Önsöz

ÖNSÖZ

Afganistan Orta Asya’nın kalbinde yer alıp 5000 yıllık bir tarihe sahiptir. Büyük imparatorlukların dikkatini çeken bu ülke tarih boyunca bir çok savaÅŸ yaÅŸamıştır. İmparatorlukların bu ülkeye savaÅŸ çıkarmalarının amacı ilk baÅŸta Hindistan’ı ele geçirmek ve bu amaçlarına ulaÅŸmak için Afganistan’ın stratejik konumundan yararlanıp oraya nüfuz etmektir. Ayrıca ülkenin zengin yer altı kaynaklarına hakim olmak ve Asya’daki ülkeleri kendi kontrolü altında tutmaktır. Bu savaÅŸlar beraberinde bir takım yaÄŸmaları da getirmiÅŸ, ülkenin ilerlemesine engel olmasına neden olmuÅŸtur diyebiliriz. Bu ülkedeki geliÅŸmeler halkının dini hayatında tasavvuf ve tarikatlar çok etkili olmuÅŸtur. Edebiyat ve eÄŸitim Gazneliler, Timuriler ve Selçuklular zamanında yaygınlaÅŸmış büyük bir kitleye ulaÅŸmıştır. Bu dönemlerde büyük ÅŸair, edip ve yazarlar yetiÅŸmiÅŸtir. Modern eÄŸitim ve öğretim araç ve gereçleri son dönemlerde ülkeye girmiÅŸtir. Taliban’ın iktidara geliÅŸiyle eÄŸitim ve öğretime büyük darbe indirilmiÅŸ okular kapatılmış, sadece geleneksel din eÄŸitimi verilmiÅŸtir. Geçici hükümet yeniden modern eÄŸitim ve öğretime geçiÅŸ arayışı içerisindedirler.

Çalışmamız üç bölümden oluÅŸmakta, birinci bölümde Afganistan’ın tarihçesi, coÄŸrafyası ve ekonomisi; ikinci bölümde ise, Afganistan’da sosyal yapı ve gruplar, aile yapısı, örf, adet, sanat; üçüncü bölümde ise, dinî hayat , eÄŸitim, din eÄŸitimi, mezhep ve tarikatlar hakkında bilgi verilmiÅŸtir.

Araştırmamızın tezimizin hazırlanmasında yardımcı olan Afganistanlı arkadaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkürü bir borç biliyorum.

Ayrıca bizim öğrenim görmemiz için Afganistan-Türkiye arasında aracı olan Türkiye Diyanet Vakfına teÅŸekkürü bir borç bilirim. Çalışmamız boyunca bizden yardımını esirgemeyen ve her konuda bize destek olan deÄŸerli hocamız Yrd. Doç. Dr. Ramazan Buyrukçu’ya ve bu tezimin hazırlanmasında katkısı bulunan arkadaşım Cengiz Titiz’e ve beni eÄŸiten aileme teÅŸekkürü bir borç bilirim.

GİRİŞ

I. Konunun belirlenmesi ve sınırlandırılması:

Afganistan’ın tarihi çok eskilere varır ve üzerinde bir çok imparatorluklar, devletler kurulmuÅŸlardır. Yer altı kaynakları bol olan Afganistan, stratejik bakımdan da önemli bir yere sahiptir. Günümüze kadar Afganistan gerek ekonomik yönden gerekse ilmi ve teknolojik yönden geliÅŸmeyi bir türlü baÅŸaramamıştır. Bu coÄŸrafyada aynı zamanda bir çok edibler, ÅŸairler ve yazarlar yetiÅŸmiÅŸtir. İslam’dan önce Budist eÄŸitim verilirken, daha sonra İslami eÄŸitime geçilmiÅŸtir. Emir Åžir Ali Han zamanında eÄŸitim alanında ilk modernleÅŸme çalışmalarına baÅŸlanmıştır. Amanullah Han zamanında ise eÄŸitim ve öğretime çok önem verilmiÅŸtir. Komünistler zamanında ise modern eÄŸitim en parlak dönemini yaÅŸamıştır. Mücahitlerin yönetimi ele geçirmesiyle din eÄŸitimi ön plana çıkmıştır. Taliban’ın geliÅŸiyle modern eÄŸitim tamamen kaldırılmış ve geleneksel din eÄŸitimi verilmiÅŸtir. Geçici Karzai hükümetinin kurulmasıyla modern eÄŸitim tekrar ön plana çıkmıştır.

Afganistan hakkında genelde yapılan araÅŸtırmalar saÄŸlıksız ve doÄŸrudan araÅŸtırılarak kaynağından yapılmamıştır. Ülkede PeÅŸtunların haricindeki etnik grupların tarihi eserleri yakılmış ve sadece PeÅŸtunların Farsça-PeÅŸtuca eserleri günümüze kadar ulaÅŸabilmiÅŸtir. Afganistan’la ilgili araÅŸtırmalarda bu sebepten sadece PeÅŸtun kaynaklarına dayanmaktadır.

Bizde bu çalışmamızda Afganistan’ın farklı bir boyutunu göstermeye çalıştık. Bu araÅŸtırmamızda özellikle Afganistan’ın sosyal yapısı ve eÄŸitim sahalarına ağırlık verilmiÅŸtir.

II. Konunun Araştırmasında Kullanılan Metot:

AraÅŸtırmamızda Afganistan’ın ekonomi, eÄŸitim gibi konularında Farsça, Türkçe kitaplardan yararlanılmıştır. Ayrıca örf-adet gibi konularda kendi bilgilerim ile Afganistanlı arkadaÅŸlarımın bildiklerinden de istifade edilmiÅŸtir.

Bu çalışmamızda özellikle Afganistan hakkında yapılan Farsça ve Türkçe eserlerden yararlanılmıştır. Fakat Eğitim ve Din Eğitimi, Mezhepler ve Tarikatlar konusunda kaynak teminin de güçlük çektik. Umarız ki bu çalışmamız bundan sonra yapılacak olan çalışmalara ışık tutar ve bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenlere faydalı olur.

I.BÖLÜM

AFGANİSTAN’IN COÄžRAFİ, TARİHİ VE EKONOMİK KONUMU

1- CoÄŸrafi Konumu

Ortaasya , Hindistan ve OrtadoÄŸunun kesiÅŸtiÄŸi bir alanda bulunan Afganistan 650.000. km2 yüzölçümü ile kuzeyden Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, doÄŸudan Çin (DoÄŸu Türkistan), güneyden de Pakistan ve batıdan da İranla komÅŸudur. Kuzeyden üç Ortaasya Cumhuriyeti ile 2000 km, güneyden Pakistanla 1700 km’lik bir sınırı paylaÅŸmaktadır. Ülkenin en batısıyla en doÄŸusu arasındaki mesafe ise 9000 km’dir. DaÄŸlık bir ülke olan Afganistan’ın en büyük kentleri sırasıyla Kabil, Kandahar, Herat, Mezarı Åžerif, Kunduz, Celalabad, Faryab’dır. [1]

Afganistan doÄŸudan İncevahan koridoru ile 240 km ile birlikte doÄŸu batı yönünden yaklaşık 1280 km, kuzeyden güneye 970 km uzunluÄŸundadır. DoÄŸudan güneye Pakistan sınırı 1810 km, Batıdan İrana 816 km, kuzeyden Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan 1680 km dir. Hiç kıyısı olmayan Afganistan’a en yakın deniz 480 km güneyde olan Umman Denizi’dir. Kuzeydeki yayla büyük ölçüde çöller ve yarı çöllerle kaplıdır. İki bölge arasında Himalaya daÄŸlarının uzantısı olan HindukuÅŸ daÄŸlarını da içine alan 414.400 km2 daÄŸlık alan bulunur. Genel olarak yarı kurak, bozkır ikliminin egemen olduÄŸu Afganistan’da kışlar çok soÄŸuk yazlar ise çok sıcak geçer. Ancak oradaki daÄŸlık bölgelerde kutup altı kuÅŸağı özellikleri görülür. Kışlar dondurucu, yazları kısa ve serin olur. Güney batıdaki Celalabad’ta Temmuz ayı sıcaklığı zaman zaman 49Co ulaşır. [2]

Afganistan ve Güney Türkistan hududları Anglo-Rus ittifakı tarafından tayin edilmiÅŸtir. Pakistan ile Duran hattı ve İran’la sınırlar çizilmiÅŸtir. Kuzeyden Amu Derya’sıyla Türk Cumhuriyetleri ile sınır olmuÅŸtur. Güney Türkistan büyük Türkistan’ın bir parçasıdır. Güney yani Pakistan’la Afganistan sınırı olarak bilinen Durran hattını Regway ve Durrand isminde iki Anglo tayin ederken İranla Afganistan sınırını Fahreddin PaÅŸa çizmiÅŸtir. Bu belirlemeyle Horasan ÅŸimdiki Afganistan ve Güney Türkistan topraklarında olmasına raÄŸmen MeÅŸhed ili dahi İran’a bırakılmıştır. [3]

Güney Türkistan’ın % 60’ı ekilir. Geri kalan kısmı ise sarp daÄŸlıktır. HindukuÅŸ daÄŸları Tirbendi Türkistan ve Baba daÄŸları gibi çeÅŸitli isimlerle kuzeydoÄŸudan kuzeybatıya uzanıp Afganistan’ın belkemiÄŸini oluÅŸturur. Orta kısım baÅŸÅŸehri Bamyan yazları çok serin olup, Hazara Türkleri yaÅŸamaktadırlar. Kuzeyde ise Türk boyları Turanlılar ikamet etmektedir.[4]

Irmaklar: Türkler her nerede yaÅŸadıysa ırmaklara yakın yerlerde ikamet etmiÅŸlerdir. Bunlardan biri de Amu Derya ırmağıdır. Amu Derya Afganistan’daki Pamir DaÄŸlarından baÅŸlayıp Tacikistan, Özbekistan, Tükmenistan’dan geçerek Aral gölüne dökülür. UzunluÄŸu 2400 km’dir. Kökçe ırmağı ise Pamir dağından baÅŸlar. Kunduz ırmağı Hazaracat Bamyan’ından geçip Amu Derya ırmağı ile birleÅŸir. UzunluÄŸu 480 km’dir. TaÅŸkorgan ırmağı Hazaracat’tan baÅŸlayıp Ergenekon çöllerine kadar varır. UzunluÄŸu 190 km’dir. Belh ırmağı Hazaracattan baÅŸlayıp tarihi Belh ÅŸehrine akar ve uzunluÄŸu 480 km’dir. [5] Serpul ırmağı Orta Türkistan’daki daÄŸlardan süzülerek Şıbırgan’a akar, uzunluÄŸu 320 km’dir. Kaysar ırmağı Türkistan daÄŸlarından baÅŸlayıp Maymane ve Andhoy’a dökülür. UzunluÄŸu 320 km’dir. Herat ırmağı HindukuÅŸ daÄŸlarından baÅŸlayıp İran’dan geçip Türkmenistan’a dökülür. UzunluÄŸu 650 km’dir. Margab ırmağı Tribendi Türkistan’dan baÅŸlayıp Afganistan’dan geçip, 700 km. Afganistan, 700 km de Türkistan’dan geçer. Hilmend ve Argandap ırmakları Hazaracattan baÅŸlayıp İran topraklarına akar. Hilmen ırmağının uzunluÄŸu 1300 km, Argandap ırmağı 56 km’dir. Kabil ırmağı Kabil daÄŸlarından baÅŸlayıp Pakistan topraklarında Sın ırmağı ile birleÅŸir. UzunluÄŸu 350 km’dir. [6]

Ülkenin büyük kısmı ise ilkbahar yağmuru ile sulanır. Ülkenin gerçek ormanları güneyde yer alır. Orta kesimdeki dağlarda fıstık ağaçları yetişmektedir. [7]

Afganistan’ın komÅŸuları ile ticari ve gidiÅŸ geliÅŸte ÅŸu gümrükler kullanılmaktadır; Pakistan’la sınır olan Celalabad kentinde Hayber gümrüğü, İran ile İslamkala , Türkmenistan’la iki gümrük olup birisi Heratta Turgundi ve Faryab ilçesi Andhoy’da Akina, Özbekistan sınırında Hayratan, Tacikistan sınırında ise Åžirhanbender gümrükleri bulunmaktadır.

