TÜRK EDEBİYATI
TÜRK EDEBİYATI’NIN BÖLÜMLERİ
Türk Edebiyatı’nı ,tarih boyunca yaÅŸanan kültür deÄŸiÅŸmelerine baÄŸlı olarak üç ana bö-lümde inceliyoruz:
I. İslam’dan Önceki Türk Edebiyatı
II. İslam Kültürü Etkisindeki Türk Edebiyatı
III. Batı Kültürü Etkisindeki Türk Edebiyatı
I. İSLAM’DAN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI
Türk’ler, İslam’dan önce “Åžamanizm, Maniheizm , Budizm” gibi dinlerin etkisiyle bir edebiyat oluÅŸturmuÅŸlardır. M.S.XI. yüzyıla kadar süren bu edebiyatı ikiye ayırıyoruz:
A. SÖZLÜ EDEBİYAT
M.S.VIII. yüzyıla gelinceye kadar Türklerin yazılı bir edebiyatı yoktur. Şiirler sözlü olarak üretilmekte, kulaktan kulağa yayılarak varlıklarını sürdürmektedir. Bu dönemde ortaya çıkan türlerin başlıcaları şunlardır:
KOÅžUK
“Sığır denilen sürek avları sırasında söylenen lirik doÄŸa ÅŸiirleridir. “Kopuz” eÅŸliÄŸinde söylenir. Halk ÅŸiirindeki koÅŸmalara benzer. Dörtlük birimi ve hece ölçüsüyle oluÅŸturulur.
SAGU
“YuÄŸ” adı verilen cenaze törenlerinde söylenen bu ÅŸiirler, Halk Edebiyatı’ndaki ağıtların en eski biçimleridir. Ölen kiÅŸinin iyiliÄŸinden, ölümünün doÄŸurduÄŸu acıdan söz eder. Nazım biri-mi dörtlük, ölçü hecedir. Sözlü gelenek içinde ortaya çıkan bu ÅŸiirlerden yalnız ikisi günümüze kadar gelebilmiÅŸtir. Bunlar, sakaların komutanı Alp Er Tunga ile Batı Hun Devleti hükümdarı Atilla’nın ölümü üzerine söylenmiÅŸtir.
SAV
Günümüzdeki atasözlerinin ilk örnekleri olan özlü sözlerdir. Bunların birçoÄŸunu, KaÅŸgarlı Mahmut’un ünlü eseri Divan ü Lugat-it Türk’te buluyoruz. Kimilerinin ölçü ve uyak izlerini taşıdığına bakarak, savların ve atasözlerinin manzum biçimde doÄŸup sonradan düzyazı niteliÄŸi kazandığını söyleyebiliriz.
DESTAN
İslam öncesi sözlü edebiyatın en yaygın ÅŸiir türüdür. Destanların bir kısmı evrenin, Dün-ya’nın ,insanın nasıl oluÅŸtuÄŸunu anlatır. Bir kısmı ise, konularını tarihten, toplumu derinden etkileyen olaylardan alır.
Bütün destanlar, şu ortak özelliklere sahiptir:
1.Manzumdurlar.
2.Anonimdirler.
3.Zamanla türlü değişikliklere uğrayabilirler.
4.Olay ve kişiler olağanüstüdür.
Destanlar, oluşum biçimlerine göre üçe ayrılır:
1.DOĞAL(TABİİ) DESTAN
Önce bir şair tarafından söylenen, zamanla şairi unutularak anonimleşen destanlardır. Bunlar,dilden dile dolaşırken büyük değişikliklere uğrar. Örneğin, Ergenekon Destanı, bir do-ğal destandır.
2.YAPMA (SUNİ) DESTAN
DoÄŸal destandan temel farkı, anonim nitelik taşımamasıdır. Bir ÅŸair tarafından, doÄŸal des-tanlara benzetilerek yazılır. ÖrneÄŸin Tasso’nun Kurtarılmış Kudüs, Fazıl Hüsnü DaÄŸlarca’ nın Üç Åžehitler Destanı adlı eserleri, birer yapma destandır.
3.ULUSAL (MİLLİ) DESTAN
Bir ulusa özgü destanların birleştirilerek tek destan haline getirilmesine denir. Yunanlıların İlliada, Odysseia; Almanların Nibelungen, Gudrun ; Hintlilerin Ramayana, Mahabarata ; İranlıların Şehname ; Finlilerin Kalevala adlı destanların, bu türün örnekleridir.
TÜRK DESTANLARI
Köktürk (Göktürk) Destanı : Birbirini tamamlayan Ergenekon Destanı ve Bozkurt Destanı’ ndan oluÅŸur. Bunlarda Türklerin tarih sahnesine nasıl çıktıkları ve hangi soydan gel-dikleri üzerine efsaneler anlatılır.
1. Uygur Destanı : türeyiş Destanı ve Göç Destanı olmak üzere iki destandan olu-şur. İlki Uygurların var oluşunu, ikincisi yurtlarından göç etmek zorunda kalışlarını an-latır.
2. Saka Destanı : Saka Türklerine ait bu destan da, Şu Destanı ve Alp Er Tunga Destanı olmak üzere iki parçadan oluşur. Bunlar Şu ve Alp Er Tunga adlarındaki komutanların hayat hikayeleri üzerine kurulmuştur.
3. Hun Destanı : OÄŸuz KaÄŸan Destanı diye bilinir. Büyük bir ihtimalle, Hun hükümdarı Mete’nin hayatını konu alır; ancak onu olaÄŸanüstü niteliklere büründürerek anlatır. Bu destan, daha sonra deÄŸiÅŸikliklere uÄŸrayarak İslami bir nitelik kazanmıştır.
B.YAZILI EDEBİYAT
Türk yazılı edebiyatının ilk örnekleri Orhun Yazıtları’dır. Köktürklerden kalan bu yazıt-lar,üç mezar taşından ibarettir. İsveçli Strahhlenberg tarafından, Orhun Irmağı kıyısında bu-lunmuÅŸ ; W.Thomsen tarafından okunmuÅŸtur. 38 harfli Köktürk alfabesiyle yazılan bu yazıt-lar, Kültigin, Bilge KaÄŸan ve Vezir Tonyukuk adına dikilmiÅŸtir. Yazılar, Yolug Tigin tara-fından taÅŸlara kazınarak yazılmıştır.
Köktürk Yazıtları’nda, Köktürk tarihi konu edinilir. Devletin güçsüzleÅŸmesi, Türk ulu-sunun bağımsızlığını yitirip Çin egemenliÄŸi altına girmesi, sonra yeniden güçlenmesiyle ilgili geliÅŸmeler ve bunların nedenleri üzerine durulur. Bu tarihi olayların anlatımında kullanılan Türkçe, oldukça geliÅŸmiÅŸ bir kültür dili olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türk yazılı edebiyatı, Uygurlar devrinde daha da geliÅŸmiÅŸtir. 14 harfli Uygur alfabesiyle yazılan eserler, Budizm’in etkilerini taşır.
II.İSLAM KÜLTÜRÜ ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
Türkler, X. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kitleler halinde kabul etmeye baÅŸlamışlardır. Bu-nun sonucu olarak, İslam kültürüne baÄŸlı bir edebiyat ortaya çıkmıştır. Türkçe’de Arapça ve Farsça etkilerinin duyulmaya baÅŸladığı, aruz ölçüsünün ilk kez kullanıldığı eserler,XI. yüzyılda verilmiÅŸtir. Bu ilk İslami eserlerin baÅŸlıcaları ÅŸunlardır:
KUTADGU BİLİG
Eserin adı “mutluluk veren bilgi” anlamına gelir. Yazarı, Yusuf Has Hacip’tir. Karahanlılar zamanında (XI. yüzyıl-1070) yazılmış, ideal bir devlet yönetiminin nasıl olması gerektiÄŸi üzerinde durulmuÅŸtur. Esrin dilinde henüz Arapça ve Farsça etkisi yoktur. Birimi be-yit, ölçüsü aruz, kalıbı fe u lün/fe u lün /fe ul’dür. Bilinen üç nüshası, bugün Fergana, Viyana ve Mısır’da bulunmaktadır.
DİVAN Ü LUGAT-İT TÜRK
Eserin adı, “Türk Dili’nin toplu(genel) Sözlüğü” anlamına gelir. Adından da anlaşılacağı gibi, eser bir sözlüktür; Araplara Türkçe’yi öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bundan dolayı, Türkçe’nin Arapça karşısında savunulduÄŸu bir eser olarak deÄŸerlendirilir. Eserde Türkçe sözcük-lerin anlamları Arapça’yla açıklanmakta ve her maddeden sonra birtakım Türkçe metinler örnek olarak verilmektedir. KaÅŸgarlı Mahmut tarafından XI. yüzyılda yazılan eserin asıl önemi de, iÅŸte bu derleme Türkçe metinlerden ileri gelmektedir; yani eser, zengin bir folklor kaynağı du-rumundadır.
ATABETÜ’L-HAKAYIK
Eserin adı “gerçeklerin eÅŸiÄŸi” anlamına gelmektedir. Yazarı Edip Ahmet’tir. Eserde hem dörtlük, hem de beyit nazım birimleri kullanılmıştır. Ölçü aruzdur. Okuyucuya dini öğütler veren eser, anlatım yönünden kurudur; didaktik özelliklere sahiptir; XII. yüzyılda yazılmıştır.
DİVAN-I HİKMET
Ahmet Yesevi tarafından XII. yüzyılda yazılan eser, tasavvuf felsefesinin yayılmasını amaçlar. Didaktik nitelikli olduğundan, oldukça kuru bir anlatıma sahiptir. Türk tasavvuf edebi-yatının ilk örneği sayılır.
İSLAMİ TÜRK EDEBİYATI’NIN BÖLÜMLENMESİ
A.DİVAN EDEBİYATI
XIII.-XIX. Yüzyıllar arasında yaşayan bu edebiyat; dil, anlatım, nazım içimleri, ölçü, türler ve
konular bakımından Arap ve Fars edebiyatlarının etkisi altındadır. Bu nedenle, Ortadoğu İslam edebiyatlarının bir parçası sayılır.
Divan Edebiyatı, “KuruluÅŸ Dönemi” denilen XIII-XIX. Yüzyıllar arasında, genellikle Fars Edebiyatının taklidi görünümündedir. Åžairler kendi sanat kiÅŸiliklerini ortaya koyacak yerde, ünlü İran ÅŸairleri gibi söylemeye bu dönemde büyük özen gösterirler. Osmanlı İmparatorluÄŸu’ nun yükseliÅŸe geçtiÄŸi XVI. yüzyıldan itibaren, bu taklitçi anlayışın “Olgunluk Dönemini” ni yaÅŸa-maya baÅŸladığı, hatta Divan ÅŸairlerinin kendilerini İran ÅŸairlerinden üstün sayar bir tavır takın-dıkları görülür.
DİVAN EDEBİYATI’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
1. Bu edebiyatın dili, Arapça, Farsça ve Türkçe’nin söz hazineleriyle dilbilgisi kurallarının birleÅŸmesinden oluÅŸan “Osmanlıca”dır.
2. Dil ağır, anlatım genellikle süslüdür.
3. Hayattan kopuk bir sanat anlayışı vardır. Şairler, toplum ve insanla ilgili sorunla-ra eğilme gereği duymamışlardır. ; ancak bazı şiirlerde, toplum hayatını aksatan durumlara değinilmiştir.
4. Bu edebiyat, halk kültüründen uzaktır. Sanatçılar da çoÄŸu zaman saray ve çev-resinde yetiÅŸmiÅŸlerdir. Onun için Divan Edebiyatı’na “Yüksek Zümre Edebiyatı”,”Saray E-debiyatı” gibi adlar verilmiÅŸtir.
5. Bu edebiyat, biçimcidir. Anlatılan değil, anlatım biçimi daima önde gelir. Şiirde sıkı sanat kuralları uygulanır. Divan Edebiyatı, bu yönüyle klasizme benzer.
6. BaÅŸlıca konular aÅŸk, doÄŸa, ölüm, ayrılık, özlem v.b.’dir.
7. Şiirde temel ölçü aruzdur. Bazı şairler, hece ölçüsüyle tek tük şiir yazmışlardır.
BAŞLICA NAZIM BİÇİMLERİ
GAZEL
Arap Edebiyatı’ndan alınmıştır. AÅŸk, doÄŸa, içki, eÄŸlence konuları iÅŸlenir. Beyit birimiyle yazılır. 5-15 beyit uzunluÄŸundadır. Beyitler “AA/BA/CA/DA” uyak düzeniyle sıralanır. İlk be-yit matla(doÄŸuÅŸ)”, son beyit “makta(kesiÅŸ)”, en güzel söylenmiÅŸ beyit de “beytü’l-gazel” adını alır. Åžairin adı, makta beytinde geçer. Gazellerde genellikle konu bütünlüğü bulunmaz; yani ÅŸiirdeki beyitler, anlamca birbirine baÄŸlı olmaz. Anlam bütünlüğü taşıyan gazellere “yek-ahenk gazel” denir.
KASİDE
Arap Edebiyatı’ndan alınmıştır. Övgü ÅŸiiridir. Gazel gibi uyaklanır. UzunluÄŸu 33-39 beyit arasında deÄŸiÅŸir. Åžu bölümlerden oluÅŸur:
a. Nesib(teÅŸbib):GiriÅŸ bölümüdür. Kasideler, bu bölümde yapılan betimlemelere göre adlandırılır. Bahar betimlemesi yapılan kasidelere “kaside-i bahariyye”, kış betim-lemesi yapılanlara “kaside-i ÅŸitaiye”, bayram betimlemesi yapılanlara da “kaside-i ıydiyye” denir.
b. Tegazzül :Kaside içinde güzel söyleme anlamına gelir. Bu bölümde aşk, şarap, kadın gibi gazellere özgü konular, lirik bir anlatımla işlenir.
c. Girizgahenk düşürerek asıl konuya, yani övgüye giriş yapılan bölümdür.
d. Methiye : Padişah, sadrazam, vezir, paşa gibi yüksek görevli kişilere ya da din büyüklerine yöneltilen övgünün yapıldığı bölümdür.
e. Fahriyye : Şairin, kendi şiir yeteneğini övdüğü bölüme verilen addır.
f. Dua : Kasidenin sonuç bölümüdür. Şair, böyle güzel bir şiiri yazıp bitirebildiği için dua ederek kasidesini tamamlar.
Daha sonra, Tanzimat döneminde de kaside nazım biçimi kullanılmış;ama kasidenin hem konularında, hem biçiminde değişiklik yapılmıştır.
Kasideler, konularına göre dörde ayrılır:
a. Methiyye : Ünlü, saygın kişilerin övüldüğü kasidelerdir.
b. Tevhid :Allah’ın birliÄŸini konu edinen ve onu öven kasidelere denir.
c. Münacaat : Allah’a yalvarış amacıyla yazılır.
d. Na’t : Hz. Muhammed’in övgüsünü yapmak için yazılan kasidelerdir.
MESNEVİ
Divan Edebiyatı’na Fars Edebiyatı’ndan geçmiÅŸ olup uzun manzum öykülerdir. Beyit biri-miyle, türlü aruz kalıplarıyla yazılır. Beyitler “AA/BB/CC/DD” biçimiyle kendi aralarında uyaklanır. İslami edebiyatın ortak konularını iÅŸler.
ÅžARKI
Divan Edebiyatı’nda XVIII.yüzyılda kullanılmaya baÅŸlayan bir nazım biçimidir. Dörtlüklerle yazılır. Halk Edebiyatı’ndaki koÅŸma nazım biçiminin etkisiyle doÄŸduÄŸu söylenir. Dörtlükler “AAAA/BBBA/CCCA” biçiminde uyaklanır. AÅŸk, doÄŸa, içki, kadın gibi dünyevi konular iÅŸlenir.
RUBAİ
Tek dörtlükten oluÅŸan, “AABA” uyak düzeniyle ve aruzun özel kalıplarıyla yazılan; aÅŸk, hayat, insan gibi konuları ve felsefi düşünceleri iÅŸleyen bir nazım içimidir. Fars Edebiyatı’ndan Divan Edebiyatı’na geçmiÅŸtir. Dünyaca ünlü temsilcisi, İranlı ÅŸair Ömer Hayyam’dır.
TERKİB-İ BEND
“Bend” adı verilen bölümlerden oluÅŸur. Her ben ; bir “hane” ve bir “vasıta” bölümünü kapsar. Haneler 5-15 beyit uzunluÄŸunda olup “AA/BA/CA/DA” biçiminde uyaklanır. Vasıta ise , tek beyittir. Vasıtanın dizeleri kendi aralarında uyaklıdır. Bendler deÄŸiÅŸtikçe, aynı uyak düzeni, baÅŸka uyak sözcükleriyle tekrarlanır.
TERCİ-İ BEND
Konu ve biçim bakımından terkib-i bende benzer. Ondan tek farkı, vasıta beytinin her bendden sonra değişmemesidir.
MURABBA
Dörtlüklerden oluÅŸur. “AAAA/BBBA/CCCA” biçiminde uyaklanır. Bu biçim özellliÄŸiyle ÅŸarkıdan farkı yoktur. Murabba ile ÅŸarkıyı ayıran tek fark, ÅŸarkıların bir besteye baÄŸlanmasıdır.
MÜSTEZAT
Bir manzumenin uzun dizelerinden sonra kısa dizeler getirilmesiyle oluÅŸur. Uzun ve kısa dizeler, kendi aralarında gazel gibi uyaklanır. Kısa dizelere “ziyade” denir. Uzun dizelerde aru-zun “mef u lü/me fa i lü /fe u lün”; kısa dizelerde ise “mef u lü /fe u lün” kalıbı kullanılır. Batı Edebiyatı etkisi altına girildikten sonra, bu nazım biçimindeki kuralların gevÅŸetilmesiyle “serbest müstezat” denilen yeni bir nazım biçimi ortaya çıkmıştır.
BAŞLICA DİVAN ŞAİRLERİ
HOCA DEHHANİ
XIII.yüzyılda yaÅŸamıştır. Bilinen ilk Divan ÅŸairidir. Anadolu’ya Horasan’dan gelmiÅŸtir. Sel-çuklu sultanı III. Alaattin Keykubat’ın buyruÄŸuyla yazdığı Selçuklu Åžehnamesi’nin yanı sıra bir kasidesi ve dokuz gazeli bilinmektedir.
MEVLANA
XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç Türkçe beyit dışında, tüm şiirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf şairidir. Oğlu Sultan Veled de tasavvufi konuları işleyen bir şair olarak bilinir. Mes-nevi, Divan-ı Kebir, Mektubat, tanınmış eserleridir.
ŞEYHİ
XV.yüzyıl Divan ÅŸairlerindendir. Aynı zamanda, devrinin ünlü doktorlarından biridir. Divan Edebiyatı’nın belirginleÅŸmeye baÅŸlayan kurallarını derli toplu biçimde uygulayan ilk ÅŸairler ara-sında yer alır. Bir Divan’ı ve Husrev ü Åžirin, Harname adlı iki mesnevisi vardır. Harname, olmayacak umutlara kapılan, sonunda elindekileri de yitiren kiÅŸileri yermek için yazılmış bir hicivdir. Åžair, bu eseri kendi hayatını esas alarak yazmıştır.
SÜLEYMAN ÇELEBİ
XV.yüzyıl ÅŸairlerindendir. Çağına göre sade bir dille, mesnevi biçiminde yazdığı Vesiletü’n-Necat (Mevlid) adlı eseriyle tanınır. Onun açtığı bu çığırda çok sayıda eser yazılmış olmasına karşın, bulardan hiçbiri, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i kadar yaygınlaşıp benimsen-memiÅŸtir.
ALİ ŞİR NEVAİ
ÇaÄŸatay Edebiyatı’nın XV.yüzyılda yetiÅŸtirdiÄŸi büyük ÅŸair ve bilim adamıdır. Ferhat ü Åži-rin, gibi mesnevileri yanı sıra Muhakemetü’l-Lugateyn adlı eseri, aydınların Türkçe’yi sa-vunması ve onu Farsça’dan üstün bir olarak göstermesiyle dikkati çeker. Åžairin öteki eserleri ise Mecalisü’n-Nefais ve Mizanü’l-Evzan’dır.
BAKİ
XVI.yüzyılın ünlü ÅŸairlerindendir. Din dışı konuları iÅŸlemiÅŸ, gazel tarzının en baÅŸarılı ÅŸairle-ri arasında yer almıştır. Hayatı, her anı zevkle geçirilmesi geren bir olgu olarak deÄŸerlendirir ve ÅŸiirlerine öylece yansıtır. Edebi sanatları, söz oyunlarını kullanmakta ustadır. Mesnevi tarzında eser vermeyen ÅŸairin Divan’ı vardır.
FUZULİ
XVI.yüzyılın, Baki gibi ünlü ÅŸairidir. Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Farsça’yı da öğrenmiÅŸ, bu üç dilde divanlar yazmıştır. Åžiirlerinde Azeri lehçesini kullanan ÅŸair, Baki’nin tersine, hayatı bir sınav olarak görür; insanın aÅŸk acısıyla olgunlaÅŸacağına inanır. Hayata bu yaklaşımında, tasavvuf felsefesine duyduÄŸu ilginin rolü vardır. Divan Edebiyatı’nın en lirik ÅŸairi olan Fuzuli, gazel alanında üstün baÅŸarı saÄŸlamış; ayrıca Leyla vü Mecnun, Beng ü Bade gibi mesnevile-riyle tanınmıştır. Öteki eserleri Haddikatü’s-Süeda, Åžikayet-name(mektup türünde ) , Sıh-hat ü Maraz, v.b.’dir.
NEFİ
XVII.yüzyıl Divan Edebiyatı’nın ünlü ÅŸairidir. Sert kiÅŸiliÄŸi, onu çağının en büyük hicivcisi yapmış; zamanın vezirlerinden Bayram PaÅŸa’yı, hatta IV.Murat’ı hicveden ÅŸiirleri, hayatına mal olmuÅŸtur. Övgü ve yergileri hep abartmalıdır. GösteriÅŸli, ağır bir dili vardır. Kaside alanındaki baÅŸarısıyla dikkati çeken ÅŸairin Türkçe ve Farsça divanlarından baÅŸka, hicivlerini topladığı Siham-ı Kaza adlı bir eseri vardır.
ŞEYH GALİP
XVIII.yüzyıl ÅŸairlerindendir. MevleviliÄŸi benimsemiÅŸtir. Hayal gücünün zenginliÄŸi ve hayal-lerinin özgünlüğüyle diÄŸer Divan ÅŸairlerinden ayrılır. Divan’ından baÅŸka, alegorik tarzda yazdığı ve tasavvufu türlü aÅŸamalarıyla anlattığı Hüsn ü AÅŸk adlı mesnevisi vardır.
DİVAN EDEBİYATI’NDA DÜZYAZI
Divan, şiire ağırlık veren bir edebiyattır. Düzyazı, ancak bilimsel çalışmalarda, tarihlerde, kimi sanatsal metinlerde ve gezi türü eserlerde kullanılmıştır.
Divan Edebiyatı’nda düzyazılar, yazılış amacı ve dil tutumu dikkate alınarak üçe ayrılır:
1. Sanatlı(süslü) Düzyazı
Söz ustalığı göstermek amacıyla yazılır. Sinan PaÅŸa’nın Tazarru’at adlı eseri, bu türün en tanınmış örneÄŸidir. Sanatlı düzyazıya inÅŸa denir
2. Orta Düzyazı
Yer yer ağır ve süslü, yer yer sade bir dille yazılan düzyazılardır. Genellikle tarih kitapla-rında bu düzyazı türü görülür. Osmanlılar zamanında tarihçilik,”vakanüvis” adı altında yürütü-len bir tür memurluktu. Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, önemli önemsiz her olayı günü gününe notlar halinde yazarlardı. Bu eserler, olay anlatımına dayalı olduÄŸundan, bilimsel tarih anlayışıyla baÄŸdaÅŸmaz. Divan döneminin baÅŸlıca tarihçileri arasında AşıkpaÅŸazade ,Ali, Ebülgazi Bahadır Han,Naima, Peçevi, Mütercim Asım sayılabilir.
3. Sade Düzyazı
Dil ve anlatım ustalığının değil, ele alınan konunun önem taşıdığı düzyazı türüdür. Bu an-layış nedeniyle, sade düzyazılarda ustaca söz söyleme çabası görülmez; dil açık, yalın, doğal-dır. Bu düzyazı türünü kullananlardan başlıcaları şunlardır: Mercimek Ahmet , Katip Çele-bi, Evliya Çelebi (Eseri:Seyahatname).
B. HALK EDEBİYATI
Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur. Dil., biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır.
HALK EDEBİYATI’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
1. Bu edebiyat, halk diline bağlıdır.
2. Dil ve anlatımda süslü söyleyişe yöneliş yoktur. Genellikle yalın anlatım kullanılır.
3. Halkın içinden doğan eserler, konu, tema ve duyarlık bakımından halkın hayatına sıkı sıkıya bağlıdır.
4. Şairler, genellikle okumamış kişilerdir.
5. Dörtlük birimi esastır.
6. Şairlerde , milli ölçü olan hece ölçüsü kullanılır.
7. Aşk, doğa, ayrılık, özlem, dil, tasavvuf konularının yanı sıra toplum hayatını ilgilendi-ren sorunlara da sık sık eğilen şairler, bunlarla ilgili eleştiriler getirirler.
BAŞLICA NAZIM BİÇİMLERİ
Halk şiirindeki nazım biçimlerini iki ana öbekte inceliyoruz.:
1.MANİ TİPİ
Maniler, anonim, lirik ÅŸiirlerdir,”AABA” uyak düzeniyle, 7’li hece ölçüsünün 4-3 durağıyla söylenir. Ana tema sevgidir. Dört dizeden oluÅŸan manilere “düz mani” denir. Üç dizeden olu-ÅŸan ve “ABA” biçiminde uyaklanan maniler “ke:-):-):-) mani”, beÅŸ dizeden oluÅŸan ve “ABACA” biçiminde uyaklanan maniler “geniÅŸletilmiÅŸ mani”, uyakları cinaslı sözcüklerden seçilen ma-niler ise “ cinaslı mani” adını alır.
2.KOŞMA TİPİ
KoÅŸma tipi nazım biçimlerinin kalıplaÅŸmış bir yapısı vardır. Hepsi, dörtlüklerle ve deÄŸiÅŸ-mez bir uyak düzeniyle (ABAB/CCCB/DDDB, AAAB/CCCB/DDDB ya da –B-B/CCCB/DDDB) söylenir. Bunlar, kullanılan ölçü kalıbı, uzunluk-kısalık, konular bakımından farklılıklar taşır. KoÅŸma tipi nazım biçimlerinin baÅŸlıcaları ÅŸunlardır:
KOÅžMA
Kısa, lirik ÅŸiirlerdir. Dörtlüklerle, AABA(-A-A)/CCCA/DDDA uyak düzeniyle, hece ölçü-sünün 6-5 ya da 4-4-3 duraklı 11’li kalıbıyla söylenir. aÅŸk ve doÄŸa konularının yanı sıra,ayrılık, özlem, yalnızlık,gurbet, sıla, ölüm gibi temaları iÅŸler. Genellikle saz eÅŸliÄŸinde, ezgiyle söylenen koÅŸmalar, ezginin niteliÄŸine göre “Acemi koÅŸması,Ankara koÅŸması, topal koÅŸma, ke:-):-):-) kerem” gibi türlere ayrılır.
DESTAN
Biri, sözlü gelenekte evrenin ve insanın oluÅŸumunu, toplumu derinden etkileyen olayları olaÄŸanüstülükler katarak anlatan uzun manzum öyküler; öteki Halk Edebiyatı’nda bir nazım biçimi olmak üzere iki ayrı destan vardır. Birinci tür olan destanla ilgili bilgileri “İslam’dan Önceki Türk Edebiyat’ı” baÅŸlığı altında verildi. Nazım biçimi olan destan ise, ölçü, duraklar, uyak düzeni bakımından koÅŸmaya benzer; ancak destanlar, konularıyla koÅŸmadan ayrılır. Bun-larda, genellikle bir yöre halkı üzerinde derin etki yaratan olaylar ve bunların uyandırdığı ortak duygular dile getirilir. Bir kısım destanlar ise mizahidir. Bunlarda 11’li hecenin yanı sıra, 7’li ve 8’li hecede kullanılmaktadır. Destanı koÅŸmadan ayıran bir baÅŸka özellik ise, bunların uzun ol-masıdır.
SEMAİ
Uyaklanışı koÅŸmaya benzer. 8’li hece ölçüsünün 4-4 durağıyla ve özel bir ezgi eÅŸliÄŸinde söylenir. Konuları, koÅŸmada olduÄŸu gibi aÅŸk, doÄŸadır.
VARSAÄžI
Uyak düzeni ve ölçüsü semai gibidir; ancak ezgisinin niteliÄŸi ve konusu ondan farklıdır. Varsağıda yiÄŸitçe bir söyleyiÅŸ vardır. Bu nedenle de “Bre!Hey!Behey!” gibi ünlemlerle baÅŸlar.
TÜRKÜ
Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim ÅŸiirlerdir. Bazen de kime ait ol-duÄŸu bilinen ÅŸiirler, türkü formlarıyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birinci-si, ÅŸiirin iskeletini oluÅŸturan “asıl bölüm” ; ikincisi “kavuÅŸtak”tır. KavuÅŸtaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine baÄŸlar.
İLAHİ VE NEFES
Din ve tasavvuf konularının iÅŸlendiÄŸi ÅŸiirlere “ilahi” denir. KoÅŸma gibi uyaklanan ilahiler-de 4-4 duraklı 8’li ölçü kullanılır.
Bunlar herhangi bir tarikatın görüşlerini yansıtmaz; konuyu genel olarak ele alır.
İlahilerin BektaÅŸi tekkelerinde söylenenlerine “nefes”, Alevi anlayışına baÄŸlı olanlarına ise “deme” adı verilir.
İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.
BAŞLICA NAZIM TÜRLERİ
Halk şiirleri, konularına göre türlere ayrılır. Bu nazım türleri şöyle sıralanabilir:
GÜZELLEME
Sevgi üstüne söylenen şiirlerdir. Bazen de bunlarda doğa güzellikleri karşısında duyulan hayranlık duygusu dile getirilir.
KOÇAKLAMA
Konusu yiğitlik,kahramanlık, kavga ve savaş olan şirlerdir.,
TAÅžLAMA
Bir kişiyi ya da toplumdaki bir aksaklığı yermek amacıyla söylenen şiirlere bu ad verilir.
AÄžIT
Sözlü Türk Edebiyatı’ndaki saguların Halk Edebiyatı’nda aldığı biçimdir. Ölen kiÅŸilerin ar-dından söylenir, ölümden doÄŸan acıyı dile getirir. Genellikle kadınlar tarafından yakılan ağıtlar, anonim özellik taşır. Bununla birlikte, az da olsa, ÅŸairi bilinen ağıtlara rastlanmaktadır.
MUAMMA
Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.
NASİHAT
Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.
NOT
“Destan, ilahi, nefes ve deme”, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak deÄŸerlendi-rilir.
HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI
Halk şairleri, halk şiirinin yerleşmiş kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel ne-denlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı yönelişler içine girebilmektedirler. Ayrıca yaşadıkları çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir etmen olarak karşımızı çıkmak-tadır. Halk şairlerini, işte bu gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:
1. GÖÇEBE(GEZGİN) ŞAİRLER
Bir yere baÄŸlı kalmadan gezerler. Genellikle eÄŸitim görmedikleri için, Divan Edebiya-tı’ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne baÄŸlıdırlar. Geleneksel ÅŸiir anlayışını sürdü-rürler.
2. YENİÇERİ ŞAİRLER
Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasında şair-ler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.
3. KÖYLÜ ŞAİRLER
Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültürün-den, Divan Edebiyatı’ndan etkilenmeden, halk ÅŸiiri geleneklerine baÄŸlı kalmışlardır.
4.KENTLİ ŞAİRLER
Genellikle Divan Edebiyatı’nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzın-da ÅŸiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle birlik-te aruza da yer verirler.
5. TASAVVUF (TEKKE ) ŞAİRLERİ
Tekkelerde yetiÅŸtikleri, din ve tasavvuf konusunda eÄŸitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü ÅŸairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı’nın dil, anla-tım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan ÅŸiirler söylerler. ÖrneÄŸin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü’n-Nushiyye adlı bir eser vermiÅŸtir.
HALK ÖYKÜLERİ
Halk öyküleri, destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları sonunda ortaya çık-mış sözlü eserlerdir. Anonimdir. Başlıca türleri şunlardır:
1. DESTAN ÖYKÜLER
Destanlardaki olaÄŸanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII.-XIV.yüzyılda DoÄŸu Anadolu’da ortaya çıkan Dede Korkut Öyküleri ile KöroÄŸlu Öyküsü, bu türün tanınmış örnekleridir.
2. AŞK ÖYKÜLERİ
İki sevgilinin aÅŸkını, bunların kavuÅŸmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan öykü-ler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Ga-rip.v.b.’dir.
3. DİNİ ÖYKÜLER
İslamiyet’in yayılmasına katkıları olan kiÅŸilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan öykülerdir .Hz. Ali’nin savaÅŸlarını anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anado-lu’da İslamiyet’in yayılması için mücadele eden komutanların savaÅŸlarını anlatan Battal Gazi Öyküsü, DniÅŸment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır.
BAŞLICA HALK ŞAİRLERİ
YUNUS EMRE
XIII. Yüzyıl halk ÅŸairidir. Hayatı hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur. Tasavvuf felsefesi, XII. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yayılmaya baÅŸlamış; Mevlana , Sultan Velet, Ahmet Fa-kih gibi ÅŸairlerle edebiyata girmiÅŸtir. Varlık- yokluk , İnsan-tanrı-ölüm iliÅŸkilerini güçlü bir kültüğr donanımı ve büyük ÅŸiir yeteneÄŸiyle irdeleyerek halka ulaÅŸtırabilmiÅŸtir.
İlahi türü ÅŸiirlerinde Halk Edebiyatı’nın geleneklerine baÄŸlı kalmıştır. Bunlarda dil sad, an-latım yalın, ölçü hecedir. Risaletü’n-Nushiyye adlı dini didaktik eserinde ise, bu gelenekten ayrılarak aruz ölçüsünü, mesnevi nazım biçimini kullanmıştır.
HACI BAYRAM VELİ
XIV.yüzyıl ikinci yarısıyla XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir tasavvuf şairidir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirle-rinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir.
KÖROĞLU
XVI.yüzyılda yaÅŸadığı sanılan bir halk ÅŸairidir. III. Murat zamanındaki Osmanlı-İran sa-vaÅŸlarına katılan ÅŸair, Åžirvan ve Tebriz’in alınışı üzerine destan söylemiÅŸtir. Öteki ÅŸiirlerinde yiÄŸitlik, kahramanlık konularını iÅŸlemiÅŸ olduÄŸundan, halk öyküsündeki KöroÄŸlu ile karıştırıla-bilmektedir.
PİR SULTAN ABDAL
XVI. yüzyıl tekke-tasavvuf ÅŸairlerindendir. Sivas’ta yaÅŸamıştır. Kanunu zamanında DoÄŸu Anadolu’da patlak veren bir isyana katılmış, yaÅŸadığı olayların izlenimlerini ÅŸiirlerinde anlatmış, Hızır PaÅŸa tarafından Sivas’ta idam ettirilmiÅŸtir. Sanatının belirleyici özellikleri, güçlü ir inanç, sade bir halk dili, coÅŸkun bir lirizm olarak özetlenebilir.
KARACAOÄžLAN
Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız KaracaoÄŸlan’ın XVI ya da XVII . yüz-yılda yaÅŸadığı sanılmaktadır. Åžair Toroslar’da, Türkmen boyları arasında yetiÅŸmiÅŸ; göçebe bir ÅŸair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiÅŸtir. Geleneksel ÅŸiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aÅŸk, doÄŸa, ölüm, ayrılık gibi temaları iÅŸlemiÅŸtir;özellikle koÅŸma ve semai biçimlerin-de büyük baÅŸarı kazanmıştır.
DADALOÄžLU
XIX.yüzyılda, Çukurova yöresinde yetiÅŸen halk ÅŸairlerindendir. Türkmen boylarının yerle-ÅŸik hayata geçirilmesi için 1865’te yöreye yollanan Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiÄŸitçe bir eda ile koçaklamalarına yan-sıtmıştır. Ayrıca aÅŸk ve doÄŸadan söz eden ÅŸiirleri de baÅŸarılıdır. Åžiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.
AÅžIK VEYSEL
XX. yüzyıl halk ÅŸairidir. Åžarkışla’da doÄŸup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında An-kara’ya gelerek ÅŸiirlerini okumuÅŸ, bundan sonra ünü yayılmaya baÅŸlamıştır. ÇocukluÄŸunda ge-çirdiÄŸi çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden ÅŸair; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaÅŸarak aÅŸktan, doÄŸadan , kardeÅŸlikten, birlikten, barış içinde yaÅŸamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden ÅŸiirlerini saz eÅŸliÄŸinde söylemiÅŸ; bu içeriÄŸin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doÄŸmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoÅŸgörü anlayışı, ÅŸiirinin temellerinden biridir. Åžiirlerini DeyiÅŸler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm ÅŸiirlerini , Ümit YaÅŸar OÄŸuzcan tarafından Dostlar Beni Hatır-lasın adıyla yayımlanmıştır.
BATI ETKİSİNDE TÜRK EDEBİYATI
1850 yıllarından günümüze kadar sürer. Amacı, metod bakımından Batılı, öz ve ruh bakımından milli bir edebiyat yaratmaktır. Türk toplumundaki esaslı değişmeleri , fikir ve yeni-lik hareketlerini yansıtır. Üç döneme ayrılır. :
s1.Tanzimat Edebiyatı :1860’ta tercüman-ı ahval gazetesinin yayımlanmasıyla baÅŸlar, 1896’ya kadar sürer. Sarsıntılar geçiren Osmanlı İmp.u durumunu kurtarmak için, ordudan baÅŸlayarak ıslahat ve devrim hareketlerine giriÅŸiyordu . 3. Selim , 2. Mahmut , Abdülmecit dö-nemleri böyle geçmiÅŸtir.
Bu ortamda Batıcı ve yenilikçi olan ÅŸair ve yazarlar, sanatlarını toplum için kullandılar. Fransız kültürüyle kültürüyle yetiÅŸmiÅŸ ,romantik ve ülkücüydüler. Divan ÅŸiirini yıkmaya çalıştı-lar. Çok yönlüydüler: ÅŸair,romancı,tiyatro yazarı…vb. Sanattan çok,fikir ve ülkü peÅŸindedirler; zulme,haksızlığa karşı savaÅŸ açarlar. Vatan ,millet,hürriyet,adalet,meÅŸrutiyet kavramlarını he-yecanla savunurlar. Daha geniÅŸ kitlelere seslenebilmek için ,dilde sadelik yanlısıdırlar. Hemen hepsi politikacı ve mücadele adamıdırlar. Tanzimat ikinci döneminde realizimin etkisi görülür. Åžiirde konu birliÄŸini saÄŸladılar. Aruzla yazdılar. Düzyazı dilini ÅŸiire uyguladılar. Ro-man,hikaye,makale gibi türler,edebiyatımıza bu dönemde girdi. İlk tanzimatçılar ,Divan ÅŸiirinin nazım biçimlerini kullandılar.
1.Dönemin Önemli Temsilcileri:
Åžinasi:Gazeteci ,ÅŸair ve yazardır. Tercüman-Ahval(1860),Tavir-i Efkar (1862) gazetelerini çıkardı. Fikir adamıdır. Eserleri:Åžair Evlenmesi(ilk tiyatro),Åžiir çevirileri,Türk Atasözleri,Seçme Åžiirler…
Namık Kemal:Gür sesli vatan ÅŸairi,dava ve sanat adamıdır. Zulme ve keyfi idareye baÅŸ-kaldırdı. Åžiirlerinde vatan ,millet,hürriyet …ülkülerini aşılamıştır.
Eserleri:Şiirler,Tiyatroları:Vatan Yahut Silistre,Gülnihal,Akif Bey,Kara Bela,Zavallı Çoçuk,Romanları :İntibah,Cezmi,Biyografileriev-i İstila ,Kanişe,Eleştiri:Tahrib-i Hara-bat,Takip.
Ziya Paşa: Tanzimatçılar içinde eskiye en fazla bağlı kalanlardandır. Şiirlerinde öğütler, felsefi temalar görülür.
Eserleri : Divan, Terkib-i Bend, Zafername(hiciv), Harabat(şiir antolojisi), Veraset Mek-tupları(Makale).
Ahmet Mithat Efendi:İlgi çekici, eÄŸlendirici roman ve hikayeler yazdı. Eserleri 200’ün üze-rindedir, halkı aydınlatmıştır. Dili sadedir.
Eserleri: Letaif-i Rivayet(28 hikaye) , Romanları: Hasan Mellah, Felatun Beyle Rakım E-fendi, Henüz 17 Yaşında, Yeniçeriler, Karnaval…
Ahmet Vefik Paşa: Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk büyük temsilicisidir. Moliere komedilerinden yaptığı 16 çeviri ve uyarlamayla, Türk tiyatrosuna önemli hizmetler etti.
Eserleri: Lehçe-i Osmani, Åžecere-i Türk, Moliere’den Zor Nikah, Meraki, Azarya, Zoraki Takip…
2.Dönemin Önemli Temsilcileri:
Recaizade Mahmut Ekrem : Edebiyat kuramcısı ve şiir eleştirmenidir. Romancı ve şairdir.
Eserleri:Araba Sevdası(ilk gerçekçi roman), Çok Bilen Çok Yanılır(tiyatro) Zemzeme I-II-III(ÅŸiir)…
Samipaşazade Sezai: Roman ve hikayecidir. Gündelik, gerçekçi hayatı vermiştir.
Eserleri: Sergüzeşt, Küçük Şeyler(ilk edebi romandır).
Åžemsettin Sami: Türk edebiyatında ilk romanı yazdı. TaaÅŸÅŸuk-i Tal’at ve Fitnat .Sözlük ve an:-):-):-)lopedi çalışmaları yaptı . Orhun yazıtlarını Türkçe’ye çevirdi.
Eserleri : Kemusül Alam , Kamus-i Türki , çeviri: Sefiller.
2- Servet-i Fünun Edebiyatı:
Servet-i Fünun edebiyat dergisinin çıkışı (1896) ve kapanışı (1901) arasında sürdü. II. Abdülhamit’in hiçbir özgürlük tanımayan yönetimi nedeniyle, sosyal konulara eÄŸilememiÅŸler-dir; “Sanat için Sanat” ilkesine baÄŸlı kalmışlardır. Süslü, seçkin insanların zevklerini okÅŸayan bir üslupları vardır.
Bilhassa Fransız edebiyatında , çaÄŸdışı olan Sembolizm, Parnasizm’le ilgilenmiÅŸlerdir. Osmanlı İmp.’nun çöküntüsü, halkın cahilliÄŸi, ümitsizlik, baskı, sansür ve sürgünler yüzünden ; içe dönük yılgın ve hasta bir edebiyat olmuÅŸtur.
Bu dönemde kuralsız nazım biçimleri benimsenmiÅŸtir. Ayrıca Batı’dan sone ve terzarime gibi nazım biçimleri getirilmiÅŸtir. Ölçü aruzdur.
Bu edebiyatta roman ve hikaye, ÅŸiirden daha güçlüdür. Olayların çevresi İstanbul’dur. Fransız realist ve natüralistleri örnek tutulmuÅŸtur.
Konu bütünlüğüne önem verilmiÅŸtir. Bazen bir cümle üç-beÅŸ dizeye yayılarak, nazım nes-re yakınlaÅŸtırılmıştır. Temalar , hayal-hakikat çarpışmasıdır; maddilik-manevilik çekiÅŸmesi , yalnızlık , tabiata ve sessizliÄŸe sığınmak, “hüzün ve acıdır”.
Önemli Temsilcileri
Tevfik Fikret:Bireyci duyguları ,tabiatı , yaÅŸanmış hayat sahnelerini iÅŸleyen romantik-lirik ÅŸiirler yazdı.1901’den sonra sosyal ÅŸiirler yazarak didaktik-lirik oldu. Nazmı nesre yaklaÅŸtırdı.
Eserleri:Rübab-ı Åžikeste, Haluk’un Defteri Åžermin.
Cenap Şehabettin : Yeniliklerde öncüdür. Parnasizmden biçim güzelliği Sembolizmden kapalı şiir zevkini aldı.
Eserleri : evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh.
Halit Ziya Uşaklıgil : Türk edebiyatının ilk büyük romancısıdır. Romanlarının konusu ço-ğunlukla aydın, zengin çevreden seçilmiştir. Hikayelerinde halk tabakalarına inmiştir.
Eserleri: Mai ve Siyah, AÅŸk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Hikaye:İhtiyar Dost, Kadın Peçesi…
3- 20. Yüzyıl Türk Edebiyatı:
20.y.y. Türk edebiyatını hazırlayan etmenler : Bazı devletlerin Osmanlı Devletini yıkmaya çalışmaları , İkinci MeÅŸrutiyet, 31 Mart Olayı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskıcı yönetimi, Balkanlarda, Yemen ve Arnavutluk’ta çıkan isyanlar, yeni devletimizin kurulmasıdır.
Başlıca Bölümleri:
a) Fecr-i Ati Edebiyatı :
(1909) Servet-i Fünun’dan sonra Batı’yla dil, edebiyat ,bilim alanlarında sıkı baÄŸlar kura-caklarını ileri sürdüler ; fakat pek bir ÅŸey yapamadılar. En büyük temsilcisi, Fransız semboliz-mini benimseyen Ahmet HaÅŸim’dir.
Ahmet Haşim: Bireyci öz şiirin ustalarındandır. Ona göre şiirin dili, anlaşılmak için değil, duyulmak içindir. Kapalı şiirler yazdı.
Eserleri: Şiir:Göl Saatleri, Piyale, Düzyazı: Bize göre, Frankfurt Seyahatnamesi, Gurabahane-i Laklakan.
b) Milli Edebiyat Akımı:
(1910-1923):Ömer Seyfettin , Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem’in Genç Kalemler dergi-sindeki bildirileri, akımın baÅŸlangıcıdır.
Milli konulara, toplum ve yurt sorunlarına eÄŸilmiÅŸlerdir. Sade ve süssüz Türkçe’yle yazdı-lar. KonuÅŸulan Türkçe’yi yazı dili haline soktular. Hikaye ve romanlarda olaylar, İstanbul dışına çıkartıldı. Åžiirde hece ölçüsü ve koÅŸma biçimi kullanıldı.
Önemli Temsilcileri:
Öncüleri :
Mehmet Emin Yurdakul :Yurdumuzun acı gerçeklerini şiirimize ilk defa yansıtmıştır. Türki-ye milliyetçiliğini savunur.
Eserleri: Türkçe Åžiirler, Türk Sazı…
Ziya Gökalp: Türk halkının folklor ve tarihini yazdı, araştırdı. Sade bir dille toplumsal a-maçlı şiirler yazdı.
Eserleri : Düzyazı : Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak ,Türkçülüğün Esasları,Şiir: Kızılelma, Altın Işık.
Ömer Seyfettin :Bizde Maupassant tarzı hikayenin kla:-):-):-) deÄŸeri sayılır. Konuları çoçukluÄŸundan, Türk savaÅŸ tarihinden, Anadolu efsanelerinden …almıştır. Tasvir ve tahlile de-ÄŸil, olaya önem verir. Türkçülüğü savundu. Sade yazmıştır.
Eserleri: Bomba, Beyaz Lale, Yalnız Efe…
DiÄŸer Åžair ve Yazarlar:
Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay , Reşat Nu-ri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay.
BeÅŸ Hececiler:
Milli Edebiyat döneminde beÅŸ ÅŸair, hece ölçüsünü kuvvetle benimsediler. Åžiirimize katıksız Türkçe’nin yerleÅŸmesinde önemli rol oynadılar. Bunlar : Faruk N. Çamlıbel , Yusuf Z.Ortaç O.S. Orhan, E.B. Koryürek, H.F. Ozansoy.’dur.
c) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1940) :
Bu dönemde tam anlamıyla yerli ve sade bir dil kullanıldı. Konuşma ve yazı dilini birleştir-diler. Hece ölçüsünün sesini gizleyerek, iç ahenge yöneldiler.
Önemli Temsilcileri:
Ahmet Kutsi Tecer: Anadolu halk motiflerini işlediği duygulu ve memleketçi şiirleriyle ta-nındı.
Eserleri : Şiirler, Köşebaşı(tiyatro)
Ahmet Hamdi Tanpınar: sembolizm havası içinde soyut şiirin ve p:-):-):-)olojik roman, hikaye türlerinin ustasıdır.
Eserleri: Şiirler, Hikaye: Abdullah Efendinin Rüyaları, Roman: Huzur, Deneme : Beş Şe-hir.
Ahmet Muhip Dranas: Baudolaire (Bodler) sembolizmini Türk halk şiiriyle kaynaştırdı.
Eserleri :Åžiirler, Tiyatro: Gölgeler…
Cahit Sıtkı Tarancı : Yaşamanın ve aşkın güzelliğini, ölümün üstünlüğünü vurguladı. Bol ve güzel halk deyimleri kullandı.
Eserleri: Şiir:Otuz Beş Yaş , Düşten Güzel , Sonrası.
Yedi MeÅŸaleciler: 1928’de Yedi MeÅŸale adlı bir kitapta yedi sanatçı birleÅŸti. BeÅŸ Hececile-rin yaptıklarını geliÅŸtirerek, modern Türk ÅŸiirinin doÄŸmasına ortam hazırladılar. Hissedilir bir deÄŸiÅŸiklik yapamadılar. Bunlar:S. E. SiyavuÅŸgil , V. M. Kocatürk , Y. N. Nayır, C. K. Solok , Ke-nan Hulusi , Muammer Lütfi , Z. O. Saba’dır.
Ziya Osman Saba : Yedi MeÅŸalecilerin ÅŸiire en sadık olanıdır. Çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, kadere boyun eÄŸiÅŸ… temalarını iÅŸledi.
Eserleri: Åžiir: Sebil ve Güvercinler. Hikaye: Mesut İnsanlar FotoÄŸrafhanesi…
Cumhuriyet Döneminin Diğer Şairleri: Kemalettin Kamu, Ö. B. Uşaklı , Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek .
Cumhuriyet Dönemi Yazarları:
Memduh Şevket Esendal:Tuhaf inançları, cahilliğin ve insan huylarının yarattığı sonuçları işler. Konuşur gibi sade ve içten yazdı. Yorumu okuyucuya bırakır.
Hikayeleri: Otlakçı, Bizim Nesibe… Roman : AyaÅŸlı ve Kiracıları.
Abdülhak Şinasi Hisar:İzlenimci roman yazdı. Tahlil ve düşünceye yer verdi. Üslubu süs-lüdür.
Eserleri: Fahim Bey ve Biz… Anı:BoÄŸaziçi Mehtapları…
Peyami Sefa: Türk edebiyatında p:-):-):-)olojik roma türünün ustasıdır.
Eserleri : Dokuzuncu Hariciye KoÄŸuÅŸu , Matmazel Noralya’nın KoltuÄŸu…
Sait Faik Abasıyanık: KonuÅŸur gibi canlı bir İstanbul Türkçe’siyle yazdı. Hikayecidir, ro-man ve ÅŸiirleri de vardır. Orta ve alt tabaka insanlarının hayatlarını iÅŸledi. Bir anlık izlenimler, parça buçuk olaylar, Çehov tarzında kaleme alınmıştır.
Eserleri: Hikaye: Semaver, Son KuÅŸlar, Lüzumsuz Adam…Roman:Kayıp Aranıyor,Birtakım İnsanlar…Åžiir: Åžimdi SeviÅŸmek Vakti.
d) 1940’tan Sonraki Yeni Türk Edebiyatı:
Bu dönemi yaratan etmenler: Köyden kente göç, tarımda makinalaÅŸmanın yarattığı so-runlar, toprak kavgaları, işçi-patron çekiÅŸmeleri … v.b.
Bu dönem şiirlerinde ölçü, kafiye yok sayıldı;serbest şiir egemen oldu. Roman da hika-yede toplumcu gerçekçilik görüldü.
Bu Dönemde Başlıca Edebi Hareketler:
1) Garipçiler(1. Yeni ):
Onlara göre şiir, her yerde görülen basit şeyleri anlatmalıydı. Alaycı ve nükteciydiler. Ay-dınları bırakıp halka yöneldiler. Şiirde, ölçü, kafiye, bent gibi durumlar yok sayılmıştır. Serbest şiir egemen olmuştur.
Dil, sürekli bir özleÅŸme ve arınma çabasındadır. Roman ve hikayede serim , düğüm, so-nuç bölümleri umursanmamıştır. ÅžairaneliÄŸe kaçmadan, mecazsız yazdılar. Soyut temalar ye-rine ekmek derdi, günlük ÅŸeyler ÅŸeyler iÅŸlendi. “ Konunun bayağısı yoktur, ancak iÅŸleyiÅŸte ba-yağılık vardır.” diye düşünürler.
En çok görülen temalar: yaşama sevinci, tabiat sevgisi, çocukluğa dönüş, ölüm, insan sevgisi, aşk.
Bu akımın Öncüleri:
Orhan Veli Kanık: Hareketin en güçlüsüdür. Bir ideolojiye bağlı değildir. Şiirlerinde İstaanbul sevgisi ağır basar, son şiirlerinde toplum hicvi görülür.
Eserleri: Şiir: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi ,Karşı, Çeviri ve Uyarla-ma:Lafonten Masalları , Nasrettin Hoca Hikayeleri.
Oktay Rıfat Horozcu: Her kitabında Garipçi,toplumcu, bireyci, gerçeküstücü oldu.
Eserleri: Åžiir: Teknenin Ölümü…Tiyatro:Mikadonun Çöpleri…Roman :Gizli Emir…
2) İkinci Yeni Hareketi:
Orhan Veli’nin açtığı çığır, taklitçilerin elinde tükenmeye yüz tutmuÅŸ,yıpranmıştı. Tepki o-larak gerçeküstücü, simgeci yol tutturuldu. Karamsar , toplumdan uzak bireyciydiler. Önemli temsilcileri: Turgut Uyar, Cemal Süreyya , Edip Cansever…
3)1940’tan Sonra Yeni Tür Edebiyatında Bağımsız Åžairler:
Bedri Rahmi Eyüboğlu: Şiirlerinde halk türkü ve deyişleri fazla yer tutar.
Eserleri: Åžiir:Karadut…
Fazıl Hüsnü Dağlarca: Kolay anlaşılmayan, anlamsızca yakın şiirler yazmıştır. İnsanın iç ve dış dünyasının çatışmalarını işler.
Eserleri: Åžiir:Çocuk ve Allah , Toprak Ana …Destanlar: Üç Åžehitler Destanı, Yedi Memetler…
Behçet Necatigil: Şiirleri ev, aile , yakın çevre üçgeninde geçer ;içe dönük ve karamsar-dır.
Eserleri: Åžiir: Eski Toprak, , Yaz dönemi…
Cahit Külebi: Yurt şiirlerinde , tabiatın yoksunluğuyla, insanın bahtsızlığını iç içe işledi. Eski halk deyişlerini kullandı.
Eserleri: YeÅŸeren Otlar, Yangın …
Necati Cumalı: Kişisel temaları , gündelik hayat ve dünya durumlarını işledi. Mecazsız, duru bir anlatımı vardır.
Eserleri: Åžiir: YaÄŸmurlu Deniz…Hikaye: DeÄŸiÅŸik Gözle , Makedonya 1900…Roman : Su-suz Yaz, Nalınlar…
4) 1940’tan Sonraki Türk Edebiyatında Roman ve Hikayede Sosyal (toplum-sal)Gerçekçiler:
Bu akım ; bir meseleyi, bir derdi ortaya koyarak, topluma faydalı olmak istiyordu. İlk ü-rünleri, Anadolu köy romancılığıdır. Konuları: işçi-ırgat hayatı,sınıf çatışmaları,grev-lokavt gibi durumlar, toprak-su kavgaları…
Önemli Temsilcileri:
Kemal Tahir: Konularını cezaevi yaÅŸantılarından , KurtuluÅŸ Savaşı’ndan, eÅŸkıya menkıbe-lerinden aldı. Gerçek bir Anadolu romanı oluÅŸturdu.
Eserleri: Roman:Yorgun Savaşçı,Devlet Ana …
Orhan Kemal: Hayatına girmiş yüzlerce kişinin kader ve direnişlerini yazdı. Sürükleyici-lik,tabiilik, gerçeklik eserlerinin özelliğidir.
Eserleri :Roman: Murtaza, Hanımın ÇiftliÄŸi…Tiyatro:72.KoÄŸuÅŸ…
Yaşar Kemal: Genellikle Çukurova insanının hayat savaşlarını şiirli bir dille yazdı. Tezli romanı savunur. Folklor unsurları ve güçlü doğa tasvirleri görülür.
Eserleri: Roman:İnce Memet, Yer Demir Gök Bakır, Teneke…
Fakir Baykurt: İçinde doğup yetiştiği köylülerin hayatını yazmıştır.
Eserleri: Roman: Yılanların Öcü, Tırpan, Kara Ahmet Destanı…Hikaye: Can Parası.
5) Bağımsız Yazarlar:
Halikarnas Balıkçısı(Cevdet Åžakir KabaaÄŸaçlı): Konularını daima Ege ve Akdeniz kıyıların-dan çıkardı.; balıkçıları, sünger avcilarını…iÅŸledi.
Eserleri: Hikaye: Merhaba Akdeniz…Roman eniz Gurbetçileri..
Haldun Taner: Gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan hikayeleriyle tanındı. Epik tiyatro türünde eserler verdi.
Eserleri: Hikaye: ÅžiÅŸhane’ye YaÄŸmur yağıyordu, On İkiye Bir Var…Tiyatro:KeÅŸanlı Ali Destanı, Sersem Kocanın Kurnaz Kocası…
Tarık Buğra: Tek adamın dengesiz, bazen alaycı, bazen acılı tedirginliğini ele alır.
Eserleri:Roman:Küçük AÄŸa , İbiÅŸin Rüyası…
Diğer Bağımsız Yazarlar:
Samet Ağaoğlu, Oktay Akbal, Selim İleri , Cengiz Dağcı, Füruzan, Orhan Pamuk.
6)Tiyatro:
Vedat Nedim Tör (kör), Turgut Özakman (duvarların ötesi, Sarı Pınar), Güngör Dilmen (Midas’ın Kulakları ) , Sermet ÇaÄŸan (Ayak Bacak Fabrikası) , Cevat Fehmi BaÅŸkut (Paydos, Buzlar Çözülmeden, Harputta Bir Amerikalı)
Deneme ve EleÅŸtiri:
Nurullah Ataç : Deneme, eleÅŸtiri yazdı. Çeviriler yaptı. Türkçe’nin özleÅŸmesi için yılmadan savaÅŸtı. Yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı.
Eserleri:Günlerin GetirdiÄŸi, Okuruma Mektuplar…
Suut Kemal Yetkin: Edebiyatın çeşitli konularında özlü ve açık bir anlatımla yazdı.
Eserlerienemeler, Edebiyat KonuÅŸmaları…