‘Tekstil Bölümü’ Kategorisi için Arşiv

Dokumacilik Bilgileri

Salı, 06 Kasım 2007

DOKUMACILIK BİLGİLERİ

a. Dokuma, Örgü, Çözgü, Atkı, Dokuma Örgüsü, Örgü Raporu, Desen, Çözgü Renk Raporu, Atkı Renk Raporu, Desen Raporu, Gücü, Tarak, Tezgah, Mekik, Ağızlık Terimlerinin Tanımı

Dokuma: Çözgü ile atkı iplerinin alt ve üstten geçirilmesiyle elde edilen ürünlerdir.

Örgü: Yün, ipek, pamuk vb. ipliklerin özel şiş, tığ, iğne, mekik gibi araçlarla yapılmış ilmeklerinin, bir araya getirilmesi işlemidir.

Çözgü: Dokumada boy ipliklerini oluşturan, sağlamlığı sağlayan iplerdir.

Atkı: Dokumanın en ipliklerini oluşturup çözgüleri birbirine bağlayan iplerdir.

Dokuma Örgüsü: Dokuma işleminde çözgü ve atkı ipliklerinin değişik şekillerde bağlantılarına denir.

Örgü Raporu: Atkıların çözgülerden nasıl geçirileceğinin kareli kağıtlar üzerinde belirlenmesidir.

Atkı Renk Raporu: Atkıda kullanılan renklerin üst üste dizilişindeki bir tekrara denir.

Çözgü Renk Raporu: Çözgüde kullanılan renklerin yan yana dizilişindeki bir tekrara denir.

Desen Raporu: Yapılacak dokumada, örgü raporu, atkı ve çözgü renk raporu belirlenmişse yapılacak desen rahatça çizilir. Örgü şemasında belirlenen çözgüler ve atkılar belirlenen renkte boyanırsa desen raporu belirlenmiş olur.

Armür: Atkı ipliğinin atıldığı sırada hangi çerçevenin yukarıda, hangisinin aşağıda olması gerektiğini gösteren şemalara denir.

Tahar: Çözgü ipliklerinin gücü tellerinden ve taraktan geçirilmesi işidir.

Gücü: Çözgü iplerinin aşağı yukarı hareketini sağlayan parçadır.

Tarak: Atkı iplerinin sıkışmasını sağlayan parçadır.

Tezgah: Dokuma işleminin yapıldığı alettir.

Mekik: Atkı iplerinin çözgü ipleri arasından geçmesini sağlayan parçadır.

Ağızlık: Alt ve üst çözgülerin arasından atkıların geçirilmesi için oluşturulan boşluktur.

b. Dokumacılığın Tarihçesi

Dokumacılığın tarihi, tarih öncesi zamanlara uzanmaktadır. Ülkelerin tarımsal yapı ve endüstrileri günümüz dokumacılığının gelişmesinde büyük bir etken olmuştur. Eski Mısır’da keten kumaş dokumacılığının gelişmiş durumda olduğu, mumyaların sarılmasında kullanılan kumaşlardan anlaşılmaktadır. Mısır’da dokumacılığın evlerde, kadınlar tarafından yapıldığına belgelerde rastlanılmaktadır.

Mezopotamya medeniyetinde, dokumada yün kullanılmıştır. Kazılarda dokuma örnekleri bulunmasına rağmen, çivi yazılı tabletlerde kumaş isimleri ve bunların fiyatları belirtilmektedir.

İran; dokumayı sanat haline getirip saraylarda, özel imalathaneler, dokuyucular ve desinatörler bulunarak özellikle ipekli ve kadife dokumalarda harikalar yaratmıştır.

Pamuğun vatanı kabul edilen Hindistan’da,pamuklu dokuma örneklerinin kalıntıları bulunmuştur.

İpek ve ipek dokumacılığının vatanı Çin’dir. Ayrıca endüstriye dönük tezgahlar, Çin’de icat edilmiştir. Batıya 6. yüzyılda gelmiştir.

Türkler, Anadolu’ya geldiklerinde dokumacılık gelişmiş durumdaydı. Osmanlı Devleti’nin kurulmasından sonra, ordu ve saray ihtiyacının karşılanması için dokumacılık büyük bir gelişme göstermiştir. Kumaşların kalitesini korumak için sıkı kontroller yapılmıştır. Bursa dokumacılığın en geliştiği bölge olmuş ve bu devirde dokunan kumaşlar Fransa ve İtalya’ya kadar yayılmıştır. 18.yy.’da siyasal bunalımların, kapitülasyonların ve Avrupa’da üretimin makineleşmesi, dokumacılığımızın gerilemesine ve dokuma ürünlerinin dışarıdan alınmasına neden olmuştur. Tanzimat döneminde ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla fabrikalaşma dönemi başlayarak dokumacılık yeniden önem kazanmıştır.

Tarihi gelişimi içinde dokunan kilimler; çadırlarda, evlerde, köşk ve konaklarda örtü, yaygı ve süs eşyası olarak kullanılmıştır.

İlk çağlarda insanların kabuk ve bitki liflerini örerek yaygı yaptıkları bilinmektedir. İpliğin elde edilmesiyle “düz el dokumaları” adını verdiğimiz dokuma teknikleri ortaya çıkmıştır. Kilim, sumak, cicim ve zili bu cins dokumalara örnektir.

Eskiden basit tezgahlarda yapılan dokuma, bugün teknolojinin ilerlemesiyle bir endüstri haline gelmiştir.

c. Dokumacılığın Sınıflandırılması

Dokumacılığı, kullanılan tezgahlar ve bu tezgahların çalışma yöntemleri ile kullanılan örgüler açısından sınıflandırabiliriz.

DOKUMALAR

Çarpana Mekiksiz

Dokumalar Dokumalar

Mekikli Kirkitli

Dokumalar Dokumalar

a. Düz Dokumalar a) Düz Dokumalar

b. Armürlü Dokumalar b) Havlı Dokumalar

c. Jakar Dokumalar

d. Dokuma Örgülerinin Sınıflandırması

1. Bez Ayağı Dokuma: En basit dokuma tekniğidir. Atkı ipliği, çözgü iplerinin bir altından, bir üstünden geçirilerek yapılır (Şekil 20-1). Patiska, Amerikan bezi, tülbent bu teknikle dokunur.

Şekil 20-1

2. Şayak Dokuma (dimi): Örgü, her sırada bir kaydırılarak, bir alt üç üst olarak dokunur. Dokumaya bakıldığında atkı ipleri daha çok görülüyorsa atkı dokuması, çözgüler daha çok görülüyorsa çözgü dokuması denilir (Şekil 20-2).

Şekil 20-2

Bu teknik her çeşit dokuma maddelerinin dokumasında kullanılır. Örneğin: yünlülerde gabardin, pamuklularda dimi ve pamuklu gabardin, ipliklilerde fular olarak kullanılır. Şayak dokumalar sağlam ve güzel görünüşlü kumaşlardır.

3. Saten Dokuma: Yüzeyi parlak, tersi mat dokumalardır. Atkılar dört çözgü üzerinden alınarak bir alttan geçirilir. Her sırada bir iplik kayarak yapılır. Üstten fazla iplik kaldığı için parlak görünür (Şekil 20-3).

Pamuk ve iplikten yapılmış iplikler kullanılır. Dokumada asıl görev atkılarındır. Çözgüler bağlantı yaparlar. İçi dolu kareler çözgü ipliğinin, atkı ipliğinin üstünden geçtiğini; içi boş kareler ise atkı ipliğinin, çözgü ipliğinin üstünden geçtiğini gösterir.

Şekil 20-3

4. Atlas Dokuma: Atlasın dokunuş tekniği de saten gibidir. Aradaki fark çözgü iplerinin kumaşın yüzünde daha çok bulunmasıdır. Atkılar çözgüden daha kalın olup bağlantıyı sağlarlar. Atkılar bir çözgünün üstünden geçirilir, 4 çözgü üstte bırakılır, her sırada iki ip kayarak devam edilir (Şekil 20-4).

Şekil 20-4

5. Kruvaze Örgüler: Şayak örgünün çiftlisidir. Kumaş üzerinde oluşan verev çizgiler daha kalın ve belirgindir. Dokuma iki alt, iki üst yapılır ve her sırada bir ip kaydırılır (Şekil 20-5)

Şekil 20-5

2. BASİT DOKUMA TEZGAHI YAPILMASI

a. Mukavva Tezgah

Dokuma işleminde kullanılan en basit tezgahlardır. Kalın bir mukavva ile istenilen boyutta tezgah hazırlanabilir.

Mukavva Tezgahının Hazırlanması

b. İstenilen boyutta mukavva alınır. Kısa kenarlarına karşılık olacak şekilde bir veya yarım santim ara ile çözgülerin gerilmesi için çentikler yapılır.

c. Mukavvada çentik yerine, çözgüleri germek için topluiğne veya raptiye kullanılabilir.

d. Çerçeve Tezgah

Dokumanın en ilkel biçimde yapıldığı bir tezgahtır. Tahtadan yapılmış bir kasnaktır. Boyutları yapılacak işe göre değişebilir. Çanta, örtü, yastık gibi küçük boyutlardaki dokumalar için kullanılır. 3 cm – 3,5 cm genişliğinde çıtalardan oluşan kasnakların karşılıklı iki kenarına 1 cm ara ile çivi çakılarak tezgah hazırlanır.

e. Tarak Gücü Tezgah

Tarak; tezgahın yan tahtalarına takılı olan, çözgüleri düzgün tutan atkıları sıkıştıran parçadır. Bu parça ince demir çubuklardan veya kamışlardan kesilen ince çubukların eşit aralıklarla, paralel bir şekilde yerleştirilmesi ve birleştirilmesi ile yapılır.

Dişleri arasındaki boşluklara ilik denir. Bir santimetredeki diş sayısı tarağın numarasını oluşturur. Üst levente geçirilen çözgü ipleri, iliklerden ve dişlerden geçirildikten sonra alt levente bağlanır.

__________________

Iplik Tekstüre Tekniği

Salı, 06 Kasım 2007

1. Ring büküm metodu

Normal yalancı büküm makinelerinde üretilmiş olan ipliklerin elastikiyetleri büküm makinesine yerleştirilen ısıtıcının yardımıyla azaltılır. Bu işlem esnasında ipliğe 40-150 T/m büküm verilir. Burada da çıkış silindirleri giriş silindirlerinden %20 - 25 daha hızlı dönmektedir. Çok yavaş ve maliyeti yüksek olan bu metot 45 - 270 denye inceliğinde Nylon 6, Nylon 66 ve polyester ipliklerinde kullanılır.

2. Çift İplik Büküm Metodu

Yalancı büküm metoduna göre tekstüre edilmiş ipliklerin elastikiyeti çift iplik büküm makinelerinde azaltılabilir. Bunun için büküm makinesinde olduğu gibi ısıtıcılardan geçen ipliklere 40 - 150 T/m büküm verilir. Bu işlemin en iyi tarafı bükümün iplik akışı esnasında gerçekleşmesi ısıl işlemin homojenliği ve ısıl işlem sonunda satışa hazır bobinlerin elde edilmesidir. Bu işlemde 40 - 280 dtex (45 - 70 denye) inceliğinde Nylon 6, Nylon 66 ve polyester ipliklerinde uygulanabilmektedir.

3. Etajlı Büküm Makinesi Metodu

İtalyan Rattİ firmasının geliştirdiği etajlı Ratti makinesinde elastik ipliklere ısıl işlem uygulanmakta ve aynı zamanda 60-100 T/m büküm verilmektedir.Bu metot ile elde edilen uzatılmış iplikler, önceki metotlarla elde edilen set ipliklere göre

daha kabarık ve daha yumuşak olmaktadır.

4. Bobin Aktarma Makinesi Metodu L

Yalancı büküm metodu ile elde edilen elastik iplik bobin aktarma makinesinde ısıl işleme tabi tutulmaktadır. Bobin aktarma makinesine ilave edilen ısıtma aparatı, şu yöntemine göre çalışmakta olup, uzunluğu 160 cm’dir. Makinenin teorik hızı 450 d/dak olup, ısıl işleminden sonra iplikler çapraz bobinlere sarılmaktadır.

Bobin aktarma metoduyla elastikiyetin azalması işleminde önceki metotlarda belirtildiği gibi 50-280 tex inceliğindeki Nylon 6, Nylon 66 ve polyestere uygulanabilmektedir.

Şekil 3. Bobin aktarma metodu

5. Dokuma ve Örme Kumaşların Terbiyesi Metodu

Yalancı büküm yöntemiyle elde edilen iplikler atkı ve çözgüde veya yalnız atkı ya da yalnız çözgüde kullanılmak suretiyle kullanılmak suretiyle dokunur veya örülür. Daha sonra terbiye işlemi sırasında bu kumaşlar çerçevelere gerilir ve ısıl işlemlere tabi tutulur. Böylece istenilen düzeyde uzama elde edilir. Elde edilen ipliklerin gayet iyi boyanma kabiliyetleri olmasına rağmen dönmeye meyilleri fazladır.

HAVA-JETİ İLE İPLİK TEKSTÜRE TEKNİĞİ

Hava-jeti ile tekstüre yöntemi şimdiye kadar bilinen tekstüre yöntemleri içerisinde en kullanışlı ve çok yönlü yöntemdir. Tekstüre yöntemlerinin büyük bir kısmı termoplastik sonsuz ipliklerin ısıl işlemi sırasında yapılan mekanik bir şekil değiştirmeyi kapsar. Bu diğer tekstüre yöntemlerinin aksine hava-jeti tekstüresi tamamen mekanik bir yöntemdir. Bu yöntemde yüzeyinde ilmikler bulunan, hacimli ve düşük esnekliğe sahip iplikler soğuk bir hava akımı vasıtasıyla üretilirler ve bu iplikler görünüş ve fiziksel özellikler bakımından pamuk yada yün ipliği gibi eğrilmiş tabii kısa lifli ipliklere çok benzer. Diğer tekstüre yöntemlerle üretilmiş esneyebilen tekstüre iplikleri hacimliliği, üzerlerine uygulanabilen gerilimin büyüklüğüne göre azalmasına rağmen hava-jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerin geometrik şekli dokuma ve giyim sırasında karşılaşılan gerilimlere karşılık gelen kuvvetler altında değişmeden sabit kalır.

Bu hava-jeti ile tekstüre yönteminin ipliğe kazandırdığı dolaşık ve ilmikli yapıdan dolayıdır.İplik yüzeyi ipliğin özüne iyi bir şekilde bağlanmış, kenetlenmiş küçük ilmeklerle kaplıdır. Bu ilmekler kumaşlar arasında bir yalıtıcı hava tabakasının oluşturulmasına sebep olduklarından, eğrilmiş tabii lifli ipliklerin yüzeylerindeki tüylerle aynı rolü oynar.

l. Hava-Jeti İle Tekstüre İşlemi

İşlem aşırı besleme prensibini içerir. Aşırı besleme bir bobinden alınan çok flamentli sonsuz besleme ipliğinin jete belli bir hızla beslenmesi ve jetten ise bu hızdan daha düşük bir hızla alınması demektir. Bu aşırı beslemeyi elde etmek için iplik önce W 1.1 ve W 1.2 besleme makaralarından geçer. Besleme makaraları, W2 alım makarasından daha hızlı olarak dönerler. Aşırı beslenmiş flamentler jet içinden geçirilir ve tekstüre ucundan dışarı püskürtülür. Burada flamentler bir kompresör vasıtasıyla üretilmiş olan basınçlı hava akımının etkisiyle tekstüre olmuş iplik haline dönüştürülür.

Besleme silindirleri ile jet arasındaki bölge besleme bölgesi olarak adlandırılır. Jet ile çıkış silindirleri arasındaki bölge çıkış bölgesi olarak tanınır. Tekstüre olmuş ipliğin çıkış silindirleri ile alıcı silindirler arasından geçerek kararlılığını arttırır. Bu bölgeye fiksaj bölgesi denir. Besleme ipliği jete girmeden önce ya bir su banyosu içerisinden geçirilerek yada bir ıslatma ünitesi vasıtası ile ıslatılır, ipliği ıslatarak tekstüre etmek, iplik kalitesini arttıran önemli bir etkendir.

Tekstüre jetleri genellikle bir kutunun içerisindedir. Bu kutu sayesinde hem hava jetinin gürültüsü azalır hem de kullanılmış su ve fılamentlerin yüzeyinden tekstüre sırasında akan yağlar kutu içerisinde toplanır.Hava-jeti tekniği ile tekstüre edilen iplikler tamamen değişik bir yapıya sahiptirler. Bu ipliklerin yapıları kesikli doğal liflerle eğritmiş ipliklere çok benzer.

Süzülebilen ipliklerin hacimliliği üzerlerine uygulanan yükün etkisi altında azalmasına rağmen hava-jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerin hacimliliği, oldukça yüksek yükler altında bile hemen hemen değişmeden kalır. Etkisi altında kalınan yükler dokuma ve giyim sırasında karşılaşılacak yükler kadar yüksek olabilir. Bu özellik hava-jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerin dışa çıkan ilmikleridir. Bunlar doğal lifler ile eğrilmiş ipliklerin yüzeylerindeki tüycüklere benzerler. Bu lifler iki kumaş arasında durgun bir hava tabakasının oluşmasına imkan vererek ısı yalıtımı sağlar.Hava-jeti ile tekstüre işlemi değişik ipliklerin elde edilmesine geniş olanaklar sağlar. Öyle ki, yöntem, işlem sırasında filamentlerin harmanlanması bile yapılabilir. Bu çok amaçlılık tekstüreciye, öteki tekstüre ipliklerinin veremediği çalışma alanlarım açar. Ayrıca besleme ipliklerinin termoplastik olma gibi bir zorunluluğu yoktur. Her ne kadar polyester ve polyamid şimdiye kadar en çok işlenen malzeme olsa da polipropilen,cam, viskoz ve asetat reyonları gibi diğer filamentlerde özel maksatlar için kullanılmaktadır. Hava-jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerden, eğritmiş ipliklerin yerini alacak şekilde spor ve günlük elbiseler İçin dokunmuş kumaşlar üretilmektedir. Bazı jetlerin ürettikleri düğümlü yapı biraz abartıldığında hem pamuk hem keten ipliğinin özellikleri ile taklit edilebilir. Bunu yapmak için ince filamentli iplikler daha elverişlidir.İpliğin yüzeyinden dışarı çıkan ilmikler dolayısıyla hava-jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerden yatak çarşafı, kayak elbiseleri yapmak gayet uygundur. Çünkü her iki mamulden de yüksek sürtünme özellikleri istenir.Endüstriyel alanda bu ipliklerden dokunmuş kumaşlar PVC kaplaması için kullanılır. Bunun sebebi de yüzey ilmiklerinin iyi bir yapışmaya olanak sağlamasıdır. Avrupa’daki otomobil üreticilerinin pek çoğu hava jeti ile tekstüre edilmiş ipliklerden üretilmiş kumaşları koltuk kaplamalarında kullanmaktadır. Çünkü bu kumaşlar aşırımaya karşı oldukça dayanıklı, yapısal olarak da stabildirler.

Çeşitli Tekstüre Jetler

Sentetik ipliklerin hava-jeti ile tekstüreciliği yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süre içinde işlemde pek çok ilerlemeler kaydedilmiş ve çok çeşitli jetlerin tasarımı yapılmıştır. Hava-jeti ile tekstüre yönteminin kalbi tekstüre jetidir. Jetler tasarım ayrıntıları bakımından farklı olabilirler fakat temel prensipleri tamamen aynıdır. Şekil 4, tipik bir endüstriyel tekstüre jetini göstermektedir.

Şekil 5.İlk Teksüre Jetlerinden Biri

Şekil 5′te gösterilen jetin en eskilerden biri olduğunu ve ilk kez Çekoslovakya’da bir standart eğirme makinesinin üzerinde kullanıldığı ileri sürülüyor. Bu jette giriş deliğinden giren hava, ipliği bir köprüye doğru püskürtür. Burada filamentler ayrılır ve ilmikler oluştururlar.

1954′de ABD tarafından piyasaya sürülen Taslan tipi tekstüre jetleri 1970′li yıllara kadar kullanıldı. Taslan yöntemi çok filamentli ipliğin jet eksenine göre eğik içi boş bir boru ile içerisinden jete aşırı beslenmesi ve basınçlı havanın şekil 5′de gösterildiği gibi paralel bir yol takip ederek jete iletilmesinden oluşur.

Bu jetin başka bir türünde silindirik bir çarpma elemanı kullanılmaktadır. Bütün bu jetlerde tekstüre için "venturi" olarak adlandırılan daralan ve genişleyen geometri kullanılır.

Görüldüğü gibi bütün tekstüre jeti erinde temel prensipler aynıdır, sadece küçük tasarım farklılıkları vardır. Bununla beraber temel bütün tekstüre jetleri yapılarına göre iki sınıf altında gruplandırılır. 1950′lerden bu yana süregelen jet tasarımındaki gelişmeler daha elverişli besleme ipliklerinin geliştirilmesiyle birleşince aşağıda maddeler halindeki ilerlemelere sebep oldu.

1. 600 m/dak’ya kadar artan tekstüre hızı.

2. İnce iplikler İçin 10 bar (mutlak) basınçta 6 m /saat’e kadar varan basınçlı hava tüketiminde azalma

3. Ön bükümlü besleme ipliği kullanımı ihtiyacının ortadan kaldırılması

4. Tekstüre iplik kalitesinde iyileşme.

Hava-Jetli Tekstüre İpliklerinin Özellikleri

Tekstüre iplik kalitesi, pek çok değişkene bağlı olarak değişmektedir. Diğer ipliklere göre % esnemesi daha düşüktür.

Hava tekstüre makinesinin kalbi tekstüre jetidir. Bu jetin sarf ettiği hava miktarı ve imkan verdiği tekstüre hızı metodun ekonomikliğine etki etmektedir. Makinede farklı tekstüre jetleri kullanılabilmektedir.

Tekstüre jetinde iplik takriben %20 - 25 oranında aşırı beslenmektedir. Bu değer ne kadar yüksek olursa tekstüre iplik o nispette hacimli olur. Ancak besleme oranı arttıkça ipliğin stabilitesi azalır.

İplik Kalitesini Etkileyen Faktörler

1. İplik hızı

2. Hava-j etlerinde aşırı besleme

3. Harcanan su miktarı

4. İpliğin cinsi

5. İpliğin inceliği

6. İplikteki filament sayısı

7. Hava basıncı

8. Fiksaj sıcaklığı

9. Stabilize bölgesindeki çekim miktarı

Tecrübelere dayanarak DU-Pont tekstüre jetinde kullanılan polyester ipliği (167 dtex f68,du-pont)

Kaynama sıcaklığı kısalması % 7,9

Sıcak hava kısalması % 13,9

Mukavemet 4,1 cN/dtex

Uzama %29,3

Yağ miktarı %1-0,3

Tekstüre edilmiş olana ipliklerin kalite tesbitinde şu ölçmeler yapılmıştır.

• Kaynama kısalması

• Stabilite

• Uster düzgünsüzlüğü

• İncelik tayini

• Kopma mukavemeti ve kopma uzaması

• Örme ve boyama

Tecrübeler, kaynama kısalması, stabilitenin tayini ve boyanmış örgü numunenin incelenmesiyle, tekstüre ipliğin kalitesi hakkında çabuk fikir vermeye yeterli olduğunu göstermektedir.

Hava Akımı ve Flamentlerin Üzerindeki Etkisi

Standart Hema jetinin 4 kez büyütülmüş dinamik bir modeli kullanılarak hava akımının (Jet içindeki iplik yokken) eksenel hızları ölçülmüş ve bu işlemler göstermiştir ki, hava akımı, tekstürecilikte kullanılan çalışma basınçları altında jet çıkışında ses ötesi hızlara erişmektedir

Şekil 8.

7 bar mutlak basınçta jetin çıkışında kaydedilen tipik bir hız dağılımını göstermektedir ve çıkış kısmının şeklinin hız dağılımındaki bu düzgünsüzlüğe sebep olduğu düşünülmektedir.

Jetten sonra dik açı ile döndürülmeyerek serbest bırakılan filamentler Bock ve Lünenshioss, ‘un filamentlerin türbülansı ve ses ötesi akımın etkisiyle açıldıklarını ve jet içinde dağıldıklarını gösterdi. Ayrıca filamentler hava akımı içinde serbest bırakıldıkları zaman normal tekstüre hızından daha hızlı bir şekilde hareket edecekleri de araştırmalar neticesinde gösterilmiştir. Bu durumda aşırı beslemeden dolayı hava akımı içinde serbestçe hareket edebilecek fazla uzunluğu olan filamentler için de geçerlidir.Acar ve diğerleri akım içinde dağılmış olan filamentlerin, farklı bölgelerde bulunan ve bölgesel hava hızın in karesiyle orantılı olan farklı sürüklenme kuvvetlenme maruz kaldıklarını ileri sürdüler. Herhangi bir anda bu farklı kuvvetler bazı farklı filamentlerin diğer başka filamentlere göre daha hızlı olarak hareket etmelerine sebep olmaktadır. Bu filamentlerin ilmik oluşturması ise gayet muhtemeldir, işlem süresince türbülanslı akım dolayısıyla filamentlerin yerlerinin sürekli olarak değiştirildiğinden her bir fılament üzerine etkiyen sürüklenme kuvvetleri de değişebilir ve bu fılamentde iplik boyunca rasgele aralıklarla ilmik oluşturulabilir.

Flament Kesit ve Sayısının Etkisi

Her bir filament, akım içinde akışkan kuvvetlere maruzdur. Bu kuvvetler filamentlerin eğilmesine ve burulmasına neden olur. Bütün filamentler ilmik oluşum ve filamentlerin dolaşarak kısalması sonucunda ortaya çıkan iplikteki gerilme sonucunda aşağıya doğru çekildiklerinden jet çıkışında 90°’lik bir dönüş yaparlar. Akışkan kuvvetleri tarafından oluşturulan bu eğilme ve burulma olayına fılamentlerin katılığı tarafından karşı konulur. Hava-jeti tekstüreciliği için yuvarlak kesitli ince fılamentlerin kalın filamentlerden daha uygun olduğu ileri sürülmektedir. Çünkü bu tür filamentlerin eğilme, burulma ve atalet dirençleri daha azdır. Bu yüzden bu filamentlerin jetten üflenmesi için daha küçük sürüklenme kuvvetleri gerekecek ve ilmik oluşumu sırasında eğilmesi ve burulması daha kolay olacaktır.

Kesiti yuvarlak olmayan filamentler. örneğin bir eliptik kesitli fılament hava-jeti tekstüresi için daha uygun olabilir. Bu tip bir filament daha büyük bir yüzey alanı / hacim oranına sahiptir ve bu yüzden de daha büyük sürtünme sürüklenme kuvvetine maruz kalırlar. Yuvarlak kesitli olmayan filamentler ana çap çerçevesinde eğileceğinden çıkış yönündeki izdüşüm alanları da büyük olacaktır ve bu yüzden bu fîlamentlere etkiyen basınç ve sürtünme kuvvetleri de daha yüksek olacaktır.

İpliği işlem sırasında ıslatmanın etkileri:

İşlem sırasında ipliğin ıslatılması endüstriyel olarak kabul edilmiş ve yaygın olarak kullanılan yöntemdir. Böylece bir tekstüre’nin verimliliği arttırılır ve daha kaliteli iplikler elde edilir. Çok küçük miktarlarda suyun istenilen etkileri doğurduğu çeşitli araştırmalar tarafından gösterilmiştir.

Filamentlere etki eden kuvvetlerin belirlenmesinde ana faktör olan akışkan hızları, az miktarda suyun bu akışa karışmasından dolayı çok az etkilenir. Bu önemsiz etki tekstüreyi olumsuz yönde etkileyecektir. Çünkü hava içinde su, hava akış hızını, azaltır.

Filamentlerin kendi arasındaki ve fîlamentler ile dış yüzeyler örneğin iplik yönlendiriciler ve jet iç duvarları arasındaki sürtünmenin tekstüre sırasında oldukça önemli bir rol oynar. Sonuç olarak hava-jeti ile tekstürecilik arasında fılamentlerin ıslatılmasının bir yağlama etkisi yaparak fılamentlerin kendi aralarında ve fîlamentlerin diğer yüzeyler arasında var olan sürtünmeyi azaltır. Bu yağlama fılamentleri etkiyen net sürüklenme kuvvetlerinde bir artışa ve bunun sonucunda da daha iyi tekstüre anlamına ve daha iyi ipliklerin elde edilmesine yol açar.

Sürtünmede buna benzer bir azalma, besleme silindiri, ıslatma ünitesi ve jetin yeniden düzenlenmesiyle de elde edilebilir.

Ayrıca ıslatma filamentler arasındaki sürtünme azaldığından fılamentlerin birbirini izafi olarak daha çok yer değiştirmelerini sağlar ve dolayısıyla da ilmik oluşumunu kolaylaştırarak üstün kaliteli iplik üretimine sebep olur.

İlmik ve dolanma oluşum mekanizması

Daha önce anlatılan gözlemlere dayanarak, ilmik ve dolaşıklığın nasıl meydana geldiğini gösteren muhtemel bir mekanizma olarak ileri sürülmüştür. Normal olarak hava-jeti ile tekstüreye elverişli iplikte pek çok fılament vardır. Ancak jet içinde sadece birkaç tane filamentin var olduğunu kabul etmek açıklamaları oldukça kolaylaştıracaktır. Herhangi bir anda filamentlerin bazıları üzerine etkiyen daha büyük akışkan kuvvetlerinin etkisiyle, bazı başka filamentlerden bazıları aşırı beslemenin sayesinde ortaya çıkan fazla uzunlukları sebebiyle diğer bazı yavaş hareketlere kayacak ve iplik içinde uzunlamasına yer değiştirecektir. Bu uzunlamasına yer değiştirmenin miktarı, filamentler üzerine ani olarak etkiyen sürtünme kuvveti ve de aşırı besleme oranı tarafından büyük ölçüde etkilenir.

Tekstüre olmuş iplik, alıcı silindirlerin hızıyla belirlenen tekstüre hızında ve jet eksenine dik olarak hareket eder. Filamentlerden pek çoğu ilmik oluşturduğundan dolayı ortaya çıkan ipliğin boyu kısalır ve iplikte tekstürenin de etkisiyle orantılı bir gerilme oluşur. Böylece filamentler bir taraftan hava akımının etkisiyle tekstüre hızından çok daha hızlı olarak jetten dışarı üflenir, diğer taraftan da tekstüre neticesinde ortaya çıkan iplikte gerilme jeti terk etmekte olan filamentlerin önde giden uçlarını iplik akım istikametinde yani jet eksenine dik istikamette çeker. Filamentlerin geri kalan jet içindeki uçları yüksek hızlarda dışarıya doğru üflenirken önde giden uçtan da daha düşük olan tekstüre hızıyla hareket eden ipliğin içinde kenetlenerek aşağıya ve jete doğru çekilir. Bu yüzden üzerine etkiyen akışkan kuvvetlerinin etkisi altında filamentlerin önde giden ve geride kalan uçları arasında kalan kısmı zorunlu olarak eğilerek yaylar ve ilmikler oluştururlar. Bunlar daha sonra da başka filamentlere dolaşır ve tekstüre olmuş iplik içindeki sabit kararlı ilmikleri oluştururlar. İlmik oluşumu ve dolanma ipliğin toplam boyunun kısalması demektir ve neticede iplikteki gerileme artar. Bu gerileme ilmik oluşturan filamentlerin jetin alt kısmına doğru hareket etmelerine neden olur. Çünkü filamentler "önde giden" ve "geride kalan" uçlar arasındaki en kısa yolu takip etmek isterler.

Çok kısa bir an sonra bu dolaşmış filamentleri takip eden kısımda aşırı beslemeden dolayı bir gerilme azalması oluşabilir ve bu fılamentler de yeni ilmik oluşturmak üzere hava akımı tarafından dışarı üflenir. Her bir filament değişik zamanlarda bu işlemlerden geçer ve bu çevrim rasgele olarak kendim tekrar eder.

Bu önerilen işlem sonrası şematik olarak gösterilmiştir. Şekil çok filamentli ipliğin çok daha karmaşık hareketlerim’ sadece birkaç filamentle simgeleyen oldukça basitleştirilmiş bir diyagramdır. Şekildeki l numaralı filament diğerlerine göre uzunlamasına en çok yer değiştirmiş en hızlı hareket eden filamenttir ve gevşek bir yay oluşturmak üzere jetin dışına üflenmiştir. Kısa bir zaman sonra şekilde görüldüğü gibi hava akımının etkisi altında filamentlerin karşılıklı olarak dolaşmaları neticesinde l numaralı filament tekstüre edilmiş iplikteki L l ilmiğini oluşturur. Bu oluşmuş olan Ll ilmiği l numaralı filamentteki gerilmeyi arttırır. Neticede bu filamenti yer değiştirmeye zorlar, l numaralı filamentte oluşan gerilme iplikteki toplam gerilmeye katkıda bulunur. Bu toplam gerilme ipliğin jete doğru çekilmesine neden olan gerilmedir. Bu esnada 2 no’lu filament türbilansın ve fılamentin etkisiyle yerini değiştirerek daha büyük akışkan kuvvetlerinin etkisi altına girebilir ve böylece o anda daha hızlı hareket eden filament oluşturur. Hemen bunun ardından da (Şekil 24c) 2 numaralı filament L2 ilmiğini oluştururken, 3 numaralı filament de benzer bir ilmik oluşturma işlemine başlar. •

Yığma metodu

Yalancı büküm metodu ile tekstüre edilemeyen kalın halı ipliklerinde kullanılan bir yöntemdir. 1953 yılında geliştirilmiş olup yalancı büküm metodu gibi günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bu metotta tekstüre edilecek iplik sevk silindirleri ile bir yığılma odası içine takılır. Ancak daha önceden odaya yığılmış ipliğin geri baskısıyla karşılaşır ve bunun sonucunda kıvrımlı hale gelir.

Yığma metodu tek ipliğin yığılması ve çok ipliğin yığılması şeklinde iki türlü uygulanmaktadır.

Tek ipliğin yığılması metodu

Bu metotta görüldüğü gibi önceden ısıtılmış bir yığılma odacığına sevk silindirleri vasıtasıyla sevk edilir. Burada iplik baskısı ayarlanabilen bir piston ile sıkıştırılır. Bu baskı neticesinde iplik kıvrımlı hale gelir. Oda önceden ısıtılmış olduğundan kıvrımlı iplik bu arada fikse olur. Oda sıcaklığı 180 -220°C olup ipliğin bu odacıkta kalma süresi l dk’dir.

Tekstüre edilmiş ipliklerin düzgünsüzlüklerinin belirli bir seviyede olması isteniyorsa yığılan ipliğin muntazam bir şekilde ısıtılması gerekmektedir. Bu da ancak yığma odacığının her yerinin aynı sıcaklıkta ısıtılmasıyla mümkün olabilmektedir. Aksi halde elde edilen ipliklerin boyanma özelliği farklılıklar göstermektedir. Öte yandan kıvrım sabitliği oda sıcaklığı, fiksaj süresi ve karşı ağırlığın (geri tepme kuvveti) tesiri altındadır.

Yığma metodunun en önemli özelliklerinden birisi yalancı büküm metodu ile tekstüre edilmeyen kalın halı ipliklerinin de tekstüre edilmesidir. Halı ipliği üreten fabrikalarda tekstüre işleme çekim işlemiyle arka arkaya uygulanmaktadır.

Yığma metodu ile tekstüre edilen ipliklerin karakterleri bükümlü form değiştirmiş olanlara göre farklılık göstermektedir. Bunları kıvrımları yay şeklinde veya dairesel olmayıp aksine köşelidir. Diğer taraftan köşelerin dağılışında belirli bir iplik, uzunluğunda homojen değildir, iplik karışık görünüşlü, yünümsü ve hacimlidir. Yumuşak ve kaba görünüme sahiptir.

Yığma metodu ile elde edilen ipliklerin üç tipi vardır:’

1. Standart tip : Genellikle fazla basılmış, %30 kontraksiyonu olan ipliklerdir.

2. İpek görünüşlü : Standart tipe göre daha az basılmışlardır. Kıvrım kontraksiyonu %20’dir

3. Bukle : Eşit olmayan ölçüde basılmış olan bu tipteki iplikler dokumada ve örmede bukle efekti meydana getirirler.

Tek iplik yığma metodu 40 - 3335 dtex (40 - 3000 denye) inceliğinde Nylon 6, Nylon 66 ve polyester ve polipropilen ipliklerin tekstüre edilmesinde kullanılmaktadır. Elde edilen iplikler çorap örme, döşemelik ve halı sanayiinde kullanılmaktadır.

Bir Çok İpliğin Yığılması Metodu

Bu metotta bir leventten yüksek hızda çekilen çok sayıda sevk silindirlerinde bir miktar ısıtılarak yığma metodunda olduğu gibi yığılma odasına gönderilir.

Odacıktan- çıkışta bu ipliklere çekme tatbik edilmez ve iplikler gerilimsiz olarak bırakılır. Daha sonra bu iplikler 120 - 130°C’lik doymuş buharla muamele edilerek bütün kıvrımlar fikse edilir. Fikse edilen iplikler birbirlerinden ayrılarak teker teker bobinlere sarılır. Veya büküm çözgüler halinde hazırlanır. Üretim hızı yüksek olan bu metot ile 200 - 500 denye kalınlığındaki iplikler tekstüre edilmektedir. Fazla hacimli olmayan ipliklerin elastikiyetleri düşük ve geri dönmeye meyilleri yoktur.

Metot genellikle Nylon 6, Nylon 66, polyester ve polipropilenin tekstüre edilmesi için kullanılmakta ve elde edilen iplikler halı, döşemelik, çamaşır ve çorap imalatında kullanılmaktadır.

Kenar verme metodu ile tekstüre

Termoplastik ipliklerin tekstüre edilmesinde kullanılan diğer bir metot Deering Milliken Research Corporation;(ABD) tarafından geliştirilen ve "agilen" patenti ile tanınan kenar metodudur.

Köşeden Çekme Metodu

Bu metotta kıvrım efekti monojflament ve multifilament halinde termoplastik ipliklerin tek yönden keskin bir köşeden sonra bırakılmalarıyla elde edilir.

Bu işlem için iplikler sıcak bir silindir üzerinden sevk edilirken ısıtılır. Isınan iplikler soğuk ve keskin bıçağın üzerinden gergin bir durumda geçirildikten sonra çekim silindiri ile soğutulur.Metoda göre, iplik besleme bobinlerinden bir çift sevk silindiri vasıtasıyla çekilir. İpliğe gerekli olan gerginlik ise kılavuzlar ve iplik treni ile verilir. Daha sonra iplik 1850C’ye kadar ısıtılmış bir silindire gelir. Biraz çekilmiş ve ısıtılmış iplik, soğumadan ısıtılmış silindirin arkasında bulunan keskin bıçak üzerinden belli baskı kuvveti ile çekilir, ipliğin bıçak etrafında şiddetli kıvrılması ile dış tabakalarda çekilme, iç tabakalarda ise büzülme meydana gelir. Isıtılmış durumdaki iplik kesitindeki molekül gruplarının düzenlenme şekli değişir. Moleküllerin oryantasyon dereceleri gelişmiş olan iplikler mamul hale getirildikten sonra ısıl işleme tabi tutulursa (termik ve hidrotermik) kıvrımlar ortay a çıkar.

Keskin bıçak üzerinde gergin duruma geçirilen iplik çekim silindiri ile soğutulur. Daha sonra çift kademeli sevk silindiri’ tarafından alınıp ring büküm iğnelerine verilir. Bu arada çekme silindirlerinde iplik ikinci bir yağ tabakası ile yağlanır. Bu yağlamanın amacı ileriki işlemler için ipliğin yumuşak olmasını sağlamaktır.

Genellikle monofilamentlerin tekstüre edilmesinde uygulanan kenar metodunda iplik sevk hızı 70 m/dak’tır. Üretim ise her bir tekstüre kafası için 78 dtex inceliğindeki ipliklerde 88 saatte 11 kg’dır.

Elde edilen iplik yuvarlak kıvrımlı ve hacimli olup kendi etrafında dönmeye meyli yoktur. Kenar metodunun maliyeti ucuz olmasına rağmen sevk silindirleri üzerindeki iplik akışının karışık olması bir dezavantaj teşkil eder. Öte yandan kıvrımlar ilk defa mamul madde üzerinde ortaya çıktığı için mamul kumaş konstrüksiyonunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

1333 dtex(12 - 28 denye) inceliğinde Nylon 6, Nylon 66, az miktarda polyester ve polipropilenin tekstüre edilmesinde kullanılan kenar metodu özel makineleri ile 1,10 dtex (1000 denye) ‘e kadar olan halı ipliklerinin de tekstüre edilmesinde uygulanmaktadır.

Stabilize edilmiş kenar kıvrım metodu

Bu iplik sevki kenar kıvrım metodunda olduğu gibi yapılır. Yani; iplik gergin durumda sıcak silindirlerden ve bıçaktan geçirilir.

Fakat bundan sonra iplik kademeli ara sevk tertibatıyla %20 daha fazla hızlandırılır ve hızla bir defa daha sıcak silindirlerden geçirilir. Bu fazla hızdan amaç ipliğin silindirlerden geçerken büzülmesini sağlamaktadır. Böylece önceden elde edilmiş olan kıvrımlılık geliştirilmiş ve fikse edilmiş olur. İplik daha sonra sarılmak üzere sevk silindirleri vasıtasıyla çekilir.

Çok hacimli ancak dönmeye meyli olmayan ve elastik özellikleri kenar metoduna göre daha iyi olan ipliklerin de elde edildiği bu metotta da 13-33 dtex inceliğinde Nylon 6, Nylon 66 ve polyester ve polipropilen iplikleri tekstüre edilmektedir.

Örme sökme işlemi

Bu metotta kıvrım verme işlem yuvarlak örgü makinesinin iğneleri vasıtasıyla yapılmaktadır. Metot diskontinü ve termofikseli olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır.

Diskontinü metot

Bu metotta kıvrım verme işlemi yuvarlak örgü makinesinde örülerek bir hortum haline getirilir. Örgü hortum bir çarık vasıtasıyla makara üzerine sarılmış otoklavlarda 100-1300C ‘deki doymuş buhar ile 30-60 dk muamele edilir. Bu işlemi takiben hortum soğutulur ve açılır. Örgüdeki iplik örgü kıvrımlarına sahip olduğundan ve bu kıvrım sabitleştiğinden hortumların sökülmesi ile elde edilen iplik kıvrımlıdır. Sökülen iplik tekrar bobin halinde sarılır. Bu işlemler esnasında iplik hızı 700 m/dak ‘ya kadar çıkabilmektedir.Elde edilen iplikler dalgalı formlu bir yapıya sahiptirler. Geri bükülmeye meyilli değildirler. Yumuşak ve hoş bir tutumları vardır. Boyanma üzgünlükleri de iyidir. 11 - 5550 dtex inceliğinde Nylon 6, Nylon 66 ve polyester ve poliakrilonitril ve polipropilenin tekstüre edilmesinde bu metot uygulanabilmektedir. Diskontinü metot ile tekstüre edilen iplikler kadın çorabı, örme çamaşır döşemelik kumaş sanayiinde ve halı ipliği olarak kullanılmaktadır.

Sürekli Termofiksaj Metodu

Bu metot başlangıçta diskontinü metodun aynısıdır. Yalnız burada örülmüş olan kumaş, rulo halinde sarılmadan sıcak bir bölgeden geçirilmekte ve böylece fikse edilmektedir. Sıcak bölge iki kızgın plakadan meydana gelmiş olup, hortum bunlara temas etmeksizin aradan geçirilir. İpliklerdeki kıvrımlılığın sabitliğine, plakanın ısı derecesine ve eğlenme zamanı etki etmektedir.

Teksrüre edilen ipliğin özellikleri diskontinü metottaki gibidir. Ancak bu usulde işlemlerde kısalma olduğu için maliyet düşüktür. Dolayısıyla da ekonomiktir.

Dişli çark metodu ;

Bu metotta ipliklerin kıvrımlı hale getirilmesi ısıtılmış olan dişli çark arasında olmaktadır. Bu tekstüre usulü genellikle kimyasal iplik fabrikalannda iplik üretimi sonunda uygulanmaktadır. Bu fabrikalarda henüz sıcak olan iplik soğuk dişliler arasında gerilerek soğutulmaktadır. Böylece ipliklere kıvrımlılık kazandırılmaktadır.

Bu metodun değiştirilmiş şeklinde, üzerinde çok ince kanallar olan bir disk ile elastik ve düz yüzeye sahip olan ikinci bir disk arasında 600 m/dak hızla iplik çekilebilmektedir.

Dişli çark yöntemi ile elde edilen iplikler düzgün kıvrımlıdırlar. Ancak hacimleri pek fazla değildir. Bu nedenle de örtücülük nitelikleri azdır.

Önceleri ince ipliklerin tekstüre edilmesinde kullanılan bu metot günümüzde 1100 dtex (1000 denye) kadar ipliklerin tekstüresinde kullanılmaktadır.

Bikomponent Tekstüre Metodu

Bikomponent tekstüre metodu, üretim sırasında tekstürenin yapılması esasına dayanır. Bu metoda en az iki komponentli elementer liflerden meydana gelen bikomponent iplikler oluşur. Bikomponent lifler kimyasal lif üreten fabrikalarda çift ağızlı düzelerde üretilmektedir. Bikomponent iplikleri meydana getiren polimerler aşağıda belirtilen sebeplerden ötürü boy değiştirme özelliğine sahiptir.

a) Farklı rutubet alma

b) Geri halden normal hale döndüğünde farklı kısalma

c) Farklı oryantasyon nedeni ile fikse işlemi sırasında farklı kısalma

Düzelerden çıkan ipliklerin başlangıçta kıvrımı yoktur veya çok azdır. Daha sonra uygulanan termik işlem ile kıvrımlı hale gelirler. Kıvrım derecesi ısıl muamele ile ayarlanır. Bikomponent iplikler diğer tekstüre metotları ile elde edilen ipliklere göre daha elastik ve daha iyi form stabilliğne sahiptir. Bikomponent metot poliamidler, polyester ve poliakrilonitril için uygulanabilmektedir. Komponentlerin farklı kombinasyonları olabilmektedir.

Örneğin;

a) l honopolimer + l kopolimer

(Poliamid + Kopoliamid)

b) 2 kopolimerin farklı oranlarda karışımı

(Poliamid + Polyester)

c) 2 honopolimerin farklı oranlarda karışımı

(Poliamid + Polyester)

Bikomponent metodu ile 15 - 1000 denye inceliğinde iplikler üretilmekte olup bunlar çorap, halı, döşemecilik kumaş imalatında kullanılmaktadır.

Hazir Giyim Sanayinde Marka-reklam Ve Tüketici Ilişkileri

Salı, 06 Kasım 2007

HAZIR GİYİM SANAYİNDE MARKA-REKLAM VE TÜKETİCİ İLİŞKİLERİ

Doç. Fatma ERAY

ÖZET

İnsanlığın varoluşundan bu yana ekonomik, kültürel ve teknolojik açıdan büyüyen ülkeler dünya pazarına çok çeşitli ürünler sunmakta ve bunun sonucu olarak birbirine benzer ürünler arasında bir kargaşa yaşanmaktadır. Bu soruna çözüm bulma arayışları, insanları aradıkları nitelikteki ürünü kolayca bulmaya yarayacak ve insan ilişkilerini çeşitli boyutları ile etkileyen marka, reklam ve tüketici ilişkileri kavramlarını ortaya çıkarmıştır.

Anahtar kelimeler: Marka, reklam, Hazır Giyim ürünleri tüketici ilişkileri.

THE TRADEMARK-ADVERTISEMENT AND CONSUMER RELATIONS OF THE READY - DRESS INDUSTRY

ABSTRACT

Economically, culturally and technologically developing countries have been presenting various products for the world market since the existence of human beigns and as a result of this, there are disputes among similar products. The efforts to solve the problem lead to the appearance of the concepts such as trademark, advertisement and consumer relationships which affect human relations form different perspectives and will be useful for finding the product at desired quality.

Key Words: Trademark, advertisement, Ready - Dress products, cosumer relationships.

1. GİRİŞ

Gelişen ekonomik hayat ve ticari ilişkiler, milli sınırları aşan bir nitelik kazanmıştır. Haberleşme ve ulaşım alanında görülen büyük gelişmeler, pekçok konuda olduğu gibi ticaret hukukunun önemli kavramları arasında yer alan marka kavramına da büyük bir önem kazandırmıştır.

Hemen her alanda giderek çeşitlenen ürün yelpazesi, piyasaya sürekli değişik ürünlerin sunuluyor olması, üretimin hangi boyutlara ulaştığını belirlemek bakımından ilginç örnekler oluşturmaktadır.

Gerek ülke içinde gerekse ülkeler arasında ticaretin bu çapta artmış olması, hem üreticilerin ürünlerini benzerlerinden ayırmak bakımından bir çözüm bulma arayışına itmiş, hem de tüketiciler bakımından benzer mallar arasında kolayca ayrım yaparak, aradıkları nitelikleri en çok taşıyan ürünü tespit etmeye yarayacak bir araç bulma ihtiyacı doğurmuştur.

Tüm bu gelişmelerin, “marka” kavramının ortaya çıkışında etkili olduğu söylenebilir. Ancak, marka çok eski zamanlardan beri ekonomik hayatın önemli bir unsurunu oluşturmaktadır (Arseven, 1991).

Marka kullanımı, Batı Avrupa’da ortaçağa kadar inmektedir. Bu dönemde transit taşıma sırasında malların kime ait olduğunu belirlemek amacıyla markalandığı ve sanatkar odalarının el sanatlarında düşük kaliteli işçiliği önlemek üzere üretilen parçaya ustanın isminin konulmasını zorunlu tutması suretiyle marka kullanımının olduğu saptanmıştır. Türk toplumunda döğme bakıra ustanın isminin ve tarihin kazınması, halıları dokuyanın işlenmesi gibi marka kullanımı sayılabilecek uygulama çok eski tarihlere dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunda ilk marka mevzuatı 20.07.1871 ve 11.05.1888 tarihlerinde değişikliklere uğramasına rağmen esas itibariyle marka başvurularının incelemeden tescile bağlanması sistemi kabul edilmiştir. Alameti Farika Nizamnamesine göre 27.05.1955 tarihinde bazı maddeler eklenerek tescilli markalarla ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzeyen markaların tescil taleplerinin reddi prensibi getirilmiştir (Arseven, 1991). 03.03.1965 tarih ve 551 sayılı markalar kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte modern anlamda marka tescil sistemine geçilmiştir. 24.06.1999 tarihinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesi batı ülkelerinde incelemeli ve ilanlı marka tescil sistemi Türk Marka tescil sistemine bir anlamda enterge edilmiştir (Dünya Tekstil, 1997).

2. MARKANIN TANIMI VE ÖNEMİ

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünün (OMPİ veya WİPO) yaptığı tanıma göre; marka; bir ticari yada sınai bir kuruluşun ürünlerini başkalarından ayırdetmek için kullanılan bir işarettir (Yosmaoğlu, 1978).

Marka işaret olma özelliğinin yanısıra beraberinde birçok özelliği taşımaktadır. İsim olmasının altındaki sorumluluk, bu ismin korunması ve kalitesinin sürekliliğinin sağlanması zorunluluğunu getirmektedir.

Tekstil sektörüne vurduğu vazgeçilmez damgayla marka imajı özellikle giyim alanında çok büyük kitleleri etkileyen önemli bir unsurdur. Marka kavramı hazır giyim ürünlerinde de ürünün tanınmasını ve diğer ürünlerden ayırt edilmesine yönelik temel işlevlerini yerine getirmekte, ancak sektörün kendine özgü bazı özellikleri konunun önemini arttırmaktadır. Bir hazır giyim ürününün markası, bu alanda hızla değişen moda akımları ile biçimlenen ve insan gereksinimlerini karşılaması gereken giysinin stili, tasarımı, modeli, deseni, rengi, kesimi gibi çeşitli özellikleri ile iç içedir. Bu etkileşimde; moda akımlarının hazır giyim alanında hızlı değişim göstermesi ve bu değişimlerin çağımızda oldukça gelişmiş olan iletişim araçları araçlığı ile dünyanın her yanına anında ulaştırılabilmesi önemli bir rol oynamaktadır. Hazır giyim sektöründe önemli firmalar isimleri ile değil; markaları ile anılmaktadır. Ünlü markalar giysinin kalitesi renk ve desen zenginliği açısından tüketici için güvence oluşturmaktadır (Hedef, 1995).

1. Giyim Markalarının Sürekliliği

Bir Giyim eşyasının satın alınmasında, gereksinimi karşılama faktörünün yanında imaj yaratma, yani marka olgusu ayrı bir önem kazanmaktadır. Günün modasını izlemeye çalışan bir tüketici modanın yanında markanın da izleyicisi olarak toplumdaki yerini ve konumunu belirginleştirmektedir.

Moda ve marka ayrı kavram olmalarına karşın, birlikte anılmaktadır. Moda değişken ve devirgendir, marka ise moda gibi değişken değildir, aksine kalıcı bir tanıtım simgesidir. Bu simge görsel ve işitsel yollarla toplumu etkileyebilir. Bu etkileme yazılı, işitsel ve görsel iletişimle sağlanmaktadır. Bu etkileşmeler tüketici davranışlarında yönlendirici olabilecektir; ama hiçbir şekilde bir “moda kavramını” getirmeyecektir. Tüketicinin markalara yönelişleri, o markanın kalitesi güvenirliği, ucuzluğu ile şekilleneceği gibi o markanın güncel (in) oluşu ile de doğru orantılıdır. Oysa moda kavramında kalite, güvenirlik, ucuzluk gibi unsurlar öncelikli olarak yer almaz.

Ucuza üretmek marka ile doğrudan ilgilidir. Moda marka yaratabilir, markalar da modayı izleyebilir. Ama marka modanın kendisi değildir (Aygun, 1997).

2.2. Tüketici ve Marka İlişkisi

Günümüz anlayışında, Tüketime önem vererek, aşırı biçimde tüketmesi hedefleyen ve tüketime yönelik bir yaşam biçimini benimseyen toplumlara “tüketim toplumu” denilmektedir. Bu toplumlarda tüketimin böylesine önem kazanmasının nedeni, bireylerin toplumsal katmanlaşma içindeki yerlerinin belirleyici bir nitelik taşıyan olmasıdır. Bireylerarası ilişkilerin kopuk olduğu toplumlarda kişiler daha üst konumdaki toplumsal katmanın üyesi imiş gibi görünmek için, o sınıfın yaşam biçimini ve tüketim normlarını, ekonomik risklere girmeyi de göze olarak taklit etmektedir. Bu durum sadece, alt ve orta sınıfa mensub bireyler arasında süregiden bir olgudur. Üst sınıfın böyle bir kaygısı yoktur. Bu anlamda tüketim, bireylerin sınıf atlama tutkularını okşamaktadır.

Tüketime en fazla eğilimli sınıf orta sınıftır. Bunun nedeni eğitim düzeylerinin biraz daha yüksek ve gelirlerinin de iyi olmasıdır (Çetinkaya, 1992).

Çağımızda, tüketim kalıplarının belirleyicileri, birbirleriyle etkileşim içindedir. Birinin ortaya attığı bir motif, kısa süre sonra bir diğerince desteklenmeye başlar. Her gün, kendini yeniden üretmek zorunda olan sistem, birbirini tamamlayan uzuvların bütününden oluşan, adeta canlı bir organizma olarak yaşamaktadır. Davranış kalıpları kimi zaman bir reklam sloganından, kimi zaman beyaz perdeden, kimi zaman podyumlardan hayata geçse de, ortaya çıkışından kısa bir süre sonra, kaynağı belirsizleşir; çünkü bulunan tüketim motifi, zincirin diğer halkalarında farklı anlatımlarıyla tamamlanacak yığınlara aktarılmaktadır ( Yazıcı, 1997).

Sonuç olarak, tüketiciler için marka bir ürünü tanımanın en kolay yoludur. Ürün hakkında tüketiciyi bilgilendirir, beğenilen bir ürünün kolayca hatırlanmasını ve satın alınmasını sağlar. Ayrıca ürüne ilişkin şikayetlerin ilgili yerlere ulaştırılmasına aracılık ederek, ürünün kalitesi konusunda güvence verir. Marka; üreticiler açısından ürünün tanıtılmasına, firma ve ürün imajı yerleştirilmesine, farklı fiyat politikaları ile piyasaya yani ürünler arasında fiyat / değer karşılaştırmasını kolaylaştırır. Böylece tüketiciler kendileri için en uygun ürünü saptama, üretici veya satıcılar için ise, en uygun fiyat politikalarını belirleyerek pazar paylarını kontrol etme olanağı bulurlar (Gönen ve Özgen 1993).

3. TÜKETİCİ VE REKLAM İLİŞKİSİ

Reklam, tüketim toplumlarında, özellikle serbest piyasa ekonomisine dayalı ülkelerde önemini kanıtlamış birincil işlevi olan üretici ve tüketici arasındaki yerini alarak büyük bir sektör haline gelmiştir.

“Reklam halka, bir ürünü, hizmeti tüketmeye kullandırmaya teşvik eden, güdüleyen, doğrucu, akılcı ve gruplar tarafından oluşturulan bir kitle haberleşme biçimidir” Rekabet koşullarının var olduğu ekonomilerde vazgeçilmez bir olgudur. Bir yandan, talep yaratıcısı etkisinden dolayı, bir ürünün satışlarını, bir hizmetin kullanımını, dolayısı ile toplam geliri artırarak firmalara yarar sağlarken bir yandan da bilgilendirici yapısından dolayı halkın doğru seçim yapabilmesine olanak sağlar (Gruda, 1989).

3.1. Reklamın Görevi ve Tüketiciler Üzerindeki Etkileri

Reklamdan bir satış tekniği olarak beklenen, bir mal veya hizmetin satışını kolaylaştırmak ve bir düşüncenin toplum tarafından benimsenmesine yardımcı olmaktır. Asli ve tercihli talebin yaratılmasında ve satışların görevlerini yerine getirmelerinde reklam önemli bir rol oynar.

- Asli talep’in yaratılmasındaki ana amaç, belli bir mal grubu için, talebin o mal için yaratılmasıdır.

- Tercihli talep ise, belirli bir mal grubu için aslında var olan herhangi bir markaya veya işletmeye talebi çekmektir.

İkna etmek reklamın en önemli işlevlerinden biridir. Çoğu kez, bilgi vermenin ikna etme özelliği de vardır (Uzar, 1994).

Reklamın bilgi verme özelliği önemli bir unsurdur. Pazar ekonomisinin gelişmesiyle uzmanlaşma ve üretim noktaları ile tüketim noktaları arasındaki mesafe açılmaktadır. Üretici ile tüketici arasındaki kişisel ilişkiler kopmuş, sonuçta bir iletişim güçlüğü ortaya çıkmıştır. İşletmelerin reklamdan bekledikleri bu iletişim güçlüğünün ortadan kaldırılmasıdır. Böyle bir durumda bilgi üreticiden tüketiciye doğru taşınmaktadır. Ancak reklamın asıl kullanım alanı, reklam faaliyetlerinin özellikle tüketicilerin hakim oldukları pazarda kullanılmasıdır.

Reklamın bilgi sağlama rolünü, reklamı savunan pazarlamaların ve reklamcıların yanısıra, reklamı savunmayanlarda benimsemişlerdir. Tüketiciler, mallara ilişkin bilgi edindiklerinde, istediklerini ve gereksinimlerini karşılayan bütçelerini daha verimli biçimde harcama gücüne sahip olacaklardır. İyi bilgilerle donatılmış tüketiciler gerçekten gereksinimlerini karşılayacak uygun malların üretilmesi konusunda talepte bulunabilecektir.

4. TÜKETİCİ VE İMAJ İLİŞKİSİ

Reklamlarla gönderilen her imaj, insanların sahip olma duygularına gönderilen mesajlardır. İzleyiciye, farklılık konumlandırması yaparak sahip olması gerektiğini söyler. Reklamlar bizi bir takım şeylerden mahrum olduğumuz sonucuna ulaştırmaya (en azından öyle düşündürtmeye) çalışmaktadır. Ardından da bu mahrum olduğumuz şeylere sahip olmamız gerektiğini söylerler (Çetinkaya, 1992).

Birçok ürünün adeta yarıştığı bir piyasa ortamında özellikle benzer ürünler arasından sıyrılabilmenin ve bir fark yaratabilmenin yolu, markadan geçer. Markanın akılda kalıcılığı, kolay telaffuz edilebilir olması ve herşeyden önemlisi yüklendiği imaj, onu pazarda avantajlı bir konuma yükseltir. Önemli bir diğer noktada markanın temsil ettiği ürünün kalitesidir. Eğer kalite açısından pazardaki benzer ürünlerden aşağı kalmayan bir ürünü temsil ediyorsa, marka iyi bir reklamcının elinde ait olduğu ürün kategorisinde pazarın lideri olabilir (Çetinkaya, 1992)

Günümüzde insanların bir bölümü marka bağımlısı halindedir. Bir ürünü satın alırken dikkat edilen ilk şey o ürünün markası olmaktadır. Markası olmayan ürünlerle ilgilenilmediği giderek yaygınlaşmaktadır. Bu markaların bir kaliteyi simgelemelerinden daha çok sahip oldukları imajlardır. Kimisi zenginlik ve soyluluk imajı, kimisi güçlülük ve bir kesime ait olma imajıdır.

Üçüncü dünya ülkeleri halkları yaşam savaşı verirken, aynı topraklarda kıyasıya bir markalar savaşı sürüp gitmektedir. Bu markalar savaşı sürerken, bütün yerel kültürel değerlerde yara olmaktadır. Escada, Lee Cooper, Lewis, Coca Cola, Mc.Donald’s v.b. markalar girdikleri ülke topraklarında bütün yerel tüketim biçimlerini, mutfak geleneklerini, yerel giysileri ortadan kaldırırlar. Çünkü yerel unsurların bir markası ve kullanıcılarına kazandırdığı farklı bir statü yoktur. Modernliği yakalayabilmenin yolu markayı tercih ederek gerekli imajı yakalama eğilimi ağır basmaktadır. Günümüz tüketicisi ürün tüketmeden çok marka ve imaj tüketmektedir.

5. ALGILAMA VE TÜKETİCİ İLİŞKİLERİ

Gerek bireysel, gerekse çevresel etmenlerin etkisinde oluşan algılama birçok bakımdan tüketici davranışını etkiler. Bunlar arasından üç önemli konu ele alınırsa,

5.1. Reklamın Algılanması

Reklamın başarılı olabilmesi için görülmesi ve izlenmesi gereklidir. Reklam diğer uyarıcılarla rekabet halinde olmasının yanısıra bireyin algılayacağı nesneleri bir süzgeçten geçirmektedir. Bu yüzden reklam kuvvetli bir görsel etki yaratmalı ve görülmek isteneni göstermelidir. Görülmesi sağlanmış olsa bile, bireylerin farklı algılama özelliklerinden dolayı reklamların da farklı algılanabileceğinden haberdar olunmalıdır.

5.2. Ürün İmajı

Ürünün algılanma şekli ürünün gerçek özelliklerinden çok daha önemlidir. Yapılan bir araştırmada bira içicilerine markası belirlenmemiş biralar sunulmuş ve aralarındaki özellik farkları sorulmuştur. Sonuçta farklı bir yargıya varamadıkları görülmüştür. Bu durum, ürün farklılıklarının gerçekte, algılamadaki farkta olduğunu ortaya koymuştur (Uzar, 1994).

Ürünler aslında farklı değillerken, reklamlar yoluyla tüketicinin farklı algılaması sağlanmaktadır. Bu durumda markaya bağlı müşteriler grubu oluşturulmuş demektir.

5.3. Firma İmajı

Tüketici üründe olduğu gibi firmayı da algılar. Olumlu bir imaj yaratabilmek için tüketicilerin algılamalarının çalışmalarda değerlendirilmesi zorunludur. En iyi imajın kalite standartlarını tutturmayı beceren istikrarlı sonuçtan geçtiği fikri doğrudur.

Üretici firmanın, kalite, güvence ve imajı anlamına gelen marka, firmadan çok, bireylerin tanıtım görevini üstlenmiş durumdadır. Tüm sosyal tabakaları himayesi altına alırken aynı zamanda “Sosyal gösteri” aracı olarak ta kullanılmaya başlamıştır. Özellikle genç insanların üzerinde etkisini oldukça yoğun gösteren marka yaş sınırı tanımaksızın genç - yaşlı, kadın - erkek, güzel - çirkin, zengin - yoksul demeksizin sınırlarını genişleterek toplumu büyük ölçüde etkilemektedir.

6. SONUÇ

Marka, popüler kültürün ve tüketim toplumunun yarattığı bir kavramdır. Popüler kitle kültürü, kendi arasında çeşitli alt kültürel yapılara sahip olan ancak benzer mekanizmalarla hareket ettirilen büyük ve stoplazmik bir yapıdır. Bu yapı içerisinde hareket ettirici unsurlar, kitle iletişim araçları ve sosyalizasyon ortamlarıdır. Bu araç ve ortamların imaj yaratma faaliyeti için doğru ve zamanında değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

KAYNAKÇA

Arseven, Haydar 1951. “Nazari ve Tatbiki Alameti Farika Hukuku” İstanbul (1-2-3) S.2-8

Başbuğ, İrfan. Erdem, Ercüment. 1993 “Ticari İşletme Hukuku” Ankara S.117

Backman, Jules. Çev: Şeyhun Gürsan 1971. Tüketicinin Talebini Etkileyen Faktörler; Reklam ve Rekabet İstanbul.

Çetinkaya, Yalçın. 1992 Reklamcılık, İstanbul ( 7-12-13) S. 97-121

Dünya Tekstil . 1997 Marka Pazarlayabilmek için Satış Noktası Kendin Yarat Sa 2. Nisan

Dünya Tekstil. 1997 Markanızı Yeterince Koruyabiliyor musunuz? Sa. 3 Haziran (3) S.13

Dünya Tekstil. 1997 Başarılı olmanın ön koşulu yönetim Sa.7 Aralık, S.26

Dünya Tekstil. 1997 İmaj mı Daha Önemli Satış Reklam mı? Sa.7 Aralık

Gruda, Yılmaz. 1983 “Biraz Reklam Alımısınız?” Ankara (10) S.19.S-111-114

Gören, Emine, Özgen Özlem .1993 “Hazır Giyimde Yeni Bir Boyut; Marka Tutkusu” Hazır Giyim ve Konfeksiyon Kongresi; İstanbul (9) S-18

Hedef 1995. Rekabet Ortamında Marka Zorunluluğu (5) S.20 Temmuz

Hedef, 1977. Tasarım Algısı olarak Moda, Tüketim Algısı Olarak Marka” S.38 Şubat S.21

Karabulut, Muhittin. 1981 “ Tüketici Davranışı ” Pazarlama ve Yeniliklerin Kabulü ve Yayılışı İstanbul

Karahan, Sami. 1991 “Ticaret Hukukunun Temel Kavramları” Konya S.118-11

Karahan, Sami. 1997 “Marka Şekilleri” İstanbul

Karakaş, H. Sekine . 1985 “Kişisel Satın Almalarda Aile ve Çevrenin Rolü” G.Ü. Doktora Tezi Ankara

Odabaşı, Yavuz. 1986 “Tüketici Davranışı” Eskişehir

Oluç , Mehmet. 1970 “Pazarlama İlkeleri ve Türkiye’de Uygulamaları” İstanbul

Öztürk, Tanju. 1983 “Nasıl Satın Alırız ?”İstanbul

Uzar, Kubilay. 1994 “Reklamın Güdüleyici Unsurları ve Tüketici Davranışında Güdülemeye Etki Eden Faktörler” (Yüksek Lisans Tezi) Ankara (11-14) S. 10-44

Tugay, Aygun .1997 “Güvenirlik Kalite ile Gelecek” Hedef Sa: 38 (6) s.24

Yosmaoğlu, Nevzat. 1978 “Patentler, Know-How’lar, Markalar” Dünyada ve Türkiye’de Açıklamalı Uygulamalı Ankara (4) S.109.

Yazıcı, İsmet .1997 “Kitle İletişiminde İmaj” Ankara (8) S.108.

Open-end İplikçilk Sistemi…

Salı, 06 Kasım 2007

resimler çıkmadığı için dosyayı upload ettim…25 sayfa

http://rapidshare.de/files/17718088/open-end.doc.html

1. Besleme Plakası

2. Telef haznesi

3. Açıcı silindir

4. Açıcı silindir garnitürü

5. Besleme kanalı

6. Rotor Yatağı 7. iplik çıkış kanalı

8. Besleme bandı

9. Lif birikim yüzeyi

10. iplik düzesi

11. Çıkış silindirleri

12. Besleme silindiri

13. İplik

OPEN-END EĞİRME SİSTEMLERİ

Open-End eğirme, en önemli iplik eğirme metotların dan biridir. Ring eğirme yönteminde üretim hızının sınırlı kalmasından dolayı alternatif olarak ortaya çıkan bir eğirme yöntemidir.

Open-End makinelerinin otomasyona çok uygun olmaları ve yüksek üretim hızları nedeni ile kullanımları sürekli olarak artış göstermiş ve bugün için dünyada yaklaşık %30 civarında bir pay sahibi olmuştur. Teknolojik gelişmelere paralel olarak rotor iplerinin kullanım alanları da gittikçe genişleme göstermiştir. İplik yapısı olarak ring ipliklerine göre çok daha farklı özellikler göstermesine rağmen artık ring ipliklerinin kullanım alanlarında da kullanılabilmektedir. Hatta bazı alanlarda ring ipliklerine göre önemli üstünlükler sağladığı da söylenebilir.

Türkiye bilindiği gibi büyük bir iplik eğirme kapasitesine sahip olup 1998 yılı yatırımları da dahil olmak üzere bu kapasitenin 5.800.000 ring iği ve 407.452 rotordan oluştuğunu görmekteyiz. Bu kapasitenin %53,9’u open-end’ de, % 86,3’ü 1990 yılından sonra yapılan yatırımlardan oluşmaktadır. Dolayısı ile özellikle open-end eğirme makinelerimizin oldukça genç ve yeni jenerasyon makinelerden meydana geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Rotor eğirme, ring eğirmeden sonra, ipliğin yapısını büküm ve çekim parametreleri ile belirleme olanağı sunan bir iplik üretme yöntemidir. Bunun yanı sıra open-end rotor eğirme, çok yönlü olarak kullanılabilen eğirme yöntemidir. Çünkü sadece rotor, düze ve açılı silindir gibi eğirme elemanlarını değiştirmek suretiyle, kısa ştapel iplikhanesinin bütün materyallerini, 12tex’den 150 tex’ e (Nm 85’e, Ne 4’ten Ne 50’ye) kadar numara alanında eğirilebilmektedir. Bu hem teknolojik hem de ekonomik açıdan geçerlidir. (7)

Open-End İplik Eğirmenin Prensibi

Open-End eğirme sistemi genel olarak elyaf bandından (tarak bandı veya cer bandı) iplik eğirmeye yönelik bir yöntemdir. Bu sistemde ring eğirme sistemindeki fitil aşaması yoktur ve ayrıca elde edilen iplik masuralara değil bobinlere sarılır.

Rotor eğirme makinesi genel olarak şu organlardan oluşur;

Bir açma silindiri; Lifleri birbirinden ayırır. Ayırma işlemi garnitür teli, iğneli valon veya çekim sistemi ile gerçekleşir.

Bir elyafı rotora yönelten kanal; Elyaf burada oryante olur.

Bir rotor; elyafı bir araya toplayıp döndürmeye yarar.

Bir çekim düzesi; Yalancı büküm vermeye yarar.

Bu ipliği çekme organı ve bobin tutucu kafesi; çapraz bobin elde etmeye yarar. (7)

Besleme materyali olarak makineye verilen elyaf bandı uygun bir açma organı vasıtası ile tek elyaf halinde açılır. Açma işlemi, çekim sistemi ve açma silindirleri ile gerçekleştirilir.

Açma işleminden geçen elyafların birbiri ile teması kesilir. Yani elyaflar tek tek açılmış şekildedir. Açıldıktan sonra elyaf büküm elemanına beslenir. Open-End sisteminde eğirme ve büküm elemanı olarak en çok rotor kullanılır. Bu yüzden open-end sistemi denince genelde rotor sistemi akla gelmektedir.

Oysa rotor sistemi yanında hava jet, elektrostatik ve firiksiyon eğirme ve büküm sistemleri de vardır. Örneğin; rotor sisteminde elyaf bandı rotora beslenir, rotor yüksek hızla dönerken, elyaf rotor içinde kenara doğru kayar (merkez kaç kuvveti etkisiyle) ve iplik oluşumu için gerekli miktardaki elyaf istif edilir.

Büküm tüpü (büküm hunisi) ile rotor çeperi arasıdaki iplik sonu aracılığı ile büküm elyaflara iletilir. Elyafla bükülürken ipliğin ucunca eklenir. Bu şekilde bir araya getirilip bükülen elyaflar kesintisiz olarak çekilir.

Aynı zamanda iplik ucu rotor çeperi üzerinde çekim hızı oranında kendi etrafında döner. İplik rotor dönüş yönüne nispeten bir miktar daha önde gider. Bu şekilde iplik çekilir ve sabit bir hızla bobinlere sarılır.

Kısaca belirtmek gerekirse ; open-end eğirme sisteminde bantlar open-end eğirme ünitesine beslenir, burada açma silindirinde elyaflar iyice açılır, eğirilmiş ipliği oluşturmak üzere bükülür, daha sonra da bobinlere sarılır.

Bu yolla imal edilen iplikler; open-end iplik, açık-uç iplik, rotor ipliği yada türbin ipliği olarak isimlendirilir.

Open-End İplik Üretiminde İşlem Kademeleri

Open-End iplikçiliğinde en önemli hususlar, elyaf bandından iplik oluşturulması ve daha çok kısa elyaflara yönelik bir eğirme sistemi olmasıdır.

Pamuk iplikçiliğinin tamamına yakını yeni özel birkaç sistem ihmal edilirse open-end ve ring sistemlerine dayanır. Open-End ve ring sistemleri işlem kademeleri arasındaki en önemli fark open-end sisteminde fitil işleminin olmamasıdır. Bununla birlikte diğer bir farkta; ring iplik eğirme sisteminde elde edilen ipliğin kopslara sarılması karşılığında open-end sisteminde bobinlere sarılmasıdır.

Penye open-end iplik üretiminde eğirme öncesi penye makineleri da üretime dahildir. Fakat penye open-end iplikler pek üretilmez. Özellikle Türkiye’de penye open-end ipliklerin üretimi ve kullanımı yoktur. Bunun sebepleri şu şekilde özetlenebilir.

Open-end iplikçiliğinin en önemli avantajı makine sayısını ve işlem kademelerini azaltarak en ekonomik şartlarda iplik üretmektedir. Penye makinelerinin işlem kademelerine dahil edilmesi maliyeti arttırır.

Open-end sistemi kısa elyaftan iplik üretimine uygundur. Penye makinelerinde kısa elyaflar atılmakta ve uzun elyaf oranı yüksek, tarama bantları elde edilmektedir. Penye makinesinin tek olumlu yanı open-end iplikçiliğinde önemli olan temizlik derecesinin yükseltilmesine yöneliktir.

Open-end iplikçiliğinde, özellikle rotor eğirme sisteminin özelliğinden dolayı uzun elyaflar iplik kalitesine çok fazla etki edememektedir. İplikte belirli bir kalite artışı sağlansa bile, bütün işlem fazlalığı vs. göz önünde bulundurulduğunda ekonomik olamamaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki open-end sistemlerinde özellikle rotorda elyaf uzunluğu belirli sınıra kadar iplik kalitesini etkilemese dahi, belirli elyaf uzunluğundan sonra kaliteyi olumsuz yönde etkiliyedilmektedir. Bu sebepler yüzünden penye open-end ipliğinin üretimi pek yapılmaz. Eldeki hammaddeye ve üretilecek iplik kalitesine göre işlem hammaddelerinde küçük değişiklikler yapılabilir.

Open-end iplik üretim kademelerinde 2. pasaj cer çoğunlukla gereksizdir. Bazı hallerde birinci pasaj cer işlemine bile gerek kalmamaktadır. Hammadde özelliklerine, özellikle elyaf uzunluğu ve homojenliğine bağlı olarak cer pasaj sayısı değişir. Tarakta reğüle tertibatının olması da cer pasajlarını ortadan kaldırmak için bir sebeptir.

Pamuğun iki pasaj cerden geçmesi elbetteki open-end makinelerinin randımanını yükseltmektedir. Ayrıca, cer pasaj sayısı makinedeki kg başına kopuşları da doğrudan etkilemektedir. İkinci pasaj cerle kopuş sayısı çok aşağılara çekilmektedir. Reğüle bir tarak sonrası ise, tek pasaj cer karde open-end iplik için yeterli olabilmektedir.

Open-End İplik Eğirmenin Avantajları

Open-End eğirmenin avantajları ring eğirme sistemiyle karşılaştırılarak genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilirler;

a) Üretim hızı ring eğirme sistemlerine nazaran daha yüksektir. Bu da üretimi arttırır. Ring eğirme sistemine göre eğirme verimi yüksektir.

b) Ring eğirme sistemindeki fitil safhasını ortadan kaldırır. Elyaf bandından iplik üretilir.

c) İplik bobine doğrudan sarılır. Ring sistemindeki gibi sınırlı büyüklükte kopsların yerine bunların 15-25 katı daha fazla iplik alabilen bobinlere iplik sarılır.

d) Open-end sisteminde üretilen iplik ring ipliğinden, daha hacimli, daha elastik, daha emicidir ve tüylülük azdır.

e) Open-end sisteminde üretilen ipliğin bütününde özellikler ring ipliğe daha az değişkendir. İncelik, düzgünsüzlük, dayanıklılık vs. iplik boyunca çok az değişir ve iplik daha üniform bir yapıdadır.

Open-End İplik Eğirmenin Dezavantajları

Sistem olarak bir takım avantajlar getirmesi ile beraber üretilen ürün bazında open-end eğirmenin dezavantajları vardır:

a) İplik mukavemeti sınırlıdır. Open-end’ de mukavemet ring ipliklere göre %15-20 daha düşüktür. Büküm daha çok arttırılarak mukavemet arttırılabilir. Fakat bu tutumun sertleşmesine neden olur.

b) İplik numarası sınırlıdır. Kaba iplikler üretilebilirler, fakat çok ince iplikler üretilememektedir. Örneğin teorik olarak Ne 40 iplik yapılabilmekle beraber rotorda pratikte Ne 30 numara ipliğin üzerine çıkılamaz. Tercih edilen iplik numarası ise Ne 18 ve 20’ dir. Sadece hava sistemli jetli sistemde ince iplikler belli sınıra kadar üretilir. Ring iplikteki kadar ince ipliklerin üretimi mümkün değildir.

Open-End İpliklerin Özellikleri

Open-end iplik eğirmenin avantaj ve dezavantajlarının yanı sıra toplu olarak incelenmesi açısından open-end ipliklerinin temel özellikleri ring iplikleri ile karşılaştırılarak ana hatları ile şu şekildedir:

a) Open-end iplikler çoğunlukla kısa elyaftan üretilmiş ipliklerdir. İplik yapısında elyafla belirli bir düzensizlik gösterirler. Fakat bu düzensizlik iplik boyunca hep aynıdır. Uniformluk ön plandadır. Örneğin; düzgünsüzlük açısından iplik boyunca değişim ring ipliğe göre % 10-20 daha iyidir.

b) Özellikle yüksek bükümlü türlerde aşınmaya karşı direnç büyüktür. Ring ipliklerine nazaran % 5-7 oranında daha yüksek bir sürtünme mukavemetine sahiptir.

c) Hacimlilik ve emicilik yüksektir. Çok yüksek verim verilmemişse tutumu da iyidir. Emicilik özelliklerinin iyi olması parlak tonların ve baskı desenlerinin elde edilmesini sağlar. Ayrıca örtme gücü, ısı tutma, hava geçirgenliği gibi özellikleri de ring ipliklere nazaran daha iyidir.

d) Aynı özellikteki elyaflardan elde edilmiş ring ipliklere nazaran daha üniform düzgünlükte, pürüzsüz yüzeyli ve az tüylü iplikler üretilir.

e) Open-end ipliklerin elastikiyeti fazladır. Ring ipliklere nazaran daha elastikler. Bükümün özelliğinden dolayı open end ipliklerinin dış kısmında iyi yönlenmemiş elyaflar daha fazladır. İplik çekildiğinde bu elyaflar oryante olarak uzamayı arttırır.

f) Open-end iplikleri genelde ring ipliklere nazaran daha temiz ve daha az nepslidir.

g) Mukavemet, ring ipliklerinde % 15-20 daha düşüktür. Mukavemetin arttırılması için bükümün arttırılması gerekir. Tutumu sertleştirir. Mukavemeti iyileştirmek için genelde büküm ring ipliklerinden % 10-15 daha fazladır.

h) Open-end iplikleri genelde orta ve kalın numaralı ipliklerdir. Pratikte en çok 6-30 numaralı ( Ne 6-30 ) iplikler open-end’ de üretilir. Bununla beraber daha ince ve daha kalın ipliklerin üretimi ekonomik değildir. Penye open-end iplik üretimi pek yapılaz. (6)

Open-End İpliklerin Kalitesine Etki Yapan Faktörler

İplik kalitesi denildiğinde akla gelen ilk özellik ipliğin mukavemetidir. Bu nedenle rotor iplik makinelerinde meydana gelen her önemli gelişmeden sonra dikkatler üretim artışının yanı sıra mukavemet üzerine çevrilmektedir. Çünkü bilindiği gibi rotor ipliklerinin mukavemeti ring ipliklere göre bir miktar daha düşüktür ve bu dezavantajın giderilmesi için çeşitli çalışmalar yürütülmüştür. İlk önceleri bu mukavemet farkı %30 kadar iken günümüzün modern teknoloji seviyesinde % 10-15 indirilebilmiştir.

Genel olarak open-end ipliklerin kalitelerine etki yapan faktörleri şu ana guruplar altında sınıflandırabiliriz.

1. Hammadde özellikleri

2. Hazırlık işlemleri

3. Eğirme kompanentleri

1. Hammadde Özelliklerinin İplik Kalitesine Etkisi :

Open-end iplikçiliğinde en fazla kullanılan hammaddeler pamuk, geri kazanılmış pamuk telefleri (Ring Penye telefi), uzunluğu 60mm’ ye kadar olan viskoz, polyester, akrilik, polyamid, polipropilen gibi yapay liflere pamuk / yapay yada yapay / yapay lif karışımlarıdır. Bu liflerin belli başlı kulanım oranları ;

Pamuk % 55.0

PAN/Pamuk % 5.0 PAN % 6.0

PES/ Pamuk % 28.0 Viskoz ve diğerleri % 6.0’ dır.

Bu oranlara göre en büyük payın pamuğa ait olduğu görülmektedir. Yapay liflerle pamuk karışımları da dikkate alınırsa bu oran artmaktadır.

Liflerin sahip oldukları fiziksel özellikler iplik özelliklerine büyük ölçüde etki yapmaktadır. Tabi bu kullanılan eğirme yöntemine göre lif özelliklerinin önem sırası değişmektedir. Belli başlı lif özelliklerinin ring, rotor, hava jetli ve firiksiyon iplik özelliklerini etkilemede önem sıralaması aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Farklı Eğirme Sistemlerinde Lif Özelliklerinin Önem Sırası

Ring Rotor Hava Jetli OE-Früksiyon

Uzunluk/Üniformite

Mukavemet

İncelik Mukavemet

İncelik

Uzunluk/üniformite

Temizlik İncelik

Uzunluk/Üniformite

Mukavemet

Temizlik

Sürtünme Sürtünme

Mukavemet

İncelik

Uzunluk/Üniformite

Temizlik

Genel olarak ifade etmek gerekirse özellikle yapay lifler içerdikleri avivaj maddelerinin rotor yüzeyine yapışması ve zamanla birikmesi sonucunda bir takım sorunlara yol açmaktadırlar. Hayvansal liflerde benzer olarak üzerinde ter ve yağ kalıntıları veya daha önceki hazırlık işlemlerinin gereği olarak yapılan yağlama işlemleri sonucunda verilen yağlayıcı maddeleri içerdikleri için rotorda eğirilmemeleri problem yaratabilmektedir. Pamuk içerisindeki yabancı maddelerin fazla olması halin de rotorların aşırı derecede kirlenmesiyle ayrı şekilde problemler doğmaktadır.

Mukavemet :

Mukavemet, materyalin herhangi bir germe-çekme yüküne dayanımıdır. Bu yük altında iken koptuğu noktaya kadar olan uzamaya da kopma uzaması denir.

Lif mukavemeti iplik mukavemetine etki yapan önemli bir özelliktir. Sağlam lifler normal olarak daha mukavemetli ipliklerin üretimini sağlayarak yüksek hızlı eğirmeye ve kullanım sırasında kopuşların azalmasına yardımcı olur. Günümüzde sağlanan yüksek üretim hızlarında dokuma veya örmede kopuşların yaratacağı kayıplar göz önüne alınırsa iplik mukavemeti gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Lif mukavemeti ile rotor ipliklerinin mukavemeti arasındaki ilişkinin araştırıldığı bir çalışmada lif mukavemetinden yararlanma oranları hesaplanmıştır.

Elde edilen sonuçlarda iplik inceldikçe kesitteki lif sayısına bağlı olarak lif mukavemetinden yararlanma oranının düştüğü anlaşılmaktadır. Bu oran ortalama olarak Ne 10 iplikte % 50 iken, Ne 22 iplikte % 54 ve Ne 30 iplikte % 50 olarak belirlenmiştir. Bunun anlamı ince rotor ipliklerinin üretiminde mukavemeti yüksek olan liflerin seçilmesi iplik kalitesi için önemlidir. Sadece ince iplik için değil değer ipliklerin üretiminde de ring ipliğe göre % 10-15 daha mukavemetsiz olan rotor ipliğin kalitesini mukavemet direkt etkilemektedir.

İncelik :

İncelik rotor eğirmede de eğirme sınırlarını ve prodüktiviteyi etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. İncelik iplik kesitine giren lif sayısını belirlemektedir. Fakat iplik eğirme yönteminde büküm verme noktasında gerilim oldukça düşük olduğu için, bükümün arttırılabilmesi için kesitte daha fazla lifin bulunması gerekmektedir. İpliğin düzgünsüzlüğünün iyi yada kötü olması iplik kesitindeki lif sayısı ile yakından ilgilidir.

Ayrıca incelik ipliğin tutum ve yapısını da etkilemektedir. Esasen ince lifler daha yumuşak, kalın lifler daha sert bir iplik tutumu vermektedir. İpliğin tutumuna büküm sayısı daha fazla etken olmakla birlikte, iplik kesitinde ince lifler olduğunda daha fazla lif yerleştirileceği için gerekli büküm sayısın azaltmak mümkün olabilecektir. Bu arada ince liflerin, kopuş sayıları üzerine olumlu etkileri belirlenmiş durumdadır. İnce ve mukavemetli liflerin rotor ipliklerin mukavemetine ve eğrilebilirliklerine olumlu etkisi vardır.

Şekil 1. Lif incelik ve mukavemetinin rotor ipliklerinin mukavemet ve kopuş oranlarına etkisi.

Şekil 2. Mikroner değerinin iplik kesitindeki lif sayısına etkisi.

Uzunluk:

Lif uzunluğunun eğirme performansına ve eğirme limitlerine etki yaptığı bilinmektedir . Özellikle ring iplikçiliğinde lif uzunluğunun hayati bir önemi vardır. Çok kısa liflerin iplik mukavemetini azalttığı, % U değerini yükselttiği, kopuşları artırdığı gözlenmiş olaylardır. 4-5 mm’nin altındaki liflerin üretim işlemi sırasında telef olarak atıldığı, 12 - 15 mm uzunluğa kadar olan liflerin mukavemete pek bir katkıda bulunmadığı ancak ipliğin dolgunluğuna katkı yaptığı literatürlerde ifade edilmektedir. Kısa liflerin rotor iplik makinelerinde ring iplik, makinelerine göre daha başarılı bir şekilde eğirilebilme olanağı vardır. Ancak lif uzunluk dağılımındaki varyasyonun iyileşmesi iplik parametrelerine de olumlu etki yapmaktadır. Şekil 3′te lif uzunluğu ile rotor iplik mukavemeti arasındaki ilişki görülmektedir. Yapay liflerde uzunluk seçimi yapılırken lif uzunluğu 1.3 rotor çapı ifadesinden yararlanılabilir. Buna göre 30-36 mm çaplı rotorlar kullanılırken seçilecek lif uzunluğu 32 - 38 mm arasında olacaktır. 38 mm uzunluğunda ve 1.3 dtex inceliğindeki yapay lifler rotor iplikçiliğinde birçok uygulama için kullanılabilecek standart liftir. Rotor çapına göre uzunluğu çok fazla olan lifler kullanılacak olursa liflerin üst üste binme derecesi artacağı için kopuşlar yükselmekte ve iplik değerleri bozulmaktadır. Ayrıca liflerin sahip olacağı yüksek kıvrımlılık ve rijitlik mümkün olduğu kadar düşük olmalıdır. Bu değerlerin yüksek olması iplik hacimliliğini aşırı derecede artırdığı gibi ipliğin çalışma karakteristiklerini bozmakta ve daha fazla büküm verilmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Mukavemette de azalma görülmektedir.

Şekil 3. Lif uzunluğunun rotor iplik mukavemetine etkisi.

Kopma uzaması:

Kopma uzaması mukavemet ile birlikte ölçülen bir özellik olup ipliğin de uzamasına etki yapmaktadır. İpliğin uzayabilirliğinin artması da bilindiği gibi kopuşları azaltmaktadır. Burada sözü edilen kavram lifin bir yük altında kopuncaya kadar olan uzamasına ilişkindir ve başlangıç uzunluğunun yüzdesi şeklinde ifade edilir.

Olgunluk:

İncelik ile yüksek korelasyona sahip olan bir pamuk lifi özelliğidir. Pamuk lifi lümen ve selüloz tabakasından meydana gelmektedir. Olgun olmayan pamuklarda selüloz tabakası yeterince gelişmemiştir. Pamuğun olgun sayılabilmesi için selüloz tabakasının lif kesitinin % 50-80′ini kaplaması gerekmektedir. Bu oran % 30-45 arasında ise lif olgunlaşmamış, % 25′den daha az ise lif ölü olarak nitelenir . Buna büyüme koşulları, hasat zamanı ve çeşitli hastalık ve zararlılar etken olanaktadır. Olgun olmayan pamukların iplikte neps artışına ve farklı boyamalara yol açtığı bilinen olaylardır.

Toz ve yabancı maddeler:

Rotorda eğirmenin en önemli zorluklarından birisi rotor oluğuna biriken yabancı madde ve tozlardır. Başka bir deyişle rotor iplikçiliği gibi modern eğirme yöntemlerinde eğirme prosesi yabancı maddelere ve tozlara karşı oldukça hassas bulunmaktadır Yabancı madde problemi ise özellikle pamukta makineli hasat, çırçırlama ve temizleme sırasındaki ağır işlemler nedeniyle yabancı maddelerin boyutlarının küçülmesi ve diğer bazı nedenlere dayalı olarak gittikçe artmaktadır. Bu arada pamuk içerisine karışabilecek yabancı lifler de oldukça önemli bir sorun konumundadır. Materyalin temizliği eğirme prosesi ile çok yakın bir etkileşim halindedir. Örneğin besleme kanalından üniform bir materyal şevki liflerin rotor yivi içine iyi bir şekilde yerleşebilmeleri lifler arasında bulunabilecek toz ve diğer yabancı maddelerden olumsuz olarak etkilenecektir. Rotor yivin’ de oluşan lif bileziğindeki düzgünsüz bir yerleşim içlikte zayıf noktalara veya ani gerginlik değişimlerine yol açacak kopuş meydana getirecektir. Sekil 4′ de rotor iplik makineleri için bantta izin verilebilecek toz miktarları görülmektedir.

Sekil 4. Rotor eğirme için bantlarda izin verilebilen toz miktarları.

Tozlar çeşitli maddelerin mikroskobik partiküllerinden oluşmaktadır. International Committee for Cotton Testing Methods tarafından belirlenen sınıflandırmaya göre toz ve yabancı maddeler büyüklükleri bakımından şu şekilde ayırt edilmektedirler :

Partikül Adı Partikül büyüklüğü (µm)

Yabancı madde

Toz

Mikrotoz

Sulanabilir toz 500 ve üzeri

50 – 500

15 – 50..

15 ve altı

Tozların yarattığı problemler sadece üretilen iplik kalitesi ve makine ile ilişkili değil aynı zamanda da çevre ve çalışan personel ile de ilişkilidir.

2. Hazırlık işlemleri

Açma, Temizleme ve Taraklama :

Materyal hazırlama içindeki en önemli basamak şüphesiz ki taraklamadır. "iyi bir taraklama eğirmenin yarısıdır" sözü rotor iplikçiliği için de şüphesiz geçerlidir. Ancak taraklamadan önceki açma ve temizlemenin de etkin bir şekilde yapılması rotor iplikçiliği açısından büyük önem taşımaktadır. özellikle harman-hallaçta toz uzaklaştırma yeteneği yüksek olan makinelerin kullanımı küçük çaplı rotorların randımanlı çalışması için hayati önem taşımaktadır.

Taraklama sırasında amaçlanan iyi bir paralellik ve neps , toz yabancı madde gibi rahatsız edici unsurların hammaddeden uzaklaştırılmasıdır. Son yıllarda üretime giren modern tarak makineleri bu amaçların gerçekleştirilebilmesine önemli katkılar sağlamıştır. Şekil 5′ te tarak bantlarında bulunan yabancı maddeler ile rotorda iplik kopuşları arasındaki ilişki görülmektedir.

Şekil 5.Tarak bantlarındaki yabancı madde oranının kopuşlara etkisi.

Cer Prosesi :

İyi bir iplik eğirme için uygun bir bandın hazırlanmış olması gereği herkes tartından kabul edilen bir gerçektir. Birçok araştırmaların sonuçlarına göre band içindeki liflerin paralellik durumu ile rotor yivinde oluşan lif halkasının lif oryantasyon düzgünlüğü arasında önemli bir korelasyon bulunmaktadır. Bu nedenle rotor iplik kalitesinin band hazırlamadan etkilendiğini söylemek mümkündür Sekil 6′ da bir veya iki pasaj cer işleminin rotor iplik mukavemetine etkisi görülmektedir. Buradan iki pasaj cer uygulamasının iplik mukavemeti bakımından daha iyi sonuçlar verdiği anlaşılmaktadır.

Şekil 6. Cer pasaj sayısının rotor iplik mukavemetine etkisi.

Tarama :

Rotor iplik makinesinde işlenecek materyale tarama uygulanması ile iplik mukavemetinde bir artış sağlanabilmektedir. Kısmi tarama ( % 8′e kadar telef ayrımı) ile kısa liflerin önemli bir bölümü, yabancı maddeler, neps vs. ayıklandığı için %15′ e varan bir mukavemet artışı sağlanabilmektedir. Tam bir tarama uygulamasının (% 14-18 telef oranı) mukavemeti daha da artırdığı görülmektedir. Taranmış bantların rotor iplikçiliğinde kullanılmasının avantajı sadece mukavemetteki artış değil aynı zamanda diğer iplik özelliklerinde de görülen iyileşmelerdir. Bu arada kopuş sayılarında da azalma söz konusudur.

3. Eğirme Komponentleri

Rotor iplik makinesindeki temel eğirme elemanları eğirme kutusu ( Spinbox) adı verilen kapalı bir kısım içerisinde bulunmakta ve birbirleri ile uyum içinde çalışmaktadır. Burada bulunan eğirme elemanlarını;

- Açıcı silindir

- Rotor

- Çıkış düzesi , olarak sayabiliriz.

1. Açıcı Silindir:

Açıcı silindirin fonksiyonu band formundaki elyaf kütlesini tek tek lifler haline getirerek besleme kanalı vasıtası ile rotora iletmektir. Açma işleminin etkinliği hem yabancı maddelerin temizlenmesi hem de iplik kalitesi açısından önemlidir. Ancak liflerin zarar görmemesi için bu işlemin mümkün olduğunca hassas yapılması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında bandın paralellik durumu önem taşımaktadır. Bu nedenle iki pasaj cer işleminin uygulanması açma kalitesinin artışına yardımcı olmaktadır. Açıcı silindirler için önemli olan iki unsur vardır. Bunlar silindirin hızı ve tipidir. Açıcı silindir hızları 5.000-10.000 dev/dak. arasında olup pratikte kullanılan değerler 6500-8500 dev/dak arasındadır.Piyasada rastlanan silindir çapları da 60-80 mm civarındadır. Açıcı silindirin çevresel hızının artışı ( normal uygulamada 35 m/sn düzeyine kadar) silindir üzerindeki sıcaklığın da artışına neden olacağı için özellikle yapay lifler işlenirken bu hızın mümkün olduğu kadar düşük tutulması zorunludur. Ancak hızın durumu üretilen ipliğin ince yada kalın oluşuna göre de değişmek durumundadır. Yüksek miktarda çıkış gerektiren kalın numara ipliklerin üretiminde açıcı silindir hızının biraz daha yüksek olması söz konusudur. Açıcı silindir hızının artışının genellikle iplik mukavemet ve kopma uzamasında olumsuz, düzgünlük, ince yer, kalın yer ve neps üzerine de olumlu etkileri vardır.

Açıcı silindirler için silindir üzerindeki garnitürlerin de önemi büyüktür. Bugün için rotor açıcı silindirleri üzerinde testere dişli garnitür formu kullanılmaktadır. Sekil 7′ de pamuk ve yapay liflerin islenmesi için önerilen, iki temel tipteki açıcı silindir garnitürü görülmektedir. Bu şekilde görülen OS21 tipi adı verilen ve sentetikler için önerilen açıcı silindirde diş açısı daha düşük durumdadır. Bunun nedeni liflerin daha nazik bir şekilde ve ısı artışını azaltacak şekilde işlenmesidir. Açma derecesinin artırılması için uç yoğunluğunun bir miktar artırılması mümkündür. Çok hassas liflerde 9° açıya sahip garnitürler kullanılmaktadır (OS 25).

Şekil 7. Açıcı silindir garnitür foraları.

2. Rotorlar

Rotor temel eğirme elemanıdır kısımdır. Rotorlarla ilgili olarak;

- Rotor tipi

- Rotor çapı

- Rotor hızı

gibi parametrelerden söz etmek mümkündür.

Rotorun tipi ile ilgili olarak rotor duvarının eğimi ve rotor yivinin formu önemlidir. Rotor duvarının eğim açısı dikey eksene göre 12° - 50° arasında değişmektedir. Bu açının miktarı rotor imalatçısına göre değişmekte ise de genelde rotor hızının artışı ile azalmak durumundadır. Rotor yivi ise iplik haline dönüşmeden önce liflerin biriktiği dar bir kanal konumundadır. Bu kana’lın genişliği β açısı ile belirlenmektedir. Normal koşullarda bu açının değeri 30° ile 60° arasında değişmektedir. Rotor çapı azaldıkça bu da azalmaktadır. Geniş yivli rotorlar yumuşak, hacimli ancak nispeten daha düşük mukavemetli iplikler üretirler. Dar yivli rotorlarda ise iplik mukavemeti daha fazla olmakla birlikte iplikler daha kompakt yapıda olacağından sert tutumlu hale gelmektedir. Ayrıca tüylülük de azalmaktadır. Bu nedenlerden dolayı geniş yivli rotorlar ev tekstillerinin ve kalın numara ipliklerin üretiminde kullanılmaktadır. Dar yivli, rotorlar ise düzgün yüzeyli ve yüksek mukavemetli ipliklerin üretimi için tercih edilmektedir. Ancak rotor yivi dar olduğunda yabancı madde ve tozlar da sıkıca buraya presleneceği için yabancı maddelere karşı daha hassastırlar. Geniş yivli rotorlarda yabancı maddeler iplik ile birlikte sürüklenerek atıldıkları için rotorun kendi kendini temizleme efekti vardır. Başka bir ifade ile moire efekti oluşma riski dar yivli rotorlarda çok daha yüksektir.

Şekil 8. Rotor yapısı,

Rotor çapı iplik üretim hızını ve iplik özelliklerini etkileyen önemli bir faktördür. Kural olarak rotor çapı azaldıkça daha yüksek rotor devirlerine çıkmak mümkündür. Sekil 9′ de rotor devri, iplik numarası ve rotor çapı arasındaki ilişki görülmektedir.

Rotor çapının seçimi de yine hammaddenin durumuna ve iplik numarasına göre yapılmalıdır. Rotor çapını belirleyen en önemli faktör lifin uzunluğudur. Lif uzunluğu arttıkça rotor çapının da artması gerekmektedir. Ayrıca iplik numarası kalınlaştıkça da rotor çapının artması zorunluluğu vardır.

Rotorun devir sayısı üretimin artışına etkili olmaktadır. Ayrıca artan rotor devri ile birlikte lifleri rotor yivine doğru bastıran santrifüj etkisi arttığı için lifler daha kompakt bir şekilde rotor yivine yerleşirler ve dolayısı mukavemeti ve büküm alımı artar. Rotor hızının artışı özelliklerinin de iyileşmesine neden olmaktadır, bağıntılı olarak rotor çapının küçülmesinin de iplik olumlu etkiler yaptığını ifade etmek mümkündür.

Şekil 9. Değişik çaplı rotorların kollamaları.

3. İplik Çekim Düzesi

Rotorda oluşan iplik, çekim düzesinin ve onu takip eden bir kanalın içinden geçerek dışarıya alınır. Rotorun dönüsü ipliğin bu düzenin kenarlarına sürtünerek yuvarlanmasına yol açar. Bu şekilde iplik üzerinde bir yalancı büküm etkisi meydana gelir. Bu etkinin büyüklüğü düzenin yapısına ve yüzey durumuna bağlıdır. Düze üzerinde yer alabilecek olan çentikler ve kanallar bu etkiyi arttırmaktadır. Sonuçta daha düşük büküm uygulama olanağı nedeniyle daha yumuşak ve hacimli iplikler üretilebilir. Ancak bu tip düzelerin kullanımı ile lif kırıntıları ve avivaj maddeleri lif üzerinden ayrılarak eğirme komponentlerinin kirlenmesine yol açmaktadır . Düz yapılı düzelerin kullanımı ile düzgün yapılı iplikler üretilebilir , ancak bobin oluşumunda iplik katmanları arasındaki tutuculuk azalacağı için bununla ilgili bazı problemler ortaya çıkabilir. Bu arada düzenin kenar kısmının yarıçapı fazla olursa daha fazla bir temas yüzeyi sağlayacağı için daha düşük büküm değeri ile iplik üretimi yapılabilir. Düzelerin aşınması söz konusudur ve zaman zaman değiştirilmeleri önerilmektedir. Düz yapılı düzeler dokuma ipliklerinin ve yapay liflerin eğirilmesinde kullanılır. Üzeri çentikli olan düzeler ipliğe bir titreşim kazandıracağı için büküm dağılımının daha iyi olmasını sağlamaktadır. Seramik düzeler aşınmaya dayanıklıdır ancak sürtünme nedeniyle üzerinde oluşan ısının dağıtılması daha zor olmaktadır. Bu nedenle termoplastik yapay liflerin işlenmesinde düz yapılı çelik düzeler tercih edilmelidir.

Şekil 10. Çeşitli düze tipleri.

İplik düzeden geçtikten sonra çıkış kanalı boyunca ilerleyerek dışarıya alınmaktadır. Bu kanalın boyun kısmında iplik ile kanalın duvarı arasında bir sürtünme meydana gelmektedir. Bu sürtünmenin de büküm dağılımına olumlu etkileri olmaktadır. Bu sürtünmeyi artırmak için bu noktaya büküm durdurucu adı verilen ( Torgue - Stop veya twist blocking element) bir parça ilave edilir. Bu parçanın ilavesi ile rotor ve düze arasındaki ipliğin üzerinde bulunan büküm seviyesi geçici olarak yükselmektedir. Bu da ipliğin oluşum noktasında büküm alımına olumlu bir katkı yapmaktadır. Sonuçta kopuşlar bir miktar daha azalmaktadır, Büküm durdurucu şekil 11′da görülmektedir.

Şekil 11. Büküm Durdurucu.

Open-End İşletmelerinde Kalite Kontrol Uygulamaları

Open-end eğirme yöntemiyle iplik üreten işletmelerde iplik kalitesini sağlamak ve işletme içinde uygulanan standardizasyonu yakalamak için düzenli aralıklarla yapılan test uygulamaları vardır. Bu uygulamalar hammaddeden ipliğe kadar yapılmakta ve ilk aşamadan itibaren kalite kontrol altına alınmaktadır.

Open-end eğirme işletmesi tarafından alınan hammaddelerin istenilen özellikleri taşıyıp taşımadığını anlamak için bir dizi testler yapılır. Bunlar görsel olabildiği gibi ( Pamuk experinin bilgi ve becerisine bağlı olarak) çoğunlukla test makineleri ile yapılır. Open-end eğirmede en büyük payı pamuk aldığı için pamuk üzerine uygulamalar anlatılacaktır.

Öncelikle gelen pamuk balyalarının her birinden gerekli testleri yapmak için yetecek kadar numune alınır. Numune alırken dikkat edilecek husus balyanın tam yüzeyinden değil de içe doğru zarar görmemiş bölgeden alınmasıdır. Alınan numuneler mor ışık altında incelenerek renk tayini yapılır. İplik renginin her bölgede aynı olması için ve boyamada daha sonra kumaşta hata olmaması için gereklidir.

Rotor eğirme sisteminde temizlik önlemi olduğundan pamuktaki böceklerden gelen zararların anlaşılması için her numunenin değişik bölgelerinden elyafla alınarak düz bir zemine serilir. Üzerine bu böceklerden gelen artıkları, zararlı maddeleri boyayarak renk değişimini sağlayan boya sıkılır. İlk sıkıldığında boya turuncu bir renktedir. Sonra sarı ve yeşile döner. Ara renkler eğirmede fazla sorun çıkartmasada koyu yeşil renk zararlı maddeleri çok olduğunu gösterir. Bu maddeler yapışkan olduğu için iplik proseslerini ve dolayısıyla iplik kalitesini etkiler.

LABORATUAR TESTLERİ

Laboratuara getirilen balyalardan alınan numuneler sırasıyla bir dizi testten geçerler. Bu testler ve bu testlerin yapıldığı makinelerden oluşturulan laboratuar, iplik kalitesini en iyi şekilde kontrole elverişli olmalıdır. İplik işletmesinin kalkınma politikası da laboratuar elamanlarının sayı ve çeşitliliğinde etkin rol oynar.

Laboratuarda bulunan test aletleri ve iplik kalitesini standart bir kalitede tutmak için yapılan testler;

Öncelikle hammadde kontrolü yapılır. Bunun nedeni hammadde özelliklerini bilerek nasıl bir eğirme metodunun izleneceğinin belirlenmesidir. Sentetik elyaflar istenilen özelliklerdedir. Pamuk ise partiler ve parti içindeki balyaların özelliklerine göre her ne kadar tolerans çok olmasa da farklı özellikler göstermektedir. Burada amaç boyaların özelliklerine göre dizilmesi ve eğirilen ipliğin üniform bir yapı oluşturmasıdır.

Elyaf (pamuk) Kontrol Testleri ;

Elyafın inceliği ve uzunluğu direkt olarak iplik mukavemetini etkileyeceği için spınlap HVI 900 cihazında incelik ve uzunluk testi yapılmaktadır. Numunelerin her birinin çeşitli bölgelerinden alınan pamuk test aletinin programına göre (iki türlü, Sistem testing – 2test ve Modül testing – 5test) 10’ar gram alınarak hassas terazide tartılır. Tolerans ±0,2’dir. Tartılan numune hazneye yerleştirilir. Kapak kapanır. Microner değeri ekranda yazar. Bir miktar daha pamuk alınarak tarama kısmına getirilir. Taranarak çene kapanır, çenedeki pamuk ölçüm aralığına yerleştirilir. Böylelikle he mikroner hem de uzunluk testi yapılır. Ayrıca çıkan sonuçlardan gidilerek değerlerin doğruluğunu belirtmek üzere kalibrasyonda yapılır.

Eğirme ve tarama derecesi için pamuktaki neps oranı da önemlidir. Bu arada AFIS denilen alet ile ölçülmektedir. Bu testlerden elde edilen sonuçlar harman-hallaç bölümüne verilir ve bir harman planı oluşturulur.

Şerit Kontrolü :

Tarak ve cerlerden çıkan şerit numaralarının tespit edilme yöntemidir. Burada tarak ve cer çeşitleri numara (Ne) kontrolü yapılır. Her vardiyada en az 3’er kez yapılır. Her kovadan 10’ar yarda alınarak hassas terazide tartılır. Ağırlıkların Ne cinsinden numara karşılığı saptanır. ±0,5’ten fazla bir sapma var ise kalite müdürüne bildirilir.

Uster Düzgünsüzlük Testi :

Bu test yöntemiyle şerit ve ipliklerdeki %CV düzgünsüzlük değeri saptanır. Uster tester-3 veya 4 cihazı ile yapılır. Prensip olarak birbirinden belli mesafede tutulan iki paralel levha materyalin (şerit, iplik) geçişi arasında oluşan elektrik alanı yardımı ile üzerindeki dalgalanmaların kütlesel olarak ölçülmesi esasına dayanır.

Üretime giren her materyalin proses aşamasındaki her materyalin grubundan belirli bir standart üstünde çıkması belirlenir.

Dolayısıyla laboratuar elemanlarınca standartlar dikkate alınaraktan periyodik olarak yapılan testler ile üretimin her aşamasında oluşabilecek düzgünsüzlükler (ince kalın yerler, nepsler) kontrol altında tutulur ve sonuca göre hız, mekanik ayar ve malzeme değişimlerine gereken noktalarda müdahale edilebilir. Böylece mamul kalitesinin istenilen düzeyde olması sağlanır.

Bunun için haftada bir tarak şeridi, her gün şeridi ve yine her gün bütün makinelerden 5’er adet bobin alınarak iplik düzgünsüzlük testleri yapılır. Bu test sonucundaki parametreler;

%CV veya %U : kütlerin sık sık göstermesi (ince–kalın) ile oluşan düzgünsüzlük değerini belirtir. İplik ve şerit için.

Thin places (-%50) : Plakalar arasında geçen iplik üzerindeki ince yerler girilen numaranın yarısından daha aşağı düşerse thing places olarak tanımlanır.

Thick places (+%50) : Eğer plakalar arasından geçen iplik üzerindeki kalın yerler girilen numaranın yarısından daha fazla ve kaba ise thick places sınıfına girer.

Neps (+%200) : Materyal plakalar arasından geçerken, geçen nepsin oranı %200’den büyük ise neps olarak kaydedilir. Sloplarda neps ölçümlerinde 1mm baz alınır.

Spectrogram : Spectrogram, test malzemesindeki hataların özetidir. Hata dalga boylarına göre hata yerleri ve hata nedeni tespit edilir. Spectrogram yüksekliği, o uzunluk kategorisindeki izafi tekrarlanma sıklığı ve büyüklüğünü gösterir.

İplik Numara Kontrolü :

Her gün her materyalden 5’er adet bobin alınarak her bobinden iplik çıkrığına 120 yarda olmak üzere iki defa sarılır. Hassas terazide tartılır. Ne olarak çıktı verilir. Eğer iplik numarasında ±1 oranında sapma varsa kalite müdürüne bildirilir.

İplik numarasını bulamak için hesap yöntemi ;

1 yarda = 94,11 cm Nm = G Nm = G

120 yarda = 94,11 x 120 L 120 x 94,11

Nm x 0,59 = Ne değerini verir.

İplik Büküm Kontrolü :

İpliğin iki ucunda sıkıştırılıp bir ucundan döndürülmesiyle eğirmede verilen dükümün açılması esasına dayanır. Burada amaç makineye girilen değerle test sonucunun karşılaştırılmasıdır. Büküm aslında dayanımı arttırsa da fazlası istenmez çünkü elastikiyeti azaltır ve sert bir tuşe sağlar.

İplik Mukavemet Kontrolü :

İplik burada belli yük altındaki dayanımı, mukavemeti ölçülür. İpliğin kopma notasına kadar olan uzamasına kopma uzaması denir.

Uster iplik mukavemet ölçme cihazı üç ana kısımdan oluşur.

1- Eğik düzlem

2- Düzlemi hareket ettiren salyangoz dişlisi

3- Yuvarlanma hareketi yapan dişli

Cihaz üzerinde iki taşıyıcı vardır ve ilave ağırlıklarla cihaz kapasitesi 0-200 ve 0-2000 gr arasında değişebilir. İplik cihaza yerleştirildikten sonra cihaz muayene etme, kaydetme, kopmuş ipliği çıkarma ve muayene uzunluğunda yeni iplik yerleştirme işlemlerini istenen muayene sayısı kendi kendine yapar. Cihaz üstündeki önemli kısımlar aşağıda verilmiştir.

a) 50cm’lik muayene uzunluğu sağlayan çeneler.

b) Muayene öncesi istenen gerginliği sağlayan magnetik gerilme diski.

c) Başlama ve durma işlemlerini yapan düğmelerin bulunduğu kontrol levhası. Ayrıca bu levha üzerinde 20-200 arasında istenen muayene sayısına uygun olarak programlama yapan bir şalter ile muayene sayısını, toplan kuvveti ve toplam uzamayı gösteren sayaçlar.

d) Her bir kopma kuvveti ve uzamayı kaydeden diyagram.

e) Cihazın alt tarafındaki bir levha üzerine kopma kuvvetinin gösterdiği değişmeye uygun olarak çelik bilyelar toplanır. Kolonların yüksekliği frekansı gösterir yani her numuneye bir bilye karşılık gelmektedir. Yatay zemin hat 0-10 arasında işaretlenmiştir. Böyle bir bilye yatay yolun ¾’ünde bir yere düşer. Yani cihazın kapasitesi 600gr ise 450gr kopma kuvvetine tekabül eder. Sürekli dağılım kaydı isteniyorsa özel bir kağıt üzerine kopyası alınır ve bu kopya üzerinde standart sapma belirli geometrik ölçme işlemleri vasıtasıyla tespit edilir.

Ayrıca her makineden alınan çıktılarla makine randımanları, iplik numarası, kopuş sayısı, bölüm miktarları tablolar halinde çıkarılarak günlük randıman kontrolü yapılır. İplik bağlama tertibatının iplik kopuşlarında sonra yaptığı düğümlere de bakılır. Düğümlerin düzgünsüzlük oluşturmamamsı istenir.

Laboratuardaki bütün test sonuçları kalite kontrol müdürlüğüne iletilir. Burada test işlemleri bittiği zaman iplik testleri numara, triko dokuma özelliklerine göre, cer ve tarak şerit kontrol testleri ayrı ayrı dosyalara konularak muhafaza edilir. Burada amaç daha önceki hataların ve hata kaynaklarının tekrarlanmaması için gerekli bilgilerin alınmasıdır.

KALİTE KONTROL PLANI

Her işletmenin kendine ait bir kalite planı mevcuttur. Burada yapılan proses aşaması (mesela iplik kontrolleri), parametreler (iplik numarası, mukavemeti, büküm kontrolü, düzgünsüzlük vs.), ilgili doküman (laboratuar çalışma talimatı), kullanılan cihaz (Uster tester – 4 vs.), % kaç üzerinden kontrol yapılacağı ve uygunsuzluk durumunda neler yapılması gerektiği mevcuttur.

Kalite kontrol planları; proses kontrolünde kontrolün yapılışını denetim altına almak için yapılan planlardır. Bu planlar her işlem noktasına asılır. Kontrolcü bu plana göre kontrolü yapmak zorundadır.

Kalite kontrol planları işletmeye ait belli standartlara göre hazırlandığından aynı işi yapan farklı kişilerin şahsi karar vermesi önlenmiş olur.

İSTATİSTİKSEL KALİTE KONTROL YÖNTEMLERİ

1. Kalite Kontrol Kartı Yöntemi;

_ _

Proses kontrolünde en çok tercih edilen yöntemlerden biridir. X ve R kartları kullanılır. Bu kartın işlenmesi için hesaba gerek yoktur. Limitler daha az hassas olmasına rağmen kabul edilebilir seviyedir. İşçilerin eğitim seviyesi düşünülerek bu kartların uygulanması daha iyi sonuçlar verir.

Örnek sayısı ; 20 tane bobin

Örnek verilen ; Nm 50 (Ne 30) numara ölçüm değerleri

Makine üzerindeki iğ numaraları

Test no gibi parametreler mevcuttur.

Ortalama açıklık R = Σ R

Örnek Sayısı

_

Süreç orta değeri X = ΣX

Örnek Sayısı

_ _

Üst Kontrol Limiti UCL X = X + A2 x R

_ _

Alt Kontrol Limiti LCL X = X – A2 x R

_

X ve R kartlarında önce R kartı analiz edilmelidir. Çünkü yorun kabiliyeti (numune açıklığı veya numune ortalaması) örnek verilen, verilerdeki değişkenliğin tahmin edilmesine bağlıdır. Açıklık istatistiki olarak kontrol altında iken süreç yayılımı stabil kabul edilir. Sonra ortalama değer kartına bakılarak analiz edilir.

Eğer veriler limitlerin arasında yer alıyorsa süreç kontrol altında demektir ve değişimler genel bozulmaları yansıtır. Eğer verilerden limitlerin dışına çıkan varsa süreç kontrol altında değildir. Bu durumda özel bozunmalar var demektir. Veriler limitler arasında olduğu halde ortalamanın sadece bir tarafında yer alıyorsa bu da özel bozulmaların mevcut olduğunu gösterir.

Sürecin çalışma analizi yapılarak özel bozulma nedenleri belirlenmelidir. İstatistiksel kontrol durumunu sağlamak ve özel bozulma nedenlerini gidermek için gerekli görülen önlemler sırası ile alınarak süreç kontrol altına getirilmelidir.

2. Pareto Analiz Yöntemi :

Proses aşamasında oluşan hatalar ve nedenleri belirtilir. Buradaki veriler tabloya girilir. Pareto analiz sonucu kaliteyi etkileyen hataları önem sırasına göre vermektedir. Bu işlemden sonra bu işlemden sonra yapılması gereken birinci sıradaki hataların giderilmesi için gerekli önlemleri almaktır. Bu hataya sebep olan faktörler kaldırıldıktan sonra bir sonraki hataya geçilir. Ve bu olay sıfır hata elde edilene kadar sürdürülür. Pareto analizi belirli bir zaman aralığında yapılmalıdır. (Aylık, Haftalık vs.)

SONUÇ :

Firmaların genelde ihracat üzerine çalıştığı ve rekabetin kaliteyi doğurduğu günümüzde uluslar arası pazarda yer alabilmek için testlerde, fabrikaların uyguladığı standartlarda uluslararası sisteme olması gerekir. Eskiden sübjektif metotlarla yapılan ancak iplik performans özelliklerinin bir kısmını ölçen test yöntemleri, yerini ipliğin kullanım alanıyla ilgili akla gelen her türlü performans özelliklerinin ölçüldüğü ve çok hassas olarak çalışan test metotlarına bırakmıştır.

Ve teknolojik gelişmelerin ortaya koyacağı değişik ve hassas özellikte test aletleri geliştikçe tüketicilerin üreticilerden beklentileri farklılaşacak yeni kalite kavramında kalitesi artacaktır.

Open-end eğirme sistemi kullanılan makinelerin hızlı üretim, otomasyona uygunluğu, elyaf bandından (tarak veya cer bandı) eğirme yapılması, fitil aşamasının olmaması, ipliğin direkt bobinlere sarılmaması gibi özelliklerinden dolayı günümüzde ring eğirme sisteminden en önemli yeri almıştır.

O-E eğirmede kaliteye etkileyen parametreler 3 aşamada incelenmiştir. Bunlar ;

1- Ham medde özellikleri (lif incelik, uzunluk, mukavemet, olgunluk vs.)

2- Hazırlık işlemleri (taraklama, cer pasajı, tarak ve cer çeşitleri )

3- Eğirme komponentleri (rotor, düze, nasel(huni), büküm durdurucu)

Ayrıca O-E iplik işletmesinde yapılan laboratuar testleri hammadde özellikleri, tarak ve cer şerit ölçümleri, incelik, uzunluk, mukavemet, düzgünsüzlük hakkında bilgi vermektedir. Bu testler ve üretim aşamasında yapılan kontrollerin amacı kaliteyi bozacak unsurların ortadan kaldırılmasıdır. Bu da her aşamada yapılan kontroller ve hata kaynaklarının hemen giderilmesini sağlar. Mesela cer şeridinde son pasaj işleminde düzeltilemeyen bir hatanın dönüşü yoktur ve eğirme işlemiyle bu hata miktarı ve yayıldığı alan artmaktadır.

Kalite kontrol sistemini, kalite planı doğrultusunda yöneticiden işçiye kadar sorumluluğun dağıtılmasıyla ve gerekli eğitimin verilmesiyle hata oranları en aza indirilerek istenilen kalitede iplik üretimi sağlanabilir.

Değer üretimi, kavram üretimiyle doğar, tasarım ile yaşamaya başlar, üretim ile büyür, hizmet ve sürekli gelişmeyle olgunlaşır. Kalite fikir üretiminden başlayıp üretim sürecinde ürüne aşılanır ve müşteriye ulaşırsa, ön görülen ve ön görülebilecek üretim en yüksek kalite ve verimlilikte, ancak maliyetle gerçekleştirmek mümkün olur.

KAYNAKÇA :

1- Komisyon ‘‘ Kalite Kontrol Sistemleri ’’ M.E.B. Yayını, İSTANBUL 1994

2- Türk Standartları Enstitüsü TS İSO 9005 klavuzu, Aralık 1991

3- Serdar Tan, Nurettin Peşkircioğlu ‘‘ Kalitesizliğin Maliyeti ’’ M.P.M. yayınları -316 ANKARA 1991

4- İsmail Elif ‘‘ Toplam Kalite Yönetimi ve Toplam Kaliteye Ulaşmada Önemli Bir Araç 150-9000 Kalite Güvence Sistemi ’’ İsmail Elif – Uludağ Üniversitesi – 1996

5- TKAM ‘‘Yuvarlak Örmecilikte Kalite Kontrolü – Kalite Kontrol Yöntemleri’’ Zerrin Yakantepe - Mehmet yakartepe

6- TKAM (2. cilt) Open-End İplik Eğirme ve Makineleri – Open-End Eğirme Sistemi Zerrin Yakantepe - Mehmet yakartepe

7- Open-End Teknolojisi Dr. İng. Peter Artzt, Prof. Dr. İng. Gerhard Egbers

8- Ergin İ, ‘‘ Yüksek Performanslı Penye Tarama ile Kalite Optimizasyonu ’’ Tekstil Araştırma Dergisi (TAD), 1. Çeyrek, 1991

9- Anonim, ‘‘Autocoro 240U Rotor İplik Makinesi Katalogu ’’ Schlafharst 8co, Mönchengladbach, 1989

10- Ülkü Ş. ve Ömeroğlu S. , ‘‘Open-End Rotor İplikçiliğinde İplik Kalitesine Etki Eden Faktörler ’’ Tekstil Maraton Dergisi, Sayı: 2 Mart/Nisan, 1998

11- Hüseyin Kadoğlu ‘‘ Open-End Rotor İplikçiliği ve Bazı Kalite Faktörleri ’’ Tekstil ve Konfeksiyon Dergisi, Sayı: 5, Eylül 1997

12- Uğur, A. Naci ‘‘İstatistik Süreç Kontrolü’’ KOSGEB Eğitim Merkezi Yayın No: 159, 1995

13- Taşmacı Mehmet ‘‘ Örmecilikte Kalite Kontrol ve Uygulamaları’’ SAGEM Yayınları No:159, 1995

Haşıllama İşlemi Ve İşlem Akışı

Salı, 06 Kasım 2007

HAŞILLAMA İŞLEMİ :

Haşıllamada esas olarak üç ana işlem yapılmaktadır. Bu işlemler; ham çözgünün hazırlanması, haşıl sıvısının (Flottenin) hazırlanması ve haşıllama işleminin yapılmasıdır. Haşıllama işleminin yapıldığı makinelere “haşıl makinesi“ denir.

4.1.1 ) ÇÖZGÜ HAZIRLAMA :

Çözgü hazırlama dokuma öncesinde oldukça önemli bir işlemdir. Dokunacak kumaşın kalitesine doğrudan etki ettiği için yapılacak hata büyük maliyet kayıplarına yol açacaktır. Dokuma çözgü ve atkı olarak adlandırılan iki iplik sisteminin belirli bir düzen içinde bağlantı kurması işlemidir. Çözgü iplik sistemi dokunacak mamulün enine, iplik sıklığına bağlı olarak önceden belirlenen levent üzerine sarılır. Bu işlem iki türlü yapılmaktadır.

A) Direkt (düz) çözgü hazırlama

B) Kısmi (konik) çözgü hazırlama

Haşıllama işleminin ilk basamağı ham çözgü hazırlamadır.

A) DÜZ (SERİ) ÇÖZGÜ HAZIRLAMA :

Düz çözgü hazırlamada cağlıktan gelen çözgü iplikleri yanyana ve paralel bir şekilde leventlere sarılırlar. Levent üzerine sarılan çözgü ipliklerinin sayısı cağlık kapasitesi kadardır ve 400-1000 iplik arasındadır. Hazırlanan bu Leventler dokumada gerekli olan çözgü sayısına ulaşmak için aktarma işlemi ile birleştirilir. Haşıllama yapılacak ise leventler doğrudan haşıl makinesine yüklenerek haşıllama işlemi sırasında birleştirilir.

Düz çözgü hazırlama işleminde iki kısım vardır.

- Cağlık kısmı

- Sarma bölgesi.

Çağlık kısmı; bobinlerin takıldığı, ipliğin sarıldığı kısımdır. Bu bölümde yerleştirilecek olan maksimum bobin sayısı çağlığın kapasitesi kadardır ve ham levendin tel sayısı çağlığa yerleştirilen bobin sayısına eşittir. Çağlığa yerleştirilecek olan bobin sayısı hazırlanacak haşıllanmış levendin tel sayısına göre değişir. Uzunlukları ise gelen siparişlere göre ayarlanır. Gerekli hesaplamalar yapılıp ham levendin tel sayısı ve uzunluğu bulunduktan sonra lazım gelen sayı kadar bobin çağlığa yerleştirilir. İpliğin sağımının düzgün ve eşit olması için her birinin ayrı aynı gerilimle levende sarılması gerekir. Bu gerilimin ayarlanması ise çeşitli tertibatlarla sağlanır. ( Örneğin pullar ile, büyük veya küçük pul kullanılarak. )

Çağlığın yerine getirmesi gereken bazı görevler vardır. Bunlar;

- Bobinlerin düzgün olarak sağılması,

- İpliklerin sarım bölgesine düzenli sevki,

- Bütün ipliklerin eşit gerilimle levende sarılması,

- Bobinin ve iplik kopuşlarının kontrolünün sağlanması

- Minimum kopuş ve duruş zamanının sağlanması

- Çözgü ipliklerinin sarımda çapraz oluşturmasının önlenmesidir.

Çağlığın formunu belirleyen özelikler ise,

- Çağlık kapasitesi,

- Bobinlerin yerleştirildiği kısım,

- İpliğin bobinden sağım şekli,

- Kullanılan bobin tipi,

- Çalışma şekli (sürekli veya aralıklı)

- İplik çekim tertibat,

- Çağlığın dış formudur.

A.1) Çağlık çeşitleri :

!. Basit çağlık : Bu tipte bir çağlık, sabit bobin bölgesine sahip olup aralıklı çalışmalar için uygundur. İplikler iç kısımdan çekilir. Bu form iplik kopuşlarının giderilmesinde zorluk yaratır.

2. Taşıyıcı sistemli Çağlık : Bu çağlık sisteminde gerginlik kopuş ve durdurma tertibatları ayrıca taşınmaktadır. Bobinler taşıyıcı araba üzerine yerleştirilir. Bobinlerin bitmesine yakın operatör gerilme tertibatı ve bobin arasındaki uçları keser. Taşıyıcı araba dışarıya alınır ve yenisi yerleştirilir. Taşıyıcı arabalarda yaklaşık 600 bobin bulunmaktadır. Bu sistemde bobinlerin iplik uzunluklarının mümkün olduğu kadar aynı olmasına dikkat edilmelidir.

3. İkili çağlık sistemi . İki çağlık yanyana bulunur. Sarım kısmı ön tarafta çağlıklar arasında gidip gelme hareketi yapacak şekilde düzenlenmiştir. Böylece bir çağlıktan sağım yapılırken diğerine bobinler yerleştirilebilir. Yer ihtiyacına göre çağlıklar çeşitli şekillerde düzenlenebilir.

4. Magazin çağlık : Her bir bobinin yanında rezerve pozisyonunda duran bir başka bobin vardır. Bu bobin serbest ucundan çalışan bobin ucuna bağlanmıştır. Böylece sürekli bir çalışma prensibi sağlanabilir. Operatör çağlığın iç kısmına rezerve bobinleri yerleştirebilmektedir. Magazin çağlık verimlilik açısından ikili çağlıktan daha düşük verime sahiptir.

5. V Çağlık : Günümüzde en fazla kullanılan çağlık tipidir ve 180 º dönebilir bobin taşıyıcılarına sahiptir. Bu taşıyıcılar iç kısma yerleştirilir. Elle veya motor gücü ile döndürülebilir. Yeni bobinlerin bağlanması elle veya düğümleyici ile otomatik olarak yapılabilmektedir.

B ) KONİK ÇÖZGÜ HAZIRLAMA :

Kısmi veya konik çözgü hazırlama çok sayıda ipliğe sahip dokuma leventlerinin hazırlanmasında önemli bir metottur. Modern çözgü leventleri büyük flanşlara (flanş çaplarına) sahiptir. Genellikle kullanılanlar 800 ile 1000 mm’dir. Böylece büyük miktarlarda iplik sarılabilmektedir. Örneğin her biri 1000 metre uzunluğunda 6000 çözgü teline sahip 3 levende ihtiyaç duyulsun. Çağlık kapasitesi 600 bobin ise istenen çözgü sayısını elde etmek için 10 levent hazırlamak gerekir. Çözgülerin her biri 3000 mt. uzunluğundadır. Bu 10 levent aktarma işlemi ile birleştirilir. Çözgüde eşit enlerde yeşil ve beyaz şeritler olursa beş levent yeşil, beş levent beyaz sarılacaktır. Fakat rapor çok karmaşık olduğundan zamanın büyük kısmı leventlerin doğru ayarlanmasına gider. Oldukça kompleks olan renkli çözgülerin hazırlanmasında konik çözgü hazırlama kullanılır.

Konik çözgü hazırlamada iplikler bantlar halinde önce bir tanbura sarılır. Daha sonra dokuma levendine aktarılır.

Ölçüm

silindiri

Çağlık Çapraz Toplama Tanbur Levent

tarak tarağı

Konik çözgü hazırlamanın şematik görünüşü

TANBUR: Bir tarafı konik olan oldukça büyük çaplı silindirdir. Konik ucun amacı bant kenarlarında çökmeyi önlemektir. İplikler tanbur üzerine bantlar halinde sarılır. İplik katmanlarının sarılmasında gerekli olan kayma miktarı oldukça büyük öneme sahiptir. Eğer kayma oranı gerekenden küçük ise kenarlar tarafından desteklenen iplik katmanı yeterli oranda yer değiştiremediğinden üst yüzey alçak olacaktır. Eğer kayma oranı gerekenden büyük ise daha sonra sarılan katmanlar kenarların üzerine çıkacaktır. Tanbura sarım konusunda diğer bir önemli nokta konik ayarıdır. Tanburun konikliği sabit olabilir veya ayarlanabilir. Konikliği ayarlanabilir tanburda konik kanatlarının iplik tabakasına gömülmesinden dolayı ipliğin zarar görme tehlikesi vardır. Sabit konikli tanburlarda tanbur yüzeyi oldukça düzgündür ve koniklik açısı düzgün ve kesin olarak belirlidir. Değişken koniklikte genellikle ayar vidaları ortaya çıkar. Koniklik açısı, iplik numarası, iplik uzunluğu, cinsi gibi özelliklere bağlı olarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle sabit koniklikte aynı veya birbirine yakın özellikler taşıyan ipliklerle çalışılır. Değişken koniklikte ise çok farklı malzemelerle çalışma imkanı vardır.

ÇAPRAZ TARAK: Çağlıktan gelen iplikler bir çapraz taraktan geçirilir. Bu işlem dokumada ağızlık oluşumu yada daha sonra haşıllama yapılacaksa ipliklerin ayrılmasını sağlayan sistem istenen çapraz sayısına göre çapraz tarağı diş aralığı lehimlenmiştir. İplikler tek tek dişler arasından geçirilir. Bütün uçlar aşağı ve yukarı ağızlık oluşturacak şekilde kaldırılır. Ayrılan ipliklerin arasından başka bir iplik geçirilir. Daha sonra tarak aşağıya indirilir. İplik, oluşan ağızlık içerisinden tekrar geçirilir. Böylece aşağıdaki gibi bir etki sağlanır. Bu işlem bütün bantlar için tekrar edilir.

2 4 5

1 3 5

Tarak diş araları lehimli

TOPLAMA TARAĞI : İpliklerin tanbura sarılmadan önceki sevk elemanlarıdır ve aşağıdaki görevleri yerine getirir.

- Bantların sıklığını belirler.

- Dokumada istenen çözgü sıklığı buradan ayarlanır.

- Büyük çaplı sarımlarda sarımın düzgün yapılmasını sağlamak için toplama tarağı yukarı kaldırılır. Toplama tarağı ve tanbur arasındaki iplik sevk silindirleri arasından geçirilir.

LEVENDE AKTARMA İŞLEMİ : Tanbur üzerine sarılan tüm iplikler gerilim altında tanbura sarılır. Sarım sırasında levent sabit bir devirle döner. Levent üzerindeki iplik miktarı artarken iplikteki gerilimde artar. Gerilimdeki bu değişim motor hızını azaltarak dengelenebilir.

4.1.2 ) HAŞIL MAKİNELERİ :

Bilindiği üzere haşıllama işlemi haşıl makineleri ile yapılmaktadır. Haşıl makineleri duruş ve kalkışlarda farklı haşıl alma oranı yaratmayacak konstrüksiyonda olmalıdır. Haşıl makineleri dört ana kısımdan oluşur. Bu dört ana kısım ise;

- Çözgü salma bölgesi

- Haşıl teknesi

- Kurutma bölümü

- Levent sarma bölümüdür.

A- Çözgü salma bölgesi ( haşıl sehpası ) :

Haşıllanacak çözgü iplikleri sabit bir ende ve sayıda çözgü makinesinde ham leventlere sarılır. Hazırlanmış olan bu leventler tek tek haşıllanıp daha sonra birleştirilebileceği gibi hepsi birden haşıllanarak tek bir levent halinde sarılabilir. Leventlerden sağılan ipliklerin eşit gerilim altında haşıl teknesine sevk edilmesi gerekir. Değişen levent çapına göre gerilimin ayarlanması regülatörlerle sağlanır. Leventler sehpa üzerine şu şekilde yerleştirilmelidir.

- Leventler eşit ve terazide olmalıdır.

- Leventler eşit oranda frenlenmelidir. ( Pünomatik ve mekanik ) aşınmalar eşit olmalı, frenler aynı anda değiştirilmelidir.

- Leventler aynı doğrultuda olmalıdır.

- Haşıl teknesinin önünde çekme silindiri bulundurulmalıdır.

- Leventlerin sehpaya takılıp çıkartılması kolay olmalıdır.

- Sehpa tekneye en yakın mesafede olmalıdır.

- Ham leventlerden gelen iplikler sehpada birbirlerine temas etmemelidir.

( sürtünme ve takiben kopmaların en az düzeye indirilmesi açısından )

A.1) Sehpadaki leventlerin birbirleriyle paralelliği :

Set başında makinede çalışmaya başlamadan önce leventlerin aynı çizgide ve birbirlerine paralel olmaları şart ve çok mühimdir. Az sayıda levent olan haşıl sehpasında kontrol gözle, çok sayıda levent olanlarda ise misina yardımıyla bu ayar yapılabilir.

Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi herhangi bir levendin makine çalıştıktan sonra paralel olmadığı fark edildiğinde ya o dokuma levendi kesilip .çözgü levendi düzeltilir yada o dokuma levendinin öylece bitmesi beklenir ve sonra düzeltilir. Kesinlikle hemen dokunulmaması gerekir. Çünkü bu ipliklerin paralelliğini bozar ve üst üste binmesine neden olur.

Paralel olmayan leventlerin şu gibi zararları olur.

1. Sıkma :

Bu durumda kenar iplikleri kenarda toplanma yapar ve baskı silindiri ile doldurma silindirlerinden geçerken hem haşıl almaları hem de sıkmaları eşitliğini kaybeder ve bu suretle etkilenir.

2. Tansiyon :

Bu kenar ipliklerinin tansiyonu m/dk boyunca farklı olur.

3. Baş kesmesi :

Levent başlıkları bu değişik açıdan gelen ipliklere sürter ve zedeler. Bu da haşılda ya da daha da ileri safhalarda kopuklara yol açar.

1- Ham leventler

2- Ham levent sehpası

2 21 2 2 2222 2 2

A.2 ) Çözgü leventlerinin frenleme sistemleri iki şekilde olur;

1- Mekanik frenleme :

Tek levent için ağırlıklı bu frenleme sistemi genelde yaygın olarak kullanılmakla beraber günümüz makinelerinde kullanım alanı çok azdır. Çalışması

2- Pnomatik frenleme :

Bu frenleme sisteminde makine çalışırken istenen ve ayar yapılan frende bütün leventlere frenleme yapar, makine durduğunda ise bütün leventler aynı anda frenlenir. Çalışma ve duruş anındaki frenlemeler pnomatik tertibatla makineye bağlı olarak sağlanır.

B. Haşıl teknesi ve kısımları :

Bu bölüm yaş işlem bölümüdür. Burada hazırlanan haşıl flottesine çözgü salma bölgesinden gelen çözgü iplikleri daldırılır ve silindirler arasından geçirilerek ipliğin cinsine ve numarasına göre istenen oranda haşıl sıvısının ipliğe nüfuz etmesi sağlanır. Bu nedenle haşıl teknesi haşıl makinelerinin en önemli kısmıdır. Haşıl teknesi girişte sevk silindirleri ve sıkma silindirlerinden oluşmaktadır. Ayrıca; haşıl sıcaklığının sabit tutulabilmesi için ısıtma tertibatı bulunmaktadır.

Çözgünün tekne içindeki hareket şekl