Türkiye’nin Jeopolitik Konumu Ve Türk Dünyası

Kitabın Adı Türkiye’nin Jeopolitik Konumu Ve Türk Dünyası

Kitabın Yazarı Suat İLHAN

Yayınevi ve Adresi Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını:186, Ankara

Basım Yılı 1999

KİTABIN ÖZETİ

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Türk Dünyası adlı kitap, jeopolitik kuram, Türkiye ve Türk Dünyasının coÄŸrafi konumu ve jeopolitik konumu, jeopolitik kaynaklı duyarlılıklar ve Türkiye’ye yönelik tehditler, jeopolitik geliÅŸmeler, jeokültür tartışmaları ve Türk devrimi konu baÅŸlıkları altında beÅŸ bölümden oluÅŸmaktadır. Kitapta, Jeopolitik kuramlar ile Türkiye’yi, Türk Dünyasını esas alan güncel jeopolitik sorunların incelemesi yapılmıştır.

Birinci bölümde; jeopolitik "Bir milletin milletler topluluğunun veya bir bölgenin mevcut coğrafi platform üzerinde, değişmeyen unsurları ve değişen unsurları dikkate alınarak, güç değerlendirmesi yapan, etkisi altında kaldığı o günkü dünya güç merkezlerini, bölgedeki güçleri inceleyen, değerlendiren hedefleri ve hedeflere ulaşma şart ve aşamalarını araştıran, belirleyen bir ilimdir." şeklinde tanımlanmış, stratejinin üç unsuru olan kuvvet, zaman ve mekan unsurları ile jeopolitiğin unsurları olarak benzerlikler kurulmuş, jeopolitik teorilerinden Kara Hakimiyet Teorisi, Deniz Hakimiyet Teorisi, Kenar Kuşak Teorisi ve Hava Hakimiyet Teorisi hakkında bilgi verilerek, bu teorilerin değerlendirilmesi yapılıp günümüzdeki geçerliliği incelenmiştir.

Ayrıca teorilerin uygulanan politikalara etkileri, güç merkezleri incelenerek jeopolitik-tarih ilişkileri değerlendirilmiştir.

İkinci bölümde; ülkelerin coÄŸrafi konumları ile jeopolitik konumlarının farklı durumları açıkladığı, coÄŸrafi konumun, ülke hudutlarının farklılaÅŸmadıkça deÄŸiÅŸmediÄŸi, sık olmamakla beraber jeopolitik konumun ülke gücünün deÄŸiÅŸmesi halinde, bölge ve evrensel güç odaklarında deÄŸiÅŸikliklerin farklılaÅŸtığı vurgulanarak soÄŸuk savaÅŸ dönemi sonrası evrensel deÄŸerdeki güçler ve bölgesel güçlerin belirginleÅŸtiÄŸi fakat bu güçlerin henüz ortaklıklar kurarak taraf oluÅŸturamadıkları, yaÅŸanan arayışlar döneminin istikrarsızlığın bütün rahatsızlıklarını gündeme getirdiÄŸi, dünyadaki etkili güçlerin istikrarsızlık ortamını kendi düşündükleri, kendileri için yararlı olacak ÅŸekilde önce düşünce alanında ve sonra da kamuoyu oluÅŸturarak yönlendirmeye ve ÅŸekillendirmeye çalıştıkları belirtilmiÅŸtir. Bu kapsamda ABD, Almanya, Rusya, Japonya ve Çin’in durumları incelenmiÅŸtir.

Türkiye’nin coÄŸrafi konumunun deÄŸiÅŸmediÄŸi halde jeopolitik konumunun SSCB’nin dağıldıktan sonra deÄŸiÅŸtiÄŸi ve bu oluÅŸumun doÄŸu ve batı kültürü ile uyumlu, çok güçlü bir kültüre; güçlü ekonomik, sosyal, politik ve askeri yapıya sahip olmamızı gerektirdiÄŸi vurgulanmıştır.

Orta Asya jeopolitik konumunun, yirminci yüzyıl politikalarını büyük ölçüde etkileyen jeopolitik teorilerde iÅŸgal ettiÄŸi yer, dağılan SSCB’den sonra Rusya Federasyonu ile geliÅŸen Çin arasında oluÅŸan boÅŸlukta bulunuÅŸu, bütün unsurları ile Türk kültür çevresine dahil bulunması yönleri ile büyük önem taşıdığı deÄŸerlendirilmiÅŸtir.

Üçüncü bölümde, beşeri ve coğrafi unsurlara dayalı jeopolitik tehdit kaynakları; "coğrafi yapı, coğrafi-jeopolitik konum", "hudutların yapısı, coğrafi bütünlük, coğrafi özellik", "evrensel güçler ve komşularla güç farkı", "tarihi olaylar", "tehdit eden odakların niyet ve amaçları", "iç yapının sebep olduğu tehdit ortamı" adlı sekiz başlık altında toplanmış ve her bir başlık Türkiye açısından değerlendirilmiştir.

Dördüncü bölümde, jeopolitik geliÅŸmeler olarak asıl deÄŸiÅŸikliÄŸin önce DoÄŸu blokunun müteakiben SSCB’nin dağılması ile oluÅŸtuÄŸu ve bütün ülkelerin yeni ÅŸartları tam olarak deÄŸerlendiremediÄŸi, henüz yeni durumla ilgili fikir jimnastiÄŸi yaptıkları, bağımsızlıklarını kazanan ülkeler arasında da sürtüşmelerin devam ettiÄŸi belirtilmiÅŸtir.

DoÄŸu Avrupa’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Orta DoÄŸuda ve Orta Asya’da oluÅŸan beÅŸ büyük boÅŸluktan sadece DoÄŸu Avrupa’daki boÅŸluÄŸun, NATO ve AB ÅŸemsiyesi altına alınarak istikrara kavuÅŸma yolunda olduÄŸu diÄŸer dört boÅŸluÄŸun Türkiye’nin coÄŸrafi ve siyasi ilgi alanında olduÄŸu, bu durumun Türkiye’nin duyarlılığını büyük ölçüde arttırdığı, jeopolitik konumunu çok özel kıldığı, sorunlarını çeÅŸitlendirdiÄŸi ve zorlaÅŸtırdığı deÄŸerlendirilmiÅŸtir.

Orta Asya coÄŸrafyasının coÄŸrafi bütünlükten yoksunluÄŸu, tarih boyu bölgede kurulan Türk devletleri için olduÄŸu gibi bugün bağımsızlıklarını almaya çalışan Türk Cumhuriyetleri için de bir zayıflık olduÄŸu ifade edilmiÅŸ,Türkiye coÄŸrafyası ile Orta Asya coÄŸrafyasının farklı yerlerde bulundukları ve coÄŸrafi bir bütünlük teÅŸkil etmedikleri belirtilerek, gerek Türkiye coÄŸrafyasının gerekse Orta Asya coÄŸrafyasının güçlü ve zayıf yönlerinin çok iyi deÄŸerlendirilmesi ve buna göre uygun politikaların üretilmesi gerektiÄŸi, her iki coÄŸrafya ile Kafkaslar ve İran’ın ortaklığa davet edilerek coÄŸrafi bütünlüğün saÄŸlanabileceÄŸi belirtilmiÅŸtir.

Beşinci bölümde, soğuk savaş sonrasındaki arayışlardan en önemli olanın, kültür farkına, uygarlık farkına dayandırılan bölünmeyi, taraf teşekkülünü ön plana çıkaran düşünceler olduğu belirtilmiştir.

Batılıların; kültürlerinin gereği olarak daima bir "öteki" yaratma ihtiyacında oldukları, soğuk savaş sonrası dönemde de çıkarlarını tehdit eden, bölgesel veya evrensel egemenliğine engel olması muhtemel olan, kendi koyduğu değer ölçüleri ile bağdaşmayan veya bağdaşmasını istemedikleri bir karşı taraf arayışı içerisine girdikleri, tarihi de karıştırarak Müslüman dünyanın bulunduğu değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda, I. WALLERSTEİN, Samuel H. HUNGTİNTON, A. TOYNBEE, T. S. ELİOT, G. F. FULLER, I. O. LESSER, Clara Hollong WORTH’un görüşleri incelenmiÅŸtir.

Bu inceleme sonucunda, yukarıda belirtilen düşünür ve yazarların ortaya koydukları gerekçelerin sağlam gerekçeler olmadıkları, gerçek gerekçelerini ortaya koymadıkları, ifade etmedikleri belirtilerek, asıl amaçları ve belirttikleri görüşlerdeki yanlışlar yazar tarafından sıralanmıştır.

"Medeniyetler çatışması" görüşünün, dünya ulaştırma ve iletişiminin artmasının sebep olduğu ortak kültür değerlerinin yaygınlaşması ve güçlenmesi sonucu evrensel kültürün gelişmesi, kültürler arası fay kırığının gittikçe sığlaşması, farkların azalması olgusu ile Doğu-Batı arasında uyum arayan bir kültür atılımı olan, evrimleşerek devam eden, her çağda çağdaş olma amacına yönelik yapısı ile kültür farklarının yumuşatılmasına, uyumuna yönelik Türk Devrimini dikkate almadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca Batı-Müslüman çatışmasını öngörenlere, Türk Devrimi ile getirilen iki kültür arasında uyum sağlama atılımının önemini anlamaya çalışmaları ve değerlendirmeleri tavsiye edilmiştir.

Jeopolitik kuramlar ve Türkiye’yi, Türk Dünyasını esas alan güncel jeopolitik sorunların üzerinde durulan kitabın incelenmesinin konu ile ilgili geçmiÅŸteki, günümüzdeki ve gelecekteki geliÅŸmeleri kıymetlendirmemize ışık tutacağı deÄŸerlendirilmektedir.

Yorum Yapın