‘Muhasebe’ Kategorisi için Arşiv

Eczanelerde Vergi Ve Muhasebe Uygulamalari

Salı, 06 Kasım 2007

GİDERLER

Öncelikle ticari kazançtan indirilecek giderleri gv. 40 maddesine göre değerlendirelim;

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan tüm genel giderler,

İşyerinde veya işyerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, giyim giderleri,

İşle ilgili zarar ziyan ve tazminatlar, işle ilgili seyahat ve ikame giderleri,

İşletmeye ait taşıt giderleri veya kiralama yöntemiyle ödenen taşıt giderleri,

İşletme ile ilgili olmak üzere, bina, arazi, gider istihlak, damga, belediye vergileri harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi resim harçlar,

İşletmeye ait demirbaşlar gibi addolunan haklardan ayrılan amortismanlar,

Fakirlere yardım amacı ile gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernekler ve vakıflara Maliye Bakanlığı’nın belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde yapılan gıda maddelerinin maliyet bedeli,

Gerek işveren gerekse çalışan işçiler için ödenen bireysel emeklilik katkı paylarının vergi matrahlarına göre belli oranlarda indirim olmaktadır.

YAPILAN İSKONTOLAR

Eczane işletmeleri, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına kesmiş olduğu faturalarda her yıl Maliye Bakanlığı ile TEB tarafından yapılan protokol sonucunda %3,5 iskonto yapmaktadırlar.

Bu protokol kapsamına girenlerin, tabii oldukları mevzuat hükümleri çerçevesinde eczanelerden temin edecekleri reçete muhteviyatı ilaçlar için uygulanacak indirim oranları ile eşdeğer ilaç uygulamasında Tebliğde belirtilen hükümler geçerlidir. Eczacı tarafından, tebliğde belirtilen imalatçı/ithalatçı indirimi düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden eczacı indirimi yapılır.

Eczacı indirimi 2005 yılı satış hasılatı (KDV hariç)

-220.000 YTL’ ye kadar olan eczaneler tarafından yüzde üç ( %3 )

-220.000 YTL ile 440.000 YTL arasında olan eczaneler tarafından yüzde üç buçuk ( %3,5)

-440.000 YTL ile 550.000 YTL arasında olan eczaneler tarafından yüzde dört ( %4)

-550.000 YTL olan eczaneler tarafından yüzde dörtbuçuk ( %4,5 )

oranında uygulanacaktır.

KURUM İSKONTOLARI

İlaç sanayisi tarafından verilen ve depolarca da uygulanmasını eczanelere yansıtan %11 olan kurum iskontoları sosyal güvenlik kurumlarına kesilen faturalarda aynen yansıtılmakta ve ayrıcada geçmişte %2,5 olan anlaşma gereği verilen iskontoda %3,5 çıkarak toplam %14,5 iskonto yapılmaktadır.

Kurum iskontoları depolar tarafından toplam satış fiyatından KDV ve eczacı kârı düşüldükten sonra hesaplanmaktadır.

Sosyal güvenlik kurumlarına kesilen satış faturalarında ise toplam reçete bedeli üzerinden %14,5 iskonto yapılmaktadır. Bu durumda alınan kurum iskontolarından %2,2 eczacının kaybı olmakta ayrıca geçmişe göre %2,5 olan iskonto %3,5 çıkmasından dolayı %1 de buradan kaybı olmaktadır.

Önemli bir noktada depolardan alınan erken ödeme iskontosunu daha az almanıza neden olmaktadır. Kurum iskontosu hesaplanmasından dolayı tüm fatura altı iskontolarını etkilemektedir.

Yukarıdaki açıklamalarım eczane işletmesinin almış olduğu kurum iskontolarının tamamını sosyal güvenlik kurumlarına faturalama da geçerlidir. Diğer bir boyut eczane işletmesi hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarıyla anlaşması yoksa alınan depolardan kurum iskontoları direk olarak kâr olacaktır. Burada önemli olan alınan kurum iskontoları ile sosyal güvenlik kurumlarına kesilen faturalardaki kurum iskontolarının mükayesesi yapılması olacaktır. İskonto aleyhte çıkması gayri safi kâr, lehte çıkması bir zarar unsuru olacaktır.

ÖRNEK:

Vergisel dönem olarak peşin vergi dönemini alırsak

-3 ayda depolardan almış olduğumuz kurum iskontoları toplamı 15.000 YTL

3 ayda eczane satışları toplamı :

- 3 ayda sosyal güvenlik kurumlarına kesilen fatura toplamı 100.000 YTL

- 3 ayda diğer perakende satışlar toplamı 50.000 YTL

TOPLAM 150.000 YTL

Kurumlara yapılan iskonto 100.000 * %11 = 11.000 YTL

Depolardan alınan iskonto 15.000 – 11.000 = 4.000 YTL fazla alınan iskonto gayri safi kâr hesabında göz önüne alınması gerekecektir.

MAL FAZLASI ( MF ) VE ÖZEL İSKONTOLAR

Ecza depoları tarafından eczanelerin çalışma koşullarına göre verilen iskontolar.

Ecza depoları tarafından kampanya veya başka şekillerde verilen bedelsiz mallar.

İLAÇ FİYATLARININ DÜŞMESİ

İlaç fiyatları zaman zaman sağlık bakanlığı tarafından düşürülmekte ve eczane işletmelerinde mevcut stok ve kârlılıklarını etkilemektedir. KDV yönünden ise KDV devirleri artmaktadır. Bazı dönemlerde firmalar tarafından fiyat düşüşleri karşılanmış ama son dönemlerde firmalar karşılamamaktadır. Bu durum eczane işletmelerinde mevcut stoklardaki emtia maliyetini düşürmekte stok maliyetleri düşmekte ve sonuçta kârlılık oranını düşürmektedir. Kârlılık hesaplanırken bu duruma dikkat etmek lâzım ve mevcut stoklara ne kadar yansıdığının tespiti gerekmektedir.

Belli ilaçlar depolardan fatura edilirken fiyatının yüksek olması fakat sosyal güvenlik kurumlarına fatura edilirken %60 a yakın iskonto verilmesi.

- İthal ilaç ve ıtriyat alışları

İthal ilaçların alışları net olup eczane kârı %12-20 olmaktadır.

STOK ( ENVANTER )

Bilanço esasına göre defter tutanlar VUK 190. maddesine göre,

Büyük mağazalar ve Eczaneler mevcutların envanterini 3 yılda bir çıkarırlar. Envanter çıkarılmayan yıllarda hesaba mevcut iktisadi kıymetlerini envanter defterine kayıt ederler.

İşletme hesabına göre defter tutanlar VUK 195. maddesine göre her yıl envanter çıkarırlar.<< emtia üzerine iş yapanlar emtia envanteri çıkarmaya mecburdurlar. >>

VUK I. Bölüm Bilanço esası

VUK II. Bölüm işletme esası

Muhasebe Dersleri Başlamiştir Ders 1

Salı, 06 Kasım 2007

Muhasebe Nedir?

1- MUHASEBE : Mali nitelikteki ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden sınıflandıran özetleyerek rapor eden ve sonuçları yorumlayan bilim.

2- MUHASEBENİN FONKSİYONLARI (İŞLEVLERİ):

a- Borç ve Alacak ilişkilerini düzenler.

b- İşletme yönetimine yardımcı olur.

c- İşletme lehine delil olur.

d- İşletmenin istatisliğini çıkarmasına yardımcı olur.

3- MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI :

a- Sosyal sorumluluk kavramı

b- Kişilik kavramı

c- İşletmenin sürekliliği kavramı

d- Dönemsellik Kavramı

e- Para ile ölçme kavramı

f- Maliyet esası kavramı

g- Tarafsızlık ve belgelendirme kavramı

h- Tutarlılık kavramı

i- Tam Açıklama kavramı

j- İhtiyatlılık kavramı

k- Önemlilik Kavramı

l- Özün önceliği kavramı

3-a Sosyal Sorumluluk Kavramı : Bu kavram muhasebenin işlevinin yerine getirme hususundaki sorumluluğunu belirtmekte ve muhasebenin kapsamını anlamını yerini ve amacını göstermektedir. Sosyal sorumluluk kavramı muhasebenin organizasyonunda muhasebe uygulamalarının yürütülmesinde ve mali tabloların düzenlenmesi ve sunulmasında belli kişi veya grupların değil tüm toplumun çıkarların gözetilmesi ve dolayısıyla bilgi üretimde gerçeğe uygun tarafsız ve dürüst davranılmasını ifade eder.

