Elektrik Motorları
Elektronik belki de en çok endüstride kullanılmaktadır. Bu yüzden endüstriyel elektronik adı altında bire elektronik dalı oluÅŸmuÅŸtur. Endüstriyel elektronik devreleri; endüstride insan kontrolünden daha hassas ve hızlı denetim gerektiren, insan için tehlikeli olabilecek yerleri kontrol eden ve bazı iÅŸlevler yapılması gereken yerlerde sıkça kullanılırlar. Bu örnekleri çoÄŸaltmak mümkündür. Endüstriyel elektronik devrelerine örnek verecek olursak; motor kontrol devreleri, ısı kontrol devreleri, ışık kontrol devreleri gibi genel adıyla kontrol devreleri, inverterler, konverterler (dönüştürücüler), sanayide kullanılan robotların elektronik bölümleri, ölçü aletleri… Kısacası aklımıza gelebilecek birçok elektronik devre bir yönüyle endüstriyel elektronik alanına girebilecek durumdadır.
Bir endüstriyel elektronik devresi ele alalım. Bu çok basit bir devreden çok karmaşık bir devreye kadar birçok devre olabilir. Burada olayın izahının kolaylığı açısından basit bir devre ele alacağım. Kontrol devreleri bir sistemi kontrol etmeye yarar. O sistem kompleks bir yapıya sahip olabileceÄŸi gibi (birçok çıktısı ve girdisi olan bir sistem), basit bir eleman da olabilir (bir ampul, bir elektrik motoru…) Genel olarak kontrol iki ÅŸekilde kontrol iÅŸlemini yapar.
• 1- Sistemin çıktılarına göre girdilerini kontrol eder. (Kapalı çevrim kontrol sistemi) Örnek: Bir buhar kazanı…
• 2- Sistemin çıktılarına bakmadan girdilerini kontrol eder (Açık çevrim kontrol sistemi)
Kapalı çevrim kontrol sisteminde, kontrol edilecek sistemin çıkışlarından örnekler alınır, bu örnekler bir referans bilgi ile kıyaslanır ve giriş bilgisi buna göre değiştirilir veya aynı kalır.
Açık çevrim kontrol sisteminde ise giriş çıkıştan bağımsız olarak değiştirilir. Bu sistem çıkış bilgisinin önemsiz olduğu veya çıkış bilgisinin örneğini almanın zor olduğu durumlarda uygulanır. Mesela fırınlarda bir kekin pişip pişmediğini algılayacak bir sensör henüz bulunamamıştır. Her kontrol sisteminde mutlaka en az bir tane kontrol elamanı kullanılır. Bu eleman kontrol edilecek sisteme göre değişir. Bir su akışı kontrol edilecekse su valfi, hava akışı kontrol edilecekse hava valfi, elektrik makinesi kontrol edilecekse elektronik elemanlar kullanılır. Elektronik elemanlar genelde; düşük güçler için transistor, yüksek güçler için tristör, triyak, yüksek frekanslar için fet, mosfet ve bunların türevleri olan gto vs. dir. Bu bölümde triyak ile kontrol edilen bir ampul devresini inceleyeceğiz. Bu devreye piyasada kısaca dimmer denilmektedir. Ama daha önce devrenin çalışma prensibine bir bakmak gerekir.
• Dimmerin çalışma prensibi:
Dimmer bir elektrik ampulünun akımını belli zamanlarda kesip belli zamanlarda vermek suretiyle o ampulde harcana gücü kontrol eder. Böylece ampulün parlaklığını istediğimiz gibi ayarlayabiliriz. Bu kontrolü triyak sayesinde yaparız. Triyak belli zamanlarda aktif belli zamanlarda pasif yapılır. Bu zaman aralıkları değiştirilerek ampulde harcana güç kontrol altında tutulabilir. İleride verilecek örnek devrede bu işlemin nasıl yapıldığı açıklanacaktır.
MOTOR KONTROL DEVRELERİ
AC ve DC’de çalışan motorların elektronik hız kontrolü büyük avantajlar saÄŸlar. ÖrneÄŸin; elektrikli matkabın devir sayısının kontrolü ile çeÅŸitli ortamlardaki çeÅŸitli malzemeler çok rahat delinebilir. Transformatör sargı tezgahında çalışan motorun da devir sayısı bu çeÅŸit devrelerle kontrol edilmektedir.
• 12 Volt ve 24 Volt’ta Çalışan DC Motorların Kontrolü:
DC akımla çalışan model trenler için geliÅŸtirilmiÅŸtir. Fakat baÅŸka DC motorlarda çalıştırılabilir. ÖrneÄŸin, modelcilerin çok kullandığı 12 volt DC gerilim ile çalışan motorlarla küçük bir sargı sarma tezgahı yapılabilir. Burada motor hızını kontrol eden P1 ayarlayıcısına bir pedal ile kumanda edilir. Küçük devirlerde motorun dönme momenti sabit kalmadığından devre güvenle kullanılabilir. Bu devre ile 12volt DC motor çalıştırılacaksa besleme uçlarına 12 volt AC gerilim uygulanmalıdır. ÅŸekil -1 ‘deki devre model tren regülatörü olarak kullanılacaksa besleme uçlarına 24 V AC gerilim uygulanmalıdır. Pals jeneratörü için gerekli DC besleme gerilimi , D2 diyodu ile , besleme geriliminden elde edilir. Yarım dalga doÄŸrultma nedeniyle pals jeneratörü sadece pozitif alternanslarda gerilim alır. Bu nedenle negatif alternanslarda tetikleme palsları üretilmez.D2 diyodunun nabazanlı DC gerilimi D1 zeneri ile sınırlandırılır. Bununla pratik olarak puls jeneratörünün sabit ve kararlı bir besleme alması saÄŸlanmış olur. Aksi takdirde gerilim deÄŸiÅŸmelerinde jeneratörün pals frekansı ve bununla da tetikleme açısıyla regülatörün çıkış gerilimi deÄŸiÅŸirdi. P1 potuyla pals frekansı bağımsız olarak ayarlanabilir. P2 trimpotu minimum devir sayısının belirlenmesini saÄŸlar. Potansiyometrenin her konumuna belirli bir devir sayısı karşılık gelmektedir. BilindiÄŸi gibi pals frekansı, UJT’nin B1 ve B2 baÄŸlantısı arasındaki gerilim deÄŸiÅŸtirildiÄŸinde azalıp çoÄŸalır. Bunun için motor uçlarındaki gerilim, bir gerilim bölücü üzerinden B1’e geri beslenir. Artan yükte motor devri düşmeye baÅŸlar. Motorun, tristör yalıtkan iken verdiÄŸi gerilim azalır. Böylece B1 pozitif gerilim azalır. Pals jeneratörünün çalışma frekansı artar. Tristörün ateÅŸleme zamanı ileri alınır. Yani tristör pozitif alternansın daha büyük bir kısmında iletken olur. Motora daha fazla güç aktarılır. Yük azaldığında ise çalışma öncekinin tersi ÅŸeklinde gerçekleÅŸir. Motor uçlarındaki gerilimin dolayısıyla B1 geriliminin artması, pals jeneratörünün çalışma frekansını azaltır. Tristör daha geç tetiklenir. Neticede regülatör, ayarlanan devir sayısına yaklaşık olarak sabit tutmayı baÅŸarır.
• 42 Volt’luk Şönt Sargılı Motorun Hız Kontrolu:
Devreye 6 amperlik şönt sargılı doÄŸru akım motorları takılabilir. Çünkü tristörün anma akımı 6 amperdir. Kullanılan motorun anma gerilimi 31 V olduÄŸu için devrenin besleme gerilimi 42 V AC seçilmiÅŸtir. Ancak hiçbir deÄŸiÅŸiklik yapılmadan devreye 24 V’luk motorlarda baÄŸlanabilir. Kutup sargısı için gerekli DC gerilim bir köprü diyot ile besleme geriliminden saÄŸlanabilir. J-K uçlarına baÄŸlanan bu devre ÅŸekilde gösterilmiÅŸtir. Regülasyon endüvi gerilimine göre yapılmaktadır. Regüle ayarı ile bu gerilim 2-32 V arası ayarlanabilir. Ancak bu gerilim deÄŸerleri arasındaki yük deÄŸiÅŸmelerinin regüle edilmesi mümkündür. Bu sınır dışında motor devir sayısı yük deÄŸiÅŸmelerinden çok etkilenir.2 volttan düşük gerilimlerde endüvi kayıplarından dolayı gerilimin büyük bir kısmı kaybolur. 32 volttan yüksek gerilimlerde ise regüle iÅŸlemi için gerekli olan regüle payı kalmaz ve besleme gerilim artmadıkça regülatör çıkış gerilimi 0 olur.
devrede tristör diğer devrelerden farklı bir şekilde bağlanmıştır. Bu durumda da tristör anoduna pozitif gelince tetiklenecektir. Tristörün anodu motorun endüvi uçlarına bağlıdır. Motorun diğer ucu ise şasededir. Şasenin (+) olmasının nedeni, regülatör ve tetikleme devrelerinin negatif çıkış verecek şekilde planlanmış olmalarıdır.
osi ltör kısmı D1 üzerinden besleme geriliminin (-) alternanslarını alır. Pozitif alternanslarda çalışmaz. Tristörün yalıtımda olduÄŸu alternansta tetikleme devresi de durur. Böylece tetikleme palsı üretilmez. D3 zeneri , gelen negatif alternansların tepelerini zener gerilimi seviyesinde keser. Böylece hem transistörler kararlı bir gerilim alır, hem de referans gerilimi , besleme gerilimi deÄŸiÅŸmelerinden etkilenmez. Referans gerilimin elde edildiÄŸi R8, P1 ve R9 gerilim bölücü dirençleri uçlarında saf DC gerilim elde etmek için bu devre uçlarını C2 baÄŸlanmıştır. C2 ÅŸarjının regülatör kısmına boÅŸalmasını engellemek için D2 konmuÅŸtur. Referans üreteci R8,R9 ve P1’den meydana gelir. R8 ile gerilimin üst sınırı , R9 ile alt sınırı ayarlanır. P1 ile bu ayarlanan sınırlar arasında gerilim ayarı yapılabilir. P1’in orta uç gerilimi R7 üzerinden T1’e gider. Bu transistör bir sabit akım kaynağı olarak C4’ü ÅŸarj eder. Böylece UJT osilatör çalışır. Tristöre ateÅŸleme trafosu üzerinden palsler göndermeye baÅŸlar. P1 potu ile orta uç gerilimi artırılırsa T1’in kollektör akımı artarak C4’ü daha çabuk ÅŸarj eder. Böylece UJT, tristöre birim zamanda daha çok pals gönderir. Bu da tristörün ortalama akımını arttırır.
devre ilk çalıştırıldığında motorun devri yavaÅŸ ,yavaÅŸ artarken uçlardaki gerilim minimumdan maksimuma doÄŸru yükselir. Bu gerilim R3 ve R4 üzerinden T1’1in emiterine geri beslemektedir. Bu nedenle motor ilk çalışmaya baÅŸladığında motorun ters gerilimii düşük olduÄŸundan T1’in emiterinde az bir negatiflik vardır. Fakat motor devri arttıkça ters gerilimde artar. T1’in emiterine gittikçe artan bir negatiflik uygulanır. Bunun sonucu T1’in kollektör akımı dolayısıyla UJT’nin pals sayısı azalır. Sonunda devre dengeye ulaşır. Yani P ile ayarlanmış devir sayısına ulaşılmıştır. Motorun her devir sayısı bu dengeyi bozar ve devre eski konumuna ulaşıncaya kadar UJT’ye daha az pals üretir. Çünkü motorun devir deÄŸiÅŸimi T1’in kollektör akımını deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. Motorların Hız Kontrolü kontrol devresi 220 V AC’de çalışır. Devrenin çalışma prensibi ÅŸekil-2’de verilen devrenin aynısıdır. Devre 0.5 amperlik endüvi akımına sahip bir motorla denendi. Fakat kullanılan tristör 1 amperlik motorları da çalıştırabilir. Bu tristörün ters tepe gerilimi 400 V’tur. Pozitif alternansta motorun ters indükleme gerilim, ÅŸebeke geriliminin maksimum gerilimine ilave olduÄŸundan tristörün doyum gerilimi yeterli deÄŸildir. Bunun için tristöre D4 seri baÄŸlanarak sadece negatif alternansların tristöre ulaÅŸması saÄŸlanır. Yalnız seçilen diyotun gerilim ve akım deÄŸerleri (600 V , 1 A) yeterince yüksek olmalıdır. EÄŸer daha yüksek gerilimli tristör kullanılırsa D4 takılmayabilir. R1’in deÄŸeri 5K/10W olarak seçilmiÅŸtir.D1 diyotunun da çalışma gerilimi de yüksek olmalıdır. R3’ün deÄŸeri ve gücüde yükseltilmiÅŸtir. (50K/1W) Regülenin geri besleme hattına C5 konmuÅŸtur. C5 motorun kollektör parazitlerinin regülatörü etkilemesini engeller regüle alanı1:30’dur.6-180 voltluk çıkış gerilimleri için geçerlidir.
Motor kontrol devre uygulaması günlük hayatta karşılaştığımız bir uygulama olan bir otomobil cam silecek motor kontrol devresini inceleyelim. Otomobil sileceklerinin ideal de yağmur şiddetine göre yavaş ve hızlı çalışması istenmektedir. Hatta bu sileceklerin hızının ayarlanma olanağının bulunması, kullanımı kolaylığının yanı sıra arzu edilen büyük bir özelliktir. Devre silecek motoru çalışma düzeni bilinen ve motor üzerindeki sıfırlayıcı kontakları çalışan tüm otomobillerde oldukça yüksek performansla çalışır.
devrede silecek motoruna 12 v DC gerilimi 2N4442 ‘nin tetiklenmesiyle uygulamış oluruz. RV1 ve RV2 trimpotları C1 kapasitörünün ÅŸarj zamanını deÄŸiÅŸtirdiÄŸinden sileceklerin hareket etmesi için geçen dead-time süresini tespit etmek için kullanılır. Yani birinci silmeden sonra ki bekleme süresini ayarlamak içindir. 2N4442 ‘nin tetiklenmesini 2N6027 saÄŸlamaktadır. 2N6027 bir UJT transistörüdür ve S1 anahtarının kapatılması ile ilk anda C1 kapasitörünün minimum ÅŸarj gerilimi yüzünden stand off durumundadır. C1 kapasitörü ÅŸarj olduÄŸundan 2N6027 ‘nin anodu katotuna nazaran daha pozitif olacak ve stand off durumundan iletime geçerek C1 kapasitörünün küçük deÄŸerli R3 ve R4 üzerinden deÅŸarj olmasını saÄŸlayacaktır. Bu anda 2N4442 iletime sokulacaktır. Burada ise otomobilin silecek motor devresindeki kontakların durumu önem kazanmaktadır. Silecek kolunun konumu ve ilkesini bilmek çok önemlidir. Åžimdi bunu anlatmak ve hata yapma olasılığını azaltmak gereklidir. Silecek kolu ilk anda sıfır konumundadır ve motor çalışmamaktadır. YaÄŸmur yaÄŸmaya baÅŸlayınca silecek kolu bir konumuna alınır. Silecek kolunda bulunan kontaklardan ( b) ve(c) noktaları kısa devre olur ve 12V bu kapalı kontaklar üzerinden motora uygulanır ve silecekler harekete baÅŸlar ve silecek kolu konum deÄŸiÅŸtirmediÄŸi sürece cam üzerinde silme iÅŸlemine devam eder.
YaÄŸmur ÅŸiddetini arttırdığı zaman b ve c kontak kolu -2- konumuna alınmak suretiyle kısa devre olur ve silecek motorundaki L1 sargısı devre dışı bırakılarak sileceklerin hızı arttırılır. YaÄŸmur hızı azaldığı zaman kol sıfır konumuna getirilir. Bu anda silecekler yerinde olmayabilir iÅŸte bu durumda motor üzerinde bulunan sıfırlayıcı kontaklar devreye girer . sıfırlayıcı kontak sadece silecekler yerine döndüğünde açık devre olur. Motor bobine giden 12V açık devre olduÄŸunda silecekler çalışmaz. Zaman devresi sadece sıfır konumunda çalıştırılacak ÅŸekilde tasarlanmış ve baÄŸlanmıştır. S1 anahtarı off konumunda iken silecekler çalışmamaktadır. S1 anahtarının on konumuna alınması ile çalışma baÅŸlar. 2N4442 iletime sokulur. 12V D1 ve 2N4442 ‘nin anot ve katotu üzerinden silecek motoruna uygulanır ve silecekler hareket eder. Sıfırlayıcı kontaklar kısa devre olarak D2 üzerinden bobinin 12V irtibatlanmasını saÄŸlar. Aynı zaman da bu 12V 2N4442 ‘nin katotuna da uygulanmış olur. Devre bu ÅŸekilde çalışmasına devam eder. Endüstride kontrol genelde anahtarlama yöntemi ile yapılmaktadır. Bunun sebebi (genelde fazla güç harcayan devreler kontrol edildiÄŸinden) güç kaybının önüne geçilmek istenmesidir. Bir transistörü anahtar olarak kullanırsak transistörün iki durumda çalışması söz konusu olacaktır. Transistörün kesim ve doyum bölgesi. Transistörü aktif bölgede kullanmayız. Çünkü transistör aktif bölgede güç harcamaktadır. Ancak pasif ve doyumda harcadığı güç minimum dur. Bu durumları inceleyelim.
• Pasif bölge:
Bu durumda transistör üzerinde maksimum gerilim bulunurken sadece sızıntı akımı akar. Sızıntı akımını ihmal edersek;
• P = Vec * Iec = Vmax* Is (Is = 0) P = 0
• Doyum bölgesi:
Bu durumda transistör üzerinde minimum gerilim bulunurken (saturasyon gerilimi) maksimum akım akar. Saturasyon gerilimini ihmal edersek;
• P = Vsat * Iec = Vsat * Imax (Vsat = 0) P = 0
• Aktif bölge:
Bu durumda ise transistör üzerinde hem belli bir gerilim , hem de belli bir akım mevcuttur. Harcanan güç ise;
• P = Vce * Ice kadardır.
Alçak güçlü devrelerde bu değer fazla önemsenmeyebilir. Ancak yüksek güçte bir devre kontrol edilecekse transistörde harcanan güç KW lar mertebesine kadar çıkar. Bu ise büyük bir problemdir. Anahtarlama yönteminde bile harcanan güç bizi rahatsız eder. İhmal ettiğimiz değerlerin yanı sıra elemanın bölge değiştirme sırasındaki harcadığı zamanda güç kaybı olur. (kesimden doyuma - doyumdan kesime).
STATİK ARIZA GİDERME/BAKIM YÖNTEMLERİ
Voltmetre kullanarak yaptığınız AC/DC ölçmeleri ,akım kaynağı kesildikten sonra ohm metre ile direnç ve bobinlerin sağlamlığı , kondansatörlerin kısa devre olup olmadığı tespit etmek statik ölçme yöntemlerindendir. Özellikle ohm metre ile yapılan R ve C ölçümlerinde sağlamlığı saptanacak parçaların bir uçları açığa çıkarılarak kontrol edilmelidir. Transistörlerde ise an az iki bacağı çıkarmalısınız. R ,C ve Transistör ölçerken ohm metrenin canlı uçlarını iki elimizle tutup , kendi dirençimizi ölçülecek dirence paralel olarak sokmamak gereklidir. aksi halde yüksek direnç değerlerinde yanlış ölçme yapabiliriz.
Gerilim ölçmelerinde voltmetrelerin doğru değer göstermesi için kullanılan voltmetrenin volt başına düşen direnç miktarı minumum 20000 ohm/V olmalıdır. Bir avometre ile ölçüm yaparken komütatörü ölçülecek değerinin bir üst sınırında tutmak gerekir. Alıcı sinyal girişine sinyal uygulandıktan sonra yapılan ölçme türüne de;
• DİNAMİK ARIZA BULMA YÖNTEMLERİ
Bu yöntemde iki yolla yapılabilir.
• Sinyal Enjeksiyon
• Sinyal transfer ,ile yapılan ölçme yöntemi
Sinyal enjeksiyon yönteminde ;ilkin transistörlü bir multi vibratör çıkışından elde edilen kare dalgaya yakın bir sinyal ;alıcının çeşitli sinyal giriş yerlerine uygulanarak katlarda sinyal geçirmeyen yerler bulunur.Sinyal izleme yöntemindeyse alıcının anten girişine bir R.F. sinyal genaratöründen modüleli bir sinyal uygulanır. Sinyal traser lambalı veya transistörlü ses frekans amplifikatörü olup bu amplifikatör girişinde ise kristal diyod yardımiyle yapılmış bir dedektör bulunmaktadır. Sinyal traser yardımıyla mikser çıkışından başlamak suretiyle hoperlöre kadar sinyalin gelip gelmediği kontrol edilir. Kullanılan m.vibratörün frekansı 1.5 KHz kadar olmalı, krokodil bağlanan uç alıcının şasesine tutturulmalıdır
TRANSİSTÖRLÜ RADYO ARIZALARI:
Bir süperheterodoin radyo alıcısının arıza yapma oranının azaltmak için aşağıdaki belirtmeye çalıştığımız şartlara dikkat edilmesi gereklidir.
• 1. Alıcının ÅŸasesi (plaketin bulunduÄŸu bölüm), kasasından kolaylıkla sökülüp takılabilmeli…
• 2. Bozulan direnç, kondansatör, transistör ve trafonun ÅŸase üzerinde daha önceden belli bir plan dahilinde yerleÅŸtirilmiÅŸ olması gereklidir.
• 3. Alıcıda kullanılan direnç ve kondansatörlerin toleransları %4-5 civarında olmalı, özellikle transistör elemanları arasındaki sızıntı dirençleri çok büyük olmalıdır.
• 4. Gerek radyonun montajı yapılırken, gerekse onarım esnasında 100 Watt’lık havya kullanılmamalıdır. BU güce sahip bir havya devre üzerindeki bakır plaketini bozulup iÅŸ görmemesine sebep olabilir. bakır yollar yanarak sızıntı dirençleri doÄŸurabilirler. (Bu öneri sadece radyo tamiri için deÄŸil bütün elektronik devrelerin tamiri için bir tavsiyedir )
• 5. Gerçekte bir tamir esnasında en önemli husus tamir edilecek devrenin ÅŸemasının olması gerekliliÄŸidir.
.1-SÜPERHETERODİN ALMAÇLAR VE TELEVİZYON DİZGELERİ
• 1.1-Frekans Bölmeli Çoklama
İletişimde, bilgi işareti bir noktadan diğer bir noktaya bir iletim ortamı kullanılarak gönderilir. Bu iletim ortamı, telefon haberleşmesindeki gibi bir iletim hattı (kablo) olacağı gibi, radyo yada televizyon haberleşmesindeki gibi uzay da olabilir.Gönderilecek olan işaretin bant genişliği çoğunlukla iletim ortamının bant genişliğinin çok küçük bir bölümünü oluşturur.Bu nedenle iletişim ortamından tek bir işaretin gönderilmesi büyük bir savurganlık olur.
Özellikle uzay gibi tek olan bir ortamının tek bir kullanıcı tarafından kullanılması düşünülemez.Ancak, aynı frekans bantını kapsayan birden çok işaretin birbirlerine eklenerek tek bir iletim ortamından gönderilmesi olası değildir.Çünkü bu işaretlerin almaç tarafından birbirlerinden ayrılması olanaksızdır.
Bu sorun şöyle çözülebilir : Birbirleriyle aynı frekans bantını kapsayan işaretlerin frekans yörüngeleri birbirlerine göre aynı frekans bantlarına kaydırılırlar.Böylece birbirleriyle çakışmayan frekans bantlarını kapsayan işaretler elde edilmiş olur.Bu işaretler zaman bölgesinde toplanarak tek bir iletim ortamı üzerinden gönderilirler.Ayrı frekans bantlarını kapsayan bu işaretler alıcı uçta süzgeçler kullanılarak birbirlerinden ayrılırlar.Daha sonra birbirlerinden ayrılmış olan bu işaretlerin frekans görüngelerin ilk kapladıkları frekans bantına kaydırılır.Bu biçimde birden çok işaret tek bir iletim ortamı kullanılarak gönderilir ve alıcı tarafta ayrı ayrı elde edilebilir.Değişik işaretlerin değişik frekans aralıklarını kullanması ilkesi Frekans Bölmeli Çoklama olarak adlandırılır.Frekans Bölmeli Çoklama kullanılırken işaretler zaman bölgesinde birbirleriyle karışmış durumdadır.Ancak her biri başka frekans bantını kapsadığı için frekans bölgesinde kendi özdeşliklerini korurlar ve istenince uygun süzgeçler kullanılarak birbirlerinden ayrılırlar.
Frekans bölmeli çoklama elde edebilmek için işaretlerin ayrı frekans bantlarına kaydırılmaları işaretlerin frekansları ayrı sinüsoidaller ile çarpışması ( ve gerekirse uygun süzgeçlerden geçirilmesi ) ile sağlanır .Bu ise işaretin çift yan bant genlik modulasyonuna uygulanmasından başka bi rşey değildir .İşaretler almaçta birbirlerinden ayrıldıktan sonra, ilk frekans bantlarına geri kaydırılması işide Çyb modüle edilmiş işaretin demodülasyonu demektir. Bu tür frekans kaydırmalarda işaretin frekans görüngesi değişmez,yalnızca yeri değişir Frekans kaydırma işlemi başka biçimde de yapılabilir. Örneğin,bilgi işaretiyle bir sinüsoidalin frekansını modüle ederek de işaretin görüngesi taşıyıcı frekansı Wo etrafındaki frekans bantına taşınır. Bu taşıma sırasında işaret bir dönüşüme uğrar,frekans görüngesini biçimi ve bant genişliği değişir. Bu işlem frekans modülasyonundan başka bir şey değildir. Frekansı kaydırılmış ve dönüştürülmüş işaretin yeniden ilk bantına kaydırılması ve eski biçimine dönüştürülmesi ise bu FM işaretinin demodülasyonudur.
Frekans bölmeli çoklama için gereken frekans kaydırma işlemi modülasyon işlemi yoluyla sağlanmış olur. Modülasyon işlemini gerekli kılan önemli nedenlerden biri frekans bölmeli çoklama yapabilmektir. Modülasyonu gerektiren diğer önemli bir neden de işaretin iletim ortamında iletimine uygun bir biçimde sokulmasıdır. Böylece ,modülasyon işlemi yoluyla hem frekans bölmeli çoklama hem de işaretin iletime uygun biçime sokulması gerçekleştirilmiş olur.
Frekans bölmeli çoklama konusuyla ilgili bir örnek verecek olursak ; Bir iletim ortamı (örneÄŸin uzay) kullanarak, aynı anda n tane, her biri Wm rad/sn’ye bant sınırlı, iÅŸaret göndermek istediÄŸimiz,modülasyon türü olarak (ÇYB yada normal) Genlik Modülasyonu kullanıldığını varsayalım. Aynı örnek diÄŸer modülasyon türleri kullanılarak da incelenebilir. Bu n iÅŸaretin taşıyıcı frekansları W1,W2,….,Wn olan n tane sinüsoidalin genliÄŸini modüle edilmiÅŸ her bant geniÅŸliÄŸi 2Wm olan ve merkezi W1 (yada W2, yada W3 ,….,yada Wn ) olan bir bantını kapsar. Buna göre,deÄŸiÅŸik frekans görüngelerinin birbirleriyle çakışmaması için taşıyıcı frekansları W1 ,W2 ,….,Wn’nin birbirlerinden enaz 2Wm rad/sn uzakta olması gerekir.
Bu işaretler frekans bölmeli çoklanarak tek bir göndermeç tarafından iletim ortamına verilebileceği gibi, başka göndermeçler tarafından iletim ortamına verilebileceği gibi, başka göndermeçler tarafından iletim ortamına verilmişde olabilir. Her iki durumda da iletim ortamındaki işaret aynıdır.İletim ortamındaki n işaretin tümünde tek bir almaç tarafından alınabileceği gibi her biri ayrı birer alıcı tarafından alınabilir.
işaretlerin tümünün tek bir verici tarafından gönderildiği ve tek bir almaç tarafından alındığı durum gösterilmiştir.
Her işaret göndermeçte modüle edilerek istenilen frekansa kaydırılır.Çakışmayan frekans bantlarını kapsayan modüle edilmiş işaretlerin toplamı iletim ortamına verilir.Almaçta ise belli bir işareti almak için o işaretin frekansına merkezlenmiş bir bant geçiren süzgeç konur. Bant geçiren süzgeç çıkışında yalnızca işaret vardır.Bu işaretten,demodülasyon yolu ile ,ilk bilgi işareti elde edilir.
Gerçekte uzayın bir iletim ortamı olarak kullanımı bir frekans bölmeli çoklama uygulamasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.Tüm elektromanyetik yörünge 1 ile 100 Khz’den 100Ghz’e kadar, çok deÄŸiÅŸik iletim türleri için aynı anda kullanılmaktadır.Her kullanıcı istediÄŸi iÅŸaretin bulunduÄŸu frekans bantına geçiren ve diÄŸer tüm iÅŸaretleri söndüren bir bant geçiren süzgeç ile istediÄŸi iÅŸareti demodüle edebilecek bir almaç kullanılır.Bu iÅŸlem sırasında almaçlar birbirlerinden etkilenmezler.Burada önemli olan iÅŸaretlerin frekans frekans görüngelerinin çakışmamasıdır.Görüngelerin çakışmaması, uluslar arası iletiÅŸim kuruluÅŸları tarafından deÄŸiÅŸik amaçlar için öngörülen frekans dilimlerinin kullanılması ile saÄŸlanır. ÖrneÄŸin,160 Khz - 250 Khz uzun dalga GM yayınına, 550 Khz - 1600 Khz orta dalga GM yayınına ve 6 Mhz - 26 Mhz bantı içinde bir takım frekans dilimleri kısa dalga GM yayınına ayrılmıştır.88 Mhz ile 108 Mhz arası FM (yada çok kısa dalga) yayımına ayrılmıştır ve bu bantta her radyo istasyonuna 200 Khz’lik bir bant verilmektedir.
__________________
06 Nisan 2008, 05:30 tarihinde.
Ya ben calşma düzenını aradım bula ma dım onu eklersenız memnun olurum