Edebiyat Hakkinda-5

06 Kasım 2007

HALK EDEBİYATI

Halk Edebiyatının Genel Özellikleri:

*Kullanılan dil halkın kullandığı,konuştuğu dildir.

*Halk deyimlerine ve güzel halk söyleyişlerine yer verilir.

*Şair şiirlerini saz eşliğinde,belli bir ezgi ile söyler.

*Nazım birimi dörtlüktür.

*Hece ölçüsü kullanılmıştır (genellikle 7’li,8’li ve 11’li).

*Yarım kafiye kullanılır.Rediften yararlanılmıştır.

*Azda olsa benzetmelerden faydalanılmıştır.

(Boy serviye, yüz aya, kaş kaleme, diş inciye, yanak güle)

*İşlenen konular;

aşk,tabiat,ayrılık,hasret,ölüm,yiğitlik,toplum,din ,

zamandan şikayet sık sık işlenen konulardır.

*Şiirlerin başlığı yoktur,Nazım şekilleri ile adlandırılır.

A)ANONİM HALK EDEBİYATI

Kim tarafından söylendiği bilinmeyen halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır.

*Sözlü geleneğe dayanır.

*Halk diliyle söylenir.

*Anonim halk edebiyatıürünleridir; mani, ninni, türkü, destan, tekerleme, bilmece, masal v.b.

*Bu ürünlerde ölüm, aşk, hasret, yiğitlik gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenir.

NAZIM ŞEKİLLERİ

MANİ

*Aşk, sevgi, yiğitlik, evlat sevgisi, toplum olayları ve ölüm gibi temaları işleyen bir türdür.

*Hecenin 7’li kalıbı ile söylenir.

*Bir dörtlükten oluşur.

*İlk iki dize hazırlıktır;yani doldurmadır.

*Asıl maksat son iki dizelerde söylenir.

*Kafiye örgüsü aaxa şeklindedir.

*Dört dizeden fazla olan manilerde vardır.

NİNNİ

Annelerin çocuklarını uyutmak için belli bir ezgi ile söylediği sözlü edebiyat ürünüdür.

*Hece ölçüsü ile söylenir.(7’li 8’li ve 9’lu).

Anne çocuğuna ilişkin isteklerini, iyi dileklerini, kendi sevincini, üzüntülerini anlatır.

TÜRKÜ

*Kendine özgü bir ezgi ile söylenen bir nazım biçimidir.

*Daha çok hecenin 8’li ve 11’li kalıbıyla söylenir.

*İki bölümden oluşur.Birinci bölüm türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bölümdür.Buna bent denir. İkinci bölüm ise her bendin sonunda tekrarlanan nakarat bölümleridir.Bunlara da kavuştak denir.

*Bentler ve kavuştaklar kendi aralarında kafiyelidir.

*Aşk,tabiat,ayrılık,gurbet,harset,sevgi ve güzellik gibi konular işlenmiştir.

*Konusu ve şekli devirden devire ve çevreden çevreye değişir.

AÄžIT

Ölen kimsenin arkasından söylenen ve ölen kimsenin hayattaki başarılarını anlatan şiirlerdir.

B)AŞIK HALK EDEBİYATI

*Aşık adı verilen halk şairleri tarafından oluşturulmuştur.

*Aşıklar genellikle okur, yazar değillerdir.

*Aşıklar, köy, kasaba, şehir ve asker ocaklarında yetişir

NAZIM ŞEKİLLERİ

KOÅžMA

*Sevgi,doÄŸa,türlü acılar,insanlık sevgi ve yiÄŸitlik gibi bir türdür 11’li hece ölçüsüyle söylenir.(6+5 ve 4+4+3).

*Nazım birimi dörtlüktür. (en az 3,en fazla12).

*Son dörtlükte ozanın adı yer alır.

*Kafiye düzeni abab,cccb,dddb…. ÅŸeklindedir.

Koşmalar konuları yönüyle kendi içinde de isimlendirilmiştir.

a)Güzelleme:Aşk, hasret, ayrılık, doğa sevgisi gibi lirik konuları işleyen koşmadır.

b)Taşlama: Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

c)Koçaklama: Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir;

d)Ağıt: Bir kişinin ölümünden duyulan acı ifade edilir.

*Belli bir ezgi ile söylenir.

SEMAİ

*Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir.

*KoÅŸma gibi kafiyelenir.

*En az 3,en fazla 5-6 dörtlükten oluşur.

*Kendine özgü bir ezgi vardır.

*Koşmada işlenen temaların ve konuların hepsi,semai de kullanılır.

*Koşmada ayrılan yönleri;bestesi ölçüsü ve dörtlük sayılır.

VARSAÄžI

*İlk olarak toroslarda yaşayan Varsak boyunda ozanlar tarafından kullanılmıştır.

*Kendine özgü bir bestesi vardır.

*Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan,babacan erkekçe bir hava duyulur.

*Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir.

*Diğer nazım şekillerinden farklı bre,behey,hey gibi ünlemlere yer verilmesidir.

*Hayattan ve talihten ÅŸikayet iÅŸlenir.

DESTAN

*Yiğitlik,savaş,deprem,yangın gibi toplumsal açıdan önemli konular işlediği bir türdür.

*Nazım birimi dörtlüktür.(En uzun 100 dörtlük olanları vardır.

*Genellikle 11’li hece ölçüsü ile yazılır.

*Kafiye örgüsü koşma ile aynıdır.

*Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı ‘’en ünlüsüdür’’.

AŞIK EDEBİYATININ SANATÇILARI

KÖROĞLU

*16.yy’li halk ÅŸairlerimizdendir.

*Bolu Bey’i ile yaptığı mücadele ile tanınır.

*Şiirleri arasında yiğitçe,coşkun bir seslenişle söylenmiş koçaklamaları önemli bir yer tutar.

*Aşk,tabiat gibi konuları işlediği şiirleri de vardır.

KARACAOÄžLAN

*17.yy halk ÅŸairidir.

*Bütün aşık edebiyatı şairlerini etkilemiştir.

*AÅŸk ve tabiat ÅŸairidir.

*Dili sadedir arı ve duru bir Türkçe’dir.

*Åžiirlerinde tasavvufa ve dini konulara yer vermemiÅŸtir.

*Şiirlerini hece ölçüsü ile yazmıştır.

GEVHERİ

*17.yy sonu ve 18.yy başında yaşamıştır.

*Åžiirden Åžam’a, Arabistan’a gittiÄŸini bir kaynaktan da Rumenli de bulunduÄŸunu ve bir paÅŸanın yanında katiplik yaptığını öğreniyoruz.

*Şiirlerinde divan edebiyatının etkisi vardır.

*Yer yer aruz ölçüsünü de kullanılmıştır.

*Şiirlerinde yabancı kelimelere ve divan edebiyatı mazmunlarına yer vermiştir.

SEYRANİ

*Kayseri’nin Develi kasabasında doÄŸmuÅŸtur.

*İstanbul a gelmiş ancak devrin büyüklerini hicvettiği için,memleketine dönmek zorunda kalmıştır

*Hicivleriyle tanınır.

*Aruzlar da yazmakla birlikte asıl şöhretini hece ölçüsüyle bulmuştur.

DADALOÄžLU

*Toroslardaki göçebe Türkmenlerin AvÅŸar boyundan olan DadaloÄŸlu’nun hayatı hakkında fazla bilgimiz yoktur.

*Şiirlerinde yiğitçe bir sesleniş olduğu gibi içli söyleyiş de vardır.

*İçinde bulunduğu tarih ve toplum olaylarını şiirlerine yansıtmıştır.

ERZURUMLU EMRAH

Zamanın ünlü şairlerindendir.Asıl kişiliği hece ölçüsü ile yazdığı koşma ve semailerinde görülür.

AÅžIK VEYSEL SATIROÄžLU

*Sivas’ın Åžarkışla ilçesinin Sivri alan köyünde doÄŸmuÅŸtur.

*Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden gözlerini kaybetmiştir.

*İçli bir saz şairidir.

*Åžiirlerinde insan,yurt,tabiat sevgisini dile getirmiÅŸtir.

*Ankara ve İstanbul radyolarında program yapmıştır.

*Ahmet Kudsi Tecer tarafından edebiyatımıza kazandırılmıştır.

Eserlerieğişler,sazımdan sesler,dostlar beni hatırlasın.

C)TEKKE VE TASAVVUF HALK EDEBİYATI

*Dini tasavvufi düşünceyi yaymak düşüncesiyle gelişen bir edebiyattır.

*Bu edebiyatın konusu Allah aşkı ve Vahdet-i Vücud düşüncesidir.

*Şairleri hem divan edebiyatı hem de halk edebiyatı nazım şekillerinde kullanılmıştır.

*Aruz vezni ve hece vezni birlikte kullanılmıştır.

*Dili halkın anlayabileceği bir dildir.

NAZIM ŞEKİLLERİ

İLAHİ

*Allah’ı övmek ve ona yalvarmak için yazılan ÅŸiirlere denir.

*Özel bir ezgiyle okunur.

*Hecenin 7’li 8’li 11’li kalıbıyla söylenir.

NEFES

*Bektaşi şairlerinin söyledikleri şiirlere denir.

*Tasavvuftaki Vahdet-i Vucud düşüncesi anlatılır.

*Hz. Muhammed ve Hz. Ali için övgülerde söylenilir.

NUTUK

Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.

DEVRİYE

Devir kuramını anlatan şiirlere denir.

ŞATHİYE

İnançlardan teklifsizce, alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir.

TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI SANATÇILARI

YUNUS EMRE (1249-1322)

*EskiÅŸehir’de doÄŸup öldüğü söylenir.

*Hayatı efsanelerle örülmüştür.

*Dili sadedir.

*Allah inancını ve insan sevgisini işler.

*Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.Lirik bir şairdir.

*Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır.

*İşlediği konular yönüyle evrenseldir.

Eserleriivan,Risaletün Nushiye

PİR SULTAN ABDAL (?-1560)

*16.yy!da yaÅŸamış bir BektaÅŸi ÅŸairidir.Sivas’ın Banaz köyünde doÄŸmuÅŸtur.Hızır PaÅŸa tarafından Sivas’ta öldürülmüştür.

*Tasavvuf,tabiat,aşk ve halkın gerçek yaşayışıyla ilgili konular işler.

*Divan edebiyatında etkilenmemiştir. Dili sadedir.

HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209-1270)

13.yy’da yaÅŸamıştır,Türkistan’ın NiÅŸabur ÅŸehrinde doÄŸmuÅŸtur.A.Yesevi’nin isteÄŸiyle Anadolu’ya gelmiÅŸtir.

Bilinen en önemli eseri ‘’Makalat’’tır. Sohbetler sözler anlamına gelir.Hz Adem’in yaratılışı, Åžeytan ve Åžeytani iÅŸler, Allah’ın birliÄŸi gibi konuları ele almıştır.

Dil Anlatım Dersinin Soru Ve Cevapları

06 Kasım 2007

Adı Soyadı : .11.2005

Numarası : Sınıfı: 9

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ 1.DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. A

1-“Postacının bize ulaÅŸtırdığı bir mektup örneÄŸi” üzerinde iletiÅŸimin ögelerini gösteriniz.(15 puan)

2-Bir insanın gözlerinin kapanması, ateşinin yükselmesini dil dışı göstergelerden ne ile adlandırabiliriz?(5 puan)

3- Aşağıdaki veciz sözlerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeler yazınız.(10 puan)

İnsan dilinin …………..gizlidir. Hadis

Tatlı dilli olanların ……………..her gün biraz daha artar. Hz. Ali

Dilin cismi küçük, ….……… büyüktür.

4-Aşağıdaki deyimleri karşısındaki anlamlarına uygun olarak numaralandırınız.(25 puan)

1. küplere binmek Öfkelenmek

2. kafası kızmak Saygısızlık etmek

3. alaşağı etmek Birden sinirlendirmek

4. büyüğe el kaldırmak Kafası karışmak

5. kafasının tasını attırmak Sessiz ve derinden iş yapmak

6. kafa şişirmek Midesini bulandırmak

7. kafası allak bullak olmak Çok kızmak

8. allem kalem etmek Dalavere, numara yapmak

9. işi götürmek Gereksiz yere çok konuşmak

10. içi dışına çıkmak Yere indirmek, yerle bir etmek

5-Aşağıdaki kelimelerin yazılışına dikkat ederek yanlış olanların yanına (Y), doğru olanların yanına (D) koyunuz. (15 puan)

( ) baba yiÄŸit

( ) babaevini

( ) bom boÅŸtu.

( ) baÄŸ bozumu

( ) bademyağı

6-Aşağıdaki deyimleri de kullanarak anlamlı bir olay paragrafı oluşturunuz. Kullandığınız deyimlerin cümle içinde altını çiziniz. (15 puan)

bertaraf etmek, borç harç, nefes tüketmek, bile bile, çıbanbaşı

7-Kökeni bakımından diller kaç gruba ayrılır? Türkçe hangi dil grubuna girmektedir? (10 puan)

8-Denizli ve yöresinde sık rastlanan telaffuz yanlışlarından bildiklerinizi yazınız. (5 puan)

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı Soyadı : .11.2005

Numarası : Sınıfı: 9

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ 1.DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. B

1-“Teyzenizin size arkadaşıyla gönderdiÄŸi hediye” üzerinde iletiÅŸimin ögelerini gösteriniz. (15 puan)

2-Trafik işaretleri ile bazı yasakları ifade eden levhaları dil dışı göstergelerden ne ile adlandırabiliriz? (5 puan)

3- Aşağıdaki veciz sözlerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeler yazınız. (10 puan)

Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin. KonuÅŸmasını………………………..………………………(Franklin)

Tatlı dil her kapıyı açan ……….…….bir anahtardır. Montaigne

Dilim, başıma giydirir…………..

