Su Gücü Potansiyelinden Enerji Üretiminin Çevreye Olumsuz Etkileri
SU GÜCÜ POTANSİYELİNDEN ENERJİ ÜRETİMİNİN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKİLERİ
Son yıllarda enerji ülkelerin gelişmişliğinin bir göstergesi olmakla birlikte yaşantımızın vazgeçilmez bir unsuru olmaya başlamıştır. Enerjide görülen bu ani üretim artışı sonucunda çevresel kaynakların kullanılmasına ve kirletilmesin eneden olunmaktadır. Bu tür sorunlardan dolayı artık sadece ne kadar enerji üretildiği değil, aynı zamanda kullanılan enerjinin çevreye etkileri de düşünülmelidir.
Daha önceki yıllarda da çeÅŸitli elektrik enerjisi üretim teknolojilerinin çevre üzerine etkileri bilim adamları ve araÅŸtırmacılar tarafından incelenmiÅŸtir. Bunlardan “özellikle termik ve nükleer santrallerin çevre üzerine etkileri konusunda çalışmalar yapılmış ancak su gücünden elektrik üretiminin etkileri üzerinde yeteri kadar durulmamıştır.
Bu çalışmada, temiz ve yenilebilir bir enerji kaynağı olarak görülen su gücü potansiyelinden enerji üretiminin çevresel etkileri üzerinde duracağız.
1. GİRİŞ
Önemi herkes tarafından bilinen enerjinin sosyal ve ekonomik yaşam üzerine etkileri giderek artmaktadır. Enerji türleri arasında ikincil enerji türü olan elektrik enerjisinin, kolayca diğer enerji türlerine dönüştürülmesi, endüstride kullanımının artması, sosyal ve ekonomik yaşantı içerisinde evsel amaçlı tüketiminin artması gibi nedenlerle ülkemizde eksikliği hissedilmektedir.
Ancak elektrik enerjisi üretimi sonucu çevresel kaynakların kullanma ve kirlenmesi meydana gelmektedir. Çevresel kaynakların kötü etkilenmesi sonucu ortaya çıkabilecek sorunlar telafi edilemeyecek sorunlara yol açabilmektedir.
En önemli elektrik enerjisi üretim yollarından olan termik ve nükleer santrallerin çevre üzerine olan etkileri üzerinde yeterince durulmuÅŸ ancak ülkemizde henüz %10’u geliÅŸtirilebilmiÅŸ su gücünün çevreye olabilecek olumsuz etkileri üzerinde yeterince durulmamıştır.
Su kaynaklarının geliştirilmesi problemleri ekonomik, sosyal ve çevresel açılardan çok büyük boyutlarda olacağından gelişim planlarının tasarımı üzerinde yeterince çalışılmalıdır.
Su gücü kaynaklarının geliştirilmesi uzun süre ve yoğun kaptaj gerektiren yapıların inşasını gerektirmektedir. Gelişim gerçekleştirildikten sonra ortaya çıkabilecek zararlı etkilerin giderilmesi için önlemler almak zor, hatta imkansız olabilmektedir. Değişen sosyal ve ekonomik koşullar, projenin yapımı sırasında önemsenmeyen bazı sakıncaların büyük sorunlar çıkarmasına neden olabilir.
Su geliştirme projeleri genel olarak mühendisler ve ekonomistler tarafından gerçekleştirilmekte ve bu projelerin planlanması sırasında çevresel etkiler önemsenmemektedir. Bazı durumlarda ise bir sorun ortaya çıktığında çevreciler müdahale etmekle ancak önlem alınması için çok geç kalınmaktadır.
2. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SU GÜCÜ POTANSİYELİ
Dünyada dolaÅŸan güneÅŸ enerjisinin üçte biri hidrolik çevrimi yaratmaktadır. Hidrolik çevrimde yer alan hareket halindeki su kütlesinin %7’si yüzeysel akışı dolayısı ile akarsu potansiyelini oluÅŸturmaktadır. Akarsu potansiyeli brüt, teknik olarak kullanılabilir ve ekonomik olarak kullanılabilir olmak üzere üç grupta incelenebilir.
Brüt akarsu potansiyeli dünya için 440-700 bin Twh/y arasında deÄŸiÅŸmektedir. En çok kullanılan deÄŸer ise 400 bin Twh/y’dir.
Teknik olarak yararlanılabilen akarsu potansiyeli ve kayıplar yüzünden brüt potansiyelin %50’si civarındadır.
Ekonomik olarak kullanılabilir akarsu potansiyeli teknik olarak yararlanılabilen akarsu potansiyelinin ekonomik faydası olan kısmını oluşturmakta, dünya için 10-25 bin Twh/y arasında değişmektedir.
TÜRKİYE’DE SU GÜCÜ POTANSİYELİ
Türkiye brüt akarsu potansiyeli bakımından zengin sayılmaktadır. Türkiye’nin yaklaşık 431-519 milyar Kwh/yıllık brüt enerji potansiyeline sahip olduÄŸu hesaplanmıştır (433 miyar Kwh/yıllık).
Teknik olarak yararlanılabilir akarsı potansiyelinin 30-215 Twh/y ve ekonomik olarak kullanılabilir akarsu potansiyelinin 47-107 Kwh/y arasında olduÄŸu hesaplanmıştır. Bu deÄŸer Avrupa potansiyelinin yaklaşık %16’………………………….
3. HİDROELEKTRİK ENERJİ ÜRETİMİNİN TOPLAM ENERJİ ÜRETİMİNDEKİ PAYI
Tablo 1’de hidroelektrik enerji üretim i4Twh/y deÄŸerini aÅŸan ülkelerden üretimin geliÅŸmesi, Tablo 2’de ise hidroelektrik enerji üretiminin toplam enerji üretimindeki payının deÄŸiÅŸmesi verilmiÅŸtir.
Tablo 1 ve 2’yi inceleyecek olursak dünya üzerinde ekonomik olarak yararlanılabilir su gücü potansiyelinin sadece küçük bir kısmı geliÅŸmiÅŸ ülkelerde geliÅŸtirilmektedir. Kalan büyük kısmın ise özellikle geliÅŸmekte olan ülkelerde yakın gelecekte geliÅŸtirileceÄŸi beklenmektedir.
4. HİDROELEKTRİK ENERJİ ÜRETİMİNİN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKİLERİ
Su kaynaklarından enerji üretiminde yararlanılabilen ülkelerde güç ve enerji ihtiyacı zamanla farklılıklar gösterecektir. Bu farklılıkları en iyi karşılayabilen su gücü tesisleri baraj santralleri olmaktadır. Akımların mevsimler arasında değişiklik göstermesi durumunda da en etkili yöntem baraj hazneli santraller kullanmaktır. Büyük su gücü potansiyeline sahip ülkemizde de su gücünden çoğunlukla baraj hazneli santrallerle yararlanılmaktadır.
Baraj hazneleri, doğal koşullarda yararlanılabilmesi güç olan akarsu akımlarını zaman içinde düzenleyerek enerji üretmek amacıyla kurulmuşlardır. Ancak bu tür hazneler aynı zamanda taşkın kontrolü sağlamakta ve içme suyu teminine de olanak yaratmaktadır.
Enerji üretimi ve diğer amaçlarla oluşturulmuş haznelerin çevre üzerindeki olumsuz etkileri aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir.
a. Fiziksel çevreye olan etkileri.
b. Biyolojik çevreye olan etkileri.
c. Sosyolojik çevreye olan etkileri.
5. FİZİKSEL ÇEVREYE OLAN ETKİLERİ
Haznelerin su geliştirme projelerinin çoğu ekosistemde değişikliğe yol açmaktadır. Bu değişikliklerin başlıcaları akarsu akış düzeninin değişmesi, baraj haznelerinin büyük alanları su altında bırakması ve yer altı seviyesinin yükselmesi gibi sakıncalardır. Bu etkilerden başka zararlı sonuçları ortaya çıkmış bazı örnekler vardır.
ÖrneÄŸin, Mısır’da yapılmış olan dünyanın en büyük barajlarından Aswan Barajı çevreye olan zararlı etkileri yüzünden eleÅŸtirilmiÅŸtir (Biswas, 1981).
Nil nehrinde ve sulama kanallarının inşası sırasında yeraltı suyu seviyesinin yükselmesi ve bunun sonucu bu da toprağın tuzlanmasına yol açarak masraflı drenaj sistemlerinin inşasını gerektirdiği gözlenmiştir. Ayrıca haznede tutulan milin sonucu olarak barajdan bırakılan temiz suyun nehir yatak ve kıyılarında aşırı erozyona neden olduğu gözlenmiştir. Bu sorunların çözümlenmesi için çalışmalar yapılmıştır.
Baraj haznelerinin kapladığı büyük alanlar tarihi yapıların, tarım arazilerinin ve fiziki güzelliklerin bir daha geri gelmeyecek şekilde yok olmasına neden olmaktadır. Örneğin, Keban haznesi arkeolojik olarak araştırılmamış, pek çok tarihi değerleri, yapılmakta olan Oymapınar haznesi ise dünyanın en büyük Karst pınarını ve çevresindeki doğal güzellikleri su altında bırakmıştır.
6. BİYOLOJİK ÇEVREYE ETKİLERİ
Sulama amacını da içeren geliştirme projelerinin en önemli sonucu, su kaynaklı hastalıkların yaygınlaşmasıdır. Sulama sistemleri, parazitler ve humma, ciğer trematodu, sıtma gibi hastalıklar yapan canlılar için uygun bir ortam oluşturmakta ve bu yüzden milyonlarca insan ve hayvan hastalıklardan etkilenmektedir.
Günümüzdeki sulama şebekeleri geliştirilmeden önce tarım, mevsimsel yağışlara bağlı olduğu için sümüklüböcek-sistosom paraziti ve insan arasında belirli bir denge vardı ve hastalığa yakalanma oranı düşüktü. Sümüklü böcekler yağmur mevsiminde artarak insan ve parazitler arasındaki teması sağlıyor, kuru süreçte enfeksiyon olmuyordu. Oysa yıllık sulama projelerinin gerçekleşmesinden sonra sümüklüböcek için yaşam ortamı son derece uygun hale gelmiş ve sayılarında artış olmuştur.
Su geliştirme ve sistosomiya arasındaki ilgi dünyanın pek çok ülkesinde gösterilmiştir.
Bazı durumlarda sulama amacıyla uygulanan su geliÅŸtirme projeleri toplam besin maddesi üretimini azaltacak sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunlar tuzluluk ve alkalinler yüzünden toprak veriminin azalması sonunda da verimli arazinin kaybı olmaktadır. Bu tür sorunlar Pakistan, Peru, Afganistan, Hindistan, Meksika, Suriye ve Irak’ta gözlenmiÅŸtir.
Güney Hindistan’da büyük barajların yapılması beklenmedik halk saÄŸlığı sorunlarına yol açmıştır. Barajların yapılması yüzünden toprağın alkali özellik göstermesi sorghum bitkilerinin malibden ve florürü alabilmeleri için uygun bir ortam saÄŸlamıştır. Bu durum bakır boÅŸaltım hızında artışa neden olmuÅŸ, bazı kemik hastalıkları ve ruhsal bozukluklara yol açmıştır (Fiabane, 1977).
7. SOSYAL ÇEVREYE ETKİLERİ
Su geliştirme projelerinin sosyal etkileri doğrudan ya da fiziksel ve biyolojik etkiler sonucu dolaylı olabilir. Bu etkilerin bir kısmı olumlu bir kısmı da olumsuzdur.
Su geliÅŸtirme projelerinin çoÄŸu, özellikle bölgede oturanlar açısından sorun olmuÅŸtur. ÖrneÄŸin, Gana’daki Volta Barajı’nın yapımında 78.000 kiÅŸi ve 170.000 evcil hayvan, 700 kasaba ve köyü boÅŸaltmak zorunda bırakılmıştır. YerleÅŸim yerlerindeki bu deÄŸiÅŸiklik farklı örf, adet, dil, din, sosyal deÄŸerleri ve kültürleri olan bu insanları olumsuz yönde etkileyerek, sosyal bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur.
8. SONUÇLAR
Dünya üzerindeki ekonomik olarak yararlanılabilir su gücü potansiyelinin bugün için sadece küçük bir kısmı, özellikle kalkınmış ülkelerce geliştirilmiştir.
Önemli su gücü kaynağına sahip Türkiye ve benzeri koşullardaki, kalkınmakta olan ülkelerin elektrik enerjisi gereksiniminin karşılanmasında önce su gücü tesisleri geliştirilmelidir. Su gücü tesislerinin pek çoğunun akarsuların düzenlemesi, sulama, taşkından korunma gibi alanlara da hizmet eden çok amaçlı tesisler oldukları göz önüne alınırsa su gücü potansiyeline verilmesi gereken önem kavranabilir.
Ancak yukarıda sıralanan nedenlerle, özellikle ülkemizde su gücü tesislerinin geliştirilmesinin tasarımında ekonomik atılımların yanısıra hızla gelişen ve değişen toplumun çevre anlayışı göz önüne alınarak oluşabilecek olumsuz etkileri en az düzeyde tutmaya büyük önem taşımaktadır. Bunu gerçekleştirmek amacıyla barajların planlama ve projelendirme aşamalarında çevre mühendislerin ede yer vermek yararlı olacaktır. Daha önceki tecrübelerden yararlanılarak oluşabilecek sorunların önceden belirlenmesi benzer hataların oluşumunun önlenmesi için gereklidir.
7.1. Hidroelektrik Potansiyelin DeÄŸerlendirilmesi
Hidroelektrik enerji, suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüştürülmesi ile sağlanan enerji olup, enerji miktarı düşü ve debi değişkenlerine bağlıdır. Belli bir düşü altında cebri boru ile türbine gelen suyun potansiyel enerjisi türbinde kinetik enerjiye, türbine akuple jeneratörde elektrik enerjisine dönüşmektedir. Türbine gelen suyun düşü yüksekliği ve debisi üretilecek gücü belirlemektedir.
Akarsuların hidrolik potansiyeli de, topoÄŸrafik koÅŸulların saÄŸladığı düşü yüksekliÄŸine ve suyun debisine baÄŸlı olarak belirlenir. Ülkedeki tüm akarsu havzaları için yapılan etütlerle hidroelektrik potansiyel belirlenmektedir. Akarsuların toplam debi ve düşülerine göre hesaplanan brüt potansi¬yel maksimum teorik düzeyi gösterir. Türkiye’nin brüt hidroelektrik potansiyeli üzerinde 1965-1987 döneminde deÄŸiÅŸik altı çalışma yapılmış olup, 433-455 TWh/yıl arasında saptanmıştır. Düşü-akım diyagramları yöntemine göre. deÄŸiÅŸik araÅŸtırıcılar tarafından hesaplanmış brüt hidroelektrik potan¬siyel deÄŸerleri Tablo 7. l’de topluca gösterilmiÅŸtir. Tablodaki güç deÄŸerleri 8760 h/yıl deÄŸerine gö¬re hesaplanmış teorik deÄŸerlerdir.
Tablo 7.1. Türkiye’nin brüt hidroelektrik potansiyeline iliÅŸkin hesaplama sonuçları.
İlgili çalışma
Gözlem istasyonları (adet) Toplam gözlem süresi (istasyon.yıl) Brüt potansiyel
(TWh/yü) (MW)
DSİ (Öziş), 1965 229 1 700 433 49 417
Öziş, 1966 518 3 000 436 49 800
OziÅŸ, 1971 660 4 300 435 49 240
Erke, 1978 660 4 300 455 51 978
Öziş, et.al., 1985 660 4 300 433 49 427
Baran ve DurnabaÅŸ, 1987 1 467 13 400 442 50 428
Brüt potansiyel bütün doÄŸal akışların, deniz seviyesine, sınır aÅŸan sularda sınıra kadar %100 verimle türbinlenerek elde edilebileceÄŸi varsayılan yıllık enerji potansiyelini ifade etmektedir. Brüt hidroelektrik potansiyel için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yayınlarında ve raporlarında 430 TWh/yıl ve Devlet Su İşleri (DSİ) yayınlarında ise 433 TWh/yıl deÄŸeri esas alınmaktadır. Ortaya su¬nulan bu deÄŸerler arasındaki fark önemsizdir. Türkiye’de havzalara, göre ortalama yıllık akış mik¬tarları ve brüt potansiyel deÄŸerleri Tablo 7.2′de verilmiÅŸtir. DSİ tarafından benimsenen ve ayrıntısı ile 432.981 GWh/yıl enerji olan brüt potansiyelin güç karşılığı, 8760 h/yıl deÄŸerine göre 49.427 MWdır. Hidroelektrik santrallerin yıllık çalışma süresi 4000 h/yıl varsayımı ile söz konusu enerji¬nin karşılığı olacak kurulu güç gereksinimi 108.245 MWdır. Brüt potansiyelin tamamı üretime dönüştürülemez. Üretime dönüştürülebilecek maksimum potansiyel teknik potansiyel olmaktadır.
Tablo 7.2. Türkiye’de havzalara göre yıllık akış ve brüt hidroelektrik potansiyel.
Havza Ortalama yıllık akış (milyar m3) Akışa katkı
(%) Hidroelektrik Potansiyel
(GWh/yıl) (MW) (%)
Fırat 31.61 17.0 84 122 9603 19.4
Dicle 21.33 11.5 48 706 5 560 11.2
DoÄŸu Karadeniz 14.90 8.0 48 478 5 534 11.2
DoÄŸu Akdeniz 11.07 6.0 27445 3 133 6.3
Antalya 11. 06 5.9 23 079 2 634 5.3
Batı Karadeniz 9.93 5.3 17 914 2 045 4.1
Batı Akdeniz 8.93 4.8 13 595 1 552 3.1
Marmara 8.33 4.5 5 177 591 1.2
Seyhan 8.01 4.3 20 875 2383 4.8
Ceyhan 7.18 3.9 22 163 2 530 5.1
Kızılırmak 6.48 3.5 19 552 2 232 4.5
Sakarya 6.40 3.4 11 335 1 294 2.6
Çoruh 6.30 3.4 22 601 2 580 5.2
Yesilırmak 5.80 3.1 18 685 2 133 4.3
Susurluk 5.43 2.9 10 573 1 207 2.4
Aras 4.63 2.5 13 114 1 497 3.0
Konya-kapalı 4.53 2.4 1 218 139 0.3
Büyük Menderes 3.03 1.6 6263 715 1.4
Van Gölü 2.39 1.3 2 593 296 0.6
Kuzey Ege 2.09 1.1 2 882 329 0.7
Gediz 1.95 1.1 3 916 447 0.9
Meriç-Ergene 1.33 0.7 1 000 114 0.2
Küçük Menderes 1,19 0.6 1 375 157 0.3
Asi 1.17 0.6 4 897 559 1.1
Burdur-Göller 0.50 0.3 885 101 0.2
Akarçay 0.49 0.3 543 62 0.1
TOPLAM 186.05 100.0 432 981 49427 100.0
Hidroelektrik enerji üretiminin teknolojik üst sınırını gösteren teknik yönden değerlendirilebilir kuvveti potansiyeli, kullanılan teknolojiye bağlı olarak meydana gelebilecek düşü, akım ve dönüşümdeki kayıplar hariç tutularak hesaplanır. Teknik açıdan uygulanması mümkün su kuvveti ojelerinin tümünün gerçekleştirilmesi sonucunda elde olunabilecek üretimin maksimum değe¬ni gösteren teknik potansiyel, enerji değeri olarak brüt potansiyelin bir fonksiyonudur ve onun yüzdesi olarak ifade olunur.
Hidrolik santrallerde net düşünün toplam düşüye oranı, 0.5 ile 0.9 arasında deÄŸiÅŸip, ortalama 0.7 alınır. Türbinden geçirilebilen debinin, tesisin bulunduÄŸu yerdeki su akımına oranı ise birden küçük olup, yaklaşık hesaplamalarda 0.9 seçilmektedir. Tesisin salt sahasında elde olunan elektrik gücünün, suyun türbinlere etkittiÄŸi mekanik güce oranı, yine yaklaşık hesaplamalarda ortalama 0.8 düzeyinde varsayılmaktadır. Sudan enerji üretiminde zorunlu kayıpların oluÅŸturacağı toplam etki katsayısı 0.7 x 0.9 x 0.8 = 0.5 kadardır. Bu nedenle, teknik yönden deÄŸerlendirilebilir su kuvveti potansiyeli 442 TWh/yıl x 0.5 = 222.5 TWh/yıl’dır. Bugün için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu deÄŸeri 215 TWh/yıl, Devlet Su İşleri 216 TWh/yıl olarak almaktadır. 216.000 GWh/yıl enerjinin üretilebilmesi için gereken hidrolik kurulu güç, 4000 h/yıl çalışma koÅŸulu ile 54 000 MW’dır.
Beklenen yararları ve mali getirişi giderlerinden fazla olan ekonomik su kuvveti potansiyeli ekonomik analizlerle belirlenmekte olup, bu analizde hidroelektrik kaynaktan sonra en ucuz üre¬tim kaynağı olabilecek bir tesisin yıllık giderleri, hidroelektrik santralın geliri olarak değerlendiril¬mektedir. Hidroelektrik santral bir başka birincil kaynaklı santralle karşılaştırılmakta, ekonomik bu¬lunursa bu kapsama alınmaktadır. Günümüzde karşılaştırmaya temel olan referans santral grubu doğal gaz ve ithal kömür santral grubudur. Doğal gaz ve ithal kömür fiyatlarındaki artışlar, ekono¬mik hidroelektrik potansiyeli artıran ana faktördür. Günümüzde yalnızca ekonomik ve politik çal¬kantılardan etkilenen bu yakıt fiyatlarının uzun dönemde kaynak kıtlığından etkilenmesi de kaçı¬nılmazdır.
Ekonomik hidroelektrik potansiyel için 1990 sonrasındaki pek çok raporda 124.5 TWh/yıl de¬ğerinin yazılmış olmasına karşın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1998 raporlarında 123.799 GWh/yıl ve DSİ de son olarak 123 385 GWh/yıl değerini vermektedir. 2000-2025 arasındaki dö¬nemde bu değerin 150 TWh/yıl değerini çok aşması beklenmelidir. Çünkü, 25 yıl önce 70 TWh/yıl olan bu değer, bugüne kadar 50 TWh/yıl düzeyini aşkın bir artış göstermiştir. Türkiye gibi, gerek enerji talebinin ve gerekse enerji fiyatlarının hızlı artışının yanı sıra, akarsu havza geliştirme planla¬rının yeterince gerçekleştirilmemiş olduğu ülkelerde, ekonomik hidroelektrik potansiyelde zaman¬la önemli artışlar görülmesi olağandır.
Teknik ve ekonomik hidroelektrik potansiyelin yeni projelerle belli oranda artırılması Devlet Su İşleri tarafından da olanaklı görülmekle birlikte, artışın % 5′i geçmeyeceÄŸi savlanmaktadır. Ayrıca, artan nüfusa baÄŸlı olarak içme ve kullanma suyu talebi potansiyel artışını olumsuz etkilemek¬tedir.
Devlet Su İşleri tarafından yapılan çalışmalara göre 123.4 TWh/yıl ekonomik potansiyelin de¬ğerlendirilmesi için 493 adet hidroelektrik santralle 34.892 MW kurulu güce gerek vardır. Bu hesaplamada hidrolik santrallerin yıllık çalışma süresi, 8.760 saatin % 40′ını kapsar biçimde ortalama 3 540 saat dolaylarında alınmıştır. Bu varsayıma göre teknik potansiyelin tamamının deÄŸerlendirilmesi için gereken kurulu güç 61.000 MW kadardır. Hidroelektrik santrallerin yıllık maksimum çalışma süreleri de 5.000 h’ı aÅŸmamaktadır.
Kullanılabilir hidroelektrik potansiyeli akarsu rejimi önemli ölçüde etkilemektedir. Türkiye’de akarsu rejimi düzenli deÄŸildir. TEAÅž tarafından yapılan normal, kurak ve yağışlı dönemleri saptamaya yönelik bir çalışma ile her yıl için üç hidrolojik rejimin gerçekleÅŸme olasılığının % 65 ortalama yağışlı yıl, %20 yağışlı yıl ve % 15 kurak yıl olduÄŸu belirlenmiÅŸtir.
06 Ocak 2008, 06:32 tarihinde.
bence güzel bir anlatım .
08 Ocak 2008, 07:36 tarihinde.
bana enerji kaynaklarının çevreye olumlu ve olumsuz etkilerini söyler misiniz?
13 Ocak 2008, 07:20 tarihinde.
ya ben bunları okuyana kadar …………………… ooooooooooooooo ya sesli yapsanıza site okusun biz dinliyelim bizim istediÄŸimiz bilgiler var mı bakarız. bana katılanlar söylememe katılıyorum yazsın
04 Mart 2008, 03:58 tarihinde.
çok anlamsız
09 Mart 2008, 09:27 tarihinde.
Çok sağolun o kadar çok yardımcı oldu ki anlatamam sağollllllllllllluuuuunnnnnnnn ne kadar teşekkür etsem azdır
16 Mart 2008, 15:24 tarihinde.
oooof çok uzun
20 Mart 2008, 04:28 tarihinde.
Çok sağolun işime yarar bir bilgi
04 Nisan 2008, 06:27 tarihinde.
gerçekten de çok deÄŸiÅŸikk…
20 Nisan 2008, 05:38 tarihinde.
sagolun umaqrım işime yarar süpersinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz
24 Nisan 2008, 12:37 tarihinde.
çok güzel olmuş tebrik ederim
04 Haziran 2008, 12:25 tarihinde.
çok teşekkürler çok işime yaradı:)