‘Spor’ Kategorisi için Arşiv

Voleybolun Tarihi

Salı, 06 Kasım 2007

VOLEYBOLUN TARİHİ

Voleybol’un atası diyebileceğimiz "Mintonette" adlı oyun ilk olarak 1885 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde oynandı. Massachusetts’in Holyoke kentinde, okulu yeni bitirmiş genç bir beden eğitimi öğretmeni, William G. Morgan, YMCA’de işadamlarına beden eğitimi yaptırmakla görevlendirilmişti. YMCA, "Young Men’s Christian Association" ın kısaltılmışı. Türkcesi : Genç Erkekler Hıristiyan Birliği. Amacı toplumsal çalışmalarla Hıristiyanlığı yaymak olan bu kuruluş, o yıllarda bütün dünyaya kol sarmış bulunan çok geniş bir misyoner derneğiydi. Willam G. Morgan bu derneğin Holyoke kentindeki şubesinde işadamlarına önceleri kuru kuruya beden eğitimi yaptırırken, bir süre sonra, çalışmaları sıkıcılıktan kurtarmak, sağlık için katlanılan bir eziyet durumundan uzaklaştırmak gerektiğini gördü. Eğlendirici, oyun niteliği olan bir çalışma yolu aramaya başladı.

William G. Morgan amacına ulaşmış, çarpışması, itişmesi olmayan, tehlikesi az, çok temiz, yoruculuğu ise, oyuncu sayısını azaltıp çoğaltarak, oyun alanını küçültüp büyüterek istendiği gibi ayarlanabilen, son derece eğlenceli bir oyun bulmuştu

Kısa sürede Mintonette’e merak salanların arasında bir doktor (Dr Frank Wood), bir de itfaiye şefi (John Lynch) vardı. bu iki Mintonette’çi, William G. Morgan’la birlikte, oyuna kurallar koymaya başladılar

Bulunup geliştirilmesine bir itfaiye şefinin, John Lynch’ katılmasından olsa gerek, voleybol bütün dünyada itfaiyecilerin geleneksel sporudur. nerede bir itfaiye örgütü varsa, yanında bir voleybol alanı da vardır. Yukarıda İngiliz İtfaiyeciler voleybol oynuyor.Mintonette oyunu, en kısa söyleyişle, "topu yere düşürmeden karşı alana atmak" diye tanımlanabilirdi. Yani topa havadayken vurmak. Oyunu izleyenlerden Profesör Albert T. Halstead "Mintonette" yerine "volley Ball" adını önerdi. "Volley " tenis ile futbolda kullanılan bir terimdi. "Topa yere değmeden vurmak" anlamına Mintonette oyununun temel özelliğine çok uygun düştüğü için bu ad hemen benimsendi. (1952 yılında, yani ellialtı yıl sonra, A.B.D Voleybol birliği bu iki sözcüğü birleştirerek "Volleyball" diye yazılmasına karar vermiştir.)

Eğlence voleybolu kısa sürede bütün dünyada yayıldı. Çok sevildi, durmadan gelişti. Çin’de balıkçılar balık ağlarından file yapmış voleybol oynadılar. J. Howard Crocker Çin’e, Franklin Brown Japonya’ya Dr. J.H. Gray Burma’ya, Hindistan’a, daha başkaları Güney Amerika, Avrupa, Afrika Ülkelerine bu eğlenceli oyunu yarışırcasına yaydılar. 1910 Yılında Filipinlere giden Elwood S. Brown ise orada voleybolu tanıtmakla kalmadı, üç yıl sonra, 1913′de, yapılmasına öncülük ettiği Manila Uzak Asya Oyunları’nda voleybolunda yer almasını sağladı.

Formula1

Salı, 06 Kasım 2007

FORMULA1

It organizes by FIA and every racers dreamed rallies.

Formula1 is every racers last place.Every racers career starts from GoCart and finishes in F1.

It is the biggest race organization because the people like speed and the fastest cars in Formula1.Many people buys the race tickets before years.Now let s talk about the races.

There are 16 gran prix in aseasın.There are 11 team,22 pilots.These teams catogorises in groups.In the race tracks there are speed levels and low speed levels;if you wouldn t low in these places you would crash or if you wouldn t crash in these sides you will take 10sc. stop and go penalty,money punishments and disqualify.In pit lanes you have to go under 76km/h,of course this is a very long time to enter.The entering is 10sc. pit 0-… and outgoing is 10sc. so this is a very long time to pit.

There are referies in this sport too.They check the pilots by the cameras and speed radars.The biggest racers in Formula1 is the Ayrton Senna,Michael Schumaer,Damon Hill,Heinz Harald Frentzen and Mika Hakkinen.But ı think the biggest one is Ayrton Senna he was the pilot William Renault.In 1994,in San Marino grand prix he dead by an accident.In his dead report writes that he killed by crashing his cars spoilers on his head.

This sport start in 1960’s in those times they were racing on sand turfs and make about 70km/h and now it is 300km/h.In this sentence we can understand that this sport supports technology.

Every track is have to be about 4 or 7.5 km s.Before the race start the pilots seed for que.If you would do the best times you will be qualified in the first.

Before the race start the security car checks the track.After the scan the pilots go for warm up their,engine…etc.Afters these the four lights goes of and the race starts.The referee s say how long they will race.It is 75 in a small,60 in amiddle,45 in a big grand prix.

At the final of the race the referee s check the first 6 drivers car s kg,tyres,engine,spoiler.

If the car isn t in the standarts he disqualifies.

The pointment is;

1_10

2_5

3_4

4_3

5_2

6_1

There are two classman points it is the "Driver s championship" and the "companies championship"

Olimpiyatların Tarihçesi

Salı, 06 Kasım 2007

OLİMPİYATLARIN TARİHÇESİ

Günümüzde yapılan Modern Olimpiyat Oyunları’nın kökeni Antik Yunan’da yapılan şenliklere dayanır. İlk olimpiyatlar, Eski Yunan’da Tanrı Zeus adına yapılan şenliklerdi. M.Ö. 776 yılında Yunanistan’ın Olimpia bölgesinde, Isparta Kralı Likorgos’un da önerisiyle yapılan şenlikler, tarihteki ilk olimpiyat oyunlarını temsil eder. Önceleri 32 metre genişliğinde, 192 metre uzunluğunda bir pistte sadece 1 gün süren koşullardan oluşan oyunlara sonraları değişik mesafelerde yarışlar, disk ve cirit atma, uzun atlama, boks, güreş, atlı araba yarışları gibi branşlar eklenerek şenliklerin süresi de 5 güne çıkarıldı. İlk başlarda ölülerin ruhlarının 8 yılda bir dirileceği inancıyla 8 yılda bir düzenlenen oyunlar, daha sonra 4 yılda bir yapılmaya başlandı. Sadece Yunanlı erkeklerin katılabildikleri yarışlar, çıplak olarak yapılır ve kadınlar tarafından seyredilemezdi.

Oyunlara katılan yarışmacılar, 10 ay önceden çalışmalara başlar, şenliklerden 1 ay önce de Elius’a gelerek rakipleriyle birlikte sıkı bir çalışma içine girerlerdi.

Oyunlarda yarışmacılara ödül olarak zeytin dalından yapılmış çelenkler takılırdı.

M.Ö 146′da Yunanistan’ın Romalılar tarafından işgal edilmesi üzerine oyunlar Atina’ya alındı. M.S 392 yılında Bizans İmparatoru 2. Theodosius, Olimpiyat Oyunları’nın yapıldığı stadyum ve tapınarları yıkarak olimpiyat geleneğine son verdi.

Bir de M.S. 522 ve 551 yıllarında yaşanan iki deprem ve sel felaketi de bu tesislerde büyük hasar meydana getirerek Eski Olimpiyat Oyunları’nın izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.Modern Olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Coubertın’dir. İlk Modern Olimpiyatlar ise 1896 yılında Atina’da düzenlendi ve ardından her 4 yılda bir yapılmaya başladı.

1907: TÜRKLERİN OLİMPİYATLARA ÇAĞIRILMASI

Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, Uluslar arası Olimpiyat Komitesi’ne üye olacak yeni ülkeler bulmak üzere 1907 yılında dünya turuna çıktı. Bu uzun gezisinde gitmeyi planladığı ülkelerde önceden kendisine yardımcı olacak kimseler bulmak istedi. Bunlar arasında Osmanlı Devleti de vardı. Taht şehri İstanbul’da bulunan Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) edebiyat öğretmenliği yapan Monsieur Juery’ye mektup yazıp, kendisini bir Türk spor adamıyla tanıştırmasını istedi. .

M.Juery’nin aklına gelen ilk isim; Mühendishane-i Hümayun’da (İstanbul Teknik Üniversitesi) cimnastik ve eskrim öğretmenliği yapan Selim Sırrı bey oldu. Her hafta Büyükada’da birlikte idman yaptıkları bir spor öğretmeni ve spor aşığıydı Selim Sırrı bey. İstanbul’a gelen Baron Pierre de Coubertin’i Beyoğlu’ndaki ünlü Tokatlıyan Oteli’nde Selim Sırrı bey ile bir akşam yemeği sofrasında buluşturdu. Baron bu buluşma sırasında hiç zaman kaybetmeden hemen konuya girdi:

-“Dostum M.Juery sizin spor meraklısı olduğunuzu bana söyledi. Ben de çocukluğumdan beri spora aşık bir insanım. Fransa ve İngiltere’de üniversite öğrenimimi tamamladıktan sonra kendimi, bütün servetimle birlikte spora vakfettim. Bir çok eserler yazdım, konferanslar verdim. Asırlardan beri unutulmuş olan Olimpiyat Oyunları’nı yeniden canlandırmak için girişimde bulundum. Oldukça büyük bir servetim var. Bunu bu idealimin gerçekleşmesi yolunda harcamaktayım. 1896’dan beri bu yolda büyük çaba göstermekteyim. Avrupa’nın bir çok ülkesine giderek, oranın saygın kişilerinden kendime temsilciler seçtim. Onlar benim, kendi ülkelerindeki elçilerimdir. Bu elçiler kendi olimpiyat komitelerini kurarak her dört yılda bir Avrupa veya Amerika şehirlerinden birinde yapılacak Olimpiyat Oyunları’na, amatör gençlere lisans vererek göndereceklerdi. Lütfen uygun görürseniz, Osmanlı Devleti’ndeki elçiliği kabul etmenizi rica edeceğim.”

Baron Pierre de Coubertin’in konuşmasını hayranlıkla dinleyen Selim Sırrı bey, kendisine yapılan teklif karşısında çok duygulandıı. Ancak, koyu bir baskı rejiminin hüküm sürdüğü ülkede değil bir cemiyet kurmak, iki kişinin baş başa verip konuşması dahi mümkün değildi. Böyle bir cemiyet kurma yolunda yapılacak en küçük bir girişim dahi insanın başına pek büyük işler açabilirdi. Selim Sırrı Bey derin bir üzüntü ve utanç duydu. Fakat yine de gerçeği anlatmaktan kendini alamadı. Ömür boyunca türlü engellerle karşılaşmış ve büyük mücadeleler vermiş olan Baron Pierre de Coubertin, ona hak verdi.

Fakat ayrılırlarken;

-“Siz yine de benim temsilcim olunuz Selim Sırrı bey” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:

-“İleride bir gün hükümetiniz cemiyet kurulmasına izin verirse, siz de Milli Olimpiyat Komitenizi kurarsınız…”

Ve dostça bir hava içinde ayrıldılar…

Tokatlıyan Oteli’ndeki bu konuşmanın üzerinden bir yıl geçmeden ülkemizde Meşrutiyet ilan edildi. Selim Sırrı bey, vatandaşlara dernek kurma serbestisi tanıyan Meşrutiyetin ilanını Baron Pierre de Coubertin’e bir mektupla müjdelerken, Milli Olimpiyat Komitesi’ni kurma girişimine geçtiğini de bildirdi. Nitekim çok geçmeden, Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti adı altında geleceğin Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi kuruldu. Artık Türkiye, dünyanın bu en büyük spor şöleninde sporcuları tarafından temsil edilebilecekti. Bu önemli olay, Türk spor tarihinde bir dönüm noktasıydı.

OLİMPİYAT SEMBOLLERİ

Olimpiyatı simgeleyen sözcükler: citius, altius, fortius.Olimpiyat Oyunları’nın simgeleşmiş parolası latince bu üç sözcükten oluşmaktadır. Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, eski bir arkadaşı olan Rahip Didon’un öğretmenlik yaptığı okulun bayrağına yazdırdığı bu sözcükleri Olimpiyat Oyunları ruhuna uygun bulduğundan aynen almış ve simge yapmıştır. Bu üç latince sözcük, “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelen “CITIUS-ALTIUS-FORTIUS”tur.

Olimpiyat bayrağı

Olimpiyat Oyunları’nın bayrağı; beyaz zemin üzerine iç içe geçmiş beş ayrı renkteki beş halkadan ibarettir. Dünyanın beş kıtasını dostluk ve sevgi duyguları içinde birbirine bağlamayı simgeleyen bu halkalardan üçü üstte, ikisi alttadır. Üstteki üç halka soldan sırasıyla mavi, siyah ve kırmızı; alttakiler ise sarı ve yeşildir. Bu renkler önceleri kıtalara göre değerlendirilip, daha sonra ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu beş rengin Olimpiyat Oyunları’na katılan üye ülkelerin bayrak renklerini simgelediğini açıklamıştır. Olimpiyat Bayrağı, 1920 Anvers Oyunları’ndan bu yana dalgalanır. Bu bayrak 6-12 Mayıs 1913 günleri arasında yapılan toplantıda Uluslararası Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu ve Başkanı Baron Pierre de Coubertin’in teklifiyle genel kurula sunulup, ittifakla kabul edildi.

Olimpiyat yemini

Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreni sırasında oyunlara katılan bütün sporcular Olimpiyat Yemeni eder. Bu yemini, organizatör ülkenin ünlü bir sporcusu, bütün sporcular adına söyler. Yemin şöyledir:

- “Olimpiyat Oyunları’nda ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.”

Bu yemin de 1920 Anvers Oyunları ile olimpiyat tarihinde yerini aldı. Yemini ilk kez Anvers’te Belçikalı ünlü eskrimci Victor Boin etti.

Olimpiyat meşalesi

Olimpiyat Meşalesi, Yunanistan’ın Olemp Dağı’nda, güneş ışığından dev mercekler vasıtasıyla tutuşturulur. Meşale, oyunların yapılacağı ülkeye kadar elden ele teslim edilmek suretiyle geçtiği ülkelerin atletleri tarafından taşınmakta ve olimpiyat yapılacak stadyumdaki dev meşale bu meşaleyle tutuşturulmaktadır. Ve açılış töreninde yanan meşale kapanış töreni sonuna kadar sönmez. Olimpiyat Meşalesi, 1936 Berlin Oyunları ile olimpiyat tarihine girdi.

Olimpiyat madalyası

Olimpiyat Oyunları’nda birinciliği kazanan sporculara altın, ikincilere gümüş, üçüncülere de bronz madalyalar verilir. Madalyaların altın ve gümüş olanları kaplamadır. 60 milimetre çapında ve üç milimetre kalınlığındaki bu madalyaların bir yüzünde, 1928 yılından beri İtalyan sanatçısı Gossoioli tarafından çizilen, elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nike’ın kabartması yer alır. Madalyanın arka yüzünde ise, olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunur.

Olimpiyat Şehirleri

• Olympics

• 19. Yüzyıl Olimpiyat Hareketi

• 1896: Atina, Yunanistan

• 1900: Paris, Fransa

• 1904: St. Louis, Missouri

• 1906: Atina, Yunanistan

• 1908: Londra, İngiltere

• 1912: Stockholm, İsveç

• 1920: Antwerp, Belçika

• 1924: Paris, Fransa

• 1928: Amsterdam, Hollanda

• 1932: Los Angeles, California

• 1936: Berlin, Almanya

• 1948: Londra, İngiltere

• 1952: Helsinki, Finlandiya

• 1956: Melbourne, Avustralya

• 1960: Roma, İtalya

• 1964: Tokyo, Japonya

• 1968: Mexico City, Meksika

• 1972: Münih, B.Almanya

• 1976: Montreal, Kanada

• 1980: Moskova, Sovyetler Birliği

• 1984: Los Angeles, California

• 1988: Seul, G. Kore

• 1992: Barselona, İspanya

• 1996: Atlanta, Georgia

• 2000: Sidney, Avustralya

• 2004: Atina, Yunanistan

• 2008: Pekin, Çin

Türkiye’nin Olimpiyat Oyunları’ndaki Başarıları

2000 Yılında Sydney’deki düzenlenen olimpiyatlarda Türkiye istediği sonuçları elde edemedi. Olimpiyatlarda aldığımız madalyaların listesi;

YIL YER Altın Gümüş Bronz

1935 Berlin 1 - 1

1948 Londra 6 4 2

1952 Helsinki 2 - 1

1956 Melbourne 3 2 2

1960 Roma 7 2 -

1964 Tokyo 2 2 1

1968 Meksika 2 1 -

1972 Münih - 1 -

1984 Los Angeles - - 3

1988 Seul 1 1 -

1992 Barselona 2 2 2

1996 Atlanta 4 1 1

2000 Sydney 3 - 1

Olimpiyat tarihindeki Türkiye için dönüm noktası niteliğindeki ilklere imza atan sporcularımız;

İlk Madalya: Ahmet Kireççi Bronz, 1936

İlk Altın Madalya: Yaşar Erkan, 1936

İki Altın Madalya: Halil Mutlu, 1996, 2000 Hamza Yerlikaya, 1996, 2000

Üç Altın Madalya: Naim Süleymanoğlu, 1988, 1992, 1996

İki Altın Madalya: Mustafa Dağıstanlı, 1956/60 Mithat Bayrak, 1956/60

Üç Madalya: Hamit Kaplan, Altın/1956 Gümüş/1960 Bronz/1964 Serbest ve Greko-Romen: Ahmet Kireççi, Bronz/S, 1936 Altın/GR, 1948

İki Madalya: Hasan Güngör, Altın/1960 Gümüş/1964 İsmail Ongan, Gümüş/1960 Altın/1964 Ahmet Ayık, Gümüş/1964 Altın/1968 Hüseyin Akbaş, Bronz/1956 Gümüş/1964

YILIN MADALYA SIRALAMASI

1896 Atina’dan, 2000 Sydney’e süregelen Olimpiyat Oyunları’nın 104 yıllık tarihinde; eşiğinde olduğumuz oyunlar öncesi 128 ülkenin sporcuları şeref kürsüsüne çıktılar; altın, gümüş ve bronz madalyaları paylaştılar.

Spor dünyasının bu en büyük gösterisinde ABD’li sporcular 859 altın, 653 gümüş, 580 bronz olmak üzere toplam 2092 madalya ile birinci sırayı alırken, Türk sporcuları 33 altın, 16 gümüş, 15 bronz, toplam 64 madalya ile 34. sırada bulunuyor. Türkiye bu sonuçla 94 ülkenin sporcularını toplama göre olan madalya sıralamasında geride bırakmış durumda. Altın madalya sayısına göre yapılan sıralamada ise Türkiye’yi 29. sırada görüyoruz.

Toplam sayıya göre Yaz Olimpiyat Oyunları’ndaki ‘genel’ madalya dağılımı

Ülkeler Altın Gümüş Bronz Toplam

1.ABD 859 653 580 2092

2.Sovyetler Birliği 395 319 296 1010

3.İngiltere 174 225 220 619

4.Fransa 173 184 198 555

5.İtalya 172 137 154 463

6.İsveç 134 151 170 455

7.Doğu Almanya 159 150 136 445

8.Macaristan 148 130 155 433

9. Almanya 134 132 155 421

10. Avusturalya 102 110 135 347

11.Federal Almanya 77 104 120 301

12.Japonya 97 97 102 296

13.Finlandiya 99 80 113 292

14.Romanya 74 83 108 265

15.Polonya 56 72 113 241

16.Kanada 50 80 98 228

17.Çin Halk Cumhuriyeti 80 79 64 223

18.Hollanda 61 66 83 210

19. Bulgaristan 48 82 65 195

20.İsviçre 42 69 57 168

21. Rusya 58 52 46 156

22. Danimarka 37 61 57 155

23.Güney Kore 46 51 57 154

24.Çekoslovakya 49 49 44 142

25.Küba 55 44 38 137

26. Belçika 35 50 49 134

27.Norveç 45 42 40 127

28. Bağımsız Devletler Topluluğu 45 38 29 112

29. Yugoslavya 28 32 33 93

30. Yunanistan 24 35 34 93

31. Avusturya 17 29 32 78

32. İspanya 25 28 22 75

33. Yeni Zelanda 30 12 32 74

34. Türkiye 33 16 15 64

35. Güney Afrika 19 20 24 63

36. Brezilya 12 19 35 56

37. Kenya 16 20 18 54

38. Arjantin 13 23 18 54

39. Meksika 10 15 22 47

40. Ukrayna 12 12 22 46

41. İran 8 13 19 40

42. Jamaika 5 20 12 37

43. Beyaz Rusya 4 9 19 32

44. Kuzey Kore 8 7 15 30

45. Estonya 8 6 12 26

46. Etiyopya 12 2 10 24

47. İrlanda 8 6 9 23

48. Çek Cumhuriyeti 6 6 7 19

49. Kazakistan 6 8 4 18

50. Portekiz 3 4 10 17

51. Nijerya 2 8 7 17

52.Hindistan 8 3 5 16

53.Mısır 6 5 5 16

54. Endonezya 4 7 5 16

55.Moğolistan - 5 9 14

56. Cezayir 4 2 6 12

57. Pakistan 3 3 4 10

58. Hırvatistan 2 3 5 10

59. Uruguay 2 2 6 10

60. Letonya 1 6 3 10

61. Tayland 2 1 6 9

62. Şili - 6 3 9

63. Filipinler - 2 7 9

64. Litvanya 3 - 5 8

65. Slovakya 2 4 2 8

66. Trinidad 1 2 5 8

67. Venezuella 1 2 5 8

68. Gürcistan - - 8 8

69. Kolombiya 1 2 4 7

70. Bahamalar 2 2 2 6

71. Slovenya 2 2 2 6

72. Özbekistan 1 2 3 6

73. Tunus 1 2 3 6

74. Porto Riko - 1 5 6

75. Çin Hindi - 3 2 5

76. Fas - 1 4 5

77. Tayvan - 1 4 5

78. Azerbaycan 2 1 1 4

79. Peru 1 3 - 4

80. Kostarika 1 1 2 4

81. Namibia - 4 - 4

82. Lübnan - 2 2 4

83. Moldova - 2 2 4

84. Gana - 1 3 4

85. Bohemya - 1 3 4

86. İsrail - 1 3 4

87. Lüksemburg 2 1 - 3

88. Ermenistan 1 1 1 3

89. Kamerun 1 1 1 3

90. Irak - 1 2 3

91. İzlanda - 1 2 3

92. Suriye 1 1 - 2

93. Mozambik 1 - 1 2

94. Surinam 1 - 1 2

95. Tanzanya - 2 - 2

96. Bileşik Arap Cumhuriyeti - 1 1 2

97. Haiti - 1 1 2

98. Suudi Arabistan - 1 1 2

99. Trinidad Tobaco - 1 1 2

100. Antiller - - 2 2

101 Katar - - 2 2

102. Panama - - 2 2

103. Zimbabve 1 - - 1

104. Brundi 1 - - 1

105. Ekvador 1 - - 1

106. Hong Kong - 1 - 1

107. Fildişi Sahilleri - 1 - 1

108. Hollanda Antilleri - 1 - 1

109. Senegal - 1 - 1

110. Seylan - 1 - 1

111. Singapur - 1 - 1

112. Tongo - 1 - 1

113. Vietnam - 1 - 1

114. Virjin Adaları - 1 - 1

115. Bermuda - - 1 1

116. Cibutu - - 1 1

117. Dominik - - 1 1

118. Galler - - 1 1

119. Guyana - - 1 1

120. İskoçya - - 1 1

121. Malezya - - 1 1

122. Nijer - - 1 1

123. Uganda - - 1 1

124. Barbados - - 1 1

125. Kırgızistan - - 1 1

126. Kuveyt - - 1 1

127. Makedonya - - 1 1

128. Srilanka - - 1 1

Efsane Sporcular

Olimpiyat Oyunları bizlere sadece sportif bir eğlence sunan organizasyonlar değildir. Oyunların dünyaya kazandırdığı en önemli kazanımlardan biri de yarattığı kahramanlardır.

Bu kahramanlar Olimpiyat ruhunun somutlaştığı en iyi örneklerdir.

Şampiyon olan atletlerin arasında gerek şartlardan doğan, gerekse fiziksel engeller nedeniyle rakiplerine göre bir adım geriden yarışa başlayan bir çok sporcu vardı.

Bunlardan biri de Macar atıcı Karoly Takacs’dı.

Takacs, Macar ordusunda astsubaydı. Bir gün elinde tuttuğu el bombasını atmakta geç kalınca bomba elinde patladı ve sağ elini kopardı.

Ancak Takacs, hayata bağlı bir insandı. Zayıf olan sol eliyle ateş etme alıştırmaları yapmaya başladı.

1948 yılındaki Olimpiyatlarda tabanca ile atış müsabakalarında iki altın madalya kazandı; 580 puan topladı. Bu puanlarla mevcut dünya rekorunu da kırmış oluyordu.

4 sene sonraki Olimpiyatlarda ise 579 puan toplayarak iki altın daha kazandı.

ABD’li sprinter Wilma Rudolph 1960 Roma oyunlarında tüm izleyicilerin kalbini kazanmıştı. Rudolph, 100, 200 metrede ve 4×400 metre bayrak yarışında toplam 3 altın madalya kazanarak zor bir başarı elde etmişti. Ama Rudolph’un izleyenlerin kalbini kazanmasına asıl neden olan bu şampiyonluklar değildi.

Rudolp tam 22 kardeşin 20.siydi. Çocukluğunda çocuk felci geçirmişti ve sekiz yaşına kadar dayanaksız yürüyememişti. Bir bacağı neredeyse hiç tutmuyordu. Ama büyük bir direnç ve sebatla çocuk felcini yenmeyi başardı ve üç altın madalyanın sahibi oldu.

Üçüncü yaz olimpiyatlarında, Londra’da, İtalyan atlet Dorando Petri, bedenin ruhla mücadelesini en şiddetli şekilde yaşadı. Londra Olimpiyatı’nda maraton ilk defa bugünkü resmi 42195 metrelik uzunlukta koşuldu. Yarışın bu ölçüde olmasının nedeni tamamen Prenses Mary’nin yarışın başlangıcını yatak odasının penceresinden izlemek istemesiydi.

Petri, yarışın sonlarında stadyuma girdiğinde çok yorgun bir halde idi. Girince yanlış yöne döndü ve koşmaya devam etti. Hakemlerin uyarısı ile doğru yönde koşmaya devam etti. Ama öyle halsizdi ki piste yığıldı kaldı. Kaldırdılar.

Bitiş çizgisine yetkililer tarafından adeta taşınarak götürülünceye kadar 3 kez daha düştü.

Bitiş çizgisini bu şekilde birinci olarak geçti. İtalyan bayrağı derhal göndere çekildi. Ancak ikinci sırada gelen ABD’li Johnny Hayes, bu duruma itiraz etti. İtiraz haklıydı. Altın madalya Hayes’e verildi.

1984 Olimpiyatlarında ABD’li Greg Louganis, kule ve tramplen müsabakalarında iki altın madalya kazandı. Aynı başarıyı 4 sene sonra Seul’de yinelemek istiyordu.

Ancak elemelerde başını sıçrama tahtasına çarptı. Kafasına dikiş atılması gerekiyordu. Dikişler atıldı atılmasına ama Louganis müsabakadan çekilme niyetinde değildi. Ertesi gün havuza geri döndü. Ve o unutulmaz duble dublesini gösterdi.

1912′de Stockholm’de Jim Thorpe, dünyanın gördüğü en mükemmel atlet olduğunu kanıtladıktan sonra diskalifiye edildi.

Pentatlon ve dekatlonda altın madalya kazanması büyük bir sürpriz olarak karşılandı. Kral Gustav V kendisini bizzat kutladı; madalyasını kendi elleri ile Thorpe’un boynuna taktı ve takarken "Beyefendi, siz dünyanın en büyük atletisiniz" dedi.

Thorpe’un diskalifiye edilmesi bundan bir sene sonra gerçekleşti.

1909-1910 tarihlerinde yarı profesyonel beyzbol oynamıştı. Bu da amatör sporcu statüsüne aykırı bir durumdu. Madalyaları elinden alındı. Kendisinden sonra gelen sporculara verildi. Ama bu sporcular sonradan verilen madalyaları kabul etmediler. 1950′de yüzyılın ilk yarısının en iyi atleti seçildi. 1982 yılında ise madalyaları kendisine manevi olarak iade edildi. Çünkü Thorpe 1953′te ölmüştü.

OLİMPİK SPOR DALLARI

Yaz Sporları

Su Sporları (Yüzme, dalma, senkronize yüzme, sutopu)

Okçuluk, Atletizm. Badminton. Beyzbol. Basketbol. Boks. Kano. Bisiklet. Binicilik. Eskrim. Futbol

Jimnastik. Hentbol. Hokey. Judo. Modern Pentatlon. Kürek. Yelken. Atıcılık. Softball. Masa Tenisi

Taekwondo. Tenis. Triatlon. Voleybol. Halter. Güreş

Kış Sporları

Biatlon. Bobsleigh. Curling. Buz Hokeyi. Luge. Paten.Kayak

Fıde Satranç Kuralları

Salı, 06 Kasım 2007

FIDE Satranç Kuralları

ÖNSÖZ

Satranç Kuralları bir oyun sırasındaki tüm mümkün durumları içeremeyeceği gibi, tüm yönetimsel soruları da düzenleyemez. Kuralların bir maddesi ile kesin olarak düzenlenemeyen durumlarda, kurallarda anlatılan benzer durumların çalışılmasıyla doğru bir karara varmak mümkün olmalıdır. Kurallar hakemlerin gerekli ustalık, doğru yargılama ve kesin tarafsızlık özelliklerine sahip olduklarını varsayar. Fazla detaylı bir kural hakemi karar özgürlüğünden yoksun bırakır ve probleme adil, mantıklı ve özel etmenler yardımıyla çözüm bulmasını önleyebilir. FIDE tüm satranç oyuncularından ve federasyonlardan bu bakış açısını kabul etmelerini rica eder.

Üye federasyon daha detaylı kurarı getirmekte şu koşullarla özgürdür:

(a) resmi FIDE Satranç Kuralları ile hiçbir şekilde çelişmemesi

(b) söz konusu federasyonun alanı ile sınırlı olması

(c) hiçbir FIDE maçı, şampiyonası veya rating turnuvası için geçerli olmaması.

OYUN KURALLARI

Madde 1: Satranç oyununun doğası ve amaçları

1.1 Satranç oyunu, taşları sırayla oynayan iki rakip arasında, “satranç tahtası” denen kare bir tahta üstünde oynanır. beyaz taşlara sahip oyuncu oyuna başlar. Rakibinin hamlesi tamamlandığında, diğer oyuncunun “hamle sırası” gelmiştir.

1.2 Her oyuncunun amacı rakibin şahını bir sonraki hamlede şahın hareket edebileceği geçerli bir hamle kalmayacak şekilde saldırıya maruz bırakmaktır. Bunu elde eden oyuncu rakibi “mat” etmiş ve oyunu kazanmış olur. Mat olan taraf oyunu kaybeder.

1.3 Her iki oyuncunun da mat edememesi durumunda, oyun beraberedir.

Madde 2: Satranç tahtasında taşların ilk durumları

2.1 Satranç tahtası bir açık renk (“beyaz” kareler), bir koyu renk (“siyah” kareler) değişen 8 satır ve 8 sütunda bulunan 64 eşit kareden oluşur. Satranç tahtası beyaz taşlara sahip olan oyuncunun önündeki kenarın “sağ” köşesindeki kare “beyaz” olacak şekilde yerleştirilir.

2.2 Oyunun başında bir oyuncunun 16 açık renkli taşı (“beyaz” taşlar), diğer oyuncunun 16 koyu renkli taşı (“siyah” taşlar) vardır.

Bu taşlar şunlardır:

Beyaz şah

Beyaz vezir

İki beyaz kale

İki beyaz fil

İki beyaz at

Sekiz beyaz piyon Siyah şah

Siyah vezir

İki siyah kale

İki siyah fil

İki siyah at

Sekiz siyah piyon

2.3 Satranç tahtasında taşların ilk durumları şöyledir:

2.4 Sekiz dik sütuna “dikey” ve sekiz yatay satıra “yatay” denir. Aynı renkten olup, köşelerinden birbirine değerek bir hat boyunca dizilmiş karelere “çapraz” (diagonal) denir.

Madde 3: Taşların hareketi

3.1 Hiçbir taş aynı renkten bir başka taşın bulunduğu bir kareye hareket edemez. Eğer bir taş, rakibin bir taşının bulunduğu kareye hareket ederse, rakip taş alınır ve aynı hamlede satranç tahtasından çıkarılır. Bir taş eğer Madde 3.2, 3.3, 3.4, 3.5’e göre bir karedeki taşı alabiliyorsa, tehdit ediyor denir.

3.2 (a) Vezir bulunduğu karenin dikey, yatay veya çaprazındaki herhangi bir kareye gidebilir.

(b) Kale bulunduğu karenin dikey veya yatayındaki herhangi bir kareye gidebilir.

(c) Fil bulunduğu karenin çaprazındaki herhangi bir kareye gidebilir.

Vezir, kale veya fil hareket ederken engel olan taşların üstünden geçemezler.

3.3 At bulunduğu dikey, yatay ve çaprazda olmayan en yakın kareye hareket edebilir.

3.4 (a) Piyon aynı dikeyde tam önünde bulunan kareye gidebilir, veya

(b) İlk hamlesinde, aynı dikeyde her ikisinin de boş olması şartıyla iki kare ilerleyebilir, veya

(c) Komşu dikeyde, çapraz olarak önünde olan rakibinin taşının bulunduğu yere, o taşı alarak hareket edebilir.

(d) Bir piyon rakibin piyonunun başlangıçta bulunduğu kareden iki kare ilerleyerek geçtiği kareyi tehdit ediyorsa, bir kare ilerlemiş gibi rakip piyonu alabilir. Bu alma sadece bu avantajla yapılabilir ve buna “geçerken alma” (“en passant”) denir.

(e) Bir piyon başlangıç pozisyonundan, en uzak yataya eriştiğinde aynı hamle içinde aynı renkten bir vezir, kale, fil veya atla değiştirilmelidir. Oyuncunun seçimi daha önce kaybettiği taşlarla sınırlı değildir. Piyonun başka bir taşla değişimine “terfi” denir ve bu değişiklik hemen uygulanır.

3.5 (a) Şah iki değişik şekilde hareket edebilir:

(i) rakip taşlar tarafından tehdit edilmeyen komşu karelerden birine gidebilir,

veya

(ii) “rok”: Aynı dikeyde bulunan aynı renkten şah ile kalelerden birinin hareketidir, şahın tel hareketi olarak sayılır ve söyle gerçekleşir: şah bulunduğu kareden kaleye doğru iki kare ilerler, sonra kale şahın üzerinden şahın son geçtiği kareye geçirilir.

(1) Rok şu durumlarda geçersizdir:

(a) şah daha önce hareket ettirildiyse, veya

(b) kale daha önceden hareket ettirildiyse.

(2) Rok şu durumlarda yapılamaz:

(a) şahın bulunduğu, geçmek zorunda olduğu ve gideceği kareyi rakip taşlardan bir veya daha fazlası tehdit ediyorsa.

(b) şah ile rok yapılacak kale arasında herhangi bir taş varsa.

(b) Eğer şah rakip taşların bir veya daha fazlasının tehdidi altındaysa, “şah çekilmiş” denir.

Şah çekildiğini bildirmek mecburi değildir.

Oyuncu kendi şahını şah çekilmiş duruma sokacak bir hareket yapmamalıdır.

Madde 4: Taşların hareketi

4.1 Her hamle tek elle yapılmalıdır.

4.2 Hamleyi yapacak oyuncu, önce yerini düzelteceğini söyleyerek, bir veya daha fazla taşının yerini taşın bulunduğu karenin içinde düzeltebilir.

4.3 Madde 4.2’deki durumun dışında oyuncu kasten satranç tahtasına dokunursa,

(a) aynı renkten bir veya daha fazla taşa dokunduysa, alınabilecek veya hareket edebilecek olan dokunduğu ilk taşı almalı veya hareket ettirmelidir, veya

(b) her iki renkten taşa dokunduysa, rakibin taşını almalıdır, veya bu mümkün değilse hareket ettirilebilecek veya alınabilecek olan dokunduğu ilk taşı hareket ettirmeli veya almalıdır. Eğer hangi taşa dokunduğu açık değilse, oyuncunun kendi taşına rakibinkinden önce dokunmuş gibi davranılır.

4.4

(a) Eğer oyuncu kasten şaha ve kaleye dokunduysa, geçerli ise, o tarafa doğru rok yapmak zorundadır.

(b) Eğer oyuncu kasten kaleye ve sonra da o tarafa doğru rok yapamayacağı halde şaha dokunursa, durum Madde 4.3 ile çözümlenir.

(c) Eğer rok yapma amacındaki oyuncu şaha veya şahla kaleye aynı anda dokunursa, fakat o tarafa doğru rok yapması geçerli değilse, oyuncu geçerli ise diğer tarafa doğru rok yapmayı veya şahının başka bir hamlesini seçer. Şahın hareket edebileceği yer yoksa, oyuncu başka herhangi bir geçerli hamleyi yapmakta serbesttir.

4.5 Eğer dokunulan taşların hiçbiri hareket ettirilemez veya alınamazsa, oyuncu herhangi bir geçerli hamleyi yapabilir.

4.6 Eğer rakip madde 4.3 veya 4.4’ü ihlal ederse, kasten bir taşa dokunduktan sonra hak iddia edemez.

4.7 Geçerli bir hamlede veya hamlenin bir kısmında, taş bir kareye konduktan sonra başka bir kareye hareket ettirilemez. Madde 3’teki ilgili gereklilikler yerine getirildiğinde hamle yapılmış olur.

Madde 5: Oyunun bitişi

5.1

(a) Oyun geçerli bir hamleyle rakibin şahını mat eden oyuncu tarafından kazanılmış olur. Bu oyunu sonlandırır.

(b) Rakibi çekildiğini bildiren oyuncu oyunu kazanır. Bu oyunu sonlandırır.

5.2 Hamle yapacak oyuncuların geçerli hamlesi kalmazsa ve şah çekilmemişse, oyun beraberedir. Oyun “pat” olur. Bu oyunu sonlandırır.

5.3 İki oyuncunun oyun sırasında anlaşması ile oyun berabere olur. Bu oyunu sonlandırır. (Bkz. Madde 9.1)

5.4 Aynı pozisyon satranç tahtasında üç kez oluşmuşsa veya oluşacaksa, oyun berabere olabilir. (Bkz. Madde 9.2)

5.5 Her oyuncu tarafından yapılmış son 50 hamlede hiçbir piyon hareket etmemiş veya herhangi bir taş alınmamışsa, oyun berabere olabilir. (Bkz. Madde 9.3)

TURNUVA KURALLARI

Madde 6: Satranç saati

6.1 “Satranç saati” bir anda sadece birinin çalışabildiği iki zaman göstergesi olan saattir.

Satranç Kurallarındaki “Saat” bu iki zaman göstergesinden biri anlamına gelir.

“Bayrağın düşmesi” bir oyuncunun verilen süresinin bittiği anlamına gelir.

6.2 Satranç saati kullanıldığında, her oyuncu verilen sürede belli bir sayıda hamleyi veya hamlelerinin tamamını yapmalıdır, ve/veya her hamleden sonra bir ek zaman verilebilir. Tüm bunlar en başta belirlenmelidir. Oyuncu tarafından kullanılmayan zaman bir sonraki süreye “zaman gecikmesi – time delay” modu dışında eklenir.

Zaman gecikmesi modunda her iki oyuncunun bir “ana düşünme süresi” vardır. Her hamle için “sabit ekstra süre” de verilir. Ana düşünme süresi sabit süre tamamlandıktan sonra başlar. Sabit süre tamamlanmadan oyuncu saatini durdurursa, sabit sürenin ne kadarının kullanıldığına bakılmaksızın, sabit ana düşünme süresi değişmez.

6.3 Her zaman göstergesinde bir “bayrak” vardır. Bayrak düşer düşmez, Madde 6.2’deki koşullar kontrol edilmelidir.

6.4 Satranç saatinin nereye konacağına hakem karar verir.

6.5 Oyunun başlangıcı olarak belirlenen zamanda, beyazlara sahip olan oyuncunun saati başlatılır.

6.6 Satranç tahtasına oturumun belirlenen saatinden bir saatten geç gelen oyuncu oyunu kaybedecektir (yarışma kuralları veya hakem aksini söylemediği sürece).

6.7

(a) Oyun sırasında hamlesini yapan oyuncu kendi saatini durdurur ve rakibinin saatini başlatır. Oyuncu saatini durdurana kadar, yapılan hamle oyunu bitirmediği sürece, hamlesi bitmiş sayılmaz. (Bkz. Madde 5.1, 5.2 ve 5.3) Satranç tahtasında yapılan hamle ile kendi saatini durdurup, rakibin saatini başlatması arasında geçen süre oyuncuya verilen süreden sayılır.

(b) Oyuncu saati hamle yaptığı eliyle durdurmalıdır. Parmağı düğmenin üstünde tutmak veya beklemek yasaktır.

(c) Oyuncular saati uygun şekilde kullanmalıdırlar. Kuvvetle yumruk atmak, kaldırmak veya devirmek yasaktır. Uygunsuz saat kullanımı Madde 13.4’e göre cezalandırılacaktır.

6.8 Hakem bayrağın düştüğünü belirlediğinde veya oyunculardan biri bayrağın düştüğünü söyleyen haklı bir iddiada bulunduğunda bayrak düşmüş sayılır.

6.9 Madde 5.1, 5.2 ve 5.3’ün uygulandığı durumlar dışında, oyuncu verilen sürede gereken sayıda hamle yapamazsa, oyunu kaybeder. En başarısız karşı hamlelere rağmen, bir seri geçerli hamleyle rakibi mat edecek pozisyon yoksa, oyun beraberedir.

6.10 Bozukluk görülmemesi durumunda saatlerin göstergesi geçerlidir. Bozukluğu görülen saat değiştirilir. Hakem değiştirilen saat üstünde gösterilecek süreyi belirlerken, en iyi şekilde karar verecektir.

6.11 Eğer her iki bayrak düşmüşse ve hangisinin önce düştüğünü söylemek imkansızsa, oyun devam eder.

6.12

(a) Oyunun durdurulması gerekiyorsa, hakem saatleri durdurur

(b) Oyuncu hakemin yardımını istemek için saati durdurabilir.

(c) Oyunun ne zaman tekrar başlayacağına hakem karar verir.

6.13 Kuraldışı bir durum oluşur ve/veya taşlar bir önceki pozisyonlarına getirilmek zorunda kalınırsa, hakem saatlerdeki süreler için en iyi şekilde karar verecektir.

6.14 Satranç tahtasındaki o anki durumu, hamleleri ve yapılan hamle sayılarını ve saatleri gösteren ekranlar, monitörler ve gösteri panolarına oyun salonunda izin verilir. Ancak, oyuncu bu şekilde gösterilenler üzerinde bir iddiada bulunamaz.

Madde 7: Geçersiz pozisyonlar

7.1

(a) Oyun sırasında taşların başlangıçtaki yerlerinin yanlış olduğu anlaşılırsa, oyun iptal edilir ve yeni bir oyun oynanır.

(b) Oyun sırasında satranç tahtasının Madde 2.1’e aykırı yerleştirildiği anlaşılırsa, oyun devam eder, fakat gelinen pozisyon doğru yerleştirilmiş bir satranç tahtasına geçirilmelidir.

7.2 Eğer oyun ters renklerle başladıysa, hakem aksini istemedikçe, o şekilde devam eder.

7.3 Oyuncu bir veya daha fazla taşın yerini bozarsa, taşları doğru pozisyona kendi süresi içinde getirecektir. Gerekirse, rakip oyuncu taşların yerini bozan oyuncunun saatini tekrar başlatıp, oyuncunun kendi zamanı içinde düzeltmesini sağlama hakkına sahiptir.

7.4 Eğer oyun sırasında geçersiz bir hamle yapıldıysa veya taşlar bulundukları kareden hareket etmişse, yanlış pozisyondan önceki duruma geri dönülür. Eğer yanlış pozisyondan hemen önceki durum belirlenemezse, yanlış pozisyondan önceki son geçerli pozisyona dönülür. Saatler Madde 6.13’e göre ayarlanır ve geçersiz hamle durumunda, geçersiz hamleyi değiştiren Madde 4.3 uygulanır. Oyun devam eder.

Madde 8: Hamlelerin kaydedilmesi

8.1 Oyun sırasında oyuncu hem kendi, hem rakibinin hamlelerini hamle hamle, mümkün olduğunca okunaklı, cebirsel notasyonla (Ek E) yarışma için hazırlanan puan tablosuna kaydetmek zorundadır.

Oyuncu eğer isterse yazmadan önce rakibinin hamlesine karşılık verebilir. Hamle yapmadan önce bir önceki kendi hamlesini kaydetmelidir. Beraberlik teklifi puan tablosuna her iki oyuncu tarafından da kaydedilmelidir (Ek E.12).

Oyuncu fiziksel veya dini nedenlerle hamleleri kaydedemiyorsa, hakemin karar vereceği kadar süre, oyunun başında oyuncuya verilen toplam süreden düşülür.

8.2 Puan tablosu hakeme açık olmalıdır.

8.3 Puan tabloları maçların organizatörlerinin mülkiyetindedir.

8.4 Eğer bir oyuncunun saatinde 5 dakikadan az zamanı kaldıysa ve her hamlede eklenen 30 saniyelik ek süresi de kalmadıysa, Madde 8.1’deki şartları sağlamak zorunda değildir. Bayraklardan biri düştüğünde puan tablosunu tamamlayacaktır.

8.5

(a) Eğer her iki oyuncu da Madde 8.4’e dayanarak puan kaydı yapmıyorsa, hakem veya bir yardımcı puanları tutmalıdır. Bu durumda, bayraklardan biri düşer düşmez hakem saatleri durdurmalıdır. Sonra, her iki oyuncu kendi puan tablolarını hakemin veya rakibin puan tablosunu kullanarak tamamlayacaklardır.

(b) Eğer sadece bir oyuncu Madde 8.4’e dayanarak puan kaydı yapmıyorsa, puan tablosunu bayraklardan biri düşer düşmez tamamlamalıdır. Oyuncunun hamlesi olmadığı sürece, rakibinin puan tablosundan yararlanabilir. Oyuncu kendi puan tablosunu tamamlayıp, rakibinin puan tablosunu geri verene kadar hamle yapmasına izin verilmez.

(c) Eğer her iki puan tablosu da tamam değilse, oyuncular bir hakem veya yardımcı hakem denetiminde, oyunun son halini kaydettikten sonra, ikinci bir satranç tahtasında aynı oyunu tekrar oluşturmalıdırlar.

8.6 Oyunculardan biri verilen süreyi aştığında puan tabloları tamamlanamamışsa, bir sonraki hamle takip eden sürede yapılacak ilk hamle olarak kabul edilir.

Madde 9: Berabere oyun

9.1 Oyuncu hamle yaptıktan sonra beraberlik önerebilir. Bunu kendi saatini durdurup, rakibinin saatini başlatmadan önce yapmalıdır. Herhangi bir zamanda yapılmış beraberlik teklifi de geçerli olmakla beraber, Madde 12.5 dikkate alınmalıdır. Beraberlik teklifine şart getirilemez. Her halükarda beraberlik teklifi geri alınamaz ve rakip kabul edene, sözlü olarak reddedene, hamle yaparak reddedene veya oyun bitene kadar geçerlidir.

Beraberlik teklifi her iki oyuncu tarafından puan tablosuna (=) sembolü ile not alınır.

9.2 Oyun en azından üçüncü kez aynı pozisyona geliyorsa (hamleleri tekrar etmek gerekmez), hamleyi yapan kişinin doğru tespiti ile, şu durumlarda berabere olur:

(a) aynı pozisyonun oluşacağı belliyse ve oyuncu hamlesini puan tablosuna yazar ve hakeme bu hamleyi yapacağını bildirirse, veya

(b) aynı pozisyon zaten oluştuysa.

(a) ve (b) durumları, oyuncunun hamle sırasıysa, aynı taşlar aynı karelerdeyse ve her iki oyuncunun mümkün hamleleri aynı olacaksa, aynı durum olarak değerlendirilir.

Bir piyon geçerken alınabilirse veya rok yapma ihtimali varsa, pozisyonlar aynı sayılmaz.

9.3 Oyun hamleyi yapan kişinin doğru tespiti ile şu durumlarda berabere olur:

(a) oyuncu, yapacağı hamleyle, her iki oyuncu tarafından yapılan son 50 hamlede hiçbir piyonun hareket ettirilmediğini ve hiçbir taşın alınmadığını kendi puan tablosuna yazar ve bunu hakeme bildirirse, veya

(b) her iki oyuncu tarafından yapılan son 50 hamlede hiçbir piyon hareket ettirilmemiş ve hiçbir taş alınmamışsa.

9.4 Eğer oyuncu beraberlik teklifini yapmadan önce hamlesini yaparsa, o hamle için beraberlik teklifi hakkını, Madde 9.2 ve 9.3’teki şekilde, kaybeder.

9.5 Oyuncu Madde 9.2 ve 9.3’teki şekilde beraberlik teklif ederse, her iki saati de durdurur. Beraberlik teklifini geri alamaz.

(a) Eğer beraberlik durumu doğru ise, oyun hemen berabere biter.

(b) Eğer beraberlik durumu doğru değilse, beraberlik teklif eden oyuncunun kalan zamanının yarısını (en fazla üç dakika) düşer ve rakibinin kalan zamanına üç dakika ekler. Oyun devam eder ve sonraki hamle yapılır.

9.6 Geçerli hamleler sonucu, en kötü karşı hamlelerle bile, mat mümkün değilse, oyun berabere olur. Oyun hemen biter.

Madde 10: Giyotin (Quickplay finish)

10.1 “Giyotin” kalan hamlelerin sınırlı bir zamanda yapılması gerektiği, oyunun son fazıdır.

10.2 Oyuncunun saatinde iki dakikadan az zaman kalmışsa, bayrağı düşmeden önce beraberlik teklif edebilir. Saatleri durdurur ve hakeme haber verir.

(a) Hakem oyuncuların oyunu kazanacak hamleler yapamadığına veya oyunu kazanmanın mümkün olmadığına karar verirse, oyunun berabere olduğunu bildirir. Aksi halde bu kararını erteler.

(b) Hakem bu kararını ertelerse, rakibe iki dakika fazladan düşünme zamanı verilir ve oyun hakemin maçın başında bulunması ile devam eder.

(c) Kararını erteledikten daha sonra, bayraklardan biri düşmüş olsa da, hakem beraberlik olduğunu bildirebilir.

10.3 Geçersiz hamle oyunu hemen kaybettirmez. Madde 7.4’e göre hareket edildikten sonra, bir oyuncu tarafından yapılan ilk geçersiz hamle için hakem rakibine fazladan iki dakika verir; aynı oyuncu tarafından yapılan ikinci geçersiz hamle için de hakem rakibe fazladan iki dakika verir; aynı oyuncu tarafından yapılan üçüncü geçersiz hamleden sonra, hakem yanlış hamleleri yapan oyuncunun oyunu kaybettiğini bildirir.

10.4 Eğer her iki bayrak da düşmüşse ve hangisinin önce düştüğü belirlenemiyorsa, oyun beraberedir.

Madde 11: Puanlama

11.1 Oyunu kazanan oyuncu bir puan (1), kaybeden sıfır puan (0) ve berabere bitiren oyuncu yarım puan (½) alır.

Madde 12: Oyuncuların davranışları

12.1 Oyuncuların görgü kurallarına uyması beklenir.

12.2 Oyun sırasında oyuncuların notlardan, bilgi kaynaklarından, önerilerden yararlanmaları veya başka satranç tahtalarında çözümleme yapmaları yasaktır.

Puan tabloları sadece hamleleri, saatlerdeki süreleri, beraberlik tekliflerini ve tekliflerle ilgili konular kaydetmek için kullanılabilir.

12.3 Oyun oynanırken oyun alanında oyuncular ve izleyiciler tarafından çözümleme yapılamaz. Oyunlarını bitirmiş oyuncular izleyici sayılır.

12.4 Oyuncular hakemin izni olmadan oyun yerini terk edemezler. Oyun yeri: oyun alanı, dinlenme odaları, yiyecek-içecek bölümü, sigara içme bölümü ve hakem tarafından belirtilen diğer yerlerden oluşur.

Hamle yapacak olan oyuncu hakemin izni olmadan oyun alanını terk edemez.

12.5 Herhangi bir şekilde rakibin dikkatini dağıtmak ve rahatsız etmek (sürekli beraberlik teklifi ederek bile olsa) yasaktır.

12.6 Madde 12.2’den 12.5’e kadar olan bölümün herhangi bir kısmının ihlali Madde 13.4’teki cezalara neden olur.

12.7 Satranç Kuralları’na uymayı reddeden oyuncu oyunu kaybeder. Rakibin alacağı puana hakem karar verir.

12.8 Madde 12.7’ye göre her iki oyuncu da suçlu bulunduysa, iki oyuncunun da kaybettiği ilan edilir.

Madde 13: Hakemin görevleri

13.1 Hakem oyuncuların Satranç Kuralları’na kesinlikle uyduğunu takip edecektir.

13.2 Hakem yarışma ile en iyi şekilde ilgilenmelidir. Oyun ortamının elverişli olmasını ve oyuncuların rahatsız edilmemesini sağlamalıdır.

13.3 Hakem, özellikle zaman sıkışması durumunda, oyunu izler, aldığı kararları uygular ve gerekli gördüğünde oyunculara ceza verir.

13.4 Hakemin verebileceği cezalar şunlardır:

(a) uyarmak,

(b) rakibin kalan zamanını arttırmak,

(c) saldırıda bulunan oyuncunun kalan zamanını azaltmak,

(d) bir tarafın oyunu kaybettiğini bildirmek,

(e) oyuncuyu atmak.

13.5 Oyuna dışarıdan verilen rahatsızlıktan dolayı, hakem oyunculardan birine veya her ikisine birden ek zaman verebilir.

13.6 Oyunculardan en az birinin süresinin tamamını kullandığı, Madde 8.5’in uygulaması dışında, hakem yapılan hamle sayısını bildirmek için oyuna müdahale etmemelidir. Hakem oyuncuyu rakibinin hamlesini yaptığını veya kendi saatini durdurmadığını bildirmekten kaçınmalıdır.

13.7 Diğer oyunlardaki izleyici ve oyuncular oyun hakkında konuşmamalı ve oyuna müdahale etmemelidir. Gerekiyorsa hakem rahatsız edenleri oyun yerinden uzaklaştırabilir.

Madde 14: Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE)

14.1 Üye federasyonlar Satranç Kuralları ile ilgili problemlerle ilgili resmi bir karar vermesini FIDE’den isteyebilir.

Sporla

Salı, 06 Kasım 2007

Günümüzde toplumun büyük çoğunluğu, şu yada bu biçimde sporla ilgilenmektedir. Kimi gazete ve televizyondan takip etmekte, kimi stadyum ve salonlara giderek seyretmekte, kimi de çocuklarının sportif faaliyetleri nedeniyle sporla ilgilenmektedir. Genel nüfusa oranladığımızda bu büyük çoğunluğun pasif olarak sporla ilgilendiği gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

Düzenli egzersizlerin ruh ve beden sağlığı üzerine olumlu etkilerinin bilimsel araştırmalar ile belgelenmesinden sonra spor her yaştaki insan için önerilmeye başlamıştır. ABD ve Kanada’da “Physical Fitness”, Almanya’da “Trim Dich” ve pek çok ülkede de “Sports for all” ya da ”Sports pour tout” gibi isimlerle tanıtılan spor uygulamaları geniş halk kitlelerine hızla yayılmaktadır(1, 171). Bir yandan teknolojik gelişmelerin insan yaşamına kazandırdığı kolaylıklar nedeniyle giderek daha az hareket ediyor olması, bir yandan da hızlı ve düzensiz kentleşmenin yol açtığı gürültülü, kirli ve sıkıntılı yaşam koşulları çeşitli hastalıklara zemin oluşturmaktadır. Sağlıklı bir topluma kavuşmak ise bireylerin fiziki, ruhi ve ekonomik yönden huzurlu olmalarına bağlıdır.

Nüfusumuzun büyük bir bölümü sıkıntı ve öfke içindedir. Böyle bir ortamda sporun önemi daha da artıyor. Sporun gerçek amacı ve toplumsal işlevi, bir bakıma halkı sıkıntıdan arındırmak olduğuna göre eldeki olanaklar hemen değerlendirilmelidir. Bu zorunluluk salt spor açısından değil sağlık, kalkınma ve iş veriminin arttırılması bakımından da önemlidir. Kitlelerin ruhsal ve bedensel sağlık yönünden, spordan yararlanabilmeleri için geniş kapsamlı organizelere geçilmelidir. Toplu spor ya da sporu da içeren eğlenceler, topluma canlılık ve heyecan getirecektir. Ayrıca halkın değer yargıları değişecek, moral gücü artacaktır. Morali yüksek bir toplumun ise gelişmesi, çağdaşlaşması daha da hızlanır (2, 15). Modern monoton günlük yaşamdaki tek düzelik aynı zamanda bireyin yaratıcılığını da sınırlamakta ve giderek kişinin kendine yabancılaşmasına yol açmaktadır. İşte kitle sporu, sağlık için spor, herkes için spor boş zaman sporu gibi uygulamalar, insanın yeniden mutlu olması, kendini seven sağlıklı bir yaşama kavuşması amacıyla gündeme gelmiştir.

Kitle sporunun, özellikle daha sağlıklı olma ve daha sağlıklı geleceklere ulaşma, üretimi arttırma ve performans sporcu sayısını yükseltme şeklinde üç temel öğe üzerine oturduğunu söyleyebiliriz. Sporun gerilimi azaltıcı özelliğinden faydalanılarak rutin işlerde çalışanlara spor yaptırarak üretimdeki kalitenin yükseltilmesine ve üretimin artmasına katkıda bulunulmaktadır. Günümüzde tüm dünyada yaygın olarak sporun bu özelliği kullanılmaktadır. Pek çok sanayi kuruluşu ve işletme küçük dahi olsa spor tesisleri kurarak çalışanlarına spor yaptırmak için çaba sarf etmektedir (3, 115). Ülkemizde de 500 kişiden fazla eleman çalıştıran kuruluşların spor ortamı hazırlama zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak bu ortamların hazırlanması yeterli olmamaktadır. Spor henüz günlük yaşamınızın bir parçası olmadığı için çalışanlar, iyi düzenlenmiş motive edici organizasyonlar yapılmadıkça kendiliklerinden bu tesislerden yararlanmamaktadır.

Kitle sporunun yayılması ya da kitle sporu yapan insan sayısının artmasında performans sporunun oldukça önemli bir yeri vardır. Tek tek bireyler performans sporuna özenirler, kısa bir süre için de olsa kendi içlerinden acaba ben de “Bir Numara olabilir miyim ?” duygusunu geçirdiklerini söyleyebiliriz. Aynı şekilde okul sporunda genç, performansını sergileyerek başarabilme umut ve coşkusunu yaşar (4, 60). Bunlar bize kitle sporunun, sporun diğer yapılış biçimleriyle özellikle de performans sporuyla iç içe olduğunu göstermektedir. Sağlık amaçlı ve daha iyi bir fiziksel görünüm kazanmak amacıyla spora başlayan birey bir süre sonra kendi performansının sınırlarını görmek isteyecektir. Kendi potansiyelini yakalamak isteyecektir (3, 116). Küçükten büyüğe çok sayıda insanın sporun içinde olması daha çok sayıda elit sporcu yetişmesini de sağlar. Kitle sporunun yararına inanarak tüm ülke çapında bu tür tanıtım ve uygulamaların hayata geçirilmesi, herkese spor yapma olanağının verilmesi hem daha sağlıklı bir toplum hem de daha çok sayıda performans sporcusu ortaya çıkaracaktır. Sadece İstanbul ilimiz kadar nüfusa sahip olan bazı ülkelerden pek çok branşta daha düşük dereceler elde etmemizin sebebini, Türkiye’de büyük çoğunluğun spor yapma olanağından ve bilincinden yoksun olmasıyla açıklamak hiç de yanlış olmayacaktır.

Spor yaralanmaları sıklıkla doğrudan hekimi ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu bölümde sadece bazı istatistik ve temel bilgileri ve de tanımları bulacaksınız. Unutulmaması gereken bir spor yaralanması veya sakatlığı durumunda ilk yapılması gereken uzman bir hekime başvurmaktır.

Genel Bilgiler

Sportif yaralanmalar, genelde spor dallarına özgü özellikler içerir. Çeşitli spor dallarından bazı örnekler verirsek, şöyle bir tablo ile karşılaşırız:

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde 1983-87 yılları arasında yapılan bir araştırmada, beş yıllık dönem süresince kliniğe başvuran 1560 spor yaralanması olgusu incelenmiştir. Yaralanmaların yüzde 22’sinin kontüzyon (ezilme) ve yüzde 20’sinin fraktür (kırık) olduğu tespit edilmiştir. En sık yaralanan bölgenin ise yüzde 60 ile alt ekstremite (kasık, bacak, diz, ayak bileği, ayak) olduğu belirlenmiştir. Sporcularda en sık karşılaşılan sorun ise aşırı kullanım (overuse) yaralanmaları olarak tespit edilmiştir.

Dr. Girgin, futbolcularda genellikle sıyrıklar, ezikler, yüzeysel ekimozlar (çürükler), basit kas zorlanmaları, kas krampları, basit ayak bileği burkulmaları, basit burun kanamaları, bel ve sırt bölgesinde geçici yaralanmalar, boyun bölgesi travmaları, kaş ve baş bölgesi yaralanmaları görüldüğünü belirtmektedir. Dagarov ve Slanchev ise araştırmalarında, futbolcularda sıklıkla distorsiyon (burkulma), kontüzyon (ezilme), menisküs lezyonları ve kas rüptürleri (kopmaları) görüldüğüne işaret etmektedir. Futbolcularda sık görülen yaralanmalardan biri de kasıkta uyluğun iç-üst kısmında meydana gelen ağrılardır. Bacağı içe çeken kasların aşırı gerilmesi/zorlanması sonucu kasın kasığa (leğen kemiğine) yapışan tendonlarının (bağ) aşırı zorlanma/gerilmesi sonucunda kopması veya kemik yapışma noktalarını zorlaması kaynaklıdır.

Basketbolcularda ise yumuşak doku lezyonları (ezilme, kas veya lif kopmaları, kanama, kas sertlikleri, kramplar vb), eklem travmaları (bağ lezyonları, menisküs lezyonları, ayak bileği burkulmaları, parmak eklem zorlanmaları, bel zorlanmaları, omuz çıkıkları), kırıklar ve büyük yaralanmalar görülebilmektedir.

Koşucularda ise en çok kas ve tendon zorlanmaları, aşırı kullanım yaralanmaları, eklem ve bağ yaralanmaları ile menisküs lezyonları görüldüğü saptanmıştır. Bunların nedeni olarak da antrenman yanlışlıkları (mesafe ve temponun ani artması), anatomik faktörler ile ayakkabı ve zemin gösterilmiştir.

Halterde daha çok yumuşak doku yaralanmaları sıklıkla görülmektedir. Bu yaralanmalar haltercilerin gövde ve göğüs kafesi kaslarında, sırt kaslarında, bel ve el bileğinde ortaya çıkabilir.

Boks da ise en çok yaralanan bölge yüzdür. Bilindiği gibi boks sporunda öncelikle yumrukların hedefi yüz ve çenedir. Bu nedenle yüzde hafif ekimozlardan (çürüklerden) başlamak üzere, önemli kırıklara ve yüzdeki organların ciddi yaralanmalarına kadar değişik derecelerde yaralanmalar görülebilir. En çok yaralanma kaş yarılmalarıdır. Ayrıca ikinci planda ve zamanla oluşan yaralanma ise boksörlerde burun kemiğinin kırılması, çökmesi ve burundaki konkaların deviasyonudur. Bilindiği gibi boksta geçici şuur kayıpları sık görülür. Bu alınan darbenin şiddetine, sporcunun dayanıklılığına ve tecrübesine bağlı olarak farklı sürelerle devam eder. Geçici ve kalıcı beyin zedelenmeleri boksta sık görülen olaylardır.

Judocularda el bileği ve parmakla ilgili yumuşak doku yaralanmaları, diz bölgesinde yüzeyel sıyrık, intra ve ekstra artiküler hematom (eklem içi ve dışına kan birikmesi), bağ, kapsül ve menüsküs lezyonları (yaralanmaları) ile çeşitli kafa travmaları görülebilir.

Kayakçılarda ise ayak bileği yaralanmaları, krus (bacak) yaralanmaları, diz eklemi yaralanmaları, kafa travmaları, omurga yaralanmaları, donmalar ve ultraviyole yanıkları görülmektedir.

1-Spor yaralanması nedir?

Spor yaralanmaları genel olarak sportif aktiviteler sırasında meydana gelen her türlü hasarın kolektif adıdır. Groh’a göre spor yapanlarda yaralanma görünme olasılığı 4.000 kişide bir, ölüm oranı ise 40.000 kişide birdir. Büyük bir kaza ile karşılaşma oranı ise 40 kişide birdir. En sık yaralanmanın görüldüğü branşları ise %10 ile futbol, % 6 ile güreş, % 3 ile hentbol ve boks, % 1 ile atletizm ve % 0.5 ile kayaktır.

2-Spor yaralanmalarının nedenleri nelerdir?

Spor yaralanmalarının oluşumuna neden olan faktörleri iki başlık altında toplayabiliriz. Bunlar endojen (kişiye ait) ve eksojen (çevresel) faktörlerdir.

Kişisel faktörler: Fiziksel eksiklikler (kas zayıflığı, eklem kısıtlılığı, yetersiz esneklik), yorgunluk ve aşırı yüklenme, anatomik sorunlar, psikolojik faktörler (riski kabullenme, aşırı istek), geçirilmiş tam tedavi edilmemiş yaralanmalar, kas sertlikleri (aşırı egzersiz veya enfeksiyona bağlı), yaş, cinsiyet.

Çevresel faktörler: Kötü ve yetersiz spor tekniği, yetersiz ve kötü antrenman, kötü malzeme kullanımı, çevre (hava şartları), zemin, kurallara uymamak.

3-Spor yaralanmasının ciddiyeti nedir?

Bir spor yaralanmasının ciddiyet derecesini anlayabilmek için altı temel olguyu değerlendirmek gerekir. Bu olgular; yaralanmanın oluş biçimi, tedavi şekli ve süresi, spordan uzak kalınan süre, kaybedilen işgünü, kalıcı hasar ve maddi olarak maliyetdir. İşte, bir spor sakatlığının ciddiyeti bu olguların tek tek ele alınıp, değerlendirilmesi sonucu anlaşılır. Örneğin; 1-7 gün spordan uzak kalamaya neden olmuş ise HAFİF, 8-21 gün spordan uzak kalamaya neden olmuş ise ORTA, 21 günden fazla spordan uzak kalamaya neden olmuş ise AĞIR bir yaralanmadan bahsedilebilir.

4-Spor yaralanmalarının önlenmesindeki genel kurallar nelerdir?

Öncelikle ilk yapılması gereken konu sporcuların düzenli/periyodik sağlık kontrollerdir. Bu kontroller ile sezon başında sporcunun mevcut durumu ortaya konulur. Eksiklikleri belirlenir ve o eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemler hekimin önerisi çerçevesinde alınır. Bu noktada belirlenen eksiklikler hem fizyolojik parametreler, hem fiziksel uygunluk, hem de direkt sağlık ile ilgili eksiklerdir.

Spor yaralanmalarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri de yetersiz ısınmadır. Bu nedenle ısınmaya ve takiben özellikle germe egzersizlerine büyük önem verilmelidir.

Burada fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır. Germe egzersizlerini aktiviteyi takiben yapmak aktivite öncesi kadar değerli ve önemlidir.

5-Kas yorgunluğu nedir?

Egzersiz sırasında oluşan artık ürünlerin (laktik asit vb.) birikmesi ve enerji depolarının zayıflaması ile ortaya çıkan bir durumdur. Sıklıkla fiziksel kapasite (antrenman geçmişi) ile ilişkilidir. Sıklıkla egzersizi takip eden 1-2 saat içinde artık ürünlerin uzaklaştırılması ve depoların doldurulması ile sonlanır.

6- Kas ağrısı (hamlık) nedir?

Ağır veya alışılmadık düzeyde aktivitelerden sonra saatler, günler boyunca devam eden kas ağrılarına verilen isimdir. Söz konusu kaslar ağrılı, bazen şiş ve serttir. Sporcular arasında “hamlık” olarak adlandırılır. Özellikle antrenmansız sporcularda ağır ve alışmamış kas kasılmalarından sonra ortaya çıkar. Sıklıkla alışılmadık düzeyde eksentrik (kasının boyunun uzayarak) kasılmalardan, aktivitelerden (tepe iniş gibi) sonra özellikle negatif iş (fren görevi) yapan kaslarda oluşan hücresel düzeydeki hasarın bir sonucudur. Zaman içinde kendiliğinden geçer. Egzersize ara vermeyi gerektirmez.

7- Strain (Kas zorlanması) nedir?

Kasın uzayabilme kapasitesi üstünde gerilmesidir. Bu sınır aşıldığında kas zorlanmasından söz edilir. Birkaç kas lifi anatomik olarak zarar görür. Hasar bölgesinde hareket ve germelerle ağrı olmasına karşın büyük bir kuvvet kaybı ve belirgin bir kanama yoktur. Kas bütünlüğü korunur.

8-Parsiyel (Kısmi) kas yırtığı nedir?

Parsiyel (kısmi) kas yırtığı maksimum kontraksiyon (kasılma) veya gerilme sonucunda oluşur. Kas kasıldığında ağrı, belirgin kanama ve şiş (hematom) mevcuttur.

10-Kas (Tam) yırtılması nedir?

Kas yırtılması birdenbire olur ve buna ilgili kas gruplarında şiddetli ağrı eşlik eder. Kas bütünlüğü bozulmuş, ileri derecede kanama, şiş (hematom), ağrı, kuvvet ve hareket kaybı mevcuttur. Kas yırtılmasının nedenleri iki tanedir:

a. Maksimal kontraksiyonda (kasılmada) hareket koordinasyonsuzluğu.

b. Sert (uzama yeteneğini yitirmiş) bir kasın şiddetli bir dirence karşı ani hareketi.

11-Kas yırtığını hazırlayıcı etkenler nelerdir?

Bu etkenler şunlardır:

a. Yetersiz antrenman ve ısınma.

b. Daha önce geçirilmiş yaralanmanın yetersiz rehabilitasyonu.

c. Daha önce geçirilmiş yaralanma sonucu oluşan skar (nedbe) dokusu.

d. Aşırı antrenman, yorgunluk, enfeksiyon.

e. Yetersiz yumuşak doku esnekliği.

f. Sert uzama yeteneği zayıf kas.

12- Kas yırtığında ne yapılmalı?

Aktivite durdurulmalı. Kanama ve hasarı artıracak ilgili dokuyu zorlayacak hareketler, zorlayıcı muayene, masaj, sıcak benzeri uygulamalardan kaçınılmalı en yakın sağlık kuruluşu veya doktora başvurana kadar soğuk uygulanmalı, koruyucu bandaj veya atel yapılmalıdır.

13-Soğuk tedavisi ne zaman yapılmalıdır?

Soğuk tedavisi, sportif yaralanmaların akut tedavisinde kullanılan ana tedavi yöntemlerinden biridir. Amaç kanamayı ve enflamasyonu (iltihabi değişiklikleri) kontrol altında tutmaktır Soğuk tedavisine yaralanmayı takiben başlanıp sonraki ilk 48-72 saat devam edilmelidir.

14-Soğuk tedavisinin yararı nedir?

Soğuk uygulama ile yaralanan bölgede kan akımı azalır. Dolayısıyla kanama ve ağrıyı/hasarı artıracak maddelerin yaralanmış bölgeye göçü azalır. Tüm spor yaralanmalarından sonra şişlik ve kanamaya ait işaretler kaybolana kadar soğuk tedavisi yapılmalıdır.

15-Soğuk tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Soğuk uygulaması 2 saatte bir, 20 dakikayı geçmemek kaydıyla buz torbaları ile uygulanabilir. Bir günde toplam uygulama süresi 2 saati (6 kere 20 dak) geçmemelidir.

Eğer soğuk tedavisi derin dondurulmuş jellerle yapılıyorsa, 20 dakika yerine 15 dakika yeterlidir. Soğuk uygulanan alanda deri direkt temastan korunmalıdır.

16-Bandajlamanın önemi nedir?

Yaralanmış bölgede akut dönemde dolaşımın dolayısı ile kanamanın/hasarın az olmasına katkı sağlar. Yaralanmanın geç döneminde ise bandaj; yaralanmış doku/eklemi sporcuya bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde hatırlatarak kişinin dokuyu korumasına katkı sağlar. Bandaj tek başına bir doku veya eklemi olası bir travmadan korumaz.

17-Kontüzyon (ezilme) nedir?

Direkt bir travma karşısında yumuşak dokuların darbe/zemin ile kemik arasında sıkışıp ezilmesidir. Damar hasarı ve sıvı çıkışı sonucunda morarma (kanın birikmesi), şiş ve ağrı ile karakterizedir.

18–Hematom nedir?

Herhangi bir travma (darbe) vb. ile oluşan damar hasarının bir sonucu olarak damar dışına çıkan kanın belli bir bölgede birikmesi (toplanmasıdır).

19-Myositis ossificans (Kas kemikleşmesi) nedir?

Kas yırtılması ve kanamayı takiben tedavinin zamanında ve gerektiği şekilde yapılmaması sonucunda kan pıhtısı üzerinde kalsiyum birikmesi ile (kemiğe benzer bir yapı) ortaya çıkan kas yaralanmalarının istenmeyen sonuçlarından biridir. Kısaca iyi tedavi edilmemiş kas zorlanmalarının (kontüzyon ve/veya yırtık) sık rastlanan bir komplikasyonudur. Bu durum kasta ağrı, kuvvet ve esneklik kaybına dolayısı ile fonksiyonel bozukluğa yol açar. İlgili kasta kopma riski yüksektir.

20-Masajın spor yaralanmalarındaki rolü nedir?

Masaj, kasları maksimum çalışmaya hazırlamakta ve kası yaralanmalarından korumaktadır. Ayrıca, antrenman veya yarışma sonrası oluşan yorgunluk verici maddelerin kas bölgesinden daha süratli uzaklaşmasına yardım eder. Tedavi amaçlı da kullanılır.

Masajın fizyolojik etkileri şunlardır:

a. Kan ve lenf dolaşımını düzenler.

b. Uyarma ve sakinleştirme yoluyla sporcunun kendini subjektif olarak daha iyi hissetmesini sağlar.

21-Eklem faresi nedir?

Eklem faresi, herhangi bir nedenle bir kıkırdak parçasının kopup, eklem içinde hareket etmesidir. Eklem içinde ağrıya ve fonksiyon kaybına neden olur.

22-Fraktür (Kırık) nedir?

Travma (darbe) ve diğer nedenlerle kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasına kırık denir. Kemiğin devamlılığının bozulması; basit bir çatlak, geniş bir ayrılma veya çok parçalı olabilir.

23-Kırık neden oluşur?

Kırığın oluşmasına neden olan kuvvetler itici, çekici, sıkıştırıcı veya makaslayıcı kuvvetler olabilir. Ayrıca hastalık, yorgunluk veya yaşlılık nedeniyle doku direncinin bozulması, kemiklerde kırık oluşmasına neden olur.

24-Fissür (Çatlak) nedir?

Çatlak özünde bir kırık çeşididir. Burada yani çatlakta kemiğin devamlılığı sadece ince bir hat şeklindedir.

25-Distorsiyon (Burkulma) nedir?

Burkulma bir eklem zorlanmasıdır. Üç çeşit burkulma vardır. Birinci derece burkulmada eklem hafif zorlanmıştır. Bölgesel hassasiyet vardır. Eklem hareketi normaldir. İkinci derece burkulmada eklem bağlarında bazı kopmalar oluşmuştur. Az miktarda anormal eklem hareketi, kanama ve şiş vardır. Üçüncü derecede burkulmada ise bağlar tamamen kopmuştur. Büyük anormal eklem hareketi vardır. Ani ciddi şiş, kanama ve ağrı vardır.

Sports —

Salı, 06 Kasım 2007

— SPORTS —

— SPORT —

Most of the animals play games,jup or climb,but only men play sports.Men have run ,climbed,swum and lifted heavy things throughout history.Children have wrestled and raced in their games since the prehistoric ages.It is not exactly known when the sports started in terms of physical competition.

— SPORTS AMONG TURKISH PEOPLE —

It is said that the primitive sports have begun in the BC 5000s among ancient Turks.The most common sports in the Turkish tribes settled in Middle Asia are archery,riding,weight-lifting,sword games and wrestling.The first physical education lessons were started in 1868 with the establishment of Galatasaray High School in Ottaman Empire.The first football team was set up in 1901 in İstanbul.Galatasaray sports club which was founded in 1905 was followed by Fenerbahçe,Vefa,Beykoz and Beşiktaş clubs.Selim Sıtkı Tarcan contributed significantly to improve modern sports.The first sport academi was opened in 1974 in Ankara.

— THE MOST COMMON SPORTS İN TURKEY —

—-FOOTBALL —

Football is the most loved and has the most spectators nearly in every country in the world.Football that means "playing a ball by feet" dates back to the old ages.Football is played by two teams each of which are consisted of 11 players.The aim of this sport is to let the ball in the rival goal by using feet without using hands and arms.

— FOOTBALL IN TURKEY —

The first football match was played in 1890 in İzmir.The first league matches were started in 1904 in İstanbul.The first Turkish team was established in 1901 in Kadıköy.Galatasaray sports club which was founded in 1905 was followed by Fenerbahçe,Vefa, and BJK clubs.The professional Turkish league was named National league in 1959.

— 2-VOLLEYBALL —

Volleyball which is today very common in all countries and can be played by people from all ages is a team game.Modern volleyball is played between two teams each of which are consisted of six players. Three of the players are defenders and the others are attackers.Each team has a right to change six players in each set.

— VOLLEYBALL IN TURKEY —

Volleyball was introduced in Turkey after the World War .An American doctor,Deaver encouraged people to play volleyball in a sports saloon of an association.Selim Sıtkı Tarcan enabled volleyball to take place in Boys’Teachers High School;thus volleyball went into many schools.

— 3-BASKETBALL —

Basketball is one of the most popular sports in the world.Basketball was started to be played in the late 19th century in the USA.Beginning with 1936 it has started to take place in the Olimpic Games.Basketball is played by two teams each of which is consisted of five players.

— BASKETBALL IN TURKEY —

Basketball was first played in Robert College in 1904 in Turkey.The first basketball league was established in 1927 in İstanbul.The first international tournament,which was held in 1950 in İstanbul,arose interest to this sport.The Turkish basketball federation was established in 1959.

— OTHER SPORTS BRANCHES —

— WRESTLING —

A sport in which two people fight and try to throw each other to the ground.

— BOWLING —

A game in which you roll a ball towards a group of wooden objects and try to knock down as many of them as you can.

— BOXING —

A sport in which two people fight by hitting each other with their hands inside large gloves.

— TENNIS—

A game for two or four players who hit a ball to each other over nets with rackets.

— GOLF —

A game thatis played out doors on a large area of grass and in which you use a stick to hit a small hard ball into a series of hols.

— JUDO —

A sport from Asia in which two people try to throw each other to the ground.

— TABLE TENNIS —

A game with rules like tennis in which you hit a light plastic ball across a table with a small round bat.

— KARATE —

A style of fighting originally from Japan in which the hands and feet are used as weapons.

— CHESS —

A game for two people that is played on a board with 64 black and white squares.Each player has sixteen pieces which can be moved according to fixed rules.

— THE END —

— BIBLIOGRAPHY —

1. Main Britannica – 3 ( Basketball )

2. Main Britannica – 7 ( Football )

3. Main Britannica – 16 ( Sport )

4. Main Britannica – 19 ( Volleyball )

5. Universal Translator

Futbol Nedir:

Salı, 06 Kasım 2007

Futbol

İsim: Burak Gül

Sınıf: 9E

Ders: Beden Eğitimi

Konu: Futbol

Öğretmen: Çağdaş Altınok

Futbol nedir: On birer kişiden oluşan iki takım arasında oynanan ve oyuncuların küre biçiminde şişirilmiş özel bir topu el ve kollarını kullanmadan rakip kaleye sokmasına dayanan spor dalıdır.

Futbolun tarihi: İlk zamanlardan bu yana, küre şeklinde yuvarlanan cisimler bir oyun ve spor aracı olarak insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Futbol oyununun ilk defa nerede ve ne zaman oynandığı bilinmemektedir; fakat tarihi araştrmalara göre ayakla oynanan top oyunlarının Sümerler’e kadar ulaştığı bilinmektedir. KaşgarlıMahmut’un Divan-I Lugat’it Türk’üne göre, eski Türkler futbol oyununun benzeri olan “tepük” oyununu oynamaktaydı. Günümüz modern futbolunun temeli ise Romalı askerler arasında oynanan “harpastum” adlı oyundur. Futbolun Avrupa’daki tarihi ise büyük bir tartışma konusudur. Fransızlar, İngilizler ve İtalyanlar futbolun ilk defa kendi ülkelerinden diğer ülkelere yayıldığını iddia etmektedirler. 1882 yılında ise en yetkili kurum olarak International Board kurulmuştur. 1904 yılında da FIFA (Federation Internationale de Football Associations) kurulmuştur.

FIFA Oyun Kuralları

Kural 1: Oyun Alanı

Boyutlar

Oyun alanı dikdörtgen olmak zorundadır. Taç çizgisi kale çizgisinden uzun olmak zorundadır.

Uzunluk: minimum 90 m (100 yarda), maksimum 120 m (130 yarda)

Genişlik: minimum 45 m (50 yarda), maksimum 90 m (100 yarda)

Uluslar arası maçlar

Uzuznluk: minimum 100 m (110 yarda), maksimum 110 m (120 yarda)

Genişlik: minimum 64 m (70 yarda), maksimum 75 m (80 yarda)

Aşağıda iki değişik kaynaktan alınmış futbol saha ölçülerini gösteren şemalar görüyorsunuz.

Oyun Alanının İşaretlenmesi

Oyun alanı çizgilerle belirlenir. Bu çizgiler sınırladıkları alana dahildir.

Uzun olan iki kenar çizgilerine taç, daha kısa olan diğer iki kenar çizgilerine kale çizgisi denir.

Bütün çizgiler en çok 12 cm (5 inç) genişliğinde olmalıdır.

Oyun alanı bir orta çizgi ile ikiye ayrılır. Başlama noktası bu çizginin tam ortasına işaretlenir. Bu nokta merkez olarak 9.15 m. (10 yarda) yarıçaplı bir daire çizilir.

Kaleler

Kaleler, her bir kale çizgisinin ortasına yerleştirilmelidir.

Bunları bayrak direklerinden eşit uzaklıkta yukarı doğru dik iki direkle bunları birleştirilen yatay bir üst direkten oluşur.

İki direk arasındaki mesafe içten 7.32 m. (8yarda), üst direğin alt kenarının yerden yüksekliği 2.44 m. (8 feet)’dir.

Her iki direk ile üst direk aynı kalınlıkta ve en çok 12 santimetre (5 inç) olmalıdır. Kale çizgileri de kale direkleri ile aynı genişlikte olurlar. Kalelere kale ağları, direklere üst direğe ve yere iyice tutturulmak ve kaleciye hareket serbestisi vermek şartı ile takılabilir.

Kale direkleri ve üst direk beyaz renkte olmalıdır.

Kale Alanı

Kale alanları, oyun alanının her iki ucunda aşağıda ifade edildiği gibi belirlenir:

Kale direklerinin iç kenarlarından 5.5 m. (6yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik iki çizgi çizilir. Bu çizgiler, saha içine doğru 5.5 m. dik (6 yarda) uzatılır ve kale çizgisine paralel bir çizgi ile birleştirilir. Bu çizgiler ve kale çizgisi ile sınırlı bu alan kale alanıdır.

Ceza Alanı

Ceza alanı oyun alanının her iki ucunda aşağıda ifade edildiği gibi belirlenir.

Kale direklerinin iç kenarlarından 16.5 m. (18 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik iki çizgi çizilir. Bu çizgiler, saha içine doğru 16.5 m. (18 yarda) dik uzatılır ve kale çizgisine paralel bir çizgi ile birleştirilir. Bu çizgiler ve kale çizgisi ile sınırlı bu alan ceza alanıdır.

Her bir ceza alanı içinde kale direklerinden eşit uzaklıkta ve kale çizgisine 11 m. (12 yarda) mesafede bir penaltı noktası işaretlenir. Ceza alanı dışına merkezi penaltı noktası olan 9.16 m. (10 yarda) yarıçaplı bir daire yayı çizilir.

Bayrak Direkleri

Her köşeye, en az 1.5 m. (5 ayak) yüksekliğinde, ucu sivri olmayan ve bayrak takılan bir direk dikilir.

Bayrak direkleri ayrıca, orta saha çizgisi hizasında, taç çizgisinin en az 1 m. (1 yarda) dışına dikilebilir.

Köşe Yayı

Her bir köşe Bayrak direğinden itibaren oyun alanı içine 1 m. (1 Yarda) yarıçaplı çeyrek daire yayı çizilir.

Kural 2: Top

Nitelikleri ve Ölçüleri

Top:•yuvarlak, deriden veya bir diğer uygun malzemeden imal edilmiş, çevresi en çok 70 santimetre 828 inç), en az 68 santimetre (27 inç), ağırlığı oyunun başlangıcında en çok 450 gr (16 onz), en az 410 gr (14 onz), basıncı deniz seviyesinde 0.6-1.1 atmosfer (600 gr/cm2 - 1100 gr/cm2; 8.5 lbs/sq.in. - 15.6 lbs/sq.in) arasında olacaktır.

Kusurlu Topun Değiştirilmesi

Oyun durdurulur, oyun yedek topla ilk topun kusurlu hale geldiği yerden bir hakem atışı ile başlanır. Eğer top, bir başlama vuruş, kale vuruşu, köşe vuruşu, serbest vuruş, penaltı vuruşu veya taç atışı için oyun dışı olduğu sırada patlar veya kusurlu hale gelirse, oyun gereken vuruş veya atışıyla başlanır.

Top oyun süresince hakemin onayı olmadan değiştirilemez.

Kural 3: Oyuncu Sayıları

Oyuncular

Oyun, biri kaleci olmak üzere her biri en çok 11 oyuncudan oluşan iki takım arasında yapılır. Eğer takımlardan birinde 7′den az oyuncu varsa, o maç başlatılamaz.

Resmi Maçlar

FIFA’nın konfederasyonların veya ulusal federasyonların düzenlediği maçlarda en çok üç oyuncu değiştirilebilir.

Müsabaka yönetmeliğinde, 3 ile 7 arasında olmak üzere yedek oyuncu sayısı belirtilmelidir.

Oyuncu Değiştirme Yöntemi

Bir oyuncu yedek oyuncu ile değiştirme aşağıdaki şartlarda yapılmalıdır:

• Değiştirme yapılmadan önce hakeme haber verilir,

• Yedek oyuncu, ancak yerini alacağı oyuncu oyun alanından çıktıktan ve hakemden gir işaretini aldıktan sonra oyun alanına girer,

• Yedek oyuncu, yalnız oyunun durduğu bir anda ve orta saha çizgisi hizasından oyun alanına girer,

• Oyuncu değiştirme, yedek oyuncu sahaya girince tamamlanmış olur,

• Oyun alanına giren yedek oyuncu o andan itibaren oyuncu kabul edilir, oyun alanından çıkanın oyuncu niteliği bitmiş olur,

• Yedek oyuncu ile yer değiştiren oyuncu tekrar oyuna giremez,

• Bütün yedek oyuncular, oyuna girsin veya girmesin, hakemin otorite ve karar yetkisine tabidir.

Kaleci Değiştirme

Diğer oyunculardan herhangi biri, hakeme önceden haber verilmek; değişme oyunun durduğu bir anda yapılmak; şartı ile kalecisi ile yer değiştirebilir.

İhlaller/Cezalar

Eğer bir yedek oyuncu oyun alanına hakemin izni olmaksızın girerse: oyun durdurulur, girene ihtar verilip sarı kart gösterilir ve oyun alanından çıkartılır, oyun durdurulduğu anda topun olduğu yerden bir hakem atışı ile tekrar başlanır.

Eğer bir oyuncu, önceden hakemin iznini almadan, kaleci ile yer değiştirirse: oyun devam eder, ihlali yapan oyunculara, topun ilk oyundışı olduğu anda ihtar verilip sarı kart gösterilir.

Bu kuralın diğer bütün ihallerinde: ihlali yapan oyunculara ihtar verilip sarı kart gösterilir.

Kural 4: Oyuncu Ekipmanları

Güvenlik

Bir oyuncu, kendisine veya bir başka oyuncuya tehlikeli olabilecek her hangi bir giysi giymemeli veya (her çeşit takılar da dahil) gereçler taşımamalıdır.

Gerekli Giysiler

Bir oyuncunun gerekli olan giysileri;

forma veya gömlek, şort (eğer tayt giyilirse, taytın rengi şortun esas renginde olmalı), tozluklar, tekmelikler, futbol ayakkabılarından oluşur.

Kaleciler

Her kaleci, kendisini diğer oyunculardan, hakemden ve yardımcı hakemlerden ayırt edecek renkte giyinir.

İhlaller/Cezalar

Bu kuralın herhangi bir ihlali halinde:

• oyunun durdurulması şart değildir.

• giysi ve gereçleri uygun olmayan oyuncuya hakem tarafından gerekli düzeltmeleri yapması için oyun alanından çıkması bildirilir.

•oyuncu, eğer topun ilk oyun dışı olduğu ana kadar uygun olmayan giysi ve gereçlerini düzeltmemişse, topun ilk oyun dışı olduğu anda oyun alanından çıkar,

•giysi ve gereçlerini düzeltmek için oyun alanından çıkan oyuncu hakemin izni olmadan oyun alanına tekrar giremez.

•hakem, oyuncunun oyun alanına girmesine izin vermeden önce giysi ve gereçlerini düzelttiğini kontrol eder,

•oyuncu yalnız topun oyun dışı olduğu anda oyuna girebilir.

Bu kuralın ihlalinden dolayı oyun alanından çıkartılan bir oyuncu eğer hakemin izni olmadan oyun alanına tekrar girerse (veya ilk defa girerse) ihtar verilip sarı kart gösterilir.

Kural 5: Hakem

Hakemin Yetkisi

Her maç, oyun kurallarını uygulamada tam yetkili olarak atanan bir hakem tarafından yönetilir.

Yetkileri Ve Görevleri

Hakem

•oyun kurallarını uygular,

•oyunu, yardımcı hakemler ve varsa dördüncü hakem ile işbirliği içinde yönetir.

•kullanılan her topun Kural 2′de belirtilen özelliklere uygun olup olmadığını kontrol eder,

•oyuncuların giysilerinin 4 ncü kuralda belirtilen özelliklere uygunluğuna karar verir,

•oyun’un süresini belirler ve oyun ile ilgili kayıtlarını tutar,

•kuralların herhangi bir şekilde ihlalinde veya diğer bir sebepten gerekli görürse, oyunu durdurur, geçici olarak erteler veya tatil eder,

•herhangi bir harici müdahale halinde, oyunu durdurur, geçici olarak erteler veya tatil eder,

•bir oyuncunun ciddi sakatlandığı kanısına varırsa oyunu durdurur ve o oyuncunun oyun alanından çıkarılmasını sağlar,

•bir oyuncunun hafif sakatlandığı kanısına varırsa oyunu top oyundışı oluncaya kadar devam ettirir,

•kanayan yarası olan bir oyuncunun oyun alanından çıkarılmasını sağlar. Bu oyuncu ancak hakemin kanamanın durduğuna kanaat getirmesi halinde hakemin işareti ile oyun alanına dönebilir,

• oyunu durdurmakla, ihlali yapan takıma bir avantaj sağlayacağı hallerde oyunu devam ettirir. Düşündüğü avantajın oluşmaması halinde yapılan ihlali cezalandırır,

• bir oyuncunun aynı anda birden fazla ihlal yaptığı durumlarda daha ağır olan ihlali cezalandırır,

• ihtar veya ihraç gerektiren bir ihlali yapan oyuncuyu gerekli şekilde cezalandırır. Gerekeni o anda yapmazsa, topun oyundışı olduğu ilk anda yapmalıdır.

• sorumlu bir şekilde hareket etmeyen takım yetkililerini cezalandırır ve gerekirse oyun alanından ve çevresinden uzaklaştırır.

• kendisinin göremediği olaylarda, yardımcı hakemlerin verdiği bilgiye göre hareket eder,

• yetkili olmayan kişilerin oyun alanına girmemesini sağlar,

• durmuş olan oyunu tekrar başlatır,

• oyunculara ve/veya takım yetkililerine ve maç öncesinde, maç sonrasında ve maç sonrasında meydana gelen olaylara karşın alınan disiplin tedbirleri hakkında bilgi içeren maç raporunu ilgili kurumlara verir.

Kural 6: Yardımcı Hakemler

Görevler

Karar yetkisi hakemde olmak üzere, aşağıdaki durumları işaret etmek için iki yardımcı hakem atanır:

•topun ne zaman tamamıyla oyun alanından çıktığını,

•hangi takımın köşe vuruşu, kale vuruşu veya taç atışı yapacağını,

•bir oyuncunun pozisyonu dolayısı ile ne zaman ofsayd olarak cezalandırılacağını,

•oyuncu değişikliği istediğini,

•hakemin göremediği fena hareketleri ve diğer olayları.

•pozisyona hakemden daha yakın olduklarında meydana gelen ihalleri (bu, bazı özel durumlarda, ceza alanı içinde meydana gelen ihlalleride kapsar),

•penaltı vuruşlarında kalecinin topa vurulmadan önce ileri hareket ettiğini ve topun gol çizgisini geçtiğini.

Yardım

Yardımcı hakemler, hakemin maçı oyun kurallarına göre yönetmesine yardımcı olurlar. Bazı durumlarda 9,15 m. mesafenin kontrolü için oyun alanına girebilirler.

Bir yardımcı hakemin gereksiz müdahale veya yakışıksız hareketleri olduğunda, hakem onun görevine son verecek ve durumu yetkili kurumlara rapor edecektir.

Kural 7: Oyun Süresi

Oyunun Devreleri

Hakem ve oynayan iki takım aralarında başka şekilde anlaşmamışlarsa bir oyun 45′er dakikalık iki eşit devreden oluşur. Oyunun devre sürelerini değiştirmek için karar (örneğin, havanın kararması yüzünden 40′ar dakikalık iki devreye indirmek) verilmesi oyun başlamadan önce verilmeli ve müsabaka yönetmeliklere uygun olmalıdır.

Devre Arası

Oyuncuların devre arası dinlenmeye hakları vardır. Devre arası 15 dakikadan uzun olmamalıdır. Müsabaka yönetmeliklerinde devre arası zaman süresi belirtilmelidir. Devre arası zamanı ancak hakemin izni ile değiştirilebilir.

Kayıp Zaman İçin Uzatma

Aşağıdaki durumlar nedeniyle kaybolan süre ait olduğu devreye eklenecektir; oyuncu değiştirmeleri, oyuncuların sakatlanmaları, sakatlanan oyuncuların tedavi için oyun alanından çıkarılmaları, zaman geçirilmesi, herhangi bir diğer neden dolayısıyla.

Eklenecek süre hakemin takdirine bağlıdır.

Penaltı Vuruşu

Her iki devrenin veya uzatma devrelerinin sonunda yapılacak penaltı vuruşu için gerekli süre eklenecektir.

Uzatma Devreleri

Müsabaka yönetmelikleri bir oyuna iki eşit uzatma devresi ilave edilmesi gerektiğini içerebilir. Bu durumda 8 nci kuralın hükümleri dikkate alınmalıdır.

Tatil Edilen Maç

Müsabaka yönetmeliği aksini belirtmedikçe, tatil edilmiş bir maç tekrar edilir.

Kural 8: Oyuna Başlama ve Topu Oyuna Sokma

Başlama Vuruşundan Önce

Para atışı yapılır ve atışı kazanan takım birinci yarıda hücum edeceği kaleyi seçer. Diğer takım oyunun başlama vuruşunu yapar. Para atışını kazanan takım ikini yarıda başlama vuruşunu yapar. Maçın ikinci yarısında takımlar kalelerini değiştirip diğer kaleye hücum ederler.

Başlama Vuruşu

Oyunu başlatmak veya tekrar başlatmak için yapılan başlama vuruşu: oyunun başlangıcında, bir gol atıldıktan sonra, maçın ikinci yarısının başlangıcında, eğer oynanırsa, her iki uzatma devresinin başlangıcında yapılır,

Başlama vuruşundan doğrudan doğruya bir gol yapılabilir.

Yöntem

Bütün oyuncular kendi yarı alanlarında bulunacaklardır, başlama vuruşunu yapan takımın rakipleri top oyuna girinceye kadar toptan en az 9.15 m. (10 yarda) uzakta olurlar, top orta noktada hareketsiz bir şekilde duracaktır, hakem bir işaret verecektir. Top, vuruş yapılıp ileri doğru hareket ettiği andan oyunda olacaktır, vuruşu yapan oyuncu, top bir başka oyuncuya dokunmadan önce topa ikinci kez dokunmayacaktır.

Bir takımın kazandığı her golden sonra başlama vuruşu diğer takım tarafından yapılacaktır.

İhlaller / Cezalar

Eğer vuruşu yapan oyuncu top bir başka oyuncuya dokunmadan önce ikinci kez dokunursa: rakip takım lehine ihlalin yapıldığı yerden bir endirekt serbest vuruş verilecektir.

Başlama vuruşu yönteminin herhangi bir başka surette ihlali durumunda: vuruşu tekrar edilecektir.

Hakem Atışı

Oyun, top oyunda iken şayet Oyun Kurallarında belirtilmeyen bir nedenle geçici olarak durdurulmuşsa oyuna yeniden bir hakem atışı ile devam edilecektir.

Yöntem

Hakem oyunu, topun oyun durdurulduğu anda bulunduğu yerden topu yere bırakarak başlatacaktır.

Oyun top yere değince tekrar başlamış olacaktır.

İhlaller / Cezalar

Hakem atışı, aşağıdaki hallerde tekrarlanacaktır: eğer topa, yere değmeden önce, bir oyuncu dokunursa, eğer top, yere değdikten sonra, hiç bir oyuncuya değmeden oyun alanı dışına çıkarsa.

Özel Durumlar

Savunma yapan takımın lehine kendi kale alanı içinde verilen bir serbest vuruş o alanın herhangi bir yerinden yapılabilir.

Rakip kale alanı içinde, hücum eden takım lehine verilen bir endirekt serbest vuruş, kale çizgisine paralel kale alanı çizgisi üzerindeki ihlale en yakın noktadan yapılır.

Kale alanı içinde geçici olarak durdurulmasından sonra oyunu tekrar başlatmak için yapılacak hakem atışı, oyun durduğu anda topun bulunduğu yere, en yakın kale çizgisi üzerindeki bir noktadan yapılır.

Kural 9: Topun Oyunda Olması ve Olmaması

Topun Oyundışı Olması

Top aşağıdaki hallerde oyun dışında olacaktır: Top kale çizgisini veya taç çizgisini, havadan veya yerden, tamamen geçtiği zaman, oyun hakem tarafından durdurulduğu zaman.

Topun Oyunda Olması

Top: kale direklerine, üst direğe veya köşe bayrak direklerinden birisine çarpıp oyun alanı içine döndüğü; oyun alanı içinde bulundukları sırada hakem veya yardımcı hakemlerden birisine çarptığı, durum da dahil olmak üzere, oyun dışı olmadığı bütün durumlarda oyundadır.

Kural 10: Gol Yapma

Gol Yapma

Bir gol, golü atan takımın gol öncesi oyun kurallarını ihlal etmemiş olması şartıyla, topun tamamının kale direkleri arasından ve üst direğin altından geçmesi ile yapılır.

Kazanan Takım

Bir maçta daha fazla gol atan takım maçı kazanmış sayılır. Eğer her iki takım eşit sayıda gol atmış veya hiç gol atılmamış ise maç berabere sonuçlanmış olur.

Müsabaka Yönetmeliği

Yönetmeliklere, berabere sonuçlanan maçlarda maçı kazanan takımı belirlemek için, uzatma devreleri veya IFAB’ın onayladığı yöntemleri içeren kararlar konulabilir.

Kural 11: Ofsayt

Ofsayd Pozisyonu

Sadece ofsayd pozisyonunda bulunmak bir ihlal değildir.

Bir oyuncu eğer: rakip kale çizgisine toptan ve sondan ikinci rakip oyuncudan daha yakın ise ofsayd pozisyonundadır.

Bir oyuncu eğer: kendi yarı alanından ise, veya sondan ikinci rakip oyuncu ile aynı hizada ise, veya son iki rakip oyuncu ile aynı hizada ise, ofsayd pozisyonunda değildir.

İhlal

Ofsayd pozisyonundaki bir oyuncu, topun takım arkadaşına dokunduğu veya takım arkadaşı tarafından oynandığı anda, hakemin kanısına göre, oyuna müdahale ederek, veya rakibe müdahale (tesir) ederek,veya bulunduğu pozisyondan avantaj elde ederek, aktif oyunun içinde olursa ofsayd olarak cezalandırılır.

İhlal Olmaması

Eğer top, bir oyuncuya doğrudan doğruya kale vuruşundan, veya taç atışından, veya köşe vuruşundan,gelirse bir ofsayd ihlali yoktur.

İhlaller / Cezalar

Her ofsayd ihlali için, hakem rakip takım lehine ihlalin yapıldığı yerden bir endirekt serbest vuruş verir.

Kural 12: Fauller ve Sertlikler

Fauller ve Fena Hareketler aşağıdaki şekillerde cezalandırılır:

Direkt Serbest Vuruş

Eğer, bir oyuncu aşağıda belirtilen 6 ihlalden birisini hakemin kanaatince dikkatsiz, kontrolsüz veya aşırı güç kullanarak yaparsa rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir: •rakibe tekme atarsa veya tekme atmaya teşebbüs ederse, rakibi çelmelerse veya çelmelemeye teşebbüs ederse, rakibin üstüne sıçrarsa, rakibe şarj yaparsa, rakibe vurursa veya vurmaya teşebbüs ederse, rakibini iterse.

Ayrıca, eğer bir oyuncu aşağıdaki 4 ihlalden birini yaparsa, rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir: topu kazanmak için ayakla müdahale ederken (tackle) topa dokunmadan önce rakibe dokunursa, rakibini tutarsa, rakibe tükürürse, topu eliyle bilerek oynarsa (kendi ceza alanındaki kaleci hariç).

Direkt serbest vuruş ihlalin olduğu yerden yapılır.

Penaltı Vuruşu

Eğer yukarıda belirtilen 10 ihlalden birisi bir oyuncu tarafından kendi ceza alanı içinde yapılırsa, topun oyunda olması koşuluyla, topun pozisyonuna bakılmaksızın bir penaltı vuruşu verilir.

Endirekt Serbest Vuruş

Kaleci, kendi ceza sahasında, aşağıdaki 5 ihlalden birini yaparsa, rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir: topu eliyle kontrol ettikten sonra altı saniye içinde oyuna bırakmazsa, topu oyuna bıraktıktan sonra, top başka bir oyuncuya değmeden önce, topa tekrar eliyle dokunursa, takım arkadaşı tarafından ayakla bilerek kendisine verilen topa eliyle dokunursa, takım arkadaşının taç atışından doğrudan gelen topa eliyle dokunursa, zaman geçirirse.

Eğer bir oyuncu hakemin kanatına göre aşağıdaki ihlallerden birini yaparsa rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir: tehlikeli tarzda oynarsa, rakibinin ilerlemesine mani olursa, kalecinin elindeki topu oyuna sokmasına engel olursa, 12.madede belirtilmeyen bir nedenden dolayı oyuncunun ihtar veya ihraç edilmesi için oyun durdurulduğunda.

Endirekt serbest vuruş ihlalin olduğu yerden yapılır.

Disiplin Cezaları

İhtar Verilecek Haller

Eğer, bir oyuncu aşağıdaki 7 ihlalden birini yaparsa ihtar verilip sarı kart gösterilir:

1. sportmenliğe aykırı davranıştan suçlu ise,

2. Haleme veya hakemin kararlarına sözle veya hareketle itiraz ederse,

3. oyun kurallarını devamlı ihlal ederse,

4. oyunun tekrar başlamasını geciktirirse,

5. oyun bir köşe vuruşu veya serbest vuruş ile tekrar başlarken gerekli mesafeye açılmaz ise,

6. hakemin izni olmaksızın oyun alanına ilk kez girer veya tekrar girerse,

7. hakemin izni olmaksızın oyun alanını kasıtlı olarak terk ederse.

İhraç Verilecek Haller

Eğer, bir oyuncu aşağıdaki 7 ihlalden birini yaparsa ihraç edilip kırmızı kart gösterilir:

1. ciddi faullü oyundan suçlu ise,

2. şiddetli hareketten suçlu ise,

3. rakibe veya bir başkasına tükürürse,

4. topa bilerek elle oynayıp rakip takımın bariz golünü veya gol atma şansını önlerse (kendi ceza alanındaki kaleci hariç)

5. kaleye doğru ilerleyen rakibin bariz gol atma şansını serbest vuruş veya penaltı vuruşu gerektiren bir ihlal ile önlerse,

6. saldırgan, hakaret edici veya küfürlü bir şekilde konuşursa ve/veya jest ve el kol hareketleri yaparsa,

7. aynı maçta ikinci bir ihtar alırsa.

Kural 13: Serbest Atış

Serbest Vuruş Çeşitleri

Serbest vuruşlar direkt veya endirekt’tir.

Hem direkt ham de endirekt serbest vuruşlarda, vuruş yapılırken top yerde hareketsiz olmalı ve vuran oyuncu top bir başka oyuncuya dokunmadan topa ikinci kez dokunmamalıdır.

Direkt Serbest Vuruş

eğer bir direkt serbest vuruş doğrudan doğruya rakibin kalesine girerse, bir gol atılmış olur. Eğer bir direkt serbest vuruş doğrudan doğruya takımın kendi kalesine girerse rakibin lehine bir köşe vuruşu verilir.

Endirekt Serbest Vuruş

İşareti: Hakem bir endirekt serbest vuruşu kolunu başının üstünde yukarı doğru kaldırarak işaret eder. Kolunu bu durumda vuruş yapılıp top başka bir oyuncuya değinceye veya oyundışı kalıncaya kadar tutar.

Topun Kaleye Girmesi

Bir gol, ancak topun bir başka oyuncuya dokunmasından sonra kaleye girerse yapılmış sayılır. Eğer bir endirekt serbest vuruşta top doğrudan doğruya rakibin kalesine girerse bir kale atışı yapılır, eğer bir endirekt serbest vuruşta top doğrudan doğruya takımın kendi kalesine girerse, rakibin lehine köşe vuruşu verilir.

Serbest Vuruşun Pozisyonu

Ceza Alanı İçinden Serbest Vuruş

Savunan takım lehine direkt veya endirekt serbest vuruş: bütün rakip oyuncular toptan en az 9.15 m. (10 yarda) uzakta bulunacaklardı,. bütün rakip oyuncular top oyuna girinceye kadar ceza alanı dışında kalacaklardır, top, doğrudan doğruya ayakla vurularak ceza alanı dışına çıkınca oyuna girmiş olur, kale alanı içinde verilen bir serbest vuruş o alanın herhangi bir yerinden yapılabilir.

Hücum eden takım lehine verilen endirekt serbest vuruş: bütün rakip oyuncular, kendi kale direkleri arasındaki kale çizgisi üstünde bulunmaları hariç top oyuna girinceye kadar toptan enaz 9.15 m. (10 yarda) uzakta bulunurlar, top vuruş yapılıp hareket ettiği anda oyundadır, kale alanı içindeki bir endirekt serbest vuruş, kale çizgisine paralel olan kale alanı çizgisi üstündeki ihlalin yapıldığı yere en yakın bir noktadan yapılır.

Ceza Alanı Dışında Serbest Vuruş

bütün rakip oyuncular top oyuna girinceye kadar en az 9.15 m. (10 yarda) uzakta bulunurlar, top, vuruş yapılıp hareket ettiği andan oyundadır, serbest vuruş ihlalin yapıldığı yerden yapılır.

İhlaller / Cezalar

Eğer, bir serbest sırasında rakip topa gerekenden daha yakınsa: vuruş tekrarlanır.

Eğer, savunan takım tarafından kendi ceza alanı içinden yapılan bir serbest vuruşta, top doğrudan doğruya oyuna girmemişse: vuruş tekrarlanır.

Kaleciden başka bir oyuncu tarafından yapılan serbest vuruş

Eğer, top oyuna girdikten sonra, vuran oyuncu (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya değmeden önce topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir. .

Eğer, top oyuna girdikten sonra, vuran oyuncu top başka bir oyuncuya dokunmadan önce bilerek topu elle oynarsa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, eğer ihlal, vuran oyuncunun ceza lanı içinde olmuşsa bir penaltı vuruşu verilir.

Kalecinin yaptığı serbest vuruş

Eğer, top oyuna girdikten sonra, kaleci (elle oynaması hariç), başka bir oyuncuya dokunmadan önce topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir. .

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, kaleci bilerek topu elle oynarsa: ihlal kalecinin ceza alanı dışında yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, ihlal kalecinin ceza alanı içinde yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Kural 14: Penaltı Vuruşu

Bir penaltı vuruşu, top oyunda iken, cezası direkt serbest vuruş olan 10 ihlalden birini kendi ceza alanı içinde yapan bir takımın aleyhine verilir.

Bir penaltı vuruşundan doğrudan doğruya bir gol yapılabilir.

Her iki devrenin sonunda veya uzatma devrelerinin sonunda verilen bir penaltı vuruşu için gerekli süre verilir.

Top ve Oyuncuların Pozisyonu

Top: penaltı noktasına konur.

Vuruşu Yapacak Oyuncu: açıkça belirlenir.

Savunmadaki kaleci: vuruş yapılıncaya kadar kale direkleri arasında kendi kale çizgisi üzerinde yüzü vuruşu yapacak oyuncuya dönük durumda bulunur.

Diğer Oyuncular: oyun alanı içinde, ceza alanı dışında, penaltı noktasının gerisinde, penaltı noktasından en az 9.15 m. (10 yarda) mesafede bulunurlar.

Hakem

oyuncular kuralın belirttiği şekilde yerlerini alıncaya kadar penaltı vuruşu için vuruş işaretini vermez, penaltı vuruşunun ne zaman tamamlandığına karar verir.

Yöntem

vuruşu yapan oyuncu topu ileri doğru vurur, vuruşu yapan oyuncu, top bir başka oyuncuya dokunmadan önce topla ikinci kez oynayamaz, top vuruş yapılıp ileri doğru hareket ettiği anda oyundadır.

Eğer oyunun normal süresi içinde bir penaltı vuruşu kullanıldığında veya ilk yarı veya maçın sonunda penaltı vuruşunun kullanılması halinde veya bu penaltı vuruşlarının tekrarında top: bir veya her iki direğe ve/veya üst direğe ve/veya kaleciye dokunduktan sonra, kale direkleri arasından ve üst direğin altından geçerse gol yapılmış sayılır.

İhlaller / Cezalar

Eğer hakem bir penaltının atılması için işaret verdikten sonra ve top oyuna girmeden önce aşağıdaki durumlardan birisi olur ise:

Vuruşu yapan oyuncu oyun kurallarını ihlal ederse: hakem vuruşa izin verir, top kaleye girerse vuruş tekrarlanır, top kaleye girmezse vuruş tekrarlanmaz.

Kaleci oyun kurallarını ihlal ederse: hakem vuruşa izin verir, top kaleye girerse gol yapılmış olur, top kaleye girmezse vuruş tekrarlanır.

Vuruşu yapanın takım ceza alanına girer veya penaltı noktasının ilerisine geçerse veya penaltı noktasına 9.15 m.’den (10 yarda) daha yakına gelirse: hakem vuruşa izin verir, top kaleye girerse vuruş tekrarlanır, top kaleye girmezse vuruş tekrarlanmaz, top kaleciden seker, üst direkten veya kale direklerinden geri gelerek ihlali yapan oyuncuya temas ederse, hakem oyunu durdurur ve savunma lehine bir endirekt serbest vuruş ile oyunu yeniden başlatır.

Kalecinin takım arkadaşı ceza alanına girer veya penaltı noktasının ilerisine geçerse veya penaltı noktasına 9.15 m.’den (10 yarda) daha yakına gelirse: hakem vuruşa izin verir, top kaleye girerse gol yapılmış olur, top kaleye girmezse vuruş tekrarlanır,

Her iki takımın birer oyuncusu oyun kurallarını ihlal ederse: vuruş tekrarlanır.

Eğer, penaltı vuruşu yapıldıktan sonra:

Vuruşu yapan oyuncu (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce topa ikinci kez dokunursa: ihlallin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Vuruşu yapan oyuncu, top başka bir oyuncuya dokunmadan önce bilerek topu elle oynarsa: ihlallin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir.

Top ileri doğru hareket ederken bir dış etkene dokunursa: vuruş tekrarlanır.

Top kaleciden, üst direkten veya direklerden geri döndükten sonra bir dış etkene dokunursa: hakem oyunu durdurur, oyun dış etkenin topa dokunduğu yerden bir hakem atışı ile tekrar başlatılır.

Kural 15: Taç Atışı

Taç atışı, oyunu tekrar başlatma yöntemidir.

Taç atışından doğrudan doğruya bir gol yapılamaz.

Taç atışı: topun tamamı havadan veya yerden taç çizgisini geçtiği zaman, topun taç çizgisini geçtiği yerden, topa son dokunan oyuncunun rakibi tarafından yapılır.

Yöntem

Taç atışı sırasında tacı atan oyuncu; vücudunun cephesi ile oyun alanına doğru döner, her iki ayağı veya ayaklarının bir kısmı ile taç çizgisine veya taç çizgisinin dışına yere basar, her iki elini kullanır ,topu başının arkasından ve üzerinden atar.

Tacı atan, top başka bir oyuncuya dokunmadan önce topa tekrar dokunamaz. Top oyun alanına girer girmez oyunda olur.

İhlaller / Cezalar

Taç atışı kaleciden başka bir oyuncu tarafından yapılırsa:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, tacı atan (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, tacı atan bilerek topu elle oynarsa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, eğer ihlal, tacı atanın ceza alanı içinde yapıldıysa bir penaltı vuruşu verilir.

Taç atışı kaleci tarafından yapılırsa:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, kaleci (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, kaleci bilerek topu elle oynarsa: ihlal kalecinin ceza alanı dışında yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, ihlal kalecinin ceza alanı içinde yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, bir rakip oyuncu tacı atan oyuncuyu sportmence olmayan şekilde şaşırtır veya engellerse: rakip oyuncuya sportmenliğe aykırı davranışından dolayı ihtar verilip sarı kart gösterilir.

Bu kuralın diğer herhangi bir şekilde ihlalinde sonra: taç atışı rakip takımın bir oyuncusu tarafından yapılır.

Kural 16: Kale Vuruşu

Kale vuruşu oyunu tekrar başlatma yöntemidir. Kale vuruşundan rakip takımın kalesine doğrudan doğruya bir gol yapılabilir.

Bir Kale Vuruşu: topun tamamı, en son hücum eden takımın bir oyuncusuna dokunduktan sonra havadan veya yerden ve 10 ncu Kurala göre yapılmış nizami bir gol dışında, kale çizgisini geçince verilir.

Yöntem

vuruş, savunan takımın kale alanı içindeki herhangi bir noktadan yapılır, rakip oyuncular top oyuna girinceye kadar ceza alanı dışında dururlar, vuruşu yapan, top başka oyuncuya dokunmadan önce topla ikinci kez oynayamaz, top, doğrudan doğruya ceza alanı dışına çıkınca oyuna girmiş olur.

İhlaller / Cezalar

Eğer, top doğrudan doğruya ceza alanı dışına çıkmamışsa: vuruş tekrarlanır.

Kaleciden başka bir oyuncu tarafından yapılan kale vuruşunda:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, vuran oyuncu (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, vuruşu yapan oyuncu bilerek topu elle oynarsa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, eğer ihlal, vuruşu yapanın ceza alanı içinde yapıldıysa bir penaltı vuruşu verilir.

Kaleci tarafından yapılan kale vuruşunda:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, kaleci (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, kaleci bilerek topu elle oynarsa: ihlal kalecinin ceza alanı dışında yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir, ihlal kalecinin ceza alanı içinde yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Bu kuralın diğer herhangi bir şekilde ihlalinde sonra: vuruş tekrarlanır.

Kural 17: Köşe Vuruşu

Köşe vuruşu oyunu tekrar başlatma yöntemidir. Köşe vuruşundan yalnız rakip takımın kalesine doğrudan doğruya bir gol yapılabilir.

Bir Köşe Vuruşu: topun tamamı, en son savunma yapan takımın bir oyuncusuna dokunduktan sonra havadan veya yerden ve 10 ncu Kurala göre yapılmış nizami bir gol dışında, kale çizgisini geçince verilir.

Yöntem

top, en yakındaki köşe bayrak direğinin köşe alanı içine konur, bayrak direği yerinden oynatılamaz, rakip oyuncular, top oyuna girinceye kadar, toptan en az 9.15 m. (10 yarda) uzakta bulunurlar, vuruş hücum eden takımın bir oyuncusu tarafından yapılır, top, vuruş yapılıp hareket edince oyuna girmiş olur, vuruşu yapan oyuncu, top bir başka oyuncuya dokunmadan önce topla ikinci kez oynayamaz.

İhlaller / Cezalar

Köşe vuruşu kaleciden başka bir oyuncu tarafından yapılırsa:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, vuruşu yapan oyuncu (elle oynaması hariç), top bir başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, vuruşu yapan bilerek topu elle oynarsa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir. eğer ihlal, vuruşu yapanın ceza alanı içinde yapıldıysa bir penaltı vuruşu verilir.

Köşe vuruşu kaleci tarafından yapılırsa:

Eğer, top oyuna girdikten sonra, kaleci (elle oynaması hariç), top başka bir oyuncuya dokunmadan önce, topa ikinci kez dokunursa: ihlalin yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Eğer, top oyuna girdikten sonra ve başka bir oyuncuya dokunmadan önce, kaleci bilerek topu elle oynarsa: ihlal kalecinin ceza alanı dışında yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir direkt serbest vuruş verilir. ihlal kalecinin ceza alanı içinde yapılmışsa, yapıldığı yerden rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir.

Bu kuralın diğer herhangi bir şekilde ihlalinden sonra: vuruş tekrarlanır.

Futbolda Oyun Sistemleri

Sistem, amaca ulaşmak için bir bütünle ilgili çeşitli parçaların biraraya getirilmesidir. Futbol oyun sistemleri 10 ana başlık altında toplanır.

1. Klasik sistem: Futbol, ilk oynanmaya başladığında 10 oyuncunun amacı da gol atmaktı; fakat bu durumda oyuncular çok yoruluyor ve gol atamıyorlardı ve aşağıdaki sistem geliştirildi:

1 (Kaleci)

2 (Sağbek) 3 (Solbek)

4 (Sağhaf) 5 (Satrhaf) 6 (Solhaf)

7 (Sağaçık) 8 (Sağiç)

9 (Santrafor) 10 (Soliç) 11 (Solaçık)

2. Sürgü sistemi: Bu sistemde kalecinin önünde savunmanın son kademesi olan bir bek ve onun hemen önünde, rakip santraforu marke eden bir başka bek bulunur. 4 ve 6 numaralı haflar açıkları kontrol ederken, 5 numaralı haf hücuma yardım eder. Forvet ise 4 oyuncudan oluşur. Son zamanlarda kullanılmaya başlanan 4-2-4 sistemine benzer.

3. Diyagonal sistem: Bu sistem adını, oyuncuları alanda sürekli hareket halinde olup hayali diyagonaller çizmesinden almıştır; fakat bu sistem ideal bir sistem olmadığı için kullanılmamaktadır.

4. WM sistemi: Bu sistemde rakip takım haflarının ofsaytla sağladıkları avantajın önüne geçmek için 3 bek görevlendirilmiş ve hücum ve savunma, arka saha oyuncuları ile desteklenmiştir.

1

3 5 2

6 4

10 8

11 9 7

5. Mezzo sistemi: Klasik sistem ve WM’nin bir karışımıdır. Günümüzde kullamılmayan bir sistemdir.

6. Beton sistemi: WM’nin değişik bir uygulamasıdır. Bütün defansın gerisinde serbest olarak görevlendirilen bir forvet vardır.

7. Catenoccio sistemi: Sürgü sisteminin değişik bir uygulanışıdır. Günümüzde kullanılmakatadır.

8. 4-2-4 sistemi: Oyuncuları, savunma, orta ve hücum oyuncuları olarak ayıran bir sistemdir. Kalecinin önündeki hat üzerinde ortada yer alanlar çift santrhaf olarak görev yapar. Bunlardan genellikle biraz daha ileri kayarak oynayan ve hava toplarını kesenlere stoper denir. Libero olarak tanımlanan ve genellikle daha geride kalarak defanstan seken veyageçen toplara mühdahale eden oyuncuya süpürücü denmektedir. 2 orta saha oyuncusu oyunu kurar ve defansı etkin hale getirir. Öndeki 4 forvet de hücumda yer alır.

9. 4-3-3 sistemi: Defansın ön plana çıktığı bu sistemde liberoya büyük görevler düşmektedir. Liberonun yardımı ile değişken hücum organizasyonunun kurulabildiği bu sistemde, oyunu defanstan kurm avantajı da vardır. Forvetlerin hücumları ve orta saha oyuncularının rakip kaleye süratle sızmaları takımı gole götürür.

10. 3-5-2 sistemi: Bu sistemde libero, stoper ve bek görevlerinin yanısıra hücum fonksiyonlarında da yer alır. Bu sistemde orta saha ağırlık kazanmıştır ve ilk amaç, gol atmaktır. Bu sistem sayesinde savunma bölgesinde değişken hücum olanakları gelişirken, top kazanıldıktan sonra hücuma geçme olanakları artar ve boş alanlar elde edilir.

Futbolda Teknik

1. Futbol tekniği:

A. Topsuz hareketler: Koşma (yön değiştirme önemlidir), Atlama (kafa vurma ya da yumurklama gibi durumlarda), Vücut çalımı (rakibe yanlış hareket yaptırmak için dikkatini yön konusunda dağıtmaktır)

B. Top ile yapılan hareketler: Topla çalım (vücut çalımı gibidir; fakat topun kontrolü de gereklidir), Kafa vuruşu (sıçramayı gerektirir, genellikle alın ortası ve kafanın yanları ile yapılır), Ayak vuruşları (çesitli şekiller vardır; iç vuruşayağın iç kısmı ile yapılır, iç üst vuruşiç vuruştan farkı, vuruşun yapıldığı ayağın ters yönüne kaydırılmasıdır, üst vuruştopu uzağa göndermek için yapılır, dış vuruşzor pozisyonlarda kullanılır, dış üst vuruştopa falso vermek için kullanılır, vole vuruşlarıayağın üst kısmı ile gol atmak için ya da topu uzak noktalara göndermek için kullanılır.)

2. Top kontrol metodları:

A. Ayak ile yapılan kontroller: Ayağın içi ile (yuvarlanmakta olan ya da yüksekteki top kontrolleri için kullanılır), Ayağın üstü ile (havadan ya da orta yükseklikten gelen toplar için topun yerden sekmesini önlemek için kullanılır), Ayağın dışı ile (uzakta olan ayak kullanılır, iç kontrol yapılamadığı zamanlarda kullanılır), Diz üstü ile (top göğüs ve ayakla kontrol edilmeyecek kadar yüksekten gelirse kullanılır), Göğüs ile (topun geliş çizgisinin düz olmadığı durumlarda kullanılır)

B. Kafa ile yapılan kontroller: Orta veya daha yüksekten gelen topları kontrol altına

almak için kullanılır, uygulaması zor bir tekniktir.

Kaynakça

http://www.futbolhakemleri.org.tr

http://www.net-tr.net

http://www.fifa.com

Morpa Spor Ansiklopedisi, Cilt 2

Arsenal Was Founded

Salı, 06 Kasım 2007

Arsenal was founded in 1886 by Daniel Danskin and was known as Royal Arsenal until the year 1891 when it turned professional and changed its name to Woolwich Arsenal. In 1893, Woolwich Arsenal joined the Football League’s Second Division and moved its homeground from Plumstead to Manor Field.

The club finally moved into the top echelon of English Football in 1904 when they were promoted to the First Division but was forced into liquidation in 1910 due to increasing debts. A merger idea was suggested then for the club to merge with Fulham but that did not materialise. In 1913, Woolwich Arsenal was relegated from the First Division. That year was to be the watershed year that will see the club rose from its humble beginnings.

In the same year that it was relegated, the club moved its home ground to Highbury, North London and renamed itself as "The Arsenal" one year later. Since then, Highbury has been the home ground of the Gunners.

In 1919, Arsenal managed to secure a place in the First Division despite finishing fifth in the Second Division.

A final name change 13 years later saw the club calling itself "Arsenal". That name stayed until the present time. Since then, the club’s fame has spread throughout the world as Arsenal build itself into a powerful force in club soccer not only in English Football but also in Europe and probably the World as well.

Manager Herbet Chapman joined Arsenal in 1925 and went on to build one of the finest team in English Footbal as the Gunners dominated the local scene in the 1930s. Arsenal won the English Championship five times in the 30s and the club has since maintained a rather consistent performance as they continue to win honurs both in England and later in Europe. Except for the 1960s, there was not a decade since 1930 when Arsenal failed to be English Champions at least once. They were English Champions in 1931, 1933, 1934, 1935, 1938, 1948, 1953, 1971, 1989, 1991 and 1998.

In the 1971 and 1998, Arsenal won both the League and FA Cup, becoming only the second club in English Football history to win the "Double" twice. The other club to do this was Manchester Utd (1994 and 1996). However, no one including the Red Devils had yet to emulate Arsenal in English Cup competitions when in 1993, the Gunners won a unique double as they bagged both the FA Cup and the League Cup in the same season.

In European compeitions, Arsenal was the Fairs Cup winners in 1970. That competition was later renamed the UEFA Cup. The Gunners also won the Cup Winners’ Cup in 1994 and that leave only the European Champions Cup before Arsenal joined that exclusive small list of clubs who have won all three major European Club Trophies.

________________________________________

Interesting Facts and Stats

Arsenal has won the English Championship a total of 11 times. They were 10 times champions in the old Division 1 (the top Division in English football before the formation of the Premier League in 1993). The Gunners won the Premier League title for the first time in the season of 1997/98.

Arsenal has won the FA Cup for 7 times. They last won the coveted trophy in 1998.

Arsenal became the first club in English football history to win both domestic Cups in the same season when they won the FA Cup and League Cup in 1993, beating Sheffield Wednesday in the finals of both competitions. To date, 1993 has been the only time when the finalists in both English Cup competitions were the same teams, Arsenal and Sheffield Wednesday.

Arsenal remained the only team in English football history to have won the championship on goal difference. In the 1991 season, the Gunners travelled to Liverpool needing to win by at least a 2-1 margin to beat Liverpool to the title. This they did. The vital goal was scored by Michael Thomas at almost the end of the match and Arsenal snatched the championship from under the noses of Liverpool on goal difference. Soon after, Michael Thomas was transferred to Liverpool.

Arsenal remained the club with the longest run in the top flight of English football. The Gunners have been in the top flight for a record 83 seasons and still counting.

In 1998, Arsenal won both the English Championship and FA Cup. The last time the Gunners acheived this feat was in 1971. They thus become only the second club in England to achieve the Double twice. Manchester Utd was the other team.

The five Arsenal players with the most number of first-team appearances for the Gunners are David O’Leary (722 appearances), Tony Adams (641), George Armstrong (621), Lee Dixon (585) and Nigel Winterburn (584). These numbers were compiled on 24 February 2001 and with Adams and Dixon still playing for Arsenal, their number of appearances are set to increase.

________________________________________

İiööçsatatürk’ün Spor Politikasi

Salı, 06 Kasım 2007

iiÖÖçsAtatürk’ün Spor Politikasi

Büyük Atatürk’ün ölümünü takip eden günlerde, o zamanlar yalniz Avrupa’nin degil, dünyanin en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransa’da yayinlanan "L’Auto", yayinladigi genis bir makalede Atatürk’ün spora verdigi büyük önemi uzun uzun överken su satirlara da yer vermisti:

"Dünyada ilk defa beden egitimini mecburi kilan devlet adami o oldu. Yalniz kâgit üzerinde ve nutuklarda degil, bunu bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çesitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halkevlerinin spor kollarini bizzat mürakabe etti ve milletin mukadderatina hâkim oldugu günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve deger kazandi…"

Atatürk ileride de görecegimiz gibi; gerçekten, dünyada beden egitimini ülkesinde mecburi kilan ilk devlet adamiydi. Onun "Saglam kafa saglam vücutta bulunur" sözü de, yarattigi genç Türkiye devletinin gelecegi için düsündügü ana esaslardan biriydi hiç kuskusuz. Nitekim daha Cumhuriyetin ilanindan önceki günlerde hazirlanan hükümet programlarinda da bunu bulmak ve görmek mümkündür.

18 Agustos 1923 tarihli hükümet programinda bu konuda su satirlarin yeraldigi dikkati çeker:

"…Maarifin terbiyevi vazifelerinden birincisi, çocuklarin terbiye ve talimi, ikincisi terbiye ve talibi, üçüncüsü milli güzidelerin yetistirilmesi için lazim gelen vasitalarin izhar ve tem