Ege Bölgesi
EGE BÖLGESİ
85.000km2 dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan, kuzeyde Marmara Bölgesi’ne, doÄŸuda İç Anadolu Bölgesi’ne, güneydoÄŸuda Akdeniz Bölgesi’ne komÅŸu olan bölgemiz batıda da Ege Denizi’yle çevrilidir (adını komÅŸu olduÄŸu denizden alır). Marmara Bölgesi’yle olan sınırı batıda Baba Burnu’ndan baÅŸlayarak Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yükselen Kaz Dağı’na uzanır. İç Anadolu Bölgesi’yle olan sınırı ise İnönü’nün güneybatısından baÅŸlayıp Sultan DaÄŸları’nın kuzey ucuna ulaşır. O noktadan baÅŸlayarak Ege Bölgesi Akdeniz Bölgesi’ne komÅŸu olur ve bu bölgeyle olan sınır ise KöyceÄŸiz Gölü’nün batısına kadar uzanır.
Ege Bölgesi asıl Ege ve İçbatı Anadolu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ege Bölümü’ndeki illerimiz; İzmir, Manisa, Aydın, Denizli,MuÄŸla
İçbatı Anadolu’daki iller; UÅŸak, Kütahya, Afyon’dur.
NÜFUS
Ege Bölgesi sık nüfuslanmışır. 1990 sayımına göre bölge nüfusu 8.2 milyondur. Nüfus yoÄŸunluÄŸu bakımından Marmara Bölgesi’den sonra ikinci sırada yer alır. Bölge nüfusunun yarısından çoÄŸu kentlerde yaÅŸamaktadır.
Bölge nüfusunun önemli bir bölümü, kıyı kesimi ile çöküntü ovalarında toplanmıştır. Kıyı kesiminde de nüfus dağılışı bakımından yöreler arasında önemli farklılıklar görülür. Ovalarda nüfus yoÄŸun, ovaları ayıran daÄŸlık kesimlerde nüfus seyrektir. Güneydeki MenteÅŸe yöresi Türkiye’nin en az nüfuslanmış yerlerindendir. İçbatı Anadolu ise genel olarak az nüfuslanmıştır.
YÜZEY ŞEKİLLERİ
Ege Bölümü’nde baÅŸlıca daÄŸ sıraları ve bunları birbirinden ayıran vadi olukları, doÄŸu-batı doÄŸrultulu çukurluklar oluÅŸturur. Bu çukurluklar, aralarında kalan doÄŸu-batı doÄŸrultulu yüksek kütlelere daÄŸ sıraları görünümü kazandırır. Çukurlukların batı uçları yakın bir dönemde deniz basmasıyla koy ya da körfez biçimini almış ama daha sonra kısmen ya da tamamen alüvyonlarla dolmuÅŸtur ve parçalı bir yapı gösterir. Yer yer 2000m’yi geçen daÄŸ kütleleri görülür. Bunlar İçbatı Anadolu’nun 1000m’yi geçebilen düzlüklerinden daha alçak olan Ege Bölümü’ndeki ovalar üzerinde heybetli bir görünüm kazanır.
Ege Bölgesi’nde yerin temelini jeologlaron Menderes Masifi adını verdikleri Saruhan-MenteÅŸe eski kütlesi oluÅŸturur. Paleozoyik zaman ortalarında kıvrılmalara uÄŸramış daha sonra aşınarak düzleÅŸmiÅŸ olan bu eski temel, Tersiyer Dönem içinde yeniden yer hareketlerine uÄŸrayınca, bir daha kıvrılamayıp kırılmıştır. Belli kırık çizgileri boyunca bazı parçaların çökmesiyle sözü edilen oluk biçimli çukurlar (graben) ortaya çıkmış, bunların arasında da sert ve kristalli kayaçlardan oluÅŸan eski daÄŸ kütleleri (horst) yükselmiÅŸtir. Bu eski kütle yeniden kıvrılmamakla birlikte, çevresinde biriken deniz dibi tortulları kıvrılırken onlara kalıp olmuÅŸtur.
DoÄŸu-batı doÄŸrultulu çukur alanlarla bunları ayıran aynı doÄŸrultulu yüksek alanlar kuzeyden güneye doÄŸru şöyle sıralanır: Edremit Körfezi ve Edremit Ova’sı çukur alanı, Bakırçay Ovası’ndan Madra Dağı (1.334m) ve Kozak Kütlesi’yle (1.051m) ayrılır. Bakırçay Ova’sı ile Gediz Ovası arasında Yunt Dağı (1.075m) yer alır; Gediz Ovası’na kuzeyden Akhisar, güneyden de Nif (KemalpaÅŸa) Ovaları birer körfez gibi katılır. Gediz Ova’sı ile daha güneydeki Küçük Menderes Ova’sı arasına BozdaÄŸlar (2.159m) girer. Bu kütle doÄŸu kesiminde güneydeki Aydın DaÄŸları’yla birleÅŸir, batı kesiminde ise Nif Dağı’na (1.506m) ve kuzeydek Spil Dağı’na (1.513m) baÄŸlanır. Daha güneyde Küçük Menderes ve Büyük Menderes Ovaları arasında Aydın DaÄŸları (1.819m) uzanır. Bu daÄŸlar batıya doÄŸru bükülüp incelenerek Samsun (Dilek) Dağı (1.237m) üzerinden komÅŸu Sisam (Samos) Adasına geçer. GeniÅŸ bir alanı kaplayan Büyük Menderes Ova’sı MenteÅŸe yöresi içine Çine ve BozdoÄŸan Ovalarıyla sokulur.En güzeydeki çukur alanı, Bodrum ve Datça yarımadaları arasında yer alan Gökova Körfezi’dir.
Batı Anadolu’da yer alan ovalar, genellikle dördüncü jeolojik zamanda meydana gelen epirojenik hareketlerle oluÅŸmuÅŸtur. Bu hareketler sonucunda bazı alanlar yükselmiÅŸ (horst) ve bugünkü daÄŸlık alanları meydana getirmiÅŸ, bazı alanlar ise çökmüş (graben) ve çöküntü alanları oluÅŸmuÅŸtur. Bu çöküntü alanlarının akarsular tarafında alüvyonlarla doldurulması sonucunda da günümüzdeki ovalar oluÅŸmuÅŸtur. Bölgemizdeki en önemli ovalar ise Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes, Balıkesir ve Akhisar ovalarıdır. Ege Bölgesi’nin güneydoÄŸusunda yer alan ovalar ise çökme olaylarının yanında karstik olayların da etkisi ile oluÅŸmuÅŸtur. Denizli, Tavas, Çivril gibi ovaların oluÅŸumunda karstik olaylar oldukça etkilidir.
Meriç deltası, hızlı ilerleyen taÅŸkın alanlarına sahip bir ovadır. Meriç Irmağının taşıdığı alüvyonlarla oluÅŸmuÅŸtur. Bakırçay Deltası, aynı adı taşıyan akarsuyun, Çandarlı Körfezi’ni doldurması ile oluÅŸmuÅŸtur. Yer yer tuzlu bataklıklar bulunan ovada, eski uygarlıkların kalıntıları da yer alır. Küçük ve Büyük Menderes Deltaları da birer çöküntü alanının(graben) ucunda oluÅŸan birikinti ovalarıdır. Büyük ve Küçük Menderes Irmakları, Ege Denizi’nin seviye deÄŸiÅŸikliklerine de baÄŸlı olarak tarihi dönemlerde hızla denizi doldurmuÅŸtur. Öyle ki, İlkçaÄŸ’da bir liman kenti olan Milet, Büyük Menderes’in denizi doldurması ile bu gün kıyıdan bir hayli ileride kalmıştır.
Bölgenin İçbatı Anadolu Bölümü’nde daÄŸ sıraları yerine aralıklı da dizileri görülür. Bu daÄŸlar, güneydoÄŸu-kuzeybatı doÄŸrultusunda birkaç dizi oluÅŸtur. Bu dizilerden en doÄŸuda yer alan Emir DaÄŸları (2.307m), Türkmen (1.826m), Domaniç (1.845m) DaÄŸları bölge sınırları dışındaki UludaÄŸ’a kadar uzanır. Bu daÄŸlar dizisi batıda aynı doÄŸrultudaki Afyon-Karahisar-Kütahya-Orhaneli üzerinden geçen bir çukur alanla izlenir. Bu çukur alanın batısında Kumalar (2.247m), Ahır(1.915m), Murat (2.309m), Åžaphane (2.120m), AkdaÄŸ (2.089m), EÄŸrigöz (1.931m) daÄŸları yer alır. Bu dizinin daha batısına gidildikçe geniÅŸ bir plato uzanır. Gediz Ovası’na dik yamaçlarla inen ve yüksekliÄŸi kuzeydoÄŸuda 1.000m’yi aÅŸan bu platoya Gördes-UÅŸak Plato’su adı verilir. Platonun güney kenarındaki Kula kenti çevresinde sönmüş volkan konileri ve yeni lav akıntıları görülür.
Ege Denizi’ne dökülen akarsularımız; Batı Anadolu akarsuları, geniÅŸ çöküntü hendeklerine yerleÅŸmiÅŸtir. Bu çöküntü alanları boyunca batıya doÄŸru akarak Ege Denizi’ne dökülürler. Denize ulaÅŸtıkları alandaki koy ve körfezlerde geniÅŸ delta ovaları oluÅŸturmuÅŸlardır. Bu akarsular bölgemiz ve ülkemiz tarımı için oldukça büyük deÄŸer taşır. Bunların baÅŸlıcalrı Bakırçay, Gediz, Küçük ve BüyükMenderes’tir.
Ege Bölümü’nün kuzey-güney doÄŸrultulu profili.
İKLİM
Ege Bölgesi genellikle yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olan Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Bu genel durum daha çok Ege Bölümü için geçerlidir. İçbatı Anadolu’da ise denizden uzaklık ve yükselti nedenleriyle iklim koÅŸullarında deÄŸiÅŸiklik görülür. Kuzey kesimlerinde sık sık soÄŸuk baskınları görülür. Yıllık ortalama sıcaklıkta coÄŸrafi enlemin etkisiyle güneyden kuzeye ve yüksekliÄŸin etkisiyle batıdan doÄŸuya doÄŸru azalma görülür. En soÄŸuk ay genellikle ocak, en sıcak ay ise temmuz ayı olarak tespit edilmiÅŸtir.
Ege Denizi kıyıları boyunca tam bir Akdeniz yağış rejimi görülür. Yazlar kurak geçer; yağışlar kış aylarında toplanmıştır. AÅŸağı yukarı bütün meteoroloji istasyonları da yıllık ortalama yağış tutarı 500 mm’nin üstünde, genellikle de 1000 mm’nin altında olarak saptamışlardır.
Afyon’un sıcaklık ve yağış
grafiÄŸi
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Ege Bölgesi’nde kıyıdan itibaren 600-800 m yüksekliklere kadar maki toplulukları ile akrışık olarak kızılçam ormanları görülür. Makilerin cılızlaÅŸtığı ve toprak örtüsünün inceldiÄŸi alanlarda, çoÄŸunlukla dikenli çalılardan oluÅŸan ve “garik” adı verilen bir bitki topluluÄŸu görülür ve genellikle İzmir civarı ile Karaburun yarımadası ve Bodrum civarında yaygındır. Orman alanları Ege Bölümü’nün alçak kesimlerinde makiliklerin, İçbatı Anadolu’da ise step görünüşlü alanları üstünde yer alır. Ormanların alt basamaklarında çeÅŸitli meÅŸelere rastlanır;iÄŸne yapraklı ormanlar arasında en yaygın tür kızılçam ve karaçamdır. Ayrıca Kozak Dağı’nda fıstık çamı yaygındır. Türkiye’nin en önemli çamfıstığı üretim alanıdır. Bütün kıyı kesimlerde zeytinliklere rastlanır. Kuzeyden gelen soÄŸuk hava etkilerinden korunan turunçgiller bölgenin güneyine sığınmıştır. Ayrıca kekik, adaçayı, lavanta çiçeÄŸi gibi kokulu bitkiler ve Akdeniz iklimine uyan kaktüsler, frank inciri gibi bitkilerde yaygındır. Maki türleri arasında çeÅŸitli meÅŸe türleri (pırnal meÅŸesi, palamut meÅŸesi) kocayamiÅŸ, mersin aÄŸacı, defne, yabani zeytinlere rastlanır.
KENTLER VE ÖZELLİKLERİ
Bölgenin en kalabalık nüfuslı kenti İzmir; İstanbul ve Ankara’dan sonra Türkiye’nin üçüncü büyük yerleÅŸme merkezidir. Karalar içine derin biçimde sokulan ve aynı adı taşıyan bir körfezin bitim yerinde kurulmuÅŸ olan İzmir, coÄŸrafi konumu sayesinde Batı Anadolu’da çok geniÅŸ bir alanın ticaret limanı (İzmir’e gelen mallar, gemilere yüklenmeden önce kentte iÅŸlenir) ve ülkemizin İstanbul ‘dan sonra ikinci büyük ticaret merkezi haline gelmiÅŸtir. Kent İzmir Körfezi bitiminde bir ayçe (hilal) biçiminde yayılır; kuzeyde Bostanlı’dan baÅŸlayan bu ayçe, 27 km’yi aÅŸkın bir eÄŸri oluÅŸturarak, körfezin güneyinde Üçkuyular’da sona erer; daha sonra, Balçova, İnciraltı gibi yerleÅŸmelerde batıya doÄŸru uzanır.
EskiçaÄŸ’da İonia’dan gelen göçmenlerin Bayraklı ve Bornova arasında, o zamanlar deniz kıyısında bulunan bir tepe üstünde kurdukları sanılan kent (Smyrna) Pagoa Dağı (Kadife Kale) eteÄŸinde ikinci kez kurulmuÅŸ, Roma ve Bizans egemenliklerinden sonra 1424’te Osmanlı topraklarına katılmış, 1919’da Yunanlılar tarafından iÅŸgal edilmiÅŸ, 1922’de de kurtarılmıştır.
Bölgenin ikinci büyük kenti Denizli’nin topraklarının büyük bir bölümü, Pamukkale havzasında ve çevresindeki tepelik, daÄŸlık alanda yer alır. Selefkilerden Antiokhos 2’nin karısının adı (Laokide) adı verilerek kurulan kent, Selefkiler ve Bizanslılardan sonra da günümüzdeki yerine taşınmış, yeni kurulduÄŸu yerde bulunan DoÄŸuzlu Köyü’nün adı zamanla Denizli’ye çevrilmiÅŸtir.
Bölgenin üçüncü, İçbatı Anadolu Bölümü’ünde baÅŸlıca kenti olan Kütahya, EskiçaÄŸ’da, geniÅŸ bir ovanın kenarında yükselen Yellice Dağı eteklerinde, Hisar Tepesi adı verilen yerde kurulmuÅŸ, OrtaçaÄŸ’da Bizans döneminde Kotyaion adıyla oldukça geliÅŸmiÅŸtir. Günümüzde hisar kalıntılarının bulunduÄŸu tepenin eteklerinden kuzeydeki ovaya doÄŸru yayılan kentin etkinlik merkezi, Hisar tepesi önünde yer alır. Önemli sanayi ve havacılık merkezidir. Bölgenin dördüncü büyük kenti Manisa, EskiçaÄŸ’da aynı adı taşıyan dağın (Magnesia) kuzey eteklerinde kurulmuÅŸ, Roma döneminde geliÅŸmiÅŸ, Bizanslılardan 14.yy baÅŸlarında SaruhanoÄŸulları’na kısa bir süre sonra da Osmanlılara geçmiÅŸ, bir süre ÅŸehzadelerin valilik yaptıkları bir merkez olmuÅŸ ve önemli anıtlarla süslenmiÅŸtir.
İKTİSAT VE SANAYİ
TARIM: Ege Bölgesi’nde nüfusun çoÄŸunluÄŸu iklim toprak koÅŸulları ve ulaşım kolaylıklarının da elveriÅŸliliÄŸiyle geçimini tarımdan saÄŸlar. Ege bölümünde Akdeniz iklimine uygun bazı bitkiler (zeytin,üzüm, vb.) ağır basar. Ege bölümünden, İçbatı Anadolu bölümüne geçildikçe, tarımın niteliÄŸi deÄŸiÅŸir; tahıl ekimi artar ve hayvancılık geçimde daha önemli yer tutar. Tahıl ekiminde buÄŸday baÅŸta gelir, onu arpa ve mısır izler. BuÄŸday özellikle Afyon ve Denizli’de üretilir bu illeri İzmir, Aydın ve MuÄŸla izler. Arpa ise Afyon ve Manisa illerinde, mısırın da baÅŸlıca ekim alanı Manisa’dır. Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir. Bölgede yaÅŸ ve kuru sebze üretimine de önem verilir. İklim koÅŸulları uygun olduÄŸu için, turfanda sebze (domates, fasulye vb.) yetiÅŸtirilerek öbür bölgelere yollanır. SoÄŸan ve patates ekimi yaygındır; baklagillerden en çok nohut ekilir. Kavun ve karpuz üretimi de yaygın biçimde yapılmaktadır.
Bölgede yatiÅŸtirilen sanayi bitkileri arasında tütün, pamuk, susam, keten ve ÅŸekerpancarı baÅŸ sıralarda yer alır. Edrmit Körfezi kıyıları yaÄŸ zeytini üretimi kesir aÄŸaç sayısı bakımından baÅŸta gelir bakımından önemlidir. Üzüm baÄŸlarına da bölgenin her yerinde rastlanır. Üzüm ayrıca ÅŸarap ve pekmez yapımında da kullanılır. Kuru üzüm İzmir yöresinde, kış soÄŸuna dayanamayan incir ise kıyı kesimlerde yetiÅŸir. Ülkemizdeki incir aÄŸaçlarının yaklaşık olarak %81’i Ege Bölgesi’ndedir. Turunçgiller bölgenin özellikle güney kesiminde yetiÅŸir; Bodrum’da mandalina; Aydın ve Nazilli arasında portakal yetiÅŸir.
tütün zeytin
pamuk üzüm
Ege Bölgesi’nde yetiÅŸtirilen baÅŸlıca tarım ürünlerinin, Türkiye üretimindeki payı
HAYVANCILIK: Ege bölgesinde hayvancılık çok geliÅŸmemiÅŸtir. Üstelik yakın dönemde otlakların daralması nedeniyle, hayvan sayısında azalma gözlenmektedir. Kıyı kesimde daha çok kıl keçisi, tiftik keçisi ve koyun, iç kesimlerde sığır ve manda besiciliÄŸi yaygındır. Balıkçılık ise eski önemini kaybetmiÅŸtir özellikle İzmir Körfezi’nin sularını pis olmasından dolayı. Yine eski önemini yitirmiÅŸ olmakla birlikte Bodrum kıyılarında sünger avcılığı yapılmaktadır.
YERALTI KAYNAKLARI: Ege Bölge’si yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir; ama madenlerin birçoÄŸu İlkçaÄŸ’dan beri iÅŸletildiÄŸinden, tükenmiÅŸtir. Bölgede yaygın olan linyit yatakları, Kütahya ve Soma yörelerinde toplanmıştır. Kütahya yöresindeki linyitlerin iÅŸletilmesi Kütahya-Balıkesir demiryolunun yapılmasıyla kolaylaÅŸmıştır. İşletilen yataklardan biri DeÄŸirmisaz havzasıdır; Tunçbilek bölgesindeki yataklarsa daha önemlidir. Soma’dan da oldukça iyi nitelikli linyit kömürü çıkarılmaktadır. Demire katılarak çelik elde etmeye yarayan krom, Kütahya ve Balıkesir arasındaki yataklardan Çardı’da çıkarılırken, günümüzde bu ocak tükendiÄŸi için bırakılmış, onun yerine DaÄŸardı ve Dursunbey dolaylarındaki ocaklar iÅŸletilmeye açılmıştır. Bölgedeki çok sayıda demir yatağının baÅŸlıcaları Edremit yöresinde, Ayvalık’ın güneyinde ve Simav çevresinde yer alır; Selçuk, UÅŸak ve Tire’de zımpara yatakları iÅŸletilir. Ayrıca çeÅŸitli mermer, civa, bor, manganez yatakları vardır. Türkiye’nin en önemli maden suyu Afyon dolaylarında Kızılay tarafından iÅŸletilmekte İzmir’in Çamaltı tuzlalarından da Türkiye’nin toplam tuz ürünün 3/5’ü elde edilmektedir.
SANAYİ ETKİNLİKLERİ: Ege bölgesi Türkiye’de Marmara Bölgesi’nden sonra ikinci sırada yer alır. Özellikle İzmir’de toplanmış olan baÅŸlıca sanayi kolları arasında dokumacılık, makine ve madeni eÅŸya yapımı, besin sanayisi (un, makarna, konserve fabrikaları), tütün iÅŸletmeciliÄŸi sayılabilir. Pamuklu, dokumacılık, İzmir’in yanı sıra Aydın, Nazilli, Denizli, ve UÅŸak’ta geliÅŸmiÅŸtir. YaÄŸ sanayisi tesisleri özellikle Edremit-Ayvalık yöresinde, ÅŸeker fabrikaları UÅŸak, Kütahya ve Afyon’da yer alır. UÅŸak, Kula, Gördes ve Simav’da halıcılık geliÅŸmiÅŸtir.
ULAÅžIM: Ege Bölgesi ulaşım bakımından Türkiye’nin iÅŸlek bölgelerindendir. DoÄŸu-batı doÄŸrultulu vadi olukları, karayollarının iç kesimlere kadar ulaÅŸmasına olanak verir. Bölge çeÅŸitli demiryolu hatlarıyla öbür bölgelere baÄŸlanır. (Ülkemizde ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın hattı, 1856’da Ege Bölgesi’nde hizmete girmiÅŸtir). Karayolları ve demiryolları, İçbatı Anadolu’da Afyon ve Kütahya’da düğümlenir. Denizyolları açısından İzmir limanı (ticaret etkinlikleri bu limanda toplanmıştır) dışında önemli liman yoktur. Turizm bakımındansa Bodrum, KuÅŸadası, Güllük, Datça ve Marmaris limanları önemlidir. İzmir düzenli hava seferleriyle de İstanbul ve Ankara’yla baÄŸlantı kurmaktadır.
DOĞAL VE TARİHSEL GÜZELLİKLER, TURİZM OLANAKLARI
Ege Bölgesi’nin turizm bakımından zengin bir doÄŸal ve kültürel yapısı vardır. DaÄŸların kıyıya dik olarak uzanması, son derece girintili çıkıntılı bir kıyı ÅŸeridi yaratmıştır ( Ege denizi kıyılarının toplam uzunluÄŸu 593km’dir) ve doÄŸal kumsalların denize girmeye son derece elveriÅŸli olmalarının yanı sıra, yüksek kıyılarda da çekici görünümleriyle ilgi toplarlar. Ayrıca yöredeki bük (Akbük, Gökçeler bükü, DeÄŸirmen bükü, Palamut bükü, Kargıbük, vb.), özellikle son yıllarda iyice yaygınlaÅŸan yat turizminde, yatlara doÄŸal liman iÅŸlevi gören; “Mavi Yolculuk” adıyla yaygınlaÅŸan ve kıyının KuÅŸadası’ndan Antalya’ya kadar olan koylarını dolaÅŸan yat turizmi, bölgeye önemli miktarda yerli ve yabancı turist çekmektedir; ülkemizin baÅŸlıca üç yat limanı (KuÅŸadası, ÇeÅŸme ve Bodrum yat limanları) da bu kıyılardadır.
Ege Bölgesi’nde egemen olan Akdeniz ikliminin yumuÅŸak niteliÄŸi de, turizme son derece elveriÅŸlidir: Kışların geç geçmesi, yazın güneÅŸlenme olanakları, deniz suyu sıcaklıklarının uygunluÄŸu çok sayıda turist çeker. Ege Denizi’nde deniz suyu sıcaklıkları, kuzeyden güneye doÄŸru artar ve denize girme süresi de bu doÄŸrultuda uzar: Kıyılarda kuzeyden İzmir’e kadar yılda beÅŸ ay olan denize girme süresi, KuÅŸadası’ndan sonra artmaya baÅŸlar ve Bodrum’da sekiz ayı bulur.
Ege Bölgesi’nde yer alan kaplıca ve içmecelerde saÄŸlık turizmi açısından da ilgi görmektedir: Denizli’de Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları; İzmir’de Balçova, Dikili, Davutlar, ÇeÅŸme ve Åžifne kaplıcaları; Seferhisar’ın güneyinde DoÄŸanbey kaplıcası; Kütahya’da Simav-Gediz, Yoncalı, Harlek ve Murat Dağı kaplıcaları ve içmeceleri ile Eynal kaplıcalarıdır., Manisa’da KurÅŸunlu kaplıcası ve Sart kaplıcası; Afyon Sandıklı’da Sandıklı, Gazlıgöl ve Hüdayi kaplıcaları ve içmeceleri yer alır; İzmir’de Urla içmeceleri. Özellikle Pamukkale sıcaksu kaynakları, çok eski dönemlerden bu yana bilinmekte ve ilgi çekmektedir. Pamukkale’nin özelliklerinden biri de travertenleridir: Sıcak maden suları, aÅŸağı döküldükleri dağın yamaçlarını beyaz traverten taraçaları haline getirmiÅŸtir (yöreye Pamukkale adı, suyun kapsadığı kalsiyum karbonat nedeniyle oluÅŸan beyazlıktan ötürü verilmiÅŸtir). Travertenleri sayesinde çok sayıda turisti çeker.
Bölgede doÄŸal ve tarihsel güzellikleri korumak amacıyla iki Ulusal park düzenlenmiÅŸtir. Bunlardan Dilek Yarımadası Ulusal Parkı, Aydın ilinin KuÅŸadası ve Söke ilçeleri sınırları içinde yer alır ve Akdeniz bitki örtüsünün en güzel örneklerini kapsar. Ayrıca İonialılar’dan kalma kalıntılar, arkeoloji açısından önemlidir. Manisa ilinin yamaçlarına yasladığı Spildağı üstündeki Spildağı Ulusal Parkı’ysa, 1500m’yi bulan yükseltisiyse yazın Manisa’nın sıcağından kaçanlara barınak oluÅŸturur (Osmanlılar döneminde bir devre adını veren Manisa lalesi, burada doÄŸal olarak yetiÅŸir). Ayrıca bu ulusal park da, EskiçaÄŸ kalıntılarını kapsar. Bölgenin çeÅŸitli illerinde düzenlenmiÅŸ Ormaniçi Dinlenme Yeri de, yerli ve yabancı turistlere çeÅŸitli hizmetler sunar.
Ege Bölgesi, arkeoloji ve tarih özellikleriyle de bol bol turist çeker.: İzmir’de Efes ve Bergama; Denizli’de Pamukkale (Hierapolis); Aydın’da Priene, Miletos, Didim, Afrodisias, Datça’da Knidos: Bodrum’da Halikarnassos; Manisa’da Sart yıkıntıları. Dünyanın yedi harikasından ikisi Ege Bölgesi’ndedir (Efes Artemis tapınağı ve Halikarnassos Mausoleion’u). Ayrıca, Selçuk’ta Meryem Ana’nın Evi ve Sen Jan Kilisesi, Didim’de Apollon tapınağı, çok sayıda yabancı turist çekmektedir. Günümüzde Ege Denizi kıyısındaki Akçay, Ören, Ayvalık, Foça, ÇeÅŸme, KuÅŸadası, Didim, Güllük, Bodrum, Datça, Marmaris gibi yerleÅŸim merkezlerimiz, yaz mevsiminde gerçek birer turizm odağı haline gelmiÅŸtir.
EGE DENİZİ
Ege Denizi, 41-35 kuzey enlemleriyle 23-27/28 doÄŸu boylamları arasında yer alır. Kuzeyden güneye yaklaşık 660km uzanır; geniÅŸliÄŸi kuzeyde 270, ortada 150, güneyde ise 400km kadardır. Balkan yarımadasının doÄŸu bölümü ile Anadolu arasında yer alan deniz. Çanakkale BoÄŸazı aracılığıyla Marmara Denizi’ne ve Karadeniz’e baÄŸlanan Ege Denizi’i yüzölçümü 214000km2’dir.
Ege Denizi, yakın bir geçmiÅŸte “Aegeis” ya da “Egeid” adı verilen bir kara parçasının, büyük bir bölümünün sular altında kalmasıyla oluÅŸmuÅŸtur (adı da buradan gelir); üstündeki adaların çokluÄŸu nedeniyle “Adalar Denizi”diye anılır. Kıyılar son derece girintitli çıkıntılıdır.
Ege’de gelgit önemsizdir ve yol açtığı düzey geniÅŸliÄŸi ancak bazı dar boÄŸazlarda, rüzgarlarla meydana gelen yığılmaların da etkisiyle 30-40cm’yi bulur. Adalar arasındaki bazı dar ve dolambaçlı boÄŸazlar ÅŸiddetli ve karmaşık yerel akıntılara neden olur. Bunların en ünlüsü EÄŸriboÄŸaz Körfezi’nde görülür.
Ege Denizi’nde, kuzeyde Saros Körfezi’nden baÅŸlayarak güneye doÄŸru “S” biçiminde uzanan, tabanının derinliÄŸi yer yer 1000m’yi aÅŸan bir oluk yer alır. Ege Denizi’nde çok sayıda ada (toplam yüzölçümleri yaklaşık olarak 23000km2 olan bu adalar, her yana serpilmiÅŸ gibi görünmelerine karşın, belli bir düzen ve gruplaÅŸma gösterirler.
Ege Denizi üstünde egemen olan Akdeniz iklimi, bu büyük su kütlesinin etkisiyle bazı deÄŸiÅŸikliklere uÄŸrar: Ege Denizi’nin etkisi, donlu günlerin sayısını azaltır. Denizi suyu sıcaklıkları da genelde kuzeyden güneye doÄŸru artar. Bu artış kışın daha çok belirlidir. Kıyı ve adalarda kışları yağışlı bir Akdeniz iklimi görülür.
Yazın bütün Ege Denizi ısınır. Kuzey ve güney yüzey suları arasındaki sıcaklık farkı, 1-2C’a iner. Sıcaklığın en yüksek olduÄŸu ayda Ege Denizi’nin her yanında denzi suyu sıcaklığı 23-24C arasındır.
Ege Denizi’nde yıllık yağış tutarı kuzeyden güneye gidildikçe azalır. Yağışlar genellikle kış aylarında toplanmıştır. KomÅŸu karalarda olduÄŸu gibi, Ege Denizi alanında da yazlar çok kuraktır. Yazın Ege Denizi’nin her yanında, kuzeyden ve kuzeydoÄŸudan “etezyen” adı verilen ÅŸiddetli bir rüzgar eser. Ege Denizi, biyoloji ve hidroloji özellikleri bakımından Karadeniz ile Akdeniz arasında bir geçiÅŸ alanı oluÅŸturur.
Çanakkale BoÄŸazı’ndan üst akıntısıyla gelen ve besin tuzları, oksijen ve plankton bakımından zengin olan Karadeniz suları, kuzeydeki balık yaÅŸamını olumlu yönde etkiler. Ege Denizi, oksijen bakımından zengin olmasına karşın, fosfat ve nitrat bakımından yoksuldur. Bu yüzden güney bölümü, dünyanın balık bakımından en yoksul denizlerindendir.
Son yıllarda Ege Denizi’nde, denzi kirlenmesi ve öteki konulardaki bilimsel araÅŸtırmalar yoÄŸunlaÅŸmıştır.
KAYNAKÇA
1) Ana Britannica
2) GeliÅŸi Hacette
3) Türkiye Coğrafyası (Yusuf Erdoğdu)