Eylemlerde Kip Ve Kişi :

06 Kasım 2007

Eylemlerde Kip ve Kişi :

Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Eylemler, varlıkların yaptıkları hareketlerin niteliklerine ve özelliklerine göre, şu gruplara ayrılarak incelenir :

ü İş ve Kılış Eylemleri : Öznenin kendi iradesiyle bir nesne üzerinde gerçekleşen ve bu eylemden nesnenin etkilendiği tüm eylemler iş-kılış anlamlıdır. Örnek : Kadın gömleği ütüledi.

Açmak, yıkamak, kesmek

ü Oluş Eylemleri : Gerçekleşmeleri özneye bağlı olmayan, doğal bir değişim içinde kendi kendine olan, nesne almayan tüm eylemler oluş anlamlıdır. Örnek : Adam iyice yaşlanmıştı.

Paslanmak, büyümek, çürümek

ü Hareket Eylemleri : Belli bir enerjinin, öznenin hareketlenmesine ya da yer değiştirmesine yönelik olarak harcandığı ve nesne almayan tüm eylemler hareket anlamlıdır.

Örnek : Bugün parkta uzun uzun yürüdüm.

Yüzmek, gitmek, kaçmak

ü Durum Eylemleri : Öznenin kendi sitemiyle gerçekleştirdiği, daha çok içinde bulunduğu durumu gösteren ve bir durağanlık bildiren tüm eylemler durum anlamlıdır. Durum eylemleri de nesne almaz. Örnek : Burada biraz dinleniyorum.

Yatmak, ağlamak, üzülmek

UYARI : İş-kılış eylemleri, nesne aldığı için bu eylemler geçişlidir. Oluş, durum ve hareket eylemleri genellikle nesne almazlar. Bu nedenle geçişsizdir.

Eylemlerin bir bölümünün iş-kılış, oluş ve durum bildirmesi, cümledeki kullanımına bağlıdır.

Örnek : Çocuk kapıyı açtı. (iş-kılış)

Bütün çiçekler açtı. (oluş)

Eylemlerde Zaman : Eylemin içinden geçtiği, geçmekte olduğu ya da geçeceği süre “zaman” olarak adlandırılır. Zaman kavramı, kişi kavramıyla birlikte eylemi adlandıran ve biçimlendiren temel öğedir.

ü Geçmiş Zaman : Eylemin sözden önce gerçekleştiğini gösteren zamandır. Örnek :

Git-ti, git-miş önce eylem, sonra anlatış

ü Şimdiki Zaman : Eylemle anlatışın aynı anda gerçekleştiğini gösteren zamandır.

Örnek : bak-ı-yor, gel-i-yor eylemle anlatış aynı anda gerçekleşir.

ü Gelecek Zaman : Önce anlatışın, sonra eylemin gerçekleşeceğini gösteren zamandır. Örnek : bak-acak, anlat-acak önce söz, sonra eylem

ü Geniş Zaman : Eylemin sürekli ya da genellikle yapıldığını gösteren zamandır. Örnek : okur-r, çalış-ır sürekli ya da genellikle yapılır.

Eylemlerde Kişi : Eylemin kim tarafından yapıldığını, kiminle ilgili olduğunu gösteren kavrama kişi (şahıs) denir. Kişi kavramı, eylem kök ve gövdelerinde kip eklerinden sonra eklenir. Eylemlerde üç temel kişi vardır. Bunlar tekil ve çoğul olarak kullanılabilir.

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

AÇIKLAMA

ÖRNEK

I.

Ben

Biz

Sözü Söyleyen

Okudum

Okuyoruz

II.

Sen

Siz

Sözü Dinleyen

Gelirsin

1 Gelirsiniz

III.

O

Onlar

Hakkında Konuşulan

2 Biliyor

Biliyorlar

Uyarı : Üçüncü tekil kişi eki yoktur. Üçüncü tekil kişinin anlatımında eyleme yalnızca kip eki getirilir. (bit-ti, git-miş, otur-u-yor)

Eylemlere gelen kip eklerine göre kişi ekleri de farklılaşabilir. Örnek :

Yap-ı-yor-uz (I. Çoğul kişi eki)

Bekle-di-k (I. Çoğul kişi eki)

Eylem Adları : Dış dünyadaki her varlığın ve her kavramın bir adı olduğu gibi eylemlerin de bir adı vardır. Eylem kök ve gövdelerine getirilen “-mak (-mek), -ma (-me), -ış (-iş)” ekleri geldikleri eyleme ad verip eylem adı oluştururlar. Eylem adı durumundaki bu sözcüklere ad eylem (mastar) adı verilir. Örnek : Buradan gitmek istiyor.

Bu saatte gitmeye kalkma.

Oraya gidişimiz zor oldu.

Eylemlerde Kip : Eylemlerin iş-kılış, hareket ve durumu anlatabilmek için haber ve dilek kipleriyle birlikte kişi ekleriyle çekimlenmesine kip denir. Örnek :

Otur – eylem kökü

Otur-acak-sın çekimli eylem

Otur-sa-n çekimli eylem

Çekimli eylemler dört biçimde kullanılabilir:

Olumlu biçim çalıştım

Olumsuz biçim çalışmadım

Soru biçimi çalıştım mı?

Olumsuz soru biçimi çalışmadım mı?

Haber (Bildirme) Kipleri :

a) Görülen (di’li) Geçmiş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü) eklerinden biri getirilerek yapılır.

Anlamı : Geçmişte yapılan bitmiş eylemleri kesinliğe bağlayarak anlatır. Görülen geçmiş zamanda aşağıdaki anlam özellikleri görülür :

ü Görülen ve yaşanan bir olayın anlatımında bu kip kullanılır. Örnek :

Öğrenciler son sınavlarına geçen hafta girdiler.

Çocukluğumda ciddi bir hastalık geçirdim.

ü Kesinliği, tarihi belgelere dayanan olayların anlatımında da bu kip kullanılır. Örnek: Osmanlı Devleti 1299’da kuruldu.

Fatih, bütün askeri dehasını kullanarak İstanbul’u fethetti.

Di’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Baktım

Baktık

II.

Baktın

Baktınız

III.

Baktı

Baktılar

b) Duyulan (Miş’li) Geçmiş Zaman) : Eylem kök ya da gövdelerine “-mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden biri getirilerek yapılır.

Anlamı :

ü Geçmişte yapılan bir eylemi kesinliğe bağlamadan anlatır. Örnek :

O yıllarda ülkemizde büyük ekonomik sıkıntılar yaşanmış.

Gençlik yıllarında bütün Avrupa ülkelerini gezmiş.

ü Kısa bir geçmiş zaman diliminde de olsa, başkasından duyulan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek : Geçen gün en yakın arkadaşıyla kavga etmiş.

Erdal, dün sinemaya gitmiş, ama filmi beğenmemiş.

ü Farkında olunmayan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :

Öyle bir dalmışız ki, sabah olmuş.

Bir de ne göreyim herkes gitmiş.

ü Gerçekleşen bir eyleme tanık olma durumlarında da kullanılabilir. Örnek :

Eline sağlık, çayda çay olmuş.

Kısa sürede iyice yıpranmışsın.

ü “-dır, -dir” ek eylemleriyle kullanıldığında kesinlik ya da olasılık anlamı kazanır. Örnek : Gönderdiğin mektubu dün almıştır. (Olasılık)

Özür dilerim, kayıtlarımız kapanmıştır. (kesinlik)

Miş’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Okumuşum

Okumuşuz

II.

Okumuşsun

Okumuşsunuz

III.

Okumuş

Okumuşlar

c) Şimdi Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-yor” ekinin getirilmesiyle yapılır.

Anlamı :

ü İçinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde başlamış; ama henüz bitmemiş, sürmekte olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :

Çocuk bütün dikkatiyle ders dinliyor.

Ayşe’ye geçen gün gördüğümüz kazayı anlatıyordum.

ü “-dır, -dir” ek-eylemiyle kullanıldığında olasılık anlamı kazanır. Örnek :

Bu saatte evde uyuyordur.

Şimdiki zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Açıyorum

Açıyoruz

II.

Açıyorsun

Açıyorsunuz

III.

Açıyor

Açıyorlar

d) Gelecek Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-acak, -ecek” eki getirilerek yapılır.

Anlamı :

ü Henüz yapılmamış, içine girilecek bir zaman dilimi içinde yapılacak olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek : Yarın akşam İstanbul’a gideceğiz.

Akşama misafir gelecek.

ü “-dır, -dir” ek eylemiyle kullanılırsa, kesinlik anlamı kazanır. Örnek :

Bu sorun en geç yarın halledilecektir.

Gelecek zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Açacağım

Açacağız

II.

Açacaksın

Açacaksınız

III.

Açacak

Açacaklar

e) Geniş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-r (-ır, -ir, -ur, -ür, -ar, -er)” eklerinin getirilmesiyle yapılır.

Anlamı :

ü Genel doğruları göstermede kullanılır. Örnek : Su testisi su yolunda kırılır.

Her canlı doğar, yaşar, ölür.

ü Sürekli ya da genellikle yapılan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek :

Geniş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Açarım

Açmam

Açarız

Açmayız

II.

Açarsın

Açmazsın

Açarsınız

Açmazsınız

III.

Açar

Açmaz

Açarlar

Açmazlar

UYARI : “-r” eki yalnızca olumlu çekimlerde kullanılır. Olumsuz çekimlerde bu kipin olumsuzu “-ma-z, -me-z” ekiyle yapılır.

Dilek Kipleri :

a) İstek Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-a, -e” eki getirilerek yapılır.

Anlamı :

ü Getirildiği eyleme istek anlamı verir. Örnek : Akşama ben de size geleyim.

ü İsteğin yanı sıra öğüt ve gereklilik anlamı verir. Örnek :

Kimsesizlere yardım edelim. (Öğüt)

Derslerimize düzenli çalışalım. (Gereklilik)

İstek kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Alayım

Alalım

II.

Alasın

Alasınız

III.

Ala

Alalar

b) Dilek – Şart Kipi : Eylem tabanlarına “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır.

Anlamı :

ü Eyleme dilek anlamı verir. Örnek : Ben de seninle gelsem.

Tiyatroya değil de, sinemaya gitsek.

ü Koşul anlamıyla kullanılır. Örnek : Bu işi başarırsa, güvenimi kazanır.

Giderse, bir daha dönmez.

Dilek-şart kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Gitsem

Gitsek

II.

Gitsen

Gitseniz

III.

Gitse

Gitseler

Uyarı : Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramını taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.

c) Gereklilik Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-malı, -meli” ekinin getirilmesiyle yapılır.

Anlamı : Eylemin yapılması, olması gerektiğini bildirir. Bu anlam, “gerek, lazım, icap etmek” sözcükleriyle de sağlanır. Örnek : Onunla hemen konuşmalıyım.

Bu işi yarına bitirmeliyiz.

Gereklilik kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

Bilmeliyim

Bilmeliyiz

II.

Bilmelisin

Bilmelisiniz

III.

Bilmeli

Bilmeliler

d) Emir (Buyurma) Kipi : Emir kipinin eki yoktur. Bu nedenle I. ve çoğul kişilerde emir kipinin çekimi olmaz. Çünkü kişiler kendi kendilerine emredemezler. Emir kipine II. Tekil kişi dışında kişi ekleri getirilebilir.

Anlamı :

ü Eylemin yapılmasını emir biçiminde belirtir. Örnek :

Derslerini bitirir bitirmez yat. (Olumlu emir)

Eve zamanında gelin. (Olumlu emir)

Dışarı çıkmayın. (Olumsuz emir)

ü Bazen dilek anlamıyla kullanılır. Örnek : Tanrım, bana yardım et.

Dünyada hiç aç insan olmasın.

Emir kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

KİŞİ

TEKİL

ÇOĞUL

I.

-

-

II.

Gel

Gelin

III.

Gelsin

Gelsinler

UYARI : Haber (bildirme) kiplerinde belli bir zaman kavramı varken, dilek kipleri zaman bildirmez.

Eylemlerde Bileşik Zamanlılık : Bileşik zaman, basit zamanlı bir eyleme hikaye, rivayet ve koşul eklerinin getirilmesiyle yapılır. Kısaca bileşik zamanlı bir eylem üç değişik şekilde kurulur :

Eylem tabanı + Zaman eki + idi = Hikaye bileşik zamanlı eylem

Eylem tabanı + Zaman eki + imiş = Rivayet bileşik zamanlı eylem

Eylem tabanı + Zaman eki + ise = Koşul bileşik zamanlı eylem

BASİT ZAMANLI EYLEM + EK EYLEM =BİLEŞİK ZAMANLI EYLEM

UYARI: Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramı taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.

Bileşik Zaman Üç Tanedir :

a) Hikaye Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kipi almış bir eyleme “-dı, -di, -du, -dü” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :

ü Di’li geçmiş zamanın hikayesi : bildiydim, aldıydık …

ü Miş’li geçmiş zamanın hikayesi : bilmiştim, almıştık…

ü Şimdiki zamanın hikayesi : biliyordum, alıyorduk…

ü Gelecek zamanın hikayesi : bilecektim, alacaktık…

ü Geniş zamanın hikayesi : bilirdim, alırdık…

ü İstek kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık…

ü Dilek-şart kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık…

ü Gereklilik kipinin hikayesi : bilmeliydim, almalıydık…

b) Rivayet Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kip almış bir eyleme “–mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :

ü Di’li geçmiş zamanın rivayeti yoktur.

ü Miş’li geçmiş zamanın rivayeti : bilmişmişim, alıyormuşuz…

ü Şimdiki zamanın rivayeti : biliyormuşum, alıyormuşuz…

ü Gelecek zamanın rivayeti : bilecekmişim, alacakmışım…

ü İstek kipinin rivayeti : bileymişim, alaymışız…

ü Dilek-şart kipinin rivayeti : bilseymişim, alsaymışız…

ü Gereklilik kipinin rivayeti : bilmeliymişim, almalıymışız…

c) Koşul Bileşik Zamanı : Haber ya da dilek kipiyle çekimli bir eyleme “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır. Dilek kiplerinden yalnızca gereklilik kipinin koşul bileşik şekli yoktur. Örnek :

ü Di’li geçmiş zamanın koşulu : bildiysem, aldıysak…

ü Miş’li geçmiş zamanın koşulu : bilmişsem, almışsak…

ü Şimdiki zamanın koşulu : biliyorsam, alıyorsak…

ü Geniş zamanın koşulu : bilirsem, alırsak…

ü Gelecek zamanın koşulu : bileceksem, alacaksak…

ü Gereklilik kipinin koşulu : bilmeliysem, almalıysak…

Eylem Kipinde Anlam Kayması : Bir kipin kendi anlamı dışında, bir başka kipin anlamını verecek bir biçimde kullanılmasına eylem kipinde anlam kayması ya da zaman kayması denir.

Anlam kaymasına uğrayan başlıca kipler şunlardır :

a) Şimdiki Zaman Kipi : Şimdiki zaman kipi “-yor” geçmiş zaman, gelecek zaman ve geniş zaman kipi yerine kullanılabilir. Örnek :

ü Onu yolda görüyor ve selam vermiyor. (Di’li geçmiş zaman yerine)

ü Ninem, teyzeme bir mektup yazıyor ve beni şikayet ediyor. (Miş’li geçmiş zaman yerine)

ü Her Pazar buraya geliyor ve bizimle sohbet ediyor. (Geniş zaman yerine)

ü Ben yarın geliyorum. (Gelecek zaman yerine)

b) Geniş Zaman Kipi : Geniş zaman kipi “-r,-ır,-ir,-ur,-ür,-ar,-er” geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :

ü Günlerden bir gün kasabaya yaşlı başlı bir adam gelir. (Geçmiş zaman yerine)

ü Merak etme, birazdan gelir. (Gelecek zaman yerine)

ü Şimdi sen de beni düşünür müsün? (Şimdiki zaman yerine)

ü Oraya gider, Hamza’yı bulursun. (Emir kip yerine)

c) Gelecek Zaman Kipi : Gelecek zaman kipi “-acak, -ecek” geçmiş zaman, gereklilik ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :

ü Fatih İstanbul’u alacak ve Osmanlıların Balkanlar’daki varlığı kesinleşecek. (Geçmiş zaman yerine)

ü Beni arayan Ayşe olacak. (Gereklilik kipi yerine)

ü Burayı derhal temizleyeceksin. (Emir kipi yerine)

Ek-Eylem (Ek-Fiil) : Ad ve ad soylu sözcüklerin sonuna gelerek, onların belirli bir kesinlik kazanıp yüklem olmasını sağlayan eklerdir.

Örnek : Hava dün gece karlı Hava dün gece karlıydı.

-dır Ali’nin boyu Erdal’dan uzundur.

-imiş Babası oldukça zenginmiş.

-dı Durmadan beni arayıp soran oydu.

-ım Ben de bir insanım.

-sın Dikkat et, sen daha küçük bir çocuksun.

-iz Biz bu işe biraz isteksiz gibiyiz.

-siniz Siz de diğer insanlarla eşitsiniz.

-dırlar Bu saatte evde yokturlar.

-ise Ya, bizi muayene edecek bu doktorsa…!

Yapıları Yönünden Eylemler :

Basit (Yalın) Eylemler : Kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan eylemler biçimsel yönden basittir. Örnek :

Git git-ecek-miş-im

Uyu uyu-malı-y-dı-k

Bak bak-sa-y-dı-nız

Konuş konuş-uyor-muş-sunuz

Türemiş Eylemler : Ad ya da eylem köklerine çeşitli yapım eklerinin getirilmesiyle gövde durumuna geçen eylemler biçimsel olarak türemiş eylemdir. Örnek :

Kara-r Addan eylem piş-ir- Eylemden eylem

Oyun-a türemiş aç-ıl- türemiş

Bileşik Eylemler : İki ya da daha çok sözcüğün biçimce veya anlamca kaynaşarak tek bir yargıyı anlatacak hale gelmesiyle oluşan eylemler, yapıları yönünden bileşik eylem adını alır.

Bileşik Eylemler Üç Farklı Biçimde Oluşur :

a) Yardımcı Eylemle Kurulan Bileşik Eylemler : Özellikle “et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak), buyur(mak)” eylemleri çoğunlukla bir eylemi bir yargıyı tek başlarına ifade edemez, bu nedenle de tek başlarına yüklem olamazlar. Bu durumda bu eylemler, kendilerinden önce gelen bir ad ya da ad soylu sözcükle birleşmek suretiyle kesin bir yargıyı ifade edebilirler. Bu oluşuma, yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem denir.

Ad/ad soylu sözcük + yardımcı eylem = Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem

Örnek : Pişman + ol(mak) Bütün yaptıklarına pişman olacak.

Yardım + et(mek) Ödevlerimi yaparken bana yardım etti.

His+et(mek) Olacakları önceden hissettim.

Kabul+eyle(mek) Dualarımızı kabul eyle.

Şükür+et(mek) Biz buna şükredelim.

Yardımcı Bileşik Eylemle İlgili Uyarılar

Ø Et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak) sözcükleri, kimi durumlarda tam (asıl) eylem olup, tek başlarına kesin bir yargı bildirirler. Böyle durumlarda yardımcı eylem olarak kabul edilmezler. Örnek : Bu masa buraya daha iyi oldu. (uydu)

Yarın orada olurum. (bulunurum)

Ø Bu sözcükler tam (asıl) eylem olduklarında tek başlarına yüklem görevi üstlenirler. Örnek : Bahçemizdeki meyveler iyice oldu. (olgunlaştı)

Ø Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylemlerde, ad ve ad soylu sözcüklerde ses düşmesi veya ses türemesi meydan gelirse, bunlar yardımcı eylemle bitişik yazılır. Örnek : Kahır+ol- kahrol-

Zan+et- zannet-

Hapis+ol- hapsol-

Red+et- reddetmek-

Ø Ad ve ad soylu sözcük, yardımcı eylemle birleştiğinde herhangi bir ses olayı meydana gelmemişse, bunlar yardımcı eylemden ayrı yazılır. Örnek :

Arz et-

Hak et-

Yetkili kıl-

İhmal et-

b) Kurallı (Özel) Bileşik Eylemler : İki eylem tabanının biçimce ve anlamca birleşip kaynaşmasıyla oluşan bir birleşik eylem çeşididir. Bu birleşimde iki eylem arasına “-a, -e, -ı, -i, -u, -ü” seslerinden biri girer. Bu birleşmede ikinci eylem sabit olup gerçek anlamından tümüyle sıyrılmıştır.

Kurallı (özel) Bileşik Eylemler Dörde Ayrılır :

q Yeterlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) + bil(mek)

Anlamı : Eyleme “yeterli olma, başarabilme ya da olasılık” anlamı verir.

Örnek : Akşama size gelebilirim. (olasılık)

Bu soruyu Ahmet çözebilir. (başarabilme)

Ben İngilizce konuşabilirim. (yeterli olma)

Yeterlik birleşik eylemi üç şekilde olumsuz yapılır :

ANLAM

OLASILIK

Yapabilirim

Yapmayabilirim

YETERLİ OLMAYIŞ

Yapabilirim

Yapamayabilirim

KESİNLİK

Yapabilirim

Yapamam

q Tezlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (ı, i, u, ü) + ver(mek)

Anlamı : Eylemin “çabucak veya kolayca yapıldığı” nı gösterir.

Örnek : Hastalığını duyunca geliverdim. (çabukluk)

Soruları okuyuverdim. (çabukluk kolaylık)

Tezlik eylemi iki şekilde olumsuz yapılır :

OLUMLU

Çıkıverdi

OLUMSUZ

Çıkmayıverdi

OLUMLU

Bitiverdi

OLUMSUZ

Bitmeyiverdi

q Sürerlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) gel(mek), kal(mak), dur(mak)

Anlamı : Eylemin bir süre aralıksız sürdüğü, kesintisiz devam ettiğini gösterir.

Örnek : Bu iş böyle süregelmiş.

Adamın arkasından bakakaldım.

Sen, verdiğim işleri yapadur.

q Yaklaşma Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) yaz(mak)

Anlamı : Eylemin gerçekleşmesine “çok yaklaşıldığı, çok az kaldığı”nı gösterir.

Örnek : Kazada babam da öleyazdı.

Yürürken düşeyazdım.

c) Anlamca Kaynaşmış Bileşik Eylemler : Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, bir araya gelen ad ve eylemden kimi zaman birinin kimi zamanda her ikisinin gerçek anlamlarından uzaklaşarak anlamca kaynaşmasıyla oluşan bileşik eylemlerdir.

Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, şu yollarla oluşabilir:

q Bir eylemin, eylemsi ya da yardımcı eylemle birleşmesiyle meydana gelebilirler. Örnek :

Göresi gel(mek)

Ağlayacağı tut(mak) Bu bileşik eylemde, ikinci sözcük (eylem) gerçek

Bilm ezlikten gel(mek) anlamından uzaklaşmıştır.

Bitirmiş ol(mak)

q Ad soylu sözcüklerle bir eylemin birleşmesinden meydana gelebilirler. Örnek :

Hasta düş(mek) Bu bileşik eylemlerde, ad soylu sözcükler

Acı çek(mek) gerçek anlamını korurken, eylemler

Nasihat ver(mek) gerçek anlamından uzaklaşır.

Yalan at(mak)

q Hem ad hem de eylemin gerçek anlamından uzaklaşarak bir deyim grubu oluşturmasından meydan gelen birleşik eylemler.

Örnek : abayı yak(mak)

Çam devir(mek)

Başı göğe er(mek)

Kaşıkla yedirip sapıyla göz çıkar(mak)

UYARI : Ad eylemin gerçek anlamını yitirdiği ancak deyim oluşturmayan ve bitişik yazılan birleşik eylemler de vardır. Örnek : Varsay(mak)

Vazgeç(mek)

Elver(mek)

Öngör(mek)

Cümlenin öğelerine ayrılmasında birleşik eylemler bir bütün olarak ele alınmalı, aynı öğeyi oluşturduklarına dikkat edilmeli, bölünmemelidir. Örnek :

B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (yanlış)

Dolaylı Tümleç Nesne Yüklem

B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (Doğru)

Yüklem

Çatılarına Göre Eylemler :

06 Kasım 2007

Çatılarına Göre Eylemler :

Eylemlerin öznelerine ve nesnelerine göre gösterdikleri özelliklere, girdikleri biçime çatı denir.

Çatı, eylem kök ya da gövdelerine getirilen çatı ekleri dediğimiz eylemden eylem yapıp eklerine bağlı olarak oluşur.

UYARI : Çatı, yalnızca eylem cümleleri üzerinde yapılan bir incelemedir. Ad cümlelerinin çatısı olmaz.

ü Onda paranın yanında akılda vardı. ( Ad cümlesi çatısı olmaz.)

ü Karanlık çökmeden evine vardı. (Eylem cümlesidir.)

Çatı İki Bölümde İncelenir :

Nesne – Yüklem İlişkisi :

Nesne – Yüklem İlişkisi Yönünden Eylemler Dört Grupta İncelenir :

Geçişli Eylemler : Öznenin yaptığı işi, başka varlıklar üzerine geçirebilen, nesne alan eylemler geçişlidir.

Örnek : Çocuk, yazılı kağıdını dikkatlice inceledi.

Belirtili Nesne

Ona doğum günü için yün kazak aldık.

Belirtisiz Nesne

Geçişli eylemler, “Ne?, Neyi?, Kim?, Kimi?” sorunlarına yanıt veren eylemlerdir.

Örnek : Adam, elindeki ekmeği bir yabancıyla paylaştı. (Neyi paylaştı?)

Ahmet’in en küçük kardeşini yolda gördüm. (Kimi gördüm?)

Yemeğe tuz attım. (Ne attım?)

UYARI : Geçişli eylem, nesne alabilen eylemdir. Ama kimi durumlarda da cümlede nesne olmasa bile, o eylem geçişlilik özelliği gösterebilir. Örnek :

ü Saatlerce durakta bekledim (Neyi bekledim? Otobüsü; Kimi bekledim? Seni..)

ü Televizyonda Müzeyyen Senar söylüyordu. (Neyi söylüyordu? Şarkıyı…)

ü Tekrar tekrar okudum. (Neyi okudum? Romanı, öyküyü, şiiri…)

Geçişsiz Eylemler : Nesne almayan eylemler, geçişsizdir.

Örnek : Bütün gün tembel tembel oturduk. (Neyi, kimi oturduk? Nesne almaz.)

Yüklem

Yağmur bütün gece durmadan yağdı. (Neyi yağdı? Nesne almaz.)

Yüklem

Soğuktan hepimiz üşümüştük. (Neyi üşümüştük? Nesne almaz.)

Yüklem

UYARI : Kimi eylemler, cümledeki kullanıma göre geçişlilik veya geçişsizlik özelliği gösterir.

ü Bütün gün, çarşıda gezdik. (geçişsiz)

ü Turistler, şehirdeki müzeleri gezdiler. (geçişli)

Oldurgan Eylemler : Geçişsiz bir eyleme “-t, -r, -dır” eklerinden biri getirilerek geçişli yapılmasına oldurgan eylem denir. Örnek :

Geçişsiz Oldurgan

Uyu Uyu-t Çocuğu ben uyuttum.

Belirtili Nesne

Yat yat-ır Çocuğu erkenden yatırdım.

Belirtili Nesne

Gül gül-dür Çocuğu güldürdüm.

Belirtili Nesne

Ettirgen Eylemler : Geçişli bir eyleme “-t,-r, -dır” eklerinden biri getirilerek eylemin yeniden geçişli yapılmasına ettirgen eylem denir.

Ettirgen eylemde özne işi yapmaz, bir başkasına yaptırır. Örnek :

Geçişli Ettirgen

Yıka Yıka-t Arabayı yıkattım.

Belirtili Nesne

İç İç-ir Çocuklara süt içirdim.

Belirtisiz Nesne

Yaz Yaz-dır Askerdeki oğluna mektup yazdırdı.

Belirtisiz Nesne

UYARI : Oldurgan eylemler, ettirgen eylem durumuna getirilebilir. Ancak bu geçişli bir eylemin yeniden geçişli olması, birinci dereceden ettirgenlik meydana getirir.

Geçişsiz Oldurgan Ettirgen

Öl(mek) öl-dür(mek) öl-dür-t(mek)

Yat(mak) yat-ır(mak) yat-ır-t(mak)

Geçişli bir eyleme birden çok ettirgenlik eki getirildiğinde, geçişlilik derecesi artmış, katmerli ettirgenlik meydana gelmiş olur.

Geçişli Ettirgen Katmerli Ettirgen

Kır(mak) kır-dır(mak) kır-dır-t(mak)

Oku(mak) oku-t(mak) oku-t-tur(mak)

Bazı eylem köklerine oldurganlık ya da ettirgenlik eki getirildiğinde, kökte ses değişmesi meydana gelir.

Gel-ir ® getir. (l sesi, t’ye dönüşmüş)

Git-ir ® götür (i sesi, ö’ye dönüşmüş)

Özne – Yüklem İlişkisi :

Eylemler özneyle ilişkisi yönünden dört grupta incelenir :

Etken Eylemler : Yüklemin bildirdiği eylemi yapan, yerine getiren belliyse (gerçek özne varsa), o cümlenin eylemi etken çatılıdır. Örnek :

Yaşlı adam bir hamlede merdiveni tırmandı.

Gerçek Özne Etken

Kaymakam gelecek diye köy halkı yollara döküldü.

Gerçek Özne Etken

Vücudum, kaskatı olmuştu, kulaklarım duymuyordu.

Gerçek Özne Etken Gerçek Özne Etken

Edilgen Eylemler : Eylemi, yapan ve gerçekleştirenin belli olmadığı (gerçek öznenin olmadığı) eylemler edilgen çatılıdır. Bir eylemin edilgen çatılı olabilmesi için “-ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” eklerinden birini alması gerekir. Örnek :

Buz olmasın diye yollara tuz döküldü. (Döken belli değil)

Sınav sonuçları açıklandı. (Açıklayan belli değil.)

Anadolu’nun ücra bir kasabasına atanmış. (Atayan belli değil.)

Edilgen Eylemlerle İlgili Uyarılar

ü Nesne alabilen bir eylem edilgen yapıldığında nesne, sözde özne görevi yapar. Sözde özne, yüklemde belirtilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden (nesne) etkilenendir. Örnek : Belediye, kokmuş etleri imha etti. (etken)

Gerçek Özne Belirtili Nesne Yüklem

Kokmuş etler imha edildi. (edilgen)

Sözde özne Yüklem

Ona yeni bir kazak ördüm. (ben) (etken)

Belirtisiz Nesne Yüklem Gerçek özne

Ona yeni bir kazak örüldü. (edilgen)

Sözde Özne Yüklem

ü Nesne almayan (geçişsiz) bir eylem edilgen yapıldığında sözde özne de olmaz. Örnek : Akşama kadar çarşıda gezildi. (Gezen belli değil, gezilen de yok.)

Evde bir süre oturuldu. (Oturan belli değil, oturulan da yok.)

ü Kimi durumlarda eylemi yapanın (gerçek özne) sonuna ya “tarafından, nedeniyle, etkisiyle” sözcükleri ya da “-ca, -ce, -dan, -den” ekleri getirilerek örtülü (mantıksal) özne meydana gelir. Bu tür eylemler edilgen çatılıdır. Örtülü özne, cümle içinde zarf tümleci veya edat tümleci görevi yapar. Örnek :

Yağmur nedeniyle bahçenin duvarı yıkıldı. (Edilgen)

Adam mahkemece suçlu bulundu. (Edilgen çatılı)

Sözde Özne Zarf Tümleci

ü “-ıl,-il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” ekini alan her eylem edilgen olmaz. Edilgenliği cümle içindeki kullanım belirler. Örnek :

Mahalleye yeni bir market açıldı. (edilgen)

Sözde Özne

Ateşi düşünce hasta açıldı. (etken)

Gerçek Özne

Bayram nedeni ile sınıf süslendi. (edilgen)

Sözde Özne

Düğüne gitmek için Ayşe süslendi. (etken)

Gerçek Özne

Dönüşlü Eylemler : Bir eylemin dönüşlü çatılı olabilmesi için biçimsel olarak eylemden eylem yapan “-n” ekini alması; anlamsal olarak da eylemi yapanın da, eylemden etkilenenin de özne olması gerekir.

Örnek :

Kadın, dizlerine vurarak dövündü.

Gerçek Özne

( O ) Yorgunluğunu atmak için güzelce yıkandı.

(Gizli) Gerçek Özne

Zavallı kuş, son bir defa çırpındı.

Gerçek Özne

UYARI :”-n” ekinin edilgenlik anlamı da kattığına dikkat edilmeli bu etkin edilgenlik mi dönüşlülük mü yarattığını anlamak için cümleye bakılmalıdır. Örnek :

Üşümemek için battaniyeye sımsıkı sarındı. (dönüşlü çatılı)

Yerler iyice silinmiş. (edilgen çatılı)

Dönüşlü eylemlerle kurulu cümlelerde cümle nesne almaz. Çünkü nesne, öznenin yaptığı eylemden etkilenendir. Bu nedenle dönüşlü eylemler geçişsizdir. Çok az örnekte dönüşlü eylem geçişli olabilir. Örnek :

Çocuk koskoca çuvalı sırtlandı. (Dönüşlü – geçişli)

Ayşe küpeler, kolyeler takındı. (Dönüşlü – geçişli)

Belirtisiz nesne

İşteş Eylemler : İşteş Eylem, eylem kök ya da gövdelerine “-ş” ekinin getirilmesiyle yapılır.

İşteş eylemler iki ayrı anlamda kullanılır :

Örnek :

Kadınlar cenazede ağlaşıyordu. (Ağlama eyleminin birlikte yapılması anlamı vardır.)

Çocuklar bir süre sessizce bekleştiler. (Bekleme eyleminin beraber yapılması anlamı vardır.)

Eylemin birden çok özne tarafından karşılıklı yapılması anlamı :

Örnek :

Sinemanın önünde arkadaşlarıyla buluşacak. (Buluşma eylemi karşılıklı yapılmıştır.)

Yolda eski bir arkadaşıyla selamlaştı. (Selamlaşma karşılıklı yapılan bir eylemdir.)

UYARI : “-an, -en” ekiyle türeyen sıfat-eylemler geniş zamanın yanında şimdiki zaman ve geçmiş zaman anlamı da taşıyabilir.

Çocuk giden arabaya el salladı. (şimdiki zaman)

Kaçan balık büyük olur. (geçmiş zaman)

Eylemsiler (Fiilimsiler) : Eylem olma özelliğini tam olarak yitirmemesine karşın, çekime giremediği için tam eylem olmayan; getirilen eklerle ad, sıfat ve zarf görevlerinde bulunan; temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği taşıyan sözcüklere eylemsi denir.

Eylemsilerin Özellikleri :

ü Kip ve kişi ekleriyle çekimlenemezler. Bu yönleriyle tam eylem sayılmazlar.

ü Olumsuzluk eki “-ma, -me” ile çekime girerek eylem olma yanlarını sürdürürler.

ü Eylem tabanlarına getirilen birtakım eklerle ad, sıfat ve zarf görevinde kullanılırlar.

ü Bir temel cümle içinde yan cümle kurarlar ve yan cümlenin yüklemi olurlar.

Eylemsiler, Görevleri Yönünden Üç Grupta İncelenir :

Ad-Eylemler (İsim-Fiiller) : Eylem tabanlarına getirilen “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” ekleriyle türeyen ve eylem adı olarak kullanılan sözcüklerdir.

Örnek : Oraya gitmek ve bir süre dinlenmek istiyorum.

Ders çalışmayı ve kitap okumayı seviyor.

Dağa çıkış zor, oradan iniş kolay olur.

Ad-Eylemlerin Özellikleri :

ü “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” eklerini alan sözcükler eylem anlamlarını yitirip varlık ya da nesne adı türetirse, ad-eylem olarak alınamazlar. Örnek :

Bakkaldan ekmek aldım.

Çocuklar dondurma yiyor.

Yeni bir görüş öne sürdü.

Ben de kuşlar gibi uçmak istiyorum.

Bahçede yürümeye ne dersin?

Salondaki bağırışlar yüzünden kimse kimseyi duymuyor.

ü Ad-eylemler, ad görevli sözcükler oldukları için çoğul eki ve ad durum ekleriyle çekime girer. Ayrıca bir adla birleşerek ad tamlaması kurarlar. Bu tamlamada tamlayan ya da tamlanan sözcük olarak kullanılırlar. Örnek : Çalışmalar, bakışlar, gülmeyi, okumaya, oturmamda, gülmesinden, atların koşması, çalışmanın yararları, çocuğun gülüşü, okumanın kuralları

ü Ad-eylemler, ek-eylem olarak yüklem görevinde kullanılabilir ve ad cümlesi kurabilirler. Örnek : Bütün amacımız üniversiteyi kazanmaktı. (Ad cümlesidir.)

Yüklem

Beni üzen ansızın gidişiydi. (Ad cümlesidir.)

ü Ad-eylemler cümle içinde özne nesne ve dolaylı tümleç görevinde kullanılır. Örnek :

Gitmek, sorumluluktan kaçtığımı göstermez.

Özne

Okumayı çok seviyorum.

Nesne

Artık çalışmaya başlayalım.

Dolaylı Tümleç

Sıfat Eylemler (Ortaçlar) : Eylem tabanlarından türeyerek sıfat görevinde kullanılan sözcüklerdir. Ancak diğer sıfatlardan farklı olarak, adları hareket yönüyle nitelerler ve eylem olan yanlarını tam yitirmemiş olurlar. Ad-eylemlerde herhangi bir zaman kavramı olmamasına karşın, sıfat-eylemler şöyle sınıflanabilir.

Geniş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : “-an, -en, -r, -maz, -mez” ekleriyle yapılan sıfat-eylemler geniş zaman anlamı taşır. Örnek :

Gören gözün görmez oldu. Her zaman gören

Akarsu pislik tutmaz. Sürekli akan

Çekilmez adamı kim çekecek. Hiçbir zaman çekilmeyen.

UYARI : Eylemsilerin kökünde bir eylem olduğu için bunlar da çatı eki alabilir. Çatıları yönünden bir eylemin gösterdiği (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, oldurgan, ettirgen) bütün çatı özelliklerini gösterir. Örnek :

Pazarda unutulan çanta, polise teslim edildi. (Edilgen çatılı)

Yan Cümle

Süslenen kızlar, neşe içinde düğüne gittiler. (Dönüşlü çatılı)

Yan Cümle

Dövüşen çocukları, zor ayırdık. (İşteş çatılı)

Yan Cümle

Gelecek Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : -acak, -ecak, -ası, -esi ekleriyle türeyen sıfat-eylemler gelecek zaman anlamı taşırlar. Örnek :

Yapılacak işleri sırasıyla gözden geçirdi. (gelecek zaman)

Yaşanası güzellikler, bizi bekliyordu. (gelecek zaman)

Geçmiş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler : Eylemlere getirilen “-dık, -dik, -mış, -miş” ekleriyle türetilen sıfat-eylemler geçmiş zaman anlamı taşır. Örnek :

O bildik tavrıyla şöyle bir gülümsedi. (geçmiş zaman)

Çözülmüş testleri tek tek dosyaladı. (geçmiş zaman)

Pişmiş aşa su katılmaz. (geçmiş zaman)

Sıfat-Eylemlerin Özellikleri :

ü “-acak, -ecak, -r, -maz, -mış, -miş” eklerinin kip eki olduğuna da dikkat edilmeli, sıfat eylemle kip eki karıştırılmamalıdır. Örnek :

Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. (sıfat-eylem)

Dönülmez bir daha bu sözden. (geniş zaman kipi)

Yüklem

Görür gözüm görmez oldu. (sıfat eylem)

Görür, gözüm; söyler dilim. (geniş zaman kipi)

Yüklem Yüklem

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. (sıfat-eylem)

Atmış çantasını sırtına, gidiş o gidiş. (geçmiş zaman kipi)

Yüklem

ü Sıfat-Eylemler, kendilerinden sonra gelen adın yerini tutacak şekilde kullanılırlarsa, tür yönünden adlaşır ve adlaşmış sıfat oluştururlar. Örnek :

Gelmeyen öğrenci var mı? Gelmeyen var mı?

Sıfat Adlaşmış Sıfat

Tekkeyi bekleyen derviş çorbayı içer.

Sıfat

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.

Adlaşmış Sıfat

ü Eylemden-sıfat türeten bütün ekler, sıfat-eylem eki değildir. Sıfat-eylem eylem anlamını tam olarak yitirmediği için “-ma, -me” olumsuzluk ekeriyle çekimlenebilirler. Örnek :

Yırt-ıcı kuş

Yor-gun insan Sıfat-eylem ekleri değildir.

Yan-ık ekmek

Bit-me-y-en aşk

Beklen-me-dik soru Sıfat-eylem ekleridir.

Görün-mez kaza

ü “-dık ve –acak” ekiyle türeyen sıfat-eylemler, üçüncü tekil kişi iyelik eki alarak –“dığı ve –acağı” biçiminde kullanılabilir. Örnek : bildik ® bildiği kişi

yapılacak işler ® yapacağı işler

Bağ-Eylemler (Ulaçlar) : Eylem köklerinden türeyerek getirildiği eylemle yüklem arasında anlam bağlantısı kuran ve zarf görevinde kullanılan eylemsidir.

Başlıca bağ-eylem ekleri şunlardır :

-ıp, ip : Tahtaya bakıp soruyu çözdü. (Nasıl çözdü?)

-arak, -erek: Koşarak yanıma geldi. (Nasıl geldi?)

-ken : Televizyon izlerken uyumuş. (Ne zaman uyumuş?)

-madan, -meden : Adam bilmeden konuşuyor. (Nasıl konuşuyor?)

-ınca, -ince : Bunu gelince konuşuruz. (Ne zaman konuşuruz?)

-dıkça, -dikçe : Yürüdükçe yol tükenir. (Nasıl tükenir?)

-alı, -eli : Buraya geleli huzurum kaçtı. (Huzurum ne zaman kaçtı?)

-ir, -mez : Gelir gelmez uyudu. (Ne zaman uyudu?)

-asıya, -esiye : Atları öldüresiye kırbaçladı? (Nasıl kırbaçladı?)

-a, -a : Koşa koşa gitti. (Nasıl gitti?)

-e, -a : Düşe kalka büyüdü. (Nasıl büyüdü?)

-e, -e : Güle güle gidin. (Nasıl gidin?)

Eylemsilerin Yan Cümle Kurmaları : Eylemsiler, bir temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği gösterir ve temel cümleye herhangi bir öğe olarak bağlanır. Eylemsiler, yan cümlenin yüklemi olurlar. Temel cümlenin yüklemini oluştururlarsa yan cümle kuramazlar. Örnek :

Yan Cümle Temel Cümle

Sora sora Bağdat bulunur.

Zarf tümleci

Atılan ok geri dönmez.

Özne

Bu gidişi hiç beğenmiyorum.

Belirtili Nesne

Pencereye çıkana taş atıyorlardı.

Dolaylı Tümleç

Ad

06 Kasım 2007

AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Anlamlarına Göre Adlar :

Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar :

Özel Adlar : Bir tek varlığı gösteren, bir tek varlığa verilmiş adlardır.

Örnek : Mustafa Kemal Atatürk, Asya, Türkiye, Ankara, Kızılay, Merkür, Akdeniz, Türk Tarih Kurumu, Türkçe vb.

Tür Adları (Cins İsimleri) : Aynı türden olan varlıkların tümünü birden gösteren adlardır. Vücut parçaları ve organ adları, akrabalık dalları, tüm hayvan ve bitki adları, tüm araç ve gereç adları tür adlarını oluşturur.

Örnek : Gövde, teyze, yılan, elma, kalem, süpürge vb.

Tür Adlarının Özellikleri : Bir tür adı, genel anlamda kullanıldığında, o türü oluşturan varlıkların tamamını anlatır. Örnek : Balık suda yaşar. Tüm balıkları gösterir.

Kitap en yakın arkadaştır. Tüm kitapları gösterir.

Bir tür adı, bazen o türün yalnızca bir ya da birkaç bireyini göstermede kullanılır. Örnek :

Kuş durmadan çırpınıyordu. Bir tek kuşu gösterir.

Kitap, savaş yıllarını anlatıyor. Bir tek kitabı gösterir.

Varlıkların Sayılarına Göre Adlar :

Tekil Adlar : Biçimce çoğullanmamış, “-lar, -ler” eki almamış adlardır. Örnek :

Çiçek, bardak, toka, çocuk vb.

Çoğul Adlar : Aynı türden olan birden çok varlığı gösteren adlar, “-ler, -lar” çoğul ekiyel çoğullanır. Örnek : insanlar, evler, halılar, aylar, geceler vb.

Topluluk Adları : Biçimce tekil oldukları halde anlamca çoğul olan adlardır. Örnek :

Orman, ordu, sürü, bölük, millet, aile, takım, grup vb.

UYARI : Tür adları (ağaç, çocuk, insan) o türe ait olanları tek tek düşündürürken; topluluk adları (orman, bölük, kurul) o türe ait olanların tümünü bir grup olarak düşündürür.

Topluluk adları biçimce tekil adlardır. Ancak (-lar, -ler) çoğul ekiyle çoğullanabilir. Örnek :

Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri …!

Toplumlar kendi kültürlerini kendileri yaratır.

Kimi tür adları mecaz-ı mürsel yoluyla topluluk adı olabilir. Örnek :

Bütün sınıf, bu duruma üzüldü. (Sınıfın içindeki öğrenciler)

Meclis konuyu görüşüyor. (Meclisin içindeki Milletvekilleri)

Varlıkların Oluşlarına Göre Adlar :

Somut Adlar : Beş duyu organından en az biriyle algılanabilen varlık ve nesneleri gösteren adlardır. Örnek : Ses, hava, ışık, koku, su, rüzgar, vb.

Soyut Adlar : Beş duyudan hiçbiriyle algılanamayan adlardır. Örnek : cesaret, düşünce, sevinç, umut, özgürlük vb.

İş ve Eylem Gösteren Adlar : Eylem tabanlarından “-mek, -me, -iş” ekleriyle türeyen adlardır. Örnek : yürümek, bakmak, soruşturma, bakış, anlayış vb.

UYARI : Eylem adları bazı durumlarda sıfat olarak kullanılabilir. Örnek : yapma bebek, takma diş

Bazı kullanımlarda eylem adları, eylem anlamını yitirerek doğrudan ad olarak kullanılır. Örnek :

Değişik bir yemek yapmış, annesi.

Şimdi, bir dondurma olsa da yesek.

Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Ad Tamlamasıyla İlgili Bilgiler :

ü Ad tamlamalarında birinci sözcük, tamlayan; ikinci sözcük tamlanan adını alır. Örnek :

Tamlayan Tamlanan

Çocuklar-ın ses-i

Küf koku-s-u

Ahşap ev

ü Tamlayanın kişi zamiri (ben, sen, o, biz, siz, onlar) olduğu tamlamalara “zamir tamlaması” da denir ve tamlama ekleri değişir. Örnek :

Tamlayan Tamlanan

Ben-im kitab-ım

Sen-in düşünce-n

Biz-im evi-miz

Siz-in fikri-niz

ü Ünlüyle biten sözcüklere tamlayan eki getirildiğinde araya “n”; tamlanan eki getirildiğinde araya “s” kaynaştırma ünsüzü gelir. Örnek : elmanın yarısı

ü Ad tamlamalarında, asıl üzerinde durulan ve vurgulanan öğe tamlanandır. Sözgelimi; kapının kolu tamlamasında üzerinde durulan kavram koldur.

UYARI : “su ve ne” sözcüklerine “-ın, -in, -un, -ün” tamlayan eki getirildiğinde araya “n” değil “y” kaynaştırma ünsüzü girer. Örnek : suyun hızı neyin sesi

Ad Tamlaması Türleri

Belirtili Ad Tamlaması : Hem tamlayan hem de tamlanan eki almış olan ad tamlamalarıdır. Örnek :

Tamlayan Eki Tamlanan Eki

-ın, -in, -un, -ün -ı, -i, -u, -ü

Saat-in cam-ı

Su-y-un güc-ü

Felsefe-n-in sorunlar-ı

Belirtili Ad Tamlamasının Özellikleri :

ü Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük ya da sözcük grupları girebilir.

Örnek : Çocuğun sabaha kadar süren ağlaması.

ü Tamlayanla taml:-):-):-):-):-)n yeri değişebilir.

Örnek : Vurur, deryalara ışığı adaların.

ü Tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir.

Örnek : Çocukluğumun acıları, sevinçleri, umutları.

Annemin, babamın ve kardeşimin özlemi.

ü Tamlayan ya da tamlanana bağlı bir sıfat kullanılabilir.

Örnek : Yeşil gömleğin düğmeleri.

Çocuğun sarı saçları.

ü Kişi ve işaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında yalnızca tamlayan sözcük olarak kullanılır. Örnek : Senin araban

Bunun cezası

ü Ad eylemler (mastarlar) hem tamlayan hem de tamlanan olur. Örnek :

Okumanın yararları

Çocuğun yürüyüşü

ü Kimi durumlarda tamlayan ekinin yerini “-den, (-dan)” durum eki tutar. Örnek :

Çocuklardan birkaçı

Aşağıdakilerden hangisi

ü Kimi durumlarda tamlayan ya da tamlanan sözcük düşer. Bu durumlarda ad tamlaması özelliği ortadan kalkar. Örnek :

Umutları suya düştü. Onun umutları

Ev, onlarınmış. Onların eviymiş.

ü Bir belirtili ad tamlaması bir başka adı niteleyecek şekilde kullanılırsa, bir sıfat tamlamasının tamlayanı olur. Örnek : Anasının gözü adam

Sıfat Ad

Gözümün bebeği oğlum

Sıfat Ad

Belirtisiz Ad Tamlaması : Tamlayan sözcüğün ek almadığı tamlamalardır. Tamlayan, ek almadığı için belirsizlik ve genelleme anlamı taşır. Örnek :

Tamlayan Eki Tamlanan Eki

¾ -ı, -i, -u, -ü

Fındık kurt-u

Akrep yuva-s-ı

Fizik güc-ü

Belirtisiz Ad Tamlamasının Özellikleri :

ü Tamlayan, taml:-):-):-):-):-)n niteliğini gösterir. Örnek: Anne sevgisi, kan kırmızısı

ü Tamlayan, taml:-):-):-):-):-)n ne ile ilgili olduğunu gösterir.

Örnek : Sel felaketi, uçak bileti

ü Tamlayan, taml:-):-):-):-):-)n neden yapıldığını gösterir.

Örnek : Portakal suyu, tütün kolonyası

ü Tamlayan taml:-):-):-):-):-)n neye benzediğini gösterir.

Örnek :P armak üzümü, sigara böreği

ü Tamlayan, taml:-):-):-):-):-)n nedenini bildirir.

Örnek : Matematik korkusu, sınav stresi

ü Bir şeyin yapıldığını ya da bulunduğu yeri gösterir.

Örnek : Kıyı lokantası, uzay istasyonu

ü Tamlayan taml:-):-):-):-):-)n yapıldığı aracı belirtir.

Örnek : Söz sanatı, makine örgüsü

ü Tamlayan, taml:-):-):-):-):-)n ortaya çıktığı yeri belirtir.

Örnek : Amaysa elması, Maraş dondurması

ü Kişi adları tamlayan olduğunda o kişilere ilişkin yapıt, buluş gibi kavramları belirtir.

Örnek : Naima tarihi, Newton Kanunu

Takısız Ad Tamlaması : Hem tamlayanın hem de taml:-):-):-):-):-)n takı almadığı bir ad tamlamasıdır.

Örnek : Tamlayan Tamlanan

Yün ceket

Taş duvar

Cam kavanoz

Altın bilezik

Takısız Ad Tamlamasının Özellikleri :

ü Takısız ad tamlamasının kuruluşunda, en önemli özellik, birinci adın ikincisinin neyden yapıldığını göstermesidir. Örnek : Gümüş kolye, kot pantolon, deri mont…

ü Birinci ad, mecaz anlamda kullanılıp, mecazlı bir biçimde ikincinin neye benzediğini gösteriyorsa, yine takısız ad tamlaması oluşur.

Örnek : Selvi boy, tunç bilek, taş kafa

ü Takısız ad tamlamalarında tamlayana “-den / -dan” eki gelebilir.

Örnek : Tahtadan köprü, yünden yorgan…

Zincirleme Ad Tamlaması : İki ya da daha çok ad tamlamasının iç içe kullanıldığı bri tamlama çeşididir. Zincirleme ad tamlamasında, tamlayan ya da tamlanan kendi içinde bir ad tamlaması oluşturur. Sözgelimi tamlayan bir ad tamlaması olabilir. Örnek :

A k ş a m s a a t l e r i n i n s e r i n l i ğ i.

Belirtisiz Ad Tamlaması Belirtili Ad Tamlaması

Tamlanan bir ad tamlaması biçiminde olabilir. Örnek :

Ç o c u ğ u n d e r i ç a n t a s ı.

Takısız Ad Tamlaması

Belirtili Ad Tamlaması

Hem tamlayan hem de tamlanan ad tamlaması biçiminde olabilir : Örnek :

Belirtili Ad Tamlaması

İ s t a n b u l t i y a t r o l a r ı n ı n b u n a l ı m y ı l l a r ı.

Belirtisiz Ad Tamlaması Belirtisiz Ad Tamlaması

Karma Tamlama : Tamlayan ya da taml:-):-):-):-):-) niteleyen bir sıfat veya sıfat grubunun kullanıldığı bir tamlama türüdür. Örnek :

Belirtili Ad Tamlaması

A d a m ı n i r i , s a r ı , ç a r p ı k d i ş l e r i.

Sıfat Grubu .

Tamlayan Tamlanan .

Karma Tamlama

Görevlerine Göre Adlar :

ü Adlar, yalın durumda kullanıldığında, cümle içinde özne veya belirtisiz nesne görevinde bulunur. Örnek : Öğretmen başarılı öğrencilere hediye dağıttı.

