Dil Ve Zihin

DİL ve ZİHİN

İletiÅŸim çok karmaşık bir süreç ve bu süreci oluÅŸturan öğeler sayısız ama bu öğelerden bazıları bütün insanların yaÅŸamlarının ve insan oluÅŸlarının önemli bir parçası. İletiÅŸim Bilimini Temelleri’nde bu öğeler ÅŸu ÅŸekilde sıralanıyor : kaynak , ileti , ileti kodu , kodlama-kod açma , kanal , alıcı , iletiÅŸimin etkileri , yansıma , toplayıcı yankı (Haluk Yüksel :1988 ). Buradaki süreç öğelerinin hepsi birbirini tamamlayıcı ve bunları birbirinden ayırmamız olanaksız ama bunlardan biri bütün insanların kullandığı ve aynı derecede yakın olduÄŸu bir olgu : kanal( burada dil olarak sınırlandıracağız). Kanalın türü iletiÅŸimin nasıl gerçekleÅŸtiÄŸine göre deÄŸiÅŸebilir fakat burada bizi ilgilendiren bu kanallardan aÅŸağı yukarı her insanın kullandığı ve iletiÅŸim denilince ilk akla gelen unsur yani dil ve dilin karmaşık yapısı. İnsanlar için yemek içmek kadar yaÅŸamsal olan dilin belki de en önemli özelliÄŸi tek bir canlı türüne ve onun verimlerine ait olması ; insan zihninin bir ürünü ,taşıyıcısı ve ÅŸekillendiricisi olması. Bu haliyle dil insan zihninin karmaşık yapısı içinde birincil önemi olan bir unsur.

Dil yapısı gereği zihinle iç içedir; zihinle olan ilişkisi daha çok onun bir ürünü , bir çıktısı olması yönündedir. Zihni kısaca düşünce olarak sınırlandıracak olursak düşünce dilden bağımsızdır ve düşünceyi dilin varlık sebebi olarak kabul edilebiliriz.

İnsanlar dil olmadan düşünemezler mi ya da dili tam olarak kullanamayanlar zihinsel kapasitelerinin hepsini kullanamıyorlar mı? Bu sorulara çok kesin cevaplar vermek bizi yanıltabilir. Çünkü dil çok yönlü bir olgu ve bizim ona olan yaklaşımımıza göre konunun içeriği de büyük oranda değişiklik gösterebilir. Örneğin bu soruyu evet diye yanıtlayacak olursak dili tam olarak kullanamayan küçük çocuklar, dilsizler ve sağırların zihni kapasitelerini tam olarak kullanamadıklarını kabul etmiş oluruz ve dilin sadece insanlara özgü konuşma yetisi olan yönüne bakmış olacağız oysa dil sadece konuşma yetisinden ibaret değil .Konuşma yetisi dilin sadece bir yönü. Bunun yanında sağır ve dilsiz insanların da zihinsel kapasitelerini konuşma yetisine sahip olanlar kadar kullandıkları biliniyor. Küçük çocuklarda ile belli zihinsel kalıpların varolduğu ve bunların büyüdükçe geliştiği ve zamanla daha iyi kullanıldığı bilinen bir gerçek.

Dil ile düşünce arasındaki bir diğer ilişki , dilin düşüncenin şekillenmesinde ve iletilmesinde temel bir rol almasıdır.Bu ilişkiyi Beneviste şöyle açıklıyor :

“KuÅŸkuksuz konuÅŸulan biçimiyle dil “demek istediÄŸimzi” iletmek için kullanılır. Bu “demek istediÄŸimiz”,”kafamızdaki” ya da “düşüncemiz” diye ya da ruhsal yapı olarak .vb. dışında, kendi başına tanımlanması oldukça güç bir düşünce içeriÄŸidir . Bu içerik dile getirilebidiÄŸinde ve yalnızca bu durum içinde biçim alır. Her olanaklı anlatım İlk bakışta dil içine döküldüğü kalıplardan bağımsız olarak varolduÄŸu düşünülebilir ve bu kısmen de doÄŸrudur. Çünkü dil onu taşıyan göstergelerin öz niteliÄŸinden bağımsızdır. Bunun yanında bu göstergelerin belli bir toplumda , belli bir kültürel yapı içinde ve belli bir zaman diliminde oluÅŸtuÄŸu göz ardı edilmemelidir. Kullanılan göstergelerin düşünceyi ÅŸekillendirmesini bu anlamda yok sayamayız . ÖrneÄŸin kullandığımız dildeki göstergelerin bir çoÄŸu bizden önce oluÅŸturulmuÅŸ kalıplar ve biz bunları hazır olarak buluyoruz ve onları kullanarak bu göstergelerin oluÅŸturulduÄŸu düşünce iklimine katılıyoruz. Bu büyük oranda dilin devingen bir özellik taşımasından kaynaklanıyor. Dil canlı bir varlık olduÄŸu için sürekli deÄŸiÅŸiyor,tazeleniyor; eski göstergeler günümüze taşınıyor yenileri oluÅŸturuluyor ve bunlar etkileÅŸime giriyorlar.

Bir başka cihetten bakacak olursak dilin uzlaşışsal ve toplumsal bir olgu olması onun özünü açıklayacak nitelikte. Dil her şeyden önce belli bir toplum içinde ve onların ortak kabulleriyle ortaya çıkıyor. Örneğin trafik ışıkları: kırmızı ışık dur , sarı ışık hazır ol ve yeşil ışık geç anlamına geliyor. Neden kırmızı ışıkta değil de yeşil ışıkta geçiyoruz ya da neden sarı ışıkta durmuyoruz da kırmızı ışıkta duruyoruz. Buradaki göstergelerin anlamını belirleyen

nedir. Göstergelerin anlamını belirleyen bunlar arasındaki farklılıklar üzerindeki toplumsal uzlaşın olsa gerek. Toplumsal ve uzlaşışsal olması dilin en önemli özelliklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Sonuç olarak dil insanlığın bir parçası ve insanlıkla yaşıt bir olgu. Bunun yanı sıra zihinsel ürünlerin şekillendiricisi ve geleceğe taşıyıcısı da. Bu anlamda her dil kendi başına insanlığın geldiği son merhaleyi gösterebilecek bir varlık.

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný