‘Rehberlik’ Kategorisi için Arşiv

Sınıf Saatinde Yapılabilecek Faaliyetler

Salı, 06 Kasım 2007

SINIF SAATİNDE YAPILABİLECEK FAALİYETLER ØZaman zaman ve özellikle habersizce çektiğiniz sınıf ile ilgili fotoğrafları sınıf saatinde panoya asmak ilgi çekici bir faaliyet olabilir.

ØŞehirde bilinen kişiler(sanatçı ,futbolcu, yabancı ,dekan, rektör ,profesör,…) sınıfa misafir olarak davet edilebilir.

Ø‘Sevgili Öğretmenim…’mektupları yazdırılabilir.Okulda ilgilerini çektikleri şeyleri, kızdıkları hoşlanmadıkları şeyleri, istedikleri şeyleri hep yazacaklar.

Özellikle şu sorulara cevap istenebilir ama ısrarla bundan amaç size saldırmak değil, öğrenime yardımcı olacak unsurların sayısını arttırmak olduğu anlatılmalıdır.

üSınıfta öğrenmeye etki eden olumlu şeyler nelerdir?

üSınıfta öğrenmeyi zorlaştıran şeyler nelerdir?

üÖğrenmenize yardımcı olacak neler yapıyorum?

üÖğrenmenizi zorlaştıran neler yapıyorum?

üSınıf velileri gecesi düzenlenebilir. Gecede sınıfa standlar koyularak panolara resimler öğrencilerin yaptıklar enteresan çalışmalar sergilenip videodan yaptığınız çekimler ve imkan varsa velilerin resimleri ve bilgilerinin bulunduğu prezentasyon gösterilebilir.

ØBeraberce sınıf piknikleri…

ØMehmet Akif vb: Meşhurların tanıtılması için özel programlar hazırlama.Yaş günlerini kutlama.

ØÖğretmenlerin idarecilerin yaş günlerini kutlama.Aramızda para toplayıp çiçek alalım sonrada müdürümüze bir sürpriz yapalım.

ØMathrap, Fizrap, Matematik dansı fizik dansı vs…?? yani şarkıları biyolojileştirme.. Bir denemek lazım belki olabilir.

ØGüzel filmler olduğunda sinemaya gitme…

Øİdareden bahçede sınıf bahçesi yapılabilecek alan istenerek beraberce bir şeyler ekme, sınıf ağaçları dikme… (düşünün … yıllarca anısı olacak okulda.. ziyaret ettiğinde .. benim ektiğim ağaç.. diyecek.. daha neler neler…

ØSınıf Web sayfası hazırlama…

ØOkula getirilen internet, newsweek gibi dergilerin taranması ilginç haber, teknolojik yeniliklerin bir öğrencinin sorumluluğunda takip edilmesi veya her hafta bu vazifenin farklı öğrencilere verilip sınıfa anlattırılması.

ØYatılı okullarda akşamları yapılan sınıflar arası yarışmalara hazırlık… (Plaj topuyla voleybol, Çuval, İp çekme, En güzel karikatür yarışması, Kağıt Uçak ,

ØPozitif sınıf ortamı hazırlamak:

ØÖğrencilere evlerinden Çiçekler getirtilebilir.

ØGüzel duvar resimleriyle estetik sağlanabilir.

ØHep beraber aylık temizlik yapılabilir

üÖrnek SINIF SAATİ planı :

Plan hakkında bilgi verme …………5 dak.

Dert dinleme ……………………………5 Dak.

Haberler…………………………………..5 Dak.

Teknoloji Haberleri…………………..5 Dak.

Pozitif sınıf ortamı işleri……………15 dak.

Haftalık temizlik……………………….5 dak.

Tky’nin Temel İlkeler

Salı, 06 Kasım 2007

TKY’NİN TEMEL İLKELER

Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.

M. K. Atatürk TKY’nin ana unsurları her endüstri, sektör, kuruluş ya da uygulandığı ortamın özelliklerine bağlı olarak farklılıklar göstermekle beraber, bütün uygulamalarda ortak bir takım unsurların bulunduğu söylenebilir. Bu ortak unsurları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz (Marchese, 1994).

1. Kaliteye odaklanma: TKY’de örgütü tanımlayan en belirgin özellik kalitedir. Kalite yalnızca mal ya da hizmetin bir niteliği değil, bir düşünce çerçevesi, bir örgütsel yaşam biçimi, kuruluşun itici gücü ve örgüt kültürünü belirleyen bir ana ilkedir. TKY’nin dayandığı temel olan kalite, aynı zamanda, bir kuruluşa rekabet üstünlüğü kazandıran bir örgüt stratejisidir.

2. Müşteri ve tedarikçiye odaklanma:Okullar müşterileri olan öğrenci, öğretmen, veli, çevrenin beklentilerini karşılamalıdır. Kalite okullarında ve kalite toplumlarında her birey hem müşteri hem de tedarikçi konumunda olduğunu bilerek sistemin yüksek performans gösterip gelişmesi için gerekli bilince sahip olmaları, kendilerine düşen sorumluluk ve rolleri üslenmelidir. Okulda verilecek eğitim-öğretimde öğrencilerin en üst düzeyde yararlanabilmesi için velilerle ortak çalışmaya girişmek kalite okullarını temel ilkelerinden biridir. Öğrenciler, kendi gelişim ve öğrenme süreçlerini yönetmek durumundadır.

Öğrenci ve öğretmenleri odaklanacakları konu; kısa süreli öğrenmenin bilimsel niteliği ve çağdaşlığı tartışılan not verme sistemi yerine sürekli, plânlı ve uzun dönemli entelektüel gelişimlerini ve yeteneklerini sergilemek olmalıdır.

Müşteri-Tedarikçi İlişkisi

Müşteriler

Tedarikçiler

Hizmetler

Öğrenciler

Öğretmenler

Sistem yönetimi

program geliştirme

danışmanlık

liderlik

materyal ve malzeme

İdareciler

Sistem analizi ve geliştirmesi

materyal ve malzeme

Bakanlık,

İl ve İlçe Milli Eğt. Müdürlüğü

Politika

Öğretmenler

İdareciler

Materyal ve malzeme

Eğitimde müşteri odaklılığının bir yönü sınıf içi uygulamalarda ön plâna çıkmaktadır. Öğretmen-öğrenci ilişkisi yeniden tanımlanmalıdır. Öğretmenlerin amacı çağdaş eğitimi desteklemek olmalıdır. Öğretim, öğrenci merkezi olmalıdır. Aktif öğretim sistemine göre öğrenciler bilgiye araştırma ve keşfetme yolunu kullanarak ulaşırken, öğretmen baskıcı ve otoriter bir figür olmaktan çok öğrencinin gelişimini ve ilgisini izler durumundadır. Okul yöneticileri, okuldaki süreçlerin düzenlenmesi ve çalışanların geliştirilebilmesi için TKY ilkeleri ve uygulamaları konusunda iyi eğitim almış olmalı ; öğretmen ve öğrencilerle, personelle, velilerle ve çevresiyle, kuruluşlarla takım çalışması ve iş birliği yapabilmelidir. Daha üst birimler ise okul yöneticilerinin en büyük destekçisi olarak uygun politikaları hayata geçirmek durumundadır. İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürleri, bölgelerdeki okulların yöneticileri ile takım çalışması başlatarak gerekli bilgiyi örgüte ulaştıran aracı üst kurumlardır. Bu düzeyde de eski kontrolcü ve otoriter yönetim anlayışı, yerini takım çalışması modeline ve tüm sistem fertlerine sürekli geliştirilmesi yöntemini bırakacaktır.

3. Sürekli iyileştirme: Hızla değişen bir çevrede faaliyetlerini sürdüren bir kuruluşun da sürekli olarak değişen teknoloji, ürün, pazar ve müşteri gereksinmelerine uyum sağlamak üzere bünyesinde gerekli değişiklikleri yapması gerekmektedir. TKY “Bozulmadan tamir etme.” deyişini kabul etmez.

Kuruluşların sürekli iyileştirme ile sorunların ortaya çıkmasını engellemeye çalışması gerekir.

Sürekli iyileştirme bir kuruluşun varlığını ve rekabet üstünlüğünü sürdürebilmesinin temel koşullarından biridir.

Okulları da kapsamı içine alan toplam kalite örgütlerinde, sistem çalışanlarının ve onların yaşamlarındaki diğer insanların da kendi öz-gelişimlerine yönlendirilmeleri gereklidir.

Bu, Japonların Kaizen adını verdikleri, kişinin; kendisini, ailesini, arkadaşlarını, meslektaşlarını, içinde yaşadığı toplumu ve nihayet iş ortamını geliştirme konusunda hiç bitmeyecek olan, yani ölene dek sürecek olan sonsuz bir yolculuktur. Çok ütopik gibi görünse de işe yarayacağına dair duyulan inanç gerçekleşmesi için önemli ilk adımı oluşturmaktadır.

Eğer okulların gerçek birer öğrenme örgütü olmaları bekleniyorsa, yatırımcılarla ve politikacılarla gerekli iletişim kurulması; sürekli araştırmalar yapıp bilgi toplanması, kalite çemberleri kurularak gerekli eğitimi sağlama konularının, zaman ve para gibi gerekli kaynaklarla desteklenmesi gerekmektedir. Gizli yetenekleri keşfetmek ve önceden kazanılan bilgi, beceri ve anlayışı arttırmak yerine, okullarımızın; öğrencilerin başarısızlık, yetersizlik ve sınırlılığı konusuna odaklanması gereklidir. Okulların öğrenmeyi öğrenci-öğretmen enerjisinin sınırsız ve sürekli gelişmesine yönlendirilmiş, algılama, kavramlaştırma, düşünce ve tepki süreci şeklindedir.

“Sürekli öğrenme” görüşü öğrenciyi; öğretmenler tarafından, ders notları ve sınavlarla doldurulan bir fıçı gibi değil de, kendi öz-bilgi birikimini ve anlayışını yeni edinilen bilginin kurgusuyla kullanıp, düşünce kapasitesini sürekli bir gelişim ve iyileştirme amacına yönlendirmiş fert olarak algılamaktadır.

Okullar öğrenci başarısının artırılması, öğrenci ve öğretmenlerin öğretim süreçlerini sürekli olarak geliştirmesi ve yöneticilerin okulda öğrenmeyi en üst düzeyde sağlayacak ortamı yaratmasıyla gerçekleşecektir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

Aslında, spiral öğrenme, eğitimde eskiden beri bilinen bir yöntemdir. 1970’li yıllarda Taba (1964) ilk kez spiral öğrenme kavramını geliştiren kişidir.

Sokrates’in yıllar önce kullandığı da aslında benzer bir yöntem; öğrencileri soru-cevap yöntemiyle yüksek düzeyde sorgulama ve anlamaya yöneltmedir.

Okullarda öğrenme, herkes için varılacak hedef değil, sürekli bir yolculuk olarak algılanmalıdır. Şayet yaşam; yaşamaktan alınan doyumsuz zevk, insanın kendisi ve diğerleri için duyduğu sonsuz sevgi ve öğrenme için sonsuz istek olarak algılanırsa, içsel değerlerle dolu bir yolculuk olarak yorumlanıyor.

Böylece okul, herkesin kendini, diğer insanları ve günlük yaşamın tüm sistemlerini sürekli gelişime açık tuttuğu gerçek bir öğrenme örgütü olur.

Okullarda, sınıf içi çalışmalarda öğretmen ve öğrenciler, her ünitenin sonunda beraberce neler öğrendiklerini yorumlamak ve bir sonraki konunun nasıl daha verimli ve etkili olarak işlenebileceğini, toplu ve bireysel öğrenme sisteminin nasıl daha üst düzeye çıkarabileceğini tartışmaya ayırmalıdır.

Sürekli gelişim, okulların günlük yaşamın bir parçası durumunda olmalıdır. Bu da doğal olarak okulda başarısızlığın tümüyle ortadan kalkmasını sağlar. Toplam kalite bireysel yaklaşım ve çaba sonucu kişinin özünü, ailesini ve sonuçta tüm okul ve çevresini saran bir yaklaşımdır.

Eğer okullar “öğrenme örgütlerinin” öncülüğünü üstlenip, tüm sisteme ve sistemdeki tüm kuruluşlara örnek bir model oluştururlarsa, kalite tüm ülkeyi ve sonunda da dünyayı kaplayacaktır.

Eğitim sistemimizin sürekli iyileştirilmesi, insana verilen değeri ve insanın gelecekteki yaşamının gerektirdiği bilgi ve becerileri elde etmesine bağlıdır. Geleceğin bugünden farkı olduğunu unutmamak gerekir. Bunun için toplam kalite yönetiminin sağlayacağı yararları şöyle sayabiliriz:

·Hayat boyu öğrenciler yetiştirmek

·Öğrenmeden hoşlanan öğrenciler yetiştirmek

·Toplum için üretici üyeler yetiştirmek

·İstihdam edilebilir kişiler yetiştirmek

·Diğerleri ile işbirliği yapmaya istekli insanları teşvik etmek ve desteklemek

·Sürekli gelişmeci düşünceye sahip öğrenciler yetiştirmek

·Toplumdaki herkes için yükselen karlar sağlamak

4. Süreçlerin iyileştirilmesi: Her kuruluşun bir süreçler ağı olduğu söylenebilir. TKY’de amaç bu süreçlerin en açık biçimde tanımlanması, süreç içinde çalışanların süreci en iyi şekilde tanımalarının sağlanmasıdır. Süreçlerin müşteri gereksinmeleri ile ilgilerinin kurulması büyük önem taşır.

Süreçler genellikle birden çok örgütsel birimi ilgilendirdiğinden, bunlarla ilgili sorunların çözümü kurulacak olan işlevler arası takımlar eliyle çözümlenmelidir.TKY, süreçlerin sürekli olarak iyileştirilmesi sorumluluğunun da bu takımlara verilmesini gerektirmektedir.

Bir eğitim sistemi genelde, sabit yapılanma ümitlerinden, faaliyetlerden, algılamalardan, kaynak tahsisinden, yönetimsel yapılanmalardan, değerler ve geleneksel okul kültüründen oluşur. Her sistem, birtakım süreçleri içerir. Bu süreçlerin her birine eşit olarak yapılan iyileştirmeler çıktının kalitesini belirler. Yeni felsefeye göre; öğrenme süreçlerinin sürekli iyileştirilmesi, modası geçmiş “öğret ve sına” tarzı eğitimin yerini almaktadır.

İş dünyasında olduğu gibi okullardaki kaliteli ürün, kaliteli işlemler sonucunda ortaya çıkar.

Okullarda herkes bilir ki öğrenci başarısının artıp gelişimin sağlanması ancak uzun bir uğraş sonunda yani; ilk girdi elemanları olan öğrenci-öğretmen ekibinin öğrenme işlemlerini sürekli olarak geliştirmesi ve tüm sistemi destekleyen yöneticilerin okulda öğrenmeyi en üst düzeyde sağlayacak gerekli ortamı yaratmasıyla gerçekleştirilecektir.

Öğrenme, doğasından dolayı okul dışına taşar. Okullar, genç nesilleri yalnızca yaşam boyu öğrenme için değil, yaşam süreci için de hazırlamalıdır.

Okulun tüm iç ve dış müşteri ve tedarikçileri, okul sisteminin izlemcileri ve denetçileri olarak düşünülmelidir, çünkü her ferdin hareketi, sistemdeki diğer fertleri de etkiler. TKY araç ve teknikleri, örneğin akış şemaları, sebep-sonuç diyagramları sistemde gerçekte kimlerin “oyuncu” olduğunu saptamaya ve sisteme ne tür etkilerinin olduğunu belirlemeye yarar.

Böylece kişiler sistemin üyeleri olarak esas yerlerini belirler, okul ve okul üyelerinin potansiyellerini gerçekleştirme yolunda oynayacakları rolün ne olabileceğini daha iyi kestirebilirler.

Başarılı okul, sürekli gelişimi konusunda büyük katkısı olduğu bilinen dış ve iç çevreleri ile güçlü bağlar kurabilmiş olan okuldur. Her öğrencinin en üst düzeyde öğrenme ve gelişimini gerçekleştirebilmek için gerekli üçüncü temel prensip; sistem-süreç yönelimidir. Bireysel öğrenme için, bilişsel, duyuşsal, devinsel yaklaşım yanında, beyin ve kalbin birlikte çalışması lâzımdır.

5. Tekrara gerek bırakılmaması: İşin basitleştirerek ve standardizasyonu sağlayarak ilk defasında doğruyu yapmak ve tekrara gerek bırakmamak TKY’nin gereklerinden biridir. Amaç, artıklara, karmaşıklığa ve daha önce yapılan hataları gidermek üzere bir işin yeniden yapılması için zaman, çaba ve diğer kaynakların kullanılmasına gerek bırakmamaktır.

Hataların düzeltilmesi için kullanılan kaynakların maliyeti Deming’e göre toplam maliyetin yüzde 20’sini, Crosby’e göre yüzde 35’ini oluşturmaktadır. TKY’de amaç bu maliyeti olabildiğince düşürmektir.

6. Takım çalışması: Katılımcılığın amacı bireysel çalışmalar değil; takım çalışmaları için uygun ortamı sağlayarak yüksek düzeyde başarı elde etmektir. Takım çalışmalarıyla sorunlara farklı açılardan bakma ve daha etkili çözümler geliştirme olanağı yaratılır. Okullarda takım çalışmaları yöneticiler,öğretmenler ve öğrenciler arasında gerçekleştirilebilir. Takımların amaçları hizmet kalitesini arttırmak, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak ve üretken bir ortam oluşturmaktır. Okulda öğretmen ,idareci ve personelin kendi süreçleri analiz etmesi gereklidir.(Görevin ,müşterilerin belirlenmesi, gereksinim ve beklentiler, beklentilerin karşılanma düzeyi vb)

Eğitimde TKY’ ye geçişte okul ve öğretim alanında ortaya çıkan farklılıklar ise aşağıdaki karşılaştırmayla belirtilmiştir:

Geleneksel Öğretim Stratejisi

Modern Öğretim Stratejisi

Başarıyı temel almaktır.

İş birliği ve dayanışmayı temel almaktadır.

Başarı, yapay olarak sadece birkaç kişi için sınırlandırılmış, eğitim personelinin sürece katılımı yansımıştır.

Sınırsız, sürekli gelişme ve başarı yaşamanın amacıdır. Başarı tüm çalışanların ve öğrencilerin kolektif ürünüdür.

Dersler tek yönlü ve dikey iletişimle verilen ve birbirini izleyen basamaklar hâlindedir.

Sınırsız, sürekli gelişme ve özgün koşullar içinde yeniden yapılanan görüntüdür.

Öğrenme türüne yönelik ve sonuçlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Sınav sıralama ve temel değerlendirme işlemidir.

Öğrenme sürece yöneliktir. Amaçlar vurgulanmalı,ancak süreçle önemlidir.

Hedeflere ulaşmak, okul yaşamının vazgeçilmez amacıdır.

Yaşam bir yolculuktur. Yaşamın anlamlı olması için, bireyin öğrenme sürecine sevgi ile katılması ve haz duyması gerekir.

Sonuca ulaşıldığı sürece sistem ve süreçler değiştirilmez.

Sistemin bütünlüğü ve özgünlüğü korunmalıdır. Ancak değişen koşullar, sistemin verimliliğini değiştirebilir. Bu nedenle sistem,kendisini sürekli yeniden kurmalıdır.

Çalışanın işten zevk alması gerekmez.

İş,anlamlı,önemli ve yararlı olmalıdır. Aynı zamanda çalışanın gönül gücü ile katılacağı şekilde tasarlanmalıdır.

Okul öğretimin öğrencilere verdiği kurumdur. Öğrenciler alır, öğretmenler verir.

Okul, öğrenci ve öğretmenlerin birlikte paylaştıkları ortak amaçlar doğrultusunda çalıştıkları kurumdur.

Zaman, mekân ve programlar açısından öğretmenler birbirlerinden yalıtılmış durumdadır.

Zaman,mekân ve program açısından öğretmenler,meslektaşlarıyla birlikte çalışabilecek koşullara sahiptir.

Yönetim öğretmenlerin doğal karşıtıdır.

Yönetim öğretmenlerin doğal destekçisi ve öğretim etkinliklerini bütünleştiren bir parçadır.

Öğretmenler öğrencilerin doğal karşıtıdır.

Öğretmenler öğrencilerle aynı amaçları paylaşır ve onlarla işbirliği yaparlar.

Taylorist fabrika modeli, kontrol ve emir birliği sağlayarak uyumlu yönetmek için otorite,hiyerarşi ve korku bir güç aracı şeklinde kullanılmaktadır.

Öğretim, öğrenci,yönetim eğitim uzmanları bir ekip hâlinde çalışırlar.

Eğitim programı, öğretim yöntemleri, ders süreleri, takvim,vb. üzerinde merkezî kontrol uygulanır.

Eğitim programı, yöntem, zaman vb. açılardan bölgesel koşullara bağlıdır. Program yönetiminde yerel örgütlerin desteği sağlanır.

Tek disiplinli öğretim yapılır.

Disiplinler arası öğretim yapılır.

Gerçek, öğretmence doğrulanmalıdır. Öğretmen, tek bilgi otoritesidir ve her sorunun tek doğru yanıtı vardır.

Gerçeklere ve doğrulara öğrencilerle birlikte sorgulayarak ulaşılabilir.

Test etme ve not verme, öğretmen süreci sonuçlarının değerlendirilmesi için, temel öğretim, bilinen doğruları test etmek ve doğru cevaplar üretmek için yapılır.

Öğrenme sürecini ve sonuçlarını değiştirmek için test uygulanır. Öğretim giderek daha iyi soruların oluşturulması için yapılır öğretim doğru sorular sorma ve alternatif yanıtlar üretmek için yapılır.

Öğretmenlerin verdiği bilgilerin büyük bölümü, öğrencilerin gereksinimlerine uygun değildir, bu nedenle öğrenme kalıcı değildir.

Öğrenciler, öğretmenlerden ve diğer öğrencilerden, toplumdaki bilgi kaynaklarından öğrenir ve öğrendiklerini gerçek yaşam sorunlarına uygun çözümler hâline dönüştürerek kavrarlar.

Okulun toplumsal çevresinde yer alan insanlar ve aileler, eğitim etkinliklerine yabancıdır.

Okulun toplumsal çevresinde yer alan insanlar ve aileler eğitimin destekçisi ve müşterileridir. Bu nedenle eğitim sisteminin, ayrılmaz birer parçasıdırlar.

İş dünyası okulun çıktılarını kullanır. Dolayısı ile okul iş dünyası ile iyi ilişkiler geliştirmelidir. Ancak bu süreçte iş dünyasının okula yönelik beklentilerinin belirleyici olmasına izin verilemez.

İş dünyası, okulun varlık nedenlerinden biridir. Dolayısıyla öğretim sürecinde, iş dünyasının beklentilerine ve gereksinimlerine dönük bir yaklaşım izlenmelidir.

Nihaî amaç; öğrenciler okulun ürünüdür. Öğrencinin okuldan gurur duyması gerekmez. Eğitim zorunludur.

Nihaî amaç, kendi yaşamlarının ürünü olan öğrenciler sürekli olarak gelişmektedir. Okul öğrencilerine yardımcı olmalı, bu amaçla öğretim yaşantılarını düzenlemelidir.

Örgüt içindeki bir insanın kendine özgü kişiliği, algıları, tutumları, değerleri ve beklentileri vardır. Çalışanın psikolojisinin ve örgütsel ortamdaki davranışının çok iyi çözümlenmesi gerekir. Örgütsel davranış çözümlenirken, yöneticilerin çalışanlara yönelik varsayımları dikkate alınmalıdır. Varsayımlar, yöneticinin bilinç dışına itmiş olduğu ilkeler ve gizli inançlardır. Yönetici varsayımlar hakkında gerçekçi çözümlemeler yapmalıdır. Yöneticinin sahip olduğu varsayımlar, çalışanlara yönelik davranışlarını temelden etkiler. Yöneticiler, öğretmene ve öğrenciye karşı olumlu bir bakış açısı kazanabilmelidir. Güvene dayalı bir okul iklimi yaratmalı ve uygun koşullar sağlandığında öğretmen ve öğrencilerin başarıya güdülenmelerinin olanaklı olduğu düşüncesini benimsemelidir.

Bir eğitim kurumunda, amaçlara ilişkin bir görüş birliği yoksa, uyumlu yönetsel politikalar bulunmuyorsa, iletişimsizlik söz konusuysa, çalışanların yönetime katılmaları özendirilmiyorsa, eğitim öğretim etkinlikleri öğrenci merkezli olarak tasarlanmıyorsa, meslekî geliştirme programları, eğitim-öğretimin sağlanması oldukça güçtür

Eğitim süreci, kaliteli insan yetiştirmeye çalışan eylemler bütünüdür. Nitelikli insan, nitelikli eğitimin ürünüdür. Öğretmen yetiştirme programlarının çağdaş standartlara kavuşturulması zorunludur. Öğretmenin, nitelikli eğitim verebilmesi için, güvene ve iş birliğine dayalı bir ortamın sağlanması, bilgilerle desteklenmesi gereklidir. Öte yandan yönetim ve denetim konularında karar verme, plânlama, örgütleme, iletişim kurma, etkileşim sağlama gibi etkinliklerde ve değerlendirmede çağdaş ölçütler ve yöntemler kullanılmazsa eğitimde kalite yakalanamaz. Eğitim sisteminde sağlanması istenen olumlu davranışlar, öğrenme sonunda kazanılmaktadır. Öğrencilere; etkili bir psikolojik danışma ve rehberlik hizmetinin sağlanması, kaliteli öğretim ve yönlendirme için önemlidir. Eğitimde kalite; eğitim girdilerinin öğretim sürecinin ve ürünlerin kalitesidir. Çağdaş öğretim programları ve yöntemleri, öğretim materyalleri; teknoloji ve donanım kaliteye ulaşmada önemli faktörlerdir. Eğitim-öğretimde standartlaşma ve kalitenin en etkin değişkenlerinden biri de geliştirilmiş öğretim yöntemleridir. Öğretimde çağdaş yöntemleri, yapılan araştırmalarla izlemek ve sınıf ortamına uyarlamak, eğitim kalitesinde önemli bir unsurdur. Eğitim aşamasında, tam öğrenmeyi sağlayacak tüm değişkenlerin bir arada tutulması ve bunların uyumlu çalışabilmelerini sağlaması gerekmektedir. Eğitim ürününün kalitesi onu yaratacak etkenlerin niteliği ile özdeştir.

Dolayısıyla, gerekli öğretim teknolojilerinin, araç ve gereçlerinin sağlanması, öğretimi ve öğretim mekanlarını geliştirmeye kaynak yaratılması gereklidir.

7. İş görenlerin yetkilendirilmesi: Deming’e göre, bütün sorunların yüzde 85’i süreçlerden, yüzde 15’i ise iş görenlerden kaynaklanır. Bu nedenle, iş görenlerin bütün sorunların kaynağı olarak görülüp baskı altında tutulmaları doğru olmaz. İş gören özünde mümkün olanın en iyisini yapmak ve yaptığı ile övünmek ister. Süreçlerden kaynaklanan sorunların çözümünde büyük katkılar sağlayabilirler. O hâlde, iş görenlerin sorunların çözümünde yetkilendirilmeleri ve karşılarındaki sistem engellerinin kaldırılması gerekir. Yönetimin görevi, çalışanların yaptıkları işten gurur duymalarını sağlamak, serbest düşünmelerini ve sorunların çözümünde yaratıcılıklarını önleyen engelleri ortadan kaldırmak olmalıdır.

8. Eğitim ve tanınma: TKY’nin en çok vurguladığı uygulama ilkelerinden biri, işgücü kaynaklarının sürekli olarak geliştirilmesidir. Kuruluşun kaliteye yönelik vizyonunun en açık biçimde anlaşılmasını, takım çalışmasının gerektirdiği bilgi ve yeteneklerin kazandırılmasını ve müşterilerle etkin bir biçimde ilişki kurulmasını gerektiren bilgi, tutum ve davranışların kazandırılması amacıyla iş görenlerin sürekli olarak eğitilmeleri ve geliştirilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, iş görenlerin gerek birey gerekse takım olarak başarılarından dolayı tanınmaları ve takdir edilmeleri de büyük önem taşır.

9. Vizyon: TKY uygulamalarına yön veren en önemli ilkelerden biri, kuruluşun bütün temel değerlerinin ve formüle edilmiş kaliteye dayalı vizyonunun herkesin anlayacağı bir biçimde belirlenmesini, yazılmasını, duyurulmasını ve benimsenmesini sağlamak ve yapılan işle bütünleşmesini sağlamaktır.

10. Liderlik: TKY ‘de liderlerin vizyon sahibi olmaları ve başkalarına bu vizyonu aşılayabilmeleri, iyi dinleyici olmaları, takımlarla uyum içinde çalışabilmeleri ve onları yönlendirebilmeleri, kalitenin ve müşteri ilişkilerinin önemini bilen ve sürekli iyileştirme çabalarını gereği gibi yönlendirebilen bir kişiliğe sahip olmaları ön görülmektedir.

Başka bir deyişle, TKY’de “birbirleriyle daha çok konuşan ve birbirlerini daha az denetleyen” liderlere gerek vardır.

Okul yöneticileri için, toplam kalite okullarının dört ana prensibinden en önemlisi budur. Deming, kalitenin 14 temel ilkesinin ilki olan; “Ürün ve hizmetin gelişimi için amaçlarda süreklilik yaratma” maddesini, yönetimin en önemli konusu olarak belirlemiştir. Ayrıca, Deming, kalite konusunun başkalarına havale edilmeyip yönetici tarafından yürütülmesi konusunda da ısrarlıdır. Kalite işlemleri ve ürünlerin sorumluluğu yönetime aittir. Örneğin, işçiler kendi bildikleri gibi hareket ederek sistemin gerektirdiği süreci yaratamazlar.

Bu iş, kesinlikle toplam kalite felsefesini tüm sisteme uyarlayıp en üst kademeden en alt kademeye kadar güvenli ilişkiler kurarak, öğrencilerin önündeki engelleri yok ederek, sürekli gelişimi öğrenme yolunda onları güçlü kılmayı sağlayacak olan yönetimin işidir. Bu, sadece iş dünyasında değil, eğitimde de yönetimin görevidir.

Yöneticilerin en önemli görevlerinden biri de; korkuyu örgüt dışına sürebilmektir. Eski, korkuya dayalı, itaat, kontrol ve kumanda bazlı Taylor’cu sisteme; insanların yaratıcılıklarını ortaya çıkardığı, kendi yönlendirdikleri ekiplerle çalıştıkları ve herkesin sürekli gelişimini amaçlayan, hep kazanmaya yönelimli kültürler yaratmaya eğilimli olduğu çağdaş iş yerlerinde veya okullarda yer yok.

Liderlik; yardım etme, yol gösterme ve destek olma demek; tehdit etme, sınıflandırma ve cezalandırma değil.

Eğitim liderleri, TKY ilke ve uygulamalarının okul kültürünün bir parçası olması için çaba göstermelidirler.

Bunu da ancak, tüm okul elemanlarının iş birliği sonucunda gerçekleştirebilir ve gözle görülür sonuçlar elde edebilirler. Okul yöneticileri, öğrencilerin, öğrenci-öğretmen iş birliğinin sürekli geliştirilmesi sonucunda potansiyellerinin tümünü değerlendirebilmeleri için uygun ortamı yaratmak zorundalar.

Eğer bir okul sahibi veya yöneticisi, okulundaki bir toplam kalite değişimi sürecine girmeyi plânlıyorsa, değişik yöntemler deneyebilir. Önemli olan konu; öğrencilerin gereksinimleri ve istekleri doğrultusunda okulun kapasitesini, olanaklarını ve şartlarını en iyi şekilde kullanıp değerlendirmektir. Doğal olarak, değişim süreci başlatılırken toplumun istekleri ve gereksinimleri, kültürü, tarihi, nüfus ve sosyo-ekonomik koşulları, eğilimleri ve değerleri baz alınmalıdır.

Yukarda sayılan nedenlerden dolayı, okul müdürü ve okul yönetimi, kalite okullarının gerektirdiği değişim eylemini başlatmak ve sürdürmek görevinin baş oyuncuları. Yolculuk asla bitmeyeceği için, okulu daha iyiye yöneltme yolunda yöneticilere verilecek desteğin hiç bitmemesi gerekiyor.

Tannenbaum ve Schmidt, güçlü, kaliteli liderliğini şu kriterlerle açıklamışlardır:

·Meslek hakkında yeni değerlere ulaşma

·Okula hâkim olan kültürel değerleri tartışma

·Değişime olan direnci yok etme, değişim karşısındaki kaygıyı yok etme

·Okulun meslek modelinde üstlendiği değerleri ortaya çıkarma

·Bireylerin birbirlerine karşı ve örgüte karşı olan olumsuz görüşlerini değiştirebilme

·Üyelerin, cesaret, kendine güven ve yeni becerilere sahip olmalarını sağlama

·Yeterlilikleri ortaya çıkarmada yardım etme

·Beklentilere önem verme

·Etkili iletişim

·Vizyon sahibi olma

·Okul gelişimine odaklanma

·Bireylerin çabalarını koordine etmek için yönetsel yeterlilik

·Okulu kültürünün bir parçası hâline gelme

·Öğretmenlerin ait olma duygusunu geliştirme

·Esnek karar vermeyi öğrenme

·Öğretmenler arasındaki ilişkide kaliteyi geliştirme

STRATEJİK KALİTE YÖNETİMİ

Stratejik plânlama, uzun vadede gerçekleştirilmesi umulan önceliklerin ve kurumdaki değişim odaklarının akılcı bir şekilde formüle edilmesine yarar. Stratejisiz bir kurum; geliştikçe ortaya çıkan fırsatları değerlendirmekten yoksun kalır.

Stratejik plânlamanın esas önemi, yöneticinin dikkatini günlük sorunlardan uzaklaştırıp, kurumun ana hedeflerini yeniden kontrol etmeye ve müşterilerle olan ilişkilere yönlendirmesidir.

Stratejik plânlama sürecine girildiğinde, felsefeden pratiğe gitmek mantıklı gibi görünse de özel bir faaliyet sıralaması yoktur. Yine de geleceği sistemli bir yaklaşımla plânlamak önemlidir. Misyon ve vizyonun gelişimini sağlayacak stratejiyi, çeşitli müşteri gruplarıyla beraber ve onların beklentilerine dayalı politika ve plânlarda oluşturmakta büyük yarar var.

Vizyon, misyon ve değerler

Çoğu kuruluşlar vizyon, misyon, değerler ve hedefleri ayrı ayrı belirtirler. Bunu da ne tür bir kurum olduklarını açıklamak ve nereye doğru yol aldıklarını belirlemek amacıyla yaparlar.

Vizyon: Kurumun hedeflediği amacı ve ne için çalıştığını yansıtır. Vizyon cümlesi kısa ve dolaysız olmalı ve kurumun kesin hedefini işaret etmelidir.

Misyon: Misyon cümlesi vizyonla çok ilişkili olup, içinde bulunulan an ve gelecek günler için belirli bir yön çizer ve kurumun diğer benzer kurumlarından farkını belirtir. Günümüzde kalite yolculuğuna niyetlenen eğitim kurumları iyi yazılmış misyon cümleleri geliştiriyorlar. Eğitim kurumlarında misyonun önceden belirlenip sonradan pratiğe uyarlanışı pek benimsenmiyor. Aslında önemli olan misyonun, kurumun yararına değerlendirilebilecek fırsatları yaratıcı hareket plânlarına çevirebilmesi. Misyon cümlelerinde bunu belirttikleri takdirde başarı şanslarının fazla iddialı olmaktan dolayı düşeceğinden korkuyorlar.

Yine de misyon, iyi formüle edilmiş uzun vadeli kalite stratejisi ile destekleniyorsa, bunu misyon cümlesinde belirtilmesi gerektiğine de inanıyorlar.

Sallis’e (1996;108) göre aşağıdaki hususlara dikkat edilirse misyon cümleleri daha kolay yazılıyor:

1.Misyon cümleleri akılda kolay kalabilmeli.

2.Aktarımı kolay olmalı.

3.İş veya hizmetin yapısı açıkca belirtilmeli.

4.Kalite gelişiminde kararlı olmalı.

5.Kurumun uzun vadedeki amaçlarının bir dökümü olmalı.

6.Müşteri odaklı olmalı.

7.Esnek olmalı.

Değerler: Bir kurumun değerleri, misyonun ve vizyonunun gerçekleştirme amacıyla ve onlara bağlı olarak hareket ettiği prensiplerdir (Sallis, 1996). Kurumun inanç ve amaçlarını ifade eder. Misyon cümlesinde olduğu gibi kısa, hatırlanması ve aktarılması kolay, kuruma yön veren, müşteri ve tedarikçilerin ortak sesi olabilecek cümlelerdir.

Bir okul değerlerini belirlerken aşağıdaki noktalara değinebilir:

1.Bizin için önce öğrencilerimiz gelir.

2.Meslekî yoğunlaşma ve deneyimin en üst düzeyinde çalışıyoruz.

3.Ekip çalışması yapıyoruz.

4.Sürekli gelişimde kararlıyız.

5.Herkes için fırsat eşitliğini garanti ediyoruz.

6.Mümkün olan en yüksek kalite düzeyinde hizmet vereceğiz.

Hedefler: Bir kez misyon, vizyon ve değerler oturtuldu mu, geriye bu noktaların ölçülebilir amaçlara çevrilmesi kalır. Hedeflerin gerçekleştirilebilir ve başarılabilir nitelikte olması gereklidir.

SWOT ANALİZİ

( Strengths, Weannesses, Opportunities andThreats) Eğitimde stratejik plânlamanın en yaygın kullanılan araçlarından biri olan SWOT analiz, kurum potansiyelini saptamada en geçerli yöntemlerden biridir. SWOT analizi iki ana bölümde yapılabilir:

1.Kurum performansına yoğunlaşan iç analiz

2.Çevresel Analiz

Üstün ve zayıf yönlerin ayrımlaştırılma çalışmaları sırasında kurumun nasıl etkin bir şekilde çalıştığını belirleyen; iç analizdir. Fırsat ve tehlikelerin tespiti ise kurumun çalışmasını etkileyen dış çevreden gelen, çevresel etkenlerle ilgilidir. SWOT analizi dört önemli konuda çalışma yapmayı amaçlar:

1.Üstün yanlar

2.Zayıf yanlar

3.Fırsatlar

4.Tehdit veya tehlikeler

Bu çalışmanın amacı; kurumun güçlü yanlarını arttırmak veya güçlendirmek, zayıf yönlerini ise en aza indirgemek, okulu tehdit eden tehlikeleri azaltıp, yeni olanak ve fırsatlar yaratmaya çalışmaktır.

SWOT çalışması, müşteri gereksinimleri ve kurumun içinde bulunduğu rekabet ortamına odaklanarak daha etkin hâle getirilebilir.

GÜÇLÜ NOKTALAR

ZAYIF NOKTALAR

·İyi bir kayıt sistemi

·İstekli yönetici ekibi

·Mükemmel sınav sonuçları

·Güçlü resim, müzik ve drama bölümleri

·Güçlü bir veli desteği

·Morali yüksek öğretim kadrosu

·Destekleyici üst eğitim liderleri

·Kötü donanımlı, eski bir okul binası

·Yüksek yaş ortalamalı kadro

·Yetersiz bütçe

·Oto park sıkıntısı

·Yetersiz spor tesisleri

FIRSATLAR

TEHLİKELER

·Sporda başarı arttırılabilecek

·yeni bir yapılanmaya girme heyecanı

·Kadroyu genişletme olanağı

·Yeni kuruluş fonlarını elde etme olanağı

·Mevcut sektör potansiyeli

·Kimliğini, gücünü ve ününü kaybetme riski

·Erken emekli olacak deneyimli öğretmenleri kaybetme

·Diğer kurumların daha başarılı olması

·Destek veren politikacı veya iş adamlarının desteğini kaybetme riski

KAYNAKÇA

1.BALTAŞ, Acar. Ekip Çalışması ve Liderlik. İstanbul: 20002.BONSTİNGL, John Jay. Kalite Okulları. İstanbul: 2000 3.CAFOĞLU,Zuhal. Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi. Avni Akyol Ümit Kültür Vakfı.İstanbul:19964.CENGİZ,Altan .Toplam Kalite Yönetimi. MESS Eğitim Merkezi Yayınları, İstanbul:2000 5.ÇAPAZ, İlkay ve MERİH, Kutlu. Kalite Güvencesi Sistemleri ve ISO 9000. İstanbul:20006.DEMİRKAN, Mahmut. Toplam Kalite Yönetimi. Sakarya: 19977.ERDOĞAN, İrfan. Okul yönetimi ve Öğretim Liderliği. İstanbul: 20008.ERDOĞAN, İrfan. Çağdaş Eğitim Sistemleri. İstanbul:2000 9.ENSARİ, Hoşcan. 21. Yüzyıl Okulları için Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 200010.GOMES, Helio. Kaliteli Sözler. İstanbul: 199911.GLASSER, William. Kalite Eğitimde Öğretmen. İstanbul: 200012.İZGÖREN, A. Şerif. İş Yaşamında 100 Kanguru. Ankara: 200013.JENKINS, Lee. Sınıflarda Öğretmenin İyileştirilmesi. İstanbul: 199814.KAVRAKOĞLU, İbrahim. Kalite Güvencesi ISO 9000 ve Toplam Kalite.15.KÖKSAL, Hayal. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 199816.ÖZEVREN, Mina. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 200017.ÖZDEMİR ,Servet. Eğitimde Verimlilik ve Toplam Kalite Yönetimi. Eğitim Yönetimi Dergisi, Sayı:3, Güz: 1995, s.379 18.ÖZDEMİR, Servet. Eğitimde Örgütsel Yenileşme. PEGEM, Ankara: 1996, s.3919.ÖZTEMEL, Ercan. Belediyelerde Toplam Kalite Yönetimi. Adapazarı: 200020.ŞİMŞEK, Muhittin. Sorularla Toplam Kalite ve Kalite Güvence Sistemleri.21.YÖNERSOY, Gönül. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 1997

T.C.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ ENDÜSTRİYEL TEKNİK ÖĞRETİMDE TOPLAM KALİTE 13 2001 HAZIRLAYANLAR

Cengiz İŞSEVER MEB Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı

Y. Saip SERFİÇELİ Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü Öğretmeni

Tamer DOĞAN Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü Öğretmeni

Kâzım SAYIN Ankara Balgat EML Öğretmeni

Yunus KAYA Isparta Merkez EML Öğretmeni

Mehmet MUT Isparta Merkez EML Öğretmeni

M. Ali SÖYLEMEZ Ankara Balgat EML Müdürü

Ramazan KATKICI Antalya Korkuteli EML Müdürü

Çağatay VARALAN Artvin Yusufeli ÇPL Müdürü

İsmail TUTAL Balıkesir 100. Yıl EML Müdürü

Mehmet AKALIN Balıkesir Bandırma EML Müdürü

Yücel DAĞTAŞ Balıkesir Merkez EML Müdürü

Gürol ERMİŞ Bursa Ali Osman Sönmez EML Müdürü

Rahmi ÖZYİĞİT Bursa Tophane EML Müdürü

Haşmet ERŞEN Çanakkale Merkez EML Müdürü

S. Sırrı KABADAYI Eskişehir Atatürk EML Müdürü

Mustafa DALBAY Eskişehir Yunus Emre EML Müdürü

Kemal TURAN Giresun Merkez EML Müdürü

Muhittin KARA İstanbul Bahçelievler Erkan Avcı EML Müdürü

Hüseyin GÜMÜŞ İstanbul Pendik Anadolu Denizcilik Teknik Lisesi müdürü

M. Ali ACAR İstanbul Ümraniye Atatürk EML Müdürü

Yakup ERDOĞAN İstanbul Ziya Kalkavan EML Müdürü

Rıza AKÇAY İzmir Mersinli EML Müdürü

Timuçin BERAN İzmir Selçuk EML Müdürü

Murat YAZICI Kocaeli Gebze EML Müdürü

Çetin TERZİOĞLU Kütahya Simav EML Müdürü

Cihat YAKAR Manisa Alaşehir Org. Kenan Evren EML Müdürü

Zeki KAYDA Manisa Salihli EML Müdürü

Hidayet YİĞİT Sakarya Merkez EML Müdürü

Ali CESUR Trabzon Of H. M. B. Ulusoy EML Müdürü

Verimli Ders Çalışma Yöntemleri

Salı, 06 Kasım 2007

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışma-mak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan ge-reğince yararlanarak etkili çalışmaktır.

Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkan-lıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştir-mek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI NELERDİR?

I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ

Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.

II- PLANLI ÇALIŞINIZ

Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, dersler-den her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.

Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;

1- Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,

2- Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,

3- Sınav tarihlerini,

4- Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,

5- Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmala-rını ne zaman tamamlayacaklarını,

6- Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.

Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.

Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatle-rini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yap-malıdır.

III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ

Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirle-rinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğ-renci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.

Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.

Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da za-man ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.

IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ

Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öf-ke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.

V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ

Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.

Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek, öğ-rencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.

VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ

İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerler-de çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her sefe-rinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.

VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ

Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar. Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, an-lamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme-ne sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.

VIII- NOT TUTUNUZ

Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.

Not tutarken;

1- Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.

2- Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir.

3- Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.

4- Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.

5- Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.

6- Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.

IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ

Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş vurursa, öğ-renme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.

Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.

X- VERİMLİ OKUYUNUZ

Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır. Hızlı okumanın en önemli yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı giderek boş zamanları okuyarak de-ğerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.

XI-ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ

Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğre-nilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir. Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.

Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.

Özel Feza Lisesi Psikolojik Danışmanlık Ve Rehbeerlik Servisi

Salı, 06 Kasım 2007

EN İYİSİ

Dağ tepesinde bir çam olamazsan

Vadide bir çalı ol; fakat

Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın;

Ağaç olamazsan çalı ol.

Çalı olamazsan bir ot parçası ol.

Bir yola neşe ver;

Bir mis çiçeği olamazsan bir saz ol,

Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.

Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz,

Burada hepimiz için bir şeyler var.

Yapacak büyük işler var, küçük işler var.

Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir.

Cadde olamazsan patika ol,

Güneş olamazsan yıldız ol.

Kazanmak veyahut kaybetmek ölçü ile değildir.

Sen her neysen onun en iyisi olmalısın.

ÖNCE GÜVEN

“Başarı, başarı benim diyebilenindir”!

ATATÜRK

ÖZEL FEZA LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ve REHBEERLİK SERVİSİ

Verimli Ders Çalışma Programı

Salı, 06 Kasım 2007

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA PROGRAMI

ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK

“Çalışma Ortamına İlişkin Düzenlemeler”

Amaç: Bu bölümde ders başında geçirmeyi planladığınız zamandan en iyi biçimde yararlanmayı sağlamak için çalışma odasının ve ma*sasının organize edilmesi, çalışmayı kolaylaştıracak çevre şartları ve çalışmaya başlayamama sebepleri anlatılacaktır.

SORULAR

Bu bölümü okuduktan sonra şu soruların cevaplarını verebileceksiniz:

1) Çalışma masası çalışma davranışını hangi yönlerden etkiler?

2) Çalışma odasının duvarlarında posterlerin bulunması dikkati dağıtır mı?

3) Çalışma odası olmayanların, çalışma köşeleri nasıl düzenlenmelidir?

4) Çalışma masasında “sadece çalışmak” nasıl bir sonuç verir?

5) Çalışmak için gerekli her türlü malzemenin el altında bulundurulması*nın yararı nedir?

Çalışmak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebep*le çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi ko*laylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir. Her ne kadar herkese tam anlamıyla uyan bir çalışma ortamı mo*deli ortaya konamazsa da, çalışma odasının döşenme biçiminin ve içindeki eşyaların ilgi ve dikkati etkilediği bilinir: Aynı şekilde ses, başka insanların varlığı, radyo, televizyon ve el altında gazetelerin bulunmasının çalışmayı engellediği araştırmalarla ortaya konmuştur.

Çalışma Odası ve Masası

• Eğer mümkünse çalışma odası özel olarak döşenmelidir. Çalışma masası camın hemen yanında olmamalı, böylece çalışan kişinin yazın sıcaktan, kışın soğuktan etkilenmesi önlenmelidir.

• Gün ışığı tercihen karşıdan gelmeli, böylece çalışan kişinin göl*gesi çalışma

malzemesinin üstüne düşmemelidir.

• Çalışma odası iyi havalanmalıdır. Çünkü havadaki oksijenin azalması, gerginliğe yol

açar ve bu durum da baş ağrısı gibi öğ*renmeyi güçleştiren birçok etkinin doğmasına sebep olur.

Sandalye

• Bazı insanların çalışmaktan özellikle hoşlandıkları bir masaları ve sandalyeleri veya koltukları vardır. Sandalye veya koltuğun çok rahat olmaması daha yerindedir. Sandalye, çalışma odası için kol*tuktan daha uygun bir eşyadır. Çünkü koltuk fazla gevşemeye yol açarak öğrenmeyi güçleştirebilir. Sandalye seçiminde standart öl*çülerin dışına çıkılabilir ve uygun yükseklik öğrencinin boyuna göre ayarlanabilir. Bu özellikle ilkokul çocukları için önem taşır.

Sessizlik

• Çalışma odası sessiz olmalıdır. Gençler arasında yaygın tutum, “ders çalışırken müzik dinlemek”tir. Kendilerine sorulduğunda müzik dinlemelerinin çalışmalarına engel olmadığını, tam tersine daha kolay öğrendiklerini söylemektedirler. (Bu konuya Zihnin Dağılmasını Önlemek bölümünde değinilmiştir.)

Posterler

• Öğrenciye ait oda, onun egemenlik alanıdır. Oraya kimsenin ka*rışmaması, çocuğun

veya gencin bu odada bağımsızlığını rahat rahat yaşaması yerindedir. Bunun için de genç odasını istediği gi*bi düzenler, duvarlara istediği resim, afiş ve posterleri yapıştırır. Bu onun en doğal hakkıdır. Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı ortamda ders çalışırken ortaya çıkmaktadır. Çünkü özellikle duvarlara asılı olan poster, afiş, resim gibi gencin zevkini, özlemlerini ve iç dünyasını yansıtan ögeler öğrenci kafa*sını kaldırdığı anda onu alıp hayal dünyasına götürür, dersten kop*masına sebep olur ve değerli zamanının ziyan olmasına yol açar. Bu sebeple ders çalışılan ortamın, insana mümkün olduğu ka*dar az çağrışım yaptı-

racak şekilde düzenlenmesinde yarar vardır. Bunun için de, gencin egemenlik alanı içindeki düzenlenmeyi kendisinin gönüllü

olarak yapması, yoğun çalışma dönemi geride kaldıktan sonra poster ve afişlerini dilediği gibi sergilemesi ya*rarlıdır.

Çalışma Köşesi

Herkes bağımsız bir çalışma odasına sahip olacak kadar şanslı ol*mayabilir. 0 zaman da bir çalışma köşesi düzenlemek çok yerin*dedir. Çalışma köşesinin sahip olması gereken sıcaklık, ses, ışık gibi özellikler daha önce belirtilmişti. Burada üzerinde durulacak olan bir çalışma köşesinin sahip olması gereken asgari nitelikler*dir. Bir çalışma köşesi en az üzerinde yazı yazılabilecek bir masa ve yanında çalışma sırasında el altında bulunması gerekli olan kitap*ların, notların, kağıtların, kalemlerin vb. malzemenin konabilece*ği bir ilave alandan oluşur. Bu konuda en önemli nokta çalışma köşesinde — daha farklı işler*de de kullanılıyorsa — çalışmaya başlarken mutlaka temel bir de*ğişiklik yapılması gereğidir. Örneğin yemek masası çalışma ma*sası olarak kullanılıyorsa, mutlaka örtüsü değiştirilmelidir. Müm*künse masanın yeri de değiştirilebilir ve üzerine bir çiçek koyula*bilir; masanın örtüsünün değişmesiyle beraber bir de lamba ek*lenmesi de masanın artık farklı bir amaçla kullanılacağı konusun*da “uyarıcı” rolü oynar.

Çalışma Masası Sadece Çalışmak İçindir

Çalışmayı, çalışma için ayrılmış alanın dışına kaydırmamak ya*rarlıdır. Bir başka odada

çalışmak, koltuğa geçerek “tekrar yap*mak” yerine, bütün bu faaliyetleri çalışma masasında ve sandalye üzerinde yapmakta yarar vardır.

Eğer çalışma sırasında dikkatiniz dağılır, hayale dalarsanız yapı*lacak şey derhal

çalışma masasını terk etmektir.

Çalışma ortamına ait düzenlemelerin can alıcı noktası, belirli bir çalışma alanı ile

çalışma davranışı arasında şartlı refleks türün*den bir ilişki kurmaktır.

Genç bir insan hayal de kurar, çalışırken yorulur ve uykuya da dalar. Ancak bunları yatak, koltuk gibi ait oldukları yerlerde yap*mak, sonra da tekrar çalışma ortamına dönmek, daha sonraki uy*gulamalarda çalışmak için ayrılan zamandan en iyi biçimde yararlanmayı mümkün kılar. Çünkü böyle bir alışkanlık kazanıldığı takdirde çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma davra*nışını başlatır. Bu durumda çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” görevi görür ve çalışmayı başlatır.

Çalışma masasının her çalışmadan sonra düzenlenmesi, bir son*raki çalışmaya

başlamayı kolaylaştırır. Dağınık bir masada çalış*maya başlamak zordur ve çalışma için ayrılmış değerli zamanın bir önceki çalışmadan kalan malzemeyle ilgili gereksiz ayrıntıla*ra harcanmasına yol açar.

Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekecek her türlü malzemenin el

altında bulundurulması son derece yararlıdır. Böylece çalışma başladıktan sonra ders başından kalkmayı ge*rektirecek kopmalar önlenmiş olur. Çalışmayı bıraktıktan sonra aynı noktadan çalışmaya başlamak mümkün değildir. Mutlaka zihnin uyumu için bir süreye ihtiyaç vardır. Bu sebeple kopmala*rı önleyecek tedbirleri önceden almak verimi yükseltir

ÖZET

• Çalışma odası mümkün olduğu kadar fazla sıcak veya soğuk olmamalı, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.

• Çalışma masası ve yüksekliği kişinin boyuna göre ayarlanmalıdır.

• Ders çalışırken müzik dinlemek dikkati dağıtır.

• Ders çalışma ortamındaki poster, afiş ve resimler de dikkatin dağılma*sına, öğrencinin hayal dünyasına kaymasına yardımcı olur.

• Çalışma köşesi en az yazı yazılacak bir masa ve çalışma için el altında bulunması gerekenleri koyabilecek ilave bir üniteden oluşur.

• Çalışma masasını, çalışma faaliyeti dışında işler için kullanmamak; ha*yal kurmak, mektup yazmak, yemek yemek gibi her türlü faaliyeti ait ol*dukları yerde yapmak gerekir.

• Yemek masası çalışma masası olarak kullanılıyorsa, hiç olmazsa örtü*sünü değiştirerek, üzerine bir lamba ekleyerek yeni amacına hazır et*mek yerinde olur.

• Belirli bir çalışma alanı ile çalışma davranışı arasında şartlı refleks tü*ründen ilişki kurabilmek büyük önem taşır. Böylece çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” rolü oynar ve çalışmayı başlatır.

• Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak kesin*tileri Önlemek açısından yararlıdır.

ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK

“Zihnin Dağılmasını Önlemek”

Amaç: Bu bölümde, çalışmaya başladıktan sonra çalışmayı sürdür*meyi engelleyen zihin dağılmasının içten ve dıştan kaynaklanan se*bepleri anlatılmış ve bunlarla başa çıkacak yollar önerilmiştir.

SORULAR

Bu bölümü okuduktan sonra şu soruların cevaplarını verebileceksiniz:

1) Zihnin dağılmasına yol açan sebepler nelerdir?

2) Zihnin dağılmasına yol açan ve içten kaynaklanan sebeplerle nasıl mü*cadele edilir?

3) Zihnin dağılmasına yol açan ve dıştan kaynaklanan sebepler nelerdir?

4) Yatarak çalışmak, müzik dinleyerek çalışmak, çalışma verimini nasıl etkiler?

Televizyonun ve telefonun çalışmayı engellememesi için neler yapmak gerekir?

Dikkatin dağılması sebebiyle çalışma veriminin düşmesi; hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de zevk veren etkinlik*lere daha az zaman ayırmaya yol açar. Diğer taraftan başarının düş*mesi ve zevk veren etkinliklere zaman ayıramamak okuldan ve eği*timden uzaklaşmaya sebep olur.

Zihnin dağılmasına yol açan sebepler içten ve dıştan kaynakla*nabilir.

ZİHNİN DAĞILMASINA YOL AÇAN İÇ SEBEPLER

Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler;

• Hayal kurmak ve

• Endişelere kapılmaktır.

Hayal kurmak çalışmaya başlayan bir öğrencinin çalışmasını en*gelleyen ve en sık karşılaşılan durumdur.

Çalışmaya başladığınızda hayalleriniz sizi içine alıyor ve çalış*manızı engelliyorsa size iki farklı yol önereceğiz;

• Birincisi böyle bir durumla karşılaştığınızda kurmak istediğiniz hayali kendinize bir ödül

olarak verin. “Bu ders çalışma seansı*mı tamamladığım zaman, 10 dk. hayal kuracağım”

deyin. Eğer iç disiplini kuvvetli bir öğrenciyseniz, çalışma motivasyonunuz artacaktır. Bu

takdirde seansın sonunda kendinize tak ettiğiniz ödülünüzü zevkle verin ve hayalinizi

zevkle kurun.

• Ders çalışırken hayale dalarsanız ve bunu kendinize ödül olarak verecek şekilde erteleyemiyorsanız, ikinci önerimiz kurduğunuz hayale devam etmeniz ve bitirmenizdir. Hayalinizi bitirip doyu*ma ulaşın ve tekrar dersinize dönün. Bu hayallerin geri gelmesi*ni önlemenin bir yoludur. Hayallerinizi birdenbire keserseniz, bir süre sonra onları düşünmeye başlamanız kaçınılmazdır. Bir*çok kişi hayal kurma isteği ve hayal kurmanın pişmanlık arasın*daki ikilemden kendini kurtaramaz ve verimli çalışamaz. Siz öy*le yapmayın. Hayalinizi tamamlayın ve dersinize dönün.

Bazı öğrenciler hayallerini sürdürdükleri ve hayallerine gö*müldükleri zaman, bundan çıkamadıklarını ve dolayısıyla derse dönemediklerini söylemektedirler. Böyle durumlar için önerece*ğimiz yol şudur:

• Beş-on dakika gibi makul bir süre sonra derse dönemediğinizi fark ederseniz,

yeniden kalkın yürüyün, hafif fizik egzersiz hare*ketleri yapın, kendinizi, zihninizi ve

havanızı değiştirin.

ENDİŞELER

Zihnin dağılmasına yol açan bir başka sebep endişelerdir. “Bu sınavda başarılı

olabilecek miyim?”

“Ya başaramazsam, annemin-babamın yüzüne nasıl bakaca*ğım?”

“Arkadaşlarım benden çok çalıştı, ben tam hazırlanamadım…”

“Bu iş olmayacak galiba…”

“Çalışacak bunca konu var, hiç zaman kalmadı. Mahvoldum, ha*pı yuttum”

Bunlar ve buna benzer düşünceler önemli bir sınava hazırlanan her öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu tür endişelerle başa çıkma yolları dördüncü bölümde çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmekte ve çok yönlü başa çıkma yolları anlatılmaktadır.

Ancak bu noktada basite indirgenmiş bir formül olarak kendi kendinize şu soruları sormanızı öneririz:

“Bu düşünceler benim çalışmamı kolaylaştırıyor mu?”

“Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu?”

“Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu?”

Bu sorulara verilecek cevap “Hayır” olduğuna göre, yapılacak olan bu düşüncelerden uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir.

YATILI OKULLARDA EĞİTİM BAŞARISI

DAHA YÜKSEKTİR

Yatılı okullarda başarı oranı gündüzlü okullardan daha yüksektir.

Bunun üç sebebi vardır:

• Düzenli ve programlı çalışma saatleri.

• Etüd odalarının zihnin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek

uyaranlardan arındırılmış olması.

• Sabah etüdleriyle sağlanan tekrar imkanı.

Okulda başarıyı yükseltmek için yapılacak olanların başında kendi çalışma şartlarınızı, yatılı okulların çalışma şartlarına yaklaş*tırmak gelir. Bu konuda atılacak birinci adım çalışma odanızı zih*nin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek uyaranlar*dan arındırmaktır.

Nedir bunlar?

POSTERLER

• Zihnin dağılmasına yol açarak ders çalışmayı engelleyen dış se*beplerin başında

posterler gelir.

Bir erkek öğrenci düşünün. Odasında sevdiği takımın posteri asılı. Bu öğrencinin o postere bakıp, takımının bir önceki hafta yaptığı maçı, bir sonraki hafta yapacağı maçı düşünmemesi mümkün müdür? Aynı şekilde takımının puan cetvelindeki yeri*ni düşünmemesi, boşu boşuna kaçırdığı puanlar olmasa, şu anda çok daha iyi bir yerde olacağını düşünmemesi mümkün müdür?

Bu konuda bilgilendirdiğimiz gençlerin büyük çoğunluğu, bir haftalık uygulamadan sonra bize izlenimlerini bildirdiklerinde, bu görüşe katıldıklarını söylemişlerdir.

ÖĞRENMENİN ÖNŞARTLARI

Öğrenmenin ön şartlarını bir kere daha tekrarlayalım.

• Uyanıklık ve dikkat

• Motivasyon

• Aktif katılım

• Geri bildirim (mümkün olan en kısa zamanda sonuçlardan haberdar olmak)

YATARAK ÇALIŞMAK

• Zihnin dağılmasına yol açan faktörlerden bir tanesi de yatarak ders çalışmaktır. Ne

kadar iyi niyetle olursa olsun, “ders kitabını eline alıp şöyle uzanarak” çalışmak istemenin

doğurduğu bir tek sonuç vardır. Uykuya dalmak veya çalışamayacak kadar gevşe*mek. Çünkü:

Uyku ve uyumaktan sorumlu anatomik yapılar beyin sapın*dadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması ve kaslardan bu yapılara mesajların gitmesi uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerimi belirli bir düzeyin altına düşerse, beyin sapma gönderilen mesaj*lar bu defa uykuyu başlatan maddelerin salgılanmasına yol açar. Böylece öğrenmek için gerekli dikkatin ön şartı olan “uyanıklık” bozulmuş olur.

• Ders çalışmak için en uygun durum, çok yumuşak olmayan bir sandalyede dik olarak

oturmak ve kolları bir masa veya sıraya yaslamaktır.

• Yatarak ders çalışmak gibi, kaykılarak, sıranın üzerine uzanarak ders dinlemek de

öğrenmeyi engelleyecek düzeyde gevşemeye yol açar.

MUZİK DİNLEYEREK ÇALIŞMAK

• Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, insan beyni aynı anda birçok uyaranı alabilir

ancak dikkatini bir tek noktaya odaklaya*bilir. Bir başka ifadeyle, öğrenmek için gerekli olan

düzeyde dikkat ancak bir tek noktada toplanabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip,

hem de ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır.

Ders çalışmaya çalışırken müzik dinlemek, zevkle müzik din*lemenizi engeller. Gerçekte müzik dinlemek isteyip bu arada da “ders çalışmaya çalışmak,” müziğe ayırdığımız değerli vaktin zi*yan olmasına yol açar. Bunun tersi de doğrudur. Ders çalışmaya ayırdığınız vakit içinde müzik dinlemek isterseniz, derse ayırdı*ğınız değerli zamanı ziyan etmiş olursunuz.

Birçok öğrenci, “Ben çalışmaya koyulduğum zaman müziği duymuyorum” demektedir. Bu ifade yukarda anlatılanın doğru*luğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kişi dinlemediği halde geri planda devam eden müzik gerginlik ve yorgunluk yaratır, çalış*ma veriminin düşmesine yol açar.

• Bu sebeple öğrencinin karar vermesi gerekir. Müzik mi dinle*mek istiyorum, ders mi

çalışmak istiyorum?

• Bizim önerimiz ders çalışırken müzik dinlememek, müziği bir ödül olarak kullanmaktır.

• Grafik veya harita çizerken veya rutin bir ödev hazırlarken mü*zik dinlemekte bir sakınca

yoktur.

TELEVİZYON

• Yukarda müzik için anlatılanların hepsi televizyon için de geçer*lidir. Hem ders çalışmak.

hem de arada bir televizyona kulak ka*bartmak mümkün değildir.

• Sınava hazırlanan öğrenciler arasında en çok zaman kaybına ne*yin sebep olduğunu –

araştırdığımızda, listenin en başında rakipsiz olarak televizyon bulunduğunu gördük.

Televizyonun düğmesine basıncaya veya televizyonun bulun*duğu odaya gidinceye kadar kontrol sizin elinizdedir. Televizyo*nun düğmesine bastığınız veya televizyonun açık bulunduğu odaya girdiğiniz andan itibaren kontrol sizin elinizden çıkar ve ekrandaki yakışıklı erkeğin, çekici ve güzel kadının, olayın akı*şındaki heyecanın kontrolüne girer.

• Bu sebeple sınavda başarılı olmak istiyorsanız, ders çalışmak için programladığınız

süre içinde televizyondan uzak durun. Te*levizyonda mutlaka seyretmek istediğiniz bir

program varsa, bu*nu günlük programınızın içine alın. Ancak hiçbir zaman televiz*yon ve

ders çalışmayı bir araya getirmeyin.

• Çalışma sırasında verdiğiniz aralar sırasında zamanınızı istedi*ğiniz gibi

değerlendirebilir, kendinize çeşitli ödüller verebilirsi*niz. Ancak yukarda anlatılan

sebeplerden ötürü 10 dakika için televizyon seyretmek hiçbir zaman bu ödüllerden biri

olmamalı*dır.

TELEFON

• Ders çalışmayı engelleyen dış sebeplerden biri de telefondur. Çalışırken aklına gelen

bir şeyi söylemek veya dersle ilgili bir soruyu yöneltmek için telefon başına gitmek çok sık

rastlanan bir durumdur.

• Ders çalışma seansınızı tamamlamadan hiçbir şekilde kimseyi aramayın. Ders için bir

şey soracak dahi olsanız bunu dinlenme aranıza erteleyin. Telefonla konuşmayı kendinize

ödül olarak koyun. Eğer bir arkadaşınız sizi ararsa, o takdirde ona kendisini dinlenme

aralığınızda arayacağınızı söyleyin.

• Biraz katı gibi gözükmesine rağmen bu yaklaşımın arkasındaki mantık şudur: Beni

günlük programımı uygulamaktan hiçbir se*bep alıkoyamaz. Günlük programımı uygulama

sorumluluğu ba*na aittir.

Ders çalışırken en sık karşılaşılan isteklerden ikisi de bir şey*ler yeme-içme ve gezinme isteğidir. Bu isteklerin hepsi aynı ih*tiyaçtan doğar. Oturmak veya çalışmaktan kaynaklanan iç ger*ginliğini hafifletmek. Oysa yiyerek-içerek ve gezinerek sağlanan rahatlık, daha sonra günlük programı uygulayamamaktan kay*naklanan rahatsızlık altında kaybolup gidecektir.

• Bu isteklerinizi erteleyin ve kendinize ödül olarak bunları verin.

• Çünkü ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış çalışma

programınızı uygulama kararınızla çelişiyor ve çalışmanın engelliyor demektir.

HAYATINIZ KİMİN ELİNDE?

Çalışmaya başlamak ve sürdürmek konusunda temel faktörlerden bir tanesi kişinin hayatıyla ilgili sorumluluk ve kararları almak ko*nusundaki istekliliğidir.

Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğu dış dünya ve olaylara bıra*kırsanız, çalışmanızı ve başarınızı her zaman engelleyecek birçok sebebiniz olacaktır.

Bir gün anneniz veya babanız size duymak istemediğiniz bir söz söylemiş olduğu için çalışmak istemeyeceksiniz, bir başka gün öğ*retmeninizle aranızda istenmeyen bir diyalog olduğu için çalışmaya isteksiz olacaksınız, bir başka gün canınız sıkkın olduğu için, bir diğer gün hava içinizi kararttığı için, bir başka gün arkadaşlar size

bir yere gitmeyi önerdiği için vb. vb.. Bu listeyi her gün için birden çok sebeple doldurmak mümkündür.

Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğun bütünüyle size ait olduğunu kabul ederseniz, o takdirde yukarda sıralanan sebeplerin hiçbiri sizi günlük programınızı uygulamaktan alıkoyamaz.

Günlük programınızı engelleyecek sebepleri, aileden birinin cid*di ve ağır hastalığı, bir trafik kazası gibi çok istisna sayılacak du*rumlarla sınırlarsanız, her gün amacınıza doğru bir adım daha atma*nın rahatlığını yaşarsınız.

ÖZET

• Zihnin dağılması herkesin karşılaştığı bir durumdur ve buna yol açan sebepler içten ve

dıştan kaynaklanır.

• Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler hayal kurmak ve endişelere kapılmaktır.

• Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz ya hayal kurmayı kendini*ze ödül olarak

vererek bunu dinlenme aralığınıza erteleyin veya hayali*nizi kurmaya devam edin ve

tamamlayınca derslerinize dönün.

• Hayalinizi bir türlü bitiremiyorsanız, kalkıp dolaşın veya hafif fizik eg*zersiz hareketleri

yapın.

• Zihninizi sınavla veya gelecekle ilgili endişeler kaplarsa “Bu düşünce*ler benim

çalışmamı kolaylaştıracak mı, bana yardımcı oluyor mu, amacıma hizmet ediyor mu?” diye

sorun. “Hayır” diye cevap verirse*niz, bunları bir yana bırakın ve çalışmaya koyulun.

• Zihnin dağılmasına yol açan dış sebepler odada asılı posterler, yata*rak çalışmak,

müzik dinlemek, televizyon, telefon konuşmaları, bir şeyler yemek-içmek ihtiyacı ve

gezinmektir.

• Ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış ça*lışma

programınızı uygulamanızla çelişip çalışmanızı engelliyor ve ba*şarınızı tehdit ediyor

demektir.

DİNLEMEK VE NOT TUTMANIN ÖNEMİ

W. Shakespeare, IV. Henri adlı eserinde, “Dinlememek ve not al*mamak hastalığı yüzünden başım dertte” der. Shakespeare dönemi için doğru olan bugün için de geçerlidir.

İyi dinlemek ve not almak sadece eğitimin değil, hayat başarısı*nın da temel taşıdır. Neden iyi dinlemek zordur ve not almak bu ka*dar büyük önem taşır?

SİNİR SİSTEMİNİN ÖZELLİĞİ

İnsanın sinir sistemi dakikada 200-250 kelimelik bir konuşma hızı*nı anlama kapasitesine sahip olmasına rağmen, normal bir konuş*manın hızı dakikada 40-70 kelime arasındadır. Bu da insanın sinir sisteminin sahip olduğu kapasitenin ancak dörtte biri veya altıda bi*rini kullandığını gösterir. Böylece insanın dinlemede olduğu her da*kika içinde kafası 1160-180 kelimelik bir süre boş kalır ve bu süre dikkatin dağılmasını son derece kolaylaştırarak adeta teşvik eder.

Kontrolün kişinin kendi elinde olduğu okuma, yazma ve düşün*me faaliyetlerinin aksine; dinleme başka bir insanın varlığını ve onunla karşılıklı etkileşimi içine alır. Kendilerini eğiterek dinleme becerilerini geliştiren kimseler, boş kalan zamanlarını konuşanın ne demek istediğini düşünerek, anlattıklarının arkasındaki anlamı kav*ramaya çalışarak ve not tutarak kullanırlar.

NOT TUTMANIN YARARLARI

Not almanın sağladığı iki büyük yarar vardır. Birincisi, not alma eğitimin temel şartı olan “aktif katılım”ı sağlar. Böylece uyanık kalmak, dikkati öğrenilen konuda yoğunlaştırmak mümkün olur. İkincisi, not alma ve alınan notları yeniden düzenleme, eğitimin en büyük düşmanı olan unutmayı önler. Yöntem bölümünde “Hafıza*nın Özellikleri” başlığı altında ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi öğ*rendiğimiz malzemenin yaklaşık % 70’ini bir saat içinde, % 80’ini bir gün içinde unuturuz. Unutma eğrisini bizim avantajımıza çevi*recek en önemli girişim not tutmaktır. Tutulan notlar bir daha okun*masa bile ders dinlerken uyanıklığı sağladığı için yine de önem ta*şır.

İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Başka bir ifadeyle iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak el ele gider.

Başka bir şey yaparken veya düşünürken iyi dinlemek mümkün değildir. Ancak iyi dinlemenin ve not al*manın en önemli şartı insanın dinlemek için iyi bir sebebi olmasıdır.

İYİ BİR DİNLEYİCİ OLMAK İÇİN

Dinleme kısa süreli yoğunlaşmalar şeklinde olur. İnsan 30 saniye kadar bilinçli olarak dinler, sonra bir veya iki saniyelik bir kopuk*luk olur. Önemli olan, zorunlu olarak meydana gelen bu kopmalar*dan sonra tekrar konuya dönebilmedir.

Öğrenci eğer dersi sevmezse, dersi vereni sevmezse dikkati daha kolay dağıIır. Bu durumlarda dikkati toplayamamak, sınıftaki bir ses veya diğer öğrencilerle ilgili bir ayrıntıya takılmak, dersten ve konudan uzaklaşmayı kolaylaştırır.

Bu sebeple ön sıraya oturmak, hazırlanmış olan ödevi veya bir önceki derste tutulmuş olan notları gözden geçirmek iyi bir başlan*gıç sayılabilir. Ancak iyi bir dinleyici olabilmek için daha çok şeye ihtiyaç vardır. İnsan iyi bir dinleyici olmayı kendi kendine öğrenir. Çünkü klasik eğitim sistemi hiçbir aşamasında bu beceriyi geliştire*cek sistemli bir girişimde bulunmaz.

İyi ders dinleme alışkanlığına sahip bir öğrenci derslere devam konusunda elinden geldiğince titiz davranır. Çünkü böyle bir öğren*ci sınıfta anlatılan dersi öğrenmenin en kolay ve biricik yolunun der*si dinlemek olduğunu bilir. İnsan kitabı istediği zaman okur, istediği zaman tekrar edebilir. Ancak okumak ve tekrarlamak ilave bir za*man, yeni bir düzenleme ve zevk alınan kişisel faaliyetlerden zaman verilmesini gerektirir. Oysa dersi derste öğrenebilmek için öğrenci*nin elinde tek bir fırsat vardır: Söyleneni iyi dinlemek ve not tutmak.

BÜTÜN DUYUMLARDAN YARARLANIN

Derste anlatılanları iyi anlamak ve not etmek için bütün duyumlar*dan faydalanmak öğrenciyi amacına yaklaştırır. Gözler tahtaya, öğ*retmene ve not defterine yönelir; kulaklar öğretmenin ağzından çı*kanlara odaklanır; el, dersin önemli noktalarını not eder; zihin bü*tün ders süresince durmadan çalışır, malzemeyi anlamlandırmaya ve anlatılanları sentez etmeye gayret eder. Kısacası bütün beden, sürekli olarak sınıfta ortaya konan fikirlerdeki her nüansı anlayabil*mek için çaba içinde olur. Derste anlatılan konuyla böylesine bü*tünleşen bir, öğrencinin dikkati de, tahmin edileceği gibi, kolay ko*lay dağılmaz.

İYİ NOT TUTMANIN ONŞARTLARI

İFİKAN yöntemiyle iyi not almanın sistematiği açık ve anlaşılır bir şekilde anlatılmaktadır. Ancak ön şartları burada belirtmekte yarar görüyoruz: İyi not almaya uygun bir malzemeyle sınıfa gelmek ve kısaltmalar kullanmak.

Derslere düzenli devam eden, iyi bir dinleyici olan ve not tutan bir öğrenci, muhtemel sınav sorularının neler olacağı konusunda son derece uyanıktır. Bazı öğretmenler derslerini tekdüze anlatırlar. Ancak birçok öğretmen ses tonunda veya vurgulamasında değişik*lik yaparak önemli fikir ve prensipleri ortaya koyar ve bunlar sınav sorularıdır. Dikkatli bir öğrenci için bu muhtemel sınav sorularını kestirmek hiç de zor değildir.

Öğretmenlerin verdikleri ipuçları, bu ipuçlarına karşı duyarlı öğ*renciler tarafından kolayca değerlendirilir. Zaten öğretmenler de bu ipuçlarını büyük çoğunlukla bu sebeple ve bu tür öğrenciler için ve*rirler.

Eğer bir öğrencinin bedeni ve zihni dersin her saniyesinde yukar*da anlatılan şekilde çalışırsa, ders malzemesini anlamlandırmaya, sentez etmeye ve özümlemeye gayret ederse, zaman o öğrenci için hızla geçer ve “sıkılmak” gibi bir duyguyu yaşamasına fırsat kalma*dan ders biter. Hepsinden önemlisi bu öğrenci o dersi çalışmak için, çok daha az zaman harcar ve zamanını daha keyifli ve kendisine zevk verecek ders dışı konularla ilgilenerek geçirme şansı artar.

Bazı öğrenciler derste not tutmak yerine, dersi teybe almayı ter*cih ederler. Ancak hemen belirtmeliyiz ki. derste not tutmak ile dersi teybe kaydetmek aynı şey değildir.

Bu konuyu buraya kadar dikkatle okuyan bir kişi, derste not tut*mak ile dersi teybe kaydetmenin neden aynı şey olmadığını kolayca tahmin edebilir. Not tutmak, derse aktif katılımı sağlayan, uyanıklı*ğı ve dikkati artıran, motivasyonu yükselten önemli bir faaliyettir. Dersi teybe kaydeden öğrenci, hiçbir zaman dersi not tutan bir öğ*renci kadar dikkatli dinleyemez. Ayrıca dersi teypten dinlemek zaman açısından hiç de ekonomik olmayan bir yoldur. Bütün bunlar*dan başka, öğretmenin tahtada veya projeksiyonda gösterdiği bir şe*yi teypten izlemek de mümkün değildir. En önemlisi, bir şeyi duy*duktan hemen sonra yazmak anlamayı ve malzemeyi akılda tutmayı kalaylaştırır.

“İKİNCİ DÜŞÜNCELER DAHA İYİDİR”

Euripides “ikinci düşünceler daha iyidir” demiştir. Bu, üzerinde dü*şünülen ve geliştirilen fikirlerin daha iyi olduğunu anlatmak için söylenmiştir. Aynı sebeple derste alınmış notların bir sonraki dersten önce yeniden yazılmasının birçok yararı vardır.

Notların yeniden yazılması, sınıfta anlatılan konunun yeniden düşünülmesine imkan verir ve böylece öğrenci ayrıntılar ile önemli noktaları birbirinden ayırma fırsatını bulur.

Notların yeniden yazılması mükemmel bir tekrardır ve böylece öğrenilecek malzemenin kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçmesi için son derece önemli bir adım atılmış olur.

Notların yeniden yazılması sırasında çözülemeyen noktalar olur*sa, bunun uygun bir zamanda öğretmene sorulmasında büyük yararlar vardır. Bu tür bir geri-bildirim sadece öğretmenle aynı frekansta olmayı sağlamaz, aynı zamanda da öğretmene öğrencinin aktif bir şekilde dersle ilgilendiğini anlatır ve öğrenciyle ilgili görüşlerini olumlu yönde etkiler.

Notların yeniden yazılması hafızayı tazeIediği için, yeniden ya*zılmış notları çalışmak çok kolay olur.

NOTLARIN TEMİZE ÇEKİLMESİ

Notların bir sonraki dersten önce değil de, uzun bir zaman aralığın*dan sonra, örneğin büyük sınavdan önce yazılması halinde, öğret*menin anlattığı birçok şeyin kopuk olduğu görülür. Böyle bir malze*meyi bir bütün haline getirmek çok zor olur. Oysa dersin verildiği gece veya bir sonraki dersten önce yazılarak tekrarlanmış malzeme, zihinde çok daha büyük bir tortu bırakır. Bu da eğitim ve başarı açı*sından çok önemli bir kazançtır. Eğitim konusunda en yaygın ta*nımlardan biri “insanın bütün öğrendiklerini unuttuktan sonra geriye kalan” olduğudur. Derste not tutulması ve tutulan notların bir sonraki dersten önce tekrar yazılması, geriye çok daha fazla şeyin kalmasına imkan sağlar. Birçok öğrenci derste not tutmanın yeterli olduğu bunları tekrar yazmanın zaman açısından kayba sebep ol*duğunu bunun ağır, sıkıcı ve gereksiz bir iş olduğunu düşünür. An*cak notları yeniden yazmak daha sonra çalışmaya kolaylık getirir. Böyle bir öğrenci sınava daha az çalışarak, daha güvenli ve kendi boş zaman etkinliklerine daha çok zaman ayırmış olarak girer.

ÖNEMLİ BİR ARAŞTIRMA

öğrenme konusunda yapılan bir araştırma, ortalama bir öğrencinin okuduğunun ancak yaklaşık % 20’sini hatırlayabildiğini ortaya koymuştur. Eğer malzeme önce okunur, sonra da dinlenirse hatırla*ma düzeyi yaklaşık % 40’a çıkmaktadır. Okuduktan sonra dinleni*len malzeme, aynı zamanda yazıldığı takdirde hatırlama oranı % 6O’a çıkmaktadır.

Eğer öğrenci okuma ödevlerini düzenli yapar, derslere düzenli olarak girer, dikkatle dinler ve not tutarsa, sınıfını geçmeyi garanti*ler. Notların yeniden yazılması ise başarıyı % 60 düzeyine çıkar*maktadır.

ÖZET

• insan sinir sisteminin özelliği gereği, dinlediğinden çok daha hızlı dü*şünür ve bu sebeple de dinlerken dikkati çok kolay dağılır.

• Not tutmak aktif katılımı sağlayarak dikkati sürdürmeyi sağlar ve unut*mayı ön ter.

• iyi bir dinleyici olmak için ön şart, ön sıralara oturmak, bir önceki dersin notlarını gözden geçirmek ve derslere düzenli olarak devam etmektir.

• Dersi derste öğrenmek, boş zaman etkinliklerine zaman ve imkan sağlar,

• İyi not tutmanın ön şartları, iyi not almaya uygun malzemeyle sınıfa gelmek ve kısaltmalar kullanmaktır.

• İyi not tutan öğrenci, sınavlarda çıkacak soruların neler olacağını önceden bilir.

• Notların yeniden yazılması zaman kaybı değildir. Bu işlem bilginin ha*fızada pekişmesi açısından yararlıdır ve unutmayı engeller.

• Okunanın %20’si, okunup sonra dinlenenin %40’ı; okunup, dinlendik*ten sonra yazılanın %60’ı hatırda kalır.

ETKİLİ TEKRAR İÇİN

Etkili bir tekrar için en önemli şart; zihni, tekrar yapılacak olan malzemeye bağlı tutabilmektir. Çünkü önemli bir sınavdan önce in*san zihni kolayca endişe ve kuruntulara kayma eğilimindedir. Böyle bir durum hem dikkati dağıtır, hem de çok değerli bir zaman dilimi*nin kaybına yol açar. Bunun için kendi kendinize yüksek sesle:

“Şimdi çalışma zamanı, endişelere ve kuruntulara yer yok” deyin. Bunu yüksek sesle söylemekten çekinmeyin.

Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra yine zihninizi endişe*lerin işgal ettiğini, kuruntulara veya hayallere daldığınızı fark eder*siniz, çalışmayı durdurun ve oda içinde birkaç tur atın. Bu arada ağır ağır, sessiz ve derin bir nefes alın, kısa bir süre tutun ve yavaş yavaş boşaltırken “Bu sınavı başaracağım” deyin. Bu faaliyet biyokimyasal olarak öğrenmeyi zorlaş*tıran maddelerin azalmasına yol açacaktır.

Bundan sonra bir kağıda veya kartona, biraz önce içinizden tek*rarladığınız “BU SINAVI BAŞARACAĞIM” cümlesini büyük harfler*le yazın ve çalışma masanızın karşısına asın.

Tekrar yorulduğunuzu hissettiğiniz zaman büyük aralar vermek yerine, oda veya ev içinde kısa yürüyüşler yaparak, derin nefes ala*rak dinlenin ve sonra tekrar çalışma masanızın başına dönün. Tele*vizyon kesinlikle uzak durun.

Tekrar sırasında sadece esas noktalar ve ana faktörler üzerinde durun, ayrıntılar ve önem derecesi düşük noktalar üzerinde geçirecek zamanınızın olmadığını unutmayın. Böyle bir tekrarda zamanı*nızı özellikle notlarınızdaki temel fikirlerin ve muhtemel sınav so*rularının üzerinde durarak kullanın.

Böyle hızlı bir tekrarda bile ana fikri ve temel konulan çok kısa notlar halinde yazın. Zaman kaybına yol açacak biçimde yapılma*mak şartıyla, not almak ve yazmak hem zihnin dağılmasını önler, hem de sağladığı hareket imkanıyla endişeyi (birikmiş olan sinirsel enerjiyi) azaltarak rahatlamaya yol açar.

Eğer tekrarı notlarınız üzerinden değil de kitabınızdanyapıyor*sanız, kitabın bütünü değil en önemli noktaları, ana fikri içeren bö*lümleri okuyun. Kitapta eğer özet varsa mutlaka gözden geçirin. Çok önem verdiğiniz bölümlerin dışında kalan yerlerde “hızlı oku*ma” tekniğini kullanın. Çünkü kelime kelime okumak büyük bir za*man kaybıdır ve çok kere daha iyi öğrenmek ve anlamak yönündeki ,amaca da hizmet etmez.

Eğer, fizik, kimya gibi fen bilimleri veya matematik gibi dersler*den, bir sınava hazırlanıyorsanız da yukarda yazılanlar geçerlidir. Önemli olan ilkeler, bu ilkelerin dayandığı temeller ve bu ilkelere dayandırılan faktörleri doğru kavramaktır. Bundan sonra bunlarla ilgili problemleri çözebilmek önem taşır. Daha sonra da yeterince egzersiz yapmak.

BEDENİNİZE ÖZEN GÖSTERİN

Çalışma sürenizin uzadığı ya da zamanın daraldığı durumlarda çay ve kahve gibi uyarıcı maddelerden veya ilaç kullanmaktan kaçının. Unutmayın ki önemli bir sınav öncesinde sinir sisteminiz zaten en üst düzeyde uyarılmıştır. En son ihtiyaç duyulacak olan, sistemi da*ha fazla uyarmaktır. Kahve gibi masum uyarıcılar bile, el titremesi, dikkat azalması, huzursuzluk ve yerinde davranamamak, sık tuvale*te çıkmak gibi sonuçlar verir.

Uyku

• Uyku alışkanlığınızı bilmeniz büyük önem taşır. Ortalama uyku sü*resi 11 yaşındakiler için 9,5 saat, 17 yaşındakiler için 8-8,5 saattir. Uykunun birinci yarısı bedensel, ikinci yarısı ruhsal dinlenme açı*sından önem taşır. Bu sebeple sadece bir gecelik 3-5 saatlik kısa bir uykunun zihinsel faaliyet üzerinde olumsuz etkileri yoktur. Ancak uykusuzlukların arka arkaya birkaç gece devam etmesi, akıl yürüt*me, öğrenme, dikkat gibi yüksek beyin faaliyetlerini olumsuz yön*de etkiler.

Hiç uyumadan sınava girmek ise yapılabilecek en büyük hatadır. Bedensel dinlenmeye imkan veren en az 3 saatlik bir uykunun de*ğeri hiçbir şeyle ölçülemez. “Şurada kaç saat kaldı, uyumasam da olur. Birkaç saatlik uyku insanı daha fazla sersem eder” şeklindeki söylenti ve düşünceler bütünüyle hatalıdır.

Ertesi gün öğrencinin veya yakınlarının bir önceki gecenin az uykusundan söz etmesi ve bu sözlerin tekrarlanması uykusuzluğun doğurduğu rahatsızlığı artırır ve başarıyı olumsuz yönde etkiler.

Eğer öğrenci uykusunu, kendisini amacına yaklaştıracak önemli bir engeli aşmak için kullandığına ve bunu da başardığına inanırsa, kısa uyuduğu için duyacağı rahatsızlığı bütünüyle ortadan kaldır*mak yolunda önemli bir adım atmış olur.

Sınavlarda Başarılı Olmak Konusunda İpuçları

Gerek kolejlere ve Anadolu liselerine giriş, gerekse üniversite bir ve ikinci basamak sınavlarında farklı sorular olsa bile, bir bütün olarak bu sınavlara uygulanabilecek bazı hücum metodları vardır Aşağıda çeşitli araştırmalar, uygulamalar ve analizler sonucunda el*de edilmiş sonuçlardan yola çıkarak geliştirilmiş ipuçlarını ve hü*cum stratejilerini bulacaksınız. Bunları uygulamanız başarınızı bir*kaç puan yukarı çekecektir.

ÖN OKUMA

Hangi tür sınav olursa olsun ve siz bunu önceden ne kadar iyi ince*lemiş olursanız olun, sınavın şeklinde ve soru sayısında bazı deği*şiklikler olması mümkündür.

1-Bir bölüme başlamadan önce, o bölümü hızla gözden geçirin.

Başlayacağınız bölümü cevaplamadan önce 10 saniyenizi 0 bölü*mün yer aldığı sayfaları hızla gözden geçirmeye ayırın. Böyle bir iş*lem testin yapısındaki ve soru sayısındaki değişikliğe karşı uyanık olmanızı ve kendinizi değişikliklere karşı yeniden düzenlemenizi sağlayacaktır. Bu gözden geçirme işlemi sırasında, bölüm için önemli olan anahtar noktaları hatırlamanız mümkün olacaktır. Örne*ğin, tanıdığınız bir geometri şekliyle veya bildiğiniz bir soru köküyle karşılaşabilirsiniz. Bu takdirde nereden başlayacağınızı bilirsiniz.

HIZ (TEMPO)

Hiçbir sınav tekniği bir sınavdaki tempo kadar önemli değildir. Sı*navınızı değerlendiren bilgisayar son derece duyarsız bir araçtır. Sadece şu basit formülü algılamaya göre programlanmıştır.

Hani Puan = Doğru Cevap Sayısı- Her 1 yanlış için 1/4 puan

Yakın tahminlere puan verilmediği gibi, kesin isabetlere de ek puan verilmez.

1-Hız ve isabet arasında uygun bir denge kurun.

Çok hızlı çalışıp hata yapmak uygun değildir. Çünkü yanlış ce*vaplardan puan alamaz, tam tersine puan kaybedersiniz. Diğer ta*raftan, aşırı dikkatli olarak her soru üzerinde fazla zaman harcamak da yeterli puanı toplam anızı engelleyecektir.

Hayali üç öğrencinin durumu bu konuda bir örnek olabilir. Ah*met TİTİZ, Mehmet DİKKATSİZ ve Ayşe AKILLI. Bir üniversite gi*riş Sınavında 60 matematik sorusundan Ahmet 27 soruyla uğraşmış, çok dikkatli çalışmış ve sadece 2 tanesinde yanılmıştır. Mehmet çok hızlı çalışmış, soruların hepsini yapmış ancak 40 tanesinde ya*nılmıştır. Ayşe 45 soru yapmış ve 10 tanesinde yanılmıştır.

Ahmet: 25—0,5 = 24,5

Mehmet: 20—10=10

Ayşe: 35~ 2,5 = 32,5

3-Bir soruda belirli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsanız soruyu bırakın.

Kolejlere ve üniversitelere giriş sınavlarında soruların ağırlık derecesi farklı ancak bütün soruların puan değeri aynıdır. Zor soru*lara ek Puan verilmez. Bu sebeple bir soru üzerinde makul bir za*man harcadığınız ve doğru olduğuna inandığınız bir çözüme ulaşamadığınız takdirde, bu soru üzerinde çalışmaya devam etmek yerin*de değildir Uygun olan bu soruyu bırakıp, bölümdeki diğer sorula*ra geçmektir.

Ancak unutmamak gerekir ki 4. anahtar, soruyu çözmek için ma*kul bir süre çaba harcadığınız durumlarda geçerlidir. Bu anahtar,

“Soru size ilk bakışta zor geldiği takdirde bırakın” anlamına gelmemektedir.

4-Herhangi bir soruyu Üzerinde zaman harcamak gerektiği ve karışık gözüktüğü için otomatik olarak atlamayın.

Sınavda karşılaşacağınız soruların büyük çoğunluğu analize ihti*yaç gösterir Eğer üzerinde zaman harcanması gerektiğini düşündüğünüz her soruyu atlarsanız, kısa bir süre sonra çok az soruyu ce*vaplandırmış olarak, bölüm sonuna varırsınız.

Bazı matematik problemleri, kesirli ifadeler ve büyük sayılarla çok karmaşık gibi gözükebilir. Ancak kavramların doğru olarak yerli yerine oturtulması durumunda problem kolayca çözülebilir. Böyle bir soruyu anlamak ve kavramları doğru olarak kullanmak için gayretinizi esirgemeyin.

ZAMANI KULLANMAK

Zamanı kullanmak tempoya bağlı olmakla beraber, her ikisi aynı şey değildir. Zamanı kullanmak geçen her dakikanın farkında ol*mak ve her dakikadan en üst düzeyde yararlanmak demektir.

5-Yanınızda bir saat bulundurun ve bunu test süresine göre ayarlayın.

Bir test sınavının en önemli yönü zamanlama olduğu için, yanı*nızda bir saat getirmeyi unutmayın. Sınav sorumlusu sınav başlar*ken saati tahtaya yazar Ve sınav sonunda da zamanın bittiğini haber verir. Ancak hiç şüphesiz sınav sorumlusu zamanın geçişine sizin kadar duyarlı değildir. Tahtaya 10 dakika kaldığının yazılması veya bunun söylenmesi de sizi zamandan ancak genel çerçeve içinde ha*berdar etmek amacını taşır.

Kendi saatinizle zamanın geçişi ve temponuz konusunda çok da*ha gerçekçi bir fikre sahip olabilirsiniz. Eğer saatinizin kronometre özelliği varsa bunu da kullanmakta tereddüt etmeyin. 45 dakikalık bir bölüme başlamadan önce saati algılamayı kolaylaştırmak için 11.15’e ayarlarsanız, bölümün 12’de biteceğini hesaplamak ve gör*mek daha kolay olur. Sınavda başarılı olmak için sadece zamanın farkında olmak değil, bu zamandan en iyi biçimde yararlanmak zo*rundas ınız.

6-Zihninizin dağılmasını önleyin. Eğer bölümler arasında kısa bir dinlenme aralığı vermenize imkan varsa zihninizi programlı bir şekilde dinlendirin ve bu süreyi aşmayın.

Zaman hem dostunuz, hem düşmanınızdır. Eğer zamanı bilinçli ve planlı bir şekilde kullanırsanız başarınızı yükselir ve bilinçsiz kullanırsanız kaybedersiniz.

Dikkati kesintisiz ve yoğun olarak sürdürmek için otuz dakika oldukça uzun bir süredir. Kolejlere giriş sınavlarındaki yaklaşık 120 dk. ve üniversite giriş sınavlarındaki 210 dk. zihni bir nokta et*rafında sürekli ve yoğun biçimde odaklaştırmanın mümkün olama*yacağı kadar uzundur. Eğer bu gerçeğe hazırlıklı olmazsanız, dö*nem dönem dikkatinizin dağıldığını, veriminizin düştüğünü göre*ceksiniz.

Zihninizi toplamakta güçlük çektiğiniz üç dakikalık bir süre içinde iki veya üç soruda hata yapabilirsiniz. Bu durumun toplam puanınız üzerinde yaratacağı etki seçmeyi düşündüğünüz yükseköğ*renim programına girmenizi engelleyebilir.

Bütün bir sınav süresince dikkatinizin hiç kesilmeden devam et*mesi mümkün olmadığına göre, zihin yorgunluğunun belirtilerini tanımanızda ve gerekli olduğu noktalarda zihninizi dinlendirmek için bir plan yapmanızda büyük yarar vardır. Eğer zihninizin sınav*dan koptuğunu hissederseniz, camdan dışarı bakmakta veya salo*nun içine göz gezdirmekte olduğunuzu fark edersiniz, aynı satırı veya soruyu anlamadan tekrar tekrar okursanız birkaç saniye için zihninizi dinlendirmeye ihtiyacınız var demektir. Böyle bir dinlen*me aralığına ihtiyacınız olduğunu fark ettiğinizde, kaleminizi bıra*kın, gözlerini kapatın ve alnınızı ve şakaklarınızı ovarak veya sizi rahatlatacak başka bir dinlenme egzersizi yaparak 15 saniye gibi bir süreyi bu amaçla kullanın.

Sınavda başarılı olmak için saate 5 veya 10 saniyede bir bakarak sadece zamanın farkında olmanız yetmez, esas olarak zamanı kendi amacınız ve planınız doğrultusunda kullanabilmeniz gerekir.

7-Geçen zamanla aşırı ilgilenmeyin.

Her bölüm içinde zamanı kontrol etmemizin mümkün olduğu el*verişli noktalar vardır. Örneğin bir bölümdeki çalışma hızınızı her beş soruda bir kontrol edebilirsiniz. Böylece 10 veya 15 soru so*nunda hızının ve temponuzu yavaşlatmak veya hızlandırmak yö*nünde ayarlamanız gerektiği konusunda gerçekçi bir fikre sahip olabilirsiniz.

TESTİN YAPISINDAN YARARLANIN

Unutmayın ki, doğru cevap birbirine benzeyen ve doğru olmayan bir grup seçenek arasında gizlenmiştir.

8-Sorulan soruya cevap olamayacak seçenekleri eleyin. Aşağıdaki gibi okuduğunu anlamayı ölçen bir soruyu ele alalım.

“Montaigne, ‘Avrupa’ya serbest düşünmesini öğretmiş olan adamdır.’ de*mek, fazla büyük söylemektir; ama, böyle bir söz de olsa olsa Montaigne için söylenebilir.”

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılabilir?

A) Montaigne, Avrupa’da serbest düşüncenin en önde gelen kişisidir.

E) Montaigne bir serbest düşünce adamıdır; ancak, bu yolla Avrupa’yı et*kileyememiştir.

C) Montaigne’in Avrupa serbest düşüncesindeki yeri, herhangi bir düşünür ölcüsündedir.

D) Montaigne’in Avrupa’ya serbest düşünmesini öğretmiş olması, ancak sözde kalmıştır.

E) Avrupa’da serbest düşüncenin Montaigne’le ilgisi yoktur.

Bu noktada “tahminde bulunmak” konusunu tartışmak gerek*mektedir.

9-Tahmin etmeniz gerekirse, hızlı tahminde bulunun ve fikrinizi değiştirmeyin.

Bu anahtar iki temele dayanır. Eğer tahminde bulunmak gereki*yorsa, bunu yapmak gerekir. (Özellikle Açık Öğretim Fakültesi sı*navlarında olduğu gibi yanlışlar için bir ceza puanı uygulaması yoksa.) Sürekli düşünmekten yorgun düştüyseniz ve iki seçenek arasında doğru cevap olması yönünden bir fark göremiyorsanız o zaman tahminde bulunacaksınız. Sınavla İlgili Düzenlemeler bölü*münde de belirtildiği gibi yapılan araştırmalar ilk tahminlerin, ikin*ci tahminlerden daha isabetli olduğunu ortaya koymuştur. Bunun sebebi muhtemelen tahmin noktasına varılıncaya kadar yapılan ana*litik akıl yürütmedir. Bu durumda tahmin, “tahmin” kelimesinin ifa*de ettiğinden daha fazla anlam taşımaktadır. Eğer bu açıklama aklı*nıza yatıyorsa, ilk tahmini değiştirmemek daha yerinde olur. Eğer bu açıklama aklınıza yatmıyorsa ve ilk tahmininiz ikincisinden da*ha iyi değilse bile, tahminlerinizi ‘değiştirerek zaman kaybetmekte olduğunuzu unutmayın. Bütün bu sebeplerden ötürü tahminlerinizi değiştirmeyin. Fakat, sorunun çözümü ile ilgili farklı analitik bir yaklaşıma sahip olursanız tabii ki cevabınızda değişiklik yapacaksı*nız. Ancak bu hiç şüphesiz, bizim “tahmin” kelimesiyle ifade etme*ye çalıştığımızdan bütünüyle farklı bir durumdur.

10-Üçlü bir zincir kurulabilir, ancak dörtlü zincirin bir yerinden kırılması gerekir.

Test sınavlarında, cevap kağıtlarıyla ilgili gerçeklere dayanan tek bir teori vardır. Sınava girmiş herkes bir sırada 5 tane A ceva*bının alt alta gelmesinden oluşan zincirlerden kaçınır. Her ne kadar dörtlü veya beşli bir zincir teorik olarak mümkünse de, böyle bir zincire şimdiye kadar hiç rastlamadığımızı rahatlıkla söyleyebili*riz.

Bir testte iki veya üç doğru cevabın aynı seçeneği temsil eden harfte toplandığı görülebilir. Ancak yukarda belirttiğimiz gibi dört*lü veya daha fazla halkalı bir zincir görülmemiştir. Eğer cevap kağıdınızda dört veya daha fazla cevabın aynı seçenekte toplandığını görürseniz, o diziyle ilgili çalışmanızı gözden geçirin, çok büyük bir ihtimalle en az birinin yanlış olduğunu bulacaksınız.

CEVAP KAĞIDININ DÜZENLENMESİ

Giriş sınavları veya büyük sınavlarda test malzemesi “soru kitapçığı” ve “cevap kağıdı” olmak üzere iki ayrı parçadan meydana gelir. Cevap kağıdında kişisel bilgilerin yazılması gereken bir bölüm var*dır ve bu bölümün sınav başlamadan doldurulması gerekir. Cevap kağıdında ayrıca soru kitapçığında bulunan sorulara ve seçeneklere uygun sayılar ve harfler bulunur.

Cevap kağıtları makineyle okunduğu için, cevap kağıdında işa*retlenmemiş ve yanlış işaretlenmiş cevaplar için puan alamazsınız.

11-Cevap kağıdında cevapları bütünüyle doldurarak, uygun boşlukları taşımadan ve koyu olarak işaretleyin. Cevap kağıdında makinenin yanlış okumasına sebep olacak her türlü işaretten kaçının. Her soru için sadece bir tek cevap işaretleyin.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]15- A B C D E

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]16- A B C D E

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]17- A B C D E

18- A B C D E

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]19- A B C D E

Yukarıdaki şekilde on birinci anahtar görsel olarak anlatılmıştır. Şekilde sadece 15. sorunun cevabı doğru olarak kaydedilmiştir. 19. soru çok hafif doldurulduğu 16. soru yarım bırakıldığı için bü*yük bir ihtimalle okunmayacaktır. 17. soru ise iki cevap boşluğu doldurulduğu için yanlış olarak değerlendirilecektir.

Cevap kağıdını atlayarak kodlamak sık rastlanan hatalardan biri*dir. Sıralamadaki bir atlama veya bir soruya iki cevap işaretlenmesi soru kitapçığı ile cevap kağıdındaki sayıların birbirini tutmamasına ve sınavda mutlak bir başarısızlığa sebep olur. Ne yazık ki makine*ler doğru cevap dizisini yanlış boşluklara doldurduğunuzu anlayıp düzeltecek şekilde programlanmamışlardır. Böyle bir hatayı ortadan kaldırma yollarından biri bundan sonraki anahtarda verilmiştir.

12-Cevaplarınızı, cevap kağıdına gruplar halinde kodlayın.

Soru kitapçığından her sorunun ayrı ayrı okunup, doğru cevabının bulunduktan sonra, cevap kağıdına kodlanması hemen hemen bütün sınava girenlerin yaptığı ortak hatadır. Her soru için soru ki*tapçığından cevap kağıdına, cevap kağıdından soru kitapçığına gi*dip gelmek hem ciddi bir zaman kaybıdır, daha da önemlisi hem de dikkat yoğunlaşmasını kesen ve kopartan önemli bir engeldir. üni*versite giriş sınavlarının cevap kağıtlarında cevap numaraları blok*lar halinde dizilmiştir. Bu sebeple soru kitapçığında bu soruyu arka arkaya cevaplamak, cevapları soru kitapçığının yanına yazmak, sonra bunları “bir kerede” cevap kağıdına geçirmek hem zamandan büyük tasarruf sağlar, hem dikkat kopmalarını önler, hem de bütün dikkat soru ve cevap numaralarına verileceği için kodlama hatası olma ihtimalini ortadan kaldırır.

Grup halinde kodlama yapmak için mutlaka beş soruyu cevaplan*dırmak gerekmez, sayfa sonları da uygun bir cevaplama aralığıdır.

Kodlama süreleri zihninizi dinlendirmek için kullanacağınız bir dinlenme aralığı olarak da kullanılabilir.

13-özel bir kodlama sistemi geliştirerek soru kltapçığı üzerinde işaretleyin.

Böyle bir sistem geliştirmenin birinci yararı doğru cevapları be*lirlemektir. Değiştirdiğiniz cevaplar, atladığınız sorular ve tekrar gözden geçirmek istediğiniz cevap ve sorular için de farklı kodları*nız olmalıdır. Örneğin şöyle:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]Doğru cevap: Harfi daire içine alın. 1. A B C D E

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]Kesinlikle doğru olamayacak seçe- 2. A B C D E

nek: Harf üzerine X işareti koyun.

Değiştirilen cevap: Daha önceki ce*-

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]vabın çevresindeki dairenin içini dol*- . 3. A B C D E

durun, yeni harfi daire içine alın.

Atılan soru: Sorunun sayısının ya- ? 4. A B C D E

nına ? işareti koyun.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]Tekrar gözden geçirilecek soru: So- 5. A B C D E

runun sayısını daire içine alın.

Böyle bir sistem geliştirmek; neyi yapıp, geride neyi, hangi durumda bıraktığınızı kolayca görmenizi sağlayacaktır. Ayrıca cevap kağıdı üzerinde herhangi bir hata yaptığınızı fark ederseniz, geriye dönüp bu hatayı kolayca telafi etmenize imkan verecektir.

BAŞARI BEKLENTİLERİ

Kolej ve üniversite giriş sınavları birçok açıdan okulda öğretmenle*rinizin hazırladığı sınavlardan farklıdır.

14-Giriş sınavlarında bazı çok güç sorular vardır.

Bütün soruları doğru cevaplama beklentisi içinde olmayın.

Gerek kolejlere, gerekse üniversitelere giriş sınavları öğrencile*rin başarı düzeyini ölçmeyi değil, onlar arasında bir sıralama yap*mayı amaçlamaktadır. Bu sınava giren bütün öğrenciler, ilkokul ve*ya lise düzeyinde başarılı olmuş ve kendilerini bir üst düzeyde ve kaliteli eğitim görmeye aday görmektedirler. Bunun sonucu olarak kolejlere ve üniversitelere giriş sınavları en iyi öğrencileri, iyiler*den ayırmayı amaçlamaktadır. Bu sebeple giriş sınavlarındaki bü*tün soruları cevaplamayı beklemek doğru değildir.

15-Muhtemelen sınavda büyük bir zaman baskısı ile karşılaşacaksınız. Buna hazırlıklı olun.

Okulda daha önce cevaplandırdığınız sınavlarda büyük bir ihti*malle soruların bütününü veya büyük bir bölümünü cevaplama im*kanına sahip olmuş olabilirsiniz. Giriş sınavlarında ise zamana kar*şı yarışacaksınız. Zaman baskısı soruların güçlük derecesini yüksel*tecektir.

Giriş sınavlarının puanlama sistemi, okul başarısı sınavlarından farklıdır. Okulda girdiğiniz başarı sınavlarında 86-100 puan alanlar pekiyi, 66 - 84 puan alanlar iyi vb. şekilde not alırlar. Oysa giriş sı*navlarında aldığınız puanlar yaptığınız tercihler doğrultusunda önem ve anlam kazanacaktır. Buna hazırlıklı olun.

ÖZET

Bu bölümde kolejlere, Anadolu liselerine giriş ve üniversite bir ve ikinci basamak sınavlarında uygulanacak “Hücum metodları” 15 anahtar biçi*minde anlatılmıştır.

* Bir bölüme başlamadan önce, o bölümü hızla gözden geçirin. Cevapla*maya başlamadan önce 10 saniyenizi bu işleme ayırın.

* Hız ve isabet arasında uygun bir denge kurun.

* Bir soruyu yaparken belirli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsa*nız, soruyu bırakın.

* Herhangi bir soruyu üzerinde zaman harcamak gerektiği ve karışık gö*züktüğü için otomatik olarak atlamayın.

Yanınızda bir saat bulundurun ve bunu test süresine göre ayarlayın.

* Zihninizin dağılmasını önleyin. Bölümler arasında 10-20 saniye gibi kı*sa bir dinlenme aralığı vermenize imkan varsa, zihninizi programlı bir şekilde dinlendirin ve bu süreyi aşmayın.

* Geçen zamanla aşırı ilgilenmeyin.

* Sorulan soruya cevap olmayacak seçenekleri eleyin.

* Tahmin etmeniz gerekirse, hızlı tahminde bulunun ve fikrinizi değiştir*meyin (Sorunun çözümü için farklı analitik bir yaklaşım geliştirirseniz ve yeni cevabın doğruluğundan emin olursanız, bu anahtarı kullanma*yın).

* Üçlü bir zincir olabilir, ancak doğru cevap olarak aynı seçenek dört so*ruda arka arkaya gelmez. Böyle bir zinciri kırın.

* Cevap kağıdınızı makinenin okuduğunu unutmayın ve kağıdınızı kural*lara bütünüyle uyarak doldurun.

* Cevaplarınızı cevap kağıdınıza gruplar halinde kodlayın. Böylece hem zamandan kazanmış, hem hata ihtimalini ortadan kaldırmış, hem de zihninizi dinlendirmiş olursunuz.

* Özel bir kodlama sistemi geliştirerek soru kitapçığı üzerinde işaretle*yin. Böylece geride neyi, hangi durumda bıraktığınızı kolayca görürsü*nüz.

* Giriş sınavlarında bazı çok güç sorular vardır. Bütün soruları doğru cevaplandıracağınızı sanmayın. Aksi takdirde hayal kırıklığına uğrarsı*nız.

* Sınavda büyük bir zaman baskısı ile karşılaşacaksınız. Bu zaman bas*kısı soruların güçlük derecesini yükseltecektir. Buna hazırlıklı olun.

Verimli Ders Çalışma Metodları

Salı, 06 Kasım 2007

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA METODLARI

Sevgili Öğrenciler…

Başarılı olmak için çalışmak gerekir. Çalışmak ise verimli olmalıdır. Çalışma ile hedefe ulaşabilmelidir. Aksi takdirde boşa kürek çekmiş olunur. Sizlere yardımcı olmak için aşağıya verimli çalışmanın ilkeleri çıkarılmıştır. Çalışmalarınızda bunlara uyulursa mutlaka başarılı olunacaktır.

Başarı dileklerimizle sevgilerimizi sunarız.

VERİMLİ ÇALIŞMANIN İLKELERİ

A-DERSTEN ÖNCE UYULMASI GERKEN İLKELER:

1.Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır.

2.Çalışma metodunu dersin özelliğine göre seçmelidir. (Okuma, not tutma, anlatım, tümden gelim, tüme varım gibi) sayısal dersler çalışırken mutlaka metodu olarak yazarak çalışma metodu uygulanmalıdır.

3.Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda bir masa üzerinde yapılmalıdır.

4.Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular arasında önemli önemsiz ayrım yapılmalıdır.

5.Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem de dikkat dağılmasına neden olur.

6.Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra çalışmaya başlamalıdır.

7.Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı, bu aralıklarda dinlenmeyi, gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir.

8.Çalışkan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş konular gözden geçirilmelidir.

9.Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli gerekirse renkli kalemle altları çizilmelidir.

10.İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan yerler tespit edilerek derse girilmelidir.

11.Ders çalışılırken motive olunmalı, televizyon karşısında veya yatarak çalışmanın etkinliğini azaltacağı unutulmamalıdır.

12.Düzenli bir defter tutma alışkanlığı kazanılmalı. Tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullanmaya özen göstermelidir.

13.Çalışırken bir cevabı ezberlemek yerine konuyu anlamaya veya problemin çözümü yolunu öğrenmeyi seçmelidir.

14.Anlatım dersinin arkasından sayısal (matematik, fenbilgisi gibi) bir ders çalışılmalıdır.

15.Sabah kahvaltısı yaparak okula gelmesi, aksi takdirde ders dinleme dikkatinin azalacağı unutulmamalıdır.

B – DERS ESNASINDA UYULMASI GEREKEN İLKELER:

1.Sınıfta dersler iyi dinlenmesi, ders sırasında başka şeylerle meşgul olunmamalı, anlamadığı yeri anında öğretmenine sormalıdır.

2.Öğretmen dersi anlatırken üzerinde durduğu noktalar ve sınıfa yönetilen sorular not edilmeli ve sonra çalışılmalıdır.

3.Tahtaya yazılan bilgiler ve problem çözümleri dikkatli bir biçimde deftere geçirilmeli ve kontrol edilmelidir.

4.Derslerde devamsızlık yapılmamalı, eğer zorunlu olarak yapılmışsa o dersteki konu arkadaşlardan öğrenilmelidir. Unutulmamalıdır ki bir sonraki konunun öğrenilmesi bir önceki konunun bilinmesine bağlıdır.

5.Sınavlarda soruların cevaplarına geçilmeden önce cevaplar zihinsel tasarlanmalı, kağıtlar verilmeden önce mutlaka kontrol edilmelidir.

C – DERSTEN SONRA UYULMASI GEREKEN İLKELER:

1.Bütün dersler işlendikçe çalışılmalı, konular biriktirilmemelidir.

2.Dersler tekrar edilirken, anlaşılmayan konular tespit edilmeli, bir sonraki derste öğretmenine sorarak öğrenilmeli. Sorarak öğrenilenlerin unutulmayacağı hatırdan çıkarılmamalıdır.

3.Sayısal dersler çalışılırken sınıfta öğrenilen çözüm yollarının yanı sıra başka çözüm yollarının da olup olmadığı kaynak kitaplardan araştırılmalı, özellikle örnek çözümler çoğaltılmalıdır.

4.Zor anlaşılan konular en verimli çalışma saatleri ayrılmalıdır.

Şükrü AKKAYA

Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı

Okul Adı

Salı, 06 Kasım 2007

OKUL ADI …………………………… 20..-20.. ÖĞRETİM YILI YIL SONU ÇALIŞMA RAPORU İL Haziran –20..

T.C

M.E.B. …………… - ………….. ………………………………………….. ………

Sayı : 311/ … / … / 20…

Konu : Okul Rehberlik Hizmetleri Yıl

Sonu Çalışma Raporları

…………….. REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE ……………….

………………………………………….O kulu Rehberlik Servisi olarak 20…-20..

Eğitim-Öğretim Yılına ait Okul Rehberlik Hizmetleri Yıl Sonu Çalışma Raporu yazımız ekinde gönderilmiştir.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.

………………………..

Okul Müdürü V.

EKLER

¨EK-1: Öğrenci Tanıma Optik Formu (A-B Formu)

¨EK-2: Sınıf Öğretmenlerine Sunulan Rehberlik Dosyası

¨EK-3: Öğrenci Optik Tanıma Formunu Doldurma Yönergesi

¨EK-4: Veli Davetiye Örneği

¨EK-5: Verimli Çalışma Teknikleri Broşürü (Öğrenmeli Öğrenme)

¨EK-6: Zamanı etkin kullanmak için örnek Zaman Çizelge Taslağı

¨EK-7: Meslek Seçimi ve Meslek Alternatifleri Broşürü

¨EK-8: Öğrenci Gönderme Formu

¨EK-9: Görüşme Formu

¨EK-10: Görüşme Özeti

¨EK-11: Öğrenme Bozukluğu Belirti Tarama Listesi

¨EK-12: Hiperaktivite Ön Teşhis Envanteri

………………………………………….. . OKULU REHBERLİK SERVİSİ 20..-20.. ÖĞRETİM YIL SONU ÇALIŞMA RAPORU

OKUL VE OKUL BİNASI HAKKINDA GENEL BİLGİLER :

A) Okulumuz ilköğretim okuludur.

B) Okulumuzda tek / ikili tedrisat yapılmaktadır.

C) Okulumuzda kadrolu …. öğretmen görev yapmaktadır. …. öğretmenimiz birinci kademede, … öğretmenimiz ikinci kademede görev yapmaktadır. Bir müdür, bir müdür yardımcısı, iki rehber öğretmen bir memur, iki hizmetli görev yapmaktadır.

D) Okulumuzda tüm öğrenci sayısı ………..’dür. Bunların ………’i kız öğrenci, ………’ı erkek öğrencidir.

E) Okulumuzda toplam derslik sayısı …..’tür. Birinci kademede ……. şubemiz , ikinci kademede ise …… şubemiz bulunmaktadır. Normal dersliklerin dışında kullanılmakta olan bir laboratuar, iş-teknik sınıfı, bilgi ve araştırma amacıyla geliştirilmiş ve düzenlenmiş bir kütüphane bulunmaktadır.

F) Okulumuzda bir rehberlik odası bulunmaktadır. Oda düzenlemeleri rehberlik amaç ve ilkelerine uygun olarak düzenlenmiş olup,rehberlik servisinde tüm gereçler tamamlanmıştır.

G) Okulumuzda faal eğitici kol sayısı 11’dir.

· Yayın ve Kültür Edebiyat Kolu

· Müzik Müsamere ve Temsil Folklor Kolu

· Yangın ve Tehlikeyi Koruma Kolu

· Gezi ve İnceleme Kolu

· Okul Araçlarını Koruma Kolu

· Kızılay ve Yeşilay Kolu

· Sağlık Temizlik ve Görgü Kolu

· Spor ve İzcilik Kolu

· Milli Eğitim Vakıf Kolu

· Kooperatifçilik Kolu

· Sivil Savunma Kolu

OKUL REHBER ÖĞRETMENLERİ İLE İLGİLİ BİLGİLER :

Okul Rehber Öğretmenin Adı ve Soyadı : ………………………………….

En Son Mezun Olduğu Okul : ………………………………………….. ..

………………………………………….. .

………………………………………….. ..

Mezun Olduğu Yıl : 19…

Alanında Kaç Yıl Çalıştığı : Halen …… yılını çalışmaktadır.

Bu Okula Geliş Tarihi : … /…. / …….

§§§§§

Okul Rehber Öğretmenin Adı ve Soyadı : ………………………………..

En Son Mezun Olduğu Okul : ………………………………………….. ….

………………………………………….. ….

……………………………….

Mezun Olduğu Yıl : 19…

Alanında Kaç Yıl Çalıştığı : Halen …… yılını çalışmaktadır.

Bu Okula Geliş Tarihi : … / … / …..

REHBERLİK PROGRAMI İLE İLGİLİ BİLGİLER :

I. Öğrencileri Okula Alıştırma Etkinlikleri

Eğitim öğretim yılı başında öğrencilerin okula alıştırma ve oryantasyon etkinliklerinde, okul yönetimi ve öğretmen arkadaşlar tarafından gereken çalışmalar yapılmıştır. Okulun çeşitli alanlarındaki faaliyetleri ve yarışmalardaki başarıları, okul kuralları, yönetmelikler, okul disiplin kurulları, okul rehberlik bürosunun etkinliklerinin tanıtılması, rehber öğretmen ile tanışma vb. konularda açıklamalarda bulunulmuştur.

Eğitim öğretim yılı başında mümkün olduğu kadar boş derslerin telafilerinde ve ders aralarındaki zamanlarda öğrencilere Rehberlik Servisinin işleyişi, ilkeleri ve amaçları hakkında bilgi verilmiştir. Öğrencilerin ortak yaşadıkları sorunlar hakkında tartışmalar düzenlenmiştir. Öğrencilerin uymaları gerekli olan kurallar, disiplin ve ödül yönetmelikleri vb. konularda sınıf içi sohbetler düzenlenmiştir.

II. Öğrenci Tanıma Etkinlikleri

Eğitim ve öğretim yılı başında sınıf danışman öğretmenlerin, çalışma programı çerçevesinde öğrencinin adı soyadı, baba adı, anne adı, okul numarası, sınıfı şubesi, doğum tarihi, öğrencinin kan grubu baba mesleği, anne mesleği, anne-baba öğrenim durumu, anne baba bilgisi olarak varsa ölü-üvey-boşanmış oldukları bilgisi, veli ev-iş telefon numaraları açık ev adresi bilgileri ve öğrencinin özel durumlarını öğrenmeye yönelik 31 adet evet hayır diye cevap verilen anket sorularının yer aldığı Rehberlik Hizmetleri Öğrenci Optik Tanıma Formu (Ek-1) öğretim yılının başında öğrenci velilerineuygulanmıştır. Uygulama sonucunda her optik evrak optik okuyucudan geçirilmiş, elde edilen ham veriler bu amaç için hazırlanmış özel bir programda işlenerek çeşitli sınıflandırmalara gidilmiştir. Bilgiler doğrultusunda elde edilen veriler her sınıf öğretmeni için dosya halinde sunulmuştur. (Ek-2)

Optik evrakların doğru doldurulması için anne babalara bir örnek bir uygulama da sunulmuştur. (Ek-3)

Öğrencilerin özel durumlarını öğrenmeye yönelik hazırlanan 31 maddeye sorunu var şeklinde işaretleme yapan öğrencilerin isimleri bilgisayar programı aracılığı ile tek tek belirlenmiş, bu öğrenciler ile özel görüşmeler yapılmıştır. Örneğin 31 madde olan “Yukarıdaki maddelerin dışında özel bilgilerimi gizli tutacak bir yetkili ile görüşmek istiyorum.” diye işaretleme yapan her öğrenci velisi ekte sunulan davetiye ile okula çağrılmıştır.(EK-4)

Öğrenci tanıma etkinlikleri çerçevesinde okulumuz II. Kademede öğrencilerin sınıflarındaki sosyal yapıyı tanımlamak amacıyla birinci dönemde “Sosyometri” tekniği uygulanmış ikinci dönem başında “Kimdir Bu?” tekniği ile sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Öğrenci tanıma teknikleri içinde, birinci dönem sonu uygulanan Başarısızlık Nedenleri Anketi’nde grup uygulaması yapılmış, isteğe bağlı olarak Verimli Ders Çalışma Teknikleri ve Günlük Çalışma Programı uygulanan öğrencilerin arasında yine de başarısızlık yaşayanların kendi görüş açısı ile başarısızlıklarındaki sebeplerin tespitine çalışılmıştır. İsteğe bağlı olarak uygulanan testin yoğunluk kazanan maddesi öğrencilerin kendilerini dikkatsiz görmeleri, sınıf mevcutlarının kalabalıklığı ve ezberci eğitim anlayışından kaynaklanan bilgi transferindeki zayıflık olarak gösterilmiştir.

Anket Sonuçları dikkate alınarak öğrenci başarısızlığı konusunda nasıl çalışılması gerektiğinin bilinmemesinden, okuma alışkanlığının tam olarak kazanılmamış olmasından kaynaklanan problemler dikkati çekmiştir. Bu aşamada Okul Rehberlik Hizmetleri olarak Öğrenmeyi Öğrenme adlı bir kitap derlemesi hazırlanmıştır. (EK-5) Öğrencilere Günlük Çalışma Programları hazırlanarak bireysel olarak uygulamada düzenlemeler sağlanmıştır. (EK-6)

III. Mesleğe Yöneltme Etkinlikleri

Kesintisiz zorunlu 8 yıllık temel eğitim uygulamasının başlamasıyla birlikte II. Kademede ve özellikle 8.sınıflarda meslekleri tanıma ve mesleğe yöneltme çalışmalarına ağırlık verilmiş, okul rehberlik servisince mesleğe yönelme ile ilgili genel bilgilerin bulunduğu ve 8. sınıftan sonraki eğitim yaşantısındaki alternatiflerin belirtildiği bir broşür hazırlanmıştır. (Ek-7)

İş ve İşçi Bulma Kurumu bünyesinde faaliyet gösteren Meslek Danışma Merkezinde öğrencilerimize öncelikle grup görüşmesi yapılmış, öğrencilere meslek seçiminin önemi, meslek bilgilerinin hangi kaynaktan elde edilebileceği, acele değil doğru kararın önemi vurgulanarak araştırma olanakları sağlanmıştır. Kurumdan temin ettiğimiz kataloglar çoğaltılarak öğrencilerin bilgisine sunulmuş, gerek bireysel gerekse grup çalışmaları ile ilgili meslek danışmanlığı yürütülmüştür.

1999 –2000 Eğitim–Öğretim yılı içinde ikinci kademe öğrencilerinin meslek seçimi ve önemini,mesleki rehberlik faaliyetleri kapsamında uygun meslek yönlendirme çalışmalarında Rehberlik Servisince çalışmalar yapılmıştır.

Sekizinci sınıflarda sınava girecek olan öğrenciler için sınav kılavuzlarını tanıtıcı tanıtım broşürleri hazırlanmıştır.

IV. Rehberlik Programının Genel Değerlendirilmesi

Eğitim ve öğretim yılı başında rehberlik çalışma programının uygulanışında sınıf danışman öğretmenleri ile gerekli işbirliği sağlanmıştır.

2201 Sayılı T.D uyarınca Okul Rehberlik Hizmetleri Yürütme Kurulu 28/09/1999 tarihinde toplanmış olup, gündem maddeleri uyarınca alınan kararların uygulanmasına geçilmiştir.

Okulumuzda yapılan Rehberlik ve Psikolojik Danışma ile ilgili gerekli kayıtlar tutulmuş, ilgili yazılara cevap hazırlanmış, istenilen raporlar düzenlenmiştir. Bu konu ile ilgili gerekli açıklamalar bir sonraki maddede işlenmiştir. Okul İdaresi ve Rehberlik Bürosu arasında koordineli bir çalışma sağlanmış, gerek sınıf danışman öğretmenleri ile gerekse diğer branş öğretmenleri ile rehberlik çalışmaları tam bir işbirliği içinde uygulanmaya çalışılmış, okulumuz içinde rehberlik anlayışı olumlu görüş içinde idame ettirilmiştir. Bu konudaki sağladığımız başarı öğrencilerimizden ve velilerden gelen geri bildirimler sayesinde değerlendirilmiş olup olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

Çevrede hizmet veren kuruluşların ve başka yakın okulların çalışmaları ziyaretler ile takip edilmiş ve bilgi alış-verişinde bulunulmuştur.

Eğitim ve öğretim yılı içinde veliler ile yapılan toplantılara iştirak edilmiş, çocukların genel başarı,yetenek ve ilgi durumları hakkında velilere açıklamalarda bulunulmuştur. Rehberlik Servisi olarak yıl içinde yapılması planlanan veli görüşmeleri ufak grup veya bireysel bazda alınmış problemlerin sağaltımlarında okul-veli işbirliği sağlanmaya çalışılmıştır. Okulumuz ana sınıfı velililerinin toplantılarında velilere Rehberlik Servisi olarak önerilerde bulunulmuş, gerekli görülen öğrenci velilerimiz ile bireysel çalışmalar yapılmıştır.

V. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri

Eğitim ve öğretim yılının başında I. ve II. Kademe sınıflarına girilerek rehberlik hizmetlerinin tanıtımı, rehberliğin amaç ve ilkeleri, rehberliğin önemi vb. konularda öğrencilerle bir tanışma programı hazırlanmış ve uygulanmıştır. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri doğrultusunda ; öğrenciyi her yönü ile tanımak ve kendisini tanımasını sağlamak, toplumun öğrenciden beklentileri konusunda aydınlatmak ve okul içi-okul dışı eğitim programları ve ortamlarının tanınması konusunda yardımcı olmak, insan ilişkilerinde başarılı ve güvenli bir kişilik kazanmasında yardımcı olmak, doğru kararlar ile akılcı yaklaşımlarda bulunabilen sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi için yol gösterebilme hizmetleri yapılmaya çalışılmıştır.

II. Kademe öğrencilerinin yaş dönemi itibarıyla yoğun yaşanan kuşak çatışması, arkadaş ilişkilerindeki problemleri, kendine güvensizlik, başarısızlık, yalnızlık isteği ile beraber yalnızlıktan korkma, ilgi dağınıklığı, vücuttaki fizyolojik değişikliklerinin kabul edilememesi vb. konularda sorunların yoğun olarak yaşandığı tespit edilmiştir. Bu konuda öğrencilerin problemlerine yönelik ilgi, yetenek, ve ihtiyaçlarına uygun olarak yönlendirme ve sağaltım çalışmalarına gidilmiştir.

Öncelikle danışmalarda tüm sınıf öğretmenleri ile Rehberlik ve Psikolojik Danışma yapılması gereken öğrencilerin tespit edilmesi ve bunların form halinde gösterilmesi sağlanmıştır. (Ek-8) II. kademe öğretmenlerinin kendi sınıflarında problemli öğrencileri okul başında belirleyerek işlemeleri, rehberlik servisi tarafından bu öğrencilerin ayrı bir defterde kayıtlanmaları sağlanmıştır. Danışmaya alınması gereken öğrenciler ile gün belirleyerek danışmaya başlanmıştır. Bireysel görüşmeye alınan öğrencilerin dosyalama sistemleri ayrı tutulmuş, ayrıca gözlem ve takip notları da dosyalarına işlenmiştir. Öğrenci danışmalarında kullanılan formlar okul çevresi ve konum itibarıyla yeniden düzenlenmiş olup , görüşme formu(Ek-9) görüşme özeti (Ek-10) formlar düzenlenerek uygulamalar yapılmıştır. Bu doğrultuda bireysel danışmaya alınan öğrencilerin öncelikle bir ön görüşmesi alınmış,problem belirleme çalışmalarından sonraki her görüşme özeti düzenli olarak tutulmuştur .Öğrenciye uygulanan çalışmaların dosyalanması ve gerek görüldüğünde veli ile temasa girilmiş , aile rehberliği yapılmıştır. Okul içi uyum problemlerinde okul yönetimi ve öğretmen arkadaşlar ile gerekli görüşmeler sağlanarak işbirliği yapılmış ve öğrenci hakkında eğitim tedbirleri tartışılmış ortak bir fikir doğrultusunda gerekli sağaltım çalışmalarına gidilmiştir.

Rehberlik Servisine gelen öğrencilerin Rehberlik ve Araştırma Merkezince incelenmeleri uygun görüldüğünde,gerekli resmi çalışmalar tamamlanarak öğrenciler gönderilmiş,merkezden gelen öneriler doğrultusunda öğrencinin eğitimindeki sağaltım çalışmaları yapılmıştır.

Eğitim ve öğretim yılı boyunca psikolojik tedavi görmesi gereken öğrencilerin ilgili sağlık kuruluşlarına sevklerinde öneriler getirilmiş, veli rehberliği sağlanmış, okul içi gözlemleri devam etmiştir.

Okulumuz öğrencilerinin yaşadıkları çevre koşullarını, aile yapılarını içinde bulundukları sosyo-ekonomik durumu vb. özellikleri belirlemek amacıyla öğrenci velilerinin doldurması gereken formlarımızı okulun ilk günlerinde hazırlayarak tüm velilerimize ulaştırılmış, daha sonraki değerlendirmelerimizi ve genel sonuçları her şube bazında alınarak isim ve sınıf olarak belirlenmeleri yapılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçları öğretmenlerimiz ile sürekli tartışarak özel önemi olan maddelerdeki yoğunluk kazanan öğrencilerimiz hakkında gerekli sağaltım çalışmalarına yıl boyunca devam edilmiştir. Gerek bireysel görüşmelerle, gerek veli işbirliği ile, gerekse okul yönetimi katkıları ile öğrencilerimizin tüm gereksinmeleri karşılanmaya çalışılmıştır.

Son olarak; bu yıl içinde Rehberlik Servisine başvuran öğrenci sayısı aşağıda çıkarılmıştır.

1.Kademe Öğrencilerinden : … Kız, … Erkek öğrenci : TPL = …….

2 Kademe Öğrencilerinden : … Kız , … Erkek öğrenci : TPL = ….

Ana sınıfı bölümünden : … Kız , … Erkek öğrenci : TPL = ….

TOPLAM : …. öğrenci

başvurmuştur.

Yapılan incelemeler sonucunda gerekli görülen öğrenciler …………….. Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğüne gönderilmiş, burada yapılan incelemeler sonucunda KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ alması gereken öğrenciler tespit edilmiştir. Söz konusu öğrencilerin isimleri,sınıf düzeyleri aşağıda gösterilmiştir.

Adı- Soyadı Sınıfı

………………. ……

………………. ……

………………. ……

………………. ……

Rehberlik Araştırma Merkezine gönderilecek öğrenciler hakkında sınıf öğretmenlerinden ayrıntılı bilgi almak için bir form hazırlanmıştır.(EK-11)

Doktor raporu ile Hiperaktivite rahatsızlığı tespit edilen öğrenciler aşağıda listelenmiştir.

Adı- Soyadı Sınıfı

………………. ……

………………. ……

………………. ……

………………. ……

Hiperativite rahatsızlığının ön tespitinde Uzm. Doktor Eyyüb Sabri Ercan ve Prof. Dr. Cahide Aydın’ın “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu” adlı kitabından ön teşhiste bulunmayı sağlayan değerlendirme envanterinden yararlanılmıştır. (EK-12)

I. Kademede öğrencilerin genel problem yoğunluğu; öğrenme güçlüğü, uyumsuzluk ve başarısızlık

II. Kademe öğrencilerinde ise; ailede kuşak çatışması, arkadaş ilişkilerindeki anlaşmazlık, başarısızlık ve güvensizlik olarak belirlenmiştir.

1999-2000 Öğretim Yılı Aydınlıkevler İ.Ö. Okulunda rehberlik çalışma programının uygulanmasındaki başarı; gerek okul idaresinin ve gerekse öğretmen arkadaşların ılımlı, işbirliği anlayışı içindeki bakış tarzları ve çalışmaları önem kazanmıştır.

………………………. ………………………..

Rehber Öğretmen Rehber Öğretmen

U Y G U N D U R … / … / 20.. …………………………. Okul Müdürü

Çalışma Planları Hazırlama

Salı, 06 Kasım 2007

ÇALIŞMA PLANLARI HAZIRLAMA

Çalışma Planı:Herhangi bir proje veya çalışmada belirlenen hedeflere ulaşmak için yapılacak çalışmaları detaylı bir biçimde planlamaya yarayan listedir.

Çalışma Planı’nın Faydaları

* Bütün üyeler uygulama planındaki beklentileri paylaşır ve planlanan hedeflere ulaşmak için yapılacak çalışmalara katılırlar,

* Hem çalışma grubundaki bütün üyeler hem de grup

dışındakiler, projenin istenilen biçimde gerçekleştirilmesi için kendilerine düşen görevin önemini görebilirler,

* Yapılması düşünülen çalışmalarda bazı noktaların dikkatden kaçması bazılarının da gereksiz yere tekrarlanması riski azalır,

* Hem çalışma grubundaki bütün üyeler hem de grup

dışındakiler, planlanan hedeflere ulaşmada kendilerine düşen sorumluluğun bilincine varırlar,

* Yapılacak çalışmaların detaylı bir şekilde belirlenmesi ve bunların kimler tarafından gerçekleştirileceğinin ortaya konması fikirlerin gerçekleştirilebilmesi olasılığını artırır.

Çalışma Planı, Nasıl Hazırlanır?

* Çalışma Planı Formu üzerinde, detaylandırılacak proje çalışmaları belirlenir,

* Yapılacak çalışmaların başarıya ulaşması için tamamlanması gerekli çalışma basamakları listelenir,

* Her basamak için çalışmanın başlama tarihi, hedeflenen bitiş tarihi, kullanılacak kaynaklar ve sorumlu kişi/kişiler listelenir.

* Planlanan çalışmadan beklenen yararlar belirlenir,

* Her basamaktaki çalışma bitirildiğinde yapılan çalışmanın tamamlanma tarihi kaydedilir,

* Eğer ek basamaklar belirlenir ise bunlar da çalışma planına eklenir.

Çalışma Planı, Ne Zaman Kullanılır?

* Yenilikçi fikirlerin ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için çalışma takvimini belirlemede,

* Çözüm belirlenip nasıl bir süreç içinde çözüme gidileceği ortaya konmuş olan problemlerin çözümündeki bütün aşamalar üzerinde çalışmada.

* Planlanmış bir şekilde gelen çalışmaların detaylarını belirlemede,

* Akademik destek için planların anahatlarını ortaya koymada.

Çalışma Planı Hazırlamada Dikkate Alınacak Konular

Çalışma Gurupları tarafından uygulanacak çalışmaların amaca uygun olarak planlanabılmesi için bu basamakta çeşitli etmenlerin dikkate alınması gereklidir. Bilinmelidir ki; en mükemmel plan bile uygulamaya geçirilemez ise bir değer taşımaz. O halde; Çalışma Planı hazırlanırken bunların uygulanabilirliklerinin de dikkate alınması gereklidir.

Bunun için:

* Her Çalışma Planı’nın, hedeflenen amaca en kısa yoldan, en az zaman, işgücü ve maliyet ile ulaşatırabilecek şekilde hazırlanması ile planın uygulanabilirliği artacaktır. Yapılan planda, hedef alınan amacın açık ve net olması, herkes tarafından paylaşılan bir özellik taşıması, izlenecek stratejilerin önceden belirlenmesi, kullanılacak kaynakların hazırlanması ve uygulamadan sorumlu kişilerin görevlendirilmelerinin yapılması planın uygulamadaki başarısını artırır.

Her bir çalışma alanı için ayrı ayrı çalışma planı hazırlanacaktır. Bu nedenle çalışma planlarının sayısı bir çalışma grubundan diğerine değişebilir. Ayrıca, grubun planladığı çalışmaların uygulanmasında her ne kadar sorumlu kişi veya kişiler önceden belirlenecek olsa da, bütün çalışmalar işbirliği içerisinde yürütüleceği için herkes çalışmanın başarısından sorumludur. OGYE bütün çalışma gruplarına destek hizmeti verecektir ve okul yönetimi ile çalışma grupları arasında gerekli koordinasyonu sağlayacaktır.

* Etkin çalışma planlarının hazırlanmasında öngörülen bir başka konu da, planlama aşamasında okulun fiziki kaynaklarının ve insan gücü kaynaklarının önceden dikkate alınmasıdır. Her çalışma planında mutlaka kullanılacak parasal kaynakların, zamanın ve hatta gerekli ekipmanların önceden belirlenmesidir. Yapılması planlanan çalışmanın kimin sorumluluğunda yürütüleceğinin önceden belirlenmesi ile uygulamadaki karışıklıklar ortadan kalkar ve çalışma planlanan zamanda sonuçlanır. Bu inceliklerin dikkate alınması ile planın uygulamadaki başarısı artacaktır.

* Çalışma planları hazırlanırken dikkate alınması gerekli diğer bir konu da hedeflerin belirlenmesidir. En ideal hedefler bile ulaşılamadığında önemini kaybeder. O halde; küçük de olsa ulaşılabilecek gerçekçi hedeflerin ortaya konması ve bunlara ulaşma yollarının önceden düşünülmesi yararlı olacaktır. Hedeflerin belirlenmesinde daima okulun kaynakları ve öğrencilerin gelişen ihtiyaçları gözönüne alınmalıdır. Bununla birlikte, uzun vadede ileri hedeflerin de ortaya konması okula bir vizyon kazandıracağı ve okuldan beklentileri arttırarak okulun sürekli gelişimini sağlayacağı için göz ardı edilmemelidir.

* Okul Gelişim Sürecinin VIII. ve X. Basamakları, uygulanan planların değerlendirilmesinin yapılacağı basamaklardır. Bu basamaklarda, planlanan ve uygulaması yapılan çalışmaların ne ölçüde hedeflenen amaçlara ulaştığı ölçülecektir. Çalışma planları hazırlanırken bu basamakların da dikkate alınarak değerlendirme ölçütlerinin önceden hazırlanması yararlı olacaktır. Hangi ölçütlere göre hedeflenen amaca ulaşılıp ulaşılamadığının planlama yapılırken düşünülmesi planın geçerliliğini artıracaktır.

ÇALIŞMA PLANI HAZIRLAMADA KARŞILAŞILABİLECEK ENGELLER VE BUNLARIN AŞILMASI İÇİN ÖNERİLEN STRATEJİLER

Planlama, basitten karmaşığa bütün çalışmaların ilk basamağı olmasına ve uygulamanın başarısının, planlamanın başarısına bağlı olması gerçeğine rağmen, bilinmelidir ki; planlamacılar, planlama süreci boyunca bir çok engel ve güçlüklerle karşılaşacaklardır. Planlamacıların bu engelleri ve güçlükleri bilmesi ve bu engellere karşı gerekli önlemleri önceden alması onların uygulamadaki başarısını arttıracaktır. Genellikle, planlama süresinin büyük bir kısmı ya planı hazırlayanların planı uygulayacak olanları inandırması ile ya da uygulayıcıların planlamacıları iknası için harcanır. Bu durum dikkate alınarak, Okul Gelişim Süreci Basamakları içerisinde planlama ve uygulama görevleri doğrudan doğruya çalışma gruplarına verilmiştir.

Çalışma gruplarına fikir vermesi amacıyla planlamada karşılaşılabilecek bazı engeller ve bunların aşılması için izlenebilecek bazı stratejiler aşağıda örnek olarak verilmiştir. Şunu unutmamak gerekir ki, bunlar karşılaşılabilecek engellerin tamamı değildir. Okulların içinde bulunduğu çevre şartları, öğrencilerin ihtiyaçları, velilerin beklentileri ve okul personelinin özelliklerine göre karşılaşılabilecek birçok başka engel olabilir. Zaman içerisinde planlamacıların deneyimleri arttıkça karşılaşılan engellerin daha hızlı aşıldığı ve zorlukların üstesinden daha kolay gelindiği görülecektir.

Aşağıda sözü geçen karşılaşılabilecek engeller ve bunların aşılması için önerilen stratejiler sadece fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır.

İnanıyoruz ki, okullarımız çok daha yaratıcı ve problemlere çözüm getirici stratejiler geliştirilecektir.

Çalışma gruplarının karşılaşılabileceği engeller ve bunların aşılması için önerilen stratejiler: (1) Planlama aşamasında, (2) Uygulama aşamasında olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır.

A. PLANLAMA AŞAMASINDA

1. Hedeflenen Amaçların Anlaşılmaması: Planlamaya katılan kişiler arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması planlamada yaygın olarak karşılaşılan problemlerden birisidir. Planlamaya katılan kişiler hedeflenen amacın açık ve net olmadığı durumlarda ne yapacaklarını anlayamadıkları için hedeflenen amacı kendi yürütmekte oldukları görevle bağıntılı olarak yorumlarlar. Böyle durumlarda sıklıkla ve ortaya görüş ayrılıkları çıkar.

Okulda eğitimin niteliğini amaçlayan bir çalışmada okulun idari personeli böylesine geniş kapsamlı bir amaca yönelik olarak okulun fiziki kaynaklarını geliştirme eğiliminde olabilmelerine karşın, okulun eğitim personeli öğretim boyutuna öncelik verme eğiliminde olabilirler. Bu durumun sonucu olarak kaynakların kullanılmasında öncelik verilecek alanlar belirenİrken çatışmalar doğabilir.

İzlenecek Strateji; Genel olarak alınan hedefe yönelik açık ve net amaçların ortaya konması ve bunlar üzerinde görüş birliğine varılarak planlamaya geçilmesi bu problemi ortadan kaldıracaktır. Okul Gelişim Süreci I. Basamağı’nda, okulun gelişim hedefleri belirlenirken hedeflenen amaçların, açık ve net olması, herkes tarafından farklı yorumlamaya neden olmayacak şekilde ifadelendin l mesi ve mümkün olduğunca üzerinde görüş birliğine varılarak hazırlanması gereklidir. Bu basamakta yapılacak çalışmalar titizlikle yürütüldüğü taktirde planlama aşamasında ortaya çıkacak görüş ayrılıkları çalışmaya daha geniş bir perspektif kazandıracaktır. Bu durumda farklı görüşler, karşımıza sorun yaratan özelliğinden çok çalışmaya zenginlik katan bir özellik durumuna gelecektir.

2. Kaynakların Yetersizliği:Planlama sürecinin bir basamağı da yapılacak çalışmalar için kullanılacak kaynakların ayrılmasıdır. Para, zaman, okulun mekanları gibi fiziksel kaynaklar ile insan kaynaklarının yetersizliği planlamada genellikle karşılaşılan bir sorundur. Eğer planlama aşamasında kaynakların dağılımı uygun şekilde yapılmaz ise uygulama aşamasında ya çalışma yarım kalır veya çalışmadan vazgeçilir. Her iki durumda okulun gelişimini geciktireceği ve kaynakların boşa harcanmasına neden olacağı için istenmeyen durumlardır.

İzlenecek Strateji;Genellikle sınırlı olan kaynakların okulun gelişiminde en rasyonel şekilde kullanılabilmesi için planlama aşamasında iyi bir analiz yapmak gerekir. Okulun yapılacak çalışma için ayırabileceği gerek fiziksel gerekse insan kaynakları dikkatle analiz edilmeli bunlar en fazla yarar getirecek alanlara öncelik verilerek ayrılmalıdır. Bu durumun dikkatlerden kaçmaması için Çalışma Planı Formu’nda, kullanılacak kaynaklar bölümü ile beklenen yarar bölümleri yer almıştır.. (Bkz. Tablo: 3)

B. UYGULAMA AŞAMASINDA:

1. Katılım Yetersizliği: Katılım yetersizliği hazırlanan çalışma planlarının uygulanması aşamasında karşılaşılabilecek en ciddi problemdir. Plan* uygulayacak olanların, planın hazırlanmasında bulunmamaları veya yapılacak çalışmalar üzerinde görüş birliğine ulaşılmadan planlamanın yapılması bu sonucu doğurur. Ayrıca, planlamada çok yaralı olacağına inanılsa da gerçekçi olmayan çalışmaların hedeflenmesi veya kaynakların kullanımında karşılaşılan zorluklar da uygulamadaki katılımı azaltır. En mükemel planlar bile uygulanmadığında bir değer taşımaz. Bu nedenle, planlar daima gerçekçi ve okulun içinde bulunduğu şartlar dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

İzlenecek Strateji:Alınacak kararlara katılımın artırılması planlı okul gelişiminde anahtar rolünü oynayacak bir stratejidir. Bu strateji Planlı Okul Gelişim Sürecinin bütün basamakları için aynı ölçüde hayati önem taşır. Unutulmaması gereklidir ki, bireyler kendi aldıkları kararlan daha büyük bir şevkle uygularlar. Üstelik, kararlara katılım genişledikçe dahageniş bir görüş açısı kazanıldığı için gözden kaçan noktalar ortaya çıkıp bunlar da dikkate alınacağı için alınan kararın isabetliliği-artar .

2. Bilgi Eksikliği ve İletişim Yetersizliği:Planlanan çalışmalar ve bunlar ile ulaşılması beklenen hedeflerin okul toplumumun bütünü tarafından yeterince anlaşılamaması, uygulamada karşılaşılabilecek bir çok sorunun temel kaynağıdır. Bireyler, bir çalışmanın neden yapılacağını ve bunun sonucunda beklenilen yararlan anlamadıkları sürece bu çalışmayagerekli desteği sağlayamazlar, Okullardaki mevcut bilgi iletişim alışkanlığı bu ihtiyaca yeterince cevap veremeyebilir. Bu durumda ya planlanan çalışmalar güçlükle ve gecikmeyle uygulanır, ya da hiç uygulamaz. Her iki durumda da okulun gelişimi .olumsuz yönde etkilenir." Böylesine istenmedik bir durumla karşılaşmamak için etkili bir iletişim kültürünün okula yerleşmesi gereklidir.

İzlenecek Strateji: Okul yönetimi ile öğretmenler, öğretmenler ile veliler, okul ile çevre, okul ile üniversite ve bakanlık birimleri arasındaki bilgi akışının zamanında ve ihtiyacı karşılayacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi gereklidir.

Okul toplumu planlanan bütün çalışmalar ve bunlar ile ulaşılması beklenen hedefler konusunda sıklıkla bilgilendirilmelidir.

Yeterli ve zamanında yapılacak bilgilendirici çalışmalar olarak belirli aralıklarla tekrarlanan sözlü ve yazılı açıklamalara başvurulabilir. Bu amaçla, çalışma grupları tarafından düzenlenecek toplantılarda yapılacak sözlü açıklamalar veya çoğaltılarak dağıtılacak yazılı açıklamalar yararlı olacaktır.

0-6 Yaş Gelişim Aşamaları

Salı, 06 Kasım 2007

0-6 YAŞ GELİŞİM AŞAMALARI

GİRİŞ

Okulöncesi dönemdeki çocuklar meraklı, araştırıcı, hayal güçleri kuvvetli ve sorgulayıcıdırlar. Bu nedenle çocukların bu yöndeki gelişimlerini desteklemek amacıyla, onların araştırabilecekleri, meraklarını giderebilecekleri, neden sonuç ilişkisini görebilecekleri, çeşitli fikirler öne sürerek tahminlerde bulunabilecekleri fırsatlar verilmeli ve bu yönde eğitim ortamları hazırlanmalıdır. Bu da çocukların merak ve araştırma duygularını geliştirici ve zihinsel yeteneklerini uyarıcı etkinliklerden biri olan "fen etkinlikleri" ile mümkündür. Okulöncesi dönemde fen etkinlikleri fen bilimlerine ilişkin bilgilerin çocuğa aktarılması olmayıp, çocuğun bunları yaparak ve yaşayarak öğrenmesidir. Ezbere bir fen bilgisi aktarımı çocuğun zihinsel gelişimine katkısı olmayıp, sadece bilgilerin artmasına yarar. Oysa ki, okulöncesi yıllarda önemli olan çocuğun araştırma, inceleme ve gözlem becerilerini geliştirerek, sağlam bilimsel temeller oluşturması ve bilimsel düşünmeyi öğrenebilmesidir. Anaokullarında çocukların yaparak öğrenmeleri ile gerçekleştirilecek fen çalışmaları sırasında çocuk gözlem yapma, soru sorma, fikirler ileri sürme, tahmin etme, iletişim kurma, düşüncelerini başkaları ile paylaşabilme ve neden sonuç ilişkisini kavrama fırsatına sahip olacaktır. Bu nedenle, fen etkinliklerine çocuğun merak duygusunu uyaracak ve doğal merakını tatmin edecek doğal ortamın yaratılmasıyla başlanmalıdır. Esas olan çocuğun merakını giderebilmesi için sorular sorması ve bu sorulara cevap bulabilmesi için gözlem inceleme ve araştırma yapmasıdır. Okulöncesi çocuklar için fen öğretiminin başlangıç noktası onların doğal çevreleridir. Çeşitli çevre gezileri ve yürüyüşler onlara gözlem ve inceleme yapma fırsatı verirken, doğadaki değişimler (mevsimler, gün, hava durumu gibi). Onlara sorgulama ve araştırma olanakları yaratabilir. Ayrıca çevrelerindeki bitkiler, hayvanlar, taşlar, bulutlar, yeryüzü, canlı ve cansız bütün nesneler onlarda heyecan yaratır ve onlara araştırma fırsatları sunar. Bu nedenle öğretmen iyi bir gözlemci olup, çocukların ihtiyaç duydukları her an onları bu tür etkinliklere yönlendirebilmeli ve her konuda sorular sorarak, gözlem, inceleme, araştırma ve sorgulama yeteneklerini geliştirebilmelidir.

0-1 AYDA

Yüzü koyun yatırıldığında başını kontrol etme çabası içindedir.4.haftada tutabilir ve kaldırabilir.Eli kapalıdır.Avucunun içine küçük bir nesne dokundurulduğunda sıkıca yakalar.Yüksek sese tepkide bulunur.Göz,yakın bir nesne üzerine kısa süre sabitleşebilir.Parlak renkler ve şematik şekiller üzerinde,gözün biraz daha fazla kaldığı izlenebilir.Tatlı,tuzlu,ekşi,acı besinleri ayırt edebilir.

1-4 AYLARDA

Omuz ve baş kontrolü görülmeye başlar.3. ve 4.aylar içinde desteklendiğinde kısa bir süre oturabilir.Başını dik tutabilir.Kollarına dayanarak doğrulabilir.Görme duyusu gelişmiştir.Yatay hareket eden nesneleri izleyebilir.Göz ilgisini çeken nesneler üzerinde daha uzun süre kalır.Görme ve işitmenin işbirliği görülür.Sesin geldiği yöne bakar.Çevreye ilgi artar,ayak seslerine beslenme,banyo gibi hazırlıklara tepki verir.sosyal gülme 2. ay sonunda görülür.Esas sesleri taklit etme yeteneği gelişmiştir.Yakaladığı bir hareketi durmadan tekrar eder.Çıngırağı hızla sallayınca ses çıkardığını fark eder.Avuç içi ile yakalar.Herşeyi ağzına götürür.Eller hafif açıktır.

4-10 AYLARDA

Sırt üstü durumundan yan yatmaya geçebilir.Emekleme denemesi 5. ayda görülür.7. ayda,sürünme ve emekleme gelişir.8.ayda tam dönüş görülür.Uzatılan nesneyi yakalamaya çalışır.6.ay içinde terredütlü yakalama görülür.8,9.aylarda iki küpü bir araya getirebilir.Ustaca yakalama 9. ayda görülür.Aynı ay içinde hangi elini seçtiğini belli edebilir.Sonra bu eli değiştirebilir.Katı mamaları,4.ayın sonu ve 5.ay içinde yiyebilir.Anlamlı sesler ve heceler çıkarmaya başlar,taklit yeteneği gelişmektedir.Destekle oturabilir.Omuz ve baş konturolü gelişmiştir.7.ay içinde desteksiz oturma görülür.Yardımla ayakta durabilir.Tutunarak durma 9. ve 10. ayda görülür.Emeklemede ustalaşmıştır.Göz ve el koordinasyonunun başlangıcı 4. aya raslar.6.ayb içinde tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etme başlar.Seçicilik görülür.Objeleri bir elinden diğerine geçirebilir.(Çocuklar genellikle9-12.aylar arası hangi ellerini kullanmak üzere seçtiklerini belli ederler.İki yaşına kadar sağ elini kullanmasına yardım ve özendirme söz konusu olabilir,oyuncağı sağ eline uzatmak,sağ elini rahat kullanacağı bir biçimde oturtmak gibi-ikinci yaştan sonra,sol elini seçtiğini ortaya koyarsa herhangi bir karışma zararlı olabilir.)

10-12 AYLARDA

Yardımsız ayağa kalkabilir.Tutunarak yürür.Erken yürüme görülebilir.Ortalama yürüme zamanı 13-15 aylar arasıdır.Yatma durumundan oturmaya geçebilir.Düşmeden,eğilebilir.Çevrede gördüğü davranışları taklit edebilir.Parmaklarını deliklere sokmaya çalışır;halkaları yakalar.Yetişkinlerin sallanarak ve vurarak yaptığı oyunlardan zevk alır.Üç küpü yan yana getirmeye çalışır.Ulaşmak istediği nesneyle arasındaki engeli kaldırabilir.Amaç-sonuç bağlantısını kura bilmektedir.Bu ilk zeka belirtisidir.Nesneleri son kayboldukları yerde değil,ilk denemede bulduğu yerde arar.Topu karşısındaki kilşiye atma denemeleri yapar.Önceden anlama,kestirme görülür.Annenin kalkmasının onun gideceğine işaret olduğunu sezinlerve ağlayabilir.Yabancılardan çekinme ve korkma görülür.Kendini besleme isteği gösterir.Kaşığı kullanmak ister.Kahkaha ile gülebilir.Sevgi gösterir.İki Yaş Çocuğunun Gelişim Özellikleri

İki yaş çocuğu en iyi şekilde koklama, tatma, dokunma, duyma ve görme duyuları yoluyla öğrenebilir. Çok meraklıdırlar ve her şeyi araştırıp keşfetmek isterler. Çok cesaretlidirler ve onların bu araştırıcı doğaları yetişkinleri korkutabilir. Bu nedenle, kısıtlanmaksızın denetlenmeleri gerekebilir. Dikkat süreleri 2-5 dakika gibi çok kısadır. Ancak bir şey onlara çok ilginç gelirse daha uzun bir süre etkinliğe katılabilirler. Bu dönemde çocuklar sık sık "hayır" kelimesini kullanır ve hatta çok hoşlandığı birşeyi isteyip istemediği sorulduğunda dahi hayır diyebilirler. Bu nedenle onlara "yemek için hazır mısın?" diye sormak yerine, "öğle yemeği zamanı" diye belirtebiliriz.. İki yaşındaki çocuk ancak iki-üç kelimelik cümleler kurabilir. Bu dönemde merak duygularının da bir sonucu olarak, sık sık "ne, niçin, nerede" gibi sorular sorarlar. Ancak onlar konuştuklarından daha fazla kelimeyi anlayabilirler.

Zihinsel Gelişim Özellikleri

Yapılabilecek Aktiviteler

Şekilleri yerleştirebilmeÇocukların rahatlıkla alıp kullanabilecekleri yerlere oyuncaklarını yerleştirmelerini saglamaİçerisine şekilleri yerleştirebilecekleri şekil kutuları verme Sınırlı ilgi süresiÇocuklara 2-5 dakika sürecek kısa hikayeler okumaÇocuklarla şiir ve parmak oyunları tekrarlama Yetişkini taklitÇocukların kullanabilmeleri amacıyla, dramatik oyun köşesinde şapka, çanta, küpe gibi aksesuarlar bulundurmaÇocukların kendilerini görebilecekleri yerlere aynalar asma

18-24 AYLAR

Sandalyede rahatlıkla oturabilir.Elinden tutulduğunda,merdivenleri inip-çıkabilir.Tek ayak üstüne atlayabilir.Atlamada iki ayağını birden kullanamaz.Koşabilir;ancak ani dönüşlerde dengesini kaybeder.Kaşığı doğru tutar ve ağzına götürebilir.Araç kullanarak,ulaşmak istediği nesneyi yakalayabilir.Tekerlekli arabayı çekebilir.Topa tekme vurabilir.Bebeğinin gözünü,kulağını,ağzını v.b organlarını gösterebilir.Bazı nesneleri veya canlıları resimlerinden tanır ve gösterir.Objelerle ilgili etkinliklerde,yatay kavramına doğru bir yöneliş izlenir.Doğrudan algı alanında olmayan,ancak daha önce gördüğü bir olayı,taklityoluyla,ortaya koyabilir.İlgi alanında dikkat topalama ve hatırlama süresi,yaklaşık 15 dak.dolaylarındadır.Yeni etkinlikler dener;beceremediğinde,önce ustalaştığı benzer bir davranışı tekrarlayarak çözüm arar.Düşüncelerini,taklit yoluyla,davranış ve tavır alışlarıkyla ortaya koyar.Yapması istenen basit istekleri yerine getirebilir.Oyuncaklarını bir sepete koyabilir.Kitap sayfalarını üçer-beşer çevirebilir;tek tek çevirmeyide becerebildiğini,zaman zaman,ortaya koyar.Kağıdı katlamaya çalışır;el seçimini ortaya koyar;ancak zamanla bu seçimi kendiliğinden değiştirebilir.Tahta küpleri kutudaki yerlerine yerleştirebilir.Bir kelimelik cümleler çoğunlukta olmakla birlikte,iki kelimelik zaman zamanda,üç kelimelik cümleler kurabilir.Öz-yönelim çok güçlüdür;sevdiği kişi ve nesneleri paylaşmak istemez.Mutluluk ve haz duygularını,yoğun biçimde,belli eder.Utanma,korku,öfke kıskanma duyguları belirir.Diğer çocuklara ilgi artar.Onlarla birlikte olmak ister;ancak,yan yana sürdürülen paralel oyunlar görülür.Dışkılama konturaolü gelişmektedir.3 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Büyük ve küçük kas aktivitelerinde daha başarılı, daha fazla kontrole sahiptirler. Daha istekli, ilgili arkadaş canlısı ve daha bağımsızdırlar. Hikaye dinlemek ve tekrarlamaktan hoşlanırlar. Dikkat süreleri hala çok kısadır. Üç ve daha fazla kelime içeren cümleler kurabilirler. Hala hatalı konuşmakla birlikte konuşmalar daha anlaşılır şekildedir. 1000 kelime hazinesine sahiptirler. İki-üç emri arka arkaya yerine getirebilirler. Su köşesi aktivitelerinden hoşlanırlar.

Zihinsel Gelişim Özellikleri Yapılabilecek Aktiviteler

Üç objeyi seçme ve saymaa. Her çocuk için masaya çatal, kaşık, tabak koymalarını istemeb. Bahçeden seçerek üç çiçek toplamasını istemeDört-altı rengi tanıma ve eşleştirme (önce kırmızı, yeşil, mavi, sarı daha sonra kahverengi, siyah, turuncu, mor)a. Bir daireyi her biri farklı renk olacak şekilde altı eşit parçaya bölme ve çocuktan bu altı rengi seçerek etrafına yerleştirmesini istemeb. Altı tane renkli kutu ve altı tane aynı renkteki fasulye torbaların çocuğa vererek, uygun renkteki fasulye torbasını uygun kutuya fırlatmalarını sağlamac. Bir kutuya 8-10 tane farklı renkte nesne koyarak çocuktan ismi söylenilen renkteki nesneyi bulmasını istemeMerdivenleri tek adımlarla çıkabilir.Tek ayak üzerinde durabilir zıplar;parmak uçlarında yürüme denemeleri yapar.Koşmayı daha iyi becerir;köşeleri rahatlıkla döner,hızını artırabilir ve azaltabilir.Zaman zaman tökezlenir ve düşer.Ayakkabılarını (genellikle ters) giyinbilir;ancak bağcıklarını bağlayamaz.Basit giysileri ğiyiyebilir. ve çıkarabilir.Küpleri üst üste koymada ustalaşmıştır.9-10 küple kale yapabilir.Küpleri yatay kullanma görülür.Su dolu bir bardağı taşıyabilir;suyunu içebilir.Çatalla yemek yemeye başlar.Kaşık kullanmada ustalaşmıştır.Kağıdı yandan katlayabilir.Gösterildiği halde,genllikle köşe katlaması yapamaz.Köşeli,dikey çizgiler çizebilir.Bir insanı normal çizemez.uvarlak çizgilere geçiş görülür.Tuvalet ihtiyacını belirtir.Ancak,zaman zaman,oyuna daldığında ya da bazı geceler,haber verme gecikebilir.Yuvarlak,kare,üçgen şekilleri eşleştirebilir;yerine yerleştirebilir;ancak bu şekilleri çizemez.Özellikle dilde,bu eşleştirme yeteneği belirgindir.Objeleri kolayca sınıflayabilir;tanmlayabilir;kıyaslayabilir.Ana renkleri tanır ve eşleştirebilir.Durmadan soru sorar.Uygun olan ve olmayan davranışlarıyla ilgili tepkileri anlayabilir;bunlara göre kendini yöneltebilir.Koku ve dokunma farklılıklarını ayırt edebilir.4 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

El becerileri daha gelişmiştir. Daire ve kare şekillerini kopya edebilir. Vücudun baş bölümlerinin bulunduğu resimler çizebilir. Büyük parça "yap-boz"ları yerleştirebilir. Hikayelere başlıklar uydurur ve konuları birbirine bağlar. Blok ve dramatizasyon köşelerinde oynamaktan çok büyük zevk alır. Çok fazla konuşarak yetişkinin sabrını dener.

Zihinsel Gelişim Özellikleri …. Yapılabilecek Aktiviteler

(İki uzun çizgi çizme)a. Çocuklarla uzunluğu hakkında konuştuktan sonra renkli kurdeleleri kesmelerini saglamab. Üç-dört farklı uzunlukta samanı kesme ve onları uzunluklarına göre sıraya koymalarını sağlama(Dört ve daha fazla sayı sayma)a. Dört fasulye torbasını seçerek, sayarak fırlatmalarını sağlamab. Çocuklardan zıplarken saymalarını istemec. Yemek zamanı arkadaşlarını saymalarını istemed. Kutudan dört kurabiyeyi sayarak almalarını istemee. Meyveyi dört parçaya kesmelerini istemef. Grup kararlarını oylama ve her oyu gösteren bir grafik yaparak oyları sayma(Altı rengi isimlendirme ve tanıma )a.Gün boyunca karşılaştığı nesnelerin renklerini tartışma. Örneğin: Kırmızı ışık, yeşil ağaç, sarı muz gibib. Bir grup nesneyi renklerine göre ayırma, benzer ve farklılıklarını söylemeKoşmada daha güvenlidir.Bir bacak üzerinde daha uzun süre dengede durabilir.Sekemez;bu beceri 5 yaşına doğru görülür.Top yakalamada becerisi artmıştır.El-göz işbirliği gelişmiştir.Elini,yüzünü yıkayabilir.Dişini fırçalar.Kendi başına giyinebilir;düğmelerini ilikleyebilir.Saçını tarar.Ayakkabısını doğru ğiye;bağcıklarını ancak bir süre sonra bağlayabilir.Dökmeden bir kaptan diğerine su boşaltabilir.Bloklarla küpleri kullanarak binalar yapabilir.Diğer çocuklarla yarışmaya girerPaylaşabilir.Öz-yönelim hala yoğun olmakla birlikte başkalarının varlığına ve haklarına bilinçlenme başlamıştır.Büyük küçük kavramları gelişmiştir.Ancak"orta"ölçüyü ayırt edemez.Kağıdı köşeli katlamada hala güçlük çeker,zaman zaman başarır.Objeleri 4 e kadar sayabilir.Az-çok kavramı gelişmeye başlar.Birkaç harf yazabilir.Kitap sayfalarını rahatlıkla,tek tek çevirebilir.Makası kabaca kullanabilir.Masal dinlemeyi sever.Dikkat süresi 10-15 dk ile değişir.Üç tekerlekli bisikleti kullanmada ustalaşmıştır.Ana renklerin isimlerini rahatlıkla kullanır.Eksik çizilmiş resimlerin bir-iki eksiğini görebilir.Üçgen ve kare şekilleri kabaca çizebilir.Artı ve çarpı şekillerini çizebilir.İnsan resmini bir baş ve ona bağlı olarak çıkan iki çizgi ile belirterek çizer.Beden bu çizimde yer almaz.İki-üç kişilik grup oyunlarına katılır.Boyda 5-6cm.lik;kiloda1,5-2.kgr.lık bir artış gösterir.5 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİSİM ÖZELLİKLERİ

Motor becerileri daha gelişmekle birlikte harf ve sayıları ters yazabilir. Durmaksızın konuşur ve sorular sorar. Zaman kavramı ile daha fazla ilgilenmeye başlar ve saatin akrep ve yelkovanının temel hareketlerini bilir. İlk, orta ve son gibi pozisyon kavramlarını bilir. Kendi adını yazabilir veya gördüğünde tanıyabilir. Dikkat süreleri artmakla birlikte yetişkine oranla hala çok kısadır. Gerçek ile hayali çok zor ayırt edebilirler.

Zihinsel Gelişim Özellikleri…Yapılabilecek Aktiviteler

(İsmini tanıma)a. Çocukların görünmeyen bir yerlerine adlarını yazmab. Elbise ve ayakkabı dolabına her bir çocuğun adını yazma (çocuk sizi bunu yaparken izlemeli)c. Çalışmalarına isimlerini yazmaları için cesaretlendirme(Birden yirmiye kadar ezbere sayma)a. Masada çocukları saymab. Peçeteleri saymac. Tabakları saymad. Çocukların karşılaştıkları materyalleri onlarla sayma(Birden beşe kadar sayıları yazma)a. Sayıları yazmaları için çocuklara kağıt kalem vermeb. Tıraş köpüğü vererek çocuğun bunlarla sayıları yazmasını isteme(İlk, orta ve son pozisyonlarını anlama)A. Hafta içinde ilk, orta ve son kavramını anlamak için temizlik kuyruğunda çocukların yerlerini değiştirmeB. Üç araba koyarak ilk, orta ve son hakkında konuşmaKoşma,sekme ve atlamada vücut hareketleri tam bir denge içindedir.Küçük kas gelişimi ileri düzeydedir.Kalemi rahatlıkla kullanabilir.Kesme ve yapıştırma etkinliklerine ilgi duyar.Kare ve üçgen şekilleri rahatlıkla kopye edebilir;ancak,baklava biçiminin meyilli kenarlarını çizmede,hala güçlük çeker.Karşılaştırmalar yapabilir.Kendini eleştrebilir.Çevresini denetlemek isterİnsan resmini,baş,bacaklar ve ayaklar olarak çizer.Bedenin bu çizimde yer alması,altıncı yaşa doğru gerçekleşebilir.Objeleri on’a kadar sayabilir.Büyüklük küçüklük kavramlarından sonra"orta""yarım" ve"ikisi arası" kavramlarındada gelişme görülür.Olaylarla zamanı birleştirmeye başlamıştır.Sabah ve akşamı bilir.Televizyonda sevdiği dizinin zamanını hatırlamaya başlar.Bilgi toplayıcı sorular sorar.Kelimelerin anlamlarını öğrenmek ister.Basit kelimeleri,özellikle kendi adını kopye etmek iste;deney fırsatı verildiğinde başarılı olur.Para ile alış veriş yapabilir.Düzen duygusu gelişmiştir.Çevresini denetlemek ister.Ayakkabılarının bağlarını bağlayabilir.Eksik insan ve eşya resimlerini tamamlayabilir.Önceleri olduğu gibi korku ile sık sık sarsılmaz.Kendine ve çevresine güvenir.Gerçek ve hayal arası ayrımı yapmaya başlar.Yaptığı işin görülüp beğenilmesini ister.Sosyal uyum için gerekli daavranışları,çevresinde gördüğü örnekleri taklit ederek,elde eder.Benlik kavranı iyice gelişmiştir.Özdeşleşmek üzere seçtiğibirey gibi hareket etmeye özen gösterir.Boyda 5-6cm.lik;kiloda1,5-2.kgr.lık bir artış gösterir.6 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Canlı ve coşkulu olduğundan yeni şeylerle yeteneklerini denemeye heveslidir. Bu nedenle yeni denemelere girmeye çok isteklidir. Okuma yazma ve sayıları kullanma yeteneğinin ilk adımlarını atabilir. Fakat öğrendikleri şeyler hala gözlemlediği ve yaptığı şeylere dayalı olup, soyut düşünemezler. Beş yaşa oranla daha titizlikle üçgen çizebilir, kareyi daha doğru biçimde kopya edebilir. Nesnelerdeki benzerlikleri ve farklılıkları söyleyebilir. Ortalama 3000 kelime hazinesine sahiptir. Geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kavramları şekillenmeye başlamıştır.Ev içi ve dışı etkinliklerde çok canlıdır.El becerisinin ona sağlıyabileceği olanakları keşvetmiştir.Bloklarla çeşitli yapılar yapar ve oyunlarında bunları kullanır.El işi çalışmalarını severek yapar.Rahatlıkla keser;yapıştırı;katlar ve şekil verebilir.Top ve ip oyunları yaygındır.Erkek çocukların genellikle top,kız çocuklarının ise ip oyunlarını yeğledikleri görülür.Oyunlarda kız-erkek ayrımı görülmeye başlar.Grup oyunlarına istek artmıştır.Çizgileri daha gerçekçidir.Bir insan resmini,baş,gövde,kollar ve bacaklarını belirterek tan çizebilir.Şekilleri tanır eşleştirebilir.Harfleri kopye edebilir;adını yazabilir.Kitapta resim boyamayı ve resim yapmayı sever.Pasif kelime hazinesi ilköğretim için gerekli görülen zenginliğe ulaşmıştır.Kendi görüş açısından sağ ve sol tarafını ayırt edebilir;ancak,diğer bir kişinin sağ ve sol kolunu göstermekte güçlük çeker.Basit alış verişleri rahatlıkla yapabilir;paraları tanır.Geçmiş,şimdi ve gelecek zaman kavramları,kaba bir biçimde,şekillemeye başlamıştır.2. OKULÖNCESİ EĞİTİMDE FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNİN AMAÇLARI 1.Çocuğun zihinsel becerilerinin gelişimine yardımcı olmak a. Bir sorunu algılama ve tanımlayabilme b. Soruna veya çözümüne ilişkin bilgileri edinme ve bu bilgileri belleğinde depolama ve gerektiğinde kullanma. c. Depoladığı bilgileri günlük yaşamda akılcı bir biçimde sorunlarının çözümü için kullanma d. Karşılaştığı sorunlara yeni çözümler bulma; yetersiz çözüm bulduğunda başa dönüp yeniden başlama ve sorunu düzeltme e. Sorunun çözümünde zorlandığında sorundan kaçmayıp, gerçekçi çözümler arama 2. Düşüncelerini rahatça ifade edebilme ve paylaşabilme alışkanlığı kazandırmak. 3. Bilgiyi bulma, toplama ve yararlanma sürecini çocuğa öğreterek, bilimsel bir tutum ve tavır geliştirmek. Araştırmadan sonuca varma genelleyici ve gerçekdışı değerlendirmeler yapma, bilgiyi kaynağından araştırmayıp, kulaktan dolma bilgilerle değerlendirme, olaylara tek bir açıdan bakma gibi bilimsel olmayan tutumlardan uzak tutma. 4. Bağımsız düşünme ve muhakeme yeteneğini geliştirmek. 5. Çocukta çevresinde olup bitenlere karşı duyarlılık kazandırmak. 6. Çocuğa dinleme becerisi kazandırmak.3. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE YAPILABİLECEK ETKİNLİKLER Temelde bu etkinlikler üç gruba ayrılır. 3.1. Öğretmenin Başlattığı veya Gerçekleştirdiği Fen Etkinlikleri: Bu etkinlikler önceden öğretmen tarafından ayrıntılı olarak planlanan etkinliklerdir. Öğretmen önceden planlamaya uygun bir biçimde fen köşesine konu ile ilgili araç gereçleri koyar. Ayrıca öğretmen belirlenen konu ile ilgili olarak çocukların meraklarını uyandırmak için, önce kendi sorular sorar, sonra çocukları konu ile ilgili sorular sorması için cesaretlendirir. Örneğin; öğretmen sıcak-soğuk kavramını işlediği bir gün dışarıda çocuklarla kartopu oynarken, ne kadar çok terlediğinden (ısındığından) bahsederek konuya başlayabilir. Sonra çocuklara başka terleyen (ısınan) olup olmadığını sorabilir. Konuya çocukların ilgisini çektikten sonra onlara; - "Soğuk bir günde sıcakladığında nasıl serinleyebilirsin?" diye sorarak çocukların cevaplarını dinler ve tartışabilir. Çocukların da bu konuda sorular sorması için onları cesaretlendirir. Öğretmen daha sonra çocuklarla sınıfa girerek "Sıcak şeyleri nasıl soğutabileceğimizi veya soğuk şeyleri nasıl ısıtabileceğimizi" anlatan deneyler yapabilir. Bu aşamada öğretmen rehber olmak üzere çocukların bireysel veya gruplar halinde denemeler yapmasına izin verir. Onlara sorular sorarak çocukların bilgi edinme süreçlerini kolaylaştırır ve gözlenen değişiklikleri anlamalarını sağlar. Öğretmen bu aşamada çocukların yaşayarak öğrenmelerine olanaklar sağlar ve deney sonrasında bir birleri ile bilgileri paylaşmalarına fırsatlar verir. Çocukların arkadaşları ile bilgileri paylaşmaları bilimsel tavır geliştirmelerinde önemli bir adımdır ve net bir şekilde bilgilerin açığa çıkmasını sağlar. 3.2. Öğrenilen Bilgilerin Diğer Bilgilerle Bütünleşmesi İle İlgili Etkinlikler: Bu etkinlikte öğretmen ön plandadır. Çocuğun edindiği bilgi ve kavramları benzer olaylarla genellemeyi ve varılan sonuçların çocuğun yaşantısındaki olaylarla bağlantısını öğretir. Örneğin; sıcak ve soğuk kavramından sonra öğretmen çocuklarla sıcak günlerde serinlememiz veya soğuk günlerde ısınmamız için neler yapmamız gerektiğini tartışabilir. Bu şekilde çocuk öğrendiği bilgilerle çevresinde denetim kurmaya başlayarak, çevresel beklentileri ve duyarlılığını arttırır. 3.3. Anlık Etkinlikler: Çocuğun günlük yaşamda her an karşılaşabileceği fen ve doğaya ilişkin sorunlar ile bu sorunlara çocukların bulduğu çözüm yollarını kapsar. Bu aşamada öğretmenin duyarlı olması ve çocuklarla birlikteliği önemli bir konudur. Öğretmenin çocukları iyi gözlemlemesi gereklidir. 4. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNİN KONULARI a. Çocuğun çevresindeki nesneler. Nesnelerin boyut, renk, şekil, ölçü gibi özellikleri ve nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıklar, nesnelerin sınıflandırılması ve sıralandırılması. b. Duyular ve işlevlerine ilişkin bilgiler. c. Bitki ve hayvanlar gibi diğer canlıların özellikleri, canlı ve cansız varlıklar arasındaki temel farklılıklar. d. Dünyamız ve uzayda oluşan olaylar ve özellikleri. 5. FEN ve DOĞA KÖŞESİ Okulöncesi eğitim kurumlarında bir masa veya köşe fen bilgisi çalışmaları için ayrılmalıdır. Bu köşede çocukların doğadan toplayacakları taş, kabuk, böcek, yaprak, çiçek gibi malzemeler sergilenebilir. Çocuklar topladıkları materyallerle çeşitli koleksiyonlar yaparak, bunları biri birleri ile paylaşabilirler. Ayrıca bu köşede çeşitli baklagiller (fasulye, nohut, mercimek gibi) ve tohumlar (arpa, buğday gibi) da bulunur ve çocuklar konulara göre bunlarla farklı çalışmalar yapabilirler. Bu malzemeler köşede kavanozlarda saklanabilir ve çocuklar istediklerinde büyüteç ile bunları inceleme fırsatı bulabilirler. Köşeye işlenecek konuya bağlı olarak resimli kitaplar, afişler, resim bantları konabilir. Örneğin; hayvanlar ünitesi işlenirken köşenin duvarları çocukların görebileceği yükseklikte hayvan afişleri ile süslenebilir, çocukların incelemeleri için köşeye hayvan ansiklopedileri konabilir. Ayrıca köşede çocukların çevreye olan duyarlılıklarını arttırmak için hava grafikleri, sağlığın önemini anlatmak için, boy ve ağırlık grafikleri bulunabilir. Çocuklar bu yolla havadaki değişiklikleri izleyerek,grafiğe kaydedebilirler. 6. FEN KÖŞESİNDE BULUNMASI GEREKEN MALZEMELER n Çocukların toplayıp biriktirebileceği tohum, yaprak, çiçek, böcek gibi malzemeler. n Terazi n Büyüteç n Ölçme kapları n Ölçme kaşıkları n Termometre n Mıknatıs n Saat n Pusula n Mezura, cetvel n Dürbün n Küre n Elektrikli aletler (el feneri, saç kurutma makinesi, piller, teller, ampuller) n Çeşitli mutfak eşyaları (süzgeç, huni, pipet, plastik kaplar ve kovalar) n Un, tuz, şeker, toz boya, tutkal, mum, tebeşir n Balon, naylon torbalar, tahta çubuklar n Fen ve doğa konusu ile ilgili afişler n Bilim kitapları, slaytlar ve slayt makinesi n Bitki çimlendirme kapları n Fasulye, nohut, mercimek gibi değişik baklagiller ve tohumlar n Evcil hayvanlar ve bunlara ait yuvalar 7.FEN ve DOĞA KÖŞESİNİN ÖNEMİ ve YARARLARI Fen ve doğa köşesi çocukların çevrelerini ve doğayı araştırma ve tanımalarına düşündüklerini açıkça ve rahatlıkla ifade edebilmelerine, sorgulama yoluyla meraklarını tatmin etmelerine fırsatlar sağlaması açısından büyük bir öneme sahiptir. 7.1. Fen ve Doğa Köşesinin Çocuklara Kazandırdıkları 1. Fen ve doğa çalışmaları çocuğun zihinsel, dil, sosyal ve motor gelişimlerine katkıda bulunur. 2. Çocuğun çevreye ve doğaya duyarlılığını arttırarak, yeni olumlu tavır ve tutumlar geliştirmesini sağlar. 3. Çocukların ilgi alanlarını genişleterek, etkili düşünmeyi öğretir ve problem çözme yeteneklerini geliştirir. 4. Çocuklar fen ve doğa köşesinde yaptıkları deneylerle basit sonuçlardan genellemelere gidebilirler. 5. Fen ve doğa köşesindeki çalışmalar uygulamaya yönelik çalışmaları olduğundan öğrenilenler çocuklar için daha kalıcı olur. 6. Fen ve doğa köşesinde çocuk başarısızlık endişesi duymadan düşüncelerini rahatlıkla ortaya koyabildiği için çocukta yaratıcılığın gelişmesi açısından da önemlidir.8. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMENE DÜŞEN GÖREVLER1. Fen ve doğa etkinliklerini çocuğun gelişim düzeyine uygun seçmelidir.2. Seçilen deneylerin uygulamalarını önceden yapmalı, kavramların doğruluğunu denetlemeli ve gerekli araç gereçleri eksiksiz olarak hazırlamalıdır. 3. Çocuk bir problemin çözümü için çalışırken öğretmen rehber konumunda olmalı, çocuğu özgür bırakmalı ve deneysel düşünmelerini sağlamak için onları cesaretlendirmelidir.4. Öğretmen bilimsel bir süreci başlatabilmek için çocuğu cesaretlendirmeli ve teşvik etmelidir. Örneğin; yüzen ve batan cisimlerle ilgili bir deneye başlamadan önce öğretmen çocukların malzeme (tahta parçası, taş, tüy, yaprak gibi) bulmaları için onları teşvik edebilir. 5. Öğretmen çocukların ilgisini konuya çekmek ve onları harekete geçirmek için çocuklara çeşitli sorular sormalıdır. Ancak bu sorular cevapları "Evet" veya "Hayır" olacak şekilde kapalı uçlu sorular olmayıp, onların düşünmelerini ve beyin fırtınası yaşamalarını sağlayacak şekilde açık uçlu olmalıdır. Örneğin; öğretmen "Daha önce hiç kar gördün mü?" yerine "Karın nereden geldiğini düşünüyorsun", "Sence kar nasıl oluşuyor?" gibi sorular sormalı ve bütün cevapları dinleyerek tartışmalıdır. Bu amaçla öğretmen genellikle sorularında "Niçin, nereden, nasıl, ne zaman" gibi soru kelimeleri kullanmalıdır. 6. Öğretmen çocukların yaratıcılıklarının gelişimi amacıyla, tek bir doğru cevap arama yerine, çocuklardan bütün cevapları beklemeli ve çocukların tümünü fikirlerini söylemeleri için cesaretlendirmelidir. 7. Öğretmen deney esnasında çocukların kendi kendilerine doğru cevabı bulmaları için onlara olanaklar yaratmalı ve onları cesaretlendirmelidir. 8. Öğretmen her an esnek olmalı ve beklenilmeyen bir durum olduğunda hemen konuyu çocukların ilgisini çeken yöne kaydırmalı ve tartışma başlatabilmelidir. Örneğin; bir deney esnasında farklı bir alet çocukların ilgisini çektiğinde olayı geçiştirmeyip, çocuklara bunu açıklamalıdır. 9. Öğretmen çocukların yaşadıkları çevreye duyarlı olmalarını sağlamaları açısından onların ilgilerini çevrelerine odaklayabilmelidir. Bu şekilde çocuk çevresinde olup bitenlerin farkında olacak ve duyarlılık kazanacaktır. 10. Çocukların çevrelerindeki dünyayı araştırarak, onlar için faydalı ve zararlı şeyleri fark etmeleri açısından öğretmen yönlendirme yapabilir. Örneğin; öğretmen fen etkinliğinde çocuklara hava, su, toprak gibi kaynakların önemini kavratabilir ve bunların hangi durumlarda insan sağlığına zararlı olabileceklerini tartışarak, çocukta erken yaşta çevre duyarlılığı ve sağlığını koruma bilinci oluşturabilir. 11. Fen etkinlikleri bir gösteri olmayıp, çocukların gözlem yapmaları ve soru sorarak keşfetmeleri üzerinde odaklanmalıdır. 12. Öğretmen fen konuları ile çocukların gerçekdışı korkularının üstesinden gelmesine yardımcı olabilir. Örneğin; gök gürültüsünden korkan çocuklara, bilimsel yolla bunu açıklayabilir. 13. Deney esnasında öğretmen çocukların sordukları soruları veya merak ettiklere konuları cevaplayarak (veya cevabını tartışarak) konunun ve kavramların yanlış anlaşılmasını engellemelidir. Eğer çocuk soru sormuyorsa, öğretmen sorular sorarak çocukların doğru anlayıp anlamadıklarını kontrol edebilir ve yanlış anlamalarını ortadan kaldırabilir. 14. Konu işlerken çocuklar tarafından öğretmenin cevabını bilmediği bir soru sorulduğunda, öğretmen içtenlikle bilmediğini belirterek cevabı çocuklarla birlikte tartışmalıdır. Eğer öğretmen yalan söyler veya çelişkili cevaplar verirse, çocuk bunu fark edebilir ve öğretmenine güveni sarsılabilir. 15. Bazı bilimsel kavramların açıklanmasında öğretmen çocuğun günlük yaşantısında kullandığı kelimelerden ve malzemelerden yararlanmalıdır. Örneğin; doğudaki bir öğretmen renkleri anlatırken "sarı" ile ilgili örnek vermesi gerektiğinde, "limon" yerine "buğday" örneği verdiğinde çocuğun yaşantısı ile daha uygun olabilir.Öğretmen böylece konuyu daha kolay açıklayabilir. 16. Öğretmen çocuğun araştırma ve incelemesi için ona güvenli ve tehlikesiz bir ortam hazırlamalıdır.9. OKULÖNCESİ EĞİTİMDE FEN BİLGİSİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ1. Deneyler: Bilimde bir gerçeği göstermek için yapılan denemelere "deney" denir. Bir başka deyişle deney, şartları tarafımızdan hazırlanarak doğa olaylarını tekrar etmektir. Okulöncesi eğitiminde fen çalışmaları içinde deney yönteminin kullanılması, çocukların merak ve araştırma duygularının geliştirilmesi, zihinsel yeteneklerini uyarması ve ileri ki okul yaşantısında başarılı olmaları açısından önemli bir konudur. Okulöncesi eğitimde fen çalışmalarında deneyler yapılmasının amacı bilgilerin gösterilerek çocuğa aktarılması olmayıp, çocuğun fen ve doğa ile ilgili olayları yaparak ve yaşayarak etkili bir şekilde öğrenmesidir. 9.1.1. Okulöncesi Çocuklar Açısından Deneyin Önemi ve Yararları 1. Deneyler doğada olup biten olayların küçük çocuklar tarafından daha iyi kavranabilmesi amacıyla yapılır. Bunun için deneylerin çocukların gelişim düzeylerine uygun ve anlayabilecekleri şekilde olmaları gerekmektedir. 2. Deney yaparak olaylar arası bağlantı kuran çocuklar doğaya ve yakın çevrelerine daha fazla duyarlılık kazanabilirler. 3. Deney yöntemi ile dikkat süreleri çok sınırlı olan bu yaş çocukları, farklı uyarıcılar ve nesneler sayesinde dikkatlerini daha uzun bir süre bir konuda toplayabilirler. Çünkü deney ortamı pasif etkinliklere oranla daha hareketli ve daha çekicidir. 4. Deney yaparken çocuklar neden sonuç ilişkisini kurabilirler ve problem çözmeyi öğrenebilirler. 5. Deneyler çocukların büyük ve küçük kas gelişimlerini ve el-göz eşgüdümünü destekleyici etkinliklerdir. 6. Çocuklar deney yaparken birçok yeni kelimeler kazanabilir ve kelime hazineleri gelişebilir. 7. Deney yaparken çocuğun kendisini rahat ifade edebilmesi, başarısızlık endişesi duymadan çalışması, çocukta aldığı sorumluluğu yerine getirme, kurallara uyma, paylaşma ve kendine güven duygularının gelişmesine yardımcı olur. Bütün bunlar dikkate alındığında deney yöntemi çocukların bilişsel, duygusal, psikomotor, dil ve sosyal gelişimleri açısından çok önemlidir. 9.1.2. Deney Seçilirken ve Uygulanırken Göz Önünde Bulundurulması Gereken Konular 1. Deneyler çocukların gelişim düzeylerine uygun olmalı ve onlar için zararlı bir öğe taşımamalıdır. 2. Uzun süreli deneyler çocukların ilgisinin kaybolmasına neden olacağından, sonuçları kısa sürede gözlenebilir deneyler seçilmelidir. 3. Etkili öğrenmeyi sağlamak için çocuklar deneye aktif olarak katılmalıdırlar. 4. Bir günde birden fazla deney yapılmamalıdır. Uzun süreli deneylerde (bitki çimlendirmek gibi) sonucu aldıktan sonra başka bir deneye geçilmelidir. 9.1.3. Deneyde Öğretmenin Rolü ve Dikkat Etmesi Gereken Konular 1. Öğretmen mutlaka deneyi önceden kendisi denemeli ve sonuçlarını almalıdır. 2. Deney önceden planlanmalı ve öğretmen gerekli tüm malzemeleri önceden hazırlamalıdır. 3. Deney sırasında çocuğun bilmediği veya yeni karşılaştığı bir kavram veya kelime geçtiğinde öğretmen bunu açıklamalı ve mümkün olabildiğince tekrarlayarak pekiştirmelidir. 4. Deney sırasında öğretmen ara sıra çocuklara açık uçlu sorular sorarak, anlayıp anlamadıklarını kontrol etmeli ve yanlış anlamaları önlemelidir. 5. Yapılacak deney ve ünite konusu arasındaki bağ çocuklara açıklanmalıdır. 6. Deney ve uygulamada öğretmen çocuğun kendi kendine keşfetmesi için olanaklar yaratmalı ve çocuğun başarı duygusunu tatmasını sağlamalıdır. 7. Çocukların bildikleri olaylardan yola çıkarak, bilmediklerine geçmeli ve çocukların olaylar arasında bağlantı kurmaları için öğretmen sorular sormalı ve tartışmalıdır. 8. Deney sonucu öğretmen pekiştirmek amacıyla, sınıfça tartışmalı ve çocuklara deneyle ilgili sorular yöneltmelidir. 9. Deneyde öğretmen rehber konumunda olup, çocukların aktif katılımlarını sağlamalıdır. Bu şekilde edinilen bilgiler çocuklar için daha kalıcı olur. 9.1.4. Deneyde Öğretmenin Karşılaşabileceği Sorunlar 1. Öğretmen her üniteye uygun deney bulamayabilir. 2. Bazı deneyler tüm çabalara rağmen başarısız sonuçlanabilir. Böyle bir durumda öğretmen doğruyu söylemeli ve hatanın nereden kaynaklanabileceğini ilk adımdan başlayarak kontrol etmelidir. 3. Öğretmen kesin sonuç alacağından emin olmadığı deneyleri çocuklarla birlikte yapmamalıdır. 4. Kalabalık bir sınıfta deneyin uygulanması zor olacağından, konuya bağlı olarak küçük gruplarla çalışılabilir. 9.2. Bitki Yetiştirme: Okul öncesi eğitimde hayatımızda önemli yer tutan bitkilerin nasıl yetiştirildikleri, büyümelerini etkileyen faktörler, büyümelerindeki farklılıklar gibi bitkiler hakkındaki bilgileri çocuklara öğretebilmek için fen bilgisi öğretiminde bazı bitkiler yetiştirilebilir ve bu yolla çocuklara bitkilerin de yaşayan canlı varlıklar olduğu kavratılabilir. Bitki yetiştirme çalışmaları çocuklara gözlem yapma, sınıflandırma, ölçme, tanımlama gibi birçok olanaklar sağlamaktadır. Bu amaçla çocuklar sınıfta saksılarda çim, çiçek, fasulye, patates, havuç gibi bazı bitkiler yetiştirebilirler. Bitki yetiştirmek pahalı bir etkinlik olmayıp, bu amaçla öğretmen yoğurt kutusu, süt kutusu, pasta kalıbı, delinen mutfak eşyaları gibi artık malzemeleri kullanabilir. Uygun olduğu durumlarda, bahçede marul, soğan, maydanoz gibi bitkiler yetiştirilerek, çocukların gözleyerek öğrenmeleri sağlanabilir ve ayrıca bunların bakımı ile ilgili sorumluluklar çocuklara verilebilir. Bu şekilde çocuklar bitkilerin yetişmesini ve bakımını daha yakından inceleyebilir ve öğrenmelerinin daha kalıcı olması sağlanabilir. Bitki köşesi için öğretmen çocukların da yardımıyla; n Bitki ve meyvelerin çekirdeklerini biriktirip, çocuklara bunları tanıtabilir ve uygun olanları yetiştirebilir. n Gerek çocukların evden getirecekleri sebze ve meyveler, gerekse çevreden toplanacak bitki ve çiçeklerle, bitki müzesi hazırlanabilir ve çocuklarla bunlar etiketlenebilir. n Öğretmen çocuklarla çevre gezileri yaparak doğal bitki örtüsünü inceleyebilir. 9.2.1. Bitki Yetiştirme Çalışmalarının Amaçları 1. Çeşitli bitkilerin yetiştirilmesi ile çocukların bitkileri tanımalarını sağlamak ve bilgi edinmelerini kolaylaştırmak. 2. Çocukları değişik ilgi alanlarına yöneltmek. 3. Çocukların olay ve nesneler arasında ilişki kurmalarını sağlamak. 4. Çocukların çevrelerini algılamalarına yardımcı olmak ve çevre duyarlılığı kazandırmak. 5. Çocuklar da akıl yürütme yeteneğini geliştirmek. 6. Problem keşfetme ve çözme yeteneğini kazandırmak. 7. Kavram ve dil gelişimlerine yardımcı olmak. 9.2.2. Bitki Yetiştirme Çalışmalarının Çocuklara Kazandırdıkları 1. Çocuk bitki yetiştirerek, bitkinin yeşermesi için havaya, suya ve ışığa ihtiyaç duyduğunu kavrar. 2. Bazı tohumların yeşermesi ve bitkilerin topraktan çıkması için daha uzun süreye ihtiyaç olduğunu görebilir. Bu yolla farklılık ve benzerlikleri karşılaştırabilir. 3. Doğru sonuçlara ulaşmak için uygun koşulların gerekliliğini kavrayabilir. 9.2.3. Bitki Yetiştirme Çalışmalarında Öğretmenin Rolü 1. Bitki yetiştirme esnasında öğretmenin rolü çocuklara rehberlik etmek, onları gözleyerek desteklemek ve problem çıktığı durumlarda onlara yardım etmektir. 2. Öğretmen mevsim ve çevresel koşulların uygunluğuna göre, sınıf içi veya bahçede çocuklarla bitkiler dikilebilir, çocukların bitkinin yetişmesini gözlemeleri için onları yönlendirebilir ve sorumluluk verebilir. 3. Bitkiler büyürken tohumdan çıkma, ilk yaprak, ilk çiçek, boy uzunluğu gibi özellikler çocuklarla birlikte bir grafik üzerinde kaydedilebilir. Grafik sonuçları çocuklarla incelenerek, farklı yetiştirme koşulları veya farklı bitkiler arasındaki benzerlik ve farklılıklar nedenleri ile tartışılabilir. 4. Bitkiler büyürken çocuklar büyüme şekillerini inceleyebilirler. Örneğin, sarmaşığın tırmanması, bezelye ve fasulyenin sırığa sarılması ve marulun yapraklar halinde büyümesi gibi. 5. Bazı bitkilerin yetiştirilmesinin çok uzun süre aldığı durumlarda, aşama aşama resimleri ve slaytları çekilerek, daha sonra bunlar çocuklarla incelenebilir

Çocuğumun Davranışlarını Aşırı Kontrol Etmemin Ne Gibi Sakıncaları Vardır?

Salı, 06 Kasım 2007

ÇOCUĞUMUN DAVRANIŞLARINI AŞIRI KONTROL ETMEMİN NE GİBİ SAKINCALARI VARDIR?

Bazı anne babaların düştüğü en büyük hatalardan birisi de çocuklarını çok aşırı kontrol ve disipline etmeleridir. Bu genelde çok titiz ve hassas anne baba kişiliğinin olması durumunda karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bazı anneler çocukları hakkında her an ne yapıyor , ne ile meşgul oluyor , acaba bir problem var mı , bir şey olursa , başına bir iş gelirse ve buna benzer düşüncelerle devamlı çocuklarını düşünmekte ve çocuklarını her an kontrol etmeye çalışmaktadırlar . Elbetteki her anne baba belli ölçülerde çocuğuna sahip çıkmalı ve çocuğunun o an nasıl bir durumda olduğunu merak etmelidir. Ama bunun ölçüsü çok fazla kaçırılırsa ve çocuklar çok aşırı kontrol edilemeye çalışılırsa , sıkıntının asıl önemli bir kısmını çocuklar çekmektedir. Yani çocuk her an kontrol edilme hissi ile yaşamakta bu da onlarda müthiş bir şekilde bir kaygı ve gerginlik oluşturmaktadır. Acaba hata yapar mıyım , acaba annem görür mü , acaba bu iş konusunda annem ne der , acaba bu yaptığım için eleştirilir miyim gibi düşüncelerle çocukların bu kontrol durumuna reaksiyon olarak kaygıları daha da artmaktadır . Hatta bu durumu bazen o kadar ileri boyutlarda görmekteyiz ki , bu kontrol ve bağımlılığa alışan çocuk annesinden ayrıldığı zaman sanki başına kötü bir şey gelecekmiş gibi endişe duyabilir. Bu durum onun ileride ayrılık kaygısı göstermesine de neden olabilir. Annenin kaygısı ve endişesi çocuğuda anlamsız bir şekilde kaygı ve sıkıntıya sokabilir . O nedenle anne babaların çocuklarını belli ölçülerde kontrol etmeleri , onların bazı hatalarını görmezden gelmeleri ( devam etme durumunda önlem almak şartı ile), onları bazı zamanlar kendi hallerine bırakmaları, her an nerede ne yapıyor düşüncesinden vazgeçmeleri , onlar için aşırı kaygı ve endişeye girmemeleri , çocuğun ufak tefek yanlışlarını tespit edip çocuğun yüzüne vurmamaları uygun olur. Bu aşırı kontrol ve anne babaların aşırı disiplin ile beraber mükemmelliyetçi tavırları, çocukları anne babanın sözlerine karşı pasif bir direnç ve yalana itebileceği gibi çocuklarda tik , tırnak yeme , konuşma sorunları , altını ıslatma, altını kirletme vb gibi kaygı belirtilerine de yol açabilir. Anne babaları çocuklarını kontrol etme konusunda bu dengeyi iyi ayarlamaları gerekir. Aynı zamanda çok kontrol edilen ve çok eleştirilen çocuklarında kendi özgüvenlerinin eksik kalacağını ve sosyal olarak çekingen olabileceklerini ve anne babalarının bu aşırı kontrol ve isteklerinin de onları strese itebileceğinin hiç bir zaman unutulmaması gerekir. Her çocuğun kendi halinde olması gereken zamanların olduğu da unutulmamalı ve çocukların kontrol ve takibi onları bunaltmayacak ve kaygıya itmeyecek derecede olmalıdır.