‘Ziraat - Tarım’ Kategorisi için ArÅŸiv

Gübrelemenin Önemi

Salı, 06 Kasım 2007

Gübrelemenin Önemi Gübreleme meyveciliğin vazgeçilmez uygulamalarından biridir. Meyve ağaçlarından yeterli büyümeyi sağlamak ve yeteri kadar verim elde etmek için gübreleme şarttır.

Meyve ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden yeteri kadar takviye yapılmalıdır. Gübrelemede bitkilere ihtiyacı kadar gübre verilmesi yanında besin dengesine de dikkat edilmesi gerekir.

Meyve ağaçlarının yeterli ve dengeli beslenip beslenmediğinin belirlenmesinde en önemli ölçütlerden birisi sürgün uzunluklarıdır. Belirtilen miktarlardan daha fazla veya daha az büyüme istenen bir durum değildir. Ancak sürgün uzunluklarının tek başına ölçü olmadığını toprak ve bitki analizleri ile hem topraktaki hem bitkideki besin elementi düzeyleri sürekli belirlenmelidir

Antep Fıstığı Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Pistacia cinsinin hemen bütün türlerine sert kabuklu fıstık denirse de bu isim doÄŸru olarak sadece "pistacia vera L. türüne verilir. Pistacia cinsi içerisindeki 10 veya daha fazla sayıdaki türlerden sadece Pistacia vera L. (antepfıstığı) ticari alanda deÄŸere sahip olup, kuruyemiÅŸ olarak alınıp satılan ve meyveleri yenen bir ürün olarak kabul edilir. Antep fıstığının bütün türlerinin meyveleri kemik gibi çok sert kabukludur. Antep fıstığının dünya üzerinde iki vatanı vardır. Bunlardan biri Anadolu, Kafkasya, İran ve Türkmenistan’ın yüksek kısımlarını içine alan yakın doÄŸu gen merkezi, diÄŸeri de Orta Asya gen merkezidir. Antep fıstığının kültür formlarının gen merkezi ise Anadolu, İran, Suriye, Afganistan ve Filistin olduÄŸu bildirilmektedir.

Yurdumuz Antep fıstığı üretimi 1961 yılında 11 ilde gerçekleÅŸtirilirken, ÅŸu anda 55 ilde üretim yapılmaktadır. (Kuru,1986) 1951 yılında 5.527 milyon adet civarında bulunan aÄŸaç varlığımız, 1985 yılı kayıtlarına göre 31 milyonu aÅŸmıştır. AÄŸaç varlığındaki bu artışa paralel olarak meyve üretimi de büyük artış göstermiÅŸ, 1950 yılında 3.305 ton olan kavlak fıstık üretimimiz, 1985 yılında 35.000 tona ulaÅŸmıştır. (DİE,1985) GüneydoÄŸu Anadolu bölgesi Antep fıstığı üretimi bakımından Türkiye Antep fıstığı üretiminin %94.2 sini (32.986 ton) karşılar. Bölge üretiminin, %80.3′ü (26.498 ton) ve Türkiye üretimini %75.7 si yanlız Åžanlıurfa ve Gaziantep illerimizden saÄŸlanmaktadır. (DİE,1985)Antep fıstığı,memleketimizin önemli ihraç ürünlerinden biri olup, her yıl gerek yabanilerin (melengiç gibi) aşılanmalarıyla ve gerekse çöğürlerle tahsisine çalışılan plantasyonlarla gelecekte daha da geniÅŸ sahalar üzerinde ziraatı yapılıp çiftçimizin kalkınmasında olduÄŸu gibi, döviz temininde de önemli rol oynayacaktır. Memleketimizde Antep fıstığı kültürünün geliÅŸmesini zorunlu kılan çeÅŸitli sebepler vardır. Anadolu, Antep fıstığının en önemli gen merkezlerinden birine dahildir. Hakkari ve Artvin’den Çanakkale’ye kadar aşılanmak suretiyle kültüre alınmaya elveriÅŸli anaçlar kesif ÅŸeritler halinde birbirlerini takip ederler. Bu anaçların bulundukları sahalarda ekseriya baÅŸka hiçbir bitkinin yetiÅŸmesine, yetiÅŸse dahi buralarda ekonomik olarak kültüre imkan yoktur. Antep fıstığı yabanilerinin bulunduÄŸu meyilli, kayalık, kireçli ve kıraç sahalarda baÅŸka kültür bitkileri yetiÅŸemediÄŸi içindir ki, bu topraklar üzerinde yaÅŸayan köylümüzün geçim sıkıntısı içerisinde olduÄŸu bir hakikattır. Mevcut yabani agaçların aşılanmaları suretiyle köylümüzün geçim standardının yükseleceÄŸi, baÅŸka hiçbir ÅŸekilde deÄŸerlendirilmeyen bu kayalık arazilerin kıymet kazanacağı ve beklenilenin üstünde dövizin memleketimizde saÄŸlanacağı muhakkaktır. Memleketimizin Antep fıstığının gen merkezi içinde bulunuÅŸu, yabani aÄŸaç miktarı yönünden zengin bir potansiyele sahip oluÅŸu, iklim ve toprak istekleri bakımından diÄŸer meyve türlerine nazaran fazla seçici olmayışı bu ürünün yetiÅŸtirilmesini mümkün kılmaktadır.

