İstatistikler

GENEL BİLGİLER

Resmi Adı : Ukrayna

Yönetim Biçimi : Cumhuriyet

Başkenti : Kiev

Başlıca Kentleri : Kiev (2.6 milyon), Harkov (1.5 milyon), Dnepropetrovsk

(1.1 milyon), Odessa (1 milyon), Donetsk (1.1 milyon),

İdari Yapı : 24 Bölge (Oblast), 1 Özerk Bölge (Kırım) ve Şehir

İdareleri

Cumhurbaşkanı : Leonid Danilovich Kuchma

Başbakan : Anatoliy Kinakh

Nüfusu : 49.6 milyon kişi (1 Nisan 2000 sayımına göre)

Yüzölçümü : 603,700 km²

Resmi Dili : Ukraynaca

Etnik Yapısı : % 71 Ukraynalı, % 24 Rus, % 5 Diğer

Komşuları : Rusya Federasyonu, Moldova, Romanya, Macaristan,

Polonya, Slovak Cumhuriyeti, Belarus

Para Birimi : Hrivyna 5.33:$1 (6 Haziran 2002)

DEİK

Adres : İstiklal Caddesi 286/9 Beyoğlu 80050 İstanbul

Tel : 0.212.243 41 80

Faks : 0.212.243 41 84/245 05 21

Web Adresi : www.deik.org.tr

E-mail : csen@deik.org.tr HAZİRAN 2002

UKRAYNA EKONOMİSİ

ve

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ

Copyright@DEİK 2

I. UKRAYNA EKONOMİSİ

A. GENEL EKONOMİK DURUM

TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER

GÖSTERGELER 1997 1998 1999 2000 2001

GSYİH (Milyar $) 50.1 41.8 30.8 31.8 39.0

GSYİH (büyüme, %) -3.0 -1.9 -0.2 5.9 9.1

Enflasyon (ortalama, %) 15.9 10.6 22.7 28.2 12.0

İhracat (milyar $) 15,418 13,699 13,189 15,722 17,091

İthalat (milyar $) -19,623 -16,283 -12,945 -14,943 -16,893

Döviz Kuru (ortalama, hrn:$) 1.86 2.45 4.13 5.44 5.37

Dış Borçlar (milyar $) 11.1 13.1 14.1 12.5 11.7

Kaynak : IEU Country Report, Nisan 2002

1991’de bağımsızlığını kazanan Ukrayna, geniş ve verimli topraklara, zengin maden

ve kömür kaynaklarına, SSCB’den miras kalan güçlü bir sanayiye, akademisyen ve

araştırmacı kadrolarına, iyi eğitilmiş işgücüne ve yaklaşık 50 milyonluk nüfusunun

oluşturduğu yüksek bir ekonomik potansiyele sahiptir.

Bununla birlikte, Ukrayna GSYİH’sinin bütün Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)

ülkelerinin GSYİH’leri toplamı içindeki oranı 1991’de yüzde 14.5 iken bu oran 1990’lı

yılların sonunda yüzde 10’lara gerilemiştir. 90’lı yıllar boyunca Ukrayna’nın sanayi ve

tarımsal üretimi reel olarak yaklaşık yarı yarıya azalmıştır.

Özel sektörün güçlenmesi için bazı önemli reformların yapılamaması ve kamu

harcamalarının azaltılamaması sonucunda bütçenin açık vermesi nedeniyle makroekonomik

istikrarı sağlayamayan Ukrayna, tüm dünyadaki hammadde fiyatlarının

düşmesi ve en önemli dış ticaret ortağı olan Rusya Federasyonu’nda yaşanan mali

kriz nedeniyle 1998 Ağustos ve Eylül aylarından itibaren derin bir ekonomik krize

girmiştir. Krizin etkisini hafifletmek amacıyla Ukrayna Hükümeti ve Ukrayna Merkez

Bankası bir önlem paketini uygulamaya koymuştur ve bu çerçevede, ilk olarak

kambiyo politikası değiştirilmiş ve döviz akışı kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

Bununla birlikte, 1998 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik programda, 1999

sonbaharındaki başkanlık seçimleri nedeniyle arzu edilen başarı sağlanamamıştır.

Nitekim, döviz akışını önleyen ve dış ticareti kontrol altına almaya yönelik

kısıtlamaların hemen hepsi 1999’un ilk yarısında kaldırılmıştır.

Diğer taraftan, seçim atmosferi içerisinde hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile

görüşmeleri aksamıştır. IMF ile hükümet arasında Eylül 1999’da yapılan görüşmeler;

ayçiçeğine uygulanan ihracat vergisi, beklenenden az gerçekleşen bütçe gelirleri,

2000 yılı bütçesinde öngörülen açık ve sanayi sektöründe gerçek anlamda

reformların yapılmaması nedeniyle tıkanmıştır. IMF, görüşmelerin aksaması

nedeniyle EFF kredisinin 1999 sonunda verilecek son bölümünün ödenmesini

ertelemiştir. Dünya Bankası da 2000 yılının ilk çeyreğinde yapılması gereken 700

milyon dolarlık Eurobond ödemeleri tahsil edilinceye kadar kredinin verilmesi

planlanan 400 milyon dolarlık yeni bölümünü askıya almıştır.

Copyright@DEİK 3

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın genel olarak 1999 yılında ekonomide göreceli bir

iyileşme gözlenmiştir. GSYİH’daki düşüş, 1999 yılında sanayi üretimindeki artış

nedeniyle yavaşlamış ve GSYİH’daki gerileme beklenenin aksine yüzde 1’in altında,

yüzde 0.2 olarak gerçekleşmiştir.

Ukrayna ekonomisindeki toparlanma 2000 yılında da sürmüş ve GSYİH

bağımsızlıktan bu yana ilk kez artış kaydetmiştir. 2000 yılında GSMH’deki artış

özellikle sanayi, tarım, ticaret ve temel gıda sektörlerindeki artıştan kaynaklanmıştır.

2000 yılında sanayi üretimindeki artış yüzde 12.9’a ve tarımsal üretimdeki artış yüzde

7.6’ya ulaşmıştır. 2000 yılında tarımsal üretimde de bağımsızlıktan bu yana ilk defa

artış sağlanmıştır.

Bunun yanısıra, Ukrayna, 1999 yılı başından itibaren Dünya Bankası’ndan kamu

yatırımlarının geliştirilmesi, finans sektörünün yeniden yapılandırılması ve kömür

sektörünün ıslahı amacıyla, toplam 390 milyon dolarlık kredi almaya başlamıştır.

1992 yılından bu yana Dünya Bankası tarafından Ukrayna’ya toplam 2.8 milyar

dolarlık kredi açılmış olup, bugüne kadar bu miktarın 2.2 milyar doları

kullandırılmıştır.

Seçimlerden sonra yeni Başbakan, tamamen yeni bir bütçe yaklaşımı getirerek,

harcamaları kısıp vergi tabanını genişleteceklerini, emeklilik ve ücret ödemelerindeki

gecikmeyi ortadan kaldıracaklarını, Merkez Bankası’ndan borç almaya son

vereceklerini, yeni dış borç almayacaklarını açıklamıştır. Ayrıca, Hükümet ve

Parlamentonun uyumlu çalışması sonucu Ukrayna Parlamentosunda onaylanan

kanun ve tasarı sayısında artış sağlanmıştır.

B. SON DÖNEMDE TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERDE DEĞİŞİM

1. Büyüme

İlk defa 2000 yılında gözlenen Ukrayna ekonomisindeki büyüme 2001 yılında da

sürmüş ve 2001 yılında Ukrayna GSYİH’sindeki artış oranı, hükümetin beklentilerinin

de üzerinde yüzde 9.1 gibi çok yüksek sayılabilecek bir seviyeye ulaşmıştır.

Dünya ekonomisindeki durgunluk ve Ukrayna için kilit önemdeki çelik gibi sektörlerde

temel ihraç pazarlarına ulaşmada sıkıntıların yaşandığı 2001 yılında, ekonomik

büyüme esas itibarı ile iç talepteki artıştan kaynaklanmıştır.

2002 yılında ise Ukrayna ekonomisinin yaklaşık yüzde 4.5 seviyesinde büyümesi

beklenmektedir. Nitekim, 2002 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler bir önceki yılın aynı

dönemine göre sanayi ve tarımsal üretimde gerilemeye işaret etmektedir.

2. Döviz Kuru

Ukrayna Hükümetinin uygulamakta olduğu sıkı para politikası sonucu Hrivnya dolar

karşısındaki değer kaybını 2000 ve 2001 yıllarında da sürdürmüş ve 1999 yılında 1

dolar 4.13 Hrivnya iken 2001 yılında 5.37 Hrivnya’ya ulaşmıştır. Hrivnya’nın dolar

Copyright@DEİK 4

karşısındaki değer kaybını yüzde 5’in altında olmak üzere 2002 ve 2003 yılında da

sürdürmesi beklenmektedir.

3. Dış Borçlar

Ukrayna’nın toplam dış borçlarının tutarı 2001 yılı itibarı ile yaklaşık 11.7 milyar dolar

seviyesindedir.

Ukrayna, 2000 yılında ödemesi gereken 3.1 milyar dolarlık dış borcunun ertelenmesi

için alacaklılarla görüşmelere başlamış ve alacaklılara ellerindeki tahvilleri 7 - 10 yıl

vadeli tek bir eurobond ile değiştirmeyi önermiştir. Nitekim, IMF’nin desteğiyle bu

erteleme gerçekleşmiştir.

Ayrıca, 2001 yılı Temmuz ayında Ukrayna Paris Klubü ile anlaşarak 580 milyon dolar

tutarındaki Klüb’e olan borcunu ilk 3 yıl muafiyet sonrasında 12 yılda ödemeyi kabul

etmiştir. Diğer taraftan, Türkmenistan’a da doğalgazdan kaynaklanan yaklaşık 280

milyon dolarlık borcu bulunmaktadır. Ancak, Türkmenistan tarafı Paris Klübü gibi bu

borcun uzun bir vadede ödenmesine yanaşmamakta ve Ukrayna tarafından 3 – 4

yıllık bir sürede ödenmesini talep etmektedir.

C. BAŞLICA EKONOMİK SEKTÖRLER

1. SANAYİ

Sovyetler Birliği döneminde Ukrayna’da, ağır sanayi ve savunma sanayi ön planda

yer almış, ancak bağımsızlıkla beraber merkezi otorite dağılmış ve piyasa

mekanizmasının geliştirilmesinde güçlüklerle karşılaşılmıştır. Nitekim, 1990’lı yıllar

boyunca Ukrayna’nın sanayi üretimi yaklaşık yüzde 60 daralmıştır. Bununla birlikte,

sözkonusu gerilemenin hızı 1994 yılından sonra nispeten azalmıştır.

1993’ten itibaren Ukrayna sanayinde yapısal değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Bu

süreçte, temel sanayi kolları olarak adlandırılan enerji ve çelik sektörlerinin genel

sanayi üretimi içerisindeki payı artarken, makina inşa ve hafif sanayinin payı

gerilemiştir. Nitekim, enerji ve metal sektörünün toplam üretim içerisindeki oranı 1990

– 1993 yılları arası döneminde yaklaşık yüzde 39 seviyesinde iken, 2000’li yıllara

gelindiğinde yüzde 64’ın üzerine çıkmıştır.

Sanayi sektöründe 1990 - 98 arası dönemde görülen negatif eğilim ilk defa 1999

yılında kırılmış ve sanayi üretimi ilk defa yüzde 4.8 oranında artış kaydetmiştir. Bu

artışın başlıca nedeni Batı pazarlarına ihraç edilen çelik ve ağaç sanayi ürünlerinin

üretiminde yaşanan artıştır. Bu sektörlerdeki üretim ve ihracat özellikle Hrivniya’nın

devalüasyonundan olumlu etkilenmiştir. Sözkonusu dönemde gıda ve hafif sanayi

üretimi ise ithal ikameci politikalar nedeniyle artmıştır.

Ukrayna’da savunma sanayi ve alt sektörleri de oldukça gelişmiş bir düzeydedir.

Ülkedeki işgücünün yaklaşık beşte biri savunma sanayi sektöründe istihdam

edilmektedir. Ancak, Rusya Federasyonu’ndan başlayarak bölgeye yayılan ekonomik

Copyright@DEİK 5

kriz nedeniyle bölge ülkelerindeki savunma harcamalarının düşmesi, Ukrayna

savunma sanayini de önemli ölçüde etkilemiştir.

Ukrayna sanayisi içindeki diğer önemli sektörler ise makina inşa, gıda, demir -çelik,

metalurji, kimyasallar ile uçak ve gemi inşasıdır. Özellikle makina imalat ve

kimyasallar alanında, kullanılan teknolojilerin eskimiş olması ve ithal mallarla rekabet

edilememe temel sorunlardan birisidir. Bununla birlikte, özelleştirme süreciyle birlikte

bu sektörlerde iyileşme beklenmektedir.

Gıda sanayinin toplam sanayi üretimi içerisindeki payı ise yaklaşık yüzde 13’tür. Bu

sektörün organizasyon ve teknik olarak yeniden yapılanma sürecine girdiği

görülmektedir. Bu gelişmeler sonucu sektör, Rusya krizinden fazla etkilenmemiş ve

kriz yılında üretimde sadece yüzde 0.5 oranında bir gerileme yaşanmıştır.

1999 yılında 4.3 olan sanayi üretimi artış oranı ise 2000 yılında yüzde 12.9 ve 2001

yılında yüzde 14.2 seviyesine ulaşmıştır.

2000 yılında Odesa ve Poltava Bölgeleri hariç olmak üzere Ukrayna’nın 25

bölgesinde sanayi üretimi artmıştır. En büyük üretim artışı Zakarpatya (yüzde 44),

Volinsk (yüzde 44), Lugansk (yüzde 30), Kherson (yüzde 28), bölgelerinde ve Kiev

(yüzde 26), Sivastopol (yüzde 38) şehirlerinde olmuştur.

2000 yılında, 1999 yılına göre en fazla sanayi üretim artışı gıda, ağaç işleme, selüloz

ve kağıt, hafif sanayi ile temel ihraç sanayi olan siyah ve renkli metalürji alanında

görülmüştür.

SEKTÖRLER İTİBARI İLE SANAYİ ÜRETİMİ

Sektörler 1999 2000 2001 / I.Ç.

İşlenmiş Metalurji 6.2 20.7 13.7

İşlenmemiş Metalurji 8.9 18.8 10.0

Kimya & Petrokimya -1.1 5.0 21.2

Makina İnşa & Metal İşleme -0.8 16.8 26.5

Ağaç İşleme & Kağıt 23.6 37.1 21.6

Hafif Sanayi 5.7 39.0 21.4

Gıda Sanayi 7.8 26.1 21.5

Toplam 4.3 12.9 18.4

Kaynak : Derzhcomstat

Kimya ve petro - kimya sanayinde 1999 yılında yüzde 1.1 oranında üretimde düşüş

görülürken 2000 yılında önceki yıla kıyasla yüzde 5 oranında artış söz konusudur.

2000 yılında, özellikle ikinci yarısında, önceki yıla kıyasla makina inşa ve metal

işleme sanayinde yıllık üretim yüzde 16.8 artmıştır. Ağaç işleme, selüloz ve kağıt

sanayinde ise son üç yıldır üretimin arttığı görülmektedir. 2000 yılında üretimdeki

artış son yıllardaki en yüksek seviye olan yüzde 37.1 oranında olmuştur.

İnşaat malzemeleri sanayinde 2000 yılında, 1999 yılına kıyasla üretim hacmi yüzde

0.4 oranında azalmıştır. Hafif sanayide 1999 yılında 5.7 olan üretim artışı, 2000

yılında yüzde 39’a ulaşmıştır. Tekstil sanayinde kumaş üretimi yüzde 14 - 40

Copyright@DEİK 6

oranında artmış ve toplam 66 milyon m² kumaş üretilmiştir. Konfeksiyon üretimi

yüzde 41.7, ayakkabı, deri ve kürk üretimi ise yaklaşık yüzde 25 artmıştır.

2000 yılında, gıda işleme sanayinde 1999 yılına oranla üretim artışı yüzde 26.1’dir.

Bu sektör en fazla yabancı sermaye çeken sektördür. Toplam sanayi üretiminde gıda

sanayinin payı 1995 ve 1999 döneminde yüzde 15.1’den bugün yüzde 17.4’e

ulaşmıştır. Gıda sanayinde en yüksek artış bitkisel ve hayvansal yağ üretimi (yüzde

60.7), tütün (yüzde 51.1), sebze işleme (yüzde 44.0), şekerleme (yüzde 36.4) ve bira

üretiminde (yüzde 35.7) olmuştur.

2. TARIM

Verimli topraklara ve uygun iklim koşullarına sahip olan Ukrayna, tarım alanında

dünyada en yüksek üretim potansiyeline sahip ülkelerden biridir. Ülke topraklarının

yaklaşık yüzde 70′i (42 milyon hektar) ekilebilir tarım arazisidir. Ülkedeki işgücünün

yaklaşık dörtte biri bu sektörde istihdam edilmektedir.

SSCB döneminde tahıl üretiminin beşte birini, et ve kümes hayvanları üretiminin üçte

birini ve şeker pancarı üretiminin yarısını gerçekleştiren Ukrayna’nın şu andaki

önemli tarım ürünleri tahıl, patates, şeker pancarı, ayçiçeği, soya fasülyesi, sebze ve

meyvedir.

Bir zamanlar SSCB’nin tarımsal merkezi olan Ukrayna’da tarımsal üretim,

bağımsızlıktan bu yana dramatik bir şekilde düşmüştür. Tarım sektörü 1991’de

GSYİH’nın yüzde 24’ünü üretirken 1999 verilerine göre GSYİH’nin sadece yüzde

12.8’ini üretmektedir. Bunun nedenleri, önemli ihraç pazarlarının kaybedilmesi, yakıt,

ekipman ve gübre sıkıntısı, arazi özelleştirmesinin hızla yapılamaması, merkezi

dağıtım ve işleme sistemlerinin uyumunun gecikmesi olarak açıklanmaktadır.

Tarımsal üretim 1995’te yüzde 3.6, 1996’da yüzde 9.5, 1997’de yüzde 1.9, 1998’de

yüzde 9.8, 1999’da yüzde 6.9 gerilemiştir. 2000 yılında çeşitli mülkiyet şekillerindeki

tarım işletmelerinde yüzde 8.8 azalış, halka ait işletmelerde ise yüzde 18.9 oranında

artış dahil olmak üzere gayri safi tarımsal üretim ilk defa yüzde 9.2 oranında artmıştır.

1999 yılına kıyasla 2000 yılında gerçekleştirilen tarımsal üretimdeki artış, özellikle

patates, sebze ve meyvedeki pozitif artıştan kaynaklanmaktadır.

Özel mülkiyete ait bahçeler toplam tarımsal arazinin yüzde 15’ini oluş-turmakla

birlikte, 1998 verilerine göre üretimin yüzde 60’ını gerçekleştirmektedir.

Ukrayna’lı tarımsal üreticilerin dış borçları 3.8 milyar dolara ulaşmış durumdadır.

Tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalar toplam satışlarının yaklaşık dörtte birini

takas yoluyla gerçekleştirmektedirler. 1999 yılında satılan ayçiçeği çekirdeğinin

yüzde 55′i, tahılların üçte biri, şekerin yüzde 42’si ve şeker pancarının yüzde 40’ı

tarım işletmeleri tarafından takas yoluyla satılmıştır. Bu işletmeler sattıkları gıda

maddeleri karşılığında petrol ürünleri, taşıt yedek parçaları, gübre, tohum, elektrik ve

doğal gaz almışlardır.

Ukrayna Tarım Bakanlığı Sovyet döneminden kalma kollektif çifliklerin yaklaşık

tümünün özelleştirildiğini, 12.800 adet yeni özel tarım işletmesi yaratıldığını

Copyright@DEİK 7

açıklamıştır. Bu yeni işletmelerin yüzde 46’sını sınırlı ortaklıklar, yüzde 25′ini tarım

kooperatifleri, yüzde 21′ini kira ile toprak işleyen özel işletmeler ve geri kalan yüzde

7’sini de küçük çiflikler oluşturmaktadır.

2000 yılında zirai şirketlerin sayısı 1.7 bin artarak 37.6 bin olmuştur. Çiftliklerin

artması, kollektif tarım şirketlerinin yapılandırılmasından kaynaklanmıştır. Tarımla

iştigal eden 385 bin kişiye toprak mülkiyet hakkı tanınmıştır.

2000 yılında Ukrayna’nın tarım ürünleri ve gıda ürünleri dış ticaret hacmi bir önceki

yıla kıyasla yüzde 1 oranında azalarak 2.26 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bu ürünlerdeki toplam ihracat 1.35 milyar (yüzde 2 azalma), ithalat ise 0.91 milyar

dolar (önceki yıl ile aynı seviyede) olarak gerçekleşmiştir. Başlıca ihracat yapılan

ülkeler ise Rusya (bu ürünlerdeki toplam ihracatın yüzde 45’i), Belarus (yüzde 6),

Hollanda (yüzde 4), Türkiye (yüzde 3), Fransa (yüzde 3), Almanya (yüzde 2),

İspanya, Cezayir, Moldova ve Polonya’dır. Tarım ürünleri ve gıda ürünleri ithalatı ise

en çok Rusya (yüzde 10), Hollanda (yüzde 10), Almanya (yüzde 10), Belçika (yüzde

6), Türkiye (yüzde 5), Brezilya (yüzde 4), Macaristan (yüzde 4), Fransa (yüzde ),

Estonya, Norveç, Polonya, ABD ve Kazakistan’dan yapılmıştır.

3. MADENCİLİK VE ENERJİ

Ukrayna, çok zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahiptir. Eski SSCB’nin alan

olarak yüzde 2.7’sini kapsamasına rağmen mineral kaynaklar açısından eski

SSCB’nin yüzde 20’sine, dünyanın ise yüzde 5′ine sahiptir. Bu kaynaklar arasında 47

milyar ton ile kömür ilk sırayı alırken, 28 milyar ton ile demir cevheri, 1.5 milyar ton ile

kireç ve kireçtaşı diğer önemli kaynaklar arasındadır. Bunların dışıda titanyum, civa,

sulfat ve potasyum tuzları, sülfür, granit, toromin ve kaolin gibi madenler de

bulunmaktadır.

Ukrayna dünya doğalgaz tüketiminde ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü sırada yer

almaktadır. Yıllık 78 milyar m³’lük gaz tüketiminin ancak yüzde 23′ü yerel

kaynaklardan karşılanabilmekte, geri kalan yüzde 65′ini Rusya’dan, yüzde 14′ünü

Türkmenistan’dan ithal etmektedir. 2000 sonu itibariyle Ukrayna’nın Rusya’ya 1.360

milyar dolar, Türkmenistan’a 255 milyon dolar doğalgaz borcu bulunmaktadır.

Ukrayna’nın Rusya’ya olan borcu ve gecikme cezaları konusunda taraflar arasında

anlaşmazlık bulunmaktadır. Ukrayna, Rusya’ya olan borcunun uzun vadeli olarak

ertelenmesini ve kendisinden gecikme faizi alınmamasını talep etmektedir.

Doğalgaz ihtiyacının karşılanması amacıyla 2000 yılında ithal edilen toplam 60.1

m³’lük doğalgazın 32.2 milyar m³’lük kısmı Türkmenistan’dan, 27.9 milyar m³’lük

kısmı ise Rusya’dan ithal edilmiştir.

Ukrayna, kendi petrol ve doğalgaz kaynaklarını geliştirme ve yerli üretimi artırma

çabası içindedir. Mevcut rezervlerinin işlenmesini teşvik etmek için yabancı

yatırımcılara özel ayrıcalıklar tanınmıştır. Buna ek olarak, kömür ve nükleer enerjinin

daha yoğun kullanılması kararlaştırılmış, ancak teknolojik yetersizlikler nedeniyle

istenen başarı sağlanamamıştır. Eski nükleer reaktörlerin modernizasyonu ve yeni

reaktörlerin inşası konusunda dış yardımlara ve yabancı sermayeye ihtiyaç

duyulmaktadır.

Copyright@DEİK 8

Ukrayna 2001 yılı içerisinde özelleştirilmek üzere 7 elektrik dağıtım şebekesini

özelleştirme programına dahil etmiştir. Devletin elinde kalan hisselerinin tümü özel

sektöre devredilecektir. Özelleştirme kapsamındaki sözkonusu kuruluşlar ve

özelleştirme payları şunlardır :

♦ Kievoblenergo %75

♦ Rivneoblenergo %75

♦ Mikolayivoblenergo %70

♦ Sivastopolmisenergo %70

♦ Hersonoblenergo %65

♦ Zythomyroblenergo %62+1

♦ Kirovogradoblenergo %51

Nisan 2001’de yapılan ihalelerde Kievoblenergo ve Rivneoblenergo dağıtım

şabekelerinin ABD şirketi AES Washington Holdings B.V.’ye, Zhytommiroblenergo,

Khersonobl-energo, Kirovohradoblenergo ve Sevastopolenergo’nun ise Slovak şirketi

Vychodoslovenske Energeticke Zavody’ye satışı gerçekleştirilmiş ve bu

özelleştirmeden 766.2 milyon Hrivnya gelir elde edilmiştir. Yapılan bu ihalelerle

birlikte Ukrayna genelinde bulunan 27 elektrik santralinin 12’sinde devlet hissesi

kalmamıştır.

4. BANKACILIK

Mart 1991 tarihinde çıkartılan Bankacılık Kanunu ile Ukrayna’da Merkez Bankası ve

diğer bankaların oluşturduğu iki seviyeli bir bankacılık sistemi kurulmuştur. Ukrayna

Milli Bankası (NBU) Merkez Bankası fonksiyonlarını yürütmektedir. Haziran 1999’da

Devlet Başkanlığı, Ukrayna Milli Bankası’nın görevlerini kısıtlayan yasayı

onaylamıştır.

Ukrayna’da 2000 yılı itibariyle kayıtlı banka sayısı 203’tür. Bunlardan 30’u yabancı

sermayelidir. Kayıtlı 203 bankadan 165’i gerçek anlamda faaliyette bulunmaktadır.

Oshchadbank ve Ukreximbank devlet bankalarıdır. Bu bankaların 124’ü açık anonim

şirket, 49’u kapalı anonim şirket ve 28’i limited şirket şeklinde kurulmuştur.

Ukrayna’nın en büyük bankaları, aktifleri 1 milyar doların üzerindeki Prominvestbank,

PrivatBank, Bank Ukraina, Aval Bank, Ukreximbank, Ukrsotsbank, ve Oschadny

Bank’tır.

Ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 150 ticari bankanın yüzde 90’ı 2000 yıını kar ile

kapattıklarını beyan etmiştir.

Ukrayna’da bankalar için asgari 1 milyon ECU’lük asgari kuruluş sermayesi

gerekmektedir. Bugün, Ukrayna’daki bankaların kar oranları ekonomik kriz ve devlet

tahvilleri piyasasındaki getirinin azalması nedeniyle düşmüştür.

Copyright@DEİK 9

5. TELEKOMÜNİKASYON

Ukrayna’da haberleşme altyapısı oldukça geri kalmış bir durumdadır. Ülkede 1

Haziran 2000 itibariyle 100 kişiye düşen ortalama telefon hattı sayısı 18’dir. Bu oran

Belarus’ta 22, Çek Cumhuriyeti’nde 37 ve Avrupa Birliği’nde 50’dir. Mobil telefon hattı

sayısının toplam nüfusa oranı ise Nisan 2001 itibarı ile yüzde 2.0 seviyesindedir.

Bu durum, yabancı yatırımcılara büyük fırsatlar sunmaktadır. Nitekim, AT&T,

Siemens ve Alcatel gibi büyük şirketler Ukrayna’da telekomünikasyon alanında çeşitli

projeler üstlenmişlerdir.

Ulusal telekom şirketi Ukrtelecom’un özelleştirilmesiyle telekomünikasyon sorununun

aşılması beklenmektedir. Danimarka, Almanya ve Hollanda’lı telekomünikasyon

şirketleri ile ortak olarak kurulan Ukrayna Mobil Haberleşme Şirketi, Ukrtelecom’a

bağlıdır. Bu şirket, Ukrayna’nın bütün şehirlerinde ve yollarında analog mobil telefon

ağını işletmektedir. Ukrayna’da mobil telefon servis sağlayıcılığı alanında çalışan bir

veya birden fazla yabancı ortaklı birçok şirket vardır . Ukrainian Radiosystems (en

büyük ortak Daewoo), Kyivstar (iki Ukrayna şirketi, Amerikan Sputnik ve Norveç

Telenor firması ortaklığı), Golden Telecom ve Wellcom bunlar arasındadır. Bunların

toplam abone sayısı, Nisan 2001 itibarı ile yaklaşık 1.23 milyondur.

Ukrayna Hükümeti gelecek 10 yılda, 100 kişiye düşen ortalama mobil telefon hattı

sayısını 18’den 40’a çıkarmayı planlamaktadır. 3.2 milyon yeni hattın devreye girmesi

planlanan bu projenin maliyetinin hat başına 1000 dolar ve yaklaşık 5 - 10 milyar

dolar tutarında olacağı hesaplanmaktadır. Bu durum, yabancı yatırımcılara önemli

fırsatlar sunmaktadır.

Ulusal telekom şirketi Ukrtelecom’un hisselerinin özelleştirmeden sağlanacak gelirin

telekomünikasyon sektöründe yapılacak iyiliştirmelerde kullanılması beklenmektedir.

Ukrayna Haberleşme Kanunu’na göre haberleşme alanında faaliyette bulunan

şirketlerdeki azami yabancı sermaye oranı yüzde 49 olarak belirlenmiştir.

6. ULAŞTIRMA

Ukrayna 23,350 km’lik bir demiryolu ağına sahiptir. Ancak, bu alanda

modernizasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Demiryolu ağının yaklaşık 8,600 km’lik

bölümü elektriklidir. Demiryolu ulaşımı uzun mesafeli yolcu ve yük taşımacılığı için en

ucuz yol olmasına rağmen bağımsızlık sonrasında sistemin etkinliğinde bir düşüş

olmuştur. Demiryolu ulaşımı, toplam trafiğin yüzde 14′ünü oluşturmaktadır.

