ki: ‘Bugün Allah’ın emrinden, esirgeyen olandan başka bir koruyucu yoktur.’ Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.’… (Hud Suresi, 42-43)

Tufan’dan Müminlerin Kurtulmaları

Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları yüklü gemi içinde kurtardık. (Şuara Suresi, 119)

Böylece Biz onu da gemi halkını da kurtardık ve bunu alemlere bir ayet kılmış olduk. (Ankebut Suresi, 15)

‘Tufan’ın Fiziksel Özellikleri

Biz, bardaktan boşanırcasına akan bir su ile göğün kapılarını açtık. Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı birleşti. Ve onu da tahtalar, çiviler üzerinde taşıdık. (Kamer Suresi, 11-13)

Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: ‘Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle.’ Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti. (Hud Suresi, 40)

(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzmekteyken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: ‘Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma.’ (Hud Suresi, 42)

Böylelikle Biz ona: ‘Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır’ diye vahyettik. (Müminun Suresi, 27)

Geminin Yüksekçe Bir Yere Oturması

Denildi ki: ‘Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.’ Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: ‘Uzak olsunlar’ denildi. (Hud Suresi, 44)

Tufan Olayı’nın İbret Verici Olması

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide Biz sizi taşıdık; Öyle ki, onu sizlere bir ibret kılalım. Gerçeği belleyip kavrayabilen kullar da onu belleyip kavrasın. (Hakka Suresi, 11-12)

Allah’ın Hz. Nuh’u Övmesi

Alemler içinde selam olsun Nuh’a. Gerçekten Biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, Bizim mümin olan kullarımızdandı. (Saffat Suresi, 79-81)

Tufan Yerel Bir Afet miydi?

Nuh Tufanı’nın varlığını inkar edenler, bu iddialarına delil olarak dünya çapında bir tufanın varlığının imkansız olduğunu söylemektedirler. Ayrıca böylesine bir tufanın gerçekleşmemiş olduğu iddiasını, Kuran’a saldırmak amacıyla da öne sürmektedirler..

Oysa bu iddia, Allah’ın indirdiği ve tahrif edilmemiş tek kutsal kitap olan Kuran’ı Kerim için geçerli değildir. Çünkü Kuran’da, Tufan olayına, Tevrat ve çeşitli kültürlerde bahsedilen Tufan efsanelerinden çok daha farklı bir bakış açısı getirilir. Eski Ahit’in ilk beş kitabını oluşturan Muharref Tevrat, bu tufanın evrensel olduğunu ve tüm dünyayı kapsadığını söylemektedir. Oysa Kuran’da böyle bir bilgi verilmez, aksine, ilgili ayetlerden Tufan’ın yöresel olduğu ve tüm dünyanın değil, Hz. Nuh tarafından uyarılıp-korkutulan Nuh Kavmi’nin cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.

Tevrat’ın ve Kuran’ın Tufan anlatımlarına bakıldığında bu farklılık kolaylıkla kendi gösterir. Tarih içinde çeşitli tahrifatlara ve eklemelere maruz kalmış olan Tevrat, Tufan’ın başlangıcını şöyle açıklamaktadır:

Ve Rab gördü ki, yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu, ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi. Ve RAB yeryüzünde adamı yaptığına nadim oldu, ve yüreğinde acı duydu. Ve RAB dedi: Yarattığım adamı, ve hayvanları, sürünenleri ve göklerin kuşlarını toprağın yüzü üzerinden sileceğim; çünkü onları yaptığıma nadim oldum. Fakat Nuh, Rabbin gözünde inayet buldu. (Tekvin, 6:5-8)

Oysa Kuran’da tüm dünyanın değil, sadece Nuh kavminin helak edildiği bildirilmektedir. Tıpkı Ad kavmine gönderilen Hz. Hud (Hud Suresi, 50) veya Semud Kavmi’ne gönderilen Hz. Salih (Hud Suresi, 61) ve diğer peygamberler gibi Hz. Nuh da yalnızca kendi kavmine gönderilmiştir ve Tufan da Nuh’un kavmini ortadan kaldırmıştır:

Andolsun, Biz Nuh’u kavmine gönderdik. (Onlara) ‘Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp- korkutucuyum. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acıklı bir günün azabından korkmaktayım’ dedi. (Hud Suresi, 25-26)

Helak olanlar Hz. Nuh’un tebliğini hiçe sayan ve isyanda direten kavimdir. Bu konudaki ayetler hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek kadar açıktır:

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. (A’raf Suresi, 64)

Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk. (A’raf Suresi, 72)

Ayrıca Kuran’da Allah, herhangi bir kavme elçi gönderilmedikçe, o kavmin helak edilmeyeceğini söylemektedir. Helak için, kavmin kendisine uyarıcı korkutucu gelmiş olması ve bu uyarıcının yalanlanmış olması gerekmektedir. Kasas Suresi’nde şöyle denilir:

Senin Rabbin, ‘ana yerleşim merkezlerine’ onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve Biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz. (Kasas Suresi, 59)

Kendisine uyarıcı gönderilmeyen bir kavmin helak edilmesi, Allah’ın sünneti değildir. Bir uyarıcı olan Hz. Nuh ise sadece kendi kavmine gönderilmiştir. Bu sebeple Allah, uyarıcı gönderilmemiş olan kavimleri değil, sadece Hz. Nuh’un kavmini helak etmiştir.

Kuran’daki bu ifadelerden Nuh Tufanı’nın tüm dünyayı kaplayan değil, yöresel bir felaket olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Tufan’ın gerçekleştiği düşünülen arkeolojik bölgede yapılan —ve birazdan inceleyeceğimiz— kazılar da, Tufan’ın tüm dünyayı kaplayan evrensel bir olay değil, Mezopotamya’nın bir bölümünü etkisi altına almış olan çok geniş bir afet olduğunu göstermektedir.

Gemiye Bütün Hayvanlar Alındı mı?

Kitab-ı Mukaddes yorumcuları, Hz. Nuh’un yeryüzündeki tüm hayvan türlerini gemiye aldığına ve hayvan neslinin Hz. Nuh sayesinde yok olmaktan kurtulduğuna inanırlar. Bu inanışa göre yeryüzündeki tüm hayvanlar toplanmış ve gemiye yerleştirilmiştir.

Bu iddiayı savunanlar elbette birçok açıdan çok zor duruma düşmektedirler. Gemiye alınan hayvan türlerinin nasıl beslendikleri, gemide nasıl istiflendikleri, birbirlerinden nasıl tecrit edildikleri gibi soruların cevaplanması elbette mümkün değildir. Dahası, farklı kıtalara has hayvanların nasıl toplandığı da merak konusudur; kutuplardaki memeliler, Avustralya’daki kangurular veya Amerika’ya has bizonlar gibi. Ayrıca insan için son derece tehlikeli olan yılan, akrep gibi zehirli olanların ve vahşi hayvanların nasıl yakalandığı, Tufan’a kadar bunların kendi doğal ortamlarının dışında nasıl yaşatılabildiği gibi sorular da birbirini izlemektedir.

Ancak bunlar Tevrat’ın karşı karşıya kaldığı zorluklardır. Kuran’da ise, yeryüzündeki tüm hayvan türlerinin gemiye alındığına dair bir açıklama bulunmamaktadır. Daha önce belirttiğimiz gibi Tufan belirli bir bölgede gerçekleşmiştir. Bu nedenle gemiye alınan hayvanlar, Nuh kavminin bulunduğu bölgede yaşayanlar olmalıdır.

Ancak sadece o bölgede yaşayan tüm hayvan türlerinin bile biraraya getirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Hz. Nuh’un ve çok az sayıda oldukları belirtilen müminlerin (Hud Suresi, 40) çevrelerindeki yüzlerce hayvan türünden çiftler topladıklarını düşünmek de zordur. Yaşadıkları bölgedeki hayvanlardan sadece böcek türlerinin toplanması bile mümkün değildir; hem de erkek dişi ayrımı yaparak! Bu nedenle, toplanan hayvanların rahatlıkla yakalanıp himaye edilebilecek ve özellikle de insanlara yarar sağlayacak evcil hayvanlar olduğu düşünülebilir. Buna göre, Hz. Nuh muhtemelen, inek, koyun, at, tavuk, horoz, deve ve benzeri hayvanları gemiye almış olabilir. Çünkü Tufan nedeniyle canlılığını büyük ölçüde yitirmiş olan bölgede yeni kurulacak hayat için gerekli olan temel hayvanlardır bunlar.

Burada önemli olan nokta şudur: Allah’ın Hz. Nuh’a verdiği hayvanları toplama emrindeki hikmet, hayvanların neslini korumaktan çok, Tufan sonrasında kurulacak yeni yaşama gerekli olan hayvanların toplanması olmalıdır. Çünkü Tufan yerel olduğu için hayvanların soylarının tükenmesi söz konusu olamaz. Nasıl olsa Tufan’dan sonra zamanla diğer bölgelerden hayvanlar bu bölgeye göç edip bölgeyi eski canlılığına getireceklerdir. Önemli olan Tufan’dan hemen sonra bölgede kurulacak yaşamdır ve toplanan hayvanlar temelde bu amaçla toplanmış olmalıdırlar.

Sular Ne Kadar Yükseldi?

Tufan hakkındaki bir başka tartışma ise, suların dağları kaplayacak kadar yükselip yükselmediği konusundadır. Bilindiği gibi Kuran’da, geminin Tufan sonrası "Cudi"ye oturduğu bildirilmektedir. "Cudi" kelimesi kimi zaman özel bir dağ ismi olarak alınır, oysa kelime Arapça’da "yüksekçe yer-tepe" anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Kuran’da "Cudi"nin, özel bir dağ ismi olarak değil, sadece geminin yüksekçe bir mekana oturduğunu anlatmak için kullanılmış olabileceği gözardı edilmemelidir. Ayrıca cudi kelimesinin bu anlamından, suların belirli bir yüksekliğe eriştiği, ama yine de büyük dağların seviyesine kadar yükselmemiş olduğu da çıkarılabilir. Yani Tufan Tevrat’ta anlatıldığı gibi tüm yeryüzünü ve yeryüzündeki tüm dağları yutmamış, sadece belirli bir bölgeyi kaplamış olmalıdır.

Nuh Tufanı’nın Yeri

Nuh Tufanı’nın gerçekleştiği yer olarak Mezopotamya Ovası gösterilir. Bu bölgede tarihte bilinen en eski ve en gelişmiş uygarlıklar kurulmuştur. Ayrıca bu bölge, Dicle ve Fırat nehirlerinin ortasında yer alması sebebiyle, coğrafi olarak büyük bir su baskınına uygun bir zemin teşkil etmektedir. Tufan’ın etkisini artıran sebeplerden birisi, büyük bir ihtimalle, bu iki nehrin yataklarından taşıp bölgeyi etkisi altına almış olmasıdır.

Bu bölgenin Tufan’ın gerçekleştiği yer olarak kabul edilmesinin ikinci bir sebebi de tarihseldir. Bölgedeki birçok medeniyetin kayıtlarında, aynı dönemde yaşanmış bir Tufan’ı anlatan çok sayıda belge ortaya çıkarılmıştır. Nuh kavminin helak edilmesine tanık olan bu medeniyetler, bu felaketin oluş biçimini ve sonuçlarını tarihsel kayıtlara işleme ihtiyacı hissetmiş olmalıdırlar. Tufan’ı anlatan efsanelerin çoğunluğunun Mezopotamya kökenli olduğu da bilinmektedir. En önemlisi de arkeolojik bulgulardır. Bunlar, bu bölgede gerçekten de büyük bir su baskınının meydana geldiğini göstermektedir. Bu su baskını, ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz gibi, bölgede bulunan uygarlığın bir süre için duraksamasına neden olmuştur. Yapılan kazılarda böylesine büyük bir felaketin açık izleri toprağın altından çıkartılmıştır.

Mezopotamya bölgesinde yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, bu bölge tarih içinde birçok kez seller ve Dicle, Fırat nehirlerinin taşması sonucu meydana gelen felaketlerle yüz yüze gelmiştir. Örneğin, MÖ 2000 civarında Mezopotamya’nın tam güney kısmında bulunan büyük Ur kentinin hükümdarı olan İbbi-sin zamanındaki bir yıl, "gökle yer arasındaki sınırları yok eden bir Tufan sonrası"1 şeklinde tanımlanmaktadır. MÖ 1700′lerde Babilli Hammurabi zamanında bir yıl da "Eşnunna kentinin bir selle yıkılması" olayıyla tanımlanmaktadır.

MÖ 10. yüzyılda hükümdar Nabu-mukin-apal zamanında Babil şehrinde bir su baskını gerçekleşmiştir.2 Milattan sonra 7., 8., 10., 11. ve 12. yüzyıllarda da bölgede önemli su baskınları vuku bulmuştur. 20. yüzyılda 1925, 1930 ve 1954 yıllarında da bu meydana gelmiştir.3 Anlaşılan odur ki bölge, her zaman için bir sel felaketine açıktır ve Kuran’da belirtildiği gibi büyük çaplı bir selin tüm bir kavmi yok etmesi açıkça mümkündür.

Tufan’ın Arkeolojik Delilleri

Kuran’da helak edildiği haber verilen kavimlerin birçoğunun izlerine günümüzde rastlanılması bir tesadüf değildir. Arkeolojik verilerden anlaşılmaktadır ki, bir kavmin ortadan kaybolması ne kadar ani olursa, buna ait bulgu elde edilmesi şansı da o kadar fazla olmaktadır.

Bir uygarlığın birdenbire ortadan kalkması durumunda —ki bu bir doğal felaket, ani bir göç veya bir savaş sonucu olabilir— bu uygarlığa ait izler çok daha iyi korunmaktadır. İnsanların içinde yaşadıkları evler ve günlük hayatta kullandıkları eşyalar, kısa bir zaman içinde toprağın altına gömülmektedir. Böylece bunlar, uzunca bir süre insan eli değmeden saklanmakta ve günışığına çıkartılmalarıyla geçmişteki yaşam hakkında önemli ipuçları sunmaktadırlar.

İşte Nuh Tufanıyla ilgili birçok delilin günümüzde ortaya çıkarılması bu sayede olmuştur. MÖ 3000 yılları civarında gerçekleştiği düşünülen Tufan, tüm bir uygarlığı bir anda yok etmiş ve bunun yerine tamamen yeni bir uygarlık kurulmasını sağlamıştır. Böylece Tufan’ın açık delilleri, bizlerin ibret alması için binlerce yıl boyunca korunmuştur.

Mezopotamya Ovası’nı etkisi altına alan Tufan’ı araştırmak için yapılmış birçok kazı vardır. Bölgede yapılan kazılarda başlıca dört şehirde büyük bir tufan sonucu gerçekleşmiş olabilecek sel felaketinin izlerine rastlanmıştır. Bu şehirler Mezopotamya Ovası’nın önemli şehirleri Ur, Uruk, Kiş ve Şuruppak’tır.

Bu şehirlerde yapılan kazılar, bunların tümünün MÖ 3000′li yıllar civarında bir sele maruz kaldıklarını göstermektedir.