Antep fıstığı meyvesi fındık, badem ve yer fıstığı gibi yağlı meyvelerle mukayese edildiğinde; protein bakımından %22.6, karbonhidrat bakımından %15.6 ve kalori değeri bakımından 3250 ile birinci, %54.5 yağ oranı bakımından fındıktan sonra ikinci sırayı almaktadır. Bu kadar yüksek besin değeri ve çerez olarak her yerde aranılan bir meyve, ayrıca dünya kültürünün yayıldığı yerlerin sınırlı oluşu nedeniyle Antep fıstığı, iç ve dış pazarlarda hep alıcı bulabilir duruma gelmiştir

Peynir Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Artvin: Kafkas gravyeriDoÄŸu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nde Rus etkisi altında üretilen peynirlerden biri. Tat ve karakter olarak Kars gravyerine benzese de delikli dokusu daha ince, rengi ise koyu sarı. Aroması güçlü. Kahvaltıda tüketildiÄŸi gibi, sufle benzeri sert ve aromalı peynir gerektiren yemeklerde de rahatlıkla kullanılabilir

Balıkesir-Bursa: Mihalıç peyniriMarmara Bölgesi’nin çeÅŸitli köşelerinde birçok iyi peynir çeÅŸidi bulunur. Balıkesir-Bursa arasında üretilen Mihalıç peynirinin ise yeri bir baÅŸka. Susurluk’un meÅŸhur tostları iÅŸte bu lezzetli peynirle hazırlanır. Sert, yaÄŸlı, tuzlu ve çok dayanıklı bir peynir olan Mihalıç’ın, bol gözeneklisi makbul. Mihalıç peyniri, kahvaltıda ve tostta kullanılabileceÄŸi gibi makarnanın üzerine rendelendiÄŸinde Parmesan peynirini aratmaz

Bursa: Dil peyniriDilimlerinin dile benzemesi dolayısıyla bu ismi alan dil peyniri, güçlü ve keskin tadı olan peynirlerden hoşlanmayanların sevdiği bir tür. Tuzsuz, taze olarak tüketilen, kolayca liflere ayrılan dil peyniri, süt tadının yoğun olarak hissedildiği peynirlerden biri. Eğer aldığınız peynir kolay liflenmeyen, sert, tuzlu bir yapıya sahipse ve rengi beyaza yakın, hafif sulu değilse bilin ki kötü üretilmiş bir dil peyniri alıyorsunuz. Dil peyniri, sade olarak tüketildiği gibi domates ve salatalık ile de yenilebilir, pizzalarda kullanılabilir. Evde hazırladığınız pizzaların üzerine dil peynirinin liflerini serperseniz, lezzeti bir anda değişecektir

Diyarbakır: Örgü peyniriLezzet olarak Çerkez peynirini andıran örgü peyniri İstanbul’ da kolayca bulunuyor. Üretimi emek isteyen bu tuzsuz peynir, yapım aÅŸamasında tuzlu suda kaynatılıyor; lezzetinin sırrı da burada. Satın alırken tuzsuz ve hafifçe esnek olanını tercih edin ve taze ekmek ve domates ile lezzetinin tadına varın!

Kahve Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Arap Kahvesi

Etiyopya’da keÅŸfedilen ilk kahve bitkisinden türemiÅŸ olan Coffea arabica, daha çok yüksekliÄŸi 800-2000 metre arasında olan daÄŸlık platolarda veya volkanik yamaçlarda yetiÅŸir. Her yaÄŸmurlu dönemin ardından çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaÅŸması için yaklaşık 9 ay gerekir. Tipik bir arabica aÄŸacı, bir yılda yaklaşık 5 kg meyve verir ve bu meyvelerden 1 kg kahve çekirdeÄŸi elde edilir.

YeÅŸilimsi sarı renkteki oval Arabica çekirdeklerinden üretilen kahve, Robusta’ya göre daha az kafein içerir. Ayrıca daha lezzetli ve tatlı bir aromaya sahiptir.

Arabica kahvesi dünya kahve üretiminin %70′ini oluÅŸturur. Ancak hastalıklara ve iklim koÅŸullarına çok dirençli olmadığından yetiÅŸtirilmesi daha zordur ve daha pahalıdır.

En çok bilinen çeÅŸitleri; Brezilya, Orta-DoÄŸu Afrika, Hindistan, Endonezya’da yetiÅŸen "Bourbon" ve Latin Amerika’da yetiÅŸen "Typica"dır. Bunları Tico, Blue Mountain, Mundo Novo, Caturra, San Ramon izler.

Çay Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Çayın faydaları

Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması ve hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir

Kanser Önleyici

Yapılan araştırmalar hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini-özellikle akçiğer, bağırsak ve cilt kanserleri- azaltabileceğini bildirmektedir. Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir.

Çay, genetik özellikleri belirleyen DNAyı kontrol altında tutmaktadır. Bu da genlerin bozularak kanserli hücrelere dönüşmelerini önler. Eğer DNA doğru bir şekilde kopyalanmazsa, yanlış ve bozuk DNA elde edilir bu da genlerin genel yapısında bir bozukluğa yol açar. Bu bozukluklar da çeşitli kanserlere neden olur. Kanser riskini azaltıyor.

Çayın, flavinoid denilen anti oksidanlar açısından zengin olduğu öteden beri bilinmektedir. Bu madde de kanseri önleyici nitelik taşımaktadır.

Ağır ve yağlı yemeklerden 1 saat sonra içilen çayın hazmı kolaylaştırır. Çay, vücutta :-):-):-):-)bolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır ve yok eder. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Çay, bu yönüyle de bazı kanserlere karşı insan vücudunu korr. Çaya rengini veren fenolik bileşikler, damar çeperlerini güçlendirir. Sonuçta damar çeperlerinin yırtılması sonucu meydana gelebilecek, başta beyin kanaması olmak üzere her türlü kanama riskini azaltır.

Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı tesbit edildi. Havuç, ıspanak, meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoteni yeterli derecede almayan, sigara ve alkol tüketen ve midelerinde H pylori bakterisi bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunuyor. Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor.

Daha önceki araştırmalarda yeşil çayın içinde bulunan polifenol maddesinin, kanser tümörlerinin etrafında oluşan ve tümörleri besleyen kan damarlarını tıkadığı belirlenmişti. Yeşil çay içme alışkanlığının bulunmadığı Batıda, bu yüzden kanser vakalarının Uzakdoğu ülkelerine oranla daha fazla görüldüğü belirtildi. Günde 4-5 bardak yeşil çay içenlerin, cilt kanseri riskinden korunabileceklerini düşünen bilim adamları, cilt kanserine yakalanmış olanlara ise yeşil çayı kür edici bir ilaç olarak tavsiye edemeyeceklerini belirtiyorlar.

Diş Sağlığı

Çay, doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunun azalmasına yardımcı olur. Böylece diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. Mineral maddeler nedeniyle diş sağlığı için çay içilmesi çok önemlidir.

Kalp ve Damar SertliÄŸi

Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece damar sertliği olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, çayın kolesterolü bastırdığına ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır.

Dinlendirici & Konsantrasyon Artırıcı

Çaydaki kafein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı attırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere :-):-):-):-)bolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Çaydaki kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliÄŸi vardır. Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teÅŸvik eder. Bu dalgalar, uyuÅŸukluk yapmadan dinlenme özelliÄŸindedir. Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların geniÅŸlemesini, kan devrinin hızlanmasını saÄŸlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliÄŸi artırır.’

Diğer Faydaları

Çayın, vücuttaki zararlı maddeleri yok eder.

İshali durdurur.

Böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlar.Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri de idrar sökücü özelliğe sahiptir. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar.

İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir.

Çay banyoları, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, dış derideki hemoroid memelerini küçülttüğü ve ağrıları dindirir.

Kefir Hakkındaki Tüm Bilgiler.kefir Nedir?

Salı, 06 Kasım 2007

Kefir Nedir?

İnsanlar kendi hücrelerinin 10 katı sayıdaki (100 trilyon) faydalı bağırsak mikrobu ile ortak bir yaşam sürdürmektedir. Faydalı bağırsak mikropları (probiyotikler) çeşitli yararlarının yanında dış ortamdan gelen zehirli maddelerin kana geçmesini engelleyen koruyucu bir bağırsak tabakası oluştururlar. Bağırsaktaki sağlıklı mikrop dengesinin, zararlı mikroplar lehine değişmesi, yani bağırsaktaki mükemmel dengenin bozulması çok sayıda ivegen ve müzmin hastalığa yol açar.

Son yıllarda rafine gıdaların tüketimindeki artışa paralel olarak, turşu, kefir, boza, çeşitli salamuralar gibi geleneksel fermantasyon gıdalarının az tüketilmesi, süt ve yoğurt gibi fazla tüketilenlerin ise ekşimesin ya da kesmesin diye pastörize edilmesi ya da antibiyotik katılması vücudumuzun mükemmel probiyotik dengesini alt üst etmiştir.

Zeytin Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Bunları Biliyor musunuz

Türkiye kalp projesi araÅŸtırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye’deki ölümlerin yüzde 37’si kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Kolesterol yüksekliÄŸi zeytinyağı en az tüketen Karadeniz bölgemizde, en düşük oran ise zeytinyağı ağırlıklı beslenen Ayvalık çevresinde. Zeytinyağını bol tüketen ülkelerde özellikle Yunanistan, İspanya ve İtalya’da kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıklardan ölüm oranı çok düşük.

Amerika’nın ünlü beslenme uzmanı Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde damar ve kalp hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araÅŸtırmış ve bütün yemeklerde sadece natürel, sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda ülser yaralarının kapanma oranının yüzde 55 olduÄŸu saptanmıştır. Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hamsterlarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduÄŸu saptanmıştır

Kültür Mantarı Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Kültür mantarı Ambalaj ve Pazarlama

Hasat edilen mantarlar mümkün olduÄŸu kadar çabuk pazarlanmalıdır. Mantarların 500 veya 250 gr’lık paketler halinde piyasaya arz edilmesi pazarlama açısından önemlidir. Ambalaj iÅŸlemi plastik torba, karbon veya kağıt plastik kutularla yapılabilir. Kullanılan plastik torbalara zımba ile delikler açılması uygun olur.

Mantarın besin değerini kaybetmeden taze olarak uzun süre saklamak ve depolamak güçtür.

Sıcaklıklara baÄŸlı olarak dayanma süreleri tablo 6’da gösterilmiÅŸtir.

Tablo 6: Kültür Mantarının Değişik Sıcaklıklarda Dayanma Süreleri

SICAKLIK (C0) SÜRE (GÜN)

1 5-10

2 5-7

3 2-3

4 1-2

15-16 1

Mantarın depolama sıcaklığının –1 0C’nin altına düşmesi halinde donma nedeniyle renkte bozulmalar görülür. Belirtilen sıcaklıklarda daha uzun süre depolandırıldığında ise su kaybı nedeniyle fire oranı artmaktadır.

Taze olarak pazarlanmayan mantarlar konserve, salamura veya ipe dizilmek suretiyle kurutularak da pazarlanabilir.

Domates Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Kültürü yapılan bir sebze bitkisi. İlk olarak Güney Amerika’da (Peru) ortaya çıktığı söylenir. Domatesler ÅŸekil, renk, kullanma durumuna göre veya kültür çeÅŸidine göre farklılık gösterirler. Taze tüketim için bugün orta büyüklükte yuvarlak, parlak ve çok iyi renk almış domatesler tercih edilir. Su ve salça çıkarılması için çok sayıda, küçük böbrek formundaki tohumlar, aynı zamanda çekirdekleri küçük çeÅŸitler yetiÅŸtirilmektedir.

Domates, ılık ve sıcak iklimleri sever. Yaz mevsimi güneşli ve sıcak geçen yerlerde meyveleri şekerli, renkleri koyu kırmızı ve pek lezzetli olup, soğuk havaya dayanamaz. Toprağın geçirgen olmasını ister. Tınlı-kireçli, tınlı-kumlu veya tınlı topraklarda iyi yetişir.

Domates yetiştirilmesi: Bir metrekare için 5 gram tohum ile sıcak yastıklara (camekânla kaplı yer) ekilir. Tohumlar ekildikten sonra 2 cm kalınlığında çürüntü (yanmış ince gübre) serpilir, tahta ile bastırılır, sonra süzgeçli kova ile ılık su verilir. Soğuk ve donlu bölgelerde geceleri camlı çerçevelerin üstleri kalın hasırlarla örtülür, güneşli havalarda camlı çerçeveleri açıp bir saat kadar içerisi havalandırılır. Toprak kuruduğu zaman ılık suyla sulamalı, çıkan otları elle çekip çıkarmalıdır. Küçük domates fidecikleri üç dört yapraklı oldukları zaman ılık yastıklara 10 cm aralıklarla dikilirler. Havalarda don tehlikesi kalktıktan sonra bahçede hazırlanmış asıl yerlerine (arık) dikilirler.

Domates fideleri dikilecek toprak derin iÅŸlenmiÅŸ veya krizme (belleme) edilmiÅŸ olmalıdır. Bu ÅŸekilde hazırlanmış topraÄŸa 100 metrekareye 250-500 kg kadar eski yanmış çiftlik gübresi verilir. Çiftlik gübresi bahçeye son veya ilkbaharda verilerek toprakla iyice karıştırılmış olmalıdır. Ayrıca fidelerin dikilecekleri ocaklara yarımÅŸar kilogram kadar eski çürümüş gübre konur ve toprakla karıştırılır. Bundan baÅŸka yardımcı olarak 100 metrekareye 3 kg süper fosfat, 2 kg potasyum sülfat ve 3 kg da amonyum sülfat ve amonyum nitrat gibi sun’î gübrelerden serpilirse çok daha verimli netice alınır. Dikilecek domates fidelerinin bol köklü, kısa ve sert saplı, canlı ve yeÅŸil yapraklı olması ÅŸarttır. Bahçe veya tarlaya dikilecek fideler arasında 50-75 cm ve fide sıraları üzerinde 30-40 cm mesâfe bırakılır. Can suyu verilir, gerekli zamanlarda çapalama ve sulamaları yapılır. Domatesler kızardığı zaman toplanır.

Domatesin kimyasal bileşimi kuru madde % 6.5, protein % 1,1, karbonhidrat % 4.2, selüloz % 0.5, kül % 0.5, kalsiyum % 13 mg olarak verilmiştir. Domates vitaminleri de ihtiva eder, her şeyden önce provitamin (beta karotin) (% 0.3-2.1 mg) ve vitamin C (% 10-30 mg), bundan başka B grubu vitaminleri, taze meyvede (yeşil) artan olgunlukla miktarı azalan pektinler de (% 1.3-2.5) bulunur. Aynı şekilde organik asitler (limon asidi, elma asidi) ve az miktarda olgunlaşmamış meyvelerde beslenme fizyolojisi bakımından mahzurlu olabilecek olan solanin mevcuttur. Olgunlaşma sırasında solanin kaybolmaktadır. Olgunlaşma sırasında şeker oranı oldukça artar, domatesin asıl renk maddesi alifatik vitamin etkili likopindir. Bunun yanında beta- karotin, ksantofil, flovonlar ve diğer pigmentler renkte hisse sâhibidir.

Bitkinin yapraklarında antibiyotik etkili zararlara karşı önemli madde, glikozidik etkili steroit tomatidin bulunur. Uçucu aroma maddeleri karbonil bileşikleri, esterler, uçucu asitler, alkoller, kükürtlü bileşikler ve terpen benzeri komponentlerden meydana gelmiştir. Domates ürünlerinin depolanması ve ısıtılması sırasındaki kahverengi olması domatesin renk maddesinin oksidasyonu ve aynı şekilde Maylard reaksiyonuna dayanmaktadır.

Yemek, salata ve sandviçlerimizin yararlı ve lezzet verici öğesi Domates’i veren bitkisi, Patlıcangiller’dendir. Anayurdu Amerika kıtası ve özellikle Güney Amerika’daki (And daÄŸlarında) Peru olan domates, bir-yıllık otsu bitkidir. Tüm dünyada ve ülkemizde çok yaygın biçimde yetiÅŸtirilmektedir.

50-200 cm. boylanabilen, pek çok çeşidi bulunan domates bitkisinin, genellikle desteklenmeden büyüyemeyen dik, etli, üzeri pürtüklü ve çok dallı, kalınca bir gövdesi vardır. Bu gövde, bitki gençken yumuşak ve üzeri tüylerle kaplı olur. Gelişmesi ilerleyen bitkide gövde köşeleşir, sertleşir ve odunsulaşır.

Bitkinin gövde, dal, yaprak ve çiçek saplarının üzerinde, bastırılıp ezildiğinde kendine özgü değişik bir koku salgılayan bezeleri vardır. Domates bitkisinin bileşik yaprakları, bitki çeşitlerine göre biçim, büyüklük, dilim ve dişlilik bakımından farklılıklar gösterir. Yaprakların üzeri değişik tonlarda yeşil, altı mavimsi kül rengindedir.

Bitkinin erselik özellikler taşıyan sarı renkli küçük çiçekleri kendi kendisini döllediği gibi, bitki, balansı ve diğer böcekler tarafından yabancı domates çiçekleriyle de döllenir. Bu çiçeklerde olgunlaşan domates meyvesi de çeşitlere göre biçim, renk, irilik, kabuk kalınlığı, etinin özellikleri, etinin düz ya da dilimli oluşu, çekirdek evlerinin yapısı ve çekirdek sayısı bakımından farklılık gösterir.

Genelde kırmızı diye bilinen domates bitkisinin sarı ve beyaz meyveli çeşitleri de vardır. Bu meyveler bahçelerde üretildiği gibi, günümüzde gelişen seracılık sayesinde bütün yıla yayılarak seralarda da yetiştirilir. Taze olarak bol bol yenilip salata ve yemeklere katılan domates, salçası yapılarak da yemeklerde kullanılır.

Meyve suyu gibi içilen suyu çıkarılır. Yeşil domatesin turşusu ve bazı yörelerimizde reçeli yapılır. Domates, her haliyle çok sevilen ve bol bol tüketilen sebzelerin başında gelmektedir.

Bal Hakkındaki Tüm Bilgiler

Salı, 06 Kasım 2007

Arılar nasıl yaşar

Bilinen o ki arılar en azından 150 milyon yıldır bal üretiyorlar. Sosyal böcekler olan ve topluluk yaşamı sürdüren arılar koloni halinde yaşarlar. Koloniler bir kraliçe arı ile sayıları değişen işçi ve erkek arılardan oluşur


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný