Html Rehberi
HTML REHBERİ
SunuÅŸ
Bu kitapçıkta, Internet ve firmaların kendi yerel aÄŸları içinde kuracakları dahilî Internet (intranet) için gerekli dosyaları oluÅŸturma yollarından biri, HTML dilinin temel bilgileri yer alıyor. HTML için “dil” dedik; ama bu biraz açıklamaya muhtaç bir ifade.
Farklı bilgisayarlar ve kelime-iÅŸlem programları arasında, yazı dosyalarının biçimlendirilmesinde ortak bir yöntem bulma çabası, 1986’da, Dünya Standartlar Enstitüsü tarafından Standart GenelleÅŸtirilmiÅŸ İşaretleme Dili (Standart Generalized Markup Language, SGML) adıyla birleÅŸtirildi. Burada kullanılan dil, “program yazma dili” teriminde olduÄŸundan pek de farklı deÄŸil. Fortran, Basic, Cobol gibi bir program yazma dili, bilgisayara, kendisine verilecek talimatların nasıl bir yöntemle verileceÄŸini ve bu talimatlar üzerine ne yapması gerektiÄŸini belirtir. SGML ile ondan türetilen HTML ve XML “dilleri” kullanılarak oluÅŸturulan belgeler, programlama dillerinden farklı olarak doÄŸrudan bilgisayarın iÅŸletim sistemine deÄŸilse bile bir yazılıma, örneÄŸin kelime-iÅŸlemcisine ya da veri-iÅŸlemcisine “aÅŸağıdaki veriyi ekranda şöyle göster, yazıcıdan da şöyle çıkart” anlamına gelen komutları da içerdiÄŸine göre, bir anlamda “dil” sayılabilir.
Ne var ki, SGML ve ondan türetilen HTML ve XML’in bir uygulama programı tarafından anlaşılabilmesi için, bu yöntemle kendisine verilecek bilgileri nasıl iÅŸleyeceÄŸine iliÅŸkin bilgilerin önceden, programın içine iÅŸlenmiÅŸ olması gerekir. Yani, bir programın HTML’i anlayabilmesi için, içinde HTML’i anlama ve yorumlama komutlarının olması gerekir. Bu anlamda, iÅŸin program tarafı baÅŸka birisi tarafından yapılmış sayılabilir; bizim HTML ile yaptığımız sadece veri oluÅŸturmak ÅŸeklinde yorumlanabilir. Bu açıdan SGML ve türevleri dil sayılamazlar.
Gerçek bilgisayar programcıları, HTML gibi, bilgisayara hem bilgileri, hem de bu bilgilerin nasıl iÅŸleneceÄŸini gösteren “metinleri” dil saymazlar. İster “dil” sayılsın, ister sayılmasın, HTML, kısaca tanımlarsak, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi, bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında arabirim görevi yapan programların anladığı bir veri ve komut ulaÅŸtırma yöntemidir; diÄŸer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; herhangi bir düz yazı programı ile oluÅŸturulabilir, okunabilir ve deÄŸiÅŸtirilebilir. DiÄŸer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk ve disketlere yazılırken Binary-İkili sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı-Hexadecimal komutlar yoktur; herÅŸey standart düz yazı olarak yer alır. Buna karşılık herhangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak “metnin” içinde “<” ve “>” iÅŸaretleri arasında yeralan Ingilizce bazı komut-kelimeleri vardır.
HTML, önceleri Macintosh ardından IBM uyumlu bilgisayarlarının yardım dosyalarının oluÅŸturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak, HTML kısaltmasının açık ÅŸekli olan Hypertext Markup Language’de geçen Hypertext terimi, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde “hot,” yani baÅŸka bir metinle veya resimle ilintilendirilmiÅŸ noktalar bulunan metin anlamına kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi veya simgeyi tıklayarak ilgili baÅŸka bir baÅŸka metne veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” hareketli hale geliyordu.
1989 yılında, Avrupa Parçacık FiziÄŸi [Atom] Laboratuvarı CERN uzmanlarından Tim Berners-Lee, laboratuvar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformason Yönetimi: Bir Öneri” baÅŸlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda, daha sonra bugünkü Internet’in temeli olacak bilgisayar ÅŸebekeleri arası aÄŸda bilgi alış veriÅŸi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Ve bu öneri bugün dördüncü sürümüne ulaÅŸmış olan HTML dilinin temeli oldu.
Bugünkü Internet’i Internet yapan iki unsur var. Birincisi bilgisayar arası iletiÅŸimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan baÄŸlantı protokolünün (HTTP) geliÅŸtirilmesi; diÄŸeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metnin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diÄŸer unsurlarla bütünleÅŸtirilmesini saÄŸlayabilecek yeterlikte olması. Bunu biraz açalım:
Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araÅŸtırma kurumlarının bilgisayar aÄŸlarını birbirine baÄŸlayan aÄŸlar 1980’lerin baÅŸlarında baÄŸlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da aÄŸlar-arası aÄŸ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network: Inter-net kısaltmasından doÄŸuyor. Bir bilimadamı bir baÅŸka bilimadamının bilgisayarının bulunduÄŸu aÄŸa baÄŸlandığı zaman, bu baÄŸlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diÄŸerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar aralarında gidip-gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek-zamanlı baÄŸlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol-Hypertext Iletim Kuralları) ise iki bilgisayarın alış-veriÅŸin hatasız olduÄŸunu denetlemek için, bilginin tümü alınıp-verilinceye kadar birbirine baÄŸlı kalmaları zorunluÄŸunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluÄŸun ortadan kalkmasının önerimini bir örnekle anlatalım. Otomobille bir yerden diÄŸerine gideceksiniz. Takip edeceÄŸiniz yolda inÅŸaat var, ve yol kapalı. Yolun kapalı kesimini atlamanız için gerekli servis yolunu da yok. Bu durumda yolculuÄŸunuz ilk engelde sona ermiÅŸ demektir. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam edebilirdiniz. Sözünü ettiÄŸimiz kurallar demetini size sürekli bir servis yolu saÄŸlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidiÅŸte, hem de geliÅŸte izlenecek levhaları gibi, kıt’alar arası telefon baÄŸlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlararası iletiÅŸimin devamını saÄŸlıyor.
HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduÄŸu için, bugünkü Internet’in de doÄŸum tarihi 1990 yılı sayılabilir. DoÄŸumundan bu güne 10 yıl bile geçmemiÅŸ olduÄŸu halde, Internet’in hem HTTP, hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmemeye baÅŸladı.
W3C, ÅŸu anda HTTPNG (Gelecek KuÅŸak) adını verdiÄŸi, standart üzerinde çalışıyor. Bu yeni kurallar demeti, HTTP’nin özellikle ses ve video gibi henüz ortak standarta kavuÅŸturulmamış çoklu-ortam malzemelerinin alınıp-verilmesini kolaylaÅŸtırmayı öngörüyor. HTML’in önceden tanımlanmış komutlarını, Internet sayfası hazırlayanların kendi ihtiyaçlarına göre deÄŸiÅŸtirmesi saÄŸlayan olan XML (Extensible Markup Language-GeniÅŸletilebilir İşaretleme Dili) ise bugün-yarın Netscape ve IE tarafından kabul edilir hale gelecek. Bu arada duragan bilgi kümesi alıp-verebilen HTML’e, dinamik-deÄŸiÅŸken özellikler kazandırmayı öngören ekler ortaya DHTML ilkelerini çıkarttı. Ne var ki DHTML diye adlandırıbalicek ortak bir standart olmaması, bunun, hiç deÄŸilse ÅŸimdilik, Internet ile baÄŸlantı saÄŸlayan programların sürümüne göre deÄŸiÅŸik anlamlar taşıması, Internet alanları için veri hazırlayanların (Web sayfası yapanların) çektiÄŸi sıkıntıyı artırıyor. XML ise ortak bir dinamik Web sayfası standardı getirmekten çok, ihtiyaca göre deÄŸiÅŸtirilebilir HTML oluÅŸturmayı öngörüyor.
HTML’in belki Internet’teki pabucu tümüyle olmasa bile kısmen dama atılabilir. Ama firmaların kendi yerel aÄŸ ortamlarında haberleÅŸme ve bilgi alış-veriÅŸinde giderek daha sık uygulamaya baÅŸladıkları Intranet, Web gibi, giderek daha geniÅŸ kitlelerin ilgisini çekebilmesi için televizyon özelliklerine sahip olmak zorunda deÄŸil; HTML’in bugünkü haliyle izin verdiÄŸi çoklu-ortam uygulamaları, herhangi bir firmanın en ilgi çekici ve en etkili tarzda iç-iletiÅŸim yapmasına yeter. BaÅŸka bir deyiÅŸle, HTML, Internet’te ve intranet’lerde daha uzun süre yaÅŸayacaktır.
Biz bu kitapçıkta daha çok Internet ve Internet’te yer alan sanal ortamlardan biri olan World Wide Web (Dünya Çapında AÄŸ) ortamından söz edeceÄŸiz. Ancak bir çok yerde Internet sözünü kaldırıp, yerine intranet kelimesini koyarsanız, o bilgilerin Web kadar, bir firmanın yerel ağında oluÅŸturacağı dahilî internet’e de uygulanabilir olduÄŸunu göreceksiniz.
Klasik HTML’in temel ilkelerini biraraya getirmeyi öngören bu kitapçık, bugün olduÄŸu gibi, ilerde de, Internet için olduÄŸu kadar intranet için de Web sayfası hazırlamak isteyenlerin baÅŸvurabileceÄŸi bir kaynak olmak üzere kaleme alındı. Bu kitapçığın Internet protokolleri (iletim kuralları) ve Web tasarım ilkelerine ayrılan ilk iki bölümü, konuya aÅŸina olmayanların temel bilgileri edinmeleri, konuya yabancı olmayanların ise bir çok yerde parça-parça duyduklarını bir arada görerek, bilgilerini tazelemelerini amaçlıyor. Daha sonraki bölümler ise ilerde, HTML kullanarak Web tasarımı yaptığınız zaman, örneÄŸin bir komutun, bir etiketin kolay hatırlanmayan yüklemlyerini (parametrelerini) hatırlamak üzere baÅŸvurabileceÄŸiniz bir rehber niteliÄŸinde.
Konuya aÅŸina olanların tümüyle atlayabilecekleri birinci bölümde, WWW, HTTP, TCP/IP ve HTML kısaltmalarının anlamını ve ne iÅŸe yaradığını en az birer paragrafta anlatabilecek kadar bu konunun içinde olmayanların yararlanabilecekleri bilgiler yer alıyor. Bir Web alanında, ya da daha teknik terimle HTML sayfasında, baÅŸlıca unsur metin olduÄŸu için, kitapçığımızın ikinci bölümünü, HTML kodunun ana araçlarını tanıttıktan sonra metin girme ve metni biçimlendirme konusuna ayırdık. Ancak HTML’in metinle ilgili araçları, görsel açıdan etkili ve bir iskeleti olan sayfa inÅŸasına izin vermediÄŸi için, bir anlamda metin sunma araçları olan tablo, çerçeve ve katman unsurlarından sayfa iskeleti oluÅŸturmak için yararlanmak zorunda kalıyoruz. Bu üç unsura, üçüncü bölümde ayrıntılı olarak yer veriyoruz. Bu noktaya kadar deÄŸinmediÄŸimiz fakat bugünkü Internet’i Internet yapan unsura, yani bir sayfadan diÄŸerine, bir grafikten bir diÄŸerine, bir kelimeden bir baÅŸka paragrafa, kısaca bir baÄŸlantı noktasını tıklayarak, dünyanın öbür ucuna gitme imkanı veren baÄŸlantı konusunu dördüncü bölümde ele alacağız. Bu noktada, duragan yani baÄŸlantıları konulmuÅŸ ama kendiliÄŸinden hiç bir ÅŸey yapmayan bir Web alanı oluÅŸturmayı öğrenmiÅŸ olacaksınız. Fakat günümüzde Web alanları, ziyaretçinin kullandığı tarayıcının türünü ve hatta sürümünü belirleyip, ona göre içerik sunan, ziyaretçinin önceki ziyaretinde neler yaptığı, hangi sayfalarla ilgilendiÄŸini hatırlayıp, bu kez ona uygun baÄŸlantılar veren dinamik alanlar haline geldi. Bunu saÄŸlayan Dinamik HTML (DHTML), beÅŸinci bölümün konusunu oluÅŸturacak. Altıncı bölüm ise, belli baÅŸlı HTML kodlarının (etiketlerin) tanımları, kullanıldığı yerler, alabilecekleri yüklemler (parametreler) ve örneklerine yer verdiÄŸimiz BaÅŸvuru bölümü olacaktır.
HTML’e hayat veren, kiÅŸisel bilgisayarları Internet’e ve intranetlere baÄŸlayan tarama programlarının bu dili nasıl ve ne ölçüde yorumladıklarıdır. Åžu anda dördüncü sürümü yavaÅŸ yavaÅŸ uygulama bulan bir formüller topluluÄŸu, geliÅŸen bir organizma gibi. Bir süre sonra bu kitapçıkta yer almayan HTML etiketleri karşınıza çıkabilir, ve Web tasarımcısı olarak bu yeni komutları, kullanıldıkları yerleri ve iÅŸlevlerini, bu kitaptaki bilgilere eklemek zorunda kalabilirsiniz.
Hayat, zaten, baştan sona bir öğrenme süreci değil mi?
Dil Deyince:
HTML kısaltmasını bile Türkçe’ye çevirmediÄŸimize bakarak, bu kitapçığın yarı İngilizce olduÄŸunu düşünebilirsiniz. Fakat bu kitapçık bir dilin, geçmiÅŸi ile geleceÄŸi ile, bilim ve kültürün her alanında ifade imkanına sahip olması gerektiÄŸi inancıyla kaleme alındı. Türkçe’ye bu imkan, baÅŸka dillerden alınan kavramların öncelikle Türkçe ifade edilmesi ile kazandırılabilir. Bunu yaparken, bazı kelimelere yeni anlamlar yükleyerek görev alanlarını biraz uzatmak ve bunu önce ilgili topluluÄŸun, sonra tüm toplumun onayına sunup beklemek gerekir. Ama Türkçe’nin kendi türetme kurallarını hiçe sayarak, ilgisiz fiillere hiç olmayacak ekler ekleyip, ortaya yeni isimler çıkartmak asla kabul edilebilir bir uygulama olamaz. Anlamını karşılayamadığımız, ya da mevcut kelimeleri biraz çekiÅŸtirerek uyduramadığımız İngilizce kelimeleri çevirmek için yeni kelime uydurmadık, öylece kullandık ve açıklamaya çalıştık. Elbette dil ve toplum bu kavramları karşılayacak kelimeler üzerinde anlaÅŸacaktır.
Bölüm I: Web’e GiriÅŸ
Temel Bilgiler
Bu bölümde, HTML ile neler yapılabileceÄŸi ve neler yapılamayacağına bakacağız. Yine bu bölümde, tasarlayacağınız Web alanlarının, sizin (ya da sayfalarınıza ev sahipliÄŸi yapacak firmanın) bilgisayarlarından, ziyaretçinin bilgisayarına ulaÅŸtırılma yollarına deÄŸineceÄŸiz. Sonuç itibariyle, Web alanı tasarlayan kiÅŸi, bu ulaşımın ucunda, ortasında ve sonunda da yer alan programlara, onların imkan ve sınırlamalarına bağımlı demektir. HTML’i kullanarak Web sayfası tasarlayacak kiÅŸinin bunu bir ÅŸekilde baÅŸkalarının hizmetine sunacağı varsayılır. Bu nedenle, HTML öğrenen kiÅŸinin sonunda bir Web alanına sahip olacağını düşünebiliriz. Dolayısıyla bu bölümde, kısaca, Web hizmeti sunmakta kullanılacak bilgisayarların sahip olmaları gereken donanım ve yazılım özelliklerinden de kısaca söz edeceÄŸiz. Web Server’a koyacağınız HTML sayfaları ne kadar fiyakalı olsa da, HTML’in imkan ve yetenekleri, onu alan ve yorumlayan tarayıcı (browser) programının yetenekleri ile sınırlıdır. Bu nedenle Web tasarımcının, tarayıcı programları çok iyi tanıması gerekir. Bir tarayıcıda adeta televizyon filmi gibi gösterilebilen bir unsurun yerini, baÅŸka bir tarayıcıda gri zeminli boÅŸ bir kutu alabilir. Ya da aynı tarayıcıya sahip olan iki ziyaretçiden biri, sayfanıza girdiÄŸi anda en sıcak ve candan sesli hoÅŸgeldiniz mesajınızı dinlerken, diÄŸeri hiç bir ÅŸey duymayabilir. Tarayıcılar kadar, tarayıcıların özelleÅŸtirme yeteneklerini tanımak ve kullanıcıların genellikle ne gibi özelleÅŸtirmeler yapabildikleri hakkında fikriniz olması gerekir. Bu nedenle, bu bölümün sonunda mevcut en yaygın tarayıcıların ortak ve farklı önemli özelliklerine de bakacağız.
HTML’e Genel Bakış
Programlama dili gibi görülse de, görülmese de, bugün Internet’in de intranet’lerin de ortak dili, HTML’dir. Bir Web sayfasında yer alan belgenin içindeki bazı kelimeler, simgeler, fotoÄŸraflar, grafik unsurlar veya bunların parçaları bir baÅŸka sayfa ile hiper-link kurularak, ilentilendirilmiÅŸtir. Kullanıcı, hiç bir komut öğrenmek zorunda kalmadan, hiç bir baÄŸlantının Internet’teki adresini bilmek zorunluÄŸu olmadan bu sayfalardaki baÄŸlantıları tıklayarak, yazıdan yazıya, ÅŸekilden ÅŸekilde, gidebilir. Ta ki, arzu ettiÄŸi bilgiyi bulup, okuyuncaya, kendi diskine veya disketine kopya edinceye veya yazıcısında basıncaya kadar. Aslında kullanıcı ya da ziyaretçinin bir HTML sayfasıyla iliÅŸkisi burada da bitmemektedir. ÇoÄŸumuz ulaÅŸtığımız bir alanın adresini Web tarayıcı programında sık sık ziyaret etmek istediÄŸi yerlerin arasına koyabilir (bookmark) ve arzu ettiÄŸi zaman doÄŸruca iÅŸaretlenmiÅŸ olan bu adreslere gidebilir.
HTML’in baÅŸlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Belge biçimlendirme: HTML, Wes tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluÅŸmasını istiyorsa öyle ÅŸekillendirme imkanı verir. Bununla birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfalarınızın bir ziyaretçinin bilgisayarında baÅŸta, diÄŸerinin bilgisayarında baÅŸka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçileriniz, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda genel deÄŸiÅŸiklik veya kısıtlamalar yapabilirler. Siz sayfanızda ne tür harf türü (font) kullanmış olursanız olun, ziyaretçiniz tarayıcı programa “Sadece Times fontları kullan” demiÅŸ ise, sayfanız bu ziyaretçinin ekranında sizin istediÄŸinizden farklı biçimde görülecektir. Ziyaretçi tarayıcı programına “Grafik unsurları gösterme!” demiÅŸ ise, sayfalarınız ve tabiî vermek istediÄŸiniz görsel mesaj tamamen farklı bir nitelik kazanacaktır. Bu duruma raÄŸmen, bugünkü ÅŸekliyle HTML, Web tasarımcısına adeta bir gazete ya da dergi sayfası tasarlarcasına, oluÅŸturmak istediÄŸi görsel etkiyi saÄŸlamasına yeterli tasarım araçları sunmaktadır.
2. Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web sayfası” terimi bile, eski, yani dört-beÅŸ yıl öncesinin Web sayfaları, içi bir örnek harflerden oluÅŸan yazılarla dolu, duragan belgelerden ibaret bulunduÄŸu için ortaya atılmıştı. Bugünkükü Web sayfalarının “sayfa” kavramı ile dahi ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini saÄŸlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime iÅŸlem ya da masaüstü yayıncılık programının oluÅŸturabileceÄŸi görsel özelliklere sahip sayfalar oluÅŸturamaz. Bu kısıtlamalara, Internet’i tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOS), donanımlar (Macintosh, PC, Sun) ve tarayıcı programlar arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımcının kastettiÄŸinden tamamen farklı bir ÅŸekilde sunulmasına yol açmasını önleme arzusu neden oluyor. HTML, örneÄŸin bir masaüstü yayın programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektirirdi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herÅŸeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek ÅŸekilde oluÅŸturulması geliyor.
3. HTML ile oluÅŸturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doÄŸuracak programlar konulabilir. Bu programların oluÅŸturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Macintosh ile baÄŸlanmış olması, ya da baÄŸlantı programının ÅŸu ya da bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil geliÅŸtirme çabası, ortaya Java adlı programlama dilini çıkartmış bulunuyor. Microsoft’un Visual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeÅŸitli firmaların ortaklaÅŸa ürünü Javascript de bu tür çabaların sonuçlarıdır. Adı benzemekle birlikte, Javascript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur. Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem Javascript, hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak, ekrana getiremez. Bugünkü ÅŸekliyle Java dili de, Javascript ve VBScript de, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır. Ancak her üç dili kullanarak, HTML sayfalarını duraganlıktan çıkartmak ve ziyaretçi ile etkileÅŸen, ziyaretçinin arzu, beÄŸeni ve özelliklerine göre içeriÄŸini deÄŸiÅŸtirebilen Web alanları tasarlamak mümkündür
HTTP ve TCP/IP
Web sayfası tasarlarken, dikkat edeceğiniz en önemli unsur, sayfalarınızın içeriğinin sunuluş biçiminin önemli ölçüde ziyaretçinin bilgisayarının türü (Mac, PC, Sun), ziyaretçinin işletme sistemi (Windows 3.x, 95/98, NT, MacOS, Unix) ve kullandığı tarayıcı yazılımı (IE, Netscape, Mosaic, vs.) tarafından belirleneceği olmalıdır.
Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat’ettiÄŸi yolda çeÅŸitli protokoller (kurallar) var. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan Internet’in iletim kuralları (HTTP) geliyor. Hypertext dosyalarını olduÄŸu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diÄŸer grafik ögelerden oluÅŸan Multimedia dosyalarını) ve bilgisayar programlarını aÄŸ içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan baÅŸka protokoller de vardır: FTP (File Transfer Protocol-Dosya Aktarma Kuralları) bunlardan biridir.
Internet baÄŸlantısı, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar arasındaki iliÅŸki olarak görebilirsiniz. Sizin Web sayfalarınızın durduÄŸu bilgisayar Web iliÅŸkisinde “Server” (Hizmet eden) diye adlandırılır. Ziyaretçinin Internet’e telefon baÄŸlantısı ile baÄŸlı bilgisayarı, ise sizin için Client-Müşteri sayılır. Hizmet veren bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client) arasındaki iliÅŸkiyi düzenleyen kurallara TCP/IP adı verilir (Transmission Control Protocol/Internet Protocol-İletim Denetim Kuralları/Internet Kuralları). Gerek HTTP, gerekse FTP, müşterinin, sizin bilgisayarınızdan, yani Web Server olarak adlandırdığımız HTML sayfaların ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses ve video dosyalarının durduÄŸu bilgisayardan bilgi isteme ve bu istediÄŸine karşılık verildiÄŸinde verilen karşılığın doÄŸru gelip gelmediÄŸini anlamasını saÄŸlar. İki bilgisayarın üzerinde anlaÅŸtıkları bir tür konuÅŸma adabı diyebileceÄŸimiz bu kurallara uygun mesajlarını, kıt’adan kıt’aya, ülkeden ülkeye, kentten kente, yeraltı ve sualtı kabloları ile, uydularla iletirler. Tahmin edilebileceÄŸi gibi, müşteri bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluÅŸan bu baÄŸlantı, bazen kesilebilir. Fizikî baÄŸlantının kesilmesi, iletimin kesilmesi anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları’nın IP bölümü, iki bilgisayar arasındaki baÄŸlantının doÄŸru kanallardan kurulmasını, kesildiÄŸinde yeniden kurulmasını saÄŸlar. Bunu yaparken, evrensel bir adres sisteminden yararlanır. Internet’te servis sunan bilgisayarlar, baÅŸka bir deyiÅŸle Web Server’lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı kaynağı Universal Resource Locator (URL) sistemini kullanarak bulur. Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan baÄŸlantı sayesinde gelen bilginin doÄŸru anlaşılmasını saÄŸlar.
Aslında her bilgisayar, CPU ile ekran, CPU ile klavye, CPU ile CD-ROM sürücü arasında bir aÄŸ demektir. Bir büro ortamında bir bilgisayar ile merkezdeki Server, bir ağın parçalarıdır. Bu aÄŸların Internet denen dev aÄŸdan farkı, sizin bilgisayarın CPU’su ile klavyesi, ekranı ve yazıcısı arasındaki baÄŸ, yine bir büro ortamındaki bilgisayar ile merkez bilgisayar arasındaki iliÅŸki, “sabit durum” iliÅŸkisidir. Yani, bu aÄŸlarda iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne durumda olduklarını her an bilirler. Oysa, iki kıt’a arasında kurulmuÅŸ bir Internet iliÅŸkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren müşterinin durumunu, baÄŸlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir. Bu nedenle TCP/IP, “durumun bilinmediÄŸi iliÅŸki” esasına dayanır. Müşteri bilgisayar, servis sunucudan istediÄŸini HTTP veya FTP kurallarına göre talep eder. Bunun için Web Server’ın kendisini bulup, bu talebi doÄŸruca ona iletmesine gerek yoktur; bu talebini kendisine Internet baÄŸlantısı saÄŸlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken talep ettiÄŸi ÅŸeyin adını-sanını bildirdiÄŸi gibi bulunacağı kaynağı belirlemek için gerekli, adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet hizmeti saÄŸlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak kaynağın adresini, Internet’in omurgası olarak adlandırılan ana baÄŸlantıyı kuran bakımını yapan ve ISP’lere hizmet sunan firmanın bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarlarında dünyadaki tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaÅŸmak için hangi omurgadan kime yol açılması gerektiÄŸini gösteren bir liste bulunur. Ana omurga ÅŸirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diÄŸer bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server’a ev sahipliÄŸi yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server’a talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla baÄŸlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server arasında doÄŸrudan, bire-bir iliÅŸki yoktur. Hedef Web Server, müşteri olarak sizin kim olduÄŸunu ve size nasıl ulaÅŸabileceÄŸini, ancak kendisine gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server, sizin o anda kendi Internet Hizmet Sunucu’nuzla arasındaki baÄŸlantının devam edip etmediÄŸi ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat’edilir; arzu ettiÄŸiniz bilgi (sayfa, belge, video, ses, resim, fotoÄŸraf, vs.) sizin ekranınıza ulaşır. Kısaca, ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan Server bilgisayar, bir diÄŸerinin o anda nerede ve ne durumda olduÄŸu ile ilgilenmez. Bu “durumdan haberdar olmama” hali ve etkilerine, ilerde Internet’te ticaret bahsinde geri döneceÄŸiz.
Web Server
HTTP ve FTP, müşteri bilgisayarla, servis sunan bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir dille (HTML) birbirine ilettikleri talep ve talebin karşılığı olan malzemenin alınıp verilmesinde TCP/IP denilen kurallardan yararlanılarak yapılan iletimi düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelere uygun olarak çıkartılan bir talep Web hizmeti sunan bilgisayar tarafından karşılanır ve karşılık olarak belirli bir bilgi kümesi müşteri bilgisayara iletilir.
Web server olarak tayin edilmiş bilgisayarda, kendisine gelecek HTTP ve FTP taleplerini anlamasına ve bu talepleri yerine getirmesine yarayan programlar (örneğin Apache Web Server, MS Internet Information Server veya Netscape Web Server) sürekli çalışır vaziyette olur. Bu programların, bilgi alıp-vermenin yanı sıra, elektronik posta alıp verme ve yönlendirme, veritabanlarına erişme ve içinden seçme yapma (Querry, SQL, vb. gibi), kendi sabit diskinde duran bir dosyayı alıp karşı tarafa aktarma (FTP, Gopher, WAIS) veya karşı tarafın vereceği dosyayı alıp kendi sabit diskine kaydetme yeteneği olur.
İlk Web Server programı, yukarıda, HTML dilinin geliÅŸtirilmesindeki öncü konumu nedeniyle sözünü ettiÄŸimiz, İsviçre’deki CERN kurumu tarafından geliÅŸtirildi; ama kısa zamanda UNIX platformunda, anonim bir tarzda ve ücret ödemeden kullanılabilen bir ÅŸekil aldı. NCSA Server, National Center for Supercomputing Applications-SuperbilgiiÅŸlem Uygulamaları Ulusal Merkezi adlı, ÅŸimdi kapanmış olan kurum tarafından UNIX iÅŸletme sistemi için geliÅŸtirilmiÅŸti. NCSA Server’ın geliÅŸtirilmiÅŸ ÅŸekli olan Apache Server ise uzun süre ücretsiz dağıtıldıktan sonra günümüzde ticarî olarak geliÅŸtiriliyor ve satılıyor. Bugün halâ NCSA Server veya Apache’nin ücretsiz sürümlerine dayalı Web alanları bulunmakla birlikte, Sun Solaris, IBM AIX ve diÄŸer UNIX sistemleri için geliÅŸtirilmiÅŸ çok sayıda Web Server hizmete girmiÅŸ durumda. KiÅŸisel bilgisayarların UNIX gerektiren bilgisayarlara oranla daha ucuz olması, Microsoft’un NT, IBM’in OS/2 iÅŸletme sistemlerinin UNIX’e ciddî rakip haline gelmiÅŸ bulunmaları nedeniyle, bu sistemlere dayalı Web Server programları da hızla artıyor. Apache Web Server’ın bile NT sürümü piyasaya çıktı.
