Osman Gazi
Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi, 1258′de, Sögüt’te doÄŸdu. Babası Ertugrul Gazi, Annesi Hayme Hatun’dur. Osman Gazi, uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer tenli, ela gözlü ve kalın kaslıydı. Omuzları arası oldukça geniÅŸ, vücudunun belden yukarı kısmı, aÅŸağı kısmına oranla daha uzundu. Başına kırmızıçuhadan yapılmış Çagatay tarzında Horasan tacı giyerdi. İç ve dış elbiseleri geniÅŸ yenliydi.
Osman Gazi değerli bir devlet adamıydı. Dürüst, tedbirli, cesur, cömert ve adalet sahibiydi. Fakirlere yedirip, onları giydirmeyi çok severdi. Üzerindeki elbiseye kim biraz dikkatlice baksa, hemen çıkartıp ona hediye ederdi. Her ikindi vakti, evinde kim varsa onlara ziyafet verirdi.
Osman Gazi, 1281 yılında Sögüt’te, Kayı Boyu’nun yönetimine geçtiginde henüz 23 yaşındaydı. Ata binmekte, kılıç kullanmakta ve savaÅŸmakta çok ustaydı. AÅŸiretin ileri gelenlerinden, Ömer Bey’in kızı Mal Hatun ile evlendi ve bu evlilikten ileride Osmanlı Devleti’nin başına geçecek olan oÄŸlu Orhan Gazi doÄŸdu.
Sögüt’te temelleri atılan, altı yüzyıllık bir tarih diliminde ve üç kıtada hüküm sürecek olan Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, 1326′da Bursa’da Nikris (goutte) hastalığından öldü.
Erkek çocukları: Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey
Kız çocukları: Fatma Hatun
Orhan Gazi
Orhan Gazi, 1281 yılında doÄŸdu. Babası Osman Gazi, annesi Kayı aÅŸiretinin ileri gelenlerinden Ömer Bey’in kızı Mal Hatundu. Orhan Gazi, sari sakallı, uzunca boylu, mavi gözlüydü. YumuÅŸak huylu, merhametli, fakir halki seven, ûlemaya hürmetli, dindar, adalet sahibi, hesabını bilen ve hiçbir zaman telaÅŸa kapılmayan, halka kendisini sevdirmiÅŸ bir beydi. Sık sık halkın arasına karışır, onları ziyaret etmekten çok hoslanırdı.
Orhan Gazi, Babası Osman Gazi’nin 1326′da vefatıüzerine beyliÄŸin başına geçti. Orhan Gazi, 1346′da Bizans Imparatoru VI. Yoannis Kantakuzenos’un kızı Teodora ile evlendi. Ayrıca, Yarhisar Tekfur’unun kızı Holofira, Bilecik tekfuruyla evlendirilirken, düğün basılıp Holofira esir alındı ve Orhan Gazi ile evlendirildi. Müslüman olduktan sonra adı Nilüfer Hatun olarak deÄŸiÅŸtirildi; bu evlilikten, ileride Osmanlı Devleti’nin üçüncü hükümdarı olacak Murad Hüdavendigâr doÄŸdu.
Erkekçocukları: Süleyman Pasa, Murad Hüdavendigâr, Ibrahim, Halil, Kasim
Kızçocukları: Fatma Hatun
I. Murad
Sultan Birinci Murad, 1326′da, Bursa’da doÄŸdu. Babası Orhan Gazi, annesi Bizans tekfurlarından Yar Hisar Tekfuru’nun kızı olan Nilüfer Hatun’dur (Holofira). Sultan Birinci Murad, uzun boylu, degirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti.
Başına mevlevî sikkesi üzerine destar sarılı bir baÅŸlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoÅŸlanırdı. İlk eÄŸitimini, annesi Nilüfer Hatun’dan aldı. Daha sonra tahsilini tamamlamak için Bursa’ya gitti. Buradaki Medreselerde ilim ve sanat adamları ile beraber çalıştı.
Sultan Birinci Murad, gayet nazik, sevimli ve çok halim selim bir insandi. Âlim ve sanatkârlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere sefkatli davranirdi. Dahî bir asker ve devlet adamiydi. "Dervis Gazilerin, Seyhlerinin, Krali Murad Gazi" diye anilan Sultan Birinci Murad, bütün hayati boyunca plânli ve programli hareket etti.
Sultan Birinci Murad, Bizans Kilisesi’ne göre bir kâfir ve İsa düşmanı olarak görülse de, fethettiÄŸi yerlerde yaÅŸayan Hristiyan halka iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigâr" diye anılan Sultan Birinci Murad, Birinci Kosova Savaşı’ndan sonra savaÅŸ alanını gezerken, Sırp Asilzâdesi Milos Obraviç (Sırp Kralı Lazar’ın damadı) tarafından hançerlenerek ÅŸehit oldu (1389).
Erkekçocukları: Yakub Çelebi, Yıldırım Bayezid, Savcı Bey ve İbrahim
Kızçocukları: Nefise ve Sultan Hatun
I. Bayezit
Yıldırım Bayezid 1360 yılında Edirne’de doÄŸdu. Babası Murad Hüdavendigâr, annesi Gülçiçek Hatundur. Yıldırım Bayezid yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, koç burunlu, elâ gözlü, kumral saçlı, sık sakallı ve geniÅŸ omuzluydu. GirdiÄŸi savaÅŸlarda gösterdiÄŸi cesaretten ve hızlı hareket etmesinden dolayı ona ‘Yıldırım’ lakabı takılmıştı.
ÇocukluÄŸunu Bursa Sarayı’nda kardeÅŸleriyle birlikte geçirdi. İyi bir eÄŸitim gördü. Devrin en büyük âlimlerinden dersler aldı. GençliÄŸinde Kütahya sancağında valilik yaptı. Sultan Murad Hüdavendigâr’in vasiyeti gereÄŸi 1389 yılında padiÅŸahlığa getirildi. Tahta çıktığında 29 yaşındaydı.
Sirbistan’ın başında, Kosova savaşında ölen Kral Lazar’ın oÄŸlu Stefan Lazareviç vardı. Barış antlaÅŸması için geldiÄŸi Edirne’de Kız kardeÅŸi Maria’yi Bayezid’e verdi. Bu evlenme sayesinde Osmanlı-Sırp dostluÄŸu kuruldu. Yıldırım Bayezid Timur’la yaptığı Ankara Savaşı’nda yenildi ve esir düştü. 13 yıl süren saltanatı sonunda esaretinin baÅŸlamasından 7 ay 12 gün sonra vefat etti.
Yıldırım Bayezid şiirlerinde "Yıldırım" mahlasını kullanırdı:
“Ehl-i hicran fitne-i agyar
Ortada bir bahanedir sandim.”
Erkekçocukları: Musa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mustafa Çelebi, İsa Çelebi, Mehmed Çelebi, Ertugrul Çelebi, Kasım Çelebi
Kızçocukları: Fatma Sultan
I. Mehmed
Sultan Çelebi Mehmed , 1389 yılında Edirne’de doÄŸdu. Babası Yıldırım Bayezid, annesi de Germiyanogulları’ndan Devlet Hatun’dur. Orta boylu, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, kırmızı yanakli ve geniÅŸ gögüslüydü. Kuvvetli bir vücuda sahipti. Gayet hareketli ve cesurdu. GüreÅŸ yapar ve çok kuvvetli yay kiriÅŸlerini bile çekebilirdi. PadiÅŸahligi süresince bizzat yirmi dört savaÅŸa katilan Çelebi Mehmed, bu savaslarda kirka yakin yara aldi. Basinda kullanmis oldugu sarik, altin islemeli kavugu ile gayet güzel görünürdü. İçi kürklü ve yakası dik olan bir kaftan giyinirdi.
Sultan Çelebi Mehmed müslümanlara karşı göstermiÅŸ olduÄŸu adaleti, aynı zamanda hristiyan topluluklara karşı da gösterdi. İyi bir idareci ve politikacıydı. Tahsilini Bursa Sarayı’nda tamamladı. Daha sonra Babası tarafından Amasya sancakbeyliÄŸine tayin edildi ve bu sırada devlet iÅŸlerini öğrendi.
Fetret Devri’nden sonra Anadolu’daki beylikleri tekrar bir araya toplamayı baÅŸaran Sultan Çelebi Mehmed’e Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu gözüyle de bakılabilir.
Sultan Çelebi Mehmed 26 Mayıs 1421 de Edirne’de vefat etti. Ölüm haberi gizlendi. Osmanlı PadiÅŸahları arasında ölümü gizlenen ilk PadiÅŸah o oldu. Cenazesi Bursa’ya
getirilerek YeÅŸil Türbe’ye defnedildi.
Erkekçocukları: Mustafa Çelebi, İkinci Murad, Ahmed, Yusuf, Mahmud.
Kızçocukları: Fatma ve Selçuk Hatun.
II. Murad
Sultan İkinci Murad 1402 yılında doÄŸdu. Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadirogullari’ndan Süli Bey’in kızı Emine Hatun’dur. Uzun boylu, beyaz tenli, doÄŸan burunlu ve güzel yüzlü bir PadiÅŸahtı. Çok güzel konuÅŸurdu. Kendisinin en büyük mutluluÄŸu, Fatih Sultan Mehmed gibi eÅŸine az rastlanacak bir insanın Babası olmaktı.
Sultan İkinci Murad, sakin ve huzurlu bir hayat yaÅŸamayi arzu eden, fakat gerektiÄŸi takdirde çok hareketli, cesur ve hiçbir seyden yılmayan bir kiÅŸiliÄŸe sahipti. Avrupalılar, Onun, istediÄŸi takdirde bütün Avrupa’yı fethedebilecek bir kimse olduÄŸunu kabul etmiÅŸlerdir. Otuz yıllık saltanatı süresince, ülkesini çok büyük bir ÅŸan ve ÅŸerefle idare ederek, emri altında bulunan herkesin sevgisini kazandı. Dindar, âdil ve lütufkâr bir PadiÅŸahtı. ÇocukluÄŸu Amasya’da geçen Sultan İkinci Murad, tahta çıktığında on dokuz yaşındaydı.
Erkekçocukları: Fatih Sultan Mehmed, Ahmed, Alâeddin, Orhan, Hasan, Ahmed
Kızçocukları: Şehzade ve Fatma Hatun.
Fatih
Fatih Sultan Mehmed, 29 Mart 1432′de, Edirne’de doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Humâ Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir yapıya sahipti. Devrinin en büyük âlimlerinden çok iyi eÄŸitim görmüştü; yedi yabancı dil bildiÄŸi söylenir. Âlim, şâir ve sanatkârlari sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoÅŸlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan AkÅŸemseddin, Fatih Sultan Mehmed’in en çok deger verdigi âlimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet sogukkanlı ve cesurdu. EÅŸsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı iÅŸlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir ÅŸey söylemezdi.
Fatih Sultan Mehmed, okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça’ya çevrilmiÅŸ olan felsefî eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadakı adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed, yabancıülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul’a getirtti. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kusçu, kendi döneminde İstanbul’a geldi. Ünlü ressam Bellini’yi de İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırdı.
Fatih Sultan Mehmed, 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat yirmi beş sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdigi kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.
20 yaşında Osmanlı PadiÅŸahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul’u fethedip 1100 yıllık Dogu Roma İmparatorlugu’nu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz. Muhammed’in hadisi ÅŸerifinde müjdelediÄŸi İstanbul’un fethini gerçekleÅŸtiren büyük komutan olmayı da baÅŸaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneÄŸi ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiÅŸ bir Türk hükümdarıydı. Ortaçag’ı kapatıp, yeniçag’ı açan Cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü, Maltepe’de vefat etti ve Fatih Camii’nin yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi. O’nun Roma’yı fethedeceÄŸi düşüncesiyle zehirlendiÄŸi de kaynaklarda yer almaktadır.
II. Bayezid
Sultan İkinci Bayezid, 3 Aralik 1448′de, Dimetoka’da doÄŸdu. Babası Fatih Sultan Mehmed, annesi Mükrime Hatun adında bir Türk kızıdır. Uzun boylu, geniÅŸ gögüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri elâydı. Cesur ve atılgandı.
Aynı zamanda çok hâlim-selim, dindar, hosgörülü bir PadiÅŸahtı. Babası Fatih Sultan Mehmed ilme ilgi duyduÄŸu için, oÄŸlu Åžehzade Bayezid’e iyi bir egitim verdi. O’na devrin en meÅŸhur âlimlerinden ders okutturdu, bütün İslâm ilimlerini en iyi ÅŸekilde öğrenmesini saÄŸladı.
Sultan Ikinci Bayezıd, yedi yaşında iken, Hadim Ali Paşa nezaretinde Amasya valiliğine tayin edildi. Amasya, Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi. Padişah olacak şehzadelerin yetişmesi için, bu vilayette bütün imkânlar vardı.
Sultan İkinci Bayezid, dindar bir kimse olduğu için kendisine Bayezid-i Velî denildi. Sultan İkinci Bayezid, şairleri saraya toplar, onlarla sohbet ederdi. Merhametli bir Padişah olan Sultan İkinci Bayezid, sık sık fakirlere sadaka dağıtırdı.
Arapça ve Farsça’yı gayet iyi biliyordu. Çagatay lehçesi ve Uygur alfabesini de ögrendi. Islâm ilimlerinin yanı sıra, matematik ve felsefe tahsili de yaptı. 24 Nisan 1512′de PadiÅŸahlıktan ayrılmak zorunda kalan Sultan İkinci Bayezid, bir ay kadar daha yaÅŸadı ve 26 Mayıs 1512′de vefat etti.
Erkekçocukları: Mahmud, Ahmed, Sehinsah, Yavuz Sultan Selim, Mehmed, Korkud, Abdullah, Âlimsah
Kızçocukları: Aynisah, Gevher, Mülük Sultan, Hatice Sultan, Selçuk ve Hüma Hatun.
Yavuz
Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470′de doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun’dur. Gülbahar Hatun, Dulkadirogullari Beyligi’ndendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniÅŸ omuzlu, kalın kemikli, Omuzlarının arası geniÅŸ, yuvarlak baÅŸlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiÄŸit bir PadiÅŸahti. Sert tabiatli ve cesurdu. Iyi bir egitim gördü.
Babası Sultan Ikinci Bayezid, PadiÅŸah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliÄŸini ögrenmesi için, Åžehzade Selim’i Trabzon Sancagı’na vali olarak tayin etti.
Åžehzade Selim, Trabzon’da devlet iÅŸlerinin yanında, ilimle uÄŸraşır ve büyük âlim Mevlâna Abdülhalim Efendi’nin derslerini takip ederdi. Trabzon’u çok güzel idare eden Åžehzade Selim’in bu arada komÅŸu devletlerle de ilgilendi.
Valiligi sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.
Çok güzel ata biner, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanırdı. Güreşmekte, ok atmada ve yay çekmede ustaydı. Savaştan hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiligi olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve agaçtan tabaklar kullanırdı.
Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkâr hazineyi agzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, şöyle vasiyet etti:
"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Hümayûn benim mührümle mühürlensin".
Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen PadiÅŸahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz’un mührüyle mühürlendi.
Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dedigi rivayet edilir. 22 Eylül 1520′de, "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz otuz yaşında iken vefat etti.
Hayatının son dakikalarında Yasin-i Åžerif okuyordu. Kanûnî Sultan Süleyman, Fatih Camii’nde Babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim’i, sekiz yıla seksen yıllık iÅŸ sığdırmış büyük bir PadiÅŸah olarak deÄŸerlendirdiler.
Erkekçocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kızçocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Sah Sultan
Kanuni
Kanûnî Sultan Süleyman, 27 Nisan 1495 Pazartesi günü, Trabzon’da doÄŸdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun’dur. Hafsa Hatun Türk ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman, yuvarlak yüzlü, elâ gözlü, geniÅŸ alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı.
Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulastığı bir devir olmuÅŸtur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaÅŸlardan itibaren çok titiz bir ÅŸekilde yetiÅŸtirmeye basladı. Benzeri görülmemiÅŸ bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eÄŸitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun’dan (Yavuz Sultan Selim’in annesi) aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul’a, dedesi Sultan İkinci Bayezid’in yanına gönderildi. Åžehzade Süleyman, burada KaraKızoglu Hayreddin Hızır Efendi’den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaÅŸ teknikleri konusunda da öğrenim görüyordu. On beÅŸ yaşına kadar Babası Yavuz Sultan Selim’in yanında kalan Åžehzade Süleyman, kanunlar geregi sancak istemesi üzerine, önce Sarkî Karahisar’a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe sancakbeyliÄŸine tayin edildi (1509).
Yavuz Sultan Selim’in, 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul’a çağırılan Åžehzade Süleyman,Babasının kardeÅŸleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul’da kalarak Babasına vekâlet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliÄŸinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim’in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520′de, yirmibeÅŸ yaşındayken Osmanlı tahtına geçti. Kendisinden baÅŸka erkek kardeÅŸi olmadığı için tahta geçiÅŸi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir PadiÅŸah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı iÅŸlerde hiç acele etmez, gayet geniÅŸ düsünür ve verdigi emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceÄŸi adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev verirdi. Sigetvar kusatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında yetmis bir yasinda vefat etti.
Kendisine "Kanûnî" denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden degil, mevcut kanunlari yazdırtıp çok sıkı bir ÅŸekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman, adaleti seven bir PadiÅŸahtı. Mısır’dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araÅŸtırma sonunda halkın zulme ugradığını düşünmesi ve Mısır Valisini deÄŸiÅŸtirmesi bunun açık kanıtıdır.
Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanin en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin Padişah olması, "Arslan öldü, yerine kuzu geçti" diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına ugradılar.
Büyük bir devlet adamı olan Kanûnî Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihan kavgasıdır,
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi".
Erkekçocukları: İkinci Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed, Mahmud, Cihangir, Mustafa
Kızçocukları: Mihrimah Sultan, Raziye Sultan
II. Selim
Sultan İkinci Selim, 28 Mayıs 1524′de, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Kanûnî Sultan Süleyman, annesi Hürrem Sultan’dır.
Hürrem Sultan, Slav kökenlidir. Sultan İkinci Selim, orta boylu, açık alınlı, mavi gözlü, ince kaslı ve sarışındı. ÅžehzadeliÄŸinde mükemmel bir tahsil ve terbiye ile yetiÅŸtirildi. Devlet idaresini iyice ögrenmek için de Anadolu’nun çesitli yerlerinde sancakbeyliÄŸi yaptı. Bu sırada tahsiline devam ederek, ilim ve tecrübesini arttırdı.
Sarı Selim olarak da anılan İkinci Selim, Kütahya sancakbeyi iken Babası Cihan PadiÅŸahı Kanûnî Sultan Süleyman’ın ölüm haberi üzerine İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1566 günü kırk iki yaşında tahta geçti. Sarı Selim, daha önceki Osmanlı Sultanlarına göre silik ve zayıf bir hükümdar olarak tanınır.
Babasının saltanatı sırasında diÄŸer kardeÅŸleri Åžehzade Bayezıd ve Åžehzade Mustafa’nın bertaraf edilmesiyle kolayca tahta geçen Sultan İkinci Selim, adını aldığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve Babası Kanûnî’ye göre oldukça silik bir idare sergilemiÅŸtir. Devrin büyük devlet adamları sayesinde Osmanlı Devleti ihtiÅŸamını sürdürmüş, Sokullu Mehmed PaÅŸa gibi dirayetli ve tecrübeli vezirler hükûmeti ayakta tutmuslardır. Sultan İkinci Selim’in kendisi hiç sefere çıkmamış ve liyakatlı olmayan Ali PaÅŸa’nın Kaptan-ı Deryalığında İnebahtı faciası yaÅŸanmıştır. Sekiz yıl PadiÅŸahlık yaptıktan sonra 15 Aralık 1574 günü vefat etti. Ayasofya’ya defnedildi. Sultan İkinci Selim İstanbul’da ölen ilk Osmanlı PadiÅŸahıdır.
Sultan İkinci Selim’in tahta çıktğıi ilk yıllarda, bazı siyasî çekiÅŸmeler yaÅŸandı. Sokullu Mehmed PaÅŸa bu çekiÅŸmelerden galip olarak ayrıldı ve on beÅŸ yıl sadrazamlık yaptı. Sadrazamlık yaptığı bu dönemde devlet yönetimine ağırlığını koydu.
Sultan İkinci Selim, Babası Kanûnî Sultan Süleyman’dan 14. 892.000 km2 olarak devraldığı devlet topraklarını, oÄŸlu Sultan Üçüncü Murad’a 15.162.000 km2 olarak bırakmıştır.
İkinci Selim de şair hükümdarlardandı. Saheser beyitlerinden biri şudur:
"Biz bülbül-i muhrik-i dem-i sekvayi firaKız
Ateş kesilir geçse saba gülşenimizden"
Erkekçocukları: Üçüncü Murad, Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmed, Cihangir.
Kızçocukları: Fatma Sultan, Sah Sultan, Gevherhan Sultan, Esma Sultan.
III. Murad
Sultan Üçüncü Murad, 4 Temmuz 1546 günü, Manisa’nın BozdaÄŸ yaylasında dünyaya geldi. Babası, Sultan İkinci Selim, annesi Afife Nur Banu Sultan’dur. Annesi Venedikli’dir. Sultan Üçüncü Murad orta boylu, degirmi yüzlü, kumral sakallı, elâ gözlü ve beyaz tenli bir PadiÅŸahtı. Çok cömertti ve insanlara yardım etmeyi çok severdi.
Merhametli bir kişilige sahip olan Sultan Üçüncü Murad, Arapça ve Farsçayı çok iyi derecede öğrenmisti. Babasının 1558 yılında, Manisa sancak beyiliğinden Karaman valiliğine tayin edilmesi üzerine, dedesi Kanûnî Sultan Süleyman tarafindan Alaşehir sancakbeyiliğine tayin edildi. Babası Sultan İkinci Selim, Padişah olduktan sonra da tekrar Manisa sancakbeyiliğine atandı.
ÅžehzadeliÄŸi sırasında bulunduÄŸu Manisa’da devrin en deÄŸerli ulemâsından dersler aldı. Osmanlı PadiÅŸahları içinde en âlim PadiÅŸahlardan birisidir. Babası Sultan İkinci Selim’in vefatı üzerine Manisa’dan İstanbul’a gelerek, 22 Aralık 1574 tarihinde tahta geçti. Ancak o da Babası Sultan İkinci Selim gibi devlet iÅŸlerine fazla müdahil olmadı. Bürokrasi ve hükûmet daha ziyade Sokullu Mehmed PaÅŸa tarafindan idare edildi. Bunda Sokullu’nun tecrübe ve dirayeti ile Sultan Ikinci Murad’in idare tarzı büyük rol oynamıştır.
Sultan Üçüncü Murad, saltanatı boyunca Istanbul’dan hiç çıkmadı ve saraydakı kadınların etkisinde kaldı. Daha sonraki yıllarda Osmanlı Devleti’nin bir devrini etkileyecek olan kadınlar saltanati onun devrinde baÅŸladı. 29 yaşında çıktığı tahtta yirmi yıl kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595 tarihinde felç geçirdi ve vefat etti. Ayasofya Camii’nin avlusuna defnedildi.
Sokullu Mehmed Pasa’nın ağırlığını hissettirdigi III. Murad döneminde, Osmanlı toprakları en geniÅŸ sınırlarına ulaÅŸtı. Babası İkinci Selim’den devraldığı 15. 162.151 km2 ülke toprağını, 19.902.000 km2′ye çıkardı. İngilizlerle de dostâne iliskiler geliÅŸtirildi.
İlk Ingiliz daimî elçisi onun zamanında gönderildi. Papa’nın Katolik Avrupa’da kurabileceÄŸi haçlı ittifakına karşı Protestan Ingiltere ile iliÅŸkiler geliÅŸtirildi. Daha sonra bu ittifaka, Hollanda da dahil edildi. Devlet iÅŸlerini Sokullu’ya devreden Sultan Üçüncü Murad zamanında sarayda kadınlar devlet iÅŸlerine çokça karışmaya baÅŸladılar bu durum, Sokullu’nun ölümünden sonra daha da artarak devam etti.
Erkekçocukları: Üçüncü Mehmed, Selim Bayezid, Mustafa, Osman, Cihangir, Abdullah, Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemsah, Yusuf, Hüseyin , Korkud, Ali, Ishak, Ömer, Alaeddin, Davud.
Kızçocukları: Ayse Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Fahriye Sultan.
III. Mehmed
Sultan Üçüncü Mehmed, 26 Mayıs 1566′da, Manisa’da doÄŸdu. Babası Sultan Üçüncü Murad, annesi Safiye Sultan’dır. İsmini, Fatih Sultan Mehmed’e benzemesi için, büyük dedesi Kanûnî Sultan Süleyman koydu. Orta boylu, kumral saçlı ve güzel yüzlüydü. İyi bir ilim tahsili yaptı ve Tâcü’t-Tevârih yazarı Hoca Sadeddin Efendi’den dersler aldı. Sultan Üçüncü Mehmed, 1583′te Manisa sancakbeyiliÄŸine tayin edildi. 1595 yılının Ocak ayına kadar görev yaptığı Manisa’dan, Babasının ölüm haberi üzerine hareket ederek, 27 Ocak 1595 tarihinde geldiÄŸi İstanbul’da, Osmanlı tahtına geçti.
Sultan Üçüncü Mehmed, annesini çok sever, sayar ve dinlerdi. Bundan yararlanan annesi Safiye Sultan, Osmanlı sarayında hâkimiyet kurdu. Bazı konularda PadiÅŸahı zorlayıp istediÄŸini yaptırıyor, bu da devlet iÅŸlerinde karışıklıklara sebep oluyordu. Dindar olup, tasavvufa da son derece meraklıydı. Hz. Muhammed’in ismi anılınca, saygısından derhal ayaga kalkardı. Üçüncü Mehmed devri, duraklama dönemine rastlar. Sultan Üçüncü Mehmed, kolayca üzüntüye kapılır, yemekten, içmekten kesilirdi. Celâlî isyanları ve İran savaÅŸlarının çok uzun sürmesi onu büyük üzüntü içinde bıraktı. İçkiyi sıkı bir ÅŸekilde yasaklayıp, bütün gizli meyhaneleri kapattırdı.
Erkekçocukları: Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, Selim, Mahmud
I. Ahmed
Sultan Birinci Ahmed, 18 Nisan 1590 günü, Manisa’da doÄŸdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed, annesi Handan Sultan’dir. Iyi bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça’yi mükemmel derecede ögrenmisti. Ok atmak, kiliç kullanmak, ata binmek gibi savas ve askerlik alanlarinda çok usta olan Sultan Birinci Ahmed, ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi. Babası Sultan Üçüncü Mehmed’in vefati üzerine 21 Aralik 1603′te, Eyüb Sultan’da kiliç kusanarak tahta geçti.
Sultan Birinci Ahmed, Kanûnî Sultan Süleyman’dan sonraki PadiÅŸahlar içinde devlet isleriyle yogun sekilde ugrasan ilk PadiÅŸahti. Çocuk denecek yaslarda bile mükemmel kararlar alirdi. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kisilerle birlikte olur ve onlara akil danisirdi.
Sultan Birinci Ahmed’in hayatinda on dört sayisinin önemli bir yeri vardir. Çünkü, on dört yasinda PadiÅŸah olmus, on dört yil saltanat sürmüs ve Osmanlı PadiÅŸahlarinin on dördüncüsüdür. Dindar bir PadiÅŸah olan Sultan Birinci Ahmed’in Hz.Muhammed’e olan bagliligi o kadar ilerledi ki, onun ayak izlerinin resmi içine bir siir yazmis ve o siiri kavugunda ölünceye kadar tasimistir. O siir sudur:
"N’ola tâcim gibi basimda götürsem dâim
Kadem-i resmini ol Hazreti Sâh-i Resûlün
Gül-i gülzâri nübüvvet, o kadem sahibidir
Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün"
Sultan Birinci Ahmed, yakalandigi tifüs hastaligindan kurtulamayarak 21 Kasim’i 22 Kasim’a baglayan gece 1617 yılında yirmi seKız yasinda vefat etti.
Erkekçocukları: Ikinci Osman, Dördüncü Murad, Sultan Ibrahim, Bayezid, Süleyman, Kasim, Mehmed, Hasan, Selim, Hanzâde, Ubeyde,
Kızçocukları: Gevherhan Sultan, Ayse Sultan, Fatma Sultan, Atike Sultan
I. Mustafa
Sultan Birinci Mustafa, 1592 yılında, Manisa’da doÄŸdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed, annesi Handan Sultan’dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü, seyrek sakallı, sarı benizli ve iri gözlü bir padiÅŸahtı. İki defa padiÅŸahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti.
Sultan Birinci Mustafa, aÄŸabeyi Sultan Birinci Ahmed’in padiÅŸahlığı süresince, on dört yıl sarayın bir odasında hapis hayatı yaÅŸadı. O devirde bu gerekli görülüyordu. Aksi halde ÅŸehzadeler devlet yönetimine karışıyor, hatta padiÅŸahı devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet birliÄŸi tehlikeye düşüyordu. Buna meydan vermemek için
ÅŸehzadeler "izale" olunur veya bir odaya
kapatılırdı. Sultan Birinci Ahmed, tahta geçtiÄŸinde kardeÅŸini öldürtmemiÅŸ, ancak sarayda mahbus tutmuÅŸtur. Kafes hayatı denilen bu süre sonunda Sultan Birinci Mustafa, Osmanlı hanedanının en büyük erkek evlâdı olması dolayısıyla tahta çıkarılmış fakat kısa sürede dengesiz hareketleri görüldüğünden ulemâ, asker ve devlet erkânının ittifakı ile hal (tahttan indirme) edilmiÅŸtir. Sultan Genç Osman’ın tahttan indirilip katlinden sonra bir kez daha cülûs etmiÅŸse de bir buçuk yıl sonra aklî dengesizliÄŸi nedeniyle tekrar tahttan indirilmesi icab etmiÅŸtir.
Sultan Birinci Mustafa ile birlikte kardeş katli nadiren görülmüş, artık şehzadeler sarayda kafes ardında tahta geçecekleri günü beklemeye başlamışlardır. Tabii vâlide sultanlar, şehzade anaları arasında rekabetler başlamış, her biri bir vezire ve diğer gruplara dayanarak entrikalarla padişah değiştirmeye çalışmışlardır.
Sultan Birinci Mustafa, dindar bir insandı. Sadaka vermeyi çok severdi. Hattâ sarayın havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını ibadet ederek, dinî eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman, odasında Kuran-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti.
Sultan Birinci Mustafa, ikinci padişahlığının başlamasından bir buçuk yıl sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislâm fetvası ile tekrar tahttan indirildi. Fetvanın gerekçesi olarak da "Aklî dengesi tam olmayan birisinin halife olamayacağı" gösterildi. Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildikten on altı yıl sonra, 20 Ocak
1639 günü sinir hastalığından Topkapı Sarayında vefat etti.
Genç Osman
Sultan Genç Osman, 3 Kasım 1604 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Birinci Ahmed, annesi Mahfirûz Haseki Sultandır. Mahfirûz Haseki Sultan aslen Rum’dur. Sultan Genç Osman, on dört yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetiÅŸmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman, iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doÄŸu ve batı dillerini klâsiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Çok güzel bir yüzü olan Genç Osman zekî, enerjik, atılgan, cesur ve gözü pek bir padiÅŸahtı.
Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından,
Åžeyhülislam Es’ad Efendi’nin ve
Pertev PaÅŸa’nın kızları ile evlendi. Yavuz
Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu.
Kendisine plânlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı. Tarihte eşine az rastlanır
bir ÅŸekilde tahtan indirilerek, Yedikule
zindanlarında boğularak şehit edilen Sultan
Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed’in Sultanahmed Camii’nin yanındaki türbesine defnedildi.
Tahta çıkar çıkmaz devlet erkânı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislâmdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı.
Erkek çocukları: Ömer, Mustafa
Kız çocuğu : Zeynep Sultan
IV. Murad
Sultan Dördüncü Murad, 26 Temmuz 1612 tarihinde, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan’dır. Sultan Dördüncü Murad, uzun boylu, iri cüsseli, yuvarlak yüzlü ve heybetli bir padiÅŸahtı. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Son derece zeki, gözü pek, cesur, kuvvetli ve enerjik bir insandı.
Sultan Dördüncü Murad, çok iyi cirit ve ok atardı. Bu gücünü katıldığı savaşlarda da gösterdi. Din büyüklerine hürmet eder
Åžeyhülislâm Yahya Efendi’ye "Baba" diye
hitap ederdi. İçki ve tütünü yasakladı. Gece sokaÄŸa çıkma yasağı koydu. Arapça’yı ve Batı dillerini çok iyi bilirdi. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları yeni çalışmalar yapmaları için teÅŸvik ederdi. Sultan Dördüncü Murad döneminin önemli olaylarından biri de
Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kanat takarak,
Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçmasıydı.
Sultan Dördüncü Murad, çevresinde olup bitenleri dikkatle takip eder insiyatifini kullanmakta asla tereddüt etmezdi. Hükümdarlığının ilk yıllarında annesinin etkisinde kaldıysa da daha sonra kadınların saltanatına son verdi; hain ve hilekâr sadrazamları şiddetle cezalandırdı. Memleket meselelerini yakından takip edip, çözümler üretmeye çalıştı. On yedi yıl hükümdarlık yaptıktan sonra, içkiye aşırı bağımlılığından dolayı henüz 28 yaşında vefat etti.
Sultan Dördüncü Murad’ın saltanatını iki devreye ayırmak mümkündür. Henüz on bir yaşında iken tahta geçtiÄŸinden devlet iÅŸleri büyük ölçüde annesi Kösem Sultan’ın elinde yürümekteydi. Onunla birlikte olan vezirler, gözünün önünde Hafız Ahmed PaÅŸa’yı askere parçalatmışlar, genç padiÅŸahı da korkuyla dehÅŸete düşürmüşlerdir. Osmanlı memleketlerinde asayiÅŸ ve huzur kalmamış, zorbalar ÅŸehirleri ele geçirmiÅŸlerdi. Delikanlılık çağında idareyi bizzat ele aldıktan sonradır ki Sultan Dördüncü Murad biraz da ÅŸiddet yolu ile bütün zorbaları sindirmiÅŸ, tekrar devlet hakimiyetini kurmuÅŸtur. Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde toplanan iÅŸsiz, güçsüz, zorba takımını kontrol altında tutmuÅŸ, ÅŸiddetli ceza ve hattâ idamlarla tekrar idarî ve adlî nizamı kurabilmiÅŸtir.
Ýbrahim
Sultan Birinci İbrahim, 5 Kasım 1615 tarihinde, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan’dır. Sultan Birinci İbrahim, uzun boylu, kuvvetli vücutlu ve kumral sakallıydı. Annesi onun yetiÅŸtirilmesi için çok gayret göstermiÅŸti. AÄŸabeyi Sultan Dördüncü Murad’ın âni vefatı, zaten ölüm düşünceleriyle harap olmuÅŸ Åžehzade İbrahim’i çok sarstı ve padiÅŸah olduÄŸuna inanmak bile istemedi. Annesinin ve devlet erkânın ısrarlarından ve aÄŸabeyi Sultan Dördüncü Murad’ın cenazesini gördükten sonra aÄŸabeyinin vefatına kesin olarak inandı. Sadrazam Kara Mustafa PaÅŸa, Taht Odası’na geçen Sultan Birinci İbrahim’in başına
Hırka-i Saadet Dairesi’nden getirilen,
Hz. Ömer’in Sarığı’nı yerleÅŸtirdi. Sultan
Birinci İbrahim tahta oturdu ve ellerini açarak dua etti:
"Elhamdülillah. Ya Rabbi! Benim gibi zaif bir kulunu bu makama lâyık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş-hâl eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle".
Sultan Birinci İbrahim, tahta geçtiÄŸi ilk yıllarda sinir hastalığı yüzünden sık sık kriz geçiriyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda devlet iÅŸleriyle bizzat ilgilenmeye baÅŸladı. Sultan Birinci İbrahim, tahta çıktığında soyunun tek ÅŸehzadesi o kalmıştı. Bu yüzden ilk oÄŸlu Åžehzade Mehmed (Sultan Dördüncü Mehmed) doÄŸduÄŸunda ülkede ÅŸenlikler düzenlendi (2 Ocak 1642). Sultan Birinci İbrahim, çok cömert ve lütufkâr bir padiÅŸahtı. Fakirlere ve kimsesizlere yardım etmeyi çok severdi. Çıkardığı fermanlarla açlık ve kıtlığın önlenmesine çalıştı. Saltanatı sırasında, annesi Kösem Sultan’ın etkisinde çok kaldı. Sekiz yıl dokuz ay padiÅŸahlık yaptıktan sonra, 18 AÄŸustos 1648 tarihinde, boÄŸularak öldürüldü.
Sultan Birinci İbrahim hakkında, kendi devrine kadar uzanan Osmanlı kaynaklarında, aklî dengesinin bozuk olduÄŸuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bu kaynaklar, Sultan Birinci İbrahim’in özelliklerinden ve yaptığı iÅŸlerden övgüyle bahsetmektedir. Sadece son zamanlarda bazı yazarlar, onun için "Deli" demektedirler. Sultan Birinci İbrahim’e "Deli" ve "Gaddar" diyen ve adının öyle yayılması için çalışanlardan bazılarının, Sultan Birinci İbrahim tarafından idam ettirilen İranlı Åžii EmirgûneoÄŸlu’nun adamları olduÄŸu söylenmektedir.
Sultan Birinci İbrahim, tahta geçtiğinde yirmi beş yaşındaydı. Şehzadeliği sırasında öldürüleceği endişesi ile sinirleri son derece bozulmuştu. Bu sırada sadrazamlık koltuğunda
bulunan KemankeÅŸ Kara Mustafa PaÅŸa
devlet iÅŸlerini en iyi ÅŸekilde yürüttü. KemankeÅŸ Kara Mustafa PaÅŸa, Safeviler’le Kasr-ı Åžirin AntlaÅŸmasını imzalayıp, İstanbul’a geldikten sonra, giriÅŸtiÄŸi malî iÅŸlerde de baÅŸarılı oldu. Ocaklı sayısını indirip maaÅŸlarının düzenli olarak verilmesini saÄŸladı. Bu olumlu faaliyetler sonunda devlet bütçesi denkleÅŸmiÅŸ oldu. Donanma iÅŸleriyle de ilgilenen KemankeÅŸ Mustafa PaÅŸa, her yıl belirli miktarlarda Kadırgalar yapılıp donatılmalarını saÄŸladı.
Erkek çocukları: Dördüncü Mehmed, İkinci Süleyman, İkinci Ahmed, Orhan, Bayezid, Cihangir, Selim, Murad.
Kız çocukları: Ümmü Gülsüm Sultan, Peykan Sultan, Atike Sultan, Ayşe Sultan, Gevherhan Sultan.
IV. Mehmed
Sultan Dördüncü Mehmed, 2 Ocak 1642′de, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci İbrahim, annesi Rus asıllı Turhan Hatice Sultan’dır. Sultan Dördüncü Mehmed, orta boylu, beyaz tenli ve yanık çehreliydi. Ata çok bindiÄŸi için vücudu öne eÄŸikti. Annesi onu çok iyi yetiÅŸtirdi. İyi bir tahsil gördü. Babası Sultan İbrahim’in öldürülmesi üzerine 8 AÄŸustos 1648 günü, henüz yedi yaşında iken padiÅŸah oldu. Ava ve edebiyata çok meraklıydı. Ava olan merakı yüzünden tarihte "Avcı Mehmed" olarak anılır.
İçkiyi yasaklayıp, içki imalâthanelerini kapattırdı. Sadrazamlığı, Köprülü ailesine vermekle çok isabetli bir karar aldı. Sultan Dördüncü Mehmed, zamanında Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına kavuştu.
Hayatının büyük bir kısmı saray entrikalarıyla geçti. İkinci Viyana bozgunundan sonra, ordunun ve devlet erkânının oybirliÄŸi ile, 8 Kasım 1687 günü tahttan indirildi. Bundan sonraki ömrü, saraydaki bir odada yanına konulan iki cariye ile tam bir hapis hayatı ÅŸeklinde sürdü. 6 Aralık 1693′de Edirne’de vefat etti. Cenazesi İstanbul’a gönderildi ve Yeni Cami’deki türbesine, annesi Turhan Sultan’ın yanına defnedildi.
Erkek çocukları : İkinci Mustafa, Üçüncü Ahmed, Bayezid.
Kız çocukları : Hatice Sultan, Safiye Sultan, Ümmü Gülsüm Sultan, Fatma Sultan.
II. Süleyman
Sultan İkinci Süleyman, 15 Nisan 1642′de, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci İbrahim, annesi Saliha DilaÅŸub Sultan’dır. Orta boylu, kır sakallı, ÅŸiÅŸman ve halim selim bir padiÅŸahtı. Dindar, dürüst ve akıllı bir insan olan annesi Saliha DilaÅŸub Sultan tarafından titizlikle yetiÅŸtirildi. OÄŸluna, gerekli bilgileri bir yandan kendi veriyor, bir yandan da hocalar tutuyordu.
Hayatının kırk yılını bir dairede hapis geçiren Sultan İkinci Süleyman cesur, dindar, vatansever, merhametli ve nazik bir insandı. Rüşvet ve sefahata son derece düşmandı. Padişah olduğu sırada askerî zorbaların ortalığı karıştırması üzerine onlarla mücadeleye girişti ve kısmen de olsa asayişi sağladı.
Sultan İkinci Süleyman, dört yıl gibi kısa bir süre padiÅŸahlık yaptı. Bunun son iki yılını yatak hastası olarak geçirdi. Gün geçtikçe zayıflıyordu. 22 Haziran 1691 günü, Edirne’de vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Süleymaniye Camii yanında Kanûnî Sultan Süleyman türbesine gömüldü.
II. Ahmed
Sultan İkinci Ahmed, 25 Åžubat 1643 günü, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci İbrahim, annesi Hatice Muazzez Sultan’dır. Terbiyesi ve tahsili ile annesi meÅŸgul oldu. Arapça ve Farsça biliyordu. Orta derecede bir tahsil gördü. Devlet iÅŸlerini çok yakından takip eder, hasta bile olsa divan toplantılarına katılırdı.
Sultan İkinci Ahmed, hat sanatında çok ustaydı. Yazı yazma kabiliyeti çok üstün olan Sultan İkinci Ahmed, birçok Kuran-ı Kerim yazdı. Åžairlere ve ÅŸiire çok düşkündü. Üç yıl yedi ay ondört gün saltanat sürdükten sonra, yakalandığı Siroz hastalığından kurtulamayarak 6 Åžubat 1695 günü Edirne’de vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Kanûnî Sultan Süleyman Türbesine defnedildi.
Erkek çocukları: İbrahim, Selim
Kız çocukları: Atike Sultan, Hatice Sultan, Asiye Sultan.
II. Mustafa
Sultan İkinci Mustafa, 6 Åžubat 1664 günü, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Sultan Dördüncü Mehmed, annesi Emetullah Rabia GülnuÅŸ Sultan’dır. Annesi Girit asıllıdır. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiÄŸinin üçüncü günü yapacağı iÅŸleri anlatan bir hatt-ı hümâyûn yayınladı. Yazısında: "Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemiÅŸizdir" diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduÄŸu yazı şöyledir: "Bana ağırlık ve hazine lâzım deÄŸil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uÄŸruna harcarım. Sıkıntının her çeÅŸidine sabrederim. Milletime hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim".
Erkek çocukları: Birinci Mahmud, Üçüncü Osman, Üçüncü Ahmed, Küçük Ahmed, Hüseyin, Selim, Mehmed, Murad, Osman
Kız çocukları: Ümmügülsüm, Ayşe, Emetullah, Emine, Rukiye, Safiye, Zahide, Atike, Fatma, Zeyneb, Zahide.
III. Ahmed
Sultan Üçüncü Ahmed, 30 Aralık 1673 günü doÄŸdu. Babası Sultan Dördüncü Mehmed, annesi Emetullah Rabia GülnuÅŸ Sultan’dır. Annesi Girit asıllıdır. Sultan İkinci Mustafa’nın öz kardeÅŸi olan Sultan Üçüncü Ahmed, uzun boylu, kara gözlü, doÄŸan burunlu ve buÄŸday tenli idi. Son derece zekî, hassas ve zarif bir insandı. İyi bir tahsil ve terbiye görmüş olan Sultan Üçüncü Ahmed ünlü hocalardan dersler almıştı.
Sultan Üçüncü Ahmed, aÄŸabeyi Sultan İkinci Mustafa’nın vefatı üzerine 22 AÄŸustos 1703 tarihinde otuz yaşında iken Edirne’de tahta geçti. Osmanlı Devleti açısından önemli bir yere sahip olan Lâle Devri boyunca padiÅŸahlık yapan Sultan Üçüncü Ahmed, hattat ve şâirdi. "Necib" mahlasıyla ÅŸiirler yazdı. Ayrıca musiki ile de yakından ilgileniyordu. Divan ÅŸairlerinden Urfalı Nabi Efendi’nin hem kendisini hem de ÅŸiirlerini çok
severdi.
GençliÄŸi diÄŸer Osmanlı ÅŸehzadelerine göre bir hayli serbest geçti. Åžehzadelerin öldürülmesi geleneÄŸi kalktığından, rahat bir hayat sürdü. İstediÄŸi her ÅŸeyle ilgilendiÄŸi için bilgisi de, görgüsü de arttı. Avrupa’daki geliÅŸmeleri inceleme fırsatı buldu ve matbaanın Osmanlı Devleti’ne gelmesi için çok çaba sarfetti. Yirmi yedi yıl gibi uzun bir süre tahtta
kalan Sultan Üçüncü Ahmed, çıkan Patrona Halil isyanı sonunda, 1 Ekim 1730 tarihinde
padişahlıktan çekildi.
Sultan Üçüncü Ahmed’in padiÅŸahlığının ilk günleri, tamamen disiplinden çıkmış yeniçerileri yatıştırma gayretleri ile geçti. Ancak kendisini padiÅŸah yapan yeniçerilere karşı etkili olamadı. Sultan Üçüncü Ahmed’in sadrazamlığa getirdiÄŸi Çorlulu Ali PaÅŸa, ona idarî konularda yardımcı olmaya çalıştı, hazine için yeni düzenlemelerde bulundu ve Sultan Üçüncü Ahmed’e rakipleriyle mücadelesinde destek oldu.
Sultan Üçüncü Ahmed zamanında, Rusya ile olan iliÅŸkilerde gerginlik yaÅŸandı. Bunun sebebi Rusya’nın Orta Asya üzerinde yayılma siyaseti izlemesi, Balkanlar’daki toplumları slavlaÅŸtırmaya çalışması, açık ve sıcak denizlere inmek istemesiydi.
Erkek Çocukları: Birinci Abdülhamid, Üçüncü Mustafa, Süleyman, Bayezid, Mehmed, İbrahim, Numan, Selim, Ali, İsa, Murad, Seyfeddin, Abdülmecid, Abdülmelik
Kız Çocukları: Emine, Rabia, Habibe, Zeyneb, Zübeyde, Esma, Hatice, Rukiye, Saliha, Atike, Reyhan, Esime, Ferdane, Nazife, Naile, Ayşe, Fatma, Emetullah, Ümmüselma, Emine, Rukiye, Zeyneb, Sabiha.
I. Mahmud
Sultan Birinci Mahmud, 2 AÄŸustos 1696 günü, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Mustafa, annesi Saliha Valide Sultan’dır. Büyük annesi GülnuÅŸ Sultan’ın sevgi ve ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri kafes hayatı yaÅŸadığı halde zekâsı, iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde kendini harap etmekten kurtardı. Küçük yaÅŸlardan itibaren çeÅŸitli hocalardan dersler aldı. Tarih, edebiyat ve ÅŸiirle meÅŸgul oldu. Özellikle mûsıkî ile uÄŸraÅŸtı.
Sultan Birinci Mahmud, 1 Ekim 1730 tarihinde otuzbeÅŸ yaşında iken padiÅŸah oldu. Devrindeki en deÄŸerli kimseleri seçip iÅŸ başına getirdi. Karakter sahibi, azimli, müşfik, merhametli, dikkatli ve sabırlı bir insandı. Kendi zevkinden çok milletin refahını düşünerek hareket etti. Bu sayede babası ve amcasının düştüğü hatalara düşmedi. Hayatının son iki yılını hasta geçiren Sultan Birinci Mahmud, 13 Aralık 1754 tarihinde ellidokuz yaşında iken vefat etti. Sultan İkinci Mustafa’nın Yeni Cami’deki türbesine defnedildi.
III. Osman
Sultan Üçüncü Osman, 2 Ocak 1699 günü, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Mustafa, annesi Åžehsuvar Valide Sultan’dır. Åžehsuvar Valide Sultan Rus asıllıdır. Tahta çıktığı ellialtı yaşına kadar sarayda hapis hayatı yaÅŸadığı için sinirli bir yapıya sahipti. Ancak yine de ÅŸefkat ve merhamet sahibi, özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı.
Sultan Üçüncü Osman mûsıkîden nefret ettiği için bütün müzisyenleri saraydan uzaklaştırdı. Sarayda dolaşırken cariyelerle karşılaşmak istemediği için ayakkabılarına demir ökçeler taktırmıştı. Ökçelerden çıkan sesi duyan cariyeler padişahın geldiğini öğrenip yoldan çekiliyorlardı. İki yıl, on ay, onsekiz gün saltanat sürmüş bu süre içinde yedi tane veziriazam değiştirmiş, dönemi boyunca içte ve dışta barış ve huzur yaşanmıştır.
Sultan Üçüncü Osman’ın zaman zaman kıyafet deÄŸiÅŸtirerek halkın arasına karıştığı bilinmektedir. 30 Ekim 1757′de vücudunda çıkan bir çıbanın verdiÄŸi hastalıkla vefat etti. Cenazesi, Yeni Cami’de Sultan Birinci Mahmud’un yanına defnedildi.
III. Mustafa
Sultan Üçüncü Mustafa, 28 Ocak 1717 günü, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Sultan Üçüncü Ahmed, annesi MihriÅŸah Sultan’dır. Sultan Üçüncü Mustafa orta boylu, iri gözlü, yassı burunlu ve siyah sakallı idi. Heybetli ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile meÅŸgul oldu. İslâm ve Osmanlı tarihlerini inceledi.
Sultan Üçüncü Mustafa, son derece dindar, tutumlu, müşfik, çalışkan ve cömert bir insandı. İki dakika süren ve İstanbul’un hemen hemen yarıdan fazlasını yıkan büyük depremde evlerini, yakınlarını kaybeden halka kendi kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder, haksızlıklara asla göz yummazdı. Yalandan, riyadan ve rüşvetten nefret ederdi. Asla gurura kapılmaz, büyüklük taslamaz, yapamayacağı iÅŸleri vaadetmezdi.
Sultan Üçüncü Mustafa, yenileÅŸmenin gerektiÄŸi fikrindeydi ve ıslahat yapmak istiyordu. Prusya Kralı İkinci Frederik’in ıslahat hareketlerini duymuÅŸ, Ahmed Resmî Efendi’yi ona göndermiÅŸti. Prusya Kralı İkinci Frederik, Sultan Üçüncü Mustafa’ya Ahmed Resmî Efendi aracılığı ile baÅŸarısının üç altın anahtarı dediÄŸi öğütlerini gönderdi.
- Bol bol tarih okuyun, eski tecrübelerden faydalanın.
- Güçlü bir orduya sahip olmaya çalışın ve barış zamanında askerlerinizi sürekli eğitime tâbi tutun.
- Hazineniz daima parayla dolu bulunsun, ekonomiye önem verin.
Sultan Üçüncü Mustafa, bu öğütleri dinledikten sonra acı acı güldü. Sonra da "Biz de bunları yapmak niyetindeyiz, lâkin yolu nedir?" diye mırıldandı. Memleketine en büyük felâketin Rusya’dan geleceÄŸini düşünüyordu. Müdafaa için geceli gündüzlü çalışarak her türlü hazırlığı yaptı. SavaÅŸlarda kullanılmak üzere hazineyi altınla doldurdu.
Süveyş Kanalını bile açtırmayı düşünüyordu. Fakat iş başına getireceği yetenekli devlet adamlarının olmaması onu üzüyordu. Rus Savaşı sırasında üzüntüsünden hastalandı ve kalp yetmezliğinden dolayı 21 Ocak 1774 günü vefat etti.
Sultan Üçüncü Mustafa, orduda bir yenileÅŸme gerektiÄŸi fikriyle hareket ediyordu. Askerlere eÄŸitim kuralları getirdi. İtirazlara aldırmadan tüfeklere süngü taktırdı. Yeni bir tophane kurdurup güçlü toplar döktürdü. Bahriye, istihkâm ve topçu okulları açtı. YaÅŸlı subaylara bile eÄŸitim mecburiyeti getirdi. Ordudaki ıslahat konusunda Baron de Tott adlı Macar uyruklu Fransız’dan çok yararlandı. Baron de Tott, Osmanlı topçu sınıfını yeniden ele alıp modernize etti ve askere Avrupa usûlü eÄŸitim yaptırdı.
Sultan Üçüncü Mustafa şair bir padişahtı. Cihangir mahlasıyla yazdığı şiirleri çok meşhurdur. Şiirlere "el-fakir Mustafa Han-ı Sâlis" şeklinde imza atardı. Şiirlerinden birisinde şöyle der:
Yıkılupdur bu cihan sanmaki bizde düzele
Devlet-i çerh-i denî verdi kamu müptezele
Şimdi ebvâb-ı saadetle gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem Yezel’e.
Erkek çocukları: Üçüncü Selim, Mehmed
Kız çocukları: Şah Sultan, Fatma Sultan, Bekhan Sultan, Fatma Sultan, Hibetullah Sultan
I. Abdülhamid
Sultan Birinci Abdülhamid, 20 Mart 1725 tarihinde, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Üçüncü Ahmed, annesi Rabia Åžermi Sultandır. Annesi ona kuvvetli bir tahsil yaptırdı. Zamanındaki mevcut tarihlerin hepsini gözden geçirdi. Hat sanatı ile de meÅŸgul oldu. Merhametli, nazik ve saf bir insan olarak tanınıyordu. Saltanatı süresince birçok ıslahat ve imar hareketlerinde bulundu. Devlet iÅŸleriyle daima yakından ilgilendi. Her sorun hakkında fikir ve görüşlerini vezirlerine bildirirdi. Yetenekli vezirler atamaya çalıştı. Halka karşı daima ÅŸefkatli ve ılımlı davrandı.
Sultan Birinci Abdülhamid henüz tahta geçmişti ki, kendisinden cülûs bahşişi istendiğini duydu. Kaşlarını çatıp sertleşen Sultan Birinci Abdülhamid şöyle dedi: "Hazinede bahşiş yoktur, bundan böyle cülus bahşişi verilmeye! Asker evlâtlarımıza fermanımız duyurula!". Askerler bir parça söylendilerse de, işi daha fazla ileriye götürmeden dağıldılar.
Sultan Birinci Abdülhamid, siyasî ve askerî ıslahatlara giriÅŸti. Avrupaî tarzda mektepler açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı’nı kurdurdu, Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamid PaÅŸa, menfaatleri bozulanlar tarafından padiÅŸaha ÅŸikâyet edildi. Halil Hamid PaÅŸa, yaptığı tüm olumlu çalışmalara raÄŸmen, bu konuda yanıltılan Sultan Birinci Abdülhamid’in emriyle idam edildi.
Sultan Birinci Abdülhamid, bütün baÅŸarısızlıklara raÄŸmen Osmanlı padiÅŸahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. 1782 yılı yazında İstanbul’da çıkan yangında itfaiye iÅŸlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgi ve takdirini de kazanmıştı.
Dindarlığı ve iyiliÄŸi sebebiyle halkın "velî" olarak gördüğü Sultan Birinci Abdülhamid, onbeÅŸ yıl iki ay onyedi gün süren saltanattan sonra, 1789 yılı Nisan ayında 64 yaşında vefat etti. Cenazesi Bahçekapı’da kendi yaptırdığı türbesine defnedildi.
Erkek Çocukları : Dördüncü Mustafa, İkinci Mahmud, Murad, Nusret, Mehmed, Ahmed, Süleyman.
Kız Çocukları : Esma, Emine, Rabia, Saliha, Alimşah, Dürrüşehvar, Fatma, Melikşah, Hibetullah Zekiye.
III. Selim
Sultan Üçüncü Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Üçüncü Mustafa, annesi MihriÅŸah Sultan’dır. Annesi Gürcü asıllıdır. Kâhinlere inanan babası Sultan Üçüncü Mustafa, onların yeni doÄŸan oÄŸlu Selim’in eÅŸsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine, büyük bir sevince kapılmış, yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiÅŸtir.
Sultan Üçüncü Selim, doÄŸum günündeki bu hava içinde büyüdü. Sarayda çok güzel bir ÅŸekilde yetiÅŸtirildi. Sultan Üçüncü Mustafa, kendisinden sonra oÄŸlu Sultan Üçüncü Selim’in padiÅŸah olmasını istemiÅŸti. Ancak, babasından sonra padiÅŸahlığa amcası Sultan Birinci Abdülhamid getirildi. Sultan Birinci Abdülhamid, Sultan Üçüncü Selim’i sarayda göz önünde bulunduruyor, ancak yine de onun eÄŸitimine önem veriyordu. Amcası Sultan Birinci Abdülhamid’in ölümü üzerine, Sultan Üçüncü Selim 7 Nisan 1789 günü, 28 yaşındayken Osmanlı tahtına oturdu.
Sultan Üçüncü Selim, edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklıydı. Yazmış olduÄŸu hat ve levhalardan bazıları cami ve türbelere asılmıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi konuÅŸuyordu. Merhametli bir insan olan Sultan Üçüncü Selim ciddi bir eÄŸitim görerek yetiÅŸti. İyi bir şâir, tamburî, neyzen ve hânende idi. Bestekâr da olan Sultan Üçüncü Selim, güzel sanatlara düşkün ve açık fikirliydi, ancak zaafa varacak kadar yumuÅŸak karakterliydi ve Osmanlı Devleti’nde batıcılığın yerleÅŸmesini istiyordu.
Sultan Üçüncü Selim tahta çıktığı zaman, halk ona büyük ümitler baÄŸladı. Halk genç hükümdarın, Osmanlı Devleti’ni o eski güçlü ve ihtiÅŸamlı devirlerine geri döndüreceÄŸini düşünüyordu.
Sultan Üçüncü Selim, 29 Mayıs 1807 tarihinde Osmanlı padiÅŸahlığını Åžehzade Mustafa’ya terk ettikten sonra bir yıl iki ay daha yaÅŸadı. Alemdar Mustafa PaÅŸa Olayı sırasında yeni padiÅŸahın adamları tarafından, 28 Temmuz 1808 tarihinde öldürüldü. Cenazesi, Lâleli Camii avlusunda babası Sultan Üçüncü Mustafa’nın yanına defnedildi.
IV. Mustafa
Sultan Dördüncü Mustafa, 8 Eylül 1779 günü, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid, annesi Nüketseza Kadın Sultan’dır. Annesi Nüketseza Kadın Sultan, Sultan Dördüncü Mustafa’nın iyi bir tahsil yapması için çok çaba harcadı. Ancak hırslı, kurnaz ve asabî bir insan olan Sultan Dördüncü Mustafa, eÄŸitim ve öğrenimden çok zevk ve sefa içinde yaÅŸamaya önem verdi.
Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda, tahttan indirilen amcazâdesi Sultan Üçüncü Selim’in yerine, 29 Mayıs 1807 günü tahta çıktığında yirmisekiz yaşındaydı. Sultan Dördüncü Mustafa’nın ÅŸehzadeliÄŸi boyunca, kendisine bir evlât gibi davranan Sultan Üçüncü Selim aleyhinde isyancılarla iÅŸbirliÄŸine girmesi ve onun öldürülmesi için emir vermesi, karakteri hakkında fikir vermektedir.
Tahta çıktığında devletin merkezî otorite ve hakimiyeti gittikçe zayıflıyor, Sultan Üçüncü Selim ve Nizam-ı Cedid yandaÅŸları yakalandıkları yerde öldürülüyordu. Sultan Dördüncü Mustafa’nın tahta çıkmasını saÄŸlayan Kabakçı Mustafa ve yandaÅŸları devlet yönetiminde etkin rol oynuyor, kendi adamlarını önemli mevkilere getiriyorlardı.
Osmanlı Devleti, bu isyandan sonra yeniçerilere çok büyük tavizler verdi. Ancak yeniçerilerin istekleri hiçbir zaman bitmedi. Hatta Osmanlı tarihinde hiç görülmemiş bir antlaşma yapıldı. Kabakçı Mustafa isyanında baş rol oynayan yeniçeri ağalarının, kendilerini sağlama almak için yaptıkları bu antlaşmaya göre, yeniçeriler devlet işlerine karışmayacak ve Osmanlı Devleti bu isyandan dolayı Yeniçeri ocağını sorumlu tutmayacaktı.
Sultan Üçüncü Selim taraftarları, bu karışık ortam içinde Rusçuk âyânı Alemdar Mustafa PaÅŸa’ya sığınmışlardı. Alemdar Mustafa PaÅŸa Osmanlı-Rus savaÅŸları sırasında büyük baÅŸarılar göstermiÅŸ ve ordu mensuplarının sempatisini kazanmıştı.
Sultan Dördüncü Mustafa hat sanatıyla uÄŸraÅŸtı. Gayet güzel yazıları vardır. Osmanlı hanedanından Sultan BeÅŸinci Murad’dan sonra en az padiÅŸahlık yapanlardan birisidir.
Kız çocukları: Emine Sultan
II. Mahmud
Sultan İkinci Mahmud, 20 Temmuz 1785 tarihinde, İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid, annesi NakÅŸidil Valide Sultan’dır. Orta boylu, geniÅŸ omuzlu, beyaz sakallı, zarif ve sevimli yüzlüydü. DiÄŸer Osmanlı padiÅŸahları gibi kuvvetli bir tahsil gördü. Öğrenimi ile, Sultan Üçüncü Selim, padiÅŸahlığı sırasında bizzat meÅŸgul olmuÅŸtu.
Cesur, temkinli, sabırlı ve azimli bir kiÅŸiliÄŸe sahip olan Sultan İkinci Mahmud, Alemdar Mustafa Olayı sonrasında, 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında yirmi üç yaşındaydı. Zekî ve bilgili bir insan olan Sultan İkinci Mahmud, Avrupa’daki yenileÅŸme hareketlerini benimsemiÅŸti. Adalet iÅŸlerine gereken önemi verdi, yeni kanun ve tüzükler hazırlattı ve bu sebeple kendisine "Adlî" ünvanı verildi.
Åžiiri, edebiyatı ve bilimi seven, halk arasında dolaÅŸmayı ve onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören Sultan İkinci Mahmud, Osmanlı Devleti’ni gerek sosyal bakımdan, gerekse uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. Sultan İkinci Mahmud, yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü, dinlenmek için gittiÄŸi kardeÅŸi Esma Sultan’ın Çamlıca’daki köşkünde, elli dört yaşında vefat etti. Büyük bir cenaze töreni ile halkın gözyaÅŸları arasında Divan Yolu’ndaki türbesine defnedildi.
Erkek çocukları: Abdülmecid, Abdülaziz, dört tane Ahmed isimli Şehzade, Bayezid, Abdülhamit, Süleyman, Mehmed, Murad, Nizameddin, Mehmed, Abdullah, Osman
Kız çocukları: Emine Sultan, Hamide Sultan, Hayriye Sultan, Şah Sultan, Saliha Sultan, Ayşe Sultan, Atike Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Adile Sultan.
Abdülmecid
Sultan Abdülmecid, 25 Nisan 1823 günü doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Mahmud, annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan’dır. Sultan Abdülmecid, babasının arzusu yönünde bir eÄŸitim ve terbiye gördüğü için ıslahatçı fikirlere sahipti. Batı âlemine karşı hayranlık besliyordu. Babasının vefatı üzerine, henüz 17 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu. Devletin ilerleyiÅŸi için Avrupaî hayat tarzının ülke çapında yaygınlaÅŸtırılmasını istedi. Saltanatının henüz dördüncü ayında ilân ettiÄŸi Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu sebebiyle Tanzimat Dönemi padiÅŸahı olarak şöhret bulmuÅŸtur.
Sultan Abdülmecid, batılı yazarların takdir ve sevgiyle andıkları bir padiÅŸahtı. Âdil, merhametli, ıslahatçı, yenilikçi bir insan olan Sultan Abdülmecid, çok genç yaÅŸlardan itibaren içki kullanmaya baÅŸladı. 25 Haziran 1861 tarihinde, 39 yaşında iken İstanbul’da veremden dolayı vefat eden Sultan Abdülmecid, Yavuz Sultan Selim’in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.
Sultan İkinci Mahmud, ölüm döşeÄŸinde iken, Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmış olan Kavalalı Mehmed Ali PaÅŸa, Osmanlı kuvvetlerini Nizip’te yenilgiye uÄŸratmıştı. Sultan Abdülmecid böyle karmaşık bir ortamda tahta çıktı. Mısır Sorunu, Rus donanmasının Hünkâr İskelesi AntlaÅŸmasına uyarak İstanbul’a gelmesi üzerine bir Avrupa sorunu haline geldi.
BaÅŸta İngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya olmak üzere Avrupalı devletler Osmanlı Devleti ile Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali PaÅŸa arasındaki Mısır sorununu çözmek için bir konferans düzenlediler. Avrupa Devletleri, Mısır’da güçlü bir yönetim istemiyorlardı. Kavalalı Mehmed Ali PaÅŸa’ya karşı Osmanlı Devleti’nin tarafını tuttular ve bu ortamda Londra SözleÅŸmesi imzalandı (1840).
Buna göre; Mısır Osmanlı Devleti’ne baÄŸlı kalacak, ancak yönetimi Mehmed Ali PaÅŸa ve oÄŸulları yürütmeye devam edecekti. Mısır seksen bin altın vergi ödeyecekti. Suriye, Adana ve Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılıyordu.
Hünkâr İskelesi AntlaÅŸmasının süresi bitince, Londra’da yeniden bir konferans düzenlendi (1841). Toplantıya Osmanlı Devleti’nden baÅŸka Rusya, Fransa, İngiltere, Prusya ve Avusturya katıldı. Konferansta alınan kararlara göre, BoÄŸazlar’da egemenlik hakkı Osmanlı Devleti’ne ait olacak, ancak barış döneminde hiçbir savaÅŸ gemisi BoÄŸazlar’dan geçmeyecekti.
Bu antlaÅŸma ile Fransa ve İngiltere Akdeniz’deki güvenliklerini saÄŸlamış oluyorlar, Osmanlı Devleti’nin BoÄŸazlar üzerindeki kayıtsız ÅŸartsız haklarına kısıtlama geliyordu. Rusya ise Hünkâr İskelesi AntlaÅŸması ile BoÄŸazlar üzerinde saÄŸladığı üstünlüğü kaybetmiÅŸ oluyordu.
Abdülaziz
Sultan Abdülaziz 8 Åžubat 1830 tarihinde İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan İkinci Mahmud, annesi Pertevniyal Valide Sultan’dır. Elâ gözlü, beyaza yakın kumral tenli, sert bakışlı ve top sakallıydı. AÄŸabeyi Sultan Abdülmecid’in vefatı üzerine 25 Haziran 1861 günü tahta çıktığında 31 yaşındaydı. Müsrif bir padiÅŸah olarak tanınmasına raÄŸmen, çok sade giyinir, sarayda terlik ve entari ile dolaşırdı. Babası öldüğü zaman dokuz yaÅŸlarındaydı. Ancak aÄŸabeyi Sultan Abdülmecid, onun eÄŸitimine gerektiÄŸi gibi dikkat etti. ÅžehzadeliÄŸi sırasında rahat ve korkusuz bir hayat sürdü. Çok iyi Fransızca konuÅŸurdu. Åžiire ve müziÄŸe de ilgisi vardı. Kendine ait besteleri vardır. Resim yapma kabiliyeti de çok üstün olan Sultan Abdülaziz, Osmanlı donanmasına ısmarlayacağı gemilerin plânını bizzat kendisi çizmiÅŸti. Ok atmayı, ata binmeyi, avlanmayı ve özellikle güreÅŸmeyi çok severdi. Güçlü, kuvvetli ve pehlivan yapılıydı. En iyi pehlivanlarla güreÅŸir ve sırtlarını yere getirirdi.
V. Murad
Sultan BeÅŸinci Murad 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Åževk-Efza Kadın Efendi’dir. Annesi Çerkezdir. Sultan BeÅŸinci Murad, çocukluÄŸunda ve gençliÄŸinde iyi bir eÄŸitim gördü ve Fransızca öğrendi. Okumaya çok meraklı olduÄŸundan dolayı, Fransa’dan kitaplar getirtir ve sürekli olarak okurdu. Edebiyata karşı çok ilgiliydi. Aralarında Ziya PaÅŸa ve Namık Kemal’in de olduÄŸu devrin bir çok ÅŸairi ile yakın dostluk kurmuÅŸtu. Yabancı kültürlerin etkisi altında kalan Sultan BeÅŸinci Murad, piyano çalardı. Batı müziÄŸi stilinde besteler bile yapmıştır. Avrupalı prenslerle dost olmuÅŸ, onlarla mektuplaÅŸmış olan Sultan BeÅŸinci Murad, yerli ve yabancı gazeteleri yanından eksik etmezdi.
Sultan Abdülaziz ile beraber çıktığı Avrupa seyahati sırasında Avrupa’yı yakından görüp hayran kalmış olan Sultan BeÅŸinci Murad, bu gezi sırasında İngiltere’de tanıştığı Gal Prensi (sonradan İngiltere Kralı olan VII.Edward) ile yakın bir dostluk kurdu. Gal Prensinin tesiri altında kalıp mason olan Sultan BeÅŸinci Murad, çok müsrif ve ihtiras sahibi bir insandı. PadiÅŸah olmak için amcasının ölümünü beklediÄŸini açıkça söylerdi.
Sultan BeÅŸinci Murad, tahttan indirilen Sultan Abdülaziz’in yerine 30 Mayıs 1876′da padiÅŸah oldu. Ancak, Osmanlı Devleti’ni kurtarmak için meÅŸrutiyetin kurulmasını isteyen, bu düşünce ile tahta güvendikleri bir hükümdar getiren aydınların umudu yine kırılmıştı. 93 gün kaldığı Osmanlı tahtından 31 AÄŸustos 1876 günü indirildi. 28 yıl daha sarayda yaÅŸayan Sultan BeÅŸinci Murad, 29 AÄŸustos 1904 tarihinde vefat etti ve annesi Åževk-Efza Kadın Efendi’nin Yeni Cami’deki türbesine defnedildi.
II. Abdülhamid
Sultan İkinci Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi’dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok küçük yaÅŸta iken annesini kaybettiÄŸi için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi Piristu Kadın yetiÅŸtirdi. ÇocukluÄŸunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padiÅŸahlığı sırasında bu durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoÅŸgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi.
Bekârlığı sırasında çok serbest bir hayat yaÅŸayan Sultan İkinci Abdülhamid, evlendikten sonra tüm boÅŸ zamanını ailesiyle, çocuklarıyla geçirmeye baÅŸladı. Sultan İkinci Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’ni uyguladığı politikalarla 33 yıl ayakta tutmayı baÅŸarmış bir padiÅŸahtır.
Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında, kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince, atalarından kalma şahsî servetinden masrafları karşılamış, bunu devletten geri almamıştı.
BoÅŸ vakitlerini marangozhanede geçirir, harika eÅŸyalar yapar, bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece ÅŸefkatli bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid’in kendisini öldürmek isteyenleri bağışlaması, dünya siyaset tarihinde ender rastlanan bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid, kültüre önem vermiÅŸ ve eÄŸitim konusunda hizmet verecek birçok mekân yaptırmıştır.
Güzel Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid, ilk ve orta dereceli okullar, dilsiz ve kör okulları, kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilâyetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmuş, ilkokulları köylere kadar ulaştırmıştır.
İstanbul’da ÅžiÅŸli Etfal Hastahanesi’ni ve Dârülaceze’yi kendi ÅŸahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen içme suyunu borularla İstanbul’a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid, BaÄŸdat’a ve Medine’ye kadar da demiryolları döşetmiÅŸtir. Büyük ÅŸehirlere atlı tramvay hatları yaptırmıştır.
V. Mehmed ReÅŸad
Sultan Mehmed ReÅŸad 2 Kasım 1844 tarihinde İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülcemal Kadın Efendi’dir. Annesi Çerkezdir. ÇocukluÄŸu, padiÅŸah olan babasının yanında geçti. EÄŸitim ve öğrenimine gereken önem gösterildi.
Sultan Mehmed Reşad, amcası Sultan Abdülaziz zamanında rahat bir şehzadelik yapmasına rağmen ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid zamanında sarayda hapis hayatı yaşadı. Veliaht olduğu için devamlı kontrol altında tutuluyordu. Sultan Mehmed Reşad günlerini haremde geçirir, şiir ve kitap okurdu.
Sultan BeÅŸinci Mehmed ReÅŸad, İttihat ve Terakki partisinin desteÄŸiyle tahta çıktığında 65 yaşındaydı. Sultan İkinci Abdülhamid’in padiÅŸahlığı sırasında devlet iÅŸleriyle yeterince ilgilenmemiÅŸti. PadiÅŸahlığı sırasında yönetim daha çok İttihat ve Terakki partisinin ileri gelenlerinden Enver PaÅŸa, Talat PaÅŸa ve
Cemal PaÅŸa’nın eline geçmiÅŸti.
Mehmed Vahdeddin
Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padiÅŸahıdır. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi’dir. 2 Åžubat 1861 tarihinde İstanbul’da doÄŸdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin doÄŸduÄŸu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat etmiÅŸlerdi. Çocuk denecek yaÅŸlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid’in kadınlarından Åžayeste Kadın tarafından büyütüldü.
Sultan Abdülaziz’in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduÄŸu için serbest yetiÅŸti. EÄŸitim ve öğrenimi ile aÄŸabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz padiÅŸah deÄŸilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu deÄŸiÅŸtirmedi, ona hep deÄŸer verdi ve onu korudu. Bu yüzden aÄŸabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaÅŸadı.
Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi.
Sultan Mehmed ReÅŸad, padiÅŸah olduÄŸu zaman, yaÅŸ bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin’den daha büyük olan Sultan Abdülaziz’in oÄŸlu Yusuf İzzeddin veliaht idi. Yusuf İzzeddin’in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi.
Veliaht olarak bulunduÄŸu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. SavaÅŸ sırasında Osmanlı Devleti’nin veliahtı olarak Almanya’ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında Mustafa Kemal de bulunudu. Sultan Mehmed ReÅŸad’ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padiÅŸah oldu.