Çöller

Çöller

Yeryüzünün yedide birini kaplayan çöller yaşamın olanaksız olduğu bölgelerden sayılır. Bununla birlikte yeryüzünün en etkileyici doğa parçaları arasında bazı çöller de vardır. Buralarda yaşayan hayvan ve bitkiler bölgeye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Bölgede yaşayan insanlar ise vahalar oluşturarak ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. Bu kurak arazide sulama yoluyla gerçek cennetler oluşturmak olanaklıdır. Bugün pek çok çölden petrol ve değerli madenler çıkarılmaktadır.

Yaşama Düşman Bir Ortam

Yeryüzünün en kurak, bitkileri çok az ya da hiç olmayan bölgelerine çöl denir. Çölün en önemli özelliÄŸi buharlaÅŸmanın yağış miktarından daha çok oluÅŸudur. Tam çöllerde 11-12 ay süren bir kuraklık döneminden sonra 10 mm’den az bir yağış görülür.

Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok büyüktür; bu fark +58 derece ile –10 derece arasında deÄŸiÅŸir. Bu yüksek sıcaklık farkı kayaların parçalanmasına yol açar. Böylece daÄŸlar giderek birer moloz yığınına dönüşür. Sıcaklık deÄŸiÅŸmeleri kum ve toz fırtınalarına neden olur. Kum tanecikleriyle yüklü rüzgarlar önlerine çıkan kayaları yontup biçimlerini deÄŸiÅŸtirir. YaÄŸmur yaÄŸdıktan sonra suların akıp gideceÄŸi yataklar olmadığından bunlar çeÅŸitli yerlerdeki düzlüklerde birikir ve güçlü buharlaÅŸmanın etkisiyle Cezayir ve Namibia’daki gibi tuz gölleri ortaya çıkar.

Çöllerin Dağılımı

Çölün en ayırt edici özelliÄŸi olan kuraklık çeÅŸitli nedenlerden kaynaklanır. Çöller bulundukları yerlere göre alize ya da dönence çölleri, iç çöller ya da kıta çölleri ve kıyı çölleri biçiminde sınıflandırılır. Alize çölleri neredeyse tüm yeryüzünü çepeçevre saran bir kuÅŸak oluÅŸturur. Bunlar ekvatoral alçak basınç kuÅŸağının her iki yanında uzanan yüksek basınç bölgesinde yer alır. Ekvator’da ısınan hava yükselerek kuzey ya da güneydoÄŸuya yönelirken karşı akımlara yol açar. Bunların bir bölümü yere doÄŸru inerek alçalır ve böylece içlerindeki nem oranı yüzde 10’un altına düşer. Bunlar üstünden geçtikleri alanlara kuraklık getirir. Büyük Sahra ya da Arabistan Yarımadası’ndaki çöllerde sürekli bu tür rüzgarlar eser. Denizden esen alize rüzgarları ise Antiller’de olduÄŸu gibi, yüksek oranda nem taşır ve yağışa neden olur.

Kıtaların içindeki çöllerin az yağış almasının nedeni denize çok uzak olmaları ve önlerinde bulunan sıradaÄŸların yağış yüklü bulutların ilerlemesini engellemesidir. Kışların çok soÄŸuk geçtiÄŸi bu tür çöllere örnek olarak Gobi verilebilir. Kıtaların batısında yer alan kıyı çöllerinin ortaya çıkış nedeni soÄŸuk okyanus akıntılarıdır. (ÖrneÄŸin Afrika’nın güneybatısındaki Benguela Akıntısı ile Güney Amerika’nın batısındaki Humboldt Akıntısı.) Bu tür soÄŸuk okyanus akıntıları hava sıcaklığının 6° C’ye kadar düşmesine neden olur; bu nedenle denizden esen rüzgarlar içlerindeki nemi kıyıya ulaÅŸamadan deniz üstünde boÅŸaltmak zorunda kalır. Bu tür çöllere örnek olarak Namib ve Atacama verilebilir.

Sahra-Yeryüzünün En Büyük Çölü

Sahra 8 milyon km2’lik yüzölçümüyle alize çöllerinin en büyüğüdür. Erg adı da verilen kum çölü, genel kanının tersine bütün çölün yalnızca beÅŸte birini kaplar. Onun dışında kalan yerler kaya ve molozlardan oluÅŸur. Sahra’da Tibesti ve Ahaggar gibi, yükseklikleri 3.265 m’yi bulan daÄŸlar da vardır. Buraları görece daha çok yağış alan ve göçebelerin yazın konaklamalarına elveriÅŸli yerlerdir.

Buna karşılık Sahra’nın bazı yerlerine arka arkaya 10 yıl yaÄŸmur düşmediÄŸi olur. Yağışlar mineralleri yıkayıp götürmediÄŸi ve bitkiler onları tüketmemiÅŸ olduÄŸu için, çölün zemini mineral besinler açısından çok zengindir. Bunun için, uzun süreli kuraklığı atlatmayı beceren tohum taneleri kısa ve güçlü saÄŸanaklar biçiminde yaÄŸan ilk yaÄŸmurlarda hemen kök salıp çiçek açar ve birkaç gün içinde olgunlaşır.

Çöllerin Yeşil Adaları: Vahalar

Çöllerde kilometrekareye düşen insan sayısı bir kiÅŸiden daha azdır. İnsanlar genellikle vahalarda yaÅŸarlar. Vahalar ulaşılabilir bir yer altı ya da yerüstü su kaynağının yapay biçimde korunarak buraya getirilmesi ya da yer altı kaynak sularının doÄŸal biçimde yüzeye çıkmasıyla oluÅŸur. Sahra’daki vahalar 8.000 km2’lik bir alanı, yani çöl alanının binde 1’ini kaplar.

Buralarda daha çok hurma aÄŸaçları yetiÅŸtirilir. Ayrıca burada yaÅŸayanların gereksinimini karşılayacak kadar darı, mısır, meyve ve sebze ekilir. Çöl gemisi olarak da adlandırılan develeri ve keçi kılından çadırlarıyla bir otlaktan ötekine gidip gelen göçebeler, yüzyıllar boyunca vahalarda yerleÅŸik yaÅŸayıp tarımla uÄŸraÅŸanlar üstünde egemenlik kurmuÅŸlardır. Bu göçebeler genellikle Sahra’daki Tuaregler gibi aynı zamanda taşımacılık yapan savaşçı topluluklardır

Uygarlık Geliyor

Uçak ve öteki ulaşım araçlarının ortaya çıkmasıyla kervanlarla yapılan ticaret ve taşımacılık önemini yitirmiÅŸ ve Sahra’daki göçebelerin çoÄŸu yerleÅŸik yaÅŸama geçmiÅŸtir. Ekolojik dengeleri çok duyarlı olan ve gitgide kalabalıklaÅŸan vahalar çölün geniÅŸleyerek kendilerini yutma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bir zamanlar çöl şövalyeleri olarak adlandırılan insanlar artık ya petrol kuyularında, kömür, uranyum ocaklarında ya da çöl kıyısında kurulmuş sanayi tesislerinde çalışmaktadır. Yabancı gezginler de çölü keşfetmiştir. Eski çağlarda insanlar düşünceleriyle başbaşa kalmak için çöllere çekilirken, bugün uygarlık yorgunu Avrupalılar çölde serüven gezilerine çıkmaktadır.

Yorum Yapın