Sera Etkisi Ve Sonuçları
Sera etkisi ve sonuçları
Atmosferin ortalama ısısının artmasının nedeni atmosferde bulunan karbondioksit, su buharı ve metan gazının giderek çoğalması. Buna "sera etkisi" deniyor. Isının bir iki derece değişmesi bile dünya yüzeyinde canlı yaşamını tehlikeye atacak sonuçlar yaratabilir.
Petrol, doğal gaz, kömür gibi fosil yakıtların kullanılması ve ormanların yok edilmesi atmosferdeki karbondioksiti artırıyor.
Sanayi devrimi, fosil yakıtların kullanımını ve ormanların yok edilmesi sonucunu doÄŸurdu. 19. yüzyıldan beri atmosferdeki karbondioksit miktarı yüzde 25 oranında ve atmosferin ortalama ısısı 0.3-0.6 derece arttı, bunun sonucunda dünyadaki su seviyesi 10-25 cm yükseldi. Bir derecelik bir artış El Nino gibi yıkımların ortaya çıkması, iki derecelik artış ise Antarktika’nın çoÄŸunun erimesi için yeterli. Nature dergisine göre bu hızla giderse ısı 21. yüzyılda bir kaç derece artacak.
Sera etkisine neden olan bir diğer gaz ise metan gazı. Hayvancılığın ve pirinç üretiminin artması metan gazının artmasını da beraberinde getiriyor.
Artış bu hızla devam ederse 2020 yılında tüm dünyada 8 milyon insan ölecek.
Atmosferdeki karbondioksit ve metan gazlarının hızla artmasındaki en büyük sorumluluk G-8′lere ait. Dünya yüzeyinin yüzde 24′ünü kaplayan bu ülkeler, karbondioksitin yüzde 49.2’sini üretiyor. ABD tüm dünyadaki sera gazlarının % 23.4′ünü üretiyor. 1996 yılında ABD’de karbondioksit artışı yüzde 23.4 iken, tüm dünyadaki artış % 25 oranında idi.
1992′de Rio’da yapılan zirvede alınan karara göre anlaÅŸmayı imzalayanlar gayri safi milli hasılalarının binde yedisini çevre koÅŸullarının iyileÅŸtirilmesi için harcayacaktı. Harcamalar binde üçü geçmedi.
Zirve’de alınan bir diÄŸer karar ormanların korunmasıydı. O günden bu yana dünyanın akciÄŸerleri olarak anılan YaÄŸmur Ormanları’nda Belçika’nın yüzeyinin iki katı alan yok edildi.
Rio’da sera etkisine yol açan gazların 2000 yılında, 1996 düzeyine indirilmesi öngörülmüştü, oysa sera gazları azalmadı tersine arttı.
Ozon tabakası
Ozon tabakası dünyanın 20-25 km. üzerinde, güneÅŸten gelen mor ötesi ışınları tutuyor. Mor ötesi ışınların sadece yüzde iki ila dördü yeryüzüne ulaşıyor. Ozon tabakasının incelmesi canlıların radyasyona maruz kalmasıyla eÅŸdeÄŸer sonuçlar yaratıyor. Bunun sonucunda kanser hızla artıyor. Canlıların DNA ÅŸifrelerinin bozulması ve yaÅŸamın sona ermesi de muhtemel sonuçlar arasında. Ozon tabakasında yüzde birlik bir incelme ABD’de deri kanserinden yılda beÅŸ bin kiÅŸinin ölmesine neden oluyor.
Bu soruna neden olan kloroflorokarbon (CFC) gazları, buzdolapları, klimalar ve çözücülerde yer alıyor. 1992′deki Rio zirvesinde bu gazların kullanımının azaltılması kararı alındı ama hayata geçirilmedi.
Ozon tabakasına zarar vermediği için CFC yerine kullanılan HCFC gazları ise sera etkisi yapıyor.
Dünyanın önde gelen dev şirketleri ICI ve Du Pont her iki gazın üretim izinlerine sahip ve bu gazların kullanımında ısrarlılar. Çünkü bu sayede yüz milyarlarca dolar kâr elde ediyorlar. Bu iki şirket ve diğer çokuluslu şirketler, yürüttükleri lobi faaliyetleri ile yaptıkları yatırımları korumak için alınacak her türlü önlemi bertaraf edebiliyorlar.
Ormanlar yok oluyor
Ormanların yok edilmesi sera etkisini hızlandırıyor. Dünya Tabiat Vakfı’nın araÅŸtırmalarına göre 8 bin yıl önce mevcut olan 8.08 milyar hektar ormandan geriye 3.04 milyar hektar kaldı. Sadece 1990-1995 yılları arasında 101 bin 724 kilometrekarelik orman alanı yok edildi. FAO’nun açıklamalarına göre 1993-2000 yılları arasında tüm tropik ormanların yüzde 40′ı yok edilmiÅŸ durumda.
Çokuluslu şirketler 1995 yılında ağaç ihracatından 5.5 milyar dolar kâr elde ettiler.
Ormanlar sadece kereste ve kağıt olarak kullanıldığı için tükenmiyor. "Asit yağmurları" da bir diğer etken. Katı yakıtların kullanımıyla ortaya çıkan kükürtdioksit ve nitrojen oksit vb gazların yağmur ve kar yoluyla taşınarak sadece ortaya çıktıkları yerleri değil çok geniş bir alanı etkiledikleri biliniyor. Sadece 15 Avrupa ülkesinde bu nedenle tükenen orman alanı 70 bin kilometrekare.
Asya kaplanları olarak bilinen ve krizle çöken GüneydoÄŸu Asya ülkelerinde son otuz yılda ormanların yüzde 50’si yok edildi. Tüm Asya ormanlarının her yıl yüzde biri yok oluyor.
Bu konuda Tayland çarpıcı bir örnek. Tayland ekonomik büyümesini finanse eden en önemli kaynağı ormanlarını satarak elde etti. GüneydoÄŸu Asya’nın su kaynakları dünyanın en kirli su kaynakları haline geldi ve Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün verilerine göre dünyanın en kirli 15 kentinden 13′ü bu bölgede bulunuyor.
Türkiye
Koç ve Sabancı, buzdolabı, klima vb. soğutucular ve çözücüler üretiyor. Her ikisi de dünyanın en zengin şirketleri arasında. Sera etkisi yapan, ozon tabakasına zarar veren gazlar kullanıyorlar.
1951′de Artvin’de iÅŸletmeye açılan Murgul (GöktaÅŸ) Bakır İzabe fabrika bacaları günde ortalama 33-45 ton kükürtdioksit gazı bırakıyor ve asit yaÄŸmurlarına neden oluyor. Bunun sonucunda son 15 yılda 90 bin dekar ormanlık alan yok olmuÅŸ durumda. MuÄŸla-YataÄŸan Termik Santrali günde 600 ton kükürtdioksit çıkarıyor. Bu etkinlik iki üç yıl içinde 400 bin dekar çam ormanının yok olmasına neden oldu. Ayrıca 16 yıl süren savaÅŸta devlet, güvenlik gerekçesiyle bölgenin orman alanlarının yarısından fazlasını yok etmiÅŸ durumda.
Çözüm nerede?
G-8′leri ve çokuluslu ÅŸirketlerin karşısında yer alan anti-kapitalist hareket içerisinde, küresel ısınmaya, ozon tabakasının delinmesine, katı yakıt kullanımına, ormanların talan edilmesine ve nükleer santrallere, nükleer atıklara karşı olanlar da yer aldı.
20-30 yıl öncesine oranla çevre sorunları ile G-8′lerin ve çokuluslu ÅŸirketlerin baÄŸlantısını kurmak o kadar kolay hale geldi ki, bütün bu küresel yıkımın sorumlusunun sistemin efendileri olduÄŸunu görebilmek için uzun uzun araÅŸtırma yapmak gerekmiyor.
ABD baÅŸkanı Bush, Bonn’daki zirvede sera gazı etkisine ve ozon tabakasının zarar görmesine neden olan gazların üretiminin sınırlanmasına karşı çıkarken, hem merkezi ABD’de olan çokuluslu ÅŸirketler adına hem de Koç ve Sabancı adına konuÅŸuyordu aslında. Karşı çıkışını çok yalın ifade etti. "Kâr oranlarını geriletir, yatırımları tehlikeye sokar!" Bütün bir kapitalist sistem bu mantıkla iÅŸliyor: "Nereden daha çok kâr elde ederim?" Bu sistem dünyayı ve hayatı tamamen imha etme noktasına doÄŸru ilerliyor.
Anti-kapitalist hareketin bir parçası olan çevre hareketleri diğer gruplarla ortak bir slogana sahip. "Kapitalizm öldürür, kapitalizmi öldürelim!"