Ukrayna’nın toplam 247,300 km’lik karayolunun 169,964 km’lik kısmı otoyoldur.

Karayolu ağının yalnız yarısı asfaltlanmış olmasına rağmen bütün trafiğin yüzde

80′ini taşımaktadır.

Ukrayna’nın Karadeniz, Azak Denizi ile Danube, Yuzhniy Bug ve Dnipro nehirlerinde

toplam 18 limanı bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Odessa, İlyichevsk ve

Yujniy limanlarıdır. Buna ek olarak oldukça gelişmiş olan Mykolayiv askeri limanı da

sivil kullanım için hazırlanmaya başlanmıştır. Sivastopol dışındaki limanlar devlete

aittir. Bütün limanlar eskidir ve işletme problemleriyle karşı karşıyadırlar. Yeni

Copyright@DEİK 10

yatırımlarla limanların kapasitelerinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yatırımların

toplam proje değerinin 2.5 milyar dolara yakın olduğu ifade edilmektedir.

Ulusal havayolu şirketi olan Ukrayna Uluslararası Havayolları halen yurtdışında 150

şehirle bağlantılı olarak hizmet vermektedir. Kiev şehir merkezine 10 km uzaklıkta

bulunan Borispol Havaalanı yenilenmiştir. Uluslararası uçuşlar Kiev dışında Odessa,

Lviv ve Donetsk’e yapılmaktadır.

D. DIŞ TİCARET

1995 yılında Ukrayna’nın dış ticaret rejimi, ulusal ekonominin dış dünyaya açılarak

dünya ekonomisi ile bütünleşmesine hizmet edecek şekilde değiştirilmeye

başlamıştır. İhracatta kota ve lisans uygulaması kaldırılmış, ihracata yönelik devlet

tarafından yapılan ihaleler azaltılmış, dış ticarette muhasebe sistemi basitleştirilmiştir.

Ancak, parlamento ile hükümet arasındaki sorunlar nedeniyle dış ticaret rejiminde

istenilen serbestliğe ulaşılamamıştır. Dış ticaret alanında faaliyet gösteren firmalar

için hala bazı lisans zorunlulukları ve ürün kotaları devam etmektedir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Avrupa Birliği (AB) standartlarına uyum sağlamaya

çalışan Ukrayna’da genel olarak uygulanan ithalat vergileri yüzde 5 - 8 seviyesinde

iken (bazı tarımsal ürünler hariç) ithal edilen sanayi ürünlerine uygulanan tarifelerin

üst sınırı 1996 Nisan ayından bu yana yüzde 30 seviyelerindedir.

1998 yılındaki Rusya krizi sonrasında, Ukrayna’nın BDT ülkelerine yönelik ihracatı bu

ülkelerde yaşanan ekonomik kriz ve Hrivnya’nın Ruble karşısında değer kazanması

sonucu düşerken, Ukrayna’nın Batılı ülkelere olan ihracatı devalüasyon nedeniyle

olumlu yönde etkilenmiştir.

Diğer taraftan, Ukrayna’nın dış ticareti içerisinde barter (takas) çerçevesinde yapılan

teslimatların ihracat hacmindeki payı azalmaya devam etmektedir. Dış ticarette

takasın ağırlığı bugün yüzde 5’in altına inmiştir.

Bağımsızlıktan sonra, Ukrayna’nın ihracat yapısı giderek değişmiş ve işlenmiş

ürünlerin ihracat içerisindeki payı artmıştır. İthalatta ise özellikle enerji ürünleri önemli

bir ağırlığa sahiptir. Nitekim Ukrayna, Rusya’dan petrol ve doğal gaz,

Türkmenistan’dan ise doğalgaz almaktadır.

Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan hariç diğer eski SSCB ve Baltık

ülkeleri ile serbest ticaret anlaşmaları imzalama yoluna gitmiştir. Bu çerçevede, lüks

tüketim malları hariç, sözkonusu ülkeler menşeli sanayi ürünlerinin ithalatında

karşılıklı olarak gümrük vergisi alınmamakta, sadece KDV tahsil edilmektedir.

Ukrayna’nın Rusya Federasyonu ve Beyaz Rusya ile yapmış olduğu özel anlaşma

çerçevesinde bu ülkeler menşeli ürünlerin ithalatında karşılıklı olarak KDV de tahsil

edilmemektedir.

Rusya tarafından 2001 yılı Temmuz ayından itibaren Ukrayna menşeli mallara yüzde

20 oranında KDV uygulanmaya başlanmasına rağmen, 2001 yılında Ukrayna’nın

ihracatında yüzde 12’lik bir artış gerçekleşmiştir. 2001 yılında Ukrayna’nın

ihracatındaki artışın daha yüksek bir seviyede gerçekleşmesini engelleyen diğer bir

Copyright@DEİK 11

etken, 2001 yılı başından itibaren Ukrayna çeliğine ABD tarafından uygulanan

yüksek gümrük vergileridir. Bu uygulama 2001 yılında Ukrayna’nın ABD’ye yönelik

çelik ihracatının yüzde 70 seviyesinde gerilemesine yolaçmıştır. Ayrıca, AB

ekonomisindeki durgunluk, Ukrayna’nın AB ülkelerine yönelik ihracatını da olumsuz

etkilemiştir.

Daha gelişmiş bazı geçiş ekonomileri ile karşılaştırıldığında, Ukrayna ihracatının hala

tüketim mallarından ziyade, çelik ve kimyasallar gibi katma değeri düşük ürün

gruplarına bağımlılığı sürmektedir. Bu iki ürün grubu Ukrayna ihracatının yaklaşık

yarısını teşkil etmektedir. Makina sektörü bunun bir istisnası olmakla birlikte, 1990’lı

yılların başından bu yana bu sektörde üretim seviyesi yaklaşık yüzde 30 oranında

gerilemiştir.

UKRAYNA’NIN FASILLAR İTİBARI İLE DIŞ TİCARETİ

İHRACAT

Fasıllar Tutar Değişim (%) Pay (%)

Metaller 6,720 3.9 41.3

Madencilik Ürünleri 1,750 25.0 10.8

Elektronik Ekipmanlar 1,714 26.2 10.5

Kimyasallar 1,748 -4.1 9.1

Sebzeler 693 190.0 4.3

Tekstil ve Tekstil Ürünleri 614 14.2 3.8

Ulaştırma Ekipmanları 549 25.3 3.4

Canlı Hayvanlar ve Hayvancılık Ürünleri 454 24.1 2.8

Gıda Ürünleri 451 11.8 2.8

TOPLAM 16,265 11.6 100.0

İTHALAT

Fasıllar Tutar Değişim (%) Pay (%)

Madencilik Ürünleri 6,725 2.8 42.6

Elektronik Ekipmanlar 2,378 22.5 15.1

Kimyasallar 1,127 25.5 7.1

Metaller 821 20.6 5.2

Ulaştırma Ekipmanları 746 48.1 4.7

Plastikler ve Kauçuk 697 11.1 4.4

Tekstil ve Tekstil Ürünleri 647 15.5 4.1

Gıda Ürünleri 590 34.3 3.7

TOPLAM 15.775 13.0 100.0

Kaynak: Derzhcomstat

2001 yılında kimyasallar ihracatı gerilerken ve metal ihracatı sınırlı bir düzeyde

artarken, özellkle gıda ve tarımsal ürünler ile madencilik ürünleri ihracatında

meydana gelen yaklaşık yüzde 25’lik artış, genel ihracatın 1.7 milyar dolar düzeyinde

artmasını sağlamıştır.

Diğer taraftan, Rusya pazarına olan bağımlılık Ukrayna’nın ihracatı için diğer önemli

bir sorundur. Ukrayna’nın dış ticaretinde eski SSCB ülkeleri ile olan ticaret önemli bir

yere sahiptir. Ukrayna’nın enerji konusunda dışa bağımlı olması sebebiyle ithalatın

önemli bir kısmını ham petrol ile Rusya ve Türkmenistan’dan ithal edilen doğalgaz

Copyright@DEİK 12

oluşturmaktadır. Bu nedenle Rusya ve Türmenistan Ukrayna’nın ithalat yaptığı

ülkeler içerisinde ilk sırada yer almaktadır.

UKRAYNA’NIN BAŞLICA DIŞ TİCARET ORTAKLARI

İHRACAT İTHALAT

Ülke Tutar Değişim (%) Ülke Tutar Değişim (%)

Rusya Fed. 3,679.5 4.7 Rusya 5,813.5 -0.2

Türkiye 1,009.4 16.2 Tükmenistan 1,654.1 70.0

İtalya 832.4 30.3 Almanya 1,380.2 21.7

Almanya 710.9 -4.1 Kazakistan 666.0 160.0

ABD 569.2 -21.5 ABD 457.7 27.0

Çin 542.1 -13.8 Polonya 450.8 44.3

Polonya 497.4 19.0 İtalya 411.8 19.0

Macaristan 468.5 43.1 Belarus 407.1 -32.4

TOPLAM 16,264.7 11.6 TOPLAM 16,265 13.0

Kaynak : Derzhcomstat

E. YABANCI SERMAYE

Doğrudan yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek için Hükümetin öncelikli politikaları

arasında olmasına rağmen Ukrayna’nın yüzölçümü ve nüfusu gözönüne alındığında

bugüne kadar gerçekleşen toplam yabancı yatırım düşük seviyede kalmıştır.

19 Mart 1995 tarihinde Ukrayna Parlamentosu, Yabancı Sermaye Kanunu’nu kabul

etmiştir. Söz konusu yasa uyarınca, bir yatırımın, yabancı sermayeli teşebbüs kabul

edilmesi için kayıtlı sermayenin en az yüzde 10′unun yabancılara ait olması

gerekmektedir.

Yeni yasaya göre, herhangi bir mevzuat değişikliği halinde yabancı yatırımcılar,

yatırımın yapıldığı tarihte geçerli olan kanunda yer alan uygulama ve garantilerden

10 yıl süreyle faydalanabileceklerdir. Ayrıca yabancı yatırımların kamulaştırılması

engellenmiştir. Yeni mevzuata göre yabancı yatırımcılar elde ettikleri gelirlerin

tamamını, yüzde 15 vergi ödemek suretiyle yurt dışına transfer edebilmekte, ayrıca

her tür ihracat ve ithalatları vergi veya lisans uygulamasından muaf tutulmaktadır.

Ukrayna’da ekonomik ve ticari faaliyette bulunan yabancı yatırımcılar, Ukrayna

kanunlarında ve Ukrayna’nın uluslararası anlaşmalarında aksi belirtilmedikçe,

Ukraynalı kişilerin sahip olduğu hak ve sorumluluklara sahiptir.

Ukrayna’da yabancı sermaye yatırımları millileştirmeye tabi değildir. Yabancı

sermayeli şirket, Ukrayna mevzuatınca getirilen sınırlamalar dikkate alınarak şirket

statüsünde belirtilen amaçlara uygun olarak tüm faaliyetlerde bulunabilir.

Ukrayna ekonomisine 2002 yılı Ocak ayı itibarı ile toplam 4.4 milyar dolarlık

doğrudan yabancı yatırım yapılmıştır. Diğer geçiş ekonomileri ile kıyaslandığında,

Ukrayna’nın yabancı yatırımları çekmede yeterince başarılı olamamasının arkasında

ekonomi yönetimindeki yaygın devletçi ve bürokratik yaklaşımların yabancı yatırımlar

üzerindeki olumsuz etkisi belirleyici olmuştır.

Copyright@DEİK 13

BAŞLICA ÜLKELER İTİBARI İLE DOĞ. YAB. SERMAYE YATIRIMLARI*

SIRA ÜLKELER YATIRIM MİKTARI

(MİLYON DOLAR)

TOPLAM YATIRIMLAR

İÇERİSİNDEKİ PAYI

(%)

1 ABD 730,9 16.6

2 Güney Kıbrıs 478,0 10.8

3 İngiltere 420,4 9.5

4 Hollanda 370,2 8.4

5 Rusya Federasyonu 295,1 6.7

6 Almanya 249,6 5.7

GEN TOPL. 4,406.0 100.0

(*) 1 Ocak 2002 İtibarı ile.

Kaynak : Eastern Economist

2001 yılında Ukrayna’ya giren yabancı doğrudan yatırımların tutarı 531 milyon dolar

seviyesindedir. 2000 yılı ile karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 10’luk bir gerileme söz

konusudur.

Ukrayna’nın geçiş ekonomisini tamamlayabilmesi ve yeniden ekonomik

yapılanmasını gerçekleştirebilmesi için yaklaşık 40 milyar dolar tutarında yatırıma

ihtiyacı olduğu ifade edilmektedir. Bunun 10 milyar dolarlık bölümünün acil olarak

yatırım ihtiyacı bulunan telekomünikasyon, enerji, altyapı, tarım ve kimya sektöründe

yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Geçiş döneminin başlangıcından bu yana Ukrayna, bölgeye yönelik yabancı

doğrudan yatırımların sadece yüzde 2.5’ini çekebilmiştir. Ülkede kişi başına düşen

yabancı sermaye miktarı yaklaşık 90 dolardır. Doğrudan yabancı yatırımların

GSYİH’ye oranı ise yüzde 1.6 seviyesindedir.

SEKTÖRLER İTİBARI İLE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR*

SIRA SEKTÖRLER TOPLAM YATIRIMLAR

İÇERİSİNDEKİ PAYI (%)

1 Gıda Sanayi 18.9

2 Ticaret 13.2

3 Mühendislik 8.4

4 Finans, Kiralama & Sigorta 7.7

5 Ulaştırma 6.4

6 Kimya & Petrokimya 5.6

7 Metal & Metal İşleme 4.3

(*) Nisan 2001 İtibarı ile.

Kaynak : Interfaks Haber Ajansı

Ukrayna’da yapılan yabancı doğrudan yatırımların yaklaşık beşte biri gıda sanayinde

yoğunlaşmıştır. Gıda sanayi ve ticaret sektöründeki yabancı doğrudan yatırımlar ise

toplam doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır.

Yaklaşık 50 milyon tüketicinin potansiyel satın alma gücü ile yabancı girişimcilere

cazip yatırım imkanları sunan Ukrayna’da yabancılar için başlıca yatırım

yapılabilecek alanlar şunlardır :

Copyright@DEİK 14

♦ Tarım ve Gıda İşleme Sektörü

♦ Enerji Üretimi ve Dağıtımı

♦ Metalurji ve Ağır Sanayi

♦ Kimyasallar

♦ Haberleşme

♦ Hafif Sanayi

♦ Petrol Rafineleri

♦ İleri Teknoloji

♦ Makine Yapımı (özellikle gemi ve uçak yapımı)

F. ÖZELLEŞTİRME

Ukrayna hükümeti, 1992 yılında çıkardığı bir yasa ile özelleştirme sürecini

başlatmıştır. Bürokrasinin ağır işlemesi ve parlamentonun muhalefeti nedeniyle

özelleştirme programının ilk iki yılında verimli sonuç alınamamıştır.

Kasım 1994′te, Toplu Özelleştirme Programı başlatılmıştır. Bu program çerçevesinde

1995 yılı sonuna kadar en az 8,000 orta ve büyük ölçekli işletmenin özelleştirilmesi

öngörülmüştür. 1996 yılının ortalarına gelindiğinde ise Toplu Özelleştirme Programı

çerçevesinde tahminen 3,500 işletme özel sektöre devredilmiştir. Bu işletmelerin

yaklaşık yüzde 40′ı tarım sektöründe faaliyet göstermektedir. 1996 yılında küçük

ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine hız verilmiş ve toplam 36,085 küçük ölçekli

işletmenin özelleştirilmesi yıl sonuna kadar tamamlanmıştır.

Ukrayna’da özelleştirme programının başarısı için çeşitli önlemler alınmaktadır.

İşletmelerin özelleştirme aşamasına geçişi için öngörülen sürenin kısaltılması bu

önlemlerden birisidir. Özelleştirmenin en yüksek oranda gerçekleştirildiği alan ise

ticaret ile perakende satış noktaları ve lokanta gibi işletmelerin yer aldığı hizmet

sektörüdür.

12 Aralık 1996′da Ukrayna Parlamentosu yeni bir özelleştirme yasası kabul etmiştir.

Bu yasa, özelleştirme sürecinde devletin kontrolünün artırılmasına imkan vermekte

ve devlet mülkiyeti altındaki işletmelerin satışına ilişkin amaç, öncelik ve şartları

hükme bağlamaktadır.

Tarım sektöründeki özelleştirme çabalarında diğer sektörlere oranla daha az başarı

elde edilmiştir. Bunun en önemli sebebi ise bu konuda siyasi uyum

sağlanamamasıdır. (Parlamento tarımsal arazilerin satışına karşı çıkmıştır).

Özelleştirilmesi planlanan 200 büyük ölçekli işletmenin ancak 40’ı özelleştirilebilmiştir

1999 yılı Ağustos ayında Devlet Başkanı hem enerji üretim ve dağıtımını

gerçekleştiren şirketlerin hisselerinin satışı konusunda bir kararname yayınlamıştır.

Ancak, özelleştirmenin yeterince hızlı ilerlemeyişi, IMF ile sürdürülen görüşmelerin

Eylül 1999’da çıkmaza girmesinin temel nedenlerinden birisini teşkil etmiştir.

Aralık 1999’da Devlet Başkanı Leonid Kuçma, ülkedeki özelleştirmelerin

hızlandırılması konusunda Bakanlar Kurulu, Devlet Mülkiyet Fonu ve benzeri

kuruluşlar tarafından alınacak önlemlere ilişkin bir kararname yayınlamış ve

özelleştirmelerin hızlandırılmasını istemiştir.

Copyright@DEİK 15

Ocak 2000’de Bakanlar Kurulu devletin yüzde 25 hissesine sahip olduğu 200

tarımsal kuruluşun satışı konusunda bir kararname yayınlamıştır.

2001 Yılı Özelleştirme Programında Yeralan İşletmeler

İşletme Sektör Satılacak Hisse(%)

- Sumski Frunze Fabrikası Makine Sanayi 25.0

- Ukrtelekom Telekom 25.0

- AvtoKraz Makine Sanayi 36.37

- Mykolayivsky Alüminyum Fab. Alüminyum 30.0

- Azovstal Çelik 25.0

- Donbassenergo Enerji 35.0

- Makeyivsky Metal Fab. Çelik 10.86

- Odessa Petrol Rafinerisi Rafineri 25.0

- Turboatom Elektrik Türbin Yapımı 25.22

- Kırım Soda Fab. Soda Üretimi 89.47

- Elektron-haz Fab. Elektronik ve Gaz Ekipm. 75.0

- Kherson Pamuk 76.76

- Sergo Ordzhonokidze Fab. Traktör 27.62

16 Mayıs 2000′de Meclise sunulan, Ukrtelecom’un özelleştirilmesine dair yasa

tasarısı 13 Temmuz’da meclisten geçmiştir. Yasa gereğince sözkonusu şirket

ihale yolu ile arz olacaktır. Devlet mülkiyetinde yüzde 51 hisse kalırken ilk

pakette sadece yüzde 25’lik hissesi satışa sunulacak ve devlet bütçesine 548

milyon dolar girmesi beklenmektedir. Şirketin toplam değeri ise 2.194 milyar

dolardır. Ancak Ukrtelecom’un özelleştirilmesi 2000 ve 2001 yıllarında

mümkün olmamıştır.

Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma tarafından yayınlanan Kararname ile sadece

yüzde 25’i devlet mülkiyetinde kalması planlanan elektirik dağıtım

şebekelerinin tüm hisselerinin özel sektöre aktarılması öngörülmektedir. Buna

göre Kiev, Zhytomyr, Kirovograd, Mikolayev, Rivne, Sivastopol ve Herson

bölgesel enerji şirketleri özelleştirilecektir. Özelleştirme Credit Suisse First

Boston Bank danışmanlığında yürütülecektır.

Ayrıca, Ukrayna ülkenin 22.800 kilometrelik doğal gaz dağıtım sistemini,

(yüzde 49’luk kısmı Ukrayna devleti yönetiminde kalmak üzere) yabancı

şirketlere açacaktır. Geri kalan yüzde 51′lik hissenin Rus Gazprom, İngiliz

Shell, Fransız Gas de Frace, İtalyan ENI ve Alman Ruhrgas şirketlerine

önerilmesi beklenmektedir.

Ukrayna Parlamentosu “Devlet Özelleştirme Programı” yasasını 18 Mayıs

2000’de onaylamıştır. Sözkonusu yasa 2000 - 2002 yıllarında yapılacak

özelleştirmeleri kapsamakta olup, aynı zamanda özelleştirme programlarının

üç yılda bir onaylanmasını öngörmektedir. Devlet bütçesine aktarılmak üzere,

2001 yılı içinde 1.5 milyar dolar, 2002 yılı için ise 1 milyar dolar özelleştirme

geliri elde edilmesi öngörülmüştür. Bununla birlikte, 2001 yılında

Copyright@DEİK 16

özelleştirmelerden elde edilen gelir yaklaşık 390 milyon dolar (2.1 milyar

hrivnya) ile öngörülen rakamın üçte biri seviyesinde kalmıştır.

Ukrtelecom’un azınlık hisselerinin satışı 2002 yılı özeleştirme programının da

temel hedefini teşkil etmektedir. Ancak, Batılı yatırımcıların ilgisinin az olması

ile birlikte Merkezi ve Doğu Avrupa’daki diğer telekom özelleştirmeleri

Ukrayna’nın şansını azaltmaktadır.

II. UKRAYNA – TÜRKİYE TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ

A. TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA İMZALANAN EKONOMİK VE

TİCARİ NİTELİKLİ ANLAŞMALAR

1992 yılında imzalanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren Ticaret ve Ekonomik

İşbirliği Anlaşması ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizin temeli oluşturulmuştur.

Bu anlaşmanın yanısıra, 1992′den bu yana iki ülke arasında

• Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması,

• Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması,

• Gümrük İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardımlaşmaya İlişkin Anlaşma,

• Enerji İşbirliği Anlaşması,

• Ticari Denizcilik Anlaşması,

• Karayolu Ulaştırma Anlaşması,

• Turizm İşbirliği Anlaşması,

imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir.

B. TİCARET

1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan

eden Ukrayna’yı ilk tanıyan ülkeler arasında yer alan Türkiye, ekonomik

açıdan bu ülkeye verdiği önemi ve önceliği bağımsızlıktan itibaren yoğun

şekilde devam eden özel sektör temaslarıyla açıkça göstermiştir.

Artarak gelişen ticari ilişkilerimiz neticesinde 1992 yılında 126 milyon dolar

olan ikili dış ticaret hacmi sekiz kat artarak 1995′te ilk defa 1 milyar doların

üzerine çıkmıştır. Bu yıldan sonra dış ticaret hacmimiz çeşitli dalgalanmalar ile

birlikte bu eşiğin altına inmeyen bir seyir izlemiştir.

Türkiye Ukrayna’nın ihracatında, bu ülkenin geleneksel dış ticaret ortağı olan

Rusya Federasyonu’nundan sonra 2. sırada (yüzde 6.0 ), ithalatında ise 16.

sıradadır. (yüzde 1.1)

Copyright@DEİK 17

YILLAR İTİBARI İLE TÜRKİYE - UKRAYNA DIŞ TİCARETİ

(1000$) İHRACAT İTHALAT HACİM DENGE

1992 35,842 90,003 125,845 -54,161

1993 39,453 472,706 512,159 -433,253

1994 76,285 535,071 611,356 -458,786

1995 198,534 856,340 1,054,874 -657,806

1996 267,043 744,531 1,011,574 -477,488

1997 334,622 860,124 1,194,746 -525,502

1998 274,312 988,775 1,263,087 -714,463

1999 225,822 773,691 999,513 -547,869

2000 258,121 981,559 1,239,68 -723,438

2001 289,179 757,625 1,046,804 -468,446

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü

1990’lı yıllar boyunca iki ülke arasındaki ticari denge, sürekli Türkiye aleyhine

gelişmiştir. Türkiye aleyhine süregelmekte olan dış ticaret açığının başlıca

nedenlerinden birisi Ukrayna’nın ithalatta uyguladığı yüksek gümrük ve

tüketim vergileridir. Söz konusu vergiler nedeniyle artan ithal maliyetleri, Türk

mallarının Ukrayna pazarındaki rekabet gücünü oldukça azaltmaktadır.

Bununla birlikte, 2001 yılında özellikle Türkiye’de yaşanan devalüasyonun

Türk firmaları lehine yarattığı rekabet etkisiyle, Ukrayna’ya ihracatımız yüzde

12 oranında artarak 289 milyon dolar ile 1997 yılından sonraki en üst

düzeyine ulaşmıştır. Diğer taraftan, sözkonusu yılda, ihracattaki artışa paralel

olarak, Ukrayna’dan ithalatta meydana gelen yüzde 22.8’lik gerileme ile 1994

yılından bu yana ikili ticarette Türkiye aleyhine en düşük açık gerçekleşmiştir.

2001 YILINDA FASILLAR İTİBARİYLE TÜRKİYE-UKRAYNA DIŞ TİCARETİ

(Dolar) İHRACAT İTHALAT

FASIL TUTAR % FASIL TUTAR %

Sabunlar 33,963,279 11.7 Demir Çelik 395,774,554 52.2

Yenilen Meyvalar 33,225,654 11.5 Mineral Yakıtlar 117,217,081 15.5

Elektrik Makinalar 29,867,276 10.3 Gübreler 69,357,327 9.2

Plastikler 24,961,287 8.6 Anorganik Kimyasallar 59,821,320 7.9

Uçucu Yağlar 11,857,818 4.1 Hayvans. ve Bitk. Yağlar 28,808,471 3.8

Otomotiv ve Yan Sanayi 10,640,389 3.7 Plastikler 13,757,955 1.8

Ayakkabılar 10,285,817 3.6 Sent. Suni Filamentler 13,007,523 1.7

Tuz,Kükürt,Çimento vs 10,015,194 3.5 Ağaç, Ahşap Eşya 11,912,098 1.6

Dokum. Elverişli Mensucat 9,617,066 3.3 Yağlı Tohum ve Meyval. 7,749,471 1.0

Kazanlar, Makinalar 9,210,596 3.2 Kazanlar, Makinalar 6,584,833 0.9

DİĞER 105,535,240 36.5 DİĞER 33,634,997 4.4

TOPLAM 289,179,616 100.0 TOPLAM 757,625,630 100.0

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü

Copyright@DEİK 18

Türkiye Ukrayna’dan büyük ölçüde girdi olarak kullanılan hammadde ve yarı

mamul maddeler ithal etmektedir. İthalatımızın büyük bir kısmını demir - çelik

ürünleri, mineral yakıtlar, gübreler, anorganik kimyasallar, hayvansal ve

bitkisel yağlar oluşturmaktadır. Türkiye ise Ukrayna’ya özellikle temizlik

malzemeleri, elektrikli makinalar, plastikler, uçucu yağlar, otomotiv ve yan

sanayi ürünleri ve ayakkabılar ihraç etmektedir.

Geçtiğimiz iki yılda Türkiye ile Ukrayna arasındaki ticari ilişkileri olumsuz

yönde etkileyen bazı kısıtlamalar olmuştur. Bunlardan ilki Ukrayna tarafından

Temmuz 1998’den itibaren ayçiçeği tohumu ihracatında teminat

uygulamasına geçilmesi olmuştur. Bu uygulama çerçevesinde, ayçiçeği

tohumu ihraç edecek olan Ukraynalı firmalar önceden mal bedelinin tamamı

oranında bir teminatı yatırmak zorundadır. İhraç gelirlerinin Ukrayna’ya

getirilmesinin ardından teminat iade edilmektedir.

Ayrıca aynı tarih itibarı ile alınan başka bir karar uyarınca Ukrayna, fason

üretim amacıyla kullanılan metal hurda ve atıklarının ülke dışına ihraç

edilmesini, elektronik sanayinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin fason üretimi

amacıyla geçici olarak sınırlandırmıştır.

İkili ticaretin gerilemesine neden olan bir başka sınırlandırma ise Türkiye’nin

giderek artan sıcak ve soğuk haddelenmiş sac ithalatını yerel demir - çelik

sektörünü korumak amacıyla kontrol altına alma gerekçesiyle bu ürünlere

uygulanan ithalat vergi oranlarını yüzde 5′lerden yüzde 20 ila 30′lara çıkarma

kararıdır. Bu kararlar 1997 yılında Türkiye’nin sıcak haddelenmiş sac

ithalatının yüzde 41.8′inin, soğuk haddelenmiş sac ithalatının ise yüzde

43.6’sının gerçekleştirildiği ülke olan Ukrayna’da tepki ile karşılanmıştır. Söz

konusu ürünleri kullanan sanayicilerin maliyetlerini artırmamak amacıyla

üretim açığımız olan miktar kadar vergiden muaf tarife kontenjanı açılmıştır.

2000 yılı için sıcak haddelenmiş demir - çelik yassı mamülleri için 800 bin ton,

soğuk haddelenmiş ürünler için 200 bin ton tarife kontenjanı tanınmıştır.

Temmuz 1998′de Ukrayna Hükümeti iki ülke arasındaki toplam ticaretin

görünmeyen fakat çok önemli bir bölümünü oluşturan bavul ticaretini

kısıtlayıcı tedbirler almıştır. Bu bağlamda Ukrayna vatandaşları ve yabancılar

tarafından Ukrayna’ya getirilen ve daha önce her türlü vergiden muaf olan 200

ECU değerine kadar olan yolcu beraberindeki eşyanın karayolu ve denizyolu

ile getirilenleri vergiye tabi tutulmuştur. Ukrayna Hükümeti tarafından

uygulanmaya başlayan bu miktar ve değer sınırlayıcı tedbirler ve gümrüklerde

başlayan sıkı denetim neticesinde bavul ticaretinde önemli gerileme

yaşanmaktadır.

