Türkiye’nin Gıda Dış Ticareti.

06 Kasım 2007

TÜRKİYE’NİN GIDA DIŞ TİCARETİ.

GIDA İTHALATI

Türkiye’nin gıdada ticaret fazlası vermektedir.

Bazı kötü hasat dönemlerinde buğday gibi temel tarımsal mal ithalatı gereği doğsa da temel tarımsal mal üretiminde yeterlilik devam etmektedir.

İthalat, gıda imalat sanayiinin ihtiyaç duyduğu hammadde ve girdiler ile sınırlı miktardaki yüksek kalitedeki gıda ürünlerinden oluşmaktadır. Önemli bir kalemde yüksek verimlilikteki tohum ve damızlık ithalatı olmaktadır.

1996’da 3 milyar dolara – 1999’da 2 milyar dolara gerilemiştir. Bu azalış 1999’daki ithalattaki genel düşüşle uyumludur.

GIDA İTHALATIN – SEKTÖRSEL DAĞILIMI (SITC – REV.3) MİLYON DOLAR

1996 1997 1998 1999 Değ. %

Gıda Maddeleri 2 2831 2649 2311 2038 -11,8

Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri 3 1776 1426 1165 1075 -7,8

Canlı hayvanlar 167 19 26 24 -9,4

Hububat ve mamulleri 6 788 719 480 418 -13

Meyve, sebze ve mamulleri 101 176 183 159 -13,1

Tabii bal, şeker ve mamulleri 294 44 14 17 17,3

Diğer Gıda Maddeleri 4 427 469 461 457 -0,9

İçkiler, tütün ve mamulleri 296 393 319 308 -3,6

Alkollü ve alkolsüz içkiler 19 10 12 15 22,1

Tütün ve mamulleri 7 277 383 307 293 -4,6

Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar 5 509 570 521 436 -16,3

Yağlı tohumlar ve meyvalar 250 260 305 219 -28,2

TARIMSAL ÜRÜNLER 1 4866 4926 4321 3399 -21,4

TOPLAM 43627 48559 45921 40687 -11,4

Tablo: Türkiye Gıda sanayii ürünleri dış ticareti (milyon $)

İTHALAT

1998 1531,1

1997 1820,8

1996 2062,9

Gıda İthalatı Hacmi Ve Temin Kaynakları.

temel bitkisel tarım ürünleri çoğunlukla başta ABD olmak üzere Kuzey ve Güney Amerika Ülkelerinden temin edilmektedir.

damızlık ve tohumluk gibi tarımsal ve gıda üretimi bakımından önemli girdiler ABD, AB, İsrail gibi gelişmiş Batı Ülkelerinden sağlanmaktadır.

mamül gıda ürünleri ithalatı başlıca temin kaynağı yine gelişmiş ülkelerdir.

Gıda İthalatının Yapısı

Gıda ithalatı tarımsal(damızlıklar, tohum) ve sınai gıda ithalatı olarak ana bir ayırımda ele alınabilir.

Yerli gıda sanayinin kullandığı ithal girdiler hammadde – katkı maddeleri gibi kimyasalları

Et sanayiinin ihtiyaçları doğrultusunda, canlı hayvan

Balık konserveciliği alanında da hammadde olarak ton balığı ithalatı yapılmaktadır.

Tarım ve gıda üretimi bakımından önemli girdiler olan damızlık ve tohumluk tarımsal ithalat

Türkiye’de yetişmeyen meyve, sebze – Hindistan cevizi gibi ya ülkemizde hiç yetişmemekte yada muz gibi sınırlı üretimin olduğu ürünlerdir.

Kahve ithalatı eskiden beri bu olanda en önemli üründür. Geleneksel kahve kullanım alışkanlığına bağlı olarak kurutulmuş kahve çekirdekleri olarak ithal edilmektedir.

Gıda sanayiinin girdileri arasında gıda ürünlerinin işlenmesi ve korunmasına yönelik gıda katkı maddeleri olarak ifade edilen gıda kimyasalları bir başka guruptur,

İthal edilen nihai (bitmiş) gıda ürünleri yüksek kalite ve fiyata sahip, Fransız şampanya ve İsviçre çikolataları vb ürünlerdir.

GIDA İHRACATI

İHRACATIN SEKTÖREL DAĞILIMI (SITC – REV.3) MİLYON DOLAR

1995 1996 1997 1998 1999 Değişim %

Gıda Maddeleri 1 4239 4557 5133 4688 4084 -12,9

Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri 2 3424 3559 4079 3771 3190 -15,4

Canlı hayvanlar 132 85 83 48 12 -75,8

Hububat ve mamulleri 441 507 637 581 379 -34,7

Meyva, sebze ve mamulleri 3 2178 2219 2466 2357 2133 -9,5

Tabii bal, şeker ve mamulleri 197 211 270 232 217 -6,6

Diğer Gıda Maddeleri 476 537 624 553 450 -18,6

İçkiler, tütün ve mamulleri 4 469 742 754 645 602 -6,7

Alkollü ve alkolsüz içkiler 88 105 71 55 41 -25,3

Tütün ve mamulleri 5 381 638 683 590 561 -4,9

Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar 328 232 271 239 256 6,9

Yağlı tohumlar ve meyvalar 18 23 30 33 36 9,9

TOPLAM 21636 23224 26261 26974 26588 -1,4

Gıda sektörü Türkiye’nin önde gelen ihracat sektörlerinden biridir.

Gıda sanayiindeki gelişmelerle birlikte geleneksel tarım ürünleri yanına önemli miktarlara ulaşan gıda sanayii ürünü de eklenmiştir. Makarna, konservecilik, dondurulmuş gıda, meyve suyu ve ekstreleri alanında önemli ihracat miktar ve rakamlarına ulaşılabilmektedir.

1997 yılında 2,5 milyar dolar – 1998 yılında 2,1 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Bu düşüş Uzak Doğuda başlayan ve küreselleşen krizle ilişkilendirilebilir. Krizden oldukça fazla etkilenen önemli ihraç pazarlarımızdan biri olan BDT ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz büyük rol oynamıştır.

ihracatında güçlü dallar işlenmiş meyve ve sebze, şeker ve şekerleme ürünleri, tahıla dayalı ürünler —————-et ve süt ürünleri sanayiilerinin rekabet gücü nispeten düşüktür

Türkiye’nin mukayeli üstünlük oranları gıda ve canlı hayvanlarda 2.97 et ürünlerinde 2.93,buğdayda 1.99, meyva ve sebzede 7.57, şekerde 3.27, tarımsal hammaddelerde 0.58 dir

Endüstri içi ticaret oranları meyvede 13 AB ile 25, tahıl ve tahıl ürünlerinde 106, 101, gıda ve canlı hayvanlarda 51,8 ve 34.1 dir

Gıda İhracatı Sistemi Ve Yapısı

Gıda ihracat sistemimiz ve yapısı, çoğunlukla, şu aşamada, ülkemizin bu alanda geniş olan hammadde olanaklarının değerlendirilmesine yöneliktir. Bir anlamda ülke içi tüketim fazlasının ihraç edilmesi söz konusudur.

İhracat Piyasaları Ve Başlıca Rakipler

Başlıca piyasalar ;Batılı piyasalar, Rusya, Orta Asya, Orta Doğu

Başlıca rakipleri ise benzer iklim kuşağı ve ürün gamına sahip Yunanistan, Akdeniz Havzasındaki İtalya, İspanya, Fransa gibi özellikle Kuzey Akdeniz İklim kuşağımdaki ülkelerdir.

Potensiyel İhraç Pazarları

Doğu Bloku’nda Rusya – Orta Doğu pazarlarına ilave olarak Doğu Avrupa ve Orta Asya pazarlarından söz edilebilir. Balkanlar ve Orta Asya’da – Güney Asya’da alım gücü giderek büyüyen yeni (emerging) piyasalardan söz edilebilir.

Tablo: 1991 yılı gıda sanayii ihracatının bölgelere göre dağılımı (%)

AB 38

DİĞER OECD 19

ORTA-DOĞU 20

DOĞU AVRUPA VE BDT 9

AFRİKA 8

DİĞER 6

Gıda ihracatına ilişkin sorunlar.

Gıda ihracatına ilişkin sorunlar: hammadde, üretim, ihracat rejimi, pazarlama ve dağıtım noktalarından ele alınabilir ve bütünü ihracat sistemi sorunları olarak değerlendirilebilir.

Tarımsal gıda alanında, özgün tabiat ve iklim şartlarının getirdiği, mukayeseli üstünlüğümüzün olduğu ürünlerde, sahip olunan avantajlar korunarak geliştirilmelidir. Bunlar, aynı zamanda, gıda sanayiimizin de stratejik hammaddeleridir.

Gıda sanayiinin ihtiyacı olan diğer hammaddelerin de üretiminde sağlanacak gelişmeler gıda ihracatımızın artarak sürdürülmesinde kritik öneme sahiptirler.

Bu alandaki geniş ihracat potensiyelleri de göz önünde tutularak gıda sanayii yatırım ve üretim desteklenmelidir. Üretim ve yatırımlarda önemli ölçek sorunlarının yaşandığı söylenebilir. Gıda sanayiinin yapısı bir dereceye kadar orta ve küçük ölçeklerde üretime verse de teknoloji ve hijyenite sorunlarının çözümünde daha büyük ölçeklere ihtiyaç duyulmaktadır.

Uluslar arası pazarlara girişte ihtiyaç duyulan bilgi ve becerinin açısından de ölçek büyüklüğü kritik bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Uluslar arası pazarlama ve dağıtım da diğer bir güçlük uluslar arası standart ve düzenlemeler uyumda yaşanan güçlüklerdir. Giderek hassasiyetin arttığı bu düzenlemelere uygun üretim, uluslararası pazarlara sevk ve dağıtım konularında gereken reflekslerin edinilmesi kaçınılmazdır. Son olarak bu alanda pazar araştırmalarının diğer sektörlere nazaran daha kritik önemde olduğu söylenebilir. Gıda tüketimde çeşitliliğin en yüksek olduğu alanların başında gelmektedir. Buna uygun esnek üretim ve ticari yöntemleri gerektirmektedir.

Anadolu Selçuklu Devleti Testi

06 Kasım 2007

1-Anadolu Selçuklu Devletinin Kösedağ savaşından sonra bir çok beylikler kurulmuştur.

Buna göre aşağıdaki beyliklerden hangisi Anadolu’daki Türk Siyasi Birliğinin sağlanması için diğerlerden daha fazla çaba göstermiştir?

A-Karaman oğulları

B-Germiyanoğulları

C-Osmanoğulları

D-Karesioğulları

2-Anadolu Selçuklu Devleti ticari hayatı canlı tutmak için ve artırmak için kervansaraylar yapmış ve bir takım ticari yasalar yapmıştır. Fakat o dönemde Anadolu’da gelişen bir takım olaylar adı geçen ticari olaylara engel olmuştur.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi Anadolu ticaretini aksatan nedenlerden değildir?

A-Sahil kentlerinin fethedilmesi

B-Haçlıların Anadolu’ya gelmesi

C-Moğolların Anadolu’yu yağmalaması

D-Bizans’la savaş yapılması

3-Anadolu Selçuklu Devletinin tüm özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlış olur?

A-Haçlıların Moğollarla karşılaşmalarını sağlamıştır.

B-Anadolu’da Türk Kültürünün temellerini atmıştır.

C-haçlı seferlerine karşı mücadele etmiştir.

D-Anadolu’nun Türkleşmesinde diğer Türk Devletlerinden daha fazla rol oynamıştır.

4-Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’ya gelen Türk kitlelerinin Anadolu’yu kendilerine yurt edinmelerini kolaylaştıran etmenler aşağıdakilerin hangisinde yanlış verilmiştir?

A-Bizans’ın güçsüz durumda olması

B-Haçlı birliklerinin Anadolu’ya gelmesi

C-Anadolu’da çeşitli beyliklerin kurulması

D-Anadolu ya gelen Türk nüfususun fazlalığı

5-Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların Anadolu’da Bizans’a karşı kazandığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?

A-Miryakefalon B-Pasinler

C-Kösedağ D-Yassıçemen

1-Osmanlı Devletini kuran aşiret hangi boya mensuptur?

A)Kınık B)Kayı C)Afşar D)Yıva

2-Osmanlı Devletinin Bizans ile yaptığı ilk savaş hangisidir?

A)Maltepe Savaşı

B)Çirmen Savaşı

C)Koyunhisar Savaşı

D)Varna Savaşı

3-Osmanlı Devleti Aşağıdaki Beyliklerin Hangisinin Donanmasını kullanarak Rumeli’ye geçişi sağlamıştır?

A)Karasioğulları Beyliği

B)Aydınoğulları Beyliği

C)Germiyanoğulları Beyliği

D)Hamitoğulları Beyliği

4-Osmanlı Devletinin Rumeli’de Aldığı ilk toprak parçası aşağıdakilerde hangisidir

A)Çimpe

B)Malkara

C)Bolayır

D)İstanbul

5-Osmanlı Ordusu ilk kez hangi padişah döneminde Rumeli’ye geçmiştir?

A)Osman Bey

B)Orhan Bey

C)l.Murat

D)ll.Murat

6-Aşağıdaki gelişmelerden hangisi sonucunda Osmanlı Devleti Bağımsızlığını geçici bir süre kaybetmiştir?

A)Niğbolu Savaşı

B)Çirmen Savaşı

C)Ankara Savaşı

D)Varna Savaşı

7-Orhan Bey Döneminde atlı askerlerden oluşturulan birliklere ne denir?

A)Humbaracı

B)Tımarlı Sipahi

C)Cebeci

D)Müsellem

8-Orhan Bey ile İlgili aşağıdakilerden Hangisi Yanlıştır?

A)Yaya ve Müsellem adıyla ilk düzenli birlikler kurulmuştur.

B)Divan teşkilatının kurulması

C)Marmara kıyılarının ele geçirilmesi

D)Edirne’nin başkent yapılması

9-Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı devletinin kuruluş döneminde Balkanlar üzerine seferler düzenlemelerinin sebeplerinden biri değildir?

A)Balkanların karışık ve siyasi birlikten yoksun olmaları

B)O dönemde Anadolu’da Osmanlıdan daha güçlü Beyliklerin bulunması

C)Balkanlarda yaşayan halkın yönetime karşı hoşnutsuzluk içinde olması

D)Balkan devletlerinin Osmanlı beyliğine karşı ittifak kurması

Durması

10-Aşağıdakilerden hangisi Ankara savaşının sonuçlarından biri değildir?

A)Anadolu Türk Birliğinin bozulması

B)İstanbul’un fethinin gecikmesi

C)Türklerin Avrupa’daki ilerleyişlerinin durması

D)Anadolu’da Celali isyanlarının başlaması

11-Yurdumuzda endüstrinin gelişmesi sonucunda birçok şehrimiz ve çevresinde endüstri merkezleri oluşmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

A)Kayseri B)Eskişehir

C)Diyarbakır D)Bursa

12-Hızlı nüfus artışının doğuracağı işsizlik sorununu çözmek için öncelikle aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

A)El sanatlarını yaygınlaştırmak

B)Eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırmak

C)Besi hayvancılığını teşvik etmek

D)Yeni sanayi tesisleri yapmak

13- Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin özel konumunu belirleyen faktörler arasında yer almaz ?

A-Denizlere göre durumu

B-Hangi kıtalar arasında yer aldığı

C-Hangi enlem ve boylamlar arasında olduğu

D-Ticaret yollarına göre durumu

14-Türkiye’nin Coğrafi konumu aşağıdakilerden hangisinin gelişmesinde etkili olmamıştır?

A-Turizm B-Ulaşım

C-Madenler D-Tarım faaliyetleri

15-Kutup noktalarından eşit uzaklıkta olduğu ve yer küreyi iki eşit parçaya böldüğü varsayılan daireye ne ad verilir?

A-Kutup Dairesi B-Başlangıç meridyeni

C-Ekvator D-Eksen

16-Altınorda Devletini kim tarafından kurulmuştur?

A-Batu Han B-Berke Han

C-Cengiz Han D-Özbek Han

17-Moğol İmparatorluğu yıkıldıktan sonra yerine bazı devletler kurulmuştur?

Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

A-Kubilay Hanlığı B-Çağatay Hanlığı

C-İlhanlı Devleti D-Akkoyunlu Devleti

18-Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların Anadolu’da Bizans’a karşı kazandığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?

A-Miryakefalon B-Pasinler

C-Kösedağ D-Yassıçemen

19-Doğu Karadeniz’de niçin buğday yetişmez?

A-Bölge çok fazla kurak olduğu için

B-Halkın buğday yetiştirmeyi istemesi

C-Yörenin her mevsim yağış alması

D-Yörenin çok kuzeyde yer alması

20-Aşağıdakilerden hangisi bir sanayi bitkisi değildir?

A-Şeker Pancarı B-Tütün

C-Pamuk D-Elma

Genel Yüksek Fırın Prosesi

06 Kasım 2007

Yüksek fırınlarda temel amaç, demir cevherinin ergitilerek ham demir elde edilmesidir. Tüm sistem bu amaca en uygun şekilde dizayn edilmiştir. Silolarda stoklanan hammadde, kontrol odasındaki şarj programına uygun olarak, belirlenen miktar ve oranlarda kovalarla (2 adet) fırın üzerine taşınır. Bu hammaddeler kok, cevher, pelet, sinter, dolamit ve çakmaktaşından oluşur.

Fırın üzerine taşınan hammadde cansız tepe ekipmanı vasıtası ile fırın içine boşaltışır. Kokun yanması ile çıkan ısı demir ve curuf yapmakta kullanılan karışımı eritir. Kokun yanması için gerekli hava kuvvet santralinden plowerlar vasıtasıyla temin edilir. Bu hava fırına 750-1000oC arasında soba adı verilen düzeneklerde ısıtılarak 20 adeet tüyerden gönderilir. Sobalar tuğladandır. Havanın gazı yakmasını sağlayarak tuğlalar ısıtılır. Sonra ısınmış tuğlalardan kuvvet santralinden gelen hava geçirilir ve 750-1000oC arasında ısıtılmış olur.

Bu erime işlemi sonucu fırından ham demir, curuf ve CO, CO2 gazları elde edilir. Ham demir çelikhaneye gönderilirken curuf granüle edilir, çimento yapımında kullanılır. CO, CO2 igazları ise sobaların ısıtılmasında ve fabrikanın ihtiyaç duyduğu başka alanlarda kullanılır. İhtiyaç fazlası gaz flambo adı verilen 2 adet baca vasıtasıyla yakılarak atmosfere atılır.

Fırın gövdesi içerisinde oluşan yanma ile 2000oC ‘ nin üzerinde sıcaklık oluşur. Fırın gövdesi refrakter malzeme (80-90 cm) ve 50 mm sactan oluşur. Ancak gövdenin korunabilmesi için 892 adet içlerinden su sirküle ettirilen bakır pleyt kullanılır. Bu pleytler ırın sacına ve refrakter malzemenin içine saplanmıştır. Gövedenin çok ısınmasına mani olurlar.

Eritilen maden ve curuf dökümhanede fırın dışına alınır. Ana kanala gelen karışım sifonda yoğunluk farkı yardımıyla ayrıştırılır. Maden torpidolara alınır. Curuf, curuf sahasına alınır. CO ve CO2 ise fırın üzerinden alınarak toz tutucuda tozu alınır. Yıkayıcılarda su ile yıkanarak fabrikanın çeşitli birimlerine gönderilir, kalorisinden yararlanılır. CO ve CO2 (yüksek fırın gazı) zehirleyici, renksiz ve kokusuzdur.

Belli aralıklarla (15dk – 45dk) döküm matkap vasıtasıyla açılır. Döküm bittiğinde döküm deliğine çamur topu ile çamur basarak kapatılır. Şekil 1de Y.fırın genel görüntüsü, Şekil 2 de çalışma değerleri gösterilmiştir.

2. Fırın Sıcaklığı Profili

Yüksek fırın içindeki termal kapasitelerinin değişmesi Şekil 3 te de görüldüğü gibi bir sıcaklık profili oluşturacaktır. Şekil 3 Stok seviyesinden 3-5 metre altında stok sıcaklığından 800oC ye kadar hızlı bir yükselme göstermektedir. Daha sonra stok ve gaz sıcaklıkları 900oC de birbirine yaklaşırlar. Bu durum tüyerlerden 3-5 metre üste kadar sürer. Üçüncü bölümde, çok büyük olan ısı ihtiyacını karşılamak için gaz sıcaklığı 2000oC a düşer ve stok sıcaklığı 1400oC ye kadar kesin bir şekilde artar. Böyle sıcaklık profilleri Fikret, Bonnoure Schürmanna ve diğerlerinin araştırmaları ile önem kazanmıştır.

S eğrisinin üst kısmında dış bükeyliği, alt kısmında ise iç bükeyliği stoğun diferansiyel termal kapasitesinin ve sağ ve sol tarafındaki gazın Şekil 4 te kesilmesinin mantıksal bir sonucudur. Sonuçta, ideal olarak yüksek fırını termal olarak üç farklı bölgeye ayırabiliriz:

Üst veya ön hazırlama bölgesi, içten keskin bir ısı değişimi vardır. Ön ısıtma ve hazırlama bölgesinde Ws < Wg’ dir. Bu bölgede hematit (Fe2O3) ve magnetitin (Fe3O4) wustite (FeO) indirekt redüksiyonu gözlenir.

Orta veya termal rezerv bölgesi, Ws < Wg’ dir. Çok az bir ısı değişimi vardır. Fakat birçok indirekt indirgeme burada oluşur. Stok ve gaz sıcaklıkları birbirilerine 5-10 derece yaklaşırlar (iyi hazırlanmış yük ile çalışan fırınlarda). Bu bölge bazem termal sıkışma noktası olarak adlandırılır.

Alt proses veya erime bölgesi, Ws >> Wg’dir. Oldukça çok endotermik reaksiyon oluşur. İlk bakışta gaz sıcaklığının 2000oC dan 900oC a düşmesi ve tüyer seviyesinde 3-5 m üstünde tepkimeye girmesi sürpriz olabilir. Fakat sonra, hızlı ısı transferi için geçerli olan bütün koşulların fırının alt seviyesinde gerçekleştiği görülür. Bunlar:

a) Isı transferi katsayısının yüksek değeri ve stok ile gaz arasındaki büyük sıcaklık farkı

b) Endotermik gazlaştırma reaksiyonu için gerekli olan gaz katı teması

c) Sıvı cüruf ve demir damlalarının bir emülsiyon şeklinde fırının Bosh bölgesinde bulunması ve bunların hızlı ısı transferi için büyük bir yüzey oluşturması

d) Metaloidlerin endotermik indirgenmesi, yükselen sıcaklıkla artan şiddet.

Termal rezerv bölgesi fırının yüzde 50-60 yüksekliğini kaplar. Bu kadar uzun bir bölge ısı transferi için gereksiz görülebilir fakat indirekt indirgenme için geçerlidir. Wustitin indirekt indirgenmesi için gerekli sıcaklık 800-1000oC dir. Dikey uzun bölge bunun için oldukça iyidir. Bu yükseklik istenilen bir değere ayarlanabilir.

Çalışan bir yüksek fırında farklı sıcaklık seviyelerinde ısı ihtiyacı ve tüketimi sabit değildir. Gazın termal kapasitesi sabit kalırken burden değeri Şekil 4 te gösterilmiştir. Isı değişim şiddeti, gaz-yük sıcaklık farkı 500-600oC iken, alt bölgede maksimumdur. Bu bölgede curuf ve demir eritildikten ve FeO ‘in direkt indirgenmesinin önemli bir bölümü oluştuktan sonra, Ws değeri düşer. Ws / Wg oranı birim değere ulaşır veya birim değerden az olur. Bunun nedeni oksidasyon bölgesinde pik demirin tekrar oksitlenmesinden ortaya çıkan büyük ısıdır. Ayrıca indirgenmemiş FeO in endotermik direk indirgenmesi veya yeniden oksitlenen pik demirin, su eşitliği oranını bizim değerin üstüne çıkarır sonuçta üçüncü bir ısı değişim bölgesi haznede oluşur.

Orta sıcaklıklarda termal rezerv bölgesinin belirmesi alt bölgede ısı değişiminin bittiğini gösterir. Bu sıcaklıklarda gaz ve burdenin birbirine çok yakındır. Sıcaklıklar birbirine ne kadar yakınsa fırın içindeki sürekli ısı alışverişi o kadar etkilidir. Eşit ısıda olan bölgelerin sıcaklığının aynı kalması gaz ve burden sıcaklığının birbirine yakın olması A-B çizgisini endotermal reaksiyonların başlama sıcaklığına göre sağa ve sola kaydırır. Kireçtaşının parçalanması 900oC de başlar. Bu olmadığı zaman (süper flakslı sinter durumunda) ilk endotermik reaksiyonun başlama sıcaklığı 1000oC dolaylarındadır ve çizgi A+B fırın seviyesinde daha büyük bir yüksekliğe, sağ tarafa doğru kayar. Eşit ısılı dikey bölge genişler.

Termal rezerv bölgesi fırının %70 ini kaplar. Eşit ısılı bölge denemesine rağmen ekzotermal ve endotermal reaksiyonların bu bölgede olmasından dolayı sıcaklık aralığı 800-1000oC dir. Isı etkilerinin birbirini yok etmesinden dolayı bu bölge devamlı muhafaza edilir.

Üst ısı değişim bölgesinde, gaz ve yük arasındaki sıcaklık farkı çıkış noktasında 200oC kadardır. Gazın tepe sıcaklığı, miktarına ve yükün 900oC altındaki sıcaklık ihtiyacına bağlıdır. Modern fırınlarda, gazdaki gözlenebilir ısı kaybı, tüyerler ucunda yanan karbondan ortaya çıkan ısının %5 ini geçemez.

Isı değişimi fırının üst bölgesinde az veya çok tamamlanmıştır.

Tepe gazındaki ısı kaybı, ısı değişimi tasarımmında tabii bir olaydır. Gazın ısı içeriğine ve burdenin ısı ihtiyacına bağlıdır.

S-Eğrisinden daha başka bilgiler de elde edebiliriz. Eğrilerin eğimi ısı transfer hızını ölçer. Ancak, sıcaklık dağılımı çeşitli faktörlere bağlı olarak, yükün ısı ihtiyacı, kok hızı, hava ısısı, hava hacmi, şarjın ve kokun analizi, gaz akışı fırından fırına değişir.

* Ws stok sıcaklığını, Wg gaz sıcaklığını temsil eder

3. Termokupl

3.a. Giriş

Termokupl birer ucundan kaynak edilmiş, diğer iki ucu bir ölçü aletine bağlanmış iki ayrı cins metal telden oluşur. Kaynak edilen ve sıcaklığa maruz bırakılan uca, sıcak uç veya ölçme birleşme noktası, alete bağlanan uca soğuk uç veya referans birleşme noktası denir. Kaynakla birleştirilen uç ısıtıldığında metallerin cinsine ve ısıtmanın şiddetine bağlalı olarak alete bağlanan uçlar arasında milivolt mertebesinde bir emk doğar. Bu milivolt sıcak uç ve soğuk uç arasındaki sıcaklık farkı ile orantılıdır. Eğer soğuk uç 0oC de tutulursa ölçülen mV doğrudan doğruya ısıtılan ucun sıcaklığına karşılık olur. Bu şekilde sıcaklık ölçülmüş olur.

Termokupl telinin dışına iç seramik tüp veya insulatör ile metal veya seramik dış koruyucu tüp, termokupl başlığı monte edilir. Alet ile termokupl arasında kompenzasyon (uzatma ) kablosu yer alır.

3.b. Termokupl Teorisi

Termokupl teorisi Seebeck’in 1821 deki bir keşfine dayanır. Seebeck bakır ve demir telleri birer ucundan kaynak edip ısıtmış, diğer uçlar arasında bir emk (voltaj) meydana geldiğini ve soğuk uçların birleştirilmesi ve bir kapalı devre oluşturması halinde devreden bir akım aktığını görmüştür. Seebeck’in keşfi şöyle ifade edilir: İki metalden meydana gelen bir devrede eğer iki birleşme ucu değişik sıcaklıkta ise devreden akım akar ve buna termoelektrik akımı denir. Aslında termoelektrik akımı iki etkinin, olayın birleşmesinden oluşur. Bunlar Peltier ve Thomson etkileridir.

Peltier (1834) olayı : İki farklı metalin birleşme noktasına doğru ısı emilmesine veya yayılmasına sebep olur. Eğer akım yönü ters çevrilirse ısı akış yönü ters çevrilir. Isı transfer hızı PI ifadesi ile verilir. P Peltier emk veya sabitesidir, I akım şiddetidir.

Thomson olayı : Eğer aynı cins homojen bir metal içinde sıcaklık farkı (gradient) varsa ve bir akım akıtılırsa ısı emilir veya yayılır. Bu ısı 6IDI ifadesi ile verilir. 6 volt/derece olarak Thomson katsayısı olup materyelin cinsine bağlıdır.

3.c. Termokupl Malzemeleri – Termoeleman

Termokupl telleri sıcaklıkla doğrusal olarak değişen büyük bir emk (emf) üretecek cinsten seçilir. Gerçekte Emf sıcaklık eğrileri tam doğrusal değildir. Mesela Platin Rhodium- Platin termokupl için şu amprik (deneysel) formül bulunmuştur.

e = a + bT + cT2 mV

= 0,323 + 0,000827 T + 0,000001638 T2

Endüstri uygulamasında termokupl yapmak için seçilen tellerin cinsi: ölçülecek sıcaklığın aralığına, termokuplun kullanılma ortamına ve ölçme hassasiyetine bağlıdır. Termokupk malzemesi oksidasyon ve korozyona karşı dayanıklı olmalıdır. Ayrı cins metalin çeşitli bileşikleri termokupl yapımında termoeleman olarak kullanılır. En çok kullanılan termokupl tellerinin alaşım yüzdeleri aşağıda verilmiştir.

Kromel (nikel – krom) : %89 Ni, %10 Kr, %1 Fe

Alumel (nikel) : %94 Ni, %2 Al, %2.5 Mn, %1 Si, %0.5 Fe

Kopel (bakır – nikel) : %53 Cu, %47 Ni

Koustantan (bakır – nikel) : %55 Cu, %45 Ni

3.d. Termokupl Tipleri

Farklı her metal çifti bir termokuplun imalinde kullanılabilecek olamakla birlikte, yıllar boyunca çeşitli standartlar getirilmiştir. Aşağıda IEC 584’te belirtilen termokupl tipleri ve sıcaklık bölgeleri sıralanmıştır.

Termokupl Tipi Sıcaklık Bölgesi

B 0 – 1820oC

E -270 – 1000oC

J -210 – 1200oC

K -270 – 1372oC

N -270 – 1300oC

R -50 – 1768oC

S -50 – 1768oC

T -270 – 400oC

3.e. Termokuplların Korozyon Karakteristikleri

TK tipi Sıcaklık ve gaz ortamının etkisi :

B,R,S 1- Oksitleyici atmosfere dayanması : çok iyi

2- Redükleyici ortama direnci : zayıf

3- 1000oC üzerinde platin kolayca korozyona uğrar. Metal tüp ile kullanılmaz. Gaz geçirmez seramik tüp ile kullanılır.

K 1- Oksitleyici ortama dayanması : iyi, çok iyi

2- Redükleyici ortama dayanması : zayıf

3- Kükürt, redükleyici veya kükürtlü gazlar, SO2 ve H2S den etkilenir.

J 1- Oksitleyici ve redükleyici ortamın hassasiyet üzerine etkisi çok azdır. En iyi kuru atmosferde (ortamda) kullanılır.

2- 400oC ye kadar oksidasyona dayanıklı, 700oC üzerinde dayanması zayıf.

3- Redükleyici ortama dayanması 400oC ye kadar iyi.

4- Oksijen, nem ve kükürtten korunmalıdır.

T 1- Nemli atmosferde korozyona dayanır.

2- Oksitleyici ortama dayanması : iyi

3- Redükleyici ortama dayanması : iyi

4- Asit dumanlarından korunmalıdır.

E 1- Kükürtlü ortamdan kromel etkilenir.

2- Oksidasyon direnci iyi.

3- Redükleyici atmosfere dayanması zayıf.

R,S Tipi (Platin) termokupllar oksitleyici ortamlarda kullanılmalıdır. Saf platin %10 rodyumlu alaşıma göre yumuşaktır. El kontrolü ile iki cins ayırdedilebilir. Termoeleman çapı 0,25 ile 0,75 mm arasında olabilir. Genellikle 0,35 veya 0,50 mm dir.

K Tipi, Kromel Alumel termokupl : Kısa ölçmelere 1300oC ye kadar kullanılabilir. Devamlı olarak 900oC de uzun süre çalışabilir. Ömrü çalışma ortamına ve aşırı sıcaklıklarda kullanılmasına bağlıdır. Normal olarak 6 ayda kontrol gerekir. Tel çapları 0,5 ile 3,2 mm arasında olabilir. Kromel (nikel-krom) pozitif uç, nikel (alumel) negatif uçtur. Oksitleyici atmosferde 500-1100oC de kullanılması tavsiye edilir.

J Tipi, Demir-Konstantan termokupl: Serbest oksijenin olmadığı, az olduğu ortamda uygundur. 540oC nin üzerinde kalın tel kullanılmalıdır. Düşük sıcaklıklarda hassas olarak ölçme yapılabilir. Açık atmosferde uzun süre çalışamaz. Mutlaka koruyucu tüp ile kullanılması gerekir. Korozyona elverişli olduğundan çalışma ömrü azdır. Demir pozitif uçtur. Tel çapı 1 ile 3 mm arasında değişebilir.

T Tipi, Bakır-Konstantan ( NiCr-CuNi ) termokupl: Rutubetli ortamda korozyona dayanıklıdır. Oksitleyici ve redükleyici ortamda kullanılabilir. 400oC den yukarıda kullanılması tavsiye edilmez. Termoeleman çapı 0,3 ile 1,5 mm arasında olabilir. Düşük sıcaklıklar için aranılan termoelemandır.

E Tipi, Kromel-Konstantan termokupl: En yüksek termo emk (mV) üretme özelliğine sahiptir. Galvanometre tip cihazlar için uygundur. 1000oC den fazla sıcaklıkta kullanılmaz. Tel çapı 0,65-3 mm arasındadır. Oksitleyici ortama uygundur.

3.f. Termokupl Yapımı

Termokuplun ölçme ucu gerkli kuvveti ve elektriki teması sağlayacak şekilde herhangi bir metod ile birleştirilebilir. Teller kaynak veya lehim edilmeden önce birbiri üzerine kıvrılabilir yada uc uca kaynak edilebilir. Termokupl telleri düzeltilirken dikkatli olunmalıdır zira çekiçleme, aşırı bükme ve kıvırma tellerin termoelektrik özelliğini bozar, ömrünü azaltır. Baz-metal termokupl eki teermokuplun kullanılacağı sıcaklığın üzerinde erime noktası olan bir lehim ile yapılır. Asit akışı termokupl teline korozyon etkisi yapar, kullanılmamalıdır.

Tk Tipi Birleştirme Şekli Akı (Flux)

B,R,S Oksijen gaz kaynağı Yok

Elektrik ark kaynağı Yok

Resistans kaynağı Yok

K Oksijen –asetilen veya oksijen gaz alev kaynağı Boraks, fluorite

Elektrik ark kaynağı Yok

Gümüş lehimi Boraks

Resistans kaynağı Yok

J Oksijen –asetilen veya oksijen gaz alev kaynağı Boraks, fluorite

Elektrik ark kaynağı Yok

Gümüş lehimi Boraks

Yumuşak lehim Reçine

Resistans kaynağı Yok

T Elektrik ark kaynağı Yok

Gümüş lehimi Boraks

Yumuşak lehim Reçine

E Oksijen –asetilen veya oksijen gaz alev kaynağı Boraks,fluorite

Elektrik ark kaynağı Yok

Gümüş lehimi Boraks

Birleştirilecek termokupl teli uçları zımpara kağıdı vs. ile temizlenmelidir. Elektrik ark kaynağı için uçları 1-2 cm beraber bükülür, elektrik resistans kaynağı için uzunlamasına 1-2 cm yanyana getirilir. Gaz kaynağı yapılırken oksitleyici alev kullanılmaz. İç alev ile teller kırmızı olacak şekilde ısıtılır sonra kaynağa daldırılır. Kaynak sırasında önce eriyen tel alevin soğuk kısmında tutulur, ta ki öbür tel erime noktasına gelsin. Her iki metal erime noktasına gelir gelmez, metaller beraber akıncaya veya uçta bir top teşekkül edinceye kadar kaynak alev içerisinde çevrilir (döndürülür). Kaynak bir kerede yapılmaya çalışılmalıdır. Sürekli ısıtma kötü kaynak yapılmasına neden olur.

Elektrik ark kaynağı için, birleştirilecek uçlar önce suya sonra kaynağa daldırılır ve sonra birleştirilen uçlar yukarıya gelecek şekilde mengene ile tutulur. Resistans kaynağında iyi bir kaynak elde etmek için yeterli basınç ve akım tatbik edilir. Fazla basınç yalnız kenarlarda birleşme sağlar, aşırı akım metalleri yakar. Uçlar arasında boşluk olmamalıdır. Platin termokupllarda en iyi kaynak iki elektrod arkı ile yapılır. Bazen oksijen-hidrojen ve oksijen aydınlatıcı gaz alevi kullanılır. Şimdi bir çok termokupl birleşimi inert gaz şiltli ark kaynağı cihazı ile yapılıyor. Yüzey iyi temizlenmek şartı ile özel aparatlarla mekanik birleşme yapmak gereğini ortadan kaldırır, fakat çok yaygın bir uygulama değildir.

3.g. Termokupl Telleri

TK Tipi Tel Cinsi BSG ve AWG Gauge Tel Çapı mm M/hg Honeywell No Leeds & Northrun Yerli

T Bakır (+)

Konstantan (-) 20

20 0,8

0,8 220

220 9AlM3

9AlN3 20-1-2

20-1-1 -

-

J Demir (+) 8 3,26 14,8 9AlR1 8-1-4 Fe TK teli

14 1,62 62 9AlR2 14-1-4 Fe TK teli 1mm.

20 0,81 245 9AlR3 20-1-4

24 0,51 622 9AlR5 24-1-4

Konstantan (-) 8 3,2 13,4 9AQ1 8-1-10 Konst. TK teli

14 1,6 54 9AlQ2 14-1-10 Konst TK teli

20 0,8 220 9AlQ3 20-1-10

24 0,5 518(550) 9AQ5 24-1-10

E Kromel (+) 20 0,8 220 9AlL3 20-1-13

24 0,5 518 9AlL5 24-1-13

Konstantan (-) 20 0,8 220 9AlL3 20-1-10

24 0,5 518 9AlL3 24-1-13

K Kromel (+) 8 3,2 13,4 9AlL1 8-1-13 Kromel TK teli

14 1,6 54 9AlL2 14-1-13

20 0,8 220 9AlL3 20-1-13

Alumel (-) 8 3,2 13,4 9AlK1 8-1-14 Alumel TK teli

14 1,6 54 9AlK2 14-1-14

20 0,8 220 9AlK3 20-1-14

J 8 3,2 6,7 9AlC1

14 1,6 29 9AlC2

20 0,8 117 9AlC3

24 0,5 276 9AlC5

K 8 3,2 6,7 9AlA1

14 1,6 27 9AlA2

20 0,8 109 9AlA3

3.g.1. İzoleli Termokupl Telleri

Kullanma şartları elverdiği zaman, özellikle termokupl çok uzun ise veya tel seramik insulatör (izolatör-boncuk) dizme için pratik olmayacak kadar çok ince ise izoleli termokupl teli kullanılır. Bu taktirde seramik izolatör (boncuk) kullanılmaz. İzolasyon termoelemanı sıcaktan, kimyasal reaksiyonlardan, aşınma ve rutubetten korur.

İzoleli Termokupl Telleri

Termo

eleman tipi İzolasyon Renk Kodu

( + ) Renk Kodu

( – )

Renk Kodu

Dış BSG (AWG) Çap mm. Honeywell Parça No

Tip J (çift tel) Naylon Beyaz Kırmızı Kahverengi 24 0,51 9B3N4

Asbes üzerine asbes “ “ “ 14 1,62 9B3A1

Asbes ve cam yünü “ “ “ 20

24 0,81

0,51 9B3B2

9B2B5

Asbes ve silikonlu cam yünü “ “ “ 20

24

30 0,81

0,51

0,25 9B3B6

9B3B7

9B3B8

Vernikli cam yünü “ “ “ 20

24

30 0,81

0,51

0,25 9B3C2

9B3C4

9B3C5

Temperlenmiş cam yünü Kahve rengi Kahve rengi “ 20

24 0,81

0,51 9B3C6

9B3C7

Keçeli asbes Beyaz Kırmızı “ 20 0,81 9B3M2

Teflon ve cam yünü - - “ 20 0,81 9B3T2

K Tipi Kromel Asbes üzerine asbes Sarı Kırmızı Kahverengi 14 1,62 9B2A1

Alumel (çit tel) Asbes cam yünü “ “ “ 20 0,81 9B2B2

Asbes ve silikonlu cam yünü “ “ “ 20

24 0,81

0,51 9B2B6

9B2B7

Vernikli cam yünü “ “ “ 20 0,81 9B2C2

Temperli cam yünü Kahve rengi Kahve rengi “ 20

24 0,81

0,51 9B2C6

9B2C7

Refrasil Beyaz Beyaz Beyaz 20 0,81 9B2N2

3.g.2 Termokupl Teli İzolasyonunun Özellikleri

İzolasyon Sıcaklık Sınırı Elektriksel Direnç Neme Direnç Aşınmaya Dayanma Eskimeye Dayanma Renk Kodu Maliyet Düşünceler

Naylon -45.6 ; +160oC İyi İyi Mükemmel Mükemmel Var Çok ucuz Konduitte kullanılmaz.Dahilde kullanılır.

Emaye (enamel) 107oC İyi Orta Zayıf Mükemmel Yok Çok ucuz Laboratuvar için

Emaye ve pamuk 107oC İyi Orta Orta Orta Var Çok ucuz Nemli yerlerde kullanılmaz

Teflon ve fiberglas (cam yünü) -123 ; +250oC Mükemmel Mükemmel İyi Mükemmel Yok Orta Bina içinde kimyasal md’lere karşı için

Asbes ve silikonlu fiberglas 482oC İyi 260oC ye kadar

İyi 260oC ye kadar

Orta Sınırsız Var Ucuz Bina içi

Vernikli fiberglas 482oC İyi 177oC a kadar

Orta 177oC a kadar

Orta Sınırsız Var Ucuz Bina içi

Temperlenmiş fiberglas 649oC İyi Zayıf

Kötü Orta Sınırsız Yok Ucuz Bina içi

Keçeli asbes 649oC İyi Zayıf Zayıf Sınırsız Var Ucuz Özellikle yüksek sıcaklık kullanımı için

Asbes üzerine asbes 649oC İyi Çok Zayıf Zayıf Sınırsız Var Orta Rutubetli yerde kullanılmaz

Refrasil 1093oC İyi Çok zayıf Çok zayıf Sınırsız Yok Pahalı Çelik örgü ile aşınmaya mukavemet üzleştirir.

Silikon lastik üzerine cam yünü -40 ; +2320oC İyi İyi Orta Mükemmel Var Nisbeten pahalı Kimyasal uygulamaya elverişli (bina içi)

Asbes ve cam yünü 482oC İyi 260oC ye kadar

İyi Orta

260oC üzerinde

Zayıf Sınırsız Var Ucuz Bina içinde kullanılabilir

3.h. Termokupl Koruyucu Tüpleri

Korucuyu tüp seçimi kullanma amacına göre ve şartlara göre yapılır. Genel olarak metal ve seramik koruyucu tüp olarak yapılır. Seramik tüpler yüksek sıcaklıklarda genellikle R, S tipi termokupllarla birlikte kullanılır. Aşırı tahrip edici gazların bulunduğu ortamda çift kademeli koruyucu tüpler kullanılır.

3.h.1. Koruyucu Tüplerin Özellikleri

Malzeme Birleşimi İmal

Şekli Azami Sıc.

Oksi. Atm./ Red. Atm. (oC) Tavsiyeler

METAL TÜPLER

Karbonluçelik Karbonlu çelik Çekme 550/550 Tahrip edici gaz ve sıvılarda

Çekme demir Çekme demir Çekme 650/700 Tahrip edici gaz ve sıvılarda

Dökme demir Dökme demir Dökme 700/500 Alüminyum eritme sanayii

304 Paslanmaz çelik %18Cr,%8Ni ve Fe Çekme 1000/1000 Oksidasyona ve korozyona karşı dayanıklı

316 Paslanmaz çelik %18Cr, %8 Ni %2Mo ve Fe Çekme 1000/1000 Korozyona karşı daha dayanıklı

446 Paslanmaz Çelik %26 Cr

Fe karışımı Çekme

Kütükten iş. 1000/1000 Kükürtlü atmosfer, tuzbanyoları ve sıvı metal işlemlerinde korozyona ve oksidasyona karşı mükemmel dayanıklıdır. Karbonlu ortamda kullanılmaz.

Nikel Nikel Çekme 1000/1000 Yüksek ısılarda kimyasal reaksiyonlara karşı çok dayanıklıdır. Kükürtlü ortamda 550oC den yukarı kullanılmaz.

T dökümü %35Ni, %15Cr ve Fe Döküm 1100/1100 Gaz geçirmez ve kükürtlü ortam için

Nikel Krom

(inconel) %80Ni, %14Cr Çekme 1200/1200 Yüksek ısılarda korozyona karşı dayanıklıdır. Oksidasyona karşı yüksek ısılarda çok iyidir. Kükürtlü atmosferde 550oC den yukarı kullanılmaz

Kautal %22Cr,%15 Al ve Fe Büküm, kaymak 1300/1300 Oksidasyon ve kükürte karşı dayanıklı

SERAMİKTÜPLER

Kuartz Eritilmiş silis Dökme vesıcakiş. 1300/1300 Aşırı ısı şoklarına karşı dirençli

Silika Silika “ 1450/1450 Cam eritme formları için

Silliramik Silika-alümina “ 1650/1650 Aşırı ısı şoklarına karşı çok dayanıklı, mekanik direnci yüksektir

Duraks Silikon karpit Dökme ve ısı işlemi 1650/1650 Erimiş alüminyum ocaklarında ikinci kademe koruyucu tüp olarak termik ve mekanik şoklara dirençli

Mullite Silika-alümina “ 1650/1650 İkinci kademe koruyucu tüp olarak termik ve mekanik şoklara dirençli

Refraks SilikonNitrit üzerine silikon karpit kaplı “ 1750/1750 Metal alüminyum, bronz, pirinç eritme sanayiinde devamlı olarak kullanılır. Termik ve mekanik şoklara çok iyi dirençli

Yüksek safiyetli alümina %90 + saf alümina “ 1900/1900 Termik ve mekanik şoklara dayanıklıdır.

Berilyumoksit Berilyumoksit “ 2250/2250 Termik ve mekanik şoklara dayanıklıdır. Tozu ve buharı çok zehirlidir. Diğer oksitler ve H2O yüksek ısıda etkin olabilir.

Metal seramik tüp LT-1 Kromlu-alümina Eritme 1450/1450 Kükürtlü ortam için çok mükemmeldir. Termik ve mekanik şoklara dayanıklıdır.

3.h.2. Koruyucu Tüp Seçimi

Tavlama 550oC St.35.8

800oC 1.41571,316 St.st

1000oC 1.4762

1200oC 1.4841, inconel

1400oC Tip 530, Tip 610

Asit Banyoları 350oC 1.4571, 316 SS

550oC Emayeli st. 35.8

Tuz Banyoları Siyanür C-2, inconel

Nötr 1.4841, inconel

Klorür AL-25

Metal Sanayii

Ergimiş kurşun, kalay çinko ve magnezyum C-2

Ergimiş pirinç ve bakır grafit

Ergimiş alüminyum silikon karbon, grafit

Çimento ve Seramik Sanayii

Çimento 1.4841, inconel

Tuğla ve kiremit 1000oC 1.4762

1200oC 1.4841

1500oC Tip 530, Tip 610

1600oC Tip 710

Seramik Pişirme Tip 530, Tip 610, Tip 710

Kurutma St.35.8, 1.4571, 316SS

Emayeleme İnconel, Tip 610, Tip 710

Cam 650oC 1.4841

1500oC Tip 710

Kireç ve türevleri 800oC 1.4841

Rafineri ve Petrokimya

Rafineriler 1.4571, 316 SS, C-2, 1.4762, inconel

Petrokimya 1.4571, 316 st.st.

Isı Santralleri

Kazan ve buhar hatlarında 1.4571, 316 SS

Bacagazı ve ön ısıtıcılarda St.35.8

Su hatlarında C-2

Gıda Sanayii

Şeker St.35.8

Sebze ve meyve 1.4571, 316 st.st.

3.i. Temokupl Uzatma (Kompenzasyon) Kabloları

Termokupl başlığı içerisindeki bağlantı klemensinde ölçülen sıcaklığı ortam sıcaklığı kadar eksik bir değerde ölçer. Soğuk uç hatası denilen bu hatayı düzeltmek için :

Buzlu su ile soğuk uç 0oC de tutulur.

Çift ısıtıcılı dengeleme

Sabit ısı dengelemesi metodu

Elektiriki dengeleme köprüsü

kullanılır.

Uygulamada elektiriki dengeleme köprüsü metodu yaygındır. Termokupl ile cihaz arasında TK milivoltunun değiştirilmeden cihaza taşınmasını sağlayacak uzatma (kompenzasyon-dengeleme) kabloları kullanılır. Uzatma kablosu termokuplun özelliğini taşır. Soğuk uç ölçü cihazı klemensine taşınmış olur. Uzatma kabloları Platin-Rodyum termokupllar hariç diğer K, J, T tipi temokupllarda termoelemanlarla aynı cins telden yapılır. Uzatma kablosu boyu arttıkça direnci de artacağı için, özellikle döner çerçeveli göstergeler ve rekorderlerde uzaklık fazla olmamalıdır.

Uzatma kablolarının izolasyonları kullanılacağı ortama göre değişik olabilir. Isıya, rutubete, aşınmaya, kimyevi etkiye dayanıklılık özelliğine göre kablo seçilir. Endüktif tesirden korunan blendajlı kablolar da vardır. Uzatma kablolarının cinslerini ayırabilmek için renk koduna göre belirlenmiştir. Platin-Pl+Rodyum termokupllarda uzatma kablosu aynı özelliği taşıyan alaşımdan (Bakır-Bakır nikel) yapılır.

3.i.1. Uzatma Kabloları İzolasyonlarının Özellikleri (Honeywell)

İzolasyon Cinsi Azami Sıcaklık Elektriki Direnci Rutubet Direnci Aşınma Direnci Eskime Direnci Fiyat Tavsiyeler

Polivin üzeri polivin 104oC Mükemmel Mükemmel Mükemmel Mükemmel Düşük Oil, asit kimyasal maddeye maruz yerde kullanılır

Flexible polivin “ “ “ “ “ “ Hafif esnek

Polivin üzerine kurşun kılıf “ “ “ “ “ Oldukça yüksek Yeraltı tesislerinde çok korrozif ortamlarda

Buna-S lastik -54,

-+60oC “ İyi Çok iyi Zayıf “ Sıfır altı sıcaklıklarda

Lastik üzerine lastik (silikon) 75oC “ Mükemmel “ “ Orta Çok esnek ve ağır işe elverişli

Flexible cam yünü 204oC İyi Orta Orta Sınırsız Orta Dahili kullanım için

Asbes üzerine asbes “ “ İyi İyi Çok iyi Orta Kuru konduitlerde dahili kullanım için

Asbes üzerine spiral zırh “ “ “ Mükemmel Mükemmel Yüksek Denizde ve gemide

Reçine üzerine örgülü zırh “ Mükemmel Mükemmel “ Çok iyi Çok yüksek Deniz ve gemide (nary spec-)

Cam yünü üzerine silikon lastik -40,

+232oC İyi İyi Orta Mükemmel Oldukça yüksek Kimya sanayii dahili tesisatta

3.i.2. Avrupa ve Yerli Kabloların İzolasyon Özellikleri

İzolasyon Cinsi Azami Sıcaklık oC Elektriksel Direnci Rutubet Direnci Aşınma Direnci Tavsiyeler

Naylon -45 ila 160 İyi İyi Mükemmel Kapalı yerlerde borusuz kullanılır

Emaye 110 “ Çok iyi Zayıf Yalnız laboratuvarlarda kullanılır

Emaye ve pamuk “ İyi (K) “ Çok iyi Nemli yerlerde kullanılır

Teflon ve cam elyafı -104 ila 250 Mükemmel Mükemmel İyi Yağ ve su içinde çalışır, kapalı yerlerde kullanılır

C Asbes silikonlu + cam elyafı 480 İyi (K) 260oC ye kadar iyi 260oC ye kadar iyi üzerinde zayıf Kapalı yerlerde

Vernikli cam elyafı “ “ 175oC ye kadar mükemmel 175oC ye kadar çok iyi üzerinde zayıf “

Islah edilmiş cam elyafı 650 “ Zayıf Çok iyi Özellikle aşırı sıcak yerlerde

Kademeli asbes izole 650, 750 (blendajlı) “ Çok zayıf Zayıf blendajlı iyi Fazla nemli ortamda kullanılmaz

Yüksek ısı cam elyafı 110 “ “ Çok zayıf Çelik blendajlılar aşınmaya dirençlidir

Silikonlu lastik cam elyafı kılıfı -40 ila 230 İyi İyi Zayıf Çelik blendajlılar aşınmaya dirençlidir. Kimyevi etkiye dayanır

3.i.3. Uzatma Kabloları Renk Kodları

DIN Normu Renk Kodu Amerikan NBS Normu Renk Kodu Japon JIS Norm

Termokupl Cinsi Dış Poz. Neg. Dış Poz. Neg. Dış

Bakır-Konstantan (T) Esmer Kırmızı Esmer Mavi-siyah Mavi Kırmızı Kahverengi

Kromel-Konstantan (E) Siyah “ Siyah Mor Mor “ Pembe

Demir-Konstantan (J) Mavi “ Mavi Siyah-gri Beyaz

Gri “ Sarı

Kromnikel-Krom (K)

(Kromel Alumel) Yeşil “ Yeşil Sarı Sarı “ Mavi

Platin Rodyum-Platin (R,S) Beyaz “ Beyaz Yeşil

Siyah Siyah “ Siyah

Japon JIS standardına göre pozitif kırmızı, negatif siyahtır.

3.j. Termokupl termometrelerin kalibrasyonu

Termokupl termometreler sabit noktalar metodu veya karşılaştırmalı metod ile kalibre edilebilir. Bu dokümanda karşılaştırma metodu ile kalibrasyon anlatılacaktır.

Kalibre edilecek termokupl ve referans termometre kalibrasyon fırınının içerisine birlikte yerleştirilir. Fırın termokuplun kalibre edileceği sıcaklığa set edildikten sonra, sıcaklık stabil hale gelinceye kadar beklenir. Burada her iki temometrenin mümkün olduğunca aynı sıcaklık ortamında bulundurulduğundan emin olmak gerekir. Bunu sağlamanın bir yolu, fırın içerisine metal ya da seramik silindir yerleştirip termokuplları bu silindir içerisine kalibre etmek olabilir. Bunun yanında ölçüm devresi için gerekli ekipmanlar hazırlanmış olmalıdır. Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra ölçümler yapılarak test termometresi değerlendirmeye alınır. Test termometresinin kalibre edilen sıcaklık değerinde ürettiği mV değerleri IEC 584’te belirtilen tablo değerlerine göre değerlendirilir.

Referans termokupl

Test termokupl

DMM Buz kabı ( 0°C ) Kalibrasyon fırını

Şekil 7 : Termokupl kalibrasyon devresi

Temokuplların kalibrasyon noktalarının belirlenmesi önemli bir konudur. Tüm bölgede kullanılacak termokuplların her 100°C de bir kalibre edilmeleri yeterli olacaktır. Kullanılan bölgenin tek bir değer olması durumunda termokuplun en az üç değerde kalibre edilmesi gerekir. Buradaki örnek çalışmada 800°C, 900°C ve 1000°C’de S tipi bir termokuplun kalibrasyonu anlatılacaktır.

Fırının set sıcaklığı : 800°C

Ölçüm sayısı Referans ( mV ) Test ( mV ) Ölçüm yönü

7.3029 7.3003

7.3029 7.3005

7.3029 7.3006

7.3031 7.3005

7.3029 7.3005

Refortalama = 7.30294mV Testortalama = 7.30048mV

Burada ilk önce referans termometre sertifikasından gerçek sıcaklık değeri hesaplanır.

7.3029mV – 7.2952mV = 0.0077mV

7.2952mV º 796°C

0.0077 / ( 7.3061 – 7.2952 ) = 0.0077 / 0.0109 = 0.706°C

Gerçek sıcaklık = 796°C + 0.706 = 796.71°C

Bulunan bu değer IEC 584’te verilen tablo değerlerine göre mV olarak hesaplanır.

796.71°C = 796°C + 0.71°C

796°C º 7.302mV ( IEC 584’e bakılarak yazıldı )

0.71°C’e karşı gelen mV değeri ise şu şekilde hesaplanır.

İlk önce 796°C bölgesinde 1°C’e karşılık gelen mV değeri belirlenir.

IEC 584 S tipi termokupl tablo değerlerinden;

797°C º 7.312mV

796°C º 7.302mV

1°C º 0.0010mV

1°C º 0.0010mV

0.71°C º x

x = 0.0071mV

796.71°C º 7.3091mV

Hesaplanan 7.3092mV değeri ile test termometresi karşılaştırılır ve IEC 584 tablo değerine göre sapma hesaplanır.

Sapma = Test termometresi mV değeri – gerçek sıcaklığa karşı gelen mV değeri

Sapma ( mV ) = 7.30048mV – 7.3092mV

Sapma ( mV ) = -0.00871mV

Bulunan sapma değeri daha kolay anlaşılabilmesi için sıcaklık olarak hesaplanabilir.

1°C º 0.010mV

x º 0.00871mV

sapma = 0.871°C

Sapma ( °C ) = -0.87°C

Aşağıda verilen 900°C ve 1000°C değerleri aynı metod kullanılarak hesaplanmıştır.

Fırın set sıcaklığı : 900°C

Ölçüm sayısı Referans ( mV ) Test ( mV ) Ölçüm yönü

1 8.4226 8.4233

2 8.4225 8.4233

3 8.4225 8.4236

4 8.4226 8.4232

5 8.4225 8.4233

Refortalama = 8.42254mV Testortalama = 8.42334mV

Gerçek sıcaklık = 898.18°C

Sapma ( mV ) = -0.0055mV

Sapma ( °C ) = -0.49°C

Fırın set sıcaklığı : 1000°C

Ölçüm sayısı Referans ( mV ) Test ( mV ) Ölçüm yönü

1 9.5822 9.5844

2 9.5823 9.5844

3 9.5825 9.5844

4 9.5825 9.5847

5 9.5824 9.5847

Refortalama = 9.58238mV Testortalama = 9.58452mV

Gerçek sıcaklık = 1000.246°C

Sapma ( mV ) = -0.0043mV

Sapma ( °C ) = -0.37°C

Hesaplanan bu değerlerden sonra kalibre edilen termokupl için kalibrasyon sertifikası düzenlenir.

KAYNAKLAR

1 ) Yüksek Fırın Prosesi, Erdemir Eğitim Müdürlüğü Yayını, 1991

2 ) Termokupl Yapısı ve Kalibrasyonu, Erdemir Eğitim Müdürlüğü Yayını

4.7 Homojenizatörlerin Temizlik Ve Dezenfeksiyonu

06 Kasım 2007

4.7 HOMOJENİZATÖRLERİN TEMİZLİK VE DEZENFEKSİYONU

Hoinojenizatörlerde HTST unite— siiidc kullanilaii asit ye alkali vikamalartiiin avnisi ti~u.nlattir~ Bununla beraber kir durumn (rag, protein ye pastörize sütten gelen basit kalsivnm milan) HTST Utitesi nden çok daha at oldugu içi a asi m ‘c alkali vika mania u~~ulatna sOresi HTST Onitesi idc uvgulanan sürcdcn çok daha azdtr. Orne~ii. asit vikama HTST ütiitesinc tivi.~ulantrkei son 10 dakikastnda loinojenizatOrc uvgalanir. Yi nc alkali dctcrjanla HTST Onitcsi vikant rkei ilk 10 dakikastnda bu deberjantn homojenizatOrdcii gccncsi ye bunti vikainasi sağlanır. Alkali dctcr~an nvgulainastndan sonra (10 dak) liomojenizatOr uvgun ~ckildc soğutulur .

4.8 Pastörize Sütün Taşındığı Boruların ve Depolandığı Tankların Temizliği

Buradaki kirler çig sütün tasi ndtgi borulardaki lie çok beater re bunlar ~ag. protein binikiinleri ye bazı kalsivumn tuzlardir. Bununla bcrabcr pasmonizasvondan

sonra sütün kalitesini ve gtivcni rligi iii saglanuik ici a alct ~e ekipmanlartn teniizligi ye sanuzasvonu çok in vaptlinalidtr. Alkali vtkaina solusvonunun konsan— trasvonu çig sutun gectigi borulardakiuic gOre daha yüksektir ve bu 3000-3500 ppm arastndadzr. Bontla r ye tank için genellikle Once ilik su lIe vtkama ye bunt takiben 740C de 30 dakikalik bin alkali vtkatna vaptlir. Suvun serthgini gidermek icin alkali solusvonuna vakIa~tk 100 ppm klorin kattlabilir (8). Daha Onccdc bahscdildigi gibi alkali ~tkaina solus~’onu gcncl olarak ~ glann sabunla~mavla tcflhizlenmesiiii saglar ~c ilavc edilen klonin ise protcinlenin teinizlcnincsini saglar. ~A.Ikal i vikaina sirkilasvonundan sonra kalan licrhangi

air miicr~tI birikiiat,ti icmiileiitek ida pH si 4—5 ~..ix artnda oLin bir asiiic dnrtikinta ‘~ apilnta.lidtr

4.9 Krema Ve Kondens Süt Depolama Tankları Ve Transfer Boruları Temizliği

Buralardaki kirler de çiğ süttekine benzer .Fakat bileşenlerin oranı daima farklıdır.Örneğin kremadaki yağ oranı yüksek ve protein oranı çiğ süte göre düşüktür . Kondens süt hem yüksek oranda yağ hemde yüksek oranda protein içerir . Tankların ve transfer borularının temizliğinde çiğ süttekine göre daha yüksek alkalitiye sahip çözelti kullanılmalıdır . Yüksek miktardaki kirden dolayı alkali yıkama süresi çiğ süte göre 2-3 kat daha uzun olmalıdır .Alet ve ekipmanlardaki proteinlerin temizlenmesi için yıkamada yaklaşık 50 ppm civarında klorin ilave edilir . Bunun yanı sıra yıkama suyuna şelat ilave edilir ki suda bulunan mineralleri bağlasın .

4.10 YAYIKLARIN TEMI2L!I< VE DEZENFEKSIYONU

Yayiklardaki kirlenin esasini sut yagi ye iriorganik tuziar olu~turur.Temizieme i~leminde yayxk ilk olarak %0,2 trikaisiyum fosfat ilave ediimi~ 95C deki su ile yikanir.Temizlemede kulla*nilan suyun miktani toplam yayik kapa.sitesinin %10’una e~it ol*mali ye yayik i~Iem sirasinda 5 dakika sore lie maksimum hızda caii~tinilmaiidir.Sonra su ile iyice durulanır.

4.11. ŞİŞE YIKAMA MAKINALARINDA TEMİZL.İK VE DEZENFEKSIYONU

Şişe yüzeyindeki kirlerin kaynağını protein,yağ, laktoz organik tuzlar ile su ve sütten kaynaklanan inorganik tuzlar oluşturmaktadır.Temizleme işleminde % 2 lik sodyum hidroksit ve tri*sodyum fosfattır.Ayrıca şişe yıkama. makinelerini korozyondan korumak için % 0.3 sodyum ye potasyum silikat yaygın olarak kullanılmaktadır.Ancak temizleyici maddelerin bu şekilde bir kombi*nasyonu makinelerde tortu, kireç ve şişeler üzerinde de beyaz bir film tabakası oluşumuna neden olabilmektedir.Bu kusur temizleyici maddelerin uygun kombinasyonlarına konsantre fosfatların ilavesi ile giderilebilir.

4.12 Dezenleksiyon ye steri]izasyon i~1eni1erinde dikkat edilecek hususla.r:

Süt işletmelerinde ve özellikle sağım yapılan çiğ süt üretim yerlerindeki alet ve ekipmanların dezenfeksiyon ve sterilizasyonunda bazı hususlara dikkat edilxnesi gerekir. Bun]ann en Onexnlileri a~a~ida maddeler halinde belirtilmi~tfr:.

1. Süt üretim ciftlikierinde ye s5t topiama merkez]erlnde, so~utmah tanklar keslniikle buhar veya kaynar su lie temas ettirilmemelidir. cunku sogutma donanimjmn neden oldugu a~xn sogumu~ yUzeylerde ani sicakbk artx~1ari. metal yUzeylerin ezlimesi ye bozulmasi ~ibi sorunlara neden olur. Ayrica termometre ye tertnostatlar da zarare~uErar.

2. Silt Uretim çfft1ik1er~nde ye süt topiama inerkezierinde kullaniian ekipmanlar. nadiren buhax ile dezenfekte edilir. Bunun nedeni. buhar Uretirni 1cm, büyilk yatirimi gerektiren bir tesise gereksinim olmasidir. Süt üretim ciftlikler-mnde ye sQt toplama inerkezlerinde kullanilan ekipmaniann steriilzasvonu 1cm asit1endiriimi~ steak su kullanilmasi en uygun yOntem olarak bihnir.

3. Mekanlk ytkaytcilarda temlzlenen sUt gUguxnleri ye kapaklanntn km sa sürede kurumalart 1cm, buhar enjeksiyonu lie sanitize edilmeleri

gerekir.

4. Süt depolaxna tankian buharla dezenfekte edilmezler. Bunun nedeni çok büvilk hacimii olduklanndan, yilzevlerin stertlizasvon stcakhgtna ula~masi 1cm çok uzun zamana ihtivac olmastdtr. Bit tanklar ye benzeri geni~ hacimli veya yilzeyli eklpmanlann sterili*zasyonu 1cm en uYgun yOntetit. pUskürtme ba~ltkian lie kimyasal sterillzasyon ajanlannrn uygun konsantrasyondaki cozeltilerinin pUskürtSlmesidir. Depolama tanklarrnda cogu zaman pUskUrttne donanxmlan. imalat strasinda monte edilmi~tir.

5. Daha kUçuk But depolama tanklan, süt naklive tankerieri veya süt nakliye tanklarmda da benzer püskQrtme donarutnlart bulunabilir. Ancalc bu gibi eklpmaniar elle temiziendigi taktirde buhar sterili*zasyonu tavsiye edilir. çunku. die yapzlacak bir kitnyasal sterilizas*yonda, yuzeylenn yeterxnce kimyasal cazelti lie temas etmeieri ola*nakstzdtr.

Eger sUt i~1etmesinde kuilaiulan alet ye ekipmanlar CII’ sistemi ile temizlenmeye uygun ise, mutlaka bu yOntemin tercih edilrnesi gereklr. cunku alet ye ekipmanlartn ister steak suyun sirkUlasyonu yoluyla. isterse kiniyasal bir stertlizasyon çOzeltisinin sirkulasyonu yoluyla olsun en etkfll sanitasyon yOntemi CIP yöntemidir.

Buharla steiilizasyonun da ban sakincalari buiunrnaktadxr. Or*negin; alet ~‘e ekipmanlarin bazi kritik noktaianna buhar ula~xnasi mümkUn oiniavabilir. Ozellikle buharrn vogunla~tigi kOr noktalarda. oiusan su di~an atiimadigi sürece stcrihzasyonun saglanmasi cia*naksizdir. Bunlann disrnda buhar hortirniunun ye serbest buharin bazi alet ye ekipmaniara zarar vermesi. calisanlar win bir tehlike olu~turmasi her zatnan olasıdır .

6 .TEMİZLİK VE DEZENFEKSİYONUN KONTROLÜ

Ternizlik ye dezenfeksiyon i~lemleri yapildiktan sonra alet ye ekipmanlar da yeterli sanitasyonun yapilip yapilmadigini anlamak 1cm kontrol yaptlmasi gerekir. GunurnUzde gida bakteriyolojisi uzerinde ca1i~an ara~tiricilar mikroorganizmalann gida madclelerinin dayanikltligtnt ye kalitesini etkileyecegi uzerinde durulmaktadir. Son 20-30 ytlda geIi~en bakteriyolojik yOntemlerle kontroller artmi~ ye mikroorganizmalarin yalniz sagltk yOnunden sakincalari olrnayip buyuk ekonomik zararlarda o1u~turdugu anIa~i1mi~tir. Gida ile ilgili yerlerin kontrolu diger yerlere gore daha zordur. Hijyen bir i~Ietmeye gerek maddi gerekze zarnan yOnunden büyUk Olcude yardimda bulunmasina ragrnen direkt kazanç saglamadigi için cogu kez benimsenmi~ veya gerektigi gibi Onem veriImemi~tir. Ancak piyasaya surulen bozuk mamUl maddelerden gelen ~ikayet üzerine bakteriyolojik kontrollere ba~vurulrnaktadir. Bakteriyolojik kontrollerin amaci; insan sagligini ye urunU bozan mikroorganizmalari belirlemek ye bunlardan o i~yerinin korunrna yollarini saptarnaktir. Bakterilerin hangi devrede o gtdaya bu1a~tiklart anla~ilabiIir ye sonradan yok edilrne carelerine ba~vurarak i~yerinin daha fazla ekonomik zarara ugramasi Onlenir. her i~yeri yeni gelen hammadde vasitasiyla tekrar bakterilerle buIa~ik hale gelir. Bunlarin çogu sporsuz bakterilerdir ye hepsi az bir istda Olebilir veya inaktive edilebilen bakteri turleridir. Sporlu bakterilerin vejatatif ~eki1leri Istya kar~i dayanikli degildirler. 90 0C’nin alt,nda bir isi ile hepsi Oldurulebilir. Sporlarin Olrnesi ise 100 0C’nin ustunde bir tsiyla mOmkUndur. Dezenfeksiyon maddeleri ile sporlu bakterilerin vejatatif ~ekilleri Oldürülerek tekrar spor yapmalari Onlenir (Yildirim, 1996).

Bakteriyolojik kontroller düzenli olarak ye en geç haftada bir kez dezenfeksiyondan sonra yapilmaltdir. Kalite kontrolleri esas altnarak bakteriyolojik nurnune alinir. Dezenfeksiyon maddesinin genellikle 30 dakika etki ettikten sonra ye yuzey su ile durulandtktan sonra numune alinir. Kontroller basit, zahmetsiz ye yuzeydeki bakterileri mumkün olduğu kadar kapsayacak şekiIde olmahdir. Yani ahnan numune alindigi bOlgeyi temsil etmelidir (Yildinm, 1996).

A-Pamuk Sürtme yöntemi : Metod şöyledir ,15-20 cm uzunlugundaki odun cubugun bir ucuna pamuk sarilir. Bu odun cubuk pamuklu kisirn a~agi gelecek ~ekiIde bir tupun içine konarak agzi kapatilir. 2 saat 118 0C’de veya 20 dakika 121 0C’de sterilize edilir. Daha sonra tupun icinden çikarilan pamuklu cubuk Olçulu bir alan yüzeyine 30 0C’Iik aciyla 3 kez sürulur. Pamuklu cubuk tup içine konur. Agzi kapatilarak Iaboratuvara gOnderilir. Burada pamuklu cubuk tüp içinden ctkarilarak çubuk kismi kiriltr. 10 mltlik f’zyolojik su içerisine atilir. Iyice çalkalanir (en az 25 kez). Daha sonra uygun dukusyonlar hazirlanarak sayilmasi istenen mikroorganizmaya gore ekimler yapilir. Painugun suda eriyen cinste olmasi Onemli olur. Bu nedenle suda cabuk erime Ozelligine sahip olan “Alginat” pamugu, iyi eritilmesi amaciyla fizyolojik tuzlu su yerine ekseriya ringer çOzeltisi kullanilmaktadtr. ringer cOzeltisi %l oraninda Na*Hetametafosfat icerdiginden çOzulme i~Iemi kolay ye kisa zamanda olmaktadir (Bakirci, 2000; Yildirim, 1996).

B- Agar sucugu metodit (Baski yöntemi):

Ilk defa Ten Cate tarafindan uygulanan bu yOnteme Ten Cafe yOntemi de denir. YOntemin esasi besiyerini numune alinacak yüzeye direk temasi olu~turur. Numune almada araçlar ortadan kalktigi için daha cok bakteri alinmasi kontaminasyon riskinin kalkniasi ye sterilitenin bozulmasi olasiliginin azalmt~ olmasi gibi avantajlari vardir. Dezavantaji ise yalniz düz yuzeylerin bakteriyolojik kontrolleri 1cm kullanabilmeleri ye anaerob bakteriler için Ozel etüv gereksinimi ye ortamda fazla miktarda mikroorganizma varli~inda sayimin zorIa~masidir. Metodun uygulanmast; besiyeri eritilerek suni bagirsaga doldurulur. 15’er araliklarla ipe baglanir. Ortalarda 121 0C’de 15 dakika sterilize edilir. Hazirlanan agar sucugu so~utulur ye steril bir biçakla kesilir. Sonra siktlarak suni bagirsak.tan çikarilir. Numune alinacak yere basttriltr ye cikan agar 0.5-1 cm kalinltginda kesiiir. Sterii bir getiri kutusuna konur. Inkubasyona terkedilir. inkubasyon sonunda saylm ye teşhis yaptlir (Bakirci, 2000; Yiidirim, 1996).

C- Trigger yöntenIi:

Bu yöntem Alman profesOru Reuter tarafindan geIi~tiriimi~tir. Yöntem hep aynt buyukiUkteki yuzeyden stenderdizasyona gidilmeyi prensip oiarak esas aimt~ttr. AIet 10 cm uzunlugunda ye 16 mm capinda pasianmaz celikten yapilmi~ enjektore benzeyen ye icindebulunan bir yay yardimi ile her numune aimada 1 kg bastnç yapabiiecek ~ekiIde yapiImi~ttr. Enjektörun ci ile tutuian kismi 2 cm kadar yukari çekiiebiiir ye bu ~ekiide arzu edildigi kadar tutulabilir. Pamuk, celik borunun bir ucunda ye oynak kistmnda buiunan iki teiin arasina tutturuiur. Sonra yukari cekiiir. Aletin agzt kapatilarak 15 dak. 121 0C’de steriIizasyona tabi tutuiur. Numune aiimrken aletin yaninda buiunan kapak açilir ye alet numune altnacak yere konur. El ile tutulan yer hafif bir darbe lie serbest birakilinca alet kendiliginden I kgitk basinçla a~agi dogru iner. Sonra koi kendi ekseni etrafinda 360 derece donduruierek tekrar geriye, eski yerine çekilir ye alet kapatilir. Laboratuvarda steril bir pens yardimi lie di~ari aiinan paniuk, fizyolojik tuzlu suya veya Ringer cOzeltislne konarak eritiiir. Daha sonra istenilen miktarda bu ana çozeltiden suIandtrma yapilarak anaerob ye aerob bakteriierin saptanmasl 1cm çe~itIi besiyerlerine ekimler yapiiarak degerlendirmeye tabi tutuiur (Küçüköner , 1996).

6.1. Bakterilerin teşhisi

Bakteriyolojik kontrollerde toplam bakteri sayisi ye hangi familyaya alt olduklarinin bilinmesi yeterlidir. Identifikasyon genel olarak yapilmaz. Bakteri identifikasyonu selektif besiyerinin kullanilmasi ye mikroorganizmalarin tek olarak izole edilmesiyle yapilir . ( Bakırcı İ. 2000 )

Besiyerleri bakteri I erin ureyecegi ~ekiIde yapt Imaktadir. Besiyerlerine ekim yapildiktan sonra gerekli inkubasyon süresi sonunda besiyerinde ureyen koloniler saytltr. Saytlan bu koloniler canli Ureyebilen bakterilerdir. Bunlar 1 gramda veya I ml solusyondaki bakteri sayisi olarak hesailantr. Koloni saytminda yuzey ekirn yontemi ye dOkme yOntetni olarak iki ~eki1de yapiltr. Bu yOntemlerde aerob ye anaerob mikroorganizmalara gore farklt ~eki1de yOntemler geli~tirilmi~tir.

Sosyal Bilgiler Test Soruları Ve Cevapları

06 Kasım 2007

Adı ve Soyadı:

No: KARAHÜSEYİNLİ İLKÖĞRETİM OKULU 6.SINIFLAR 2.DÖNEM 3.YAZILI Tarih:…../…../2000

1-Osmanlı Devletini kuran aşiret hangi boya mensuptur?

A)Kınık B)Kayı C)Afşar D)Yıva

2-Osmanlı Devletinin Bizans ile yaptığı ilk savaş hangisidir?

A)Maltepe Savaşı

B)Çirmen Savaşı

C)Koyunhisar Savaşı

D)Varna Savaşı

3-Osmanlı Devleti Aşağıdaki Beyliklerin Hangisinin Donanmasını kullanarak Rumeli’ye geçişi sağlamıştır?

A)Karasioğulları Beyliği

B)Aydınoğulları Beyliği

C)Germiyanoğulları Beyliği

D)Hamitoğulları Beyliği

4-Osmanlı Devletinin Rumeli’de Aldığı ilk toprak parçası aşağıdakilerde hangisidir

A)Çimpe

B)Malkara

C)Bolayır

D)İstanbul

5-Osmanlı Ordusu ilk kez hangi padişah döneminde Rumeli’ye geçmiştir?

A)Osman Bey

B)Orhan Bey

C)l.Murat

D)ll.Murat

6-Aşağıdaki gelişmelerden hangisi sonucunda Osmanlı Devleti Bağımsızlığını geçici bir süre kaybetmiştir?

A)Niğbolu Savaşı

B)Çirmen Savaşı

C)Ankara Savaşı

D)Varna Savaşı

7-Orhan Bey Döneminde atlı askerlerden oluşturulan birliklere ne denir?

A)Humbaracı

B)Tımarlı Sipahi

C)Cebeci

D)Müsellem

8-Orhan Bey ile İlgili aşağıdakilerden Hangisi Yanlıştır?

A)Yaya ve Müsellem adıyla ilk düzenli birlikler kurulmuştur.

B)Divan teşkilatının kurulması

C)Marmara kıyılarının ele geçirilmesi

D)Edirne’nin başkent yapılması

9-Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı devletinin kuruluş döneminde Balkanlar üzerine seferler düzenlemelerinin sebeplerinden biri değildir?

A)Balkanların karışık ve siyasi birlikten yoksun olmaları

B)O dönemde Anadolu’da Osmanlıdan daha güçlü Beyliklerin bulunması

C)Balkanlarda yaşayan halkın yönetime karşı hoşnutsuzluk içinde olması

D)Balkan devletlerinin Osmanlı beyliğine karşı ittifak kurması

Durması 10-Aşağıdakilerden hangisi Ankara savaşının sonuçlarından biri değildir?

A)Anadolu Türk Birliğinin bozulması

B)İstanbul’un fethinin gecikmesi

C)Türklerin Avrupa’daki ilerleyişlerinin durması

D)Anadolu’da Celali isyanlarının başlaması

11-Yurdumuzda endüstrinin gelişmesi sonucunda birçok şehrimiz ve çevresinde endüstri merkezleri oluşmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

A)Kayseri B)Eskişehir

C)Diyarbakır D)Bursa

12-Hızlı nüfus artışının doğuracağı işsizlik sorununu çözmek için öncelikle aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

A)El sanatlarını yaygınlaştırmak

B)Eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırmak

C)Besi hayvancılığını teşvik etmek

D)Yeni sanayi tesisleri yapmak

13- Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin özel konumunu belirleyen faktörler arasında yer almaz ?

A-Denizlere göre durumu

B-Hangi kıtalar arasında yer aldığı

C-Hangi enlem ve boylamlar arasında olduğu

D-Ticaret yollarına göre durumu

14-Türkiye’nin Coğrafi konumu aşağıdakilerden hangisinin gelişmesinde etkili olmamıştır?

A-Turizm B-Ulaşım

C-Madenler D-Tarım faaliyetleri

15-Kutup noktalarından eşit uzaklıkta olduğu ve yer küreyi iki eşit parçaya böldüğü varsayılan daireye ne ad verilir?

A-Kutup Dairesi B-Başlangıç meridyeni

C-Ekvator D-Eksen

16-Altınorda Devletini kim tarafından kurulmuştur?

A-Batu Han B-Berke Han

C-Cengiz Han D-Özbek Han

17-Moğol İmparatorluğu yıkıldıktan sonra yerine bazı devletler kurulmuştur?

Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

A-Kubilay Hanlığı B-Çağatay Hanlığı

C-İlhanlı Devleti D-Akkoyunlu Devleti

18-Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların Anadolu’da Bizans’a karşı kazandığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?

A-Miryakefalon B-Pasinler

C-Kösedağ D-Yassıçemen

19-Doğu Karadeniz’de niçin buğday yetişmez?

A-Bölge çok fazla kurak olduğu için

B-Halkın buğday yetiştirmeyi istemesi

C-Yörenin her mevsim yağış alması

D-Yörenin çok kuzeyde yer alması

20-Aşağıdakilerden hangisi bir sanayi bitkisi değildir?

A-Şeker Pancarı B-Tütün

C-Pamuk D-Elma Puan: Not:

CEVAP ANAHTARI

1- A B C D

2- A B C D

3- A B C D

4- A B C D

5- A B C D

6- A B C D

7- A B C D

8- A B C D

9- A B C D

10- A B C D

11- A B C D

12- A B C D

13- A B C D

14- A B C D

15- A B C D

16- A B C D

17- A B C D

18- A B C D

19- A B C D

20- A B C D

(HER SORU 5 PUANDIR. BAŞARILAR DİLERİM.)

Özer KARADAYI .

Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Gıda Sektörü

06 Kasım 2007

GIDA SEKTÖRÜ

Seçtiğim şirketler:

PINAR ENTEGRE ET VE UN SANAYİİ A.Ş.

MARET MARMARA BESİCİLİK VE ET SAN. VE TİC. A.Ş.

BANVİT BANDIRMA VİTAMİNLİ YEM SANAYİİ A.Ş.

Bu şirketleri seçme amacım: Ülkemizde yeterince yararlanılmadığına inandığım

gerek hayvan varlığı açısından , gerek hayvancılığın gelişmesi , verimliliğin artması

ve toplumun dengeli beslenmesi için ve ihracat imkanlarını yaratmak amacıyla en

yeni teknolojilere göre üretim yapan firmaları incelemek; misyon, vizyon ve

değerleriyle birlikte aşağıdaki kriterlerle birlikte değerlendirmek.

Kullandığım Performans Kriterleri: Net satış tutarları, net karları, kapasite kullanım

oranları, ihracat oranları, çalışan personel sayısı ve insan kaynakları performans

kriterlerini baz alarak inceleyeceğim.

PINAR ENTEGRE ET VE UN SANAYİİ A.Ş.

KURUM HAKKINDA BİLGİ:

1975 yılından bu yana sağlığın , güvenin, lezzetin kaynağı Pınar yarattığı

ilkelerle Türk Gıda Sektöründe pek çok yenilik kazandırmıştır. Sütten ete, undan

suya. Balıktan mayoneze kadar pekçok ürün kategorisinde var olan Pınar; 2000’e

doğru sektördeki liderliğini perçinlemek ve dünya markası olma yolunda başlattığı

marka ve kurum kimliği ile tüketicilerin karşına çıkmıştır.

Türkiye’nin dünya ve AB standartlarında uygun ilk entegre et tesisi olan Pınar

Et, kurulduğu günden bu yana kalite ve hijyen kurallarını ön planda tutarak

tüketicisine sağlıklı , güvenilir, lezzetli et ve et ürünleri sunmayı hedeflemektedir.

MİSYONUMUZ

Sağlık, lezzet, yenilik pınarım: Pınar "Yaşam Pınarım"

Pınar, sağlık pınarıdır:

Pınar, her şeyden önce insanın sağlıklı yaşamını düşünür, insan sağlığı için çalışır.

Pınar’ın her ürünü en sağlıklı koşullarda üretilir. Pınar saf, temiz ve doğaldır.

İnsan sağlığına zararlı hiçbir şey ihtiva etmez. Pınar sağlıklı yaşamı destekler.

Pınar kalitesi yaşama özen gösterir.

Pınar, lezzet pınarıdır:

Pınar’ın her ürünü tüketicinin damak zevkine en uygun şekilde üretilir.

Pınar, ne üretirse üretsin en lezzetlisini üretmeden tüketicisinin karşısına çıkmaz.

Tüketiciler de pınar lezzetini sevdikleriyle paylaşmaktan keyif alır.

Pınar, yenilik pınarıdır:

Pınar, her zaman tüketicinin sesini dinler. Tüketicinin aradığı yeni lezzetleri, yeni

kolaylıkları önce Pınar sunar.

Yaşamınızın her anında olan Pınar,

size, ailenize, çocuklarınıza sağlık, lezzet, yenilik sunmaya devam edecektir.

İNSAN KAYNAKLARI HEDEFLERİ

Pınar Gurubu’un pek çok ilk’in ve başarının mimarı olmasının ardında insan

kaynaklarına verdiği önem yatmaktadır.

Pınar’ın insan kaynaklarını hedefleri şöyledir; Sürekli olarak , Yaşar

yetkinnliklerine sahip , nitelikli insan kaynağı ile çalışmak, başlatılan yetkinlik bazlı

insan kaynakları yönetim sistemini( performans değerlendirme, potansiyel belirleme,

kariyer planlama, organizasyonel yedekleme uygulamaları) tüm çalışanlatr bazında

yaygınlaştırmak.

Çalışanlara büyük bir ailenin bireyleri olduklarını ve değerli olduklarını hissetirmek,

Çeşitli özendiricilerle, çalışanların sistemi geliştirmeye yönelik eleştiri ve öneri

sunmalarını teşvik etmek.

Mükemmel performansa ulaşmada çalışanların yetkinliklerini, sürekli eğitimlerle ve

öğrenen organizasyon kültürü yaratarak geliştirmelerine imkan sağlamak

PINAR;

2000 yılında eve yönelik toplam işlenmiş et ürünü pazarında 1999 yılına oranla kg.

bazında %21.7 büyüme ; işlenmiş et pazarında ise %20.2 büyüme gerçekleşmiştir.

AC.Zet Nielsen’in Pazar araştırmalarına göre 2000 yılında Pınar Et,

dondurulmuş et ürünlerinde %86.6, sucukta %15.3, sosiste %28.8, salamda

%25.8’lik Pazar payları, ile lider konumdadır.

Pınar Et Mc.Donalds Türkiye’nin et ve tavuk ihtiyacının tamamını karşılamaktadır.

KURULUŞ TARİHİ :25.06.1985

BAŞLICA ÜREYİMİ :ET, ET MAMÜLÜ, UN VE MISIR İRMİĞİ ÜRETİMİ

GENEL MÜDÜR :ZEKİ ILGAZ

YÖNETİM KURULU :AHMET ARSAN

İDİL YİĞİTBAŞI

YİĞİT TAVAS

ORHAN KİLERCİOĞLU

OLUN ERGÜZ

PERSONEL VE İŞÇİ SAYISI : 530

KAYITLI SERMAYE TAVANI :18.056.250.000.000

ÇIKARILMIŞ SERMAYE :18.056.250.000.000

İŞLEM GÖRDÜĞÜ PAZAR : ULUSAL

Mamüller(ton) Et(ton) Un(ton)

2000 18.732 19.877 19.343

2001 19.735 21.067 16.845

Son iki yıllık satış miktarları;

Mamüller(ton) Et(ton) Un(ton)

2000 18.745 20.085 19.211

2001 19.760 19.621 17.010

2002 2001

Net Satışlar 35.406.012 23.983.661

Faaliyet Karı(zararı) 1.762.078 (2.148.650)

Net dönem karı(zararı) 1.760.979 (2.151.146)

DEĞERLENDİRME: Pınar bir gıda sektörünün sahip olabileceği en güzel misyona

sahistir. Yenilik pınarıdır; çünkü 1975 yılından bu yana Türk Gıda Sektörüne pek çok

yenilik kazandırmıştır. Pınar’ın misyonunda da yer aldığı üzere her şey insan içindir.

İnsan Kaynakları’na verdiği önemle pek çok ilkin ve başarının mimarını

oluşturmuştur. Performans değerlendirme, potansiyel belirleme, kariyer planlama,

organizasyonel yedekleme uygulamaları ile çağdaş bir yönetim anlayışı

sergilemektedir. Ayrıca Pınar, çalışanların yetkinliklerini, sürekli eğitimlerle ve

öğrenen organizasyon kültürü yaratarak mükemmel performansa ulaştırmayı

hedeflemektedir.

Yaşar Grubu’na bağlı olarak işlemlerini sürdüren Pınar insanlarda güven

yaratmaktadır. Dondurulmuş et ürünlerinde %86.6, sucukta %15.5, sosiste %28.8,

salamda %25.8’lik payları ile lider konumda olup bu güveni kanıtlamaktadır.

Pınar Et basın yayın araçlarından daha çok TV’yi yani reklamları tercih

etmektedir. Hindi Sucuk, İnegöl Köfte, Şölen Sucuk gibi reklamlarında daha çok

çocukları kullanarak insanların gözünde bir sevimlilik yaratmaktadır.

Pınar Et’e olan güveni sağlayan diğer faktör ise 24 saat açık olan Pınar

Tüketici Danışma Hattının bulunmasıdır.

Yaşanan krize rağmen 2000 yılında eve yönelik işlenmiş et ürünü pazarında

1999 yılına oranla kg. bazında %21.7 büyüme, işlenmiş et pazarında ise %20.2

büüme gerçekleştirerek rakiplerinin önüne geçmiştir.

Pınar 2001 yılında yaşanan krizle birlikte faaliyet giderlerinin artması ile

2.151.146 T:L: zarardadır. 2002 yılında ise satışlarını artırarak giderlerini azaltarak

kara ulaşmayı başarmıştır.

Çalışan işçi sayısı bakımından Banvit’ten az, Maret’ten ise fazladır. Buna

rağmen karlılık en fazladır. Özellikle 2002 yılında incelediğim firmalar arasında kar

sağlayan tek firmadır.

MARET

KURUM HAKKINDA BİLGİ :

Ülkemizde yeterince yaralanılmadığına inandıkları hayvan varlığı açısından,

bir yandan hayvancılığımızın gelişmesi, verimliliğimizin artması diğer yandan

toplumumuzun dengeli beslenmesi için gerekli olan et ve et mamüllerini hijyenik

şartlarda, en yeni teknolojiye göre üretimini sağlamak ve ihracat imkanlarını yaratmak

amacıyla 1984 yılının kasım ayında, KOÇ HOLDİNG A. Ş. LİDERLİĞİNDE

kurulmuştur.

Maret tesislerinde yılda 500 bin küçükbaş ve 80 büyükbaş hayvan AET

standartlarına göre islami kaidelere göre kesilir ve işlenir. Kesim, sakatat işleme,

kemikten ayırma, parçalanma et mamülü üretme, paketleme ve rendering işlemleri en

son teknolojiye uygun ve entegre olarak yapılmaktadır.

Tam kapasitede yaklaşık 470 personelin istihdam edilebileceği maret tesisleri

gerek boyutları, gerekse teknolojik açıdan yurtiçi ve yurtdışı emsalleri ile rekabet

edebilecek düzeydedir.

MARET A.Ş; İstanbul ili

Taze et tüketiminin %12’si

Şarküteri tüketiminin %20’sini karşılamayı amaçlamaktadır.

MARET A.Ş.

“Bir yılı planlıyorsanız , pirinç yetiştiriniz,

yirmi yılı planlıyorsanız , ağaç yetiştiriniz,

yüz yılı planlıyorsanız , insan yetiştiriniz

MİSYON

Başarılı bir koordinasyon ile şirket ve çalışanların hedeflerini, verimli sonuçlara

dönüştürebilmektir.

VİZYON

Teknolojimizi ve Pazar paylarımızı geliştirerek, sektördeki liderliğimizi sürdürmektir.

İLKELERİMİZ

İnsan Kaynağımız da müşterimizdir. Bu bağlamda dış ve iç müşterilerimizin koşulsuz

memnuniyetini sağlamak,

Maliyetlerimizi, sektörümüzde sürekli ve rekabet edebilecek bir düzeyde tutabilmek,

İnsan Kaynaklarımızı sürekli ve çok yönlü geliştirmek,

Yüksek kalite ve standartlarda ürün vermek,

Çalışanlarımızla birlikte bayi ve müşterilerimizin tatminini sağlayarak sürekli gelişmek

KURUCU :VEHBİ KOÇ

KUTULUŞ TARİHİ :22.10.1984

BAŞLICA ÜRETİMİ :ET VE ET ÜRÜNLERİ, HAZIR ÇORBA

GENEL MÜDÜR :CENGİZ SOLAKOĞLU

BAŞKAN VEKİLİ r.NUSRET ARSEL

ÜYE :KEMAL YAVUZ

UĞUR ÇATBAŞ

DAVUT ÖKÜTÇÜ

OKTAY IRSIDAR

ALİ GÜLER

PERSONEL VE İŞÇİ SAYISI : 84-147

KAYITLI SERMAYE TAVANI :4.000.000.000.000.

ÇIKARILMIŞ SERMAYE :2.100.000.000.000

İŞLEM GÖRDÜĞÜ PAZAR :ULUSAL

Şirketin son iki yıldaki satış mİktarları:

Dana-Kuzu Karkas(ton) Parça Et ve Et Ürünleri

2000 576 11.880

2001 1.089 11.940

2002 2001

Net Satışlar 14.368.685 10.440.690

Faaliyet Karı(zarar) (1.095.742) (90.068)

Net Dönem Karı(zarar) (1.095.742) (93.068)

DEĞERLENDİRME:KOÇ HOLDİNG A.Ş. kurulduğundan Maret insanlara daha fazla

güven vermektedir.

Tam kapasitede 470 personelin istihdam edebileceği halde sadece 147 işçi

bulunmaktadır.

Maret A.Ş. sadece İstanbul ili değil de stratejisini değiştirerek tüm Türkiye

pazarını ele geçirmeye çalışmalıdır.

MARET A.Ş. misyon,vizyon, ve ilkelerinde de yer aldığı gibi insana önem

vermektedir.

Finansal verilere göre çok üretim ve satış miktarı Pınar ve Banvit’e göre çok

azdır. Net satış miktarları 2001 ve 2002 yılında aynı olduğu halde krizin etkisiyle

faaliyet giderleri artmış, ve zarar daha da büyümüştür.

BANVİT

KURUM HAKKINDA BİLGİ:

Bandırma Vitaminli Yem Sanayii A.Ş. kısa adıyla Banvit 1968 yılında

Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından Sıtkı Koçman, Selahattin Göktuğ ve

Bandırma iş dünyasının yakından tanıdığı Vural Görener ve Feridun Görener

tarafından kuruldu. Kuruluşundan itibaren gerçekleştirilen yapılanmanın hedefi dikey

entegrasyonun sağlanmasıdır. 1992 yılında hisselerinin %15’ini halka açan Banvit

aynı sene modern kesimhanesine taşınarak üretim kapasitesini de artırmıştır.

1996 yılında başlatılan yeniden yapılanma çalışmaları sırasında Banvit’in

vizyonu ülkesinde lider piliç eti üreticiliğinden, bçlgesi,nde lider bir gıda şirketi olmaya

yönlenmiş ve bu doğruluda yatırımlara başlanmıştır. Kesimhanenin mevcut

kapasitesi 16.000 adet/saat, yaklaşık 240.000adet/gün piliç kesimidir. Bu özelliği ile

Banvit Türkiye’de tek çatı altında en fazla üretimi gerçekleştirebilen kuruluş olma

özelliğine sahiptir.

Banvit’te teknolojik yeniliklerin takip edilmesi esastır. Yeni teknolojilerin

uygulanmasında çevrenin önemi ilk sırada yer alır. Örneğin, Banvit’te LPG gazı

kullanılmaktadır. Ayrıca kesimhaneden çıkan katı ve sıvı atıklarda kullanılmaktadır.

Banvit’te üretim 1999 yılından beri HACCP prensiplerine uygun olarak yapılmaktadır.

MİSYONUMUZ

Müşterilerimizin beklentilerini, kalitemiz, servisimiz ve yaratıcılığımız ile

gerçeğe dönüştürmek için varız…Müşterilerimiz ‘en uygun’ değeri sunarken

sektörümüzdeki en iyi çalışma ortamını gerçekleştirmeyi, çevresine duyarlı bir şirket

olmayı hedefliyoruz.

VİZYONUMUZ

Bölgemizde lider bir gıda şirketi olmak

DEĞERLERİMİZ

Dürüstlük

Alçak Gönüllülük ve Sevgi

Kendi Ayakları Üzerinde Durmak

Mükemmeli Aramak

Çalışanlara ve Çevreye Duyarlı Olmak

EĞİTİM

Banvit’te eğitimin amacı, çalışanların gelişimini ve performanslarını artıracak

değişikliklere uyum sağlamasına yardımcı olmaktır.

İşe başlayan her kişi oryantasyon eğitimi,ne tutulur. Şirket çalışanlara yönelik

eğitim programları ise eğitim ihtiyaçları tespit edilerek bir yıllık hazırlanır. Bu program

dahilinde çalışanların şirket içi ve/veya dışında düzenlenen eğitimlere katılması

sağlanır.

KURULUŞ TARİHİ :15.05.1968

BAŞLICA ÜRETİMİ :KANATLI ET ÜRETİMİ VE PAZARLAMASI

GENEL MÜDÜR :VURAL GÖRENER

YÖNETİM KURULU :SITKI KOÇMAN

VURAL GÖRENER

FARUK ABUBEKİR

ESRA CHRISTOFFEL

ÖMER GÖRENER

PERSONEL VE İŞÇİ SAYISI :1.895

KAYITLI SERMAYE TAVANI :10.000.000.000.000.

ÇIKARILMIŞ SERMAYE :9.026.000.000.000

İŞLEM GÖRDÜĞÜ PAZAR :ULUSAL

Son iki yıl ki üretim bilgileri;

Piliç eti(ton) K.K.O Hindi eti(ton) K.K.O

2000 74.378 53 —-

2001 69.282 50 3.814 27

Son iki yıl ki satış miktarı bilgileri;

Piliç eti Hindi eti

2000 74.504 —

2001 64.696 3.271

2002 2001

Net Satışlar 29.444.148 18.209.374

Faaliyet Karı(zarar) (244.511) (9.582.296)

Net Kar(zarar) (1.595.208) (9.874.297)

DEĞERLENDİRME:

Banvit misyonunda müşterilerinin beklentilerini, kalite, servis ve yarartıcılık ile

gerçeğe dönüştürmek için varız dese de gerçek hayatta bu böyle değildir. Banvit

reklamlara çok önem vermediği için insanların gözünde önemli bir yer oluşturmayı

yeterince sağlayamamıştır.

Öte yandan Banvit eğitime önem vermediğini sayfasında belirtse de şirkette

çağdaş yönetim anlayışı yerleşmemiştir.

Finansal verilere göre personel ve işçi sayısı açısından en fazla işçiyi

çalıştırmaktadır. Üretim miktarı piliç etinde 2000’de 74.378 olup 2001’de 69.282’ye

gerilemiştir. Yaşanan kriz ve üretim miktarında düşmesi ile satış miktarları da 2000’de

74.504 olup 2001’de 48.696’ya gerilemiştir. 2001 yılında durum olumsuz gibi

görünse de 2001 yılındaki zararını 9.874.297’den 1.595.208’e indirmiştir. Kapasitesi

yüksek olduğu halde yeterli performansı gösterememektedir.

Gerek Pınar ve gerek Maret’ten kapasitesi fazla olduğu ve üretim, satış miktarı

fazla olduğu halde karlılığa bu yansımamıştır.

2001 yılında Maret ve Pınar üretim ve satış miktarını artırmasına rağmen

Banvit’te azalma görülmüştür.

Kuruluş tarihi açısından en köklü firma olmasına rağmen sektörde yeterince

büyüme sağlayamamıştır.

Gıdaların Işınlanması

06 Kasım 2007

GIDALARIN IŞINLANMASI

Yüksek ışık enerji içerikli alfa, beta ve gamma partiküllerinin kaynağı olan radyoaktif enerjiden yararlanılarak uygulanan gıda ışınlama güncel bir koruma yöntemidir. Bazı maddelerin atomları sürekli olarak parçalanırlar ve bu reaksiyon sırasında çevreye iyonizan ışınlar yayarlar. Bu şekilde parçalanarak iyonize ışık yayan maddelere radyoaktif maddeler denir. Uranyum gibi elementler doğal olarak radyoaktif nitelikli maddelerdir. Bazı elementler ise kendine özgü yöntem ve işlemler sonucunda yapay olarak radyoaktif madde haline dönüştürülmektedir. Kobalt 60 veya sezyum 137 gibi elementler yapay olarak radyoaktif hale getirilmiş maddelere örnek olup bunlara radyoaktif izotoplar denir.

Radyoaktif maddelerin çevreye yaydıkları alfa, beta, gamma veya x ışınları çarptıkları materyalde elektrik yüklü iyonların oluşmasına neden olurlar. Bu nedenle bu ışınlara iyonizan ışın veya iyonize eden ışın adı verilmektedir. Işınlar sahip oldukları yüksek enerji içeriği ile yapıyı moleküllerden iyonlara dönüştürerek germisid olarak etki ederler. Ultraviyole (UV) radyasyonlarda düşük enerji içermekle birlikte, yine mikroorganizmalar üzerine kısmen öldürücü etki yapabilmektedirler. Alfa partikülleri havada yavaş hızla ilerler ve düşük penetrasyona (=bir ışının bir doku içine işleme gücü) sahiptirler, beta partikülleri daha fazla penetrasyon (1-2 cm) gücüne sahip olmakla beraber,daha düşük özgün iyonizasyon gücündedirler. Gamma ışını ise daha düşük özgün iyonizasyon gücünde olmakla birlikte,penetrasyon gücü yüksektir ve 30-40 cm lik kalınlıkta bile etkili olabildiğinden endüstriyel önem taşımaktadır.

İyonize eden ışınların endüstriyel düzeyde gıdaların ışınlanmalarında kullanılabilmesi için ekonomik ışın kaynaklarına gereksinim duyulmaktadır. Bugün, bu amaçla iki farklı kaynaktan yararlanılmaktadır. Bunlar elektron hızlandırıcı aygıtlar ve yapay radyoaktif maddelerdir.

İYONİZE RADYOSYONUN ÖZELLİKLERİ

Gamma ışınları

Gıdaların muhafazasında en yaygın olarak kullanılan iyonize ışın gamma ışınlarıdır. Gamma ışınları kısa dalga boyuna sahip yüksek enerjili elektromanyetik ışınlardır. Gamma ışınlarının üretiminde kobalt 60 veya sezyum 137 ışın kaynağı olarak kullanılmaktadır. Gıdalara radyoaktif özellik vermezler. Nüfuz etme özellikleri fazladır.

Paketlenmiş gıdaların ışınlanmasında da kullanılabilirler. Patates, soğan, sarmısak gibi bitkisel ürünlerde çimlenmeyi önlemek, baharat ve hububatta böcekleri ve larvaları öldürmek amacıyla kullanılabildiği gibi, çilek gibi meyveleri küf bozulmalarına karşı korumak amacıylada kullanılabilir.

Beta ışınları

Beta ışınları elektron hızlandırıcı aygıtlarda yüksek enerji düzeyine çıkarılmış elektronlardır(katot ışınları). Beta ışınları radyoaktif maddeler tarafından da üretilir. Enerji birimi MeV (Milyon Elektron Volt) olarak verilir (1MeV= 1,6.10 Joule’dır) . Gıdalarda nüfuz düzeyi ışınların enerji seviyesi ile ilişkilidir. Bu amaçla maksimum 10 MeV enerji düzeyindeki ışınlardan yararlanılabilir. Maksimal nüfuz derinliği 5 cm dir. Bu nedenle gıdaların yüzey ışınlamalarında kullanılabilir.

Işınlanan madde tarafından absorbe edilen enerji miktarı doz olup, yeni sisteme göre doz birimi Gray’dir. Buda ;

100 rad = 1 Gray

1 Megarad =10000 Gray = 10 kGy

1000 Gray = 1 Kilo Gray (kGy) = 100000 rad

olarak verilmiştir.

Işınlama uygulamasıyla mikrobiyal inaktivasyona bağlı bir koruma sağlanırken, gıdalarda önemli bir sıcaklık artışı meydana gelmemektedir. Bu nedenle de teknik Soğuk Sterilizasyon olarak tanımlanmaktadır. Gıda teknolojisinde ışınlamanın ;

Gıdaların dayanma ömrünü uzatmak

Mikrobiyal yükünü azaltmak

Filizlenmeyi ve ileri olgunlaşmayı inhibe etmek

Paraziter bulaşma ve hastalıkları engellemek

Depolama evresindeki böcek ve zararlıları ortadan kaldırmak

Eti tenderlemek (yumuşatmak)

Kahvenin kavrulmasını sağlamak

Endüstriyel steril ürünler elde etmek

gibi pek çok uygulama alanları bulunmaktadır.

IŞINLAMANIN MİKROORGANİZMALAR ÜZERİNE ETKİSİ

Işınların mikroorganizmalar üzerine etkisi mikroorganizmaların cinsi ve türü, gıdanın yapısı, ortamda oksijen olup olamaması, gıdanın fiziksel yapısı(sıcaklık,nem vb.), mikroorganizmaların durumu(yaşı, çoğalma dönemi, sporlu veya sporsuz oluşu) gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Mikroorganizmalar bazı koşullarda ışınlama ile zarara uğramış hücrelerini onarabilirler. Örneğin yapılan bir araştırmada ışınlamadan sonra vakum altında paketlenmiş balık ve etlerde saklama süresince Clostridium botulinum sayısında artış tespit edilmiştir. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda ışına direnç kazanmış bir mikroorganizma tespit edilmemiştir.

İyonize radyasyon kullanıldığında ısıl işlemle sterilizasyonun 1/50’si kadar enerji gerekmekte olup, -15’C de bile ürüne ışınlamayla sterilizasyon uygulanabilir. Işınlamanın mikroorganizmalar üzerine etkisi, ürünün moleküler veya atomik yapısında değişikliğe yol açma biçiminde dolaylı olabileceği gibi; mutasyon, öldürücü etki (germisidal ) veya hücre çoğalmasının,gelişmesinin önlenmesi (germistatik) gibi doğrudan da olabilir. Bunun yanında ışınlama; elektronların hareketini çok hızlandırdığından, çarpmaya bağlı biyolojik materyalin veya hücre fonksiyonlarının zararlanması gibi dolaylı etkide söz konusu olabilir. Genellikle bakteri, maya ve küflerin ışınlama ile yok edilmesi; DNA’ bağlarının kırılması veya DNA onarım mekanizmalarına zarar verilmesi suretiyle olabilir. Mikroorganizmaların ışınlamaya duyarlılıkları değişkendir. Gram negatif bakteriler, Gram pozitif bakterilerden daha hassastırlar. Mikrobiyal sporlar ise en dayanıklı formlardır. Gıdalarda bozulmaya yol açan (Pseudomonas sp. gibi )veya tüketicide zehirlenme yapan (Salmonella sp.gibi ) bakterilerinde zararlanması, bu karşılaştırmalı duyarlılık doğrultusunda göreceli, ancak düşük doz uygulamalarıyla bile olanaklıdır.

Bakteriyel yükün azaltılabilmesi, logoritmik esaslı veya desimal karakterli olduğundan yüksek sayısal yükün bulunduğu durumlarda daha yüksek doz gerektirebilir. Yani popülasyondaki mikroorganizma sayısı ile uygulanacak doz, doğru orantılıdır. Genellikle küflerin ışınlamaya dayanıklılığı vejetatif bakterilerinkine benzer ancak mayalar daha dayanıklıdır. Virüsler ise en dayanıklısıdır. Bu değerlendirme çeşitli cins ve türdeki mikroorganizma grupları için Çizelge 1’ de verilmiştir.

Çizelge 1. Farklı cins ve türde canlı mikroorganizma popülasyonlarının

Redüksiyonunu sağlayan etkin ışınlama dozlarının yaklaşık değerleri.(*)

Mikroorganizmalar Doz (kGy)

Gram negatif bakteriler

Escherichia coli 2

Salmonella enteritidis 4

Vibrio parahaemolyticus <1

Moraxella sp. 7

Pseudomonas fluorescens <1

Gram pozitif bakteriler

Micrococcus sp. 4

Staphylococcus aureus 5-10

Streptococcus faecalis 5

Leuconostoc sp. 3

Bacillus sp.(vejetatif hücreler) 3

Bacillus cereus (sporlar) 25

Clostridium perfringens (sporlar) 25

Clostridium botulinum A (sporlar) 25

Küfler ve Mayalar

Aspergillus flavus 3

Candida sp. 4

Saccharomyces cerevisiae 10

Virüsler >30

(*) Populasyondaki birimde mikrobiyal yük, 10 düzeyinde verilmiştir.

Işınlama mikroorganizmaları inaktif ettiği dozda toksinleri ve enzimleri inaktif edememesi ışınlamayı ısıl işlemlerden ayıran farktır.

ENDÜSTRİYEL IŞINLAMA UYGULAMALARINDA KULLANILAN DOZLAR

FAO/WHO/IAEA(Uluslararası Atom Enerji Ajansı)’ nın ortak eksperler komitesi tarafından uygulama için, ışınlanacak gıda tarafından absorblanabilecek en yüksek enerji karşıtı tolere edilebilir maksimum doz 10 kGy olarak sınırlandırılmıştır. Endüstriyel uygulamalarda ise kullanılması gerekli doz aralıkları amaca göre gruplandırılmış ve Çizelge 2’de verilmiştir.

Çizelge 2. Gıdaların ışınlanmasında amaca göre doz uygulama grupları

Uygulamalar

Düşük Düzeyde Doz Orta Düzeyde Doz Yüksek Doz

<1 kGy 1-10 kGy 10-50 kGy

Filizlenmenin engellenmesi Mikrobiyal yükün Ticari amaçlı malzeme

azaltılması sterilizasyonu

Böceklerin dezenfeksiyonu Patojen mikroorganiz- Virüslerin yok edilmesi

manın yok edilmesi

İleri olgunlaşmanın geciktiril- Gıdaların teknolojik Toksinlerin yok edilme-

mesi özelliklerinin si

iyileştirilmesi

Ancak bu uygulamalarda özellikle Clostridium botulinum sporlarının yok edilmesi gibi bazı özel uygulamalar, daha yüksek dozda ışınlamayı(45 kGy) gerektirebilir. Yine Staphylococcus aureus tarafından üretilen Enterotoksin A’nın yok edilmesi >50 kGy, Clostridium botulinum ürettiği Toksin A’nın yok edilmesi yaklaşık 25 kGy gibi yüksek doz uygulamaları gerektirebilir.

GIDA IŞINLAMA TEKNİKLERİ

Gıdalardaki ışınlama uygulamalarında temel olarak 3 farklı teknik kullanılmaktadır. Buna göre; 30-40 kGy’lık dozlarla ticari sterilizasyona eşdeğer olan “Radapperdizasyon” ile gıdalardaki mikroorganizmaların tümünün veya büyük bir kısmının öldürülmesi amaçlanır. Pastörizasyon uygulamasına eşdeğer sonuçlar veren “Radurizasyon” ile gıdaların raf ömürlerini uzatmak ve sağlık risklerini ortadan kaldırmak hedeflenir. Bunlar 0.75-2.5 kGy’lık düşük dozlu uygulamalardır. “Radisidasyon” ile ise spor oluşturmayan patojen bakterilerin öldürülmesi amaçlanır. Viral patojenlerin öldürülmesinde yetersizdir. Tipik ışınlama dozu 2.5-10 kGy’dir. Çeşitli ışınlama uygulamalarında ürüne ve amaca göre seçilecek dozlar Çizelge 3 de verilmiştir.

Çizelge 3. Gıdalarda iyonize radyosyonla bazı uygulamalar

Gıdalar Işın dozu(kGy) Uygulama amaçları

Et, tavuk, balık, kabuklu 20-40 Sterilizasyon. Işınlanmış

deniz ürünleri gibi kolay gıdalar oda sıcaklığında

bozulabilen gıdalar,seb- bozulmadan saklanabilir.

zeler, meyve ve hamur Steril yiyeceğe ihtiyaç

ürünleri. duyan hastalar için gü-

venilir gıdaların üretilmesi

Kuru veya suyu alınmış 30 Kontaminasyonu önlemek

verici sebzeler.

Baharatlar ve kuru gıdalar <30 Böcekleri ve mikroorganiz

maları öldürmek. Bu amaç

için kullanılacak kimyasal-

ların yerine kullanılması

Kuru veya suyu alınmış <10 Böcekleri ve mikroorganiz

enzimler maları kontrol edilmesi

Taze etler 6-8 Mikroorganizmaların öldü-

rülmesi

Tavuk 3 Mikroorganizmaların öldü-

rülmesi

Donmuş etler ve kanatlı 3-10 Salmonella’ların öldürülmesi

etleri

Çilek ve diğerleri 1-10 Taze ve buzdolabında sak-

lanacaksa mikroorganiz-

maların azaltılması. Bazı

patojen m.o’ların öldürülmesi

Tahıllar,un, taze veya 1-4 Böceklerin çoğalmasını en-

kurutulmuş meyveler, gellemesi ve öldürülmesi.

sebzeler, böcek tehlikesi bu amaç için kullanılacak

taşıyan diğer gıdalar kimyasalların(fumigant)

yerine kullanılması

Taze meyve ve sebzeler 0.5-3.0 Olgunlaşmanın geciktirilmesi

maya ve küflerin azaltılması

Mantarlar <2.5 Büyümelerin engellenmesi

Muz, avokado,Hint kirazı 0.25-0.35 Olgunlaşmanın geciktirilmesi

gibi meyveler

Buğday ve buğday unu 0.2-0.5 Böceklerin öldürülmesi

Patates, soğan gibi kök 0.05-0.15 Filizlenmeyi önlemek ve

Yumruları, pırasa dayanıklılığı artırmak

Et ve et ürünleri 0.08-0.15 Trichinella spiralis, Taenia

Saginate, Taenia solium

gibi patojen parazitlerin

öldürülmesi.

IŞINLANMIŞ GIDALARDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİMLER

Radyoaktif maddelerin yaydıkları gamma, beta,y ve x ışınları çarptıkları materyalde iyonların meydana gelmesine neden olurlar. Bu iyonlar çok reaktif olduklarından kimyasal reaksiyonları kolayca başlatırlar. Örneğin ışınlanmış gıdalardaki bu şekilde iyonlaşan su, kimyasal reaksiyonların en önemli kaynağıdır. Gıdadaki reaksiyonların bir kısmı yapı, tat ve kalite üzerine etkili olurken bir kısmı besin değerinin düşmesine neden olabilmektedir.

Işınlamanın kaliteye etkisi

Gıdalarda ışınlamanın kalite üzerine birtakım etkileri saptanmıştır. Örneğin, 1.5-2.5 kGy dozlarda ışınlanan birçok gıdanın tadı ve yapısında değişmeler olabilmekte, doz arttıkça bu değişmeler belirginleşmektedir. Özellikle de yüksek dozlarda ışınlanmış yüksek proteinli gıdaların tat ve tekstüründe istenmeyen değişmeler meydana gelmiştir. Süt ve ürünleri, kötü koku oluşturması nedeniyle henüz ışınlamamaktadır. 1960 ‘lı yılların ortalarından itibaren dozu daha iyi kontrol eden tekniklerin geliştirilmesi, havasız ortamda veya –20’C veya –40’C de dondurulmuş gıdalarda ışınlama yapılması gibi gelişmeler ışınlamanın özellikle etlerdeki olumsuz etkilerini minimuma indirmiş ise de yüksek dozlarda istenmeyen gelişmeler her zaman meydana gelebilmektedir.

Işınlanmış meyve ve sebzeler üzerinde yapılan çalışmalar özellikle bazı ürünlerin düşük dozlarda bile ışınlanmaya dayanamadığını göstermiştir. Örneğin ışınlanmış portakal ve grepfruitin tekstür ve aromasında fark edilir derecede değişme olmuş 4-6 hafta sonra kabukta esmer lekeler oluşmuştur.

Işınlama tahılında teknolojik kalitesini etkilemektedir. Çizelge 4 de görüldüğü gibi 137 Cs kullanılarak değişik dozlarda ışınlanmış buğdayların ekmeklik kaliteleri ışınlama dozuna bağlı olarak düşmektedir.

Çizelge 4. Değişik Dozda Işınlanmış Buğdayların Teknolojik Kalitesinde Meydana

Gelen Değişmeler

Çeşit Işınlama Sedimantasyon Gelişme Maksimum Ekmek

Dozu(KGy) değeri(ml) süresi(dak) direnç(BU) hacmi

(cm/100g un)

0 64a 9.0a 450 425a

Bezostaya 2.5 38b 3.5b 340 400b

5.0 37b 3.0b 340 385c

7.5 36b 2.9c 330 390bc

10.0 36b 2.7cd 310 370d

12.5 28c 2.4d 300 366d

LSD 5.6 0.37 —- 11.6

Gerek 0 35a 2.5a 90 425a

2.5 34a 2.5a 110 410b

5.0 26b 2.0b 110 380c

7.5 22bc 2.1b 90 375c

10 20c 2.0b — 370c

12.5 18c 2.0b — 370c

LSD 5.9 0.29 — 10.1

Işınlamanın Besin Değerine Etkisi

İyonlaştırıcı radyasyonun yaşayan organizmaları etkilediği gibi gıdalara uygulandığında kullanılan doza bağlı olarak proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler, pigment maddeleri, aroma maddeleri ve enzimler üzerine de etkili olabilmektedir.

Ticari dozlarda uygulanan iyonlaştırıcı radyasyonun proteinlerin sindirilme özelliğine çok az etkisi olduğu veya hiç etkisi olmadığı ifade edilmişse de yüksek dozlarda uygulandığında proteinlerdeki kükürtlü aminoasitlerin sülfidril gruplarını parçalamak suretiyle aroma, tat ve teknolojik özelliklerinde değişiklik meydana getirebilmektedir. Işınlanmış gıdaların aminoasit miktarlarında fazla bir değişme olmadığı, ancak tahıl ve baklagillerin lisin oranında bir miktar artışın olabileceği ifade edilmiştir.

Karbonhidratlar ise hidrolize veya okside olarak daha basit bileşiklere dönüşebildiği gibi verilen doza bağlı olarak depolimerize olmak suretiyle enzimlere karşı hassas hale de gelmektedir. Fakat karbonhidratların besin değerinde ışınlama sonucu bir değişikliğin olamayacağı kabul edilmektedir.

Işınlanmanın istenmeyen diğer bir etkisi gamma ışınlarının etkisiyle oluşan oksijen radikallerinin gıdalarda yağlardan yağ oksitlerini oluşturmasıdır. Oluşan yağ oksitleri gıdaya kötü tat ve koku verebilir veya yağlarla ilgili hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle yağ içeren balıklara, et ve bazı süt ürünlerine ışınlama önerilmemekte veya bazı koşullarda kontrol altında yapılmasına izin verilmektedir. Yağların oksitlenmesi ışınlama sırasında ortamın sıcaklığı ve oksijeni azaltılarak önlenebilir. Ayrıca ışın uygulanan gıdalara, vitamin-E gibi antioksidanlar eklenerek yağların oksitlenmesi azaltılabilir veya önlenebilir.

Vitaminler üzerine radyasyonun etkisi belki de bu dalda en çok araştırılan konudur. Yapılan araştırmalar vitaminlerin ışınlamaya hassasiyetinin çok değişik olduğunu vitamin kaybının da gene doğal olarak alınan doza, tipine ve gıdanın fiziksel durumuna bağlı olduğunu göstermiştir(çizelge 5). Işınlamanın istenmeyen etkilerinden birisi gıdalarda vitaminleri parçalamasıdır. Işınlama gıdalarda tiamin, pridoksin, vitamin B12 ,C, D, E ve K, niasin ve riboflavin gibi vitaminlerin azalmasına neden olmaktadır. Vitaminler arasında ışınlamaya karşı en hassas olanlar B1 ,C, E ve K vitaminleridir. 3-10 kGy arasında ışınlama dozu, gıdanın cinsine ve sıcaklığına bağlı olarak %0-94 arasında B1 vitamini kaybına yol açmaktadır. Böcekleri öldürmeye yetecek dozda bir ışınlama %22’ye kadar B1 vitamin kaybı oluşturmasına karşın 2.5 kGy’lık bir doz önemli bir niasin kaybı meydana getirmemiştir. C vitamini meyve ve sebzelerde çeşit, doz, hava mevcudiyeti, sıcaklık ve süreye bağlı olarak ışınlama ile %1-95 arasında kaybolmaktadır. Filizlenmeyi durdurmak için uygulanan düşük doz bile %20 dolayında C vitamini tahribatı oluşturmaktadır. Gıdalarda vitaminler ışına mikroorganizmalardan daha az duyarlıdır. Pişirme ve termal işlem sırasında oluşan vitamin kaybı ışınlamaya göre çok daha fazla oluşur.

Çizelge 5. Bazı Gıdalardaki Vitaminler Üzerine Işınlamanın Etkisi

Gıda Doz Kayıp(%)

(kGy) Tiamin Riboflavin Niasin Pridoksin PantotenikA B12

biftek 4.7-7.1 60 4 14 10 — —

balık 1.5 22 0 0 +15* +78* 10

Buğday 2.0 12 13 9 — — —

Un 0.3-0.5 0 0 11 0 — —

* : Artış

Gıdalarda Oluşabilecek Radyoaktif Ürünler

Gıdalara ışın uygulaması moleküllerin nötronlarına etki etmediğinden gıdalarda radyoaktifleşmeye neden olmaz, yalnız kimyasal değişiklikler sonucunda az miktarda radyolitik maddeler oluşur. Fakat bu radyolitik maddelerin pişirme ve ısıl işlemler esnasında daha fazla oluştuğu hatırlanmalıdır.

Gamma ışının etkisi ile ortamda veya sitoplazmada bulunan su moleküllerinden, şeker ve protein yapılarından hidroksil radikalleri(kuvvetli oksitleme özelliğindedir), yüksek enerjili elektronlar (kuvvetli indirgeme özelliğindedirler) gibi radyolitik maddeler oluşur. Serbest radikallerin proteinlerle reaksiyona girmesi sonucunda proteinlerin bağları kırılır. Buda proteinlerin ikincil ve üçüncül yapılarını bozar. Bu değişiklikler mikroorganizmalar üzerinde öldürücü etki yapar, fakat gıdanın besin değerini etkilemez. Şekerlerle reaksiyona giren radikaller formik asit, aldehit ve ketonlar oluştururlar. Gamma ışınları hücre zarında veya gıdalarda bulunan yağlara etki ederek eksi yüklü radikaller veya yüksek enerji seviyeli yağ moleküllerinin oluşmasına neden olurlar. Bu radikallerin etkisi sonucunda yağ oksitleri, yağ asitleri, aldehitler, esterler ve ketonlar oluşur. Yine bu radikaller normal pişirme ve termal işlem esnasında daha fazla oluşur.

Işınlamanın Paketleme Materyaline Etkisi

Gıda paketlerinin ışınlanması paketlerden kaynaklanabilecek kontaminasyonları engeller. Paketleme materyali olarak plastikler kullanılır ve bu paketlere ışın uygulanırsa bazı plastisızer denen maddeler açığa çıkar. Açığa çıkan bu maddeler paketlenen gıdalara geçer. Fakat gıda sanayinde plastik kaynaklı paketler kullanılmamaktadır. Yapılan bir araştırmada yüksek dozda ışınlama(20-50 kGy) uygulanan polyvinyl klorürden yapılmış paketlerden yağlara dioktil adipat ve plastisizer gibi maddelerin geçişinin arttığı belirtilmiştir. Bu yüksek ışınlama dozu gıdalar için önerilmemesine rağmen paketlerden gıdalara bazı kimyasal maddelerin geçebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenlerle paketleme materyalleri paketlemede kullanılmadan önce test edilerek kullanılmalıdır.

Işınlama ile Gıdalarda Oluşabilecek Diğer Etkiler

Işınlama ette pH’yı yükseltir, karbonlu, hidrojen sülfürlü ve metil merkaptanlı bileşikleri arttırır. Yağlarda doğal antioksidanları parçalarlar, yağ oksidasyonunu polimerizasyon takip eder ve karbonlu bileşikler artar. Işınlama gıdalarda bazı koku ve tat değişikliklerine neden olur (özellikle etlerde). Yüksek dozlarda meyve ve sebzelerin ışınlanması pektin ve selülozun parçalanmasıyla dokularda yumuşama görülebilir.

Ancak ışınlamanın gıdalar üzerindeki bu olumsuz etkilerine rağmen diğer saklama yöntemlerinden daha iyi kalitede ve güvende gıda üretimi gerçekleştirilebilir. Çünkü bu olumsuz etkiler diğer saklama yöntemlerinde (örneğin ısıl işlemlerde) daha fazla görülür.

IŞINLANMIŞ GIDALARIN GÜVENİLİRLİĞİ

Dünyadaki ilgili kuruluşlar ışınlanmış gıdaların güvenilirliği konusu üzerinde önemle durmaktadır. Ayrıca tüketici de bunların kalitesi ve besin değerinden çok insan sağlığı üzerindeki olası etkileri ile ilgilenmektedir. Işınlanmış gıdaların güvenilirliği açısından üç konu üzerinde durulmaktadır.

Bunlardan birisi ışınlama sırasında gıdada serbest radikallerin meydana gelmesidir. Yapılan çalışmalar serbest radikallerin güneşte bekletme, pişirme, kızartma, kavurma sırasındada meydana geldiğini bazen bu işlemler sırasında oluşan serbest radikallerin ışınlamadan daha fazla olduğunu göstermiştir. Örneğin ekmeğin kızartılması sırasında oluşan serbest radikaller, ışınlama sırasında oluşanlardan daha fazladır. Yüksek dozda ışınlanan kuru gıdalar üzerindeki çalışmalarda mutagenik veya kanserojenik bulgulara rastlanılmadığı bildirilmektedir. Diğer bir konu indikatör görevi yapan normal bozucu organizmaları tahrip olan gıdanın, patojenlerin kaynağı olabileceği konusudur. FDA( Food and Drug Administration) bu konu üzerinde önemle durmaktadır. Üçüncü husus ise ışınlanmış gıdalarda URP (Unique Radyolytic Product) yani özel radyolitik ürünlerin meydana gelebileceğidir. Işınlanmış gıdalarda orjinal üründe olmayan maddelerin ortaya çıkabileceği veya bazı maddelerin konsantrasyonunun artacağı kuşkusu vardır. FDA tarafından yapılan çalışmalarda gıdalarda 65 radyolitik maddenin saptandığı fakat bunların %90’ının gıdada önceden saptandığı ve herhangi bir zararlı etkisinin olmadığı anlaşılmış geri kalanının da gıdada ppm düzeyin altında bulunduğu, bunların bazı bazı gıdaların bünyelerinde doğal olarak bulunması bile doğal gıda bileşenlerine benzediği ifade edilmiştir. Doğal gıdaların kompozisyonları hakkındaki bilgiler tam olmadığı için bunların gıdalarda bulunup bulunmadığı da tam olarak bilinmemektedir.

1970 yılında FAO/WHO ‘nun JECFI (Joint Expert Comittee on Food Irradiation) ve Ülkelerarası Atom Enerjisi Kurumu ve Gıda Güvenliği Experler komitesi 10 yıllık bir çalışma sonucunda 10 kGy’e kadar ışınlanmış gıdalarda besin değeri ve güvenilirliği açısından bir problem olmadığına karar vermiş ancak sterilizasyon dozu konusundaki çalışmalar henüz tamamlanmadığından henüz tavsiye edilmemiştir. ABD de ise FDA diğer ülkelerden daha düşük bir değeri yani 1kGy lik dozu kabul etmiştir. Örneğin domuz etindeki trişini tahrip için bu doz kullanılmıştır. Bu dozun altında oluşabilecek radyolitik ürünler çok düşük ve kimyasal tayin sınırındadır. Ancak 1983 de FDA baharattaki mikroorganizma ve böceklerin kontrolü için 30 kGy e kadar ışınlama dozunu kabul etmiştir. Sorunlu bir bulaşma kaynağı olan baharatın diyette %0.1 den daha az yer tuttuğu için dozun yüksek olmasının sakıncalı olmadığı ifade edilmiştir. FDA, 1986 yılında böceklerin gelişmesini engellemek için taze meyvelerin, 1990 yılında da tavuk etlerinin 3 kGy e kadar ışınlanabileceğini kabul etmiştir. Ancak ışınlanmış gıdaların etiketinde belirtilmesini veya görülen bir yere ışınlanmış olduğunu belirten özel işaretinin konmasını zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde 36 ülkede yaklaşık 50 çeşit gıda ışınlanmaktadır.

MİKRODALGA IŞINLARI

Mikrodalga kullanımı özellikle tüketiciler arasında yaygınlaşmıştır. Mikrodalga gıdaların pişirilmesi ve işlenmesi için kullanılır. Elektriksel açıdan nötr bir gıda elektromanyetik bir alana (mikrodalga ışınına) yerleştirildiğinde bileşimindeki moleküller hareket eder. Bu moleküller değişken alternatif akıma uyum sağlayarak, bir ileri bir geri hareket ederek kendi eksenleri etrafında dönerek titreşir. Moleküllerin titreşmesi sonucu aralarında meydana gelen sürtünme ile ısı açığa çıkar. Bu ısı mikrodalga enerji olarak bilinir. Açığa çıkan mikrodalga ısı mikroorganizmalrın ölümüne neden olur. Mikrodalga gıda endüstrisinde ürünün yapısını bozmadan, sıcaklığı artırmak( donmuş gıdaların çözülmesi, hazır yemeklerin ısıtılması gibi), gıdaların kurutulması, mikroorganizmaların öldürülmesi gibi amaçlar için kullanılmaktadır. Gıda endüstrisinde kullanılan mikrodalga frekans bandı 915-2450 MHz arasında değişmektedir.

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; gıda ışınlama tesislerinin kurulması ile bu tesislere lisans verilmesini, gıda maddelerinin üretiminde kullanılan her türlü ham ve yardımcı maddeler ile mamul ve yarı mamul gıda maddelerinin tekniğine uygun olarak ışınlanmasını, ışınlanmış gıdaların tüketime arzı, denetlenme esas ve usullerini belirlemektir.

Kapsam

Madde 2- Bu Yönetmelik; gıda maddelerini ışınlama esas ve usulleri ile gıda ışınlama tesislerinin kuruluşları ve ışınlanmış gıdaların tüketimine ilişkin; lisans, izin,tescil, istihdam, kontrol, denetim, ithalat ve ihracata dair esas ve usulleri kapsar.

Hukuki dayanak

Madde 3- Bu Yönetmelik 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 4,5,6,7,12,13 ve 15 inci maddeleri ile 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununun 4 ve 10 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen;

Böceklenmeyi önlemek : Gıda maddelerinde bulunan böcek yumurta ve larvalarının canlılık ve üreme faaliyetlerinin yok edilmesi veya azaltılarak etkisiz hale getirilmesini,

Doz : Işınlanan gıdanın birim kütlesinde absorbladığı radyasyon enerjisinin miktarını,

Dozimetri : Doz ve doz hızının kGy/saat olarak standardize edilmiş metotlarla ölçülmesini,

Gıda ışınlama : Gıda maddesinin istenilen bir teknolojik amaca ve usulüne uygun olarak yeterli bir dozda ışınlanmasını,

Gıda ışınlama tesisi : Gıdanın uygun bir ışın kaynağıyla güvenli bir şekilde ışınlanması için tasarlanmış ve lisanslanarak tescil edilmiş kaynak, donanım ve çalışma sistemlerini içeren bina ve eklerini,

Işınlama lisansı : Işınlama tesisinin tasarım, inşa ve işletilmesi için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun verdiği radyasyon güvenliği uygunluk onayını,

Kilo Gray (kGy) : Işınlanan gıdanın 1 kg’ı başına absorblanan ortalama radyasyon enerjisinin kilojoul olarak miktarını,

MeV : Milyon elektron volt enerji birimini,

Mikrorganizma : Virüs, bakteri, fungus, ve paraziti,

Ortalama doz : Belli kütledeki gıdanın birim hacminde dozimetrelerin yerleştirildiği noktalardaki yerel yoğunluk ve absorblanan dozların ortalamasıyla bulunan absorblanan doz miktarını ; yoğunlukça homojen gıdalarda absorblanan ortalama minimum ve maksimum dozların ortalamasını,

TAEK : Türkiye Atom Enerjisi Kurumunu

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Gıda Işınlama ve Radyasyon Güvenliği

Gıda ışınlama esasları

Madde 5- Gıdaların ışınlanması aşağıdaki esaslara göre yapılır.

a) Gıda ışınlama işlemi; gıdalarda bozulmaya sebep olan mikroorganizmalar ,ve biyokimyasal olayların miktar ve faaliyetlerinin engellenmesi, azaltılması, yok edilmesi, gıdaların raf ömürlerinin uzatılması, olgunlaşma süresinin kontrolü veya müteakip işlemlerdeki istenen değişiklikleri sağlamak amaçlarından biri veya birkaçı için belirlenmiş ışınlama dozunda, uygun teknolojik ve hijyenik koşullarda yapılır.

b) Işınlanacak gıda ve ambalaj materyali, 16/11/1997 tarihli ve 23172 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin hükümlerine uygun olması gerekir.

c) Bozulmuş gıdalar insan tüketimine sunulmak üzere ışınlanamaz.

d) Işınlama işlemi öncesinde, işlem sırasında ve sonrasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde belirtilen genel hijyen kurallarına uyulur. İşyeri yetkilisi ve /veya sorumlusu 9/6/1998 tarihli ve 23367 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliği’nin işyeri sorumlulukları ile ilgili hükümlerini yerine getirir.

e) Gıda ışınlamada kullanılacak ışınlama dozu, gıdanın özelliklerine ve istenen doz aralığına uygun uluslararası kabul edilebilir dozimetri yöntemleriyle gıdanın belli hacim biriminde absorblanan ortalama doz ölçülerek belirlenir.

f) Bu Yönetmeliğe tabi olarak kurulan tesisler radyasyon güvenliği açısından 24/7/1985 tarihli ve 85/ 9727 sayılı Radyasyon Güvenliği Tüzüğü hükümlerine uymakla yükümlüdürler.

Işınlama dozu

Madde 6- Gıda maddelerine uygulanacak ortalama ışınlama dozu, gıdanın özellikleri itibarıyla girdiği bir gıda grubuna uygun doz sınırları içerisinde istenen teknolojik amaca göre seçilir. Gıda gruplarına göre izin verilen ortalama doz üst sınırları Ek -1 de verilmiştir.

Yeniden ışınlama

Madde 7- Nem oranı düşük hububat, bakliyat, kurutulmuş gıdalar ve benzeri gıdalarda ışınlama sonrası, böceklenme ve bulaşmaları azaltmak veya yok etmek amacıyla tekrar ışınlama yapılabilir. Yeniden ışınlama; 1 kGy civarında düşük dozlarda ışınlanmış maddelerden hazırlanmış gıdalarda başka bir teknolojik amaç için ve/veya bileşiminde % 5’den daha az ışınlanmış katkı maddesi içeren gıdalarda 6 ıncı maddeye uygun olarak yapılır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Gıda Işınlamada Kullanılacak Işın Kaynakları, Gıda Işınlama Tesisleri, Lisans, İzin, Tescil ve İstihdam

Işın kaynakları

Madde 8- Gıda ışınlama işlemlerinde aşağıdaki ışın tipleri kullanılabilir;

a) Kapalı Kobalt- 60 ( Co-60 ) ve Sezyum- 137 ( Cs- 137) radyonüklit kaynaklarından yayılan gama ışınları ,

b) 5 MeV ve daha düşük enerjide çalışan makine kaynaklarından üretilen X-ışınları,

c) 10 MeV ve daha düşük enerjide çalışan makine kaynaklarından üretilen elektronlar.

Işınlama tesisleri ve istihdam

Madde 9- Gıda ışınlama tesisleri 8 inci maddedeki ışın kaynaklarından birini kullanarak, bu işin gerektirdiği teknolojik donanımla, radyasyon güvenliği ve hijyenik koşullara uygun olarak inşa edilmiş olması gerekir. Gıda ışınlama tesislerinde:

a) Gıda ışınlama konusunda eğitimi TAEK tarafından onaylanmış yeterli sayıda kişilerin istihdamı zorunludur.

b) Gıda ışınlama sırasındaki tüm işlem kontrol parametreleriyle dozimetrik

ölçüm kayıtlarının tutulması ve muhafazası zorunludur.

Lisans, izin ve tescil

Madde 10- Gıda ışınlama tesisi kurmak isteyen özel ve tüzel kişiler ;

a) Radyasyon Güvenliği Tüzüğüne dayanılarak çıkarılan 18/6/1994 tarihli ve 21964 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gama ve Elektron Demeti Işınlama Tesislerinin Güvenliği Yönetmeliğine göre TAEK’den gıda ışınlama tesisi kurmak ve işletmek için lisans alır.

b) Bu tesis üretime geçmeden önce 10/7/1996 tarihli ve 22692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gıdaların Üretim ve Satış yerleri Hakkındaki Yönetmeli’ğin ilgili hükümlerine göre Sağlık Bakanlığı’ndan çalışma izni alır ve Sağlık Bakanlığı’nın düzenleyeceği gıda işyeri siciline kaydolur.

c) Alınan lisans belgesi ve çalışma izniyle birlikte tesiste kullanılacak alet ve ekipmanların isimlerini, radyasyon tipini ve dozimetri metodunu içeren bir dosya ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na gıda ışınlama izni için başvurur.

Başvuru dosyası, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından 3 ve TAEK’ den 3 olmak üzere 6 uzman kişiden teşekkül edecek bir komisyon tarafından incelemeye alınır, inceleme sonucu uygun bulunan tesise izin verilerek tescil edilir.

Tescil edilen tesiste ışınlanacak olan gıda maddeleri 9/6/1998 tarihli ve 23367 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmeli’ğin ilgili hükümlerine göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan üretim izni alınmış olan gıdalar olması gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Işınlanmış Gıdaların Kalite Temin ve Belgelenmesi

Kalite temini

Madde 11- Kalite temini için,

a) Gıdanın ışınlandığı koşulların gerekli esas, usul ve amaçlara uygun olmasını ayarlayan proses kontrol sistemi ve kontrol değerlerinin belgesi ve kayıtları tutulur,

b) Işınlanmış gıda ve ambalaj materyali Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine uygun olur,

c) Işınlanacak gıdanın kalitesi ve proses icapları, ışınlama öncesinde, ışınlama sırasında ve ışınlama sonrasında istenilen teknolojik amacı sağlaması gerekir,

d) Dozimetri uygulamasının uluslararası standartlara uygun olması gerekir.

Belgeleme

Madde 12- Işınlanan her bir parti gıda için en az iki kontrol dönemi saklanacak bir kayıt bulundurulur. Bu kayıtta:

a) İşlemin parti numarası,

b) Işınlama tarihi,

c) Işınlanmış gıdanın miktar ve tipi,

d) Işınlama sırasında kullanılan ambalaj materyali ve şekli,

e) Işınlama sırasında ölçülen minimum ve maksimum doz oranları, ortalama doz ve diğer proses kontrol değerleri,

f) Işınlama sırasında gözlenen normal proses koşullarından sapmalar,

belirtilir.

Etiketleme

Madde 13- 16/11/1997 tarihli ve 23172 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin 9 uncu bölümünde yer alan bilgilere ilaveten etikette aşağıdaki hususların yer alması zorunludur.

a) Işınlanmış gıdalar için, önceden paketlenmiş olsun veya olmasın, düzenlenecek nakliye belgelerinde ışınlama yapmasına izin verilen tesisin adı, ışınlama tarihi, ışınlama dozu ve parti numarası ,

b) Işınlanmış ve tüketime hazır olarak ambalajlanmış gıda ambalajı üzerinde gıdanın isminin yanında yazı ve Ek -2’de verilen şekildeki yeşil renkli uluslararası gıda ışınlama sembolü ile ışınlandığı,

c) Gıda bileşenlerinden birisi ham veya çiğ iken ışınlanmış ise bileşim listesinde bu bileşenin hangi dozda ışınlandığı,

d) (a) ve (b) bentlerindeki bilgilere göre yığın taşıyıcılardaki taşıma belgelerinde ışınlanmış gıda olduğu,

e) Gıdaların ışınlanıp ışınlanmadığının tespiti amacıyla ışınlanacak gıdaların üstüne ışınlamayla renk değiştiren bir indikatör yapıştırılması .

Depolama

Madde 14- Gıda ışınlama tesislerinde depolanan ışınlanacak ve ışınlanmış gıdalar ayrı yerlerde tekniğine uygun olarak depolanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Işınlanmış gıdaların teşhisi ve ışınlama dozu tespiti

Madde 15- Bir gıdanın ışınlanıp ışınlanmadığının ve uygulanan ışınlama dozunun tespiti uluslararası kabul görmüş analiz metotlarına göre TAEK laboratuarlarında veya TAEK , Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın müştereken belirleyeceği laboratuarda yapılır.

Işınlanmış gıdaların tüketimi, ithalatı ve ihracatı

Madde 16- Işınlanmış gıdaların tüketimi, ihracat ve ithalat kontrolleri sırasında 9/6/1998 tarihli ve 23367 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre uygulama yapılır.

Denetim ve yaptırımlar

Madde 17- Gıda ışınlama tesislerinin radyasyon güvenliği ve ışınlama proses kontrolü TAEK tarafından, 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 ve 10 uncu maddeler kapsamındaki kontrolleri Sağlık Bakanlığı tarafından; 5, 7 ,9 ve 18 inci maddeler kapsamındaki kontroller Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılır.

Yürürlük

Madde 18- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 19- Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı yürütür.

EK-1

GIDA GRUPLARINDA BELİRLİ TEKNOLOJİK AMAÇLARA GÖRE UYGULANMASINA İZİN VERİLEN IŞINLAMA DOZLARI

DOZ (kGy)

Minimum Maksimum

Grup1-Soğanlar, kökler ve yumrular Depolama sırasında filizlenme, çimlenme ve tomurcuklanmayı önlemek 0,2

Grup 2- Taze meyve ve sebzeler (Grup 1’in dışındakiler ) a)Olgunlaşmayı geciktirmek

b)Böceklenmeyi önlemek

c)Raf ömrünü uzatmak

d) Karantina kontrolü (x) 1,0

1,0

2,5

1,0

Grup3-Hububat, öğütülmüş hububat ürünleri,kabuklu yemişler, yağlı tohumlar, baklagiller,kurutulmuş sebzeler ve kurutulmuş meyveler a)Böceklenmeyi önlemek

b)Mikroorganizmaları azaltmak

c) Raf ömrünü uzatmak 1,0

5,0

5,0

Grup 4- Çiğ balık, kabuklu deniz hayvanları ve bunların ürünleri ( taze veya dondurulmuş), dondurulmuş kurbağa bacağı a)Bazı patojenik mikroorganizmaları azaltmak

b)Raf ömrünü uzatmak

c)Paraziter enfeksiyonların kontrolü (x)

(xx) 5,0

3,0

2,0

Grup 5- Kanatlı, kırmızı et ile bunların ürünleri ( taze veya dondurulmuş) a)Bazı patojenik mikroorganizmaları azaltmak

b)Raf ömrünü uzatmak

c)Paraziter enfeksiyonların kontrolü (x)

(xx) 7,0

3,0

3,0

Grup 6- Kuru sebzeler, baharatlar,kuru otlar, çeşniler ve bitkisel çaylar a) Bazı patojenik mikroorganizmaları azaltmak

b) Böceklenmeyi önlemek (x) 10,0(xxx)

1,0

Grup 7- Hayvansal orijinli kurutulmuş gıdalar a) Böceklenmeyi önlemek

b) Küflerin kontrolü 1,0

3,0

(x) Minimum doz düzeyi belli bir zararlı organizma için belirlenebilir.

(xx) Minimum doz düzeyi gıdanın hijyenik kalitesini temin edecek düzeyde belirlenebilir.

(xxx) 10 kGy’in üzerindeki maksimum doz düzeyleri, gıdanın tümündeki minimum ve maksimum doz ortalaması 10 kGy’i aşmayacak şekilde uygulanır.

SONUÇ

Işınlama gıdaların korunmasında yeni bir yöntem olarak kabul edilmekte ve iyonize radyasyon bazı ürünlerin filizlenmesini önlemek ve gıdalardaki makro ve mikroorganizmaları elemine etmek için kullanılmaktadır. Gıda ışınlamada kısa dalga boyundaki yüksek frekanslı ışınlar kullanılmaktadır. Bu ışınların gıdalardaki kimyasal bağları hidrolize etme ve molekülleri daha küçük birimler olan iyon ve radikallere parçalayabilme özelliği vardır. Bu iyonların reaksiyon kabiliyetleri yüksek olduğundan gıdalarda kimyasal reaksiyonlara neden olurlar. Bu reaksiyonlarda bazı durumlarda gıdanın besin değerinin düşmesine veya tat ve tekstüründe olumsuz değişmelere neden olabilmektedir. Son yıllarda ışınlama tekniğindeki gelişmeler bu değişmeleri minimuma indirmiştir.

Tüketiciler ışınlanmış gıdalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarından bu yöntemle üretilen gıdalara endişe ile bakmaktadırlar. Bunun nedeni ışınlamanın gıdalar üzerinde kısa bir süreden beri (yaklaşık 40 yıl) kullanılıyor olması ve tüketicilerin ışınlanmış gıdaların güvenirliği konusunda yeteri kadar bilgilendirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu belki de bir saklama yöntemi olarak kullanmaktan kaçınan üreticiler içinde doğrudur. Gıdaların saklanmasında bir yöntem olarak radyasyonun kullanılması giderek artmaktadır. Fakat bu yöntemle iyi ve kaliteli gıda üretim koşullarının tespit edilmesine ihtiyaç vardır. Işınlama mikroorganizmaları öldüren, güvenli ve sağlıklı gıdaların üretimini mümkün kılarak klasik saklama yöntemlerine alternatif veya onlarla birlikte kullanılabilecek etkili bir koruma yöntemi olarak görülmektedir.

KAYNAKLAR

ERKMEN,O. Kaliteli ve Güvenli Gıda Üretimi İçin Işınlama Yöntemi. Dünya Yayıncılık,Dünya Gıda Dergisi,1999,say:58-60

GOULD, G.W. New Methods of Food Preservation. Unilever Research Laboratory, Bedford,1996.

ÖZKAYA,B..Gıdaların Işınlanması. Türk –Koop. Yayınları,Ekin Dergisi,4(13):56-60,2000.

TOPAL,Ş. Gıda Güvenliği ve Kalite Yönetim Sistemleri. Tübitak Marmara Araş. Ens. Matbaası,Gebze/Kocaeli,1996

ÜNLÜTÜRK,A.;TURANTAŞ,F. Gıda Mikrobiyolojisi. Mengi Tan Basımevi,Çınarlı/İzmir,1998

06.11.1999 tarih 23868 sayılı resmi gazete Gıda Işınlama Yönetmeliği

Gıdaların Ambalajlanması

06 Kasım 2007

GIDALARIN AMBALAJLANMASI

1. Giriş : Gıda sanayi içinde ambalaj sanayiinin çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu önem ambalajın besin maddelerini dış etkilerden korumasında taşıma, depolama, dağıtım, tanıtma gibi pazarlama işlevlerini kolaylaştırılmasından kaynaklanmaktadır. Ambalajlamanın gıda sanayiinde önemini arttıran bir diğer etmende besin maddelerinin halk sağlığı ile yakından ilgili olmasıdır. Besin maddeleri en iyi bir biçimde hazırlansa bile yanlış bir ambalajlama üretimi bozacağı gibi insan sağlığını da tehdit edecektir.

Genel olarak ambalajlama ülkelerin kalkınma ve yaşam standartlarına paralel bir gelişme gösteren son derece dinamik bir konudur. Ambalaj malzemesi ve paketleme makinelerindeki gelişmeler gıda sanayi ürünlerinin de gelişmesine yol açmıştır.

Dış ticarette de ambalaj malın üretildiği ülkede ihracını ve dış pazarlarda rekabet şansını arttıran unsurların en önemlilerinden birisidir. Ambalaj hammaddelerinin (cam, metal, kağıt, plastik, ahşap vb) çeşitliliği ve değişik kombinasyonlarda kullanılabilmeleri nedeniyle ambalaj konusu, gıda üreticisinin, makine yapımcısının ve ambalaj sanayicisinin koordineli bir ekip çalışmasını gerektiren bir uzmanlık dalı haline gelmiştir.

2. Tanım ve Ambalajın Görevleri : Gıda sanayiinde ambalaj; içine konulan ürünlerin, son tüketiciye, bozulmadan en az toplam maliyetle güvenilir bir şekilde ulaştırılmasını ve tanıtılmasını sağlayan bir araç olarak tanımlanabilir.

Ambalajın Görevleri :

İçindeki ürünü korumak

Dayanıklılığını arttırmak

Yükleme, boşaltma, stoklama ve kullanma kolaylığı sağlamak

Ürünü tanıtmak ve tüketiciyi satın almaya özendirmek

Günümüzde ambalaj ürünü sattıran en önemli öğe haline gelmiştir. Ambalaj satıcının yerini almış ve alıcıya ürünle ilgili bilgiler ileten müşteri ve ürün arasındaki iletişimi sağlayan bir özelliğe bürünmüştür. Kısaca ambalaj yalnızca içine konulan ürünü koruyan tamamlayıcı bir araç değil ürünün bir parçasıdır. Ambalaj ürüne kişilik katar. Ayrıca renk ve biçim özelliğiyle albenisinde kazandırır. Ambalaj ürünün kürküdür. Genelde ambalaj; iç ambalaj ve dış ambalaj olmak üzere iki ana gruba ayrılabilir. Gıdaların ambalajlanmasında kullanılan özellikle iç ambalaj niteliği son derece önemlidir.

3. Ambalajdan Beklentiler

3.1. Tüketicinin Ambalajdan Beklentileri

· Ürün satış yerlerinde kolaylıkla tanınabilmelidir.

Ambalajın şekli ve rengi

Arana ürün için tipik olması

Üreticinin belirgin markası (logo)

· Ambalaj üzerinde ürüne ilişkin bilgiler ve kolay okunabilir olmalıdır.

¨ Miktarı

¨ En az dayanma süresi ( raf ömrü, muhafaza süresi)

¨ Fiyatı

· Şeffaf olmalıdır.

¨ Ürün ambalaj aracılığı ile tanınabilmelidir

· Kapağı özgün olmalıdır.

¨ Değişmeyen miktar (porsiyon)

¨ Kaliteyi koruyucu ürün muhafaza

¨ Ellenmeye karşı güvence

· Şekli uygun olmalıdır.

¨ Elle kolay tutulabilir,kalımlı (stabil), çarpmalara dayanıklı,kırılmaya karşı güvenli

¨ Üst üste düzgün yığın oluşturabilme (satın almada ve evde)

· Kolay açılıp tekrar kapanabilmelidir.

¨ Özel bir güç ve araç gerektirmeksizin büyük hacimli olanlar tekrar kapatılabilir.

· Ambalaj malzemesi gerektiği kadar kullanılmalıdır.

¨ Hilesiz olma ve gereğinden fazla kullanılmama.

· Çevreye uygun olmalıdır.

¨ Tamamen boşaltılabilir

Yıkanıp durulanabilir.

Ambalaj materyalinin kimliğini belirten işaretleme

Tekrar kullanılabilir veya yeniden değerlendirilebilir

Çöp kaplarında az yer kaplama

3.2. Ticarette Ambalajdan Beklentiler :

· Boyutları standartlaştırılmış olmalıdır

Paketlemeye ve yüklenmeye uygun, az yer kaplama

Kolay ve düzgün istiflenebilir

· Üründe kalite kaybı olmaksızın depolanabilir olmalıdır.

Yüksek nemli koşullarda da

Değişen sıcaklıklarda da

Etkin ve yoğun aydınlık koşullarda da

· Depoda kolaylıkla ayırt edilebilir niteliklerde olmalıdır. Koli ambalajı da reklam etkili kullanılabilmelidir.

Sergileyici (teşir edici) olarak

Montajlanabilir tabla, tepsi vb olarak

· Porsiyon ambalajların fiyatlarını etiketlere basma, işaretleme mümkün olmalıdır.

· Ürünün özelliklerine uygun doğru ambalajlama yapılmalıdır.

Kalite kaybı olmaması

Fire tehlikesi bulunmaması

Yasal kural ve kısıtlamalara uygun olması

· Özgünlüğünü güvence altına almalı, korumalıdır.

İçindeki ürüne her hangi bir olumsuz işlem uygulanması olanaksız

Porsiyonda değişiklik yok (ağırlık, nicelik )

· Geri alma yada geri vermede sorun olmamalıdır.

3.3.Üreticini veya Ambalajlayanın Ambalajdan Beklentileri :

· Ambalaj fizyolojik bakımdan kusursuz ve tehlikesiz olmalıdır.

Ambalaj malzemesi yasal kurallara uygun

Ambalaj malzemesi ürüne uygun

· Ambalajlanan ürüne ve ambalajlama işlemine uygun özgün özellikler içermelidir.

Fiziksel – kimyasal inert (etkisiz)

Mikrobiyolojik kusursuz

Havası alınabilir, gazlama işlemi yapılabilir.

Dondurulabilir

Pastörize veya sterilize edilebilir, kaynatılabilir.

Işıktan koruyucu, ışığa dayanıklı

Ambalaj Maddelerinin Seçimini Etkileyen Etmenler :

Genel olarak; gıdaların ambalajlanmasında her biri farklı özellikte olan çeşitli maddeler kullanılmaktadır. Gıda ambalaj maddeleri seçiminde etkili etmenler şöyle sıralanabilir:

a) Gıda maddeleri özelliklerine göre oksijen, ışık, koku ve ısı gibi etmenlerin etkisiyle mikrobiyolojik, biyolojik, kimyasal ve fiziksel bozulmalara uğrarlar. Neme duyarlı ürünlerde depolama sırasında ürün ile çevre arasında nem alış – verişi olur.bu nedenle patates cipsi gibi neme çok duyarlı gıdaların nem geçirmeyen ambalaj malzemeleri ile ambalajlanması gerekmektedir. Yağ ve yağlı gıda maddeleri oksijene karşı duyarlıdır. Işık oksijenin etkisini hızlandırır. Bu nedenle oksijene duyarlı gıda maddelerinin oksijen geçirgenliği çok düşük olan ve ışık geçirmeyen malzemelerle ambalajlanması gerekir. Işığa karşı duyarlı tereyağı, süt, bira, bisküvi gibi ürünlerde baskılı yada koyu renkli ambalaj malzemeleri kullanılmalıdır. Aromalarını yitirmeleri istenmeyen ürünlerde ise aroma geçirmeyen filimler kullanılmalıdır.

b) Ambalaj malzemesi ve ürün birbirine tam olarak uygun olmalıdır ve birbirine zarar vermemelidir.

c) Ambalaj üzerinde içerdiği ürünün özellikleri ve kullanılmasıyla ilgili bilgiler bulunmalıdır.

d) Ambalaj, içindeki ürünü normal koşullarda koruyabilecek kadar özelliklere sahip olmalıdır. Maliyeti düşürmek için belirli bir risk altında ekonomik ambalaj seçilir.

e) Ambalaj tasarımı

1. CAM AMBALAJLAR :

Üretimi yaklaşık 4000 yıl öncelerine uzanan camın ilk kullanımı süs eşyası olarak başlamış. Şekillendirme olanaklarının giderek artmasıyla da çeşitli ev eşyası, şişe, kavanoz, pencere camı ve gözlük camı gibi değişik alanlara yayılarak gelişimini sürdürmüştür. Günümüzde ise cam teknolojisindeki ilerlemelere koşut olarak cam ürünler inşaat, ambalaj, aydınlatma, optik, elektronik ve telekomünikasyon gibi pek çok sanayi dalına girmiştir.

1.1. Cam Ambalajların Olumlu Özellikleri : Cam, bir ambalaj malzemesi olarak sahip olduğu olumlu özellikler nedeniyle gıda ve içecek sektöründe çok yaygın ölçüde kullanılmaktadır. Belli başlı bu olumlu özellikleri aşağıda kısaca belirtilmiştir.

Sert, sağlam ve kimyasal açıdan inert bir malzemedir. İçine konulan gıda ve içecek ile

hiçbir etkileşim olmaz; zamanla aşınmaz ve bozulmaz.

Renkli olduklarında ürünü belirli düzeyde ışık etkisinden korur.

Gaz, su buharı, koku ve sıvı geçirgenliği yoktur.

İçine konulan ürün görülebilir. Böylece tüketici satın aldığı mal hakkında bilgi sahibi olur. Ayrıca üretici, iyi bir sınıflandırma, doldurma gibi önlemlerle malını daha kolay satabilme olanağına kavuşabilir.

Isıl dayanımı yüksektir. Sterilize edilebilir.

Biçim değiştiremez

İç basınç ve düşey yüklere dayanıklıdır.

Teneke kutulara göre daha kolay açılabilir.

İçindeki ürün tüketildikten sonra başka amaçlarla da kullanılabilir.

Çeşitli biçim, büyüklük ve renkte yapılabilir.

Vakum dolum ve kapama yöntemine uygundur.

Makinelerde yüksek dolum kapasitesine ulaşılabilir.

1.2. Cam Ambalajlarım Olumsuz Özellikleri :

Ağırdır,taşımada sorunlara yol açabilir

Kırılgandır, darbe, ısıl şok ve aşırı iç basınç gibi etkilerle kırılabilir.

İçini gösterdiğinden; üreticinin ayıklama,sınıflandırma ve doldurma gibi işlemlerde çok özenli davranılması gerekir. Bunlar maliyeti arttırıcı etkenlerdir.

Camın ışık geçirmesi içerdiği gıdanın renginin bozulmasına neden olabilir.

Camın en olumsuz özelliği, çeşitli etkilerle kolaylıkla kırılabilmesidir. Özellikle camın kimyasal bileşimi, cam kabın şekli, şekillendirmede uygulanan sıcaklık ve süre ile diğer üretim aşamalarına camın kırılma niteliği üzerinde etkili olmaktadır. Ancak cam ambalajın diğer malzemelere göre dezavantajı gibi görülen kırılma dayanıklılığı ve ışık geçirme özellikleri, gelişen teknolojiye koşut olarak önemli ölçüde iyileştirilebilmiştir.

1.3. Cam Ambalaj Tipleri : Camdan yapılan gıda ambalajları beş grup altında toplanabilir.

a) Şişeler : Biçim açısından en yaygın kullanılan ambalaj kaplarıdır.sıvı ve yarı sıvı gıdalar için uygundur.

b) Kavanozlar : Geniş ağızlı cam kaplardır. Sıvı, yarı sıvı, küçük parçalı, toz, granüller ve viskoz gıdalar için kullanılırlar. Kapasite ve ağız ölçülerine göre tanımlanırlar.

c) bardak Tipi Düz Ağızlı Kaplar :Reçel, marmelat, jöle ve ezme gibi gıdaların ambalajlanmasında kullanılan boyunsuz ağız kısımları gövdesinden daha geniş ve düz olan kaplardır.

d) Damacalar : Büyük hacimli şişelerdir. Boyun ve ağız kısımları dardır. Kapasiteleri 3 – 15 lt arasında değişir. Yükleme boşaltmada kolaylık sağlamak ve korumak için koruyucu dış ambalajıyla birlikte kullanılırlar.

e) Ampul ve Kapsüller : Küçük hacimlidirler. Vitaminler, tablet gıdalar, baharatlar gibi pahalı ve konsantre gıdalar için kullanılır.

1.4. Cam Ambalajların Bazı Kalite Özellikleri

a) Kimyasal Dayanıklılık : Camın su, asit, baz ve tuz çözeltilerinin veya sürede atmosferik koşulların yol açabileceği kimyasal etkilere karşı dayanma gücüne kimyasal dayanıklılık denir. Kimyasal dayanıklılık özellikle serum ve ecza şişeleri için önemlidir.

b) Isıl Genleşme, Ani Sıcaklık Değişimine (Isıl Şok ) Dayanımı : Isıl genleşme özelliğinin cam şekillendirme işlemlerinde belli bir önemi vardır. Şişe camının 42 – 60 0C’lik bir ısıl şoka dayanması gerekir. Diğer deyişle sıcaktan – soğuğa sıcaklık sıçramasının 42 0C’den daha fazla veya soğuktan sıcağa sıcaklık sıçramasının ise 60 0C’den daha yüksek olmaması istenir.

Ani sıcaklık değişikliklerine dayanıklılık özellikle yıkama, pastörizasyon ve sıcak dolum gibi işlemler için önemli bir kalite faktörüdür. Bu dayanıklılık camın kalınlığı arttıkça azalmaktadır.

Herhangi bir cam ambalajın ısıl şoka dayanımı basit bir test ile belirlenebilir. Bu amaçla cam ambalajlar su ile doldurularak önce sıcak suya daldırılır. Yaklaşık 5 dakika bekletilir. Sonra sıcak sudan çıkarılarak 15 sn içinde soğuk su banyosuna aktarılır. 30 sn’de soğuk suda bekletilir. Belirtilen işlemler sonunda cam kaplarda çatlama olmamalıdır. Sıcak – soğuk su banyoları arasındaki sıcaklık farkı 42 0C’dir.

Isıl şoklar kırılmayı önlemede en önemli seçenek, cam kabın iç ve dışındaki sıcaklık derecesi farkını 42 0C’nin altında tutmaktır. Örneğin 90 0C de sıcak doldurulacak bir cam ambalajın önceden en az 50 0C’ye ısıtılmış olması gerekir.

c) İç Basınç Dayanımı : İçinde yiyecek veya içecek bulunan kapalı çam ambalajlarda iç basıncın artmasına aşağıdaki etkenler yol açmaktadır;

Sıcaklık yükselmesi

Dondurma

İçeceklerin gazlanma işlemi

Sıcaklığın yükselmesi, cam kaptaki sıvı gıdanın genleşmesine ve ayrıca kaptaki gaz ve buharların (hava, su buharı, CO2) kısmi basıncının artmasına neden olur. Ancak camın genleşmesi aynı ölçüde gerçekleşmediği için iç basınç artar. İşte bu tip basınç artışlarından kaynaklanabilecek sakıncaları önlemek amacıyla kapta belirli bir oranda “tepe boşluğu”nun bırakılması gerekir.

Sıvı gıdanın bileşimi yanında, ambalajda bırakılan tepe boşluğu oranı da iç basınç düzeyini etkiler. Başka bir deyişle sıcaklık artışının yol açtığı iç basınç tepe boşluğu oranına bağlı olarak ( % 1-10) değişir.

d) Darbe Dayanımı : Camın mekanik çarpmalara karşı dayanıklılığı da taşıma ve benzeri bakımdan önemli bir kalite faktörü oluşturur. Cam ambalajların darbe dayanımı her bir mm cidar kalınlığı için en az 0.890 kg olmalıdır.

e) Dikey Eksende Sıkıştırma Dayanımı : Kapatma makinelerinde şişeye yüklenen dikey kuvvette dayanımda önemlidir. Hidrolik işlemlerde ölçülen dikey sıkıştırma dayanımı; mantar tıpalı şişelerde en az 200 kg, kapsül kapaklı şişelerde en az 800 kg olmalıdır.

f) Renk : Cam yüzeyine gelen ışığın bir kısmı doğrudan absorbe edilir. Diğer bir kısmı ise yansır. Absorbe edilen ışığın bir kısmı diğer yüzeyden yansır ve geri kalanı da camdan geçer. Camın ışık geçirgenliği camdan geçen ışığın cama gelen ışığa oranıdır. Cam ambalajlar içindeki ürünlerin özellikle ultraviyole (mor ötesi) ışınlarda korunabilmesi için veya estetik bir görünüm vermek amacıyla renklendirilirler. Cama yeşil veya bal renk vermek üzere harmana konan kimyasal maddelere melanj maddeleri denir. Ülkemizde bal rengi cam üretiminde pirit ve kok kömür kullanılır.

2. KAĞIT ve KARTON AMBALAJLAR

Kağıt Çeşitleri ve Kağıt Esaslı Ambalajlar : Kağıt esaslı ambalajlar beş grup altında toplanır. Bunlar;

¨ Sargılık kağıtlar ¨ Karton kutular ¨ Oluklu mukavva kutular

¨ Viol ¨ Polistirenli kutular

1.Sargılı Kağıtlar :

¨ Kroft Kağıtlar : Genellikle iğne yapraklı yumuşak ağaçlardan elde edilen dayanıklı bir kağıt çeşididir.

¨ Taklit Kroft Kağıtlar : Kroft kağıdı kadar dayanıklı olmamakla beraber ucuz olmaları nedeniyle kfoft kağıdı yerine kullanılabilir.

¨ Süfit Kağıdı : Üzerine baskı yapılabilir. Daha çok küçük torba, poşet yapımında etiket olarak ve folyo laminasyonlarında kullanılır.

¨ Parşömen Kağıdı : Parşömen kağıtlar kokusuz, tatsız, yğ ve suya dayanıklı saf selüloz kağıtlardır. Yağlı bisküvi ve diğer unlu mamuller, tereyağı, margarin, peynir, taze ve kızarmış balık, kırmızı ve beyaz ambalajlanmasında geniş ölçüde kullanılır.

¨ Taklit Parşömen Kağıdı : Et, sosis, salam gibi yüksek oranda yağ içeren gıdaların, tereyağı ve margarinlerin ayrıca kokunun muhafazasında da olanak verdiğinden kahve, hazır çorba vb. ve nem geçirmez özelliği olduğundan hem yağ hem su oranı yüksek gıdaların ambalajlanmasında kullanılırlar.

¨ Hutpak Kağıdı : Düşük gramajlı ve dayanıklı bir kağıt olup daha çok meyve ve sebzelerin ambalajlanmasında kullanılır.

¨ Neme Dayanıklı Kağıtlar : Nemli koşullarda uzun süre özelliklerini koruyabildiklerinden özellikle balık ve et ambalajı olarak uygundur.

¨ İpek Kağıtlar : Kolaylıkla bükülebilen ve hava geçirgenliği çok yüksek olan malzemelerdir. Özellikle limon portakal gibi ürünler için sargılık olarak kullanılır.

AHŞAP AMBALAJLAR

1.Ahşap Ambalajların Olumlu ve Olumsuz Yönleri :

Olumlu Yönleri :

Tahta doğal bir hammaddedir.

Dayanım / ağırlık oranı bakımından ekonomik bir yapı malzemesidir.

Kutu ve sandık yapımı çok karmaşık makine ve ekipman gerektirmez.

Küçük kapasiteli atölyelerde az bir yatırımla imal edilebilir.

İstiflenebilme özellikleri iyidir.

Olumsuz Yönleri :

Ahşap ambalaj üretimi alternatiflerine göre otomasyona pek elverişli değildir.

İşçilik / malzeme oranı yüksektir.

Genellikle fazla yer kaplarlar,depolama ve taşımada sorun oluştururlar

Albenisi yetersizdir.

Sanayileşmiş ülkelerdeki alıcılar tarafından tercih edilmemektedirler.

2. Ahşap Ambalaj Yapımında Kullanılan Ağaçların Bazı Fiziksel Özellikleri :

¨ Çivi tutma gücü ¨ Çatlama özelliği ¨ Yoğunluk

¨ Nemlilik ¨ Asitlik

3. Ahşap Ambalaj Tipleri :

3.1. Çivilik Kutu ve Sandıklar :

a) Basit çivili kutular b) Çerçeveli sandıklar

c) Başları çıtalı sandıklar d) Çemberli sandıklar

3.2. Tel Dikişli Sandıklar

3.3. Dikdörtgen Kasalar

3.4. Paletler

Sosyal Bilgiler Yazılı Sor. Ve Cevapları 3

06 Kasım 2007

T.C

KARAHÜSEYİNLİ İLKÖĞRETİM OKULU

2000-2001 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 6\A SOSYAL BİLGİLER 1.DÖNEM 3.YAZILI

ADI: TARİH:….\…\2000

SOYADI: PUAN:

NO: NOT:

SORULAR

1-Malazgirt savaşı sonrasında kurulmuş olan Türk beylikleri kimlerdir?Kurucuları ile birlikte yazınız.

2-a-1048 b-1071 c-1176 d-1246 bu tarihlerde yapılan savaşların adları nelerdir?

3-Kösedağ savaşının sonuçlarından iki tanesini yazınız.

4-Karamanoğlu Mehmet Beyin Türk dil tarihi açısından önemi nedir?

5-Denizcilikle uğraşan Türk beylikleri hangileridir?

6-Haçlı seferleri kimler tarafından yapılmıştır ve seferlerin dini amacı nedir?

7-Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler döneminde Miri Arazi(Toprak)kaça ayrılır?

8-Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde kurulan hoşgörü tarikatları ve kurucuları kimlerdir?

9- Moğol İmparatorluğunu kim kurmuştur, Kurucusunun ölümünde sonra hangi devletlere bölünmüştür?

10-

.a)Altın orda devletinin yıkılmasına kim sebep olmuştur?

.b)Altın orda devletinin kurucusu kimdir?

.c) Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler döneminde illerde adalet işleriyle kim ilgileniyordu?

.d)Anadolu Selçuklu Devleti en parlak dönemini hangi sultanı döneminde yaşamıştır?

.e)İlk Türk denizcisi kimdir?

(Her soru 10 puan değerindedir. Başarılar Dilerim.)

Özer KARADAYI

Sosyal Bilgiler Öğretmeni

CEVAP ANAHTARI

1-

(3) *Danişmentoğulları—Danşment Gazi

(3) *Artukoğulları—Artuk Bey

(2) *Saltukoğulları—Ebul Kasım

(2) *Mengücekoğulları—Mengücek Gazi

2-

(3) *1048-Pasinler Savaşı

(3) *1071-Malazgirt Savaşı

(2) *1176-Miryakefalon Savaşı

(2) *1246-Kösedağ Savaşı

3-

(5) *Anadolu İlhanlı egemenliğine girdi.

(5) *Selçuklu sultanları Moğol valisi haline geldi.

*Anadolu’da birlik bozuldu,beylikler yeniden kuruldu.

4-

*Karamanoğlu Mehmet Bey tarihte ilk kez Türkçe’yi devletin resmi dili olarak kabul eden devlet adamıdır.

5-

(2) *Karesi oğulları

(2) *Aydın oğulları

(2) *Menteşe oğulları

(2) *Saruhanoğulları

(2) *Pervane oğulları

*Candaroğulları

6-

(10) Haçlı seferleri Avrupalı Hıristiyan uluslar tarafından Kutsal saydıkları Kudüs ve çevresini Müslümanlar dan kurtarmak amacıyla yapılan seferlere denir.

7-

(3) *Has (3) *Ikta (2) *Mülk (2) *Vakıf

8-

(3) *Mevlevilik——-(2) Mevla’na Celaleddin Rumi

(3) *Bektaşilik——–(2) Hacı Bektaşi Veli

9-

(5) *Cengiz Han tarafından kurulmuştur

(2) **İlhanlılar Hanlığı (1) **Altın orda Hanlığı (1) **Çağatay Hanlığı (1) **Kubilay Hanlığı

10-

(2) *Timur sebep olmuştur

(2) *Batu Han tarafından kurulmuştur.

(2) *Adalet işlerini Kadılar idare etmekteydi.

(2) *Alaaddin Keykubat döneminde yaşamıştır.

(2) *Çaka Bey ilk Türk denizcisidir.

Sosyal Bilgiler Yazılı Soruları 3

06 Kasım 2007

T.C

KARAHÜSEYİNLİ İLKÖĞRETİM OKULU

2000-2001 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 6\A SOSYAL BİLGİLER 1.DÖNEM 3.YAZILI

ADI: TARİH:….\…\2000

SOYADI: PUAN:

NO: NOT:

SORULAR

1-Malazgirt savaşı sonrasında kurulmuş olan Türk beylikleri kimlerdir?Kurucuları ile birlikte yazınız.

2-a-1048 b-1071 c-1176 d-1246 bu tarihlerde yapılan savaşların adları nelerdir?

3-Kösedağ savaşının sonuçlarından iki tanesini yazınız.

4-Karamanoğlu Mehmet Beyin Türk dil tarihi açısından önemi nedir?

5-Denizcilikle uğraşan Türk beylikleri hangileridir?

6-Haçlı seferleri kimler tarafından yapılmıştır ve seferlerin dini amacı nedir?

7-Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler döneminde Miri Arazi(Toprak)kaça ayrılır?

8-Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde kurulan hoşgörü tarikatları ve kurucuları kimlerdir?

9- Moğol İmparatorluğunu kim kurmuştur, Kurucusunun ölümünde sonra hangi devletlere bölünmüştür?

10-

.a)Altın orda devletinin yıkılmasına kim sebep olmuştur?

.b)Altın orda devletinin kurucusu kimdir?

.c) Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler döneminde illerde adalet işleriyle kim ilgileniyordu?

.d)Anadolu Selçuklu Devleti en parlak dönemini hangi sultanı döneminde yaşamıştır?

.e)İlk Türk denizcisi kimdir?

(Her soru 10 puan değerindedir. Başarılar Dilerim.)

Özer KARADAYI

Sosyal Bilgiler Öğretmeni


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy