5101 Sayılı Korsanlıkla Mücadele Yasası’nın Yayın Sektörüne Etkileri

|

I. GİRİŞ

Son zamanlarda ülkemizde korsanlık bir virüs gibi yayılmış, korsan kitap, kaset ve CD gibi ürünlerin satışı, orijinal ürünlerin satışını geçmiştir. Hal böyle olunca yayın, müzik ve sinema sektörü mali krize girmiş, bu sektörlerde yeni yatırım yapma imkanı kısıtlanmıştır. Bu durum ülkemizde özgün kitap, müzik ya da sinema eseri meydana getirilmesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Hemen belirtelim ki, yeni yasa esas itibariyle AB ve Amerika gibi dışarıdan gelen etkilerle çıkarıldı. Diğer bir deyişle, ülkemizde yayın, müzik ve sinema gibi sektörleri doğrudan ilgilendiren bir yasanın çıkarılmasında kendimize has hukuk politikaları belirlemek yerine, dışarıdan zorlamalarla ve birtakım tercümelerle meydana getirilen bir yasa ile karşı karşıyayız. Bu tespit, 1995 ve 2001 tarihlerinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) yapılan değişiklikler bakımından da geçerlidir.

Bugün fikri mülkiyet mevzuatımız şekillendirilirken uluslararası metinlerin dikkate alınması tabii ki gereklidir. Ülkemiz, köye dönüşen dünyanın bir parçası olduğundan, artık hiçbir uluslararası dengeyi gözetmeden bir yasanın şekillendirilmesi akıl karı değildir. Ancak bu yapılırken, ülkemizin sosyo-kültürel ve ekonomik şartları dikkate alınarak önce birtakım hukuk politikaları belirlenmeli, daha sonra bu politikalar doğrultusunda düzenlemeye gidilmelidir. Söz konusu politikalar belirlenirken, hak sahiplerinin bireysel çıkarları ile toplumun genel menfaatinin azami düzeyde dengelenmesine özen gösterilmelidir. Aksi taktirde sadece uluslararası sözleşmeleri ve AB’nin hukuki metinlerini tercümeden öte gitmeyen düzenlemeler, yarar yerine zarar getirebilir.

Bir yandan Ülkemizdeki korsanlığın dayanılmaz boyutlara ulaşması, diğer yandan AB’nin zorlamalarıyla hükümet ve Meclis harekete geçerek, korsanlıkla mücadelede yeni bir irade ortaya konulmuştur. Bu bağlamda KORSANLIKLA MÜCADELE YASASI olarak da bilinen, 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe giren ve başta FSEK olmak üzere, bazı yasalarda değişiklik yapan 5101 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu yasa yayıncı, dağıtımcı, müzik, sinema, radyo-TV kuruluşları, otel ve eğlence gibi umuma açık yerleri ilgilendiren hükümler taşımaktadır.

İlgili çevrelerin, yeni düzenlemeden beklentisi büyüktür. O kadar ki, ünlü sanatçılar ellerinde hazır bulunan kasetlerinin piyasaya sürümünü bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonraya ertelemişlerdir. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte korsanlığın sona ereceği beklentisi, bugün itibariyle büyük ölçüde karşılanmıştır. Ancak bu durumun geçici olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Sürekliliğin sağlanabilmesi için, mücadelenin de sürekli ve kurumsal düzlemde yapılması gerekir. Bu mücadelenin başarıya ulaşmasında devletin de menfaati bulunmaktadır. Zira korsanlıktan elde edilen gelirler kayıt içine alınarak, devletin her yıl trilyonlarca liralık zararı giderilmiş olacaktır.

Yeni düzenlemenin üç temel amacı bulunmaktadır: i) Korsanlıkla mücadele, ii) AB mevzuatıyla uyum, iii) Hak sahiplerini temsil eden meslek birlikleri ile eserleri kullanıcı konumundaki Radyo-TV kuruluşları arasındaki telif barışının sağlanması. İlk iki amaç birbiriyle örtüşmektedir. Zira AB’nin konuya ilişkin ülkemizden beklentisi zaten korsanlıkla mücadele ve veri tabanlarının korunmasıyla sınırlıdır. Yeni düzenleme ile her iki konuda da gerekli değişiklik yapılmıştır. Bu çalışmada esas itibariyle yeni yasanın, yayın sektörünü (yayıncılar ve dağıtımcılar) ilgilendiren hükümleri özet şeklinde ele alınacaktır

Previous

Tüketici Hukuku

Avrupalı Hamsiye Alışıyor

Next

Yorum yapın