Üst" Kurullar Ve İfade Özgürlüğü
İnternet ve "Düzenleme" Kavramı: "Üst" Kurullar ve İfade Özgürlüğü
Özgür Uçkan
Tür: Makale
Yıl: 2001
İletişim stratejisti, yazar - ozuckan@netscape.net
"Topluluk (Community) ve iletişim (Communication) sözcükleri aynı köke sahiptir. Bir iletişim ağı kurduğunuz her yerde bir topluluk da kurarsınız ve ne zaman bu ağı yıkarsanız -yasadışı ilan ederseniz, çökertirseniz ya da erişilemeyecek kadar pahalı kılarsanız-, topluluğu da incitmiş olursunuz."
Bruce Strerling, The Hacker Crackdown1
Mayıs - Haziran 2001 aylarında, tam da kamuoyunun Meclis’in yasa çıkartma performansına odaklandığı bir dönemde, yakın tarihimizin ilginç yasal kazalarından birini yaÅŸadık. Kısaca hatırlatmak gerekirse, "RTÜK Yasası" adıyla bilinen "Radyo ve Televizyonların KuruluÅŸ ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda DeÄŸiÅŸiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"2 hazırlandı, T.B.M.M.’ne sunuldu, bir iki deÄŸiÅŸiklik yapılarak çoÄŸunluk oyuyla CumhurbaÅŸkanlığı onayına gönderildi. DeÄŸiÅŸtirilen Meclis İçtüzüğü sayesinde, iktidar partilerinin oylarıyla hızla oylanan, bir çoÄŸu da IMF Niyet Mektubu’nda söz verildiÄŸi için -içerikleri hakkında bilgi sahibi olunmadan- "kriz reçetesi" olarak genel kabul gören yasaların arasına karışıveren bu yasanın, kamusal iletiÅŸimin geleceÄŸini doÄŸrudan ilgilendiren ve ciddiye alınması gereken bir içeriÄŸi vardı. Dolayısıyla hayli tartışma çıktı. Yasanın ülkemize Berlisconi’ler hediye edebilecek yanlarından, medyada tekelleÅŸmeyi yasallaÅŸtıracak ve kazanılan gücün devlet ihalelerinde kullanılmasına izin verecek, iktidar partilerinin RTÜK üzerinde belirleyicilik kazanmasına yol açacak niteliklerinden söz edildi. Yasanın getirdiklerinden öncelikle yararlanacak olan "bir kısım" medyada köşe yazarları ve manÅŸet oyunlarıyla yasa savunuldu, RTÜK baÅŸkanından alternatif medya organlarına, sivil toplum kuruluÅŸlarından bürokratlara kadar geniÅŸ bir çerçevede ise eleÅŸtirildi.
Tam bu sırada, yasaya alelacele ve üstünkörü bir ÅŸekilde dahil edildiÄŸi belli olan bir ek madde ortalığı karıştırdı. 27. madde ile 5680 sayılı Basın Kanunu hükümlerinin internet ortamına da uygulanması öngörülüyordu. Tartışmanın yönü yasanın medyayı ilgilendiren ekseninden, internetin yalnızca medya sayılıp sayılamayacağına ve medyaya uygulanan kurallarla düzenlenip düzenlenemeyeceÄŸine kaydı. Komplo teorilerinden hoÅŸlananlar, eklentinin hedefinin tam da bu ÅŸaşırtmaca olduÄŸunu düşünebilir. Çünkü herkes bir anda tüm web sitelerinin 21 yaşın üstünde ve lise mezunu bir sorumlu müdüre sahip olması ve her gün iki adet basılı nüshanın savcılığa teslim edilmesinin yaratacağı sonuçlar üzerine bir tartışmaya daldı. Bu arada ya kamuoyu tepkilerine, ya da bazı siyasi parti liderleri ve milletvekillerinin "elektronik hakarete uÄŸramalarına" iliÅŸkin ÅŸikayetlerine de baÄŸlanabilecek son dakika deÄŸiÅŸiklikleriyle, söz konusu maddenin kapsamı Basın Kanunu’nun yalnızca "yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doÄŸacak maddi ve manevi zararlar" konusundaki hükümlerini internet ortamı için geçerli kılacak biçimde daraltıldı3.
CumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer, kendisinden beklendiÄŸi gibi ifade özgürlüğünden ve hukuk devletinden yana tavrını koydu ve yasayı veto etti. Yasanın temel hak ve özgürlüklere vereceÄŸi zararı ve medyada tekelleÅŸme tehlikesini açıklıkla ifade eden, iyi hazırlanmış bir gerekçe metniyle birlikte tasarıyı Meclis’e iade etti4. CumhurbaÅŸkanı Sezer’in RTÜK yasasını veto etme gerekçesinin internet ortamını baÄŸlayan maddeleriyle ilgili bölümü şöyle: "İletiÅŸim teknolojisinde bir devrim niteliÄŸindeki internet yayıncılığının en baskın yönü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, özgün kanaat oluÅŸumunun günümüzdeki en etkin kullanım alanı olmasıdır. İnternet ortamındaki yayıncılıkta; hukukun üstün kılınması, kiÅŸilik haklarının korunması ve bunun yanında da yayın yoluyla düşünce ve ifade özgürlüğü gibi duyarlı alanların dengelenmesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar ancak, ifade özgürlüğü esas alınarak ve yayınlar üzerindeki denetim yargıya bırakılarak saÄŸlanabilir. Dolayısıyla, internet yayıncılığına iliÅŸkin ilkelerin ve öteki düzenlemelerin özel bir yasa ile yapılması en doÄŸru yol olacaktır. Bu yola gidilmeyerek, yayınların düzenlenmesinin tümüyle kamu otoritelerinin takdirine bırakılması ve Basın Yasası’na baÄŸlı kılınması internet yayıncılığının özelliÄŸi ile baÄŸdaÅŸmamaktadır. "
İnternet ortamının yasal düzenlenmesi konusunda gerek ulusal mevzuatların yapılanması gerekse uluslararası kuralların belirlenmesiyle ilgili karmaşık ve sorunlu süreç düşünüldüğünde demokratik bir tavır sergileyen bu yaklaşım, hukuksal bir ilkeyi temsil ediyor.
RTÜK Yasası’nın kamuoyunda tartışılması sırasında biliÅŸimle ilgili bazı sivil toplum kuruluÅŸları yeterince etkinlik göstermedikleri için eleÅŸtirilirken5, internet topluluÄŸumuzun ender "online protesto" kampanyalarından biri de baÅŸlamış oldu6. Bütün bu tartışmalar sayesinde, hem sivil toplum iletiÅŸim ortamı ve bu ortamı kullanma hakkı konusunda söz aldı, hem de interneti düzenleme (ve denetleme) konusunda RTÜK yasasından çok daha geniÅŸ bir çerçeveye yayılan baÅŸka yasa tasarılarının da varlığını ve içeriÄŸini öğrendi. Eski İçiÅŸleri Bakanı Saadettin Tantan’ın isteÄŸiyle hazırlanan "İnternet Üst Kurulu Görevleri ve TeÅŸkilat Yapısı Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı"nın, internet ve "düzenleme" kavramına getirdiÄŸi yorum gerçi beklenmedik deÄŸil, ama yurttaÅŸların anayasal iletiÅŸim hakkı ve özgürlüğü konusunda biraz daha fazla inisiyatif kullanmaları bakımından uyarıcı olabilir. Çünkü bu taslak metinde bir "yasal kaza" ya da "panik tavrı"ndan daha derin ve kalıcı bir iktidar tavrıyla karşı karşıyayız. Benzerleri bir çok ülkede çeÅŸitli düzeylerde iÅŸ başında olan ve yalnızca sınırlı sayıda internet kullanıcısını deÄŸil, tüm toplumu ilgilendiren genel bir tavır bu.
Yasanın amacını konumlayan 1. maddeyi buraya aynen almak yararlı olacak: "Madde 1- Bu Kanunun amacı; Ulusal sınırlarımız içerisinde kiÅŸiye ve kurumlara özgü elektronik ortamda saklı bilgi ve belgelerin korunması, güvenli bir ÅŸekilde transfer edilmesi, bilgi ve belgenin gerçek sahibinin izni olmadan satılamaması, Dünya ile entegrasyonun temelini oluÅŸturan internet teknolojileri ile ticaret yapan kurumların ticari varlıklarını güvenli sürdürebilmesi, adli ve polis birimlerine elektronik belge saÄŸlayarak suçluların yakalanmasında ve takibinde yardımcı olunması, Ülke güvenliÄŸi ve ulusal huzur ve barışın korunmasında her türlü etnik, dini ve ayrımcı yayın ve bilgi transferini engelleyici önlemleri almak, GloballeÅŸen dünyada İMKB gibi uluslararası çalışma sistemine sahip kurum ve kuruluÅŸların bilgi ve belgelerini izinsiz yaymama prensiplerinin benimsenmesi, KiÅŸi hak ve özgürlüklerini etkileyici bilgi ve belgelerin izinsiz yayılmasını önleyici tedbirleri almak, Ahlaki ve etik kuralları göz önüne alarak kültürel dejenarasyonu önleyici yayınları, bilgi ve belgeleri kamu oyuna sunmak, vatandaşın dini duygularını çıkar amaçlı kullanmamak, İnternet servisi veren kurum ve kuruluÅŸların maddi kazanç ve çalışma sistemini sekteye uÄŸratacak giriÅŸimlerde bulunmamak, dünya standardında bu tür kurumların oluÅŸması için maddi destekte bulunmak, Uluslararası kartellere karşı ISS’leri destekleyici tedbirler almak ve hükümete sunmak, KiÅŸisel ve kurumsal bazda AR-GE faaliyetlerine destek vermek ve uluslararası pazarda tanıtım ve satışında destekte bulunmak, Uluslararası internet suç ihlallerine karşı iÅŸbirliÄŸi ve koordinasyon görevi yapmak, gelenek ve kültür mirasımızı kötüleyici haber, bilgi ve belgeyi temel dayanak olmadan yayımlamamayı amaç edinen bir çalışma yürütülecektir."7
İnternet ortamına RTÜK benzeri bir denetim mekanizmasını getirmeyi hedefleyen bu taslak, daha önce Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve yoÄŸun tepkiler üzerine geri çekilen "Ulusal Bilgi GüvenliÄŸi" yasa tasarısının ağır yaptırımlar içeren çizgisini, daha geniÅŸ bir çerçeveye uyguluyor. Taslak, internetin temel nitelikleriyle çeliÅŸiyor, çünkü iletiÅŸim aÄŸları üzerinde akan bireysel, ticari, enformatif vb. her türlü veri ve bilginin, devletin müdahale ve denetim alanında olduÄŸunu iddia ediyor. A.B.D. ya da Avrupa BirliÄŸi’nde derin tartışmalar yaratmış olan, internet servis saÄŸlayıcılara tüm kullanıcı bilgilerini saklama ve güvenlik gerekçesiyle otoritelere teslim etme zorunluluÄŸu getirmeye çalışan bir çok düzenleme çabası halen ülke anayasalarındaki ifade özgürlüğü hükümlerine ya da Avrupa BirliÄŸi İnsan Hakları SözleÅŸmesi’ne aykırılık engeline takılmış durumda. Bazı Avrupa ülkeleri ancak çok özel ve hassas durumlar için bunu yasal bir zorunluluk haline getirmiÅŸ bulunuyor; ama hem bu "iÅŸbirliÄŸi" her zaman yasamanın izniyle gerçekleÅŸiyor hem de bu izleme eylemleri bir çok güçlü sivil toplum örgütü tarafından yasal takibe alınmış durumda. Söz konusu tasarıda ise, hem bu konuda özel sektör kuruluÅŸlarına çok ağır yaptırımlar getiriliyor, hem de veri saÄŸlama istemi yasamadan tümüyle bağımsız bir biçimde İnternet Üst Kurulu’nun iradesine bırakılıyor. Ceza hukuku ile ticaret hukukunu ayrı ayrı ilgilendiren bir çok konuyu, örneÄŸin devlete karşı iÅŸlenen "sanal terör" suçlarıyla, elektronik noterlik ya da dijital imza gibi son derece karmaşık konuları tek bir otoritenin yetkisine baÄŸlayan, internet ve hukuk söz konusu olduÄŸunda son derece kapsamlı ve her biri birbirinden çetin bir çok sorunu aynı kefeye koyan bu "özel yasa" Meclis gündemine gelir mi gelmez mi, bilinmez. Ancak içerdiÄŸi mantık, internet ve "düzenleme" kavramının kamuoyunda enine boyuna tartışılmasının ve bu konuda söz sahibi sivil toplum örgütlerinin, kamu kuruluÅŸlarının, özel sektörün ve internet kullanıcısı bireylerin söz sahibi olacağı geniÅŸ bir platform yaratılmasının gerekliliÄŸini açıkça ortaya koyuyor.
Hükümetler ve otoriteler, her zaman ve her yerde "düzenleme"den "denetleme"yi anlarlar ve "güvenlik" ile "hak ve özgürlükler" arasındaki dengenin teminatı ancak yurttaÅŸ inisiyatifleri ve sivil toplum giriÅŸimleri ile saÄŸlanır. Bu inisiyatifin ÅŸu ya da bu nedenlerle engellendiÄŸi, baskı altına alındığı ve yıldırıldığı durumlar, Çin’de olduÄŸu gibi, "devlet güvenliÄŸi" gerekçesiyle bir elektronik foruma mesaj yollamanın ölüm cezasıyla tehdit edildiÄŸi bir "düzenleyici mevzuat"la sonuçlanabilir. Bu aşırı bir örnek sayılabilir, ancak mantık her zaman sonucuna ulaÅŸma eÄŸilimindedir. Denetleme ABD ya da AB’de olduÄŸu gibi "çocuk pornografisi" ve "ırkçı söylemler"in denetlenmesi maskesiyle baÅŸlar, giderek tüm iletiÅŸimin izlenmesi ve kaydedilmesi çabalarıyla sonuçlanır. Åžu sıralar AB ülkeleri, tıpkı ABD’de bir kaç yıl önce "ECHELON" gözetim sistemi konusunda olduÄŸu gibi, e-mail, faks, sms vb. tüm kiÅŸisel iletiÅŸim akışını izlemek üzere inÅŸa edilmeye baÅŸlanan "ENFOPOL" sistemi hakkındaki tartışmalarla çalkalanıyor8.
Tümüyle düzenleme karşıtı mı olmak gerek? KuÅŸkusuz hayır, çünkü bireysel iletiÅŸim ve ifade özgürlüğü, elektronik ticaret ya da saÄŸlık, eÄŸitim gibi alanlarda gerçekleÅŸtirilen kamusal projeler de düzenlemeye, meÅŸru ve hukuksal bir ortamda geliÅŸmeye gerek duyar. Bu demokratik bir gerekliliktir. Ama söz konusu düzenleme, özel yasalarla, devlet ya da piyasa güvenliÄŸi adına, baskıcı bir denetim kurmaktan ibaret olamaz; tam tersine bir hukuk devletinin korumakla yükümlü olduÄŸu temel hak ve özgürlükler doÄŸrultusunda, sivil toplumun katılımıyla bu yeni iletiÅŸim ortamının kamu yararına sunduÄŸu çok geniÅŸ olanakların geliÅŸtirilmesi ilke alınarak gerçekleÅŸtirilmelidir. Ne yazık ki, internetin düzenlenmesi adına bugüne dek gerçekleÅŸtirilen giriÅŸimlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu bu ilkeyi ÅŸu ya da bu düzeyde çiÄŸnemektedir. Özellikle "internet ortamına özel" yasalar konusunda dikkatli olmak gerekmektedir. ABD’de cumhuriyetçilerin baskısıyla 1996 yılında çıkarıldığında büyük gürültü koparan ve özellikle pornografik içeriÄŸi "duyarlı sözcükler" yoluyla filtreleme mantığını yerleÅŸtirmeyi hedefleyen "İletiÅŸim Edep Yasası" (Communication Decency Act), baÅŸta Elektronik Sınırlar Vakfı (EFF) olmak üzere bir çok sivil toplum örgütünün yoÄŸun çabaları sonucu, 1997 yılında BirleÅŸik devletler Yüksek Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bulunarak iptal edildi. Yargıç Dalzell’in gerekçesi, tıpkı Sezer’inki gibi, bu alanda bir ilke oluÅŸturmaktadır: "Bir kitle iletiÅŸim aracı olarak İnternet’in, hükümetin müdahalesine karşı en büyük korumaya ihtiyacı vardır (…) İnternet içerikleriyle ilgili düzenlemenin bulunmaması, kuÅŸkusuz bir kaos yaratmıştır. Ancak,(…) İnternet’in gücü bu kaostan kaynaklandığı gibi, Anayasa’nın koruduÄŸu düşünceyi açıklama hürriyetimiz de bu kaosa dayanmaktadır"9.
Gerek gelişmiş ülke otoritelerinin, gerekse OECD, Avrupa Konseyi, Uluslararası Ticaret Odaları Birliği (ICC) ya da "İnternet Yasa ve Siyaset Forumu" (ILFP) gibi kuruluşların uluslararası ölçekte geliştirmeye çalıştıkları elektronik ticaret hukuku ile ilgili çabalar, hem enformasyon teknolojisi alanında faaliyet gösteren çokuluslu şirketler ve sektör kuruluşlarının gücü, hem de bu yeni ekonomik alanın sunduğu olanakların zenginliği sayesinde, doğal olarak daha uzlaşımsal ve liberal bir eksende gerçekleşmektedir10. Buna rağmen, özellikle elektronik ticaretin vergilendirilmesi ya da gümrükleme gibi hassas ve hükümetleri doğrudan ilgilendiren konularda uzlaşma bir hayli uzak görünmektedir. Şimdilik bu alanda zorlayıcı yaptırımlara gidilmekten kaçınılmakta, "bekle ve gör" politikası uygulanmaktadır. Bilişim endüstrisini hükümetlerden çok daha fazla ilgilendiren "veri güvenliği" ile ilgili cezai hukuk konusunda ise uzlaşma hemen hemen sağlanmıştır ve giderek ülkelerin gelişmişlik notu bu konuda ceza yasalarını güncelleme durumlarına göre verilmeye başlanmıştır11.
Ancak internet bir "endüstri"den, "sektör"den ibaret değildir. İnternet her şeyden önce, şimdiye dek olmadığı bir biçimde, bireylere tüm dünyaya seslenme ve başka bireylerle anında etkileşim kurma olanağı tanıyan dev bir iletişim ortamıdır; üzerine kurulduğu "ağ mantığı"ndan dolayı, temel özellikleri, "küresel", "merkeziyetçi-olmayan", "açık", "sınırsız", "etkileşimli", "kullanıcı-denetimli" ve "altyapıdan-bağımsız" nitelemeleriyle konumlanabilir. Her ne kadar bu özellikleri sayesinde, internet tümüyle denetlenemez gibi görünse de, denetim ve baskı altına alma müdahalesine her zaman maruz kalmaktadır. Öncelikle ifade özgürlüğünü tehdit eden "içerik denetimi" konusu, internetin düzenlenmesi sürecinin en can alıcı sorunudur. İnternetin kısa tarihi, bu en temel özgürlük alanında verilmiş savaşlarla doludur. İnternet tarihinin ifade özgürlüğü açısından okunması yakın geleceğimizi belirleme çabalarımız bakımından ve oluşturulması gereken sivil internet platformu için çok yararlı olabilir. Bu konuyu bir başka çalışmaya bırakıp, internet ve içerik denetimi konusundaki güncel durumu, bir kaç örnekle, kısa bir dünya turuyla özetleyelim12.
Halen dünyada internetin ulaÅŸmadığı tek ülke olarak kalan Kuzey Kore, bu sorunu kökten çözmüştür: baÄŸlantı yok, sorun yok. Ancak, çoÄŸu Japonya’dan yayın yapan muhalif siteler ve çanak antenlerle, cep telefonlarıyla, dizüstü bilgisayarlarla gizlice bu sitelere ulaÅŸmaya çalışan "vatan hainleri" Kim Jong-İl’in başını aÄŸrıtmaya devam etmektedir. Dünyanın geri kalan hükümetlerinin hepsi interneti arzulamakta, olanakları ölçüsünde bu yeni zenginlikten pay almaya çalışmakta, ancak merkezinde kendilerinin yer aldığı, denetimleri altında bir ağın düşünü kurmaktadırlar. Suudi Arabistan, ekonomik durumunun saÄŸladığı olanaklarla Jeddah’da devasa bir filtreleme ve blokaj sistemi (bir tür dev "proxy server") kurmayı ve interneti ülke çapında bir "intranet"e, yani "iç-aÄŸ"a dönüştürmeyi tercih etmiÅŸtir. Özellikle "islama ve kraliyet ailesine karşı yayını" denetim altına alma çabaları, zengin olan uyrukların komÅŸu ülkelerde, hatta ABD’de bulunan internet servis saÄŸlayıcılarına abone olup dünya zevklerinin tadını çıkarmalarıyla belli ölçüde boÅŸa çıkmıştır.
20 milyonu aÅŸan internet kullanıcısı ve yaklaşık 60 000 siteyle dünya çapında bir pazar haline gelme yolunda olan Çin, bu konudaki en baskıcı ülkelerden biridir. BaÅŸka herhangi bir iletiÅŸim ortamını olduÄŸu gibi, interneti de kullanarak "devlet ve sosyalizm" aleyhtarlığı yapmak, vatan hainliÄŸiyle eÅŸ tutulmakta ve ölümle ya da 10 yıl ile ömür boyu arası hapisle cezalandırılmaktadır. Daha ÅŸimdiden bir çok muhalif hapistedir. Özel internet yasaları, ISS’lere, site yöneticilerine ve siber kafelere yönelik yıldırma ve oto-sansür politikaları (her İSS ve site yönetimi, iÅŸi sansürlemek ve ihbar etmek olan yüzlerce eleman çalıştırmakla yükümlüdür - farklı bir istihdam politikası!), kapsamlı izleme ve denetleme sistemleriyle dev bir denetim mekanizması oluÅŸturulmuÅŸtur. Ancak, gerek veri trafiÄŸinin yoÄŸunluÄŸu, gerekse bu ortamın sunduÄŸu bir çok anonima olanağı sayesinde, özellikle yolsuzluk skandallarının patlak vermesinde internet baÅŸ rolü oynamakta ve en temel alternatif iletiÅŸim kanalı olma özelliÄŸini korumaktadır.
Afganistan’da internet kullanıcı sayısı yaklaşık 100′dür ve ISS bulunmamaktadır. Bu yüz kiÅŸi de Taliban’ın üst düzey yöneticileri ya da yabancı gerilla ÅŸefleridir. Tümü Taliban’ı sonuna dek destekleyen Pakistan ISS’leri aracılığıyla internete baÄŸlanmakta ve bu ortamı gerek kendi propagandaları gerekse özel ÅŸifreli haberleÅŸmeleri için kullanmaktadır. Nüfusun geri kalanı için (gerek yoksulluktan gerekse savaÅŸta tümüyle çökmüş telekomünikasyon altyapısından dolayı) böyle bir lüks yoktur ve dolayısıyla henüz herhangi bir yasal düzenlemeye gerek duyulmamaktadır. Singapur, biliÅŸim sektörüne büyük yatırımlarda bulunan bir ülke olmasına raÄŸmen, konu içerik denetimine geldiÄŸinde olabildiÄŸince baskıcı yasalarla donatılmıştır. Bizdeki RTÜK benzeri Singapur Yayın Ajansı (SBA), internete de el atmıştır ve ülkedeki üç ISS doÄŸrudan hükümet denetimindedir. Bu servis saÄŸlayıcılar o kadar ağır yaptırımlar altındadır ki, yalnızca e-mailleri okumakla kalmamakta, kullanıcıların sabit disklerini bile düzenli olarak tarayarak otoritelere rapor etmektedir.
Bu arada RTÜK yasası ile ilgili olarak kamuoyunda oluÅŸmuÅŸ olan, internete medya muamelesi yaparak basın kanununu uygulama konusunda dünyada ilk ülke olduÄŸumuz izlenimi doÄŸru deÄŸildir. Singapur, Malezya, Suriye gibi bir çok ülke, hatta Avustralya ve bir ölçüde Fransa gibi "demokratik" ülkeler RTÜK benzeri medya düzenleyici "üst kurul"lara sahiptir ve bu kurullar internet alanına da farklı düzeylerde el atmışlardır. İçerik denetimi ve sansürü konusunda oldukça baskıcı olan Tunus ise, 1997′den beri basın yasasını internete uygulamaktadır. Fransa’da, basın yasasının belli hükümlerinin internet yayıncılığına uygulandığı davalar gerçekleÅŸmiÅŸtir ve bunların örnek oluÅŸturabileceÄŸi kaygısı bir çok karşı davaya neden olmuÅŸtur.
Yukarıdaki örneklerden hareketle, içerik denetimiyle ifade özgürlüğünün engellenmesinin yalnızca anti-demokratik ve totaliter rejimlerle sınırlı olduÄŸu izlenimine kapılmak yanlıştır. Batı demokrasileri de bu tür bir çok giriÅŸime sahne olmuÅŸtur ve olmaya da devam ediyor. Ulusötesi bir iradeyle yönlendirilen özgür internetten duyulan korku, bir çok yasa ve düzenlemenin ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur. Bunların çoÄŸu, sivil toplumun ve demokratik hukuk düzeneklerinin sayesinde anayasalara, uluslararası sözleÅŸmelere aykırı oldukları için iptal edilmiÅŸ olsalar da, bazı yargıç ve savcıların mevcut mevzuatı özel bir tarzda yorumlamaları nedeniyle ciddi bir tehdit halen mevcuttur. Aslında oldukça marjinal olgulardan, özellikle de çocuk pornografisi ve ırkçı söylemler gibi kamuoyunun duyarlı olduÄŸu vakalardan hareketle bir çok sansürleyici ya da denetleyici düzenleme getirilmeye devam ediliyor. KiÅŸisel mahremiyet hakkı ve ifade özgürlüğüyle çeliÅŸen bir çok düzenleme ÅŸu anda Avrupa Konseyi’nin gündeminde bulunuyor. Bunlardan bazıları, özellikle "ENFOPOL serisi" adıyla anılan sözleÅŸme taslakları düzenli olarak gündeme getirilmeye çalışılıyor13.
Tüm veri akışını (interneti olduÄŸu kadar faks ve cep telefonu trafiÄŸini de) sürekli izleme altına almayı hedefleyen bu düzenleme, daha önceki AB sözleÅŸmelerinde kiÅŸisel mahremiyeti ve verileri koruma amaçlı olarak getirilen ISS’lerin ödemeyi takiben tüm kayıtları silmesi zorunluluÄŸunu deÄŸiÅŸtirmeye çalışıyor. Bir yandan çok sayıda sivil toplum kuruluÅŸunun sürekli baskısı, öte yandan hayli güçlü olan ISS sektörünün 7 yıl gibi uzun bir süre için bunca veriyi saklayacak teknolojik yatırımın altına girmekteki gönülsüzlüğü yüzünden, bu sözleÅŸmeler henüz taslak halinde. Ancak, özellikle Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya ve İngiltere hükümetleri bu konuyu sürekli olarak gündeme getiriyorlar; ya kendi mevzuatları içinde çıkardıkları özel kararnameler ile ya da gizlice, mahremiyet ve kiÅŸisel veri güvenliÄŸini düzenli olarak ihlal ediyorlar.
AB kapsamında gündeme gelen en son örnek ise, Siber-Uzayda İşlenen Suçlarla İlgili Uzmanlar Alt Komitesi’nin hazırladığı ve 18-22 Haziran 2001 tarihlerinde toplanan Avrupa Suç Sorunları Komitesi’ne (CDPC) sunduÄŸu "Siber Suç SözleÅŸme Taslağı" oldu. GeniÅŸ bir çerçeveye yayılan ve ağır eleÅŸtirilere konu olan bu taslak, RTÜK yasası nedeniyle "duyarlı" hale gelen medyamız tarafından "siber suç" kavramı konusunda örnek almamız gereken yepyeni bir çalışma gibi sunulmasına raÄŸmen, aslında sözünü ettiÄŸimiz "Enfopol Serisi"nin yalnızca son halkası14. Ama yasalaşırsa bu konuda dünyadaki ilk uluslararası sözleÅŸme olma sıfatını kazanacak ve büyük bir olasılıkla AB sınırlarını aÅŸacak; çünkü gerek Enfopol serisinin, gerekse bu taslağın hazırlanmasında ABD’nin (FBI’ın) büyük katkıları var. Bu taslağı G8 ülkeleri hükümetleri ve onları izleyecek bir çok ülke de kendi baÄŸlamlarına uyumlaÅŸtırarak uygulamaya hazır.
Bir yanda veri güvenliği ve düzenlenmesi istenen çok sayıda ticari sorun, öte yanda "şeffaflık", "siber-demokrasi", "teledemokrasi", "elektronik devlet" gibi kavramlarla belli bir denge oluşturmaya gereksinim duyan küresel ağ ekonomisinin liberal söyleminin ürettiği çözüm, bir tür özyönetim ve özdenetim ("self-regulation") mantığı. Ancak, bu mantık da, her ne kadar elektronik ticaretle ilgili bazı konularda akla yatkın çözümler getirse de, özellikle internet servis sağlayıcılarının kendi üretmedikleri içerikten sorumlu tutulmalarına yönelik düzenlemeler dikkate alındığında, bir tür "özelleştirilmiş sansür" mekanizması oluşturmaktan öteye geçmiyor ve bu da sansürün en başarılı ve kapsamlı biçimlerinden biri. Sektör lideri çokuluslu yazılım ve donanım şirketlerinin filtreleme yazılımları üreterek ya da internet erişim yazılımlarına özel bir takım işlevler ekleyerek otoritelere yardımcı olmaları pek de masum bir çaba değil.
İnternetin düzenlenmesi konusunu, liberal söylemin buyurduğu gibi, doğrudan endüstriye, sektöre bırakma fikri de internetle çelişiyor. Bu, öncelikle kullanıcıları, yani dünya çapında "internet topluluğu"nu ilgilendiren bir sorun ve ancak onların katılımı ve uzlaşımıyla sağlıklı bir çözüm üretilebilir. Endüstri devleri, etkileşimi ve kendi denetimlerinde olmayan, dolayısıyla satamayacakları içeriği giderek dışlayarak, internet kullanıcılarını "net-tv" seyircileri haline getirmeye çalışıyor. Ama canlı etkileşimin tadına varan topluluk, "kullanıcı" ve "yayıncı" olarak kalmakta direniyor. Çünkü kamusal alanın giderek ortadan kaybolduğu bir dünyada, internet yeni bir "agora" olanağı sunuyor, ama bunu devasa bir alışveriş merkezi haline gelerek sürdüremez. İnternet erişimini dünyanın büyük bir bölümü için erişilemeyecek kadar pahalı hale getirmek ile onu tümüyle yasaklamak arasında temel bir fark yoktur.
"Agora’nın en yeni enkarnasyonu ne alışveriÅŸ merkezidir ne de kapalı elektronik ortam, ama bu internet’in ta kendisi olabilir. Agora zorunlu olarak bir yer duyumu yaratmaz, daha çok bir geçiÅŸ, çeviri ve kiÅŸisel özgürlük duyumu saÄŸlar. EÄŸer internet etkileÅŸim, boÅŸ zaman ve ticareti doÄŸru bir biçimde dengeleyebilirse, gerçek bir topluluk mekanına doÄŸru evrilebilir. Kartezyen dünyanın alışveriÅŸ merkezlerini, tema parklarını ve ofis binalarını yansılamayı sürdürürse, asla Homeros’un İliada’da betimlediÄŸi efsanevi ‘Toplanma Mekanı’ haline gelemez." 15
İnternet baÅŸlangıcından beri bir konfederasyon gibi yapılandı. Hiçbir zaman gerçek anlamda bir merkezi, bir merkezi otoritesi olmadı. "Hiperlink" (http), yani internetin temel aÄŸ mantığı hiyerarÅŸiyi çürütüyor. İnternet, her zaman her noktadan bir baÅŸkasına neredeyse sonsuz olanaklar dahilinde farklı yolları kullanarak ulaÅŸmanın mümkün olduÄŸu bir labirent. Dolayısıyla yerel, bölgesel düzenleme çabalarının hangi amaçla olursa olsun DünyaÇapındaAÄŸ’ı (www) tümüyle denetlemeleri söz konusu olamaz. Ama bu yasaların, iletiÅŸim kullanıcılarının, yani topluluÄŸun sosyal aÄŸlarını fiziki ya da psikolojik yollarla etkilemeleri olasıdır. İşte asıl bu tehlikeye karşı direnmek ve bir topluluk üyesi olarak iletiÅŸim hakkını, dolayısıyla onu düzenleyen kuralları belirleme hakkını kullanmak gerek… Sosyal bir aÄŸ halinde etki ve gücünü artırarak kullanmak…
Notlar:
1 Bruce Sterling, The Hacker Crackdown, Bantam Books, 1993, sf.14
2 Yasa tasarısının metnine şu adresten ulaşılabilir: http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/ss682m.htm
3 Yasanın son versiyonu için bkz: http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/rtuk-meclis.doc ; milletvekilerine yönelik "elektronik hakaret" konusundaki örnekler için bkz: "ÖzelleÅŸtirme, TRT ve Anadolu Ajansı’ndan Sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu ile söyleÅŸi", http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/…l/guncel2.html
İlk tasarıdaki 27. madde, genel kurul oylaması öncesi gündeme gelen deÄŸiÅŸikliklerle 26. madde oldu. Yasanın interneti ilgilendiren bölümleri yalnızca bu maddeyle sınırlı deÄŸil. "Her türlü teknoloji ile ve her türlü iletiÅŸim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin usul ve esasları"nı tümüyle siyasi iktidarın iradesi altında bulunan HaberleÅŸme Yüksek Kurulu’nun saptayacağı "strateji" doÄŸrultusunda RTÜK’nun geliÅŸtireceÄŸinden söz eden 14. madde ve interneti, hatta cep telefonu mesajlarını da kapsayacak kadar geniÅŸ, belirsiz ve tümüyle yoruma açık baÅŸka bir çok hassas maddeyi de hesaba katmak gerek. Yasanın T.B.M.M’nden geçen halinin hukukçu gözüyle ayrıntılı analizi ve eleÅŸtirileri için özellikle bkz: Av. Fikret İlkiz, "3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların KuruluÅŸ ve Yayınları Hakkında Yasa Tasarısı ve Basın Yasası DeÄŸiÅŸiklikleri İle İnternet Yayıncılığının Düzenlenmesinin Yaratacağı Sorunlar", http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/rtu…asin-ilkiz.doc ; Av. Hülya PekÅŸirin - Doç. Dr. Mustafa Akgül (İnternet Kurulu Üyeleri), "İnternetin Yasal Düzenlemesi", http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/yeni-duzenleme.doc ; Av. Erdem Türkekul (İstanbul Barosu), "RTÜK İnterneti Nasıl Etkileyecek", http://turk.internet.com/haber/yazig…p3?yaziid=1991 ; ayrıca: "BiliÅŸim STK Platformu", http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/index.html ve "İnternette Hukuk Haberleri", http://www.turk.internet.com/hukuk/index.html ; "İnternet ve Sansür", http://www.interreks.com/guide/sansur/
4 CumhurbaÅŸkanı’nın veto gerekçe metni için bkz: http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/89314.asp?cp1=1
5 Faruk Karaman, "Tatlısu Sivil Toplum Örgütleri ve Beyaz BiliÅŸimci", http://turk.internet.com/haber/yazig…p3?yaziid=2018
6 Online protesto kampanyası düzenleyen bir çok site var, ancak genel kapsamları ve katılım yoğunluğu bakımından bkz: http://protesto.inet.org.tr/bigsam.php ve http://www.forumanket.com
7 Taslak metne şu adresten ulaşılabilir: http://www.bt-stk.inet-tr.org.tr/ust-kuruly.htm (vurgular yazara aittir)
8 NSA’nın (Ulusal Güvenlik Ajansı) geliÅŸtirdiÄŸi iddia edilen küresel gözetim ve denetleme sistemi "The Echelon Project" için, internetteki belli baÅŸlı arama motorlarında "echelon" anahtar sözcüğüyle kısa bir arama yapıldığında karşılaşılabilecek kaynakların yanı sıra, bkz. :
http://www.echelonwatch.org/
http://www-douzzer.ai.mit.edu:8080/cm/cm0.html
http://fire.net.nz/echelon.htm
http://mprofaca.cro.net/echelon01.html
http://www.fas.org/irp/program/process/echelon.htm
http://www.euronet.nl/~rembert/echelon/xex.html
http://www.fas.org/irp/eprint/sp/sp_c2.htm
http://www.ficom.net/speakout/_posts/000003a2.htm
http://www.networkusa.org/fingerprint/page1/fp-big-brother’s-watching.html
ayrıca bkz.:
http://bbs.thing.net , "echelon" ve "hacktivism" konulu e-posta mesajları…
AB’nin "Enfopol" projesi için, özellikle bkz: http://www.statewatch.org/news/2001/may/03Aenfopol.htm
"AB Polis İşbirliği Çalışma Grubu Taslak Metni"
http://www.fipr.org/polarch/enfopol19.html
"Does Europe Covet Own Echelon?"
http://www.wired.com/news/politics/0,1283,44689,00.html ;
9 Aktaran Av. Fikret İlkiz: "Sansüre Hazır Olun!" (RTÜK yasası ve ilk erken kurbanı müvekkili CoÅŸkun Ak aleyhine açılan davayla ilgili bir söyleÅŸiden), http://www.turk.internet.com/haber/y…p3?yaziid=1831 ; "Communication Decency Act" konusunda bkz. EFF arÅŸivi, http://www.eff.org/pub/Censorship/in…ills/index.htm
10 Bu konuda yapılan çalışmalarla ilgili çok genel bir özet için bkz. Küresel İnternet Projesi (GIP) grubu raporları: "Jurisdiction in Cyberspace", http://www.gip.org/publications/papers/gipjuris.asp ; "Framework for Electronic Commerce on the İnternet", http://www.gip.org/publications/papers/gip4f.asp
11 Uluslararası bir bilgi güvenliÄŸi ÅŸirketi olan McConnell International ve Dünya Enformasyon Teknolojisi ve Hizmetleri BirliÄŸi (WITSA) tarafından hazırlanan ve 52 ülkeyi kapsayan Aralık 2000 tarihli bir rapora göre, henüz yalnızca 10 ülke veri güvenliÄŸini ilgilendiren yasalarını tümüyle güncellemiÅŸ durumdadır ve Türkiye bu ülkelerin arasında yer almaktadır: "Cyber Crime … and Punishment? / Archaic Laws Threaten Global Information", sf. 4, http://www.mcconnellinternational.com (indirilebilir dosya); aynı kuruluÅŸların Mayıs 2001 tarihli 53 ülkeyi kapsayan elektronik ortama hazır olma durumu hakkındaki raporlarında, "internet kullanımı, liderlik özelliÄŸi, iÅŸ geliÅŸtirebileme ortamı ve insan kaynakları" bakımından Türkiye, Türkmenistan ile birlikte en kötü notu almıştır: "Ready? Net. Go! / Partnerships Leading the Global Economy", sf. 13 ve 15, http://www.mcconnellinternational.com (indirilebilir dosya). Bu raporlardan, ülkemizin yasa düzenlemekteki baÅŸarıyı ekonomide gösteremediÄŸi ya da düzenleme ile geliÅŸme arasında doÄŸru orantı bulunmadığı sonucu çıkarılabilir.
12 Pek de neÅŸeli olamayan bu dünya turu özellikle, Sınırsız Gazeteciler (RSF) kuruluÅŸunun 2001 tarihli "İnternetin Düşmanları" adlı raporundan derlenmiÅŸtir: "the Enemies of the İnternet", http://www.rsf.fr/uk/html/internet/ennemis.html ; bu konuda ayrıca bkz: İnsan Hakları İzleme Grubu (HRW), "Freedom of Expression on the İnternet", http://www.hrw.org/wr2k/Issues-04.htm ; Küresel İnternet Özgürlüğü Kampanyası (GILC - İnternet ve ifade özgürlüğü konusuna duyarlı bir çok uluslararası sivil toplum kuruluÅŸunu bir araya getiren ve bu yüzden bir çok hükümet ve Avrupa Parlementosu üzerinde belli bir gücü olan bir kuruluÅŸ), "Regardless of Frontiers / Protecting the Human Right to Freedom of Expression on the Global İnternet", http://www.gilc.org/speech/report/ ; Açık Toplum Grubu (Open Society), Sansür ve İnternet raporu, http://www.soros.org/censorship ; ayrıca bu alandaki en eski ve etkili kuruluÅŸlardan biri olan Elektronik Sınırlar Vakfı’nın (EFF) geniÅŸ arÅŸivi, özellikle "sivil toplumun internet tarihi" hakkında çok kapsamlı bir bakış sunacaktır: http://www.eff.org/pub/
13 Gerek AB ENFOPOL sözleşme taslakları gerekse ayrıntılı analizleri için bkz. http://www.statewatch.org ; http://www.epic.org ; http://www.gilc.org/privacy/ ; http://www.cyber-rights.org vb. ; ayrıca özellikle bkz. "EU-FBI telecommunications surveillance system / The battle shifts to trying to undermine EU privacy", http://www.statewatch.org/news/2001/apr/07swdata.htm ve "EU governments to give law enforcement agencies access to all communications data", http://www.statewatch.org/news/2001/may/03Benfopol.htm
14 "Europen Committee on Crime Problems, Committee of Experts on Crime in Cyber-Space, Final Activity Report - Draft Convention on Cyber-Crime and Explanatory Memorandum Related Thereto - CDPC (2001) 2 rev", Strasbourg, 25 Mayıs 2001, http://conventions.coe.int/treaty/EN…bercrime27.doc (indirilebilir dosya)
15 Michael Ostwald, "Virtual Urban Futures", The Cybercultures Reader, der. David Bell - Barbara M. Kennedy, Routledge, 2000, sf. 672