3-b Kişilik Kavramı : Bu kavram işletmenin sahip veya sahiplerinden yöneticilerinden personelinden ve diğer ilğililirden ayrı bir kişiliğe sahip olduğu ve o işletmenin muhasebe işlemlerinin yürütülmesi gerektiğini öngörürür .

3-c İşletmenin Sürekliliği kavramı : Bu kavram işletmenin Faaliyetlerini bir süreye bağlı olmaksızın süreceğini ifade eder. Bu nedenle işletme sahiplerinin veya hissedarlarının yaşam süreleriyle bağlı değildir.. Maliyet esesının temelini oluşturur. Bu kavram işletmeler açısından geçerliliğinin bulunmadığı veya ortadan kaltığı durumlarda ise bu husus mali tabloların dipnotlarında açıklanır.

3-d Dönemsellik Kavramı : İşletmenin sürekliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve Giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi hasılat ve gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir. Bu kavramın işletmeler açısından geçerliliğinin bulunmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda ise bu husus mali tabloların dipnotlarında açıklanır.

3-e Parayla ölçme kavramı : Parayla ölçülebilen iktisadi olay ve işlemlerin muhasebeye ortak bir ölçü olarak para birimiyle yansıtılmasını ifade eder. Muhasebe işlemleri ulusal para birimlerine göre yapılır.

3-f Maliyet esası kavramı: Para mevcudu alacaklar ve maliyetinin belirlenmesi mümkün veya uygun olmayan diğer kavramlar hariç işletme tarafından edinilen varlık ve hizmetlerin muhasebeleştirilmesinde bunların elde edilme maliyetlerinin esas alınması gereğini ifade eder.

3-g Tarafsızlık ve belgelendirme kavramı : Muhasebe kayıtlarının gerçek durumunu yansıtan ve usule uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması ve muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve ön yargısız davranılması gereğini ifade eder.

3-h Tutarlılık kavramı : Muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının birbirini izleyen dönemlerde değiştirilmeden uygulanması gereğini ifade eder. İşletmelerin mali durumunun faaliyet sonuçlarının ve bunlara ilişkin yorumların karşılaştırılabilir olması bu kavramın amacını oluşturur. Tutarlılık kavramı benzer olay ve işletmelerde kayıt düzenleri ile değerleme ölçülerinin değişmezliğini ve mali tablolarda biçim ve içerik yönünden tekdüzeni öngörür. Geçerli nedenlerin bulunmadığı durumlarda işletmeler uyguladıkları muhasebe politikalarını değiştirebilirler. Ancak bu değişikliklerin ve bunların parasal etkilerinin mali tabloların dipnotlarda açıklanması zorunludur.

3-i Tam açıklama kavramı : Mali tabloların bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli açık ve anlaşılır olmasını ifade eder. Mali tablolarda finansal bilgilerin tam olarak açıklanması yanında mali tablo kalemleri kapsamında yer almayan ancak alınacak kararları etkileyebilecek gerçekleşmesi muhtemel olaylara da yer verilmesi bu kavramın gereğidir.

3-j İhtiyatlılık kavramı : Muhasebe olaylarında temkinli davranılması ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınması gereğini ifade eder. Bu kavramın sonucu olarak işletmeler muhtemel gideri ve zararı için ayırırlar muhtemel gelir ve karları için ise gerçekleşme dönemlerine kadar herhangi bir muhasebe işlemi yapmazlar Ancak bu kavram gizli yedekler veya gereğinden fazla karşılımlar ayrılmasına gerekçe olmaz.

3-k Önemlilik kavramı : Bir hesap kalemi veya mali bir olayın nispî ağırlık ve değerinin mali tablolara dayanılarak değerlemeleri veya alınacak kararları etkileyebilecek düzeyde olmasını ifade eder. Önemli hesap kalemleri finansal olaylar ve diğer hususların mali tablolarda yer alması zorunludur.

3-l Özün önceliği kavramı : İşlemlerin muhasebeye yansıtılmasında ve onlara ilişkin değerlendirmelerin yapılmasında biçimlerinden çok özlerinin esas alınması gereğini ifade eder. Genel olarak işlemlerin biçimleri ile özleri paralel olmakla birlikte bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Bu taktirde özgün bicime önceliği esastır.

Tek Düzen Hesap Planı

Salı, 06 Kasım 2007

Hesap =Aynı tür ve özellikteki işlemlerin ve bu işlemlere ilişkin artış ve azalışların kaydedildiği kodlama sistemidir. Her hesabın mutlaka bir adı ile artışlarının ve azalışlarının yazılabileceği iki taraf bulunur. Hesabın sol tarafı borçlu tutarların, sağ tarafı ise alacaklı tutarların yazıldığı taraftır. Örnek ; kasa hesabı

Alt Hesap :Ana hesabın altında açılan hesaplara denir.Örneğin;

Borç 100-KASA HESB. Alacak

120-ALICILAR ( ana hesp) 320-SATICILAR(Ana Hesp)

120 01 A Alıcıcı (alt hesap) 320 01 X Satıcısı(Alt Hesap)

120 02 B Alıcısı (alt hesap) 320 02 Y Satıcısı(Alt Hesap)

120 03 C Alıcısı (alt hesap) 320 03 Z Satıcısı(Alt Hesap)

. . . .

. . . .

Ülkemizde 01.01.1994 tarihinden itibaren Tek düzen hesap planı kabul edilmiştir. Bu plana göre işletmeler, muhasebe sistemlerini tekdüzen hesap planı doğrultu- sunda kurmak zorundadırlar.Kabul edilen bu hesap planına göre ; bütün ticari işlem değerlerinin kaydedildiği bir hesap adı ve bu hesaba ait birde kodu vardır.bu hesaplar iki grupta toplanır.

Bunlar;

100 KASA………………………782 Finansman Giderleri Fark Hesb.(7/A Hesap Planı)

100 KASA………………………799 Üretim Maliyet Hesabı (7/B Hesap Planı) şeklindedir.hesapların işleyiş mantığı; “Alan Hesaplar borçlu ,Veren hesaplar Alacaklıdır”şeklindedir.

Genel Muhasebe

Salı, 06 Kasım 2007

GENEL MUHASEBE : Herhangi bir firmaya ait işlem ve değer hareketlerinin , yetkili meslek mensupları tarafından(Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir)Tek düzen hesap planı ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca , kaydedilip , sınıflandırılıp ilgili kişilere ve resmi mercilere sunulmasıdır.

Muhasebe Mesleği Ve Muhasebecilik

Salı, 06 Kasım 2007

Her şeyden önce hemen şunu belirtelim ki değerli arkadaşlar ; Gerek muhasebe mesleği mensupları arasında olsun , gerekse tacirler ve çalışanlar arasında olsun , Muhasebecilik mesleği iki kısımda ele alınmıştır.Nedir bunlar? , “Ön Muhasebe” ve “Genel Muhasebe”. Tabi bu kavramlar başlıbaşına yasal kavramlar değildir.Sadece iyi niyet kuralları çerçevesinde, ticari ve meslek hayatımıza yerleşmiştir.Maksat yapılacak işi ve işi yapacak kişiyi tayin etmektir.Biz de ,

burada meslek yaşantımıza yerleştiği üzere “Muhasebe Mesleğini” iki kısımda ele alacağız.Önce

“Ön muhasebe” ve “Genel Muhasebe” terimlerinin ne olduğuna değinecek ve ardından da, bu iki konumda yapılan veya yapılması gerekenlerin neler olduğunundan bahsedeceğiz.

ÖN MUHASEBE : Ön Muhasebe; birinci planda, günlük ticari hareketlerden ve firmanın ticari gidişatından haberdar olmak isteyen, Firma ortakları ile

Firma yöneticilerine karşı yapılan muhasebedir.İkinci planda ise firmaya ait işlem ve değerlerin Genel muhasebeden önceki sınıflama ve kaydetme safhasıdır.Resmi evrakların Genel muhasebeye düzgün olarak akışını sağlar. Ön muhasebede bir firmanın ;

-Stok takibi, (Stok: Henüz satılmamış ve depoda veya ambarda bekleyen mala stok(envanter) denir.

-Cari hesap takibi(Cari hesap; Borç/Alacak ilişkisi içinde olduğumuz firmalardır.kime ne kadar borcumuz var veya kimden ne kadar alacağımız var , olduğunu bu program modülünde takip ederiz.)

-Banka takibi,(Bankaya yatırılan veya bankadan çekilen paralar,ödenen çekler,yapılan veya gelen havaleler bu moülde izlenir.)

-Çek/Senet Takibi,(Müşterilerden almış olduğumuz Çek ve Senetler ile Satıcılara vermiş olduğumuz Çek ve Senetlerin takibi burada yapılır.)

-Faturaların Takibi,(Fatura, mal veya hizmetin teslim edildiğini veya teslim alındığını gösteren resmi belgedir.Fatura ile yapılan Mal ve Hizmet alım/satımları bu modülde takibe alınır.)

-İrsaliyelerin Takibi,(İrsaliye mal sevkinde ve tesliminde kullanılan resmi belgedir.Henüz fatura edilmemiş ancak tesllimi yapılmış mallar bu program modülünde izlenecektir.)

-Bordrolar,(Bordro modülünde de; bir firmanın çalıştırmış olduğu personellerin ücret hesaplaması yapılır.İlgili personelin o ay içersinde kaç gün çalıştığı ne kadar ücreti hak ettiği ve bu ücretten yapılan yasal kesintiler, bu kesintilerin nereye,nasıl ve ne şekilde ödeneceğinin takibi yapılır.

Ayrıca remi evrakların düzenlenmesi, tasnifi ve düzgün bir şekilde klase edilerek ilgili yerlere işlenmesi de ön muhasebenin konusudur.

Stok Muhasebesi Ve Yönetimi

Salı, 06 Kasım 2007

Stoklar, işletme varlıkları arasında genellikle en önemli kalemlerden birisi olarak düşünülür. Üretim ve ticaret işletmelerinde aktiflerin %10-30 düzeyinde ve hatta bazen daha fazla bir bölümünün stoklardan oluştuğu görülür. Satış tahminlerinden yola çıkılarak, üretimin ve alımların bütçelenebilmesi için öncelikle ne kadar stok bulundurulacağı planlamasının yapılması gerekir. Bu genel işletme bütçesinin hazırlanması açısından önemlidir. Dolayısıyla stokların ne kadar olması gerektiğinin belirlenmesi ve bu gereğe ne kadar uyulduğunun izlenmesi konusu örnek uygulamalarla anlatılmaktadır. Ayrıca stokları gerekli düzeyde tutacak alım ve üretim politikalarının saptanması da bu kapsam içinde verilmektedir. Stoklar ve Stokları Belirleyen Etkenler o Minimum Stok Düzeyini Belirleyen Etkenler

- Edinme Sürecinin Uzunluğu

- Faaliyet Hacminin Düzenliliği

- Minimum Parti Büyüklüğü

- Müşterinin Belli olup Olmaması

- Beklene Satış Düzeyi

o Maksimum Stok Düzeylerini Belirleyen Etkenler

- Dayanıklılık Derecesi

- Depolama Kapasitesi

o Denge Stok Düzeyini Belirleyen Etkenler

- Sipariş Verme ve Üretime Hazırlama Maliyetleri

- Stok Bulundurma ve Bulundurmama Maliyetleri

- Beklenen Fiyat HareketleriKontrol Gruplandırması ve İzleme o Kontrol Gruplandırması

o Stokların İzleme

- Sürekli Envanter Yöntemi

- Aralıklı Envanter YöntemiStok Kalemleri İtibariyle Planlama o Sipariş Büyüklüğü ve Stok Düzeyi

o Stok Planlamasında Geçerli Maliyetler

- Sipariş Verme Maliyeti

- Stok Bulundurma Maliyeti

o Ekonomik Sipariş Miktarı

o Duyarlılık Analizi

o Sipariş Verme Zamanı

o Güvenlik Stoku ve Saptanması

o Alış Iskontolarının EtkisiStokları Azaltmaya Yönelik Yaklaşımlar o Malzeme İhtiyaç Planlaması

o Tam Zamanında Üretim

o Tam Zamanında Satın Alma

Muhasebe Nedir ?

Salı, 06 Kasım 2007

Muhasebe

Muhasebenin Sözlük Anlamı Sözlük anlamı Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme,Hesap işleriyle uğraşma, Hesapların bütünü, Hesap işlerinin yürütüldüğü yer, saymanlık olan muhasebenin tanımı, işletmenin varlıkları ve kaynakları ( sermayesi ve borçları) üzerinde değişme yaratan ve para ile ifade edilen mali nitelikli işlemlere ait bilgileri; kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi ve kurumlara raporlar halinde sunan bir bilgi sistemidir.

Doğuş ve Gelişimi Muhasebe konuları 15. yüzyıl sonuna kadar doğal bir seyir izleyerek gelişmiştir. Bu itibarla, teşebbüsler faaliyetleri sırasında karşılaştıkları kayıt problemlerini ve organizasyon ihtiyaçlarını, olayların akışına bağlı bir şekilde pratik çareler arayıp bulmakla gidermeye çalışmışlardır. Ancak Toşkanalı bir rahip olup geniş bir matematik bilgisine sahip Luco Paciola’nun 1494 yılında İtalya da yayınladığı "Summa Aritmetica" adlı eserle birlikte muhasebenin doğal gelişme dönemi kapanmış, uygulamaların yanı sıra nazari düşünceler de konuyu etki altında bırakmaya başlamıştır. Böylece İtalya prensipleri itibariyle bütün dünyaya yayılan muhasebe tekniğindeki rönesansında beşiği olmuştur.

Söz konusu eserle birlikte, muhasebe tekniği aynı zamanda hem pratik hem de teorik bakımlardan gelişme yoluna girmiştir.

Muzaaf muhasebe usulünün kurucusu olan Luco Paciola ile birlikte muhasebenin doğal gelişme seyri sona ermekte ticaret hayatının gelişmesine paralel olarak süratle gelişmiştir.

Ancak muhasebenin bir organizasyon aracı olarak ele alınıp, bütçe uygulamasına ve yönetim amaclarına paralel bir şekilde işlenmesi 19. yüzyıl sonlarına doğru olmuştur.

19. yüzyıl muhasebe literatürünün gerek pratik gerek teorik alanlarda zenginleşip yaygın bir hal aldığı dönemdir.

Ülkemizdeki Gelişim EvresiMuhasebe nazari ve tatbiki yönleri itibariyle ülkemizde dört aşamadan geçmiştir.

1850 - 1925 Dönemi

Ülkemizde muhasebenin belli bir nizama bağlanması 1850 tarihli "Kanunname-i Ticaret" ile başlar. 1807 tarihli Fransız Ticaret Kanununun tercümesi olan bu metin tüccarların tutmakla yükümlü bulundukları defterler hakkında hükümler getirmiştir. Batı memleketlerinde olduğu gibi muhasebe konuları ülkemizde uzun süre Ticaret Muhasebesi veya Genel Muhasebe çerçevesinde kalmıştır.

1926 - 1938 Dönemi

Bu süre içerisinde yürürlüğe giren 865 sayılı Türk Ticaret Kanununun Alman Ticaret Kanunundan alınmış olduğu için anonim şirketler bunların hesapları ile bilançolarını ilgilendiren açıklamalar Alman literatüründen yararlanmak suretiyle gelişmiştir. 1926 yılında yürürlüğe giren Ticaret Kanununda şirket hesaplarının tutuluş şekli ile karın hesaplanması üzerinde durulmuş ayrıca hesap dönemleriyle sınırlı olarak envanter çalışmaları, bilanço ve kar zarar tablolarının düzenlenmesi gibi hususlarda belli esaslar getirilmiştir.

1939 - 1947 Dönemi

İktisadi devlet teşekküllerinin faaliyetlerini düzenlemek üzere 1938 yılında yürürlüğr girmiş bulunan 3460 sayılı kanunun aynı zamanda İşletme Bütçesi tatbikatına yol açmış Başbakanlık Umumi Murakabe heyeti ise, ülkemizde iktisadi karakter taşıyan inceleme usullerinin önderliği yapılmış, devletçe yapılan fiyat kontrol uygulamaları işletmeleri maliyet muhasebesi konularına itmiştir.

1948 - 1960 Dönemi

Özellikle hazırlıklar tamamlanıp 1950 yılında yürürlüğe giren gelir vergisi reformuna ilişkin mevzuat eskisine kıyasla çok geniş bir mükellef zümresini muhasebe konularıyla yakından ilgilenme durumunda bırakmıştır. Bu arada vergi tekniği ve muhasebe uygulamaları açısından belli prensipler getiren 5422 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu kayıt nizamı bakımından teşebbüsleri yeni bir düzen içerisine sokmuştur.

Günümüzdeki Durum

1960 yılından sonra ülkemizde başlayan planlı kalkınma dönemi ile birlikte gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörde faaliyette bulunan işletmelerden özellikle plan hedeflerine uygun yatırım harcamalarına girişenleri yeni muhasebe tekniklerini de izlemek zorunda kalmışlardır.

12.03.1964 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 440 sayılı kanunun geçici 1 maddesine göre uygun olarak kurulması öngörülen İktisadi Devlet Teşekküllerini yeniden düzenleme komisyonu muhasebe usullerinin ıslahı ve tekdüzeni için esaslar tespit etmeye komisyonun mali işler ve muhasebe grubu tarafından başlanmıştır.

Bu komisyon 1964 ila 1968 yılına kadar başarılı bir şekilde çalışarak batı ülkelerinde büyük güçlüklerle ve örgütlenmiş kuruluşların yardımlarıyla 20. yüzyılın başlarında uygulamaya konan muhasebe bilgilerinde tekdüzeni yurdumuzda da tüm ülkenin planlı ve programlı hedef tutan 5 yıllık kalkınma planlarına uygun bir şekilde hazırlamıştır.

Hem İktisadi Devlet Teşekküllerini hem de Özel sektörü hedef alan tekdüzen hesap sistemi bilahare özel sektörün karşı koyması ile İktisadi Devlet Teşekkülleri için zorunlu özel sektör için isteğe bağlı bir görüşle 1972 yılı başından itibaren uygulama alanına sokulmuştur.

Gerçekten anılan komisyon Mali İşler ve Muhasebe grubu tarafından yurdumuzun İktisadi Devlet Teşekküllerinde olduğu kadar özel sektörde de senelerden beri beklenen tekdüzen bir muhasebe ve raporlama sisteminin hazırlanıp uygulamaya konulmuş bulunması yurt ekonomisinin gelişmesinde çok önemli bir hareket noktası olmuştur.

1972 yılından itibaren İktisadi Devlet Teşekküllerinde zorunlu olarak uygulanan Tekdüzen Muhasebe Sistemi, özel sektörde de 1994 yılından itibaren zorunlu olarak uygulanmaya başlamış ve uygulamaya devam edilmektedir.

Genel Muhasebe

Salı, 06 Kasım 2007

CANIAS ERP genel muhasebesi, tamamıyla diğer sistem bileşenlerine ihtiyaç duyulmadan işletilebilen entegre işletme yazılım kavramları üzerinde gelişmiştir. Fakat, operatör, en etkili kapasite kullanım oranını elde edebilmek için, modülleri satın alma, satış, envanter yönetimi, üretim planlama ve kontrol gibi CANIAS ERP modülleri ile birleştirecek şekilde kullanmalıdır.

Hedefler

CANIAS yazılımı ve ona entegre olmuş genel muhasebe felsefesi, her basit işlem için ayrı ayrı hazırlanan (zaman öldürücü) kayıtları azaltmayı amaçlar. Öte yandan, şirket içerisinde herhangi bir yerde yaratılmış tüm bilgiler genel muhasebe modüllerine transfer edilecektir.CANIAS ERP Genel Muhasebe Modülü İle Gelen Yenilik ve FonksiyonlarCANIAS ERP Genel Muhasebe Modülü İle Genel Muhasebe Yapısı

Genel Muhasebedeki İşlemler

Salı, 06 Kasım 2007

-Tahsil Fişleri,

-Tediye Fişleri,

-Mahsup Fişleri, yardımıyla ; Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebire aktarılır.

TAHSİL FİŞİ : Kasaya para girişleri olduğunda ,tahsil fişi kullanılır.

TEDİYE FİŞİ : Kasadan para çıkışları olduğunda tediye fişi kullanılır.

MAHSUP FİŞİ: Kasayı ilgilendirmeyen , değer hareketleri de mahsup fişine kaydedilir.

Hesap Siniflari

Salı, 06 Kasım 2007

Tek düzen hesap planındaki hesap kodunun ilk rakamı hesap sınıfını verir.

1-DÖNEN VARLIKLAR

2-DURAN VARLIKLAR

3-KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

4-UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

5-ÖZKAYNAKLAR

6-GELİR TABLOSU HESAPLARI

7-MALİYET HESAPLARI

8-(Serbest)

9-NAZIM HESAPLAR

0-(Serbest)