2- Afganistan’ın Tarihçesi

M.Ö.4000 yıllarda Baktariya devleti ve daha sonra ise Pars,Yunan,Hint, Arap,sonrası ise Türkler bağımsız devletlerini ve MoÄŸollar da Afganistan’da devlet kurmuÅŸlar. İpek yolunu oluÅŸturan Afganistan 240 sene önce bağımsız bir devlet olarak Ahmet Han tarafın dan kuruldu.[8]

Elli bin yaşındaki Tutan Afganistan olur mu? 1900’lerden önce tarihlere bakarsak Afganistan adına bir memleket yoktur. Bu günkü Afganistan adıyla tanınan ,eskiden Turan veya Baktaria, Atlı Göçebeler , Diyari Atlı Akıncılar imparatorluÄŸu ,İskitler,Setler, ve Sakalar. Ülkesi, Partlar, Sartlar, Baktaria, Belh, Horasan, Güney Türkistan yani Turan zemin olarak biliniyordu. Bu topraklarda hakimiyet kuranların hükümdarları kendilerinin ve sülalelerinin adıyla tanınmaktaydı. Hakhamansahilar, Siyungunlar, Hunlar, OÄŸuzlar, KuÅŸaniler, Samaniler, Åžeybaniler, Harezmi , Sahiler, Gazneliler, Guriler, Selçuklular, AvÅŸarlar, Timuriler, Baburiler olarak tanınıyordu .Demek ki orası Türk toprağı ve Türk ülkesiydi.[9]Amerikalı Prof. Lvis Pres’e göre Afganistan Arapça “fıgan” kelimesinden türetilmiÅŸtir. Fıgan kelimesi “İnlemek” demektir[10]

DR. Murat Argun Afganistan hakkında şöyle söylemekte”Afganistan tarih boyunca çeÅŸitli isimlerle anılmıştır. Bir zamanlar Turan diye anılan bölge için deydi. Afganistan’da gerçekten eski Türk devletleri burada kurulmuÅŸtur. Bu günkü Afganistan güneyde ki Sistan vilayetinin ismi Saka Türklerinden kalmadır. Hazarpes ve Kapisa bölgelerine hakim olan KuÅŸaniler baÅŸÅŸehri ise Bamyandı. Kabil ise Yefteliler(Ak Hunlar)Türklerinin baÅŸkentiydi. Bu yüzden çeÅŸitli isimlerle anılan UluÄŸ Türkistan coÄŸrafyasının güneyi(Güney Türkistan)teÅŸkil eden bölge bir zamanlar Turan daha sonra Horasan adıyla anılmıştır. Afganistan adı 19.asrın ikinci yarısından sonra yani 1870’li, yıllardan sonra kullanıldı. Emir Abdurrahman Han kral iken kaleme aldığı (Siracüh tavarih)isimli kitapta “ Ben Horasan ve Türkistan kralı”diye yazdı. Güney Afganistan için ise Horasan ismi kullanılıyordu. Emir Abdurrahman Han’nın oÄŸlu Emir Habibullah han zamanın da İngilizler ilk defa Afganistan adını kullandılar. yani 120-130 yıl önce Afganistan kelimesi ortaya çıktı.[11]

Bugünkü Afganistan eskiden adı Ariyana’dı. Ariya milleti kuzeyden soÄŸuk bölgelerden güneye sıcak bölgelere yerleÅŸmiÅŸler. Daha sonra Ariyali’lar HindukuÅŸ daÄŸlarından geçerek İran oradan Hilici Fars(körfez bölgesi)e ve Uman deryasının etrafında yayılmışlar. Bazıları Afganistan’ın güneyine yani Hayber geçidinden geçerek Hindistan’da göçebe hayatı yaÅŸamışlar ve yerleÅŸmiÅŸler. Bunların yayılması M.Ö.3000-4000 yıllarda olmuÅŸtur. Birinci DarviÅŸ zamanında Afganistan’ın büyük bir kısmı HuhamanÅŸi imparatorunun elindeydi. Baktaria imparatoru Herat, Kandahar gibi yerler ellerindeydi. Büyük İskender HuhamanÅŸahi devletini yenerek İran’ı alarak Hindistan’a kadar ilerledi. İskender Yunan’a dönerken Afganistan’ı elden vermemek için kendi adamlarını orada yerleÅŸtirdi ve Afganistan da yerleÅŸen Yunanlar daha sonra ise Baktaria isminde bir devlet kurdular daha sonra İran da güçlenen Sasaniler Baktaria devletine son verdiler.

“Eskiden Afganistan Bahtar olarak Kabilistana baÄŸlıydı ve eskiden Afgan kelimesi Avgan olarak kullanılıyordu. Daha sonra ise Afganistan adını bütün ülke söylemeye baÅŸladı.[12]

Afganistan’ın stratejik durumundan ilk istifade edenler Eski İranlılar olmuÅŸtur. M.Ö.500 yıllarda İranlı Dara’nın ordular ülkeyi iÅŸgal ederek güney İndus vadisine inmeye çalışmışlar. Ülke iki asır İranlıların hakimiyetinde kalmıştır. Makedonya kralı Büyük İskender İranlıları yenerek İranî ve Afganistan’ı iÅŸgal ederek HindukuÅŸ daÄŸlarını aÅŸarak ve Sogdlar ülkesine kadar varmıştır. İskender’den sonra bir grup Yunanlı memlekete Baktaria adında bir devlet kurmuÅŸlar .Baktaria Devleti M.S.50 yılında Hindistan dan gelen baÅŸka bir devletle son buldu. Bundan sonra M.S.50 ila 125 yılına kadar Türk asıllı olduklar tahmin edilen Sakalar(İskitler)M.S. 125-450 yıllar arası Türk oldukları tahmin edilen KuÅŸaniler Ariyana(Afg.)da hakimiyetlerini sürdürler.480 den sonra Ariyana’nın hakimiyeti Türklerin eline geçmeye baÅŸladı. Ak Hunlar olarak bilinen Halaç Türkleri bu devirde Ariyana ya yerleÅŸmeye baÅŸlamışlar ve bir asır Afganistan’da devlet kurmuÅŸlar. Ak Hunlar’dan sonra orda kalanlar Halaç Türkleri olarak devam etmiÅŸler. İslâmiyet’in yayılmasıyla Afganistan Araplar hakimiyeti altında girmiÅŸler. Araplar dan sonra ise İran Samani devleti Afganistan ın büyük bir kısmını ellerin de tutuyordu. Bu ordunun büyük bir kısmını Türkler oluÅŸturuyordu. 10. Asırda Samani devletini zayıflamasıyla Türk asıllı Sübüktekin isimli birisi Horasana gelerek meÅŸhur Gazne ÅŸehrini kendine BaÅŸkent seçti.[13]

Sübüktekinin oÄŸlu sultan Mahmut babasını yerine geçerek (999-1030)kadar hüküm sürdü ve Abbasi halifesi tarafından sultanlık unvanı verildi. 17 defa Hindistan’a seferler düzenledi ve oradaki putlar kırarak put kırıcı Mahmut ismini kazandı. O tarih tan sonra Hint Müslüman krallıklarının görevlileri ve yöneticileri Afganlarla AfganlaÅŸmış Türkler arasında seçilmeye baÅŸladı[14].

Sultan Mahmut tan sonra yerine oÄŸlu Sultan Mesut tahta geçti. Gazneliler’i devletini kuzeyden gelen baÅŸka bir Türk devleti olan Selçuklar yıktı. Selçuklular Hindistan’a kadar ilerlediler. Selçukluların son Sultanı olan ünlü Sultan Sançar ın ölümünden sonra (1119-1157) Guriler kısa sürede Horasanın tamamını ellerine geçirdiler. XII. asırda Guriler Devleti’ni baÅŸka bir Türk kökenli olan HarzemÅŸahlar son vererek 1220 yıları yani MoÄŸolların saldırısına kadar hüküm sürdüler. MoÄŸollar ülkeyi iÅŸgal ederek 1.5 asır kaldılar. [15]

1369’da Emir Timur sahip kuran dünyaya geldi ve 1370 yılında Endecan’da Tac giydi. Horasan, İran, Hindistan’a ve Anadolu’ya kadar ilerledi. Son seferi olan Çin e giderken yolda vefat etti. Timur’un ölümünden sonra oÄŸulları ve torunları yönetimi ele geçirerek hüküm sürdüler. Herat’ta, Åžah Ruh iktidarı ele alarak 1447 yılına kadar idare etti. Herat’ın geliÅŸmesi için Gavher ÅŸad hatun yani hanimi ile çok çalıştı ve tarihi eserler bıraktılar. Åžah Ruh tan sonra tahta Sultan Husyen’i Baykara tahta geçti.1469-1506’ya kadar hüküm sürdü ve ünlü veziri Ali Åžiri Nevayi ile ülkenin geliÅŸmesi için çok çalıştı. Endican da ise Babür’ün babası iktidarı ele aldı babasının ölümünden sonra Babür 12 tahta geçti 1500’de. Babasında kalan Endican’ı bir türlü ele tutamadı baÅŸka Türk asıllı olan Åžeybani Han güçlerince yenilerek Horasan’a gitmeyi tercih etti. Önce Kunduz daha sonra ise Kabili ele geçirerek güney deki PeÅŸtunları hakimiyeti altına aldı ve aradan da Hindistan ele geçirdi. Hindistan’da Türk İslam imparatorluÄŸunu kurdu. Baburun torunu olan Avrangzip döneminde ise Afganistan da PeÅŸtunlar güçlenerek Afganistan’ı kısa bir süre elerinde tuttular. 1500 yıllarında Horasan’ın kuzey ve güneydoÄŸusu Baburilerin elinde ve ülkenin batısı ve güneybatısı ise İranlıların yani Safevi Devletini hakimiyeti altında idi. 1708 de PeÅŸtun aÅŸiretlerinin Gilzaylar’ından olan Mir Vayis Han Kandahar’da Safevi ,Devletine karşı ayaklanarak Kandahar’ın Safeviler’in elinden aldı. Mir Vayis Han’ın ölümünden sonra oÄŸlu olmadığı için yeÄŸeni iktidarı ele alarak Safevilerler’in den İran’ı ele geçiriyor. İran da ise Nadir AfÅŸar isminde bir Türk komutanın yıldızı parladı kısa sürede İran’ı sonra Afganistan’ı ve Hindistan’ı ele geçirir. Nadir Kandaharı ele geçirdiÄŸinde daha önce Herat’tan Kandahar’a savaÅŸmaya gelen PeÅŸtun asıllı olan Ahmet Han Gilzaylar tarafın dan esir edilmiÅŸti. Nadir AfÅŸar Hindistan’dan dönüşünde ise Ahmet Hanı kendisi ile İran’a götürerek Mazandaran valisi tayin eder. Ahmet Han Nadir ÅŸahın ölümünden sonra Horasana dönerek ilk Afgan milli devletini kurdu.

1747 yılında Büyük İran Sultan’ı Nadir AfÅŸar’ın ölümünden sonra Ahmet Han Abdalı ki PeÅŸtun aşır atlarının reisi bir grup Afganlı askerlerle ki ben Nadir AfÅŸar’dan sonra onun kormuÅŸ olduÄŸu imparatorluÄŸunu sonuna kadar muhafıza edeceÄŸim bahanesiyle Nadir den kalan teçhizatı kendisiyle Afganistan’a götürüp Kandahar’da Ahmet ÅŸah kendisini ÅŸah ilan etti.[16]

Ahmet Han Kandahar’da ÅŸahlığını ilan ettikten sonra Özbekler ,Hazaralar, KızılbaÅŸlar, Tacikler ve diÄŸer halkları de hakimiyeti altına alarak Afganistan’ın tamamına hakim olmuÅŸtur. Ahmet Han Hindistan’a 1756-1757 yılları arası altı defa sefer düzenledi ama Sihiler yüzünden hep yenildi. Ahmet Han Hindistan la uÄŸraşırken İranlılar MeÅŸhedi ve Türkler yani Buhara Emri ise Afganistan Türkistan’ını bir kısmını ele geçirdiler. 1772 de Ahmet ÅŸahın ölümünden sonra yerine oÄŸlu Timur ÅŸah tahta geçti.[17]

Timur babası kadar devlet iÅŸlerine baÅŸarılı olamadı. İlk defa merkez hükümeti Kandahar dan Kabile nakil etti. Babadan kalan imparatoru ele tutamadı. Güneyde Sihiler, kuzeyde Buhara Emir’i ilerliyordu. Timur 20 sana hakimiyetinden sonra 1793 yılında vefat etti. Yerine oÄŸlu Zaman Åžah geçti. Zaman ÅŸah yedi sana iktidardan sonra 1800 yılında kardeÅŸi Mahmut tarafından tahtan indirildi. Sonra Mahmut’un kardeÅŸi Şüca,ül mülük Sihiler yardımı ve İngilizlerin desteÄŸiyle savaÅŸlar baÅŸlatıldı. O günden sonra İngilizler Afganistan’ı sömürgeleÅŸtirmeye baÅŸlamıştır. Şüca,ül mülük Kabil’i ele geçirerek kardeÅŸini hepse atı. sonra Fatih Han isminde bir vezir Şüca,ül mülk’ü yenerek ve Kabil’i ele geçirir. Mahmut’u ikinci defa tahta çıkarır ve sonra ise Mahmut tamamen Fetih Han’ın hükmü altında hareket etmek zorunda kalır. Herat’ta bir ailevi karışıklıktan dolayı Mahmut Fetih Han’ı öldürüyor ve yaptığı iÅŸ hayatının sonu ve Sadozai kabilesinin yıkılışına sebep oluyor. Fetih Han’ın kardeÅŸleri Dost Muhammed Han’ın baÅŸkanlığa toplanarak Kabil’i kısa sürede ele geçirirler. yönetin sadozai aÅŸireti kolundan Barakzai (muhammezai), koluna geçmiÅŸ olur. Bu geliÅŸmeden faydalanan Sihiler güneyden PeÅŸaver ve güneydeki bütün illeri ele geçiriyor. Şüca ülkü Kandahar’a saldırır Dost Muhammed Han Şüca’ül mülkü yenerek kendisini Afganistan Emir’i ilan eder.[18]

Üç Afgan İngiliz savaşı olur. Birincisi 1842 yılında kabil halkı İngilizlere karşı Kabil’de bir ayaklan da 16 bin İngiliz askeri öldürülüyor. Şüca,ül mülük ise İngilizlerin desteÄŸiyle ikinci defa kabil’de ÅŸah olur. İngilizler Şüca ül mülkü kullanarak ikinci defa Afganistan’ı ele geçiriyorlar. Şü,caül Mülük Afganistan halkı tarafından vatan haini olarak ilan eder. 1829’da Afganistan istiklalli tamamen yok oluyor. [19]

Güneyden İngilizler kuzeyden ise Ruslar Afganistan’ı sıkıştırıyorlar. Ruslar Türkistan kentlerini birer, birer ele geçirerek Afganistan topraklarına doÄŸru ilerliyor. Dost Muhammed Han Türkistan’a kaçmasından sonra İngilizlere teslim olur ve İngilizler tarafından Hindistan’a gönderilir ve bir müddet sonra İngilizler tarafından ikici defa Afganistan Emiri tayin edilir, ölümüne kadar İngilizlere vefalı kalır. Dost Muhammed Han Kabil’e gelmeden önce oÄŸlu Vezir Ekber Han baÅŸkanlığında bir ayaklanmada 5900 İngiliz askeri ve Ekber Han’da İngilizlerin BaÅŸkomutanını öldürür. 28 ÅŸubat 1842 de İngilizler yine kısa sürede Afganistan’ı ele geçirir. İsyancıları yakalayıp hepsini öldürürler ve Camiler, binaları yıkarlar.

28 ÅŸubat 1868’de Türkmenlerin yardımıyla Herat’ı Dost Muhammed Han’a kazandırırlar ve Dost Muhammed Han ilk defa Afganistan’ın tamamına hakim olur ve 9 ay sonra 1863’te Herat’ta vefat eder. 1858 yılında oÄŸlu Åžir Ali Han tahta geçer ve kardeÅŸler arsında taht kavgaları baÅŸlar. Åžir Ali yenilerek Herat’a çekilmek zorunda kaldı. Tahta Åžir Alinin kardeÅŸi önce Efzel han sonra onun yerine kardeÅŸi Azam han geçeri. Sonra ise Åžir Ali han ikinci defa tahtı ele geçirir. Daha önceleri Åžir Ali Hanla savaÅŸan Abdurrahman Han ise Türkistan’a kaçar ve böylece kardeÅŸ kavgaları 1868’de sona ermiÅŸ olur. İngilizlerle anlaÅŸamayınca Åžir Ali Han tahtı oÄŸlu Yakub’a bırakarak Afgan Türkistan’ına kaçınca yolda vefat eder(1879). Yakub Han bir hatası yüzünden Hindistan’a sürgün edilir. Afganistan tahtına daha önce Türkistan’a kaçan Abdurrahman Hanı getirilir. Abdurrahman han da ölene kadar İngilizlere vefalı kalır. Ruslar da Bencide, Mervi ele geçirirler. Merv’deki Abdurrahman han bir hastalık yüzünden 28 Eylül 1901 de vefat eder ve yerine büyük oÄŸlu Habibullah han tahta geçeri ve babası gibi dostluÄŸunu İngilizlere aynan devam ettirir. Ruslarla da iliÅŸkilerini düzeltir. Afganistan ilk defa Habibullah Han döneminde 24 büyük elçilik açar. Babası zamanındaki Derran hattını de tekrar den imzalar.(21 mart 1905). Habibullah Han Birinci dünya savaşına da katılmaz. 19 ÅŸubat 1919 de faili meçhul kiÅŸiler tarafın dan Celalab’da öldürülür. Yerine büyük oÄŸlu Amanullah han tahta geçer. Amanullah han tahsil görmüş,dünyadan haberdar,açık görüşlü ve demokrat birisi olarak hemen Afganistan’ın istiklalini almak için çalışmalar yapar. Amanullah Han İngilizlere bir mektup göndererek Afganistan’ın istiklalini istemiÅŸ ve İngilizlerde bunu reddetmiÅŸtir Üçüncü İngiliz Afgan savaşı çıkmış oluyor. 8 AÄŸustos 1919 da beÅŸ maddelik bir anlaÅŸma imzalanarak Afganistan iç iÅŸlerine olduÄŸu gibi dış iÅŸlerine de tam bağımsız bir ülke olur. Afganistan’ı ilk tanıyan Rusya olur ve iki ülke arasında büyük elçilikler açılır ve 1 mart 1921’de Afganistan ve Türkiye arasında bir ittifak kurulmuÅŸ olur. 1920-1921 yıllar arası Cemal paÅŸa ve Enver paÅŸa Afganistanın ordusuna eÄŸitim vermeye gelir. Amanullah han 1927 yılın da bir dünya türüne önce. Mısır, Fransa, Belçika, İsviçre, Almanya, İngiltere, Rusya, İran ve Türkiye yi ziyaret ederek Mustafa kemal la yakından görüştü. Amanullah han ülkesine döndüğün de hemen Avrupa ve Türkiye’de gördüğü yenilikleri Afganistan’a da uygulamaya baÅŸlayınca bunları kaldıramayan halk Amanullah Han’a karşı isyan ederek Tacik asıllı çete reisi Habibullah Han ki lakabı Beçeyi Sakavdır. Kabil’e saldırır Amanullah Han kardeÅŸi İnayetullah Han tahta bırakıp kendisi Avrupa’ya kaçar ve üç gün sonra kardeÅŸi de Avrupa’ya kaçmak zorunda kalır. İsyancıların lideri Mir Habibullah “Beceyi sakav” kısa sürede kabil’i ele geçirir.Beçeyi sakav okuma yazma bilmeyen cahil birisidir. Mir Habibullah yönetimi ele aldığında ülke tam anlamıyla çöker 9 ay tahta kalabilir.

Daha önce Afganistan’ın istiklaline baÅŸarılı rol oynayan Nadir han kardeÅŸleri ile Fransa dan Afganistan’a girdiler (25 Åžubat 1929). Nadir han Mir Habibullah Hanla savaşır 12 ekim 1929’da Habibullah Hanı yakalayarak idam eder. 16 Ekim 1929’da kendisini Afganistan ÅŸahı ilan eder. 31 Ekim 1931’de yeni bir anayasa çıkartı ve bu anayasa 1964’e kadar devam etmiÅŸtir. Nadir han daha önce Hazara milletine mensup bir çocuk tarafından öldürülür. Sonra Nadir’in büyük oÄŸlu Zahir ÅŸah 19 yaşında tahta geçer. Afganistan da 1937 yılında Türkiye,İran,Irak,Afganistan Sadabad Paktını kurulur. İkinci dünya savaşına Zahir ÅŸah katılmadı.[20]

Zahir ÅŸah ABD silah yardımı istedi reddedildi. Rusya den istedi olumlu yanıt aldı ve kısa sürede iki devlet arasında dostluk anlaÅŸması imzalanır Rusya ve Türkiye’ye de öğrenci gönderilir. 1953-1963’te babasından kalan anayasanın deÄŸiÅŸtirerek yeni anayasa çıkartır. Bu anayasada basın ,düşünce özgürlüğü, Parti kurma serbestliÄŸi ilan edilir ve yönetim de ÅŸahın yakınları bulunamayacaktır. 1965’te Komünist, Marksistler ADHP(Afganistan Demokrat halk parti)’yi kurdular. Davud daha önce Rusya’ya öğrenci göndermiÅŸti,öğrenciler ülkelerine döndüğünde ADHP’ini kurdular. Bundan sonra Üniversitelere eylemler baÅŸ gösterdi. Afganistan’ı çok kötü etkilemiÅŸ olur. O yıl tam 80 bin kiÅŸi hayatını kaybeder. Zahir ÅŸah ADHP’i Üniversiteleri ve tüm partileri kapattı. M.Zahir Åžah 1933-1973 arası 40 sana Afganistan da CumhurbaÅŸkanlığı yaptı. Zayıf,tembel, dış dünyaya kapalı uyuÅŸuk bir hükümdardı. Devleti onun adına amcaları ve diÄŸer yakınları yönetiyordu. [21]

Zahir Şah kırk yıllık yönetiminde sadece halkın serbestçe dalaşabilmesi, kimsenin kimseye karışamaması, savaştan uzak fakat eğitim, ekonomi, insan hakları, vs. Hiç bir ilerleme olmadı. buda halkın cahil kalmasına sebep oldu. [22]

Zahir Åžahın İtalya da olduÄŸu sırada daha önce BaÅŸbakan olan kuzeni Sardsar M. Davut han solcu subaylarla Zahir Åžaha bir kansız darbe vurdu ve yönetimi ele geçirerek Cumhuriyet ilan etti. Daha önce solculara bazı bakanlıklar verdi daha sonra ise solcularla arası bozuldu ve İslamcılarla yakınlaÅŸmaya baÅŸladı Rusya’ya sırt çevirdi, İran ve ABD yakın iliÅŸkiler için olmaya baÅŸladı . ABD tavsiyesiyle Pakistan’la arasını düzelti Rusya ise bu geliÅŸmelerden çok rahatsız oldu ve Afganistan’ı elden vermek istemiyordu. 1977 de Davut Han Rusya’ya son gezisinde komünist partisinin genel sekreteri olan Brejnevle tartışarak kızgın bir ÅŸekilde Rusya ı terk eder. Komünistler ve General Abdülkadir askerleri ile sarayı basarak Davut Hanı, çocuklarını, hanımı ile birlikte öldürdü ve böylece “İnkilabi Savur” isminde bir inkılâp yapılmış oldu. [23]

Darbeye kilit noktayı ADHP i gizlice çalışmakta idi. ADHP ikiye ayrıldı ADHP i lideri Nur Taraki ve Hafızullah Emin seçildi.Perçem liderliÄŸine Berak Karmal seçildi. İkisi arasında ciddi rekabetler yaÅŸandı. Bu günkü Afganistan İslami liderler Davud’a karşı çıkarak Pakistan’a kaçmışlılardı. 24 Åžubatt1977 da yeni anayasa çıkartıldı. ADHP ve perçem partisi bir koalisyon kurdular. Afganistan Cumhuriyeti, Afganistan Demokrat olarak deÄŸiÅŸtirildi. CumhurbaÅŸkanı Taraki ve BaÅŸbakan,DiÅŸ iÅŸleri Bakanı ise Hafizullah Emin seçiliyordu. Bu dönemde kadınlar özgürlük, halkın arazileri zorla alınarak fakirler bahanesiyle ordu arasında paylaşılıyordu. Bu defa de iktidarda ADHP ve Perçem anlaÅŸamıyordu, Taraki Perçemileri yönetimden uzaklaÅŸtırdı ve liderini de Çekoslovakya’ya Büyükelçi olarak gönderdi. Taraki öldürmeye çalıştıysa da baÅŸarılı olamadı ve kendi kazdığı pusuya düşerek Emin tarafından öldürüldü ve Emin cumhurbaÅŸkanı oldu. [24]

Mücahitler de bazı illerde direnmeye baÅŸlamıştı. Afganistan’a ilk yardım eden Pakistan oldu ki onun amacı Afganistan da iç karışıkları çıkararak Durran Hattını erteletmekti . Pakistan dan sonra ise İran İslami Cumhuriyeti ,İran yardımı Åžii ve baÅŸka gruplara vermezken PeÅŸtun asıllı Gülbeddin Hikmetyar’a vermekte idi. Mücahit gruplar Emin CumhurbaÅŸkanı olduktan sonra saldırıya geçtiler ve savaÅŸ ÅŸiddetlendi. İlk defa Pakistan, İran, ABD, İsrail, İngiltere, S.Arabistan, Almanya, Fransa, Japonya baÅŸta olmak üzere daha sonra da 26 ülke silah ve her türlü yardım etmeyi resmen ilan ediyorlar. Emin ise Rusya’dan yardım talep ediyor Taraki gibi Emini de reddedilir. Ama Rusya gizlice yardım ediyordu. [25]

1979’da Ruslar askerleri Afganistan’a havadan inerek Afganistan CumhurbaÅŸkanı olan Emin’i öldürdüler. 27 Aralık ayında Bebrak Karmal Ruslar tarafından Afganistan CumhurbaÅŸkanı tayin ediliyor. [26]

Babrak Karmal Emin gibi hata yapmamak için siyasi tutukluları serbest bıraktı, İslam dinide önem verdi konuşmalarında bismillah ile başladı, Cuma namazlarına gitti ve mollalar poz verdi. Barış için çok çaba gösterdi. Ama halkın gönlünü fethedemedi.

Rusların Afganistan’a girmesini ilk önce ABD, Avrupa ülkeleri ve İslam ülkeleri 14 ocak 1978 de BM uyası olan 140 ülke tepki göstererek Rusların Afganistan’dan çekilmeleri için oy kullanıyorlar. Bu 140 ülkeden 18’i ret 18’i de çekimser, geri kalan ülkeler ise Rusların çekilmesi için oy kullandılar. Dünyadaki Komünist partilerin hepsi ve sadece Fransa komünist partisi hariç Rusların Afganistan dan çekilmesini istiyorlardı.[27]

Binlerce bina, okul, cami, hastane, köprü, yollar ağır hasar gördü ve yıkıldı. Rusların 500 e aşa uçakları düşürüldü. Ruslar 1979 da 10 bin askerle Afganistan a girerken 1980 de 70 bin,1987 de ise bu rakam 125 bin olmuştur.

Mücahitlere yardımlar sürmekte idi.1980 da 30 milyar 1981 de ise 50 milyar 1891’de ABD ve S.Arabistan 208 milyar dolara ulaÅŸtı. Mücahit liderleri Pakistan da oldukları için bu iÅŸten Pakistan karlı çıkıyordu. Pakistan’daki beÅŸli gruplar yediye yükseldi ve aynı günde de Perçem ve ADHP’si de uzlaÅŸtı. İran’daki dokuzlu partiler tek parti olarak Hizbi Vahdet partisi oldu. Mücahitler gün gittikçe güçlenmekte idiler, Ruslarda Babrak Karmal yerine eski “KHAT” (Afganistan gizli İstihbarat) baÅŸkanını Dr. Necibullah’ı getirdiler.[28]

Cenevre’de BM Rusların Afganistan dan çekilmeleri için bir toplantı yaptı. 1986’da Dr. Necibullah Afganistan CumhurbaÅŸkanı Rusya devlet BaÅŸkanı M. Gibacup’la görüşmek için Rusya’ya gitti. Bu görüşmelerde ilk önce 1986 Ekimin de 80 bin , yani 9 ay içinde Ruslar’ın hepsi Afganistan dan çekilecekti. AnlaÅŸmalara göre Rusların Afganistan dan çekilmelerimden sonra hiçbir ülke mücahit gruplarına yardım etmeyecekti. 15 Åžubat 1989 da mücahitler ülkelerine geri döneceklerdi. [29]

SavaÅŸ hızlı bir ÅŸekilde devam ediyordu. Sovyetler bu iÅŸten zararlı çıkmışlardı. 140 bin Sovyet ordusundan 25 bin ölü ve binlerce yaralı ve sakat bırakmıştı. Sovyet’in günlük askeri harcaması ortalama 10 milyon dolar civarında idi. Bu yüzden Ruslar çekildi ve komünist devletin yıkılmaması için Rus uzmanları Afganistan’a kalıyorlardı. Dr. Necibullah mücahitlere anlaÅŸmak ve barış istedi bunu mücahit liderleri reddetti. Necibullah kendi hükümetini ayaÄŸa tutmak için Mücahitleri kendine çekiyordu. Bazen de mücahit komutanlarla anlaÅŸamıyordu ki bunlardan biri Kandaharlı İsmet Müslümdü. Bu kiÅŸi zalim ve kızları zorla kaçırıyordu. Kuzey bölgesin de ise Türk asıllı General Dostum kuzey bölgesinin elinde tutuyordu. Dr. Necibullah G.Dostum’u Kabile çağırdı ve en zor savaÅŸlara G.Dostumu gönderdi ve savaÅŸları da baÅŸarılı bir ÅŸekilde yerine getiriyordu. En zor savaÅŸlardan biri olan Kandahar’a İsmet Müslüm’e karşı gönderdi bu savaşı da baÅŸarılı bir ÅŸekilde yerine getirdi ve İsmet Müslüm ve adamlarını yok etti ve halkın sevgisini kazandı. Mücahitlere karşı da bir çok zaferlere imza attı. Her savaÅŸta terfi ediyor ve ödüllendiriliyordu. Bu cesaretin den dolayı general oldu ki bun dan PeÅŸtunlar ve Necibullah ta endiÅŸe ediyordu.[30]

General Dostum uzun yıllardan beri ezilen Türkleri tek çatı altına toplamı baÅŸardı. Dr. Necibullah ta Dostumun önünü kesmek için kuzeyde bazı PeÅŸtun komutanları atıyordu ve uçağına bomba koyuyordu ama hiçbir ÅŸey yapamıyordu. Mücahit gruplar Mezari Åžerifi ele geçirmek istediler ama G.Dostum mücahitlerden erken davranarak Mezari Åžerifi ele geçirdi ve kuzey bölgesindeki yedi ilin tek hakimi oldu. Kabili ele geçirmek için PenÅŸir vadisinde Gostum ve Åžah Mesud bir araya gelerek Kabili almak için bir ittifak kurdular. Kabil’de ise savaÅŸ ÅŸiddetli bir ÅŸekilde sürmekte idi. Kabil halkı ise savaÅŸtan Pakistan ve kuzey bölgesinde kaçıyorlardı. Dr. Necibullah hükümetten istifa etti, Kabil’de iktidar boÅŸluÄŸu oluÅŸtu bunu fırsat bilen G. Dostum kuzey bölgesinden 11 uçak dolusu ile Kabil’e havadan asker indirdi ve Hikmetyar askerlerinin önü keserek Kabili ele geçirdiler. Dr. Necibullah ta BM yardımcısı ile Kabilden Hindistan’a kaçarken G. Dostumun askerleri tarafından engellendi ve BM binasına sığındı. Kabil ve Afganistan halkı ilk önce mücahitlerden çok memnundular savaşın bitiÄŸini sanıyorlardı ama sevinçleri uzun sürmedi. Mücahit liderler koltuk savaşına baÅŸladılar. [31]

Kabil’deki ÅŸeriat devleti ilk olarak kadınların evden çıkmalarına kısıtlılık getirdi. Daha önce etekle dolaÅŸan Kabil bayanları 1992 den sonra artık kapanacaktı. Bu yasaklara karşı çıkan Kabil kadınlarının üzerine,yüzüne, asit döktüler ve iyice dövdüler. İnsanları halkın önünde astılar. [32]

Mücahitlerin Kabil’i ele geçirmesi ile cumhurbaÅŸkanı olarak 2 aylığına Sıbgatullah Müceddidi cumhurbaÅŸkanı olacaktı daha sonra ise 4 aylığın Burhaneddin Rabbani cumhurbaÅŸkanı olacakı. Sıbgatullah Mücededi 2 ay cumhurbaÅŸkanlıktan sonra hükümeti Rabbani’ ye teslim verdi. Rabbani ise hükümetten bir daha çekilmek istemedi. Bunun üzerine G .Hikmetyar Kabili bomba yaÄŸmuruna tuttu, her gün binlerce masum, günahsız Kabil halkı hayatlarını kayıp ettiler.

Önce G. Dostum Åžah Mesutla birlikte Hikmetyar’a karşı savaşırken aniden Hikmetyar’la ittifak kurup Åžah Mesud’a karşı savaÅŸtı ve Kabil harabeye döndü, mücahitlerin koltuk kavgaları yüzünden on binlerce halk hayatını kayıp etti ve Pakistan’a muhacir oldular. Mücahitler marketleri, maÄŸazaları, dükkanları yaÄŸmaladılar, kütüphaneleri okulları yaktılar, öğretmenleri komünist diye öldürdüler. Kızlarla zorla evlendiler ve zorla tecavüz ettiler.

Afganistan’da bunlar yaÅŸanırken 1994’te Taliban isminde yeni bir grup çıktı. Daha önceleri bu gruba pek önem verilmezken gün gittikçe güçlendiler ve Afganistan’ın vilayetlerini teker, teker ele geçiriyorlardı. Talibanların Afganistan’a girmeden önce o günkü Pakistan DışiÅŸleri Bakanı, İran, Türk cumhuriyetleri ile ticari anlaÅŸmalar yapmak için Afganistan’ın batı bölgesini elinde bulunduran İsmail Hanla da antlaÅŸtılar. Pakistan’dan ticari Tırları Kandahar’dan geçerken Kandahar’da bulunan komutanlar ticari araçlara saldırdı bahanesi ile Pakistan’dan gelen mollalar araçları kurtarmak için komutanlarla savaÅŸtılar ve onları yendiler. HaÅŸhaÅŸ ve eroinleri yakarak yasak olduÄŸunu söylediler. İlk defa Kandahar’ı ele geçirdiklerinde “Allah’ın zemininde Allah’ın hükmünü hakim kılacağız” dediler. Kabil’de yönetim Taciklerin elinde olduÄŸu için Taliban’ın gelmesi ile en çok PeÅŸtunlar sevinmiÅŸti ve Taliban da PeÅŸtunlar’dan ibaretti. Önce güney bölgesinin PeÅŸtunlar’ın elinden savaÅŸmadan ele geçirdiler, daha sonra ise Afganistan’ın batı bölgesini elinde bulunduran İsmail Han hakimiyeti olan batıyı ele geçirdiler. Sonra Kabil’i Åžah Mesud’un elinden aldılar ve BM binasında sığınan Dr. Necibullah’ı da trafik lambasına astılar. Åžah Mesud Rabbani ve adamları ile birlikte kuzey bölgesinde sığındılar. Rabbani daha önce G. Dostuma cihat ilan etmiÅŸti , Mezari Åžerife gelerek Dostum’a sığındı. Hikmetyar ve bir çok lider Dostumun yanına geldiler. 1995’te Dostumun komutanlarından biri olan Resul Pehlivan bir suikastta öldürülmüştü. Resul Pehlivan’ın kardeÅŸi Melik pehlivan benim abimi Dostum öldürdü bahanesi ile Talıbanlarla birleÅŸti ve Mezari Åžerifi ele geçirdi ve G. Dostumda Türkiye’ye kaçtı. İki gün geçmedi ki Melik Talibanla Mezari Åžerif’te savaÅŸtı. Çok sayıda Talibanın adamlarının bir kısmı öldürüldü ve bir kısmı da esir edildi. Melik iktidarda birkaç ay kalabildi . Bir kaç ay sonra ise G. Dostum ülkesine dönerek tekrar iktidarı ele geçirdi ki, 1998 de Taliban güçleri Kuzey bölgesini ele geçirdi ve G. Dostum yine Türkiye’ye sığındı. Talibanlar Mezari Åžerifi ele geçirince 8 bin Hazara’yı öldürmüştü. Taliban kadınları evden dışarıya çıkmalarını ve TV. Teyp, müzik, sinema, hemen, hemen her ÅŸeyi yasakladı. Her ÅŸey yasaklanırken haÅŸhaşın ekilmesi serbest bırakıldı. Taliban 5 sene yönetime böyle devam ettiler. Finansmanları ABD, S. Arabistan, Arap asıllı Üsame Bin Ladin ve Arap ülkeleri iken askerleri de Pakistan saÄŸlıyordu. 10 Eylülde Åžah Mesud suikastte öldürülmesinden sonrada 11 Eylül 2001’de Newyork’taki ikiz kulelere Üsame Bin Ladinin saldırması ile ADB ve NATO Taliban’a bir operasyon düzenledi. Kuzey bölgesinin güçlü komutanı G. Dostumun öncülüğü ve ABD‘ın uçaklarının bombaları ile önce Mezari Åžerifi ve kuzey bölgesini Dostumun güçleri ele geçirmesinden sonra Kabili de Tacik asıllı General Fehim ele geçirdi.

Almanya’nın Bonn ÅŸehrinde geçici hükümetin kurulması için bir toplantı düzenlendi ve 4 aylık bir geçici hükümet kuruldu. Bu hükümetin başına PeÅŸtun asıllı Hamit Karzayi getirildi ve ilk defa Afganistan tarihinde az olsa da bütün etnik gruplardan Bakanlar seçildi. İlk defa bütün milletlerden “LOYI CIRGA” ya (TBMM gibi) katılmaları istendi. Bu geçici hükümetten sonra ise iki yıllığa yeni bir hükümet kurulacağından söz edilmektedir.

2- Ekonomi Durumu

Afganistan 1946-1953 yıllarında ekonomiye büyük önem vermiş, önemli yatırım yapmıştır. Ancak malın az olması sebebiyle fazla bir ilerleme kaydedememiştir. Rusların yardımıyla 5 yıllık planlar yapılmıştır. Bunun amacı, sanayi, enerji, madencilik sahalarında devleti geliştirmektir.

Afganistan çok zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. 1950-1988 arasında Ruslar bu yer altı kaynaklarını belirlemek için bir çok araÅŸtırmalarda bulunmuÅŸlardır. İşgali de bu kaynaklara sahip olmak için yapmışlardır. Afganistan’da en önemli madenlerden doÄŸalgaz, petrol, demir, kömür, altın, kıymetli taÅŸlar vb. madenler bulunmaktadır. Bunlardan sadece doÄŸalgaz, kömür, tuz kullanılmış ama altın, gümüş, uranyum gibi kıymetli madenler gizlice kullanılmış ve yurtdışına götürülmüştür.

Ülke gelirinin % 50’sini doÄŸalgaz oluÅŸturur. Rusların çıkışıyla satışlar gerilemiÅŸ, Necibullah yönetiminin 1991’de yıkılışıyla Rus doÄŸalgaz hattı kesilmiÅŸtir. DoÄŸalgaz Afganistan’da bol miktarda bulunmakta, ama yeterli miktarda kullanılmamaktadır. Şıbırgan, Mezarı Åžerif halkına doÄŸalgaz verilmekte ve fabrikalarda kullanılmaktadır. Elektrik olarak Afganistan barajları yeterli olmamakta, ihtiyacını Türk Cumhuriyetlerinden karşılamaktadır.

Afganistan’ın % 15’i tarıma müsaittir. Bunun yarısında ziraat yapılır. Bu topraklarda yaÄŸmur dışında bir sulama yoktur. SavaÅŸlardan önce buÄŸdayının % 50’sini kendisi üretiyordu, savaÅŸlar nedeniyle ziraat yapılmadı ve Rusya’dan almak zorunda kaldı. Arazilerde HaÅŸhaÅŸ ekimi baÅŸladı.

Afganistan’da sanayi çok az geliÅŸmiÅŸtir. Afganistan sanayi ürünlerini Avrupa’dan karşılamaktadır. Fabrikalar genellikle Kabil ve kuzey bölgesinde yoÄŸunlaÅŸmaktadır. Tekstil, Çimento, Gübre, YaÄŸ, Åžeker, Cam, İlaç gibi fabrikalar mevcuttur. Kuzeyde yaÅŸayan Türkler tarafından halı, kilim, dericilik gibi el sanatları iÅŸlenmektedir. SavaÅŸ nedeniyle bu fabrikaların bir çoÄŸu hasar görmüştür.

Afganistan’ın para birimi Afgani’dir. 1963’te bir Amerikan doları resmi olarak 45 Afgani iken serbest piyasada ise 650 Afganiye kadar yükselmektedir. 1991’den sonra bu rakam 65.000’e kadar yükselmiÅŸtir. 1995’e kadar banknotlar 10 Afgani’den 1000 Afgani’ye varken, 1995’ten sonra 5000-10000’lik banknotlar ÅŸeklinde basılmıştır. Bu da Afganistan’daki finans durumunu açık bir ÅŸekilde göstermektedir, diyebiliriz. Milli gelir 1981 3.000.000.000 Dolar, 1986’da 3.800.000.000 Dolardır. KiÅŸi başına düşen milli gelir 273 dolardır. Halkın % 66’sı ziraat, % 15’i madencilik, % 3’ü ise baÅŸka iÅŸlerle meÅŸgul ve geri kalanı % 14’ü ise iÅŸsizdi. Bankalar 1930’larda açılmıştır.

SavaÅŸlardan önce Afganistan’ın gelir kaynaklarından biri de Turizmdi. Turistler Bamyan dev heykeli, tarihi Belh ÅŸehri, Hayber geçiti ve Herat’taki tarihi minareleri görmeye geliyorlardı. SavaÅŸlardan sonra ise Turizm bütünüyle sona ermiÅŸtir diyebiliriz.

Afganistand dış ülkelere maden ve tarımsal ürünleri ihraç eder, Amerika, Avrupa ve Rusya’dan her türlü elektronik ve makina gibi her türlü sanayi malları ithal etmektedir. Ülke 1946’da BM lere üye oldu.[33] 1986-1987 yıllarında Afgan ticaret geliri 1.4 Milyar dolara ulaÅŸmıştır.[34]

“Sovyetlerin iÅŸgaliyle Afganistan ekonomisi ağır darbe yedi. Örnek olarak tarımsal alanda 70 milyar zarara uÄŸradı. Komünistlerin yıkılışı Mücahitlerin yönetime geliÅŸiyle birlikte ekonomiye 10 milyar dolar zarar geldi. Taliban’ın geliÅŸiyle ekonomi iyice çöktü. Gelecek 50 yıla kadar düzelmesi imkansızdır. Çünkü ekonomik hiçbir hizmet yapılmadı.” [35]

Taliban haÅŸhaşın ekimine çok önem verdi. Arazilerin % 80’inde haÅŸhaÅŸ ekiliyordu. Taliban’ın tek ticaret geliri haÅŸhaÅŸtır. HaÅŸhaÅŸ Önce Pakistan, İran, Türkiye ve Türkiye’den de Avrupa, Amerika ülkelerine gönderiliyordu. Celalabad kaçakçıların ve teröristlerin merkezi olmuÅŸtu. Bununla birlikte pek çok yerleÅŸik alanda halk açlıktan eÅŸyalarını satıyorlardı.[36] Afganistan Taliban döneminde Dünyanın % 70 haÅŸhaşını saÄŸlıyordu. Bundan yıllık ortalama 70 milyar gelir saÄŸlandığı tahmin edilmektedir. Afganistan dünyada eroin satımında birinci sırada yer almaktadır denebilir. Molla Ömer bir konuÅŸmasında haÅŸhaÅŸ uyuÅŸturucusu ekimi yasak deÄŸildir, çünkü Afganistan’ın ekonomik durumu çok kötüdür. İyi olana kadar haÅŸhaÅŸ ekimine devam edilecektir. Ülke dışına satılması serbest, ama Afganistan halkının kullanması ise yasaktır, demiÅŸtir. [37]

II. BÖLÜM

AFGANGİSTAN‘DA SOSYAL YAPI

1- Afganistan’ın Etnik Yapısı

Afganistan’da çeÅŸitli milletler yaÅŸamaktadır. Eskiden beri Afganistan’da iki temel ırk vardır. Birisi Beyaz, diÄŸeri ise Sarı’dır. PeÅŸtunlar, Tacikler, Hazaralar*, Nuristaniler beyaz ırka mensupturlar. Özbekler, Türkmenler, MoÄŸollar kısaca Türkler sarı ırka mensup. Afganistan’daki yaÅŸayan etnik gruplar ise PeÅŸtunlar, Türkler (Özbek, Türkmen, Kazak, Hazaralar…) KızılbaÅŸlar, Aymaklar, Hintliler, Nuristanilerdir.[38]

Özbekler, Kırgızlar, Kazaklar… 1978’de yapılan sayının yarısını Tükler oluÅŸturmakta.[39] Çok milletli olan Afganistan’da yaklaşık 18 milyonu ülkede, 2 milyonu İran ve Pakistan’da yaÅŸayan 20 milyon nüfuslu bir ülkedir. Ülkede bir milyon ÅŸii mezhebine ve geri kalanı da Hanefi mezhebine mensup insan yaÅŸamaktadır. Ülkenin her yerinde çeÅŸitli diller konuÅŸulmakta ve resmi dil Farsça ve PeÅŸtucadır. PeÅŸtu dili resmi olarak geçerli ise de, halk arasında pek geçerli deÄŸildir. Eski ülkenin % 60’ı bu dili bilmemektedir. Ülkenin ikinci resmi dili Farsça’yı herkes konuÅŸabilmektedir. Bundan dolayıdır ki Farsça dili diÄŸer milletlere de tesirini göstermiÅŸtir.[40]

Afganistan’da Afgan adıyla herhangi bir halk veya topluluk bulunmamaktadır. Afgan sözünden genellikle PeÅŸtun anlaşılmaktadır. Afganistan’da herkes kendi milleti ve aÅŸireti ile tanınmaktadır. (Kuzeyde aÅŸiret sistemi yok, aÅŸiret sistemi güneyde geçerlidir. Zira Eskiden kuzey bölgesi beyliklerle yönetiliyormuÅŸ.) Afganistan’daki halklara kimsiniz sorusunu sorduÄŸumuzda; ben Özbek, Tacik, PeÅŸtun, Türk cevabını alırsınız. Afganım diye bir cevabın alınması oldukça zordur.[41]

Afganistan’da hiçbir zaman gerçek ve objektif bir nüfus sayımı yapılmamıştır. Ancak Cumhuriyet döneminde nüfus sayımı yapılmış ise de saÄŸlıklı deÄŸildir. PeÅŸtun yöneticiler yönetimi ellerinde bulundurabilmek için PeÅŸtunların sayısını çok fazla belirtmiÅŸlerdir. Bütün dünyadaki kaynaklarda da Türkler ve diÄŸer milletlerin sayısı az PeÅŸtunların sayısı çok fazla olarak yazılmıştır. Bütün yabancı yazarlar kitap yazarken PeÅŸtunların kaynaklarını kullanmışlardır. Tabii ki diÄŸer milletlerin tarihi eserleri PeÅŸtun yöneticiler tarafından yakılmış, yok olmuÅŸ. PeÅŸtunların sayısı diÄŸer milletlere göre fazla olduÄŸu gerçektir. Ama sözde 8 milyon Türk var, tarihlerde sayıları 3 milyonu geçmiyor. Kısaca Afganistan’da hangi milletin n[42]e kadar nüfusu var, kimse kesin bir bilgiye sahip deÄŸildir, düşüncesindeyiz.

a) PeÅŸtunlar (Patanlar):

PeÅŸtunların sayısı tahmini olarak 10 milyon civarındadır. PeÅŸtunlar Afganistan’da Babur Åžah zamanında yani 1500’lü yıllarda tarih sahnesinde gözükmüşlerdir. PeÅŸtunlar eskiden genellikle Süleyman daÄŸlarında yaÅŸamaktadır.) Aria ırkından olduÄŸu tahmin edilmektedir. PeÅŸtunlar Afganistan’ın güneyinde ve güneydoÄŸusunda ve HindukuÅŸ daÄŸlarında yaÅŸamaktalardır. Ancak Abdurrahman Han zamanında PeÅŸtunlar ülkenin çeÅŸitli yerlerinde yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Dilleri ise Aria dilinin bir lehçesini konuÅŸurlar. PeÅŸtunlar iki büyük kısma ayrılıyorlar.

1-Gilzayı (galcayi) ve 2-Durraniler.

Gilzayılar PeÅŸtunların yaÅŸadığı kuzeydoÄŸuda, Durraniler ise PeÅŸtunların yaÅŸadığı batısında ikamet etmektelerdir. XI. yy.da Durraniler’in Kandahar’dan Herat’a sürgün edilmeleriyle Kandaharı Gilzayılar ele geçirdiler. 1747’de daha sonra Nadir AfÅŸar’ın ölümünden sonra Durrani (Abdali) koluna mensup olan Ahmet Han Kandahar’a gelerek kendini ÅŸah ilan etti. Böylece Kandahar tekrardan Abdalî (Durranilerin) eline geçti. Durranilerin bir kolu olan Sadazayiler 1747 yılından 1818’e kadar hüküm sürdü. 1818’den 1978’e kadar yönetim Durrani’nin baÅŸka bir kolu olan Barakzayilere geçti. Ondan sonra ise, kısa bir süre yönetim Gilzayiler’in eline geçti. PeÅŸtun kabileleri asırlarca yönetim için savaÅŸtılar, bu düşmanlık ÅŸimdi de devam etmektedir.[43]

1747’den ÅŸimdiye kadar Afganistan’ın hükümetini sadece PeÅŸtunlar yönetmiÅŸ diÄŸer milletlere hiçbir hak verilmemiÅŸ, çünkü köle olarak kullanmışlardır. 1926 Anayasasında Afganistan’ın resmi dili PeÅŸtuca olarak kabul edildi. General Elphintone kitabında PeÅŸtunlar hakkında şöyle yazmaktadır: “PeÅŸtunların ÅŸeri(kötülüğü) ÅŸundan ibarettir. Kin, intikam almak, hased etmek, zorla baskı yapmak, hırslı, çok yiyen, ÅŸiddetli, kendini beÄŸenen, özgürlükçü, dostlarına karşı vefalı, misafir perver, mert, suça meyyal gibi özelliklere sahipler. PeÅŸtunlar Sünni İmam Azam’ın mezhebine mensup ama az sayıda içlerinde ÅŸii mezhebinde olanlar vardı. DaÄŸlarda yaÅŸamaktadırlar.[44]

Afganistan’ın nüfusunun yarısını PeÅŸtunlar oluÅŸturuyorlar. PeÅŸtunlar milattan önce ve sonraki yüz yıllarda Orta Asya’dan İndus vadisine göç eden, deÄŸiÅŸik kavimlerin torunları olduÄŸu tahmin edilir. Gilzayiler 10.yy’da Afganistan’ın güneyinde yaÅŸayan Halç Türklerinden geldikleri iddia edilmektedir. Gilzayilerin altı boyu vardır. Turan, Buran, Tokhi, Hotak, Ender ve Taraki sözlükte bu isimlerin aslı Türkçedir. Bunlar ya Türk ve Türklerin etkisi çok fazla olmuÅŸdur. Tarih boyunca dağınık yaÅŸayan PeÅŸtunlar 1747’de ilk defa Ahmed Han baÅŸkanlığında bir araya toplanıp ilk defa bir hükümet kurdular. Daha önce de Mirveys Han baÅŸkanlığında bir devlet kurmuÅŸlardır. Bundan dolayı çeÅŸitli aÅŸiretler yüzyıllardır birbirleriyle savaşı ve kan davalarını sürdüre gelmiÅŸler. “Kan kanla yıkanır” PeÅŸtunların yazısız kanunudur.[45]

PeÅŸtunlar Afganistan’ın en kalabalık nüfusunu oluÅŸturmaktadır. Bir kısmı göçebe hayatı sürmektedir. KonuÅŸtukları PeÅŸtuca dili Hind ve Arap dilinden oluÅŸup 1926’da Farsça’nın yanında resmi dil olarak devlet tarafından kabul edilmiÅŸtir. PeÅŸtunlarda kabilecilik çok etkilidir. 1893 Martında Abdurrahman Han döneminde İngilizlerin Durand hattını çizmesiyle PeÅŸtunların büyük kısmı Hindistan ve ÅŸimdiki Pakistan topraklarında kalmıştır.[46]

Peştunlar çiftçilik ve çobanlıkla meşguldürler ve bölgelerinde şeker kamışı, portakal, nar vb. meyveler yetiştirilmektedir. Göçebe hayatı yaşayan Peştunlar ise kışın sıcak yerlerde yazında yaylalarda göç etmekteler. Bunlar genelde hayvancılıkla uğraşırlar.[47]

Abdurrahman Han ve Zahir Şah zamanında bir çok Peştun ailesi güneyden kuzeye yerleştirilmiş ve kuzey bölgesinde yaşayan Türklerin evleri ve arazileri alınıp peştunlara verilmiştir. Eskiden kuzey bölgesinde sadece Türkler yaşıyordu. Bölge Türkistan adıyla anılmakta idi.*

c) Türkler

Türklerin sayısı tahminen 6 milyon civarındadır.[48] Afganistan’da yaÅŸayan Türkler farklı boylardan oluÅŸmaktadırlar.

1- Özbekler: Özbeklerin sayısı tahminen 3 milyondur.[49] Özbek Türkçesi konuÅŸmaktadırlar.Özbekler HindukuÅŸ daÄŸlarının kuzeyinde yani Afgan Türkistan’ın da yaÅŸarlar. Özbekler, yani Türkler Afganistan’ın doÄŸusu yani BedahÅŸan’dan Herat’a kadar uzanan illerde yaÅŸamaktadırlar. Özbekler ziraat ve ticaretle meÅŸguldürler. Hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Afganistan’ın en iyi atlarını Özbekler yetiÅŸtirmektedir. Koyun karakolu* olarak bilinen ki bu sadece kuzey bölgesinde Türkler üretirler, dünyaca ünlü olup, Avrupa ve Amerika’ya satılır. Özbekler de diÄŸer milletler gibi hakları mahrum edilmiÅŸ ve PeÅŸtunların zulüm ve iÅŸkencesinin altında yaÅŸamışlardır. Özbeklerin yaÅŸadığı Cevzican (Åžibirgan) da doÄŸalgaz kaynakları vardır. Ülke ekonomisine çok katkı saÄŸlıyor. Afganistan’ın kuzeyinde her yerde maden çıkmış ve çıkmaktadır.[50]

2- Türkmenler: Türkmenlerin sayısı ise 700 bin civarındadır.[51] Türkmenler de Özbek Türkleri gibi Afganistan’ın kuzey bölgesinde Türkistan bölgesinde Amu Deryanın güneyinde yaÅŸamaktalardır. Türkmenler de hayvancılık, ziraat, halıcılık gibi iÅŸlerle uÄŸraÅŸmaktadırlar. Türkmenler ve bütün Türkler sarı ırktan gelmekte ve Hanefi mezhebine mensupturlar.[52]

3- Kırgızlar: Kırgızların sayısı 400 bin civarındadır.[53] Kırgızlar da Türk ırkına mensuplar. Afganistan’ın kuzey doÄŸusu aynı zamanda doÄŸu Türkistan’ın batısında Vahan koridorunda yaÅŸamaktadırlar. Kırgızlar da hayvancılık ve tarımla… uÄŸraşırlar ve çadırlarda yaÅŸarlar. Ruslar Afganistan’a gelince Kırgızları Vahan’dan Pakistan’a sürgün ettiler. Onlardan bir çoÄŸu 1982’de o zamanki Türkiye CumhurbaÅŸkanı tarafından Türkiye’ye götürülüp yerleÅŸtirilmiÅŸtir.[54]

Aslında Afganistan’da Türkler ciddi bir azınlık teÅŸkil etmeseler de, genelde azınlık gibi gösterilmiÅŸler. Nüfusun % 17’sini oluÅŸturan Türkler HindukuÅŸ daÄŸlarının bitiÅŸi ve Afganistan’ın Tükistan’ı olarak bilinen kuzey bölgesinde çoÄŸunluÄŸu oluÅŸturmaktadırlar. Milattan sonra birinci yüzyılda yaÅŸamış olan en eski Türk boyu Yuhaçiler’den 1747’ye kadar yani Nadir AfÅŸara kadar yönetim hep Türklerin elinde olmuÅŸtur. 250 yıldır ülkeyi yöneten PeÅŸtunlar, Türkleri yönetimden safdışı bırakmışlardır, Yapılan nüfus sayımında da Türklerin nüfusu gerçek dışı gösterilmiÅŸtir.[55]

Afganistan’da PeÅŸtunlardan sonra ülkenin en kalabalık nüfusunu Türkler oluÅŸturuyor. Türkler Afganistan’ın kuzeyinde Türkistan bölgesinde yaÅŸarlar. Afganistan Türkistanı olarak meÅŸhur olan bölge her ne kadar Afganistan sınırları içinde kalsa da Hazar Denizinden KaÅŸgara, Vurallar’dan HindukuÅŸ daÄŸlarına kadar uzanan büyük Türkistan’ın doÄŸal bir parçasıdır. Ülkenin en doÄŸusundan Vahan koridorunun en batısındaki tarihi Herat’a kadar uzanan Afganistan Türkistanı Katagan ve Türkistan olmak üzere iki bölgeye ayrılmaktadır. Bir Özbek beyi ve beylik başı olan KataÄŸan bölgesinin merkezi Kunduz ve Türkistan bölgesinin merkezi de Cevizcan (Şıbırgan) dır.[56]

Afganistan’ın kuzeyinde hep Türkler yani Özbekler, Türkmenler, Kazaklar, Kırgızlar, KızılbaÅŸlar, Karakalpaklar gibi Türk toplulukları yaÅŸamaktadır. Ülkenin güneyinde de Türk boyları bulunmaktadır. Ancak bunlar çoÄŸunlukla maalesef PeÅŸtunlara karışmış milli kimliklerini kayıp etmiÅŸlerdir. Kuzeyde herkes Türkçe’nin çeÅŸitli lehçelerini konuÅŸmaktadırlar. Türklerin sayısı 5 milyon olarak tahmin edilmektedir. Bunun çoÄŸu Özbek, bir kısmı Türkmen geri kalanı da diÄŸer Türk topluluklarındandır. Türkmenler, Özbekler MoÄŸol karışımı bir ırktır. [57]

1468’de Özbekler ikiye ayrıldılar. Bir grup Sir deryaya yerleÅŸerek bugünkü Özbekistan’ı kurdular. İkinci grup ise başı boÅŸ olarak göçebe hayatı yaÅŸadılar ve bu gruba kazak ismi verildi ve sonra küçük Hanlıklar (Beylikler) kurdular. Türkmenler ise 19. yy. a kadar göçebe hayatı yaşıyorlardı. 20. yy. da hepsi birden yerleÅŸik hayata geçtiler. 1920’de BolÅŸeviklerle amansız bir mücadele verdiler. 7. yy. dan beri Afganistan’da yaÅŸayan Türkmenler önemli bir kısmı 1887’de Afganistan’ın sınırının çizilmesiyle bugünkü Türkmenistan’a geçtiler. 1920-30’da Ruslar Türkistan’a ilerlemesiyle büyük bir Türkmen göçü Afganistan’a baÅŸladı. Kazak Türkleri de Rusya’nın zulmünden kaçıp Afganistan’da yaÅŸamışlar. 50 bin civarındadırlar. Karakalpak Türkleri de Özbekçe ve Türkmence’den farklı bir konuÅŸmaları vardır. Sayıları 20 bine ulaşır. Bunlar Afganistan’ın güneyinde Celalabad kentinde yaÅŸarlar. Afganistan’da tek ÅŸii Türk gurubu olan KızılbaÅŸlardır. 18. yy. larda Afganistan’ı iÅŸgal eden Nadir AfÅŸar kentini de geriye bırakmıştır. Sayıları 60 bin olarak tahmin edilir. Afganistan’daki Türkler genelde Ziraat, ticaret, hayvancılık, halıcılık, tarım… gibi ÅŸeylerle uÄŸraÅŸmaktadırlar. Dillerini, kültürlerini, örf ve adetlerini halen kayıp etmiÅŸlerdir, Hanefi mezhebine mensupturlar. Sadece KızılbaÅŸ Türkleri ÅŸii olup Farsça’nın tesirinde kalarak Farsça konuÅŸurlar ama Türk olduklarının bilincindedirler.[58]

4- Hazaralar: Hazaraların nüfusu ise 1 milyon civarındadır.[59] Afganistan’ın orta kısmı, yani merkezde ve HindukuÅŸun tepelerinde yaÅŸarlar. Orasına Hazaracat ismini koymuÅŸlardır. AraÅŸtırmalara göre Hazaralar MoÄŸol soyundan geldikleri iddia edilmektedir. Cengiz Han onları geri bırakmışlardır. BaÅŸka bir araÅŸtırmacılara göre ise Hazaralar Farsça konuÅŸtukları için MoÄŸollardan önce İranlılar bırakmış olabilir. Hazaraların bir kısmı da İran sınırı yakınlarında yaÅŸamaktalar. 1890’da Abdurrahman Han Hazaralara çok zulüm etti ve çok sayıda insanları katletti ve her ÅŸeyden mahrum bırakmıştır. Hazaralara PeÅŸtunlar çok zulüm ettiler, ağır iÅŸlerde çalıştırdılar. Arazileri, evleri ellerinden alınıp PeÅŸtunlara verildi. Bu iÅŸkencelerden biride “kafa oyunu”* dur ki bununla eÄŸleniyorlarmış. Hazaralar tarım ve hayvancılıkla uÄŸraşıyorlar, bölgeleri daÄŸlık olduÄŸu için ziraate müsait deÄŸildi. Hazaralar çok fakir ve geri kalmış bir topluluktur. Onların baÅŸ ÅŸehri Bamyandır ve Afganistan’ın kömürü ordan saÄŸlanıyor. Hazaralar Afganistan’ın en kalabalık ÅŸii grubundan biridir.[60]

Afganistan’ın dördüncü etnik grubu olan Hazaralar MoÄŸolların yani Cengiz han’ın askerleri olarak bilinir. Besut aÅŸireti saf Hazara olarak sayılmış ve Hazarlar daÄŸlarda hayat sürmekteler. Hazaraların bir kısmı PeÅŸtunlar ve Taciklerle evlenerek onların kültürleri altında kalmışlar. Hazaralar Farsça konuÅŸmaktalar. KonuÅŸtukları dilde çok sayıda ÇaÄŸatay Türkçesi ve MoÄŸolca kelimeleri ve deyimleri mevcuttur. Yaptıkları en yaygın iÅŸleri ise hamalcılıktır. Komünistler döneminden beri yani 1979’dan beri Hazaracat bağımsız bir yönetime sahiptir ve İran desteklemektedir. İran onlara hem dil hem mezhep olarak yakın olduÄŸu için onların aracılığı ile etkisini Afganistan’da yaymaktadır.[61]

Hazaralar 13. ve 15. yüzyıllar arasında bölgeye gelen Moğolların torunu olarak bilinir. Hazaralar daha önceleri Budizm dinini benimsediği iddia edilmekte ve kendilerini Türk ve Moğol karışımı olduklarını da iddia etmekteler. Hazaralar diğer Türkler gibi 250 yıldır iktidar tarafından dışlanmışlar.[62]

b) Tacikler

Taciklerin nüfusu 4 milyon olarak tahmin edilmektedir.[63] Bunlar Farsça dilinin bir dalı olan Darice’yi konuÅŸuyorlar. Tacikler Afganistan’ın kuzeydoÄŸusunda yaşıyorlar. Tacikler kendilerini “Tac” kavramı olarak isimlendirirler. Araplar ülkeyi ele geçirdiklerinde “Taj” diye farsça’ya geçmiÅŸtir. Tacikler çobanlık ve çiftçilikle uÄŸraşırlar. Taciklerin çoÄŸu yerleÅŸik ve yarı yerleÅŸik hayatı yaÅŸamaktadırlar.[64]

Tacikler ülkenin ikinci kalabalık nüfusunu oluÅŸturmaktalar ve ülkenin en eski etnik gruplarından sayılır. Tacikler 13. yy. da Delhi’de kurdukları devleti Timur yıkmıştır. 1929’da bir çete reisi olan Beçe-i Sakav birkaç aylık Afganistan’da hüküm sürmüştür.[65]

Afganistan’ın Tacikleri DaÄŸ Tacikleri ve Farsivan Tacikleri olmak üzere ikiye ayrılır.

Tacikler Afganistan’ın kuzeydoÄŸusunda yaÅŸamaktalar ve Hanefi mezhebine mensupturlar. Sadece Vahan’daki Tacikler ÅŸii mezhebine mensupturlar. DaÄŸ Tacikleri çok fakir, Farsivan Tacikler ise kırsal kesimlerde yaÅŸamaktalar ve daÄŸ Taciklerine göre çok zengindirler. Ülkenin batısında Herat’ta da farsivan Tacikleri yaÅŸamaktadır. Bazı milletler Tacik olmadıkları halde Farsça konuÅŸurlar. Yani Hazaralar ile örneÄŸin Afganistan’ın kuzeyinde yaÅŸayan bazı Türk asıllı aileler Taciklerin etkisinde kalarak ikinci dil olarak Farsçayı konuÅŸuyorlar.[66] Tacikler Tacikistan’da yaÅŸayan Taciklerden farklı bir Tacikçe dilini konuÅŸmaktadırlar.[67]

Tacikler ÅŸehir merkezlerinde yaÅŸamakta olup, aÅŸiret sistemini bırakmışlardır. Tacikler barışçı, ÅŸair, mütevazi, misafirperverdirler ve ziraatle uÄŸraşırlar. Tacikler bu kadar sakin gözükseler de peÅŸtunlar gibi kin, nefret dolu, kavgacı, kendini beyenen bir karaktere sahiptirler.…[68]

d) DiÄŸer Etnik Gruplar:

Nuristaniler (kafirler): Nuristanlıların sayısı ise 100 bin civarındadır.[69] Afganistan’ın güneydoÄŸusunda Pakistan’ın sınırına yakın daÄŸlık bölgede eski adı kafiristan ve ÅŸimdiki adı Nuristan’da Nuristanlılar yaÅŸamaktalar. Bazı iddialara göre “Nurileri” Büyük İskender Afganistan’ı iÅŸgal ettiÄŸinde ülkesine dönerken geriye bıraktıkları askerler olarak biliniyor. Gazneli ve Timuriler döneminde Nuristanlıların varlığı sözedilmektedir. 1896’da Abdurrahman Han bölgeyi ele geçirip halk da İslam dinini kabul ettiler. Sonra kafiristan adını Nuristan olarak deÄŸiÅŸtirdiler. Nuristanlılar ikiye ayrılmaktadır: 1) SiyahpaÅŸ , 2)SefitpaÅŸ. Bunlardan siyahpaÅŸlar kati denilen bir dil konuÅŸmaktalar. Kültürleri Afganistan’da yaÅŸayan diÄŸer milletlerden daha farklı onlar keçi, sığır, at yetiÅŸtirmekteler. Müslüman olmadan önce Tanrılarına keçi gibi hayvanlar kesmekte idiler. Bunlar ölülerini bir tabuta koyarak köyün dışında bırakırlar. Müslüman olduktan sonra bu geleneklerinin deÄŸiÅŸtirdiler, deÄŸiÅŸmeyen pek çok gelenekleri halende mevcut. BaÅŸka milletlerle kaynaÅŸmamışlardır.[70]

Diğer milletler gibi Nuristanlılar da yönetimden hakları verilmemiş.[71]

Beluçiler: Beluçiler Afganistan’ın güney batısında çadırsız, çöllerde yaÅŸamaktalar. Çöller kurak olduÄŸu için ziraate az müsaittir. Bu bölgenin geliÅŸmesi için hiçbir çaba harcanmamış hatta unutulmuÅŸ. Baluciler her zaman isyan etmiÅŸler. Åžu madenler bulunmaktadır: Gaz, Kömür, DemirtaÅŸ, kimyasal maddeler… gelecekte ekonomik yönden onların için sevindiricidir.[72]

Göçebe bir hayat sürmekteler. Beluçiler Afganistan, İran, Pakistan sınırlarının kesiştiği bölgede yaşıyorlar. Bu bölge siyistan olarak biliniyor. Sayıları 100.000 olduğu tahmin edilmektedir. Beluçilerin en önemli kaynağı kaçakçılaktır. Üç ülkenin sınırlanın kesiştiği bölgede yaşadıkları için bir ülkeden aldıkları malı diğer ülkeye kolaylıkla satabilirler. Bu kaçakçılığı sadece Afganistan Beluçileri değil Pakistan, İran Beluçileri de yapmaktalar.[73]

Çaymaklar: Afganistan’ın batısında yaşıyorlar. Taciklerin kültürünün etkisinde kalmışlar ve MoÄŸol kökenli bir halktır. Çaraymak “dört aÅŸiret anlamına gelir” Aymaklar Firukuhi, Taymani, ÇemÅŸidi, Taymuri olarak dört boydan gelmekteler. Bunların ilk üçü ÅŸii dördüncüsü sünnidir. Farsça konuÅŸuyorlar. Sayıları 450.000 civarında tahmin edilmiÅŸ. Genelde göçebe ve yarı göçebe hayatı sürdürmekteler, çadırlarda yaşıyorlar.[74]

Hindular: Afganistan’da tek Müslüman olmayan etnik grup Hindulardır. Hindular Hintçe konuÅŸmaktadırlar. Bunlar BaÅŸkent Kabil’de yaşıyorlar. Genellikle bankacılık, eczacılık, kuyumculuk, ticaretle meÅŸguller. Landa adlı bir deÄŸiÅŸik ÅŸiveyi konuÅŸuyorlar. Sayıları 60.000 civarındadır. Komünistleri desteklemiÅŸler, savaÅŸlara katılmayan tek etnik gruptur. Hinduların sayıcı çok az olmasına raÄŸmen Hint kültürü, filmi, müziÄŸi Afganistan’da çok etki olmuÅŸ. Hinduların yabancı oluÅŸu, Müslüman olmayışı, farklı kültürlere sahip oluÅŸlarına karşı diÄŸer etnik grupların tepkisine maruz kalmamışlar.[75]

Araplar: Araplar Taciklere çok benzemekte Farsça konuÅŸuyorlar. Sünni mezhepli ve Tacikler tarafından asimilaÅŸtırılıyorlar. Arap kültüründen hiçbir iz kalmamıştır. 8. yy.da Türkistan’ı ele geçirerek geri bıraktıklar asker olarak tahmin edilmekte. Hz. Muhammed’in soyundan geldiklerini iddia eden Sait Araplar’da mevcuttur. Araplar, Türk, PeÅŸtun, Tacik, Hazaralarla karışmış ve o milletin dilin kültürünü benimsemiÅŸlerdir.

2- Aile Yapısı

Aile; toplum yapısının en önemli unsuru, çekirdeÄŸidir. Afganistan’da bazı yerlerde ve köylerde insanlar büyük aile olarak yaÅŸamakta bazı yerlerde ise küçük aile olarak yaÅŸamaktalar. Afganistan’da genel olarak evin tek hakimi, reisi erkektir, yani babadır. EÄŸer babadan büyük olarak baba ve amca varsa evde onun sözü geçerlidir. Büyüklerin sözünün geçerli olmasının nedeni Afganistan’da büyüklere çok saygı göstermelerindendir. Babadan sonra evde en çok söz sahibi olan kadınlardır. Afganistan’da Amanullah’ın reformları ile kadınlara hak tanınmaya baÅŸlamıştı ki, Amanullah Han baÅŸarılı olamadı. Ama kadınlar her ne kadar haklarını alamazlarsa da bu reform kadınları haklarını almaları için uyandırmıştı.

“Afgan toplumu erkek egemenliÄŸine dayanan ataerkil aile yapısına sahiptir. Erkek ailenin tek hakimidir. Aile için onun sözü geçerli ve kadının durumu ise içler acısıdır.”[76]

Biraz önce söylediÄŸimiz gibi Afganistan’da evin tek hakimi erkektir. Ama kadının durumu hiçte içler acısı deÄŸildir. Şöyle düşünürsek bir ülkede DışiÅŸleri Bakanı dışarıdaki iÅŸlerle sorumlu, İçiÅŸleri Bakanı ise içerideki olan ÅŸeylerle sorumludur. Afganistan’da da bir aile erkek dışarıdaki iÅŸlerle yani aileyi geçindirmek için çalışmakta, erkekler il merkezlerinde ticaret, dükkan, maÄŸaza, idare gibi iÅŸlerde çalışmakta (Taliban dönemi hariç idari iÅŸlerde bayanlarda çalışmaktalardı) köylerde ise erkekler aile geçimini saÄŸlamak için çiftçilik, baÄŸ ve bahçe tarım gibi iÅŸlerle uÄŸraÅŸmakta kadınlar ise genelde evdeki iÅŸlerle yani yemek, içmek, çocuÄŸa bakmak ve büyütmek vb. iÅŸlerle meÅŸguldür. İl merkezlerinde ise idari iÅŸlere giden çok sayıda kadın var. Köydeki kadınlar idari iÅŸlerle uÄŸraÅŸmasalarda bu iÅŸleri ve bazıları kocalarına yardım etmekte ve evde inek, koyun, el sanatları varsa onlarla uÄŸraÅŸmaktalar. Merkezdeki aile, anneler erkenden kalkıp kahvaltıdan sonra anne çocuklarını okula yollar ve okula gitmeyen erkek çocuksa babasıyla iÅŸ yerine götürülmekte. Kız ise annesine yardım etmektedir. Son zamanlarda köylerde erkek okulları açıldı ise de çocuklar pek okula gitmemekte, ÅŸehir merkezlerinde ise okula gidenin sayısıda çoktur. EÄŸer köydeki çocuk okula gitmiyorsa babasıyla araziye götürülmekte. Güney bölgesinde köylerde daha önceden kız okulları açılmıştı, ama kuzeydeki köylerde ve Afganistan’ın bir çok ilinde kız okulu daha açılmadı. Okula gidemeyen köy kızları evde annelerine yardım etmekte veya evde el sanatlarıyla ilgili halı, kilim dokumak, dikiÅŸ iÅŸleriyle uÄŸraÅŸmaktalar. Bazı aileler hariç Afganistan’da kadınlara hiçbir zulüm, iÅŸkence yapılmıyor. Ama kadın hakkı diye bir ÅŸeyde yoktur. Bazı kesin bilgilere göre Afganistan’ın güneyi Nuristan, Pektiya gibi yerlerde kadınlara çok zulüm edilmektedir. Kadın hakkı diye bir ÅŸey yoktur. Kadınlar erkenden kalkıp ev iÅŸleriyle ve çocuklarla uÄŸraÅŸmakla birlikte bir de arazilere giderek yaz sıcağında tarlada çalışırlar. Erkekler ise evden dışarı çıkmamakta gününü uykuyla geçirmekteler.

Köylerde büyük aileler halinde yaşarlarken, şehirlerde küçük aileler şeklinde yaşarlar. Aynı evde birkaç aile yaşadığı da görülür. Evler genelde büyüktür. Büyük illerde ise aileler genelde küçük aile tipi olarak yaşamaktalar. Yakın akr

Yorum Yapın


Destekliyoruz arkadaþ - arkadas - partner - partner - arkadaþ - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadýn dogum doktoru - kadýn doðum uzmaný -