Sözü geçen uygulamalar Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının

gerilemesine neden olmuştur. 1998 Eylül ayından itibaren yaşanmaya

başlanan mali kriz nedeniyle bu olumsuzluklar daha da artmış ve ekonomik

koşulların yarattığı belirsizlik ve güvensizlik ortamı nedeniyle Ukrayna’ya

piyasa araştırması ve iş görüşmeleri için giden Türk firma temsilcilerinin ve

işadamlarının sayısında da önemli azalma görülmüştür.

Copyright@DEİK 19

İkili ticari ilişkilerimiz açısından meydana gelen olumlu bir gelişme Şubat 2000

itibariyle bazı tekstil ve konfeksiyon mamülleri ile dokumaya elverişli

maddelerden hazır eşyanın Ukrayna’ya ithalinde uygulanan gümrük

vergilerinin en az yüzde 50 oranında düşürülmüş olmasıdır. Özellikle giyim

eşyalarının gümrük vergi oranlarında yapılan indirimle, Türkiye’ye de

uygulanan tavizli gümrük vergi oranları bazında genel koruma oranı yüzde 15

seviyelerine çekilmiştir.

C. YATIRIM İLİŞKİLERİ

Büyük çoğunluğu KOBİ niteliğinde olan Ukrayna’daki firmalarımız ağırlıklı

olarak gıda ve içecek, temizlik malzemeleri, hazır giyim, orman ürünleri,

maden ve metal ile inşaat ve inşaat malzemeleri alanında faaliyet

göstermektedir.

Şubat 2001’de Efes Pilsen Bira Grubu, Ukrayna’nın Odesa şehrinde bulunan

Chernomor Bira Fabrikası’nın yüzde 51 hissesini alarak bu fabrika ile ortak

yatırım gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

Turkcell A.Ş.’nin de yüzde 65’i Türk, yüzde 35’i Hollanda sermayesi ile

Ukrayna’da Novacell adıyla GSM operatörü olmak üzere telekomünikasyon

alanında yatırım projesi bulunmaktadır.

Gima A.Ş. de yine Odesa’da toplam 11.000 m² alan üzerinde, süpermarket,

kapalı otopark, sinema, eğlence merkezi vs.’den oluşan toplam yatırım tutarı 8

milyon dolar olan bir kompleks kurmayı planlamaktadır.

UKRAYNA’DA TÜRK FİRMALARININ DOĞRUDAN YATIRIMLARININ SEKTÖREL DAĞILIMI

Toplam Yatırım Hacmi (Milyon $)

SEKTÖR ADI 01. 01.1999 01.01.2000 01.01.2001

Sanayi

Gıda sanayi 8.2 9.7 8.6

Hafif sanayi 0.7 0.6 0.6

Makina imalatı ve metal işleme sanayi 0.3 0.3 0.2

Kimya sanayi 0.3 1.5 2.7

Ağaç işleme ve selüloz - kağıt sanayi 0.3 0.3 0.4

İç ticaret 6.6 7.0 7.8

Dış ticaret 0.2 0.3 0.2

Ulaştırma 0.9 1.3 7.5

İnşaat 0.7 1.3 1.2

Sağlık, Fiziksel Gelişim ve Sosyal Güvenlik 0.2 0.2 0.3

Malzeme ve Teknik Hizmetler Satış ve Servisi 0.3 0.3 0.3

Konut Hizmetleri 0.2 0.2 0.2

Tedarik – 0.1 0.2

Finans, Kredi ve Sigortacılık Hizmetleri – – 0.9

Maddi Üretim Dalları 0.1 0.2 0.2

TOPLAM 20.1 24.1 32.0

Kaynak : Derzhcomstat

Copyright@DEİK 20

D. MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

Ukrayna’daki Türk inşaat firmalarının faaliyetleri Ukrayna’nın içinde bulunduğu

finansal imkansızlıklar nedeniyle istenilen düzeyin çok gerisinde kalmaktadır.

Bu finansal imkansızlık müteahhitlik firmalarımız ile Ukraynalı işverenler

arasında zaman zaman problemler yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kasım 2001 itibariyle, Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre, 20 Türk

müteahhitlik firmasının Ukrayna’da üstlenmiş olduğu 41 projesinin toplam

tutarı 507.2 milyon dolardır.

İkili ilişkilerde gündemde olan en büyük ortak proje ise Rusya

Federasyonu’ndan ithal edilmekte olan doğalgazın Türkiye’ye naklinde

kullanılan Ukrayna – Moldova – Romanya - Bulgaristan boru hattının Ukrayna

kısmının kapasitesinin artırılması ve bu hatta paralel bir boru hattının tesisi

için başlatılan projedir. Proje Ukrgazprom, Gazprom ve dört Türk şirketinin

(Enka, Entes, Tekfen, Gama) kurduğu Transbalkan şirketi tarafından

gerçekleştirilmiştir.

E. TÜRK EXİMBANK KREDİLERİ

Ukrayna’ya 50 milyon dolar tutarında kredi açılması hususu, Türk Eximbank’ın

1993 ve 1994 yılı programlarında yer almış ancak yürürlüğe konulamamıştır.

Bu konuyla ilgili çalışmalar 21 Mayıs 1998′de Cumhurbaşkanı Sayın

Süleyman Demirel’in Ukrayna’ya yaptığı resmi ziyaret sırasında bu ülkeye 20

milyon dolarlık finansman imkanı öngören bir protokolün imzalanmasıyla

sonuçlandırılmıştır. Protokol uyarınca Türk Eximbank tarafından Ukrayna’ya 5

milyon doları kredi, 5 milyon doları kısa vadeli sigorta kapsamında kredi, 10

milyon doları ise orta/uzun vadeli sigorta kapsamında kredi olmak üzere

toplam 20 milyon dolar tutarında kredi verilmesi kararlaştırılmıştır. Kredi

tesisini devlet garantisine bağlayan bu protokolün Ukrayna Parlamentosu

tarafından henüz onaylanmaması nedeniyle kredi yürürlüğe girememiştir.

F. İKİLİ İLİŞKİLERDE KARŞILAŞILAN BAŞLICA SORUNLAR

♦ Standardizasyon konusu firmalarımızın karşılaştıkları en önemli

sorunların başında gelmektedir. İki ülke ilgili kurumları arasında gerekli

anlaşmalar imzalanmış olmasına rağmen, bugüne kadar ancak sadece

porselen ve seramikten sofra ve mutfak eşyası için akreditasyon

sağlanabilmiştir. Bunun dışında kalan ve ithalatında zorunlu standart

uygulaması getirilen diğer tüm mallar için her seferinde standart belgesi

alınması hem zaman hem de parasal kayba neden olmaktadır.

♦ Ağır bürokrasi ve buna bağlı talepler devlet dairelerinde ileri

boyutlardadır. Belirli kademelerdeki yöneticilerin karar verme yetkisine

sahip olmamaları işleri uzatmaktadır.

Copyright@DEİK 21

♦ Başta gümrük olmak üzere ekonomik mevzuatın belirsizliği ve sık sık

değiştirilmesi sorunlara yol açmaktadır.

♦ Gelişmiş bir banka sistemi mevcut değildir; dolayısıyla akreditifli

çalışma olanağı yoktur. Finansal faaliyetler konusunda alınan bazı

tedbirler, para transferleri konusunda sıkıntı yaratmaktadır.

♦ Yatırımlarda kaynak sıkıntısı çekilmektedir. Uluslararası finansman

imkanlarının sınırlı olması firmaları bu konuda sıkıntıya sokmaktadır.

♦ Özellikle gıda sektöründe faaliyette bulunan küçük ve orta ölçekli

firmalar yerel yönetimler ve Sağlık Bakanlığı’nın alışılmışın dışında

sıklıkla yaptıkları denetimler nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar.

♦ İnşaat firmalarının Türkiye’den getirmek zorunda olduğu her tür

malzemeye uygulanan gümrük vergi oranlarının yüksek olması önemli

bir sorun teşkil etmektedir.

♦ İki ülke arasındaki taşımacılığın büyük bir kısmının Türk araçları ile

yapıldığı düşünüldüğünde, 1.200 adet olan ücretsiz geçiş belgesi sayısı

yetersizdir.

G. İŞBİRLİĞİ İMKANLARI VE İKİLİ İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİNE

YÖNELİK GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

Yukarıda belirtilen bütün olumsuzluklara rağmen, diğer birçok BDT ülkesine

göre Ukrayna’nın Avrupa’ya yakınlığı, pazar büyüklüğü, mevcut uluslararası

kuralların daha iyi işliyor olması, orta vadede iş potansiyelinin yüksekliği,

özelleştirme sürecinin hızlanmış olması, gelişmiş bir sınai altyapıya ve iyi

eğitilmiş bir işgücüne sahip olması sayılabilecek avantajlardan bir kısmını

oluşturmaktadır.

Ukrayna, içinde bulunduğu ekonomik güçlüklere karşın büyük tarımsal ve

sanayi potansiyeli ve coğrafi yakınlığı ile işbirliği açısından önemli avantajlar

sunmaktadır. Aynı şekilde Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerine ulaşmada ve dünya

ekonomisine entegre olmada Türkiye, Ukrayna için avantajlı bir işbirliği sahası

ve ticaret ortağı konumundadır.

Her iki ülkenin de Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ne taraf olduğu gözönüne

alınırsa, işbirliği olanaklarına yönelik bölgesel programlar da önem

kazanmaktadır.

Tarım arazilerinin satın alınması veya uzun vadeli kiralanması yoluyla özellikle

mısır veya ayçiçeği gibi ürünlerin yetiştirilmesi ve ihraç edilmesi mümkündür.

Ayrıca tarımla ilgili diğer alanlarda da modernizasyon ve yeniden

yapılandırma faaliyetleri çerçevesinde her türlü yabancı yatırıma ihtiyaç

duyulmaktadır.

Copyright@DEİK 22

İnşaat ve inşaat malzemeleri, kimya, tekstil, elektrik ve elektronik, kauçuk vs.

işbirliği yapılabilecek sanayi dallarıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Ukrayna’dan elektrik

enerjisi satın alınması amacıyla Karadeniz’in altından bir enerji nakil hattı

kurulması imkanlarının araştırılmasında yarar görülmektedir.

Ukrayna’nın büyük bir pazar olarak önemi gözönüne alındığında, Türk

firmaların sadece dış ticaret yoluyla ticari ilişkilerini sürdürmesi yerine

ekonomik ilişkilere de ağırlık vererek Ukrayna’da yatırıma yönelmeleri

ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geleceği açısından çok önemlidir.

Diğer taraftan halen gıda, tekstil ve temizlik maddeleri gibi klasik mal

gruplarında odaklanan dış ticaretimizin çeşitlendirilmesi gerektiğini de önemle

vurgulamak gerekmektedir. Bu çerçevede, inşaat malzemeleri, elektrikli ve

elektronik ev eşyaları, haberleşme sistemleri, oto yan sanayi mamulleri

ihracatı desteklenmelidir.

III. TÜRK - UKRAYNA İŞ KONSEYİ HAKKINDA BİLGİ

Türkiye ve SSCB arasında 1987 yılında yürürlüğe giren Doğal Gaz Anlaşması

ve İşbirliği Protokolü ile canlanmaya başlayan ikili ekonomik ilişkilerin

çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla 1988 yılında Dış Ekonomik İlişkiler

Kurulu (DEİK) bünyesinde Türk - Sovyet İş Konseyi kurulmuş ve SSCB

döneminde Ukrayna ile ilgili İş Konseyi faaliyetleri Türk – Sovyet İş Konseyi

altında yürütülmüştür.

Bununla birlikte, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında, Türk

– Sovyet İş Konseyi, Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu Birlik’ten ayrılan

cumhuriyetlerin her biriyle ayrı ayrı iş konseylerine dönüştürülmüştür.

Daha sonraki süreçte ise eski Sovyet cumhuriyetlerinin ortak özellikleri

gözönünde tutularak ikili iş konseyleri Türk - Avrasya İş Konseyleri çatısı

altında toplanmıştır. Bu çerçevede, Türk – Avrasya İş Konseyleri çatısı altında

ortak bütçe ve ortak üye tabanı ile hizmetler yürütülmektedir.

Söz konusu İş Konseylerinden biri olan ve 25 Nisan 1991’de kurulan Türk -

Ukrayna İş Konseyi, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ve ticari

ilişkilerin ortak çıkarlar çerçevesinde geliştirilmesi amacıyla yıllardan beri

faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugün itibariyle 200’ü aşkın üyeye sahip İş

Konseyi’nin Türk Tarafı Başkanlığını Burç Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve

Genel Müdür Sefa Gömdeniz, Ukrayna Kanadı Başkanlığını ise Ukrayna

Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Victor Yanovsky yürütmektedir.

Türk – Ukrayna İş Konseyi, Türkiye ve Ukrayna arasında ekonomik ve ticari

ilişkilerin ve işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla çok çeşitli faaliyetler

gerçekleştirmektedir. İş Konseyi tarafından Türk ve Ukraynalı işadamlarını

biraraya getiren toplantılar, seminerler, paneller düzenlemekte, Ukrayna’daki

ekonomik gelişmeler, mevzuat değişiklikleri ve Ukrayna’dan gelen işbirliği

teklifleri üyelerine duyurulmaktadır.

Copyright@DEİK 23

Türk - Ukrayna İş Konseyi, yıllık ortak toplantılarını yılda bir kez olmak üzere

dönüşümlü olarak Türkiye’de ve Ukrayna’da yapmaktadır. Sözkonusu

toplantılar iki ülkeden çok sayıda işadamını ve üst düzey görevlileri biraraya

getirmek suretiyle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin bugünkü seviyeye

ulaşmasında çok önemli işlevler yerine getirmiştir. Türk – Ukrayna İş Konseyi

tarafından bugüne kadar 30’un üzerinde etkinlik gerçekleştirilmiştir.

KURULUŞUNDAN BUYANA TÜRK- UKRAYNA İŞ KONSEYİ ETKİNLİKLERİ

Tarih Etkinlik Yer

1992

24 - 28 Şubat Türk - Ukrayna İş Konseyi 1. Ortak Toplantısı Kiev, Yalta, Odessa

6 - 8 Ekim Türk - Ukrayna İş Konseyi 2. Ortak Toplantısı İstanbul

1993

10 - 15 Mayıs Türk - Ukrayna İş Konseyi 3. Ortak Toplantısı Kiev, Zaporozhya,

Dneptopetrovsk,

Cherkassy

17 Haziran Ukrayna Meclis Başkanı ile Toplantı İstanbul

4 - 9 Temmuz ATFC ile Karadeniz Yöresinde İş İmkanları

Gezisi

Kiev,Odessa, Yalta,

Soçi,Trabzon,

Samsun

1994

18 - 25 Nisan Zaporozhye Heyeti ile Toplantı İstanbul

16 - 19 Mayıs Kiev’e Hazırlık Ziyareti Kiev

30 - 31 Mayıs Cumhurbaşkanı S. Demirel’in Ukrayna Ziyaretine

Katılım ve Toplantı

Kiev

2 - 9 Haziran Ukrayna Başbakan Yard. Valentin Landik’in İş

Konseyi Konuğu Olarak Türkiye Ziyareti

İstanbul

7 Haziran Türk - Ukrayna İş Konseyi 4. Ortak Toplantısı İstanbul

15 Kasım Ukraynalı İnşaat Firmaları ile Toplantı İstanbul

13 - 14 Aralık Ulaştırma Karma Komisyon Toptısına Katılım Kiev

1995

19 Temmuz Ukraynalı İşadamları ile İkili Görüşmeler İstanbul

23 Kasım Türk - Ukrayna İş Konseyi 5. Ortak Toplantısı Kiev

1996

2 Ocak Ukrayna Eski Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk ile

Toplantı

İstanbul

25-26 Kasım Türk - Ukrayna Karma Ekonomik Komisyon

Toplantısına Katılım

Ankara

28 Kasım Türk - Ukrayna İş Konseyi 6. Ortak Toplantısı İstanbul

1997

21-22 Ekim BSEC-MERCOSUR İş Konferansına katılım Kiev

22 Ekim Türk - Ukrayna İş Konseyi 7. Ortak Toplantısı Kiev

1998

12 - 13 Şubat Başbakanın Ukrayna Ziyaretine Katılım Kiev

6 Mart Ukrayna Büyükelçisi ile Toplantı İstanbul

21 - 23 Mayıs Cumhurbaşkanının Ukrayna Ziyaretine Katılım Kiev

Ekim Türk –Ukrayna İş Konseyi 8. Ortak Toplantısı Istanbul, Bursa

1999

15 - 19 Mayıs Türk - Ukrayna İş Konseyi 9. Ortak Toplantısı Kiev, Donetsk

19 Kasım Ukrayna Dış Ticaret Bakanı ile Toplantı İstanbul

Copyright@DEİK 24

2000

21 Mart Türkiye-Donetsk Bölgesel Komitesi Toplantısı ve

Ukrayna Dışişleri Bakanı ile Çalışma Yemeği

İstanbul

13 Kasım Ukrayna Cumhurbaşkanı Ziyareti Nedeniyle İş

Konseyi ile Büyükelçinin Basın Toplantısı

İstanbul

23-24 Kasım Ukrayna İşadamlarının Tesis Ziyaretleri ve İş

Görüşmeleri

İstanbul

24 Kasım Ukrayna Cumhurbaşkanı Onuruna Verilen Öğle

Yemeği

İstanbul

13-16 Aralık Türk-Ukrayna KEK Toplantısına Katılım Kiev

2001

28 Ağustos Türk-Ukrayna İş Konseyi 10.Ortak Toplantısı İzmir

24 Eylül T.C. Kiev Büyükelçisi Bilge Cankorel İle Tanışma

Toplantısı

İstanbul

20 Kasım Ukrayna’ya Açılacak Eximbank Kredisi ile İlgili

Değerlendirme Toplantısı

İstanbul

2002

9 –13 Haziran Türk-Ukrayna İş Konseyi 11. Ortak Toplantısı Yalta

“İstatistikler” için 1 Yorum

  1. bekir keşmer diyor ki:

    DENİZ-HAVA-KARA TAŞIMACILIĞI BAĞLANTISINDA UNUTULAN KONUM

    KATB PROJESİ’’Nİ ANCAK TİREBOLU ZARURİ KILAR.
    Katb projesi, Türkiye ile Gürcistan ve Azerbaycan arasında Bakü Tiflis Kars hattı, Batum sarp Hopa hattı ve Poti Samsun arası gemi ile demiryolu geçişi olarak yapımı düşünülen demiryolu projesinin adıdır. Avrasya’’yı birbirine bağlamak ve Ticareti büyük ölçüde rahatlatıp hızlandırmak amacıyla planlanmıştır.
    Ne yazıktır ki planlandığı ve her şeyin hazır olduğu halde bir türlü yapımına başlanmamaktadır. Orta Asya ve Çin, Ticaret için ağır taşıma bağlantılarını İran üzerinden Türkiye’’ye ulaşımını güçlükle yapmakta, Türkiye’’deki limanlara çok zorlukla ulaşmaktadır ve verimi düşük olmaktadır.
    Düşünülen Katb Projesi devreye girdiği takdirde bu çok kolay olacaktır ama şu an hiçbir hareketlilik görülmüyor. Karadeniz, Doğu Anadolu ve Orta Asya olarak geniş düşünürsek, yıllardır gündemde olan ciddi bir proje daha var ki, anlayamadığımız nedenlerle dikkate alınmamaktadır. Bu Proje Tirebolu-Tiflis Demiryolu hattı projesidir.
    Yıllar önce düşünülen bu proje, Tıpkı Katb projesi gibi Karadeniz’’den Orta Asya’’ya en uygun ve maliyeti düşük olarak yapılabilecek demiryolu proje diye düşünülüp planlanmıştır. Bu Demiryolu projesi hayata geçirilip Tirebolu Limanı açıldığı takdirde; Kars İlimizden başlayarak tahmini hesaplar ve Ülkelerarası ticari sevkıyatlar şöyle olur. Denizyolu ile gelip, Karadeniz Bölgesinden; Anadolu, Doğu ve Orta Asya’’ya Gidecek nakliye Tır’’ları daha çok Ro-Ro Gemilerine açıklığı sebebiyle Kastamonu Limanını kullanmakta ve işleri zorlaşıp, yolu uzun olmaktadır. Tirebolu Limanını Ro-Ro Gemilerine açıldığı takdirde, bu yol miktarının % 50 i kısalmaktadır. Yani karayolu; Kars’’a göre Tirebolu, Kastamonu’’ya göre tam yarıya inmiş mesafesindedir.
    Karadeniz kıyı ülkeleri ve Karadeniz’’den Çin, Orta Asya’’ya ve Mezebotamya’’ya Ro-ro Taşımacılığı yapan ülkeler, Tirebolu Limanını kullandığı takdirde yollarının çok kısaldığını ve Harşıt Vadisi boyunca kolaylıkla ulaşım sağladığını görebilecek, böylelikle büyük kâr sağlamış olacaklardır. Tirebolu-Tiflis Demiryolu hattı Projesi hayata geçtiği taktirde, Kars’’a göre tahmini hesap yapılırsa; Tirebolu Limanı Samsun Limanına göre 3/2, Zonguldak Limanına göre 5/2, mesafe Haydarpaşa Limanına göre 6/2 daha avantajlı kısa mesafe kullanılmış olacak, böylelikle Liman bağlantılı demiryolu taşımacılığında Tirebolu, Uluslararası alanda en kârlı vazgeçilmez unsur olacaktır. Böylelikle çok ciddi anlamda düşünülen Katb projesine, Tirebolu-Tiflis Projesi kesinlikle dahil edilmeli ve Yapımına Tirebolu’dan dan başlanmalıdır.
    Bu projenin yapımına Tirebolu’dan başlanırsa; Ticari çıkarlarının çok büyük olması sebebiyle Rusya, Ukrayna başta olmak üzere Orta Asya ve civar bölgelere gerek demiryolu gerekse karayolu ile Karadeniz’’den ticaret yapmak isteyen tüm ülkeler; Doğu Anadolu üzerinden kolaylıkla Demiryolu ve Karayolu ile Karadeniz üzerinden Dünya’’ya ticaret için açılmak isteyen Çin, Orta Asya ve o bölgedeki ülkeler, ticari çıkarları ve çok büyük kâr olanakları sebebiyle, Katb projesinin yapımı için daima uluslararası alanda baskılar ve görüşmeler yapacak, böylelikle Katb projesi çok zaruri bir hâle gelecektir. Tıpkı Dünyada Panama ve Süveyş kanallarının çok zaruri olması gibi.
    Ülkemiz Açısından bakıldığında ise Tirebolu –Tiflis demiryolu hattı projesi, İç ve dış ticarette kâr oranı hesabı kat kat artacak, Demiryolu ulaşımında Erzincan büyük kavşak olacak; Katb projesi içersinde planlanan Giresun-Tirebolu, Trabzon-Tirebolu, Tirebolu Diyarbakır, Trabzon Rize Hopa Demiryolu Hat projeleri; Tirebolu Tiflis projesi, Katb projesiyle hayata geçtiği takdirde, yan kollar olarak zaruri hale gelecek, nice işletilemeyen maden ve petrol yatakları işletilebilecek, ağır tonajlı taşıma rahatlayıp hızlanacak, Batıdaki Sanayi ağırlığı aynen doğuda kurulacak ve Doğuya yatırımı hızlanacak, Ülkemizin sıkıntıları çok azalacak, Dış Politikada Türkiye’’nin imajı ve itibarı çok çok artacak ve bizim bilemeyip düşünemediğimiz nice kâr odakları ve projeler ortaya çıkabilecektir.
    A.Einstein ne güzel söylemiş: “İnsan aklının sınırlarını zorlamadıkça, hiç bir şeye ulaşamaz.” diye. İşte Ülkemiz daha çok kendi kârı sebebiyle, sınırlarını Katb ve Tirebolu-Tiflis projesi gibi hayata geçireceği projeleriyle zorladığı müddetçe, çok büyük yükselme ve gelişmeler olacağı, yüksek medeniyet seviyelerine ulaşacağı muhakkaktır.

    İTHALATTA VE İHRACATTA TİREBOLU’’NUN KONUMU

    Hızla gelişen Dünyada, Ticaret ve Kaynaşma yönünden Ağır Malların geçiş kolaylığı sağlanması nedeni ile Kuzey-Güney, Doğu-Batı giriş ve çıkış sevkıyatları için çok projeler düşünülür ama her nedense Tirebolu bölgesel olarak en uygun ve en ucuz maliyetli geçiş yeri olma özelliği olsa bile hiç dikkate alınmamaktadır.
    Ülkeler arası yapılan anlaşmalarda en çok; Maden, Ham Petrol, Doğalgaz vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Bu unsurları da Liman, Demiryolu ve Araziye göre geçiş kolaylığı olan yer durumlarına göre yapmaktadırlar.
    Buna göre; Tirebolu’’nun coğrafi konumu düşünülürse, Karadeniz’’den Güney kesimlere ağır tonajlı sevkıyatların, Boru hattı kullanılarak yapılan sevkıyatların; Coğrafi konumdan dolayı Tirebolu’’ya ağır tonajı kaldırabilecek vinç bulunan ve ro ro gemilerine açık olan Liman yapılması halinde, Harşıt vadisinin getirdiği kolaylık sebebi ve Tirebolu Tiflis Demiryolu Projesinin Hayata geçirilmesi; Bu Liman ve Demiryolu sayesinde de ağır sevkıyatlar Tirebolu’’dan Harşıt Vadisi boyunca sağlanması, Ülkemiz için en kolay ve düşük maliyetli geçiş olacak, çok daha iç ve dış Ticaret kazancı sağlanacaktır.
    Orta Asya ve Hazar Havzası Ham Petrol Kaynaklarını, Türkiye Üzerinden Tirebolu sayesinde Dünya Pazarlarına Açması için, Türkiye’nin Stratejik Önemini Güçlendirecek ve Boğazların Petrol Trafiğini Azaltacak Projelerden biri Tirebolu’’dan başlamalıdır. Yani Tirebolu-Ceyhan veya Tirebolu-Basra veya bu belirttiğimiz her iki proje Tirebolu’’dan başlamak üzere hayata geçirilmelidir. Tirebolu’’ya yapılabilecek bu projeyle; Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya hatta Avrasya içinde bulunan tüm ülkeler, Politikalarına stratejik sinerji sağlayan parametrelerin oluşmasını Tirebolu’dan düşünürlerse, bu düşüncelerinin Tirebolu’’dan gerçekleşmesi, Ülkemiz için büyük kazanç kapısı olacak, kendileri içinde en kolay yoldan ve çok ucuz maliyetle kısa sürede hayata geçirip bölgesel kaynaşmalarını düşündükleri gibi sağlayacaklardır.
    Romanya şirketi Petkom’’un, Karadeniz’’de bulduğu doğalgaz ve ham petrolün Dünya’’ya sevkıyatı Tirebolu’dan yapılmalıdır. Çünkü Bu sevkıyatın Dünya’’ya en ucuz maliyetle pompalanarak yapılmasına yukarıda belirttiğimiz projeler Tirebolu’’da kurulduğu takdirde, Tirebolu ve Harşıt vadisi, Karadeniz’’de tek müsait konumu olan yerdir. Yani Karadeniz’’e açık ve önünde Kop ve Zigana gibi yüksek dağlar olmadan sadece düz vadi boyunca kolaylıkla hızlı geçiş yapılabilecek tek yer Tirebolu ve Harşıt Vadisidir. Ayrıca Bu proje hayata geçirildiği takdirde İstanbul Boğazının yükü çok rahatlayacak, Karadeniz bölge Ülkelerinin Ortadoğu ve Mezopotamya’’ya açılımı hızlanacaktır.
    Ülkemizin; Rusya Federasyonu, Gürcistan, İran, Ukrayna, Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile yapılan ticarette, Tirebolu’’yu transit geçiş merkezi konumuna getirmesi durumunda; Türkiye’’nin, Karadeniz bölge ülkeleri arasında Ticaretin hızlanmasını çoğaltacak ve verimliliğin artması hızlandıracak bir konuma geldiği görülebilecektir. Böylelikle Tirebolu Limanı ve Demiryolu projesi hayata geçtiği takdirde, Karadeniz bölge ülkelerinin Avrupa ve Dünya pazarlarına açılmasına, Uluslararası pazarlarla bütünleşmesine çok büyük imkân tanımış olacaktır. Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan’ın, Karadeniz’in kuzey pazarlarıyla olan bağlantısını sağlamaya aday en önemli üslerden biri haline Tirebolu gelmelidir. Bu üs, şu anda Tirebolu dışında düşünülmektedir ama incelendiği takdirde kendileri için en avantajlı ve kârlı yer Tirebolu olacaktır. Türkmenistan ve Özbekistan’ın açık denizlere bağlantısını da sağlamayı Tirebolu limanı ile planlayıp yapması gerekir. Bu ülkeler bu düşüncelerini hayata tam geçirmeyi Tirebolu ile sağlayabilmesi kendileri açısından çok avantajlıdır. Çünkü bu ülkeler gelişmekte olan ülkeler olduğundan en ucuz ve kolay olarak bağlantıyı Tirebolu’dan yapması gerekir.
    Bu ülkeleri, bu düşünce ve politikalara yöneltmek ve uygulamaya koydurmak için, Özellikle Dış politika ve Dış ticaretle uğraşan yetkililere ve hepimize çok büyük görevler düşüyor. İngilizler ne güzel söylemiş: “Büyük seller küçük kaynaklardan meydana gelir”.İşte Tirebolu, Avrasya’’da çok küçük etkisiz görünse bile, Avrasya’’da küçük görünen Ticaretleri büyük Sellere hatta Okyanuslara dönüştürebilecek konumdadır.

    TİREBOLU TİFLİS PROJESİ, BARAJA TAKILMAMALI

    Harşıt Nehri üzerinde Kuşkaya’ya yapılacak olan Baraj, Tirebolu –Tiflis Demiryolu Projesini rafa kaldırmamalı ve tozlandırmamalıdır. Aksine, her ikisinin İnşaatına birlikte başlanmalıdır. Çünkü Tirebolu’ya ciddi hareketlilik ve kalkınma getirecek olan Plan, Tirebolu Tiflis demiryolu Projesinin hayata geçirilmesi ve Tirebolu Limanı açıklığı sağlanılmasıdır.
    Enerjinin hiç geri durması yoktur. Ne yapılır yapılır, Enerji kazanımı için daima ileri adım atılır. Kuşkaya’ya yapılacak Baraja, artık kesin yapılması gözüyle bakılıyor ama Tirebolu-Tiflis Demiryolu Projesine her ne sebepse, hâlâ kesin yapılması gözüyle bakılan hiçbir gündem yok. Sadece düşüncelerde olan konu olarak duruyor. Harşıt Nehri üzerinde Kuşkaya’ya kırk sekiz metre yükseklikte yapılacak olan Baraj, Tirebolu için çok kârlı olurmu? Evet, olur ama nasıl olur? Şöyle ki, Tirebolu-Tiflis Projesi ve Tirebolu Limanının açılmasıyla Barajın zaruri kullanımı, Tirebolu’ya sadece tek başına yapılan Baraj için belki de 100 kat daha kârlı olur. Çünkü Liman açık olup Demiryolu Projesi hayata geçtiği takdirde, Yatırımlar ve kârlılık için çok büyük Enerjiye ihtiyaç duyulacak ve Enerji kaynağı da, yapılacak olan Baraj nedeniyle de hemen Tirebolu’nun ayağının dibinde olması sebebiyle, Ülkemiz çok büyük kâr sağlamış olacak ve Tirebolu bölgesel kalkınmada hızlanacaktır. Enerji ucuzluğu, ağır tonajlıları taşıma ucuzluğu ve Limanı kullanma şartıyla, yatırım yaparak bol kazanç düşüncesinde olan İşadamları ve Devlet Büyükleri, ancak yatırım ve kâr sağlama niyetlerine Tirebolu-Tiflis Demiryolu ile Barajın birlikte yapılması sayesinde kavuşabilirler. İşte bunun içindir ki, Barajın yapımını ihale ile Zorlu Holdinge veren yetkililer, bir an evvel bu Baraj İnşaatıyla beraber, Tirebolu-Tiflis Demiryolu İnşaatını başlatmasını kesinlikle bilmelidirler. Aksi halde düşünülen Baraj Projesi ve yapılacak işler, gelecekte çok eksik kalacaktır.
    Kalkınmada hız kazanan bölgelere bir bakınız; kalkınmanın sebepleri arasında en önemlisi, o bölge yetkililerinin her yönüyle ağırlığını koymaları ve daima yatırım konuları için çok çalışarak gündemde tutmaları sebebiyledir. Ülkemizde ve Dünyada bulunan Sahil kesimlerdeki büyük gelişmiş İllere bakınız. Hep gelişerek hız kazanmaları, Liman ve Demiryolunun olması ve birlikte kullanılması sebebiyle olmuştur. Yani İstanbul, İzmir, İskenderun, Mersin, Samsun gibi yerler, eğer Demiryolu ve Liman kullanımları olmasaydı acaba böyle olurlarmıy dı?…Sadece Tirebolu ya da Giresun gibi olurlardı. Bu zamana kadar Tirebolu’ya bir şey yapılmadıysa, eleştirmenin bir manası da olmaz ama yetkililere iş yaptırtmak için daima ümitle çalışmak gerekir. Yapılacak işler, çok gecikmiş olsa bile yapılmaya başladığı an, Tirebolu ve bölgesi için büyük bir kârlılıktır. Ümitsizlik doğru değildir. Peki, bu Demiryolu projesiyle bu Baraj, nasıl yapılarak Tirebolu Limanına Demiryolu hattı ulaştırılabilir? Hangi yollar ve güzergâhlar izlenebilir? Tabiki bu işin Mühendislik alanı çoktur. Jeofizik ve İnşaat Mühendislerini Tirebolu üzerinde çalıştırılarak büyük planlar ve kararlar çıkartılarak, Tirebolu üzerinde Gap Projesi gibi büyük Projeler üretilebilir ve ayrı ayrı mükemmel Planlar ortaya çıkarılabilir.
    Benim düşündüğüm birinci Plan; Baraj İnşaatı yükseklik seviyesine paralel olarak Kuşkaya’nın, İnköyü taraf ki kısmından, Körliman’daki Karayolu Tünel başlangıcı kısmına kadar, İnköyü sırtının tam altından direk olarak Demiryolu Tüneli yapılmalı. Neden? derseniz, Harşıt Nehrine ayrı Demiryolu köprüsü yapmaktansa, Baraj setiyle geçiş, daha az maliyetle ve kolay yapılır. Tünel olmaz, olsa da maliyetli olur derseniz; Eğer Dağın içi, Taş ise Tünel yapımı çok basit olur, Toprak ise Tünel yapımı zor olur beklide olmaz. Eğer bu Demiryolu Tüneli yapılırsa, işte Körliman’dan şimdiki kullanılan Karayolunun sadece bir şeridi ihlal edilip Demiryolu hattı yapılarak; Tirebolu içi, şimdiki Otobüs Terminali ve Cuma Pazarını takiben Limana ulaşılır. Karayolu gasp olur diye düşünmeyin, zaten şu an Sahil yolu sebebiyle Tirebolu Tüneli açılmak üzeredir.
    İkinci düşündüğüm Plan ise; Baraj seti yükseklik seviyesini takiben Barajın Demirci köyü taraf ki kısmından başlayıp, Hakaovala kısmından çıkmak üzere Demiryolu Tüneli yapılabilir. Böylelikle Halkaovala’daki, şimdiki kullanılan Karayolu ile yeni yapılan Sahil yolu kavşağı doğrultusundan Demiryolu Tüneli çıkıp, şimdiki kullandığımız eski Karayolunun bir şeridini takiben Köprübaşı ve Köprüyü geçip tam Limana kadar demiryolu yapılabilir. Çünkü sahil yolu bittiğinden bu yapılacak olan Demiryolunun, Karayolunu gasp etkisi olmaz.
    Bu ikinci düşündüğüm plan, birinci düşündüğüm plana göre beklide daha kolay ve ucuz olabilir. Tabiki bu konuda, büyük Mühendislik hesabı ve yapım maliyeti hesabı yapılması gerekir. Bu Planlara göre Ülkemizde benzer yerler varmı dır? Evet, çok vardır. Mesela, Çoruh Nehri üzerinde Borçka Barajı yapılmaya başladığı zaman, Murgul Yolunu yan taraftan, Dağın altından büyük Tünel yaparak bağladılar ve Mükemmel bir Projeyi gerçekleştirdiler. Tirebolu için bu konuları çok düşünen ağır yetkili kişiler olduğu müddetçe, benim bilemediğim daha çok güzel Planlar, Projeler ve fikirler ortaya çıkaracak kişiler çok olur.
    Tirebolu için bu konuları çok geniş düşündüğümüzde, belirtilen hususlar yapıldığı takdirde, aklımıza gelmeyen daha büyük nimetlerin ortaya çıkacağı muhakkaktır. Benim düşüncem şudur ki; Yatırımlar yaptırtabilecek ve yaptırabilecek büyük yetkililerin, şahsi siyasi çıkar ve şahsi ekonomik çıkar düşünüp, Geniş olarak Ülke ve Bölge çıkarlarını düşünmedikleri ve dikkate almadıkları müddetçe, Tirebolu’ya hiçbir şey yapılmaz. Ama hem Ülkemiz, hem de Bölge çıkarını düşünüp yatırım yapanlar, hem şahsi hem de siyasi çıkar sağlamış olurlar. Böylelikle beklentilerinin kat kat üzerine çıkmış olurlar. Daima yaptıklarıyla da anılırlar. Sanayisi büyümüş, gelişmiş olarak anılan ve Ankara’da her yönüyle ağırlığı olan İllerimize bakınız, yatırımları Ülkemiz ve Bölge çıkarını amaç edinerek yapılmış yatırımlardır. Ve öyle duyguları ve çalışmaları vardır ki, üretkenlik arayışında oldukları gibi Vergi rekortmenliği konusunda yarış yaparlar. Vergi, gelişmişlik, sanayi, ihracat gibi konularda Tirebolu’nun adının geçmesini hangi Tirebolulu istemez ki?…Tirebolu Barajı, Tirebolu Limanı ve Tirebolu Tiflis Demiryolu’nun daima Dünya gündeminde anılmasını ve Bölge Ticareti için çok kullanılmasını hangi Tirebolulu istemez ki?…Elbette bayıla bayıla isterler.
    Bu anlattığım Tirebolu için düşünce ve Projeler daima hiçe sayılıp, dikkate alınmayıp Kuşkaya çöplüğüne atılırsa; Tirebolu, bu Proje ve düşünce kâğıtlarının çürüklerinin kokusunu ancak havada teneffüs eder. Fosillerini de, Demiryolu İnşaatına başlanmadan, Liman açıklığı sağlanmadan ve bu ikisinin işlerliği olmadan, sadece Baraj İnşaatına başlayacak olan Zorlu Holding’in Kepçeleri alıp temizlerler. Hani, yöremizde olmayacak işler için söylenen lafların sahiplerine; “onların tantanası sadece kuru gürültü” demeleri gibi.

    TİREBOLU’DA ARAZİ VE İŞ SAHASI KONUSU

    Yıllardır gurbete çıkan ve iş düşünen, özellikle Tirebolulu gençlerin hep dillerinde hep dolaşır, söylenir. “Tirebolu’da iş sahası yok, arazi sahası yok, Köyler ile Tirebolu merkezinin farkı yok”… gibi daha nice ümitsiz söylentiler… Hep dinlemişizdir veya düşünmüşüzdür.
    Ama yeni gelişmiş, iş sahaları kurularak işlerlik kazanmış ve merkezileşmiş yerlerdeki söylentilere bakalım. “Buralar daha düne kadar çalılıktı ve Çakallar bağırırdı. Bizde ara sıra Tavşan avlamaya giderdik. Ama şimdi Paris gibi Lüks oldu” diye söylentiler çok duyarsınız. Mesela; Beykoz Kavacık gibi ve buna benzer yerlerde hep bu söylentiler vardır.
    Tirebolu’yu ise hep ova gibi olmasa bile, düz arazi veya düz meyilde olan arazi durumlarını bir inceleyelim; Tirebolu, Tarihi özelliği olması nedeniyle ve eski insanlarımızın şehirleri yamaç yerlere kurma özellikleri sebebiyle gerçekten çok yamaç bir yere kurulmuştur. Ama günümüzde büyük işletmeler kurulması düşüncesi ve birçok kolaylık düşüncesiyle düz araziler çok çok önem kazanmaktadır. Tirebolu merkezi böyle olmasa bile, hemen yakınında ve kendi arazi sahası içersinde düz meyilli olan arazili yerleri çok vardır. Ülkemizde öyle yerleşim yerleri vardır ki hiç düz arazisi yoktur, öyle de yerleşim yerleri vardır ki hiç dik arazisi yoktur. Tirebolu’nun arazi yapısında ise, bu her iki özellik de vardır. Tirebolu’da Espiye taraf ki kısmında, Gölağzı mevkii ve Düzköy civarında çok düz ve geniş arazi kesimleri olsa bile, biz önem ve işlerlik olma durumu bakımından, Tirebolu’nun Körliman taraf ki kısmını ve Harşıt Nehri havzasını ele alalım ve inceleyelim.
    Körliman, daha çok Okulların yığılması sebebiyle büyüyor. Harşıt nehri havzasının İnköyü taraf ki kısmında hiç düz arazi yoktur ve çok engebeli ve diktir. Harşıt nehrinin demirci köyü ve o güzergâhta olan kısmına bakalım. Bu kısımlarda sadece Endüstri Meslek Lisesi yanındaki küçük tepe, Kuşkaya sırtı ve Bedrama kalesi hariç, bu alanlarda bulunan araziler, tam ova gibi düz olmasa bile Boynuyoğun veya Eymür köyleri gibi hiç değil, düz alanlara yakın meyilli ve geniş kullanım için elverişli yapıya sahip arazilerdir. Yani; Tesis, Fabrika, Büyük yapı, Büyük depo gibi geniş yerler kapsayacak şekildeki yapıların ve yatırımların yapılabileceği arazilerdir. Ayrıca bu bölgeden, Tirebolu Torul Asfalt yolu da geçtiğine göre, işlerlik için çok avantajlı arazilerdir. Şu anki görünen durum budur. Böyle olunca, “Tirebolu arazisi büyük yatırımlar için elverişsizdir veya Tirebolu’ya arazi yüzünden kim yatırım yapmak ister ki?…” diyenler, düşünmeden çok yanlış söylemiş olurlar. Kaldı ki tam düz arazi olsa bile yatırım ve işlerlik olması için çok çok hafriyat, plan ve proje gereklidir. Tabi ki Tirebolu bölgesine daha çok gereklidir.
    Biz bu mekânları birde geleceğe göre düşünelim. Tirebolu’da Liman açık olup, Tirebolu Tiflis Demiryolu hattı hayata geçirilirse; Ülkemizde, Limanı ve Demiryolu bulunan diğer yerler gibi Tirebolu’da da Devlet olarak büyük bir Gümrük Deposu ve Yurtiçine taşınacak malların deposu kurulacak, böylece Araziler değerlendirilip, büyük Ticaret hacmi Tirebolu’da genişlemiş olacaktır. İşte bu Depolar için Demirci köyünün bir kısmı ya da halkaovala arazileri müsaittir. Yani Devletin işleteceği iş olarak Kuşkaya sırtından aşağısı olan araziler çok müsaittir.
    Özel sektörler ve Büyük İşadamlarının yatırımları yığılması olarak da, Kuşkayadan yukarı kesim olan Hark köyü ve Ören kaya bölgelerine Arazinin müsaitliği sebebiyle birçok tesisler kurulabilir. Gelecekte de Zorlu Holding Kuşkaya’ya, kırk sekiz metre yüksekliğinde Baraj yapacak. Bu Baraj yapımı tahmini beş yıl sürecek olursa, bu süre içersinde büyük iş yoğunluğu yaşanacaktır. Tavsiyem odur ki, Tirebolu bölgesi genç nüfus olan halkını bu barajda çalıştırarak en azından gençlere iş kapısı açılması lazımdır. Demiryoluyla ağır ve tonajlı malların taşımacılığı olacağından, Büyük Tüccarlar tarafından Büyük ve Geniş depolar kurulması olacaktır. Çünkü Rusya ve benzeri Ülkeler gibi Karadeniz üzerinden Ticari bağlantılar yapan Ülkelerden; Tirebolu Limanına Demir, Kömür, Konteynır ve Ülkemizde işlenecek ağır hammaddeler gelip, Tirebolu’da ağır tonajlı olarak depolanması sağlanacaktır. Böylelikle Orta Asya, Doğu ve Anadolu’nun bir kısmına sürekli taleplere göre sevkıyatlar olacak. Yani, Demiryolu sebebiyle nakliye ucuzluğu olacak. Orta Asya ülkeleri, Doğu ve Anadolu’nun bir kısmı, taşıma ucuzluğu ve kolaylığı sebebiyle Tirebolu’ya zaruri olarak yönelecek. Bu nedenle de, Tirebolu’da Arazi yapısının, Karadeniz Bölgesinde ne kadar önemli ve elverişli tek yer olduğunu bizim yöremizin yetkilileri anlayamazlarsa bile, Avrasya Ülkeleri tarafından ciddi olarak anlaşılacaktır.
    Harşıt Nehri içersinde birçok, özellikle daha çok Trabzonluların işlettiği Çakıl-Kum şantiyeleri var. Zamanla da çoğalıyorlar. Kum ve Çakıl’ı hammadde kullanarak üretim yapan Fabrikaların, şimdiden yapılacak olan Baraja göre, gerek Enerji gerekse Yol güzergâhları tespit edilip, arazileri belirlenerek kurulmaya çalışılması çok mükemmel olur. Harşıt Nehrinin Kum’u Çakıl’ı bol olması sebebiyle büyük beton kalıp tesisi kurulacak. Çünkü Demiryolunda ağır tonajlı taşımacılık olduğundan, Tirebolu’ya yakın bölgelerden büyük ihale almış İnşaat Şirketleri, kalıplaşmış ağır hazır Beton ihtiyaçlarını kolay ve ucuz sağlamak için, Tirebolu’ya zaruri yönelecek. Ağır taşıma olması sebebiyle demiryolunu avantajlı olarak kullanabilecektir. Ayrıca, Yapı özelliklerine göre belirlenen Beton çeşitlerinin üretimi merkezi Tirebolu’da sağlanmış olacaktır. Böyle böyle daha nice güzel yatırım ve kazanç örneklerini, Tirebolu Arazisi için düşünüp çok çoğaltabiliriz.
    Tarihimizi inceleyip, Tarihçilerimizin araştırmalarını okuduğumuzda, Şebinkarahisar ilçesi, Tarihte kendisi İl olduğu halde, iki tane Ordu ve Giresun isminde ki ilçelerini İl çıkarmış, kendisi de ilçe olmuş. Şimdi yine eski konumuna gelip İl olması için çırpınıp sıkıntı çekiyor ve bu uğurda da geçmişteki konumunu yakalamak için beklide Tirebolu’ya göre çok çalışıyor. Yine, Eskiçağ Tarihçisi Faruk Sümer’in “Tirebolu Tarihi” adlı Kitabını okuduğumuzda da, Tirebolu’nun eski zamanlarda çok önemli gözde bir yerleşim, İş ve Ticaret merkezi olduğunu anlıyoruz. Tirebolu eski devirlerde büyük yerleşim ve İş ve Ticaret merkezi iken, şimdi göç verip işsizlik sıkıntısı çektiği gibi, yukarıda saydığımız dünyaca önemli olacak nimetleri bir türlü hayata geçirip değerlendiremiyor. Tirebolu, işsizlik artması ve göç verme sıkıntılarını da, durgun olması ve belirttiğimiz yatımları yapmaması nedeni ile daima çekiyor. Belkide Şebinkarahisar kadar sorununu gündemde tutamıyor ve önemini dile getiremiyor. Tirebolu, eski devirlerde böyle önemli bir yer olduğuna göre, şimdi niye geçmişteki kariyerini yakalamasın ki?…Günümüzde niye değerli ve önemli bir merkez olmasın ki?… Niye seviyesindeki olan yerlerden, gelişmesi için daha fazla çalışmasın ki?…
    Yani düşüncem şudur ki; Tirebolu Limanı açık olup Demiryolu hattı yapıldığı takdirde Tirebolu’ya yatırım için neleri düşünürsek düşünelim, yatırım için tüm eksiklikler kolaylıkla tamamlandığı gibi, her düşünülen yatırım büyük kârlılık getireceği kesindir. Liman ve Demiryolunun Tirebolu’da olması, daha nice sayamadığımız hususları kendine çekeceği, düz meyilli olan arazileri çok değerlendirip, iş sahaları çoğaltacağı muhakkaktır. Bu zamana kadar, bu konular düşünerek hep “hayal ürünü” demiş olsak bile, İnsan hayallerini gerçekleştirdiği an muvaffak olur. Veya düşündüğü güzel işlerin yapıldığını görünce sevinçli olur. Farabi ne güzel söylemiş: “Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya hiç ulaşılamaz” diye. İşte Bu söz Tirebolu’ya çok yakışıyor.

    Tirebolu’da her yönüyle yapılacak ve sonunda da kazançlı olacak tüm işler için; geleceğe göre geniş olarak iyice düşünülmeden ve ciddi plan yapılmadan, yapılacak işleri hayal etmeden, hayalleri de gerçekleştirme yolları aramadan, tüm işlerin temeli atılıp sağlıklı yapılması gerçek olabilir mi? Yukarıda saydığımız hususlar başka yerde olmayıp Tirebolu’da olabileceğine göre Tirebolu’ya boş, değersiz veya basit bir yer olarak bakılabilir mi?
    İşte bu düşünceler gerçekleştirilecek olursa; Tirebolu, Arazisini değerlendirdiği, İşsizliği çözdüğü ve Gurbetçiliği önlediği gibi, Ülkemizde ve Bölgemizde sürekli iş imkânı olan ve önemli kalkınan yer haline gelir.

    OR-Gİ HAVAALANI PROJESİ

    OR-Gİ PROJESİ, KANSAİ GİBİ TİREBOLU’DA MÜSAİTTİR

    OR-Gİ, 1997 yılında Giresun-Ordu olarak iki ilin bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çabasıyla gündeme getirilen ve yatırım programına alınan, Ordu ve Giresun illerinin tam ortasına denizi doldurarak yapılması planlanan ve bir süre çalışıldıktan sonra 2001 yılında yapımından vazgeçilen, havaalanı inşaat projesi düşüncesinin adıdır. Uzun zaman üzerinde çok düşünülüp çalışma oldu ise de, gerek ödenek yetersizliği gerekse, o bölgeye Tersane yapma planları gibi nedenlerle bir türlü hayata geçirilemeyip rafa kaldırılmıştır. Şimdi ise gündemi ve tekrar yapım söylentileri devam etmektedir.
    Karadeniz bölgemiz, bölgesel konum olarak Avrasya kaynaşması ve Karadeniz kıyı ülkeleri işbirliği konularında, deniz ile ortaasya ve ortadoğuya açılım durumu olarak, can damarı konumundadır. Bu nedenle de Karadeniz sahil şeridinde, uluslararası alanda ticari verimliliği artırmak ve kolay olarak avantaj sağlamak için, ulaşımda kavşak nokta ve ticarette can damarı olma özelliği olan yer, tek Tirebolu’dur. Şöyle ki:
    Günümüzde arazi yapılarının özellikleri işlerlik yönünden ciddi dikkate alınır, kazançlı yatırımlar öyle planlanarak yapılır. Karadeniz bölgemiz ise hep engebeli olduğu, ova olmadığı, müsait olmadığı söylenir. Böylelikle de Tirebolu düşünülmez, “kuru’nun yanında yaş’ da yanar” misali Karadeniz bölgesinde olduğundan dikkate hiç alınmaz.
    Fiziki yapı bakımından Tirebolu, bölgesel yapıda Tirebolu’nun yeri, Ülkemizin uluslararası alanda kaynaştığı noktada Tirebolu’nun konumu şeklinde düşündüğümüzde; işte düşünülüp yapılamayan OR-Gi havaalanının yapımı için benzersiz tek müsait yer, Tirebolu olduğu çok belirgindir. Şimdi bu ciddi gerçeği, Tirebolu’ya benzer yerlerle kıyaslama yaparak meydana çıkaralım.
    Elbette ülkemizin her tarafı güzeldir. Her tarafa yatırımlar yapılması gerekir. Giresun Gülyalı mevkiine düşünülüp yapılamayan ve sonrada yapılmasından vazgeçilen bu havaalanı, eğer oraya yapılsa idi, acaba deniz ticareti ve liman bakımından Tirebolu kadar olabilirmi ydi? bu pek az. Denizden anadolu’ya açılma özelliği Tirebolu kadar olabilirmi ydi? arazi işlerliği az olması sebebiyle yine pek az. Kargo bakımından ağır taşımaya Tirebolu kadar açık olabilirmi ydi? yine az. Yani, Gülyalı’da olursa limandan ve demiryolu bağlantısı avantajından yani işlerlikten uzak kalır, Tirebolu’ya göre eksik olurdu.
    Peki, Trabzon’un bölgesel ağırlığı olması bakımından, bu havaalanın oraya yapımını düşünelim. Trabzon’da havaalanı olduğu için tekrar bunun oraya yapımı dikkate alınmaz. Alınsa da demiryolu eksikliği düşünülerek yine yapımından vazgeçilir. Şu düşünceyi de belirtmek gerekir ki, Demiryolu meselesinde Tirebolu bay-pas edilip; yapım maliyeti bakımından Tirebolu’ya göre çok çok yüksek olduğu halde, Zigana’nın altından Trabzon’a demiryolu tüneli düşünülmektedir. Eğer bunu gerçekleştirirlerse, OR-Gİ havaalanı yapılsa bile önemi azalacak, Tirebolu’ya demiryolu yapımı tamamen düşünceden kalkacaktır. Kısacası, Karadeniz bölgesi olarak nereyi düşünürsek düşünelim, OR-Gİ havaalanı Tirebolu dışında mümkün ve verimli olmuyor, mümkün olsa bile eksik kalıyor.
    Böyle olunca, OR-Gİ havaalanı Tirebolu’da nasıl yapılır? Sonra da ne olur? Hemen açıklayalım. Tirebolu, fiziki şekil olarak v harfine benzer. Yani denize doğru hafif bir burun gibidir. Limanın tam doğrultusuna, denize Kansai havaalanı gibi düşünülürse, sağında ve solunda dağ engeli yoktur. Havaalanı dediğimiz yer, minimum 3 veya 4 milyon metrekare engelsiz arazide olması gerektiğinden, Tirebolu’nun deniz açıkları çok müsaittir. Yeşilköy gibi çift pist bile yapılabilir. Yani, diğer yerlere yapılacak havaalanı maliyetlerine ve işgücü uzunluğuna göre, Tireboluya havaalanı yapımı liman ucundan doğru olacağından kat kat daha kolaydır. Yapıldığında da Tirebolu’nun manzarasını bozmaz. Tirebolu’dan sadece çizgi şeklinde görülür. Ayrıca, Tirebolu limanının rüzgâr ve dalga tehlikelerini keserek Sinop limanı özelliğinde olmasını da sağlar.
    Yetkililerce, Tirebolu’ya yapılması için, orta ve uzun vade de buradaki nüfus yapısı ve ekonomik gelişmeler dikkate alınarak, hitap edeceği bölgenin geniş olması ve Liman ve demiryolunu canlandırması düşünülerek, geniş inceleme yapılıp fizibilite çalışmaları yapılmasıyla planının net çıkarılması gerekir. Böylelikle Singapur havaalanı gibi export taşımacılığını, serbest ticaret faaliyetini de içeren, uluslararası ticaretin merkezi olabilecek bir vizyona sahip olan havaalanı özelliğinde düşünülmesi gerekir.
    Diyeceksiniz ki, Karadeniz de bunun tek kolay yapım yeri Tirebolu, ama büyük ve geniş iş olduğundan nasıl yapılabilir ve yaptırılabilir? düşüncede kolay ama gerçekleri yetkililere anlatmak ve benimsetmek çok zor. Kansai havaalanın planına veya Centrair havaalanının planına ciddi olarak bakalım ve inceleyelim. Tirebolu’ya bu planlar çok mükemmel uygun oluyor. Bu planlar Tirebolu’ya uygulandığında Kansai’den farkı, sadece denizde git-gel olaylarının ve deniz akımının farklılığıdır. Bunu da mühendisler çok mükemmel ayarlarlar.
    Yapımı Tirebolu limanından doğru olacağına göre, diğer bölgelere göre ucuz maliyetle olacağı gibi; yapıldığı takdirde, Tirebolu limanını hızlandıracak ve demiryolu projesini zaruri hale getirerek Singapur havaalanı gibi Avrasya’da ciddi öneme sahip olacaktır. Sadece yolcu taşımada değil, export taşımacılığı yaparak Avrasya kaynaşmasında ticaret hacmini hızlandıracaktır.
    Devlet yolunun Karadeniz’den doğuya kolay açılımı Harşıt vadisinden olduğuna göre, bu projenin gerçekleşmesi halinde Gümüşhane Bayburt illerine yolcu bakımından hitabı çok olacak, Karadeniz’den Doğuanadolu, Mezebotamya ve Ortaasya’ya ticaret hızlanmasına katkı sağlayacaktır. Böylelikle de, KATB projesinin Tirebolu’dan zaruri yapımı başlanarak, Kelkit’i takiben Erzincan ilimiz çok büyük kavşak noktası ve halini alacak, bölgeye istihdam sağlayarak yatırımları da hızlandıracaktır. Bu proje, ülkeler arasında Avrasya kaynaşmasının zaruri ayağını, Tirebolu’da bulunduracaktır. Bu proje için, şahsi ve siyasi çıkarlar bırakılıp ülkemizin çıkarları ve yararları düşünülürse, bu proje Tirebolu’dan hayata hemen geçirilir.
    Bu nedenle, OR-Gİ nin Tirebolu’ya tıpkı Kansai havaalanı planında yapımı, öncelikli yapılacak bir proje olması kesinlikle zaruri şarttır. Bu projenin, ön planda yapımı için zaruri tutulması ve Tirebolu’ya başlanması, ülkemiz yararına büyük temennimizdir.
    Ülkemiz için kazanç sağlayacak projeler ve yatırımlar geri dursa bile, ne yapılır yapılır, plan veya yer değiştirilir ama sürekli yapımı düşünülür, gündemde tutulur. Şahsiyeti ağır kişilerin, ağırlığını koyma çabasıyla da, geç yapılacak projeler erkene alınır. Yan sanayi gelirini de büyük işadamları yatırımlarıyla değerlendirir. Şu sorular aklımıza hemen geliyor. Acaba Sabancı veya Koç Holding yönetim topluluğu gibi ağır şahsiyetler Tirebolulu olsalardı, bu havaalanı bu zamana kadar yapılmadan durabilirmi ydi? cevabını bu düşüncemi okuyanlar düşünsün versin. Halis Toprak Diyarbakır’a veya Aydın Doğan Kelkit’e neler yapmışlar? Düşünenler araştırsın. Ağırlığı olan kişiler Tirebolulu olmasalar bile, bu projenin devlet eliyle yapıldığı takdirde, yan sanayi olarak kendilerine çok büyük kâr sağlayacağı için, bu projenin Tirebolu’ya uygulanması için uğraşmaları, yetkilileri harekete geçirmeleri gerekir.
    Bu proje düşüncesi, ülkemizin geleceği için, tıpkı Singapur havaalanı gibi olacağı düşünülerek, Kanzai havaalanı planı şeklinde hazırlanıp veya Japonlardan Kanzai havaalanının projesi tam alınıp, Ankara’da tasarlanıp, “kesinlikle öncelikli ve zaruri yapılacak işler” borusuna girip, Karadeniz bölgesinde Tirebolu’dan çıkarsa, çok güzel bir havaalanı yapar. Ancak, Tirebolu’nun dışında bir yerden çıkarsa da çok güzel hava yapar. Yani Tirebolu’nun dışında, “yapıldı ama yerinde yeller esiyor” dedikodularından öteye geçmez veya “Denizin ortasına çok güzel top sahası yapmışlar” söylentileriyle uzun süre devam eder gider

Yorum Yapın