Lisans Anlaşmaları (Lıcensıng) Ve Franchısıng

|

LİSANS ANLAŞMALARI (LICENSING) ve FRANCHISING LİSANS ANLAŞMALARI (LICENSING) ve FRANCHISING

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

1. LİSANS ANLAŞMALARI (LICENCING)

1.1. Lisans Anlaşmalarının Uygulandığı Durumlar

1.2. Lisans Anlaşmalarına Yönelik Problemler ve Risk Faktörleri

1.3. Lisanslama Açısından Cazip Olmayan Pazarlar

2. FRANCHISING

2.1. Tarihi Gelişimi

2.2. Franchising Türleri

2.3. Uygulama Aşamaları

2.4. Franchisor Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

2.5. Franchise Sözleşmesinin Temel Unsurları

2.6. Franchise Bedeli (Franchise Fee) nin Ödeme Şekilleri

2.7. Franchisor’ ın Ve Franchisee’ nin Yükümlülükleri

2.8. Franchisee Açısından Yararları Ve Sakıncaları

2.9. Franchisor Açısından Yararları Ve Sakıncaları

2.10. İstihdama Etkileri

2.11. Franchising Sistemi İle İlgili Örgütlenmeler

2.12. Türkiye’de Franchising Uygulamaları

2.13. Franchising Sistemi Hakkında Online Bilgi Kaynakları

3. FRANCHISING ve LICENCING KARŞILAŞTIRMASI

GİRİŞ

Bu çalışmada, uluslararası pazarlara giriş stratejilerinden birisi olan “Ortaklıklar” konusu içerisinde yer alan “Lisans Anlaşmaları” ve “Franchising” konuları incelenmiştir.

Şekil 1. Uluslararası Pazara Giriş Stratejileri

(Kaynak: McCarthy, Perreault, 1987:576)

1. LİSANS ANLAŞMALARI (LICENSING)

Lisans anlaşması, ya da kısaca lisanslama; bir lisansörün (satıcı firma) somut olmayan varlıklarının belli bir ücret karşılığında belirlenmiş bir süre boyunca bir lisansiye (alıcı firma) tarafından kullanılmasına imkan tanıyan bir anlaşmadır.

Bu somut olmayan değerler beş kategori içerisinde incelenebilir:

 Patentler, buluşlar, formüller, dizaynlar,

 Edebiyat, müzik ve sanatsal diğer faaliyetlere yönelik telif hakları,

 Markalar, ticari isimler, işletme isimleri,

 Metotlar, programlar, sistemler,

 Franchise’lar, lisanslar, kontratlar.

Genellikle lisansör bu değerler kapsamında teknik destek ve asistanlık hizmetlerini vermekle yükümlü iken, lisansiye haklarını etkin kullanma ve bedelini ödemekle yükümlüdür.

Lisans anlaşmalarında mülkiyet devredilmez, onun yerine bir kiralama işlemi söz konusudur. Dolayısıyla bu anlaşmalar belirli süreler ile sınırlıdır. Bu süreler içerisinde, lisansiyenin mülkiyete sahip olan tarafa, satış hacmi veya işletme karı üzerinden düzenli bir biçimde ödeme yapması gerekmektedir. Böylece yapılan ödemelere “royalty” adı verilir (Seyidoğlu, 1996:675).

Lisanslama genellikle teknoloji transferine yönelik bir strateji olup uluslararasılaşma sürecinde ihracat stratejisi, ortak yatırımlar ve direk yabancı yatırımlara göre daha az zaman ve yabancı pazara nüfuz gerektirir.

1.1. Lisans Anlaşmalarının Uygulandığı Durumlar

Ampirik araştırmalar birçok lisanslama anlaşmasının lisansiye tarafından gündeme getirildiğini ortaya çıkarmıştır. Bu anlamda, ilk aşamada lisansiyenin müzakere ve genel ilişkiler çerçevesinde lisansöre karşı dezavantajlı duruma düştüğü söylenebilir. Lisansiye açısından durumun bir diğer yönü ise, Şekil 1.’ de görüldüğü gibi, lisans anlaşmasının işletmenin net nakit akışını arttırması ancak uzun vadede karlılıkta bir azalmayı da beraberinde getirmesidir. Elde edilen lisans hakkı ile, bu işletmelerin teknolojik açıdan diğer işletmelere göre pazarda önce konumlanması dolayısıyla işletmelerin pozitif nakit akışlarından yararlanmalarını sağlamaktadır. Ayrıca ürün geliştirme maliyetleri de oldukça düşük seviyelerde seyretmektedir. İşte bu yeni teknolojinin yararlarından hızlı getiri sağlamak, düşük seviyelerdeki ürün geliştirme maliyetleri ve erken zamandaki nakit akışları lisansiye rolündeki işletmeleri cezbeden faktörlerdir (Hollensen,1998:241).

Şekil 1. Lisanslama Getirilerinin Hayat Eğrisi

(Kaynak: Hollensen, 1998:241)

Lisansör açısından ise bu stratejinin kullanım nedenleri (Beamish, vd.,2000:106):

 İşletmenin yabancı pazarda ihracat ve doğrudan yabancı yatırım için yeterli sermaye, yönetim kaynakları ve bilgisi yoksa, ancak en az taahhüt ile ilave kar sağlamak istediği durumlar,

 Lisanslama, sonradan doğrudan yatırım yapılabilecek pazarları proaktif olarak test etme ve geliştirme yoludur,

 Konu olan teknolojinin işletmenin asıl odak işi olmadığı durumlarda geçerliliği fazladır,

 Lisansiye tarafından geliştirilecek yenilikler lisansöre aktarıldığı için teknoloji geribildirimi oldukça fazladır,

 Gerekli ölçek ekonomisinin sağlanamadığı, lisansör açısından oldukça küçük ikincil pazarlarda uygulanması tercih edilir,

 Ev sahibi ülkenin ithalat, doğrudan yabancı yatırım ya da her ikisini de kısıtlaması,

 Lisansiyenin gelecekte bir rakip olmadığı durumlarda uygulanması tercih edilir,

 Lisansiyenin gelecekte potansiyel bir rakip olduğu durumlarda teknolojik değişimin yeterli hızlılıkta ve lisansörün teknolojik üstünlüğünü koruyacak düzeyde olduğu durumlarda uygulanması tercih edilir.

1.2. Lisans Anlaşmalarına Yönelik Problemler Ve Risk Faktörleri

Haklarını diğer işletmeye veren lisansör varlıkları üzerindeki kontrolü az da olsa kaybeder. Bu unsur göz önünde bulundurularak lisans anlaşmalarında aşağıdaki noktalara yer verilmelidir (Daniels, Radebaugh, 1995:537):

 Hükümlere uyulmadığı takdirde anlaşmanın geçersizliği,

 Kalitenin test edilmesine yönelik metotlar,

 Satış geliştirmeye yönelik her iki tarafın da harcamalarını gerektiren sorumluluklar,

 Varlığın kullanımına yönelik coğrafi sınırlılıklar.

Bu unsurlara yönelik maddelerin olmadığı durumlarda, lisans anlaşması verimsiz işlemekte, iki taraf birbirini rekabet içinde bulabilmekte ya da bir bölgedeki düşük kalite, ürünün imajını yıkıcı ve satışları düşürücü etkiye sahip olabilmektedir. Örneğin Pierre Cardin markası 800’ün üzerinde lisansiye tarafından 93 ülkede deodoranttan giyime bir çok alanda kullanılmaktadır. Bu geniş düzeydeki farklı faaliyetlerin kontrolü ve denetimi ise oldukça güçtür. Bu durum kalite kontrolündeki aksaklıkları beraberinde getirmiş ve bu isim altındaki tüm ürünlerin özellikle A.B.D.’de bu olumsuz imajın etkisinde kaldığı gözlenmiştir.

Lisanslanan varlığa bağlı olarak, lisansör ya da lisansiye bu anlaşma sonunda karşılıklı rakip olma riskini taşırlar. Çoğunlukla birçok lisans anlaşması, yerel pazarda bir rakip yaratma ve üstünlüğü kaybetme riskine karşı farklı ülke işletmeleri arasında gerçekleşmektedir. Rekabet konusundaki bir diğer husus ise, taraflardan birisinin gereken teknolojiyi geliştirmesi nedeniyle anlaşma süresi dolmadan önce rekabet sürecinin başlamasıdır.

1.3. Lisanslama Açısından Cazip Olmayan Pazarlar

Reel lisans getirilerini etkileyen bir dizi durum, bazı pazarlarda lisans anlaşmalarını cazip kılmamaktadır:

• Lisanslamayı düzenleyici yasal organların varlığı bunlardan bir tanesini oluşturmaktadır. Fransa, İrlanda ve İspanya gibi ülkelerde hükümet tarafından onaylanmayan lisans anlaşmaları geçerli olmamaktadır.

• Ayrıca bazı ürün ve bölgeler için lisans anlaşmalarına izin verilmemektedir.

• Bazı durumlarda ise devlet, rekabeti azalttığı gerekçesi ile bu anlaşmaları yasaklarken, bazı ülkelerde anlaşma süreleri sınırlandırılmaktadır.

• Ayrıca vergiler ve lisans bedelleri üzerinde belirleyici hükümler konabilmektedir.

Tüm bu etmenler çerçevesinde, pazarlar, işletmeler açısından farklı cazibelere sahiptirler (Beamish, vd., 2000:109).

2. FRANCHISING

Franchising; lisans anlaşmalarının özel bir çeşidi olup franchise verenin (franchisor), franchise işine temel olan ticari markanın kullanım hakkının satışının yanında, işin bütünüyle yürütülebilmesi için franchise alana (franchisee) gerekli olan sürekli danışmanlık hizmetlerini de kapsar.

2.1. Tarihi Gelişimi

ABD iç savaşının ardından, 1863 yılında Singer Dikiş Makinaları şirketi, finansal açıdan bağımsız olan işletmeleri franchising yolu ile birleştiren bir dağıtım sistemi kurmuştur.

Franchising sisteminin en güçlü tanımını 1888’de General Motors ve 1902’de ilaç sektöründe Racall yapmıştır. Daha sonra araba üreticileri, Pepsi-Cola, Coca Cola ve Seven Up gibi alkolsüz içecek firmaları, benzin istasyon zincirleri ve çeşitli perakende satış mağazaları sisteme katılmışlardır.

1950′ li yılların sonlarında, franchising sisteminde patlama olarak nitelendirilebilecek bir artış olmuş ve düzinelerce franchising sistemi oluşturulmuştur. Yine 1950’li yıllarda, rekabet ve ekonomik gelişme üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle halkın daha da çok ilgisini çeken franchising sistemi yeni bir hız kazanmıştır.

Bu dönemden sonra franchising, iş yapımının farklı bir yöntemi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlama, sistemin 1960’lı yıllarda franchising yöntemi kullanılarak yaratıcı yeni girişimciliğin gelişmesine de olanak sağlamıştır. Franchising, ilgili işadamları ve profesyoneller için farklı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Bu gelişmelerin etkisiyle 1960 yılında franchising sektörünün ilk birliği olan IFA "Uluslararası Franchise Birliği" (International Franchise Association) kurulmuştur.

Sistem sadece ekonomik faydaları için değil, aynı zamanda sosyal önemi açısından da tercih edilmiştir. Böylece büyük işletmeler ve küçük girişimciler kendilerine karşılıklı olarak fayda sağlayan bir birliğe bağlanma olanağına kavuşmuşlardır.

1970’li yıllarda Avrupa’da hızla yaygınlaşan franchising sisteminin Türkiye’deki uygulamaları ise, 1980’lerin 2. yarısında başlamıştır. Franchise vererek Türkiye pazarına ilk giren firmalar; McDonald’s, Pizza-Hut, Wendy’s ve Kentucky Fried Chicken gibi fast food alanında dünya çapındaki isimlerdir.

Türkiye’ye fast-food ile giren ve özellikle hizmet sektöründe büyük ilgi ile karşılaşan franchising çok hızlı bir biçimde yaygınlaşmaya başlamıştır

2.2. Franchising Türleri

Franchising sistemini uygulamaları açısından iki grupta incelemek mümkündür. Sistemin uygulandığı ülkeye göre: Ulusal ve Uluslararası Franchising’den söz edilebilir. Sunulan fırsatlar açısından; Ürün-Marka Franchising’i ve İşletme Sistemi Franchising’i şeklinde sınıflandırma yapmak mümkündür.

Ulusal ve Uluslararası Franchising : Franchising Sözleşmesi bir ülke sınırları içerisinde, şehirler ya da bölgeler arasında yapılıyorsa Ulusal Franchising, iki ülke arasında yapılıyorsa Uluslararası Franchising’den söz edilir.

Ürün ve Marka Franchising’i : Belirli ürünlerin benzer görünümdeki bağımsız işletmelerde pazarlanması sonucu, üretici ile imaj birleşmesi sağlanmaktadır. Bu tür franchising’de esas olan belirli bir marka ya da ticari ünvanın kullanılmasıdır.

Ayrıca imtiyazı veren firma karşı taraf üzerinde sevk ve idare dahil, geniş ve sürekli bir denetim hakkına sahiptir. Bazı basit konularda, franchise alan kuruluş üretim safhasına da girebilir. Otomobil satıcıları, benzin istasyonları, içki üreticileri bu tür franchising’in en tipik örneklerini oluşturmaktadır.