Önce Ur şehrinde yapılan kazıları ele alalım.

Günümüzde Tel-El Muhayer olarak isimlendirilen Ur şehrinde yapılan kazılarda ele geçirilen medeniyet kalıntılarının en eskisi MÖ 7000′li yıllara kadar uzanmaktadır. İnsanların ilk uygarlık kurdukları yerlerden birisi olan Ur şehri, tarih boyunca birçok medeniyetin birbiri ardına gelip geçtiği bir yerleşim bölgesi olmuştur.

Ur şehrinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan arkeolojik bulgular, buradaki medeniyetin çok büyük bir sel felaketi sonunda kesintiye uğradığını, daha sonra zaman içinde tekrar yeni uygarlıkların meydana çıkmaya başladığını göstermektedir. Bu bölgede ilk kazıyı yapan kişi, British Museum’dan R. H. Hall’dür. Hall’den sonra kazıyı yürütme görevini devralan Leonard Woolley, British Museum ve Pennsylvania Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen bir kazı çalışmasına da başkanlık etmiştir. Woolley’in yürüttüğü ve dünya çapında büyük sansasyon yaratan kazı çalışmaları 1922′den 1934 yılına kadar sürdürülmüştür.

Sir Woolley’in kazıları Bağdat ile Basra Körfezi arasındaki çölün ortalarında gerçekleşti. Ur şehrinin ilk kurucuları, Kuzey Mezopotamya’dan gelmiş olan ve kendilerine "Ubaidyen" ismini veren bir halktı. Bu halka dair bilgi elde etmek için detaylı kazılar başlatıldı. Reader’s Digest dergisinde Woolley’in kazıları şöyle anlatılıyor:

Kazı yapılan bölgede, derine inildikçe çok önemli bir buluntu ortaya çıkarılmıştı, bu Ur şehrinin krallar mezarlığıydı. Araştırmacılar Sümer krallarının ve soyluların gömülmüş olduğu bu mezarlıkta birçok efsanevi sanat eserlerine rastladılar. Miğferler, kılıçlar, müzik aletleri, altından ve kıymetli taşlardan yapılmış sanat yapıtları. Bunlardan çok daha önemli olan başka şeyler de vardı; kil tabletlere hayret verici bir ustalık ve beceriyle, yüksek bir teknikle pres edilmiş tarihsel kayıtlar. Araştırmacılar, Ur’da kral listelerindeki aynı adları taşıyan yazılar bulmuş, hatta bunların arasında Ur’un ilk krallık ailesini kuran kişinin adına rastlamıştı. Woolley, mezarlığın ilk Ur Hanedanlığı’ndan önce başladığı neticesine vardı. Bu nedenle, son derece gelişmiş bir medeniyetin ilk hanedandan daha önceleri var olduğu sonucuna vardı.

Kanıtın iyice incelenmesinden sonra Woolley kazıyı daha derinlere, mezarların altına doğru ilerletmeye karar verdi. İşçiler çamur olmuş tuğlaların içinden bir metre kadar derine daldılar ve çanak çömlekleri çıkarmaya başladılar. "Ve sonra birdenbire herşey durdu." Woolley böyle yazıyordu. "Artık ne çanak, ne çömlek, ne kül vardı, yalnız suyun getirdiği temiz çamur."

Woolley kazıya devam etti, iki buçuk metre kadar temiz kil tabakasından geçilerek derine dalındı ve sonra birdenbire işçiler, tarihçilerin son Taş Devri kültürü olarak isimlendirdiği bu devrin insanları tarafından yapılmış zımpara taşından aletler ve çanak çömlek parçalarına rastladılar. Çamur iyice temizlenince altında kalmış bir medeniyet ortaya çıktı. Bu durum, bölgede büyük bir su baskınının meydana geldiğini gösteriyordu. Ayrıca mikroskobik analiz, temiz kilden kalın bir katmanın, eski Sümer uygarlığını yok edecek kadar büyük bir tufan tarafından buraya yığılmış olduğunu gösteriyordu. Gılgamış Destanı ile Nuh’un öyküsü, Mezopotamya Çölü’nde kazılan bir kuyuda ortak bir kaynakta birleşmiş oluyordu.4

Ayrıca Max Mallowan kazıyı yürüten Leonard Woolley’in düşüncelerini şöyle aktarıyordu:

Woolley, tek bir zaman diliminde oluşmuş böylesine büyük bir mil kütlesinin sadece çok büyük bir sel felaketinin sonucu olabileceğini belirterek; Sümer Ur’u ile Al-Ubaid’in boyalı çanak çömlek kullanan halkı tarafından kurulan kenti ayıran sel tabakasını, efsanevi Tufan’ın kalıntıları olarak tanımladı.5

Bu veriler, Tufan’ın etkilediği yerlerden birinin Ur şehri olduğunu gösteriyordu. Alman arkeolog Werner Keller de söz konusu kazının önemini şöyle ifade etmişti: "Mezopotamya’da yapılan arkeolojik kazılarda balçıklı bir tabakanın altından şehir kalıntılarının çıkması burada bir sel olduğunu ispatlamış oldu."6

Tufan’ın izlerini taşıyan bir başka Mezopotamya şehri ise günümüzde Tel El-Uhaymer olarak isimlendirilen, Sümerlilerin Kiş şehridir. Eski Sümer kayıtlarında, bu şehir "Büyük Tufan’dan sonra başa geçen ilk hanedanlığın başkenti" olarak nitelendirilmektedir.7

Günümüzde Tel El-Fara olarak adlandırılan Güney Mezopotamya’daki Şuruppak kenti de Tufan’ın açık izlerini taşımaktadır. Bu kentteki arkeolojik çalışmalar 1920-1930 yılları arasında Pennsylvania Üniversitesi’nden Erich Schmidt tarafından yürütüldü. Kazılarda MÖ 3000-2000 yılları arasında var olan bir uygarlığın doğuşu ve gelişmesi değişik tabakalarda rahatlıkla izlenebiliyordu. Çivi yazılı kayıtlardan anlaşılan oydu ki, bu bölgede MÖ 3000′li yıllarda, kültürel olarak oldukça gelişmiş bir halk yaşıyordu.8

Asıl önemli nokta ise, bu şehirde de MÖ 3000-2900 yılları civarında büyük bir sel felaketinin gerçekleştiğinin anlaşılmasıydı. Schmidt’in çalışmalarını anlatan Mallowan şöyle diyor:

"Schmidt 4-5 metre derinlikte kil ve kum karışımı sarı topraktan bir tabakaya erişti (bu tabaka selle beraber oluşmuştu). Bu tabaka, höyük kesitine göre ova seviyesine yakın bir düzeyde yer alıyordu ve höyüğün her yerinde izlenebiliyordu…" Cemdet Nasr dönemini Eski Krallık döneminden ayıran kil ve kum karışımı tabakayı Schmidt "tamamen nehir kökenli bir kum" olarak tanımlayarak Nuh Tufanı ile ilişkilendirdi.9

Kısacası Şuruppak kentinde yapılan kazılarda da yaklaşık MÖ 3000-2900 yıllarına rastgelen bir selin kalıntıları ortaya çıkartılmıştı. Diğer şehirlerle beraber Şuruppak kenti de muhtemelen Tufan’dan etkilenmişti.10

Tufan’dan etkilendiğine dair elde kanıtlar olan son yerleşim birimi, Şuruppak’ın güneyinde yer alan ve günümüzde Tel El-Varka olarak isimlendirilen Uruk kentidir. Bu kentte de diğerleri gibi bir sel tabakasına rastlanmıştır. Bu sel tabakası da, MÖ 3000-2900′li yıllarla tarihlendirilmektedir.11

Bilindiği gibi Dicle ve Fırat nehirleri Mezopotamya’yı boydan boya kesmektedir. Anlaşılan odur ki, olay anında, bu iki nehir ve irili ufaklı bütün su kaynakları taşmış, bunlar yağmur sularıyla birleşerek büyük bir su baskını oluşturmuşlardır. Kuran’da olay şöyle anlatılır:

Biz de ‘bardaktan boşanırcasına akan’ bir su ile göğün kapılarını açtık. Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı birleşti. (Kamer Suresi, 11-12)

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık. (Hakka Suresi, 11)

Aslında felaketin gerçekleşmesine neden olan öğeler tek tek ele alındığında hepsi gayet doğal olaylardır. Tüm bu olayların aynı anda olması ve Hz. Nuh’un da kavmini böyle bir felaket için uyarması, olayın mucizevi yönünü oluşturur.

Yapılan çalışmalar sonucu elde edilen ipuçları değerlendirildiğinde Tufan’ın oluştuğu alanın boyutlarının yaklaşık olarak doğudan batıya (genişlik) 160 km, kuzeyden güneye (boy) 600 km. olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu tespit de, Tufan’ın tüm Mezopotamya ovasını kapladığını göstermektedir. Tufan’ın izlerini taşıyan Ur, Uruk, Şuruppak ve Kiş şehirleri dizilimini incelediğimiz zaman bunların bir hat üzerinde yer aldığını görürüz. Öyleyse Tufan, bu dört şehri ve çevresini etkilemiş olmalıdır. Ayrıca MÖ 3000′li yıllarda Mezopotamya ovasının coğrafi yapısının günümüzdekinden daha farklı olduğunu söylemek gerekir. O devirlerde Fırat nehrinin yatağı, bugünküne göre daha doğuda bulunmaktaydı; bu akış rotası da Ur, Uruk, Şuruppak ve Kiş’ten geçen bir hatta denk geliyordu. Kuran’da belirtilen "yeryüzü ve gökyüzü pınarları"nın açılmasıyla, anlaşıldığına göre, Fırat nehri taşmış ve yukarıda belirtilen bu dört şehri yerle bir ederek yayılmıştı.

Tufan’dan Söz Eden Din ve Kültürler

Hak dini tebliğ eden peygamberlerin ağzından hemen her kavme duyurulmuş olan Tufan, zamanla çeşitli dejenerasyon ve eklemelerle karıştırılarak, sözü edilen toplumların efsaneleri haline dönüştürülmüştür.

Allah, Nuh Tufanı’nı, insanlara bir ibret ve ders konusu teşkil etmesi için farklı toplumlara gönderdiği peygamberler ve kitaplar yoluyla aktarmıştır. Ancak her defasında metinler orijinalinden uzaklaştırılmış ve Tufan anlatımlarına mistik, mitolojik öğeler katılmıştır. Arkeolojik bulgularla uyuşan ve onları tasdik eden tek kaynak ise Kuran’dır. Bunun tek nedeni Allah’ın Kuran’ı en ufak bir değişikliğe uğramadan korumuş olması ve aslının bozulmasına izin vermemesidir. Kuran, "hiç şüphesiz zikri (Kuranı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da biziz" (Hicr Suresi, 9) hükmüne göre, Allah’ın özel koruması altındadır.

Kitabımızın Tufan’la ilgili son kısmında olayın—oldukça bozulmuş olmakla birlikte—çeşitli kültürlerde, ayrıca Tevrat ve İncil’de nasıl yer aldığını inceleyeceğiz.

Tevrat’ta Nuh Tufanı

Hz. Musa’ya indirilmiş hak kitap olan Tevrat, bilindiği gibi zamanla orijinalliğini yitirmiş, bazı kısımları Yahudi toplumunun önde gelenleri tarafından değiştirilmiştir. Hz. Musa döneminden sonra İsrailoğulları’na gönderilen peygamberlerin bildirdikleri de aynı sona uğramış ve tahrif edilmiştir. Dolayısıyla orijinalliğini kaybetmiş olan "Muharref Tevrat"ın bu özelliği, bizim ona bir kutsal kitaptan çok, bir tarih kitabı gibi bakmamızı gerektirir. Nitekim M. Tevrat’ın bu yapısı ve barındırdığı çelişkiler, -bazı bölümlerinde Kuran ile paralellikler içermekle birlikte-, Nuh kıssasında da kendini gösterir.

Tevrat’a göre, Allah, Hz. Nuh’a yeryüzünün zorbalıklarla dolu olması sebebiyle, inananların dışındaki tüm insanların yok edileceğini bildirir. Bunun için kendisine gemi yapmasını emreder ve gemiyi nasıl yapacağını etraflıca tarif eder. Ayrıca, gemiye ailesiyle beraber üç oğlunu ve onların üç karısını ve tüm canlılardan ikişer adet ve bir takım yiyecek erzak da almasını söyler.

Yedi gün sonra Tufan vakti geldiğinde, yerin bütün kaynakları yarılmış, göklerin pencereleri açılmış ve büyük bir sel ortaya çıkmıştır. Bu kırk gün, kırk gece devam etmiştir. Gemi, bütün yüksek yerleri ve dağları örten sular üzerinde yüzmüştür. Böylece Hz. Nuh ile beraber gemide olanlar kurtulmuşlar, geride kalanlar ise Tufan’ın sularına kapılıp gitmiş ve boğularak ölmüşlerdir. 40 gün 40 gece süren tufandan sonra yağmurlar kesilmiş ve bundan 150 gün sonra sular alçalmaya başlamıştır.

Bunun üzerine gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde, Ararat (Ağrı) dağları üzerine oturur. Hz. Nuh, suların iyice çekilip çekilmediğini anlamak için birkaç defa güvercin yollar ve sonunda güvercin geri dönmeyince suların iyice çekildiği anlaşılır. Bunun üzerine Allah da Hz. Nuh’a yeryüzüne yayılmaları için gemiden çıkmalarını söyler.

Tevrat’ta yer alan Nuh Tufanı ile ilgili bazı bölümler şöyledir:

Ve Allah Nuh’a dedi: Önüme bütün beşerin sonu geldi; çünkü onların sebebiyle yeryüzü zorbalıkla doldu, ve işte, ben onları yeryüzü ile beraber yok edeceğim. Kendine gofer ağacından bir gemi yap; Ve ben, işte ben, göklerin altında kendisinde hayat nefesi olan bütün beşeri yok etmek için yeryüzü üzerine sular tufanı getiriyorum; yeryüzünde olanların hepsi ölecektir. Fakat seninle ahdimi sabit kılacağım; ve sen ve seninle beraber oğulların, ve senin karın ve oğullarının karıları gemiye gireceksiniz. Ve seninle beraber sağ kalmak için her yaşayan, bütün beden sahibi olanlardan, her nevinden ikişer olarak gemiye getireceksin; erkek ve dişi olacaklar. Ve Nuh Allah’ın kendisine emrettiği her şeye göre yaptı; öyle yaptı. (Tekvin, 6/13-22)

Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde, Ararat dağları üzerine oturdu. (Tekvin, 8/1-19)

Bütün yeryüzü üzerinde zürriyetlerinin sağ kalması için, kendine her temiz hayvandan, erkek ve onun dişisi olarak yedişer ve temiz olmayan hayvanlardan, erkek ve onun dişisi olarak ikişer… (Tekvin, 7/1-24)

Ve ahdimi sizinle sabit kılacağım, ve bütün beşer artık tufanın suları ile silmeyecektir, ve yeryüzünü helak etmek için artık tufan olmayacaktır. (Tekvin, 9/11)

Tevrat’a göre, tüm dünyayı kaplayan bir Tufan’la "yeryüzünde olanların hepsi ölecektir" hükmü gereği, tüm insanlar cezalandırılmış, Tufan sonrasında yaşayan yegane insanlar Hz. Nuh ile gemiye binenler olmuştur.

İncil’de Nuh Tufanı

Bugün elimizde var olan İncil de gerçek anlamda İlahi bir kitap değildir. Yeni Ahit, Hz. İsa’nın sözlerini ve eylemlerini içeren, onun göğe yükselişinden 30 ila 50 yıl sonra, onu hiç görmemiş ya da bir süre yanında bulunmuş kişiler tarafından yazılmış dört "İncil"le başlar; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Bu dört İncil arasında çok belirgin çelişkiler vardır, özellikle Yuhanna İncili, birbirlerine büyük ölçüde paralel olan diğer üçünden (Snoptik İnciller) çok farklıdır. Yeni Ahit’in diğer kitapları ise Hz. İsa’dan sonra onun havarilerinin yaptıkları işleri anlatan ve havariler veya Tarsuslu Pavlus (sonradan Aziz Paul) tarafından yazılan mektuplardan oluşur.

Dolayısıyla bugünkü İncil de ilahi bir metin değil, bir tarih kitabı niteliğindedir.

İncil’de Nuh Tufanı kısaca şöyle geçmektedir: Nuh peygamber sapkın ve itaatsiz kavme gönderilmiş, ancak kavmi ona uymayıp sapkınlıklarına devam etmiştir. Bunun üzerine Allah tufan ile inkar edenleri yakalamış, Nuh peygamberi ve inananları gemiye bindirip kurtarmıştır. Konuyla ilgili bazı İncil bölümleri şöyledir:

Nuh’un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu’nun gelişinde de öyle olacak. Nuh’un gemiye bindiği güne dek, tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Tufan gelinceye, hepsini süpürüp götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler. İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacak. (Matta, 24/37-39)

Tanrı, eski dünyayı da esirgemedi. Ama Tanrısızların dünyası üzerine tufanı gönderdiği zaman, doğruluk yolunu bildiren Nuh’u ve yedi kişiyi daha korudu. (II. Petrus, 2/5)

Tufan’la İlgili Diğer Kültürlerdeki Bilgiler

Sümerlerde: Enlil isimli bir tanrı, diğer tanrıların insanlığı yok etmeye karar verdiklerini, kendisinin de onları kurtarmaya niyetli olduğunu insanlara açıklar. Olayın kahramanı Sippar kentinin sofu kralı Ziusudra’dır. Tanrı Enlil, Ziusudr’aya Tufan’dan kurtulmak için ne yapması gerektiğini anlatır. Metnin kayığın yapılışını anlatan parçası yitiktir, ancak böyle bir parçanın varlığı, Tufan’ın gelip, Ziusudra’nın nasıl kurtulduğunu anlatan bölümlerinden anlaşılmaktadır. Tufan’ın Babilonya versiyonuna dayanılarak, olayın eksiksiz Sümer versiyonunda, Tufan’ın nedeni ve kayığın yapılışı hakkında çok daha doyurucu ayrıntının bulunduğu sonucuna varılabilir.

Sümer ve Babil kayıtlarına göre, Xisuthros ya da Khasisatra, ailesi, arkadaşları, kuşlar ve hayvanlarla birlikte 925 metre uzunluğunda bir gemiyle Tufan’dan kurtulmuşlardır. "Sular göğe doğru uzandı, okyanuslar kıyıları örttü ve nehirler yataklarından taştı." denir. Gemi daha sonra Gordiyen Dağı’na oturmuştur.

Asur-Babil kayıtlarına göre ise Ubaratutu ya da Khasisatra, ailesi, uşakları, sürüleri ve vahşi hayvanlarla birlikte 600 kübit uzunluğunda, 60 kübit yüksekliğinde ve genişliğinde bir tekneyle kurtulmuştur. Tufan 6 gün 6 gece sürmüştür. Gemi Nizar Dağı’na gelince uçurulan güvercin dönmüş ama karga dönmemiştir.

Bazı Sümer, Asur ve Babil kayıtlarına göre de, Utnapishtim, ailesiyle birlikte 6 gün 6 gece süren Tufan’ı atlatmışlardır: "Yedinci gün Utnapishtim dışarı baktı. Her şey çok sessizdi. İnsanoğlu tekrar çamura dönmüştü" diye anlatılır. Gemi Nizar Dağı’nda karaya oturunca Utnapishtim bir güvercin, bir karga ve bir de kırlangıç gönderir. Karga cesetleri yemek için kalır, fakat diğer iki kuş geri dönmez.

Hindistan’ın Satapatha, Brahmana ve Mahabharata destanlarında, adı geçen Manu, Rishiz ile birlikte Tufandan kurtulmuştur. Efsaneye göre Manu’nun yakalayıp yaşamını bağışladığı bir balık birdenbire büyüyüp, bir gemi inşa edip boynuzlarına bağlamasını söylemiştir. Balık gemiyi dev dalgaların üzerinden aşırıp, kuzeye, Himavat Dağı’na çıkarmıştır.

Britanya’nın Galler yöresi efsanelerine göre, Dwyfan ve Dwyfach büyük felaketten bir gemiyle kurtulmuşlardır. Dalgalar Gölü adı verilen Llynllion’un patlaması sonucu oluşan korkunç seller durulunca, Dwyfan ve Dwyfach yeniden Britanya halkını oluşturmaya başlarlar.

İskandinav Edna efsaneleri Bergalmer ile eşinin büyük bir tekneyle Tufan’dan kurtulduğunu anlatır.

Litvanya efsanelerinde ise birkaç çift insanın ve hayvanın yüksek bir dağın tepesinde bir kabuğun içinde barınarak kurtuldukları anlatılır. 12 gün 12 gece süren rüzgarlar ve seller yüksek dağa erişip oradakileri de yutacağı zaman, Yaratıcı onlara dev bir ceviz kabuğu atar. Dağdakiler ceviz kabuğu ile yolculuk yaparak felaketten kurtulurlar.

Çin kaynaklı öyküler Yao adında birisinin 7 kişiyle birlikte, ya da Fa Li, eşi ve çocuklarıyla birlikte bir yelkenliyle sel ve depremlerden kurtulduğu anlatır. "Dünya paramparça oldu. Sular fışkırıp her tarafı kapladı." diye söylenir. Sonunda sular çekilir.

Tüm bu bilgiler bizlere somut bir gerçeği göstermektedir. Tarihte her topluluğa İlahi vahyin mesajı ulaşmıştır ve bu sayede de pek çok toplum Nuh Tufanı ile ilgili bilgileri öğrenmişlerdir. Ancak insanların İlahi vahyin özünden uzaklaşmalarıyla birlikte Tufan ile ilgili bilgiler de çeşitli değişikliklere uğramış, efsanelere ve mitolojiye dönüşmüştür.

Hz. Nuh’un ve onun inkarcı kavminin gerçek hikayesini öğrenebileceğimiz yegane kaynak ise, İlahi vahyin bozulmamış tek kaynağı olan Kuran’dır.

Kuran’ın bu özelliği, yalnızca Nuh Tufanı değil, başka tarihsel olaylar ve kavimler hakkında da doğru bilgileri edinmemizi sağlar. İlerleyen bölümlerde bu gerçek bilgileri araştırmaya devam edeceğiz.

HZ. İBRAHİM’İN HAYATI

İbrahim, ne yahudi idi, ne de Hıristiyan’dı: ancak, o hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi. Doğrusu, insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü’minlerin velisidir. (Al-i İmran Suresi, 67-68)

Hz. İbrahim, Kuran’da kendisinden sıklıkla bahsedilen ve Allah’ın insanlara örnek gösterdiği bir peygamberdir. Putlara tapan kavmine Allah’ın mesajını getirmiş ve onları uyarıp korkutmuştur. Kavmi ise Hz. İbrahim’in uyarılarını dinlememiş, aksine ona cephe almıştır. Kavminin baskıları artınca Hz. İbrahim, eşi, Hz. Lut ve beraberindeki birkaç kişiyle beraber bir başka yere göç (hicret) etmek zorunda kalmıştır.

Kuran’da, öncelikle Hz. İbrahim’in Hz. Nuh’un soyundan geldiği belirtilmektedir.

Alemler içinde selam olsun Nuh’a. Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, bizim mü’min olan kullarımızdandı. Sonra diğerlerini suda boğduk. Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır. (Saffat Suresi, 79-83)

Hz. İbrahim’in zamanında Mezopotamya ovasında, Orta ve Doğu Anadolu’da yaşayan birçok kavim, göğe ve yıldızlara tapıyorlardı. En büyük tanrıları Ay tanrısı "Sin" idi. Ay tanrısı uzun sakallı ve elbisesinin üzerinde hilal şeklinde ay bulunan bir insan suretinde canlandırılıyordu. Ayrıca bu kavimler bu tanrılara ait birçok kabartma resim ve heykelcik yapıyor ve bunlara tapıyorlardı. Oldukça yaygın olan bu inanç, özellikle Yakındoğu’da kendisine oldukça uygun bir yaşam sahası bulmuş ve bu sayede uzun zaman varlığını sürdürmüştü. Bölgede yaşayan insanlar MS 600′lü yıllara kadar bu tanrılara tapmaya devam ettiler. Bu inancın bir sonucu olarak, Mezopotamya’dan Anadolu’nun içlerine kadar olan bölgelerde "Ziggurat" ismiyle bilinen ve hem gözlem evi hem de tapınak olarak kullanılan yapılar inşa edilmiş ve buralarda başlıca Ay tanrısı "Sin" olmak üzere çeşitli tanrılara tapınılmıştı…12

Günümüzde ancak arkeolojik kazılarla belirlenebilen bu inanç şeklini, Kuran’da bulabilmek mümkündür. Kuran’da belirtildiğine göre, Hz. İbrahim bu ilahlara tapmayı reddetmiş ve sadece tek gerçek ilah olan Allah’ı tanımıştı. Kuran’ı Kerim’de Hz. İbrahim’in bu davranışı şöyle anlatılır:

Hani İbrahim, babası Azer’e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.

Böylece İbrahim’e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti.

Ardından Ay’ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum."

Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim. (Enam Suresi, 74-79)

Kuran’da Hz. İbrahim’in doğduğu ve yaşadığı yer hakkında ayrıntılı bir bilgi verilmez. Ancak verilen önemli bir bilgi, Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un aynı zamanda ve yakın coğrafyalarda yaşadıklarıdır. Çünkü Lut kavmine gönderilen melekler, Hz. Lut’u ziyaret etmeden önce Hz. İbrahim’e gelmişler ve karısına bir çocuk müjdesi vermişlerdir.

Kuran’da Hz. İbrahim hakkında bahsedilip de, Eski Ahit’te bahsedilmeyen bir konu Kabe’nin inşaasıdır. Kuran’da Kabe’yi Hz. İbrahim’in oğlu İsmail ile beraber inşa ettikleri anlatılmaktadır:

İbrahim, İsmail’le birlikte Evin (Ka’be’nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin; (Bakara Suresi, 127)

Bugün Kabe’nin geçmişi hakkında bilinen yegane şey ise, buranın çok eski zamanlardan itibaren kutsal bir yer olarak kabul edildiğidir. Bu nedenle, Kabe’ye peygamberimiz öncesindeki cahiliye döneminde putların yerleştirilmesinin, Hz. İbrahim tarafından tebliğ edilen ilahi dinin zaman içinde yozlaştırılmasının ve dejenere edilmesinin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür.

Eski Ahit’te Hz. İbrahim’in Doğum Yeri

Hz. İbrahim’in doğduğu yerin neresi olduğu sorusu her zaman için üzerinde tartışılan bir konu olmuştur. Hıristiyanlar ve Museviler Hz. İbrahim’in Güney Mezopotamya’da doğduğunu söylerlerken, İslam dünyasındaki yaygın kanı, İbrahim peygamberin doğum yerinin Urfa-Harran civarı olduğudur. Eldeki bazı yeni bulgular, Musevi ve Hıristiyan tezlerinin tam olarak doğruyu yansıtmadığını göstermektedir.

Museviler ve Hıristiyanlar, Hz. İbrahim’in doğum yerinin Güney Mezopotamya olduğunu söylerlerken dayanakları, Tevrat’tır. Tevrat’ta Hz. İbrahim’in doğum yerinin Güney Mezopotamya’daki Ur şehri olduğu söylenmektedir. Hz. İbrahim, bu şehirde doğup büyüdükten sonra Mısır’a gitmek için yola çıkmış, Türkiye sınırları içinde bulunan Harran bölgesini geçerek uzun bir yolculuk sonunda Mısır’a varmıştır.

Oysa yeni bulunan bir Eski Ahit nüshası, bu bilginin doğruluğu hakkında ciddi şüphelerin oluşmasına yol açmıştır. Zira bugüne kadar bulunan en eski Eski Ahit nüshası olarak kabul edilen MÖ 3. yüzyıla ait bu Yunanca kopyada, "Ur" şehrinin ismi bile geçmemektedir. Bugün birçok Eski Ahit araştırmacısı, "Ur" kelimesinin bir yanlış yazılma veya sonradan eklenme olduğunu söylerler. Buna göre Hz. İbrahim, Ur şehrinde doğmamış, belki de hayatında hiç Mezopotamya bölgesine gitmemiştir.

Ayrıca şu bilinmektedir ki, zaman içinde bazı yerlerin isimleri ve kapsadıkları bölgeler değişebilmektedir. Günümüzde Mezopotamya ovası dendiği zaman, herkes kabaca Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan Irak topraklarının güney kesimlerini anlamaktadır. Oysa günümüzden 2000 yıl önce Mezopotamya olarak tanımlanan yer, daha kuzeyde, neredeyse Harran’ı da içine alan ve Türkiye topraklarına kadar uzanan bir bölgeydi. Bu sebeple Eski Ahit’te yazan Mezopotamya Ovası ifadesinin doğru olduğunu kabul etsek bile günümüz Mezopotamyası ile 2000 yıl öncesinin Mezopotamyası’nın aynı yerler olduğunu düşünmek yanlış olacaktır.

Hz. İbrahim’in doğum yeri olarak gösterilen Ur şehri hakkında ciddi şüpheler ve anlaşmazlıklar varsa da, Hz. İbrahim’in yaşadığı yerin Harran ve çevresi olduğu konusunda bir fikir birliği vardır. Hatta Eski Ahit üzerinde yapılacak kısa bir inceleme, burada bile Hz. İbrahim’in doğum yerinin Harran olarak gösterildiğine dair bazı ifadeler ortaya çıkartır. Örneğin Eski Ahit’te Harran bölgesine "Aram bölgesi" ismi verilmektedir (Tekvin, 11/31 ve 28/10). Hz. İbrahim’in soyundan gelen kişilerin ise kendilerini bir "Arami’nin oğlu" olarak tanıttıkları söylenmektedir. (Tesniye, 26/5) Hz. İbrahim’in bir Arami olarak tanınıyor olması, onun bu bölgede hayatını sürdürdüğünü göstermektedir.

Nitekim İslami kaynaklarda da Hz. İbrahim’in doğum yerinin Harran ve Şanlıurfa olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır. "Peygamberler şehri" olarak nitelendirilen Şanlıurfa’da Hz. İbrahim’le ilgili birçok hikaye ve efsane bulunmaktadır.

Eski Ahit Neden Değiştirildi?

Eski Ahit ve Kuran iki ayrı Hz. İbrahim’den bahseder. Kuran’da Hz. İbrahim putperest bir topluluğa elçi olarak gönderilmiştir. Kavmi göğe, yıldızlara, aya ve çeşitli putlara tapmaktadır. O ise kavmiyle mücadele eder, onları batıl inanışlarından geri çevirmeye çalışır, bu nedenle de başta babası olmak üzere tüm kavmin düşmanlığı ile karşılaşır.

Oysa bunların hiçbiri Eski Ahit’te yer almaz. Hz. İbrahim’in ateşe atılması, kavminin putlarını kırması gibi olaylar da Eski Ahit’te bulunmaz. Hz. İbrahim’in Eski Ahit’teki konumu, daha çok Yahudilerin atası şeklindedir. Eski Ahit’teki bu tablonun "ırk" kavramını ön plana çıkartmak isteyen Yahudi önde gelenleri tarafından çizildiği ise açıktır. Kendilerinin Allah tarafından ebediyen seçilmiş ve üstün kılınmış bir halk olduklarına inanan Yahudiler, bilerek ve isteyerek Kutsal Kitaplarını tahrif etmişler ve söz konusu inanış doğrultusunda eklemeler ve çıkarmalar yapmışlardır. Bu sebepten dolayıdır ki Eski Ahit’te anlatılan Hz. İbrahim, sadece Yahudilerin atasıdır.

Eski Ahit’e inanmakta olan Hıristiyanlar da Hz. İbrahim’in Yahudilerin atası olduğunu düşünürler; ancak bir farkla: Hıristiyanlar’a göre Hz. İbrahim bir Yahudi değil, bir Hıristiyan’dır. Irk kavramını Yahudiler kadar önemsemeyen Hıristiyanlar’ın bu tutumu, bu iki dinin arasında bir çatışmaya ve tartışmaya yol açmıştır. Allah, Al-i İmran Suresi, 65-68. ayetlerinde bu tartışmalara şöyle bir açıklama getirir:

Ey Kitap ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

Bileşikler

06 Kasım 2007

BİLEŞİKLER

VE

FORMÜLERİNİN YAZILIŞI –OKUNUŞU

BİLEŞİKLER

Birden fazla atomun belirli oranlarda kimyasal reaksiyon sonucu bir araya gelmesiyle oluşan yeni, saf maddeye bileşik denir.

Bileşiklerin en küçük yapı taşları moleküldür.

Bileşiklerin özellikleri

Saf ve homojen maddelerdir.

Kimyasal yollarla bileşenlerine ayrıştırılabilir.

Erime ve kaynama noktaları, öz kütleleri sabittir

Bileşiği oluşturan elementler sabit kütle oranlarında birleşir.

Bileşikler formüllerle gösterilir.

Bileşiğin kimyasal özellikleri kendisini oluşturan elementlerin kimyasal özelliklerinden farklıdır.

Öncelikle iyon,anyon ve katyon kavramlarını açıklamamız gerekiyor.Yüklü atom veya atom gruplarına iyon denir.(+) yüklü iyonlara katyon,(-) yüklü iyonlara da anyon denir.Katyonlar +1 , +2 , +3 ve +4 yüklü olabilir. Anyonlar da -1 , -2 ve -3 yüklü olabilir.Anyon ve katyonların listesini kitaplarınızdan bulabilirsiniz.Bunların bilinmesi gerekir.

Bileşik formülleri yazılırken,önce (+) yüklü iyon, sonrada (-) yüklü iyon yazılır.

Örnek:* Al+3 ve O-2* iyonlarından oluşan bileşiğin formülü yazılırken üstteki sayılar çapraz bir şekilde diğerinin altına getirilir. Al+3* O-2**** Al2O3* şeklinde* yazılır.

Katyonun adı + Anyonun adı* = Bileşiğin adı** Al2O3*** (Alüminyum oksit)

Bileşikler içlerindeki elementlerin türlerine göre; Metal-Metal bileşikleri ve Ametal -ametal bileşikleri olarak ikiye ayrılır. Adlandırmaları da birbirinden farklı olur. Örneğin yukarıdaki Al2O3* bileşiği metal-ametal bileşiklerine bir örnektir.*

Bir bileşiğin moleküllerindeki atomlar ve bunların sayıları farklı şekilde gösterilebilir.Molekül şekil olarak modellerle gösterilebileceği gibi açık, yarı açık ve kapalı formüllerle de gösterilebilir.<şekil 1,2>Açık formüllere yarı formülde denir.Bunlara atomların birbiriyle yaptıkları bağlar da belirtilebilmektedir.Fakat reaksiyon kimyasında daha .çok kapalı formül kullanılır.AlCl3 yazılışında atomların ad ve sayıları belirtilmiştir.AlCl3molokülü bir alüminyum ve 3adet klor atomundan oluşur.Kaba formülle molekül formülü arasındaki farkın anlaşılmasında yarar vardır.Kaba formül sadece, bileşiği oluşturan elementlerin bileşikteki bağıl atom sayıları arasındaki oranı gösterir.Fakat gerçekte bileşiğin moleküllerinde kaçar atom bulunduğunu ifade etmez. Molekül formülü ise bileşiğin molekülündeki atomların gerçek sayısını gösterir.Gerçek formül veya kimyasal formül diye de adlandırılır.

madde molekül formülü kaba formülü

asetilenin C2H2 CH

glikoz C6H12O6 CH2O

Bir bileşiğin tam formülü bilinirse moleküllerinde hangi atomdan kaçar tane olduğu anlaşılacağı gibi bağ yapısı hakkında da fikir yürütülebilirNH3 kovalent bağlı NaCl iyonik bağlıdır.

Yoğunluk,sertlik,erime ve kaynama noktası gibi fiziksel özelilikler yalnız molekül formülünün bilinmesi ile anlaşılamaz.Molekül formülü ve yapısındaki elementlerin atom ağırlıkları bilinen bir bileşiğin molekül ağırlığı ve elementlerin ağırlıkça yüzdeleri hesaplanabilir.

Bileşik Formüllerinin Yazılması

Bileşik formüllerini yazabilmek için bazı elementlerin bileşik halinde bulunurken değerlikleri ve önemli kökleri bilmek lazım. BURADA tablo 2,3 var

Alüminyum ile oksijen yaptığı bileşiğin formülünü yazarken öncelikle alüminyumun bileşiklerinde +3 değerlikli, oksijen -2 değerlikli olduğunu hatırlamak gereklidir. AL+3 ve O-2 iyonlarından oluşan alınan ve verilen elektronun eşit kılınması için iki tane alüminyumun verdiği 6 elektronun,üç tane oksijen tarafından alınması gerekir. Dolayısıyla bileşiğin formülü AL2O3olacaktır.Zaten bir bileşikte yüklerin cebirsel toplamı sıfır olmalıdır.Veya değerlikler çaprazlanarak formül bulunabilir Ca ve Elementlerinin yaptığı bileşiğin formülü yazılırken çaprazlama yapılmaz.Çünkü CaS yazılışında yüklerin toplamı sıfırdır.

Bileşiklerin İsimlendirilmesi

İsimlendirmeyi iyonik bağlı ve kovalent bağlı için ayrı ele alacağız.a)İyonik bağlı bileşiklerin isimlendirilmesi:Yapısında katyon ve anyon bulunduran bileşikler iyonik yapılıdır.4durumda incelenir.1Mtal-Ametal=Metalin adı+Ametalin adı+ür. NaCl (sodyum klorür)2Metal-kök=Metal adı+kök adı NaOH(sodyum hidroksit)3Kök -Ametal=Kök adı+Ametalin adı +ür(NH4 Amonyum iyodür.4Kök-kök=Katyon kök adı+Anyon kök adı(NH4NO2Amonyumnitrit)b)Kovalent bağlı bileşiklerin isimlendirilmesi:Ametal atomlarının kendi aralarında oluşturdukları bağ çeşidine kovalent bağ denir.Kovalent bağlı bileşiklerin isimlendirilmesinde atomların sayısı mono,di, tri, tetra, penta gibi Latince kelimelerle ifade edilir.İlk yazılan atom bir tane ise mono yazılmaz.Sonraki atomun sayısı her halukarda söylenir.

CO:Karbon mono oksit

NCl3:Azot tri klorür

NO:Azot mono oksit

BİLEŞİKTEKİ ELEMENTLERİN

DEGERLİGİNİN BULUNMASI

Bileşik formülü doğru verilipte, değerliği az bilinen elementlerden herhangi biri sorulduğunda bileşiğin yüklerinin sıfır olma şartından hareket edilerek çözüm yapılır. Mesela KMnO4 bileşiğindeki K +1 O -2 değerlikli olduğu bilindiğinden, yüklerin toplamının sıfır olması için Mn +7 değerlikli olmalıdır. Ayrıca bazı köklerin değerliğinin bilinmesi gerekir. Değerlik konusunda unutulmaması gereken önemli bir nokta; tek başına bulunan elementler nötür haldedir.Aynı şekilde bileşikte nötürdür, fakat bileşiği oluşturan elementler nötür değildir.

BİLEŞİKLERİN SINIFLANDIRILMASI

Asitler

Suda çözündüğünde ortama H+iyonu verebilen bileşiklerdir. Diğer bir tarifle OH+iyonuyla reaksiyona giren maddelerdir. HCl, HBr, HI gibi asitler kuvvetli asitlerdir.Kuvvetli asitler tam olarak iyonlaşarak çözünürler.Tam olarak iyonlaşamayan asitlere zayıf asitler denir.Genel özellikleri şunlardır;suda iyonlaşarak çözünürler,çözeltileri elektirigi iletir,turnusol kağıdını kırmızıya boyarlar,tatları ekşidir,soy metaller dışında bütün metallerle reaksiyona girerek tuz ve H oluştururlar,bazlarla nötürleşerek tuz ve su oluştururlar.

Bazlar

Suda çözündüğünde OH+iyonu verebilen bileşiklerdir. 1A gurubu metali hidroksitleri LiOH, NaOH…kuvvetli bazlardır. Diğer bütün metallerin hidroksitleri suda kötü çözündükleri için zayıf bazlardır. Bazların genel özellikleri; suda iyi çözünürler,çözeltileri elektirigi iyi iletir,turnusol kağıdını maviye boyarlar,tatları acıdır,çözeltileri ele kayganlık verir,sadece anfoter metallerle reaksiyon verirler,asitlerle tuz ve su oluştururlar.

Oksitler

O2 dışında oksijenin,iki cins atom bulunduran bütün bileşiklerine oksit denir.Oksitler kendi aralarında sınıflandırılabilir;1Asidik oksitler,oksijence zengin bileşiklerdir çogu ametal oksitidir.önemli özellikleri;asidik karektedir,bazlarla vebazik karakterli bileşiklerle reaksiyon verirler,su ile reaksiyonu sonucu asitleri oluştururlar.2Bazik oksitler;Metaller bazik karakterli oldukları gibi metal oksitleride bazik karakterlidir.ZnO,Al2O3 gibi anfoter oksitler hem bazik hemde asidik özellik gösterirler./Anfoter metal;Hembazlarla hemde asitlerle reaksiyon veren metaller./Diyer metaller bazik oksit sınıfındadır. MgO,CaO,MnO,NiO gibi.Önemli özellikleri;Bazik karakterlidir,asitlerle veasidik karakterli bileşiklerle reaksiyon verirler,su ile reaksiyona girerek bazları oluştururlar.3 Nötür oksitler;Ametallerin oksijence fakir bileşikleridir.Oksijen sayısı diyer ametalin sayısından azsa veya eşitse bileşik nötür oksittir. NO,CO,N2Ogibi.Önemli özellikleri;Asidik ve bazik özellik göstermezler.Asitlerle,bazlarla vesuile reaksiyona girmez.4Anfoter oksitler;Hem asidik hemde bazik özellik gösterirler.Aside karşı baz baza karşı asit gibi davranırlar.ZnO,Al2O3SnO gibi.Önemli özellikleri;Hem asitlerle hem bazlarla reaksiyona girerler.Su ile reaksiyona girmezler.5 Peroksitler;İki taneoksijen atomunun toplam -2 degerlikli oldugu durumlarda bileşik peroksit adını alır.Mesela Na2O2(sodyum peroksit) bileşiginde her sodyum +1,iki tanesi +2 oldugu için ,iki tane oksijen -2 degerliklidir.Bu iki oksijenden biri -2 degerlikli,digeri nört oksijen atomudur.6Bileşik oksit;Yapısında aynı elementin degişik oksitleri bir arada bulunduran bileşiklerdir.Bileşik oksitler için Fe3O4 ve Pb3O4 örneklerini verebiliriz.

Tuzlar

Asit ve bazların nötürleşme ürünüdür.İyonik baglı bileşiklerdir.Hemen hemen hepsi katı fazdadır.Çeşitli geometrik şekillere sahip kristal yapılı bileşiklerdir.Katyonu H+ olan bileşiklere asit,anyonu OH- olan bileşiklere baz dendigini söylemiştik.Anyon O- ise bileşik,oksit sınıfından denilmişti.Bu üç durum dışında bütün katyon-anyon bileşikleri tuz sınıfındadır.Tuzlarda kendi aralarında sınıflandırılırlar. 1ASidik tuz;Asidik karekterlidirler.Kuvvetli asit ile,zayıf bir bazın reaksiyonundan oluşurlar.CaCl2,NH4Cl bileşiklerini bu sınıfa örnek verebiliriz. 2Bazik tuzlar;Bazik karakterlidirler.Kuvvetli bir bazla zayıf bir asidin reaksiyonundan oluşurlar.NaCN,K2 bileşikleri örnek olarak verilebilir.3Nört tuz;Asidik veya bzik özellik göstermeyen tuzlardır.Kuvvetli asitle kuvvetli bir bazın nötürleşmesi sonucu oluşurlar.NaCl,LiBr bileşikleri bu sınıftadır.4Çİft tuz;Aynı asit köküne sahip iki tuzun meydana getirdikleri ortak iyon kıristalleridir.MgCL2,KClgibi.Bazen yapılarında su molokülleride bulundururlar.Çözündüklerinde bütün iyonlarına ayrışırlar.5Kompleks tuz;Asit kökleri aynı iki tuzun yaptıgı bileşiklerdir.Anyon katyonlardan biriyle kompleksmiş durumdadır.Çözündüklerinde kopleks yapı kendini korur.Fe3(Fe(CN)<SUB6< sub>)2 gibi.


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy