Demokrasi

Demokrasi Demokrasi…

Jean -François Kervégan

Çeviri: İsmail Yerguz.

Siyaset Felsefesi Sözlüğü

İletişim Yayınları

Bu sözcük M.Ö. V. yüzyılda Grek dilinde özel bir site örgütlenmesini belirtmek amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Kullanımı ve anlamı XIX. yüzyıldan beri büyük bir gelişme gösterir ve bu gelişmenin ölçüsü günümüzdeki devletlerin hemen tümünün kendilerini demokratik devletler olarak ilan etmeleridir. Ama bu yayılmaya bir statü değişikliği de eşlik eder: demokrasi artık herhangi bir rejim değildir ve her türlü siyasal rejimin alanı olmuştur adeta. Demokrasinin kuralcı bir ideallik statüsünü alması olgusunun nedeni bu kavramın artık tanımlanmış kurumlardan çok bir değerler bütününe denk düşmesidir: insan hakları. Dolayısıyla bu kavram, farklı kullanımlarının da gösterdiği gibi artık tamamen siyasal düzenle ilgili bir kavram değildir ve çok farklı siyasal projelerin ortak ve belki de biraz kapalı ve anlaşılmaz referansı olmuştur.

Antik demokrasi

Demokrasi yani demos sözcüğünün çok erken dönemde (gerçek siyasal topluluk ama aynı zamanda yoksul halk) aldığı ikili anlamlı "halk iktidarı" Yunanistan’da M.Ö. VI. yüzyıl sonundan itibaren geliÅŸmiÅŸ ve V. yüzyılda kabul ettirmiÅŸtir kendini; geleneksel, aristokratik ve kabilelere özgü bir düzen bunalımının yanıtı olmuÅŸtur.

Atina’da "demokrasiyle birlikte geliÅŸen" site (Aristoteles, Atina Anayasası, XXIII, 19), Solon reformları (M.Ö. 595′e doÄŸru) IV. yüzyıl yazarlarının daha sonra ortaya çıkan çok radikal düzenlere karşıt gördükleri "geleneksel demokrasi"nin yolunu açmıştır (Aristoteles, Politika, II, 12,2 ve V 5, 10; Isokrates, Areopagitika, s. 16 ve devamı). Bu reformlar, geleneksel kurumları düzenleyerek ve geniÅŸ yetkilerle donatılmış iktidarlara Dörtyüzler meclisini sokarak hem o döneme kadar kolektif yazgıyı tamamen elinde tutan aristokrasinin hem de o dönemde özellikle küçük çiftçilerden (siyasal alandan dışlanmış zanaatkarlar ve işçilerden) oluÅŸan "halk" denen bu yeni siyasal aktörün kabul edeceÄŸi bir rejimi tanımlamayı amaçlıyordu.

Ama bunlar son derece farklı bir deÄŸiÅŸiklik getirmiÅŸlerdir: bu deÄŸiÅŸiklik, en ünlüsü Perikles olan V. yüzyılın büyük demokrat siyasetçilerinin etkinlikleri sayesinde kabul edildiyse de kurumsal kadrosu Klisthenes reformlarıyla (M.Ö.507) belirlenmiÅŸtir. Bunlar aristokratik eunomia idealini izonomi’yle doldurmuÅŸlar ve sadece sivil eÅŸitlik deÄŸil özellikle bütün yurttaÅŸların siyasal eÅŸitliÄŸini de getirmiÅŸlerdir.

O döneme kadar egemen olan gentilices yapılarının yerine yurttaşların belli coğrafi birimlere (demes, trittyes ve kabileler) göre dağılımını getiren Klisthenes yeni bir siyasal insan vizyonu yaratmıştır. Onun reformu site hukukunu gerekli formaliteleri yerine getirmiş tüm yerliler arasında yaygınlaştırmakla kalmıyor belli bir istikrar kazanmış ve özel kuralları olan bir kamusal alan getiriyordu. Aynı zamanda; dinsel yapılarıyla siyasal yaşamları ve aristokratik Areopagos�un merkezi olan Agora temsil eder bu düşünceyi (H. Arendt, La Condition de l�homme moderne, s. 66 ve dev.; J.P. Vernant, Les Origines de la penste grecque, böl. 4).

Bundan böyle iktidar Solon’dan miras kalan Konseyi sadece sürekli, geniÅŸletilmiÅŸ bir komisyon iÅŸlevi gören ve yüksek devlet görevlilerini seçen Halk Meclisi’nin (Ecelesia) elindedir. YurttaÅŸların kurumlara, meclise, mahkemelere, yüksek devlet görevlerine katılımı yoÄŸun ve etkilidir. Tarihte ilk kez kamusal alanda kiÅŸisel ve kolektif kimlik oluÅŸmaktadır ve bu kimlik esas olarak aile ya da kabile kimlikleri deÄŸildir: demokrasinin doÄŸuÅŸu yeni bir birlikte yaÅŸam biçiminin doÄŸuÅŸudur ve buna "siyasetin yaratılması" eÅŸlik eder (C. Meier, Introduction à lanthropologie politique de la Gréce antique, s. 7-27).

Demokrasi hiç kuÅŸkusuz, zorbalık dönemleri de yaÅŸayan ve oligarÅŸi yanlılarının sürekli karşı çıktıkları partizan bir seçimdir. (Ps-Xenophon, Atinalıların Anayasası). Ama dayanağı, siyasal alanın ÖzerkliÄŸi ve üstünlüğü, sözün ve eylemin sahnesi (Demosthenes, Kherronesco Sorunları Üstüne, 72) rakiplerine bile kabul ettirmiÅŸtir kendini. Demokrasi polis’in özüdür ve Aristoteles’in bunu politeia yani "anayasal yönetim" ama aynı zamanda da kısaca "anayasa" olarak adlandırması sebepsiz deÄŸildir: sadece "nitelikli bir demokrat" (Politika, VI, 4, 14), onu sadece bir hizibin iktidarı yapan partizanca özelliklerinden arındırılmış (Platon, Yasalar III, 832 c), öteki rejimler gibi bir rejim.

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný