Güle And İle Biad
Güle and ile biad
Anlat bana güzel! Anlat bana… AÅŸkın mı hüsnünden yaman, hüsnün mü aÅŸkından aÅŸkın? Hüsn ü aÅŸkı anlat bana… Vuslatın mı hicrinde gizli, hicrin mi vuslatında? Meramı anlat bana!.. Matem mi görünen şâdî, şâdî mi görünen matem? Rüyanı anlat bana… Dürr ile mercan mı taÅŸtır, taÅŸ mı dürr ile mercan? Cevheri anlat bana… Hayretim güzelliÄŸinde bîmâr, zulmetim nurunda peydâ. Derdi de dermanı da anlat; tabibi de fermânı da…
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehr-i dermânındadır
Söyle bana dünya! Söyle bana…
Uyanıkken uyuyanları söyle; konuÅŸurken bir ÅŸey söylemeyenleri de… Uyurken uyanık kalmayı söyle, susarken çok ÅŸey söylemeyi de… Zincirlerle, tasmalarla bend ettiklerini söyle bana; dilberlerle, civanlarla aldattıklarını da… Alaca çakallara peÅŸkeÅŸ çektiÄŸin aynalarımızı anlat, taÅŸlara nasıl çaldığını da… Eti kemiÄŸi bürünüp başına, kalbini ve ruhunu ıskalayanları say birer ikiÅŸer, seherleri uykuya bağışlayanları da… Bir damla merhamet için gözyaşının denizinde boÄŸulanları söyle…
Hemân ağlayı geldim âleme ağlayı gittim ben
San ol nilüferim kim suda bittim suda yittim ben
Yanıtla beni vehim! Yanıtla beni…
Geçip kaybolanın peÅŸinde miyim ben, yitip solanın içinde miyim?!.. Cevheri görünce arazı neyleyeyim; ya gerçeÄŸi buldukta sûreti?!.. Gül demine erince bülbülü neyleyeyim; neyleyeyim Azrâ çağında miskin Vâmık’ı?!.. Cemâle ersem derim, cenneti neyleyeyim?!.. Åžarâbı bunda bulsam Kevser’i neyleyeyim?!..
Ne bîm-i mihnet-i dûzah, ne ârzû-yı behişt
Åžarâb-ı ÅŸu’le-i havf u recâ nedir bilmem(¹)
Sor bana hayat! Sor bana…
Denize dalınca deli damlalara hayaller güzellemesi okuyayım mı; daÄŸlarca büyürse aÅŸkım raks urup yele vereyim mi?!.. YaÅŸarsa içimde mâşûk, âşıklık iddiasında kalayım mı; ölüyken âşık ölmeden öleyim mi?!.. Can bedende yük olur muydu cânân olmasa; ya cânân cisminde can içreyken gayrı can olmasa?!.. Kar beyazı günahlara mı kapılandım ben, kara büyülerce tevbelere mi?!.. İyiden sor bana hayat, kötüden sor bana. Gül dibinde büyüyen dikenlerden, dikenin mizacına gül rengini ekenlerden sor. FeleÄŸin binbir sûretinden sor, hayâlden ve hâbdan sor. ÂteÅŸ-i aÅŸktan sor; nakıştan, nakkâştan sor. Aynalar! Kırık bakmayın öyle yüzüme…
Ne diyem tevbeler olsun bu da fi’l-i ÅŸerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bedterdir
Oku bana tarîh!. Oku bana…
Tîn ve zeytin’i oku; emin beldelerden bahset. O beldede bir avuç arpa ekmeÄŸiyle yaÅŸayana öykünen midemin ÅŸunca doluluÄŸunu oku. Uhut’ta kutlu diÅŸi kırılanın, Tâif’te çediÄŸi kan dolanın dostlarını oku. Bir gün apansız ÅŸehre dönen Bilal’i oku, ezanı oku. Yaşıyor muyum hâlâ bu dünyada diyen Revâha’yı; tek hurma tanesini anneciÄŸine saklayan Kedilerin Efendisi’ni oku. Kusvâ-yı oku bana, Sebir’den yükselen ayı oku.
Talaa’l-bedrü aleynâ min seniyyâti’l-Vedâ(²)
Bildir bana sevgili! Bildir bana…
Kara yüzüm ve kan aÄŸlayan gözümle… Bazan durgun, bazan yorgun… Sırtımda daÄŸların çekmediÄŸi yük, günahım mecalimden de büyük… Kapından gayrı yok penahım, varsa elimde bir sermâye-i âhım… Boynu burulu, hem baÄŸrı daÄŸlı.. Kapına geldim, "Ümmetî!" dediÄŸin umuduna geldim.. Acep Efendim?!.. Acep efendim, bakar mısın defterimin karasına, yoksa itiverir misin onu elinin tersiyle. Bildir bana efendim, cennet mi yüzündür, yüzün mü cennet? Bildir bana ve bana cennetini bahÅŸ et.
UÄŸrarsa yolun bâd-ı sabâ ger Harameyn’e
Ta’zîmimi arz eyle rasûlü’s-sakaleyne(³)
(Gül yazılarının sonu)
_______________________________________