Özne Belirtisiz Nesne

ü Adlar, belirtme durumuyla çekimlendiğinde belirtili nesne görevi yapar. Örnek :

Tabloları duvara astık.

Belirtili Nesne

ü Yönelme, bulunma, ayrılma (-e, de, -den) durumunda olan adlar cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Pencereden dışarıya bakıyor, dışarıda olanları seyrediyordu.

Dol. Tümleç Dol. Tümleç Dol. Tümleç

ü Ek-eylem (ek fiil) alan adlar, yüklem görevinde bulunur. Örnek :

Beni soran Ayşe’ymiş.

Yüklem

Yapılarına Göre Adlar : Adlar, yapıları yönünden üçe ayrılır :

ü Basit Adlar : Herhangi bir yapım eki almamış, ya da başka bir sözcükle birleşerek yeni anlamda bileşik bir sözcük oluşturmamış adlardır. Örnek : taş, balık, sopa vb.

ü Türemiş Adlar : Eylem ya da ad köküne bir yapım eki getirilerek yeni bir anlam kazanan ve gövde durumuna geçen adlardır. Örnek : sor-gu, ört-ü, seç-enek vb.

ü Birleşik Adlar : Birden çok sözcüğün birleşerek yeni bir biçim ve anlam kazanması yoluyla oluşan adlardır. Örnek : bilgisayar, külbastı, aslanağzı vb.

Adların Diğer Özellikleri :

ü Adlar, anlamları yönünden şöyle incelenebilir :

a) Kesin anlamlı adlar : Anlamı bilimsel bir tanımla kesinleşen adlardır.

Örnek : üçgen, sayı, şiir vb.

b) Adların bazıları kendi anlamını, işlevini yansıtır. Örnek : tarak, kazma süpürge vb.

c) Adların bir bölümü, sözcük anlamını düşündürmez.

Örnek : koltuk, havlu, elbise, tencere vb.

ü Adlar, “-cik, -ce, -cek,-cağız” gibi ekleri alır. Bu ekler, eklendiği ada, şu anlamı katar.

a) –cik eki getirildiği ada küçültme, sevgi ve acıma anlamları katar. Örnek :

Soru kitapçıkları dağıtıldı. Küçültme anlamı

Kapıyı güler yüzlü ninecik açtı. Sevgi

Kedicik bütün gece dışarıda kalmış. Acıma

b) “-ce” eki getirildiği ada, görelik, karşılaştırma, abartma, uygun ve yakışır olma anlamları katar. Örnek :

Gönlümce bir tatil yapamadım. Görelik

Akılca üstün biriydi. Karşılaştırma.

Yüzlerce sivrisinek beni ısırdı. Abartma.

Bize dostça davrandı. Uygun, yakışır olma.

c) –“-cağız” ve “-cek” eki, eklendiği ada acıma anlamı katar.

Örnek : adamcağız, yavrucak

Zamirler (Adıllar)

06 Kasım 2007

Zamirler (Adıllar): Ad olmadıkları halde cümle içinde geçici olarak, bir adın yerini tutan ve bir adın gösterdiği bütün özellikleri gösteren sözcüklere veya eklere zamir (adıl) denir. Örnek :

Polis aniden yere düştü, onu gördün mü?

Ad Zamir

Anlamlarına Göre Zamirler :

Kişi Zamirleri : İnsan adlarının yerine kullanılan “ben, sen, o, biz, siz, onlar” ile kimi durumlarda insan adının yerine geçen “kendi” sözcükleridir. Örnek :

Olanlara ben de çok üzüldüm.

İsterseniz, bir de siz bakın.

Sabahtan uğradım ben bir güzele.

Güzel ağlatmadı, güldürdü beni.

Kişi Zamirinin Özellikleri :

ü “Kendi” kişi sözcüğü, cümlede bir insan adının yerine kullanılırsa yedinci bir kişi zamiri olur. Örnek : Bakalım kendisi ne diyor?

Bu konuda kendin karar vermelisin.

ü “Kendi” kişi zamiri, diğer kişi zamiriyle “ben kendim, sen kendin, o kendisi, biz kendimiz, siz kendiniz, onları kendileri” biçiminde kullanılırsa kişi zamirlerinin anlamını pekiştiren bir sözcük olur. Örnek : Ben geldim. Ben, kendim geldim.

O düşünmüş. O, kendisi düşünmüş.

ü “Kendi” kişi zamiri, ikilime biçiminde kullanılarak bir eylemi nitelerse, durum zarfı olur.

Örnek : Çocuk kendi kendine oynuyor. (Nasıl oynuyor?)

Durum Zarfı

Kadın kendi kendine söylendi. (Nasıl söylendi?)

Durum Zarfı

ü “Kendi” kişi sözcüğü, öznenin yaptığı işi gene özneye dönmesini sağlayarak cümleye dönüşlülük anlamı katar. Bu yüzden dönüşlülük zamiri adını da alır. Örnek :

Adam kendini yaktı.

Çocuk kendini asmış.

ü Kişi zamirleri, tamlamalarda, tamlayan olabilmelerine karşın, tamlanan olamazlar. Örnek :

Benim arkadaşım, senin isteklerin, onun gönlü.

Kendisinin sözleri, çocuğun kendisi.

ü “Ben” ve “sen” kişi sözcükleri, adın yönelme (-e) durumuyla çekimlendiğinde ses değişimine uğrayarak “bana” ve “sana” olur.

ü “O” sözcüğü insan dışındaki varlıkların yerine geçtiği zaman işaret zamiri olarak da kullanılabilir. Örnek : O bu işe çok kızacak. Kişi zamiri

O, dosyalanıp kaldırıldı. İşaret zamiri

UYARI : “O” kişi zamiri bir adı niteleyip işaret sıfatı olan sözcükle karıştırılmamalıdır.

“O” kişi zamirinden sonra virgül getirilmezse anlam karışıklığı meydana gelebilir.

İşaret Zamirleri : Adların yerini işaret ederek tutan sözcüklerdir. “Bu, şu, o” ve çoğul şekilleri olan “bunlar, şunlar, onlar” adın yerini işaret ederek tutarlarsa işaret zamiri olurlar.

Bu yakındaki bir ad. (Bunlar)

Şu, biraz uzaktaki bir ad. (Şunlar)

O, ise daha uzaktaki bir ad. (Onlar) gösterir ve onların yerini tutar. Örnek :

Bunu bir de babama soralım.

Şu, Fatih zamanından beri ayakta.

Onları, bana ver, şunları, sen al.

İşaret Zamirlerinin Özellikleri :

ü “O” ve “Onlar” sözcükleri kişi adının yerini tuttuklarında “kişi”, kişi dışında herhangi bir varlık ya da nesne adının yerini tuttuklarında “işaret” zamiri olurlar. Örnek :

O, kitabı beğenmediğini söyledi. Kişi zamiri.

O, sınıfın, duvarına asılacak. İşaret zamiri.

ü “Buna, şuna, ona, öteki, beriki, böyle, şöyle, öyle” sözcükleri de adın yerine kullanılarak işaret zamiri olur. Örnek : Burayı sen temizle. İşaret zamiri.

Gel de böylesine inan. İşaret zamiri.

Öteki, başını eğip dinledi. İşaret zamiri.

UYARI : İşaret zamirinden “bu, şu ve bunlar, şunlar” sözcükleri bir kişi adı yerine kullanılabilirler. Bu durum diğer işaret zamirleri için de geçerlidir. Örnek :

Bu, adam çağırdı. (Bu adam)

zamir Sıfat

Şu, insanlara kızıyor. (Şu insanlar)

Zamir sıfat

ü İşaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler.

Örnek : Bunun acısı

Evin şurası

Öbürünün derdi.

İnsanın böylesi

ü İşaret sözcüklerinin yalın ve tekil şekilleri (bu, şu, o) işaret zamiri olup da cümlede bir adın önünde kullanılırsa araya mutlaka virgül (,) işareti konur. Aksi halde anlam karışıklığı ortaya çıkar. Örnek : Bu, kitabın önsözüne eklenecek.

İşaret zamiri

Bu kitabın önsözüne eklenecek.

İşaret zamiri

Belgisiz Zamirler : Bir adın yerini tuttukları halde, hangi adın yerini tuttukları tam olarak belli olmayan zamirlerdir. Adları sayı, ölçü miktar ve özne yönünden tam değil de belli belirsiz bir biçimde göstererek onların yerini tutarlar.

Belgisiz zamir olarak kullanılan başlıca sözcükler şunlardır : Kimisi, kimileri, kimi, biri, birisi, birileri, birkaçı, bazısı, bazıları, çoğu, birçoğu, birçokları, başkası, birazı, fazlası, bir kısmı, hepsi, kimse, tümü herkes, hepimiz gibi. Örnek : Kimsenin ahı kimsede kalmaz.

Çoğu gitti, azı kaldı. Birçoğu, bu durumdan habersiz.

Hepsine benden selam söyle. Kimi ağlarken kimi gülüyor.

Başkalarını değil, biraz da bizi düşün. İçlerinden birisi bana çok tanıdık geldi.

Belgisiz Zamirlerin Özellikleri :

ü Belgisiz zamirler belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler. Örnek : Birkaçının düşüncesi Çocukların birkaçı

ü Kişi ve işaret zamirlerinden bazıları ikileme oluşturacak biçimde kullanılırsa belgisiz zamir olur. Örnek : Onun bunun sözüne uyma Seni beni hiç dinler mi o?

ü “Şey” sözcüğü, belirsiz bir adın yerini tuttuğu için belgisiz zamirdir. Örnek :

Çarşıdan şey aldım. Şey sordu.

Soru Zamirleri : Adların yerini soru yoluyla tutan bir zamir çeşididir. Soru zamirleri sor sorarak adların yerine kullanılan sözcüklerdir denilebilir. Örnek :

Bu kitabı kim yırttı? (Ali yırttı.)

Senden ne istiyor? (Para istiyor.)

Dün akşam nereden geliyordun? (sinemadan)

Hangisini daha çok beğendin? (şunu)

Yolda kime rastlamış? (bir arkadaşına)

Soru Zamirlerinin Özellikleri :

ü Soru sözcükleri bir eylemin anlamını etkileyecek bir biçimde kullanılırsa, soru zarfı olur. (Ne, Nasıl?) Örnek : Buralarda ne dolaşıp duruyorsun? Niçin? Anlamında.

Bu havada buraya nasıl gelmiş? Ne şekilde anlamında

ü Soru zamirleri, bir belirtili ad tamlamasında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilir. Örnek : Kimlerin parası?

Çocukların hangisi?

Adamın nesi?

ü Bazı soru sözcükleri bir adın önüne gelerek onu soru yoluyla belirtirse, soru sıfatı olur. (hangi, kaç, ne, nasıl) Örnek :

Hangi okulu bitirmiş?

Soru sıfatı Ad

Bunlara kaç para verdiniz?

Soru Sıfatı Ad

Ne iş yapıyormuş?

Soru Sıfatı Ad

İlgi Zamiri : Bir belirtili ad tamlamasında tamlanan durumundaki ikinci adın yerini tutan “-ki” ekine ilgi zamiri denir. Örnek : Salonun duvarları temiz ama odalarınki kirli.

Odalarınki odaların duvarları

Benim kalemim seninkinden iyi yazıyor.

Seninki senin kalemin

İlgi Zamirinin Özellikleri :

ü İlgi zamiri, tamlamada taml:-):-):-):-):-)n yerini tutar. Tamlanan tekrar yazılmak istendiğinde “-ki” atılabilir. Örnek : Bunun-ki daha canlı. Bu kazağın renkleri daha canlı.

ü İlgi zamiriyle, addan sıfat türeten “-ki” eki karıştırılmamalıdır. “-ki” eğer ilgi zamiriyse bağlandığı sözcük (-in, -im) tamlayan eklerinden sonra kullanılır. Addan sıfat yapan “-ki” ekinde böyle bir durum yoktur. Örnek :

Eğil salkım söğüt eğil, bu benimki sevda değil. Ben-im-ki

Çocuğunki daha mantıklı. Çocuk-un-ki

Evdeki hesap çarşıya uymaz. Ev-de-ki Addan – sıfat

Geceki yağmur ortalığı batırmış. Gece-ki türetir.

ü Bir adın sonuna gelerek, o varlığın sahibini, kime ait olduğunu gösteren (-im, -in, -i, -imiz, -iniz, -leri) iyelik eklerine iyelik zamiri denir. Örnek :

Kalemim (benim kalemim) kalemimiz (bizim kalemimiz)

Kalemin (senin kalemin) kaleminiz (sizin kaleminiz)

Kalemi (onun kalemi) kalemleri (onların kalemleri)

Yapılarına Göre Zamirler : Zamirler yapıları yönünden iki grupta incelenir.

ü Basit (Yalın) Zamirler : Hiç yapım eki almamış, kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan zamirlerdir. Örnek : ben, şunda, bazıları, kim, bizlerden, onun vb.

ü Bileşik Zamirler : İki sözcüğün birleşmesinden oluşan zamirlerdir. Örnek :

Birçoğu, kimse, birkaçı, herhangi biri vb.

UYARI : Yapım eki alarak türetilen zamirlerde vardır. Örnek : Bu – ra, şu -ra

Zamirlerin Görevleri : Zamirler, cümlede bir adın yerini tutan sözcük türü olduğu için cümlede bir ad gibi, özne, nesne, dolaylı tümleç ve yüklem görevinde kullanılabilirler.

Örnek : Seni buraya babam çağırdı.

Bu işin aslını bir de biz araştıralım.

Aradığımız ev şuradaymış

Sıfatlar (Ön Adlar) :

06 Kasım 2007

Sıfatlar (Ön Adlar) :

Sıfat : Adların önüne gelerek onları çeşitli yönlerden niteleyen ya da belirten sözlerdir. Örnek :

İyi insan, üç çocuk, bulanık su, bazı kitaplar, hangi ev

Örneklerde de görüldüğü gibi sıfatlar, bir adın önüne gelerek onu niteleyen, belirten onları çeşitli yönlerden gösterip sınırlayan bir sözcük çeşididir. Bir sözcüğün sıfat görevi kazanabilmesi için mutlaka bir adın ya da zamirin önüne gelerek onu nitelemesi ya da belirtmesi gerekir.

Görevlerine Göre Sıfatlar :

Niteleme Sıfatları : Bir adın önüne gelerek onu durum, renk ve biçim yönünden gösteren onu çeşitli özellikleriyle belirleyen bir sıfat çeşididir. Örnek :

mavi gömlek, siyah pantolon, gri bulutlar (renk)

çalışkan öğrenci, yaşlı adam, solgun yüzler (durum)

uzun boy, dar giysi, geniş salon (biçim)

Belirtme Sıfatları : Adların önüne gelerek onları işaret, belgisizlik, soru ve sayı yönünden gösterip belirten bir sıfat çeşididir. Belirtme sıfatları, adları belirtmedeki farklılıklarına göre kendi içinde dört ana gruba ayrılarak incelenir :

İşaret Sıfatları : Adları işaret yoluyla gösterip belirten bir sıfat çeşididir. Örnek : bu ev, şu sokak, o yıllar, öteki kapı, diğer elbise, beriki adam

İşaret Sıfatlarının Özellikleri :

ü İşaret sözcükleri, bir adın önüne gelerek onları işaret yoluyla gösterirse, işaret sıfatı; bir adın yerini tutacak biçimde kullanılırsa, işaret zamiri olur. Örnek :

O kitabı ben de okudum.

İşaret Sıfatı

Onu, ben de okudum.

İşaret Zamiri

ü “İşte” sözcüğü doğrudan işaret sıfatı olarak kullanılabileceği gibi bir işaret sıfatının başına gelerek onun anlamını pekiştirebilir. Örnek : İşte Halep, işte arşın. İşaret sıfatı.

İşte bu adam. İşaret sıfatının anlamını pekiştirir.

Belgisiz Sıfatlar : Bir adın önüne gelerek onu sayı, ölçü, miktar ve özne yönünden tam ve kesin olarak değil de aşağı yukarı, belli belirsiz bir biçimde gösteren sıfat çeşididir. Örnek : Birkaç soruma cevap veremedi.

Birçok sorunum var, hangisini çözeceksin?

Kimi insan, artık böyle düşünmüyor.

Bütün çocuklar güzeldir.

Fazla mal göz çıkarmaz.

Öğretmen, her insana güvenilmeyeceğini söyledi.

Belgisiz Sıfatların Özellikleri :

ü “Her, birkaç, hiçbir, herhangi, bir, biraz” gibi belgisiz sözcüklerinden sonra gelen adlar çoğul eki almadan kullanılır. Örnek : Her insan böyle düşünmez.

Birkaç kitap okumakla adam olunmaz.

ü “Bütün, kimi, bazı” belgisiz sözcüklerinden sonra gelen adlar tekil de çoğul da kullanılabilir. Örnek : Bütün ağaçlar çiçek açtı.

Kimi kitaplar işe yaramaz.

Bazı çocuk ders çalışmayı sevmez.

ü “Bir” sözcüğü, bir adın önüne gelerek ona “herhangi bir” sözcüğünün anlamını katarsa “bir” sözcüğü belgisiz sıfattır; “tek” anlamını katarsa, sayı sıfatı olur. Örnek: Bir bayram onu ziyaret edelim. Belgisiz sıfat

Testte yalnızca bir soruyu çözememiş. Sayı sıfatı

Soru Sıfatları : Bir adın önüne gelerek onu soru yoluyla gösterip belirten, bir sıfat çeşididir. Soru sıfatları, adların özelliklerini, sayısını, yeriyle ilgili açıklamaları soru yoluyla gösteren bir sıfat çeşididir. Örnek : Nasıl bir ev istiyormuş?

Soru Sıfatı

Sınıfta kaç öğrenci vardı?

Soru Sıfatı

Oraya hangi yoldan gidilir.

Soru Sıfatı

Asansör kaçıncı kata çıktı?

Soru Sıfatı

Babası ne yapıyormuş?

Soru Sıfatı

Soru Sıfatlarının Özellikleri :

ü Soru sözcükleri, bir adın önüne gelerek, onu soru yoluyla belirtirse soru sıfatı; bir adın yerini tutacak şekilde kullanılırsa soru zamiri; bir eylemin önüne gelip, onun anlamını pekiştirip sınırlarsa soru zarfı olur. Örnek :

Çocuk ne işle uğraşıyor. Soru sıfatı

Çarşıdan sana ne alayım? Soru zamiri

Buralarda ne dolaşıp duruyorsun. Soru zarfı.

ü Soru sıfatları, her zaman cümleye soru anlamı vermez. Örnek :

Hangi okula gidiyormuş? Soru anlamı verir.

Hangi okula gittiğini bilmiyorum. Soru anlamı vermez.

Sayı Sıfatları : Sayı adlarıyla sayı adlarından “-inci, -ar(-er), -ız(-iz)” ekleriyle türemiş sözcükler bir adın önüne gelerek, o adı, sayı yönünden gösterip belirtirse, sayı sıfatı olur. Ayrıca, “ilk” ve “son” sözcükleri sıralama bildirdiği için adların önünde yer almaları halinde sayı sıfatı olur. Sayı sözcükleri, aslında bir addır. Bunlar, bir adın önüne gelerek kullanılırsa, sıfat olma özelliği kazanır. Örnek : İki, bir doğal sayıdır.

Ad

İki kişi yolda önünü kesmiş. Sıfat Ad

Sayı sıfatları, görevleri yönünden beşe ayrılır :

Asıl sayı sıfatları : Adların sayısını gösterir. Örnek : beş kalem, üç çocuk, bin lira

Sıra sayı sıfatları : Sayı sözcüklerine ”-inci” eki getirilerek onlara sıra anlamının verilmesidir. Örnek : dördüncü kat, üçüncü sokak, ikinci sınıf

Üleştirme sayı sıfatları : Sayılara “-ar, -er” ekinin getirilmesiyle onlara paylaştırma ve eşitlik anlamı veren bir sıfat çeşididir. Örnek : ikişer elma, yüzer lira, birer elbise

Kesir sayı sıfatları : Adların kesir bildiren sayılarla gösterilmesidir. Örnek : yüzde elli kar, üçte bir hata, yüzde on şans

Topluluk sayı sıfatları : Sayı sözcüklerine “-ız, -iz” ekinin getirilmesiyle onlara topluluk anlamı veren bir sıfat çeşididir. Örnek : ikiz çocuklar, beşiz bebekler

Yapılarına Göre Sıfatlar : Sıfatlar yapıları yönünden üçe ayrılır:

ü Basit Sıfatlar : Kök durumunda olan sıfatlardır. Örnek : iki sandal, eski yüzler, bu ev

ü Türemiş Sıfatlar : Ad ya da eylem tabanlarına çeşitli yapım eklerinin getirilmesi ile oluşan sıfatlardır. Örnek : bulanık su, bitkin yüzler, kapıdaki nöbetçi, susuz yaz

ü Bileşik Sıfatlar : Birden çok sözcüğün, birleşmesinden oluşan sıfatlara yapıları yönünden bileşik sıfat denir. Bileşik sıfatlar iki grupta incelenir.

Ø Kaynaşmış Bileşik Sıfatlar : Anlam olarak bir tek kavramı gösterdiği için biçimce bileşik yazılan sıfatlardır. Örnek : yalın-ayak çocuklar, boş-boğaz kadınlar

Ø Kurallı Bileşik Sıfatlar : Biçimsel olarak ayrı yazılmalarına karşın belli bir kurala bağlı olarak anlamca kaynaşmış olan sıfatlardır.

Kurallı bileşik sıfatlar genel olarak şu yollarla yapılır :

Bir sıfat tamlamasında tamlanan durumundaki ada “-lı, -li” ekinin getirilmesiyle : Örnek :

Sıfat tamlaması sıfat tamlaması

Büyük kapı-lı ev güzel göz-lü kız

Sıfat Ad Sıfat Ad

Sayı sıfatlarıyla kurulan sıfat tamlamalarında tamlanan durumundaki ada – lı, -lik ekinin getirilmesiyle: Örnek : Sıfat tamlaması Sıfat tamlaması

On yıl-lık bekleyiş iki ay-lık süre

Sıfat Ad Sıfat Ad

Bir takısız ad tamlamasında, tamlayan durumundaki ada “-lı, -li” ekinin getirilmesiyle : Örnek : Takısız ad tamlaması Takısız ad tamlaması

Mermer sütun-lu saray deri mont-lu çocuk

Sıfat Ad Sıfat Ad

Bir sıfat tamlamasında adla sıfatın yeri değiştirilerek ada üçüncü tekil kişi iyelik eki (-i, -si) getirmesiyle : Örnek : yıkık duvar duvarı yıkık ev

Sıfat tamlaması

Kırık cam camı kırık pencere

Sıfat tamlaması

Ayrılma (-den) durum eki almış bir addan sonra kullanılan ad eylemler birleşik sıfat oluşturur. Örnek : baba-dan kalma ev

Sıfat Ad

Ana-dan doğma sakat

Sıfat Ad

Sıfatlarla İlgili Özellikler :

San (Unvan) Sıfatları : İnsan adlarıyla birlikte kullanılır. İnsanların rütbe, derece ve sosyal durumlarına göre onların adlarına eklenen saygı, tanıtma sözcükleridir. Kişi adlarının başında veya sonunda ya da hem başında hem de sonunda kullanılabilirler. Örnek : Bekir Sıtkı Bey

Damat Ferit Paşa

Doktor Ahmet Bey

Profesör İsmail Hakkı

Gazi Osman Paşa

Sıfatlarda Pekiştirme : Niteleme sıfatlarının anlamını güçlendirmek amacıyla onların pekiştirilmesidir. Niteleme sıfatları, iki şekilde pekiştirilir:

a) Niteleme sıfatındaki ilk ünlünün sonuna “m,p,r,s” ünsüzlerinden uygun olan birinin getirilmesi yoluyla:

Örnek : tertemiz ev, bembeyaz gömlek, upuzun boy, masmavi deniz

b) İkileme yoluyla :

Örnek : eğri büğrü yollar, pırıl pırıl su, irili ufaklı taşlar, sarı sarı liralar

Sıfatlarda Küçültme : Niteleme sıfatlarının sonuna “-cik, -cek, -ce, (-i)msi ve (-i)mtrak” eklerinden uygun olan birinin getirilmesiyle onların anlamlarında ve derecelerinde bir azalma ve daralmanın meydana gelmesidir. Örnek :

büyücek ev büyüğe yakın

kalınca kitap kalın gibi

yüksekçe tepe yükseğe yakın

acımsı biber acıya yakın

kızılımtrak hava kızıla yakın

Sıfat Tamlamaları : Sıfatların, adları nitelemesi veya belirtmesiyle oluşmuş söz gruplarına sıfat tamlaması denir. Tamlayan Tamlanan

Sıfat Ad

Sıfat tamlamalarında sıfat tamlayan olup önce, ad tamlanan olup sonra gelir.

Örnek : Tamlayan Tamlanan

Engin deniz

Sessiz sedasız ortam

İşe yaramaz eşyalar

Bazı insanlar

Bu fikir

Sıfat Tamlamalarının Özellikleri :

Ø Sıfat tamlamalarında, tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir. Örnek :

Uzun boylu esmer çocuk

Tamlayan Tamlanan

Kırmızı elbise, ayakkabı ve çanta

Tamlayan Tamlanan

Ø Sıfatlar, bir ad tamlamasında tamlayan ya da tamlanan görevinde kullanılabilir.

Örnek : Sıfat tamlaması Sıfat tamlaması

Yeşil köşkün lambası çocuğun masmavi gözleri

Kareli yatak örtüsü

Sıfat Belirtisiz ad tamlaması

Bir yaz günü

Sıfat Belirtisiz ad tamlaması

Sıfatların Adlaşması : Bir niteleme veya sayı sıfatı, cümlede bir adın önüne gelmezse ya da çoğul, tamlama ve ad durum eklerinden biriyle çekimlenmiş olarak kullanılırsa, tür yönünden adlaşır. Bunlara adlaşmış sıfat denir. Örnek :

Yaşlı adam ayağa kalktı.

Sıfat Ad

Yaşlı ayağa kalktı.

Adlaşmış sıfat.

Umutsuz insanlar başarılı olamaz.

Sıfat Ad

Umutsuzlar, başarılı olamaz.

Adlaşmış Sıfat

Zarflar (Belirteçler)

06 Kasım 2007

Zarflar (Belirteçler) : Eylemleri, eylemsileri ve zarf türünde olan başka sözcükleri anlam yönünden pekiştiren ya da kısıtlayarak sınırlayan sözcük çeşididir. Örnek :

Adam akıllı davranıyor.

Zarf Eylem

Adam, akıllı davranarak işini yürütüyor.

Zarf Eylem

Adam, çok akıllı birine benziyor.

Zarf Sıfat Zamir (ad)

Adam, bu işte çok akıllı davrandı.

Zarf Zarf Eylem

Anlam ve Görevlerine Göre Zarflar :

Zaman Zarfları : Eylemleri ve eylemsileri zaman yönünden gösteren, bunları zaman olarak sınırlayan bir zarf çeşididir. Zaman zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsi tabanlarına “Ne zaman?” sorusu yöneltilir. Örnek :

Demin buradaydı, şimdi yok oldu.

Geç fark ettim, taşın sert olduğunu.

Yıllar önce değil ağaç, bir yeşil ota bile rastlayamazdık.

Kışın giyeceğim diyerek ucuzluktan bir sürü kazak aldı.

Yirmi yaşında evlenip çoluğa çocuğa karışmış.

Zaman Zarfının Özellikleri :

ü Zaman bildiren sözcükler, eyleme, ya da eylemsiye yöneltilen “Ne zaman?” sorusuna yanıt verirlerse, zaman zarfı; zaman kavramını karşılarsa, tür yönünden ad olurlar. Örnek : Erkenden yat, sabah yola çıkacaksın.

Zaman Zarfı

Sabah yeni umutların doğuşudur.

Ad

ü Ad ve sıfat tamlamaları cümle içinde zaman zarfı olarak kullanılabilir. Örnek :

Ertesi gün başladı, gün doğmadan yolculuk.

Sıfat tamlaması

Gece yarısı bir patlama oldu.

Ad tamlaması

Durum Zarfları : Eylemlerin ya da eylemsilerin nasıl olduğunu, ne durumda bulunduğunu gösteren bir zarf çeşididir. Durum zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsilere “Nasıl?” sorusu yöneltilir. Örnek : Adam aniden karşıma çıktı.

Sahnedeki sanatçıyı hayranlıkla izliyor.

Beni iyi dinle, sonra pişman olursun.

Çocuklar odalarında sessiz sessiz oynuyor.

Kapıyı çalıp yavaşça girdi.

Durum Zarfının Özellikleri :

ü Bir sözcük, bir adı veya zamiri nitelerse, sıfat; bir eylemi ya da eylemsiyi nitelerse, durum zarfı olur. Örnek :

O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler ve çekip gittiler.

Sıfat Ad Sıfat Ad

İyi düşünüp güzel konuştu.

Zarf Eylemsi Zarf Eylemsi

ü İkileme biçiminde kurulan, pekiştirilmiş olan ve edatla öbekleşen kimi sözcükler eylem ve eylemsiyi etkileyerek zarf görevinde kullanılabilir. Örnek :

Güneş pırıl pırıl parlıyordu. İkileme

zarf

Deniz masmavi görünüyordu Pekiştirme

zarf

Çamaşırları sakız gibi yıkamış. Edat öbeği

Zarf

Yer-yön Zarfları : Eylemlerin ve eylemsilerin gerçekleştiği yeri ve yöneldiği yönü gösteren bir zarf çeşididir. Yer-yön zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsilere “Ne yöne, Ne tarafa?” soruları yöneltilir. Örnek :

Az önce dışarı çıktı.

Adam bir adım geri çekildi.

İleri atılıp sellercesine, göğsünden vurulup tam ercesine.

Bırak bekle, asansör yukarı çıkıyor.

Yer-yön Zarfının Özellikleri :

ü Yer-yön bildiren sözcüklerin yer-yön zarfı olabilmesi için mutlaka bir eylemi ya da eylemsiyi göstermesi gerekir. Aksi halde bunlar başka bir sözcük oluşturur.

§ Bir adın önüne gelerek adı etkilerse sıfat olur. Örnek :

Yukarı mahalle, aşağı kat, ileri adım

Sıfat Ad Sıfat Ad Sıfat Ad

§ Ad durum ekleriyle çekimlenirse ad olur. Örnek :

İçeriye bir yabancı girdi.

Ad

Biraz geriye git.

Ad

Dışarıda kar, içeride sımsıcak bir hava vardı.

Ad Ad

§ Bir yer ve yön adı olarak kullanılırsa, tür yönünden yine ad olur. Örnek :

Dışarısı çok kalabalıktı.

Ad

Aşağısı oldukça sessiz ve sakindi.

Ad

ü Görüldüğü gibi yer ve yön gösteren “içeri, dışarı, aşağı, yukarı, öte, beri, ileri, geri” gibi sözcüklerin yer-yön zarfı olabilmesi için mutlaka ad durum eklerinden birini almamış ve çoğalmamış olarak eylemlerin önünde kullanılmaları gerekir.

Azlık-Çokluk Zarfları : Bir eylemin, eylemsinin, sıfatın veya başka bir zarfın sayısını ve ölçüsünü gösteren, bunları karşılaştırarak dereceleyen bir zarf çeşididir.

Dilimizde sayı, ölçü ve miktar gösteren, karşılaştırma ve derecelendirme yapılabilen başlıca sözcükler şunlardır: daha, pek, çok, en, fazla, oldukça, epey, epeyce, az, biraz, gayet, fevkalade, denli…

Örnek : Çok yedim, daha fazla yiyemem.

Zarf Eylem Zarf Zarf Eylem

Olanlara fevkalade sevindim.

Zarf Eylem

Çok çalışıp az dinlenirdi.

Zarf Eylemsi Zarf Eylem

Bir dahaki sınava daha iyi hazırlan.

Zarf Zarf Eylem

Ondan daha iyi bir insana rastlamadım.

Zarf Sıfat Grubu Ad

Ali en iyi, en akıllı öğrenciymiş.

Zarf Sıfat Zarf Sıfat

Son günlerde gayet sakin bir çocuk olmuştu.

Zarf Sıfat Grubu Ad

Adlar ikileme oluşturarak azlık-çokluk zarfı yaratabilir.

Örnek : Yemeklerden tabak tabak yediler.

Zarf

Donmuş patatesler çuval çuval çöpe atıldı.

Zarf

Soru Zarfları : Soru sözcükleri bir eyleme yönelerek onun nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu, yapılış şeklini ve zamanını buldurmaya yönelik olarak kullanılırsa soru zarfı olur. Örnek : Parandan ne kadar harcadın?

Soru Zarfı

Neden her şeyden beni sorumlu tutuyor?

Soru Zarfı

Ne diye ağlayıp duruyorsun?

Soru zarfı

Oradan ne zaman gelecekmiş?

Soru zarfı

Yapılarına Göre Zarflar :

ü Basit Zarflar : Yapım eki almamış ya da bileşik bir sözcük durumunda olmayan, kök halinde olan zarflardır. Örnek : çok, pek, dün, yukarı, tek, demin…

ü Türemiş Zarflar : Yapım eki alarak gövde durumuna geçen zarflardır. Örnek :

Er-ken, ön-ce, son-ra, sabah-leyin, kış-ın, saatler-ce…

ü Bileşik Zarflar : İki sözcüğün biçimsel olarak birleşmesinden oluşan zarflardır. Örnek :

Bir-az, bu-gün, ilk-önce…

ü Öbekleşmiş Zarflar : İki ya da daha çok sözcüğün biçimce ayrı yazılmasına karşın anlamca kaynaşmasından oluşan zarlardır. Örnek : hemen hemen, er geç, bazı bazı, zaman zaman…

Zarflarla İlgili Genel Uyarılar :

ü Dilimizde kesinlik anlamı taşıyan “şüphesiz, elbette, mutlaka, asla, kuşkusuz” gibi sözcükler, bu anlamlarla eylemi pekiştirdiğinde kesinlik zarfı oluşturur. Örnek :

Doğacaktır, elbet sana vadettiği günler Hakk’ın.

Benimle bir daha asla böyle konuşma!

Şüphesiz tüm söylenenleri anlıyor.

ü Eylem ve eylemsilere tekrar anlamı veren, onların yinelendiğini gösteren “tekrar, bir daha, gene, sık sık, çoğu kez, arada bir, bazen, yine” gibi sözcükler yineleme zarfı yaratır. Örnek : Bu konuyu tekrar ele almalıyız.

Kar yine savrula savrula yağıyordu.

Çocuk ikide bir babasından para istiyor.

ü Eyleme olasılık anlamı katan “belli, herhalde..” sözcükleri olasılık zarfı olarak adlandırılır. Örnek : Belki yarın, belki de yarından sonra gelir.

Herhalde toplantıda konuşulanları hiç dinlemedin.

ü Eylemi zaman ve nicelik yönünden sınırlayan “artık, ancak, yalnız” sözcükleri sınırlama zarfı adını alır. Örnek : Artık bu sıkıntıya dayanamıyorum.

Bu işi ancak üç gün sonra bitirebilirim.

Beni yalnız sen anlarsın.

ü Genellikle bir soruya karşılık olarak kullanılan “evet, hayır” sözcükleri onaylama zarfı adını alır. Örnek : – Kitap okur musun?

- Evet.

- Sen de gittin mi?

- Hayır

Edat-bağlaç-ünlem

06 Kasım 2007

Edatlar (İlgeçler) : Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan sözcüklere edat denir. Edatların tek başlarına anlamları olmadığı gibi, tek başlarına görevleri de yoktur. Ancak diğer sözcüklerle birlikte cümle içinde görev kazanırlar.

Dilimizde kullanılan başlıca edatlar şunlardır : Gibi, kadar, sanki, için, ile, -den dolayı, -den ötürü, -den beri, -mek üzere, -e karşın, -e doğru, -e değin, denli, bile, -den öte, -den sonra, -den önce…

Başlıca Edatlar ve Farklı Kullanımları :

ü İle : Ek biçiminde de yazılabilen bu edatla oluşturulan edat öbeklerinin başlıca kullanımları şunlardır :

¨ İşin, eylemin, hangi araçla (vasıtayla) yapılacağını, yapıldığını bildirebilir. Örnek :

İstanbul’ uçakla gideceğim.

Edat tümleci

¨ İşin, eylemin kimle yapıldığını, yapılacağını bildirebilir. Örnek :

Bu oyuncağı küçük kardeşimle yaptım.

Edat tümleci

¨ İşin, eylemin nasıl yapıldığını, yapılacağını bildirerek durum zarfı olabilir. Örnek :

Çocuk, büyük bir sevinçle yanıma geldi.

Durum Zarfı

¨ İşin, eylemin nedenini bildirerek edat tümleci olabilir. Örnek :

Arabanın devrilmesiyle yol trafiğe kapandı.

Edat tümleci

¨ İki cümle arasında bağlaç görevi üstlenebilir. Örnek :

Çok yorgundum; bu nedenle senin işini takip edemedim.

Bağlaç

ü Gibi : Bu edatla kurulan edat öbekleri şu görev ve anlamlarla karşımıza çıkarlar :

¨ Benzetme ilgisiyle durum zarfı, sıfat, sıfatın zarfı, zarfın zarfı ya da ek-eylem alarak bir ad cümlesinin yüklemi olabilirler. Örnek : Bu şato gibi ev kimin? (sıfat)

Çocuklar gibi sevindi kadıncağız. (durum zarfı)

Nermin gibi güzel bir kızım var benim de. (sıfatın zarfı)

Küçük kızım dün hasta gibiydi. (yüklem)

¨ Bazı durumlarda ölçü (nicelik) yönüyle karşılaştırma yapar. Örnek :

Senin gibi bencil birini görmedim.

Ayşe, Ali gibi çalışkandır.

¨ Cümleye, olabilirlik, kuşku anlamı da katar. Örnek :

Bugünlerde görüşmüyoruz, işleri bozuldu gibi.

Ayşe bugün ağlamış gibi.

¨ Bazı kullanımlarda cümleye tam değil de tam olmaya yakın, yaklaşık olma anlamı katar. Örnek : Yemek pişti gibi.

Kış geldi gibi.

ü Kadar : Bazı kullanımlarda kadar edatı sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. Örnek : Senin bugün cennet kadar vatanın var.

İnsan kadar acımasız varlık yoktur.

Cümleye civarında, dolayında anlamı katar. Örnek : Onu bir saat kadar bekledim.

İki kilo kadar aldım

Bazı cümlelerde, dek değin ilgeçlerinin anlamını karşılar, bitiş ilgisi kurar. Örnek :

Sabaha kadar yağmur yağdı.

İstanbul’a kadar otobüsle gittim.

Bu ilgeç bazı cümlelere ölçüsünde, derecesinde anlamı katar. Örnek :

Gücümün yettiği kadar çalışacağım.

ü Karşı : Bir ada yönelik kullanılırsa sıfat olur. Örnek : Karşı görüş, Karşı taraf

¨ Ad olarak kullanılır. Örnek : Buradan karşı güzel görünüyor.

Bir sandal kiralayıp karşıya geçti.

¨ Ad olarak kullanıldıklarında, belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olur. Örnek : Okulun karşısında boş bir arsa var.

Tamlanan

Karşının döneri daha güzel.

Tamlayan

¨ “-e karşı” biçimindeki kullanımları edattır. Edat tümleci kurar. Örnek :

Küçüklerin büyüklerine karşı saygılı olması gerekir.

Bu söze karşı ne denir?

¨ “-e karşı” edatı, zaman anlamlı sözcüklere geldiğinde zarf tümleci kurar. Örnek :

Sabaha karşı bir fırtına koptu.

Zarf tümleci

¨ “Karşı” sözcüğü, ikileme kurar, eylemleri eylemsileri durum anlamıyla sınıflandırarak zarf olur. Örnek : Toplantıda onunla karşı karşıya oturduk.

¨ Deyim biçiminde eylem öbekleri kurar. Örnek : Karşı çıkmak, karşı gelmek

ü İçin : Bazı cümlelerde, sözcükler ve kavramlar arasında neden-sonuç ilgisi kurar. Bu kullanımda “-den” ekiyle anlamca özdeştir. Örnek :

Ders çalışmadığı için sınıfta kaldı. (Ders çalışmadığından)

Hava soğuk olduğu için dışarı çıkmadım. (soğuk olduğundan)

¨ Bazı cümlelere amacıyla, maksadıyla anlamı katıp amaç-sonuç ilgisi kurar. Örnek :

Seni görmek için buraya geldim. (Gelmesinin amacı görmek)

Koşu yapmak için spor ayakkabısını giydi. ( Ayakkabıyı giymesinin amacı koşu yapmaktı.)

¨ Kimi kullanımlarda cümleye hakkında, konusunda anlamı katar. Örnek :

Senin için sözüne fazla güvenilmez diyorlar.

Babam için çabuk iyileşir diyorlar.

¨ Bazı cümlelere özgüleme anlamı katar. Örnek : Bu kitapları senin için aldım.

Akşamki oyun için bilet aldık.

¨ Kimi kullanımlarda “sahip olmak adına, uğruna” anlamı katar. Örnek :

Dedelerimiz bu vatan için canlarını feda etmişler.

¨ Cümleye “karşılık” anlamını katarak edat tümleci olabilir. Örnek :

Bu eski kitap için tam on milyon ödedim.

Edat tümleci

ü Üzere : Bazı durumlarda için edatıyla özdeş olup, cümleye amacıyla, maksadıyla anlamı katar. Örnek : Mektubu sana göndermek üzere yazmıştım.

Tatile gitmek üzere çantamı hazırladım.

¨ Bazı cümlelere şartıyla, koşuluyla anlamı katar. Örnek :

Kitabı yarın getirmek üzere aldı.

Bir hafta sonra ödemek üzere ondan para istedim.

¨ “Üzere” edatının, tam değil de tam olmaya yakınlık, yaklaşık olma anlamı da vardır. Örnek: Arkadaşım gelmek üzere.

Yağmur dinmek üzere.

ü Yalnız-Ancak : Bir ada yönelik kullanılırsa, sıfat olur. Örnek : Yalnız adam, yalnız kişi

¨ Bir eylemi ya da eylemsiyi nitelemesi halinde, belirteç olur. Örnek :

Bu kadar yolu yalnız gelmiş. (Nasıl gelirdi? Yalnız)

Beni yalnız bırakıp gitti. (nasıl bırakıp? Yalnız)

¨ İki cümleyi birbirine bağlaması halinde, ama, fakat bağlaçlarının görevini üstlenir. Örnek:

Bu işi yaparım, yalnız paramı peşim isterim.

Ben de gelirim, yalnız bugün çok işim var.

¨ Edat olması halinde cümleye “sadece, tek, bir tek gibi” anlamlar katar. Örnek :

Aradığınız kitabı yalnız burada bulabilirsiniz.

Bu sandık yalnız bu anahtarla açılır.

ANCAK : Bu edat ötekilerin aksine, kendinden önceki sözcük veya sözle değil, kendinden sonraki sözcük veya sözle öbekleşir ve cümleye “tek, bir tek” anlamlarını katar. Bu yüzden de edat olan “ancak” sözcüğünü bağlaç veya zarf olarak karşımıza çıkan “ancak” sözcüklerinden ayırmak çok kolaydır. Örnek :

Bu sorunu ancak Ahmet Bey çözebilir. (edat)

Çok aradım; ancak (ama) istediğim gibi bir ev bulamadım. (bağlaç)

Bu kömür bize iki ay ancak (zor) yeter. (zarf)

Görevlerine Göre Edatlar :

¨ Addan önce gelerek, sıfat öbeği halinde bir sıfat tamlamasının tamlayanı olabilirler.

Örnek : O mağazada bedenime göre elbise bulamadım.

Tamlayan

Onun gibi insan az bulunur bu dünyada.

Tamlayan

¨ Sıfattan önce gelerek, söz konusu sıfatın zarfı olabilirler. Örnek :

Bu kadar soğuk bir insan görmedim.

Zarf Sıfat

¨ Zarftan önce gelerek, söz konusu zarfın zarfı olabilirler. Örnek :

Onun kadar şık giyinmek istiyorum ben de.

¨ Eylemden veya eylemsiden önce gelerek bir temel ya da yan cümlenin, durum, zaman, koşul, yer-yön ve azlık-çokluk bildiren zarf tümleci olabilirler. Örnek :

Çocuklar gibi ağladık hepimiz. (temel cümlenin durum zarfı)

Çocuklar gibi ağlamamıza herkes güldü. (yan cümlenin durum zarfı)

Düne kadar onu tanımıyordum. (temel cümlenin zaman zarfı)

Düne kadar onu tanıdığımı söyleyemem. (yan cümlenin zaman zarfı)

Tekrar görüşmek üzere toplantıya bir saat ara verdik. (temel cümlenin koşul zarfı)

O dakika kadar bekleyebilir misin beni? (temel cümlenin azlık-çokluk zarfı)

On dakika kadar beklemen gerekiyor beni. (yan cümlenin azlık-çokluk zarfı)

Bahçe kapısına doğru hızlı hızlı yürüdüm. (temel cümlenin yer-yön zarfı)

Bahçe kapısına doğru yürümek istedim. (yan cümlenin yer-yön zarfı)

¨ Ek-eylem alarak bir ad cümlesinin yüklemi olabilirler. Örnek :

Onun boyuda senin boyun kadardı.

¨ Özne olabilirler. Örnek : Bu kadarı yeter bana.

¨ Hal eklerini alarak cümlenin belirtili nesnesi, dolaylı tümleci olabilirler. Bu kullanımlarında edatın adlaştığı söylenebilir. Örnek: Onun gibisini asla bulmazsın. (belirtili nesne)

Onun gibisine her şeyimi veririm. (dolaylı tümleç)

¨ Amaç, araç, sebep ve kişiye görelik bildirdiklerinde ya da hakkında, uğrunda, karşılık anlamlarıyla kullanıldıklarında edat tümleci olurlar. Örnek :

Bulaşıkları yıkamak için biraz su ısıttım. (amaç)

Geciktiğim için özür diledim ondan. (temel cümlenin sebep zarfı)

Geciktiğim için özür dilemem gerekiyor ondan. (yan cümlenin sebep zarfı)

Mektuplarını dolmakalem ile yazmalısı. (araç)

Babama göre asıl suçlu bu adam değilmiş. (görelik)

Akşamki tiyatroya kardeşimle gideceğim. (birliktelik)

Ömer bey için iyi şeyler söylemiyorlar. (hakkında)

Bu vatan için canımı seve seve veririm. (uğrunda)

Banka borçları için evini ipotek etmiş. (karşılık)

Bağlaçlar: Eş görevleri sözcükleri, sözcük öbeklerini, cümleleri birbirine bağlayan sözcük türlerine bağlaç denir. Bağlaçların üç görevi vardır :

¨ Eş görevli sözcükleri birbirine bağlar.

¨ Sözcük öbeklerini birbirine bağlar.

¨ Cümleleri birbirine bağlar.

Dilimizde sık kullanılan başlıca bağlaçlar şunlardır : Ve, veya, ya da, ile, yahut, veyahut, de(da), ki, fakat, ama, meğer, zira, madem, mademki, oysa, oysaki, halbuki, yeter ki, ancak, yalnız, nitekim, üstelik, örneğin, gerek… gerek, ister … ister, ne … ne, hem … hem vb.

Başlıca Bağlaçlar ve Farklı Kullanımları :

ü İle : Yalnızca eş görevli sözcük veya sözcük öbeklerini birbirine bağlar; cümleleri birbirine bağlayamaz. Edat olan “ile” ve bağlaç olan “ile” yi birbirine karıştırmayınız ve bağlaç olan “ile” nin de ek biçiminde yazılabileceğini unutmayınız. Bağlaç olan “ile” yi edat olan olan “ile” den ayırmak için, “ile” nin yerine “ve” sözcüğünü kullanmayı deneyin. “ile” bağlaç olarak kullanılmışsa, yerine “ve” bağlacını rahatlıkla kullanabilirsiniz. Örnek :

Bu dergi ile şu kitabı çekmeceye koy.

Masalarla sandalyelere dokunmayın.

Annemle babam tatile gitti.

ü De (da) : Görev ve anlamları :

a) Cümleleri birbirine bağlamada kullanılır. Örnek :

Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi.

Buraya kadar gelmiş de bize uğramamış.

b) Eş görevli sözcükleri birbirine bağlamada kullanılır. Örnek :

Seni de onu da işe alıyoruz.

c) Bu bağlaç, bazı kullanımlarda cümleye, azarlama, korkutma, direnme, umutsuzluk, alaya alma ve küçümseme anlamları katar. Örnek :

Lafını bil de öyle konuş. (Azarlama)

Geleceği varsa göreceği de var. (Korkutma)

Adam gitmem de gitmem diye tutturdu. (Direnme)

Büyüyecek de adam olacak da bize bakacak. (Küçümseme, umutsuzluk)

Hava güzel olacak da pikniğe gideceğiz. (umutsuzluk)

d) Bazı kullanımlarda düşüncenin sürdüğünü gösterir. Örnek : Çantamı unutmuşum da…

e) Soru ekleriyle birlikte kullanıldığında, şaşkınlık bildirir, sözün anlamını güçlendirir. Örnek: O da mı gelecek?

f) İkileme kurarak sözün anlamını pekiştirir. Örnek : Ev de ev, görülmeye değer.

g) Bazı kullanımlarda koşul ilgisi kurar. Örnek : Dinledi de anladı.

h) İki yargıyı birbirine bağlarken, birinci yargıya olumsuzluk anlamı katar. Örnek: Anllatın da anlamadık mı?

ü Ki : İki cümleyi, koşul, sebep-sonuç, amaç-sonuç, zaman, açıklama, yorum, ilgilerinden biriyle bağlayan bu bağlacın özne görevindeki bir ad ya da zamiri vurgulaması da mümkündür. “ki” bağlacının bir eksiltili cümlenin sonunda yer almasına da sık rastlanır. Örnek : Okula erken git ki dersi kaçırmayasın! (Koşul)

Çalışmadı ki başarılı olsun. (Sebep-sonuç)

Buraya geldim ki seni göreyim. (Amaç-sonuç)

Eve geldim ki sular akmıyor. (Zaman)

Sonunda anlaşıldı ki beni arayan Ayşe’ymiş. (Açıklama)

O ki seni aramıyor, sen de onu arama artık. (Özne görevindeki zamiri vurgulama)

Öyle üzgünüm ki …

ü Ve : Çok sık kullandığımız bir bağlaçtır. Girdiği cümleye, “her ikisi” anlamını katar. Yalnızca eş görevli sözcük öbeklerini değil, cümleleri de birbirine bağlayabilir. Örnek:

O ve ben, en kısa zamanda görmeye geleceğiz.

(Özne görevindeki zamirleri birbirine bağlamış)

Onu aradım ve eve davet ettim.

(İki cümleyi birbirine bağlayarak sıralı cümle kurmuş.)

Cümleye “her ikisi” anlamı katan öteki bağlaçlar şunlardır : Hem … hem (de)…, gerek … gerekse…, de… de… Örnek : Bu geziye hem seni hem de onu götüreceğiz.

Gerek ondan gerekse senden çok memnunum.

Senden de ondan da bir alacağımız kalmadı.

ü Veya : Cümleye “ikisinden biri” anlamı katar. Örnek :

Seni karşılamaya Semra veya Erkan gelecek.

(Özne görevindeki sözcükleri birbirine bağlamış.)

Cümleye ikisinden biri anlamı katan öteki bağlaçlar şunlardır : ya da, veyahut, ya … ya(da) Örnek : Mehmet ya da (veyahut) Özgür’le sana haber gönderirim.

Gelecek yaz tatilimi ya deniz kıyısında ya da dağda geçireceğim.

ü Ne … ne (de) : Biçimce olumlu anlamca olumsuz cümlelerde kullanılan bir bağlaçtır. Kullanıldığı cümlenin yükleminin olumlu olması gerekir. Örnek :

Ne öğretmenlerini ne de okulunu seviyor. (Okulunu da öğretmenlerini de sevmiyor)

Bu bağlacın, karşıt kavramların arasına girerek, cümleye “ikisinin arasında, yaklaşıklık” anlamını katması da mümkündür. Örnek: Bugün hava ne sıcak ne soğuk.

ü Halbuki-Dahası-Örneğin : Çelişik yargıları birbirlerine bağlarlar. Örnek :

Sınavı kazanamadı, halbuki çok çalışmıştı.

Beni aramadı, oysaki arayacağını sanmıştım.

Beni çok üzmüştün, öyleyken bile seni çok seviyordum.

Dahası, üstelik : İlk yargıyı, pekiştirme ilgisiyle birbirine bağlar. Örnek :

Evlendiği kız güzel, üstelik çok zengindi.

Evlendiği kız güzel, dahası çok zengindi.

Örneğin, Mesela, Sözgelimi : Bunları örnekleme bağlaçları olarak kabul etmek gerekir. Bir yargıdan sonra, o yargıyla ilgili örnek verilecekse kullanılır. Örnek : Sıfatlar varlıkları niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Örneğin (sözgelimi, mesela); “güzel” sözcüğü, “Güzel sözler söyleyerek beni kandıramazsın.” Cümlesinde bir addan önce gelerek niteleme görevi üstlendiği için sıfat olarak kullanılmıştır.

ü Çünkü-Ama :Bu bağlaç bir açıklama bağlacıdır. İki yargının arasına girerek söz konusu yargıları sebep-sonuç açıklamasıyla birbirine bağlar. Aynı görevle kullanılabilen öteki bağlaçlar şunlardır: Bu yüzden, bu nedenle, bu sebeple, bundan dolayı… Örnek:

Dün seni arayamadım; çünkü işim çoktu.

Dün işim çoktu; bu nedenle seni arayamadım.

Ama : Biri olumlu, diğeri olumsuz yargı bildiren iki cümleyi birbirine bağlar. Bu bağlaçla aynı görevde kullanılabilen öteki bağlaçlar şunlardır: Ancak, yalnız, fakat, lakin, zira…

Örnek : Çok ısrar ettim ama (fakat, ancak, lakin, zira) kararını değiştiremedim.

Bu bağlaçların iki sıfatın arasına girmesi ya da iki yargı arasında “koşul ilgisi” kurması a mümkündür. Örnek : Güneşli; fakat serin bir gün geçirdik bugün.

İstediğin yere gidebilirsin; ama saat ondan önce evde ol.

Yapıları Yönünden Bağlaçlar :

Basit Bağlaçlar : Bunları kök halindeki bağlaçlar olarak adlandırmak da mümkündür: ve, ile, dahi, ki, bile, çünkü… gibi.

Türemiş Bağlaçlar : Bir ya da birden çok yapım ekiyle, anlamca ilgili olduğu bir kökten türemiş bağlaçlardır: Üstelik, örneğin… gibi.

Birleşik Bağlaçlar : En az iki ayrı sözcüğün zamanla kaynaşıp birleşmesiyle oluşan bağlaçlardır: Öyleyse, veyahut… gibi.

Öbekleşmiş Bağlaçlar : Aynı yazılan en az iki sözcüğün (sözcük öbeğinin) oluşturduğu bağlaçlardır. Bunların çoğu, öteki bağlaçlardan farklı olarak tek başlarına da anlamlıdır: Yeter ki, demek ki, kaldı ki, varsayalım ki, tut ki, uzun sözün kısası, ne var ki… gibi.

Yinelemeli Bağlaçlar : Kimi bağlaçların aynı sözcüğün tekrarıyla oluştuğu görülür. Bu bağlaçlarda bağlanan sözcük veya söz öbeklerinden biri araya girer: Ne… ne(de)…, hem… hem(de)…, ya… ya(da) … gibi.

Ünlemler :Ünlemler, insanlığın kullandığı en ilkel sözcüklerdir. Bunların da edat ve bağlaçlar gibi belli bir anlamları yoktur. Öyleyken, tek başlarına kullanıldıklarında bile cümle değeri taşırlar. Ama çoğunlukla, kendilerini açıklayan bir cümlenin başında ya da sonunda yer alarak söz konusu cümleye belli bir duygu anlamı katarlar.

Ünlem türündeki sözcüklerle, genellikle, belli durumlar karşısında gösterdiğimiz anlık tepkilerimizi dile getiririz : “Şaşırma, korkma, uyarı, sevinme, üzülme, istemeye istemeye kabul etme, bıkkınlık, rahatlama, isteklendirme, aşırı beğenme, aşırı beğenmeme, onaylama, sesleniş, ayıplama, alay, küçümseme, özlem, anımsama, acıma, yakınma” yalnızca ünlem kullanarak dile getirebileceğimiz anlamların bazılarıdır.

Ünlemleri ses ve sözcük halinde olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz :

Ses halinde olan ünlemler : Ses halinde olan ünlemlerin başlıcaları şunlardır : A!(aaa!), e!(ee!), O! (Ooo!), Of!(Off…!), Uf!, Ah!, Ha!, Hay!, Tu!, Tü!, Eh!, Ay!, Ya!, Oh!, Tüh!, Üf!…

Örnek : O! Nereye böyle? (şaşma, şakınlık)

Ooo! Hoş geldin Ayşeciğim. (Beklenmezlikle birlikte sevinme)

Vah zavallı adam!… (Acıma)

Haa..! Unutmuşum yahu! (Hatırlama)

Ah, şu insanlık! (Kızma, hoş görmeyiş)

Eh, hayırlısı neyse o olsun! (Kabullenme)

Eee…, Fazla uzun ettin! (Bıkkınlık)

Sözcük halinde olan ünlemler : Sözcük halinde olan ünlemlerin başlıcaları şunlardır : Aman!, Aman tanrım!, Eyvah!, Haydi!, Bravo!, Yazık!, Sakın!, Yaşa!, Allah!, Yarabbi!, Hoppala!, Hop!, Yuh!… Örnek : Eyvah, cüzdanım yok! (şaşkınlık, korku)

Aman, bırak gitsin! (Bıkkınlık, usanç)

Bravo! Bravo! Büyük başarı. (Takdir etme, övme)

Hoppala, bir de bu çıktı. (Beklenmezlik)

Sakın o odanın kapısını açmayın! (Uyarı)

Yazık pek de gençmiş! (Üzüntü)

Tanrım, bana yardım et! (Yakarış)

Cümlenin Öğeleri

06 Kasım 2007

Cümlenin Öğeleri

Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

ü Çalıştım.

ü Ders çalıştım.

ü Sabaha kadar durmadan ders çalıştım.

Uyarı : Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır.

Cümlenin Öğeleri :

Temel Öğeler :

Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.

Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem

Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem

Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem

Örnek : Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı.

Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş

UYARI : Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi)

İçimde tuhaf bir hüzün var. (var).

Yüklemin Özellikleri :

ü Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek :

Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

(Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda)

Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda)

Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda)

O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda)

Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.)

ü Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :

Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda)

Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda)

Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda)

Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda)

Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda)

Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.)

Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda)

ü Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :

Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)

Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)

ü Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek :

Bütün gece konuştu da konuştu.

Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu.

Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı.

ü Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek : Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker.

Kız halaya çeker.

Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır.

ü Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek :

Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan.

Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa :

Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al.

UYARI : İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem ek:-):-):-)liği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek : Sigarayı az içkiyi de hiç içmez.

Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez.

Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek : Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar)

Özne Yüklem

Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm)

Yüklem Özne

İki Çeşit Özne Vardır :

¨ Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek :

Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?)

Gerçek Özne Yüklem

Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?)

Gerçek Özne Yüklem

¨ Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek :

Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?)

Sözde Özne Yüklem

Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?)

S.Özne Yüklem

UYARI : Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek :

Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır.

Gerçek Özne Yüklem

Öznenin Özellikleri :

¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek :

Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda)

Yüklem Özne

Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda)

Özne Yüklem

Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda)

Özne Yüklem

Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda)

Özne Yüklem

Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne)

Özne Yüklem

Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda)

Özne Yüklem

Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda)

Özne Yüklem

¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek :

Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda)

Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler.

(Sıfat tamlaması, özne durumunda)

Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda)

Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda)

¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek : Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu.

Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı.

¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek : Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak.

Her canlı doğar.

Her canlı yaşar.

Her canlı ölür. “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir.

¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar.

Örnek : Yan Cümle Temel Cümle

Şiir okumak / büyük bir zevktir.

Yüklem Özne

Yan Cümle Temel Cümle

Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın

Özne Yüklem

UYARI : İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne ek:-):-):-)liği adı verilir. Örnek :

Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti.

Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti.

Özne – Yüklem Uygunluğu : Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır.

Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır :

§ Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk :

a) Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek :

Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar).

Bu düşünceler çoktan eskidi(ler).

Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar).

Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler).

Günler gittikçe uzuyor(lar).

Ellerim tutmuyor(lar).

b) Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar).

c) Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :

İki adam seni arıyor(lar).

Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar).

d) Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :

Hepsi seni sormaya gelmiş(ler).

Bazıları balık sevmez(ler).

e) Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar).

Kasaba yollara döküldü(ler).

f) İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :

Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar.

Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti.

g) Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek :

A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler.

UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir. Örnek :

Kimi insanlar böyle düşünmez.

Kimi insanlar böyle düşünmezler.

Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :

Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar.

Nehirler burada şarkılar söylüyordu.

§ Kişi Yönünden Uygunluk :

a) İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur. Örnek : Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin.

b) Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : O da ben de seni bekledik.

O konuya sen ve ben çalışacağız.

c) Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek :

Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz.

Yardımcı Öğeler :

Nesne : (Düz Tümleç) Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır :

§ Belirtili Nesne : Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar.

Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir. Örnek :

Çocuğun elindeki minik siyah köpeği hepimiz sevmiştik. (Neyi?)

Belirtili Nesne

Bu işin peşinde olduğunu biliyorum, saklama. (Neyi?)

Belirtili Nesne

Seni de onu da yakından tanıyoruz. (Kimi?)

Belirtili nesne

§ Belirtisiz Nesne : Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar.

Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir. Örnek :

Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?)

Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı.

Belirtisiz Nesne

Nesnenin Özellikleri :

a) Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz. Örnek :

Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı.

Nesne Eylem

b) Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir. Örnek :

Kalemleri, defterleri, kitapları, üst üste yığdı.

Nesne Öbeği

c) Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir. Örnek :

Babamı, o büyük insanı, bir daha görmeyecektim.

Nesne Açıklamalı Nesne

Yaşlı kadın, çocuğu – o kuru, sıska vücudu – son bir kez kucakladı.

Nesne Açıklamalı Nesne

d) Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir. Örnek :

Kitabı eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu.

(Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.)

e) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar. Örnek :

Yan Cümle Temel Cümle

Onun buraya gelişini / görmedim.

Belirtili Nesne Yüklem

Yan Cümle Temel Cümle

Ders çalışmayı / istemiyor.

Belirtili Nesne Yüklem

Dolaylı Tümleç : -e, -de, -den

Kime? Bunu bir de babama soralım.

-e durum eki Yönelme Neye? Çocuk bir süre kitaba baktı.

Nereye? Okula dilekçe verdim?

Kimde? Ahmet’te aynısından var.

-de durum eki Bulunma Neyde? Yazıyı kitapta görmüş.

Nerede? Onu geçen gün sokakta gördüm.

Kimden? Dedemden bütün aile çekinirdi.

-den durum eki Çıkma Neyden? Şekerden böcek çıktı.

Nereden? Uzaktan bir ses duyuldu.

Dolaylı Tümlecin Özellikleri :

a) “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur. Örnek : Sabaha orada oluruz (Ne zaman?)

Zarf tümleci

Altı yaşında okuma öğrendi. (Ne zaman?)

Zarf Tümleci

Sabaha kadar ders çalıştık. (Ne zamana kadar?)

Edat Tümleci

b) Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir. Örnek :

Memleketine, özlemini çektiği o yerlere, dönüyordu.

Dolaylı Tümleç Dolaylı tümlecin açıklayıcısı Yüklem

c) Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir. Örnek :

Ona çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu.

Ona çok kızıyor.

Ona her gördüğü yerde bağırıyordu.

d) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle

Ondan duyduklarına / inanamayacaksın.

Dolaylı Tümleç Yüklem

Yan Cümle Temel Cümle

Buraya geldiğine / bin pişman oldu.

Dolaylı tümleç Yüklem

Uyarı : Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Örnek :

Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş. (Neyden?)

Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?)

Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır.

Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

§ Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :

İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?)

Damlaya damlaya göl olur. (Nasıl göl olur?)

Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?)

§ Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :

O acılı haberi duyunca çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?)

Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?)

Gelecek ay yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?)

§ Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?)

Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?)

Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?)

§ Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Onu bir saat daha bekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?)

Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?)

Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?)

§ Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler. Örnek : Nasıl dayanırım sensizliğe nasıl?

Neden yapmadın söylediklerimi?

Niye bakıp duruyorsun yüzüme?

UYARI : Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek :

Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?)

Belirtili nesne

Sizi içeride bekliyor. (Nerede?)

Dolaylı tümleç

Yukardan gürültü geliyor. (Nerden?)

Dolaylı tümleç

Zarf Tümlecinin Özellikleri :

a) Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir. Örnek :

Önümüzdeki hafta, Pazartesi günü, yeni bir sınav var.

Zarf Tümleci Zarf tümlecinin açıklayıcısı Yüklem

b) Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel cümle

Eve uğrayıp / eşyalarımı alacağım.

Zarf Tümleci Yüklem

Yan Cümle Temel cümle

Düşünmeden / hareket etme.

Zarf tümleci Yüklem.

c) Sıralı cümlelerde zarf tümleci birden çok cümlenin ortak öğesi olarak kullanılabilir ve ortak zarf tümleci meydana gelir. Örnek :

Sana her zaman güvendim, inandım.

Sana her zaman güvendim.

Sana her zaman inandım.

d) Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Aynı türden olan aynı soruya yanıt veren zarfların tümü aynı öğe olarak alınır. Ancak sorular farklı olduğu sürece bunlar ayrı ayrı değerlendirilip ayrı zarf tümleçleri oluşturur. Örnek :

Görmeden, bilmeden, vermeden akıyorsun.

Zarf tümleci (Nasıl?)

Ertesi sabah, dinlenmiş bir biçimde güverteye geldi.

Zarf tümleci Zarf tümleci

(Ne zaman?) (Nasıl?)

UYARI : Sıralı cümlelerde ortak kullanılan zarf tümleci ilk yükleme uygunken, diğer yükleme uymayabilir. Bu anlatım bozukluğu zarf tümleci ek:-):-):-)liği olarak değerlendirilir. Örnek :

Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi, bizim mutluluğumuz için çalıştı.

Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi; her zaman bizim mutluluğumuz için çalıştı.

Edat Tümleci : Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Babama göre çalışan kazanır. (Kime göre?) (görelik)

Rahat uyumak için ılık bir duş aldı. (Niçin?) (amaç)

Çocuk, elindeki küçük kovayla su taşıyor. (Neyle?) (araç)

Okula annesiyle gidecekmiş. (Kimle?) (birliktelik)

Sen gelinceye kadar işleri bitiririm. (Ne zamana kadar?) (zaman)

Öğelerle ilgili Uyarılar :

Öğe Vurgulaması : Cümlede, yüklemden hemen önce gelen öğe, kullanıldığı yere göre en çok vurgulanan öğedir. Örnek :

Ayşe, yazdığı cümleyi arkadaşına yüksek sesle okudu.

Ayşe, yazdığı cümleyi yüksek sesle arkadaşına okudu.

Ayşe, arkadaşına yüksek sesle yazdığı cümleyi okudu.

Arkadaşına, yazdığı cümleyi yüksek sesle Ayşe okudu.

Soru edatı “mi” cümlede hangi öğeden sonra kullanılırsa o öğeyi vurgulamış ve o öğeyi buldurmaya yönelik kullanılmış olur. Örnek :

Bütün bunları sana Ayşe mi söyledi?

Ayşe, sana bütün bunları mı söyledi?

Ayşe, bütün bunları sana mı söyledi?

Ayşe, bütün bunları sana söyledi mi?

Cümlede kullanılan soru sözcükleri herhangi bir öğeyi buldurmaya yönelik olabilir. Örnek :

Bu kitabı benden sonra kim okumak ister? (Soru, özneyi buldurmaya yönelik)

Bu eteğin üstüne ne giyeceksin? (Soru, belirtisiz nesneyi buldurmaya yönelik)

Bu soruyu nasıl çözdün? (Soru, zarf tümlecini buldurmaya yönelik)

Dün akşam nereden geliyordun? (Soru, dolaylı tümleci buldurmaya yönelik)

Yerleri neyle sildin? (Soru, edat tümlecini buldurmaya yönelik)

Bugün kimi gördün? (Soru, belirtili nesneyi buldurmaya yönelik)

Öğe Çözümlemesinde Dikkat Edilecek Noktalar :

§ Bir cümlede önce yüklem bulunmalı, yüklem bulunduktan sonra yükleme yöneltilen sorularla özne ve diğer öğeler tespit edilmelidir.

§ Yükleme, doğru sorular yöneltilmelidir; çünkü yanlış sorular yanlış sonuçlar doğurur.

§ Cümle, öğelerine ayrılırken hiçbir sözcük ve sözcük grubu açıkta kalmamalı, hepsi yüklemle bir bağlantı kurarak bir öğe değeri kazanmalıdır. Yalnızca bağlaçlar bu kuralın dışında kalabilir.

§ Bağlaçlar, cümle içinde tek başlarına herhangi bir öğe olamazlar. Ancak bağlandıkları bir söz grubu içinde görev kazanma özellikleri vardır.

§ Bir cümle öğelerine ayrılırken, belirli söz gruplarının (deyimler, ikilemeler, tamlamalar, bileşik eylemler) kalıp olduğu ve cümlede tek öğe olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

§ Bazı cümlelerde aynı öğe olan dil birliklerinin arasına başka söz grupları da girebilir. Bu durumda dil birliği bozulur ve aradaki söz grubu farklı bir öğeyi oluşturabilir. Örnek :

Babamın çarşıda böyle küçük bir dükkanı vardı.

Dolaylı Tümleç

§ Ara cümleler, asıl cümlelerin herhangi bir öğesi olamayacakları için cümle öğelerine ayrılırken farklı değerlendirme yapılmalıdır. Örnek :

Hızlı hızlı yürüyordu, çünkü yağmur yağıyordu, avluyu geçip fakülteye girdi.

Ara cümle

§ Ara sözler, asıl öğe ile birlikte değerlendirilmeli, ikisi de aynı öğe öbeği sayılmalıdır. Örnek : Aşağıları, kayaların diplerini, iyice araştırmalı,

Açıklayıcı ara söz

Cümle Türleri

06 Kasım 2007

Cümle Türleri

Kuruluşlarına Göre Cümleler :

Düz (Kurallı) Cümle : Yüklemi sonda olan cümlelere, kuruluşları yönünden, düz cümle denir. Örnek : Günler günleri, aylar ayları kovaladı.

Sembolistler, anlamdan çok şiirde ahenge önem vermişlerdir.

Kısa ve özlü sözle, çok şey anlatma sanatına icaz denir.

Önemli olan etkiyi aşmak, kendine özgü bir şiire ulaşmaktır.

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda olmayan cümlelere devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta da ortada da olabilir, ama sonda olamaz. Kurallı cümlelere göre daha akıcı olduğundan, devrik cümleler genellikle şiir türünde kullanılır. Örnek :

Neden böyle düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

İki kapılı bir handa, gidiyorum gündüz gece.

Gezer bağdan bağa, çoban çeşmesi.

Gördüğüm, sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın.

Ara Sözlü Cümle : Bir cümlenin anlamına açıklık getirmek amacıyla, o cümlede açıklayıcı bir söz ya da bir cümle kullanılır. Bu açıklayıcı unsurlar söz biçimindeyse ara söz, cümle biçimindeyse ara cümle adını alır. Ara söz, yüklem dışında daima bir öğenin açıklayıcısı olarak kullanılırken o öğeyle aynı görevde bulunur. Örnek :

§ Sınıftaki birkaç kişi, tembel olanlar, bu duruma itiraz etti.

§ Bu işe Ayşe’yi – herkesin dedikodusunu yapan o kızı – karıştırmayın.

§ Sana, en yakın arkadaşıma, güvenmekle hata etmişim.

Ara cümle ise yalnızca cümlenin anlamına açıklık kazandırır. Cümlenin herhangi bir öğesi olamaz. Örnek : O zaman vecd ile bin secde eder – varsa – taşım.

Ülkemiz, üç yanı denizlerle çevrilidir, yavaş yavaş çöle dönüyor.

Bizim patron, yalnızca gördüğüne inanır, bu dedikoduya inanmayacaktır.

UYARI : Ara söz ve ara cümlelerin başında ve sonunda ya “, …,” ya da “- … –“ işaretleri kullanılır. Ara söz ve ara cümlelerin cümleden atılması cümleyi biçimsel yönden etkilemez, yalnızca anlamı etkiler.

Ke:-):-):-) (Eksiltili) Cümle : Başta yüklem olmak üzere herhangi bir öğe (özne, nesne, tümleçler) anlatıdan düştüğünde eksiltili cümleler oluşur.

Eksiltili cümle çoğu zaman bir sorunun karşılığı olarak kullanılır. Örnek :

- Ali geldi mi?

- Gelmedi.

- Kitabı beğendin mi?

- Beğendim.

- Sinemaya gidelim mi?

- Gidelim.

- Kim okuyacak?

- Ben.

Eksiltili cümlede bir olgunun önemi belirtilebilir veya bir konuya dikkat çekilebilir. Ancak bu, genel olarak yüklemin düşmesiyle ortaya çıkar. Örnek :

Haydi çocuklar bize (gidelim).

Ev yapacaksan tuğladan (yap), kız alacaksan Muğla’dan (al).

Tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden (alma).

Kimi zaman, ki bağlacından sonra gelmesi gereken sözler kullanılmaz. Anlatım güç kazanır ve eksiltili cümle oluşur. Örnek : Ona öyle bir baktım ki…

Adam içeri bir girdi ki…

Yüklemlerine Göre Cümleler : Bir cümlenin yükleminde çekimli bir eylem ya da ekeylemle çekimlenmiş bir ad veya ad soylu sözcük olabilir. Bu sözcük türüne göre cümleler iki grupta incelenir.

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Çalışmak, başarının temelidir.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.

Anlattığı fıkralarla çocukları güldürdü.

Bu kazağı değil, kırmızı olanı tercih ederim.

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle.

Yapılarına Göre Cümleler : Bir cümle yapısı yönünden, içinde taşıdığı yargı sayısına göre incelenir.

Basit Cümle : Bir duyguyu, bir düşünceyi gösteren; kısaca bir tek yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden basittir. Basit cümleler yan cümle ve iç cümle içermez. Örnek :

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.

Bileşik Cümle : Birden çok duygu, düşünce ve yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden bileşiktir. Bileşik cümlelerde bir temel cümleyle, bir ya da birden çok yan cümle bulunur. Böylece aynı cümlenin içinde birden çok yargı oluşmuş ve bileşik cümle ortaya çıkmış olur. Örnek : Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.

Yan Cümle Temel Cümle

Bileşik Cümle Şu Yollarla Yapılabilir :

Eylemsilerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi eylemsilerle (adeylem, sıfateylem, bağeylem) oluşan bileşik cümlelerdir. Örnek :

Oraya gitmek için / sabah erken kalkmalıyız.

Yan cümle Temel Cümle

Erken kalkan / yol alır.

Yan cümle Temel cümle

Onu gördükçe / yüreğim sızım sızım sızlıyor.

Yan cümle Temel Cümle

UYARI : Bir cümledeki yan cümle sayısı, eylemsilerin temel cümlenin yüklemiyle kurduğu anlam ilişkisine göre belirlenir. Temel cümlenin yüklemiyle doğrudan anlam ilişkisi kuramayan eylemsiler yan cümle olarak kabul edilmez.

Aşağıda verilen örneği bu açıklama ışığında inceleyelim :

Kapıdan çıkışını / sokağın köşesini dönüşünü / yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu / görüyorum.

Yukarıdaki cümlede dört eylemsi olmasına karşın üç yan cümle bulunmaktadır. Bu cümledeki yan cümlelerin yüklemle bağlantısını incelersek :

Kapıdan çıkışını (görüyorum)

Sokağın köşesini dönüşünü (görüyorum)

Yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu (görüyorum)

“savuran” sıfat eylemi rüzgarı nitelemiş ve sıfat olmuştur. Ancak “görüyorum” yüklemiyle bir anlam ilişkisi oluşturmadığı için yan cümle kurmamıştır sadece eylemsidir.

İç Cümlelerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi iç cümleden oluşan ve bu yan cümlenin temel cümleye herhangi bir öğe göreviyle bağlandığı cümle yapıca bileşik cümledir. Örnek : Adam, karısına, sen bu işe karışma, dedi.

İç cümle

Çocuktur, düşe kalka büyür.

İç cümle

Sinemada Güneş Erken Doğar’ı izledik.

İç cümle

Koşullu Bileşik Cümle : Yan cümlesi dilek koşul kipiyle (-se, -sa) kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan cümlelere koşullu (şartlı) bileşik cümle denir. Örnek :

Oraya bir daha gidersen / karışmam.

Yan cümle Temel Cümle

Seni ararsa / ona kızdığımı söyle.

Yan cümle Temel cümle

Ne kadar uğraşırsan uğraş, / babadan kalma bir şeyler yoksa / zengin olamazsın.

Yan cümle Yan cümle Temel Cümle

“Ki” Bileşik Cümle : iki cümlenin “ki” bağlacıyla birbirine bağlanmasıyla oluşan bileşik cümlelere denir. Örnek :

Öyle bir bağırdım ki sesimden ben bile ürktüm.

Yan cümle Temel cümle

Şimdi çalışıyor olmalılar ki hiç sesleri çıkmıyor.

Yan cümle Temel cümle

Bekle ki istediğini bulayım.

Yan cümle Temel cümle

UYARI : “ki” den sonraki yancümle temel cümlenin bir öğesi olabilir. Örnek :

Bu işin sonunun gelmeyeceğini anladım.

Anladım ki bu işin sonu gelmeyecek.

Belirtili Nesne Yüklem

“Mi” Soru Edatıyla Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi “mi” soru edatıyla kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan bileşik cümlelerdir. Örnek :

İlkbahar geldi mi / doğa yemyeşil olur.

Yan cümle Temel cümle

Elimdeki işi bitirdim mi / hemen tatile çıkarım.

Yan cümle Temel Cümle

UYARI : “mi” soru edatıyla kurulan yan cümleler, temel cümleye zarf tümleci göreviyle bağlanır.

Sıralı Cümle : Sıralı cümleler, kuruluşça bağımsız cümlelerin öğe ortaklığı ya da bağlanış özelliğinden dolayı bir araya getirilmesinden meydana gelir.

Bu özelliklerine göre sıralı cümleleri iki gruba ayırarak inceleyebiliriz:

§ Bağımlı Sıralı Cümleler : Herhangi bir öğesi ortak olan (yüklem hariç) cümlelere bağımlı sıralı cümle denir. Örnek :

Bu şarkı, dillerden düşmeyecek, yıllar boyu söylenecek, hiç unutulmayacak.

Çocuğu yanına çağırdı, saçını okşadı, kucağına aldı.

§ Bağımsız Sıralı Cümleler : Hiçbir ortak öğesi olmadığı halde, anlamca birbirini tamamlayan, anlamca birbirinin devamı niteliğinde olan cümlelere bağımsız sıralı cümle denir. Örnek : At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

1 2 3 4

Öğrenciler top oynuyor, öğretmenler bahçede çay içiyordu.

1 2

Bağlı Cümle : “Ve, veya, ya da, ile, fakat, ama, çünkü” gibi herhangi bir bağlaçla birbirine bağlanan yargılara yapıları yönünden bağlı cümle denir. Örnek :

Ortalık kakarınca lambayı yaktı ve mutfağa geçti.

1 2

Okula gelemedi çünkü çok hastaymış.

1 2

Oraya gider gitmez beni arayacaktı fakat aramadı.

1 2

Sıralı Bağlı Cümle : Virgül ya da noktalı virgülle ayrılan, aynı zamanda birbirine bağlaçlarla bağlanan cümleler sıralı bağlı cümle adını alır. Örnek :

Gençtim, bekardım ve İstanbul’da bir yurtta kalıyordum.

Sıralı cümle .

Sıralı bağlı cümle

Anlamlarına Göre Cümleler : Cümleler, anlamları yönünden cümlede anlam ünitesinde ele alınıp incelenmiştir. Biz bu bölümde yalnızca örneklerle bu cümleleri tekrar edelim.

Olumlu Cümle : Örnek : Her şey gibi bu acı da unutulup gider bir gün.

Senin ne dolaplar çevirdiğini bilmiyor değilim.

Olumsuz Cümle : Örnek : Kim demiş, onun tembel bir öğrenci olduğunu.

İnsan vatanına hizmet etmekten usanır mı hiç.

Soru Cümlesi : Örnek : Davet etsek bizim eve gelir mi dersiniz?

Bu soruyu hangi yoldan çözeceksin?

Koşul (Şart) Cümlesi : Örnek : Derdini söylemeyen derman bulamaz.

Ona baktıkça seni hatırlıyorum.

Dilek (İstek) Cümlesi : Örnek : Biz de onunla gidelim.

Hayırlısıyla askerliğini bitirip gelsin de…

Emir (Buyruk) Cümlesi : Örnek : Burayı derhal terk edin.

İşini bitirir bitirmez yanıma gel.

Ünlem Cümlesi : Örnek : Tüh, nasıl unuttum!

İmdat, kurtaran yok mu!

Dil Bilgisi Kuralları İle İlgili Anlatım Bozuklukları :

06 Kasım 2007

Dil Bilgisi Kuralları İle İlgili Anlatım Bozuklukları :

Yüklem Yanlışları :

Yüklem Ek:-):-):-)liği : İki farklı yargının tek eylemsiye veya tek yükleme bağlanması, çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve bu durum anlatım bozukluğu yaratır. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yan cümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek :

Çok az veya hiç çalışmadan sınava girdiler.

Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava girdiler.

İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.

İş konusunda ben onu etkilemek istemem, o da beni etkilemek istemez.

Hava açık; ama sıcak değildi.

Hava açıktı; ama sıcak değildi.

Yüklem Uyuşmazlığı : Sıralı cümlelerde yüklemlerin kip ve kişi ekleri yönünden uyumlu olmaları gerekir. Bu eklerin uyumsuzluğu anlatım bozukluğu yaratır. Örnek : Sabahları bana uğrar, okula birlikte giderdik.

Sabahları bana uğrardı, okula birlikte giderdik.

Badana boya bitmiş, evi yerleştirecektik.

Badana boya bitmişti, evi yerleştirecektik.

Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştü sanırım.

Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştük sanırım.

Birleşik cümlelerde, yan cümlenin yüklem çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısı etkenken diğerinin edilgen olması, çatı uyumsuzluğuyla ilgili anlatım bozukluğu oluşturur. Sıralı cümlelerde yer alan yüklemlerin de çatılarının etkenlik edilgenlik yönünden uyumlu olması gerekir. Örnek :

Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuyordu.

Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuluyordu.

Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememesini tavsiye ediyorlar.

Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememelerini tavsiye ediyorlar.

Özne Yanlışları : Sıralı ve bağlı bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan öznenin bütün yüklemlere uyması gerekir. Özne, bu eylemlerden birine uymazsa cümlede özne yüklem uyuşmazlığı ortaya çıkar. Bu tür anlatım bozuklukları, her farklı yargıya ayrı bir özne kullanılmasıyla giderilebilir. Ayrıca özneyle yüklem arasında, kişi yönünden ve tekillik çoğulluk yönünden bir uygunluk da olmalıdır. Örnek :

Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve ikinci baskıya girecek.

Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve kitap ikinci baskıya girecek.

O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle çok çabuk satılmış.

O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle resimleri çok çabuk satılmış.

Nesne Yanlışları :

Nesne-Yüklem Uyuşmazlığı : Bu uyuşmazlık, bileşik cümlelerde nesnenin, ilk cümlenin yüklemine uymamasından kaynaklanır. Bu bozukluk ikinci cümleye dolaylı tümleç, edat tümleci veya nesne eklenerek giderilebilir. Örnek :

Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman mektup yazdı.

Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman bana mektup yazdı.

Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, yerine oturttu.

Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, çocuğu yerine oturttu.

Nesnelerin Yapısal Uyuşmazlığı : Bir cümlede aynı eklerle türetilen birden çok eylemsi, nesne görevinde kullanılabilir. Bu nesnelerin ekleri farklı kullanılmışsa bunlar arasında yapısal uyumsuzluk oluşur ve bu uyumsuzluk anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

Seni anladığımı ve onaylayışımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.

Seni anladığımı ve onayladığımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.

Ne gelişini ne de gittiğini gördüm.

Ne gelişini ne de gidişini gördüm.

Tümleç Yanlışları :

Dolaylı Tümleç-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan dolaylı tümlecin, ilk cümlenin yüklemine uyarken ikinci cümlenin yüklemine uymadığı görülebilir. Böylece tümleç-yüklem uyuşmazlığı ile ilgili anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek : Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.

Kadına her fırsatta bağırıyor, kadını sürekli aşağılıyordu.

Sana her konuda güveniyor ve yardım bekliyoruz.

Sana her konuda güveniyor ve senden yardım bekliyoruz.

Zarf Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, zarf tümleci ortak olmadığı halde, bütün yüklemler için ortak öğe kabul edilirse, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu anlatım bozukluğu, ikinci cümleye bir zarf tümleci ilavesiyle giderilebilir. Bu nedenle bu anlatım bozukluğunun diğer adı, zarf tümleci ek:-):-):-)liğidir. Örnek :

Her zaman senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım.

Her zaman senin yanındayım, hiçbir zaman seni yalnız bırakmayacağım.

Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için çalıştı.

Hiçbir zaman kendini düşünmedi, her zaman ailesinin mutluluğu için çalıştı.

Edat Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, edat tümleci durumundaki öğe, ortak olmadığı halde ortak kabul edilirse anlatım bozukluğu meydana gelir. Bu uyuşmazlık ikinci cümleye uygun bir tümleç ya da nesne eklenerek giderilebilir. Aynı şekilde bir dolaylı tümleç, nesne ya da öznenin yüklemle uyum sağlamayış nedeni bir edat tümleci ek:-):-):-)liği olabilir. Örnek :

Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce sohbet ederdi.

Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce onunla sohbet ederdi.

Arkadaşımın babası geldi, bir süre sohbet ettik.

Arkadaşımın babası geldi, bir süre onunla sohbet ettik.

Tamlama Yanlışları :

Tamlaması Yanlışları : Bir ad tamlamasında;

§ Tamlayan ya da tamlanan sözcüklerden birinin ek:-):-):-)liği,

§ Tamlayan veya tamlanan eklerinden birinin kullanılmaması dolayısıyla tamlayan ek:-):-):-)liğinin anlam belirsizliği yaratması, ad tamlamasına ilişkin belli başlı yanlışlıklardır. Örnek :

Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır.

Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun zamanıdır.

Sıfat Tamlaması Yanlışları : Sıfat tamlamasına ilişkin yanlışlıklar şu şekilde oluşabilir;

§ “Bir” den büyük sayı sıfatlarıyla kurulan sıfat tamlamalarında adın çoğul eki alması yanlışlık yaratır. Bu tür sıfat tamlamalarında adın tekil kullanılması gerekir. Örnek:

Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacılar söz alacakmış.

Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacı söz alacakmış.

Dışarıda iki insanlar seni soruyordu.

Dışarıda iki insan seni soruyordu.

§ “Birçok, biraz, herhangi, birkaç, hiçbir, her” gibi belgisiz sıfatların tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, adın tekil kullanılması gerekir. Örnek :

İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.

İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı.

Hiçbir anne ve babaların buna itiraz edeceğini sanmam.

Hiçbir anne ve babanın buna itiraz edeceğini sanmam.

§ “Her” belgisiz sıfatının tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, yüklemin olumsuz olması anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

Bu mevsimde her çeşit kuş avlanmayacaktır.

Bu mevsimde hiçbir çeşit kuş avlanmayacaktır.

Bu tarihlerde her grup sınavlarını aksatmayacak.

Bu tarihlerde hiçbir grup sınavlarını aksatmayacak.

Yapıları Yanlış Olan Sözcükler : Kimi zaman yapım eklerinin sözcüklere, kurallara uygun olarak seçilmemesinden dolayı, kimi zaman da eklerin yanlış seçilmesi nedeniyle sözcüklerin yapıları bozuk olur. Yanlış yapılandırılmış sözcükler, dil bilgisi kurallarına uymaz ve anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

Çocuğu iyi bir doktora bakıtmak gerekiyor.

Çocuğu iyi bir doktora baktırmak gerekiyor.

Alıkoyulan paketleri yarın postaya verelim.

Alıkonulan paketleri yarın postaya verelim.

Bu eşyaları pahalılatmak müşteri kaybına yol açar.

Bu eşyaları pahalılaştırmak müşteri kaybına yol açar.

Yanlış Ek Kullanımı : Bir sözcüğe, gelmesi gereken ekin dışında yanlış bir ekin getirilmesi de kimi zaman anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek :

Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor.

Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olmasından kaynaklanıyor.

Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesine sağlamak gerekir.

Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesini sağlamak gerekir.

Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşulmamıştır.

Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşamadık.

Noktalama Yanlışları : Noktalama işaretlerinin ek:-):-):-) ya da yanlış yerde kullanılması; cümleleri bir anlam belirsizliğine sürükleyebileceği gibi cümleden birden fazla anlam çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle noktalama işaretlerinin anlama etkileri ve kullanıldığı yerler iyi bilinmelidir. Yanlış kullanımlar ortaya çıkarsa amaçlanan anlama ulaşmak mümkün olmaz. Bu durumlar da cümlede bir anlatım bozukluğu yaratır Örnek :

Yabancı dükkandı eşyaları beğenmedi.

Yabancı, dükkandı eşyaları beğenmedi.

Bebekler için, ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.

Bebekler için ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.

Kadın şoförü şöyle bir süzdü.

Kadın, şoförü şöyle bir süzdü.


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy