<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Hukuk Sözlüğü yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html</link>
	<description>İnternetin Bilgi Platfotmu</description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 05:58:21 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>adil aşçıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-188</link>
		<dc:creator>adil aşçıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 12:07:54 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-188</guid>
		<description>AMME=KAMU. İşe anayasadan başlayalım.Anayasamızda kesinleşmiş mahkeme kararlarına hükûmetin ve bütün KAMU KURULUŞLARININ uyması zorunluluğu vardır.Bu ifade kamu dan resmi devlet kuruluşlarının urumarınınanlaşılması gerektiği sonucuna varıyoruz.Oysa AMME deyimim bir resmilik devlete aitlik anlamına gelmemektedir.Umum-herkes anlamını taşımaktadır.Örneğin,parklar,sinemalar,lokantalar sahibinin özel kişi ya da bir devlet kurumu olasına bakılmaksızın herkeseAMMEyeyerlerdir.-UMUMA-açık yerlerdir. AMME=KAMU kabul ederseniz sözü geçen alanları da KAMU ya RESMİ yerlerle bir tutmş olursunuz.Bu takdirde türban için geçerli olan yasak KAMU=AMME mantığı ile umuma açık yerlde de uygulanmak gerekir.Bu yüzden KAMU sözcüğünün tam olarak ne anlama geldiği dilcilerle bir incelemeye tâbi tutulmalıdır.Buna benze birçok sözcüğün gelişigüzen kulanılması,yani kapsam alanı,sıırları belirlenmeden kullanlması yalnız bireysel değil toplumsal anlaşmazlıklara da yol açabilmektedir.
 Bu vesile bireyler arasındaki uyuşmazlıkarın çokluğu yüzünden YARGI nın kötürümleştiği güncel bir konu haline gelmiştir.Buna karşı düşünülen önlemler arasında TAHKİM -hakemlik- ve İstinaf mahkemeleri fikri ortaya atılmaktadır.Tahkim de İstinaf-ara-mahkemeleri de sonuçta uyuşmazlıkları AZALTMAK yerine ÇÖZÜM MERCİLERİNİ ÇOĞALTMAKTAN başka bir şey olmayacaktır.
Uyuşmazlıklar YASAMA MECLİSİNİN yasaları yaparken HUKUKUN GENEL İLKELERİ yerine POLİTİK ÇIKARLARI yeğlemesinden,milletvekillerinin Hukuk bilgisinden yoksun oldukları gibi Hukukçulardan yararlanmakta da isteksiz olmaları ya da kendi politik amaçlarına hizmet edecek sözde hukukçulara başvurmasından ileri gelmektedir.Bu arada HUKUK DİLİne ve genellikle TÜRKÇE' ye de tam hâkim olamamaları toplumsal çıkar farklılılarının yarattığı uyuşmazlkları kat be kat artırmaktadır. Bunlara bir de yazılı basından televizyonlara,radyolara kadar kullanılan dil bozukluklarını eklersek bireylerin aralarıda anlaşmaları zorlaşır ve uyuşmazlıklar artar.
Dil'in önemini Alamya,Fransa çok iyi bildiği için topraklarındaki herkes için resmî dilin öğrenilmesini ZORUNLU kılıyor.Biz dilin toplumsa birleştiriciliğini anlayamadığımızdan hem bozulmasına seyirci kalıyoruz,hem isteyenin istediği dilde EĞİTİM görmesini yasallaştırıyoruz.Batılı kendi dilini okullarında öğretmeyi ve öğrenmeyi ZORUNLU kımakla yetinmeyip o dili dünyaya yaymaya çalışırken, biz Türkiye dışında da yüzmilyonlarca insanın konuştuğu TÜRKÇE yi nerede ise dışlıyoruz.
İtalyancayı DANTE,Almancayı GOETHE, Ispanyolcayı da CERVANTES gibi edebiyatçılar temsil etmektedir.Geri kalmışlık bir BÜTÜN dür.Ekonomiden edebiyata,felsefeye kadar uzanmaktadır.
Atatürk her alanda bize doğru yolu gösterdi.Ama hayatta en hakiki möürşidin bilim olduğunu bir türlü anlamak istemiyoruz.Türk Dil Kurumu nerede? Bilen var mı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>AMME=KAMU. İşe anayasadan başlayalım.Anayasamızda kesinleşmiş mahkeme kararlarına hükûmetin ve bütün KAMU KURULUŞLARININ uyması zorunluluğu vardır.Bu ifade kamu dan resmi devlet kuruluşlarının urumarınınanlaşılması gerektiği sonucuna varıyoruz.Oysa AMME deyimim bir resmilik devlete aitlik anlamına gelmemektedir.Umum-herkes anlamını taşımaktadır.Örneğin,parklar,sinemalar,lokantalar sahibinin özel kişi ya da bir devlet kurumu olasına bakılmaksızın herkeseAMMEyeyerlerdir.-UMUMA-açık yerlerdir. AMME=KAMU kabul ederseniz sözü geçen alanları da KAMU ya RESMİ yerlerle bir tutmş olursunuz.Bu takdirde türban için geçerli olan yasak KAMU=AMME mantığı ile umuma açık yerlde de uygulanmak gerekir.Bu yüzden KAMU sözcüğünün tam olarak ne anlama geldiği dilcilerle bir incelemeye tâbi tutulmalıdır.Buna benze birçok sözcüğün gelişigüzen kulanılması,yani kapsam alanı,sıırları belirlenmeden kullanlması yalnız bireysel değil toplumsal anlaşmazlıklara da yol açabilmektedir.<br />
 Bu vesile bireyler arasındaki uyuşmazlıkarın çokluğu yüzünden YARGI nın kötürümleştiği güncel bir konu haline gelmiştir.Buna karşı düşünülen önlemler arasında TAHKİM -hakemlik- ve İstinaf mahkemeleri fikri ortaya atılmaktadır.Tahkim de İstinaf-ara-mahkemeleri de sonuçta uyuşmazlıkları AZALTMAK yerine ÇÖZÜM MERCİLERİNİ ÇOĞALTMAKTAN başka bir şey olmayacaktır.<br />
Uyuşmazlıklar YASAMA MECLİSİNİN yasaları yaparken HUKUKUN GENEL İLKELERİ yerine POLİTİK ÇIKARLARI yeğlemesinden,milletvekillerinin Hukuk bilgisinden yoksun oldukları gibi Hukukçulardan yararlanmakta da isteksiz olmaları ya da kendi politik amaçlarına hizmet edecek sözde hukukçulara başvurmasından ileri gelmektedir.Bu arada HUKUK DİLİne ve genellikle TÜRKÇE&#8217; ye de tam hâkim olamamaları toplumsal çıkar farklılılarının yarattığı uyuşmazlkları kat be kat artırmaktadır. Bunlara bir de yazılı basından televizyonlara,radyolara kadar kullanılan dil bozukluklarını eklersek bireylerin aralarıda anlaşmaları zorlaşır ve uyuşmazlıklar artar.<br />
Dil&#8217;in önemini Alamya,Fransa çok iyi bildiği için topraklarındaki herkes için resmî dilin öğrenilmesini ZORUNLU kılıyor.Biz dilin toplumsa birleştiriciliğini anlayamadığımızdan hem bozulmasına seyirci kalıyoruz,hem isteyenin istediği dilde EĞİTİM görmesini yasallaştırıyoruz.Batılı kendi dilini okullarında öğretmeyi ve öğrenmeyi ZORUNLU kımakla yetinmeyip o dili dünyaya yaymaya çalışırken, biz Türkiye dışında da yüzmilyonlarca insanın konuştuğu TÜRKÇE yi nerede ise dışlıyoruz.<br />
İtalyancayı DANTE,Almancayı GOETHE, Ispanyolcayı da CERVANTES gibi edebiyatçılar temsil etmektedir.Geri kalmışlık bir BÜTÜN dür.Ekonomiden edebiyata,felsefeye kadar uzanmaktadır.<br />
Atatürk her alanda bize doğru yolu gösterdi.Ama hayatta en hakiki möürşidin bilim olduğunu bir türlü anlamak istemiyoruz.Türk Dil Kurumu nerede? Bilen var mı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>adil aşçıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-179</link>
		<dc:creator>adil aşçıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 11:09:12 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-179</guid>
		<description>Öztürkçeciyim ama ARZUHAL in DİLEKÇE şeklindeki türkçeleştirilmesi yanlıştır.Arzu-hal deki arzu istek,dilek ,birşey arzu etmek anlamına gelmemektedir.Arzetmekten sunmaktan gelmektedir.Bir HAL'in sunulması,ekonomide kullanıldığı gibi arzedilmesi (arz ve talep) gibi.Nitekim ekonomide arz yerine sunum kullanılmaktadır ki,bu doğrudur.
Arzuhalde,aslında ARZIHAL dir.Bir kimsenin halini arzetmesi sunmasıdır ki bunun ARZU-İSTEK-DİLEK le ilgisini göremiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öztürkçeciyim ama ARZUHAL in DİLEKÇE şeklindeki türkçeleştirilmesi yanlıştır.Arzu-hal deki arzu istek,dilek ,birşey arzu etmek anlamına gelmemektedir.Arzetmekten sunmaktan gelmektedir.Bir HAL&#8217;in sunulması,ekonomide kullanıldığı gibi arzedilmesi (arz ve talep) gibi.Nitekim ekonomide arz yerine sunum kullanılmaktadır ki,bu doğrudur.<br />
Arzuhalde,aslında ARZIHAL dir.Bir kimsenin halini arzetmesi sunmasıdır ki bunun ARZU-İSTEK-DİLEK le ilgisini göremiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>adil aşçıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-177</link>
		<dc:creator>adil aşçıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 10:58:54 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.1bilgi.com/hukuk-dersleri/12314/hukuk-sozlugu.html#comment-177</guid>
		<description>aynî ve aynî hakların karşılıkları tamamen doğru olduğuna göre AYN karşılığında da EŞYA,kullanılması daha doğru olurdu.
Diğer yandan ACİR benzeri sözcüklerin karşılı verilirken buların türevlerinin de belirtilmesi yararlı olur düşüncesindeyim.Aslında ben öztürkçeciyim.Ama 'ESKİ TÜRKÇE' YA DA 'oSMANLICA'nın hakkını da yremeyelim.Çünkü osmanlıcanın zenginliği sözcüklerin tüevlerinden ileri gelmektedir.Acir aslında Ecir den gelmekte ve ecri-misil de kira bedeline benzer bir karşılık olmaktadır.Bu acir aslında bir akittendoğmadığından -Kiradan farklıdır.Kirada kiracı ve kiralayan vardır(iki tarafından rızasının birleşmesidir).Ecirde genellikle rıza yoktur,fiili işğal vardır.O yüzden örneğin bir kimsenin başka birinin sahibi olduğu -bu devletin tasarrufu altındaki göl,arsa,dağ gibi- yerlere sahibinin rızası olmadan elkoyup kullananlara işğalci-şâğil- denir ve onlardan kira değil -ECRİMİSİL- İSTENİR.Kira aktinde kira bedeli de taraflarca belişrlendiği halde,ecrimisil Kamu kurumlarınca(devlet-belediye gibi) belirlenir.İşğal edilen yer özel mülkiyet alanında ise malik,ya da yargı tarafından belrlenir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aynî ve aynî hakların karşılıkları tamamen doğru olduğuna göre AYN karşılığında da EŞYA,kullanılması daha doğru olurdu.<br />
Diğer yandan ACİR benzeri sözcüklerin karşılı verilirken buların türevlerinin de belirtilmesi yararlı olur düşüncesindeyim.Aslında ben öztürkçeciyim.Ama &#8216;ESKİ TÜRKÇE&#8217; YA DA &#8216;oSMANLICA&#8217;nın hakkını da yremeyelim.Çünkü osmanlıcanın zenginliği sözcüklerin tüevlerinden ileri gelmektedir.Acir aslında Ecir den gelmekte ve ecri-misil de kira bedeline benzer bir karşılık olmaktadır.Bu acir aslında bir akittendoğmadığından -Kiradan farklıdır.Kirada kiracı ve kiralayan vardır(iki tarafından rızasının birleşmesidir).Ecirde genellikle rıza yoktur,fiili işğal vardır.O yüzden örneğin bir kimsenin başka birinin sahibi olduğu -bu devletin tasarrufu altındaki göl,arsa,dağ gibi- yerlere sahibinin rızası olmadan elkoyup kullananlara işğalci-şâğil- denir ve onlardan kira değil -ECRİMİSİL- İSTENİR.Kira aktinde kira bedeli de taraflarca belişrlendiği halde,ecrimisil Kamu kurumlarınca(devlet-belediye gibi) belirlenir.İşğal edilen yer özel mülkiyet alanında ise malik,ya da yargı tarafından belrlenir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