NT Workstation ve Windows 95/98, aslında KiÅŸisel Web Server adı verilen, Internet’e 24 saat baÄŸlı olmadan, baÅŸka bir firmanın ev sahipliÄŸi yaptığı Web alanlarına hizmet saÄŸlayabilir. Hatta NT Workstation, aynı anda 10’u geçmemek üzere, 24 saat süreyle ınternet’e baÄŸlanabilecek ve müşteri taleplerini karşılayabilecek yetenektedir. Aynı anda daha fazla Internet baÄŸlantısını kaldırmak istiyorsanız, NT’nin Server sürümünü edinmeniz gerekli. IBM’in OS/2 iÅŸletim sistemi ise, Internet Connection Server adlı paket kurulduÄŸu zaman, bir PC’nin fiziksel olarak kaldırabileceÄŸi kadar Internet baÄŸlantısına cevap vermesini saÄŸlamaktadır. Macintosh bilgisayarları için Starnine firmasının MacHTTPd programı gibi, ücretsiz edinilebilecek http4Mac ve EasyServe adlı programlarla, Internet servisi saÄŸlamak mümkün.
Ayrıca, bugün PC’lerde de UNIX iÅŸletme sistemi kurmak hem kolay, hem ucuz hale gelmiÅŸ bulunuyor. Solaris, BSDI, Esix, SCO UNIX bu alandaki ticarî programlar. Ayrıca Linux ve FreeBSD adlı, ücretsiz dağıtılan UNIX iÅŸletme sistemleri de, ticarî olanları aratmayacak niteliklere sahip. Ayrıca bu tür ücretsiz programlar, Apache Web Server’ın ücretsiz sürümünü de içeriyorlar.
Bir PC ile Web Server hizmeti yapacaksanız, önünüzdeki bir çok seçeneÄŸe raÄŸmen, baÅŸarınızın PC’nin gerçekten sabit disk alanı ve belleÄŸi bol olmasına baÄŸlı bulunduÄŸunu hatırlamalısınız. PC’lerin, Internet’in gerektirdiÄŸi en önemli özellik olan aynı anda birden çok iÅŸ yapabilme becerisi, iÅŸletim sistemi kadar, donanım kaynaklarının geniÅŸliÄŸine baÄŸlı olduÄŸunu unutmamalısınız.
Bir Web Server yazılım paketi seçerken dikkat edilmesi gereken bir kaç ilkeyi sıralayalım:
1. Yazılım paketi yeterli güvenliÄŸi saÄŸlayacak özelliklere sahip olmalıdır. Binalarda bir odadaki yangının yandaki odaya sıçramasını önleyen ateÅŸe dayanıklı duvarlardan (Firewall) esinlenerek adlandırılan bir dizi program, Web Server yazılımının bulunduÄŸu bilgisayarın, kötü niyetli kiÅŸiler tarafından bozulmasına engel oluyor. Ancak Web Server’ın kendi içinde mevcut güvenlik önlemlerinin neler olduÄŸunu dikkatle araÅŸtırmanız gerekir. UNIX iÅŸletme sistemi ve ona baÄŸlı çalışan Web Server programlarının daha güvenli olduÄŸuna iliÅŸkin, kimi zaman Web tasarımcısını ve Internet hizmet sunucusunu rahatlatan, yaygın bir söylenti vardır. Bu doÄŸru deÄŸil. Ne türü olursa olsun, UNIX de bir iÅŸletme sistemidir ve el elden üstündür. Kötü niyetli bir kiÅŸi Windows NT sistemine verebileceÄŸi zararı, aynı rahatlıkla UNIX’e de verebilir. Bir diÄŸer yaygın ve aynı ölçüde yanlış inanç ise NT’nin güvenli olmadığıdır. Microsoft firmasının NT’nin 4’ncü sürümünü güncelleÅŸtirmek için dağıttığı SP3 adlı tamir programının yerleÅŸtirilmesinden sonra, NT sistemleri güvenlik açısından herhangi bir baÅŸka iÅŸletme sistemiyle boy ölçüşebilir hale geldi. Burada önemli olan, Internet’e açılmanın, iyi niyetli-kötü niyetli herkese açılmak olduÄŸunu unutmamaktır. Özellikle form denilen, HTML’in ziyaretçi bilgisayarın evsahibi bilgisayara talepten baÅŸka ÅŸeyler göndermesine imkan veren etiketlerini ve ona baÄŸlı CGI (Common Gateway Interface-Ortak Geçit Arabirimi) adı verilen ziyaretçinin ev sahibi bilgisayardaki programları harekete geçirebildiÄŸi buluÅŸma noktasında yer alacak programları tasarlarken, daima kötüniyetli kiÅŸileri dikkate alarak hareket etmek gerekir. Internet’te güvenliÄŸin ne kadar kolay sarsılabildiÄŸine ve ne kadar kolay önlem alınabileceÄŸini bir örnek verelim. Sayfanızda, ziyaretçinin doldurması gereken “Elektronik Posta Adresiniz:” diye bir metin kutusu bulunduÄŸunu düşünün. Bu kutuya bütün ziyaretçilerin elektronik posta adreslerini yazacaklarını düşünüyor ve bu bilgiyi iÅŸleyecek CGI programında, ziyaretçinin bu kutuya yazacağı bilgiyi, alıp doÄŸruca Web Server’ın “Mail” programına veriyorsunuz. Peki, ya kullanıcı adres yerine “herkimse@herneredeyse.com; mail haydut@soygun.com</etc/passwd” yazarsa? Bu basit elektronik posta adresi, sizin Mail Server’ınızın bilgisayar sisteminizdeki bütün password-parola dosyaları Soygun.com’daki “Haydut” isimli arkadaÅŸa postalamasını saÄŸlayacaktır. Oysa, CGI programını yazan kiÅŸi, elektronik posta adresini Mail programına gönderirken “unless ($mail_to = ~/^[\w-.]+\@[\w-.]+$)” ÅŸeklinde bir satırla, Web ve Mair Server’larla iÅŸletme sisteminin “metakarakter” denilen ve bir isim veya adreste deÄŸil de sadece komutlarda yer alabilecek karakterlerin bulunup-bulunmadığını denetlerse, sorun kökünden halledilebilecektir.
2. Mahremiyetin Korunması ve DoÄŸrulatma: Web hizmeti sunan kiÅŸi, sadece baÅŸkalarının kendi bilgisayar sisteminde arzu edilmeyen ÅŸeyler yapmalarını önlemekten deÄŸil, aynı zamanda kendisine tevdi edilen baÅŸkalarına ait bilgileri de saklamak ve baÅŸkalarından korumak zorundadır. Bu bilgiler, ziyaretçinin adı, elektronik adresi, hatta kredi kartı numarası olabilir. Bunlar, sizin Internet’te çizdiÄŸiniz portreye güvenilerek size verilmiÅŸ mahrem bilgilerdir. Ziyaretçi bu bilgileri size, kötüye kullanılmayacağı güvencesiyle vermektedir. Bu bilgilerin korunması, sizin birinci derecede sorumluluÄŸunuzdadır. Aynı baÄŸlamda, Web hizmeti sunan kiÅŸi olarak, sizin de bu bilgilerin kolayca ve baÅŸkalarına açık hale getirilmeden doÄŸrulatılmasına ihtiyacınız olacaktır. Web Server programınız, örneÄŸin kredi kartı numarasını, yeni programlar edinmeye ihtiyaç kalmadan doÄŸrulatabiliyor mu? Yeni bir kredi kartı firmasının çıkartacağı elektronik alış-veriÅŸ yöntemi, sizin Web Server’ınıza kolaylıkla uyarlanabilir mi? Microsoft gibi, IBM gibi firmaların paket program olarak sundukları Web Server’lar, çoÄŸu zaman bu firmaların protokollerini tanıyan her türlü ek programı kabul ederler. Oysa Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilecek bir Web Server programı, belki maliyet açısından çok daha uygun görülebilir, ama daha sonraki ekleri kabul edemez.
3. Web Server, sizin Internet sayfalarınızı ziyaret edecek kişilerin bilgisini doğru tutuyor mu? Web hizmeti sunan kişi olarak, kimin hangi sayfadan sizin sayfasına atladığını bilmek, kendi sayfanızın reklamını bu sayfalarda daha çok yapmanıza imkan verir. Özellikle elektronik ticarete dayalı veya mesajını daha çok sayıda kişiye iletmek amacıyla hazırlanan Web alanlarını işletenlerin, sayfalarının varlığını duyurmak için, mümkün olan her yoldan yararlanmaları gerekir. Web Server, size bu kolaylıkları sağlamalıdır. Web Server, kimin hangi tür bilgileri edinmek istediğine ilişkin rapor tutmalıdır. Bu raporu incelemekle, Web alanınızda hiç talep edilmeyen bilgilerden çok, talep edilen alanlarda daha çok bilgi sunabilirsiniz.
4. Web Server programıyla ilgili teknik destek ve sorun çözme hizmeti alıp almamak, programın seçiminde belki de en önemli unsur sayılabilir. Özellikle baÅŸlıca iÅŸi bilgisayar mühendisliÄŸi olmayan bir hizmet sunucu, yazılımın donanımla uyumunu saÄŸlamada karşılaÅŸabileceÄŸi güçlükleri, ancak yazılımı piyasaya süren firmanın teknik servisinden veya o yazılımla ilgili uzmanlığı olan danışmanlardan saÄŸlayabilir. Piyasada hiç tanınmayan veya Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilen–dolayısıyla belirli bir firmanın malı olmayan-Server programları, çoÄŸu zaman gerekli teknik destekten de mahrumdur. Buna karşılık büyük yazılım firmalarının programları, firmanın kendi mühendis ve uzman kadrosu, ve buna ek olarak bu programlara destek saÄŸlayarak hayatını kazanan kiÅŸiler tarafından en ince ayrıntılarına kadar bilinmektedir. Bir gece yarısı çöken Web Server’ı yeniden çalıştıramamanın bedeli, o programın ilk maliyetinden çok daha yüksek olabilir.
Web Tarayıcıları
Web tasarımcısının, HTML komutları kadar, hatta onlardan da çok iyi bilmesi gereken, tarayıcıların HTML’i nasıl yorumladığıdır. Bu nedenle bir Web tasarımcısının bilgisayarında, Web server yazılımı bulunmayabilir (sayfalarına baÅŸka bir Internet Web Server hizmeti veren kiÅŸi veya firma evsahipliÄŸi yapıyor olabilir), ama mutlaka piyasaya mevcut Web tarayıcılarının hemen bütün geçerli sürümleri bulunmalıdır. Netscape firmasının Navigator ve Communicator adıyla piyasaya sürdüğü farklı sürümleri ayrı ayrı dizinlerde durmak ÅŸartıyla aynı bilgisayarda çalışabilir. Anacak Microsoft firmasının Internet Explorer adlı programının farklı sürümleri aynı Windows ortamında birarada bulunamazlar. Bunun için iddialı bir Web tasarımcısının, bu programın farklı sürümleri için birden fazla bilgisayar bulundurması gerekebilir.
Neden deÄŸiÅŸik tarayıcıların deÄŸiÅŸik sürümlerine ihtiyacınız var? Bu sorunun cevabı, HTML’in ınternet’in ortak dili olduÄŸu gerçeÄŸine bir ölçüde gölge düşürecektir. Çünkü ortak bir HTML dili bulunmasına raÄŸmen, tarayıcıların ve aynı tarayıcının farklı sürümlerinin HTML’i yorumlayışı farklıdır. HTML, Uluslararası Web Konsorsiyomu adlı kuruluÅŸun çıkarttığı, adı “tavsiye” olmakla birlikte kendisi standart sayılan dördüncü sürümüne ulaÅŸmış bulunuyor. Böyle bir standartlaÅŸmaya raÄŸmen, Netscape ve Microsoft firmaları, bilgisayar kullanıcılarının raÄŸbet ettiÄŸi tek tarayıcı programın kendi programları olmasını saÄŸlamak üzere giriÅŸtikleri rekabet çerçevesinde, programlarını sadece HTML’i aynı ÅŸekilde yorumlayan ve dolayısıyla birbirinden farksız sonuçlar veren programlar olmaktan çıkartmak istediler. Bunun sonucu ise, Web tasarımcısının, kimi zaman Netscape’in anladığı ama IE’nın anlamadığı, kimi zaman IE’in becerebildiÄŸi, buna karşılık Netscape’in henüz programına koyamadığı HTML özelliklerinden hangisini kullanacağına bir türlü karar veremez duruma düşmesi oldu.
HTML’i kullanarak, ticarî amaçlı Web tasarımı yapan kiÅŸi, Internet ile baÄŸlantılı bilgisayar kullanıcılarının (Internet kullanıcılarının) hepsinin ekranında aynı ÅŸekilde gösterilecek sayfalar yapmaya mecburdur. Buna karşılık bir firmanın intranet ortamı için Web tasarımı yapan kiÅŸi, HTML’in sadece kendi firmasının standart olarak benimsediÄŸi tarayıcının anlayabileceÄŸi özelliklerinden yararlanması mümkündür.
Microsoft Internet Explorer
Windows ortamında tarayıcı piyasasına, diÄŸer tarayıcılardan sonra girmesine raÄŸmen, Microsoft’un Web tarayıcı programı, piyasa payındaki artış hızı bakımından da, HTML’in tanıdığı özellikleri ve HTML’e ilave ettiÄŸi diÄŸer görsel kabiliyetler bakımından da, diÄŸer programları geride bırakmış bulunuyor. 1997 sonbaharında 4’ncü sürümü piyasaya çıkan IE, giderek Windows ortamının masaüstü ile bütünleÅŸiyor. IE artık sadece bilgisayar kullanıcısının Internet ile baÄŸlantı kurmasını ve Internet’ten alacağı HTML sayfalarını ekrarında canlandırmasını saÄŸlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgisayarın disklerinin taranması ve dosya yönetimi gibi iÅŸleri de yapıyor. Windows 98’in ve NT’nin hazırlanmakta olan beÅŸinci sürümünün yardım dosyaları da IE vasıtasıyla okunuyor. IE’nin, sürümleri daha geriden gelmekle birlikte Macintosh uyumlu sürümü de bulunmaktadır. IE’nin UNIX sürümü, 1998 yaz sonu piyasaya sürülmek üzere hazırlanmaktadır. IE, Microsoft’un Internet alanından ücretsiz indirilebilir veya sadece CD masrafı ödenerek, firmadan posta ile de istenebilir.
Netscape Navigator
Netscape Communications Corporation’ın (NCC) piyasaya sürdüğü NN, IE’ın hızlı yükseliÅŸine raÄŸmen, kurulduÄŸu bilgisayar sayısı bakımından piyasanın en yaygın tarayıcısıdır. NN, sadece Windows ve Macintosh ortamlarında deÄŸil, fakat aynı zamanda UNIX iÅŸletme sisteminde de iÅŸleyebilmektedir. NCC, yakın zamana kadar, hem tarayıcı, hem de Web Server programları alanında Internet’te öncü konumda idi. Internet’in bugün sahip olduÄŸu bir çok özellik, HTTP ve FTP ilkelerinin çoÄŸu, bu firmanın tasarımı sonucudur. EÄŸitim kurumları ve kâr amacı gütmeyen kuruluÅŸların mensupları ile programdan kiÅŸisel amaçlarla yararlanmak isteyenler, NN’i ücretsiz olarak kullanabilirler. Ticaret amaçlı kullanım ise ücrete tabidir.
DiÄŸerleri
Web tarayıcı piyasasını NCC ve MS firmalarının egemenliklerine almış olmaları nedeniyle, piyasada baÅŸka tarayıcı bulunmadığını sananların sayısı az deÄŸil. Oysa piyasada, çoÄŸu ücretsiz veya sınayıp da beÄŸenenlerin yazarına az bir ücret ödedikleri paylaşım yazılımı türünden, 50’den fazla tarayıcı programı bulunmaktadır. Bu programların en yaygını, tarayıcı programının ilk mucidi NCSA’e ait Mosaic’tir. Spyglass firmasının Mosaic’i esas alan programı, halâ yaygın olarak kullanılmaktadır.
Web tasarımcısının NN ve IE’ın 3 ve 4’ncü sürümlerini bilgisayarlarında mutlaka bulundurması gerekir. Hazırlayacağınız bir HTML dosyasının, bu iki program ve onların farklı sürümleri tarafından nasıl yorumlandığını ve bu yorumun sizin oluÅŸturmak istediÄŸiniz görsel etkiye uygun olup olmadığını, sayfalarınız Internet’e veya intranet’e çıkmadan mutlaka incelemelisiniz. HTML’in 4’ncü sürümünde yer alan komut listesinin tümü halâ NN tarafından tanınmamaktadır. Böyle bir komuta sayfanızda yer vermeniz halinde, sayfanızı NN ile tarayacak ziyaretçilerin ekranlarında, sayfanız sizin istediÄŸiniz biçimde yansıtılamaz.
Bir Web tasarımcısının mutlaka aÅŸina olması gereken bir tarayıcı, HTTP, FTP ve HTML gibi Web’in protokol ve dillerini belirleyen, Evrensel Kaynak Belirleyici (URL) sistemini iÅŸleten, yani tüm dünyadaki Web adreslerini saÄŸlayan ve bu listeyi üstlenici firmalar aracılığıyla hergün tüm dünyadaki Internet omurga iÅŸletmecilerine ulaÅŸtıran uluslararası kurum olan W3C’nin kendi tarayıcı programı olan Amaya’dır. Bu program, sadece Internet tarayıcı deÄŸil, aynı anda HTML sayfaları oluÅŸturmakta da kullanabileceÄŸiniz bir HTML editörüdür. Birden fazla HTML sayfasını açabilen, Internet’e baÄŸlı iken bir yandan da sayfa tasarımına olanak veren Amaya, HTML’i, olduÄŸu gibi anlayıp, ekranda gösteren tek tarayıcı programıdır. NN ve IE, HTML’e kendi yorumlarını katarken, Amaya, sayfalarınızın gerçek HTML deÄŸerlerini ekrana getirecektir. Bu program ücretsiz olarak http://www.w3C.org adresinden indirilebilir. Bu programı edinmek, ve tasarlayacağınız Web sayfalarını bu programla sınamak, tasarımcı olarak sizi diÄŸer tarayıcıların sayfanızı nasıl göstereceÄŸini belirleme zorunluÄŸundan kurtarmaz. Amaya, bir HTML sayfasının sınanacağı ilk tarayıcı olmalıdır. Ama tasarımcı olarak, sayfanızın NN veya IE’de “nasıl durduÄŸunu” belirlemek zorundasınız. Ayrıca Amaya, HTML standardının parçası olmayan, NCC ve MS tarafından kendi tarayıcı programlarının bir ilave niteliÄŸi olarak ortaya attıkları Java, Javascript, VBScript gibi programları tanımamaktadır. HTML editörü olarak Amaya, bu alana yeni atılan bir tasarımcının HTML’i öğrenmesine ve uygulamasına olanak saÄŸlamakla birlikte, çok yetenekli ve scripting pogramları oluÅŸturabilen diÄŸer editing programlarına oranla basit kalabilir.
Yaygınlık Oranları
Internet’te http://browserwatch.internet.com adresinde bulabileceÄŸiniz istatistikler, size tarayıcılar arasında hangi programın ne oranda raÄŸbet gördüğünü söyleyecektir. Genel olarak ifade edersek, Netscape Navigator halâ tüm bilgisayarlarda (PC, UNIX bilgisayarları ve Macintosh) yarının biraz üzerinde bir paya sahip bulunuyor. IE ise, üçret bir sınırını aÅŸmış durumda. Listenin geri kalan bölümünü, en geniÅŸi yüzde 2’lik bir pay olmak üzere, ÅŸu programlar paylaşıyorlar: Cyberdog, IBrowse, Opera-3.0, Lynx, Echo, CacheFlow-Cache, IBM WebExplorer, Opera-3.0, ve MacWeb.
Yardımcı Programlar ve Ek Birimler
Internet tarayıcıları, sadece HTML kodları ile yazılmış metinleri okuyup anladıkları günleri çoktan geride bıraktılar. NN ve IE, artık bir çok grafik dosyasını okuyup, ekranda resmedebiliyorlar. Bu geliÅŸmeye raÄŸmen, Internet tarayıcının baÅŸlıca iÅŸi, hergün yeni bir türü ortaya çıkan ses, video ve diÄŸer çoklu ortam dosyalarının, veritabanı veya muhasebe tablolarının hızlı geliÅŸimine ayak uydurup, onları ekranda canlandırmak olmadığı için, tarayıcı programını yazan uzmanlar, bu gibi programlarının dışardan çalıştırılmasına olanak saÄŸlarlar. Kullanıcı isterse tarayıcısına, Internet’te adının uzatması “.xls” olan bir dosya ile karşılaşınca, bunu ekranda göstermek için Microsoft Excel programını çalıştırmasını bildirebilir. Yardımcı programlara ve bunların gerektiÄŸi verileri sayfanıza koyarken, Internet tarayıcısına nasıl bildirimde bulunacağınıza ilerde döneceÄŸiz.
Plug-In denilen ek birimler ise, tarayıcıya tamamen farklı bir programı açmak yerine, belirli bir tür dosya türünü ekranda canlandırabilme yeteneÄŸi kazandıran eklerdir. Tarayıcı program bilgisayara kurulurken bu ek birimler olmaksızın (ya da çok yaygın olanları ile) yüklenir. Internet’te yeni bir tür dosya türü oluÅŸturmak isteyen, ya da mevcut türlerin Internet servisi sunan bilgisayardan (Server) müşteri bilgisayara aktarılmasında yeni bir yöntem geliÅŸtiren kiÅŸi veya firma, bu yeni dosya türünün tarayıcı tarafından bilgisayarda oluÅŸturulabilmesi için bir de “plug-in” oluÅŸturur ve bunu genellikle ücretsiz dağıtır.
Diyelim ki, bir firma, Internet’te ses naklini çok daha hızlı ve kolay hale getirdiÄŸini düşündüğü yeni bir biçim geliÅŸtirdi. Bu biçimin Internet hizmeti verenler tarafından benimsenmesi ve yaygın olarak kullanılması, tarayıcı programların bu biçimi tanımasına, bu da firmanın yeni ses nakil yönteminin gerektirdiÄŸi plug-in programcıklarını etkin ÅŸekilde dağıtmasına baÄŸlıdır. Kimi zaman bir yöntem o kadar beÄŸenilir ve Internet hizmeti verenler tarafından tutulur ki, plug-in tarayıcı kullananların satın almak isteyecekleri bir program haline gelir. ÇoÄŸu zaman, tarayıcı için gerekli plug-in kullanıcılara ücretsiz ulaÅŸtırılırken, yeni yöntemi kullanarak Internet alanında sundukları içeriÄŸi daha etkin hale getirmek isteyenler için gerekli oluÅŸturma programı parayla satılır. Bunun bir örneÄŸi Internet’te gerçek zamanlı ses aktarmakta kullanılan RealAudio ses kayıt ve saklama yöntemidir. Firma, ses dosyalarını bu yöntemle sıkıştırıp hızlı bir ÅŸekilde ulaÅŸtırmak isteyenlere kodlama ve bunu Server’a yerleÅŸtirerek, isteyen tarayıcıya aktaracak programı satarken, kendi tarayıcılarına RealAudio dosyalarını okuyarak, bilgisayarın ses kartını ve hoparlorunu kullanarak bu dosyayı sese çevirecek ek birimi ücretsiz dağıtmaktadır.
Web tasarımcısı, özellikle ses, video ve diÄŸer grafik unsurların Server’dan müşteriye aktarılmasında ne gibi yöntemler olduÄŸunu ve geliÅŸmeleri izlemek zorundadır. HTML sayfanıza bir ses unsuru koymaya karar verdiÄŸiniz zaman NN veya IE kullanan bir kiÅŸinin bunu bilgisayarında dinleyip-dinleyemeyeceÄŸini de hesaba katmak zorundasınız. İlerde, Web tasarımında çoklu ortam unsurlarından söz ettiÄŸimiz zaman, plug-in’lere döneceÄŸiz.
Java, ActiveX
Bu bölümü bitirmeden, HTML sayfalarınıza koyabileceÄŸiniz ve HTML’i duraganlıktan kurtarıp, hareket ve hatta kullanıcı ile etkileÅŸmeli hale getiren unsurlardan da kısaca söz edelim.
Java dili ile yazılmış programlar veya programcılar (Applet) ve Microsoft firmasının Windows ortamı için geliÅŸtirdiÄŸi ama zamanla diÄŸer iÅŸletme sistemlerine de yayılan ActiveX Kontrolleri, tarayıcı programın yanı sıra, ama ondan bağımsız olarak, çalışan ve ortaya çıkarttıkları sonucu, programcığı veya Kontrol’ü yazan kiÅŸinin amacına baÄŸlı olarak, ya tarayıcı içinde, ya da tarayıcı dışında ekrana getiren veya yapan unsurlardır. Hareketli Web sayfalarından ve Dinamik HTML’den söz ettiÄŸimiz zaman bu iki unsuru daha geniÅŸ ele alacağız.
Bölüm II: HTML’in Temel Unsurları
HTML sayfanın temel taşı nedir, diye sorarlarsa, çekinmeden “Metinlerdir,” diye cevap verebilirsiniz. Günümüzde birçok Internet alanında sayfalarında hiç yazı bulunmasa, sayfanın bütün içeriÄŸi sadece grafikten ibaret olsa ve HTML’den sadece grafik unsurları bir arada tutmak ve ziyaretçinin bilgisayarına aktarmak için yararlanılsa da, bütün grafik unsurların ziyaretçiyi götürüp bırakacağı son nokta, bir bilgi kümesidir, metindir. Bu bölümde HTML’in temel yapı unsuru olan metne nasıl yer verileceÄŸini ve metnin nasıl biçimlendirileceÄŸini ele alacağız. Bunu yapmak için de bir HTML sayfası oluÅŸturacağız ve bunu beÄŸendiÄŸimiz bir tarayıcı ile açıp, bakacağız. Bu suretle Web tasarımının metinle ilgili araçlarını, metin ÅŸekillendirmek etiketlerini tanımış olacağız. Daha sonra HTML sayfa tasarımında kullanacağımız elemanları, stil sayfaları, tablo, ve çerçeve, grafik ve çoklu-ortam (multimedya) unsurlarını tanıyacağız.
Etiketler (Tag)
HTML komutları içeren ve tayarıcıların tanıyabildiği dosya, aslında içinde ASCII karakterlerden başka unsur olmayan, düz yazı dosyalarıdır. Tarayıcıya, sayfayı ekranda oluştururken vermesini istediğimiz biçimle ilgili komutları bir dizi özel işaretleme etiketlerini kullanarak veririz. Başka bir deyişle, tarayıcı bir paragrafın, cümlenin, satırın, kelimenin ya da harfin önünde, onun ekranda nasıl gösterileceğine ilişkin etiketi görür ve bu etiketin gerektiği işlemi icra eder.
Siz, Web sayfasının mimarı olarak, Server’a koyacağınız HTML metninin içinde, bir anlamda, “Netscape veya Internet Explorer: Buraya bir etiket koyuyorum. Bu etiket, büyük baÅŸlık etiketidir. Ben sana bu etiketin kapsadığı kelimelerin bittiÄŸini söyleyinceye kadar, vereceÄŸim bütün kelimeleri büyük baÅŸlık olarak sun!” demiÅŸ oluyorsunuz. Dolayısyla, HTML’de ilke, önünde etiketi olmayan herhangi metne yer vermemektir. Önünde etiketi olmayan herhangi bir metin parçası, tarayıcı tarafından temel paragraf olarak nitelenir.
HTML, içinde kontrol kodu olmayan metin dosyasıdır. Bu, söz gelimi WordPerfect veya Microsoft Word ile yazdığınız ve uzatması “.wp” veya “.doc” olan bir isimle ve WordPerfect veya Word biçiminde kaydettirdiÄŸiniz bir belge, HTML etiketleri içerse bile, HTML dosyası sayılamaz. Çünkü kelime-iÅŸlem programınız, bu dosyanın içinde kendi kontrol kodlarını koymuÅŸtur. Böyle bir dosyanın adındaki uzantıyı silerek, yerine “.htm” uzantısını verin ve tarayıcınıza açtırmaya kalkın!
/////////////KUTU///////////////////////
Düz Yazı Dosyası ve HTML
Düz yazı biçiminde kaydedilmemiÅŸ bir metni tarayıcıya açtırma denemesini, burada birlikte yapalım. Yandaki paragrafı içeren bir metni, örneÄŸin HTML.DOC adıyla, Word dosyası olarak kaydedelim ve sabit diskte bu dosyayı bulup, adını “HTML.HTM” olarak deÄŸiÅŸtirilim. Bilgisayarlarımızda, “.htm” uzatması ile baÄŸlantılı tarayıcı Netscape Navigator veya Internet Explorer olarak. Adını deÄŸiÅŸtirdiÄŸimiz bu dosyayı iki kere tıkladığımızda, sistemin varsaydığı tarayıcı açılacak ve karşımıza ÅŸuna benzer bir tablo çıkacaktır:
[reh000.tif]
Bu kargaÅŸanın nedeni, tarayıcı programın, uzantısı “.htm” veya “.html” olan bir dosyayı, içinde kontrol kodu olmayan, düz yazı dosyası sanması ve Word belgesindeki kontrol kodlarını da metin olarak ekranda göstermesidir. Belgemizin içinde hiç bir HTML etiketi yer almadığı için de, tarayıcımız bu yazıyı, düz paragram olarak gösteriyor. Aynı yazıyı, bu kez Word programına düz yazı olarak kaydettirelim. Word bu dosyaya, “HTML.txt” adını verecektir. Åžimdi de bu dosyanın adını “HTML.htm” olarak deÄŸiÅŸtirelim ve iki kere tıklayalım. Tarayıcıda karşımıza şöyle bir görüntü çıkacaktır:
[reh001.tif]
Bu dosyanın içinde kelime işlemcinin kontrol kodları bulunmadığı ve dosyada metnin dışında başka bir unsur olmadığı için, tarayıcı metni yorumlamakta güçlük çekmeyecektir. Ne var ki, kelime-işlemci metni ASCII olarak kaydederken, metnin Türkçe karakterlerini en yakın ASCII koduna çevirdiği için, yazıdaki Türkçe harfleri kaybetmiş olduk.
Aynı paragrafı HTML dosyası olarak (ilerde deÄŸineceÄŸimiz bir programın yardımıyla) ve sayfanın kodlama dili olarak Türkçe’yi seçerek kaydettiÄŸimiz zaman, tarayıcımız, sayfayı hem kolayca açıp ekranda gösterebiliyor; hem de Türkçe karakterlerin kodları, tarayıcı tarafından tanınabiliyor:
[html rehberi003.tif]
////////////////////////////////////////////////////////
HTML düz yazı olduÄŸuna göre, bir HTML dosyası oluÅŸturmak için, tabii HTML kodlarını kendiniz yazacaksanız, herhangi bir kelime-iÅŸlem yazılımını kullanabilirsiniz, ama kaydettirirken “Sadece metin olarak,” “Text only,” “ASCII dosyası,” “ANSI Dosyası” gibi, programın kendi kontrol kodlarını koymayacağı bir biçim seçmek zorundasınız.
///////////////NOT/////////////////////////////
HTML mi, HTM mi?
Windows ortamında HTML etiketlerini kendiniz vererek HTML dosyası oluÅŸturmak ya da bir HTML dosyasında deÄŸiÅŸiklikler ve düzeltmeler yapmak istiyorsanız, kullanabileceÄŸiniz en uygun program Not Defteri‘dir (NotePad). DOS ortamında Edlin veya Edit, Macintosh’da ise SimpleText’i kullanabilirsiniz. HTML kodunuzu Microsoft Word, Corel WordPerfect veya beÄŸendiÄŸiniz herhangi bir kelime iÅŸlemcisi ile oluÅŸturduÄŸunuz taktirde, Dosya menüsünden Adıyla Kaydet maddesini seçin ve Biçim olarak Düz Yazı Olarak, ASCII Metin gibi bir biçimi seçin. HTML dosyalarının adlarının uzantısı, “.htm” veya “.html” olabilir. İşletme sisteminiz üç harften fazla uzatmaya izin vermiyorsa (DOS veya Windows 3.x gibi) “.htm”i tercih edin.
//////////////////////////////////////////////
İlerde, yaygın kelime işlem programlarının HTML yeteneklerinden ve yapacağınız sayfaların HTML kodunu otomatik olarak oluşturacak programlardan sözedeceğiz. Ama şimdi, herhangi bir kelime işlem programını açın ve aşağıdaki örneği birlikte yapalım:
HTML için markup (iÅŸaretleme) dili dediÄŸimizi hatırlıyor olmalısınız. Yani, bir HTML dosyasında, Internet alanımızı ziyaret edecek kiÅŸinin bilgisayar ekranında belirlemesini istediÄŸimiz metinlerimiz, grafik unsurlarımız ve diÄŸerleri ile bunların nasıl belirmesini istiyorsak onu belirten iÅŸaretlerimiz. Bu iÅŸaretlere, HTML etiketi dediÄŸimizi de hatırlıyor olmalısınız. HTML dosyası oluÅŸtururken, aslında yaptığımız iÅŸ, belirli metnin önüne, o metnin tarayıcı tarafından tanınacak ve gereÄŸi yapılacak bir etiket koymaktan ibaret. Tarayıcıya, etiketle, gerçek metni birbirinden ayırt etmesi için etiketlerimizi ‘küçüktür’ (<) ve ‘büyüktür’ (>) dediÄŸimiz iki iÅŸaretin arasına alırız. Bu iÅŸaretlere, kimi İngilizce kaynaklardan doÄŸrudan çevirerek ‘köşeli parantez’ dendiÄŸine de tanık oluyoruz. Oysa köşeli parantez adını ‘[‘ ve ‘]’ iÅŸaretleri için kullanmak daha doÄŸrudur. Sadece Web tarayıcınız deÄŸil, HTML dilini anlayan her program, bu iÅŸaretlerin arasındaki kelime veya kelimelerin ekranda gösterilmek üzere deÄŸil, gereÄŸi icra edilmek üzere verildiÄŸini anlayacaktır. HTML’i geliÅŸtiren uzmanların etiket olarak üzerinde anlaÅŸtıkları kelimelerin büyük harfle veya küçük harfle yazılması arasında fark yoktur. Bir etiket kelimeyi büyük harfle de yazsanız, küçük harfle de yazsanız, hatta büyük harflerle küçük harfleri geliÅŸi-güzel bile kullansanız, tarayıcı tarafından anlaşılacaktır. Bir baÅŸka deyiÅŸle, tarayıcı için “OKU” ile “Oku,” “oKu,” “okU” ve “oku” aynı emirlerdir.
Bir kaç istisnası dışında, bütün HTML etiketlerinin kapsadığı alanın bittiği aynı kelimenin önüne bölü işareti (/) konularak oluşturulan ikinci etiketle belirtilir. Yani, diyelim ki <Oku> komutuyla başlattığınız işi, </Oku> komutuyla bitirirsiniz.
/////////////////////////NOT////////////////////
Büyük Harf, Küçük Harf?
Oluşturacağınız Web sayfaları, ilerde bu görevi devralacak başkaları tarafından düzeltilebilir, değiştirilebilir, kısmen kullanılabilir. İyi bir mimarın planlarının başka bütün mimarlar tarafından hiç tereddütsüz anlaşılabileceği gibi, sizin sayfalarınızın da başka Web alan yöneticileri ya da sayfa tasarımcıları tarafından kolaylıkla okunabilmesi şarttır. Nasıl bir yöntem izlerseniz izleyin; ama bir alanda yer alan bütün sayfalarınızda aynı yöntemi izleyin: kodlarınız ya tümüyle büyük harf olsun, ya da tümüyle küçük harf. HTML tarayıcıların okuduğu ama gereğini yerine getirmediği yorum/açıklama tarzındaki etiketleri kullanarak, sayfalarınızın bölümlerinin insan gözüyle okunulup anlaşılabilmesini sağlayın.
/////////////////////////////////////////////////////////
HTML Dosyasının Bölümleri
HTML dosyasının bir tarayıcı tarafından tanınması, yorumlanması ve gereğinin ekranda yapılabilmesi için, belgenin bir HTML belgesi olduğunun bildirilmesi şarttır. Bu bildirimi dosyanın tümünün etiketi anlamına gelen <HTML> etiketi, bir HTML belgesinin ilk kelimesi olarak yazılır. Tarayıcıya, HTML dosyasının bittiği de </HTML> etiketiyle bildirilir.
/////////////////////////////////////////NOT//////////
Açtığınızı Kapatmayı Unutmamak İçin
İyi bir tasarımcı olarak, HTML belgesini oluştururken, yazdığınız her etiketi bitiş etiketi ile birlikte yazın: <HTML></HTML> gibi. Sonra, iki etiketin arasına ilgili komutları ya da metinleri koyun.
//////////////////////////////////////////////////////////////
HTML belgesi, iki bölüme ayrılır: BaÅŸ taraf (baÅŸlangıç) (<HEAD>) ve gövde (<Body>) bölümleri. Web tarayıcılar, bir belgeyi sizin arzu ettiÄŸiniz tarzda yorumlayabilmek için, HTML etiketini gördükten sonra derhal HEAD ve BODY etiketlerini arar ve ekrandaki sayfayı buna göre biçimlendirirler. Sayfanın “baÅŸ tarafı” sayfanın en üstünde, örneÄŸin bir gazetenin baÅŸlığı gibi gösterilen bir metin olmayıp, ilerde ele alacağımız belge hakkında genel bilgileri kapsayan bölümdür. Burada yer alabilecek genel etiketleri (meta tag) ayrıntıları ile inceleyinceye ve ne iÅŸe yaradıklarını görünceye kadar, ÅŸimdilik örnek sayfalarımızda baÅŸ tarafı baÅŸlatan ve bitiren etiketleri koyup, aralarına, HTML sayfalarının İngilizce metinlerden oluÅŸtuÄŸunu varsayan tarayıcıya, sayfamızın Türkçe olduÄŸunu bildirmek için-ÅŸimdilik anlamının üzerinde durmadan-bir genel etiket koyacağız. Åžimdi herhangi bir kelime iÅŸlemcisinde, örneÄŸin Windows ortamında Not Defteri’nde, Macintosh’ta SimpleText’te ÅŸu örneÄŸi aynen yazın ve dosyayı düz yazı dosyası olarak kaydedin.
<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
</HEAD>
<BODY>
Web Tasarım Rehberi’ne HoÅŸ Geldiniz!
</BODY>
</HTML>
Gördüğünüz gibi ilk HTML sayfamız, tarayıcıya bu dosyanın bir HTML dosyası olduÄŸu beyanıyla baÅŸlıyor. İlerde anlamını öğrenmek üzere baÅŸ taraf etiketlerinin arasına sayfamızın Türkçe olduÄŸunu belirten genel etiketi koyuyoruz; ve gövde bölümünde, ziyaretçilerimize hoÅŸgeldiniz, diyoruz. Bu dosyayı, örneÄŸin “hosgeld.htm” adıyla kaydedin. Kelime iÅŸlemcinizi kapatmayın; bir kenarda dursun. KaydettiÄŸiniz dosyanın simgesini bulunduÄŸu yerde iki kere tıklayın; “.htm” uzantısı ile baÄŸlantılı tarayıcınız hangisi ise, o açılarak, sayfayı yükleyecektir.
reh004.tif
//////////////////////NOT////////////////////
“Open” mı, “Browse” mı?
Internet Explorer’ın 4’ncü sürümünde programı baÅŸlattıktan sonra, Dosya (File) menüsünden Aç (Open) maddesini seçerek, ve açılacak diyalog kutusunda AraÅŸtır (Browse) düğmesine basarak oluÅŸturduÄŸunuz dosyayı bulabilirsiniz. Netscape Navigator’da ise yine File (Dosya) menüsünden Open Page (Sayfa Aç) maddesini seçerek, ve gelecek dilayog kutusunda Choose File (Dosya Seç) kutusunu tıklayarak oluÅŸturduÄŸunuz dosyayı arayabilir ve yükleyebilirsiniz. İşini kolaylaÅŸtırmak için, “.htm” ve “.html” uzantılarını en beÄŸendiÄŸiniz tarayıcı ile iliÅŸkilendirirseniz, herhangi bir HTML dosyasını iki kere (Internet Explorer 4.x’ün masaüstü unsurlarını koymuÅŸ iseniz, bir kere) tıklayınca, tercih ettiÄŸiniz tarayıcı dosyayı otomatik olarak açacaktır.
//////////////////////////////////////////////////////////
İlk HTML sayfanız şimdi karşınızda. HTML etiketleri arasına yazdığınız mesaj ekranda, tarayıcının varsayılan fontu ile ve yine varsayılan büyüklükte, gösteriliyor.
Åžimdi, tarayıcının program adının yazılı olduÄŸu üst çerçeveye dikkat edin: “F:\hosgeld.htm - Microsoft Internet Explorer” ya da sadece “Netscape” kelimelerini göreceksiniz.
Åžimdi, hala açıksa, “hosgeld.htm” dosyasını yazdığınız kelime iÅŸlemcisini ön plana getirin ve üçüncü satıra “<Web Tasarım Rehberi</TITLE>” kelimelerini yazın. Dosyanızın tümü ÅŸu ÅŸekli almış olacaktır:
<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
</HEAD>
<TITLE>Web Tasarım Rehberi</TITLE>
<BODY>
Web Tasarım Rehberi’ne HoÅŸ Geldiniz!
</BODY>
</HTML>
Burada yaptığımız, sayfamıza bir başlık vermekten ibarettir. Title/Başlık etiketi, tarayıcıya, bu etiketin, programın adıyla birlikte, çerçevede gösterilmesi talimatını verecektir.
Şimdi bu sayfayı aynı isimle bir kere daha kaydedin; ve oluşan dosyayı iki kere tıklayın. Açılan tarayıcıya, en üstteki çerçevenin üzerindeki başlığı okuyun:
reh005.tif
Title/BaÅŸlık komutu, IE’de, dosya adı yerine sayfanıza verdiÄŸiniz Benim Sayfam baÅŸlığının tarıyıcı programının adıyla birlikte, programın çerçevesinde gösterilmesini saÄŸladı. Netscape de ÅŸimdi program baÅŸlığında sadece kendi adını deÄŸil, bizim sayfamızın baÅŸlığını da göstermektedir. Yani, Title komutu ile, HTML sayfamızın içinde bir iÅŸ yapmış olmuyoruz, sadece tarayıcıya, kendi baÅŸlık alanında sayfamızı bilgisayar kullanıcısına hangi baÅŸlıkla sunmasını istediÄŸimi söylemiÅŸ oluyoruz.
////////////////////////////////////////NOT//////////
HTML Editörleri
HTML kodunu kendisi oluÅŸturan ve tasarımcıya görsel araçlar kullanma imkanı veren bir çok program çıktı. Kısaca HTML editörü denen bu programların bir özelliÄŸi WYSIWYG imkanına sahip olmalarıdır. İngilizce “Ne Görüyorsan, Onu Alırsın” kelimelerinin baÅŸharflerinden oluÅŸan bu terim, yaptığınız tasarımın ekranda nasıl görülüyorsa aynen o ÅŸekilde HTML dosyasına haline dönüştürüleceÄŸini ifade ediyor. Bu tür programların bir özelliÄŸi, oluÅŸturduÄŸunuz sayfaya hemen “Untitled” (BaÅŸlıksız) baÅŸlığını vermektir. Sayfalarınızı böyle bir program yardımıyla oluÅŸturuyorsanız, ilk iÅŸiniz sayfa özellikleri (Page Properties) kutusunu açıp, sayfanın baÅŸlığını vermek olmalıdır.
//////////////////////////////////////////////////////////
İlk HTML sayfamızı yazmış ve incelemiş olduk. Bundan sonrası, sayfalarımıza daha çok içerik koymak ve onları biçimlendirmekten ibaret. Bunun için ilk adım olarak Style Sheet (Stil Sayfaları) denilen, tarayıcıya toplu biçimlendirme komutları veren etiketleri inceleyeceğiz.
Web Sayfasının Biçimlendirilmesi
Bir anlamda, HTML etiketlerinin yarısından fazlası metin biçimlerdirme komutlarıdır. Ama bu komutlar, HTML etiketlerini geliştirenlerle, ürettikleri tarayıcı programların bunları nasıl yorumlayacağına karar veren uzmanların belirlediği biçimlerden ibarettir. Örneğin, HTML, temel metin unsuru oharak paragraf (<p>..</p>) ve altı ayrı büyüklükte başlık (Heading) kodu içerir (H1, H2, H3, H4, H5, ve H6). Ne var ki, temel metin harfleri ile başlıkların gerçekten ne kadar büyük olacağına, tarayıcı program karar verir. Bir programda H1, 16 punto olabilir; bir diğerinde 14. Ayrıca kullanıcı, kendi tarayıcısında bazı seçenekleri değiştirmiş, varsayılan metin yazısı ölçüsünü azaltmış ya da arttırmış olabilir. Bu durumda, ölçüsünü göreceli olarak normal paragraf harfi büyüklüğünden alan diğer bütün başlıkların da ölçüsü değişecektir. Bu değişiklik, sizin sayfalarınızın kullanıcının ekranında arzu ettiğiniz görsel etkiyi oluşturacak şekilde canlandırılmasını önleyebilir. Ayrıca HTML etiketlerini benimseyip, kullanmak, tarayıcı programlarını üreten firmalara kalmış bir tutum olduğuna göre, bütün HTML etiketlerinden yazı biçimlendirmede yararlanamayabilirsiniz. Örneğin, metin biçimlendirmede kullanılan bir diğer, alıntıları belirten Q (quotation) etiketidir. Netscape, bu etiketi taşıyan metni sabit genişlikteki fonta çevirirken, Internet Explorer, bu etiketin sonucu olarak metinde hiç bir biçim değişikliği yapmayacaktır.
////////////////////////////////NOT////////////////////////////
Harf GeniÅŸliÄŸi
Eski daktilolarda, kağıdı hareket ettiren mekanizma, her harfin geniÅŸliÄŸine göre farklı hareket edemediÄŸi için “i” harfi gibi sadece bir çizgiden olan harf de, içine üç adet “i” harfi alabilecek olan “m” harfi de aynı geniÅŸlikte bir alana yazılırdı. Zamanla dizgi makinalarının “akıllı” hale gelmeleri ile, her harf, “m” harfinin kaçta kaçı kadar bir alan kapladığına bakarak, farklı yere yazılır hale geldi. Harfleri büyüklüklerine göre göreli geniÅŸlikte olan fontlarla bütün harfleri aynı geniÅŸlikte olan fontların farkı buradan kaynaklanır. Günümüzde, eski daktilo metinlerin saÄŸladığı görsel etkiyi saÄŸlamak üzere, bilgisayar fontları arasında da her harfinin alanı eÅŸit, fontlar var.
/////////////////////////////////////////////////////////
Ne var ki, HTML 4 ile, etkisi duragan ve niteliÄŸi bir anlamda kullanıyıca baÄŸlı olan bu etiketleri kullanma yerine, artık her paragrafı, hen cümleyi, hatta her harfi arzu ettiÄŸiniz gibi biçimlendirebilirsiniz. Artık duragan etiketleri de, tarayıcının deÄŸil, kendi ettiÄŸiniz biçimde kullanma imkanınız var. Dahası, bir tek dosyada bir tek kelimeyi deÄŸiÅŸtirerek, yüzlerce sayfadan oluÅŸan bir Internet alanınında söz gelimi bütün baÅŸlıkları maviden turuncuya çevirebilir; bütün alıntıları italikten siyah harfe, Times’dan Arial’a çevirebilirsiniz.
HTML sayfada metin stili dediğimiz zaman, metnin Internet alanımızı ziyaret eden kişinin bilgisayar ekranında hangi tür harfle (Arial, Times, Verdana, Helvetica, vd.), bu harfin normal türüyle mi, ya da siyah (bold