Bilgisayar Teknolojisi Ve Kullanımı Teorik Soruları

06 Kasım 2007

BİLGİSAYAR TEKNOLOJİSİ ve KULLANIMI Teorik Soruları

1.Aşağıdakilerden hangisi Kaydedilebilen ancak silinemeyen CD ler için kullanılan kısaltmadır?

a)CD-RW b)LCD c)CD-ROM d)CD-K e)CD-R

2.Aşağıdakilerden hangisi giriş birimidir?

a)Tarayıcı b)Yazıcı c)Harddisk d)Datashow e)Monitör

3.Yazı tuş bloğunda aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?

a) é işareti b) § işareti c) # işareti d) & işareti e) ~ işareti

4.Aşağıdakilerden hangisi depolama birimidir?

a)Floppy disk b)Reset c)Monitör d) Ana kart e)Slot

5.Aşağıdakilerden hangisi bir PC’de bulunması gereken 10 standart donanım arasında yer almaz?

a)Hoparlör b)Klavye c)İşlemci d)Kasa e)Ekran kartı

6.Aşağıdakilerden hangisi Bilgisayar Kasasında bulunmaz?

a)Floppy disk drive b)Klavye c) DVD-ROM d)Slot e) MPEG kartı

7.Bir dosya uzantısında kullanılamayan karakter hangisidir?

a)Eksi işareti b) $ işareti c) # işareti d) nokta işareti e) & işareti

8.Bilgisayarlarda 0 ya da 1 değerini depolayabilen her birime ne denir?

a)KB b) Bit c)Piksel d)MB e)Byte

9.Aşağıdakilerden hangisi 1 MB ‘a eşittir?

a) 1024 KB b) 8192 byte c) 1048576 GB d) 1.44 bit e) 720000 byte

10.Aşağıdakilerden hangisi Monitörler için kullanılmaz?

a) inç b)Grafik c) Mb d) Text e)LCD

11.Aşağıdakilerden hangisi kelime işlemci yazılımıdır?

a)Excel b)Lotus 1-2-3 c)Access d)Word Perfect e)Presentations

12.Aşağıdakilerden hangisi ses ve müzik donanımından değildir?

a) Mikrofon b) Video yakalama kartı c) Ses kartı d) Hoparlör e) CD-R

13. Aşağıdakilerden hangisi çıkış birimi değildir?

a) Fare b) Yazıcı c) Harddisk d) Datashow e) CD-RW

14. Sayısal tuş bloğunda aşağıdakilerden hangisi bulunur?

a) Caps Lock b) Scroll Lock c) Num Lock d) Ters bölü e) Escape

15. Aşağıdakilerden hangisi depolama birimidir?

a)Floppy disk b)Reset c)Monitör d) Ana kart e)Slot

16. Hangileri bilgisayar kasasında bulunur?

I. Monitör

II. Hard disk drive

III. Hoparlör

IV. Slot

A)I. ve II. B)II ve IV C)I. ve III. D)sadece II. E)I., II. ve III.

17. Ekranda oluşturulan her bir noktaya ne denir?

a)KB b) Bit c)Piksel d)MB e)Byte

18. Aşağıdakilerden hangisi görüntü işlemek için kullanılan donanımdandır?

a) Hub b) UTP c) DVD-ROM d) MPEG 2 e) Regülatör

19. Aşağıdakilerden hangisi kaydedilebilen ve silinebilen CD ler için kullanılan kısaltmadır?

a)CD-RW b)LCD c)CD-ROM d)CD-K e)CD-R

20. Bir gigabyt kaç megabyte’dır?

a) 1024 b) 8192 c) 1048576 d) 1.44 e) 1000000

21. High density 3.5 inçlik disketin kapasitesi kaç MB tır?

a) 1024 b) 8192 c) 1048576 d) 1.44 e) 720000

22. RGB kısaltmasının anlamı nedir?

a) Pikselin renk değeri b) Geri döndürülebilir bilgi

c) Hard diskin dönme hızı d) Çözünürlük e) Tarayıcının okuma hızı

23. Aşağıdakilerden hangisi Monitörler için kullanılmaz?

a) inç b)Grafik c) Mb d) Text e)LCD

24. Aşağıdakilerden hangisi ses ve müzik donanımından değildir?

a) Mikrofon b) Video yakalama kartı c) Ses kartı d) Hoparlör e) CD-R

BİLGİSAYAR TEKNOLOJİSİ ve KULLANIMI Uygulama Soruları 1.# işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

2.$ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

3.% işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

4.& işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

5.( işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

6.? işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

7.@ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

8.[ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

9.\ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

10.] işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

11.^ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

12.} işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

13.~ işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

14.Açık bir bilgisayarın kapatılıp açılmasını hangi yollarla sağlayabilirsiniz?

15.Açık bir bilgisayarın kapatılıp açılmasını sağlayan tuş kombinasyonunu yazınız.

16.Anakart hangi donanım grubuna girer?

17.Anakart nedir gösteriniz.

18.Backspace tuşunun işlevi nedir?

19.Bayt nedir, gösteriniz?

20.Bellek nedir gösteriniz?

21.Bildiğiniz disket çeşitlerini yazınız, bir disket nedir gösteriniz?

22.Bilgisayarınızdan görüntü işlemek için gerekli donanım parçaları nelerdir?

23.Bilgisayarınızdan ses ve müzik elde etmek için gerekli donanım parçaları nelerdir?

24.Bilgisayarınızla diğer bilgisayarlarla iletişim kurmak için gerekli donanım parçaları nelerdir?

25.Bir gigabayt kaç KB dır?

26.Bir gigabayt kaç megabayttır.

27.Bir karakter kaç bayttır? (DY)

28.Bir karakter kaç bittir.

29.Bir kilobayt kaç bayttır.

30.Bir megabayt kaç bittir?

31.Bir megabayt kaç kilobayttır.

32.Birinci disket sürücü, ikinci disket sürücü, hard disk sürücü ve CD sürücülerin özel simgeleri nelerdir.

33.Büyüklüklerine göre DİSKET çeşitlerini yazınız?

34.Büyüklüklerine göre MONİTÖR çeşitlerini yazınız.

35.Caps Lock tuşunun işlevi nedir?

36.CD lerin kapasitesini yazınız.

37.CD Writer hangi donanım grubuna girer?

38.CD-R sürücüsü nedir gösteriniz?

39.CD-ROM sürücüsü nedir gösteriniz?

40.CD-RW sürücüsü nedir gösteriniz?

41.Ctrl tuşunun işlevi nedir?

42.Çeşitli Uygulamaları gerçekleştirmek için hazırlanmış dosyalar ya da çalışabilen yazılımların uzantıları ne olmalıdır?

43.Çizici nedir tanımlayınız.

44.Digital kameralar hangi donanım grubuna girer?

45.Disket sürücüsü nedir gösteriniz?

46.Disket sürücüsü nedir tanımlayınız.

47.Disketleri kullanmadan önce kullanıma hazırlamak için ne yapılmalıdır.

48.Disketlerin kullanım amaçlarını yazınız.

49.Dizin tiplerini yazınız.

50.Dosya adı en fazla kaç karakterden oluşur.

51.Dosya adı içinde kullanılamayan karakterleri yazınız.

52.Dosya adı olarak verilemeyen kelimeler veya karakter topluluklarına örnek veriniz.

53.Dosya uzantısı en fazla kaç karakterden oluşur.

54.DVD-ROM sürücüsü nedir tanımlayınız.

55.é işaretini nasıl ekrana yazdırırsınız?

56.Ekran kartı hangi donanım grubuna girer?

57.Ekran kartı nedir tanımlayınız.

58.Ekranda görülen en küçük noktaya ne denir.

59.Enter tuşunun işlevi nedir?

60.Escape tuşunun işlevi nedir?

61.Fare (mouse) bir giriş birimidir. (DY)

62.Floppy disk hangi donanım grubuna girer?

63.Fonksiyon tuşlarının işlevi nedir.

64.Görüntü işleme donanımları nelerdir?

65.Hoparlör hangi donanım grubuna girer?

66.Insert tuşunun işlevi nedir?

67.İletişim donanımları nelerdir?

68.İşlemci nedir?

69.Kapasitelerine göre DİSKET çeşitlerini yazınız?

70.Kendi tercihinize bağlı olarak çalışmasını istediğiniz programların otomatik olarak çalıştırılması olanağını veren dosyanın adı nedir?

71.Klavye bir çıkış birimidir. (DY)

72.Klavye bir giriş birimidir. (DY)

73.Klavyede bulunmayan bir karakteri nasıl ekrana yazdırırsınız?

74.Klavyede Fonksiyon tuş bloğunu gösteriniz?

75.Klavyede Sayısal tuş bloğunu gösteriniz?

76.Klavyede Yön tuş bloğunu gösteriniz?

77.Klavyenin kısımlarını (tuş bloklarını) yazınız.

78.Matris nokta yazıcıları anlatınız.

79.Modem nedir tanımlayınız.

80.Monitör hangi donanım grubuna girer?

81.MPEG kartı nedir bilgi veriniz.

82.MPEG kartları hangi donanım grubuna girer?

83.Numlock tuşunun işlevi nedir?

84.Piksel nedir?

85.Renklerine göre MONİTÖR çeşitlerini yazınız.

86.Sabit disklerin (hard disk) kullanım amaçlarını yazınız.

87.Satır yazıcıları anlatınız.

88.Ses ve müzik donanımları nelerdir?

89.Shift tuşunun işlevi nedir?

90.Sistem Belleği nedir tanımlayınız.

91.Süper disk nedir tanımlayınız.

92.TAB tuşunun işlevi nedir?

93.Tarayıcı (scanner) nedir tanımlayınız.

94.Taşınabilir disk sürücülerini anlatınız.

95.Toplu işlem dosyalarının uzantısı nedir?

96.Video yakalama kartı nedir bilgi veriniz.

97.Yardımcı bellek birimlerinin adlarını yazınız.

98.Yazıcı bir giriş birimidir. (DY)

99.Yazılım nedir?

2001-2002 Öğretim Yılında sorulan sorular

1. 1024 bit 1 bayttır. (DY)

2. Bir megabayt kaç bayttır?

3. Alt tuşunun işlevi nedir?

4. Backspace tuşunun işlevi nedir?

5. Barkot okuyucular birer çıkış birimidir.(DY)

6. Basılı tutulduğunda büyük harf yazmayı sağlayan tuş [.........] tuşudur.

7. Bayt nedir?

8. Bellek nedir tanımlayınız?

9. Bildiğiniz CD-ROM sürücüsü çeşitlerini yazınız.

10. Bildiğiniz disket çeşitlerini yazınız

11. Bildiğiniz disket sürücüsü çeşitlerini yazınız

12. Bildiğiniz monitör çeşitlerini yazınız.

13. Bilgilerin manyetik olarak kaydedildiği yerin adı ……………………….. tir.

14. Bilgisayar donanımını oluşturan birimleri yazınız.

15. Bilgisayar kasasının dışında yer alan donanımları yazınız.

16. Bilgisayar kasasının içinde yer alan birimler hangileridir.

17. Bilgisayarın tüm elektronik parçalarının takıldığı, bağlandığı fiberglastan yapılmış olan büyük baskılı devreye ……………………….denir.

18. Bilgisayarlarda 0 ya da 1 değerini depolayabilen her birime bayt denir? (DY)

19. Bilgisayarlarda kullanılan Mouselar hakkında bilgi veriniz.

20. Bir gigabayt (GB) kaç kilobayttır (KB)?

21. Bir gigabayt 1024 kilobayttır. (DY)

22. Bir karakter 1024 bayttır. (DY)

23. Bir megabayt 1024 bayttır. (DY)

24. Bir PC de anakart üzerine takılan ve çoğunun üzerinde bir soğutucu bulunan, bilgisayarın beyni olan parçaya ……………………..denir.

25. Bir PC’de bulunması gerekli 3 standart donanımın üçü şunlardır: 1……………………… 2…………………………3……………… …………………..

26. Büyüklüklerine göre monitör çeşitlerini yazınız.

27. Caps Lock tuşunun işlevi nedir?

28. CD lerin kapasitesi 650 MB veya 700 MB tır (DY).

29. CD-R sürücüsü nedir tanımlayınız

30. Ctrl (kontrol) tuşunun işlevi nedir?

31. Çeşitli donanımlardan gelen bilgileri görüntüye dönüştürerek monitöre ileten aygıt ……………………………… dır.

32. Çıkış birimleri nelerdir?

33. Çizici nedir tanımlayınız.

34. Del tuşu Sayısal tuş bloğunda bulunur. (DY)

35. Delete tuşunun işlevi nedir?

36. Delgi kartlarını anlatınız.

37. Devamlı olarak büyük harf yazmayı sağlayan tuş [............] tuşudur.

38. Disketlerin kullanım amaçlarını yazınız.

39. Donanım nedir?

40. DVD-ROM sürücüsü nedir tanımlayınız.

41. Ekran kartı nedir tanımlayınız.

42. Ekranda görülen en küçük noktaya [ ............................ ] denir

43. End tuşunun işlevi nedir, Ctrl tuşu ile birlikte kullanıldığında hangi işlevi yerine getirir?

44. Enter tuşu Yazı tuş bloğunda bulunur. (DY)

45. Fare (mouse) bir çıkış birimidir. (DY)

46. Fare (mouse) nedir anlatınız.

47. Fonksiyon tuşlarının işlevi nedir.

48. Genel olarak bulunulan konumdan bir önceki konuma geri dönmemizi sağlayan tuş [..........................] tuşudur.

49. Giriş birimleri nelerdir?

50. Home tuşunun işlevi nedir, Ctrl tuşu ile birlikte kullanıldığında hangi işlevi yerine getirir?

51. Insert tuşunun işlevi nedir?

52. İmleci belirli bir miktar sağa kaydıran tuş [...........] tuşudur

53. İmlecin solunda yer alan karakteri silen tuş [................] tuşudur.

54. İşlemci nedir?

55. İşlemcinin kullandığı geçici bellek ya da sistem belleğinin adı ………………… dır.

56. Kavramsal olarak bir bilgisayar iki temel bileşenden oluşur: 1.gözle görülebilen ………………….ve 2.görülemeyen …………………………….

57. Klavyede ara verme tuşu [...........] ya da [.......] tuşudur.

58. Klavyede bazı tuşların sol üst köşesinde yer alan karakteri elde etmek için [...........................] tuşunu kullanırız.

59. Klavyede iki tane olan tuşları yazınız

60. Klavyedeki tuşlara değişik işlevler yükleyen tuşları yazınız.

61. Klavyedeki tuşlara ek anlamlar yükleyen tuşlar [........ , .........., ............. ] tuşlarıdır.

62. Klavyenin kısımlarını (tuş bloklarını) yazınız.

63. Kullanıcı ile bilgisayar sistemlerinin birbirine bilgi aktarımlarını sağlayan birimlere ………… – ………….birimleri denir.

64. Matris nokta yazıcıları anlatınız.

65. Modem nedir tanımlayınız.

66. Num Lock tuşunun işlevi nedir?

67. Page Down tuşunun işlevi nedir?

68. Page Up tuşunun işlevi nedir, Ctrl tuşu ile birlikte kullanıldığında hangi işlevi yerine getirir?

69. Pause/Break tuşunun işlevi nedir?

70. Pg Dn (page down) tuşu Sayısal tuş bloğunda bulunur. (DY)

71.Pg Up (page up) tuşu Sayısal tuş bloğunda bulunur. (DY)

72. Piksel nedir?

73. Print Screen tuşunun işlevi nedir?

74. Sabit disk nedir tanımlayınız. Kısaltmasını hatırlıyor musunuz?

75. Sabit disklerin kullanım amaçlarını yazınız

76. Satır yazıcıları anlatınız.

77. Sayfa yazıcıları anlatınız.

78. Sayısal tuş bloğunda yer alan tuşların adlarını yazınız.

79. Scroll Lock tuşunun işlevi nedir?

80. Shift tuşunun işlevi nedir?

81. Sistem Belleği nedir tanımlayınız.

82. Süper disk nedir tanımlayınız.

83. Tab tuşunun işlevi nedir?

84. Tarayıcı nedir tanımlayınız.

85. Tekst monitör hakkında bildiklerinizi yazınız.

86. Veri okuma ve bu verileri bilgisayara aktarmada kullanılan aygıtlar 1)…………2)…………. 3)……….dır.

87. Verilen komutun uygulamaya geçirilmesi için tamam mesajını ileten tuş [.......] tuşudur

88. VGA kısaltması size neyi hatırlatıyor.

89. Yardımcı bellek birimlerinin adlarını yazınız.

90. Yazıcı teknolojilerini yazınız

91. Yazılım nedir?

92. Yön tuş bloğunda ve sayısal tuş bloğunda yer alan işlevi ve adı aynı olan tuşları yazınız.

93. Yön tuşları bloğunda yer alan tuşların adlarını yazınız?

Bölüm 1.

06 Kasım 2007

bölüm 1. Siemens ulaşım sistemleri bölümünün sektörel analizi

Küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, insanlar daha fazla seyahat ediyorlar. Çünkü refah düzeyi yükseliyor, sınırlar genişliyor. Fakat yoğun ulaşım, çevreye yönelik kaygıları da beraberinde getiriyor. Her konuda olduğu gibi Ulaşım sistemleri konusunda da dünya lideri olan Siemens geliştirdiği ve sunduğu teknolojiler ile bu çelişkileri çözüme kavuşturuyor.

Siemens Ulaşım Sistemlerinin Türkiyedeki Yeri

Siemens Ulaşım Sistemleri Türkiye’de 9,5 yıl önce faaliyete geçti ve burada lider konumdadır . Gelişen Türkiye içinde ulaşım sektörü geleceği parlak ve çok önemli bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu çok iyi fark eden Siemens Türkiye’ye önem vermekte, yatırımlar yapmakta, büyük teknolojik gücü ile de müşterilerini de memnun edebilmektedir. Ankara ve Konya’nın kent içi ulaşımına büyük çözüm getirmeyi öngören hafif raylı sistem projeleri; konvertör ve klimaların Türkiye Demiryollarında hizmet veren yolcu vagonları için imalat ve montajının yapılması Ulaşım Sistemleri Bölümünün ülkemizdeki ilk etkinlikleri arasındadır. Başkentin çağdaş bir metropole dönüşmesi için ilk ve önemli adımlardan biri olan ANKARAY örnek bir sistem oluşturmaktadır. Konya’nın da, diğer kentlere örnek olacak şekilde başlatılan ve ilerleyen bu ulaşım sistemiyle, hızlı, güvenli, konforlu ve çevre dostu bir ulaşım modeline kavuştuğu görülmektedir. 1998’de temeli atılan, doğa dostu, çevreye uyumlu Bursa Hafif Raylı Sistemi ile artık Bursalılar da güvenli, rahat ve hızlı ulaşıma kavuşacaktır.

Siemensin Ulaşım Sistemlerindeki hizmetlerine şu örnekleri verebiliriz: Anahtar teslimi projelere şehir içi ve uzak mesafe raylı ulaşım sistemleri, sinyalizasyon, elektrifikasyon, telekominikasyon sistemlerin entegrasyonu, tramvay, hızlı raylı sistemi, metro, banliyö araçları, en modern lokomotif tasarımları, vb…

Ulaşım Sistemleri ve İnternet

Bilginin, iletişiminin ve birçok servisin çok hızlı bir şekilde gerçekleştirildiği internette Siemens Ulaşım Sistemleri geniş hizmetler sunmaktadır. Burada faaliyet gösterdiği alanları tanıtarak müşterilerine Ulaşım sistemlerini, teknolojisini, gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği projelerini tanıtıyor.

Siemens ayrıca iş hızlandırıcı adı altında yeni kurulan şirketlere şirket yönetimi ve ürün pazarlanmasına ilişkin bilgi ve hizmet vermek için danışmanlık hizmetleri sunmayı amaçlamıştır.

Hissedarlar

Şirket hissedarları olarak tüm dünyayı görmektedir. New York borsası aracılığıyla dünyaya açılmış ve bu sayede hisselerini borsada değerlendirmektedir. Bunu yanında Siemensin 1958’den başlayan ve 1 Ocak 2001’e kadar süren Siemens-Koç (Simko) ortaklığı vardı. Bu tarihten itibaren Simko’nun tüm hisseleri Siemense geçmiş ve adı Siemens San. ve Tic A.Ş olarak değişmiştir.

Siemensin Türkiye’deki diğer ortakları ise şunlardır:

Bosch ortaklığıyla kurulan BSH Ev Aletleri Ticaret A.Ş,

Osram Ampul Ticaret A.Ş

Volkswagen Elektik Sistemleri A.Ş

Fujitsu Siemens Computers Sistemleri Ltd.Şti

Müşteriler

Ulaşım sistemleri dünyada olduğu gibi Türkiye’deki müşterileri TCDD, Ulaştırma Bakanlığı ve Belediyelerin farklı istek ve beklentilerine en iyi hizmeti ve çözümü sağlamaya çalışmaktadırlar. Her yerde servislerinin olması ve altyapısını çok iyi olmasıyla müşterilerinin ihtiyaçlarını hızlı ve yeterli bir biçimde karşılayabilmektedir.

Rakipler

Ulaşım sektöründe Siemensin Pazar payının en önemli miktarını almasının yanında Kanadalı Bombardier firması dışında herhangi bir firmanın Türkiye’de önemli bir faaliyette bulunmadığı görülmektedir. Siemensin Türkiye’de en büyük rakibi Bombardier firması olarak görünmektedir. Ankara metro ve İstanbul metro ihalelerini almasıyla dikkat çekmiştir. Bu firmanın Türkiye’de üretiminin bulunmaması Siemensin en büyük avantajıdır.

Bunun yanında ülkede yerli üretiminde başlamış olması Siemens için bir tehlike olarak görülmeye başlamıştır. İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ait İstanbul Ulaşım A.Ş 1998’de ilk yerli tranvay projesini gerçekleştirmiştir. Ayrıca bu araç metro aracı olarak kullanılabilmesine de uygun olarak dizayn edilmiştir. Şirket gelecek 10 yılda 1000 adet araç üretmeyi ve diğer şehirlerin raylı sistem projelerini gerçekleştirmeyi ve araç ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemiştir.

1961’den buyana TCDD’nin vagon ihtiyacını karşılayan Tüvasaş, Kent içi hafif raylı sistemler, Metro ve Tranvay üretimine başlamaktadır.Siemensin, üretiminin tamamını Türkiye’de gerçekleştiremiyor olması maliyet olarak bir dezavantaj oluşturmaya başlamaktadır.

Tedarikçiler

Tedarikçileri özellikle yan sanayilerden oluşmuştur. Ve bunlarla iyi bir iletişimde olmaya çok önem verilmektedirler. Bunun yanında bazı projelerde kendi diğer bölümleri de tedarikçisi olabilmektedir.

Çalışanlar

Müşteri odaklı çözümler üretmek tekniğini benimsemiş olan Siemens çalışanlarına her türlü eğitimi ve desteği sağlayarak onların şu özelliklere sahip olmasını sağlar.

Yüksek teknolojili ürünleri çözüm olanakları ile sunmaMüşterilerin istek ve sorunlarına karşı yüksek yerel katkılarla çözüm bulma yeteneğiAccount Management etkinlikleri ile, müşteriye ve onun isteklerine odaklanmış takım hüviyetiBir çok konuda referansa sahip, çok önemli ve anahtar teslimi stratejik proje yapabilme kapasitesiUzmanlık alanında sunulan avantajlarŞirket ile bütünleşmiş personel olarak, müşteri mutluluğuna ve zaman yönetimine özen gösterme özelliği

Kredi verenler

Siemensin bankalarla olan tüm işlemlerine aracılık etmeyi ve bankalarla ilişkileri koordineyi etmeyi Kurumsal Hazine Bölümü yönetmektedir. Bu bölüm Siemensin bölümlerine ve Siemens şirketlerine yönelik bilgilendirici danışmanlık yaparak yardımcı olmaktadır.

Büyük projelerde özellikle dış kredilerden yararlanan Siemens bazı durumlarda kendi kendine de kaynak sağlamaktadır. Türkiye’deki herhangi bir bankadan ise kredi almamaktadırlar. Döviz üzerinden çalıştıklarından Türkiye’de çıkabilecek herhangi bir krizden etkilenmemektedir. Ancak dünyada oluşabilecek krizlerden (terör gibi) etkilenebilmektedir. Dış kredi alımında zorluk çekebilmektedir.

Sosyokültürel etkiler

Küreselleşen dünyada bilgi, hızlı bir biçimde bir yerden bir yere iletilmekte ve insanlar başka kültürleri ve yerleri tanıyabilmektedirler. Oradaki gelişmeleri yakından takip etmekteler ve ondan aynı anda yararlanmak istemektedirler. Gelişen ve dünyadaki teknolojiyi yakından takip eden Türkiye’de buna aynı anda sahip olmak istemektedir. Bu nedenle Siemens birçok ülkede olduğu gibi Türkiyede de yatırımlar yapmış ve teknolojisini aynı anda buraya getirerek ulaşım sektöründe bu ihtiyacı karşılayabilmiştir.

Ekonomik etkiler

Ülke ekonomisinin güçlü ve istikrarlı olması orada daha hızlı, daha güvenli ve daha rahat seyahat etme ihtiyacını artıracaktır. Karşıt olarak ülke ekonomisinin kötüye gitmesi de her konuda olduğu gibi ulaşımda da yapılacak proje ve ihalelerin ertelenmesini gerektirecektir. Türkiye’nin raylı ulaşıma ihtiyacı nedeniyle çok önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi istikrarsızlık, yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle yapılan ihalelerin sayısı yeterli seviyede değildir. Ancak böyle bir durumda şirket maliyetlerini düşürerek projeyi daha ucuz ve cazip bir hale getirerek çözümler üretebilmektedir.

Politik ve yasal etkiler

Siemens yabancı bir şirket olması nedeniyle Türkiye ve Almanya arasındaki yasal farklılıklardan etkilenebilmektedir. Herhangi bir anlaşmazlık durumunda sorunu tahkime götürmek zorunda kalmaktadırlar. Türkiyenin AB’ye girmesiyle bu sorunlar kalkacaktır.

Teknolojik etkiler

Siemens Ar-Ge çalışmaları için sağladığı büyük yatırımlarla teknolojiyi kendi kendine üretebilmektedir. Bununla yetinmeyerek ilgili kuruluş, üniversite, vakıf ve şirketlerle işbirliğine giderek daha iyi, daha gelişmiş ürünler sunmayı amaçlamıştır. Geliştirdiği teknolojisiyle dünyada da lider bir konumdadır.

.

BÖLÜM 2.

Şirket stratejik planlama faaliyetleri

Siemens ile Türkiye Devleti’nin tanışması 1914 yılında olmuştur. Ancak Siemens’ in halk tarafından tam olarak tanınması 1950’li yıllar olmuştur. O yıllara geldiğimizde,Türk Sanayii çok büyük atılımların eşiğindeydi. Şeker, çimento, inşaat demiri fabrikaları açılmaya başladı ve o güne kadar ithal edilen bir çok ürünün Türkiye’de üretimi gerçekleşti.

Türkiye’nin önünde çok büyük gelişme potansiyeli,Siemens’in elinde ise bunları karşılayabilecek teknik olanaklar ve bilgi birikimi vardı. Bu nedenle Siemens artık kendi teknolojisini Türkiye’de üretmeliydi.18 Aralık 1958’de Siemens ve Koç birlikteliği ile Simko kuruldu. 1961 yılında da Simko Kartal Fabrikası faaliyete geçti.

1964 yılında faaliyete geçen Türk Siemens Kablo Fabrikası (Mudanya) Simko’dan sonra ikinci büyük adımı oluşturdu. Enerji, otomotif ve telekomünikasyon kablolarında Türkiye’nin büyük bir gereksinimi karşılayan Türk Siemens Kablo Firması 1999 yılında üçe bölündü .Dünyada tüm enerji kabloları ve buna ek olarak Türkiye’de bakır iletkenli haberleşme kabloları üretimi Pirelli firmasına satıldı.

Daha sonraki yıllarda Siemens’in Türkiye’deki yatırımlarına ve gelişimine kronolojik olarak baktığımızda , şöyle bir yükseliş çizgisi görüyoruz: 1989 yılında Volkswagen Elektrik Sistemleri A.Ş. ve 1990 yılında Osram Ampul Ticaret A.Ş. kuruluyor. 1991 yılında Siemens Nixdorf Bilgisayar Sistemleri A.Ş. faaliyetlerine başlıyor ve 1992 yılında Siemens Ev Aletleri A.Ş. (BSHG) kuruluyor.1995’de Siemens’in PEG Profilo Şirketinin %66’sını almasıyla firma BSH Ev Aletleri olarak yeniden yapılanıyor. 1997’de Siemens Sistem Hizmetleri A.Ş. ile Siemens Finansal Kiralama A.Ş.şirketlerinin kurulması, Siemens’in yakın geçmişte Türkiye’deki önemli kilometre taşlarını oluşturmaktadır. Daha sonraki dönemlerde Masterguard Güç Kaynakları Ltd. Şti. , Siemens Fiberoptik Kabloları Ltd. Şti. ve Siemens Otomotiv San. Tic. Ltdi Şti. kurulmuştur. 42 yıl süresince Koç topluluğu ile işbirliği içinde olan Simko Tic. Ve San. A.Ş 1 Ocak 2001’den itibaren etkinliklerine Siemens San. ve Tic. A.Ş adı altında etkinliklerine devam etmeye başlamıştır.

Görülüğü gibi Siemens ,gelişen Türkiye’nin yeni gereksinim ve beklentileri doğrultusunda genişlemiş , gelişmiş ve yatırımlarını sürdürmektedir.

Küreselleşen Dünyada ,başarı artık yalnızca bilgiye,insana ve insanın bilgi ve kabiliyetlerine dayalıdır. Başarının anahtarı,bilgiyi hızlı bir şekilde çözüme ve uygulamaya dönüştürmektir. Acaba Siemens ,kuruluşlarını yönetirken yukarıda değindiğimiz amaca yönelik vizyon, misyon ve stratejilerini belirlemiş midir ?

Siemens’in ulaşım sektörüne girerken belirlediği stratejileri irdelersek:

Küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, insanlar daha fazla seyahat ediyorlar. Çünkü refah düzeyi yükseliyor. İşte Siemens’in ulaşım stratejisi bu ihtiyaç üzerine yoğunlaşmıştır. Amaç hem daha çok ,daha güvenli,daha hızlı ve daha konforlu seyahat olanaklarını arttırmak aynı zamanda bu hizmetleri en uygun maliyetle ve çevreye en az zararla yerine getirmektir. Siemens’in ulaşım sistemlerindeki ilkelerini şöyle özetleyebiliriz; Her zaman, değişen koşullara ve beklentilere uygun çözümler geliştirmek ve uygulamak, kara, hava ve demir yolu ulaşımında iyileştirme, geliştirme ve entegrasyona ağırlık vermek, en ileri teknik düzeyde trafik yönetimi ve hava trafik yönetimini sağlamak.

Siemens Türkiye gibi yoğun değişim ve dönüşümün yaşandığı yoğun Pazar koşullarında hem bugün hem de gelecekte başarılı olabilmek için vizyonlar geliştirmek zorundaydı. Hemen burada vizyonun kısa bir tanımını verirsek konunu ileriki safhaları daha iyi anlaşılmış olacaktır. Vizyon; liderlerin yön belirleyici , kolay anlaşılır, zorlayıcı ama gerçekleştirilebilir ana hedefini tanımlayarak ,bütün şirket çalışanlarının aynı yönde hareket etmesini sağlayan bir yol göstericidir. Siemens’in vizyonu; müşterilerine en iyi çözüm ortağı olmaktır. Tabiki bu çok havada kalan bir vizyon tanımıdır. Bu tanımı Siemens’in öne sürdüğü ilkeleri belirterek daha da açık bir şekilde ifade edelim. Siemens’in ilkeleri: müşteri tarafından yönlendirilme, yenilikçilik, uluslararası standartları ölçü almak, liderliğe önem vermek, sürekli bir öğrenim, işbirlikçi olmak ve evrensel sorumluluk sahibi olmak. İşte tüm bu ilkeler Siemens’in vizyonunu belirleyen ana unsurlar. Siemens vizyonunu belilemiş ve bu yolda emin adımlarla ilerlemekte.

Siemens kendine amaç olarak ise müşteri beklentilerini ileri teknolojileri, yeni ürünleri ve hizmetleri içeren mükemmel çözümlerle karşılayarak büyümek ve ortaklarına artan katma değer kazandırmaktır. Hemen hatırlatalım ki Siemens ortakları olarak yalnız müstakil hissedarları görmemektedir. Siemens’in New York borsasında hisse senetleri olduğundan tüm dünya onun ortağıdır.

Ayrıca Siemens kendine bir kalite politikası hazırlayarak hizmet kalitesinin devamlılığını garanti altına almıştır. Bu politika kısaca şöyle özetlenebilir; sürekli müşteri memnuniyetini sağlamak,sıfır hata ve sürekli gelişim, müşteri tatmini,çalışanların mutluluğu,öğrenmeyi desteklemek ve teşvik etmek,mal ve hizmet vererek şirketlerle işbirliği sağlamak ve güven içerisinde çalışmak,maliyeti düşürmek,verimliliği ve uzun süreli karlılığı arttırmak,geleceği güvence altına almak, bütün faaliyet sahalarında ve hizmet birimlerinde kalite bilincini sistematik ve düzenli bir şekilde sağlamak üzere toplam kalite yönetimini benimsemek ve gereklerini yerine getirmek.

Siemens müşterilerine giderken iki strateji uyguluyor hem devamlı maliyeti düşürerek hizmetlerde ucuzlama ve farklılaşma. Bunlar özellikle ucuzlama stratejisi Türkiye şartlarında zorunlu yapılması zorunlu bir iş. Müşteri memnuniyeti yanında kendi belirledikleri hedeflere de önem vermekteler. Mesela bir işe girerken önce bir Pazar araştırması yaparlar. Eğer az sayıda sipariş varsa o işe girmezler. Bu da karlılığa ne kadar önem verdiklerini gösteriyor.

BÖLÜM 3

ORGANİZASYON ŞEMASI

ENFRASTRÜKTÜR ARAÇLAR

(RA, TSEL, TSTK) (TSHR, TSLM, TSLR, TSTR)

Enfrastrüktür ( RA, TSEL, TSTK) RA = Uzak ve Yakın Mesafe Sinyalizasyon ve Kontrol Sistemleri TSEL = Demir yolu elektrifikasyonu TSTK = Anahtar Teslimi Sistemler

Araçlar( TSHR, TSLM, TSLR, TSTR) TSHR = Metro Araçları TSLM = Lokomotifler TSLR = Hafif Raylı Sistem Araçları TSTR = Elektrik ve Dizelli Tren Dizileri Banliyo Trenleri

Organizasyon Yapısı

Siemens A.Ş, Siemens AG’nin Türkiye’deki genel temsilcisidir. Bölümlerinin çoğu ve bölgesel üretim etkinliklerinin bağlı olduğu genel merkezi İstanbul’da, diğer bölge büroları Ankara, İzmir, Bursa ve Adana’da bulunmaktadır. Bu bölge büroları, kendi alt bürolarıyla ortak olarak, Siemens etkinlik alanlarının temsilcileri olarak çalışmaktadırlar. Her bölge bürosu Siemens’in etkinliklerinin kendi bölgelerinde başarılı bir gelişme göstermesi için uygun olarak kurulmuştur.

1961’de kurulan İstanbul/Kartal fabrikası üretim ihtiyacını önemli bir şekilde karşılamaktadır. 1997 yılı Ocak ayında Wegberg – Wildenrath Test Merkezi işletmeye alınmıştır. Siemens Ulaşım Sistemleri bu test merkezini öncelikli olarak kendi ürünleri ve test siparişleri için kullanmaktadır. Bununla birlikte tesisler, araştırma ve testlerini yapmak isteyen imalatçı ve işletmecilerin de tasarrufuna açıktır.

Kültürü

Çalışanlarına çok önem vererek onların memnuniyeti ve yüksek performans göstermeleri için en iyi sistemleri sağlamaya çalışan Siemens şirketi bu sayede çalışanlarından en iyi verimi alabilmeyi amaçlamıştır. Çalışanlarını sürekli eğitmekte ve onlarla güvene dayalı bir işbirliği sağlamaktadırlar. Çalışanlar başarının müşteri memnuniyetine bağlı olduğunu bilirler. Başarıyı sağlamak için zaman, kalite ve maliyeti en iyi şekilde değerlendirirler.

Müşteri odaklı bir yaklaşım kullanarak müşterilerine en iyi hizmeti sunmakta ve çözümler üretmektedir. Yenilikçiliği ve geliştirdiği teknolojisiyle müşterilerine en iyi ürünleri sunmaktadır. Müşterilerin ürün ve hizmetlerdeki beklentilerini en üst düzeyde hatasız, düşük maliyette ve zamanında gerçekleştirmeyi hedeflemiştir.

Siemens Ar-Ge teknolojisini tanıtmak amacıyla müşteriyle iyi ilişkiler içinde bulunur, müşteri isteklerini ön planda tutar ve yerli katkı oranını artırır.

Siemensin sunduğu hizmet birimleri ise şunlardır:

İnsan kaynakları

İnsan kaynakları bölümünü amacı, uluslararası standartlarda, çalışanları tarafından onaylanmış insan kaynakları politikaları uygulamak ve böylece daha iyi bir geleceğe ulaşabilmektir. Bu amaçla, yüksek performansları ile şirketin en değerli kaynağı olan çalışanların hedefleriyle örgütsel hedeflerin en üst noktada birleşmesini sağlayabilmek için çağdaş insan kaynakları sistemiyle hizmet sağlamak ilke edinilmiştir. Bu doğrultuda dünyanın en gelişmiş insan kaynakları programları uygulamaya alınmış, yeni ücret sistematiği bünyesinde çalışanların yeterliliklerinin ve performanslarının en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayan sistemler oluşturulmuştur. Yönetici değerlendirmeleri, çalışan memnuniyeti ve iç müşteri memnuniyeti ölçümleri de periyodik olarak gerçekleştirilecektir. Çalışanların bilgi, beceri ve potansiyellerini geliştirerek somut iş başarılarına dönüştürmek amacıyla da eğitim programları aralıksız devam etmektedir. Bilgi teknolojilerinin etkin kullanımına önem verilerek intranet ortamında interaktif eğitimlere geçilirken, Siemens Yönetim Öğrenimi programının uygulanmaya başlanmasıyla bilgi yönetimi, uzaktan öğrenme ve yaşayarak öğrenme kavramlarıyla kurum kültürüne yeni bir yön verilmeye başlanmıştır.

Proje finansmanı

Bir hizmet birimi olan proje finansmanı bölümü, finansman gerektiren projelerde satış departmanları ile birlikte çalışmaktadır. Projenin ve müşterinin özelliğine göre alternatifli finansman yöntemleri sunmakta, finansman konularında danışmanlık hizmeti vermekte ve tüm çalışmalarında müşteri memnuniyetini en temel prensip olarak kabul etmektedir.

Kurumsal İletişim

Bu bölüm Siemensin satış bölümlerinin ürün ve hizmetlerinin tüm reklam, halkla ilişkiler, web hizmetleri, fuar ve sergi etkinliklerini Siemensin bölümleriyle birlikte çalışarak gerçekleştirmekte, ayrıca firma içi dayanışma ve takım ruhunu geliştirici iç iletişim faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Bölüm Siemensin Dünyadaki ve Türkiye’deki faaliyetlerini ve çalışanları ile ilgili haberlerin bulunduğu diyalog dergisini çıkarmaktadır.

İç Denetim

Sürekli gelişim için iç denetime çok önem veren Siemens şirketin verimliliğinde ve kültürünün değişiminde olumlu yönde etkili olmayı hedeflemiştir. Şirket etkinliklerinden ve ekonomik gelişmelerden doğabilecek riskleri en aza indirmeyi amaçlayan bölüm, her bölümün zayıf ve güçlü yönlerini araştırarak gelecekteki çalışmaları yönlendirici öneriler sunmaktadır.

Kurumsal Hazine

Kurumsal Hazine bölümü Siemensin bölümlerinin ve Siemens şirketlerinin bankalarla yapmış olduğu tüm işlemlere aracılık etmekte ve bankalarla ilişkileri koordine etmektedir. Kur, faiz ve likidite riskini yönetmek en önemli sorumluluğudur. Ayrıca Siemensin bölümlerine ve Siemens Şirketlerine yönelik bilgilendirici danışmanlık yaparak artı değer yaratır.

Çevre Yönetimi

Bölüm çevre için bilinçli üretim, çevre bilinci için eğitim ilkesiyle 1990 yılında faaliyete başlamıştır. Üstlendiği başlıca sorumluluklar arasında müşterilerinin içme ve kullanma sularının, atık sularının analizlerinin yapılması, gürültü ölçümlerinin ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi gelmektedir. Çevre bilincinin yaygınlaştırılmasına çok önem veren Siemens bunun kapsamında çeşitli eğitim projeleri gerçekleştirmektedir.

BÖLÜM 4. ŞİRKETİN SWOT ANALİZİ

KUVVETLİ YÖNLER

·Siemens şirketi Türkiye piyasasında lider konumdadır.

·Kaynaklarının büyük bir bölümünü Türkiye dışındaki piyasalardan elde ettiği için Türkiye pazarındaki ekonomik dalgalanmalardan etkilenmiyor.

·Dünyada teknoloji hızla ilerlemekte ve şirketler bu değişime ya ayak uydurmak yada pazardan çekilmek zorunda kalmaktadır. Siemens şirketi bunu göz önünde bulundurmakta, çalışanlarını deneyimli kişilerden seçmekte ve eğitime, teknolojik gelişime büyük önem vermektedir.

·Kaliteli ürünler üretmesi ve müşterinin şirkete olan güveni artı bir avantaj sağlamaktadır.

·Siemens ismi insanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmış ve büyük çoğunluk tarafından kabul görmüştür.

·190’nın üzerinde ülkede 470.000 çalışanıyla en geniş insan ağlarından birine sahiptir.

·Şirket Türkiye’de faaliyette bulunduğu yaklaşık 100 yıllık tarihinde Türkiye’yi geçirdiği dönemleri çok iyi tanımaktadır.

·Teknolojiyi satın almıyor. Kendi teknolojisini kendisi üretebilmekte ayrıca ilgili başka kuruluş ve üniversitelerle işbirliğine gitmektedir.

ZAYIF YÖNLER

·Türkiye pazarındaki istikrarsızlıkta şirket için bir sorun oluşturmaktadır. Şirket yabancı kaynaklı kredi bulmakta Türkiye pazarı nedeniyle zorlanmaktadır. Bir çok yabancı banka Türkiye’ye yapılan yatırımları güvenli bulmadıkları için desteklememektedir.

·Ürünlerinin tamamını Türkiye’de üretemiyor olması şirket için bir dezavantaj olmaya başlamıştır.

FIRSATLAR

·Ulaşım sektörü geleceği parlak bir sektördür.

·Gelişmekte olan 65 milyonluk nüfusuyla Türkiye pazarı çok büyük bir Pazar durumundadır.

·Türkiye Ortadoğu ve Ortaasyada da faaliyetlere geçmek için merkez bir konumdadır.

·Türkiye’nin ulaşım ağının gelişmekte olması.(TDD’ in hızlı tren projesi)

·Halkta kara ulaşımının hava ulaşımından son zamanlarda daha güvenli olduğu izleniminin oluşması.

·Büyük şehirlerde ulaşım ihtiyacının artmasına karşılık talebi karşılayacak raylı ulaşımının yeterli olmaması.

·Dünyada kendisine rakip olan şirketlerin hiçbirinin Türkiye’de üretimlerinin bulunmaması

TEHLİKELER

·Ülkenin içinde bulunmuş olduğu ekonomik kriz şirketi de etkilemiştir. Bu yüzden yeni yatırım yapmakta zorlanmaktadır.

·Politik istikrarsızlık şirketi olumsuz yönde etkilemektedir.

·Raylı Ulaşımda Dünyada hizmet veren diğer firmaların Türkiye’de yatırımlarda bulunma olasılığı vardır.

·Türkiye içinden yerli üretime geçme faaliyetleri başlamıştır.

BÖLÜM 5.

ŞİRKETİN STRATEJİK FORMULASYONU Siemens; Küresel değişimin öncülüğünü yapmak için bilgi birikimi ile müşterilerinin yanında sürekli çözüm ortağı olmaya devam eden bir kuruluştur. Sahip olduğu sinerjiyi ve global bilgi birikimini paylaşarak müşterilerinin de bunların vazgeçilmez bir parçası olmasını sağlamaktadır. Siemens tüm bunları gerçekleştirirken sosyal sorumlulukların bilinciyle insanlığa yararlı olma,çevreyi korumaya özen gösterme ve kaynakları sorumlu biçimde kullanma hedeflerini koşulsuz devam ettirmektedir. Önemli olan müşterinin ve daha önemlisi insanlığın hizmetinde olmaktır. Bunların ışığında Siemens’in vizyonu; müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına en iyi çözüm ortağı olmak, yasalara saygılı, rekabete dayanan ve bu amaçta sürekli kendini eğiten-yenileyen bir öncü konumuna ulaşmaktır. Vizyon değişmez olmamalı,zaman aşınmasına uğramayacak şekilde yeniliklere açık olmalıdır. Bu konu Siemens’in geleceği için önemlidir.

Siemens, İnsanın tek boyutlu ihtiyacı olduğunu düşünerek değil, aynı zamanda ekolojik sistem içerisinde farklı ihtiyaçlarının da (sağlıklı bir çevre, vb.) bulunduğunun farkındadır. Siemens tüm çalışma ve hizmetlerini yerine getirmesinde vazgeçilmez bir unsur olan firma çalışanlarının verimini maksimumda tutmak için çalışanlarını sürekli olarak motive etmekte, gerekli olan eğitimi periyodik olarak sağlamakta ve maddi olarak tatmin etmektedir.

Siemens’in misyonu, müşteri beklentilerini ileri teknolojileri, yeni ürünleri ve hizmetleri içeren mükemmel çözümlerle karşılayarak büyümek ve paydaşlarına artan katma değer kazandırmaktır. Daha kaliteli hizmet vererek müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak, Topluma karşı olan sorumluluklarını yerine getirmektir.

Siemens kuruluş aşamasında doğal olarak kendisine çeşitli hedefler belirlemiştir. Bu hedefler arasında müşteri memnuniyeti birinci sırayı alır. Çünkü müşteri memnuniyeti başarının diğer adıdır. Başarı ise bir şirket için kâr demektir. Şirketlerin kuruluşunda temel amaç olan kar müşteri memnuniyeti ve başarı ekseninde elde edilir. Diğer bir hedef ise sosyal hayat içerisinde insanların karşılaştığı sorunlara pratik çözümler bulmak ve bu yolda üretilen fikirleri geliştirerek desteklemektir. Vazgeçilmez bir sermaye olan zamanı en iyi şekilde kullanarak düşük maliyette üstün kaliteyi yakalamaktır. Bunlara ek olarak Siemensin hedeflerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Øİnternet üzerinden üzerinden yedek parça siparişlerini gerçekleştirmek, böylece zaman ve maliyetlerde azalmalara ek olarak demiryolu işleticilerinin bakım – onarım maliyetlerini düşürmek

ØDemiryolu araçlarının bakım ve onarımlarını daha sağlıklı, ekonomik yapılması için Siemens demiryolu bakım ve onarımlarını üstlenecek şekilde organizasyon yapısını genişletmek

ØMevcut demiryolu araçlarının kabiliyetlerini yükseltmek isteyen demiryolu işletmecilerine Siemens mühendislik çalışmaları, komponent ve sistem sevkiyatı modernizasyonunda uzmanlaşmış kadroları ile hizmet vermek

ØTürkiye’de üretimi bulunmayan elektro – mekanik teçhizatların (metro araç vb.) en kısa zamanda Türkiye’de üretmeye başlamak böylece daha ucuz ve daha etkin hizmet vermek

ØTürkiye’ye yakın ülkelerde de faaliyetleri artırmak

ØBütün çalışanların, ortakların, üreticilerin ve müşterilerin nerede ve ne zaman olursa olsun internet üzerinden birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak

Elbette bu hedeflere ulaşmak için bünyemizde çalışan yönetici grubuna her türlü yetkiyi vererek onların girişimciliğine katkıda bulunuruz. Öğrenmekte sınır tanımayarak hedeflere ulaşmanın ancak bu uygulamalarla mümkün olacağı fikrini aklımızdan çıkarmayız.

Şüphesiz, bu hedeflere ulaşmak için şirket politikamızın dayandığı temel unsurlar vardır. Her şeyden önce çevreye önem vermek ve bu konuda yapılması gerekenleri yapıp her türlü tedbiri almaktır. Ayrıca hem ticari hem de insani etik değerlere sadık kalarak bu çizgide yönetim politikası oluşturmaktır. Şirket içerisinde hukuka dayalı bir yönetim oluşturmak ve hiçbir haksızlığa göz yummamaktır. Şeffaf, duyarlı, bilinçli, kültürel zenginliğe sahip ve araştırmacı kişilerle çalışarak hedeflere ulaşmaktır.

BÖLÜM 6.

STRATEJİK PLANLAMA UYGULAMASI

-Kurduğumuz bu yönetim organizasyonu ile her zaman

büyümeyi hedefleyen bir şirket olarak faaliyetlerine

15.11.2001 tarihinde başlayacaktır.

-Yönetim organizasyonu yetkilendirilmesi yapılacak

· Ulaşım sistemleri iki alt birimden oluşur.Bunlar;

-Enfrastrüktür -Araçlar

Bu birimlerde kendi aralarında alt birimlere

ayrılır.Ayrıntılar için bakınız organizasyon şemasına.

-Üstün teknolojisi ile ürettiği ürünlerle

farklılaşmayı,kaliteli ürünlerini daha ucuza mal etme

ve müşteri odaklı strateji benimseyen ulaşım

sistemleri aşağıdaki planlamaları yapacaktır.

-ISO 9000/2001 ve kendi hedeflerimize uygun bir kalite

el kitabı hazırlamak

-Personel eğitimini başlatmak ve ortama göre şartları

iyileştirmek

· Uygun bir çalışma ortamı sağlamak

· Motivasyonu sağlamak

· Karşılıklı güven ve ekip ruhuyla çalışan bir firma

olmak

· Personel kademe yükseltme planlamaları yapmak

· Yönetimin ve diğer personelin ücret dağılım

planlamasını yapmak, işte sürekliliği ve kaliteyi

arttırmak için ödüllendirme planlamalarını yapmak

-Ar-Ge yi geliştirmek

· Yıllık kazancın %60`ını Ar-Ge çalışmalarına ayırmak

· Teknolojiyi üreten firma olmak

· Teknolojiyi Türkiye`ye tanıtan bir firma olmak

· Firmanın yurt dışındaki Ar-Ge laboratuvarları ile

yakın takipte bulunmak

-Reklam ve satış politikalarını uygulamak

· Türkiye `de tekel bir firma olduğundan sadece kendi

müşterilerine(TCDD,ulaştırma bakanlığı,belediyeler)

tanıtıcı bilgiler vermek

· Tanıtım kataloglarını müşterilere sunmak

· Üç ayda bir gerekirse ayda bir yapılabilecek

seminerler düzenlemek

· İnternet üzerinden tanıtım çalışmalarında bulunmak

· Yönetim organizasyonunda belirttiğimiz gibi,

alanında yetkili personelimizle müşteri ziyaretlerinde

bulunmak, müşteri isteklerini göz önünde tutarak yeni

ürün geliştirmek

· Organizasyonumuzda alanında yetkili personelimizle,

müşterilerimizle birebir görüşmeler yaparak ürün

tanıtıcı bilgiler vermek

-Ulaşım sistemleri olarak Türkiye’de lider firma

olmanın yanında güven veren bir kuruluş olmak. Bu

güveni müşterilerimize ve dış çevreye hissettirmek.

· Vereceğimiz hizmetlerle bu güveni kendimiz

oluşturacağız

-Müşteri odaklı olarak çalışmak.

· Her zaman müşteriyi göz önünde tutmak, onların

isteklerini ön planda tutmak

· Müşteri memnuniyetini sağlamak

· Müşteri ziyaretlerine önem vermek

· Müşteri şikayetlerini dikkate almak ve gerekli

şartları iyileştirmek

-Ürün üretimi için gerekli mekanın hazırlanması

· Ulaşımın en kolay sağlanabileceği bir mekan seçmek

· Ürün dağıtımında maliyetin en düşük olacağı bir

mekan seçmek

· Merkezi dağıtımın yapılabileceği bir mekan seçmek

-Yurt dışında hazırlanan projeler kapsamında gelen

ürünlerin komponent birleşmenin yapıldığı tesislerde

otomasyon sistemini kullanmak

· Maliyeti düşürecek planlar yapmak

· Verimliliği arttırmak

· Üretimde sürekliliği sağlamak

-Üretilen ürünler için müşterilerine teknik destek

sunmak

· Garanti kapsamını geliştirmek

· Geniş bir servis ağı kurmak

· Büyük projelere özel olarak teknik bakım

destekleyici hizmetler sunmak

BÖLÜM 7

ŞİRKETİN ÖNEMLİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

PİYASADAKİ LİDERLİĞİNİ DEVAM ETTİRMEK

·Şirket en önemli değerlendirme kriteri olarak pazardaki liderliğinin sürmesini görmektedir. Sahip olduğu derin deneyimlerle, ileri teknoloji gücüyle bunu sağlayacağına inanıyoruz.

TEKNOLOJİK OLARAK PİYASANIN GERİSİNDE KALMAMAK

·Şirket teknolojik bakımdan geri kalmamaya çalışmaktadır. Şirketin kendi AR-GE laboratuarları vardır. Böylece teknolojik olarak ta şirket dış piyasaya bağımlı değildir.

MÜŞTERİ BEKLENTİLERİNE HER ZAMAN İÇİN CEVAP VERMEK

·Siemens şirketi müşteri beklentilerine sürekli cevap verebilmeyi bir ilke edinmiş ve bu doğrultuda çalışmalarına devam etmektedir.

YAPILAN YATIRIMLARIN ORGANİZASYONU

·Bir çok ülkede çok değişik yatırımları bulunan Siemens şirketi,bu yatırımları düzenli bir şekilde devam ettirebilmek için yatırımlarını düzenli bir şekilde yapmakta ve bu konuya çak önem vermektedir.

YATIRIMLAR İÇİN KAYNAK AKTARIMIN SAĞLANACAĞI YERLER

·Yapacağı bir çok yatırım için Siemens şirketi kaynak sorunu yaşamamaktadır. Bunda şirketin çok büyük ve köklü bir şirket olmasının çok büyük bir önemi var. Ancak Türkiye’de yapacağı yatırımlarda kısmen de olsa kaynak sorunu yaşamaktadır.

ÇALIŞANLARIN İSTEK VE DİLEKLERİ

·Çalışan personelinde en iyi performansı almayı hedefleyen Siemens şirketi bunun içinde çalışan personelinin dilek ve isteklerini çok dikkate almaktadır. Bu şirketteki çalışma ortamını da çok refah bir hale gelmesini sağlamaktadır.

ŞİRKET İÇİNDE SÜREKLİ İYİLEŞTİRMELERİN YAPILMASI

·Değişen koşullar çerçevesinde şirket içinde veya dışında iyileştirme çalışmalarına çok önem verilmektedir. Böylece organizasyonun veya çalışan personelin sisteme sürekli katkıda bulunması ve bunu sürekli arttırması hedeflenmiştir.

İdari Özet

06 Kasım 2007

İDARİ ÖZET Sherwin-Willams’ın Gelişmiş Süper Boyası İddia Edilenden Bile Süper…

1866 yılında Henry Sherwin ile Edward Willams tarafından kurulan Sherwin-Willams şirketi boya endüstrisindeki ticari hayatına bugün de devam etmektedir. Şirketin merkezi Cleveland olup, faaliyet alanı tüm dünyadır.

Şirket, yüksek itibara sahip oldugu magazalari ve geniş dagitim alaniyla piyasanin en iyi oyuncusu konumundadir. Şirketin 1999 cirosu %5.4 artarak 13.628,2 milyon$ olmuştur. 2000’de net satişlarinda az da olsa bir azaliş görülmüş, bu azalişa ragmen 13.2 milyar$ gibi (internetin yalancisiyiz) bir rakami yakalamiştir. Şirket, reklama en fazla bütçe ayiran boya firmasidir. Şirketin son günlerdeki reklamini yaptigi ürün ‘Duration’dir. Bu ürünün dünya çapinda yakaladigi yillik 4 milyar$ civarindaki satişi Sherwin-Williams şirketinin yönetimini memnun etmektedir. Bu memnuniyetin bir nedeni de piyasada ‘Duration’ kadar kaliteli ürün olmamasidir.

Bu olumlu tabloya rağmen, şirketin bölge sorumlularından biri olan Dennis Robb, boyanın çok iyi olduğunu kabul etmekle birlikte bu boya ile ilgili şirketin iddialarına bazı alıcıların inanmadığını düşünmektedir. Ürün yararına gerçekten inanılmayan bir ürünün pazarlanmasındaki zorluğa dikkat çekmiştir.

Sherwin-Williams ürününü, 1998-1999 yılları boyunca ülkenin dört farklı yerinde test etti. Ürün, bu bir yıllık süreç içinde güvenilir tüketici kabulünü aldı. Firmanın çok önemli gördüğü fiyat mukavemeti beklenildiği gibi çıkmadı.

Sherwin-Williams, Florida’da oluşan bir fikri, bir kampanyayi test etti. Bu kampanya, boyama ve işçiligi garanti etttigi gibi tüketici memnuniyeti ve yüksek performans gibi temalari da söz veriyordu. Boyada kusur çikarsa Sherwin-Williams materyalin ve yüzeyin tekrar boyanmasi masraflarini karşilayacakti. Bu iş kolunda ciddi olarak faaliyet gösteren boya müteahhitleri buna tepki gösterdiler. Tepkilerin sebebi Sherwin-Williams’in bu promosyonu sayesinde bu iş kolunda çok ciddi faaliyet göstermeyen firmalarin işi kolaylaşacak, iş hacimleri artacak. Bu da ciddi olan firmalarin iş hacimlerini azaltacaktir. Müteahhitlerle ters düşmek istemeyen Sherwin-Williams, bu promosyona son verdi. Sherwin-Williams’in zamanla diger boya imalatçilarina karşi liderligini kaybettigi görüldü. Şirket yönetimi ‘Duration’in yakinda bu gidişati tersine çevirecegini umdu.

AR-GE bölümü, ürünün pazara en iyi ve en dayanıklı boya olarak konumlandırılabileceğini belirtti. Satış ve kar sonuçları ulusal olarak mükemmel oldu. Ama bu mükemmelliğin iki bölgede istisnası vardı. Kuzeydoğu bölgesinde ve Batı bölgesinde. 1998 ortalarında yapılan güncel paylaşım bilgilerine göre oturmaya ayrılmış ev pazarının, ulusal marka paylaşımında Sherwin-Williams %20’lik payı ile lider durumdaydı.

Kuzeydoğu’daki probleme rağmen Sherwin-Williams, müteahhit segmentinde Benjamin Moore’un ardından güçlü bir ikincilik elde etmişti. DIY segmentinde Benjamin Moore ve Behr’in ardından üçüncülüğe kaymıştı. Home Depot’un yıllar önce Sherwin-Williams’a dağıtımla ilgili yaptığı teklif, şirket tarafından reddedilmişti.

Şirket, ‘Duration’da daha önceki ürünlerde bulunmayan ürün yararlarina sahip olduguna inandi. Bütün ülkeden seçilmiş evlerden gelen sonuçlar da bunu destekler nitelikteydi. ‘Duration’ iç ve diş boyalarin her ikisi kadar başarili oldugunu iddia edebilirdi. Ama şirket, ürünün şimdilik bir diş boya kadar sert olduguna karar verdi.

Sherwin-Williams’ın dağıtım kanalı çok güçlüydü. Amerika’da 2200 civarında sahibi olduğu şirkete veya ayrıcalığı olduğu mağazalara sahipti. ‘Duration’, sadece Sherwin-Williams’ın yerlerinde bulunabiliyordu.

Fiyatlama konusunda Sherwin-Williams, süper boya için 27$’ın aşağısında, dış saten boya için 29$’ın aşağısında, Duration için ise 33-35$ arasında -ki bu rakam diğer markalara göre %25 daha fazlaydı- fiyat biçti.

Fiyatlama konusunda Home Depot ve Behr’in uyguladığı politika, düşük müşteri raporlarına rağmen olumlu sonuç vermekteydi. Sherwin-Williams yönetimi ise ‘Duration’ ın bu yüksek fiyat seviyesi için yeterli kıymete sahip olduğuna inandılar. Şirket yöneticilerinin fiyatlama konusundaki, kafalarındaki bu pembe tablo bir başka durum söz konusu olunca dağılıyor, yerini bir kaygıya bırakıyordu. Bu kaygı, ‘Duration’ ın kimyasal bileşiminin rakipleri tarafından analiz edilip, çözümlenmesi sonucu teknolojik üstünlüklerinin zamanla kaybolması kaygısıydı. Şirket ürünün reklamında canlandırmalı mizah kullanıyordu.

Mevcut Pazarlama Durumu Amerikan boya endüstrüsü, çok rekabetçi bir piyasaya sahipti. Bu endüstri içinde Sherwin-Williams, Behr, Benjamin-Moore, Kelly-Moore, Glidden gibi, sermayeleri ne dağıtım kanalları güçlü firmalar bulunmaktaydı. Piyasadaki paylaşım bilgileri Sherwin-Williams ile Benjamin-Moore’u bir tarafa bırakacak olursak, firmaların birbirlerine yakın değerler aldığını göstermektedir.

Boya ve kaplama sanayii için Amerikan satış pazarı 1999-2000 arasında %2.1 artmıştır ve 9.2 milyar$ gibi bir değere ulaşmıştır. Pazarın 2000-2005 arasında büyüme trendinin devam edeceği tahmin edilmekte ve 2005’te 10.2 milyar$ gibi bir değere ulaşacağı düşünülmektedir.

2000’de duvar boyaları, boya pazarının en geniş sektörüydü, satışlardaki %69.5 payı ile 6.4 milyar$ ifade etmekteydi. Duvar boyaları, boya pazarının en geniş sektörü olmaya devam etmekte, 2005’te piyasadaki ifade edeceği değerin, 8.1 milyar$ olacağı düşünülmektedir.

Pazardaki satış verileri bölgeden bölgeye faklılık göstermekte, bir bölgedeki liderliğin, diğer bir bölge için çok anlam ifade etmediği görülmektedir. Bu bölgelerde alıcı direnci ve demografik yapı farklılığı da söz konusudur.

Pİyasa çok rekabetçi ortamla hayat bulmaktadır. Sayısı fazla olan firmaların bazılarının sermaye yapıları ve dağıtım kanalları güçlü olmayan firmalar da piyasada kendilerine yer bulmaktadır.

Piyasada çok çeşitli ürün bulmak mümkündür. Bu ürünlerin farkli fiyat seviyelerinde, farkli alici kitleleri bulunmaktadir. Bu alici kitlelerinin yeterliligi şirketin hedeflerine göre degişmektedir.

Pazarın dağıtım kanalları, şirketlerin sahip olduğu mağazalar, büyük perakendeciler ve internettir. Bunlardan şirketin mağazaları, ana dağıtım kanalını oluşturmakla birlikte, büyük perakendecilerin sağlam dağıtım ağı şirketleri, cezbeden boyutlardadır.

Pazarın karşı karşıya olduğu sosyo-kültürel çevre, Amerika Birleşik Devletleri’nin yapısı gereği çok çeşitlidir. Etnik ve kültürel çeşitliliğin belirgin olduğu bir demografik yapı söz konusudur.

Ülkedeki ekonomik yapıda bir depresyon, boya piyasasında bir durgunluk söz konusu değildir, aksine gelişime açıktır.

Piyasadaki yeknolojik gelişimlerin takip edilmesi zorunludur. Özellikle titanyum ve resin teknolojilerinin takibi çok önemlidir.

Swot Analizi Fırsatlar:

‘Duration’, piyasadaki ürünler içinde teknolojide lider konumda bulunması sonuu elde ettiği maliyet avantajı.

Dağıtım kanalının geniş olması nedeniyle diğer firmalar perakendecilerle çalışmak zorunda kalarak kar marjları düşerken, Sherwin-Williams’ın böyle bir sorunu yoktur.

AR-GE’sinin güçlü olması nedeniyle, sürdürülebilir teknolojik üstünlüğe sahip olması.

Mali kaynaklardaki gücü sayesinde reklam ve tutundurma çabalarına daha fazla mali kaynak aktarabilmesi.

‘Duration’ın test pazarında güvenilir tüketici kabulünü alması ve pazarda oluşan olumlu görüşlerin gelecek için umut vermesi.

Tehditler:

Resin ve titanyum teknolojisindeki gelişmelerden geri kalmasi.

Bazı müteahhit ve bazı müşterilerde, şirketin, ‘Duration’ ile ilgili iddialarının kuşku uyandırması.

Teknolojik gelişmeler sonucu, ‘Duration’in kimyasal bileşiminin rakipleri tarafindan çözülebilir olmasi.

İnternetteki Web sayfamızın, rakiplerimizin Web sayfalarına göre daha az anlaşılır olması.

Kuzeydoğu ve Batı Amerikada’ki pazarlama sorunları.

Firmanın Pazarlama Amaç ve Stratejileri Firma, düşen satşlarini karşilamak amaciyla fiyat ve kaliteden taviz vermeden daha düşük kalite ve maliyetle bir boya üreterek, bunu daha düşük bir fiyattan satarak gelirlerini artirmayi amaçlamaktadir.

Bununla birlikte, ‘Duration’ın teknolojik üstünlüğünü sürdürebilmesi ve Amerika’da satış trendi günden güne yükselen saten boya pazarındaki etkinliğini artırabilmek için AR-GE çalışmalarını destekleyecektir.

“Birden fazla markanın konumlandırılması” stratejisini seçerek, ‘Rainbow’ adını vermeyi düşündüğümüz ‘Duration’a göre daha düşük kaliteli fakat, daha ucuz ürünle rakiplerimizin bu fiyat seviyesinde yaptıkları satışı kırıp onları geçmeye çalışacağız. Bu yolla ‘Duration’dan daha az kaliteli boya ürünleri sunan rakiplerimizin, maliyet avantajları sebebiyle yaptıkları fiyat kırma politikasının etkilerini ortadan kaldırırız. Planladığımız strateji sayesinde biz de onlar gibi daha düşük maliyetli bir boya üreterek daha düşük fiyat seviyesine tepki veren müşterilere ulaşmış olacağız.

Bu strateji için uygulamaya koyacağımız eylem planında, yeni ürün ‘Rainbow’u direkt Sherwin-Williams adına çıkarmayı düşünmüyoruz. Buna sebep olarak da, Sherwin-Williams’ın piyasadaki konumunu ve imajını gösterebiliriz. Böyle bir ürün, yani kalitesi Duration’a göre daha düşük olan bir ürün Sherwin-Williams için olumsuz imaj yaratabilir. Bu nedenle ürünü, piyasada halihazırda faaliyette bulunan portföyü ve dağıtım kanalları güçlü olmayan bir şirket olarak, bu şirketin adına üretmeyeceğiz.

Bu faaliyette bulunmak için almayı düşündüğümüz fima, ‘Dunn-Edwards’dır. Bu firmanın şu andaki pazar payı %4’tür. Bu oranla firmanın 2000 yılında yaptığı ciro 460.000.000$ dır.

California, Neveda, Arizona, Colorado, New Mexico, Texas eyaletlerine faalşyet göstermekte. Bu firmayi Sherwin Williams 1.8 milyar$ karşiligi satin almiştir. ‘Rainbow’, Dunn-Edwards lisansi altinda üretilecek, dagitimi Sherwin-Williams dagitim kanallari üzerinden olacaktir.

Sherwin-Williams, ‘Rainbow’ için hedef pazar olarak, boyada kaliteden çok, fiyata önem veren alıcıların bulunduğu pazarı seçmiştir.

Hedef müşteri kitlesince, ürünün kalite ve fiyat seviyesinin yeterli bulunacagi düşünülmektedir.

Dunn-Edwards’ın ürün bandı, Sherwin-Williams’ın AR-GE bölümünün verdiği karar dğrultusunda ‘Rainbow’un üretimi için uygun hale getirilmiştir.

‘Rainbow’un dağıtımı için Sherwin-Williams’ın geniş dağıtım kanalları kullanılacaktır. Dunn-Edwards’ın dağıtım kanalı yeterli görülmemiş ve tasfiye edilmilştir. Kapatılan mağazaların yerine aynı bölgelerde Sherwin-Williams’ın mağazaları açılmşıtır. Böylece bugüne kadar sadece Sherwin-Williams ürünlerini satan mağazalara Dunn-Edwards lisanslı ‘Rainbow’ ürünleri de verilecektir.

Eylem Programları, Projeksiyon, Denetimler ve Kontrol Şirketimiz, Dunn Edwards’in yillik 460 milyon$ olan satişini, ‘Rainbow’ ile birlikte kademeli olarak artirmayi düşünmektedir.

AR-GE, hammadde, pazarlama, dağıtım, reklam giderleri hesaplanarak tek bir kalemde maliyetler başlığı altına alınmıştır.

Aşagida ilk yildan itibaren başlanarak yapilan yatirimin geri dönüş süresi için düşünülen heef satiş miktarlari, maliyetleri, birim ve toplam karlari belirtilmiştir.

YILLAR BİRİM BİRİM BİRİM HEDEF HEDEF PAZAR TOPLAM

MALİYET SATIŞ KAR SATIŞ PAYI (CİRO) KAR

YIL 15 20 5 30.000.000 600.000.000 150.000.000

YIL 15 22 7 31.000.000 682.000.000 217.000.000

YIL 13 22 9 34.000.000 748.000.000 306.000.000

YIL 13 23 10 37.000.000 851.000.000 370.000.000

YIL 13 23 10 38.000.000 874.000.000 380.000.000

YIL 13 23 10 39.000.000 897.000.000 390.000.000

1.813.000.000

Görüldüğü gibiplanlanan hedefte yapılan yatırımın geri dönüş süresi 6 yıldır.

Tutundurma ve reklam çabaları için düşünülenler şunlardır:

Gazete ilanları yoluyla Home Depot’a atıfta bulunarak da (Homo Depot’un ilanı: Enucuzu en kolay yolla…) “En ucuzu, boyayı bir kere yapmaktır” sloganını duyuracağız. Görsel medyada reklamlar yoluyla bebek bekleyen bir çiftin evlerinin çocuk odasını ‘Rainbow’ ile byarkenki görüntüleri ile tutundurma çabamızı destekleyeceğiz.

Denetim ve kontrol çabaları için ülke bölgelere ayrılmış, üçer aylık planlar, bölge sorumluları için hazırlanmıştır. Merkez yönetim, her üç ayda bu planlarla beklenen hedefler arasındaki denkliği kontrol etmektedir. Oluşabilecek kötü durumlarda (grev, doğal afet, buhran dönemleri gibi) her bölge için destek planları hazırlanmıştır.

Cevap Arayan Birkaç Soru 1. Şirket, boya endüstrisindeki egemen rolünü yeniden kazanabilir mi?

Sherwin-Williams, endüstrideki egemen rolünü yeniden kazanabilir. Piyasanın en güçlü firmasıdır. Son dönemde geri düştüğü durumlar, tüketivinin fiyatlara verdiği tepkilerdendir. Sherwin-Williams’ın teknolojik alan ve dağıtım kanallarındaki faaliyetleri, bu geri düşmede birer etken değillerdir. Bu üstünlüklere dayanarak ve maliyet avantajlarına güvenerek kalitesi yüksek boyasını, diğer firmaların ürünlerine göre daha pahalıya satmıştır. Bu fiyat seviyesindeki müşteri fiyat direnci olumsuz olmasa da zamanla rakiplerin daha ucuz ürünleri, düşük müşteri raporlarına rağmen, çok iyi satış trendi yakalamıştır. Sherwin-Williams, rakiplerinin yakaladığı bu fiyat seviyesinde faaliyette bulunabilecek ‘Duration’a göre daha düşük maliyetli bir ürün yaratarak endüstrideki egemen rolünü yeniden kazanabilir.

Duration, gelişmiş bie boya olarak test edildi mi? Edilmedi mi?

Gelişmiş Süper Boya’nin oluşum sürecinin son basamagi olan ‘Duration’, gelişmiş bir süper boya olarak test edildi ve tüketicinin güvenin kazandi.

Müteahhitler ve bireysel tüketiciler şirketin iddialarina inanacaklar mi?

‘Duration’, test pazarında onandıktan sonra müteahhitler ve bireysel tüketicilerin, şirketin boya ile ilgili iddialarına inanmaları sadece zaman meselesidir. Ürün ayrıca, bugüne kadar piyasada bulunan iç ve dış boyalar baz alınarak test edilmiş ve her renkte başarı kazanmıştır.

Ürün, gerçekten AR-GE’nin gösterdiği kadar iyi performans gösterecek mi?

‘Duration’, teknolojisi gelişmiş olan çok iyi bir boyadir. Bugüne kadar ev boya ürünlerinde bulunmayan yararlara sahiptir. Bütün ülkeden seçilmiş evlerden gelen sonuçlar da AR-GE’nin başarisini tasdiklemiştir.

‘Duration’, piyasaya en iyi avantajla nasıl yerleşebilir?

‘Duration’, müteahhit ve bireysel tüketicilere en iyi ve en dayanıklı boya olarak lanse edilir. Buna dayanarak, diğer ürünlere göre olan fiyat farkının tüketiciler tarafından gözardı edilmesi sağlanmaya çalışılır. Firmanın ‘Duration’ markalı boyasının fiyat seviyesinde bir indirime gitmesi anlamsız olur çünkü, ürün bu kalite seviyesi için bir önder durumdadır. Diğer ürünlerde olan %25’lik fiyat farkı normaldir. Firmanın ürününün dağıtılması konusunda güçlü perakendecilere olan direnci normaldi ve devam etmelidir. Çünkü, Sherwin-Williams’ın ülke geneline yayılan dağıtım ağı yeterlidir. Perakendeci firmalarla anlaşırsa fiyat indirimine gitmek zorunda kalacaktır. Bu da kendi mağazalarında yaptığı satışları olumsuz yönde etkileyecektir.

Müteahhitler ve DIY (Do it yourself-Kendin boya)segmentinin tamamı süper boya ile mutlu ve tamamen memnun olduklarını bildirdikleri zaman ‘Duration’ şirket tarihinin bir zamanda, bir anlayışın ortaya çıkmasını sağladı mı?

Müteahhit ve DIY segmentlerinin boya ile ilgili memnuniyetlerini bildirmeleri, şirketin pazarlama anlayişinda şu fikrin ortaya çikmasini saglamiştir: Eger ürettiginiz ürün, diger firmalarin ürünlerine göre yeterli ekstra kiymetlere sahipse, yüksek bir fiyat seviyesi tutarsaniz dahi, bu fiyat seviyesinden de aldigi üründen farkli yararlar arayan gelir gruplari bulunabilir. Bu anlayişin dogrulugunu tartişmayacaksak da son iki yilin satiş verileri de tartişilamaz. Bu verilere göre Sherwin-Williams’in satişlai düşmekte, bunun sebebi de bizce, ‘Duration’in fiyat seviyesidir. Müteahhit ve DIY segmentinin verdigi tepkiler memnun edici olsa da bu iki segmentin pazarin tamami olmadigini unutmamaliyiz.

Roketler

06 Kasım 2007

ROKETLER

Roket:Atis sirasinda mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin baslangicinda özitmeli olarak yol alan ve daha sonra yalniz balistik kanunlarina bagli kalan mermi.(Özel silahlardan farkli olarak, roket güdümlü degildir.) Bazen, bu tip mermileri atan hafif füzeatarlar için kullanilir. Özellikle XIV. yy. da, itici gücünü içindeki barutun yanmasindan saglayan humbarasi: Ingiliz generali Congreve’in icadi olan humbaraya <<Roket>> adi verilmistir.

Roket terimi, devindirici elemanini barutlu bir tapadan meydana gelen özitmeli taktik mermiler için kullanilir. Yalniz tepkiye saglanan ilk hareket sirasinda patlama olmamasi, hem geri tepme problemini ortadan kaldirir, hem de basit ve hafif atis malzemesinin kullanilmasina imkan verir: ince namlular, çok namlulu çerçeveler v.b. Atis sihhati az oldugu için, roket ancak çok yakin veya çok büyük hedeflere karsi kullanilabilir ve güdümlü bir mermi degil de, balistik kurallarina göre yol alan bir firlatma mermi oldugu ölçüde özel silahlardan ayrilir. Çukur imla hakkiyla doldurulmaga çok elverisli olan roket, tanksavar silahlarda çok kullanilir (müttefiklerin bazoka’si ve Almanlarin Panzerfaust’u). Ayrica, füze-radarlarla donatilmis olsun veya olmasin, roket, uçaklarda kullanilan ve gerek düsman uçaklarinda taarruzda (1945’te yapilan hesaplara göre, 1 000 m mesafeden atilan her iki roket bir uçak düsürmüstü), gerek yerdeki birliklerin desteklenmesinde çok yararli olan bir silahtir. En çok kullanilani 127 mm çapinda olan bu çesit mermilerde geri tepmenin olmayisi, otomatik silahlarin uçak kanatlarina yükledigi büyük kuvvetleri ortadan kaldirmaktadir.

Roketlerin füzelerden farki, roketlerin sadece roket motorlariyla, füzelerin ise hem roket motorlari hem de herhangi bir jet motoru ile tahrik edilebilmesidir. Roket motorlari hem yakiti hem de yakitin yanmasini saglayan oksitleyici maddeyi bünyesinde bulundurur. Dis atmosfer havasina ihtiyaç duyulmaz. Bu sebeple dis çevreye bagli olmadigi için boslukta dahi çalisabilir. Esas olarak kati ve sivi yakitli olmak üzere iki çeside ayrilirlar. Kati yakitli roket motorlarinin degisik ebatlarda olanlari vardir. Yapilari basittir. Silindirik bir basinç kabi ve bunun içinde bulunan yakit oksitleyici karisimi, egzozt ve atesleyiciden ibarettir. Yakit ve oksitleyici (nitrogliserin ve nitroselüloz) ya ayri ayri bulunur veya oksitleyici yakit içine gömülmüs kompozit sekilde bulunur. Kompozit yakit-oksitleyici, roket gövdesine dökülerek doldurulabilir. Bu sekilde çok ince ve hafif yapili roketler yapmak mümkündür.

Sivi yakitli roket motorlari balistik füzeleri ve uzay araçlarini tahrik etmede kullanilir. Yakit ve oksitleyici oksijen tanklarda sivi olarak depo edilir. Pompa, boru ve valflerden sonra karisan yakit ve oksijen yanma odalarina sevk edilir. Yakit olarak benzin gibi hidrokarbonlar, JP-4 ve alkol kullanilir. Roketlerde yakittan istenen en önemli özellik tepkinin maksimum olmasi için yüksek sicakliklarda hafif olmasidir. Bunu saglayan en iyi yakit hidrojen olmasina ragmen yogunlugu düsük oldugundan çok büyük tanklar ve pompalara ihtiyaç göstermektedir. Bu sebeple hidrojen, yüksek performansli büyük araçlar için uygun bir yakittir. Diger bir roket motor tipi olan nükleer roket motorlarinda egzozttan çikarak tepki saplayan bir akiskan mevcuttur. Depoda sivi olarak bulunan bu akiskan bir nükleer reaktörden geçerek sicak gaz haline gelir ve enerjisi artar. Hidrojen bu motorlarda elverisli bir akiskan olmasina ragmen, amonyak daha yogun bir gaz oldugundan amonyagin depolanmasi daha kolaydir.

Sezyum, sodyum veya lityum gibi ir alkalinin isitmakla elde edilen iyonlarinin hizlandirilarak egzozsttan atilmasi suretiyle tepki elde etmeye yarayan iyon motorlari da bir tip roket motorudur. Bu motorlar uzay araçlarinin uzayda manevra yapmasinda kullanilir. Bir rokette motorlar tek veya kademeli olarak birden fazla da bulunabilir.

Roketlerin Tarihi:Barutla, roketin kullanilmasi hemen hemen ayni tarihlere rastlar. M.S. 1200’lerde Çinlilerin kagitlara sardiklari kara barutu roket gibi kullandiklari iddia edilmektedir. Kayitlara geçmis ilk roketin kullanildigi yer, 1232 tarihli Kayfeng kusatmasidir. Avrupa’da ilk roket 1258’de Cologne’de rastlanmaktadir.1258’den itibaren 20 sene içinde Avrupa’da Roger Bacon, Albertus Magrus, gibi isimler roketle ilgilenirken birçok Arabi kitaplarda roketler hakkinda genis malumat mevcuttur. Bu tarihlerde roektler kendisini, kara muharebelerinden çok yelkenleri yaktigi için deniz muharebelerinde gösterdi. Seringapatan’da (1792-1798) cereyan eden savaslarda Haydar Ali ve ordusuna ait roektler sebebiyle çok kayba ugrayan Ingilizler silah olarak kullanilabilecek roket imali için çalismaya basladilar. Birkaç sene sonra roketlerin menzili 200 m.den 3000 m.ye ulasti. Cengreeve’nin roketleri ilk defa 1805’te Boulogne’de deniz taarruzunda kullanildi. Bu dönemde birçok Avrupa devleti roket birlikleri kurdu.

1846’da Williom Hale, uçus esnasinda roketlerin egzxozt kismina üç küçük meyilli metal takti. Bu küçük kanalciklar vasitasiyla roketler dönerek gidiyor ve daha isabetli oluyordu. Birinci Dünya Harbi’nde Fransizlar, Almanlarin topçu ileri gözetleyicisi olarak kullandiklari balonlari düsürmek için kati yakitli roketleri kullanirken, Almanlar da bunlarin daha genis ve ipli olanlarini kullandilar. Fakat bu arada özellikle tahrip maksatli roektler üzerinde yogun çalismalar yapiyorlardi. Daha sonra Fredich Krupp’un firmasi tahrip maksatli roketlerin seri imalatina basladi. Bu roketlerde yakit %50 nitrogliserin, %41 nitro selüloz, %9 karbonitten mütesekkil idi. Ingiltere, Almanya ve Amerika’da da yakit tüpleriüzerine genis arastirmalar yapiliyordu.

Ikinci Dünya Savasi yillarinda özellikle Amerika’nin gelistirdigi AT-MI roketi, en gelismis bir antitantik roketiydi. Ilk defa 1943 senesinde Tunus’a karsi kullanildi. “Bazuka”adi ile anilan bu roket 3.75 cm. boyunda ve 5.9 cm çapinda idi. Tesirli menzili 180 metre olan bu rokete yeni kesfedilen “Munroe Prensibi” ile çalisan patlayici konuldu. Bu roketlerle beton ve çelik zirhlar delinebilmistir. Bu roketin daha kuvvetli ve daha tekamül etmis tipi olan 8,75 cm.lik roket ilk defa Kore’de denendi. Daha sonra 11,25 cm.lik M-8 roketleri seri olarak imal edilmeye baslandi. 12,5 cm.lik HUAR, 18 cm.lik denizcilerin kullandigi tahrip roketleri ve 16.25 cm.lik uçak roketi RAM bu gelismeleri takip etti.

Ikinci Dünya Harbi yillarinda Ingiltere’nin 9,25 cm. “Z” roketleri, Ruslarin Katusha adli roketleri, Almanlarin “Nebelwerger 41” ve “Rhenbote” adli roketleri kullanildi. Japonlarin ise bu sirada roketleri pek gelismis degildi. Savastan sonraki son 10 sene içinde 1000 kg. kati yakitli roketler yapilmistir. Kati yakitli roket yardimci kalkis elemanlari (RAKE)ler üzerine de yapilan uzun arastirmalar sonucunda büyük gelismeler kaydedildi. Bundan sonra Almanya’da sivi yakitli RAKE’ler üzerinde çalismalar yapildi. Sivi yakitli roketler 19372den sonra yayginlik kazanmaya basladi. Bu çalismalari Amerikali fizikçi Robert Hutehings Goddard (1882-1955) baslatti. 1935 senesinde yapilan deneyler basarili oldu. Bu çalismalar Avrupa’ya siçradi. 1950’lerin ortalarina kadar 15 degisik ülkede 20 roket tekamül heyeti ortaya çikti. Çalismalar hizlandi ve bakislar fezaya yöneldi.

Alman Roketleri:1932’ye kadar sivil gelistirilmeye çalisilan sivi yakitli roketler bu tarihten sonra askeri sahada yerini aldi. Bu maksatla yapilan çalismalar sonucunda A1-A2-A3-A5 ve 1942’de A4 roketleri yapildi. 8 Eylül 1944’de Hollanda’dan Ingiltere’ye V2 roketleri atilmaya baslandi. V1 roket degil, insansiz bir jet bombasi idi. U2 roketlerinden 1300 kadar atildi. 1115’i Ingiltere’ye ulasti. 2724 kisi öldü. V2 roketlerinin menzili 300 km.yi buluyordu.

ABD Roketleri:Ikinci Dünya Savasi’ndan sonra 80 adet A4 roket parçasi toplandi ve bunlarin isiginda Meksiko City’de çalismalara baslandi. Çalismalara, davet edilen general Dornberger ve Dr. Van Broun da katildi. A4’ler ve bundan sonra da Viking’ler üretilmeye baslandi. Vikinglerin son tipinin menzili 1954’de 158 mile ulasti. Daha sonra 250 mile ulasti. Daha sonra 250 mile (400km.) ve 1956’dan sonra da Bumper, Jüpiter C, X-17 ve Farside roketleri ile de 5000 km. ye ulasildi. Farside roketi 2400 metre yüksekte bir balondan firlatilan dört bölmeli bir rokettir. Amerika’da yapilan bu çalismalar dünya yörüngesine gönderdigi roketler ve en sonunda da Ay’a ulasmaya kadar devam etmistir. Baslangiçtan itibaren feza çalismalarinda kullanilan roketler söyle idi: Scout, Eksplorer, Son Marco (Ther-Agena-D), Agene-D, Alouette, DeHA, TAD, Atlas D, Centour, Titan II, Titan III-c, Satürn I, Pegasus I, Apollo serisi, Satürn IB, Satürn II, Satürn IV B ve nihayet Satürn V91.000 kg. itme gücüne sahip 177 kilometrelik yörüngeye 120 tonluk yükü yerlestirebilecek kapasitedeydi. Bu arada “roket uçaklari” üzerinde çalismalar sürdü. Ilk çalismalar Almanya’da basladi. Planörlerle baslayan çalismalar, sirasiyla HE-176 uçagi, HE-112, Me-163, Me-163A, Me-163B ve Notter uçagi ile devam etti.

Amerika uzay araçlarini firlatmak maksadi ile kati yakitli Scout ve Agena D roketlerini yapti. Daha sonra yapilan delta roketleri sivi yakitlidir. Bu roketler dört kademelidir. Tiros ve Telstor uydulari delta roketi ile firlayilmislardir. Mariner IV’ü Mars’a götüren roket Atlas D ve Agena D roketlerinin birlesimi idi.Kademeli olan bu roketlere füze denir. Uzay araçlarini firlatmakta kullanilan çok katli roketler arasinda Centaur, Titan, Satürn türlerini saymak mümkündür. Bunlarin hepsi güdümlü füze sinifina girer.

SSCB Roketleri:Ikinci Dünya Harbi’nin sonuna kadar kayda deger bir çalismasi olmayan Rusya, Ikinci Dünya Harbi’nden sonra iki adet Alman V-2 roketi ele geçirdi. Hemen çalismalara baslayarak 400 adet V-2 roketinin kopyasini yaptilar. Proje ve planlarini da ele geçirerek bes adet uçaksavar roket tipi, bes kadar deniz kuvvetlerinde kullanilacak roket çesidi, taktik ve kitalararasi balistik füze yaptilar.

Ilk Rus peyki olan Sputnik 1, T-2 roketi daha sonra peykler ve insanli feza araçlari Vostok ve sivi yakitli bir roket olan Vostok T-3 roketiyle firlatildi.

Rıse Of Bıg Busıness And Organızed Labor Henry Ford And Walter Reuther Are Two Of The

06 Kasım 2007

RISE OF BIG BUSINESS AND ORGANIZED LABOR Henry Ford and Walter Reuther are two of the biggest names in the world of automobile industries and organized labor. They were both activists in their own way. Also, they were completely different from each other, one could even argue that they were opposites. Their ideas were contradicting, but still both of them had positive effects on society. Henry Ford was a captain of industry. He owned Ford Motors, which was an automobile company. Ford was a man who always wanted his own way and he got it most of the time. The creation he is most famous for is the FORD MODEL T, the car for the commoners. His car became an instant hit amongst the people- the local people and the working class of people because it was very affordable and was not just for the rich. Ford was a very successful businessman but not particularly a nice guy. He expected a lot from his workers but thing is that he also cared for his workers, because he knew that not only were they dependent on him but also that he depended upon them, they were the ones due to which he was gaining popularity and success throughout America. Ford’s great strength was the manufacturing process for his cars. Instead of having people put together the entire car he created organized teams that added parts to the Model T as it moved down the assembly line, this lowered the production prices and also the time and energy required to put together the cars. Ford offered an incredible perk for people working in his company. He offered the workers $5 a day minimum wage even though in other auto industries the wages were $2.34. So Ford was paying more than double the average wage to his workers, this shows his dedication to his work. Henry Ford despised Labor Unions for the sole reason that they were pointless and that because he thought he knew how to take care of his workers better than anybody else did. However, in 1941 he faced a general strike from his workers that made him change his mind, reluctantly. Ford had worked a lot to create a car that would be affordable to any common person. He stated, “ I will build a car for the great multitude…so low in price that no one will be unable to own one.” Walter Reuther was a United Auto Workers (UAW) official. Reuther was one of labor’s most dynamic and innovative leaders, as well as a humanitarian whose impact ranged well beyond his field. Reuther was a leader to the auto industry, he toiled for the workers and kept trying harder and harder each time to earn the workers more benefits. And year by year the UAW workers gained, amongst others, comprehensive health-care programs, tuition refund programs, life insurance and many more perks which workers today take for granted. But it was all the handiwork of Walter Reuther who strived hard so that the workers wouldn’t be exploited. Reuther’s work didn’t just stop at the collective bargaining line; instead he was also a social activist. He protested against the spoiling of the Great Lakes, particularly Lake Erie. He also became actively involved in developing low-cost housing units in Detroit’s inner city; also he was advocating universal health care. Reuther also had worked closely with Martin Luther King Jr. Walter Reuther was also know as the “White Martin Luther King Jr.” For Reuther unionism was not just improving the work place but it was also a social movement aimed at uplifting the community. Both of these great men had set goals, and they worked hard to get to them. Henry Ford wanted to create a car that would change the way of life for people. And that’s exactly what Ford did, he produced the Model T – a car that was exclusively for the working class of people. In order to get to this point in his life, Henry Ford used his intelligence, his common sense and most of all his motivation that drove him to this high point in his life. He did whatever possible in his power to assist him in achieving his goal. On the other hand, Walter Reuther was a leader to the workers in the UWA, and his goal was to help the workers in his union, through ‘collective bargaining’, to obtain more benefits. Reuther succeeded in doing this by using his will power to stand up for the workers and his leadership skills. Not only was Reuther labor leader but he also was a social reformer. He fought against many problems that were prominent in society in his time. Walter Reuther and Henry Ford were very important people and their contributions still influence the world today. Henry Ford’s Ford Motor Co. is still one of the leading car manufacturers. Henry’s idea of having teams to put together cars piece by piece as they came down the assembly line, is still in major use in most of the car industries. Henry Ford’s Model T gave rise to a middle class in the society. Walter Reuther’s contribution consisted of all the benefits the workers enjoy and take for granted today. Walter Reuther was a social reformer and he solved many public issues in his day that would have caused problems today. Someone once said, “Reuther was an amazing man. A great social innovator. And arguably the greatest labor leader.” —– MADHUR MERCHANT PERIOD # 6 Sources :- Henry ford- Encyclopedia Brittanica Reuther, Walter — Encylopedia Encarta. Henry Ford & Walter Reuther (Captains of Industry) — "The Americans" [book]

A1 ) Poka – Yoke Nedir? Kelime Anlamıyla Ne Demektir ?

06 Kasım 2007

a1 ) POKA – YOKE Nedir? Kelime Anlamıyla Ne Demektir ?

Poka-Yoke kavramı Japonya’da geliştirilmiştir. İlk defa 1986 yılında Dr. Shigeo Shingo tarafından açıklanmıştır. Poka-Yoke şu anlama gelmektedir:

Poka : Kaza ile herkesin yapabileceği hata (Görülmeyen tesadüfi hata)

Yoke : Korumak (Azaltma)

2 ) Dr. Shigeo Shingo Kimdir ?

Dr. Shingo Saga City de 1909 yılında dogdu ve 1930 da Yamanashi Teknik Kolejinden makine müh. bitirdi. Tayvandaki Taipei Railway fabrikasında işe başladı. Burada bilimsel yöneticilikle tanıştı.

Sonrada 1945 de Japon Yönetim Şirketinde profesyonel yönetim uzmanı oldu. Daha sonra egitim departmanı, bilgi işlem dep. ve Fukioko ofisinin yöneticisi oldu. 1951 de egitim dep. başkanı olarak istatistiksel kalite kontrol yöntemlerini uyguladı. 1954 de 300 şirketi araştırdı. 1955 de hem çalışanlar hem de tedarikçiler için Toyota Motor Co. da endüstri müh ve fabrika geliştirme egitimiyle görevlendirildi.

1956 – 1968 boyunca Nagasaki deki Mitsubishi Heavy Industries de 65000 tonluk gemi omurgasını biraraya toplama zamanını 4 aydan 2 aya azaltmaktan sorumlu oldu. Bu dünyada gemi inşasında yeni bir rekor oldu ve sistem Japonya daki her tersaneye yayıldı.

1974 de Amerika da Livernos Otomasyonnu ziyaret etti ve 1975 den 1979 a kadar SMED (Single Minute Exchange of Die) ve stoksuz üretim konusunda Amerikan Şirketi Federal Mogul için egitim verdi. Citroen deniz aşırı ilk danışman firması olmustur , 1981 de.

Danışmanlıgını yaptıgı diger şirketler ise Japonya da Daihatsu, Yamaha, Mazda, Sharp, Fuji, Nippon, Hitachi, Sony ve Olympus, Fransa da Peugeot tur. US şirketi Omark endüstrisinde, onun metodlarının kullanımına, hata ve stok azaltma, üretimde artış ile şirkete ön ayak oldu. O yıl Shingo hükmüne 17 dünya çapında en iyi gelişmeyi gösterdi.

Shingo 14 den fazla büyük kitap yazdı. Çogu ingilizceye ve diger avrupa dillerine çevrildi. Özellikle Toyota üretim sistemi kitabı çok satmıştır.

3) Poka Yoke

3.1 ) Poka Yoke nin Doguşu :

1961 de Yamada Elektrik ziyaret ederken Shingo fabrikanın ürünleriyle ilgili hataları anlattı . Ürünün parçası, iki yay ile desteklenen iki itme butonlu bir switch idi. Ara sıra işçiler her butonun altına yay eklemeyi unutmaktaydılar. Bazen hata müşteriye ulaşana kadar farkedilememekteydi. Ve fabrika müşteriye bir mühendis yollamak ve switch i parçalarına ayırıp, kayıp yayı ekledikten sonra tekrar switch i birlestirmek zorunda kalmaktaydı. Bu durumda kayıp yay problemi hem maliyetli hem de rahatsız edicidir.

Fabrika yönetimi işçileri işlerine daha fazla dikkat için ödeme yaptılar fakat sonun da yeniden ortaya çıktı.

Shingo bir çözüm önerdi ve ilk Poka Yoke aracı oluştu

3.2) Ne zaman kullanlmalı?

Hatalar ortaya çıktığında kullanılabilir ve hatalar ortaya çıktığında %100 kontrol gerektirir. Bu kontroller:

Hammaddelerin ve bileşenlerin

·Üretim prosesinin başlangıcı

·Hatanın ortaya çıkabileceği üretim noktalarında yapılır.

3.3) Nasıl kullanılır?

Poka Yoke sisteminde otomatik sürekli kontrol sağlar. Eğer anormallikler ortaya çıkarsa sistemi geriye doğru incelemek ve harekete geçmek gerekir. Fakat prosesin tekrar başlayabilmesi için birisinin prosesi durdurması gerekir. Bundan sonra sistemin gelişimi incelenir.

Yararları

İstatistiksel kalite kontrol sistemlerinden farklı olarak ki bunlarda kontrol ve gerekli eylemin yapılması arasındaki süre oldukça uzundur. Poka yoke kusurları minimize eder bunu da kontrol ve eylemi seri olarak düşük maliyetli şekilde sağlar.

Firmada "kalite"nin yeri?

Firmanın kalite kavramını ifade ediş şekli mevcut anlayışı ortaya koyar. "Kalite problemimiz var!" Bu ifade ;

·Probleme tatmin edici bir çözüm üretilmesini engeller

·İlgiyi problemin gerçek kaynağından (operasyon ve proses) hata ile alakası olmayan başka bir alana (kalite kontrol) taşır ve gerçek sebep ancak yüksek maliyetli inceleme metotları ile bulunur.

Oysa Kalite problemimiz var! yerine, "Kalitemiz var!" İfadesi ile yola çıkarak

·Üretimin yapısını ve üretimi etkileyen faktörleri gözden geçirirsek üretime bağlı olarak oluşabilecek hataları belirleyebiliriz

Bu, kalite planlama olarak bilinir ve doğru uygulanırsa kalite kontrol ihtiyacını ortadan kaldırır.

Bu iki farklı ifade ile firmanın üretim anlayışı ve kalite düzeyi rahatça görülebilir. Poka-Yoke tekniğinin temel felsefesi, hata kaynaklarının gerçekte yanılgılardan ve yanlışlıklardan ileri geldiği yaklaşımından oluşmuştur. Söz konusu yanılgı ve yanlışlıklar şu şekilde örneklenebilir.

·Karıştırmak

·unutmak

·Değiştirmek

·Yanlış anlamak

·Okuma hatası

·Bilgi ve iletişim eksikliği

Poka-Yoke’de her türlü hataya neden olabilecek sistem elemanlarının etkisiz bırakılarak üründe herhangi bir hata oluşumunun engellenmesine bağlı olarak "delicesine güvenilirlik" sağlanır. Poka-Yoke, üretim sürecinde olası her türlü hatanın eksiksiz belirlenmesini takiben uygulanır.

Üretimin genel yapısı incelendiğinde üretim unsurları arasında şekilde görüldüğü gibi bir ilişki mevcuttur

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Üretimin Amaçları: Malzemeler, Hammadde, Bitmiş, Yarı Ürün, Işlemde, Vb.

Üretimin Araçları: İnsan, Makinalar, Araçlar, Demirbaşlar, Basit Araçlar, Denetim Ekipmanarı, Çevre, Vs.

Metodlar: İşleme Sistemi, Yük Ve Kapasite Seviyesi, İşlem Koşulları.

Yer: Soldan Sağa, Önden Geriye, Alttan Yukarı.

Zaman: Proses Süresi, Üretim Süresi, Görev Süresi

Üretim unsurları arasında bir denge vardır ve bu denge unsurların birinde değişme olması durumunda yeniden sağlanmalıdır

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

HATA ÇEŞİTLERİ

* Unutkanlık:

Örnek; insanın gece yatmadan evvel saatini kurmayı unutması.

Önlem; yatmadan evvel saati kontrol edecek bir rutin kurulması

* Karışıklık sonucu oluşan hatalar:

Örnek; insanın arabadaki pedalların yerini bildiği halde fren pedalı yerine debriyaja basması.

Önlem; eğitim, ileriye yönelik kontrol, çalışma prosedürlerini standardize etmek.

* Tanımlama sırasında oluşan hatalar:

Örnek; bir faturanın yanlışlıkla 1 milyon TL. yerine 10 milyon TL. olarak yazılması.

Önlem; eğitim, önem verme, dikkat etme.

* Amatörler tarafından yapılan hatalar:

Örnek; işe yeni giren bir çalışanın operasyonu bilmemesi veya hakkında çok az bilgi sahibi olması.

Önlem; eğitim, yetenek geliştirme, iş standardizasyonu.

* Mahsus yapılan hatalar:

Örnek; kırmızı ışık yandığı halde hiçbir arabanın gelmediğini fırsat bilerek karşıdan karşıya geçmek.

Önlem; temel eğitim, tecrübe.

* Elde olmadan yapılan hatalar:

Örnek; düşünceye dalmış birisinin trafik ışıklarının ne olduğuna aldırmaksızın karşıdan karşıya geçmesi.

Önlem; önem verme, disiplin, iş standardizas- yonu.

* Yavaşlıktan dolayı yapılan hatalar:

Örnek; yeni araba kullanmayı öğrenen birisinin frene geç basması.

Önlem; yetenek geliştirme, iş standardi- zasyonu.

* Standart eksikliğinden dolayı yapılan hatalar:

Örnek; yapılacak bir ölçümün, ölçümü yapacak kişinin sağduyusuna bırakılması.

Önlem; iş standardizasyonu, iş talimatları.

* Sürpriz hatalar:

Örnek; uyarı vermeden makinanın arıza yapması.

Önlem; total verimli bakım, iş standardi- zasyonu.

* Kasti hatalar:

Örnek; suç işlemek, sabotaj yapmak.

Önlem; temel eğitim, disiplin

Kusurların sebepleri:

Proses kusurları

·Proses hatası (yanlış ) Yanlış veya uygunsuz (toleransların dışı)

·Proses başarısızlığı İşlemsel (operasyonel) veya yöntem (prosedür) başarısızlığı.

Ürün kusurları

·Alt standardda ürün

·Bitmemiş ürün

Kusurların Seviyeleri:

Hangi anlayışla üretim yapıldığını ortaya koyar.

1.Seviye: Kusurlar fabrika dışına taşınır. (Taylor metodları)

2.Seviye: Kusurlar fabrika içinde tutulur. (Sheward metodları)

3.Seviye: Azaltılmış kusurlar. (Juran / Demming metodları)

4.Seviye: Kusurlar üretim seviyesinde tutulur. (Juran/Demming metodları)

5.Seviye: Kusurlar üretilmemiş. (Shingo metodları)

Taylor metodundan günümüze kadarki kalite ve yönetim anlayışının herbirini şu an dahi mevcut tesislerde görmemiz mümkündür.

Taylor, Shewhart ve Shingo sistemlerinin üretim süreçlerine etkilerine bakarken prosesi gözlemleme ve hataları tespit etme anlayışlarını karşılaştırabiliriz.

3.4) GÖZLEM FELSEFELERİ

Gözlemin 3 metodu incelenecek olursa;

·Karar gözlemi (Taylor)

Bu gözlem kusuru bulur

·Bilgilendirici gözlem (Shewhart)

Bu gözlem kusuru azaltır

·Kaynak gözlemi (Shingo)

Kusuru ortadan kaldıran gözlem

Karar Gözlemi:

Proses sonundaki kusurları ortaya çıkartan ürün nitelik gözlemidir.

Olumsuz yönleri;

·Tekrar işleme maliyeti

·Reddedilmişlerin proses maliyetleri

·Hurda maliyetleri

·Proses hakkında hiç bir bilgi yok

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

İPK Gözlemi:

İç proses kontrolleri uygulayarak proses sonunda ortaya çıkacak kusurları azaltan ürün gözlemidir.

Olumsuz yönleri:

·Gözlem maliyeti

·Gecikme maliyeti

·Ekstra ekipman maliyeti

Olumlu yönleri:

·Proses hakkında bilgi(Değerlendirme veya değişken verisi) kazanılması

·

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

Azalan hurda maliyeti

Kaynak ve Seri Gözlem:

Gözlem, hataları, kusurlara sebep olmadan önce tespit eden cihazlar kullanan Poka Yoke yöntemi ile yapılır.

Olumlu yönleri:

·Kusur tespitini düşük maliyetli duruma getirir

·Reddedilmiş malzemeyi tekrar işlemez

·İPK ihtiyacını ortadan kaldırabilir. (bazı proseslerde)

·Prosesteki adımları azaltır

Olumsuz yönleri:

Poka Yoke cihazlarının minimal maliyeti

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

Görüldüğü gibi, Poka-Yoke tekniği öncelikle prosesteki insan hatalarının ortaya çıkarılıp yok edilmesi için tasarlanmış bir tekniktir. Bu tekniğin gerektirdiği anlayış çerçevesinde hatalar kaynağında önlenmeye çalışılır.

Buna yönelik olarak öncelikle problemin oluşması engellenmelidir. Problem oluşmuşsa daha büyük kayıplara neden olmadan işlemin durdurulması gereklidir.

Poka-Yoke prosese odaklanmış bir kalite tekniğidir. Müşterinin sıfır hatalı ürün üretimi ortam talebi karşısında giderek önem kazanan bir kalite tekniğidir.

Başarılı bir Poka-Yoke uygulaması için gerekli temel ön koşulları aşağıdaki şekilde ortaya koymak olasıdır:

Standartlaşmış bir proses:

Poka-Yoke donanımları sadece tekrarlı proses aşamalarındaki hataların önüne geçilmesine olanak verir.

Ürün hatasının, hataya karşı önlemlerin ve hata kaynağının bilinmesi:

Poka-Yoke’nin etkin uygulaması hataya karşı önlemin nasıl alınacağının ve hata kaynağının bilindiği hata analizi çalışmalarına gerek duyar.

Üründe veya proseste geometrik veya fonksiyonel bir karakteristik:

Poka-Yoke donanımın fonksiyonunu yerine getirebilirliğinin kontrol edilmesine yönelik olarak, ürün veya proseste muayeneye olanak veren bir karakteristiğin bulunması gerekir.

Bu noktada geometrik ve fonksiyonel karakteristik arasında tercih yapılabilir. Poka-Yoke’de çözümü bulmak yaratıcılık gerektirir. Kaide olarak Poka-Yoke çözümleri, spesifik ürün hatalarına yönelir ve uzman bilginin ve tecrübenin yanı sıra konu ile ilgili çalışma yürütenlerin yaratıcı katılımlarına gerek duyar. Yöntemi uygulayanlar üç durum arasında tercih yapmak durumundadırlar.

·Mevcut bir Poka-Yoke çözümünü kullanmak,

·Önceden kullanılmış mevcut bir Poka-Yoke çözümünü geliştirerek uygulamak,

·Yeni bir Poka-Yoke çözümü ortaya koymak ve uygulamak.

Poka-Yoke basit ve akılcı Poka-Yoke olarak iki türde uygulanabilir.

Basit Poka-Yoke, hata olasılıklarını işletmede var olan donanımların, mekanik sistemlerin desteği yardımıyla ortadan kaldırmayı öngörür.

Akılcı Poka-Yoke, hata olasılıklarını karar verme yeteneği ile donatılmış işletme donanımlarını kullanarak Poka-Yoke donanımlarına dönüştürmeyi öngörür.

3.5) POKA-YOKE SİSTEMLERİ

Poka yoke araçaları iki büyük kategoride yer alırlar . Önleme ve Bulma

Önleme aracı ; mühendisleri bütünde hata yapmak mümkün degildir. Klasik örnegi 3.5 inçlik bilgisayar disketinin dizaynıdır. Disket dikkatli bir şekilde azıcık asimetrik üretilir , böylece disk sürücüsüne dogru olanından baskası uyum saglayamayacaktır. Önleme araçları hatayı düzeltmeyi kaldırmaktadır, kullanıcı ilk yerde hata yapamaz.

Bulma aracı ise bir hata yapıldıgı zaman kullanıcıya sinyal verir. Böylece kullanıcı problemi kolayca düzeltebilir. Küçük tabak Yamada da bulma aracı olarak kullanılmştır. Bir yay unutuldugunda işçi yi uyarmaktadır. Bulma araçları problem için kullanıcıyı uyarır fakat düzeltme yi zorla yaptırmaz .

Her gün bu iki önlem ve bulma araçları ile düşünememize ragmen çevrilmiş durumdayız,.

Örn : Kapı açıksa mikrodalga çalışmaz.

Anahtar kontakta kalmışsa araba öter

Birkaç yıl önce bazı arabalar emniyet kemerleri takılana kadar çalışmazdı. Fakat bu mekanizma çok zorlayıcı oldugu için uyarı aracıyla yer degiştirdi. Bip sesi eklendi.

Kontrol Sistemleri: Sistemi durdurur, prosesin kaldığı yerden yeniden işleyebilmesi için geri beslemeye ve harekete gereksinimi vardır.

Uyarı Sistemleri: Operatörü sistemin geri beslemeye ve harekete gereksinimi olduğuna dair sinyaller

kullanarak uyarır. Sıfır hatalı kalite kontrol sistemlerinde kontrol aşamasıyla geri besleme yürütümü arasında oldukça uzun zaman periyotları bulunur.

3.6) POKA-YOKE İLE DENETİM

·Kaynak denetimi:

- Prosesin içine kurulmuştur.

– Sıfır hatalı üretime olanak sağlar.

·Kendini denetleyen bilgilendirici denetim:

- Acil olan prosesin içine ya da dışına kurulmuştur.

- Hataları minimuma indirir.

·Birbirini izleyen denetleyici bilgi verici denetim:

- Ardışık prosesin içine ya da dışına kurulmuştur.

- Hataları minimuma indirir.

Plastik Yapı Malzemesi

06 Kasım 2007

PLASTİK YAPI MALZEMESİ

TANIM

Başta hidrojen,oksijen ve azot olmak üzere karbonun organik bileşimlerinden mineral,petrol,ahşap gibi doğal maddelerin ısı,basınç ve kimyasal etkilerle polimerizasyon ve kondansasyon şeklinde molekül ve amorf yapılarının değişimi ve yeni bağlar yaratılması sonucu,doğada bulunmayan türler olarak meydana gelmiş,makromoleküler,organik esaslı maddelere plastik reçine denir.

Plastik adı Yunanca kökenli,biçimlendirilme,kalıp yapma anlamına gelen Plastikos sözcüğünden gelmektedir.

Plastik yapı malzemesini ise,yapıdaki kullanılma isteğine uygun bir şekilde,ısı altında yumuşak durumda iken basınçla veya iki farklı bileşiğin polimerleşmesi sonucu istenilen şekle sokulup üretimleri gerçekleştirilen,çeşitli plastik reçinelerin farklı özelliklere sahip türleri olarak tanımlamak mümkündür.

TARİHÇE

20. yüzyılın bir malzemesi olan plastikler üzerinde ilk gelişmeler 19. yüzyılda endüstri alanında görülür.

19.yüzyıl ortalarına doğru H.Bracconat (Fr.),C.F. Schonbein (Alm.) ve A.Parker’in (İng.) birbirlerinden bağımsız çalışmaları sonucu ilk plastik selüloz-nitrattan elde edilmiştir. Ayrıca 1869′da ABD’de J.W.Hyatt’ın selüloz-nitrattan elde ettiği selüloit bilardo topu ile de plastik,ilk endüstri ürünü olmuştur.

Mimarlık alanında ise plastik gelişme,teknolojiden önce,plastik formları arayış halinde estetikle başlamıştır. Özellikle 1905′lerde Gaudi (Casa Mila),yapılara bu plastik anlayışı getiren ilk mimar olmuştur.1940-41 yıllarında birçok mimar plastik konut yapımına yönelik prefabrikasyon çalışmaları ile plastikten cephe panoları,kasa,kanat ve aydınlatma elemanları üretimi için çeşitli çalışmalar yapmışlardır.1955′de salyangoz biçiminde ilk plastik konut I.Schein-Y.Magnant-R.A.Coulon gibi mimarlar grubu tarafından gerçekleştirilmiştir.

1957′de H.Goody tarafından "Geleceğin Evi" adı ile Disneyland’da kurulan bir konut 10yıl boyunca sergilenmiştir.

1936′dan sonra şişirme çadır sistemleri gerçekleştirilmiş ve günümüzde özellikle 1967 Montreal ve Tokyo Expo’sunda bu türden birçok yapının artık uygulama alanına girdiğini görmek mümkün olmuştur.

SINIFLANDIRMA

Plastik malzemeleri,ısı karşısındaki davranışlarına göre,termoplastikler(ısıl plastik) ve termosetler(ısıl dengeli) olmak üzere iki ana grupta toplayabiliriz.

a-Termoplastikler

Polietilen (PE) :En çok kullanılan ve en ucuz plastik türüdür(toplam tüketimin %35 i kadar).Arı halde saydamdır ve sudan hafiftir. Simetrik moleküler yapı nedeni ile büyük ölçüde kristalleşebilir. Kristalliği arttıkça (% 90′a kadar) özgül ağırlık,mukavemet ve yumuşama sıcaklığı yükselir. Genellikle ince film halinde paketleme,ambalaj ve örtü işlerinde,boru hortum ve çeşitli ucuz mutfak ev eşyası üretiminde kullanılır.

Polivinilklorür (PVC) :Polietilenden sonra en çok kullanılan plastik türü olup oldukça ucuzdur. Mukavemeti yüksek,kimyasal etkilere ve aşınmaya karşı dayanıklıdır. Alevle yanmaya karşı dirençli olmakla beraber zehirli gaz yayar. Döşeme kaplamaları,boru hortum,yapay deri üretimine elverişlidir. Son yıllarda kapı ve pencere malzemesi olarak büyük ölçüde kullanılmaya başlamıştır.

Polipropilen (PP) : Mukavemeti ve yumuşama sıcaklığı oldukça yüksek olup sudan hafiftir. Kimyasal yönden inerttir ve su emmesi çok azdır. Bu nedenle büyük ölçüde şişe,mutfak ve laboratuar malzemesi üretimine elverişlidir. Ayrıca ambalaj,paketleme ve çuval üretiminde kullanılır.

ABS : (Akronitril-Butadien-Stiren) Üçlü kopolimeri olup mukavemeti ve tokluğu yüksektir. Dış ve kimyasal etkilere karşı dayanıklıdır. Boru,oto parçaları,elektronik aygıt kabinleri ve buzdolabı parçaları üretiminde kullanılır.

Polistiren (PS) : Arı halde saydamdır,kokusuz olmakla beraber çevre ve kimyasal etkilere karşı direnci düşüktür. Gevrek olmakla beraber kolay işlenir ve ucuzdur. Radyo kabinleri,oyuncak,mutfak eşyaları ve iç aydınlatma panoları üretiminde kullanılır.

Naylon : Poliyamidler grubuna dahil olan naylonun mukavemeti,rijitliği ve tokluğu yüksek olup aşınmaya dayanıklıdır. Kristalleşme oranı arttıkça mekanik özellikleri ve yumuşama sıcaklığı yükselir. Naylonlar, kopolimer olup farklı türdeki merlerin içerdikleri karbon atomu sayısına ayrılır. Örneğin; uygulamada en çok kullanılan ve en ucuz olan naylon 6,6 da her iki, merde de 6′şar karbon atomu,i naylon 6,9′da ise birinde 6, diğerinde 9 karbon atomu bulunur. Naylonların üretimi kolay olmakla beraber biraz pahallıdırlar. Dişli, yatak ve benzeri makine parçaları, elektronik aygıt parçaları üretiminde kullanılırlar.

Polimetil metakrilat (PMMA) : Akrilikler grubuna dahil (PMMA) saydam olup sert, rijit ve dış etkilere dayanıklıdır. Pleksiglas ticari adıyla deniz araçlarında, uçak ve otolarda pencere, lamba ve reklam panoları üretiminde kullanılır.

Polikarbonat (PC) : Mukavemeti ve tokluğu oldukça yüksek olup, boyutları kararlıdır, oto ve uçak endüstrisinde dişli, kam, takım sapı gibi parçaların üretiminde kullanılır, ayrıca emniyet başlıkları üretimine de elverişlidir.

Politetrafloretilen (Teflon) : Simetrik ve homojen moleküler yapıya sahip politetrafloretilen büyük ölçüde kristelleştirilir. Bu nedenle özgül ağırlığı en yüksek polimer sayılır. (2,3Mg/m).Mukavemeti ve aşınmaya karşı direnci yüksek,sürtünme katsayısı çok düşüktür.-200 0C ile +260 0C arasında kullanılmaya elverişlidir. Kimyasal etkilere karşı çok dayanıklıdır. Sürtünmesi düşük ve kaygan olduğundan yatak,burç ve conta üretimine elverişlidir. Ayrıca boru,pompa parçaları ve izolasyon şeritleri üretiminde de kullanılır. Yüksek sıcaklığa dayanıklı olup yapışmadığından mutfak eşyalarını kaplamaya elverişlidir.

b-Termoset Plastikler

Uzayağı polimeri olan termoset plastikler mukavemetleri,rijitlikleri,kullanma sıcaklık sınırları ve dış etkilere dayanıklılıkları yönünden termoplastiklerden genellikle daha üstündürler,ancak tekrar kullanılamazlar. Arı kütle halinde kullanıldıkları gibi ayrıca değişik tür liflerle kompozit polimerlere dönüştürülerek üstün mekanik özellikler kazanırlar.

Fenolikler : en önemli endüstriyel plastiklerden sayılan bakalit (fenol formaldehid) ilk geliştirilen sentetik fenolik polimerdir. Mukavemeti ve sertliği yüksek,sıcaklığa ve kimyasal etkilere dayanıklı kolay uygulanan ve oldukça ucuz plastik türüdür.cam lifi,pamuk ve odun talaşı ile pekiştirilerek mukavemet ve toklukları arttırılır. Elektrik ve oto endüstrisinde çeşitli parçaların üretiminde,ayrıca levha halinde mobilya ve yapılarda,kaplama ve yapıştırma işlerinde kullanılırlar.

Epoksiler : Mukavemeti ve sertliği yüksek,dış kimyasal etkilere dayanıklı ve boyutları kararlıdır. Koruyucu ve dekoratif kaplama işlerine elverişlidirler. Diğer malzemelere kolaylıkla yapışır,bu nedenle adezif olarak geniş ölçüde kullanılırlar.Özellikle cam,karbon ve boron lifleri ile pekiştirilerek mukavemetleri ve rijitlikleri çok arttırılabilir. Uçak ve uzay aracı gövdelerinde,spor malzemelerinde kullanılmaya elverişli olmakla beraber oldukça pahalıdırlar.

Poliyesterler : Doymamış kovalan bağlı poliyesterler düşük viskoziteli lineer polimer olmakla beraber,katkı maddeleriyle birlikte işlem uygulayarak çapraz bağlar oluşturulur,bunun sonucu termoset plastiğe dönüştürülürler. Dış etkilere iyi dayanırlar ve kolay uygulanırlar. Çoğunlukla cam elyafı ile pekiştirilerek deniz tekneleri,oto gövdeleri,deşarj boruları ve su tankları üretiminde kullanılırlar.

Aminler : Sert,rijit ve kimyasal etkilere dayanıklı olup kokusuz ve tatsızdır,sıcaklıkla boyutları çok az değişir. Özellikle mutfak ve ev eşyaları üretimine elverişlidirler. Melamin formaldehid ve üre-formaldehit aynı gruptan olup özellikle kontrplak,sunta ve benzeri levhaların üretiminde adezif olarak kullanılırlar.

Silikonlar : Si atomları C atomları gibi dördüncü grup elemanıdır,dolayısıyla polimerize olma yetenekleri vardır. Ancak Si atomlarının kendi aralarında uzayağı yapısı oluşturmaları güçtür,zincirler kararsız olur. Bunun yerine oksijen atomları ile kolaylıkla bağ oluşturarak polimerize olurlar,bu nedenle de bunlara silikonlar denir.

Moleküler yapıya ve polimerizasyon derecesine bağlı olarak silikon kauçuğu,silikon gresi ve silikon yağı halinde bulunurlar. Özellikle elastomer niteliğinde olan silikon kauçuğu -100 0C ile 250 0C arasında elastikiyetini korur. Bu nedenle conta ve salmastra olarak kullanılmaya elverişlidir. Ayrıca oto ateşleme sistemlerinde elektriksel yalıtkan,yapılarda yalıtım ve koruma amacıyla kullanılır,ancak oldukça pahallıdır.

ÜRETİM YÖNTEMİ

Plastik yapı malzemelerinin ana maddeleri olan plastik reçineler çeşitli doğal maddelerin sıcaklık,basınç ve kimyasal etkilerle polimerizasyonu ve kondansasyonu sonucu üretilmektedir.Sentez yoluyla bileşiğin kendi küçük molekülünden daha büyük moleküllerin üretilmesine polimerizasyon,iki veya daha çok ayrı molekülün su molekülleri dışında kalacak şekilde birleşmeleri ve büyümelerine ise kondansasyon denir.

Polimerizasyona örnek olarak ,stren ,asetilen ,üretandan polistren,poliasetilen,poliüretan,kondansasyona örnek olarak da fenol ile formaldehitten fenol formaldehit veya üre ve formadehitten üre formaldehit elde edilmesi gösterilebilir.

Plastik ana maddelerine,şekillendirilmeden önce yapışmayı önlemek,yumuşaklık ve esnekliği arttırmak,renklendirmek,sıcaklık ve mekanik etkilere karşı mukavemetini yükseltmek,dış etkilere karşı solma ve kırılganlık göstermemelerini sağlamak ve maliyeti düşürmek amacıyla sentetik mum,fitalit ester,çeşitli pigmentler,asbest veya cam lifleri,fenol bileşikleri,odun tozu veya kağıt kırpıntısı gibi dolgu maddeleri ilave etmek mümkündür.

Şekillendirmeye girecek plastik maddeler toz,parça,granül veya tablet halindedir.

Şekillendirme yöntemlerini termoplastikler için uygulanan basınçlı kalıplama,enjeksiyon ve sarma,termosetler için de ekstrüksiyon ve döküm metodları olarak sınıflandırabiliriz. Kalıp metodlarında ısıtılarak kalıba gönderilen plastik burada basınçla şekillendirilmekte,döküm metodlarında ise kalıba cam lifleri döşendikten sonra polimerizasyona girecek iki bileşiğin ayrı ayrı dökülerek karıştırılmaları şeklinde üretim yapılmaktadır. Plastik malzemelerin birleştirilmeleri de ısı-basınç veya dielektrik metodu ile mümkün olmaktadır.

GÜNÜMÜZDE PLASTİKLERİN KAYNAKLARI VE ÖZELLİKLERİ

Günlük kullanımdaki plastiklerin çoğu kömür katranı,madeni yağ (petrol) ve doğal gazların türevlerinden elde edilir. Plastik maddelerin esası doğadan sağlanan monomerlere dayanır.

Çok farklı özelliklerde plastikler elde edilebilir. Genel olarak,plastikler su ve kimyasal maddelere karşı dirençlidirler,fakat organik çözücülerle yumuşar ve genleşirler. Çoğu termoplastikler nispeten düşük yumuşama noktasına ve yüksek ısıl genleşme katsayılarına sahiptirler. Bunlar üretim sırasıda,örneğin,dökme,presleme,kalıptan çekme veya kalıba enjeksiyon ile karmaşık şekillerde kolayca kalıplanabilir ve çoğu hafif olan hücreli yapıda köpükleştirilebilir veya genleştirilebilirler. Bunlar çoğu kez temiz,nispeten hafif ve montajı kolay kullanıma hazır ürünler sağlarlar.

Plastik malzemelerin genel özelliği,amorf içyapı ve ısıya karşı düşük dayanım göstermeleridir.

Birçok plastik türünün kesin erime noktaları yoktur ve ergime büyük bir yavaşlıkla katı halden yüksek akışkanlı (viskoz) sıvı haline geçiş şeklindedir.

Bu nedenle plastiklerin bu özelliklerinden yararlanılarak kalıplanması,çekilmesi,şişirilmesi ve sıkıştırılması mümkün olmuştur. Plastiklerin diğer önemli bir özelliği de uzun sürede görülen mekanik dayanımlarının kısa süredekine oranla çok daha çabuk düşme göstermesidir. Ancak plastikler atmosfer ve dış etkilerine yüksek dayanım gösteren ve doğada yok olmayan malzemelerdir. Genellikle polietilen ve nitroselüloz hariç diğerlerinde eskime etkisi hiç yoktur. Ayrıca,teflon,PVC,melamin ve epoksi gibi plastik türleri çeşitli kimyasal etkilere yüksek dayanım gösterir. Bunun yanında korozif ortamlarda plastiklerin şişmesi ve ağırlıklarının artması sonucu mekanik özelliklerinde düşme saptanmıştır. Bu nedenle korozyon plastiklerin sadece yüzeyini değil,tümünü etkiler diyebiliriz.

Plastik malzemelerin mekanik özelliklerinden,gerilme-deformasyon eğrisi diğer yapı malzemelerine oranla çok farklı bir şekil gösterir. Malzemede elastik deformasyon ve akma sınırın geçtikten sonra mukavemet düşmesi görülmekte ve bu değer yavaş yavaş bir maksimum değere ulaştıktan sonra kopma meydana gelmektedir.

BETON İŞLERİNDE KULLANILAN PVC PLASTİK DİLATASYON MALZEMELERİ ( PLASTİK CONTALAR )

TANIM

Beton işlerinde,döküm sırasında kullanılan plastik dilatasyon malzemesi,esas polimer madde olarak PVC reçinesi ile çeşitli katalizörler,stabilizatör,antioksidanlar,boyar maddeler,sertleştirici (stabilizatör) ve plastikleştirici maddeler ihtiva eden karışımın uygun sıcaklıkta eritilip şekillendirilmesi (ekstrüzyon) ile elde olunan ve beton dilatasyon derzlerinde su kalmasını önlemek amacıyla beton dökümü sırasında kullanılan belirli biçimdeki malzemedir.

SINIFLANDIRMA

Beton işlerinde kullanılan PVC plastik contalar,kullanış yerleri ve amaçlarına göre;normal contalar (N) özel parçalar (Z) diye iki sınıfa ayrılır.

Bu malzemeler en kesit şekillerine göre normal contalar,uçlarının birleştirilmiş veya birleştirilmemiş oluşuna göre,özel parçalar,biçimlerine ve düzlemsel olup olmadıklarına göre,birkaç tip ve türe ayrılırlar.

ÖZELLİKLER

a-Görünüş : PVC conta kenarlarında cetvelden kaçma (açıklık) hiçbir noktada 10 mm den fazla olmamalıdır.

b-Katlama Elastikliği : 1800 katlama muayenesi sonunda ok yerleri dahil hiçbir yerinde ayrılma,yırtılma,çatlama görülmemelidir.

SERT PVC PLASTİK BORULAR

TANIM

Genellikle çeşitli basınçtaki bazı gaz,sıvı veya katı maddelerin iletiminde kullanılan daire kesitli elemanlardır.

SINIFLANDIRMA

Sert PVC plastik borular,yapıldıkları PVC maddesinin gerilim sınır değerlerine (kğf / cm2) göre;PVC 60,PVC 100 olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar.

ÖZELLİKLER

a-Boyutlar ve Toleranslar : Boru uzunluğu toleransları yaklaşık uzunluklarda + 100,12 m (dahil) ye kadar sabit uzunluklarda +10 dur.

b-İşçilik : Boru uçları boru eksenine dik kesilmiş olmalı,borularda kabarcık ve boşluk bulunmamalı,doku homojen olmamalıdır. Hiçbir şekilde keskin ve derin çizgiler ve kesit daralmaları olmamalıdır.

c-Boru Ağırlığı : Her bir boruda,boru ağırlığının % 8 inden,100 tanelik bir partide toplam boru ağırlıklarının % 5 inden çok olmamalıdır.

d-Boru Anma Basıncı : Anma basıncı ( 1 – 2.5 – 4 – 6 – 10 – 16 ) kgf /cm2 değerlerini alabilir.

e-Boruların Vurma-Eğme Dayanım Özelliği : Deney uygulanan örneklerden kırılanların sayısı % 10 dan çok olmamalıdır.

f-Boruların Su Emme ve Sızdırmazlık Özellikleri : PVC 60 borularda su emme 7 mg / cm2 den,PVC 100 tipi borularda ise 4 mg / cm2 den çok olmamalıdır.

g-Boruların Isı Uygulamasındaki Durumu : Sıcaklık etkisi ile uzunlamasına ölçü değişmesi % 5 den çevrede ise % 2.5 den fazla olmamalıdır.

POLİETİLEN (PE) BORULAR

TANIM

Polietilenden dikişsiz olarak yapılan su ve diğer sıvıların iletilmesinde kullanılan daire kesitli malzemelerdir.

SINIFLANDIRMA

Polietilen cinsine göre sert (PE) ve yumuşak (PE) olmak üzere iki sınıftır.

ÖZELLİKLER

a-Biçimlendirme ve İşlenme Özelliği : PE borular erime noktasının 10 0C altındaki bir sıcaklıkta şekillendirebilmelidir. Dış çapın dört katına eşit bir yarıçapta boruların bükülmesinde bükülen yerde çatlama,kırılma ve dökülme görülmemelidir.

b-Ortalama Yoğunluk : 0.92 g / cm 3 tür.

c-Ağırlık Toleransları : PE borularda; bir boruda boru ağırlığının % 8 i,seçilen 100 boruluk bir partinin toplam ağırlığının % 5 i,bir kangalda,toplam boru ağırlığının % 5 i,ağırlık noksanlıkları olarak kabul edilir.

d-İçme Suyu İletme Özelliği : Borular suyun tadını değiştirmemeli,sağlığa zararlı maddeler katmamalı,bakteri üremesine ortam sağlamamalıdır.

Yapılarda Kullanılan Sert Köpük-Plastiklerinden Yapılmış Isı Yalıtma Malzemesi

Tanım:

Sert köpük malzemelerden yapılmış ısı yalıtma malzemeleri,poliüreten polistiren,fenol reçinesi ve polivinil klorür sert köpük,plastiklerden yapılmış olan ve yapılarda ısı iletimini azaltmak amacıyla kullanılan plaka ve rulo halindeki malzemelerdir.

Fenol Reçinesinden Yapılmış Sert Köpük Yalıtma Malzemesi: Fenol reçinesine katalizör ve sertleştirici madde katılarak yapılan,kapalı gözenekli,sert köpüklü bir yalıtma malzemesidir.

Poliüretan Sert köpük Yalıtma Malzemesi:Bir polieter veya polieter bazlı poliolün,su karbondioksit veya düşük kaynama noktalı halo alkanların katılmasıyla disosiyanat ile reaksiyona girmesi sonucu oluşan kapılı gözenekli,sert köpüklü bir yalıtma malzemesidir.

Polivinil Klorür Sert Yalıtma Malzemesi: Polivinil klorür içerisine yüksek basınç altında çeşitli katkı maddeleri katılması sonucunda elde edilen,genellikle kapalı gözenekli,sert köpüklü bir yalıtma malzemesidir.

Polistiren Sert Köpük Yalıtma Malzemesi: Polistiren polimerlerinden veya polistiren kopolimerlerinden elde edilen,genellikle kapalı gözenekli,sert köpüklü bir yalıtma malzemesidir.

Yüklenebilen Sert Köpük Yalıtma Malzemesi (Y): Teras çatılarında ve üzerinde yük taşıyacak döşemelerde ısı iletimini azaltmak amacıyla kullanılan sert köpük yalıtma malzemesidir.

Yüklenmiyen Sert Köpük Yalıtma Malzemeleri (Ym) :Eğimli çatılarda,duvarlarda ve yük taşımayan döşemelerde ısı iletimini azaltmak amacıyla kullanılan malzemelerdir.

Yüklenilebilen ve Güneş Işınlarına Dayanıklı Sert Köpük Yalıtma malzemeleri (YG) : Doğrudan doğruya güneş etkisinde kalan park,bahçe,pist v.b. yerlerde ısı iletimini azaltmak amacıyla kullanılan malzemelerdir.

Sınıflandırma :

Sert köpük yalıtma malzemeleri yapıldıkları plastiğin cinsine göre;

-Fenol reçinesinden yapılmış sert köpük yalıtma malzemesi,

-Polistiren " " " "

-Poliüretan " " " "

-Polivinil klorür (PVC) " " " "

olmak üzere 4 sınıfa ayrılır.

Özellikler :

a-Görünüş : Plaka ve ruloların kenarları doğru ve birbirine paralel köşeleri900 olmalı,500 mm uzunlukta dik açıdan sapma 3 mm geçmemelidir.

b-Çekme Dayanımı : En az kgf / cm2 ( 0,1 N / mm2) olmalı tek tek yapılan ölçmelerde dayanım değeri 0,8 kgf / cm2 (0,08 N / mm2) den az olmamalıdır.

c-Basma Gerilemesi ve Basma Dayanım : Yüzde on deformasyonda Y ve Ym tipinde ise en az 1,0 kgf / cm 2(0,1 /mm2),YG tipinde en az 1,5 kgf /cm2 (0,15 kgf / mm2) olmalıdır.

d-Isı İletkenliği :10 0C ortalama sıcaklıktaki ısı iletkenliği hesap değeri en çok 0,035 kcal / mh 0C olmalıdır.

e-Sıcaklığa Dayanım : YM tipinde kalınlık değişimi % 10 dan,Y tipi kalınlık değişimi % 5 ten çok olmamalıdır.

f-Yanmaya Dayanıklılık : Denendiğinde yanmaya dayanabilmelidir.

POLİVİNİL KLORÜR (PVC) YER DÖŞEMELERİ

Tanım :

PVC,Termoplastik bağlayıcı vinilklorür polimesi veya kopolimeri ile değişik dolgu maddeleri ve pigmentler kullanılarak yapılan,düzgün yüzeyli kare,dikdörtgen veya levha biçiminde olan genellikle bina döşemelerinde kullanılan bir yapı malzemesidir.

Sınıflandırma:

Yapılarına ve biçimlerine göre sınıflandırılır.

Yapılarına göre:

Asbestli (Azesnek) AYD

Esnek EYD

-Tek katlı

-Çift katlı

Biçimlerine göre :

Kare

Dikdörtgen

Levha

Özellikler :

a-Kalınlık : PVC yer döşemeleri aşağıdaki kalınlıklardan birine uygun olmalıdır.

( 1,60 + 0,10 ) mm.

( 2,00 + 0,10 ) mm.

( 2,5 + 0,10 ) mm.

( 3,0 + 0,10 ) mm.

b-Kenar Uzunlukları : Standart boyutlu kare biçimli PVC yer döşemelerinin kenar uzunlukları aşağıda verilen değerlerden birine uygun olmalıdır.

(200 + 0.25 ) mm.

( 250 + 0.30 ) mm.

( 300 + 0.40 ) mm.

( 400 +0.50 ) mm.

( 500 +0.60 ) mm.

Özel boyutlu kare biçimli PVC yer döşemelerinin kenar uzunlukları serbest bırakılmıştır. Toleransları % + 0.13 tür.

Dikdörtgen biçimli PVC yer döşemelerinin kenar uzunluğu toleransı ise her kenar için + % 0.13 tür. Levha biçimli esnek PVC yer döşemelerinin genişlikleri aşağıdaki değerlerden birine uygun olmalıdır.

900 mm. + 6 mm.

1200 mm. + 6 mm.

1300 mm. + 6 mm.

1500 mm. + 6 mm.

1800 mm. + 6 mm.

2000 mm. + 6 mm.

c-Kare Şekillilik : Kenarların dikliğinin metal gönyeden sapması esnek yer döşemelerinde 0.15 mm. Den asbestlide, 0.20 mm. Den çok olmamalıdır.

d-Boyutlarda Değişmezlik : Boyutlarda farklar asbestlide % 0.25 esnekte % 0.25 ve levha biçimli esnekte % 0.40 ı geçmemelidir.

SES YALITMA MALZEMELERİ

POLİSTEREN SERT KÖPÜK PLASTİKLERİNDEN YAPILMIŞ ( YAPILARDA DARBE SERİ YALITIMINDA KULLANILAN )

TANIMLAR

Darbe sesi yalıtımında kullanılan,polistiren sert köpük plastiklerinden yapılmış ses yalıtma malzemeleri olup yapılarda darbe sesi iletimini azaltmak amacıyla kullanılır. Plaka veya rulo halinde bulunurlar.

Darbe Sesi : Bir döşemenin üzerinde yüründüğü veya benzeri şekilde döşeme üzerine bir darbe yapıldığında veya bir mekanik hareket sonucu oluşan,bir kısmı döşeme tarafından absorblanan,bir kısmı ise hava titreşimleriyle etrafa yayılan sestir.

SINIFLANDIRMA

Darbe sesi yalıtımında kullanılan ses yalıtma malzemeleri dinamik sertliklerine göre birinci sertlikte,ikinci sertlikte olmak üzere iki çeşittir. Plaka veya rulo halinde olabilirler.

SERT PVC KANALİZASYON BORU VE BORU EKLEME PARÇALARI

TANIM

Bina dışı kanalizasyon tesisatında,kanal yapım işlerinde,fabrika atıklarının atılmasında kullanılan ve artıkların serbest akışla iletimini sağlayan yapı malzemeleridir.

SINIFLANDIRMA

Kanalizasyon boru ve boru ekleme parçaları,yapıldıkları PVC cinsine göre PVC 100 den yapılmış borular ve boru ekleme parçaları olmak üzere yalnız bir sınıftır.

NOT : PVC den sonra gelen ( 100 ) sayısı PVC nin kgf / cm2 cinsinden gerilme sınır değerini gösterir.

PVC 100 den yapılan kanalizasyon boruları; Tip A,contası şebekeye yerleştirme sırasında konulan borular. Tip B,contası üretici tarafından yerleştirilerek verilen muflu borular olmak üzere ikiye ayrılır.

YAPIDAKİ KULLANILMA YERİ VE ŞEKLİ

Plastik malzemelerin kimyasal yönden birçok çeşidinin bulunuşu ve her çeşitten de yüzlerce bileşiminin üretilebilmesi,günümüzde kendine her geçen gün daha da artan kullanım alanı bulmasına neden olmuştur. Ancak plastik türünün kullanılma şekli ayrı ayrı özelliklerine ve kullanılma yerine göre değişir.

Örneğin:

-PVC,üretim kolaylığı ve ucuzluğu,

-Poliüretan köpük,hafifliği ve yalıtım değerinin yüksekliği,

-Poliester ve ABS,cam ve mika takviyeli olarak döküme elverişli oluşu ve mekanik mukavemeti,

-Fenolik,Üre,Melamin ve Alkitler sertlik ve kimyasal etkilere dayanımları,

-Melamin karışımları,renklenebilme özellikleri ve çarpmalara karşı dayanımlı,

-Epoksi,bağlayıcılık değerinin yüksekliği,

-Nylon,Polietilen ve Polipropilenler kalın olarak üretildikleri zaman kırılgan olmalarına rağmen iplik halinde iken esneklik ve dokunabilme özelliğine sahip olmaları,

-Teflon,yüksek sıcaklık ve mekanik etkilere dayanımı,

-Alkitler ise saydamlıkları nedeniyle yapıda tercih edilmektedir.

Plastik malzemelerin yapıda kullanış yerlerini kabuk ve plak elemanlar,profil elemanlar,koruyucu ince kaplamalar,bağlayıcı ve katkı maddeleri,örtü ve dokuma olmak üzere beş grupta sınıflandırmak mümkündür.

KABUK VE PLAK ELEMANLAR

Basınçlı kalıp ve döküm metodu ile üretilen bu tür elemanların yapıdaki kullanım alanları çok çeşitlidir. Örneğin monoblok konut,karavan,su deposu ve mobilya yapımı için poliester ve ABS,duvar,döşeme,çatı kaplama plakları ve saydam levhaların üretimi için PVC, polietilen ve poliaksilat,ince yapı elemanları ve tesisat armatürleri üretimi içinde PVC, polistren ,poliamit kullanılmaktadır.

PROFİL ELEMANLAR

Yapıda doğrama,tesisat boruları,küpeşte,süpürgelik gibi ince yapı elemanlarının üretiminde genellikle ekstrüksiyon metodu ile üretilen PVC , polipropilen ve polietilen plastikleri sayılabilir.

KORUYUCU İNCE KAPLAMALAR

Özellikle suni ahşap malzemelere yüzeysel sert kaplama olarak yapıştırma yöntemiyle uygulanan melamini,duvarda hazır sıva olarak bünyesine ince agrega katılmış akrilik ve PVA esaslı malzemeler ile su geçirimsizlik sağlayıcı tabakalar halinde fırça ve rulo ile duvara uygulanan silikon,akrilik esaslı malzemeleri bu grupta saymamız mümkündür.

YAPIŞTIRICI,YALITIM VE KATKI MALZEMELERİ

Burada soğuk tutkal olarak bilinen PVA ,PVC ve çift karışımlı fenol,üreformaldehitleri ve poliester türü plastik tutkalları,ısı ve ses yalıtımında yer alan polielatan köpükleri,derz doldurucu olarak kullanılan poliüretan,teflon ve polistreni,ayrıca özellikle harç ve betona çeşitli özellikler kazandırmak amacıyla katılan Tricosal,Ecosal patent isimleriyle bilinen çeşitli plastik katkı malzemelerini sayabiliriz.

ÖRTÜ VE DOKUMA ELEMANLARI

Genellikle ekstrüksiyon ve sarma metodları ile üretilen naylon,polietilen ve nitroselüloz PVC yapıda şişme sistem ve kirişlerin yapımında asma germe sistemlerde,su geçirimsiz örtü malzemesi,buhar ve su geçirimsiz yalıtım malzemeleri olarak,ayrıca ince lifler halinde dokunarak çeşitli sentetik kumaşların yapımında kullanılmaktadır.

Ülkemizde plastik hammeddesi İzmit Petkim Tesislerinde polietilen,PVC ,polipropilen ve polistren üretilmekte,diğerleri dış ülkelerden sağlanmaktadır. Ülkemizde yapılan plastik yapı malzemeleri,hazır sıvalar (20 kg lık kovalarda) ,su geçirimsiz ince kaplamalar,derz doldurucu dolgu,beton katkı malzemeleri,boya,doğrama,şeffaf levha,mobilya,boru gibi çeşitli profil ve döküm plastik elemanlardır. Bunları piyasada çeşitli patent isimleri altında bulmak mümkündür.

Örneğin,hazır sıvalar grubunda PVA esaslı kaleterasit,su geçirimsiz ince tabakalar grubunda akrilik esaslı betonite,betonkot,evrok,akrileks,glozal ve akro-tex,poliester esaslı tex-cote,poliüretan esaslı I-C,su yalıtım örtüleri grubunda PVC esaslı fetlon,plastel,derz dolgu malzemeleri grubunda polietilen esaslı Çekobit ve Compribant,yarı saydam levhalar grubunda akrilit esaslı Pleksiglas ve Farglas,döşeme kaplama levhaları grubunda ise PVC esaslı Kaleflex,Marley gibi malzemeler sayılabilir.

KAYNAKÇA :

YAPI BİLGİSİ 3 , E. C. ADAMS , M. Sc. , M. C. O. B. , YAPI BÖLÜMÜ

ANKARA , 1993

YAPI MALZEMELERİ , BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI , ANKARA , 1985

YAPI FİZİĞİ VE MALZEMESİ , PROF. DR. MURAT ERİÇ , ANKARA , 1990

İNŞAAT MALZEMESİ DERGİLERİ

Y.T.Ü.

MİMARLIK FAKÜLTESİ

MİMARLIK BÖLÜMÜ

DERSİN ADI : YAPI MALZEMESİ-I

ÖDEVİN KONUSU : PLASTİKLER

HAZIRLAYAN : YASEMİN PEKTAŞ

ÖĞRENCİ NO. : 1203587

Oyak – Renault

06 Kasım 2007

OYAK – RENAULT

OTOMOBİL FABRİKALARI A.Ş.

Oyak – Renault , Renault lisansı ile , Renault 12 binek otomobillerini üretmek üzere , 2 Eylül 1969 tarihinde , 6/12347 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuştur. Şirketin kuruluş sermayesi 50 milyon liradır.

Kararnameye uygun olarak kuruluş iki adımda gerçekleştirilmiştir.

1.Dönem Yatırım

İlk adımda , fabrika tesislerinin kurulması , tezgahların alınması , yerleşmesi ve işletilmesi

ön görülmüştür. Oyak – Renault mekanik üretim ağırlıklı olarak faaliyete geçmiştir. Motor , vites kutusu , ön ve arka takım , pedal direksiyon parçalarının üretilmesi ve birleştirilmesi kısa sürede sağlanmıştır. Ön görülen süre içinde % 67 yerli parça oranına ulaşmıştır.

2.Dönem Yatırım

İkinci adımda , yerli parça oranının % 85 ’e yükseltilmesi , özellikle karoseri ve diğer saç parçaların üretilmesi , yıllık kapasitenin arttırılması öngörülmüştür. 1976 ’da başlayan ikinci dönem yatırım 1979 ‘da tamamlanmıştır.

Gelişme ve Büyüme Yatırımları:

Oyak – Renault sürekli kendini yenilemeyi ve gelişmeyi hedeflemektedir. 1997 yılında Renault Megane ‘nıüretebilmek için yeni yatırımlara başlamıştır.

ÜRÜN YELPAZESİ

Renault , Türkiye’de müşterilerine geniş bir ürün yelpazesi sunan üreticidir. Müşterilerin isteklerine göre uyarlanan bu ürün yelpazesi , Avrupa’da piyasaya çıkan modelleri giderek daha erken sunarak modernleşmektedir.

· Megane : Megane ailesinden Megane Sedan ve Megane SW modelleri Türkiye’de üretilmektedir.

· Renault 12 : Bu modele talep Türkiye’de hala çok fazladır. Çok eski bir model olmasına karşın talep fazlalığından dolayı bu modeli üretimine devam edilmektedir. Sedan ve SW olmak üzere iki versiyonu bulunmaktadır.

· Renault 19 Europa : Ülkenin iklim ve yol şartlarına uyarlanmış olarak üretilmektedir.

· Renault Clio: Clio’nun sedan modeli (Clio Symbol) Ağustos 1999 ’dan itibaren Türkiye’de üretilmeye başlanmıştır.

FABRİKA YERLEŞİMİ

Oyak – Renault , Bursa Mudanya yolu üzerinde , il merkezine ve Mudanya ilçesine yaklaşık 15’er km. uzaklıkta , Organize Sanayii Bölgesi sınırları içinde bulunmaktadır.

Bütünleşik bir tesis olması nedeniyle , binaların tasarım ve yerleşimi üretim akış mantığına göre yapılmıştır.

1. dönem yatırımlarında kapalı alan 62500 m2 iken , 2. dönem yatırımlarında bu alan 98000 m2 ‘ye yükselmiştir.

1998 yılında 186529 m2 ‘si kapalı alan olmak üzere toplam 412345 m2 üzerinde kurulu bir alana sahiptir.

· Tesis kuruluş yeri açısından bir çok avantajlara sahiptir. Tesisin burada kurulmasının nedenleri?

1)Tesisin yeri pazarı teşkil eden müşteriye oldukça yakındır. Türkiye’de nüfusun büyük kısmı bu bölgede bulunmaktadır. Bölgenin gelir düzeyi Türkiye genelinden daha yüksektir. Ürün kısa zamanda müşteriye ulaştırılmakta ve taşıma maliyeti az olmaktadır.

2)Üretim yapılırken kullanılan hammadde ve yarımamülün temini kolaydır. Bir çok üretim tesisi bu bölgede bulunmaktadır. Bölgede yan sanayii oldukça gelişmiştir.

3)Hammaddenin tesise gelmesi ve ürünün pazara ulaştırılması oldukça yüksek bir maliyet oluşturur. Tesisin yeri ulaşım açısından elverişlidir. Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır. Yurt dışına ulaşımda ise deniz yolu avantajı kullanılabilmektedir. Tesisin yeri büyük ve işlek limanlara yakındır.

4)Tesiste çok sayıda insana iş sağlanmaktadır. Tesiste ihtiyaç duyulan vasıflı veya vasıfsız eleman oldukça gelişmiş bir şehir olan Bursa’dan rahatlıkla sağlanabilmektedir. Bursa’da eleman yetiştirecek üniversite ve meslek liseleri mevcuttur. Ayrıca şirketlerde özel meslek liseleri ve üniversite açarak eleman yetişmesine katkıda bulunmaktadırlar.

5)Çalışandan yeterli verimin alınabilmesi için o kişinin yaşam şartlarının iyi olması gerekir. Tesisin bulunduğu yer yaşam koşullarının Türkiye standartlarının üzerinde olduğu bir yerdir. Fabrika sahası çalışanların ikamet ettikleri yerlere çok uzak değildir.

6)Tesis rakip firmaların bulunduğu bir yerdedir. Böylece rakip firmalarla rekabet aynı koşullarda olmaktadır. Rakip firmaların yardımlaşmaya da ihtiyacı olduğu düşünülürse bu da bir avantajdır.

Bölgede yan sanayii gelişmiş olduğundan yan sanayii ile iletişim en kısa yoldan sağlanabilmektedir.

ÜRETİM KAPASİTESİ

Kuruluş kararnamesinde üretim kapasitesi yılda 20000 otomobil olarak öngörülmüştür.

İkinci kararname ile yılda 45000 arabaya yükseltilmiştir.

1988 yılında 54000 araca yükselen kapasite , 1989 ’da 51781 , 1990 ’da 68041 , 1991 ’de 78853 , 1992 ‘de 110643 , 1993 ‘de 105242, 1994 ‘de 160000 ve 1995 ‘de 165000 otomobile ulaşan kapasite bugün yılda 120000 otomobildir.

Temmuz 1998 Motor ve Araç Üretimi:

· Motor C Üretimi:

C1J – 1400 – R12 90 Motor/Gün

C2J – 1400 – R9/R19 148 Motor/Gün

C2H – 1300 – R9/R19 11 Motor/Gün

C2L – 1600 – R19 25 Motor/Gün

TOPLAM : 274 Motor/Gün

· Araç Üretimi:

R12 96 Araç/gün

R9 112 Araç/gün

R19 138 Araç/gün

Megane – Sedan 63 Araç/gün

Megane – SW 11 Araç/gün

TOPLAM : 420 Araç/gün

ATÖLYELER

A.Pres Atölyesi

1.Brüt saç ikmali

2.Otomatik pres hatları

3.Otomatik olmayan pres hatları

4.3 boyutlu ölçüm bölgesi

5.Kalıp bakım

B.R12 Kaporta Atölyesi

8.Yarı birleşik parçaların hazırlanması

9.Kaporta bandı

C.R9/Megane Kaporta Atölyesi

10.Yarı birleşik parçaların hazırlanması

11.Motor beşiği hazırlama

12.R9 taban kasa hattı

13.Megane taban kasa hattı

14.R19 taban kasa hattı

15.R19 genel birleştirme

16.Kapı-kaput hazırlama

17.Kaporta bandı

18.3 boyutlu ölçüm bölgesi

19.Megane kaput hazırlama

D.Boya Atölyesi

20.Yüzey işlem

21.Kurutma fırını

22.Kataforez

23.Kurutma fırını

24.Sessizleştirici

25.Sızdırmazlık

26.Astar boya kabini

27.Astar boya fırını

28.Zımparalama

29.Son kat boya kabini

30.Son kat boya fırını

31.Tamamlama boya fırını

32.Boya rötüş

E.R9/R19/MEGANE Montaj Atölyesi

33.Tavan kaplaması yapıştırma robotu

34.Kasa içi parçaların montajı

35.Torpido hazırlama

36.Cam yapıştırma

37.Kapı panoları yapıştırma

38.Motor – vites kutusu hazırlama

39.Motor – vites kutusu arabaya montaj

40.Lastik hazırlama

41.Koltuk hazırlama

42.Koltuk montaj

43.Lastik montaj

44.Yağ doldurma

45.Paralellik ayarı

F.R12 Montaj Atölyesi

G.Ambarlar

H.Mekanik Fabrikası

İ.Teslim Atölyesi

46.Yıkama

47.Far ayarı

48.Deneme bandı

49.Motor kontrolü

50.Kontrol ve rötuşlar

51.Sızdırmazlık kontrolü

52.Kurutma fırını

53.Mastik uygulama

54.Değişik rötuşlar

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

ISIL İŞLEM BÖLÜMÜ İŞ AKIŞ DİYAGRAMI

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

Endüstriyel Otomasyon Kavramı Ve İleri

06 Kasım 2007

ENDÜSTRİYEL OTOMASYON KAVRAMI VE İLERİ

TEKNOLOJİYE GEÇİŞ

ENDÜSTRİYEL OTOMASYON KAVRAMI

Otomatik üretim modern sanayinin temeli ve teknik ilerlemenin genel eğilimi olmaktadır. Bu da yeni fabrikasyon süreçleri, otomasyon olanaklarının daha geniş uygulanışı, otomatik işlem görücülerin ve sanayi robotlarının, çeşitli tipte yükleme gereçleri, yükleme gereçleri, transfer tezgahları ve otomatik kontrol sistemlerinin kullanımı demektir. Tüm bunlar için sürekli yeni uzmanlar istemi doğmaktadır.

Sanayi üretiminin bugünkü durumu düzenli artan çıktı, üretimin uzmanlaşması ve bütünleşmesi, imalat süreçlerinin ve fabrika ürünlerinin standartlaşması ve ürün parametrelerinde aynılık istemi ile belirlenmektedir. Bu son gereklilik ancak imalat koşulları pratik olarak değişmediği sürece karşılanmaktadır. Fabrikasyonda, parçaların toplanmasında ve özellikle metal kesme tekniklerinde yeni yöntemlerin kullanımı yalnızca mekanizasyonda değil, imalatın, takım düzmenin ve kontrol süreçlerinin otomasyonunda ana önkoşul olmaktadır.

Endüstriyel otomasyonda mekanik, hidrolik ve elektronik birleşmekte ve otomasyon araçları olarak kuvvet, basınç, hız iletme sistemleri (transducers), röleler, amplifikatörler, sinyal çevirgeçleri,elektriksel hidrolik ve pnömatik harekete geçiriciler kullanılmaktadır.

Otomatik kontrolde, kam kontrolleri, mekanik durdurma kontrolleri, şablon kontroller ve nümerik kontroller kullanılabilmektedir.

Malzeme taşıyıcılığında basit oluklar bile otomasyonun bir parçası olarak kabul edilmekte; ayrıca ayırıcılar, besleyiciler, iticiler, yönlendiriciler ve robotlara kadar bunlar çeşitlenmektedir.

Ölçüm işlemlerinde ve tezgahların ayarında otomasyondan yararlanılmakta; otomatik torna, freze, matkap ve taşlama otomasyonun bir kısmını oluşturmaktadır. Montajlara da otomasyon girmiştir.

OTOMASYONUN GELECEĞİ

Otomasyon, Henry Ford’un 20. Yüzyılın başında ilk kez kitle üretim tesisini gerçekleştirdiği zamanki kadar önemli bir teknolojik değişmedir.

Tam otomasyona örnekler verirsek, modern bir petrol rafinerisi ya da tek bir denetim sisteminden elektronik impulse’larla yönlendirilen petrolün içinden aktığı boru hattı sistemi bugünkü ilk uygulamalardandır.

Ancak, otomasyonun gerçek tanımı makinaları çalıştırmak için makinaların kullanımıdır.

Klasik uygulamada insan gücü ve zaman yitirilmesine en çok neden olan dört öge: 1) Malzeme aktarımı

2) İşlem sırası yargısı

3) Makina ayarı

4) Verilerin sürece konması, otomasyonda makinalarla çok kısa sürede ve çok daha ucuz olarak yapılmaktadır.

Otomasyon üç ay, altı ay, belki bir yıl gibi önemli bir süre boyunca önceden belirli bir çıktı düzeyinde sürekli üretimi gerektirir.

Otomasyonda üç ilke vardır: birincisi ekonomik çalışmaların bir süreç bütünü oluşu, yani tüm ekonomik çalışma bir bütün olarak uyum içinde olmalıdır. İkincisi otomasyon sürecinin altında bir göründü, düzen ve biçim vardır. Üçüncü ilke ise otomasyonun kendini düzenleyici ve düzeltici denetimi vardır. Ve bu ilkelerin gerçekleşmesi otomatik makinalar, elektronik kontroller ve bilgisayarlar, mekanik beyinler aracılığıyla olur.

Yarı otomasyonlu sanayilerin dışında tam otomasyonla çalışan iki sanayi dalı vardır, biri elektrik gücü üretimi, ikincisi ise petrol rafinerisidir. Ama tüm gelecek otomasyona aittir ve otomasyonun birçok uygulama olanakları çok kısa sürede gerçekleşecektir.

Yarının düğmelerle çalışacak fabrikasında belki de gerçekte üretim sahasında hiç işçi olmayacaktır. Pratik olarak bugünkü otomasyonla güç üretim santralinde ve petrol rafinerisinde hiç işçi yoktur. Ama aynı anda makinaya bilgi hazırlayan ve onu makinaya veren programcılar, makina yapımcıları, makina yerleştiricileri, onarımcılar, vb. gibi yüksek beceri isteyen işlerde çalışan inanılmaz çoklukta insan vardır. Ayrıca makinanın tasarımcıları, çizimcileri, sistem mühendisleri, matematikçiler ya da mantıkçılar gibi büyük sayıda eğitilmiş insan gereklidir. Son olarak yüksek düzeyde düşünme, çözümleme ve karar verme yeteneği olan büyük sayıda sanayi yöneticisi olacaktır.

İLERİ TEKNOLOJİYE GEÇİŞ VE TEKNOLOJİ SEÇİMİ

Bir ülkenin genel kalkınmışlık düzeyi açısından ileri teknoloji konumunun, endüstriyel otomasyona yakınlığının ve genel teknoloji seçiminin önemini abartmak olanaklı değildir. Seçilen bir teknoloji belli sanayi dalında çekirdeği oluştururken sayısız yan ürün sanayilerinin doğmasına, gelişmesine, yayılıp serpilmesine yol açmaktadır.

Teknoloji seçiminin önemini ve doğurduğu zincirleme yaygınlığı göstermek için bir örnek verelim. Bir fabrika kömür çıkarmakta kullanılan makinaları yapıyor olabilir; kömür elektrik üretmek için bir güç santralinde yakılabilir; elektrik tezgahlar yapan bir fabrikada kullanılabilir; tezgahlar bir traktör yapmada kullanılabilir; traktör tahıl üretmek için bir tahıl çiftliğinde kullanılabilir. Burada zincirin son halkasının tahıl olması yalnızca rastlantıdır ama tüm sanayi bir örüntüler sistemidir ve bunun için çekirdek teknolojinin çok iyi seçilmesi gerekir.

Bu, özellikle teknoloji kullanımı ve seçiminde kısıtlı mali olanakları olan gelişmekte olan ülkeler için son derece doğru ve önemlidir.

Gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkeler daha çok dünyanın güneyinde yer almakta; bunlar Güney ve Orta Amerika kıtası, Afrika ve Asya’nın çeşitli yerlerinde bulunmaktadır. Gelişmekte olan bu güney ülkelerinin bir çoğuna göre Türkiye, sanayinin kurulmasının başlatılması açısından daha ileri bir aşamada gözükmektedir.

Teknoloji seçerken kısıtlı olanakları çok dikkatli kullanmak, olanaklar çerçevesinde ileri teknolojiye doğru gitmek ve bunu hem ülke hem de firmalar ve işletmeler açısından yapmak gibi bir durumla, ileri teknolojiyi seçmenin kaçınılmazlığı ile karşı karşıyayız.

İşletme açısından en önemli konu ekonomiklik olmakla birlikte, ileri teknolojilere yönelmenin birçok olanaklar açan bir yön olarak firmalar bakımından çekiciliği bulunmaktadır.

Ülke açısından ise kısıtlar bulunmakla birlikte ileri teknolojiye geçiş en iyi çözümü bekleyen bir sorundur.

Ülke Açısından Teknoloji Seçimi

Gelişmekte olan ülkelerde ileri teknolojilerin kullanıldığı üretim araçları ve ara malları üreten kesimlere yatırım yapmak oldukça büyük paraların varlığını gerektirmektedir. Bunun anlamı ise gelişmekte olan ülkelerde geri üretim teknolojisi ve yöntemlerin çoğunlukta olmasıdır. Bu nedenle iş-gücünün verimliliği de düşük olmaktadır. Oysa emeğin üretkenliğinin artması hem kalkınmanın kendisidir hem de bu önemli oranda kalkınmanın hızının büyüklüğünü de belirler. Aslında iş-gücündeki verimlilik ve ileri teknoloji birbirini tamamlayan şeylerdir. Aynı zamanda ölçek büyüklüğü ile teknoloji arasında ayrılmaz bir ilişki vardır.

Sanayileşmede teknoloji seçiminde önemli olan, istihdamı başlangıçta düşük düzeyde tutma pahasına da olsa, ekonominin hızlı ve sağlıklı büyümesini sağlayacak olan teknolojilerin ve üretim yöntemlerinin seçilmesidir. Bu yöntem ve teknikler ise hiç kuşkusuz yoğun emek ve tüketim malları üreten sanayi kollarından daha çok ileri teknolojilere dayalı ve temel mallar üreten kesimlerin yeğlenmesidir.

Yatırımlara yöneltilecek maddi olanakların niceliğinden çok niteliğinin önemini kavramak gerekir. Asıl önemli olan bu nitelik nedeniyle doğacak artışın artış hızı, ekonominin büyüme hızının kendisini büyütme yeteneğidir. Eldeki sınırlı olanakların akılcı bir yönlendirme ile ekonominin gelişme potansiyelini en yüksek düzeye çıkaracak alanlara yatırılması ve bu alanlara uygun teknolojilerin seçilmesi gerekir.

Ülkemiz tüm kısıtlılıkları aşıp, ileri teknolojilere geçiş yollarını yaratmak zorundadır.

İşletme Açısından Yapım Teknolojisi Seçimi

İşletmelerin karar verecekleri yapım teknolojisi döküm, asıl işlem, toz metalürjisi, plastik kullanımı, kaynak, kaplama, metallerin sıcak ya da soğuk işlenişi, kalıp, metal kesme ve işleme üzerine tekniklerden hangisini seçme ve seçilen bir teknolojinin hangi tarzını seçme üzerine olabilir. Metal işleme seçildiyse; tornalama, planyalama, frezeleme, testere, broşlama, taşlama vb. ve bunların yöntemlerinin hangisi seçileceği karar konusu olabilir.

Yalnız böyle yapım süreçlerini ve metal işleme yöntemlerini baştanbaşa sıralayarak ayrıntıya girmek konumuz açısından önemli ya da hiç değilse olanaklı değildir.

Genel olarak, belli bir ürünü üretmek için birden fazla yöntem vardır. Hangi yöntem, hangi süreç en iyisidir? Eğer çıktı aynı ise, en iyi süreç en az girdi kullanan, başka deyişle, teknik olarak en verimli süreç iyisidir. Teknik ya da teknolojik verim girdileri fiziksel terimlerle ölçerken, ekonomik verim masraf terimleri içinde ölçer.

Ekonomide yerini alma ilkesi, verilmiş bir teknik olanaklar dizisi için, verimli üretimin daha pahalı etkenleri daha ucuz olanlarıyla yer değiştirttiğini, söyler. Genel olarak, malzeme, emek, sermaye gibi etkenlerin en az pahalısı daima yer alacak şekilde hareket edilir.

Bir işletme şu kararları verme durumunda olabilir: 1) Varolan tesis ya da donanımı en iyi ne şekilde kullanmak, 2) Verilmiş teknik olanaklar çerçevesi içinde hangi yeni tesis, donanım ya da üretim teknolojisini seçmek, 3) Yeni teknikler geliştirme ve yenileme için ne yapmak.

Görüldüğü gibi işletme için grup karar söz konusudur: 1) kısa erimli, 2) uzun erimli, 3) çok uzun erimli kararlar. Kısa erimlide tesis donanım gibi etkenler basittir, değişmez. Uzun erimlide işletme işlemlerin ölçeğini değiştirebilir, yeni ürünler ve üretim olanakları planlayabilir, ya da modernleşip üretim yöntemlerini yeniden örgütlemeye gidebilir. Uzun erim eldeki tekniklerin dışında tekniklere geçiştir.

İşletme için asıl olan üretkenliği yani her birim girdi için çıktıyı arttırmaktır. Üretkenliğin artışı, girdilerin niteliğindeki iyileşme, üründe iyileşme şeklinde olabilir ve emekçilerin daha iyi eğitilmesiyle, üretimi daha iyi örgütleyerek ya da üretim teknolojisinde değişiklik yapmayla doğmuş bulunabilir.

Teknolojide ve enerji kaynaklarında sürekli değişme olmuş ve olmaktadır. Örneğin 1900’lerde Batı’da enerji gereklerinin yarıdan fazlası insan, at, katır ve öküzlerden sağlanırken 1960’larda insan ve hayvan gücü, enerjinin %10’undan azını sağlıyordu.

Aynı biçimde metallerin türü ve niteliği değişmiştir. Çelik demirin yerini, alüminyum çeliği almaktadır.

Ve işletme, teknolojideki gelişmelere uymak ve kullanacağı yapım teknolojisinde sürekli yenileme yapmak zorundadır. Bu da ileri teknoloji demektir.

SONUÇ

İşletmeler düzeyinde ve ülke düzeyinde ileri teknolojilere doğru gelişme ülke kalkınmasının temelini oluşturur. İleri teknolojilere geçiş için yatırımda, planlamada ve eğitimde daha gelişmiş düzenlemeler yapılmalı ve yeni olanaklar sağlanmalıdır.

Ancak gelişme düzeyinde bir sonraki aşama olarak ileri teknoloji seçimi ve otomasyona doğru gelişmeler bizde de olmakta, ve kaçınılmaz olarak olacaktır.

KAYNAKLAR: Mühendis ve Makina

Cilt: 30 Sayı: 357 Ekim 1989

KAYNAKÇA: * Fundamentals of Industrial Automation

V. Tergan, I. Andreev, B. Liberman

* Automation

Morris Philipson, Vintage Booke

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM

Güncel bir konu olan Bilgisayara Destekli Tasarım (computer aided design-CAD) günümüzde bir çok araştırmacının ilgisini çekmekte, bu alanda çalışmalar yapılmaktadır.

Sanayi devrimi ile yüzyılın başında yaşanan teknolojik gelişim özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1950 ve 1960’lı yıllarda elektroniğin desteği ile konstrüksiyon hakkında bazı düşünce değişikliklerini getirdi. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, tasarım ve imalatta yeni mantıkların oluşmasına destek oldu. Klasik mantıkta fikrin ürün haline dönüşmesi deneyim ve şekle bağlı olmakta, konusunda uzman elemanlar gerekmektedir. Günümüzde hala kullanılan bu mantık yapısında mühendislik hesaplamaları ve üretim planlaması yoğun insan çabası gerektirmekte ve çoğu zaman aşırı zaman kaybına ve bazen hatalara sebep olmaktadır. Maliyeti arttıran bu nedenler fikrin gerçek anlamda ve doğrulukta ürüne dönüşmesini önlemektedir. Bütünleşik Bilgisayar Destekli Tasarım ve Üretim (computer aided design-computer aided manufacture: CAD/CAM) fikirden ürüne giden aşamada dinamik bir ortam yaratmak için geliştirilmiştir. CAD/CAM klasik mantığın uygulanmasında eksik olan atalet, esneklik ve dinamizmi tasarıma getirmiştir. Tasarıma getirilen dinamizm ve esneklik tasarımcının yaratıcılık gücünü daha iyi kullanabilmesidir. İnformatik alanında bilginin işlenmesi yönündeki gelişmeler yeni mantığın hızla oluşmasına yardımcı olmuştur.

Tümleşik Üretim Sistemlerinde (computer integrated manufacturing-CIM) farklı bilgisayar birimleri ve iletişim ağları arasında bilgi akışı ve yönetimi karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Dağıtılmış bilgi iletim ve iş istasyonları CAD-CAM sistemlerinde etkin bilgi paylaşımı ve mühendislik uygulamaları için kullanılmaktadır.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM

Tasarım bir ödevin fiziksel esasını belirleyip yapısını belirgin çizgileriyle tasarlama işlemidir. Klasik mühendislikte tasarım aşamalarında bir sıra işlemlerden sonra ürün son biçimine getirilir, yeni bir ürünün oluşturulması için ödevin ve istekler listesinin belirlenmesinden sonra konsepsiyona başlanır, temel sorunlara dayalı fonksiyon yapısı tespit edilerek tasarımcı istekler listesi doğrultusunda ilk taslak çalışmalarını yapar. İstekler listesini karşılayacak çeşitli alternatif çözümler içinden seçilen en uygun çözüm taslak halinde teknik ve ekonomik olarak değerlendirilir, kesin çözüm şekli seçilerek son şekillendirme ve detaylandırma yapılır.

Tasarım adımlarında uygulanan düşünme ve çalışma mekanizması tekrarlayan iteratif bir yapıdadır. Tasarımda bilgisayar kullanımının getirdiği dinamizm ve hızın katkıları en çok bu safhalarda gözlenmiştir. Tasarım adımlarına yapılan değerlendirmeler sonucu, adımlar arası yönlendirmeler işlemlerin önceki adımlara tekrar dönmesini sağlar. Ürünün son şeklini almasına yönelik bu faaliyetlerde çalışma adımlarında tatmin edici cevaplar ve sonuçlar alınmalıdır. Tasarıma gerek olup olmadığı veya tasavvur edilen tasarımın imkansızlığı çeşitli aşamalarda ortaya çıkabilir. Seçilen çözüm taslağının uygun olmaması, istek listesi kriterlerinin değerlendirilmesini sağlamayan taslaklar tasavvur edilen ön çalışma taslağının yeniden düzenlenmesini veya belirlenen türde tasarımdan vazgeçilmesini gerektirir. Sentez ve analiz işlemleri için fiziksel anlamda işlemi tanımlayan modellerin çıkarılması gerekir. Ön taslak çalışmalarından sonra tasarımın ilk adımlarından birisi tasarımı tanımlayan matematiksel modelin çıkarılmasıdır. Model, ödev için seçilen fonksiyonların istekler listesine uygunluğunu kontrolde kullanılır. Modelin sistem özelliklerini ne ölçüde verdiğini gerçek sistemde yapılan deney ve gözlemlerle elde edebiliriz.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

PLANLAMA

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

KONSEPSİYON

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

PROJELENDİRME

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG]

DETAYLANDIRMA

* TASARIM ADIMLARI

………………………………………….. ………………………………………….. ………………………………….

CAD tasarımda çalışma ve düşünme mekanizmasının işleyişi yönünden bilgisayar kullanımı, tasarımın tanımlanan ödev ve istekler doğrultusunda modelin tariflenmesi, eniyilenmesi için işlemleri içerir. CAD sistemleri klasik tasarım çalışma yöntemlerine göre bilgisayarların hızlı bilgi işlem gücü, bilgi depolama ve yeni bilgi üretme olanaklarından dolayı tasarımda daha etkin ve verimli çalışma ortamını sağlar. CAD sistemi gerçek anlamda üç boyutlu modelleme, model üzerinde analiz yapabilme olanağını sağlar. Tasarımda CAD kullanımı tasarım sonuçlarını CAM ortamında doğrudan kullanabilme, tasarım ve imalatın entegrasyonu imkanını verir. CAD tasarım sonuçları CNC (computerised numerical control) parça programlama aşamasına iletilerek parçanın imalatı gerçekleşir, otomasyon için gerekli CAD/CAM bütünleşmesi sağlanmış olur. Bilgisayar Tümleşik Üretim (computer integrated manufacturing-CIM) tasarımdan üretime kadartüm aşamalarda bilgisayar destekli sistemlerin kullanımını ve birbirleriyle bilgi alışverişini esas alan tümleşik bir sistemdir. CIM enformasyon bilgi işleme teknolojisini üretimin tüm adımlarında kullanır. CIM kavramında önemli olan dağıtılmış bilgi akışı ve yönetimidir. CIM’in amacı; toplam üretim işlemlerini daha üretken ve etkin kılmak, ürün kalitesini arttırmak, maliyeti düşürmek ve tasarım ve imalat aşamalarında mühendislik uygulamaları açısından daha etkin bir ortam yaratmaktır. CIM kullanımı sonucu gözlenmiş bazı sonuçlar; %15-30 tasarım maliyetinde düşme, %30-60 toplam tasarım ve imalat zamanında azalma, %40-70 üretim artışı, 2-5 kat ürün kalitesinde artma. CAD sistemi CIM yapısının bir parçasıdır ve modelleme, analiz, kinematik, optimizasyon, çizimler ve animasyon işlevlerini içerir.

NC (numerical control) sayısal denetim teknolojisinin 1950’li yıllardan itibaren gelişimi ve CNC teknolojisi ile ulaşılan hassasiyet CAD sistemleri ile tamamlanmıştır. CAD sistemlerinin ticari olarak ilk defa piyasaya sürülmesi 1960’lı yıllardır. İlk zamanlarda sadece büyük firmaların kullanabildiği CAD sistemleri günümüzde endüstride çok kullanıcılı bir ortam bulmuştur. Tasarımda sağlanan esneklik ve dinamizmin imalata yansıyabilmesi, hammaddeden ürüne dönüşüm aşamalarında geçen sürenin kısaltılması için Bilgisayar Destekli Üretim (computer aided manufacturing – CAM) ve teknolojinin gelişimi ileBilgisayar Tümleşik Üretim (computer integrated manufacture – CIM) sistemleri oluşmuştur. Esnek İmalat Hücresi (flexible manufacturing cell – FMC), Esnek Montaj Sistemleri (flexible assembly systems) ve Esnek İmalat Sistemleri (flexible manufacturing systems – FMS) daha esnek üretim için geliştirilmiş sistemlerdi. CAD/CAM integrasyonu (CIM) fikirden ürüne giden aşamada tasarım ve imalat iş akışının ortak bir veri tabanı üzerinden bütünleşmesine yöneliktir. CIM tasarım, imalat ve ticari iş verilerinin sistemler arasında akışının ve yönetiminin sağlanmasına yöneliktir.

Kostrüksiyon işlemlerinde çalışma adımlarının nitesel bir kısmında nicesel faaliyetler yer alır. Tasarımda adımları oluşturan işlemler içinde yine bazı faaliyetler Algoritmik ve bazıları da tasarımcının deneyimi ve yaratıcılığını esas alan sezgiye dayalı olanlardır. Bir konstrüksiyon sistematiğinin meydana getirilmesinde karşılaşılan zorluklar, çok sayıda konstrüktif varyasyonlarının, çözüm yöntemlerinin olması ve konstrüksiyon parametrelerinin birbirlerine bağımlılığıdır. Konstrüksiyon sistematiği oluşturma konusunda devam eden çalışmalarda bilgisayar desteği ve yapay zekanın tasarıma uygulamalarını yeni yaklaşımlar olarak verebiliriz. Bilgisayar desteği, bilgisayara hakiki manada konstrüksiyon gibi daha değerli CAD problemlerini icra ettirme talebi, hiyerarşik ürün tasvir edici modellerle yapılmaktadır. Ürün tanımı için –örneğin fonksiyon ve şeklin- gerekli uzman bilgisi bilgisayara depolanmış konstrüksiyon katalogları biçiminde verilmektedir. Yapay zeka problemin algoritmik olarak ifade edilemediği durumlarda başvurulan çözüm yöntemidir. İnsanın düşünce, sezgisel problem çözme yeteneğinin bilgisayarlara kazandırılması yapay zeka biliminin uğraşıdır. Yapay zeka ve onun bir kolu olan uzman sistem uygulamaları tasarımda bilgisayar kullanımı açısından yeni olanaklar sunmakta, mühendislik tasarımlarının konsepsiyon adımında bilgisayar kullanım oranı artmaktadır.

Konstrüksiyon sistematiği oluşturma konusunda oluşan yeni yaklaşımların amacı konstrüktif faaliyetlerin mümkün olan büyük bir kısmının etkileşimli bilgisayar desteği ile çözülebilecek bir yapıya dönüştürülmesi içindir.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÇİZİM

Tasarımın çeşitli adımlarında çizimler kullanılır. Tasarımı açıklayan ve imalatla tasarım arasındaki iletişimi sağlayan çizimlerdir. Klasik teknik resim çizim mantığı, çizim tahtası, cetvel gibi çizim aygıtlarının kullanımıyla ve teknik resim prensiplerine bağlı kalınarak açıklanır. Tasarımda fikrin çizgilere dönüşmesi, detaylandırma ve imalatla olan iletişimi kurma tasarımcının çabası ile olmakta, tecrübe önemli rol oynamaktadır. İnsan çabası ve bilgi birikimi klasik mantıkta en önemli etkendir, dolayısıyla tecrübeye dayalı bilgi birikimi olan elemanlar gerektirir. Özellikle daha önce yapılmış tasarım çalışmalarının eniyilenmesi veya bazı kısımlarının değiştirilmesi gerektiğinde, çizimlerin ve detayların yeniden oluşturulması aşırı zaman kaybına sebep olur. Bu zaman kaybı yeni fikir üretme dinamizminin alt düzeye inmesi demektir. Tasarımın üç boyutlu modellenmesi klasik mantığın yetersiz kaldığı tasarım aşamalarından birisidir.

Klasik mantığın olumsuzluklarını gidermek için CAD mantığı geliştirilmiştir. CAD çizim mantığında klasik çizim araçları yerini bir cismi iki veya üç boyutlu görüntüleyecek bilgisayar donanım ve programları almıştır. CAD için kullanılan diğer bir terim CADD (computer aided design and drafting: bilgisayar destekli tasarım ve çizim) tasarım ve çizimi birlikte ifade eder. Klasik mantıkla CAD mantığının ortak yanı çizim için vazgeçilmez bir kural olan teknik resim prensipleridir. CAD çizim mantığı üç temel grupta incelenir:

1. İki boyutlu çizim sistemi: CAD çizim sistemlerinin temeli iki boyutlu çizim modülüdür. Sistem donanım ve programları klasik mantıktaki çizim tahtası, cetvel, silgi gibi araçlara karşılıktır. Çoğu uygulamalarda tasarımın iki boyutlu açıklanması yeterlidir. Bu sistemlerin klasik araçlarla yapılan çizimlere göre, kopyalama, elemanların tekrarı, otomatik boyutlandırma, standart makine elemanlarının çizimlerinden oluşan hazır çizim kütüphanelerinden yararlanma, çizimlerde kolaylıkla ve hızlı bir şekilde değişiklikler yapılabilmesi yönünden üstünlükleri vardır. Cismin 2D görüntülenmesinde yardımcı çizgiler (construction lines) bir görüntüden diğerine geçilmesinde kolaylık sağlar.

2. Üç boyutlu modelleme: CAD çizim sistemlerinin en önemli modellerinden birisidir. Üç boyutlu cisimlerin iki boyutlu ekranda görüntülenebilmesi için üç boyutlu CAD yazılımları geliştirilmiştir. Cismin iki boyutlu çizimlerini kullanarak veya önceden oluşturulmuş geometrik model elemanlarını birleştirerek üç boyutlu modelleme yapılır. Üç boyutlu modelleme CAD/CAM içindeki bir çok işlevin başlangıç noktasıdır. Tasarımın iki boyutlu sistemlerde göremeyeceğimiz gerçeğe yakın görüntülerini üç boyutlu sistemler verir. Böylece çizim sırasında fark edilemeyen hataların imalata geçmeden önlenmesi ve oldukça maliyetli olabilecek bir tasarım yenileme işleminin önlenmesi mümkün olur. Üç boyutlu (3D) sistemlerde tasarımdan imalata geçiş daha güvenli ve kısa zamanlıdır. 3D sistemlerde modelleme için üç yöntem vardır; a. Wire frame: tel çerçeve modeli, b. Surface model: yüzey modelleme, c. Solid modelling: katı modelleme.

Tel Çerçeve Yöntemi:

Tel çerçeve yöntemi ile modellemede cisimler ekranda yüzey kenar çizgileri ile tanımlanır. Tel çerçeveye benzediği için bu adı almıştır. Bir çelik konstrüksiyonu bu şekilde görüntülemek daha uygundur. Modelleme yöntemleri içinde tel çerçeve yöntemi birçok mühendislik uygulaması için uygun olan ve en basit modelleme yöntemlerinden birisi olması açısından tercih edilir. Hafıza ve işlem zamanı olarak da en uygun yöntemdir. Yüzeylerde olabilecek süreksizliklerin açıkça belli olmasını sağlar. Karmaşık yapıya sahip objelerde elde edilen görüntüden şeklin anlaşılması zorlaşabilir. Tel çerçeve modelleme uzayda noktalar ve çizgilerin tanımlanması ile meydana gelir.

Yüzey Metodu:

Tel çerçeve yönteminin yapısında bulunan birçok dezavantaj bu yöntemde giderilmiştir. cismin dış görüntüsünün açıkça tanımlanması ve ayrıca NC kodu üretiminde avantaj sağlar. Kullanıcı tarafından belirtilen çizgiler esas alınarak birleştirilen yüzeyler modeli oluşturur. Kullanılış şekli olarak bu açıdan tel çerçeve yönteminin görüntüleme yapısına benzemektedir, yöntemin esası çeşitli şekildeki yüzeylerin dijital formda bilgi kütüklerine tanımlanmasıdır. NC parça programı ile CAD arasında gerekli olan güçlü bir bağı da sağlar. Tanımlanan yüzey üzerinde kesicinin hareketleri kolaylıkla simule edilebilir. Yöntemin zayıf noktalarından birisi toplam modelin tanımlanmasındaki eksikliktir. Her yüzey birbirinden ayrı tanımlandığı için yüzeyler arası kopukluk, uyumsuzluk olabilir. Yüzeylerin tüm cismi tam olarak kapladığına, hacmi oluşturduğuna ve birbirlerini kesmediklerine dikkat edilmelidir.

Katı Modelleme:

En üst düzey modelleme tekniğidir, gerçek anlamda cismin iç ve dış geometrisinin tanımı yapılmış olur. Tel çerçeve veya yüzey modelleme yöntemlerinin zayıf kaldığı birçok nokta bu yöntemde giderilmiştir. Katı modellemenin esas özelliği görüntünün ötesinde cismin iç ve dış geometrisinin bilgi kütüğü şeklinde bilgisayara geçmiş olmasıdır. Modelin hacim, moment, ağırlık gibi fiziksel özellikleri hakkında bilgi edinilebilir ve kesitler alınarak cismin iç geometrik formu incelenebilir. Cisimlerin yüzeylerindeki renkler, geçirgenlik, ışık yoğunluğu ve gölgeleme yapılabilir. Katı modelleme için CAD sistemlerinde iki temel yöntem kullanılır;B-rep (boundary representation) ve C-rep (constructive representation – C-rep; constructive solid geometry – CSG). B-rep yöntemi cisimlerin kenar ve yüzeylerinin detaylı tanımlanmasını sağlar. C-rep yönteminde cismin modeli bazı standart geometrik parçaların (primitives) Boolean işlemleriyle birleştirilmesi, çıkarılması ve kesiştirilmesi ile oluşturulur. Kullanım kolaylığı ve genelde cisimler silindir, dikdörtgen gibi parçalardan oluştuğu için tercih edilir. Yüzey sınırlarının tanımı ve bu sınırlar boyunca iki boyutlu yüzeyler taraması ile cismin tüm hacmi tanımlanır. Eksenel simetri olan bir parça dönme şeklinde bir tarama ile veya üçüncü bir boyut vererek üretilmiş hacimlerden model oluşur. Karmaşık yüzeylerde tanımlanan eğriler boyunca yapılan tarama yüzeyi oluşturur. Tasarımlanacak cismin yapısına göre bu iki yöntemden birisi tercih edilir.

3. Parametrik Tasarım: Bilgisayar destekli tasarımda benzeşim esasına dayalıolarak yer alan tasarım mantığıdır. Uygulamalarda birçok tasarım benzer konfigürasyonda ancak farklı ölçüdedir. Parametreler ile kodlanmış ölçü değerleri ile yeni tasarım boyutlarını oluşturmak mümkündür. Parametrik tasarım sistemi belirlenen ölçüm setlerine karşılık gelen konfigürasyon değişimini ve tasarımın yapısını yeni ölçülere göre belirler.

SONUÇLAR

Günümüzde ürünlerden beklenen istekler hassasiyet, fonksiyonel işlevlerde güvenirlilik, kullanım ve bakım kolaylığı, kalite ve estetiktir. Bu gereksinimleri sağlayacak ürünlerin kısa terminlerde ve düşük maliyette üretimi gerekmektedir. Tasarım ve tasarımdan imalata geçiş, ürüne dönüşüm için geçen zamanın en aza indirilmesi şarttır. Ayrıca, yüksek hızlar ve karmaşık işlemler için tasarlanan günümüz ürünlerinde hata oranları belli toleransların üzerine çıkması kabul edilemez. Bilgisayar kullanımı bu gereksinimlere yönelik termin ve doğruluk faktörlerinde iyileşme sağlamıştır. Tasarımda değişiklikler hızla yapılabilmekte, alternatif çözümler çok kısa sürelerde denenebilmektedir. Bilgisayarın tasarımın düşünme mekanizmasında kullanımına yönelik günümüzdeki çalışmalar konsepsiyonda bilgisayarın bazı kararları alabilmesi (intelligent CAD) olarak adlandırılan yaklaşım tasarımda tasarımcının ilk taslak çalışmalarından bilgisayarın optimum sonuca gidebilmesidir. Tasarım aşamasında imalat için gerekli bilgileri CAD sisteminden sağlaması, proses planlama gibi işlemlerde CAD’ın destek olması ICAD sistemlerinin hedefidir.

İş istasyonları bilgisayar destekli uygulamalarda işlem gücü gelişimi açısından önümüzdeki yıllarda öncülüğünü koruyacaktır. Gelecekte iş istasyonları uygulama alanının genişleyeceği, yapay zeka uygulamalarını içereceği ve günümüzde mevcut iş istasyonlarından yüzlerce defa daha güçlü birimler şeklini alacağı tahmin edilmektedir. Ana çatı bilgisayar ve iş istasyonları arasındaki değerlendirmeler devam edecek ve kesin sonuç açık olarak kalacaktır. Bilgi işlem dünyasında her birimin kendi özelliklerine bağlı kullanımı korunacaktır. Mini bilgisayarlar mühendislik uygulamalarında önemli rol oynayacak, ana çatı veya iş istasyonu yapısına benzerlik sürecek fakat fiyat ve fonksiyonel farklılıklar mevcut olacaktır. Departman bazından veri tabanı yönetimi çözümlendiği sürece teknolojik gelişime uyum açısından mini bilgisayar (server) ve iş istasyonlarıyapısı geleceğin sistemleri olarak CAD ve makine mühendisliği tasarım otomasyonunda yer alacaktır. Mini bilgisayar ve iş istasyonlarında gözlenen performans/fiyat oranlarındaki hızlı gelişim de bunu göstermektedir.

CAD sadece bir çizim sistemi olarak düşünülmemelidir, kuruluş içinde organizasyon, teknolojik donanım ve iş gücünün yeniden düzenlenmesi gerekir.

KAYNAKLAR: Mühendis ve Makine

Cilt 32 Sayı 375

Nisan 1991

KAYNAKÇA: Engineering Design

Springer Verlag

The CAD/CAM Process

Pitman Publishers

Engineering Workstations

R.G. Bowerman

BİLGİSAYAR TÜMLEŞİK ÜRETİM

Uluslararası ticaretteki rekabet her geçen gün eskiye oranla daha sert ve yaşamsal hale gelmektedir. Bu alanda başarılı olmanın sırrı, her zaman olduğu gibi, üretim maliyetlerini düşürerek, kaliteyi yükseltmek ve müşteri isteğine en kısa sürede cevap verebilmekten geçmektedir. Bütün bunları yapabilmek için ise, yeni teknolojilerin üretim sistemlerine uyarlanmasından başka bir yol görülmemektedir.

Ucuz işçiliğin (ya da diğer bir değişle; ucuz gibi görünen işçiliğin) pek bir avantajı olmadığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Buna karşın, esnek imalat sistemleri başarıya giden yolda tek çözüm olarak görülmektedir.

Mikroişlemciler son yıllarda bir çok alanda kullanılmaktadır. Her geçen gün artan hızları, düşen maliyetleri ve küçülen boyları ile yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. 1970’li yılların başlarında bilgisayar teknolojisini üretim alanına sokmak için değişik düşünceler geliştirilmişti. Fakat gerek donanım gerekse yazılım olarak 1980’li yıllarda ancak kendilerine bir vücut bulabilmelerine rağmen bilgisayarlar üretim alanında ikinci bir buhar devrimi gerçekleştirmektedirler.

BİLGİSAYAR TÜMLEŞİK ÜRETİM NEDİR?

BTÜ, Türkçe Bilgisayar Tümleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing, CIM) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Bilgisayar teknolojisinin üretim alanındaki amacı mühendislik ve işletim etkinliklerini aynı çatı altında toplamaktır. BTÜ tamamen otomatik bir fabrika oluşturmaktan çok, değişik teknolojileri kullanarak otomasyon ve insan bütünlüğünü sağlayarak maksimum kârla çalışan bir fabrika oluşturmaktır.

BTÜ aslında birçok küçük yapı taşının ortaya çıkardığı bir bütündür. Dolayısıyla tek başına bir BTÜ kavramından bahsetmek mümkün değildir. Bilgisayar kontrollü tezgahlar, ana bilgisayarlar, yazılımlar, yerel ağlar, bilgisayarlı idari sistemler vb. BTÜ denince akla gelen birkaç yapı taşıdır.

BTÜ üretim alanına yeni bir görüş açısı getirmiştir. Yıllardır yapılmaya çalışılan birçok işi yapısının özelliğinden dolayı kolayca çözüvermiştir. Özellikle veri tabanı uygulamalarında çok başarılı olmuştur. Yatırımcılar için de BTÜ yeni bir seçenek oluşturmaktadır. Dolayısıyla bir zamanlar yapıldığı gibi ucuz işçi gücünün bulunduğu bölgelere sanayi kaydırmak yerine yatırımcılar BTÜ’yü bir çözüm olarak uygulayacaklardır.

********************

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG]

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM

Genel olarak Bilgisayar Destekli Tasarım; BDT (Computer Aided Design – CAD), bir ürünü renkli ekranda gösteren, üzerinde değişiklikler yapılabilen bir yazılım olarak düşünülmektedir. Aslında bunu yadsımamak gerekir. Çünkü, BTÜ’nün en köklü geçmişe sahip yapıtaşlarından biri BDT’dir. Bugün birçok fabrika BTÜ uygulaması olmamasına rağmen, BDT tek başına kullanılmaktadır.

BTÜ açısından bakılınca, BDT daha değişik görünmektedir. Çünkü, BTÜ içinde BDT’nin görevi bir ürünün tasarımını yapmak ve üretim için gerekli olan veri tabanını oluşturmaktır. Renkli bir ekranda ürünü görmek, onun üzerinde değişiklikler yapabilmek BDT’nin bir parçasıdır. Ama BTÜ içinde düşünüldüğünde, BDT bir veri kaynağıdır. Üretilecek parçanın fiziksel boyutları, ürün işleme esasları vb. ile ilgili bütün bilgiler BDT yazılımının oluşturacağı veri tabanında saklanır ve bu veri gerekli olduğu zaman BTÜ’nün diğer yapıtaşları tarafından kullanılır.

BDT kullanımı fabrikalara önemli bir kazanç sağlamaktadır. Stok kontrolünden maliyet analizine kadar değişik alanlarda, BDT tarafından üretilen veriler kullanılmakta, dolayısıyla bazı gereksiz harcamalar kısılabilmektedir. Örneğin standart parçalar kullanma seçeneği getirebilen yazılımlar sayesinde bir ürünün parçaları da standart olabilmekte, dolayısıyla tasarlanan üründen, özel üretim gerektiren bazı parçalar dışlanmış olmaktadır. Bunların yerine de her zaman bulunabilen ve ucuz olan standart parçalar kullanılabilmektedir.

BTÜ için önemli bir yapıtaşı olmasına rağmen, yüksek teknolojiye geçmek isteyen kuruluşlar ilk etapta BDT’yi yalnız başına uygulamaya koyabilir. Bunun avantajı da BTÜ’nün diğer yapıtaşları kurulmaya başlandığında en azından BTÜ’nün bir parçası üzerinde yeterli deneyim kazanılmış olmasıdır.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÜRETİM

Bilgisayar Destekli Üretim; BDÜ (Computer Aided Manufacturing – CAM), genel olarak bir hammaddeyi satışa hazır hale gelmiş ürüne çeviren, bilgisayar kontrollü üretim teknikleri ve onların ön hazırlık basamaklarının tümü olarak tanımlanabilir.

BDÜ, BDT, Bilgisayar Destekli Stok Kontrolü; BDSK (Computer Aided Stock Control; CASC) ve Bilgisayar Kontrollü İşletim arasında köprü oluşturmaktadır.

BDÜ denilince, bilgisayar kontrollü tezgahlar ile yapılan üretim akla gelse de, BTÜ ortamında BDÜ diğer bazı parçaları da bünyesinde toplamaktadır. Bilgisayar destekli süreç planlaması, BDT tarafından üretilen veri tabanının bilgisayar kontrollü tezgahlar tarafından anlaşılır hale gelmesi vb., bu parçalardan bazılarıdır.

BDÜ’nün en önemli kısmını oluşturan bilgisayar kontrollü tezgahlar konusu son otuz yıldır gündemde olan bir konudur. Kendisine has bir dil ile üretilecek olan parçanın geometrik tanımlarına, toleranslarına, kullanılan malzemeye vb., bağlı olarak bir program yazılır. Bu program yerel ağ aracılığı ile tezgahın hafızasına yüklendikten sonra, parça tezgah tarafından işlenmektedir.

Üretilecek parçaların belli bir sırada işlenmeleri gerekmektedir. Bunun için bir süreç planlaması yapılmalıdır. Bilgisayar Destekli Süreç Planlama, BDSP (Computer Aided Process Planning – CAPP) bu işi yapan bir yazılımdır. Bir parçanın en optimum şekilde üretilmesi için gerekli sırayı oluşturur. Daha sonra fabrikanın genel veri tabanı kullanılarak, parçanın üretiminde kullanılacak tezgahlar belirlenir, takımlar seçilir, hammadde stok kontrol ünitesi ile temas kurarak gerektiği zaman gerektiği miktarda hammaddenin hazır olması sağlanır.

Genel olarak BDÜ’nün elemanları bu şekilde açıklanabilir. Aslında olay bu kadar basit değildir. Her bir elemanın çok fazla detayı, dolayısıyla çok fazla da sorunu vardır. Örneğin:

-işlenecek bir parçanın hangi sırada işleneceği

-tezgahların işleyeceği işleme sırası

-takımların hareket yolları

-bunların tümünün programlanması

-programlamada hangi dilin kullanılacağı

-tezgahın programı kabulü

-sanal olarak programın denenmesi ve çalışır hale getirilmesi, bazı detaylardır.

OTOMATİK MALZEME TAŞIMA

Otomatik Malzeme Taşıma, OMT(Automatic Material Handling – AMH) genel olarak fabrika içindeki her türlü malzemenin stoklanması ve taşınması işlemlerinin tümüne verilen addır. OMT’nin büyüklüğü fabrikanın yapısı, üretim hacmi ve çeşitliliği, üretim sürecinin uzunluğu ve BTÜ ortamının ne kadar oluştuğuna bağlı olarak değişmektedir.

Üretilen maddenin maliyet analizi yapılırken, üretim sırasında harcanan para çok iyi bir şekilde hesaplanabilirken, diğer maliyetler tam olarak hesaplanamaz ve işleme maliyetlerine belli yüzdeler katılarak dengelenmeye çalışılır. Fakat bu tür belirsizlikler sonuçta fabrikanın fiyat politikasında suni şişirmelere götürür. Dolayısıyla belirsiz etkenlerden dolayı ürünün maliyeti artar.

BTÜ ortamında işleyen OMT’nin birçok avantajı vardır. Bunlar kısaca:

-Gelişmiş kontrol mekanizması

-Azalan iş gücü

-Daha verimli yer kullanımı

-Daha fazla esneklik

-Düşen yatırım maliyetleridir.

BTÜ ortamında OMT fabrikanın her tarafına yayılmış bir şekilde çalışır. Bilgisayar yardımı ile tutulan hammadde stok kontrolü sayesinde fabrikanın genel veri tabanında hammadde durumu hemen görülür ve yeni gelen bir iş için hammadde hazırlama süresi en aza iner. Hammaddeler bilgisayar yardımı ile stokta en optimum biçimde depolanır. Böylece en az yer ile en fazla malzeme depolanır. Bilgisayar, malzemeleri üstlerine yerleştirilmiş çubuk işaretlerle (bar code) tanır.

Hammadde, üretime otomatik olarak yönlendirilebilen fabrika içi taşıtlarla taşınır; Otomatik Yönlendirilen Taşıtlar, OYT (Automated Guided Vehicle – AGV). Bu taşıtlar kablosuz iletişim yolları ile ana bilgisayara bağlıdırlar. Bu araçlar normal fork-lift’ler kadar yük taşıyabilmenin ötesinde önceden programlanmış yolları ve manevraları ile taşıma süresini en aza indirmektedirler.

Esnek üretim hücrelerine gelen hammaddeler burada işlendikten sonra ya bir sonraki işleme gitmektedirler ya da stoğa gönderilmektedirler. BTÜ’de bir ürünün geçeceği işlemler önceden planlandığı için genelde yarı mamül ürünün depoda sıra bekleme gibi bir sorunu olmamaktadır. Fakat üretimin özelliği gereği, yarı mamül ürün bekleyecekse, ara stoklarda bilgisayar kontrolü ile dizilmekte, sıraları gelenler ise çubuk işaretleri ile tanınarak üretime sokulmaktadır. İşlemleri biten ürünler ise yine ürün deposunda yeni çubuk işaretleri ile depolanmaktadır.

Bu arada ürün tipi değiştiği zaman otomatik makinaların adaptasyonu gündeme gelmektedir. OMT çerçevesinde, tezgahların adaptasyonu da bilgisayar yardımı ile yapılmaktadır. Bu iş için bir otomatik takım ambarı kurulur. Değiştirilecek takımlar taşıtlar ile buradan alınarak tezgahlara taşınırlar ve kullanılmayan takımlar ambara geri götürülürler.

Anabilgisayar bütün bu anlatılanları kontrolü altında tuttuğundan hiçbir adım diğerini beklemeden gerçekleşmektedir. Dolayısıyla yapılan işin süresi bellidir. Aynı zamanda sürecin bütün adımları bellidir ve en uygun biçimde düzenlenmiştir. Bir kaynağa* göre OMT;

-işçi maliyetlerini %30-40

-yer kullanımını %50-70

-sistem bakım masraflarını %10-50

-satışlardaki kaybı %5

-yatırım maliyetlerini %15-20

-verimsizliği %5 oranında düşürmektedir.

BTÜ’nün ana yapıtaşlarına göre daha önemsiz gibi görünse de OMT sayesinde önemli bir kâr elde edilmektedir. Bu da BTÜ’nün bütünlüğü için önemlidir.

OMT’nin önemli bir parçası da robotlardır.

Robotlar ürün, takım, parça taşıyabilen, bunlar için programlanabilen, çok işlevli, değişken hareketli aletler olarak tanımlanabilir. Programlanabilir olma özellikleri kendilerine esnek üretim alanlarında kolaylıkla yer bulmalarına yardımcı olmuştur. Aynı şekilde BTÜ uygulamalarında da robotlar kullanılmaktadır. Programlanabilme özellikleri sayesinde, değişen BTÜ ortamına göre, robotlar yeni programlarını fabrika içinde kurulu yerel ağdan alarak, değişikliklere adapte olurlar.

Robotlar üretim alanında görülmeye başladıkları zamanlar, bağımsız birer birim olarak çalışmakta idiler. Özellikle kaynak ve sprey boya işlerinde kullanılan robotlar bazı özellikleri ile çok avantajlı duruma geldiler. Bazı özellikleri;

-24 saat aralıksız çalışabilme

-ücret, sosyal hak vb. isteklerinin olmaması

-aydınlatma, havalandırma, yemek, içmek gibi problemlerinin olmamasıdır.

Bu tür nedenlerle işçiler tarafından yadırganan robotlara karşı bir kamuoyu oluşmuştur. Ama şunu vurgulamak gerekir ki, günümüzde üretim sektörü, robotları, işçinin yerini alarak elde edecekleri kârdan çok, artan verimlilik ve kaliteden dolayı tercih etmektedirler.

Robotlar belki bazı açıdan insanın yaptıklarını tam olarak yapamamaktadırlar, ama bazı faydaları da küçümsenemez. Ağır yük taşıyan, tehlikeli iş alanlarında çalışan robotlar, insan için tehlikeli bazı işleri yüklenmişlerdir. Sprey boya yapan robotlar, insan sağlığına zararlı çalışma ortamında problemsiz çalışabilmektedir.

BTÜ ortamında olsun, tek başına olsun sadece robottan bahsetmek doğru olmaz. Çünkü robotun verimli bir şekilde çalışabilmesi için onu destekleyen yazılımlar ve donanımların da bulunması gerekmektedir. Kaba bir hesapla robotun yatırım miktarı diğer donanımlar içinde %30-40 gibi bir miktarı içerir. Buradan da yardımcı yazılım ve donanım önemi anlaşılabilir.

Ama artan ürün/kalite, düşen hurda miktarı, azalan üretim zamanı, artan üretimdeki uyumluluk gibi faktörler düşünülünce yatırımın kendini kısa zamanda amorti edeceği görülebilir.

YEREL AĞ SİSTEMİ

İletişim, bir insandan ve/veya bilgisayardan diğerine bilgi aktarımı olayına verilen isimdir. BTÜ’nün belkemiğini iletişimi sağlayan yerel ağlar oluşturur. BTÜ ortamında bütün yapı taşlarını bir ana bilgisayar kontrol etmektedir. Aynı zamanda her bir yapı taşı diğerinin durumundan haberdar olmak zorundadır. Bu gereksinimler için ise fabrika içine döşenen yerel ağdan faydalanılır.

Bazı başlıkları ile yerel ağ şu tür iletişimi gerçekleştirir:

– Veri girişi ve toplanması: Satış verileri, ödeme bilgileri, yatırım kontrolleri, fatura verileri vb.

-Normal iletişim: Genel problemlerin mühendislere iletilmesi, tartışılması, çözüm yolları vb. normal bir yazı şeklinde ve elektronik mektup olarak kullanılmaktadır.

-Uzaktan iş başlatılması ve kafilelerin işlenmesi: Ana bilgisayar bir işin yapılması için gerekli yazılımları ilgili tezgahlara yollayarak onları işe hazırlar ve iş esnasında ürün kafilelerinin durumunu kontrol eder.

-Yazılım kontrolleri: üretim için hazırlanan yazılımlar ana bilgisayara gönderilerek derlenirler ve sonuçlar geri kaynak terminale gönderilirler.

-Bilgi kontrolü: Üretim adımlarından ana bilgisayara kontrol amacı ile sorular gönderilir. Ağ üzerinde ilk önceliğe sahip bilgi akışıdır ve saniyeler içinde cevabı geri gönderilir.

-Gerçek zamanlı izleme: Bir monitör aracılığı ile genel üretim akışı takip edilir.

-Fabrika içindeki mikroişlemcilerin kendi aralarındaki iletişimi: Bundaki amaç da bir işlemcinin yapabileceği hatayı diğerinin görerek düzeltmesidir.

Yerel ağ tek bir parçadan oluşabileceği gibi, birçok küçük ağın birleşmesinden de ortaya çıkabilir. Bunları gruplarsak: Şirketler arasındaki, fabrikalar arasındaki, fabrika içindeki bölümler arasındaki ve bölümlerin içindeki otomasyon adalarını birbirine bağlayan yerel ağlar.

Yerel ağlar kurulurken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Bunlar kısaca:

-Uyumluluk

-Genişletilebilirlik

-Güvenilirlik

-Protokolların uyumu

Yerel ağ kullanımında çeşitlilikler gözlenmektedir. Ethernet veya token ring en çok kullanılanlarıdır. Bu tipler özelliklerine ve kullanım alanlarına göre tercih edilmektedirler.

Yerel alan ağlarında bilgisayarların anlayabileceği bir ortak dil (protokol) kullanılmaktadır. BTÜ alanında başarılı sonuçlar veren protokollerden biri Üretim Otomasyon Protokol’üdür; ÜOP (Manufacturing Automation Protocol – MAP).

KAĞITSIZ İŞLETİM BİRİMLERİ

BTÜ ortamının getirdiği bir yenilik de kağıtsız işletim yöntemidir. Burada bahsedilen ‘’kağıtsız’’ kelimesi, fabrika içindeki birimlerin birbiri arasındaki iletişimleri, talepleri, sorun önermelerinin elektronik ortamda yapılmasını anlatmaktır.

BTÜ ortamında, bütün fabrikanın ulaşabileceği genel bir veri bankası bulunmaktadır. Bunun amacı, fabrikadaki herhangi bir birimin gerektiğinde diğerinin bilgilerine ulaşabilmesidir. Örneğin, yeni bir ürün için maliyet analizi yapılacağı zaman ana bilgisayar bu analizde kullanılacak verileri genel veri bankasından alır. Çünkü işçi ücretleri, makine işleme süreleri, hammadde birim fiyatları, stok maliyetleri, elektrik, su vb. giderler gibi farklı birimleri ilgilendiren başlıklar genel veri bankasında saklanmaktadır. Bu şekilde şeffaf bir yönetim gerçekleştiği gibi, maliyet analizi veya muhasebe gibi zaman alan işler de oldukça hızlanmaktadır.

BTÜ’NÜN ÖNEMİ

Teknoloji başdöndürücü bir hızla ilerlerken, bizler de onu yakalayabilmek, çağın gerisinde kalmamak için uğraşmaktayız. Önceleri BDT ile başlayan ve sonra BDÜ ile devam eden gelişmelere Türkiye olarak adapte olmaya çalışıyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uygulamalar en üst düzeye ulaşırken, gelişen ülkelerde de bir çaba izlenmektedir.

BTÜ’nün getirdiği bütünlük çerçevesinde, bugün kullanılan üretim teknolojisi artık rekabet edememektedir. Özellikle otomotiv endüstrisinde bu açıkça görülmektedir. Korkunç bir rekabet içinde olan Japon ve Amerikan otomotiv endüstrileri şu anda BTÜ ortamını fabrikalarında oturtarak, bu alanda öncü olmuşlardır. Böyle bir ilerleme karşısında yerli otomotiv üreticilerinin durumu dikkate almaları gerekmektedir.

Türkiye’de de devlet ileri teknoloji kullanımını desteklemektedir. İleri teknoloji ile çalışan fabrikalarda vergi indirimi getirilmesi düşünülmektedir.

Önümüzdeki on yıl içinde kuruluşlar piyasada öyle ya da böyle BTÜ’nün yapıtaşlarını bünyelerinde kurmuş olacaklardır. Öncü olanlar ise büyük bir ihtimalle BTÜ’yü oturtmuş olacaklar. Bu zamandan sonra rekabet sadece BTÜ ile çalışanlar arasında olacak, BTÜ’ye adapte olamayanlar ise ayakta kalamayacaklardır.

BTÜ’NÜN KURULUŞ MALİYETİ

BTÜ, yapıtaşlarının bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. BTÜ’yü oluşturan yapıtaşlarının aynı zamanda kurulması gibi bir zorunluluk da yoktur. Dolayısıyla BTÜ’nün kuruluşlara getireceği yük üzerinde konuşmak biraz zordur. Kuruluşların mali güçlerine göre BTÜ parça parça veya bütün olarak kurulabilir.

Diğer bir nokta da kuruluşun büyüklüğüdür. Genel olarak 100 kişiden az işçi çalıştıran kuruluşlar küçük, 500 kişiden az işçi çalıştıran kuruluşlar da orta ölçekte kuruluşlar olarak adlandırılmaktadırlar. Burada verilen 100 ve 500 sayıları kuruluş hakkında genel bir görüş oluştursa da kuruluşun büyüklüğü üretilen ürünle de ilgilidir. Dolayısıyla BTÜ’nün kuruluşu esnasında kullanılacak malzeme de göreceli olarak değişmektedir. Bu maliyeti etkilemektedir.

BDT yapıtaşı BTÜ’nün en yaygın yapıtaşıdır. Bu nedenle diğer yapıtaşlarına göre BDT çok daha geniş bir pazara sahiptir. Piyasada her düzeyde yazılım ve donanım bulunmaktadır. Bazı donanım ve yazılımlar BTÜ’ye uyum gösterirken, bazıları bu uyumu gösterememektedirler ve sorun çıkarmaktadırlar. Kuruluşların BDT yatırımı yaparken bu gibi durumlara dikkat etmeleri gerekmektedir. BTÜ’ye uyumlu bir yazılım yaklaşık 100000$ tutarında olurken donanım fiyatları da hemen hemen aynı seviyededir.

BDÜ, BTÜ’nün en pahalı kısmını oluşturmaktadır. Aynı zamanda maliyet hesabı açısından en çok değişiklik gösteren yapıtaşıdır. Çünkü maliyet, kullanılan makinaların sayısına, kalitesine ve esnekliğine bağlı olarak değişmektedir. BTÜ içinde düşünülen BDÜ’nün tipi Esnek Üretim Sistemi’nden, EÜS, (Flexible Manufacturing System – FMS) oluşuyorsa fiyatı 1-4 milyon dolar tutmaktadır.

Üretim robotları, tekniğe göre BTÜ ortamında bulunabilirler veya bulunmayabilirler. Dolayısıyla robot kullanımının uygun olup olmadığı önceden belirlenip yatırıma gidilmelidir. Bir üretim robotunun birim fiyatı 80-120000 dolar arasında değişmektedir.

Yerel ağ ve bilgisayar donanımları da kurulan BTÜ ortamının büyüklüğüne ve istenilen iletişim hızına bağlı olarak değişmektedir. Yerel ağlar ve bilgisayar donanımları diğer başlıklarla karşılaştırılınca, maliyet pek önemli bir miktar tutmamaktadır. Genel olarak maliyet 100-500000 dolar civarındadır.

Bazı kuruluşlar anahtar teslimi sistem için fiyat vermektedirler. Örneğin Finlandiya’da bir kuruluş bütün olarak BTÜ’yü kurmak için 8-10 milyon dolar istemiştir. Bu fiyat orta ölçekte bir kuruluş için geçerlidir. Küçük kuruluşlar için ise bu fiyat doğal olarak düşecektir.

BTÜ’nün kuruluşu için gereken para pek küçümsenecek kadar değildir. Ama şunu da düşünmek gerekir ki BTÜ’nün kuruluş süresi 4-5 yıl gibi uzun bir zaman parçasına dağıtılabilir. Bu da yıllık harcamayı azaltır. Aynı zamanda kurulan yapıtaşlarının kendi maliyetlerini ödedikten sonra sağladıkları kâr ile diğer yapıtaşları bütünü oluşturmak için sonradan eklenebilirler.

BTÜ UYGULAMALARINDAKİ BAZI SORUNLAR

BTÜ gibi çok büyük bir uygulamanın sorunsuz olması beklenemez. Özellikle BTÜ’nün geleneksel üretim geleneğini değiştiriyor olması, BTÜ’yü bazı önemli sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bunların en önemli üçü işletmecilik, teknik ve insan sorunlarıdır.

İşletmecilik açısından karşılaşılan sorunlar önem olarak en üstten en alta doğru giden hiyerarşik yapıya uyar. BTÜ’nün kurulmasında ve uygulanmasında, yetersiz planlama ve üst düzey yöneticilerin olaya uyum sağlayamamaları ileriye dönük sorunlar çıkarmaktadır. Öncelikle üst düzey yöneticilerin BTÜ’yü anlayıp kendilerini bu doğrultuda motive etmeleri gerekmektedir.

Diğer bir nokta da yöneticilerin acelecilikleridir. Oldukça yüklü bir miktarı BTÜ’ye yatıran yöneticiler, çok kısa bir süre içinde sonuçları görmek istemektedirler. Ama BTÜ’nün buradaki esprisi farklıdır. BTÜ’nün kuruluşa kazandırdığı kârlar uzun zamanda kendini göstermektedirler.

Teknik sorunlar açısından en önemli nokta uyumluluktur. BTÜ parça parça kullanıldığı zaman bu sorunla karşılaşılmamaktadır. İşletim sistemlerindeki farklılıklar, uyumlu olmayan protokoller, birbirine uyamayan veritabanları vb. bazı sorun başlıklarıdır. Aynı donanım kullanıldığı halde bile böyle sorunlar çıkmaktadır. Eğer bir de BTÜ uygulamaları tek bir elden yapılamıyorsa tam bir kargaşa olmaktadır.

Diğer bir teknik sorun da yapıtaşlarının birbiri arasındaki iletişimidir. Bugüne kadar bu iş için bazı metodlar geliştirilmiştir. Fakat standardizasyona gidilememiştir. MAP (Manufacturing Automation Protokol) General Motors tarafından geliştirilen ve sorunu çözen bir protokol olmasına rağmen diğer protokollerle uyum gösterememektedir.

BTÜ oldukça karmaşık bir sistemdir ve eğitilmiş insanlar olmadan çalışamayacaktır. Dolayısıyla bugünkü işçinin olaya adapte olması gerekmektedir. İşçi bütün bilgisini, becerisini, yeteneğini yenilemek ve geliştirmek zorunda kalacaktır. Bu yüzden bu kadar dinamik bir olaya insanın hemen adapte olması kolay değildir.

BTÜ uygulamalarında organizasyon yeniden yapılacaktır. Bu durumda insanlarda mevkilerini kaybetme sorun olacaktır. Bütün bu değişim ve yeniden yapılanma önceden iyice planlanmazsa, uygulama geri tepebilir ve kuruluş için bir felakete dönüşebilir.

BTÜ’NÜN KURULMASINDA İZLENEN YOL

BTÜ uygulaması çok detaylı bir ön hazırlık devresi gerektirir. Her nokta önceden aydınlatılıp, sorunlar önceden görülmeye çalışılmalıdır. Bu amaçla bir sıralama yaparsak:

1-Amaçlar belirlenmeli,

2-Uygulanacak strateji belirlenmeli ve ekonomik hesaplar yapılmalı,

3-Kuruluştaki her kademe insana BTÜ eğitimi verilmelidir,

4-Beklentiler belirlenmeli ve açıklanmalıdır,

5-Parça parça BTÜ’nün fiziksel yapıtaşları kurulmaya başlanmalıdır.

SONUÇ

BTÜ üretim alanında yeni bir kavram. Fakat hızla kendini kabul ettirmekte ve uygulamaları endüstride gözlenmektedir. Birçok açıdan bakıldığı zaman BTÜ geleceğin üretim teknolojisi olarak görülmektedir. Dolayısıyla rekabet şansını yitirmek istemeyen kuruluşlar en kısa sürede kendilerini BTÜ’ye adapte etmelidirler. Bu adaptasyon, bu konuda deneyimli uzman bir ekip tarafından yapılabilmektedir. Bu uzman ekip ise, kendi bilgisini kullanarak bu işi tamamlayabilmektedir. Para kaynakları kısıtlı, gelişmekte olan ülkelerde deneyimli uzman ekipler bulmak kolay değildir. Bilgi bu ülkeler tarafından, gelişmiş ülkelere nazaran, daha fazla para ödeyerek ithal edilmektedir. Bu durum karşısında gelişmekte olan ülkelerin izleyebilecekleri en uygun yol, kendi uzman ekiplerini oluşturmak üzere, bu konu üzerinde yapılan araştırmaları desteklemesidir. Bu tür araştırmaların yapılması ve insan yetiştirilmesi için en uygun ortam da üniversiteler olarak görülmektedir.

Gelişmiş ülkelerde BTÜ örnekleri vardır. Aynı zamanda buralarda BTÜ ile ilgili problemler görülmüş ve çözüm yolları önerilmiştir. Dolayısıyla Türkiye’de BTÜ uygulamalarına daha bilinçli gidilebilecektir. Bu da Türkiye için bir avantajdır.

BTÜ gerçekten ileri teknoloji ürünlerini gerektiren bir uygulama olup, ilk yatırım maliyetleri yüksek olsa da, getirdikleri kazançlar gözardı edilemez. Yol açacağı sorunlar da insanların olaya adapte olması ile çözülecektir. Sanayileşme çabası içinde olan Türkiye’de de yakın zaman içinde BTÜ çalışmalarına başlanamazsa, ilerisi için Türk ekonomisinde önemli sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle biz de en kısa sürede bilinçlenmeli ve ondan faydalanmalıyız.

KISALTMALAR

AGVS: Automated Guided Vehicle System

OYTS : Otomatik Yönlendirilen Taşıt Sistemleri

AI : Artificial Intelligance

YZ : Yapay Zeka

AMH : Automated Material Handling

OMT : Otomatik Malzeme Taşıma

AMT : Advanced Manufacturing Technologies

İÜT : İleri Üretim Teknolojileri

CAD : Computer Aided Design

BDT : Bilgisayar Destekli Tasarım

CAE : Computer Aided Engineering

BDM : Bilgisayar Destekli Mühendislik

CAM : Computer Aided Manufacturing

BDÜ : Bilgisayar Destekli Üretim

CAPP : Computer Aided Process Planning

BDSP : Bilgisayar Destekli Süreç Planlaması CIM : Computer Integrated Manufacturing

BTÜ : Bilgisayar Tümleşik Üretim

CNC : Computer Numerical Control

BSK : Bilgisayar Sayısal Kontrol

CQ : Cost of Quality

KM : Kalitenin Maliyeti

DBMS: DataBase Management System

VTİS : Veri Tabanı İşletim Sistemi

DNC : Direct Numerical Control

DSK : Doğrudan Sayısal Kontrol

DSS : Decission Support Systems

KDS : Karar Destek Sistemleri

ES : Expert Systems

US : Uzman Sistemler

FMS : Flexible Manufacturing Systems

EÜS : Esnek Üretim Sistemleri

GT : Group Technology

GT : Grup Teknolojileri

IGES : Initial Graphics Exchange Specifications

IGDT : İlk Grafik Değişim Talimatları

LAN : Local Area Network

YAA : Yerel Alan Ağı

MAP : Manufacturing Automation Protokol

ÜOP : Üretim Otomasyon Protokolü

MIS : Management Information System

YBS : Yönetim Bilgi Sistemi

MRP : Manufacturing Resource Planning

ÜKP : Üretim Kaynak Planlaması

NC : Numerical Control

SK : Sayısal Kontrol

QIS : Quality Information System

KBS : Kalite Bilgi Sistemi

KAYNAKÇA:

Computer Integrated Manufacturing Handbook

CAM Developments in CIM

Spring Verlag

Computer Integrated Manufacturing

Industrial Press

Planning and Implementing CIM

Computers in Industry

Developing CIM

Engineering Cost and Production Economics

Role of Geometric Modelling in CIM

Computers and Industrial Engineering

Software Technologies in CIM

Computer in Industry

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]

Ö N S Ö Z

06 Kasım 2007

Ö N S Ö Z Teknik ve bilimsel buluşların ilerlemesi, tüketici ihtiyaçlarının artması, rakiplerin piyasaya hızla girmesi ve reklam gibi faaliyetlerin artması işletmeleri sürekli değişim yapmaya zorlamaktadır. Varlıklarını sürdürmek ve gelişmek isteyen işletmeler de, birtakım yenilik yapma çabası içerisine girmektedir.

İşletmelerin bilgi merkezini oluşturan ofisler de bu gelişmelerden etkilenmektedir. Çalışmamızda ; teknolojik gelişmelerin ofis, ofis faaliyetleri ve ofis personeli üzerindeki etkileri üzerinde durulmaktadır.

İÇİNDEKİLER Sayfa KISALTMALAR CETVELİ

ŞEKİLLER CETVELİ

GİRİŞ 1

BİRİNCİ BÖLÜM

KAVRAMSAL AÇIKLAMA VE TANIMLAR

1. TEKNOLOJİ KAVRAMI 3

1.1. Teknolojik Gelişme 4

2. BİLGİ KAVRAMI 6

2.1. Bilginin Özellikleri 7

3. BİLİŞİM KAVRAMI 8

4. OFİS KAVRAMI 10

4.1. Ofis İşlevleri 11

4.2. Ofis Personeli 13

4.3. Ofisin Tarihi Gelişimi 14

İKİNCİ BÖLÜM

OFİS OTOMASYONU SİSTEMİ

1. OFİS OTOMASYONU VE GELİŞİMİ 16

1.1. Ofis Otomasyonu Sisteminin Amaçları 18

1.2. Ofis Otomasyonu Sisteminin Faydaları 20

1.3. Ofis Otomasyonuna Neden Olan Ön Gelişmeler 21

2. BİLGİSAYAR TEKNOLOJİSİ 22

2.1. Bilgisayarın Temel Özellikleri 22

2.2. Bilgisayarların Sınıflandırılması 23

2.2.1. Kuşaklarına Göre Bilgisayarlar 23

2.2.2. Kullanım Alanlarına Göre Bilgisayarlar 24

2.2.3. Kullanım Amaçlarına Göre Bilgisayarlar 25

2.2.4. Büyüklüklerine Göre Bilgisayarlar 26

2.3. Bilgisayarın Genel Yapısı 26

2.3.1. Bilgisayar Donanımı (Hardware) 27

2.3.2. Bilgisayar Yazılımı (Software) 29

3. İLETİŞİM TEKNOLOJİSİ 30

3.1. İletişim Ağları 31

3.1.1. Lokal (Yerel) Alan Ağları 31

3.1.2. Geniş Alan Ağları 32

3.2. Genel Ağ Mimarisi (Ağ Yerleşimi) 32

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

OFİS OTOMASYONU SİSTEMİNİN ALT SİSTEMLERİ

1. ALT SİSTEMLER 36

1.1. Belge İşleme Sistemleri 37

1.2. Elektronik Posta Sistemleri 39

1.2.1. Elektronik Dosyalama ve Belge Erişim Sistemleri 39

1.3. Yönetici Destek Sistemleri 40

1.3.1. Elektronik Takvim (Ajanda) 41

1.3.2. Kütük Listeleri ve Rehberler 41

1.3.3. Hesaplama 41

1.4. Yönetim Bilişim Sistemleri 41

1.4.1. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Özellikleri 43

1.4.2. Yönetim Bilişim Sistemleri ile İlgili Sistemler 44

1.4.2.1. Karar Destek Sistemleri 44

1.4.2.2. Uzman Sistemler 44

1.4.2.3. Yönetici Sistemler 46

2. OFİS OTOMASYONUNDA GÜVENLİK 47

2.1. Elektronik Posta Sistemlerinde Güvenlik 48

2.2. Elektronik Dosyalamada Güvenlik 48

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN PERSONEL ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

1. DEĞİŞİMİN PERSONEL ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 49

1.1. Değişime Karşı Direnme ve Başlıca Sebepleri 50

1.2. Değişime Direnişi Azaltıcı Önlemler 53

2. DEĞİŞİMİN YAPILAN İŞLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 54

BEŞİNCİ BÖLÜM

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN OFİS OTOMASYONU VE PERSONELİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNE İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

1. ARAŞTIRMANIN AMACI 56

2. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ 57

3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI 58

SONUÇ 75

ÖZET

KAYNAKÇALAR

GİRİŞ

Bu çalışma; teknolojik gelişmelerin, ofis otomasyonu ve personeli üzerindeki etkilerini konu almaktadır. Sürekli değişen bir çevre içerisinde faaliyet gösteren işlet-melerin, en hızlı değişen öğesi teknolojidir.

Günümüzde; ofis ve ofis faaliyetleri, işlemlerin karmaşıklığı ve aşırı uzman-laşma nedeniyle önem kazanmıştır. Gelişen teknoloji ofislerin görünümünü de etkile-miştir.19.yüzyılın sonlarına gelindiğinde ofis faaliyetlerinde kullanılan teknoloji ürünleri hemen hemen sadece kalem, kağıt ve mürekkep iken; büyük bir süratle gelişmeye başlayan teknoloji, ofisleri yeniden biçimlenmeye zorlamıştır.

20. yüzyılın ikinci yarısı; hemen her alanda olduğu gibi, ofis hizmetleri ala-nında da yüksek teknoloji adı altında toplanan bir takım bilgi, araç ve ekipmanın yoğun olarak kullanıldığı bir dönem olmuştur. Bu dönemde, ofislerde bilgiye olan ihtiyaç artmış; verimliliğin arttırılması gibi konular önem kazanmış, otomasyona olan talep de artmıştır.

Özellikle bilgisayar teknolojisinde meydana gelen gelişmeler; bilgisayarları ofislerin ayrılmaz bir parçası, otomasyonun en önemli unsuru haline getirmiştir. Bu-gün ofis otomasyonu sistemleri sekreterlerden, memurlardan, yöneticilerden oluşan geniş bir kullanıcı grubuna hitap etmektedir.

Bu çalışmanın amacı; ofislerin ve ofis işlevlerinin teknolojide meydana gelen gelişmelerle birlikte kazandığı önemi belirtmek; ofis otomasyonu sistemlerini ve avan-tajlarını ortaya koymaktır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde teknoloji, teknolojik gelişme, bilişim ve ofis kavramları üzerinde ayrı ayrı durularak çeşitli tanımları yapılmış ve bu kavramlar arasında fonksiyonel bağın kurulmasına çalışılmıştır.

İkinci bölümde ofis otomasyonu sistemi konusu ele alınmıştır. Ofis otomasyonu sisteminin amaçları, faydaları ve gelişimi üzerinde durulmuş, ofis otomasyonu sisteminin gelişimini etkileyen bilgisayar ve iletişim teknolojilerine de ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

Üçüncü bölümün konusunu, ofis otomasyonu alt sistemleri ve bunların sağladığı kolaylıklar oluşturmuştur. Bu bölümde, teknolojik gelişmelerin ofis otomasyonu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu gelişmeler sonucu yaygınlaşan ofis otomasyonu alt sistemlerinin, ofis işlevlerine ve çalışan personele katkıları üzerinde durulmuştur.

Dördüncü bölüm, teknolojik gelişmelerin personel üzerindeki etkilerine yöneliktir. Ofis personelinde yeniliklere karşı oluşabilecek tepkilerine ve bu olumsuz tepkileri giderebilmek için alınabilecek bazı önlemlere değinilmektedir.

Beşinci ve sonuncu bölümde; Ankara’nın 100 işletmesinde, ofis otomasyonundan ve teknolojik yeniliklerden yararlanma durumu incelenmiştir. Araş-tırmanın amacı, kullanılan yöntem ve araştırma sonuçlarının değerlendirilmesi de bu bölümde yer almaktadır.

BİRİNCİ BÖLÜM

KAVRAMSAL AÇIKLAMA VE TANIMLAR

1. TEKNOLOJİ KAVRAMI

İnsanın içinde yaşadığı doğal koşulları değiştirmeye başlamasından bu yana yaklaşık olarak yetmişçin yıl geçtiği sanılmaktadır. Yapılan araştırmalar, tüm insan topluluklarının kendilerine özgü birer teknolojisi olduğunu göstermektedir. Bu teknolojinin gelişmesinde bilgi daima büyük bir etken olmuş ve bu günümüze dek böyle devam etmiştir.

Bugün bilim ve teknoloji, yaşantımızın her alanına girmiş bulunmaktadır. Dünya globalleşirken bilimin ışığında büyük bir teknolojik patlama yaşanmaktadır. Bu patlama günümüz ofislerini ve ofis çalışmalarını da etkilemekte; ofisler yeniden biçimlenirken, teknolojinin kullanımı ile daha entegre bir biçim almaktadır (Yayla gül 1995: 1).

Fabrika binalarının yerine, büroların bulunduğu binaların inşa edilmesi; çağdaş kentleşmenin başlıca simgesi olarak kabul edilmektedir. 19. yüzyıl sanayi kentlerinde işgücü fabrikalarda istihdam edilirken; 20. yüzyılda istihdam daha çok hizmetler sektöründe ve özellikle bürolarda gerçekleşmektedir (Gözlü 1992: 31).

Hemen her alanda olduğu gibi hizmetler sektöründe de yüksek teknoloji adı altında toplanan bir takım bilgi, araç ve ekipman yoğun olarak kullanılmaktadır. Bir hizmet işletmesi olan büroların da başarılı olabilmesi için gerekli olan temel kaynaklar “bilgi” ve “teknoloji”DİE.

Günlük dilde, bilim ve teknoloji kavramlarının çoğu kez birbirinin yerine kullanıldıklarını görmekteyiz. Gerçekte bu ikisi birbirleriyle ilişkili olmakla beraber aynı değildir.

Bilim; gözlem ve gözleme dayalı, akıl yürütme yoluyla önce dünyaya ait olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasalar bulma çabasıdır (Dalgıç 1982: 11).

Teknoloji ise; üretim faaliyetlerinde bulunurken insanların kullandığı yol ve yöntemler şeklinde tanımlanabileceği gibi, insanın çevresini değiştirmek için sahip olduğu ve kullandığı tekniklerin tümü olarak tanımlanabilir (S. Şimşek 1975:4).

Bu tanımları çoğaltmak mümkündür :

Teknoloji, belirli bir amaca yöneltilmiş bir dizi tekniğin, işin amaçlarına göre sıralanması ve kullanılması yollarının bilimsel kurallara uygun olarak sistematiğe edilmesidir (Er besler 1987: 9).

Teknoloji, bir yandan sanayinin çeşitli dallarında kullanılan üretim, donanım ve yöntemleri, diğer yandan belli bir teknik alanda, b0ilimsel ilkelere dayanan tutarlı bilgi ve uygulamaların tümünü anlatmaktadır (Sözen 1995: 19).

Teknoloji ve bu alandaki gelişmeler, örgütlerin başarısında önemli rol oynar. Teknolojik çevre koşullarındaki değişim, bugün toplumsal hayatı en çok etkileyen olgulardan biridir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası, bilgi gelişmesinde akıl almaz bir hızlanma görülmekte; yeni bilgiler edinildikçe, eskiler ve onun ürettiği yapınlar eskimektedir (Ülger 1993: 173).

Unutulmamalıdır ki; teknoloji, aniden ortaya atılmış ne olduğu bilinmeyen bir kavram değildir. Teknoloji, insanın düşünme yeteneğini kazandığı andan itibaren, hayatını kolaylaştırmak için yarattığı her araçta mevcuttur. Sadece gelişim hızı yavaş olmuş ve zamanı geldiğinde bir volkan gibi patlamıştır.

1.1. Teknolojik Gelişme

Teknoloji ve buna bağlı olarak teknolojik gelişme, insanlıkla başlayıp günümüze dek süre gelen dinamik bir olgudur. İnsanoğlu, yaradılışından bu yana hep kendisi için en iyi olan, en az külfet veren ve en çok yarar sağlayan şeyleri arayıp bulmuştur. Teknolojik gelişmenin temelinde de daha iyiye yönelme içgüdüsü ve doğanın sırlarını anlama merakı vardır.

Teknolojik gelişme; aygıtların verimli bir biçimde kullanılmalarını, ayrıca belirli bir teknik ve ekonomik kârlılığın gerçekleştirilmesini, işletmelerin büyümesini, bir dizi karmaşık işlemin ve gittikçe çoğalan bir enerjinin kullanılmasını sağlayan tüm yenilikler (gelişmeler) olarak tanımlanabilir” (Ülger 1993:135). Kısacası teknolojik gelişme; bir işletmenin aynı miktar girdi ile daha fazla çıktı elde etmesidir.

İşletmede herhangi bir gelişmeye yol açmayan, seçeneklerden birinin yerine diğerinin geçme süreci olan teknik değişme, teknolojik gelişmeden farklı bir kavramdır. Bilginin başka bir ekonomiye transfer olması halinde, teknolojik gelişmeden (yeniliklerden) söz edilebilmektedir (Pek demir 1989: 112-113). Kısacası teknoloji ekonomik nitelik kazandığı zaman yeniliğe dönüşmektedir (Eren 1981:14).

Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra teknolojide kaydedilen gelişmeler; daha önceki dönemlerde ortaya çıkan değişmelerden yapı, içerik ve hız bakımından farklılık gösterir. Birinci ve İkinci Endüstri Devrimleri arasındaki en önemli farklılıklar; üretim faaliyetlerinin nasıl yürütüleceğini belirleyen enerji, bilgi ve haberleşme unsurlarında görülen farklılıklardan doğmaktadır. Teknolojik faaliyet; yirminci yüzyılda sanat olmaktan çıkıp meslek niteliğini kazanınca; icatçının yerini mühendise, sanatkârın da meslekten gelen kişilere bırakması önemli bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişme metodunda ortaya çıkan en önemli değişme, teknolojinin bilime dayalı bir çalışma alanı haline gelmiş olmasıdır. Geçmişte teknolojik gelişmeler bilimsel gelişmelerin meydana gelmesine yardımcı olurken; bugün bilim, teknolojik gelişmelerin kaynağı olmuştur. Günümüzde, teknolojide meydana gelen değişmeler daha önceki çağlarda görüldüğü gibi ani bir icat şeklinde değil; bir yenilik şeklinde ortaya çıkmaktadır (Pek demir 1989:113-114).

Çağdaş ofis sistemleri de bu yapılanma ve gelişmelerin dışında kalmamış, gelişen teknolojinin sağladığı avantajlardan faydalanmasını bilmiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte ofis faaliyetlerinin daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlayan aletler de değişmiştir. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde yönetim faaliyetlerinde kullanılan teknoloji ürünleri hemen hemen sadece kalem, kağıt ve mürekkep olmuştur. Daha sonra büyük bir süratle gelişmeye başlayan teknoloji; önce organizasyonların mevcut yapısına hizmet etmiş, daha sonra organizasyonların yapısını değiştirmiştir.

Teknolojik gelişmeler sonucu; yeni yöntemlerin, tekniklerin, ürünlerin ve işlemlerin uygulanması ofis verimliliğini önemli ölçüde etkilemiştir. Yine ofis faaliyetlerinde; bilgisayarların ve modern haberleşme araçlarının kullanılması, bir çok rutin işi ortadan kaldırmış ve ofis faaliyetlerinin daha hızlı, daha verimli ve daha düzenli bir şekilde yapılması sağlanmıştır.

Teknolojik gelişmeler bütün yönleriyle olmasa da, örgütsel değişimi sağlayan en önemli etkendir. Makinalaşma ve elektronik bilgi işleme aygıtlarının iş hayatına girişiyle; ofis otomasyonu adı altında yeni bir kavram ortaya atılmış ve gün geçtikçe bu kavramdan daha sık söz edilir olmuştur.

2. BİLGİ KAVRAMI

Bilgi, tarihsel gelişimi içinde öncelikle yayıncılık ve kütüphanecilikle uğraşan kişilerin ilgi alanına girmiş; zamanla eski bilgilere ulaşma ve bu bilgileri düzenli bir şekilde saklama çabaları bir uzmanlık alanı oluşturmuştur.

Bilgi sözcüğünün iki anlamda kullanıldığını görüyoruz :

a- Birinci anlamı ; bir konu ile ilgili fikir sahibi olmak, konuyu tanımak, anlamak, herhangi bir şeyi, bir kişiyi veya bir olayı, deneyim ve gözlemler sonucu öğrenmek ve özümsemek anlamına gelir. Yani belirli bir alanda öğrenilmiş olanların tümüdür.

b- Bilgi sözcüğünün ikinci anlamı ise “enformasyon” sözcüğü ile eş anlamlı olarak kullanılır. Batı dillerinde “Bilgi”, Latince “Information” sözcüğünden türetilmiştir. Information ise şekillendirmek, bilgi mesaj verme eylemini ifade eder (Türkmen 1992:37). Bu anlamda bilgi, fikirleri veya durumları gösteren belgeler ve verilerdir. Yani çeşitli araştırmalar sonucunda elde edilen belgelerin, fikirlerin, işlenmiş verilerin bir kişiden başka bir kişiye bilgilendirilmek amacıyla aktarılması ve kullanılmasıdır. Bizi ilgilendiren de bilginin bu ikinci anlamıdır.

Bilgi kavramının doğru algılanması için çoğu zaman, aynı anlamda kullanılan ve gerçekte farklı bir anlam ifade eden veri kavramı ile ilişkisinin belirlenmesi gerekir. Veri, bilgi üretiminde kullanılan ve anlam çıkarmaya elverişli olan ham olgulardır. Ham olgu olarak ifade edilen verinin anlamlı sonuca dönüştürülebilmesi için ise bir dönüşüm sürecinden geçirilmesi gerekmektedir. Verinin bir dönüşüm sürecinden geçirilerek anlamlı sonuçlara dönüştürülmüş şekli ise “bilgi” olarak ifade edilir (Karakaya 1994:14).

Veri ve bilgi kavramlarının bazı kereler eş anlamda kullanılması olağandır. Veri ve bilgi sırası ile hammadde ve işlenmiş mala benzetilebilir. Nasıl bir üretim sisteminde aşamalar var ise aynısı bilginin üretilmesinde de vardır. Yani bir aşama için bilgi olan girdi, diğer bir aşama için veridir. Bu nedenle, veri ve bilginin bazı kereler eş anlamda kullanılması olağandır (Özkarahan 1981:19).

2.1. Bilginin Özellikleri

20. yüzyılın en büyük sonuçlarından biri; insanoğlunun bilginin değerini yüceltip, onu üretme ve kullanmada gösterdiği başarıdır. Bilgi bu yüzyılda mal, toprak, para gibi ekonomik ve toplumsal bir değer kazanmıştır.

Bilginin en önemli özelliği onu kullananlara sağladığı güçtür. Bilginin bir rekabet aracı olarak onu kullananlara güç sağlayabilmesi için, bazı özelliklere sahip olması gerekir (Karakaya 1994:18-19):

a- Güvenilir Olma

Bilginin kullanıcılar için yararlı olabilmesi güvenilir olmasını gerektirir. Hata ve ön yargıdan makul ölçüde arınmış, temsil etmeyi amaçladıkları şeye bağlı kalınarak sunulan bilgi, güvenilir bilgidir.

b- Zamanlı Olma

Bilginin kullanıcılar için yararlı olabilmesi için ihtiyaç duyduğu anda üretilmiş olması gerekir. Yani kararlara yardımcı olabilmesi için gereken bilgilere zamanında ulaşılabilmelidir.

c- Tam Olma

Bilginin kullanıcılar için yararlı olabilmesi için bilgi ihtiyacını karşılayacak kapasitede olması gerekir. Bilginin tam olma özelliği kullanıcıların ihtiyaç duyduğu tüm içerikleri taşıması ile söz konusu olur.

d- İhtiyaca Uygun Olma

Bilginin kullanıcılar için yararlı olabilmesi için kullanıcının ihtiyacına uygun olması gerekir. Bilginin ihtiyaca uygun olma özelliği amaca uygun olması ile doğru orantılıdır. Bu özellik bilginin kullanıcılara sunulmasında kısa ve öz olma özelliğini de kapsar.

Bilginin öneminin artması ile dünyada “Sanayi Toplumu”n dan “Bilgi Toplumu” na doğru bir geçiş süreci başlamıştır. Bu süreç ekonomik ve sosyal yaşamın tüm boyutlarında köklü değişimlere neden olmaktadır. Ekonomik anlamda bilginin güç ile özdeş görülmesi günümüz işletmelerini gittikçe artan bilgi ihtiyacı ile karşı karşıya getirmiştir (Karakaya 1994:17). Bürolarda da, daha çok miktarda bilgi işlenmeye başlanmış ve buna bağlı olarak bilginin daha etkin kullanılmasını sağlayan bilişim teknolojisindeki gelişmeler ortalamıştır (Gözlü 1992:37).

3. BİLİŞİM KAVRAMI

İçinde bulunduğumuz çağ, son 30-40 yıl içinde defalarca isim değiştirdi; Uzay çağı denildi; Elektronik çağı denildi; Bilgisayar çağı denildi; ya da birleştirildi hepsi denildi. Bizim burada üzerinde durduğumuz tarihin geçirdiği aşamalar değil; insanlığın ve toplumların geçirdiği aşamalardır. Dahası toplumların geçirdiği ekonomik, teknolojik ve kültürel aşamalardır. Günümüzde yeni bir aşama, yeni bir evre başlamaktadır. Yakın bir gelecekte etkisini daha baskın bir biçimde gösterecek olan bu aşama, günümüzde, bilişim olarak ele alınmaktadır (Demiralp 1995:646).

Hemen söylemek gerekirse, bilişim teknolojisini doğuran temel bulgu; bellekte program depolama, depolanmış bilgiye erişme ve iletişim bütünlüğüdür. Yani bilişimin temelini; bilgi ve bilgiyi işleyen bilgisayarlar oluşturmaktadır (Kılan 1976:352).

Bilgisayarlarla birlikte; istenilen bilgileri istenildiği kadar depolayabilen, bunları işleyen ve yeni bilgiler üreten bilişim teknolojisi insanlığın hizmetine sunulmuştur.

Bilişim terimi; bilginin kodlanması, aktarılması, özetlenmesi, ilişkilendirilmesi, raporlanması gibi tüm işlemleri kapsayan oldukça geniş anlamlı bir terimdir; özellikle elektronik iletişim ve bilgi işlemi içermektedir (Bilgen 1992:13).

Bilişim; temelinde bilgi bulunan ve bilginin işlenmesi, üretilmesi, saklanması, ulaştırılması gibi problemleri çözümleyen bir araştırma ve uygulama alanıdır (Demiralp 1995:646).

Bir başka tanıma göre bilişim; bilgisayar yazılımı, bilgisayar donanımı, bilgisayar iletişimi ve tüm bunların sistem entegrasyonudur (Bilgisayar Kongresi 1992: 345). Bilişim sistemi ile bilgisayarın kullanıcısı ve bilgisayar birimi arasında bilgi iletişimi sağlanabilmekte; kullanıcı ile bilgisayar arasında diyalog kurulmakta ve kullanıcı kendisine ulaşan bilgilerle ilgili sorular sorup, yanıtını alabilmektedir.

Şekil 1: Bilişim Kavramı

Bilişim = Donanım + Yazılım + İletişim + Yönetim

Bu tanımları çoğaltmak mümkündür. Böylece bu tanımların birbirine çok yakın anlamlar taşıdıklarını da görebiliriz.

Bilişim; bilginin üretilmesi, iletişimi ve kullanılmasında yararlanılan araçlar, teknikler ve kavramlar bir bütünü olarak ifade edilebilir.

Bilişimi; girişimcilikte karar ve yönetim için gerekli olan bilginin toplanması, işlenmesi, değerlendirilmesi, dağıtımı ve kullanımı olarak da tanımlayabiliriz (Erkan 1994:179).

Hızlı iletişim ve bilgi akışı zorunluluğu büro otomasyonunun önemini arttırmıştır. Teknolojik gelişmelerin ofis faaliyetlerine ve araçlarına getirdiği yenilikler; ofis verimliliğini, işin kalitesini ve çalışanların iş doyumunu da arttırmıştır. Teknolojinin sağladığı büyük olanaklar sayesinde bilginin işlenmesi ve paylaşımı kolaylaşmış, otomasyona ola talep de artmıştır.

4. OFİS KAVRAMI

Ofis otomasyonunu anlamak için geleneksel ofise, ofisin enformasyon akışına ve ofis fonksiyonlarına bakmak gerekir.

Geleneksel ofis dendiği zaman; elektronikten ziyade elle kullanılan aletlerin bulunduğu ofisi anlıyoruz. Bu ofislerde mektuplar elle yazılır, sonra da el yazısı güzel olan bir sekreter tarafından temize çekilir ya da daktilo yöntemi kullanılırdı. En çok göze çarpan ve gerek kamu, gerekse özel ofislerde pek çok çeşidine rastlanan aygıt ise daktilo idi ve bürolarda neredeyse sürekli olarak daktilo sesi işitilirdi. Daha sonraları gelişen teknoloji ile birlikte ofis faaliyetlerini kolaylaştıran yeni aletler ve yöntemler ortaya çıkmıştır.

Geleneksel ofisin ne olduğuna kısaca değindikten sonra, ofisin çeşitli tanımlarına yer verebiliriz :

Ofis; yönetici, profesyonel, memur ve sekreterin çalıştığı yerdir (Akyol 1988: 44).

Küçük bir işletmede ofis bu kişilerden oluşabilir. Fakat büyük bir iş yerinde sekreterin yerini sekreterya, memurun yerini geniş kadrolu servisler ve uzmanlar yöneticinin yerini hiyerarşik bir düzende yöneticiler kadrosu almaktadır. Bu nedenle aşağıdaki ifadeler, kanımızca büroyu daha doğru tanımlamaktadır.

Kavramsal olarak ofis; bir işin yürütülmesiyle ilgili bütün faaliyetleri kapsayan ve bilginin yaratıldığı, kullanıldığı ortamlardır (Ahıska 1987:136).

Ofisler; mal veya hizmet üretmek amacıyla kurulmuş iş yerleri ve fabrikalarda plan, proje, bütçe, muhasebe, personel ve bunlara benzer pek çok işin ve işlemin yapıldığı alanlardır (Göral 1995:1).

Büroyu; bir işletmenin veya iş örgütünün bilgi merkezi olarak nitelendirmek mümkündür (Gözlü 1992:32).

Büro sistemleri; bilginin yaratıldığı, işlendiği, çoğaltılıp kullanıldığı her yerde mevcuttur ve özelde bireylerin, genelde organizasyonların gerektiği gibi iş üretmelerini sağlarlar (Bilgisayar Dergisi 1985/3:12).

Bu tanımlardan yola çıkarak büroları; bilginin yaratıldığı, işlendiği, iletildiği, amaca uygun olarak çoğaltılıp kullanıldığı yerler olarak ifade edebiliriz.

Günümüz ofisleri, yönetimle bütünleşmiş, işletmenin başarılı olabilmesi için üzerinde önemle durulması ve çalışmaları yakından izlenmesi gereken bir çalışma grubunu temsil eder.

4.1. Ofis İşlevleri

Gerek kamu kuruluşlarında, gerekse özel kuruluşlarda işlerin büyük bir kısmı bürolarda yürütülmektedir. Diğer bir deyişle kurum ya da işletmelerin hizmet ve çalışma konusu ne olursa olsun, bunun yanında mutlaka büro hizmetleri vardır.

Bürolarda; çeşitli konularda yazılar yazılır, formlar doldurulur, mektuplar cevaplandırılır, fakslar çekilir, telefonla haberleşilir, kayıtlar tutulur, bilgiler dosyalanır vb. bir çok faaliyette bulunulur.

Genel olarak büro işlevleri beş temel faaliyet halinde sınıflandırılabilir (Gözlü 1992X:31-32):

a- Bilginin Alınması

Çeşitli türde bilgiler; siparişler, faturalar, teleks ve telefon mesajları gibi iletişim araçları ile elde edilmektedir.

b- Bilginin Kayıt Edilmesi

Elde edilen her türden bilginin dökümü yapılır ve dosyalanır. Bazı durumlarda ise gerekli olmayan bilgiler elenir. Bilgilerin istenildiği zaman kolaylıkla yeniden kullanılmaya hazır biçimde saklanması gerekmektedir.

c- Bilginin Düzenlenmesi

Kullanıma sunulmadan önce bilgiler çoğaltılır, özetlenir veya başka bilgiler ile birleştirilerek düzenlenirler ve mutlaka denetimden geçirilirler.

d- Bilginin İletilmesi

Bilgiler örgüt içinde veya örgütten örgüte iletilirler. Bilginin iletilmesi, kişiler tarafından veya elektronik büro aygıt ve teçhizatı ile gerçekleştirilmektedir. İletişim ne kadar etkili olursa, yönetim de o kadar sağlıklı kararlar verebilme olanağına kavuşur.

Ofis işlevleri sadece bilginin yaratılması, çoğaltılması, saklanması değil; aynı zamanda elektronik haberleşme, yönetim bilgilerine erişme, zaman yönetimi, bilgi işlem gibi çok çeşitli işlevleri de kapsamaktadır.

Özetle bir ofisin iki ana fonksiyonu vardır :

a- Bilgi sağlamak (enformasyon) : Bu şekilde yönetim karar alabilir.

b- Bilgi akışı sağlamak (enformasyon iletişimini sağlamak).

Bir ofisteki bilgi akışını şematik olarak şu şekilde gösterebiliriz (Armour 1982:2).

Şekil 2 : Bir Ofisteki Bilgi Akışı [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG] YÖNETİM

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG] Bilgi Kararlar

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG] Bilgi İşleme Bilgi

Girişi Tabi Tutma Çıkışı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG] Dosyalama

ve

Saklama

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

Geri Besleme Tüm bu faaliyetler, günümüz ofislerinde olduğu gibi geçmişteki ofislerde de mevcuttu. Değişime uğrayan yapılan işler değil, bu işlerin yapılma şekli olmuştur.

4.2. Ofis Personeli

Ofis işlevlerinden sözetmişken ofis çalışanlarına ve görevlerine de değinmekte fayda görüyoruz. Her ne kadar büro işlerinde çalışanların sayısı büronun iş hacmine ve çalışma alanına bağlı olarak değişmekte ise de, ofis çalışanlarını şu şekilde sınıflandırmak mümkündür :

a- Sekreter

Sekreter kısaca, bürodaki işleri organize eden kişidir. Yazı yazar, gönderir, telefonlara bakar, gelen ve giden evrakları takip eder, kaydeder, sahiplerine iletir, dosyalar, dosyadan arar bulur. Bağlı olduğu yöneticinin randevularını tespit eder ve izler. Yöneticinin sesi, kulağıdır.

b- Memur

Kurumun belirli bir işini yapmakla görevli olan kişidir. Örneğin muhasebe, dosyalama, ambar vb. gibi. Genellikle işletmedeki idari, mali ve ticari işlerden sorumludur.

c- Profesyonel

İşletmenin konusu gereği yapılması gereken işleri planlamak, yürütmek, izlemek ve sonuçlandırmaktan sorumlu kişidir. Yani işlerin yapılış seyrini ve sonuçları kontrol eder. Gerekli hallerde memurlara yol gösterir, rehberlik yapar. Günümüz bürolarında, şef veya müdür yardımcısı olarak anılır.

d- Yönetici

İşletmenin tüm faaliyetlerinden birinci derecede sorumlu kişidir. Diğer çalışanların derlediği bilgiler doğrultusunda işletme ile ilgili kararları veren ve faaliyete geçiren kişidir. Gerektiğinde toplantılar düzenler, toplantılara katılır ve elde ettiği bilgileri değerlendirerek işletmenin yararına sunar.

4.3. Ofisin Tarihi Gelişimi

Büroyu yeni ortaya çıkan bir kavram olarak düşünmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Papirüs ve tüy kalemlerin kullanılması ile aslında beyaz yakalı işçiler tarihte ilk defa ortaya çıkmışlardır. Ancak çağdaş anlamda bürolar, sanayi devrimi ile birlikte biçimlenmeye başlamışlardır. Bu alandaki ilgi çekici gelişmeler ise 19. yüzyıl sonlarında başlamış ve 20. yüzyılda gerçekleşmiştir (Gözlü 1992:34).

a- Sanayileşme Öncesi Dönem

Büroların geçmişini, insanoğlunun ekonomik faaliyetlerinin başlangıcına dayandırmak mümkündür. Ekonomik faaliyetlerin kaydedilmesi zorunluluğu belirli uzmanlaşma türlerinin ortaya çıkmasına yol açmış ve buna bağlı olarak bürolar kurulmaya başlanmıştır. Bu amaçla uzmanlaşan kişilerin belli yerlerde toplanmasının sonucu olarak konuyla ilgili faaliyetlerin düzenlenmesi ve yönetilmesi gereği duyulmuştur (Gözlü 1992:34).

b- Sanayileşme Dönemi

Sanayi çağına geçiş, insanların doğadan elde ettikleri hammaddeleri işleyerek yeni ürünler ortaya çıkarmalarıyla başlar. Orta çağlarda hammadde insanların el becerisiyle işlenmiş, böylece el sanatları ürüne bir artı değer kazandırmıştır. Sanayi devrimi ise hammaddelerin fabrikada işlenmesiyle gerçekleşmiştir. Bu dönem bir seri teknolojik yeniliğe dayanmaktadır. Ortaya çıkan yeni teknolojiler, yeni bir üretim ortamı ve yaşam biçimi yaratmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra teknolojik yenilikler hız kazanmıştır. 18. yüzyılda buhar makinasının geliştirilerek sanayinin hizmetine sunulması, işletmeleri ve işletme faaliyetlerini de değişime zorlamıştır. Bu arada ofislerde de önemli gelişmeler olmuştur.

Sanayi devrimine kadar büro çalışanları fabrika işçilerine göre tepe yönetim açısından daha çok itibar taşımaktadır. Büro işlerinin yerine getirilebilmesi için çeşitli beceriler gerekli olmakla beraber, bu işler oldukça basit işlemlerden oluşmaktadır. Sanayi devriminde ise büro, birçok uzmanlaşmış işlerin toplandığı bir alan olmuş ve bu dönemde nitelikli personel ihtiyacına olan talep de artmıştır. Büro ile ilgili işlevler mümkün olduğu kadar standartlaştırılmış ve rasyonel hale getirilmiştir. Tabi; Taylor, Gillbreth ve Gannt gibi bilim adamlarının iş standardizasyonu ve uzmanlaşma konularında yaptıkları çalışmaların da önemli katkıları olmuştur.

c- Bilgi Çağı

Sanayi devrimi ve sanayi toplumunun insanlığa getirdiği köklü değişim ve dönüşümlere benzer bir süreç de günümüzde yaşanmaktadır. 20. yüzyılın son çeyreği bu dönüşümün başladığı dönem olmuştur. Ancak yeni teknolojilerin sanayi devrimine göre çok hızlı üretiminin yapılması ve yaşam biçimimizi etkilemesi, bilgi toplumuna dönüşümün çok daha kısa sürede gerçekleşmesi yönünde bir sonuç doğurmaktadır (Erkan 1994:10-11).

İster mal, ister hizmet üretsinler bütün işletmelerde bilgi ihtiyacı giderek artmaktadır. Bilginin üretiminin artması, depolanması ve denetimi yeni bir çağı; bilgi çağını başlamıştır.

Bilgi toplumu; bilgiyi üreten, kullanan, ekonominin unsuru haline getiren bir toplumdur. Bu açıdan bakıldığında bilgi, bilgi toplumunun bir simgesidir. Ancak bilgi toplumunun ortaya çıkış sebebi, bilginin keşfedilmesi ya da fark edilmesi değildir. Kuşkusuz, bilgi çağlar boyunca tüm olaylarda etkin bir unsurdur. Bilginin, bilgi toplumunun simgesi haline gelmesinde temel neden; bireyin, bilgi elde etme imkanlarına sahip olmasıdır. Bilginin toplum içinde dolaşımı ve dolaşımın etkinliği, bilgi toplumunun oluşumunda ikinci nedendir (Demiralp 1995:647).

Doğaldır ki bilginin önem kazandığı bir dönemde, ofisler de bu yeni oluşumlardan etkilenecekler ve yeniden şekilleneceklerdir.

Geçmişten günümüze, kağıttan elektronik ortamlara bir geçiş yaşanmaktadır. Belli bir merkezden yapılan yayınlar yerine; bilgisayar ağları sayesinde, belli bir merkezden kontrol edilemeyen, bireysel iletişimler ortaya çıkmaktadır. Birey, istediği bilgiye istediği anda ulaşma imkanına kavuşmaktadır (Demiralp 1995: 647). Başlangıçta telefon, teleks, fotokopi ve baskı makinaları ile yetinilebilen ofis ortamına, zamanla bu araçlar yetmez olmuş faxmile ile teletex ve bilgisayar gibi yüksek teknoloji ürünleri her ofiste görülen araçlar haline gelmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM

OFİS OTOMASYONU SİSTEMİ

1. OFİS OTOMASYONU VE GELİŞİMİ

Sanayileşme sürecine giren bütün toplumlar da olduğu gibi, ülkemizde otomasyon teknolojik gelişmelerin bir ürünü olmuştur. İnsanlar tarafından yapılan işlerin, mekanik ve elektronik araçlar kullanılarak yapılmasına önce mekanizasyon denilmiş, daha sonra iş gücünden en etkin ve verimli yararlanmanın yolunun otomasyondan geçtiği düşünülerek mekanik çağ yerini otomasyon çağına bırakmıştır. Önce üretimde otomasyona geçilmiş, daha sonra da yönetim ve ofis işlerinde de otomasyona geçiş sağlanmıştır.

Günümüz örgütlerinde büro çalışmaları, işletmelerin karmaşıklığı ve aşırı uzmanlaşma nedeniyle önem kazanmıştır. ABD’nde 4 sektörde (büro, hizmet, sanayi ve tarım) yapılan bir araştırmaya göre, büro işlerinde çalışanların diğer sektörlerde çalışanlar arasındaki payı bu yüzyılın başında % 13 iken; günümüzde bu pay % 47’ lere ulaşmıştır. Bu oran giderek büyümektedir. İşletmelerde üretimin yanı sıra büro işlemleri de artmaktadır. Birçok konuda (bordrolar, muhasebe kayıtları, stok kontrolleri) rutin işlemlerin tekrarlanma katsayıları, işlem sayıları ve işlem konularının çeşitlerinin artması otomasyona olan ihtiyacı yaratmıştır (Türkmen 1992: 34-35). Bu durum ofisleri de yeniden biçimlenmeye zorlamıştır.

Ofis otomasyonu tanımında bir görüş birliği olmamasına karşın, ofis otomasyonu deyince ilk akla geliveren sözcükler işlemciler ve kişisel bilgisayarlardır. Bu iki ürünün piyasaya çıkması ve umulanın çok üzerinde alıcı bulması ile ofis otomasyonu terimi günlük dile yerleşmiştir.

Çalışanların sayısı, işin türü ne olursa olsun ofis otomasyonunun ilk amacı; işletmenin çeşitli bölümleri arasında bilgi akışını kolaylaştırmak, bilgileri yöneticiler tarafından değerlendirilebilecek ve kullanılacak biçimde hazır bulundurmak, dolayısıyla verimi arttırmaktır (Ahıska 1987:139).

Bu konudaki çalışmalar önce sekreterya hizmetleri ile başlamış, daha sonraları da yöneticilere ve diğer idari personele kadar ulaşmıştır. Bugün, çağdaş bir ofis donanımının vazgeçilmezleri; fotokopi, telefon, yazıcılar, bilgisayar ve yazılımıdır. Bunların yanında otomatikleştirilmiş büro sistemleri, elektronik dizgi makinaları, dosyalama sistemleri, çağdaş yerleşim ve mobilyalar büro otomasyonunu tamamlayan gereçlerdir.

Ofis otomasyonunun amacı verimi ve üretkenliği arttırmak olduğuna göre; bu yöndeki tüm çalışmalar ofis otomasyonu kavramı ile bağdaştırılabilir. Bir sekreterin elektronik daktilo, otomatik telefon arayıcısı veya bir mikro bilgisayar ile kelime işlemci kullanması onun verimini arttırıyorsa, bu ofis otomasyonu içinde düşünülmelidir. Bununla birlikte aynı bilgi ve kaynaklar birden fazla kullanıcı veya araç tarafından bilgisayar destekli olarak paylaşılamıyorsa, o zaman ofis otomasyonundan söz etmek güçleşmektedir. Kısacası; ofis otomasyonu güçlü bir bilgisayar desteğinde ofisteki tüm araçların verimli ve etkin kullanıldığı, entegre bir donanım ve yazılım uygulaması olarak kabul edilebilir (Ahıska 1987:140).

Otomasyonun çeşitli tanımlarını vermek mümkündür :

OO; rutin işlem ve işlevlerin kısa sürede ve doğru bir şekilde yapılmasını sağlayan bilgisayar ve bilgisayarla ilgili teçhizatın kullanılmasıdır (Gönenli 1987:76).

OO; yöneticilerin, memurların, sekreterlerin faaliyetlerini; elektroniğe ve bilgisayarlara dayalı teknolojilerden yararlanarak yürütmeleridir (Saatçioğlu 1987:138).

OO; bir konuda herhangi bir bilgiye ihtiyacı olan kişinin zamanında o bilgiye ulaşabilmesini sağlamaktır. OO ile ses, görüntü ve veri olarak gelen ve çeşitli hesaplamalar sonucu elde edilen bilgiler dosyalanıp gerekli yerlere anında ulaştırılabilmektedir (Bilgisayar Dergisi 1985/3:14).

Yukarıdaki tanımlar birbirinden çok büyük farklılıklar göstermezler. Bunların bir karışımı olan aşağıdaki tanım, ofis otomasyonu kavramına en uygun anlamı kazandıracaktır.

OO; yöneticilerin, profesyonellerin, memurların ve sekreterlerin; kısaca, ofis ortamında çalışan kişilerin ofisteki işlevlerinde verimi arttırmak için bilgi işlem sistemlerine bağlı iş istasyonları kullanmaları olarak tanımlanabilir (Önal, Toker ve Şengonca 1989: 62).

Bu tanımlardan yola çıkarak Ofis Otomasyonu Sistemini aşağıdaki şekillerde tanımlayabiliriz.

Bilindiği gibi sistem; belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik bir öğeler kümesidir (Özkarahan 1981:1). Diğer bir ifade ile; aralarında ilişkiler bulunan parçaların, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir bütün oluşturmasına sistem denir. Örneğin; eğitim sistemi, bilgisayar sistemi, yönetim sistemi gibi. Bu sistemlerden biri de Ofis Otomasyonu Sistemidir.

OOS; ofis ortamında otomasyon işlemini gerçekleştirmek üzere birlikte çalışan insan, donanım ve yazılımlar kümesidir.

OOS; belge ve mesajların işlenmesinde sağladığı kolaylıklarla genel ofis çalışmalarını verimli ve etken kılan bir sistemdir (Sayın 1993:17).

Ofis otomasyonu sistemi; bir ana bilgisayara bağlı terminal (veya yerel iletişim ağına bağlı kişisel bilgisayar), yazıcı, çizici, tarayıcı, faks, teleks, modem gibi çevre birimleri ve uygulama yazılımlarından oluşur (Akgün, 1992/5:62).

Her büro, ihtiyacı doğrultusunda farklı bir sisteme sahip olabilir. Önemli olan kullanılan sistemin büronun yapısına, mekanına, yerleşim düzenine, işlerin türüne, miktarına, çalışanların yeteneklerine, kullanılan teçhizata uygun olmasıdır. İyi bir ofis otomasyonu sistemi esnektir. Kullanıcıya seçme özgürlüğü tanır. Zaman ve yer sınırlaması en aza indirgenmiştir. Günün her saatinde ve her yerden (ev, ofis, başka şehir, ülke) ulaşılabilir.

1.1. Ofis Otomasyonu Sisteminin Amaçları

Ofis Otomasyonu Sisteminin ilk başta gelen amacı, ofis verimini arttırmaktır. Diğer bir amacı da, kullanılan otomasyon araçları vasıtasıyla ofis faaliyetlerine daha ekonomik ve tutarlı çözümler getirmektir.

OOS ile bilgilerin üretilmesi, işlenmesi, iletilmesi, değerlendirilmesi, arşivlenmesi ve yeniden bulunmasında kurum çapında bütünleşik bir bilgisayar sisteminden yararlanılarak tüm çalışanların verimi arttırılabilir. Ofis personelinin zamanının % 50-80’ i haberleşme ile geçmektedir. Bu haberleşmenin % 80’ i aynı ofis içinde olmakta, dışarıyla haberleşme yalnız % 20’ yi bulmaktadır. Telefonla haberleşmede aranan kişi % 60 olasılıkla yerinde bulunmamakta, dolayısıyla haberleşme sağlanamamaktadır. Bu nedenle ofis verimini arttırmanın esas hedefi; haberleşmede, yani bilgi alışverişinde tüm çalışanların verimini arttırmak olmalıdır (Akyol 1988: 45).

Diğer taraftan standartların bulunmadığı bürolarda yığılmalar artmakta, gereğinden çok personel çalışmakta ve dolayısıyla fazla mesailer çoğalmaktadır. Karışıklıkların ve yığılmaların artması ile iş kalitesi düşmekte ve maliyetler artmaktadır. Standartlar ofislerde istenen performans düzeyinin belirlenmesini sağlamaktadır. Böylece her ofis, kendi gereksinimlerine göre farklı sistemlere sahip olabilmektedir.

Ayrıca OOS’ nin bir diğer amacı da; iş hayatının kalitesinin sağlanarak, çalışanların iş doyumunun elde edilmesidir (Gözlü 1991: 237).

Yukarıda da değindiğimiz gibi ofis otomasyonu uygulamalarının başlıca amaçlarını şu şekilde özetleyebiliriz :

a- Bilgiyi kolay erişilebilir ve denetlenebilir duruma getirmek suretiyle haberleşmede verimi arttırmak,

b- Gereksiz yazışmaları önlemek,

c- Ofis faaliyetlerini kolaylaştırmak, çalışanların büro içindeki hareketlerini en aza indirmek,

d- Zaman tasarrufu sağlamak,

e- Çalışanların sıradan ve kendini tekrarlayan işlerden kurtulup, zamanlarını daha verimli ve yaratıcı olabilecekleri işlerde kullanmalarını sağlamak,

f- Büro araç ve gereçlerinden tasarruf sağlamak,

g- İşlerin standart yöntemlerle yapılmasını sağlamak,

h- Yönetim kararlarına yardımcı olmak, uzmanlaşmadan en yüksek yararı sağlamak,

k- Ofis verimini ve üretkenliği arttırmak,

l- Gereksiz denetimleri ortadan kaldırmak.

En büyük şikayet konularından biri de; ofislerde yoğun kağıt kullanımı ve bürokrasidir. Bunları aşmanın yolu da yine ofis otomasyonundan geçmektedir.

Sonuç olarak iyi bir OOS’ nin amacı; gereksiz yazışmaları, faaliyetleri, işlemleri ve haberleşmeyi önleyerek zamanı iyi kullanmak; büro araç ve gereçlerinden tasarruf sağlamak, yönetimin karar almasında yardımcı olmak, büronun genel verimliliğini olumlu etkilemektir. OOS’ ni doğuran neden; daha süratli, daha doğru, daha ucuz ve verimli çalışma arzusudur.

1.2. Ofis Otomasyonu Sisteminin Faydaları

Gelişmiş ülkelerde olduğu kadar, gelişmekte olan ülkelerde de önem kazanmakta olan ofis otomasyonu sisteminin faydaları pek çoktur. Ofis otomasyonu sisteminin amaçlarından yola çıkarak, otomasyonun büro ve örgüt yönetimine katkılarını şu şekilde sıralayabiliriz :

a- Büro personelinin en büyük ihtiyacı iletişimdir. Ofis otomasyonu sistemi ile yerinde olmayan kişilere mesaj ulaştırabilme, mesajları saklama, istenildiğinde dinleme ve değiştirme işlemleri kolaylıkla gerçekleştirilebilir ve etkili bir örgütsel iletişim kurulabilir,

b- Önemli bir diğer ihtiyaç da, bilgiye anında ve sistematik olarak erişebilmektir. Ofis otomasyonu sistemi ile, bir konuda herhangi bir bilgiye ihtiyacı olan kişinin zamanında ve sistemli olarak o bilgiye ulaşabilmesi sağlanır ve böylece zaman kaybı da asgari düzeye indirgenmiş olur,

c- Ses, görüntü, veri olarak gelen ve çeşitli hesaplamalar sonucu elde edilen bilgiler sistemli bir şekilde dosyalanıp, gerekli yerlere anında ulaştırılabilir,

d- Gittikçe daha çok miktarda bilgi, daha küçük hacimlerde depolanabilir (Gözlü 1992: 37).

e- Ofis otomasyonu sistemi ile, çalışanların sıradan ve kendini tekrarlayan işlerden zamanla kurtulup, daha verimli ve yaratıcı kişiler olmaları sağlanabilir,

f- Yaygınlaştırılmış terminaller aracılığı ile hammadde, stok, üretim düzeyi ve kalitesi, satış performansı, örgüt içi iş yükü dağılımı ve iş başarımı konularında zamanında, doğru bilgilere ulaşılabilir (Türkmen 1992: 35),

g- Karar destek sistemleri yardımı ile daha isabetli kararlar alınabilir (Türkmen 1992: 35),

h- Daha hızlı bilgi alış verişi sayesinde gerek dış dünya ile, gerekse örgüt içinde yeterli etkileşim sağlanabilir (Türkmen 1992: 35),

k- Örgütteki tüm birim ve işlemler daha hızlı denetlenebilir (Türkmen 1992: 35),

l- Verimsiz işlere daha az zaman ayırmak suretiyle, işletmenin amaçlarına uygun ve doğrudan ilgili işlere yeterli zaman ayrılabilir (Özdeş 1987: 61).

1.3. Ofis Otomasyonuna Neden Olan Ön Gelişmeler

1914 yılından itibaren mevcut yapıya hizmet eden mekanik daktilolar, kollu hesap makinaları, yazar kasalar 1940’lı yılların sonuna kadar iş yeri araçları içinde ileri teknoloji ünvanlarını korumuşlardır. 1947 yılında ilk elektronik sayısal bilgisayar olan ENIAC’ın Pennsylvania (Pensilvanya) üniversitesi tarafından geliştirilmesiyle, mekanik çağ yerini elektronik çağa bırakmıştır.

İletişim araçlarındaki teknolojik gelişme, örgütlerin enformasyon akışını da olumlu yönde etkilemiştir. Günümüzde manyetolu telefonlar yerine dijital telefonlarla haberleşilmekte, faximile araçları ile uzak mesafelerle yazışmalar çok kısa sürede yapılabilmekte, bilgisayarlarla bilgiler dosyalanıp gerekli yerlere anında ulaşılabilmektedir. Bilgisayarın girmediği bir alan hemen hemen kalmamıştır. Evde, okulda, hastanede, fabrikada, çeviride, bilimsel araştırmalarda, büroda, kısacası akla gelebilecek her yerde ve her işte bilgisayarlardan faydalanılmaktadır.

Bilgisayarlar büro teknolojisinde bir devrim yaratmışlardır. Elbette ki, ofislerde bilgisayarın kullanılması ile ofis faaliyetlerinde kuramsal bir değişme söz konusu olmamıştır. Günümüzde ofislerde gerçekleştirilen fonksiyonlar 10 yıl öncekilerle aynıdır ve bir 10 yıl daha aynı kalacaktır. Eskiden ofis otomasyonundan daha çok metin işlem düzeyinde, yani sekreterya işlerinde yararlanılırken, artık üst düzey yöneticiler, profesyoneller ve idari personel de ofis işlevlerinde verim artışı için ofis otomasyonu sistemlerinden faydalanmaktadır.

Kısacası, ofis otomasyonu bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerden önemli oranda etkilenmiştir. Bu alandaki gelişmeler bilgi derleme sistemlerinde ilerlemeler sağlamış ve ofis otomasyonunun kullanımını iktisadi kılmıştır.

2. BİLGİSAYAR TEKNOLOJİSİ

İnsanlar; ilk çağlardan beri bir şeyler hesaplamak istedikleri zaman, kendilerine yardımcı olacak birtakım araçlar kullanmışlardır. Bunlar bazen elinin parmakları olmuş, bazen bir çubuğa dizilmiş boncuk olmuş, bazen de teknolojik araçlar olmuştur. Bu teknolojik araçlar da; “abaküs” den başlayarak günümüzde kullanılan süper bilgisayarlara kadar süren bir değişim ve gelişim göstermiştir.

Bilgisayarın temeli hesap makinalarına, hesap makinalarının temeli de hesaba dayanmaktadır. M.Ö. 600 yıllarında Eski Mısırlılar ve Çinliler tarafından onluk sayma düzeni bulunmuştur. Önce toplama ve çıkarma, daha sonra çarpma işleminin de eklenmesiyle hesap işlemlerinin geliştiği ve buna bağlı olarak çeşitli hesaplama araçlarının ortaya çıktığı görülmüştür. Bunların en önemlilerinden biri de, bilgisayarlardır.

Bilgisayarları; kendisine yüklenmiş bir program yardımı ile bilgileri bir giriş biriminden alan ve işleyen; sonuçları hızlı ve düzenli biçimde bir çıkış biriminden kullanıcısına sunan elektronik aletler şeklinde tanımlayabiliriz.

En genel şekilde bilgisayarı; bilgileri kabul edip, onları işleyerek anlamlı sonuçlar çıkaran elektronik makine veya makineler grubu şeklinde tarif edebiliriz (Soysal 1995: 57).

Kısacası, programlanabilen ve bilgileri bu programa göre kendi kendine işleyen makinalardır.

Çalışma ilkeleri, donanım yapıları ve uygulama alanları açısından farklı şekillerde sınıflandırılan bilgisayarların bizim konumuz açısından önemi “bilgi-işlem” yapma, yani “bilişim” fonksiyonundan kaynaklanmaktadır.

2.1. Bilgisayarın Temel Özellikleri

İlk bilgisayarla tanışma 1944 yılında olmasına rağmen, o dönemlerde fazla ilgi görmemiş ve kendisinden sadece bir hesaplama aracı olarak yararlanılmıştır. Teknolojik gelişmeler sonucu, bilgisayar teknolojisi de ilerlemeye başlamış ve bilgisayarların ağırlıkları azaltılarak, hacimleri küçültülerek, bellek kapasiteleri ve hızları arttırılarak günümüz seviyesine gelinmiştir.

Bilgisayarın temel özelliklerini üç başlık altında toplayabiliriz. Bunlar :

a- Hız : Bilgisayarlar; yapılarındaki elektronik devreler sayesinde, istenilen aritmetik veya mantıksal işlemleri çok kısa bir sürede ve doğru olarak sonuçlandırabilirler. Çok hızlı işlem yaptıklarından zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlarlar.

Ancak bilgisayarların bu işlemleri kendilerine yüklenen programlar doğrultusunda yapabildiklerini unutmamak gerekir. Bu nedenle sonuçların, doğru ve eksiksiz olabilmesi için; komutların tam, doğru ve bilgisayarın anlayacağı bir dilde verilmesi gerekir.

b- Doğruluk : Bilgisayarlar, istenilen işlemleri hızlı yaptıkları gibi doğru da yaparlar. Elde edilen sonuçların doğruluğu, bilgisayara yüklenen bilgilerle doğru orantılıdır. Meselâ, rakamlar doğru verildiğinde, 100.000 muhasebe hesabının bakiyesini, hiç hata yapmadan 10 saniyede verebilir.

c- Çok Yönlü Oluşu : Bilgisayarlar; sadece toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemi yapmazlar. Hazırlanan programa göre bilgileri tasnif eder, düzeltir, işler ve sonuçları bir yerde toplarlar. Bilgisayarlar sayesinde bilginin sistemli olarak düzenlenmesi, saklanması, işlenmesi, iletilmesi ve kullanılması kolaylaşmıştır.

2.2. Bilgisayarların Sınıflandırılması

Bilgisayarları kuşaklarına, kullanım alanlarına, kullanım amaçlarına ve büyüklüklerine göre sınıflandırmak mümkündür.

2.2.1. Kuşaklarına Göre Bilgisayarlar

1950’ lerden sonra ortaya çıkan bilgisayarların gelişiminin dört kuşakta toplandığını görmek mümkündür. Bu kuşakların her biri aynı zamanda bilgisayarın gelişim durumunu da gözler önüne sermektedir.

a- Birinci Kuşak – Vakum Tüplü Bilgisayarlar

Birinci kuşak bilgisayarlar vakum tüpleri ile çalışan, hacimleri oldukça büyük olan ve makina dili kullanılan bilgisayarlardır. Vakumlu tüple çalışan ilk bilgisayar ENIAC olup Pennsylvania (Pensilvanya) Üniversitesi tarafından geliştirilmiştir.

b- İkinci Kuşak – Transistörlü Bilgisayarlar

Vakum tüplerinin yerine, transistör denilen elektronik devreler kullanılarak üretilen bilgisayarlardır. Bu bilgisayarlar birinci kuşak bilgisayarlara göre daha gelişmiş özelliklere sahiptirler. Hacimleri küçültülmüş, maliyetleri düşmüştür; Fortran, Cobal gibi yüksek seviyeli diller kullanılmaya başlanmıştır. IBM 1400, IBM 1401 bu bilgisayarlara örnek olarak gösterilebilir.

c- Üçüncü Kuşak – Entegre Devreli Bilgisayarlar

Transistörlerin yerine, entegre (birleşik) devrelerin kullanıldığı bilgisayarlardır. Entegre devrelerle birlikte bilgisayarların hem donanımında, hem de yazılımında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Hacimler iyice küçülmüş, maliyet düşmüş, yazılım gelişmiş ve işlem hızı artmıştır. IBM 360, IBM 70 bu bilgisayarlara örnek olarak gösterilebilir.

d- Dördüncü Kuşak – Mikrobilgisayarlar

Dördüncü kuşak bilgisayar, mikro işlemciler kullanılarak üretilen bilgisayarlardır. Mikrobilgisayarlarda büyük kapasiteli yüksek hıza sahip entegre devreler kullanılmıştır. Mikrobilgisayarlar çeşitli marka ve modeller olarak sürekli geliştirilmekte ve günümüzde kullanılan bilgisayarları da kapsamaktadırlar.

Görüldüğü gibi, her kuşakta bir öncekine oranla boyutlarda küçülme, işlem gücünde artma, güvenirlik ve çok kullanıcılık gibi öğelerin artarak geliştiği ve bir beşinci kuşağın son basamaklarının tırmanıldığı söylenebilir.

2.2.2. Kullanım Alanlarına Göre Bilgisayarlar

Kullanım alanlarına göre bilgisayarları üç grupta toplayabiliriz.

a- Analog (Ölçme Tekniğine Dayalı) Bilgisayarlar

Fiziksel ve elektriksel ölçme tekniğine dayalı bilgisayarlardır. Bu tür bilgisayarlar doğrudan sayılarla işlem yapmazlar. Fiziksel problemleri elektronik elemanlarla ifade ederek çalışırlar ve problem yerine problemin matematik modeline karşılık gelen elektrik sistemini çözerler, sonucu anında sürekli değerler olarak gösterirler (Çil, Karakaya ve Eryılmaz 1993: 14).

b- Sayısal (Dijital) Bilgisayarlar

Sayısal veriler kullanılarak sayısal sonuçlar elde edilen bilgisayarlardır. Tüm veriler ikili sayı sistemine çevrilerek işlenirler. Sonuçlar yine istenilen sayısal değerler olarak ve süratli bir şekilde alınır.

c- Karma Bilgisayarlar

Karma bilgisayarlar; analog ve sayısal bilgisayarların birleştirilmesi sonucu elde edilen ve her iki tür bilgisayarın özelliklerini taşıyan bilgisayarlardır. Uygulamada en yaygın bilgisayar türünü oluştururlar.

2.2.3. Kullanım Amaçlarına Göre Bilgisayarlar

Kullanım amaçlarına göre bilgisayarlar özel amaçlı ve genel amaçlı bilgisayarlar olarak iki grupta toplanabilir.

a- Özel Amaçlı Bilgisayarlar

Belirli özel amaçları gerçekleştirmek üzere geliştirilmiş bilgisayarlardır. Bu tür bilgisayarlar belirli bir işi, en etkin ve süratli biçimde yerine getirirler. Örneğin; uzay çalışmalarında, füzelerde, savaş uçaklarında kullanılmak üzere özel amaçlı bilgisayarlar geliştirilmiştir.

b- Genel Amaçlı Bilgisayarlar

Bu tür bilgisayarlar, herkes tarafından kullanılabilecek şekilde eğitim ve öğrenme amacıyla geliştirilen bilgisayarlardır. Bu bilgisayarların yazılım ve donanımları genel amaca uygun olarak düzenlenmiştir. Genel amaçlı bilgisayarlara özel eğitim kurumları, işyerleri, üniversitelerde kullanılan bilgisayar uygulama birimleri örnek gösterilebilir (Tekin 1994 : 14).

2.2.4. Büyüklüklerine Göre Bilgisayarlar

Bilgisayarları büyüklüklerine göre üç grupta toplayabiliriz :

a- Küçük Boy Bilgisayarlar (Mikrobilgisayarlar)

Mikrobilgisayarlar “masa üstü”, “kişisel” ve “ev” bilgisayarları olarak da anılır. Her ortamda çalışabilir olma niteliği, taşıma kolaylığı ve artan kapasiteleri mikrobilgisayarları bilgisayar kelimesi ile özdeşleştirmiştir. Bu bilgisayarlar, iş hayatında da önemli bir uygulama alanı bulmuştur (Karakaya 1994: 78).

b- Orta Boy Bilgisayarlar (Minibilgisayarlar)

Mikrobilgisayarlara göre hacim ve işlem kapasitesi olarak daha büyük bilgisayarlardır. Yazılım alanındaki gelişmeler sonucu iş hayatında da yaygın bir kullanım alanı bulmuştur.

c- Büyük Boy Bilgisayarlar (Ana bilgisayarlar)

Terminallerle birbirine bağlı olan bilgisayar sistemlerini oluşturan bilgisayarlardır. Mini ve mikro bilgisayarlara nazaran daha hızlı çalışır ve daha fazla bellek kapasitesine sahiptirler.

Bilgisayarları büyüklüklerine göre kesin bir sınıflamaya tabii tutmak çok zordur. Büyüklüklerini tespit ederken şu özelliklerini göz önüne almak gerekir.

– Hafıza kapasitesi,

– İşlem yapma hızı,

– Bağlanabilecek yardımcı hafıza ünitelerinin miktarı ve kapasiteleri,

– Kullanıcılarına sundukları yazılım çeşitleri.

2.3. Bilgisayarın Genel Yapısı

Bilgisayar iki ana kısımdan oluşur; donanım (hardware) ve yazılım (software) olmak üzere.

2.3.1. Bilgisayar Donanımı (Hardware)

Bilgisayarın fiziki üniteleridir. Elektronik, elektro mekanik ve mekanik kısımlarından oluşur.

Bilgisayar sistemini oluşturan fiziki birimler temel olarak başlıca beş grupta toplanabilir. Bunlar;

a- Merkezi İşlem Birimi

b- Yan (Dış) Bellek Birimleri

c- Girdi Birimleri

d- Çıktı Birimleri

Bilgisayar sistemini oluşturan fiziki birimleri şematik olarak aşağıdaki şekilde gösterebiliriz.

Şekil 3 : Bilgisayar Sisteminin Fiziki Birimleri Merkezi İşlem Birimi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]- Klavye

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]-Disk GİRDİ KONTROL İÇ Ram Rom

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG]-Disket BİRİMİ BİRİMİ BELLEK Bellek Bellek

-Teyp

-Terminal

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]- v.b.

– Ekran

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG]- Yazıcı ÇIKTI ARİTMETİK DIŞ – Kart

– Disk BİRİMİ MANTIK BELLEK – Teyp

– Disket BİRİMİ – Disk

– Terminal – Disket

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]- v.b. – v.b.

a- Merkezi İşlem Birimi

Bilgisayarın beyni olarak en önemli kısmını oluşturur. Bütün işlemler bu birimde yapılır. Merkezi işlem birimi; ana hafıza birimi, aritmetik mantık birimi ve kontrol birimi olarak üç alt birimden oluşur.

Ana hafıza birimi (iç bellek), verilen bilgilerin ve programların saklandığı yerdir. Bilgisayara girilen bütün veriler ve komutlar bu birimin kontrolü altındadır. İç bellek birimi; RAM bellek ve ROM bellek olarak iki türlüdür.

RAM bellek; her türlü işlemin yapıldığı, gerektiği zaman silinebilir bellek türüdür. Burada yer alan bilgiler, makina kapatıldığı veya elektrik kesildiği zaman sili


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy