‘Tarih’ Kategorisi için ArÅŸiv

Abd’nin Yabanci Dille ImzaladiÄŸi Tek AntlaÅŸma…

Salı, 06 Kasım 2007

"…Yıl, 1783… Avrupa standartlarına göre mütevazı da olsa, yeni bir denizci devlet olan ABD, denizlerde tek başına bayrak gezdirmeye baÅŸladı…

Daha 25 Temmuz 1785′te, bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemi Cezayir açıklarında Osmanlı gemileri tarafından ele geçirildi. Bu gemi, Boston limanına baÄŸlı, Kaptan Isaak Stevens’ın idaresindeki Maria idi.

Arkasından, Philadelphia limanına baÄŸlı, Kaptan O’Brien’ın Dauphin’i de aynı akıbete uÄŸradı. 1793 Ekim ve Kasım aylarında 11 ABD gemisi daha Osmanlıların eline geçti…

Kongre, 27 Mart 1794 yılında, Osmanlı denizcilerine karşı koyacak güçte savaÅŸ gemileri inÅŸa edilmesi veya satın alınması için, BaÅŸkan George Washington’a 700.000 altına yakın harcama yetkisi verdi.

Osmanlıların oluÅŸturduÄŸu deniz tehdidi sayesinde, ABD donanmasının temelleri atılıyordu. 5 Eylül 1795′te ABD bu tehdide karşı bir anlaÅŸma yapmayı kabul etti. Bu anlaÅŸmaya göre ABD, Cezayir’deki esirlerin iadesi ve gerek Atlantik’te, gerekse Akdeniz’de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını (216.000 dolar)ödeyecekti.

Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluÅŸan anlaÅŸmaya, BaÅŸkan George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı imza koydular…

Böylece ABD yıllık vergiye baÄŸlanmış oldu. Bu, ABD’nin iki asrı aÅŸkın tarihinde, yabancı bir dille imzalanan tek anlaÅŸma olduÄŸu gibi, yabancı bir devlete vergi ödemeyi kabul eden tek Amerikan belgesidir…

Kısacası:

*ABD tarihinde kendi dilinde olmayan tek uluslararası anlaÅŸma Türkçe’dir ve

*ABD tarihinde vergi vermeyi kabul ettiÄŸi tek ülke Osmanlı İmparatorluÄŸu’dur….

*ABD başkanı George Wasington Efendi Osmanlı İmparatoru tarafından muhatap görülmemiş ve anlaşma Cezayir beylerbeyi tarafından imzalanmıştır.

Hey gidi günler hey!

Osmanli Tarihi

Salı, 06 Kasım 2007

OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUÅžU

Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.

Kayı Boyu, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya geldi.

Kayı, güç ve kudret demektir.

Kayıların damgası, iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.

Kayılar, I.Alaeddin Keykubat döneminde Ankara KaracadaÄŸ’a yerleÅŸtirildiler.

Kayılar, bir süre sonra Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullanmaya baÅŸladılar. Bu dönemde Kayıların başında ErtuÄŸrul Gazi bulunuyordu.

Osmanlılar 1299 yılında Osman Bey tarafından kurulmuştur.

OSMAN BEY DÖNEMİ 1281-1326)

Amacı: Bursa’yı ele geçirmek.

KOYUNHİSAR SAVAŞI (Bafeon Savaşı)

Tarihi: 1302

Tarafları: Osmanlılar X Bizans

Sebep: Bizans’ın Osmanlı ilerleyiÅŸini durdurmak istemesi

Sonuç: İzmit yolu Türklere açıldı.

Önem: İlk Osmanlı-Bizans savaşıdır.

OSMANLI DEVLETİ’NİN KISA ZAMANDA GELİŞMESİNİN NEDENLERİ

1-Kurulduğu bölgenin uç bölgesi olması ve Moğol baskısından uzak bulunması

2-Topraklarının tek elden yönetilmesi (Merkezi yönetim)

3-Fetih hareketleri için gerekli kuvveti kolayca bulabilmeleri

4-Başarılı bir yerleşim siyaseti izlemeleri

5-Yönetimin gelişme döneminde tamamen Türklerin elinde olması

6-Anadolu Türk beylikleri arasındaki mücadelelere başlangıçta katılmamaları

7-Hıristiyan Bizans’a karşı gaza ve cihat duygusuyla hareket etmeleri

8-Kuruluş devri hükümdarlarının üstün özelliklere sahip kişiler oluşu

ORHAN BEY DÖNEMİ (1326-1362)

Amacı: Balkanlara yayılmak (Orhan Bey, babasının Bizans’a karşı yürüttüğü yayılma siyasetini aynen devam ettirdi.)

*Orhan Bey döneminde Bursa fethedildi ve beyliÄŸin merkezi oldu. İpek sanayinin merkezi olan Bursa’nın fethi ile hazineye önemli bir gelir kaydedildi.

MALTEPE ( PELEKANON) SAVAÅžI

Tarihi: 1329

Taraflar: Osmanlı X Bizans

Sebep: 1-Bizans’ın Osmanlıların İznik kuÅŸatmasını sonuçsuz bırakmak istemesi. 2- Bizans’ın Türk kuvvetlerinin İstanbul BoÄŸazı’na yaklaÅŸmalarını önlemek istemesi

Sonuç: İznik yolu Türklere açıldı.

OSMANLILARIN RUMELİ’DEKİ İSKAN SİYASETİ (İstimalet politikası)

1-Fethedilen bölgelere Anadolu’dan Türk göçmenler yerleÅŸtirildi. Bundaki amaç göçmenleri yerleÅŸik hayata zorlamak ve fethedilen yerlerin TürkleÅŸmesini saÄŸlamaktı.. Bu göç gönüllü ve sürgün olmak üzere iki ÅŸekilde gerçekleÅŸtirildi.

2-Göçmenler, iskan yerlerine yakın bölgelerden seçilirdi.İklim şartlarının aynı olmasına dikkat edilirdi.

3-Göçmen aileler seçilirken özellikle anlaşmazlık içinde olan ailelerden birisi seçilirdi. Bundaki amaç kan davalarını engellemekti.

4-Göç eden ailelere toprak verilir ve bir süre vergi alınmazdı. Göç edenler yeni yerleşim yerlerini terk edemezlerdi.

5-Fethedilen yerlerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar başka yerlere göç ettirilirdi.

6-Bir yerden göçmen alınırken o yerin üretim ve düzeninin bozulmamasına dikkat edilirdi.

7-İstimalet sisteminin amacı fethedilen yerlerde Türk nüfusunu arttırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.

Osmanlılara kendi isteği ile katılan beylikler: Karesioğulları, Germiyanoğulları

Osmanlılara ilk katılan beylik: Karesioğulları

Osmanlılara son katılan beylik:Ramazanoğulları

Osmanlıları en çok uğraştıran beylik: Karamanoğulları

KARESİ BEYLİĞİ’NİN OSMANLILARA KATILMASININ ÖNEMİ

1-Karesi beyliği Osmanlıların aldığı ilk beyliktir.

2-Karesi donanması ve donanma komutanları Osmanlıların emrine girdi.

3-Karesi donanması ile Osmanlılar Rumeli’ye geçtiler.

ÇİMPE KALESİ :

Çimpe kalesi Osmanlıların Rumeli’deki ilk askeri üssüdür. Çimpe Kalesi Bizans’ın Osmanlı yardımlarına karşı Osmanlılara verdiÄŸi bir hediyedir. Bizans imp.Çimpe’yi geri almak için para teklif ettiyse de Osmanlılar vermediler.

I.MURAT ( HÜDAVENDİGAR) DÖNEMİ ( 1362-1389)

Amacı: Balkanlara kesin olarak yerleşmek

SAZLIDERE SAVAÅžI

Tarihi: 1363

Taraflar: Osmanlı X Bizans + Bulgar ittifak güçleri

Sebebi: Osmanlıların Edirne’yi fethetmek istemesi.

Sonuç: 1- Edirne alındı. 2- Bizans’ın Bulgar ve Sırplarla olan baÄŸlantısı kesildi. 3-Balkanlarda fetih yolları açıldı. 4-Gümülcine ve Filibe alınarak Çatalca’ya kadar ulaşıldı.

SIRP SINDIÄžI SAVAÅžI

Tarih:1364

Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar ( Sırp, Bulgar, Eflak, Bosna, Macar beyleri)

Sebep:1-Osmanlıların pirinç ekimi ile meÅŸhur Filipe’yi ele geçirmeleri. 2- Haçlıların Türkleri Rumeli’den atmak istemeleri.3-Edirne’nin Osmanlılara teslim olması.

Sonuç: 1-Balkanlardaki Türk ilerleyişi devam etti. 2-Balkanlardaki Macar etkisi kırıldı. 3-Bulgar kralı Osmanlı egemenliğini ve Osmanlılara vergi vermeyi kabul etti.

Önemi: 1-İlk Osmanlı-Haçlı savaşıdır. 2- SavaÅŸ sonunda Osmanlılar’ın baÅŸkenti Bursa’dan Edirne’ye taşındı.

ÇİRMEN SAVAŞI

Tarih: 1371

Taraflar: Osmanlı X Birleşik Sırp kuvvetleri

Sebep: 1-Türkleri Balkanlardan atmak 2-Bulgar krallığının Osmanlı hakimiyetinden kurtulmak istemesi.3-Osmanlıların Makedonya’yı ele geçirmek istemesi.

Sonuç: 1- Makedonya yolu Türklere açıldı.2-Sırp kralı Osmanlı hakimiyetini tanıdı.

PLOŞNİK BOZGUNU

1387 yılında Åžahin PaÅŸa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri PloÅŸnik’te Sırp ve BoÅŸnak kuvvetleri tarafından imha edildi. PloÅŸnik Bozgunu I.Kosova Savaşı’nın sebebidir.

I.KOSOVA SAVAÅžI

Tarihi: 1389

Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Sırp, Boşnak, Macar, Eflak, Arnavut, Leh, Çek kuvvetleri)

Sebep: Haçlıların Ploşnik bozgununda Osmanlıları yenmesi onlara cesaret vermişti.

Sonuç: Balkanların Türk toprağı olduğu ispatlandı.

Önemi:1-I.Kosova Savaşı Balkanlarda tutunabilmek için yaptığımız savaÅŸların en büyüklerindendir. 2-I.Murat savaÅŸ meydanını gezerken bir Sırplı tarafından ÅŸehit edildi. 3-I.Murad’ın oÄŸlu Bayezid, bu savaÅŸta gösterdiÄŸi ustalık ve çabukluk sebebiyle Yıldırım unvanını aldı. 4- SavaÅŸ Balkan Yarımadası’nın geleceÄŸini belirlemiÅŸtir.

I.BAYEZİD ( YILDIRIM ) DÖNEMİ (1389-1403)

Amacı: Anadolu’da Türk birliÄŸini kurmak

*Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar ilk kez İstanbul’u kuÅŸattılar. Yıldırım İstanbul’u 2 kez kuÅŸatmış, sonuç alamamıştır.

*Yıldırım Bayezid devleti içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmak ve ekonomik gelişmeyi sağlamak için Venedik tüccarlarına imtiyazlar (kapitülasyonlar) verdi. Hayatı boyunca Venedik tüccarlarını himaye etmeyi kabul etti. Ayrıca Venedikliler Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklar ve vergi vereceklerdi.

*Yıldırım Bayezid, savaş meydanında padişah olan ilk ve son Osmanlı padişahıdır.

*Yıldırım Bayezid, düşmana esir düşen ilk ve son Osmanlı padişahıdır.

İSTANBUL KUŞATMASI - 1391

Sebep: Yıldırım Bayezid, Bizans imparatoru Manuel’den İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulmasını, bir cami yapılmasını ve Osmanlılara ödenen verginin arttırılmasını istedi, imparator bu istekleri kabul etmeyince İstanbul’u kuÅŸattı.

Sonuç: İmparator Yıldırım Bayezid’in isteklerini kabul edince kuÅŸatma kaldırıldı.

Önemi: Osmanlıların ilk İstanbul kuşatmasıdır.

(İstanbul 17 kere Yunanlılar, Romalılar ve Latinler, 7 defa Araplar ve 5 defa da Osmanlılar tarafından kuşatıldı. Kuşatmaları yapan Osmanlı padişahları: 1. ve 2. kuşatma: Yıldırım Bayezid, 3. kuşatma: Musa Çelebi, 4. kuşatma: II.Murat, 5. kuşatma: Fatih Sultan Mehmet)

ANADOLU HİSARI (GÜZELCE HİSAR)

1397 tarihinde Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul BoÄŸazı’nı denetlemek ve İstanbul kuÅŸatmalarında Bizans’a Karadeniz’den yardım gelmesini engellemek amacı ile yaptırılmıştır.

NİĞBOLU SAVAŞI

Tarihi:1396

Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar (Macar kralı komutasındaki Haçlı ordusu)

Sebep: 1-Osmanlıların İstanbul’u kuÅŸatmaları. 2-Osmanlıların Bulgar krallığına son vermiÅŸ olmaları.3-Ege’de Osmanlı donanmasının Venedik çıkarlarına zarar vermesi. 4-Osmanlıların Bosna ve Arnavutluk’a yerleÅŸmesini engellemek. 5-Osmanlı sınırlarının Macaristan’a kadar dayanması.

Sonuç:1-Eflak ve Boğdan beyleri Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. 2-Vidin Bulgar krallığına son verildi. 3-Macaristan içlerine kadar akınlar yapıldı. 4-Haçlıların elindeki kaleler geri alındı.5- Bulgaristan tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.

Önemi:1-SavaÅŸta çok fazla ganimet elde edildi. Bu ganimetle Osmanlılar bir çok eser inÅŸa ettirdiler. Bursa Ulu Cami bunlardan biridir. 2-SavaÅŸ sonunda halife Yıldırım Bayezid’e Anadolu Sultanı unvanını verdi (Sultan-ı İklim-i Rum) 3-Osmanlı Devleti’nin İslam dünyasında ünü arttı.

Osmanlı-Karaman rekabetinin ana sebebi:

İki devletin de kendilerini Türkiye Selçuklularının mirasçısı saymaları bu rekabetin ana sebebidir.

ANADOLU’DA SİYASİ BİRLİĞİN KURULMASI İÇİN SAVAÅžMADAN YAPILAN ÇALIÅžMALAR

1-I.Murat, GermiyanoÄŸlu Süleyman Åžah’ın kızı ile oÄŸlu Yıldırım Bayezid’i evlendirdi. Devlet Hatun çeyiz olarak Kütahya, TavÅŸanlı, Emet ve Simav’ı getirdi. 2-I.Murat kızını KaramanoÄŸlu Alaeddin Ali Bey ile evlendirdi. 3-I.Murat HamitoÄŸullarından AkÅŸehir, BeyÅŸehir, SeydiÅŸehir, Yalvaç ve Isparta’yı 80 bin altın karşılığında satın aldı. 4- Sivas hakimi Kadı Burhanettin ölünce Sivas halkı ÅŸehri Osmanlılara teslim etti.

ANKARA SAVAÅžI

Tarih: 28 Temmuz 1402

Taraflar: Yıldırım Bayezid X Timur

Sebep: 1-Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki üstünlük mücadelesi 2-Yıldırım Bayezid’in doÄŸuya doÄŸru geniÅŸlemesi Timur’un hoÅŸuna gitmemiÅŸti. 3-Y. Bayezid’in Elbistan ve Malatya’yı alması ile Memlukler ile arası açılmıştı, Timur bu iki Türk devletinin gergin anından yaralanmak istedi. 4-Çin seferine çıkmak isteyen Timur, arkasında Osmanlılar ve Memlukler gibi güçlü rakipler bırakmak istemiyordu. 5- y:Bayezid’in ele geçirdiÄŸi Anadolu beyliklerinin beyleri beyliklerini yeniden ele geçirmek için Timur’dan yardım istiyorlardı. 6- Timur, İran, Irak ve Azerbaycan’ı elegeçirerek Osmanlılar ile komÅŸu olmuÅŸtu.

Bahane: Celayir hükümdarı Ahmet Celayir ile Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf Timur’dan kaçarak Y.Bayezid’e sığındılar. Timur bu hükümdarların kendisine iade edilmesini veya öldürülmesini istedi. Y.Bayezid, Timur’un isteklerini yerine getirmeyince Timur, bu durumu savaÅŸ sebebi saydı.

Savaşı etkileyen olay: SavaÅŸ sırasında önce saÄŸ kanattaki Kara Tatarların, sonra sol kanattaki Anadolu askerlerinin Timur’un tarafına geçip Osmanlılara saldırması savaşın kaderini deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir.

Ankara Savaşı ile ilgili Y.Bayezid’in hataları: 1- Malatya’yı ele geçirerek Memlukler ile arasını açması ve savaÅŸ sırasında Memluklerden destek alamaması. 2- Savaşı daÄŸlık bölgede kabul etmemesi. Timur’un fillerle donatılmış ordusunun daÄŸlarda ÅŸansı olamazdı. 3-Ankara’ya geldiÄŸinde Timur’un ordusunun hazırlıksız olduÄŸunu gördüğü halde saldırmaması. Timur’un ordusuna toparlanmak için fırsat vermesi.

Sonuç:1-Bizans’ın alınması 50 yıl gecikti. 2-Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyiÅŸi durdu. Arnavutluk boÅŸaltıldı. 3-Yıldırım Bayezid tarafından kurulan Anadolu birliÄŸi bozuldu. Çünkü Timur Anadolu beyliklerine bağımsızlıklarını geri verdi. 4-Timur, Osmanlı topraklarını Yıldırım’ın oÄŸulları arasında paylaÅŸtırdı. Böylece Osmanlı Devleti parçalandı.5-Yıldırım Bayezid Timur’a esir düştü. Esarete dayanamayıp kısa sürede öldü.6- Osmanlı Devleti’nin geliÅŸmesi 50 yıl gecikti. 7-Fetret devri baÅŸladı. 8-Anadolu’nun doÄŸusunda güçlenen Akkoyunlular, Osmanlıları tehdide baÅŸladılar. 9- Ankara Savaşı’ndan sonra Bizans, İstanbul’da bulunan Müslümanların bir kısmını ÅŸehid etti, bir kısmını ÅŸehirden çıkardı, camileri tahrip etti.

FETRET DEVRİ ( 1402-1413)

Yıldırım Bayezid’in Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesi ile baÅŸlayan ve Çelebi Mehmet’in hükümdar olmasına kadar geçen 11 yıllık saltanat karışıklığına Osmanlı tarihinde Fetret devri adı verilir.

Fetret devrine Timur’un Osmanlı ülkesini Yıldırım Bayezid’in oÄŸulları arasında paylaÅŸtırması sebep olmuÅŸtur.

ÇELEBİ MEHMET DÖNEMİ (1413-1421)

Amacı:Anadolu birliğini yeniden sağlayarak devleti güçlendirmek.

*Çelebi Mehmet Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu sayılır.

İLK DENİZ SAVAŞI

Tarih:1416

Taraflar: Osmanlı X Venedik

Sebep: Venediklilerin Osmanlı gemilerine düşmanca saldırıda bulunmaları

Sonuç: 1-Çalı Bey komutasındaki Osmanlı donanması yenildi. 2- Savaş sonunda yapılan antlaşmaya göre Venedikliler Osmanlı topraklarında diğer milletlerden daha fazla ticaret yapacaklar, buna karşılık Osmanlı gemilerine saldırmayacaklardı.

ŞEYH BEDREDDİN İSYANI

Tarih:1420

Sebep: Çelebi Mehmet, kardeÅŸi Musa Çelebi’nin kazasker tayin ettiÄŸi Åžeyh Bedreddin’i görevinden alınca isyan baÅŸladı.

Sonuç: Åžeyh Bedreddin yakalandı, Serez’de yargılandı ve idam edildi.

Önemi: Osmanlı Devleti’ndeki ilk dini isyandır.

ÅžEHZADE MUSTAFA ÇELEBİ İSYANI (Yıldırım Bayezid’in oÄŸlu)

Tarih:1420

Sebep: Timur, Yıldırım Bayezid’in oÄŸlu Mustafa Çelebi’yi Ankara Savaşı sonunda yanında Semerkand’a götürmüştü. Timur’un ölümü üzerine Mustafa Çelebi geri döndü ve tahta çıkmak isteÄŸi ile isyan etti.

Sonuç: Mehmet Çelebi’ye yenilen Mustafa Çelebi, Bizans’a sığındı. Mehmet Çelebi Bizans ile bir antlaÅŸma yaptı ve Mustafa Çelebi’yi serbest bırakmaması ÅŸartıyla Bizans’a her yıl yüz bin akçe ödemeyi kabul etti.

*Mustafa Çelebi’nin Yıldırım’ın oÄŸlu olmadığını iddia edenler ona Düzmece adını verdiler. Bu sebeple isyanın diÄŸer bir adı da Düzmece Mustafa isyanıdır. ( II.Murad döneminde Bizans destekli Mustafa Çelebi yeniden isyan ederek Edirne’ye gelmiÅŸ ve padiÅŸahlığını ilan etmiÅŸtir. 1422’de yakalanan Mustafa Çelebi hanedandan olmadığı ilan edilerek öldürülmüştür.)

II.MURAT DÖNEMİ (1421-1444/ 1446-1451)

Amacı: Balkanlarda Osmanlı aleyhine bozulan dengeyi yeniden sağlamak.

*II.Murat, kuruluş döneminin son padişahıdır.

*II.Murat, Türkçe’ye çok önem vermiÅŸtir. Devletin resmi kayıtları II.Murat’tan itibaren Türkçe tutulmuÅŸtur.

İSTANBUL KUŞATMASI

Tarih: 1422

Sebep: II.Murat, Çelebi Mehmet’in oÄŸlu Mustafa Çelebi’yi tahta çıkarmak isteyen Bizans’ı cezalandırmak istedi.

Sonuç: 50 gün süren kuÅŸatmayı, II. Murat, Mustafa Çelebi’nin Bursa’yı kuÅŸatması üzerine kaldırmak zorunda kaldı.

ÅžEHZADE MUSTAFA OLAYI ( Çelebi Mehmed’in oÄŸlu)

Tarih: 1422

Sebep: Çelebi Mehmed’in oÄŸlu Åžehzade Mustafa tahta geçmek için Bizans ve Anadolu beyliklerinin desteÄŸi ile ayaklandı.

Sonuç: 1423’te İznik’te yakalanarak öldürüldü.

EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI

Tarih:1444

Taraflar:Osmanlı- Macar+Sırp

Maddeleri:1-Bulgaristan’daki Osmanlı egemenliÄŸi tanınacak.2-Sırp despotluÄŸu tekrar kurulacak ve Osmanlılara vergi verecek. 3-Eflak beyliÄŸi Macar egemenliÄŸinde kalacak, Osmanlılara vergi vermeye devam edecek. 4-Tuna nehri taraflar arasında sınır olacak. 5-AntlaÅŸmanın süresi 10 yıldır.

En önemli maddesi: İki taraf birbirleriyle 10 yıl savaÅŸmayacaklar.( II.Murad bu maddeyi antlaÅŸmaya koyarak tahtı 12 yaşındaki oÄŸlu II.Mehmed’e bırakmak istiyordu. 10 sene sonra II.Mehmed savaÅŸacak yaÅŸa gelecekti.)

VARNA SAVAÅžI

Tarih:1444

Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Macar, Erdel, Eflak, Leh, Venedik, Sırp, Alman)

Sebep: Osmanlı tahtına 12 yaşındaki II.Mehmed’in geçmesi. 2- Haçlıların Avrupa’nın güneydoÄŸusunu Türklerden korumak istemesi. 3- Edirne-Segedin AntlaÅŸması’nı papanın onaylamaması üzerine geçersiz sayılması. 4-İstanbul’u Osmanlılardan korumak.

Sonuç:1-Hıristiyanların Osmanlıları Avrupa’dan atma ümitleri sona erdi. 2- Bizans’ın kaderi belirlendi. 3-Balkanlarda 500 yıl sürecek Osmanlı hakimiyeti baÅŸladı, Rumeli’de kesin olarak Türk egemenliÄŸi saÄŸlandı.4- Varna Savaşı’ndan önce II.Murad ikinci kez tahta çıktı.

II.KOSAVA SAVAÅžI

Tarih:1448

Taraflar:Osmanlı X Haçlılar ( Macar, Erdel, Eflak, Alman)

Sebep: Haçlılar Varna yenilgisinin izlerini silmek istediler. 2- Türk düşmanı Hunyadi YanoÅŸ’un Macar kralı olup Haçlıların yardımı ile Osmanlılara saldırmak istemesi.

Sonuç1-Avrupalı ülkeler saldırıdan savunmaya geçtiler. Haçlılar bir daha Türklere saldırmaya cesaret edemediler. (1683 tarihine kadar) 2-Bu zafer Türklerin kesin olarak Balkanlara yerleÅŸmesini saÄŸlamıştır.3-Eflak yeniden Osmanlılara tabi oldu. 4-Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan Osmanlı yönetimine girdi. Bu bölgelere Anadolu’dan getirilen göçmenler yerleÅŸtirildi ve özellikle Bulgaristan hızla TürkleÅŸti.

II.MEHMET DÖNEMİ (FATİH) (1451-1481)

Amaçları: 1-İstanbul’u fethetmek. 2-Anadolu’yu bir yönetim altında birleÅŸtirmek.3-Karadeniz ticaret yoluna hakim olmak.

*Fatih, Yükselme döneminin ilk padişahıdır.

*Fatih döneminde ilk Osmanlı altın parası basılmıştır.

İSTANBUL’UN FETHİ (6 NİSAN-29 MAYIS 1453)

İstanbul’un fethinin sebepleri:1-Bizans, Osmanlıların Rumeli’den Anadolu’ya,Anadolu’dan Rumeli’ye asker geçirmelerine engel oluyordu.2-Bizans, Avrupa devletlerini, Anadolu beyliklerini ve Osmanlı ÅŸehzadelerini Osmanlılar aleyhine kışkırtıyordu. 3-Rumeli’de kesin hakimiyet için İstanbul’un fethi ÅŸarttı..4-Osmanlı padiÅŸahları devleti Rumeli’de Edirne’den, Anadolu’da Bursa’dan yönetiyorlardı.İstanbul’un fethi ile tek merkezden yönetim saÄŸlanacaktı. 5-İstanbul kara ve deniz yollarının üzerinde bulunması sebebiyle ticari önem taşıyordu. 6-İstanbul Hıristiyanlar için önemli bir dini merkezdi.

Osmanlı Devleti’nin fetih için yaptığı hazırlıklar

1-Bizans’a deniz yoluyla gelebilecek yardımları önlemek amacıyla Anadolu Hisarı’nın karşısına BoÄŸazkesen adı verilen Rumeli Hisarı yapıldı. 2- Bizans’ın İstanbul dışındaki toprakları alınarak batı ile baÄŸlantısı kesildi. 3- Surları aÅŸmak için yürüyen tekerlekli kuleler yapıldı. 4- KuÅŸatmayı denizden desteklemek için 400 gemiden oluÅŸan donanma hazırlandı. 5-Edirne’de büyük toplar döküldü. ( Bunların en büyüğü ÅŸahi topudur.) 6-Aşırtma gülleler atacak havan topları yapıldı. 7-Avrupa’dan gelecek saldırılara karşı Mora ve Balkanlara kuvvet gönderildi.

Bizans’ın hazırlıkları:

1-İmparator XI. Konstantin, Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleÅŸtirmek istedi. Böylece papanın yardımıyla Avrupa devletlerinin desteÄŸini saÄŸlamak istiyordu. 2- Haliç’in giriÅŸi kalın zincirlerle ve eski gemilerle kapatıldı. 3- Halk silahlandırılıp surlar tamir edildi. 4-Grejuva (Rum ateÅŸi) adı verilen bir silah geliÅŸtirildi.

İstanbul’un fethinin Türk tarihi açısından sonuçları:

1-Osmanlı Devleti için yükselme dönemi baÅŸladı. 2-İstanbul Osmanlı Devleti’nin baÅŸkenti oldu. 3-BoÄŸazlar Osmanlı hakimiyetine girdi. 4-Karadeniz ticaret yolu Osmanlıların eline geçti. 5-Türklerin Avrupa’ya yerleÅŸmeleri hızlandı.6- II. Mehmet, Fatih unvanını aldı. 7-Osmanlıların Rumeli ve Anadolu’daki toprakları bütünleÅŸti. 8- Osmanlıların İslam dünyasındaki saygınlığı arttı.

İstanbul’un fethinin dünya tarihi açısından sonuçları:

1-Åžehirleri çevreleyen surların toplarla yıkılacağı anlaşıldı. Avrupalı krallar derebeylerinin ÅŸatolarını toplar ile yıkarak OrtaçaÄŸ feodalite rejimine son verdiler. 2-İpek ve baharat yolları Türklerin eline geçince Avrupalı denizciler baÅŸka deniz yolları aramak zorunda kaldılar ve coÄŸrafi keÅŸifler baÅŸladı. 3-1058 yıllık DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu’nun yıkılmasıyla Roma imparatorluÄŸu tarihe karıştı. 4-İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya kaçan bilginler orada Rönesans hareketini baÅŸlattılar. 5- İstanbul’un fethi OrtaçaÄŸ’ın sonu, YeniçaÄŸ’ın baÅŸlangıcı olarak kabul edildi.

MORA’NIN FETHİNİN SEBEBİ:

1-Mora’da Bizans imparatorunun akrabaları vardı. İleride Bizans üzerinde hak iddia edebilirlerdi. 2-Mora, Osmanlıların İtalya’ya yapacakları seferlerde askeri üs olarak kullanılabilirdi.

FATİH’İN BATI SEFERLERİ:

Sırbistan, Mora, Eflak, Boğdan, Bosna, Hersek, Arnavutluk, İtalya, Atina

FATİH’İN DOÄžU SEFERLERİ:

Amasra, Sinop, Trabzon, Karamanoğlu koprakları ( Konya ve çevresi), Akkoyunlu toprakları (Doğu Anadolu, Erzincan bölgesi), Candaroğlu toprakları ( Kastamonu ve çevresi), Kırım

*Fatih, Mora ve Trabzon’u alarak Bizans’ın yeniden dirilme umutlarını sona erdirmiÅŸtir.

FATİH DÖNEMİNDE ELE GEÇİRİLEN ADALAR:

Gökçeada, Taşoz, Bozcaada, Limni, Midilli, Semadirek, Eğriboz ,Zenta, Kefalonya, Ayamavra adaları fethedildi. Rodos kuşatıldı ise de alınamadı.

16 YIL SAVAÅžLARI

Tarih: 1463-1479

Taraflar: Osmanlı X Venedik

Sebep: Osmanlıların Ege adalarını ele geçirmeleri Venedik’in doÄŸu ticaretine zarar veriyordu.

Sonuç: 16 yıl süren savaÅŸ sonunda EÄŸriboz baÅŸta olmak üzere bir çok ada ele geçirildi ve Venedikliler ile barış yapıldı. AntlaÅŸma ile Venedik Osmalı sularında ticaret yapma ve İstanbul’da balyos (elçi) bulundurma hakkı kazandı.

OSMANLI-MEMLUK İLİŞKİLERİNİN BOZULMA SEBEPLERİ:

1-Osmanlıların Memluk hakimiyetindeki Dulkadiroğullarının iç işlerine karışmaları. 2-Osmanlıların Memluklardan Hicaz su yollarının tamiri için müsaade istemeleri.

3-Memlukların Dulkadir beyi Åžahsuvar Bey’i öldürmeleri.

Sonuç: Fatih, Memluklar üzerine sefere çıkmaya karar verdiyse de Gebze yakınlarında ölünce sefer yarıda kaldı.

OTLUKBELİ SAVAŞI

Tarih:1473

Taraflar: Fatih SM X Akkoyunlu Uzun Hasan

Sebep: Akkoyunlu Uzun Hasan’ın Osmanlılara karşı kullanmak üzere Venediklilerden ateÅŸli silahlar almak istemesi.

Sonuç:Akkoyunlu Devleti yıkılma sürecine girdi.

Önemi: Osmanlılar Anadolu’daki en büyük rakiplerinden birini ortadan kaldırmıştır.

İTALYA SEFERİ (OTRANTO SEFERİ)

Tarih:1480

Taraflar: Osmanlı X Napoli Krallığı

Sebep: Roma’yı fethetmek.

Sonuç: Fatih’in ölümüyle sefer yarıda kaldı.

KIRIM’IN OSMANLILARA KATILMASININ ÖNEMİ:

Fatih: 1-Karadeniz ticaret yolunun güvenliÄŸini saÄŸlamak, 2-Moskova PrensliÄŸi’nin güneye yayılmasını engellemek, 3-Ceneviz ticaretine son vermek için Kırım’ı Osmanlılara baÄŸlamak istedi.

Kırım’ın Osmanlılara katılması ile: 1-Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. 2-Karadeniz kıyılarındaki doÄŸu ticaret yolları Osmanlıların eline geçti. 3-Osmanlılar Eflak ve BoÄŸdan’ı doÄŸudan kontrol etmek imkanına kavuÅŸtular.

FATİH KANUNNAMESİ:

Fatih Kanunnamesi, sadrazam Karamani Mehmet Paşa tarafından hazırlanmıştır.

Hükümdar devletin bekası için kardeşlerini katledebilir. Bu kanunname sayesinde Osmanlılar 600 sene varlıklarını devam ettirebilmişlerdir.

*Fatih’in ölüm haberi Roma’ya ulaşınca İtalya’da toplar atılıp, günlerce ÅŸenlikler yapıldı. Papa, bütün Avrupa kiliselerinde üç gün çanların çalınıp şükür ayinleri yapılmasını emretti.

II.BAYEZİD ( VELİ, SOFU) (1481-1512)

Amacı: Devletin iç düzenini sağlamak

*Hayatta iken tahtı oÄŸlu Yavuz Sultan Selim’e bırakmak zorunda kalmıştır.

*II. Bayezid döneminde KaramanoÄŸulları’na kesin olarak son verilmiÅŸtir.

CEM OLAYI’NIN ÖNEMİ:

Fatih öldüğünde büyük oğlu Bayezid Amasya ( Veliaht sancağı), küçük oğlu Cem ise Konya valisi idi.

Fatih döneminde devşirmeler ile Türk kökenli devlet adamları arasında nüfuz mücadelesi başladı. Mücadeleyi devşirmeler kazandı.

DevÅŸirmeler II.Bayezid’i, Türkler Cem’i destekliyorlardı.

AÄŸabeyi ile savaÅŸan Cem Sultan sırasiyle Memluklara, KaramanoÄŸullarına ve Rodos şövalyelerine sığındı. Şövalyeler Cem Sultan’ı Papa’ya teslim ettiler.

Memlukler, Cem Sultan sayesinde Osmanlıların içişlerine karışabileceklerdi.

Karamanoğulları, Cem Sultan sayesinde beyliklerini yeniden kurabileceklerdi.

Rodos şövalyeleri, yaÅŸadığı sürece Cem Sultan için II.Bayezid’den büyük paralar aldılar.

Papa, Cem Sultan’ın komutasında Türkler üzerine bir Haçlı seferi düzenleyecekti. Papa buna karşılık Cem Sultan’a Osmanlı padiÅŸahlığını teklif etmiÅŸtir. Bu teklifi Cem Sultan kabul etmeyince Papalık tarafından zehirlenerek öldürülmüştür (1495).

Cem Olayı sonunda DevÅŸirme yöneticiler II.Bayezid’i tahtta tutarak Türk yöneticileri yönetimden uzaklaÅŸtırmayı baÅŸardılar. Bu durum devletin son bulmasına kadar devam etti.

BOĞDAN SEFERİNİN ÖNEMİ:

Balkan toprakları ile Kırım arasındaki karayolu baÄŸlantısı saÄŸlanmış ve Karadeniz’in bütün batı sahili ele geçirilmiÅŸtir.

OSMANLI- MEMLUK İLİŞKİLERİNİN BOZULMA SEBEPLERİ:

1-Memluk sultanı Kayıtbay’ın Cem Sultan’ı desteklemesi. 2-Memlukların Dulkadir ve RamazanoÄŸlu topraklarına saldırması. 3-Hindistan hakimi II.Mahmut Åžah’ın Osmanlılara yolladığı hediyelere Memlukların el koyması savaşı kaçınılmaz hale getirmiÅŸtir.

Sonuç: II.Bayezid döneminde Çukurova bölgesinde Memlukler ile yapılan savaÅŸlar 6 yıl sürdü.( 1485-1491).taraflar birbirine üstünlük saÄŸlayamayınca anlaÅŸma yapıldı. Osmanlı Devleti savaÅŸta aldığı Adana ve Tarsus’u Hicaz bölgesinin vakıf toprağı olduÄŸu için geri vermeyi kabul etti.

OSMANLILAR İÇİN ANADOLU’DAKİ 3 BÜYÜK TEHLİKE

1-Timur (Ankara Savaşı)

2-Uzun Hasan (Otlukbeli)

3-Şah İsmail (Çaldıran)

ÅžAH İSMAİL’İN AMACI:

Åžii mezhebinin taraftarlarını çoÄŸaltarak Anadolu’yu ele geçirmek.

ŞAHKULU İSYANI:

Tarih: 1511

Sebep: Åžahkulu, Åžah İsmail’in amacını gerçekleÅŸtirmek için isyan etti.

Sonuç: Osmanlı kuvvetleri isyanı güçlükle bastırdı.

Önemi: Osmanlı kuvvetleri isyanı güçlükle bastırınca II.Bayezid siyasi otoritesini kaybetti ve oğulları arasında taht mücadelesi başladı.

BURAK ADASI SAVAÅžI

Tarih: 1499-1502

Taraflar: Osmanlı X Venedik

Sebep: Venedikliler Mora halkını Osmanlılara karşı isyana teşvik ediyorlardı.

Sonuç: İnebahtı, Modon, Koron ve Navarin kaleleri Osmanlılara geçti.

Önemi: 1-İnebahtı’nın alınması ile Osmanlılar Adriyatik Denizi’nde önemli bir askeri üs elde ettiler. 2-Osmanlılar topu ilk defa denizde tabiye aracı olarak kullandılar.

II. BAYEZİD’İN MÜSLÜMAN VE YAHUDİLERE HİZMETİ

İspanya’daki Müslüman ve Yahudiler büyük bir baskı altındaydılar. II.Bayezid, Kemal Reis idaresindeki bir donanmayı İspanya’ya yolladı. Donanma Müslümanları Kuzey Afrika’ya, Yahudileri Selanik ve İstanbul’a taşıdı. (1505)

I.SELİM DÖNEMİ (YAVUZ) (1512-1520)

Amacı:1- Bütün Türk ve Müslümanları Osmanlı bayrağı altında toplamak. 2- İran’ı ele geçirip Türkistan’a ulaÅŸmak.

*Unvanı: Hadimül-haremeyn (Mekke ve Medine’nin koruyucusu)

KARIÅžTIRAN SAVAÅžI

Tarih: 1512

Taraflar: II. Bayezid X Yavuz Sultan Selim

Sebep: Şehzade Selim babasını tahttan indirerek padişah olmak istiyordu.

Sonuç: Yavuz Sultan Selim savaşı kaybetti. Ancak II.Bayezid, Selim’i destekleyen Yeniçerilerin ayaklanması üzerine 1512’de tahtı Sultan Selim’e bırakmak zorunda kaldı. (Yavuz kardeÅŸleri Ahmet ve Korkut’u öldürttüğü için ikinci bir Cem Olayı yaÅŸanmadı.)

ÇALDIRAN SAVAŞI

Tarih: 1514

Taraflar: Yavuz SS X Şah İsmail (Safeviler)

Sebep:Åžah İsmail’in Åžii mezhebini Osmanlı topraklarında yaymak istemesi

Sonuç:1-DoÄŸu Anadolu Osmanlı idaresi altına girdi. 2-DulkadiroÄŸlu beyliÄŸine son verildi ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girdi. 3-Tebriz-Halep, Tebriz-Bursa ipek yolu Osmanlı kontrolüne geçti. 3- Åžah İsmail hazinesini bırakarak kaçtığı için Osmanlılar büyük ganimet elde ettiler. 4-ÅžiiliÄŸin Anadolu’da yayılması geçici olarak önlenmiÅŸtir.

Önemi: 1- Savaş Osmanlı ateşli silahlarının üstünlüğünü göstermiştir. 2- Yeniçeriler ilk defa padişahın otağını kurşunlamışlardır. Amaçları padişahı savaştan vazgeçirmekti. Yeniçeriler kendilerini Şii Bektaşi olarak adlandırıyor ve Şiiler üzerine sefer yapmak istemiyorlardı.

TURNADAÄž SAVAÅžI

Tarih: 1515

Taraflar: Yavuz Sultan Selim X Dulkadiroğulları

Sebep: Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken Dulkadiroğulları kuvvetlerinin yanında yer almasını istemiş, Dulkadiroğulları bu teklifi kabul etmemişlerdi.

Sonuç: 1-Dulkadiroğulları toprakları Osmanlılara katıldı. 2-Osmanlılar Memlukler ile komşu oldular.

Önemi: Anadolu Türk birliği kesin olarak sağlanmıştır.

MISIR SEFERİ

1-MERCİDABIK SAVAŞI

Tarih:1516

Taraflar:Osmanlılar X Memlukler

Sebep: 1-İslam dünyasının liderliÄŸi için Yavuz Sultan Selim halifeliÄŸi Memlukler’den almalıydı. 2- Kansu Gavri’nin adaletsiz yönetimi yüzünden Memluk halkı Osmanlılardan yardım istemiÅŸti. 3- Hint Okyanusu’ndaki Portekiz korsanları İslam’ın kutsal ÅŸehirlerine saldırıyor ve Memlukler buna karşı bir tedbir almıyorlardı. 4-Mısır alınırsa Baharat yolu Osmanlıların eline geçecek ve Avrupa ülkeleri ekonomik yönden Osmanlılara baÄŸlanacaktı.

Sonuç: 1-Suriye, Filistin ve Lübnan Osmanlıların eline geçti. 2-Mısır yolu Osmanlılara açıldı. 3- Ramazanoğulları Osmanlılara katıldı. 4- Kansu Gavri öldürüldü.

2-RİDANİYE SAVAŞI:

Tarih:1517

Taraflar: Osmanlı X Memlukler

Sebep: Yavuz Sultan Selim’in Memluklere son darbeyi vurmak istemesi

Sonuç: Kahire fethedildi ve Memluk Devleti sona erdi.

MISIR SEFERİ’NİN SONUÇLARI:

1-Mısır, Suriye, Filistin,Lübnan ve Hicaz bölgesi Osmanlı topraklarına katıldı. 2- Kutsal emanetler, Mekke ve Medine’nin anahtarları Osmanlılara teslim edildi. Halifelik Osmanlılara geçti. (Osmanlı padiÅŸahları 1774 Küçük Kaynarca AntlaÅŸması’na kadar bu unvanı kullanmadılar.) 3- Baharat ticaret yolu Osmanlılara geçti. (Ancak coÄŸrafi keÅŸiflerin yapılmasından dolayı Osmanlılar Baharat yolundan istedikleri gibi faydalanamamışlardır.) 4-Mısır seferi sonunda Osmanlı hazinesi tamamiyle doldu. 5-Venedikliler Kıbrıs için Memluklere verecekleri vergiyi bundan sonra Osmanlılara ödemeye baÅŸladılar. 6- Mısır’ın fethi ile Kuzey Afrika seferleri için önemli bir üs elde edildi. 7-Yavuz, savaÅŸtan sonra halife ve akrabalarını idari tedbir olarak, alim ve ÅŸeyhleri medreselerde yararlanmak üzere İstanbul’a getirdi.

Önemi: 1-Halifelik Osmanlılara geçti. 2- Mısır seferi ile Osmanlı ateşli silahları ile hiçbir devletin boy ölçüşemeyeceği anlaşıldı.

*Yavuz Sultan Selim şir-i pençe (aslan pençesi) adı verilen bir çıban sebebiyle ölmüştür.

I.SÜLEYMAN DÖNEMİ ( KANUNİ) (1520-1566)

Amacı:1-Avrupa krallarını dize getirmek. 2-Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetini saÄŸlamak

*Unvanı, Kanuni, muhteşem ve büyüktür.

*Osmanlı tahtında en uzun kalan padişahtır.

*16.yy. ortalarında Roma Germen İmparatoru Åžarlken, Akdeniz ve Orta Avrupa’da Osmanlıları tehdit ettiÄŸi için Kanuni, Batıya yönelmiÅŸtir.

*I.Süleyman’ın ilk kanunu, YSS zamanında İran üzerinden yapılan ipek ticareti yasağını kaldırmasıdır.

İÇ İSYANLAR

Canberdi Gazali İsyanı: Memluk kumandanlarından Canberdi Gazali Memluk Devleti’ni yeniden kurmak için Åžam’da isyan etti ise de isyan bastırıldı.

Ahmet Paşa İsyanı: Sadrazam olması gerekirken Mısır valiliğine atanmış ve burada isyan etmiştir. İsyan bastırıldı.

KalenderoÄŸlu İsyanı: MaraÅŸ civarında çıkan dini karakterli bir Åžii isyanıdır. Bu isyana tımarlarının ellerinden alınmasını bahane eden DulkadiroÄŸlu sipahileri de katılmıştır. İsyan bastırılmış, KalenderoÄŸlu İran’a kaçmıştır.

Baba Zünun İsyanı: Vergilerinin ağırlığını bahane eden Baba Zünun Yozgat (Bozok)’ta isyan ettiyse de isyan bastırılmıştır.

BELGRAT’IN FETHİ

Tarih: 1521

Sebep: Avrupa üzerinde baskı kurabilmek ve siyasi-askeri geliÅŸmelere anında müdahale edebilmek için Macaristan’ın önemli bir kalesi olan Belgrat’ın fethi gerekliydi.

Sonuç: II. Murat, Belgrat’ı kuÅŸattı ancak alamadı. Fatih, Sırbistan seferinde Belgrat hariç bütün Sırbistan’ı fethetti (1459). Kanuni, II. Murat, Fatih ve II.Bayezid’in kuÅŸatıp alamadığı Belgrat’ı, 1521’de Tuna’dan ve karadan kuÅŸatarak fethetti.

Önemi: 1-Belgrat Orta Avrupa’ya yapılacak seferler için önemli bir üs olmuÅŸtur.

2-Macaristan yolu Türklere açıldı. 3-Belgrat’ın fethiyle Osmanlılar Balkanlarda kesin olarak hakimiyet kurmuÅŸ oldu.

MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ

Tarih: 29 AÄŸustos 1526

Taraflar: Osmanlılar X Macarlar

Sebep: Pavia Savaşı’nda Alman İmparatoru Åžarlken’e esir düşen Fransız kralı Fransuva’yı kurtarmak. 2- Kanuni Fransuva’yı kurtararak Avrupa’daki Haçlı birliÄŸine Fransa’nın katılmasını engellemek istemiÅŸtir.

Sonuç: 1-Macaristan’ın tamamı ele geçirildi ve Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında tampon bir Macar krallığı kuruldu. 2-Madrit AntlaÅŸması ile I.Fransuva serbest bırakıldı. 3- Mohaç Meydan Muharebesi’nde Macar ordusunun tamamı imha edildiÄŸi için Macaristan’da Türklerin karşısına çıkabilecek bir güç kalmadı. 4- Macar Kralı II. Lui savaÅŸ meydanında öldü.

Önemi: Macaristan Osmanlı Devleti’ne baÄŸlı bir krallık haline geldi.

I.VİYANA KUŞATMASI

Tarih:1529

Taraflar: Osmanlılar X Macarlar

Sebep: YanoÅŸ Zapolya’nın Macar kralı olmasını Avusturya arÅŸidükü Ferdinad’ın istemiyordu ve Ferdinand, BudapeÅŸte’yi( Budin) ele geçirdi.

Sonuç: BudapeÅŸte geri alındı ama Ferdinand ordusu ile ortada yoktu. Bu sebeple Osmanlı ordusu Viyana’yı kuÅŸattı. Ancak ordu, kuÅŸatma için hazırlıksız gelmiÅŸti ve kış mevsimi yaklaÅŸmıştı. Bu sebeplerden dolayı I.Viyana kuÅŸatması baÅŸarısız olmuÅŸtur.

ALMAN SEFERİ

Tarih: 1533

Taraflar: Osmanlılar X Avusturya

Sebep: Avusturya kralı Ferdinand, Macar kralı olmak için tekrar BudapeÅŸte’yi kuÅŸattı.

Sonuç: 1-Avusturya ve Almanya içlerine kadar giren Osmanlı ordusunun karşısına Ferdinand veya Şarlken çıkmadığı için ordu geri döndü. 2- İstanbul barışı ile savaş durumu sona erdirildi.

İSTANBUL BARIŞI

Tarih:1533

Taraflar: Osmanlılar-Avusturya

Önemi: 1-Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktır. 2- Ferdinand, YanoÅŸ’un Macar kralı olmasını kabul etti. 3-Ferdinand, Osmanlılara yılda 30 bin duka altın vermeyi kabul etti.

*İstanbul Barışı ile Macaristan 2’ye ayrıldı. 1. kısım Osmanlı Devleti’nin korumasında YanoÅŸ’a, 2. kısmı vergi vermek ÅŸartı ile Ferdinand’a bırakılmıştır.

(Ferdinand, Macar krallığı için yaptığı savaşlar hep başarısızlıkla sonuçlanınca Alman imparatorunun tavsiyesi ile Osmanlılar ile anlaştı. Osmanlılar:1-Osmanlı-Safevi ilişkileri bozulmuştu. Kanuni İran seferine çıkmak istiyordu. 2- Macaristan seferleri Osmanlılara pahalıya mal olduğu için Avusturya ile anlaştılar.)

MACARİSTAN SEFERİ:

Tarih: 1541

Taraflar: Osmanlılar X Avusturya

Sebep: Avusturya kralı Ferdinand, Macar kralının ölümü üzerine yeniden Macaristan’a saldırdı.

Sonuç:Macaristan üçe ayrıldı. Bir kısmı Ferdinand’a, 2. kısmı Budin BeylerbyilÄŸi adı ile Osmanlılara, 3. kısmı da Erdel krallığı adı ile YanoÅŸ’un oÄŸlu Sigismund’a bırakıldı.

MACARİSTAN SEFERİ

Tarih: 1543

Taraflar: Osmanlılar X Avusturya

Sebep: Ferdinand, Osmanlılara bırakılan Macaristan topraklarını istedi, isteÄŸi kabul edilmeyince Budin’i kuÅŸattı.

Sonuç: Osmanlılar Estergon ve İstolni-Belgrat kalelerini fethetti. Antlaşma ile savaş sona erdi.

ERDEL SEFERİ:

Tarih: 1551

Taraflar: Osmanlı X Avusturya

Sebep: Ferdinand, Erdel’in iç iÅŸlerine karışıyordu.

Sonuç:Osmanlılar Erdel ve Macaristan’da bir çok kaleyi aldılar. Ferdinand 1562’de barış isteyince yeniden antlaÅŸma yapıldı.

ZİGETVAR SEFERİ

Tarih:1566

Taraflar:Osmanlı X Avusturya

Sebep: Ferdinand’ın ölümü ile yerine geçen oÄŸlu Maksimilyan 1562 antlaÅŸmasını tanımadı ve vergisini göndermemeye baÅŸladı.

Sonuç: Zigetvar Kalesi fethedildi.

Önemi: Zigetvar seferi Kanuni’nin 13. ve son seferidir.

KAPİTÜLASYONLAR ( İMTİYAZAT-I MAHSUSA) (OSMANLI-FRANSIZ TİCARET ANTLAŞMASI) (AHİDNAME) (UHUD-I ATİKA)

OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ

*Kanuni, I.Fransuva’yı Mohaç Meydan Muharebesi ile Åžarlken’den kurtarmıştı. Kanuni böylece hem Hıristiyan birliÄŸini parçalamış, hem de Avrupa’da kendisine bir müttefik bulmuÅŸtu.

*Osmanlı-Fransız ittifakı ve Kanuni’nin Macaristan, Alman seferleri, I.Viyana kuÅŸatması Avrupa’da Türkler aleyhine dini bir heyecanın ortaya çıkmasına sebep olmuÅŸtu. Bu geliÅŸmeler karşısında Fransa, Osmanlılara karşı iki yüzlü bir siyaset izlemeye baÅŸladı.

FRANSA KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN KABUL ETTİ

1-Avrupa’da kendisine karşı oluÅŸturulan cephede sırtını Asya’da Osmanlılar gibi güçlü bir devlete dayamak istiyordu. 2-Fransa Åžarlken’e karşı Kanuni’ye güvenmek istiyordu.

OSMANLILAR KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN VERDİLER

1-Kanuni, Åžarlken’in Avrupa’da kendisine karşı kuracağı bir Haçlı ordusunda Fransa’nın bulunmasını engellemeye çalışıyordu. 2-Kanuni Fransızları Akdeniz limanlarına çekerek Akdeniz ticaretini canlandırmak istiyordu. 3-Kanuni, Katolik mezhebini savunan Åžarlken’e karşı, Åžarlken ve Papa’nın ortadan kaldırmak istediÄŸi ve Fransa’da geliÅŸen Protestan mezhebini güçlendirmek istedi. Böylece Hıristayan birliÄŸi bozulmuÅŸ olacaktı.

Kapitülasyonlar Kanuni ile Fransuva’nın yaÅŸadığı sürece geçerliydi. Ancak II.Mahmut döneminde kapitülasyonlar sürekli hale getirildi. Osmanlı Devleti kapitülasyonlar yüzünden Avrupalı tüccarların açık pazarı haline geldi. Her alanda Osmanlıların geri kalmasını saÄŸlayan kapitülasyonlar 1923 Lozan AntlaÅŸması ile kaldırılmıştır.

OSMANLI-RUSYA MÜNASEBETLERİ

16.yy. ortalarında Rusya, Osmanlıların önemsemediÄŸi bir devletti. Bu tarihlerde Rusya, Osmanlıların bir eyaleti olan Kırım Hanlığı’na yıllık vergi veriyordu.

Çar Fedor zamanında Moskova PatrikliÄŸi’nin kurulması, Osmanlı-Rus iliÅŸkileri açısından çok önemlidir. Çünkü İstanbul Patrikhanesi’nden ayrılan Rusya bundan sonra Ortodoksların koruyucusu rolünü üstlendi ve bunu Osmanlı Devleti’ne karşı bir devlet politikası haline getirdi.

Rusya, IV.İvan’ın Çar olmasından sonra güçlü bir devlet haline geldi. Ancak Çar İvan Osmanlı Devleti ile çatışmaya girmedi.

AVRUPA DEVLETLERİNE OSMANLILARIN ETKİSİ

*Türklerin Rumeli’ye geçiÅŸi Avrupalı devletleri deÄŸiÅŸtirdi. Bu tarihe kadar sürekli birbirleri ile savaÅŸan Avrupalı devletler, bundan sonra birleÅŸerek Osmanlılara karşı Haçlı orduları kurdular. Ancak Haçlı ordularının sürekli yenilmesi ve Osmanlı Devleti’nin Avrupalı devletlere ekonomik ayrıcalıklar vermesi bu birliÄŸi zaman zaman bozdu.

1-Venedikliler Haçlı ittifakına girmek istemedi.

2-Rusya ile Almanya arasında paylaşılma tehlikesi yaşayan Lehistan, Osmanlı Devleti ile dostluk kurmak zorunda kaldı.

3-Fransa kapitülasyonlar yüzünden Haçlı ittifakına katılmadı.

4-Avusturya ve Almanya üzerine düzenlenen seferler ile bu devletlerin güçlenmesine fırsat verilmedi.

5-Macaristan Osmanlı topraklarına katıldı.

İRAN SEFERLERİ

Tarih: 1533, 1548, 1553,1577

Taraflar: Osmanlı X Safeviler

Sebep: Safevilerin Kanuni’nin batı seferlerini fırsat bilip Anadolu’ya saldırmaları

Sonuç. İran seferleri Amasya Antlaşması ve Ferhat Paşa Antlaşması ile son bulmuştur.

AMASYA ANTLAÅžMASI

Tarih:1555

Taraflar: Osmanlılar X Safeviler

MaddelerioÄŸu Anadolu, Azerbaycan, Tebriz ve BaÄŸdat Osmanlılar’da kaldı.

Önemi: Osmanlılar ile Safeviler arasındaki ilk antlaşma

DENİZLERDE GELİŞMELER

RODOS’UN FETHİ

Tarih:1522

Sebep: Rodos’u ellerinde bulunduran St.Jean şövalyeleri Mısır, Suriye ve Anadolu arasındaki deniz taşımacılığını devamlı engelliyorlardı.

Sonuç:Rodos fethedildi ve şövalyeler Malta adasına yerleştirildi.

Önemi: 1-Mısır, Suriye deniz yolunun güvenliÄŸi saÄŸlandı. 2-Rodos’un fethinde ilk kez havan topları kullanıldı.

PREVEZE DENİZ SAVAŞI

Tarih: 28 Eylül 1538

Taraflar: Osmanlı X Haçlılar ( Barbaros Hayrettin Paşa X Andrea Doria)

Sebep: Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetini saÄŸlamak

Sonuç:1-Åžarlken’in Akdeniz’deki üstünlüğü sona erdirildi. 2-Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.

Önemi: Preveze Deniz Savaşı’nın tarihi olan 28 Eylül ülkemizde Türk Denizcilik Günü olarak kutlanmaktadır.

HİNT DENİZ SEFERLERİ

Tarih:1538-1553

Taraflar: Osmanlılar X Portekizliler

Sebep: 1-Portekizliler Basra Körfezi’ni kapatarak Baharat yolunu deÄŸiÅŸtirmiÅŸlerdi. Bu durum Osmanlı ekonomisine büyük zarar veriyordu. 2- Portekizliler Müslüman tüccarlara zarar veriyorlardı.

Sonuç: 1-Seferler baÅŸarısız olmuÅŸtur. Bunun sebebi Osmanlıların okyanuslara dayanıklı büyük gemilerinin olmayışı ve komutanlar arasındaki anlaÅŸmazlıklardır. 2-Osmanlılar, Kızıldeniz, Basra Körfezi, Arabistan, HabeÅŸistan ve DoÄŸu Sudan’a hakim olmuÅŸ, Yemen, Aden, Sudan ve Maskat, Eritre Osmanlı yönetimine girmiÅŸ ancak Portekizlileri Hint Okyanusu’ndan çıkaramamışlardır.

CERBE DENİZ SAVAŞI

Tarih: 1560

Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar

Sebep: Haçlıların Türkleri Kuzey Afrika’dan atmak istemeleri

Sonuç: Batı Akdeniz’de ve Kuzey Afrika’da Türk üstünlüğü kesinleÅŸti.

Önemi: Cerbe Deniz Savaşı, Preveze Deniz Savaşı’ndan sonra Osmanlıların Akdeniz’de kazandıkları en büyük deniz savaşıdır.

II. SELİM DÖNEMİ (SARI SELİM) (1566-1574)

Amacı: II.Selim’in veziriazamı Sokollu Mehmet PaÅŸa savaÅŸ yapmayıp, devleti güçlendirmek ve yenilikler yapmak istiyordu.

*II.Selim’in unvanları Sarı ve SarhoÅŸ’tur.

*II. Selim ordunun başında savaşa gitmeyen ilk padişahtır.

*II.Selim, şehzadelerin sancağa gitmeleri usulünü kaldırdı ve şehzadeler için sarayda hapis hayatı başladı.

YEMEN İSYANI

Tarih: 1568

Sebep: Yemen’deki ailelere verilen bazı imtiyazların geri alınması üzerine isyan çıktı.

Sonuç: Özdemiroğlu Osman Paşa isyanı bastırdı.

Önemi: Yemen, isyanların en çok görüldüğü yerdir. Çünkü merkeze çok uzaktır.

ENDONEZYA SEFERİ ( AÇE SEFERİ) (SUMATRA SEFERİ)

Tarih: 1568-1569

Sebep: Açe Sultanlığı Osmanlılardan asker ve silah yardımı istedi.

Sonuç: Açe Sultanlığı’na giden Osmanlı kuvvetleri bir daha geri dönemediler.

KIBRIS’IN FETHİ

Tarih:1571

Taraflar: Osmanlı X Haçlılar

Sebep: Anadolu, Suriye, Mısır arasındaki deniz yolunun güvenliÄŸi ve DoÄŸu Akdeniz’e Osmanlıların tam hakimiyeti için Kıbrıs’ın fethi ÅŸarttı.

Sonuç:1-Osmanlılar DoÄŸu Akdeniz’e hakim oldular. 2- Güney kıyılarımızın güvenliÄŸi saÄŸlandı.

İNEBAHTI SAVAŞI

Tarih: 1571

Taraflar: Osmanlı X Haçlılar

Sebep: Osmanlıların Kıbrıs’ı fethetmeleri

Sonuç: Haçlı donanması, İnebahtı’da demirli bulunan Osmanlı donanmasını yakarak imha etti.

Önemi: Savaş sonunda Avrupalı devletlerde Osmanlıların da yenilebileceği fikri ortaya çıkmıştır.

Musul Ve Kerkük Sorununun Tarihsel Gelişimi

Salı, 06 Kasım 2007

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı orduları büyük kahramanlıklar ve baÅŸarılar göstermelerine karşın, mensup oldukları İttifak’ın yenilmesi nedeniyle, yenik sayıldılar. Altı yüzyıldır dünyanın en büyük devletlerinden biri olan Devlet-i Ali Osmaniye’nin toprakları, bu büyük savaşın neticesinde, İngiltere, Fransa, İtalya ve hatta Yunanistan gibi ülkeler arasında paylaşılmaya baÅŸlandı. Galip devletlere Osmanlı topraklarını zapt etme imkanı tanıyan Mondros Mütarekesi’nin ardından, Anadolu’nun dört bir yanı düşman orduları tarafından iÅŸgal edilmeye baÅŸlandı. Bu fiili iÅŸgalin ardından gelen Sevres AnlaÅŸması ise, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun çöküşünün ve topraklarının Batılı ülkeler tarafıdan bölüşülmesinin resmi ilanıydı. Sevres’e göre, Türkler için vatan olarak sadece Orta Anadolu’da küçük bir toprak parçası bırakılıyordu.

Ancak Türk Milleti bu plana boyun eÄŸmedi. I. Dünya Savaşı sona erip ateÅŸkes imzalandığında elindeki topraklar ne ise, bundan geri adım atmayacağına yemin etti ve bunu tüm dünyaya duyurdu. Mustafa Kemal PaÅŸa’nın önderliÄŸinde kabul ve ilan edilen Misak-ı Milli (Milli Ant), son derece haklı olarak, ateÅŸkes sırasındaki sınırların korunacağını ve düşmanın oldu-bittilerinin kabul edilmeyeceÄŸini hükme baÄŸlıyordu.

Sonra da Türk Milleti, Misak-ı Milli’de çizilen hudutları korumak ve iÅŸgalden kurtarmak için, yine Mustafa Kemal PaÅŸa’nın önderliÄŸinde, Milli Mücadele’yi baÅŸlattı. DoÄŸu Anadolu’yu iÅŸgal eden Ermeniler, Kazım Karabekir PaÅŸa komutasındaki ordumuz tarafından püskürtüldü. GüneydoÄŸu Anadolu’ya el uzatan Fransızlar, yerel halkın gösterdiÄŸi kahramanca direniÅŸle durduruldu. Batı Anadolu’yu iÅŸgal eden Yunan kuvvetleri ise, önce yerel Kuvay-ı Milliye grupları, ardından Ankara Hükümeti’nin kurduÄŸu düzenli ordu tarafından yenilgiye uÄŸratıldılar. Misak-ı Milli, 1912’den beridir sürekli savaÅŸlar ve iÅŸgallerle yorulmuÅŸ olan Anadolu halkının gösterdiÄŸi olaÄŸanüstü bir cesaret, kahramanlık, azim ve inançla gerçeÄŸe dönüştü. İşgal altındaki yurt toprakları kurtarıldı.

Ancak Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına raÄŸmen kurtarılamayan, oyun ve hilelerle Türkiye’den gasp edilen bir vatan toprağı vardı: Musul Vilayeti. Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarını içeren bu Osmanlı vilayeti, Mondros AteÅŸkesi yürürlülüğe girdiÄŸinde (31 Ekim 1918, saat 12.00’de), Osmanlı ordusunun kontrolündeydi. Ali İhsan PaÅŸa’nın komutasındaki Türk ordusu, İngiliz ilerleyiÅŸini durdurmuÅŸ ve Musul’u güvenceye almıştı. Mütareke ÅŸartlarına göre bu andan itibaren yeni bir askeri operasyon yapılmaması, orduların mevcut durumlarını muhafaza etmeleri gerekiyordu. Ancak İngilizler, detaylarını ilerleyen sayfalarda inceleyeceÄŸimiz bir hile ile, Musul’a yürüdüler ve savaşın yeniden baÅŸlamaması için geri çekilen Osmanlı ordusundan kenti gasp ettiler. Haksız bir ÅŸekilde elde ettikleri vilayetten bir daha da çıkmadılar. KurtuluÅŸ Savaşı sonrasında ise, bölgenin Türkiye’ye deÄŸil, kendi mandaları altındaki Irak’a verilmesi için diplomatik baskılar, manevralar ve oyunlar yaptılar. Türkiye’nin bölgede halk oylaması yapılması istediÄŸine karşı çıktılar ve konuyu kendilerinin büyük nüfuzu altında olan — Türkiye’nin ise üye bile olmadığı — Milletler Cemiyeti’ne havale ettiler. EÄŸer halk oylaması yapılsaydı, Musul vilayetinde yaÅŸayanların büyük çoÄŸunluÄŸu, İngiliz Mandası altındaki Irak yerine bağımsız Türkiye’ye katılmak isteyeceklerdi.

Kısacası eÄŸer uluslararası hukukun gerekleri ve bölge halkının istekleri gözetilseydi, “Kuzey Irak’ olarak bildiÄŸimiz Musul, Kerkük ve civarı, bugün Türkiye’nin bir parçası olacaktı. Bu, bilinmesi ve asla unutulmaması gereken bir gerçektir.

Peki bu tarihsel gerçek bugün için ne ifade etmektedir?

Bu sorunun cevabının "Kuzey Irak’ı yeniden ele geçirmek" olmadığını hemen belirtelim. Böyle bir hedef, yani Türkiye’nin askeri güç kullanarak bölgeyi fethetmesi gibi bir düşünce, gerçekçi deÄŸildir, BaÅŸta ABD olmak üzere uluslararası topluluÄŸun böylesine bir giriÅŸime engel olacağı, dahası Kuzey Irak’taki halkın önemli bir bölümünün buna karşı koyacağı açıktır. Zaten Türkiye’nin böyle bir politikası yoktur ve hiç olmamıştır. Büyük Önder Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine sonuna kadar baÄŸlı olan devlet erkanımız, baÅŸta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Komuta Kademesi olmak üzere, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik bir iÅŸgal hedefinin ve niyetinin hiçbir zaman var olmadığını defalarca ifade etmiÅŸlerdir.

Dolayısıyla Türkiye’nin Irak’a — ve diÄŸer Osmanlı bakiyesi ülke ve bölgelere — yönelik politikası, barışçı ve dostane bir yaklaşımla yakın kültürel ve ticari iliÅŸkiler kurmak, siyasi olarak da ortak politikalar geliÅŸtirip uygulamak temelinde olmalıdır. Kuzey Irak ise bu açıdan birinci derecede öncelik sahibidir: Çünkü bu bölge Türkiye’nin yanıbaşındadır ve 1980’li yılların baÅŸlarından bu yana ülkemizde büyük acılara neden olmuÅŸ ayrılıkçı terör hareketiyle de yakından ilgilidir. Ülkemizdeki Kürt kökenli vatandaÅŸlarımızı kışkırtmak isteyen bölücü akım, Kuzey Irak’ta hem zemin bulmakta hem de oradaki Kürt grupların siyasi hedefleriyle kendisininki arasında paralellik kurarak moral destek saÄŸlamaktadır.

Türkiye’ye hasmane duygular besleyen bir Kuzey Irak tablosunun ortaya çıkması, bu nedenlerle, son derece sakıncalı olur. Bunun aksine, Türkiye’ye dost bir Kuzey Irak tablosunun ortaya çıkması ise, ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan “GüneydoÄŸu Sorunu”nun çözümünde çok önemli bir katkı saÄŸlar.

Dolayısıyla, Türkiye’nin “Musul-Kerkük Politikası”nın temelinde, bu bölgeyle zaten var olan kültürel ve ticari baÄŸların güçlendirilmesi, bölgede istikrarsızlık ve kargaÅŸanın önlenmesi, bölge insanlarının kalplerinin ve zihinlerinin kazanılması, kısacası Türkiye’ye dost bir “Kuzey Irak tablosu” inÅŸa edilmesi hedefi yer almalıdır.

Bu tezi mümkün kılan en önemli etken, bugün “Kuzey Irak’ olarak bildiÄŸimiz coÄŸrafyada yaÅŸayan üç önemli etnik grubun da Türkiye ile yakın tarihsel, dini ve kültürel baÄŸlarının oluÅŸudur. Bu üç grup, sırasıyla, Kuzey Irak’lı Kürtler, Türkmenler ve Sünni Araplar’dır.

Kürtler, asırlardır Türklerle birlikte ortak bir yaÅŸam kurmuÅŸ, ortak bir geçmiÅŸi paylaÅŸmış bir halktır. Özellikle Osmanlı döneminde Türkler ve Kürtler arasındaki birliktelik perçinlenmiÅŸtir. Osmanlı’nın çöküşü sırasında Arnavut ve Araplar arasındaki diÄŸer bazı Müslüman grup ve aÅŸiretlerin aksine, Kürtler Osmanlı’ya sadakat göstermeye devam etmiÅŸler, İngilizlerin kışkırtmalarına karşı Türk ordusunun yanında yer almışlardır. Kuzey Iraklı Kürtlerin akrabaları, bugün hala sınırın kuzeyinde, Türkiye’de yaÅŸamaktadır. Kürtleri Türkiye ve Türk Milleti aleyhinde kışkırtmak için onyıllardır sürdürülen çeÅŸitli propagandalara raÄŸmen, tarihsel olarak Türklerle kardeÅŸ bir millet olan Kürtlerin Türkiye tarafından kazanılmaları mümkündür. Bunun detaylarını ilerleyen sayfalarda inceleyeceÄŸiz.

Kuzey Irak’taki ikinci önemli etnik unsur ise, nüfusları 2 milyonu aÅŸkın olmasına raÄŸmen uluslararası topluluÄŸun ve kamuoyunun hemen hiç ilgi göstermediÄŸi Türkmenler’dir. Türk dilini konuÅŸan, etnik olarak Türk olan ve Türkiye’den 80 yıl önce kopmuÅŸ olmalarına raÄŸmen hala bu ülkeye anavatan gözüyle bakan Türkmenler, hiç kuÅŸkusuz Türkiye’nin bölgedeki en önemli stratejik ortağıdır. Nitekim özellikle son dönemde Türkmenler ile Türkiye arasındaki dayanışma ve iÅŸbirliÄŸinde önemli bir artış görülmektedir. Türkmenlerin yeni kurulacak Irak yönetiminde daha etkin hale gelmeleri, BaÄŸdat’taki önemli pozisyonlarda söz sahibi olmaları, özellikle de kendi bölgelerinde yerel yönetime hakim olmaları, Türkiye tarafından mutlaka desteklenmesi gereken son derece önemli ve haklı taleplerdir.

Bölgede bulunan üçüncü etnik unsur ise Sünni Araplar’dır. Türk Milleti ile aynı dini anlayışa sahip olan bu insanların çoÄŸunun akrabalarının ülkemizde yaÅŸadığının hep akılda tutulması gerekir. Irak’ta onyıllardır süren Sünni Arap iktidarının ABD’nin ikinci Irak savaşı ile birlikte tarihe karıştığı ve Irak’ın geleceÄŸinin büyük olasılıkla ülkenin çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturan Åžii Araplar tarafından belirleneceÄŸi hesaba katılırsa, Kuzey Irak’taki Sünni Arapların da kendilerini kucaklayacak bir Türkiye’ye sıcak bakacakları sonucuna varmak güç olmaz.

Bu üç farklı etnik yapının varlığı, Türkiye’nin bölgeye geniÅŸ bir perspektiften bakmasını gerektirmektedir:

Türkiye’nin, bölgede kültürel, ekonomik ve siyasi bir etki elde edebilmesi, bölgenin kalkınmasında rol oynaması ve geleceÄŸinde söz sahibi olması içinse, sadece Türkmenlerin deÄŸil, tüm bölge halkının desteÄŸini kazanması gerekmektedir. “Kürtlere karşı Türkmenler” ÅŸeklinde bir denklem ortaya koymak, bölgedeki gerilimi artırmak ve Türkmenleri tehlikeye atmaktan baÅŸka bir sonuç vermez. (Türkmenleri korumanın yolu, onlar ile Kürtlerin arasını bulmak, bir kısım Kürtlerin etnik radikalizmini sakinleÅŸtirmekten geçmektedir.) Türkiye, Osmanlı’dan miras kalan Kuzey Irak’a, "Osmanlı vizyonu"yla, yani farklı etnik kimlikleri kucaklayan, onları ortak bir din kardeÅŸliÄŸi duygusu içinde kaynaÅŸtıran ve modern, demokratik, özgür, çaÄŸdaÅŸ bir ülke hedefinde birleÅŸtiren bir söylem ve politikayla yaklaÅŸmalıdır.

Kitabın bu Giriş kısmında özetlediğimiz tüm bu tarihsel gerçekleri ve stratejik vizyonu, ilerleyen sayfalarda daha detaylı olarak ele alacağız.

Musul-Kerkük Meselesinin Tarihçesi

Musul Bölgesi, I. Dünya Savaşı sonlarına kadar Batılı kaynaklarda genellikle, Irak’tan ayrı olarak, yukarı “El-Cezire” bölgesi içinde gösterilmekteydi. I. Dünya Savaşı’ndan sonra ise bölge, siyasî sebepler yüzünden, bir baÅŸka deyiÅŸle İngiltere’nin menfaatleri gereÄŸince, Irak’ın parçası olarak kabul edildi ve öyle tanımlandı.

Gerçekte bölge, son bin yıldır Türk egemenliÄŸi altında oldu. Musul, ilk olarak 1055-1056 yıllarında Selçuklu Devleti’ne baÄŸlandı. Bu tarihten itibaren TürkleÅŸen Musul, I. Dünya Savaşı sonuna kadar farklı Türk devlet ve beylikleri tarafından yönetildi ve Türkler tarafından bir vatan toprağı olarak kabul edildi. Osmanlı Devleti öncesinde bölgede hepsi de Türk devlet ve beylikleri sayılan Zengiler, Timurlular, Akkoyunlular ve Safeviler hakimiyet kurdu.

Musul, Osmanlı hâkimiyetine ise Yavuz Sultan Selim’in 1514 tarihli Çaldıran Seferi’yle girdi. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534-1535 yıllarında gerçekleÅŸtirdiÄŸi BaÄŸdat Seferi’yle bu hâkimiyet perçinlendi. Osmanlı hâkimiyeti ile birlikte Musul; Süleymaniye, Kerkük ve Musul sancaklarından meydana gelen bir vilâyetin merkezi oldu. 20. yüzyılın baÅŸlarında Musul vilayetinin nüfusu 350.000 civarındaydı.

Avrupalı sömürgeci devletlerin Musul üzerindeki emelleri ise, bu bölgenin çok önemli bir petrol yatağı olduÄŸunun anlaşılmasıyla baÅŸladı. Özellikle İngiltere, 1910’lu yılların başından itibaren, gerek petrol kaynakları gerekse Hindistan yolu açısından taşıdığı stratejik yol nedeniyle Irak’ın geneline ve özellikel de Musul vilayetine göz dikti.

I. Dünya Savaşı, Avrupalı sömürgeci devletlerin hayallerini gerçekleÅŸtirmeleri için büyük bir fırsat oldu. Henüz savaÅŸ devam ederken İngiltere ve Fransa, gizlice imzalanan Sykes-Picot AnlaÅŸması ile OrtadoÄŸu’yu bölüşmüşler, Irak’ın İngiliz sömürgesi olması karara baÄŸlanmıştı. Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun Almanya safında savaÅŸa katılması, İngiltere ile Osmanlı’yı OrtadoÄŸu’da karşı karşıya getirdi. İngiliz saldırısı ile açılan Irak Cephesi’nde, Hindistan’dan gönderilen İngiliz kuvvetleri Basra’ya çıkarak kısa zamanda BaÄŸdat’a kadar ilerlediler. Ancak Osmanlı Orduları İngiliz ilerleyiÅŸini durdurdu ve Irak Cephesi’nde önemli baÅŸarılar elde etti.

Burada özellikle 1916 yılındaki Kut’ul-Amer zaferini belirtmek gerekir. Dicle nehrinin kıyısındaki bu kasaba, İngilizler tarafından ele geçirildikten sonra Halil PaÅŸa komutasındaki Osmanlı ordusunca kuÅŸatılmış ve İngilizler ağır kayıplar vererek teslim olmak zorunda kalmışlardır. I. Dünya Savaşı’nın tarihçesini anlatan bir makaleye göre, bu zafer, “İngiliz ordusunun tarihindeki en büyük aÅŸağılanmadır. Türkler — (ve onların müttefiki olan) Almanya — içinse, çok önemli bir moral takviyesi olmuÅŸ ve OrtadoÄŸu’daki İngiliz etkisini tartışılmaz bir biçimde azaltmıştır."1 Bu zaferin en önemli yönlerinden biri ise, bölgedeki Arapların hepsinin İngilizlere karşı Osmanlı ordusunun yanında yer almış, hatta bazılarının çatışmaya katılmış olmasıdır. Kut’ul-Amer, Osmanlı’nın Türk olmayan Müslüman tebasının, Osmanlı’ya sadakatini gösteren çok önemli bir tarihsel gerçektir ve tüm Arapların Osmanlı’ya ihanet ettikleri yönündeki asılsız söylemi geçersiz kılmaktadır.

Osmanlı orduları, Irak cephesindeki bu büyük baÅŸarıya raÄŸmen, savaşın son iki yılında geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak Irak’ın kuzeyini yine de baÅŸarıyla korudu. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Ali İhsan (Sabis) PaÅŸa 6. Ordu Kumandanı olarak Musul’da bulunuyordu. İngilizler ise ani bir iÅŸgal hareketi ile Musul’a egemen olmak istiyorlardı.

Mütareke’nin yürürlüğe girdiÄŸi andan (31 Ekim 1918 günü, saat 12.00’de) itibaren, 6. Ordu birlikleri batıdan doÄŸuya doÄŸru Rakka, Miyadin, Telâfer, Dibeke, Çemçemal, Süleymaniye hattı üzerinde yer alıyordu. İngiliz kuvvetleri ise EI-Hazar, Gayyare, Altınköprü, Kerkük, Hanikin hattında bulunuyordu.2 Yâni Mütareke’nin imzalandığı gün, Kerkük merkezi hariç, Musul ve Musul vilâyetinin büyük bir kısmı Osmanlı Ordusu’nun elinde idi. Mütareke hükümlerine göre bölgede bulunan bütün kuvvetlerin yerlerinde kalmaları gerektiÄŸi halde, İngiliz kuvvetleri buna uymadılar. İlerlemeye devam eden İngilizler, l Kasım’da Hamamalil’e girdiler. Buradan Musul’u iÅŸgal edecekleri tehdidinde bulunarak Türk kuvvetlerinin Musul ÅŸehrinden 5 km. kuzeye çekilmelerini istediler.

Ali İhsan PaÅŸa, İngilizler’in bu talebini Sadrazam’a bildirdi. Bir seri telgraf görüşmeleri sonucunda Sadrazam, Ali İhsan PaÅŸa’ya 8 Kasım tarihli telgrafı ile, kan dökülmesini engellemek için, 15 Kasım günü ÅŸehrin boÅŸaltılması emrini verdi. Ali İhsan PaÅŸa, bu emre uygun olarak 10 Kasım’da Musul’u İngilizlere terk etti, ordu karargahı ile birlikte Nusaybin’e doÄŸru çekildi.3

Kısacası Musul, Mütareke hükümlerine ve uluslararası savaÅŸ kurallarına aykırı bir ÅŸekilde iÅŸgal edildi. Misak-ı Milli’ye göre güney sınırlarının tesbiti meselesinde Mütareke’nin yürürlüğe girdiÄŸi andaki ordumuzun fiili durumunun temel bir kıstas olarak dikkate alınması, bu nedenle son derece haklı ve önemli bir karardır ve İngiliz olup-bittisine karşı milli haklarımızı korumak anlamına gelmektedir.

Misak-ı Milli, son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı tarafından 28 Ocak 1920 tarihli gizli oturumda kararlaÅŸtırıldı. Misak-ı Milli’nin birinci maddesi, Türkiye’nin güney sınırlarını belirliyordu. Bu maddede şöyle yazılıydı:

“Osmanlı Devleti’nin özellikle Arap çoÄŸunluÄŸunun yerleÅŸmiÅŸ olduÄŸu (30 Ekim 1918 günkü Mütareke yapıldığı sırada) düşman ordularının iÅŸgali altında kalan bölgelerin geleceÄŸinin, haklarını serbestçe açıklayacakları rey sonucu belirlenmesi gerekir; söz konusu mütareke çizgisi içinde din, soy ve amaç birliÄŸi bakımlarından birbirlerine baÄŸlı olan, karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen soy ve toplum iliÅŸkileri ile çevrelerinin koÅŸullarına saygılı Osmanlı-İslâm çoÄŸunluÄŸunun yerleÅŸmiÅŸ bulunduÄŸu kesimlerin tümü ister bir eylem, ister bir hükümle olsun, hiçbir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir bütündür”.

Buna göre mütareke hattı esas alındığında Musul, Kerkük ve Süleymaniye’nin ve diÄŸer tarafta Hatay bölgesinin Anadolu’nun ayrılmaz bir parçası olduÄŸu açıktı.

Mütareke anında Türk Ordusu’nun Gayyare’de bulunduÄŸu gerçeÄŸi tüm kaynaklarca kabul edilmektedir. Sadece Kerkük sancağı 31 Ekim tarihi itibariyle İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiÅŸ olarak gösteriliyorsa da4 Nejat Kaymaz, General Sedat DoÄŸruer’in eserine dayanarak “Kerkük’ün de savaşın durması gereken saatten sonra İngilizler’in eline geçmiÅŸ olabileceÄŸi” ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduÄŸuna iÅŸaret etmektedir. Aslında bunun bir ihtimal olmadığını, kesin bir gerçeÄŸi ifade ettiÄŸini Mustafa Kemal PaÅŸa’nın tespitlerinden anlamak mümkündür. Mustafa Kemal PaÅŸa daha Misâk-ı Mîllî ilân edilmeden önce Ankara’ya geliÅŸinin ertesi günü Ziraat Okulu’nda yaptığı 28 Aralık 1920 tarihli konuÅŸmasında haksız iÅŸgali dile getirerek Musul’un Mütareke anında Türk Ordusu’nun hâkimiyetinde bulunduÄŸunu ifâde etmiÅŸ, İngiliz iÅŸgalini İstanbul’un iÅŸgalinde olduÄŸu gibi haksız ve Mütareke hükümlerine uymayan bir teÅŸebbüs olarak deÄŸerlendirmiÅŸtir.

Ancak İngilizler’in Musul’u iÅŸgal etmeleri askeri anlamda bir statü deÄŸiÅŸikliÄŸinden baÅŸka bir anlam taşımayacaktı. Musul’u iÅŸgal ettiler, fakat bölgeye hâkim olamadılar. Bölgedeki aÅŸiretleri kontrol altında tutma konusunda baÅŸarısız oldular. Kerkük ve Süleymaniye halkı İngiliz himayesine karşı direniÅŸe geçti. Kürt, Arap veya Türkmen olsunlar, tüm Müslüman kabileler İngilizler’e vergi vermekte direnmiÅŸler, sık sık İngilizlere karşı eylemler

Osmanlı Devleti’nin KuruluÅŸu

Salı, 06 Kasım 2007

Osmanlı Devleti’nin KuruluÅŸu

İlhanlıların zayıflamasından faydalanan Osman Bey, bağımsız hareket ederek Osmanlı Devleti’ni kurmuÅŸtur (1299).

Osman Gazi’nin, Ahi ÅŸeyhlerinden Edebali’nin kızıyla evlenmesi Anadolu halkı tarafından kabullenilmesini ve desteklenmesini saÄŸlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kısa Sürede GeliÅŸmesini SaÄŸlayan Etkenler

Osmanlı Devleti’nin kısa sürede geliÅŸmesinde;

Anadolu’da ve Balkanlarda siyasal birliÄŸin bulunmaması

Merkeziyetçi bir devlet anlayışı benimsenerek hakimiyetin tek elde toplanması

Devletin Bizans sınırında kurulması, ticaret ve göç yolları üzerinde bulunması

Doğudan gelen yoğun Türkmen göçleriyle nüfus üstünlüğünün sağlanması ve asker ihtiyacının karşılanması

Düzenli ve güçlü orduların kurulması

gibi faktörler etkili olmuştur.

Balkanlardaki GeliÅŸmeler Türklerin Rumeli’ye GeçiÅŸi

Bizans İmparatoru, Osmanlı Devleti’nden aldığı yardımlara karşılık Osmanlı Devleti’ne Gelibolu’daki Çimpe Kalesi’ni verdi. Böylece Türkler Rumeli’de toprak sahibi olmuÅŸlar ve Balkan fetihlerinde bu kaleyi üs olarak kullanmışlardır.

Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de Uyguladığı İskan Siyaseti

Osmanlıların Balkanlarda takip ettikleri iskan politikasının temel amacı; yeni fethedilen topraklara Anadolu’dan getirilecek Türk halkı yerleÅŸtirmek, bunun için özellikle konar-göçerleri tercih etmek ve fethedilen yerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali bulunanları baÅŸka yerlere göç ettirmekti.

Anadolu’dan Rumeli’ye götürülen halk, büyük yollar üzerinde bulunan ve askeri yönden önemli ÅŸehir ve kasabalara yerleÅŸtirilmiÅŸtir. İskan politikasının sonucunda;

Balkanların Türkleşmesi ve bölgede Türk kültürünün yerleşmesi sağlanmıştır.

Geride düşman kuvveti bırakılmadığı için Osmanlıların Rumeli’de güvenle ilerlemesi saÄŸlanmıştır.

Anadolu’daki yurtsuz Türkmenlere yeni yurtlar bulunmuÅŸtur.

Osmanlılar Balkanlarda ele geçirdikleri yerlerde halka hoÅŸgörülü ve adaletli davranmışlar, halkın inançlarına, geleneklerine, dillerine ve kutsal saydıkları deÄŸerlere dokunmamışlardır. Osmanlı Devleti’nin bu ÅŸekilde davranması Balkanlara yerleÅŸmesini ve ele geçirdiÄŸi topraklarda tutunmasını kolaylaÅŸtırmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda GeniÅŸlemesi ve Haçlı Seferleri’nin BaÅŸlaması

XIV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türklerin Balkanlara yerleÅŸmeye baÅŸlaması üzerine Balkan uluslarının birleÅŸerek Osmanlı Devleti’yle yaptığı savaÅŸlara Haçlı SavaÅŸları denilmiÅŸtir. XIV. ve XV. yüzyıllarda Haçlı Seferlerinin düzenlenmesinde;

Türklerin Balkan topraklarından atılmak istenmesi

Papa’nın Hristiyan dünyasını Türkler üzerine kışkırtması

Türkler karşısında baÅŸarısız olan Bizans İmparatorluÄŸu’nun Hristiyan dünyasından yardım istemesi

gibi nedenler etkili olmuÅŸtur.

Osmanlılarla yapılan Haçlı Savaşlarına Macarlar, Sırplar, Bulgarlar, Eflaklılar, Bosnalılar gibi uluslar katılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da Türk Siyasal BirliÄŸini SaÄŸlaması

Osmanlı Devleti, Orhan Bey döneminde Karesi BeyliÄŸi’ni, I. Murat döneminde GermiyanoÄŸullarının topraklarının bir kısmı çeyiz yoluyla Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Ayrıca, HamitoÄŸulları BeyliÄŸi’nden satın alma yoluyla toprak kazanılmıştır. GermiyanoÄŸulları ve HamitoÄŸullarından savaÅŸ yapmadan toprak alan I. Murat döneminde KaramanoÄŸulları BeyliÄŸi’yle savaÅŸlar yapılmıştır.

Anadolu’da siyasal birliÄŸi saÄŸlayan asıl faaliyetler Yıldırım Bayezid döneminde baÅŸlamıştır.

Anadolu beyliklerinin Osmanlı Devleti’ne katılmasıyla;

Anadolu’da Türk siyasal birliÄŸi kurulmuÅŸtur.

Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz sahillerinin bir bölümü Osmanlıların eline geçmiÅŸ, Osmanlı denizciliÄŸi güçlenmiÅŸtir. Adalar Denizi’ndeki gaza faaliyetlerini Osmanlılar üstlenmiÅŸtir.

Ankara Savaşı (1402)

Ankara Savaşı’nın yapılmasında;

Topraklarını kaybeden Anadolu beylerinin Timur’a sığınarak Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmaları

Yıldırım Bayezid’in Timur’dan kaçan BaÄŸdat ve Karakoyunlu hükümdarlarını himaye etmesi

Çin üzerine sefere çıkmaya hazırlanan Timur’un arkasında güçlü bir Osmanlı Devleti’nin kalmasını istememesi

DoÄŸu - Batı ticaret yollarını ele geçirmek isteyen Timur’un Anadolu’ya girerek Erzincan ve Sivas’ta katliam yapması

gibi nedenler etkili olmuÅŸtur.

1402 yılında Ankara yakınlarında yapılan savaşı Timur kazanmıştır.

Ankara Savaşı’nın Sonuçları

Savaşı kazanan Timur, Anadolu beyliklerinin topraklarını tekrar eski sahiplerine geri vermiÅŸtir. Böylece, Yıldırım Bayezid’in Anadolu’da önemli ölçüde kurduÄŸu siyasal birlik Timur tarafından bozulmuÅŸtur. Timur bu davranışıyla Anadolu’da güçlü bir devletin bulunmasını engellemeyi amaçlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin batı yönündeki ilerleyiÅŸi bir süre durmuÅŸtur. Dolayısıyla Bizans İmparatorluÄŸu’nun yıkılması gecikmiÅŸ ve Balkanlarda Osmanlı hakimiyeti sarsılmıştır.

Timur’un Anadolu’dan çekilmesinden sonra Osmanlı Devleti’nde Yıldırım Bayezid’in oÄŸulları arasında taht kavgaları baÅŸlamıştır. Osmanlı tarihinde “Fetret Devri” olarak bilinen ve 11 yıl süren bu dönemde Osmanlı Devleti dağılmakla karşı karşıya kalmıştır.

Fetret Devri (1402 – 1413)

Osmanlı tarihinde Ankara Savaşı’ndan sonra padiÅŸahsız geçen 11 yıla (1402 – 1413) Fetret Devri denilmiÅŸtir.

Fetret Devri’nde yaÅŸanan taht kavgaları Osmanlı Devleti’ni maddi-manevi zarara uÄŸratmıştır. Ancak, Osmanlı Devleti kurmuÅŸ olduÄŸu saÄŸlam devlet örgütü ve güçlü sosyal kurumlar sayesinde tamamen parçalanıp dağılmaktan kurtulabilmiÅŸtir.

Balkanlarda Sarsılan Hakimiyetin Pekiştirilmesi

Osmanlı Devleti’nin taht kavgalarına ve zayıflamasına raÄŸmen Balkanlarda tutunabilmesinde;

Tımar sisteminin ve planlı şekilde iskan politikasının uygulanması

Timur’un Osmanlı ordusunu tamamen imha edememesi

Osmanlıların Balkanlarda takip ettiği hoşgörülü ve adaletli politikanın Balkan halkını memnun etmesi

gibi nedenler etkili olmuÅŸtur.

Osmanlı Devleti, 1440 – 1444 yılları arasında Balkan ulusları karşısında zor duruma düşmüş ve üst üste maÄŸlubiyetler almıştır. II. Murat, bu geliÅŸmeler üzerine Osmanlıların aleyhine olan Edirne – Segedin AntlaÅŸması’nı imzalamak zorunda kalmıştır (1444).

Balkanlardaki baÅŸarısızlıklardan dolayı II. Murat tahttan çekilerek yerine 12 yaşındaki oÄŸlu II. Mehmet’i tahta çıkarmıştır. Bu durumdan faydalanarak Türkleri Balkanlardan atmak isteyen Balkan ulusları yeni bir Haçlı ordusu hazırlayarak Osmanlı Devleti’ne saldırdılar. Haçlılarla Osmanlı Devleti arasında yapılan Varna Savaşı Türklerin galibiyetiyle sonuçlanmıştır (1444).

Osmanlı Devleti’nin Varna Savaşı’nı kazanması, Ankara Savaşı’ndan önceki gücüne ulaÅŸtığını ve Balkanlardaki baÅŸarısızlıklara son verdiÄŸini göstermektedir.

Macar Kralı Hünyadi YanoÅŸ liderliÄŸinde kurulan yeni bir Haçlı ordusu hem Varna Savaşı’nın intikamını almak hem de Türkleri Balkanlardan atmak amacıyla saldırıya geçti. Yapılan II. Kosova Savaşı’nı Osmanlı Devleti kazanmıştır (1448).

Bu savaÅŸtan sonra;

Türkler Balkanlara kesin olarak yerleşmiştir. Böylece Türklerin Balkanlardaki hakimiyeti pekiştirilmiştir.

Haçlılar uzun yıllar Osmanlı Devleti’ne saldırmaya cesaret edememiÅŸler ve Türklerin Avrupa’daki hakimiyet alanları sürekli geniÅŸlemiÅŸtir.

Oğuz Kağan Destanı

Salı, 06 Kasım 2007

Türk destanlarından. Hun-Oğuz destanları grubundandır.

Oğuz Kağan Destanının beş ayrı yazması vardır. Çağatayca, Farsça ve Uygurca yazmalardaki Oğuz Kağan Destanı; Oğuz boyları, Türk dili, edebiyatı, folkloru, târihi ve kültürü hakkında bilgi verir. Bu yazmaların özeti şöyledir:

Nuh aleyhisselâmın oÄŸlu Yâfes’in büyük oÄŸlu Türk, doÄŸuda yerleÅŸmiÅŸti. Bunun ülkesine Türkistan denildi. Türklerin ilk atası olan Türk’ün oÄŸullarından büyüğü Kara-Han, Karı-Sayram ÅŸehrini baÅŸÅŸehir edinmiÅŸti. Yaylakları, İpanç ÅŸehri yakınlarındaki Or-Tag ile Kür-Tag, kışlakları da Porsuk ÅŸehri yanındaki Kara-Kum idi. Kara-Hanın kardeÅŸleri; Or-Han, Kür-Han ve Küz-Han adlarını taşıyorlardı. Kara-Han, hârika olarak doÄŸan oÄŸluna bir yaşında iken ad koyacağı sırada, bu çocuk; “Ben sarayda doÄŸduÄŸumdan, adım OÄŸuz olsun.” deyince, herkes ÅŸaşırmıştı. Allah’ın varlığına ve birliÄŸine inanan OÄŸuz, putperest annesinin sütünü sâdece bir defâ emdi. Babası, OÄŸuz’u, kardeÅŸinin kızı ile evlendirmek isteyince o, Hak dîne girmeyi reddeden amcasının kızları ile evlenmedi.

OÄŸuz, gençliÄŸinde; yılkıları (at sürüsü) ve insanları yiyen, çok korkulan, azgın bir canavarı öldürerek büyük şöhret kazandı. OÄŸuz’un, teklif edilen kızlar ile evlenmeyiÅŸ sebebini öğrenen babası Kara-Han ile amcaları, onun gizli ve kendi dinlerine uymayan bir din taşıdığını anlayarak, bir av sırasında öldürmeyi plânladılar. Suikastı anlayınca, baba ve amcasını öldürdü. Avlanırken Gök-Işık içinde beliren Gök-Kızı ile evlendi. Gök-Kızından üçüz oÄŸlu olup; Gün-Han, Ay-Han, Yıldız-Han, bir rivayete göre de Gün-Alp, Ay-Alp, Yıldız-Alp adlarını verdi. BaÅŸka bir gün yine avlanırken, göl içindeki küçük bir adada, dünyâ güzeli Göl-Kızını gördü. Bununla da evlenen OÄŸuz, Göl-Kızından doÄŸan üçüz oÄŸullarına Gök-Han, DaÄŸ-Han, Deniz-Han, baÅŸka bir rivâyete göre de Gök-Alp, DaÄŸ-Alp, Deniz-Alp adlarını verdi. Sonra, OÄŸuz Han bütün halkını toplayarak, ulu bir toy (ziyâfet) verdi. Kırk yerde ağır sofralar kurdurdu. Toydan sonra OÄŸuz Han, beÄŸler ile halka yarlıg (ferman) çıkararak, şöyle buyurdu:

“Ben sizlere oldum KaÄŸan

Alalım yay hem de kalkan

Tamga olsun bize boyan

Gökbörü olsun oranı

Demir çıdalar olsun orman

Avlakta yürüsün kulan

İşte deniz, işte muran

Gün olsun tuÄŸ, gök korıkan.”

Bundan sonra Oğuz Han, dünyânın dört yönüne yarlıg yazdı. Elçilere verip gönderdi. Bu fermanlarda şöyle deniyordu:

“Ben Türklerin kaÄŸanıyım; dünyânın dört bucağının da hâkimi olsam gerekir. Sizlerden itâatinizi istiyorum. Kim benim buyruÄŸuma baÅŸ eÄŸerse, el olursa, hediyelerini kabul eder, kendisini dost sayarım. Her kim de baÅŸ eÄŸmezse, ona gazab eder, üzerine ordu çekip, baskın yapar, hemen astırıp, yok ederim!”.

Bu sırada saÄŸdaki Çin KaÄŸanı, kıymetli hediyelerle elçisini gönderip, itâatini saygı ile arz etti; onunla dost oldu. Soldaki Urum KaÄŸan, itâatlerini bildirmediÄŸinden ordusunu çekip, onların üzerine yürüyen OÄŸuz Han, kırk gün sonra MuzdaÄŸ (Buzdağı) eteÄŸine gelince otağına güneyden bir ışık girdi ve içinden, gök tüylü, gök yeleli iri bir erkek böri (kurt) çıktı. Bu Gök-Böri konuÅŸarak, OÄŸuz Han’a; “Ben senin orduna kılavuz olarak önde yürüyeceÄŸim.” dedi ve böyle yaptı.

MuzdaÄŸdan sonra Gök-Börinin kılavuzluÄŸunda batıya yürüyen ordusunun başındaki OÄŸuz Han, İtil-Müren (Volga Nehri) boyundaki KaradaÄŸ önünde yapılan savaÅŸta, kalabalık ordulu Urum-KaÄŸanı yendi, kaçırttı. Urum-KaÄŸanın kardeÅŸi olup, OÄŸuz’a itâat eden ve saklandığı kaleleri teslim eyleyen Urum-BeÄŸin oÄŸluna, itâatle teslim olması üzerine, Türkçe saklayan, koruyan manâsında “Saklar” (Eslar/Slav) adı verildi. Zaferden sonra, UluÄŸ-Ordu BeÄŸ adlı birisi, ulu aÄŸaçlardan yaptığı kayıklarla, orduyu İtil’den öteye-batıya, geçirdiÄŸinden, OÄŸuz Han onu mükâfâtlandırarak, İtil’in batısındaki ülkeleri ona bağışladı ve kendisine oÄŸyuk-aÄŸaç mânâsında Kıpçak-BeÄŸ adını verdi.

İtil Nehri kuzeyinden karanlıklar ülkesinde yaÅŸayan Kıl-Barak veya İt-Barak kavmini de itâat altına alan OÄŸuz Han, anayurdu korumak için, Uygun uruÄŸunu vazifelendirmiÅŸtir. Anayurttan, Afgan ve Hind üzerine sefere çıkan OÄŸuz Han, yolda her zaman bindiÄŸi ala aygırı kaçıp, tepeleri dâimî karlı Muzdağın karları içine gitti. Buna çok üzülen OÄŸuz, ordusundaki cesur, soÄŸuÄŸa dayanıklı bir beÄŸin, dokuz gün içinde gidip bu atı karlar içinde tutup, getirmesine çok sevindi. Onu mükafâtlandırarak TanrıdaÄŸlar bölgesinin karlı yaylaklarını ona bağışlayıp; “Sen, buradaki beÄŸlere baÅŸ ol ve senin adın hep Karluk olsun.” dedi.

Afgan ve Hind ellerini fethetti. Sonra, İran üzerine Horasan’a yürüdü. Yolda, duvarları altından, pencereleri gümüşten, çatısı ve kapısı demirden ulu bir konak gördüler. Bunun kilitli kapısını açmak, çok zor olduÄŸundan, OÄŸuz KaÄŸan pek becerikli, hünerli bir kiÅŸi olan askerlerinden Tömürdü-KaÄŸul adlı birisine, Kal-Aç diyerek, buranın kapısını açmasını buyurdu.Seferde yaÄŸmalar ve savaÅŸlarda alınan ganimetlerini taşımak için aÄŸaç araba yapan usta askeri çok beÄŸenen OÄŸuz Han, ona yüklü arabanın yürürken çıkardığı“Kang-Kang” sesine göre Kanglı adını verdi.

OÄŸuz Han, Dağıstan’daki Tarku ve Derbend bölgelerini fethederek oradan Åžirvan, Aran, Mugan ve Gürcistan ülkeleri üzerine gelip buraları da feth eyledi. Yaz sıcağında, ordusuyla Sabalan ve Arar daÄŸlarındaki AlataÄŸ (AÄŸrı Dağı) yaylaklarında ordusu ile yayladı. Her iki daÄŸa da Türkçe adlar verildi. OÄŸuz Hanın, bu çevrede fethettiÄŸi ülkeye Türkçe Azar-Baygan adı verildi.

Oğuz Han, Alatağ yaylasında iken Gürcistan, Irak, Anadolu ve Suriye ülkelerine elçiler gönderip, itâat etmelerini bildirdi. Kış gelince Mugan Çölünü geçerek, ordusu ile orada ve Kür ile Aras nehirleri arasındaki Aran (Karabağ) kışlağında kışladı. Baharda Gürcüler itâat ettilerse de sonradan caydılar. Oğuz Han, kendi oğullarını, iki yüzer kişi ile bu küçük kavmin üzerine gönderdi ve buradan ordusuna erzak tedârik ettirdi.

AlataÄŸ’dan ordusu ile sefere çıkan OÄŸuz Han, Anadolu ve Irak üzerine yürüdü. Buraların uluları gelerek, savaÅŸmadan itâat ettiler. Kış bastırınca, OÄŸuz Han, ordusu ile Dicle Nehri boyunda kışladı. İlkbaharda Åžam üzerine yürüdü. Bütün Raka ve Åžam ülkesi itâat ettiyse de üç yüz altmış kale kapılı Antakya ÅŸehri direnince, bir yıl süren kuÅŸatmadan sonra, burası da zaptedildi. OÄŸuz Han, Antakya’da tahta geçti. Yanındaki doksan bin askerini bu ÅŸehre yerleÅŸtirip, kışladı. Askerlerin çoluk çocuÄŸunu da bu ulu ÅŸehirde barındırdı. Bu ÅŸehirden Altı oÄŸlunu (Filistin ve Mısır ülkeleri) Tekfur’un üzerine öncü olarak gönderdi. EÄŸer itâat etmezse ordusu ile kendisinin de geleceÄŸini bildirdi. İki gün ve iki gece süren savaÅŸta yenilen Tekfur, yakalanarak Antakya’da OÄŸuz Hana gönderildi. OÄŸuz Han itâatini arz eden Tekfur’u haraca baÄŸlayıp yeniden kendi ülkesine hâkim tâyin etti. Yunan ve Frenk ülkesinin durumunu Tekfur’dan öğrenen OÄŸuz Han, üç oÄŸlunu Yunan, üç oÄŸlunu da Frenk ülkelerini itâat ettirmeÄŸe gönderdi. Tekfur da kendi elçisi ile bu iki ülkeye tez elden ÅŸu haberi yolladı: “Bu OÄŸuzlar, çok büyük kudret ve kuvvet sâhibidirler. GüneÅŸin doÄŸduÄŸu yerden buralara kadar bütün ülkeleri ellerine geçirmiÅŸlerdir. Onlara hiç kimse dayanamaz. Siz de kendi isteÄŸinizle, yıllık vergi vererek, onlara itâat ediniz. Karşı çıkıp da halkınız kırılmasın.” Sonunda, Frenk ve Yunan ülkeleri itâat edip, haraca baÄŸlandılar. Üç yıl Antakya’da kışlayan OÄŸuz Han, BaÄŸdat İsfahan yolu ile İran’a gelip, Demevan Dağından, Horasan-Herat (Afgan) yolu ile ülkesine dönmeÄŸe karar verdi.

OÄŸuz Han Amuderya’yı (Ceyhun) geçerek, Ilak ülkesindeki Semerkand bölgesine vardı. Buhara sınırındaki YalbulaÄŸaz mevkiine geldi. Anayurduna eriÅŸti. Elli yılda dünyâyı feth eden ulu cihangiri, Kanglı ve Uygurlar, dokuz günlük yoldan gelerek karşıladılar. Kürtak Yaylağına gelen OÄŸuz Han burada, bin evi doyuracak koyun ile dokuz yüz kısrak kestirerek, ulu bir toy verdi. OÄŸuz Hanın yanında soylu, yaÅŸlı, uzun tecrübeli ve ak saçlı bir Düşüme(vezir) vardı, adı UluÄŸ-Türk idi. Bu vezir, bir gün rüyâda gördü ki, bir Altın Yay doÄŸudan batıya doÄŸru gidiyor. Uyanıp, rüyâyı, OÄŸuz Hanın ve neslinin cihan hâkimiyetine tâbir etti. Bunun üzerine OÄŸuz, oÄŸullarını çağırıp, avlanmalarını istedi. Büyükler doÄŸuya, küçükler batıya doÄŸru ava çıktılar. Gün, Ay, Yıldız yolda bir Altın-Yay; Gök, DaÄŸ, Deniz de yolları üzerinde üç Gümüş-Ok bularak dönüp babalarına getirdiler. Buna çok sevinen OÄŸuz Han, okların herbirini küçük oÄŸullarının birisine verdi: “Ok, yaya tabidir, onu atarken de öyle olunuz” dedi. Sonra dönüp, Altın-Yay’ı üçe bölerek, her parçasını büyük oÄŸullarından birisine verdi: Bunlara, Boz-Oklar dedi. Sonra, büyük kurultay toplayarak, yanına kırk kulaç boyunda bir direk diktirip, üzerine bir altın tavuk koydu ve dibine bir Akkoyun baÄŸladı; soluna da kırk kulaçlık direk diktirip, üzerine bir Gümüş-Tavuk koydurdu ve dibine bir Karakoyun baÄŸladı. OÄŸullarından Bozokları, saÄŸ (doÄŸu) yanına, üç-okları da sol (batı) yanına oturtarak, kırk gün, kırk gece yiyip içtiler. Ulu toy yaptılar. Sonra OÄŸuz Han ülkesini altı oÄŸlu arasında bölüştürdü ve rûhunu teslim etti.

Çanakkale Ve İstiklal Savaşı’na Katılan ”meçhul Çocuk Askerler”

Salı, 06 Kasım 2007

Çanakkale ve İstiklal Savaşı’na katılan "meçhul çocuk askerler"

Çanakkale ve İstiklal Savaşı’na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliÄŸinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, "meçhul çocuk askerler" olarak Türk tarihinde yerini aldı.

Selçuk Üniversitesi EÄŸitim Fakültesi Tarih EÄŸitimi Anabilim Dalı BaÅŸkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Türk milletinin vatan savunması verdiÄŸi dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok önemli görevler üstlendiÄŸini söyledi. Türk çocuklarının milli bir sorumluluk ÅŸuuru içinde gösterdikleri fedakarlıklar, çektiÄŸi çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediÄŸini vurgulayan Köstüklü, Anadolu’nun hemen her köşesinde, özellikle iÅŸgal gören yörelerde, çocukların da bir destan niteliÄŸinde kahramanlık örnekleri sergilediÄŸini anlattı. Çocuk askerler üzerine bir araÅŸtırma yaptığını ve elde ettiÄŸi bilgileri bazı seminerlerde sunduÄŸunu dile getiren Köstüklü, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: "Antep savunmasında Kebapçı Said AÄŸa’nın oÄŸlu küçük Mehmet, Åžahin Bey’in oÄŸlu Hayri, ÅŸehit YolaÄŸası’nın oÄŸlu Mehmed Ali gibi 11-12 yaÅŸlarındaki çocukların özverisi göz yaÅŸartıcı boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey’in başında bulunduÄŸu milis kuvvetlerinin içinde diÄŸer Kuvayi Milliyeciler gibi silahlı olup yeri geldiÄŸinde çatışmalara katıldılar ve çoÄŸu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular.

KAHRAMANLIĞI TÜRKÜ OLDU

Adanalı çocukların da İstiklal Savaşı’nda milli heyecan içinde hareket ettiÄŸini dile getiren Köstüklü şöyle dedi: "Urfa’da 14 yaşındaki Bozan, Fransızlar kaçarken Kuvayi Milliye önünde harbe katıldı. Bu yavrunun kahramanlığını gören halk, Bozan için türkü bile yazdı. Sebeke dağından indim dereye/Atılıyor bombalar, bilmem nereye/Türk çeteleri dönmez geriye/Be yürü! yürü Bozan Yavrum yürü!/Vursun kırsın Fransızları, aslanım yürü!…" Köstüklü, MaraÅŸ savunması sırasında kendisine verilen köprü uçurma görevini yerine getiren Sarıca Köyü’nden 14 yaşındaki Ali ile milis kuvvetler arasında bir çok yeri dolaÅŸmak suretiyle bilgi alışveriÅŸini saÄŸlayan 10 yaşındaki Osmaniyeli Niyazi Aykan’ın da tarihe adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti.

YÜZLERCE GAZİ ÇOCUK

Köstüklü, Çanakkale Savaşı’na katılan Galata-saray, Konya ve İzmir Liseleri gibi birçok okulun öğrencisinin ÅŸehit düştüğünü belirterek, savaşın olduÄŸu dönemde bu üç lisenin mezun bile veremediÄŸini söyledi. Türk milletinin kadını erkeÄŸi ve çocuÄŸuyla tek vücut olarak düşmana karşı koyduÄŸunu ve yabancı unsurları Türk topraklarından attığını belirten Köstüklü, "Türk çocuÄŸu yeri geldiÄŸinde omzunda silahla cephede savaÅŸtı, yeri geldi istihbarat için haber taşıdı, yeri geldi Türk askerine mermi götürdü" dedi.

12 YAŞINDAKİ NEZAHAT ONBAŞI

Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey’in kızı 12 yaşındaki Nezahat onbaşının da, elinde silahı asker kıyafetiyle çeÅŸitli muharebelere katıldığını anlatan Köstüklü, "Ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen bu kız çocuÄŸu Milli Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı’nın bir mensubu olarak tam bir asker gibi, cepheden cepheye koÅŸtu. Hatta bu Alaya, o bölgede ‘Kızlı Alay’ denmiÅŸti" diye konuÅŸtu.

FAKÜLTE SİYAHA BOYANDI

Çanakkale destanında bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi eski adıyla Darul Fünun öğrencilerinin ise ayrı bir yeri var. 1915′te Darül Fünun 1. sınıfta öğrenim gören 2 bin 500 tıbbiyeli, okullarını bırakarak Çanakkele’ye koÅŸtu. İki tümen hâlinde Gelibolu’ya gelen gençler, bir Anzak baskını sonucu ÅŸehit oldular. Bu nedenle sonraki yıl açılışta siyaha boyanan Darul Fünun, 1921 yılında hiç mezun veremedi.

TEK BACAÄžIYLA SAVAÅžTI

Çocuk askerlerden Mehmet ve İsmail, ÅŸehrin durumu ile ilgili orduya dilenci kılığında bilgi götürürken düşman askerlerine yakalandılar ve hiçbir konuda düşman kuvvetlerine bilgi vermediler. Serbest bırakıldıktan sonra ateÅŸ açılması nedeniyle küçük Mehmet 4, İsmail ise 9 yerinden yaralandı. Mehmet’in hastanede ayağı kesilerek kurtarıldı. Ancak İsmail hastanede ÅŸehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet, geri döndükten sonra tek ayağıyla Milli Mücadelede yine görev aldı.

İngiliz askerlerini bulut aldı götürdü

Kahramanlıkların tarih kitaplarına yazıldığı, ardında binlerce dramatik hikayelerin anlatıldığı Çanakkale SavaÅŸları, 91 yıl sonra bile bazı bilinmeyenleriyle anılıyor. Çanakkale BoÄŸazı’nı geçip, İstanbul’a ulaÅŸmak isteyen İtilaf Devletleri, binlerce askerle Gelibolu Yarımadası’na ayak atmış, vatan topraklarını iÅŸgal etmiÅŸti. Her karış toprağında kanlı savaÅŸların yaÅŸandığı, anaların oÄŸullarının başına kına yakarak savaÅŸa gönderdiÄŸi bölgede, İngiltere’den gelen 4. Norfolk Taburu’nun Anzak Koyu’nda, bir bulut kütlesinin içinde kaybolduÄŸu söylentileri, 91 yıldır hala konuÅŸuluyor. Gelibolu Yarımadası’ndaki savaÅŸa katılan İngiliz Kraliyet Ordusu’na ait 4. Norfolk Taburu’nun, 12 AÄŸustos 1915 tarihinde Anzak Koyu mevkiindeki 60. Tepede büyük bir bulut kütlesinin içinde kaybolduÄŸu iddia edilmiÅŸ, bu olay savaÅŸtan sonra çeÅŸitli tarih kitaplarında yerini almıştı. Yeni Zelanda Kıtası’nın 1. Sahra BirliÄŸi’ne baÄŸlı 3. Bölükte savaÅŸa katılan F. Reichardt, R.Nevnes ve J.L. Newman adlı üç asker, bu olaydan 50 yıl sonra olayın görgü tanığı olduklarını iddia etmiÅŸ, güneyden esen 70 kilometre hızındaki rüzgara raÄŸmen, yaklaşık 250 metre uzunluÄŸunda, 65 metre yüksekliÄŸinde ve 60 metre geniÅŸliÄŸindeki bulut kültesinin yer deÄŸiÅŸtirmeden 60. Tepe üzerinde durduÄŸunu ve İngiliz askerlerinin bu kütlenin içinde kaybolduÄŸunu anlatmışlardı. Bu olay, kimilerine göre gerçek, kimilerine göre rivayetten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildi. Ancak, bu tür olaylar, tek bir gerçeÄŸi deÄŸiÅŸtirememiÅŸti; o da, "Türk’ün vatan ve millet sevgisi uÄŸruna verdiÄŸi binlerce candı…"

Åžehitler dualarla yad ediliyor

18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anma törenleri ve Åžehitler Günü dolayısıyla Türkiye’nin dört bir yanından birçok kiÅŸi Çanakkale’ye akın etti. Çanakkale’deki ÅŸehitlikleri ziyaret edenler bu vatan için kendilerini feda eden atalarımızı dualarla yad ediyor. Bu arada İstanbul’da Edirnekapı ve SakızaÄŸacı Åžehitliklikleri’nde de çok sayıda Çanakkale ÅŸehidi yatıyor. Sadece Çanakkale deÄŸil, 16 Mart, Balkan, 1. Dünya Savaşı ve Sarıkamış savaÅŸlarında yaralanıp, tedavi için İstanbul’daki hastanelere getirilip hayata veda eden ÅŸehitler ile son yıllarda GüneydoÄŸu’da terör örgütü ile çarpışmalarda ÅŸehit düşen Mehmetçikler Edirnekapı ve SakızaÄŸacı ‘nda yan yana yatıyor.

(Yeni Åžafak)

Menemen Olayı !

Salı, 06 Kasım 2007

Menemen Olayı !

DerviÅŸ Mehmet isminde bir yobaz ve altı silahlı arkadaşı 23 Aralık 1930 günü Menemen’e gelmiÅŸler ve camiye girerek üzerinde dini ibareler yazılı bir bayrakla, camide bulunanları ve merakla cami önüne toplananları, kendileriyle birlik olmaya davet etmiÅŸlerdir. DerviÅŸ Mehmet halka hitap ederek; "Ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ı Åžerif çıktı, gelin altında toplanalım, ÅŸeriat isteyelim" diye bağırmıştır.

Gösteriler ve tekbirlerle dini ibareler bulunan bayrağı Hükümet Konağı önündeki meydana dikmiÅŸlerdir. Toplanan halkı dağıtıp bu yobazları yakalamaya mesleÄŸi öğretmen olan Yedek AsteÄŸmen Kubilay Bey’in askeri müfrezesi görevlendirilmiÅŸtir. Kubilay Bey, ÅŸakilere nasihatta bulunarak; yaptıklarının hatalı, sakıncalı ve kötü bir ÅŸey olduÄŸunu belirterek vazgeçmelerini ve dağılmalarını söylemiÅŸtir. Åžakiler buna mavzer kurÅŸunu ile cevap vermiÅŸlerdir. Kubilay Bey kendisini korumak için tabancasını çekmiÅŸ ise de, bir kurÅŸunla yaralanarak yere düşmüş ve gözleri dönmüş canilerden biri, yaralı Kubilay Bey’in üstüne atılarak boÄŸazından kesip başını gövdesinden ayırmıştır. Bu arada Hasan adlı fedakar bir mahalle bekçisini de ÅŸehit etmiÅŸlerdir.

Olay yerine yetiÅŸen askeri birlik ve jandarmalar ÅŸakilerin teslim olmalarını istemiÅŸtir. Bu isteÄŸi reddeden yobazlar ateÅŸle karşılık vermiÅŸlerdir. Çatışma sonucu DerviÅŸ Mehmet ve iki arkadaşı vurularak, ikisi de yaralı ele geçirilmiÅŸtir. DiÄŸer ikisi de iki gün sonra yakalanmıştır. AraÅŸtırma sonucu; olayın bölgesel bir nitelik taşımadığı, organize bir ÅŸebekenin düzenlediÄŸi, Cumhuriyet’i yıkmak amacını güden irticai ve siyasi bir hareket olduÄŸu ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Hükümet, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir illerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan etmiÅŸtir. Yakalananlar muhakemeleri sonunda ağır cezalara çarptırılmışlardır.

Olaydan hemen sonra Atatürk, CumhurbaÅŸkanı ve BaÅŸkomutan olarak Genelkurmay BaÅŸkanı MareÅŸal Fevzi (Çakmak) PaÅŸa’ya 28 Aralık 1930 günü bir taziye telgrafı göndererek, Cumhuriyet’e karşı suikast tertipleyen mütecavizleri lanetlemiÅŸ ve Kubilay Bey’i görevini yapan ÅŸehit olarak takdirle anmıştır. Atatürk; "Hepimizin, dikkatimiz, bu meseledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkıyla yerine getirmeye matuftur. Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkureci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile Cumhuriyet’in hayatiyetini tazelemiÅŸ ve kuvvetlendirmiÅŸ olacaktır." demiÅŸtir..

Osmanlı Tarihinde İlkler

Salı, 06 Kasım 2007

OSMANLI TARİHİNDE İLKLER

* Osmanlıların ilk Beylik merkezleri ve bir bakıma ilk başkentleri Söğüt Kasabası dır. Daha sonra sırasıyla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul başkent oldu.

* Osmanlı tarihinde ilk savaş,1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır.

* Osman Bey in ele geçirdiği ilk kale Kolca Hisar Kalesi dir (1285).

* Osman Bey in ilk askeri anlaşması 1306 yılında Ulubad Tekfuru ile yapılan anlaşmadır.

* İlk fethedilen ada, 1308 yılında alınan İmralı Adası dır.

* İlk barış anlaşması, 1330 yılında Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos arasında imzalanmıştır.

* "Rumeli" adı verilen Avrupa yakasında ilk ele geçirilen yer, Gelibolu da Orhan Gazi nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Çimpe limanıdır.

* "Sikke" adı verilen ilk Osmanlı madeni parası Orhan Gazi adına 1327 yılında basılmıştır.

* İlk daimi ordu 1328 yılında Orhan Gazi Bey in emriyle kurulmuş olup bu orduya "Yaya" adı verilmiştir.

* Osmanlı tarihinde ilk şair padişah Fatih Sultan Mehmed in babası İkinci Murad dır.

* Osmanlı padişahlarından İstanbul u ilk kuşatan Yıldırım Bayezid dir (1391).

* Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehid olan ilk (ve tek) padişah Birinci Murad dır (1389). (1. Kosovo Savaşı)

* İstanbul a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmed dir.

* Fethin sembolü olan Ayasofya da ilk Cuma Namazı fetihten üç gün sonra 1 Haziran 1453 günü Akşemseddin tarafından kıldırılmış olup cemaat arasında Fatih ve O nun şanlı askerleri hazır bulunmuşlardır.

* Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul a tayin edilen ilk vali Karıştıran Süleyman Bey dir.

* İlk İstanbul Kadısı Hızır Bey Çelebi olup; bugünkü Kadıköy semti O na tahsis edildiği için bu adı almıştır.

* Devşirmelerden olup da Sadrazamlık makamına yükselen ilk kişi, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından tayin edilen Mahmud Paşa dır.

* Önceleri Asya ve Avrupa da toprakları bulunan Osmanlı İmparatorluğu na ilk defa Afrika da toprak kazandıran padişah Mısır Fatihi Yavuz Sultan Selim dir.

* İstanbul da öldürülen ilk padişah, "Genç Osman" adıyla bilinen İkinci Osman dır.

* "Valide Sultan" adıyla anılan ilk padişah anası, İkinci Selim in hanımı ve Üçüncü Murad ın anası olan Nur Banu dur.

* Osmanlılarda ilk matbaa, Üçüncü Ahmed zamanında ve 1327 yılında faaliyete geçen İbrahim Müteferrika Matbaası dır.

* İlk vapur, İkinci Mahmud zamanında ve 1827 yılında satın alınmış olup halk arasında "Buğu gemisi" adıyla anılmıştır.

* İlk kıyafet kanunu 3 Mart 1829 yılında ve İkinci Mahmud zamanında yayınlanmıştır. Bu kanuna göre sarık ve cüppe ilmiye sınıfına ayrılmış olup devlet memurlarının fes, setre, pantolon ve kaput giymeleri kararlaştırılmıştır.

* İlk gazete yine İkinci Mahmud döneminde ve 1 Kasım 1831 Salı günü yayınlanan Takvim-i Vakayi dir.

* Osmanlı tarihinde ilk borçlanma Sultan Mecid döneminde ve 1855 yılında olmuştur. 28 Haziran Perşembe günü Londra da imzalanan anlaşma ile İngiltere ve Fransa dan beş milyon İngiliz altını borç alınmıştır.

* Türkiye de ilk telgraf da yine Sultan Mecid döneminde kurulmuş, 9 Eylül 1855 Pazar günü faaliyete geçmiştir.

* Avrupa seyahatine çıkan ilk ve tek Osmanlı Padişahı Sultan Aziz dir 21 Haziran 1867 tarihinde başlayan bu yolculuk 44 gün sürmüştür.

* Türkiye nin yurt dışında katıldığı ilk sergi 1851 yılında Londra da düzenlenen Tarım ve Sanayi Ürünleri Sergisi dir.

* Türkiye de ilk sergi ise 27 şubat 1863 tarihinde Sultan Ahmed Meydanı nda Sultan Abdülaziz in de katıldığı bir törenle açılan "Sergi-i Osmani" dir. Çeşitli el sanatları ile tarım ve sanayi ürünlerinin yer aldığı bu sergiye İmparatorluk sınırları içinde kalan ülkelerden olduğu gibi bazı Avrupa ülkelerinden de katılımlar oldu.

* İstanbul a ilk tünel yine Sultan Abdülaziz zamanında Fransız Mühendis Emile Gavand tarafından yapıldı ve bu tünel 17 Ocak 1874 günü hizmete girdi. Dünyanın üçüncü yeraltı treni olan bu tünel 575 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindedir.

* Türkiye de Meşrutiyet in ilk ilanı, 23 Aralık 1876 (Sultan İkinci Abdülhamid).

* İlk olarak Sultan İkinci Abdülhamid döneminde açılan okullar: Mekteb-i Hukuk-i Şâhâne (Hukuk), Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne (Tıp), Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne (Siyasal Bilgiler), Mekteb-i Şâhâne Hendese-i Mülkiye (Teknik Üniversite), Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi, Orman ve Madenler Mektebi.

* Haydarpaşa - İzmit - Ankara demiryolu ilk olarak 1888 yılında İkinci Abdülhamid in Almanya dan aldığı mâli destekle gerçekleştirildi. Ankara - Bağdat demiryolu hattının yapımına girişildi.

* İlk Boğaziçi Köprü Projesi de Sultan İkinci Abdülhamid döneminde yapıldı. 1900 yılında, Anadoluhisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü kurulması için Bosphorus Railroad Company adlı şirket çalışmalara başladı. Köprü üzerine demiryolu döşenmesi de planlanmıştı. Böylece, Avrupa dan kalkan bir tren Bağdat a kadar gidebilecekti. Ancak iç karışıklıklar ve Sultan Abdülhamid in tahttan indirilmesi o zaman için bu projenin gerçekleştirilmesine engel oldu.

Tarihe GiriÅŸ Ve Kavramlar

Salı, 06 Kasım 2007

Tarihe GiriÅŸ Ve Kavramlar

Tarihin Tanımı

İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını neden-sonuç ilişkisi içerisinde yer ve zaman göstererek inceleyen, elde ettiği bulguları, belgelere dayanarak objektif bir şekilde açıklayan sosyal bilim dalına tarih denir.

Tarihi Olaylar İncelenirken Uyulması Gereken Kurallar

1. Olaylar, neden-sonuç ilişkisi içerisinde incelenmelidir.

2. Olayın geçtiği yer ve zaman belirtilmelidir.

3. Olayda rolü olan kişilerin katkılarının doğru olarak değerlendirilebilmesi için olayın geçtiği günün şartları göz önünde bulundurulmalıdır.

4. Olayın geçtiği yerde araştırma yapılmalıdır.

5. Olaylar objektif olarak deÄŸerlendirilmelidir.

Objektifliğin sağlanması için aşağıdaki şartlara uyulmalıdır :

• Olayın üzerinden belli bir süre geçmelidir.

• Olay, meydana geldiÄŸi günün deÄŸer yargıları göz önüne alınarak incelenmeli, günümüzün deÄŸer yargıları ile yorumlanmamalıdır.

• Kaynak taraması yapılmalıdır.

Tarih Öncesi Devirler

İnsanların yeryüzünde faaliyet göstermeye başlamasından M.Ö. 3000 yıllarında Sümerler tarafından yazının bulunmasına kadar geçen döneme Tarih Öncesi Devirler denir.

Tarih öncesi devirlerle ilgili bilinmesi gereken bazı özellikler şunlardır :

• Tarih öncesi devirlerle ilgili yazılı belgeler olmadığından insan topluluklarının bıraktığı kalıntılar kullanılarak bilgi toplanabilmiÅŸtir.

• Tarih öncesi devirler, insanların kullandıkları araç ve gereçlere göre dönemlere ayrılmıştır.

• Tarih öncesi devirlerin baÅŸlama ve bitiÅŸleri bölgelere göre farklılıklar göstermiÅŸtir.

• Tarih öncesi devirler Mısır hariç normal seyrini izlememiÅŸtir. Bunun nedeni göçler sonucunda uygarlık alanında ileri toplumların diÄŸer toplulukları etkilemesidir.

TaÅŸ Devirleri

1. Eski TaÅŸ Devri (Paleolitik)

Yontma TaÅŸ Dönemi’ni içine alan Paleolitik Devir’de insanlar;

• Küçük gruplar halinde avcılık ve toplayıcılıkla hayatlarını devam ettirmiÅŸlerdir. Üretim faaliyetleri baÅŸlamamıştır.

• TaÅŸtan, aÄŸaçtan ve kemikten ilk defa araç - gereç yapımına baÅŸlamışlardır.

• AteÅŸi bularak ısınma, piÅŸirme ve aydınlanmada kullanmışlardır.

• MaÄŸaralarda yaÅŸamışlar ve duvarlara çeÅŸitli resimler yapmışlardır.

2. Yeni TaÅŸ Devri (Neolitik)

Cilalı Taş Devri diye de adlandırılan Neolitik Devirde tarımsal faaliyetler başlamıştır. Bu gelişme sonucunda insanlar;

• Üretici duruma geçmiÅŸler, toplayıcılıktan kurtulmuÅŸlardır.

• Göçebelikten yerleÅŸik hayata geçmiÅŸlerdir. Su kenarlarında köyler kurarak toplumsal hayatı baÅŸlatmışlardır.

• Ticaret faaliyetlerini baÅŸlatmışlardır.

• Hayvanları evcilleÅŸtirmiÅŸlerdir.

• Keten, kenevir gibi bitkiler yetiÅŸtirmiÅŸler ve dokumacılık faaliyetlerini baÅŸlatmışlardır.

• Yiyecek ve içeceklerini korumak için topraktan kaplar yapmışlardır. Topraktan ev eÅŸyası yapmışlar ve seramik sanatını baÅŸlatmışlardır.

Maden Devirleri

Maden Devirleri Bakır, Tunç ve Demir Devirleri şeklinde üçe ayrılır. Ateşin bulunması madenlerin kullanılmasına ortam hazırlamıştır. Demirin bulunması ve işlenmesi, insanlık tarihinde çok önemli gelişmelere ortam hazırlamıştır.

Demirin yüksek ısıda iÅŸlenmesi sanayinin geliÅŸmesine neden olmuÅŸtur. Tunç Devri’nde önce ÅŸehir devletleri sonra da büyük devletler kurulmuÅŸ, Demir Devri’nde ticaret hızlanmış ve toplumların birbirleriyle iliÅŸkileri artmıştır.

Tarih Çağları

M.Ö. 3000’li yıllarda Sümerlerin yazıyı bulmalarıyla baÅŸlayıp günümüze kadar devam eden döneme Tarih ÇaÄŸları denilmiÅŸtir.

Tarihin çaÄŸlara ayrılmasında toplumları etkileyen önemli sosyal ve ekonomik geliÅŸmeler dikkate alınmıştır. Tarih çaÄŸları İlkçaÄŸ (M.Ö. 3000 - 375), OrtaçaÄŸ (375 - 1453), YeniçaÄŸ (1453 - 1789), YakınçaÄŸ (1789 - …..) ÅŸeklinde ayrılmıştır.

Tarihe GiriÅŸ

Salı, 06 Kasım 2007

TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

TARİHİN TANIMI: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE

ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.

TARİHİN KONUSU NEDİR? : Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.

TARİH ANLATIMINDA YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?

1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın GERÇEK olup olmadığını anlarız.

2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını

belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu,

o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.

SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Bütün olaylar bir zincirin halkalari gibi birbirine bağlidir. her olay kendisinden önceki olayın

SONUCU, kendisinden sonraki olayın SEBEBİ’dir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.

OLAY NEDİR? OLGU NEDİR?

OLAY: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri alanlarda meydana gelen

oluşumlardır.

OLGU: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir.

Örnek: Anadolu’nun Türkler tarafından fethi OLAY’dır. Anadolu’nun TürkleÅŸmesi OLGU’dur.

TARİH FELSEFESİ NEDİR?: Tarihi tecrübeleri günümüz meselelerinin çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih

Felsefesi denir.

TARİHİN TASNİFİ(SINIFLANDIRILMASI)

1)- Zamana Göre Sınıflandırma: (Örnek: OrtaçaÄŸ tarihi,15. yüzyıl tarihi gibi…)

2)- Mekana(Yer) Göre sınıflandırma: (Örnek:Türkiye Tarihi,Avrupa tarihi gibi…)

3)- Konuya Göre Sınıflandırma: (Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi…)

TARİHİ NEDEN SINIFLANDIRIYORUZ?

Tarihi Zamana, Mekana ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi,öğretmeyi,araştırmayı

kolaylaştırmakdır.

TARİHİN YÖNTEMİ: Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.

1)-KAYNAK ARAMA: Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.

Kaynaklar 2′ye ayrılır:

1- Ana Kaynaklar(Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.

2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır.

Ayrıca kaynakları YAZILI ve YAZISIZ kaynaklar diye de ikiye ayırabiliriz:

1- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler, fermanlar, kanunlar, mahkeme kayıtları, noterlik yazıları,

gazeteler, dergiler vb…

2- Yazısız(Sözlü) Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar,

destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb…

2)- VERİLERİ TASNİF, TAHLİL VE TENKİT ETME:

a)- Tasnif(Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana, mekana ve konuya göre tasnif edilir.

b)- Tahlil(Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi?

Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.

c)- Tenkit(Eleştiri): Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı, hangi bilgilerin

kullanılacağı belirlenir.

3)- SENTEZ(BİRLEŞTİRME): Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenerek yazılması safhasıdır.

TARİHE YARDIMCI OLAN BİLİMLER:

1)- COÄžRAFYA: Tarih olayın geçtiÄŸi YER’in fiziki ve beÅŸeri özelliklerini coÄŸrafyadan öğrenir.

2)- ARKEOLOJİ(Kazı Bilimi): Toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır.

3)- KRONOLOJİ(Takvim Bilgisi): Tarihi olayların zamanlarını belirleyerek, meydana geliş sıralarını

düzenler.

4)- PALEOGRAFYA: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.

5)- EPİGRAFYA(Kitabeler Bilimi): Taş, mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.

6)- SOSYOLOJİ (Toplum Bilimi): Sosyal olayları inceler.

7)- ANTROPOLOJİ: Toplumların ırk yapılarını inceler.

8)- FİLOLOJİDil Bilimi): Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.

9)- ETNOGRAFYA: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.

10)- DİPLOMATİK: Günümüze kadar gelmiş olan resmi belgeleri, fermanları vb. inceler.

11)- HERALDİK (Mühür bilimi): Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.

12)- NÜMİZMATİK(Paralar bilimi): Eski Paraları inceler.

Bunlardan başka tarihe yardımcı bilimler arasına felsefe, istatistik, psikoloji, astronomi, Tıp,

kimya gibi bir çok bilimi katabiliriz.

ZAMAN VE TAKVİM

TAKVİM NEDİR?: Takvim zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur.

NOT: İnsanlar zamanı ölçerken ölçü aracı olarak GüneÅŸi ve Ay’ı kullanmışlardır.

AÇIKLAMA: Güneşi kullananlar dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşünü esas almışlardır.

(365 gün 6 saat) Bu şekilde oluşturulan takvimlere GÜNEŞ TAKVİMİ diyoruz.

Ay’ı kullananlar ise Ayın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas

almışlardır.Bu şekilde oluşturulan takvimlere AY TAKVİMİ diyoruz.

NOT: Tarihte ilk GÜNEÅž TAKVİMİ’ni MISIRLILAR, ilk AY TAKVİMİ’ni SÜMERLER oluÅŸturmuÅŸlardır.

AÇIKLAMA: Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için önemli saydıkları bir günü

BAÅžLANGIÇ olarak kullanmışlardır. Örnek: Romalılar Roma’nın kuruluÅŸunu, Müslümanlar Hicreti,

Hırıstiyanlar Hz.İsa’nın doÄŸumunu gibi…

TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER:

1)- 12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ: Türklerin kullandığı en eski takvimdir. Güneş yılını esas alır .Bu

takvimde her yıl bir hayvan adıyla anılıyordu.

2)- CELALİ TAKVİM: Büyük Selçuklular zamanında Melikşah tarafından hazırlatılan bu takvim güneş yılına

göre hazırlanmıştı.

3)- HİCRİ(HİCRET) TAKVİMİ: Ay yılını esas alır. BaÅŸlangıç olarak Hz. Muhammed’in Mekkeden Medine’ye

hicret ettiği 622 yılını alır. Bugün Ramazan, mevlidler gibi dini günlerde bu takvimi

kullanmaktayız.

4)- RUMİ TAKVİM: Osmanlı devletinde resmi ve mali işlerde kullanılmak üzere 19. yüzyıl başlarından

itibaren yürürlüğe giren takvimdir. Güneş Yılını esas alır.

5)- MİLADİ(MİLAT) TAKVİMİ: 1926′ dan itibaren kullandığımız takvimdir. GüneÅŸ yılını esas alır. Temeli

Mısırlılar’a dayanır. İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batıta aktarılmıştır. Romalılar Sezar zamanında

JULYEN takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağda Papa XII.Gregor tarafından yeniden

yapılan düzenlemelerle GREGORYAN TAKVİMİ olarak anılmıştır. Günümüzde ise Milat takvimi

denilmektedir. Milat takvimi Hz. İsa’nın doÄŸuÅŸunu(sıfır) kronolojinin baÅŸlangıcı olarak kabul

eder.

HİCRİ TAKVİMLE MİLADİ TAKVİM ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

1)- Hicri Takvim AY yılını, Miladi Takvim GÜNEŞ yılını esas alır. Bu yüzden ikisi arasında 11 gün

fark vardır.

2)- BaÅŸlangıç tarihleri farklıdır. Hicri Takvimde baÅŸlangıç tarihi Hazreti Muhammed’in Mekke’den

Medine’ye hicret ettiÄŸi tarih olan 622 yılıdır. Miladi Takvimde ise baÅŸlangıç Hz. İsa’nın doÄŸum

tarihi 0 yılıdır.

HİCRİ TAKVİMDEN MİLADİ TAKVİME ÇEVİRME İŞLEMİ

SORU: Hicri 1340 yılını Miladiye çeviriniz.

Hicri=1340 Miladi=?

1340 ÷ 32 = 40,6 (Yaklaşık 41)

1340 - 41 = 1299

1299 + 622= 1921

MİLADİ TAKVİMDEN HİCRİ TAKVİME ÇEVİRME İŞLEMİ

SORU: Miladi 1998 yılını Hicri takvime çeviriniz.

Miladi=1998 Hicri=?

1998 - 622 = 1376 1376 ÷ 33 = 41,7 (yaklaşık 42) 1376 +42 = 1418

RUMİ TAKVİMDEN MİLADİ TAKVİME ÇEVİRME İŞLEMİ:

SORU: Rumi 31 Mart 1325 , Miladi=?

31 Mart 1325

+ 13 584 İki takvim arasında 13 gün

______________ 584 yıl fark vardır.

13 Nisan 1909

MİLADİ TAKVİMDEN RUMİ TAKVİME ÇEVİRME İŞLEMİ

Miladi 29 Ekim 1923 , Rumi=?

29 Ekim 1923

- 13 584

_______________

16 Ekim 1339

TARİH İLE YAZI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Tarih YAZI ile başlar. yazıdan önceki devirler hakkında sağlıklı bilgi edinmek zor olduğundan, bu

dönemlere "Tarih Öncesi Devirler=Prehistorik Devirler" veya "Karanlık Çağlar" denir.

YAZI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

* Toplumlar ilk olarak resim yazısı kullanmışlardır.

* İlk yazıyı Sümerler bulmuştur.(Çivi Yazısı)

* Bugün kullandığımız alfabeyi, ilk olarak Fenikeliler kullanmış, onlardan Yunanlılar ve Romalılar

alarak geliştirmişler ve böylelikle LATİN alfabesi ortaya çıkmıştır.

* Yazı, Anadolu’ya ilk olarak ASURLULAR tarafından TUNÇ devrinde getirilmiÅŸtir.

* Türk Tarihinin ilk yazılı eserleri GÖKTÜRK(ORHUN) KİTABELERİDİR.

ÇAĞLARIN BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ TARİHLERİ NEYE GÖRE TESBİT EDİLMİŞTİR?

Tarihin zamana göre tasnifinde en önemli ayrım "çağlara ayırarak" incelemedir. Çağların başlangıç ve

bitim tarihleri belirlenirken toplumların geniş çapta etkilendiği tarihi olaylar esas alınmıştır.

İLKÇAĞ = Yazının bulunmasıyla(MÖ.3500) başlar, 375 yılındaki Kavimler göçüne kadar sürer.

ORTAÇAÄž = 375 Yılındaki Kavimler Göçüyle baÅŸlar, 1453 yılında İstanbul’un Fethine kadar sürer.

YENİÇAÄž = 1453′teki İstanbul’un fethiyle baÅŸlar, 1789′daki Fransız İhtilaline kadar sürer.

YAKINÇAÄž= 1789′daki Fransız ihtilaliyle baÅŸlar, günümüze kadar sürer.

AÇIKLAMA: Zamanı çağlara bölmek yapay bir bölme işlemidir.

Mesela: İstanbul’un fethi, Avrupa ve Asyayı etkileyen önemli bir tarihi olaydır. Ancak bu olay o

sırada Amerika ve Afrika kıtasında yaşayan insanları doğrudan etkilememiştir. Yine Mısır ve

Mezopatamya’daki insanlar yazıyı kullanırlarken, dünyanın diÄŸer bölgelerindeki insanlar ancak yüzlerce

yıl sonra yazıyı kullanmışlardır.

TARİH ÖNCESİ DEVİRLER(PREHİSTORİK DEVİRLER)

İnsanların varoluşundan yazının icadına kadar olan döneme denir. Tarih öncesi devirlerin birbirinden

ayrılmasında kullanılan araç ve gereçlerin niteliğine bakılmıştır. Buna göre Tarih öncesi devirler

şöyle ayrılır:

1)-TAŞDEVRİ 2)- KALKOLİTİK(TAŞ-BAKIR) DEVRİ 3)- TUNÇ DEVRİ

a)- EskitaÅŸ (KabataÅŸ) Devri

b)- OrtataÅŸ (YontmataÅŸ) Devri

c)- Yenitaş (Cilalı Taş) Devri

1)-TAŞDEVRİ:

a)- EskiTaş (Kabataş) Devri: Bu devri yaşayan insan toplulukları ilkel bir göçebe hayat sürmüşlerdir.

Ağaç kovuklarında, mağaralarda ve nehir yataklarında yaşayan insanlar tabiatta hazır bulduklarıyla,

avcılık ve balıkçılıkla geçinmişlerdir.(Avcı ve toplayıcı)

Türkiye’de Eski TaÅŸ Devri(MÖ.600.000-MÖ.10.000):

Antalya’da Karain,Beldibi ve Belbaşı MaÄŸaraları Anadolu’da bu döneme ait önemli merkezlerdir.

b)- Ortataş (Yontmataş) Devri: İnsanlığın toplayıcılık ve avcılıktan üretime geçiş yaptığı dönemdir.

Hayvanlar evcilleÅŸtirilmiÅŸtir.

Türkiye’de OrtataÅŸ Devri(MÖ.10.000-8000):

Antalya’da Beldibi maÄŸarası, Göller yöresinde Bardiz, Samsun’da Tekkeköy bu devre ait önemli

merkezlerdir.

c)- Yenitaş (Cilalı Taş) Devri : Tarım hayatı başlamış,köyler kurularak yerleşik hayata geçilmiştir.

Türkiye’de YenitaÅŸ Devri(MÖ.8000- MÖ.5500):

Diyarbakır’da Çayönü, Gaziantep’de Sakçagözü, Konya’da Çatalhöyük önemli merkezlerdir.

NOT: İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yeri olarak Konya Çatalhöyük kabul edilmektedir. İlk üretim

yeri de Çayönü(Diyarbakır)