İşletme Sistemi Franchising’i : Franchisee ve franchisor arasında sadece ürün, servis ve marka alanında değil, bir bütün olarak işletme sistemi içerisinde pazarlama ve üretimle ilgili tüm faaliyetler yer alır. Çok basit bir anlatımla, bu tür franchising, "akıl satmak" şeklinde tanımlanabilir.

Oteller, restoranlar, perakende satış mağazaları, kiralama ve danışmanlık hizmetleri bu sınıflandırma içerisinde yer alır. Son yıllarda işletme sistemi franchising’inin büyüme hızı diğer franchising’lere göre daha fazladır.

2.3. Uygulama Aşamaları

Franchisor firma öncellikle franchisee’ye bir tanıtım dosyası hazırlamalıdır. Bu tanıtım dosyası ana firma ile ilgili bilgi paketinden ve formdan oluşur. Bu bilgi paketi, franchisor ile ilgili kişisel ve mali bilgileri içerir.

Ayrıca franchisor’ın franchisee’ye vermekle yükümlü olduğu 3 adet el kitabı vardır. Bunlardan birincisi, ana şirket içi operasyonu anlatan kitap; 2.si, franchisee’nin uyması zorunlu olduğu kuralları içeren franchisee şirket içi operasyon kitabı ve son olarak da franchisee’ye işletmeyi nasıl işleteceğine dair tüm bilgileri içeren işletme bilgileridir. Bu işletme kitabı ile birlikte Know-How’da verilmektedir.

Karşılıklı olarak tanıma aşaması tamamlandıktan sonra franchisor ile franchisee görüşmelere başlarlar. Faaliyet bölgesi belirlenir. Belirlenen faaliyet bölgesi göz önünde bulundurularak fizibilite çalışması yapılır.

Bu fizibilite çalışmasında gerekli sermaye, ödeme koşulları, yatırımın ne kadar sürede geri amorti edeceği belirtilir ve bu fizibilite çalışması franchisee’nin önüne konur. Bu fizibilite çalışmasının sonucu franchisee için karar aşamasıdır. Franchisee karar verdikten sonra sözleşme imzalanır. Bu sözleşme çok detaylı ve her hususu kapsayacak şekilde olmalıdır.

Sözleşmenin imzalanması ile birlikte franchisee’nin ödemeleri de başlamalıdır. Ödeme planı sözleşme ekibine verilmekte ve ödeme planı her firma bazında değişmektedir. Bu anlaşmalardan sonra franchisee’nin birim hazırlığı başlar. Bu birim hazırlığı mağazanın dekorasyonunu, franchisee’nin ve elemanlarının eğitimini içermektedir. Bazı franchisorlar birim hazırlığını üstlenerek anahtar teslimi her şeyi hazırlamaktadırlar. Hazırlıklar bittikten sonra franchisee işe başlar. Bu başlangıç süresince franchisee’ye yardımcı olmak amacıyla franchisor firmadan bir destek elemanı franchisee’nin yanında olur.

2.4. Franchisor Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Franchisor firmanın verdiği bilgilerin neler olması gerektiği ABD’de kesin olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde ise kesin bir tanımı yoktur. ABD’de franchisee’lerin ve bayilerin ortak bir derneği vardır : "American Associated of Franchisees & Dealers". Dernek, franchise almayı düşünenlere, franchisor seçerken dikkat edilmesi gereken hususları 7 başlık altında belirtmiştir.

1. Franchisor firma öncelikle mal ve hizmetini satmaya çalışmalıdır.

Bazı firmalar öncelikle franchise satmayı tercih ederler. Kısa vadede hızla satılan dükkanlardan gelen para, uzun vadede dükkanların gelirinden alınacak yüzdelerden daha cazip olabilir. Bu durumda franchisee kendini kısa süre sonra yalnız bulabilir.

2. Franchisor firma pazarlama kanalı olarak öncelikle franchisee’lerini kullanmalıdır.

Satışının çoğunu kendi dükkanlarında yapan ve malını, kitler, katalog, tv gibi değişik kanallardan pazarlayan franchisorlar tercih edilmemelidir. Franchisor, pazarlamada franchisee’ye muhtaç durumda ise daha iyi ilişkilerin kurulması doğaldır.

3. Üretilen mal veya hizmetin hazır bir pazarı olmalıdır.

Pazarı doymuş bir ürün veya bağımsız işletmelerden alınmaya alışılmış bir hizmet söz konusu ise zincirin halkası olmak, beklenen verimi getirmeyebilir.

4. Marka iyi bilinmeli ve tanınmalıdır.

Yatırımcıyı franchise almaya yönlendiren en önemli etken markadır. Markanın hangi kesimlerce, nasıl bilindiği üzerinde durulmalıdır. Değişik tüketici gruplarının görüşleri alınmadan franchise almaya karar verilmemelidir.

5. Franchisor firma yeterli eğitim, sürekli destek ve etkili bir pazarlama sunabilmelidir.

6. Franchisor firmanın franchisee’leri ile ilişkileri iyi olmalıdır.

Sistemin işleyişi, eğitimin yeterliliği açısından franchisor’ın bilgisi sorgulanmalıdır. Franchisor aleyhine açılmış dava olup olmadığı, gerekçeleri ve sonuçları öğrenilmelidir.

7. Franchisee veya franchisor tarafından işletilen dükkanların satış ve maliyetlerinin detayları açıklıkla verilmelidir.

Bunların dışında, franchise-veren fîrmanın Ulusal Franchising Derneği’nin açıkladığı dürüstlük ve açıklık ilkelerini taahhüt edip etmediğinin araştırılması gerekir.

Franchising sözleşmesinin imzalanmasından önce ise, anti-tröst yasaları, tescil yasaları, Borçlar Kanunu’nun 19., 20. maddelerinin incelenmesi ve sözleşmenin franchising tecrübesi olan bir avukat rehberliğinde imzalanması uygun olacaktır.

2.5. Franchise Sözleşmesinin Temel Unsurları

Franchise sözleşmesi hazırlanırken açık kapı bırakmayacak şekilde, açık ve anlaşılır şekilde kaleme alınmalıdır. Tipik bir franchise sözleşmesinde açıkça belirtilmesi gereken ana başlıklar şunlardır:

• Franchise Alana Tanınan Haklar

• Franchisora Tanınan Haklar

• Faaliyet Bölgesi

• Sözleşme Süresi

• Franchise Alana Verilen Yardım

• Franchise Bedeli

2.6. Franchise Bedeli (Franchise Fee) nin Ödeme Şekilleri

Franchisee’nin kullanma hakkını aldığı marka ve sistem için, franchisor’ a yapacağı ödemeler çeşitli şekillerde olabilir.

o Sözleşmenin akdi ile yapılan toplu ödeme (ön ödeme/ Lump Sum Fees)

o Devamlı ve belli dönemler halinde yapılan ödemeler (Royalty)

Royalty ödemeleri genellikle brüt ciro üzerinden hesaplanır ve cironun bir oranı şeklinde saptanır. Nadiren aylık maktu ücretler halinde de belirlenebilir. Franchisor verdiği destek hizmetleri için ek ödemeler isteyebilir. Bu ödeme franchisor’un verdiği hizmetler dolayısıyla yaptığı masrafların karşılanmasına yöneliktir.

Ödemelerin ne şekilde yapılacağı (nakit, açık hesap, akreditifli ödemeler vs.) da sözleşmenin bu başlığı altında düzenlenir.

2.7. Franchisor’ ın Ve Franchisee’nin Yükümlülükleri

Franchisor aşağıdaki şartları yerine getirmelidir:

o Bir iş sistemini franchise zinciri haline getirmeden önce, makul bir süre boyunca ve en azından bir örnek işletmede başarıyla yürütmelidir.

o Zincirin isim, marka ve diğer ayırt edici özelliklerinin sahibi olmalı veya yasal olarak kullanım hakkına sahip olmalıdır.

o Anlaşma süresince franchisee’ye başlangıçtaki eğitimi ve sürekli ticari veya teknik desteği verebilmelidir.

Franchisee aşağıdaki şartları yerine getirmelidir:

o Franchise işletmesinin gelişmesi ve franchise sisteminin ortak kimliği ve saygınlığının korunması için azami gayreti göstermelidir.

o Franchisor’ın verimli yönetimi için, franchisee performansının ve mali durumunun belirlenmesini kolaylaştıracak işletme bilgilerini vermelidir. Franchisor’ın talebi üzerine franchisor’ ın ve/veya temsilcisinin franchisee’nin işletme kayıtlarında makul zamanlarda çalışmasına izin verilmelidir.

2.8. Franchisee Açısından Yararları Ve Sakıncaları

Franchising sisteminin franchisee açısından yararları:

o Daha önce denenmiş, başarısı kanıtlanmış ve tanınmış bir marka ile birlikte, işletme sistemine ait teknikleri ve prosedürleri kullanmak mümkün olmaktadır.

o Marka ile birlikte ulusal veya uluslararası standarda ve kaliteye sahip olunmaktadır.

o Tanınmış markaların sağladığı sürekli müşteri ve iş yapma imkanı doğmaktadır.

o Franchise veren işletme franchisee’ye eğitim hizmetleri ve uzman personel desteği sağlamaktadır.

o Kaliteli personel bulma, işe alma ve yetiştirme konularında franchise veren işletmenin tekniklerinden yararlanılmaktadır.

o Mali, ticari ve personel konularında sağlanan destekle, teknik işlevlere ağırlık verilip başarı şansı arttırılmaktadır.

o Franchisor ile ortak hareket edilerek küçük işletmelerin karşılaşacakları risk ve işletmecilik sorunları minimize edilmektedir.

o Franchise veren işletmenin mali ve hukuk danışmanlarından yararlanılmaktadır.

o Franchisor’ın sürekli olarak yaptığı araştırma ve geliştirme çabalarından yararlanılmaktadır.

o İşletmenin kuruluş aşamasında ve kuruluş yerinin seçiminde bilimsel tekniklerin kullanılması mümkün olmaktadır.

o Kuruluş aşamasında leasing vb. kaynaklardan finansal destek sağlanması mümkün olmaktadır.

o Reklam ve tanıtma giderlerinden tasarruf sağlanmaktadır.

o Franchising sistemi, girişimcinin yalnızlığını ortadan kaldırarak, kendi işini kurmanın getirdiği riskleri azaltmaktadır.

o Franchisor’a yapılan ödemeler, başlangıçta, yeni bir işin ön yatırımından daha fazla olmasına rağmen, denenmemiş bir iş için yapılacak hata bedellerinin toplamından azdır.

o İşletmeler için standart yönetim, muhasebe, satış ve stoklama fonksiyonları mümkün olmaktadır.

Franchisee açısından sakıncaları:

o Yaratıcılık yok olmaktadır.

o Franchisor’ın koyduğu bir takım kurallara ve kısıtlamalara uyma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

o Sözleşme aşamasında yeterli araştırma yapılmadığında, kârın önemli bir kısmı franchisor’a gitmektedir.

o Sözleşme konusu ürünün yaygın kullanımı, giriş aidatlarını yükseltmektedir.

o Anlaşma gereğince franchisor’dan alınması zorunlu bazı ürünlerin piyasadan daha ucuza alınması mümkün olabilmektedir.

o Sözleşmelerde boşlukların olması durumunda sistemin franchisor lehine çalışması mümkün olabilmektedir.

o Franchisor’un franchisee’ye güvensizliği, sözleşme ile sağlanan hak ve imkanların sınırlı tutulmasına neden olmaktadır. Bu durumda taraflar arasında sürtüşmeler doğmaktadır.

2.9. Franchisor Açısından Yararları Ve Sakıncaları

Franchisor açısından yararları :

o Franchise alan işletmelerin yapacağı giriş ödentisi vb. ödemeler yeni yatırım yapmaksızın franchisor’un kârını arttırmaktadır.

o En az maliyetle büyüme ve gelişme sağlamaktadır.

o Büyüme ve iş hacminin artması sonucu verimlilik ve iktisâdilik artmaktadır.

o Mal ve hizmetlerin daha fazla satılması, franchisor’ın finansal kuruluşlardan kredi bulma imkanını arttırmaktadır.

o Daha hızlı ve selektif bir dağıtım söz konusu olmaktadır.

o Dağıtım sisteminin denetimi mümkün olmaktadır.

o Pazar ile ilgili hızlı ve sürekli bilgi akışı sağlanmaktadır.

Franchisor açısından sakıncaları :

o Sisteme giriş aidatlarının bazen tahsil edilememesi söz konusu olmaktadır.

o Franchisee işletmelere sağlanan mal, hizmet vb. bedellerini tahsilinde güçlükler söz konusu olmaktadır.

o Franchisee işletmelerin, sistemin sağlayacağı yararları tek taraflı olarak franchise veren işletmelerden beklemeleri, iş birliği anlayışını zedelemektedir.

o Başarılı ve kalitesi kanıtlanmış bir marka veya isim, franchisee’nin hatalı faaliyetleri sonucu zarar görebilir. Bunun önlenebilmesi için sıkı bir denetim şarttır.

2.10. İstihdama Etkileri

Gelişmiş ülkelerde sanayi %16-20 arasında bir kesime iş verebilmektedir. Bu oran Japonya’da %23, Almanya’da %30’u bulmaktadır. Tarım alanındaki istihdam ise %3-8 arasında değişmektedir. Türkiye’deki işgücünün yaklaşık %8.4’ü işsizdir. Çalışanların %15.6’sı sanayide, %52’si tarım alanında istihdam edilmektedir. Türkiye’de iş gücünün yarısının tarımsal kesimde iş bulması gizli işsizliği ortaya çıkarmaktadır. İstihdamın asıl hizmet sektöründe yoğunlaşması gerekmektedir. Girişimcinin başladığı işi başaramaması sermayenin uçup gitmesine neden olmaktadır. İşte burada franchising’in avantajı devreye girmektedir ve girişimci hiç bilmediği bir konuda güvenle yatırım yapabilmektedir.

Sistem sayesinde aranan elemanların özellikleri tam anlamıyla tanımlanmaktadır, yapacağı işler talimatname olarak belirlenip benzeri işyerinde iş başında eğitim verilebilmektedir. Eğitimsizlik, oturmuş bir franchise işletmesi için sorun oluşturmamaktadır. Hizmetin kalitesi eleman değişikliklerinden en az seviyede etkilenmektedir.

Ayrıca, iş pazarının durumu açısından yeni iş yerlerinin açılması, istihdam politikası bakımından önem taşımaktadır. Sürekli olarak yeni ürünler, hizmetler ve pazarlama stratejileri ortaya çıkmakta, bunlar sayesinde yeni istihdam olanakları ve dolayısıyla yeni talep yaratmaktadır.

İstatistik veriler, açılan her 100 franchisee işletmesinden sadece 5’inin başarısız olduğunu göstermektedir. Bunun tam aksine franchising dışı bağımsız işletilen orta ve küçük boy işletmeler üzerinde yapılan araştırmalar, bu işletmelerden yüzde 65’inin beş yıl içerisinde başarısız olduklarını ve kapandıklarını ortaya koymaktadır.

2.11. Franchising Sistemi İle İlgili Örgütlenmeler

Franchising yapılan her ülkede yalnızca bir dernek kurulmuştur. 1995 sonu itibariyle 36 ülkenin her birinde tek bir franchise derneği faaliyettedir. Bu ülkeler sırasıyla:

Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Endonezya, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, Hong Kong, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Macaristan, Malezya, Meksika, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Singapur, Slovakya, Türkiye ve Yunanistan’ dır.

Franchising konusunda uluslararası örgütlerin en eskisi IFA (Uluslararası Franchise Derneği) ABD’de kurulmuştur. Amerika dışından franchise veren firmalardan 800 üyesi bulunmaktadır.

Avrupa’daki franchise derneklerinin üst kuruluşu ise EFF (Avrupa Franchise Federasyonu) dur. EFF, "Dürüst Franchise İlkeleri" ile uygulamaya belli standartlar getirmiş ve üyelerinin uymasını zorunlu tutmuştur. ABD’deki ve Kanada’daki dernekler de kendi üyelerine yönelik benzeri ilkeler getirmişlerdir. Franchise Konusunda bilgi ve istatistiklerin toplanma yeri de dernek olmaktadır. Araştırmacılar ve yatırımcılar aradıkları bilgileri derneklerden edinmektedirler. Dernekler fuar düzenlenmesinde de öncü rol oynamaktadır.

Türkiye’de franchising sisteminin gelişmesi, sağlıklı bir şekilde yerleşmesi ve yürütülmesi, sisteme güven duyulmasını sağlamak amacı ile 1991 yılında UFRAD (Ulusal Franchising Derneği) kurulmuştur.

IFA (Uluslararası Franchise Derneği) ve EFF (Avrupa Franchise Federasyonu) üyesi olan UFRAD’ın amacı, franchising’in Türkiye’de doğru bir biçimde öğrenilmesini ve sağlıklı bir biçimde gelişmesini sağlamak, temel kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, Türk hukuk sistemi içinde yerini bulması ve sisteme güven duyulması için gerekli çalışmaları yapmak ve sistemin gelişmesi için bilgi kaynakları oluşturmaktır.

2.12. Türkiye’de Franchising Uygulamaları

ABD’ de 1950’lerden beri uygulanmakta olan franchising sistemi, Türkiye’de 1985 yılında Amerikan McDonald’s ile ilk kez uygulama alanı bulmuştur. Sonraki yıllarda gelen Wendy’s, Kentucky Fried Chicken ve Pizza Hut franchising sisteminin fast-food alanındaki ilk temsilcileri olmuşlardır.

Ancak TURYAP, benzer sistemi McDonald’s’tan yıllar önce Türkiye’de kurmuş ilk Türk fîrmasıdır. Türkiye’de sistemin kendi adıyla anılması ve yaygınlaşması yabancı sistemlerin Türkiye’ye yatırımı ile başlamıştır.

Bugün ülkemizde franchising sistemi içinde çalışan zincirlerin sayısı 100’ü bulmuş işletmelerin sayısı ise 2000’e ulaşmıştır.

Ülkemizde franchising 90’lı yıllarda bir anlamda ağır aksak başlamıştır. Eğitim yetersizliği, yatırımların sabırsızca geri dönüşünün telaşı birçok fîrmayı açtıkları yerleri kapatmaya zorlamıştır. Nitekim Fuddrackers, Dairy Queen, Baskin Robbins, Ice Cream, Jani King gibi dünyaca tanınmış başarılı zincirler, Türkiye operasyonlarında açtıklan yerleri teker teker kapatmışlardır. Bu hayal kırıklığındaki en büyük pay sahibi ise kendileri olmuşlardır. Zira yeterli pazar araştırması yapmayarak franchise alanı başıboş bırakan bu şirketler sonunda umduklarını kârlarına yansıtamamışlar ve operasyonlarını sona erdirmek zorunda kalmışlardır. Bir kısım zincirler ise işlerini başka yatırımcılara devretmişlerdir.

Sistemin Türkiye’deki seçeneklerine şöyle bir bakacak olursak karşımızda üç seçenek buluruz:

1. Seçeneklerinden birincisi Amerika’dan, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden franchise vermekte olan yabancı firmalardan biriyle franchise anlaşması yapmaktır. Bu seçenekte girişimciler, ürün/marka veya işletmecilik imtiyazını yurtdışındaki ana firmadan anlaşma yoluyla satın almaktadır.

2. Girişimciler için ikinci seçenek ise ürün/marka veya işletmecilik imtiyazını yurtdışındaki ana firmadan değil, Türkiye’den almaktır. Ana firmayla Türk firması arasında yapılan "master lisans" anlaşmasıyla yerli firma ürün/marka veya işletmecilik imtiyazını iç piyasada hem kendisi kullanmakta hem de Türk girişimcilere kullandırmaktadır.

3. Franchisingde üçüncü seçenek, piyasada pazar payı oluşmuş, tanınmış yerli markaların şemsiyesi altına girmektir.

Bugün Türkiye’deki franchising uygulamalarına bakıldığında yatırımcıların henüz sistemi tanıma aşamasında olduğu, ancak üç-beş sene öncesinin sabırsızlığından ve tecrübesizliğinden kurtuldukları görülmektedir.

2.13. Franchising Sistemi Hakkında Online Bilgi Kaynakları

Franchising sistemiyle ilgili olarak yapılan araştırmada bulunan en kapsamlı ve verimli internet sitelerinin adresleri şunlardır :

Yerli Siteler

www.franchising-tr.com

www.ufrad.org.tr

www.girisim.net

www.franchisemore.com

Yabancı Siteler

www.bison1.com

www.aafd.org

www.bitmork.com

www.infonews.com

www.entrepeneurmag.com

3. FRANCHISING ve LICENCING KARŞILAŞTIRMASI

2. bölümde de belirtildiği gibi, lisans anlaşmalarının özel bir çeşidi olan franchising’de, franchisor sadece ticari markanın kullanım hakkının satışını değil, aynı zamanda işin bütünüyle yürütülebilmesi için gerekli olan danışmanlık hizmetini de üstlenir.

Franchising ve lisans anlaşmaları arasındaki farklar göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Tablo 1.’ de, bu farklar gösterilmiştir.

Tablo 1. Franchising-Licensing Karşılaştırması

(Kaynak: Hollensen, 1998:244)

Lisans Anlaşmaları Franchising

Uygun kavram: Royalty Uygun kavram: Management Fees (Yönetim ücretleri)

Çoğunlukla tek bir ürünü içerir. Tüm işi ve iş ilişkilerini kapsar.

Genellikle oturmuş ve gelişmiş işletmelerce talep edilir. İşe yeni başlayanlarca talep edilir.

Lisansiye, ilgili lisansın kullanımı ve devri ile ilgili lisansöre sınırlı bilgi verir ya da hiç bilgi vermeyebilir. Franchise haklarının devri franchise alan tarafından kontrol edilir.

Teknik know-how ve ticari markaya bağlı olarak 16-20 yıllık süreleri kapsar. 5-10 yıllık anlaşmaları kapsar, yenilenen anlaşmalar tercih edilir.

Varolan belirli ürünleri içerir, lisansörün devam etmekte olan Ar-ge faaliyetlerini lisansiyeye aktarması beklenmez. Franchise verenin, devam etmekte olan Ar-ge faaliyetlerini franchise alana aktarması gerekir.

Previous

Demokrasi Ve Çeşitleri (İstek)

Psikanaliz / Psikanalitik Ekoller (Dinamik Psikoterapi)

Next

Yorum yapın