4-Aşağıdaki deyimleri karşısındaki anlamlarına uygun olarak numaralandırınız. (25 puan)

1. başına buyruk Çok dertli

2. kendini bilmez Problemin ana kaynağı

3. baş tacı olmak Önlemek

4. baş edebilmek Kendi başına hareket eden

5. bağrı yanık Haddini bilmez

6. bertaraf etmek Ödeme güçlüğü

7. borç harç Herkes tarafından değer verilmek

8. nefes tüketmek Çok emek vermek

9. bile bile Uğraşabilmek, hakkından gelebilmek

10. çıbanbaşı Farkında olarak

5-Aşağıdaki kelimelerin yazılışına dikkat ederek yanlış olanların yanına (Y), doğru olanların yanına (D) koyunuz. (15 puan)

( ) bağırsaklara

( ) bağrı yanık

( ) bahs etmek

( ) bakım evinde

( ) bandrolu

6-Aşağıdaki deyimleri de kullanarak anlamlı bir olay paragrafı oluşturunuz. Kullandığınız deyimlerin cümle içinde altını çiziniz. (15 puan)

başına buyruk, kendini bilmez, baş tacı olmak, baş edebilmek, bağrı yanık,

7-Yapı bakımından diller kaç gruba ayrılır? Türkçe hangi dil grubuna girmektedir? (10 puan)

8-Denizli ve yöresinde sık rastlanan telaffuz yanlışlarından bildiklerinizi yazınız. (5 puan)

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı Soyadı : .11.2005

Numarası : Sınıfı: 9

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ 1.DÖNEM 1. YAZILI SORULARININ CEVAP ANAHTARIDIR. A

1-“Postacının bize ulaÅŸtırdığı bir mektup örneÄŸi” üzerinde iletiÅŸimin ögelerini gösteriniz.(15 puan)

• Gönderici: Mektubu yazan

İleti: Mektup

Alıcı: Biz

Åžifre: Adres

Kanal: Posta

2-Bir insanın gözlerinin kapanması, ateşinin yükselmesini dil dışı göstergelerden ne ile adlandırabiliriz?(5 puan)

• Belirti

3- Aşağıdaki veciz sözlerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeler yazınız.(10 puan)

İnsan dilinin ALTINDA gizlidir. Hadis

Tatlı dilli olanların DOSTLARI her gün biraz daha artar. Hz. Ali

Dilin cismi küçük, CÜRMÜ büyüktür.

4-Aşağıdaki deyimleri karşısındaki anlamlarına uygun olarak numaralandırınız.(25 puan)

1. küplere binmek 2 Öfkelenmek

2. kafası kızmak 4 Saygısızlık etmek

3. alaşağı etmek 5 Birden sinirlendirmek

4. büyüğe el kaldırmak 7 Kafası karışmak

5. kafasının tasını attırmak 9 Sessiz ve derinden iş yapmak

6. kafa şişirmek 10 Midesini bulandırmak

7. kafası allak bullak olmak 1 Çok kızmak

8. allem kalem etmek 8 Dalavere, numara yapmak

9. işi götürmek 6 Gereksiz yere çok konuşmak

10. içi dışına çıkmak 3 Yere indirmek, yerle bir etmek

5-Aşağıdaki kelimelerin yazılışına dikkat ederek yanlış olanların yanına (Y), doğru olanların yanına (D) koyunuz. (15 puan)

( ) baba yiÄŸit

( ) babaevini

( ) bom boÅŸtu.

( ) baÄŸ bozumu

( ) bademyağı ( Y ) baba yiğit

( Y) babaevini

( Y ) bom boÅŸtu.

( Y ) baÄŸ bozumu

( D ) bademyağı

6-Aşağıdaki deyimleri de kullanarak anlamlı bir olay paragrafı oluşturunuz. Kullandığınız deyimlerin cümle içinde altını çiziniz. (15 puan)

bertaraf etmek, borç harç, nefes tüketmek, bile bile, çıbanbaşı

• Cevaplar serbesttir.

7-Kökeni bakımından diller kaç gruba ayrılır? Türkçe hangi dil grubuna girmektedir? (10 puan)

• Kökeni bakımından Hint-Avrupa, Sami-Hami, Çin-Tibet, Ural-Altay dil ailesi gruplarına ayrılır. Türkçe Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna girer.

8-Denizli ve yöresinde sık rastlanan telaffuz yanlışlarından bildiklerinizi yazınız. (5 puan)

• Kazım, kağıt derken a ların kalın okunması, ismin i ve e hallerinin karıştırılması ile yöresel olarak kelimelerin vurgularının yanlış yapılması örnekleri (öökü- öteki, hura-ÅŸura, ne edipbaan- ne yapıyorsun, gari-gayri vs.)

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı Soyadı : .11.2005

Numarası : Sınıfı: 9

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ 1.DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARIDIR. . B

1-“Teyzenizin size arkadaşıyla gönderdiÄŸi hediye” üzerinde iletiÅŸimin ögelerini gösteriniz. (15 puan)

• Gönderici: Teyze

İleti: Hediye

Alıcı: Ben

Åžifre: Adres

Kanal: Arkadaşı

2-Trafik işaretleri ile bazı yasakları ifade eden levhaları dil dışı göstergelerden ne ile adlandırabiliriz? (5 puan)

3- Aşağıdaki veciz sözlerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeler yazınız. (10 puan)

Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin. Konuşmasını NASIL OLSA ÖĞRENECEKTİR (Franklin)

Tatlı dil her kapıyı açan SİHİRLİ bir anahtardır. Montaigne

Dilim, başıma giydirir KİLİM

4-Aşağıdaki deyimleri karşısındaki anlamlarına uygun olarak numaralandırınız. (25 puan)

1.başına buyruk 5 Çok dertli

2.kendini bilmez 10 Problemin ana kaynağı

3.baş tacı olmak 6 Önlemek

4.baş edebilmek 1 Kendi başına hareket eden

5.bağrı yanık 2 Haddini bilmez

6.bertaraf etmek 7 Ödeme güçlüğü

7.borç harç 3 Herkes tarafından değer verilmek

8.nefes tüketmek 8 Çok emek vermek

9.bile bile 4 Uğraşabilmek, hakkından gelebilmek

10.çıbanbaşı 9 Farkında olarak

5-Aşağıdaki kelimelerin yazılışına dikkat ederek yanlış olanların yanına (Y), doğru olanların yanına (D) koyunuz. (15 puan)

( ) bağırsaklara

( ) bağrı yanık

( ) bahs etmek

( ) bakım evinde

( ) bandrolu ( D ) bağırsaklara

( D ) bağrı yanık

( Y ) bahs etmek

( Y ) bakım evinde

(Y ) bandrolu

6-Aşağıdaki deyimleri de kullanarak anlamlı bir olay paragrafı oluşturunuz. Kullandığınız deyimlerin cümle içinde altını çiziniz. (15 puan)

başına buyruk, kendini bilmez, baş tacı olmak, baş edebilmek, bağrı yanık,

• Cevaplar serbesttir.

7-Yapı bakımından diller kaç gruba ayrılır? Türkçe hangi dil grubuna girmektedir? (10 puan)

• Tek heceli, çekimli ve eklemeli diller olarak üçe ayrılır. Türkçe sona eklemeli diller grubuna girer.

8-Denizli ve yöresinde sık rastlanan telaffuz yanlışlarından bildiklerinizi yazınız. (5 puan)

• Kazım, kağıt derken a ların kalın okunması, ismin i ve e hallerinin karıştırılması ile yöresel olarak kelimelerin vurgularının yanlış yapılması örnekleri (öökü- öteki, hura-ÅŸura, ne edipbaan- ne yapıyorsun, gari-gayri vs.)

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı soyadı: .4.2006

Numarası :

Sınıfı :9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. A

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen eş sesli kelimeleri bularak anlamlarını belirtiniz. (10 p)

2-Aşağıdaki kelimelerin eş anlamlarını karşısına yazınız. (10 p)

Sağlık:

Olay:

Hata:

Duygu:

Görev:

3- “Yatmak” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (Karşısına yazınız) (10 p)

Açıkladı-

Geliverdim-

Sokaklardayım-

Yuvamızda-

Birkaçı-

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

6-H e r ş e y y e r l i y e r i n d e; m a s a, s ü r a h i, b a r d a k,

S e r p i l e n a y d ı n l ı k t a d a l l a r ı n a r a s ı n d a n

A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki çekim eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

( ) Dershane

( ) Hastane

( ) biraz

( ) gel git

( ) TBMM’nin

( ) 29 Mayıs 1453

( ) 09.15’te

( ) 6,5=30

( ) Umduk, bekledik, düşündük.

( ) -Yoo; güvercinlerime dokunmayınız. ( ) Değerli Arkadaşım!

( ) Kaymakamlık Makamına,

( ) Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı!

( ) Adınız? Soyadınız? İkamet adresiniz?

( ) Üsküdar’dan mı, Hisar’dan mı,Kavaklar’dan mı?

( ) AÅŸk olsun!

( ) Nasrettin Hoca’da

( ) Alinin külahını Veliye, Velinin külahını Aliye

( ) Afyonlu’dan

( ) Alm.dan

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Alnının damarı çatlamak, bardağı taşırmak,baltayı taşa vurmak, kalbine girmek,aşağıdan almak

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı soyadı: .4.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. B

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen ad aktarmalarını (mecaz-ı mürsel) bularak gerçekte neyi anlattığını belirtiniz. (10 p)

2-Aşağıdaki kelimelerin eş anlamlarını karşısına yazınız. (10 p)

Soru:

Büyük:

Bol:

Süre:

Anlam:

3-“Hafif” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz.(Karşısına yazınız) (10 p)

Çıkıntı-

Konuşkanmış-

Duyuru-

Merdivende-

birçoğu-

5-Dağın arkasında ufak bir köyümüz vardı. Soğuk kış aylarında zalim rüzgarlar tahta kapılarımızı yumruklardı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

6-H e r ş e y y e r l i y e r i n d e; m a s a, s ü r a h i, b a r d a k,

S e r p i l e n a y d ı n l ı k t a d a l l a r ı n a r a s ı n d a n A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

( ) Dersane

( ) Hastahane

( ) gece kondu

( ) herhangi

( ) TBMM’in

( ) g.

( ) 29 mayıs 1453

( ) 6;5=30

( ) Umduk, bekledik; düşündük.

( ) Değerli Arkadaşım, ( ) Kaymakamlık Makamına

( ) Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

( ) Adınız! Soyadınız! İkamet adresiniz!

( ) Çok yakından mı bu sesler?, çok uzaklardan mı?

( ) AÅŸkolsun

( ) Nasrettin Hocada

( ) Zeynep Hanım’a

( ) Allah’a emanet

( ) Afyon’ludan

( ) Mad,si

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Can evinden vurmak,cin çarpmışa dönmek, çileden çıkarmak, çöpçatana çatmak, kanına girmek

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı soyadı: .4.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. C

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen eş sesli kelimeleri bularak anlamlarını belirtiniz. (10 p)

Dolu:

Çay:

İç:

Diz:

2-“Çekmek” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3- “Ağır” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (Karşısına yazınız) (10 p)

Önsöz-

kaçardık-

Buzlanmış-

BoÄŸuldu-

hiçbiri-

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

6- H e r ş e y y e r l i y e r i n d e; m a s a, s ü r a h i, b a r d a k,

S e r p i l e n a y d ı n l ı k t a d a l l a r ı n a r a s ı n d a n A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki çekim eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

( ) Apaçık

( ) Düpe düz

( ) biçer döver

( ) demir baÅŸ

( ) Alb.

( ) g

( ) 6.5=30

( ) 17.30’da

( ) Umduk; Bekledik, düşündük.

( ) Değerli arkadaşım, ( ) Kaymakamlık makamına,

( ) 100:2=50

( ) Ankara’dan Afyon’a gemiyle (?) gitmiÅŸ.

( ) Çok yakından mı? bu sesler, çok uzaklardan mı?

( ) Ey Türk gençliği!

( ) İsteseymiş, yazılıdan 100 bile(!) alırmış

( ) Ayhan Beyden

( ) Allaha emanet

( ) Sarayköylüden

( ) Mad.si

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

DediÄŸine gelmek

Defterini dürmek

El kapısı

Eli uzun olmak

Küçük düşmek

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz Edebiyat Öğretmeni

Adı soyadı: .4.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. D

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen deyimleri bularak anlamını belirtecek şekilde bir cümlede kullanıp cümle içinde deyimin altını çiziniz. (10 p)

2-“Kapa(t)mak” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3-“Hafif” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (Karşısına yazınız) (10 p)

Aksatmış-

Ebegümeci-

Hissediyor-

Ya da-

Yoksulluk-

5-Dağın arkasında ufak bir köyümüz vardı. Soğuk kış aylarında zalim rüzgarlar tahta kapılarımızı yumruklardı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

6-B ü y ü l e n m i ş b i r c e y l a n g i b i b a k ı y o r z a m a n

S e s s i z l i k d ö k ü l ü y o r b i r y e r d e y a p r a k y a p r a k. A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

( ) Ap açık

( ) Düpedüz

( ) birkaç

( ) miras yedi

( ) Alb,

( ) 09.15’de

( ) 17.30’ta

( ) hiçbir

( ) Yoo, güvercinlerime dokunmayınız.

( ) Bu gece, eğlenceleri içime sinmedi. ( ) Kaymakamlık Makamına.

( ) Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958

( ) Ahmet çalışkan(!) çocukmuş.

( ) Ahmet çalışkan çocukmuş(!).

( ) Ey Türk gençliği.

( ) Çocuk, akıllı(!) olduğunu söylüyor.

( ) Ayhan Bey’den

( ) Allah’tan hayırlısı

( ) Sarayköylü’den

( ) Vb,leri

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Feleğin çemberinden geçmek

Fire vermek

Göbeği çatlamak

Göz aşinalığı

Mumla aramak

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Adı soyadı: .4.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARIDIR. E

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1-Yukarıdaki metinde geçen ikilemeleri bularak nasıl yapıldıklarını belirtiniz. (10 p)

2-“Çekmek” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3- “Ağır” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (Karşısına yazınız) (10 p)

Kayboldu:

Tozluk:

Kestane:

Oynuyorlardı.

GelivermiÅŸlerdi:

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

6-B ü y ü l e n m i ş b i r c e y l a n g i b i b a k ı y o r z a m a n

S e s s i z l i k d ö k ü l ü y o r b i r y e r d e y a p r a k y a p r a k. A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

( ) biçerdöver

( ) gelgit

( ) bir takım

( ) Dr.

( ) kg

( ) 17.30 da

( ) 09.15 te

( ) kg.

( ) Yoo; güvercinlerime dokunmayınız.

( ) Değerli arkadaşım, ( ) Kaymakamlık Makamına.

( ) Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958

( ) Ahmet(!) çalışkan çocukmuş.

( ) Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

( ) Ey Türk Gençliği!

( ) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

( ) Kemal PaÅŸaya

( ) Allahtan hayırlısı

( ) Sarayköy’lüden

( ) Vb.leri

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Habbeyi kubbe yapmak

Hamam gibi

İflahını kesmek

İşine gelmek

Nerede bu bolluk

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARDIR. A

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen eş sesli kelimeleri bularak anlamlarını belirtiniz. (10 p)

Dolu: Bir yağış şekli- Boşun zıttı

Çay:Bir bitki- İçilen sıvı içecek çeşidi-küçük akarsu

İçışın zıttı- İçme fiili

Diz:Sıralamak fiilinin kökü- Vücutta bir kemik çeşidi

2-Aşağıdaki kelimelerin eş anlamlarını karşısına yazınız. (10 p)

Sağlık: Sıhhat

Olay:Hadise, vaka

Hata:Yanılgı

Duygu:His

Görev:Vazife

3- “Yatmak” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (10 p)

Açıkladı-Türemiş

Geliverdim-BirleÅŸik

Sokaklardayım-Basit

Yuvamızda-Basit

Birkaçı-Birleşik

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

Sonbahar akşamı : Belirtisiz isim tamlaması

tamlayan tamlanan

ağaçların altı : Belirtili isim tamlaması

tamlayan tamlanan

hafif bir esinti: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Kızıl ve sarı yapraklar: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Ayakkabımın topuğunun çivisi

tamlayan tamlanan

6-Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki çekim eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

(D) Dershane

(Y) Hastane

(D) biraz

(Y) gel git

(D) TBMM’nin

(D) 29 Mayıs 1453

(D) 09.15’te

(Y) 6,5=30

(D) Umduk, bekledik, düşündük.

(Y) -Yoo; güvercinlerime dokunmayınız. (Y) Değerli Arkadaşım!

(D) Kaymakamlık Makamına,

(Y) Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı!

(D) Adınız? Soyadınız? İkamet adresiniz?

(D) Üsküdar’dan mı, Hisar’dan mı, Kavaklar’dan mı?

(D) AÅŸk olsun!

(Y) Nasrettin Hoca’da

(D) Alinin külahını Veliye, Velinin külahını Aliye

(Y) Afyonlu’dan

(D) Alm.dan

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Alnının damarı çatlamak

Aşağıdan almak

Bardağı taşırmak

Baltayı taşa vurmak

Kalbine girmek

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARDIR. B

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen ad aktarmalarını (mecaz-ı mürsel) bularak gerçekte neyi anlattığını belirtiniz. (10 p)

“Kadıköy ne kadar?”:Kadıköy’ün mesafesini ya da ücretini soruyor.

bacasız sanayi:Turizm kastedilmektedir.

2-Aşağıdaki kelimelerin eş anlamlarını karşısına yazınız. (10 p)

Soru:Sual

Büyük:İri, kocaman

Bol:geniş,çok

Süre:müddet

Anlam: Mana

3-“Hafif” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz.

Çıkıntı-Türemiş

Konuşkanmış-Türemiş

Duyuru-Türemiş

Merdivende-Basit

Birçoğu-Birleşik

5-Dağın arkasında ufak bir köyümüz vardı. Soğuk kış aylarında zalim rüzgarlar tahta kapılarımızı yumruklardı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

Dağın arkası: Belirtili isim tamlaması

tamlayan tamlanan

ufak bir köy: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Soğuk kış: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

zalim rüzgarlar: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

tahta kapı: Takısız isim tamlaması

tamlayan tamlanan

6-H e r ş e y y e r l i y e r i n d e; m a s a, s ü r a h i, b a r d a k,

S e r p i l e n a y d ı n l ı k t a d a l l a r ı n a r a s ı n d a n. A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

(Y) Dersane

(D) Hastahane

(Y) gece kondu

(D) herhangi

(Y) TBMM’in

(Y) g.

(Y) 29 mayıs 1453

(Y) 6;5=30

(Y) Umduk, bekledik; düşündük.

(Y) Değerli Arkadaşım, (Y) Kaymakamlık Makamına

(D) Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

(Y) Adınız! Soyadınız! İkamet adresiniz!

(Y) Çok yakından mı bu sesler?, çok uzaklardan mı?

(Y) AÅŸkolsun

(D) Nasrettin Hocada

(Y) Zeynep Hanım’a

(Y) Allah’a emanet

(Y) Afyon’ludan

(Y) Mad,si

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Can evinden vurmak

Cin çarpmışa dönmek

Çileden çıkarmak

Çöpçatana çatmak

Kanına girmek

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARDIR. C

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen eş sesli kelimeleri bularak anlamlarını belirtiniz. (10 p)

Dolu: Bir yağış şekli- Boşun zıttı

Çay:Bir bitki- İçilen sıvı içecek çeşidi-küçük akarsu

İçışın zıttı- İçme fiili

Diz:Sıralamak fiilinin kökü- Vücutta bir kemik çeşidi

2-“Çekmek” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3- “Ağır” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (10 p)

Önsöz-Birleşik

kaçardık-Basit

Buzlanmış-Türemiş

BoÄŸuldu-Basit

Hiçbiri-Birleşik

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

Sonbahar akşamı : Belirtisiz isim tamlaması

tamlayan tamlanan

ağaçların altı : Belirtili isim tamlaması

tamlayan tamlanan

hafif bir esinti: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Kızıl ve sarı yapraklar: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Ayakkabımın topuğunun çivisi

tamlayan tamlanan

6-Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki çekim eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

(D) Apaçık

(Y) Düpe düz

(Y) biçer döver

(Y) demir baÅŸ

(D) Alb.

(D) g

(D) 6.5=30

(D) 17.30’da

(Y) Umduk; Bekledik, düşündük.

(D) Değerli arkadaşım, (Y) Kaymakamlık makamına,

(D) 100:2=50

(D) Ankara’dan Afyon’a gemiyle (?) gitmiÅŸ.

(Y) Çok yakından mı? bu sesler, çok uzaklardan mı?

(D) Ey Türk gençliği!

(D) İsteseymiş, yazılıdan 100 bile(!) alırmış

(D) Ayhan Beyden

(D) Allaha emanet

(D) Sarayköylüden

(D) Mad.si

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

DediÄŸine gelmek

Defterini dürmek

El kapısı

Eli uzun olmak

Küçük düşmek

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARDIR. D

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1- Yukarıdaki metinde geçen deyimleri bularak anlamını belirtecek şekilde bir cümlede kullanıp cümle içinde deyimin altını çiziniz. (10 p)

Yüreği yanık: Pek çok ananın güneydoğuda kaybettikleri evlatları için yürekleri yanıktır.

gafil avlamak: Trafik polisleri süratli araba kullanan gençleri gafil avladı.

vızır vızır geçmek: Uçaklar gökyüzünde vızır vızır geçiyordu.

2-“Kapa(t)mak” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3-“Hafif” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (10 p)

Aksatmış-Türemiş

Ebegümeci-Birleşik

Hissediyor-BirleÅŸik

Ya da-BirleÅŸik

Yoksulluk-Türemiş

5-Dağın arkasında ufak bir köyümüz vardı. Soğuk kış aylarında zalim rüzgarlar tahta kapılarımızı yumruklardı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

Dağın arkası: Belirtili isim tamlaması

tamlayan tamlanan

ufak bir köy: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Soğuk kış: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

zalim rüzgarlar: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

tahta kapı: Takısız isim tamlaması

tamlayan tamlanan

6-B ü y ü l e n m i ş b i r c e y l a n g i b i b a k ı y o r z a m a n

S e s s i z l i k d ö k ü l ü y o r b i r y e r d e y a p r a k y a p r a k. A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

(Y) Ap açık

(D) Düpedüz

(D) birkaç

(Y) miras yedi

(Y) Alb,

(Y) 09.15’de

(Y) 17.30’ta

(D) hiçbir

(D) Yoo, güvercinlerime dokunmayınız.

(D) Bu gece, eğlenceleri içime sinmedi. (Y) Kaymakamlık Makamına.

(D) Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958

(D) Ahmet çalışkan(!) çocukmuş.

(Y) Ahmet çalışkan çocukmuş(!).

(Y) Ey Türk gençliği.

(D) Çocuk, akıllı(!) olduğunu söylüyor.

(Y) Ayhan Bey’den

(Y) Allah’tan hayırlısı

(Y) Sarayköylü’den

(Y) Vb,leri

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Feleğin çemberinden geçmek

Fire vermek

Göbeği çatlamak

Göz aşinalığı

Mumla aramak

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005–2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI CEVAP ANAHTARDIR. E

YüreÄŸi yanık adam ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolanıyordu. Bir ara yanında duran iri yarı adama “Kadıköy ne kadar?” diye sordu. Åžu İstanbul garip bir ÅŸehirdi. BoÅŸu boÅŸuna bacasız sanayi denilmiyordu. Yoldan arabalar vızır vızır geçiyordu. Aniden baÅŸlayan dolu duraktakileri gafil avladı. Muavin yolcuları tek sıra dizdi. KeÅŸke dolu dinse de bir çay içsek diye iç geçirdi ÅŸoför.

1-Yukarıdaki metinde geçen ikilemeleri bularak nasıl yapıldıklarını belirtiniz. (10 p)

şaşkın şaşkın: Ayni kelimenin tekrarı ile

iri yarı: Eş veya yakın anlamlı kelimeyle

vızır vızır:Tabiat taklidi seslerle

2-“Çekmek” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde beÅŸ ayrı cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (10 p)

3- “Ağır” sözcüğünü deÄŸiÅŸik anlamlara gelecek ÅŸekilde cümlede kullanarak ayraç içerisinde anlamını belirtiniz. (15 p)

4-Aşağıdaki sözcükleri yapıları yönünden inceleyiniz. (10 p)

Kayboldu: BirleÅŸik

Tozluk: Türemiş

Kestane:Basit

Oynuyorlardı.Basit

GelivermiÅŸlerdi:BirleÅŸik

5-Bir sonbahar akşamı ağaçların altında yürürken hafif bir esinti oldu. Kızıl ve sarı yapraklar hışırdayarak dökülmeye başladı. Ayakkabımın topuğunun çivisi de çıkmış, yürürken zorluk vermeye başlamıştı.

Parçada geçen tamlamaları bularak ne çeşit tamlama olduğunu belirtiniz, tamlayan ve tamlananı gösteriniz. (10 p)

Sonbahar akşamı : Belirtisiz isim tamlaması

tamlayan tamlanan

ağaçların altı : Belirtili isim tamlaması

tamlayan tamlanan

hafif bir esinti: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Kızıl ve sarı yapraklar: Sıfat tamlaması

tamlayan tamlanan

Ayakkabımın topuğunun çivisi

tamlayan tamlanan

6-B ü y ü l e n m i ş b i r c e y l a n g i b i b a k ı y o r z a m a n

S e s s i z l i k d ö k ü l ü y o r b i r y e r d e y a p r a k y a p r a k. A.Hamdi Tanpınar

Bu metindeki yapım eklerinin altını çiziniz. (10 p)

7-Aşağıdaki kelimelerin ve kelime guruplarının yazılışlarına dikkat ederek uygun olan cevabı (Y) (D) şeklinde belirtiniz. (20 p)

(D) biçerdöver

(D) gelgit

(Y) bir takım

(D) Dr.

(D) kg

(Y) 17.30 da

(Y) 09.15 te

(Y) kg.

(Y) Yoo; güvercinlerime dokunmayınız.

(D) Değerli arkadaşım, (Y) Kaymakamlık Makamına.

(D) Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958

(Y) Ahmet(!) çalışkan çocukmuş.

(D) Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

(Y) Ey Türk Gençliği!

(D) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

(D) Kemal PaÅŸaya

(D) Allahtan hayırlısı

(Y) Sarayköy’lüden

(D) Vb.leri

8-Aşağıdaki deyimleri anlamını belirtecek şekilde birer cümle içinde kullanınız. (15 p)

Habbeyi kubbe yapmak

Hamam gibi

İflahını kesmek

İşine gelmek

Nerede bu bolluk

BaÅŸarılar….

İsmet Kapusuz

Edebiyat Öğretmeni

Tde..soru Ve Cevapları..lise.1….

06 Kasım 2007

Adı soyadı: .6.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005-2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SORULARIDIR. A

Kalem ile deler cehlin dağını,

Aydınlığa bir yol açar öğretmen

Kapatır öfkenin, kinin çağını,

Gönüllere sevgi saçar öğretmen.

Odur yarınların gerçek güvenci,

Okutur çocuğu, eğitir genci,

Pilot olduğunda küçük öğrenci,

Yükselir göklere uçar öğretmen.

1-Yukarıdaki şiirin temasını yazınız.(10 p)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

Hiç çekilmez nasihatin bayatı,

Kulağının arkasına at gitsin.

Çok çalışıp zehir etme hayatı,

Ömür boyu sırt üstüne yat gitsin.

Çalışırken elin oğlu, gelini,

İşe, güce sürme sakın elini,

Haram ile kazan dünya malını,

Çalıp çırpıp sermayeni tut gitsin. (Nasihat-Rasim Köroğlu3-Nasihat şiirinin türü nedir? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

4- Nasihat şiirinin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğünün kafiye çeşidini belirtiniz. (10 p)

5- Ümidimiz bu: Ölürsek de biz, yaşar mutlak

Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak

Bu dizelerde "istiare"den başka hangi söz sanatı vardır? Sebebiyle birlikte açıklayınız. (10 p)

6-“Bir dostum anlattı:

Tanıdığı bir aile ile bir vapur gezisi yapıyorlar. Ailenin küçük yavrusuna bir sürpriz yapmak için önceden alıp cebine koyduğu çikolatalardan bir paket çıkarıyor, kağıtlarını da buruşturup denize fırlatıyor. Çocuk çikolatadan ziyade son hareketin şaşkınlığı ile bağırıyor.

-A!… Denizi kirleteceksiniz, baksanıza, karşıda kağıt sepeti var, neden oraya atmıyorsunuz.

Çocuk hayrette, dostum utanmış durumdadır. Bir gün yetkili bir idare amiri ile beraber Tophane rıhtımına çıkmıştık. Motorumuzun pervanesi karpuz kabuklarını renkli kağıt fırıldaklar gibi havada döndürüyordu. Rıhtımın köşeli bir yerindeydik. Pislikten denizin bir kısmı görünmüyordu. İlgili memuru çağırdı ve niçin bunları temizlemediÄŸini sordu.”

Yukarıdaki metnin teması üzerine düşüncelerinizi yazınız. (20 p)

7-Bildiğiniz ilk Türk hikayecilerinden beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

Bülbül ne ötersin Çukurova’da

Eşin şahin kapmış, kendin burada

Kendim gurbet elde, gönlüm sılada

Ötme garip bülbül, gönül şen değil

8-Bu şiirle ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır? (10 p)

A)Redif vardır.

B)Hece ölçüsü kullanılmıştır.

C)Zengin uyak vardır.

D)Sıla özlemi konu edilmiştir.

E)Nazım birimi dörtlüktür. BAÅžARILAR …

Adı soyadı: .6.2006

Numarası :

Sınıfı : 9- CEVAP ANAHTARI

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005-2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SORULARIDIR. A

Kalem ile deler cehlin dağını,

Aydınlığa bir yol açar öğretmen

Kapatır öfkenin, kinin çağını,

Gönüllere sevgi saçar öğretmen.

Odur yarınların gerçek güvenci,

Okutur çocuğu, eğitir genci,

Pilot olduğunda küçük öğrenci,

Yükselir göklere uçar öğretmen.

1-Yukarıdaki şiirin temasını yazınız. (10 p)

Öğretmen cehalet karanlığını bilgi aydınlığına çeviren insandır.

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

Öğretmenler bir ülkenin geleceğidir, geleceğinin teminatıdır. Karanlıklar onunla aydınlanır. Yarınlara güven onunla kazandırılır. O bütün çocuk ve gençleri eğitir. Onu en çok mutlu eden şey ise öğrencilerinin başarısıdır ve dolayısıyla bu öğrencilerin ülkeye olan hizmetleridir.Hiç çekilmez nasihatin bayatı,

Kulağının arkasına at gitsin.

Çok çalışıp zehir etme hayatı,

Ömür boyu sırt üstüne yat gitsin.

Çalışırken elin oğlu, gelini,

İşe, güce sürme sakın elini,

Haram ile kazan dünya malını,

Çalıp çırpıp sermayeni tut gitsin. (Nasihat-Rasim Köroğlu)

3-Nasihat şiirinin türü nedir? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

Didaktik şiirdir. İnsanlara bilgi ve öğüt veren şiirlerdir.

4- Nasihat şiirinin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğünün kafiye çeşidini belirtiniz. (10 p)

abab, cccb Bayatı, haytı kelimelerinde -ı sesleri redif, -ayat sesleri zengin kafiyedir. At gitsin, yat gitsin kelimelerinde at sesleti tunç kafiy, gitsin rediftir.

5- Ümidimiz bu: Ölürsek de biz, yaşar mutlak

Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak

Bu dizelerde "istiare"den başka hangi söz sanatı vardır? Sebebiyle birlikte açıklayınız. (10 p)

Tezat sanatı vardır. Ölmek ve yaşamak kelimeleriyle tezat yapılmıştır.

6-“Bir dostum anlattı:

Tanıdığı bir aile ile bir vapur gezisi yapıyorlar. Ailenin küçük yavrusuna bir sürpriz yapmak için önceden alıp cebine koyduğu çikolatalardan bir paket çıkarıyor, kağıtlarını da buruşturup denize fırlatıyor. Çocuk çikolatadan ziyade son hareketin şaşkınlığı ile bağırıyor.

-A!… Denizi kirleteceksiniz, baksanıza, karşıda kağıt sepeti var, neden oraya atmıyorsunuz.

Çocuk hayrette, dostum utanmış durumdadır. Bir gün yetkili bir idare amiri ile beraber Tophane rıhtımına çıkmıştık. Motorumuzun pervanesi karpuz kabuklarını renkli kağıt fırıldaklar gibi havada döndürüyordu. Rıhtımın köşeli bir yerindeydik. Pislikten denizin bir kısmı görünmüyordu. İlgili memuru çağırdı ve niçin bunları temizlemediÄŸini sordu.”

Yukarıdaki metnin teması üzerine düşüncelerinizi yazınız. (10 p)

İnsanlar yaşadıkları çevreyi ve ortamı temiz tutmalıdır. Temizlik medeniyetin ölçüsüdür. Sokakları rasgele kirletenler görgüsüz insanlardır. Güzel bir dünya için hem tabiatın güzelliklerini muhafaza etmeli, hem de çevremize kirlilik çirkinliğini reva görmemeliyiz.

7-Bildiğiniz ilk Türk hikayecilerinden beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

Samipaşazade Sezai, Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karassmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin

Bülbül ne ötersin Çukurova’da

Eşin şahin kapmış, kendin burada

Kendim gurbet elde, gönlüm sılada

Ötme garip bülbül, gönül şen değil

8-Bu şiirle ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır? (10 p)

A)Redif vardır.

B)Hece ölçüsü kullanılmıştır.

C)Zengin uyak vardır.

D)Sıla özlemi konu edilmiştir.

E)Nazım birimi dörtlüktür.

Tde..soru Ve Cevapları.2.lise…1…

06 Kasım 2007

Adı soyadı: .6.2006

Numarası :

Sınıfı : 9-

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005-2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SORULARIDIR. BDevlete temeldir, millete maya,

Tarla yapmış yurdu bir boydan boya,

Kocaman şehirden küçücük köye,

Sevgi eker, saygı biçer öğretmen.

Gündüzün dostudur, gecenin hasmı,

Onunla çizilir yarının resmi,

Doğacak çocuğa verilir ismi,

Nesilden nesile geçer öğretmen.

1-a)Yukarıdaki şiirin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğün kafiye çeşidini gösteriniz. (10 p)

b)Åžiirde “Gündüzün dostudur, gecenin hasmı” sözüyle kastedilen nedir? Kısaca açıklayınız. (10 p)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız.(20 p)

Bizim köylü Kör Hacı’nın Ali’si,

Yanlış yolu tuta tuta giderdi,

Olmuş idi yedi köyün delisi,

Sağa sola çata çata giderdi.

Kurtulmazdı yüzü, gözü yaradan,

Döver idi konu komşu sıradan,

Kavga bitip sıyrılırsa aradan,

Horozlanıp öte öte giderdi.(Giderdi- Rasim Köroğlu)

3-Yukarıdaki şiir koşmanın hangi türüne girer? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

4-Giderdi şiirinin temasını yazınız. (10 p)

5-Yedi tepeli ÅŸehrimde

Bıraktım gonca gülümü

Bu dizelerin ikincisinde söz sanatlarından hangisi vardır?Sebebini de belirterek açıklayınız. (10 p)

6-“Hafız Nuri Efendi, kapının arkasından ÅŸemsiyesini aldı, yavaşça sokaÄŸa çıktı.Neden?Bir iÅŸi mi var? Hiçbir iÅŸi yok.Hiç çıkmasa da olurdu.Ancak çıkmış bulundu…”

Memduh Åževket ESENDAL “Hayat Ne Tatlı”

Yukarıdaki paragraftan hangi tarz hikaye olduğunu çıkarabiliriz? Bu tarz hikayenin Türk edebiyatındaki diğer hikayecisi kimdir? (10 p)

7-Bildiğiniz ilk Türk romancılarından beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

8- Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır? (10 p)

A)Seci, Divan edebiyatında nesir içindeki kafiyeye denir.

B)Düz uyakta, her dize kendinden sonraki dizeye uyaklıdır.

C)Aliterasyon aynı seslerin ya da aynı hecelerin yinelenmesinden oluşur.

D)Sarmal uyak, dörtlükte 1. dizenin 3. ile, 2. dizenin 4.ile uyaklı oluşudur.

E)Zengin uyak, ikiden çok ses benzerliÄŸine dayanır. . BAÅžARILAR …

Adı soyadı: .6.2006

Numarası :

Sınıfı : 9- CEVAP ANAHTARI

DENİZLİ KAZIM KAYNAK LİSESİ 2005-2006 ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SORULARIDIR. BDevlete temeldir, millete maya,

Tarla yapmış yurdu bir boydan boya,

Kocaman şehirden küçücük köye,

Sevgi eker, saygı biçer öğretmen.

Gündüzün dostudur, gecenin hasmı,

Onunla çizilir yarının resmi,

Doğacak çocuğa verilir ismi,

Nesilden nesile geçer öğretmen.

1-a)Yukarıdaki şiirin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğün kafiye çeşidini gösteriniz. (10 p)

aaab, cccb maya, boya, köye kelimelerinde -ya sesleri tam kafiyedir.

b)Åžiirde “Gündüzün dostudur, gecenin hasmı” sözüyle kastedilen nedir? Kısaca açıklayınız. (10 p)

Geceyle kastedilen cehalet, gündüzle kastedilen ise ilim yoludur.

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

Öğretmen devletin hem temeli, hem de teminatıdır. Yurdun her köşesinde tarlasında çalışan bir ırgat gibi emek verip çalışmış, sevgi ekip saygı biçmiÅŸtir. Öğretmen ilmin, irfanın dostu; cehaletin düşmanıdır. İşte bu yüzden Türk öğretmeni unutulmamıştır.Bizim köylü Kör Hacı’nın Ali’si,

Yanlış yolu tuta tuta giderdi,

Olmuş idi yedi köyün delisi,

Sağa sola çata çata giderdi.

Kurtulmazdı yüzü, gözü yaradan,

Döver idi konu komşu sıradan,

Kavga bitip sıyrılırsa aradan,

Horozlanıp öte öte giderdi.(Giderdi- Rasim Köroğlu)

3-Yukarıdaki şiir koşmanın hangi türüne girer? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

Taşlamaya girer. Taşlamalar insanların ve toplumun aksak yönlerini mizahi bir üslupla ele alıp işlerler.

4-Giderdi şiirinin temasını yazınız. (10 p)

Toplumda bazı insanlar başkalarını rahatsız etmelerine ve bu yüzden sevilmemelerine rağmen bildiklerini yapmaktan geri kalmazlar.

5-Yedi tepeli ÅŸehrimde

Bıraktım gonca gülümü

Bu dizelerin ikincisinde söz sanatlarından hangisi vardır?Sebebini de belirterek açıklayınız. (10 p)

Açık istiare vardır. Sevdiğini gonca güle benzetmiştir.

6-“Hafız Nuri Efendi, kapının arkasından ÅŸemsiyesini aldı, yavaşça sokaÄŸa çıktı.Neden?Bir iÅŸi mi var? Hiçbir iÅŸi yok.Hiç çıkmasa da olurdu.Ancak çıkmış bulundu…”

Memduh Åževket ESENDAL “Hayat Ne Tatlı”

Yukarıdaki paragraftan hangi tarz hikaye olduğunu çıkarabiliriz? Bu tarz hikayenin Türk edebiyatındaki diğer hikayecisi kimdir? (10 p)

Durum(kesit)hikayesi olduÄŸunu çıkarabiliriz. Sait Faik Abasıyanık’tır.

7-Bildiğiniz ilk Türk romancılarından beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

Şemsettin Sami, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Nabızade Nazım, Halit Ziya Uşaklıgil

8- Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır? (10 p)

A)Seci, Divan edebiyatında nesir içindeki kafiyeye denir.

B)Düz uyakta, her dize kendinden sonraki dizeye uyaklıdır.

C)Aliterasyon aynı seslerin ya da aynı hecelerin yinelenmesinden oluşur.

D)Sarmal uyak, dörtlükte 1. dizenin 3. ile, 2. dizenin 4.ile uyaklı oluşudur.

E)Zengin uyak, ikiden çok ses benzerliğine dayanır.

Tde..soru Ve Cevapları.3.lise.1….

06 Kasım 2007

Saygısı sonsuzdur Milli MarÅŸ’ına,

Teslim olmaz asla hain kurÅŸuna,

Şehit olur yine çıkar karşına,

İşte böyle bir ant içer öğretmen.

Herkesin derdine dağıtır şifa,

Memnundur işinden, çekse de cefa,

Gelirse dünyaya ikinci defa,

Yine bu mesleği seçer öğretmen.

1- a)Yukarıdaki şiirin temasını yazınız. (10 p)

b)Yukarıdaki ÅŸiirde” herkesin derdine dağıtır ÅŸifa” sözünden ne anlıyorsunuz? (10 p)

Düşün, taşın iyi kurup planı,

Bir çırpıda söyle dokuz yalanı,

Sorarlarsa eğer doğru olanı,

Ivır kıvır, kem küm eyle yut gitsin.

Yamuk olsun dersen işin kenarı,

Sen kendine meslek edin kumarı,

Kim olursa olsun patlat şamarı,

Yetim, yoksul, öksüz deme üt gitsin.(Nasihat-Rasim Köroğlu)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

3-Nasihat şiirinin konusuna göre türü nedir? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

4- Nasihat şiirinin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğünün kafiye çeşidini belirtiniz. (10 p)

5- “Herkes gece gündüz ders çalışıyor; sen hâlâ uyuyorsun.”

Yukarıdaki cümlede altı çizili sözcükte hangi edebi sanattan yararlanılmıştır?Sebebini belirterek yazınız. (10 p)

6-Sadrazam gözlerini açtı.

–Hatta sırtıma Åžah İsmail’in ömründe görmediÄŸi ağır bir ÅŸey giyeceÄŸim.

–Ne giyeceksin?

–SırmakeÅŸ ToroÄŸlu’ndaki, dibası Hind’den, harcı Venedikten gelme “ Pembe İncili Kaftan”ı alacağım.

–Ne…O kadar parayı nereden bulacaksın oÄŸlum? (Pembe İncili Kaftan-Ö.Seyfettin)

Yukarıdaki paragraftan hangi tarz hikaye olduğunu çıkarabiliriz? Bu tarz hikayenin dünya edebiyatındaki temsilcisi kimdir? (10 p)

7-Bildiğiniz ilk Türk hikayecilerinden beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

8-Ala göz üstüne hilal kaşları

Sırma gibi yanar yarin saçları

Kirazdır dudağı, inci dişleri

Selvi Suna’m gibi gül fidan olmaz

Bu dörtlük için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (10 p)

A-11’li hece ölçüsü ile yazılmıştır.

B-Birinci ve üçüncü dizelerde yarım uyak kullanılmıştır.

C-Her dizede benzetmelere baÅŸvurulmuÅŸtur.

D-Dizelerin hepsinde tam uyak kullanılmıştır.

E-6+5 durak özelliÄŸi vardır. BAÅžARILAR …

cevaplar..

Saygısı sonsuzdur Milli MarÅŸ’ına,

Teslim olmaz asla hain kurÅŸuna,

Şehit olur yine çıkar karşına,

İşte böyle bir ant içer öğretmen.

Herkesin derdine dağıtır şifa,

Memnundur işinden, çekse de cefa,

Gelirse dünyaya ikinci defa,

Yine bu mesleği seçer öğretmen.

1- a) Yukarıdaki şiirin temasını yazınız. (10 p)

Öğretmen her türlü güçlük ve zorlukları göğüsleyerek kutsal bildiği görevini yerine getirmeye çalışır.

b)Yukarıdaki ÅŸiirde” herkesin derdine dağıtır ÅŸifa” sözünden ne anlıyorsunuz? (10 p)

Okullar ilim irfan yuvalarıdır. Herkes için lazım olan hayati bilgiler burada verilir. Bu da öğretmenler vasıtasıyla yapılır. Yani cehaletin ilacı okullarda öğretmenler tarafından verilir.Düşün, taşın iyi kurup planı,

Bir çırpıda söyle dokuz yalanı,

Sorarlarsa eğer doğru olanı,

Ivır kıvır, kem küm eyle yut gitsin.

Yamuk olsun dersen işin kenarı,

Sen kendine meslek edin kumarı,

Kim olursa olsun patlat şamarı,

Yetim, yoksul, öksüz deme üt gitsin.(Nasihat-Rasim Köroğlu)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

Toplumu kemiren hastalıklardan biri de yalan ve planlarla insanları kandırmadır. O insanlarla kumar oynamayı adeta meslek edinmiştir. Yetim, yoksul, öksüz demez bütün vicdansızlığıyla zavallı insanlara zulmeder, sömürür. Toplum ve devlet bu tiplere fırsat ermemeli, gerekirse şamarı patlatmalıdır.

3-Nasihat şiirinin konusuna göre türü nedir? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

Didaktik şiirdir. İnsanlara bilgi, öğüt ya da ahlak dersi veren şiirlerdir.

4- Nasihat şiirinin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğünün kafiye çeşidini belirtiniz. (10 p)

aaab, cccb planı, yalanı, olanı kelimelerinde lan sesleri zengin kafiye, -ı sesi rediftir.

5- “Herkes gece gündüz ders çalışıyor; sen hâlâ uyuyorsun.”

Yukarıdaki cümlede altı çizili sözcükte hangi edebi sanattan yararlanılmıştır?Sebebini belirterek yazınız. (10 p)

Tevriye sanatı vardır. Uyuyorsun kelimesi uyumak ve gafil olmak anlamlarında kullanılmıştır.

6-Sadrazam gözlerini açtı.

–Hatta sırtıma Åžah İsmail’in ömründe görmediÄŸi ağır bir ÅŸey giyeceÄŸim.

–Ne giyeceksin?

–SırmakeÅŸ ToroÄŸlu’ndaki, dibası Hind’den, harcı Venedikten gelme “ Pembe İncili Kaftan”ı alacağım.

–Ne…O kadar parayı nereden bulacaksın oÄŸlum? (Pembe İncili Kaftan-Ö.Seyfettin)

Yukarıdaki paragraftan hangi tarz hikaye olduğunu çıkarabiliriz? Bu tarz hikayenin dünya edebiyatındaki temsilcisi kimdir? (10 p)

Paragraftan hikayenin olay hikayesi tarzı olduÄŸunu çıkarabiliriz. Bu tarz hikayenin dünya edebiyatındaki temsilcisi Guy de Maupassant’tır.

7- Bildiğiniz ilk Türk hikayecilerinden beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

Samipaşazade Sezai, Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karassmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin

8-Ala göz üstüne hilal kaşları

Sırma gibi yanar yarin saçları

Kirazdır dudağı, inci dişleri

Selvi Suna’m gibi gül fidan olmaz

Bu dörtlük için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (10 p)

A-11’li hece ölçüsü ile yazılmıştır.

B-Birinci ve üçüncü dizelerde yarım uyak kullanılmıştır.

C-Her dizede benzetmelere baÅŸvurulmuÅŸtur.

D-Dizelerin hepsinde tam uyak kullanılmıştır.

E-6+5 durak özelliği vardır.

Tde..soru Ve Cevapları.4.lise.1….

06 Kasım 2007

Herkesin derdine dağıtır şifa,

Memnundur işinden, çekse de cefa,

Gelirse dünyaya ikinci defa,

Yine bu mesleği seçer öğretmen.

Sarılırken kefen yorgun bedene,

Son dersini verir yolcu edene,

Benzemez öyle her gelip gidene,

Koca bir dağ gibi göçer öğretmen.

1-Yukarıdaki şiirin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğün kafiye çeşidini gösteriniz. (10 p)

Gerek yoktu her gün abdest almaya,

Niyeti de yoktu namaz kılmaya,

Camilerden ayakkabı çalmaya,

Cemaati ite ite giderdi.

Zor çıkardı kışı, bulursa yazı,

Kanlanırdı biti, artardı hızı,

Görür görmez güzel gelini, kızı,

Türlü çalım sata sata giderdi. (Giderdi-Rasim Köroğlu)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

3-Yukarıdaki şiir koşmanın hangi türüne girer? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

4-Giderdi şiirinin temasını yazınız. (10 p)

5-“Dünyaya geldiÄŸim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece” Âşık Veysel

Yukarıdaki şiirde yapılan söz sanatını ve nedenini yazınız. (10 p)

6- Sör Aleksi’nin hiç dilinden düşürmediÄŸi bir söz vardı: “Kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli ÅŸefkat var gibidir. Åžikayet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar…”

Yukarıdaki metnin teması üzerine kısaca düşüncelerinizi yazınız. (10 p)

7-Bildiğiniz ilkTürk romancılarından beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

8- AÅŸağıdakilerden hangisi “roman” türünün “hikaye” türünden ayrılan bir özelliÄŸi deÄŸildir? (10 p)

A) Birden çok olayın sıralandığı, bir olaylar zinciri vardır.

B) Şahıs kadrosu kalabalıktır.

C) Zaman daha uzundur. Bazen bir insan ömrünü aşacak bir süreyi kapsar.

D) Türk Edebiyatı, Tanzimat’tan sonra bu türle ilk defa karşılaÅŸmıştır.

E) Hindistan’da “Binbir Gece Masalları”yla saÄŸlam bir geleneÄŸinin varlığı bilinmektedir.

BAÅžARILAR …

CEVAPLAR…

Herkesin derdine dağıtır şifa,

Memnundur işinden, çekse de cefa,

Gelirse dünyaya ikinci defa,

Yine bu mesleği seçer öğretmen.

Sarılırken kefen yorgun bedene,

Son dersini verir yolcu edene,

Benzemez öyle her gelip gidene,

Koca bir dağ gibi göçer öğretmen.

1-Yukarıdaki şiirin kafiye örgüsü ile birinci dörtlüğün kafiye çeşidini gösteriniz. (10 p)

aaab, cccb ÅŸifa, cefa, defa kelimelerindeki -fa sesleri tam kafiyedir.

Gerek yoktu her gün abdest almaya,

Niyeti de yoktu namaz kılmaya,

Camilerden ayakkabı çalmaya,

Cemaati ite ite giderdi.

Zor çıkardı kışı, bulursa yazı,

Kanlanırdı biti, artardı hızı,

Görür görmez güzel gelini, kızı,

Türlü çalım sata sata giderdi. (Giderdi-Rasim Köroğlu)

2- Yukarıdaki şiirin zihniyetini altı çizili kelimelerden istifade ederek yazınız. (20 p)

Toplumda bazı kimseler art niyetli olarak kendilerini olduklarından farklı göstermeye çalışırlar. Yaptıkları güzel davranışlar, hatta ibadeti bile sahtedir, göz boyamaya yöneliktir. Yokluk, yoksulluk iliğine işlemiş olsa bile çalımlarından geçilmez. Hele biraz da ekonomik durumları düzelmişse bu çalımlar daha fazla kendini gösterir.

3-Yukarıdaki Giderdi şiiri koşmanın hangi türüne girer? Bu türün özellikleri hakkında neler söylersiniz? (10 p)

Taşlama türüne girer.Taşlamalar insanların ve toplumun aksak yönlerini mizahi bir üslupla ele alıp işlerler.

4-Giderdi şiirinin temasını yazınız. (10 p)

Toplumda bazı insanlar başkalarını rahatsız etmelerine ve bu yüzden sevilmemelerine rağmen bildiklerini yapmaktan geri kalmazlar.

5-“Dünyaya geldiÄŸim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece” Âşık Veysel

Yukarıdaki şiirde yapılan söz sanatını ve nedenini yazınız. (10 p)

Açık istiare sanatı vardır. Dünyayı bir giriş ve bir de çıkış kapısı olan iki kapılı bir hana benzetmiştir.

6- Sör Aleksi’nin hiç dilinden düşürmediÄŸi bir söz vardı: “Kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli ÅŸefkat var gibidir. Åžikayet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar…”

Yukarıdaki metnin teması üzerine kısaca düşüncelerinizi yazınız. (20 p)

İnsanlar ümitsiz olmamalıdır. Hayatta başlarına gelen felaketleri bile sabır ve tevekkülle karşılayıp şikayet etmemelidir.

7-Bildiğiniz ilkTürk romancılarından beş tanesinin ismini yazınız. (10 p)

Şemsettin Sami, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Nabızade Nazım, Halit Ziya Uşaklıgil

8- AÅŸağıdakilerden hangisi “roman” türünün “hikaye” türünden ayrılan bir özelliÄŸi deÄŸildir? (10 p)

A) Birden çok olayın sıralandığı, bir olaylar zinciri vardır.

B) Şahıs kadrosu kalabalıktır.

C) Zaman daha uzundur. Bazen bir insan ömrünü aşacak bir süreyi kapsar.

D) Türk Edebiyatı, Tanzimat’tan sonra bu türle ilk defa karşılaÅŸmıştır.

E) Hindistan’da “Binbir Gece Masalları”yla saÄŸlam bir geleneÄŸinin varlığı bilinmektedir.

BAÅžARILAR

Milli Edebiyat Dönemi

06 Kasım 2007

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

MeÅŸrutiyet (1908) ‘den sonra memlekette baÅŸlayan ve o devirde “Türkçülük” adı verilen milliyet hareketi, “edebiyatta millî kaynaklara dönme” düşüncesinin doÄŸmasına yol açmıştır. “Millî kaynaklara dönme” sözüyle ; dilde sadeleÅŸme, aruz vezni yerine hece veznini kullanma, yerli hayatı yansıtma kastedilmiÅŸtir. Bunları gerçekleÅŸtirmeyi ülkü edinen edebiyat akımına “Millî Edebiyat” adı verilmiÅŸtir.

a. Dilde sadeleÅŸme hareketi 1911 nisanında Selanik’te Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp tarafından çıkarılan Genç Kalemler dergisinde “Yeni Lisan” adıyla ileriye sürülmüştür. Bunlar, konuÅŸma dilini yazı dili haline getirme davasını benimsemiÅŸler, “Millî edebiyat’ın millî lisan’dan doÄŸacağı”nı (Ömer Seyfettin) söylemiÅŸlerdir. Bu hareket kısa zamanda tutunmuÅŸ ve XX. yüzyıl edebiyatının ayırıcı niteliÄŸi olmuÅŸtur.

b. Aruz vezni yerine hece veznini kullanma davası ilkin Mehmet Emin’in 1897 Yunan savaşı dolayısıyla yayınladığı Türkçe Åžiirler adlı kitabı vesilesiyle ortaya sürülmüş, Rıza Tevfik’in halk ÅŸiirleri yolundaki koÅŸma ve nefesleriyle desteklenmiÅŸ ise de, uzun zaman gerçekleÅŸememiÅŸ; ancak Birinci Dünya Savaşı içinde, özellikle 1917′de Servet-i Fünun dergisi tarafından “Åžairler DerneÄŸi” adıyla toplanan gençler (Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, v.b.) tarafından benimsenmiÅŸtir.Bu dönemde aruz vezni de bir yandan sürüp gitmiÅŸ ve Mehmet Akif, Ahmet HaÅŸim, Yahya Kemal gibi üç kuvvetli sanatçının elinde varabileceÄŸi geliÅŸmenin en yüksek noktasına eriÅŸmiÅŸtir.

c. Yerli hayatı yansıtma davası ise, yalnız birkaç şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif, kimi şiirleriyle Yahya Kemal, Cumhuriyet devrindeki bazı şiirleriyle Faruk Nafiz, v.b.) ve daha çok hikâye ve roman yazarları tarafından benimsenmiştir.

ç. Åžiir alanında, hece vezninin ilk ürünlerini veren ÅŸairlerin (Mehmet Emin’den baÅŸka) hemen hepsi bir yandan aruzla yazmışlar; bir yandan da, Türkçülük hareketinin ve Ziya Gökalp’in etkisiyle, hece veznine yönelmiÅŸlerdir. Ne var ki, bunların hece vezniyle ortaya koydukları ürünler, yalnız biçim (dil, vezin, nazım biçimi) kaygısıyla yetinilen, derinliÄŸi olmayan, yalınkat manzumelerdir.

Gerçek deÄŸer taşıyan ÅŸiirler, aruzun son üç ustasının “Mehmet Akif, Ahmet HaÅŸim, Yahya Kemal” kaleminden çıkmıştır. Bunlardan Mehmet Akif, önce Tev¬fik Fikret’in uyguladığı “nazmı nesre yaklaÅŸtırma” hareketini sürdürüp geliÅŸtirmiÅŸ; Ahmet HaÅŸim ile Yahya Kemal ise, bunun tam tersi bir tutumla, “ÅŸiir nesre çevrilme olanağı bulunmayan nazımdır; (…) mu:-):-):-)i ile söz arasında, sözden çok mu:-):-):-)iye yakın, ortalama bir dildir” (A.HaÅŸim), ve “ÅŸiir, nesirden bambaÅŸka bir hüviyettedir : mu:-):-):-)iden baÅŸka türlü bir mu:-):-):-)idir” (Y. Kemal) görüşünü savun¬muÅŸ ve uygulamışlardır. Bu üç ÅŸair, bir yandan da, Türk ÅŸiirinde üç ayrı akımın temsilcisi olmuÅŸlardır : Mehmet Akif, ÅŸiirde Tevfik Fikret’ten devir aldığı “Realizm” akımını geliÅŸtirmiÅŸ, “hayal ile alışveriÅŸi olmadığını, her ne demiÅŸse görüp de söylediÄŸini, en beÄŸendiÄŸi mesleÄŸin hakikat olduÄŸunu” bildirmiÅŸ, Fecr-i Âti topluluÄŸundan gelen Ahmet HaÅŸim, Batıdan gördüğü “Sembolizm” akımını benimsemiÅŸ, “dünyanın ÅŸekillerini hayal havuzunun sularında seyrettiÄŸini; onun için, dünyanın taÅŸlarını ve bitkilerini renkli bir akis gibi gördüğünü” belirtmiÅŸ; Yahya Kemal de, yine Batıda gördüğü “Romantizm” akımını benimsemiÅŸ ve bu anlayışla, Divan ÅŸiiri yolunda kla:-):-):-) ÅŸiir denemelerine giriÅŸmiÅŸ; sade dille ve yeni nazım biçimleriyle yazdığı ÅŸiirlerinde de yine biçim kusursuzluÄŸuna, yapmacıksız ve saÄŸlam anlatıma önem vermiÅŸtir.

Meşrutiyetten Mütareke sonuna kadar süren ve Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşı (1912-1913), İkinci Dünya Savaşı (1914-1918), Mütareke yılları (1919-1922) gibi büyük olayları içine alan ve Osmanlı İmparatorluğunun parçalanıp yıkılmasıyla sonuçlanan bu dönemde, önemli sayılan yalnız iki şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif) toplumsal konulara yönelmiş; ötekiler, ortalıkta sanki hiçbir şey yokmuşçasına, sadece aşk, özlem v.b. gibi, bireysel ve duygusal konular ve temalar üzerinde durmuşlardır.

Hikâye ve roman alanında, bir bölüğü “Fecr-i Âti” topluluÄŸundan gelen “Yakup Kadri, Refik Halit), bir bölüğü bu topluluk dışında kalan (Ebubekir Hâ¬zım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, v.b.) sanatçılar, aralarındaki sanat anlayışı ve dünya görüşü ayrılıklarına raÄŸmen, yerli, hayatı yansıtma konusunda birleÅŸmiÅŸ görünüyorlar. Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedide hikâye ve romanlarında vakaların İstanbul sınırları içinde kapalı durmasına karşılık, bu devirde, hikâye ve roman yurdun her köşesine açık tutulmuÅŸ, her tabakadan halkın yaÅŸayışı konu olarak ele alınmıştır. Özellikle köy ve taÅŸra hayatını anlatan baÅŸarılı ilk örnekler (Ebubekir Hâzım: Küçük PaÅŸa; Refik Halit: Memleket Hikâyeleri; ReÅŸat Nuri: ÇalıkuÅŸu, v.b.) bu devirde verilmiÅŸtir. Kimi kitapların adları dahi (Refik Halit: Memleket Hikâyeleri: Ömer Seyfettin: Yalnız Efe - Anadolu romanı; Yakup Kadri: yarım kalan AteÅŸten Gömlek - Anadolu romanı) sonradan “memleket edebiyatı” diye adlandırılan bu çığırı açıkça belirtir. İlkin edebiyatdışı bir amaçla, “taÅŸraların ne halde olduklarını, köylülerin ne yaptığını, ne istediÄŸini, memleketin neye muh¬taç olduÄŸunu yerinde görüp incelemek” için Tanin gazetesinin Anadolu’ya gönderdiÄŸi bir yazarının Anadolu’daki ÅŸehir, kasaba ve köyleri dokuz ay (1909-1910) adım adım dolaÅŸarak hazırladığı röportaj niteliÄŸindeki gezi notları (Ahmet Åžerif: Ana¬dolu’da Tanin) ve aynı yıl içinde “Anadolu fatihaları” nı dile getirmek amacıyla yazılan, fakat yayınlandığı zaman hiç de ilgi uyandırmadığı halde, Cumhuriyet devrinde dikkati çeken bir roman (Ebubekir Hâzım: Küçük PaÅŸa) ile açılan bu çığır; Refik Halit’in Anadolu sürgününden getirdiÄŸi hikâyeler “Memleket Hikâyeleri” ile geniÅŸ bir ilgi görmüş; KurtuluÅŸ Savaşı yıllarında ise Anadolu insanının çetin alınyazısı üzerine eÄŸilme hareketi (Halide Edip: DaÄŸa Çıkan Kurt, AteÅŸten Gömlek / Yaban, Millî SavaÅŸ Hikâyeleri) artık zorunlu ve yaygın bir hal almıştır.

Gözleme dayanan bu yerli hayatı yansıtma isteğinin sonucu olarak, çoğu yazalar Realizm (Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Memduh Şevket, v.b), hatta kimileri Natüralizm (Bekir Fahri, Selâhattin Enis, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin, kimi romanlarıyla Osman Cemal, v.b.) ilkelerini benimsemişlerdir

Çoğu Fransız (Yakup Kadri, Refik Halit Reşat Nuri, Peyami Sata, Abdülhak Şinasi), kimisi İngiliz (Hailde Edip), kimisi Rus (Memduh Şevke) edebiyatlarının etkisi altında kalan bu devir sanatçılarının bir bölüğü de Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim yolunu sürdürmüşlerdir (Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin).

Parti kavgalarının kızıştığı Meşrutiyet ve Mütareke devirlerinde okuyucunun mizaha ve toplumsal yergiye düşkünlük göstermesi, bir çok yazarın (Ömer Seyfettin, Refik Halit, Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, Reşat Nuri, F. Celalettin v.b) mizaha eğilim göstermesine yol açmıştır.

Tiyatro alanındaki verim, hikâye ve roman kadar başarılı sayılamaz. Ger¬çi, Meşrutiyetin ilânıyla birlikte birçok tiyatro topluluğu ortaya çıkmış; hattâ bir de tiyatro okulu açılıp ilk resmî tiyatro (Dârülbedayi-i Osmanî) kurulmuş; bunlar eser yetiştirmek için pek çok yazar o alanda birtakım denemelere girişmiş ise de, bunların çoğu başarı çizgisinin çok altındadır. çeviri ve uyarlama arasında bir tek çevirmenin (İbnürrefik Ahmet Nuri) uyarlamaları belli bir değer çizgisinin üstüne çıkmıştır.

Bu devrin başlıca yazar ve sanatçıları şunlardır:

Bilim yolunda: Ziya Gökalp. Fuat Köprülü. v.b.

Şiir alanında : (Aruz vezniyle) Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, v.s.

(Hece vezniyle) Mehmet Emin Yurdakul, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, v.b.(Bunlardan Ahmet Haşim fıkra ve gezi notları; Yahya Kemal makale; Halit Fahri, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz man¬zum oyun da yazmışlardır.)

Hikaye ve roman alanında: Ebubekir Hâzım Tepeyran, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ercüment Ekrem Talu, Selâhattin Enis, F. Cemâlettin, Osman Cemal Kaygılı, Reşat Nuri Güntekin, Peya¬mi Safa, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı, Sermet Muhtar Alus, Abdülhak Şinasi Hisar, Mahmut Yesari. v.b.

(Bunlardan Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Sermet Muhtar, Mahmut Yesari oyun da yazmışlardır. İçlerinde anı yazanlar da vardır: Ebubekir Hâzım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halit, Memduh Şevket, Halikarnas Balıkçısı. Bir çoğu fıkra ve makale de yazılmıştır.)

Tiyatro alanında: Musahip-zâde Celâl, İbnürrefik Ahmet Nuri, v.b.

Gezi ve röportaj alanında: Ahmet Şerif.

Röportaj - Mülâkat alanında: Ruşen Eşref Ünaydın.

Gezi, anı, deneme, fıkra, makale alanlarında: Falih Rıfkı Atay, vb.

Atasözleri

06 Kasım 2007

ATASÖZLERİ

AK AKÇE KARA GÜN İÇİNDİR

KONU: TUTUMLULUK :Kişi günlük yaşamamalı geleceğini güvence altına almalı .Zamanında alın teri ile kazanılan paralar sıkıntılı dar zamanlarda kişileri kurtarır. Böyle günlerde de kazanılan parayı harcamaktan çekinmemelidir.

AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT

KONU : ÖLÇÜLÜLÜ: Kişi geliriyle giderini ayarlamalı , harcamalarını bütçesine göre yapmalıdır.Aşırıya kaçıp borca girmek doğru değildir.

BAKARSAN BAG BAKMAZSAN DAÄž OLUR

KONU : ÇALIŞKANLIK:İnsan eli değen her yer bakımlı,temiz yararlanılacak durumda olur.Bakılmayan özen gösterilmeyen şeyler ise yarasız duruma gelir.

ABDALA “KAR YAÄžIYOR” DEMİŞLER “TİTREMEYE HAZIRIM” DEMİŞ.

KONUAYANIKLILIK-EGİTİM:Ekonomik durumu iyi olan insanlar sıkıntılara katlanamazken ,yokluk ve sıkıntı içinde yetişmiş olan kimseler, zaten zorluğa alışkındırlar.

ACELE İŞE ŞEYTAN KARIŞIR

KONU:ACELECİLİK: Acele ile yapılan işlerde aksaklıklar yanlışlıklar olur.düzeltmekte çok zaman alır.

ACI ACIYI KESER SU SANCIYI

KONU:ÇARE-GÜÇLÜ:Bir acının ,sıkıntının bir güçlüğün üstüne başka bir acı,sıkıntı ve güçlük geldiği zaman öncekiler unutulur.

ACIDAN KİMSE ÖLMEMİŞ

KONU:AÇLIK:Hiç kimse kolay kolay açlıktan ölmez .Yaşamını sürdürebilmek için mutlaka iyi kötü bir geçim yolu bulur.

AÇ AYI OYNAMAZ

KONU :AÇLIK:Bize kazanç sağlayan kişilerin emeklerinin karşılıkları verilmezse onlardan verimli iş yapmaları beklenemez.

AÇIK YARAYA TUZ EKİLMESİ

KONU:ÜZÜNTÜertli, sıkıntılı , acı çeken insanların üzüntülerini artıracak laflar etmemeli.Aksine onların acılarını hafifletmeli insanlık görevi almalıdır.

AÇIN KARNI DOYAR GÖZÜ DOYMAZ

KONU :AÇLIKaha önce aç kalmış insanların içinde aç kalmanın bıraktığı korku yer etmiştir.Yedikleriyle karnı doymuş olsa bile gözü hala yiyeceklerdedir. Bazı doyumsuz tutkulu insanlarda hep daha çok kazanım hırsı içinde yanıp kavrulurlar.

AÇMA SIRRINI DOSTUNA ODA SÖYLER DOSTUNA

KONUOST-SIRuyulmasını istemediğin bir sırrını en yakın dostuna bile söyleme. Zaten söylediğinde sır olmaktan çıkar. Kaldı ki dost bildiğin kişilerin de yakınları vardır. Onlara söyler. Böylece sırrını herkes öğrenmiş olur.

ADAMAK KOLAY ÖDEMEK GÜÇTÜR

KONU:SÖZ VERME: Bir konuda söz vermek çok kolaydır.Ancak bu sözü yerine getirmek öyle kolay olmaz .Söz ağızdan kolayca çıkabilir,ama bunu yerine getirmek verilen sözde durmak güçtür.

ADAMIN İYİSİ İŞ BAŞINDA BELLİ OLUR

KONU:ÇALIŞMAK:İnsan yaptıklarıyla ,ürettikleriyle kendini gösterir. Bu yüzden bir kişi iyimidir ,kötümüdür , tembel midir ,çalışkan mıdır ,dürüst mü çıkarcımıdır çevresindekilere karşı davranışları nasıldır? Yaptığı işler bütün bunlara yanıt verir. Çalışıp ürettikçe bu nitelikleri ortaya çıkar.

AĞAÇ NE KADAR UZASA GÖGE UZAMAZ

KONU :HIRS –BÜYÜKLÜK:Her ÅŸeyin ulaÅŸabileceÄŸi belli bir sınırı vardır. İlerleme oraya kadardır. İnsanlar verdikleri emek ve taşıdıkları yeteneklere göre baÅŸarılı olurlar ve yükselirler. Ancak makam ve yetkilerinde mutlaka bir sonu vardır.

AĞLAMA ÖLÜ İÇİN, AĞLA DELİ İÇİN

KONU:AKILSIZLIK-ÜZÜLMEK : Ölüm insan oğlu için en olumsuz en kötü bir durumdur.Ölüm sonunda ağlanır üzüntü duyulur. Ne var ki bir süre sonrada bu acı unutulur. Oysa bir yakını deli olan kişi için süreklidir. Bu acıyı , üzüntüyü sürekli yaşamak ölümden daha kötüdür.

AÄžRISIZ BAÅž MEZARDA GEREK

KONU:KEDER-RAHATLIK :İnsanlar yaşadıkları sürece çeşitli sıkıntılar ,üzüntüler içinde olurlar . Buda doğaldır. Ancak ölülerin sıkıntıları , üzüntüleri olmaz . Dert , acı ancak ölünce biter. Öyleyse yaşam tüm sıkıntı ve acılarıyla kabul edilmeli ve öğlece sevmeye çalışılmalıdır.

AÄžUTOSUN YARISI YAZ ,YARISI KIÅž

KONU :İKLİM:Ağustosun ortalarına doğru günler kısalır,sıcaklar azalır. Yavaş yavaş soğuklar başlar.

AKACAK KAN DAMARDA DURMAZ

KONU:ALIN YAZISI: Kimi olaylar kaçınılmazdır.Elden gelmeyen böyle durumlar karşısında doğal karşılayıcı bir tutum takınmak gerekir.

AKAN SU YOSUN TUTMAZ

KONU: ÇALIŞKANLIK: Tembel insanlar bu tembelliğin yanı sıra kötü alışkanlıklar edinir. Oysa sürekli çalışan insanlar hem sağlıklı, uzun ömürlü olurlar , hem de çalışıp ürettikçe toplumda değerleri artar.

AKILLI DÜŞMAN , AKILSIZ DOSTTAN HAYIRLIDIR

KONUOST – DÜŞMAN: KiÅŸi dostuna güvenir ona inanır.Ancak bu dost akılsız ise iyi nitelikte düşünmesine karşın istemeden de olsa kötülük yapabilir. Çünkü akılsızlığından ötürü ne yapacağı kestirilemez. Akıllı düşmanın yapacağı kötülük tahmin edilebileceÄŸi için gerekli önlemler alınır.

AKIL PARA İLE SATILMAZ

KONU:AKILLILIK:Aklıyla düşünüp doğru karar verme, doğru yargılama yeteneği ancak kişinin kendinde var olabilir. Doğuştandır. Sonradan bir çıkar karşılığında elde edilemez, satın alınamaz. Öyle olsaydı, parası olan herkes bu durumdan yararlanırdı.

BAŞA GELMEYİNCE BİLİNMEZ

KONUENEME:İnsan, başkalarının başına gelen felaketlerin acısını, zorluğunu, böyle bir felaketi kendisi de yaşamadan bilemez, anlayamaz.

BEKARLIK SULTANLIKTIR

KONU:EVLİLİK-YALNIZLIK-BEKARLIK:Aile yaşamının gerektirdiği sorumlulukları taşımak istemeyen insan için bekarlık rahatlıktır. Kendi başına buyruk, bir aile yaşamının yükünü taşımaktan yaşamak ona göre en iyi yaşama biçimidir.

BİLMEMEK AYIP DEĞİL, ÖĞRENMEMEK AYIP

KONU:İSTEME-BİLGİSİZLİK-ÖĞRENMEK:İnsan çeşitli nedenlerle, her şeyi bilemez. Bu da ayıp sayılmaz. Ne var ki, olanakları değerlendirmemek, öğrenmeye yönelik soru sormamak, bir çaba göstermemek yanlıştır. Bir kusurdur.

BORÇSUZ ÇOBAN, YOKSUL BEYDEN İYİDİR

KONU:ÖDÜNÇ ALMA-BORÇSUZLUK:Fakir ama borçsuz insan, daha önce bolluk içinde yaşayıp da sonradan yokluğa düşen beylerden daha mutlu yaşar. Yokluk içinde yaşarken onun bey, paşa olması işe yaramaz.

CANI CANA ÖLÇMELİ

KONU:ADALET:İnsan, kendisine yapılmasını istemediği davranışları başkalarına yapmamalıdır. Kendisine yapılan işte nasıl canı yanarsa, başkalarının da

böyle bir acı duyabileceğini düşünmelidir.

YAĞMURLU GÜNDE TAVUK, SUYU NEYLESİN

KONU:YARDIM:Bir insana yapılacak en iyi yardım, zamanında yapılmalıdır. Zamanında yapılmayan yardım hiçbir işe yaramaz.

TOPALLA GEZEN AKSAMA ÖĞRENİR

KOUN:ETKİLENME-BOZMA:İnsan, arkadaşından etkilenir. Onun iyi yönlerini alabileceği gibi olumsuz yönlerini de alabilir. O nedenle kişilerle arkadaşlık eden kimse, onların bazı huylarını kendisi de kapar.

KELİN AYIBINI TAKKE ÖRTER

KONU:GİZLİLİK-GÖRÜNÜŞ:İnsanlar dış görünüşleriyle değerlendirilemezler. Ancak kimi insanlar, hoş karşılanmayan yanlarını, kusurlarını, zenginlikleri, makam sahibi oluşları gibi durumlarla gizlemeye çalışırlar. Onların bu durumları nedeniyle kusurları görmezlikten gelinir.

İŞTEN ARTMAZ, DİŞTEN ARTAR

KONU:TUTUMLULUK:Kişi ne kadar çalışırsa çalışsın, kazandıklarını artırma yoluna gitmez, ölçülü harcama yapmaz, harcamada sınırsız davranırsa para biriktiremez.

CAMİ NE KADAR BÜYÜK OLSA, HOCA BİLDİĞİNİ OKUR

KONU:KARARLILIK:Elinde yetkisi olan kişi, çevresinin görüşü ne olursa olsun, o konuda ne söylenirse söylensin, kendi bildiği, inandığı, kendine göre yapması gerektiği şeyleri yapar.

CAN BOSTANDA BİTMEZ

KONU:HAYAT:İnsan sağlığına dikkat etmeli, kendini yıpratmamalıdır. Giden can bir daha geri gelmez. Bu nedenle değeri bilinmeli, korunmalı.

AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKER

KONU: AKILSIZLIK:Sonucu düşünülmeden ve akılsızca yapılan işler çok zaman olumsuz sonuçlar verir ve insanı büyük zararlara uğratabilir. Kişinin bu akılsızca davranışları yalnız kendisine değil, yakın çevresine de zarar verir.

ÇALMA ELİN KAPISINI, ÇALARLAR KAPINI

KONU:KÖTÜLÜK:Başkalarına kötülük yapan kişi, düşünmelidir ki bir gün de birileri kendisine kötülük yaparlar. Eden bulur, eken biçermiş.

YİĞİT EKMEĞİYLE YİĞİT BESLENİR

KONU: YİĞİTLİK:Mert, yiğit insanlar, yiğit kimseleri korurlar. Yiğit kişi de ancak bir yiğidin yanında barınır.

UYUYAN YILANIN KUYRUÄžUNA BASILMAZ

KONU:TEHLİKE:İlişilmediği sürece zararı dokunmayan insanlara sataşıp onları kızdırmak, saldırgan hale getirmekten kaçınmak gerekir.

SÜKUT İKRARDAN GELİR

KONU:KABULLENME:Bir kişi suçlanıyor, suçlandığı konu ile ilgili sorulan sorulara cevap vermiyor, konuşmuyorsa suçu kabul ediyor anlamı çıkarılır ve suçlu sayılır. Susmasının, kendini savunmamasının bir nedeni olsa gerektir.

SÜRÜDEN AYIRALINI KURT KAPAR

KONU:YALNIZLIK:İnsan toplumsal bir varlıktır. Toplum içinde yaşamak beraberinde pek çok zorluklar getirir. Arkadaşlarından, dostlarından ayrı iş yapan kişi, tehlikeli zamanlarda kendini koruyamaz, destek, yardım bulamadığı için yaptığı işlerde büyük zararlara uğrar.

SORA SORA BAÄžDAT BULUNUR

KONU:SORMAK:İnsan, yapmakta olduğu araştırmalarda, aradığı yerlerde olumlu sonuca ulaşabilmek için zamanında bir bilene sorup danışırsa sonuca kolay ulaşır. Başarılı olur.

ÖNCE DÜŞÜN, SONRA SÖYLE

KONU:KONUŞMA:İnsan ağzıyla değil aklıyla konuşmalıdır. Söylenen sözü geri almak, onu unutturmak zordur. Onun için söylenen sözün nasıl olacağı, nasıl karşılanacağı, nereye gideceği, etkisi önceden düşünülmeli, sonra konuşulmalıdır.

Öss Ve Öys ‘de ÇikmiÅŸ Türkçe Sözcük Anlami Sorulari

06 Kasım 2007

SÖZCÜK ANLAMI

1. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimelerden hangisi gerçek anlamında kullanılmıştır?

A) Ayağında, burnu aşınmış eski bir kundura vardı.

B) Dikiş makinesinin kolunu koparacakmış gibi çeviriyordu.

C) Çok uzaklardan atıldığı belli iki el silah sesi duyuldu.

D) İri, hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

E) Ninem, yorganımıza kırmızı çiçekli, basma bir yüz geçirdi.

(1984-ÖYS)

2. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimelerden hangisi gerçek_anlamında kullanılmıştır?

A) İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.

B) Bu söze, gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

C) Serindi ama, tatil, bir ilk yaz akşamıydı.

D) Havalar ısınınca ağaçların tomurcukları patladı.

E) Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

(1984-ÖYS)

3. I. Onun bu piÅŸkinliÄŸine bir anlam veremedik.

II. Çoğunluk sağlanamadığı için toplantı ertelendi.

III. Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun,

IV. Çevre temizliğine önem vermek gerekir.

Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde altı çizili sözcükler gerçek anlamı dışında (mecaz anlamıyla) kullanılmıştır?

A) I. Ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.

D) II. ve IV. E) III. ve IV.

(1991-ÖSS)

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "hafif kelimesi "Kurşun ağır bir madendir." cümlesindeki "ağır" kelimesinin anlamca karşıtıdır?

A) Kaç gündür midemde hafif bir ağrı var.

B) Hastalığı geçene kadar hafif bir işte çalışması gerekiyormuş.

C) Savaşta hafif bir yara almıştı.

D) Eline alınca hangisinin daha hafif olduğunu anlarsın.

E) Araba harekete geçerken hafif bir sarsıntı hissediliyor,

(1985-ÖYS)

5. "Usta bir yazar, kelimelerin ilk ve temel anlamlarıyla yetinmez. Cümle içinde kelimelere yan anlamlar kazandırmaya çatışır. Yeni kavramları, yeni duygu ve düşünceleri bu yolla anlatmayı dener. Böylece kelimelerin birden çok anlam bağlamasını sağlar; dilin anlatım olanaklarını zenginleştirir."

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu parçada öne sürülen tutuma uyulmamıştır?

A) Sürü, kel tepelerin yüzüne dağılmıştı.

B) Eski bir dostundan incitici, çok ağır sözler işitmişti.

C) Tatlı dili, güler yüzü onu herkese sevdirmişti.

D) Kayalıklardan toprak yola tam üç saatte inmişti.

E) Ortalığı, insana denizi hatırlatan keskin bir yosun kokusu kaplamıştı.

(1984-ÖSS)

6. "Anlam geniÅŸlemesi yoluyla somut anlamlı bir ad, bir de soyut anlam kazanabilir. ÖrneÄŸin, somut anlamıyla "geçilen yer" demek olan ‘yol’ kelimesi yöntem anlamına gelerek soyut bir anlam da kazanmıştır."

Böyle bir anlam değişmesini örneklendiren kelime, aşağıdakilerden hangisinde kullanılmıştır?

A) Bunu yapmaya yürek ister, bu her babayiğidin harcı değil.

B) Bu gördüğün bulutlar, yağmur yüklü bulutlardır.

C) Bu dağlar, geçit vermez sarp dağlardır.

D) Ağaçlar, ilkyazda bir gelin gibi donanırlar,

E) Yapının güzel bîr görünümü vardı; taş, dantel gibi işlenmişti.

(1983-ÖYS)

7. Marmara’da her yelken Uçar gibi neÅŸeli

Yukarıdaki dizelerde olduğu gibi, kimi sözler benzetme amacı gütmeden kendi anlamları dışında kullanılır.

Aşağıdaki dizelerin hangisinde, bu örnektekîne benzer bir kullanım vardır?

A) Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl

B) Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım

C) Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

D) Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

E) Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

(1995-ÖSS)

8. "Geç kaldık, arabalıya yetişemeyeceğiz." cümlesindeki "arabalı" sözcüğü, "araba vapuru" anlamında kullanılmıştır.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer bir kullanım yoktur?

A) Bundan sonra dergimiz, birinci hamura basılacak.

B) Ön kapı açılmıyor, arkadan ineceksiniz.

C) Bu arabayı İki yıl önce iki milyona almıştık.

D) Bu tablo, onun yaptığı son yağlıboyadır.

E) Otobüs saat 12.30′da hareket edecek.

(1989-ÖSS)

9. "Bir tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı, birden çok kelimeyle anlatmaya dolaylama denir."

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, dolaylama yoktur?

A) Anadolu’da baÄŸ kütüğüne, "omca" denir.

B) Yavru vatandan yapılan ihracatta önemli artışlar oldu.

C) Ormanların kralt, şimdi bir kafeste tutsaktı.

D) Balıkçı, "Derya kuzuları!" diye bağırıyordu.

E) Büyük kurtarıcı, Anadolu’da yeni bir devlet yarattı.

(1983-ÖYS)

SÖZCÜK ANLAMI TEST - 2

1. "Aile" sözcüğünün aşağıdaki açıklamalarından hangisi, birlikte verilen örnek cümleye uygun değildir?

A) Erkeğin karısı ve çocukları: Ev tutunca ailemi de getireceğim.

B) Bİrükte çalışan kimselerin tümü: Milli Eğitim ailesinin çalışkan bir üyesiydi.

C) Aynı soydan gelen kimseler zinciri: Damadımız, İzmirli eski bir ailenin çocuğudur.

D) Kişinin ana babası: Ailem kampa gitmeme izin vermiyordu.

E) Anne, baba ve çocuklardan oluşan topluluk: Ailesi ölünce bir daha evlenemedi.

(1995-ÖYS)

2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "bulmak" eylemi, ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?

A) Kristof Koiomb Amerika’yı buldu.

B) Thomas Edison, ampulü buldu.

C) Robert Koch, kendi adıyla anılan basili buldu.

D) Roaid Amundsen, Güney Kutbunu buldu.

E) Pierre Curie ve eÅŸi, radyumu buldu.

(1982-ÖSS)

3. Beş yüz sayfalık bu dev romanda, yazarın, olaylara ve durumlara hiç yama yapmadığını görürüz.

Bu cümlede geçen "yama yapmamak" sözüyle belirtilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sözü uzatmaktan kaçınmak

B) Anlatıma kendini katmamak

C) Açık ve anlaşılır bir dil kullanmak

D) Yaşanılanları olduğu gibi yansıtmak

E) Farklı anlatım biçimlerinden yararlanmamak

(1999-İPTAL)

4. I. Kendini daha fazla yorma; sonra hastalanırsın.

II. YaÄŸmur baÅŸlamadan sen git; ben sonra gelirim,

III. Sağdaki çiçekçiden sonra ilk sokağa sapacaksın.

IV. Kurumumuzda İmza yetkisi, başkandan sonra genel sekreterindir.

V. Bu İşi sonra seninle birlikte yaparız.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde "sonra" sözcüğü aynı anlamda kullanılmıştır?

A) I. ve II. B) II. ve V. C) III. ve IV.

D) III. ve V. E) IV. ve V.

(1998-ÖSS)

5. I. Hemen hemen yolu yarıladık.

II. Hafif hafif bir rüzgar esiyor.

III. Olsa olsa on yaşındadır.

IV. Aşağı yukarı bir saat sonra gelirler.

V. gaman zaman güneş açıyor.

Bu cümlelerin hangilerîndeki altı çizili sözler birbirine yakın anlamdadır?

A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve IV.

D) III. ve V. E) IV. ve V.

(1989-ÖYS)

6. Bir eleştirmenimizin 1974 yılında yaptığı değerlendirmeye katılmamak elde değil. Çünkü bu dipdiri ve sağlam öykü beni de çok etkiledi. Bu öykü gerçek anlamıyla çağdaş bir kla:-):-):-).

Bu parçada "çağdaş bir kla:-):-):-)" sözüyle anlatılmak İstenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Oluşturulduğu dönemin dil- anlayışına uygun olmakla birlikte eski ürünlerden de etkilenen

B) Oluşturulduğu dönemin havasını yansıttığı gibi değerini de hiçbir zaman yitirmeyecek olan

C) Güncel olayları ayrıntılarıyla yansıtacak biçimde, sağlam bir teknikle oluşturulan

D) Bazı yenilikler getiren ve okuyucuyu duygulandıracak özellikler içeren

E) Okurun ilgisini canlı tutan ve gelecekte de okuyucu bulabileceği düşünülen

(1999-ÖSS)

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye "aşırı bir biçimde" anlamı katmaktadır?

A) O, ehliyetini daima yanında taşır.

B) Onun böylesine ağır konuştuğunu ilk kez duyuyordum.

C) Burada, çalışmalarınla ilgili bolca kaynak bulabilirsin.

D) Haftada bir yayımlanan bu dergiyi sürekli almak İstiyorum.

E) Yanına birkaç parça giysi alıp hemen yola çıktı.

(1996- ÖSS)

CEVAPLARINI SİZ BULACAKSINIZ…!

Türkçe Dersi Konularinda Geçen Terimler Sözlüğü

06 Kasım 2007

TÜRKÇE DERSİ KONULARINDA GEÇEN TERİMLER SÖZLÜĞÜ

A

Abartma (Mübalağa) : Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) : Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad Aktarması : Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :

Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı (İçindeki odun - kömür)

Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

Mozart’ı severim. (Mozart’ın bestelerini)

Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Anlam Daralması : Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi : Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.

Anlam Kayması : Bakınız : Başka Anlama Geçiş.

Argo : Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

Okutmak (elden çıkarıp - satmak)

racon (adet - usül)

şabanlık (aptallık - sersemlik)

keklemek (kandırmak - aldatmak)

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.

B

Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Örnek : Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) : Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

Belirteç Tümleci : Bakınız : Zarf Tümleci.

Betimleme Paragrafı : Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.

Örnek : Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

Buyruk Cümlesi : Bakınız : Emir Cümlesi.

Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.

C

Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

Çalıştım.

Ders çalıştım.

Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu ek:-):-):-) tamamlanır.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.

Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doÄŸanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doÄŸayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü…

Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

Kendilerini affettirmek istiyorlar.

Doğayı taklit etmek istiyorlar.

Ç

Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş kitap kitapçı al.

D

Deyim : Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

İçine ateş düşmek

Pabucu dama atılmak

Yüreği ağzına gelmek

İki gözü iki çeşme

Dilek (istek) Cümlesi : Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir. Örnek :

Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.

Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.

Umarım işleriniz yolunda gidiyordur.

Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.

İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.

Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.

Gözün kör olsun.

Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

Dolaylı Söz Söyleme : Bakınız : Kinaye.

Duygu Paragrafı : Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.

Örnek : Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

Düşünce Paragrafı : Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.

Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

Düz Tümleç : Bakınız : Nesne.

E

Edat Tümleci : Cümleye amaç - sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Eğretileme (İstiare) : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

Emir (Buyruk) Cümlesi : Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir. Örnek :

Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.

Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.

Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.

Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.

Sen de çalış ve para kazan artık.

Eş Sesli Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler.

Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.

F

Fiil Cümlesi : Bakınız : Eylem Cümlesi

Fiiller : Bakınız : Eylemler.

G

H

I

İ

İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İsim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

İstek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

İstiare : Bakınız : Eğretileme.

J

K

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

KiÅŸileÅŸtirme - KonuÅŸturma : Bakınız : TeÅŸhis – İntak.

Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek : Bal, kaş, göz, el

Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

Örnek : bilge, ıslak, azgın, incirler

Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

Örnek : oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci

L

M

Mecaz Anlam : Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mübalağa : Bakınız Abartma.

Mürsel Mecaz : Bakınız : Ad aktarması

N

Nesne (Düz Tümleç): Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir.

O

Olay Paragrafı : Olmuş ya da olabilecek türdeki olayları, kişi, yer ve zaman göstererek anlatan cümlelerden oluşmuş paragraflardır. Bu paragraflarda belli bir olay yer alır. Olay paragraflarına, roman, öykü, masal gibi edebiyat türlerinde rastlanır. Bu paragraflarda temel amaç okuru olay içine çekmek, olay içinde yaşatmaktır. Olay paragrafları genellikle öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak kurulur.

Örnek : İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıcıları yönetenin müzik öğretmenimiz Suat Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneği ile sahnedeki çalgıcıları değil de, sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor. Biz de onunla alay etmeye kalkıyorduk.

Olumlu Cümle : Yüklemin bildirdiği anlam, eylemin yapılması doğrultusundaysa bu tür cümlelere olumlu cümle denir. Örnek :

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz. (Olumlu eylem cümlesi)

Özü gerçek yaşam dayalı tiyatro yapıtları, doğrudur ve güzeldir. (Olumlu ad cümlesi)

Sattığınız malların dökümünü çıkarıp karı hesaplayalım. (Olumlu eylem cümlesi)

Olumsuz Cümle : Bir eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da bir şeyin yokluğunu bildiren cümlelerdir. Örnek :

Aradığınız kişi burada yok. (Olumsuz ad cümlesi)

Dünkü davranışlarınızı hiç tasvip etmedim. (Olumsuz eylem cümlesi)

Kimse olayın nedenini bilmiyor. (Olumsuz eylem cümlesi)

Ö

Öneri Bildiren Cümleler : Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Önyargı Bildiren Cümleler : Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiÄŸi eylemi ya da yargıyı gerçekleÅŸtiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kiÅŸi ya da birkaç kiÅŸiden oluÅŸuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kiÅŸi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme "Ne? Neler?" soruları yöneltilir.

P

R

S

Ses Daralması : "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.

Örnek : bekle-yor bekliyor

Oyna-yor oynuyor

Ses Düşmesi : Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.

a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

Omuz um omzum oÄŸul u oÄŸlu

Kahır ol kahrol seyir et seyret

Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık

Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış

b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık

Yüksek yüksel küçük küçül

Rast gelmek rasgelmek ast teÄŸmen asteÄŸmen

Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

Sessizler : Bakınız : Ünsüzler.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler : Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :

Yüzünde kan lekesi vardı. - Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay’a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiÅŸ. - Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayım. - Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Ses Türemesi : Sözcükler kimi eklerle birleÅŸirken zaman zaman araya baÅŸka yeni sesler girer. Türkçe’de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Åž

T

Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

Şişenin boğazı kırılmış.

Çanakkale BoÄŸazı’nda müthiÅŸ bir tipiye yakalandık.

Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Terim : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) : İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Türemiş Sözcükler : Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.

U

Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır. Örnek :

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

Ü

Ünlem Cümlesi : Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!

Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!

Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!

O… kimler gelmiÅŸ, kimleri görüyorum!

Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

Ünsüzler (Sessizler) : Tek baÅŸlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe’de 21 ünsüz vardır.

V

Y

Yan Anlam : Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

balık örtü

bal ık ört ü

balık bal ört örtü

Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.

Z

Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný