:-):-):-):-)l Fırtına
:-):-):-):-)l Fırtına" Tartışılıyor
Türkiye’nin Amerikan güçlerince iÅŸgal edildiÄŸi varsayımına dayandırılan ":-):-):-):-)l Fırtına" isimli kitap, Amerikan Christian Science Monitor gazetesince, Türk tarihinin en hızlı satan kitabı olarak nitelendi. Genelkurmay BaÅŸkanlığı ise Burak Turna ve Orkun Uçar’ın kaleme aldığı politik kurgu ":-):-):-):-)l Fırtına"nın satışa sunulmasından önce Genelkurmay’ın görüş ve onayının alındığına dair çıkan haberleri yalanladı.
Amerikan Christian Science Monitor gazetesi, ":-):-):-):-)l Fırtına" isimli romana geniÅŸ yer ayırdı. "Roman olmasına raÄŸmen pek çok Türk’ün Amerikan karşıtı bu kitapta bazı gerçeklikler gördüğünü" yazan gazete, kitabın Türk DışiÅŸleri Bakanlığı ve Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nda yaygın ÅŸekilde okunduÄŸunu öne sürdü. Gazete, kabine üyelerinin de bu kitabı elinden düşürmediÄŸini iddia etti. Kitapta, Türkiye’yi Amerikan iÅŸgalinden Rusya ve Avrupa’nın kurtardığının anlatıldığına dikkat çeken gazete, bunun son zamanlarda Türk kamuoyundaki fikir deÄŸiÅŸikliÄŸini açık ÅŸekilde gösterdiÄŸini vurguladı.
Türkiye’de yayımlanan bir haftalık dergi de Burak Turna ve Orkun Uçar tarafından kaleme alınan kitabın, yayınlanmadan önce Genelkurmay BaÅŸkanlığı’na gönderildiÄŸi ve Ordu’nun bazı konulara ÅŸerh düştüğünü öne sürdü. Genelkurmay BaÅŸkanlığı ise bu iddiayı yalanladı. Yapılan yazılı açıklamada, haberdeki iddiaların gerçek olmadığı ve Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nın kitapla hiçbir ilgisinin bulunmadığı belirtildi.
Turna ve Uçar’ın ":-):-):-):-)l Fırtına"sı, dünyanın siyasi gündeminde Türkiye’nin konumunu da ele alan bir roman. Kitapta, siyaset dünyamızın önemli yüzleri de gerçek isimleriyle yer alıyor.
—–
Adı: :-):-):-):-)l Fırtına
Yazarları: Orkun Uçar-Burak Turna
Türü: Politik Kurgu-Roman
Konu: ABD’nin Türkiye’yi İşgali
Olayın Geçtiği Tarih: 2007
Sayfa Sayısı: 302
Savaş Süresi 22 Gün
Yayınevi: Timaş Yayınları-2004
Bombardıman Sürüyor… Çember Daralıyor…
Romanda Adı Geçenlerin Bazıları
Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Hikmet Pars: Genelkurmay Başkanı
Gökhan BirdaÄŸ: Gri Takım’dan.
George Bush: ABD Başkanı
Howard Strike: ABD Genelkurmay başkanı
Emel: Almanya’dan Türkiye’ye gelen ve İstanbul’da yaÅŸamak isteyen bir gurbetçi. AkciÄŸer kanseri olduÄŸunu anladığı gün savaÅŸ baÅŸlıyor. Daha sonra Sansarlar direniÅŸ grubunu kuruyor ve Taksim’e düzenlenen saldırıda ÅŸehit oluyor.
Ali ve Aylin: İki sevgili. Taksim’de ÅŸehit oluyorlar.
Ömer: Kapkaççı. SavaÅŸ baÅŸladığında gönüllü asker oluyor. Genelkurmay baÅŸkanı Hikmet Pars’ı ölümden kurtarıyor.
Adrian III. Lynam: Ornicron şirketinin hissedarı, savaştan en büyük menfaati alacak olan kişi.
Ersin: Panikatak rahatsızlığı olan 23 yaşında sıska bir çocuk. Savaşta özel timlere yardım ediyor. Savaş esnasında ABD askerleri tarafından esir alınıyor.
Barkın ve Hale: Barkın ABD askerleri tarafından silahla öldürülüyor, eşi Hale ise tecavüze uğrayarak öldürülüyor.
Alper ve Sabahattin: Kerkük’te ilk ÅŸehit düşen tugaydan iki asker.
Olay 23 Mayıs 2007’de saat 00:10’da Kerkük’ün KuzeydoÄŸu’sunda Türk askerleri ile ABD askerlerinin sıcak teması ile baÅŸlıyor. Çatışmada Türk tugayındaki askerlerin tamamı ÅŸehit oluyor. CNN International Kuzey Irak’ta meydana gelen çatışmada 13 ABD askerinin öldüğünü ve 30 yaralının olduÄŸunu, buna mukabil 35 Türk askerinin öldürüldüğünü açıklıyor.
Beyaz Saray, saldırgan tavır nedeiyle, Türk hükümeti ile başlaması öngörülen ikili görüşme trafiğini iptal ettiklerini belirtiyor. Ve ağızdan çıkan şu söz savaşın başladığını gösteriyor:
“:-):-):-):-)l Fırtına Harekatı baÅŸlamıştır.”
Operasyon bittiÄŸinde Türk halkının psikolojisi yıkıma uÄŸramış olacaktı. Tüm dünya medyasında Türkler’in Kuzey Irak’ta ABD askerlerine saldırdığı lanse edilecekti.
ABD Genelkurmay Başkanı Howard Strike bu operasyonun can damarını şu sözlerle açıklıyor:
“Ve Bu ÅŸehir dünyanın kalbi olarak da adlandırılabilir. Orası, İstanbul.”
İstanbul kelimesi o anda orada bulunan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’i derinden etkiliyordu. “Neden böyle bir ÅŸey hissettiÄŸini bilmiyordu doÄŸrusu ama sanki genlerinin çok derinlerinden hafızası ile baÄŸlantılı bir noktada gizli bir his vardı. İstanbul’un kendisine ait dar bir gizil duygu yaÅŸatıyordu. İstanbul kelimesi ona her ÅŸeyden çok anlamlı gelmiÅŸti. Ülkesinin resmi kurumlarında ve resmi iÅŸaretlerindeki Roma İmparatorluÄŸu simgelerini hatırladı, doÄŸal bir yakınlıktı hissettiÄŸi.”
“Unutma biz bu toprakları istiyoruz üzerindeki insanları deÄŸil!”
Bu cümle, Ornicorn adlı orta ölçekli bir madencilik ve enerji ÅŸirketinin dört gizli ortağından birisi olan Adrian III. Lynam’a ait. ABD BaÅŸkanının da mensubu olduÄŸu Evangalist kilisenin önde gelen bağışçılarından birisi ve Türkiye’ye açılan bu savaşın perde arkasındaki planlayıcısı. İstanbul’a dünyanın en büyük Evangalist kilisesini yaptırmaya yemin ediyor.
Başbakanın Basın Açıklaması
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan Türk halkına savaşı şöyle açıklıyor: “Amerika BirleÅŸik Devletleri ve Türkiye savaÅŸa girmiÅŸtir. Amerika Türkiye’yi iÅŸgal edebilir ama izim kolay yutulur bir lokma olmadığımızı anlayacaktır!”
Basın toplantısından sonra MİT MüsteÅŸarı Çetin Kutlu ile karşılaÅŸan Tayyip ErdoÄŸan bu savaÅŸtan neden istihbaratın haberi olmadığını söyler ve Çetin Kutlu, BaÅŸbakan’a hasır altı edilen önemli bir dosya bulduÄŸunu söyler. BaÅŸbakan ise bunun arkasında kimlerin olduÄŸunu sorar Çetin Kutlu’ya.
Kitabın ikinci bölümü hem bu olayın aydınlanmasında hem de savaşın çıkmasında ki temel sebep konusunda okuyucuya ip uçları veriyor.
İstihbarat Savaşları: Gri Takım
23 Ocak 2007
Frank Consal, Paris Voisy’de yaşıyor. Kolejde öğretmen. İstemediÄŸi bir ev, istemediÄŸi bir aile, istemediÄŸi bir iÅŸ… Gerçek adı Gökhan BirdaÄŸ. Zonguldak’ta küçük bir sahil kasabasında doÄŸuyor. Teoman adlı bir adam tarafından Gri Takım kampına katılması saÄŸlanıyor çocuk yaÅŸtayken. Kurt, Tilki, Kanarya, Çıyan, Fare ve Kunduz gibi eÄŸitmenlerden fiziksel, kültürel ve psikolojik eÄŸitim alıyor. Ve sonunda Gri Takım’ın bir elemanı oluyor.
Gökhan BirdaÄŸ, Arman Bogasian adında Ermeni asıllı bir tüccarı öldürmekle görevlendiriliyor. Bu görev sırasında kimliÄŸi açığa çıkıyor ve arabası havaya uçuruluyor. Gökhan BirdaÄŸ, Arman Bogasian’ı öldürüyor ve ondan aldığı çanta ile Almanya’ya kaçıyor. Otelde çantayı açıyor ve içindeki dosyayı okumaya baÅŸlıyor.
“Amerikan Hükümeti Türkiye’deki Bor, Toryum ve Uranyum madenlerinin iÅŸletim hakkını, 99 yıllığına Ornicron adlı Teksas’taki bir madencilik ve enerji ÅŸirketine satıyordu. AntlaÅŸma 2007 Aralık ayından itibaren geçerliydi.
Bu dosyanın Arman Bogasian’ın eline geçmesinin sebebi, bu planın içine Ermenilerin de dahil edildiÄŸi, belki de ABD’nin, iÅŸine yarayan toprakları aldıktan sonra geri kalanını paylaÅŸtıracağı anlamına gelebilirdi. Ne de olsa Amerika kurulduÄŸu ilk zamanlardan beri ve özellikle dünyada Protestanlığı yaymak için örgütlenen American Board of Commissioners for Foreign Missions adlı kuruluÅŸun 1818 yılında yapılan senelik olaÄŸan toplantısında aldığı, bölgenin ProtestanlaÅŸtırılması kararının hayata geçmesinin ardından her zaman Ermeniler nezdinde misyonerlik faaliyetlerinin ana üssü olmuÅŸtu. Ve sonrasında geri kalan bölgelerin bir kısmı belki kurulacak Kürt devletine, bir kısmı Ermenistan’a, bir kısmı Yunanistan’a…”
Dosyayı inceledikçe vardığı sonucu daha da destekleyecek bir çok ayrıntı yakalıyor Gökhan BirdaÄŸ…
“Parasını büyük ihtimalle Ornicron’dan alan Sentinel adlı bir düşünce kuruluÅŸu Güney Kıbrıs’ta yapılan bir toplantıda Türkiye karşıtı örgütleri buluÅŸturmuÅŸtu.
Vatikan’da yapılan gizli bir toplantıda, Hristiyanlar’ın kutsal hac mekanlarıyla dolu Anadolu’nun iÅŸgal sonrası tekrar bir Hristiyan yurdu haline gelmesi planlanmıştı."
İşin içinde devletler, dinsel kurumlar, lobiler vardı…
Zaten BaÅŸkan Bush 11 Eylül saldırılarının ardından "Bir Haçlı Seferine baÅŸladık dememiÅŸ miydi?”
***
Almanya’dan Türkiye’ye geçer Gökhan BirdaÄŸ. Onu havaalanından alırlar. Cengiz adında bir baÅŸka istihbaratçı Gökhan’ı sorguya çeker. Cengiz Amerikalılar’ı arkasına alarak gücüne artıran bir muhbirdir. Gökhan’ı öldürecektir. Gökhan dosyada olanları anlatır Cengiz’e, ama Cengiz’in niyeti kesindir. Cengiz tam tetiÄŸi çekeceÄŸi sırada Kurt kod adlı eÄŸitmen silahlı adamlarıyla olay yerini basarlar ve Gökhan’ı kurtarırlar…
Gökhan dosyayı Kurt’a da anlatır. Kurt bu dosyanın sümen edileceÄŸini söyler. Gökhan Amerika’nın Türkiye’ye saldıracağını söyler ve Kurt’a, kendisine iki tane atom bombası bulmasını söyler. Kurt, Gökhan’ın isteÄŸini yerine getirir.
Kuvay-ı Milliye
ABD modern silah güçleriyle saldırır. Ankara iÅŸgal altında ve ABD’li askerler merkezde kontrolü ele alıyorlar. Toroslar’da içerlere doÄŸru ilerleme baÅŸlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti DışiÅŸleri Bakanı Abdullah Gül, ikili görüşme için gittiÄŸi ABD’de göz altına alınıyor.
BaÅŸbakan Rusya, Almanya, Fransa ve Çin’e Bor mineralinin geleceÄŸi ile ilgili bir dosya göndererek olayı diplomasi ile çözmek istiyor: “EÄŸer ABD, Türkiye’yi iÅŸgal ederse tek süper güç ile deÄŸil tek efendi ile muhatap alacaksınız!”
“Oynanan oyunun adı diplomasiydi. Türkiye’nin tek kurtuluÅŸ yolu, varlığının diÄŸerlerinin varlığı için önemli olduÄŸunu kanıtlamaktı.”
USS George Bush Uçak Gemisi
Pilot Yüzbaşı Civan Huxley, babası Körfez savaşı sırasında Amerika’ya göç eden ve Amerikan vatandaÅŸlığına geçmiÅŸ bir Kürt, annesi ise Türkmen asıllı. Aslen Diyarbakır doÄŸumlu ve çocukluÄŸu Diyarbakır’da geçiyor. Ancak Amerikan vatandaÅŸlığına geçtikten sonra orada eÄŸitimini tamamlıyor ve pilot oluyor.
Koordinatları daha sonradan belli olacak bir sortiye çıkıyor Civan. Koordinatların kendisine verilmesiyle vuracağı hedefin Anıtkabir olduÄŸunu anlıyor. Damarlarındaki kan kaynıyor ve uçağın içinde bir “Bize katıl!” diye bir ses iÅŸitiyor ve rotasını USS George Bush Uçak Gemisi’ne çevirerek gemiyi vuruyor. ABD, tarihinde ilk kez modern bir uçak gemisi kaybediyor!
İstanbul’da Psikolojik SavaÅŸ
“Düşman, yaptığı ÅŸeyin farkındaydı. İstanbul onun için son adımdı. Bu büyük ÅŸehir, zaferin ya da yenilginin adresi olabilirdi. Onunla iyi ilgilenmek durumunda olduÄŸu için bütün gücünü burada yoÄŸunlaÅŸtırmaya baÅŸlamıştı. Bombardımanların sürekli hale gelmesi yüzünden ÅŸehir sakinleri artık sinirsel tepkilerini kontrol edebilmekten uzaktı. Amerikan ajanları, bireysel gerilimleri sosyal gerilimlere taşımak için yapmadıklarını bırakmıyorlardı. Zengin mahallelerde fakirlere karşı gruplaÅŸmalar olduÄŸu yönünde söylentiler çıkıyordu.
Savaşın ÅŸiddeti kimin neye hizmet ettiÄŸini gizliyordu. VaroÅŸ kesimlerde, Amerikan iÅŸgalinin getireceÄŸi güzel yaÅŸamın reklamı yapılıyordu. Zengin semtlerde ise Amerikan destekli yönetimin ülkeyi Avrupa BirliÄŸi’ne sokmasının kesin olduÄŸundan bahsediliyordu. Bu söylentileri kimin çıkarttığı belli deÄŸildi ama neticede etkilenenler oluyordu. Ruh dünyası yıkılmış insanlar her ÅŸeye inanma eÄŸiliminde oluyordu.”
New York
Gökhan otel odasında Washington’a yerleÅŸtirdiÄŸi bombanın patlamasını ve yerle bir olan ÅŸehri televizyondan izliyor. Bu arada yine açığa çıkıyor ve kaçıyor.
ABD buna iyice sinirleniyor ve İstanbul’u ele geçirmek için iÅŸgale hız veriliyor.
Türkler İstanbul’da büyük bir direniÅŸ gösteriyorlar.
SavaÅŸ Bitiyor…
Rusya, Almanya, Fransa ve Çin, ABD’ye ültimatom göndererek geri çekilmelerini aksi takdirde Türkiye’nin yanında savaÅŸa gireceklerini belirtiyorlar.
Condoleezza Rice, BaÅŸkanın istifa ettiÄŸini, yerine Washington’da ölen BaÅŸkan Yardımcısı Dick Cheney’in makamına atanan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in geçtiÄŸini ve barış istediklerini söylüyor.
Tayyip Erdoğan halka şöyle sesleniyor.
“Bu zor bir mücadeleydi, var olma mücadelesi. Türkiye her kesimiyle önemli bir sınav verdi, savaÅŸ verdi. Neler olup bitti, daha uzun uzun üzerinde duracağız. Ama ÅŸimdi diyebileceÄŸim tek ÅŸey ÅŸu: SavaÅŸ bitti ve Türkiye Cumhuriyeti ayakta!…”
Lynam’a Giden Yol…
Gökhan’ın yeni hedefi Lynam’dır ve onu bulur.
“Yok,” dedi. “Ölümün öyle kolay olmayacak. Sana bir hikaye anlatayım.”
Bir yandan da Lynam’a zorla yemek yedirmeye devam ediyordu.
“Orta Asya’da yüz kızartıcı bir suç iÅŸleyen olursa ona ibret olsun diye inanılmaz bir ölüm hazırlarlarmış. İçi boÅŸ bir kütük bulurlar ve adamı, kafası dışarıda kalacak ÅŸekilde kütüğün içine sokarlarmış. Ve bütün delikleri kapadıktan sonra suçluyu yedirir içirirlermiÅŸ. Suçlu yiyip içtikçe, kütük adamın pisliÄŸiyle dolarmış tabii. Bir süre sonra suçlunun bedeni kendi pisliÄŸi içinde kalıp çürümeye baÅŸlarmış. Acı dolu, yavaÅŸ ve ibretlik bir ölüm.”