Toprak Idaresı

06 Kasım 2007

TOPRAK IDARESI

Osmanli Devleti’nin kurulus döneminde ve bu devletin ekonomik, sosyal ve askerî gelismesinde önemli derecede rol oynayan etkenlerden biri de süphesiz ki toprak sistemidir. Bu sistemin gelismesi ile ilgili müesseseler, devlete bir dinamizm veriyordu. Bu sebepledir ki ortadan kalkip tarihe mal olusuna kadar toprak, bu devletin hayatinda önemli bir rol oynamisti.

Bir toplumun, devlet olabilmesi için, bazi hususiyetleri tasimasi gerekir. Toprak (ülke) bu hususiyetlerin basinda gelmektedir. Çünkü her bagimsiz devletin, hak ve selahiyetlerini, mutlak surette kullanabildigi, belirli sinirlarla tesbit ve tayin edilmis bulunan cografî bir toprak parçasi diye tarif edilen "ülke" kavrami, ancak belli bir topraga sahip olmakla mümkün olabilir.

Islâm öncesi Türklerinde toprak, biri fertlerin digeri de cemaatin olmak üzere iki kisma ayriliyordu. Islâm öncesi Türk devletlerinin, kismen yerlesik de olsa, göçebe hayat tarzi ve an’anelerine göre bir mülkiyet telakkisine sahip olduklari bilinmektedir. Hayvanlarina otlak vazifesi görmesinden dolayi göçebeler için topragin ehemmiyeti büyüktü. Eski Türklerde otlaklar, fertlerin degil, kabile veya cemaatlerin mülkiyetinde bulunuyorlardi. Yedisu havalisinde oturan Kazak-Kirgizlarin isledikleri topraklarda, özel mülkiyet ve cemaat mülkiyeti olmak üzere iki tip mülkiyet vardi. Özel mülkiyete dahil bulunan arazi, kabilenin müsterek mülkiyetinde bulunan topraklarin paylasilmasi ve sahis ile kabileye ait olmayan bos yerlerin benimsenmesi suretiyle meydana gelmisti. Hususi mülkiyette sahibi, tam anlamiyla toragi temellük eder. Öldügü zaman arazi, ogullarina miras kalir. Ancak vâris bulunmadigi zaman söz konusu olan toprak cemaata kalir. Cemaat içerisinde yeni bir aile kurulunca, cemaat ona idaresindeki araziden bir hisse verir. Sayet verilebilecek yeni bir arazi yoksa, cemaat tarafindan onun için, bir arazinin tedarik edilmesine çalisilirdi. Cemaat mülkiyetine ait olan arazi, muayyen parçalara ayrilarak bir kira karsiliginda geçici olarak fertlerin istifadesine terk edilirdi. Bu arazinin kiracilar elinde birakilma müddeti, muhtelif yerlerde toprak, su ve ekim sartlarina göre degisiyordu.

Türklerin Islâm’i kabul edip Islâm medeniyeti içindeki yerlerini almalarindan sonra, dinî, iktisadî ve ictimaî hayatlarinda degisiklikler meydana geldi. Bu sebeple Müslüman Türkler, her konuda oldugu gibi toprak hukuku ve idaresi bakimindan da Islâmî prensiplere bagli kaldilar. Bunun içindir ki, Islâm toprak hukuku ile ilgilenenler tarihî açidan bu sistemi dört ana devreye ayirirlar. Bunlar:

a) Islâmiyetin baslangicindan Hz. Ömer’in halifeligi dönemine kadar olan devre,

b) Hz. Ömer devri,

c) Abbasi ve Selçuklu devri,

d) Osmanli devre.

Islâm medeniyeti içerisinde basli basina bir devreye konu olabilecek olan Osmanli toprak uygulamasi, gerçekten toprak hukuku bakimindan büyük bir önem arz eder. Filhakika Osmanlilar, birçok müessesede oldugu gibi toprak mevzuunda da kendisinden önceki müslüman devletlerin tatbikatindan istifade etmislerdi. Zaten onlara bigâne kalmalari da mümkün degildi. Bu sebepledir ki devlet, henüz bir beylik durumunda oldugu zaman bile, Islâmî bir sistemin yerlesmesi için çalisiyordu. Bunun içindir ki bu Müslüman unsurlar (göçlerle gelen ve uçlarda yasayan göçebe Müslüman Türkler) Osmanli Beyligi’ni siyasî ve kültürel bakimlardan, klasik Islâm geleneklerinin ihyasini hedef tutan bir devlet olmaya dogru gelistirdiler. Osman Gazi’nin halefleri, tedricen "sultan"lar haline geldiler. Onlarin etrafinda karakterini dil ve irktan ziyade din ve medeniyetin tayin ettigi bir "Osmanlilar cemiyeti" tesekkül etti.

Islâm âleminde bir gelenek olarak, Osmanlilardan önceki müslüman devletlerde ve özellikle Büyük Selçuklularda görülen ikta sistemi, Büyük Selçuklulardan sonra gelen bütün Türk Islâm devletlerinde uygulanmistir.

Selçuklularin, askerî mukataalar ihdas etmeleri, hanedanin, kendi baslica dayanagi olan Türk unsuruna mensup kütleleri yabanci sahalarda yerlestirmek, onlara hem toprak vermek hem de lüzumunda askerî bir kuvvet olarak faydalanmak fikrinden dogmustur. Bu suretle yavas yavas topraga baglanan göçebeler, hem bir karisiklik âmili olmaktan çikiyor, hem de devlete kuvvetli bir askerî dayanak teskil ediyorlardi. Bu usulün ehemmiyet ve faydasi, bilhassa Bizans’tan zapt edilen yeni sahalarda daha açik bir sekilde görünüyordu. Kismen harplerde ve fetihlerde imha veya esir edilen ve kismen de yerlerinde birakilan yerli ahaliden kalmis genis Anadolu topraklari, Selçuklularin takib ettikleri ikta sistemi sayesinde yavas yavas Türklesti.

Osmanlilarin, kendilerinden önceki Müslüman Türk devletlerinden mâhirâne bir usul ile alip tatbik ettikleri timar sistemi, Osman Gazi ile baslar. O, zapt ettigi bütün yerleri timar olarak silah arkadaslari ile askerlerine veriyordu. Itaat eden yerli halki da yerinde birakiyordu. Hatta o, arkadaslarindan bazilarinin uysal ve itaat eden ahaliyi herhangi bir sebeple yerlerinden kaçirmalarina engel oluyordu. Âsikpasazâde’ye göre o: "Her kime kim bir timar virem âni sebepsiz elinden almayalar ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar, tâ ol sefere yarayinca. Ve her kim kanun düzse Allah andan râzi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirenlerden Allah Teâla râzi olmasin" demistir. Selçuklu uygulamasi ile ayni özellikleri tasiyan bu sözlerden su sonuçlar çikmaktadir:

1- Sebepsiz yere hiç kimsenin timari elinden alinamaz.

2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder.

3- Ogul sefere gidemeyecek kadar küçükse, harbe gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlari sefere gideceklerdir.

Anadolu’da, Osman Gazi ile baslayan timar sistemi, ondan sonra gelen torunlari tarafindan devam ettirildi. Gerçekten de Orhan zamaninda timar tevcihlerine dair bir çok tarihî kayit bulunmaktadir. Ayrica gazilerin yani timar erlerinin yeni zaptedilen uslara yerlestirildigi hakkindaki rivayetler de timarlarin askerî özellik ve mahiyetlerini daha iyi anlamamiza vesile olmaktadir. Hatta timarlarda bulunan yerli halk da zaman zaman sipahilerle birlikte kendi din kardeslerine karsi harplere katiliyorlardi. Rumeli fetihleri baslayinca timar sistemi oralarda da uygulanmaya basladi. Gelibolu havalisinin Yakub Ece ile Gazi Fazil’a timar olarak verildigi ilk tarihî kaynaklarda belirtilmektedir. Sultan I. Murad devrinde Rumeli fütuhati ehemmiyet kazaninca Anadolu’dan pekçok halk ve bazi Türk asiretleri oradan alinip Rumeli’ye iskan ettirildiler. Bu yeni gelenlerin geçimlerini saglamak için onlara toprak tahsis edilmesi gerekiyordu. Bu durum sebebiyle, timar sistemi daha da yayginlik kazanmaya basladi.

Baslangiçta "Has" ile "Timar" seklinde ikiye ayrilmis olan birlikler, I. Murad döneminde yeni bir

kategorinin katilmasi ile üç kisma ayrildilar. Rumeli Beylerbeyi Lala Sahin Pasa ölünce, onun yerine Kara Ali oglu Kara Timurtas Pasa beylerbeyi olmustu. Dirlikleri yeniden düzenlemek isteyen Kara Timurtas Pasa, "Has" ile "Timar" arasinda "Zeâmet" adi ile yeni bir derece ihdas etti. Tedricî bir tekâmül takib ettigi muhakkak olan bu toprak sistemi, topragin mülkiyet haklari ile ilgili degildir. Böylece rakabesi (possesio) devlet elinde alikonulmus topraklar rejimi, Osmanli Devleti’nde en genis ölçüde ve en serbest bir sekilde tatbik edilebilmistir. Bu rejimde, topragin menfaati kendisine birakilan sinif, topragi fiilen isleyen reâyâdir. Burada sunu da hemen belirtelim ki, Osmanli reâyasinin sahip bulundugu haklar, Avrupa’daki "Serf’lerin sahip oldugu haklar ile kiyas edilemeyecek kadar daha medenî, daha insanî ve daha mütekâmildir. Konuyu daha netlestirmek ve bir fikir vermek üzere Osmanli reâyasinin muasiri olan Avrupa’daki serflikten ve onlarin durumundan kisaca söz etmek gerekir.

Avrupa’da topraga yerlestirilmis olan köle (serf, çiftçi) bazi isleri hür insanlar gibi yapamaz. O, birçok haktan mahrumdur. Derebeylik sisteminin getirdigi feodalizme göre serfler, hukukî bakimdan diger insanlardan tamamen farkli bir hüviyete sahiptirler. Asagidaki maddeler, onlarin nasil bir statüye sahip olduklarini ortaya koyacaktir:

a- Istedikleri ile evlenemezler, baska senyörlerin serfleri veya hürlerle evlenemez.

b- Serflerin mirasi hür olan insanlarinki gibi vârislerine intikal etmez, sahipleri istedikleri gibi mirasa müdahale edebilirler.

c- Istedikleri meslegi seçme, çalisip çalismamada serbestlikleri yoktur.

d- Efendilerinin angarya islerinde çalismak ve belli zamanlarda onlara hediye takdim mecburiyetleri var.

e- Serfleri cezalandirmak efendilerine aittir.

f- Serfler, ruhban sinifi ve manastirlara giremezler, mahkemelerde hür bir insana karsi sahidlikleri kabul edilmez.

Serflerin içinde bulundugu bu duruma karsilik Osmanli reâyâsi hür insanlardi. Onlar ,her türlü hukukî statüye sahiptirler. Serf veya ortakçi kullarla bir ilgileri yoktur. Bu sebepledir ki, Avrupa feodal toplum yapisinda görülen köylü isyan ve ihtilallerine, son derece karisik dinî ve sosyal gruplari bünyesinde toplayan Osmanli Devleti’nde tarihin hiç bir döneminde rastlanmaz. Sinif tesekkül ve kavgasina zemin hazirlamayan Osmanli toplum yapisi, baska toplumlarla kiyasi mümkün olmayan sosyal bir özellik arzeder. Bati insaninin yüzyillar boyu sürdürdügü sinif mücadelesini ve kölelikten kurtulma savasinin izlerini Türk ictimaî hayatinda görmek mümkün degildir.

Osmanli Devleti kuruldugu ve daha sonra feth ettigi memleketlerde, bir çesit toprak köleliginin mevcud oldugu düzensiz bir derebeylik nizami ile karsilasmistir. Bu nizamin, toprak münasebetlerinde sebep olacagi düzensizlikleri önlemek için mevcud toprak düzenine sür’atle müdahale etmis, topraga dayanan asalete son vermek suretiyle, topragi isleyenleri serf olmaktan çikarmis, derebeylik yerine timar sistemini, serf yerine timar sahibi olan sipahî ile aralarinda sadece akdî bir münasebet bulunan, bir çesit aynî hak sahibi kiraciya benzer toprak mutasarriflarini ikame etmistir. Böyle bir toprak düzeni ise topragin mülkiyetinin devlette olmasiyla mümkündür. Iste bunun içindir ki Osmanli hükümdarlari, Islâm fetihlerinin baslangicinda oldugu gibi, fethedilen topraklarin bir kisminin mülkiyetini halka birakirken, bir kisminin rakabesini hazine için alikoymus ve sadece tasarruf hakkini halka tefviz etmistir.

Baslangiçta, arazinin mülk ve mirî olarak ikiye ayrildigi Osmanli Devleti’nde, bilahare arazinin tamamina yakin bir kismi mirî rejime tabi tutulmustur. Üsküp ve Selânik kanununun basina koydugu mukaddimesinde Ebu Suud Efendi (898-982/1490-1574), arazinin mirî olus sebeplerine temas ederken ayni zamanda, Islâm hukukuna göre arazinin mahiyetinden de söz eder. Ona göre:

"Bilâd-i Islâmiyede olan arazi, muktezay-i seriat-i serife üzre üç kisimdir:

Bir kismi arz-i ösriyyedir ki hin-i fetihte (fetih esnasinda) ehl-i Islâm’a temlik olunmustur. Sahih mülkleridir (gerçek mülkleridir). Sâir mallari gibi nice dilerlerse tasarruf ederler. Ehl-i Islâm üzerine ibtidâen harac vaz’i, na mesrû olmagin (mesru olmadigi için) ösür vaz’ olunmustur. Ekerler, biçerler, hâsil olan gallenin ösründen gayri asla bir habbe alinmaz. Âni dahi kendiler fukara ve mesâkine virürler. Sipahdan ve gayridan asla bir ferde helâl degüldür. Arz-i Hicaz ve arz-i Basra böyledir.

Bir kismi dahi arz-i haraciyedir ki, hin-i fetihte keferenin ellerinde mukarrer kilinup kendilerine temlik olunub üzerlerine hasillarindan ösür yahut sümün yahud subu’, yahud südüs, nisfa degin (1/10, 1/8, 1/7, 1/6, 1/2) arzin tahammülüne göre harac-i mukaseme vaz’ olunup yilda bir miktar akça dahi harac-i muvazzaf vaz’ olunmustur. Bu kisim dahi sahiplerinin mülk-i sahihleridir. Bey’a ve siraya (satma, satin alma) vesair enva-i tasarrufata kadirdirler. Istira edenler dahi vech-i mezbur üzerine ekerler biçerler, harac-i mukasemin ve harac-i muvazzafin verirler. Ehl-i Islâm istira etseler dahi kefereden alinagelen haraclari sâkit olmaz (haraçlari düsmez). Bi kusur edâ ederler. Egerçi ehl-i Islâm’a ibtidâen harac vaz’ olunmak mesru degildir. Amma bekaen alinmak mesrudur. Mutasarrif olanlar eger ehl-i zimmettir eger ehl-i islâmdir madem ki ellerinde olan yerleri ziraat ve hiraset edüp ta’dil eylemeyeler asla dahl ve taarruz olunmaz nice dilerler ise tasarruf ederler. Fevt oldukta sair emvâl ve emlakleri gibi vereselerine intikal eder. Sevad-i Irak arazisi böyledir. Kütüb-i ser’iyyede mestûr ve meshur olan arazi bu iki kisimdir.

Bir kisim dahi vardir ki, ne ösriyyedir ne de vech-i mezbûr üzerine haraciyyedir. Âna arz-i memleket derler. Asli haraciyedir. Lakin sahiplerine temlik olundugu takdirde fevt olup verese-i kesire mabeynlerinde taksim olunup her birine bir cüz’î kit’a degüp her birinin hissesine mabeynlerinde taksim olunup her birine bir cüz’î kit’a degiip her birinin hissesine göre haraclari tevzi ve tayin olunmakta kemal-i suûbet ve iskâl olup belki âdeten muhal olmagin rakabe-i arazi, beytü’l-mal-i müslimîn içün alikonulup reâyaya ariyet tarikiyla virülüp ziraat ve hiraset idüp, bag, bahça ve bostan idüp hâsil olandan harac-i mukasemin ve harac-i muvazzafin vermek emr olunmustur. Sevad-i Irak’in arazisi eimme-i din mezheblerinde bu kabildendir.

Bu diyar-i bereket siarin arazisi dahi bu uslûb üzerine arz-i memlekettir ki, arz-i mîrî demekle mâruftur. Reâyânin mülkleri degüldür. Ariyet tarikiyla tasarruf idüp ziraat ve hiraset idüp ösür adina harac-i mukasemesin ve çift akçasi adina harac-i muvazzafin virüp madem ki, ta’til itmeyüp vücuh-i merkume üzerine tamir idüp hukukun eda ederler kimesne dahl ve taarruz eylemeyüp fevt oluncaya degin nice dilerler ise tasarruf ederler. Fevt oldukta ogullari kendilerin makamlarina kayimlar tafsil-i mezbur üzerine tasarruf ederler. Ogullan kalmaz ise hariçten tamire kadir kimesnelere ücret-i muaccele alinip tapuya verilip anlar dahi tafsil-i sâbik üzere tasarruf ederler."

Görüldügü gibi devlet, reâyânin elindeki topragin miras yolu ile parçalanmasi, serbest alisveris usûlü ile gelisigüzel sahip degistirmesi ve borç için hacz edilmesi gibi sebeplerie müstakil küçük köylü isletmelerinin mevcudiyetini tehlikeye düsüren muameleleri önleyici hükümler koymustu. Bu yüzden kanunnâmelerde "yer beyliktir", yerde bey’u sira ve hibe ve miras vesair tasarrufat ser’an ve örfen memnudur denilmektedir.

Müslüman Devletlerde arazinin mîrî olus sekillerini söyle siralayabiliriz:

a) Fethedilen arazi, gâliplere (fâtihlere) tevzi, veya mahallî halk elinde birakilmayarak devlete (beytü’l-mal) mal edilmek suretiyle. Islâm hukukuna göre devlet baskani bu arazi ile ilgili olarak istedigi gibi tasarrufta bulunabilir.

b) Fetih esnasinda nasil muamele gördügü belli olmayan arazi.

c) Mülk araziden olan topragin, mâlikinin mirasçi birakmadan ölmesi ve vasiyette bulunmamasi halinde arazinin hazineye intikal etmesi ile.

d) Topragin, mururu zaman (zaman asimi) ile sahibi bilinememek yüzünden hazineye intikali suretiyle.

e) Rakabesi devlete ait olmak üzere ihya edilen ölü (mevat) toprak.

Osmanli toprak sisteminde "emîriyye" denilen arazi de iki kisma ayrilmaktadir. Bunlar:

1- Arazi-i emirîye-i sirfa (beytü’l-male ait)

2- Arazi-i emirîye-i mevkufa (vakfa ait)

Tafsilatina girmeden,sadece kaç kisim olduguna isaret ettigimiz arazi-i emirîye, 1274/1858 tarihli arazi kanunnâmesinin 3. maddesinde söyle tarif edilmektedir:

"Arazi-i emirîyye, beytü’l-male ait olarak ihale ve tefvizi, taraf-i Devlet-i Aliyye’den icra olunagelen tarla ve çayir ve yaylak ve kislak ve korular ve emsali yerlerdir ki, mukaddema ferag ve mahlulat vukuunda sahib-i arz itibar olunan timar ve zeamet ashabinin ve bir aralik mültezim ve muhassillarin izin ve tefviziyle tasarruf olunur iken, muahharan bunlarin ilgasi hasebiyle el-haletu hazihi taraf-i Devlet-i Aliyye’den bu hususa memur olan zatin izin ve tefviziyle tasarruf olunup mutasarriflari yedlerine bâlâsi tugrali tapu senetleri verilir."

1858 tarihli arazi kanununa göre Osmanlilarda arazi:

a- Arazi-i Memlûke, b- Arazi-i Emîrîye, c- Arazi-i Mevkufa, d- Arazi-i Metrûke, e- Arâzi-i Mevât olmak üzere bes gruba ayrilmaktadir:

a- Arazi-i Memlûke: Mülkiyet yolu ile tasarruf edilen topraklar olup dört kisimdan ibarettir:

1- Kasaba ve köylerdeki arsalar olup yarim dönümlük yerlerdir.

2- Emîrîye topraklardan mülkiyete dönüstürülen yerlerdir.

3- Ösrî topraklardir.

4- Haracî topraklardir.

Arazi-i Memlûkeye mâlik olanlar, mallarini diledikleri gibi kullanir, isler, satar, hibe veya vakf edebilir. Bütün bu muamelat için fikhî hükümler tatbik edilir.

b- Arazi-i Emirîye: Devlete ait olup fertlere, tarla, otlak, yaylak, kislak vs. olarak tahsis edilen yerlerdir. Eskiden timar ve zeamet sahipleri tarafindan kullanilan bu topraklar, arazi kanunnâmesi hükümlerine göre tapu ile tasarruf edilir hale getirilmistir.

c- Arazi-i Mevkufa: Toplumun menfaati göz önünde bulundurularak vakf edilmis olan topraklardir. Vakfi yapan (vâkif) tarafindan tesbit edilen sartlara göre kullanilir.

d- Arazi-i Metrûke: Toplumun menfaati için yapilan yollar, köprüler ile köy ve kasaba halkinin birlikte istifade edebilmesi için birakilan mera, koru vs. gibi yerlerdir.

e- Arazi-i Mevât: Köy, kasaba ve fertlere tahsis edilmemis bulunan ve imar bölgeleri disinda birakilmis olan topraklardir.

TIMAR (DIRLIK)

Bu sistem, devlete ait mîrî arazinin, savaslarda yararliligi görülen, kale yapim ve tamirinde bulunan, devlete hizmet eden mücahidlere, askerlere ve diger bazi hizmet erbabina dagitilarak, bu kimselerin, kendilerine verilen araziye ait örfî ve ser’î vergileri toplamasi seklinde belirlenebilir. Topragin "rakabe" denilen çiplak mülkiyeti devlete, kullanma ve yararlanma hakki timar sahibine aittir. Daha önce de temas edildigi gibi toprak üzerindeki bu hak, babadan ogula intikal etmekte, ancak timar sahibinin topragi satmasi, hibe etmesi, bagislamasi, rehine koymasi veya miras olarak intikal ettirmesi mümkün degildir.

Osmanli Devleti’nde, mirî arazi rejiminin sonucu olarak timar (dirlik) adi verilen bir sistem ortaya çikti. Bu, daha önceki Müslüman devletlerdeki "Ikta" sistemi ile ayni olmakla birlikte ona göre biraz daha gelismisti. Osman Gazi’nin fetihleri ile ortaya çiktigini daha önce gördügümüz bu uygulama, I. Murad döneminde teskilâtli ve sistemli bir kurum haline geldi. Önceleri timar ve has diye ikiye ayrilan dirliklere bu devirde Kara Timurtas Pasa yardimiyla "zeâmet" diye malî yönde ikinci derecede bulunan bir kisim daha ilave edildi.

Devlette, büyük bir fonksiyonu bulunan timar sistemi, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil ediyordu. Zira bu toplumda iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktaydi. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin en üst kademesinde bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar, geçimlerini toprak ürünleri ile sagliyorlardi.

Toprak taksimatinin en küçük bölümü olan timar, geliri 3 bin ila 20 bin akça arasinda degisen askerî dirliklere verilen bir isimdir. Devrin imkânlari göz önünde bulundurularak bir kisim asker ve memurlara geçimlerini temin hususunda böyle bir kaynak saglanmistir. Nitekim bu mânâda "zeâmet ve timar ki defi a’da için tâyin olunan mal-i mukateledir ve asker dahi bunlari tasarruf edenlerdir denilmektedir. Keza, Islâm Ansiklopedisindeki genis makalesinde Barkan da bu mevzuda sunlari söylemektedir:

"Osmanli Imparatorlugunda geçimlerini veya hizmetlerine ait masraflari karsilamak üzere bir kisim asker ve memurlara, muayyen bölgelerden kendi nâm ve hesaplarina tahsil selâhiyeti ile birlikte tahsis edilmis olan vergi kaynaklarina ve bu arada bilhassa defter yazilarindaki senelik geliri 20 bin akçaya kadar olan askerî dirliklere verilen isimdir." Kendisine böyle bir imkân taninan kisi (timar sahibi, sipahî), buna karsilik bâzi vazifelerle mükellef tutulmaktadir. O, batidaki toprak sahiplerinin, serflerine karsi takindiklari tavir gibi bir pozisyonda bulunamaz. Keza, timari içinde meydana gelen olaylara, toprak sahibi sifatiyle müdahalede bulunamaz. Zira "Osmanli Imparatorlugunun adlî düzeni icabi, herhangi bir cezanin tatbiki için bütün suçlarin kadi mahkemeleri önünde usûlü vechiyle tesbit edilerek hükme baglanmis bulunmasi lâzimdir. Ne kadar kudretli kisiler olurlarsa olsunlar, timar sahipleri reâyanin hukuk ve ceza dâvalarina bakmak ve onlara ceza tâyin etmek yetkisine sahip degildi. Hatta diger askerî sinif mensuplari gibi, timar sahiplerinin de kendi reâyasi ile beraber ayni mahkemeler önünde, ayni kanunlara göre muhakeme edilerek hüküm giymeleri icabediyordu. Mahkeme karari olmaksizin, kimsenin hapsedilmesi, zincire vurulmasi, iskenceye tâbi tutulmasi veya para cezasi ödemesi câiz degildi." Osmanlilarda topragin rakabesi devlete aittir. Bununla beraber, çiftçinin vermekle mükellef tutuldugu vergiyi dogrudan dogruya devlet degil ve fakat onun adina bir maas karsiligi olarak herhangi bir memur alir ki, böyle bir memuriyeti bulunana sipahî, bu tatbikata da, "timar sistemi" adi verilmektedir. Sipahî, timari içinde çalisanlara haksiz bir ceza veremiyecegi gibi, onlara angarya da yükleyemez. Zira Osmanlilarda, timari içinde, sipahinin bir kisim topraklari kendi nâm ve hesabina isleten ve bu maksatla idaresi altinda bulunan reâyânin isgücünü angarya mükellefiyetleri ile kullanmak mecburiyetinde olan büyük bir çiftlik sâhibi durumunda olmadigi anlasilmaktadir. Ayni sekilde, mîrî arazi tasarruf eden bir reâyâ ile sipahî arasinda, büyük ölçüde ekonomik bir farklilasma görülmez. Birisi, idarîaskerî vazifeler karsiligi toprak gelirinden istifade ederken, digeri sadece emek karsiligi bu ürünlerden faydalanmaktadir. Osmanli cemiyetindeki bu iki sinif insanin emeklerini toprak geliri ile karsilamasi, maddî farklilasmayi ortadan kaldiran önemli bir âmil olmustur.

Sipahî, reâyâdan miktar ve cinsleri kanunlarla tesbit ve tâyin edilmis olan bir kisim vergiden fazlasini tahsile selâhiyetli degildi. Selâhiyetini tecavüz edenden de dirligi, bir daha geri verilmemek sartiyle alinirdi. Nitekim, 14 Muharrem 973 (12 Agustos 1565) de Sivas Beylerbeyi, Sivas ve Arapkir kadilarina yazilan bir hükümde, Divrigi Beyi Kasim’in seriat ve kanuna aykiri olarak reâyâya haksizlik ettiginin mahkeme tarafindan tesbit edilmis olmasi cihetiyle, sancaginin tebdiline karar verildigi bildirilmektedir. Ayni seneye 973 (1565) ait baska bir belgeye göre Avlonya Kadisina yazilan bir hükümde de mezkûr kazaya bagli Aspurokilise adindaki köyde timar tasarruf eden Burhan oglu Ahmed Sipahî, ehl-i senaattan olmak, çesitli kötülük ve haksizliklari bulunmakla hapsedilmesi ve timarinin elinden alinmasina dair tafsilâtli bilgi verilmektedir. Ekonomik ve sosyal durumlari ile dinî inançlari tamamen farkli, çesitli kavimlere mensup kimseleri sinirlan içinde barindirarak onlari tebea edinen Osmanli Devleti, böylece timar sahibinin yapabilecegi herhangi bir haksizligin önünü almis oluyordu.

Sipahî, mîrî arazinin halka tefvizinde, devletin bir temsilcisi olarak vazife görmektedir. O, arazinin gerçek sahibi degildir. Bunun içindir ki devlet, timarlarin kapali bir sistem halinde çalismasini engellemek, onlari devamli kontrol etmek ve gerektiginde müdahalede bulunmak için devamli surette buralara çesitli memurlarini gönderir. "Timar sahiplerinin kendilerine tahsis edilmis olan arazi ve reâyâya ait ser’î veya örfî bir takim hak ve resimleri (vergi) kendi nâm ve hesaplarina toplayip onlarin gelirleri ile birtakim vazifelerin ifâsini temin ettiklerini biliyoruz. Bununla beraber, sipahî timarlarini, malî bakimdan hârice karsi tamamiyle kapali ve müstakil bir bütün, bir müafiyet (imnunite) sahasi olarak kabul etmek de mümkün degildir. Çünkü vergilerin toplanma sekli ile aidiyyeti hususlari, siki bir sekilde merkeziyetçi bir devlet teskilâti tarafindan mürakebe edilmekte ve sipahî timarina, muhtelif hak ve vazifeler dolayisiyle birçok devlet memuru girip çikmaktadir."

TIMAR SISTEMININ TEKÂMÜLÜ

Osmanlilarda, Osman Gazi ile baslayan timar sistemi, Yildirim Bâyezid zamaninda Timur’la yapilan savastan dolayi bir duraklama devresine girmisti. Bu hâl, Fâtih devrine kadar tesirini göstermistir. Fâtih Sultan Mehmed, devletin artan ihtiyaçlarina uygun olarak, devlet teskilâtini tanzim etmek ve bu arada timar sistemini gelistirmek için yeni kanunlar çikarmistir. Nitekim o, timar sisteminin düzenlenmesi, timar topraklarinin arttirilmasi ve aksakliklarin giderilmesi konusunda önemli yeniliklerde bulunmustu. Onun, aslinda devlete ait olup çesitli yollarla devletin elinden çikarak mülk veya vakif haline gelmis olan topraklan tekrar mîrî haline getirmesi operasyonu meshurdur. Bu dönemde bütün vakif ve mülkler gözden geçirilerek 20.000′den fazla köy ve mezra vakif veya mülk olmaktan çikarilip sipahilere dagitilmistir.

II. Bâyezid (1481-1512) zamaninda timar teskilâtinda pek büyük bir degisiklik yapilmadi. Yavuz Sultan Selim (1512-1520) devrinde timar sistemi mükemmel bir sekilde islenmis, sipahî ve "cebelû"lerin miktari 1514 yilinda 140 bin kisiyi bulmustu.

Timar teskilâti, Kanunî Sultan Süleyman devrinde tekâmülünün zirvesine ulasmistir. Kanunî’nin timarlarla ilgili fermanlari bu hususta çok açik birer delil teskil etmektedirler. Keza bu dönemdeki timar sayisindan ve "cebelû" miktarindan da haberdar bulunmaktayiz. Nitekim, Kanunî zamaninda irili ufakli 37521 timar vardi. Bunlardan 6620 Rumeli, 2614 Anadolu, 419 Haleb ve Sam vilâyetlerinde bulunuyordu. Bunlardan 9653′ü kale muhafiz timari, geriye kalan 27868′i ise tamamiyle eskinci timari idi. Bahis mevzu 27868 eskinci timari sahiplerinin, harbe beraber götürmek mecburiyetinde olduklari "cebelû" (veya cebelî) denilen silâhli ve zirhli askerlerle 70-80 bin kisilik atli bir timarli sipahî ordusu teskil ettikleri tahmin edilmektedir. Padisahin hassa ordusu demek olan Istanbul’daki KapiKulu Ocaklarinin bu devirdeki mevcudu ise henüz 27 bin civarinda idi. Kanunî zamaninda bütün müesseseler gibi dirlik (timar) sistemi de tekâmülünün zirvesine ulasmistir. Bu dönemdeki timarli asker sayisinin yukanda verilenden daha fazla oldugu ve bunun 200 bin civarinda bulundugu da söylenmektedir.

Osmanli toprak düzeninde dirlikler, üç kisma ayriliyordu. Bunlar:

a) Has: Padisah, vezir ve ileri gelen devlet adamlarina tahsis edilip, senelik hâsilati 100 bin akçadan fazla olan yerlere (dirliklere) denirdi. Her has sahibi, gelirinin her bes bin akçasi için bütün masraflari kendisine ait olmak üzere bir "cebelû" yetistirmek ve beraberinde harbe götürmek mecburiyetindeydi. Haslar irsî degildir.

b) Zeâmet: Senelik hâsilati 20-100 bin akça arasinda degisen dirliklerdir. Bu gelirin 20 bin akçasi kiliç hakki oldugundan, zeâmet sahibi bunun disinda kalan her bes bin akça için bir "cebelî"yi yetistirmek ve harbe götürmek zorundaydi. Zeâmetler, devlet merkezinde bulunan hazine ve timar defterdarlarina, zeâmet kethüdalarina, sancaklardaki alay-beyine kale dizdarlarina, kapicibasilara, hâcegan-i divan-i hümâyuna ve müteferrikalara tevcih olunurdu. Bunlarin büyük bir suçu görülmedikçe zeâmetleri ellerinden alinmazdi.

c) Timar: En küçük kategoriyi teskil eden ve senelik geliri 3.000-20.000 akça arasinda olan dirliklerdir. Bu dirlikte, cinslerine göre kiliç hakki degismektedir. Nitekim, Rumeli’de bulunan Budin, Bosna, Timasvar beylerbeyliklerindeki 6000′lik tezkireli timarlarin kiliçlari 3′er bindir. Anadolu, Karaman, Maras, Rum, Diyarbekir, Erzurum, Haleb, Sam, Bagdad ve Kibris eyâletlerindeki tezkireli timarlarin kiliçlan ise 2 bindir. Kiliç hakkinin disinda kalan her üç bin akça için timar sâhibi bir "cebelî" yetistirmek zorundadir.

Osmanli toprak rejiminde her dirligin çekirdegini teskil eden ve "kiliç" adi verilen bir kisim vardir. Timarlar, kiliç tâbir edilen ve hiç degismeyen bir çekirdek kismi ile bu kisma zamanla ilâve edilmis olan hisselerden tesekkül eder. Timarlarin bulundugu yer ve durumuna göre farklilik arz eden her "kiliç"a bir timar sahibinin tayin edilmis olmasi lâzimdir. Bir kiliç yerine iki kisi tayin edilemez. Bu, her sancaktaki zeâmet ve timarlarin büyüklü-küçüklü dagilis seklinin ve kadro mevcutlarinin ayni kalmasini temin için bas vurulmus bir çaredir.

TIMAR ÇESITLERI

Osmanli toprak düzeninde, timarlari siniflandirmak güç ve ince bir is olmakla birlikte onlari tiplerine göre birkaç kisma ayirabiliriz. Bunlar:

1. Timar arazisinin mülk olarak verilip verilmemesine göre:

aa) Mülk timarlar: Anadolu’nun bazi vilâyetlerinde mevcud olan bu tip timar sâhipleri, sefer aninda yerlerine "cebelû"lerini gönderebiliyor, kendileri ise sefere istirak etmeyebiliyorlardi. Bu mükellefiyetini yerine getirmeyen timar sahibinin bir yillik geliri hazine tarafindan alinirdi. Fakat timar baskasina verilmezdi. Ölümü halinde ogluna, yoksa diger mirasçilarina kalirdi.

bb) Mülk olmayan timarlar: Bunlar, hizmet mukabili vâridatinin bir kisminin tahsisi suretiyle verilen timarlardir ki, Osmanli timarlarinin çogu bu nevi’dendir.

2. Timar sahiplerinin gördügü islere göre:

aa) Eskinci timarlari: Bunlarin sahipleri alay beyinin sancagi altinda sefere eserler (giderler). "Cebelî"leri ile birlikte sefere gitmek zorunda olan bu tip timarlarin mutasarriflari, sefere esmedikleri zaman timarlan ellerinden alinirdi. Osmanli toprak sisteminde bu nevi’den olan timarlar çogunlukta idi.

bb) Mustahfiz timarlari: Bu timarlarin sahipleri, mensubu bulunduklari kale muhafazasinda bulunurlardi.

cc) Hizmet timarlari: Bâzi serhadlerde bulunan câmilerin imâmet ve hitâbetinde bulunanlar ile saraya hizmet edenlere verilen timarlardir.

3. Verilis sekillerine göre:

Timarlarin, beylerbeyi tarafindan veya Istanbul’dan verilmesine göre siniflandirilmasi ile ilgilidir. Buna göre timarlar ikiye ayrilmaktadir:

aa) Tezkireli: Beylerbeyilerin, bir tezkire ile devlet merkezine teklif ettikleri timarlara bu isim verilirdi.

bb) Tezkiresiz: Beylerbeyilerin, kendi beratlari ile verdikleri timarlara da tezkiresiz adi verilir.

Küçük timarlarin dagitilmasinda beylerbeyilerin selâhiyetleri büyüktü. Muhtelif eyâletlerde degisik baremlerde olmak üzere defter yazilari belirli bir rakamin altinda olan timarlarin sahiplerini beylerbeyiler kendi tugralarini tasiyan beratlarla dogrudan dogruya tâyin edebiliyorlardi. Daha büyük bir gelir saglayan timarlarda ise beylerbeyi, o timara hak kazanmis olan sipahinin eline bir "tezkire" vererek tâyinini devlet merkezine teklif eder. Bu sipahinin berati, devlet merkezinden verilirdi. Beylerbeyinden böyle bir tezkire alan sipahî, Istanbul’a giderek 6 ay içinde beratini almak zorunda idi. Aksi takdirde timarinin gelirinden faydalanamazdi.

Dogrudan dogruya beylerbeyi tarafindan verilen tezkiresiz timarlarin defter geliri düsüktür. Bunlarin en büyügü Rumeli’deki eyâletlerle (Budin, Bosna, Timasvar vs.) Sam, Haleb, Diyarbekir, Erzurum ve Bagdad bölgelerinde 6000, Anadolu ve Kibris eyâletlerinde 5000, Karaman, Zülkadiriye ve Rum eyâletlerinde de 3000 akçalik geliri olan timarlardir.

Osmanli timar sisteminde dikkat edilen hususlardan biri de tezkireli timarlarin bozulup tezkiresiz hâle getirilemeyisidir.

4. Malî durumlarina göre:

aa) Serbest timarlar: Timar sahibinin "resm-i arûs", "resm-i tapu", "kislak", "yaylak", "cürüm, cinayet" vs. gibi vergileri, alma hakkina sahip bulundugu timarlardir, (dirliklerdir). Bunlar, vezir, beylerbeyi, sancakbeyi, nisanci, defterdar, divan kâtipleri, çavuslar çeribasilari, sübasilar ve dizdarlar gibi yüksek rütbeli idare âmirleri ile memur ve askerlerin has ve zeâmetleridir. Bunlar, bazi imtiyazlara sahiptirler.

bb) Serbest olmayan timarlar: Böyle bir timari tasarruf eden sipahînin, serbest timar tasarruf eden gibi bir yetkisi yoktur. Onun için yukarida adi geçen vergileri kendi nâm ve hesabina alamaz.

Çesitli yönleri ile tedkik ettigimiz timar sisteminin geçirmis oldugu merhaleler ile farkli sebeblere bagli olarak aldiklari degisik isimleri gördük. Beldiceanu, kendine göre ve özellikle timar tasarruf eden kimselere göre ayri bir siniflandirma yapmaktadir.

TIMAR SISTEMININ BOZULMASI VE ORTADAN KALKMASI

Kanunî Sultan Süleyman devrinde, tekâmülünün zirvesine erisen timar sistemi, bu pâdisahin ölümünden sonra bozulma temâyülü göstermeye baslamis olacaktir. Koçi Bey (? 1640), 992 (1584) tarihine kadar timarlarin kiliç ehli elinde ve ocakzâdelerde bulundugunu, bu sinifa yabanci ve kötü kisilerin girmedigini keza timarlarin büyükler ile âyânin sepetine de girmedigini belirterek o ana kadar bir bozulma belirtisi görülmedigine isaret eder. Fakat XVI. asrin sonlarina dogru timarlarin iltizam usûlü ile verilmesi, bunun neticesinde mültezimlerin fazla kâr saglayabilmeleri için reâyâya haksizliklarda bulunmalari, bozulmanin baslangici sayilmaktadir. III. Murad (1574-1595) devrinde bozulma emâreleri, daha belirgin bir sekil almisti. Zira bu devrede eski kanunlara riayet edilmeyerek çesitli yollardan timar sahibi olan kimseler türedi. Bununla ilgili olarak Koçi Bey, "bosalan timar ve zeâmetler de eski kanunlara aykiri olarak Istanbul tarafindan verilmeye baslandi. Ileri gelenler ve vükelâ, bosalan yerleri adamlarina ve akrabalarina verip, Islâm memleketinde olan timar ve zeâmetin seçmelerini ser’-i serife ve yüksek kanuna aykiri olarak kimini mülk olarak, kimini vakif olarak, kimini vücudu sihhatta olan kimselere emeklilik olarak verip bütün zeâmet ve timar, ileri gelenlerin yemligi oldu. Bu bozukluklar, devletin en secaatli, güçlü, san ve sevkete sebep olan askerinin harap olmasina sebep oldu. Halbuki parali asker, asagi tabaka halkindan devsirilirse hiç bir yararligi olmaz. Aksine bunlar, baris günlerinde azginlik ve isyana sebep olup ser aleti olduklarindan epeyce zamandan beri taskinligin ardi arkasi kesilmemektedir. Bu beylerbeyliklerinde ve sancakbeyliklerinde, vezirlerin agalarin, müteferrika, çavus ve kâtipler zümresinde, dilsiz, cüce taifesinde, padisah nedimlerinde bölük halkinin ileri gelenlerinde bir çok timar ve zeametler olup, kimi hizmetkârlari üzerine, kimi azadsiz kullan üzerine berat çikarmislardir. Nâm adamlarinin olup, mahsûlü kendileri yerler. Içlerinde öyleleri vardir ki, yirmiotuz belki, kirkelli kadar zeâmet ve timari bu yoldan alip, ürününü kendileri yeyip, sefer-i hümâyun olunca, cebe ve cevsen yerine aba ve kebe giydirip birer semerli beygir ile sefere gönderirler. Kendileri evlerinde zevk ve safâ, seyir ve sohbette olurlar" diyerek bozulmanin sebep ve sekillerini göstermeye çalismistir.

Iltizam usûlünün dogmasi, timarlarin akraba ile yakinlara dagitilmasi ve rüsvetin ortaya çikmasi sonucu, timar sahiplerinin askere gitmemesi üzerine bas gösteren bozulmanin sebeplerini söyle siralayabiliriz:

a) Merkezî devlet bürolarinda timar kayitlarinin son derece karisik bir hâle düsmesi. Timar sahiplerinin seferlerde yapilmasi gerekli yoklamalarinin türlü tesirler altinda iyi bir sekilde yapilamamasi ve bu yoklamalarin daha sonraki timar dagitimi için iyice muhafaza edilmemesi.

b) Bos kalan timarlarin, istihkak sahiplerine verilmesi yerine bir kenara ayrilarak (sepete konarak) çesitli hileli yollarla bazi nüfûzlu kisilerin adamlarina verilmesi.

c) Is adami vasfindaki yeni timar sahipleri, sefer zahmetinden, baç ve can korkusundan halas olup safâ ve huzur içinde kâr ve kazançlari ile mesgul olabilmek için, harp zamanlarinda timarlarini bir takim aracilara, seferden dönüste bu timarlardan eski sahipleri lehine feragat etmek sartiyle, devir ve tahvil ettirmenin yolunu bulmakta idiler.

Görüldügü gibi timar sisteminde, reâyâ, sipahi ve devlet olmak üzere üç temel taraf bulunmaktadir. Bunlarin, birbirlerine karsi nasil davranmalari gerektigi, kanunnâme, adaletnâme ve zaman zaman isdar edilen fermanlarla tesbit edilmisti. Bununla beraber bu üçlünün bazan birbirlerine karsi olan yanlis davranislari, Osmanli sosyoekonomik tarihinin en önemli konusu olmustur. Bilindigi gibi dirlik sisteminde devlet, arazinin rakabesine yani çiplak mülkiyetine sahiptir. Sâhib-i arz veya timar sahibi adiyla da anilan sipahi ise devlete ait araziyi isleten, devletin reâyâdan alacagi vergileri toplayan kimsedir. Sipahi, topladigi bu paralarin bir kismini kendine ayirmakta, kalan kismi ile asker besleyip bu askerlerle birlikte seferlere istirak etmektedir. Bu durumu ile sipahi, mîrî topragi isleyen bir devlet memurudur. Bu bakimdan, reâyâ üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamaktadir. O, sorumlulugu altinda bulunan topraklarda devletin otoritesini temsil etmektedir.

Reâyâ ise üzerinde yasadigi topraklan isleyip bunlarin vergisini devlet adina sipahiye vermek zorundadir. O asirlarda halkin elinde nakit para pek fazla bulunmadigindan vergileri aynî (mahsûl) olarak öderlerdi. Reâyâ bu mahsulü teslim etmek üzere kendisine en yakin pazara götürmek zorunda idi. Sipahi, reâyânin bunu daha uzaktaki pazara götürmesini isteyemezdi. Bundan baska reâyâya eziyet edilmesine, maddî ve manevî külfet yüklenmesine (angarya) izin verilmezdi. Devlet, sipahi, reâyâ üçlüsünün statüleri ve karsilikli mükellefiyetleri "Tahrir Defterleri"nin basinda yer alan sancak kanunnâmelerinde genis ve etrafli bir sekilde belirlenmistir. Ayrica siyasetnâme nevinden olan eserlerde devletin bekasinin reâyâ ile mümkün oldugu ifade edilmektedir. Nitekim Kâtib Çelebi (Düsturu’l-Amel li Islahi’l-Halel, Istanbul 1280, s. 124) söyle demektedir: "Evvela reâyâ ve berâyâ selâtin ve ümerâya vediat-i ilâhiye oldugundan gayri La mülke illâ bi’rricâl, velâ ricâle illâ bi’s-seyf velâ seyfe illâ bi’l-mal, velâ mâle illâ bi’rraiyye, velâ raiyye illâ bi’l-adl."

Farkli sebeplere bagli olarak bozulmaya yüz tutan timar sisteminin islahi için, çesitli tedbirlere bas vurulmus olmakla beraber, bu gidisin önü bir türlü alinamamistir.

Kurulusundan beri, Osmanli Devleti’nin ekonomik, sosyal ve askerî tarihinde büyük bir rol oynayarak önemli bir hizmet ifa etmis olan timar rejimi, birkaç asirdan beri buhranlar içinde geçen hayatinin son safhasinda sessiz sedasiz bir sekilde ve herhangi bir sarsintiya sebep olmadan ortadan kalkti. Tarihe mal olmasi çesitli safhalar geçiren bu sistemin ilk tatbikati,

1703 senesinde Girit adasinda basladi. Ülkenin diger mintikalarindaki timarlar ise 1812 yilindan itibaren mahlul oldukça (bosaldikça) baskasina verilmemeye baslandi. Bu uygulama ile timar sahiplerinin sayisi gittikçe azalmaya yüz tuttu. Nihayet, Yeniçeri Ocagi’nin lagv edilmesi ile muntazam ve disiplinli bir askerî sinif vücuda getirildikten sonra, intizamlarini büsbütün kaybetmis olan timar sahiplerinin de eskiden oldugu gibi kendi hallerine birakilmasi uygun görülmedi. Bu sebeple H. 1263 (M. 1848) senesinde bütün timar sahipleri kaydi hayat sartiyla ve yarim timar bedeli ile emekliye sevk edilerek timar sistemine son verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Kronolojik Tarihi

06 Kasım 2007

Türkiye Cumhuriyeti Kronolojik tarihi

29 ekim 1923 –Ankara TBMM de saat 20:30 İttifakla Türkiye devletinin rejiminin Cumhuriyet olduğu kabul ediliyor .Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhuebaşkanı seçiliyor .İsmet İnönü Başbakan olarak kabineyi kurmakla görevlendiriliyor .

31 ekim-seferberlik kaldırıldı (3 eylül 1914 de ilan edilmişti

1 kasım – fethi okyar meclis başkanlığına seçildi

8 kasım-doktorların mecburi hizmet kanunu kabul edildi

24 kasım –hindistan’daki müslüman ismaili mezhebi cemaat lideri Ağa han ile Emir Ali ;hilafet ve halifeninsiyasi durumunun korunmasıyla ilgili olarak İsmat İnönüye mektup gönderdi .

5 kasım-bu mektup bazı gazetelerde yayınlandı

8 aralık- istiklal mahkemeleri üyeleri seçildi

9 aralık-mektubu yayınlayan gazeteciler tutuklandı

12 aralık- kurtuluş savaşında (15.5.19119-1.11.1923)yararlılık gösterenlere istiklal

madalyası verilmesi kararlaştırıldı .

26 aralık-genel af çıkarıldı

31 aralık –m.kemal izmir seyahtine gitti

1924

10 ocak –askerlik süresi 1.5 yıla indirildi

15 şubat –m.kemal paşa ordu ve kolordu komutanlarıyla ,ismet paşa ve genelkurmay başkanı ile toplandı .şu kararlar alındı:

a-halifeliğin kaldırılması

b-şeriye ve evkaf bakanlığının kaldırılması

c-öğretim ve eğitimin birleştirilmesi

d-genel kurmay bakanlığının bakanlar kurulu dışına çıkarılması

26 şubat- Sürmene’nin kurtuluş yıldönümü

3 mart –hilafetin kaldırılması ,tevhid-I tedrisat kanunu

5 mart ismet paşa yeni kabineyi kuruyor

13 nisan –1.dünya savaşındaki liderlerimiz talat ,cemal ve bahattin şakir in ailelerine maaş bağlanması

22 nisan – demiryolları genel müdürlüğü kuruldu ,anadolu ,bağdat yolu satın alındı

23 nisan –iziz almadan ağaç kesilememesi kanunu 23 nisan –türk ocakları yeniden kuruldu

30. nisan-diyanet işleri başkanlığına ,kurtulusavaşında Ankara hükümetini destekleyen ,İstanbul hükümetinin ,kurtuluş hareketini kötüleyen fetvalarına karşılık veren ,vatansever din adamı Mehmet Rıfat Börekçi(1681-1941)atandı .

7 mayıs-istanbulda cumhuriyet gazetesi yayınlanmaya başladı

22 eylül-m.kemal paşa eşi latife hanımla beraber samsunu ziyaret etti Gazi istiklal ticaret okulu öğretrmenlerine şunları söylemiştir:

….Dünyada her şey için ,uygarlık için ,hayat için başarı için ,en hakiki mürşit ilimdir ,fendir .İlmin ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir ,cehalettir ,delalettir …’

10 ekim –ankara sivas demiryolu yapılmaya başladı

25 ekim-büyük türk düşünürü türkçülüğün babası Ziya Gökalp öldü

29 ekim –tbmm 2. Binasına taşındı

29 aralık-bahriye bakanlığı kurulmasına dair 539 nolo kanun kabul edildi

1925

1 ocak-lozan antlaşmasına göre Türkiye Cumhuriyeti, gümrük vergilerini uygulamaya başladı

7 ocak –recep peker CHP genel sekreteri oldu

30 ocak-patrik konstantin 4 bursalı olduğu için mübadeleye dahil edilerek sınırdışı edildi

11 şubat-şeyh sait isyanı.eski adı genç olan bingöl ilinin ergani ilçesine bağlı eğil bucağının pınar köyünde başlayan ayaklanma,elazığ ve diyarbakır’ada sıçradı .

16 şubat –tayyare cemiyeti kuruldu(thk)

17 şubat –aşar vergisi kaldırıldı(köylünün toprak ürününün 10 da 1 I alınıyordu)

24 şubat –elazığ asilerr tarafından işgal edildi

25 şubat- güneyde sıkı yönetim ilan edildi ,dinin politik amaçlarla suistimal edilemeyeceğine dair kanun kabul edildi

26 şubat- bir fransız şirketinin yönettiği tütün rejisi lağv edildi ve sigara kağıdı fabrikası kurulmasına karar verildi

7 mart-tbmm istiklal mahkemesi üyelerini seçti

5 nisan –şeker fabrikaları kurulmasıo kanunu

12 nisan-şeyh said yakalandı

22 nisan-harita genel müdürlüğü,yüksek askeri şura ,ticaret ve sanayi odaları kanunları kabul edildi

3 haziran-terakkiperver cumhuriyet fırkasını kapatılması kabul edildi

29 haziran-diyarbakır istiklal mahkemesi şeyh said ile 46 yandaşını ölüme mahkum etti .Güney bölgesinde tekkeler kapğatıldı .

5 ağustos- m.kemalpaşa latife hanımdan ayrıldı .(29 ocak 1923de evlenmişlerdi .)

27 ağustos-m.kemal paşa inebolu türk ocağı fes,çarşaf ile ilgili tarihi konuşmasını yaptı .

1 eylül-1.tıp kongresi ankara’da yapıldı

13 eylül –m.kemal paşa istiklal mahkemesi tarafından ölüme mahkum edilen gazetecileri af etti

11 ekim –resmi merasimlerde giyilecek elbise ve teferruatı hakkında 2626 sayılı bakanlar kurulu karar kabnul edildi

14 kasım –sivasta gerici gösteriler bastırıldı

27 kasım-maraşta gerici gösterileri

28 kasım-rizede gerici istan basrtırıldı 8 idam

29. kasım- sivasta gerici isyan hemen bastırıldı

17 aralık-türk sovyet tarafsızlık antlaşması imzalandı

1926

1 mart-türk ceza kanunu kabul edildi

22 mart –içki tekeli devlete geçti

10 nisan-iktisadi kurumlasrda yazışmaların türkçe yapılmasına dair kanun kabul

11 nisan-kabine mussolinin doğu akdeniz ile ilgili demeci üzerine kısmi seferberlik ilan etti

19 nisan-kabotaj kanunu

26 nisan –iranlılarla evlenmeyi yasaklayan kanunun kaldırılması kabul edildi

26 mayıs-istiklal savaşına katılmayan memurlar işten çıkarılması kanunu

30 mayıs-ankarada otomatik telefon santrali kurulmasıiçin kanun

5 haziran –türkiye,ingiltere,ırak arasında musul antlaşması

15 haziran –Gazi Mustafa Kemal Paşnın İzmir’e ziyaretini fırsat bilen düşmanları,bir suikast düzenlediler .Gazi otomobille şehirden geçerken,Gaffarzade oteli yakınında bir dönemeçte Ziya Hurşit ve adamları kendisine ateş edip ,kargaşalaşıktan yaralanıp

Sakız adasına kaçacaklardı .Suikastçilerim kaçmasını sağlayacak olan motorcu Şevki ,hazırlıkları İzmir Valisi Kazım Dirik’e haber vererek suikastçileri yakalattı .

18 haziran-Gazi suikast dolayısıyla Anadolu Ajansına demeç verdi:benim naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır ,fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır .

20 haziran –geniş ölçüde tutuklama yapıldı .Tutuklanalar arasında milletvekilleri ve ordu kumandanı paşalarda vardı .Şark fatihi Kazım Karabekir Paşa da tutuklananlar arasındaydı .Başbakan İsmat İnönü ,emniyet müdürüne emir vererek Karabekir Paşayı serbest bıraktırdı .TBMM nin kararı olmadan milletvekillerinin tutuklanmaması lazım diyordu .İstiklal mahkemesi TBMM adına yargı yetkisini kullandığını ileri sürerek İsmet Paşa’nın tutuklanmasına kara verdi .

13 temmuz- İzmir suikasti karara bağlandı .İzmir milletvekili Şükrü ,saruhan milletvekili halis turgut ,istanbul milletvekili ismail canbulat ,erzurum milletvekili rüştü paşa ,eski lazistan milletvekili ziya hurşit ,trabzon milletvekili hafız mehmed ,sarı efe edip ,emekli teğmen çopur hilmi ,emekli baytar albay rasim ,laz ismail ,gürcü yusuf ,eski ankara valisi abdülkadir ve kara kemal …. Ölüm cezasına çarptırıldılar .

2 ağustos- lotus isimli Fransız gemisi,türk sularında bozkurt isimli Türk gemisini gösterdi .çarpışma uluslarası bir davanın doğmasına sebep oldu .

26 ağustos-ittihatçılar davası denilen İzmir suikastinin 2. Bölümü davası Ankara istiklal mahkemesinde sonuçlandı . eski maliye nazırı cavid ,dr.nazım ,milletvekili

hilmi ölüm cezasına çarptırıldı .gazeteci hüseyin cahit yalın eraat etti .rauf orbay ve eski izmir valisi rahmi bey gıyaben onar yıl kalebentliğine mahkumedildiler .

4 ekim-medeni kanun ,borçlar kanunu ve ticaret kanunu yürürlüğe girdi .

6 ekim –kayseri uçak montaj fabrikası açıldı .

26 kasım –alpullu şeker fabrikası hizmete açıldı

1 aralık-türk yunan mübadele olunan malların hesaplaşması antlaşması imzalandı .

1927

1 şubat –milletvekili seçimi yapıldı

7şubat –türk şimendifer inşaası imzalandı

7 mart –istiklal mahkemeleri kaldırıldı

10 nisan-binaların numaralandırılmasına ve sokakların adlandırılmasına dair yasa

21 haziran –mecburi asklerlik kanunu

25 haziran –yozgat ilinin adı TBMMde bozok olarak değiştirildi

4 temmuz- m.kemal ,ismet inönü ,kazım özalp paşalar ordudan ayrıldılar .

gazi hastalandı .Almanyadan prof .von romberg ve kraus davet edildi

15 ekim –gazi CHP büyük kongresini açtı ve 6 gün boyunca 6 şar saat söz alarak

tarhi söylevini okudu .

19 ekim-gazi tüm varlığını CHP ye bıraktı

28 ekim-ilk nüfus sayımı- 13.648.270

30. ekim –st.Nazaire firmasıyla Yavuz savaş gemisinin onarımı antlaşması yapıldı

1 kasım –gazi 3. Defa cumhurbaşkanı seçildi

8 kasım-istanbul ve izmirdeki komünistler tutuklndı

24 aralık-Yavuz savaş gemisinin onarımı ile ilgili dedikodular üzerine İsmet paşanın teklifi ile bahriye vekili ihsan bey aleyhine TBMM araştırma komüsyonu kurdu .

1928

1 ocak –anadolu demiryolu satın alındı

8 ocak –adliye vekili Mahmut Esat Bozkurt ,latin harfleri ile ilgili olarak Türk ocağında konuşma yaptı .

29 ocak –hristiyanlık probagandası yaptığı anlaşılan Bursa Amerikan kız koleji bakanlar kurulu kararı ile kapatıldı

31 0cak –türk eğitim derneği kuruldu

3 şubat –istanbulda ilk hutbe türkçe olarak okundu

10 nisan –ismet paşa ve 120 arkadaşının teklifi üzerine anayasadan dini terimler kaldırıldı

23 mayıs-türk vatandaşlığı kanunu kabul edildi

26 haziran –latin alfabesinin Türkçeye uygulanmasının mümkün olup olmadığının

incelenmesi için ankara’da latin harfleri komisyonu toplandı

8 ağustos –istanbul ,taksim de cumhuriyet anıtı törenle açıldı( italyan Pietro Kanonika tarafından yapılmıştı)

9 ağustos –m.kemal harf devrimini müjdeledi

1 kasım –türk harleri kabul edildi

12 kasım –istanbuldaki devlet memurları yeni türk harflerinden imtihan edildi

10 aralık-soyadı komisyonu toplandı

1929

1 ocak –türk harflerinin öğretilmesini sağlayacak millet mektepleri yurdun her yerinde açıldı

12 şubat – troçki istanbul’a geldi

3 mart –istanbulda ‘Ta Hronika’isimli bir gazete de türk aleyhtarı yazılar çıkması üzerine ,gazete idarahanesi türk gençleri tarafından tahrip edildi

28 mayıs –Türkiye ve Almanya karşılıklı himaye antlaşması imzaladı

1 haziran –zirai kredi kooperatifleri kanunu

8 haziran –milli sanaiyi koruma kanunu

1 eylül –ilk ve orta okul ders cetvelinden arapça ve farsça dersleri kaldırıldı .

25 ekim -istanbul berlin ilk hava postası başladı

25 ekim –osmanlı ceza kanunu yürürlükten kalktı

25 kasım –ankarada ziraat bankası hizmete açıldı

1930

10 haziran -türkiye yunanistan ahali mübadele antlaşması imzalandı

11 haziran –Türkiye merkez bankası kanunu

14 haziran –asker yargıtay kuruldu

22 haziran –jandarma genel komutanlığı kuruldu

12 ağustos –serbest cumhuriyet fırkası fethi okyar tarafından kuruldu

1 eylül – istanbul vilayetine bağlı olarak fatih ,eminönü ,kadıköy ,beşiktaş ilçeleri kuruldu .

29 eylü –e dirnede türk amele ve çiftçi fırkası kurulmasına izin verilmedi

17 kasım –serbest cumhuriyet fırkası kendisini fesh etti

21. aralık –ahali cumhuriyet fırkası ken dinini feshetti (kuruluş –26 eylül)

22. aralık –menemen olayı ,nakşibendi tarikatina bağlı derviş mehmedt ve kendisine katılan birkaç kişi menemende bir gericilik ayaklanömasına sebep oldular .Kazada yedek subaylığını yapan ilkokul öğretmeni Mustafa Fehmi Kubilay bir manga askeriyle gericilerin üzerine yürüdü .Derviş mehmet kubilayın kafasını keserek bir mızrağa takarak sokakları dolaşması .hasan ve şevki isimli bekçilerin şehid olması .

23. Orgeneral mustafa muğlalı başkanlığında kurulan bir mahkeme ,suçluları ölüme mahkum etmiştir .

1931

29. ocak –gümrük ve tekel bakanlığı kuruldu

26 mart –ölçüler kanunu

15 nisan –türk tarih kurumu

4 mayıs -milletvekilliği seçimleri

30 aralık –tarım bakanlığı kuruldu

1932

2 ocak –istanbul yerebatan caminde ilk defa Hafız Yaşar tarafından Türkçe kur’an okundu

19 şubat –halkevleri kuruldu (8 ağustos 1951 de kapatıldı)

9 temmuz-türkiye milletler cemiyetine katıldı

12 temmuz-türk dil kurumu kuruldu

18 temmuz –ezanın türkçe okunması diyanet işleri başkanlığınca ilgilelere duyuruldu ve başlandı

ezanın Türkçesi şöyleydi.

Tanrı uludur

Şüphesiz bilirim ,bildiririm

Tanrıdan başka yoktur tapacak

Tanrının elçisidir Muhammed,Haydin namaza

Haydin felaha

Namaz uykudan hayırlıdır

Tanrı uludur

Tanrıdan başka yoktur tapacak

1 ağustos –Türkiye güzeli Keriman Halis dünya güzeli seçildi

27 eylül-Gazi Mustafa Kemal Paşa ,ABD li general MC .Artur’u kabul etti .

Atatürk şunları söylemiştir: (1951’de kamuoyuna açıklanmış)

Yeni bir dünya savaşı yakındır ,bu savaşta Amerika tarafsız kalamaz ,Mussolini durumunu koruyamaz ,savaş sonrası bolşevik tehlikesinin artacağı kesindir …

1933

8 ocak-birinci 5 yıllık plan kabul edildi

20 mayıs –hava yolları devlet işletmesi kuruldu

21. mayıs –PTT genel müdürlüğü kuruldu

31 mayıs –İstanbul Darülfünunun ilgasına ve yeni bir üniversite kurulması

na karar alındı

1 temmuz –deniz yolları işletmesi kuruldu

1 ağustos –darülfünun yerini İstan bul Üniversitesine bıraktı

1934

21 ocak –türk sovyet kredi antlaşması imzalandı

3 şubat –atinada balkan paktı imzalandı

21 haziran –soyadı kanunu

24 kasım – Kemal Pasşa’ya Atatürk soyadı verildi

3 aralık –ibadet dışında bazı elbiselerin giyilemeyeceğine dair kanun

5 aralık –türk kadınına milletvekili seçmek hakkı verildi

1935

8 şubat –milletvekili seçimleri yapıldı :382 erkek 17 kadın milletvekili

27 mayıs –ulusal bayramlar kabul edildi

20 ekim –genel nüfus sayımı 16 .158 .018

9 kasım –Türk mason derneği yayınladığı bir bildiride ,çalışmasını feshettiğini

açıkladı ,mallarını halkevlerine bağışladı

1936

29 mayıs –türk bayrağı kanunu kabul edildi

20 temmuz –montrö anlaşması imzalandı

27 aralık – mehmet akif ersoy vefat etti(1921 de TSK’ya ithaf ettiği şiir 12 mart 1921 de mecliste okunup milli marş olarak kabul edilmiştir

1937

5 ocak –malatya milletvekili inönü ve 153 arkadaşının verdiği önerge ile anayasanın 2. Maddesi düzenlendi :Türkiye cumhuriyeti ;cumhuriyetçi ,halkçı ,laik ,devletçi ve inkılapçıdır ifadesi netne girdi .

29 mayıs –türkiye ile fransa arasında sancak’ın mülki bütünlüğünü garati eden bir antlaşma imzalandı

22. ekim –inönü başbakanlıktan çekildi .kabineyi kurmakla Celal Vbayar görevlendirildi .

1938

6 mart –Atatürk’e Türk hekimleri tarafından ilk konsültasyon yapıldı

23 mayıs-istanbul elekrik şirketi satın alındı

2 eylül –hatay bağımsız oldu

28 ekim –ankara radyosu hizmete başladı

10 kasım –Atatürk ,saat 09.05 de istanbul’da dolmabahçe sarayında vefat etti .

21 kasım –Atatürk’ün naaşı ,törenle Ankara Etnografya müzesindeki geçici kabrine konuldu

21 kasım –Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı inönü Atatürk için millete yayınladığı beyannamede’vatan sana minnetardır2 dedi.

28 kasım –Ata’nın vasiyeti açıklandı

23. aralık- CHP olağanüstü kurultayında Atatürk ebedi başkan ,İnönü ise değişmez başkan seçildi

1939

25 ocak –dr.refik saydam başbakan oldu

3 nisan –İnönü meclisin oybirliği ile cumhurbaşkanı seçildi

29 haziran –hatay oy birliği ile vatana katılma kararı aldı

5 temmuz-milli piyango idaresi kuruldu

19 ekim –Türkiye ,fransa ve ingiltere ile üçlü yardım antlaşması imzaladı .

24. aralık-Erzincan depremi(40.000 kayıp)

1940

8 ocak –türkiye fransa ingiltere kredi antlaşması imzalandı

17 nisan –köy enstitüleri kanunu kabul edildi

13 mayıs Alman orduları Fransa’ya girdi

19 mayıs –istanbul’da dolmabahçe stadının temeli atıldı

20 mayıs –devlet konservatuarı kuruluşu hakkındaki kanun kabul edildi

20 ekim –nüfus sayımı 17.820.950

25. ekim –İtalya Yunanistan’a saldırdı

25 kasım –İstanbul ,Edirne ,Kırklareli ,Tekirdağ ,Çanakkale ve kocaeli de sıkıyönetim ilan edildi

30. kasım –İstanbul ‘da karartma başladı

19 aralık –Alman saldırısına uğramış Yunanistan’a kurtuluş şilebiyle yardım malzemesi gönderildi

1941

1 ocak –İngiltere başbakanı Churchill ,Anadolu ajansı vasıtasıyla Türk milletine mesaj gönderdi : ‘…geçen müşkül aylarda Türkiye’nin değişmez dostluğuna mazhar olduk…’

4 mart –Alman büyük elçisi von papen ,İnönü’ye Hitler’in mesajını getirdi

24 mart –Türk-Sovyet deklarasyonu .Türkiye Alman saldırısına uğrarsa Ruslar tarafsızlıklarını koruyacaklar

18 haziran –Türk –Alman dostluk anlaşması imzalandı

22 Haziran –Almanya ,Rusya’ya saldırdı.

23 haziran –refah şilebimiz batırıldı saldırgan meçhul15 deniz subayı ,16 hava öğrencisi ,48 denizaltı astsubayı ,63 deniz eri,25 sivil mürettebat .İngiltereye sipariş

verilen gemileri teslim almaya gidiyorlardı .

25 ağustos –ruslar veİngilizler İran’ı işgal ettiler

19 aralık-istanbul’da ekmek vesikaya bağlandı

1942

17 ocak –ankara’da ekmek vesikaya bağlandı

17 mart –Türk coğrafya kurumu kuruldu

16 mart –üç ingiliz uçağı milas’ı yanlışlıkla bombaladı

3 haziran –ekmek istihkakı arttırıldı

9 haziran –anıtkabir projeleri arasında prof.Emin Onatve Orhan Arda’nın projeleri birinci oldu .

14 temmuz-Atılay denizaltımız battı

11 kasım –varlık vergisi kanunu kabul edildi

8 eylül –Dr.Rıza Nur vefat etti .

1943

8 ocak-yoksullara ucuz ekmek verilmesi karanamesi

19 mayıs –ankara’da gençlik parkı açıldı

10 eylül –kapalıçarşı yangını202 dükkan yandı

7 aralık-kahire’de Roosvelt-Churchill-İnönü buluştu

1944

7 ocak –genelkurmay başkanı mereşal Fevzi Çakmakemekliye ayrıldı

20 nisan –Avrupa’ya krom sevkiyatı durduruldu

4 haziran –1854den bu yana devam eden Duyun-u Umumiye tarihe kavuştu

26 haziran –zirai donatım kurumu

1945

10 ocak –Anayasa’nın dili Türkçeleştirildi

10 ocak –bazı ay adlarının değiştirilmesi kabul edildi .Teşrinievvel(Ekim),Teşrini nisani(kasım),Kanunuevvel(aralık),kanunusani(ocak) olarak değiştirildi .

15 ocak –istanbul boğaziçi iskeleleri arasında yolcu nakliyatını sağlayan Şirketi Hayriye satın alındı

23 şubat-Almanya ve Japonyaya savaş ilanı mecliste oy birliği ile kabul edildi

19 mart –Sovyet hariciye komiseri Molotov ,7 kasım 1945 de sona erecek olan dostluk ve saldırmazlık anlaşmasının günün koşullarına uydurulması için nota verdi.

20 mart-Adana depremi

7 mayıs-2.Dünya savaşı sona erdi .Almanya teslim oldu

11 haziran-çiftçiyi topraklandırma kanunu kabul edildi

12 haziran-Bayar ve 3 arkadaşı ,dörtlü bir önerge vererek parti tüzüğü ile bazı kanunların değişmesini istediler

22 haziran –çalışma bakanlığı kuruluş kanunu

21. haziran –Yunus nadi öldü

6 temmuz-ulaştırma bakanlığı kanunu

9 temmuz-işçi sigortaları kanunu

18 temmuz-milli kalkınma partisi kuruldu

6 ağustos- ilk atom bombası Hiroşima adlı japon şehrine atıldı.66bin ölü 69binyaralı

9 ağustos-Nagasaki’ye ikinci atom bombası atıldı 37bin ölü 40bin yaralı

21 ekim –genel nüfus sayımı –18.790.174

1 kasım –Bayar milletvekilliğinden istifa etti

20 kasım –Van depremi

20 aralık-iki Gürcü profesör Giresun’a kadar bütün kuzey doğu Anadolunun Gürcistan’a katılmasını savundular

1946

7 ocak-DP kuruldu

21 ocak-iş ve işçi bulma kurumu kanunu

5 nisan-Türkiye’nin ABD büyükelçisini taşıyan Missouri savaş gemisi,sabah saatlerinde 8.00 da İstanbul Haydarpaşa limanı açığında demirledi.Dünyanın en büyük savaş gemisiyle Türk temsilcisinin cenazesinin gönderilmesiöanlamlıydı

6 nisan-İnönü Başkan Truman’ın özel temsilcisi M.A.Weddell’I kabul etti

20 nisan-DP ara seçimlere katılmamaya karar verdi

22. mayıs-Varto-malazgirt-malatyada deprem

13 haziran-üniversitelere muhtariyet kanunu

21 haziran-Rize çay fabrikasının temeli atıldı

21 temmuz-ilk tek dereceli genel seçim CHP-396 DP –61 Bağımsız –7

14 ağustos-Recep Peker kabinesi

20 Eylül- basın kanunu kabul edi,ldi.DP aleyhte oy kullandı

28 eylül –Sovyetler Birliği:Boğazların savunması Türkiye ve Rusya’ya ait olmalıdır

1947

7 ocak –DP ilk büyük kongresi

12 mart –Truman senatodan Türkiye ve Yunanista’a yardım için 400 milyon verilmesini istedi

7 nisan –4 ilde seçim yapıldı DP katılmadı

28 mayıs –sıkıyönetim 6 ay daha uzatıldı

13 ekim –Hasan Saka kabinesi kuruldu

25 ekim- Sovyet delegesi Vişinski ,Birleşmiş milletlerde Kars ve Ardahan’ı istedi

1 kasım –kazım karabekir meclis başkanı seçildi

1948

23. ocak –Akbank kuruldu

20 şubat –Bulgarlar tarafından iki uçağımız düşürülünce nota verildi

1 mayıs –Sedat Simavi Hürriyet gazetesini kurdu

19 temmuz –millet partisi kuruldu

1 kasım –milli eğitim bakanlığı 15 şubat 1949 dan itibaren okullarda isteyenlerin din dersi takip edebileceklerine kara verdi

6 aralık –Savarona yatı satılığa çıkarıldı

10 aralık – Türkiye Unesco üyesi oldu.İnsan hakları evrensel beyannamesi imzalandı

1949

14 şubat –Şemsettin Günaltay kabineyi kurmakla görevlendirildi

24 ocak –Behçet Kemal Çağlar Halk partisinden istifa etti

6 mart –Elazığ-Palu depremi

30 mart- Bayar Dp nin de laik bir parti olduğuınu savundu

6 mayıs –Yunus Emrenin kemikleri yeni mazarına taşındı

8 mayıs –Hakkari de deprem

10 mayıs –Türk ocakları yenidemn açıldı

7 haziran –ihtiyarlık sigortası kanunu kabul edildi

8 haziran –emekli sandığı kanunu

18 temmuz –Türkiye Atlantik paktı dışında bırakıldı

19 kasım –istanbul radyosu

13 aralık –Hürriyet gazetesi yazarı istanbul boğazına köprü yapılması gerekliliğni savundu

1950

1 mart – karayolları genel müdürlüğü kuruldu

8 mart –makine ve kimya endüstrisi kurumu kanunu

8 mart –Türkiye ticaret odaları borsaları birliği kanunu

23 mart –milli kütüphane kuruluşu

10 nisan –Meraşal Fevzi Çakmak öldü

28 nisan –Nightingale hemşire koleji istanbulda açıldı

14 mayıs –milletvekili seçimleri P –396CHP –68 MP –1 Bağımsız –7

20 mayıs –Celal Bayar cumhurbaşkanı

22 mayıs –Adnan Menderes başbakan

16 haziran –ezanın Türkçe değil Arapça okunmasına dair kanun(5665 sayılı)

25 haziran –Sovyetler tarafından desteklenen Kuzey Kore orduları sabahleyin Güney Kore’ye saldırdı

3. temmuz –CHP kurultayında İnönü başkan ve Kasım Gülek genel sekreter seçildi

31ağustos –halkevlerine yapılan yardım tutarını maliye bakanlığı incelemeye aldı

21 eylül –takviyeli türk tugayı hareket etti

17 ekim –türk tugayı kore’ye ulaştı

22 ekim-genel nüfus sayımı 20.947.188

4. kasım –Türkiye insan haklarını ve ana hürriyetlerini koruma anlaşmasını Roma’da imzaladı

15 kasım-Orhan Veli kanık öldü

18 kasım –Kore’de Çunşona baskınından BM başkomutanı General Mac Arthur ,Koredeki Türk silahlı kuvvetleri komutanı general Tahsin yazıcı’ya tebrik mesajı gönderdi

27 kasım –Kore’de Kunuri savaşı diye adlandırılan kanlı çarpışmalar başladı .Türk tugayı üstün düşman kuvvetlerinin geceli gündüzlü 3 günlük saldırılasrına direndi ve müttefik 8. Ortdusunun geri çekilmesini sağladı .19 u subay 438 kayıp ve 387 yaralı

sadece Kunuri savaşında verilmiştir.

12 aralık –CHP merkez binası hazine malı oldu

1951

21 ocak –Kore’den ilk yaralı kafilesi geldi

5. şubat –İsrail ile hava ulaştırma anlaşması imzalandı

9 mart –Menderes yeni hükümeti kurdu

20 nisan –Türkiye Yunanistan kültür anlaşması I,mzalandı

25 mayıs –Türkiye dünya sağlık teşkilatı nizamnamesini imzaladı

2 temmuz –Savarona Türk deniz kuvvetlerine devredildi

25 temmuz –Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun kabul edildi(anısına hakaret ,anıt ,büst ,heykellerini tahrip v.s.)

1 ağustos –Yabancı sermaye yatırımını teşvik kanunu

8 ağustos –halk evleri kapatıldı

20 eylül –Nato ya alınmamız kabul edildi

1 ekim –hava harp okulu kuruldu

4 kasım –ilkokullarda din dersi programına alındı

1952

14 şubat –Bayar Londra’da Kraliçe ile görüştü

4 mart –Eisenhover Ankara’ya geldi

12 nisan –Türk devrim ocakları kuruldu

26 nisan – Menderes Yunanistan’a gitti

5. mayıs –Türk –Elen dostluk derneği kuruldu ,kibrit tekeli kalktı

20 ağustos –Napoli’deki güzellik yarışmasında Türkiye güzeli Günseli Başar birinci oldu

25 kasım –Bayar Yunan kralının ziyaretini iade etmek için Savarona ile Yunanistan’a gitti

1 aralık –Bayar Atatürk’ün doığduğu evi ziyaret etti

24 aralık –öz Türkçe kelimelerle meydana getirilmiş olan 10 ocak 1945 tarih ve 4695 sayılı anayasa prof .Köprülü ve arkadaşlarının teklifi ile kaldırıldı ve 20 nisan 1924 gün ve 491 sayılıo anayasa yürürlüğe kondu .CHP aleyhte oy kullandı

1953

21 ocak –petrollerimizin işletilmesi ile ilgili olarak ilk anlaşma bir Amerikan firması ile yapıldı

29 ocak –Tanınmış ney üstadı ,hiciv şairlerinden Neyzen Tevfik Kolaylı (doğ:1879) öldü

21. ocak –Türk tabipleri birliği kanunu

18 mart –Balıkesir ,Gönen ,Çan ve yenicede deprem

4 nisan –Türk Deniz kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı NATO manevrasından dönerken Çanakkale boğazında Naboland adlı isveç gemisine batarak çarptı .88 şehit .

18 mayıs –Balkan paktı onaylandı

9 haziran –CHP malları için DP gurubunda tartışmalar

10 haziran –Sovyetler nota vererek ilişkideki gerginliği hafifletme çağrısında bulundu

16 haziran –Yunan başbakanı Mareşal Papagos ile dışişleri bakanı Türkiye’ye geldi

8 temmuz –adli tıp kurulması kanunu

1 ağustos –Yeşilköy terminali açıldı

19 ekim –167 komünistin yargılanmasına başlandı

4 kasım –Atatürk’ün geçici kabri Anıtkabir’e taşınmak üzere açıldı

10 kasım –Atatürk’ün 15. Yıldönümünde naaşı Etnografya müzesindeki muvakkat kabrinden alınarak Anıtkabir’e taşındı .( Anıtkabir Ankara Rasat tepe ‘de yapılmıştı.

29 yabancı 20 yerli projenin katıldığı proje yarışmasını,projede bir takım değişiklikler yapılması şartıyla Prof .Emin Onat ve Doçent Orhan Arda kazanmıştır .Temel 1944 de atılmıştır .

8 aralık –devlet su işleri kuruldu

1954

18 ocak –yabancı sermayeyi teşvik kanunu

27 ocak –millet partisi ksapandı

29 ocak –Bayar Amerikan kongresinde konuştu

4 şubat –köy enstitüleri öğretmen okullarına dönüştürüldü

15 nisan –Tito Türkiye’ye geldi

17 nisan –Çanakkale abidesinin temeli atıldı

18 nisan –Haydarpaşa ve Salıpazarı li,manlarının temeli atıldı

2 mayıs –genel seçimi DP-404 CHP –30 ,CMP –5 ,BAĞIMSIZ –7

11 mayıs –Sait Faik Abasıyanık öldü

21 ağustos –liseler tekrara 11 sınıfa indirildi

21 eylül –amasya şeker fabriklası hizmete açıldı

1 ekim –Menderes Almanya’ya gitti

9 ekim –Irak başbakanı Nuri Sait paşa Türkiyeye geldi

24 kasım –Kütahya şeker fabrikası

26 kasım –İstanbul’da tarihi kapalıçarşı da 30 dükkan yandı

15 aralık –Türkiye petrolleri anonim ortaklığı kuruldu

21 aralık –Türk –Alman ekonomik anlaşması imzalandı

1955

24 şubat –Bağdat’ta Türkiye ve Irak arasındaki karşılıklı işbirliği anlaşması

(CENTO) imzalandı .

4 mart –Türk traktör ve ziraat makine A.Ş. fabrikası

30 mart –İngi,ltere Türk Irak paktına katıldı

1 nisan –Kıbrıs’ta EOKA faaliyetlerine başladı

28 nisan –Ankara ‘da ilk kan merkezinin temeli atıldı

3 mayıs –Türk –Amerikan atom anlaşması imzalandı

3. mayıs –anneler günü

13 mayıs –Türkiye selüloz ve kağıt fabrikaları işletmesi ,demir ve çelik işletmeleri kanunu kabul edildi.

20 mayıs –ege üniversitesi kanunu,Karadeniz teknik üniversitesi kanunu

21 mayıs –Türk hava yolları anonim ortaklığı kanunu

22 mayıs –Nene hatun öldü

10 haziran –İstanbulda hilton oteli açıldı

11 temmuz –Yunanistan’a Kıbrıs için ilk nota verildi

5 ağustos –Avrupa para anlaşması imzalandı

23 ağustos –ingiltere’ye kıbrıs için ilk nota verildi

4 eylül –Londra’da yaşayan Türk vatandaşları Kıbrıs için mitingh yaptılar

29 ağustos –Kıbrıs konferansı Londra’da yapıldı

30 eylül –İstanbulda migros açıldı

11 ekim –İran Bağdat paktına girdi

23 ekim –genel nüfus sayımı –24 .064 .763

1956

4. ocak –Konya hububat silosu

23 şubat –mecliste ,Emin kalafatın ,İnönünün 6-7 eylül olaylarından söz etmesinin

vatanpğerverlikle bağdaşmıyacağını söylemesinden sonra olaylar çıktı .İnönü meclisi terketti .

1 mart –İstanbul valiliğive belediyesi birbirinden ayrıldı

5. nisan –Seyhan barajı hizmete açıldı

7haziran –yeni bnasın kanunu 51 aleyhte 297 lehte oyla kabul edildi

13 ağustos –ortaokullarda din eğitimi yapılmasına karar verildi (4/7805)

30 eylül –erzincan şeker fabrikası hzmete girdi

1957

1 ocak –yeni ticaret kanunu

5 mayıs –Alman başbakanı Dr.Heus Türkiye’ye geldi

30 haziran –sanayi bakanlığı kuruldu

1 eylül –Türkiye kömür işletmeleri kurumu kuruldu

27 ekim –genel seçimler –DP-419 CHP –173 CMP –4 HP –4 Bağımsız –2

1 kasım –bayar 3 defa cumhurbaşkanı ,başbakan Menderes

25 kasım –basın ve turizm bakanlığı kuruldu

28 kasım –Hürriyet partisi fesih kararı alarak CHP ye katıldı

28 aralık –Kızılayın 2. Şubesi İstanbulda açıldı

1958

27 ocak –Bağdat konferansı

28 ocak –Kıbrıs’ta elim olaylar .İngiliz askeri Türklere karşı ilk defa silah kullandı

19 nisan –Menderes uzakdoğu gezisine çıktı :Japonya ,Kore ,Formoza

6. mayıs –imar ve iskan bakanlığı kuruldu

7. haziran –sivil savunma kanunu kabul edildi

8. haziran –Ankara’da Kıbrıs mitingi yapıldı

14 temmuz –Irak ihtilali

15 temmuz –Amerika Filistin’e asker çıkardı

17 temmuz –İngiltere Ürdün’e asker indirdi

18 ağustos –Türkiye fikir ajansı kuruldu

24 ağustos –Bursa’da yangın

22 eylül –İzmir harp okulu binası ,İzmir Alsancak limanı ,İzmir silo su hizmete girdi .

1 ekim –Türkiye’ninde kabul ettiği yeni Kıbrıs planı uygulanmaya başlandı

27 kasım –Türk –Alman kredi anlaşması imzalandı 210 milyon kredi

29 kasım –italyan kredisi 2.5 milyar kredi ,hollanda ticaret anlaşması 5.7 milyon florin kredi

30. aralık –Demirköprü barajı

1959

5. ocak –İstanbul da Tan matbaası infilakı

16 şubat –milletvekili maaşlarına zam CHP aleyhte oy kullandı

17 şubat – Menderesi Londra’ya götüren SEV uçağı Gatwick kasabası yakınlarına düştü . 14 kişi öldü. Menderes kurtarıldı .

19 şubat –Kıbrıs konusunda Londra anlaşması imzalandı

1 mayıs –Uşak’ta İnönü2nün kafasına taş atıldı

6. mayıs –Yunan başbakanı Karamanlis Türkiye’ye geldi

21 mayıs –Dünya sağlık teşkilatının Türkiye şubesi açıldı

5 ağustos –Churchill İstanbul’a geldi

18 kasım –Yüksek islam enstitüsü ,İstanbulda geçici olarak imam hatip okulunda öğretime başladı

6 aralık –Eisenhover Türkiye’ye geldi

1960

1 ocak –Said-I Nursi İstanbul’a geldi

7. ocak –Hirfanlı barajı hizmete girdi ,kesikköprü barajının temeli atıldı

27 nisan –mersin limanı

28 nisan –İstanbul Üniversitesinde iktidar aleyhine gösteriler

29 nisan –İstanbul ve Ankara Üniversiteleri 1 aylığına kapatıldı

1 mayıs –İtanbulda gündüz sokağa çıkma yasağı

3 mayıs –Kara kuvetleri komutanı Cemal Gürsel ,yazılı olarak hükümeti uyarmak istedi

6 mayıs –Cemal gürsel görevinden izinli olarak ayrıldı

20 mayıs –Hindistan başbakanı Nehru Türkiye’ye geldi

21 mayıs –Hrp okulu öğrencileri Ankara’da iktidar partisi aleyhine gösteri yaptılar

27 mayıs –Türk silahlı kuvvetleri yönetime el koydu

28 mayıs –Celal Bayar istifa etti 3 asker 14 sivilden oluşan yeni kabine kuruldu

30 mayıs –DP içişleri bakanı Dr. Namık Gedik tutuklu bulunduğu harp okulu penceresinden atlayarak intihar etti

4 temmuz –siyasi paretilerin ocak ve bucak merkezleri kapatıldı

3. temmuz –Celal Bayar vatana ihanet suçundan Yüce divan’a sevkedildi

24 temmuz –basın ahlak yasası yürürlüğe girdi

3 ağustos –235 amiral ve general emekliye sevkedildi .

4. ağustos –Milli Birlik komitesinin kabul ettiği 55 sayılı kanunla ,komitenin çıkardığı kanunların geçici olmadığı açıuklandı

15 ağustos –Zürih ve Londra anlaşmalarına dayanarak Kıbrıs’ın bağımsızlığı yürürlüğe girdi . Gece saat 24.00 de 45 dakika süren imza töreni yapıldı .Belgeleri

Cumhurbaşkanı Makarios ,muavini Dr. Küçük ve Türkiye Yunanistan konsolosları imzaladılar .

16 ağustos –anlaşma gereğince Kıbrısta bulunacak Türk tugayı tezahürat altında adaya çıktı .Türk büyük elçisi olarak Emin Dırvana görevine başladı

17 ağustos –Türk kültür derneği açıldı

26 eylül –Celal Bayar Yassıadadaki hücresinde Kemeriyle intihara teşebbüs etti

30 eylül –Devlet planlama teşkilatı kuruldu

5. ekim –yassıada yargılamaları başladı

23 ekim –genel nüfus sayımı –27 .754.820

27 ekim –147 üniversite öğrenim görevlisi görevlerinden affedildi

6. kasım –14 milli birlik komitesi üyesinin görevlerinden affedilmesine dair 5434 sayılı kanun kabul edildi

15 kasım –14 milli birlik komitesi üyesi en az iki yıl ülkeye dönmemek üzere dış işlerinin yurt dışındaki müşavirliklerine gönderildiler

22 kasım –TSE kuruluş kanunu

1961

2 ocak –Kıbrısta kuraklıktan zarar gören Türk çiftçisine yapılacak tohumluk buğday ve arpa yardımı kanun

3 ocak –ordu yardımlaşma kurumu kanunu

4 ocak –TSK iç hizmet kanunu

14 ocak –memlekletçi cumhuriyet partisi kuruldu

11 şubat –Adalet partisi ,Cumhuriyetçi mesleki islahat partisi ,Çalışma partisi ,Memleketçi part I,Mutedil liberal parti ,Türkiye işçi patisi kuruldu .

13 şubat –Yeni Türkiye ve Yeni Düstur partileri kuruldu

28 mart –anayasanın halk oyuna sunulması kabul edildi

24 mayıs –Cumhuriyet senatosu üyelerinin seçimi tasarısı kabul edildi

25 mayıs –milletvekili seçim kanunu kabul edildi

27 mayıs -yeni anayasa kabul edildi

7. haziran –Peyami Safa öldü

5. temmuz –anayasa halk oyunda %65 evet oyu verdi

6. temmuz –milli eğitim bakanlığına bağlı olarak din işleri genel müdürlüğü kuruldu

11 ağustos –Yassıada duruşmaları sona erdi

15 eylül -Yüksek adalet divanınca verilen ölüm cezaları no .75 yayın tarihi .16.9.1961 .sayı .10908 ölüm cezasına çarptırılanlar :Celal Bayar ,Adnan Menderes ,

Fatin Rüştü Zorlu ,Hasan Polatkan

16eylül –Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan hakkında verilen ölüm cezası İmralı adasında yerine getirildi

3. eylül –Adnan Menderes hakkındaki ölüm cezası İmralı adasında yerine getirildi

15 ekim –seçim yapıldı. Milletvekiller ap –158 chp – 173 ckmp –54 ytp –65

senatörler –AP –70 CHP –36 CKMP –16 YTP –28

26 EKİM –Orgeneral Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçildi ,Suat Hayri Ürgüplü

Senato Fuat Sirmen Meclis başkanı eçildi

10kasım –İnönü başbakan

20 kasım –CHP-AP koalisyonu

1962

14 şubat –Bayar tedavisi için Kayseri cezaevinden Ankara’ya getirildi

22 şubat –Albay Talat Aydemir ve arkadaşları hükümet darbesine teşebbüs ettiler

olay kısa sürede bastırıldı .Katılan subaylar emekli edildi

25 mart –EOKA’CILAR Kıbrıs’ta iki camiye bomba attılar

22 nisan –anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunu

10 mayıs –Talat Aydemir ve arkadaşları affedildiler

22 mayıs –CHP ve AP arasındaki af tartışması sertleşti

27mayıs –İstanbul küçük çekmecede atom reaktörü hizmete girdi

15 haziran –millet partisi kuruldu .CMKP den ayrılan Osman Bölükbaşı kurdu

26 haziran –Devlet bakanlarından bir veya bir kaçına Başbakan yardımcılığı verilebileceği hakkındaki (55 sayılı) kanun kabul edildi

28 haziran –GATA Ankara tıp fakültesinden ayrıldı

24 temmuz –Türkiye müşterek pazara ortak üye adayı olarak kabul edildi

23 ekim –Amerika ,Sovyetlerin Küba’yı nükleer bir üs haline getirilmesini engellemek için adayı abluka etti .Küba buhranı hakkında konuşan İnönü olayı

Türkiye’ye sıçratmaya çalışanlar var dedi .

21 kasım –TBMM beş yıllık planı kabul etti

22 kasım –Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios Türkiye’yi resmen ziyaret etti

2 aralık –Ragıp Gümüşpala AP 1. Kongresinde yeniden genel başkan seçildi

7 aralık –CHP de kaynaşma Gülek ,Erim ve Avni Doğan partiden I,hraç edildiler

4. aralık –Milli güvenlik kurulu kuruldu

1963

3 ocak –Kıbrısta Türk belediyelerin lağvını Ankara –Zürih anlaşmalarına aykırı bulan hükümet Kıbrıs’a nota verdi

5. mart –ilk ordu pazarı hizmete girdi

24 mart –Ankara’da gösteriler .Gençler 27 mayıs’a karşı girişilen tahrikleri protesto ettiler

21nisan –genç kemalistler ordusu bir örgüte bağlı 5 subay tutuklandı

30 nisan –Türkiye süt endüstrisi kurumu kanunu

15 temmuz –sendikalar kanunu ,grev ve lokavt kanunu kabul edildi

27 temmuz –turizm ve tanıtma bakanlığı kuruldu

14 eylül –İnönü yıllardır dargın olduğu M.Kemal’in yaveri Kılıç Ali ile barıştı

18 eylül –istanbulda deprem

3 ekim –Refet Bele öldü

2 aralık-karadeniz teknik üniversitesi Trabzonda açıldı

23 aralık-Kıbrısta 3 Türk şehid edildi

24 aralık –Türk hava kuvvetlerine bağlı uçaklar kıbrıs üzerinde uyarı uçuşu yaptılar

TRT kanunu kabul edildi

1964

23ocak –Bayraktar cami yeniden bombalandı

31ocak –Londra konferansı başarısız dağıldı

12şubat –kıbrısta kanlı çarpışmalar

15 şubat –ingiltere kıbrıs sorunu için BM ye başvurdu .

16 mart –TBMM gerektiğinde müdahalede bulunmak için İnönüye istediği izni verdi

4 haziran –Türk hükümetinin kıbrıs’a müdahale kararı üzerine Amerika cumhurbaşkanı Johnson mektup gönderdi

9 haziran Başbakan İsmet İnönü Jojhnson’un mektubunu cevaplandırdı

26 haziran –İngiliz Kemal namıyla Maruf Ahmet Esat Tomruk’a vatani hizmet tertibinde aylık bağlanmasına dair kanun kabul edilidi

16 temmuz –hamidiye kahramanı Rauf Orbay öldü

7 ağustos –Türk jetleri Kıbrıs üzerinde uçtu

8 ağustos –Kıbrısta Rumlar genel hücuma geçince ,Türk hava kuvvetlerine bağlı jetler Kıbrıstaki askeri hedefleri bombalamaya başladı .Bir uçağımız düştü ve Yzb .Cengiz Topel şehit oldu .

5. ağustos –Kruşçev ,İnönüye mesaj göndererek itidal tavsiye etti .

27ağustos –Türkiye’de ilk Amerikan aleyhtarı gösteri Ankara’da Amerika’nın Türkiye’yi Kıbrıs konusunda devamlı fedakarlığa zorlaması üzerine yapıldı

28ağustos –Ankara’da 2. Miting

29 ağustos –İstanbul ,Ankara ve İzmir’de yürüyüş ve mitingler

6 ekim –marmara bölgesinde şiddetli deprem

30 eylül –Rusya ile Kıbrıs arasında askeri yardım anlaşması imzalandı

29kasım –AP 2. Kongresinde Süleyman Demirel genel başkan seçildi

1965

3. şubat –Suat Hayri Ürgüplü başbakan oldu

5. mart –Kozlu’da grev

30. mart –Birleşmiş Milletler tarafından Kıbrıs’a gönderilen Plaza’nın ,Türk görüşü ve anlaşmaslar aleyhine olan raporu açıklandı.

1haziran –Atina’da Yunanistan ile ikili görüşmelere başlandı

3. haziran –Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkındaki kanun kabul edildi

6temmuz-MİT kanunu

13temmuz –siyasi partiler kanunu

16temmuz –Aşık Veysel’e vatani hizmetlerinden dolayı aylık bağlanması kabul edildi

17 ağustos –Ürgüplü Rusya’dan döndü .Planımıza uygun bir çok tesisi Rusya’dan sağlayacağız dedi .

10 ekim –Milletvekili seçimi .AP –240 CHP –134 CKMP –11 YTP –19 MP –31 TİP –14 SDP –0 Bağımsız –1

23ekim –AP başkanı Süleyman Demirel kabineyi kurmakla görevlendirildi

24ekim-genel nüfus sayımı-31.351.421

17aralık –BM siyasi komisyonunda Makarios’un Kıbrıs tezi 51 çekimser47 aleyhimize oyla kabul edildi .Amerika ,Arnavutluk ,Paikstan ,İran,Libya Türkiye lehine oy kullandı .Rusya çekimser kaldı .

20aralık –Ankara’da gençler genelkurmay önünde ordu Kıbrıs’a diye gösteri yaptılar

1966

1ocak –kat mülkiyeti yürülüğe girdi

16 ocak –Johnson ve İnönü’nün mektupları kamuya açıklandı

28 ocak –1964 yılı Ağustos ayından beri Kıbrıs’ın Erenköy kesiminde kuşatma altında bulunan 504 mücahit ,Giresun yolcu gemisiyle Türkiye’ye geldi

5 şubat –Yunanistan’a Kıbrıs’a Türkiye’nin muvafakat etmiyeceği hiçbir çözüm yolu düşünülemiyeceği ni belirten sert bir nota verildi

8şubat –Atina Türkiyeyi NATO ya şikayet etti

5. şubat –Denizcilik bankası tersanelerinde yapılan 3 çıkarma gemisi denize indirildi

1mart –Boğazda iki Sovyet tankeri çarpıştı .Yüzer karaköy iskelesi ve Kadıköy vapuru yandı

7 mart –Erzincan ,Muş depremi

20 mart –İstanbul’da milli talebe birliği tarafından Komünizmi telin ve uyarma mitingi yapıldı

28 mart –Kontenjan senatörü Cevdet Sunay cumhurbaşkanı seçildi

16nisan –Atina’dan Kıbrıs için yazılı teminat istedik

7 mayıs –parlemento tarihinde ilk defa polis TBMM de arama yaptı

2haziran –Kayseride TİP merkezi tahrip edildi

12 haziran –Keban barajının temeli atıldı

19 ağustos –Erzurum,Muş ,Bingölde deprem

24 eylül –İnönü İstanbul il kongresinde ortanın solunu açıkladı

24ekim –Bülent Ecevit CHP genel sekreteri seçildi

2 aralık –Deirel konuştu ‘ordu ,mektep ve camiyi rahat bırakın’

1967

1 ocak –Anadol marka ilk oto piyasaya çıktı

9 mart –ilk yerli türk muhribi gölcük denize indirildi

21nisan –Yunanistan’da darbe Ordu ile anlaşan kral siyasi liderleri tutukladı ve yeni bir hükümet kurdu

28 nisan –İnönü 19.CHP kurultayında sosyalizmi aşama olarak kabul eden komünistlerle hiçbir alakamız yoktur dedi .48 milletvekili istifa etti .

12 mayıs –Cumhuriyetçi Güven Partisi kuruldu .Prof .Turhan Feyzioğlu için İnöü demekki güvene ihtiyaçları var dedi

5 hazira n –Orta doğuda İsrail –Arap savaşı başladı.TSK alarmda

8 hazira n –Mısır ,Ürdün ve İsrail ateşkesi kabul etti

10eylül –Türk-yunan Dedeağaç görüşmelerinden Kıbrıs için sonuç alınamadı

6. eylül –Başbakan Demirel Romanya’ya gitti .Adakale’Orsova’daki ırkdaşlarımız yurda getiriliyor

1kasım –Kıbrıs Türk cemaati meclisi başkanı Rauf Denktaşın 31 ekim de Rumlar tarafından yakalandığı öğrenildi.Türkiye iadesini istedi

6kasım –Amerika Rauf Denktaş’ın tahliyesini istedi

12kasım –İstanbul ve Ankarada Denktaş için mitingler düzenlendi

16kasım –Kıbrısta Rumlar saldırıya geçtiler

17kasım –TBMM de hükümete savaş yetkisi verildi

18kasım –Jetlerimiz ada üzerinde alçak uçuş yapıyorlar.Yunan askerlerinşin adayı boşalılmasını istedik .

20 kasım –Başkan Johnson bir mektup daha gönderdi.NATO ya ait silah ve teçhizat kullanmayın diye.Yunanistan adaya ağır silah yığmaya başladı

23kasım –bakanlar kurulu bir bildiri yayınladı:kararlıyız

26kasım –Türk hükümeti Johnson ‘un özel temsilcisine Kıbrıstan Kıbrıslı olmayan askeri kuvvetlerin çıkması gerektiği şartını iletti .

28kasım –Türk deniz kuvvetleri Kıbrıs karasularına girip çıktılar .Gerginlik artıyor

13aralık –Yunanistan ikiye bölündü .Cunta kral Konstantin’in yetkilerini elinden aldı

ve yerine bir kral naibi tayin etti .Güneye rejim kuzeye kral hakim .

14aralık –Yunan kralı Roma’ya kaçtı .Darbe harekatına katılan bir tümgeneral Türkiye’ye sığındı

29 aralık –Kıbrısta geçici Türk yönetimi ilan edildi

1968

10 ocak –Ali Fuat Cebesoy öldü

15ocak –İzmit körfezi dondu

20 şubat –istiklal madalyası verilmiş olanlara şeref aylığı bağlanması kabul edildi

7haziran –2yıl 10 ay ervvel kısmet adlı tekneleriyle dünya turuna çıkan Sadun ve Oda

Boro ,Türk karasularına girerek Bozcaadaya demirlediler

10haziran –reformların hemen gerçekleşmesini isteyen dil tarih ve coğrafya fakültesi öğrencileri fakülteyi işgal ettiler

11haziran –Türk Kızılay derneğinin 100. Yıl dönümü,Ankara hukuık fakültesi öğrencileri fakülteyi işgal ettiler

12haziran –İstanbul Hukuk fakültesi öğrencileri ,fakülteyi işgal ettiler

15haziran –Dünya turunu tamamlayan kısmet teknesi İstanbul’da krallar gibi karşılandı

3 temmuz –Boğaz köprüsü projesi bir İngiliz firmasına ihale edildi

15temmuz –İsmail Dümbüllü vefat etti

17temmuz –Amerikan 6. Filosunu İstanbul’u ziyareti sırasında olaylar çıktı

24temmuz –İstanbul’da gençlerle emniyet kuvvetleri arasında çatışmalar oldu

21ağustos –Çekoslavakya Sovyetler tarafından işgal edildi

27ağustos-Anadoldan sonra 2. Türk otomobil fabrikasının temeli Volvo otomobil fabrikası temeli Bursa ‘da atıldı

13ekim –167 kişilik ilk işçi kafilesi Avustralya’ya uğurlandı

25ekim –Fransz Cumhurbaşkanı De Gaulle Türkiye’ye geldi .Kıbrıs için bölünme şarttır dedi.

1969

6ocak –ABD büyükelçisinin arabası ODTÜ bahçesinde yakıldı

11ocak –İstanbul Kartal-cevizli Singer fabrikasında polis işçi çatışması

28ocak –Küçük çekmece gölü dondu

11şubat –6.filo istanbulda protesto edildi,yaralanalar var

12şubat –Vahi Öz öldü

26şubat –6.filo ziyaretleri iptal edildi

17mart –İstanbul üniversitesinde öğrenci döğüşü

12 nisan –ODTÜ ekim ayına kadar kapatıldı

14nisan –İstanbul hukuk fakültesi 1 hafta kapatıldı

14mayıs –İnönü-Bayar el sıkıştılar

13haziran –Irak hava kuvvetlerine bağlı iki jet yanlışlıkla Hakkari’yi bombaladı

3temmuz –Türk –Amerikan ikili anlaşması .Türkiye’de bulunan üslerin mülkiyetinin Türkiye’ye ait olduğu kesinleşti

23eylül –ODTÜde olaylar .1 öğrenci öldü

29eylül –Ereğli demir çeik işçileri grevde

12ekim –genel seçimler –AP-260 CHP-144 GP-14 BP –7 TİP –6 MHP –1 YTP –3

Bağımsız –11 Açık –1

28ekim –bir kısım öğrenci dernekleri kapatıldı

15aralık –tös ve ilksen in ortak düzenlediği 4 günlük öğretmen boykotu başdı .Hükümet TRT ye yayın yasağı koyduy

16 aralık –Boğaz köprüsü 303 milyon liraya ihale edildi .(1074 metre uzunluğunda dünyanın 4. Büyük köprüsü ,su seviyesi 64 metre,kule boyları 165 metre)

19aralık –6.filo İzmir’de .Şehirde protesto olayları başladı

31aralık –Başkan Sunay aşırı sola dikkat çekti

1970

7ocak –grip salgını

19ocak –beyaz kelebekler topluluğunun 3 elemanı Adapazarı yolunda trafik kazasında öldüler

27mart –Gediz depremi 1087 ölü

14temmuz –Askerlik süresi 20 ,yedek subaylık 18 aya indi

9 ağustos –Türk parası devalue edildi

25 ekim –genel nüfus sayımı –35.666.549

27kasım –dünyanın 3.avrupa’da 2.büyük opera binası olan 23 yılda bitirilen İstanbul

Kültür sarayı ‘cadı kazanı’ adlı oyunun temsili esnasında esrarengiz bir şekilde tamamen yandı

10 aralık –İstanbul’da 8 fdakülte kapatıldı

11 aralık –Hava kuvvetleri komutanı Orgeneral Muhsin Batur ,başkan Sunay’a muhtıra verdi

1971

18ocak –İstanbul Üniversitesi polis öğrenci çatışması

20ocak –ODTÜ süresiz olarak kapatıldı

4mart –Ankara’da 4 Amerikalı asker kendilerine Türk halk kurtuluş ordusu adı verilen bir örgüt tarafından kaçırıldı

12 mart –Silahlı kuvvetler 12 mart muhtırası verdi

19 mart –Nihat Erim hükümeti kurmakla görevlendirildi

26mart –Kocaeli milletvekili Nihat Erim5 Apli ,3 CHP li 1 MGP li 1 Milli birlik gurubu üyesi ile parlemento dışından 14 teknisyen görev aldı .

5nisan –2 zengin işadamı Dev-Genç üyesi olduklarını söyleyen kişiler tarafından kaçırıldı

3. nisan –eşkıya sokağa hakim olmuştur

27nisan –Dev-Genç ,Doğu kültür ocaklşarı ve Ülkü ocakları kapatıldı

3mayıs –Ziraat bankası Unkapanı şubesi soyulmak istendi .müstahdem öldürüldü.suçlular yakalandı .

17mayıs –İsrail2in İstanbul başkonsolosu Ephraim Elrom kaçırıldı

21mayıs –Anayasa mahkemesi Milli Nizam Partisinin laik devlete karşı olduğu gerekçesiyle kapattı

4. mayıs –Bingöl depremi

23temmuz –sıkıyönetim 11 ilde iki ay uzatıldı

5 ağustos-Türkiye Kızıl Çin’I tanıdı .Ankara’daki milliyetçi Çin mensupları

ülkeden ayrıldılar

10 eylül –Boğaziçi Üniversitesi açıldı

Robert kolej okulu T.C ye devredilerek bu ad altında öğrenime başladı .Okul 1863 yılında Christopher Robert adlı bir tacir tarafından kurulmuştu

19eylül –Filiz Vural Avrupa güzellik kraliçesi seçildi

5 aralık –Nihat Erim 2. Kabinesini kurdu

1972

10ocak –Askeri yargıtay ;Deniz Gezmiş ,Yusuf Aslan ,Hüseyin İnan hakkı dakiölüm cezalarını onayladı

23ocak –İstanbul’da sabah 03.00 dan akşam satt 18.00 a kadar sokağa çıkma yasağı konuldu .fırtına –1 adlı operasyonda 512.000 dairede anarşistler arandı .

8şubat –Türkiye^’de haşhaş ekiminin yasaklanmasından sonra Amerika devleti ilk tazminat olarak 35 milyon tl. verdi .İnönü ve Churchill’in 2.Dünya savaşı sırasında Adana’da yaptığı görüşmeler aradan 25 yıl geçmiş olduğu için İngiliz usullerine göre incelemeye açıldı

24şubat –229 sanıklı Dev-Genç davasınas Ankara 1 nolu sıkıyönetim mahkemesinde başlandı

11 mart –İPRAŞ rafinerisi hükümete devredildi

14mart –Marmara’da deprem

23mart –Cumhurbaşkanı Sunay; Gezmiş ,İnan ve Aslan hakkındaki cezayı onayladı

30mart –Başbakan Erim anarşistler tarafından öldürülen 2 İngiliz ve 1 Kanadalı teknisyen için İngiliz ve Kanada başbakanlarına tazi,ye mesajı gönderdi

12nisan –ABD den satın alınan ‘oruç reis’ ve ‘uluç ali reis’ adlı denizaltılalar Gölcüğe geldi

22 nisan –Ana muhalefet partisi CHP İnönücüler ve Ecevitçiler olmak üzere ikiye bölündü .İnönü ‘CHP de İttihat ve terakki usullerine izin vermiyeceğim dedi .

4 mayıs –Jandarema genel komutanı Org .Kemalettin Eken’e suikast

5 mayıs –İnönü birer sat arayla 3 kez kalp spazmı geçirdi

6 mayıs –Gezmiş ,Aslan ve İnan’ın idam kararı Ankara Cebeci sivil kapalı cezaevi avlusunda yerine getirildi

7mayıs –CHPolağanüstü kurultayı İnönü :498 Ecevit .709 oy aldı

8mayıs –İnönü Atatürk’ün ölümünden beri aralıksız olarak 33 yıldır oturduğu CHP liderliğinden istifa etti .Ecevit’devrimci kadrolar CHPyi Atatürk ve İnönü’ye layık bir şekilde yaşatacak’dedi .

Kemal Satır ‘inönü hayattayken İnönüsüz bir CHP nasıl olacaktır’

14mayıs –Ecevit genel başkan

15mayıs –Milli savunma bakanı Ferit Melen kabineyi kurmakjla görevlendirildi

20temmuz –500.000 .işçi Almanya’ya yollandı

4 eylül –Cumhuriyetçi parti kuruldu

1 ekim –Boksör Cemal Kamacı Avrupa profesyonel boks 63.5 kilo şampiyonu oldu .

19ekim –AP kongresi Demirel yeniden başkan

5kasım –İnönü malatya milletvekilliğinden ve CHPden istifa etti

16kasım –İnönü ilk tabi senatör olarak göreve başladı

1973

28ocak –Los Angeles başkonsolosumuz Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir ,Mıgırdıç Yanıkyan adlı bir terörist tarafından öldürüldü

14şubat –Ermenilerin Marsilyada bir klise avlusuna diktikleri Türkiye aleyhtarı anıt yüzünden Fransa protesto edildi Büyükelçi yurda çağrıldı

19şubat –Çankırı ,Kırşehir ,Bolu ,Katamonu da deprem

4 mart –MGP ,CP ve bağımsız halkçıların birleşmesiyle oluşan partiye Cumhuriyetçi Güven Partisinin başkanlığına Turhan Fevzioğlu seçildi

26mart –Boğaz köprüsü karşılıklı bağlandı

28mart –7 yıllık görev süresi dsolan 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay görevinden ayrıldı

5. nisan –Emekli Oramiral kontenjan senatörü Fahri Korutürk 6. Cumhurbaşkanlığına seçildi

6. nisan –Naim Talu kabineyi kurdu

5temmuz –üniversite sınav soruları çalındı

6ekim –Ortadoğuda yeniden savaş İsrail-Arap

14ekim –milletvekilliği seçimleri CHP-185 AP –149 MSP -48DSP –48 CGP –13 MHP –3 TBP –1 Bağımsızlar –6

30ekim –İstanbul boğaz köprüsü Korutürk tarafından törenle açışldı

15kasım –yazar Nihal Atsız tutuklandı

25 kasım –Yunanistan’Da darbe oldu

8aralık –Korutürk Çetin Altan’ı affetti

25aralık –İnönü vefat etti saat 16 .10

1974

26 ocak –CHP-MSP koalisyonu göreve başladı

1 şubat –İzmir depremi

3mart –Paris Orly havaalanında kaza. THY nin DC-10 yolcu uçağı kalkışından hemen sonra düştü 335 yolcu 12 mürettebat ölü

11mart –Alkollü içki olduğu için biranın ruhsatsız yerlerde satılması yasaklandı

25nisan –Sophia Loren ve prodüktör eşi Carlo Ponti Türkiye’ye geldi

1temmuz –Nihat Erim hükümetinin yasakladığı haşhaş ekimine bakanlar kururu kararıyla izin verildi

5temmuz –Haşhaş kararına Amerika sert tepki gösterdi .ABD Ankara büyükelçisi

Macomber’I istişare için Washington’a çağırdı .

15temmuz –Kıbrıs’ta Yunanistan’a bağlı subayların yönetimindeki ulusal muhafız gücü kuvvetleri ,bir hükümet darbesi yaparak yönetime el koydu .Lefkoşe Rum radyosundan yaptıkları yayınlarda Cumhurbaşkanı Makarios’un öldüğünü iddia eden darbeciler ,bir ulusalkurtuluş hükümeti kurulduğunu belirterek ,eski ENOSİSçilerden

Nikos Sampson ‘un cumhurbaşkanı sıfatıyla and içtiğini ve Kıbrıs’ta bir Yunan cumhuriyeti kurulduğunu ilan ettiler .

16temmuz –ABD ve İngiltere ,Türkiye’in Kıbrıs’a karışmamasını istedi .Moskova darbeyi faşist olarak niteledi .Amerika 6. Filosunu Kıbrıs’a gönderdi .Ecevit siyasi parti liderleriyle son gelişmeleri görüştü .Demirel oldu bittiye kalkanlar hüsrana uğrar dedi .Kıbrıs Türk radyosu Bayrak yaptığı yayınlarda Kıbrıstaki Yunan alayının darbeye katıldığını bildirdi .İngiliz dışişleri Callagan ‘Atina ve Ankara’ya sakin olmalarını tavsiye etti .’Başpiskopos Makarios’un ölmediği belli oldu .Dahası Makarios’un Yunanistan’daki cuntacı subaylara yazdığı mektup açığa çıktı .

Bu mektupta Makarios 10.000 kişilik Rum muhafız gücünün başındaki 650 subayın Yunanistan’a çağrılmasını istiyordu .

Başbakan Ecevit Türk yönetimi Kıbrıs’ta yegane meşru yönetim sayılmalıdır diyordu 17 temmuz –Başbakan Bülent Ecevit İngiltere Başbakanı Harold Wilson’la görüştü ..

Gazetecilere Yunan hükümetini olayların tahrikçisi ve sorumlusu sayıyoruz cevabını verdi .Bazı zırhlı Türk birlikleri Nersin limanına geldi .Ataş petrol rafinerisi ansızın revizyona girerek petrol üretimini düşürdü .BM Kıbrısla ilgili olarak toplandı .

Yunanistan’da darbeyi doğru bulmayan 22 general emekliye sevk edildi .İngiltere Kıbrıs’a müdahalerye taraftar olmadığını söyleyerek garantör devlet olarak Türkiye’yi yalnız bıraktı .ABD Dışişleri bakanlığı Kıbrıs konusunda karasız olduğunu söyledi .

18temmuz –TBMM gizli bir toplantı yaptı .Kıbrıstaki darbenin lideri EOKA cı Sampson Türkiye’nin müdahalesi için hiçbir sebep yoktur dedi .Yunanistan’dan 5 uçak dolusu asklerve silah Kıbrıs’a gitti .Darbeciler Kıbrıs’ta Rumlar ile Türkleri ayıran yeşil hatta mevzilenmeye başladılar .New York’a gelen Makarios BM adaya silahlı müdahalede bulunmamalı dedi .Sovyetler BM nin müdahalesini istedi .Yunan ordusu alarmda .

19temmuz –NATO daki Yunan delegesi Kıbrıs’taki Yunan subaylarının geriye çağrılabileceğini söyledi ,sonra sözünden caydı .Ecevit BM delegesine adadaki tek meşru yönetimin Türk yönetimi olduğunu iletti .

Kıbrıs Türk toplumunun lideri ve devlet başkan yardımcısı Rauf Denktaş tüm ümidim Türkiye’nin buraya gelmesidir dedi .

20temmuz –Uluslar arası görüşmeler olumlu sonuç vermeyince Ecevit adaya müdahale kararı aldı .Çıkarma hazırlıkları başladı .21 temmuz –Kıbrıs’ta havada ve karada savaş başladı .Türk uçakları Kıbrıs’a çıkarma yapmak isteyen ve savaş gemileriyle korunan büyük bir Yunan filosuna ateş açtı .Türk ve Yunan donabnmaları Kıbrıs sularında fiilen çatıştı .

Adadaki Türk alayına saldıran Yunan alayı püsjkürtüldü .Kıbrıs’ın kuzey sahillerğine ve Girne limanına Türkiye çıkarma yaparken paraşütçülerimiz Lefkoşenin Türk kesimine indi .Rumlar bazı köylerdeki sivil Türkleri öldürmeye başladı .ABD dışişleri bakanı Kissinger Ecevitle telefonda 2 defa görüştü .Türk ordusunun indirme ve çıkarmadaki başarısı Türkiye’de bayram havası yarattı .Pakistan ,İran ve Afganistan yardım sözü verdi .TBMM hükümete savaş açma yetkisi verdi .14 ilde sıkıyönetim ilan edildi .Bütün sivil uçak ve gemiler Türk ordusunun emrine verildi .BM genel sekreteri Wadheim ikinci kez barış çağrısı yaptı .

22temmuz –Kıbrıs barış harekatı BM ateşkes çağrısına uyularak sona erdirildi .

23temmuz –Sampson istifa etti .Türk ordusunca esir alınan 700 Yunan askeri Mersin’e getirildi,. Sampson’un yerine Klerides geçti .

24temmuz –Atina’da Karamanlis hükümeti kuruldu .Siyasal af ilan edildi .Washington Post gazetesi 2CIA ,Makarios’u devirdi ,Kissingerde Sampson’u destekledi diye yazdı .

25temmuz –Ecevit ‘Türk Yunan işbirliği Kurtuluş savaşı sonrası kadar zorunludur .dedi .Kıbrıs için ateşkes görüşmeleri Cenevre’de başladı .

30 temmuz –Kıbrıstaki yabancı kuvvetlerin çekilmesinin Türkiye tarafından reddedilmesi üzerine kesilen görüşmeler yeniden başladı ve Cenevre anlaşması imzalandı .Anlaşmada müdahale hakkı yeniden belirtildi .

1ağustos –ABD temsilci,ler meclisinde ,Türkiye’ye ABD yardımlarının kesilmesi onaylandı .

3ağustos –Yunanistan Cenevredeki 2. Konferansa katılmak için TSK nın ateşkes öncesi sınırlara çekilmesini istedi

5 ağustos –Girne’deki Rumlar denizden ve havadan takviye alıp Türk kuvvetlerine gece yarısı saldırdı .Çarpışmalar sabaha kadar sürdü .

9ağustos –Cenevre konferansında Türk tezinin corafi temele dayakı konfederasyon olduğu açıklandı .Bu teze göre Rum yönetimi ile olan sınır Erenköy ,Lefke ve Lefkoşe’nin güneyinden geçecekti .

11 ağustos –Yunanistan ve İngiltere Cenevre’de Türk tezini görüşmeyi kabul etti .

İngiltereKıbrıs’taki üslerden uçaklarını çekmekten vazgeçti .Adaya maaşla çalıştırdığı

Nepalli Gurka’ları gönderdi .Aktori üssünden ayrılan İngiliz komando bölüğünde adaya döndü .

13ağustos –Yunanlılar Meriç kıyısına mayın döşeyip ,siper kazdılar .

14ağustos –ikinci Kıbrıs harekatı başladı .

.

Doğa

06 Kasım 2007

• ANADOLU’NUN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ

• ANADOLU’DA DOĞAL HAYAT

• BİTKİLER CENNETİ "TÜRKİYE"

• MİLLİ PARKLAR

• TABİAT PARKLARI

• TABİATI KORUMA ALANLARI

• TABİAT ANITLARI

• ÖZEL ÇEVRE KORUMA ALANLARI

• SULAK ALANLAR

• TÜRKİYE’DE KAPLUMBAĞALAR

• TÜRKİYE’DE AKDENİZ FOKLARI

________________________________________

ANADOLU’NUN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ

Avrupa ile Asya arasında, üç tarafı,nitelikleri birbirinden oldukça farklı olan denizlerle çevrili, üç kıta arasında köprü görevi yapan, 779.000 km2 ‘lif bu yarımada, tomografik özellikleri nedeniyle, kısa mesafelerde değişik iklim kuşaklarını bünyesinde bulundurmaktadır.

Anadolu’nun tomografik yapısı çok farklı olduğu ve özellikle çok kısa mesafelerde ekolojik faktörleri çok büyük ölçülerde değiştiği için, bulundurduğu canlılar,evrimsel olarak zengin bir şekilde çeşitlenmeye uğramış tür ve alt türler cennetini meydana getirmiştir.

Anadolu Jeolojik dönemlerde (yaklaşık 300 milyon yıl önce) tropikal iklim özelliği göstermiş, daha sonra subtropikal iklim özelliği göstermiş (yaklaşık 70 milyon yıl önce) olup, bunun devamında da şimdiki iklim özellikleri oluşmaya başlamıştır (yaklaşık 30 milyon yıl önce).

Bugün kuzeyde; yağışlı, nemli ve ılıman iklim, doğuda kışları soğuk ve kurak bir çeşit Sibirya tipi iklim, güneydoğu kesiminde sıcak ve kurak bir çeşit çöl iklimi, iç kısımda yazları yağışsız, kurak ve sıcak, kışları ise karlı ve soğuk bir iklim; batıda ve güneybatıda yazları sıcak ve kurak, kışları yağmurlu Akdeniz iklimi hakimdir.

Tüm bu bölgelerin kapsadığı alanların içerisinde, deniz düzeyinden yükseklik ve alçaklığa bağlı olarak iklim farklılıkları görülmektedir. Ör; Doğuda Iğdır ovası bir çeşit Akdeniz iklimi özelliği gösterirken, hemen yanı başında bulunan ünlü Ağrı dağı ve platosu bir çeşit Sibirya iklimine sahiptir.

Anadolu, birçok canlının geçmişte ve bugün yayılışını önleyen, zoocoğrafik açıdan büyük önemi olan, dağ silsilelerinden oluşmuş birçok bari yere sahiptir. Bu bari yerler sadece Türkiye’deki canlıların çeşitlenmesini sağlamamış, kıtalar arasında da biyolojik bileşim bakımından önemli farkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’nun flora ve fauna bakımından tür zenginliği de bu nedene dayanmaktadır. Birçok canlı grubunun evrimsel olarak farklılaşması bu bari yerlerin etkisiyle gerçekleşmiştir. Özellikle buzul dönemlerinde ve buzul sonrası dönemlerde, bu bari yerler, geçişleri büyük ölçüde önlediği için, populasyon farklılaşmalarına ya da yayılışların sınırlanmasına neden olmuştur.

Türkiye diğer biyolojik çeşitliliklerinin yanı sıra omurgazıslar bakımından da bir cennettir. Sadece tür sayısı bakımından değil, varyasyonlarının çeşitliliği bakımından da dikkati çekecek bir yapıya sahiptir. Anadolu hem yatay hem dikey tarandığında, akıl almaz derecede bir biyolojik zenginlikle karşılaşılır. Bunların önemli bir kısmını endemik türler oluşturmaktadır.

Anadolu bir çok yerde koni şeklinde yükselmiş dağlara, ya da platolara sahip olduğu için, yüksek enerjili ışınlardan dolayı, mutasyon oranında ve dolaylı olacakta çeşitlenmede olağan üstü artmalar meydana gelmiştir.

________________________________________

ANADOLU’DA DOĞAL HAYAT

Anadolu zengin bir müzedir. Avrupa kıtasının tümünde bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 kadar olmasına karşın, bu gün Türkiye’de saptanmış bitki türü sayısı hemen hemen bu sayıya yaklaşmıştır; gelecekteki çalışmalarla bu sayının daha da artacağı konusunda kesin kanıtlar vardır. Hayvan türlerinin sayısının ise, Avrupa kıtasında yaşayanların hemen hemen 1.5 katı kadar, yani 80.000′in üzerinde olduğu varsayılmaktadır.

Kıtalar arasında güney-kuzey ve kuzey-güney, bazen doğu-batı ve batı-doğu yönünde göç eden kuşların, kullandıkları köprülerden en önemlilerinden biri Anadolu’dur. Bunun bilincinde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bu göçmen kuşların varlıklarını sürdürebilmesi için, özellikle sulak alanların korunması amacıyla yoğun çalışmalar yapmaya başlamıştır.

Anadolu topraklarının özenle korunma zorunluluğu sadece hayvan türlerinin çeşitliliği değil, birçok bitki türlerine de anavatan görevi yapmasıdır. Bunların bir çoğu ıslah edilerek insanlığın hizmetine sunulmuştur. Örneğin; kiraz, kayısı, buğday, nohut, mercimek, incir, lale, kardelen, çiğdem. Hatta tarla bitkilerinin %30′u da Anadolu’dan köken almıştır.

Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Kuzeyde, yakın zamana kadar su ürünleri bakımından yüksek verime sahip Karadeniz, ne yazık ki kısmen çevre ülkelerinin; özellikle Orta Avrupa kökenli atıkları boşaltan Tuna nehri dolayısıyla hızla ölmektedir. Doğrudan ya da dolaylı olarak bu güzel iç denizi kirleten ülkelerin kısa zamanda gerekli önlemi almak için girişimlere başlaması tarihsel bir görevdir.

Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan, birçok sucul canlıya geçiş ya da yumurta bırakmak için köprü ve yuva görevi yapan Marmara Denizi de, çevredeki sanayileşmeden ve kentleşmeden dolayı canlılığını hızla yitirmektedir. Son zamanlarda alınan bir çok önleminde yeterli olduğu söylenemez. Ege Denizi kısmen kirlenmesine karşı, bazı bölgeleri hariç hala temiz olma özelliğini sürdürmektedir.

Doğu Akdeniz, her şeye karşın temiz deniz olma özelliğini ve sayıca zengin olmasa dahi, tür çeşitliliğini korumaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti de insanlığın ortak malı olarak nitelediği bu doğa harikası su habitatını korumak için gerekli önlemleri almış ve güney kıyılarında yaygın endüstrileşmeyi önlemiştir.

________________________________________

BİTKİLER CENNETİ "TÜRKİYE"

Türkiye familya, cins ve tür sayısı bakımından zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Avrupa’nın birçok ülkesi yanında, komşusu olan ülkeler arasında da bitki taksonu sayısı açısından en zengin ülkedir. Türkiye’nin floristik zenginliği Avrupa florası ile karşılaştırıldığında açıkça ortaya çıkar:

FAMİLYA CİNS TÜR

Avrupa 203 1541 12.000

Türkiye 163 1225 9.000

Odunsu bitkiler açısından Türkiye çok çeşitli bir yapıya sahiptir. Ilıman bölgelerde yetişen ve yaygın olarak pek çok ağaç ve çalı türü Türkiye’de de yetişir ve bunlar tek düze ya da karışık ormanlar oluştururlar. Bu ormanlarda yaşayan hayvan grupları da ormanın niteliklerine göre farklılıklar gösterir. Orman ağaçları açısından ilginç bir cins olan meşenin 18 türü doğal olarak yetişmektedir.

Diğer taraftan Türkiye, odunsu Rosaceae taksonları açısından da çok dikkat çekici bir ülkedir. Diğer Orta Doğu ülkelerine göre meyve ağaçlarının, sayıca ve türce bolluğu bu meyvelerin tarımının Türkiye’den köken aldığı fikrini güçlendirmektedir.

Türkiye endemik bitkiler açısında da Dünyanın dikkat çeken ülkelerinden birisidir. 9.000 çiçekli bitki türünden yaklaşık 3.000 tanesi endemik olup bu sayı bütün Avrupa ülkelerinin endemik türlerinin (2.500) sayısından daha fazladır. Endemikler yanında relikte bitkiler ve enklavlar açısından da Türkiye ilginç özelliklere sahiptir.

Türkiye zengin yüksek dağ florası ile bir yandan Orta ve Güney Avrupa diğer yandan da İran-Turanien floristik bölgesiyle ilişkilidir.

Türkiye fitocoğrafik bakımından, holoarktik bölge içine girmekte ise de bu bölgenin 3 farklı floristik elemanını (İran-Turanien, Mediterranean ve Euro-Siberian) barındırmaktadır. Bu nedenle, Türkiye bitki çeşitlenmesi bakımından da bir ülke olmaktan çok bir kıta özelliği göstermektedir.

Türkiye’de en yaygın vejetasyon tipleri maki, iğne yapraklı ya da yaprağını döken ağaçlardan oluşan orman vejetasyonu ile step vejetasyonudur. Bunların yanında bazı ekolojik farklılıklar nedeniyle daha az yaygın formasyonlarda görülür.

Maki vejetasyonu Akdeniz, Ege ve Marmara denizleri çevrelerinde ortalama 0-1000 metreler arasında yaygındır. Karadeniz bölgesinde ise enklavlar halinde, yer yer ve kesintili olarak görülür. Bu vejetasyona ait bitkiler deniz ile ilişikli bazı büyük nehirlerin yer aldığı vadiler yolu ile Ülkenin iç kesimlerine kadar sokulur.

Yaprağını döken orman ağaçları arasında en yaygın olanlar fanus oriyantalis (Kuzey ve Batı Anadolu’da) ile Quercus spp. (Bütün Türkiye’de) dir. Bunlar çoğunlukla tek düze ancak bazı yerlerde karışık ormanlar oluştururlar.

Orman ağaçları arasında en ilginç ağaç türü 3. zaman (Tersiyer) relikte olan sığla (Liquidambar orientalis)’dir. Bu ağaç türü Türkiye’nin Güney Batısındaki nemli vadiler ile taban suyu yüksek alanlara toplanmıştır. Şimdiye kadar sadece Girit adasında yetiştiği zannedilen Hurma’nın Türkiye’nin güneybatısındaki Datça yarımasında bulunan bazı koylarda da yetiştiği farkedilmiştir.

Türkiye yüzölçümünün %26′sı (20 milyon hektar) ormanlarla kaplıdır. Bu alanların yaklaşık 9 milyon hektarı oldukça iyi, geri kalan 11 milyon hektarı ise bozuk ormanlardır. Avrupa ülkelerinde doğal orman alanları çok az olmasına rağmen (%5) Türkiye’deki orman alanlarının büyük bir kısmını doğal orman alanları oluşturmaktadır. Türkiye’nin ormanlık alanları daha çok Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz ‘i çevreleyen dağlara lokalize olmuştur.

Step vejetasyonu, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır. Step formasyonu açısından ülkenin doğu ve batısında, bu formasyonu oluşturan tür kompozisyonu farklılıklar gösterir. Yüksek dağ kompozisyonunu oluşturan tür kompozisyonu da kuzey ve güney dağlarında farklıdır.

Yukarıda bahsedilen yaygın vejetasyon tipleri dışında, çok özel ekolojik şartlarda yetişebilen sucul ve halofitik bitkilerin oluşturduğu bitki komüniteleri de vardır.

________________________________________

MİLLİ PARKLAR

Bilimsel ve estetik açıdan ulusal ve uluslararası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerlerini koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip alanlardır.

• Yozgat Çamlığı Milli Parkı ( Yozgat)

• Karatepe Aslantaş Milli Parkı ( Adana)

• Soğuksu Patara Milli Parkı ( Ankara)

• Kuşcenneti Milli Parkı ( Balıkesir)

• Uludağ Milli Parkı ( Bursa)

• Yedigöller Milli Parkı ( Bolu)

• Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı ( Aydın)

• Spil Dağı Milli Parkı (Manisa)

• Kızıldağ Milli Parkı (Isparta)

• Termessos Milli Parkı (Antalya)

• Kovada Gölü Milli Parkı (Isparta)

• Munzur Vadisi Milli Parkı (Tunceli)

• Beydağları Sahil Milli Parkı (Antalya)

• Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı (Çanakkale)

• Köprülü Kanyon Milli Parkı (Antalya)

• Ilgaz Dağı Milli Parkı ( Kastamonu)

• Başkomutan Tarihi Milli Parkı (Afyon)

• Göreme Tarihi Milli Parkı (Nevşehir)

• Altındere Vadisi Milli Parkı (Trabzon)

• Boğazköy Alacahöyük Milli Parkı (Çorum)

• Nemrut Dağı Milli Parkı (Adıyaman)

• Beyşehir Gölü Milli Parkı (Konya)

• Kazdağı Milli Parkı (Balıkesir)

• Kaçkar Dağları Milli Parkı (Rize)

• Hatila Vadisi Milli Parkı (Artvin)

• Karagöl-Sahara Milli Parkı (Artvin)

• Altınbeşik Mağarası Milli Parkı (Antalya)

• Honaz Dağı Milli Parkı (Denizli)

• Aladağlar Milli Parkı (Niğde, Adana,Kayseri)

• Marmaris Milli Parkı (Muğla)

• Saklıkent Milli Parkı (Muğla)

________________________________________

TABİAT PARKLARI

Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarıdır.

• Ölüdeniz- Kıdrak Tabiat Parkı (Muğla)

• Çorum-Çatak Tabiat Parkı (Çorum)

• Abant Gölü Tabiat Parkı (Bolu)

• Yazılı Kanyon Tabiat Parkı (Isparta)

• Uzungöl Tabiat Parkı (Trabzon)

• Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı (Antalya)

• Gölcük Tabiat Parkı (Isparta)

• Bafa Gölü Tabiat Parkı (Aydın)

• Polonezköy Tabiat Parkı (İstanbul)

• Ayvalık Adaları Tabiat Parkı (Balıkesir)

• Ballıkayalar Tabiat Parkı (Kocaeli)

• Hacıosman Ormanı Tabiat Parkı (Samsun)

________________________________________

TABİATI KORUMA ALANLARI

Bilimsel ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye düşmüş veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup, sadece bilim ve eğitim amaçları ile kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarıdır.

• Hacıosman Ormanı Tabiatı Koruma Alanı (Samsun)

• Tekkoz-Kengerli Tabiatı Koruma Alanı (Hatay)

• Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Sütçüler Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı (Isparta)

• Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı (Sinop)

• Beykoz-Göknarlık Tabiatı Koruma Alanı (İstanbul)

• Kavaklı Tabiatı Koruma Alanı (Karabük)

• Çİtdere Tabiatı Koruma Alanı (Karabük)

• Kökez Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Kasatura Körfezi Tabiatı Koruma Alanı (Kırklareli)

• Sultansazlığı Tabiatı Koruma Alanı (Kayseri)

• Sakagölü Longozu Tabiatı Koruma Alanı (Kırklareli)

• Vakıf Çamlığı Tabiatı Koruma Alanı (Kütahya)

• Kazdağı Göknarı Tabiatı Koruma Alanı (Balıkesir)

• Akdoğan ve Rüzgarlar Ebe Çamı Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Sırtlandağ Halep Çamı Tabiatı Koruma Alanı (Muğla)

• Kale-Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı (Antalya)

• Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı (Ankara)

• Kaşalıç Tabiatı Koruma Alanı (Kütahya)

• Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı (Antalya)

• Gala Gölü Tabiatı Koruma Alanı (Edirne)

• Körçoban Tabiatı Koruma Alanı (K.Maraş)

• Çamburnu Tabiatı Koruma Alanı (Rize)

• Dibek Tabiatı Koruma Alanı (Antalya)

• Habibi-neccar Tabiatı Koruma Alanı (Hatay)

• Demirciönü Tabiatı Koruma Alanı (Bolu)

• Yumurtalık Tabiatı Koruma Alanı (Adana)

• Dandindre Tabiatı Koruma Alanı (Eskişehir)

• Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı (Denizli)

• Akgöl(Ereğli Sazlığı) Tabiatı Koruma Alanı (Karaman)

________________________________________

TABİAT ANITLARI

Tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel değere sahip ve milli park esasları dahilinde korunan tabiat parçalarıdır.

• Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı (Bolu)

• Mızıkçam Tabiat Anıtı (Kütahya)

• Bığbığ Orman Sarmaşığı Tabiat Anıtı (Adana)

• Asarlık Tepeleri Tabiat Anıtı (Ankara)

• Anadolu Kestanesi Tabiat Anıtı (İzmir)

• Eskipazar Türbe Çamı Tabiat Anıtı (Bolu)

• Araç Turbe Çamı Tabiat Anıtı (Kastamonu)

• Fosil ardıç Tabiat Anıtı (Konya)

• Titrek Kavak Tabiat Anıtı (Konya)

• Koca Katran Tabiat Anıtı (Mersin)

• Taşdede Pırnal Meşesi Tabiat Anıtı (İzmir)

• Dokuz Kardeşler Çamı Tabiat Anıtı (Çamkırı)

• Barla Sedir Ağacı Tabiat Anıtı (Isparta)

• Kunduracı Çınarı Tabiat Anıtı (İzmir)

• Kızılcaelmaaltı Meşesi Tabiat Anıtı (Sinop)

• Ana Ardıç Tabiat Anıtı (Mersin)

• Çatal Sedir Tabiat Anıtı (Burdur)

• Söğüt Yaylası Ulu Ardıç Tabiat Anıtı (Isparta)

• Meşe Ağacı Tabiat Anıtı (Adapazarı)

• Görkemli Meşe Tabiat Anıtı (Sinop

• Teos Menengici Tabiat Anıtı (İzmir)

• Ulu Kavak Tabiat Anıtı (Aydın)

• Güney Şelalesi Tabiat Anıtı (Aydın)

• Subaşı Havuzlar Çınarı Tabiat Anıtı (İstanbul)

• Kızılağaç Köyü Lübnan Sediri Tabiat Anıtı (Antalya)

• Koca Kaplan Lübnan Sediri Tabiat Anıtı (Antalya)

• Şah Ardıç Tabiat Anıtı (Antalya

• Koca Sedir Tabiat Anıtı (Antalya)

• Söğüt Köyü Çınarı Tabiat Anıtı (Muğla)

• Bayır Servi Ağacı Tabiat Anıtı (Muğla)

• Bayır Çınarı Tabiat Anıtı (Muğla)

• Ovacık Köyü Anadolu Kestanesi Tabiat Anıtı (Muğla)

• Ulu Meşe Tabiat Anıtı (İzmir)

• Çatal Çam Tabiat Anıtı (Isparta)

• Aslan Ardıç Tabiat Anıtı (Antalya)

• Karamık Köyü Sedir Ağacı Tabiat Anıtı (Antalya)

• Beldeğirmen Köyü Çınar Ağacı Tabiat Anıtı (Kastamonu)

• Oniki Kardeşler Tabiat Anıtı (Kastamonu)

• Erenler Çamı Tabiat Anıtı (Kastamonu)

• Kıranı Evliya Ardıcı ( Gümüşhane)

• Ali Ağanın Kavağı ( Gümüşhane)

• Yarendere Fıstık Çamı ( İzmir)

• İlk Kurşun Çınarı ( İzmir)

• Yemişçi Çınarı ( İzmir)

• Fıstık Çamı ( İzmir)

• Örümcek Ormanı Ladini (1) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Ladini (2) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Ladini (3) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Ladini (4) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Göknarı (1) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Göknarı (2) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Göknarı (3) (Gümüşhane)

• Örümcek Ormanı Göknarı (4) (Gümüşhane)

• Kadınlar Kuyusu Koca Menegici (İzmir)

________________________________________

ÖZEL ÇEVRE KORUMA ALANLARI

Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş bölgeleri çevre kirlenmesi ve bozulmasına karşı korumak, bu alanların doğal güzelliklerini ne tarihi değerlerinin gelecek nesillere intikalini teminat altına almak için oluşturulmuş bölgelerdir.

• Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Göksu Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Datça Özel Çevre Koruma Bölgesi

• Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi

________________________________________

SULAK ALANLAR

Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, bütün sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler sulak alanlardır.

• Meriç Deltası

• Kızılırmak Deltası

• Kuş Gölü

• Uluabat Gölü

• Çamaltı Tuzlası

• Büyük Menderes Tuzlası

• Göksu Deltası

• Seyhan ve Ceyhan Deltaları

• Işıklı Gölü

• Burdur Gölü

• Beyşehir Gölü

• Eğirdir Gölü

• Eber Gölü

• Akşehir Gölü

• Tuz Gölü

• Seyfe Gölü

• Sultan Sazlığı

• Ereğli Sazlıkları

• Küçük Menderes Deltası

• Gölcük Gölü

• Marmara Gölü

• Demirköprü Barajı

• Salda Gölü

• Yarışlı Gölü

• Karataş Gölü

• Çorak Gölü

• Acı Gölü

• Gölhisar Gölü

• Akgöl

• Saroz Körfezi

• Tuz Gölü (Çanakkale)

• İğneada Longozu

• Uzungöl

• Sera Gölü

• Sarıkum Gölü

• Tortum Gölü

• Erzurum Ovası

• Çıldır Gölü

• Aktaş Gölü

• Kuyucalı Gölü

• Aygır Gölü

• Deniz Gölü

• Gavur Gölü

• Van Gölü

• Erçek Gölü

• Keşiş Gölü

• Sultan Gölü

• Tuzla Gölü

• Yeşilırmak Deltası

• Ladik Gölü

• Edremit Körfezi

• Gönen Çayı Deltası

• Tödürge Gölü

• Hafik Gölü

• Lota Gölü

• Otluk Beli Gölü

• Amik Gölü

• Yenişehir Gölü

• Borabay Gölü

• Kulu Gölü

• Samsam Gölü

• Uyuz Gölü

• Kozanlı Saz Gölü

• Bolluk Gölü

• Tersakan Gölü

• Mogan – Eymir Gölleri

• Sarıyer Barajı

• Karamuk Bataklığı

• Karakuyu Gölü

• Hirfanlı Barajı

• Eşmekaya Gölü

• Hazar Gölü

• Gölbaşı Gölü

• Azaplı Gölü

• Sazlıöz Gölü

• Mekil Gölü

• Balıkdamı

• Kocaçay Deltası

• Bafa Gölü

• B. Çekmece Gölü

• K. Çekmece Gölü

• Yeniçağa Gölü

• Efleni Gölü

• Abant Gölü

• Sünnet Gölü

• Çubuk Gölü

• Karagöl

• Haçlı Gölü

• Bulanık Gölü

• Akdoğan Gölü

• Seki Gölü

• Kaz Gölü

• Arin Gölü

• Nazik Gölü

• Nemrut Gölü

• Tarsus Deltası

• Kovada Gölü

• Hotamış Sazlığı

• Güllük Sazlığı

• Köyceğiz Gölü

• Avlan Gölü

• Gölovası Gölü

• Girdev Gölü

• Kestel Gölü

• Simav Gölü

• Hersek Gölü

• Sapanca Gölü

• Gökçeören Gölü

• Acarlar Gölü

• Balık Gölü

• D. Beyazıt Sazlığı

• Sarısu Bataklığı

• Kurkapanı Gölü

• Şehli Gölü

• Turna Gölü

• Yüksekova Sazlığı

________________________________________

TÜRKİYE’DE KAPLUMBAĞALAR

Türkiye kıyılarında yuvalanan iki deniz kaplumbağası Chelonia mydas ve Caretta Caretta’dır. Chelonia mydas’ın yayılış alanı genel olarakDoğu Akdeniz’deki birkaç kumsalla sınırlıdır(Kazanlı, Akyatan, Samandağı). Caretta Caretta ise diğer kumsalların hemen hemen hepsinde yaygındır.

Taraf olduğumuz uluslararası BERN Sözleşmesi ( Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması ) gereği ülkemiz Akdeniz sahillerinde 17 alan nesli tehlikeye düşmüş Deniz Kaplumbağaları( C. caretta, C. mydas) yaşama ve üreme alanı olarak tespit ve ilan edilmiştir. Bu alanlar Kaplumbağa İzleme ve Değerlendirme Komisyonunca izlenerek ve incelenerek ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği ile söz konusu alanlara koruma statüsü ( Özel Çevre Koruma Alanı, Doğal Sit) kazandırılmakta ve ayrıca Çevre Düzeni Planlarına işletilmektedir.

Deniz Kaplumbağaları ve yaşam alanlarının her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korunmasını teminen oluşturulan alanlar isimleri şöyledir:

• Dalyan

• Ekincik

• Dalaman

• Fethiye

• Patara

• Kale

• Kumluca

• Tekirova

• Belek

• Kızılot

• Demirtaş

• Gazipaşa

• Anamur

• Göksu Deltası

• Kazanlı

• Akyatan-Ağyatan

• Samandağ

A-mondros Ateşkes Antlaşmasının İmzalanmasını Zorunlu Kılan Sebebler

06 Kasım 2007

A-MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASININ İMZALANMASINI ZORUNLU KILAN SEBEBLER

Osmanlı Ordusu ard arda aldığı yenilgiler ve ağır kayıplar sonucunda savaş gücünü kaybetmiş idi. Irak ve Suriye’deki İngiliz birlikleri Kerkük’ü ele geçirmişler ve Suriye’de de Osmanlı ordusuyla savaş halinde idiler. Osmanlı Ordusu Haleb’e kadar gerilemişti fakat burada da tutunabileceği şüpheli idi. Osmanlı Devletini daha da çok kaygılandıran hal; Trakya’nın durumu idi. Çünkü İtilaf kuvvetleri Yunanistan’dan İstanbul’a harekete geçmişler ve Türklerle Almanlar arasındaki kara yolunu kesmişlerdi. Bunun yanında Bulgarların İtilaf Devletlerine mütareke teklifleri durumu büsbütün kötüleştirmişti. Osmanlı Devletinin müttefiki olan Almanya ve Avusturya- Macaristan’ın mütareke girişimleri de Osmanlı Devletinin savaşa devamını imkansız hale getiren sebeplerdendir.

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasında manevi bakımdan da olsa 8 Ocak 1918 Tarihli Wilson Beyannamesinin 12. Maddesinin de tesiri olmuştur. Bu maddede; Osmanlı İmparatorluğunun Türklerle meskun kısımlarına itirazsız bir hakimiyet temin edileceği ifade edilmişti. Aynı günlerde 5 Ocak 1918 de Loyd George’nin Avam Kamerasında yapmış olduğu konuşma içersinde gecen cümle de Osmanlı Devleti’ni manevi açıdan mütareke için ümitlendirmişti. “Biz Türkleri ne payitahtlarından ne de ekseriyetle meskûn bulundukları namlı Anadolu ve Rumeli topraklarından mahrum bırakmak için harp etmiyoruz”. Bu iki açıklama da birbirine doğrular ve destekler mahiyette olsa bile olayların gelişimi işin iç yüzünün öyle olmadığını göstermiştir.

Bu gelişmeler sürerken Osmanlı Devleti kendi içinde de birtakım karışıklıklar maruz kalmıştı. V. Sultan Mehmet Reşat’ın ölümü üzerine tahta geçen Mehmet Vahidüttin kendinden öncekine asla benzemiyordu. O, V. Mehmet Reşat’ın aksine zeki ve anlayışlı idi. Talat Paşa’nın kabineden çekilmesi, Tevfik Paşa’nın hükümet kurma çabaları ve bu konuda başarı sağlayamaması ve sonunda İzzet Paşa’nın hükümeti kurmakla görevlendirilip bunu uzun uğraşlardan sonra başarabilmesi Osmanlı Devletine mütarekenin imzalanması hususunda bir hayli zaman kaybettirmiştir. Hükümetin uzun zamanda kurulamamasından anlaşılacağı gibi bir çok devlet adamı Osmanlı Devleti’nin bu kritik anında kabineye gitmek istememişlerdir.

Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri ile bir mütareke imzalamak mecburiyetinde idi. Bu suretle barış yapmak için İngilizler baş vurulmuştur. Bu olaya da İzmir Valisi Rahmi Bey’in rolü büyüktür. İngiliz dostu plan bu vali İzmir de ki İngiliz esirlerine karşı yaptığı iyi muamele sonucu teşekkür mektubu bile almıştı. Fakat 5 Ekim 1918 tarihindeki mütareke müracaatı İngiliz elçisi tarafından reddedildi. Sebep olarak ta Osmanlı Devleti’nın barış istemek için çok geç kaldığı gösterilmiştir. Zaten Osmanlı Devletinde meydana gelen kabine değişikliğinin de temel nedeni budur. Büyük devletlerin katında savaşa neden olan kabinenin barışa el atmasının olumlu sonuç vermeyeceği düşüncesi İsviçre elçisi tarafından Osmanlı Devleti ne hatırlatılmıştır.

Bu sıkıntılı durumda Küt’ül Amare’de esir düşmüş bir İngiliz generali olan Towwnsheend gördüğü iyi mıameleye karşılık vermek istemiş ve sadrazam İzzet Paşa’ya İngiliz Hükümetiyle görüşerek Osmanlı Devleti ile bir mütakere yapması için iknaya çalışacağını belirtmişti. Sonun da İngiliz hükümeti Amiral Calthorpe’a mütareke yapılması için 20 Ekim 1918 de yetki vermiştir. Amiral Calthorpe mütareke için delegelerin gönderilmesini istediği bir telgrafı sadrazam İzzet Paşa’ya göndermiştir.

Osmanlı Devleti bu gelişmeler e sevine dursun daha 7 Ekim 1918 tarihinde İngiliz, Fransız ve İtalyan başkanları Osmanlılara imzalatılacak mütarekenin şartlarını belirlenişlerdi.

Mütareke müzakereleri için gönderilecek delegenin seçimi de, Osmanlı hükümetini birçok sıkıntıya sokmuştur. Sultan Vahidüttin, Damat Ferit Paşa’nın delege olarak gönderilmesini istemişti. İzzet paşa Damat Ferit’in böyle önemli bir işi başaramayacağını söylediyse de padişaha dinletemedi. Fakat Bakanlar kurulu üyeleri böyle yarı mecnun bir şahsın yollanmasının caiz olmayacağına karar vererek, icap ederse istifa dahi ederiz diye diretince padişah Damat Ferit ten vaz geçmek zorunda kalmış ve delegeliğe Bahriye bakanı Rauf Bey, Dış İşleri Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Kurmay Yarbay Sadullah Bey tayin olunmuştur. Heyetin sekreterliğine de dış işleri bakanlığından Ali ( Türkgeldi) Bey atanmıştır.

Delegelere İstanbuldan hareket ermeden önce birtakım direktifler verilmiştir.

1. Yunan savaş gemileri dışında, boğazlar tüccar ve savaş gemilerine açık bulundurulacak, savaş gemileri Marmara da iki günden fazla kalmayacak ve boğaz istihkâmları Osmanlı kuvvetleri elinde bulunacaktı. Fakat bu son teklif kabul edilmezse o zaman, barış yapıldıktan sonra çekilmek şartıyla “kontrolör olarak belli bir sayıda” İngiliz subayının boğazlarda bulunmasına izin verileçekti.

2. Güvenliği sağlayacak kuvvetler dışında, öteki Türk kuvvetlerinin terhisi kabul olunacaktı.

3. Mütarekenin imzalandığı gün cephelerde saldırı duracaktı.

4. Osmanlı Devleti’nin idaresine karışılmayacak ve Türk topraklarında herhangi bir noktaya asker çıkarılmayacaktı.

5. İtilaf devletlerinde Türkiye ye para yardımı sağlanmaya çalışılacaktı.

Delegeler 26 Ekim 1918 akşamı Midili Adasının Mondros Limanına vardılar. 27 Ekim de daha önce hazırlanmış Fakat Osmanlı Devleti’nin haberdar olmadığı şarlar delegelere okunarak müzakerelere başlandı. Bu çok ağır şartlar taşıyan mütareke projesinde değişikliğe izin verilmeyeceğini, fakat üzerinde ufak tefek düzeltmelerin yapılabileceğini anlaşıldı. Delegeler ya bu metni imzalayacaklar ya da mütareke sonuçlanmadan geri döneceklerdi. Bu durumda delegeler mütareke şartlarının çok ağır olduğunu ve durumu belirten bir telgrafı İstanbul’a çektiler ve sonucunu beklemeye başladılar. 29 Ekim günü gelen talimatta şunlar yer alıyordu.

“ İstihkâmların işgalinde İtalya ve özellikle Yunan askerlerinin bulundurulmaması, bu işgaller yapılırken İngiliz ve Fransızlarla birlikte Türk birliklerinin de bulunması, İstanbul’un mütarekenin 7. Maddesi dışında bırakılması, Yunan gemilerinin Türk limanlarından faydalandırılmaması, Toros Tünelllerinin işkal edilmemesi gibi gibi hususlar yer almakta idi.”

Fakat bunların hiçbiri kabul edilmedi. Sonunda 30 Ekim 1918 tarihin de Osmanlı delegeleri bu ağır şartları taşıyan mütarekeyi imzalamak zorun da kaldılar.

B- MONDROS MÜTAREKESİNİN İÇERİĞİ

1.Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın açılması ve Karadeniz’e serbestçe geçiş, Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın İtilaf Devletleri tarafından işgali

2.Türk sularındaki tüm torpil tarlaları ile torpido ve kovan yerleri, diğer engellerin yerleri gösterilecek ve bunları taramak veya kaldırmak için istenildiğinde yardım edilecektir.

3.Karadeniz’de bulunan torpil yerleri hakkındaki bilgiler verilecektir.

4.İtilaf Devletleri’nin savaş esirleri ile Ermeni esirleri, tutukluları İstanbul’da toplanacak ve kayıtsız koşulsuz İtilaf Devletleri’ne teslim edilecektir.

5.Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için gerekli görülecek askeri kuvvetten başkası hemen terhis edilecek. (İşbu askeri kuvvetin sayısı durumu İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Devleti ile görüşüldükten sonra kararlaştırılacaktır.)

6.Osmanlı kara sularında güvenlik ve buna benzer konular için kullanılacak küçük gemiler dışında, Osmanlı sularında veya Osmanlı Devleti tarafından işgal edilen sularda bulunan bütün savaş gemileri teslim olunup Osmanlı liman veya limanlarında tutuklu bulundurulacaktır.

7.İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edici bir durum olduğunda herhangi bir strateji noktasını işgal hakkına sahip olacaklardır.

8.Bugün Osmanlı Devleti işgali altında bulunan bütün liman ve demiryollarından İtilaf Devletleri gemilerinin yararlanması ve İtilaf Devletleriyle savaş halinde bulunanlara karşı kapalı bulundurulması. Osmanlı Devleti gemileri de ticaret ve ordunun terhisi konusunda buna benzer koşullarda yararlanacaklardır.

9.İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’ne ait tersane ve limanlardaki bütün gemi onarım ve araçlarını kullanacaklardır.

10.Toros Tünelleri’nin İtilaf devletleri tarafından işgali

11.İran’ın kuzeybatı bölgesindeki Osmanlı Devleti kuvvetlerinin derhal savaştan önceki sınır gerisine çekilmesi konusunda önceden verilen emir uygulanacaktır. Kafkasya ötesinde önceleri Osmanlı kuvvetleri tarafından bir bölümü boşaltılan yerlerin geri kalan bölümü de İtilaf Devletleri tarafından yerinde incelenerek, istenirse boşaltılacaktır.

12.Hükümet haberleşmeleri dışındaki telsiz ve kablolar İtilaf Devletleri memurları tarafından denetlenecektir.

13.Denizciliğe, askerliğe ve ticarete ait maddelerin ve malzemelerin tahrip edilmesi önlenecektir.

14.Osmanlı Devleti’nin gereksinimi karşılandıktan sonra geri kalan kömür, akaryakıt ve deniz gereçleri satın alınacak, bunların hiçbiri dış ülkelere satılmayacaktır.

15.Tüm demiryolları İtilaf Devletleri subaylarının denetimine verilecektir. Bu demiryolları arasında halen Osmanlı Devleti’nin denetiminde bulunan Kafkas Demiryolları dahildir. İşbu Kafkas hatları serbest ve tam olarak İtilaf Devletleri memurlarının idaresi altına verilecektir. Halkın gereksiniminin karşılanması göz önünde tutulacaktır. Bu maddeye Batum’un işgali dahildir. Osmanlı Devleti Batum’un işgaline karşı koymayacaktır.

16.Hicaz, Yemen, Asir, Suriye ve Irak’ta bulunan Muhafız Kıtaları, en yakın İtilaf Devleti komutanına teslim olunacaktır. Kilikya’da bulunan kuvvetlerin düzeni koruması için gerekli sayıdan çoğu 5. maddedeki koşullara uyularak, kararlaştırılacak şekilde geri çekilecektir.

17.Trablus ve Bingazi’de bulunan Osmanlı Devleti Subayları en yakın İtalyan kuvvetlerine teslim olacaklardır. Osmanlı Devleti, teslim emrine uymadıkları taktirde, bunlarla haberleşmeyi ve yardımı kesmeyi kabul eder.

18.Mısratada dahil olmak üzere Trablus ve Bingazi’de işgal edilen limanların en yakın İtilaf muhafız kıtalarına teslimi gerekmektedir.

19.Alman, Avusturya deniz, kara ve sivil memurların ve uyruklarının bir ay içinde ve uzak yerlerde bulunanların bir aydan sonraki en kısa zamanda Osmanlı Devleti’ni terk etmeleri

20.Beşinci madde gereğince terhis edilecek Osmanlı Devleti kuvvetlerine ait donanım, silahlar ve cephane taşıma araçlarının kullanılmasına ait verilecek emirlere uyulacaktır.

21.İtilaf Devletleri’nin çıkarlarını korumak için İaşe Nezaretinde İtilaf temsilcisi bulundurulacak ve kendilerine bu yolda gerekli görülen bütün bilgiler verilecektir.

22.Osmanlı savaş esirleri İtilaf Devletleri’nce tutulacaktır. Sivil savaş esirleri ile askerlik yaşları dışında olanların bırakılması göz önünde bulundurulacaktır.

23.Osmanlı Devleti İttifak Devletleri ile tüm ilişkisini kesecektir.

24.Vilayet-i Sitte’de (altı ilde: Erzurum,Van, Harput (Elazığ), Diyarbakır, Sivas, Bitlis) karışıklık çıktığında bu illerin herhangi bir bölümünün ele geçirilmesi hakkını İtilaf Devletleri saklı tutar

25.İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında çatışma 1918 yılı Ekiminin otuz birinci günü yerel saatle öğle zamanı kesilecektir.

C- MONDROS MÜTAREKESİNE KARŞI DOĞAN TEPKİLER

Yukarıdaki metin iyi bir tahlil süzgecinden geçirildiğinde görülecektir ki bu metin bir müzakereden ziyade “tam bir teslim oluş” vesikası niteliği taşımaktadır. Hata bununla da kalmayıp düşmanın memleketi istilasına yardım etmeyi de vaad etmiştir.

Buna karşılık mütarekeyi imzalayanlardan Rauf Bey 2 Kasım 1918 tarihin de Yenigün Gazetesi’ne verdiği beyanatta şöyle demiştir. “Mütarekeye imzaya giderken bugünkü gibi sevinçli döneceğimi tahmin etmiyordum. Müzakereler sırasında İngilizler çok açık kalpli ve samimi hareket ettiler. Bu mütareke ile devletimizin istiklali, saltanatımızın hukuku tamamiyle kurtarılmıştır. Bu mütareke yenen ile yenilen arsında yapılan bir mütareke değil savaş halinden çıkmak isteyen denk iki kuvvetin aralarındaki düşmanlığı durdurmaları hali gibi bir şeydir.”

Rauf Bey’in bu hareketi mütareke maddeleri üzerin de biraz yumuşama sağladığından olabileceği gibi memlekete döndüğünde kendisine gelen teşekkür yazılarından da olabilme ihtimali vardır. Nitekim sadrazam İzzet Paşa, Rauf Bey’e teşekkür yazısı göndermekle kalmamış Amiral Calthorpe’ a da bir telgraf göndererek Türk delegelerine gösterdiği yakın ilgiye teşekkür edip bu dostça münasebetlerin bozulmamasını dilemiştir.

Mütarekenin Osmanlı Devleti’nin hükümranlık haklarına dokunmayacağını düşünen devlet adamları da müzakerelerdeki başarısından dolayı Rauf Bey’i tebrik etmişlerdir. Sadrazam İzzet Paşa mütarekenin diğer devletlerin mütarekelerine göre yeğ tutulabileceği her fırsatta hatırlatmıştır. Mütareke Mebusan ve Ayan meclislerinde okunarak imzaya sunulmuş ve padişah Vahidüddin de uygun görmüştür. Bütün bu olumlu tepkilerin nedeni; Osmanlı Devlet adamlarının, sadrazamın ve padişahın Amerika Cumhur Başkanı Wilson’un yayınladığı ilkelere çok güveniyor olmalarıdır. Hatta Wilson ilkelerine güvenerek Doğu Trakya’nın Türkler verileceği ve Batı Trakya’da da birtakım haklar tanınacağını düşünenler bile vardır. Fakat bu ilkelere güvenmek Osmanlı Devletinin en büyük gafleti olmuştur. Çünkü; Amerika Cumhur Başkanı Wilson, İtilaf Devletlerine I. Dünya Savaşının amacı ve barış şartlarının neler olacağını sorduğunda aldığı cevap şöyle olmuştur: “ Türklerin idaresi altında olan milletler kurtarılacak ve batı medeniyetine uzak ve yabancı olan Osmanlı Devleti de Avrupa’dan atılacaktır.” Şu halde Amerika İtilaf Devletlerinin Osmanlı hakkındaki fikirlerini bile bile ve bunu kabul ederek savaşa katılmıştır.

Bazılarına göre mütareke sadece cephelerdeki çatışmayı durduran askeri bir sözleşmeydi. Yıldırım Orduları kumandanı M. Kemal Paşa’ya göre ise Osmanlı Devleti bu mütareke ile kendisini kayıtsız şartsız düşmanlara teslim etmeye razı olmuştu.

D- MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASININ UYGULANIŞI VE İŞGALLER

İngilizler mütarekenin imzalanmasından hemen sonra 1 Kasım 1918 de Musul’un ve sonra da İskenderun’un teslimini istediler. Musul petrolleri yüzünden İngilizler açısından cazip bir mevki idi ve 8 Kasım 1918 de İngiliz kuvvetleri Musul’a girmiştir. Hemen ardından da 9 Kasım da İskenderun’u işgal etmişlerdir. İzzet Paşa hükümeti herhangi bir mukavemete izin vermemişlerdir. İngiliz işgalleri buralarda da kalmamış , güneyde Maraş, Birecik ve Urfa bölgelerine kadar sürmüş, Konya istasyonu dahil bu bölgedeki bir takım istasyonlar İngilizler tarafından işgal edilmiştir.

Kars, Ardahan ve Batum’da da durum pek farklı değildi. İngiliz hükümeti, Osmanlı Devleti’nden bu üç vilayetin hemen boşaltılmasını istemiştir. Fakat bu bölgede 300 bin Türk’e karşı 30 bin azınlık bulunmaktaydı. Nitekim 24 Aralıkta İngiliz Tümeni Batum’a çıkmıştır. 31 Aralık 1919 da bu üç vilayet tamamen boşaltılmıştır. Bu sırada İngilizler karşı çıkan ve hiç olmazsa ordunun kışı burada geçirmesini isteyen –ki bu durumun başlıca sebebi kış şartlarında bu bölgede asker ve eşya sevkıyatının zor olmasıdır-. Yakup Şevki Paşa da Malatya ya sürgün edilmiştir. İşgal edilen yerler Ermeni Heyetine teslim edilmiştir. Türk Ordusu için ayrılan binlerce ton erzaka el konulmuştur.

Boğazlar da ise 6 Kasım da bir İngiliz Heyeti gelerek teslim işlemine başladı. 13 Kasım 1918 de; 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan ve 4 Yunan Savaş Gemisi, Dolmabahçe önüne demirledi.

Gelenlerin yanlarına bir Türk Heyeti giderek “Hoş Geldiniz” dedi. Bu durum kadar üzücü olan ise Yunan gemilerinin de İtilaf Devletlerinin gemilerinin arasında olmasıydı. Mondros Limanında mütareke imzalanırken Amiral Calthorpe Türk heyetine, şifai olarak Yunan işgaline izin verilmeyeceği sözünü vermişti. Fakat bu sözü İngiliz hükümeti tarafından tutulmadı.

E- GENEL DEĞERLENDİRME

Bu ateşkes antlaşmasının hükümleri gereğince Osmanlı Devleti fiilen tarihe karışıyordu. Çünkü, bu bir ateşkes değil kayıtsız koşulsuz bir teslim belgesi idi. Yaklaşık sekiz yıl savaştan sonra, bir zamanların muhteşem Osmanlı Devleti perişan bir şekilde yenilmiş, orduları dağılmış, morali çökmüş, savaşlarda büyük insan kayıplarına uğramış, kaynakları tükenmiş, galiplerin kendisi hakkında vereceği karara razı ve kadere boyun eğmiş bir görünümdeydi. Ordu dağılıyor, silah, cephane ve ulaşım yolları ile tüm haberleşme araçları ve liman, tersaneler İtilaf Devletleri’nin denetimine bırakılıyordu. İtilaf Devletleri’ne, 7. maddeye dayanarak, ülkenin herhangi bir yerini işgal hakkı tanınıyor, Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurulması için olanak hazırlanıyor ve İtilaf Devletleri’ne işgallerine yardımcı olunacağı belirtiliyordu.

İtilaf Devletleri, özellikle İngiltere, savaştan yenik çıkmış olan Almanya, Avusturya ve Bulgaristan’a Osmanlı Devleti’ne uyguladıkları paylaşma politikasını izlemiyorlardı. Almanya, Avusturya ve Bulgaristan’ın topraklarına ateşkes imzaladıkları tarihte İtilaf devletleri askerlerince girilmişti. Oysa Osmanlı Devleti ateşkes imzaladığı tarihte ülkesine düşman askeri girmemişti. İngiltere, Mondros’un imzalanmasından sonra Türk Ulusu’na doğu ulusu gözüyle bakıyor, Türk Ulusu’nu padişahın buyruğu altında bir sürü olarak görüyor ve padişah elde edilince tüm ulusun da avuç içinde olacağını düşünüyordu. Lloyd George’nin planı, Yunanistan’ı yeter derecede güçlendirmek ve Güney Kafkasya’da Rusya ile Osmanlı Devleti arasında kalmış olan hükümetlere yardım edip, Osmanlı Devleti’ni doğudan ve batıdan istila ve baskı altına almaktı. Avrupa’nın hasta adamı ölmüş ve mirasını paylaşmak birinci derecede İngiltere’nin sonra Fransa ve diğerlerinin eline kalmıştı. Rusya savaştan çekilmiş olduğu için Doğu Sorunu nu İngiltere ve Fransa’nın diledikleri gibi çözebileceklerdi. Avrupa’yı pasta dilimleri gibi, ulusal sınırlara bakmaksızın bölen, II. Dünya Savaşı’nın tohumlarını daha o zaman eken İtilaf Devletleri tüm Orta Doğu’yu, yani Osmanlı Devleti’nin topraklarını yağma edebilecek şekilde ele geçirmişlerdi. 1878′den beri Osmanlı Devleti ile ilgili politikasını değiştirmiş bulunan İngiltere, Osmanlı Devleti’nin artık yaşayamayacağına karar vermişti. Yüzyıllardır güneye inmek isteyen Rusya’nın Balkanlar üzerinden Boğazlara ve Kafkasya üzerinden ise İskenderun ve Basra Körfezleri’ne ilerleyişinin ve buraları ele geçirmesinin Osmanlı Devleti tarafından durdurulama cağını gören İngiltere, 1. Dünya Savaşı sonunda, kendi politikasını uygulama olanağı bulduğundan Kafkasya’daki Rus ilerleyişini durdurmak için Ermenistan ve Balkanlar’da ilerleyen Rus tehlikesine karşı da Ege Denizi’ne egemen, Batı Anadolu’yu hatta Kıbrıs’ı da içine alan güçlü bir Yunanistan yaratmak ve İngiltere’nin desteğinde bu devletleri Rusya’ya karşı tampon olarak kullanmak, bu sayede İngiltere’nin sömürge yollarının güvenliğini sağlamak istiyordu. İşte Mondros Ateşkes Antlaşması İngiltere’nin bu politikasının ürünü olarak İngiltere temsilcisi Amiral Calthrope’nun dikte ettirdiği şekilde kabul edilmişti.

Lehıstan Ilıskılerı

06 Kasım 2007

LEHISTAN ILISKILERI

Lehistan’in Fransiz Krali Henry, Sultan Ikinci Selim’in istegiyle diger Avrupali rakiplerini geride birakarak tahta geçmisti. Osmanli Devleti’nin Lehistan yönetiminde hakim olmaya çalismasinin nedeni, Avusturya’ya komsu olan iki müttefike sahip olmakti. Fransizlarla Kanuni Sultan Süleyman döneminde baslayan iyi iliskiler zaten mevcuttu. Lehistan yönetimine de hakim olmak, Avusturya karsisinda Osmanli Devleti’ni güçlü kilacakti. Fakat bir süre sonra Fransa tahtinin bosalmasi üzerine, Henry, Lehistan’dan ayrilarak kral olmak üzere Fransa’ya gitti. Lehistan da olusan iktidar boslugu üzerine Sultan Üçüncü Murad duruma müdahale etti. Sultan Üçüncü Murad’in istegi üzerine Erdel Beyi Bathary Lehistan’a kral oldu. Lehistan ile bir antlasma yapildi ve bu siyasi gelismeler sonunda Osmanli Devleti’nin kuzey siniri güvenli bir hal aldi.

Ingıltere Ile Ilıskıler

06 Kasım 2007

INGILTERE ILE ILISKILER

Osmanli-Ingiliz iliskileri ilk olarak ticari alanda basladi. Ingiltere Kraliçesi Elizabeth, Istanbul’a bir iki defa elçi göndermis ve Sultan Ikinci Murad’a: "Yüce Türk" diye hitap etmisti. Sultan Üçüncü Murad’da kraliçeye "Vilayet-i Ingiltere kraliçesinin yalniz dostu degil, ayni zamanda hamisiyiz" diyordu. Ingiltere’nin gönderdigi ilk elçi William Harborne, 24 Nisan 1583′te huzura kabul edilmis ve padisaha hediyeler getirmisti. O zamana kadar Ceneviz, Venedik, Dubrovnik tüccari yanisira, 1569 yilinda verilen Kapitülasyonla Fransiz tüccari da Osmanli limanlarinda ticaret yapma hakkina sahipti. Kraliçe Elizabeth tarafindan gönderilen Ingiliz elçisi de Osmanli limanlarinda ticaret yapmak için gerekli olan kapitülasyonu alabilmek için Istanbul’a gelmisti. Venedik ve Ceneviz haricindeki Kapitülasyonu olmayan devletlerin tüccari, Fransiz bayragiyla Osmanli limanlarina geliyordu. 1572 Bartalameos katliami ile birlikte Katoliklerden yüz çevirmeye baslayan Osmanli hükümeti, Papa’nin koydugu (barut, kalay, top güllesi gibi) stratejik harp malzemesi ambargosunu kirabilmek için, önce Protestan olan Ingiltere’ye yakinlasti. Böylece Akdeniz’de Ingiliz-Fransiz rekabeti baslamis oldu. Bu rekabetten Osmanli Devleti de birçok siyasi menfaat kazanmis oldu.

Hayatı

06 Kasım 2007

HAYATI

Sultan Üçüncü Murad 4 Temmuz 1546 günü Manisa’nin Bozdag yaylasinda dünyaya geldi. Babasi, Sultan Ikinci Selim, annesi Afife Nur Banu Sultan’dur. Annesi Venediklidir. Sultan Üçüncü Murad orta boylu, degirmi yüzlü, kumral sakalli, ela gözlü ve beyaz tenli bir padisahti. Çok cömertti ve insanlara yardim etmeyi çok severdi. Merhametli bir kisilige sahip olan Sultan Üçüncü Murad, Arapça ve Farsçayi çok iyi konusurdu. Babasinin 1558 yilinda, Manisa sancak beyliginden Karaman valiligine tayin edilmesi üzerine, dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafindan Alasehir sancakbeyligine tayin edildi. Babasi Sultan Ikinci Selim padisah olduktan sonra da tekrar Manisa sancakbeyligine atandi. Sehzadeligi sirasinda bulundugu Manisa’da devrin en degerli ulemasindan dersler aldi. Osmanli padisahlari içinde en alim padisahlardan birisidir. Babasi Sultan Ikinci Selim’in vefati üzerine Manisa’dan Istanbul’a gelerek 22 Aralik 1574 tarihinde tahta geçti. Ancak o da babasi Sultan Ikinci Selim gibi devlet islerine fazla müdahil olmadi. Bürokrasi ve hükümet daha ziyade Sokullu Mehmed Pasa tarafindan idare edildi. Bunda Sokullu’nun tecrübe ve dirayeti ile Sultan Ikinci Murad’in idare tarzi büyük rol oynamistir. Içkiye ve eglence meclislerine düskün olan Sultan Üçüncü Murad, saltanati boyunca Istanbul’dan hiç çikmadi ve saraydaki kadinlarin etkisinde kaldi. Daha sonraki yillarda Osmanli Imparatorlugunun bir devrini etkileyecek olan kadinlar saltanati onun devrinde basladi. 29 yasinda çiktigi tahtta 20 yil kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595 tarihinde felç geçirdi ve vefat etti. Ayasofya Camii’nin avlusuna defnedildi. Sokullu Mehmed Pasa’nin agirligini hissettirdigi III. Murad döneminde, Osmanli topraklari en genis sinirlarina ulasti. Babasi Ikinci Selim’den devraldigi 15. 162.151 km kare ülke topragini, 19.902.000 km kareye çikardi. Ingilizlerle de dostane iliskiler gelistirildi. Ilk Ingiliz Kapitülasyonunun verilmesiyle Istanbul’a daimi Ingiliz elçisi gönderildi. Papa’nin Katolik Avrupa’da kurabilecegi haçli ittifakina karsi Protestan Ingiltere ile iliskiler gelistirildi. Daha sonra bu ittifaka Hollanda da dahil edilecektir. Devlet islerini Sokullu’ya devreden Sultan Üçüncü Murad zamaninda, sarayda kadinlar devlet islerine çokça karismaya basladilar ve bu durum Sokullu’nun ölümünden sonra da artarak devam etti. Erkek Çocuklari: Üçüncü Mehmed, Selim Bayezid, Mustafa, Osman, Cihangir, Abdullah, Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemsah, Yusuf, Hüseryin , Korkud, Ali, Ishak, Ömer, Alaüddin, Davud. Kiz Çocuklari: Ayse Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Fahriye Sultan.

Kanıje Kalesı’nın Fethı

06 Kasım 2007

KANIJE KALESI’NIN FETHI

Satirci Mehmed Pasa iki yildir hiçbir askeri basari kazanamamisti. Bu süre içinde bazi Osmanli kaleleri Avusturyalilarin eline geçmisti. Mehmed Pasa’nin idami üzerine, Sadrazam Damat Ibrahim Pasa ordunun basina geçti ve Belgrad’a geldi. Bu sirada Avusturya baris istemisti. Avusturyalilar daha önce geri aldiklari Egri’yi ve Hatvan’i bize vermeyi önerdiler. Bu öneriye karsilik, Osmanli temsilcileri Estergon, Neograd, Vürek ve Yanikkale’yi istediler. Antlasma yapilamadi. Belgrad’da kisi geçiren Damat Ibrahim Pasa, Kanije Kalesi’ni kusatip sikistirmaya basladi. Kusatma devam ederken, kale içinde esir olan Türklerin canlarini feda etmek ugruna havaya uçurduklari barut deposu kalenin harap olmasina yol açti. Ancak yine de teslim olmayan Kanije Kalesi’nin yardimina bu seferde Philippe Emmanuel komutasindaki 20.000 kisilik bir ordu geldi. Iki ates arasinda kalan Osmanli ordusu kahramanca savasmaya devam etti. Yardima gelen düsman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40 gün süren bir kusatmadan sonra Kanije teslim oldu. Beylerbeyligin merkezi Kanije’ye alindi, Kanije Beylerbeyligi Tiryaki Hasan Pasa’ya verildi. Sultan Üçüncü Mehmed, bu basarisindan dolayi Damat Ibrahim Pasa’ya kendisi padisah olarak yasadigi sürece sadrazamlikta kalacagi vaadinde bulundu (10 Eylül 1601). Kanije kalesini geri almaya çalisan Arsidük Ferdinand, Kanije’yi büyük bir orduyla kusatti. Tiryaki Hasan Pasa komutasindaki az sayida asker iki aydan fazla kaleyi korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye baslayan Osmanli kuvvetleri beklenmedik bir çikisla kendisinden kat kat üstün görünen düsman ordusunu Kanije kalesi önünde yendi (18 Kasim 1601). Bu zaferden sonra Istolni, Belgrad ve Estergon, 1603′de de Uyvar fethedildi.

1. Dünya Savaşı

06 Kasım 2007

1. DÜNYA SAVAŞI

Kısaca: 1914 Ağustos’undan, 1918 Kasım’ına kadar süren ve çok geniş bir bölgeyi içine alan uluslararası bir savaştır. Savaşın başlangıcında, İngiltere ve İngiliz Uluslar Topluluğu ülkeleri ile Fransa, Belçika, Rusya, Sırbistan vs savaşa kısa bir süre sonra katılan Japonya ‘İtilaf Devletleri’ni oluşturdu. Bu devletlere daha sonra ABD, İtalya, Romanya, Yunanistan ve öbür bazı ülkeler de katıldılar. Öbür yanda ise ‘İttifak Devletleri’ yani Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve çok daha sonra katılan Bulgaristan bulunuyordu.

Nedenleri: 18. yüzyılda Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirerek gelişen ve zenginleşen İngiltere, dünyanın her yanına yayılmış sömürgeleriyle büyük bir imparatorluk kurmuştu. 19. yüzyılda Almanya, Fransa, Japonya, ABD gibi bazı ülkeler de hızla sanayileşmeye başladılar ve 19. yüzyıl sonlarına doğru özellikle Almanya, İngiltere’ye ciddi bir rakip oldu. Büyüyen ekonomisinin ve artan nüfusun gereksinimlerini karşılayacak sömürgeler bulmak için dünyaya açılmaya çalışan Almanya, bir çok yerde İngiltere ve Fransa ile karşı karşıya gelmeye başladı.

Balkanlar’da siyasal ve ekonomik etkisini arttırmaya çalışan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya’nın çatışması da, uzun süreden beri Avrupa’nın gündeminde yer alan uluslararası sorunlardan biriydi. Ayrıca, Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu yeni sömürgeler arayan devletlerin çıkar çatışmasına sahne olan önemli bölgelerdi.

Böylece, birbirleriyle kıyasıya çıkar çatışması içinde olan devletler, güvenliklerine yönelebilecek tehlikelere karşı önlem antlaşmaları yaptılar. İtilaf ve İttifak Devletleri diye adlandırılan iki karşıt cephe işte bu antlaşmaların ürünüdür.

Savaşın Başlaması: Avusturya’nın 1908’de işgal etmiş olduğu Bosna’nın Saraybosna kentinde, 28 Haziran 1914’de bir Sırp milliyetçisinin Avustarya veliahtını öldürmesi savaşı başlatan kıvılcım oldu. Bu olaydan Sırbistan’ı sorumlu tutan Avusturya, 27 Temmuz 1914’de bu ülkeye saldırdı. Rusya Sırbistan’ı destekleyince Almanya Avusturya’nın yandaşı olarak Rusya’ya savaş açtı. Fransa da 1892’de imzaladığı ‘İkili İttifak’ çerçevesinde Rusya’nın tarafında oldu. Bunun üzerine Almanya Fransa’ya da savaş açtı.

Alman birlikleri Fransa’ya saldırmak için Belçika’ya girdi. Daha 1839’da herhangi bir saldırı karşısında Belçika’ya yardım etmeye söz vermiş olan İngiltere, 4 Ağustos 1914’de Almanya’ya savaş açtı. Böylece, 1. Dünya Savaşı başlamış oldu.

O yıllarda orduların savunma gücü saldırı gücünden fazlaydı. Başlangıçta güçlü filolara sahip olan İtilaf Devletleri denizde üstünlüğü ele geçirdiler. Fakat daha sonra Alman denizaltıları da ticaret gemilerini batırmaya başladı. Bu savaş aynı zamanda çok etkin bir rol oynamamış olsa da uçakların kullanıldığı ilk savaştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Savaşa Girmesi: İtthad ve Terakki’nin güçlü önderlerinde Enver Bey (Paşa), henüz otuzüç yaşında bir gençti. Saraya damat olan Enver Bey kaymakam rütbesi taşıyordu. 3 Ocak 1914’de birden bire paşalığa yükseltildi; daha doğrusu kendisini yükseltti. Harbiye Nazırlığına getirildi ve başkomutan vekili oldu. Enver Paşa’nın gözükara cesaretinden başka tek meziyeti vatanı sevmesiydi. Fakat ne yazık ki böyle zamanlarda önemi anlaşılan bilgi, tecrübe ve yönetim kabiliyetinden yoksundu. İşte çoğu İttihadçıların bu eksikliği hem kendi, hem de Osmanlı Devleti’nin felaketini hazırladı. Çünkü zaten harap ve savaş yorgunu olan Osmanlı Devleti bir savaşa daha dayanamazdı.

Karada ve denizde savaş tüm şiddetiyle sürerken, İngiliz donanmasının sıkıştırdığı ‘Goeben’ ve ‘Breslav’ adlı iki Alman gemisi Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlılara sığındı. Bundan ne padişahın, ne diğer bakanların, ne de diğer meclisin haberi vardı. Hatta Sadrazam Said Paşa bile habersizdi.

10 Ağustos 1914 gecesi Bakanlar Kurulu, Başbakan Said Halim Paşa’nın konağında toplanmıştı. Harbiye Nazırı Enver Paşa oldukça geç geldi ve içeri girer girmez gülümseyerek ‘Bir oğlumuz dünyaya geldi.’ dedi. Daha sonra Alman savaş gemilerinin İngiliz donanmasından kaçıp Boğaz’ı geçtiklerini, buna kendisinin izin verdiğini söyledi. Bazı tarihçiler bu olayın Osmanlı Devleti’ni Almanya saflarında savaşa sokmak için yapılmış bir komplo olduğunu yazar. Bunlara göre, Alman temsilcileriyle daha önce görüşmeler yapılmış ve bu oyun tezgahlanmıştır. Çünkü Padişah’ın ve Meclis’in savaşa girmemekte direnmelerinden korkulmuştur.

İtilaf Devletleri hemen Osmanlı Devleti’ne bir ultimatom vererek Alman gemilerini bırakmasını, aksi halde bunun savaş nedeni olarak sayılacağını bildirdiler. İttihad ve Terakki Hükümeti gemilerin Almanya’dan satın alındığını bildirdi ve Türk bayrağı çektirerek, Goeben’in adını ‘Yavuz’, Breslav’ınkini ise ‘Midilli’ olarak değiştirdi. Bununla da yetinmeyip gemileri Karadeniz’e gönderdi ve Rus şehirlerini bombalattı. Ayrıca bu gemiler iki Rus gemisi ve bir Fransız vapurunu batırdılar. Buna karşılık 5 Kasım 1914’de İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar. 17 Kasım da ise Ruslar Trabzon’u bombaladı. Böylece Osmanlı Devleti de savaşa katılmış oldu.

-Cepheler-

Batı Cephesi: Savaş çıktığında, Avrupa’nın büyük ülkelerinde tüm sağlıklı erkeklerin iki yada üç yıl askerlik yapmalarını zorunlu kılan bir sistem uygulanıyordu. Bu nedenle de bu ülkelerin birkaç milyonu bulan orduları vardı. İngiltere de ise gönüllülerden oluşan çok daha küçük bir ordu vardı ve zorunlu askerlik ancak 1916’da başladı.

Kara savaşlarının geçtiği en önemli iki alana Almanya’nın batısı ve doğusu anlamında Batı Cephesi ve Doğu Cephesi adları verildi. Daha sonra İtilaf Devletleri, Deniz Kuvvetleri’nin desteğiyle savaşı özellikle OrtaDoğu ve Doğu Akdeniz’de yeni bölgelere sıçrattı ve Almanların sömürgelerini ele geçirme olanağı buldu. Bir başka cephe de 1915’de İtalya’nın, Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna saldırmasıyla bu iki ülke arasındaki ‘Isonzo Vadisi’nde açıldı.

Almanların iki cephede birden savaşabilmesini sağlayacak bir savaş planı, 1905’te General Alfred von Schlieffen (1833-1913) hazırlamıştı. Amaç Doğu Cephesi’nde asker sayısı düşük tutulurken, Alman ordusunun olanca gücüyle Belçika üzerinden Fransa’ya girip, Fransız ordusunu ezmesiydi. Ama Fransızlar, Alman saldırısını Paris yakınlarında yer alan ‘Marne Savaşı’nda durdurunca, Schlieffen’in planı bozuldu ve Almanlar savaşı kısa bir süre sonra kazanma şansını yitirdi.

Bundan sonra Batı Cephesindeki savaş, 1918 yazına kadar siper savaşı biçiminde sürdü. Belçika kıyısında Osterde dolaylarından İsviçre sınırına kadar uzanan siperler, en azından 180 metre eninde ve dikenli tellerle örülmüş bir bölge ile birbirinden ayırılıyordu.

Her iki tarafında ağır kayıplar verdiği savaşta topçu mermilerinin toprakta açtığı çukurlar ilerlemeyi zorlaştırıyordu.

Genellikle savunmada kalan Almanlar 1915’de bu cephede ilk kez zehirli gaz kullandılar. İtilaf Devletleri önce paniğe kapıldılarsa da, daha sonra gaz maskeleriyle kendilerini koruyarak Alman saldırısını püskürttüler.

İngilizler siper ve engel tanımayan zırhlı bir motorlu taşıt olan tankı ilk kez bu cephede kullandılar. Ne var ki, 15 Eylül 1916’da Somme Irmağı yakınlarında az sayıda tankla saldırıya geçmiş olmaları başarı şanslarını yitirmelerine yol aldı.

Somme Savaşı, Batı Cephesi’ndeki büyük çatışmaların tüm özelliklerini taşıyordu. İngiliz komutanı Sir Douglas Haig’in (1861-1928) yönettiği saldırı Alman siperlerini bir hafta süreyle bombardıman edilmesiyle başladı. Yinelenen saldırı ve karşı saldırılarla gelişen savaş Kasım’a kadar sürdü.

Batıdaki önemli çatışmalardan bir başkası da Almanların Verdun’daki Fransız tabyalarına karşı giriştikleri saldırıdır. 1916’daki bu çatışmada önce geri püskürtülen Fransızlar yıl sonuna kadar General Henri Phillippe Petain (1856-1951) komutasında, yitirdikleri toprakların çoğunu geri aldılar.

1917’de de şiddetle süren, büyük can ve mal kaybına yol önlemek ve genelde duruma bir çözüm bulmak için Sir Douglas Haig, Ypres yakınlarında yeni bir saldırı başlattı. Üç ay süren şiddetli çatışmalardan sonra bu saldırı da Passchendaele bataklıklarında son buldu.

Doğu Cephesi: Doğu Cephesinde savaş batıya göre daha belirsiz bir çizgide sürdü. Saldıran tarafın gücüne göre zafer kimi zaman bir tarafın, kimi zaman öbür tarafın oldu. 1914 Ağustosunda Doğu Prusya’ya giren Ruslar Tannenberg Savaşında, daha sonra bütün Alman ordularının başına geçecek olan Paul von Hindenburg (1847-1934) ve Erich Ludendorff (1865-1937) komutasındaki birliklerce büyük bir yenilgiye uğratıldı.

1915 yazında Almanlar Ruslar’ı Doğu Cephesinde geri püskürtünce, bu başarıdan umutlanan Bulgarlar da İttifak Devletleri’ne katıldılar. Almanya, Avusturya ve Bulgaristan birlikleri Sırbistan’ı işgal ettiler. Sırbistan’a yardım etmek için Yunanistan’ın Selanik kentine çıkartma yapan İtilaf Devletleri savaşın sonuna kadar başarı sağlayamadılar.

Ruslar, 1916’da silah ve cephane açısından büyük sıkıntı içindeyken bugün Rusya’yı Romanya’dan ayıran dağlık Bukovina bölgesinde Avusturyalılara beklenmedik bir saldırıya geçtiler. Bu saldırının başarıyla sonuçlanmasından yüreklenen Romanya, İtilaf Devletlerine katılmak istediyse de Batı Cephesi’nden çektikleri birliklerle Romanya’ya saldıran Almanlar, Rumenleri büyük bir yenilgiye uğrattılar.

İtalya, İtilaf Devletleri’ne 1915’de katıldı. İtalya ile Avusturya sınırındaki dağların dorukları Avusturyalıların elinde olduğundan İtalyanlar zorlu çatışmalar sonucu çok az ilerleyebildiler ve ağır kayıplar verdiler.

-Osmanlı Cepheleri-

Kafkasya Cephesi: 1914’de Ruslar Sarıkamış üzerinden Erzurum’a doğru ilerlediler. Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Ardahan ve Sarıkamış’ta şiddetli kışın da etkisiyle çok büyük kayıplar verdi. 1916’da geniş çaplı bir saldırı başlatan Çarlık Rusya’sı birlikleri, Trabzon ve Erzincan’ı alarak Van Gölü’ne kadar ilerlediler. Osmanlı Ordusu’nun başlattığı karşı saldırı Muş ve Bitlis’in alınmasından sonra durduruldu. Bundan sonra Ruslar 3 Mart 1918’de Bresk-Litowsk Antlaşması’nı imzalayıp geri çekildiler. Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı’ya kaldı.

Marmara ve Boğazlar Cephesi: Kafkas Cephesi’ndeki Ruslar’a yardım etmek amacıyla yeni bir cephe açmaya karar veren İtilaf Devletleri, 19 Şubat 1915’de Çanakkale Boğazı’nda bir saldırı başlattılar. Boğazı geçme girişimleri başarısızlığa uğrayınca geri çekilen İngiliz ve Fransız donanmaları 25 Nisan’da Gelibolu’ya çıkarma yaptılar. Mustafa Kemal ve Liman von Sanders yönetimindeki Türk birliklerinin kararlı direnişleri sonunda Aralık 1915 – Ocak 1916’da tüm İtilaf kuvvetleri Marmara ve Boğazlar bölgesinden çekildi. Bu da tüm dünyaya ‘Hasta Adam’ olarak görülen Osmanlı İmaratorluğu’nun hala ayakta olduğunu gösterdi. ‘Çanakkale Geçilmez’ hükmü tarihe kazındı. Türk zaferi, Çanakkale’de 18 Mart 1915’de kesinlik kazandı.

Ortadoğu Cephesi: Savaşın başında Suriye, Filistin ve Arabistan’ın büyük bölümü Osmanlı İmparatorluğu’na bağlıydı. Basra Körfezi’nde bulunan petrol yataklarını korumak için İngiliz yönetimindeki Hint birlikleri 21 Kasım 1914’de Basra’yı işgal ettiler. Daha sonra Dicle Irmağı boyunca kuzeye yönelen bu birlikler, Kut-ül Amare’de Osmanlı birliklerince kuşatıldılar ve 147 gün süren bir kuşatmadan sonra, 1916’da teslim oldular. 2. Mezopotamya saldırısında İngilizler Kut-ül Amare’yi; 11 Mart 1917’de de Bağdat’ı ele geçirdiler.

Daha batıda, İngiliz orduları ve İngiliz Uluslar Topluluğu birlikleri Mısır’dan sonra Sina Çölü’nü geçerek Filistin’e doğru ilerledilerse de Gazze’de Osmanlı ordusuna iki kez yenilince, bir yılı aşkın bir süre burada kaldılar. İngiliz birliklerinin başına getirilen General Edmund Allerby (1861-1936) 1917 sonbaharında başlattığı saldırı ile Osmanlı ordularını ikiye bölerek 9 Kasım’da Kudüs’ü işgal etti.

Birliklerin çoğu Batı Cephesi’ne yardıma gönderildiğinden, savaş uzunca bir süre duraklama dönemine girdi. Hindistan’dan yardım alan ve İngiliz casusu T.E. Lawrance’ın kışkırttığı Arap ayaklanmasından yararlanan Allenby ordusunu gizlice Akdeniz kıyılarında topladı, hızla harekete geçerek önce Şam’ı ardından Halep’i işgal etti. İngiliz orduları Musul’a yürürken Osmanlılar teslim oldular. 30 Ekim’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladılar.

Kara Savaşlarının Son Aşaması: Rusya’daki 1917 devrimi, İtilaf Devletleri’nin Doğu Cephesi’nde çökmesine yol açtı. Almanlar başka yerlerde savaşabilmek için birliklerini bu cepheden çektiler. Avusturyalılar ile birlikte Caporetto’da ani bir saldırı düzenleyerek İtalyanlara ağır kayıplar verdirdiler ve Piave Irmağı’na kadar ilerlediler.

Bu arada Alman denizaltılarının ticaret gemilerine saldırması ABD’nin İtilaf Devletleri’nin yanında savaşmaya karar vermesine neden oldu. Ayrıca, 1917 başlarında Almanya’nın kendi safına çekmek için Meksika’ya ABD’nin Texas, New Mexico, Arizona eyaletlerini verme sözünde bulunduğu öğrenilince ABD’nin savaşa girme kararı kesinleşti.

İtilaf Devletlerine para, araç ve gereç yardımına başlayan ABD, ordularını Avrupa’ya savaşmaya hemen gönderemedi. 1917 Mayıs’ında ABD hükümeti Kura ile Askerlik Yasası’nı çıkarınca 21-30 yaş arasındaki tüm erkekleri silah altına alma yetkisine sahip oldu. 1917-1918 kışı İtilaf Devletleri’nin savunmada, ABD birliklerini beklemek zorunda kaldıkları bir dönemdi. Bu durumdan yararlanan Almanlar, 1918 baharında son bir yarma girişiminde bulunmaya karar verdiler. İtilaf Devletleri bu şiddetli saldırıları zorlukla durdurabildi. Bu sırada batıdaki bütün İtilaf Devletleri birliklerinin komutası Fransız Mareşali Ferdinand Foch’a (1851-1923) verildi ve her ay üçyüz bin ABD askerinin gelmeye başlamasıyla durum değişti.

1918 Temmuz’unda saldırı sırası Foch’a gelmişti. Fransızlar’ın güneyde geliştirdikleri başarılı bir saldırının ardından, İngiltere, Kanada ve Avusturalya birlikleri 8 Ağustos’ta Amiens yakınlarında genel bir saldırı başlattılar.

İtilaf ordularına Selanik’te yenilen Bulgarlar, 23 Eylül’de teslim oldular. İtilaf güçleri bu kez İtalya’da Piave Irmağı’nı geçti ve Vittoria Veneto Savaşı’nda kesin bir yenilgiye uğrayan Avusturya, 3 Kasım’da Padova Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı.

-Deniz Savaşları-

Amiral Sir Jellicoe (1859-1935) komutasındaki İngiliz büyük donanması, daha güçsüz ve deney imsiz Alman açık deniz donanması ile karşılaşmak için sabırsızlanıyordu. 28 Ağustos 1914’de Amiral Sir David Beatty’nin (1871- 1936) yönetiminde ağır silahlarla donatılmış zırhlı, büyük ve hızlı savaş gemileri kruvazörlerin desteklediği hafif İngiliz savaş gemileri, Alman kıyıları açıklarındaki Heligoland Körfezi Savaşı’nda üç Alman kruvazörünü batırdı.

Açık denizlerde İngiliz kuvvetleri, askeri birlikleri taşıyan gemilere eşlik ediyor ve Alman sömürgelerinin ele

geçirilmesine yardımcı oluyordu. General Paul von LettowVorbeck’in savunduğu Alman Doğu Afrika’sı dışındaki tüm Alman sömürgeleri kolayca ele geçirildi.

Alman kruvazörleri, özellikle de onbeş ticaret gemisini batıran Emden kruvazörü açık denizlerde büyük tehlikelere yol açıyordu. Emden’i, daha sonra Avusturalya deniz kuvvetlerine bağlı Sidney kruvazörü Hint Okyanusu’ndaki Cocos Adaları yakınlarında batırdı.

Alman donanması İtilaf Birlikleri’nin kıyılara denizden çıkarma yapmasını engellerken, İtilaf Devletleri’nin donanmaları da asker ve gereç yedeklemelerini rahatça yapabilmek için açık denizleri kolluyor, aynı zamanda İttifak Devletleri’nin deniz yolundan besin ve gereç yardımı almalarına engel oluyordu. 1915 Şubat’ında açıklanan bu ablukanın ciddi sonuçlar vermesi için iki yıl geçmesi gerekti.

İngiliz ablukasına yanıt olarak Almanlar, İngiltere çevresindeki sularda yol alan her ticaret gemisini, içindekileri uyarmadan batıracaklarını açıkladılar. Denizaltıların bu biçimde kullanımı uluslararası yasalara aykırıydı ve ABD, Almanya’nın bu tutumunu protesto etti. Bir Alman denizaltısının, İngiliz yolcu gemisi Lucitannia’yı 7 Mayıs 1915’de batırması ve içlerinde ABD’lilerin de bulunduğu 1200’e yakın yolcunun yaşamını yitirmesi protestoların artmasına neden oldu ve Almanlar bir süre büyük yolcu gemilerini uyarıda bulunmadan batırmayacaklarına söz vermek zorunda kaldılar. Lucitannia’nın batırılışı ABD’nin İtilaf Devletlerine verdiği desteği ve savaşa girişini büyük ölçüde etkiledi.

İngiliz ve Alman donanması arasındaki en büyük çatışma 31 Mayıs 1916’da oldu. İngilizler ile Almanlar önce kruvazörler savaşında, hemen ardından da iki ana donanma arasındaki Jutland Savaşı’nda karşı karşıya geldiler. Almanlar başarılı bir manevrayla kaçmayı başardılar ve kayıpları İngilizler’in ancak yarısı kadar oldu. İngilizler kayıplarına karşın Kuzey Denizi’ndeki üstünlüklerini sürdürdüler.

1916’da Alman denizaltılarının saldırıları arttı ve ticaret gemilerinin batırılma hızı yenilerinin yapılma hızını geçti. 1917 Şubat’ında Almanlar İtilaf Devletleri limanlarına giden ya da bu limanlardan ayrılan tüm gemileri hiçbir uyarıda bulunmaksızın batıracaklarını açıkladılar. İtilaf Devletleri’nin gemi kayıpları giderek yükseldi ve Nisan’da İngiltere’den uzak limanlar için ayrılan her dört ticaret gemisinden biri geri dönemedi. Şubat sonunda İngiltere’de ancak altı hafta yetecek kadar tahıl stoku kalmıştı. O dönemde ne deniz dibindeki denizaltıların yerini saptayabilecek, ne de yeri bilinenleri batırabilecek kadar gelişmiş araçlar vardı. Güvenlik için ticaret gemileri silahlandırıldı ve ticaret konvoylarına savaş gemileri eşlik etti. Bu önlemler batırılan gemi sayısını bir ölçüde azalttı. Bu arada denizaltıların yerlerini saptama ve yok etme yöntemleri de geliştirildi. Bazı denizaltılar da ‘Q Gemisi’ denen ve gizli toplarla donatılmış ticaret gemilerince batırıldı. Deniz erleri ve subaylarının gizlendiği bu gemilere bir denizaltı saldırısı olduğunda, ‘Önce paniğe uğramış bir grup’ kurtarma sandallarına binip kaçıyordu. Denizaltı ‘Q Gemisi’nin’ işini bitirmek için yüzeye çıkınca gemide kalan denizciler gizledikleri silahları ortaya çıkararak denizaltıyı top atışına tutuyorlardı.

Almanlar’ın açık deniz donanmasının uzun süre denize açılamaması büyük gemilerde baş kaldırmalara neden oldu. 29 Ekim 1918’de donanmaya denize açılması emri verildiğinde denizciler bu emre uymadı.

-Hava Savaşları-

1.Dünya Savaşı’nda hava kuvvetlerinin en önemli en önemli görevi deniz ve kara savaşlarını desteklemekti. Savaşın başında, karacıların ve denizcilerin hava kuvvetleri ayrı ayrıydı. O günlerde uçaklar emekleme dönemindeydi ve en kullanışlı uzun yol hava ulaşım aracı Almanlar’ın geliştirdiği, koca bir puro görünümünde olan ‘Zeplin’ hava gemileriydi.

1915 başlarında zeplinler geceleri İngiliz kentlerinini bombaladı. Ama 1916’dan sonra uçaksavarlar devreye girince, zeplinlerin saldırıları azaldı. 1917’de Alman uçakları Londra’yı ve öbür büyük kentleri, genellikle ay ışığında, bazen de gündüzleri bombalamaya başladılar.

Son büyük hava saldırısı 1917’de, 19 Mayıs’ı 20 Mayıs’a bağlayan gece 43 bombardıman uçağıyla başlatıldı ve bu uçakların 13’ü Londra’ya ulaştı. Halkı yaklaşan saldırılara karşı uyaran sistem oldukça etkiliydi; fakat 2. Dünya Savaşı’nda geliştirilen sığınaklar türünde çok az yer vardı. İngiltere’ye yapılan hava saldırılarında 1300 kişi öldü, 3000’den fazla kişi yaralandı.

Savaşın sürdüğü cephelerde düşmanın yerini ve hareketlerini gözlemek ve fotoğraf çekmek için de uçaklar kullanıldı. Sonuçta, sık sık yoğun hava çatışmaları oldu. Uçaklar aynı zamanda demiryolu kavşaklarını, hava alanlarını ve levazım depolarını da bombalamak için kullanıldılar.

Deniz uçaklarının bu savaşta görevleri oldukça sınırlıydı. Bu uçaklar ya tekerlek yerine koyulan kızaklarla denize inip kalkabiliyor, ya da büyük savaş gemilerine eklenen pistlerden havalanabiliyordu. İlk uçak gemisi olan HMS Argus, uçakların inip kalkabileceği düz üst güvertesiyle ancak 1918 Eylül’ünde hizmete sokulabildi. İngiltere ve ABD ‘Blimp’ adı verilen küçük uçakları denizaltıları aramak için kullandılar.

-Savaşın Sonu-

Almanlar 3 Ekim 1918’de ABD Başkanı Woodrow Wilson’a ateşkes istemiyle başvurdular. Başkan kayıtsız şartsız teslim olmalarını istedi. Bu sırada İtilaf Devletleri’nin deniz ablukası nedeniyle açlıktan kırılan Alman halkı 4 Kasım 1918’de ayaklandı.

Alman ordularının tam bir bozguna uğramamasına karşın, 11 Kasım 1918 sabahı Alman yetkililer yenilgilerini kabul eden bir silah bırakma antlaşmasını imzaladılar. Bu antlaşma Compeigne Ormanı’nda, Foch’un özel vagonunda imzalandı ve imzadan 6 saat sonra, 11. ayın 11. günü, saat 11’de yürürlüğe girdi.

-Antlaşmalar-

Barış antlaşmalarının ilkelerini ABD Başkanı Wilson, İngiltere’de 1916 sonundan beri başkan olan David Lloyd George ve Fransız Başbakan’ı Georges Clemencau saptadı. Antlaşmalarda, Wilson’un dediği gibi ‘Dünya’da demokrasiyi güven altına almak’ amacı güdülüyordu. Avrupa’daki sınırların, bir ulusun başka bir ulus egemenliğinde kalmamasını sağlayacak bir biçimde düzenlenmesine çalışıldı.

Almanya Alsace-Loren’i Fransa’ya, Silezya’nın bir bölümünü yeniden kurulan Polonya Devleti’ne verdi ve tüm sömürgelerini yitirdi. Macaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kuzey bölgesindeki toprakları, yeni Çekoslovakya ve Polonya devletlerine; doğusundaki bazı yerleri Romanya’ya; güneydekileri ise sınırları genişletilen Sırp Devleti’ne bırakırken, batıdaki Fiume (bugünkü Rijeka) bölgesini İtalya aldı. Baltık kıyısında Estonya, Letonya ve Litvanya adında üç yeni devlet kuruldu.

Osmanlılar ile yapılan Sevr Antlaşması ile Osmanlı topraklarının bir bölümü Yunanistan ve başka bazı devletler tarafından paylaştırıldı. Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara Hükümeti’nin tanımadığı bu antlaşma Kurtuluş Savaşı sonunda ortadan kalktı. Ortadoğu’da o zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde bulunan topraklar ile Almanya’nın sömürgeleri, Milletler Cemiyeti adına yönetilmek üzere, bazı İtilaf Devletleri’nin mandası altına girdi. Dünya barışını korumak ve anlaşmazlıkları çözmek için kurulan Milletler Cemiyeti pek başarılı olamadı.

Almanya yalnızca gönüllülerde oluşan kısıtlı bir kara ve deniz ordusu bulundurabilecek, denizaltı, tank gibi savaş araçlarına sahip olamayacağı gibi hava kuvvetleri de oluşturamayacaktı. Alman donanmasının büyük bir bölümü Orkney Adaları’nda bulunan Scapa Flow’a götürülerek 21 Haziran 1919’da kendi denizcilerinin eliyle batırıldı.

28 Haziran 1919’da Almanya ile imzalanan Versay Antlaşması ile Milletler Cemiyeti’nin kurulmasını öngören yazılı antlaşma aynı gün yürürlüğe girdi. Senatosunda Milletler Cemiyeti’ne girilmesine karşı çıkıldığı için ABD, bu antlaşmayı tanımadı. Almanya ve Avusturya ile 1921 Ekim’inde ayrı barışlar imzalandı.

Savaşın doğrudan açtığı ölümler, yaklaşık 5 milyonu İtilaf Devletleri’nden olmak üzere 8.5 milyona ulaştı. Ayrıca 21 milyon sivil yaralandı. Bunlara ek olarak dünyanın değişik bölgelerinde, savaş yüzünden çıkan hastalıklardan ve kıtlıklardan dolayı 20 milyona yakın insan öldü.

Xıx. Yy’da Yapılan Islahat

06 Kasım 2007

BÖLÜM-1

XIX. YY’DA YAPILAN ISLAHAT

HAREKETLERİ

1-)Islahatlar geçmişte olduğu gibi askeri alanla sınırlı kalmamıştır.

2-)Yönetim,eğitim,kültür,ekonomik ve hukuki alanlarda ıslahatlar yapılmıştır.

3-)Bütün bunların gerçekleştirilmesi ile devletin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

4-)Halkın zorlaması da etkili olmuştur.

5-)Avrupa devletlerinin her fırsatta devletin iç işlerine karışmaları önlenmiş olacaktı.

AMAÇ:Osmanlı Devletini dağılmaktan kurtarmaktır.

BU YY.’DAKİ BAŞLICA ISLAHATLAR ŞUNLARDIR:

1-)II.MAHMUT DÖNEMİ ISLAHATLARI (1808-1839)

A-)ALENDAR MUSTAFA PAŞA OLAYI(1808)

II.Mahmut kendine Alendar Mustafa Paşa’yı sadrazam seçti.Alendar yönetime egemen oldu ve şu işleri yaptı:

1-)Nizam-ı Cedid taraflarını işbaşına getirerek yenilik hareketlarini başlattı.

2-)III.Selimin ölümünde etkili olan kişileri cezalandırdı.

3-)İstanbul’da asayişi sağladı.

4-)Alendar ,Niazam-ı Cedid yerine Sekban-ı Cedid adında bir ocak kurdu.

5-)Ulufe alımı ve satımı yasaklandı.

6-)Ayanlar(Valiler) ile Sened-i İttifak yaptı.

SENED-İ İTTİFAK:

XIX.yy’ın başında Anadolu ve Rumeli’de ayanlar türemişti(derebeylik).Alendar,sarsılan düzeni yeniden kurmak amacı ile bütün ayanları İstanbul’da topladı.Yapılan görüşmeler sonunda hükümet ile ayanlar arsında Sened-i İttifak imzalandı(1808).Buna göre;

1-)Devlet ayanların varlığını kabul etti.

2-)Ayanlar devlet otoritesini kabul edecek,verilen emirlere uyacaklardı.

3-)Ayanlar yapılan ıslahatlara bağlı kalacaklardı

4-)Ayanlar kendi bölgelerindeki halka adaletli davranacaklardı

5-)İstanbul’da isyan çıkarsa İstanbul’a gelip isyanı bastıracaklardı.

ÖNEMİ:

1-)Bu belge Osmanlı’nın ayanlara söz geçiremeyecek kadar zayıf duruma geldiğini gösterir.

2-)Osmanlı tarihinde padişahın yetkileri ilk defa sınırlandırılmıştır.(Padişah kendi otoritesi dışında bir güç olarak ayanları kabul etmiştir.)

NOT:

1-)Bu yönü ile İngilizler’in 1215’deki Magna Carta’ya benzemektedir.Ancak Magna Carta krala zorla imzalatılmasına karşın ittifakta böyle bir zorlama yoktur,padişahın iradesiyle imzalanmıştır.

2-)Yeniçerilerin isyan etmesi üzerine II. Mahmut Sekban-ı Cedidi kaldırdı,isyan sona erdi.

B-)YÖNETİM ALANINDAKİ YENİLİKLER

II. Mahmut Osmanlı buyruğunda olan herkese tam bir din ve vicdan özgürlüğü vermiştir.Bunu şu sözleri ile belirtmiştir:”Tekbandan(halk),müslümanları camide,hristiyanları kilisede,Musevileri havrada görmek isterim.”

Şu yenilikleri yapmıştır:

1-)Divan teşkilat kaldırıldı,nazırlık(bakanlık) kuruldu.

2-)Tımar sistemi kaldırıldı,devlet memurları maaşa bağlandı.

3-)Müsadere üsulu kaldırıldı.(Devletin ölen şahısların malına el koymasıdır.)

4-)Devlet memuru yetiştirmek için (mekteb-i maarif) eğitim okulları açıldı.

5-)İlk defa genel anlamda nüfus sayımı yapıldı.Sayım askeri amaçlı olduğu için sadece erkekler sayıldı.

6-)Askeri işleri düzenlemek amacı ile askeri şura oluşturuldu.

7-)Pasta teşkilatı kuruldu.

8-)Polis teşkilatının temelleri atıldı.

9-)Reyaül-ü Kütlap kaldırıldı.Dış işleri nezareti kuruldu.

10-)İlk kez karantina teşkilatı kuruldu.

11-)Dar-üş Şura’yı Bab-ı Ali kuruldu.(Devlet memurlarının terfi ve yargı işleridir)

NOT:

Bu mahkeme bugünkü danıştayın ilk örgütlenmesidir.

12-)İlk yönetim değiştirildi.(Merkezi otoriteyi sağlamak için iller merkeze bağlandı)

C-)KÜLTÜREL ALANDAKİ YENİLİKLER

1-)Medreselerin yanı sıra pek çok Avrupa tarzı okul açıldı.

NOT:

Böylece eğitim alanında ikilik ortaya çıktı.Kültür çatışmaları oluştu.

2-)İlk öğretim mecbur hale getirildi.

3-)Avrupa’yı yakından tanımak amacı ile ilk defa Avrupa’ya öğrenci gönderildi.

4-)Avrupa tarzında müzik serbest bırakıldı.

5-)Takvim-i Vakayı adında ilk gazete çıkarıldı.

6-)Kılık kıyafette ilk değişikliğe gidildi.II.Mahmut devlet dairelerine resmini astırdı.

7-)Yurt dışına çıkışta pasaport uygulaması başlatıldı.

8-)Enderun kaldırıldı,yerine devlet memurları yetiştirilen okullar kuruldu.

D-)ASKERİ ALANDAKİ GELİŞMELER

1-)Sekban-ı Cedid ocağı kuruldu.

2-)1825’te Eşkinci ocağı kuruldu.(Yeniçeri ocağına bağlı olarak)

3-)Yeniçeri ocağı kaldırıldı.(Vaka-i Hayriye.1826)

SONUÇLARI:

a-)Islahat süreci hızlandı.

b-)Padişahlar yeniden yönetime egemen oldu.

c-)Yeniçeri ocağının yerine Asakiri Mansure-i Muhammediye adı verilen Avrupa tarzında yeni bir ordu kuruldu.

EKONOMİK ALANDAKİ YENİLİKLER:

1-)Yerli malların kullanılmasına teşvik edildi.

2-)Osmanlı tüccarlarının Avrupa mallarıyla rekabet edebilmesini sağlamak amacı ile gümrük kolaylıkları getirildi.

3-)1838’te İngiltere Baha Limanı antlaşması ile çok geniş yetkiler kazandı.

NOT:

a-)II. Mahmut’un yapmış olduğu yenilikler Atatürk’ün yapmış olduğu yenilikler arasında büyük benzerlik vardır.

b-)Çeşitli baskılardan dolayı başarılı olunamamıştır.

2-)TANZİMAT FERMANI

Osmanlı tarihinde Tanzimat fermanı ile başlayıp,I.Meşrutiyet ile son bulan döneme Tanzimat dönemi denir.Bu fermanı Mustafa Reşit Paşa hazırlamıştır.

SEBEPLERİ:

1-)Mısır ve boğazlar meselesinin bir Avrupa sorunu haline gelmesi.

2-)Osmanlı Devleti’nin dağılmaktan kurtulmak için Avrupa’nın büyük devletlerinden destek alması.

3-)Önceki ıslahatların yetersiz olması.

4-)Hristiyan azınlıkları korumak isteyen batılı büyük devletlerin baskısını azaltmak istenmesi.

AMAÇLARI:

1-)Osmanlı sınırları içinde yaşayan tüm insanları hak ve ödevleri bakımından eşit hale getirip kaynaştırmak ,bunun sonucunda bir Osmanlı milleti meydana getirmek.

2-)Avrupalıların içişlerimize karışmasını önlemek.

ÖNEMLİ MADDELER:

1-)Müslüman ve Hristiyan bütün halkın namus ,can ve mal güvenliği sağlanacak.

2-)Herkesin geliri oranında vergi alınacak ve vergilerin toplanmasında adaletsizlik yapılmayacak.

3-)Askerlik işleri bir düzene bağlanacak.(Ocak görevi yerine vatan görevi haline getirildi.)

4-)herkesin mal ve mülk sahibi olması ,istediği gibi satabilmesi ve miras olarak bırakabilmesi sağlandı.

5-)Rüşvet ve iltimas kaldırıldı.

6-)Herkes kanun önünde eşit sayılacak.

7-)Mahkeme herkese açık olacak,hiç kimse mahkeme edilmeden cezalandırılmayacak.

TAZMİNAT FERMANI İLE YAPILAN

YENİLİKLER:

1-)DEVLET YÖNETİMİNDE YAPILAN YENİLİKLER:

a-)Memleket illere, sancaklara, kazalara, bucaklara, köylere ayrıldı.

b-)İlk defa il genel meclis uygulaması başladı.

2-)EĞİTİM ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER:

a-)Darül Fünun (üniversite) açıldı.

b-)Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) açıldı.

c-)Kız çocukları için okullar açıldı.

d-)1849’da Darül Muallim (Öğretmen Okulu) açıldı.

e-)Özel Dar-ül Şafaka (Yabancı dil ve eğitim yapan okul) açıldı.

3-)MALİYE ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER:

a-)İlk defa kağıt para basıldı.Karşılığı olmadığı için bir süre sonra kıymetten düştü.

b-)Avrupa devletlerinden ilk defa borç para alındı.

4-)HUKUK ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER:

a-)1840 yılından itibaren laik kanunlar çıkarılmaya başlandı.

b-)1843’de ceza kanunu ,1850’de ticaret kanunu çıkarıldı.

c-)Karma mahkemeler kuruldu.

d-)1868’de Şurayı Devlet (Danıştay) kuruldu.

e-)1870’de Ahmet Cevdet Paşanın başkanlığında Mecelle(Sosyal kanun – Medeni kanun)

TANZİMAT FERMANININ ÖNEMİ:

1-)İlk kez hukukun üstünlüğü prensibi kabul edildi.

2-)Mülkiyet hakkı devletin garantisi altına alındı.

3-)Osmanlı ülkesinde Avrupa tarzı hukuk kuralları geçerli olmaya başladı.

4-)En önemli yenilik ”Kanun Kuvveti” nin ön plana çıkmasıdır.

5-)Osmanlı devleti Fransız İhtilali’nin getirdiği eşitlik ilkesini resmen tanıdı.

6-)Zenci esareti ve ticareti yasaklandı.

7-)İngiltere’nin etkisi ile hızlanmıştır.Magna Carta’ya benzer.

NOT:

1-)Tanzimat Fermanı padişah ile halk arasındaki ilişkiyi belirleyen ilk yazılı belgelerdir.(Padişah yetkisi sınırlanmıştır)

2-)Osmanlı tarihinde demokrasiye geçişin ,batılılaşmanın ilk hareketleridir.(İlk anayasal harekettir.)

TANZİMAT FERMANININ SONUÇLARI:

1-)Azınlıkları memnun etmediği gibi azınlıkların Osmanlı Devleti’nden istediklerini arttırmıştır.

2-)Avrupa Devletleri Tanzimat Fermanı’ndan sonra azınlıkları desteklemekten ve Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaktan vazgeçmemişlerdir.

3-)Osmanlı Devleti’ni çöküntüden kurtaramamıştır

.

ISLAHAT FERMANI(1856):

AMAÇLARI:

1-)Osmanlı Devleti’ni çöküntüden kurtarmak.

2-)Avrupa devletleri ile ilişkileri geliştirmek.

3-)Paris Konferansı’nda azınlık hakları ile ilgili karaların alınmasını engellemek.

4-)Avrupa devletlerinin iç işlerimize karışmasını engellemek.

5-)Tanzimat Fermanı’nda azınlıklara verilen hakları daha da genişletmek.

ÖNEMLİ MADDELER:

1-)Azınlıklara din ve mezhep özgürlüğü tanınacak.

2-)Vergiler herkesten gelirine göre alınacak.

3-)Azınlıklar il meclislerine üye olabilecek.

4-)Gayrımüslümler de müslümanlar gibi devlet memuru olabilecek , önemli atamalar olabilecek.

5-)Gayrımüslümleri küçük düşürücü ifadeler kullanılmayacak.

6-)Mahkemeler açık olacak ,keyfi cezalar verilmeyecek.

7-)Müslümanlar ve gayrımüslümlerin birlikte yargılanacakları karma mahkemeler kurulacak.

8-)Yabancılar Osmanlı Devleti sınırları içinde mülk sahibi olabilecek.

9-)Cizye kaldırılacak.

10-)Azınlıklar askerlik hizmetine karşı bedel ödeyecek.

ÖNEMİ VE SONUÇLARI:

1-)Tanzimat Fermanı’nın bir devamıdır.

2-)Azınlıklara geniş haklar verilmiştir.

3-)Avrupa devletlerinin istekleri doğrultusunda hazırlanmasına rağmen Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışılması önlenememiştir.

NOT:

1-)Tanzimat Fermanı Avrupa devletlerinin müdahelesi olmadan ilan edilmiştir.Ama ıslahat Fermanı yaptırım sonucu hazırlanmıştır.Buna Paris Barış Konferansı zemin hazırlamıştır.

2-)Bu ferman gayrımüslümlerin lehine koyduğu hükümler sebebi ile müslümanları memnun etmemiştir.

I. MEŞRUTİYET’İN İLANI-KANUN-İ ESASİYE(23 ARALIK 1876)

SEBEPLERİ:

1-)Tanzimat ve Islahat Fermanlarının istenilen sonucu vermemesi.

2-)Tanzimat döneminde Avrupa’ya gönderilen öğrencilerin ülkenin kurtuluşunu Meşrutiyet’in ilanında görmeleri.

3-)Osmanlı Devleti’ni yıkılmaktan kurtarmak.

4-)Azınlıkları Osmanlı yönetimine ısındırmak.

5-)Balkanlardaki isyanı önlemek.

6-)İstanbul konferansı kararlarını önlemek.

7-)Avrupa devletlerinin sempatisini kazanmak.

KANUN-İ ESASİYE’NİN ÖZELLİKLERİ:

1-)119 maddeden oluşur.Belçika anayasasından etkilenmiştir.

2-)Devletin yönetim şekli Meşrutiyettir.

3-)Anayasaya göre padişahın yanında yönetime katılan iki meclis vardır.Bunlardan Ayan Meclisi atama ile oluşturulurken Mebusan Meclisi üyeleri seçimle belirlenmiştir.

4-)Anayasaya göre vekiller heyeti meclise karşı değil padişaha karşı sorumludur.

6-)Yasama yetkisi Ayan meclisi ve Mebusan Meclisi’ne aittir.

7-)Yargı yetkisini bağımsız mahkemeler kullanır.

8-)Ayanlar Meclisi üyelerini padişah belirler ve ölene kadar vekillik ederler.

9-)Mebusların görevi 4 yıl sürelidir.

10-)Anayasaya göre padişah gerekli gördüğünde meclisi kapatabilmekte ve anayasayı askıya alabilmektedir.

11-)Padişah ülke bütünlüğü için gerektiğinde basına sansür uygulayabilmektedir.

12-)Padişah devletin emniyetini bozan kişileri

YORUM:

1-)Osmanlı tarihinde halk ilk defa yönetime katılmaya başlamıştır.(Seçme ve seçilme yani temsil hakkı kullanılmıştır.)

2-)Türk tarihinde ilk defa anayasal yönetime geçilmiştir.(ilk anayasasıdır.)

MEŞRUTİYET’NİN SONA ERMESİ:

Meşrutiyetin ilanından bir süre sonra Mebusan Meclisi açıldı.Mecliste bulunan 240 mebusun 60’ı hristiyandı.Bu mebusların şiddetle azınlık haklarını savunması ve 93 harbinin başlamasından dolayı Mebusan Meclisi bir süre kapatıldı.

II. MEŞRUTİYET(1908)

OLAYIN GELİŞİMİ:

1-)Meşrutiyet yanlıları (Jön Türkler) yurt dışında ve içinde dernekler kurdu.

2-)Bu dernekler daha sonra İttihat ve Terakki adı verilen cemiyete dönüştü.

3-)Cemiyetin en önemli amacı 1876 anayasasını tekrar yürürlüğe koymak ,Mebusan meclisinin açılmasını sağlamaktı.

4-)Padişah bu cemiyetlerin çalışmalarını önlemeye çalıştıysa da engelleyememiş ,cemiyet daha da güçlenmiştir.

AMAÇ:

Padişahın yetkilerini sınırlandırmak.

II. MEŞRUTİYET’İN İLAN EDİLMESİNDEKİ ETMENLER:

1-)Ülkenin çeşitli yörelerinde görülen ayaklanmalar.

2-)Dış baskılar.

3-)İngiltere ve Rus carının Reva’da görüşmesi.(Bakanların geleceği ve boğazların durumu.)

4-)Hürriyet ,vatan ve meşrutiyet için Osmanlı Aydınları’nın ayaklanması.

SONUÇ:

1-)İttihatçıların baskısı sonucu 23 temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi.

2-)İstanbul’da siyasi çekişmeler hızlandı ,İttihatçılar padişahı tahtan indirmek için çalışmalara başladı.

3-)Padişahın yetkileri sınırlandırıldı.

4-)31 Mart olayı oluştu.

31 MART OLAYI(13 NİSAN 1909)

OLAYIN GELİŞİMİ

1-)İttihatçılar meşrutiyetin ilanından sonra gurura kapılarak kendilerinden olmayan yöneticilere tepeden baktılar.

2-)Geniş bir hürriyet ortamı içinde İttihatçılar ve bazı zümrelerin siyasi menfaatlere girmeleri.

3-)Avrupa devletleri de tartışma ve mücadeleyi arttırıcı yönde tahriklere başladılar.

4-)Bunun üzerine meşrutiyet yönetimine karşı olanlar ayaklandı.

5-)II. Abdülhamit bu ayaklanmaları yatıştırmak için tedbir alamadı.

6-)İttihat ve Terakki İstanbul’daki karışıklığı durdurmak için Selanik’ten yardım istedi.Hareket ordusu gelerek ayaklanmayı bastırdı.

SONUÇLAR:

1-)II. Abdülhamit tahttan indirildi,yerine Mehmet Reşat geçti.(Ayaklanmada rolü olduğu düşüncesi yüzünden)

2-)İttihat ve Terakki Partisi görevi tamamen ele geçirdi.

NOT:

Bu olay devlet rejimini yıkmaya yönelik bir harekettir.

OSMANLI’YI KURTARMAYA YÖNELİK FAALİYETLER:

1-) OSMANLICILIK:

Osmanlı toprakları içinde yaşayan fertler arasında dil ,din ,ırk bakımından hiçbir fark gözetilmeden hepsinin aynı hak ve yetkiye sahip olmasıdır.

NOT:

1-)Milliyetçilik akımının güçlenmesi sonucu etkisini yitirdi.

2-)Bu akımın amacı birlik ve beraberliği sağlamaktı.

3-)Milliyetçilik akımının Osmanlı üzerinde yıkıcı etkileri karşı ortaya çıkmıştır.

4-)I. Balkan Savaşı Osmanlıcılık akımına kesin darbe vuran en önemli olaydır ,çünkü millet duygusunun en etkili olduğu dönemdir.

2-) İSLAMCILIK

1-)Bütün müslümanların birliğini savunan görüştür.

2-)I. Meşrutiyet yürürlükten kalkınca önemli gelişme gösterdi.

3-)1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra önem kazanmıştır.

SEBEPBerlin Kongresinde Osmanlı’nın Avrupa topraklarını kaybetmesi kaybetmesi karşısında Asya’daki varlığını devam ettirmek ve buradaki topraklarını kaybetmek düşüncesi.)

4-)II. Abdülhamit bu fikirden faydalanmış ,iç ve dış yönetimde İslamiyet’i prensip olarak kabul etmiştir.

*Bu amaçla İngiltere ve Rusya’nın hakimiyeti altında yaşayan müslümanları lehine kullanmayı düşünmüştür.

3-) TÜRKÇÜLÜK

1-)Bir milletin din ,dil ,soy ve ülkü birliğinin oluşturulmasıdır.

2-)Osmanlıcılık ve İslamcılık akımları döneminde gelişme gösteremedi.

3-)II. Meşrutiyet döneminde Ziya Gökalp ile birlikte sosyolojik temellere oturtuldu.

4-)Türk milliyetçilği fikrini ön plana çıkardı.

5-)İttihatçılar bu fikri zamansız bir şekilde Turancılıka dönüştürdüler.

6-)Balkan savaşlarının olumsuz sonuçları Türkçülüke önem kazandırdı.

7-)Osmanlının I. Dünya savaşında yenilmesi Turancılıkı zayıflattı.

8-)Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra Turancılık tamamen reddedildi.”Vatan” kavramı olarak devam etti.

4-) BATICILIK

1-)Bu düşünce batılılaşma hareketleri ile başlamıştır.

2-)Batının sosyal, siyasi ve devlet görüşleri başlamıştır.

3-)Tanzimat batılılaşma hareketleri ile panel olarak gelişti.

4-)Bilimsel gelişmelere yer verilmemiş ,taklitten öteye geçilmemiştir.

5-)II. Meşrutiyet ile başlayıp günümüze kadar devam etmiştir.

NOT:

Bu fikir akımları arasında sosyal ve siyasi tartışma ve çatışmalar Osmanlı’yı yaşatmaktan çok yeni bir devletin kurulması için yapılmıştır.

XX. YY.’IN BAŞINDA OSMANLI’NIN YIKILMA SÜRECİNE GİRMESİ:

İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ:

1-)Önce cemiyet daha sonra siyasi parti olarak kurulan İ.P. Türk tarihinde rol oynayan önemli bir siyasi partidir.

2-)1889’da kurulan İttihat-ı Osmaniye Cemiyeti ile 1906’da kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyetinin 1907’de birleşmesi ile oluşmuştur.ş

3-)23 temmuz 1908’de II. Meşrutiyeti ilan etmiştir.

4-)17 aralık 1908’de Mebusan Meclisini açarak iktidara sahip olmuşlardır.

5-)İlk kez milliyetçilik görüşüne sahip yönetim kurmaya çalışmış ama başarıya ulaşamamıştır.

NOT:

Bu başarısızlıklar Osmanlının çöküşünü hızlandırmış ve Trablusgarp ,Balkan ,I. Dünya savaşlarının çıkmasına ortam hazırlamıştır.

BÖLÜM-3

OSMANLI TOPLUMUNDA DİNİ YAPI

1-)Osmanlı topraklarında yaşayan halk dini yönden müslümanlar ,hristiyanlar ve musevilerden oluşurdu.

2-)Ülkede yaşayan topluluklar din yada mezhep esansına göre teşkilatlanıp yönetilmişlerdir.

MÜSLÜMANLAR:

Osmanlının esas unsurudur.Çoğunluğu tarım ve zanaatla uğraşırdı.

HRİSTİYANLAR:

1-)Hristiyanlar içinde çoğunluğu ortodokslar meydana getirirdi.

2-)Ticaret ve tarımla uğraşırlardı.

3-)Askerlik görevi karşılığı cizre vergisi öderlerdi.

4-)1856 Islahat fermanı ile müslümanlarla aynı haklara sahip oldu.

5-)Osmanlı devlet yönetiminin zayıfladığı dönemlerde yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır.

MUSEVİLER:

1-)1492’de İspanya Endülüs Emevi devletinin yıkılması üzerine hristiyanların katliamından kaçan museviler Osmanlıya sığınmışlardır.

2-)Osmanlı bunlara adaletli davrandı ve ticaretle uğraştılar.

OSMANL TOPLUMUNDAKİ MESLEKİ ZÜMRELER:

Mesleki zümreler çiftçiler ,esnaf ve zanaatkarlar ,tüccarlar ve göçebelerden meydana gelmiştir.

ÇİFTÇİLER:

Tarımla uğraşan gruptur.Ekip biçtikleri topraklarıboş bıraktıkları zaman kendilerinden çiftbozan vergisi alınırdı.

ESNAF VE ZANAATKARLAR:

1-)Çeşitli iş kollarında çalışan gruptur.Lonca adı verilen teşkilata sahiptirler.

2-)Bu teşkilatın kökü ahilik geleneğine dayanır.

3-)Çıraklık ,kalfalık ,ustalık gibi önemli hiyerarşık bölümleri vardır.

TÜCCARLAR:

Ticaret alanında faaliyet gösteren gruptur.

GÖÇEBELER:

Dağlarda ,bozkırlarda yaşarlar.Bunların devleti ile olan “kethuda” yürütürdü.Asıl iileri hayvancılıktı.XVII. yy’da Anadoluda asayiş giderek bozuldu ve üretim azaldı.

OSMANLI TOPLUM YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER:

SEBEPLERİ:

1-)NÜFUS ARTIŞI:

Ülke toprakları ve ekilebilen arazinin aynı oranda artmaması.

2-)DİRLİK SİSTEMİNİN BOZULMASI:

Hayat pahalılığının artması ,tımarlı sıpahi ve cebeli beslemekteki zorlanmalar.

3-)İÇ KARIŞIKLIKLAR:

Tımar sisteminin bozulması ile ortaya insanlar çıkmıştır.(Celali isyanları)

4-)DIŞ SEBEPLER:

Coğrafi keşifler ,deniz ticaret yollarının değişmesi ,Avrupa’nın Amerika’ya ve Afrika’ya yayılması ve zenginleşmesi.

XVIII. YY.’DA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER:

a-)KİMLİK DEĞİŞTİRME:

Bu yy’da Osmanlı yönetici kadrolarında kimlik değişikliği ortaya çıktı.

1-)Askeriye içinde kalemiye zümresinin önemi arttı

2-)Avrupa ülkelerinden yabancı uzman getirildi.

3-)Devşirme uygulanamaz hale geldi.

b-)AYAN VE EŞRAFLIK:

1-)Osmanlının klasik döneminde ayan ve eşraflarda vardı.Görevi halk ile yönetim arasında aracılık yapmaktı

2-)Merkezi yönetimin zayıflaması ,tımar sisteminin bozulması sonucu devlet topraklarını ele geçirmiş ,devletin temsilcisi durumuna gelmişlerdir.

3-)İltizam usulünden faydalanmış ,çiftçiye borç vererek zenginleşmişlerdir.

4-)Ayanlar beylerbeyliği ve sancakbeyliği gibi yüksek makamlara getirilmişlerdir.

5-)İltizam usulünün bozulmasından sonra malikane sistemine geçildi.

MALİKANE SİSTEMİ:

Devlet 1695’te vergi getirecek toprakların büyük bölümünü mukattalara ayırdı. Bu topraklar yüksek dereceli devlet görevlerine ve sancak ilerigelenlerine hayat boyu kiralık verildi.

*Ayanlar malikane sisteminden faydalanarak bölgelerindeki gelir kaynaklarını ele geçirdiler.Vergi tahsil etmeleri ve devlet maliyesine borç vermeleri onların önemini arttırdı.

NOT:

1-)1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında Devlet malı yardım ,asker toplama konusunda ayanlara başvurdu.Bu olaylar halkın gözünde ayanlara itibar kazandırdı.

2-)1808’de devletin ayanlarla imzaladığı Sened-i İttifakla onların varlığı tanındı.

TANZİMAT VE SONRASINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER:

1-)Enderun ve medrese dışında yetişen ,memur adı verilen bürokratlar ortaya çıktı.

2-)Bu memurlar Osmanlının çağa ayak uydurabilmesi için reformlar yaptılar.(Tazminat ve ıslahat gibi)

3-)Tanzimat döneminde açılan okullarda memur yetişmeye başlayınca farklı zihniyetler ortaya çıktı.

TANZİMAT VE SONRASI NÜFUS HAREKELERİ VE YAPILANMALAR:

1-)Osmanlı XIX. yy.’da nüfus ve göç hareketleri açısından farklılıklar yaşandı.

2-)Devletin toprakları küçülürken nüfusu arttı.Çünkü kaybedilen topraklardaki türk ve müslüman halk baskı ve katliamlar sonucu Anadolu ve Rumeli’ye göç etti.

GÖÇ HAREKETLERİ:

1-)XIX. yy. başlarında Osmanlı-Rus Savaşı (400 bin kişi)

2-)Bükreş antlaşması ile sonuçlanan Osmanlı-Rus Savaşı sırasında(200 bin kişi)

3-)Mora’daki Rum isyanı ve Eflak-Boğdan’daki karışıklıklar sonucu ile yapılan göçler.

4-)Kırım Savaşı ve sonucunda(Kırım Türkleri ,600 bin kişi)

5-)93 Harbi sonunda Kafkasya ve Rumeli’den göç edenler(yaklaşık 1 milyon)

6-)BU arada 1848 ihtilalinden sonra Macaristan ve Polonya’dan Osmanlı’ya göç edenler(mülteci sorunu)

NOT:

Bu gelişmeler klasik Osmanlı toplum yapısını değiştirmemiş ,kozmopolit tabakaların oluşmasına yol açmıştır.

YENİ HAYAT TARZI:

1-)Batıdan gelen etkiler ve teknik yenilikler saray ,şehir ,hayat tarzını önemli ölçüde etkiledi.

2-)II. Mahmut kıyafet değişikliği yaptı.

3-)Din dışı eğlence türü günlük yaşama girdi.

4-)Avrupa malı kullanma eğilimi hızla arttı.

5-)Avrupa tarzında piyesler sahneye konuldu.

6-)Mimari alanda batı etkisi artmaya başladı.

7-)Yeni eğitim kurumlarının açılması ile külliyeler önemini kaybetti.

8-)Kadın ve erkekler bir arada eğlenmeye başladı.

NOT:

Taşrada günlük hayat mistik düşünceden kaynaklanan bir tefekkül içinde eski meslek ve yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

BÖLÜM-4

OSMANLI’DA EKONOMİK HAYAT

a-) TOPRAK YÖNETİMİ

1-)Öşri(Öşüriye)

2-)Haraci

3-)Miri(Emiri)

a- Dirlik

*Has

*Zeamet

*Tımar

- Eşkinci

- Muhtahfaz

- Hizmet

b-Havs-ı hümayun (mukataa)

c-Paşmaklık

d-Malikane

e-Vakıf

f-Yurtluk

g-Ocaklık

h-Mülk-Arazi

1-) ÖŞRİ(ÖŞÜRİYE)

1-)Fetihten önce yerli müslümanlara ait olan ya da sonradan müslümanların yerleştikleri topraklardır.

2-)Bu topraklar sahibinin mülkü olup istedikleri gibi tasarruf edebilir ve öldükten sonra varislerine kalabilirdi.

3-)Devlet bu toprak sahiplerinden toprak üretim vergisi denilen öşür vergisi alırdı.

2-)HARACİ

1-)Müslüman olmayan yerli halkın elinde bulunan topraklardır.

2-)Toprak sahipleri toprağından tasarruf edebilir, varislerine miras bırakabilirdi.

3-)MİRİ(EMİRİ)

1-)Devlete ait topraklardır.

2-)Ekilip biçilmesi ve işlenmesi hakkı eski sahipleri üzerine bırakılmıştır.

a-)DİRLİK

Osmanlı’larda devletin divan ve memur üyelerine hizmet karşılığı verdikleri topraklardır.

ÖZELLİKLERİ:

1-)Dirlikler toprağın büyüklüğüne göre değil ,dirlik sahiplerine göre ayrılmıştır.

2-)Dirlik sahipleri kendisine verilen toprağı mutlaka işletmek zorundadır.Bu hususta üç yıl üst üste kullanılmayan toprak bir başkasına verilirdi.

AMAÇ:

1-)Üretimin devamlılığını sağlamak.

2-)Devletin giderlerini azaltmak.

3-)Vergilerin toplanmasını kolaylaştırmak.

4-)Tımarlı sipahileri oluşturmak ve beslemek.

NOT:

Devlet arazilerinin en geniş olanıdır.

*HAS:Yıllık geliri 100 binden fazla olan dirliklerdir.Padişah ,vezirler ,beylerbeylerine verilirdi.Bunlar da gelirine göre asker beslemek zorundadır.

*ZEAMET:20 bin-100 bin arasındaki dirliklerdir.Defterdar ,kale komutanları ,divan katiplerine verilirdi.

*TIMAR:3 bin-20 bin arasındaki dirliklerdir.Askerlere ,memurlara verilirdi.

—EŞKİNCİ:Savaşta faydalı iş yapan kişilere verilirdi.

—MUHTAHFAZ:İmam ,hatiplere verilirdi.

—HİZMET:Sarayda çalışanlara verilirdi.

NOT:

Tımar gelirinin3 bine kadar olan kısmına “kılıç” denirdi.

b-)HAVS-I HÜMAYUN

1-)Geliri doğrudan devlet hazinesine giren topraklardır.(Padişaha gelir olarak ayrılır)

2-)Mukataa ve iltizam usulü ile toplanır.

c-)PAŞMAKLIK

Padişah kızlarına ve ailesine ayrılan toraklardır.

d-)MALİKANE(ARPALIK)

Devlet adamlarına üstün hizmetleri sebebi ile mülk olarak verilen topraklardır.

ÖZELLİKLERİ:

1-)Bu toprakların mülkiyeti şahıslara aittir.

2-)Ancak tasarruf yetkisi devletin olup istediği kimseye verilebilirdi.

e-)VAKIF

Gelirleri hayır kurumlarına bırakılan topraklardır.

f-)YURTLUK

Geliri sınır boylarındaki askerlere verilen topraklardır.

g-)OCAKLIK

Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine verilen topraklardır.

NOT:

1-)Her iki toprak alınıp satılmaz ,bağışlanamaz.

2-)Şahıslar öldüklerinde toprak çocuklarına miras kalabilir.

h-)MÜLK-ARAZİ

Şahıslara mülk olarak verilen topraklardır.Alınıp satılabilir.

TOPRAK YÖNETİMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLER:

1-)XVII. yy’dan itibaren öşri topraklar köylünün elinden çıktı ve ayan ,eşraf denilen kişilerin eline geçti.

2-)Zeamet ve tımar ise hak edenlere verilmedi.

3-)XIX. yy’da tımar sistemi tanzimat ile birlikte kaldırıldı.

4-)1847’de miri toprakların miras yolu ile evlada kalma hakkı genişletildi.

5-)1858’de çıkarılan arazi kanunnamesi uygulanmaya girdi.Topraktan alınan bütün vergiler kaldırıldı ve tapu nizannamesi çıkarıldı.

TARIM:

1-)Osmanlı ekonomisinin temeli tarıma dayanıyordu.

2-)Tarımın temelini tımar sistemi oluşturuyordu.

HAYVANCILIK:

Göçebelerin en önemli gelir ve geçim kaynağıdır.

MADENCİLİK:

1-)Demir madeninin ilk işletilmesiOsman Bey zamanında olmuştur.

2-)1861’de ilk Osmanlı Maden Kanunu çıkarıldı.

TİCARET:

1-)Ticaret kara ve deniz olmak üzere ikiye ayrılmıştır.Bütün yollar İstanbul’da toplanmakta ve buradan başlamaktadır.

2-)Anayollar “debentçi” denilen görevlilerin kontrolü altındaydı.

3-)İlk bedesten Bursa’da Orhan Bey zamanında yapılmıştır.

4-)Bedestenin en büyüğü I. Mehmet zamanında İstanbul’da yaptırılmıştır.(kapalı çarşı)

5-)Çarşı ve pazar yerleri muhtesip ve eminlerin denetimi altındaydı.

DIŞ TİCARET:

1-)XIV. yy. sonlarından itibaren dış ticaret gelişti.

2-)XVII. yy.’da dünya ticaret yollarının değişmesi Osmanlı dış ticaretini olumsuz yönde etkiledi.

3-)XIX. yy.’da dış ticaret büyük ölçüde yabancıların ve azınlıkların eline geçti.

TİCARET YOLLARININ DEĞİŞMESİ:

1-)Keşiflerin sonucu Osmanlı ticaret limanları önemini kaybetti.

2-)Yeni ticaret yollarına uzak kalması nedeni ile ekonomik yönden yoksullaştı.

KAPİTÜLASYONLAR:

1-)Orhan Bey’in Cenevizliler’le yaptığı ticari antlaşma ilk ayrıcalık olmuştur.

NOT:

Avrupa dokunma sanayinin başlıca hammaddesi olan “ şap”ın Manisa’daki tekelini uzun bir süre için Cenevizlilere vermiştir.

2-)I. Mehmet 1479’da Venediklilere serbest ticaret yapma hakkı verdi.

3-)I. Süleyman 1535’de Fransa’ya geçici imtiyaz verdi.

4-)I. Mahmut 1740’da Fransa’ya sürekli imtiyaz verdi.

5-)II. Mahmut’un 1838’de İngiltere’ye Balta Limanı Antlaşması ile taviz vermesi Osmanlı’da bağımsız bir dış ticaret politikası izleyebilme imkanı bırakmadı ve Osmanlı açık Pazar haline geldi.

6-)Lozan ile kaldırıldı.

DIŞ BORÇLAR:

1-)İlk borçlanma 1854’te Kırım Savaşı sonrasında başladı.1877’ye kadar devam etti.

2-)1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Osmanlı’ya yüklenen savaş tazminatı mali durumu daha da kötüleştirdi.

3-)20 ocak 1881’de borçları geri ödemek için Avrupa Devletleri tarafından düyun-u umumiye idaresi kuruldu.

4-)Bu idare borçlara karşılık tuz ,tütün ,ipek ,maden gibi gelir kaynaklarının işletmesinin denetlenmesini üzerine aldı.

5-)Borçlar Lozan Antlaşması ile çözümlendi.

BÖLÜM-5

EĞİTİM VE ÖĞRETİM

1-)Osmanlı’da eğitim ve öğretim faaliyetlerini ilmiye sınıfı yerine getirir.

2-)Eğitim ve öğretim işleri dine dayanmaktadır.

3-)Eğitim faaliyetleri yaygın ve örgün örgün eğitim kurumlarında yapılır.

4-)Eğitim kurumlarının amacı dinine ve milletine bağlı ,samimi müslümanlar ,askeri ve ilmiye sınıfına insan yetiştirmektedir.

5-)Askeri sınıfa insan yetiştiren en önemli eğitim kurumu enderun mektebidir.

6-)İlmiye sınıfı ise medreselerden yetişir.

OSMANLI’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM KURUMLARI

HALK EĞİTİMİ:

Medrese ve mekteb dışındaki kurumlarda verilen eğitimdir.Halk eğitiminin yapıldığı kurumlar:

1-)Camiler

2-)Tekkeler

3-)Dergahlar

4-)Saraylar ,kütüphaneler ,kahvehaneler

MESLEKİ EĞİTİM:

Esnaf olmak isteyenlerin yetiştiği okuldur.Mesleki eğitimin en yaygın yapıldığı yer lonca teşkilatıdır.

İLK ÖĞRETİM:

Eğitimin ilk basamağı sıbyan mektebidir.Bunlara mahalt mektebi de denilmektedir.

ORTA VE YÜKSEK ÖĞRETİM:

Bu kurumların temelini medreseler oluşturur.

MEDRSESLER:

1-)Talebenin ilim öğrendiği yerdir.Vakıflar tarafından kurulmuştur.

2-)İlk Osmanlı medresesi Orhan Bey tarafından İznik’te yapılmıştır. Sonradan Bursa ve Edirne’de yapılmıştır.

3-)Üç bölümden meydana gelmiştir.Hariç ,Dahil ,Şahindir.

4-)Rumeli’de Türk kültürünün hızla yayılmasını sağlamıştır.İlk ve en önemli gelişme II. Mehmet zamanında yapılmıştır.(Sahn-ı Seman medreselerinin kurulması.)

5-)I. Süleyman zamanında Süleymaniye medresesi kuruldu.

6-)Medreselerde Kur’an ,hadis fıkıh ,kelam ,tefsir ,siyer ,felsefe ,matematik ,tıp ,astronomi ve fen bilimleri gibi dersler okutulurdu.

ENDERUN MEKTEBİ:

1-)Medrese dışında en önemli okul sarayda bulunan Enderun’dur.

2-)II. Murat döneminde kurulmuştur.

3-)Devlet memuru yetiştiren okuldur.

4-)Devşirme yolu ile toplanan öğrencilerin zeki ve kabiliyetli olanlar okurdu.

BÖLÜM-6

OSMANLI’NIN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDEKİ DEĞİŞMELER(BATI TARZINDA AÇILAN OKULLAR)

1-)İlk değişiklik askeri kurumlarda görülmüştür.(I. Murat ,III. Mustafa ,I. Abdülmelik ,III. Selim .)

2-)II. Murat ve tanzimat dönemlerinde;

a-)Yeni çeri ocağı kaldırıldı.

b-)İlk öğretim mecburi hale getirildi.

c-)Orta okullar seviyesinde “rüştiye” adı verilen okullar açıldı.

d-)Avrupa’ya ilk defa öğrenci gönderildi.

NOT:

Tanzimatla birlikte ilk kez devlet dairelerinin kurulmasıyla buralarda çalışacak bürokratları yetiştirmek için yeni okullara ihtiyaç duyuldu.

3-)1857’de kurulan maarif-i umumiye nezareti (genel eğitim bakanlığı) ile ilk kez bir eğitim bakanı Osmanlı kabinesine girmiş oldu.

4-)1846’da darül fünun açıldı.

5-)1848’de darül muallim açıldı.

6-)1843’de Darüşşafaka açıldı.

7-)1869’da çıkarılan maarifi umumiye nizannamesine göre eğitim ve öğretim 3 aşamalı hale geldi.

İLKÖĞRETİM:

a-)Sıbyan mektebi(anaokulu)

b-)İptidaiye mektebi(ilk okul)

c-)Rüştiye mektebi(orta okul)

d-)İdadiler ve Sultaniler(lise)

e-)Darül fünun(üniversite)

NOT:

Osmanlı tarihinde ilk milli eğitim bakanlığı maarifi umumiye nezareti adıyla 1851’de kuruldu.

8-)1847’de mektebi ziraat açıldı.

9-)1859’da mektebi mülkiye açıldı.

10-)1866’da mektebi mülkiye-i tıbbiye açıldı.

11-)1874’de hukuk okulu açıldı.

12-)1881’de ticaret okulu açıldı.

13-)1881’de sanat okulu açıldı.

AZINLIK OKULLARI:

1-)1859’da İngiliz kız okulu açıldı.

2-)1905’de İngiliz erkek okulu açıldı.

3-)1882’de Avusturya erkek lisesi açıldı.

4-)Fener rumi okulu ile Papaz okulu açıldı.

5-)1897’de Osmanlı sınırları içinde yabancı okulların sayısı şunlardır:Amerika okulları 131 ,Fransız okulları 129 ,İngiliz okulları 60 ,Alman okulları 22 ,İtalyan okulları 22 ,Avusturya okulları 11 ,Rus okulları 7 ,İran okulları 4 .

NOT:

1869 maarifi umumiye nizannamesine göre devlet ilk defa azınlık ve yabancı okulların eğitim programını denetim etme hakkını almıştır.

MEDRESENİN BOZULMA SEBEPLERİ:

1-)Pozitif bilimlerin terkedilmesi.

2-)Ulema çocuklarına müderrislik verilmesi.

3-)Öğrencilerin medreselerde iyi eğitim görmeden müderris olması.

OSMANLI DEVLETİ’NDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜN GENEL ÖZELLİKLERİ

1-)Bir milletin ,tarihi gelişme içinde meydana detirdiği büyük maddi ve manevi değerlerin bütününe kültür denir.

2-)Osmanlı-Türk kültürü İslam öncesi Türk Kültürü ile İslam kültürünün bir sentezi olarak ortaya çıkmıştır.

ÖZELLİKLERİ:

1-)DEVAMLILIK VE YAYGINLIK:

Türk kültürünün yaygınlığının en belirgin özellikleri mimari eserlerdir. Osmanlı gittiği yerlerde ilk iş olarak bayındırlık eserleri yapmışlardır.

2-)DEMOKRASİYE AÇIK OLMASI:

Osmanlı toplumunun en önemli özelliği dini hoşgörüdür.

3-)SINIFSIZ TOPLUM:

Osmanlı toplumu sınıfsız bir millettir. Yani asiller ve kast sistemi yoktur.

4-)TOPLUMUN BÜTÜNLEŞMESİ:

Bütünleşme ise toplumun bir amaç etrafında birleşmesi ile gerçekleşir.Osmanlı devrinde Ahilik ,Lonca ,Tekke ,Tarikatlar ve medreseler toplumun örgütlenmesinde önemli görevleri yerine getirmişlerdir.Hatta tekke ve medreseler kültür birliğinin sağlanmasında büyük rol oynamışlardır.Tekke ve medreselerde yaygınlaşan düşüncenin temeli hoşgörüye ,insan sevgisine ve kardeşliğe dayanır.

5-)ADALETLİ YERLEŞTİRMEK VE YAYMAK:

Osmanlı tüm bireyleri için adaleti yaygınlaştırmayı gaye edinmiştir.Devlet ,insani ve hoşgörülü bir yapıya sahipti.Diğer kültürleri kendi kültürleri içinde eritmeyi düşünmemiş olanlara karşı hoşgörü göstermiştir.

6-)MADDİ VE MANEVİ FEDAKARLIK:

Osmanlı kültürünün özünde fedakarlık vardır.Fedakarlığın en büyüğü din ve devlet için yapılandır.

7-)İLİME VE SANATA DEĞER VERME:

Padişahlar bilginleri ve ilim adamlarını himaye etmişler ve böylece ülkede ileri bir kültür ortamı oluşmuştur.

8-)TÜRKLÜK:

Fikir ve kültür bakımından tamamen Türk devleti olmasıdır.

*Osmanlı dönemi Türk kültürü II. Mehmet zamanında olgunlaştı ,I. Süleyman zamanında klasik ve ideal şekline ulaştı.

BATININ TÜRK KÜLTÜRÜNE ETKİLERİ

1-)XVII. yy’dan itibaren Osmanlı dönemi türk kültürü değişen dünya şartları ile karşılaştı.

2-)XVIII. Yy’da bilimteknik ve askeri konularda Avrupa’nın üstünlüğü kabul edilmiş ,batılılaşma hareketine girilmiştir.

3-)Bunun sonucunda türk kültürü kendi kimliğini korumaya ve dünya şartlarına uyum sağlamaya çalışmıştır.

4-)Lale devri ile başlayan batılılaşma hareketi II. Mahmut dönemiyle devam etti.Tanzimat devrinde batılılaşma hareketi daha da hızlandı ve Türk ayanları arasında tartışmalar başladı.

YAZI ,DİL VE EDEBİYAT:

1-)Türkler uzun süre Arap alfabesini kullanmıştır. Sebebi Arap alfabesinin Türkçe’ye uygunluğu değil ,Kuran’ın Arapça harflerle yazılmış olmasıdır.

2-)Osmanlı’da yazışma dili türkçedir.

3-)Din ve ilim olarak Arapça ,edebiyat dili olarak Farsça’yı kullanmıştır.

4-)Türkçe kısa zamanda ilim ,edebiyat ve şiir dili haline geldi.(1409’da Süleyman Çelebi’nin yazdığı mevlid)

5-)II. Mehmet’ten sonra birçok Arapça ,Farsça kelime Türkçe’ye girmeye başladı.Üç dilin zamanla karışması sonucu ortaya Osmanlıca çıktı.

6-)Bu dönemde edebiyat divan ,halk ve tekke edebiyatı olmak üzere üç bölümden ayrılmıştır.

A- DİVAN EDEBİYATI:

Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında saray ve medrese çevresinde meydana getirdikleri edebiyattır.

ÖZELLİKLERİ:

1-)İlk örnekleri XIII. yy’da vermiş ,XVI. yy’da gelişme göstermiştir. XVI. yy’da en üst seviyeye ulaşmıştır.(Baki ,Fuzuli vb.)

2-)Divan şiirinde kaside ,gazel ,mesnevi ,rubal türleri yazılmıştır.

3-)XIX. yy’ın sonlarında tarihe karışmıştır.

B- HALK EDEBİYATI:

Halk edebiyatının temeli toplumun sesi olan ozanlar tarafından atılmıştır.

C- TASAVVUF (TEKKE) EDEBİYATI:

ÖZELLİKLERİ:

1-)Tekkeler ve tarikatlarda yetişen şairler eliyle gelişen edebiyattır.

2-)XIV. yy’da tekke edebiyatı büyük gelişme gösterdi.

3-)XVII. yy’da Türkçe’nin hakimiyeti alanı genişledi ve İran etkisinden kurtuldu.

4-)XVIII. yy’da tekke edebiyatı duraklama dönemine girmiştir.

5-)Bu yy’da resmi tarih yazıcılığı dan vak’anüvislik kuruldu.(Peçevi ,Keçecizade Naima Efendi bu dönemde yetişmiştir.)

BASIN-YAYIN

1-)Basının en önemli unsuru matbaadır.İlk matbaa 1727’de kurulmuştur. (İbrahim Müteferrika ve Saim Efendi)İlk eser “Van Kulu Sözlüğü”dür.

2-)İlk gazete II. Mahmut zamanında çıkarılan “Takvim-i Vakai”dir.

3-)Türkçe olarak yayınlananilk özel gazete “Ceride-i Havadis”dir.

4-)1860’da Şinasi ve Agah Efendi tarafından ilk özel Türk gazetesi olan “Tercüman-ı Ahval” çıkarıldı.

5-)İlk dergi “mecmua-i Fünun” adı ile çıkarıldı.

6-)1862’de ilk resmi dergi olan “Mir At” yayınlandı.

7-)1867’de “Muhbir Gazetesi” çıkarıldı.

8-)1871’de “İbret Gazetesi” çıkarıldı.

9-)II. Abdülhamit döneminde Sabah ,Vakit ,Tercüman-i Hakikat gazeteleri çıkarıldı.

10-)Düşünce hayatını besleyen kaynak “İslam Dini”dir.

11-)Düşünce hayatının geliştiği kurumların başında tekke ve medreseler gelir.

12-)XVII. yy’ın başlarından itibaren düşünce hayatında değişiklikler görülmeye başladı.

13-)Tanzimat dönemi aydınları Osmanlıcılık ,İslamcılık,Batıcılık akımlarını ortaya çıkardı.

XIV. ,XV. ve XVI. YY.’LARDA BİLİM:

1-)Osmanlı’da bilim alanındaki ilk teşkilatlanma Orhan Bey zamanında oluşmuştur.

2-)İlk bilim adamı Davud-ı Kayseri’dir.

3-)II. Mehmet döneminde bilim alanında önemli gelişmeler oldu.(Ali Kuşçu ,Uluğ Bey ,Akşemseddin ,gibi dini ilimlerde ,matematik ,astronomi alanlarında bilginler yetişti.)

4-)Astronomide dikkat çeken bilim adamı Takıyuddin Mehmet’tir.

5-)Tıpta Mukbilzade mümin devrin tıp bilginlerindendir. Sabuncuoğlu Şerafettin ve Ahi Mehmet Çelebi XV. yy’nın önemli tıp bilginlerindendir.

6-)I. Selim ve I. Süleyman dönemlerinde Zembilli Ali Cemali Efendi ,Şemseddin Ahmet (İbn-i Kemal) gibi önemli bilim adamları yetişmiştir.

7-)Osmanlı tarihçiliği II. Murat ve özellikle II. Mehmet döneminde önemli gelişme gösterdi. Aşık Paşazade’nin Tevarih-i Al-i Osman’ı ,I. Süleyman devrinde Hoca Saadeddin Efendi yetişmiştir.

8-)Ünlü İslam bilgini Fahrettin Razi ,molla feneri Ebu Suud Efendi’dir.

XVII. YY’DA BİLİM:

1-)Bu dönemin en önemli bilim adamı Koçi Bey’dir.(III. Murat’a sunduğu rapor)

2-)Naima Efendi.(tarihçi)

3-)Katip Çelebi ,Evliya Çelebi.(coğrafyacı)

XVIII. YY’DA BİLİM:

1-)Bursalı İsmail Hakkı Efendi.(Dini İlimler)

2-)Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi.(tasavvuf ve ahlak)

XIX. YY’DA BİLİM:

Askeri okullarda ve batı tarzında açılan sivil okullarda okutulmak amacıyla bir çok bilimsel eserler tercüme edildi.(Mecelle ,Tarih-i Hikmet ,Kısası Enbiye)

GÜZEL SANATLAR:

1-)Kurtuluş döneminde Osmanlı Sanatı Anadolu Selçuklu Sanatından etkilenmiştir.

2-)Yükselme döneminde “Klasik Osmanlı Mimarisi” denilen bir sanat uslübu gelişmiştir.

3-)Bu dönem sanatın zirvede olduğu dönemdir ;çünkü Mimar Sinan yetişmiştir.

OSMANLIDA BAŞLICA SANAT DALLARI:

MİMARİ:Osmanlı mimarisi kendi içinde üç ana bölüme ayrılmıştır:

a-)ERKEN DEVİR:Osmanlı Mimarisi Anadolu Beylikler döneminde ortaya çıkan mimari uslübun devamıdır.(İznik ,Yeşikamı ,Ulucami ,Beyazıt Cami)

b-)KLASİK DEVİR:XVI. yy Mimar Sinan dönemidir.Süleymaniye ve Selimiye camileri önemli eserleridir. Ayrıca sivil mimaride Topkapı Sarayı en güzel örnektir.XVII. yy’da Mimar Mehmet Ağa Sultan Ahmet Camisini yaptırmıştır.

c-)GEÇ DEVRİ:XVIII. yy Osmanlı mimarisi Avrupa mimarisi etkisinde kalmış ,barak tarzı eserler yapılmıştır.(Nur-u Osmaniye cami)

*XIX. yy’da geleneksel Osmanlı mimarisinden tamamen uzaklaşıldı. Avrupa Sarayları örnek alınarak Dolmabahçe ,Çırağan ,Yıldız sarayları yapıldı.

NOT:

Camiler dışında medreseler ,türbeler ,imarethaneler ,hastaneler ,hamamlar ,köprüler ,çarşılar ,bedestenler yapılmıştır.

DOKUMACILIK:XVI. yy’da gelişme gösterdi.

MİNYATÜR:Osmanlı’da el yazmalarını süsleyen resimlere minyatür denir. XVI. yy. minyatürün gelişme dönemidir. XIX. yy’da minyatür özelliği kaybedildi.

CİLTÇİLİK:XV. ve XVI. yy’larda büyük gelişme gösterdi. XVII. yy’da gerilemeye başladı.

TEZHİP:El yazması kitapları süsleme sanatıdır.II. Mehmet döneminde olgunlaştı. XVIII. yy’dan sonra gerilemeye başladı.

ÇİNİCİLİK:Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren gelişme gösteren bir sanat dalıdır. İznik ve Kütahya Çiniciliğin merkezidir. XVI. yy. Osmanlı çini sanatının en gelişmiş olduğu dönemdir. XVIII. yy’da gerilemeye başladı.

HAT SANATI:Güzel yazı yazma sanatıdır.En gelişmiş şekilleri kufi ,sülüstür.

CAM SANATI:XVI. yy’da gelişme gösterdi.

OYMACILIK:Taş ve ahşap oymacılığı olarak gelişmiştir.

KAKMACILIK:Metal ,taş ve ahşap üzerine açılan yuvalara açılan altın ,gümüş ,sedef ,fildişi gibi değerli taşları gömerek yapılan sanattır.

NAKKAŞLIK:El yazmalarının ,minyatürlerinin ve tezhiplerinin yapıldığı sanattır.

MUSİKİ:

1-)Osmanlı musikisi dört alanda varlığını sürdürmüştür.

2-)Halk ,tasavvuf ,mehter ve sanat müziğidir.

3-)İlk mehter Osman Bey tarafından kurulmuştur. II. Mahmut 1826’da Yeniçeri Ocağı ile birlikte kaldırmıştır.

4-)Osmanlı’da musiki aynı zamanda akıl hastalarını tedavi için kullanılmışır.

5-)XVII. ve XVIII. yy’larda gelişme gösterdi.

6-)XVII. yy’da Hri Mustafa Efendi yetişti.

7-)XIX. yy’da mızıka-yı hümayun kuruldu.

8-)Abdülmecit döneminden itibaren batı müziği ön plana çıktı. Bununla birlikte bu dönemde yetişen bestekarlar Türk musikisini korumak için çok çaba harcadılar.

9-)Bu yüzyılın büyük bestekarları ve bilginleri İsmail Dede Efendi ,Hacı Arif Bey ,Tamburi Cemil Bey’dir.


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy